« Kürt Sorununda Meselenin Özü | Ana Sayfa | Akıl ve Bilim Gerçekten de 'Mürşit’ midir? »
December 10, 2007
Akıl, Bilim ve Mini Etek
[10 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Medyamızın “laik fundamentalist” kalemlerinden Tufan Türenç’in 3 Aralık 2007 tarihli Hürriyet’teki köşesinin başlığında “Türkiye Akıl ve Bilimi Terk Ediyor” diye yazıyordu. Böyle çarpıcı bir iddia görünce, insan istemez ikna edici “veriler”e hazırlıyor kendini. Türkiye’de laboratuvar ve kütüphanelere ayrılan ödenek daraltılmış olabilir mesela. Veya bilimsel yayın üretimi azalmış, üniversitelerimiz düşüşe geçmiş olabilir.
Ama Sayın Türenç’in yazısında böylesi “veriler” değil, iki “olay” vardı: Bir fuarda hosteslik yapan bir genç manken “AK Partili bakan geliyor” diye mini eteğini gizlemek ihtiyacı hissetmişti. Bir de, Isparta’da bir öğretmen, öğrencilerine “Atatürk resimli fanilalar” giydirdiği için ayrımcılığa maruz kalmıştı.
Bu hikayelerin gerçeği ne kadar yansıttığını bilmiyorum ve bana enteresan gelen de işin o kısmı olmadı. Aslında “Bırakınız açsınlar, bırakınız örtsünler” ilkesine inanan birisi olarak, bu gibi “mahalle baskısı” problemlerinin önemsiz olduğunu da düşünmüyorum. Ama bence çarpıcı nokta, “akıl ve bilim” deyince Sayın Türenç’in aklına “mini etek ve Atatürk fanilası”nın geliyor oluşu. Ne dersiniz, bu işte bir gariplik yok mu?
Bence bir gariplik var ve hem de yüz yılı aşkın bir süredir var. Osmanlı toplumunun Batı karşısında geri kaldığını anlayan, ama niçin geri kaldığını anlamayan, o yüzden de Batılılar gibi giyinmek ve tüketmek suretiyle problemi çözeceğini sanan bir “yüzeysel çağdaşlaşmacılar” sorunu var ülkemizde.
İslami düşünür Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, bu sorunu daha ilk ortaya çıktığı zamanlarda, 19. yüzyılda teşhis etmişti. “Bir Fransız gibi giyinen, bir İngiliz gibi gezinen, bir İtalyan gibi şarkı söyleyenimiz var; fakat bir zırhlı yapacak mühendisimiz, bir fabrika kuracak adamımız yok” diyordu. Bugün mühendislerimiz ve fabrikatörlerimiz var, ama “yaşam tarzı saplantısı”nın sahiplerinde pek bir gelişme yok.
Bakın bu işi bir senaryo üzerinde düşünelim: Diyelim ki, mini etekli, şirin mi şirin bir genç kızımız var. “Cumhuriyet mitingleri”nde bayrak sallamayı pek seviyor. Ama bu kızımızın ne bilimle ne de toplumsal meselelerle ilgisi var. Aslında vaktinin çoğu, Paris Hilton’un son skandalını veya Helin Avşar’ın en yeni macerasını takip etmekle geçiyor. Hayatta kendi başına ayakta durmak fikrini pek cazip bulmadığı için, harıl harıl “zengin koca” arıyor.
Bir de başörtülü bir genç kız var. Üniversitede sosyoloji okuyor. Yüksek lisans yapıp “Post-modernite ve Türkiye yansımaları” diye bir tez yazmayı planlıyor. “İslami feminizm” akımıyla yakından ilgili. Kürt sorunuyla alakadar. Ekonomik özgürlüğünü kazanmak istiyor. İlla “zengin” değil, ama değerlerine uygun bir eş umuyor.
Sizce bu iki kızdan hangisi daha moderndir? Sayın Türenç’in kıstaslarıyla düşünürsek, ilk kızın mini eteğini, “modern” olması, hatta “akıl ve bilim”le dolup taşması için yeterli bulabiliriz. Oysa sembollerle düşünmek yerine “analiz etme”yi bilen bir sosyal bilimci, size asıl ötekinin modern olduğunu söyleyecektir.
Bu, Türkiye’nin “yüzeysel çağdaşlaşmacılar”ının “akıl ve bilim” algısındaki derin sorunun kaba bir özetidir. Bu algıdaki bir diğer sorun da, “akıl ve bilim”i kutsallaştırıp şaşmaz bir “mürşit” sanmalarıdır ki, işin o kısmı Çarşamba’ya...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 10, 2007 10:42 AM




çok güzel olmuş,tebrikler.
Yazan: Bigalıoğlu Tarih: December 10, 2007 4:16 PM
Artik bu tur yazilara bir kose yazarinin deyimi ile "boyle yaziy babam da yazar" diyesim geliyor. Yani olay artik Aziz Nesin'in mizahi kadar kolay hale geldi. Buraya her gun Turencgillerin stand-up felsefe yazilari yorumsuz olrak konulsa ayni islevi gorur.
Buradan Mustafa Bey'in ortadaki traji-komik manzarayi zihinsel ozurlulerin dahi anlayabilecegi kadar berrak ve metodik olarak tasvir etmekteki hunerini taktir etmedigim manasi cikmasin.
Saniyorum gene burada laikcilere hitabenm "kerdesim sizin ickinize de mini eteginize de zevkperestliginize de karisan yok; nedir bu rahatsizliginizin kaynagi.." dedigimde (mealen) bir tanesi " laikligi onlara indirgiyorsun; senin aklin onlarla mesgul.." diye elestirmisti fakiri. Kendisine cevaben bunun benim husn-u kuruntum degil laikcilerin laiklik, bilim, ilerleme modernite adina kullandiklar referanslarin, kistaslarin bir cetelesini tutan herkesin Turk laikci kafa konusunda ayni yargiya varacagini soylemistim mealen.
Bakin asagidaki numuneye. Bu da saygin ekonomi filozofu imis. Yani nisbeten objektif olcutleri olan bir isle istigal eder imis. Okuyun K. Bumin'in yazisindan yaptigim alintiyi da neden "laikci entellektuel oksimorondur" oldugunu ogrenin.
========================================
Gülünç durumlar
……………………Bu hikaye ülkemizin önde geldiði söylenen bir ekonomi yazarýyla ilgili.
Hürriyet yazarý Ege Cansen'den söz ediyorum.
Birçok yazar gibi Cansen'i de yazdýðý sayfanýn konularý kesmiyor ve arada bir o da dýþarýya çýkýyor. Ve bu dýþarýya çýkýþlar, nedense, kendi alaný içinde dolaþýrken takýndýðý tavýrdan çok ama çok daha ateþli bir nitelik taþýyor. O derece "ateþli" ki, ateþin çok yükseldiði hemen her durumda olduðu gibi iþ hepten gülünçleþiyor. Þöyle böyle deðil, gerçekten gülünç çýkýþlar bunlar...
Cansen, üç hafta kadar önce yazýsýna þu baþlýðý uygun görmüþtü mesela: "Bir tane patlatacam ama elim acýr diye korkuyorum".
Bu baþlýk ile bir ekonomi sayfasýnda karþýlaþtýðýnýzda ne düþünürsünüz? Þöyle bir þey herhalde: Ekonomi yazarý, hararetin son derece yükseldiði bir dönemde (tezkere vs.), ekonomiyi ciddiye alan herkesin paylaþtýðý bir düþünceyi, yani "ekonomik iliþkilerin geliþmesi barýþ getirir, savaþý önler" gibi beylik bir varsayýmý merkeze alarak milleti ironik bir baþlýkla sükunete çaðýrýyor.
Siz öyle sanýn, ne gezer... Ne geçer, çünkü Cansen, tahminlerin aksine savaþ güzellemesi yapmakla meþguldür. Þu gülünç düþüncelere bakýn:
"Tarihin en büyük gerçeði, savaþtýr. Barýþ, ancak savaþla kurulur ve korunur... "
"Savaþ, bir yatýrýmdýr. Yatýrýmýn külfetine katlanmayan, nimetine kavuþamaz.."
"Toplum,kendi bekasý için fertlerini feda eder..."
"AKP'nin akýl hocalýðýna soyunmuþ, cumhuriyet düþmaný olmakla müftehir (Türkiye'yi Amerika ve AB yönetsin diyen) 'mandacý aydýnlar' da..."
Þu sözlerin yanlýþlýðýna, yersizliðine, manasýzlýðýna, münasebetsizliðine filan deðil, "gülünçlüðüne" bir bakýn...
Bu yazýyý analiz eden Taraf gazetesinden (yeri gelmiþken, geç de olsa, Taraf'a hoþ geldin der uzun ömür dilerim) Halil Berktay'ýn yerinde nitelemesiyle, Cansen, gerçekten de "sahte bir bilgelik" oyunu sergilemektedir.
"Ekonomi"den caný sýkýlýnca savaþ feylosofluðuna soyunmak gibi bir arzu, istek ve de tabii ki cüret...
Cansen konu cumhuriyet, savaþ, barýþ, cumhuriyet düþmanlarý, mandacý aydýnlar gibi ekonomi dýþý konular açýldýðýnda çok da ýsrarcý bir yazar doðrusu.
Nitekim, "Patlacatam.." baþlýklý yazýnýn yarattýðý þaþkýnlýk geçmeden önceki gün de (24 Kasým) "Cumhuriyet ve demokrasi" baþlýklý benzer bir yazý daha "patlattý":
Yazýnýn bizi ilgilendiren son bölümünde, yazar kendine sorduðu þu soruya cevap arýyor: "Türkiye'de 'cumhuriyet' ne demek?"
Cevaba bakýn:
"1- Sokakta yürürken, lokantada yemek yerken, uçaða binerken, okula giderken, iþini yaparken, aile içi iliþkileri düzenlerken, haliyle, tavrýyla ve kýyafetiyle, üstün nitelikli bir 'Batýlý' gibi duran ve davranan, (Not: bu Ege Cansen secim sonuclarini degerlendirirken su aifaqdeyi kullananm Ege Cansen olabilir mi sizce? " Bu seçimlerin öne çıkan özellikleri şunlar olmuştur.
Batı, bütün gücüyle seçimi AKP’nin kazanması için çalışmıştır. Batı medyasında yer alan haber ve yorumlar inanılmayacak kadar tarafgiranedir. AKP’ye dışarıdan destek verenlere, İran, Arap alemi ve İsrail de katılabilir. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Devleti de herhalde AKP’nin seçimleri kazanmasına çok sevinmiştir". Cevap: olurmus. (BLY)
2- Hayatta en hakiki yol gösterici , bilimdir diyen,
3- Ülkesinin birlik ve bütünlüðünü savunan,
4- Ýnsanlarýn ýrkýný, dinini ve soyunu sorgulamayan,
5- Vatanýný seven ve onu koruyan,
6- Kendine Türk denmesinden mutlu olan insan tipi yaratma projesidir."
Alýntýnýn çok uzun kaçtýðýnýn farkýndayým. Ama bilinsin istedim. Bilinsin istedim o kadar. Fikir diye ortaya salýnan bu þeyleri ciddiye almaya bunlara laf yetiþtirmeye de gerek yok. Çünkü bunlarýn yüzlercesiyle iþportada her gün karþýlaþýyoruz. Bu açýdan, Halil Berktay'ýn yaptýðý gibi, yazarýn ilk yazýsýnýn "faþizm" hatýrlanarak yorumlanmasýna da –bence- gerek yok. Çünkü ortaya fikir diye salýnan bu þeylerin böyle "alimce" savunulmasý bizi olsa olsa gülümsetir. Komik olmasýndan dolayý deðil, gülünç olmasýndan dolayý tabii ki.... " (K. Bumin-Yeni Safak)
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 10, 2007 4:37 PM
"Mustafa Akyol Bey, siz nasıl olur da Cumhuriyet mitingine katılan aydınlık kızlarımıza lümpen muamelesi yaparsınız" şeklinde yorum yazmayı düşünenlere peşinen söyleyelim; yazıyı bir kere daha okusunlar.
Elinize, dimağınıza sağlık Mustafa Bey. Çok doğru yazmışsınız.
Yazan: fizikci Tarih: December 10, 2007 4:50 PM
kaleminize sağlık..
Yazan: Mehmet Şen Tarih: December 10, 2007 5:25 PM
Ben çok sıkıldım.
Şaka değil, gerçekten, artık eylenilicek yanı da kalmadı. Birilerinin bu uyurgezerleri uyandırması artık şart oldu. Yazın Mustafa Bey , yazın, daha çok malzeme çıkar size. Dürte dürte uyanacaklar en sonunda.
Yazan: Kamer Yalçın Tarih: December 10, 2007 5:32 PM
Gel de Turenc'in bilim ve akil kriterini okuyup ta bunlarin beyinlerinin anatomik pozisyonu hakkinda yorum kurllarini ihlal eden bisi soyleme.
Turenc dediniz de aklima gene ayni gazetenin filozoflarindan Ayse Arman'in bir yazisi geldi (kucuk te olsa Zeynep Gogus olma ihtimali de var).
Yazilarinin, mulaktatlarinin degismez konusu cinsellik olan bu hanim yazisinda soyle bir anekdot naklediyordu:
Ramazan'da taksiye binmis. Sigara yakacakmis, mahsuru varmi diye sormus taksiciye. O da "sigaradan cok parfumunzden korkuyorum" mealinde bir cevap vermis (orucu acisindan).
Bu entellektuel hanim da tabii ki buradan, evet dogru bildiniz, bu oruc tutanlarin *(yoksa diciler mi idi tam aklimda degil) akillarinin kirli seylerde oldugu yagisina varmis.
Bu da artik kaniksadigimz bir olgudur. Bu laikcilerin pek te masmane davranislarini kirli kafali dindarlar hep kotuye yorarlar. Mesela Aydin Bogan'in gemilerinde "lisede striptiz; gormek icin 37 kere tiklayin (kaRE kare gormek icin) ; bu sekilde tiklama saymiz ve dahi reklam fiyatlarimiz bir o kadar artsin" diyor seklinde bir tesbit yaparsaniz bu sizin strip-tiz gibi Bati'da pek kabul gormus bir sanat seklini dolayisi ile ilerlemeyi reddeden bir kafa yapiniz oldugunu gostermekle kalmaz aslinda kafanizin kirli seylere calistiginin de tescilidir. Aydin Bogan, Kizlari and Co.'nun boyle bir niyeti falan yoktur; sizin niyetiniZ bozuktur.
Bu "mahalle baskisi" baskisindan artik dindarlar "hey kizlar uyanin, artik cag degisti gayrimesru cocuk yapin" diyenleri elestirmek soyle dursun ona diyenin fikir hurriyetini patronuna karsi niye savunmadin" sorusuna muhatap olma korkusu ile yasarlar. Ve bunudan dolay da artik kimse icin yerlesik ahlaki kriterleri baz alan yargilar kullanmazla soylemlerinde. Gecenlerde Istanbul'da gerceklesen, dunya capinda saygin mutefekkirleri bir araya getiren Milletlerarasi Kudus Konfernsi ve hatta gecen hafta sonu gene Istanbul'da vukubulan ve bir o kada saygin dusunuru bir araya getiren Islamofobi Konfernsi'ndan dahi bahsetmek odlerini koparir bu "dindar medyanin" gene ayni tur "reverse psychology" den dolayi.
Artik her gunu kac erkekle birlikte oldugunu gene Aydin Bogan'in fikir yayinlarinda buyuk puntolarla ilan eden hanimlar hakkinda bir ahlaki yargi falan ifade etmeyin sakin, cis olursunuz.
Yaz aylarinda tangalari, G-strinleri, yeni sevgilileri ile plajda, bar kapisinda veya TV programinda kazaren yakalanan unlulerin aslinda cinselliklerini kullanarak yani kendilerini cinsel obje haline getrerek birsey kazanma gibi bir niyetleri, veya hormonlarina hakim olmama gibi bir problemler yoktur, bunlari not edenlerin niyetlerini yansitir bu yargilar.
Malese yukarda da soyledigim gibi, dini ahlaki yargilarla argumanla yapanlarin cis olmasi durumunu artik herkes kanksam gozukuyor. Ve herkes ayagioni denk aliyor. "reverse pschology" nin isleyis sekillerinden biri soyledir. Turen'cin yaziya konu olan yazisi, beyazkatpatanin "teslis testis", O.Ince'nin "mini etekli kizi diri diri yaktilar" turu asparagaslari ile muhafazakarlar kendilerini defansif pozisyonda bulurlar. Yok biz Ramazan'da onumuzde karnini doyurmayi, hatta kafa cekmeyi secene de, da mini etek giyene de, nerde ise ciftlesene de saygiliyiz demek zorundasdirlar cunku artik dindar kendisini demokrasi hosgoru eksikliginin magdur olarak konumlandirmisir ve "murteci falan degiliz, sadece demokrasinin gerektirdigi toleransi, insan haklarini bekliyoruz" demislerdir ya, elleri mecburdur butun insanligin uzerinde birlestigi ahlaksizliklara sessiz kalmaya. Aksi taktirde "demedik mi size bunlar murteci, kendi icin demokrat, demokrasiyi sadec istediklerini almak icin kullaniyorlar diye" yazilari hazirdir. Bu tur yazilar, soylemlerle gudulen strateji budur. Peki muhafazakar Musluman'in karsi stratejisi nedir? Bu daha zor ve netameli soru. Boyle bisi varmidir bilmiyorum.
Su bir gercek ki laikci oligarsi can cekisiyor. Boyle olmasi esyanin tabiati idi. Tarih bu donemi Osmanli'nin deli padisahlar donemleri gibi not edecek. Bunu pek cok nesnel gostergelerden gorebiliyoruz. Benim asil korktugum muzaffer tarafin bundan nasil ciktigidir. Kazandik ama ne pahasina? Ne olduk sonucta? Ne karsiligi kazandik; degelerimiz butun olarak mi ciktik bundan? "Degismeyen tek sey degisimdir" anladik Fehmi Bey ama su degisimimizi biraz mercek altina almak gerekmez mi? Hadin bakalim ozelestiri dediniz biraz ozelestri yapalim. Gene gavurlarin deyimi ile "to the victor go the spoils" (ganimetler muzaffere gider). Kurtulus Savasimizin ganimetlerinin kime gittigini iyi biliyoruz (senin eline de diken batar mi? Hintli muslumanin gonderdig para ile kurdugun bankanin ilerde kredi karti soygunu ile kac ocagi sondurecegini biliyormusun? Ama sen Ataturk'sun) .
Peki ahlaki davasi olan icin basari kriteri o ganimetlerin bir kismini reallocate etmek olabilir mi? Tevhide kizimiz asagilandi, nice Leyla Sahin'lerin okuma yazma haklari ellerinden alindi ve Calik Grubu Sabah'i aldi. Yani simdi ATV'deki magazin sovlarinda daha fazla mi bas ortulu hanim goricez? Yasadik desene! Kanal 7'nin dekoltesi Bogan-Tv'den bir santim yukarda, Calik'in ki de yarim santim falan olur herhal, ne de olsa fazla "dinci" diilmis.
Ee simdi yani MUSIAD da TUSIAD kadar guclu ise ve Calik Grubu, Dogan Grubu'na rakip olursa, mucahit kardeslerimiz yedi rakamli maaslar ile CEO koltuklarini isgal etmeye basladi ise ve dahi Hermes'in turban kari mayo karina esit olmus ise, dun 15 bin tirajli gazetelerde yazan kardesler bu gunlerde her TV'yi actigimizda, her konunun uzmani olrak karsimizda iseler kazanmis mi oluyoruz? Sahi ne idi degerlerimiz? "dava" ya ne oldu? (oops!). Kimin kani, teri fedakarligi ile ile kim palazlandi? Kazanmak nedir? Aklima George Orwell'in "hayvanlar Ciftligi" ndeki domuzlar geldi. Bu da burada susmam gerektiginin sinyalidir.
Yazan: Pek D. Anonymousdiil Tarih: December 10, 2007 6:10 PM
Cumhuriyet mitingine katilan kizlarla, fuar standlarinda mini etegiyle poz verip, gunun birinde zengin koca bulma hayallerindeki lümpenleri nasil mukayese edebilirsiniz? Bu yorum lumpenligin onde gideni!!!
Mustafa Bey, Tufan Turenc yazisinin bir bolumunden yola cikarak coraptaki deligi genisletmis hepsi bu!
Ben ayni yaziyi okuyunca cikardigim sonuc: "AKP'nin yandaslarina dagittigi servetten pirim almak icin kitabina uygun davranmak zorunda kalan ticari muesseselerin trajikomik tutumlari (ki bunu red etmeye cesaret edecek yorumcu oldugunu sanmiyorum) ve AKP bunyesindeki tuccar ve imamlariyla ambara duvara yasa cikarip, atama yapmalarini elestiriyor" oldu.
Yazinin ilgili bolumunu asagida iletiyorum;
Mini etekli genç kız bakandan korkup uzun pardösü giymek zorunluluğunu hisseder hale geldi.
Ama hálá yobazların yanında yer alan aydınlarımız inanılmaz bir tutum sergiliyor. (ki burada Mustafa Akyol gibilerden bahsediliyor)
Bu bir aymazlık mı, yoksa AKP düzeninden beslenmek mi?
* * *
Bir başka vahim olay da AKP iktidarının ele geçirme hedeflerinin başında gelen yargı için çıkarılan yasa.
Bu yasa ile yargı bağımsızlığı sizlere ömür olacak.
Bu yasa ile yargıç ve savcıları artık iktidar seçecek.
Yargı cumhuriyetin güvencesi olmaktan çıkacak, iktidara hizmet eden bir kuruma dönüşecek.
Bunun bir örneğini Van'da Rektör Yücel Aşkın'ın yargılanması sırasında yaşadık.
Lafı döndürüp dolaştırmaya gerek yok.
Üç-beş yıl içinde tüm yargı o günkü Van Mahkemesi gibi AKP'nin yargıç ve savcılarından oluşacak.
Türkiye'nin işi zor.
Çünkü Türkiye Atatürk'ün "akıl ve bilim" yolunu terk ediyor.
Yazan: Ozan Tarih: December 10, 2007 6:13 PM
"Çünkü Türkiye Atatürk'ün "akıl ve bilim" yolunu terk ediyor."
bu güne kadar türkiye akıl ve bilim yolunda oldugu icin;
dünya'nın en geri kalmış üniversitelerine sahip oldu.
adalet çalışamaz,işlemez hale geldi,millet işini kendi görmeyi tercih ediyor.
bu kurumları birer kale olarak gören zihniyetin sonu geldi.elbetteki bu kaleler gercekte cumhuriyetin kaleleri değil.ya kimin kaleleri,OLİGARŞİNİN.
"Bu yasa ile yargı bağımsızlığı sizlere ömür olacak.Bu yasa ile yargıç ve savcıları artık iktidar seçecek."
Vallahi ben bu zihniyeti anlamakta zorlanıyorum.bu nasıl bir mantıktır.Yani siz diyorsunuz ki yargı mensubları onları seçen kişiye hizmet eder.Buna sadece koca bir "yuh" derim.Kanunlar Akp'liler ile Chp'lileri ayrı tutacak.Sen Akp'lisin çal-çarp,ben görmem.Sen Chp'lisin sus otur yerine.Atarım içeri.
Hakimlerin ve savcıların görevi,kanunları uygulamaktır.Ellerindeki kitap ne derse onu uygularlar.
Memlekette hakim,savcı yetersiz.soruna çözüm bulun onu yapsın adamlar.
Memlekette doktor da yetersiz,dısarıdan doktor getirtecez.
eleştirmek işin kolay yolu,ya çözüm.
Yazan: Bigalıoğlu Tarih: December 11, 2007 12:12 AM
Aslinda haklisiniz :) Iyi fikir :)
Unutmayin, ayni yargi sisteminde su anda dokunulmazligi oldugu icin yargilanamayan bashbakaniniz ve bakanlariniz da ceza bulacak. Hayirlisiyla hangi parti iktidar olursa AKP ona gore yagilanir artik.
Bir de Cumhuriyet Mitingleri neden bu kadar rahatsiz ediyor sizi? Lafa gelince demokrasiden, lafa gelince dusunceler ve ozgurluklerden bahsedip, ise gelince LUMPENlik iddialariniz iki yuzlulugunuz degil de ne?
Yazan: Ozan Tarih: December 11, 2007 9:50 AM
İyi güzel de sadece Tufan Türenç'i eleştiriyorsunuz. Kim bu ülkede daha önyargılı ve baskıcı?
Dediğinizin tam tersini düşünelim:
1. kız başörtülü, dini ibadetlerini aksatmadan yerine getiren, üniversite mezunu ama çalışmayan; fakat bütün hayatı ibadet ederek, TV'de "Sırlar Dünyası" ya da İslami bilgi programlarını izleyerek geçen bilimle, sanatla, toplumsal meselelerle hiç ilgilenmeyen, eline erkek eli değmemiş, namuslu(!) bir kız.
2. kız mini etek giyen, Boğaziçi üniversitesinde bilgisayar okuyan, fizikle, matematikle, sporla yakından ilgili; ama her hafta farklı bir erkekle beraber olan baya çapkın bir kız.
Çoğunluğu muhafazakar olan ülkemizde 1. kız normal karşılanırken, aslında topluma çok daha faydalı olmasına rağmen 2. kız ne kadar zeki ve bilgili olsa da cinsel hayatı veya giyimi yüzünden toplumdan dışlanılacak, ayıplanacak hatta şiddet görecektir.
Madem mini etek giymek modernlik değil, o zaman ahlaksızlık ya da namussuzluk da değil.
Yalansa yalan deyin.
Yazan: Murat Tarih: December 11, 2007 10:58 AM
Kendimi bildim bileli ki bu yaklaşık 25 yıl ediyor, bu ülkede insanlar mini etek, başörtüsü lafı ediyor.
Bu ülkenin genelinin anlamadığı anlamda çağdaş bir genç kızım. İnançlarım var ve aynı zamanda aklım da. Yıllardır bu saçma sapan konularda takıldık da nereye vardık da hala kendini aydın sanan insanlar bu konularda bide utanmadan yazılar yazmaya devam ediyorlar. Yahu ben başımımı örterim mini mi giyerim kime ne...
Son bir kaç yıldır bu yazıların artmasının tek bir nedeni var bence. Uzun yıllar boyunca yine aydın dediğimiz o insanlar, üniversitelerde okumaya çalışan ve aynı zamanda inançlarını yaşamaya çalışan gencecik beyinleri rahatsız etmek için o kadar çok mücadele etti, o kadar çok savaştışlar ki, şimdi inanan insanlar iktidar da diye birilerinin kalkıp mini etek giyen kızlara aynı savaşı açacağından korkuyorlar.
Korkmayın sayın "aydın" lar. Yukarıdaki yazıyı yazan ve sizlerle aynı kefeye koymamak adına adına "aydın" demeyeceğim gibiler var bu ülkede. Bizler biliyoruz ki insan inancı baskıyla oluşmaz. Ve yine biliyoruz ki sizler istediğiniz kadar savaşın bizim içimizdeki inanç orda kalacak. Siz kendi derdinize yanın.
Elinize sağlık Mustafa Bey....
Yazan: canan Tarih: December 11, 2007 12:16 PM
Bir yorumcu:
'Türkiye'nin işi zor.
Çünkü Türkiye Atatürk'ün "akıl ve bilim" yolunu terk ediyor' demiş. Doğrusu çok güldüm bu yazıya. Türkiye ne zaman Atatürk'ün "akıl ve bilim" yolunu kullandıki onu terk etsin? Jakoben kemalistlerin uğraştığı şeyler hep aynıydı. Türban, mini etek, Malezya, miting, sözde Atatürkçülük,sözde laiklik. Bir de yeni anayasayla birlikte 'yargı bağımsızlığı elden gidecek' demişler. Bence bu gerçekten çok komik ve üzülünecek bir durum. 367 gibi bir saçmalığa karar veren bir yargının zaten olmaması gerekiyor. Yeni anayasayla yargı bağımsızlığının daha sağlam olacağını düşünüyorum.
Ayrıca bir idda da 'Yargı cumhuriyetin güvencesi olmaktan çıkacak, iktidara hizmet eden bir kuruma dönüşecek' şeklinde olmuş. Bu da bence gerçekten içler acısı bir yorum. Yeni anayasayla 'yargı muhalefete hizmet etmekten çıkıp, milletin güvencesi olacak.'
Çözüm gayet güzel ''Sivil Anayasa''
Yazan: burak Tarih: December 11, 2007 12:44 PM
"İsteyen mini etek giysin, isteyen başını örtsün" lafını ağzına sakız edip türbana özgürlük arayan kaç "dindar" baba acaba kendi kızı mini etek giyse buna saygı gösterecek? %5'i geçmez.
Dindar ve muhafazakar bir ailenin kızı mı mini etek giyse ailesinden daha çok tepki görür; yoksa Tufan Türenç gibi bir babanın ailesinin kızı mı türban taksa daha çok tepki görür? Hiç şüphem yok ilki.
Yazan: Murat Tarih: December 11, 2007 1:53 PM
Murat Bey
ikinci örneğinizdeki boğaziçili kızın durumu hiç iç açıcı değil..fiziksel sağlığı tehdit altında ve ruhsal durumuda hiç iyi görünmüyor..
her hafta başka bir erkekle beraber olmak akıllı bir kızın işi olamaz..bu kız okuluda bitiremez bak söylüyorum sana:)
birinci örnekteki kızında kısmeti açılırsa evlenir inşaallah..ömür boyu rahibe gibi yaşamayı tercih ediyorsa onda da bir sorun var demektir.
örneklerinizi pek tutmadım.
Yazan: saruhan Tarih: December 11, 2007 2:25 PM
Zekeriya Beyaz'in en kutsal ortuyu tanimladigi yorumundan Yilmaz Ozdil'in yorumuna kadar tum yorumlarla anlatilabilir yorumum!
Yani yorumsuz
Yilmaz Ozdil'den
Ve, bir çift lafım da "üniversiteye giremediği için gözyaşı döken" gariban başörtülü kızlara...
*
Bağdat Caddesi'ne en lüks ciplerle giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı... Nişantaşı'na kolunda Miu Miu çantayla giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı... Adeta bedavaymış gibi, koli koli altın-gümüş almak için Kapalıçarşı'ya giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı... Vakko'ya giren? Arttı... Kanyon'a, İstinyepark'a giren? Arttı... Viyana'nın en ünlü alışveriş caddesi Graben'e giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı... Londra'nın en pahalı restoranı Hakkasan'a giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı... New York'ta Amerikalıların bile girmeye çekindiği, Takashimaya'ya, Saks'a giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı... Paris'te La Fayette'e, Stuttgart'ta Breuninger'e giren? Arttı... Roma'da Bvlgari'nin, Ferragamo'nun, Fendi'nin sıra sıra dizildiği Via Condotti'ye giren türbanlı sayısı arttı mı? Arttı...
Üniversiteye giren?
Artmadı!
5.5 yıldır kim iktidarda?
*
Hiç düşündün mü acaba... Senin "girişin" sağlanırsa, bu "rant girişi" sağlanabilir mi?
Yazan: Ozan Tarih: December 11, 2007 3:28 PM
Ozan Bey üniversiteye giremeyen kızları düşündüğünüz için thanks..fakat bu sorun çözülüyor inşaallah..yök başkanı sinyali verdi..artık bu mesele bir rant konusu olmaktan çıkıyor..
bahsettiğiniz bu çok zenginleşen türbanlı hanımlar kimler,benim çevremde yok açıkçası..sizin gezdiğiniz yerlere takılıyorlar demekki..bırakınız gezsinler,eşleri eskiden eve kapatırdı yanlarında gezdirmezlerdi...şimdi gezdiriyorlar demekki..
bırakınız onlarda dünyanın nimetlerinden faydalansınlar..iki günlük dünya..kimden kıskanıyorsunuz?
Yazan: deniz Tarih: December 11, 2007 7:42 PM
Yazan: sinan Tarih: December 12, 2007 12:10 AM
Sayın Ozan bey demiş ki: üniversiteye giren türbanlı kız öğrenci sayısı artmadı.
Üniversiteye giren türbanlı kız öğrenci sayısı 1982 den beri ''sıfır''.
Yazılar yazarken çok büyük boşluklar bırakmayı seven Ozan Bey acaba, bu ölçümü nasıl yapmış?!!! ben gerçekten çok merak ettim.
Ayrıca ''şirin mi şirin mini etekli bir kızımız'' cipe biniyor, ve magazin haberleriyle Türkiye'nin gündemini bilerek meşgul ediyorda, neden türbanlı bir kızımız cipe binince, kıyamet kopuyor???
Sizin eşitlikten anladığınız tek taraflı, dayatmacı ve olaylara at gözlükleriyle bakan 'kasıtlı' bir yaklaşım içerisinde olmanızdır. Biz buna kısaca 'Jakoben Kemalizm' diyoruz.
Umarım, yazdıklarınızı mantık süzgecinden geçirip, daha sağlıklı yorumlar yazarsınız.
Yazan: burak Tarih: December 12, 2007 1:52 AM
Kaleminize, fikrinize sağlık. İyi ki varsınız.
Yazan: medura Tarih: December 12, 2007 8:45 AM
Star Gezetesinden bir haber:
Milli Eğitim Bakanlığı, TÜBİTAK ödül törenine başörtüsüyle katılan öğrencinin refakatindeki öğretmen ve idareciler hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara'da TÜBİTAK tarafından düzenlenen Bilim Olimpiyatları Ödül Töreni'nde, okula başı açık devam eden bir öğrencinin, ödül almak için sahneye başı kapalı çıkarılmasının iyi niyetle bağdaştırılamadığını bildirdi.
Milli Eğitim Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İstanbul Özel Şefkat Kolejine kayıtlı bir öğrencinin, okula başı açık gittiği halde törene başı kapalı olarak çıktığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
''Okula başı açık devam eden, ilköğretim 8. sınıfta iken yaptığı bir proje ile ödüle layık görülen, şu anda lise 1. sınıf öğrencisi olan kişinin, başı kapalı olarak sahneye çıkarılması mevzuata aykırılıkla birlikte iyi niyetle de bağdaştırılamamıştır.
Sayın Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in talimatıyla söz konusu öğrencinin refakatindeki öğretmen ve idareciler hakkında soruşturma başlatılmıştır.''
*********************************
Pardon sayin Bakan, cehaletimi mazur gorun, birkac basit sorum olacak:
1. “iyi niyetle bagdastirilamayan davranislar hakkindaki cezai hukumler” hangi kanunun hangi maddelerinde belirtiliyor idi?
3. "Iyi niyet" olcmekte Intel'in "Good-Intentions-Meter-2000" aletini mi yoksa daha yeni modellerini mi kullaniyorsunuz?
3. “okula başı açık gittiği halde törene başı kapalı olarak çıktığı belirtildi” ifadesinden bu cocugun okula basi kapali gelme hurriyetinin de oldugunu mu farzetmeliyim?
Ikinci sorunun cevabi evet ise
3.Mars’ta havalar nasil?
4. Anayasa ve kanunlarda herhangibir hanim icin bas ortusunu yasaklayan bir madde var mi?
5. Anayasa ve kanunlara aykiri “mevzuat” olur mu?
Cevap “evet” ise
6. O ulkenin rejiminin adi ne olur?
Ruhunu kaybetmis muzaffer! Boyle kazanma batsin!
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 13, 2007 4:23 AM
tesettürlü gecelik asparagasıyla ya da kızı ötünmediği için babası tarafından öldürüldüğü asılsız haberleriyle irticaya doğru bir gidiş sözkonusu. sosyal realite va araştırmadan nasibini alamamış habercilik bize sadece "laiklik" ezberi kazandırır.
Yazan: imdat Tarih: December 13, 2007 4:34 PM
Sayın Akyol,
Yazınız ve yorumunuz çok çok güzel, MaşaAllah.
Tümüyle katılıyorum.
Yolunuz açık olsun inşaAllah..
Yazan: Zeki Tarih: December 28, 2007 9:15 AM
sayin Mustafa Beyy eywallah ya size ve sizin gibi yazarlara ihtiyac war.. tbr ederim elinize kaleminize saglik...
Yazan: barancenk Tarih: January 3, 2008 1:21 AM
Mustafa Bey mini etekli genç kız için bir şey diyemeyeceğim ama türbanlı kız konusunda yanılıyorsunuz bence. Çünkü çağdaş olmanın en önemli gereklerinden biri de biliyorsunuz ki Batı düşünce sistemini benimsemiş olmaktır. Başka türlü bir çağdaşlık anlayışı ne yazık ki şimdiye kadar islam düşünü içinde çıkmadı, çıkanlar da modernliğin bir şekilde sakatlandığı islamcı anlayışlar oldu. Her neyse benim anlatmak istediğim bu değil zaten. Diyeceğim o ki dini yaşam tarzının merkezine almış bir kızımızın yaptığı araştırmalarda ne kadar objektif olabileceği ile alakalı bir sorundur. Dinci biri olmak tabi ki araştırma yapmaya engel değil ama çağdaşlığın ön şartı olan özgür ve kritik düşünce açısından çelişkiye düşmemek kolay değil bu durumda. Olmaz diyemeyiz ama bir nevi şizofreni gibi!
Yazan: Füreya Tarih: January 3, 2008 4:14 PM
Belki de en büyük yanılgımız "Laikçileri" ve yaşam tarzı haline getirdikleri fikirlerini ciddiye alıp sanki karşımızda sağlam bir altyapısı olan bir doktrin varmış gibi kendi kendimize gelin güvey olmamızdır. Belki de ensesi kalın adamlar, sakallı engels kılıklı bürokrat eskileri ağızları güzel laf yaptığı ve kaliteli fularlar giydikleri için böyle bir izlenim bırakıyor olabilirler. Ama gelin bu sis perdesini bir dağıtalım, sis pusu ortadan kalkınca ne görüyoruz? Koskocaman bir hiç! Atilla Yayla geçen sene bunları söyledi de afaroz edildi. Özetle böyle bir ideoloji yok, içi boş, altında bir destek kaide yok, sadece bir takım işgüzar ve hevesli insanın oluşturduğu bir vasat var, demişti. Bu yüzden Tufan Türenç gibi insanlardan hiç bir zaman kanıtlı, dayanaklı eli yüzü düzgün savlar duyamayacağız. Ya mini etekten ya türbandan dem vuracaklar, ya da bir takım lokal küçük hadiselere bin bir kuyruk takıp alakasız afaki sonuçlara varacaklar. Neymiş, Türkiye bilmi terk ediyormuş. Sebep; bir bayan mini eteği bırakıp uzun etek giymiş. Evet, işte karşımızdaki kağıttan kaplan... Bu batıl ve sakim zihniyetin tarihin karanlık sularına gömülmesi sadece ve sadece zaman meselesidir. Bence yapılacak en doğru iş bu konuları hiç tartışmadan kağıttan kaplanın son anlarında daha çok çırpınıp can havli ile oraya buraya saldırmasına sebep vermeyip usul usul ölmesini beklemektir.
Yazan: Ali İzzet Şanlı Tarih: January 4, 2008 4:48 PM
"İsteyen mini etek giysin, isteyen başını örtsün" lafını ağzına sakız edip türbana özgürlük arayan kaç "dindar" baba acaba kendi kızı mini etek giyse buna saygı gösterecek? %5'i geçmez.
Dindar ve muhafazakar bir ailenin kızı mı mini etek giyse ailesinden daha çok tepki görür; yoksa Tufan Türenç gibi bir babanın ailesinin kızı mı türban taksa daha çok tepki görür? Hiç şüphem yok ilki.
yazmış bir arkadaş. ama terside çok olmuştur bu ülkede. kızı başını örttü diye evden kovan babalarda bilyoruz. mesele babaların tahammülsüzlüğü değil. evlatların kendi değerler dünyasını hayatlarına özgürce uygulayıp uygulayamayacakları meselesi. Babalar mı onlar misafirlerimiz biz mi kiracılarız ya ev sahipleri ne der acaba bunları duyunca?
Yazan: biride bana sor Tarih: January 8, 2008 11:38 PM
Peki, bir kadin, hem mini etek giyip, hem "Tanri'ya inanmayanlari esefle kiniyorum" gibi aciklamalar yapiyorsa?
En ideali bu olsa gerek.
Hem bilimsel, hem de ateist, materyalist, "Darwinist" takimina haddini bildiriyor.
Akilli Tasarim Turkiye Subesi'ne onursal uye, hatta sozcu yapmali boylesini, hem boylece hareketin ne kadar bilimsel oldugunu da ele gune gostermis olur...
Yazan: Balbazar Tarih: January 23, 2008 9:25 PM
iyi günler sayın akyol, ben öğretmenim ve sizin ''kürt sorununa yeni bir bakış '' adlı kitabınızı okudum.gerçekten araştırmanız çok güzel ve objektifliği yüksek bir araştırma. ancak sizin kendi düşünce ve yorumlarınızın olduğu bölümlerden ve örnek verdiğniz düşüncelerden anladığım kadarıyla siz kürtlerin, türk kültürüne entegre olmasından yanasınız. entegre ; asimilasyon veya yozlaşma değildir sizin de bildiğiniz gibi.bence Ziya Gökalp ve Kazım Karabekir'in savunduğu düşünce tamamen belli etmeden de olsa bir asimilasyondur ve siz entegre kavramınızı bu iki kişiyle destekliyorsunuz. bence bu konuda biraz daha düşünüp kültürler arası saygıyı desteklemelisiniz. tekrar böyle güzel bir kitap için sizi kutluyorum ve yeni çalışmalarınızda size başarılar diliyorum
Yazan: gvbrfgb Tarih: February 11, 2008 8:27 PM
Merhaba;
Akıl, Bilim ve Mini Etek başlıklı yazınız için...
Bana kalırsa ''bırakınız açsınlar, bırakınız örtsünler'' şeklinde yapılan bir görüş bildirimi bir tarafsızlığın değil, doğru ile yanlış arasındaki farkı daha iyi anlamak için yeterince konunun araştırılmadığının belirtisi bir düşünce yaklaşımıdır. Yazınız daha çok bırakınız kapansınlar şeklinde bir ifade uslubü taşıyor. Allah erkeklerde olduğu üzere kadınlarda da başı şaç ile örtmüştür. Açık bir bayanı mini eteği ile yargılarken kapalı bir bayana araştırma yapıp okuyan kişi tiplemesini yakıştırırken tersi bir örnek de çok rahatlıkla verebilirdiniz. Zira parklarda erkek arkadaşlarının kucaklarına oturan kapal genç kızlarımız da var.
Saygılarımla...
Yazan: Gül Ester Tarih: April 1, 2008 8:24 PM
olay minik etekli kızı mini eteği ile yargılamak değildir aslında ona sağlanan yaşam özgürlüğünü aynı ölçüde kapalı kıza sağlamaktır.tabi her iki taraftanda bilime ilgi duyan olabilir de olmayabilirde Türkiye'de ki durum bilimle başörtülü kızın bağdaşmaması gibi görünüyor şunu biliyorum zihnimiz bir mini eteklininki kadar açık .bence başörtülü kızlara destek verilmeli çünkü ülkemizin kalifiye gençlige ihtiyacı var .saygımla sayın AKYOL yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum.
Yazan: fatma Tarih: June 1, 2008 9:01 AM