« Halk İçin, Jakobenlere Rağmen | Ana Sayfa | Allah’a Niçin inanılır? »

November 26, 2007

Müslümanın ‘Ortaçağlı’sı Makbuldür

[26 Kasım 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Son dönemde yeni bir furya çıktı. İslam’a karşı herhangi bir yakınlık hissettiklerine dair hiç emare vermeyen “laik fundamentalistler”, AK Parti’yi İslami görünümlü suçlamalarla hedef almaya başladılar. Cumhuriyet’in başyazarı İlhan Selçuk, Türkiye’nin bir “faiz cenneti” olduğunu ileri sürdükten sonra, “Kuran’ı göre faiz haram, hadi o zaman yasaklayın” diye tutturdu. Böyle yapmayan hükümeti de ikiyüzlülük ve sahtekarlıkla suçladı.

Oysa aynı durum karşısında, “acaba, Kuran’da lanetlenen ‘riba’ ile modern banka faizini ayrıştıran bir içtihat mı var” diye de sorulabilirdi. Ama hayır, İlhan Selçuk “içtihat kapısı kapanmış” bir İslam seviyor. Eski hükümlerdeki maksadı yeni şartlara göre yeniden anlayacak, böylece günümüzün gerçeklerine nüfuz edecek bir “modern Müslüman” kimliği görmeye dayanamıyor.

Hem “türban” kullanıp hem de şık giyinen genç kızlara köpürenler, veya “Müslümanın gözü parada olmaz” diyerek muhafazakar iş adamlarına gazaplananlar da aynı kafadalar. Onların zihnindeki ideal Müslüman, evinde oturan, hayata karışmayan, hele de modern ekonomi ve siyasetten hiç anlamayan donuk bir tip.

Üniversite okumak isteyen başörtülü genç kızlara karşı küplere binerken, “ninelerimizin” tesettürünü savunmaları da aynı sebepten. Ninelerimiz, insan içine pek çıkmayan, topluma katılmayan, kendi köşelerinde oturan insanlar. Dahası, Allah hepsine uzun ömür versin ama, çok da yaşamayacaklar. Bir zaman sonra tümüyle ortadan kalkacak “geçmiş”i temsil ediyorlar. Bu yüzden onların dindar olmasında sorun yok. Hatta öylesi daha da iyi. Ama “genç dimağlar”ın dini fikirlerle dolması; işte o kabul edilemez. Buna karşı devleti harekete geçirmek, ilerici kurumları seferber etmek, aymazlığa kapılmadan nöbetleşmek gerek.

Bütün bu histerinin sebebi ne biliyor musuz? “Modern Müslüman” profilinin bu çevrelerin “çağdaşlaşma” ezberini bozması. Onların şablonuna göre ortada bir “Ortaçağ karanlığı” var, bir de tunç siperi göğüsleriyle bunu yarmış, memleketi “aydınlıklara” çıkarmış kendileri. Kendilerine tabi olmayanlar mutlaka “karanlık”ta kalmalı, üstlerinden başlarından “gericilik” akmalı ki, bizim “çağdaşlaşmacılar”ın ne kadar parlak olduğunu dünya-alem görsün. Özellikle de Batılılar, “bak, aferin, bunlar da bizim gibi ileri insanlar, hem de kendi toplumlarındaki ilkellere göz açtırmıyorlar” desin.

Ama ne garip ki “modern Müslümanlar”, tüm bu ezberleri bozdukları gibi, “çağdaşlaşmacılar”ın “Aşil topuğu” olan “Batı bağlantısı”nı da ters-yüz etmiş durumdalar. Çünkü bu Müslümanlar, kendilerine “Batılılaşma” diye dayatılan şeyin, aslında Batı’nın çoktan geride bıraktığı kaba bir despotizm olduğunu fark ettiler. O yüzden de, bu köhne modeli “by-pass” edip, bugünün Batısı’nın sistemi olan liberal demokrasiye ve bunun adresi olan Avrupa Birliği’ne yöneldiler.

Durum böyle olunca da yüz yıllık “Batılılaşmacılar”, birden bire Batı düşmanı oluverdi. Dolayısıyla artık bir vizyonları da kalmadı. Denizleri tükendi. O anlı-şanlı Jakoben proje, iyice çaptan düştü. Sahiplerine geçmiş, mağdurlarına müjdeler olsun…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: November 26, 2007 10:40 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Kaleminize sağlık Mustafa Bey. İşte "budur" diyorum, başka da bir şey demiyorum.

"Klavuzu karga olanın..." diye başlayan bir atasözü vardır, gerisini yazmayacağım ama İ.Selçuk ve taifesini rehber edinenlerin vay ki haline!

Yazan: Kamer Yalçın Tarih: November 26, 2007 11:02 AM

Modern müslüman.
Dinler arası diyalog.
Hoşgörü.

Sanki, global dünyanın islamı içine alma projesi gibi duruyor.

Hele, geçen gün ertuğrul özkök'ün köşesine taşıdığı "sakıncalı ayetler" konusu da, kimin kime ayak uyduracağını ortaya koyuyor.

Halbuki, müslüman, kafire tabi olmaz. Kafiri dost edinmez. Ancak günlük işlerde ticaret yapar, ortaklık kurar. Müslüman, kafirler gibi yaşayabilmek onların düzenine ayak uydurmak için dinini değiştirmeye, bazı şeyleri es geçmeye yeltenmez. Tam tersine, doğru olanı yapar ve diğerlerini dine tabi olmaya teşvik eder.

Modernizm, banka faizi, modern dediğiniz kıyafetler, kafirlerden dost edinmek gibi işler, bizim onlara tabi olduğumuzun delilidir. Çok sakıncalı ve yanlışdır.

Yazan: ilhank Tarih: November 26, 2007 1:21 PM

Mustafa bey, ak partiden milletvekili olmaya mı oynuyorsunuz?

Yazan: Selçuk YIlmaz Tarih: November 26, 2007 1:54 PM

Durum böyle olunca da yüz yıllık “Batılılaşmacılar”, birden bire Batı düşmanı oluverdi. Dolayısıyla artık bir vizyonları da kalmadı. Denizleri tükendi. O anlı-şanlı Jakoben proje, iyice çaptan düştü. Sahiplerine geçmiş, mağdurlarına müjdeler olsun…(Mustafa Akyol)

Çok değil daha beş yıl öncesine kadar batıl batı, şer ittifakı diye cami'lerde, meydanlarda haykıranlar AB destekli fonlardan ceplerine paraları indirince bir anda AB'den çok AB'ci, liberalden çok liberalci kesiliverdiler. İnsanın bunları yazarken yüzü kızarır. Bu ne pişkinlik böyle? Şimdiye kadar aklınız nerdeydi?

Mütareke basını dedikleri bu olsa gerek.

Söyler misiniz Mustafa bey, Aklın ve bilimin önderliğini batı ne zaman terk etmiş te bizlerin haberi yok?

Batı ne zaman modern batı oldu? Aklın ve bilimin önderliğini kabul ettiği zaman modern batı oldu.

Batı ne zaman modern batı oldu? Din'i kiliseye hapsettiği zaman.

Batı ne zaman modern batı oldu? Kadınlar üzerinde dinsel zorbalıklara son verdikleri zaman.

Söyler misiniz: son 350 yıldır batı'da gelişen bu kavramların yüzde kaçı sizde var? Milyarda biri bile yok!

Hiç utanmadan sıkılmadan batının sistemi liberal demokrasiye AB'ye yöneldik diyebiliyorsunuz. Sizin bu yalanlarınıza avrupa kıtasında yaşayan kargalar bile güler. Hem AB nin sistemini kabul edeceksin sonra AB nin olmazsa olmazı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin dinsel zorbalığınızı gözler önüne seren nihayi bir kararını şiddetle eleştirip bu senin işin değil ona ulema karar verir diyeceksin. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye sorarlar adama.

DENİZLER TÜKENMEZ! LAFLA PEYNİR GEMİSİ DE YÜRÜMEZ!

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: November 26, 2007 3:52 PM

Ha Gayret Jakobenizm!
Biraz daha ıkınırsan belki kurtarırsın paçanı...
Çok da heyecanlı olmak istemiyorum ama ne zaman Mustafa Bey güzel bir yazı döşese kıvranan yorumcuların debelenişi eğlendiriyor beni...
Suat Bey'in dediği gibi;
GAZ SANCISI BUNLAR...

Yazan: Talha CAN Tarih: November 26, 2007 5:09 PM

"Mustafa bey, ak partiden milletvekili olmaya mı oynuyorsunuz?"(Selçuk)

...

Nerede?

Mustafa Akyol Bey kendisini siyasetin içinde görmek ister mi bilmem ama ben onu veya onun gibi birikimli ve cesur, ezber bozan kişileri siyasette, özellikle AK Parti'de görmekten büyük zevk alır, oy vermeye giderken duyduğum 150 promillik zevki, 300 promil olarak yaşarım.

Ama nerede,

AK Parti de olsa, siyaset zor, bazen hiç bir kapasitesi olmayan adamlar ne cevherlerin arasından sıyrılıp siyasette koltuk buluyor.

Zaten meclisteki iktidarıyla muhalefetiyle 550 milletvekilinin hepsi o birikime sahip olsalar(da yetmez, bir de şu hantal devletçilikten tamamiyle kurtulsak) işte o zaman Türkiye adımları çifter çifter atar.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 26, 2007 5:48 PM

"O yüzden de, bu köhne modeli “by-pass” edip, bugünün Batısı’nın sistemi olan liberal demokrasiye ve bunun adresi olan Avrupa Birliği’ne yöneldiler."

Hocam cok zorlamissiniz. Ilhan Selcuk'un on yargili olmasi baska sey, Muslumanlarin caga gore degismesi baska sey, Muslumanlarin liberal demokrat olmasi baska sey. Acaba bahsettiginiz modern insanlarin ne kadari kendisini liberal demokrat olarak tanimlar? Ilimli muhafazakar diyelim isterseniz.

Yazan: d j Tarih: November 26, 2007 7:15 PM

İşte budur!.. Harika bir yazı, elinize, zihninize sağlık..

Şaşıran ördek poposu yönünde gidermiş. Ulusalcılar aynen o durumda..

Yazan: Düşünceler Tarih: November 26, 2007 7:53 PM

Mustafa Bey,

kaleminize saglik, ben cok fazla yorum yazmasam da sizi surekli takip ediyorum..

inanin insanin hissettigi fakat bir turlu disa vuramadigi, tasvir edemedigi seyler siz tek tek alip suzgecten gecirerek bize sunuyorsunuz..

tesekkurler..

Mehmet

Yazan: Mehmet Sen Tarih: November 26, 2007 11:01 PM

"Ortaçağa yolculuk...


DÜN bir bayan okurumdan ilginç bir e-posta aldım.

Okurumun adını bende saklı tutarak ve kimi bölümlerini kısaltarak aktarıyorum:

"Ben bir şirkette çalışıyorum. Cuma günü kardeşimle öğlen tatilinde yemeğe çıktık. Biz çoğu zaman Ümraniye’ye gideriz. Yine öyle yaptık. Ümraniye’de ’cuma’ olması sebebiyle yine birçok işyeri kapalıydı.

Ender açık yerlerden (.....) mağazasına girdik. Mağazanın sahibi, kapalı bir bayanla münakaşa ediyordu.

İlk bakışta bunu anlayamadık.

Sonra (.....)nın sahibinin yüksek sesi dikkatimizi çekti.

Kapalı kadın, bugünün cuma olduğunu söylüyor, ısrarla mağazanın kapatılmasını istiyordu.

(......) sahibi ’Burasının İran olmadığını’ tekrarlıyordu.

Kapalı kadın sinirlenip gitti.

Ama (.....)nın sahibi bir önceki sefer o kadının erkekler ile geldiğini ve mağazayı yıkacaklarını söyleyip gittiklerini bize anlattı.

Çok korkmuştu..."

*

Okurumun notu böyle.

Başta İstanbul’un kimi semtleri olmak üzere birçok tutucu kentte cuma günleri işyerlerinin, çarşıların, mağazaların tarikatların baskısıyla kapatıldığını biliyoruz.

Kimi esnaf isteyerek...

Kimisi tehdit ile...

İşte tam bu sırada, yani dün eski TBMM Başkanı, AKP’nin en öndeki üç isminden birisi Bülent Arınç, Meclis’in "cuma günleri" tatil olmasını istedi, biliyorsunuz.

*

Devletin tepesindeki koltuklar el değiştirip de karşı devrim Türkiye’yi ele geçirdikten sonra işte böyle oldu.

Taban dalgası yükseldi...

Sertleşti...

Artık dinciler daha cesur, daha iddialı, daha sabırsız, daha yırtıcı, daha hırçınlar.

Bu yüzdendir; Bülent Arınç’ın "cuma tatili" istemesiyle, tutucu semtlerde yobazların açık işyerlerini, korku salarak ve tehditle kapatmaları birbirine denk geliyor.

Ve ortaçağa yolculuk sürüyor

Hadi Türkiye...

Ortaçağa doğru...

Yuvarlana yuvarlana...

Bekir Coskun 27 kasim 2007

Yazan: gunka Tarih: November 27, 2007 9:24 AM

bekir coşkun nun bu yazısı suratıma bir tokat gibi çarptı...

şimdiye kadar her türlü "kapalı" görmüştük.(muhtemelen kapalıdan kasıt başı bağlı bir hatundur.)kafayı kapatıp boyanan mı dersin,gülhanede sarmaş dolaş sevgülüsüyle dolaşan mı dersin...aklına ne gelirse...ancaaak;
"TÜRBANLI MAFYA" yı daha önce hiç görmemiştim,duymamıştım.çok şaşırdım,biraz da hüzünlendim...kurtlar vadisi rüzgarından etkilenmeyen bi onlar kalmıştı...artık o da oldu...neyse bundan sonra böyle "mafya tipi türbanlı" görürsem ne şaşırcam ne de üzülcem...sevinicem hatta gıpta edicem,sonuçta kapalı da olsa bir bayan..."vay bee.. bizde böyle cengaver,böyle mangal yürekli kapalılar da varmıydı..." diye sevinicem.

Yazan: duru-kan Tarih: November 27, 2007 12:51 PM

Kapalı kadın dükkanı kapatıyor
Bekir coşkun yazıyor
Günka, da inanıyor
ah so..

Yazan: TT Tarih: November 27, 2007 2:12 PM

Sayın gunka,

Yorumunuzda sanırım Bekir Çoşkun'un bir yazısına yer vermişsiniz.

Ya Bekir Yıldırım, ya da ona e-posta gönderen okuru çok iyi hikaye uyduruyor.

Bu hikayeye inanmıyorum.

Böyle bir iddiası olanları, -erkeklere çarşaf giydirerek değil-, böyle bir durumla karşılaştıklarında bunun görüntülerini kaydetmelerini istiyorum. Öyle ya böyle hikayeleri servis etmeyi sevenler, yanlarında kendilerini inandırıcı kılmak adına kameralı bir cep telefonu taşıyabilirler.

Ha çarşaf giydirdikleri erkeklerle de bunu yapabilirler,

Fakat o zaman tek fark bunun hikaye değil de, sinema filmi olması olur.

O da onların tiniyetine kalmış birşey.

Az komplo görmedik bu güne dek.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 27, 2007 2:49 PM

Bekir Coşkun'un ne kadar dürüst olduğunu anlamak için Cuma namazı vaktinde Ümraniye'de dükkanları gezmenizi rica ediyorum. Ben oralara çok gidiyorum, hiç kapalı dükkan göremedim. Kapalı dükkan olsa bile bu esnafın en doğal hakkı. Kendi dükkanı değil mi, ister açar, ister kapar, sana ne kardeşim? Ama yok dükkanlara baskı varmış, hele baskıyı da kapalı kadın yapmış filan dersen bunu ispat etmen lazım. 5N, 1K gazeteciliğin temeli. Kimmiş o, nerede, hangi dükkanda olmuş olay, nasıl olmuş, hiçbir detay yok. Çünkü kurgu... Gazeteci dediğin adamda biraz şeref ve haysiyet varsa gazeteciliğinin gereğini yerine getirir ve gider Cuma vaktinde kimler kimlere baskı yapıyor çeker fotoğrafını, haber yapar. Kafasındaki kurguları köşe yazısı yapmaz. Köşe yazısı yukarıdaki gibi olur. Plazadan yazılmaz, kaldırsın k.çını zahmet edersin de bir Ümraniye'ye gidersen nasıl bir yermiş bakarsın. Bunlar Ümraniye'nin neresi olduğunu bile bilmezler be. Vallahi bilmezler.

Yazan: blue Tarih: November 27, 2007 5:54 PM

yahu yazıdan cok yorumlardan keyf aldım. :)

su türban ne hallere girdi.
bende su provakotor turbanlı ödül almaya gelen ogrenciden bahsedeyim.turban olayını her zaman savunmusumdur.ancak eylem icin kullanılan bir arac oldugunda bu cok sinirime dokunur.televizyonda boyle bir sahne gordum ne yazık ki.
cok basarısız bir provakosyondu.bu tip basit ve inandırıcılıktan uzak olan ayak oyunlarına girmesinler lutfen.yapan kimse artık.millet yemiyor,dedik ya artık uyandık.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: November 27, 2007 7:51 PM

kastettiğinizde akepe ise... suudi düzeninden ve zihniyetinden özde hiç bir farkı olmayan bir yapıdır. en buyuk farklılıkları onlar kadar ulusal olamamaları

Yazan: ancazin Tarih: November 27, 2007 9:01 PM

Bigalıoğlu rumuzlu arkadaş,

O türbanlı öğrenci veya onu çıkaranlar provakasyon amacı güdüyor öyle mi?

Senin neye uyandığını bilmem ama bir de gunka rumulu arkadaşın yorumunda yer verdiği Bekir Coşkun'un yazısına bir bak,

Uyanabilecek misin?

...

Şimdi soru ne yani, o garnizon komutanının ve kaymakamın böyle tepki vereceklerinden emindi bu insanlar ve böyle bir provakasyona kalkıştı ha?

E yuh.

Eğer böyle ise böyle basit provakasyonlara dahi gelen garnizon komutanı ve kaymakam gerçekten çok daha vahim bir tablo sergiliyor.

...

Kaldı ki bu bir provakasyon da olabilir,

Kasıtlı da yapılmış olabilir

Bunda hiçbir BEİS görmem,

Böyle zalimlikleri, zorbalıkları ortaya çıkarmak için kasıtlı yapılabilir

...

Düşünüyorum şimdi,

Kurtuluş savaşımızı veriyoruz, bir düşman askeri bir kadınımızın peçesine el uzattı diye bir şehrimizde halk askerlere karşı ayaklanıyor ve düşman karakollarını temizliyor

Şimdi birisi o zaman çıkıp yok bu kadın provakatördür, bilerek, kasıtlı geçti o askerin önünden dese

O halkın tepkisi farklı olur muydu?

Hatta o kadın o zaman gözümde daha değerlenir, düşnman şehirde iken angıt gibi ortada dolaşmanın, o zamana kadar böyle bir tepki vermemiş olmanın gafletini hissederdim

Böyle bir yasağın olduğu yerde bu yasak her fırsatta, her yöntemle eleştirilir

Tabiki kendimi istediğim şekilde ifade edeceğim taki özgürlüğümü kazanana dek

...

Bu tip yorumlarınızla basit manevralara girişmeyin

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 28, 2007 11:29 AM

Oyle goruluyor ki benim adas dostu Kufurbaz'in biraktigi "..bu irticacilar naapti biliyormusunuz? Iste delil; Bir okurum aynen boole diyor " rolune de soyunmus. Oysa amiral gemisinin borozanlarinin yarisi bununla istigal eder.

Cumhuriyet doneminin bozuk plagidir, bu kurgular. Kurgu aynidir, karakterler degisir. Haya damari catlamaya gorsun. Menemen'i kurgulayanlarin cocuklari Kudus Gecesi dehset senaryosu kurguladilar, hatta kendi yazdiklari oyunu kendileri oynadilar Aczimendiler, Musl;um Gunduz bilmem ne kotu aktorler kullanarak. Simdilerde teslis/tetis, Amasya'da lisede dini baski, lide "toplu namaz"(!), Denizli'de Kutlu dogum haftasi hadiesi, Umraniye'de cumaya gidenler gibi asparagaslar uretmekle mesguller. Yukardaki yorumu okumadim dogrusu. Yuzlercesini duyduk ve kaniksadik.

Adana'nin Kozan ilcesinde Ogretmeni hakkinda yazdigi kompozisyonla birinci olan Tevhdie'nin odulunun verilmemesi olayi beni cok eskilere goturdu.

70'lerin baslarina Sivas liselerarasi bilgi yarismasina. Finalde Sivas Lisesi ve Imam Hatip Lisesi yarisiyordu. Bizim tataftan ogrenciler devamli Imam Hatiplileri "sizin nenize gerek bilgi yarismasi, gidin namazinizi kilin, yatsi namazi kac rekat" turu hakaretler atiyordu. Normaldi; oyle ogrenmistik. Onlardan biri de "13 rekat. Bilmiyormusun?" diye cevap verdi.

Yarisma basa bas gitti son soruya kadar. Bizimkiler bilemedi son soruyu. Imam Hatipliler'in sorusu su idi: Nobel odulunu kazananPablo Neruda hangi ulkedendir? Imam Hatipliler dogru cevabbi verdiler. Sili diye (iyi biliyordum, onun bir siir kitabinin Turkce'ye berbat tercumesini yeni okumustum) Ama juri "yanlis" dedi, "Peruludur". Juri icinde itiraz eden bir ogretmen oldu ama oradaki Milli Egitim Muduru hemen onu juriden atti. Ve boylece "irtica yuvasi" Imam Hatip yerine Ataturk'un ulkeyi emanet ettigi genclik kazanmis oldu.

O Milli egitim Muduru ve juri Tevhide icin "indirin onu asagi" diyen garnizon komutani ve "Komutan emretti, neden geregini yapmiyorsunuz" diyen binabasiyi hatirlatti bana. Ha bir de bundan 5-6 yil kadar once gene Adana civarinda (yoksa Tarsus'mu idi) bir ogertmen-ogrenci olayini. Ogretmen Adiyaman'in bir koyunden mazbut bir aileden ve fakat, zekasi ile bas edemedigim bayan gibi sonradan isigi gormus biri. Basoortulu kiz ogrenciyi gorunce kuplere biniyor, kiz cocugunun sacindan cekip, basini zorla acarken "asker buna nasil musade ediyor" diye soruyor.

Bu vakialari ortbas etmek, ortadaki zorbaligin bir paranoya urunu olmadigini isbatlamak icin iste bu Umraniye efsaneleri uretilir tam zamaninda. "Eee naapalim bakin bunlari serbest birasak....tehlikenin farkindamisiniz?.." mesaji iceren.

Olayin guzel tarafi, gecmiste de bu gun de prim yapmayan bu kotu kurgulari daha fazla tekrarladiklarinda propoganda degerinin artacagini dusunmeleri. Yahu bunlar hic mi komaoyu arastirmasi yaptirmazlar; bu stratejinin ne urettigine dair demeyin. Secim sonuclarindan da mi haberleri yok"
demeyin. Nenize lazim? Iyi oluyor. Karnini kasimayan, II. Cumhuriyetcilerin korkulu ruyasi, ve kahverengi burunlu beyazkaptan, fetva makinesi gibi calisan Ilhan ve Deniz Hocalar olmasa idi AK-Parti nah iktidara gelirdi. Birakin kalsinlar. Olmaslar idi icad edilmeli idiler.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: November 28, 2007 4:51 PM

""O türbanlı öğrenci veya onu çıkaranlar provakasyon amacı güdüyor öyle mi?""

simdi herkes turbanı savunuyor ya.
bu konuda iyice hassaslastık ya.
orduya elestirilerin dozu yukselmeye basladı ya.
ordu buna ses cıkarmıyor ya.

bu tip olaylar hep akp'nin hanesine artı olarak yazılıyor ya.
universiterde turban olayı tamam,simdi liselere de zorlayacaz ya.boylelikle universite olayını saglamlastıracaz ya.
vs vs.bu islerlerde hesaplar cok.
boyle bir skandalın cıkmaması icin size sayısız alternatif toplantı secenekleri sunabilirim.ancak bazı arkadasların hep dedigi gibi,bu iş kime yaradı???

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: November 28, 2007 10:09 PM

Ama şu da bir gerçek ki dünyadaki çoğu müslüman orta çağı yaşıyor ve yaşamakta ısrarla diretiyor.

Yazan: Mawy Türkmenistan Tarih: November 29, 2007 12:19 AM

""Ama şu da bir gerçek ki dünyadaki çoğu müslüman orta çağı yaşıyor ve yaşamakta ısrarla diretiyor.""

a benim garip musluman alemim.
ruslar uzaya gider,
yahudiler Ortadoğu'ya gelir.Filistinlilerle catısmaya baslar.
araplar biraraya gelemez,suudi kralı amerikaya uşaklık yapar.
İSRAİL TANK YAPAR,FİLİSTİNLİ KARDESİM TANKA TAŞ ATAR.

Yazan: Bigalıoğlu Tarih: November 29, 2007 1:16 AM

Çok doğru yazmışsınız.

Ben de Müslümanım ve öğrenciyim. Elimden geldiğince namazını kılmaya çalışıyorum; elimden geldiğince Müslüman gibi yaşamaya çalışıyorum.

Bunu bilen çevremdeki bazı insanlar da bana cephe alıyor; cumhuriyet düşmanı diye.

Geçende o kişiler de varken eşcinsellik tartışılıyordu ve ben de eşcinselliğin doğuştan geldiğinin bilimsel bir gerçek olduğunu, tanıdığım bazı eşcinsellerden de bunu teyit ettiğimi ve onların hiçbirinin kötü insanlar olmadığını, önyargıyla yaklaşılmaması gerektiğini bunun ırkçılıktan farksız olduğunu söyledim.

Hemen o laikçiler başladılar aaa sen nasıl müslümansın, eşcinsellere düşman olman lazım, olmaz böyle şey falan filan.

Onlara göre bir Müslüman en basit insani değerlere bile olamaz.

Yazan: Murat Hakan Tarih: December 7, 2007 10:54 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)