« Erdoğan, Washington’dan Eli Dolu Dönüyor | Ana Sayfa | Malezyalılar Türkiye’yi İzliyor »
November 12, 2007
Kürt Sorununda Yanıldınız. Ya ‘İrtica’?
[12 Kasım 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Kara Kuvvetleri eski komutanı emekli orgeneral Aytaç Yalman’ın gazeteci Fikret Bila’ya verdiği röportaj sırasında Kürt meselesinde yaptığı öz eleştiri, geçen haftalarda çok konuşuldu. Konuşulması da yerindeydi, çünkü ordunun en üst kademelerinde görev yapmış bir subayın, onyıllar boyunca inatla sürdürülmüş bir “devlet politikası”nın yanlış olduğunu açıklaması, az şey değildi.
Yalman Paşa’nın dediklerini hatırlayalım. Emekli Orgeneral, “aslında Türkiye'nin sorunu henüz sosyal boyuttayken görmesi ve doğru okuması gerekirdi" dedi. Kürt dilinin ve kimliğinin yasak edildiği onyılları “o dönemde sosyal istekleri bile biz 'yıkıcı faaliyetler' kapsamında görüyoruz” diyerek eleştirdi. Kürt vatandaşların “kendini ifade ihtiyacı”nın engellenmesinin, “'dilini konuşmak, şarkısını, türküsünü dinlemek, kültürünü yaşamak” gibi meşru taleplerinin bastırılmasınının sorunu kangrenleştirdiğini söyledi.
Bunları duymak kuşkusuz güzel. Umulur ki bu gibi öz eleştiriler sadece emekli değil muvazzaf askerlerin ve bürokratların da dilinden duyulur veya en azından zihinlerinde yer eder. Ve bundan sonra Kürt vatandaşlara daha kucaklayıcı ve saygılı davranılmasına yol açar. PKK’yı besleyen etnik milliyetçi tepki, ancak o sayede marjinalleşecek ve etkisini yitirecektir.
Ancak hazır öz eleştirinin kapısını aralamışken biraz daha açılmakta fayda var. Öyle değil mi; eğer belirli bir zihniyetin sizi A konusunda yanılgıya sürüklediğini görüyorsanız, “acaba B konusunda da benzer bir hataya düşüyor olabilir miyiz” diye sormanız gerekmez mi?
Dolayısıyla hemen gelelim B konusuna: Cumhuriyetimizin “bölücülük” ile birlikte iki büyük belasından biri olarak tarif edilen, hele son yıllarda dillerden hiç düşmeyen “irtica”ya. Acaba burada da Orgeneral Yalman’ın ifade ettiği türden hatalı bir devlet zihniyeti olabilir mi? Acaba burada da sorun “sosyal isteklerin” devlet tarafından yasaklanmasından mı doğuyor? Örneğin dindar bir genç kızın üniversitede başörtüyle okumak istemesi, mütedeyyin insanların cemaatler ve tarikatlar kurması, aynen “'dilini konuşmak, şarkısını, türküsünü dinlemek” gibi meşru talepler değil mi?
Ülkemizdeki koyu “laikçiler”in bu gibi sorular üzerine hemen çıkıp “evet, hata etmişiz” demelerini beklemek safça olur. Ama kendi aralarında sohbet ettiklerinde, hatta tek başlarına kalıp ellerini vicdanlarına koyduklarında, şöyle bir oturup düşünseler, “Kürtlüğü bastırmakla yaptığımız hatayı dindarlığı bastırarak da yapıyor muyuz” diye sorsalar, ne iyi ederler.
Kaldı ki dindarlık üzerindeki baskının yanlışlığı, öteki meseledekinden daha da barizdir. Çünkü “Kürt sorunu” dediğimizde, işin içine devlet baskısına duyulan tepki ve meşru özgürlük talebi kadar, hiç bir özgürlükle tatmin olmayacak, son tahlilde ille de “bağımsızlık” isteyecek koyu bir etnik milliyetçilik de giriyor. PKK terörü, bu etnik milliyetçiliğin ne kadar fanatik ve “gözü dönmüş” olduğunun kanıtı.
Oysa “irtica” cephesinde ortada ne silah var, ne bıçak. O yüzden kendisi de hayli abartılı bir hikaye olan “Kubilay Olayı”nı bozuk plak gibi 70 yıldır dinliyoruz. Kürt sorununda PKK adlı gerçek bir “öcü” mevcut, ama “irtica” bahsinde sadece paranoya var. Bir de üniversite okumak isteyen isteyen türbanlı hanımlar, misvak kullanıp mes giyen hacı amcalar, zikir çekip namaz kılan tarikatlar...
Laiklik, bu insanların haklarını ve özgürlüklerini ellerinden alan despot bir ilke olarak yorumlandığı sürece, “irtica tehdidi” bitmeyecektir. Vatandaşlarınızı oldukları gibi kabul etmezseniz, onlar niye sizi kabul etsin?
Umarım bu konuda da öz eleştiriler duymak için bir 70 yıl daha beklememiz gerekmez…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: November 12, 2007 12:55 PM



Hatta PKK'nın kendisi sosyalist, marksist bir örgüt olmasına, dini hassasiyetleri bulunmamasına RAĞMEN
"irtica" yaygaralarını da PROPAGANDA MALZEMESİ OLARAK kullandığını hatırlatmak lazım,
Çünkü Kürtler genel olarak dini bütün Müslümanlar,
PKK sadece etnik kimlik meselesini propaganda malzemesi olarak kullanmadı, aynı zamanda kendisi dini hassasiyetler taşımamasına RAĞMEN dini bütün Kürtleri de kendi saflarına çekebilmek için "irtica" yaygaralarını da propaganda malzemesi yaptı.
Yani "irtica" ile ilgili İTİRAFLARA ÇOK DAHA FAZLA İHTİYAÇ VAR.
...
Yani Kürt kimliği ile ilgili itirafların yanına irtica ile ilgili iftiralar da, özeleştiriler de eklenirse, Kürt kimliği ile ilgili itiraflar manalanacak,
...
Anadolu insanı da kimliğinin yok sayılmasından, kültürünün, dindarlığının rejime tehdit olarak görülmesi zannından ve inşallah zamanla anti-demokratik baskı ve zulümlerden kurtulacak...
Bırakalım insanlar özgür, demokratik, müdehalesiz ortamlarda yaşasın sosyal dönüşümlerini
İnanın bu dindar için de, dindar olmayan için de, Kürt için de, Türk için de, ve velhasıl bu memleketin ahalisi için en hayırlısıdır, İnşallah...
...
Mustafa Akyol'un şu sözlerini çok önemli görüyorum:
Oysa “irtica” cephesinde ortada ne silah var, ne bıçak. O yüzden kendisi de hayli abartılı bir hikaye olan “Kubilay Olayı”nı bozuk plak gibi 70 yıldır dinliyoruz. Kürt sorununda PKK adlı gerçek bir “öcü” mevcut, ama “irtica” bahsinde sadece paranoya var. Bir de üniversite okumak isteyen isteyen türbanlı hanımlar, misvak kullanıp mes giyen hacı amcalar, zikir çekip namaz kılan tarikatlar...(Mustafa Akyol)
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 12, 2007 2:10 PM
Mustafa Bey
irtica bahsinde sadece paranoya var,fikrinize katılamıyorum malesef.
bu ülkenin dindar gençlerini radikalleştirmek isteyen,dini-siyasi ideolojilerini dindarlık kılıfı altında yaymaya çalışan grupları görmezden gelemeyiz..laik sistemle dindarlığı hep karşı karşıya getirmeye çalışan ve dinden beslenen parazitler bu ülke için pkk kadar tehlikeli..
dinimizde örtünmenin bir şekli yok..ama bugün malesef bir örtünme şekli dayatılıyor..onun dışına çıkanlar tesettürlü sayılmıyor..içinde bulundukları dini cemaatleri veya tarikatleri tarafından ya da mahalle baskısıyla rahatsız edilen bayanlarda aynı din baronlarının etkisi altında.
üniversitede okuyan ve örtünmek isteyen hanımların başka kapanma alternatifleri var..fakat illaki tek bir şekli devlete dayatmaya ve bunun üzerinden kavga çıkarmaya çalışmayı şu noktadan sonra masum göremiyorum doğrusu.ya da bunu gerçekten dindarlık sanan hanımlar varsa bu tutuculuklarından kurtulmalılar..üniversite bunun için iyi bir ortam..
tek tip örtünmek zorunda değilsiniz hanımlar.bu konuda devletle inatlaşmaya gerek yok.
miras,şahitlik vs gibi konularda modernist islami yorumlar bayanlar tarafından oldukça tutulurken örtü konusunda neden inatlaşılıyor,anlamıyorum.
üniversiteli örtülü bayanların büyük kısmında feminist duyguların hakim olduğunu gözlemledim.birbirine çok tezat durumlar bunlar..bir tarafta örtünmeyle ilgili islami kaygılar,diğer tarafta kadın fıtratına uygun olmayan feminist eğilimler.
türban yasağı olmakla birlikte sistemi kendilerine düşman gibi görmesinler..modernleşme en fazla kadınların ihtiyacı olan birşey..buna bu kadar direnmeyin derim..
saygılar.
Yazan: deniz Tarih: November 12, 2007 7:42 PM
SIZ HEP YANILDINIZ PASAM, SIMDI DE YANILIYORSUNUZ!
Cok onemli ve yerinde bir tespit. Tevafuk olmus ben de bu gun tam da bunu dusunmus ilham gelse de yazsam bir yere demistim.
Ben alkasiz gibi gorunen fakat pek te alakali buldugum bir tesbih kullanayim. ABD'de her emperyalist maceradan sonra, "yanildik, yanlis hesapladik" denir. Fakat bunu dediklerinde bir digerinin ortasindadirlar hep. Bu biraz da kasitlidir. Kitlelere verilen mesaj sudur: Artik farkliyiz; biz Viet-Nam'da yanildigimizi kabullendigimize gore , eh akillanmisiz demektir; oyleyse bu gun yaptiklarimiza destek olun. O zaman haksizdik ama simdi hakliyiz. Millet te cogunlukla yutar. Is isten gectikten sonra uyanir.
Bizim pasalarin uyanisi da onu hatirlatti bana. Sahi pasam Kurt meselesi konusunda sizin yonlendirdiginiz poltikalarin hepsi iflas ettigine ve esas goreviniz olan askeri tedbirler, operasyonlarda da basari karneniz ortada oldugna gore sizi niye dinleyelim herhangi bir konuda? Sizlerden Necati Ozgen isminde bir pasayi sikca gorurum Tv'lerde. adami kasaba kahvesinde konusturmazlar, hem zihinsel ozurlu hem pasikopat. Kusura bakmayin ama pasam, ulkenin en iyi zekalari asker olmuyor. Siz tufeklerinizden dolayi "bilge" gorunuyorsunuz. Benim korumam da silahini bana dogrulttugunda cok ta bilge gorunur (mesela deduk canim, yok korumam falan, Allah'tan baska).
Bir noktayi da ilave etmek lazim. Sahi bu pasalarin kimin hangi lisanda yayin yapacagi, "sosyal istekleri" falan ile alakalari ne idi ki? Askerlikten pek anlamam ama bunlarin "askeri konular" oldugunu sanmiyorum. Ah, pasam ah, dunyanin nizamiyenin obur tarafindaki gibi islemedigini bir anlasaniz iste o zaman size "bilge" derim. Fiyatini biz odemesek sizin egitiminizle de ilgilenmem ya..
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: November 12, 2007 8:25 PM
Biraz sarkastik takilip, sapkalari degistireyim ve bi senaryo yaziyim. Bakalim nasil olacak...
Daha birkac ay oncesinde DTP li basbakan kumandanlarin tabiriyle "seriatcilar" hakkinda bir toplanti yapmadimi?
Arkasindan DTP li basbakan meclise gelip "turbanlilara seriatci de" diyerekten AKP lilere dayatmada bulunmadimi?
Ayni DTP li basbakan isine geldiginde demokrasinin ilahi, ama isine gelmediginde "bunlar seriatcilarin temsilcileridir" diyerekten AKP nin kapatilmasini ima etmedimi?
Iktidarda olan DTP; hayatinda camiye gitmemis milletvekillerini kastederek "biz dogudaki muslumanlarin temsilcisiyiz" deyip zihninde gram muslumanlik kaygisi olmayan adamlari "musluman" diye gostermeye calismadimi?
Ornekler cogaltilabilir.
---------
Halbuki AKP liside, DTP liside, diger mazlumlarida ayni zalimin elinde zulum gormuyorlarmi. Bir terazinin ayni kefesinde olduklari halde firsatini bulunca terazinin "A" kefesi, zora girince "B" kefesi davranisi sizofreniktir.
Ya demokratsin ve A kefesindesin yada zalimsin B kefesindesin.
***
Bu memlekette 70 milyon insan hepbirlikte kalkinma, refah ve huzur maratonu baslatilmasini istiyor.
Fakat milyonlarca Musluman dininin yasaklar ve zulume mahsur birakildigini gordugu icin bu maratonda cizginin 20 adim gerisinden baslatildigini dusunuyor.
Ayni sekilde Kurtlerde kimliklerinin inkari nedeniyle esit davranilmadigini, 20 adim geriden baslatildigini dusunuyor.
Bunu gormek cok mu zor?
AKP nin kendi "20 adim" durumuna itirazi mubah da Kurtlerin 20 adim geriden gelmesine itirazi mubah degildir... oylemi?
***
"Efendim bizim 70 Kurt milletvekilimiz var... biz Kurtleri temsil ediyoruz".
Kurt Sorunu var demedikten sonra ne farkederki?
CHP nin 84 senedir Kurt milletvekilleri vardida ne oldu? DYP nin, MSP nin, hatta K Evrenin horoz partisinin bile Kurt milletvekilleri vardida ne oldu?
Muteahhitlik, makam, sohret, siyaset, vs pesindeki Kurtlerle, Demokratik talepleri icin meclise gelen Kurtleri birbirinden ayiralim lutfen.
Selamlar.
Yazan: Haydar Tarih: November 12, 2007 10:22 PM
Devletlülerimizin sarfettiği her sözü anlamlı bulan, onların her davranışlarında bir hikmet saklı bulunduğunu düşünen sivillerimize bakarsak, komutanların çıkıp özeleştiri yapmaları gayet iyi bir şey.Bu,alışkın olduğumuz bir şey değil gerçekten.
İlginçtir hem paşalar hem de Deniz Baykal ortak bir zamanlamayla doğruları söylemeye başladılar.
Umarız bu eşzamanlı tutumları da bir "taktik" gereği değildir.
Onların kolayca "hata" deyip geçtikleri konuların nelere mâl olduğunu, sıkıntı ve acıyı çeken zavallı vatandaşlar en iyi biliyor.
Cumuriyetin kurulurken kendisine düşman seçtiği iki korkunun da hatalarla sonuçlanması ne kadar vahim bir şey.
Fakirlik,gerilik,cehalet gibi gerçek düşmanlar gözardı edilerek sanal düşmanlar üretilirse, böyle bir dinamik topluma sahip olupta 80 yılda bir yere varamamak kaçınılmaz bir şey oluyor maalesef...
Yazan: TT Tarih: November 13, 2007 9:47 AM
Ordu elbette Kürt sorununda yanıldı. Ama çözüm konusunda bir yanılgı bu! İrtica konusunda da yanılıyor. Çünkü meşhur 12 Eylül de islamın radikalleşmesi, özgürlüklerin kısıtlanması, genel olarak toplumun sığlaşması için elinden geleni yaptı, bugün de çıkmış zırlıyor!
Yazan: sinan Tarih: November 13, 2007 12:19 PM
Sayın Deniz rumuzlu okuyucu,
Yorumunuzda "tek tip örtünmenin DEVLETE dayatıldığı"nı iddia etmişsiniz,
Devlete dayatmayı halk nasıl yapıyor onu da anlamış değilim ama soracağım şey şu
Kim tek tip örtünüyor,
Kimi renkli, kimi renksiz, kimi desenli, kimi desensiz, kimi oyalı(bu herhalde birilerinin babannelerinin örtünmesi), kimi oyasız, kimi boğazına doluyor, sarıyor, kimi omuzlarına bırakıyor...
Nasıl bir tek tip miş bu
Ayrıca kim hangi tipse o, o şekilde örtünmeyenleri tesettürlü saymıyormuş, gösterin kulaklarını çekeyim
Daha da önemlisi biri sizi tesettürlü saysa ne olur, saymasa ne olur???
"türban yasağı olmakla birlikte sistemi kendilerine düşman gibi görmesinler..modernleşme en fazla kadınların ihtiyacı olan birşey..buna bu kadar direnmeyin derim.."(deniz)
Bakın siz de örtünmeyi modern olmayan birşey olarak görmüşsünüz,
O sizin fikrinizdir, saçmadır, beni ne ilgilendirir,
Bakın ben de saçma dedim sizin fikriniz için,
Bir de diyorsunuz ki:
"tek tip örtünmek zorunda değilsiniz hanımlar.bu konuda devletle inatlaşmaya gerek yok."
Allah Allah diyelim ki bunlar tek tip örtünüyor, bir inat uğruna,
Şu devletin inat etmeyeceği tipleri bir açıklasanız da öyle örtünseler,
O zaman benim teklifim 3 tesettürlü kız bulalım üniversitede okuyan, birine renkli, birine siyah, birine desenli türban verelim, biri boğazına dolasın, biri omzunu da örtsün, biri pardesüsünün içine soksun türbanın uçlarını, 3'ü de aynı anda gitsin üniversitenin kapısına(!)
Bu üç öğrenci "bakın biz farklı örttük, tek tip değiliz" dediklerinde onları içeri alırlar mı?
Bak bu bizim aklımıza gelmemişti, sağol...
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 13, 2007 12:24 PM
mustafa fatih yüce bey
hayırdır,yaranıza mı dokunduk?..bağırıp,çağırıyorsunuz..
benim ne demek istediğimi anlayan anlamıştır,sizi çok aşan derin mevzular bunlar..
anlasanız ne oluuuur anlamasanız ne olur????
muhatabım değilsiniz..
Yazan: deniz Tarih: November 13, 2007 8:03 PM
evet haydar doğru söylüyorsun... kürtleri tasnif etmek gerek. yoksa sınır içerisindeki teröristlerin hep sınır ötesinden sızdığını sanakalıp uyumaya devam edeceğiz türkler olarak
Yazan: ancazin Tarih: November 13, 2007 8:30 PM
@Bekir L.Yıldırım,
Ben de sizin bilgece yormlarınızdaki etkinin kaynağını hep merak ederdim "bilge koruma"gölgesinde olmakmış hikmet:-))
"Fiyatini biz odemesek sizin egitiminizle de ilgilenmem ya.."bu cümlenizin bana hatırlattığı:
Bir tartışmada paşalardan biri yüksek maaşlarının eleştirilmesi üzerine kenilerininkini vekillerinki ile mukayese edip,az bile bularak"savaş için el kaldırmakla o savaşda ölmek arasında çok fark vardır" demişti.
Bu değer hesaplama yönteminde akla,bilgeliğe hacet kalmıyor.
Yazan: çuvaldız Tarih: November 13, 2007 9:01 PM
Yazılarınızıtakip ediyorum .
Özellikle kürt sorunu konusundaki duruşunuzu takdir ediyorum.
Yazan: FERRUH DENİZ Tarih: November 13, 2007 11:39 PM
Güzel bir anekdot daha…
Yazınızı okuduğumda yüzümde “gördün mü bak..! tilki dönüp dolaştı KÜRK/(T) dükkanına; dediğime geldin mi paşa “…tebessümünü oluşturdu.
İrtica kelimesini duyduğumda hep irkilmişimdir nedense. Asıl, terörden çok bu kelime ‘öcü’ gibi gösterilir canım Müslüman ülkemde(!) Bugün pkk nın kuyruğuna bastığınzda topa tüfeğe sarılır hainler. Bugün hangi başını örten kızın kuyruğuna bastınızda topa tüfEğe sarıldı.Hangi tessettürlü kız canınızı yaktı da onu PKK kadar zarar veren bir parazit olarak görüyorsunuzve bir o kadar da canını yakıyorsunuz…Sorarım sana ey insan…!
Deniz Hanım, dinimiz hakkında kendi sığ bilginize güvenerek ahkam kesemezsiniz. Görüyorum ki modernleşme adına yapılan her hareketi artık mukaddesatlara da bulaştırıyorsunuz. Örtünmeyi o kadar çok dar çerçevede tartmışsınız ki örtünme ile tesettür arasındaki farkı anlamayacak kadar..!. Elbette kafasını deve hörgücü misali boğdurmuş, nazarları celp eden tiplere tesettür demem.Sadece ama sadece örtünmüş derim. İçi KOF ceviz misali… sadece örtünmüştür… TESETTÜR DEĞİLDİR. Tesettür kavramı sizin tanımınızdan çoook çok uzakta. Tesettürün içeriğine girmiyorum bile.
sizin açınızdan bakacak olursak TÜRLÜ TÜRLÜ tesetTÜRLÜ örtünme şekilleri var o zaman; üniversitede okuyan başka stil örtmeli, evde oturan başka, askeri protokollerde şu şekilde , sivil hayatta bambaska…. Tesettür (sizin tabirinizle) örtünme, senin benim tekelimde olmayan, tartışma götürmez bir konudur. Ve cevabı verilemeyecek kadar da Kutsal kitapta son noktasını koymuştur.
o zaman DENİZ HANIM ,size bir soru ..peki sizdeki bu inat niye…örtünme şeklini değiştirmenizdeki inadınız? Kimse üniversitedeki başı açık bir hanım kardeşimize sen saçını söyle kes, şu renge boya, yok şöyle tara , süsünüze-püsünüze karışmazken; sizin tesettür noktasındaki kıstasları değiştirmenizdeki İNADINIZ niye….! Ben cevap vereyim mi sizin adınıza: “çünkü gözümüze hitap etmiyor”
Yazan: AAA.URAS Tarih: November 15, 2007 1:45 PM
deniz ve gibilere:
yaw size ne milletin kafasının örtüsünün şeklinden şemalinden??başka işiniz gücünüz daha orjinal fikirleriniz yokmu da ısıtıp ısıtıp aynı ezber sözlerle kafa açıyosunuz.hem size ne milletin modernleşmesinden,ben istemiyorum kardeşim modernlik filan belki böyle mutluyum ben,hem istediğim cemaat cemiyet tarikat da üye olurum işte,kime ne... kime ne...paranoyaksınız işte paranoyak paranoyak paranoyak.........
bu arada sayın akyol;
korkarım bi 70 yıl daha beklicez:)
Yazan: duru-kan Tarih: November 16, 2007 2:44 PM
Sayın Deniz,
Eleştirilerime verdiğiniz "kibar" yanıttan dolayı teşekkür ederim(!)
...
Sanırım ben sizin yaranıza dokunmuşum,
Bağırdığımı da nereden çıkardın???
Benim anlayamayacağım(!) derin mevzuları "ne mutlu" anlayan birilerinin olduğunu sanıyorsunuz.
Tabi efendim muattabınız olarak görmeyebilirsiniz beni, o zaman ben de sizi görmüyroum, özür diliyorum,
Muhatabınız değilim ya, cevap vermezsiniz,
Vermeyin, ama yazdıklarımı bir daha okuyun derim,
"Anlamadığım derin mevzular" hakkında yazarken YANLIŞLIKLA önemli birşeyler demişimdir
Ne bileyim, özür dilerim
Beni muhattap almazsanız sevinirim, "şık" olmayan, yazılarınıza cevap vermek zorunda hissetmez nefsim
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 16, 2007 5:49 PM
Konu kayacak ama yine,
Yine Türbana gitti yorumlar, gitti kilitlendi,
Şimdi birileri bunun suçunu DA türbanlılara, örtülülere, tesettürlülere vs vs. ATAR YA
Öyle ya türbanı gündeme getiren (maalesef) hiç türbanlılar değil, ama "türbanla gündem oyalanıyor" diye eleştirilenler hep türbanlılar.
...
Neyse,
Ben "modernlik" konusuna değineceğim,
Bir gün birileri bize kendi modernliklerini dayatmaktan bazgeçerlerse çok sevineceğim.
Öyle ya tek tip modern olmak zorunda değilsiniz ey insanoğlu
Mesela daha 1 ay önce adını tam hatırlayamayacağım, Karadeniz bölgemizde bir yaylaya elektirik GETİRİLMEMESİ(televizyonun bu yaylaya girmemesi içinmiş) temmennilerini dile getirdi, haberlere konu oldu bu, haberciler, televizyoncular da pek bir neşeli idi, gözleri yaşaracak kadar(!) bu olaya destek verdikleri haber metnini okurken kendini belli ediyordu.
Allah Allah elektirik istememek olur mu ya bu devirde, ne çağ dışılık, ne ilkellik
demedi kimse,
AKSİNE
Övdü bu insanları, göklere yere koyamadı bir yere,
Peki neden örtünmek çağdışı oluyor???
Diyelim ki çağdışı, benim kimseye zararım olmadıktan sonra ben istediğim çağdışılığı yaşamakta da özgür değil miyim?
Kaldı ki bu yaylaya elektirik istemezzük kampanyası başlatanlar başarılı olurlarsa belki isteyenleri mağdur edecekler!?
İstemezlerse abone olmaz elektrik almazlar...
Değil mi ya?
Amerika'da amişler varmış, çok şey bilmiyoruz hayatlarına dair,
Ama çoğumuz özenmez miyiz bu onların hayatlarına,
Doğal, hormonsuz,
Eminim çoğumuz da katlanamayız,
...
Ayrıca modern olmak da ZORUNDA MIYIZ YAHU???
veya birilerinin MODERNLİK kalıbına sığmak zorunda mıyız?
Modernliği tanımlamak KİMİN hakkı, haddi vs???
"İrtica" servisi yapanların çoğu bu modernlik konusunu gündeme getiriyorlar da,
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 16, 2007 6:17 PM
Birkaç koldan bana değişik üsluplarla itirazlar geldiğini görüyorum..hoş,canını yaktığım bir örtülü hanım kardeşimiz varsa onun bana karşı isyanını dinlemeyi tercih ederdim..
Biz asırlardır ataerkil din anlayışının yorumlarını dinleyip duruyoruz…aynı şeyleri büyük bir heyecanla adeta kelimeleri bağırtarak söylemenize gerek yok..duyuyorum,sağır değilim..
Genel olarak yorum yapacağım..
Öncelikle benim örtülü hanımlara parazit dediğim cümlemi lütfen çıkartıp gösterin,ben de göreyim,ne zaman demişim..ben böyle bir şey desem kendime,anneme,akrabalarıma,arkadaşlarıma hakaret etmiş olurum..
Bir kere öncelikle ne yazdığımı anlayacaksın kardeşim!!!!..okuduğunu anlayacaksın,sonra karşıma çıkacaksın…
Saygı çerçevesi içinde yazılmış bir yoruma karşı bu ne tahammülsüzlük ve yazının sahibine karşı ne büyük terbiyesizlik…yazık her şeyden önce..yazık..
Siz bu hanımları ne kadar tanıyorsunuz,hanımların sorunlarını ne kadar biliyorsunuz?..erkekçe tavırlarla,erkek höykürmelerinizle kadınların narin dünyasını ne de güzel anlıyorsunuz ve de savunuyorsunuz..
Ne yiğit Müslüman erkekler var diye benim gözlerimi yaşarttınız doğrusu..takdir ettim sizi..bravo..
-------------------------------
Görüyorum ki modernleşme adına yapılan her hareketi artık mukaddesatlara da bulaştırıyorsunuz.AAA.URAS..------------
Hangi modern görüşü nereye bulaştırmışım bir söyleyinde bende öğreneyim..madem beni böyle takip ediyorsunuz..
Ayrıca ben tesettür konusundaki kıstasları değiştirmiyorum..o kıstaslar kızların sosyalleşme talepleriyle birlikte değişmiş zaten..bugün üniversitede okuyan hiçbir örtülü bayan tesettürlü değildir Kur'ani anlamda..kızlar farkında değiller sadece..
Bana paranoyak diyen bir seviyesiz arkadaş var,onunla hiç muhatap olmuyorum…tek bir cevabım var o şahsa..ÜSLUB-U BEYAN AYİNE-İ İNSANDIR..
Örtü Tartışmaları:……………
Benim modernist yorumlarımdan rahatsız olan beyleri klasik yorumlarla baş başa bırakıyorum..
----bil ki,erkek ve kadınların meclislerde ve ziyafetlerde arada perde ve örtü olmaksızın bir arada toplanmaları kadar büyük bir fesad kaynağı yoktur.yaşmak ve peçe bağlamak da kifayet etmez..zira yaşmak ve peçe,beyaz ve cazip olup bunları bağlamak külfetine katlansalar şehveti tahrik ederler.bazen peçeli iken daha güzel görünür.o halde kadınların,beyaz peçe ve yaşmak bağlayarak,süslenip püslenerek dışarı çıkmaları haramdır.bunu yapan kadın asi olur…….
Yine kadına reyhan,elma,yahut adet olan bir şey vermek ve bunları kadınlardan almak,yahut kadınlarla nazik ve yumuşak konuşmak da caiz değildir…İMAM-I GAZALİ(KİMYAYI SAADET)
Örtünme iki çeşittir.,biri ev içi örtünmesidir ki,görünmesi gerekmeyenlerle birlikte olmamak ve onlara görünmemektir.öbürü ev dışında örtünmek ki,kimseye görünmemek üzere yüzünü ve baştan ayağa kadar bütün endamını ve hatta giysilerini örtmek ve saklamaktır(MEHMET ZİHNİ EFENDİ,MÜNAKEHAT VE MÜFARAKAT..)
Bu son fetva doğrudur..Kuranda anlatıldığı şekliyle durum böyle..
Ahzab-59’daki örtünme ayetinde Müslüman hanımların cilbabla dışarı çıkmaları isteniyor..cilbab tepeden tırnağa örten bir dış giysi..bugün Kurandaki anlamıyla tesettürü çarşaflı hanımlar yapıyor..tabii çarşaflarının kalın olması,hatları belli etmemesi,yerlerde çok sürünmemesine dikkat etmek lazım..
Eğer okumaya niyetlenen ya da çalışan hanımlarımız aynı zamanda tesettürüde şeklen muhafaza etmek istiyorlarsa çarşaf giyecekler,çarşafın mücadelesini vermeleri lazım..
Bugün üniversiteli örtülü bayanlar zaten bunu modernleştirerek çoktan çarşafın dışına çıkmışlar..şekil olarak tesettürle bir alakaları yok ama farkında değiller..sadece kapalı giyiniyorlar..başlarına sıktırdıkları örtü yüz güzelliğini daha fazla ortaya çıkarıyor..birde eşarplarına uygun makyajlar,renkli eşarplarla gayet hoş bir görünümleri var çoğunun…
Ama iş üniversitede okumaya yada çalışmaya gelince ben başımdakinden Allah için vazgeçmem diye diretiliyor..zaten vazgeçmişsin,şeklini değiştirmişsin..
Birileri senin bu şeklin üzerinden hesaplar yapıyor,sen masumane dinimden,örtümden vazgeçmem,okulumdan vazgeçerim diyorsun..bende okulundan vazgeçme kardeşim diyorum,ihtiyacın varsa çalış,kariyerinden vazgeçme…sağdan ve soldan erkek hegemonyası altında sıkışmışsın zaten..bugün senin örtünü korumak sevdasıyla senin yanında görünüp bağırıp çağıranların iş yerinde hanım arkadaşlarıyla nasıl konuştuklarını da bir gidip görmek lazım..İmamı Gazali’nin dediği gibi haşin ve sertler mi acaba?????bütün kabadayılıkları sana..seni kendinden görüp değer vermiyor,kolay ezilebilir görüyor ama süslü hanımlar daha değerli..tebliğ edilecek hanımlar onlar,nazik davranmalı değil mi beyler????
İSLAM HUKUKU AÇISINDAN AHKAM AYETLERİ..
İslam hukukunun evrenselliği meselesine çok girmeyeceğim ama bu bağlamda birkaç şey söylenmesi gerekiyor.
Belli bir zamanda belli bir yörede inmiş hükümlerin değişen zaman,zemin ve sosyal olaylar karşısında evrenselliği nasıl sağlayacağı önemli bir noktadır..
Eğer hükümdeki şekli unsurlara takılırsak afrikasından kutuplarına bütün dünyaya nasıl hitap edeceğiz?
Ortada bir hüküm varsa bu hükmün gerçekleştirmek istediği bir gaye vardır..gayenin tahakkuku önemli..
Ahzab 59’da cilbab neden öneriliyor??dışarı çıktıklarında hanımların incitilmemeleri için..Allah gafur ve rahimdir diye bitiyor ayet..Allah’ın büyük rahmeti,kadını toplumun ahlaksızlıklarına karşı koruma gayesi var..
Cilbab hükmünün verildiği dönemde cilbab bu gayeyi gerçekleştiriyordu..ayrıca kadınların sosyal hayatları kısıtlıydı..bugün kadınların dışarıda eziyet görmemeleri için çarşaf gerekmiyorsa şekle takılmamak lazım..tesettürün özü,dışarıda şehveti tahrik edecek kıyafetlerden, şuh hareketlerden kaçınmaktır..kölelik düzeni olmadığından hür ve cariye ayrımına da gerek yok..gaye farklı şekilde ve toplumun uzlaştığı,adet olan farklı tasarımda kıyafetlerle sağlanıyorsa bu yeterlidir.ki bugün tüm okuyan örtülü hanımlar Kurani örtünmenin dışına çıkmışlardır ve modern yorumu benimsemişlerdir..
Ben saçını bağlayıp,duruşuyla makyajıyla dikkatleri üzerinde toplayan bir bayandan, saçı açık fakat dikkat çekmeyen bir bayanı tesettüre daha uygun bulurum..
Çarşaf giyilmiyorsa eğer bunun dışındaki kıyafetleri İslami tesettür diye zorla dayatıp(erkekçe fetvalarla) hanımların hayatını çile ve ızdıraba bürümenin anlamı yok..
ya çarşafın mücadelesini vereceksiniz ya da susacaksınız..kadınlar ne yapacaklarını bilirler..gölge etmeyin yeter.
Ayrıca saçını örtmeyen hanımlara Kur’an hangi cezayı veriyor..onu da çok bilmiş beylerden öğrenmek isterim??
Yazan: deniz Tarih: November 16, 2007 7:15 PM
Geçimini DİN üzerinden temin eden arkadaşlara soruyorum:
Eğer Hz.Hatice'ye Allah uzun ömür verseydi ve Hz.Muhammed'in hakkın rahmeti'ne kavuşmasından çok sonra Hz.Hatice ölseydi acaba bugün türban diye bir konuyu dilinize pelesenk edebilecek miydiniz?
Türban üzerinden din tacirliği yapanların günümüz Türkiyesi'nde kadını insan yerine koyan ona erkeklerle eşit haklarda bir birey olma vasfını veren laiklik ilkesini savunanları zorba laikçiler olarak takdim edenlerin özgürlükler ve demokrasi kelimelerini ağızlarına dahi almaya hakları yoktur.
Türban'ı kullanarak liberal laiklik maiklik gibi içi boş söylemlerle masum genç kızlarımız üzerinden duygu sömürüsü yapmaktan vazgeçin artık! Bu liberal laiklik anlayışınız içinde genç kızlarımızı türban'a mahkum etme dışında onlara mahkemlerde tek başlarına yapacakları şahitliklerinin geçerli olmayacağını, miras paylaşımında erkek kardeşlerine 2 pay onlara ise 1 pay verileceği konusundaki sosyal haklarının tekrar kazandırılacağı konusuda var mı?
Sizin Liberal laiklik anlayışınıza göre uygulamadaki laiklik sayesinde kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmasını neden zorbalıkla suçlayamıyorsunuz? Tek tutunacağınız dal türban mı? Hadi bunuda eleştirsenize?
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: November 16, 2007 8:15 PM
Ah, Ahh!! Manzara yurekler acisi! Kollektif haya damarimiz mi catladi ne? Belli ki bazilarinin bunyesinde nakli bilgi ishal yapiyor.
Kisisel sapikliklarini makul kilmak icin dini imani referans alanlar eksikti bir. Onlar da turedi. Bu da yeni yorum olsa gerek. Daha fakir, daha koylu bir millet iken daha ahlakli bir millettik; ya da ben fazla yaslandim.
Allah kimseyi sasirtmasin. Baska ne diyeyim?
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: November 17, 2007 11:45 AM
deniz ve gibiler;
insanların sıradan tepkilerinden "BAĞIRMAK,ÇAĞIRMAK,HÖYKÜRMEK" gibi olmayan sesler işitmeniz ve birtakım sanrılar paranoyak olduğunuzun delilidir,ama bunun için üzülmeyin muhtemelen sizinki çevresel faktörlere bağlıdır ve tedavisi mümkündür...ben başı bağlı olmayan bi BAYAN olarak canım isterse kafamı örterim en gösterişlisinden sonrada suratımı boyarım en renklisinden ve bunuda ister dini ister siyasi kaygılarla yaparım kime ne?istersem çarşafta giyerim sonrada bunun mücadelesini veririm,istersem sırf yüzüm güzel görünsün die sıktırırım başörtümü sonrada gider başımdakinden vazgeçmem die diretirim sana ne? sizemi kaldı benim kılığıma kıyafetime yorum yapmak yok dine uymazmış tövbe haşa kuran böyle demezmiş...böyle 2 bişey okuyup kuran-ı kerimi kafanıza göre yorumlamayın.isteyen istediği gibi yapar,yaşar. herkes kendi vicdanıyla hesaplaşsın.bırakın artık sokağa çıkıp milletin saçını başını bilmem neresini analiz edip "zekice" yorumlar yapmayı.ama isterseniz yapın tabi o da sizin özgürlüğünüz ama sonrada kızmayın paranoyalığınız yüzünüze vurulunca.dünyada o kadar dert var onları düşünün,onlara çözüm üretin bırakın bu şekil şablon işlerini....son olarak şunuda belirtmek isterim; maalesef bende çevremde başörtülü arkadaşlarımın çalışırken az da olsa kendileriyle aynı zihniyete sahip kişilerce ezildiğini ve örtüsünden dolayı çalıştığı kuruma mecburiyeti varmışcasına horlandıklarını görüyorum(malum başı baglı heryerde çalışamıyo) yani bu tarz hastalıklı insanlar her kesimden çıkabiliyor aynı zihniyet sahibi kişilerden bile....
Yazan: duru-kan Tarih: November 17, 2007 3:03 PM
Ayrıca ben tesettür konusundaki kıstasları değiştirmiyorum..o kıstaslar kızların sosyalleşme talepleriyle birlikte değişmiş zaten..bugün üniversitede okuyan hiçbir örtülü bayan tesettürlü değildir Kur'ani anlamda..kızlar farkında değiller sadece..(deniz)
Anlamıyamıyorum,
Demek kızlar yanılmış, farkında değiller,
Şimdi deniz'in anlayamadıklarına gelelim,
Yazısında bolca örnekler vermiş, alıntılar yapmış
YAHU
Herkes SEN gibi düşünmek zorunda DEĞİL, düşünmüyor da
Herkes o verdiğin örneklerdeki gibi düşünmek, yaşamak zorunda değil, yaşamıyor da
Herkes o verdiğin örnekleri aynı şekilde yorumlamak zorunda değil, yorumlamıyor da
Ama öyle bir yazmışsın ki herkes aynı şekilde düşünMELİ, yorumlaMALI, yaşaMALI
Bu nasıl bir anlayış, eleştirilen bu
"Türban Kur'an'da yok" demek garip değil, senin yorumundur,(Fakat "var" demek de bir başkasının yorumudur)
"Türban Kur'an'da yok, takmayın" demek senin özgürlüğündür, fakat TEK doğru değildir,(Fakat "var, takın, takarım" demek de başkasıın özgürlüğü ve onun doğrusudur)
"Türban Kur'an'da yok, takmayın, deyip, takanlar yanlış biliyor, takılmayacak" demek edepsizliktir, zorbalıktır (Aynı şekilde "Türban Kur'an'da var, takın, takmayanlar dinsizdir, herkes takacak" demek de edepsizlik, zorbalıktır
...
"İslam hukukunun evrenselliği meselesine çok girmeyeceğim ama bu bağlamda birkaç şey söylenmesi gerekiyor."(deniz)
Bu yüzden birçoklarının eleştirdiği mezhepler var, yorumlar var, isteyen istediğine göre davranır, isteyen istediği yorumu yapar, yaşar...
...
"Çok bilmiş beyler" bu meseleyi bir tabiki konuşabilir, bu "çok bilmiş beyler" için bir demokratik meseledir, dine düşmanlıklarından dolayı baskı yapanlara, yaptıklarını düşündüklerine bir eleştiridir, bir tepkidir
Belki de bir kadın hakları meselesidir bu "çok bilmiş erkekler" için, zenci haklarını savunmak için zenci olmak gerekmiyor
İnsani yönü vardır, demokratik yönü vardır, kadın hakları yönü vardır, dini yönü vardır bence ve o "çok bilmiş beylerce" tabiki; sizce olmaya bilir efendim,
...
"Ben saçını bağlayıp,duruşuyla makyajıyla dikkatleri üzerinde toplayan bir bayandan, saçı açık fakat dikkat çekmeyen bir bayanı tesettüre daha uygun bulurum.."
Efendim bu sizin görüşünüzdür,
Fakat isteyen başını örtüp, makyajda yapabilir, başını örtüp göbeğini de açabilir,
Onun sınırlarını, onun örtünmedeki maksadını siz, ben, onlar belirleyemez.
Ha eleştiririz, bu uygun değil diyebiliriz fakat onun yorumuna ve uygulamasına da karışamayız, onu örnek gösterip örtünmeyi eleştiremeyiz,
Ayrıca bunu genelde yobalıklarını göremeyen bir kesimin yobaz diye etiketlediği insanlar yapıyor, doğrusu deniz hamının "duyarlılığı" gözlerimi yaşarttı.
...
Evet, farklı yorumlayabilir, farklı düşünebiliriz fakat kendi içimizde tutarlı olmalıyız en azından, ha tabi tutarlı olmamak da hakkımız, kime zararımız varki kişisel tercihlerimiz, yorumlarımız ve düşüncelerimizle
"Çarşaf giyilmiyorsa eğer bunun dışındaki kıyafetleri İslami tesettür diye zorla dayatıp(erkekçe fetvalarla) hanımların hayatını çile ve ızdıraba bürümenin anlamı yok.."(deniz)
"Belli bir zamanda belli bir yörede inmiş hükümlerin değişen zaman,zemin ve sosyal olaylar karşısında evrenselliği nasıl sağlayacağı önemli bir noktadır.."(deniz)
Bir az önce zamana, zemine göre inmiş hükümlerin değişmesi gerektiğini söyleyen deniz hanım neden şimdi örtünmenin tek doğru(!) tarzının çarşaf olması gerektiğini düşünüyor???
Duyarlılığı gözlerimi yaşartıyor...
Bir tavsiye : Kur'an-ı yorumlamak haddimiz değil demeyeceğim, isteyen istediği gibi yorumlar ve yaşar, fakat eleştireceksek ve eleştirilerimizin haklı olmasını istiyorsak, Kur'an'da her kelimenin "emir" içermediğini, kiminin "tavsiye", kiminin "ruhsat(ehliyet)" olduğunu bilelim.
Eleştireceksek samimi ve yapıcı olalım
Aksi "düşmanlıktır", insani değildir...
Yazan: Anonymous Tarih: November 17, 2007 4:48 PM
"Ayrıca saçını örtmeyen hanımlara Kur’an hangi cezayı veriyor..onu da çok bilmiş beylerden öğrenmek isterim??"(Deniz)
Deniz hanımın bu sorusuna cevap vermek istiyorum,
Belki de hiç ceza vermiyordur, belki de örtünenler Kur'an'ın kastetmediği bir "emir" çıkarıp örtünüyorlar,
Kim bilir?
Niyet önemlidir, dini açıdan soruyorsanız,
Sosyal açıdan soruyorsanız, isteyen istediğini yaşasın,
Ne çıkar,
Bence Kur'an "birilerinden" çok daha ANLAYIŞLI,
Başkalarına dayatmadığı, başkalarının haklarını kısıtlamadığı sürece isteyen istediğini yapsın efendim, bize ne
Biz sadece tavsiye verebiliriz, samimi ve yapıcı bir şekilde eleştirebiliriz,
Uymak veya uymamak yine kişilerin elinde OLMALIDIR
Kim bilir en doğrusunu,
Niyet efendim niyet
Dinin de faşist, diktatör yorumu, dini eleştirmenin de faşist, diktatör yorumu DEMOKRASİYE aykırıdır,
BENCE
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 17, 2007 4:57 PM
Sayın Hülagü,
"Eğer Hz.Hatice'ye Allah uzun ömür verseydi ve Hz.Muhammed'in hakkın rahmeti'ne kavuşmasından çok sonra Hz.Hatice ölseydi acaba bugün türban diye bir konuyu dilinize pelesenk edebilecek miydiniz?"
Bu sorunuzla neyi kastetiğinizi inanın anlamadım, açabilir misiniz? Bilmediğimzi bir şeyler mi var?
...
Geçenlerde bankamatikte sıra beklerken benden önce işlem yapan kişinin ekranına gözüm takıldı, hesap özetini inceliyordu, hesabına epey para yatırılmıştı, açıklama hanesinde "DİN TAC" YAZIYORDU, ben de hep "MAAŞ" yazıyor, neymiş bu "DİN TAC" diye merak ettim, bankaya girdim sordum, "Din tacirliği" dediler,
Siz bayağı bilgilisiniz, sanırım irtibatınız da var, bir konuşsanız(referans) olsanız da beni de işi alsa bunlar, yahu iyi para var bu işte, nereden bulurum bu insanları, nasıl başvurabilirim bu işe???
Çok acil yardımınızı bekliyorum, keşke sorsaydım bankamatiğin önünde gördüğüm adama
Ah eşşek ben,
(!!!)
...
"Türban üzerinden din tacirliği yapanların günümüz Türkiyesi'nde kadını insan yerine koyan ona erkeklerle eşit haklarda bir birey olma vasfını veren laiklik ilkesini savunanları zorba laikçiler olarak takdim edenlerin özgürlükler ve demokrasi kelimelerini ağızlarına dahi almaya hakları yoktur." (Hülagü)
Efendim o zaman o laiklik ilkesini savunanlar bir zahmet "örtünme" konusunda başkalarına kendi DOĞRULARINI dayatmaktan vazgeçsinler,
Ne yani dini, sosyal, estetik veya başka kaygılarla örtünmek isteyenlerin "niyetlerini okumak, hassasiyetlerini belirlemek, onlara örtünmemeyi dayatmak" mı demokratik?
...
"Duygu sömürüsünden" bahsediyor Hülagü ayrıca,
Eğer örtündüğünden dolayı rahatsızlık hisseden, baskı hisseden milyonlarca kız olmasaydı, diyecektim ki "biz ne menem adamlarız, bu kızların öyle bir derdi yok, biz zorla bu insanlara mağdur oldukları hissini dayatıyoruz, ne zorbayız be"
İnanın derdim, inşallah başkaları da bir özeleştiri yapar bunları söyleyebilecek kadar cesur olur.
...
Gelelim Hülagü Bey'in değindiği miras konusuna,
Malum Kur'an'da erkeğe 2 kadına 1 pay verileceği bahsi var ya
El cevap : Kur'an'ın geldiği dönemde kadının miras üzerinde hiçbir hakkı yoktu, Kur'an bir anlayış olarak kadının da mirasta hakkı olduğu anlayışın getirmiştir
Peki nedir bu 1'e 2 oranı
Bu bir mecburiyet midir, yani Kur'an'daki bu ayet bir "emir" midir?, ruhsat mıdır, tavsiye midir?
Yoksa yeni bir anlayış(kadının da mirasta hakkı olduğu anlayışını) mı getiriyor?
Kıyaslayalım medeni hukukla,
Medeni hukukumuza göre de ben malımın hepsini bir çocuğuma bırakabilirim, vasiyet yazar kız çocuklarıma hiç mal bırakmayabilirim, erkek çocuklarıma hiç mal bırakmayabilirim, gözlüklü çocuklarıma hiç mal bırakmayabilirim, tüm malımı kel çocuklarıma bırakabilirim, tüm malımı bana bakan, hürmet eden çocuklarıma bırakabilirim, beni hor gören, sevmeyen çocuğumu mirasımdan mahrum bırakabilirim
Mesela kız çocuğum bana hiç bakmadı, beni hakir gördü, benim istemediğim şekilde davranmadı, acaba din bana kızıma erkek çocuğuma verdiğim mirasın yarısı kadar mal vermem gerektiğini söylüyor deyip, "bana bakmayan, beni hakir gören, benim isteklerime uymayan, beni inciten kızıma" mirasımdan pay mı vereceğim, ne yani din böyle bir evlata da mirastan pay vermek için beni MECBUR mu bırakıyor???
Veya, erkek çocuğum bana bakmadı, beni azarladı, hakir gördü, beni dövdü, yaşlılığımda beni kırdı,
Aman Allah'ım
NE YANİ
Din "beni bu erkek çocuğuma miras vermeye MECBUR MU bırakıyor"?
HAYIR
HAYIR HAYIR
Eğer "medeni hukukumuz" mecbur bırakıyorsa ASIL BU EŞİTSİZLİKTİR, ZORBALIKTIR, ANTİ DEMOKRATİKTİR
Nisa Suresinin miras konusundaki ayetleri "kadının hiçbir miras hakkı olmayan bir topluma" tavsiyedir, ve yeni bir anlayış, "kadının da mirasta hakkı olduğu" anlayışını getiriyor. Oran bir emir değil, tavsiyedir,
Şahitlik konusu da böyledir, kadının insandan sayılmadığı bir topluma kadının böyle hakları olduğu anlayışını getirmiştir,
Kölelik konusu da böyledir,
4 kadınla evlenme konusu ise bir tavsiye BİLE DEĞİLDİR, aksine din evlenilen kadın sayısını ARTIRMAMIŞ, AZALTMIŞTIR
Gelin dini eleştirmek yerine "dini tüm malını erkek evladına vermek için bir kisve olarak kullananları" eleştirelim,
O zaman samimi görürüm, o zaman yapıcı olursunuz
Üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi sizin amacınız?
"Sizin Liberal laiklik anlayışınıza göre uygulamadaki laiklik sayesinde kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmasını neden zorbalıkla suçlayamıyorsunuz? Tek tutunacağınız dal türban mı? Hadi bunuda eleştirsenize?"(Hülagü)
İşte eleştirdim, kendi yorumumu söyledim, varsa benim yorumumun yanlışımı söyleyin, dine "düşmanlığı" bırakın
Hadi sen de "türban konusunda kendini mağdur hissedenleri görüp, türbanlılara yapılan baskıları" eleştirsene...
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 17, 2007 5:47 PM
cahil ve seviyesiz insanlarla uğraşmak gerçekten çok zor..terbiyesizliği adet edindiğini bildiğim kişilerin perdeli bir şekilde benimle muhatap olma çabalarını da ibretle görmüş bulunuyorum..
zekasıyla başedemediğiniz insanlara karşı çamurlaşarak üste çıkamazsınız..siz bana en ağır şeyleri söyleseniz farketmez benim için..ben sadece sizin seviyenizi anlamış olurum..
benim yazdıklarımın ulaştığı insanlar olduğunu biliyorum..onlar yeter benim için..
siz çamurlaşmaya devam edin..kolay gelsin..
Yazan: deniz Tarih: November 17, 2007 7:58 PM
Dolayısıyla hemen gelelim B konusuna: Cumhuriyetimizin “bölücülük” ile birlikte iki büyük belasından biri olarak tarif edilen, hele son yıllarda dillerden hiç düşmeyen “irtica”ya. Acaba burada da Orgeneral Yalman’ın ifade ettiği türden hatalı bir devlet zihniyeti olabilir mi? Acaba burada da sorun “sosyal isteklerin” devlet tarafından yasaklanmasından mı doğuyor? Örneğin dindar bir genç kızın üniversitede başörtüyle okumak istemesi, mütedeyyin insanların cemaatler ve tarikatlar kurması, aynen “'dilini konuşmak, şarkısını, türküsünü dinlemek” gibi meşru talepler değil mi?M.A----------------------------------
Mustafa Bey sizin burda saydığınız şeyler irtica değil..bunların kötü niyetli kimseler tarafından sisteme karşı kullanılmaya çalışılması irtica..
ve bunlar keşke dediğiniz gibi paranoya olsaydı..çok memnun olurdum gerçekten..bu masum insanları dini hassasiyetlerinden ve duygusallıklarından dolayı kullanmak isteyen bir ölçüde de başarılı olan grupları biz 28 Şubat öncesi dönemde tanıdık..
devletin müdahalesi çok sertti,demokratik değildi vs..bunlar tartışılır..fakat irticai grupların olduğunu görmemezlikten gelemezsiniz..
refah partisi döneminde oldukça yoğun bir şekilde faaliyet gösterdiler..radikal islamı sürekli ön plana çıkarmaya çalışan ve bana sataşan bir yorumcunun da içinde bulunduğu o dönemin refah partisi affedilemeyecek kadar suçludur benim nazarımda..hatasını kabul edip kendini yenileyeceği yerde radikalizmle ilgili zehirli fikirlerini burda yayma çabasında olduğu görülüyor.
o dönem gençlerin kafasına neler sokulduğu,nasıl sistem düşmanı yapılmaya çalışıldığı,örtülü hanımlara başörtüsünü açmamaları konusunda nasıl baskı yapıldığının canlı şahitlerinden biriyim..
siz çok masumane bakıyorsunuz herşeye..iyi niyetlisiniz..fakat herkes sizin gibi masum değil..
Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının bu zihniyetten kopmak için verdikleri mücadele ortada..
sadece bunlar da değil..İran'daki sistemi ihraç etmeye çalışan sinsi radikal gruplarla da muhatap oldum..ayrıca Arap vahhabi uzantılarının yıkıcı faaliyetleri de ayrı bir durum..bu gruplar kendine dini bir hayat tarzı arayışı içinde olan gençleri kolay kapıyorlar,kapmaya çalışıyorlar..bunlar paranoya değil..bu devletin istihbaratı bunları biliyor tabiki..
her devlet kendi sistemini korumak için önlemler alır..Osmanlıda devletin istikbali için yeni doğmuş bebeklerin katlinin sistem tarafından nasıl savunulduğuda malum..
eğer gerçekten,samimi olarak laik sistemi savunuyorsanız daha uyanık yazılar yazın..gençler arasında böylesi grupların dolaştığı konusunda uyarın gençleri..bu konulara da eğilin..bunlar paranoya deyip işin içinden sıyrılmayın..
sizin paranoya dediğiniz şeylerle biz boğuşurken siz ABD'de ya da Londra'daydınız galiba..kaçırdınız sanıyorum..
bana değişik tonlarda itiraz eden arkadaşlar,benim örtü düşmanı yada örtülü hanımları kısıtlamaya çalışan biri olduğumu sanıyorlar galiba..
ben bu hanımlar üzerinden rant elde etmeye çalışan baronlarla uğraşıyorum..hanımlarla bir sorunum yok..
laiklik en başta kadınlara lazım..sisteme bu konuda yardımcı olmak gerekir..gerçekten laiklik konusunda samimiyseniz..
saygılar..
Yazan: deniz Tarih: November 17, 2007 9:56 PM
Mustafa Fatih Yüce Beyin ve Anonim arkadaşın yorumları yukarda kalmış,yeni farkettim..kusura bakmayın..fazladan bir yorum daha yapmak zorundayım..
benim çarşaf konusundaki ısrarım,görüşlerimin modernist bulunarak eleştirilmesi karşısında klasik anlayışın görüşünü vurgulamaktı..
klasik fetvalara daha örnekler çoğaltılabilir..
demekki bu görüşler kabul görmediğine göre herkes modernleşmiş..buda cumhuriyetin başarısı bence..
eskiden din anlayışları böyleydi ben ne yapabilirim??olanı söylüyorum..
başını örten kızlarımızda ister göbeğini açar,ister makyajını yapar kime ne? konusu o kadar basit değil bence..
bu tarz hevesleri olan kızlarımıza lütfen başlarını açmaları konusunda yardımcı olalım..
doğrusunu öğretmekde bir görev..emr-i bil maruf,nehyi anil münker kapsamında..
taşıyamayacağın şeyi başında tutma lütfen..kendini zorlamana gerek yok..
burası Türkiye..senin her yaptığın hareket dikkat çekiyor..gerçekten örtünen,tesettüre bürünen hanımların vebalini üzerinize almayın..bu öyle basit birşey değilki..
örtündüysen bunun bir prosedürü var..hayatını değiştireceksin..öyle rahat hareket edemezsin..
örtünü başına takıp gülhane vs..parklarda erkek arkadaşınla sarmaş dolaş olamazsın..göbeğini açamazsın..beni incitmeye ne hakkın var?
örtü öyle içi boş bir şey değilki..işin ucunda din var..kutsal bu..senin rahatlığını kaldırmaz..hele Türkiye'de asla..
başımı sıktırır keyfime bakarım diyemezsin..ne zorun var?örtme başını..
sadece kıl kapamaya indirgenmiş bir tesettür olmazki..herkes keyfine göre yorumlayamaz bunu..keyfe göre din olmaz..Kur'an bunun kıstasını veriyor..
ya örtülüyken bunun edebine,adabına uyacaksın ya da örtmeyeceksin..
ben senin serbestliğini kaldıramıyorum..kendine çeki düzen ver.ne yapıyorsan,yapmak istiyorsan özelinde yap..sokaklara taşıma bunu..
kızların örtüyü kaldıramadıklarını gördüğüm için başlarını açmalarını teklif ediyorum..yol gösteriyorum onlara..bir baskı yaptığımız yok..
blog ortamında bir iki kelime karalıyoruz sadece..
ben dışarda hiçbir örtülü kıza karışmıyorum..belki uyarmalıyım,bilmiyorum..ama onun nefsinin isyanlarını hece hece okuduğum için dokunmuyorum..
kardeşim!!
başını aç ve rahatına bak..kendini topla ve hazır hissettiğin zaman ört..Allah kılını neden kapatmadın diye seni şu kadar yıl cehenneme atmayacak merak etme..o seni senden daha iyi biliyor.senin niyetin,özün Allah'a dönük olmasa bu kadar dengesiz tutumuna rağmen o örtüyü taşımazsın..sadece kaldıramıyorsun..bende bunun farkındayım..
böyle yapma..bu sözler sana merhametimden..kaldıramadığın bir şeyi yüklenme.
git okulunu oku,meslek sahibi ol,hayatını yaşa..
kimsenin seni gütmesine izin verme..ve inanki birileri senin örtün üzerinden siyasi hesap yapıyor..seni düşünen yok..
İstanbul gibi bir yerde bizi sokağa atmakla tehdit ettiler o günki siyaseti yönlendirmeye çalışan baronlar..açmayacakmışız başımızı..kolaydı..sen kazandın o okulu..boşversene..seni gerçekten düşünen kimse yok..
sen kendine bir iyilik yap..ayaklarının üzerinde dur önce..ok??
Yazan: deniz Tarih: November 18, 2007 1:02 PM
Dini istismar edenler oldukça ve din üzerinden ticaret yapıp maddi ve manevi rant sağlayıcılar var olduğu müddetçe 70 yıl değil 700 yıl beklersiniz.
Yazan: can Tarih: November 18, 2007 6:02 PM
deniz;
hay senin zekanla başedemeyip sana çamur atan o seviyesizler.ben onlara nediyim bilmem ki..yahu sen olmasan var ya şu insanoğlu soyunda bir eksiklik bir yitim olurdu.sen dengesin insanlık için,alem buysa kral sensin...senki afet-i devran, mükemmel-i cihansın.zekanın simgesi bilgeliğin güneşisin..sen seçildinde
mi gönderildin bu dünyaya.seni varya anlatacak kelime bulamıyorum.Nesin sen?
sana paranoyak diyorlar diye üzülme.onlar senin istikrarına gıptayla bakıp senin yarın bile edemeyen kişiler.sen paranoyak değilsin canım ince fikirlisin.ama nerdee bu ayrımı yapacak kafa bazılarında.sen susarsan bir neden konuşursan ayrı bir neden vardır.senin üstüne zeka tanıyan megalomandır...söylesene şu alemde senin zekan üstüne zeka varmıdır?benim şahsi fikrim;senden iyisini bilmem,görmedim,duymadım...
bilgelik,zeka ,yüksek seviye,kalite senin genlerinde var.bu nedenle senle aynı fikirleri paylaşmak bile bir şereftir.hatta senle aynı fikirlere sahip olarak doğmamış kadersizler için seninle 1.derece akraba olmak bile ayrı bir şereftir.sen kıvrak zekanla zaten her zaman bir sıfır öndesin...
birde senle muhatap olmak için sıra bekleyen ve hatta ön sıra almak için birbirleriyle kapışan ve senin onlara asla sıra vermeyeceğin 2.kadersizler gurubu ki aynı zaman da onlar senin tabirinle sana sataşanlar oluyorlar.bunlar var ya bu fesatlar yüzünden bütün fallarında nazar çıkacaktır.Mümkündür.Başka mümkünatı da yoktur.Allah seni kem gözlerden korusun inşallah...
Yazan: Anonymous Tarih: November 19, 2007 1:44 PM
Sayın mustafa fatih yüce,
Geçimini DİN üzerinden temin edenlerin nedense hep işlerine gelen konular Allah'ın emri, işlerine gelmeyenler ise Allah'ın bir tavsiyesi oluyor. Aynen örtünmeyle ilgili ayetlerde olduğu gibi.
Her nedense örtünmeyle ya da kadınlarla ilgili bütün ayetler Hz.Hatice'nin ölümünden sonra inmiştir. Hz.Muhammed'in peygamberliği'nin ilk 10 yılında Hz.Hatice sağ iken kadınlarla, cariyelerle ilgili tek bir tane bile ayet yoktur.
İslamiyet öncesi dönemde kadınların hiçbir hakları yoktu, kız çocukları doğar doğmaz toprağa diri diri gömülüyordu safsatası kuyruklu bir yalandır. Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor idiyse Hz.Hatice neden gömülmedi? O dönemde dünyada bütün diğer toplumlarda da görülebilen bu tür münferit olayları sadece Arap yarımadasına mahsus bir eylemmiş gibi göstermek su katılmamış bir cahilliktir. İslamiyet öncesinde kadınların sahip oldukları haklar Hz.Hatice'nin Hz.Muhammed'i kendine eş olarak seçmesi o dönemde kadınların ne kadar medeni haklara sahip olduklarının en büyük kanıtıdır.
Kadınların başlarını örtmeye zorlanması hele hele bunun Allah'ın kesin bir emri olduğu dayatması Arap erkek kıskançlığından başka bir şey değildir.
Bütün tarikatların şeyhleri ve tarikatların daimi müdavimleri DİN TACİRLERİ dir.
Ayrıca miras konusunda medeni hukukumuza atfen bir takım açıklamalar yapmışsınız. Malesef çok feci halde yanlış bilgilere sahip olduğunuz anlaşılıyor. Medeni hukukta mirasla ilgili bölümde bütün bireyler saklı pay denilen bir kavramla güvence altına alınmıştır. Eğer Anne-Baba çocuklarının tümünü ya da bir kısmını evlatlıktan redetse bile miras'tan ıskat (mahrum bırakma) etmeleri mümkün değildir. Medeni hukukta ıskat sözkonusu değildir. Tereke (miras) varsa hak sahiplerine dağıtılır. Yani kızınız ya da oğlunuz size bakmadılar diye onların her ikisini ya da birini keyfe göre mirastan mahrum bırakmak medeni hukuka göre mümkün değildir. Bunu ancak şeri hukukta yapabilirsiniz. Yani Allah'ın emrettiği ya da sizin işinize geldiğinde tavsiyesine göre yapabilirsiniz belki. Ama bunun için önce medeni hukuku ortadan kaldırmanız gerekecek.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: November 19, 2007 3:17 PM
Sayın Deniz hanım,
"başımı sıktırır keyfime bakarım diyemezsin..ne zorun var?örtme başını.."(deniz),
diyorsunuz,
Efendim ben de demek istiyorum ki, bırakın o başını örtsün, göbeğini açsın,
Bize ne zararı var,
Kendi sınırlarını, kendi hassasiyetlerini kendisi belirlesin, kendini istediği gibi ifade etsin
Ha ben de açıkçası karşıyım başını örtüp de "tesettüre" uygun giyinmeyenlere, kendi içlerinde çelişkideler bence,
Fakat bu benim tesettür anlayışıma göre,
Onun tesettür anlayışı farklıdır, farklı olması doğaldır, hani siz tek tip örtünmeden yana değildiniz
Belki de sadece kendisini böyle güzel hissettiği için kullanıyor türbanı, bize ne canım
...
"İstanbul gibi bir yerde bizi sokağa atmakla tehdit ettiler o günki siyaseti yönlendirmeye çalışan baronlar..açmayacakmışız başımızı..kolaydı..sen kazandın o okulu..boşversene..seni gerçekten düşünen kimse yok.." diyorsunuz
"Açmayacaksınız başınızı" diye kimsenin kimseye baskı yaptığı yok
Ha şunlar söylenir ve düşünülür, tavsiye edilir:
"Açmayın, açmayalım, kolay lokma olmayın, olmayalım, değerlerinizin, inancınızın arkasında durun, duralım"
"Açmak, günah tabiki, bana açmak 'günah değil' dedirtemezsiniz, tabi burada bir baskı da var, bu göz ardı edilemez, fakat açın başınızı ve okuyun, sonra demokratik mücadelenize devam edersiniz"
Fakat kimsenin o kızların başlarını açmamasından dolayı bir rant sağladığı falan yok,
Bu kızlarla kimleri karşı karşıya getirmeye çalışıyorsunuz
...
Abdullah Gül, eşi kapalı, başörtüsü mağduru, kazandığı üniversiteye örtüsünden dolayı kayıt yaptıramadı,
Bu insan mı başörtüsünden nemalanmaya çalışıyor, yahu adam ve karısı bizzat mağduru bu işin
Ha neden şimdiye kadar adım atılmadı o zaman diye sorabilirsiniz?
Komik olur, adım atacağım dediklerinde bile medyada bin yaygaralar, birilerini göreve çağırmalar, 28 şubat, 27 Mayıs, tek kesim tarafından yönetilen(tek sesliliği yavaş yavaş kırılan) bir brokrasi, sokakta çevirdiğiniz 10 vatandaşa ordu, yargı, üniversite rektörleri sağcı mı solcu mu diye sorsanız en az 7'sinden aldığınız "solcu" yanıtı
Bu memleketi acaba gerçekten sağcı iktidarlar mı yönetti, onlarda seçilmişti bu iktidar gibi??
gibi örnekler neden bu işe el atılmadığının cevabıdır,
Yoksa cevap bu adamların bu işten nemalandıkları değil,
Sen başörtüsüne baskı uygularsan, demokratik bir ülkede Başörtüsü PARTİSİ bile kurulabilir, tüzüğünde partinin tek amacı başörtülülerin üniversiteye, kamuda işe girmesi bile olabilir
Bu iş siyasetin malzemesi olabilir,
BUNUN NERESİ GARİP???
Asıl garip olan böyle bir baskı, yasak
...
"bu tarz hevesleri olan kızlarımıza lütfen başlarını açmaları konusunda yardımcı olalım..
doğrusunu öğretmekde bir görev..emr-i bil maruf,nehyi anil münker kapsamında.."(deniz)
diyorsunuz,
Bir yandan da sürekli "başlarını açmaları" telkinin de buluyorsunuz,
inanın "daha iyi örtünmeleri" konusunda tavsiye de bulunsanız
veya
"açıkça başörtüsü düşmanlığı yapanların ağzını" kullanmasanız
daha samimi görürdüm sizi
bu durumda sadece başörtülü kızlar için sergilediğiniz bu HASSASİYET
gözlerimi yaşartıyor(!)
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 19, 2007 6:58 PM
Özlem Albayrak
albayrakozlem@yahoo.com
Böyle buyurdu cehennem gişecisi
Son dönem modası bu; 'dini literatür'le dindar vurmak. Kural ise şu; dindarı almak, o dindarın riayetle memur kılındığı emir-nehiyleri tespit edip dindar kişinin günlük hayat pratiğiyle çeliştiği noktaları yakalamak. Çelişki gibi görünen bu yorum ve usulleri samimiyetsizlik olarak tefsir etmek ve ballandıra ballandıra kitlelere maletmek.
Bu yolla, hem İslam'a ve önerilerine kıl olduğunu apaçık beyan etmekten kurtulmak ama aynı zamanda 'bakın dindarlar ne ikiyüzlü, inanmayalım bunlara' cümlesini kamusal hafızaya yedirmek, hem de dinin kendisine direkt karşı çıkmayarak oluşturulan 'objektivite' simülasyonu sayesinde meselenin aslında bilmeyenlerce ciddiye alınmak.
Din anksiyetesi, bir insana Muhammet adının verilmiş olmasından rahatsızlık duyacak dereceye dek ilerlemiş olan Türkan Saylan'ın 'Ezan Türkçe okunsaydı, ah ne güzel olurdu, oturup dinlerdik. Arapça ezanı anlayamadığım için dinleyemiyorum' sözü de, askılısının üstünden 'Hem tesettürlüyüm diyorsun, hem de ayakbileklerini gösteriyorsuuun' serzenişi de aynı riya formülü içinde anlam bulur.
Örnekler onlarcadır, yüzlercedir… Ama Cumhuriyet yazarı İlhan Selçuk'un 'Türbanlılar cehennemliktir' şeklindeki formüllere sığmaz taşar son bombasının yeri, kalbimizde başka türlü makes bulmuştur ve dahi yeri doldurulamaz incilerdendir.
Evet, bir süredir okuyucularına, İslam'da faiz, İslam'da kadın hakları, İslam'da şu, İslam'da bu fetvalarıyla, ayet-hadis devşirmesi hitaplarda bulunan İlhan Selçuk, İslam'ın içli bir nush mücahidine dönüşmüş, tatlı tatlı nasihat eden bir ehli hibreye evrilmiş, “sırat-ı müstakim üzre gözetirim rahimi, iblisin talim ettiği yere minnet eylemem” şeklinde ikazcı bir mücahidliğe vurmuş gibi görünüyor.
Bu yaşından sonra üşenmiyor, 'İslami literatür'ü okuyor, benim diyen müçtehidlere parmak ısırtacak deliller-kıstaslar çıkarıyor, faizmiş falan doğruyu-yanlışı önümüze koyuyor. Allameliği o kertede ki; başörtülü ve türbanlı olarak tasnif ettiği örtülü kadınların ikinci kısmının cehenneme gitmesi hükmüne varıveriyor Nur Suresi ispatıyla. Tevekkeli değil, laikliğin bir din olarak tecessüm edişini idrak etmemiz. Adamlar zaten 'Büyük Atatürk' gibi bir peygambere, 'Cumhuriyet değerleri' gibi müntesiplerini aynı arenaya toplayan işaret fişeklerine sahip bir dine mensupturlar, şu 'din' işinden iyi anlamalarına da şaşmamalı yani.
Ama benim merak ettiğim; egemenlik alanları için tehdit saydıkları, eğitim ve şehrin nimetlerinden yararlanma konusunda kendileri kadar hak iddia ettikleri için “türbanlılar” adına kilitleyerek yasak bölgeye aldıkları başörtülüleri; 'cehenneme dönmüş' bir hayatın ötesine, ta cehennemin dibine göndermek istedikleri sır değildi ki, İlhan Selçuk'un dinden delil getirmesine ne gerek vardı yani?
Hem bakalım, Cehennem de garanti mi? Ya cehennem hakkımız bile baki değilse, orayı da ideolojik-oligarşik imtiyazlarınız sayesinde ansızın kamusal alan ilan ediverirseniz ne olur bunca insanın hali?
Ulusalcı ve milliyetçi tarafınıza sesleniyorum İlhan Selçuk; siz şürekanızla cennette çatır çatır keyif yaparken, 72 milletin toplaştığı o mahşerin ortasında örtülü bile olsak birer TC vatandaşı olarak onca ırk arasında heder olup gitmemize gönlünüz nasıl elverecek? Üstelik dünyadayken, bizimle cennet-cehennem kategorileri üzerinden eskatoloji ekseninde bir ortak payda bile geliştirebilmiştiniz?..
Latife bir yana… Siyasi atmosferin de etkisiyle İslami olan her şey artık ilgi çeker, satar ve tutar halde. Ekmeğini cımbızlanan ayetleri demagojisine katık ederek, helva-aşure derinliğindeki dini rükunları provokasyonuna malzeme kılarak, hatta çaput bağlama-adak adama ayarındaki gelenekleri polemikçiliğine basamak yaparak kazanan bir yazar tipolojisi türedi.
Siyasi erk ve erkanın icraatlarına, hatta varoluşuna kin kusamadıkça, o erkanın kadınlarının yüksek rakımlarda oturuşuna içlene içlene susmak zorunda kaldıkça genişleyen, çeşitlenen ama o oranda ucuzlaşan bir dille üstelik.
Gelgelelim mevcut yönetime karşı bir cephe, alternatif formül oluşturmak için atmadığı takla, Demirel'den-MHP'ye, MHP'den Genç Parti'ye, en fenası postala kadar başvurmadığı masa kalmayan İlhan Selçuk gibi bir “ilim ve fen insanı”nın bu uğurda varlığı bilimsel açıdan kanıtlanamamış 'cennet-cehennem' gibi spiritüel kavramlara kadar gerilemesi hepsinden daha acıklı.
Bir süredir sistematik olarak sürdürdüğü bu tür provokatif çıkışları, a) ya hükümet ve din-dindar düşmanlığının kendisini, kıl olduğu İslam'dan ve terminolojisiden medet umma noktasına kadar gerilettiğini gösteriyor b) ya da köşesinin kaderinin de yönettiği gazeteye benzediği yani hiç okunmadığını.
İyiniyetli baksak ve ikinci ihtimale meyletsek bile; bu bir zamanlar 'Her gün sadece gazete veren” Cumhuriyet'in okuruna artık 'yükselen değer İslam' malzemesiyle hergün demagoji, provokasyon ve polemik verdiğini gösterir ki… En hafif tabirle okuru kandırmaktır, neresinden baksanız seküler anlamda ahlaksızlık, İslami ıstılahta günahtır.
Ha, bunu yapan cehennemlik midir? Bakın orasını bilemeyeceğim. Ne gidip döndüm çünkü, ne de gaipten bir haber geliyor.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: November 20, 2007 3:34 AM
sayın akyol;
anonymous'a ait olarak belirtilen 19 kasım 1:44 tarihli yazı bana aittir.sanırım teknik bir arıza nedeniyle isim karışıklığı oldu.herhangi bir yanlış anlaşılmaya sebep olmaması açısından belirtmek istedim.
saygılar
Yazan: duru-kan Tarih: November 20, 2007 9:48 AM
Abdullah Gül, eşi kapalı, başörtüsü mağduru, kazandığı üniversiteye örtüsünden dolayı kayıt yaptıramadı,(mustafa fatih yüce)
Bu insan mı başörtüsünden nemalanmaya çalışıyor, yahu adam ve karısı bizzat mağduru bu işin (mustafa fatih yüce)
Sayın mustafa fatih yüce,
1- "yahu adam ve karısı" tabiriniz çok kaba kaçmış. Kendisi artık Cumhurbaşkanımız.
2- Mağdur olan beyfendi değil değerli hanfendidir. Ama kazandığı üniversiteye türbanı yüzünden girememesinden dolayı değil. Henüz 14-15 yaşındayken evlenmek için zorunlu olarak liseyi bıraktığı zaman mağdur olmuştur. Çünkü Sayın Abdullah Gul'le evlenirken türban takmıştır. Sayın Abdullah Gül'ün türban takmasında hiçbir etkisi olmamıştır. Evlendiği zaman 14-15 yaşında olan hanfendi nasıl liseyi tamamen kendi hür iradesiyle bıraktıysa evlenirkende türbanı tamamen kendi hür iradesiyle takmıştır.
Yani bütün mağduriyetlerine kendi hür iradesiyle karar vermiştir. Dolayısıyle ortada şikayet edilecek bir mağduriyet söz konusu değildir.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: November 20, 2007 4:58 PM
Sayın Hülagü,
1)Cumhurbaşkanı'na ve eşi'ne hitap konusundaki duyarlılığınız için teşekkür ederim,
2)14-15 yaşında evlenerek kendisini mağdur etmiş liseyi bırakmıştır, evet insanların kendisini mağdur etme hakları da var,
AYRICA ZATEN 14-15 yaşında kendisini mağdur ettiği için değil, liseyi dışardan bitirip, üniversiteye kayıt olmak istediğinde engellendiği için MAĞDUR, hemde haksız bir uygulamadan dolayı
14-15 yaşında kendi kendisini mağdur ettiği için ZATEN kimseden şikayet etmiyor,
"Yani bütün mağduriyetlerine kendi hür iradesiyle karar vermiştir. Dolayısıyle ortada şikayet edilecek bir mağduriyet söz konusu değildir."(Hülagü)
Sizin bu iddianız şuna benziyor:
Bir adam bir köprünün başına geçiyor, gelen geçenden zorla haraç alıyor,
E, tabi o köprüye gelenler, hür iradeleriyle geldiler
Sizin mantığınızla olaya bakarsak, bu haraç alan adam değil, haraç verilen köprüye kendi hür iradeleri ile gidenler suçlu(!)
Böyle mantık mı olur?
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 20, 2007 6:38 PM
"Yani kızınız ya da oğlunuz size bakmadılar diye onların her ikisini ya da birini keyfe göre mirastan mahrum bırakmak medeni hukuka göre mümkün değildir. " (Hülagü)
Evet fazla bilgim yok, medeni hukuğumuzu açıp okuyarak yazmadım, zaten bunu belirttim önceki yorumumda, "eğer böyleySE" tarzı cümlelerimden bu anlaşılıyor.
Tabi eğer böyle İSE bu medeni değil, zorba bir hukuk oluyor, beni bana bakmayan, beni hakir gören, kendi çalıştığım ve kazandığım malıma layık olmadığını düşündüğüm kız veya erkek çocuğuma mirasımdan pay veriyor
Bu medeniyet değil, ancak zorbalıktır.
...
Gelelim safsata dediğiniz kız çocukların gömülmesi meselesine,
Tabiki kız çocukların hepsi gömülmüyordu,
Sadece fakir, çocuğuna bakamayacak olan kişilerin kıtlık vs. gibi zamanlarda gözlerinden ilk çıkardıkları evlatları kız çocuklardı,
Siz bütün kız çocuklarının gömüldüğünü mü zannediyordunuz??? Yahu komik gerçekten, bir de "hz. Hatice neden gömülmedi" diye soruyor onu örnek veriyorsunuz, yahu abestle iştigal, tek gömülmeyen o değil ki
Hz. Hatice'nin zengin ve soylu bir kadın olduğunu, zengin ve soyluların kadın hakları konusunda da fakir hemcinslerine göre her toplum ve zamanda daha az sıkıntı yaşadıklarını, bunun bir toplumda kadın haklarının varlığına delil olamayacağını söylemeliyim, aynen han ve hakanların eşlerinin fazlaca hakka sahip olduğunu söyleyip, orta asya uygarlıklarında kadın haklarının had safhada olduğunu iddia etmek gibi
...
"Kadınların başlarını örtmeye zorlanması hele hele bunun Allah'ın kesin bir emri olduğu dayatması Arap erkek kıskançlığından başka bir şey değildir." (Hülagü)
Bu cümlenizde ifade ettiğiniz argümana çok güvenmediğinizden sanırım, Arap düşmanlığını da celbetmeye çalışmışsınız cümlenizde.
Demek Araplar İslamiyet'ten sonra kıskançlaştılar??? Ne garip.
...
Gelelim genel eleştirinize, yani Kur'an'daki ifadeleri ancak işimize gelince emir, işimize gelmeyince tavsiye olarak algıladığımız iddianıza;
Efendim, ben Kur'an'daki kıza mirastan 1/2 oranda verilmesi meselesinin sadece tavsiye olduğunu söylerken, "bu tavsiyedir, hiç verilmese de olur" demek isteMİyorum. Böyle demek istesem haklı idiniz.
Ding don...
Fakat ben bu kadının miras hakkı olmayan bir toplum için kadına miras vermesi yönünde bir tavsiyedir, yeni bir anlayış getirmiştir, pekala bir müslüman şerri hareket edip kızına 2 misli fazla verebilir, bu şeriata aykırı olmaz, demek istiyorum, hatta oğluna hiç vermese, tüm malını kızına verse bu yine şeriata aykırı olmaz diyorum(tabi oğlu veya mal vermediği veya az verdiği çocuğu umar ise, kendinde bir kusur olmadığı halde veya olmadığını düşündüğü halde baba-annne böyle yaparsa sanırım hoş olmaz; hayatta iken de malını verebilir, tabi yine de evlat için anne ve babasına hürmeti eksilmemelidir, İslami anlayış böyledir bence
Mal kimin, anne ve/veya babanın, bence istediğine istediği oranda verebilir, hayatta iken de yapabilir, tabi ki hakkı hukuku gözeten bir anne baba evlatlarını haklı bir gerekçeye dayanmaksızın ayırmamalı
Erkek evladına bir anne veya babanın fazla mal vermesini de asla YADIRGAMAM, bunun kadın haklarına aykırı olduğunu düşünmüyorum(dayısı dedesinin malından hem de dedesi hayatta iken belki 4-5 misli fazla almış birisi olarak konuşuyorum, baba tarafından da halası olmayan, kendisinin de kız kardeşi olmayan biri olarak konuşuyorum, kaldı ki baba tarafım da belki anne tarafımın ancak 1/10'u kadar zengindir, yani ben bir erkek olarak daha fazla pay alayım gibi bir derdim yok, zaten kız kardeşim de halam da yok, hatta benim annem ve teyzelerim daha az mal aldılar da bundan da şikayetim yok, annem fazla pay alsa bana yarayacaktı değil mi? Evet, fakat yok efendim şikayetim)
Ha, aklıma birşey geldi,
Bir erkek karısının tarafından gelen malda eşitlik istiyor fakat kendisi kendi kız kardeşlerine mal pay edilirken böyle bir eşitliği luzümlu görmüyorsa bu kişinin samimiyetini sorgularsınız, "tavsiye ve emir" konularını çarpıttığını iddia edebilirsiniz,
Fakat benim değil...
Tekraren(bu kelimeyi ben mi uydurdum ki:))
Kur'an kadının miras hakkının olmadığı bir topluma "kadın mirastan pay alabilir" anlayışını getirmiştir, düşünün eskiden, kız evden çıkar, fakat erkek evden çıkmazmıştı, yani toplum böyle organize olmuştu, belki de erkeğe mirastan fazla pay verilmesi bu açıdan mantık ötesi mantıklı idi, e kadın da evlendiği erkeğin tarafından fazla pay alacaktı, (ne yani adamın 2 oğlu ve 1 kızı var, kızını everdi, kızı toplumun o zamanki geleneklerine göre evlendiği kocasının evine, hatta kocasının babasının evine gitti, oğllarını da everdi, toplumun geleneklerine, hayat tarzına, zaman zemin ve imkanlara göre bu erkek çocuklar babalarının evinde kaldı, bu baba-o zamanda, o toplumda yaşayan o adam- 70 yaşına geldi, elden ayaktan düştü, bakıma muhtaç, e bu adam kim ile yaşıyor, oğulları ile(toplumsal o zaman onu benimsemiş canım), kim bakıyor bu adamcağıza, oğulları, adamın tarlarını kim ekiyor, biçiyor, bu adamın öküzüyle tarlayı kim sürüyor, yani kurulu düzeni kim işletiyor, bu adamın bu adama bakan(toplum kuraları gereği) oğulları tabiki, bu adamın tüm malları oğulları tarafından kullanılıyor, e babalarının malında maaşlı çalışmıyorlar herhalde, babaları elden ayaktan düştüğü için, bu oğulların babalarının mallarından kazandıkları bu oğlanların malı oluyor, bir kısmı ile de tabi babalarına bakıyorlar, oturdukları ev bile babalarının ama fiilen bu erkek çocukların olmuş oluyor, ŞİMDİ DÜŞÜNÜN, enişte ve kız kardeşleri gelip, "bu mal babamızın, evi siz alın, öküzü bize verin, şu şu tarlayı siz alın, şu tarla bizim" dese, amanın, ulan bu oğlanlar sabana kendilerinimi koşacak, veya kız kardeşleri ve enişte dese ki "bu mal babamızın, siz ekip biçiyor, kazanıyorsunuz, tamam, kazandığınızın payıma düşenini olmasa bile, kazancınızı sağladığınız ve payıma düşen tarlarının icarını bana vereceksiniz, amanın bir de düşünün 1 değil de 7 tane kız kardeşleri var, 7 enişteye icar öde, vış, aman, gel zaman git zaman bu yaşlı baba rahmetli oldu diyelim, mallar bölünürken babanın evinde kalan(toplumun geleneklerine göre) bu oğlanlara da kızlarla aynı pay verilse, hepsi birer saksı toprak alır, öküzü de keser, cenaze yemeği verirler, hadi eyvallah, hiç vermeseler haktır diyesi geliyor adamın,
FAKAT,
fakat,
FAKAT
koca bir FAKAT
böyle bir durumda dahi İslam bir anlayış olarak kadının mirastan pay alması gerektiğini söylüyor,
...
Yine TEKRAREN, yorumumun EN ÖNEMLİ YERİ BURASI BENCE
*** Hülagü Bey dindarları miras konusunda samimi bulmuyor,
İşimize gelince emir, işimize gelmeyince tavsiye diye Kur'an'ın hükümlerini yorumlamakla suçluyor,
HAKLI OLABİLİRDİ,
TABİ EĞER ŞÖYLE DESEM:
"Kur'an'ın kadına mirastan 1/2 oranında pay verilmesi hükmü bir emir değil, tavsiyedir, o yüzden ben bu tavsiyeye uymayıp, kız kardeşlerime hiç pay vermeyeceğim."
FAKAT
FAKAT
FAKAT
Böyle söyleMİYORUM,
AKSİNE
"Kur'an kızlara mirastan hiç pay vermeyen bir topluma, o toplumun gerçeklerini göz önüne alarak böyle bir tavsiye veriyor ve "KADININ DA MİRASTA HAKKI OLDUĞU ANLAYIŞINI" getiriyor, kadın mirastan hak alır, eşit ve HATTA kadına FAZLA pay verilmesi dine aykırı değildir."
diyorum.
Burada şunu da görüyoruz, Kur'an(İslam Anlayışı) insan fıtratına en uygun kutsal kitap olduğu gibi(örnekleri çoktur, burada zikri boştur), toplumsal fıtrata da en uygun kitap.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 20, 2007 7:37 PM
Hay Allah,
Sayın Bekir L. Yildirim, Özlem Albayrak'ın bir yazısını göndermiş yorumlar arasına,
Okuyun, okutun, tavsiye ederim,
Ben de benzer şeyleri yazmaya ve diğer bazı yorumcu arkadaşlara cevap vermeye ancak ÇALIŞIYORDUM,
O ne harika bir yazı
O kadar yazdım, cümlelerim karıştı, anlaşılır mı acaba diye şüpheye düştüm kendi cümlelerim için, öyleki bir türlü kendimi ifade edemedim, dönüp okusam belki ben bile anlayamam cümlelerimi, keşke daha önce görse idim, hiç cevap yazmak için uğraşmazdım dedim
Hislerime tercüman olmuş Özlem Albayrak Hanımefendi,
Sayın Bekir L. Yildirim'a teşekkür ederim bu yazıyı yorum sayfasına gönderdiği, bizi bu yazıdan haberdar ettiği için,
Hemen aradım buldum internetten, ben de bağlantı adresini vereyim
Son cümleyi okurken artık, yazının verdiği "zafer sarhoşluğuyla" -kendi adıma da pay çıkarıp-
zevkten güleceğimi tutamadım, teşekkürler...
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=20.11.2007&y=OzlemAlbayrak
Yazan: Anonymous Tarih: November 20, 2007 7:58 PM
Sn. Anonymouus,
Yukarda "zekasi ile bas edemedigimiz bayan" hakkinda methiye yazan "anonymous"un mizah kaabilyetini taktir ettigimi yazacaktim . vaz gecmistim, "korler sagirlar, biribirini agirlar " muhabbeti olmasin diye.
Even ben de Ozlem Hanim'a yazdigim e-postada teshislerinin fazla orijinal olmadigini ve fakat konunun hissiyat ile akli, bu kadar guzel birlestiren bu kadar zengin bir lisanla ifade edene de rastlamadigimi yazmistim. Tevafuk olmus.
Ozlem Hanim Imam Hatip'e gittimi bilmem ama buradaki super zeka kizimiz gene burada imamhatip mi ilhiyat mi ne okdugunu yazmisti. Dedim ya kapsite olmmayinca nakli bilgi ishalden baska bisi yapmiyor. Ogrendigi ilahiyattan cikardigi sonuca bakiniz: Gidin eglenin kizlar, sikmabas baronlarinin esiri olmayin vs.....
Hem boyle diyor ilahiyatci kizimiz hem de "zaten siz Gulhane'de beli dusun pantolonlar giyip erkek arkadaslarinizla dolasiyorsunuz" diyor. Hangisi acaba ? Biz Refah partisi icinde yer alan yorumcu gibi baronlar mi bu kizlari zorla sikmabas yapiyor, yoksa bu kizlar zaten dusuk bel , erkak arakadas durumundan yapilanlari hak ediyorlar? Ilahiyatci, superzeka kizimiz bi karar verse.
Simdi bu kizimiz ilim tahsil ettigine gore, herhalde basini irten kizlarin yuzde 90 kusurunun benim gibi kapatilan partilere ve "kaybetmeye" ragmen hala akillabmamis irticacilarin zorlamasi ile ortundugune -onun tabiri ile (onun muydu Demirel'in mi Tezic'in mi , Bekir Coskun'un mu neyse) "sikmabas" olduklarina dair elinde bir bilimsel veri vardir muhakkak.
Ve dahi gene bu "sikmabas" kizlarin yuzde doksan kusurunn Gulhane'de dusuk bel pantolon ile erkek arkadaslari ile sarmas dolas olduguna dair bilimsel veriler de kendisine ulsmistir.
Bana ulasmadi malesef. Cehaletim ondandir. Benim son okudugum saha rastirmasi, basortlu hanimlarin sadece yuzde 3 gibi bir kismi bas ortunmelerinin nedenini arsinda aile, cevre baskisi gibi etkenlerden bahsetmis.
Ama kafasi basan (superzeka olmaya gerek yok) , akil izan sahibi sormaz mi "bir kizi basini acmaktansa tip fakultesi altinci sinifi terketmeyi yeglemesine sebep ne olabilir" diye.
Tabii ki aslinda bu tur sorgulamalar da manasiz, M. Fatih Yuce ve diger bircok yorumcunun belirttigi gibi. Verilecek cevap: Sana ne fasist? Ne hakla baskasinin beynine girip niyet sorgulamasi yapiyorsun? Ortunmeyi secmis. Senin acinmayi sectigin gibi. Neyse yuz kere soylendi bunlar burada orada her yerde. Allah sifalar versin. Allah kimseyi sasirtmasin. Cok acikli bir manzara var ortada.
ABD'de bir adamin escinseller hakkinda soyledigi bir soz aklima geldi. Alakasina siz karar verin. Escinseller "straight" dedikleri heteroseksullere (bu da bir cins oldu, sanki tabiatta baska tur de vamis gibi, bence canli demek yeterli ya) saldirir dururlar. Onlarin yerlesik ahlaki degerleri, escinsellere ozel haklarin verilmedigi vb ve durmadan "hayat stillerini" teshir etme gayreti icndedirler.
Adam onlar icin "kendilerine veremedikleri saygiyi toplumdan zorla talep ediyorlar" diye bir ifade kullanmisti. Benzeri bir vakia soz konusu bizde de. Kendisinden daha erdemli, vakur kendine saygili gorduklerini yerle bir ederek statu kazanma gayreti. Ben kaybettim o erdemleri, faziletleri, onun niye olsun? Saniyorum "dunyanin zevkini" de cikaramiyor bu halet-i ruhiye sahipleri. Acvinmakla, degistim demele Nisantasi cafelerinin kapilari sonuna kadar acilmiyor adama, kadina. Sorun Ahmet Hakan Coskun'a. Bir kere "imam" veya "hafize"sin omur boyu oylesin. Baksana "beyazturkun daha da beyazi" Ertugrul Kaptan dahi "sonradan gormeyim" disarda birakiliyorum diye sekva ediyor.
Aman kimse yanlis anlamasin. "Bas ortululer melektir, acik olanlar cehennemliktir" falan diye bir yargim falan yok. Allah biliyor, ne cehennem ne cennet gisecisiyim. Benim ki sadece bir vicdani mesele, insana saygi, hak, hukuk adalet kavramlarinda kok bulan. O kadar.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: November 21, 2007 5:54 AM
Sayın mustafa fatih yüce,
Sürekli olarak tekrar tekrar, Kur'an kadının miras hakkının olmadığı bir topluma "kadın mirastan pay alabilir" anlayışını getirmiştir diyorsunuzda doğuştan zengin Hz.Hatice parasıyla puluyla yüklü
servetiyle hangi toplumdan gelmiştir?
Sırbistan'dan mı?
Demek Araplar İslamiyet'ten sonra kıskançlaştılar??? Ne garip.(mustafa fatih yüce)
Hayır! Sayın mustafa fatih yüce. Araplar İslamiyet'ten sonra değil Hz.Hatice'nin ölümünden sonra kıskançlaştılar. Yani Hz.Muhammed'in peygamberliğinin son 13 yılında yani Hz.Hatice hayata gözlerini yumduktan sonra yani Hz.Muhammed'in o ana kadar tek eşli olan Hz.Muhammed'in Hz.Hatice'den sonra bir çok genç hanımı kendisine eş olarak almasından sonra tarihi Arap kıskançlığı başlamıştır.
Zaten örtünmeyle ilgili ayetlerle zina'yla ilgi ayetler peş peşe inmiştir. Ne kadar tesadüf değil mi? Üstelik bu ayetlerde Hz.Muhammed'in eşleriyle ilgili yaşanmış hadiselerden sonra inmiştir.
Hz.Muhammed'in ölümünden sonrada onun iktidarına özenen siyasal İslamcılar'ın, İslam dini'ni İslam kültürü'nü, İslam gelenekleri'ni ne hallere getirdikleri ortadadır. Bu iktidar hevesiyle Hz.Muhammed'in ölümünden daha 10 yıl bile geçmeden halife kanı dökmekten geri kalmamış gözü dönmüş siyasal İslamcılar yüzünden ortaya yüzlerce farklı İslam çıkmıştır. Gözü dömüş İslamcılar yüzünden artık tek bir İslam'dan söz etmek mümkün değildir.
Genç kızlarımızın daha çocuk denecek yaşlarda türban takmak zorunda bırakılması ve buna Allah'ın emriymiş gibi şartlandırılması da gözü dönmüş siyasal İslamcıların bir marifetidir.
Hz.Muhammed'in ölümünden sonra kadınlara karşı Allah'ın aklının ucundan dahi geçmeyecek tutarsızlıklar, mantıksızlıklar ve dayatmalar yine gözü dönmüş siyasal İslamcıların marifetidir.
Sonuç: Siyasal İslamcılık Bütün Kötülüklerin Anasıdır! İşte irtica denilen ve sonsuza dek mücadele edilmesi gereken şey de budur!
Hülagü TTTT
Yazan: Hülagü Tarih: November 21, 2007 12:49 PM
..............Allah'ın aklının ucundan dahi geçmeyecek tutarsızlıklar, mantıksızlıklar ve dayatmalar yine gözü dönmüş siyasal İslamcıların marifetidir.................
yok yok bunlar kesin seçilmişte gönderilmiş :)))
Yazan: duru-kan Tarih: November 21, 2007 4:43 PM
20 Kasım 2007 7:58 tarih ve saatli anonimous'a ait yorum(Özlem Albayrak'ın yazısını beğenimle ilgli) benimdir, sanırım adımı yazmayı unutmuşum.
...
"Sürekli olarak tekrar tekrar, Kur'an kadının miras hakkının olmadığı bir topluma "kadın mirastan pay alabilir" anlayışını getirmiştir diyorsunuzda doğuştan zengin Hz.Hatice parasıyla puluyla yüklü
servetiyle hangi toplumdan gelmiştir? " (Hülagü)
"İslamiyet'ten önce Araplar diri diri kızlarını toprağa gömüyorlardı" dendiğinde nasıl ki tüm kızların gömüldüğünü düşünmek safça ise, "İslamiyet'ten önce kadının miras hakkı olmadığı bir toplum..." dendiğinde tüm kadınların mirastan mahrum olduklarını düşünmek de o derecede safçadır.
EKSERİYETTEN BAHSEDİYORUM.
Yani çoğunluktan,
Mesela, "İslamiyet'ten önce Araplar putlara tapardı" deriz değil mi?
Bu cümleden tüm Arapları(eksiksiz) anlamak da safçadır,
Biliriz ki Araplar arasında hala Hz. İbrahimin tevhid dinine veya Tevhid dininin süregelmiş bazı inançlarına uyanlar vardı. Fakat bunlar azınlıktaydı.
BEN EKSERİYETTEN BAHSEDİYORUM Hülagü Bey,
Tek tek veya azınlıktaki bir gruptan değil, toplumun ekser anlayışından bahsediyorum,
Kur'an-ı Kerim bu anlayışın yerine yeni bir anlayış inşaa etmiştir, tabi toplumsal dönüşümü yine toplum dinamiklarine bırakarak,
...
Ayrıca şu "işimize gelme, gelmeme" meselesiyle ilgili karşılığınızı da görmek isterdim,
İşimize gelmeyen bir şey yok,
Varsa bile bu dinin değil, insanların hatası,
İşinize gelmeyince görmüyorsunuz sanırım,
Yukarıdaki yorumlar arasında Özlem Albayrak'ın "Böyle Buyurdu Cehennem Gişecisi" başlıklı yazısını da okumanızı tavsiye ederim, ben çok beğendim, Bekir Yıldırım Bey'e teşekkür ediyorum o yazıdan bizi haberdar ettiği için,
Hülagü Bey gene duvarlar, çitler arkasına hapsetmişsiniz kendinizi(TTTT)
Çıkın efendim, kutulun o duvarlardan...
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: November 21, 2007 5:09 PM
Oysa “irtica” cephesinde ortada ne silah var, ne bıçak. O yüzden kendisi de hayli abartılı bir hikaye olan “Kubilay Olayı”nı bozuk plak gibi 70 yıldır dinliyoruz. Kürt sorununda PKK adlı gerçek bir “öcü” mevcut, ama “irtica” bahsinde sadece paranoya var. Bir de üniversite okumak isteyen isteyen türbanlı hanımlar, misvak kullanıp mes giyen hacı amcalar, zikir çekip namaz kılan tarikatlar
Bence yanlış bir kıyas olmuş. Çünkü "ülkeyi böldürmemek için" silah kullanılır. Fakat ülkeyi irticaya teslim etmemek için "hukuk!" kullanılır. Ülkeyi koruyucular için asıl öcü olan şey kan, silah, gözyaşı, savaş, bombalar değildir. Ülkenin bölünmesi veya irticanın gelmesidir. Ülke bölünmesin yeter ki, sonuçta gerekirse 10 milyon insan da ölür. İrtica gelmesin yeter ki, gerekirse tek parti rejimi kurulur.
Pkk konusunda öcü algısı sadece insanî kaygılardan kaynaklanmıyor. İşin içinde "ama onlar ülkemizi bölecek" kaygısı var. Çünkü burası sadece "bizim ülkemiz". Ülkemizi böldürmemek için silah da kullanırız icabında... Yani ülkeyi böldürmemek için silah kullanmak kutsal bir görev; ancak ülkeyi bölmek için silah kullanmak gözü dönmüşlük, canilik, terör, ve bilumum "öcü"lük çağrıştıran sözcük.
Pkk sorunu kürt sorununun çözülemeyişinden kaynaklanan bir şiddet (veya terör de diyebiliriz) sorunudur. Bu sorun kürt sorununun demokrasi ve diyalog temelindeki çözümü ile bitecektir. Öcüler, melekler, şeytanlar işin içine girmemeli ki olayı objektif olarak değerlendirebilelim.
Yazan: enternasyonal Tarih: December 13, 2007 11:24 PM
"Burası Türkiye" diye devam eden şeyler nedense beni hep rahatsız etmiştir. Yada "müslüman mahallesinden salyangoz satma" gibi şeyler.
Deniz hanım, siz başkasının giyiminden nasıl inciniyorsunuz? Sizin giyiminizden incinen kadınlar ne olacak peki? incinmenin objektif bir kriteri var mı? Ne farkınız kaldı şimdi? Bu zihniyetin demek fırsatı olsa birtakım doğruları zorlama eğilimine hemen girecek çünkü "incinen" birileri var değil mi? Hatta bu daha da ileriye götürülüp meşhur "dine hakaret" etmeye de yorulabilir. Bugün "tavsiye etmek gerekir" i bu şekilde üretebilen şey yarın çok kolayca daha baskıcı şeylere varabilir. Varıyorda... Bu dil çok tanıdık. Dolaysıyla, iş işe geldiğinde çatıştığınız zihniyetten çok farkınız kalmıyor. Uzun uzun okuyorum bazı değişik yorumları. Çok farklı değil emin olun. Ve ne yazık ki bize bu iki şey arasında tercih yapmak durumu dışında pek birşey yokmuş gibi gösteriliyor. Hiç de öyle değil aslında... elitist kemalist ideoloji ve muhafazakar islamcı ideoloji arasına kıstırılmaktan çok daha fazlasını hak ediyoruz. Umarım zamanla herkes bunu daha iyi anlar...
Yazan: sinan Tarih: December 17, 2007 12:00 AM
Modern kelimesinin anlamına baktığımızda karşımıza "çağa uygun, çağcıl, çağdaş" açılamaları çıkar. Modern olmak, o çağdakilere uymak yada çağın gereklerine uymak, gibi yorumlana bilir.
Peki o zaman düz mantık yürüterek... en çağdaş olan şey, bugünkü, şimdiki zamanda, halihazırdaki şeydir; öyle ise bu şimdiki çağ kendisinden önceki çağlardan daha çağdaşdır, yada kendisinden sonra gelecek olan başka bir çağ şimdiki çağdan daha da çağdaş olacaktır, başka bir deyişle modern olan bir süre sonra daha modern olan tarafından eskitilecektir.
Bu durum da modernlik kavramı şekiller ile bağdaştırıldında (ki şekilden kasıt konumuz gereği kılık-kiyafet anlaşılabilinir) çağdaş olmak ile çağdaş olmamak aynı anda ikiside mumkundur, çünkü zaten şu an da çağdaş olan bir kavram, daha çağdaşı tarafından çağdışı olacaktır. Öyle olunca da klasik anlamda modern sıfatını taşımak pekte heveslenilecek bir durum gibi durmamaktadır.
Çağdaşlık zamanla olan ilişkisinden etkilenmeyecek ölçütlerden oluşmalıdır, bunlar insanı insan yapan birincil değerlerdir: sevgi, saygı, akıl, anlayış, hoşgörü, bilgi ve bilmek isteği, merak, iletişim, güven, ...
bu durumda modern kişi (klasik anlamda)o çağda yaygın olanı giydiği yada yaptığı için bir süre modern olan (mıdır), yada yukarıda sayılan değerlerde yuksek seviyeye ulaşmış bir kişi mi daha uzun süre modern olarak nitelendirile bilinir.
Yazan: sefid Tarih: December 17, 2007 1:06 AM
Mustafa Bey,
Yazılarınızı büyük bir merak ve zevkle okuyorum. Doğal olarak görüşlerinizin kimine katılıyorum kimilerine ise katılmak bir kenara, hani derler ya semtinden bile geçmiyorum.
Ama benim için en çekici olanlar da onlar aslında. Çünkü bu fikirleri de tüm samimiyetinizle aktardığınızdan hiç bir şüphe duymuyorum. Yani size güveniyorum (aslında, bir gazetecide zaten olması gereken bir vasfın, günümüzde bir alkış vesilesi olmasına da üzülmüyorum desem yalan olur ). Ayrıca üslubunuzu son derece takdir ediyorum, iki yüzü keskin düşünceleri bile oldukça alçak gönüllü cümleler ve hoş bir tonla bizlere aktarabiliyorsunuz. Bu donanımı size sağlayan ailenizi ve hocalarınızı tebrik ediyorum, elbette bu emeği aldığınız için sizi de kutlarım. Eğer günün birinde, biri bana " Fenerbahçe küme düştü " diyecekse bu kişinin, sizin olmanızı tercih ederim.
Okuyucusunun yazarına duyduğu sempatinin tetiklediği bu satırlardan sonra sadede gelirsem, aşağıda çift tırnak içinde aldığım iki tümce bana biraz Polyanna'nın " mutluluk oyunu "nu anımsatan bir iyimserlikle kaleme alınmış gibi geldi. Yazınızdaki bölüm şöyle;
"" Oysa “irtica” cephesinde ortada ne silah var, ne bıçak. O yüzden kendisi de hayli abartılı bir hikaye olan “Kubilay Olayı”nı bozuk plak gibi 70 yıldır dinliyoruz. ""
Bozuk plak dinlemeyi gerçekten ben de hiç sevmem, " irtica geliyor ", " şeriat geliyor ", " İran'a döneceğiz " vs. gibi görüşlerin bitmeden tükenmeden tekrarı, bence gerçekleri ortaya koymadığı gibi, bunun olabilirliğini de, Türkiye gibi sac ayakları, temelleri bambaşka düzlemde olan bir ülkede mantıklı görmüyorum ( Buna heveslenen boşa kürek çeker, hem kendinin hem de ülkenin, gereksiz yere enerjisini tüketir ).
Fakat görsel ve yazılı medyada, çok hukukluluk, hilafet, kamuda baş örtüsü ve benzeri arzuların rahatlıkla dillendirilebildiğini de görüyorum. Bu noktada da Voltair gibi düşünüyorum. Hiç birisine katılmıyorum ama bu düşüncelerin ifade edilebilmelerini yaşamım pahasına desteklerim ( elbette hakaret, sövgü, açık ve yakın tehlike gibi hukuki sınırlara saygı duyulması gereği de ortadadır ).
Ama hepsi o kadar.
İş fiziki müdahaleye gelince değişir!
Menemen olayını bozuk plak olarak görürsek, abartılı olduğunu savunursak, irtica cephesinde ne silah var ne bıçak dersek, o zaman ya insanları yanlış yönlendiriyoruzdur ya da ülkemizdeki olaylardan bihaberizdir. Her ikisini de size yakıştıramam.
Kanımca bu tümceleri sahip olduğunuz gönül zenginliğine ve iyi niyete vermek gerekir.
Yalnız ortada en iyi niyetli insanın bile kabul sınırlarını aşan, gerçekleşmiş bazı olaylar da var ki bunları görmezden gelmek, üstüne gitmemek, ayıplamamak ben insanım diyen için olanaksız olmalıdır.
3.5.1987 tarihinde, Van Yüzüncüyıl Üniversitesi’nde, oruç tutmadığı için saldırıya uğrayıp öldürülen Mehmet Şirin Tekin; 2.7.1993 tarihinde Sivas Katliamı’nda, Madımak Oteli’nde, yakılarak öldürülen insanlarımız; 7.1.1998 yılında yine oruç tutmadığı için, Malatya İnönü Üniversitesi’nde saldırıya uğrayan ve öldürülen Ümit Cihan Tarho. Bu listeyi uzatabilirim ama amacım üzüm yemek bağcı dövmek değil.
Bakınız dinimiz en son ve en modern dindir ( bu bağlamda dinde reform taleplerinden hiç haz etmediğimi de belirteyim ) . Bu din kız çocuğunu toprağa canlı canlı gömen Ömer gibi bir barbardan, bugün “ Allahım! Çocuklarımıza ve bize, her karşılaştığımız insandan, kurumdan Hz. Ömer adaleti görmemizi nasip et…” diye dua etmemize neden olan, olağanüstü ahlak, merhamet ve adalet sahibi muhteşem bir insan yaratmıştır.
Bence bize düşen, kurunun yanında yaşın da yanmasını önlemektir. Dindar insandan zaten kimseye bir zarar gelmez aksine fayda gelir. Dinci diye tanımlanan, dini siyaset malzemesi yapan bir güruh varsa hiç kimsenin şüphesi olmasın halk ona tokadı sandıkta vurur. Ama hem dini yanlış anlayan ve bilen hem de fanatik olanlar var ya işte onlara dikkat!
Onlara da en çok görüşleri sizinkilere yakın olanların dikkat etmesi gerekir Mustafa bey, onları öyle ya da böyle kontrol altında tutabilmenin yolu da ( en azından İslam’ın bir medeniyet ve barış dini olduğunu öğrenene kadar ) sanırım işledikleri vahşi akıl almaz cinayetleri “ bozuk plak “, “ canım abartılıyor “ türünden yaklaşımlarla sanki ufak bir çocuk vazo kırmış edasıyla geçiştirmek olmasa gerek…
Çalışmalarınızda bereket ve başarılar dilerim…
Saygı ve sevgilerimle.
Yazan: muhittin Tarih: February 28, 2008 4:34 AM