« Dini Siyasete Karıştırmanın Faydaları | Ana Sayfa | Evrim Savaşlarında Son Durum »
October 15, 2007
PKK’ya Karşı Öfkeyle Kalkarken
[15 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Şu günlerde PKK’nın şehit ettiği gencecik askerlerimiz için milletçe lanet okurken, bu kanlı terör örgütüne darbe indirmek için devletçe hazırlık yapıyoruz. Her iki tepki de alabildiğine haklıyız. Ama haklı öfkemizi sağduyuyla dengelemek gerek. Özellikle de Kuzey Irak’a yönelik bir askeri mühahaleyi tartışırken.
Karşımızdaki tabloyu doğru anlamak lazım. İlk belirlenmesi gereken nokta, bugün Kürt sorununun barışçı çözümü yolundaki en büyük engelin PKK olduğu. Bu “çözüm”ü, Türkiye’nin Kürt vatandaşlarının etnik kimlikleriyle birlikte özgürce, mağrurca ve müreffehce yaşamaları ve böylece “gönüllü vatandaş” haline gelmeleri diye anlamak lazım. Ve görünen o ki PKK tam da bunu engellemeye, hatta sabote etmeye çalışıyor.
Aksi takdirde PKK’nın terör eylemlerine 2004 yılında, yani Türkiye Kürtlerinin 80 yıldır en çok özgürlük ve demokrasi buldukları bir dönemde yeniden başlaması nasıl izah edilebilir ki? Evet, AB süreci ve 2002’de başlayan AK Parti iktidarı sayesinde Türkiye’nin Kürt vatandaşları daha önce telaffuz bile edilmeyen haklar elde ettiler. Kürtçe yayın yasağı kalktı, dil kursları açıldı. TRT bile, sembolik de olsa, Kürtçe yayına başlandı. Etnik kimliklere saygı göstermek gerektiği gerçeği, başbakan düzeyinde ifade buldu. Dahası son beş yılda güneydoğuya son derecede kapsamlı hizmetler götürüldü.
Tüm bunların sonucu 22 Temmuz’da ortaya çıktı: AK Parti’nin güneydoğu genelindeki oyu yüzde 54’ü geçerken, Bağımsızlar yüzde 24’te kaldı. Belli ki bu eğilim devam ederse, bir beş yıl sonra “bölge” Türkiye geneline iyice entegre olacak, Kürt kimliğine dayalı etnik siyaset iyice zayıflayacak.
Pek çok insan bu tabloyu “ne iyi, Kürt sorunu çözüm yolunda” diye yorumluyor. Böyle düşünenler arasında, demokrasiye inanan ve şiddeti reddeden pek çok Kürt aydını da var. Ama aynı tablo radikal Kürt milliyetçileri ve hele de PKK için “alarm sinyali” anlamına geliyor. PKK saldırılarının 2004’te yeniden başlayıp 2007 seçimlerinin öncesi ve sonrasında hızlanmasının nedenini burada aramak gerek.
PKK, Kürt sorununun üniter devlet ve liberal demokrasi temelinde (ve muhafazakar değerlerin yardımıyla) çözülmesine iki sebeple karşı. Biri ideolojik, ötekisi ise tümüyle menfaatlerle ilgili. İdeolojik sebep, uzun vadede de olsa Türkiye’den ayrı bir “Kürt milleti” ve “Kürt devleti” inşa etme hedefine dayanıyor. PKK çevresi bunu hedeflemediğini, sadece “demokratik cumhuriyet” istediğini söylese de, aynı çevreden zaman zaman duyulan “self-determinasyon” gibi laflar, bu konuda en azından bir kafa karışıklığı veya iç bölünme içinde olduklarını gösteriyor.
İşin menfaat boyutu ise, Öcalan’ın “siyasi beka” hedefleri ve hatta megalomanisi ile ilgili. Hatırlarsanız PKK lideri 1999’da yakalandığında bir anda “barış havarisi” kesilmişti. Kafasındaki hesap, kendini Avrupa’ya bir tür Arafat ve hatta Mandela gibi göstermekti. AB’den destek umuyor, “Kürt halkının lideri” olarak içerde ve dışarda tanınmayı hayal ediyordu. Ama öyle olmadı. Aksine AB temsilcileri, Öcalan’ı ve örgütünü terörist olarak nitelemeye, DEHAP ve DTP’ye de “terörle aranıza mesafe koyun” demeye devam ettiler. Bu mesaj, Leyla Zana’nın Avrupalı parlamenterlere söylediğine göre “Öcalan’ı incitti.”
İşte terörün yeniden tırmanması, Öcalan’ın “incinme”sinin ve zemin kaybetmesinin bir sonucu. PKK liderinin amacı, şiddeti tırmandırarak kendisini yeniden “Kürt meselesinde baş aktör” haline getirmek. Dahası, çatışmayı Kuzey Irak’a yayarak, tam bir Kürt-Türk savaşı görüntüsüne sokmak. Hatta mümkünse ABD’yi de Türkiye’nin karşısına dikmek.
Sınır ötesi operasyon hesapları yaparken, işin ucunda böyle bir tuzağın var olduğunu da görmek gerek. Yoksa PKK’ya karşı öfkeyle kalkıp zararla oturabiliriz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 15, 2007 11:40 AM



Yazının temel içeriği önemli ve takdire şayan. "Terör neden tekrar terör örgütünce tırmandırılıyor?" sorusuna iyi bir analiz sonucunda verilen cevabı görüyoruz bu yazıda.
Yazan: Kubilay Ant Tarih: October 15, 2007 12:01 PM
Sınır ötesi operasyon hesapları yaparken, işin ucunda böyle bir tuzağın var olduğunu da görmek gerek. Yoksa PKK’ya karşı öfkeyle kalkıp zararla oturabiliriz. (Mustafa Akyol)
Sanki bir sömürge ülkesiymişiz gibi, sanki aşiretler arası yaşanan bir kavgaymış gibi kavga eden taraflara itidal tavsiyesinde bulunuyor Mustafa bey.
Ne tuzağı ne zararı? Kurulmayan tuzaklar, başımıza gelmeyen başka zararlar kaldı mı? AKP iktidarı sayesinde ülkemizin onuru, silahlı kuvvetlerimizin onuru yeteri kadar ayaklar altına alındı zaten. Bundan daha büyük bir zarar olabilir mi?
Biz korklar sürüsü, bir sömürge ülkesi değiliz! Bu Cumhuriyet, bu topraklar bize bu şekilde emanet edilmedi. Yurtta barış dünyada barış'tır ülkümüz ama bu uğurda gerekirse kanımızın son damlasına kadar da savaşırız.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: October 15, 2007 1:41 PM
ulusalcı çığırtkanlığı yapanlara bir uyarı!!!
lütfen ideolojilerinizi böyle bir dönemde kendinie saklayın. onlarca insanın bağrına ateş düşerken sizler hala yok ak parti yok kara parti konuşup duruyorsunuz irtica yemedi terör var YERSEN!!!!!
Yazan: imdat Tarih: October 15, 2007 3:40 PM
Turkiye su son donemlerde o kadar zor duruma sokuldu o kadar kucultulduki bunu kelimelerle anlatamayiz ama biz bu kadar kuculmeyiz Turk milleti ne gerektiriyorsa onu yapacaktir. Siz kendi demokrasi hayallerini ve biz kardesiz masallarininizi kendi kendinize yazip okuyabilirsiniz sehitlerimiz olurken onlari oldurenlerin siyasi temsilcileri meclisteyken. Turkiye tam bir ironi. Eger demokrasi buysa ben sahsen demokrasi istemiyorum. Gereken neyse yapilir ve bununda bedeli odenir ve Turk Milleti onurunu ayaklar altina alarak degil, en yuksek seviyeye cikararak yapar.
Tesekkurler
Hasan
Yazan: hasan Tarih: October 15, 2007 8:19 PM
ÖNCE ŞİDDETİ REDDETMEK GEREKİYOR!..
“DTP’LİLER, PARAMİLİTER TERÖRÜ
KORKUSUZCA KINAMALILAR, TERÖRÜN SİYASİ UZANTISI OLMALILAR”
Şırnak’ta 15 askerin öldürülmesiyle ilgili olarak "doğrudan taziye ifadeleri" içeren bir başsağlığı mesajını ilk kez yayımlayan DTP, askerlerden "şehit" ve "evladımız" diye söz etti.
DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, “Artık yeter” başlığı ile yaptığı açıklamada, "Şırnak ve Diyarbakır'da 27 evladımızı daha yitirdik. Öncelikle yaşamını yitiren şehitlere Allah'tan rahmet acılı ailelerine başsağlığı diliyoruz. Neredeyse 24 yıldır süregelen bu olaylar canımızı yakmaya, vicdanlarımızı sızlatmaya devam ediyor" dedi.
DTP olarak silahlı yöntemlere karşı olduklarını, silahın bir hak arama yöntemi olamayacağını vurgulayan Demirtaş, "Hiçbir siyasi amaç, bir tek damla kandan daha değerli olamaz. Siyasetçiler olarak, el ele vererek akan kanın durması konusunda nihai bir sonuç elde etmeliyiz” diyerek, ilk defa PKK terörüne karşı DTP’nin karşı olduğunu net bir dille ortaya koydu.
Parti adına Grup Başkanvekili Selahatin Demirtaş tarafından yapılan yazılı açıklama, "terörle arasına mesafe koymamak"la suçlanan ve giderek artan tepkilerin hedefi olan DTP'nin çizgisi açısından önem taşıyor. DTP'liler, en büyük tepkiyi PKK'ya "terör örgütü" olarak kınamadıkları için alıyorlar. DTP’liler, PKK'lılar için "dağdaki kardeşlerimiz" ifadesini kullanmaları da yoğun tepkilere neden olmuştu.
DTP'nin şiddet ve teröre mesafe alamaması ve kendini salt Kürt sorunu üzerinden siyasallaştırması kaçınılmaz bir yol ayrımını zorunlu kılacaktır.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; DTP'nin Meclis'e girmesi Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından önemli bir gelişmedir.
İki açıdan: İlki, siyasal temsilin alan kayması. Yani Kürt sorununun bugüne kadar siyasal muhatabı bölgede seçilmiş yerel belediye yöneticileri iken, bugün bölgeden seçilmiş milletvekilleridir. Bugüne kadar Kürtleri siyaseten (meşru siyasi zemin içinde) tek seçilmiş olan yerel belediye başkanları temsil etmişlerdir. Bu durum bu kişileri fazla siyasallaştırmıştır ve Kürt sorununun uluslararası arenaya bu kişiler aracılığıyla taşınmasına yol açmış ve bu kişileri siyasallaştırmıştır. Şimdi bu sarmal kırılmış ve DTP merkezi siyasette kendilerini kendi kimlikleri ile temsil etme imkanına kavuşmuşlardır.
İkincisi önemli nokta ise; Kürt sorunu için demokratik çözüme bir adım daha yaklaşmış olmamızdır. Bu dönemde DTP temsilcileri bu sorunun çözümü konusunda anahtar rol üstlenebilecekleri gibi kilit rol de oynayabilirler. Şüphesiz bunun yolu demokratik sistem içinde diyalogdur.
Kürt sorununun demokratik sistem içinde, diyalog içinde çözülmesi ancak bir şartla mümkündür. O da, Kürtlerin siyasal temsilcisi olduğunu söyleyen DTP'nin kimden gelirse gelsin şiddete ve teröre mesafe almasıdır. Bu konu DTP için kısa vadede değilse orta vadede bir ayrışma, yani bir tür demokratlaşma tercihi olacaktır.
DTP içinde en deneyimli ve makul siyasetçi olarak bilinen Ahmet Türk bile “PKK terör örgütüdür dememiz zor” mealinde açıklamada bulunuyorsa, cezaevinden Meclis’e giden DTP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel “Kimse bizden kardeşlerimizi terörist ilan etmemizi beklemesin” diyorsa, DTP'nin bagajının hayli dolu olduğu ve Kürt sorununun çözümünde DTP üzerinden adım atmanın zorluğu ortaya çıkmış demektir.
Oysa, Kürt siyasallaşmasının meşru zemine taşınması ve bu alanda var olması her türlü şiddet/teröre karşı olması ve bu eylemleri dışlaması ile mümkündür. Nitekim, 22 Temmuz milletvekili genel seçimleri, Kürt kökenli vatandaşların, etnik ayrımcılığa ve teröre prim vermediklerini gözler önüne sermiştir. Sandıktan çıkan mesaj, başta PKK olmak üzere, onun siyasi uzantısı olarak bağımsız adaylarla Meclis’e giren DTP tarafından çok iyi okunmalıdır. 22 Temmuz seçimlerinde DTP’li adayların oy oranının yüzde 6’lardan yüzde 3’lere gerilemesi; Kürtlerin kendi içlerinde siyaseten çoğullaştığını ve bu çoğullaşmanın merkezine terörü dışlayan bir iradenin ortaya çıkmaya başladığını göstermesi açısından önemlidir.
Terörün dışlanmasında ise, öncelikli olarak DTP'nin siyaseten sorumluluğu vardır. DTP'nin bundan kaçması, onları siyaseten dar bir alana hapsedecektir. Bu DTP'nin sadece PKK'ya mesafe alması ile sınırlı değildir, kendi siyasi önceliklerini Kürt sorunu ile sınırlamaları ile de doğrudan bağlantılıdır. Bu konuda somut örnek şudur: DTP milletvekillerinin açıklamasına göre Abdullah Öcalan'ın hapishane koşulları yeni dönemde Meclis gündemine taşınacakmış, uzaktan kumandayla bombalar patlatan, otobüsleri yakan, çobanları kaçıran PKK’lılara DTP milletvekilleri terörist demeyeceklermiş. DTP'nin bu şekilde kendini etnik ayrımcı, şiddet yanlısı denebilecek biçimde salt Kürt sorununa angaje etmesi kendileri açısından demokratlaşmaya değil otoriter zihniyete hapsolmaları demektir.
DTP, bugünkü Meclis’te hatırı sayılır bir çoğunluk ile temsil ediliyor. Bu çoğunluğun TBMM faaliyetleri sırasında bölge halkı yararına çalışmalar yapabilmesi, ne söylediğinin duyulması için önce silah gürültüsünün kesilmesi gerekiyor. Bu silah gürültüsünü kesmesi gereken de herhalde normal kamu düzenini korumak durumunda olan güvenlik güçleri değil, elinde silahla dağlarda dolaşan para militer gruplardır.
Meclis içinde Kürt sorunu da dahil olmak üzere, demokratikleşme, sivilleşme, özgürleşme adımları atılırken, Türkiye'nin illerine şehit cenazeleri dağılması kabul edilebilir değildir. Bu yüzden DTP için kaçınılmaz yol şiddet ve teröre mesafe alması ve bunu somut siyasi pratiklerle hayata geçirmesidir. DTP siyasal varlığını ve temsilini salt Kürt sorununda görüyor olabilir. Ama unutulmaması gereken şudur, tartıştığımız Kürt sorunu değil, şiddet ve terördür. DTP, bir yandan sivil siyaset yaptığını düşünürken, öte yandan şiddetin devam edebileceğine inanıyorsa, gerçekten çok ciddi bir yanılgı içinde demektir.
Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com
Yazan: nail amudi Tarih: October 16, 2007 5:27 PM
yazınızı tamamlayacağını düşündüğüm bir makaleyi tavsiye etmek isterim. saygılar
http://www.dunyabulteni.net/author_article_detail.php?id=2633
Yazan: media warning Tarih: October 16, 2007 6:45 PM
Hamaset duygulari siyaseti yönlendiremez, aksi takdirde hapi yuttugumuzun resmidir üstelik terör olaylarinin yükselmesi veya cogalmasi herne kadar siyasi bir problem ise de yüzbinlerce askerimizin görev yaptigi bir bölgede bu kadar yogun terör olaylarinin olmasi ya da olabilmesini neyle acilayabilecegiz, bu cok önemli bir soru, gercekler hic de hos degil insanin aklina binbir soru geliyor, bu adamlar yüzbinlerce askerin devamli hareket halinde oldugu bir bölgeye nerelerden ve hangi zamanda geleceklerini bildikleri yetmiyormus gibi "kendilerince" temiz olan dönüs yollarinida biliyorlar.
Birkac gün önce PKK ile mücadelesi meshur üst rütbeli emekli bir askerin PKK hakkin daki aciklamalarini herkez dinledi adam ya deli yada kötü niyetli, uzun lafin kisasi meseleler o kadar basit degil ve basarisiz siyasilerin bedel ödemeleri ne kadar normal ise askeri basarisizligin bedelinide komutanlar ödemeliler. Ilke ve inkilab bekciligi adina anayasa, kanun, meclis, millet iradesi tanimayip "yagli ilmik"e kadar ileri gidebilen kisilerin, sehid olan binlerce askerimizin "hesabini soracagiz" demeden önce kendileri hesab vermeleri gerekmez mi? Ben de siyasilere kiziyorum ama onlara öfke duymamin sebebi her ölen askerimiz icin sorumlulara hesap soracaklarina, "basiniz sagolsun" diye taziyede bulunmalari, inanilir gibi degil.
Yazan: özkan Tarih: October 16, 2007 8:37 PM
Ne çığırtkanlığı imdat kardeş? Asırlardır hür yaşamış hür yaşayan, ulusların en yücesi Türk milletine ne irtica nede terör sökmez!
Ne badireler atlattı ne beceriksiz iktidarlar gördü bu millet. YEMEZLER!
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: October 17, 2007 12:02 PM
PKK'nın eylemlerini NEDEN hızlandırdığı sorusunun cevabını doğru verebilirsek yazıda vurgulanan tuzaklara düşmeyiz.
Bazı yorumcular tuzak görememiş, buyursunlar yazıyı bir kez daha okusunlar...
Neyse,
PKK bir bitişin eşiğinde olduğunun farkında, bu yüzden saldırılarına hız verdi, kanlı, büyük, sürekli saldırılara başladı.
YANİ:
1-PKK güçlendiği için DEĞİL; güç KAYBETTİĞİ için saldırganlaştı.
AK Parti'yi PKK'ya fırsat vermekle, önlem almada geç kalmakla suçlayanlara duyurulur.(Ak Parti farklı kulvarda savaştı PKK ile; tabi sizin tek amacınızın şehit kanı üzerinden AK Parti'yi yıpratmak olduğunu bilmediğimizi mi sanıyorsunuz?)
2-PKK sadece silahla bitmez, bitmedi de?
Askeri harekatla öldürdüğünüz 5000 teröristin yerine bir 5000 teröristin daha çıkacağını, PKK'nın bunu bulacağını siz de biliyorsunuz?
Ama AK Parti gibi bölge insanına PKK'nın onlara fayda değil zarar verdiğini, yapılması gerekenin birlik olup bu ülke için, kendimiz için iş ve aş üretmek olduğunu, PKK'nın komünist, faşist(evet ikisi bir arada), dinsiz bir bir örgüt olduğunu, asla bölge insanının değerlerini, kültürünü temsil edemeyeceğini anlatır
O insanlara yapılan baskıları ortadan kaldırır(bu aynı zamanda PKK'nın elindeki propaganda malzemelerinin de alınması demek) o insanlara hizmet götürürseniz,
Terör biterse o bölgeye hizmetin, işin kendiliğinden geleceğini anlatabilirseniz(yani o insanları PKK destekçisi olarak görmeyip, milliyetçi duyguları sömürülmüş, çaresizliklerinden ve itilmişliklerinden dolayı yalanlarla kandırılmış insanlar olarak bakarsanız
O insanların aslında PKK gibi katil bir örgüte destek veremeyeceklerini anlarsınız
Ak Parti bunu yaptı
ve DTP'yi 22 Temmuz seçimlerinde büyük bir yenilgiye uğrattı
İŞTE PKK BÖYLE BİTER
İşte o zaman ölen 5000 teröristin yerine 500, sonra 50 sonra 5 terörist çıkar ve en sonunda PKK biter.
Bunu da bir tek AK Parti yapar, yapıyor da
Bölgede
"TEK BAYRAK, TEK VATAN, TEK DEVLET, TEK MİLLET(HALK)" şiarıyla miting yapan, Türkiyemizin bayrağıyla insanları coşturan
İLK VE TEK PARTİ AK PARTİ OLDU
İnsanlar bu sefer PKK ve DTP çığırtkanlarına KANMADI, çünkü AK Parti bölgeye hizmet götürdü, o insanlara değer verdi, o insanları itmedi
Fakat bu günlerde konuştuğumuz teskerenin de meclisten geçmesi diplomaside Türkiye'nin elini güçlendirir, tezkere geçirilmeli fakat harekat cepte tutulmalı
Evet PKK böyle biter fakat tabiki silahlı mücadelede sürmeli,
Fakat yine Fakat
Askere alınan, mesleği askerlik olmayan gençlerle değil,
15 ayda asker olunmaz,
Genelkurmay artık profesyonel orduyu gündemine almalı,
Operasyon diye vatan evlatlarını "oyuna" göndermeye kimsenin hakkı yok
Bir de çevremde bazı hamaset tellalı insanların "13 şehit verdik, gerekirse(!) 13 milyon şehit veririz" gibi laflarını duyunca çıldırıyorum
YAHU
Babanızın çiftliğinden kaz mı veriyorsunuz kurbanlık
Böyle hamasi duygularla PKK hiç bitmez
Ne yani PKK gibi adi bir örgütün karşısında 13 Milyon şehit versek(Allah göstermesin)
Daha MI onurlu olacak Türkiye? Yoksa???
Türkiye PKK'yı bitirmek istiyorsa,
itidal ile hareket etmeli, evlatlarına yazık etmemeli
PKK'ya koz vermemeli, yeni propaganda malzemeleri vermemeli
Profesyonel ordu ile PKK'yı vurmalı, vatan evlatlarını bir hiç uğruna, iyi planlanmamış harekatlarda zayi etmemeli
PKK'yı dışardan destekleyen ülkeleri diplomatik yollarla uyarmalı, PKK'yı iyi anlatmalı onlara
PKK'yı maşa olarak kullanmak isteyenlere de gerekli yaptırımları uygulamalıyız, tezkere bence cebimizde dursun ama onu kullanacağımız zamanı da iyi düşünerek belirlemeliyiz
Yani Türkiyemizi hamasetle ayağa fırlatmamalıyız,
Siyasetçiyi ve askeri buna zorlamamalıyız
2 düşünüp bir adım atmalıyız
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: October 17, 2007 5:45 PM
Bu millet dediğin içersinde kimler var, hülagi?
Ülkücülermi? Ulusalcılarmı? Atatürkcülermi? Yahudilermi? Laikler mi? Kemalistlermi? Kürtlermi? Türklermi? Aydınlarmı?
g kaşıyanlar dahilmi?Kendi adına konuş.
"Bu millet" kemal alemdaroğlumu? nur sertermi? keriman halis mi? uzayda yaşayanlarmı?
yani İbrahimi milletten (İbrahimi dinden-islamdan) bi haber olanlar mı?
Yazan: tvhd Tarih: October 17, 2007 5:56 PM
Gecen sene bir ara PKK ateskes ilan etmisti. Pek cok kimse "tamam bu bolge halkini PKK dan izole etmek icin iyi bir firsat, derhal bazi demokratik adimlar atilirsa PKK nin savunacagi bir tezi kalmaz boylece halkda onlari reddeder" idi.
Fakat bazi adimlar atmak yerine bolgeye tugaylar tumenler yigdik... gerisi malum. Yine kan yine gozyasi.
Neden tumenler-tugaylar yigdik sorusuna gerekce "teroristlerle masaya oturamayiz". Dogru.
Bunun uzerine bolge halki arasindan sectigi kimseleri milletvekili olarak meclise "masaya" gonderdi. Simdilerde bu milletvekillerine soylenen "sen de terorist de" sozu.
iyide masanin obur tarafindakine de -bu tarafa gec- dersen masanin obur tarafinda kimse kalmiyorki.
Nasil olacak bu is?
***
Efendim once teror bitsin, ondan sonra M Akyol'un bahsettigi "Kürt vatandaşlarının etnik kimlikleriyle birlikte özgürce, mağrurca ve müreffehce yaşamaları" gundeme gelecek.
iyide 1980 oncesi ne PKK vardi ne kan ne gozyasi. O 60 sene sure boyunca Kürtler yine etnik kimliksizdi, yine "ozgurce" degildi, yine "mureffehce" degildi.
Iste buraya akil erdirmek biraz mesele.
-PKK var olmadan oncede "Kürt vatandaşlarının etnik kimlikleriyle birlikte özgürce, mağrurca ve müreffehce yaşamaları" firsati olmadi.
-Ateskes sonrasindada "Kürt vatandaşlarının etnik kimlikleriyle birlikte özgürce, mağrurca ve müreffehce yaşamaları" firsati olmadi.
-Muhatap olarak meclise milletvekilleri gonderincede "Kürt vatandaşlarının etnik kimlikleriyle birlikte özgürce, mağrurca ve müreffehce yaşamaları" firsati olmuyor.
Nasil olacak bu is?
Yazan: Haydar Tarih: October 18, 2007 3:58 AM
mustafa fatih yüce ve haydar kardeşim ikinizin yazısınada katılıyorum gerçekten sağduyulu olarak bişeyler yazmışsınız.bencede artık yolun sonu göründü türkiyenin görmezden geldiği bu kürt sorununun çözülmesi lazım ama bu kuzeye 250 bin askerle değil bence artık ciddi demokrasi adımlarıyla çözülmeli terör operasyonla sadece kan kaybeder belki 5 yıl sekteye uğrar ama 5 yıl sonra yine aynı sorun ortaya çıkar bence artık türkiyede bi kürt varlığı kabul edilmeli etmek zorundayız sayısı 20 milyona ulaşmış bi topluluğu görmezden gelemeyiz kendi dilinde eğitim olsun kendi kültürüyle yaşamak olsun özgürlüklerine kısıtlama yapmamalıyız adam çocuğuna kendi kültüründen bi isim koymalı bunlar bu dünyada insanların hakkı yıllarca doğuda yanlış işler yaptık görmezden geldik onların da insan olduğunu,sonra çıktık hatıralarımızda çatışma havası yarattık bombalar patlattık,yaptığımız saçmalıkları anlattık.işte bu uygulamalarla o zaman çocuk olan şimdi dağa çıkan yada dağdakileri destekleyen insanları biz böyle yaptık.onların çocukluk dünyasına zarar verdik.ve intikam duygusu oluşturduk onlarda
türkiye ciddi demokrasi adımları atmalı terörle mücadeleyi profesyonel olarak yapmalı 3 5 aylık garibanı vursun die terörün karşısına dikmemeli.bu kadar laf bizeydi türklere şimdide kürtlere bişeyler yazalım tama doğru yıllarca bazı özgürlükleriniz kısıtlandı ama bundan sonra sizde mantıklı adımlar atmalısınız şunu untmayın ki türkiyeden başka yaşayacak iyi biyer bulamayacaksınız doğuda kurulacak olası bir kürt devleti daha 10 yılını dolşdurmadan iran,rusya,türkiye ve en önemlisi sizi şimdi pohpohlayan amerikanın saldırılarına maruz kalcak
gelin biz 1000 yıldır olduğu gibi yine beraber yaşayalım tabi demoktratik olarak zaten bakarsak herşeyimizle içiçe geçmiş iki halkız tv deki diziler,filmler,müzikler,yemekler en iyisi biz yine kardeş olalım
Yazan: kurtcobain Tarih: October 18, 2007 2:01 PM
Bu millet dediğin içersinde kimler var, hülagi? (tvhd)
Bu topraklar üzerinde bu millet, ülkesinin kıymetini bilen, ülkesinin onurunu her şeyin üzerinde tutan, başka devletlerin manda ve himayesini asla kabul etmeyen buna başkaldıran namusu ve şerefiyle yaşayan herkestir.
Anlamadım neden gocundunuz tvhd kardeş? Yoksa kendinizden bir şüpheniz mi var?
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: October 18, 2007 5:11 PM
Ülkenin kıymetini toprağın kıymetini bilen ama üzerinde yaşayan insanların kıymetini bilmeyen herkez mi? ben O herkesin içinde değilim. Sizin gibilerin anladığı insanlık onuru bu galiba, biraz faşistçe.
(Mesela; kürt sorunu yok bu memlekette, milletim için, ülkemiçin milliyetçilik yapıyorum mantığını düşünürken bu milleti şimdi daha çok merak ediyorum.
Bu memleket türk, türk kutsaldır, -içlerinden "bende türküm ama önce müslümanım" diyen çıkınca hemen defalarca yargılanır. Türkü hapse atarlar, sonra ne oldu türke, hapiste, Hani kutsaldı?
Nasıl bir tanım yapacağını biliyorum salt türk olmasını değilde bu sefer inançları bakımından benim (hülagünün) inandığım gibi inanan insanları bu milletten sayıyorum diyeceksin.
YA ATALATIN YANLIŞ İNANIYORSA (KURAN)
Namusu ve şerefiyle dedinizde çok güldürdünüz, sadece yukarda saydıklarınız mı namus ve şeref kritelerleri başka bu ibrahimi milletin (sizler kesinlikle hariç) şeref ve namus kriteri yok galiba herkezi kendiniz mi sanıyorsunuz..
Başka devletlerin manda ve himayesini asla kabul etmeyen demişsin;anayasandamı yazacaktı şu devletin mandasındayım diye, başka anlamlarda da manda olunduğundan haberiniz yokmu?
Yazan: tvhd Tarih: October 19, 2007 11:12 AM
Sayın tvhd,
Hala neden gocunduğunuzu anlamış değilim. Hangi faşizm'den bahsediyorsunuz? Kim ne yapmışta kıymeti bilinmemiş bu ülkede?
Bu ülkede bütün sorunlar bitti sadece Kürt sorunu kaldı değil mi?
Bu ülkeyi yarım asırdır hatta daha bile fazla sağ partiler yönetiyor. Sizin gibi her fırsatta durup dururken müslüman olduğunu söyleyen sağ partiler yönetti ve yönetmeye devam ediyor. Kimden şikayet ediyorsunuz?
Bugüne kadar ne yaptı bu sağ partiler? Oy uğruna ne idüğü belirsiz tarikatların kulu kölesi olmaktan, tarikat şeyhlerini, kendi yedi sülalerini zengin etmekten, kendi ceplerini doldurmaktan, kendilerini ve yakınlarını öldükten sonra tarikat şeyhlerinin yanına gömdürmekten başka ne yaptılar?
Kürt sorunuymuş. Niye çözülmedi bugüne kadar? Seçim zamanı seçimden önce fakir fukaraya kömür vs. gıda yardımı dağıtmakla hiçbir sorun çözülmez. Kürt sorunu Kürt sorunu. Müslümanım demekle, dinciliği poh pohlamakla, insanların kutsal din duygularını sömürmekle bir yere varılamayacağını anlayın artık.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: October 19, 2007 3:35 PM
Sayın Hülagü TTT
Gocunmak kişiden kişiye değişir sizin itibarınızla ilgilidir, benim karakterimle ...
Sağ partiler demişsiniz ama,
O sağ partilerin tüzükleride sol parti (chp) tüzüğü bilmiyormusunuz, CHP nin TC nin anayasasına koyduğu tüzükden farklı bir tüzük hazırlayamazlar ortaya koyamazlar hükümet olurlar ancak tüzükleri değiştirmek için iktidar olmazlar, izin verilmez, aksi halde demokrasi tarafınızca durdurulur. Şimdi hükümetlerdeki sağ partilerdeki hatalar yanlışlar yine döndü dolaştı sol partiye (CHP) dayandı. Temel fikir, inanç hatalarını çözmeden düzeltmeden yapacağınız ameller boşa gider. Sağ partilerde olduğu gibi. Ancak bu sefer bir anayasa hazırlanıyor bakalım yine hangi maddeleriniz kalacak hangi kutsallarınız kalacak bunlar yüzünden yine çözümsüzlükleri daha ne kadar uzayacak.
Hangi faşizm'den bahsediyorsunuz? Kim ne yapmışta kıymeti bilinmemiş bu ülkede?
En basidinden ; İstiklal Savaşı sırasında Kürtlerin Anadolu hareketine destek verdiğini ve Anadolu hareketince de Kürt halkının “Anasır-ı İslamiyye”den görüldüğü ve bu toprakların sahiplerinden, asli unsurlarından olduklarının kabul edildiğini ve birtakım güvenceler verildiğini, ancak Lozan Barışı’ndan sonra işin renginin değiştiğini ve 1924 anayasasına “Bu vatanda yaşayan herkese Türk denilir” ibaresinin konduğunu, böylece inkarcı ve asimilasyona dayalı politikaların başladığını, Türk ulusalcılarının bu ülkede yaşamanın ve hak talep edebilmenin şartını 31 Ağustos 1930 tarihinde İsmet İnönü’nün sözlerinde somutlaştığı üzere “Türk olmak” olarak koyduklarını, aksi davrananların ise Şeyh Said ve Seyyid Rıza örneğinde olduğu gibi idam, katliam ya da tehcir olduğunu ve İsmet İnönü’nun hukuk fakültesi öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada “Türk olmayı yürekten kabul eden kişi Türk’ün her hakkına sahiptir” sözlerine ne diyorsunuz?
Türkiye cumhuriyetine gelinceye kadar Kürt ve Kürdistan özgür kavramlardır. Kürtler özgür halklardır. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Osmanlı başkentinde, sonradan TC’yi kuracak ittihatçıların ve batıcı aydınların yanı başında yayınlanan onlarca Kürtçe gazete ve dergi ile kurulmuş birçok Kürt partisi ve örgütü vardır.
TC’nin kuruluşuyla beraber inkar ve asimilasyon başlamış, Kürt halkı ve Kürdistan inkar edilmiş, asimilasyonu kabul etmeyenler tenkil ve tedip ile katledilmişlerdir. Kürtlere her gün okullarda “Türküm”, “varlığım Türk varlığına armağan olsun” ve “ne mutlu Türküm diyene” gibi sözler söylettirilirken, Kürtçe yasaklanmış, konuşanlara para cezaları verilmiştir. Şark Islahat Planı ile başlatılan yasak, 2932 sayılı yasayla seksenli yıllarda tekrar hortlatılmıştır. Bumu kıymet bilme?
TC’nin ilk yıllarıyla birlikte iskan yasalarıyla başlayan Kürtlere yönelik tehcir uygulaması, doksanlı yıllarda dört bin köyün boşaltılmasıyla devam ediyor. Bu süreçte milyonlarca insan yerinden yurdundan sürülüp fakir ve yoksulluğa itilmiş, Kürt çocukları ve gençleri suç şebekelerinin eline bırakılmıştır. Öyle ki o topraklarda beş buçuk milyon insan yerinden edilmiş, göçe zorlanmıştır. Bu yaşananlardan sıkı sansür dolayısıyla insanlar haberdar olmamıştır. Zulümler konuyla ilgilenen bazı yayın organlarında küçük birer haber veya az sayıda ilgilinin ulaşabildiği raporlarla sınırlı kalmıştır. Bu haberlerde ve raporlarda ifade edilen rakamlar ise yaşanan zulmün boyut ve vahametini anlatmakta kifayetsiz kalmaktadır.
Kürt sorununu iç güvenlik konsepti içinde değerlendiren Cumhuriyet rejimi, Kürtleri yıldırmak ve baskı altına almak için koruculuk, JİTEM ve çeteler ihdas etmiştir. Bu gruplar binlerce insanın kanına girmiş, birçok insanı öldürmüş, mallarına el koymuş ve iftira atarak hapse girmelerine neden olmuşlardır. 1990 yılından itibaren bölgede işlenen faili meçhul veya gizli cinayet sayısı 3000'nin üzerindedir. Bu süreçte binlerce insan gözaltında kaybedilmiştir
Bu arada ben kürd değilim-öyle bir zan oluşabilir diye ekleyeyim- müslümanım.
///
Yokmu başka sıkıntılar dediğin için arkadaşın yazısını hatırlatayım dedim ve böylece ibrahimi millet yani müslümanlar anadolu insanı vs sadece baş örtüsüyle uğraşmaz ve şehidlik durumunu iyi araştırır. .
80 YILLIK GERÇEK GÜNDEM İÇİN, UFAK BİR HATIRLATMA
YASAKLAR & BASKILAR
1 Hristiyan ve yahudi cemaati serbestken, Müslümanlara getirilen İslami cemaat kurma yasağı
2 İdeolojik ve laik-seküler eğitim dayatması altında islami eğitim yasağı
3 Kur’an öğretimi ve Kur’an kursu yasağı
4 Camilerin amacı dışında kullanıma tahsisi ve Arapça ezan yasağı
5 Okullarda ve tüm kamu alanında başörtüsü yasağı
6 Laik diyanetten bağımsız cami ve mescid açma yasağı
7 Laik diyanetten izinsiz Cuma namazı kılma yasağı
8 İslamı tebliğ etme islami düşünceleri açıklama ve ifade etme yasağı
9 Eğitim kurumlarında ve Diyanet alanında temel islami kavramları kullanma yasağı,
10 Azınlık dini cemaatlerinin kutsal günleri resmi tatil yapılmışken çalışan müslümanlara Cuma Namazı izni bile verilmemesi
11 İmam hatiplilere üniversiteye girişte katsayı engeli konulması
12 Çok boyutlu müdahalelerle islamı, bireysel ve toplumsal hayata yansıtma yasağı, islami hayat tarzının yok edilmesi
13 Etnik ayrımcılık ve asimilasyon yasaları ve uygulamaları
/
1 Haksız ve keyfi ideolojik ağır cezalar
2 Jandarma ve polislerin Kuran kursu ve ev baskınları
3 “İrtica” yaftası altında tehdit ve düşman olarak ilan edilme
4 Sivil ve askeri devlet görevlerinden atılma ve kamu alanına sokulmama
5 Okullardan kovulma memuriyete alınmama (anaokulu müdürlüğüne bile)
6 İstiklal mahkemelerinden DGM lere siyasal ve ideolojik yargı baskısı
7 TCK 163, 312, 216 ve 301 maddeleriyle gerçekleştirilen on binlerce insan hakları hakları ihlali ve ideolojik kararlarla verilen hukuka aykırı mahkumiyetler
8 Okullarda ve kamuda resmi ideoloji dayatılması
9 Şapka takmadığı yada takke ve sarık takdığı için cezalandırmalar
10 Fitre zekat ve kurban derilerine laik devletin el koyması
11 İslami eğitim ve Kur’an öğretimi için tahsis edilmiş vakıf mallarının devlet bütçesine devredilmiş olması,
12 Cami ve mescidlerin laik devletin yönetimi ve denetimi altında olması
13 Hutbe vaazların içeriğinin laik devletçe belirlenmesi ve resmi din dayatılması
14 Zorunlu askerlik uygulaması ve vicdani ret hakkının tanınmaması
15 Etnik ayrımcılık ve asimilasyon yapılması
16 Halka rağmen bir çok dayatma uygulanması (altı ok gibi vs)
17 İnsanların derdinin sadece işsizlik, ekonomik göstergeler olduğunun betimlenmesi
18 Yapay kimlik ve ideolojiler oluşturma, mankurtlaştırma
vs..
///
Mesela Kürt sorunu ile ilgili çözüm önerisi, fikir jimnastiği
TEVHİDİ BAKIŞ AÇISIYLA ÇÖZÜM ÖNERİSİ,
1 – Her kavmin kimliğine, hududullah içinde kalan örf, adet ve geleneklerine saygı gösterilmelidir. Her kavmin, Allah’ın ayeti olan kendi ana dilini özgürce konuşabileceği, medya ve eğitimde yasaksız ve kısıtlamasız kullanabileceği bir toplumsal model üretilmelidir. Böylece, düşünce ve inançları ifade etmenin, eğitim özgürlüğünün, farklılıkları özgürce ibraz etme ve yaşatmanın, geliştirmenin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bu bağlamda, ulusalcı, tektipçi, militarist, resmi ideoloji dayatan materyalist eğitime son verilmeli, eğitim özgürleşmelidir.
2 – Yerel ve yerinden yönetimlere fırsat ve geniş inisiyatif veren bir sistem oluşturulmalı, bu çerçevede Kürdistan halkının da, yöneticilerini özgürce belirlemesine ve yönetime katılımına imkân veren şartlar oluşturulmalıdır. Bu bağlamda, her bölgenin kendi doğal ve tarihi sınırları içinde bir nevi özerk yönetim biçimine geçmesi de düşünülebilmelidir. Bu amaçla, ümmet bilincini, bütünlüğünü ve İslam kardeşliğini yok etmeyecek tarzda bir nevi eyalet modeli ya da Kürt halkının diğer kardeşleriyle eşit ve adil şartlarda kendini yönetmede söz sahibi olacağı ve mutlu olacağı bir başka yönetim biçimi geliştirilmelidir.
3 – Böylece, gönüllü ortaklık çerçevesinde, eşit ve adil katılımla, şuraya, emaneti ehline vermeye ve adalete dayalı ortak bir İslam toplumunun ve sonuçta küresel çapta ümmetin inşasının hayata geçmesine uygun zemin hazırlanmalıdır.
4 – Kimlik ve kültür dayatmalarının sona erdirilmesi, İslami kimlik dışında üst kimlik tanımlamasına gidilmemesi, mahalli renk ve inisiyatiflerin önü açılarak, ulus devlet yapılanmasının sona erdirilmesi ve merkezi yönetimin her tarafa yayılan, her alanı kuşatan ve farlılıkları yok edip tek tipleştiren otoritesinin sınırlandırılması mutlaka sağlanmalıdır.
5 – Uzun yıllardır süregelen büyük ihmalin sonucunda yoksulluk ve işsizlikte diğer bölgelere nazaran mukayese edilmez bir geriliğe ve tam bir ekonomik sefalete mahkum edilmiş bulunan Kürdistan halkının, ekonomik durumunu diğer bölgelere eşitleyecek, en zaruri ihtiyaçlardan olan sağlık ve eğitim alanında, diğer bölgelere nazaran oluşmuş bulunan büyük uçurumları kapatacak, özellikle de büyük göç olgusunun yol açtığı derin yaraları saracak, yaygın ıstırapları dindirecek tedbirlerin bir an önce alınması mutlaka ve acilen sağlanmalıdır
6 – Bugüne kadar yapılan zulümlerden dolayı Kürt halkından özür dilenmeli, zulmedenler Tarih önünde mahkum edilmeli ve gasp edilmiş bütün hakların iadesi sağlanırken, baskıyla değiştirilmiş bütün yerel coğrafi isimlendirmeler de iade edilmelidir.
teşekkürler hülagü.
Bu siteden de Allah Razı Olsun.
Yazan: tvhd Tarih: October 19, 2007 5:15 PM
Hepbirlikte yasadigimiz bu topraklarda Kürtler ve Türkler arasindaki tek farklilik, lisan farkliligi üstelik bu farklilik sadece Türkler ve Kürtler arsinda degil Zazalar, Gürcüler, Lazlar, Cecenler, Abhazlar, Cerkezler, Arnavutlar, Bosnaklar, Cingeneler, Avarlar, Lezgiler, Araplar ve daha niceleri arasinda da var ve bunlarin hepsi bu topraklarda yasiyor, unutmamak gerek Hukuk da, cokluk veya azligin etkisi olmaz dolayisiyle bu baglamda karmasikligi siz düsünün, meselenin gercegi ise lisan farkliliklarinin birlikte yasamada önemli bir deger olmadigidir, biz bunu hem tarihimizde hemde yasadigimiz dönem acisindan ABD'de görmekteyiz, bu misaller bize birlikte yasayabilmeyi sahlayan degerlerin milli kimliklerin ötesinde ve onu asan degerler oldugunu göstermektedir. Islam bu degerlerin hem aslinda hem de bölgesel farkliliklarinda "ister kilik kiyafet'te isterse temel ahlaki degerlerde" bas rolü oynadigini göstermektedir bu baglamda lisan'in milli kimlikte en önemli aktör oldugu safsatasini savunmanin bir gecerliligi kalmamistir, artik " Fasist" zihniyetin etkin oldugu bir dönemin kalintisi olan bu anlayislari gene amili olan " Fasist" zihniyet gibi tarihe gömmek gerekir. Simdi Türkler le Kürtler veya Zazalar ya da Cerkezler hatta Lazlar arasinda he gibi kültürel farlar oldugunu kim söyleyebilir, hepimiz birbirimize misafir oluyor kiz alip veriyoruz, asirlardir akrabalik iliskilerimiz var. Arkadaslar ben meselenin hak veya hukuk ile alakasini 20% lerde görüyorum, basimizdaki problemin 80% nin emeli birnebze hakli olan arzularin cok ötesinde yani ne davali ile nede davaci ile bir alakasi yok.
Yazan: özkan barikan Tarih: October 19, 2007 5:21 PM
Heh şöyle çıkartın ağzınızdan baklayı Sayın tvhd. Baştan aşağı yazdığınız her kelime bu güzel ülkemizin neden ve nasıl hangi şartlarda adam olduğunun bir kanıtıdır. Sözde Kürt sorunununda özellikle son 5 yıldır neden bu kadar azdırıldığını da sayenizde öğrenmiş olduk.
Şu sihirli tevhidi çözümünüzü öncelikle Arap İslam alemine uygulatsanızda bir huzur gelse şu Arap alemine. Birbirlerini boğazlamaktan vazgeçseler artık.
Sizin sihirli tevhidi çözümünüz müslümanları emperyalistlerin kucağına oturtmaktan başka hiçbir şeye yaramaz. Bütün Arap İslam ülkeleri neden emperyalistlerin kucağında oturuyor? Tevhidi çözüm bu mu? Emperyalistlerin kucağına oturmamış, ülkelerinin doğal zenginliklerini emperyalistlere peşkeş çekmeden iktidar olmuş bir tane Arap ülkesi var mı?
Son söz; siyasal islamcılar'dan hiçbir baltaya sap olmaz! Onların kendilerine bile faydaları yok ülkelerine olsun!
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: October 19, 2007 6:59 PM
Sayın Hülagü'nün sözlerinden hareketle bir noktaya işaret etmek istiyorum. Bu hükümet döneminde ülkenin ve silahlı kuvvetlerin onuru incinmiş(miş).
Kısaca şunu hatırlatmak isterim. Bu mesele hiç değilse 20 küsür yıllık bir meseledir. Kuzey Irak'taki -gerek federe kürt devleti gerekse pkk'nın yerleşmesi ve serpilmesi- dünden bugüne olmamıştır. Oraya Welcome to Kurdistan tabelası hangi tarihte dikilmiştir biliyor musunuz? Bizi iç ve dış düşmanlara karşı korumakla görevli, ve durumdan vazife çıkartma geleneğine sahip, ve ülkenin güvenliği söz konusu olduğunda siyasi otoriteyi de pek iplemediği tecrübeyle sabit olan bir kurumun, ülkenin güvenlik sıralamasında birincil tehdit olarak irticayı gördüğü -yani başörtülü kızları, İHL'leri, Kur'an kurslarını, Kudüs gecelerini- ve BATI ÇALIŞMA GRUPLARI tesis ettiği dönemdir. Ülkenin doğusu kayarken Batı Çalışma Grupları tarafından her türlü hukuksuzlukla hapse dahi atılan kadroları oradaki karışıklıktan ŞİMDİ sorumlu tutmak hakka rava değildir...
Yazan: taner ayaz Tarih: October 19, 2007 9:41 PM
Herhangi bir dini hele hele İslam'ı sanki en birleştirici bir unsurmuş gibi göstermeye çalışmayın battıkça batıyorsunuz.
Eğer din, tek birleştirici unsur olsaydı Hz.Muhammed'in ölümünden daha 10 yıl bile geçmeden halife kanı dökülmezdi. Hz.Muhammed'in çok yakın akrabaları, eşleri birbirlerini boğazlayarak hunharca katletmezlerdi.
Sanki bir tek İslam varmış gibi tevhidçi arkadaşlara göre İslami kimlik dışında başka bir üst kimlik tanımlamasına gidilmemeliymiş. Akıl var mantık var. Daha doğrusu Allah akıl fikir versin sizlere. El insaf yahu Hz.Muhammed'den sonra 1400 yıldır aklını mantığını kullanabilen akıllı bir tek insan çıkmaz mı şu siyasal İslamcılar arasında?
Hangi İslam kullanılacak kimlik olarak? Yüzlerce binlerce İslam var söyler misiniz hangi İslam? Emperyalistlerle işbirliği yapıp emperyalistlerin desteğiyle iktidarı ele geçiren mezhebin İslamı mı?
Bakın Araplar ülkeleri ne güzel kullanıyorlar İslam kimliklerini. Hepsi birbirleriyle kanlı bıçaklı. Hepsi birbirinden nefret ediyor.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: October 20, 2007 3:38 PM
Sayın Hülagü,
Hayatı matematik olarak görmekten vazgeçin derim.
Çok fazla genelleme yapmışsınız.
Ayrıca tvhd rumuzlu arkadaşla aranıza girecek olursam: Yazdıklarınızda slogandan başka birşey yok, olaylar öyle kategorize edilmiş ki tarafınızdan al gönyeyi, cetveli koy üzerine, ölç, biç neyin ne olduğunu anla.
Ama yok işte yaşananlar tek bir kalıba sığmıyor.
Cevaplarınız evet slogan, mesela bahsettiğiniz Arap ülkeleri hangileri, hepsinin şartları aynı mı, hepsinde durum böyle mi, oralarda yaşayan TÜM insanların fikirleri o bahsettiğiniz yönde midir??? Öyle bahsetmişsiniz ki sanki o devletlerde yaşayan tek tek tüm insanları analiz etmişsiniz ve görmüşsünüz ki hepsi de birbirine düşman, hiçbir ortak nokta yok, hepsi biribirini yemek için fırsat kolluyor.
Böyle mi???
Hayır,
Aslında evet haklı olduğunuz noktalar var,
İslam birleştirici bir nokta mı?
Belki,
Neye göre belki
Onu birleştirici olarak kullanıp kullanmadığınıza göre değişir bu,
Bakın ben siz gibi kategorize(siz şimdi bana bu kelimenin öz(!) Türkçe'sini tavsiye edersiniz, böyle bir "gıcıklık" yapma ihtimalinize karşı tedbiren bu cümleyi ekliyorum, yapanlar çıkıyor da, neyse...) etmedim
Evet bakın ben kategorize etmedim,
İslam'ı birleştirici bir unsur olarak kullanmak isterseniz, elbette birleştirici bir unsur olabilir
Yeter ki kullanmak isteyin
Evet Müslüman oldukları halde birbirinin kuyusunu kazan şahıslar, devletler olabilir, bu onların gafletidir,
Ama Müslüman oldukları için birbirlerine daha sıkı bağlanan insanlar da vardır,
Ha tabiki insanları birleştirecek tek unsur din de değildir, olmamalıdır
Yeterki o birleştirici özelliği nasıl kullanacağımızı, bunu nasıl kurumsallaştıracağımızı bilelim, uygulayalım
Mesela ben bugün, hatta şimdi,
Birisi Araplara atıp tutunca, sanki Peygamberimize(sav) saldırılmış hissine kapılıp, savunmaya geçiyorsam bunun tek nedeni vardır, Arapların da müslüman olması(tabi hepsinin değil, ama zaten onları eleştirenler de genellediği için savunma psikolojisi devreye giriyor)
Mesela Endonezya'da tsunami faciası olduğunda öğrendik çoğumuz, hala orada cuma hutbelerinde Halife Yavuz Sultan Selim'in ismi zikredilirmiş,
Mesela televizyondaki bir boks maçını izlerken, spikerin "mavi köşedeki Müslüman boksör" demesi üzerine birden taraf değiştirip hemen mavi köşeyi desteklemeye başlayanlar var, veya Müslüman olacakmış dediğinde bile spiker birden kanım ısınıyor arkadai, neden acaba, adam belki sadece isimde Müslüman olacak, Sadece dünyaca ünlü boksör Muhammed Ali'ye sempatisinden dolayı Müslüman olacak da, sadece adı olacak, tamam ben Müslümanım diyecek, ama ne Müslümanlığı araştıracak, ne de uygulayacak; ama yine de kanım ısınıyor arkadai bu birleştirme değil mi yani?
Bosna'da, Çeçenistan'da olanlara, Sudan'da, Somali'de olanlara, Afganistan'da, Irak'ta olanlara neden üzülüyor bu millet(varsa da gafletleri samimice uyar, hince eleştirme)
Mesela Kürt vatandaşlarımızın bir çoğu 22 Temmuz seçimlerinde DTP'nin ve dillendiği PKK ideolojisinin kendi değerleriyle, kültürüyle bağdaşmadığını görüp, dini "istismar(!)" eden, yani siyasalaştıran, yani birleştirici unsur olarak görüp ona göre politika izleyen AK Parti'ye oy verdiler. Terör de zaten bundan azdı. Bir önceki yorumumu okursanız bu konudaki fikirlerimi anlayabilirsiniz.
Neyse bakın siz görmeseniz de, birbirini boğazlayan Araplar, peygamberin birbirini katleden akrabaları görmese de;
Dini birleştirici unsur olarak görenler var,
Doğru veya yanlış
Öyle gördüklerine göre, öyle de hareket edeceklerdir, görmeyenler elbette serbest
...
Paylaştığınız çarpıklıklar birçok insanın da yarasıdır, deştiniz, tazelediniz,
İnşallah bu yaradan bir ders çıkarır da bu millet(müslüman milleti)
birbirini boğazlayanlar boğazlamaktan vazgeçer,
onlar da birleşenlere birleşirler...
Yeter ki dinin birleştirici olduğuna inansın ve istesinler,
Ama size inanırlarsa boğazlamaya devam demeleri gerekiyor.
...
Bakın bu yazdıklarım kanıtlıyor ki kimse yoksa bile
Bakın en azından beni birleştirebilirmiş,
Varsın sizi birleştirmesin efendim
Ama lütfen kategorize etmeyin
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: October 20, 2007 5:50 PM
S.A
MUSTAFA Bey ben yaklaşık 1 sene önce sizin bir yazınızı bu siteden okudum ve çok beğenmiştim bilgisayarıma da kaydetmiştim ama bilgisayarım çöktü ve bilgiler kayboldu şimdi de o yazıyı bulmak istiyorum ama konu başlığı neydi hatırlamadığım için bulamadım sizden ricam onu bana mail atmanız biraz zahmet olacak ama :) çok sevinirim.konu yu söyliyeyim ingilizleri hindistan a uyduladıkları sömürge o ülkeyi ele geçirmeleri ve osmanlının içine nasıl hain soktuklarını anlatıyor hatta bir söz vardı o aklımda hala belki ordan hatırlarsınız
tüm kafir ülkelerle ingilizler arasındaki far şudur:islamı meyve veren bir ağaç olarak düşünürsek diğerlerimüslümanların o ağacın etrafından ayrılması için gece yi bekler ve gece kimse yokken ağacı dibinden keserler ingilizler ise müslümanlarla beraber o ağacın meyvesinden yer ve geceleri müslümanlar gittiğinde ağacın köküne zehir dökerek yavaş yavaş zehirler ve ağaç kuruduğu zamanda müslümanlarla beraber o ağacc için ağlarlar .
Mustafa bey email adresinizi bulamadığım için mecburen bunu buraya yzadım ilgilenirseniz çok ama çok sevinirim şimdiden çok teşekkür ederimm
iyi çalışmalar...
Yazan: FATİH Tarih: October 20, 2007 5:51 PM
Hülagü her nedense aşağıdaki bu yazıyıda okumamızı tavsiye ediyor.
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/01/04/%e2%80%9cislam-savaslari%e2%80%9d-mi-dediniz/
yorumlara kadar okusak yeterli.
teşekkürler hülagü
Yazan: tvhd Tarih: October 20, 2007 6:39 PM
sayın mustafa akyolun soylediklerine tamammen katılıyorum bazı arkadaşlar türk milletin onurun dan baysediyor ve ABD cuval olayında hem milletin hemde askerin onurunu ayaklar altına almıştı cıtınız cıkmadı bir iki çapulcunun yaptıgı işe ise neler diyorlar beyler biz kardeşiz elhamdüllülah hepimiz müslümanız bizlerde din kardeşligi önemlidir gerisi boştur bugune kadar hep ineyi başkaların cuvalımda aradık dönelim birazda kendi cuvalımızda arayalım bugune kadar dogu ve güney dogu bolgemiz ikinçi pilanda tutuldu eğitim yonündeyetersiz kadı bunu 80 yılönce bediüzaman hazretleri bile dile getirmişti ve.............. türk ve kürtler etve tırnak gibiler istediler ayırmadılar ayıramazlarda
Yazan: üzeyir Tarih: October 21, 2007 6:50 AM
Artik sinir otesi operasyon icin ahlaki bir engel kalmamistir. Benim siyaset anlayisim ahlaka dayandigi icin siyasi bir engel de kalmamistir. Sadece askeri basaridan supheliyim. Operasyonel basari icin sartlar musait oldugunda yapilmalidir. Barzani de, kooperasyon gostermez ise, o da mesru hedeftir. Ne hicbir ulkede kendine azinlik statusu atfetmek, ne devleti olmayan etnik unsur statusunde olmak hicbir gruba diger insan topluluklarinin normlarindan, sorumluluklarindan muafiyet vermez. Simdiye kadar gerek "kulturel haklar", gerek bizdeki Inonu doneminin bircok diger gunahlarindan dolayi bu vatandaslarimiza sinirsiz semptai gosterdik. Onemli bir kismi da kadirsinaslik ornegi sergilediler. Ama bircoklar sadece "bizim irkcilarimiz" ve askeri vesayet sitemimize agir elestriler yonelttigimizee bizi alkisladilar ve terorist unsur, veya genelde Kurt kimligi ile iliskilerndirilecek herhangibir entiteye kucucuk bir elestiri getirdigimizde "irkcisin" diye ayaga kalktilar. Artik aynaya bakma zamanidir. Sonsuza kadar bedava yemek yok. "tamam ben de siddete karsiyim ama asker, demokrasi, kulturel, koy bosaltma, kirvem hallarimi ayni boyle yaz' edebiyati arkasina siginamazsiniz. Iyiyi, kotuyu, hakliyi haksizi hangi kistas ile belirlediginizi ayan beyan ilan edeceksiniz. Yoksa arkanizda Mitterand'in karilarindan biri disinda kimse kalmayacak yakinda.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: October 22, 2007 10:36 AM
Sn. Mustafa Akyol, bu siteyi Ak partinin yaptılarını anlatmak, savunmak için kurmuş galiba. Her türlü şeyi Ak partinin müthiş başarısı olarak yorumlarken, geçmiş 80 yıla da göndermelerde bulunuyor. 80 yıl kaybedilmiş yıllar son 5-6 yıllı da sanki kurtuluş yılları olarak gördüğü için, bence yorumları tam olarak gerçekleri yansıtmıyor.
Saygılar,
Yazan: Murat oturan Tarih: October 22, 2007 11:45 AM
Sayın Murat oturan,
Mustafa Bey'in böyle bir kaygısı yoktur,
Ancak gerçekler, o gerçekleri iyi okuyan, inat gözlükleriyle bakmayan insanları "MECBUR" bırakabiliyor diyeceğim,
Ak Parti'nin yaptıklarını nasıl küçümsersiniz
Batı'dan oy kaybederim hesabı yapmayarak Doğu illerine yöneldi, hizmet götürdü, Doğu illerindeki insanları PKK'ya itmedi, DTP'ye mecbur bırakmadı. Hain İFTİRALARINA maruz kaldı. Ne hikmetse bazı insanlar kendi partilerindeki Kürtleri unutup, AK Parti'dekileri gündeme getirerek sürekli haksız propaganda yaptı. Büyük ihtimalle kendi partilerindeki Kürtleri de kırmışlardır.
Doğu'dan oy kaybederim hesabı yapmayarak Doğu'da "TEK BAYRAK, TEK MİLLET(HALK), TEK DEVLET, TEK VATAN" mitingi yapan İLK ve TEK parti oldu, insanları ellerinde Türkiye Bayrakları ile coşturdu. O insanlar şimdi PKK'nın ve DTP siyasetinin kendilerini temsil edemiyeceğini, kendi dinleri, kültürleri, inançları ile bağdaşmadıklarını söylüyor, PKK eylemlerine biz kadar tepki gösteriyorlar; tabi biz onları ötekileştirmez, itmez isek.
Ak Parti AZ mı şey yapmış???
Bunları görememek mümkün mü?
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: October 23, 2007 3:21 PM
Sayın Murat oturan,
Mustafa Bey'in böyle bir kaygısı yoktur,
Ancak gerçekler, o gerçekleri iyi okuyan, inat gözlükleriyle bakmayan insanları "MECBUR" bırakabiliyor diyeceğim,
Ak Parti'nin yaptıklarını nasıl küçümsersiniz
Batı'dan oy kaybederim hesabı yapmayarak Doğu illerine yöneldi, hizmet götürdü, Doğu illerindeki insanları PKK'ya itmedi, DTP'ye mecbur bırakmadı. Hain İFTİRALARINA maruz kaldı. Ne hikmetse bazı insanlar kendi partilerindeki Kürtleri unutup, AK Parti'dekileri gündeme getirerek sürekli haksız propaganda yaptı. Büyük ihtimalle kendi partilerindeki Kürtleri de kırmışlardır.
Doğu'dan oy kaybederim hesabı yapmayarak Doğu'da "TEK BAYRAK, TEK MİLLET(HALK), TEK DEVLET, TEK VATAN" mitingi yapan İLK ve TEK parti oldu, insanları ellerinde Türkiye Bayrakları ile coşturdu. O insanlar şimdi PKK'nın ve DTP siyasetinin kendilerini temsil edemiyeceğini, kendi dinleri, kültürleri, inançları ile bağdaşmadıklarını söylüyor, PKK eylemlerine biz kadar tepki gösteriyorlar; tabi biz onları ötekileştirmez, itmez isek.
Ak Parti AZ mı şey yapmış???
Bunları görememek mümkün mü?
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: October 23, 2007 4:09 PM
Herkez meselelere dogruluguna inandigi degerler ile bakar ve manalandirir, dindarlar da inandigi dini degerler ile meseleleri yorumlar, dogru ve yanlislarini tesbit eder, burada "degerler" kelimesi ile ifade ettigimiz ise basli basina kendisini dünya sathinda ispatlamis, bin seneyi gecen, fert ve cemiyet tecrübesine dayanan, tahtinda yüzbinlerce "müsbet ve uhrevi" bilim adamlarini barindiran, bircok bilim dalinda ekol sahsiyetler cikarmis, sanatin her dalina adeta altin imzasini atmis (mimariden tutun renk tesbitine kadar)bir medeniyettir, kim bana müntesipleri tarafindan "Hukuk insanlarini" bu kadar taniyan ve tanitan bir medeniyet gösterebilir.
Siz "sapkasina" kadar sorgulamadan herseyini aldiginiz Batinin kokteyl salonlarindan bizim medeniyetimize baktiginiz müddetce bu gercekleri göremezsiniz ama "ola ki" bir an cikarsaniz mümkünse sokaklarda gezen ve sizi hayran birakan o insanlara bir sorun bakalim kendi tarih ve kültürlerinden tanidiklari bir "Hukukcu" var mi? bir tane isim verebilirler mi?. Biz de ise Imam-i Azami tanimayan kimse yoktur Imam-i Safii'yi herkez bilir ve daha niceleri, siz bana Hz.Mevlana efendimiz ile mukayese edilebilecek vasiflara sahip bir batili gösterebilirmisiniz, evet diyenler Ansiklopedileri karistirmaya baslasin, kendilerince bekli cikartabilirler ama bizim Ansiklopedi karistirmamiza gerek yok, sokakda gördügünüz herhangi bir kisiye sorun, en az 20 insanlik timsali büyügümüzün ismini söyleyebilecegi gibi size az veya cok hayat hikayesini bile anlatir. istense bu yazi ilelebet uzatilabilir ama anlamak isteyen insana bu kadari fazla bile, ben bu medeniyetin mensubu olmaktan duydugum gururu anlatamam, benim medeniyetim, benim "SEREFIM" dir. Vesselam
Yazan: özkan barikan Tarih: October 23, 2007 7:32 PM
Türkiyede tek bir Ülke war oda türkiye.........
Yazan: ismail Tarih: December 24, 2007 10:24 AM