« Kürt Sorununa AK Çözüm mü? | Ana Sayfa | Başörtülüler Daha Az Vergi Ödemeli »
October 1, 2007
‘Mahalle Baskısı’ Devlet Baskısını Aklamaz
[1 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı*]
Türkiye’nin “beyaz” vatandaşları, korku açlıklarını uzun zaman Suudi Arabistan ve İran sayesinde bastırmışlardı. Ama başkaları kadar hızlı olmasalar da kendilerini yeniliyorlar. Bundan bir ay öncesinde haritada yerini bile gösteremeyecekleri Malezya’yı keşfediverdiler hemen. Bir de Prof. Şerif Mardin’den duyup yalap-şalap anladıkları “mahalle baskısı”nı.
Kuşkusuz “mahalle baskısı” hayali bir problem değil. Ülkemizin muhafazakar köylerinde, kabasalarında ve semtlerinde, dinen doğru sayılan bir yaşam biçimini empoze eden bir atmosfer pekala olabilir. Ama çoğu aklı başında yazarın da işaret ettiği gibi, Türkiye’de sadece muhafazakar değil “laik” mahalleler de bulunuyor. Başörtülü hanımların iğneli bakışlara hedef olduğu, ancak müstahdem statüsünde kabul gördükleri nice “çağdaş” ilçe, cadde ve “plaza” var. Ve bu mahallelerdeki ağzı bozukların dilinden hemen her gün “sıkmabaş” ve hatta “kara fatma” gibi hakaretler saçılıyor.
Aslında modern bir ülkede farklı değer yargıları ve yaşam biçimlerinin bulunması doğaldır. Batı’da durum tam da öyledir. ABD’de eşcinsellerin bayrak diktiği “ultra liberal” yerler olduğu gibi, içki satışına izin verilmeyen (Frenkçesi’yle “dry”) alanlar, mutaassıp Hıristiyan veya Yahudi kültürünün tümüyle egemen olduğu bölgeler de vardır. Farklılıkların bu denli belirgin olduğu bir toplumda huzuru koruyacak olan en önemli şey de hoşgörüdür. Türkiye’de bunun eksikliğini çok hissediyoruz.
Ama keşke sorunumuz sadece bundan ibaret olsaydı. Keşke Türkiye vatandaşlarının maruz kaldığı baskılar, sadece “mahalle”lerden gelseydi. O zaman çoğulculuğu ve diyalog kültürünü yayarak bir çözüm geliştirebilirdik.
Ancak, hayır, hoşgörü eksikliğinden çok daha büyük bir problem var ortada. Problem daha büyük, çünkü toplumla değil devletle ilgili. Çünkü toplumdaki mahalleler karşısında tarafsız olması gereken devlet, bunlar arasında açıkça taraf tutuyor. Devletin demokratik denetime pek açık olmayan çatık kaşlı “kurumları“, bazı mahallelerin sakinlerini kendi has vatandaşları olarak kabul edip korurken, diğerlerine tepeden bakıyor. Hatta onları “iç düşman” ilan edip, haklarını ellerinden alıyor.
Üniversitelerde ve bir Türkiye icadı olan “kamusal alan”da süregiden başörtü yasağı, söz konusu “taraf tutan devlet”in en göze batan icraatı. Başörtülü vatandaşlar, diğerleriyle aynı oranda vergi ödemelerine, aynı vatandaşlık sorumluluklarını yerine getirmelerine rağmen, eğitim hakkından mahrum bırakılıyor, “ikinci sınıf vatandaş” muamelesi görüyorlar.
“Muasır medeniyet”te örneği bulunmayan bu yasak, bugün Türkiye’deki en büyük özgürlük problemidir. Buna taraftar olmanın demokratlıkla bağdaşır yanı yoktur. Laik mahallelerin sakinleri, muhazakar kesimdeki bazı bağnaz insanlardan yakınmakta haklı olabilirler. Ama bu, o kesime karşı devlet eliyle ayrımcılık yapılmasını meşru kılmaz. Mahalle baskısı, devlet baskısını aklamaz.
Yasak savunucularının “ama onlara özgürlük verilirse, bu defa bize baskı yapılır” şeklindeki itirazı ise komiktir. Irkçı bir rejimin devamını savunmak ve “zencilere eşit haklar verilirse, sonra belki beyazlar ezilir” demek gibi bir şeydir. Oysa bugün Türkiye’de kimse “beyaz”ları ikinci sınıf haline getirmeyi hedeflemiyor. Tartıştığımız şey, herkesin birinci sınıf vatandaş haline gelip gelemeyeceği.
Eğer buna izin verilmeyecekse, o zaman başka bir düzenleme lazım ki, o bir sonraki yazının konusu...
*Bundan sonra Mustafa Akyol'un yazıları her Pazartesi ve Çarşamba günü Star'da.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 1, 2007 4:20 PM



Tartıştığımız şey, herkesin birinci sınıf vatandaş haline gelip gelemeyeceği. M.A.
Mustafa bey siz yasadiginiz ulkedeki insanlara "beyaz vatandas" diye hitab ederseniz, herkesin nasil birinci sinif vatandas haline gelmesini beklersiniz. Once vatandaslar hakkinda belli gruplamalar ve genellemeler yaparak onlari etiketleme zihniyetinden vazgecmeniz gerekir.
Turkiyede bu tip olaylarin yasanmasindaki tek unsur egitimsizliktir. Egitimin ne kadar eksik oldugunu, su turbanin milli problem haline gelmesinden ve en cok konusulan bir konu olmasindan anlasilmiyormu? Turkiye de dindar kesimin baski gordugu falan da yok. Asil dindar kesim, dindar olmayana baski yapiyor, mesela oruc tutmayan kisilerin dayak yemesi ya da ramazandaki icki yasaklari gibi...Cagdas uygarlik seviyesine ulasabilmenin tek yolu tarafsiz egitimdir ve bu egitime tarfsiz din egitimi de dahildir. Din dersleri okullarda mecbur olsa bile islamiyetin yaninda dunyadaki diger dinler, felsefe dinleri de dahil olmak uzere bilgi niteliginde ve egitim amaci ile sunulmali, beyin yikayarak ve dogustan herkesin musluman dogdugu dayatmalari ile degil. Yetismekde olan gencler kendilerini ve dunyayi tanimaya calisirken bu genclere sunulan tarfsiz bilgiler onlarin hur fikirler (sadece kendilerine ait, baska ideology ya da inanc baskisi altinda kalmadan), uretmelirini saglar. Edinmis olduklari bilgileri ancak bu sekilde dogru olarak kullanabilme bilincine sahip olabilirler. Bu bilinclilik onlarin karkterleri dogrultusunda kendilerine bir yol cizmelerini saglar. Kendi neye inanmak istedigine bilincli ve ozgur olarak karar verir. Baskalarinin etkisi altinda kalmadan. Cocuklarin velilerine dusen gorev onlari kendi istedikleri kaliplara sokmak degil, onlari karakterleri dogrultusunda dogru secenekler ve yollar sunmaktir. Cocuklara sahip olunan bir mal gibi degil, farkli ve tek bir insan olarak hitab edebilmek...kendilerinden farkli istekleri, zevkleri, karakteri olan, herkesden farkli bir birey...Fakat daha kucucuk kizlarin ortunmelerini gordugum zaman ben cok sasiriyorum ve diyorumki, bu kizlari neden ortmusler? Yani bu sekilde kapanmis bireylerin ozellikle 18 yaslarinda gelismekde olan genclerimizin ne kadar hur olduklarini tahmin edebiliyor ve ne kadar hur fikirler uretebileceklerini de tabii...Din ya da inaclar kisellige donustugu, politikaya alet edilmedigi zaman, bu gibi forumlarda turban tartisma konusu olmadigi zaman yine de herkes birinci sinif vatandas olamaz. Cunku insanlar arasindaki sinif farkliliklari kaldirilamaz aynen Islamiyette oldugu gibi...
Su anda Turkiye'ye bakildiginda vatandaslarin egitim ve bilinc seviyesinde ilerleme degil aksine gerileme goruluyor. Anayasanin halk oylamasina sunulmasindan falan bahsediliyor. Acaba merak ediyorum anayasanin ne oldugunu bilen ve kavrayabilen , ya da cumhurbsakaninin sifatinin ne oldugunu bilen,bir egitim duzeyine sahipmidir Turkiye? Bu tur komplike secimler halkin eline birakilacaksa, once halkin bu bilince getirilmesi gerkmezmi? Gelismis ulkeler ile gelismekte olan ulkeler karsilastirilmamali, aslind turkiye hicbir ulke ile tarih, politika, kultur bakimindan diger ulkeler ile kiyaslanmamali. Bizim once egitilmemiz gerekiyor, hukumet yardim paketleri ile oy kazanabiliyorsa, muhakkak cocuklarini okula gondermesi icin vatandaslarini kolaylikla tesvik edebilir. Ama tabii bunlar uzun vadeli ve sadece memlektin kalkinmasi, halkin bilinclenebilmesi icin zaruri ihtiyaclardan en onemlisi ve en basta yapilmasi gereken. Kimin umurunda, hukumet kendi egolari ve cikarlari pesinde. Ve hala turbani konusuyoruz...Dunya kuresel isinmayi konusuyor ve alternatifler ariyor, biz turbanda takildik, turbani asamadik, bu kafayla da asamayacagiz.
Yazan: gunka Tarih: October 1, 2007 8:21 PM
"Farklılıkların bu denli belirgin olduğu bir toplumda huzuru koruyacak olan en önemli şey de hoşgörüdür. "
bence bu onemli bir konu.sanıyorum bunuda toplumsal bilincle,onyargılardan kurtularak saglayabiliriz.
insanların birbirine tahammul edebilmeleri gerekir.mesela ben;uzun saclı,kupe takmıs erkeklere gıcık oluyorum,ancak onun bu yasam tarzına saygı duyuyorum.ne yapayım,doveyim mi simdi adamı?
toplumlarda yazılı olmayan kurallar vardır.bu kurallar kitaplarda yazmaz.toplumlar bu kuralları,sahip oldukları toplumsal bilinc duzeyinde isletirler.bunu ayrıca ele almak gerekir.kısaca degineyim dedim.
Yazan: Bigalıoğlu Tarih: October 1, 2007 9:00 PM
türkiye malezya olur mu? oluuuuuur
türkiye hollanda olur mu? olmaaaaaaz
:)
Yazan: sawyer Tarih: October 1, 2007 10:27 PM
Sayin Gunka, guzel yorum yapmissiniz tesekkurler.
Fakat anlamadigim bazi kisimlar var. Ornegin;
...derken ne demek istediginizi acmaniz gerek. Benim bu paragraftan anladigim; cocugumu bana ait degerlerle degilde baskasina ait degerlerle yetistirmem gerektigi.
Mesela ben dinsiz bir adamim ve cocugumun "karakterine gore" ona nasil bir din veya dinsizlik secenegi sunmam gerektigini cikaramadim.
Yardimci olursaniz sevinirim.
***
Ornegin bu paragrafta baskasinin cocugunun nasil yetistirilmesi... daha dogrusu nasil yetistirilmeMEsi konusunda fikrinizi vurgulamissiniz.
Bu cocuklarin "karakterleri dogrultusunda" yetistirilmedigi yargisina nasil vardiniz? Kullandiginiz bir teknik/standart varsa bizle paylasmanizi dilerim.
***
Bu cocuklarin nasil yetistirilmesi vakasini -din- projektoru altinda incelemis, yorum yapmissiniz.
Birde cocuklarin nasil yetistirilmesi vakasini: Dil,
Kultur,
Milli benlik
vs
projektorlerinin altina koyarak inceler ve bunlarla ilgili varsa metodlarinizi bizle paylasirsaniz iyi olur kanisindayim.
Yazan: Haydar Tarih: October 2, 2007 4:28 AM
bazen bir aşiretin mensubu olmak,
bazen bir tarikata yakın görünmek,
bazen başı örtülü yani "müslüman" bir eşle evli olmak,
bazen siyaseten aniden yükseliveren bir insanla hasbel-kader kadim dost olmuş olmak,
bazen muayyen bir bıyığa,
bazen bölgesel bir şiveye,
bazen tüm argümanları "benim memleketim şurası" diye açan bir üsluba,
sözlere "merhaba" yerine "selamün aleyküm" diye başlayan; "iyi günler" yerine, "görüşürüz kardaş" diye bitiren bir konuşma özelliğine sahip olmak,
bazen de "anadolu çocuğu" olmak, "soğan kırmak"
bu ülkede sizi beyazlaştırır,
ama Atatürkçü, "laik", "vatanını seven", "Türk" olmak sizi beyazlaştırmıyor.
Artık böyle, pardon. Belki de son 20 yıldır böyle.
Yazan: Kubilay Ant Tarih: October 2, 2007 9:53 AM
bir yanda ihtimaller,bir yanda gerçekler!
aslında herkes bu gerçeklerin farkında.
ben ve benim gibi bir çok başörtüsü mağduru var bir tarafta,peki ya karşı taraf?üniversite okuyamayışımız,dışlanmışlığımız,üzerimize atılan iftiralar,kurulan ikna odaları,onaltı yaşındayken gözaltına alınışımız ve rejim düşmanı ilan edilişimiz.bunlar hayal ürünü değil ne yazık ki!
Türkiyede başörtülü-başörtüsüz,namaz kılan-kılmayan,oruçlu-oruçsuz diye taraflar yoktur.bir tarafta mağdurlar bir tarafta çeşitli ideolojilerin arkasına saklanıp milletimize,bütünlüğümüze,bir arada yaşamamıza,topraklarımıza,gelişmemize,ilerlememize kasteden bir grup var.
hakedilen ama izin verilmeyen ünversite hayallerimiz gelmeyecek baharlara ertelendi."haydi kızlar gözümüz görmesin sizi" kampanyaları sonucu bir meslek sahibi olmamız neredeyse imkansız hale getirildi.evet,tüm bunların bir sebebi vardı:laiklik elden gidebilir!
700 yıl cihana hükmetmiş ve topraklarındaki bir tek insana bile öteki gözüyle bakmamış bir neslin devamıyız.bugün içinde bulunulan traji-komik durum elbet sona erecektir.kimse "öteki" diye dışlanmayacak,farklılıklarımız kültürel zenginliğimiz olacaktır.işte o gün Türkiye gerçekten "demokratik laik hukuk devleti" olacaktır.
Yazan: tuba Tarih: October 2, 2007 11:07 AM
Sayın gunka,
Ben inançlı bir insan olarak ramazanda yemek yedi diye dayak yiyen, veya Ramazandaki içki yasakları (bunu pek anlamadım ama neyse)nın karşısında durmaya, size destek vermeye hazırım. Vatanını seven herkes yasaklara karşı olmalı. Ama baskı gören inançlı insanlar yoktur dediğiniz zaman tüm samimiyetinizi yitiriyorsunuz. Baskı yoksa biz kırk yıldır neyi tartışıyoruz?
İnançlılara bir baskı yoktur, Kürtlere bir baskı yoktur, Ermenilere bir baskı yoktur, vs. deyince çözümün önünü en baştan kapatıyorsunuz.
Ortada bir sorun olmadığına inandığınız için sizinle çözümü tartışmak da anlamsızlaşıyor. Çünkü devlet gibi düşünüp, devlet gibi tepki veriyorsunuz.
Ortada bir baskı yok demeniz ölümcül bir hastanın kendine "her şey benim beynimde, hastalığım yok" diye telkinde bulunmasına benziyor. Bu telkinin vücuda bir faydası olabilir ama sizin durumunuzda pek bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Etkisi olsaydı PKK ortaya çıkmazdı mesela. Veya CHP %20 hüsranını yaşamazdı. Bu işler yok saymakla olmaz.
Yok sayılmanın etkileriyle ilgili şu güzel yazıyı tavsiye edeyim:
http://www.derindusunce.org/2007/10/01/ax-welate-min-%e2%80%93-ah-vatanim/
Yazan: blue Tarih: October 2, 2007 3:08 PM
Olay şudur :"devlet baskısı kalkar ise, mahalle baskısı baskın ve etkin hale gelir!"
Devlet baskısı mahalle baskısını önlüyor yani. "Resmi ideoloji" baskısı her tür baskıdan daha legal, olması gereken, bizi bir arada tutan "olgun bir sopa"dır.
Eğitimi engelleyip "asıl sorun eğitimsizlik!" demekte çok ilginç tabi.
Kamusal alan: devlete ait, devleti temsil eden yani, resmi yer-alan...
Böyle bir tanımlamayla kurulacak mantığın karşısında kim durabilir ki! Mesela bir Devlet Hastanesi ni düşünün. Kurulu olduğu alan, bahçesi-binası ve içinde çalışan insanlar... Şimdi böyle olunca devlet hastanesinde ki bir doktora muayene olmak için gelen bir "birey" hastane bahçesinden içeri girdiği an "kamusal alan"ın içine girmiş olur. Öyle olur değil mi ?
Fakat bu alana girdiği an devleti temsil eden bir argümana dönüşür mü ? Yada devlet kuralları içinde hareket etmesi gereken bir resmiyete mi kavuşur ? Eğer böyle oluyorsa bu birey kamusal alana girdiği anda devletin yapısına aykırı olan simgeleri taşıyamaz. Mesela devlet bir dini simge ile anılamaz yada böyle bir simgeyi destekleyemez.
Şu halde doktora gelen vatandaş hastane bahçesine girmeden önce baş örtüsünü çıkarmalı, boynunda ki "haç şeklinde ki kolye"yi gizlemeli, taktığı bir parti rozeti yada simgesi varsa sökmelidir.
Peki sade vatandaş bir "birey" devleti temsil etmek gibi bir zor'a koşulmuş olmaz mı ? Her ne hal olursa olsun her halde bu zor bir baskı değildir! "her şeyin bir kuralı var"ın gereğidir.
Hele hele mahalle baskısı yanın da hiç kalır. Öyle de mi ya....
Yazan: ikna Tarih: October 2, 2007 10:53 PM
Mustafa Akyol:
..toplumdaki mahalleler karşısında tarafsız olması gereken devlet, bunlar arasında açıkça
taraf tutuyor. Devletin demokratik denetime pek açık olmayan çatık kaşlı “kurumları“, bazı
mahallelerin sakinlerini kendi has vatandaşları olarak kabul edip korurken, diğerlerine tepeden
bakıyor. Hatta onları “iç düşman” ilan edip, haklarını ellerinden alıyor.
Türkiye'de çağdaşlaşma ve toplumu dönüştürme hareketleri, Osmanlı devletinin gerilemeye başlaması üzerine başlamıştı.Bu hareketler yakın zamanlara kadar hep devlet eliyle yürütüldü..
Klasik tabirle halkı adam etme çabaları denecek olan değişim çabaları, çok uzun yıllar tepeden inme yöntemlerle yapılmaya çalışıldı...
Sayın Akyol'un tabiriyle "devletin kaşlarını çatan kurumları", halk üzerinde çeşitli baskılar
yaparak toplumda değişim sağlamaya çalıştılar.
Ancak tepede meydana gelen bu değişim çabası halkla bütünleşmeyince devlet içinde ve birazda devletin de istemesiyle, devletin dışında "devletle uyumlu bir imtiyazlı sınıf" ın doğmasına neden oldu.
Devlet içinde ve dışında oluşan uyumlu imtiyazlı sınıf mensupları,devlet gücüyle elde ettikleri nimetlerin tadını aldıktan sonra çıkış amaçları olan toplumu dönüştürme ve çağdaşlaşma sevdasını bir kenara atarak ellerindeki imtiyazlı olma durumunu korumak için önlemler almaya başladılar.Halkı çeşitli bahanelerle susturmaya,ürettikleri yapay korkularla bastırmaya çalıştılar..
Yani dün toplumu "değiştirme" düşüncesiyle halkına baskı yapan devlet eli, bu gün tersine bir gerekçeyle, "değişime direnme" nedeniyle halka baskı yapmaya başladı...
Artık roller değişmiş;demokratikleşme,çağdaşlaşma,hukuk devleti olma gibi değişim talepleri halktan gelmeye başlamıştı..
Aslında günümüzdeki durumu sağlıklı bir sürece girildiğinin bir göstergesi olarak görebiliriz..
Ve hatta değişim taleplerinin olması gerektiği gibi tabandan tavana doğru gelmeye başlamasını, aslında statükocuların topluma istemeden yaptıkları bir hayır olarak bile değerlendirilebiliriz.
Yazan: TT Tarih: October 3, 2007 11:40 AM
Hayday Bey
Cocugun yetismesi doneminde herhangi bir inanc ya da din sunmaniza gerek yok (bu benim fikrim ve method falan da degil) cunku cocuk boyle seylerle ilgilenecek olgunlukta ve anlayista degildir. Siz kendi cocuklugunuza ve gencliginize dondugunuz ve dusundugunuz zaman bu evreleri daha iyi anlarsiniz. Belli bir olgunluga geldikten sonra da eger cocugunuza acik ve herseyi konusabilecek rahatlikla yaklasmissaniz, zaten size bir takim sorularla ya da tavirlarla bunu belirtecektir. Sizin bir seye inanip inanmamaniz onemli degil, onemli olan karsinizdaki sahisin sizin gibi olmak zorunda olmayacagi anlayisinizda olmaniz. Siz kendi inanclarinizin ne oldugunu belirmenizle birlik de ayrica dunyadaki farkli inanclar ve inanmayanlarin da oldugunu aciklamaniz yani cocugunuza sadece bir (bu bir sizin sahsi inaciniz) birden fazla alternatifleri bilgi niteliginde gostermenizi belirtmek istemistim. Ama bu sadece dini konular ile icin degil hersey icin gecerli. Buna cocugunuzla yapacaginiz herhangi soylesilerde kendi ideolojileriniz dogrultusanda aciklama yapmamak da dahil. Mesela cocugunuz uzun sacli ve kupe takan bir erkek gordugunde ve neden kizlar gibi saclarinin uzun oldugunu ve kupe taktigina, “cocugum o sapik, aptal ne yaptigini bilmiyor” diye cevap verebilirsiniz, diger bir yandan da "insanlarin degisik zevklere sahip oldugunu" anlatmaya calisirsiniz. Sizin bu degisik tarzda giyinen insanin giyimini uygun group gormemeniz onemli degildir burada, onemli olan orada vereceginiz yanitin uygunlugu ve cocugun uzerinde yapabilecegi olumsuz etkileri gorebilmek. Olgunluk cagina gelmis ve sizin vermis oldugunuz yukaridaki ikinci yanitla cocugunuzun, uzun sacli ve kupeli erkekleri ?bne olarak gormeyecegi ve nefret bakislari savurmayacagindan yuzde 99 emin olabilirsiniz.
Kapanmis kucuk kizlarin karakterleri dogrultusunda yetistirilerek aileleri tarafindan kapatilamalarinin nasil olabilecegini de lutfen siz izzah edermisiniz. Ben bunu anliyamiyorum cunku.
Milli benlik, dil ya da kultur konusunda:
Belli bir ulke sinirlari icinde yasadiginiz surece, bu ulkenin kanunlarina uymak zorundasiniz, yani o ulkenin resmi dili, vatandaslarina verdigi isim bellidir. Kendinizi bu ulkenin vatandasi kabul ediyor ve yasadiginiz topraklarida ulkeniz olarak benimsiyorsaniz, cocugunuz zaten egitim sureci icinde bunlari egitim kurumlarindan tarihi ve kulturu ile ogrenecektir. Tabii kokeniniz yani turk vatandasi olup da turk kokenli olmayabilirsiniz. Turkiyedeki azinliklar gibi…Cocugunuza asil kokeninizin kulturunu ve tarihini aciklamak sizin gorevinizdir. Insanlarin kokeklerinin ne oldugunu bilmesi gerekir, Azinliklarin bir arada yasadigi yorelerde bu gibi sikintilarin yani belli kulturun ve ikinci bir dilin cocugun yetistilimesinde problem olmamasi gerekir, cunku bu kultur, bu toplumlar iclerinde devamli yasandigi icin unutulmaz, nesilden nesile kendiliginden gecer. Ama ornek olarak, Turkiye disinda ve toplu olarak yasamayan turkleri icin, yabanci ulkelerde yetistirmek de olduklari cocuklar icin bu biraz zordur. Yani anne ve babadan aktarilan ya da yasanan turk kulturu vardir bir de yasanilan ulkenin kulturu. Ulkenin dili ingilizce is cocugun ana dili ingilizce olur, turkce de ikinci dili olur. Konustugu turkce cok sinirli kalir. Ileride ingiliz ya da baska bir milliyetten yapacagi evlilik ile kendi cocuklararina aktarabilecegi turk kulturu ve milli benlik gibi unsurlar zayiflar, onun cocuklari da degisik milliyetlerdekiler ile evlenmeleri halinde sizin milli benlik, dil, kultur olayi birkac kusak yasamis oldugunuz ulkenin milliyetine ve kulturune donusmustur bile. Umarim ne demek istedigimi biraz daha acikca anlatabilmisimdir.
Sayin Blue
Camii sayisi okul sayisindan ve imam sayisi da ogretmen sayisindan fazla olan bir ulkede hangi din baskisindan bahsettiginizi ben de anliyamiyorum.
Turkiye seriat ile yonetilen bir ulke olmadigi icin gercekten sadece turban degil, sakal, biyik, kara carsaf, salvar, cuppe, sarik vb…gibi giyim tarzlari da problem olur kamu kuruluslarinda. Hatta evlenme, bosanma, miras haklari, ticari iliskiler, faiz gibi hukumleride uygulamak isteyebilisiniz Islamiyete uygun olarak. Ama bu uygulamalarin hic biri kanunlara uygun olmayacak ve siz yine donup dini baski var diye bagirip duracaksiniz.
Turkiye laik bir ulkedir ve laiklik “devlet yönetiminde her hangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir”. Memleket nufusunun yuzde yuzu bile musluman olsa bu degismez. Kanunlara bir vatandas olarak uymak zorundasiniz, laik bir ulkede kisisel inanclar gozonunde tutularak kanunlar duzenlenmez. Islamiyetle ilgili isleri yonetmek icin ayrica Diyanet Isleri vardir ve bu teskilat icin de devlet butcesinden odenek ayrilir. Daha neyi mevzuu ediyorsunuz ben anliyamiyorum. Ama din kiyafetlerle simgelestirip bu siyasi bir ideolojiye donusturulse turban sorunu bir kirk yilda degil gelecek yuz senede cozulmez. Bu ancak hukumetin halki bilinclendirmesi, yani egitim ile olabilir. Ben baska bir yontem goremiyorum.
Evet ben Turkiyede dini baski olduguna inanmiyorum. Namaz kilan, oruc tutan, hacca giden, ortunen hic bir vatandasa, sen neden bunlari yapiyorsun diye kimse sormaz, kanunlara aykiri herhangi bir sey yapmadigi surece. Asil bunlari yapmayanlar goze batandir. Neden biliyormusunuz, cunku muslumanlarin yuzde 90 unun kendi dinlerini ve kendi dinlerine sahip olanlari mukkemmel gormeleri ve sadece onlari kabul etme zihniyetine sahip olmalaridir. Baska inanclara sahip, ya da inancsiz olan insanlari kabul etmezler. Icki yasagi derkende, yani ramazanda turkiyedeki butun meyhanelerin, barlarin, birhanelerin acik oldugunumu soyluyorsunuz?
Ortunme Islamiyette farz degilse, kanunlara uyarak kamu kuruslarinda bas acmanin ne sakincasi var. Ozel kuruluslarin bile giyim kurallari vardir, istediginiz kiyafeti giyip kamu ve ozel kuruluslara giremezsiniz, bunun dindar ya da inancsiz ile bir iliskisi yok. Acik olan diger bayanlar da mayo ya da bikini ile okula giremez. Ya da spor yaptiginiz kiyafetleri ya da pijamalarinizi giyip isyerine gidemezsiniz. Hala olayin turban olmadigini neden anlamak istemiyorsunuz…Turbanin yasak olmasinin diger sebebi de guvenlik acisindan, insanlarin yuzlerinin bir bolumunu bile orten turban ile taninabilmesi gercekten zor olsa gerek, eger o kisileri gercekten tanimiyorsaniz. Ogretim gorevlilerin 3 te biri turbanli olan kalabalik egitim alanlarinda ogrencileri ayirtedebilmesi hic kolay olmasa gerek.
Eger gercek dindarlardan bahsediliyorsa, yani islamiyeti herseyin ustunde tutan ve dinin butun kurallarini uygulayan kisilerden, bu tip sahislarin modern yasama ayak uydurmasi da cok zor olmazmi?
Yani sacinin bir telini ekege gostermekten cekinen bir bayanin, egitim ortaminda ve ilerideki meslek hayatindaki kadin ve erkeklerin ic ice oldugu ve meslekleri geregi yakin iliskilerde bulunmak zorunda kalinan gunumuz dunyasina nasil ayak uydurabiliceklerini ben anliyamiyorum. Ama bana basbakan ve cumhurbaskani hanimlari gibi bir yanit verirseniz, size verecek cevabim, ben onlari samimi bulmuyorum olur. Ayni turbani egitim engeli olarak gorenleri samimi bulmadigim gibi.
Yazan: gunka Tarih: October 3, 2007 3:57 PM
s.a.
Mustafa Bey
Mahalle baskısından öte bir gelişme yaşanıyor, geleceğimizi ilgilendiren şuanki yazınızın bizzat sebebi yaşanıyor. Sizdende, ahalinizdende destek bekliyoruz.
Benimde gittiğim bu paneli tüm Türkiyenin değil tüm dünyanın izlemesini ve dinlemesini isterdim. www.ilkav.org dan detaylı bilgi alabilirsiniz.
Bu aşamadan sonra bu olaya münferit bir olay gözüyle bakamayız.
Şimdiden çok teşekkür ederiz.
/
Tanrıverdi 301 Kurbanı Olacak mı?
İkinci iktidar dönemini demokratikleşmeye ayıracağını söyleyen AKP iktidarı bunu test edebileceğimiz bir sınavla karşı karşıya.
Henüz bu iktidar döneminin ilk günlerinde patlak veren olay, Öğretmen-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi’nin bir panelde söylediği sözlerden dolayı TCK 301’e muhalefetten mahkeme önüne çıkacak olması.
Yusuf Tanrıverdi, “Resmi ideoloji kıskacında eğitim sistemi” konulu bir panelde sarf ettiği şu sözlerden dolayı yargılanacak:
“Muvazzaf subaylar resmi elbiseleriyle okullarda ders vermek suretiyle çocuklara militarist fikirler aşılıyorlar.”
“28 Şubat sürecinde öğretmenler fişlendi.”
“Devletiyle, milletiyle bölünmez bütünlük vurgusu faşist devlet felsefelerinde bulunan bir özelliktir.”
Ankara Cumhuriyet Savcılığı, Öğretmen-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi’nin, yaptığı konuşmalarda bu tür ifadelere yer vererek eleştiri sınırları dışına çıktığı, gerek TC Devletini ve gerekse devletin askeri teşkilatını, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yanaki uygulamaları bütünüyle ele alıp, bu organları temsil eden kişi ya da kişileri değil organların ikisini hedef aldığı, eleştiri sınırları dışına çıkarak onları aşağıladığı iddiasıyla TCK 301. maddenin hem cumhuriyeti hem de devletin askeri teşkilatını alenen aşağılamaktan iki kez cezalandırılmaları talebiyle dava açtı.
İşin hükümeti ilgilendiren yanı, Tanrıverdi’ye bu ifadelerinden dolayı dava açılırken Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in bir televizyon kanalında “Gereken her şey yapılacaktır” diyerek davaya destek vermesi.
Kendisinden 301’i değiştirmesi beklenen hükümet yapıyor bunu!
AKP iktidarının demokratikleşme iddiası acaba samimi olmayabilir mi?
Öğretmen-Sen, genel başkanıyla ilgili gelişmeleri değerlendirirken şöyle diyor:
“Tek derdimiz ülkemizin sivilleşmesi, özgürleşmesi ve AB standartlarında bir ülke olması yolunda sivil toplum olarak üzerimize düşeni yapmak. Elbette bizim ülkemizde bunun bir bedeli oluyor. İşte bizim ödeyeceğimiz ilk bedel!”
Öğretmen-Sen bir bedel ödemek üzere ve AKP hükümeti bu bedeli ödeten taraf olacak. Demokratikleşmenin ilk sınavında hükümetin büyük bir güven kaybına yolaçmak üzere olduğu bile söylenebilir.
Öğretmen-Sen yönetiminin çağrısı şöyle:
“Öğretmen-Sen, düşünce ve ifade özgürlüklerini savunan, demokrat, hukukun üstünlüğüne inanan fikir adamlarından başka gideceği bir yer yoktur. Düşünceye karşı oluşturulan bu güç kullanımına artık bir son verilmesini istiyoruz. Sivil Anayasaya tüm desteğini veren Öğretmen-Sen, maalesef bu Anayasayı hazırlayan hükümetin bir bakanı tarafından düşüncelerinden ötürü mahkûm edilmek istenmektedir. Bize destek vermenizi istiyoruz. Düşüncelerinden ötürü 23 Ekim 2007 tarihinde mahkeme önüne çıkacak olan sayın genel başkanımıza kaleminizle, fikirlerinizle, demokratlığınızla destek vermenizi temenni ediyoruz.”
Yazan: S Tarih: October 3, 2007 4:52 PM
Sayin Gunka,
Uzun sacli, kupeli bir kimse hakkinda onyargili olmak ile basortulu bir kimse hakkinda onyargili olmak arasindaki fark nedir?
***
Komsunun cocugunun dil, tarih ve kulturu devlet okullarinda profesyoneller tarafindan ogretilirken benim cocugumun dil, tarih ve kulturunu ogretmek neden benim gorevim oluyor?
Ben vergimi TL olarak vermiyormuyum?
Yazan: Haydar Tarih: October 4, 2007 4:14 AM
Siyaset iktidar mücadelesi efendim... Teba içinde hoşgörü, uzlaşma her zaman en büyük idealler olacaktır... Amma "mahalle" sınırlamaları koyanların kaygıları hoşgörü anlayışıyla kaybedecekleri iktidarları, çünkü iktidarlarının hoş görülecek bir tarafı olmadı şimdiye kadar... Hep yapay tartışmalarla, anlamsız gündemlerle senelerini harcadılar insanımızın, şimdi yumurta dayandı, gaz sancısı bastırdı, çatacak yer arıyorkar, gözler fıldır fıldır, "o göbeğini kaşıyan adam, bu şu mahalleden, burası Malezya..." daha binlercesi... Aşılacak inşallah bunlar... Çünkü zemin hoşgörü diyor...
Yazan: Talha Can Tarih: October 4, 2007 10:49 AM
Sayın gunka,
Sizin açınızdan her şey güllük gülistanlık gözükebilir. Hatta devletin bir sürü imamının olması, her yerde camiler bulunması yeter de artar görünebilir. Bunlar bireysel özgürlüğün anlamından bihaber olmanızdan başka bir şey anlatmaz. Devlet başörtülüden vergi alıyorsa eğitim de vermek zorundadır. Eğer vermiyorsa vergi de almamalıdır. Devlet, milletinin ne giydiğine, ne yiyip içtiğine karışamaz. Devlet bir hizmet kurumudur. Vatandaşlarından vergi alır, bunun karşılığında onlara güvenlik, eğitim, ulaşım vs. hizmeti sağlar.
Amerika'yı tekrar keşfetmeye lüzum yoktur. Dünyada baskıcı devletlerin durumu da bellidir, liberal devletlerin durumu da. "Türkiye'nin kendine özgü" olduğu iddiası gülünçtür. Devlet yönetimlerinin istisnası olmaz. Nev-i şahsına münhasır değiliz. Baskıcı Fransız tipi yönetim anlayışını belirlemişiz. Fransa'nın durumu da ortadadır. İngiltere'nin ve ABD'nin durumu da ortadadır. Aynı kısır daire içinde dolap beygiri veya papağan gibi aynı şeyleri tekrar edip durmanın hiç bir faydasını görmüyorum.
Gözü namazda olmayanın kulağı ezanda olmaz. Sizin çözümden yana hiçbir isteğiniz yok. Sorunun devamını isteyen kişilerle de beyhude konuşmaya gerek yok.
Yazan: blue Tarih: October 4, 2007 12:36 PM
günka rumuzlu dostumuzun da haklı olduğu taraflar var, söyledikleri üzerinde düşünülmeli, "sen şunu anlamıyorsun", "sen şunu bilmiyorsun" yorumlarını adil bulmuyorum.
Yazan: Kubilay Ant Tarih: October 4, 2007 1:57 PM
Yorumları okuyunca bazı şeyleri ifade etme mecburiyeti hissettim. Ben ibadetlerini ifa etmeye çalışan, Anadolu Lisesi mezunu, Ankara Hukuk Fakültesi mezunu birisiyim. Benim eşimde aynı Üniversite mezunu, başörtülü birisidir.1992-1996 yılları arasında eşim Hukuk Fakültesini başörtülü olarak bitirdi. 12 Eylül Sürecinde Üniversitelerden atılan,1402'lik tabir edilen Kominizm İdolojisini savunan öğretim üyeleriyle dahi çağdaş Üniversitelerde yaşanılan özgür düşünce, farklılıklara saygı anlayışı içerisinde gayet güzel diyaloglar kurdu. Ne laiklik elden gitti ne de rejim. Hukuk fakültesinden sonra yarım bıraktığı Gazi Üniversitesi Coğrafya öğretmenliği bölümünü de bitirmek istedi ve kayıt yeniledi. Dönem ; 28 Şubat. Kayıt yenilediğine pişman oldu. Dört yıl görmediği baskılara maruz kaldı. Üniversitenin dışkapısından dahi geçirmediler. Dayatmayla başını açtırmaya çalıştılar. Okulu bitirmek için bu zulme maalesef boyun eğmek zorunda kaldı. Bu süreçten sonra artık eşim eskisi kadar hoşgörülü, bütün düşüncelere önyargısız yaklaşamaz hale geldi. Biz hiçbir partinin mensubu olmamamıza rağmen "siz Refaha oy verirsiniz" gibi önyargılı sataşmala8ra maruz kaldık. Diyalog yerine, hoşgörü yerine sataşma,kavga, zorla kendi düşüncesini kabul ettirme anlayışı toplumsal barışı tehdit etmektedir. Son bir kaç haftada ortaya atılan mahalle baskısı düşüncesi maalesef "dervişin fikri neyse zikri odur" anlayışından kaynaklanmaktadır. Çünkü dindar insanları ilerde mahalle baskısı yaparlar paranoyası ile itham edenler, bugün aynı baskıyı dindar insanlara yapmaktadır.
ABD,Avrupanın birçok ülkesi, farklı dinlere farklı ırklara ev sahipliği yaparken bizleri birileri birbirimize düşürüp, sömürge yapmak istemektedir. Bu nedenle milletimizin genlerinde var olan hoşgörü,diyalog,mazluma el uzatma,dayanışma vs. hasletleri yok edip farklılıklarımızı çatışmaya dönüştürmek istemektedir. Bizler Yunus'un deyimiyle "yaratılanı sevdik yaratandan ötürü" anlayışındayız. Hiç kimse eğitim ve öğretim hakkından mahrum edilmemelidir. Hele özgür düşüncenin var olması gereken üniversitelerde. Aksi halde Malezya'nın bile Uzaya kendi astronotunu ve mekiğini göndermeye hazırlandığı günlerde biz hala lunaparkta ki uçaklarla kendimizi avuturuz.
Yazan: GÖKKUŞAĞI Tarih: October 4, 2007 3:27 PM
@Günka,
"Hatta evlenme, bosanma, miras haklari, ticari iliskiler, faiz gibi hukumleride uygulamak isteyebilisiniz Islamiyete uygun olarak. Ama bu uygulamalarin hic biri kanunlara uygun olmayacak." (günka)
Laik T.C anayasasının ve anayasasına uygun hukuk kanunlarının oluşmasında baz alınanların hiçbirinin İslam hukuku ile uyumlu olmadığını söylüyorsunuz.Pekii o zaman nüfusunun % 90’ı Müslüman olan bu halkın 84 senedir bu kanunlara uyması nasıl sağlandı?
"Turkiye laik bir ulkedir ve laiklik “devlet yönetiminde her hangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir”. Memleket nufusunun yuzde yuzu bile musluman olsa bu degismez."(günka)
Güzel bir tespit daha;% 90 Müslüman var,sistem değişmedi ve hatta % 100 bile olsalar değişmez diyorsunuz.Neye güvenerek? Sistemleri değiştirenler, kuranlar, koruyanlar halkların kendisi değil mi yani?
Yazan: çuvaldız Tarih: October 4, 2007 9:21 PM
Mustafa Bey,
"Türk Islam'i nasil modernlesti" adindaki yazinizda laikligin Türk Islam'ina sanildigi gibi hizmet etmedigini söylemistiniz. Belki de kemalist laiklik gerçekten Türk Islam'ina faydali oldu, basörtüsü yasagi gibi uygulamalarla ortalama müslüman Türk kutsal saydigi devlet eliyle de baski yapilabilecegini kesfetti. "28 subata kadar bana (basörtüme ve namazima) dokunmayan devlet bin yasasin" makamindan çalan muhafazakarlar devletin iskence yaptigini, fisledigini, devlet terörüne kapi açtigini fark ettiler.
Aci çekmeyen baskalarinin acilarini da anlayamaz. özgürlükleri kisitlanan muhafazakarlar eskisinden daha demokrat ve özgürlükçü oldular simdi. Yaniliyor muyum?
Not : Tabi yobaz laiklerin amaci bu degildi, o kesin :)) Onlar her zaman ki gibi kendi kalelerine gol atmakla mesguller...
Yazan: mehmet yilmaz Tarih: October 5, 2007 12:22 AM
80 YILLIK GERÇEK GÜNDEM İÇİN, UFAK BİR HATIRLATMA
YASAKLAR & BASKILAR
1 Hristiyan ve yahudi cemaati serbestken, Müslümanlara getirilen İslami cemaat kurma yasağı
2 İdeolojik ve laik-seküler eğitim dayatması altında islami eğitim yasağı
3 Kur’an öğretimi ve Kur’an kursu yasağı
4 Camilerin amacı dışında kullanıma tahsisi ve Arapça ezan yasağı
5 Okullarda ve tüm kamu alanında başörtüsü yasağı
6 Laik diyanetten bağımsız cami ve mescid açma yasağı
7 Laik diyanetten izinsiz Cuma namazı kılma yasağı
8 İslamı tebliğ etme islami düşünceleri açıklama ve ifade etme yasağı
9 Eğitim kurumlarında ve Diyanet alanında temel islami kavramları kullanma yasağı,
10 Azınlık dini cemaatlerinin kutsal günleri resmi tatil yapılmışken çalışan müslümanlara Cuma Namazı izni bile verilmemesi
11 İmam hatiplilere üniversiteye girişte katsayı engeli konulması
12 Çok boyutlu müdahalelerle islamı, bireysel ve toplumsal hayata yansıtma yasağı, islami hayat tarzının yok edilmesi
13 Etnik ayrımcılık ve asimilasyon yasaları ve uygulamaları
/
1 Haksız ve keyfi ideolojik ağır cezalar
2 Jandarma ve polislerin Kuran kursu ve ev baskınları
3 “İrtica” yaftası altında tehdit ve düşman olarak ilan edilme
4 Sivil ve askeri devlet görevlerinden atılma ve kamu alanına sokulmama
5 Okullardan kovulma memuriyete alınmama (anaokulu müdürlüğüne bile)
6 İstiklal mahkemelerinden DGM lere siyasal ve ideolojik yargı baskısı
7 TCK 163, 312, 216 ve 301 maddeleriyle gerçekleştirilen on binlerce insan hakları hakları ihlali ve ideolojik kararlarla verilen hukuka aykırı mahkumiyetler
8 Okullarda ve kamuda resmi ideoloji dayatılması
9 Şapka takmadığı yada takke ve sarık takdığı için cezalandırmalar
10 Fitre zekat ve kurban derilerine laik devletin el koyması
11 İslami eğitim ve Kur’an öğretimi için tahsis edilmiş vakıf mallarının devlet bütçesine devredilmiş olması,
12 Cami ve mescidlerin laik devletin yönetimi ve denetimi altında olması
13 Hutbe vaazların içeriğinin
laik devletçe belirlenmesi ve resmi din dayatılması
14 Zorunlu askerlik uygulaması ve vicdani ret hakkının tanınmaması
15 Etnik ayrımcılık ve asimilasyon yapılması
16 Halka rağmen bir çok dayatma uygulanması (altı ok gibi vs)
17 İnsanların derdinin sadece işsizlik, ekonomik göstergeler olduğunun betimlenmesi
18 Yapay kimlik ve ideolojiler oluşturma, mankurtlaştırma
vs..
Yazan: Gerçek Tarih: October 5, 2007 11:05 AM
Sayin Blue
Devlet zaten sizin dediklerinizi sagliyor, ama size gore vatandas vergi veriyor diye herseyi yapma hakkina sahip. Devlet aldigi vergiyi sadece egitime harcamiyor, halkin egitim seviyesine bakilirsa pek fazla harcamadigi da goruluyor. Hala turbani egitime engel olarak gorenin ve bunu milli sorun yapanlarin kafalarinda egitimden daha onemli seyler oldugu belli. Gercekten Islamiyete bagli ve Islamiyeti anlamis olan vatandaslarin kanunlara uyma zorunlugu ile basini acip kamu kurumlarina girmesi ya da egitimini bu sekilde surdurmesinde dini acidan bir sakinca olmadigina ve bu yasagin arkasindaki asil sebebin bireysel ozgurluk ve dini baski ile alakali olmadigini anladiklarina inaniyorum.
Devlet kimsenin giyimine ve yemesine karismiyor zaten, siz kac kisi gordunuz sokakda kapali geziyor ya da parklarda namaz kiliyor diye ceza yazildigini. Yazilsa kara carsfla dolasanlara yazilirdi once. Devlet bagzi yasaklar cikarmissa bunu halkin huzur, guvenlik ve butunlugunu bozacak bir tehdid olarak gordugu icin cikarmistir.
Dunyanin hicbir ulkesinde bireysel ozgurluk tam anlamiyla yoktur ve olamaz. Nerede olursaniz olun, yasadiginiz ulkenin kanunlari sizin bireysel ozgurlugunuzu belirler. Sizin Turkiye’yi bir avrupa ya da Amerika ya da herhangi bir gelismes ulke ile kiyaslayabilmeniz icin, Turkiyedeki halkin egitim seviyesinin ve bilincinin, kanunlarin isleyisi, ulkedeki yasam standartlari, ekonomisi vb gibi unsurlarin o ulkelere esdeger ya da en azindan kiyaslanabilecek yakinlik da olamasi gerekmezmi? Evet Turkiye kendine ozgudur hem de bulundugu stratejik konumdan tutunda yasadigi zengin tarih ve kulturu, degisik kokenli milletlerin kardesce yasadigi hosgorulu ulusu, terredut etmeden kanlarini bu topraklara feda etmis adsiz kahramanlari, sehitleri ile, diger taraftan yolsuzluklari kanunlarin uygulanmasindaki carpikliklar, ekonomik SIKINTILAR, siyasi goruslerdeki asiriliklar, Halkin buyuk bir bolumunun egitim eksikligi, ve cehaleti, hukumetin basindakilerin, sahsi menfaatlerini ulkenin ve halkin menfaatlerinden ustun tutmalari vb…ulkenin gelismesini engelleyen bir sure ciddi problemlerine kadar...
Haydar Bey
Kupeli ve uzun sacli bir erkek de bu gorunus tarzini herhangi bir ideoloji simge haline getirip siyasi amaclara alet ederse inanin o’nun o tarzi da turban gibi yasaklanir. Eger belli seyler yasalarla sinirlaniyorsa bunun sebepleri millet ve devlet yararina olan sebeplerdir. Burada bir onyargi yoktur.
Ayrica sizin “Komsunun cocugunun dil, tarih ve kulturu devlet okullarinda profesyoneller tarafindan ogretilirken benim cocugumun dil, tarih ve kulturunu ogretmek neden benim gorevim oluyor?” Bu yorumunuzdan ne demek istediginizi anliyamadim. Yani komsunun cocugu ve sizin cocugunuzun yasadigi memleket ayni, memleketin resmi dili ve egitim dili ayni degilmi? Yani siz ayni memlekette yasamiyormuzunuz?
Sayin Cuvaldiz
Insanlarin kanunlara uymasi saglanmaz, vatandaslar yasadiklari ulkedeki kanunlara uymak zorundadirlar, uymadiklari zaman kaybeden onlar olur. Cunku kanunlarla duzenlenmis olan hicbir hakdan yararlanamazlar.
Benim yapmis oldugum yaziyi copya yapip yorumunuza yapistirmissinis ve altina kendi yorumunuzu yazmissiniz da ne demek oldugunu hala anliyamamissiniz.
Yazim aynen:"Turkiye laik bir ulkedir ve laiklik “devlet yönetiminde her hangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir”. Memleket nufusunun yuzde yuzu bile musluman olsa bu degismez."
Dikkat ederseniz Laik bir devlet sisteminde bunun degisemiyeceginden bahsediyorum. Yani yukarida sizin dediginizin mumkun olabilmesi icin rejimim serita donusmesi gerekiyor once. Turkiye’nin bu haddeye gelmesi demek memleketin dagilmasi ve yokolmasi olacagina inaniyorum.
Yazan: gunka Tarih: October 5, 2007 6:21 PM
Sayın Günka,
İşaret ederek,anlamamış olduğumun farkına varmamı sağladığınız için teşekkürler.Bu inceliğinize,aşağıdaki cümlenizi daha da açık yazarak anlamamı sağlamanız mümkün mü?
"....vatandaslar yasadiklari ulkedeki kanunlara uymak zorundadirlar, uymadiklari zaman kaybeden onlar olur.Cunku kanunlarla duzenlenmis olan hicbir hakdan yararlanamazlar."
Bir hukukçunun şunu dediğini hatırlıyorum;kanunlar zaten ona uymaya,başvurup kullanmaya istekli,iyi niyetli insanlar içindir.Kanunlar bu iyi niyetli bireylerin hak ve özgürlüklerinin kötü niyetli kişiler tarafından ihlal edilmesini karşı,koruyucu,kollayıcı ,caydırıcı ve çözüm üreticidir,hukuk devletlerinin de esas amaçları CEZAlandırmak değil,caydırıcılıktır.
Sizin yazdığınız cümlede ise çok açık bir şantaj/tehdit tanımı var.
Demokrasinin var olduğu hukuk devletlerinde şantaj ve baskı ceza alması gerekn suç tanımı içinde yer alır.Bu şantajı/tehditi yapan kimdir?
Şimdi daha önce sorduğum soruyu yinelemek istiyorum; Laik T.C anayasasının ve anayasasına uygun hukuk kanunlarının oluşmasında baz alınanların hiçbirinin İslam hukuku ile uyumlu olmadığını söylüyorsunuz.Pekii o zaman nüfusunun % 90’ı Müslüman olan bu halkın 84 senedir bu kanunlara uyması nasıl sağlandı?
Şantaj ve tehdit yok diyorsanız,% 90 müslümanın gönüllü iştiraki ve uyumu söz konusudur.O halde 84 senedir bu kanunlara uyan insanlar dediğiniz gibi neden "Hatta evlenme, bosanma, miras haklari, ticari iliskiler, faiz gibi hukumleride uygulamak isteyebilisiniz Islamiyete uygun olarak” isteyecek olsunlar?
Öngörünüzü neye dayandırıyorsunuz?
84 yıldır başka hiçbir yerden güç temin etmeden,sadece yazılı hukuk kanunlarının varlığı ile demokratik ve “Laik” olabilen sistem, baş örtüsü üniversite kapısından girince yıkılıp,dağılacak kadar zayıf temelli midir?
Yada sizin bakış açınızla baş örtüsü bir çeşit açılmayan kapıları açan,hırsız elindeki maharetli bir maymuncuk mudur?
84 yıldır aynı evin içinde aynı karavanadan yemek yiyen,aile bireyi olarak yaşayan ana-baba bir “özkardeş” neden 85.yıl kendi evini soymak için hırsızlık yapmaya kalkışsın ki?
Ama tabii o, öz kardeş değil de ayak işlerini yapsın diye bilmem kaçıncı dünya ülkelerinden ithal edilmiş işgücü ise hırsızlık yapmaya kalkışması pek tabii ki düşünülebilir,ya azmıştır ya da haddini bilmez bir nankördür.Onlar,kendilerine lütfedilen olanakların kıymetini bilmedikleri için,kaybedenlerdir ve hiçbir haktan yararlanamazlar,değil mi?Şimdi ilk cümlenizi okuyun bakalım sizi anlamış mıyım?
Yazan: çuvaldız Tarih: October 5, 2007 11:11 PM
Ortada bir iddia var.
Islam toplumu diger Bati toplumlari gibi demokrasiyi icine sindirebilir.
Yani laiklik ilkesine tam bagli olmak veya "laiklik asiriligi" gereksiz deniyor.
Bu bir iddia!
Mallesef uygulamasi dunyada henuz gorulmemis bir iddia.
Muslumanlarin ezici cogunlukta oldugu ulkelerdeki sosyal baskilari saymak gereksiz.
Ancak,Mustafa beyin iyi niyet ve hosgorusunden hicbir suphem yok.
Sebebleri cesitli olan bu iddiaya kedisini ikna etmesi beni gercekten uzuyor.
Daha once de soyledigim gibi,laiklik esas olarak musluman ulkelere, OLMAZSA OLMAZ, babinda gerekli olan bir ilke.
Mustafa bey, savundugunuz dusuncenin sizi asabilecegini ve sizin gibileri bile bir gun "Dinsiz ve Kafir" diye yok edebliecegini anlatmaya calisiyorum.
Saygilarimla.
Yazan: david Tarih: October 5, 2007 11:41 PM
david şöyle demiş
Evet müslümanları törörist yerine koyan, kendisine boyun eymeyenleri düşman ilan eden zihniyet dünyanın çeşitli yerlerinde, kendi tabirlerince demokrasi yüzyılında, müslümanları/insanları sivil masum kadın erkek bebek çoçuk demeden yok ederken, david müslümana böyle akıl veriyor.
Biraz ciddiyet ya,
david abi david bey biraz hoşgörü, insaf yoksa din gereği öteki tarafta hesap veremezsin
david bey gel beraber buradan Guantanamo esir kampı nın kapatılması için uğraşalım böylece öteki taraf için bir şeyler yapmış olursun.
Ne dersin?
Yazan: bir genc Tarih: October 6, 2007 4:44 PM
Sayin Cuvaldiz
Bir hukuk devletindeki kanunlar cikarilirken, tabiiki vatandaslar icin en uygun, adil ve uygulanabilir olmasina dikkat edilir. Sizin tehdit/santaj diye adlandirmis oldugunuz benim yorumumu ben “tesvik” diye adlandiriyorum.
Ornek olarak, medenin kanunundaki mal paylasimi, velayet, nafaka ,soybagi,miras, gibi hukumlerden yararlanmak isteyen bir vatandasin, bu kanun kapsamina girebilmesi icin, bagzi sartlar aranir mesela resmi evlilik gibi. Burada vatandasin bu kanuna uymamasi icin tek sebep egitiminin yetersiz olmasindan baska hicbirsey olamaz. Cunku buradaki hukumler erkek, kadin, din, dil, irk ayirimi gozetmeksizin TC vatandaslarina esit ve en adil sekilde hitaben hazirlanmistir.
Sizin buradaki yuzde 90 musluman vatandaslarin uyumu ve istiraki soz konusudur dusuncenize katilmiyorum. Burada vatandaslarin kisisel meenfaatlari sozkonusudur. Ornegin siz bir yere imzanizi atmadan once, okuyup ya da arastirip, neye imza atiyorsunuz diye emin olduktan sonra bunu gerceklestirirsiniz. Cunku sizin o atmis oldugunuz tek bir imza sizi hapise bile goturebilir…Yani sizin yukarida vermis oldugunuz %90 lik rakkamin kanunlara uyumu kendi meenfaatlerine uyumlu oldugu ve devletin bunu gozonune alarak hazirlamis oldugu yasalardir.
Basortusunun universite kapisina girmesinde hicbir sakinca yoktur, sakinca basortusunun siyasete ve radikal islamin simbolu haline getiren, dini ibadetten saptiran ve egitimden uzak ya da Islamiyeti kullaktan dolma bilgilerle yada camiilerdeki imamlardan ogrenmis halkin uzerinde kolaylikla kendi siyasi emelleri icin kullanan ve kendilerini gercek musluman olarak adlandiranlardir.
Gercekten islamiyet anlatilanlardan degil de gercek kaynaklarindan anlayarak ogrenilmis olsa inanin turban ya da basortusu resmi kurumlarda problem olmazdi. Bu hale gelen basortusunun egitimkurumlarina girmesi demek gencleri gore gore kaosa ve atese atmaktan baska bir sey degildir. Bunu TC vatandasinin kultur duzeyini, anlayisini, ulkenin icinde bulundugu gerginligi ve insanlarin ozellikle laik/dinsiz ve dindar diye gruplara ayrildigi bir ortamda herhangi bir TC vatandasinin musluman olsun ya da olmasin gorebilmesi gerekir. TC cumhurriyeti bir turbanla yikilmaz ama bircok gencimiz ziyan olur ve inanin en cok cani yanacak olan da anne ve babalardir.
Ayrica dinin siyasete alet edilmesi turbanin tekrar gundeme gelmesi yeni bir proplem degildir. Bu problemler ve karisikliklar daha once de yasanmistir. Onemli olan vatandaslarin kendilerini bilinclendirmeleri, bu gibi problemlerin nasil ve hangi donemlerde ciktigina ve asil sebeplerini anlamalari,ve ozellikle boyle zamanlarda vatandas olarak kendilerine dusen en buyuk yukumluluk kendi sahsi cikarlarindan daha fazla devletin cikarlarina uygun hareket etmeleri. Yani birbirlerine cephe almalari degil, hosgorulu davranmalari...
Ayrica sunu ozellikle belirtmek istiyorum Hukuk Devleti sistemi bireyleri devlete karsi koruyabilmek icin kanunlar duzenler. Siz verginizi odeyen bir vatandas olarak devletin cikarmis oldugu yasaklardan dininize baski yapilarak kisisel ozgurlugunuzun kisitlandigina inaniyorsaniz bunu devlete karsi dava acarak hakkinizi arayabilirsiniz. Yani turban yasagini egitiminize engel olarak goruyorsaniz sizin gerekli merciilere basvurarak hakkinizi arayabilme yollari mevcuttur.
Yazan: gunka Tarih: October 6, 2007 6:20 PM
Yazimi tekrar okuyunca farkettim.
Daktilomun latince olmasindan dolayi sadece "s" harfini kullanabiliyorum.
Bu yuzden "asabilecegini" kelimesini hatali yazdim.
Genc beyin Guantanamoyu kapatma fikrine karsi degilim.Bunu Batida soyliyenler zaten var ve bende boyle bir "hapishane"ye karsiyim.Ustelik bircok kisi mahkemeye cikartilmadan mahkum edilmis durumda.
Yanlis anlamadiysam Guantanamonun kapatilmasini isteyen genc bey, mahkemece sucu sabit gorulmus eylemcilerin normal hapishanelere konmasina karsi degil.
Oteki dunyaya gelince;
Ne varligini ne yoklugunu idda edemem.
Benim kanimca,onemli olan "Odul" icin calismak degildir.Nede korku ve baski ile bir seyi yapmak insana pek fayda getirmez.
Bunlar kisisel anlayislardir.Bazen soyle,bazen boyle anlasilir.Insanlar tabii ki istedigini anlamakta serbesttir.
Sonuc olarak demek istedigim, farkli seslerin ve dusuncelerin bir arada yasayabilmesidir.Bilinen ve kabul edilen genel kani devletin dinle arasina mesafe koymasi ile olur.
Muslumanlari rahatsiz etmeyen laik bir devlet,kendisinin var olma hakkini (yani dinsiz olmayi) da muslumanlardan isteyebilir.
Uzulerek gordum ki bana karsi gereksiz bir ithamda bulunulmus.
Hicbir yerde ve hicbir yazimda bir musluman ile bir eylemciyi (terorist) ayni kefeye koymadim.
Yazan: david Tarih: October 6, 2007 9:16 PM
@ Günka,
“Insanlarin kanunlara uymasi saglanmaz, vatandaslar yasadiklari ulkedeki kanunlara uymak zorundadirlar, uymadiklari zaman kaybeden onlar olur. Cunku kanunlarla duzenlenmis olan hicbir hakdan yararlanamazlar.6.10 yorumunuz”
“Bir hukuk devletindeki kanunlar cikarilirken, tabiiki vatandaslar icin en uygun, adil ve uygulanabilir olmasina dikkat edilir. (Kanunlara bir vatandas olarak uymak zorundasiniz, laik bir ulkede kisisel inanclar gozonunde tutularak kanunlar duzenlenmez.3.10 yorumunuz)
Sizin tehdit/santaj diye adlandirmis oldugunuz benim yorumumu ben “tesvik” diye adlandiriyorum.6.10 yorumunuz “
Sizin yada benim tanımı nasıl yaptığımızı bir kenara koyarsak(ki aslında bu sizin endişenizin/öngörünüzün kaynağı olduğu için önemli) sizin "Hatta evlenme, bosanma, miras haklari, ticari iliskiler, faiz gibi hukumleride uygulamak isteyebilisiniz Islamiyete uygun olarak. Ama bu uygulamalarin hic biri kanunlara uygun olmayacak." (günka)
“Sizin buradaki yuzde 90 musluman vatandaslarin uyumu ve istiraki soz konusudur dusuncenize katilmiyorum. Burada vatandaslarin kisisel meenfaatlari sozkonusudur.6.10 yorumunuz “
Peki ben de diyorum ki,baş örtüsü üniversite kapısından girince neden (bunca zaman sizin teşvikle yada nasıl tanımlarsanız tanımlayın bunca kalabalığın uyduğu) kanunları değiştirmek istesinler. Neden?
Cevabınız da bu;”Eger gercek dindarlardan bahsediliyorsa, yani islamiyeti herseyin ustunde tutan ve dinin butun kurallarini uygulayan kisilerden, bu tip sahislarin modern yasama ayak uydurmasi da cok zor olmazmi?3.10”
Peki gerçek dindar ve İslam nedir?Kime göre gerçektir?
% 90 müslüman bu devletin kanunlarına bunca sene uyarken gerçek dindarlığı ve İslamı ıskaladılar mı yoksa onlar gerçek dindarlığı ve İslamı uygulamak istediler de bu kanunlara silah zoru ile mi uyduruldular.Bunu diyebilir misiniz?
Sizce bu gerçek dindarlar dediğiniz”islamiyeti her şeyin üstünde tutanlar için, onaylamadıkları bu kanunlarla zaten talep etmedikleri, İslami olmayan haklardan mahrum edilmek bir şey ifade eder miydi?
Siz de yanlış ve gerçek olmayan şeylere inanmayı tercih ederek kendi kendinizi yanıltıyor olamaz mısınız?
Bir yerlerde edinmiş olduğunuz yanlış bilgilerin neticesinde,doğru sonuçlara vardığınız konusunda şüphe ile tekrar sorgulama yapsanız, ne çıkar!
“…egitimden uzak ya da Islamiyeti kullaktan dolma bilgilerle yada camiilerdeki imamlardan ogrenmis halkin …..6.10 yorumunuz”
"Islamiyetle ilgili isleri yonetmek icin ayrica Diyanet Isleri vardir ve bu teskilat icin de devlet butcesinden odenek ayrilir.3.10 yorumunuz."
O cami imamları nerde yetişiyor?
Sizin de altını çizdiğiniz gibi o imamlar,bu devletin kanunları,müfredatı ile düzenlenmiş okullarda eğitim almıyorlar mı?
“Gercekten islamiyet anlatilanlardan degil de gercek kaynaklarindan anlayarak ogrenilmis olsa inanin turban ya da basortusu resmi kurumlarda problem olmazdi.”6.10 yorumunuz
Gerçek Müslümanı teşhis edebilmenize yardım eden bilgiyi “Siz” nerde öğrendiniz?
“TC cumhurriyeti bir turbanla yikilmaz ama bircok gencimiz ziyan olur ve inanin en cok cani yanacak olan da anne ve babalardir.”6.10
Bu bir tehdit mi yoksa bir çeşit teşvik mi?
“bu gibi problemlerin nasil ve hangi donemlerde ciktigina ve asil sebeplerini anlamalar”6.10
Siz anlamış ve teşhisi koymuşsunuz,çözümünüz de korumak(!) adına “mahrum”bırakmak.Neden?
“bir turbanla yikilmaz” dediğiniz cumhuriyeti korumak!!!
Tekrar soruyorum;bu kadar mı zayıf temelli cumhuriyetimiz.?
“Yani birbirlerine cephe almalari degil, hosgorulu davranmalari...”
Yapmayın Günka,siz bir çeşit dedöktör kullanıp,kendilerine gerçek Müslüman diyenlerle Müslümanları ayırabilmiş ve o gerçek olmayan Müslümanları da türbanlılar,sıkma başlar diye ilan edip cephe almamış mıydınız?Hani hoşgörü!!
“Yani turban yasagini egitiminize engel olarak goruyorsaniz sizin gerekli merciilere basvurarak hakkinizi arayabilme yollari mevcuttur.”
I – ıh maalesef, bu anayasada serbest ama YÖK bir mahkeme kararını,laikliği koruyacağım diye dikkate alıp,T.C devletinin Kuruluş Anayasanın üzerinde davranıyor.
Yorumumu yanıtlayarak düşünceleriniz paylaştığınız için teşekkürler.
Yazan: çuvaldız Tarih: October 7, 2007 7:51 PM
Memlekette kanun var arkadaş uymak zorundasın diyen arkadaşlara tek bir cümle yazacağım:
Anayasa ve uluslararası kanunlarda belirtilen temel hak ve hürriyetlere aykırı kanun yapılamaz; yapılırsa buna devlet zulmü denir; devlet kutsal değildir, kusursuz da değildir; devlet her zaman vatandaşını düşünmez; kimi zaman sadece kendi menfaatini düşünür. Kuvvet hakta olmalıdır, hak kuvvette değil. Senin o yücelttiğin, kanun denilen şeyleri kutsal kişiler mi hazırlıyor; onları yapanlar cuntacılarla milletvekilleri. Neden la'yüsel olsunlar? Şapka takıyor muyuz? Hem de Atatürk zamanından kalma bir kanun, hadi bakalım...
Yazan: blue Tarih: October 8, 2007 12:32 PM
Sn.Blue,
Bazı arkadaşların,”devlet benim,benim işaret ettiğim tehlikenin farkında ol “ yoğun baskısından dolayı karışan kafaları nedeniyle “kanunlara uymak zorundasınız” dediklerini düşünüyorum.Bir tür yüksek ateşten doğan bilinç kaybıyla sayıklama gibi.
Zira,Demokrasi,( tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.)hakkında bilgi sahibi olmayan bir kişi aşağıdaki gibi içinde “vatandaşlar için”açıklaması bulunan bir cümle kuramazdı.
“ hukuk devletindeki kanunlar cikarilirken, tabiiki vatandaslar icin en uygun, adil ve uygulanabilir olmasina dikkat edilir.”Günka 6.10
Vatandaşlar,kendilerine uygun ve adil kanunlara gönüllü olarak iştirak ederler, zorunluluk hissetmezler .
Yazan: çuvaldız Tarih: October 9, 2007 4:02 AM
gercek isimli arkadaş amacın nedr mrk ediorm.
sözlrn o kdr boş ve gerici ki.
snn dedin yasaklr kalksa acaba sn yaşıablr msn. bırak yaşamayı inancını gercklştrblr msn??
anlamadınız sey laiklik dinin koruyucusdr düşmanı diil!
devletten izn almdn hiç bi islami eylem kurlş olştrlmz. diyanet işleri bu yüzdn kurlmştr.
snn gbi insanlarn bu ülkede olması cok acı...
Yazan: no name Tarih: October 14, 2007 2:54 PM
Şerif Mardin toplumun psikolojisiyle ilgili mahalle baskısı derken keşke gericilik için senaryo arayan "malum medya" nın da psikolojisini dikkate alarak konuşsaydı,bilmem kaçıncısı sergilenen "irtica geliyor" oyununun "mahalle baskısı" versiyonunu belki izlemezdik.
Yazan: Aslan Tarih: March 4, 2008 8:37 AM