« PKK’ya Karşı Öfkeyle Kalkarken | Ana Sayfa | PKK’yı Yenmek, ‘Kürtlüğü’ Kazanmak »

October 17, 2007

Evrim Savaşlarında Son Durum

[17 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Şu günlerde Radikal gazetesinin sütunlarında evrim, yaratılış, bilim ve hatta "budalalık" konusunda ilginç bir tartışma sürüyor. Önce gazetenin 7 Ekim tarihli "Yaratılış teorileri insan haklarına tehdit" başlıklı haberinde, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin aldığı “Eğitimde Yaratılışçılık Tehlikeleri” başlıklı bir kararı duyruldu. Yazar Nuray Mert, bu kararı "Bilim budalalığı" olarak yorumladı. Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan ise üst üste iki yazı yazıp Mert'in suçlamalarını karşıladı, hatta eleştirdi.

"Bu dünya üzerinde yaşam nasıl var oldu" sorusuna verilen farklı cevaplardan doğan bu tartışmada belli ölçüde dirsek çürütmüş biri olarak ben de bir şeyler söyleyeyim.

Aslında ülkemizde yüzyılı aşkın bir geçmişi olan evrim-yaratılış kamplaşmasında, diğer pek çok konuda olduğu gibi, gereksiz bir ak-kara ikilemine düşüyoruz. Oysa bugün bilim ve felsefe dünyasında bu konuda çok daha karmaşık bir tablo ve farklı ekoller var.

İlk ekol, ateist evrimciler. Bunlar, "yaşam tesadüfi bir evrim sürecinin ürünüdür" diyor ve bunun da Allah'ın varlığı fikrini çürüttüğünü iddia ediyorlar. Kitapları TÜBİTAK tarafından Türkçe'ye çevrilen İngiliz zoolog Richard Dawkins, söz konusu "militan ateistler"in başında geliyor. Dawkins, Charles Darwin’in evrim teorisi sayesinde ateizmin kanıtlandığı inancında.

Ancak Darwin'in evrim teorisini aynen kabul eden, fakat cansız maddelerin olağanüstü derecede karmaşık canlı sistemlere dönüşmesinde ilahi bir plan gören "inançlı evrimci"ler de var. Bunlardan biri, ünlü "İnsan Genomu Ulusal Araştırma Enstitüsü”nün direktörü olan genetikçi Francis Collins. Prof. Collins, "evrimci" olmanın yanında iyi bir Hıristiyan. DNA’yı konu alan 2006 basımı "The Language of God" (Tanrı’nın Dili) adlı kitabının altbaşlığı ise yeterince açıklayıcı: "Bir bilim adamı imana dair kanıtlar sunuyor."

Darwinizm'i kabul eden ama farklı yorumlayan bu iki ekolden sonra, üçüncü bir grup olarak, evrimi kabul eden ama Darwinizm'i eleştirenler var. Bunlar, "doğada daimi bir değişim olduğu doğrudur, ama Darwin'in mekanizmaları bunu açıklamak için yeterli değildir" diyorlar. "Akıllı Tasarım" teorisini savunanların çoğu da bu ekole dahil. Söz konusu teori, evrim sürecinin sadece doğal etkenlerle değil, aynı zamanda "bilinçli müdahale"yle işlediğini savunuyor. Bilinçli müdahalenin izinin de canlıların karmaşık sistemlerinde sürülebileceği görüşünde.

Gelelim dördüncü ekol olan “yaratılışçılar”a. Aslında Yaratıcı’nın varlığını kabul ettikleri için inançlı evrimcilere ve Akıllı Tasarımcılara da “yaratılışçı” denebilir. Nitekim ikincisine bazen deniyor da. Oysa aynen “dinci” kelimesinde olduğu gibi, “yaratılışçı” kelimesinde de özel bir anlam var. Bunu savunanlar, “Allah canlıları bugün gördüğümüz halleriyle yaratmış ve sonra da bir değişim yaşanmamıştır” diyorlar. Bunu derken de bazı bilimsel verileri alıp kullansalar da, aslında dini kaynaklara (ve dahası onların belirli bir yorumuna) dayanıyorlar.

İşte burada İsmet Berkan’ın da sık sık işaret ettiği bir problem var. Çünkü eğer siz dini bilgileri bir “veri” olarak bilime katarsanız, İslam’a, Hıristiyanlık’a veya Budizm’e göre bilim yapmaya başlarsınız. Oysa bilimin insanlığın ortak ve objektif malı olması gerekir. Dolayısıyla aynen “laik hukuk” gibi “laik bilim” de iyidir ve gereklidir.

Ancak “laik hukuk”tan “laikçilik” çıkarma tehlikesinde olduğu gibi, “laik bilim”den de materyalist despotizm çıkarma tehlikesi var. Bu iş en kaba haliyle Sovyetler Birliği’nde yapılır, bilimsel çalışmalarda “diyalektik materyalizme uygunluk” zorunluluğu aranırdı. Günümüzün Darwinci ateistlerinde de benzer bir dogmatizm, bilimi ateizmin yedeğine alma çabası var. Bilimsel verilerden din lehine çıkan her sonucu “Ortaçağ zihniyeti” diye yaftalayıp susturmaya çalışmaları, bariz bir örnek. Bu yolla kanıtladıkları bir şey varsa, o da bağnazlığın kimsenin tekelinde olmadığı.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 17, 2007 11:07 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

mustafa bey haklısınız nitekim nuray mertin de iddia ettiği materyalist despotizme geçit vermemek. bilimin laiklik prensibine göre yapılması doğaldır yalnız bunu ülkemizdeki laiklik anlayışının tezahürü bir prensiple yaparsanz bu sefer imanlı insanların inançlarına saldırmış olursunuz...

Yazan: imdat Tarih: October 17, 2007 11:45 AM

Bilim derslerinde, bilimin güncel görüşlerinin/teorilerinin okutulmasını talep etmek materyalist despotluk değildir.

Dawkins, Charles Darwin’in evrim teorisi sayesinde ateizmin kanıtlandığı inancında.
Dawkins in bunu nerede söylediğini/yazdığını gösterebilirmisiniz? Merak ettim.

Ve tüm saydıklarınız aynı seviyede birer "ekol" değildir Mustafa bey. Ayrıca Dawkins ve Collins in durduğu yer aynı evrim teorisidir.

Günümüzde bilimsel anlamda kabul edilen bir evrim teorisi vardır. Diğeri(Yaratılış/ID) henüz bilimsel olarak bir varlık gösterememiştir, öyle bir eğilim de gözükmemektedir. Konumları çok farklıdır.

Yazan: fuat Tarih: October 17, 2007 10:39 PM

Fuat Bey Dawkins ve collins'in durduğu yer aynı evrim teorisidir demiş..
-----------------------------------------
Prof. Collins, "evrimci" olmanın yanında iyi bir Hıristiyan. DNA’yı konu alan 2006 basımı "The Language of God" (Tanrı’nın Dili) adlı kitabının altbaşlığı ise yeterince açıklayıcı: "Bir bilim adamı imana dair kanıtlar sunuyor."M.A

demekki Dawkins'te imanlı bir evrimci..tabii aklın yolu birdir..güzel gelişmeler bunlar..diğer evrimcilerinde Dawkins gibi imana gelmelerini bekliyoruz..

Yazan: deniz Tarih: October 18, 2007 10:23 AM

bu yazindan oturu seni gonulden tebrik ederim, sn. mustafa akyol.
nihayet evrime genel anlamda bircok yonleriyle inanan cok sayida dindar insanin varligini da boylelikle guzel ve adil bir sekilde gundeme getirdin.
bu konuda "Kuran'da Celiski Yoktur" isimli
sitede ve "Yaratilis ve Darwin" konu basligi altinda (ozellikle en sonlara dogru) yapilmis bircok inancli okuyucu yorumlarinin da
okunmasini gonulden tavsiye ederim, konuyla ilgilenen butun arkadaslara.

evrim kesinlikle sadece ateizmin mali olmamalidir,
ve bu konu kesinlikle sadece ateistlerin
(bize gore soguk ve manasiz yorum ve bakis acilarinin) tekeline birakilmamalidir, diye dusunuyorum ben.

selam ve sevgilerimle.

Yazan: hakan turkeren Tarih: October 18, 2007 12:27 PM

Bilimden din lehine sonuç çıkıyormuş hiç güleceğim yoktu sayın Akyol!

Bilim diye Harun Yahya'yı referans alırsanız böyle rezil olursunuz...

Sizin gibi sahte demokratlar daha çok rezil olacak...

REZİL EDECEĞİZ SİZİ...

REZİL...

Yazan: Efe Tarih: October 18, 2007 6:05 PM

Dawkins, Charles Darwin’in evrim teorisi sayesinde ateizmin kanıtlandığı inancında.
Böyle birşey yok Mustafa bey. Kusura bakmayın ama bu sizin uydurmanız. Dawkins evrim teorisi ile yaşamın başlangıcının farklı konular olduğunun farkında olacak kadar bilgili bir kere. Yani evrim teorisinin doğru olmasının tanrının yokluğunu göstermediğinin farkında. Evrim teorisinin doğruluğu İbrahimi dinlerdeki yaratılış hikayesini yalanlamış oluyor ama genel olarak tanrıyı yanlışlamıyor. Dawkins'in sözlerini ve düşüncelerini çarpıtıyorsunuz. Zaten bu yaratılışçı ve AT'cilerin genel tavrıdır. Yani bu tavrınızı olağan karşılıyorum.

Ayrıca bence bu sözünüzün karşısında şunu söylemek çok daha doğru olacaktır: Mustafa Akyol'a göre AT, İslam'ın tanrısının yani Allah'ın varlığını kanıtlıyor.

Yazan: freedom Tarih: October 18, 2007 6:14 PM

Efe rumuzlu şahıs acaba fikirlerini hakaret etmeden dile getiremiyor mu? bu ne hazımsızlık..

Dawkins'i savunmaya çalışan arkadaşlarda bir tenakuzdur gidiyor..bir insan hem ateist hem Darwinist evrimci olursa,evrenin yaratılmamış ve tesadüfen oluşmuş olduğunu savunmuş olmaz mı?..yani bu anlamdaki evrim Tanrı'nın yokluğunu farklı bir dille anlatmış olmaz mı?biz okuduğumuzu mu anlamıyoruz yoksa..

farklı inançlardaki yaratılış anlatımları ise asla bilimin konusu değildir..bunu bilime karıştırmak isteyenler yanlış yapıyorlar..bu platformda AT'yi savunan arkadaşların yaratılışla ID teorisini karıştırmamak için titizlik gösterdiklerini yakından takip ediyorum..

Mustafa Akyol inançlı bir müslüman olduğu için kendi tefekkür dünyasında evreni tasarlayan büyük tasarımcının şeriki olmayan Allah olduğunu düşünmesi ve bunu dile getirmesi gayet normaldir..AT'ye inanan bir deist için bu tasarımcı edilgen bir Tanrı iken bir AT'ci Hristiyan için bedenlenmiş İsa'dır..vs..bu işin inanç boyutuna girer ki kimse bu inancından dolayı kınanamaz ve hakareti haketmez..

Evrim konusuna ilgi duyan, büyük bilgi birikimleriyle bizi rezil etmek isteyen arkadaşlardan samimi olarak birşey öğrenmek isterim:

bilimsel olarak ispatlanmış bir evren kanunu vardır..Termodinamiğin ikinci prensibi olan Entropi kanunu..

düzenlenmiş bir deste oyun kağıdını düşünün..karışmamış,unmixing..düzenli bir deste kağıdın karışmış,mixing hali evrende spontane bir süreçtir..kendi kendine gerçekleşir.

ya da yüksekten bırakılan bir küp şeker yere düştüğünde dağılır ve yapılan iş ısıya dönüşmüş olur.bunun gibi olaylar yani düzenli bir halden düzensiz hale geçişler evrenin olmazsa olmaz kanunlarındandır..siz yere düşen şekerin dağıldığı andaki ısı kadar bir ısıyı dışardan alıp toparlanarak uçup eski yerine döndüğünü göremezsiniz..

evrende düzensiz yapılar spontane olarak düzenli hale geçemezler..Entropi yasası gereği..ve bu yasa bize der ki evrende sürekli düzensizliğe doğru bir gidiş vardır ve evrensel bilgi devamlı yitirilmektedir..

başa dönersek düzensiz oyun kağıtlarından birisinin müdahelesi olmadan bir deste düzenli kağıt oluşmazdı entropi yasasına göre..düzenli duruma geçmek için bir müdahele ve dışardan enerji gereklidir..

ben ciddi olarak merak ediyorum bu arkadaşlar söyleyebilir mi acaba;

evrende herşey bozulmaya doğru giderken bu düzenli
kanunlarla donanmış tabiat nasıl varolmuştur?müdahalesiz,kendi kendine ve tesadüfen..

aydınlanırsam çok memnun olacağım..


Yazan: deniz Tarih: October 18, 2007 8:30 PM

Sevgili sayın freedom,

"Zaten bu yaratılışçı ve AT'cilerin genel tavrıdır."

Yaratılışçı ve AT'cilerle ilgili asılsız genellemeler yapmakta evrimcilerin genel bir tavrıdır.

Kesinlikle evrimin doğru olmadığına inanıyorum. Hatta doğru olsa bile bunun ibrahimi dinlerdeki yaratılışı yanlışlamayacağını iddia ediyorum.

Hristiyanlıktaki 6000 yıl meselesini izah etmek de zor olmaz. Bir yıl bir güneş yılı olmak zorunda değildir. Veya yaratılış 6000 yıl önce olmuştur. Fakat Tanrı bu işi çok önceden başlamış gibi yapmıştır. Bu şekildeki açıklamalarla insanlar inanmaya devam edebilir. İslamiyetde bu şekilde bir süre meselesi kesinlikle yoktur.

İlkel İnsan maymunla ortak atadan türemiştir. Daha sonra modern insanla (Adem/Havva ve çocukları) kaynaşmıştır. Bu da bir açıklama. Nasıl ki siz evrimciler sabun gibi kaymayı başarıyorsanız(aslında başaramıyorsunuz) aynı kabiliyeti Allah'ın başkalarına da vermiş olduğunu görüyoruz:) Ha bu arada ben evrime kesinlikle inanmıyorum. Tekrar vurgulayım dedim. Yani sabun gibi kaymaya hiç ihtiyacım yok.

Ateizmin bir ayağıda dinleri inkar etmek değil mi sayın freedom? Öyleyse M. Akyol'un neden Dawkins ile ilgili söyledikleri yanlış olsun?

Yazan: EsDeliRuzgar Tarih: October 18, 2007 9:22 PM

"Bilim diye Harun Yahya'yı referans alırsanız böyle rezil olursunuz..."

Bilim diye Dawkins'i referans alanlar mı rezil edecek? Ha ha ha ha! Bir ruzgar esintilik işiniz var rezil olmak için. Rezil olmak için acele etmeyin. Yavaş yavaş. Bilirsiniz: Birike birike göl olur. Yoksa evrim mi olurdu ya? Gene kafam karıştı. Hep bu Harun yahya yüzünden:) Dedim ki anama beni bilim adamı yap. Gittik filim adamı olduk. Böyle rezil oluyoruz cümle aleme.

İsmi Efe acaba o yüzden mi efeleniyor ki? Ya da çok mu biliyor? Anlamadım ki. Gene kafam karıştı. Boşver bilim işlerini en iyisi filim: Ben kurtlar vadisine bakacağım.

Yazan: EsDeliRuzgar Tarih: October 18, 2007 9:31 PM

Evet yine geldik aynı meseleye; yukarıda Mustafa Beyin yargı belirten ifadelerini oldukça objektif buldum.Bununla birlikte ben meseleyi biraz daha felsefi temelde ele almak istiyorum.

Şöyleki; canlılardaki muhteşem karmaşık ve kompleks yapı bize bunun akıllı daha doğru bir ifadeyle ''bilinçli'' bir varlığın ürünü olduğunu akla getiriyor.Bunun felsefi tartışmasına girmeksizin aksini düşünmek tamamen mantıksız ve aslında hiçbirşeyi açıklamayan tesadüf iddialarından ibaret.Demek istiyorum ki varlık bilinçsizce varoldu ve hareket ediyor demek hiçbirşeyi açıklamadığı gibi bilimsel bir tez olmaktan öte bir değer yargısı bir ''dogma'' ifade etmekte mamafih bilinçsizce hereket ettiğini nasıl bilebiliriz; bunu biraz açarsak bunun için bilimin nihai sınırlarına ulaşmış olması yani bir aşkın güç ya da Tanrı her ne derseniz, olmadığını ispatlamış olması gerekmektedir böyle bir durum olmadığına göre A.T'nin genel tezi mantıki bakımdan doğruluk/geçerlilik kazanmaktadır.

Bu da şunu kanıtlamaktadır ki insan daha anlamayı dahi beceremediği çok karmaşık bir sistemi tesadüf olarak niteleyip kolaycılığa kaçmaktadır.

2. olarak akıllı tasarımın herhangi bir dinin teolojik iddialarını kanıtladığını düşünmekte mantıksızlık olur çünkü A.T'nin söylediği gibi Akıllı bir tasarımcıya buradan yol alabilsekte bu o tasarlayanın mahiyeti hakkında bize herhangi bir şey söyleyemez ancak bu sistem bizi hayret içinde bırakıp durur bu Aşkın gücün; bunu nasıl yaptığını, yapmaktan ne kastettiğini bu aşkın gücün nasıl birşey olduğunu bize söylemez.Felsefi argümanlar ileri sürerek tüm bunların bir manası olmadığı ya da neden böyle olmak durumunda olduğu sorgulanabilir dahası bu yapılagelmiştir.

Dolayısiyle ben tesadüfi bir bakış açısını mantıklı bulmadığım gibi ''boşlukların Tanrısı''nıda mantıklı bulmuyorum her bilinemeyen şeyle alakalı ''Tanrı'nın vardır bir bildiği demek'' ve bunu kendi inancımıza dayanak olarak getirmek aslında aynı yukarıdaki tesadüfçülerin söylediği kadar hiçbir şeyi açıklamamaktadır ve mantıksızdır.Eğer bir mana var ise ben bilmeli değilmiyim? Ben bilemezsem banane bu karmarkarışık şeylerden bu Tanrıyı biraz şifreleyiciye benzetmek oluyor gibi.

Demek istiyorum ki Prof. Antony Flew gibi dinlerin Tanrısını çok despot gören bu kadar müdaheleci ve hükümran herşeye karışan bir Tanrı algılayışı yerine biraz daha İslam filozoflarının Tanrısı gibi ''ilk Neden''e indirgenen bir Tanrı harmonisi içinde A.T'nin bakışı temel alınarak seçim yapılabilir.

Anlaşıldığı üzere ben bir Tasarlayan olmadığı iddiasını dışarda tutarak daha çok bu Tasarlayanın nasıl bilinebileceği dahası bilinip bilinemeyeceği daha açık ifadeyle bilginin konusu olup olamayacağını tüm bu varlıkların ne anlama geldiği gibi temel felsefi sorunların nasıl halledilebileceğiyle ilgileniyorum.Bana bunlar İsbatı Vacipten daha önemli görünüyor.

Saygı Ve Selamlar

Yazan: Muhammed Ali Diktaş Tarih: October 18, 2007 9:56 PM

bence konuyu fena çarpıtmışsınız. evrim teorisinin dini inançlarla hiçbir ilgisi yoktur. bu ilişkilendirmeyi siz yapıyorsunuz. yapmayanları da ateist olarak nitelendiriyorsunuz (mesela, depremi dini olarak yorumlamayan ahmet mete ışıkara bir ateist deprembilimci)

ayrıca, akıllı tasarımın öne sürdüğü "bilinçli müdahale"nin ne olduğunu, bir türlü açıklamadınız?

ha bilinçli müdahale var, ha yoktan pat diye yaratılmışlar. fark ne? ikisinde de bilinmeyen bir "güç" işleri hallediyor.

yani, akıllı tasarım === yaratılışçılık

nokta.

Yazan: sawyer Tarih: October 19, 2007 1:28 AM

Deniz bey/hanım,
Yazdığımı anlamadınız herhalde. Dawkins ve Collins "Evrim teoris" diye hepimizin bildiği teori den bahsediyor. Collins in başka alternatif bir teorisi yok. Bir tanrıya inanan bir insan olarak evrim teorisinin açıklamalarının kendi inandığı biçinde tanrı ile çelişmediğini düşünüyor. Bu kadar basit. Kimsenin bununla sorunuda olamaz. Adam inancı uğruna birşeyleri rayından çıkartıp manipule etmeye çalışmıyor.

İkincisi kim demiş evrim ateistlerin malıdır diye? Yok böyle birşey. Evrim teorisi günümüz biliminin, canlılığın evrimini açıklamak için geliştirdiği bilimsel bir teoridir. Tonlarca ateist, tonlarca inançlı bilim insanının ortak çalışmaları sonucu geliştirilmiştir, gelişmeye devam etmektedir. Ve dinlere karşı geliştirilmiş bir teori değildir.

Mustafa bey,
Vaktiniz olduğunda, Dawkins adlı yazarın evrimin ateizme kanıt olduğunu iddia etiği yerin kaynağını verebilirmisiniz?

Saygılar...

Yazan: fuat Tarih: October 19, 2007 3:32 AM

Sn. Freedom,

Sanırım siz Dawkins'i pek tanımıyorsunuz. Dawkins Evrim Teorisinden yardım alarak Ateizmi yaymaya çalıştığını ve kanıt olarak sunduğunu en başta kendisi söylüyor. Bunu da kendi sitesinde ve yazdığı kitaplarda açık açık belirtiyor. "The God Delusion" kitabını kim yazdı acaba?

Yazan: Farshad Tarih: October 19, 2007 11:18 AM

"...Oysa bilimin insanlığın ortak ve objektif malı olması gerekir...." o zaman bilimin kabul etmediği herşeyimizi reddedelim.İkincisi evrim bal gibi sadece ateistlere aittir haksızlık yapmayın onlara.

Yazan: abdullah Tarih: October 19, 2007 4:27 PM

Evren matematik bir dille yazılmıştır sözü doğrumudur.Evcrimcilerin iddiası buna tersmidir*

Yazan: ahmet Tarih: October 19, 2007 4:30 PM

Farshad bey,

Dawkins Evrim Teorisinden yardım alarak Ateizmi yaymaya çalıştığını ve kanıt olarak sunduğunu en başta kendisi söylüyor.

Lütfen bunun kaynağını gösterebilirmisiniz? Bunu aktarabildiğinize göre kaynağını da biliyorsunuzdur.
Bu lafı edebileceğine inanmıyorum, çünkü yok öyle birşey. Demişse hatadır, ama dediğini de şimdiye kadar hiç duymadım.

Saygılar...
Bu bir kampanya meselesi. Modern bilimin teorilerini toplum nezdinde gözden düşürmek için sürekli bir şekilde din karşıtlığına vurgu yapılır. İnsanlara, bir teoriyi kabul edince dış dışı olacağını inandırmak için. Maaşallah herkes çoktan inanmış ona. Tekrar ediyorum, Evrim teorisi ateistlerin teorisi değildir. inançlı inançsız bilim insanlarının geliştirdiği bir teoridir ve bilim dünyasındaki konumu tartışmasızdır. 99% larla ifade edilebilir.

Efe arkadaşa da birşey söylemek istiyorum. Üslub bazen söylenen şeyden daha önemlidir. Rezil edeceğiz tarzındaki retorik söyleyeceğiniz herşeyin değerini düşürür. Örneğin "sahte demokrat" diyeceğinize gördüğünüz çelişkileri yazın ki insanların akıllarına hitap etmiş olun. Bunu yapmak zor değil. Hatırlatmak istedim :) Hem-vatandaşlarımızla, kim olursa olsun insan gibi bir tartışma kültürünü oturtmamız gerekiyor artık bu ülkede.

Deniz bey/hanım,

Dawkins'i savunmaya çalışan arkadaşlarda bir tenakuzdur gidiyor..bir insan hem ateist hem Darwinist evrimci olursa,evrenin yaratılmamış ve tesadüfen oluşmuş olduğunu savunmuş olmaz mı?..yani bu anlamdaki evrim Tanrı'nın yokluğunu farklı bir dille anlatmış olmaz mı?biz okuduğumuzu mu anlamıyoruz yoksa..

Bunun çok dogmatik bir bakış olduğunu söylersem çok haksızlık mı etmiş olurum sayın Deniz? Ayrıca bilim bağlamında konuşursak, darwinist evrim diye ayrı bir teori yoktur. Genel anlamda evrim teorisi diye birşey vardır.

Termodinamik konusunda da yanılıyorsunuz. Termodinamiğin hiçbir yasası öyle birşey iddia etmez. ikinci yasanın anlamı şudur; bir yerdeki entropi azalırsa başka bir yerde aynı miktarda bir entropi artışı olur ve dengeye ulaşma eğilimindedir. Bunu söylerken de izole bir sistemden bahsettiğinin altını kalın kalın çizer. Biryerde entropi zalır, yada yükselmek zorunda olduğunu iddia etmez. Karmaşadan düzen çıkabileceği bilinen ve gözlemlenen bir olaydır. Çok farklı disiplenlerde de uygulaması vardır....
Bilim dünyasının kendi ortaya koyduğu yasaları görmezden gelmesi de pek akla yatkın değil. Onlarda sanırım termodinamik nedir biliyordur.

Yaratılışcılık IDcilik konusu da gayet açık değilmidir? Bir yaratılış kitabını alıp, yaratılış vs geçen yerleri "tasarımcı" ile değiştirerek IDci bir kitap elde edebiliyorlarsa, ki aynen öyle yapmışlardır...ID=yaratılışcı diyen insanların söylediklerin biraz haklılık payı yok mudur? Suç ve Cezadaki raskolnikov ismini "hasan-emmi" diye değiştirirsek, bu yine dostoyevskinin eseri olmayacak mıdır? Yada kuran daki "Allah" geçen yerleri "Süper-ilahi-güç" diye değiştirirsek içerdiği mesaj değişecek midir? Hiçbir fark yok, üslub değişikliği vs. var sadece.

Yazan: fuat Tarih: October 19, 2007 4:43 PM

Sayın EsDeliRuzgar,

Kesinlikle evrimin doğru olmadığına inanıyorum. Hatta doğru olsa bile bunun ibrahimi dinlerdeki yaratılışı yanlışlamayacağını iddia ediyorum.

Eğer evrime karşı çıkıyorsanız burada benimle değil ilk önce Mustafa Akyol ve AT'cilerle tartışmanız lazım çünkü onlar da evrimi kabul ediyor. Yoksa Mustafa beyin yazısını okumadınız mı?

Sayın Farshad,

Sanırım siz Dawkins'i pek tanımıyorsunuz. Dawkins Evrim Teorisinden yardım alarak Ateizmi yaymaya çalıştığını ve kanıt olarak sunduğunu en başta kendisi söylüyor. Bunu da kendi sitesinde ve yazdığı kitaplarda açık açık belirtiyor. "The God Delusion" kitabını kim yazdı acaba?

Sanırım Dawkins'i iyi tanımayan sizsiniz. Evrim teorisinin doğru olması İbrahimi dinlerdeki yaratılışı masalını yanlışlar. Bu nedenle evrim teorisi teizmden deizme geçişte etkili olabilir. Ama Dawkins kesinlikle evrim teorisinin doğru olması tanrının olmadığını kanıtlar demiyor. Burada tanrı derken genel tanrı kavramından bahsediyorum yani sadece teizmdeki tanrılardan değil, bir deistin veya panteistin tanrı kavramı da buna dahildir. Yani Dawkins kesinlikle evrim teorisi tanrının olmadığını kanıtlar demez, en fazla İbrahimi dinlerin tanrısının olmadığını kanıtlar der çünkü evrim teorisi kutsal sayılan kitaplardaki yaratılış masalını yanlışlar.

Yazan: freedom Tarih: October 19, 2007 6:32 PM

sn. freedom arkadas,

...çünkü evrim teorisi kutsal sayılan kitaplardaki yaratılış masalını yanlışlar.

demissin. oysa Kutsal Kitaplarda bircok olaylar sadece ahlaki guzel bir ders ve ibret vermek icin "sembolik" olarak verilmis ornekler de olabilir.
yani Kutsal Kitaplardaki her beyanati sadece
mota mot somut "bilimsel" beyanatlar olarak algilayip yorumlamaya kalkarsak, daha bircok bilim dalinin Kurani yanlisladigi sonucuna varanlar cikabilir.

Ornegin Kuran'da butun cinlerin de "atesten" yaratildiklari yazilidir. (15.sure, 26-27)
ve bu cinlerin en yakin evrende dolastiklari ve insanlari gorup isittikleri yazilidir. (7.sure, 27 & 72.sure, 8-9) ve yine bu cinlerin
nufusunun en az insan nufusu kadar olabilecegine isaret vardir. (7.sure, 179)
o halde, su an butun evreni gozlemleyen en guclu teleskoplardan biri dahi nicin bu milyarlarca
--"atesten" yaratilmis-- cinlerden bir tekini bile tesbit etmemistir?
(not= cunki aslinda cinlerin insanin bes duyusu ile algilayamayacaklari su an bilemedigimiz tamamen baska bir maddeden yaratildigina isaret edilmis olmalidir. 7/27)

ve yine Kuran'da "gecenin gunesi sarip-orttugu"
ifadesi yer almaktadir. (91.sure 1-4)
bu ifadeyi nicin bugun hicbir bilimsel
veri-gozlem dogrulamamaktadir?
(not= cunki Kuran'da bircok anlatimlarin
--bilimsel degil-- fakat sadece "sembolik" olarak (mesel yoluyla) verildigine isaret edilmis olmalidir. 17/89)

bu listeyi boylece daha baska orneklerle de uzatabiliriz belki sanirim epeyce,
fakat sozun ozu sudur: Kuran mota mot bilimsel bir Kitap olarak yorumlanmamalidir.
Kurani bastan sona tamamen boyle yorumlayip
bugunun en saygin bilimsel bulus ve verilerine
savas acmak kesinlikle dine hizmet etmek anlamina gelmemelidir.
ve yine Kuran'daki bu bazi sembolik anlatimlari bahane ederek "bugun bilimin dini kesinlikle yanlisladigi" sonucuna varmak makul bir yaklasim olmamalidir.

selamlarimla.

Yazan: wisdom Tarih: October 20, 2007 3:43 AM

sayın freedom!hangi masallar kutsal kitaplardaki...Bu masalları okudunuzmu hangilerini yanlışlıyor.Peki Tanrı hakkında bir yorumda yapmışmı dawkins?Nasıl birşey olduğundan bahsetmişmi?Yoksa yeni bir dinmi oluşturdu Dawkins?Siz onun dediklerine inanıyormusunuz?

Yazan: tarkan bey Tarih: October 20, 2007 11:50 AM

‘’Every indication of contrivance, every manifestation of design, which existed in the watch, exists in the works of nature; with the difference, on the side of nature, of being greater or more, and that in a degree which exceeds all computation.’’

Charles Darwin’in  doktor olmaktan hoşlanmadığını anlayan babası onu papaz olmaya ikna eder. Böylece Charles 1828-1831 yılları arasında okumak için Cambridge’e gider. Burada William Paley’i okur ve etkilenir; kınkanatlı böcekleri toplar, onları açıp içlerini inceler. 1  

Görülüyor ki W.Paley sadece Akıllı tasarımcıları etkilememiş..Burada  değişik adlarla ama sürekli aynı kimliklerle yorum yapan Darwincilerin dinleştirdikleri materyalizmlerinin sağlaması olan Darwinizme karşı tartışmak Papanın dogmalarını bir kardinalle tartışmaya benzer.. beyhude çabalardır…

Blogumda yayınladığım makalelerimden kısa açıklamalarla fikir beyan etmek istiyorum.Mesela son zamanlarda Darwincilerden çok basit bir bilimsel isteğim oldu ama bir türlü yüzde yüz bilimsel olduğunu iddia edenlerden bir cevap gelmedi.İsteğim Darwinizmin en temel mekanizmalarından olan mutasyonlar hakkında idi ;

İstediğimde tüm canlıların evrim sürecindeki tüm mutasyonların ayrıntılı dökümünü istemek gibi akıl almaz derecede arsürd bir talep değil sadece sürüngenden kuş yada memeli olan Darwincilere göre bolca bulunması gereken bir kaç örnek. Yani rastgeleliğin türleşmeyi yönlendirdiğini gösteren mutasyon dizileri, hangi mutasyon neyi nasıl gerçekleştirdiği bilgisi  gibi dünyanın araştırmasını yapan mağrur materyalist bilimden küçük bir istek..Madem bu kadar eminler Darwinciler bu basit isteği karşılarlar umudundayız.

  Burda birkaç yorumda sığ olarak geçilmiş entropi konusunda ilk açıklama ile başlayalım;

 http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=4&soru_id=2891

Bu linkte tartışmalara güzel cevaplar verilmiş. Entropi kanunu ile ilgili apaçık gerçekler sergilenmiş tabi birde tavuk ve yumurta sorunumuz var okudukça Darwincilerin çıkmazlarından birini daha iyi anlamış olacaksınız..

 Hayat için evrende kuralların kuralı ve her şeyin kendisine bağlandığı kural olarak tanımlayabileceğim entropi, en temel anlamda evrende giderek düzensizliğin artmasıdır. Fakat hayat ATP sürecinde görüldüğü üzere entropiyi belirli sınırlarda artırarak var olmaktadır. Bu da temelinde yıkım olan bir kanunun ”düzen sağlar” ve organizasyonu artırır olabilmesinin ancak bu gücün bilinçli bir şekilde yönlendirilmesiyle mümkün olabileceğini gösterir.(Tıpkı dinamitle yapılan kontrollü yıkımlar ya da saha çalışmaları gibi) Evrendeki her atomun bağlı olduğu bir kanuna karşı, bağlı olan tüm maddenin ”içsel bir zekaya sahip ” şekilde organizasyonunu olasılıklar dairesinde oluşturabileceğini düşünmek, kanımca bu büyük kanunu hafife almak yada en kötüsü amaca uygun kullanmaktır. Eğer bu yol bilimsel olarak olası değilse (maddenin olası içsel bir zekâ ile entropiye karşı onu kısıtlı bir dairede artırarak cevap vermesi) bunun önceden tasarlanmış, bu şekilde davranması için yönlendirilmiş bir kanun olması kaçınılmazdır.

Oysaki her ağ yapı büyüdükçe ve karmaşıklaştıkça daha çok enerji tüketir ve entropiyi olabildiğince çoğaltır. Eğer karmaşıklık seviyesi bir ağ için ne kadar yüksekse, o ağın enerji dar boğazı yaşaması da o kadar çoğalacaktır. Bundan çıkarabileceğimiz sonuç evrimde gelişme ve ilerlemenin sağlanması için sürekli bir entropi artışının gerekliliğidir. Evrim dış etkilerden doğrudan etkilendiği için dışarıda entropiyi artırırken bir yandan da bu artan entropiye karşı ”çözümler” üretmek zorundadır”.

 Bunu yaparken deneme ve yanılmanın işe yararlılığını ele alırsak, sanırım PC’nizin elektrik kesintisindeki durumu analoji olarak kullanılabilir. Harici güç kaynağı olsa bile, bir PC bu durumda belirli bir süre çalışabilecektir. Enerji kesildiğinde işlemlerde ”doğal” olarak sona erer. Hatta PC’ lerde de devre akımı donanıma zarar verirse işlem bir daha başlamayacaktır. Tıpkı ATP oluşturan mekanizma bunun için bile kullandığı enerjide azalma yaşarsa aynı sorunla karışılacağı gibi. Süreci taşıyan yapı ister organik ister inorganik olsun ağ sistemlerinde donanımsal zarar kalıcı hasar hatta ölümcül sonuçlar ortaya çıkarır. Basit olarak, Kimyasal biyolojik yaşamda enerjinin bırakın kesilmesi anlık düşüşleri bile ”işlemin” yani canlılığın son bulması anlamına gelebilmektedir. Bu düşüşler entropiye karşı kullanılan dengenin ortadan kalkması anlamına gelir ve süreç yıkıma doğru hızla ilerler. Donanımsal bir zarar yoksa PC’ye tekrar güç sağlanırsa yeniden işlemlerine devam edebilecektir. Biyolojik yapılarda ise bu dönüş ” en azından PC kadar geniş bir ağ yapısına sahip canlı yapılarda” (örneğin flagella gibi) ”imkânsızdır’.

 Peki, öyleyse nasıl oluyor da entropi’nin yıkıcı gücüne rağmen, hayat onu besleyerek ve büyüterek kendini var kılabiliyor? Nasıl bu kadar kırılgan yapıya ve hassaslığa rağmen hayat evirilebiliyor? Madde gibi kendi varlığını bile tamamen kendisi oluşturamayan bir yapı nasıl oluyor da bu düzeni ortaya çıkarabiliyor? Kör şansla mı? Yoksa yönlendirilmiş evrensel kanunlarla mı?

Eğer canlılığın karmaşık protein ağlarından oluşmuş  ilk hücre nerden geldi sorusunu yöneltirsek Darwin cephesinde suskunluk yada evrimin bu konuyla öncelikli olarak  ilgilenmediğini  duyarsınız ki.Gerçek hiç de öyle değildir Dawkins Bencil Gen adlı kitabından Kör saatçi adlı eserine değin hatta son birkaç çalışmasında da silikon yapıların kendilerini kopyalayarak nasıl mutasyonun yardımıyla Darwinici mekanizma ve ön kabullere göre canlılığı oluşturmuş olabileceği üzerine epey atıp  tutmuştur.

 Bazı Darwinciler bile ilk RNa fikrinin Darwinizmle zorunlu uzlaştırmasından azap duymaktadırlar.Buna en güncel örnek R.Shapironun blogumda çevirsini yayonladığım Scientific American’daki makalesidir. Shapiro bir Darwinci olarak Darwinciliğin en önemli mitlerden olan Miller deneyi üzerinden olaya çok açık ve bilimsel olarak bakmaktadır.

Shapiro ; Miller Deneyi gibi ortamlarda üretilen amino asitler, nükleotidlerden çok daha az karmaşıklık içeren yapılardır.Amino asitlerin tanımlama özellikleri, bir amino gruptan (nitrojen ve iki hidrojen) ve bir karbon silik asit (bir karbon ve iki hidrojen) grubundan oluşmalarıdır. Her iki grupta aynı karbona bağlanmıştır. 20 amino asit türünün en basitleri iki karbon içeren doğal proteinleri inşada kullanılır.Bu 20 grubun 17’si 6 yada daha az karbon atomu içerir. Miller deneyinde ortaya çıkan amino asitler ise iki yada üç karbon atomuna sahiptirler.

 Buna karşılık, nükleotidlerin herhangi bir türünün Miller tipi deneylerin bir ürünü ya da meteorit çalışmalarında bulunan bir madde olduğunu rapor edilmiş değildir. Açıkça görülen, canlı olmayan doğanın, moleküllerin oluşumunda daha çok karbon atomlu molekül yerine daha az sayıda karbon atomu kullanmaya ya da oluşturmaya eğilimli olduğu ve bizim hayatımızı için gerekli nükleotidleri yaratma konusunda herhangi bir tarafgirlik göstermediğidir.

 İlk RNA fikrini, bu gibi başka birçok ölümcül hatalardan kurtarmak için, bu tasarımın savunması prebiyotik sentez adı verilen disiplinin oluşturulması ile mümkün olmuştur. Bunu savunanlar, RNA ve parçalarının, kendileri tarafından laboratuar ortamında gerçekleştirilmiş biz dizi kontrollü tepkimelerle, başlangıç malzemelerini ve durumlarını oluşturacak ilgili koşulları gerçekleştirebileceğini göstermeye çabalamışlardır.Bu konuyla ilgili bilgi www.sciam.com//ontheweb adresinde bulunabilir.Burada prebiyotik sentez araştırmalarının eksiklikleri ile alakalı detaylı bilgi bulabilirsiniz.

Problem şu analojiyi akla getirmektedir: 18 delikli bir sahada golf oynayan bir golf oyuncusu düşleyin, daha sonra farz edelim ki top oyuncu olmadan kendi kendine bu sahada oyuna devam etsin. İşte bu çalışmada böyle bir olasılığı göstermektedir. Prebiyotik sentezin, nükleotidleri oluşturması için doğal güçlerden meydana gelen (depremler, rüzgârlar, kasırgalar, seller vs gibi) bir birleşimin golf sahasındaki topun gerçekleştirdiği sonucu yeterince zaman verilirse gerçekleştirebileceğini kabul etmek zorundadırlar. RNA’nın kendi kendine oluşumunu engelleyecek herhangi bir doğa yasası bulunmamaktadır, fakat bunun gerçekleşmesi için ”gerekli şans gerçektende devasadır.” 2

 Şimdi Atesit materyalizmin en büyük savunucularından Dawkinsinde yakın arkadaşı D.Dennett bakın bizlere kendi kitabında neyi fısıldıyor;

Araştırmamızın bu düzeyinde keşfettiğimiz eyleyiciliğe benzer şeyde, bize yabancı ve hafif itici gelen bir şey var; ortada amaca yönelik telaşlı bir koşuşturmaca olmasına rağmen, ‘evde kimse yok’. Mükemmel bir şekilde tasarlandıkları ve yaptıkları şeyden hiç haberdar olmadıkları anlaşılan moleküler makineler, şaşırtıcı marifetler sergiliyor 3

 Peki Dawkins neler yumurtluyor bir bakalım; Dawkins aslında Kör Saatçi adlı eserinde   tam tatmin olmamış içsel endişelerini de susturmayı denemektedir. 3.bölümün başında üstat şöyle der;

‘’Canlıların rastlantı eseri ortaya çıkamayacak kadar olasılık dışı ve güzel ‘tasarlanmış ’olduğunu gördük. Öyleyse, nasıl var oldular? Yanıt-ki Darwin’in yanıtıdır bu şöyle: Canlılar, basit başlangıçların, rastlantı eseri hayat kazanabilecek kadar basit ilkel varlıkların, kerte kerte, adım adım dönüşümüyle ortaya çıktı. Bu birikimli süreci yönlendiren etken hayatta kalabilme çabasıdır ve gelişigüzel değildir. Bu bölümün amacı da, birikimli seçilimin gelişigüzel olmayan, temel bir süreç olarak gücünü gösterebilmektir.’’ 4

 Gördüğünüz gibi Mustafa Beyin ve Sayın Nuray Mert Hanım efendinin yazılarında bahsedilen materyalist despotizmin kökenleri kendine Darwinizmde yuva bulmaktadır. Gerçekler ortada iken gözleri kapamaya gerek yok meğer ki kör bir saatçi sizin için saat yapmıyorsa…

 

1.Erik Nordenskiöld, The History of Biology, s. 37.

2. http://www.sciam.com/article.cfm?articleID=B7AABF35-E7F2-99DF-309B8CEF02B5C4D7

3.Daniel C. Dennett, Aklın Türleri-bir bilinç arayışına doğru-Varlık/Bilim, sayfa 32

4. The Blind Watchmaker, Oxford University Press 1986 TÜBİTAK popüler bilim kitapları 3.basım Çeviri Feryal Halatçı S. 55

 

 

 

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: October 20, 2007 3:03 PM

İslamiyet’e göre insanlığın annesi birdir, bilim bu gerçeği nasıl karşılamaktadır?
________________________________________
Ekim 1987’de Chicago’da Amerika Antropoloji Enstitüsünde Rebecca Cann, aylardır süren araştırmasını “Havva Hipotezi” diye özetliyordu. Rebecca Cann, yakınlarda keşfedilen bir biyolojik gerçekten yola çıkarak, hücrenin küçük bir organcığı olan mitokondri DNA’sının, hücre çekirdeğindeki DNA’dan farklı olduğunu tespit etmişti. Çekirdekteki DNA, nesiller boyu yeni yeni kombinezonlara girerken, mitokondri DNA’sı hiç kombinezonlara girmeden, aynen aktarılıyordu. Yani, bir annenin mitokondri DNA’sı, çekirdek DNA’sı gibi babanın DNA’sına karışmıyor; kendi çocuklarına aynen geçiyordu. Onun kızları da kendi kızlarına, onlar da kendi kızlarına... mitokondri DNA’sını olduğu gibi aktarmaktaydı.

O halde, şu andaki kız çocuklarının mitokondri DNA’larına bakılarak, neden Hz. Havva’ya kadar gidilmesindi? Ve Rebecca Cann, doğuma hazırlanan 147 hamile kadının doğumdan sonra rahimden atılan plasentalarını aldı. Kimi Asyalı, kimi Orta Doğulu, kimi Afrikalı, kimi Avrupalı olan bu kadınların plasenta dokularından elde ettiği mitokondri DNA’larını birbirine kıyasladı. Aynı sıralarda, Emory Üniversitesinden bir grup genetikçi, dört ayrı kıtadan toplam 700 insanın kanını bir araya toplayıp, kan hücrelerinin mitokondri DNA’larını incelemeye koyuldular.

Sonra, her iki araştırmanın sonuçları birleştirildi. Görüldü ki, ayrı kıtalarda yaşayan farklı ırk mensubu insanların mitokondri DNA’ları arasında hemen hemen hiç fark bulunmuyor; DNA’ların hepsi, gele gele tek bir kadında noktalanıyordu. Araştırmaları baştan sona izleyen Allan Wilsan’a göre “Hepimizin ortak bir annesi olmalıydı.”

Ünlü paleontolog Stephen Jay Gould da bu görüşü destekliyor. “Havva Hipotezi” için, “Kalıbımı basarım, müthiş bir buluş bu. Çünkü, hepimizi, şimdiye kadar fark etmediğimiz yakınlıkta, birer biyolojik kardeş yapıyor.”

“Aynı ailenin çocukları gibi” diye tamamlıyor, California Üniversitesi biyologları.

Evrimci bir paleontolog ise, “DNA’lardan elde edilen bu yeni bilgiler öylesine hassas, öylesine gerçek ki, bizim anlattıklarımızın hepsi, bir anda kocakarı hikayesine dönüverdi.” diyerek “Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık.” ayetini bilmeyerek tasdik ediyorlardı.

Yazan: abdullah Tarih: October 20, 2007 3:04 PM

bir arkadaş akıllı tasarım=yaratılışçılık demiş..

evrenin bir müdahaleyle meydana geldiği noktasında bir örtüşme olsada bu ikisi birbirinden çok farklı şeyler.
yaratılış teorisi kutsal metinlerdeki yaratılışı bilimsel olarak yorumlar ve din referanslıdır..

yaratılış teorisinde evrenin bigbang'ten evrimleşerek bugünki haline geldiği görüşü kabul edilemez.evren ilk yaratıldığı gibidir..aşamalardan geçmemiştir.

AT ise dine atıf yapmaz..kutsal kitaptaki yaratılışı doğrulamaya çalışmaz..bilimin bigbang konusunda bir kabulü varsa bunu önemser..din adına bilim yapmaya çalışmıyor anladığım kadarıyla.böyle bir kaygısı yok..

Fuat beyin açıklamalarıyla bu durumu birleştirdiğimde Collins'i AT'ci kategoride değerlendirmek daha uygun olur gibi görünüyor.Darwinist evrim tesadüfçü olduğuna göre AT'ci evrime bilinçli müdahaleyi savunan ve biyolojik mekanizmaları daha farklı yorumlayan bir ekol olarak bakabiliriz..zamanla bilim dünyasında daha geniş yer bulacağını sanıyorum..yenilikler ilk başta hep bir dirençle karşılaşmıştır..bu da normal..

entropi konusundaki verdiğim örnekler termodinamik dersinde bize öğretilen örneklerdendi..kendim uydurmadım..

evrende iş ısıya çevrilir..kendi kendine olur bu..
ısıdan iş elde etmek ise evrendeki işleyişin tersine hareket etmektir..ayrıca sadece ısıda yetmez..bu ısıyı kullanabilecek mekanizma lazımdır.

bir şekerin dağıldıktan sonra eski haline kendi kendine dönememesi dünyada gerçekleşen bir olay.dünya sizin bahsettiğiniz gibi güneşe açıktır..izole değildir..hoş mutlak anlamda izole bir sistemi nerden bulacağız onuda bilemiyorum.her sistem az ya da çok güneşe,dış enerjiye açıktır.adyabatik koşullar özel olarak oluşturulur.

dünyanın ilk ilkel şartlarını evrimcilerin söylediği gibi düşünelim..bol bol enerjisi var dünyanın..güneşten geliyor..peki bu enerji cansızdan canlılığa daha komplekse geçmek için yeter mi?güneş enerjisini canlılar direk kullanamazlar..onu kullanılabilir hale getirecek kendi bünyelerinde mekanizmaları olması gerekir.

evrim hadisesinde ilkel yapıların gelişigüzel şekilde güneşten aldıkları enerjiyle daha kompleks yapılara uzun bir süreç içinde dönüştüğü iddia edilir..burada spontane bir şekilde ısının işe dönüştüğü iddia ediliyor.. bu muazzam korkunç
büyüme için maddenin yapısında dev motorlar olması gerekir..

ısıdan verimli şekilde iş elde etmek mühendisliğin en önemli sorunlarından biri..bu kolay bir şey değil..doğanın yapısı buna karşı direnç gösteriyor.doğa düzenli hale geçmek istemiyor.

düzensizlikten düzen çıkabileceğini ispata çok çalışmış biri olan Prigogin'in itirafını da aşağıda vereyim;
-----------------------------------------------

Kaos Teorisi ve... canlıların oldukça düzenli olan hücreleri ele alındığında, bunlardaki biyolojik düzenlilik, teorinin karşısına net bir problem olarak çıkmaktadır. (Ilya Prigogine, Isabelle Stengers, Order Out of Chaos, New York: Bantam Books, 1984, s. 175)
--------------------------------------------------

bu alıntıyı yaptığım makalenin linkide aşağıda.

http://www.entropi.net/entropi/entropi.php?id=9

evrimci bilim adamları entropi sorununu sihirli bir değnekle aşıyorlar,görmek istemiyorlar bu sorunu..bilim adamlarına her zaman çok güvenmeyin bence..onlar da ideolojileri ve inançları olan insanlar sonuçta..bazen inançları için kendi koydukları kanunları bile görmezden gelebiliyorlar.

Yazan: deniz Tarih: October 20, 2007 4:10 PM

deniz bey, yazımın öncesini okumadınız mı allahaşkına?

ben şunu söyledim:

"ha canlıları bir yaratıcı (veya yaratıcılar) birdenbire yaratmışlar, ha canlılar evrimleşmişler, ancak bu süreç bir yaratıcı (veya yaratıcılar) tarafından yönlendirilmiş. Bunların ikisi aynı şey."

ikisinde de doğaüstü birşeylerin (veya birilerinin) parmağı var.

bu nedenle, akıllı tasarım, yaratılışçılığın bir çeşidinden başka birşey değildir. çünkü DOĞAÜSTÜ VARLIK(LAR)A gönderme yapar.

demiştim.

eğer akıllı tasarım doğaüstü birşeylere gönderme yapmıyorsa beni düzeltin lütfen.

Yazan: sawyer Tarih: October 20, 2007 6:51 PM

Mustafa Bey, dört kategoriden bahsetmiş. Birincisi "ateist evrimciler", ikincisi "inançlı evrimciler", üçüncüsü "akıllı tasarımcılar" ve dördüncüsü "yaratılışçılar". Aslında buna benzer ayrımlar yapılıyor. Mesela Futuyma'nın, "evolution" adlı kitabında ateist evrimciler "materyalist evrim teorisi", inançlı evrimciler de "teist evrim teorisi" başlıkları altında sınıflanmıştır. Akıllı tasarım, eğer salt materyalizmden salt doğaüstüne doğru bir sıralama yaparsak üçüncü sırada gelir. Geriye doğru ilerlediğinizde yaratılışçılığın çeşitli biçimleri gelir. Yeni ve eski dünya yaratılışçılığı gibi. Kuşkusuz, böyle bir sınıflandırma yapmakta özgürüz. Ancak böyle bir sınıflandırma bizi maalesef yanlış sonuçlar çıkarmaya zorlayabilir.

Bu yanlış sonuçlardan biri akıllı tasarım iddiasının bizi dini kaynaklarda belirtilen yaratılış düşüncesine götüreceği (ve böylece aslında akıllı tasarımın dinlerin hizmetinde olduğuna), materyalist evrim teorisinin de bizi ateist dünya görüşüne götüreceği (ve böylece evrim teorisinin aslında ateizmin hizmetinde olduğuna) düşünceleridir. Teistik evrim ise materyalist evrim teorisinden tek bir noktada farklıdır; o da felsefi düzeydedir. Bu fark evrimsel sürecin ilahi bir müdahale sonucunda gerçekleştiğidir. Bunun dışında materyalist evrim teorisinin iddialarıyla çelişmez, aynıdır. Doğrusu materyalist evrimciler ile teistik evrimciler arasında hangisi doğru hangisi yanlış diye bir tartışmaya girmek anlamsız olacaktır. Ancak akıllı tasarım iddiasının materyalist evrim teorisinden (ve tabiki teistik evrimden) belirli farkları vardır. Akıllı tasarım iddiası, karmaşık yapıların oluşumlarının mevcut fizik kanunları çerçevesi içinde açıklanamadığını ve dolayısıyla mevcut fizik kanunlarının ötesinde birtakım argümanlara ihtiyacımız olduğudur. Böylece bir "tasarımcının" varlığı ileri sürülmektedir. Bu iddianın teistik evrimden şöyle bir farkı vardır: Teistik evrimde Tanrı'nın varlığı zaten kabul edilmektedir. Evrimin mekanizmalarını Tanrı tayin etmiştir. Evrimleşme vardır ve bu Tanrı sayesinde olmuştur. Bir başka deyişle Tanrı'nın evrimleşmeyi "nasıl" mümkün kıldığını ileri sürmektedirler. Akıllı tasarım iddiasında ise materyalist evrim teorisinin "mekanizmaları" tam anlamıyla benimsenmez. Biyolojik çeşitlilik evrimin mekanizmalarıyla açıklanamaz. Bunun yerine başka bir hipotez ileri sürülür. "Tasarımcı" hipotezi. Ancak dikkat ederseniz burada açıklanmaya çalışılan bir fenomenin (canlıların karmaşıklığı ve çeşitliliği) yine açıklanması gereken bir fenomenle (tasarımcı) açıklanma çabası olduğunu görüyoruz. Oysa ki evrim teorisinde böyle bir sorun yoktur. İster materyalist isterse teistik olsun, fark etmez. Şunu söyleyebilirsiniz, iyi de teistik evrim teorisinde de doğaüstü bir varlık var, o halde o neden aynı hataya düşmüyor? Bunun nedeni şudur ki, teistik evrim teorisi Tanrı'nın "nasıl" yarattığını açıklıyor. Açıklaması da materyalist evrim teorisinin açıklamasından pek farklı değil. Ama akıllı tasarım iddiasında böyle bir açıklama yok. Canlılar bir şekilde varolmuşlar, nedenini bilmiyoruz, ama görünüşe bakılırsa "birinin" bunda parmağı var (biraz karikatürleştirmiş oldum). Doğrusu bu tür bir açıklama "bilimsel" bir açıklama değildir.

Gelelim materyalist evrim teorisinin ateizme olan desteğine. Elbette birçok kişi evrim teorisinin ateist dünya görüşüne destek olduğunu söylemekte haklıdır. Destek olmaktadır; ancak kanıtlamamaktadır! Aynı şekilde akıllı tasarım iddiası da göksel dinlere olan inancı destekler niteliktedir. Doğru, desteklemektedir; ancak kanıtlamamaktadır! O halde nasıl oluyor da bir görüşü destekleyen bir kuram ya da bir iddia o görüşü kanıtlayamamaktadır? Bunun nedeni yanlış bir anlamadan kaynaklanıyor. Bir görüşü destekleyen bir kuram ya da iddiadan söz ettiğimizde aslında o görüş ve kuram/iddia arasındaki "benzerlikten" bahsetmekteyiz. İki görüş arasında benzer yanlar olabilir. Bu benzer yanlardan çıkarak birinin diğerinin kanıtı olduğu iddia edilebilir. Ama salt benzerlikten yola çıkarak birinin diğerinin kanıtı olduğu söylenemez. Zira bu sadece bir mecazdır. Ateizm ve evrim teorisi arasında kurulan bağlantı da sadece bir mecazdır (Dawkins'in yaptığı gibi).

Ateizm hakkında da birkaç şey söylemek istiyorum. Çünkü ateizm genellikle "kötü" olarak gösterilir ve anneler-babalar çocuklarının böyle kötü ideolojilere inanmasını önlemeri için uyarılır. Ateizm her şeyden önce teistik tanrı anlayışının reddidir. Teistik tanrı anlayışı ise çoğu kişiye göre "insani" bir tanrıdır (yani insan benzeri bir tanrı). Zira insanlarla iletişim kurabilir, görebilir, işitebilir, ödüllendirir ve cezalandırabilir. Ateizm, işte böyle bir tanrının reddidir. Oysa ki, Tanrı'yı sadece hep varolan ve yaratan (ya da sebep olan diyelim) olarak düşünürsek ateizmin pek bir hükmü kalmayacaktır. Tanrı'yı sözünü ettiğim türde tanımladığımızda hep varolan ve sebep olan bir fenomeni "tanrı" olarak adlandırmak yanlış olmayacaktır (örneğin fizik yasaları ya da belki daha da temelde yatan unsurlar). Böyle bir tanrının reddetmek pek mümkün gözükmüyor doğrusu. Görüldüğü gibi ateizm (mutlak ateizmden bahsetmiyorum) her anlamda tanrının bir reddi değildir. Bu bağlamda ateizm-teizm tartışmasının pek de sonu gelecek bir tartışma olmadığına ve zaten bu tartışmanın anlamsız olduğuna inanıyorum. Hele ki ateizm-evrim tartışmasını iyiden iyiye anlamsız buluyorum.

Saygılar

Emre ÜNVER

Yazan: emre ünver Tarih: October 21, 2007 1:05 AM

Mitokondrial DNA konusunda son yapilan
calismalar ve gelinen nokta hakkinda cok
kisa ve ozlu genel bir bilgi sahibi olabilmek
icin, asagida bilimsel bir sitede yer alan
bir makalenin en belirgin ana basliklarini
kisaca soylece cevirip vermek istiyorum
burada:

--------------------
evrim kurami: Insan Evriminin
arastirilmasi
"Mitokondrial DNA Insan Evrimini
belirginlestiriyor"
by Max Ingman
bir "ActionBioscience.org" orijinal
makalesidir.

makalenin ana basliklari=

bircok populasyon uzerinde yapilan en son (mitokondrial) DNA calismalari bize sunlari onermektedir:

= modern insanlar ilk olarak Afrika'da
ortaya cikmis olmalidirlar.

= tek bir temel populasyon icinde
yeryuzunde belirmis olmalidirlar.

= yaklasik 170.ooo yil once evrimlesmis olmalidirlar.

= ve diger hominidlerin (insanimsi) yerini
almak uzere buradan (dunyanin diger
bolgelerine) gocetmis olmalidirlar.

------------------
Yazar hakkinda: Max Ingman, bir
Avustralyali, medikal genetik dalindaki
doktora derecesini Isvecin Uppsala universitesinde tamamlamaktadir.
Yakin bir zaman once, o ve doktora
arkadaslari cesitli farkli cografi, irki
ve dilsel koklerden gelmis topluluklarin butun "Mitokondrial Gen" yapilarini
analiz etmislerdir. Ve bu calisma gunumuze
dek yapilmis en detayli calisma olarak
kabul edilmektedir. Ve o su anda belirli,
bir acidan enteresan, populasyonlarin
evrimsel tarihlerini arastiran projeler
uzerinde calismaktadir...

********************

yasin'in notu: Kuran'da Hz. Ademin
yeryuzunde bir "halife" olarak ortaya
cikarilmis oldugunun ozellikle vurgulanmis
olmasi burada bizim icin onemli bir isaret olabilir belki. (Bakara Suresi 30)
cunki "halife" kelimesi Kuran'da

"bir ferdin ya da toplulugun
zurriyetinden-arkasindan cikarilan
--ve bazen fiziksel ve zihinsel
acidan (2/247)--
yaratista evrimlestirilip-arttirilmis olabileceklerine isaret olunan (7/69)
ve bunun ardindan kendisine iktidar
yetkisi verilen
sonradan gelen kisi ya da topluluklari

kasteden bir ifade olarak da
kullanilmaktadir. (Araf Suresi 69)

dolayisiyla, burada hz. Ademin baskani
oldugu bir modern insan populasyonunun
--yukaridaki makalede anilan verilere
gore-- yaklasik bundan 170.000 yil once yeryuzunde ortaya cikarildigi ve bundan
sonra --yine yukarida anilan-- diger
hominidler (insanimsilar)in arkasindan
yeryuzunde bir "halife" olarak tayin edilmis
olabilecegini dusunebiliriz belki.

********************

bu konuda daha genis bilgi sahibi olmak
isteyen tum --inancli ya da ateist--
arkadaslarin asagidaki siteye de ugramayi
unutmamalarini onemle tavsiye ederim.

http://www.actionbioscience.org/evolution/ingman.html


Yazan: yasin Tarih: October 21, 2007 5:06 AM

Sawyer,

Allah'ın aşkına kurban olurum ben..o yüzden hemen fikrimi söyleyeyim..

akıllı tasarım yaratılışın bir türü değildir kanımca.yaratılış çok farklı birşey..yaratılışta kutsal kitabı önlerine alıp o doğrultuda bilim yapmaya çalışılıyor ve bilimin sınırlarını da kutsal kitap belirliyor..

ortaçağdaki din-bilim savaşları bu yüzden değil miydi?..dünyanın dönmesini iddia bile incile aykırı olduğu için aforoz sebebiydi.hastalıkları duayla üfürükle tedavi etmeye çalışırlar,aşı vs.türü şeylere din adına hücüm edilirdi.vs....

bunun İslami versiyonuda var tabiki.Kuran'daki ayetleri referans alıp bilimi buna uydurma çabaları var..bu işler herşeyden önce dine yapılmış bir zulümdür bence..yaratılış ayetleri müteşabih ayetlerdir..mahiyetini tam bilemeyiz..çeldiricilerdendir..iman testi gibi.

AT aşkın bir yaratıcının yaptığı tasarımdan ziyade,evrendeki kurulumun bizatihi bilinçli olduğunu söylemeye çalışıyor..mekanizmalar tesadüfi değil..evrenin kendisi bilinçli hareket ediyor..

burdan aşkın bir tanrıya gidip gitmemek bireyin tefekkürüne kalmış..kendisini bağlar..bir Tanrı yapmamışda denebilir....evrenin kendisi dev bir canlı organizmada olabilir.

yaratılışçılar AT'yi kendi taraflarına çekmek istedikleri için bu karmaşa çıkıyor.hatta Mustafa Akyol'un müslümanlığının bile sorgulandığını biliyorum.müslüman ancak yaratılışçı olabilir.AT insanı dinden çıkarır diyen çok bilmiş ahkam kesicilerde var.

benim kanaatim böyle Sawyer..din üzerinden bilim yapılmasına bende çok karşıyım..mantıklı değil duygusal heyecanla yapılan şeyler bunlar..dini savunma adına belki iyi niyetli ama yanlış şeyler..

Yazan: deniz Tarih: October 21, 2007 12:03 PM

Kaynak soran arkadaşlar için:

Kaynak #1:
Dawkins'in meşhur lafı:
"Darwin made it possible to be an intellectually fulfilled atheist."

Kaynak #2:
"There is just no evidence for the existence of God. Evolution by natural selection is a process that works up from simple beginnings, and simple beginnings are easy to explain. The engineer or any other living thing is difficult to explain -- but it is explicable by evolution by natural selection. So the relevance of evolutionary biology to atheism is that evolutionary biology gives us the only known mechanism whereby the illusion of design, or apparent design, could ever come into the universe anywhere."

Kaynak #3:
"First, most of the traditional arguments for God's existence, from Aquinas on, are easily demolished. Several of them, such as the First Cause argument, work by setting up an infinite regress which God is wheeled out to terminate. But we are never told why God is magically able to terminate regresses while needing no explanation himself. To be sure, we do need some kind of explanation for the origin of all things. Physicists and cosmologists are hard at work on the problem. But whatever the answer - a random quantum fluctuation or a Hawking/Penrose singularity or whatever we end up calling it - it will be simple. Complex, statistically improbable things, by definition, don't just happen; they demand an explanation in their own right. They are impotent to terminate regresses, in a way that simple things are not. The first cause cannot have been an intelligence - let alone an intelligence that answers prayers and enjoys being worshipped. Intelligent, creative, complex, statistically improbable things come late into the universe, as the product of evolution or some other process of gradual escalation from simple beginnings. They come late into the universe and therefore cannot be responsible for designing it."

Kaynak #4:
"Science offers us an explanation of how complexity (the difficult) arose out of simplicity (the easy). The hypothesis of God offers no worthwhile explanation for anything, for it simply postulates what we are trying to explain. It postulates the difficult to explain, and leaves it at that. We cannot prove that there is no God, but we can safely conclude the He is very, very improbable indeed."

Yazan: Farshad Tarih: October 21, 2007 8:38 PM

evet bence de Kuran'da neyin "sembolik" bir
ornek olarak verildigini ve neyin "gercek"
bir ornek olarak verildigini iyi tesbit edip ayirmamiz ve buna gore dogru yorum ve
yaklasimlar yapmamiz gerekli olabilir, oncelikle.

ornegin yine Kuran'da Allahin insani "iki
eliyle" --aynen bir comlekcinin camuru sekillendirmesi gibi-- oturup yarattigina isaret edilmis olmalidir. (38.sure 75 & 55.sure 14)
bunun yine --diger bircok ornekler gibi--sadece "sembolik" bir ornek olarak verildigini (17.sure 89), cunki gercekte Allahin hicbir sey icin oturup asla "iki eliyle" ugrasmayacagini, fakat sadece "ol" emrini kullanacagini ve daha sonra herseyin Onun bu emri dogrultusunda el degmeden ve kendiliginden --Onun daha onceden belirledigi bir dogal plan ve zaman icerisinde-- olacagini yine Kuran'da belirgin olarak ogrenebiliyoruz sanirim. (36.sure 82 & 77.sure
20-23)

********************

yasin'in notu: bundan sonra, diger bazi
sitelerde evrim kuramina genelde olumlu
yaklasan bazi inancli arkadaslarin yapmis olduklari cesitli --bana buyuk oranda makul gorunen-- yorumlari aynen kendi isimleriyle kopyalayip asagida aktarmak istiyorum.
umarim bu arkadaslarin buna hicbir itirazlari olmaz. sadece dusunmek, tefekkur etmek, bu
olaya cok cesitli ve farkli acilardan
bakabilmek ve bunun ardindan daha saglikli kararlar verebilmek amaciyla...
herkese selamlar.


Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 1:08 AM

Gecenlerde cnn’de okudugum bir makaleyi burada sizinle paylasmak istiyorum.
Bu makale su an Amerikada “Insan Genleri Projesinin” basinda bulunan unlu profesor
Francis Collins tarafindan kaleme alinmis.

Bu sahis insanda bulunan yaklasik “uc kusur milyar” genin haritasini cikaran bilimadamlari grubunun basindaki en kidemli profesor.

Bu profesor bu makalede, mealen ve ozetle, gencken neden bir ateist oldugunu ve sonra neden ve nasil Allaha yoneldigini aciklamis.

Ve makalenin ileriki bolumunde “Evrim Kurami”
ile ilgili olarak yine, mealen ve ozetle, su fikirleri dile getirmis:

Buna gore, Prof. Collins acisindan Evrim Kurami ile Yaratici fikri asla catismamaktadir.
Cunki Yaratici Evrim Mekanizmasini
kullanarak da yeryuzundeki butun canliligi yaratip yaymis olabilir.
Ve Profesore gore bugunku butun degisik canli turlerinin “genel ortak bir atadan tureyerek”
ilk zamanlarda siniflar-tavirlar halinde yeryuzunde yayildiklari gorusu (descent by common ancestry) gercekten somut delillerle desteklenmis dogru bir gorustur. (Bu konuda Kuranda 71/13-14 ayetinin okunmasini tavsiye ederim.)

Yine Prof. Collinse gore, Evrim Kuramini destekleyen bunca fosil kayitlari hala bazilarini ikna etmemisse, Prof. Collins bu kisilere kendi uzmanlik alani olan “Canlilardaki Genetik Benzerlikleri” kullanarak da yeryuzundeki butun canlilarin nasil birbirleriyle benzer ve iliskili olduklarini en guclu bir sekilde ispat edebilecegini dile getirmis. (Bu konuda 6/38 ayetinin okunmasini tavsiye ederim.)

Yine Prof. Collinse gore Amerikada bazi dindar hristiyan gruplar arasinda
(gecen asrin basindan beri suren) Evrim Kurami karsitligi sadece Incilin mota mot uyarlanip yanlis anlasilmasindan kaynaklanmaktadir.
Oysa Prof. Collinse gore Incildeki bu yaratilis hikayesi sadece sembolik bir anlatim da olabilir. Ve bunu bu sekilde anlayip bilime ve bilimsel buluslara olumlu bakan ve yakin duran insanlar daima var olmuslardir hristiyan aleminde... (Ingilizce bilen arkadaslarin cnn.com-commentaries bolumunden arastirarak bu makaleye ulasmalarini ve tamamini okumalarini onemle tavsiye ederim.)

Sozun ozu, ben de yukarida bazi arkadaslarin degindigi gibi, cagimizda
basgosteren bu bilim ve evrim kurami karsitliginin aslinda bir hristiyan "evangelist" bagnazligi oldugunu, ve bizim yuce dinimizde boyle bir bagnazligin yeri ve geregi olmadigini dusunuyorum... ERCAN DOGRUKUL

********************

yasin'in notu: bu arkadasin yukarida bahsettigi ingilizce makaleye asagida verecegim linkte
hemen ulasabilirsiniz:

http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 1:29 AM

Onun kudreti herseye muktedir degil midir ki,
O birseyin olmasini diledigi zaman, ona sadece “ol” der ve o da hemen olur.

diye sormus yukarida, yine sn. metin arkadasimiz.

bu konuda once “Evren, Bilim ve Inanc” basligi altindaki bolumde “Inancli Bilimci” isimli bir arkadasin yaptigi bir yorumu kismi olarak
aynen buraya kopyalamak istiyorum:

--------------------
yuce Allahin emri geregi, yukaridaki ozel hususu (Demirin yaratilip-indirilmesi) arastirdigimizda, bildigim kadariyla bugunku bilimsel veriler isiginda –inancli bir perspektiften– su sonuclara ulasabiliyoruz:

1) Yuce Allah demiri yaratmak istedigi zaman, bu is icin oncelikle “ol” emrini kullanarak yaratma hadisesini sifirdan ve yildizlarda baslatiyor olmalidir.

2) bu yildizlarda yuz binlerce yil suren bir surecte butun elementler –en basitten en komplekse dogru– Onun vahyi dogrultusunda, kendiliginden ve el degmeden, olusmaktadirlar. bunlar sirayla

Hidrojen & Helyum & Lityum & Berilyum & Bor...

seklinde gitmekte ve “Demir” ise bu evrimsel cizginin cok daha sonralarinda ortaya cikmaktadir.

3) ve daha sonra yuce Allahin bu yildiza bictigi sure doldugunda, ve artik yakitini tamamen tukettiginde, bu yildizlar buyuk bir
patlamayla son bulmakta,
ve bunun sonucunda, bu yildizda o ana kadar uretilmis olan butun elementler ve “Demir” butun evrene ve gezegenlere, yine Onun vahyi dogrultusunda ve el degmeden, indirilmektedirler.

bu aktarilan ornekten benim cikarabildigim bazi en onemli noktalari & fikirleri soylece ozetlemek istiyorum=

1) Yuce Allahin zihninde her tur varligin
“yaratis plani” icin buna benzer bir evrimsel surec –en basitten baslayip en komplekse
dogru, Onun vahyi dogrultusunda, kendiliginden ve el degmeden ilerleyen– olmasi mumkun ve makul olabilir Kurana gore...

2) Burada Kuran’da kullanilan bazi sembolik & mesel anlatimlari gercek manada
algilayip-yorumlayarak bu tip bilimsel bulgulara
karsi cikmak dogru ve uygun bir davranis olmayabilir. Ornegin=

Ve biz gogu (yildizlar & gezegenler) ellerimizle bina ettik... (51/47)

ayetini kullanarak yukarida anlatilan
“yildizlarin, Onun vahyi dogrultusunda, el degmeden kendiliginden olusumu” hadisesini
tamamen reddetmek gibi...

cunki yuce Allah gercek manada hicbir sey icin “ellerini” kullanmayacagini, fakat sadece “ol” emrini kullanacagini,
ve bunun sonrasinda, diledigi herseyin, Onun vahyi dogrultusunda, kendiliginden olmaya baslayacagini acikca bildiriyor olmali. (36/82)

ve yine yukarida aktarilan bu ilk ayeti (36/82) yanlis algilayip-yorumlayarak

Demirin vs. Allahin “ol” emrinin sonrasinda “hemen ve bir anda
olmus olmasi” gerektigini iddia ederek

yukarida aktarilan sureci reddetmek yine hic uygun ve dogru bir yaklasim olmayabilir.
--------------------

evet, buna binaen, sanirim, bence de 3/47 ayetinin (ve benzeri ayetlerin) en dogru cevirisi su sekilde olmalidir:

...ve O bir isi planlayip-bitirdigi zaman
(= qada emren), ona sadece “ol” der,
ve o da (daha onceden Onun planladigi sekilde ve
duzende) hemen olmaya baslar...

bu durumu su somut ornekle, tekrar daha net bir sekilde, algilayabiliriz belki:

yuce Allah butun evreni yaratmak icin de bundan yaklasik 15 milyar yil once “ol” emrini kullanmis,
ve bunun ardindan butun evrenimiz buyuk patlama (big bang) ile –Onun daha onceden en ince ayrintisina kadar planladigi sekilde ve duzende–
hemen olmaya baslamis,
ve hala da olmaya devam etmektedir sanirim.
ve bu evrenimiz her an daha da genisleyerek
ileride “en genis boyutuna” ulastigi zaman,
saniyorum artik Allahin izni ve emriyle
–Onun takdir ettigi bir zaman diliminde–
tamamen “olmus” olacaktir artik.

dogru soylediklerim Allahtan, yanlislarim yine nefsimdendir.
selam ve hurmetlerimle. HASAN ABDULLAH

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 1:51 AM

dusun ki, Rabbin meleklere: muhakkak ben
yeryuzunde bir halife TAYIN EDECEGIM dedigi vakit,
biz seni tesbih ve takdis edip dururken, orada fesat cikaracak ve kanlar akitacak birini mi YARATACAKSIN dediler.

seklinde bir arguman sunmus yukarida, sn. metin arkadasimiz,

bu ayetin kelime kelime tam tercumesi, bildigim kadariyla, soyle olmali:

ve o zaman, Rabbin meleklere dedi= Suphesiz ki, Ben yeryuzunde bir Halife KILACAGIM.
dediler ki= Sen orada fesat cikaracak ve kan akitacak birini mi KILACAKSIN… (2/30)

burada gecen "Halife" kelimesi bir toplulugun
ya da ferdin “arkasindan gelen” ve kendisine yonetme & iktidar yetkisi verilen bir baska toplulugu ya da ferdi kastederek kullanilmis
bir terim olmalidir Kitabta genelde.
(7/69 & 7/142)

dolayisiyla, burada hz. Ademin -–su anki en gecerli bilimsel verilere gore–- sanirim Austrolopithecus turu degisik bir toplulugun
zurriyyetinden ve “arkasindan gelen”
ve bedensel olarak ve zihinsel olarak olumlu yonde
evrimlestirilip Halife TAYIN EDILEN yuce bir Peygamber olmasi -–cok kati bir sekilde itiraz edilemeyecek–- makul bir fikir olabilir sanirim Kitaba gore. (2/30 & 6/133)
(bedensel ve zihinsel artis & evrim isareti icin bkz. 7/69 & 2/247)

dogru soylediklerim Allahtan, yanlislarim yine nefsimdendir.
selam ve hurmetlerimle. HASAN ABDULLAH

********************

yasin'in notu: 6.sure 133'te gecen
(ve insanlarin onlarin zurriyetinden insa edilip ortaya cikarildiklarina isaret olunan) bu "qavmen aheriyne" (sonraki & baska bir kavim) ifadesi bizim icin belki onemli bir isaret olabilir burada. cunki bu "aheriyne" ifadesi Kuran'da hem
"sonra ortaya cikan" ve hem "baska bir formda olan" anlamlarinda kullanilabilmektedir.
buna gore, modern insan toplulugunun kendisinden evrim kanaliyla turetildikleri dusunulen bu pithecus (insanimsi) turleri bu tanimlamaya cok uygun dusebilmektedir.
cunki bu tip bir kavim hem --jeolojik katman bulgularina gore-- yeryuzunde "cok sonra" ortaya cikmis, ve hem de modern insan turunden bir miktar "baska bir formda" duzenlenmis bir kavim olarak nitelendirilebilir. (6. sure 133)
ayrica Kuran'da sadece modern insan turunun degil, fakat diger --insana bir miktar benzeyen ya da hic benzemeyen-- butun canli turlerinin de
"ummetler" (= kavimler & halklar) olarak
vasiflandirilabildigini burada unutmamaliyiz. (6.sure 38)

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 3:13 AM

yeryuzunde hareket eden canli turleri,
ve iki kanadiyla ucan kuslar,
ancak sizin BENZERLERINIZ (=EMSALUKUM) olan
ummetlerdir... (6/38)

********************

yukaridaki ayette, sanirim belki de yeryuzundeki bircok canli turlerinin insan turu ile bedensel acidan “BENZER KALITEDE” muhtesem topluluklar olarak yaratildigina da isaret edilmis olup,
bu konuda bu canli turleri bu baglamda kesinlikle insandan “daha asagi seviyede” tutulmamis olabilirler.

nitekim bugun genetik acidan da bircok canli turunun bedensel olarak insan turune ne kadar “benzer kalitede” yaratildigina acikca sahid olabiliyoruz sanirim.
bazi primatlarin genetik acidan %99.6 oraninda insan turu ile bedensel olarak benzerlik arzetmesi de belki yine yukaridaki ayetin isaret ettigi baska mucizevi bir kesif olarak algilanabilir, bu acidan.

dolayisiyla, yeryuzundeki bu diger canli turleri belki sadece zihinsel acidan insan turunden
“daha asagi kalitede” yaratilmis olup,
buna binaen yuce Allah bizden bu tip bazi canli turlerinin zihinsel baglamdaki bu bazi
“asagi kalitede” davranislarini kesinlikle
taklit etmememizi onemle emretmisken
(7/176 & 7/179 & 31/19 & 5/60...
olaya bedensel acidan yaklastigimizda, kesinlikle boyle bir durum soz konusu olmadigi sonucuna varabiliriz sanirim.

dolayisiyla, insan turunun Evrim kanaliyla yine insana bedensel acidan “benzer kalitede” ve harika bir sekilde yaratilmis baska bir canli turunden -–burada sadece bu canli turunun bu harika bedeni arac olarak kullanilarak–-
vucuda getirilmis olma fikrinde bu acidan
cok yadirganacak bir durum soz konusu
olmayabilir belki de.

cunki boyle bir durumda, yuce Allah sadece daha onceden yaratmis oldugu harika bir bedeni kullanarak yeryuzundeki Halifesini yine bedensel acidan buna “benzer bir kalitede”
-–elbette gorunum olarak biraz daha farkli ve cok guzel bir sekilde–-
ortaya cikarmis,
ve zihinsel acidan ise, bundan “cok daha kaliteli” ve ustun bir tarzda takdir edip biricik Halifesi olarak tayin etmis olabilir belki de.
(6/133 & 2/30 & 17/70...

selam ve hurmetlerimle. HASAN ABDULLAH

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 4:04 AM

"biz muslumanlar olarak sozu dinler ve sozlerin en guzeline uyariz.”

demissiniz, sn. serkan taskin arkadasim, sizi kutlarim. cunki Kurana gore cok guzel ve dogru bir yaklasim bu. (39/18)

o halde, simdi ben bu konu hakkinda soylenmis
“iki soz” daha ileteyim hepimiz icin,
belki Rabbimizin emri geregi, bunlari da dinleyip sonra hangi yolun daha guzel ve guvenli olduguna daha iyi karar verebiliriz:

bunlardan birincisi, su an Amerika’da butun canlilarin genetik yapilari hususunda en kidemli ve saygin bilim adami olarak kabul edilen
Prof. Francis Collins’e ait.
bu Profesor ayni zamanda insanda bulunan yaklasik 3.5 milyar genin haritasini cikarmayi basarmis olan bilimadamlari grubunun liderligini yapmis onemli bir kisi.
ayrica bu Profesor gencliginde ateizmin etkisi altinda kalmisken, daha sonra bu yolun cikmazini idrak edip Allah inancina donmus,
ve su an dunya capinda yazdigi kitaplarla butun insanlari ve bilimadamlarini Allah inancina yonlendiren cok saygin kisilerden biri.
iste bu Profesorun Evrim Kurami hakkinda bildirdigi goruslerinden kucuk fakat can alici bir bolumunu asagida aktarmaya calisayim:

“Gercekte ben bu konuda (Evrim Konusu) hicbir celiski gormuyorum.
ve (Amerikadaki) inancli bilim adamlarindan
%40'i da bu konuda benimle ayni fikirdeler.
Evet ortak bir atadan tureyerek evrimlesme
fikri acikca dogru gorunuyor. Eger bu konuda fosil kayitlarindan kaynaklanan en ufak bir suphesi kalan varsa, bu kisiler icin DNA
uzerinde yapilan calismalar butun canlilarin birbirleriyle nasil iliskili olduklarini en guclu bir sekilde gostermeye yeterli olacaktir.
O halde, nicin bu (evrim) Tanrinin “yaratis plani” olarak algilanmasin?...”

bu makalenin tamamini okumak isteyenler,
sanirim cnn.com adresinden arastirarak kolayca ulasabilirler buna.
ve ben sahsen ingilizce bilen butun arkadaslarin bunun tamamini mutlaka okumalarini yurekten tavsiye ederim.

--------------------
yasin'in notu: bu makalenin direkt linkini yukarida vermistim sanirim. burada ise Collins ile Dawkins'in "evrim & din & ateizm" konusunda yapmis olduklari TIME tarafindan organize edilen ve sanirim 90 dk. suren tartismanin metnini iceren bir linki asagida vermek istiyorum.
butun inancli, ya da ateist arkadaslar --eger yeterli vakitleri varsa-- bunu mutlaka okumalilar,
en azindan ahlak, tartisma adabi, karsilikli saygi konularinda bir miktar ibret almak ve guzel bir derse ve tartismaya taniklik etmek icin...

http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,1553986,00.html
--------------------

bunlardan ikincisi, Islam dunyasinin yakin tarihte yetistirdigi en onemli bilim adamlarindan biri olarak kabul edilen,
ve ayni zamanda NASA’da gorev almis,
ve yillarca bircok Islam ulkelerine “Bilim Danismani” olarak en yuksek kademede hizmet vermis,
ve uzay arastirmalari tarihinin ilk musluman astronotu olan Prens Ahmeti kendi eliyle ozel olarak yetistirip egitmis,
ve bugun Islam dunyasinda ve hatta batida en saygin inancli bilim adamlarindan biri olarak kabul edilen Prof. Dr. Faruk ElBaz.
bu Profesorun yine Evrim Kurami hakkinda bildirdigi goruslerinden yine kucuk fakat can alici bir bolumu asagida aktariyorum:

“Eger Yaraticimiz (Allah) oyle dilemisse, hayat bu sekilde de yurur. Yok eger dilemezse, bilime uygun bir vesile turetir ve o turun varligini sona erdirir. Dinazorlarin, insanlarin var oldugu bir dunyada onlarla birarada yasadiklarini dusunebiliyor musun? Herhalde korkunc seyler olurdu yeryuzunde. Ama evrim denilen surec duruma mudahele ederek onlari bu dunyadan daha yolun basinda –bir sekilde– cekip almis. Birilerinin “evrim” dedigi bu ayiklanma programina bizler ise rahatlikla “Allahin kulli iradesi” diyebiliriz.
Kisacasi, musluman bir bilim adami olarak ben Evrim arastirmalarindan cok da rahatsizlik duymuyorum. Dahasi bu alanda calisan bilginlerin belli bir noktaya kadar mantikli sonuclara
vardigina da inaniyorum...”

bu makalenin tamamina sanirim Yeni Safak gazetesinin web sitesinden ulasilabilir.
yine ben sahsen butun inancli arkadaslarin
-–ve hatta ateist arkadaslarin–- bu makalenin tamamina ulasarak hepsini okumalarini yurekten tavsiye ederim.

Allah daima her konuda tek yardimcimiz ve yol gostericimiz olsun. INANCLI BILIMCI

--------------------
yasin'in notu: bu makalenin direkt linkini de yine asagida soylece vermek istiyorum:

http://www.yenisafak.com.tr/diziler/nasa/nasa04.html
--------------------

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 5:09 AM

Yaratici neden yarattigi bir canliyi degistirmeye gerek gorsun ki?

diye sormus yukarida, sn. metin arkadasimiz.

Allahin butun isleri mutlak-zeka ve ilim uzeredir mutlaka, ve yaptigi butun islerinin altinda cok buyuk hikmetler ve hakli gerekceler mevcut olmalidir.

benim anlayisima gore, su an “en kritik olan” iki temel gorus olmalidir yeryuzunde,

bunlardan birincisi: “Papazci Yaratilis”
bunlardan ikincisi: “Evrimci Yaratilis”

fikirleri olmalidir.
(ateizmi, agnostisizmi vs. hesaba katmiyorum
burada, cunki konuyu sadece dini bir perspektiften
degerlendirmek istiyorum.)

“Papazci Yaratilis” fikrinin temeli Incil-Tekvin 1/24-27 ayetlerine dayaniyor olmalidir.
ve bu fikre gore, Tanri yeryuzundeki butun canli turlerini

kendi eliyle,
bir anda,
ve –birbirlerinden bagimsiz olarak– ayri ayri,
ve asla degisemez ve evrimlesemez,

bir sekilde yaratmis olmalidir.

ve bunun ardindan yine insan turunu

kendi eliyle,
bir anda,
ve yine asla degisemez ve evrimlesemez bir sekilde,
ve “Kendi Suretinde,”

yaratmis olmalidir. (Incil-Tekvin 1/27)

Evet, eger gercekten yuce Allah “Kendi Suretinde” bir canli yaratmayi dilemis olsaydi,
(ki O boyle birseyi asla dilemeyecegini 42/11 ayetinde acikca isaret edip vurgulamis olmalidir bizim icin)
burada Allah’tan iki sey beklenirdi:

1) bu canliyi “bir anda” yaratmis olmasi,

cunki yuce Allahin kendisi butunuyle “bir anda” vardir, ezelden ve ebede kadar,
ve kendisi cesitli asamalardan gecerek var olmamistir.
dolayisiyla “Kendi Suretini” bagislamak isteyecegi herhangi bir canli turunu de yine butunuyle “bir anda” yaratip ortaya cikarmasi
uygun olani olacaktir.

2) bu canliyi asla “degisemez ve evrimlesemez” bir sekilde yaratmis olmasi,

cunki yuce Allahin kendisi hicbir zaman icin “en kucuk bir degisim ve evrim” gecirmez. O ezelden ebede kadar hep aynidir ve mukemmeldir.

iste yukaridaki (Tekvin 1/24-27) ayetlerine dayali olarak gelistirilen bu batil “Papazci Yaratilis” fikrini temelinden sarsip yikmak,
ve bu batil fikri tamamen gecersiz kilmak icin,
yuce Allah “Evrimci Yaratilis” fikrini benimseyerek, ve “ol” emrini kullanarak,

yeryuzunde hayati
en basit organizmalarla suda baslatmis, (29/20 & 21/30)
ve daha sonra muazzam bir evrim kanaliyla
butun diger canlilari asamalar halinde ortaya cikarmis (71/13-14)
ve bu halkanin en sonunda da insan turunu ortaya cikarmis olabilir. (76/1)

ve yine butun bu canli turlerini
gerek kendi turleri icinde,
ve gerekse yeni bir tur halkedecek sekilde,
daima “evrime ve degisime” –ihtimal olarak– acik
birakmis olabilir. (7/69 & 14/19)

dogru soylediklerim Allahtan, yanildiklarim nefsimdendir.
daha sonra devam etmek uzere insallah,
selam ve sevgilerimle. HASAN ABDULLAH

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 6:55 AM

asagidaki yazilar sirasiyla

www.apologeticspress.org
www.christiananswers.net

hristiyan sitelerinde, bugun evrim dusuncesini temelde bircok yonleriyle kabul eden ve “theistic evolution” (=dindar evrimcilik) olarak anilan hristiyan dusunce akimina karsi yazilmis bazi karsit fikirli yazilardan alintilardir.
hristiyan dunyasi icindeki bu suregelen tartismayi biraz daha iyi anlamak, belki bizim de evrim konusuna bakis acimizda daha derin ve tutarli bir perspektif kazanmamiz acisindan faydali olabilir umidiyle, bunlari asagida kisaca aktarmak istiyorum.

-------------------------

dindar evrimcilik & kilisenin laneti

r.l. wysong yazisinda diyor ki=

(hristiyan aleminde) dindar evrimcilik tarihte Augustine ve Aquinas tarafindan vaaz edilmisti.
bugun ise artik moda haline geldi. bugun artik evrime su veya bu sekilde inanmayan birini bulmak cok zor hale geldi,
ve yine bir yaraticiya su veya bu sekilde inanmayan birini bulmak cok zorlasti.
bu melez inanc (dindar evrimcilik) bu ikisi arasinda (kilise & okul) kesin bir secim yapmak istemeyenlere buyuk bir kapi acmis oldu.

**********

bert thompson yazisinda diyor ki=

evrim teorisi elbette evrimin milyarlarca yillik bir surecte olustugunu iddia ediyor. halbuki incil-cikis 20/11, 31/17... bunun tam aksini soyluyor.
incil-tekvin 1. bolum bize yaratilisin her gununun “gunduz ve geceden” mutesekkil normal “gunler” (toplam 6 gun) oldugunu
bildiriyor,
ta ki bu konuda bu “gun” ifadesinin uzunlugu konusunda suphe olusmasin. (Abdulmelikin notu= halbuki “gun” ifadesi Kuran’da, bunun aksine, ayni zamanda “uzun devirler” anlaminda da kullanilmis olmalidir. 70/4)

incil-tekvin 1/27 erkek ve kadinin bildigimiz tek bir “gun” icinde yaratildigini bildiriyor.
ve bunlar tamamen yetiskin, ve Tanrinin
butun emirlerini derhal yerine getirebilecek kadar eriskin idiler.
fakat evrim oncelikle Adem ve Havvanin olmadigini, ve sonra yeryuzundeki ilk ciftin uzun jeolojik zamanlardan sonra evrimleserek ortaya ciktigini soyluyor. (Abdulmelikin notu=
halbuki Kuran’da da ilk insanin (ve esinin) yeryuzunde ortaya cikisinin “uzun devirlerden” sonra ve muhtemelen “evrimsel asamalar”
halinde olduguna isaret ediliyor olabilir. 76/1 & 71/13-14)
o halde, bu iki iddia (bilimin iddiasi & incilin iddiasi) arasinda hicbir tutarlilik yoktur.
oyleyse bu (hristiyan) evrimci dindarlar bunun hangisini kabul edecekler simdi?
o halde, bu cirkin ve asagilayici incil karsiti (evrimci) sistem nicin bugun bircoklarina cazip geliyor?
bu sadece incilin ilahi yazarlarini (Abdulmelikin notu= incilin onemli bir bolumunu kendi elleriyle yazan papazlar kastediliyor olmali burada) yalanci ve sarlatanlar haline cevirecek olan buyuk
bir odun verme olayidir.
o halde, Tanrinin kendi sozunde bildirdigi bu yaratilis (alti normal “gun” icinde ve aniden) fikrinde ne zarar vardir?
yoksa Onun sozu artik bizim icin yeterince dogru degil midir?

**********

christian-answers yazisinda diyor ki=

Tanrinin kendi oglu Isa Mesihte tecellisi
Incilin ana ogretilerinden biridir.
Incil der ki: Kelime ete burunduruldu ve
(Tanrinin Tecellisi olarak) bizim aramizda yerlesti.
Mesih Isa (Tanrinin Tecellisi olan) mukemmel bir insan seklinde yaratildi.

Halbuki Evrim Dusuncesi bu bizim Kurtulus doktrinimizin temelini sarsmaktadir.

Evrim Dusuncesini destekleyen (hristiyan) Hoimar Von Ditfurth Isanin bedenlestirilmis Tanri olmasi inanciyla Evrim Dusuncesinin uyusmazligini soyle dile getirmektedir:

Evrim Dusuncesi kacinilmaz olarak bizi bu Hristiyan doktrinini ciddi olarak sorgulamaya goturecektir.
Bu suphesiz ki, en temel Hristiyan inanci olan
“Tanrinin Isa’da Tecellisi” fikri icin de gecerlidir.

-------------------------

selamlar ve saygilar. ABDULMELIK

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 7:13 AM

asagida yine

www.apologeticspress.org

hristiyan sitesinde,
EVRIMIN MODERN DUNYANIN DUSUNCE TARZINA ETKISI
isimli bir makalede tesbit edebildigim bazi onemli hususlari aktarmak istiyorum.

bu makaleyi kaleme alan hristiyan dinbilimci profesor Furman Kearley, Ph.D.
burada oncelikle Evrim dusuncesini

once marksizimin, nazizimin, pragmatizimin vs,
ve sonra yeryuzundeki hirsizligin, dolandiriciligin, ahlaksizligin,
ve akla gelebilecek baska herturlu kotulugun vs,

temel kaynagi olarak gosterip lanetledikten sonra,
en sonunda yine isi bugun Evrim dusuncesini bircok yonleriyle destekleyen hristiyan dindar akima getiriyor, ve bakin konuyu nasil bagliyor=

Evrimin “Tanri ve Incil” inancina yonelik etkisi
ise asamali olarak soyle gelismektedir:

Evrimin boyle bir (hristiyan) kisi tarafindan kabul edilmesi once onu theistic evolution (=dindar evrimcilik) fikrine,
ve buradan dindar liberalizme,
ve buradan da sonunda (Incilin ogretisini) tamamen
kufre (=inkara) goturmektedir.

oncelikle boyle bir (hristiyan) kisi ozel yaratilisi (=Incilde aktarilan ve 6 normal “gunde” ve aniden oldugu bildirilen yaratilis fikri) reddetmekle ise basliyor.
(abdulmelikin notu= bu tip hristiyanlar Kuran’da aktarilan ve 6 “uzun devirde” olduguna isaret edilen yaratilis fikrine daha yakin insanlar olmus oluyorlar boylelikle)

daha sonra bu (hristiyan) kisi evrensel tufan fikrini reddediyor. (abdulmelikin notu= bu tip hristiyanlar yine Kuran’da isaret edilen
ve buyuk ihtimalle bolgesel oldugu izlenimi tasiyan Nuh tufani fikrine daha yakin insanlar olmus oluyorlar belki de yine temelde)

---

ve son olarak boyle bir kisi Mesihin bedensel olarak tekrar dirilisini (Incilde aktarilan Mesihin carmiha gerilme hadisesinden 3 gun sonra, bedensel olarak dirilip tekrar kisa bir muddet icin havarilere geri donmesi inanci) reddediyor,
ya da bunu tamamen manevi bir olay olarak algiliyor. (abdulmelikin notu= bu tip hristiyanlar yine Kuran’da bildirilen
hz. Isanin –carmiha gerilmeden once– Allah tarafindan vefat ettirilip Onun katina yukseltildikten sonra,
tekrar 3 gun icinde asla fiziksel olarak geriye donmedigini acikca bildiren Kuransal goruse (Maide Suresi 117) daha yakin insanlar olmus oluyorlar boylelikle yine)

ve makalesinin sonunda bu prof. hristiyan dinbilimci soyle ikrar ediyor=

Evrim dusuncesi elbette burada tartistigimiz bu seytani meyvanin (=bencillik, ahlaksizlik, hirsizlik, arsizlik vs.) en buyuk temel sebebi degildir kuskusuz.
fakat gunahkar insan –insanin Tanriya baskaldirma arzusu– en buyuk temel sebebtir.
Evrim ise burada sadece felsefi bir sistem olarak islev goruyor, ve insanoglunun Tanridan bagimsiz olmasi dusuncesini gerceklestiriyor.
(abdulmelikin notu= bu kisi Yaraticiya inanan ve ayni zamanda evrime inanan ve ahlakli yasayan bircok hristiyanlari asla gercek dindar insanlar olarak gormedigi, ve asla kabul etmek
istemedigi icin,
ve diger evrime inanan bircok medeni ve ahlakli insanlari israrla topyekun gormezden gelme egiliminde oldugu icin, herhalde yine boyle kesin ve genel bir yargiya variyor olmali burada.)

ve makalesini soyle bitiriyor, bu prof. hristiyan dinbilimci=

o halde, haydi bu seytani felsefeyi (Evrim dusuncesi) birakalim tamamen, ve kendimizi Tanriya teslim edelim.
(abdulmelikin notu= tesekkurler sayin hristiyan dinbilimci, fakat izninizle ben almayim.
sizin Tanriniz size, benim Yaraticim bana olsun...

selamlar ve saygilar. ABDULMELIK


Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 7:25 AM

asagida yine –yukarida belirttigim– ayni hristiyan siteden bir alinti daha aktarmak istiyorum.
burada yine hristiyan dinbilimci profesor Bert Thompson theistic evolution (=dindar evrimcilik) fikrine su sekilde elestiri getiriyor=

...bu problem elbette (hristiyan) evrimci dindarlari uzun zamandir rahatsiz etmektedir.
bu sebeble, “ilerleyici yaratiliscilik”
ve “ilkselci yaratiliscilik” fikirleri ortaya atildi –-fakat basaridan yoksun kaldi.
cunki Incil acikca beyan eder ki: Tanri insani Tanrinin suretinde yaratmistir (Tekvin 1/27) ve onun icine bir ruh uflemistir.
o halde, simdi bu ruh insanin oteki butun organlari gibi evrimlesmekte midir?
o halde, bu (hristiyan) evrimci dindarlar insanin icine bu ruhu nasil yerlestirecekler simdi?

**********

Abdulmelikin notu= oncelikle, Kurana gore Allahin kesinlikle misli (=benzeri) yoktur,
dolayisiyla hicbir yaratik gercekte asla Onun suretinde olamaz. (42/11)
ve insanin icine Allahin ruhundan (=ilahi mesajindan) uflenmesi olayi ise,
-–sadece insana mahsus bir ozellik olarak–-
belki de ana rahminde gerceklesmekte olan bir olay
olmalidir. (32/8-9)
buna gore, insanin evrimlesmesi fikrinde bu acidan da Kurana aykiri bir durum soz konusu olmamalidir. bilakis bu evrim dusuncesi sadece bugunku hristiyanligin bu en temel (Kurana gore tamamen yanlis) doktrinini sarsan onemli bir “bilimsel tehdit” hukmunde olmalidir.

cunki belki, kisaca tekrar soyle ozetlersek, yuce Allah

daha ana rahminde iken -–Ademe ve onun soyundan gelen–- herbir insana bu ruhundan (= ilahi mesajindan) ufleyerek:

...ben sizin Rabbiniz degil miyim? (Araf 172 & Secde 8-9)

butun bu insanlari teker teker boylece yetkin ve sorumlu kilmis,

----------
ruh kelimesi Kuran’da “Allahin ilham ettigi her turlu ilahi mesaji ve bildiriyi” kasteden bir ifade olarak da kullanilmaktadir. (Sura 52)
----------

ve ayni zamanda diger yandan da insan turunun bedensel evrimini tarih icinde diledigi sekilde devam ettirerek (Araf 69)
boylece kesinlikle insani “kendi suretinde” yaratmadigini (cunki Allahin kendisi asla evrimlesmez, dolayisiyla evrime acik
olan hicbir tur Allahin suretini temsil edemez)
ortaya koymus olabilir; Allah en iyi bilendir.

selamlar ve iyi gunler. ABDULMELIK

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 8:09 AM

yukarida da linkini verdigim yine bu

www.apologeticspress.org

ayni hristiyan sitesinde, ayrica soyle beyan ediliyor=

ulusal capta yapilan yedi Gallup Anketinde
1982, 1993, 1997, 1999, 2001, 2004
ve son olarak 2006
bu rakamlar buyuk capta sabit kaldi.
2006 Anket sonuclarina gore,

Amerikan halkinin %46’s¡

“Tanri insanlari buyuk oranda simdiki suretlerinde,
ve son 10.000 yil icinde yaratti.”

fikrini benimsediklerini acikladilar.

Amerikan halkinin %36’si

“Tanri evrim olayini kullanarak ve yonlendirerek insanlari ortaya cikardi.”

fikrini benimsediklerini acikladilar.

ve diger %13′u “Tanrinin bu iste hicbir alakasi yoktur.”

fikrini benimsediklerini acikladilar.

--------------------

Abdulmelikin notu= Amerika’da yaklasik bir asirdir devam eden bu cok yogun anti-evrimci Evanjelik hristiyan propaganda ve baskiya ragmen,
Amerika’daki dindar hristiyan halkin %36’sinin evrim fikrini genel olarak benimsemis olduklarini aciklamalari (ki diger %46′lik bolum icinde baski nedeniyle bunu acikca ifade edemeyenlerin sayisini bilemiyoruz) gercekten azimsanacak
bir sayi olmamalidir.

ve yukaridaki yazilarimda bir miktar aciklamaya calistigim bazi ozel ayetlerden ve sebeblerden oturu, sanirim Islamin bize tanittigi

“benzersiz tek ilah yuce Allah”
ve “Onun sade insan elci kulu onurlu hz. Isa”

inancini ahirzamanda bizlerle paylasacaklari
ve bu Evanjelik hristiyan inkarcilara karsi ustun kilinacaklari Kuran’da isaret edilen (Ali Imran 55 & Maide 17)
bazi samimi hristiyanlar belki de yakin bir zaman sonra bu %36′lik kesimin icinden cikacak olabilirler, insallah...
Allah en iyi bilendir.

en icten saygilarimla. ABDULMELIK

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 8:18 AM

...butun bu alintilardan sonra, ben burada direkt olarak Evrim konusunda degil ama, daha genis cercevede -–Kurandan edindigim–- su fikirlerimi iletmek istiyorum.
belki bunlar genelde

Evrim konusuna,
Darwinist Ateizme,
Evangelist Hristiyanliga vs.

karsi nasil bir tutum icinde olmamiz,
ve nasil yaklasmamiz gerektigine dair,
bize daha derin ilahi bir perspektif kazandirabilir ve onemli ipuclari verebilir
belki de umarim, Allahin izniyle...

1) Kurana gore yeryuzundeki butun ateistler
“kafirler” (= inkarcilar) olarak degil, ancak “gafiller” (= habersizler) olarak nitelendirilmis olabilirler.
cunki bunlar -–dunya hayatindan once–-
Allahin huzurunda hicbir zaman icin bulundurulmamis, ve kendilerinden bu konuda

(Melekleri & Peygamberleri & Din Adamlarini 3/80 & 9/31)
sahte RAB (Allah adina hukum ureten otorite
42/10 & 9/31) edinmeyeceklerine dair

hicbir ahid alinmamis,
fakat bu buyuk ilahi sehadetten ve huzurdan tamamen “gafil” (= habersiz) birakilmis kisiler olabilirler. (Kuran 7/172 & 179)

dolayisiyla, bu tip kisilerin Allaha (Onun Meleklerine, Kitablarina, Din Gunune, Cennet ve Cehenneme...) karsi tamamen duyarsiz kalacaklarina ve bu konulari asla dusunmek, isitmek, gormek istemeyeceklerine isaret edilmis olabilir. (7/179)
ve bilakis, bu tip insanlarin sadece temel hayvani icguduler dogrultusunda (kuvvet & zeka sergileme, yeme, icme, ureme, eglenme vs.) yasama arzusuyla dolu olacaklarina isaret edilmis olabilir. (7/179)
ve yuce Allah, buyuk ilahi adaleti geregi,
-–bu kisileri daha onceden Kendi huzurunda bulundurmaktan gafil biraktigi icin–- belki de bu insanlari dunya hayatindan sonra “cehenneme” (mezar) sokarak sonlandiracak,
ve bunlarla “ebedi bir hesaplasma” icine
-–inkarci Arap musrikler, Hristiyanlar, Yahudiler vs. ile girecegini bildirdigi tarzda–-
girmeyecek de olabilir. (7/179) & (98/6)
(dunyevi cennet x cehennem anlamlari icin bkz. Kuran 6/141 & 7/179)

dolayisiyla, bu tip insanlar temelde dine karsi saygili kaldiklari surece,
ve dindar insanlarin ozgurce kendi dinlerini, kendi aralarinda yasamalarina mudahele etmedikleri surece,
ve dindar insanlara zorbalik yapmadiklari
surece, kendileri de erdemli ve onurlu olarak diledikleri sekilde ozgur yasama hakkina sahip olabilmelidirler sanirim. (60/8-9)

bunun disinda, yukarida anilan sahidlik olayinda hazir bulundurulduklari halde (7/172),
Allaha verdikleri bu ahde ihanet ederek
Isayi ve Papazlarini sahte RABLER edinen (9/31)

-–ve su an dunya capinda faaliyette olan isgalci ve somurucu–-

ozellikle bu antievrimci Evangelist Hristiyan zihniyet ise, Kurana gore direkt olarak “kafirler”
(= inkarcilar) olarak vasiflandirilmis, (5/17)
ve bunlarin isledikleri bu Allah adina buyuk yalan ve gunah soylemleri

yeryuzundeki en buyuk igrenclik,
ve butun evreni yikima ugratacak buyuk bir zulum

olarak nitelendirilmis olabilir. (19/88-91)

Allah katinda her zaman en kotu & en zalim olan kisiler

Allah adina yalan uyduran “dini kisveli”
kisiler ve kurumlar olmalidir. (6/93)

bundan otesi ise, ancak ikinci planda
daha az kotu olarak yer almalidir her zaman, sanirim... KARTAL

----------------------
yasin'in notu: bu arkadasin yazisinda degindigi bazi noktalari (ozellikle ateizme bakis acisi ile ilgili olan) hayli enteresan buldugum icin
bunu da burada bir miktar alintilamak istedim.
fakat elbette Evanjelik olsun, ya da baska ne olursa olsun, hicbir dini goruse karsi
en ufak bir provokasyon olusturabilecek hicbir tarzi kesinlikle benimsemedigim icin yaziyi burada kesmeyi uygun gordum.
----------------------

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 9:56 AM

ey insanlar, Rabbinizden sakinin, ki O sizi tek bir nefis (erkek turu) olarak yaratti ve onun icin esini yaratti, ve sonra bunlardan bircok erkekler ve kadinlar yaydi... (Nisa suresi 1)

yukaridaki ayette gecen "tek bir nefis" (= nefsin vahidetin) ifadesini genel bir tarzda "erkek turu" olarak algilamak, ve "ondan" (= minha) ifadesini "onun icin" seklinde algilamak mumkun olabilir sanirim.
cunki bu ayni "min" edati baska bir ayette de
yine "den-dan" eki yerine "a-icin" eki olarak kullanilmis olmalidir. (7/56)
boyle bir anlayisla yaklasirsak, belki yukaridaki
ilk yazimda degindigim "mitokondrial DNA" calismalari sonucu bugun bilimsel olarak gelinen

= modern insan turu ilk olarak bundan 170.000 yil once ve "tek bir populasyon icinde" Afrika'da
evrim kanaliyla ortaya cikmis olmalidir.

gorusuyle baglantili olarak soyle bir kanaate de
ulasabiliriz:

yuce Allah burada sadece bir aile (Adem ve esi) yerine, onlarla birlikte birkac aileyi daha
--evrim kanaliyla-- bir arada ve ayni zamanda ortaya cikarmis da olabilir. ve sonra buradaki erkek ve kadinlardan diger butun modern halklari turetmis olabilir. (6/133)
boyle bir anlayisi ozellikle tercih etmemin sebebi
burada hicbir ensest (aile ici cinsel iliskiye)
ihtiyac kalmamasi nedeniyledir.
ve ayrica Havvanin Ademin kaburga kemiginden yaratildigini bildiren Incil beyanatini (Tekvin
2/21-23) su an cok saglam bir veri olarak
gormemem nedeniyledir. fakat en dogruyu Allah bilir her zaman.
selam ve saygilarimi ileterek, izninizle artik ayriliyorum burada.
sabriniz ve nezaketiniz icin, buradaki butun arkadaslara cok tesekkur ederim.

(ve ayrica yukarida aktarmaya calistigim butun yazilarda --alintilar ve bana ait olanlar--
mevcut olabilecek olan her dogru gorus yine elbette sadece Allah'tan, mevcut olabilecek olan her yanlis ise suphesiz ancak bizlerin kendi nefsimizdendir. 34/50)

Yazan: yasin Tarih: October 22, 2007 11:31 AM

ilk zamanlarda siniflar-tavirlar halinde yeryuzunde yayildiklari gorusu (descent by common ancestry) gercekten somut delillerle desteklenmis dogru bir gorustur. (Bu konuda Kuranda 71/13-14 ayetinin okunmasini tavsiye ederim.)

Yine Prof. Collinse gore, Evrim Kuramini destekleyen bunca fosil kayitlari hala bazilarini ikna etmemisse, Prof. Collins bu kisilere kendi uzmanlik alani olan “Canlilardaki Genetik Benzerlikleri” kullanarak da yeryuzundeki butun canlilarin nasil birbirleriyle benzer ve iliskili olduklarini en guclu bir sekilde ispat edebilecegini dile getirmis. (Bu konuda 6/38 ayetinin okunmasini tavsiye ederim.)

Yani onca yıl inkar ettiğiniz evrim teorisini şimdi de ayetlerle mi ıspatlıyorsunuz :)
Bırakalım da bilim insanları işlerini yapsın, ayetlerle de desteklendiklerine göre demek ki doğru yoldalar :)

Yazan: sinan Tarih: October 22, 2007 2:40 PM

Sayın Farshad,

Kaynak #1:
Dawkins'in meşhur lafı:
"Darwin made it possible to be an intellectually fulfilled atheist."

Burada evrim teorisi tanrı olmadığını kanıtlar diye birşey söylemiyor görüldüğü gibi. Eğer Dawkins sizin dediğiniz gibi düşünüyor olsaydı şöyle demiş olması gerekirdi: "Darwin made it impossible to be a intellectually fulfilled theist."

Tabi şimdi buna karşı 2 yerde olumlu/olumsuz kullanmışsınız yani Dawkins'in söylediğiyle aynı şey bu diyenler çıkabilir. Ama Türkçe'yi biraz bilen ve akılını kullanabilien biri bu ikisinin aynı şey olmadığını rahatlıkla anlayacaktır.

Kaynak #2:
"There is just no evidence for the existence of God. Evolution by natural selection is a process that works up from simple beginnings, and simple beginnings are easy to explain. The engineer or any other living thing is difficult to explain -- but it is explicable by evolution by natural selection. So the relevance of evolutionary biology to atheism is that evolutionary biology gives us the only known mechanism whereby the illusion of design, or apparent design, could ever come into the universe anywhere."

Doğru söze ne denir? Ama dikkat ettiyseniz burada evrimin tasarım argümanını yanlışladığından bahsediyor. Yani burada evrimin tanrının olmadığını kanıtladığı gibi birşey kesinlikle yok. İlk cümle ise evrimle zaten ilgisiz ve klasik ateist argümanıdır. Yani "tanrınnı varlığını gösteren hiçbir delil yoktur" argümanı zaten ateizmin temel argümanıdır. Ama bu argüman tanrının yokluğu kanıtlanmıştır falan demez. Yani Dawkins'in burada söylediklerinin "evrim teorisi tanrının yokluğunu kanıtlar" ile uzaktan yakından bir ilgisi yok.
Kaynak #3:
"First, most of the traditional arguments for God's existence, from Aquinas on, are easily demolished. Several of them, such as the First Cause argument, work by setting up an infinite regress which God is wheeled out to terminate. But we are never told why God is magically able to terminate regresses while needing no explanation himself. To be sure, we do need some kind of explanation for the origin of all things. Physicists and cosmologists are hard at work on the problem. But whatever the answer - a random quantum fluctuation or a Hawking/Penrose singularity or whatever we end up calling it - it will be simple. Complex, statistically improbable things, by definition, don't just happen; they demand an explanation in their own right. They are impotent to terminate regresses, in a way that simple things are not. The first cause cannot have been an intelligence - let alone an intelligence that answers prayers and enjoys being worshipped. Intelligent, creative, complex, statistically improbable things come late into the universe, as the product of evolution or some other process of gradual escalation from simple beginnings. They come late into the universe and therefore cannot be responsible for designing it."

Pes doğrusu. Buradan da "evrim teorisi tanrının olmadığını kanıtlar" iddiasını çıkarıyorsanız size birşey diyemeyeceğim. Buradaki argüman çok basit.
İlk başta karmaşık, akıllı birşeyler olamaz. İlk başta çok basit birşey olmalı. Karmaşık şeyler daha sonra basit şeylerden oluşmuş olmalı. Bu nedenle en başta tanrı gibi en karmaşık birşeyin olması mümkün değil.

Dawkins'in dediği bu. Bir öncekinde olduğu gibi burada da "evrim teorisi tanrının yokluğunu kanıtlar" ile uzaktan yakından ilgili birşey söylemiyor.
Kaynak #4:
"Science offers us an explanation of how complexity (the difficult) arose out of simplicity (the easy). The hypothesis of God offers no worthwhile explanation for anything, for it simply postulates what we are trying to explain. It postulates the difficult to explain, and leaves it at that. We cannot prove that there is no God, but we can safely conclude the He is very, very improbable indeed."

Bakın bu güzeldi. Koyu renkli kısımda zaten Dawkins sizi açıkça yalanlıyor. Tanrının olmadığını kanıtlayamayız diyor gördüğünüz gibi. Bunu göre göre daha neyin savunmasını yapıyorsunuz anlamıyorum.

Yazan: freedom Tarih: October 22, 2007 9:16 PM

Sn. Freedom,

Konuyu sırf kendi bakış açınızdan bakıp ben bunu böyle görüyorsem herkeste böyle görmelidir gibisinden bir mentalite içerisinde gördüm sizi. Olabilir itirazım yok. Bu kadar açık olarak ifade edilmiş görüşleri nasıl bu şekilde görmezden gelirsiniz hayret ediyorum. Tabi bu sizin bileceğiniz birşeydir. Sadece işinize gelen kısımları dikkate aldığınızın en güzel örneği bold olarak işaretlediğniz son cümledir. Birde böyle bakalım:

"We cannot prove that there is no God, but we can safely conclude the He is very, very improbable indeed."

Gördünüz mü? Anlamı nasıl da 180 derece değişti.

Eskiden bir fıkra anlatılırdı. İmamin biri "sarhoşken namaz kılmak günahtır" demiş. Sonra gazetecinin biri de başındaki "sarhoşken" kelimesini silip "falanca imam namaz kılmak günahtır diyor" diye bir haber yapmış. Sizin de işinize gelen tarafı bold yapıp geri kalanını görmezden gelmeniz ancak bu fikra kadar ciddiye alınabilir.

Neyse...

Kaldı ki benim söylediğim şeyler benim kişisel iddialarım değildir. Bilim ve felsefe dünyasının ortak kanısıdır. Dawkins bir biyolog ve aynı zamanda militan bir Ateisttir. Uzun yıllardır biyoloji adına en yaptığı bir buluş var ne de yayınladığı bir makale. Laburatuvara girip bilim yapmak yerine kendince bilimi Ateizmi doğrulamak ve Tanrıyı yanlışlamak için yoğun bir şekilde suistimal etmektedir. Bunların uzun uzun tartışıldığı forumlar, bloglar ve siteleri bir gezin isterseniz. Dawkins kişisel olarak ta bunu yalanlamıyor ki; Ateizmin kesinlikle bilim tarafından desteklendiğini iddia ediyor ve bu görüşünü yaymak için yoğun bir mücadele veriyor. "The God Delusion"'i hiç okudunuz mu? Bu kitapla ilgili yaptığı söyleşileri hiç mi dinlemediniz?

Bu cümleden de ne anladığınızı çok merak ettim:

"Darwin made it possible to be an intellectually fulfilled atheist."

"Darwin['in Evrim Teorisi] bizim entelektüel açıdan tatmin olmuş ateistler olmamıza olanak sağladı"

Biraz daha açarsak:
"Darwin ve onun evrim teorisi, Ateizm inancını sırf bir inanç sistemi olmaktan kurtarıp akıl ve bilim yönünden de onaylanmasına ve teyit edilmesine olanak verdi."

Siz bundan farklı birşey anlıyorsanız diyecek birşeyim yok.

Yazan: Farshad Tarih: October 22, 2007 11:15 PM

deniz bey,

şu cümlenizi aldım. sanırım genel context e uygun bir alıntı yaptım. ne demişsiniz:

"AT aşkın bir yaratıcının yaptığı tasarımdan ziyade,evrendeki kurulumun bizatihi bilinçli olduğunu söylemeye çalışıyor..mekanizmalar tesadüfi değil..evrenin kendisi bilinçli hareket ediyor.."

bu ifadeyi aynen richard dawkins'ten de duyabilirsiniz!!

"evrenin kendisi" dediğiniz şey nedir? yenir mi içilir mi nerede yaşar? görebilir miyiz? elle tutabilir miyiz?

peki bu "evrenin kendisi"nin hint tanrısı vishnu veya şeytan veya masonların yüce bilinç vs. gibi birşey olma ihtimali var mı?

bakın, alın bir televizyonu orta çağa gidin. bazı insanlar görüntünün nereden geldiğini anlayamadığından buna "sihir" diyeceklerdir. bazıları ise bunun mantıklı bir açıklaması olduğunu bileceklerdir.

AT'cilerin tüm yanılgısı, anlayamadığınız şeyleri doğaüstü nedenlere bağlamanız. zaten bu yüzden de bilimsel topluk tarafından ciddiye alınmıyorsunuz.

Yazan: sawyer Tarih: October 23, 2007 12:42 PM

Sayın Sawyer

 Size sitemde de Darwincilere yazdığım karşılıklardan oluşan bir cevap yazalım.Bakalım Darwinciler açıklayamadıkları şeyler hakkında ne diyorlar :) şimdi imkansız olasılıklara nasıl iman ediliyor görelim..


  İnsan zihninin karakteristik yapısı olarak şimdilerde gözükmektedir ki, bir sürecin mekanizmalarının bilgisinden yoksun olunduğunda insan zihni, rahatlıkla, işlemeyen, etkisiz yapı basamaklarının, kusursuzca işleyen yapılara dönüşebileceğini hayal edecektir. Buna en güzel örnek komedi dizisi Kalvin ve Hobbes’tir. Kalvin yakın arkadaşı Hobbes ile beraber küçük bir kutunun içersine atlayarak zamanda yolculuk yapan yâda oyuncak bir silah yardımıyla kendilerini çeşitli hayvan şekillerine dönüştüren yâda bir çoğaltıcı kullanarak kendi kopyalarını üretip dünyasal kuvvetler olan anne ve öğretmenlerinle uğrasan macera tutkunu küçük bir oğlandır. Kalvin gibi küçük bir çocuk çok kolaylıkla bir kutunun bir boeing uçağı gibi uçabileceğini hayal edebilir, çünkü Kalvin’in uçağın nasıl çalıştığı ile ilgili bir bilgisi yoktur.(1)


Dünyanın en ünlü DNA kimyacısı ve gene ünlü bir Darwinci olan R.Shapiro Scientific Americanda henüz çıkalı birkaç oy olmuş ve sitemde tam metnini bulabileceğiniz makalesinde hayatın başlangıcı ve efsanevi Miller Deneyi ile ilgili görüşlerini açıklıyor. Makalenin temel konusu ise ilk RNA fikrinin -ki Darwincilerin büyük bir sempati ile baktığı başlangıç teorisi- geçerliliği üzerine nelerden bahsediyor bir bakalım;


Miller Deneyi gibi ortamlarda üretilen amino asitler, nükleotidlerden çok daha az karmaşıklık içeren yapılardır.Amino asitlerin tanımlama özellikleri, bir amino gruptan (nitrojen ve iki hidrojen) ve bir karbon silik asit (bir karbon ve iki hidrojen) grubundan oluşmalarıdır. Her iki grupta aynı karbona bağlanmıştır. 20 amino asit türünün en basitleri iki karbon içeren doğal proteinleri inşada kullanılır.Bu 20 grubun 17’si 6 yada daha az karbon atomu içerir. Miller deneyinde ortaya çıkan amino asitler ise iki yada üç karbon atomuna sahiptirler.


Buna karşılık, nükleotidlerin herhangi bir türünün Miller tipi deneylerin bir ürünü ya da meteorit çalışmalarında bulunan bir madde olduğunu rapor edilmiş değildir. Açıkça görülen, canlı olmayan doğanın, moleküllerin oluşumunda daha çok karbon atomlu molekül yerine daha az sayıda karbon atomu kullanmaya ya da oluşturmaya eğilimli olduğu ve bizim hayatımızı için gerekli nükleotidleri yaratma konusunda herhangi bir tarafgirlik göstermediğidir.


Bakın kendisi ne diyor hayatın materyalist bakış açısıyla oluşma olasılığı konusunda ;
Problem şu analojiyi akla getirmektedir: 18 delikli bir sahada golf oynayan bir golf oyuncusu düşleyin, daha sonra farz edelim ki top oyuncu olmadan kendi kendine bu sahada oyuna devam etsin. İşte bu çalışmada böyle bir olasılığı göstermektedir. Prebiyotik sentezin, nükleotidleri oluşturması için doğal güçlerden meydana gelen (depremler, rüzgârlar, kasırgalar, seller vs gibi) bir birleşimin golf sahasındaki topun gerçekleştirdiği sonucu yeterince zaman verilirse gerçekleştirebileceğini kabul etmek zorundadırlar. RNA’nın kendi kendine oluşumunu engelleyecek herhangi bir doğa yasası bulunmamaktadır, fakat bunun gerçekleşmesi için gerekli şans gerçektende devasadır...(2)



Bugünkü bilim dünyasının temeli olan skolastik materyalizmin söylemi bilim dünyası için gene bilimsel anlamda doğa üstü değil mi? Olasılıklar açısından matematiksel açıdan.Siz matematikten daha bilimsel bir dil biliyorsanız :) Kim bilir belki Darwincilerin hayal dünyasında oda vardır:)Alice harikalar diyarında her trülü olasılık mümkün, bir gün mutlaka açıklanacaktır ne de olsa deyip atın olasılıklar kuyusuna...

Evet matematik soyut kavramlarla somutu açıklar fakat matematiğin bile soyutluğunun kendiden kaynaklanan bir sonu vardır.İşte materyalizmin Lucretius dan beridir belini bağladığı sonsuzluk aslında insanın soyut hayal dünyasının bir keşfidir ve insan zihni açıklayamadığı yada açıklayarak kendi ideolojisini yok edecek her türlü gerçekliği bu soyut kavramın içine hapsederek etkisizleştirmeye çalışmışıtır.


Halbuki evren içinde olasılıkların ve olasılıkların varyasyon güçünün bile bir sınırı varken, bu evrende yaşamın evrimini açıkladığını iddia eden bir teoride böyle bir sınırın olmaması bu teorinin lafzan bilimsel ve ideolojik olarak hayaller diyarının ürünü olduğunu göstermeye yeter. Gerçeğin bir kısmı (Adaptasyon) ile gerçeğin diğer büyük kısmını (Tasarım-Yönlendirilmişlik) red etmeye çalışmak bunun için bir araç olan bilimi reddi gayesellik için amaç olarak kullanmayı gerektirmiştir.Bunun adınada positivizm denir ve modernleşmenin eğitimli sınıfa armağanı bir tür hastalıktır.


Şimdi Tasarım çıkarımını nerden yapıyoruz birde ona bakalım


Tasarımın Dawkinsin dediği gibi bir yanılsama değil de yönlendirilmişliğin manifestosu sanatın içe gömülmüş saklanmış bir formu olduğunu gözlemliyorum. Bunu yapay tasarlanmış aletlere bakıp bile kolaylıkla yapıyorum. Çünkü akılla bizler tarafından incelikli tasarlanmış son derece karmaşık makinelerin (örneğin F1 araçları ve onların motorları) daha incelikli ve üstün hallerini moleküler dünyada görüyorum. Averaj zekamda bana bu yapıların arkasında 5 milyar yıllık süreç esnasında bu şekilde tasarımların milyarlarca kez üstü üste oluşması için gerekli kademelerin ( örneğin Dünyanın konumundan tutunda bu canlıların oluşması için gerekli binlerce koşullun) tamda olması gerektiği gibi derlenmesi ve sürekli organisazyonu artırarak hayatı çeşitlendirmesi tasarım fikrini kabullenmem için yeterlidir.Tersine mühendislik sanırım insan aklına verilmiş güzel bir hediyedir. Tıpkı motoru tasarlayan mühendislerin verimliliği dayanıklığı ve işlevselliği hesaba katması gibi ortaya çıkan bu canlıların organik yapılarını gördüğümde bunların arkasında tamamen yıkıcı güçlerin hüküm sürdüğü bir evrende rastlantısal ve kör bir süreçin olması benim için tamamen irrasyonel bir görüştür.


'' anlayamadığınız şeyleri doğaüstü nedenlere bağlamanız''


Kimin neyi nereye bağlıyor..Evrim tartışması çok uzun süre devam edecektir.Evrimin gizemini çözmek için belkide daha çok uzun yolumuz var,  fakat şurası giderek daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır ki Darwinizm ( yani materyalist naturalizmin) ömrünü artık tamamlamıştır . Behe nin sözleri ile tamamlayayım;


''   Sonuç olarak şunu fark etmek çok mühimdir. Bizler bilgimiz dâhilinde olanlardan tasarım çıkarımını yapmaktayız. Bizler tasarım çıkarımını kara kutuları açıklamak için değil, aksine açık kutuları izah etmede kullanıyoruz.  Ama bizler bu şoktan kurtulmalı ve elimizden gelenin en iyisini yaparak bilime katkıda bulunmaya devam etmeliyiz. Yönlendirilmemiş Evrim Teorisi çoktan ölmüştür, fakat bilimin çalışmaları sürmektedir.'' (3)


 


 


1.ve 3.http://www.arn.org/docs/behe/mb_mm92496.htm



Tam metin çevirisi şuan sitemdedir.



2.http://www.sciam.com/article.cfm?chanId=sa003&articleId=B7AABF35-E7F2-99DF-309B8CEF02B5C4D7


 


Tam metin çevirisi sitemdedir.



 

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: October 23, 2007 8:29 PM

Sawyer kardeş

din-bilim çatışmalarında dediğin gibi bazı insanlar birçok şeyi Tanrıya maledip arkasında açıklanabilir bir doğa yasası olup olmadığını sorgulamamışlardır..ortaçağda buna birçok örnek verilebilir..

bilim adına kaygı duymanı anlıyorum..bende kaygı duyuyorum..

sana samimi olarak şunu söyleyeyim..tesadüfen,rasgele atomların elementlere,bileşiklere ordan daha kompleks yapılara,yıldızlara,dünyaya,dünyadaki cansız ve canlı oluşumlara hemde bu kadar matematiksel bir düzenlilikle kurulmuş olmalarını aklıma sığdırmam mümkün değil..

bu düşüncenin arkasında mutlaka dinsel bir bağnazlık aramak insaflı mı sence?

evrenin kendisi denilen şey evren işte..gözlemlenebilen herşeyin toplamı..nesnel dünya..ütopik birşey değil..idealar değil.

atomların akıllı olması akılsız ve tesadüfen hareket etmelerinden daha mantıklı değil mi?

evrim teorisi bildiğim kadarıyla şöyle diyor,yanlışsam düzelt lütfen..

evren büyük bir patlamayla oluşmaya başladı..başta bir dağınıklık ve karmaşa vardı..yavaş yavaş soğumayla birlikte elektronlar,protonlar,atomlar,elementler vs..oluştu..bu dağınıklıktan tesadüfen uzun zaman boyunca bu dünyamız ve canlılık ortaya çıktı.

çok kabaca böyle durum..tamamen maddenin tesadüflerle hiçbir bilgi ve program olmadan organize olmasıyla gerçekleşti herşey..

şimdi ben termodinamik okuyorum..halen uğraştığım birşey..basit bir öğrenci olarak..bu dersi okutan hocamız ise Tübitaktan birçok ödülü olan çok değerli biri..

onun bize derste verdiği örneği söyledim ben..

bir deste oyun kağıdı kendi kendine dağılabilir..çevresel etkilerle vs..fakat kendi kendine biraraya gelip eski düzenli yapısını oluşturamaz entropi kanunu gereği..

bu, dünyanın kendi kendine oluşumu yanında çok çok çok.....basit birşeydir..

ısıdan iş eldesi de kendi kendine olamaz..yani doğal değildir..doğaya uygun değildir..

evrim teorisi ise ısı enerjisinin kendi kendine canlılığa dönüştüğünü söylüyor..

eğer bir yapıda güneş enerjisini kimyasal enerjiye çevirecek mekanizma yoksa güneşin canlılık vermesi o yapıya imkansızdır.

bir bünyenin güneş enerjisini hayat enerjisine dönüştürecek mekanizması varoluşuyla beraber yapısında olmalıdır.yoksa güneş onu yakar,tahrip eder..

termodinamik bir teori değildir,bilimsel olarak ispatlanmış kanunlardır..tartışmasızdır..

o yüzden tesadüfen cansızdan canlılığa gidiş bilimsel açıdan bana hiçbir şey ifade etmiyor..

tesadüf olmayacağına göre bundan sonraki kısma ister tasarım de,ister atomlar canlı ve akıllı de..farketmez..bunların hepsi tesadüften çok daha mantıklı geliyor bana..

ayrıca tesadüf konusunda ısrarcı olmayan evrim teorilerini de ciddiye alırım..bilimsel bir değeri vardır..benim düşüncelerim böyle..

bu kadar olaya din veya Tanrı açısından bakma bence..plan ve programda bilimin bir parçası..

Yazan: deniz Tarih: October 23, 2007 10:24 PM

bence de elbette bu dunyada gozlemledigimiz herseyin (butun canliligin yeryuzunde ortaya cikisi ve yayilisi da dahil) dogal kanunlara dayali mantikli birer bilimsel aciklamalari olmalidir.
fakat is bundan sonra bireysel secime ve inanca birakilmalidir. bu secim ve inanc belki iki ana
sekilde kendini gostermektedir:

a) butun bu dogal kanunlarin sonucunda ve cercevesinde olusan ve mucizevi gorunen hersey "tabi bir iradenin" urunudur.
"Tabiat Ana" ve su an bazi cevrelerde cok populer olan "Evren" ifadeleri bu inanci gosteren en belirgin iki soylem olmalidir. ("Tesaduf Ana" inancini da ben yine bu grubun icinde --degisik alt bir versiyon-- olarak kabul ediyorum burada.)

b) butun bu dogal kanunlarin sonucunda ve cercevesinde olusan ve mucizevi gorunen hersey gizli "ilahi bir iradenin" urunudur.
"Allah" ve "Tanri" ifadeleri bu inanci gosteren en belirgin iki soylem olmalidir.

dolayisiyla "akilli tasarim" hareketine ben
bu acidan baktigimda, bunu biraz "gereksiz"
buluyorum. cunki bu teori sonucta bu baglamda hicbir seyi degistirmeyecektir. cunki

a) bu akilli tasarimci "Tabiat Ana" (veya "Tesaduf Ana") olmalidir.

b) bu akilli tasarimci "Allah" (veya "Tanri") olmalidir.

seklinde, ayni tas ayni hamam, devam edip gidecektir olay...

cunki Allah'in belki Kuran'da da isaret ettigi uzere,

a) evrenin kendisi ve icindeki butun isler sadece Onun ol emrine binaen "el degmeden"
dogal kanunlar cercevesinde olustuguna ve her daim olusacagina gore, (36.sure 82)
b) ve Allahin butun evrenle olan bu iletisimini ve emirlerini anlamamizin hicbir zaman mumkun kilinmayacagina gore, (17.sure 44)
c) ve Allah kendini --cok ozel bir gayeye ve hikmete binaen-- bu sekilde hareket ederek yeryuzundeki bircok insanlarin gozunde varligini tamamen Gizli (=Elbatin) birakmayi diledigine gore, (57.sure 3) & (7.sure 172 & 179)

bundan baskasini empoze etmek pek "akilli bir yaklasim" olmayabilir belki de...

not= ve sanirim bu nedenle Kuran'da verilen
--yerin ve gogun ve canlilarin vs. yaratilmasi ile ilgili-- butun ornekler ateistlere degil, fakat o donemde zaten Allahin varligina %100 inandiklarini beyan eden bazi kimselere
--"Allahin varligini" degil, fakat muhtemelen "Allahin kudretini" gosteren deliller olarak-- veriliyor olabilir. ve butun bu orneklere binaen ve Kuranin arapca "metinsel mucizevi uslubuna" binaen bu insanlar imana davet ediliyor olabilirler. (52.sure 30-34 & 23.sure
83-89)
fakat bunlari reddeden cesitli dinlere mensub bazi "dindar" kimseler ise tamamen "Allahi inkar ettiler" seklinde tanimlaniyor olabilirler.
ve buna binaen siddetli ebedi bir azabla tehdit ediliyor olabilirler. (23.sure 83-89 & 67.sure
6-10 & 98.sure 1-2 & 6)
yani kisaca tekrar soyle toparlamak gerekirse: Kuran'da yapilan mucadele temelde
kesinlikle "ateizme" karsi yapilmis bir mucadele olmayabilir. (7/179)
fakat arabi, arami vs. birtakim bozuk "teizme" karsi yapilmis bir mucadele olabilir. (98/6)
bunun derin ilahi ve felsefi ve hikmetli nedenlerine de yine burada bir miktar deginmeye calistim. (7.sure 172 & 7.sure 179) (7.sure 172 & 3.sure 80 & 9.sure 31)



Yazan: wisdom Tarih: October 24, 2007 5:29 AM

deniz bey,

güzel bir yazı yazmışsınız, teşekkürler. ama ben argümanımın hala çürütülmediğini düşünüyorum. ben hala şu pozisyonu koruduğunuza inanıyorum ve bence bu kesinlikle "akıllı tasarım"ı kanıtlayan birşey değil:

"doğanın işleyişini anlayamadığıma göre, doğaüstü bir güç yapmış olmalı."

varoluşla ilgili birçok bilinmeyen var bunu kabul ediyorum. mesela, büyük patlama. tek bir elementten tüm elementlerin oluşması. sonra gezegenlerin, sonra yaşamı oluşturan koşulların, sonra da canlılığın ortaya çıkması. gerçekten de inanılmaz gözüküyor. ama dışarıdan baktığınız zaman, bir sebep-sonuç ilişkisini açıkça görebiliyorsunuz. arada doğaüstü hiçbir müdahale yok.

bu bilinmezliği dawkins de kabul ediyor, zaten etmemesi mümkün değil. milyonalrca yıllık insanlık tarihine baktığınızda en fazla 100 yıldır bu konuları ciddi olarak araştıracak kapasiteye erişmişiz. insanlar çok yakın bir süreye kadar evrenin dünya etrafında döndüğünü sanıyorlardı!

bana sorarsanız, varoluşta metafizik bir müdahaleyi aramak, çok erken bir yargı olur ve üstelik bence bu yargıya varmamızı gerekt