« Devlete ‘Ilımlı İslam’ Değil, ‘Ilımlı Laiklik’ Lazım | Ana Sayfa | ‘Amerikan Emperyalizminin Maşası’ Acaba Kim? »

July 10, 2007

Neden AK Parti?

Seçimler yaklaşıyor. Bazen dostlarım veya yazılarımı takip eden okurlar “kime oy vereceksin, sence kime vermek gerek” diye soruyorlar. Benim cevabım beş yıl önce neyse, yine o: AK Parti.

Neden öyle olduğunu kısaca açıklayayım. Öncelikle geçtiğimiz beş yıl içinde AK Parti hükümetinin son derece başarılı olduğunu düşünüyorum. Zaten Türkiye’ye dışardan bakan — dolayısıyla ülke içindeki ideolojik bağnazlıklardan uzak olan — hemen herkes o kanıda. Dünya basını, AK Parti’nin özellikle ekonomi alanında gösterdiği performansı öven makalelerde dolu. Bu performansın henüz tüm topluma yansımadığı, örneğin işsizlik sorununa yeterince çözüm sağlamadığı doğru. Ama aynı büyüme ivmesinin korunmasıyla bu konularda da orta vadede büyük mesafeler alınabilir.

Dahası AK Parti hükümeti — Türkiye içindeki “Cumhuriyetçi” koronun seslendirdiği iddianın aksine — gayet “modernleştirici” bir hükümet. Bizdeki “ilerici”ler toplumsal modernleşmenin ancak din-dışı bir kültür dokusu içinde sağlanabileceğini düşündükleri için, başörtüsü gibi semboller yüzünden alarma geçmiş vaziyetteler. Dahası “hürriyet” denince sadece “dinden özgürleşme”yi anlıyor, “din özgürlüğü”nü tanımıyorlar. Oysa yine dışardan bakan insanlar tabloyu çok farklı görüyor. Newsweek dergisinin ünlü köşe yazarı Fareed Zakaria Erdoğan kabinesinin “Türkiye tarihindeki en açık, modern ve liberal hükümet olduğunu” yazıyor. Berlin merkezli araştırma kuruluşu ESI (European Stability Initiative), yeni yayınlanan raporunda, AK Parti döneminde Türkiye’de kadın hakları konusunda dev adımlar atıldığını, ama ne yazık ki “Kemalist feministler”in bunları göz ardı ettiğini anlatıyor.

Dış politikada da AK Parti hükümeti kanımca başarılı. AB sürecinde daha önce hiç bir hükümette görmediğimiz bir kararlılık ortaya koydular. Türkiye’yi hem Batı hem de Doğu dünyasıyla yakınlaştırdılar. Kıbrıs’ta Türkiye’yi dünya kamuoyunda ilk kez haklı konuma getirdiler. Kürt sorunu ve Kuzey Irak konusunda ülkedeki şahinlerin demir yumruklu siyaset taleplerine direnerek itidal ve diyalog yolunu aradılar.

Bazıları AK Parti’yi yeterince milliyetçi ve “Türkçü” olmamakla, “ulusal menfaatleri” savunmamakla suçluyor. Kanımca AK Parti’nin Türkçü olmaması zaten bir eleştiri değil övgü sebebi. (Osmanlı mirasçısı çok-etnisiteli bir ülke olan Türkiye’de Türkçülüğün de Kürtçülük gibi bir “bölücülük” olduğunu pek çok yazımda belirttim.) AK Parti'nin Güneydoğu bölgesinde DTP karşısındaki tek önemli siyasi hareket olması, yani çok sayıda "Kürt oyu" alması, Erdoğan'ın partisinin Türkiye'nin bütünlüğü için büyük bir güvence olduğunu gösteriyor aslında.

“Ulusal menfaatler” denen şeylere gelince, meseleyi biraz deşince bunların aslında “ulusalcıların menfaatleri” olduğu ortaya çıkıyor: kapalı bir ekonomi içinde sürdürülmek istenen rant gelirleri gibi…

AK Parti’nin de hataları yok mu? Elbette var. Parti kadrolarında hala “Mili Görüşçü” düşünen ve davranan insanlar olduğu ortada. Ancak parti yönetimi bunu aşmak niyetinde ve gidişat da o yönde. Öte yandan bu hükümet döneminde kadrolaşma ve adam kayırma yaşandığı yönünde bir sürü şikayet var. Olabilir; ama bunların geçmiş hükümetler zamanında yaşananlardan daha fazla olduğunu sanmıyorum. Zaten AK Parti’ye yönelik hemen her eleştiri — örneğin parti içi demokrasi eksikliği — sadece bu partiye değil ne yazık ki Türk siyasetinin tümüne yöneltilebilecek tenkitler.

Altını çizmem gereken bir diğer önemli gerçek ise AK Parti’nin alternatiflerinin pek umut vaad edici olmadığı. Bir tek DP iyi şeyler söylüyor gibi; ama barajı geçebileceklerini sanmıyorum. Muhtemelen barajı AK Parti’den başka bir de CHP ve MHP geçecek. Bu iki partinin kuracağı bir koalisyonunun ise, açık söyleyeyim, Türkiye için tam bir facia olacağını düşünüyorum. Bir önceki Ecevit-Bahçeli hükümetinde neler yaşadık, sanırım herkesin aklındadır. Ecevit’in yerine Baykal’ı koyarsak — ki birincisinde takdire değer vasıflar bulurdum hep, ikincisinde ne kadar uğraşırsam uğraşayım bir şey bulamıyorum — ne çıkar, düşünmek bile istemiyorum. Öylesi bir “ulusalcı cephe” hükümetinde Türkiye; hem dünyayla hem de kendi vatandaşlarının önemli bir bölümüyle kavgalı, içine kapalı, aşırı milliyetçi, militarist, fakirleşen ve otoriterleşen bir ülke haline gelebilir. Allah korusun…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: July 10, 2007 1:39 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Bende aynen size katiliyorum. Ve daha cok seyler yapabileceklerini saniyorum. Cumhuriyet ilanindan beri en iyi yonetim denilebilinir.

Yazan: metin Tarih: July 10, 2007 2:06 AM

AK Parti su an kotu olan tum siyasi partilerimiz icinde belki de en az kotusudur...Ama su muhakkakki mevcut siyasi partiler icinde en liberali ve en ilericisidir...Cogu kisinin sandıgı veya ezberlerinde oldugu gibi gerici degildir...Bilakis ulke menfaatlerini her seyin onunde tutan ve ulkenin bugununu degil, yani gunu kurtaran politiklarla degil, yarınını da ilgilendiren cok onemli politikaların sahibi ve uygulayıcısıdır...Ve bu işleri son derece genc, dinamik ve zeki bir kadroyla yapmaktadır...Bugun iktidara talip olan partiler arasında da kadrosu en iyi olan partidir...
Bir diger hususta, AK Parti, cumhuriyet rejiminin laik statukocularının koylu nazarıyla baktıgı sessiz cogunlugun partisidir...Yani merkezin partisidir...Ama devletin degil milletin merkezinin partisidir...Devletin merkezinin yani gizli devlet iktidarının bugun korktugu ve endişe ettigi sey, bu insanların yani toplumun merkezinin devlete hakim olması ve devlet iktidarına gelmesidir...Bunu da zaten acık acık soylemektedirler (Ergogan Tezicin verdigi demeci hatırlayın)...
Yani laikci ve statukocu kesim demokrasinin bizatihi kendisinden korkmaktadırlar ve milletin devlete hakim olmasını istememektedirler...Ama bu secimlerde milletin sesi gorunen o ki 2002 ye nazaran daha gur cıkacak ve bu ulke ulusalcı ve asıl orumcek kafalıların eline kalmayacak (MHP+CHP)...Allah bizi boyle bir afetten korusun...
Bakın size AK partinin bu insanların rant gelirlerini nasıl azalttıgına dair guzel bir ornek vereyim:
Ozal zamanında Turkiyede ilk defa uygulanan Butce dısı fon sistemi, rahmetli Ozal zamanında tıkır tıkır işliyordu...Ne zamanki bu laik ve statukocu kesim ve onların burokratları iktidara geldi ipin ucu kactı...Her bakanın kendinin istedigi gibi kullandıgı bir veya birden fazla butce dısı fonu vardı...Ve bir onceki hukumet zamanında bu fonların sayısı kırka yaklasıyordu...Kırk tane butce dısı fonun oldugu bir devlette mali disiplin diye bir şeyden sozedilemesi hayal olur...Hadi bunu gectik bari bunları hayra kullanın...Ne yaptılar? Hepsi bu fonları zimmetine gecirdi ve oylece sandıga gomulduler...Neden devletimizin su an bile bu kadar cok borcu var umarım anlasılıyordur...
Peki AK Parti ne yaptı? Aslında Kemal Dervişin yapmak isteyip de yapamadıgı seyi yaptı...Ama yapmayadabilirdi...Neyse, AK Parti bu butce dısı fonların sayısını dorde indirdi...Onlar da gerekli olan seyler...Nedir işte Turkiyeyi tanıtım fonu, Savunma Sanayii fonu felan...Neticede 2006 yılına gelindiginde butcenin iki yakasını bir araya getirdiler...Ulkenin parasını har vurup harman savurmak yerine, devletteki israfın buyuk olcude onune gectiler...İste statukocu ve rantcı ve elit ve CHPli burokrasimizin en cok yakındıkları sey bu...
Ve biz hala gecmişte aldıgımız borcların faizlerini odemekle mesguluz...Ama ne oldu sıkı mali disiplinle su an Turkiye Cunhuriyeti net borc odeyecisi oldu...Yani yeni aldıgımız borc odedigimizden az...
Umuyorumki bu hukumet icraatlarına onumuzdeki bes yılda da devam eder...Ama yine de hayırlısı neyse o olsun...

Yazan: Enes Tarih: July 10, 2007 3:45 AM

Mustafa Akyol ile bu konuda aynı düşünüyorum. İlk kez bütün söylediklerine katılıyorum. Bizleri bu alternatifsizliğe siyasilerin kendileri mahkum ettiler. "Tencere dibin kara, seninki benden kara" demagojisi ile bizleri AKP ye ittiler.

AKP ile ilgili yolsuzluk iddiaları da yok değil elbette ama, bu tür yolsuzluk iddiaları karşısında ne yapmalı tam bilemiyorum. "Yok öyle bir şey" diye kestirip atsak, aşırı iyimserlik olur. "Yolsuzluk aynen devam ediyor" desek büyük haksızlık olur. Somut bir şeylerin olması gerekiyor.

Ancak AKP nin eksiler hanesine biraz ekleme yapacağım: Maaş zamları ile yine işçi-memur dengesi altüst edildi. Yine memur mühendis, sorumluluğunda çalıştırdığı işçiden az maaş alacak. Bunu çoğusu önemsemeyebilir, fakat bu konu çok çok önemli, kamuyu, devlet kurumlarını dinamitleyen bir şey varsa, budur. Kamu işçileri zaten "Türkiye'de işçi hakları var" densin diye beslenen bir zümre. Türkiye'de işçi hakları yok aslında. Özel sektörde asgari ücretle çalışan işçinin pek bir hakkı yok. Asıl üretimi ise onlar gerçekleştiriyor. Kamu işçisinin bir kısmının zaten sadece adı işçi. "Büro işçisi" diye bir şey olur mu? Türkiye'de oluyor. Bu çarpıklığı düzeltecek bir babayiğit çıkmadı.

Ben tereddütlü olarak verecekken bunun yüzünden AKP ye oy vermemeye karar verdim. Bazıları sorunu küçümsese de işçi-memur dengesini bozmak çok ciddi sonuçlara yol açıyor. En küçük bir hatanın sorumluluğunu memur üstleniyor. İşçinin hiç bir sorumluluğu yok. Daha dün belediye bahçelerinde çapa bakım işlerini kadınların yaptığını gördüm. Belediye işçileri kendileri çalışmıyorlar. Asgari ücret kadar hatta daha az bir paraya kendilerine işçi "tutuyorlar!" Herkesin "yan gelip yattığını" iyi bildikleri bir kamu işçisi büyük olasılıkla vardır. Benim bildiklerim çok.

Sırası gelmişken bu "yan gelip yatma" söylemi başlı başına büyük bir hata idi. Bu gelmiş geçmiş en büyük siyasi gaf olarak nitelendirilebilir. Çiller'in gafları bunun yanında çok hafif kalır. "Askerlik zor ve kutsal bir görevdir" gibi bir cümle seçmeliydi. Bu lafı kimse içine sindiremez, hepimiz vatan borcumuzu ödüyoruz, ödedik, sırası gelirse yine ödeyeceğiz, canımıza kadar... Bu uğurda hemen hepimizin yakını şehitlerimiz var. Bu laf başbakanın yaptığı en büyük hatadır. Affı mümkün değildir. Başbakanın bazen geçmişi çekiyor. Milli görüş gömleğini çıkardı ama, mendili cebinde mi kalmış ne?

Neyse gelelim: Bu durumun memurda yarattığı infial, devlet işlerinde çok ciddi aksamalara yol açıyor. Memur sürekli gergin, küskün ve vatandaşa nereden zorluk çıkarsam diye bahane arar durumda oluyor.

Genelde az umursanan bu duruma önemle ve şiddetle dikkat çekmek istiyorum. Adaletsizlik kadar insanlar üzerinde yıkıcı etki yapan bir etken daha yoktur. Bunun etkilerinin nereye kadar uzanacağını tahmin edemezsiniz. Adam sendecilik, boşvercilik, "bana mı düştü" ve "ben mi kurtaracağım" bütün bu olumsuz düşünceler adaletsizlikten türer. Dahası devlet lehinde kılını kıpırdatmama, hatta devlet aleyhinde iş yapmaya kadar varır. Adaletsizlik duygusu bir yerden uç verdi mi, adamın tiyniyetine kalmış artık. Devletten öcünü nasıl alabilir, gücü neye yeterse...

Yazan: demirkan efegil Tarih: July 10, 2007 8:44 AM

Sizi ikna edecek bununla uğraşacak değili.
DPnin ya da GPnin barajı aşacağını düşünüyorum. Bunu da temel matematik bilgisine dayandırıyorum. Ancak GPnin barajı aşacağını üşünmek dahi istemiyorum.

AKP en iyi ihtimalle 35-40 arası alsa.
CHP 20 alsa,
DTP ve bağımsızlar 6 alsa
Saadet de 5 alsa bile
toplam : 66-71 arası olacaktır. Buna göre 29-34 arası oy geri kalacaktır.
Üç parti arasında paylaştırırsanız birinin geçme ihtimalinin kesin, ikincisinin geçme ihtimalinin de büyük olasılık olarak görürsünüz.

Yine DPye verilen cemaatlerin desteğini göz ardı etmemelisiniz. Anketler cemaatleri ölçmedikleri için oranlar düşük çıkıyor olabilir. Ayrıca kimi anketler de DP %14 çıkıyor (SONAR, Bağımsız Ankara vs).

CHP ve MHP nin tutumunun savunulacak bir tarafı yok. Ancak bu zıtlaşmaya kutuplaşmaya ortak olan sadece bunlar değil. AKP de aynı zamanda bunun tarafı.

AKPliler, Cumhurbaşkanlığı seçimini çok rahat bir şekilde idare edebilirlerdi. Hayır o UZLAŞMA MASALını anlatmayacağım. Bunun için çok derin siyaset bilgisine de ihtiyaç yok. Siyaset rakiplerini istemedikleri şeye razı etmekse eğer ve cumhur başkanlığı seçiminde grup kararı alınamıyorsa, Tayyip Erdoğan çağırırdı Sn Şeneri, Sn Gülü, Sn Arınçı ya da her kimse, "HEpiniz aday olacaksınız" derdi.

AKP grubunu hiç zorlamaz, haydi anket yapacağımıza seçim yapalım, kim neyi istiyorsa desteklesin derdi. CHP de istediğine destek verirdi.

Eğer gerçekten Sn Gülün kazanması gerekiyorsa da, son tura gelindiğinde diğer adaylar çekilirdi. Tek aday Sn Gül kalınca da CHP o saatten sonra meclise gelmese de seçilirdi.

Böylece yapılmak istenene çok rahat ve gerginlik olmadan ulaşılırdı. CHPde ancak Özala dediklerini der ve otururdu. Yani AKP de CHP kadar kavga çıkmasını istedi. Ekonomik istikrarı, mazlum rolü oynamaya tercih etti. Cumhur başkanı seçmeyi, yüksek oy almaya tercih etti.

Ha burada Anapın tavrı da yanlış. Sn Gül AKPli ama sn Gül, diyelim Tayyip Beyle anlaşamayıp, AKpden istifa etse, Anapa girmek istese, alınmayacak birisi midir? Bunu düşünmeleri gerekirdi. Kendilerinin benimseyebilecekleri birisi cumhurbaşkanlığına aday. Artık o saatten sonra onu AKPli değil tarafsız görmelilerdi. Evet zorlama aday, ama tevili mümkün.

Hulasa, şu durumda AKPye oy vermek zıtlaşmanın devamını istemek yada verilen gazı yutmuş olmak, aldanmaktır. AKPnin bu seçimlerde ki adayları önceki seçime görece daha iyi. Ancak hala çok yetersiz. Geçen dönemki bakanlar kurulu tam bir komediydi. En az yarısı görevini hak etmiyordu.

DP kadrosunda bir çok bakan, müsteşar ve gerçekten kültürlü insan barındırıyor. Aslında bu biraz da oy toplamasına mani. Çünkü genelde DP nin oy alacağı tarım kesimi bununla ilgili değil. Ancak sizler gibi kişilerin bunları görmesi ve desteklemesi gerekir.

Saygılar

Yazan: ilhan Tarih: July 10, 2007 10:40 AM

AKPnin dıştan başarılı göründüğünü biz de tahmin ediyoruz. Hem nasıl başarısız görünsün ki, o kadar yabancı sermayeyi çekmek sonuçta önemli bir başarıdır.

Hakkı teslim ettik. Ancak dikkatinizi tarım a çekmek istiyorum. Türkiyede tarım sektöründe çalışan köylülerin sayısı oldukça çoktur. Akpnin polikası tarıma alenen zarar vermiştir. Bu durumda çiftçi çok zor durumda kalmış, şehire göç etmiş işsiz sınıfına dahil olmuştur. Göç etmeyenlerde hakikaten son belkide 20 yılın en zor durumunda kalmıştır. Kriz döneminde bile tarım bu kadar etkilenmemişti.

İşin kötüsü Akpnin bu çiftçinin krizine karşı aldığı hiç bir tedbir yok. Aldığı göstermelik tedbirler (TMOnun fındık alımı gibi) ise oldukça başarısız ve hedeften uzak.

Makro başarılı ama mikro felaket durumda. Evet türkiyeye para girişi var ama sanayi yatırımı için değil, borsa için, özelleştirme için.

Mevcut yapılan özelleştirme ise tam bir felaket. özelleştirmeden daha çok "varlık satışı" şeklinde işliyor. Bir devlet kurumunun özel sektöre geçirilmesinin sebebi, devletin para kazanması değildir. Gerekirse kurumlar ücretsiz dahi verebilir. Hedef, hizmet kalitesini artırmak, sektörde rekabeti sağlamak, kurumların ortaya çıkardığı görev zararını azaltmaktır. AKP döneminde satılan kurumlar genel de ya kapatılmış ve arsası değerlendirilmiştir, ya da kurum sektördeki TEKEL durumunu devam ettirmiştir. TÜrk Telekom gibi kalitesiz hizmet sunmayı devam ettirmiştir.

Bu satışlar özelleştirme değil, varlık satışıdır. Satacak bir şey kalmayınca durum felakettir.

Keza ihracatda bir başarı sağlanmıştır, bunu takdir etmek lazım ancak ihracat ithalata bağlı hale gelmiştir ve ithalat ise ihracatın çok üstüne çıkmıştır. Bu durumda ülkemiz para kaybediyor, cari açık varlık satışı ile finanse ediliyor.

Bir bakan, "cari açık finanse ediliyorsa problem değildir" demiş. Evet problem olmaz, fakat bu finansmanın özelleştirecek kurum kalmayınca finanse edilemeyeceği, sıcak para girişinin kaçınılmaz olarak kesildiğinde biteceği aşikardır. Dolayısıyla hükümet günü kurtarmaktadır. Ancak geleceği iyice karartmaktadır. Bunları başarı diye sunmak halkı aldatmaktır.

Yazan: ilhan Tarih: July 10, 2007 10:55 AM

Demirkan Beye bu sefer katiliyorum

Ama bu durum AKPnin sucu degil, hem de hic degil. Hatta bence isci-memur olayinda AKP sayesinde biraz daha denge geldi, artik koy hizmetleri diye, giderinin yuzde doksani maaslar olan bir kurum yok. Oyle kolay kolay isci de alinmiyor. Bunlar iyi gelismeler.

Benim de ailemde isci-memur dengesizligine ornek var. Dayim devlet iscisi, amcam memur. Ne yazik ki, oglunu ozel okulda okutan, evi, arabasi olan, hergun iste uyuyan(evet, resmen gidip uyuyor ve geliyor, bir ay yaninda kaldim, gordum), ve de ustu olan memura butun sorumlulugu yiktigi halde surekli sikayet eden birisi. Cogu isci de ayni. Artik devletin isci alimini birakmasi lazim.

Bir de tarim politikasina gelirsek, bu konuda AKPnin kendisi bile kendi tanitimini yapamadi. Turkiyede tarima destek denince ne anlasiliyor? Ben soyleyeyim, alim destegi, baska bir sey degil. Devlet piyasa fiyatinin ustune alir mali, sonra satamayip yakar. Ben bugdayin Yilmaz ya da Ciller zamaninda 40 bin liraya alinip, 11 bin liraya satildigini hatirliyorum

Simdi Turkiyede nufusun yuzde 35i tarimdan geciniyor. Bu normal mi? hayir degil, Turkiyede ortalama tarla buyuklugu Avrupanin nerdeyse 10da biri, Amerikanin ise 30da biri kadar. Turkiyede tarimda calismasi gereken is gucu orani maksimum yuzde 8-10 olmali. Bu da yuzde 25lik muazzam bir is gucunun, hem de vasifsiz is gucunun baska sektorlere kaymasi demek. Turkiye Ozalla birlikte baslayan bu transformasyonu yavas yavas agrisiz yapabilirdi. Ama sagolsun doksanlarda gelen her hukumet, gecici ve en kotusu berbat tedbirlerle cifticiyi rahatlatmayi tercih etti, sonra vatandasi sonra yine rahatlattigi ayni ciftciyi ezdi. Ciftciye suni fiyatlar verdi, urulerinde kalitesiz-kaliteli ayrimi yapmadi, verdigi fiyati odemek icin de para bastilar, enflasyona ve krizlere canak tuttular(Adnan menderesin basini yiyen olaylar zinciri ciftciye urun destegi vermek icin para basilmasiyla basladi aslinda, sonucta devaluasyon oldu, sonra da her sey cigrindan cikmaya basladi). Sonucta tarimdaki is gucu zerre ilerlemedi, tarlalar kuculdu, kuculdu. Allah askina 8 donum bir yerde, 10 donum bir yerde boluk porcuk arazide yapilan tarim nasil karli olur?

Tarimda ciftciye destek verilmiyor diyenler genelde isin arka planini gormuyorlar.

Ha bunun disinda, destek verilmiyor diyenler, sadece eski tip verimsiz destekler verilmiyor diye sikayet ediyorlar. Oncelikle, urun olmazsa bile ciftciye arazisi uzerinden sabit bir destek var. Bunun disinda, sahsen bildigim, tohum dagitma var, pek cok yerde urun portfoyu degisti, daha karli seyler uretiliyor, aycicek gibi. Adiyamanda herkes tutun ve pancar ekerdi, simdi pek cok uretilmekte. Bir de Ziraat Banlasi ciftciye uygun sartlarda eskiye nazaran 10 kat daha fazla kredi veriyor.Sonucta tarima destek var ama daha verimli destekler.

Eger ciftci gercekten samimiyse ve uretmini pazar icin yapiyorsa, kimse kusura bakmasin, para kazanir.Ama eskisi gibi ben susuz tarlaya dokeyim tohumu, devlet nasilsa cikani alir diyorsa, ne yazik ki, Turkiyenin bunu karsilayacak luksu yok artik.

bir de degisimin aciliyetini gostermesi acisindan bir rakam vereyim, Turkiyede tarim disi sektor-tarim sektoru isci uretkenligi karsilastirilirsa farkin tam 8 kat oldugu goruluyor. yani tarim disi sektordeki isci gucunun tarimdakileri besledigini goruyoruz(vergilerle, hzimetlerle), o bildigimizin aksine, artik koylu kentliyi beslemiyor pek.Hem biraz zahmet edip rakamlara bakarsaniz, o cok kotuye giden tarimin sandiginizin tersine ekonomiye katma degerinin arttigini gorursunuz. yanlis hatirlamiyorsam 2005 yilinda 3 milyar dolara yakin daha fazla katma deger sagladi tarim, cok soylenen kotu gidisine ragmen.

Burada dikkatli olanlar bir seyi daha yakalayacaktir, Turkiyede issizligin asil sebebini. Turkiyede issizlgin sebebi istihdam olmayisi degil. Artik bu tarim sektorunden cekilmesi gerekip cekilen is gucunun, diger sektorlere kaymaya calismasi aslinda issizligin sebebi. Turkiyede tam 5 kusur milyon istihdam olustu. Pek cok yere tarihte ilk defa adam gibi organize sanayi aciliyor. Ama nerdeyse yuzde 8lik bir isgucu de tarimdan cekildi. Aslinda bunlar bir nevi gizli issizdi, simdi aciga ciktilar. ustune bir de genc nufusun fazlaligini ekleyin, bu iki gruba surekli istihdam yaratmak gerek. Bununtek yolu ise yuzde 7den asagi buyumemekten geciyor. Daha da ironik olani ise, aslinda is gucu sikintisi olmasi. Elinde meslegi olan birisinin bosta kalmasi cok zor. Narlida bir fabrikanin yana yana her yerde kaynakci aradigini,ama bulamadigini biliyorum. Burada da is egitim reformuna dayaniyor, 28 subatcilarin kokune kibrit suyu doktukleri meslek liselerine. Eger torna makinasi kullanabiliyorsaniz ve issizseniz, buyuk bir is basardiniz demektir, kutlarim.

Olaylara bakarken, biraz daha derine bakmanizi oneririm. Sayin Akyol bile surekli tekrarlanan istihdamsiz buyume masalina inanmis gorunuyor.Su anda bir degisim var, ve bu degisim ne yazik ki surekli ertelendiginden, bu degisimin doksanlarda acisiz gecme sansi varken, ne yazik ki bu srec cok zor olacak. Biz bu degisimi ertelersek, bir kac sene daha rahat edecegiz. Sonrasi tufan. Ama ertelemezsek, bugun biz ceksek bile, cocuklarimiz rahat edecekler, bize kufretmeyecekler(ben sahsen 60lardaki 70lerdeki politikacilardan hesap sormak isterim). Bunun disinda, aslinda en zor kisim gecti sayilir, gecenlerde Unakitani dinledim-kendisini cogu kimse sevmez ama bence ve bir cok ekonomi hocama gore, kendisinden nefret etseler de isini harika yapiyor, neyse-, bu yeni donemde mikro ayarlamalar yapacagiz diyor. yani bu gecisi daha kolaylastiracagiz diyor. benim aklima gelen seylerden biri, tarimdan uretime gecmeye calisan isgucune, ozellikle genc olanlara meslek egitimi verilmesi olabilir. Bu hukumetten en cok zarar goren, ama en az adi gecen esnaflar icin de bir sey yapmak gerek, zira 2001den beri izlenen siki para politikalari, diger kesimlerin(isci, memur, ciftci, hatta sanayici) aksine devletten hic bir sey almayan esnaflari cok zorladi. Bu kadar zorda kalmalarina ragmen pek cok esnafin, diger hazir maas alan kesimlerin aksine, bu degisimin olmasi gerektigini anladigini gordum sahsen. yine de artik bu durumu kaldiracak gucleri kalmamis vaziyette, acilen toplumun bel kemigi sayilacak bu kesimin iyilestirilmesi gerek. Zira burada meydana gelecek bir curumenin sonuclari hayirli olmaz. Milletleri fasizm gibi cilginliklara iten sebep, orta sinifin dayanacak desteginin kalmamasi oluyor(bkz:Almanya). Bugun ulusalcilik cok sukur orta sinifa, bazi memurlarin disinda sirayet etmedi, sirayet edemeden de onlemler alinmali ki, fasizme evrilecegi belli olan bu akim engellensin.

Gelismek zor sey, oyle petrol gibi bir para madenimiz yok(ki petrolunde Norvecten baska bir ulkeyi ihya ettigini gormedim). Guney Korenin, Japonyanin ,Almanyanin ekonomik gelisiminin hikayelrini dikkatli inceleyin, bir neslin nerdeyse feda edildigini gorursunuz. Bizden bu bile istenmiyor, insallah bunlara bile gerek kalmayacak. Sonucta sancili olacak biraz ama dirayetli insanlar olduktan sonra, Turkiye gibi potansiyeli dunyaca bilinen bir ulke cok cabuk sahlanacaktir. Benim en buyuk endisem Bahceli-Baykal gibi iki ufuksuz liderin eline dusme ihtimalimiz. Iste o zaman cadi avi baslar, o zaman bu tesaduf denen buyumenin ne kadar tesaduf olmadigini anlariz ama cok gec kalmis olabilirz.

Yazan: muhalifsirin Tarih: July 10, 2007 12:14 PM

AKP'yi elestirenlere soruyorum:

AKP'ye "hayir" derseniz, CHP-MHP koalisyonuna "evet"
demis olacaksiniz. Eger AKP (düsük bir ihtimalle) iktidar
olamazsa, (büyük bir ihtimalle) MHP-CHP koalisyonu ik-
tidar olacaktir.

Peki, bu koalisyonun Türkiye'yi AKP'den daha iyi bir nok-
taya götürecegine dair nasil bir delil var elinizde? Ve bunun
yüzdesi nedir?

Eger bu yüzde, yüzde elliyi gecmiyorsa, AKP'ye "hayir" de-
mek, akilsizlik olmayacak midir? Yoksa akillilik mi olacak-
tir? Olacaksa, nasil?

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: July 10, 2007 12:46 PM

Diğer başlıklarda sağlayamadığımız uzlaşmayı burada sağlamış olmak iyi bir göstergedir herhalde.

Ben de DP ye oy versem, vermesem tereddüt edip duruyorum. Bunun nedeni, AKP ye oy vermemenin, CHP-MHP koalisyonuna geçit verilmesini isteyenlere yarayacak olması. Böyle bir koalisyonu istemiyorum. MHP nin barajı aşmasını bile istemem. CHP liler de kendilerine asla oy vermeyecek olanları MHP ye bari vermeye adeta teşvik ediyorlar. Çünkü bir koalisyon ortağına ihtiyaçları var, iktidar olabilmek için. Bu da ancak MHP. Son sol-milliyetçi koalisyonunu hatırlıyorum da, bunu rüyamda bile tekrar görmek istemem. Bu olacağına AKP devam etsin daha iyi. Yani sonuçta AKP ile DP arasında tercih yapmak istiyorum. Korkum, DP ye vereceğim oyun boşa gitmesi. Sanırım son anda karar vereceğim.

Gerçekten hayret ettim, burada yapılan tüm yorumlara katılmak zorunda hissettim kendimi. Bu forumda bu duyguyu ilk kez yaşıyorum.

AKP nin işçi saltanatını bir ölçüde kırdığı da doğru ama son zam atağı her şeyi berbat etti. Yok, AKP ye oy veremeyeceğim. Bu kamu işçileri konusunda soğukkanlılığımı bazen koruyamıyorum. Hatta Özal'ın bir tek özelliğini severim, adı "Çankaya'nın şişmanı, işçinin düşmanı" na çıkmıştı.

Yok sözünü ettiğimiz işçi asgari ücretle olanca üretimi yapan özel sektör işçisi olsa öpüp başıma koyarım. Bahsettiğimiz kamu "işçisi"(!)Tırnak içine yetmez, bir de parantez içine almalıyım. Bunlara işçi demek ayıp, günahtır yani. Özel sektör işçilerine hakarettir. Bir şeyin sahtesine gerçeğinin ismini vermek nasıl haksızlıksa öyle...

Yazan: demirkan efegil Tarih: July 10, 2007 1:18 PM

Cari acik

Turkiye cari acik veriyor. Peki neden veriyor? Buyudugu icin veriyor. Peki Turkiye disardan neler aliyor? Tuketim esyasi mi aliyor? Luks mallar mi aliyor? Hayir, bunlar yekunun yuzde 10-15 i kadar. Ne aliyor oyleyse? Ara mallar ve makina aliyor. Peki bunlar kotu seyler mi? hayir, zira aldiginiz makinalar size buyume olarak donecektir, ara mallari ise uzerine katm deger koyup satacaksiniz.

Turkiye 80 senedir bir ekonomi yapisi gelistirdi.Ne yazik ki Japonya gibi ihracat uzerine gelistirmedik bu modeli, ithalat uzerine gelistirdik. Bu sisteme gore Turkiye buyurse, cari acik verir. Kisa vadede cari acigi durdurmanin tek yolu buyumemek. Bir elde buyumemek var, diger elde cari acik. hangisi ehveni ser?

Turkiyede kisa vadede cari acigi, buyumeyi durdurmadan engelleyecek bir Allahin kulu yok, bu imkansiz. Bu yonden Fransaya benziyoruz, onlar da yetmislerde buyurken cari aciktan yakiniyorlardi.Cari acigi kesmeyi denediler, bu 180le giden arabanin elfrenini cekmek demek oldu, olan hukumete oldu, revizyona gittiler.

Bunu kabul edecegiz, kisa vade icin. Uzun vadede zaten butun politikalar denge icin olmali. Turkiye cok buyuk bir pazar, o yuzden simdilik cogu ithal ara mali ic buyume icin kullaniliyor. Bundan sonra, ic piyasa biraz doyuma ulasirsa, ve de yeterli kapitale ulasirsak uzun vadede akilli politikalarla bu sorun cozulecektir.

Diger buyuk sansimiz da, cogu ulkenin ihracat fazlasi vermesi. Yani cogu ulke zaten dunden razi mal vermeye. Sonucta bu bir zero-sum game bir nevi, herkes fazla veremez, bazilari acik. Bizim sansimiz, acik veren fazla ulke olmadigindan, finansman icin fazla rakibimizin olmamasi

Bir diger husus da, rezervlerimizin artmasi. Kisa vadeli borclarimizin yekunu kadar rezerv tutarsak, bu fazla bir risk altina girmedigimiz anlamina geliyor,

Tabii sonsuza kadar boyle olsun ah ne guzel degil, ama realist politikalar izleyip, bu durumu orta ve hatta uzun vadede cozulebilir hale sokmak.

Benim anlamadigim, muhalif partilerin realiteden bu kadar kopmalari. CHP diyor ki, ogrenciye, issize, fakire para verecegim. Bu paranin yekunu yaklasik yillik 60 milyar YTL. Diyelim ki bu kadar fazla kaynak buldular. hem de diyorlar ki cari acigi bir kac senede halledecekler. Simdi sen ic piyasaya bu kadar nakit parayi pompalarsan, ne olacak, ic piyasada talep hoplayacak, ihrac edilecek mallarin bir kismi ic piyasaya donecek, ithalat artacak taleple birlikte. Simdi ben yanlis bilmiyorsam eger, bunun sonucu cari acik da artacak. Keske hikaye burada bitse. Bir de yuzde 5 enflasyon hedefleri varmis, peki bu kadar para ic piyasaya bir senede verilirse, enflasyon nasil sabit kalacak. Daha da bitmedi, bir de borclanmayacaklarmis, o zaman bu kadar kaynagi nerden bulacaklar(faiz disi fazladan demeyin, o para hem o kadar fazla degil, hem oradan keseceginiz her kurus cocuklarinizin hakkindan kestiginiz para demek, gelecek nesil o her kurusu iki kurus olarak odeyecek, tipki bizim Dmirel, Ciller Yilmazin borclarini misli misli odedigimiz gibi). Daha da bitmedi, bir de daha vergi koymayacaklar, hatta vergi kolayliklari sagliyacaklarmis. Galiba define arayacaklar, aslan armudu satacaklar, zitrokyum elementini pazarlayacaklar.

Haydar Bas bile cok daha tutarli be, adam acik acik para basacam ben diyor

NOT: Ozellestirme varlik satma degil tam olarak, pazar sistemine gecmek demektir, yeri gelir bazi seyleri bir liraya bile satmak lazim olur. Turkiye bu kurumlari satmada gec bile kaldi, bunu Telekomda gorduk, 10 sene once 10 kati degere satacaktik, hem de adam gibi internetimiz olurdu simdiye. Bir de yerliye satma saplantisinin sonuclarini da gorduk. En bi ulusalci firmamiz OYAK aldigi gibi yabanciya satti. Hem de ihaleye girmis olana, ne kadar da milletini sever bir kurummus OYAK. Baska bir sirket olsa, KOC olsa oyarlardi, Calik Holding falan olsa darbe yaparlardi pasalarimiz. Teori iyi hos da, pratikte bizim turk firmalarinda is yok.

Yazan: muhalifsirin Tarih: July 10, 2007 1:35 PM

Her şey AKP ile güzel ise, özellikle ekonomi

Neden enflasyon % 10 civarında iken faizler % 20'lerde, neden döviz kurları bu seviyelerde. Dövizin bu durumda olması kimin için iyi ? Halkımız için mi? Toplam iç ve dış borçlarımızda GSMH'ya göre bir düşüş mü görülüyor? Herşeyin fiyatı önemli derecede artarken, enflasyon neden bu kadar düşük olabiliyor? Yeni işyerlerinde artış varda biz mi göremiyoruz ? Dünyada en pahalı akaryakıt, en fazla vergi, en yüksek faiz hangi ülkede uygulanıyor ? Bunlar ekonomi için bir gösterge değil mi? Birileri sürekli bunları söylüyor da bu konuda biraz aydınlanmak istiyorum.
Bunlar ekonomiz için bir sorun teşkil etmiyorsa, benim oyum da AKP'ye. AKP yöneticileri, hep eleştiyorla hiç mi iyi bir şey yapılmadı bu iktidar döneminde diye soruyorlar. Ancak AKP yöneticleri de sürekli geçmişi ( Cumhuriye kadar olan dönemi) eleştiriyor, geçmiş de yapılan hiç mi iyi bir şey yok. Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti AKP'mi?


Saygılar,

Yazan: Murat oturan Tarih: July 10, 2007 3:51 PM

Şimdi ben de neden akp demeyeceğimi anlatayım bari:
Aslında o kadar çok sebep var ki, yorumumda sadece m Akyol un ortaya koyduklarından gideceğim, yani sanılmasın ki yazacaklarım neden akp değil in tek gerekçeleri.
Öncelikle ben yere temas olmayan yazılara inanmadığım için akp değil diyorum. Dünya bizi övüyormuş, başarılıymış…. Ne yani Le Monde CHP yi överse –ki hiç hak etmez CHP – bu CHP nin başarılı olduğunun kanıtı mı olacak?
akp modernleştirici imiş ha? Siz hala ilerici sesleri dini dışlayan düşüncelerle bir zannedin m Akyol! Kimse dini toplumdan dışlamak istemiyor. Karşı çıkılan olgu toplumun dinin egemenliğine sokulmak istenmesidir. Ve de ikisi arasında dağlar kadar fark vardır. Ayrıca dinin toplum üzerindeki etkisinin yaratacağı olumsuzluğu akp Bakanı Mehmet Aydın da söylüyor. Peki Mehmet aydın din konusuna neden sizden farklı yaklaşıyor bir akp li olarak? Ee adamcağız ne yapsın, aklın yolu bir de ondan farklı birşey söyleyemiyor! Romanların özetini okuyan – gerçekten çok komik ya, yani rtE bırakın roman okumayı, romandan haberi yok bu cümleden o çıkıyor – Şeriat diye bağıran, Meclis Başkanı Laikliği değiştirmek derken çok modernler değil mi?
Bakın çağdaşlık hayatta toplumsal yaşamın işleyişi içim gerekli olan ilkeler, kurallar ve işlemlerde karar kılarken öncelik olarak akıl ve fenni ortaya koymaktır. Rasyonel yönelim ister. Birey ve tercihlerini öne çıkar. Cemaat yapısı modernlik değildir örneğin. Yani tanımasam modernlik - Türkçesi çağdaşlık – nedir diye, bizi nelere inandıracaksınız demek?
AB de kararlılık ortaya koymuşlar!! Verirseniz Kıbrıs’taki haklarınızı tabiî ki sever sizi yabancı yazarlar, Borsayı onlara sunarsanız, azıcık paralarını çekince resmen kapitülasyon ile stopajlarını sıfırlarsanız, akp değil beni mi sevecekler?
Ee m Akyol, sonuç nedir onu soralım bari sizlere? Ne oldu AB? Kararlı diyorsunuz akp ye, “durursa dursun” diyen rtE mi kararlı? Biz de safız ya bunları bilmeyecek, öyle mi? Sonuç nedir? Üye mi olduk, hatta pardon ya, ne diyorum ben, akp üyelik için bile uğraşmamıştı, sadece müzakere açılsın demişti. Doğru soru şu olmalıydı:
Üye mi olduk, değil, üyelik garantisi dahi verdiler mi?
Siz bunlara başarı diyorsanız, maşallah maşallah, ağlayım mı güleyim mi?
Türkiye’yi hem batıya hem doğuya yakınlaştırmış akp?? Ben göremedim herhalde? Ne oldu Rusya ile ilişkiler, boru hatlarının yönü üzerimizden geçmedi? Hadi sorsanıza Bulgar-Yunan hattını? Son imzalanan Özbek Rusya hattını? Hadi. Ne oldu İran ile ilişkiler? Kesip duruyorlar gazımızı? Eee Hamas ile görüştü mü görüşmediler mi? Kim yalan söylüyor rtE mi, Beki mi? Daha kaç konuyu sayayım!!!
Kıbrıs konusunda haklılığımızı koyduk demek, ya gerek mi vardı? Zaten haklıyız. Haklılığınızı kanıtlamaya, tartışmaya açmak nedir? Ayrıca sonuç ne? Ne oldu, tanındı mı Kıbrıs, hak etttiğimizin onda birini dahi almamak, hatta onda biri için mücadele vermek, bunu müzakere konusu yapmak mı başarı?
Erdoğan Kürt oyu aldı diyorsunuz bir de, yani bitmiş terörü yeşerten, ard arda şehitler gelince, Güneydoğu politikası başarılı mı oldu? Allah bizi bu tür “başarılardan” korusun.
“Ulusal menfaatler” denen şeyler nettir, m Akyol. Türkiye Cumhuriyeti’nin ileriye ve mevcut durumuna yönelik iyileştirmedir, ilerlemedir. Bunun cevabı ne ise odur. Siz kapalı ekonomi savunanları oraya buraya çekiyorsanız, ya bilmeden, ya da bildiği halde bilmemezliğe verip de samimiyetsiz olan sizdedir sorun.
Ayrıca akp yi destekleyenler zaten açıkladılar kendilerini: AB, barzani, talabani, Ermeni Diasporası, Yunan gazeteci ve politikacılar, Rum Kesimi. m Akyol, bu listeye bir de sizi ekliyorum. Destekleyen herkes de kendini ekleyemeye devam edebilir.

Ya aslında o kadar çok ki neden akp değil in cevapları, ama bilemiyorum, uzatmaya gerek görmüyorum çünkü m Akyol dan beklediğim ama hala açılmayan bir tahmin listesini açmak istiyorum

Ben şimdiden tahminlerimi koymak istiyorum:

Tahmin gerekçelerini yazıp uzatmayacağım, gülmek dalga geçmek serbest, çünkü adı üzerinde sadece benim tahminlerim, elbette kendimce dayanaklarım var ama sonuçta kimse aynı gözden bakamaz. Neyse, uzatmayayım.

Çok büyük bir olay filan olmadığı sürece işte benim, Beagle ın , 22 Temmuz tahminleri:

1. CHP % 25-27
2. akp % 23-25
3. MHP % 14-17
4. GP % 8-11
5. DP % 7-9
dtp Bağımsızları ise 20 civarı milletvekili çıkarır diyorum.

Yani üç parti mecliste, belki süpriz GP. Listeye diğer partileri belirtmiyorum çünkü bir şansları olduğunu düşünmüyorum.
Dediğim gibi gülmek, dalga geçmek serbest, bunlar sadece benim tahminlerim, eğer herkes tahminlerini yazarsa 22 Temmuz da hep birlikte bakarız.

Yazan: Beagle Tarih: July 10, 2007 4:07 PM

Binlerce Yıldır Türklerle ve Müslümanlarla uğraşan devletler şimdi AKP döneminde hükümete inanılmaz destek veriyorlar övgüler diziyorlar..önceleri yoktu böyle şeyler neden böyle oldu ?
ekonomi dediğin tr'deki yabancının parası.
özelleştirme ihalelerinde işgal kuvvetleri masaya oturmuş ülkemizi paylaşıyorlar,sevinelim mi yani özelleştirmelere?
benim görüşüme göre akp'nin tablosu böyle!

Yazan: lagrima Tarih: July 10, 2007 6:16 PM

Sonunda AKP ye eleştiriler gelmiş. Beagle'in tahmininde bence AKP ile CHP yer değiştirmeli. AKP nin birinci parti olmamasını imkansız görüyorum. MHP ile de DP yi yer değiştirmeli. GP sürpriz, belirsiz. Onda mutabıkız.

Yok yani ne oldu da MHP oy artışı sağlayacak, ben onu anlamıyorum. Ha şu olur bakın, onsekiz yaşını yeni dolduran ve hiç bir kültürü, bilgisi olmayan yeniyetme Kurtlar Vadisi izleyicileri... Bu yüzden artış yapar mı yapar. Bu faktörü katarsak DP dışarda kalıp MHP girebilir.

Benim en net iddiam, AKP birinci parti, CHP ikinci partı. Gerisinde belirsizlik var. Ancak temenni söyleyebilirim: DP üçüncü olsun isterim. Çünkü MHP üçüncü olursa CHP-MHP koalisyonuna merhaba deyin. Bir de bunun için de yine zorlamalara, eğep bükmelere kalkışılırsa yazık olacak demokrasimize.

Tamam laiklikle ilgili benim de çok ciddi endişelerim var ama, "yaptırmadılar, ettirmediler, bırakmadılar başaralım, fiilen hükümet olamadık, kösteklendik" söylemlerine fırsat verildikçe bu iş uzayıp gidecek, demokrasimiz kan kaybetmeyi sürdürecek.

Kritik, çok kritik bir seçim gerçekten...

Ne olur şu ülkede iktidar olanlar din üzerinden siyaset yapmamayı bir başarsalar? Kıbrıs, AB, terör... Bu konularda hükümetin çok ciddi bir hata yaptığını düşünmüyorum. Tek çekincem din üzerinden siyaset...

Tahmin zor yukarıdaki tahminimin ikinci bölümünde iddialı olmadığımı da söyledim. Tememnnim ise şu: AKP biraz oy kaybetsin, (öyle mi efendim, emriniz olur, derhal! türü alayları göze alarak) ama yine iktidar olsun, CHP ana muhalefet, DP muhalefet. Bir parti daha girecekse GP girsin ama MHP girmesin diyorum. İp fırlatmalar bilmem ne... Rezalet! Siyaset bu değil. Resmen onsekizini yeni doldurmuş yeniyetmelere dönük dolduruş yapıyor...

MHP yi iktidar ortağı olarak gözüne kestiren CHP lilere de teessüf ediyorum. Bu ne ilkelilikle bağdaşır, ne dürüstlükle.

Yazan: demirkan efegil Tarih: July 10, 2007 7:12 PM

İki ufak ekleme yapmak istiyorum:
Birincisi enflasyonla ilgili...Bir arkadasımız yazmıs da fiyatlar onemli derecede artıyor ama enflasyon nasıl dusuyor diye...Enflasyon en basit manasıyla fiyatların artması demektir zaten...Yani diyelim enflayonumuz yıllık yuzde on..Bu demektir ki gecen yıldan bu yana enflasyonu olcmek icin kullanılan malların veya hizmetlerin fiyatları ortalama olarak yuzde on artmıstır...Yani fiyatlar hep artar...Artmasa sorun vardır zaten (Ornek: Japonya)...Oraya hic girmeyelim...
Ulkeler enflasyonu dusurmek istedikleri zaman buyumeden taviz verirler...80li yıllarda tum dunyada parasalcıların iktidara gelmesiyle ulkeler enflasyonlarını onemli olculerde dusurduler ancak ozellikle Amerika ve Almanya buyumelerinde ciddi duraganlıklar yasadılar...Velhasılı kelam AK partinin basardıgı sey hem enflasyonu (yani fiyatların artıs hızını) dusurmeleri hem de 21 ceyrek ust uste buyumeleridir...Bu olay cok ender rastlanan bir olaydır ve ekonomimizin bir basarısıdır...Kıymetini bilelim...
İkinci hususta odemeler dengesiyle ilgili...Aslında odemeler dengemizin bir alt kalemi olan cari denge ile ilgili...Odemeler dengesinin uc bileseni vardır ve bu uc dengenin toplamının sıfır olması gerekir...Cari denge, Sermaye dengesi ve Merkez bankasının yabancı para degişimleri...Yani her ulkede odemeler dengesi dengededir...Bu bir realitedir...Yani bu ne demek? Cari acıgı finanse etmek gibi bi derdimiz yok...Zaten kendisi dengeleniyor...Yani eger cari acıgımız varsa, sermaye fazlamız var demektir...Bu ikisi birbirini dengeler zaten...
Cari acık vermemizin esas nedeni ise yatırımlarımızın tasarruflarımızdan fazla olması neticesinde Turk lirasının degerinin artması(Kurun dusuk olması) ve ithal malların nispeten ucuzlaması...Yani bizim millet olarak tasarruflarımızı artırmamız gerekiyor...Yabancılar da bu yuzden akın akın geliyor işte...Yatırım fazlamızı karsılayacak tasarruf yani sermaye onlarda var...
Ne yapıp edip tasarruflarımızı artırmalıyız...Paralarımızı sisteme bi şekilde sokmalıyız...Bu hepimizin gorevi...Oyle degil mi?

Yazan: Enes Tarih: July 10, 2007 8:03 PM

Türk tarimi orta çag seviyesinde!

Sayin Ilhan,

Söyle diyorsunuz :

Türkiyede tarım sektöründe çalışan köylülerin sayısı oldukça çoktur. Akpnin polikası tarıma alenen zarar vermiştir. Bu durumda çiftçi çok zor durumda kalmış, şehire göç etmiş işsiz sınıfına dahil olmuştur. Göç etmeyenlerde hakikaten son belkide 20 yılın en zor durumunda kalmıştır. Kriz döneminde bile tarım bu kadar etkilenmemişti.

Türk tarimi 50 yildir koltuk deynekleriyle yürütüldügü için ayaklarinin üzerinde durmayi unuttu. Oy karsiliginda dagitilan paralarla ayakta tutuldu tarim. Ingiltere, ABD, Fransa gibi ülkelerin hektar basina, isçi basina verimlerini, ton basina maliyet fiatlarini Türk köylüsü ile karsilastirin da aglayin biraz :(

ürüne göre Türk köylüsü 10 kere bazen 20 kere daha pahali!

Aradaki farki kim ödüyor? Isçi, Sehirli esnaf, özel sektör çalisani. çünkü ayakkabi veya yazilim üreten emegini satamazsa evine ekmek götüremiyor köylünün aksine.

Atatürk demis ya KÖYLÜ MILLETIN EFENDISI diye. Köylüye vermisiz sübvansiyonu. bir sinifin diger siniflar üzerine tahakküm kurmasi diye anayasal suç var bu ülkede. Ama 50 yildir devletin tarim politikasi Leninizme çok daha yakindi :) Oysa kaç kisinin hayati kaydi Marxist-Leninist diye! Komik bir ülke bu Türkiye.

Haydi orta çag demeyelim, endüstri devrimi öncesi diyelim bizim tarimimiz için. Onyillardir uyutulduk "KENDINI BESLEYEN 10 ÜLKEDEN BiRi" diye diye.

Dünya piyasalariyla rekabet edecek büyük tarim isletmeleri kurmamiz gerek. Ortalama tarim arazisi büyüklügünde de TR diger ülkelerin çok gerisinde. Haliyle tarim mühendisi, traktör vb sabit giderler ister istemez birim fiata biniyor.

Batili ülkelerdeki kooperatiflerin, sendikalarin pazarlik gücü haliyle yok bizim küçücük kooperatiflerimizde. Ne oluyor? Hem gübre, mazot vb alirken kazik yiyor bizim üreticilerimiz hem de emegini satarken spekülatörlerin, aracilarin arasinda eziliyor. Ama kaybettikleri parayi devlete ödettikleri için fazla ugrasmiyorlardi bu güne kadar.

Iste AKP geldiginden beri bu tatli rüyadan uyanmaya basladilar.

Türk tarimi sandigimiz sey gerçekte düpedüz gizli issizlikti. AKP buna istese bile para veremez. çünkü yok.

Köylüler de artik 1930'lari terkedip 2007'lere gelecekler. Kiwi, kahve, kakao ekecekler. BABAMDAN BUNU GÖRDÜM diye konusmayi birakacaklar.
Zira Demirel'in son kullanma tarihi geçti.

Su anda artan traktör satislarina bakarsaniz bu söylediklerimi anlamis bir çok köylümüzün de oldugunu görürsünüz

Saygilarimla

Yazan: Mehmet Yilmaz Tarih: July 10, 2007 8:23 PM

"Neden enflasyon % 10 civarında iken faizler % 20'lerde, neden döviz kurları bu seviyelerde. Dövizin bu durumda olması kimin için iyi ? Halkımız için mi? "

Faizin yuksek oldugunu herkes kabul ediyor, yine de su siralar reel olarak yuzde onun altina cekilmis vaziyette. Simdi yuksek faizde keskin bir dususe gecilirse ne olacak? Ic talepte patlama olacak, krediler artacak...vs. Bu da cari acigi daha da azdiracak. Ama yine de bu konuda gelecek donemde bir seyler yapilmak zorunda, Suna da dikkat etmek gerek ki, Merkez Bankasi tamamen ozerk bir yapida, o yuzden MB kabul etmeden de herhangi bir para politikasi uygulanamaz. CHPnin secim bildirgesindeki pek cok vaat, dolayli yonden bu ozerkligi tanimiyor aslinda, CHP sadece burokrasideki baglarina guvenerek MBna istedigini yaptiracagini zannediyor, bunu CNBC-E de ekonomi programini aciklayan CHPli sahis soyledi, adini hatirlamasam da, programin tarihi 12 haziran sali idi.

Doviz kuruna gelirsek, TL degersizken de herkes agliyordu, degerliyken de agliyor. Yani biraz tutarli olalim. TL nin degerli olmasi ihracatciyi vurur. Ama sen sokaktaki Mehmet Bey isen, degerli TL sana bir sey yapmaz, hayatini ucuzlastirir. Bir ara dolar yukselise gecince hersey nasil pahalanmisti hatirlayin, arabalar, evler, kiralar aninda firlamisti. Simdi ihracatciysaniz sikayetinizi anlarim da, dolarin dusuk olmasi vatandasa neden yararmis, bunu gormek zor olmasa gerek.


"Toplam iç ve dış borçlarımızda GSMH'ya göre bir düşüş mü görülüyor?"

Su an ki borclara bakarsaniz kamu borcunun sabit kaldigini gorursunuz. Butecenin de katlanarak buyudugunu dusunurseniz, bir de ustune borclarin uzun vadeye yayildigini, bir de ustune faizlerin dustugunu gorurseniz, bu konudaki mutlak basariyi kabul edersiniz galiba. Faiz disi fazla sayesinde uzun zamandir ilk defa borclarimizi cevirebilir hale geldik.

Peki toplam borc stogu nasil artiyor? Ozel sektorun disardan aldigi kredilerle. Simdi is kuracaksiniz, icerde faizler yusekse, disardan gelen para ise ucuz ise, krediyi kimden alirsiniz? Bu borclar dunyanin bize guvenini gosteriyor. En onemlisi devletin aldigi borclar gibi ic piyasadaki rantiyeceilere degil, ozel sektore gidiyor. Ayrica bu borclar odenmezse, senin benim cebimden cikan vergilerle odenmeyecek. Sonucta krediyi alan odeyecek. Burda onemli olan borclarin uzun vadeli olmasi, MBnin ve politikacilarin stabiliteye dikket etmesi. Yani bu borclar olmadan bu buyume hamlesini, bu tasarruf orani ile yapamazsiniz. Eee, simdi kapali ekonomiciler gelince, borclar kesilince, ne olacak? Tasarruf oranlari artirilmaya calisilacak. Bilin bakalim, finans piyasalarinin hala sig sayilabilecegi TR gibi ulkelerde tasarruf oranlari nasil artirilir? Duyamadim? Evet faizler artirilarak. Birileri faizden sikayetciydi galiba biraz once.

Bir de karsilastirmali incelemeler onemli, su anda gelismis ve gelismekte olan hemen her ulke yusek borc stoguna sahip, cunku uluslararasi sermayenin hacmi inanilmaz artti, akacak mecra ariyorlar. Sen bundan faydalanmayip, bir de onune set cekersen, ilerde topragin su onunde dagilmasi gibi dagilirsin, benzetmeyle anlatmak gerekirse.Lutfen Almanyanin, Italyanin, USAnin, Fransanin borc stoguna bir bakin.

" Herşeyin fiyatı önemli derecede artarken, enflasyon neden bu kadar düşük olabiliyor? Yeni işyerlerinde artış varda biz mi göremiyoruz ? Dünyada en pahalı akaryakıt, en fazla vergi, en yüksek faiz hangi ülkede uygulanıyor ?"

Herseyin fiayti artmiyor, bu cok buyuk bir yalan. Artsa enflasyon artardi. Bir ara sokaktaki enflasyon diye sacma sapan bir sey cikmisti. uzulerek gordum ki hiyarin fiyati yuzde 50 arttiysa enflasyon da o kadar artar zannediyor bazi hiyarlar. Ve bunlar ne yazik ki basit adamlar degildi, biri galiba yuz binlerce iscinin basindaki sendika reisiydi. Diyorlar ki, enflasyonsepetinde her sey var: dogru her sey var ama her sey agirliginca var. Uc-bes kalem maldaki artis, butun fiyatlarin arttigi anlamina gelmez, insaf yahu, marketteki hemen her seyin fiyati ayni, arabalar daha ucuz, daha iyi. Giyim deseniz artik cul gibi mallara bir ton para vermiyoruz, cok daha ucuzladi. Bir tek kira derdi var ulkede, o daTOKI gibi kurumlarin haril haril konut yapmasiyla duzene girecek insallah.

Acilan is yeri sayisindaki artislarainternetten ulsabilirsiniz. Ben gozumle goruyorum Turkiyeye gidip geldikce bir suru is yeri aclidigini. kendi memleketimde(30000 nufuslu bir yer) en son gittigimde bir tane dev alisveris merkezi acilmisti, bunun yaninda 4-5 tane supermarket,bir sene icinde. Bu sene icinde organize sanayi devreye girecek en az 400 kisiye istihdam saglayacak.

Vergi oranina gelince, Turiyede verginin toplam payi yuksek degil(GSMHdaki payi mukayeseli olarak diger ulkelerden pahali degil) ama inanilmaz verimsiz. Kimse gelir vergisi odemediginden, devlet dolayli topluyor vergileri, bu da dusuk gelirliyi daha da yoruyor. Benim gozlemim, kimse kusura bakmasin, cok dusuk gelirli zaten hic vergi vermiyor, cocuk parasi, yesil karne sayesinde cok daha rahat. Vergi kucuk ve orta boy isletmelerin sirtinda, onlarin isleri resmi oldgundan her hareketleri vergilendirilmis. Bu konuda reform her partinin programinda. Ama cozulmesi cok zor bence, cunku bizde vatandas zorlanmadikca, direk vergi vermeyi sevmez pek.


"Bunlar ekonomi için bir gösterge değil mi? Birileri sürekli bunları söylüyor da bu konuda biraz aydınlanmak istiyorum.
Bunlar ekonomiz için bir sorun teşkil etmiyorsa, benim oyum da AKP'ye. AKP yöneticileri, hep eleştiyorla hiç mi iyi bir şey yapılmadı bu iktidar döneminde diye soruyorlar. Ancak AKP yöneticleri de sürekli geçmişi ( Cumhuriye kadar olan dönemi) eleştiriyor, geçmiş de yapılan hiç mi iyi bir şey yok. Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti AKP'mi?"

Evet bunlar ekonomi icin gosterge. Insallah ikna olmussunuzdur, saydiginiz her sey kotuden ziyade iyiye giden seylerin gostergesi. Biraz daha derinlere bakmak ve uzerimizdeki karamsarlgi atmak lazim. AKP gecmis hukumetleri su aralar elestiriyor, zira yaptiklari iyi seyler gormezdeen gelindikce, onlar da gecmisteki manzarayi hatirlatiyor, secmeni uyariyor. Evet AKP, cumhuriyetin en basarili hukumeti, sadece ozgurlukler konusunda elleri bagliydi. Bir doneme daha ihtiyaclari var, mikro ayarlamalari nasil yapacaklar, merak ediyorum, basarirlarsa ne ala, basaramazlarsa zaten giderler. Bir de alternatifsizler, MHPyi zaten gectim de, CHPnin ciddiyetsizligi cok feci. Laiklikten baska bir sakizlari yok, o da icimi baydi artik

Bir de Aksamdan Mustafa Semerciye kulak verelim:

"AKP’yi birçok konuda eleştirebilir, icraatlarını yetersiz bulabilirsiniz. Ancak, AKP’nin ekonomideki performansının hakkını vermek gerektiğini düşünüyorum.

Tek sorun bunun sokağa yansıması. Ancak kamuoyunun da, çok değil 5 yıl önce “İşimi kaybeder miyim?” korkusuyla yaşarken, bugün “Neden ev alamıyorum?” noktasına gelmesi küçümsenecek bir gelişme değil."

yani ben eger bir muhalefet partisi su andaki tabloadaki guzellikleri gormuyorsa, onlarin bakisi carpik oldugu icin zaten oy vermem. Bu kadar yazmamin sebebine gelince, pek cok konuda elestirebilinecek AKPnin, genelde duz mantikla, illustrasonlarla, en basarili oldugu konularda yerden yere vurulmasi, bu ulke icin saglikli degil, boyle mantiksizligi karsidaki insanin zekasina hakaret sayiyorum. Sartlanmamis herkes, bu ulkede ekonomik durumun ortalama olarak, gelmis gecmis en iyi durumlardan biri oldugunu kabul etmeli artik. Kalkip da MHP ye oy atacagim derse biri, Mesut Yilmazi meclise sokacam derse, ya amnezyadan mustariptir, ya da bu adamlarin zamaninda bir seylerden nasiplenmis demektir.

Yazan: muhalifsirin Tarih: July 10, 2007 9:09 PM

Beagle ın , 22 Temmuz tahminlerine baktım.

Ancak, ben CHP nin 1.Parti olmasınına hiç ihtimal vermiyorum doğrusu.
Benim tahminim genel olarak anketlere paralel bir şekilde..

-----------------

1. AKP % 35-40

2. CHP % 20-25

3. MHP % 9-14

-----------------

4. DP % 6-8

5. GP % 5-7

6. SP % 2-4

-----------------

8. DTP + Diğer Bağ. 30 civarı millet vekili

Yazan: H.Basri Tarih: July 10, 2007 10:41 PM

Neden Demokrat Parti?

AKPnin beceremediklerini becersin diye. Ülkeyi bir CHP-AKP zıtlaşmasından kurtarsın diye. Bakınız son 3 ayda. Türkiye sabahtan akşama kadar cumhurbaşkanlığı seçimi ve AKPnin CHP ile inatlaşmasını izledi.

Halbuki benim çiftçimin karnı doymuyor. Gelinen noktada makro göstergeler iyi görünürken, çiftçinin, işçinin göstergeleri açlık sınırını işaret ediyor.

Ortalama 600 milyon- 1 milyar maaş alan şehirli, 400 milyon kira vermek zorunda kalıyor. Nasıl yaşayacak? Bunlara çare bulunması gerekiyor. Bunlar için politikalar yapılması gerekiyor.

Demokrat Parti bu sorunlara kulak veriyor. Ne CHP ne AKP ile zıtlaşmakla değil, halkın derdiyle uğraşmak için meclise giriyor.

Zıtlaşmayla, kutuplaşmayla, kavgayla, gürültüyle, nereye kadar? Artık demokrat parti var, çare var.

Yazan: ilhan Tarih: July 10, 2007 11:43 PM

Bi onceki yorumumda hem sermaye fazlamız var demişim hem de sermayemiz olmadıgından yabancılar geliyo demişim...Bir paradoks gibi gorunse de demek istedigimi tam anlatamamısım...
Sermaye fazlası derken, dısardan Turkiyeye giren sermaye transferleri bizim dısarıya gondersiklerimizden fazla demek istemiştim...Boyle oluca da soylemlerimde tutarlılık oluyor...
İkinci olarak madem herkes bir secim tahmini yapıyor ben de bir tane yapayım dedim:
AK Parti....40 %
CHP 20 %
MHP 12 %
DP=GP 7 %
Bagımsızlar 20 ila 30 arası milletvekili
Saadeti ve digerlerini hesaba katmaya gerek yok diye dusunuyorum....
Saygılar...

Yazan: Enes Tarih: July 11, 2007 1:07 AM

AK Parti Turkiye Cumhuriyeti kuruldugundan beri basa gelen en iyi partidir. Recep Tayyip Erdoganda en ilerici en modernist liderdir. Bu ulkeye verdiklarini gormemek insafsizliktir. Sadece bi kac ornek verirsek: Enflasyonun tek haneye inmesi paramizdan 6 sifir atilmasi kibrista cozume yonelik adimlar ekonominin cok istikrarli olmasi turkculuk degil turkiyelilik kavramini ortaya atarak bugune kadar gelen irkcilik soylemlerine nokta koymasi saglik alaninda yapilan degisimler Turkiyenin adinin dunyada saygiyla anilmasi kisi basi milli gelirin 2500$ dan 5500$ a cikmasi merkez bankasi reservinin 2 katina cikmasi... Butun bunlar kucumsenecek basarilar degil!! bir milyon oyum olsa bir milyon oyumuda AK Partiye verirdim!


Yazan: MESUT Tarih: July 11, 2007 2:49 AM

Oldu olacak BTP ye oy verelim, Sn. Prof. Haydar BAŞ resmen her eve bir para basma makinesi vaad ediyor... Ekonomi hassas bir iştir, hele bir de ekonominiz dünya ekonomisine entegre olmuş ise. Ama zaten piyasalar seçime ilişkin tahminlerini geçtiğimiz bir haftadır rekor üzerine rekor kırarak göstermekte. Mevcut olan istikar oratmının yitirileceğine dair bir beklentileri olsaydı dolar 1.29 borsa ise 50000+ seviyesinde olurmuydu?. Zaten hem MHP hem de CHP nin belki seçim programlarının ekonomi bölümleri (belki yerler diye mazot 1 lira, fındığa 10 lira gibi zırvalamaları hariç) AKP tarafından uygulanan ve telif hakkı Kemal Derviş (hatta IMF) te olan istikrar programının devamı (gerçi bu noktada da faiz dışı fazla ve cari açık hakkında zırvalıyorlar ama) niteliğinde....

Mustafa AKYOL'a katılıyorum, 22 temmuzda AKP. Ha keşke karşısında ondan daha iyi bir alternatif olsaydı da ona verebilseydim oyumu. Ama MHP, CHP, DP, GP, AKP alternatifleri arasından birini seçmem için gereken düşünme süresi yaklaşık olarak 30..................... saniye (saat veya gün demeyi gerçekten çok isterdim ama işte ne yaparsınız ortadaki mal belli) civarı....

Yazan: aydın vatandaş Tarih: July 11, 2007 4:55 AM

..Beagle ın , 22 Temmuz tahminleri:
1. CHP % 25-27
2. akp % 23-25
3. MHP % 14-17
4. GP % 8-11
5. DP % 7-9
dtp Bağımsızları ise 20 civarı milletvekili çıkarır diyorum..gibi gülmek, dalga geçmek serbest,

AKP'nin %20 oyunu kırpmadan %45-47 gibi yazsaydınız gülünecek bir tarafı olmazdı..: )

Yazan: Anonymous Tarih: July 11, 2007 1:31 PM

Baştan ben de oyumu vereceğim partiyi söyleyeyim de ÖNYARGI UZMANLARI tüm yazıyı okumaya zahmet etmeden ÖNYARGI BONCUKLARINI taksınlar.

Ben de AK Parti diyorum.

Fakat ben meseleye farklı bir boyuttan bakmak istiyorum.

Hep aranılıp durulan "bilinçli seçmeni" buldum.

Bilinçli seçmen "sadece hangi partiye oy vermeyeceğini değil, bunun yanında oy vereceği parti için en az bir(1) gerekçeye sahip olarak açıklayabilen seçmendir"

Bunu partilere göre bölemeyiz ama yine de ben farklı gözlemlerimi aktarayım.

Bu milleti hep "takım tutar gibi parti tutuyor" diye eleştiren "aydın"larımızın aslında kendilerinin takım tutar gibi hep o "TEK" partiyi tutmaya ve onun ağzıyla konuşmaya devam ettiklerini; fakat halkın çoğunlukla Türkiye'deki tanımlara göre "sağcı" partileri iktidara getirse de hep FARKLI partileri denediğini bir gözlemim olarak aktarmak istiyorum.

Çok az sayıda "aydın"ımız Özal döneminde dünya gerçekleriyle buluşarak "aydınlandılar", "hidayete erdiler" diyebilirim.

TELEVİZYON KANALLARINDA yayınlanan bazı programlarda vatandaşa direk olarak "hangi partiye oy verecekleri ve GEREKÇELERİ" soruluyor.

AK Parti'ye oy vereceğini söyleyenler, köylü de olsa şehirli de olsa, ilkokul mezunu da olsa daha fazla eğitim almış da olsa

*****HEPSİDE EN AZ BİR GEREKÇE SÖYLÜYOR.

FAKAT

İş CHP ve MHP seçmenleri açısından böyle değil.

Sunucu soruyor
-Hangi partiye oy vareceksiniz?
-CHP
-Neden?
-Atatürk'ün partisi.
(Ne gerekçe ama, kime göre, nasıl yani, şunun veya bunun partisi diye bir partiye oy verilir mi? Dünya değişmedi mi?, O Partinin değerleri değişmedi mi? Partinin ve dünyanın değişimleri ne kadar paralel veya gerçeklerle ne kadar paralel hale geldi? BUNU AÇIKLAYIN BARİ...)

Sunucu soruyor
-Hangi partiye oy vareceksiniz?
-CHP
-Neden?
-Cumhuriyet/Laiklik
(Evet cevap bu kadar, cumhuriyet ve laiklikle ilgili BİR TEK CÜMLE kursa tamam diyeceğim, ama sadece bu iki kelime telaffuz ediliyor)

Sunucu soruyor
-Hangi partiye oy vereceksiniz?
-Bunu söylemesem daha iyi
-Peki o zaman oy vereceğiniz partinin eğilimini söyleyin
-Cumhuriyetçi, laik, "demokratik"(!!!)

Sunucu soruyor
-Hangi partiye oy vereceksiniz
-CHP
-Neden?
-AK Parti gelmesin diye(E başka, yok, suç halkın, yıllarca muhalefette bırakırsan adamları, onların da ancak böyle gerekçeleri olur)

Sunucu soruyor
-Hangi partiye oy vereceksiniz?
-CHP
-Neden?
-Aslında onu da beğenmiyorum(Genelde Deniz Baykal'ın (dE değil) söylemleriyle ilgili çekinceleri var) AMA "en iyisi o"(E, bu da bir gelişmedir, en azından bir derecelendirme yaptı)

---

-Sunucu soruyor
-Hangi partiye oy vereceksiniz?
-Oy vereceğim parti belli benim(Bakınca anlaşılmıyor!)
-Hangisi?
-MHP
-Neden?
-30 yıldır oy verdiğim parti(E güzel bir otuz yıl daha ver, AMA NEDEN diye kendine hiç sorma)

-Sunucu soruyor
-Hangi partiye oy vereceksiniz?
-MHP
-Neden?
-...

---

Öteyandan köylü, cahil diye "hor" görülen AK Parti seçmeninin en az bir gerekçesi MUHAKKAK var.

Ayrıca bir başka gözlemim de MHP-CHP kucaklaşmasıyla ilgili

MHP tabanının bir kısmı pek hoş bakmasa da, CHP'liler MHP için epey oy topluyor

Sokakta gördüğüm CHP'liler kararsız ama sağcı kişilere önce bir AK Parti ALEYHTARI propaganda yaptıktan sonra, MHP tavsiyesi ile sözlerine nokta koyuyorlar.

Hatta meclise girmesi kesin görünen CHP'nin seçmenlerinin, ailele içinde anlaşma ile iki seçmen CHP diğeri MHP ve varsa diğeri de DP'ye oy verecekleri gibi söylentileri duyunca,

"CHP sakın ha MHP ve DP'yi meclise kendime kuyruk olarak meclise sokayım derken, kendisi dışarda kalmasın, öyle ya kuyruksuz yapılır da, başsız yapılmaz."

diyorum.

Yanlış anlamayın, tek tek insanları suçlamak istemiyorum, çünkü sokakta CHP'ye oy verecek de, MHP'ye oy verecek de, başka partiye oy verecek de benim arkadaşım,

FAKAT ONALARA DAYATILAN, POMPALANAN FİKİRLERE BİR BAKAR MISINIZ?

Ben bilinçli seçmeni buldum ve arkasından gidiyorum, ve

AK Parti diyorum,

Gerekçeleri M Akyol sıralamış,

Ben de bir kaç gerekçe ekleyerek bitiriyorum:

"AK Parti Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki 3. kalkınma hamlesini başlattı, geçmişte alınanları o ödedi, ödüyor, TUİK'in ve özel şirketlerin internet sayfalarına girin

ÜRETİM 3'e katlanmış,
İHRACAT 3'e katlanmış,
İTHALAT da katlandığına göre alım gücü var, ithalatçının ve PAZARI da var
ENFLASYON 9-10 arasında
BÜYÜME devam ediyor
KDV düştü ve düşüş yaygınlaştırılacak, yani zam yapmadan, hem de sadece 1 kesime değil, tüm orta direğin cebine KDV düşüşü kadar para eklendi
MERKEZ Bankasının DÖVİZ rezervleri rekor kırmış
AÇILAN işletme sayısı artmış, kapanan azalmış
5 yıl öncesine göre çoğu ürün çok daha UCUZ, evet artık yıldan yıla katlanan fiyatlar yok,(Çıkarın fişleri kıyaslayın, ben yaptım)
Elektiriğe 1 kuruş zam gelmedi
PARADAN 6 sıfır atıldı, eklenmedi, demek ki paraya bu kadar kolay sıfır eklenme devri bitirildi, bitirilemese ZATEN ATILAMAZDI DA, ATILMASI değil, EKLENMEMESİ marifet
İHTALATIN sadece %12'si tüketim malı, gerisi ARAMAL, HAMMADDE ve MAKİNA TEÇHİZAT


Benzin, mazot ve gaz fiyatları 3'lü koalisyon dönemindekinden çok fazla olmasa da, diğer indirimlere PARALEL DÜŞMEDİ. Bu da öz eleştiri olabilir AK Parti için AMA

Bu istikrar ancak AK Parti ile SÜRER.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: July 11, 2007 3:33 PM

"İrticayla mücadele adına, din istismarcıları bahane edilerek, temelde din düşmanlığı yapan bazı azınlık çevrelerin, yüce dinimiz İslamla, dindar insanlarla mücadele edilmesine asla müsaade edilmemelidir. Toplumsal farklılıklar dikkate alınarak, devletle millet arasında bir uzlaşma ve barış sağlanmadan, gerilim ve kutuplaşma ortamında Türkiye’nin istikrara kavuşması mümkün değildir. İyi bilinmelidir ki, din milletlerin en önemli değerlerinden biridir, can damarıdır. Bu damarın koparılmaya çalışılması, olsa olsa, irticiaa, kavgaya, çatışmaya, karanlığa ve kaosa hizmet olacaktır. Yangını söndürmenin yolu aklıselimle davranmaktır. Devletin evrensel temel ilkeleriyle toplumun temel değerlerini bağdaştırarak, uzlaştırarak, başta din, vicdan ve inanç hürriyeti olmak üzere, hak ve özgürlükler sağlanarak, sağlıklı bir yapı ve içbarış temin edilebilir."

http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem21/yil1/bas/b023m.htm

"Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir gerçeğin altını çizmek istiyorum: Dinin sahibi, yalnız ve yalnız Allah’tır. Başta devlet ve siyasî partiler olmak üzere, hiçbir kurum, kuruluş, dernek, vakıf, şahıs veya cemaatin kendisini dinin sahibi ve temsilcisi olarak göstermeye ne hakkı ne de yetkisi vardır? (ANAP, MHP ve FP sıralarından alkışlar) Dileyen Allah’ın dinine tabi olur, dileyen tabi olmaz. Bu tercih de, yalnız ve yalnız, baskısız, dayatmasız, insanın kendisine aittir. İnsan haklarına dayalı, demokratik, seküler bir hukuk devleti anlayışıyla İslamın özü arasında bir çatışma, bir çelişki yoktur. Yeterki bizler, evrensel değerlerle İslamın ruhunu aynı noktada birleştirmeyi başaralım."
ANAP GRUBU ADINA ABDULBAKİ ERDOĞMUŞ (Diyarbakır)26 . 6 . 1999 Cumartesi

Arpa boyu yol katedemedik.

"..devletle millet arasında bir uzlaşma ve barış sağlanmadan, gerilim ve kutuplaşma ortamında Türkiye’nin istikrara kavuşması mümkün değildir."


Yazan: Mehmet Ali Meydan Tarih: July 11, 2007 4:01 PM

"İrticayla mücadele adına, din istismarcıları bahane edilerek, temelde din düşmanlığı yapan bazı azınlık çevrelerin, yüce dinimiz İslamla, dindar insanlarla mücadele edilmesine asla müsaade edilmemelidir. Toplumsal farklılıklar dikkate alınarak, devletle millet arasında bir uzlaşma ve barış sağlanmadan, gerilim ve kutuplaşma ortamında Türkiye’nin istikrara kavuşması mümkün değildir. İyi bilinmelidir ki, din milletlerin en önemli değerlerinden biridir, can damarıdır. Bu damarın koparılmaya çalışılması, olsa olsa, irticiaa, kavgaya, çatışmaya, karanlığa ve kaosa hizmet olacaktır. Yangını söndürmenin yolu aklıselimle davranmaktır. Devletin evrensel temel ilkeleriyle toplumun temel değerlerini bağdaştırarak, uzlaştırarak, başta din, vicdan ve inanç hürriyeti olmak üzere, hak ve özgürlükler sağlanarak, sağlıklı bir yapı ve içbarış temin edilebilir."

http://www.tbmm.gov.tr/tutanak/donem21/yil1/bas/b023m.htm

"Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir gerçeğin altını çizmek istiyorum: Dinin sahibi, yalnız ve yalnız Allah’tır. Başta devlet ve siyasî partiler olmak üzere, hiçbir kurum, kuruluş, dernek, vakıf, şahıs veya cemaatin kendisini dinin sahibi ve temsilcisi olarak göstermeye ne hakkı ne de yetkisi vardır? (ANAP, MHP ve FP sıralarından alkışlar) Dileyen Allah’ın dinine tabi olur, dileyen tabi olmaz. Bu tercih de, yalnız ve yalnız, baskısız, dayatmasız, insanın kendisine aittir. İnsan haklarına dayalı, demokratik, seküler bir hukuk devleti anlayışıyla İslamın özü arasında bir çatışma, bir çelişki yoktur. Yeterki bizler, evrensel değerlerle İslamın ruhunu aynı noktada birleştirmeyi başaralım."
ANAP GRUBU ADINA ABDULBAKİ ERDOĞMUŞ (Diyarbakır)26 . 6 . 1999 Cumartesi

Arpa boyu yol katedemedik.

"..devletle millet arasında bir uzlaşma ve barış sağlanmadan, gerilim ve kutuplaşma ortamında Türkiye’nin istikrara kavuşması mümkün değildir."


Yazan: Mehmet Ali Meydan Tarih: July 11, 2007 4:02 PM

Görüş belirtmenin arapçadaki karşılığı rey. Görüş
sahibi olmak önemli, reylerimiz ülkenin kaderini
belirliyor...
Dövize teslim olmuş bir ülke değiliz artık. dalga
geçilen bir paraya sahip değiliz. ABD de bir yarışma programı katılan herkesi milyoner yapıyoruz diye, katılan yarışmacılara Bir milyon
TL vermişti. Antalyada Trafik polisi Hollandalı turiste kiralık arabasını uygunsuz park etti diye
üçyüz milyon TL ceza yazınca, adamın fenalık geçirip hastaneye kaldırıldığını hatırlıyorum.
Hava meydanları ve bilhassa Ankara Esenboğa meydanı, ve kente girişte yapılan kentsel dönüşüm
inanılmaz. Sekizmilyon yolcudan,yirmialtı milyon yolcuya ulaşan.THY.-Pegasus, Sun-Air,Atlasın taşıdığı yolcular bu sayıya dahil değil-. Bolu tüneli ve karadeniz sahil yolu meğerse bitermiş.
Otopark yapılması gündeme gelen Sabiha Gökçen,
yapılacak yatırımlarla birlikte Üçbuçuk milyar
dolara Yirmi yıllığına kiraya veriliyor.Yollar,
Hızlı tren, Savunma sanayi yatırımları, boğaz tüp
geçişi.Özel sektör yatırımları yüzmilyar doların
üstünde bütçe gerektirdiği kolayca anlaşılır.
Merhum Ecevit başbakanlığındaki koalisyon-MHP ve
ANAP lı- bedelli askerlik marifetiyle, Kıvrıkoğlu
paşadan koca bir çek almıştı. O zaman mark tedavüldeydi ve çok görünsün diye mark karşılığı olarak 1,2Milyar mark yazıyordu çekte. sekizyüz
milyon dolar. Sadece milli tank projesi için öngörülen bedel Beşbuçuk milyar dolar. Milliyetçi
laik ordunun komutanı siz olsanız kimi tercih edersiniz. Kıbrıs tarihinde ilk defa izalasyondan
kurtuldu. Pakistan ve Azerbaycan resmen Talat'ı davet etti. İKÖ de Kıbrıs Türk Devleti olarak
tanındı KKTC. binlerce turistik yatak devreye giriyor. Kıbrıs Türkü utanç verici bir şekilde
güneyde pis işlerde çalışmaktan kurtuluyor. Bunların bir anlamı olmalı. Diyarbakırda meydanlara , tek millet, tek vatan, tek bayrak diye AKP den başka kim yüzbinleri toplayabilir.
Bunlar tamamda gizli gündem ne olacak diyenler,
sahibi oldukları medya gruplarında, AKP ye oy verenler cehennemlik diye sululuk gösterilerine
neden izin veriyor. İki üç çocuk babası, bir işçinin, memurun ders kitaplarının ilk günden bedelsiz olarak yavrularınca eve getirilmesi ne
saadet! Hastanelerdeki ayrımcılık bitti. isteyen
vatandaş özele,isteyen üniversite hastanesine
gidiyor. monşerler bu işe bozulsada, bu vatandaş
için ne mutluluk. Bütün bunların yanısıra, ABD
Irak'tan çekilecek ve az bir rüşvetle, mesela
Haburdan petrol kaçağı gibi, üç beş PKK lının tes
limi gibi birkaç kırıntıyla, Türkiyeyi kandırmak
isteyecek ki, tekrar geri gelip bölge coğrafyası
nı yeniden çizsin. AKP den başka bu oyunu görebilecek vizyona kimse sahip değil. Sahte birkaç istihbarat brifingine hemen teslim olacak
ları 28 şubat sürecinden hatırlıyoruz. Aynı delik
ten iki defa sokulmak yok. ABD Türkiye üzerinden
güvenli çekilişin bedelini ödeyecek. AKP ye son
dönemde kurulan tuzaklar, terör ve diğer dolaplar
bu pazarlıkta Türkiyenin elini zayıflatma manevra
larıdır milliyetçilik, vatanseverlik maskesiyle
yükseltilen terör, AKP ye seni rahat bırakmayız
mesajıdır. Tarımda geleneksel üretimden, katma
değeri yüksek üretime yönelmenin sancıları, istih
damı olumsuz etkilesede, her yıl üsüste birmilyon
yeni iş hacmi yaratılmıştır.
Değerli dostlar, milletinin güvenini kazanmış, girdiği ilk seçimde %34 ile iktidar olmuş, ikinci seçimde %42 oy almış ve şimdiden bu oranı
aşacağı ufukta görünen bir siyasi heyete saygı duymaktan başka bir Türk evladı ne düşünebilir.
Kürtleri, dindarları ötekileştirip küstürmeye karşı duran bir partiye destek olmayıp ne yapılır. Bir beş yıl daha tek başına, iş başına
komutu milleten yüksek sesle duyulacak Biiznillah
Milletimizin basireti ve firasetine güvenelim derim. Levent.

Yazan: levent Tarih: July 11, 2007 6:02 PM

1. AKP % 36

2. CHP % 24

3. MHP % 15

-----------------

4. DP % 9

5. GP % 6

6. SP % 3

-----------------

8. DTP + Diğer Bağ. 30 civarı milletvekili

Yazan: Taner Tarih: July 11, 2007 6:21 PM

Hem laiklik endişesi olup hem dini cemaatlerce desteklenen DP ile AKP arasında kararsız kalmak neyin nesi? Bu D.E. de saçmaladı gibi bir izlenim olabilir.

Bu soruyu kendime de soruyorum elbette.
Madem laiklik, niye CHP değil? Bir kere CHP de dini cemaatlere dayanıyor. Şaşırmayın, kime mi? Tabii ki Alevi cemaatlere. Ne yani, Alevilik dini cemaat değil mi? Haydarilik, Bektaşilik, Kalenderilik, Melamilik, Ahilik gibi Alevi tarikatları var. Gerçi bu saydıklarımın çoğu güncel değil ama, belli mi olur? Diyanete bir de Alevi kadrosu açılır, diyanet bütçesi iki katına çıkar ve bu cemaatler yeniden filizlenir.

Bir de ben hiç bir zaman CHP yi bir merkez partisi olarak göremedim. Her zaman merkeze soldan soldan habire vuran bir kanat partisi görünümünden hiç bir zaman çıkamadı.

Ekonomi konusunda geçerli bir söylemi de hiç olmadı, yeni yeni buna ayıkıyor ama hala becerebilmiş değil. Seçim beyannamesini beğenen ekonomist pek yok. Geçmişine göre yaptığı tek farklı manevra milliyetçi söyleme yaklaşması. Bununla merkeze gelinmez. Milliyetçi ise MHP ye oy verir, CHP ye niye versin?

Bu ülkede merkez partisi olacaksan, ülkenin din gerçeğini kabul etmeye zorunlusun. Mustafa Sarıgül'ün davası buydu, dinlemeyip sildiler. Sakın eski bir Sarıgül'cü olduğum filan sanılmasın. Baykal'ın yerine geçse ne olurdu hiç bir fikrim yok. Tabii ki samimi, yok değil politik tartışması yapılabilir. Ama yani kimsenin kalbi yarılıp bakılamayacağını herkes kabul ediyor. İcraatına bakardık yani. İcraat olumluysa samimi veya değil fazla önemli olmaz. Kimin nede ne derece samimi olduğundan eminiz ki?

CHP merkez partisi olmayı başarırsa, rakibi sağ merkez partiyi daha sağa iter. Benim Türkiye siyasi yelpaze kuramım bu. Merkezde bir parti olabilir. Merkeze sağ parti yerleşince sol anamuhalefeti iyice sola itiyor. Bu değişir merkeze soldan gelip yerleşen olursa, merkez iki partiyi barındırmaz. AKP merkeze yerleşmeyi başaramasa, Saadet türevi bir sağ parti olurdu. Merkezde tutunmayı başarmaya çalışsa iyi eder.

Bu artık Osmanlı geleneğinden mi geliyor, uzlaşı kültürünün azlığından mı, yetkiyi verelim, tepe tepe kullansın, otoriter olsun istiyoruz yönetim. Sivri, aşırı söylemlere de bu yüzden güvenmiyoruz. Yetkiyi vereceğiz çünkü. Adam zaten sivri, saldırgan, yetkiyi de alınca ne yapar kimbilir. Eskaza böyle biri gelirse de sonuna kadar, seçime kadar sabrederiz yani. Öyle demokratik tepki filan pek bilmeyiz. Türkiye'de sessiz çoğunluk siyaseti belirler derler, doğrudur. Pek gıkımız çıkmaz, sabırlıyızdır. O yüzden böyle hırçınlara oy veresimiz gelmez.

CHP merkez partisi olsun, oy vereceğim, söz...

Pek parti konuşmayı sevmem ama kaptırdık bir kere... Bu CHP konusunu yazmasam da yarım kalacaktı diye düşündüm. 22 Temmuz ola hayrola...

Yazan: demirkan efegil Tarih: July 11, 2007 8:45 PM

Ben bir liberalim. AKP'nin Liberal olmadığı konusunda LDP'nin genç Genel Başkan Yardımcısı Kürşat Çetinkoz Liberallere hitaben www.liberalofis.org sitesinde bir yazı yazmış. Beni etkiledi açıkçası aklımda soru işaretleri oluşturdu. Sanırım ben de 5 yıl evvel yaptığımı tekrarlayıp LDP'ye oy vericem. Yeni vergi dostu maliye bakanı istemiyorum artık!

Yazan: Bilgetan Göktürk Tarih: July 12, 2007 3:08 AM

MHP ile CHP birbiriyle esitlendi. Bu esitlenmeden
hoslanmayan solcular Bagimsizlar'a kacarsa, acaba
söyle bir tablo ortaya cikabilir mi? Cikarsa ne
olur?:

MHP: %9
CHP: %9
BAGIMSIZ: %12
DP: %9
GP: %5
SP: %3
DTP: %9
AKP: %44

CHP'liler, AKP icin kazmakta olduklari kuyuya
kendileri düserlerse, hic sasirmayalim!

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: July 12, 2007 12:29 PM

Koyu fanatik bir partili olmasamda çalışan insanlar olarak gördüğüm için Akparti diyorum. Bugün onlar çalışıyorlar eğer ki yarın daha iyi çalışan ve çalışmaya istekli gözüken biri olursa onlara veririm. Fakat bugün alternatifsiz olarak akparti vardır.

Ayrıca http://netci.iblog.com/post/218904/365270 burada ayrıntılı olarak açıkladım neden Ak partiye vereceğimi


Hepinize iyi günler iyi seçmeler. Memleket için en hayırlı kimse o kazanır İnşaallah.

Yazan: netci Tarih: July 12, 2007 3:48 PM

Koyu fanatik bir partili olmasamda çalışan insanlar olarak gördüğüm için Akparti diyorum. Bugün onlar çalışıyorlar eğer ki yarın daha iyi çalışan ve çalışmaya istekli gözüken biri olursa onlara veririm. Fakat bugün alternatifsiz olarak akparti vardır.

Ayrıca http://netci.iblog.com/post/218904/365270 burada ayrıntılı olarak açıkladım neden Ak partiye vereceğimi


Hepinize iyi günler iyi seçmeler. Memleket için en hayırlı kimse o kazanır İnşaallah.

Yazan: netci Tarih: July 12, 2007 3:52 PM

AKP'nin oyunu artıracağını düşünenleri anlamak gerçekten zor. Önceki seçimde başka bir partiye vermiş olanlar bu sefer AKP'ye mi verecek? CHP'ye verenler mi verecek AKP'ye? yoksa MHP'ye verenler mi? yoksa GP'ye, SP'ye, DYP veya ANAP'a verenler mi?

AKP'ye verenlerin bir bölümü MHP'ye bir bölümü SP'ye bir bölümü DP'ye kayacak. AKP'nin oy oranını artırması bence hayalciliktir. Benim düşüncem böyle. Tersi çıkarsa ve AKP oy oranını artırırsa gerçekten çok şaşırırım. Şurda 9 gün var seçime. Bakalım sonuç ne olacak. AKP %35'in üstüne çıkarsa ben bu işten hiç anlamadığımı kabul edeceğim.

Yazan: freedom Tarih: July 13, 2007 10:46 AM

mustafa fatih yüce bey önemli bir noktaya değinmiş.

mhp veya chp'ye oy vermem için bana "bir" tane ama sadece "bir" tane neden söyleyebilir misiniz?

Yazan: osman timurtas Tarih: July 13, 2007 1:19 PM

Osman bey,

Tek bir neden istediğiniz için bir tane neden belirteceğim. AKP'nin hazırladığı Terörle mücadele kanununun 6. maddesinin Abdullah Öcalan'ın serbest kalmasına neden olacağını öngörerek bunu ortaya koyduğu ve bu maddenin değişmesine neden olduğu için. Eğer CHP burda birşey yapmamış olsaydı Öcalan'ın serbest kalmasını sağlayacak bir süreç başlayacaktı.

Sırf bu basiretsizlik bile AKP'ye oy vermemek için yeterli. Böyle bir hata (bilirek veya bilmeyerek) yapacak kadar beceriksiz bir kadro Türkiye'nin yönetiminde olmamalı.

Yazan: freedom Tarih: July 13, 2007 4:47 PM

Yukarıdaki yorum bana ait değildir. Birisi benim adımı kullanarak yorum yapmıştır. Bence Ak parti tek başına iktidar olacak. Akpartiye neden oy vereceğimi blogumda yayınladım. http://netci.iblog.com/post/218904/365270 yazım burada merak edenler okuyabilir.

Saygılar.

Yazan: netci Tarih: July 13, 2007 5:38 PM

Yukarıdaki yorum bana ait değildir. Birisi benim adımı kullanarak yorum yapmıştır. Bence Ak parti tek başına iktidar olacak. Akpartiye neden oy vereceğimi blogumda yayınladım. http://netci.iblog.com/post/218904/365270 yazım burada merak edenler okuyabilir.

Saygılar.

Yazan: netci Tarih: July 13, 2007 5:40 PM

evet, ak parti! neden mi?

- çünkü milli varlıklarımızı ne idüğü belirsiz YABANCILARA satıyor!

- devlet içinde kadrolaşıyor

- yolsuzluğu sistematik hale getiriyor

- işsizlere iş bulmayı değil, SADAKA ekonomisini getiriyor

- halkın dini duyarlılığını sömürüyor, oy avcılığı yapıyor

- vergiyi verenin, namuslu, onurlu olanın olanın ümüğünü sıkıyor, onların analarına küfür ediyor

evet, bütün bu nedenlerle ve daha fazlası nedeniyle AK PARTİ yaşasın!

Yazan: tariq Tarih: July 13, 2007 9:36 PM

sayın freedom,

meclis niçin vardır? tbmm komisyonları niçin vardır? bir kanun tasarısı hazırlanır, bu tasarı önce komisyonda çeşitli partilerden üyeler tarafından tartışılır değerlendirilir ve gerekli düzenlemeler yapılır, ondan sonra meclise getirilir ve bir de orda tartışılır, son olarak oylamaya sunulur ve tasarı yasalaşır.

dolayısıyla, bir kanun tasarısı hazırlandığında elbette eksiklikleri, hataları veya gözden kaçanlar olacaktır. bu eksikler,hatalar veya gözden kaçanlar özellikle de komisyonlarda düzeltilmeye çalışılır.

terörle mücadele kanunu tasarısı da kötü hazırlanmış tasarılardandı. fakat iddia ettiğiniz gibi apo'yu serbest bıraktıracak bir tasarı değildi. tasarıda "apoyu salar" denilen nokta etkin pişmanlık fıkrasıydı. halbuki, bikere etkin pişmanlık hükmü verilmiş kararlarda geriye dönük olarak işlemiyor. bu noktadan ele aldığınzda bile aponun affı sözkonusu değildir.

bildiğiniz üzre, Ce-Ha-let Partisi ve mhp türk halkını aptal yerine koyarak düşünüp konuştuğu için, türk halkını gerizekalı zannettiği için, türk halkını cahil gördüğü için sürekli işkembeden konuşuyor. bu memlekette her konuda en azından bir avuç uzman vardır diye düşünmezler. söylerler, sözlerinin arkasında da durmazlar ve tutmazsa bile izi kalır diye düşünürler. haklı da çıkarlar, çünkü adamların işkembeden konuşmaları bugünkü ce-ha-let partisine oy vermeyi düşünenlerin argümanlarına dönüşmüş durumda. halbuki genelde baykal, anadol ve topuz tarafından ortaya atılan hiçbir ciddiyeti olmayan bu argümanlar bu argümanlar kahve muhabbeti seviyesinde ya vardır ya yoktur.

gelelim o tasarıya,

tasarıdaki bahsettiğiniz 6. madde aynen şöyle:

MADDE 6- 3713 sayılı Kanunun 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 7- 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır.

Terör örgütünün veya amacının propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın veya yayın organlarının sahipleri hakkında da bin günden onbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Sorumlu müdürleri hakkında, bu cezanın üst sınırı beşbin gündür. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:

a) Örgütün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde, örgüte ait amblem ve işaretlerin taşınması veya bu işaret ve amblemlerin üzerinde bulunduğu üniformayı andırır giysiler giyilmesi veya toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerin gizlenmesi amacıyla yüzün, tamamen veya kısmen kapatılması,

b) Örgütün amacına yönelik afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçlerin taşınması veya bu nitelikte slogan atılması veya ses cihazları ile yayınlanması,

c) Örgüte üye kazandırmaya yönelik faaliyetlerde bulunulması.

İkinci fıkrada belirtilen suçların; dernek, vakıf, siyasî parti, işçi ve meslek kuruluşlarına veya bunların yan kuruluşlarına ait bina, lokal, büro veya eklentilerinde veya öğretim kurumlarında veya öğrenci yurtlarında veya bunların eklentilerinde işlenmesi halinde bu fıkradaki cezanın iki katı hükmolunur.

Türk Ceza Kanununun 221 inci maddesi hükmü, bu madde açısından da uygulanır. Kişi, etkin pişmanlık hükümlerinden ancak bir defa yararlanabilir.”


ayrıca, tasarının genel gerekçe kısmında da şöyle diyor:

".....Değiştirilen birinci fıkraya göre, söz konusu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine göre cezalandırılacaktır. Dikkat edilmelidir ki, burada Türk Ceza Kanununun 314 üncü maddesine yapılan yollama, sadece ceza yaptırımları ile sınırlı değildir. Söz konusu suçun unsurları terör örgütü bakımından da göz önünde bulundurulacaktır..."


peki söyler misiniz? bu tasarıya göre apo nasıl dışarı çıkardı?

ama siz şundan emin olunuz, baykal bir hukukçu olduğu halde o tasarıyı okumadan, incelemeden sadece birinin kulağına fısıldamasıyla "bu tasarı apoyu salar" demiştir. bundan şüpheniz olmasın..

Yazan: osman timurtas Tarih: July 14, 2007 2:27 AM

ben biliyordum akp ye oy atacağını. zaten sizin gibi kimliksizler oraya oy atacakki, biz de "Kim" olduğumuzun daha çok farkına varacağız. Bu Vatanı daha çok daha içten ve yürekten seveceğiz. 23. Temmuzda bölücülerle beraber iyi muhalefetler size...

Yazan: ALper Tarih: July 14, 2007 1:43 PM

Osman bey,

TCK'nın bu madde için kullanılabilmesi demek terör örgütü üye, yönetici ve kurucularının da etkin pişmanlık yararlanabileceği anlamına gelir. Apo daha öcne etkin pismanlıktan yararlanmadığına göre ilk ve son kez yararlanabilecekti.

Zaten daha sonra AKP de bunu anladı ki "Türk Ceza Kanununun 221 inci maddesi hükmü, bu madde açısından da uygulanır. Kişi, etkin pişmanlık hükümlerinden ancak bir defa yararlanabilir." bölümünü tasarıdan çıkardı. Eğer böyle bir tehlike olmadığına %100 emin olsaydı heralde bu bölümü çıkarmazdı.

Ayrıca Türk siyasetinde halkı aptal yerine koyan biri varsa o da RTE'dir. Bu güne kadar yaptığı sayısız akıl almaz gariplikle bunu defalarca göstermiştir. Bunların hesabına burda girmeyeceğim. Gerek yok.

Yazan: freedom Tarih: July 14, 2007 4:54 PM

Yazara tamamen katılıyorum. Ak Partinin başarıları ortada. Millet açısından eleştirilen nokta
Şu iyiye giden ekonomi niye topluma yansımıyor. Buna verilecek en güzel cevap enflasyonun olmaması sebebiyle , millet artık eskisi gibi alışverişe saldırmıyor. Önceden enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde bir parça mal 3 milyonsa 1 ay sonra o parça mal 4 veya 5 milyon oluyordu. Yani vatandaş bir malı pahalanmadan zam görmeden ucuza alma telaşından alışveriş yapıyordu. Ama şimdi bir mal bugün 1 liraysa 6 ay sonrada 1 lira yani vatandaşı alışverişte telaşa düşürecek, zarar etmeyeyim dedirtecek bir durum yok o yüzden millet sakin ve alışverişini vakti gelince yapıyor..5 yıl önce bir beyaz eşya örneğin televizyon 500 ytl ise bugün değil artmak düştü bile.
AK parti zamanında misyonerler arttı deniyor. Şunu söylemek lazım bu memlekette tam 150 yıldır misyoner okulları var hem bugünden 10 kat fazla bir şekilde Osmanlıdan Cumhuriyete geçerken devlet kademelindeki o kolay çözülmenin sebebide misyoner okullarında okuyan gençler değil mi. Biz misyonerlikten korkuyoruz niye biz kendimizden emin değiliz , çünkü çocuklarımızı onların tuzaklarına düşürmesini önleyecek bilgi ve birikimi,veremiyoruz. Bunu yapacak kurum tabi ki devlet, fakat devletin radikal laik tutumu buna mani oluyor. Sonuçta kendi cezamızı kendimiz çekeceğiz.

Yazan: mehmed emre Tarih: July 14, 2007 7:57 PM

ekonomik başarısızlıkları, yatırım yetersizliklerini, işsizliğe çare bulunamamasını bırakalım, akp iktidarı, milleti muhalefet etmekten korkar hale getirmiştir. buyrun gazetelerden bir haber: "Bakan'ın elini sıkmayan üniversiteli tutuklandı"

ADALET ve kalkınma partisi mi??????????

bence FİYAKA ve HORTUMLAMA partisi olmalıydı

SAYIN tayyip basın yayın kuruluşlarına açtığı davalardan köşeyi döndü. paralarıyla da oğluna şirket kurdu, gemi aldı.

emin çölaşan bugünkü yazısında (15/07/07) devlet imkanlarının nasıl partinin emrinde kullanıldığını gayet güzel yazmış.

bunlar dünyayı da, ahireti de garantiye almışlar, ne kadar güzel "elhamdürillah müslümanız, elhamdürillah katrilyoneriz"

inşallah 23 temmuz'da bunlardan kurtulmuş olacağız ve tüm yaptıklarının hesabı bir bir sorulacak.

Yazan: anti-akp Tarih: July 15, 2007 8:17 AM

madem ekonomi çok iyi durumda, o zaman niçin faizler %20-25 seviyesinde de, döviz yıllardır düşüyor? bir tuhaflık yok mu bunda?

olay basitçe şu: yabancı parasını getiriyor, bozduruyor, faize yatırıyor, sonra tekrar döviz alıp çıkıp gidiyor! borsamızın %74'ü yabancıların elinde. akp iktidarı döneminde iç-dış borç %400 artmış.

bu çark, yabancılar istediği sürece dönecek. ne zaman ki karlarını realize etmek ve ekonomimizi alt üst etmek isteyecekleri, o zaman türkiye tekrar krize girecek. kabak yine garibanın başına patlayacak, akp'nin inşa ettiği sanal lale devrinin parasını halk ödeyecek.

duyurulur.

Yazan: ekonomi Tarih: July 15, 2007 1:55 PM

Sayın ekonomi,
Siz ve sizin gibiler hala yabancilarin ne zaman cikacagini bekleyin durun...
Daha cok beklersiniz...
Dunya kuresellesiyor...Sermaye kar nerde coksa oraya kayıyor..Tabi sizin bunu anlayabileceginizi sanmiyorum...Gercekliklerin farkinda degilsiniz...Hayallerle yasiyorsunuz...Sanki buraya gelen yabanci yatirimcilarin Turkiyenin altini oymak icin geldikleri gibi kuruntularla her gecen gun daha da endiseleniyorsunuz...
Benim size diyecegim,
Daha coooook beklersiniz...

Yazan: Ekonomik Tarih: July 15, 2007 5:30 PM

Soyleyebileceğim birçok husus söylendiği için ben bu konuda yorum yapmayacağım.sadece sn beagle nin hadi tahmin yapalım dediği için bende bir tahmin yapim dedim.belki tutarda bak demiştim demenin şehvetini yaşarım belki diye bende

AK PARTİ : 39

CHP : 23

MHP : 11

DP : 9

TUM BĞSZLAR : 7

GENÇ PARTİ : 5

SAADET : 4

DİĞERLERİ : 2
YALNIZ BAĞIMSIZLARLA ALAKALI BİR AKSİLİK ÇIKABİLİR,CUNKU DTP tandanslı bagımsızların genelde oy alacağı bolgelerdeki egitim yetersizliğinden dolayı bagımsız adaylar arasındaki eşit dağılımı kolay kolay yapabileceklerini sanmıyorum.su anda belki cok oy alacagı yerlerde provalar yapıyorlardır ama ben yinede sandık başında cok hata yapılabileceğini tahmin ediyorum.onun için bağımsızların alacağı oy cok değişken olabilir. onun dışında tahminim bu cercevede ama herseyde olabilir tabii.cunku agır propagandalar ve provakasyonlar devam ediyor.son ana kadar beklemek lazım...

Yazan: hakan iz Tarih: July 15, 2007 8:13 PM

Istedigin kadar yaz, millet ayni tas ayni hamam. Yukarda anlayana belki azcik yardimi olur diye yazdik ama bosa kurek salliyoruz

Soru: Yabanci parasini getirip, TL yapip, faize yatirip, geri dolar yapinca, doviz neden dussun ki? Sonucta para geri cikiyor.

para cikmiyor ki, doviz dusuyor, para geldigi gibi ciksa, paranin degeri degismez. once argumaninizi saglam gosterin, anlatmaya calistiginiz seyi anlamis olun biraz.

Dolarin degerinin dusuk olmasi sadece sana bagli bir sey degil, tum dunyada dolarin degeri dusuyor, sen kucucuk ekonominle bu gidisi durdurabilir misin?

Faizler yuzde 25 degil, yuzde 20nin altindalar. Hem de nominal olarak. reel faizler yuzde 10un altinda. Ve bu durumdan sikayet edebiliyorsak bile, bu AKPnin basarisidir. Yani farkinda olmadan AKP propagandasi yapiliyor aslinda. Dogru ya, MHP, ANAP, DSP, CHP, DYP vardi bi ara, onlar zamaninda reel faizler ne guzel yuzde 50nin altina inmezdi, oyumuzu onlara verelim ki, yuzde 10 reel faizden kokten kurtulalim, gelsin yuzde 75ler, yuzde 125ler.

Hala dis borc su kadar artti deniyor, milli gelire orani dustu borcun,bir daha soyleyelim borcun milli gelire orani dustu. Bir de su sekilde soyleyelim, milli gelire gore borcun orani dustu. neden bu kismi soylenmiyor, artniyetten baska bir sebep gelmiyor aklima. Ilk defa devlet 5 yillik borclandi tarihinde. Turkiye dis borc acisindan gecmise oranla cok daha guvende, ama anlamak isteyen ve biraz akli olan herkes anlar.Yani onlar borclandi AKP odedi aslinda. En fazla 3 aylik vadeli borclar hep 3-5 yillik oldualr, hem de yaridan daha asagi faizle

Borsanin yuzde 75 i yabancidaymis,peki borsada her spekulasyonda yabancilar suclanirdi eskiden, simdi borsaya bir sey olsa en buyuk zarari yabanci gorecek? Yabancilar. o halde adam spekulasyon yapar mi? Borsadan bir gunde kacip elindeki parayi pul yapabilir mi? Dunyada o kadar yabanci sermaye var yer arayan, neden Turk firmalarina cok goruyorsunuz bu parayi? neden bu kadar nefret ediyorsunuz kendi ulkenizden? hani varsa sermayeniz, yatirin borsaya, yabancinin oranini dusurun. Borsanin yabancida olmasi bizim turk spekulatorleri uzuyor sadece, eskiden 1 milyon dolarla ortaligi dagitirlardi, simdi haksiz kazanc elde edemiyorlar, koskoca sanli ordumuz bildiri yayinliyor, borsa hafif sallaniyor, o kadar.

Bir de "elhamdurillah" diyenler pek musluman olmuyor, disardan muslumanlara muslumanligi ogretmeye calisip, onlarin muslumanligini begenmeyen ama sonucta muslumanlik hakkinda pek bir sey bilmeyenler ve camiye en son dedesiyle 10 yasinda gidenler oluyor,digerleri genelde "elhamdulillah" muslumaniz demeyi tercih ediyorlar.

Ha bir de 20 yillik krediyle, kira odemek yerine taksit odeyerek ev alip da sikayet edenler var, ev bizim degil ki diye. Halbuki ne guzel kirada oturuyorlardi eskiden, simdi bankaya taksit oduyorlar. Eskiden kiraya verdikleri para bosa gidiyor, ellerine bir sey gecmiyordu. Olsun, o zamanlar Mesut Yilmaz, Bahceli falan vardi, feda olsun o halde o paralar. Hem yurtdisnda, en gelismis yerlerde de insanlar evleri ayni kosullarda 20 yil kira oder gibi aliyorlarmis, ne onemi var? Sonucta bu hukumet kaka, pis. Siyonistlere vercekler evlerimizi. Bahceliyle Baykal oyle dedi, misyoner dogruyalim biraz daha.

Yazan: muhalifsirin Tarih: July 16, 2007 3:45 AM

Arkadaşlar, gerçekten sağolun, birçok kişi tahminlerini koymuş 22 Temmuz ile ilgili. Memnun oldum, tabiki benim rakamlarım da herkesin gibi tahmin, herkesin de kendince gerekçeleri vardır tahminler için, benim de var tabiki bu rakamları ortaya koyarken gerekçelerim ama yorumumda da dediğim gibi çok uzatmaya gerek görmediğim için yazmadım, ama biraz açayım ben tahminlerimi madem, eğer daha fazlasını gerçekten sormak isteyen olursa özelimden - mail im aşağıda - yazışabiliriz birçok arkadaşla yaptığımız gibi. Özelimden devam etmek istememin sebebi ise konu dağılmasın, tahmin rakamlarımız orta yerde kalsın diye istememem yüzündendir.

Sadece herkes tahminlerini ortaya koymaya devam ederse, seçim sonrası hep birlikte karşılaştırırız bu sayede.

Rakamlarımın gerekçelerine gelince;

Şunu öncelikle belirtmek isterim ki bu yazdığım bütün yazılar tamamen benim kişisel fikirlerimdir, yani herhangi birisi bunu çok rahat kabul de edebilir, itiraz da edebilir, çünkü sonuçta yazdıklarım tamamen benim kendi şahsi öngörülerim, elimden geldiğince dayanaklar oluşturmaya çalışacağım tabii.

1- Her şeyden önce seçimler için tahminlere geçmeden önce Türkiye’deki seçmen analizini biraz yapma ihtiyacı duyuyorum: Olabilecek en kısa hali ile yapacak olursam bu analizi şurası net ki, Türkiye’deki seçmen tabanı son derece kaygan, yani oturaklı bir zemine sahip değil, bunun da en öncelikle sebebi tabiî ki bilinçli bir toplum olmamız, olamamamızdır. Her zaman belirttiğim gibi bilinçli olmak için bilgi ve fikir sahibi olmak gerekir. Bunun da yolu kitap okumaktan -bakın dikkat edin, gazete ya da dergi değil- geçer. Bilginin kaynağı kitaptır, tabiî ki internet, veya başka yollar vardır, gazetelerden de elbette bilgi sahibi olunabilir, ama asıl kaynak kesinlikle kitaptır. Gazete ve dergi, veya köşe yazarları gereksiz midir? Tabiî ki hayır, ama bunların asıl işlevleri sizin sahip olduğunuz mevcut bilgiyi şekillendirmedir. Örneğin, siz Çin’i öğrenecekseniz yapmanız gereken şey Çin hakkında bir şeyler okumaktır, bundan sonra artık gazetelerden okuduğunuz ile Çin hakkında düşünceleriniz derinleştirebilirsiniz. Yani gazete okumak demek, bilinçli olmak demek değildir. Sonuç olarak şunu çok rahat söyleyebilirim ki kitap okumayan bir toplum bilinçli bir toplum olamaz.
Şimdi bakalım kitap okuma rakamlarımıza, arkadaşlar durumumuz o kadar vahim ki, bırakın tüm ülkemizi akademisyenlerin dahi kitap okumadığı bir ülkede bilinçten söz edilemez.

2- İkinci kısma geçecek olursam şimdiki sorumuz bilinçli olmayan toplumda demokrasi nasıl işler? Cevap gayet net, işlemez, işlermiş gibi görünür. Elbette ki bilinçli olmak toplumun bütün insanlarına kadar yayılacak diye bir saplantımız olamaz, sonuçta bu oldukça zor, ama müsaade edelim de akademisyenler dahi bilinçsiz kalmasın değil mi?
Peki bilinçsizlik demokrasiyi nasıl işlemez kılar, bu hiç de zor olmaz. Örneğin topluma siz komünizmi anlatmazsanız o toplum komünizmi çok kolay hain ilan eder, veya tam tersi yüceltebilir de, bu tamamen becerinize bağlıdır. Bunu bütün kavramlar için yayabiliriz. Sonuç olarak insanlar çok kolay yönlendirilir. O nedenle bu ülkede “bu memlekete plan değil, pilav lazım” diyenler bu sözlerini bilinçsizlik konusunda emin oldukları kalabalıklara yöneltirler, ve de bilinçsizliğin eseri olarak çok kolay oy toplarlar. rtE de bu sığ bakış açısına “kavramlar benim insanımın karnını doyurmuyor” diyerek maşallah bir hayli katılmıştır. O halde bilinçli olmayan ve de oldukça kolay yönlendirilen bir toplumun sağlıklı karar vermesi beklenemez, hele hele verdiği kararlara “toplum sözünü söyledi” hiç denilemez. Tabiî ki de seçmenin kararları hiçbir şeyi yansıtmaz demiyorum, ama sağlıklı bir yansıma da olamayacağını söylüyorum.
Bu işlerin çözüm noktalarına değinmeyeceğim çünkü şu an yapmaya çalıştığım tek şey mevcut tabloyu resmetmeye çalışmak.

3- Bilinçsizlik ve de bunun yarattığı sorunlardan sonra bir başka sorunumuz da “samimiyetsizlik”. Maalesef bu sorunumuzda toplumun en tepesinden en altına kadar herkese yayılmış bir sorun. Daha rahat anlatmak gerekirse birkaç samimiyetsizlik örneği vermek isterim:
Bir ekonomi yazarının cari açık önemli değildir demesi bir samimiyetsizliktir, çünkü bunun önemsiz bir şey olmadığı açıktır.
Bir liderin “Hitler Almanyası da laikti” demesi samimiyetsizliktir, çünkü laiklik ile arada yanlış bir ilişkilendirme yaptığının farkında olarak bunu bile bile yapmaktır.
Bir memurun maaşına zam yapıldı diye iktidarı övmesi samimiyetsizliktir, çünkü zam yapmakla hükümetin iyi çalışması aynı şey değildir. Bunu o memur da bilir ama yine bu şekilde konuşur.
Ya da bir yazarın Kıbrıs başlığını görmeden 3 Aralık yorumu yapması samimiyetsizliktir.
Ya da sırf muhalefet yapacağım diye iktidarın yaptığı iyi bir işi görmemezden gelerek yorum yapmak da samimiyetsizliktir.
Bunun yüzlercesi türetilebilir. Görüldüğü gibi, özellikle de topluma yön verecek olan insanların samimiyetsizlik yapması son derece sorumsuz bir durumdur, çünkü yukarıda belirttiğim gibi toplumun tümünün bilinçlenmesini beklemez güçtür, ama öte taraftan topluma yön veren insanların, aydınların işte bu noktalarda rolü ortaya çıkar. Toplumu konular konusunda aydınlatırlar. Bakış geliştirirler.
Yani bilinçsiz olmak kadar ciddi bir başka sorunumuz da maalesef samimiyetsizliktir. Çünkü bu sayede zaten bilinçsiz olan toplum daha da bilgiden yoksun hale gelmemektedir.

4- Peki önümüzdeki oldukça sorunlu olan toplum ile kesin olarak şunu söylemek mümkündür ki fikri hür, vicdanı hür insanlardan söz edemeyiz. Tabiî ki tüm toplum böyle değil, ben genel çerçeveyi çiziyorum. Fikri hür olmayan, hatta bilinçli olmayan bir bireylerin verecekleri kararları etkilemek, yönlendirmek hiç zor olmaz, sadece yetenek işidir. Örneğin bunu bir önceki seçimde GP çok iyi başardı. Düşünün ki cem Uzan’ın yerinde daha güven veren birisi olsa idi neler olmazdı.

Bunun dışında bir de kısaca siyasi seçim işleyişindeki sorunlardan bahsetmek isterim. Bakın şu an yürürlükte olan seçim kanunları ve siyasi parti kanunları kesinlikle demokrasiden bihaber düzenlerdir. Seçmen % 10 u geçme ihtimali olan hakim partilere, koltuklarına yapışmış liderlere, ve de seçilmişleri seçmeye mahkum kalıyor – mesela CHP ve akp kimseye sormadan kapalı kapılar ardında listeleri belli oluyor, bırakın vatandaşları milletvekilleri bile listede olacaklar mı, olmayacaklar mı bilemiyorlar. Ha şimdi bu düzende kim ne derece demokrasiden bahsedebilir. Ya da bu düzende halk nasıl asıl tercihini söyleyebilir, ki daha en başlardan bilinç sorunu varken.
Daha aşiret, tarikat ve feodalite sorunlarından bahsetmeye bile gerek görmüyorum.

Şimdi bu olumsuz seçmen ve bozuk demokrasiden sonra gelelim seçimlere:

Daha önce de değindiğim gibi Türkiye’de seçmen birçok konuda hapsediliyor. Örneğin oyunu sevdiği partiye değil, %10 barajına göre şekillendirmek sorunda kalıyor. İsterse aday olamıyor çünkü çok para ve çevre gerektiriyor. İsterse adayları seçemiyor çünkü önseçim yapılmıyor. Tamamen önlerine hazır liste konuluyor, barajı geçebilecek partiler çiziliyor, programlara hiçbir katılım sağlanmıyor, sonra hadi bakalım seç bizi. Vatandaşın hürriyeti oldukça somut ve soyut oluşumlarla sınırlandırılıyor.
Ve de bu nedenlerle siyasi parti arenası birkaç isme kalıyor.
Gelelim tahminlerimin gerekçelerime:

Ama önce tahminlerimi birkez daha yazayım:

1. CHP % 25-27
2. akp % 23-25
3. MHP % 14-17
4. GP % 8-11
5. DP % 7-9
dtp Bağımsızları ise 20 civarı milletvekili çıkarır diyorum.
Yani üç parti mecliste, belki süpriz GP. Listeye diğer partileri belirtmiyorum çünkü bir şansları olduğunu düşünmüyorum.
Rakamlarıma gerekçelerim:

1- Sıra CHP-DSP’den başlayayım: Herhalde sizleri en çok güldürecek olan budur. Şurası Türkiye’de çok açık seçmen iki ana grupta birikmiştir: Bunlardan birisi sağ eğilimli seçmen diğeri ise sol seçmendir. Seçimlerde partiler arası oy değişiklikleri olmaktadır ama şu bir gerçektir ki oylar bir sağ partiden bir başka sağ partiye veya, bir sol partiden bir başka sol partiye kaymaktadır. Yani dehap veya genç parti gibi her iki taraftan da oy kırpan istisnaları veya diğer uç durumları saymazsak şurası açıktır ki sağdan sola oy gitmiyor, aynı şekilde de soldan sağa oy gitmiyor kolay kolay. Yani oy küme içinde yer değiştiriyor.
Şimdi 1999 seçiminde dsp % 22 aldı, CHP %8 almıştı. Toplam 30. 2002 de ne oldu: CHP % 19, DSP %2 , toplam 21. Peki bu dokuz nereye gitti? Çok küçük bir kısmı merkez sağ ve genç partiye gitti. Ama çoğunluğu seçime gitmedi çünkü sol seçmen her iki partiye de son derece küskündü 2002 de.
Şimdi 2002 deki diğer verilere bakalım. Seçime katılım %75 civarı. Yani 40 milyon civarı seçmen olduğunu düşünürsek, sandığa sadece 30 milyon gitti. Giden oyun %35 ini akp aldı. Kaç oy demek, 10.5 milyon civarı. Yani akp ye oy veren kadar insan sandığa gitmedi. Peki bu sandığa gitmeyen grubun içinde en büyük grup hangi seçmen? Düşüncem gayet net ki en az 6 milyonu sol seçmen, en az. Çünkü merkez sosyal demokrat seçmen 2002 de her iki partiye de son derece küskündü, özellikle DSP ye. İşte mitingler şunu gösterdi ki bu seçimde ne olursa olsun sol seçmen sandığa gidecek. Eğer 2002 de CHP ve DSP nin oy toplamını ele alırsak 6 milyon civarı oy demek. Sandığa gitmeyen 6 miyon seçmenden en az 5 milyonun birleşmenin getirdiği yakınlık havası ile ve de müthiş akp karşıtlığı ile en az 5 milyonun sandığa gitmesi demek toplam 11 milyon oy demektir. Bu rakam tek başına akp nin 2002 de alacağı oy rakamını geçmektedir. Sandığa daha fazla gidileceğini ve de katılım rakamının yükseleceğini de hesaba katarsak CHP-DSP nin rakamı belirir.

2 - Gelelim akp ye: İlk başlıkta belirttiğim gibi akp nin rakamı 10.5 milyon civarı idi. Şimdi 2002 de akp ye oy vermeyip, bu seçimde verecek olanları düşünelim önce. Bu kişiler önceki 2002 de merkez sağa küsüp hiçbirine oy vermeyen küçük bir azınlığın yine, küçük bir grubu. Bu grup haber kaynağı olarak baskın olarak zaman, yeni şafak , STV ve hakim medyayı kullanıyorsa, ki takip ediyorlar, bunların bir kısmı bu seçimlerde akp ye oy verecekler. Bir de yine bu kaynaklara inanarak hareket eden merkez sağdan yine küçük bir kısım da akp ye oy verecekler. Çünkü medya akp nin özellikle iktidarın ilk üç yılında çok destek verdi, ama son zamanlarda planlar çok bozuldu. Ama bu ek katılım rakamı asla %1 veya 1.5 u geçecek bir rakam değil.
Şimdi akp den yaprak dökümünü sayalım: Bilineceği gibi akp özü olan rp, fp çizgisinden kopmuştur. fp 1999 da %17 almıştır. Bu bölünmeden sonra 2002 de sp % 2 almıştır. 1999 daki 17 den 2 yi çıkartırsak geriye kalan %15 direkt akp e eklenmiştir. Bu seçimde bu merkez %15 yine akp ye oyunu verecektir, Burası açık. Bu merkez 15 in kimi küskünlükleri olacaktır akp ye , türbanı halledememeleri gibi ama yine de oyları akp olacaktır. Halbuki akp 2002 de % 35 almıştı. Peki geri kalan bu fazladan oy nereden gelmişti. Çok açık: 1999 da DYP-ANAP toplam %25 aldı, MHP %19 aldı. Bu oylar 2002 de % 25 ANAP-DYP 15’e, %19 MHP de % 8’e düşmüştür. Bu kopan oyların ANAP-DYP tarafında çok küçük bir kısmı Genç partiye, gerisi akp ye, MHP de ise bir kısmı Genç partiye, geri kalan büyük kısmı ise akp ye gitmiştir. İşte bu seçimde bu oyların büyük kısmı eski adreslerine geri gelecektir.
DP tarafında merkez oyların yine bir kısmı geri gelecek çünkü bu kesim rtE nin değiştim söylemlerine inanmıştı, halbuki hiç de öyle olmadığı görüldü. Ayrıca bu merkez sağ seçmenler önceki dönem merkez sağ partilerden çok soğumuştu yolsuzluklar dolayısı ile ama maşallah akp hiç aradıklarını vermedi bu seçmenlere. Üstüne bir de bir ton yolsuzluk haberleri hiç eski merkez sağlardan geri kalmak bir tarafa, bayağı bir geçti bile. Bu oylar aynen geri adreslerine gelecekler.
MHP ayağına geçecek olursak, MHP seçmeni önceki dönem iktidardan dolayı partisine son derece küskündü. Türban sahiplenilmedi, apo asılmadı, v.s. Bu küskün seçmenin bir kısmı oyunu Genç partiye- çünkü kayganlık mhp tabanında daha fazla-, daha fazla kısmı ise inanarak akp ye verdi oyunu. Bu seçmenin en hassas olduğu pkk konusudur, Türk kimliği konusudur, biraz da AB. Yani akp de sağolsun bu konularda MHP seçmenin istemeyeceği ne varsa onu yaptı. pkk tırmandı, kimliği tartışmaya açtılar, Kıbrıs politikaları, Zapsu v.s. 2002 seçimlerinde akp ye oy verdiğine en çok pişman olan varsa o da MHP tabanlı seçmendir. İşte bunlar da yaprak misali dökülecek.
akp de bu dökümü çok iyi biliyor.

3 -MHP için ise herhalde buna da çok gülecek olanlar vardır ama benim öngörüm şu ki önceki seçimde akp ye oy vermiş oylar kesinlikle geri dönecekler. Bu seçinde de yine Genç partiye oy kayması olacak, ama aynı zamanda Genç partiden dönmelerde olacak.

4- Genç partiye gelince, ben yine aynı rakamlarının artacağını düşünüyorum, çünkü insanlardan gerçekten inanıyor ÖSS nin kalkacağına veya mazota. Belki GP gerçekten de yapacak bunları ama tutarlı görünmediği kesin. Ama insanlarımız inanıyor, bu da bir gerçek, üstüne Cem Uzan’a en azından “yeni” diye oy vermeyi bile düşünüyorlar. Yani süprizim % 10 için GP.

5 – DP ise maalesef ellerine yüzlerine bulaştırdılar birleşme sürecini ve sanmıyorum % 10 u geçebileceklerini, ama tabiî ki bu sadece tahmin.

dtp ye gelince, herhalde dtp nin en az 22 milletvekilini sokacağından şüphesi olan yoktur, hesap çok ortada, istediği kadar bağımsız seçmenler pusulaya eklensin, bu onların işini sadece birazcık daha zorlaştıracaktır. Bunun dışında bir sorun olacağını sanmıyorum.

Sonuç olarak tekrar söylüyorum, bu rakamlar benim kişisel öngörülerim, tabiî ki kanıtlayamam sonuçta bunlar bilgi değil, sadece öngörü. Kendimce tahminlerimin dayanaklarını da anlattım. Siyaset bu, ne olacağı belli olmaz, kılıçlar hala çekilmiş değil, ama çok büyük bir olay olmadığı sürece benim 22 Temmuz tahminim bunlar.
Söylediklerimde size göre tutarsızlıklar olabilir, gayet normal sonuçta.

Beagle

makorykos@yahoo.com

Yazan: Beagle Tarih: July 16, 2007 3:09 PM

Bugune kadar basımıza gelmıs olan partılerın (yukarıda okadar cok seyler sıralamıssınız ki),neler yaptıkları ortada buna akpyıde katıyorum.ve bır TÜRK gencı olarak sızlerın yanı abılerım amcalarımsınız hepınız, dustugunuz hataya dusmek ıstemıyorum. bugune kadar gerek aılem olsun gerek cevremde hep bır seyın varlıgından haberdar oldum; oda" sag ve sol"kavramıydı. Ben nezaman saga gıtsem solu gotuledı sola gıtsem sagı kotuledı. Daha sonra ozune baktım aslında hepsı aynı seyı savunuyordu ve aynı yolda ılerlemeyi istiyordu. Yanlız şunu belırteyım "ben partılerden degıl halktan bahsedıyorum"."sagcı Mustafa abı ile solcu ali amcamdan" bahsedıyorum.Yanlış anlasılmasın. Ama bunların aynı seylerı ıstemelerıne ragmen bırbırlerıyle neden bukadar catıstıklarını anlayamamıstım. Ve sımdı bana soruyorlar sen sagcımısın solcumusun.ben "yok kardesım ne sagı soluyaa"demekten kendımı alamıyorum. Sımdı bıde akp geldı, ben onuda soyle yorumluyorum,yasımız kac olusa olsun gelecegımzı dusunmelıyız, ve ben kendım ıcın,sen cocugun ıcın,ve dedelerımızde torunları ıcın tehlıkenın farkında olmaları gerektıgını ve bırazda su guzelım ulkemızde bızimde güzel bir şekilde yasayalım ıstıyorum.(Borcsuz, alnı dık,ezık olmayan, serbest vs. bir şekilde)Lütfen yapılan bunca yanlısları gormezlıkten gelmeyelım, ulkenın durumu ıyı olarak lansedılmeye calısılsada bır tek dıs gucler hukumete ve devletımıze "İYİ" yakıstırması getırıyor.( Başbakan danısmanı Cüneyt ZAPSU demiş;" Bu hükümeti halı altına süpürmeyin) Neden baska ulkeler bıze "İYİ" derler,sadece bunu dusunmek ve anlamak yeterlı olur kanısındayım... ve ben gercektende AKP'ninde CHP'ninde IMF;AB ve ABD yanlsı olduklarını ve ulkenın kurtulusu ıcın gercektende en onemlısı bır Milli Ekonomi Görüşünün benimsenmesi gerektiği kanısındayım, çünkü eger ekonomık anlamda hursen istediğim bir cok seyı yapmaktada hur olursun.Buna egitim,saglık,terör vb bircok konu sıralanabılır.Fakat; gercek anlamda bakıldıgında her ıkı partınınde bole bır uygulaması yok ve bir cogunuzun degındıgı gıbı "neden chp?" "akp gelmesın" dıye, bır cevap veya "%10 barajını chp gecer" dıye, soylevler ısıtıyorum. sırf bunlar ıcın aynı tasdan ayran ıcmeye gerek yok dıyorum.

Ankaralı bir secmen olarak ve gercektende 32 kitabı olan ve 14 yılı aşkın süredir araştırmacı&gazeteci olan, yanında gercek vatansever,Atatürkçü Sinan AYGÜN ve Vural SAVAŞ gibi degerli kişilerinde desteklediği M. Hulki CEVİZOĞLUNA 22 Temmuz günü oyu vereceğim.

Ben Bağımsız dediğimde herkes bana "o tek basına ne yapabılır"dıyorlar. bende; unutulmus olmasına uzulerek su cevabı verıyorum; "Atatürk 1919 da tek basına yola cıkmısdı, Peygamber efendımız Hz. Muhammet(sav) dınımızı yayarken tek basınaydı,çanakkalede onca askere ve mermıye karsı mehmetcık tek basına savasdı ve kazandı, bende ınanıyorum ki, M.Hulki CEVİZOĞLU, arkadaşları ve biz TÜRK gencleri onu bu yolda yanlız bırakmayarak bızlerde bu savası kazanacagız".

"HEM SAĞI, HEM SOLU; AMA MUTLAKA MUSTAFA KEMALİN YOLU".
Saygılarımla...

not: benzetmelerimde yalnış anlasılma olmasın lutfen, onların yaptıklarıyla tabıkıde bu bır degıl ve kısı olarakda bır degıl.Bunun farkındayım...

Yazan: kubilay ocak Tarih: July 17, 2007 5:31 AM

Hala dis borcla ilgili konusmak isteyenler lutfen once su sitede birazcik rakamlara baksinlar, her sey derli toplu var, ozellikle 3 numarali kisma dikkat etsinler:


http://www.hazine.gov.tr/stat/ti87.htm

Yazan: muhalifsirin Tarih: July 17, 2007 7:16 AM

Mustafa Bey'e katılıyorum. Kesinlikle AK Parti.

Nedenini burada da yazmıştım.. Bu ülkede yaşıyoruz, çocuklarımız bu topraklarda büyüyecek. Hem kendimiz hem de gelecek nesillerimiz için iyi bir Türkiye hayal ediyoruz; demokrat, özgür ve müreffeh..

Şu geçirdiğimiz iki aya bakın. İçine ettiler memleketin.

Yumurtalarını pişirmek için koca evi yakmaya çalışanlar var; bunu ayan beyan gördük. Hala görmeyenler varsa bir IQ ya da önyargı testine girsinler derim.

Onyıllardır ne zaman ayaga kalkmaya çalışsak tutup tutup aşağıya çekildik. Oligarşi hakimiyeti vermek istemediği için demokrasinin önünü sürekli kesti. Şakşakçısı ve ayak yalayıcısı çok bir ülke olduğumuz için de yeterli direnç gösteremiyoruz.

Bugün de olan bundan farklı değil..

Geçenlerde A.Turan Alkan yazdı; Dünya, Türkiye’deki gelişmeleri büyük bir dikkatle izleyesiymiş.. “İzlerler tabi: bedava ekşin!” diyor Alkan.

Şu iki aya sığdırılanlara bakar mısınız? Nerede var bu heyecan, bu entrika, bu dönme dolap?

Nerede var bu hız; başka bir ülkede kaç yıl sürer bu süreçler?

Bu olup biten maskaralığa kayıtsız kalmak mümkün mü?

Bir başka yazısında da olan biten şaklabanlığı o nezih uslubu ile özetledikten sonra şunları yazmıştı Alkan:

Aradan bir ay geçti ve biz şimdi yarın ne olacağını öngöremez durumdayız: Seçimler vaktinde yapılabilir, sonbahara ertelenebilir veya hiç yapılmayabilir; Cumhurbaşkanını halk seçebilir, seçmeyebilir veya derin bürokratlar kendilerine yeni bir cumhur seçebilirler; savaşa girebiliriz, Irak’ta ABD ile veya Peşmergelerle çatışabiliriz; iktisadi kriz çıkabilir, ordu yönetime el koyabilir, iç karışıklıklar tehlikeli boyutlara varabilir…

Moda tâbirle taş da düşebilüü, ayu da çıkabilüü…

Evet, Kastamonulular alınmasın ama aynen öyle; taş da düşebilüü, ayu da çıkabilüü…

Mesele AKP falan değil. Derdimiz demokrasi. AKP’yi çok demokrat gördüğümden de değil. Nitekim yeri geldiğinde AKP’yi de eleştirdim.

AKP’nin birçok politikasını destekliyorum ama bundan öte, son dönemde “sivil siyaseti temsil eden” ve antidemokratik süreç içinde hedef tahtasına konan AKP olduğu için onun yanındayım; kara kaşına kara gözüne aman aman hayran olduğum için değil.

Ekonomi konusuna yorumcu arkadaşlar gayet güzel değinmişler. Yapılanlar ortada. Ekonominin "e"sinden anlamayanlar saçma sapan sığ analizler yapıyorlar.

Merrill Lynch’ın eski uzmanı taze siyasetçi Mehmet Şimşek bu "borç arttı" vaveylları için bakın neler söylüyor:

“Gittiğim her yerde borçların arttığı söyleniyor bana. Türkiye’nin dış borcu 8′de 1′ine inmiş durumda. Sonuç çok açık. Türkiye’nin dış borcu geçen yılsonu itibari ile 86-87 milyar dolar. Merkez Bankası’nın rezervi 65 milyar dolar, net borcun milli gelire oranı yüzde 5. Böyle şey görülmemiş, biz geldiğimizde yüzde 40′lardaydı. Birileri sürekli borçların arttığını söylüyor. Doğru özel sektörün borçları arttı. 83 milyar dolar artmış özel sektörün borcu. Ama özel sektöründe değeri bilançosu 6-7′ye katlandı. Amerika’nın borcu 8. 8 trilyon dolar, Japonya’nın borcu, 7 trilyon dolar. Bu rakamlara bakıp konuşacak olursak bu ülkeler batmış durumda. Ama değil milli gelire bakmak lazım. Milli gelire bakarsanız, Türkiye’nin iç ve dış borcunun toplamı AK Parti iktidara geldiğinde yüzde 93′tü. Brüt yüzde 61′e indirdik net yüzde 44. 5′e indirdik. Tabi bunlar geride kaldı, bizim için bundan sonraki dönem önemli. Bundan sonra güzel çalışmalara imza atmamız gerekiyor. ”


Gerçekleri görmek gerek.

Bazı yorumculara ise güldüm. Başta favrorim Beagle'a tabi.(Dagle, hatırladın mı, Suat ben :-) Kendisi ile epey teşriki mesaimiz vardır. Baykal'ın bile inanmadığı şeylere inanıyor. Allah selamet versin.

Madem herkes seçim tahminlerini yapıyor ben de yapayım:

AKP: % 39-43
CHP: % 19-23
MHP: % 9-13
Bağımsız: 25-30 milletvekili.

Diğerleri kaale alınacak sonuçlar alamazlar. Önemli olan TBMM'ye girecek olanlar.

AKP için tahmin aralığım % 39-43 ama % 45 bile alabilir, benim için hiç süpriz olmaz. Tıpkı MHP’nin barajı geçmesinin de geçememesinin de süpriz olmayacağı gibi. CHP’de 25′ler civarında alabilir. Bu da süpriz değil.

Böyle bir durumda eger MHP baraji geçemezse (inşallah geçemez) AKP 400 civarı vekil çıkartır ki bu tam anlamıyla sivil bir devrim olur.

Erdoğan bugün, “tek başına iktidar olamazsak siyaseti bırakırım” demiş. Aynı çağrıyı Baykal ve Bahçeli’ye de yapınca şaşalamışlar, okuyunca epey güldüm.

hazım sorunu olanlar 22 Temmuz akşamı yanlarına bolca maden suyu alsınlar derim. (Beagle, özellikle sen)

AKP'nin tek başına iktidarı devam edecek. 367 ise barajı geçecek parti sayısına bağlı.

Dış piyasaların bile gördüğünü yurdum insanının bazıları da görsün artık. Saçma sapan sloganlarla ancak zihinsel masturbasyon yapılır. Tamam umut fakirin ekmeği ama hayal kırıklığı da hoş birşey olmasa gerek ;-)


TSD

Yazan: Düşünceler Tarih: July 17, 2007 8:49 PM

"Bende aynen size katiliyorum. Ve daha cok seyler yapabileceklerini saniyorum. Cumhuriyet ilanindan beri en iyi yonetim denilebilinir."

bende katılıyorum.
nedenler daha da arttırılabilir.
ak parti karsıtlarının bir cogu gecmis siyaset anlayısının kotu niyetlerini ve onyargılarını tasıyorlar.

yapılması gerekenler su an yarım kalmıs durumda.cumhuriyet tarihinde ataturk'ten sonra en buyuk kalkınma hamlesini ak parti iktidarı yapacak.eger ikinci bir defa tek basına iktidar olabilirse.

umuyorum,bu secimlerden ulkemizi 4-5 yıl geriye atacak bir sonuc cıkmaz.yazık olur onca emege,cabaya.

sayın akyol'un yazdıklarına tumuyle katılıyorum.bu konuda kendisiyle tamamen hemfikirim.

Yazan: bercenay Tarih: July 18, 2007 12:31 AM

bende bir tahmin yapayım bari;
akp,%38
chp,%21
mhp,%14
genc parti'nin barajı gecme ihtimali var.gecerse,%10
geri kalanını yazmaya gerek gormuyorum.

Yazan: bercenay Tarih: July 18, 2007 12:45 AM

AKP'ye oy vermeyeceğim çünkü
*Erdoğan yahudilerden ilk ödül alan devlet adamıdır
*Erdoğan yahudi düşmanlığı bir akıl hastalığıdır demiştir.
*Erdoğan cümle kanunlar çıkarırken başörtüsü sorunu için bir uzlaşı yolu bile aramaya girmemiştir.(Girip de başarısız olsa diyeceğimiz yok)
*Erdoğan hakkında yolsuzluk davaları mevcuttur(Büyük olasılıkla ceza alacak)
*Teröriste sayın dediği için değil orada gerçekten övgü manasında demedi,askere yan gelip yatan derkende yanlış anlaşıldı gerçekten bunlar için değil ama partisi içindeki PKK sempatizanı olan G.Doğu milletvekilleri varlığı için(İhsan Arslan'ı araştırın)
*Ekonomi düzeldi ama bunun kalıcı olmadıgını günlük bir çözüm olduğunu düşündüğüm için
*Ermeni cemaati oyunu AKP'ye vereceğin ben VERMEYECEĞİM.
Bunlar hakkında da yorumunuz vardır eminim
www.omerozkan.wordpress.com

Yazan: ÖMER ÖZKAN Tarih: July 18, 2007 5:56 AM

AKP hükümetinin ekonomik başarısının sebebi AKP'nin izlediği politika değildir. Kemal Derviş'in ve IMF'nin ekonomik politikalarıdır. Eknomoik krizden çıktıktan sonra herhangi bir partiylede sonuç aynı olurdu. Bunun dışında AKP'nin devlet içinde kadrolaşma, yanlış özelleştirme ve sürekli din-laiklik arasında sorun çıkarma dışında bir icraatlerini görmedim. Dış politikada da eski hükümetler kadar bile olamadı, Mesut Yılmaz(ki kendisini hiç sevmem)'ın yaptığı ab girişimleri de şuanda neredeyse kilitlenmiş durumda.

Sonuç olarak bana göre AKP mecliste olduğu dönemde başarısızdır. Tep