« ‘Amerikan Emperyalizminin Maşası’ Acaba Kim? | Ana Sayfa | Bir İtiraf »
July 23, 2007
Millet, ‘Yeter Söz Benimdir’ Dedi
DİYARBAKIR - 22 Temmuz seçimleri Türk demokrasi tarihine geçecek büyük bir mihenk taşı oldu. AK Parti’nin yaklaşık yüzde 47’lik oy oranına varan görkemli zaferi, aylardır yürütülen “psikolojik operasyon”ların millet katında itibar görmediğini ortaya koyuyor. Millet, kendi iradesini saf dışı etmek ve onun yerine “devlet iktidarı” kurmak isteyenlere “hayır” dedi; “hakimiyet, kayıtsız şartsız benimdir.”
Ünlü "27 Nisan muhtırası" üzerine, "fazla endişelenmeye gerek yok" demiş ve eklemiştim: "Ülke en fazla altı ay içinde zaten genel seçimlere gidecek. Millet, tüm bu 'laiklik tehlikede' mesajlarına ne kadar katılıp katılmadığını, AK Parti hükümetini güvenilir bulup bulmadığını sandıkta gösterecek."
Öyle de oldu... Önümüzdeki dönem inşallah Türkiye için çok daha iyi olacak. Güçlenerek devam eden AK Parti hükümetinin, ekonomik kalkınma, demokratikleşme, özgürlükler, AB süreci gibi alanlarda Türkiye’yi çok daha iyi noktalara taşıyacağına inanıyorum. Umarım bu süreç sayesinde AK Parti hakkında yaratılan laiklik eksenli vehimler de zayıflayacak, Türkiye’de toplumsal bir uzlaşıya doğru mesafe alınacaktır.
Seçim sonuçlarının benim gözümde en önemli yönlerinden biri ise, AK Parti’nin Güneydoğu’da da zafere ulaşması. Şu an Diyarbakır’dayım ve şehirde sadece iki partinin adı geçiyor: AK Parti ve Demokratik Toplum Partisi. Bunların ikincisinin Kürt milliyetçiliği eksenindeki bir siyaseti temsil ettiğini biliyoruz. Ama işte ezber bozan bir “Türkiye partisi”, Kürt vatandaşların kimliğine saygı gösterip onlara hizmetler götürerek, bölgede büyük bir destek bulabiliyor. Diyarbakır’ın çıkardığı 10 milletvekilinden 6’sı AK Partili. Bu, büyük bir başarı. Devletin bölgede 80 yıldır kazanamadığı kalpleri, AK Parti kazanmış durumda.
Bu sonuçların ülkemize ve tüm Türkiye halkına hayırlı olmasını diliyorum. Ne mutlu 23 Temmuz’u görenlere...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: July 23, 2007 11:31 AM




Diyarbakır'dan anlamlı bir mesaj. Bazılarımız sabretmeyip önceki başlığa yorum yazdık ben de dahil. Burada yazsak daha iyi olacaktı ama, neyse.
Diyarbakır'da 6/10 çok dikkat çekici, gözden kaçırılamayacak bir orandır. Artı, AKP nin birinci olmadığı il neredeyse yok gibi. Bu göstergeyi kimse görmezden gelemez. Artık AKP tescilli merkez partisidir.
Yazan: demirkan efegil Tarih: July 23, 2007 11:54 AM
Artik bloglara yorum yazmamaya kararli idim ama rastgele birkac yorma goz atinca dayanamadim.
akin bir onxceki ilmekte bir laikci dehanin YON ve ERKE-bilimsel tahminleri ne imis:
==================================
Çok büyük bir olay filan olmadığı sürece işte benim, Beagle ın , 22 Temmuz tahminleri:
1. CHP % 25-27
2. akp % 23-25
3. MHP % 14-17
4. GP % 8-11
5. DP % 7-9
dtp Bağımsızları ise 20 civarı milletvekili çıkarır diyorum.
=========================================
Bir diger sahte filozof, fazla ca da kurnaz olmadigi artik tescillenmis laikci, soyguncunun partisinin 70 kusur vekil cikrmasina tahmin ediyordu galiba. Once birileri bu cocuklara "duman ve ayna", tahmin ve temenni, arkadas meclsi ile "halkin nabzi" arsindak farki ogretmeli.
Benim oraya pek ugramaz bu seckin wannabe lumpenler; boylarinin olcusunu alacaklarini bildikleri icin.
Mustafa Bey'e bir tavsiyem. Ifade hurriyeti geregi, hayatini kopye cekerek, torpille geciren aritmetik bilgileri, "bilmsel konulardaki" zirvalarinin otesine gecemeyen bu cocuklar icin ayri bir kose acsa da orada birbirlerine mutuel masaj yapip rahtlasalar. Buyuk adamlarin meclsinde konumak icin aritmetik, akil izan, mantik gibi basit testler uygulansa.
Bu da bir temenni tabii tahmin degil.
Ha gelmisken tahminlerimin laikci lumpenler ve "kamuoyu arstirma kuruluslari" bir yana dindar, demokrat, objektif uzmanklarinkinin pek cogundan daha yakin tuttugunu da not edeyim. Bir yorumcunun sorusu uzerine yapmisim asagidaki yorumu birkac gun once:
-------------------------------------
Iste Munzevi’nin bilimsel olmayan kamu oyu yoklama sonuclari:
Ak-Parti %45-49
Kanal Turk Cunmhuriyet partileri: %32-35
(bilmeyenler icin CHP + MHP +SP) (vurucu guc gecer %10′u).
Agar’in partisi (son adi neydi): %6-7
Hirsizin partisi: %5
Bagimsizlar: %5-8
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: July 23, 2007 11:59 AM
AK parti oldukça büyük bir başarı elde etti.Rahmetli Menderesten sonra 2. kez ikitadara gelen 2.parti , ayrıca iktidardayken oylarını arttırarak tekrar ikitdar olan tek parti.Bence AK partiyi şimdi daha zor bir dönem bekliyor.Çünkü seçim gösterdiki AK parti her kesimden oy aldı. Fakat , MHP’nin de meclise girmesiyle koltuk sayısının düşmesi bir AK parti cephesinde bir takım sıkıntılara neden olmuştır diye düşünüyorum.AK patinin elbette eksikleri vardı. Fakat çook büyük başarılara imza attığı inkar edilemez.
Türkiyenin seçimi dış basında da geniş yer buldu.
örneğin Guardian da
· Ultra-nationalists enter parliament with 14
Erken seçimin ordunun baskısına bir yanıt"
Aşırı' milliyetçilerin parlamentoda yer buldu
diye yorumluyor.
Ayrıca Oylar açıklanınca Kanal Turkun nerden geliyo lan bu kadar oy gibisinden bir şaşkınlığı vardı.
Uzaylılardan abiciğim Uzaylılardan.
Yazan: Arda Berk Tarih: July 23, 2007 1:07 PM
Milletimiz akılalmaz mühendislik çabaları ile,iç
ve dış odaklı jimnastik lobilerinin Türkiye'yi
bloke etme gayretlerine sıkı bir karşılık verdi.
Ancak bu oyunlar büyük küresel hesapların izdüşü
mü olduğu içindirki, tamamen bitmiştir demek saf
dillik olur. Bu nedenle milli tüm kurumlarımız çok daha uyanık olmak zorundalar. C.B. seçimleri
inatlaşmadan aşılmalı. Kuzey Irak konusunda kışkı
rtmalara dikkat edilmeli. AKP nin İslama ihanet
ettiği manevrasına hazırlıklı olunmalı. AB ile ilişkiler yapıcı bir gayretle sürdürülmeli. ABD
nin yanlış kılavuzun tasallutundan kurtulmasına
yardımcı olunmalı. İran ile gaz anlaşması AB ile
enerji köprüsünü sağlayacağından, bununda AB ile karşılıklı işbirliğini kaçınılmaz kılacağından,
ısrarla takip edilmeli. Bölgesel işbirliği anlaş
maları ile İKÖ ve Arap Ligi ile ilişkiler gelişti
rilmeli. Milli gelirde onbin dolar, ihracatda 500
milyar dolar hedefi yakalanmalı. Yapılanlar gayretli çalışmanın devamı ile bunların ulaşılabi
lir hedefler olduğunu bize gösteriyor. Kuzey Kafkasya nasıl bir anda arka bahçemiz haline geldi ise, Kuzey Irak'ında aynı konsepte ele alın
masına çalışılmalı. Kürt kardeşlerimiz kaderleri
nin Türkiye ile birlikte yaşamak olduğunu gösterdiler, bunu beyaz "Türkler" de sindirmeli.
Eski statükonun savunucuları bunun artık mümkün
olmadığını ve başımıza dert açmayacağını kavramalı. Kendimize güvenip hayati sorunlarımızı
çözmenin daha avantajlı olduğunu kabullenmeli.
Seçim sonuçlarının sevinci rehavete yol açmamalı.
Kayıp yılların telafisi için, durmak yok, yola devam. Levent.
Yazan: levent Tarih: July 23, 2007 3:22 PM
Duzeltme: Yukrdaki yorumumdaki "akin bir onxceki ilmekte bir laikci dehanin YON ve ERKE-bilimsel tahminleri ne imis" cumlesinin dogrusu "Bakin bir onceki ilmekte bir laikci dehanin YOK ve ERKE-Bilimsel tahminleri ne imis" olcakti.
Kitlesel refleksi ile bu gun saygiyi her zamankinden fazla hak eden kamudan ozur dilerim.
Bu vesil ile seckinliklerinin kerameti kendilerinden menkul lumpen, devekuslarin terlerine koymanin artik bir milli gorev haline geldigini vurgulayayim bir daha. Zirvalarin cidd fikier mesabesine yukseltmek zorunda degilsiniz. Bir zamanlar ben de "acaba bunlar ile kafasi karisanlar veya daha kotusu bnlara inananlar olasbilirmi" dusuncezsi ile muhatap alirdim bu guruhu.
Simdi bircoklari artik eski ezberlerin yalanlarin degerinin 1 liranin da altin dustugunu "kool" olmadigini kavrayip "yeni modayi" yakalamaya calisacaklar ama kanmayin bu hezimet hidayetine. Nesnel testler kullanin demokrasi, ahlaki poltika, hakkaniyet,haklar ozgurlukler hidayetlerinin sahihligini test etmk icin.
O zaman aslan postunun altindaki esek kuyrugu meydana cikar.
Bunu Alan Grrenspan'in deyimi ile "irrational exuberance" ile karistirmayin. Onlarin sermayesi biribirlerine "ne guzel seckin olmak" sirt sivazlamasi ve zorbalikla isgal edilmis mevkiler idi. "tasviri biz yapariz; notu biz verririz, cunku beyaziz" diyorlardi. Onlari layik olduklari yere koymak demokrasiyi, mesruiyetin kok salmasi icin olmazsa olmazdir. Bu konuda tavsiye edecegim iki yazi:
1. Merkez Bankasi sirasinda doviz manipulasyonu ile kendisi ve yakinlarin nemalanduiran Yaman Toruner bir hafat once hic laif eveleyip gevelemeden "Demokrasi memokrasi diye kendinizi adam yerine koymayin; patron asker ve biz seckinleriz" diyordu fasa fiso vatandaslara.
2. Bir diger ilginc yazi ise Mustafa Bey'in Turkish Daily News'teki basligini hatirlamadigim bir yazisi bu "kool cagdas" tipini tiye aliyordu da bir "kool cagdas" yazar arkadasi da icerleyip cevap yazmisti. Arayan her ki yaziyi da bulur Mevlasini da.
Not.: Goruldugu uzere keyfliyim bu gunlerde ve hayir Luincoln veya Roberto Carlos trasferi ile alakasi yok :)
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: July 23, 2007 3:32 PM
Öncelikle sonuçların milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Başta YÖK,ADD,ÇYDD,Muhtıracı ordu mensupları ve cımhurumuzun geçici başkanı Sayın Sezer'e de geçmiş olsun dilekrimi sunar ve bu saydıklarım adına halkın kazandığı için duyduğum hüznü paylaşmak isterim. :D
Korkularla yetiştirilmiş anksiyetik bir toplumun tepkisiydi bu. "Tehlikenin Farkında Mısınız?", "Eyvah İrtica Geliyor!" naraları atmosferin üst katmanlarından uzaya doğru yol almaya başladı bile! Ancak yüzsüzlük hala Biyosferdeki yerini koruyor. CHPli Onur Öymen sonuçlar için halkı suçlayabiliyor. Demokrasi, laiklik, hukuk devleti üçlemesinin olmazsa olmazı demokrasiye ve dolaylı olarak da hukuka ve anayasaya karşı nasıl bir tutumda bulunduklarını köydeki halkım da görebiliyor artık. Aaa pardon bir de laiklik vardı. Hani o bahsettiğim anksiyetik toplumun yetiştirdiği çocukların paranoyası, kutsal söylemi laiklik... Okuldaki akademisyenlerin sözlerini unutmuyorum, tatile bile gitmem oy kullanırım CHP'ye! Peki ya yürüyen milyonlara ne demeli? "Kaç kişiyiz?" diye bir sloganları vardı. Pardon kaç kişiymiş siniz? 3,4,5 milyon mu? Demokratik bir hak kullanarak yürüdünüz. Buna demokrasiye inanan kimse karşı çıkamaz. Peki bu baskı unsurunu ne yapmalı? Demokrasi, fikir özgürlüğünün garantisiyken nasıl olur da sizin gibi düşünmeyenleri dışlamak gibi bir yetkiye -doğuştan Beyaz Türkler olarak- sahip olduğunuzu düşünürsünüz?
İşte hendek, işte deve! The Independent'in dediği gibi "Bu da Halkın Muhtırası!". Keyif sigarasını yakma vakti demokrasinin kahramanlarınındır! Gönlünüzce sevinin, artık baskılar,korkular ve paranoyalar çağı bitmek üzere!
Bu arada Bekir arkadaşıma, sitedeki muhalefetiyle tanınan(bu da demokrasinin gereği) bay/bayan Beagle'nin ideolojik yönelimlerinin belirlediği tahminlerini gözler önüne serdiğiniz için teşekkür ediyorum. Kanımca bay/bayan Beagle tahminlerini; Galapagos yollarında, Güney Amerika'dan geçerken Tierra Del Fuego'da kaplumbağaların üstüne oturarak yapmıştır. Ayrıca Darwin'den sağlam bir azar işitmiş olmalı. Onun çıkarımları bile bu kadar desteksiz değildi. Ama bu yenilgi çok fazla etki yapmayacaktır. Ne de olsa Darwin Cemaati bu tür mağlubiyetlere alışık. Teşekkürler...
Yazan: George Michael Tarih: July 23, 2007 3:39 PM
Mustafa bey, elinize sağlık..
Dün Türk demokrasisi için çok önemli bir gündü.
Halkımız 4.5 yıldır iktidarda olan AK Parti’ye büyük bir teveccüh gösterek ezici bir çoğunlukla yeniden iktidara taşıdı.
Bu ne anlama geliyor?
Herşeyden önce bu sonuçlarla halkımız siyasetin doğal mecrasında akması gerektiğini, herhangi bir müdahale istemediğini, toplum mühendislerinin çeşitli projeleriyle topluma dayatımlar yapılmasına ve hukukun eğilip bükelerek oligarşik yapılanmanın ömrünün uzatılmasına öfkeli olduğunu açıkça göstermiş oldu.
Sonuçlar "sivil muhtıra" olarak adlandırabilirse de yalnızca son üç ayda yaşananlara tepki değildi bu.
Bunların yanında ekonomik ve siyasi istikrarın devamı isteği de bu seçim sonuçlarında çok önemli bir rol oynadı. TBMM’deki temsil oranı da çok yüksek oldu, bu da temsilde adalet ilkesi ve toplumsal barış açısından son derece sevindirici. Kürt kökenli milletvekillerinin de TBMM’ye girmesi bazı sorunlarımızı demokratik temsil ile çözebilmemize ilişkin umutlarımızı güçlendiriyor.
Çok acayip bir seçim dönemi yaşadık.
Ben en çok medyada gerek Tarhan Erdem’in anketine gerekse AKP’yi yüksek gösteren başka anketlere burun kıvıran yazarların ne yazacaklarını merak ediyorum.
Aklıma ilk gelenler; Güngör Mengi, Ruhat Mengi, Tuncay Özkan, Fatih Altaylı, Yavuz Donat, Can Ataklı vs vs. Daha pekçok isim var..
G. Mengi, son yazılarından birine “yok artık” başlığı atmış ve “ne yani sokaktaki iki kişiden birisi AKP’ye oy mu verecek?” mealinde birşeyler söylemişti. Fildişi kulelerden at gözlüğü ile halka bakanların bu sonuçları öngörmesi mümkün değildi. Zaten öngörebilseler, bu sonuçların “niçin”ini de anlayabilirlerdi.
Muhtemelen sonuçları değerlendirirken yine “niçin” kısmını anlayamayacaklar ama malum; it ürür kervan yürür..
Bir de yukarıda Bekir Abi'nin de belirtiği Beagle'nın ve ona benzer düşünce ve tahminlerde olanların yorumlarını merak ediyorum. Acaba ne diyorlar, ne düşünüyorlar?
Bir de galiba "Freedom
Onlarla benzer düşüncede olanlar hala sağda solda bu sonuçları yorumlarken halkın cahilliğinden dem vrup kanırtma analizler yapanlar var.
Sonucu içne sindiremeyenlere de maden suyu öneriyorum, sarıkız iyidir, sade olsun, tavsiye ederim, daha gazlıdır..
TSD
Yazan: Düşünceler Tarih: July 23, 2007 6:31 PM
valla chp ye oy vermiş birisi olarak çlok da üzülmedim. akp bu sefer daha uzlaşmacı olur, merkezde olduğunu ispat ederse niçin olmasın? değil mi
Yazan: ergen Tarih: July 23, 2007 9:48 PM
Akp'yi tebrik ediyorum. Diğerlerini de. Yeni meclis hayırlar getirir inşallah...
Yazan: Talha Can Tarih: July 23, 2007 10:35 PM
oncelikle genc parti ve akp'nin benim icin surpriz yaptıgını soylemeliyim.
akp beklenenin uzerinde,genc parti beklenenin cok altında bir oy aldı.
benim cıkardıgım sonuc;dogusundan batısına her vatandasın bilgili ve bilincli bir sekilde oy kullandıgı.yalana,dolana,kıskırtma ve korkutmalara prim vermedigi,demokrasi ve daha iyi yasama umidine ikinci bir defa vize verdigidir.
ulkem insanı bu bilince ulastıysa artık korkacak bir sey yok demektir.ulkemin önü acık,gorecegi guzel gunler cok uzak degildir.
eski siyaset anlayısı,dinozorlar donemi tamamen kapanmıstır.
vatana,millete hayırlı olsun.
artık gulumseyin ve su slogana inanın;
her sey Türkiye icin.
Yazan: bercenay Tarih: July 23, 2007 11:59 PM
Sivilleşme sivil insiyatfile münkün olabilirdi ve öyle oldu. Kendini halkının üzerinde gören ve devlet için millet varlığını öngören düşünce artık tarih olmuştur.Devlet milleti için vardır,onu yüceltmek için vardır ve Türk halkı demokratik devlet anlayışına sahip çıkmıştır.Kürt kardeşlerimizide seçimde sergiledikleri tutum için tebrik ediyorum.Kaderimizin birlikte el ele yaşamak olduğunu onlarda anlamış görünüyor.Taşralı tüccarın ve insanın ekonomik kalkınmasını içine sindiremeyen lümpen beyaz aristokrasi demokrasiyi içine sindirmelidir.Uçak yolculuklarında yanında bir Yörük taşralı yada bir Kürtle ‘’business class'’ ta yolculuk etmeye alışmalıdır.Bu taşralı devrimi gerçekleştiren insanlarımızda gösterdikleri ekonomik gelişmeyi eğitim alanında sergileyerek demokratikleşmeyi ülkemiz için kalıcı kılmalıdırlar.Bu ülke şimdi empatiye daha çok muhtaçdır.AKP’nin pragmatik bir şımarıklığa girmeden soğuk kanlı bir şekilde önümüzdeki takvimi göğüslemesi gerekmektedir.Ayağı yere basan demokrasinin kökleri daha sağlam olur.Bu anlayışa işleyen devlet kurumlarının eş güdümü ile nasipse bu güzel ülke insanları inşallah herşeyi başarır, her zorluğun altındanda kalkabilir tıpkı geçmişinde olduğu gibi…
Yazan: Mustafa Tarih: July 24, 2007 3:13 AM
Önceki başlık olan "Neden akp" de devam eden tahminlerimiz mevzusuna bu başlık altında cevap vererek devam etmek istiyorum;
Evet, seçim sonuçları açıklandı, ve herkes rahatça seçim öncesi yapılan tahminlerini karşılaştırabilir artık. Benim tahminlerimin ne kadar uzakta kaldığını izaha gerek yok. Diğer arkadaşların da benden daha tutarlı tahmin yaptıkları da açık, ama şunu görmeden ve özür dilemeden de geçemem, Tahram Erdem in anketi tam olarak doğru çıktı, o anket ile ben de yeterince dalga geçmiştim.
Ee artık benimle de dalga geçenler olur tabii, hakkınız, zaten ilk yazımda demiştim, benim yazdıklarım bilgi değil, tahmindi. Dalga geçmeyi en baştan serbest bırakmıştım zaten ama yeni başlıkta yapılan – bekir.l.Yildiriim tarafından- benim tahminlerimin üzerine YON ve ERKE filan yazmışsınız! Bunlar nedir? Laikci sıfatı da bana mı yönelik? Eğer öyle ise insafa davet ediyorum sizi, ben laik bir bireyim, yaptığım tahminlerin bilimsel olduğunu da hiçbir zaman iddia etmedim, kaç kez yazdım bunlar sadece benim tahminlerim ve düşüncelerim diye. Tabiki de yanlış çıkabilirler.
Zaten tahminlerim en temelde iki noktada yanıldı, ben katılımın % 95 leri bulmasını bekliyordum, olmadı. Ayrıca 2002 de MHP den akp ye geçmiş olan oyların geri döneceğini zannediyordum, o da olmadı. Bunlar en temelde yanıldığım iki nokta sadece.
Neyse, gelelim seçim sonuçlarını değerlendirmeye:
Sonuç net: Zafer, hem de ne Zafer. akp cephesi daha nasıl bir tokat atabilirdi bilemiyorum. Tabii ben bu zafer konusunun sonuna bir de maalesef koymak isterim, çünkü yeni bir karanlık yasama ve iktidar dönemi geliyor, ama konumuz öncelikle seçim, yani akp ye bakışımda hiçbir değişiklik yok.
Rakamlara baktığımızda 2002 seçimleri ile birçok rakamın aynı kaldığını göreceğiz:
CHP yine aynı sayıda. Yani 4,5 yıl boyunca yerinde saymış.
MHP de öyle – oyları yükseldi ama, baktığınız zaman GP nin oyu da 7 den 3 e düştü. Yani MHP daha önce GP ye kaptırdığı oyları sadece geri topladı. Ama öte tarafta benim tahmin etmiş olduğum gibi akp ye kaptırdığı oyları geri toplayamadı. Yani MHP de 4,5 yılda sadece GP den oylarını geri toplayabildi.
Ama akp cephesinde oylar çok arttı fakat bu artışa dikkat edin: DYP ve ANAP ın 2002 de toplamı 15 iken , şimdi 5 lerde. Bu eksilen 10 aynen akp ye eklendi. Yani bu seçim gösteriyorki akp geçmiş oylarını muhafaza etmenin yanı sıra, merkez sağı RESMEN bitirdi.
dtp cephesine gelince de yine onlarında yerinde saydığını göreceğiz, çünkü toplam oy rakamları yine aynı, bağımsız olarak girmeselerdi yine barajın altında ve 6-7 gibi bir rakam alacakları görülüyor.
Bu değerlendirmeden sonra gördük ki, halk yine akp dedi. Hiç lamı cimi yok. Ama bana göre cümlelerin sonuna maalesef diye de eklemek gerek. Her zaman söylediğimi tekrar söylüyorum. Bu ülkenin ana sorunu ortada. Ana sorun ne akp, ne CHP, ne de başka bir şey. Ana sorun bilinçsizlik ve samimiyetsizlik. CHP de kazansa, ya da bütün bu partilerin hepsi kaybetse de bu iki sorun yine ortada duracaktı, çünkü bu sorunların çözümü maalesef sabahtan akşama olacak değil.
Orta yerde bir burs kanunu var, bursların büyük bir kısmını KYK ya ek ücret diye dağıtılıyor- ki bu rakam binlerce öğrencinin okuma hakkı demek – kaç kişinin haberi var bu ülkede sizce bu kanundan? Bu türden örnekleri çok rahat çoğaltabilirim. Yolsuzluk dosyaları kitap oldu belgeleri ile, hangi akp li dava açabildi? Ya terör?
Ya da size sorayım, şeker pancarı üreticisini ezen, nişasta bazlı şeker kotasını AB nin 5 katı uygulayan, bu da yetmezmiş gibi bu kotayı her yıl % 50 artıran – hem de hemen Ocak ayında ilk iş olarak – kimler biliyor. Kimler ABD şirketi Cargill in temsilcisinin Şeker Kurulunda yer aldığını biliyor? Bunları şeker pancarı üreticisi biliyor ve akp ye oy veriyorsa ne yapalım? Ha bilmiyorsa , onlara bunu göstermeyen medyaya asıl ne yapalım? Ya bu bilinç dağını nasıl aşalım?
Örnekler, çok rahat çoğaltılabilir? Sakın bu kadar da kalacağını düşünülmesin.
Ben tahminlerimde CHP yi önde göstermiştim, ama yine yukarıya yazmıştım ana sorunları. Yani akp geldi diye değil, kim gelirse gelsin bilinç sorunumuz devam ediyor.
Demokrasi Fikri Hür Vicdanı Hür bireyler gerektirir. Hala tarikat , aşiret şemsiyeleri altında, bu kadar ekonomik sorunların içinde, bu eğitim seviyesi ile, bu kitap okumayan toplumda ana sorun ne akp olabilir, ne de CHP.
Neyse, toplumun durumu bu.
Ve ne olur, CHP ya da diğer partiler, ya da muhalifler, ama efendim akp seçim yardımı yaptı, makarna nohut dağıttı, kömür dağıttı, altın dağıttı gibi ucuz söylemlere sığınmasınlar. Sanki kendileri iktidar olsa çok farklı davranacaklardı!
Halk net bir cevap verdi. Bu cevabın altında yatan asıl gerçek, akp dışında diğer kitle partilerinin halk ile arasının ne kadar kopuk olduğunun göstergesidir. Ha bu mesajı Baykal anlar mı? Hiç zannetmiyorum.
Kısaca önümüze de bakacak olursak: İlk mevzu belli Meclis in: CB seçimi. Burada da görünen o ki akp CB yi seçmeye değil, “atama” yapma ısrarına devam edecek. Göreceğiz hep birlikte. Yani ben bir uzlaşı çıkacağını tahmin etmiyorum.
Diğer konularda ise bakıyorum halkımız ve maalesef medyamız yine çok güzel kanmış rtE nin seçim gecesi yaptığı “yumuşak ve ılımlı” söylemlere. Haberiniz olsun rtE nin 22 Temmuz gecesi yaptığı konuşma ile 2002 seçimleri sonrası yaptığı konuşma arasında hiç fark yoktur. Yani 4,5 yıl da ne yapıldı ise, daha da artan bir şiddetle, aynı yönetim anlayışının devam edeceğini düşünüyorum. Ve de karanlık görüyorum önümüzdeki günleri.
Ha şuna sevindim yalnız, Meclis’imize çok fazla parti söz bulma fırsatını bulacak, bu güzel bir haber bence.
En son olarak, hep akp ya karşı muhalefet yaparken, istiyordum ki CHP veya MHP ye karşı muhalefet yapayım, ama olmadı. Daha üzüldüğüm, rtE ve Unakıtan ın dosyaları maalesef bekleyecek, yargı yolu yine kapandı onlara, hatta birkaç yasa değişikliği yaparlarsa bir daha açılmayabilir.
Ama bir sevineceğim olay var ki, maalesef bunun gerçekleşeceğine de inanmıyorum ama, Baykal ın Rodos a yolu açık olur umarım.
Yazan: Beagle Tarih: July 24, 2007 10:35 AM
Bu secim milletin askeri vesayete son, demokrasiye devam mesajiydi. Bu mesaji herkese goturmeyi basarabilen Erdogan ve arkadaslarini kutluyorum.
Bugunden itibaren gorev: cesitli sekillerde bolunmuslugumuzu tamir etmek, dunyadaki siyasi ve ekonomik prestijimizi arttirmak olacaktir.
CHP+DSP icindeki solcularinda artik AB icindeki sol partilere bakip kendilerine ceki duzen vermesi gerekiyor.
Kurtlerin herseye ragmen Turkiyeli oldugu yonundeki tercihleri takdiri sayana deger. Boylelikle cok buyuk mesaj verilmistir... tabiki anlayana.
Ordumuz asli gorevine konsantre olarak dunyanin en iyilerinden biri olmaya devam etmelidir.
Turkiye cok daha iyi gunlere layiktir.
Ilk hedef Ispanyayi yakalamak!
Yazan: Haydar Tarih: July 24, 2007 2:39 PM
SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNE!..KÜRTLER “TERÖR”E PRİM VERMEDİ!..
“DTP Oylarındaki Düşüş Ne Anlama Geliyor?”
22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan milletvekili genel seçimlerinin sonuçları, Kürt kökenli vatandaşların, etnik ayrımcılığa ve teröre prim vermediklerini gözler önüne serdi.
Sandıktan çıkan mesaj, başta PKK olmak üzere, onun siyasi uzantısı olarak bağımsız adaylarla Meclis’e giren DTP tarafından çok iyi okunmalıdır.
Kürtler, Meclis’e girecek olan DTP’li milletvekillerinden, demokrasiye inanmalarını ve “emir”le değil, demokrasi prensipleriyle hareket etmelerini bekliyor.
Kürtler 22 Temmuz’un cehennem sıcağında sandık başına giderek, verdikleri oylarla, etnik milliyetçilik temelinde politika yapan ve PKK şiddetine net bir şekilde tavır koyamayan Kürt aydın ve siyasetçilerine açıkça şu mesajları vermiştir: “Kan ve gözyaşı değil, huzur ve güven ortamı istiyoruz. Kimliklerimizi rahatça ifade etmek istiyoruz, ancak terörü ve etnik ayrımcılığı da kesinlikle reddediyoruz.”
2002 seçimlerinde DEHAP’ın Diyarbakır’daki oy oranı yüzde 56 idi, bu seçimlerde DTP’li bağımsızların oy oranı yüzde 45’lere kadar indi. Yine, 2002 seçimlerinde DEHAP’ın oy oranı yüzde 5.6’lardan bu seçimlerde yüzde 3.1’lere kadar düşmüştür. Bu düşüşün en önemli nedeni, bölgede yaşayan vatandaşların huzur ve istikrar özlemidir.
2005 yılında Diyarbakır’da güpegündüz PKK tetikçileri tarafından öldürülen Kürt siyasetçi Hikmet Fidan’ın oğlu Zinnar Fidan, seçimlere bir hafta kala, Kürt kökenli vatandaşların bakışını net bir şekilde ortaya koymuştu (Sabah, 9 Temmuz 2007); “Eğer düşünebilseydik şiddet sarmalının zihnimizi esir eden, bizi papağanlaştıran zemininden, ‘ya hep ya hiç’ açmazından, başkalarının üzerinde gördüğümüzde nefretimizi tahrik eden ‘ya sev ya terk et’ dışlayıcılığından uzak dururduk. Hikmet Fidan cinayeti bu zihin sapıklığının ve paranoyanın eseridir. Gerek geniş halk kesimleri, gerekse Kürt örgütsel yapılanmaları ve Kürt aydın çevreleri olarak kendimize dönük kaba fanatizmi aşamıyoruz. Hikmet Fidan cinayeti bize bizden çıkarılmış bir faturadır. Kürtleri bir köy ahalisi, kendisini de köyün ağası zannedenlerin çıkardığı bir fatura. Babamın kader birliği yaptığı arkadaşları, onun kalleşçe öldürülmesi karşısında sustular. Korkudan seslerini çıkaramadılar ve çaresizce bir sessizliğe sığındılar. Emir-komuta zinciri ile yürüyen bir siyaset biçiminin hemen bitişiğindeki ölümler ve ölüm tehditleri ile nereye gidilebilir? Halkın temsilcileri olduklarını iddia edenler de bir cinayet şebekesinin tutsağı durumundalar. Çünkü onların iradesi ipotek altında. Çünkü onlar İmralı’daki köy ağasının zavallı bir marabası gibi hareket ediyorlar.”
Zinnar Fidan’ın uyarılarına cevap, DTP Eşbaşkanı Aysel Tuğluk’tan gelmişti. Aysel Tuğluk’un, Radikal’de (18 Temmuz 2007) çıkan makalesindeki şu şatırları önemsiyorum;
“Türkiye’yi bölmek isteyenlerin amacı, Türk-Kürt çatışması yaratmaktır. Kürtlerin gayet açık ve samimi olmaları gerekiyor. Kürt aydın ve siyasetçilerinin, şunu açıkça beyan etmeleri gerekiyor: Misak-ı Milli sınırları mutlak suretle korunarak, ülkede yaşanan sorunlara çözüm aranacaktır. Emperyalist müdahalelere güvenmeden ve de Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef almadan, gerçeklik dışı olmayan açılımlarla çözüm arayışı içerisinde olunacaktır. Sevr korkularının objesi Kürtler olmamalıdır. Komşu ülkede yaşananlar Türkiye’deki gerçeklikle örtüşmüyor. Zaten başka bir boyuttan bakılırsa, orası da Misak-ı Milli sınırlarındandır. Kürt aydın ve siyasetçiler, etnik milliyetçilik temelinde yürütülen söylemlerden süratle kaçınmalı, bölünmeyi çağrıştıracak, çatışmayı körükleyecek ve eski korkuları anımsatacak fotoğraflarda yer almamaya özen göstermeliler. Sorunlar silahla çözülemez. Şiddet ortamına hemen son verilir, harcanan enerji ülkenin birliğini korumak için yoğunlaştırılırsa, Türkiye’de yaşayan herkesin sosyal ve ekonomik refahı artacak, demokrasi alanında reformların önü açılacaktır. Her iki toplum arasındaki mevcut karşılıklı duygudaşlık korunabilirse, geçmişte yaşanan acılar ve hatalar unutulup, silah yerine, kardeşliği pekiştirecek demokratik yaklaşımlar desteklenirse, sorunlar kısa zamanda çözüme kavuşturulabilecektir. Kurtarıcı motif, tarihsel imge Mustafa Kemal ve onun tarihsel eylemselliğinin büyüklüğü kendisini gösterdi ve gösterecek. O bir mucizedir, ölümsüzdür. Uluslaşmada temel direktir. Türk halkının ortak bilincinde Sevr ve büyük kurtarıcı imgesi çok güçlü bir enerjiyle ortaya çıkmaya başlamıştır. İrademizi her zaman için bütünleşmekten ve demokrasiden yana kullanacağız. ‘Farklılara evet, ayrılıkçılığa hayır’ diyerek, etnik ve hatta dinsel milliyetçiliğe prim vermeyeceğiz. Çözümü hep birlikte, Meclis çatısı altında, tam demokraside arayacağız. Bu bizim Türkiye’ye verilmiş sözümüzdür.”
CNN Türk’te Şirin Payzın, seçimlerden iki gün önce Tuğluk’a bir kere daha sordu: Sizin bu ılımlı söylemlerinizi DTP de benimsiyor mu? Sizden ve diğerlerinden yarın başka şeyler duymayacak mıyız? Tuğluk, bu açıklamayı DTP’lilerin topluca benimsediğini belirtti ve kamuoyu önünde taahhüt sayılabilecek şekilde bir açıklama yaptı: “Samimiyiz. Biz bir gün başka, diğer gün başka şey söyleyecek insanlar değiliz!..”
Evet, sorun buradadır: 22 Temmuz’da seçilerek Meclis’e girmeye hazırlanan Tuğluk ve arkadaşları, yarın başka bir şey söyleyecekler mi, yoksa istikrarlı bir şekilde meşruiyetçi ve ılımlı davranacaklar mı? Kesin olarak inandığım bir şey var: Kürtler artık şiddet, ölüm, kan istemiyor. Nitekim, 22 Temmuz seçimlerinde en fazla oy almaları beklenen yörelerde ilk sırada yer alamayışları da bu gerçeğin açık bir ifadesidir. Bölge halkı terörü destekleyen politikalara prim vermeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Leyla Zana ve onun gibi düşünen Kürt aydın ve siyasetçileri de, şiddet yanlısı, şoven milliyetçi ve Pankürdist yaklaşımların ancak teröre ideolojik kaynaklık ettiğini, barışa, huzura, demokrasiye set vuran tutumlar olduğunu hatırdan uzak tutmamalılar.
Kürtler içinde, farklı anlayışlar olabilir. Aysel Tuğluk gibilerin sergilediği ılımlı üslup gelişip güçlenirse, bir arada yaşama iradesi elbette pekişecektir ve doğru olan da budur. “Beş yüzyıllık tarihsel ittifakımıza ve iki yüzyıllık modernleşme çabalarımıza sadık kalmayı” savunacaklarını söyleyen Tuğluk ve onun gibi düşünenler, inandırıcı olmak, bir arada yaşamayı kolaylaştırmak, hareketi sağduyulu bir çizgiye çekmek için Zana gibilerin tahrikçi ve şoven çizgisinden biran önce uzaklaşmalılar. Türkiye’nin üniter yapısına, birlikte yaşama iradesine zarar verecek her türlü yaklaşımdan uzak kalınmasının, sağduyunun bir göstergesi olacağı akıllardan çıkarılmamalıdır.
Nail Amudi
Nailamudi@yahoo.com
Yazan: nail amudi Tarih: July 24, 2007 3:26 PM
Eger bu cocuklar bu incileri nerelerden aliyorlar diye merak ediyorsaniz Tarhan Eredem'in kamuoyu yoklamasini bilmsel metodlar ile yapmakla kalmayip sonuclarini yayinlamak ihaneti sonucu laikci dostlari tarafindan line taabii tutuldugunu hatirlatirim. Yazik ediyorlar bu cucuklara. Dunyayi oturduklari semt calistiklari ofis ve takildiklari bar, cafeden ibaret saniyllar ve buralara gelen zavallilara "bunu bilin yeter; siz de bizim gib seckin ve em zan gibi zengin olursunuz" diyorlar mealen. Bakin "karin kasiyandan" nefret eden "basortusunun dil var" ama min etek dilsiz sanan, "muhterem Andre"nin kocasi Urfali Bekir ne demis Tarhan erdemin tam 12'den vuran kamuoyu yoklamadi uzerine' Ben hic akepeye oy verecek kimseye rastlamadim" . "ABD'den tenurum var" diyen entel ve dahi demokrat (herhalde Orhan Pamuk sevr olgu icin demokra payesi verilmis-aslinda laikci fasitin dik alasidir) II. Haluk Vakiasi (Sahin)in Tarhen Erdem'e birtek kufretmedigi kalmis. Dunku Radikal'de laikci lumpen kose kadilarinin dogru kamuyu anketi yapan hainlere neler deikleri vardi tavsiye olunur.
Ha bir de su yazilar tavsiye olunur:
Seçim sonuçları analizlerinden inciler!
Sille-i millet indi , fakat bazıları duymadı
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: July 24, 2007 7:29 PM
Bazı yorumlar beni çok kızdırıyor
Yorumlar sığ bir bakış açısını asla aşamıyor
ÖRNEK:
"Ana sorun bilinçsizlik ve samimiyetsizlik. "
"Neyse, toplumun durumu bu."
Evet bu tip yorumları okuyunca
Demirel'in şu sözü aklıma geliyor,
"Demokraside halka kızılmaz, halk anlaşılmaya çalışılır"
ve soruyorum kendi kendime
Bugün arkasındaki desteği ve siyasi etkinliğini kaybetmiş olsa da zamanında Demirel bu "düstur" ile halkı arkasından sürüklemiş,
Yoksa halk ne bilinçsiz, ne samimiyetsiz
1 YTL'ye mazot hayalleri(pardon vaatlerine) halk prim verdi mi?
8 YTL'ye fındığa, ÖSS kaldırılacak vaatlerine halk prim verdi mi?
Bu halk bilinçsiz değildir,
Olsa olsa bu halkı anlamayanlar bilinçsizdir.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: July 25, 2007 12:24 AM
Ben yanıtımı Beagle'ye yazmak istiyorum.
Laiklik konusunda benim de hassasiyetlerim olduğunu defalarca belirttim fakat AKP iktidarının laikliğe ciddi bir zarar verebileceğine inanmıyorum. Tabii bazı tartışmalı atamalar yapılacak, işlerin başlarına tartışmalı isimler getirilecek. Bunlar siyasette olagelen şeylerdir ve başarılı olup başa gelemiyorsan, başarılı olana saygı göstereceksin. İlke budur. Alt etmenin yolu, daha başarılı olmaktır.
AKP başarılı olmuş ve merkez partisi olduğunu tescillemiştir.
Toplumun laikliği koruma refleksi cumhuriyetin kuruluş yıllarından çok daha fazla güçlüdür, bundan emin olunuz. AKP nin eğer laikliği aşındırma çabası olursa, asıl o zaman kuyusunu kendi eliyle kazmış olur. Bu millet laikliği alet etmeye olduğu kadar, onu aşındırarak yok etmeye de gereken tepkiyi verir, bundan eminim. Çünkü böyle bir girişimin toplumun geleceği açısından tahmin edilemeyecek kadar vahim sonuçlar getireceğini bilmeyen yoktur. Bu ateşle oynamayı kimse göze alamaz. Sayın Erdoğan milli görüş gömleğini çıkardığını duyurdu, milli görüşçüleri tasfiye etti, merkez partisi olduğunu ilan etti, tüm bunlarda umuyorum ve öyledir de, samimidir. İnsanlar gerçekten değişebilir ve iktidar sorumluluğu, gerçeklerin içine dalmak ve içinde yaşamak, sorumluluğun sırtında olması insanı daha çabuk değiştirir. Erdoğan'ın laikliği dinamitleme zaten değil ama aşındırma girişimlerine çanak tutacağına inanmıyorum. O kadar sorumsuz bir insan değildir. Zaten ona verilen oylar da "tamam artık, bitir şu laikliğin işini, İslami düzene geçelim" diye verilmiş değildir. Tam tersine laiklik tartışma konusu olmasın artık mesajıdır. En küçük girişimin önünü kesmek için laikliğin kullanılmasından bıktı artık millet gerçekten de. Laikliği bu kadar tartışma konusu yapmak toplumun aleyhinedir. Her zaman laikliğe yönelik tehditler vardır, bunu her zaman savundum ve savunurum, ama bu tehdit AKP den gelmiyor. AKP yi bu doğrultuya çekmek isteyen %46,6 nın küçük bir oranından geliyor. Bu da önemli değildir.
Kurnaz (olmadığı anlaşılan)laikçi kimmiş, bunu siz gibi ben de merak ettim bir parça ama umursamadım, çünkü ne demek istendiği pek de anlaşılmıyor zaten.
AKP yıkılacak, CHP patlayacak tahmini yapan sosyal demokratlara ben de hayret ediyorum. Gerçekten uzayda yaşıyor gibiler. Buna ne yazık siz de dahilsiniz sayın beagle... Daha dikkatli tahmin yapmanız gerekirdi. Ben dikkat ederseniz temennilerimle gerçekleri ayırarak tahmin yapmıştım.
Matematik kesinlik ister. Rakamlarla konuşurken bir çok gerçeği sıradanlaştırırız, fakat rakamlar üzerinde konuşuyorsak bunu yapmaya mecburuz.
Üç tür yalan vardır derler: Büyük yalanlar, beyaz yalanlar ve istatistikler. Seçim sonuçları da netice olarak istatistikten farklı değildir. (Zaten çok büyük sapma göstermezler, hakkıyla yapılırsa) Rakamlar sadece bazı oranlardır, içlerinde neler saklı olduğunu bilemeyiz. Oy veren insanlar sonuçta tüm duygu ve düşüncelerini ifade edemiyor, sadece bazı seçenekler arasından birini tercih ediyorlar.
Rakamlar, sadece rakamlardır. Sembolik bir takım işaretlerdir. Mekanik bir hareket denklemi, bahse konu ettiği eylemin niteliğini oldukça iyi temsil eder. Ama rakamlar, duygu ve düşünceleri temsil etmekten fazlasıyla uzaktır. Seçimler de, sadece iktidarı belirler. Ülkenin geleceğini, kaderini değil.
Olacakları bizler, hepimiz belirleriz. Hem de her sözümüzle, her davranışımızla. Hiç bir şey rastlantısal ve gelişigüzel değildir. Pasifik'te kopan bir fırtınada Pekin'de kanat çırpan bir kelebeğin katkısı olduğunu sanırım duymuşsunuzdur, bunu etkileyici olmak için söylenmiş tumturaklı bir laf olarak değil, derinlemesine düşününüz.
Nedensellik örüntüsünü dikkatli inceleyiniz. Evrende hiç bir şey tesadüfen devinmiyor. Determinizmin çarkları tıkır tıkır işleyip duruyor. Tıkırtıları duymaya çalışın...
Yazan: demirkan efegil Tarih: July 25, 2007 12:38 PM
Öncelikle kendisine bir cevap vermemi isteyen, buna işaret eder şekilde ifadelerime eleştiri yönlendiren ( ki bu çok sevindirir ) kendilerine cevap vermemi isterlerse ( ki buna da hay hay derim ) lütfen ismimi – ya da takma adımı – kullanırlarsa sevinirim.
Demirkan Efegil, siz bu paragrafın dışındasınız.
Size cevabıma gelince, ilk paragrafınızdan başlayarak;
Öncelikle sizin de benim gibi laiklik hassasiyetiniz olması oldukça sevindirici, ama sanırım siz benden farklı olarak Laiklik üzerinde akp tarafından kaynaklı bir tehlike görmüyorsunuz. Oysa ben oldukça ciddi bir tehlike görüyorum. Ha şunu da söylemek isterim, UMARIM siz haklı çıkarsınız, UMARIM bu noktada ben yanılırım.
akp genel seçimde başarılı olmuştur, hatta başarılı olmuştur demek bile haksızlık olur, inanılmaz büyük bir başarı elde etmiştir. Ama burada ben akp nin merkez partisi olarak tescillenmiş olduğunu düşünmüyorum. En azından bunu ortaya koyması için daha birkaç fırın daha ekmek yemesi gerekir akp nin. Sadece merkez sağın oyunu almak demek değildir merkez partisi olmak, bunu icraatlerinizde göstermektir asıl kanıt. 4,5 yılda bunu göremedik, bu dönemde de göreceğiz bakalım gerçekten merkez partisi mi değil mi?
Toplumun laikliği koruma refleksi konusunda da biraz şüpheci olucağım, çünkü Arınç’ın konuşmalarına ne halktan ne de akp den herhangi bir refleks göremedim doğrusu.
Ha şu noktada haklısınız, eğer ki Laiklik yıpratılacak olursa, bütün ülke gibi bundan akp de zarar görecektir, ama benim kendi adıma korkum, öyle ya da böyle ülkenin zarar görecek olmasıdır.
Ona verilen oylara tek bir kutuba da indirgemeyin bence, birçok kesim oyunu verdi çünkü. Ayrıca rtE nin, yhok değiştim, yok değişmedim söylemlerinde bir samimiyet göremiyorum, kaldı ki icraatlerinde hiç göremiyorum bu Laikliği sahiplenici tutumlarını.
Ha şu noktada size hak veriyorum, evet, bence de laikliği bu kadar tartışma konusu yapmak toplumun aleyhinedir. Ama lütfen burada , yani bu olumsuz tartışmada asıl sorumluluk sahibi olanın Laiklik karşıtı eylem ve söylemleri ile akp nin olduğunu gözden kaçırmayalım. Yani orta yerde kimse laikliği tartışmaya açmaya sevdalı değildir, tartışmayı asıl açmaya sevdalı olanlar zaten bunu devlet kanallarında yapıyorlar malesef.
Ben ayrıca akp yıkılacak CHP patlayacak filan demedim, ikincisi bu olsa bile bunun da Türkiye ye çok bir fayda getireceğini de düşünmüyorum zaten, her zaman dediğim ve inandığım gibi: Asıl sorun ne CHP, ne akp. Asıl sorun bilinçsizlik ve samimiyetsizlik. Bu sorun CHP de gelse de duracak, akp gelse de duracak. Zaten şundan çok eminim ki bireyler gerekli bilinç ve samimiyete sahip olsalar, ne CHP kalır, ne akp, ne Baykal, ne rtE, ne de bu bozuk siyasi işleyişler. Bunları daha önceki yorumlarımda belirtmiştim, kendimce gerekçeleri ile.
Şu söylem zatne çok rahatsız edici, muhalefet şimdi buna başladı, “efendim cahil halk akp ye oy verdi, filan”. Evet halkın çok bilinçli olmadığına ben de katılıyorum, ama muhalefete göre sorun halkın cehaleti değil, cahil olduklarına inandıkları halkın kendilerine oy vermemeleri. Oysa asıl sorun parti değil, muhalefeti bu yaptığı bile samimiyetsizlik.
Pardon ama ben uzayda yaşamıyorum, Türkiye’de yaşıyorum. İkincisi ben 70 milyonun beynini de göremiyorum. Ben sadece etrafımdaki insanları tanıyabiliyorum. Gazetleri okuyorum, ve gündemi takip ediyorum. İşim gereği de çok geziyorum. Ve asla tek elden haber kaynağına da inanmam, bu nedenle , mesela, her Karadeniz e gittiğimde soruyorum oradakilere: Gerçekten fındıktan çok mağdur oldunuz mu diye? İnanın çok insan yüzüme: Bir daha tövbe akp ye vermem diyordu. Eee bu mu uzayda yaşamak. Herhalde burada ben samimiyetsizlik mağduru oldum daha ziyade.
Ayrıca CHP nin halktan ne kadar kopuk bir parti olduğunu her zaman söylerim, kaldı ki bu seçim sonuçları resmen bu kopukluğun kanıtı olmuş durumda.
Üçüncüsü, dediğim gibi bunlar sadece benim öngörülerimdi. Bunların net dayanakları da yoktu, ne dedim tahminlerimi yazarken: Bunlar sadece benim kendi düşündüklerim, asla kesin bilgi gibi ortaya zaten koyamam. Öngörülerim bir hayli yanlış çıktı, ama uzayda yaşamak ile, öngörülerinizin yanlış çıkması arasında bir fark olsun. Her tutmayan tahmine aynısını mı diyeceğiz. Üstelik kendimce gerekçelerimi de yazdım tahminlerimin.
İstatistiklere de yalan demek yanlış olur, çünkü istatistik gerçek bilgiye, ama süzgeçten ve kalıptan geçmiş bilgi verir – her zaman değil tabii. Herkese tavsiye ederim, “How to lie with Statistics”, “İstatistik ile yalan söylememin Yolları”. Yazarını malesef hatırlamıyorum.
Üstelik diyorsunuz ki “Oy veren insanlar sonuçta tüm duygu ve düşüncelerini ifade edemiyor, sadece bazı seçenekler arasından birini tercih ediyorlar.” E dikkat ederseniz ben yorumumda bundan da yeterince bahsettim. Siyasi partiler yasasını, seçim düzenlemelerini de eleştirdim zaten.
Artı, ben de sizin gibi düşünüyorum, elbetteki herşey uygun şartların sonucudur, tesadüf değildir. akp bu zaferi de. Ee bunu okumak artık muhalefete kalıyor, ben de kendi adıma payımı çıkardım zaten, bundan sonra ağlayan, bittik, iflas ettik diyen hiçbir kişiye inanmamak gibi mesela.
Seçim çok nettir – ki insanlarımız belirli bir yanlışa düşüyorlar, şöyle ki: Seçim neyin doğru neyin yanlış olduğunun yargısı değildir. Seçim bireylerin görüşlerini yansıtır. Yani kimse çıkıp da bunu işte akp nin başarılı bir iktidar dönemi geçirdiğinin kanıtı da diyemez, ya da CHP başarısız da diyemez. Ha bunlar yanlış da demek değildir bu. Demeye çalıştığım tek olgu, bunu birebir eşleşme ile değerlendiremezsiniz. Ortada tek net olan olgu şudur ki, halk bir kez daha akp istedi. Halkın görüşü akp den yana. Buna da saygı duymak gerekir.
Bence akp çok kötü bir dönem yaşattı Türkiye için ama insanlar benim gibi düşünmüyormuş demek ki. Ama hiçbir insan da bugüne kadar yüzüme akp çok başarılı da diyemedi malesef. Bu sitede akp üzerine tartışmalarımız havada kaldılar zaten, belki siz de takip etmişsinizdir daha önceki başlıklarda.
Demirkan Efegil, bana karşı iyiniyetli bir yazı ve yorum yaptığınızı görüyorum, ben de sizin karşı görüşlerinize iyiniyet ile bakıyorum, ve de çok açık ki farklı pencerelerden bakıhyoruz. Ama şundan emin olun ki UMARIM ve UMARIM ben yanılırım. Hep birlikte göreceğiz.
Sizi anlayabildiğimi düşünüyorum, umarım ben de anlaşılmışımdır. Herhangi bir anlamadığınız, itiraz ettiğiniz veya açmamı gerektiğini düşündüğünüz bir yer varsa lütfen belirtin.
Yazan: Beagle Tarih: July 28, 2007 1:37 AM
Sayın beagle, hiç sözü uzatmayacağım. Bu gerginlik stratejisinin karşılıklı yumuşatılması uyarılarını yapa yapa dilimde tüy bitmişti. Hepsi blog arşivinde duruyor. Sadece bu platformda değil, başka platformlarda da... Aklı başında sandığım yazarlara mailler de gönderdim, hiç biri bir yanıt, bırak görüş bildirmeyi "ilginize teşekkür ederim" gibi bir cümle ile bile yanıt vermediler. Şimdi hangi paraşütle nereye indiklerini düşünedursunlar. Bu kadar üzerine gidilmemeli bu işin dedim, üniversite öğrencisini yönetmelik bağlıyor da, mezuniyet törenine gelen annesini de mi yönetmelik bağlıyor da törene almıyorlar? Böyle rezalet olur mu? Mağduriyet psikolojisi yaratılmamalı dedim.
CHP barajı aşamasa şaşmazdım. Daya sırtını orduya, ay benden yana olduktan sonra yıldızı salla gitsin mantığı ile halka tepeden bak, hiç bir şey yapmadan oy bekle. Böyle bir şey olur mu? "Sakın ha! Sakın ha!" diye parmak salladığı zaman Sayın Baykal'ı nasıl eleştirdiğim bu blogda duruyor hâla. Yani olur mu yahu, çocuk korkutur gibi?
Başka söze gerek yok sanırım.
Önce de yapılması gereken ne ise şimdi de o: Gerilimi tırmandırmamak, yumuşatmak. Ama şimdi top AKP nin ayağına geçti. Bu görev onlara düşüyor. "Yıkmışken ezip geçelim" derlerse gerilim tırmanışa devam eder.
Gerilim ortamı herkesi yıpratır, kimseye yararı olmaz. CHP nin geleneğinin gerilim siyaseti yürütmek olduğunu da söyledim bu blogda ben. İşte yüksek gerilim kendisini çarptı.
Bir 27 Mayıs yaptılar, üstüne yattılar. "Sakın ha! Sakın ha! Bak sonra... Bilirsin, öyle olur!"
Yahu nereye kadar kardeşim, nereye kadar? 27 Mayıs'ı da kaç kez eleştirmediysem söyleyin.
Yalnız bakın, ne yanlış yapıldıysa yapıldı. Rövanş alma hırsları ülkeye zarar verir. Bu gün ne yapılacak, ona bakmalı derim ben, yine herkes bildiğini okur ama, benden söylemesi...
Yazan: demirkan efegil Tarih: July 29, 2007 1:40 AM
demirkan Efegil,
zaten sizden çok farklı düşünmüyorum, ve zaten daha önce yazdıklarımı okuyorsanız görmüşsünüzdür ki bugünki CHP ve Baykal ı zaten rtE veya akp karşısında sütten çıkmış ak kaşık gibi görmüyorum. Yanlış yönetim konusunda her ikisini de bir tutuyorum. Muhalefeti başarı sayan bir zihniyet var bugün sosyal demokrasinin adına politika yapan partinin başında.
Zaten bugüne kadar sosyal demokrasi adına bu ülkede yapılmış olan yanlışları bir yazsak, o kadar uzardı ki.
Size şu noktada katılıyorum, eğer ki sosyal demokrasi gerçekten sosyal demokrasi için bir çaba gösterecekse, bu ülkenin iyi geleceğine hizmet etmek istiyorsa, bu rtE yi yıpratmakla değil, halkı nasıl kazanırız, bunu cevaplamakla olur.
Ha Baykal bunu yapar mı?
Hiç sanmıyorum.
Yazan: Beagle Tarih: August 9, 2007 12:06 AM
“Eğer bir yerde küçük adımların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir…”
AKP iktidarı ile bu ülkenin devamlılığı risk altındadır. İslamcı görüşlerini egemen kılmak için AB’ye üyelik beklentileri ucu görünmeyen bir tünele dönüşürken, uzun süredir “AB ne der?” diyerek Avrupa’yı gözleyen Türkiye, oluşan alternatif yapılanmaları da bölgenin çok uzağında kalmış durumdadır.
Türkiye’nin son 4.5 yılında, iktidarın Avrupa Birliği ve İslam ülkeleri arasındaki arayışları ülkenin dış politikalarının heba olmasına yol açmıştır. Yeraltı ve yer üstü kaynakları ile bu muhteşem coğrafyadaki kültürel, tarihi, etnik ve dini ilişkilerimiz ve bunların potansiyel gücü heba edilmiştir.
Oysa Atatürk, 80 yıl önceyi görerek bizi uyarmıştı. Kuzey Irak’ta Türkiye’ye yönelik terör tehdidine karşı olası bir sınır ötesi operasyonunun hukuki kanıtları oluşmuş durumdayken bile, korkak ve onursuz bir dış politika uygulayarak ülkenin geleceğini karartıyorlar. Türkiye’nin operasyonuna ABD’nin karşı çıkması, bizi yeni politikalar üretmeye zorlamalı.
Başbakanlarımızdan Sayın İsmet İnönü, “Üçüncü dünya kurulur, Türkiye orada yerini bulur.” demişti.
Bence ülkenin sorunu devlet adamı niteliği taşıyan insan yetiştiremememizden kaynaklanıyor.
Seçim sonrası hal böyleyken; Samsun’a, Gâvur İzmir’e, Sivas’a, Erzurum’a, Sakarya’ya, Afyon’a bakıyorum.
Ey aziz şehitler, Çanakkale’de kanlarınızı boş yere dökmüşsünüz. Ayağında yırtık çarık bir öğün hoşafla açlığını bastıran aziz şehitler, “Cumhuriyeti biz böyle kurtardık!” diyordunuz… Bizler de Cumhuriyeti böyle teslim ettik. Ayakkabılarını sokak kapısının önünde çıkaran, kadınlarının başını örttüğü, erkeklerinin sokağa pijamayla da çıkabildiği, erkek çocuklarının kahveye gittiği, kızlarının tam bir baskı altında yaşadığı, eğitim düzeyi düşük varoş kültürüne ülkeyi teslim ettik.
“Tanrı kırkılmış kuzunun rüzgârını az eylermiş”…
“Viski ile Amerikan fıstığı iyi gidiyor.” diyorlar şimdilerde…
Ben de bu sabahtan itibaren Türk kahvesini bırakıyorum…
Artık ben de esperesso içeceğim
Yazan: Bahadır Tarih: August 13, 2007 10:47 AM