« Council on Foreign Relations’da Konuşma | Ana Sayfa | İslam ve Özgürlük: Yerinde Bir Yorum »
June 1, 2007
Namaz Kılarken ‘Suç Üstü’ Yakalanmak
[1 Haziran 2007 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]
Dün Türkiye’nin bazı gazetelerinde “Lisede Topluca Namaz” veya “Devlet Lisesinde Gizli Mescit” gibi manşetler vardı. Konu, İstanbul'un Bağcılar Lisesi'ndeki bir odanın bazı öğrenciler tarafından namaz kılmak için kullanıldığının “ortaya çıkması”ydı. Bu “ifşaat”, kızlarında beliren dindarlık emareleri üzerine kuşkulanıp okulu takibe alan “duyarlı” bir aile tarafından ortaya çıkarılmış, “müdür yardımcısının kıldırdığı gizli namaz” gizli kameralarla görüntülenmişti.
Türkiye’de bazı meseleleri, özellikle de dinle ilgili olanları, hep yüksek tansiyonla ve hararetli sözlerle tartışıyoruz. Bu olayda da aynı hataya düşmeye çok yakın gözüküyoruz. Oysa ortada sadece “lisede namaz”la laiklik ilkesinin çiğnenip çiğnenmediği değil, aynı zamanda dinin toplumsal varlığının bir “tehdit” olup olmadığı gibi önemli sorular var. Gelin, bunların üzerine sakin bir şekilde düşünelim.
‘Laik Baba’nın Dramı
Önce kızının “gizli namaz kıldığını” belgeleyen babanın yaklaşımını ele alalım. Sayın veli, gazetelerin haberine göre, “6 ay öncesine kadar mutlu bir yuvamız vardı, kızım bir anda namaz kılmaya başladı ve tüm uğraşlara rağmen onu bu yaşam şeklinden ayıramadım” demiş. “Kızım.. dini konularda kitap okuyan bir çocuk oldu, televizyonda ilahiler dinliyor” diye de yakınmış.
Buradan anlıyoruz ki, bu velinin “mutlu yuvası”, kızının daha dindar bir “yaşam şeklini” benimsemesiyle bozulmuş. Çocuğunun namazla, dini kitaplarla, ilahilerle ilgisi olmasa, bir sorun çıkmayacakmış.
Olabilir… Her aile çocuğunu kendi dünya görüşüne göre yetiştirmeyi ister. Ama çocuklar her zaman bu isteğe uygun davranmazlar; çünkü kendi hayatlarına kendi başlarına yön verecek birer bireydir onlar. Nitekim kızının dindarlığından rahatsız olan bu velinin başına gelenin tam tersi, muhafazakar ailelerin de başına gelebiliyor. Çok mutaassıp bir evde yetişmesine rağmen, okulda ve sosyal yaşamda karşılaştığı yeni ortamların etkisiyle, alkole ve gece hayatına dalan, tümüyle din dışı bir yaşam şekline kayan gençler de var.
Burada şu soruyu sormak iyi olur: Acaba “kızı dindarlaşan laik babanın dramı” konusunda çok hassas olan kimi gazetelerimiz, “kızı dinden kopan dindar babalar” konusunda da hassas davranıyor, onların üzüntülerini de aynı “empati” ile manşetlerine taşıyorlar mı? “Objektif basın” açısından üzerinde düşünülmeye değer bir soru…
Muasır Medeniyette ‘Okulda İbadet’
Ancak bu olayın tek yönü “ailelerine rağmen dindarlaşan öğrenciler” meselesi değil tabi… Söz konusu dindarlığın bir devlet lisesinde namaz kılınmasıyla hayata geçirilmesi meselesi de var. İşin o yönü de cumhuriyetimizin laiklik ilkesini ilgilendiriyor.
Oraya gelmeden önce yine cumhuriyetimizin temel bir hedefi olan “muasır medeniyet”e lafı getirelim, orada bu işler nasıl oluyor, ona bakalım. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’ni ele alalım. Bu ülkede “lisede ibadet” gibi bir kavram hiç kimse için şok edici olmaz; çünkü ülkenin dört bir yanında Katolik, Protestan, Yahudi veya Müslüman inancına göre kurulmuş özel okullar vardır. Bu okullarda öğrenciler topluca dua da ederler, ibadet de. Bu okullarda kilise, sinagog veya mescidler “gizli” filan değil, gayet açık bir şekilde öğrencilere hizmet verir, kimse bundan dolayı dehşete kapılmaz. Dolayısıyla “ibadet eden lise öğrencisi” kavramı, “muasır medeniyet”te hiç ama hiç sorun teşkil etmez. Kimse “bu pırıl pırıl gençlerin körpe dimağları dini kitaplarla yıkanıyor” diye ortaya çıkmaz.
Fakat meselenin altı çizilmesi gereken bir yönü daha var: Söz konusu okullardan bahsederken bunların “özel okullar” olduğunu belirttim. Buna mukabil devlet okullarında dini bir eğitim ya da ibadet yeri bulunmaz. Çünkü devlet okulu denen yer, farklı inançlara sahip olan yurttaşların hepsine birden hizmet vermek üzere kurulmuştur ve buralarda “dine karşı tarafsızlık” ilkesi esastır. Laik devletin okulu da kuşkusuz laik eğitim vermelidir.
Laiklik ve Eğitim
Gelelim Bağcılar Lisesi’ndeki “toplu namaz”a… Burası bir devlet lisesi olduğuna göre, burada öğrencilere ders müfredatı dışında dini telkinde bulunulması gerçekten de laikliğe aykırı bir uygulamadır. Ancak mesele bu kadar da basit değil.
Öncelikle, “öğrencilere dini telkinde bulunulması” ile “ibadet etmek isteyen öğrencilere mekan sağlanması” birbirinden farklı şeyler. Bu ikincisinin milli eğitim mevzuatına göre yasak olup olmadığını bilmiyorum. (İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, “Okulda mescit açılmaz, Bakanlığın böyle bir şeye müsamahası olamaz” demiş; dolayısıyla herhalde öyle.) Ama “yasak olmalı mı” diye sorarsanız, bence olmamalı: “Çağdaş” devletin, ibadet yeri talebinde bulunan vatandaşların isteğini karşılaması yanlış bir şey değildir. İngiltere Kraliçesi Elizabeth, geçen yıl sarayında çalışan tek bir Müslüman görevli için dahi seve seve "mescid" açtırmıştı. İngiltere’ye “irtica” gelmiş olmadı.
Meselenin ikinci bir yönü daha var. Az önce ABD’deki özel okul-devlet okulu ayrımını belirttim. Devlet okulları “laik eğitim” vermek zorunda iken, özel okullar dini eğitim verebilir, buna “toplu ibadet”i de katabilirler dedim. Fakat Türkiye’ye baktığımızda bunun mümkün olmadığını görüyoruz. Çünkü Türkiye’de özel okullar da devletin tam kontrolü altında ve “laik eğitim” vermek zorunda!..
Yani bizim eğitim sistemimizin tekilliğinden kaynaklanan bir sorun var ortada: Devlet, sadece standart bir eğitime izin veriyor. Bu durumda bazı dindarlar bu standart eğitime “sızma” çabasına girişiyorlar ister istemez. Böyle olunca “hayır, laiklik buna izin vermez” deniyor. Tamam, o zaman bırakın özel dini okullar kurulsun. Ama hayır, ona da izin yok…
Peki “muasır medeniyet”in her ülkesinde var olan “dini eğitim” bizde nasıl sağlanacak? Çocuklarını dini değerleri de içeren bir eğitimden geçirmek isteyen aileler, bunu nasıl yapacak? Geçmişte tek çözüm olarak gördükleri İmam Hatip Okulları’na yönelmişlerdi; ancak devlet kendi açtığı bu okulları “tehdit” sayıp mezunlarına üniversite kapısını daraltınca, o yol da çıkmaza girdi. Bu okulların “devletin din adamı ihtiyacı”nı karşılamak için kurulduğunu duyuyoruz habire; peki ama “toplumun din eğitimi ihtiyacı” ne olacak?..
Keşke Laik Olabilsek…
Aslında mesele dönüp dolaşıp bizde laikliğin nasıl anlaşıldığına geliyor. Laiklik, devletin dini inançlara (ve inançsızlığa) karşı tarafsız olması mı demek? Yoksa “dini yaşam”a karşı “dini olmayan yaşam”ın yanında saf tutması mı?
Dünyanın laik demokrasilerinde üstteki yorumlardan ilki geçerlidir. (Amerikan Anayasası’na göre, “Kongre, ne dini empoze eden, ne de onun özgürce yaşanmasına engel olan bir kanun çıkaracaktır.) Laiklik böyle anlaşılırsa, toplumdaki “dini yaşam”ın laikliğe aykırı olmadığı da açıkça görülür.
Ama bir de dini inançlarla felsefi açıdan sorunlu olan otoriter rejimlerin laikliği vardır. Bunlar, din özgürlüğünü tanımaz veya çok sınırlı olarak kabul eder ve toplumlarını “dini olmayan yaşam”a geçirmeye çalışırlar. Sovyetler Birliği, Mao devrinde Kızıl Çin, bugünkü Kuzey Kore bu tür rejimlerdir.
Bizim Anayasa’mızda tarif edilen laiklik, sadece “devletin düzeninin” dine dayanmaması gerektiğini söylediği, dahası “din ve vicdan özgürlüğünü” tanıdığı için, üstteki laiklik tariflerinden ilkine denk düşüyor. Ama bazı seçkinlerin zihin yapısı, ikinci tip laikliğe daha yakın. Onun için “laik yaşam biçimini topluma kabul ettirmek”ten söz ediyorlar.
Keşke gerçekten laik, yani dine karşı tarafsız bir sistemimiz olsa... O zaman herkes çok daha rahat edecek. İsteyen namaz kılmak, isteyen kadeh tokuşturmak için toplanabilecek. Ve hiç kimseye, sanki büyük bir kabahat işlemiş gibi, “suç üstü” yapılmayacak.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 1, 2007 12:08 PM
çok doğru bir noktaya parmak basmışsınız.kanımca burada hedef alınan iktidar partisi ve başörtüsüdür.etik olmayan insan hak ve özgürlüklerini ayaklar altına alan bir uygulamadır.haberi yayınlayan yazılı ve görsel medya(9 gazete ve 5 tv) kuruluşlarına karşı gerekli yasal işlemlerin yapılması gerekmektedir.duyarlılığınız için teşekkürler...
Yazan: hacer vildan yavuz Tarih: June 1, 2007 2:23 PM
sitenizde ilk defa yorum yazıyorum. 1-2 aydır takip etmeye çalışıyorum yazılarınızı fakat artık zorlanıyorum. maalesef sizde düşüncelerinizi yazıya dökerken karşı tarafın zihnini açmaktansa, düşüncelerini değiştirme eğilimi var. bu yüzden artık bir okuyucunuzun eksildiğini belirtme gereği duyuyorum...
bu arada hala bu memleketin değerlerinin, geçmişinin gözönüne alınmadan, diğer ülkelerle kıyaslanmasına dayanamıyorum.
çalışmalarınızda başarılar dilerim, umarım yaptığım yorumun bir kıymeti olur...
Yazan: batu Tarih: June 1, 2007 2:52 PM
"ozelestiri" den acilmisken birazcikta cuvaldizi ataletten, itidalden yana bilgelik dersi veren dostlarimiza batirmamiz gerekmezmi?
Evet artik "namaz kilmanin" da suc teskil ettigi sucun videolar ile kaydedildigi ve e-muhtiralara maazeret teskil edildigi noktada oldugumuzu tesbit etmis bulunuyoruz. Bu tespitle 80 kusur , yildir yapiliyor. Bu zumumleri briktirseniz ansiklpediler doldurur.
Ee, biz ne yapacagiz? Bunun cevabini veren simdiye kadar cikmad maalesef. Peki sizin stratejiniz ne sevgili aydinlaimiz, yazarlarimiz, kanaat onderlerimiz, konuyu sukunetle, "ortam germeden" akademik duzlemde tartisma kaabilyetine sahip dusunurlerimiz?
Iste yazdim ya demek sorumlulugumuzu karsilamaya yetiyormu?
Islam dusmanlarina hak verdigim bir nokta var: Halkin yuzde 99.8 'inin mUsluman oldugu bir mittir; dunyada 1.5 milyar Musluman oldugu gibi.Bu kizinin musluman olmasindan dehsete dusup laikci cepheye malzeme sunan baba da "muslumanim" diyordur muhtemelen; nufus kagidinin otesinde.
Vicdan sahipleri, minimum evrensel ahlaki kistas kllananlar, adaletten yana olanlar, ozgurlukculer, ve iman edenler, hangi gruptan olurlarsa olsunlar bu iddialarinin minimum ifadesi bu zulumlere, ahlak (hangi tanmin kullanirsaniz kullanin) yoksunlugunu "yanlis" buldugunuzu soylemek. Bunu yapiyorsunuz.
Ama tekrar ediyorum. Bununla "tamam gorevimz bitti" diyebiliyormusunuz? Kimiz, nereden geldik nereye gidiyoruz, varligimizin manasi nedir?
Sozun bittigi noktadayiz. Eylem gerekli! Direnis gerekli. Starteji gerekli. "Bakin bugun ne yaptilar" da gunu kurtarmiyor. "Bu yanlis" ta. Deliller ortada. Demekki "hak verilmez alinir diyenler hakli" imis. Zulum karsisinda sessiz kalma uzerine ayetler hadisleri, veciz sozleri de buralarda, gazetelerde bizlere itidali vaz eden kardeslerimiz arastirirlar belki.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: June 1, 2007 4:05 PM
M Akyol, yine gelen gemiyi en baştan uçak sanmışsınız, sonra da başlamışsınız uçmaya. Öncelikle kim ne der, ne söyler , ya da kimin ne söylediği kimi ne kadar bağlar, işin bu kısmını konunun dışında tutarak, şurası nettir ki, Laik bir ülkede okullar dini ibadet yeri olarak kullanılamaz. İbadet yeri olan yerler bu ülkede bellidir. Burada okul yönetiminin amacı ya da niyeti önemli değildir. Önemli olan yazılı kurallara aykırı bir işlem yapılmıştır, sorumlusu kimse hesap vermelidir.
Hukuk devletinde işleyiş yazılı kurallara göre yapılır. Kimin ne niyetle ne şartlarda ne yaptıkları bundan sonra gelir, ve de şurası çok açıktır ki burada hukuka ve yönetmeliklere aykırı bir eylem vardır.
Tartışma bunun üzerinedir. Namazın iyi olup olmadığı değil, dini ibadetin yapılıp yapılamayacağı değil, bu kişilerin iyi ya da kötü niyetli olup olmadığı değildir konu; husus burada yersiz bir eylem yapılmıştır, sorumlusu cezalandırılmalıdır.
Elbette ki insanlar dinini yaşamalıdır, ibadetini yapmalıdır, ama bunun yeri Milli Eğitim Bakanlığı değildir, bu asla olamaz.
Babaya gelince, bir baba kızını ne şekilde yetiştireceğine kendisi karar verir, ve baba kızına karşı ceza hukukuna giren eylemlerde bulunmadığı sürece bu ikili ilişkiye kimse hiçbir suretle karışamaz. O nedenle kimsenin bu babayı kızı ile ilgili hassasiyetleri üzerine eleştirmeye hakkı yoktur, ayrıca ben babanın hiçbir kötü niyeti ya da yanlış davranışı olduğunu düşünmüyorum. Bu durumla ben de karşılaşsam anında benzer girişimde bulunurdum. Benim çocuğumun okulunda kimse Milli eğitimin kurallarına aykırı eylemlerde bulunamaz.
Bu babayı salt elimize alacak olursak, dediğim gibi bir baba istediği gibi istediği seviyede kızı üzerinde hassasiyet sahibi olabilir. Bunu eleştiremezsiniz, kendince yuvası mutludur veya mutsuz olmuştur, rahattır veya rahatsızdır kızının inancını yaşaması konusunda. Buna kimse bir şey diyemez, ta ki işin sınırı ceza hukukunu ilgilendiren eylemlere ulaşmadığı sürece. Yani m Akyol sizin üzerine vazife değildir bu babanın yakınmalarını eleştirmek.
Ayrıca o kadar üniversite okuduysanız, artık şu karından konuşma alışkanlığınızı bir kenara bırakın lütfen. Ne demek “kimi gazeteler”? Kim bu gazeteler, hangi sayı, hangi haber?
Ha şimdi geldik sizin anlam yanılgısına, ve de insanları yanıltmanıza:
Bakın muasır medeniyet seviyesi ile siz ABD yi birebir tutamazsınız, üstüne bir de onun her yaptığını işte muasır medeniyet seviyesi bu diyemezsiniz.
Yani puma hızlı bir hayvandır, pumanın bıyıkları vardır, o halde bütün hızlı hayvanların bıyıkları olmak zorunda olur sizin bu mantığınıza göre.
Yani bir muasır medeniyet seviyesi dediğiniz bir ülkenin bir özelliğini alıp, bütün ülkelerde bu böyle olmalı diyemezsiniz. Bu mantıksızdır.
Ayrıca ABD nin kendi koşulları vardır, bugün ABD başkanı şeriatçıyız elhamdülillah demiyor, ya da ABD de rejimin temel dayanakları üzerinde bir tehdit yok, siz bir çıkın da anayasal rejime aykırı bir talepte bulunun bakalım başınıza neler geliyor, ya da siz m Akyol, o kadar orada konuşuyorsunuz, hadi çıkın da bırakın rejim meselelerini, azıcık bir İsrail devletinin zulmünü konuşun bakalım neler oluyor sonra? Buyurun, denemesi bedava!
Her ülke rejimin temel ilkelerini korumak zorundadır, aksine müsaade edemez, ve bu tehditler o devlette ne kadar güçlü ise hassasiyet de o kadar artar. Bu tamamen mantık çerçevesinde bir durumdur. Ve ABD deki hassasiyetler ile burası bir olamaz. Adamların ülkesi kendi topraklarında tarihinde sadece bir kez vurulmuş, oysaki sizin daha cumhuriyetinizin yaşı belli, üzerindeki baskılar belli, nasıl kurulduğu belli, nasıl yıkılmaya çalışıldığı belli. Buyrun ABD nin son kıta güvenlik bölgeleri düzenlemesi: Buna göre tüm dünyada evet tüm Dünya da bu düzenlemeye göre ülkesi bölünerek ayrı bölgelerin sorumluluğuna verilen tek ülke Türkiye. Üstelik tam da güneydoğu bölgesi ayrılmış nedense!
Yani uzun sözün kısası sizin de bildiğiniz gibi, farklı şartlar ve durumlarda aynı kurallar ve görüşler işletilmesi beklenemez. O nedenle siz ABD deki her eylemi, Türkiye’ye referans tutamazsınız. YEMEZLER!
Sizin bahsettiğiniz ABD de isteyen istediği gibi dini okul kurabiliyor, isteyen kendi ibadethanesini istediği gibi açabiliyor. Ama m Akyol sizin de bahsettiğiniz gibi bunlar resmi okullarda olmuyor. Orada resmi ibadethane zaten yok. Yani kilise kendi kendini finanse ediyor. Bu bahsettiğiniz dini okullar ise özel okullar. Devleti resmi okullarında bu tür bir şey olmuyor. Ayrıca, tüm bunların dışında, yani ABD de olsa bile bunlar, bu ABD yi bağlar, çünkü oranın şartları ayrıdır. Bu ülkenin koşulları ayrıdır, bu ülkede devletin bütün kanallarına sızacaksınız diye müritlerine öğüt veren şeyhler var, ABD çok iyi bilir bu şeyhleri, hatta birisi orada villalarda yaşıyor şimdi Amerikan kartalının kanatları altında. Öte tarafta ise, bu ülke sadece 80 yıllık bir rejim deneyiminin içerisinde. Bu ülkenin bir komşusu şeriat rejimini ihraç etmeye çalıştı, bir komünist komşusu toprak talep etti, bir garip komşusu terörü besledi, bir başka komşusu hala toprak talep ediyor ve bunu anayasasına koyuyor. Bu ülkede sadece laik düşündüğü için insanlar katledildi. Bu ülkede etnik kimliğinden ötürü, ya da dininden dolayı insanlar öldürülüyor. Öldürenler kahraman bile ilan edilebiliyor.
Yani m Akyol, burası ABD değil.
Şimdi ben de size bir örnek vereceğim, yine okulum ODTÜ den: ODTÜ de benim bildiğim iki mescit var, buna ilaveten bir tane de cami var, imamı filan var ama ezan okunmuyor, yerleşkenin içinde olduğu için. Burada ben hiçbir sorun görmüyorum çünkü din bir ihtiyaçtır, bu ihtiyaç elbetteki karşılanmalıdır. Okulumuz şehir dışında olduğu için çok yakında bir cami yok, yani bir öğrenci namaz kılacak olsa, ya bir arabaya binecek, ya da bir hayli yol yürüyecek yerleşke dışına. Bu durumda okul öğrencilere yardımcı olmuş, ve mescit açmış, cami yapmış, ve burada ben dahil kimse bir sorun görmüyor. Üstelik ODTÜ de ramazan zamanı yemekhane iftar vaktine göre ayarlıyor, ayrıca çok talep olursa yemekhane sahurda bile açılıyor.
Halbuki şehrin içinde bir okulda bu işler sizin iyi niyetli(!) bir şekilde bahsettiğiniz gibi olmuyor. Yani yakında cami varken okulun içinde namazgah açmanın zerre kadar iyi niyeti olamaz. Yatılı okul olsa , ya da yakında cami olmasa durumu konuşalım diyeceğim, ama durum öyle değil.
Bunun dışında, diyelim ki bir gerek var öyle ya da böyle, burada müdürün yapacağı bellidir, üstü olan Milli Eğitim Müdürüne durumu açar, gereken izni alır. Ee bu da yok, kendi kafasına göre aykırı eylem ve işlem. İşte bu kabul edilemez.
Ha yine geldik ABD-Türkiye’ye: Bakın m Akyol, orasının koşulları farklıdır, ve yukarıda bahsettim, bu ülkede siz dini eğitimi serbest bırakamazsınız, çünkü bu ülkede bir gencin önce çağdaş eğitimi alması gerekir. Muasır medeniyet işte budur. Bunun dışında kişi isterse dini eğitimini de alabilir, bırakın özel okulu felan, ABD den daha farklı olarak Türkiye ye resmi kurumlar bile din eğitimi verebilmektedir, ama hangi şartla: Milli Eğitim den ayrı olarak, ve okul zamanı dışında. Daha bu ülkenin dine hizmet için ne yapması gerekiyor? Kuran kursları düzenlenmiyor mu?
Ayrıca dediğim gibi, laik rejime ABD de bir tehdit yok, o nedenle müsaade edin de Türkiye bu konuda biraz daha hassas olsun, değil mi?
Bırakın eğitim kurumlarını, camiler en ufak bir şekilde devletin otoritesinden çıktığında neler olmuyor görmedik mi? Açıkça sorayım size:
Bu ülkede devlet otoritesinin dışında ABD deki gibi dini eğitim veren özel okullar olduğunda siz sorun olmayacağına inanabiliyor musunuz?
Bir de çıkmış bu ülkede din özgürlüğü yok diyorsunuz, dini eğitim yok diyorsunuz? Ya biz kör müyüz?
Kuran Kursları mı açılmıyor? Namaz mı yasak? Cami mi yasak? Oruç tutmak mı yasak? Devletin ve kurumların işleyişine engel olmadığı sürece diğer modern devletler gibi Türkiye’de de dini özgürlükler vardır, buna dini eğitim de dahildir.
Bu ülkede kimse din olmayan bir topluma taraf değil, varsa da bence bu yanlıştır. Bırakın İslamı, diğer dinler dahil bu toplumun bir öğesidir, diyelim ki insanlar dinden soğudu, bence dini kültürel işleyişler gerekirse devlet tarafından yaşatılmaya çalışılmalıdır. Orta yerde bol uçuyorsunuz yok din yasak bu ülkede filan, yani görmesek bize daha neler neler diyeceksiniz allah bilir?
Bakın son olarak söylemek gerekirse, sizin eleştirdiğiniz “suçüstü” doğru bir davranıştır, baba gerekeni yapmıştır, çünkü laik devlet aynı zamanda demokratik ve hukuk devletidir, ve de hukuk devletinde insanlar kuralları bilmek ve uygulamakla yükümlüdür. Kurallara aykırı işlem yapanlar sorumludur.
Üstelik tartışmaya bir de son mesaj ekleyeyim;
Mevcut işleyişte sizin anlayışınıza aykırı durum varsa size hatırlatacağım bir söz var:
Marifet kuralları çiğnemek değil, değiştirmektir.
Daha eklenecek bir şey göremiyorum.
Yazan: Beagle Tarih: June 1, 2007 4:09 PM
Öteden beri medyanın bu tarz heberleri fondaki gerilim müzikleri ile ekrana getirmesi, nasıl karşılanıyor diye düşünüyorum.
Ergen çağdaki gençlerimizin korkuyla şiddetle din ve vicdan özgürlüklerinin karşıt ideolojiler ile empoze edildiğini görüyormusunuz acaba merak ediyorum..
Bu haberleri izleyen gençlerimizin iç dünyasını bir yorumlayın: Namaz kılmak kötü bir davranış, ben de şurada veya burada namaz kılarsam ifşaa edileceğim demek ki.
İlahi okuyan çocuklar aklıma geldi birden.
Ordu beylerine göre güya rejim için bir tehdit olan bu çocukların, böylesi bir habercilik anlayışı sayesinde, saf ve masum dünyaları bilinçsizce yıkılıyor tahrip ediliyor.
Peki, sonra ne olacak..
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 1, 2007 5:11 PM
Kimileri "yahu konu namazı kötülemek değil, var olan yasalara karşı bir durum var ortada. konu bu" diyor.
Yani şunu demek istiyor; "hayır, medyamız, bürokratik kuruluşlar, devlet büyükleri, sandığınız gibi din ve din argumanına karşı değil, sadece kurallara uygunsuzluk var ona karşı"
Net bir biçimde katılmıyorum.
Bundan evvel silahlı kuvvetler bildirisinde de aynı durum yaşanmıştı; orada ilahi okuyan, başları örtülü çocuklar vardı, ve okul gibi, kamu binası içinde biryerde de değildi bu olay. Ne denildi?
"o saatte yataklarında olması gereken çocuklar, çağdışı kıyafetlerle..."
Burada kurala uygunsuzluk var mı? Ama gerekçe; çağdışı kıyafetlerle ilahi okumak. Medya da bu olaya tıpkı bugünkü gibi, şeriat şarkılarıyla gitti. Halbuki bu sivil bir organizasyondu. Sizin gibiler için, ve bu aile için ana unsur "kişilerin mümkün olduğunca dini unsurlardan uzak tutulması"dır. Sizin başlıca kaygınız budur.
Baba, kızının davranışlarında değişik bir şey sezmiş, kızı dini kitaplar okuyormuş. Merak ediyorum, acaba kızı okulda değil de, camide falan namaz kılıyor olsaydı, baba "haa tamam oyleyse, endişelenecek bir durum yok." diye kızını değiştirmemeye mi çalışacaktı? Babanın niyeti belli; kızını mümkün olduğunca dini unsurdan uzakta tutmak. Bunun kurallara aykırılık, devlet kurumuyla falan ilgisi yok.
Evet, yasalara göre suç işlenmiş olabilir. Konuya sadece bu noktadan bakanlar da olabilir. Ama lütfen, herkesin sırf bu usulsuzlük nedeniyle, dini aşağılama amacı gütmeden olaya yaklaştığını söylemesin. En gerizekalı insan bile söz konusu gazetelerin haberlerini okuduğunda neyin "suç" gibi gösterildiğini anlar.
Bu konuda benim yorumum (bloguma yazdım merak eden için) özet olarak şu "yasalara göre suç işlenmiştir. sorumluları okul idarecileridir. ancak yasa yanlıştır. demokratik bir ülkede, çoğunluk talep ettiği müddetçe devlet de ibadet edecek mekan veya saat düzenlemesini ayarlamakla yükümlüdür"
Yazan: tahsin Tarih: June 1, 2007 5:18 PM
Keşke gerçekten laik, yani dine karşı tarafsız bir sistemimiz olsa...(Mustafa Akyol)
Yani bizimde kendimize has Hamas, Hizbullah, El Kaide vb. gibi sivil toplum kuruluşlarımız olsun istiyorsunuz?
Mustafa bey iyi güzelde hamas mensubu Filistinli intihar eylemcilerini niçin din adına cinayet işleyen teröristler diye kınıyorsunuz o zaman?
Bu ne yaman çelişki böyle? İslam dininde hem laik hem müslüman nasıl olunabilirmiş örneklerle açıklarsanız seviniriz. Öyle örnekler vermelisiniz ki, halkın büyük çoğunluğunun müslüman olduğu bir ülkede sizin laiklik anlayışınıza göre böyle bir ülkede Hamas, Hizbullah, El Kaide türü sivil toplum kuruluşları peydahlanmayacak olsun.
Lütfen.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: June 1, 2007 6:21 PM
Sayın Hülagü,
Bizim ülkemizde de TİKKO, TKP/ML, PKK gibi tonla terör örgütleri var mı var... Demek ki neymiş? STK'larla terör örgütleri farklı şeylermiiş. Neymiş bir daha söyleyelim?
Yazan: blue Tarih: June 1, 2007 7:28 PM
Lisedeyken bu konuda çok sıkıntı çektik,
Okulda haliyle namaz kılacak bir yer yoktu.
Bir tenefüs koşarak en yakın camiye gider abdest alır, ertesi tenefüste de o abdestle namaz kılardık.
"Okulda Zoraki Namaz" Görüntülerini izlerken o günler geldi aklıma.
--------
anladığım kadarıyla kimse kimseye zorla namaz kıldırmıyor, bazı öğrenciler kendi iradeleriyle kılıyor.
En çok da bu "toplu namaz" sözüne güldüm. Çocuklar cemaatle de kılmıyordu, biri yatarken biri kalkıyordu gördüğüm kadarıyla. Ve zaman kısıtlı (tenefüs, öğle arası), mekan da kısıtlı olduğuna göre elbette yanyana kılacaklar.
Öğrenci tenefüste namaz kılmak istiyor, boş bir yer de bulmuşlar, kim neden rahatsız oluyor anlamıyorum. O çocuklar namazlarını kılamasa, okuldan da, milli eğitimden de, "laik" devletten de bu yüzden nefret etseler, hırslansalar mutlu mu olacaksınız?
Çok yazık.
Yazan: VolkanS Tarih: June 1, 2007 8:04 PM
volkan selam, kişi kendi dini korumakla yükümlü herşeyden önce. Ayağa düşürmemek gibi bir sorumluluğu var.
eğer bu ibadedtini kamuya açık yerde bu şekilde icra edersen malaesef ayine dönüşür.
siz o okulda herhengi başka bir grubun toplaşıp ayin yapmasına da fiziki imkan sağlamak durumunda kalırsınız. din ve vicdan özgürlüğü budur. nasreddin hoca'nın kazan hikayesini anlattım daha önce. ben de yazdım, beagle'de yazmış yukarda.
ama içiizden geçen biz o başka gruba ayin yaptırmayız kafasını kırarız gibi bir düşünce ise,
din kitabınız size derki;
yeryüzünde bozgnculuk yapmayın.
siz böyle davranarak bozgunculuğa neden olacak işler yapmayın diye ben size ilave edeyim.
dini doğru tebliğ etmek sorumlğunuz da var. davranışlarınızlarınızla bunu yapıyorsunuz.
ama namazı artisliğe dönüştürecek yolda döşeme
taşları diziyorsunuz. Türk milletini namzdan soğutmanın teşoronluğunu yapmayın.
Gazetelerdeki başlıklardan ben de rahatsız oldum ama benim gibileri çaresiz bırakan sizlersiniz.
yani görünen islam !
Halbuki sizin dininiz esek bir dindir. Bir kişi oturduğu yerden de namazını kılabilir. namaz kaza edilebilir. toplu namaz farz değildir.
Ama fiziki olarak olmayan şatları zorlamanın bir nedeni olamaz. üstelik okuldaki yöneticiize sizler, okulumuzda yangın merdiveni var mı diye sorsanıza önce ??
Yazan: knz Tarih: June 2, 2007 8:10 AM
Laiklik ilkesi maalesef günümüzde bir kesim tarafından farklı şekilde algılanıyor... Ya da daha uygun bir ifade ile işlerine geldiği gibi anlamayı tercih ediyorlar...Neden mi? Çünkü iktidar elden ilelebet gidiyor! İktidarı kaybetme korkusu ile etekleri tutuşan bu kesim "Rejim elden gidiyor" ve "laikliğe aykırı uygulamalar var" yaygaraları ile ülkeyi kamplara bölerek, halkın arasına fitne sokmaya çalışıyor. Ayrıca tek çare olarak da askeri müdahaleyi savunuyorlar... Bu haberler neden şu zamanda ortaya çıkıyor? Kasıtlı olarak tabiiki... Bakın bunların gizli gündemleri var, faaliyete geçiriyorlar, aman aman geç kalmadan müdahale edelim diyorlar...Ekonomi, eğitim, dış politika bunların umrunda mı? Önemli olan koltuk sevdası! Türkiye'nin sorunlarına yönelik hangi projeleri seçmenlerine vaad ediyorlar...Tabii her hangi bir projeleri varsa rejimi kurtarmak dışında...:):):) Maalesef hepimiz bu kesimin mağdurlarındanız, kimimiz az, kimimiz fazla...Nasıl mı? Her gün haberleri izlerken yaşadığımız gerilimin hayatımızın bir parçası haline gelmesi azımsanacak bir şey değil bence! Suni gündemlerle ülkemize boşa zaman kaybettiren bu kesim, er ya da geç tarih önünde hesap verecektir...Buna gerçekten inanmak istiyorum.
Ülkemiz için hayırlı olan olsun, ne diyelim...
Yazan: Kübra Tarih: June 2, 2007 9:09 AM
Neyniş neymiş! kamusal alanda namaz da kılmak da yasakmış.
Okulda, bodum katında namaz mı kılınırmış!
Namaz kılanlardan bir elkaideci türeyebilirmiş.
Ey namaz kılan öğrenciler:
Sizin okula cami uzaksa ve teneffüsler de fırsattan istifade ederek namazınızı kaçırmak istemeyip bodrum katında namaz kılmayı düşünüyorsanız, sakın buna teşebbüs etmeyin çünkü Bekir yıldırım gibi vatandaşlar bundan rahatsız oluyor.
Yazan: Ahmet Faruk Tarih: June 2, 2007 9:24 AM
Yazan: blue Tarih: June 2, 2007 12:58 PM
Yine söylüyorum, bu ülkede bu konulara aklı eren nadir adamlardan birisiniz. Elinize sağlık Mustafa Bey.
Ülkemizde bir "laik olma" sorunu vardır evet ve bu sorun tamda sizin tanımladığınız şeydir. Bu ülkede "Laik olmak" = "Din karşıtı Yaşam Şekli" dir.
Ben, bu ülkenin günün birinde gerçekten "laik" olabilmesini, yani dindar olanlara da olmayanlar kadar saygılı davranabilmesini gerçekten umutla bekliyorum.
Sizin yazdığınız bu yazıları "anlayabilen" birileri çıkarsa o gün çok uzak olmayacaktır.
Yazan: canan Tarih: June 2, 2007 1:47 PM
Müslüman bir ülkede namaz kılmanın "suç "lanse edilmesi kadar saçma bir şey olabilir mi?
Son olayla ülkemizde laikliğin, din ve vicdan özgürlüğü yerine "İslamiyet karşıtlığı" ,"yasakçılık" "oligarşinin devamı" gibi amaçlar için bir "araç" olarak kullanıldığı bir kez daha ortaya çıktı.
Basın sanki müslüman bir ülkenin basını değilde mütareke basını gibi halkın değerlerinden uzak, "toplu namaz" gibi abuk sabuk tabirler kullanıyor.
Basına yön verenlerin katıldıkları masonik mahfillerdeki "ayinler" gibi tehlikeli bir şey değil bu.
Yazan: TT Tarih: June 2, 2007 2:03 PM
"yasalara göre suç işlenmiştir."
@ Tahsin
Ben de böyle düşünüyordum.. haber öyle çarpıtılmış ve yamultulmuş ki, böyle düşün(me)mek elde değil gibi. Halkımın güzel insanlarına acıyorum, böyle paçavra haberler karşısında ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
Bu toplum öyle bir kışkırtılıyor ki.. yarın bir gün bomba etkisinde infial yaşanırsa: Medyanın sorumluluk almayacağını hep birlikte göreceğiz.
Halk tabiri ile: Ben mal 'ımı bilirim !
Şu haber 'de sizin de tüme gidim yöntemini kullanarak eriştiğiniz: okullar dini ibadetlerini ifa etmek isteyen öğrencilere ortam hazırlamakla sorumludur konusu işlenmiş.
[ Kaynak ]
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 2, 2007 5:21 PM
"Yani bizimde kendimize has Hamas, Hizbullah, El Kaide vb. gibi sivil toplum kuruluşlarımız olsun istiyorsunuz?"
@ Hülagü
Elma ile, armutu ! karıştırmamak lâzım.. diye düşüneyim. El insaf.. .
* * *
@ Knz
Yazınızda, Müslümanlığın bilgi yönüyle yanlış anlaşılabilecek tanıtabilecek ifadeler var.. meselâ, toplu namaz kılmak nasıl farz ol(mu)yor muş ! Cemaat ile namaz kılmanın faziletlerinden bi haber olarak, yorum yazdığınızı düşünüyorum.
Şu ayin konusunu desteklemek için böyle ucuz bir dayanak noktası icat etmiş olmanız, af buyrun ama bilgi yönüyle acizliğinizi gösteriyor kanımca. Farz değilse peygamber sünnetidir !
Artislik mi dediniz ? Ya hu, sizokuma yazma da bilmiyorsunuz ? Olay bodrum katında geçiyor.. sokakta tdeğil ! Bu işin nereye provakasyon !!!
Sizi vicdana davet ediyorum efendim.. .
Atom mühendisi falan neyim olmanız, isminizin baş ucunda Prof neyim yazması.. sizi, veya bizi bir İslam alimi yapmaz. Bu konuda sallamasyon fetvalar vermek noktasına yeltendiğinizi çok kes gözlemliyorum.
Bir hatırlatma ve uyarıda bulunmak durumunda hissettim kendimi, artık ne kadar kaale alırsanız. Ben, üzerime düşen vazifeyi yerine getireyim de.. .
Yangın merdiveni mi ? Demek her şeyden önce yangın merdiveni falan geliyor.. sonra da vakitkalırsa ibadet ! Mantaliteniz ciddi derecede beni endişeye düşürmekte.
Siz atesit misiniz ? Ciddi ciddi soruyorum.. neyi savunduğunuzu anlamakta çok zaman güçlük yaşıyorum. İnançlı bir Hristiyan olsanız, razıyım.. onlar bile din hürriyeti peşinde koşuyorlar. Siz neyin peşindesiniz ? anlamıyorum.
Şu ifadeye bir bakar mısınız:
"din kitabınız size derki;
yeryüzünde bozgnculuk yapmayın"
Senin din kitabın ne ? Siz kendinizi hangi dine mensup görüyorsunuz ? Siz dediğiniz kesim, ve Biz diyeceğiniz kesim de ne demek oluyor.. Bizim kitabımız diyemeyecek kadar gaflete mi düştünüz ? bana mı öyle geliyor..
Lütfen.. bu yazımıza cevap olabilecek bir yanıt yazın, cevap bekliyorum.
Sizi su-i zan altında bırakmak çabasında değilim, böyle bir duruma düşmenizi de istemem.. ama, din 'imin farkındasınız veya değilsiniz: Çamurunu çıkartıyorsunuz..
Pardon ama ! ayıp ediyorsunuz gibime geliyor.. .
Şimdi akıl sizin, izan sizin: Eleştirme hakkımı kullandım, bir çocuk gibi mızıkçılık edip oynamıyorum işte demeyin. Sizi eleştiriyorum, yargılamıyorum..
Yanlış anlaşıldığınızı düşünüyorsanız, doğru bir şekilde anlaşılmak kaygısıyla yazmanızı acizane tavsiye ederim.
Nihayi olarak saygıyla, ve insanca bir sevgiyle diyorum ! Kavgamızı edelim, ama düşman olmayalım.. aklınıza, ve bileğinize itimat ediyorsanız karşınızdayım.
İyi günler,
* * *
@ Ahmet Faruk
sayın Bekir Yıldırım neyin karşısındaymış, izah eder misiniz ? bu sayfasındaki (o'nun) yorumunu okudum.. Cumhuriyet mitinglerine meydan var, Müslümanlık değerlerini savunanlara meydan yok mu..? sayın Yıldırım, nerede yanlış yapıyor ?
İnanıyorum ki: Sabrın sonu selâmet devri bitti efendim, şimdi sabrın sonu felaket devri 'ndeyiz..
Müslümanlık aşikar ve alenen tehdit, ve tehlike altındadır: Bu kadar vicdansızlık insafsızlık yeter. Adına Laiklik dediğiniz bir anlayış ile milletin inanç hürriyetine düpe düz engel olarak karşı çıkarak bu dini maskara haline getirdiniz.
Hangi düslümanlıktan bahsediyorsunuz siz ? Kamu alanında dinsiz olacaksın, evinde müslüman olacaksın ! Bu nasıl bir iki yüzlülük böyle.. ?
Evet ! Hristiyanların da, Yahudilerin de Budistlerin de dinlerini yaşama hakkını vereceksiniz.. Azınlıkların hak ve hürriyetini korumakla yükümlüdür sosyal devlet.. Laiklik dinsiz olun demek !!! Farklı din 'lere mensub vatandaşların inanç haklarını hürriyetini koruyun der.. ayrımcılık yapmayın der !
Anlamıyor musunuz bu kadar basit bir açıklamayı ?!!
İslamiyet; "senin dinin sana benim dinim bana" öğretisi ile Laikliğe sahip çıkıyor zaten. Hiç bir müslümanın Laiklik ile Cumhuriyet ile derdi meselesi de yok iken: bu kavramları bir problem miş gibi önümüze getirmeniz: sizlerin kara cahiller olduğunuzu bulguluyor, veya durumun farkındasınız da art niyetli davranıyorsunuz.
Miting herkesin taleb edebileceği bir haktır ! buna karşı çıkmak, irtica faaliyeti olarak lanse etmektek ile utanmazlığın bu kadarı olur 'unu oynamayın.. diyorum !
Saygılarımla,
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 2, 2007 6:34 PM
tt ve kübra volkana söylediğimi size de söyleyeceğim,
başka yoldan diyeceğim bu sefer.
kamuda din temsili ile ilgili tartışmalar ilk kez italya başladı sanırım.
italyada okul duvarlarında haç asılıydı. müslüman birliği şikayet etti. Bizim çocuklarımız müslüman ve o haç orada asılı drurken kendilerini ifade edemiyorlar, o halde biz de o haçın yanına allah muhamamed diye yazallım. biz de temsil edilelim, dediler.
mahkeme düşündü, her an yeni bir din türeyebilir,
zaten birçok din var, verceğimiz karar hepsine birden emsal olur. O zaman sorunu en sorunsuz çözmek için haçları okul duvarlarından indirilim, müslüman çocuklar da, rahatsız olmasın dediler.
müslümanlar azınlık oldukları yerde dvardan haç inditecek, ama müslümanların çoğunluk oldukları yerde değil okulda, kendi kitapçı dükkanında öldürülebileekler ??
görüntünüz bu.
yapayın bozgunculk diyorum.
namaz heryerde kılınır. kazası var. oturdğun yerde kılarsın .
hangi oklun fiziki yapısı toplu ayin veya ibadet yapmaya müsait değil ? sen kamuya ait, bütün dinlere ait bir yerde ibadetini müdür yöneticiliğinde yaparsan buna müslüman ibadeti değil, ayin derler. çünkü tek başına, tek kişilik bir din mesubu dahi olsa aynı hakka sahiptir., Malesef ritüeller iyi ya da kötü diye hukuk dilinde sınıflanamaıyor .
sen birşey yaparsan kıyas yolu ile diğer inanç sahibi de yapabiliyor. sen onu kötü inanç diye yasaklayamazsın.
bir inanç grubunu bir yerde toplamak da mümkün değil artık çünkü din ve vicdan hürriyeti sayesinde kişiler rahatlıkla din değiştirebiliyor
(milliyet değiştiremiyoruz ama farka dikkat edin)
o halde bu kapıyı zorlamaya ne gerek var ?
senin dinin ritüeller dini mi ?
değil ?
o halde neden durmadan sorun çıkartıyorsuz.
ama sen yaparsan, her din yapar ve yapma hakkına sahiptir.
siz kübra, din ve vicdan hürriyetini anlayabildiniz mi ?
Mİsyonerler okula geldiğinde onları dışarı atınca iş bitiyor değil mi ?
sonra burası müslüman ülke dersiniz. peki italya^'da müslümanlar neden brası hristiyan ülke demiyorlardı ?
18 yaşından küçük kız evibe gittiğinde annesine, kısa kolu giyorsun cehenemede yanacaksınız demesine sizler katılıyor musunuz ?
netice gerçek şudur;
1-herhangi bir okulun fiziki imkanları bütün dini ritüellere cevap vermek için yetersizdir.
2- herhangi bir velinin, din konusunda çocuğuna haricen telkinde bulunulmasından rahatsız olma hakkı vardır., bu ister misyoner olsun, ister budist veya uzay dini mensubu veya müdür beyin telkinleri olsun ?? Sen bunu ister miydin kübra , volkan, TT ??
Ayrıca ODTÜ ile bağcılar lisesini karşılaştıramazsınız.
Yazan: knz Tarih: June 2, 2007 7:55 PM
elinize sağlık mustafa beyi. gerçekleri en güzel şekilde dile getirmişsiniz. tebrikler.
eğitim kurumlarımızda bu tip uygulamaların yaygınlaşması hepimizin arzusudur. müdürlerin ve öğrencilerin kendi insiyatifleri doğrultusunda, dileyen okulda namaz, ayin, dua, kuran ziyafeti gibi etkinlikler yapılmalıdır.
afiyet olsun.
Yazan: yilmaz Tarih: June 2, 2007 9:26 PM
Sevgili Beagle söylediklerin gerçekten de mantıklı şeyler.Fakat bir de kendinizi orada namaz kılan insanların yerine koysanız.Ben olsam mesela etrafta bir cami olsa neden okulun bodrum katında namaz kılayım?Mesela ben lisedeyken teneffüslerde okulumdan dışarıya çıkmak yasaktı.Elbette bunun amacı öğrencileri dışarıda meydana gelebilecek kötü olaylardan korumaktı fakat dışarıya çıkamamak ibadetimi yapamamak anlamına geliyordu.Okul devlet okulu olduğu için içerisinde mescit falan da yoktu.Eğer ben ibadetimi yapmak için bodruma gitsem bu suç mudur sizce?Yasaları çiğnememek gerekir,eğer lazımsa onları değiştirmek gerekir demişsiniz. Fakat böyle bir yasa meclis gündemine gelse laik olduğunu söyleyen bazı kesimlerin yaygarayı koparacağından hiçbir kuşkum yok.Ayrıca bu yasa çıkana kadar ben hiçbir şekilde ibadetlerimi yerine getiremeyecek miyim?Ayrıca devletin laiklik ilkesine bağlı kalarak bütün dindeki vatandaşlara aynı şekilde davranması yani ayrımcılık yapmaması gerekir.Eğer benim okulumda ayinini yapmak isteyen bir Hıristiyan varsa onun için de bir ibadethane açılması bana göre kesinlikle sorun değildir.Ayrıca sayın M.Akyol haberde adı geçen babanın,kızının dindar olmasından kaygı duymasını anlayışlı karşılıyor ve dindar olan bir babanın da kızının içki içtiğini öğrendiğinde kaygı duyacağını söylüyor fakat medyadada çıkan haberlerde bu olayın üstüne basa basa bir babanın dramı şeklinde aktarılması objektifliğe aykırı bir olgudur diye ekliyor.Amerika'yla Türkiye'nin karşılaştırılması hususuna gelince.Elbette Türkiye ile Amerika'yı karşılaştırmak bir hayli zor.Çünkü kültürel yapılar arasında önemli farklılıklar var.Fakat burada yapılan karşılaştırma sadece laikliğin gerçek anlamının ne olduğu daha da doğrusu laikliğin uygulanması üzerine.Yani Amerika'nın bazı konularda yaptığı yanlışları biliyoruz fakat bu konuda yaptığı şey demokrasi açısından doğru olandır ve burada yapılan kıyaslamanın doğruluğu da su götürmez bir gerçektir.Eğer devlet halk için varsa,halkın isteklerine göre kendini yeniden gözden geçirmelidir.Bunun laikliğe de,demokrasiye de en uygun hareket olacağına inanıyorum.İyi günler diliyorum.
Yazan: Murat Tarih: June 3, 2007 1:53 AM
Bir sure once bu “namaz kilarken sucustu yakalayan” medyanin amiral gemisinde bir baslik vardi “bu da Sasirtan Demec” diye. Alman Sosyal Demokrat Shroeder darbeye karsi cikiyor, CHP’nin Sosyal Demokrat olmadigini falan soyluyor AK-Parti’nin demokrasi, insan haklari , ekonomi, modernlesme konusundaki basarilarindan soz ediyor idi:
Hürriyet Sosyal Demokrat’ın Darbeci Olmayışına Şaşırmış!
Ve ayni gün’ün diğer haberlerinden başlıklar, konular soyle idi:
“Lisede striptiz”(seyretmek için tıklayın) “bunları giyecek kadar cesurmusunuz” …. Şoförle aşk moda…. Çağdaş, laik, pornografi, çağdaş, laik, pornografi, cağ…, cinsellik, dekolte, cumhuriyet, cinsellik, Atatürk, bakin dinciler naapmis….vs….
Bu :”namaz kilaken basiklma” ve “lisede striptiz (seyretmek icin tiklayin)” “haberlerini” yapan laik, cagdas medfyanin”laiklik” “cagdaslik” kriterlerindeki hastaligi sergilemek amaci ile bir yorum gonderdim daha once. Herhalde benim degerlendirmem asiri bulundu sansure takildi. Bu , konuyu siyah-beyaz kadar billurlastiran tezati sergilemenin onemne inandigim icin bir daha deneyeyim dedim sansimi daha “sanitize” edilmis sekli ile. Olur ya bu defa sans yaver gider de moderatorun insafli tarafina rast geliriz :)
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: June 3, 2007 11:44 AM
Yazdıklarınız için teşekkür ederim.
Yazan: ıspanak Tarih: June 3, 2007 12:53 PM
Aslında bu tür meselelerle alakalı bir şeyler söylemek gerekince maalesef çok tepkisel davranıyorum dahası bunlar canımı sıkıyor.Türkiye de kronikleşmiş bir >İslam düşmanlığı var esasen, tabii milletin yüzüne baka baka ben İslam düşmanıyım diyemeyen bazı kurum kişi vs. elbette biz namaza karşı değil kuralların uygulanmamasına karşıyız diyecekler. Bilmiyorum daha bunları kaçyüzyıl anlatacağız hukuk kuralları insanların mutluluğu içindir dolayısıyla insanı baskı altına alan onu mutsuz eden dolayısıyla hukuka aykırı kurallar yaparsanız onları korumak için ancak despot yaptırımlar kullanmak zorunda kalırsınız ve bununla birlikte uygulamalırınızdaki meşruiyeti ortadan kaldırmış olursunuz şunu demeye kimsenin hakkı yoktur ''kanunsa bu mutlak şekilde uyulmalıdır'' hayır hukuka uygun olursa uyulma meşruiyetini kazanmış olur unutmayalım ki bir hukuksuzluğu bireyin yapması ile devletin yapması arasında herhangibir fark yoktur nasıl ki hukuku hiçe sayan bir bireyin kendi hukuki varlığını ortadan kaldırmış oluyorsa yani ona karşı birtakım yaptırımlar gündeme geliyorsa bu aynen devlet içinde geçerlidir yani sivil itaatsizlik hakkımız doğmuştur.Burda bizlere çok önemli bir görev düşüyor bunlara tepki gösterip kimsenin bizim başımızda bir despot olamayacağını halka rağmen kimsenin dayattığı kanunların meşruiyetinin olmayacağını hukuk hakkı için tüm insanların hakkı için hep birlikte yüksek sesle dile getirmeliyiz.Bu namaz meselesi değil bu bir insan hakkı katli meselesi türkiyede hukuk yapanların bu hukuku zerre kadar halkının taleplerini gözönüne almadan yapmalarının çağdışı bir örneği.Dolayısiyle Akyol'un da belirttiği gibi hem bu ülkede özel dini okullar açılmasına izin verilmeyecek hemde devlet okullarında da bu hak olamyacak bu haksızlık.Aynı zamanda okulda mescit olaması namaz kılınması ya da İsaya Yehova ya yakarmak niye yasak olsun devlet bunlari neden sağlamasın laiklik her inanışa eşit mesafede durmaktır yani herhangi bir din mensubunu diğerine karşı kayırmamak dini kamusal alandan dışlamak her türlü dinsel motifi yasaklamak değil.Böyle bir laiklik tanımı birilerince meşru görülüyorsa bu anlayış insana rağmen birtakım kurallar dikte ediyor demektir ki yıkılmaya mahkumdur dahası insan hakkı hukuku ve saadeti için kesinlikle yıkılmalıdır.Çünkü bu kanunların meşruiyeti yoktur insana rağmen hiçbirşey yapılamaz.
Saygılar
Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: June 3, 2007 3:20 PM
Blue, öncelikle ne oldu bizim Gılman meselesi, hani şu kemal Karpat başlığı altındaki tartışmada sizin beni cevapsız bıraktığınız? Önce lütfen o konuyu bir kapatalım olur mu? Hatırlatayım dedim!
Şimdi aslında cevap vermek istemiyorum önceki gılmanı halletmeden ama ben şimdi cevap vermezsem siz beni cevapsız filan zannedersiniz;
Hemen cevabınızı vereyim.
Bana ODTÜ deki yaygaralardan bahsetmişsiniz, yine söylüyorum, okulun içinde mescit ya da cami olması doğru değildir, kurallara aykırıdır. Ama ODTÜ deki gibi durumlarda yapılıyorsa şartlar gereği bir iyi niyetten bahsedebilir. Ben doğru olduğu için ODTÜ yü örnek vermedim, zor bir durumda iyiniyetli bir olayı anlatmak için o örneği verdim.
Şimdi geldik ODTÜ-Boğaziçi kıyaslamanıza: Peki blue, ODTÜ hocaları- hoca denmez, doğrusu öğretim üyesidir- Boğaziçi öğretim üyelerinden farklı yerlerde mi okumuş? Farklı yerlerde mi master -master denmez, yüksek lisans denir- yapmış? Ben biliyorum ki ODTÜ öğretim üyeleri de yurtdışı eğitimlerini almış insanlardır. Yani siz çıkıp da ODTÜ Boğaziçinin çok gerisinde bir üniversitedir demeye mi getiriyorsunuz? Lütfen tutarlı olun biraz.
Ha eğer siz özgürlükler ile kuralları çiğnemeyi birbirine karıştırıyorsanız durum vahim tabiî ki sizin adınıza. Bakın blue, kampüste -aslı yerleşkedir- yapılması yasak olan bir şeye müsaade etmek özgürlükçülük değil, hukuksuzluktur. ÖĞRENİN.
Bir de tutmuş bu hukuksuzluğu liseler için de dilemişsiniz, e size koca bir maşallah.
Lisede okuyan çocuklara yapılan muamale değildir husus. Husus hukuka aykırı eylemdir.
Yoksa size hukuka aykırı eylem ve işlemin yanlışlığını mı anlatmak zorundayım? Bunu mu tartışmamız gerekiyor yoksa?
Murat,
Etrafta bir cami olmadığından emin misiniz?
İkincisi cami olmasa bile, buradaki insanların niyetleri iyi olsa bile, bu yapılan hukuksuzluğu değiştirmez. İnsanların niyetlerinin iyi olması kanunlara aykırı eylem ve işlem yapma yetkisini vermez. Hangi hallerde ve şartlarda hukuka aykırı eylem ve işlem yapılabileceği yine yazılı kurallarda belirtilir. Ve şu an şu nettir ki, Türkiye Cumhuriyet’inde Milli eğitim okullarında namaz kılınamaz, hiçbir şart ve surette bu olamaz. Olursa hukuka aykırı eylem olur.
Ne dedim:
Marifet kuralları çiğnemek değil, değiştirmektir.
Eğer ki okullarda bu tür bir imkan yaratılmalı diyorsanız, bunun yolu gizli gizli eylem yapmak değil, konuyu yasama gücüne intikal ettirmektir. Bunun da adresi ve yöntemi bellidir. Lütfen marifet ne ise onu gerçekleştirmeyi konuşun.
Şimdi sizin samimi ibadet ihtiyacınızı belirten cümlelerinize biraz daha yakından cevap verecek olursam: Bakın, orası okuldur, amacı eğitimdir. Türkiye kanunlarında her kurumun, bakanlık, genel müdürlük, v.s. kuruluş amaçları ve görevleri belirtilmiştir. Kurumlar amaçları, görevleri ve yetkileri dışında işlemde ve eylemde bulunamazlar.
Milli Eğitimin ibadet imkanı sağlamak gibi bir işlevi yoktur. Olursa hukuka aykırı durum oluşur. Bunun üzerine eklenecek tek bir kelime görmüyorum.
Eğer siz okulunuzda namaz kılacak olursanız, kuralları çiğnemiş olursunuz, gereği ne ise sorumluluğuna katlanırsınız.
Şimdi geldik sizin deyiminizle laik yaygara çekinmesine:
Bakın, bizim yazılı kurallarımızı, kanunlarımızı, yönetmeliklerimizi öyle birbirinden kopuk yapamazsınız, işletemezsiniz. Türkiye hukuk sisteminde yazılı kurallar ilişkisinde en üstte anayasa yer alır. Yapacağınız bir kanun tüzük veya yönetmelik Anayasaya aykırı olamaz. Olursa Anayasa Mahkemesine kadar yolu vardır. Bu durumun her aşaması ve şartları yine yazılı kurallarda belirtilmiştir. Buradan sonra şu açıktır ki, anayasamızdaki laiklik ilkesine göre bu tür düzenlemeler yapılamaz. Anayasaya aykırı olur en baştan. Ve siz anayasaya aykırı işlemlere ses çıkartmaya yaygara diyorsanız yanılırsınız, çünkü bu yaygara değil, hukuk devletine sahip çıkmadır.
Peki anayasadaki Laiklik biraz törpülenirse ne olur?
İsterseniz bunu bir tartışma konusu yapalım çünkü ben bu konuda net düşüncelerinizi bilmiyorum. O nedenle sorayım:
Sizce anayasamızdaki laiklik yumuşatılmalı mı? Siz cevabınızı verin, ona göre öğrenerek yazayım sizin düşüncelerinizi çünkü şu haliyle yazmam yanlış ve eksik olur.
Olayı medyanın başka yerlere çekmesi, dramatikleştirmesi filan ayrı bir tartışma konusudur. Buradaki husus hukuka aykırılıktır.
Son olarak, Murat arkadaşım, laiklik de halk içindir, emin olun.
Laiklik yumuşatılmalı mı sorusunu cevaplarsanız, yaklaşımız hakkında bilgi sahibi olurum ve ona göre cevap verebilirim. Bilmeden yorum yapmak istemiyorum.
Yazan: Beagle Tarih: June 4, 2007 10:28 AM
Sayın knz, şahsıma yönelik ifade ettiğiniz “din ve vicdan hürriyetini anlayabildiniz mi?” sorusuna karşılık birkaç şey söylemek istiyorum.
Evet! Din ve vicdan hürriyetinin ne demek olduğunu bu konuda mağdur edilmiş bir kişi olarak çok iyi biliyorum. Bu ülkeye vergi ödeyen bir vatandaş olarak, Anadolu imam hatip lisesini derece ile bitirmeme rağmen üniversite giriş sınavında alan dışı tercih yapmam sebebiyle istediğim üniversite ve bölümde okuyamadım. Neden mi? Bu devletin açtığı imam hatip lisesinde okuduğum için yani fenni bilimler ile dinimi birlikte öğrenmek istediğim için… Siz gerçi bu uygulama ile mesleki eğitimin önemli hale getirilmeye çalışıldığını savunabilirsiniz. (diğer meslek liseleri de uygulamaya dâhil edildiği için). Sırf normal eğitim sürecimin yanında dini eğitimimi almak istemem sebebiyle istediğim üniversitede okuyamadım. Bunun nasıl bir his olduğunu ancak yaşayan anlar. Dışlanmışlık, ikinci sınıf vatandaş muamelesi… Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, inancım gereği taktığım başörtüsüne bile müdahale etmeyi kendilerine hak gördüler. Ama yinede tüm engellere rağmen eğitim sürecimi tamamladım, belki istediğim üniversite ve bölüm değildi ama yine azimle bu işin üstesinden geldim ve 4 yıllık bir devlet üniversitesinden de derece ile mezun oldum… Şimdi soruyorum size, sizce din ve vicdan özgürlüğü nerde bu ülkede? Benim başörtümden kime ne zarar gelmiş? Dinimi öğrenmek istemem sebebiyle neden cezalandırılıyorum?
Medyada yayınlanan olaya gelince… Benim burada eleştirdiğim husus, namaz kılmayı bir suç unsuru şeklinde lanse eden medyayadır. Ki ben bu olayın gerçek olduğunu da düşünmüyorum. Zamanlaması ve hadisenin ortaya çıkışı nedense çok garip geliyor bana…
Eğer din ve vicdan hürriyetini savunuyorsak, hiç kimse (tüm dinlere hitaben) inancından ötürü dışlanmamalı, yadırganmamalı, saygı duyulmalı…
Ayrıca dini bilginizin ne düzeyde olduğunu bilmiyorum ki beni de ilgilendirmiyor, inancınıza saygı duyuyorum. Ancak “namaz her yerde kılınır. Kazası var. Oturduğun yerde kılarsın .” ifadesinin uygun olmadığını söylemek istiyorum. Namaz her yerde kılınamaz, şartların uygunluğu aranır. Gerçi konumuzla tamamen alakasız ama yine de söylemek istedim.
Saygılarımla,
Yazan: Kübra Tarih: June 4, 2007 10:32 AM
Bircok kisi fikirlerini ifade etmis, meselelere hangi acidan baktiklarini aciklamislar ama temelde tüm ifade ve aciklamalar insan haklari ve hürriyeti baglaminda onu müdafa ve kaim kilmak amacli, fakat siz insan haklarini "insani" görmezlikten gelerek korumaniz mümkün mü, bu tip yaklasimlarin ne kadar sihatsiz oldugunu anlamak icin daha ne kadar zamanimizi harcamamiz gerek, basimiza gelen bu dert ve problemler aklimizi basimiza getirmede yeterli degil mi.
Ben bir kesimin namaz kilan ögrencileri göstererek kaygilarini ifade etmelerini anlayabilirim, bircok insan bircok sebebten namütenahi sebeplerden kaygilari olabilir ama bu kaygilarin "bir kisi hakkinda bile olsa" onun din hürriyetini ihlale hele herkezin temsilcisi olan Devletin gücünü kullanarak yeltenmesi yada zorlamasi kabul edilir bir sey degil.
Yazan: özkan barikan Tarih: June 4, 2007 9:00 PM
Hiç bir kimse hiç bir kimsenin namaz kılmasına karşı olamaz;
Namaz dinin en temel ibadeti ve emridir.
Burada bakılması gereken sorun bence
1-16 yaşındaki çocuk kendi başına soyunma odası diye bilinen bir yeri mescit haline getirebilir mi?
2- okul idaresinin bu konuda herhangi bir yönlendirmesi varmı?
3-namaz kılan ile kılmayan öğrenciler arasında bir ayrım sözkonusu mu?
4-fizik kimya biyoloji...vs derslerinde mevcut olan müfradat haricinde öğretmenlerin kendilerine ait ayrı bir müfredatı var mı?
5-namazı kazaya bırakılmadan da kılabilme imkanı varmıydı?
6-acaba tenkit edilen basının bu tavrı yaklaşan seçimler nedeniyle iki başlı siyaset fikrine odaklı yeni bir senaryonun uygulamaya konulması mı?
7- bu olayın bu kadar gündemde tutulması hangi partilerin dolaylı veya direkt menfaatine?
Teşekkür ederim
Yazan: ydmtd Tarih: June 5, 2007 12:27 PM
# Düzeltme
"Laiklik dinsiz olun demek !!!" şeklinde kullandığım ifade içeriğinde geçen "demek" kelimesi, "demez" olarak düzeltilmiştir.
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 5, 2007 1:54 PM
Beagle:Milli Eğitimin ibadet imkanı sağlamak gibi bir işlevi yoktur. Olursa hukuka aykırı durum oluşur. Bunun üzerine eklenecek tek bir kelime görmüyorum.
Aklıma ne geldi biliyormusunuz;
Ben askerdeyken(6 yıl önce)kışla içinde hem cami hemde mescit vardı.Üstelik askeri personelin mesai saatleri de ramazan ayında oruç'a göre ayarlanıyordu.
Beagle'nin yazdığına bakarsak laiklik konusunda hassasiyetleri malum olan komutanlarımızın ordunun işlevine aykırı bu uygulamayı neden yaptıkları da anlaşılmaz değil mi?..
Aslında laikliği yorumlama da Beagle gibi düşünenler keyfi davranıyor ve kafalarındaki laikliğin "dinsizlik" olduğuna dair kanatleri pekiştiriyorlar.
Ve bize laiklik olarak yutturulan şeyin sadece yasakçı kafanın kullandığı bir "araç" olduğu ortaya çıkıyor.
Yazan: TT Tarih: June 5, 2007 3:00 PM
Öncelikle, “öğrencilere dini telkinde bulunulması” ile “ibadet etmek isteyen öğrencilere mekan sağlanması” birbirinden farklı şeyler. Bu ikincisinin milli eğitim mevzuatına göre yasak olup olmadığını bilmiyorum. (İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, “Okulda mescit açılmaz, Bakanlığın böyle bir şeye müsamahası olamaz” demiş; dolayısıyla herhalde öyle.)
Ama “yasak olmalı mı” diye sorarsanız, bence olmamalı: “Çağdaş” devletin, ibadet yeri talebinde bulunan vatandaşların isteğini karşılaması yanlış bir şey değildir. İngiltere Kraliçesi Elizabeth, geçen yıl sarayında çalışan tek bir Müslüman görevli için dahi seve seve "mescid" açtırmıştı. İngiltere’ye “irtica” gelmiş olmadı.
Sayın Akyol,
İngiltere kraliçesinin yanında çalışan müslüman görevli için mescit açması ile bir devlet okulunda mescit açılmasını nasıl birbiri ile bağlantılandırıyorsunuz?
Sorun; herkesin ve tabii ki bu lise öğrencilerinin, bireysel ve anayasal hakkı olan ibadetlerini gerçekleştirmeleri değil, okulun cami gibi kullanılmasındadır. ("Çağdaş" olduğuna şüphe duymadığınızı sandığım Fransa'da okulu cami ya da kilise olarak kullanın da görün başınıza neler geleceğini).
İbadetini yapacak olan kişi, ibadetini camide ya da evinde yapsa bu sorunlar çıkmayacaktır. Ama sorun, ibadetin yapılması ve bunun gösterilmesi ise o zaman durum değişir.
Sapla samanı birbirinden ayırın, lütfen...
Yazan: İki Bir Tarih: June 5, 2007 3:42 PM
Biri şu arkadaşa lütfen Hukuk ile kanun'un hatta yasak'ın aynı şey olmadığını anlatsın.Yaptığınız kanun hukuk'a aykırı olabilir, şekil (1a)
Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: June 5, 2007 4:28 PM
Biri şu arkadaşa lütfen Hukuk ile kanun'un hatta yasak'ın aynı şey olmadığını anlatsın.Yaptığınız kanun hukuk'a aykırı olabilir, şekil (1a)
Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: June 5, 2007 4:36 PM
"okulda namaz" endustriyel elitin en buyuk korkusunu temsil ediyor. bakiniz http://muratkarun.blogpsot.com
Yazan: musa Tarih: June 5, 2007 8:35 PM
knz,
Aslında bir kaç gün önce birşeyler yazmıştım cevaben ama yayınlanmamış, bir sorun oldu herhalde. neyse özet geçeyim.
Ben her türlü din mensubuna gereken kolaylığın sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bildiğim kadarıyla islam hariç günde beş defa ibadeti zorunlu kılan bir din yok. Yine de mesela yahudilerin cumartesi günü çalışma yasağı, bu gün sınava girmeme konusunda bir özür olarak kabul ediliyor Amerika ve Avrupa'da, doğrusu da bu. Pazar günleri zaten tatil biliyorsunuz :) Bu okulun haç asmasından farklı bir şey. okul tarafsız olmalıdır, ama taraflara gereken kolaylığı sağlamalıdır. Aynı şekilde tarafsız (laik) okul herhangi bir dini (mesela islam), felsefi düşünceyi (mesela pozitivizm) ya da ideolojiyi (mesela kemalizm) öğrencilere telkin etmemelidir. Ancak veli talep ederse bunlar meşrulaşır.
ibadet ile ayin zaten yakın anlamlı kelimeler. Herhalde ayin kötü bir şeydir diye bir yargınız var.
Okulun fiziki imkanlarının bütün dini ritüellere cevap vermek için yetersiz olduğu ise yanlışlığı açık olan bir varsayım. Görüldüğü üzere adı geçen okul basitçe öğrencilere bir namaz kılma yeri sağlayabilmiş. ibadet yeri ettiği halde isteği karşılanmayan başka dini grup varmıymış bu okulda? Fantastik varsayımlar için gerçek insanlar kurban edilmez.
Kamuya açık yerlerde, parkta bahçede yolda ibadet etmek benim tercihim değil, fakat mecbur kalırsam bunun şov olarak algılanma olasılığını umursamadan buralarda da namazımı kılmakta bir sakınca görmem.
Kutsal kitabın nasıl anlaşılacağı, neyin "bozgunculuk" olarak anlaşılacağı herkesin kendi bileceği iştir. Dinde bilim gibi genel geçer doğrular yoktur. herkesin kişisel algıları vardır. Dolayısıyla "dininiz aslında böyle diyor yanlış yapıyorsunuz" demek çok anlamsız.
Yazan: VolkanS Tarih: June 5, 2007 9:38 PM
keske bu haberler yapılmadan once arastırılsa,hem toplum bolunmesın dıye bas bas bagrılıyor hem de toplumu gereblecek haberler bır anda mansetlere tasınıyor..acaba olayın aslı nedır, orada kılanlar kım, kımın nesı? cocuklarla konusulsa,gerekırse aılelerı ıle konusulsa, neden orada kılmıslar, ne zamandır kılıyorlarmıs..
yanı haber o kadar basıte ındırgenıp oyle bır sekılde mansete konuluyor kı ınsan ıster ıstemez farklı nıyetlerle haberın yapıldıgını dusunuyor.
bu ulkede buna benzer olaylar daha oncede oldu ve malesef medyanın bılerek veya blmeyerek yanlıs haber yaptıgı da belırlendı..neden bu medya dın konusunda yaptıgı haberlerın yanlısları ortaya cıktıgı halde hala yaptıgı her haber gercekten dogruymus gıbı algılanıyor...
bır ınsan bır kere yalan solese bıle ıkıncı soyledıgınde dusunursun acaba dogru soylyormu dıye, hatta arastırırsın, ancak bu medya daha yenı konyada cocuga bakmayan kapalı doktorlar haberınde apacık yalan haber yaptı ama ne oldu konu kapandı ve bıttı..
yanı medya sutten cıkmıs ak kasık olmadıgı ıcın malesef toplum nezdınde gereken ıtıbarı gormyor..medyanın bu dıne karsı olan onyargısı varmıs ımajından kurtulması gerekıyor...
toplumu asıl bu haberler bolmektedır..
Yazan: mustafa ozturk Tarih: June 6, 2007 2:25 AM
Sayin Akyol'un iddiasinin aksine, Amerika'da bir kamu okulunda ("public school;" devlet okulu diye bir kavram yok bu diyarda), toplu ibadet hayal bile edilemez. Boyle bir sey olursa da, aynen Turkiye'deki gibi gurultu kopar. Turkiye'de zaman zaman uygulanan (son durumu bilmiyorum) secmeli din dersi, ama secmiyorsan "secmiyorum" demek zorunda oldugun cinsten ("opt-out") olani bile hayal edilemez. Denenirse de, konu mahkemelik olur, ve %99.9 "(psikolojik baski yoluyla) din empoze etmek" olarak yasalara aykiri bulunur.
Cocugunu Katolik, Protestan, Yahudi, vs. ozel okuluna gonderen ana-baba da, bu secimi bilincli olarak yapiyordur, degil mi? Bu okullarda hakim belli bir din gorusu oldugunu bilerek yani. Ote yandan, pek cok ana-babanin cocugunu bu ozel okullara gondermesinin nedeni, buralardaki (din disi konulardaki) genel egitimin yuksek kalitede veriliyor olmasi. Bunu da not edelim.
Yazan: Nihat Tarih: June 6, 2007 9:53 AM
Evet blue, ben gılman’a değil, sizin GAİPTEN SALLAMANIZA takıldım. Yani olayın hanımefendi olup olmama ile bir alakası yok, birilerinin gaipten sallamasından rahatsız olma ile bir alakası var.
Diyorsunuz ki, “din bilgini değilim”. O halde bilirmiş gibi yazmayın lütfen, yazıp da insanları da yanıltmayın. Delil olarak bahsettiğiniz ifadeler hurinin karşılığı değil, hizmet eden erkeklere karşılık gelmektedir. Tabiî ki huriler sadece cinsel amaç için değildir, ama gılmanların cinsel amaç için olduğuna dair hiçbir ifade yoktur. Sonuç olarak şu açıktır ki gılman hurinin karşılığı değildir. Ayrıca sizin "cennet fantezi mekanı değildir" ifadeniz de yanlış, şöyle ki; cennet istediğinizi yaşayacağınız yerdir. Eğer ki istediğiniz fantezi yaşamaksa yaşarsınız, değilse yaşamazsınız.
Ayrıca şunu anlayamıyorum ne demek “Kuran bazı şeyleri örtülü anlatır” ? Bence burada yanılıyorsunuz, en başta Kuran anlaşılmamak için değil, anlaşılmak için gönderilmiştir. Ben şahsen her okuduğumu anlıyorum. Üstelik sizin dediğiniz gibi "gözlerin görmediği, kulakların işitmediği alem" konusunda da itirazlarım olacak ama konuyu daha fazla dağıtmaya gerek görmüyorum.
Hoca sözcüğüne takılmamda kötü bir niyet aramayın, sadece bir Türkçe hatırlatması yaptım. Ayrıca emin olun yazdıklarıma her zaman dikkat ederim, yanlışım olursa da düzeltilmesinden rahatsız değil, mutlu olurum.
ODTÜ-Boğaziçi konusunda yazdıklarımdan bir şey nasıl anlamadınız acaba? Eğer ki sonuç olarak her iki üniversiteyi de değerli ve başarılı buluyorsanız, tamam sorun yok, aynı noktadayız.
Ayrıca bırakın artık şu “laikçi” kelimesini lütfen, böyle bir kavram yok. Siz yüzlerce kez yazdınız diye de olacak değil.
ODTÜ deki ibadet yerleri konusunda daha önce belirterek yazmıştım: Ben bu örneği niyet açısından verdim, çünkü maalesef Bağcılar Lisesi olayını iyi niyete indirgeme çabası vardı. Herhalde daha açık oldu.
ÖĞRENİN ifademi incitici buldunuzsa özür dilerim, çünkü incitmek gibi bir amacım yok. Ama siz de beni anlamaya çalışın ki bilmeden bilir gibi yazı yazanlara, bir de üstüne başkalarını da yanlış bilgilendirenler karşısında asıl incinen ben, biraz daha vurgulu yazayım değil mi? Bakın bir arkadaş –ki ismi var isterseniz- Anayasa Mahkemesinin görevleri arasında TBMM içtüzüğünü denetleme olduğundan habersiz atıp tutuyor. Ee müsaade edin de buna biraz vurgu yazayım değil mi?
Geldik benim yazı yazma amacıma, daha önce de söyledim sanırsam, amacım net:
Bilgisiz olup da bilirmiş gibi atıp tutanlara, yazar olma kapasitesine sahip değilken kendini yazar gibi sunanlara, açık açık değil de alt alttan Karşıdevrimcilik yapanlara meydanın boş olmadığını hissettirmek için yazıyorum. Amacımı gerçekleştiriyorum veya gerçekleştiremiyorum, ama yapmaya çalıştığım sadece bu.
Hukuk ile yasallığı birbirine karıştırmıyorum, yasallık ile hukuk arasıdaki ilişki açıktır. Meşru zeminde oluşturulmuş hukuk anlayışına göre yine meşru vaziyet kazanmış kuralların işletilmesi ile yasal süreç oluşur. Daha fazla bir şey eklemeyi gerek görmüyorum.
Anayasada bahsedilen ifade özgürlüğüne ise ben de katılıyorum, ve ben bu ülkede ibadet özgürlüğü olduğunu düşünüyorum. Ama siz asıl büyük bir kavram yanılgısı içerisindesiniz özgürlük anlayışı konusunda:
Özgürlük isteyenin her istediğini istediği anda istediği yerde yapabilmesi değildir.
Bakın sadece konumuz olan namaz olayından hareket ederek bir örnek verecek olursam; bu ülkede elma yemek serbesttir. Ama siz eğer bir sınıfta öğretmeninizin karşısında ders esnasında elma yerseniz, kusura bakmayın, bu özgürlük değildir. Öğretmen de size bunun yasak olduğunu hatırlatırsa ve de siz cevap olarak “Elma yemek yasak olamaz” demeniz tutarsız olur. Çünkü elma yemek yasak değil, sadece her yerde serbest değil. Tıpkı namaz gibi. Belki daha anlaşılır oldu ha!
Son olarak ortada anayasa ile veya ibadet özgürlüğü ile çelişen hiçbir nokta göremiyorum.
Yazan: Beagle Tarih: June 6, 2007 2:22 PM
Sayın beagle,
Haklısınız, uzmanı olmadığım konularda konuşmamalıyım. Sizden cesaret almış olmalıyım.
Kur'an bazı şeyleri örtülü anlatır ifadesinde bir yanlışlık yok. Bu, anlaşılmaz demek değildir. Herkes ne anlatıldığını anlar.
ODTÜ-Boğaziçi konusunda aynı noktadayız.
Öğrenin ifadesini incitici buldum tabi ki. Bir süredir sizin yorumlarınızı bu yüzden okumuyorum. Mustafa Akyol'a verdiğiniz cevaplarda da bu üstten konuşan küçümseyici tavır var. Ben böyle bir tavırdan hoşlanmıyorum. Sitedeki diğer arkadaşların da hoşlandığını düşünmüyorum.
İnsanların bilip bilmeden atıp tutma özgürlüğüne de saygı göstermeniz gerekir. Küçümsemek doğru bir tavır değildir. Sakin bir şekilde doğrusunu yazdığınız zaman, o kişinin yanlışını düzeltmek için daha çok şansınız var. Ama küçümseyen bir tavır, karşısında inat doğurur, kimseye bir faydası olmaz.
Özgürlük, isteyenin istediğini yapması demek elbette değildir. Ama kimseye zararı dokunmayan izbe köşelerde ibadet eden, ve bunu diğer arkadaşları kantinde muhabbet ederken, tost yerken, bunlardan feragat ederek yapan gençlerin bu tercihlerine de saygı göstermek gerekir. Buna karşı çıkmanın hiçbir gerekçesi olamaz.
Laikçi diye literatürde bir kavram olmayabilir. Benim literatürümde böyle bir kavram var. Ben, devletin dini kurallara göre yönetilmesine karşı çıkan insanlara laik; toplumun dini sembollerine karşı çıkan ve toplumda dini simge görmeye tahammülü olmayan insanlara da "laikçi" diyorum. İnsanın kendi theasurus'unu oluşturamaz diye bir yasa bulunduğunu da sanmıyorum. Nasıl Kürt'le Kürtçü farklıysa benim sözlüğümde laikle laikçi de farklı. Kavramlar önemli değildir. Kavramlar gerçeklerin elbiseleridir. Böyle bir kavram olmaması önemli değil. Bu kavramın altındaki gerçekler mevcut, ve hazır bir elbise bulunmuyorsa özel bir dikim yapmakta da beis görmüyorum.
Yazan: blue Tarih: June 6, 2007 4:53 PM
Mustafa Kafa Karistiran Akyol gene babaya yuklenmis.
Ama baba oyle demiyor ki, asil sikayet nedeni kizinin dindarlasmasi degil, bir etki altina girmesi. Eski din hocasinin cep telefonla arayip, bir murit gibi namaza cagirmasi. Cumhuriyet miting'ine katilan insanlara kufretmesi. Kolu acik giyinen annesine 'sen cehennemde yanacaksin anne' demesi.
Bunlari da yazsana Akyol. Dindarlasma, namaz kilmak suc degil. Kafayi ortmek degil, dusunmeyi ortmek fisi cekmek cektirmek suc. Senin de cok yaptigin gibi sorgulamayi, neyi nerden nasil kimle neden geldi diye sorgulamayi yok eden inanclara baglanmak, ilerici olmamak suc.
Ileriye gitmeye calisirken geriye bakmak suc.
Yazan: ali saygin Tarih: June 6, 2007 7:02 PM
Selamlar;
Bizim ülkemiz kadar kavram karmasasinin yasanadigi bir baska ülke var mi bu dünyada bilemiyorum.
Tarihsel sürec icinde yasamaya mecbur edildigimiz "son kültürel dönüsüm" , toplum dokumuza uygun degildi.
Bu doku uyusmazligina karsi toplum kendi savunma mekanizmalarini da tam gelistirip kendisine dayatilan dönüsümü baska bir mecraya dönüstürebilecek esnekligi de gösteremedi.
Özelestiri mahiyetinde yazacak olursak sunu ifade etmekte fayda var:
Pasif savunma ve reddiye söylemleri bu güne ulasmamizda etken olmustur. Basta ice kapanan ve reddeden söylemler zaman icinde bazi dönüsümler gecirmistir, fakat bence bu da olumlu bir katki yapmamistir, aksine yeni bir kirilmaya tekabül eder mahiyet göstermistir.
Bu baglamda topluma dayatilan dönüsüm projesinin mimar ve mühendislerini bir yana birakip, "onlarin nihai amaclarina takilmaktansa" , kendimize bakalim derim.
Bir anne ve/veya baba cocugunun dindarlasmasindan niye ürker?
Kavram kargasasina geri dönecek olursak...
Dindarliga yüklenen kavram toplumun bir kesimi tarafindan farkli algilaniyorsa, bunda dindarlarin hic mi sucu yoktur?
En azindan bu soruyu kendimize sorabilmeliyiz.
Öte yandan;
Insanlarin en temel hakki olan dine uygun bir yasam 5 vakit namazin vaktinde kilinmasini icerir. Bu durumda , okul duvarlarinin ögrenciler bitisikteki camiye kacmasin diye 2.5-3 metreye yükseltildigi bir lisede okumus biri olarak,yakalandigim zaman müdürümüzün söyledigi sözü hatirladim:
"Benim sana izin vermeye yetkim yok. Sen yine kacacaksin, ben yine arkandan bagiracagim."
Saygilar
Yazan: Mehmet Ali Meydan Tarih: June 6, 2007 7:23 PM
Asil dusunulmesi gereken konu lise ogrencilerinin bir dine bu kadar duskun olmalari yada yetismekte olan daha kendini ve dunyayi tanimaya calisan bu genclerin bir seye duskunlugu. Okullar bilgi kaynagidir, inanc degil. Okullarda bilgi ogretilir ve bu bilgi tarafsiz olmalidir. Ama siz cocugunuza kendi inandiginiz dinin en mukkemel din olduguna inanip da, bunu bilgi ve gercekmis gibi empoze ederseniz, tabiiki cocuk bilincsiz bir sekilde ayni dini benimseyecektir. Bu beyin yikamaktan baska birsey degildir. Din ozgurlugunden bahsedip duruluyor, peki sizce yetistirilmekte olan cocuklara bu ozgurluk veliler tarafindan veriliyormu? Yani velilerin inanmis oldugu dinin yaninda cocuklarina, diger dinleri de arastirip ogrenmesini ve kendi inancini kendilerinin secmesi gerektigi ozgulugu sunuluyormu? Ya da okullarda Islam dininin yaninda dunyadaki diger dinlerden ya da inanclardan tarfsiz olarak olusmus din dersleri varmi? Yoksa kisisel inanclar mi taze beyinlere yerlestirmeye calisiliyor? Boyle bir ozgurlugu verebilecek kapasiteye sahip bir sahsin bilincli ve cagdas olmasi gerekir. Bunun icin de kisinin bilgiye ihtiyaci vardir, bu bilgiyi alabilmesi icin tarafzis bilginin verildigi egitim kurumlarina ihtiyac vardir. Turkiye de yeterli sayidan cok fazla camii vardir, ne gerek var bir de okullara ibadethane yapmaya. Memleketin asil sorunu ibadet ozgurlugu degil, egitim eksikligidir. Zaten bu eksiklik olmasa idi su konu burada tartisma konusu bile yapilmazdi. Birakin camiiler ibadethane, okullar bilgi ve egitim merkezi olsun. Laiklik budur iste yoksa toplumun dinine baski yapmak degil. Turkiye de dini baski olsa idi camiilerin sayisi okul sayisindan daha az olurdu, kara carsaf diye bir giyim turunun simdiye kadar tarihe karismasi gerekirdi ya da ortunen bayanlarin sayisi cok az denecek kadar olurdu en onemlisi devleti yoneten sahislarin laik bir yonetimde mecliste gusul abdestini mevzuu yapmamalari, inanclari geregi terimler kullanmamalari gerekirdi vb…
Ama buradaki asil konu dini baski falan degil, dinin siyasi amaca alet edilip kullanilmasi ve tabii bunun egitimi cok sinirli ya da hic olmayan halkin uzerinde istenilen sekilde, olmayan kelimeler bile yaratarak “laikcilik” gibi ya da “dinci” ve de bu varolmayan kelimelere bir de gercekten oyle tanimlar varmis gibi tanimlar ekleyerek, kafa karistirip, kiskirtmaktan baska ne olabilir…
Yazan: gunka Tarih: June 6, 2007 8:10 PM
knz,
Aslında bir kaç gün önce birşeyler yazmıştım cevaben ama yayınlanmamış, bir sorun oldu herhalde. neyse özet geçeyim.
Ben her türlü din mensubuna gereken kolaylığın sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bildiğim kadarıyla islam hariç günde beş defa ibadeti zorunlu kılan bir din yok. Yine de mesela yahudilerin cumartesi günü çalışma yasağı, bu gün sınava girmeme konusunda bir özür olarak kabul ediliyor Amerika ve Avrupa'da, doğrusu da bu. Pazar günleri zaten tatil biliyorsunuz :) Bu okulun haç asmasından farklı bir şey. okul tarafsız olmalıdır, ama taraflara gereken kolaylığı sağlamalıdır. Aynı şekilde tarafsız (laik) okul herhangi bir dini (mesela islam), felsefi düşünceyi (mesela pozitivizm) ya da ideolojiyi (mesela kemalizm) öğrencilere telkin etmemelidir. Ancak veli talep ederse bunlar meşrulaşır.
ibadet ile ayin zaten yakın anlamlı kelimeler. Herhalde ayin kötü bir şeydir diye bir yargınız var.
Okulun fiziki imkanlarının bütün dini ritüellere cevap vermek için yetersiz olduğu ise yanlışlığı açık olan bir varsayım. Görüldüğü üzere adı geçen okul basitçe öğrencilere bir namaz kılma yeri sağlayabilmiş. ibadet yeri ettiği halde isteği karşılanmayan başka dini grup varmıymış bu okulda? Fantastik varsayımlar için gerçek insanlar kurban edilmez.
Kamuya açık yerlerde, parkta bahçede yolda ibadet etmek benim tercihim değil, fakat mecbur kalırsam bunun şov olarak algılanma olasılığını umursamadan buralarda da namazımı kılmakta bir sakınca görmem.
Kutsal kitabın nasıl anlaşılacağı, neyin "bozgunculuk" olarak anlaşılacağı herkesin kendi bileceği iştir. Dinde bilim gibi genel geçer doğrular yoktur. herkesin kişisel algıları vardır. Dolayısıyla "dininiz aslında böyle diyor yanlış yapıyorsunuz" demek çok anlamsız.
Yazan: VolkanS Tarih: June 6, 2007 8:40 PM
sevgili kübra, seni mağduriyetin öznesi olmak gibi sıkıcı bir durumdan kurtarmak üzere yazacağım bu yazımın devamını;
Bu ülkeye vergi ödeyen bir vatandaş olarak, Anadolu imam hatip lisesini derece ile bitirmeme rağmen üniversite giriş sınavında alan dışı tercih yapmam sebebiyle istediğim üniversite ve bölümde okuyamadım. Neden mi? Bu devletin açtığı imam hatip lisesinde okuduğum için yani fenni bilimler ile dinimi birlikte öğrenmek istediğim için… Siz gerçi bu uygulama ile mesleki eğitimin önemli hale getirilmeye çalışıldığını savunabilirsiniz. (diğer meslek liseleri de uygulamaya dâhil edildiği için).
İngiltere’de meslek liseleri o kadar iyi ki,genel liseye neden gidemiyoruz diye soran bile yok.
bize gelince, dediğin gibi eğer imam hatipi bir meslek lisesi olarak görseydin sorun olmayacaktı.
öte yandan üniversite kapısındaki bir milyon üzerinde genç zaten mağdur., hepsi mağdur.
mesela hani düz lise diye geçiştirdiğimiz arkadaşlarınınız sanki mağdur değil, onlar sizlerin en azından bir mesleğe ve o meslekle ilişkili üniversiteye girme avantajınızın olduğunu söylüyorlar.
onların öyle bir avantajı hiç yok.
onlar üniversiteye girmediklerinde ellerinde hiçbir şey yok. hiç yere + puan avantajı yok.
dümdüz açıkta kalıyorlar yani.
temel eğitim yaşı büyütüldüğünde, zaten tecihlere yönelik eğilimlerde istekler belirleniyor diye düşünülüyor. Malesef ki, zorunlu temel eğitimin 16 yaşın altında olduğu tek ülke hala biziz.
gelelim senin sorununa, cumhuriyetin bütün kurumları eleştirilir de, nedense imam hatip
eleştirmek sanki tabudur. ben gittiğim lisede yabancı dil eğitimini eleştirebiliyorum. nasıl olurda İngilizce öğretilemiyor diye hala sorarım.
Kübra senin imam hatipte aldığın din eğitimi çok kötüydü. sorgulama yok ve ezberdi., dünyevi bir mezhep yorumu sanki tek bir gerçek gibi sizlere ezberletiyordu.
bir başkası gözüyle; o din eğiti tarafından ailelerin kızlara karşı kıştırtması sonuncu, abisine dışarı tişörtle çıkmasına izin verilirken, kendisinin çıkmasına izin verilmeyen kız çocuğu da kendini mağdur hissediyor.
Hele şunu hiç unutmam. bşabakana Alman'yada, erkeklerin çok kadınla evlenmesini sordular, başbakan erkeğin eşi hastalananınca oluyor dedi.
Düşünüyorum, bir insan din eğitimi almamış olsa bu kötü cevabı makul görebiliriz ? okumuş böyle cevap verice, bin yıldır kadınların ezilmişliklerini ders diye mi okuttular ? diye soruyorum.
mesela sen din dersinde parmak kaldırıp, kadınların şahitliği ile ilgili bir soru soramaz mıydın ? Hep mevcut bilgiyi ezberleyerek mi din öğreniliyor ? ya iki gözüm sen onu evinde de ezberlerdin.
Bunları yazdım diye yine kendini mağdur hissetme, dediğim gibi; bu ülkede matematik eğitimi sorguluyoruz da, neden dini eğitimini sorgulayamıyoruz. ,
yukarda yazdığında sana hak vereceğim husus; Türkiye'de kuralların aniden değişmesi., belki de kuralın değişEceğini bilmeden o liseye gittin.
aniden karşına b çıktı.
maalesef bu kural değişmesinden mağdur olanlar her zaman oldu., Mesela aniden ÖSS soru tipi değişiyor., halbuki öbür soru tipine göre hazırlanan bir yığın genç vardı. sinir bozucu tabi.
fakat benden düz lisede okuyanların mağduriyetini görmememi bekleyemezsin. iki avantajdan birini seçmek zorundasın sen de
Böylece onlarda dengelensin.
Sırf normal eğitim sürecimin yanında dini eğitimimi almak istemem sebebiyle istediğim üniversitede okuyamadım. Bunun nasıl bir his olduğunu ancak yaşayan anlar. Dışlanmışlık, ikinci sınıf vatandaş muamelesi…
bir karar alındıktan sonra uygulamaya koymak için en az 2 yıl beklense bu mağduriyeti hissetmeyecektin. Ancak neticede bu uygulama doğrudur. Lüksümüz yok kübra, bir milyon öğrencİnin kapıda olduğu bir sistem bu.
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, inancım gereği taktığım başörtüsüne bile müdahale etmeyi kendilerine hak gördüler. Ama yinede tüm engellere rağmen eğitim sürecimi tamamladım, belki istediğim üniversite ve bölüm değildi ama yine azimle bu işin üstesinden geldim ve 4 yıllık bir devlet üniversitesinden de derece ile mezun oldum…
bölümünün önemli ? staj olmayan bölümlerde hukuki olarak başörtüsünü ben savunsam gider davayı kazanırdım :) Fakat sakalım yok ki, sizlere anlatamıyorum. inancım gereği diye bir argümanla hukuki yola girersen kendi kendine dezavantaj yaratıyorsun ?
yukarda yazdım din ve vicdan hürriyeti sınırsızdır. kamuda bütün inançları tarafsız
yansıtacak bir düzenlemeyi yöneticilerden bekleyemezsin. adamın biri çıkar, inanç hürriyeti diye aklımıza gelmeyen öyle birey der ki; sen ben duyunca küçük dilimizi yutarız. yönetici hepsini organize edemez. kapasite olarak edemez.
yöneticinin O inanç iyi, ama bu kötü deme hakkı yoktur.
şimdi sen yazmışsın hayat bayram olsa,..
değil.
realiteyi yazacam ben sana.
Şimdi soruyorum size, sizce din ve vicdan özgürlüğü nerde bu ülkede? Benim başörtümden kime ne zarar gelmiş? Dinimi öğrenmek istemem sebebiyle neden cezalandırılıyorum?
alevi baba da soruyor, benim çocuğuma benim vergimden neden benim algıma göre din lisesi yapılmıyor diye ? hadi bakalım, din ve vicdan hürriyeti ? melim melim sana bakıyor kübra ?
kolay değil inanan bana.
Medyada yayınlanan olaya gelince… Benim burada eleştirdiğim husus, namaz kılmayı bir suç unsuru şeklinde lanse eden medyayadır. Ki ben bu olayın gerçek olduğunu da düşünmüyorum. Zamanlaması ve hadisenin ortaya çıkışı nedense çok garip geliyor bana…
ben de üzülüyorum ama ayağa düşürenleri de biliyorum. Yöneticiden izin alınmadan yapılan
her eylem suçtur. yönetici neden konuşmuyor.
Bu ülkede milli eğitim bakanı yok mu ?
Eğer din ve vicdan hürriyetini savunuyorsak, hiç kimse (tüm dinlere hitaben) inancından ötürü dışlanmamalı, yadırganmamalı, saygı duyulmalı…
hukuk realiteye bakar. kübra yere bak. Trabzon’da bir rahip öldürüldü, sonra tam bir sene sonra hrant dink öldürüldü. hükümet bu cinayeti önleyemedi.
ben ne yazıyorum fiziki olarak yetmezsin zaten yetsen bile hayat bayram değildir.
Ayrıca dini bilginizin ne düzeyde olduğunu bilmiyorum ki beni de ilgilendirmiyor, inancınıza saygı duyuyorum. Ancak “namaz her yerde kılınır. Kazası var. Oturduğun yerde kılarsın .” ifadesinin uygun olmadığını söylemek istiyorum. Namaz her yerde kılınamaz, şartların uygunluğu aranır. Gerçi konumuzla tamamen alakasız ama yine de söylemek istedim.
Saygılarımla, /b>
namazda mekanla ilgili şart olmadığı konusunda iddialıyım. temizlik,ayık olma kişiye aittir.
namazda kaza tabi ki var., din zorluk dini değildir.
o HALDE ŞUNA CEVAP VERİN SİZ DE;
geçenlerde bir arkadaş güzel bir soru sordu.
haca gidenler ne hakla kısıtlanıyor diye sordu ?
mesela hakan iz ona neden cevap vermedi ?
soru çok iyidi, tam yerinde. Mesela benim bir akrabam kadın, Arabistan’a kaçak girerken yakalandı, hapse atılar. peki niye ? o farzını yerine getirmeye çalışıyordu.
Bağcılar lisesinde aslan kesilmek kolayınıza gelmesin., hac farz değil midir ?
bilmekten kaçılmıyor.
Yazan: knz Tarih: June 7, 2007 6:55 AM
sayın mustafa bey cok teşekkür ederiz ben siyasi olarak dindar demokratım ve bir müslüman olarak bizim dinimizin en önemli kurallarından biride bir anlamda laik olmaktır yani adalet ve devlet kanunları önünde dinlisi dinsizi herkez birdir bunun örneklerini kah osmanlı kah diğer müslüman devletler olsun hepsinde görebiliyoruz merak ediyorum acaba türkiyenin %90 ı müslüman diyoruz müslüman adam namaza ilahiye yada insanın dinini yaşamasına karşı degildir ancak bu medya organları acaba türkiyenin müslüman olmayan %10 unu mu oluşturuyor yani nekadar saygısızlıktır namaz kılan bir gurubu laik felan dagil diye elştirmak peki şu soruyuda sorarmısınız acaba bu insanlar öldüğünde cenaze namazını kime kıldıracagız laik degil yada yobaz yada şeriatcı dedikleri hocalara mı yoksa çağdaş dedikleri gazeteci meslektaşlarına mı kıldıracagız.
Yazan: zeki görkan Tarih: June 7, 2007 3:28 PM
Sevgili kübra, seni mağduriyetin öznesi olmak gibi sıkıcı bir durumdan kurtarmak üzere yazacağım bu yazımın devamını;
Bu ülkeye vergi ödeyen bir vatandaş olarak, Anadolu imam hatip lisesini derece ile bitirmeme rağmen üniversite giriş sınavında alan dışı tercih yapmam sebebiyle istediğim üniversite ve bölümde okuyamadım. Neden mi? Bu devletin açtığı imam hatip lisesinde okuduğum için yani fenni bilimler ile dinimi birlikte öğrenmek istediğim için… Siz gerçi bu uygulama ile mesleki eğitimin önemli hale getirilmeye çalışıldığını savunabilirsiniz. (diğer meslek liseleri de uygulamaya dâhil edildiği için).
İngiltere’de meslek liseleri o kadar iyi ki,genel liseye neden gidemiyoruz diye soran bile yok.
bize gelince, dediğin gibi eğer imam hatipi bir meslek lisesi olarak görseydin sorun olmayacaktı.
öte yandan üniversite kapısındaki bir milyon üzerinde genç zaten mağdur., hepsi mağdur.
mesela hani düz lise diye geçiştirdiğimiz arkadaşlarınınız sanki mağdur değil, onlar sizlerin en azından bir mesleğe ve o meslekle ilişkili üniversiteye girme avantajınızın olduğunu söylüyorlar.
onların öyle bir avantajı hiç yok.
onlar üniversiteye girmediklerinde ellerinde hiçbir şey yok. hiç yere + puan avantajı yok.
dümdüz açıkta kalıyorlar yani.
temel eğitim yaşı büyütüldüğünde, zaten tecihlere yönelik eğilimlerde istekler belirleniyor diye düşünülüyor. Malesef ki, zorunlu temel eğitimin 16 yaşın altında olduğu tek ülke hala biziz.
gelelim senin sorununa, cumhuriyetin bütün kurumları eleştirilir de, nedense imam hatip
eleştirmek sanki tabudur. ben gittiğim lisede yabancı dil eğitimini eleştirebiliyorum. nasıl olurda İngilizce öğretilemiyor diye hala sorarım.
Kübra senin imam hatipte aldığın din eğitimi çok kötüydü. sorgulama yok ve ezberdi., dünyevi bir mezhep yorumu sanki tek bir gerçek gibi sizlere ezberletiyordu.
bir başkası gözüyle; o din eğiti tarafından ailelerin kızlara karşı kıştırtması sonuncu, abisine dışarı tişörtle çıkmasına izin verilirken, kendisinin çıkmasına izin verilmeyen kız çocuğu da kendini mağdur hissediyor.
Hele şunu hiç unutmam. bşabakana Alman'yada, erkeklerin çok kadınla evlenmesini sordular, başbakan erkeğin eşi hastalananınca oluyor dedi.
Düşünüyorum, bir insan din eğitimi almamış olsa bu kötü cevabı makul görebiliriz ? okumuş böyle cevap verice, bin yıldır kadınların ezilmişliklerini ders diye mi okuttular ? diye soruyorum.
mesela sen din dersinde parmak kaldırıp, kadınların şahitliği ile ilgili bir soru soramaz mıydın ? Hep mevcut bilgiyi ezberleyerek mi din öğreniliyor ? ya iki gözüm sen onu evinde de ezberlerdin.
Bunları yazdım diye yine kendini mağdur hissetme, dediğim gibi; bu ülkede matematik eğitimi sorguluyoruz da, neden dini eğitimini sorgulayamıyoruz. ,
yukarda yazdığında sana hak vereceğim husus; Türkiye'de kuralların aniden değişmesi., belki de kuralın değişEceğini bilmeden o liseye gittin.
aniden karşına b çıktı.
maalesef bu kural değişmesinden mağdur olanlar her zaman oldu., Mesela aniden ÖSS soru tipi değişiyor., halbuki öbür soru tipine göre hazırlanan bir yığın genç vardı. sinir bozucu tabi.
fakat benden düz lisede okuyanların mağduriyetini görmememi bekleyemezsin. iki avantajdan birini seçmek zorundasın sen de
Böylece onlarda dengelensin.
Sırf normal eğitim sürecimin yanında dini eğitimimi almak istemem sebebiyle istediğim üniversitede okuyamadım. Bunun nasıl bir his olduğunu ancak yaşayan anlar. Dışlanmışlık, ikinci sınıf vatandaş muamelesi…
bir karar alındıktan sonra uygulamaya koymak için en az 2 yıl beklense bu mağduriyeti hissetmeyecektin. Ancak neticede bu uygulama doğrudur. Lüksümüz yok kübra, bir milyon öğrencİnin kapıda olduğu bir sistem bu.
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, inancım gereği taktığım başörtüsüne bile müdahale etmeyi kendilerine hak gördüler. Ama yinede tüm engellere rağmen eğitim sürecimi tamamladım, belki istediğim üniversite ve bölüm değildi ama yine azimle bu işin üstesinden geldim ve 4 yıllık bir devlet üniversitesinden de derece ile mezun oldum…
bölümünün önemli ? staj olmayan bölümlerde hukuki olarak başörtüsünü ben savunsam gider davayı kazanırdım :) Fakat sakalım yok ki, sizlere anlatamıyorum. inancım gereği diye bir argümanla hukuki yola girersen kendi kendine dezavantaj yaratıyorsun ?
yukarda yazdım din ve vicdan hürriyeti sınırsızdır. kamuda bütün inançları tarafsız
yansıtacak bir düzenlemeyi yöneticilerden bekleyemezsin. adamın biri çıkar, inanç hürriyeti diye aklımıza gelmeyen öyle birey der ki; sen ben duyunca küçük dilimizi yutarız. yönetici hepsini organize edemez. kapasite olarak edemez.
yöneticinin O inanç iyi, ama bu kötü deme hakkı yoktur.
şimdi sen yazmışsın hayat bayram olsa,..
değil.
realiteyi yazacam ben sana.
Şimdi soruyorum size, sizce din ve vicdan özgürlüğü nerde bu ülkede? Benim başörtümden kime ne zarar gelmiş? Dinimi öğrenmek istemem sebebiyle neden cezalandırılıyorum?
alevi baba da soruyor, benim çocuğuma benim vergimden neden benim algıma göre din lisesi yapılmıyor diye ? hadi bakalım, din ve vicdan hürriyeti ? melim melim sana bakıyor kübra ?
kolay değil inanan bana.
Medyada yayınlanan olaya gelince… Benim burada eleştirdiğim husus, namaz kılmayı bir suç unsuru şeklinde lanse eden medyayadır. Ki ben bu olayın gerçek olduğunu da düşünmüyorum. Zamanlaması ve hadisenin ortaya çıkışı nedense çok garip geliyor bana…
ben de üzülüyorum ama ayağa düşürenleri de biliyorum. Yöneticiden izin alınmadan yapılan
her eylem suçtur. yönetici neden konuşmuyor.
Bu ülkede milli eğitim bakanı yok mu ?
Eğer din ve vicdan hürriyetini savunuyorsak, hiç kimse (tüm dinlere hitaben) inancından ötürü dışlanmamalı, yadırganmamalı, saygı duyulmalı…
hukuk realiteye bakar. kübra yere bak. Trabzon’da bir rahip öldürüldü, sonra tam bir sene sonra hrant dink öldürüldü. hükümet bu cinayeti önleyemedi.
ben ne yazıyorum fiziki olarak yetmezsin zaten yetsen bile hayat bayram değildir.
Ayrıca dini bilginizin ne düzeyde olduğunu bilmiyorum ki beni de ilgilendirmiyor, inancınıza saygı duyuyorum. Ancak “namaz her yerde kılınır. Kazası var. Oturduğun yerde kılarsın .” ifadesinin uygun olmadığını söylemek istiyorum. Namaz her yerde kılınamaz, şartların uygunluğu aranır. Gerçi konumuzla tamamen alakasız ama yine de söylemek istedim.
Saygılarımla, /b>
namazda mekanla ilgili şart olmadığı konusunda iddialıyım. temizlik,ayık olma kişiye aittir.
namazda kaza tabi ki var., din zorluk dini değildir.
o HALDE ŞUNA CEVAP VERİN SİZ DE;
geçenlerde bir arkadaş güzel bir soru sordu.
haca gidenler ne hakla kısıtlanıyor diye sordu ?
mesela hakan iz ona neden cevap vermedi ?
soru çok iyidi, tam yerinde. Mesela benim bir akrabam kadın, Arabistan’a kaçak girerken yakalandı, hapse atılar. peki niye ? o farzını yerine getirmeye çalışıyordu.
Bağcılar lisesinde aslan kesilmek kolayınıza gelmesin., hac farz değil midir ?
Yazan: knz Tarih: June 7, 2007 9:28 PM
@knz,
Ben her türlü din mensubuna gereken kolaylığın sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Ancak bildiğim kadarıyla islam hariç günde beş defa ibadeti zorunlu kılan bir din yok. Yine de mesela yahudilerin cumartesi günü çalışma yasağı, bu gün sınava girmeme konusunda bir özür olarak kabul ediliyor Amerika ve Avrupa'da, doğrusu da bu. Pazar günleri zaten tatil biliyorsunuz. Bu okulun haç asmasından farklı bir şey. Okul tarafsız olmalıdır, ama taraflara gereken kolaylığı sağlamalıdır. Aynı şekilde tarafsız (laik) okul herhangi bir dini (mesela islam), felsefi düşünceyi (mesela pozitivizm) ya da ideolojiyi (mesela kemalizm) öğrencilere telkin etmemelidir.
ibadet ile ayin zaten yakın anlamlı kelimeler.
Okulun fiziki imkanlarının bütün dini ritüellere cevap vermek için yetersiz olduğu ise yanlışlığı açık olan bir varsayım. Görüldüğü üzere adı geçen okul basitçe öğrencilere bir namaz kılma yeri sağlayabilmiş. ibadet yeri ettiği halde isteği karşılanmayan başka dini grup varmıymış bu okulda? bir takım varsayımlar için gerçek insanlar kurban edilmez.
Kamuya açık yerlerde, parkta bahçede yolda ibadet etmek benim tercihim değil, fakat mecbur kalırsam bunun şov olarak algılanma olasılığını umursamadan buralarda da namaz kılmakta bir sakınca görmem.
Kutsal kitabın nasıl anlaşılacağı, neyin "bozgunculuk" olarak anlaşılacağı herkesin kendi bileceği iştir. Dinde bilim gibi genel geçer doğrular yoktur. herkesin kişisel algıları vardır. Dolayısıyla "dininiz aslında böyle diyor yanlış yapıyorsunuz" demek çok anlamsız.
Yazan: VolkanS Tarih: June 8, 2007 1:13 AM
Olaylara bir de farklı açıdan bakarsak, Türkiye'nin daha iyi yollara gittiğini söyleyebiliriz.
En azından tartışabileceğimiz konular açıldı. Eskiden toz konduralamayan, tabu sayılan olaylarda bile tartışır olduk.
Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunu, türban sorunu, kamusal alan sorunu, devlet baba sorunu. Bu sorunları tartışarak çözeceğiz.
Değişime ayak uydurmayı tartışarak başaracağız. Kimse bunu bizim elimizden alamaz.
Ne ordu, ne devlet, ne hükümet.
Tartışmaktan korkmayalım.
Geçmişteki doğru her zaman gelecekteki doğru olmayabilir.
Yazan: Ali Tarih: June 8, 2007 3:22 AM
Sevgili kübra, seni mağduriyetin öznesi olmak gibi sıkıcı bir durumdan kurtarmak üzere yazacağım bu yazımın devamını;
Bu ülkeye vergi ödeyen bir vatandaş olarak, Anadolu imam hatip lisesini derece ile bitirmeme rağmen üniversite giriş sınavında alan dışı tercih yapmam sebebiyle istediğim üniversite ve bölümde okuyamadım. Neden mi? Bu devletin açtığı imam hatip lisesinde okuduğum için yani fenni bilimler ile dinimi birlikte öğrenmek istediğim için… Siz gerçi bu uygulama ile mesleki eğitimin önemli hale getirilmeye çalışıldığını savunabilirsiniz. (diğer meslek liseleri de uygulamaya dâhil edildiği için).
İngiltere’de meslek liseleri o kadar iyi ki,genel liseye neden gidemiyoruz diye soran bile yok.
bize gelince, dediğin gibi eğer imam hatipi bir meslek lisesi olarak görseydin sorun olmayacaktı.
öte yandan üniversite kapısındaki bir milyon üzerinde genç zaten mağdur., hepsi mağdur.
mesela hani düz lise diye geçiştirdiğimiz arkadaşlarınınız sanki mağdur değil, onlar sizlerin en azından bir mesleğe ve o meslekle ilişkili üniversiteye girme avantajınızın olduğunu söylüyorlar.
onların öyle bir avantajı hiç yok.
onlar üniversiteye girmediklerinde ellerinde hiçbir şey yok. hiç yere + puan avantajı yok.
dümdüz açıkta kalıyorlar yani.
temel eğitim yaşı büyütüldüğünde, zaten tecihlere yönelik eğilimlerde istekler belirleniyor diye düşünülüyor. Malesef ki, zorunlu temel eğitimin 16 yaşın altında olduğu tek ülke hala biziz.
gelelim senin sorununa, cumhuriyetin bütün kurumları eleştirilir de, nedense imam hatip
eleştirmek sanki tabudur. ben gittiğim lisede yabancı dil eğitimini eleştirebiliyorum. nasıl olurda İngilizce öğretilemiyor diye hala sorarım.
Kübra senin imam hatipte aldığın din eğitimi çok kötüydü. sorgulama yok ve ezberdi., dünyevi bir mezhep yorumu sanki tek bir gerçek gibi sizlere ezberletiyordu.
bir başkası gözüyle; o din eğiti tarafından ailelerin kızlara karşı kıştırtması sonuncu, abisine dışarı tişörtle çıkmasına izin verilirken, kendisinin çıkmasına izin verilmeyen kız çocuğu da kendini mağdur hissediyor.
Hele şunu hiç unutmam. bşabakana Alman'yada, erkeklerin çok kadınla evlenmesini sordular, başbakan erkeğin eşi hastalananınca oluyor dedi.
Düşünüyorum, bir insan din eğitimi almamış olsa bu kötü cevabı makul görebiliriz ? okumuş böyle cevap verice, bin yıldır kadınların ezilmişliklerini ders diye mi okuttular ? diye soruyorum.
mesela sen din dersinde parmak kaldırıp, kadınların şahitliği ile ilgili bir soru soramaz mıydın ? Hep mevcut bilgiyi ezberleyerek mi din öğreniliyor ? ya iki gözüm sen onu evinde de ezberlerdin.
Bunları yazdım diye yine kendini mağdur hissetme, dediğim gibi; bu ülkede matematik eğitimi sorguluyoruz da, neden dini eğitimini sorgulayamıyoruz. ,
yukarda yazdığında sana hak vereceğim husus; Türkiye'de kuralların aniden değişmesi., belki de kuralın değişEceğini bilmeden o liseye gittin.
aniden karşına b çıktı.
maalesef bu kural değişmesinden mağdur olanlar her zaman oldu., Mesela aniden ÖSS soru tipi değişiyor., halbuki öbür soru tipine göre hazırlanan bir yığın genç vardı. sinir bozucu tabi.
fakat benden düz lisede okuyanların mağduriyetini görmememi bekleyemezsin. iki avantajdan birini seçmek zorundasın sen de
Böylece onlarda dengelensin.
Sırf normal eğitim sürecimin yanında dini eğitimimi almak istemem sebebiyle istediğim üniversitede okuyamadım. Bunun nasıl bir his olduğunu ancak yaşayan anlar. Dışlanmışlık, ikinci sınıf vatandaş muamelesi…
bir karar alındıktan sonra uygulamaya koymak için en az 2 yıl beklense bu mağduriyeti hissetmeyecektin. Ancak neticede bu uygulama doğrudur. Lüksümüz yok kübra, bir milyon öğrencİnin kapıda olduğu bir sistem bu.
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, inancım gereği taktığım başörtüsüne bile müdahale etmeyi kendilerine hak gördüler. Ama yinede tüm engellere rağmen eğitim sürecimi tamamladım, belki istediğim üniversite ve bölüm değildi ama yine azimle bu işin üstesinden geldim ve 4 yıllık bir devlet üniversitesinden de derece ile mezun oldum…
bölümünün önemli ? staj olmayan bölümlerde hukuki olarak başörtüsünü ben savunsam gider davayı kazanırdım :) Fakat sakalım yok ki, sizlere anlatamıyorum. inancım gereği diye bir argümanla hukuki yola girersen kendi kendine dezavantaj yaratıyorsun ?
yukarda yazdım din ve vicdan hürriyeti sınırsızdır. kamuda bütün inançları tarafsız
yansıtacak bir düzenlemeyi yöneticilerden bekleyemezsin. adamın biri çıkar, inanç hürriyeti diye aklımıza gelmeyen öyle birey der ki; sen ben duyunca küçük dilimizi yutarız. yönetici hepsini organize edemez. kapasite olarak edemez.
yöneticinin O inanç iyi, ama bu kötü deme hakkı yoktur.
şimdi sen yazmışsın hayat bayram olsa,..
değil.
realiteyi yazacam ben sana.
Şimdi soruyorum size, sizce din ve vicdan özgürlüğü nerde bu ülkede? Benim başörtümden kime ne zarar gelmiş? Dinimi öğrenmek istemem sebebiyle neden cezalandırılıyorum?
alevi baba da soruyor, benim çocuğuma benim vergimden neden benim algıma göre din lisesi yapılmıyor diye ? hadi bakalım, din ve vicdan hürriyeti ? melim melim sana bakıyor kübra ?
kolay değil inanan bana.
Medyada yayınlanan olaya gelince… Benim burada eleştirdiğim husus, namaz kılmayı bir suç unsuru şeklinde lanse eden medyayadır. Ki ben bu olayın gerçek olduğunu da düşünmüyorum. Zamanlaması ve hadisenin ortaya çıkışı nedense çok garip geliyor bana…
ben de üzülüyorum ama ayağa düşürenleri de biliyorum. Yöneticiden izin alınmadan yapılan
her eylem suçtur. yönetici neden konuşmuyor.
Bu ülkede milli eğitim bakanı yok mu ?
Eğer din ve vicdan hürriyetini savunuyorsak, hiç kimse (tüm dinlere hitaben) inancından ötürü dışlanmamalı, yadırganmamalı, saygı duyulmalı…
hukuk realiteye bakar. kübra yere bak. Trabzon’da bir rahip öldürüldü, sonra tam bir sene sonra hrant dink öldürüldü. hükümet bu cinayeti önleyemedi.
ben ne yazıyorum fiziki olarak yetmezsin zaten yetsen bile hayat bayram değildir.
Ayrıca dini bilginizin ne düzeyde olduğunu bilmiyorum ki beni de ilgilendirmiyor, inancınıza saygı duyuyorum. Ancak “namaz her yerde kılınır. Kazası var. Oturduğun yerde kılarsın .” ifadesinin uygun olmadığını söylemek istiyorum. Namaz her yerde kılınamaz, şartların uygunluğu aranır. Gerçi konumuzla tamamen alakasız ama yine de söylemek istedim.
Saygılarımla, /b>
namazda mekanla ilgili şart olmadığı konusunda iddialıyım. temizlik,ayık olma kişiye aittir.
namazda kaza tabi ki var., din zorluk dini değildir.
o HALDE ŞUNA CEVAP VERİN SİZ DE;
geçenlerde bir arkadaş güzel bir soru sordu.
haca gidenler ne hakla kısıtlanıyor diye sordu ?
mesela hakan iz ona neden cevap vermedi ?
soru çok iyidi, tam yerinde. Mesela benim bir akrabam kadın, Arabistan’a kaçak girerken yakalandı, hapse atılar. peki niye ? o farzını yerine getirmeye çalışıyordu.
Bağcılar lisesinde aslan kesilmek kolayınıza gelmesin., hac farz değil midir ?
Yazan: knz Tarih: June 8, 2007 6:22 AM
Merhaba blue,
"ÖĞRENİN" ifademi incitici bulmaya tabiî ki hakkınız var, ben bu konuda diyeceğimi zaten dedim. Başkalarını küçümseyici bir tavırda konuştuğumu düşünmeye de hakkınız var, sonuçta sizin bileceğiniz iş. Ayrıca şundan emin olun, yazdıklarımın içeriğinden ziyade, üslubumdan rahatsız olmanız beni pek rahatsız etmiyor. Beni tek rahatsız edecek olay yazdıklarımın içeriğinde bir yanlış veya eksik bulmanız olacaktır.
Evet blue arkadaşım, siz diyorsunuz ki insanların atıp tutma özgürlüğü vardır, saçmalama özgürlüğü vardır…Sanırım siz de benim gibi atıp tutmaların farkıdasınız. Ama maalesef haklısınız, insanların bu özgürlüğü var ve ben bundan pek memnun değilim. Ya siz?
Bakın blue, "ÖĞRENİN" demeyeceğim bu sefer; çünkü dediğime katılıyorsunuz: Özgürlük isteyenin istediğini yapması demek değildir. Fakat şunu görmüyorsunuz ya da bilmiyorsunuz ki; hukuk devletlerinde özgürlüklerin sınırını yazılı kurallar çizer. Yani sizin işaret ettiğiniz gibi kimse zararı yok diye kurallara aykırı eylemde bulunamaz.
İnsanların iyi niyetinden ya da ibadet etmesinden rahatsız olan yok burada. Rahatsız olduğum nokta net: Kuralların çiğnenmesi, ve de kimsenin iyi niyeti veya eyleminin türü buna hak doğurmaz.
Geldik meşhur yine "laikçi" meselemize: Eğer ki siz evet böyle bir kavram yok, ama olsun biz kendimiz kullanıyoruz derseniz, buyurun meydanlar sizin. İstediğiniz kadar kavram üretebilirsiniz. Ama benim bu kavramın varlığını eleştirmemin sebebi eğer tartışmalarda bir yerlere gerçekten gelmek istiyorsak müsaade edin de konulara ciddi ve referansı-kaynakçası mümkün bilgilerle yaklaşalım. Uydurmalarla değil. Ama sonuçta tabiî ki istediğiniz kadar uydurmayı üretme ve kullanma hakkı siz de. Buyurun, sizi tutacak değilim. Rahatsızlığımın sebebini anlatabildim herhalde uydurma kavramlar ile ilgili.
Üstelik bakıyorum –maalesef başbakanımız olan- rtE ile aynı hatanın içerisindesiniz,o da sizin gibi konuşuyordu:
“Kavramlar önemli değildir.”
Ee maşallah, gerçekten kavramların önemini anlatmam gerekiyor mu size? Yani bir liberalizm’in nasıl bir emekle oluştuğunu, ya da bir akımın nasıl bir getiri sağladığını? Gerçekten, size bunları anlatmam gerekiyor mu? Gerekiyorsa lütfen belirtin, ve ben tıpkı rtE adına üzüldüğüm gibi, sizin adınıza da üzülerek kavramların önemini anlatayım. Bunları sorma gereği duyuyorum, çünkü gerçekten kavramları önemsiz bulduğunuza inanmak istemiyorum, ve de umarım bu ifadeniz de bir yanlışlık vardır diye umut ediyorum.
Ha diyelim mevcut bir yapının isimlendirmesi yok, e kusura bakmayın da bu isimlendirmeyi emek veren insanlar inşa etsin. Bu nasıl bir emek diye soracak olursanız, siyaset bilimindeki,ekonomideki, veya farklı disiplinlerdeki o “En Büyük” insanların bu kavramları oluşturmak için yaptıklarını öğrenin derim size.
O nedenle müsaade edin de, büyük olmak bir tarafa , minicik insanlar da kavram yaratma konusunda hadlerini bilsinler. Onların bu konuda hadlerini bilememeleri o “En Büyük” insanlara çok büyük haksızlık oluyor çünkü.
Yazan: Beagle Tarih: June 8, 2007 10:12 AM
Hiç duydunuz mu bir İtalyanın "eyvah, hristiyanlık aldı başını gidiyor, koskoca okulun bir odasını mini kilise yapmışlar, çocuklar dua ediyor"
veya hiç duydunuz mu bir İsraillinin "eyvah, yahudilik coştu, Tevrat ne kadar çok okunuyor"
ya da hiç duydunuz mu bir Korelinin "eyvah ki ne eyvah, Budizm'in önünü alamıyoruz, ne olacak yakında bende budist olacağım, aman da aman" dediğini?
Halbuki işte yüzde bilmem kaçı Müslümanlıkla şereflenmiş ülkemizdeki hale bakın. Benimde içinde bulunduğum "büyük" kısım medyanın "başımıza taş yağacak" tadında verdiği haberlere. Ve bu haberleri yazanlar kadar yobazlaşmış kişilere bakın. İfade etmeselerde şöyle diyorlar: " Eyvah, Müslümanlık geliyor"
Dünyada dininden korkan tek bir millet var. Biz. Bu cümleyi düzeltmek gerekirse de "dünyada dininden korkan hale getirilen tek millet var" diyebilirim.
Namaz dinin direği, insanlığın temelidir. Bu kardeşlerimize diyorum ki,
Korkmayın, katılın. ancak o zaman dünyanın, Türkiye'nin ve okulların direği sağlamlaşabilir.
Allah Rahmet Eylesin Mehmet Akif'in İstiklal'imizi , istikbalimizi kaleme alırken şu iki kıtada belirttiği gibi, İlahi'den, Allah'tan istediği emeli gibi...
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Yazan: Cem Sunbul Tarih: June 8, 2007 11:24 AM
Müslüman bir ülkede namaz kılma yeri tahsisinin tartışılması abesle iştigaldir.
Aslında böyle bir tartışmanın olmasına neden olmak gericiliktir.
Milli Eğitim bu konuda askeriyeyi örnek almalıdır.
Nasıl ki ibadet etmek isteyen erler için kışlalarda cami varsa, aynı şekilde okullarda ibadet etmek isteyenler için bir yer bulunabilir?
Yazan: TT Tarih: June 8, 2007 2:30 PM
Olay ne kadar doğru?
Ayrıntıları neler?
Yazıda bunlara değinilmeyerek polemikten kaçınılmış.
Bu zaten Mustafa Beyin işi değil?
Bu olay gündeme geldiğinde beni üzen tek şey
"Bazı yetkililerin 'korkak' tutumları"
oldu.
Keşke demokrasi birikimleri ve zihinleri dolu dolu olsaydı da
"Laik ülkede okulda namaz olmaz"
diyenlere
"Siz hangi laiklikten bahsediyorsunuz"
diyebilselerdi.
Demokrasi de budur.
Korkarak, sinerek doğru bildiğiniz fikirlerinizi nasıl yanlış fikirlere karşı üstün kılabilirsiniz.
Hem de karşı tarafın fikirleri desteksiz ve "sadece slogandan ibaretken"
ve sizin fikirlerinize destek verebilecek, katkı sağlayabilecek dolu dolu insanlar varken
Mustafa Akyol gibi...
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 8, 2007 5:18 PM
Bazı okuyucular yorumlarında ODTÜ polemiğine girmişler de; ben de bir iki söz söylemek istedim. Bir ODTÜ mezunu olarak.
Beagle -doğrusu nedir acaba!!!- rumuzlu bir okuyucu yorumunda kampüsteki veya yerleşkedeki "iyi niyet" sembolü olarak cami ve mescidin bulunduğunu savunmuş...
Lütufta bulunmuşlar...
Ödediğim vergilerle kurulan ve ayakta kalan, dedelerimin kan dökerek kazandığı ve kurtardığı bir ülkenin topraklarında eğitim veren bir üniversitede cami ve mescidin kurulması sadece bir iyi niyet bir lütuf olarak görülüyorsa diyecek sözüm kalmıyor diyerek Beagle'ı -doğrusu ne ise- sevindirmeyeceğim çünkü söyleyecek sözüm var...
İşte sözüm :
"Ülkemde kan döken, insanları birbirine düşüren, hain ve nankör bir terör örgütünün liderinin posterinin kampüste asılmasına müsade edilmesi de, görmezden gelinmesi de, umarsanmaması da bir "iyi niyet" midir?
Apo'nun posterinin asılmasına müsade etmek, ses çıkarmamak da bir "iyi niyet(!)" midir?
Ve o posteri benim yırtıp yere çaldığım güne kadar indirmeye cesaret eden tek bir kişi olmuş mudur?
Terör eylemlerinin artmasından, askerlerin şehit kanlarının artmasından, başbakanımızın sözlerinin çarpıtılmasından oy uman hangi partilerin mensupları(MHP, CHP ve ulusalcılar vs.) o posteri yerinden indirdi. Hiç birisi.
30 kişinin arasında kaldı, linçten kurtuldu, küfürlere maruz kaldı... Hiç birisi.
Ama meydanlarda bu değerler üzerinden sömürü yaparak oy umdu, istedi ve maalesef aldı.
Ben bir AK Partili olarak(teşkilatına üye değilim ama gönülden Ak Partiliyim)
Bunu bir tek ben yaptım. O posteri birtek ben yere çaldım.
O rTE yazarak küçümsemeye çalıştığın kişinin genel başkanı olduğu partinin bir gönüllüsü olarak ben yaptım.
(Tabi Kürtçülük sorununa bakış açım da ırkçı değildir, devletin bazı yanlışları olduğu, terörsitlerle halkı ayırmak gerektiği yönündedir. Yöre insanının da hataları vardır, kendini ve değerlerini taşımayan bir terörist örgüte kananlar olmuştur. Veya aralarına giren kışkırtıcılara kananlar olmuştur. Kürtçe Tvye de, kasede de, kitaba da karşı değilimdir. Kürt dostlarım da vardır. Aslında bu açıklamayı yapmam bile abes olmalı ama neyse...)
Dönelim lisede namaz meselesine...
Bu ülkenin sorumluluklarını yerine getiren bir vatandaşı olarak "Zenci Türk" olarak görülmek beni rencide ediyor. Benim rencide olmam birilerini rencide etmeyecekse...
İbadet hakkını kullanan bu gençlerin, çoğunluğu müslüman olan bir ülkede bu kadar yadırganması bence yadırganmalı...
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 8, 2007 6:07 PM
Son derece güzel bir yazı. İlginç noktalara temas etmiş. Ancak şunun da kayıtlara girmesini isterim.
Ben 95-98 yılları arasında lisede okurken namazlarımı, okulun mescit için ayrılmamış, fakat mescid olarak kullanılan bölgesinde kaçırmadan kıldım.
Bu dönemlerde Anap, Dyp, RP, Ecevit, hepsi iktidar olmuştu. Fakat bu olayın iktidar ile bir bağlantısı yoktu. Zira benden sonra da orada namaza devam edildi.
Geçen gece televizyonda Metin Bostancı benim zamanım da asla böyle birşey olamazdı diyordu. O anda televizyona bağlanmayı o kadar istedim ki. Ne demek olamaz dı? Yahu okullarda namaz kılma olayı ne yeni bir olaydır, ne de bu işin bakanla alakası vardır. Benim okuduğum lisede kesintisiz her dönemde (Hikmet Uluğbay ve Metin Bostancı dönemi dahil) namaz kılındı. Bildiğim kadarıyla bir çok lise de öyle idi. Hatta, çoğu kere imam oldum ben yahu. Çete başı mıyım şimdi ben?
Yazan: ilhan Tarih: June 9, 2007 6:06 PM
volkan bey'e çok teşekkür ediyorum.
ben http://kirazdal2.blogspot.com/ olacağım.
Sevgi ve Saygılarımla
Yazan: knz Tarih: June 9, 2007 8:29 PM
Peygamberimiz(s.a.v) ahir zamanda bu tür fitnelerin cikicagina ve islamiyeti yasamanin zorlasacagina dikkat cekmisti.
Ne diyelim ALLAH(c.c)müslümanlarin kalbine iman nuru versin..
Yazan: mehtap Tarih: June 10, 2007 3:15 AM
Müslümanlar günümüzde istenmeyen toplum ilân edilmek üzere neredeyse, Amerika Birleşik Devletleri yöneticileri Irak 'a özgürlük ve demokrasi getiriyorlardı.. bir terör örgütünü bahane ederek Afganistan 'ı işgal ettiler.
Ne deniliyor 'du hatırlayın; siz bozgunculuk çıkarıyorsunuz, sizin demokrasiye ve insan haklarına ihtiyacınız var. Peki ne yaptılar ?.. asıl insan hakları suçunu kendileri ihlal ettiler, asıl bozgunculuğu yine kendileri çıkardılar.
Kimileri için.. üç kağıtçı bir Arap olan Muhammed 'in yazdığı, aslı müslümanlarca Tanrı kelâmı olduğuna inanılan 14 asırlık Kur'an-ı Kerîm şöyle diyor:
* * *
# Bakara Sûresi 11 - 15
Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
* * *
Namaz kılan gençlerimizi, kötü yolda olmakla itham eden yine aynı zihniyet.. bunu görebilmek, artık bir vicdan meselesi haline gelmiştir. Bu münasebetle, konuya ilişkin; müslümanlığın bu denli hor görülüp küçük düşürülmesi eleştiriye müstahaktır.. tespitini düşüyorum.
Birlikte yaşam, birbirimize karşı saygı duymayı gerektiriyor.. dışlamayı, ve ötekisi görmeyi değil.
Dostlukla,
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 10, 2007 10:05 PM
ilhan Tarih,
Bakın, ödediğiniz verginin karşılığı siz ne isterseniz istediğiniz şekilde onun yapıldığını görmek değildir. Ödediğiniz verginin karşılığı kanunlar çerçevesinde hak ettiğiniz gibi yaşamaktır. Bu devlet sizin hakkınız olan ibadet imkanını tabiî ki yaratmak zorundadır. Ama bunun yeri Milli Eğitim kurumu olamaz.
Herhalde yeterli.
Terörist başının posterinin asılmasına, hatta size son birkaç sene de olanları anlatayım belki eski mezunsunuzdur; nevroz ateşleri, apo sloganları, Türk bayrağını indirmeler... Bunkara müsaade edilmiyor, ediliyorsa sorumlusu cezalandırılır. Bu hareketler müsade edilmediği halde, yasak olarak yapılıyor. Siz müsaade edildiğini düşünüyorsanız, bana sızlanmayın, gidin şikayetçi olun. Yanlış karşısında doğru olanı yapın o namaz olayındaki duyarlı veli gibi.
Ayrıca bir yanlış başka bir yanlışa hak doğurmaz. Okulda pkk yanlısı olaylardan bizler de rahatsızdık, hemen jandarmaya haber veriyorduk olaylar olduğunda, ama bu yanlış okulda namaz kılınması yanlışına hak doğurmaz. Bu ayrımı yapın lütfen.
Ayrıca o posteri yere atmanıza sevindim ama emin olun çok asılıyor son zamanlarda o posterler maalesef.
Geldik başbakanın sözlerinin çarpıtılmasına! Ne imiş çarpıtılan? Başbakan Kelle dedi mi, demedi mi? Sayın dedi mi, demedi mi? Yan gelip yatma yeri değildir dedi mi, demedi mi?
Aslında bunu niye soruyorum ki, hepimiz izledik ve dinledik. Başbakan bunları dedi. Bu sözlerin çarpıtılmasına gerek yok, çünkü ifadeler çok açık ve net. Biz de anlamamız gerekeni anlıyoruz zaten, merak etmeyin.
Ayrıca lütfen iki de bir o posteri bir tek ben yere çaldım diyip durmayın, sanki tek duyarlı insan sizmişsiniz gibi konuşmayın.
Ayrıca bakın siz de bana karşı ikinci tekil şahıslı ifadelerle konuşuyorsunuz, yani sağolun, elinize sağlık m Akyol u çifte standardını ortaya serdiğiniz için.
Bu ülkede namaz kılmak zenci vatandaş olmak değildir. İbadet bir haktır, buna da yasak yoktur. Ama bunun yeri bellidir. Canınızın her istediği yerde, istediğiniz zaman namaz kılmaya müsaade edilemez. Bunun sınırsız serbest olmaması da zenci vatandaş olmak değildir. O kadar aynı üniversiteyi paylaşmışız ama belli ki 3100201 dersini almamışsınız.
İbadet hakkını kullanmak yasak değildir. İbadet hakkı tıpkı diğer haklar gibi sınırsız değildir. Buna göre de Milli Eğitim’in okullarında namaz kılınamaz. Bu tür bir eylem yapılırsa bunun sorumlusu gereken sorumluluğu öder. Eğer ben Milli Eğitim’in herhangi bir okulunda bu tür bir eylem görürsem hemen kamerama kaydeder ve o duyarlı baba gibi şikayette bulunurum. Doğrusu budur çünkü.
Allah aşkına yapılan yanlışlardan başka yanlışlara hak doğurma çabasını bırakın. Ben kuralların yaşatılmasından tarafım ve burada neyin kurallara aykırı olduğu son derece açık.
Son olarak yadırganan şey namaz kılmak değil, bunun yeri.
Yazan: Beagle Tarih: June 11, 2007 10:40 AM
Kimse kusura bakmasın, bu ülkede içinde namaz kılınan, diğer ilimlerle birlikte din de öğretilen okullar açılmadıkça, tevhidi tedrisatın ürünü milli eğitim kurumlarında da namaz kılınacaktır. Adına laiklik ya da başka birşey deyin, milletin namaz kılmasına mani olmaya ne devletin gücü yeter, ne de namaz düşmanı her hangi bir toplumun.
Kurallar uyulamayacak kadar yanlışsa, kurallara neden uyulmuyor diye hayıflanmanın manası yok.
Yazan: ilhan Tarih: June 16, 2007 9:49 AM
Bak Beagle "Tarih"(!!!) :))) :DDD
O ODTÜ ile ilgili yorumu yazan İlhan rumuzlu okuyucu değil, İlhan Tarih HİÇ değil,
O ben idim,
mustafa fatih yüce
Biraz dikkatsiz davranmışsın
Neyse gelelim cevaba...
<