« Laikliği Asıl ‘Laikçiler’ İhlal Ediyor | Ana Sayfa | Council on Foreign Relations’da Konuşma »

May 19, 2007

Sorun, Milletin Ta Kendisi...

Ülkemizde “Cumhuriyet” kavramının anlam kaymasına uğradığını ve “demokrasi”ye karşı “elitler hakimiyeti”ni ifade eder hale geldiğini pek çok yazımda belirttim. Zaten söz konusu “Cumhuriyet”in ateşli savunucularına bakınca, “milli irade”den hiç hoşlanmadıkları, bunun önüne geçmek için her türlü yolu denedikleri açıkça görülüyor. Örneğin AK Parti’nin “Cumhurbaşkanı’nı millet seçsin” teklifi, malum, CHP ve taraflarınca kabul edilmiyor. Açıkça söylemeseler de “olur mu canım, millet gider yanlış adamı seçer” diye düşünüyorlar.

Murat Belge — ki bir “mürteci” olmadığından kimsenin kuşkulanamayacağı bir isimdir — bugünkü yazısında CHP’nin söz konusu zihniyetini şöyle yorumlamış:

Cumhurbaşkanını halk seçerse, bölünüyoruz... Anamuhalefet partisinin (bu partinin 'sosyal-demokrat' olduğuna dair bir rivayet dolaşıyor) genel başkanı böyle söylüyor. Böyle bir cümle, ne anlama gelir? 
Bir 'halk' cumhurbaşkanı seçerken böyle bir 'halt' işliyorsa, onun başka şeylere burnunu sokması da tehlikeli olmalıdır. Nitekim, biz niye tarihin bu aşamasında 'cumhurbaşkanı seçimi' dolayısıyla bu hallere düştük? Niçin Silahlı Kuvvetler gece yarısı e-muhtıra yayımlar ve niçin sayıları milyona varan insanlar mitinglere koşup orada olmayanlara doğru bayrak sallarlar?

AKP adındaki, hükümet olan partinin, var olan yasal çerçeve içinde cumhurbaşkanını seçmesini durdurmak için (bu uğurda, toplumun en üst yargı organı, 'var olan yasal çerçeve'yi var olmayan bir kuralla değiştirmekten de kaçınmadı). Ya bütün bunlar, bundan dört yıl kadar önce bu münasebetsiz halkın, gene var olan (ve kimsenin uzun boylu itiraz etmediği) seçim yasaları çerçevesinde, adı AKP olan bu partiyi seçmesiyle başlamadı mı? Öyle oldu.

Demek ki bu halk kimi seçeceğini bilmiyor. Hükümet seçerken böyle yanlış iş yaptığına göre, cumhurbaşkanı seçerken kimbilir ne çamlar devirecek?

Hazır link vermişken Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz’ün geçen Perşembe günü yayınlanan "Bunların Niyeti Faşizm" başlıklı yazısını da tavsiye edeyim. Aköz, “Bugün Türkiye'de vazedilen ulusalcılık, otoriter bir rejim oluşturma sevdasıdır. Bu arzu birkaç adım daha ileriye götürüldüğünde totaliter bir rejime, yani faşizme varır” demiş. Sonra da çok ilginç bir YÖK yönetmeliğine dikkat çekmiş:

Star gazetesinde yazan Prof. Eser Karakaş, YÖK'ün geçtiğimiz cuma günü çıkardığı yönetmeliğe dikkatimizi çekiyor. Bu yönetmelik yurtdışından alınan diplomalarla ilgili. Yönetmeliğe göre... Yurtdışından alınmış bir diplomanın, Türkiye'de de geçerli olabilmesi için... Öğrencinin okuduğu herhangi bir dersin, anayasaya ve YÖK'ün yukarıda değindiğim 4'üncü, 5'inci maddelerine ters düşmemesi gerekiyor.

Bunun anlamı şu: Diyelim ki İngiltere'nin ünlü üniversitesi Oxford'da okuyorsunuz... Danışman hocanız, Kürtlerle ya da tarikatlarla ya da 1915 olaylarıyla ya da ne bileyim, mesela eşcinsellerle ilgili bir dersi almanızı söyledi... Siz de hocanızın tavsiyesine uydunuz...

Diplomanızla birlikte sevinçle ülkenize döndüğünüzde, "Hop, dur bakalım" diyecek YÖK, "Bu diploma Türkiye'de geçmez." Niye? "Çünkü okuduğun şu ders yasamıza aykırı."

Hatırlayın: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, herkesin "devlet ideolojisini" benimsemesini istemişti... Ben de böyle talebin, böyle bir arzunun, ancak Stalin Rusya'sı ya da Nazi Almanya'sı gibi totaliter rejimlerde geçerli olduğunu söylemiştim. Bu eleştirimi abartılı bulanlar olmuştu.

İşte buyurun: YÖK'ün diploma denklik yönetmeliği tam da bunu yapıyor. Siz istediğiniz kadar, "Yahu ben ülkeyi seviyorum, icabında onun için ölmeye hazırım" diye bağırın.... Ya da mesela, "O dersi okudum, çünkü karşı tarafla mücadele etmek için fikirlerini, iddialarını bilmek zorundayım" diye itiraz edin.

Fark etmez. Madem o dersi okudunuz, zihniniz bulanmış, hatta kanınız dahi bozulmuştur. Artık makbul vatandaş değilsiniz.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 19, 2007 9:46 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

millet tabiki yanlış biirni seçebilir.
demokrasi budur. Murat BELGE demokrasiyi bilmiyor. millet denilen kavram özünde insan topluluğudur. insan topluluğu kutsal ya da ilahi bir kavram değildir, yeryüzüne ait bir kavram.


murat belge kendi kutsalını yaratıp kendi tapıyor.

demorakrasi insanların hata yapmayacağı varsayımı üzerine kurulmuş bir sistem değildir.

kafanıza sokun bunu.
Bir pati bir seçimde iktidra gelir, diğer seçimde elim kırılsaydı da oy vermez olsaydım diyen aynı insanlar tarafından İKTİDARDAN uzaklaştırılmalıdır.

uzaklaştırma hakkı birine yetki vermekten daha
daha değerlidir.

onun için parlemnter sistem başkanlık sisteminden daha iyidir.

icraat parlementodadır. Ama parlemento hizmetlidir. parlementer sistemi iyi çalıştırıyor muyuz ? kim kendi bölgesinin milletvekili adaynı belirleyebiliyo ?
milletvekili adyalarımızı tanımıyoruz bile.

hayır tanısak ne işe yaracak ? o adayı o listeye biz koyabliyor muyuz ??? bülent arınçla, tayyip erdoğan arasındaki pazarlıkta belirecek ismi gidip robot gibi seçmeye biz demokrasi mi diyoruz ?????

Yazan: knz Tarih: May 19, 2007 10:08 AM

CHP ,Cumhurbaşkanını millet seçsin önerisini kabul etmedi. Bu ülkede sosyal demokratlar milli irade yanlısı değil. Kendilerine nasıl cumhuriyet savunucusu diyebilmelerini ise hiç anlamıyorum. Sokaklarda yapılan mitingler, cumhuriyet mitingini yansıtmıyor. Buradan Sayın Deniz Baykal'a ve sosyal demokratlara söylüyorum, eğer 14 Nisan'da Tandoğan'da milyonlarca kişi VARSA, cumhurbaşkanı o milyonlarca kişi seçsin de milli irade sizin lehinizde karar versin, ve demokrasi yerini bulsun.

Yazan: burak a Tarih: May 19, 2007 11:18 AM

Mustafa Bey, "Açıkça söylemeseler de “olur mu canım, millet gider yanlış adamı seçer” diye düşünüyorlar."

Yanılıyorsunuz, artık alenen söylüyorlar. Türkiyede oy kullanıp kendilerine oy vermeyenleri yanlış düşünmekle suçluyorlar.

Yazan: JaneDo Tarih: May 19, 2007 1:13 PM

Biz çookkk şanslı bir milletiz.!!
Halkımız cahil,
Eğitimimiz felaket,
Eğiticilerimiz siyasetçi,
Siyasetçimiz çıkarcı,
Demokrasiden anlamayız,
Dış politika bilmeyiz,
Bir kısmımız Batıya dönük laik,
Bir kısmımız Doğu’ya dönük şeraitçi,
Peygamberimiz(s)kılıç dini yaymış,
Dinimiz gelişmeye engel,
Müslümanı Müslümanlığı bilmez,
Azınlık haklarını yerizzz,
Irkımız Viyana kapılarına dayanacak kadar istilacı,
Bilim bilmez, irfan bilmez tarihimizi inkar ederiz,

Üstüne üstlük sağlıksız müptezel bir halk ne verirsen alıyor,bağımlı bağımlı!

Türkiye kamu şirketi gibi düşünülse ihaleye çıkarılsa talibi olsa bile özelleştirilemez demek ki.Yoksa özel bir şirket de yöneticiler mi doktor ki öyle olmalı yoksa müptezel tanısını kim koyacak,bağımlı bağımlılığını kabul eder mi?

Bu doktorlar teşhiste iyi de tedavide sınıfta kalıyorlar,bu eğitim sistemi ile ancak o kadar bilebiliyorlar.Tedavi derslerinde elektrikler kesilmiş çalışamamışlar yoksa elektrikleri biri mi kesmiş?


Şanslıyız şanslı ya teşhiste de hata yapsalardı, maazallah!Haklısınız Mustafa bey,sorun milletin ta kendisi.

Yazan: çuvaldız Tarih: May 19, 2007 1:27 PM

tanım itibariyle cumhuriyet:

"devlet başkanı ve devletin diğer organlarının seçimle ve belli süreler için göreve geldiği HÜKÜMET BİÇMİdir."

hiç kimse cumhuriyeti baştan tanımlamıyor ki? bunu yapan kim acaba? polemik ustası olan sizlersiniz, laiklik ve demokrasinin tanımını nasıl yeniden yapmaya çalıştığınızı hepimiz biliyoruz!

ayrıca Sn akyol şunu söylemiş:

"Örneğin AK Parti’nin “Cumhurbaşkanı’nı millet seçsin” teklifi, malum, CHP ve taraflarınca kabul edilmiyor."

iyi de, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmemesi, cumhuriyet'e aykırı bir ilke değil ki! meclisi kim seçiyor? halk..

açıkçası, türkiyede politik sistemin baştan aşağı değşmesi gerekiyor. sağır sultan bile biliyor ki meclisi halk seçemiyor. daha düzgün işleyen bir demokrasi için partiler ve seçim kanununun değişmesi lazım. bunu yapacak güç ce istek ne akepede ne cehepede ne de başka bir partide var. nokta.

Yazan: mahlat Tarih: May 19, 2007 2:53 PM

Şimdi, 23 Nisan senaryoları yazılıyor.

AKP partizanı değil hiç kimse diye düşünüyorum, sadece büyük ve sinsi bir Tehlikenin Farkında 'lar. Gelecek kaygısını yaşıyorlar.. son 4 yıldır Türkiye dünyaya açılıyordu, ağır aksak medeniyet yolunda yürüyorduk.

Yine beş sene önceki 28 şubat senaryosunu oynamaya başladılar. Bu partileri meclise gönderen halk olmasına rağmen, iradeye saygısızlık var. Bir de TBMM'ye "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diye koca koca yazmışlar.

Anayasa mahkemesinin hukuk kurallarına taraf olarak karar alması, bu toplumun hukuk anlayışını da dinamitleyebilir. Kimi köşe yazarları ve de aydınların, halka örnek olacakları yerde.. seçim sonrasında orduya iş düşebilir imâlarında bulunmaları da bu felaketin ayak sesleridir.

Herkes hukuku kendisi yazmaya başlarsa Erkan Mumcu - Deniz Baykal - Mehmet Ağar üçlüsünü bulamazsınız yarın sokaklarda. Çak kipriti, samanlığı ateşe ver.. suçu da karşıya at.. ohh ne âlâ ne âlâ.

Karmaşayı arzulayan ve bu karmaşadan medet uman bir kasıt vardır. Kaostan rant sağlamayı düşünenler, sözde cumhuriyet mitinglerini düzenlediler ve arka çıktılar, kenardan köşeden sahiplendiler; kendilerini cumhuriyetin ve laikliğin yegane bekçisi ilan ettiler, şeriata hayır sloganlarıyla iktidar olan AKP hükümetini hedef hâline getirdiler.

Benim izlenimlerim de bunlar.. umarım, 23 Temmuz sabahı 70 milyon olarak sonuçları sindirebiliriz. Ankara - İstanbul - İzmir mitinglerinde gövde gösterisi yapanların karşısında.. isyan etmeye bahane bekleyen muhafazakar bir kesim olduğu unutulmamalı.

Bu belirsizlik problemi ile mücadele edilmesi gerekir.. seçim sonuçları kaale alınmaz ise, 22 Temmuz 'un da bir anlamı kalmaz. Belirsizlik, devâm eder. Böyle olunca.. ordu, siyasi istikrarsızlığı bahane ederek yine bir darbe girişiminde bulunabilir.

Muhtemelen CHP yöneticileri ve taraftarları.. halkı sükunete davet etmek yerine, (Deniz Baykal'a deli gömleğini giydirerek) Türkiye Karışabilir Karışacaktır Tehlikenin Farkında mısınız laf oyunlarıyla hileler ile mediayı - kapital sahiplerini - dernek ve sivil teşkilatlanmaları - toplumu ayaklandıracaklar.. benim olmuyorsa, hiç kimsenin olamaz mantığı ile; Türkiye'yi siyasi bir bunalıma sürükleyerek, orduyu darbeye dâvet edecekler.

Görünen köy kılavuz istemez.. 27 Nisan günü ben görmem gerekenleri gördüm. Yine de umudum, bu çirkinliklerin yaşanmamasına dair.

Mustafa Yürekli imzasını taşıyan ve "Türkiye yarınlara gerici CHP ile değil, demokratik AK Parti’yle yola çıkacak." sözüyle biten bir makaleyi de şu adresten inceleyebilirsiniz. [ Demokrasiyle darbe arasındaki Türkiye’de seçim atmosferi ]

Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 19, 2007 5:12 PM

Yök'ün bu rezilliği görülmüş bir şey değil.İstersen dünyanın en iyi üniversitelerinde öğrenim gör; bumların hoşuna gitmeyen dersleri değil kabul etmek okusan dahi uluslararası hiçbir eğitim otoritesinin tanımadığı kimsenin umrunda olmayan Yök senin diploma denkliğini tanımasın.
Bu darbe mahsülü, Türkiye'de nevi şahsına münhasır yaptıkları tariflere uygun olarak hiçbir farklı eğitim, anlayış ve fikri kendi anlayışalarını değiştirmek cüretine kalkışmak şöyle dursun öğretimine dahi tahammül göstermemeyi kendine görev bilmiş bu çağdışı kurum Türk gençliğinin terakkisi önünde en büyük engeldir.Unutmayalım bu Çağdışı YÖK türkiyeden hiçbir üniversiteyi Institute of Higher Education 'ın yaptığı sıralamaya göre ilk 500'e sokmayı becerememiş bir YÖK'tür.

Biraz'da kendi kuyruk acımdan kaynaklanan birdurum var ortada bu yÖK varya bizim El Ezher'i de kabul etmiyor denkliğine.Niçin İslam hukuku eğitimi laikliğe aykırıymışda ondan ama ben onunla birlikte laik hukukta alıyorum ikisinide mukayeseli görüyorum! yok olmaz istemezük sadece laik al öyle gel! olur görürsem söylerim daha bundan birkaç ay önce bizden üst sınıflardan bir arkadaş Cambridge'ye yüksek lisans için kabul edildi bu YÖK bizi tanımaz arkadaş çünkü biz birkere çağdışı eğitime bulaşmışız.
Neyse bu karşılıklı bir ilişki beni tanımayanı ben hiç tanımam zaten bilim adına ne yaptığıda ortada.

Saygılar Selamlar

Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: May 19, 2007 5:56 PM

# Tashih

Yukarıda.. seçim sonrası, 23 Temmuz tarihinde yaşanabilecek tatsızlıkları ve sunî bir kavga çatışma ortamının oluş(turul)masına yönelik endişelerimi ifade etmeye çalışmıştım.

Elimdeki metinde, gördüğüm kadarıyla söze 23 Nisan senaryoları diye başlamışım.. 23 Temmuz Senaryoları olacaktı. Bilginize,

Bir de yazım hatası yapmışım. "Media" kelimesi ,"medya" diye yazılıyormuş. "Türkche" kelimesi de, "Türkçe" şeklinde yazılıyor olmalı (?)

Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 19, 2007 6:12 PM

Ben simdiye kadarki chp aciklamalarinda halk cumhurbaskanini secmesin dedigini duymadim,keske su günkü chp aciklamalainda dedi diye belirteydiniz ama denilddiyse eger cok yanlis ve sosyal demokratligi taban taban zit bir düsünce olurki hic hos olmaz..fakat ben akp nin cumhurhurbaskanligi seciminde sergiledi tutumuna hic dogru ve hos olmadigini düsünüyorum,biz cogunluga sahipiz öyleyse su adayi secicez demesi demokrsi adina hic hos olmadi,daha uzlasici bir tutum sergileyip süphecilere iyi bir cevap verebilirdi..artik bende dahil pek cok kararsiz kesim akp nin asil amacinin ne oldugu konusunda dahada süpheci olduk deninebilir..bununla beraber zaten yillar önceden cumhurbaskanini halkin secmesi gerekirdi ,bizdeki bu sacma uygulama disinda demokratik ülkelerde halk tarafndan secilir,böylece halk iradesi ortaya konur..bir iki yil önceden hangi partinin adayi secilcek tartismasi olmaz ve demokrasimiz daha saglikli olur..genel olarak bu cumhurbaskanligi seciminde ülkece sinifta kaldik ve demokrasi teriminden bi haber oldugumuzu gösterdik dünyaya,cumhurbaskani secemyen bir ülke,aday konusunda direten bi iktidar partisi,367 ye takilmis bir cumhurureis adayi,cumhurun basini cumhur yerine partilerin(özelliklede iktidarin secmesi ,bütün demokraisi tarihimizi kastediyorum) gercekten halktan korkan bir ülke anca bizde ve birkac afrika ülkesinde vardir sanirim..gecenlerde kürsat tüzmenin cok cok güzel bir aciklamasi vardi ,gerci baska konu icin söylenmisti sanirim ama isabet oldugu icin koyuyorum:
"5000 dolarlik kisi basi gelirle bukadar demokrasi olur" demisti,durumumuzu bundan daha iyi ne özetler bilmiyorum..

Yazan: muzzi Tarih: May 19, 2007 8:09 PM

Buyrun size tarihten başka bir yaprak... CHP'nin çok partili hayata geçiş dönemlerindeki felsefesini çok güzel özetliyor.

..............
PEKER’İN SÖZLERİ ( Özdemir İnce - Hürriyet Gazetesi 15 Nisan 2007 )

Erol Toy, "Bir Başka Söylence" (S.194) bölümünde 1945’te çok partili rejime geçme günlerinin arifesinde CHP Genel Sekreteri Recep Peker ile Cumhurbaşkanı İnönü, demokratikleşme konusunda tartışırlar. Recep Peker, Cumhurbaşkanı İnönü’nün savunduğu demokratikleşme düşüncesine pek katılmaz. Konunun her açılışında şöyle konuşur:

"Demokrasi, sanayi ve dolayısıyla kentli toplumun düzenidir. Sen taş gibi köylüsün. Terakkiperver ve Serbest Cumhuriyet fırkaları deneyini unutmayın. Şimdi demokrasi gibi sınıfsal tabanı olmayan bir ortam doğarsa? Köylülerin ilk yapacağı çıkış, başta Cumhurbaşkanı, hepimizin anasına avradına sövmek olacaktır. Gelin henüz yol yakınken bu sevdadan vazgeçin. Endüstri toplumu olmak zorunluluğu kabul? Önce endüstriyi kuralım. Sınıflar oluşsun. Onları eğitelim. Sonra biz istemesek de halk demokrasiye geçer." (S.195)
...................

Hemen belirtelim Özdemir İnce bu yazıda Peker'i övüyor! ( Şaşırdığınızı hiç zannetmiyorum)
http://213.243.16.186/yazarlar/6335460.asp?yazarid=72

Efendim? Ama CHP sosyal demokrat bir parti mi dediniz? Duyamadım.

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: May 19, 2007 10:42 PM

Ben,Erdogan'a ve Akp'ye tesekkur etmek istiyorum.Cunku varlıgıyla ve yaptıklarıyla goremedigimiz bir cok sey gorunur hale geldi.
Avrupa Birligini bize gosterdi.
Yıllarca ulkemizi yoneten azınlıgı gosterdi.
Demokrasideki eksiklerimizi bize gosterdi.
Gercek kadrolasmaları kimlerin yaptıgını ve bu kadroların ideolojik cıkarları ugruna kanunları bile hice sayabilecegini bize gosterdi.

Milli iradeden hic kimse korkmasın.
Millet en dogrusunu bilir.
Erdogan'ın da yanlısları oldu.
Onemli olan yanlısların farkına varıp dogru yolu bulabilmektir.
Onemli olan hep bir agızdan "Her sey Turkiye Icin" diyebilmektir.

Ortak degerlerimizi artık siyasi malzeme haline getirmeyelim.
Demokrasi ve din sagcıların,dincilerin ve boluculerin malı degildir.
Laiklik ve Ataturk solcuların malı degildir.
Bu ulkede benim gibi hem demokratik hem Ataturkcu ezici bir cogunluk var.Yobazlasmıs siyasi cekismeleri bir kenara bırakıp artık "Her sey Turkiye icin" demeliyiz.

Yazan: bercenay Tarih: May 20, 2007 1:21 AM

Evet "probelem mittein kendisi" artik bir yakistirma veya bartma degil. Sozculerinin agizlarindan cikan ifadelerin baska tevili olamaz. Buralara bircogunu Mtastafa Bey ve yorumucular. Bir iki tanesine bakin. "Sayisal cogunluk ile sadece mukumet olmakla kalmiyor devleti yonetmek istiyorlar" (Tezic). "Sandiktan cikacak sonuc halk cogunlugunun tercihini gosterir, uzlasmayi degil" (Nuri Ok-Yagitay Bassavcisinin son MUVAZZAF MUHTITASINDAN).

NEyse bir fikra anlatayim da likcilerle barisalim:

Dun Genc Siviller’in Demokrasi Sinifi’ nda anlatildi. Internette dolasiyiormus bu fikra:

Bir dusunen robot gelistirmisler ve barmen olrak test ediyorlarmis.

Bir musteri gelmis. Robot barmenimz sormus, IQ’nuz kac diye. Adama 150 oldugunu soyleyince barmen adama quantum fiziginden, cevre kirlenmesi mekanizmalarindan falan sohbete baslamis.

Adam robot barmeni test etmek icin bari terk etmis ve bir sure sonra tekrar gelmis. Bu defa barmen gene IQ’y orunca 100 olsdugunu soylemis.

Bu defa barmen futbol takimlarindam Eurovisyondan falan sohbete baslamis.

Adam gene ayrilmis ve ucuncu defa geldiginde. IQ’sunun 50 oldugunu soylemis.

Bu defa barmen adamin kulagina egilmis ve fisildamis:

-Turkiye laiktir, laik kalacak!

Mevzuu uzerine daha genis bir analiz icin bkz:

Bardak yarı dolu mu, yarı boş mu?
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/05/18/bardak-yari-dolumu-yari-bos-mu/

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 20, 2007 11:06 AM

"Şanslıyız şanslı ya teşhiste de hata yapsalardı, maazallah! Haklısınız Mustafa bey, sorun milletin ta kendisi."

@ Çufaldız

Yazınızın genelinde bir kinaye hakim.. doğruluk gerçeklik payı yadsınamayacak bulgularınız varsa da! Fakat bu parağrafla beraber ne demek istediğiniz pek anlaşılmıyor.

Milletin, doğru yolda olanı göremeyecek kadar şanslı olduğundan bahsediyor gibisiniz :)

Size göre doğru yol olan seçim, nedir? Benim için doğu'ya, ve batı'ya açılan AK parti anlayışı genel geçer bir doğrudur. Bakınız TUSKON ile birlikte güney'e de açılıyoruz, hahh haa haaa :P

Ne AB, ne ABD diyen zevatın daha dün.. batıya kuyruk salladığını inkar etmeyiniz. Yoksa dürüstlüğünüz konusunda hayal kırıklığına uğrayacağımdan endişe ederim. Şimdi nankörlük yapıyorlar, daha doğrusu bir kaç kişi öyle istedi diye nankörleşiyorlar. İktidar olduklarında, yine salyaları akmaya başlayacak.. batının teknolojisi, batının medeniyeti diye! Medeniyetten anladıkları da laiklik, ve şarap tokuşturmak..

Bu noktada, değerli müsbet aydınlarımızı tenzih ederim. Ben bir avuç kendisini bilmez kimseden bahsediyoum.. onlar, genellikle kendilerini bilmezler :)

Bu muhalefet deli dana misali yoldan çıkmış; iktidar AB ile bağlantılarını koparsa.. Doğu İşbirliği Federasyonu şeysi kursa, eyvah irtica diye celallenmeye başlar. Bunlar hasta arkadaş, teşhis bu, reçeteyi de 22 Temmuz 'da yazacağız inşâ Allah :)

* * *

"Yanılıyorsunuz, artık alenen söylüyorlar. Türkiyede oy kullanıp kendilerine oy vermeyenleri yanlış düşünmekle suçluyorlar."

@ JaneDo

Doksanı görmüşsün, dostum.. diye düşünüyorum ;)

* * *

"Murat BELGE demokrasiyi bilmiyor."

@ Knz

Siz üniversitede ne öğretimi almıştınız :) merak ediyorum.. sizi anlamakta sorun yaşıyorum, hangi ilmi delil ve gözlemleri kullanıyorsunuz.. bir kıstas ölçüt olarak hangi akademik branşın hamuruyla yoğuruldunuz acep ? sadece kitap okumuş da olabilirsiniz tabi, kabulümdür.

Ben mesela bir üniversite dahi bitirememiş birisiyim.. fizik mühendisliği terk, tasarım konstrüksiyon terk.. Buradan hareketle siyaset konuşamayacağım iddaa edilemez. Fakat bu ilimlerin ışığında, konulara bakış açım da pramatist bir anlayış ile sınırlı kalabiliyor biraz.

Benim için yararcılık faydacılık işlerlik önemlidir.. yorumlarım da bu yönde eğilim arzediyor. Bir sistem çalışmıyorsa arızalıdır, ve tamir edilmesi gerekir. Yâni.. böyle gelmiş, böyle gitmez diyorum ;)

Ekmek konusu da bu 'radan mütevelliddir. Millet.. iş, aş peşinde; önce cân, sonra cânân diye boşuna tarih yazmamış atalarımız. Saygıyla, sevgiyle efendim.. .

Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 20, 2007 4:28 PM

miilet yanlış birini seçmiyor , millet itediği adamı seçiyor yani insanlar dindar birini görmek istiyorlar niye çünkü bu ülkenin insaları müslüman ve kednsisi yaşaması bile islamiye tam olarak yaşayan birini görmekten mutlu oluyorlar. yanlış adamın meali dindar adadır. yani dindarlar bu rejim için tehdit olarak görülüyor.

Yazan: ferit vural Tarih: May 20, 2007 4:56 PM

Mustafa Akyol'u bugün tesadüfen televizyonda kanalları kurcalarken star tv'de gördüm.. çok şaşırdım..aaa dedim,nasıl bize haber vermeden,sitesinde duyurmadan bir programa katılmış diye söylendim yani..bilginize:)

Ruhat Mengi ve diğer bazı konuklar Mustafa Beyi özgürlükleri savunurken saflık yapmakla itham ettiler,,siz bunları bilmezsiniz,özgürlük olursa bu memlekette İran'a döndürürler memleketi..öcüüüü diye korkutmaya çalıştılar..çok korktum..annecim..imdat:)

Ahmet Yüksel Özemre hocanın zibidiler isimli bir makalesinden bazı zibide örnekleri vermek istiyorum..bu program bana çağrışım yaptırdı..

------------------------------------------------

Kemalizm zibidisi: bu ülkenin insanlarının huzur, karşılıklı anlayış ve biribirlerine tahammül içinde yaşamasını kendi çıkarlarına uygun görmeyen, kendi ideolojisinden olmayanlara Anayasa'nın tanıdığı hakları tanımayan, bu ülkenin halkını ve sermâyeyi kendi sübjektif normlarına göre: lâik-antilâik, ilerici-gerici, devrimci-mürtecî, kemalist-antikemalist diye fırkalara bölüp nifak tohumları eken ve bunu da Atatürk'ün adına yapmakta olduğunu ilân eden ve üstelik bütün bunlardan maddî menfaat sağlayabilen, Türkiye'ye has, becerikli bir bozguncudur.

Aydın zibidisi: milletinin târihinin, ahlâkının, örfünün, âdetlerinin, harsının, dilinin, sanatının, mûsıkîsinin, edebiyâtının mîrasını reddeder de bir başka milletin mânevî değerlerine sarılıp avukatlığını yaparsa üstün insan olacağını vehmeden anarşist bir cibilliyetsizdir.

Lâiklik zibidisi: Lâiklik ilkesinin: "inanç ve ifâde özgürlüğü ve fertlerin düşüncelerine karşılıklı tahammül" olduğunu gözardı eden; ama din dâhil bütün normları vaz etmek hakkının yalnızca Devlet'in (ya da kendisinin) hakkı olduğunu dayatan bir zorbadır.

Kurtarıcılık zibidisi: milletin huzur ve refahının yalnızca kendi ideolojisine uygun olarak klônlanmış tek tip insan üretimiyle mümkün olduğuna inanan ve bunu gerçekleştirmek için millete her türlü dayatmayı mubah gören bir dengesizdir.

Özgürlük zibidisi: özgürlükleri yalnızca kendine yontup başkalarının özgürlüklerine zincir vurmak isteyen bir faşisttir.
---------------------------------------------------

Allah'ım yarabbim ortalık zibidi dolmuş..tövbe tövbe..sabah sabah sinirim bozuldu..bu memlekette kaba etini göstermeden çağdaş olunmuyor,mayo muhabbetinden de bunu anlamış oldum..

Allah Allah,Allah Allah..fesubhanallah..tövbe estağfirullah..lailahe illallah muhammeden resulullah..

çok şükür kendime geldim ya hu..

Yazan: deniz Tarih: May 20, 2007 7:57 PM

@ Knz

[ Pragmatizm ] kavramı, ve [ Makyavelizm ] kavramı arasındaki farklara dikkatinizi çekerim. AKP siyaseti ile, CHP siyaseti arasındaki farkları bu iki kavramın ışığında biraz daha açık seçik görebileceğiniz anlayabileceğiniz, tarafımızca ümit edilmektedir.

* * *

(1) CHP zihniyeti.. iktidara giden yolda her türlü hareket söylev mubahtır caizdir dedi, ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini kilitledi.
(2) Tehlikenin farkında mısınız, Türkiye karışabilir gibi tehditler ile; anayasa mahkemesinin 367 Yeter Sayısı konusunun değerlendirdiği süreci zan altında bıraktı.
(3) Sivil bir toplum derneği olması yönüyle ADD ile işbirliği içerisine girdi, ve bu derneğin halk üzerindeki tarafsız olması icab eden etkisini gücünü siyasete alet etti.
(4) Hiç bir icraat ve proje ortaya koymadan cumhuriyet değeri üzerinden milletin inançlarını kullandı suistimal etti. Laikliğin savunuculuğu rolünü üstlenerek, AK Parti hükümetini laikliğin düşmanı ilan etti.
(5) Rejimin tehdit altında olduğu karalamalarıyla iftiralarıyla toplum bireylerini devlete karşı kışkırttı. Ordunun siyasete karışmasına zemin hazırladı.. ve demokrasiyi tehlikeye atttı, itibarını sarstı.
(6) Birlik ve beraberliğe gölge düşürecek şekilde kutuplaşmalara yol açtı; toplumu cumhuriyetci, şeriatcı - ümmetci, milliyetci, atatürkçü - sağcı, solcu - laik, dinci olmak üzere sınıflara bölen provakasyonlara göz yumdu.
(7) Cumhurbaşkanı seçimlerinde meclis seçemez şeklinde diretti, halkın iradesine havale edilmesini eleştirdi.. demokrasiyi tanımadı, cumhuriyet yönetiminin devlet için zararlı olabileceğini savundu.
(8) Dostlar alışverişte görsün anlayışıyla DSP ile bir araya geldi.. %10 'luk barajı aşabilme kaygısıyla, vekil pazarlığına soyundu.
(9) Meclise girebilmeyi ölüm kalım hâline getirerek.. tabanına, yeri gelince kaba kuvvetin kullanılabileceği sinyallerini verdi.

Devâm etmek isteyen varsa, buyursun :)

Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 20, 2007 9:04 PM

A.Yüksel Özemre'nin zibidiler isimli makalesinden bazı zibidi tanımları:
---------------------------------------------------
Kemalizm zibidisi: bu ülkenin insanlarının huzur, karşılıklı anlayış ve biribirlerine tahammül içinde yaşamasını kendi çıkarlarına uygun görmeyen, kendi ideolojisinden olmayanlara Anayasa'nın tanıdığı hakları tanımayan, bu ülkenin halkını ve sermâyeyi kendi sübjektif normlarına göre: lâik-antilâik, ilerici-gerici, devrimci-mürtecî, kemalist-antikemalist diye fırkalara bölüp nifak tohumları eken ve bunu da Atatürk'ün adına yapmakta olduğunu ilân eden ve üstelik bütün bunlardan maddî menfaat sağlayabilen, Türkiye'ye has, becerikli bir bozguncudur.

Lâiklik zibidisi: Lâiklik ilkesinin: "inanç ve ifâde özgürlüğü ve fertlerin düşüncelerine karşılıklı tahammül" olduğunu gözardı eden; ama din dâhil bütün normları vaz etmek hakkının yalnızca Devlet'in (ya da kendisinin) hakkı olduğunu dayatan bir zorbadır.

Kurtarıcılık zibidisi: milletin huzur ve refahının yalnızca kendi ideolojisine uygun olarak klônlanmış tek tip insan üretimiyle mümkün olduğuna inanan ve bunu gerçekleştirmek için millete her türlü dayatmayı mubah gören bir dengesizdir.

Özgürlük zibidisi: özgürlükleri yalnızca kendine yontup başkalarının özgürlüklerine zincir vurmak isteyen bir faşisttir.

--------------------------------------------------

yorumsuz....

Yazan: deniz Tarih: May 20, 2007 10:39 PM

1-bekir bey, eğer biri demokrasi de halk hata yapmaz varsayımı ile konuşyorsa, demokrasi bilmiyordur. bilmiyenin adı murat soy-adı belge olablir.

Beni herkesten ayıran 2. cümlemdir. Halk hata
yapsa bile en iyi yönetim şekli demokrasidir.
eğer dikkat ettiyseniz size avustryada ırkçı partinin seçilmesini örnek varmiştim. Eğer biz avrpada azınlık olsaydık ırkçı partilere karşı sistemin güvencesini duymak isterdik değil mi ?

demokrasi halkın hatalarına karşı emniyet subabları olan rejimin adıdır.

mrat belge böyle bir cümle kuramamış.

fakat iyi işleyen demokrasilerde halkın hata yapma olaslığı düşüktür. Çünkü halkın ifade etme özgürlüğü oldkça her keskinliğe gidişi karşı taraftan insanlarla dengeleyecktir.

kazım mızrak herkese söylüyorm ki,
siyaset inat yeri değil akıl yeridir.

türkiyede A dan Z ye herkesin hem cumhrbaşkanlığı için fikir olacağı bir isim bulunsaydı, öyle bir isim bulurdu ki, kimse hayır diyemezdi. Ben tarih kurmu başkanı veya onun gibi birini önermiştim, mesela. bundan en karlı çıkan AKP olurdu. eşlerinin başörtülü olp olmadığını bile bilmiyorum.

bülent arınç ile erdoğan arasındaki pazarlığa biz demokrasi diyorsak bir fırın ekmek yememiz lazım. CHP nin hiç bir farkı yok.
genel merkez despotizminden başka birşey yok siyasette.

kazım mızrak sorn ne biliyor musun ?
birçok insan aslında AKP ye asla oy vermeyecekken gidip verecek.
birçok insan deniz baykalı hiç görmek istemediği halde gidip CHP ye oy vereck.

genel merkezlerde belirlenmiş adaylara robot gibi oy vereceğiz. siyasetin kaliesi yükselmeyecek bu yüzden.

özel not :başörtüsü meselesi cmhurbaşkanı da bizden olsun mantığı ile çözülmez. Bu istismardan başka bir şey değil. Başörtüsünü deniz gibi birinin çıkıp çözmeye çalışması lazım. Önce bütün açılmış davaları incelemesi, kafa patlatması ve neyi önerdiğini, sınırlarının ne olduğunu , onların bu sınırlara göre ne istediklerini ortaya koyması lazım. korkarım, üniversitenin kapısını açarken, kamu hizmetinde kapının kapalı olmasını kabullenmeleri gerekecek. Deniz reklam panosuna başörtüsü reklamı almak ta yasak değil., akel yapıyor bnu.

Yazan: knz Tarih: May 21, 2007 9:05 AM

aslına bakılırsa biz onlara paranoyak diyoruz ama
bizde de biraz paranoyaklık var gibi nasıl mı bu insanları türbana düşman islama düşman(hertülü)
bizi yok etmeye çalışan kişiler olarak görmeyi seviyoruz sanki karşımızda illa bir düşman görmeyi seviyoruz gibi ama ben bu insanların yüzde doksanının böyle düşünmediği ve gerçektende onların yaşamına saygıduymayacağımızı cidden düşündükleri için böyle bir refleks gösterdikleri kanaatindeyim. onları anlamalı korkularından kurtulmalarını sağlamalıyız ama müslümansan da islamı en iyi biçimde yaşamalısın da demeliyiz enazından kendi mutluluğun için ama diyemiyoruz
neden kendini dindar olarak sunan ailelerde bile bu huzuru ve mutluluğu göremeyince bu döngüden kurtulamıyorlar.

gelelim diğer konuya tabiki bu işi bilerek sulandıran veya türkiyede bir takım köşe başlarını
bırakmak istemeyen bir cemaatte var 28 şubat sancılarına neden olanlarda bunlar değilmi sırf anadolu imam hatip lisesi mezunları üniversite sınavında iyi dereceler alıyorlar bunlar gelecekteki yöneticiler olacak diyerek imam hatipliselerinin mezunlarının önünü kestiler bu ayrı bir gerçek.bunlarıda görmezden gelemeyiz.

ayrıca bir arkadaşımız bir milletin çoğunluğu hata yapamazmı demiş elbetteki yapar bu tarihte çok görülaen bir vakıa ama bu bu insanların seçim yapma hakkının elinden alınma hakkını doğurmaz veya doğurmamamlı.

yine ayrıca bir arkadaşımız uzlaşıdan bahsetmiş doğru uzlaşı kültürümüz yukarıdada bahsettiğim gibi pek yok her iki taraftada birbirine karşı bir paranoya var keşke akp de böyle davranmayıp
bu yolu tercih etseydi ama bu onun bir aday belirleme hakkınıda yoketmez aslında ben bir millet vekili abimize bu işi millete bırakmalıyız bu konuda mumcuyu desteklemeliyiz çünkü meşruluk meselesi çok çıkacak karşınıza dediğimde bunu yaparsak cumhur başkanı adayı çok yıpratılabilir
demişti neyazıkki dediklerim gerçek oldu herşeyin hayırlısı hen bu memleketin insanlarına hem de tüm insanlık alemine hayırlı bir seçimolsun dileklerimle saygılar

Yazan: MİKAİL Tarih: May 21, 2007 11:05 AM

Sorun ne millet nede milletin ta kendisi. Asıl sorun kimdeymiş ya da hangi zihniyetteymiş aşağıda linkini verdiğim video'yu izledikten sonra anlayacaksınız.

http://www.youtube.com/watch?v=eg3hkWCnA8c


Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: May 21, 2007 12:11 PM

Onlar sadece cahil saydıkları halkın değil, profosörlerin bile yaptığı seçimlere itibar etmiyorlar.

Bkz.Sezerin iki oy almasına rağmen seçtiği Kastamonu Üniversitesi rektörü.

Yazan: TT Tarih: May 21, 2007 1:08 PM

Bazi yorumcu isimlerine bakinca aklima favori sarkim "butun fasitler toplandik, toplandik...." sarkisi geldi.

Sarki deyince de tabiati ile akla Genc siviller geliyor. Bakin onlar ne sarkilar soyluyor:
Genç Siviller düşünceli ama gülümser

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 21, 2007 1:53 PM

Izlenimler'den iki adset yorum arakladim mevzuya ilgisine binaen:

Bekir L. Yildirim diyor ki:
20-05, 2007 - 14:38
Hos geldiniz Fethi Bey. Su Istanbul Beldeyesi’nin Mayo Yasagi” ndan bahseden arkadas sayfanin karakterine uygun mizah olarak sunuyor buyuk ihtimalle; ama boylesi bir zirva yalani ciddi sanacak olabilir diye not dusme ihtiyaci duydum.

Bir tane uyanik mayo itmalatcisinin mayo piyasasinda pay edinmek icin imal ettigi ve Aydin Dogan’in beyakapaztinin “teslis, testis” , "Bogazicinde turban sov” serisinin bu gunku epispdu icin uzerine baliklama atladigi asparagas! Billboardlari kiraya veren firma da teyid etti. Iddia yapan mayocu duzenbaz, bilboard kiralamak icin muracaat falan yapmamis. Sahtekar “niye muracaat edecektik ki; nasil olsa geri cevireceklerdi” demis. (Hmm, belki bilboard kiralamaya para hacamaktansa laikcilik yapsak daha karli cikariz diye muracaat etmis olabilirsiniz acaba kacak yapilara bayrak asanlarin taktigi ile? )

Bu laikclerin ne kadar alcalabileceklerine ornekmi istiyorsunuz. Alin:

Bu “mayo yasagi HABERINi” piyasaya suren beyazkaptan bu gun de “Mayo Yasagi Avrupa Medyasina Oturdu” gibi bir baslik atmis. Kim OTURTTU acaba mayosever Avrupali’nin gundemine ? Kodumu oturtanlami, postal veya baska taraf yalayicilarmi?
Katiksiz Laikci Imalati yalan sayin seyirciler.

Babamin sozu: Koyun usta tarafinda bir yalan oyledim ; alt tarafina gelince kendim de inandim. Bu gun ile secim arasinda bu trur asparagaslarin dozunu arrtirarak ve hayal gucunuzu zorlaYARAK DEVAM etmesine hazirlikli olun!
-----------------

Suat Öztürk diyor ki:
20-05, 2007 - 23:16
Fethi Bey,

Hoşgeldiniz, özledik sizi.

Bu mayo işi de uyanık reklamcılık. her sene aynı terane. bedava reklam. Adamlar daha belediyeye başvurmamış, yasak var diye feryat ediyor. Sonra her haber bülteninde, gazete manşetlerinde bedava reklam..

Bazı hödükler de bu gibi pazarlama numaralarına kanıyor “bunlar gelecek bizi karafatma yapacak” diye höykürüyor.

Ne manyak memleketteyiz be kardeşim..

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 21, 2007 2:08 PM

TÜRKIYE BIR IÇ SAVAŞA MI GIDIYOR? Bu basligi gorunce irkildim dogrusu.

1600 lu yillarin ortasindan itibaren devlete darbe vuran, Padisahlari, Sadrazamlari indirip-cikaran, asan-kesen, devletin istikametini dunyaya gore degilde onlarin istekleri dogrultusunda isteyen Yeniceriler bizim bugun bu basligi okumamiza sebep oldu.

O sebep ki, 1600 lerden sonra koca Osmanlinin erimesine, toprak ve itibar kaybetmesine, dunya liderliginden inip yokolmasina yolacti. Dunyayi okuyamayan Osmanlinin son Yeniceri-Basi zihniyeti Enver Pasa da son noktayi koydu.

Bugun; Yeniceri zihniyeti hala sona ermis degil. Gunumuzde bile Darbeci-Cuntaci hevesler icindeki Yeniceri zihniyetlilerin, onlarin sivil burokrasi ve siyasi uzantilarinin manevralari sayesinde; kimi devletlerin, birtakim marjinal orgutlerin bile kolayca manipule edebildigi, bolgede cikarlari olanlarin bu marjinal gruplarla santaj yapabildigi bir dev cuce haline geldik...
...buda yetmiyormus gibi, bugun TÜRKIYE BIR IÇ SAVAŞA MI GIDIYOR? edebiyatina maruz kalmis durumdayiz.
***

Elbetteki icimizden pek cok kimse "yok canim, daha neler" diyebilir. Fakat taşlarin Ahmet Altan'in asagidaki analizindeki gibi dizilmesi durumunda ihtimal hicde uzak degil. Bu makalede Kayda faktorunun de bahsinin gecmis oldugunu arzu ederdim. Cunku Kaydacilar "failed state" denilen, yonetimi zora giren devletlerin bu zaaflarindan cok ustaca yararlanirlar. Ve bir defa yapistimmi kurtulmasi imkansiza yakin bir hastaliktir.

Okuyun, tavsiye ederim...
----------------------------------------

TÜRKIYE BIR IÇ SAVAŞA MI GIDIYOR?

Ahmet Altan (21.5.2007)
Türkiye gerçek bir seçim yaşayabilirse, ordunun ve yargı bürokrasisinin o sonsuz egemenliğinin sonuna geleceğiz.
Şemdinli olayında utanç verici bir anlaşma yaptığı ve bu anlaşmaya güvenerek cumhurbaşkanlığı stratejisini oluşturduğu anlaşılan AKP, kendisi için gidilecek demokrasiden başka bir yol olmadığını gördü.
Hiçbir siyasi partinin bu ülkede hukuk dışı kurnazlıklarla yapılacak işbirliğine dayanarak gerçek iktidarı ele geçiremeyeceğini anladı.
O yüzden AKP istese de istemese de, Türkiye’yi dünyanın bir parçası yapmayı ve demokrasiyi seçecek.
Bu, ordunun ve adli bürokrasinin hukukun sarsılmaz disiplini içine alınması demek.
Biz bu seçimlerden geçebilirsek, bir daha görevini tamamlamış bir cumhurbaşkanı “tek oy” almış birini rektör atama keyfiliğini, generaller muhtıra verme suçunu, anayasa profesörleri “siyasi çoğunluk devlet iktidarını istiyor” türünden saçma açıklamaları, Anayasa Mahkemesi de “oturum ancak 367 üyeyle açılır” gibi hukuki bir çarpıtmayı gerçekleştiremeyecek.
Peki, ordu ve yargı hukuk sistemi içine girmeye razı olacak mı?
Ordunun tavrına ve yargının kararlarına bakarsak razı olmak istemediklerini düşünmek için kuvvetli nedenler olduğunu algılarız.
Razı olmazlarsa ne yaparlar?
Hem Türkiye hem de dünya için dehşet verici ihtimaller bu soruyla başlıyor.
Bu kez “darbe yaparlar” deyip geçilebilecek bir durum yok ortada.
Çünkü bu sefer “darbeden” fazla şeyler olur.
Birincisi, zaten çok disiplinli olmadığı, kimin tarafından yazıldığı bile anlaşılamayan muhtıraların geceyarısı Genelkurmay’ın internet sitesine konmasından anlaşılan, ordu ciddi bir bölünme işaretleri veriyor.
Bir grup subayın ya da cuntanın, nasıl derseniz, Batı’dan ve demokrasiden kopup Rusya’yla hatta İran’la işbirliği yapmak istediği seziliyor.
Emekli generaller çok uzun zamandan beri bunun sinyallerini veriyorlar.
Ama bütün ordunun ve subayların aynı fikirde olmadığı da bir gerçek.
Batı’dan yana, NATO üyeliğinden yana, Amerikan ittifakından yana olan subaylar da var.
Bir darbe olması halinde bu iki grup, Türkiye’nin geleceğini kendi düşünceleri çerçevesinde biçimlendirmek için ne yapacaklar?
Böyle bir durumda Amerika’nın ve Rusya’nın kendi taraftarlarının kazanması için ellerini dirseklerine kadar Türkiye’nin içine sokacaklarını da unutmayın.
Bu ordunun bölünmesi ve ciddi bir iç savaş anlamına gelir.
İkincisi, cumhuriyet tarihinde hiç rastlanmamış başka bir ihtimalin ortaya çıkması.
Ordu hep silahlarını solculara, demokratlara, Kürtlere, Alevilere doğrulttu.
Bunlar, azınlıkta olan gruplar.
Ama bu kez darbe olursa silahlar Sünni dindarlara dönecek.
Yani orduyu oluşturan neferlerin ailelerine.
Annelerine, babalarına, kardeşlerine, amcaoğullarına, arkadaşlarına.
Neferler, diğer darbelerde olduğu gibi cuntacı generallerin emirlerini dinleyecekler mi?
Yasadışı bir hareketin parçası olup silahlarını ailelerine çevirecekler mi?
Bu da öyle kolayından “evet” denilemeyecek başka bir soru.
Bu iki gerçeği yan yana koyduğunuzda ve AKP’nin bu kez direnmek konusunda kararlı gibi gözükmesini de buna eklediğinizde, bir dahaki darbe girişiminin Türkiye’yi çok kanlı bir içsavaşa sürükleyebileceğini tahmin edebilirsiniz.
Cuntacılar ve hukukun dışına savrulan adli bürokrasi, gözü dönmüşlüğü darbeye kadar götürür mü, bilmiyorum.
Ama götürürlerse bu kez Türkiye büyük ve kanlı bir iç savaş yaşar.
Çok kanlı günlerden geçeriz.
Türkiye’yi dünyadan koparmaya çalışan cuntacıların, hukuka hiç aldırmayan hukukçuların bu ihtimalleri de düşünmesi gerekiyor.
Darbe çığırtkanlığı yapan, kendi iktidarını cuntacıların gölgesinde arayan, siyaseti çığrından çıkaran politikacılar da hesaplarını iyi yapsınlar.
Bu seferki darbe eskilerine benzemez.
Hiç kimse güvencede olmaz.
Umarım yasa dışına çıkan cuntacılar, hukuku hiçe sayan hukukçular ve darbe meraklısı politikacılar hayatın gerçeklerini çok zorlamazlar.
Çünkü Türkiye’yi tutuşturacak bir yangının kimi yakacağı artık hiç belli olmaz.

Yazan: Haydar Tarih: May 21, 2007 7:05 PM

#

Ümit ederim ki, darbenin kurtuluş sayılabileceği günleri görmeyiz. Hâdisenin bir de bu yönü var işte. Darbe, esas meselese değil diye düşünüyorum. Dönüşü olmayan problem diyebileceğimiz durum; sivil toplum değerlerinin ardı sıra dinamitlenmesi. Millet birbirine düşman olduktan sonra, kırk darbe yemiş ne fayda..

Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 22, 2007 6:17 AM

Arkadaslar,

ben yeni bir uyeyim burada. Insallah beni araniza kabul edersiniz. Icinizde bana tavsiye edebileceginiz bir forum barindirma url verebilecek varmi? En onemlisi turkce desteginin olmasi tabiiki, cunku ingilizcem yok denecek kadar az. Birde uzun zaman piyasada olsunki gelecegi saglam olsun. Ingilizce hosting veren birkac yerden denedim ama yarisi beni anlamiyor, digerlerinide ben anlamiyorum, ayrica birkac taneside kisa bir sure sonra piyasadan cekildiler.

Bana onerebileceginiz hangi adresler var? Birkac ozelliginide sayarmisiniz ltf?

Iyi sohbetler
Ayln

Yazan: aylinistanbl Tarih: May 22, 2007 8:07 AM

ayln ????? burası o dediğin desteği veren bir yer değil sanırım yanlış yerde arıyosun arayacağını.. :d

Yazan: Taner Tarih: May 22, 2007 6:09 PM

aylinistanbl'a:

Forum demissiniz ama kastettiginizin 'blog' oldugunu varsayiyorum.

Google'a ait Blogger'in Turkce destegi var gorebildigim kadariyla. Kesin bilemeyecegim ama, Blogger, bu blog isinin eskilerinden ve pazar payi da buyuk olsa gerek. Ortadan kaybolacagi falan yok.

http://www.blogger.com'a gidiniz. Sayfanin alt kismindaki "Language" link'ine tiklayiniz. Cikan sayfada Turkce'yi secip, sol altta bulacaginiz "Save" butonuna basiniz. Bundan sonra karsiniza blog olusturma sayfasi Turkce olarak cikacak. Oradan devam edebilirsiniz.

Kolay gelsin.

Yazan: Nihat Tarih: May 23, 2007 8:31 AM

Mustafa bey, Aksiyon dergisi yazarı Fatih Uğur, derginin bu haftaki sayısında, 22 Temmuz seçimleri için Ak Parti'nin sürpriz isimlerinden biri olduğunuzu belirtmiş. Doğruluk payı nedir?
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=27487

Yazan: Aysegül Tarih: May 23, 2007 1:36 PM

ahmet altanın yazısı saçma. Bu cumhriyeti işgalciler kurmadı ki, biz şimdi iç savaş yaşayalım.

bişey olmayacak.

Yazan: knz Tarih: May 23, 2007 10:08 PM

"Hayir komutanim, kendi ülkemi isgal etmek için bana güvenme!"

Artik korku ile yönetilmek istemiyoruz, defalarca anlattik :

http://www.derindusunce.org/2007/04/25/onun-adi-asker-cani-neler-ister/

ARTIK Türk askerleri de ettikleri yemine sadik kalmalilar, halkin destekledigi bir partinin 22 temmuz seçimlerinde gelip gelmesi halinde asla siyasete karismayacaklarini, gerekirse DEMOKRASIYI KORUMAK iÇiN ITAATSIZLIK edeceklerini ilan etmeliler. Erler, subaylar ortak biçimde "Hayir komutanim, kendi ülkemi isgal etmek için bana güvenme" demeliler.

Çözümün yarisi askerlerde! 4 tane cuntaci generalin veya albayin elinde kukla degil ViCDAN SAHiBi birer Türk askeri oldugunuzu göstermenin vakti geldi : "Hayir komutanim, kendi ülkemi isgal etmek, kardesime, anama babama silah çevirmek için bana güvenme artik!" diyebilecek serefli bir Türk Ordusu istiyoruz.

Yazan: Mehmet Yilmaz Tarih: May 25, 2007 12:49 AM

2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 4 üncü ve 5 inci maddelerinde belirtilen amaç ve ilkelerine aykırı dersler bulunması halinde, alınan diplomalara denklik verilmez.
Madde 4: Yükseköğretimin amacı:
a) öğrencilerini:
(1) Atatürk inkılaplarını ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine
bağlı,
(2) Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan,
(3) Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu,
(4) Türkiye cumhuriyeti devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren,
(5) Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı,
(6) Beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş,
(7) İlgi ve yetenekleri yönünde yurt kalkınmasına ve ihtiyaçlarına cevap verecek, aynı zamanda kendi geçim ve mutluğunu sağlayacak bir mesleğin bilgi, beceri, davranış ve genel kültürüne sahip vatandaşlar olarak yetiştirmek,
b) Türk devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak, refah ve mutluluğunu artırmak amacıyla; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulanacak ve hızlandıracak programlar uygulayarak, çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı haline gelmesini sağlamak,
c) Yükseköğretim kurumları olarak yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişme ve kalkınmaya destek olmak, yurt içi ve yurt dışı kurumlarla işbirliği yapmak suretiyle bilim dünyasının seçkin bir üyesi haline gelmek, evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunmaktır-


YÖK 26519 sayılı yeni yönetmelik madde 4′e cevap:
(1) Tamamladıkları yuksek egıtımın uzerınden 5 sene gecen vatandasların belırtılen ılke ve ınkılapları unutmus ya da ıcsellestırememıs olma ıhtımallerıne karsın devlet ve ozel tum ısyerlerınde bu derslerın hızmet ıcı egıtım programlarına dahıl edılmesını
(2) Turk milletinin ahlaki, manevi ve kulturel degerlerini genelleyip pozitif bilim esaslarina gore kategorize ederek tum bu kavramlarin yeniden tanimlanmasini ve yayinlanmasini, sadece kanindan ve irkindan dolayi seref duyamayan insanlara bu isin mantikli bir aciklamasinin yapilarak iknaya calisilmalarini
(3) Toplum yarari demenın devlet yarari mı demek oldugu hususuna acıklık getırılmesını, kisisel yarar mesru yollardan kazanildigi surece ne gibi bir zarari olabilecegının acıklanmasını, toplum yararini kisisel cikarinin uzerinde tutan insanlara (bu isi yapabilmenin tum kriterleri acikca belirtilmis) YÖK üyelerinden en az 50 ornek verilmesini, aile ulke ve millet sevgisinin ayrica akademik kriterlerle tanimlanmalarını
(4) Turkiye Cumhuriyeti devletine karsi sorumluluklarimizin acik ve net bir sekilde basin yayin organlariyla duzenli olarak hatirlatilmasinı
(5) Hur ve bilimsel dusunce gucu ve genis dunya gorusunun bu ahval ve serait icinde nasil mumkun olabileceginin detayli aciklamasinı, bu metni yazanlarin insan haklari konusunda en az 500 saat sureyle egitim almasinı
(6) Bedeninde kilo fazlasi, ruhunda travmatik sendromlar, zihninde kaliplasamamis yargilar olan insanlarin butun bu olanlardan sonra muhtemelen cesitli duygusal problemleri de olacagindan YÖK tarafindan tayin edilecek bir klinik psikolog tarafindan oncelikle ucretsiz tedavi saglanmasinı, sonra bilimsel kriterleri belirlenmis ahlak egitimin verilmesini
(7) Ilgi ve yetenekleri cesitli sebeplerden dolayi bir turlu ortaya cikmaya firsat bulamamis ya da surekli degisen insanlarin daha kendilerini kalkindirmadan yurdu kalkindirmaya calismalarinin yurt acisindan sakincali olacagindan bu maddeden muaf tutulamalarinı, genel kultur kavraminin yeniden tanimlanmasinı
b) Mutluluk kavrami tamamen kisiye ozgu oldugundan ve cagdas uygarligin bir parcasi olma onergesindeki yapici ve yaratici kavrami varolan egitim sisteminin kendisiyle celistiginden bu maddenın feshıni
c) Yuksekogretim kurullarinin yaptiklari egitim duzeyinin yukseklik derecesini olcmek uzere bir bilirkisi kurulu tayin etmelerı, sadece muhendıslık ve tıbbın degil sosyal bilimlerin de bilimin bir parcasi oldugunu kabul edıp, bu bilimlerde yapilan calismalarda elde edilen sonuclarin yayilmasindan gocunmamayı, yurtdisi kurumlarla isbirligi yaparken kendilerinin bizlerle calismaya layik olup olmadiklarini yahut dis mihraklara donusup bizi icten yikmaya calisip calismayacaklarini anlamak uzere 50 saatten az olmayan egitimin verilmesi, seckin olmanin her turlusune karsi olup egosunu yenmeye calisan insanlara hosgoru saglanmasi, evrensel gelisme derken onceligimizin 86 megapixel cozunurluklu kamerasi olan cep telefonu uretmek mi yoksa aclik ve savaslari bitirmek mi oldugunun acik ve net ifade edilmesi, eger secenek a ise b gibi dusunen insanlarin bu maddeden de muaf tutulmasinı

talep eder, saygılarımı sunarım…

Yazan: selma Tarih: May 25, 2007 1:22 AM

Bu gun Sezer Cumhurbaskani'ni halkin secmesinin "rejimi egemenlik yonunden zaafa ugratacagi" temel gerekcsi ile veto etti.

Evet problem "milletin tak kendisi"!

-Millertin Meclisi secsin nasil olsa milletin iradesi orada tecelli ediyor.

-Olmaz.
-Peki millete gitmekten baska care kalmadi
-Olmaz.-Peki kim sececek?
-Biz
-Siz kimsiniz? Hangi mekanizma ile nasil sececeksiniz? O rejimin adini ne koyacagiz?

Bu gun bir vatandas buna tekisin oyle anlatti:

-Baba hirsiz yakaladim!
-Getir buraya!
-Gelmiyor.
-Birak gitsin o zaman
-Gitmiyor.

Artik milletin iradesini daha DIREKT olrak kullanmak zorunda, devet icine coreklenmis bu haydutlarin elindendevletini kurtarmak icin! Sezer'in korumaya calistigi rejim kendisi gib kapasitesizlerin birseyler olma hakki ulabilecegi tek rejim. Gercek degerlerin yaristigi, ozgurluklerin oldugu, liyakat ile mevkilere gelinen bir sistemde Cankaya'ya cayci veya taktilograf olrak ciker. Milletin istenci de gonencide bu!

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 25, 2007 7:39 PM

Meclis seçsin hayır
Halk seçsin hayır
Sahi, bu cumhurbaşkanı engel olmaktan başka ne iş yapar acaba?

Bekir Bey devlet içine çöreklenmiş "bürokrat haydutları" temizlemekten bahsetmiş..
Bunun yanında eli kanlı haydutlar buldukları yöntemle cumhurbaşkanı tarafından sürekli

affedildi.Sezer'in affına mazhar örgütlerden olan TİKB'nin bir üyesi de geçenlerde Ankarayı kana buladı.
Affedilen teröristlerin bir çoğu yeni eylemlerde bulunurken yakalandı.

Soru: Cumhurbaşkanı bu tür bir af yetkisini kullanırken aynı zamanda terör örgütlerini akredite etmiş olmuyor mu ?
Soru iki:Cumhurbaşkanını şehit yakınlarını neden hiç ziyaret ederken görmüyoruz ?
Soru üç :Ulusalcı yada merkez medya neden bu konuyu görmezden geliyor?

Yazan: TT Tarih: May 26, 2007 1:17 PM

Kazım Mızrak bey,yorumunuzu yeni gördüm.Evet,yorumum baştan aşağıya kinaye.Birileri tarafından,bu kadar eleştirilen neredeyse yerden yere vurulan bu ülke halkının eğer kaydettiği bir aşama varsa yada attığı bir adım hasbelkader şansından(!) olsa gerek diye düşünmüştüm.

O,eleştirilerde bulunan birilerinin de bu ülkenin yerden yere vurulan halkının içinden çıkmadığına bir yerlerden buralara ışınlandığına inanıyorum.

Kendi gölgeleri sandıkları bu halkın seçimine saygı duymayanlar için ne söylense azdır.Daha çok şey söylenebilir ama inanın şu sıralar sinirlerim sadece bu kadarını kaldırmaya müsait.

Yazan: çuvaldız Tarih: May 26, 2007 4:52 PM

4 Sene boyunca sağlam bir muhalefet yapamayan ve başarıli bir yönetimin karşısında yapabileceği tek ve en iyi şeyi yapan muhalefet partilerinin suskunluk ve uyuşukluk modları nedense Cumhur Başkanlığı seçimi ve seçimlerin erkene alınması bir anda bitti ve olağan üstü bir gayretle "sizoe" ellerinde olan tek kozlarını, yani "Laik değiller" safsatalarını tamamen zayıflıklarına ve yetersizliklerine veriyorum.

Cumhurbaşkanını meclise seçtirmediler çünkü adaydan memnun değillerdi, ortaya başka bir aday koymadılar çünkü içlerinde bunu başarabilecek bir örnek lider yok, meclis şu hali ile seçemez ise halk seçsin diyenlere de karşı çıktılar, o da olmadı. Peki yeni hükümette yine azınlıkta kalacaklar ve kendi seçtikleri adayı da Anayasa Mahkemesinin şart koştuğu sayıyı denk getirmeleri İktidar Partisinin olumsuz oyları ile tamamen imkansız olacak ise, peki Cumhur başkanı nasıl seçilecek ben pek anlayamadım. Aslında Nejdet Sezer nasıl oraya bunca imkansızlıkla çıkabildi onu hiç anlayamadım!!!

Yazan: Kenan Tarih: May 26, 2007 8:10 PM

Kazım Bey'in chp iş ve icraatlerini makyavelizm penceresinden işlemesi, söz konusu ideolojiye çok uyuyor doğrusu. ne bir fazla ne bir eksik.

Şimdi makyavelizm yapıyor, ama bunun giderleri de olacak illaki. Sosyal demokrat olduğunu iddia edip, sosyalist enternasyonelden atılman tartışılacak, militarizm yapacaksın, darbelere istemem yan cebime koy diyeceksin, halka mitinglerde güvenip cumhurbaşkanlığı seçimine gelince güvenmeyeceksin, ondan sonra sızlanacaksın, köpüreceksin.

Ertugrul Gunay'ın Akp'ye katılmasını da çok eleştirenler oldu "meğer baykal haklıymış bu adamı partisinde istememekle" diye. Sanırsınız 3 yıl önce Baykal nostradamus kehanetiyle, adamın akp'ye katılacağını falan hissetti de öyle kovdu adamcağızı. Adam ne yapsın, ideolojisini hiçe saymak uğruna makyavelizm yapan bir siyaset var karşısında... Sosyal demokratlık boşta kaldı türkiye'de. hatta sağ kesim, bugün hiç olmadığı kadar doğru demokratik yorumlara mazhar oluyor chp sayesinde. Dolayısıyla makyavelizm, uygulayandan birşeyler de götürüyor böyle. Bugün temsilcin geçer karşı tarafa, yarın seçmen kitlen...

Kamu yararını düşünmeyip kendi iktidarına oynarsan, kısa vadede belki kazanabilirsin, ama uzun vadede kaybedenlerden olursun. Bu ilk olan bir şey değil.

Yazan: tahsin Tarih: May 31, 2007 10:27 PM

demorkarasinin bakkal hesabına uymadığı türkiye de ortya çıktı. bu 21. yy da ülkemiz için avantaj olacaktır.

Merkeze oturmayı başaramayan bir parti ne yaparsa yapsın oy sayısı ile gerçeğini değiştiremiyor.

AKP merkeze yerleşmek için bütün avantajlara sahipti ama bunu iç hesaplar yüzünden kullanamadı. Liderlik eksiliği vardı.
gerketiğinde büyümek üzere kolu kesersin.
Ama onlar hep perde arkasında pazarlıklar yaptılar.

abdullah gül tezkereyi varı ile yoğu ile destekleyerek halkın eğimlerine zıt hareket etmişti. Ben ırak politakasını ve orada sebep olunan olayları nutan bir vatandaş değilim mesela. Son anda adylığının açıklanması yanlıştı, aday olarak kendini kamuya hesap verme sürecinine hiç fırsat tanınmadı.

hep eğirip bükülüp amerikaya başka , içeriye kamuoyuna başka politikalarla ne isa'ya ne musa'ya yaranabildik. Amerikya da yaranamadık.
Aksine ters teptik heryerden.

şöyle net bir duruşumuz olmadı, net duruşsuzluğu çankaya taşımak ne derce isabetliydi ?

neden sürecin son gün adaylık açıklanır izahı yok.

bu durmda abdullah gül kendini izah bile edemedi.
neden tezkerenin desteklenmesi için çok çabaladı ? 600 bin dolayında ölen ırak vatandaşı sivil hakkında düşünceleri ne ? siz biliyor musunuz ?

adülatif şener aday olsa bu soruları sormazdık, ama bir konda önceki tavrı belli olan biri için izah için zamana ihtiyaç vardı.

ikinci olay; türbanı ulema meselesi haline getirip yüz üstü bıraktılar. AHIM de neden aslanlar gibi mücadele etmediler, çünkü ulema görüşüden başka hiç bir hazırlıkları yoktu.
belki hiçbirinizin hazırlığı yok ama gül'ün hazırlıksız olduğu ortaya çıktı., kendini ele vermiş gibi oldu.

evet, çok iyi insan. iyi aile babası ama cumhurbaşkanlığı temsili bir yerdir.

diğerlerine gelince, sosyal demokratlar senelerdir AKP den besleniyorlar. sosyal demkratlara oy verecek birçok kişinin aslında o partiyi desteklemediği ortada., ama küçük partilere giden oyları mecliste temsil edilmediği sırf akp ye karşı olmaları nedeniyle yine chp ye oy vereceklerdir.

demokrasi bakkal hesabı olmadığı fransa seçimlerinde ortaya çıktı. hiçbir parlemento çoğunluğu, dünyanın hiçbir yerinde tarih hakkında tartışamya açık görüşleri yüzünden bir tarihçinin yargılanmasına neden olamaz. olmayacak. siz şimdi aldırmıyor olabilirsiniz ama bu olay gözüme girecek er veya geç.

demokrasi bütün sakıncalarına rağman iyisidir, ama bakkal hesabı da hiç değildir.

gelecek yüzyılda da dayatma ve inat değil uzlaşma yeri olacaktır. meclis çoğunluklarının daha fazla uzlaşma aramaya mecbur olacakları rejimnin adı olacaktır.

bağcılardaki okul için müdür din özgürlüğü demiş.
bilmiyor.
ben defalarca burada din ve vicdan özgürlüğünü anlattım size.

hukuk realisttir. hayat bayram olsa şarkısı söylemez., daha geçenlerde arvinde misyonerlik yapan iki kişi dövüldü. istanbulda, malatyada, trabzonda cinayetler işlendi ve hükümet önleyemedi. Siz şimdi, ee canım isteyen istediği dini yaşasın, ülkede din özgürlüğü var diyemezsiniz. bir başka din mesubu öldürülme korkusuyla mı o din özgürlüğünü yaşayacak ??
liselerde misyonerler mi eksikti şimdi ??

ben veli olsam çocuğu gönderdiğim lisede, ne tanımadığım bir müdürün şeyhliği, ne bilmediğim dinin misyonerliği ile cocuğumun beyninin yenmesini istemem.

o bilgi edinme çağındadır. ve hiç bir vicdani baskıya maruz kalamdan sorgulayarak, anlayarak kendi yolunu kendi çizmesine fırsat tanınmalıdır.


onun için kamu uzlaşma yeridir. Müdürlerin, yetkilei imzaların "şeyh" yerine geçeceği alanlar değildir. lisede mescit olmaz. eğer olursa zaten o din yıpranacak orada herşeyden önce. Kazan her zaman doğurmaz. Bütün bunlar gençler arasında islamiyete olan saygıyı zedelemekten öteye gitmez.

kaderin bir cilvesi parlemnto çoğunluğu ve demokrasi konusunda fransa ve türkiye birlikte tekledik. Ama biz bu taşı atlarız. Fransaya kolay gelsin.

biri kral çıplak diyecek fransızlara. kral çıplak.,

Yazan: knz Tarih: June 1, 2007 9:36 AM

türkiye de cumhuriti sahiplenenler koruyucuları tek kendileriymiş gibi davrananlar aslında bu ülkede cumhuriyetin ve demokrasinin tam anlamıyla uygulanmamasının başlıca nedenidir. bunların başında ise sadece kendi çıkarlarını düşünen ve idareyi halkın eline vermeyenler var. isim vermicem zaten herkes anladı

Yazan: emre Tarih: June 28, 2007 6:29 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)