« Kemalistler Kapitalizmi Neden Sevmez? | Ana Sayfa | 23 Nisan Mesajı... »
April 20, 2007
Türk Neo-conları Irak Konusunda Yanılıyor
[20 Nisan 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]
Malum, ABD’deki ünlü “yeni muhafazakar”lar (neo-conlar) sert ve saldırgan bir dış politika savunurlar ve zaten Irak işgali de büyük ölçüde onların marifetidir. Bu durum, bizde hep “doğal kaynakları talan etme” hedefiyle izah edilse de, aslında daha çok militarist ve şahin bir “siyasi zihniyet”le ilişkilidir. Neo-conlar, ABD’nin karşılaştığı “İslamcı terör” tehdidine karşı sert ve caydırıcı davranmak gerektiği, zaten radikal İslamcıların önceki yönetimlerin (özellikle Clinton’un) ılımlılığı yüzünden “cesaret bulduğu” görüşündedirler. Bunun üstüne bir de Oryantalist klişeleri eklerler: “Araplar ancak kaba kuvvetten anlar” ve “yumuşaklığı zaaf olarak algılar.”
İlginç olan, Amerikan neo-conlarının “radikal İslamcılık” hakkındaki bu vizyonunun, Türkiye şahinlerinin “Kuzey Irak” söylemine çok benzemesi. Bu şahinler (veya “Türk neo-conları”), yalnızca El Kaide ile savaşmak yerine “bataklığı yakmaya” kalkan Washington’daki dalgaboydaşları gibi, sadece terör örgütü PKK ile değil tüm bir “Irak Kürtlüğü” ile savaşmak niyetindeler. Oryantalizmi Kürtlere karşı kurgulayıp, “bunlar ancak kaba kuvvetten anlar” diyorlar. Iraklı Kürt liderler ile diyalog kurmaya çalışan hükümeti de “zaaf göstermekle” suçluyorlar. Acaba haklılar mı?
Sindirmek mi, Kıştırmak mı?
Gelin, Mesud Barzani’nin “Türkiye Kerkük’e karışırsa, biz de Diyarbakır’a karışırız” şeklindeki çıkışını ele alalım. Bu ölçüsüz ve çirkin söze tepki gösterirken, Barzani’yi bu lafları etme noktasına getiren sürece de bakmak gerek. Aslında bu ve benzeri demeçleriyle baştan beridir “biz de bir devletiz, sizle eşitiz, bunu kabul edin” demeye çalışıyor. Deyim yerindeyse “adam yerine konmak” istiyor. Türk neo-conları ise tam aksine Barzani’yi ve genel olarak Kuzey Irak Kürtlerini aşağılamak için birbirleriyle yarışıyorlar.
Ancak bu tehdit ve aşağılama politikası umulduğu gibi “sindirme”ye değil “kışkırtma”ya yarıyor. Tecrübeli dış politika muhabiri Barçın Yinanç, deneyimli bir diplomatın “Barzani’ye hep sopa gösterdik, havuç değil” diyerek öz eleştiride bulunduğunu aktarmış. (Turkish Daily News, 16 Nisan) Havuç-sopa politikası izlendiği dönemde, özellikle Turgut Özal devrinde, Barzani’nin PKK’ya karşı Türkiye ile işbirliği yaptığını da hatırlatmış. Şartlar biraz farklı olsa da, aynı yolla bugün de mesafe alınamaz mı?
Neden Rahatsızız?
Daha da önemli olan soru şu: Türkiye, Kuzey Irak’ta bir “Kürt yönetimi” bulunmasından niye rahatsız?
Bunun bir cevabı, “PKK’ya destek verirler.” Oysa “bütün Kürtler birbirini destekler” diye bir kural yok. Aksine, son derece seküler ve hatta Marksist-Leninist PKK ile daha geleneksel bir tabanı olan Barzani hiç uyuşmuyor. Dahası, sınırımızdaki bir devletin PKK’yı desteklemesi için “Kürt devleti” olmasına gerek yok ki... Alabildiğine “Arap” olan Suriye, 80’li ve 90’lı yıllar boyunca Öcalan’ın en büyük hamisi değil miydi? Mesele etnisiteden çok siyasetle ilgili.
Kürt yönetiminden rahatsız olmanın ikinci gerekçesi de “Türkiye Kürtleri için çekim merkezi olur” endişesi. Oysaki bu, abartıldığı kadar büyük bir risk değil. Türkiye’nin Kürt vatandaşları, Irak’taki akrabalarına kıyasla, içinde yaşadıkları ülkenin geneline çok daha fazla entegre olmuş durumdalar. Diyarbakır Valisi Efkan Ala’nın Neşe Düzel’e söylediği gibi, bölgede “ana kitle henüz o yapıya (Kuzey Irak’a) bakmıyor. Burada insanların yüzü İstanbul'a dönük... Ana kitle Türkiye'nin değişmesini, zenginleşmesini istiyor.” (Radikal, 2 Nisan)
Müslüman Cumhurbaşkanı
Ancak Kuzey Irak, Türkiye Kürtlerine çekici gelmeye başlayabilir; eğer Türkiye “itici” hale gelirse… Bu ise demokrasinin bastırılması, özgürlüklerin kısıtlanması ve serbest piyasanın baltalanmasıyla olur.
İşin korkutucu tarafı şu: Bunlar, tam da “Türk neo-conları”nın bir kısmının yapmak istediği şeyler! Dahası bu kadronun “laikçi” kanadı, Türkler ile Kürtler arasındaki en önemli manevi bağ olan İslamiyet’in toplumsal varlığına da diş biliyor, “bu dindarları yeterince ezemedik” diye hayıflanıyorlar.
İşin bir de sevindirici yönü var: Söz konusu zihniyetin ete-kemiğe bürünmüş hali gibi duran Sayın Sezer, yakında emekliye ayrılıyor. Yeni Cumhurbaşkanımızın ise bir “neo-con” olmayacağı kesin. Ve dolayısıyla, kendisinden bir önceki “demokrat, sivil ve Müslüman” Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yaptığı gibi (ve aynı vasıflarda bir Başbakanla koordineli şekilde) Türkiye’nin Kürt vatandaşlarını kucaklayıp Irak Kürtlerine el uzatabilir. “Yurtta sulh, Irak’ta sulh” istiyorsak, gereken bu.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 20, 2007 9:51 AM




"Türk neo-conları ise tam aksine Barzani’yi ve genel olarak Kuzey Irak Kürtlerini aşağılamak için birbirleriyle yarışıyorlar. "
Sadece Kuzey Irak Kürtlerini mi ?
Yazan: Sami Muzafferoğlu Tarih: April 20, 2007 10:29 AM
Galiba haklisiniz.
Saygilarimla
Yazan: salih N Tarih: April 20, 2007 11:55 AM
malumaneniz gene malum yerleri pek sevindirecek mustafa bey, neocon ve laik despotluk takıntısı ile yine yorumlarınızı biçimlendirmişsiniz, laiklikte kaskatı bir kesimin ki kaymak kesim bu bunların türklükle türk milliyetçiliği ile ya da ulusal çıkarlarla ne denli ilgilendikleri konusunda çok kuşkuluyum, ayrıca kürtlerin sürekli haklarının tanınması oradakilerin devlet insan yerine konulması barış içinde koordine ilişkilere girişilmesi sorunlara yaklaşılması felan iyi diyorsunuz da bu konjektüre de aykırı sürekli örneklendiğini geçmiş-gelecek bağlamına yani tarihsel dayanaklara da aykırı, türkiyenin ulusal çıkarlarına ve bölgedeki paylaşıma da aykırı yani iyi güzel diyorsunuz ama bunların olması belki de dediğiniz gibi iyi bir sonuç doğrubilir ama gerçekliklerle uyuşmuyor, bence kesitlerle değil kapsamlarla uğraşmak gerek, kürtler olayın temelinin oluşturmuyorlar, türkiye de piyonlarla uğraşmaktansa şah olması gereken bir ülkedir.. bu kudret şu anki akepede yoktur, çünkü damarlarındaki asil kandan yoksundurlar
Yazan: ancazin Tarih: April 20, 2007 11:56 AM
"Türkiye’nin Kürt vatandaşlarını kucaklayıp Irak Kürtlerine el uzatabilir. “Yurtta sulh, Irak’ta sulh” istiyorsak, gereken bu."
ulusalcılık denen neofaşist ilkelliği yoketmedikçe yukarıdaki cümlenin zerre kadar uygulanabilirliği yoktur.
Yazan: Sami muzafferoglu Tarih: April 20, 2007 2:13 PM
Allah hepinize zerre kadar akıl fikir versin başka bir şey demiyorum.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: April 20, 2007 2:51 PM
Ulusalcilik düsünsel bir Tuzaktir!
Sayin Ancazin ve diger ULUSALCI arkadaslar,
Ne yazik ki Türk Dis islerinin de uzun zaman yaptigi bir yanlisi yaptiginiz kanaatindeyim. Düsüncelerinizi ifade ederken seçtiginiz kelimeler varacaginiz sonuçlari önceden belirliyor:
1) Ulusal çikarlar,
2) Uluslararasi pazarliklar,
3) Türk ulusu,
4) Vs.
Atatürk tekke ve zaviyeleri, seyhlik, agalik, beylik sifatlarini kaldirdi diye bunlar gerçekten tedavülden kalkti saniyorsunuz. Bu kimlik ögeleri Türkiye’de de bin yildir var Ortadogu’da da. Oysa ULUS kavrami 1800’lerde Avrupalilar tarafindan SÖMÜRGECiLiGi mesru göstermek için irkçilikla birlikte icad edildi. Ingilizler tarafindan Osmanli imparatorlugunu parçalamak için “basariyla” kullanildi. 1930’larda ise Avrupa’nin da basina bela oldu.
Kuzey Irak
Ortadogu insani (Türk, Arap, Kürt, Iran elitlerini saymazsak) ULUS kavramini hiç bir zaman anlamadi ve benimsemedi. Simdi Irak’a bakip Kürt, Arap, Türkmen görmek aslinda körlükten beter. Çünkü Ortadogu’nun bir çok yerinde oldugu gibi Kuzey Irak’ta da dini aidiyet ve asiret baglari ULUSAL baglarin önüne geçiyor çogu kez.
Yukarida özetledigim durumu Türkmen elitleri yillardir Türkiye’ye anlatmaya çalisiyorlar ama zihinleri ULUS DEVLET kavramiyla formatlanmis Türk elitleri bunu anlamiyor.
Kürdistan kurulsa ne olur?
Aslinda en güzeli Irak’in bölünmemesi, bütün iraklilarin baris içinde yasayabilecegi demokratik bir ülke kurulmasi olurdu. Ancak topragin altinda o kadar çok petrol varki üstünde yasayanlari kimse rahat birakmayacak.
Eger sinirlarin yeniden çizilmesine engel olamayacaksak ortaya çikacak yeni durumun çikarlarimiza uygun olmasini saglayabiliriz. Kürdistan’in bagimsizligini desteklersek :
1) Siradan kürtlerin gözünde Türkiye’nin düsman gibi görünmesini engelleriz,
2) Kürt ordusunun subaylarini egiterek Türk ordusu ile dostça iliskiler kurmalarini saglayabiliriz,
3) Petrol ihracatinin tamaminin Türkiye üzerinden (Ceyhan’dan) yapilmasini sart kosabiliriz,
4) Su anda bile Türk mallari ile dolu Kuzey Irak refaha ve huzura kavusursa Türk isadamlari için yeni bir pazar olur,
5) K.Irak’a baris ve huzur gelmesi oradaki Türkmenler için de faydali olur. Türkmenlerin Kürdistan’in idarî kurumlarinda daha iyi temsil edilmeleri için lobi yapabiliriz,
6) Türk üniversitelerini kürt geçlere açarak hem kürt elitleri yetistirebilir hem de iki toplumun birbirlerini daha iyi anlamsini saglayabiliriz.
Bu 6 önlem süphesiz Türkiye’de yasayan kürtlerin de devletle barisabilmesi için ÇOK OLUMLU bir adim alacaktir. Muzaffer, büyüklük gösteren, veren bir Türkiye kin tutan, kompleksli ve alan bir Türkiye’den çok daha üstündür.
Su anda Anti-Kürt bir çizgi takip ettigimiz için ABD kürtleri bize karsi bir koz olarak kullaniyor. PKK için de “Türk tehlikesi” kullanisli bir tez. Kürdistan kuruldugunda tipki Ermenistan gibi bizden çekinen, bize kuskuyla bakan bir devlet ile komsu olacagiz. Topraklarinda Türkiye’ye düsman olan herkesin faaliyetlerine müsade edebilecek böyle bir devletin varligi bu günkü durumdan daha da beter olacaktir. Çünkü ABD, ABD tarafindan taninmis, mesru bir Kürdistan’a sinir ötesi harekat vb önlemler de almak zorlasacaktir.
Ama ileride Kürdistan basimiza yeni bir dert olursa suçu kimsede degil bizim ULUSALCILARDA aramak gerekecek.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: April 20, 2007 5:13 PM
ÇOK DOĞRU.
Yazan: TAYŞUN Tarih: April 20, 2007 6:26 PM
:) samı bey ulusalcılık denılen neofasıst deyımınden turk yurtseverlıgını turklerın ulusal bılıncının dırılıgını ayakta tutmamak gerekır kı kurdıstan ve turkıyedekı kurdıstanın dıger parcası bulusabılsın demek ıstıyor sankı dıye algıladım ... bu takıyyecılık olayı bayagı bır kesıme sırayet ettı son gunlerde .... once sız etnıkcılık denılen ılkellıkten sıyrılın kı kardeslık karsılıklı olsun
Yazan: ancazin Tarih: April 20, 2007 6:58 PM
Kavramlar arasında sıkışmayın, ulusalcılık ile milliyetçilik ayni şeydir.
İstiklâl-i Tam’ma âşıksanız; bağımsız ve egemen ayrıca ülkesi ve milleti ile bölünmemiş bir devletten yanaysanız…
“Solcu” iseniz kendinize “ulusalcı”;
“Sağcı” iseniz pekalâ “milliyetçi” diyebilirsiniz..
Kendinizi sıkmayın, zorlamayın, aynı geminin içindesiniz, aynı tavanın balığısınız..
Biraz daha zoraki “ayrılık” tohumları aramaya kalkarsanız ortada kavga edeceğiniz mekân, yani vatan (yurt) kalmayacak..
Gelin vatanın ve milletin birliğini ve bütünlüğünü sağlayalım..”Millet”ten, ayrı ve farklı “kültür zenginlikleri-çiçek bahçeleri”, bir takım zoraki azınlıklar yaratmayalım.
Kavgamızı, eğer halâ gerekliyse ondan sonra kendi kendimize yaparız..
Ama önce kavramların kısıtlayıcılığına saplanmadan gelin şu sırat köprüsünü bir aşalım..
Çünkü bakın bu arada, bizi kayıkçı kavgası ile oyalarlarken neler oluyor..
1. Washington Post’un tanınmış köşe yazarı David İgnatius, ABD’nin PKK ile Mücadele İçin Özel Temsilcisi Joseph Ralston’un elinden geleni yaptığını ancak “saatli bombanın tıklamayı sürdürdüğü”nü belirterek Ralston’un, Aralık ayında üst düzey (Bush) yönetim yetkililerine, “ABD’nin PKK’yı durdurmaması halinde Türklerin Nisan sonunda işgal edebilecekleri uyarısını yaptığı”nı yazıyor.
2. HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesi’nde DTP tarafından düzenlenen basın açıklamasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt aleyhine, terörist Öcalan lehine sloganlar atılıyor. Yaklaşık 500 kişinin katıldığı basın açıklamasında kalabalık, ‘Büyükanıt şaşırma, sabrımızı taşırma’, Öcalan için de ‘Öcalan kanla canla seninleyiz, Sayın Öcalan’ diye bağırıyor.
3. Genelkurmay Başkanı askeri olarak Kuzey Irak’a girmek zorunluluktur, siyasi irade karar verirse biz girer ve hallederiz diyor. Bunu derken hem dinamiti gölge boksu yapan –karanlıkta ıslık çalan Akepe’nin kucağına bırakıyor hem bölgedeki “komşumuz” Amerika’yı karşısına alıyor.
4. Ama Mili Savunma Bakanı, “Bu konu MGK’da görüşülmedi” diyor; Başbakan da Almanya’ya giderken uçakta "Şu anda takvim yürüyor. Öfkeyle kalkan zararla oturur. Bu tecrübeyi geçirdik. Nasıl adım atacağımızı biliyoruz." diyor.
Sahi konu neden üç gün önceki MGK’da görüşülmüyor?
Veya Vecdi Gönül; ağızdan çıkan her lâfın MGK tutanaklarına uygun olduğunu mu zannediyor?
MGK’da alınan kararın aksine Davos’ta Annan’la anlaşılarak Kıbrıs meselesinin Annan’ın insafına ve hakemliğine bırakıldığını ne çabuk unutuyor?
5. Ataol Behramoğlu Mart’ın 24’ünde “Kendimizi kandırmayacaksak eğer, Nevruz görüntülerinin gösterdiği tek gerçek, Türkiye’de Kürt milliyetçiliğinin yükselmekte oluşudur” diyor.
“Türkiye’de Nevruz kutlamalarının bir Kürt ‘intifada’ sına doğru yol almakta olduğu gün gibi ortadadır. Sadece Kürt kökenli halkımızın yoğun olduğu bölgelerde değil, büyük kentlerimizdeki Nevruz gösterilerinde de bu gerçek gözler önüne serilmiştir. Nevruz gösterilerinden geriye kalan bir başka görüntü de, eski deyimiyle ‘erkân-ı devlet’, günümüz Türkçesiyle ‘devlet ileri gelenleri’nce gerçekleştirilen, ancak bir komedi yazarının tasavvur edebileceği ateş üzerinden atlama gösterileri olmuştur” diye de devam ediyor.
“Kürt intifadası” başlıyor ama karşılığında Türk milliyetçiliğinin “yükselmesi” ayıplanıyor..
6. Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesi; Kürtçe davetiye gönderdiği için hakkında dava açılan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemirin duruşmasında vardığı ara kararda 4483 sayılı yasa gereği İçişleri Bakanlığınca yargılama izni verilmediği için davanın durdurulmasına ve dosyanın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar veriyor. Duruşmayı, Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk de izliyor.
7. “Batıya doğru” zorla koşturtturulan Türkiye’nin en büyük batılı müttefiki, stratejik ortağı Amerika; satacağı 30 adet F-16 savaş uçağı için Kıbrıs’ta kullanmama şartı koyuyor; diğer “müttefik” AB; Roma Anlaşması'nın 50. yıldönümü kutlamalarına Türkiye'yi davet etmediği gibi yayınladığı Berlin Deklarasyonu'nda da "genişleme" ifadesine yer vermiyor.
8. Barzani’nin edepsizliklerine “güya” karşı olan Talabani nin partisi Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) resmi haber sitesinde yer verilen ekonomi raporunda, Kürdistan'ın 4 ülke arasında "paylaşıldığı" iddia edilirken Güneydoğu Anadolu Bölgesi Kuzey Kürdistan olarak adlandırıldı. Raporda Türk Silahlı Kuvvetleri'nden "işgalci ve sömürgeci Türk ordusu" diye söz edilmesi dikkat çekiyor.
Ve aynı Talabani, Erdoğan ile Suudi Arabistan'da yaptığı görüşmede Irak'ta iddiaların aksine 5 milyon Türkmen bulunmadığını söylediğini belirterek, “İddia edildiği gibi 5 milyon Türkmen varsa, neden sadece Irak Parlamentosu'nda 1 milletvekili çıkarabildiler?'' diye soruyor.
Bütün bunlardan sonra bir telaş, soruyorlar; “Neden milliyetçilik-ulusalcılık yükseliyor?
Neden 14 Nisan’da Ankara’da yüzbinlerce bayrak toplanıyor?
Akepe 14 Nisan’da Ankara’da yüzbinlerce bayrağın toplanmasının sebebinin kendisi olduğunu görmüyor mu?
Akepe “milliyetçilik-ulusalcılık”ın, 4.5 yıllık kendi iktidarında “yükseldiğini” anlamıyor mu?
Akepe milliyetçilik ve ulusalcılığın yükselişine kendisinin neden olduğunu fark etmiyor mu?
Haberi bile yok..
Erdoğan diyor ki, “Cumhurbaşkanı olsan ne yazar, olmasan ne yazar?”
Muhataplarına dünya (ve ahiret) görüşünün şifrelerini verirken talip olduğu makamı, ama aslında Cumhuriyet’i küçümsüyor..
Cumhurbaşkanı olmak “ne yazarsa”, Cumhur olmak da, Cumhuriyet olmak da “ne yazmaz” mı?
Dedelerinden “Torunum mezarda sana Rabbin kim, Kitabın ne, peygamberin kim diye soracaklar, kavmin ne diye bir soru yok. Onu da sorarlarsa Elhamdülillah Müslümanım de gitsin” (Melih Aşık. 30 Kasım 2005) cevabını aldıklarını söyleyenlerin Ankara’yı, Tandoğan’ı, Anıtkabir’i ve Çankaya’yı doğru değerlendirmeleri beklenebilir mi?
“İspanya gezisinde açık açık söyledi. Erdoğan, bugün de toplumun Türk ulusal kimliğinde değil, Müslüman kimlik altında birleşmesi düşüncesinde”. (Melih Aşık. 30 Kasım 2005)
Erdoğan
"Kim yaptı? Toplandılar, bir araya geldiler. Hayırlı olsun. Tamam bir demokratik hakkı kullandınız. Gazetelerde farklı farklı rakamlar. Aman Yarabbim milyonlar filan... Milyon da çok basite indi. Aynen bizim 6 sıfır attığımız banknottaki milyonlar gibi...Ne kadar uçuk..Herhalde bunlar bir alanının yüzölçümünden bihaber...Biz bu işin kompetanıyız. Ömrümüz bu işlerle geçti, ölçüp biçmekle geçti. Başka sermayemiz yok”
diyor.
Arınç;
"Biz birkaç çapulcuya fırsat vermeyiz. Meclisimizin sivil, dindar ve demokrat bir cumhurbaşkanı seçecek olmasına yine itiraz ediliyor''
diyor;
Eyüp Fatsa ise, her meydana toplanan kalabalığın, Meclis iradesini değiştirmeyeceğini söylüyor. Fatsa,
“Çok samimiyetle söyleyeyim; Eğer AK Parti, böyle bir şeyi organize etmiş olsa, biz birkaç milyon insanı buraya toplayabiliriz. Bunun 10 katı insanı buraya toplayabiliriz. Her kalabalık sonrası Meclis kararını mı değiştirecek? Bu Meclis iradesine müdahale saygısızlık olur''
diyor.
“Cumhuriyeti kurumlar değil, cumhur korur” diyen Akepeliler Cumhuru küçümsüyor.
Antalya’da Abdülhaluk Çay’ın Kurultay’ına katılmakla milliyetçilik “çözülmüş, halledilmiş” olmuyor.
Erdoğan en son “Diaspora” toplantısı için gittiği Bakü’de “Çırpınırdı Karadeniz”i dinleyen Azerilerin Bozkurt işareti yapmasından rahatsız oluyor..
O Bozkurt’un, bir partinin Bozkurt’u ile ilgisi yoktur.
Gül de Otel ve Gazete açmaya gittiği son Kıbrıs gezisinde milliyetçi hanımların tepkisi ile karşılaşıyor..
Kıbrıs’ta da TMT’nin Bozkurt’u, Türkiye’deki bir partiden çok önce vardı..
Akepeliler Türkiye dışında milliyetçilikle, milli motiflerle, Bozkurt ile karşılaşınca şaşırıyorlar, ezberleri bozuluyor.
Bakü’de veya Girne’de olanlar Türkiye’de olsa Vali ve Emniyet Müdürleri Erdoğan yahut Gül’den ânında tepki görür, lâf işitirlerdi..
Ne çâre ki Büyükelçiler “çevre Türkleri” kontrol edemiyor..
İyi ki edemiyor..
Erdoğan Almanya’da İrtemçelik’in yuhalanmasına ses çıkarmamıştı..
Gül, ki kendisi Dışişleri Bakanı olması hasebiyle, hele bir hanıma karşı nâzik, centilmen, diplomat olmalıdır, Girne’de “Sen” diye hitabediyor.
Bir diğer hanım “Siz demelisiniz” deyince de sinirleniyor.
Kendisini Türkiye’de zannediyor, eleştiri ile karşılaşınca da öğrendiği, örnek aldığı o malûm saldırgan üslubu tercih etmek istiyor.
Ne demişlerdi eskiler, “üslûbu beyan, ayniyle insan” mı demişlerdi?
Türkiye’de mahkûm edilen, sindirilmek istenilen, bastırılmak istenilen “milliyetçilik” yurtdışında bastırılamıyor.
Önüne geçilemiyor..
Milliyetçiliğin yükselmesine akıl erdirilemiyor..
Milliyetçilik (yahut ulusalcılık) sahi, neden yükseliyor?
Neden bütün Ankara, bütün Türkiye, bütün Türkler bayrak oluyor?
Yazan: ancazin Tarih: April 20, 2007 7:30 PM
Sayin Ancazin
Inanin hersheye sizin gibi bakiyorum.Evde oturunca bu manzara chok dogru.Peki kapinin onune cikin ve olaylarin icine girin.Bu tesbitlerinizle ne yapmayi dusunuyorsunuz?
Baska bir dille.Teorik olarak dedikleriniz yaptiginiz tesbitler dogru.Yani kimyasal elementleri iyi tanimlamissiniz.Simdi uygun gaz ve katalizoru bulup reaksiyonu yapmaniz lazim.Bir de bunlari tanimlasaniz.
Saygilarimla
Yazan: salih N. Tarih: April 21, 2007 9:48 AM
bu ülkede insanlar birbibrini boğazlasa da, ekonomi çöksede, ülke yıkılsa da bazıları hala ayın 15 inde maaşlarını alacaksa bu adamladan korkmalı...
Sivil - asker faşistler ülkeyi felakete götürüyor....
Yazan: synan Tarih: April 21, 2007 2:07 PM
Sayın ancazin,
"Milliyetçiliğin yükselmesine akıl erdirilemiyor" demişsiniz. Ve bu minval üzere uzun uzun yazmışsınız.
Bu ülkede milliyetçiliğin olmadığı bir dönem oldu mu ki zaten? Milliyetçilik Türkiye'de bütün partilerin ortak söylemidir. Yükselmiyor. Yerinde duruyor. Ve gerektikçe çıkar çevreleri tarafından kullanılıyor. Son 4-5 yıldır ulusalcılar tarafından kullanıldığı gibi...
Türk insanın kolaylıkla suistimale uğrayabilecek iki önemli özelliği var: Biri din, diğeri millet. Türkiye'nin kanını emen yılların statükosu bugünkü tükenişine çözüm olarak milliyetçilik duygusunu suistimal ediyor. Mesele budur. Hikaye anlatmaya gerek yok.
Yazan: fizikci Tarih: April 21, 2007 2:43 PM
sayın tunç , bir kabile başının bir devlet başkanı olması gücümüze giden bir durum değildir, zira osmanlılar da bir oymak idi nihayetinde ama bu anladığınız ileri sürdüğünüz tarzda bir kabilecilik değil idi, gücümüze giden bizim başbakanın ve bakanlarının bunlarla ABD ve AB ile iyi niyetli ilişkilendirilebilecek amaçlarla muhattap olunması , inatla taş atana ekmek atılmaya çalışılmasıdır, bu doğru bir poltika ve çözüm değil, sizin çözüm önerileriniz de kürdistanın kurulduğu var sayılarak Türkiye'nin olası bu devlet ile kuracağı ilişkilerde de sömürme duygusu gördüm aslında bu durumda biraz teslimiyetçi biraz biz de ucundan bir şeyler koparalım havası taşımaktadır. olası kürdistandan yararlanmak, sınır ticareti ile bir şeyler kazanmak böyle yaparak yurdum kürtlerini de elde tutmak gibi bir çözüm de çözüm değildir. ordaki insanlar için aidiyet duygusunun kabile aşiret ve din kavramlarında bağlayıcı olduğunu ulus olmanın onlar için önemli olmadığını savunuyorsunuz, kürtler hiç bilmedikleri bu kavramla tanıştıkları için ve karşılığında da kolay bir güce kavuştukları için çok ateşliler bu ulus olma konusunda öncelikle bunu söyleyeyim, türkmenler azeriler halaçlar ve diğer tüm türkçe konuşan bu halklar ise tarih boyunca zaten ulus idiler buna hiç girmeye bile gerek basit bir ilkokul tarih kitabı bile yeterli olur sanırım bu konuda size ama yeterli olmuyor ise yabancı tarihçilerden de yararlansanız ne denli yanlı olsalarda hatta kürdofil yabancı tarihçilere de başvursanız sizlere turklerin oymak diye adlandırdıkları oluşumlardın mafyatik ve desptotik bir kabile ile asla uyumlu olmadıklarını , evrensel görüşlerinin olduklarını ekonomik yapılarının olduklarını ve devletleşmedeki becerilerini itiraf etmek zorunda kalacaklardır, kuzey afrikada kurulan akşitleri ve tolunları iyi inceler iseniz bir çok oymaklardan vücut bulmuş türkçe konuşan insanların nasıl devlet olduklarını iyi tahlil ederseniz bunda bir ulus olma bilincini de iyi okuyabilirsiniz.
devamında her zaman ki gibi katılımcı arkadaşlarımız yine milliyetçilik ve ulusalcılık kavramlarında takılı kalarak eleştiri ve yergilerini sürdürmüüşler baştan almayacağım ama bana garip gelen yine söz konusu türk milliyetçiliği olduğunda üstüne gidilmesi hayır vatanı ödünsüz ve hesapsız sevmekten vazgeçmeyeceğiz, Türk ulusuna devletin değersiz vatanın kolay paylaşılabilir bir yer olduğunu kabul ettirilemez bunu ancak kolayca vatan edinenler sırtlanlar kabullenebilir ve kolayca çekip giderler, devlet bizim için canımızın malımızın geleceğımızın guvencesi ulusu bir arada tutan bir güçtür bir ortaklık ulusal bir şirket değil, vatan ise bu devletin yani erkin mülküdür, bu mülke herkes ortaktır ve asla satılamaz , paylaşılamaz, milliyetçilikten vatanı sevmekten soyumuza bağlılıktan geçmişimizi yad etmekten ve gelecek için hayallerimizden asla vazgeçmeyeceğiz....
aslında en güzel yorumu salih kardeşimiz yapmış, mantıkllı ve düşünce ürünü, yaratıcı,
işte dediği gibi tanımı yapmak ve teşhisi koymak için öncelikle açılımcı arkadaşların cereyan yapan açıklıklarını tıkamaları ondan sonra vatanseverlik türkiye cumhuriyeti türk tarihi dün bugun ve gelecek kavramlarını buluşturmaları gerekiyor , yoksa dünya insanlık kardeşlik birlik beraberlik amerika ingiltere bunlar çok kolay aşılabilecek işler, ne yani bir beylikten imparatorluk kolay iş mi diyeceksiniz ki o zamanlar öyle idi yok öyle , o zamanlar oturdugunuz yerden roket atmıyor ıdınız at sırtında ve gücünüz tükeninceye kadar kılıç sallıyor ve bu savaşları en az bugünkü kadar stratejik planlıyor dlplomasi yapıyordunuz, korkunun ecelesi yararı yoktur , osmanlı çınarının toprak üstündeki kısmı kurumus budanmış dursa da kökü bizdedir amma sizin yaptığınız kökü de kurutmak istemektir, işte kökün kurutulamayacağını ve yeniden pavkıracağını çok yakında hep birlikte yaşayarak göreceğiz,Allahualem.
Yazan: ancazin Tarih: April 21, 2007 9:00 PM
Sayın ancazin,
"Milliyetçiliğin yükselmesine akıl erdirilemiyor" demişsiniz. Ve bu minval üzere uzun uzun yazmışsınız.
Bu ülkede milliyetçiliğin olmadığı bir dönem oldu mu ki zaten? Milliyetçilik Türkiye'de bütün partilerin ortak söylemidir. Yükselmiyor. Yerinde duruyor. Ve gerektikçe çıkar çevreleri tarafından kullanılıyor. Son 4-5 yıldır ulusalcılar tarafından kullanıldığı gibi...
Türk insanın kolaylıkla suistimale uğrayabilecek iki önemli özelliği var: Biri din, diğeri millet. Türkiye'nin kanını emen yılların statükosu bugünkü tükenişine çözüm olarak milliyetçilik duygusunu suistimal ediyor. Mesele budur. Hikaye anlatmaya gerek yok.
ya istiklal ya ölüm emri de bir sömürü idi zaten.. daha ne diyeyim sana
Yazan: ancazin Tarih: April 21, 2007 11:41 PM
türk neoconlar...!!!!
pekala ben de bir neoconum işte benim projem;
türkiye cumhuriyeti devleti hiç olmadığı kadar tehdit altındadır, gerek sistem gerekse iç ve dış güvenliği dolayısı ile devletin bekası tehlikededir, bu bakımdan da darbe yapılmalıdır, ülke yeniden ataturk devrımlerını sert bır bıcımde uygulamaya sokacak kadroların elınde olmalıdır..:) hayır elbette boyle bır gorusu savunmuyorum, ancak ilk cumleyı aynen tekrar ederım ve bunun cozumu insanı için var olan bir sistem var etmektir ve türkiye cumhuriyetının kurulusunda boyle bır arızanın bulunmadıgını sıddetle savunuyorum, ancak sureklı yınelenen laıklık ve ıcı doldurulmayan kemalızme takılıp kalmaktansa, özgürlüğün bagımsızlıgın ulkenın guvenlıgı ve devlet otorıtesı ıle mumkun olan ve bunun temını ıcın esıtlık ve adaletın sasılmaz bır devlet hızmetı guvencesı olduguna ınanan bır rejımın yanı ataturkculugun kısısellestırılmesınden zıyade turkıye cumhurıyetı devletının bugune kadarını tartarak ve cag ıle guncelleyerek gunluk degıl ılerıcı cozumlerın uretılebılecegı bır sıstem ıle yol alınabılecegını dusunuyorum ancak bu bıle bana basıt kalıyor , daha otesı ıcın dusunuyorum , ulusal bır heyecanın ulkunun devletın rejımınde de solunması gerektıgıne ınanıyorum , rejım halkın bır butunu ıcın yıkılması gereken bır butunu ıcın gerısını asagılayarak ınatla surdurulmesı gereken degıl devletın devletlesmesının en temel tanımı olması gerektıgı gercektır, neyse rejımle ısımız yok ıdeala geleyım , anadolu malum osmnalının cekılerek ana topraklarına dondugu ve bu sınırlar dısında kalan turklerınde zorunlu olarak goctugu ve kaynastıgı bır vatandır, osmnalı bır tarıhtı bıttı gıttı dıyerek cekıngenlıkten korkaklıktan sıyrılmak, okyasnus otesınden gelene ortadogyu yem etmemek , kafkasları karmasaya mahkum bırakmamak balkanları ellı yılda bır tekrarlanmaı mumkun soykırımların kaderınde yalnız bırakmamak kıbrısı bız beslıyoruz onlar ıhanet edıyor olarak gormemek ve abye gırıs ıcın soysuz sıyasetın masası gormemek, turkıstanı ahmak dıs polıtakmızla sovyetın bıle yapamadıgı kadar kendımızden koparmamak, anadolu balkanları kıbrısı kırımı ortadoguyu kafkasları kapsayan buyuk bırlesık turkıyeyı kurmak ... bence kızıl elmanın artık bu olması vaktı gelmıstır herkesın bır hesabı var ıse bızım neoconlugumuz da bu olsun, ama sızın ıcın halen hedef AB-D ise, kurulası Kürdistan ile sıcak ilişkiler ise, azerbaycandan gelecek doğalgazın topraklarımızdan geçmesi yeterli ise, küçük kalmaya ve sürekli kendinizi ayıplamaya devam edeceksiniz demektir.
Yazan: ancazin Tarih: April 22, 2007 12:08 AM
komik iddia :) Etnikçilik :))
Ben hiç bir ırkının üstünlüğüne inanmadım ve bu masallarla kendimi kandırmadım türk ve de kürt ırkçıları gibi. 50 bin yıllık kürt ve de türk tarihi gibi saçmalıkları ne düşünecek kadr zamanım ve ne de o kadar boş bir insanım.
Eğer türk ulusal bilincni ayakta tutmak zorla insanları türkleştirmek ve türk kabul etmekse bu tamamen karşıyım. Türkleri gerçekten çok seviyorum ama ulusalcı olmayanlarını elbetteki.
Ulusalcıların anlamadıkları bir husus var siz ne kadar kürtleri inkar ederseniz o kadar bilinçleniyorlar.:))
Yazan: Sami Muzafferoğlu Tarih: April 22, 2007 12:37 AM
Tunc Beyin yorumuna aynen katildigimi ve son cumlesinden itibaren alip devam etmek isterim...
(...)Bu 6 önlem süphesiz Türkiye’de yasayan kürtlerin de devletle barisabilmesi için ÇOK OLUMLU bir adim alacaktir. Muzaffer, büyüklük gösteren, veren bir Türkiye kin tutan, kompleksli ve alan bir Türkiye’den çok daha üstündür.
Fakat!
Boylesi pembe bir tablonun olusmasi bazi kimse ve guruplarin isine gelmez. Cunku o andan itibaren o kisi ve guruplara ihtiyac ortadan kalkmis olacaktir.
Kimdir bunlar:
1- "Tepesine vuralim"... o nedenle hazinenin anahtarini bize verin diyenler.
2- "Tepesine vuralim" islemini yaparken her turlu hukuksuzluk, cikar, rusvet, avanta, mafya irtibatlari icinde olanlar.
3- Bu irtibat tarafindan kadrolastirilmis ve onlari koruyup kollayan her turlu burokrasi.
4- Ve bu burokrasiye gobekten bagli ihale, reklam, ticaret, hortumculuk avcilari.
5- Reklam alan medyanin uyuttugu insanlar, tuccar-ihalecilerin destegindeki parti-dernek vs ler, hortumcularin yonetim kadrolarindaki emekli kaymak takimi.
Evet... butun bunlar birden bire issiz ve avantasiz kalacak. Gercek ihale, gercek mal ve hizmet, gercek rekabet icinde ekmek kazanmak zorunda kalacaktir.
Bir kismi ise gercek gorevlerine donup maaslari ile nasil gecinecegini ogrenecektir.
Yazan: Haydar Tarih: April 22, 2007 12:58 AM
NEO-KEMALİST MANİFESTO YA DA KARA MANİFESTO PLANI:
A) 21. Yüzyıla Girerken Dünyanın Durumu
1) Dünyanın 21. Yüzyıla Girerken Genel Durumu
2) Yeni Dünya Düzeni
3) Kapitalizmin, Komünizmin Geldiği Noktalar; Diğer Sistemler.
4) Bilimin Geldiği Nokta, ve Toplumları Getireceği Yer.
5) Bilim ve İnsanın Bilimle Kontrolü.
6) Büyük Ağabey Planı, Teknoloji ve Polis Devletleri İçinde Kişiliğini Yitiren İnsan.
7) Dünyayı Gerçek Anlamda Yönetenler ve İstihbarat Örgütleri. Mafya. Masonlar. Gizli Örgütlerin Tehlikeleri.
8) Milliyetçilikle Bütünleşen Bilim ve Teknolojinin ve Ulusları Ne Ölçüde İlerlettiği; Sınırsızlık ve Dünya Devleti Ütopyası. Almanya ve Japonya örneği.
9) Siyasi Sistemler ve Ütopya Yalanları ile İnsanların Nasıl Kandırıldığı
10) İnsanları Kandıran Din, Devlet ve Siyasi Sistemlerin İnsanların Hangi İçgüdüsel ve Düşünme Hatalarını Ustaca Kullandığı, Beyin Yıkama Yöntemleri.
11) Gerek Kapitalizm Gerekse Komünizmin İnsan Yapısına Aykırılığı; Alternatif Var mı?
Her İki Sistemde de Gelişen Değerler ve Bunların Bireyselliği ve Bireysel Yaratıcılığı Nasıl Yokettiği; Tek Boyutlu, Mutsuz Bir İnsan Yarattığı.
12) Dinler. Dinlerin Geçmişi, Dinlerin 21. Yy’a girerken Düştüğü Durum. Din Psikozu. Bilim ve Din.
13) Bir Afyon Olarak Dinin Dünyada Nasıl Kullanıldığı.
14) Dinin Türkiye’de Nasıl Kullanıldığı.
B) Türkiye’nin Durumu:
1) Türklerin Kökeni, Siyasi Yapısı, Özü, Kültürleri ve Dini
2) Müslümanlığı kabul eden Türkler’in Düştüğü Durum ve Müslümanlığın Kişiliklerini Nasıl Yok Ettiği.
3) Osmanlı Devleti ve Türklüğü, Türk Ulusunu Ne Hale Getirdiği.
4) Osmanlıların Yıkılışı ve Jön Türkler; Türklüğe Dönüş
5) Kemalist Devrim.
6) Kemalist İlkelerin Yitirilişi Vatanın Tekrar Satılışı.
7) 1960 Sonrasında Türkiye’nin Nasıl Bağımlılaştırıldığı.
8) 1965 ile 1980 Arasında Oynanan Oyunlar ve İki Kuşak İdealist Gencin Nasıl Yok Edildiği.
9) MİT’in ve Ordu’nun Rolü.
10) Türkiye’de Dinci Hareket.
11) 1980'den sonra 1995'e Gelinceye Kadar Türk Ekonomisinin Nasıl Çökertildiği, Emekçilerin Düştüğü Durum. Enflasyon. Kaybolan Değerler. Yolsuzluklar.
12) Yıl 1996: Kara Para Muz Cumhuriyeti Türkiye.
C) Türkiye’nin Bugünkü Durumu:
1) Devletin durumu
2) Ordunun Durumu
3) MİT’in Durumu
4) Bürokratların Durumu
5) Devlet Teşkilatlarının Durumu
6) İşadamlarının Durumu
7) Emekçinin Durumu
8) Siyasi Partilerin Durumu
9) Enflasyon, Vaadler Dolu Paket Önlemler; Sonuç: Durdurulamayan Çöküş
10) İnsanların Yabancılaşması, Umutsuzlaşması, Vurdumduymazlığı
11) Dincilerin Durumu
D) Türkiye’nin Yarını
E) Neo-Kemalist İdeoloji
1) Neden gerek var?
2) Ne yapabilir?
3) Bir Alternatif mi?
4) Hiç bir zaman bitirilemeyen Kemalist devrimin tamamlanması.
F) Temel İlkeler
1) Vatanseverlik
2) Yönetim Şekli ve Demokrasi, Cumhuriyetçilik
3) Devletçilik
4) Laiklik
5) Dinde Yaygın Kapsamlı Reform
6) Diğer ideolojilerden etkilenmeme
7) Kişi hakları, bazal yaşam standartları, sosyal-güvenlik
8) Oto-kontrol
9) Serbest Ekonomi ve oto-kontrol
10) Ordu, devlet adamı, istihbarat görevlilerinin, işadamlarının oto-kontrolü
11) Bilimsellik
12) Sadece Türkiye için mücadele vermek
13) Gizlilik ve gizli örgütlenmek
14) Eğitim Devrimi; Kültür Devrimi; Yeni Altkültürler Yaratabilmek.
15) İçine kapalılık ve kendi kendine yeterlilik
16) Güçlü ve Bilimsel Bir Hukuk Devleti Olabilmek
17) Halkçılık
18) Devrimcilik
19) Davaya itaatkarlık
G)TUTUM
1) Neo-Kemalistlerin Ön Planda Alacakları Önlemler
2) Örgütlenme
3) Birimler
4) Oto-kontrol
5) Kendini ve Çevresini Geliştirme
6) Bilimsel ve Düşünsel Mücadele
7) Gerektiğinde Silahlı Mücadele
8) Propoganda
9) Kazanılması ve Etkinlik Kurulması Gereken Kurumlar
Yazan: ancazin Tarih: April 22, 2007 1:34 PM
Doğrusunu isterseniz “iç işleri” diye bir kavramı olmayan Barzani’nin iç işlerinden bahsetmesi kadar Türkiye’nin de kardeşimiz dediği Türkiye Kürtlerine nazire yaparcasına o toprakların bilinen en eski sahipleri olan milyonlarca Kürde karşılık 300 bin Türkmenin haklarından bahsetmesini de anlayamıyorum. Hem kardeşiz diyeceksiniz hem de “HALEPÇE” örneğinde de olduğu gibi milyonlardan oluşan bir kesimi görmezden gelip 300 bin kişinin haklarını savunacaksınız. Bu nasıl tutarlılıktır anlayamıyorum. Halepçede Türkiyenin de adeta göz yumarcasına seyirci kaldığı ve sınıra sığınmış 1 milyon insana kapıları açmadığı sırada Saddam mezalimi toplamda 55 bin Kürt öldürdü (bunun 6500’ü Halepçede ilk anda, 8500’ü yaralanarak kısa zaman sonra, 40 bini ise dolaylı yollardan etkilenerek öldü). Bu nasıl kardeşlik, bu nasıl insanlıktır? 300 bin Türkmenin haklarından bahsedecek ama 55 bin Kürdün ölümüne seyirci kalacaksınız.
Bu kardeşlik midir?
Ya da kardeşlik bu mudur?
O zaman neden Irak’ın içişlerine karışmıyordu Türkiyemiz?
Hani kardeştik, hani tarihi bağımız vardı?
Türkiyemiz Kürtçe diye bir dilin konuşulması yasağını bile 4 yıl daha kaldırmayacakken, nasıl olurdu da bir milyon Kürde kapılarını açardı? Açtı açmasına da olay olup bittikten, Saddam , türkiyenin de pek şikayet etmeyeceği temizliği yaptıktan sonra açtı kapılarını türkiyemiz. Kapıdan içeri aldıklarına da bizzat kendi elleri ile zehir etti yaşamı. Neymiş? “Iraklı sığınmacılar”mış, “Saddamdan kaçan mülteciler” miş. Yaptıkları Saddamın yaptıklarının yanına bile yaklaşamayacak olan Jivkovdan kaçanlara böylemi davranmıştı Türkiyemiz. Bugün her taraf Bulgaristandan, Arnavutluktan, Yunanistandan, Tataristandan , Makedonyadan, Ahıskadan ve hatta Afganistandan getirlimiş Türklerle doluyken neden Halepçeden kaçanlardan bir tanesi bile aynı haklarla yaşamıyor Türkiyede? Çünkü onlar Türk değiller. Onlar ana ayrı baba ayrı üvey kardeş ve hatta kimilerine göre (Allah Kürtleri asıl onlardan korusun) besleme Kürt odukları için yoklar. Yoklar , çünkü onlar asimile olmuş dağ Türkleri aslında. Karda yürürken çıkan “kart, kurt” seslerinden dolayı Kürtleştiler (bknz. Emekli Org. Kenan EVREN).
Gelelim Barzani konusuna;
Evet bu adamın “iç işleri” diye bir kavramı yoktur, bu adamın amerika dışında dayandığı bir dağ da yoktur. Ama unutmayalım ki Amerika denen o dağa biz ne sırtımızı ne dönebiliyoruz ne de dayayabiliyoruz, kudretli Türkiye Cumhuriyeti olduğumuz ve dünyanın en güçlü 5 ordusundan biri olan TSK gibi bir ordumuz olduğu halde. Çünkü o dağ şu anki dünyanın en büyük dağıdır ve Barzani hazır o dağa sırtını dayamışken yapabildiği her şeyi yapacaktır. Çünkü Barzani sırtını o dağdan çekmek zorunda kaldığında bir gün başına gelebilecek en kötü şeyleri zaten yaşamıştır 1988’de Halepçede, Enfalde ve daha bir çok yerde. Korkması gereken hiç bir şey yok. Olabilecek en kötü şey 1988 Halepçedir ve o olduğunda amerika gibi bir dağ Barzaninin arkasında değil tam karşısında idi. Çünkü amerika kardeşi değildir onlar birbirlerini kullanmaktadırlar şu an, günü geldiğnde yolları elbet ayrılacaktır. O zamana kadar barzani yapabileceği her şeyi yapacaktır. Ve biz Türkiye cumhuriyeti olarak kabul etmeliyiz ki; bir daha asla Irak Kürdistanına giremeyeceğiz, Amerika orda olsun veya olmasın. Çünkü dünya artık orayı Kürdistan olarak biliyor. Kıbrısı unutmayalım sonuna kadar haklı olduğumuz Kıbrıs konusunda bile bütün dünyayı kaşımıza almayı başardık. Kuzey Irak’a bir operasyon düzenlemeye kalkışırsak işte o zaman Bağımsız Kürdistanı kendi ellerimizle doruk noktaya ulaştırmış oluruz dünyayı bir kez daha karşımıza alarak. Ve yine saldırgan tahammülsüz, çözümden uzak, sorun yaratmaya yönelik bir türkiye olarak anılmaya devam ederiz.
Çözüm ne?
Bence Barzani ve Talabani ile beraber artık Kuzey Irak realitesini kabul etmemiz ve rüzgarı bizden yana çevirecek olan uzlaşmacı politika izlememiz gerekiyor artık. Kuzey Irak, Türkiye Kürtleri için asla bir cazibe merkezi değildir. Olamaz da.
Demokrasiye geçişini tamamlamış, avrupa birliğine girmiş modern bir Türkiye dururken ufukta, neden ortadoğu hapishanesine sıkışmış bir kuzey ırak tercih edilsin ki? İstanbul mu, Erbil yahut Süleymaniye veya kerkük mü? Siz hangisini tercih edersiniz? Unutmayın kerkük ne kadar önemliyse istanbul ondan 5 kat daha önemlidir kürtler için. Kerkükün 5 katı kürt vardır istanbulda. Siz hangisini seçersiniz?
Yazan: serhendi Tarih: April 22, 2007 4:45 PM
Irak'taki nüfus projeksiyonu 1921, 1926, 1947, 1957 ve 1965 yapılan sayımlarındaki oranlarla 1976 sayımında 11.505.000 iken 1988'de 18.100.000 olarak bulunmuştur. Bu sayımlardaki Irak etnik yapısı aşağıdaki şekilde ortaya çıkmıştır.
Arap %62 Türk %15 Kürt %20 Hıristiyan %3 Bu oranlara göre, Irak nüfusunu 20.000.000 (yirmi milyon) olarak alırsak ve Irak'ta bugüne kadar yapılan bütün sayımlar, yıllık büyüme oranı ve buradaki etnik nüfus dağılımını da göz önüne alırsak tahmini nüfus etnik yapıya göre şöyledir;
Arap 12.400.000 Türk 3.000.000 Kürt 4.000.000 Hıristiyan 600.000 Ancak yine de Irak'taki Türk varlığının sayısını kesin olarak bilmek çok güçtür.
Yazan: ancazin Tarih: April 22, 2007 8:01 PM
Türk ulusu kavrami 1900'lerden kalmadir
Sayin Ancazin,
Asagidaki sözlerinizde yaniliyorsunuz.
"türkmenler azeriler halaçlar ve diğer tüm türkçe konuşan bu halklar ise tarih boyunca zaten ulus idiler buna hiç girmeye bile gerek basit bir ilkokul tarih kitabı bile yeterli olur sanırım bu konuda size"
Ulus kavrami çok yeni... Hem Türkler hem de diger milletler için. Meselâ Karadeniz kiyisinda yasayan bazi türk kabilelerin gene Karadeniz civarinda ve Orta asya'da yasayan kabilelerin çocuklarini çaldiklari ve
araplara sattiklari bilinen bir gerçek. Memluklarin kurulusunda Türk kölelerin önemli bir rol oynadiklarini biliyorsunuz.
Bagdat'i yakip yikan mogol saldirilari sirasinda hem mogol komutan hem de onlari durduran Memluk komutani (Baybars) Kirim türkü idiler.
ULUSAL gözlüklerle bakinca elbette "Türk Ulusu" nun iki komutaninin bu davranislari anlasilacak gibi degil.
Sözünü ettigim olay 1200 lerde geçiyordu ve o yillarda TÜRK ULUSU diye bir sey icad edilmemisti.
Kuzey Irak'i türk kamuoyu anlamiyor ve elde edebilecegi faydalari iskaliyor.
Gerçekçi, barisçi ve demokrasiden yana bir durus ile Türkiye K.Irak'tan çok büyük ve kalici faydalar elede edecek.
Petrol, AB, ABD bugün var yarin yok. Kürtler ise sadece bizim komsularimiz/vatandaslarimiz degil ayni zamanda dedelerimiz, ninelerimiz.
Sayin Ancazin, siz de dahil bu forumda yazan dostlarin hangisi dedelerinin arasinda bir tek kürt bile olmadigini söyleyebilir?
Orta asyadaki veya iran gravürlerindeki çekik gözlü kirmizi yanakli türklere benzemedigimize göre hepimiz biraz türk, biraz çerkes ve biraz da kürdüz. Atatürk'ün "...Türk'üm diyene" tarzi milliyetçiligi bile aslinda kimliklere saygisizlik gösteren bir ilkedir. Nitekim maya tutmadi, sorunlar ortada.
Kendini türk hissetmeyen bir adam neden böyle demek zorunda olsun? Almanya'da ysayan türklere "ALMANIM" dedirtilse ayip olmaz mi?
Biz bu milliyetçilik tuzagindan kendimizi kurtarabilirsek ve vatanseverlik ilkesini yerine koyabilirsek Türkiye bir süper güç olabilir.
Ister kürt olsun, ister ermeni isterse türk, herkesin haklari ve ödevleri hukuk devleti sinirlari içinde tarif edilmeli. Kimse kürt oldugu için potansiyel suçlu muamelesi görmemeli.
Bu adalet bir Türkleri hem ALLAH huzurunda aklar hem de dünya milletleri nezdinde sayginligimiz pekisir.
Kuzey Irak'taki kürtler bile ABD'nin, Ingiltere'nin iki yüzlü tavrindan Türkiye'nin adaletine siginmaya hazirlar. Biz henüz onlari kucaklamaya hazir degiliz.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: April 23, 2007 2:11 AM
Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç yazari Muhammed Nureddin asagidaki makaleyi yazmis.
Bizi ilgilendiren meselelere baskalarinin bakis acisi kendimizi kesfetmemiz acisindan cok onemli... tavsiye ederim.
-------------------------------------------------
Bağımsızlığı Kürtler kadar ABD de istiyor
Bağımsızlık fırsatını yakalayan Kuzey Iraklı Kürtler, Türkiye'yle ilişkileri gererken 'yeni bir Ortadoğu' peşindeki ABD'ye güveniyor. Türkiye de 'öteki'ne saygı göstermezse yeni Ortadoğu planına kurban gidecek.
Türkiye'de Kürt sorunu iç sorun olmaktan çıktı. Zira son günlerde yaşananlar ülkede kimse için sır olmayan bu gerçeği teyit etti. Kuzey Irak Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'nin televizyon konuşması, Türkiye Kürtleriyle Irak Kürtleri arasındaki birliğe ilişkin tutumunu açıklıyordu. Daha öncesinde de Türkiye Kürtlerinin benzer tutumundan söz edilmişti. Kerkük'e yönelik bir Türk saldırısının Türkiye Kürtleri arasında hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir tepki yaratacağı ve bunu Diyarbakır'a saldırı olarak görecekleri tehdidinde bulunulmuştu. Bunu eski Diyarbakır milletvekili Leyla Zana'nın, Abdullah Öcalan, Mesud Barzani ve Celal Talabani'nin Kürtlerin üç lideri olduğuna dair meşhur açıklaması izledi.
Türkiye Kürtleriyle Irak Kürtleri tek bir vücutmuş gibi hareket ediyor, Ankara veya Bağdat'taki merkezi otoriteye boyun eğmiyorlar. Fakat Bağdat aciz ve zayıf olsa da Ankara öyle değil. Bu noktadan hareketle, Türkiye'ye yönelik mevcut Kürt patlamasının sebebi sorgulanıyor.
Kürtler mevcut durumu, 1920'deki Sevr hayalinin buharlaşması sonrası yeni bir realite dayatmak açısından bir daha ele geçmeyecek altın bir fırsat olarak görüyor. Yumurta kapıya dayandı ve çıkarlar çekişmesi ortasında bir kez daha harcanmaması gereken bir fırsat bu. Bu yüzden Kürtler Kerkük'ü sonsuza dek Irak Kürdistanı'na katmakta kararlı. Hiç kuşkusuz Kürtler, Amerika'yı müttefik seçerek çok iyi yaptı. Türkiye'yse en azından Irak'taki Amerikan eğilimlerinin karşısında durdu.
Fakat hiç kimse bu tercihin sadece Kürtlere ait olduğu iddiasına kanmasın. Aksine bu tercih, 'yeni Ortadoğu' başlığı altındaki Amerikan çıkarlarının merkezinde yer alıyor. Bu Avrupa-ABD projesi, Ortadoğu'yu daha fazla zayıflatmak ve bölgenin kolayca kontrol edilebilmesi için etnisite ve mezhep temelindeki devletçiklere parçalamayı hedefliyor.
Bağımsız Kürt hareketine bu açıdan bakmamak, Türkleri Batı'nın müttefiki ve NATO üyesi konumunda bulundukları için bölünmenin hedefi olmaktan uzan kalacakları yönünde yanıltacaktır. Zira Kuzey Irak'taki Kürt devleti, yıllar sonra da olsa Türkiye Kürtlerinin bağımsızlığına yol açacaktır. Kürtler Irak işgaliyle temsil edilen Ortadoğu değişikliklerini fırsat bildi. Ülkelerin sınırlarının sadece güç kullanarak yeniden çizildiği daha önceden görülmüştü. 1. Dünya Savaşı sayesinde Sykes-Picot onaylandı, 2. Dünya Savaşı sayesinde İsrail kuruldu ve 1948 savaşında da gücün kılıcı Araplara karşıydı. Bugün Irak bölünüyor, genel olarak bölgedeki Amerikan savaşı gölgesinde Kürt devleti kuruluyor. Ayrıca bu devletin ilk işaretleri 1991'deki Körfez Savaşı sonrasında belirmişti.
Yok sayılmak ayrılma isteği doğuruyor
Irak'taki iç cepheler birbirine güçlü biçimde bağlı olsaydı ABD ülkeyi işgal edemezdi. Bugün aynı durum Türkler için de tekrarlanıyor. Yenilenme gerekçesiyle Osmanlı mirasını ortadan kaldıran Türkiye, istikrar sağlayan ve farklı kimliklere saygı gösteren modern bir model yaratmakta başarılı olamadı. Bugün Türkiye Irak rejiminin hatalarını tekrarlıyor.
Dünya birleşip gücüne güç katarken biz Araplar ve Müslümanlar hatalarımızla toplumun parçası oluşumların kökünü kazıyoruz. Ötekini yok sayma politikalarını sürdürürsek, sadece Kürtlerin değil, herkesin ayrılmak ve isyan etmek istemesi doğaldır. Bu, ayrılma değil birleşme çağrısıdır.
Yazan: Haydar Tarih: April 23, 2007 7:36 AM
ulus oluşturan topluluklar arasındaki çıkar çatışmaları yalnızca Türk boylarına mı özgü ki bunun ulus olmadıkları ile ilgili bir kanıt olduğunu ileri sürüyorsun, dediğin gibi ulus sözcüğü orta asyasından kalma ve 1900 yılından sonra diriltilmiş bir sözcük olup öncesinde millet kavramı kullanılıyordu, islam öncesinde Türklerin dilinde budun ve ulus sözcükleri var iken islam sonrasında kavim ve millet sözcükleri kullanılır olmuş ise bunun ulus olmamakla nasıl bir ilgisi olabiliyor, sözcük oyunu yapmak seninkisi, göktürk yazıtlarında dahi Türk Budun diye sesleniliyor dahası oradaki budun etnik anlamda bir millet anlamına geliyor, zaten yabancıların yapıtlarında bu tür anlatımlarda -TÜRKLER- söcüğü çok sık geçer, Türkleri kızıl tenli çekik gözlüdür demişsin ancak hunları tanımlayan kaynakların hunların gür sakallı , badem gözlü ve beyaz tenli olduğunu, eski türklerin daha çok bugünkü kafkas tipinde olduğunu açıkça yazıyorlar, gözleri ise çinliler gibi kısık değil iri de değil , bugünkü milletlerin adları ile geçmişi kurcalamak yanlış bir yaklaşım, ancak türklerin almanların arapların ataları diye söz edebilisin, neyseki biz kürtler gibi 25 bin yıllık olduğumuz iddia edecek kadar tarihimiz karanlık değil, hayalperest olmamıza gerek yok ve sizin bu dayanaksız saplantılı anlatımlarınıza da dalga geçercesine yanıt verebilecek küçümseyecek ve önemsemeyecek kadar ULUSuz
Yazan: ancazin Tarih: April 23, 2007 10:53 AM
valla haydar bey, kimin makalesi ise bu doğru yanları yok değil genel olarak en azından bölgesel gelişmeler ve ülkemizi yakından ilgilendiren konularda iyi bir saptama diyebilirim, tüm bunlar söylenebilir, yazılabilir, ama sonuç nedir biliyor musun, savaş kan ve bunun sonucu türkiye topraklarına toprak katar, ırakın direnişsizliği kimseyi aldandırmasın, türkiye osmanlı değil değiniz gibi ve ulusal bilinç her zamankinden daha yüksek ve şiddetli karşı koyacak nitelikte de şiddetli, ha bu arada bence ABD ye de çok güvenmek türkler açısından değil kürtler açısından ciddi hayalkırıklığına neden olacak diye düşünüyorum, Türkiyenin alternatifleri her zaman amerikadan çoktur, bunu göremeyen hükümetlerin zaafları sizleri cesaretlendiriyor ise de bunun ne denli büyük bir aldanış olduğunu ileride göreceğiz hep birlikte
Yazan: ancazin Tarih: April 23, 2007 12:12 PM
sayın ancazin
siz almanların , arapların ataları olduğunuzdan bahsediyorsunuz yanılmıyorsam;
saygı duydum doğrusunu isterseniz; gotlar, vizigotlar, etrüskler, vikingler, araplar, akalar, çinliler, yunanlılar, troyalılar, mısırlılar, romalılar ve hatta belki de inkalar, mayalar; hepsinin ataları siz türklersiniz anlaşılan. onlar da öyle diyorlar zaten türklerin torunuyuız diyorlar.
biz kürtlerin tarihi ne yazık ki o kadar eski değil
bizim soyumuz sadece dünyanın bilinen en eski yazılı edebi metinleri olan gılgamış destanının ışığında sadece asurlulara sümerlere ve medyalılara kadar biliniyor malesef.
siz; gotlar, vizigotlar, etrüskler, vikingler, araplar, akalar, çinliler, yunanlılar, troyalılar, mısırlılar, romalılar ve hatta belki de inkalar, mayaların da atası olan soyunuzla gurur duyabilirsiniz.
Yazan: serhendi Tarih: April 23, 2007 4:52 PM
serhendi bey, ben böyle bir şey demedim yanlış anlamış o gazla da sayfayı doldurmuşsunuz, bu arada o doldurduklarında en ufak bir bilgi kırıntısı yok sadece zannediyorsun..
tekrar yanlış anlaşılmaması için yineliyorum ;
dedim ki (bugünkü milletlerin adları ile geçmişi kurcalamak yanlış bir yaklaşım, ancak türklerin almanların arapların ataları diye söz edebilisin)
arkadaşımızn yukarıda ulusal fukarılık içerikli yazısına binaen yazdığım bu cümlede türk adını binlerce yıl öncesinde arayarak türk ulusu var mı yok mu diye bir şeyler söyleyemezsin, çeşitli adlardaki kavimler bugün türkçe konuşan arapça konuşan çeşitli toplumların meydana gelmesinde etkili olmuş ya da doğrudan ataları olabilirler demek istedim senin de dediğin gibi senin soyun da kitabı mukaddeste adı geçen bir takım kavimlere gidiyor olabilir , bizim ki de ibretlik bir hadiseye konu olmadıklarından başka yerlere gidiyordur ne bileyim yanlış anlamışsın vesselam..
Yazan: ancazin Tarih: April 23, 2007 5:19 PM
Türkler Arapların atası :))))))))))))))))))))
Hayatımda duyduğum en komik iddia
Yazan: Sami Muzafferoğlu Tarih: April 23, 2007 6:52 PM
:) yok yok daha baska yazmıyacagım oldum gulmekten bugun burada
Yazan: ancazin Tarih: April 23, 2007 7:26 PM
ancazin bey "...savaş kan ve bunun sonucu türkiye topraklarına toprak katar..." sozunuzu olgunluktan uzak buldum. 33 sene once Kibrisa giren Turkiye orayi ne topraklarina katabildi, ne bagimsiz devlet yapabildi, ne kimsenin resmen tanimasini sagladi, nede federal bir olusuma razi edebildi. Bu isler oyle kolay degil. Allahtan memleketin direksiyonunda oturanlar birazcik olsun bu "olgunluga" akillari eriyor.
Yakin dunya tarihine bakin; 30 senedir "topraklarına toprak katan" hic bir ulke yok. En son Saddam Kuveyte girdi... aritmetik ortada, evdeki bulgurdan oldu. Sirplar Kosovalilari tekmelemeye calisti onuda gorduk, Dogu Timor, Falkland, Bosna, Eritre, Trinidad-Tobago, vs hep bu "topraklarına toprak katar" zihniyetinin urunleridir.
Dogrusu ne?
Bakin AB "topraklarına toprak katan" tek varlik ve akli eren oraya girmek icin can atiyor. Hatta akli basina yeni gelen Sirbistan bile... "sunu zamaninda dusunseydin ya birader" diyesim geliyor.
Yazan: Haydar Tarih: April 23, 2007 7:45 PM
doğrudur katılıyorum ama en kötü olasılıkla bile Türkiye harekat yapmak durumunda kalır ise bence sanıldığı evdeki bulgurdan olmayacağını belirttim ancak bunun çok kanlı ve durulması için oldukça sancılı bir süreçten geçileceği , ama içimdeki musul kerkük erbil keşke topraklarımızın bir parçası olsa!!!!!!!
Yazan: ancazin Tarih: April 23, 2007 8:30 PM
Bana kalirsa isfahan'dan meric'e kadar olan topraklardaki insanlarimiza sahip ciksakta yeni ortadogu haritasi yapildiginda (?) kazanan sayfada olsak... cok zor degil.
Bu kafayla eldekini tutarsak sukur!
Birileri "biz cok lazimiz ve her 20 senede bir goreve geliriz!!!" dedirtmek icin o sayfaya gecmemize engel oluyor.
Yazan: Haydar Tarih: April 23, 2007 9:38 PM
Selam, öncelikle bu Kürdistan konsundaki görüşlerinize kesinlikle ama kesinlikle KATILMIYORUM! BU ÜLKE SINIRLARI İÇERİSİNDE BİR BAŞKA DEVLET Mİ? ASLAA!!!!!! bu ülkenin ekmeğini yiyip ihanet etmek? ASLAA!!! Herkes haddini bilicek!! bölücülere asla taviz verilmemeli!!!
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE !
Yazan: cGty18 Tarih: April 24, 2007 6:07 PM
bizim içn sayfa bitmez haydar bey , iller sayacaksak o iller kaşgardan başlar kosovaya uzanır yakutsktan başlar kazvine gider, batum da anılır girne de, selanikten de söz açarsın Türk tarihini anlatmak için Kerkükten de, bu yetmez amerikadan biri çıkar biz de Türküz diye meluncan adı ile, kızılderilisini de görürsün newyorkta türk günü yürüyüşünde, endonezya da taşlarında türk bayrağı işli mezarlıklarda bulursun, pakistanı pakistan yapanın hindistandaki türk egemenliği olduğunu anlarsın biraz sayfaları kurcaladığında, yemende konyadan göçmüş insanların mahallelerinde gezersin türkçe bilmeseler de türk oldugunun bilincinde, araplarla kürtlerle kazanıldı bu savaşlar dersin amma bakarsın osmanlının son kumanya defterlerine trabzonlunun kütahyalının selaniklinin kosovalının batumlunun niğdelinin izmirlinin son yemeğinin ekmeksiz sade, içinde üzüm bulunmayan üzüm kompostosu olduğunu öğrenirsin o açlık içinde iken peygamber şehrini savunduğu sırada, sonra birileri çıkıp türkler medeniyet mi kurmuş diye çığırır, birileri on on beş çocuk doğurmakla yurt edindiğini sanır, biz ise atalarımızın yarısından çoğunu balkanlarda kafkaslarda anadoluda afrikada ortadoğua arap çöllerinde gömerken birileri türkiye zaten dışarıdan bir sürü göçmenle dolduruldu diye sözde türkleri başka kanlara yamar da hazıra konmuşların yerine koyar.....Biz de sayfalar tükenmez, bu yüzden Türkler ne yok olur ne de vatan paylaşır
Yazan: ancazin Tarih: April 25, 2007 11:45 PM
Gecen sene gayet egitici budugum bir belgesel izledim.
Amerikali siyah bir profesor kulturel koklerini arastirmak icin Afrikadaki Tanzanyaya gidiyor ve yarim saatlik TV programi icin film cekimleri yapiyor.
Ulkenin en gelismis bolgelerinden olan Zanzibar adasinda caddelerde dolasirken konustugu simsiyah insanlarin yarisi "ben Afrikali degilim, ben Fars'im" diyordu. Bunu "ilginc" bulmus olacakki, programi bir saate cikartmaya karar veriyor.
***
Saatlerce dolasip -isin aslini- ogrenmeye calissada dise dokunur bilgi verebileni bulamiyor. Bunun uzerine bir okula giriyor ve bir ogretmene soruyor.
-Sokakta gordugum ve benden daha siyah insanlar niye "ben Fars'im" diyor?... iste videosu... bildigin zenci degilmi bunlarda?
-Evet haklisiniz. Bundan 400 sene kadar once bir Fars gemisi bu civarda karaya oturmus. Gemideki hasar cok buyuk oldugu icin tamir edilememis, o zaman burada gemi teknolojisi olmadigi icin adamlar burada kalmislar. Sonrasinda hepsi erkek olan gemi personeli yerli kadinlarla evlenmesi sonucu her nesil kendini Zanzibarli zenci degil Fars olarak gormus. Yuzyillardir evlene evlene bu insanlardaki Fars kani %1 olsa dahi kendini Fars sayiyor ve bununla sosyal bir gurur duyuyor. Ne diyeyim ZAVALLI insanlar bunlar!
Yazan: Haydar Tarih: April 26, 2007 5:53 AM
Sayin cGty18,
Zaman tünelinden gelmis gibi konusuyorsunuz. 1980'de de Kenan Evren sizin gibi PKK'nin üstüne binmekten, belini kirmaktan filan bahsediyordu. Kardaki Kart-Kurt seslerinden filan da konustu.
Sonra? Tansu Çiller basbakan oldu, "YA BiTECEK YA BiTECEK" dedi. Orduya bütün yetkileri verdi : Köy bosaltma, köy yakma, ev bombalama... Tansu Çiller gitti ama sorun BITMEDI.
300 binden fazla vatandasimiz evlerinden atildi yer gösterilmeden. Suçlari? Güney Doguda oturmak idi. Belki PKK'ya yataklik ederler diye dogduklari topraklardan ve ailelerinden koparildilar. Sizce bu PKK'yi zayiflatir mi yoksa güçlendirir mi?
Evet, GÜÇLENDi PKK. Her kürdü potansiyel PKK'li olarak görenler yüzünden 38 bin insan öldü, 10 milyar dolar'dan fazla para harcadik.
Ugur Mumcu Abdullah Öcalan'nin MIT mensubu oldugunu yazdi. Ugur Mumcu öldü, katilleri bulunamadi.
Sayin cGty18, "ögren de gel" demek gibi olacak ama, Mustafa Akyol'un kitabini okusaniz iyi olur. Güney Dogu'daki sorun Cici Türkler ile Pis bölücüler muhabbetini asiyor...
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: April 29, 2007 11:30 PM
sn. Ancazin
bana cevaben yazmış olduğunuz yazınızın ışığında atıfta bulunuduğum yazınız konsunda sizden kısmen özür dilemem gerektiğini belirtmeliyim. Ancak biz Kürtlerin tarihi 25 bin yıldan bahsedilmesi doğru olmasa bile karanlık değildir.
Dünyanın en eski yazılı edebi metinleri olan gılgameş destanı kürtlerin sözlü edebiyat tarihinde kısmen evrim geçirmiş olsa da anlatılagelmiş ve bundan yüzyıl önce serhad illerindeki her kürtün bildiğinin düşünüldüğü bir hikayedir. Ancak malumunuz kürt sözlü edebiyatının tv ve radyoya yenilmesiyle beraber bugün bu ilişki sadece uzmanların araştırmaları ile belirlenebilecek durumdadır.
saygılarımla
Yazan: serhendi Tarih: May 1, 2007 5:28 PM