« Türk Milliyetçiliğinin Kürtlükle İmtihanı | Ana Sayfa | Laik Devlet, ‘Laiklerin Devleti’ Değildir »
April 27, 2007
‘Merkez Sağ’ın Alçalışı
Anavatan ve Doğru Yol partilerininin liderleri, Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar, bugün ard arda yaptıkları açıklamalarla Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmayacaklarını bildirdiler. Böyle yapmakla da, her ne kadar kendilerini CHP’den ayrıştıran laflar etseler de, fiilen CHP safına geçtiler. “CHP zihniyeti”nin uydurup savunduğu “laik hile-i şeriye”ye, yani “367 oyunu”na dahil oldular.
Sayın Ağar’ın son dönemde demokratik ve liberal bazı çıkışları olmuş, bunları takdirle izlemiştim. Ancak kanımca hem o hem de Mumcu, bu son kararlarıyla partilerinin tarihine karar birer leke sürdüler. Millet, vekillerini, Meclis’i çalışamaz hale getirsinler ve bürokratik oligarşiye kurban etsinler diye seçmez. Hele de merkez sağ seçmeni, o niyetle oy vermez. Çünkü merkez sağ, “Yeter, Söz Milletindir!” diyen bir geleneğin uzantısıdır. Oysaki bugün Ağar ve Mumcu, “Hayır, Söz Oligarşinindir!” diyenlerin safında yer aldılar. Yazık oldu...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 27, 2007 3:02 PM




Size katılmıyorum.
Anavatan ve DYP, akp ve akpnin şimdi ki yöneticileri, güçsüz ve sayıca eksikler iken her türlü demokratik haklarını vermişlerdir. Fakat akp iktidarında, daha az milletvekili olan Anavatan ve Dypnin yasalarca verilmiş haklarını gasbetmiştir.
Genel seçimleri cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen ardından yapmak demokratlık değildir. Akpnin bu yaptığı aynen : CHP zihniyetidir. Oligarşi zihniyetidir. "Güç bendedir ve ben ne dersem o olacak" demektir. Halbuki adalet, güçsüz de olsa haklıya hakkını teslim etmektir.
Bu AKPnin ben yaptım olducu tavrı muhakkak protesto edilmeli, kabullenilmemelidir. Ama bu protestonun yeri cumhurbaşkanlığı seçimimidir? Bu yöneticinin siyasi kararıdır. Doğruluğunu halk oylayacaktır.
ANAVATAN ve DYPnin yaptıkları, bu protestodan ibarettir. Zira kendilerine ilk defa mikrofonlar tutulmuş, iktidar ilk defa kendilerini dinlemek üzere görüşmektedir. Oylamaya katılmamak, böyle bir fırsatı kaçırmak istemeyiştir.
Ancak bu kanuni hak olan fakat adaletsiz olan şeyi; böyle bir görevi olmayan anayasa mahkemesine sunmak, buradan sonuç beklemek de doğru değildir.
ANAVATAN ve DYP, siyaseten kimseyi desteklemek zorunda olmadıkları için AKPnin seçileceği besbelli olan bir oylamaya destek vermekle yükümlü değildir. Bu hakkını kullanmaktadır.
Ancak bunu anayasa mahkemesine taşıyarak, kanunsuzluk yapmak da CHPnin de ANAVATAN'ın da haddi değildir. Zaten böyle bir haddi aşmaya, ANAVATAN ve DYP girmemektedir.
Yazan: ilhan k Tarih: April 27, 2007 4:11 PM
Gerçekten çok yazık oldu. Kriz tüccarları,oligarşik zihniyet yine sahneye çıktı ve oyununu oynadı. Demek ki 2002'de halk tarafından verilen cevabı yeterince anlayamamış veyahut sindirememişler ki bu oylamaya katılmadılar. Zaten onlardan medet uman yok, bu milletin dirayeti ve feraseti evelallah hepsinin de fevkinde bir şekilde tecelli eder. Herkes safını belli etti. Bu bakımdan da kime neye oy verdiklerini herkes iyi bilsin. Eğer 367, gerçekten toplantı yeter sayısı ise bu mecliste hiçbir zaman bir seçim yapılamaz ne ki 400 civarında milletvekili olan bir parti olmasın. Ne de olsa örneğin 370 milletvekili olan bir partinin bile 4 milletvekili boykot ederse seçimi geçersiz kılma yetkisi olur.
Kimilerinin dediği gibi ülke AKP'ye emanet edilmek istenmeyebilir. Meclis Başkanlığı,Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı da AKP'de olmasın denilebilir. %30 küsura millet emanet edilemez de denilebilir. Ancak ucube 367 sayesinde bir azınlığa hatta kimi zaman 1 kişiye bile sistemi tıkama hakkı verilmek isteniyor.
Eski hal muhal.Türkiye değişiyor ve değişecek.Statüko da direnmeye devam edecek.
Yazan: Feraklit Tarih: April 27, 2007 4:17 PM
http://www.mustafaakyol.org/archives/2007/01/tvde_mehmet_agar_ile_soylesi.php#comments
Mustafa bey nezninde bazılarımızın hafızası tazelensin..Bekir bey'in kulakları çınlasın yorumlarının birinde"ben Ağar'ın samimiyetinden hala kuşkuluyum"demiş idi.
O bahsettiğiniz lekeler işte bazı gaflet anlarında ağartılabiliyor.
Yazan: çuvaldız Tarih: April 27, 2007 4:24 PM
Merkez Sag filan bos.
Oligarsi zora girdiginde askeri kanadi isbasina cagirirdi. Tabi bu dunya kamuoyunda iyi gorulmuyor. Utaniyorlar.
Oligarsi simdilerde sivil kanadi olan mahkemeyi isbasina cagiriyor.
Cok uzucu bir durum!
Yazan: Haydar Tarih: April 27, 2007 4:36 PM
Yazık... Çok yazık. ANAP ve DYP'nin son Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi tutumları 28 Şubat öncesini hatırlatıyor.
Tarih tekerrürden ibaretmiş demek ki...
Hiç yakışmadı doğrusu.
Peki ya CHP?
Metin Münir'in bugünkü ( 27.4.2007 ) yazısından bir bölüm:
Tanrım CHP'yi baştan yarat!
Hükümet krizi bütün demokratik ülkelerde olur. Ama Türkiye'den başka muhalefet krizi olan bir ülke yoktur.
Muhalefet krizi ana muhalefetteki partinin iktidara gelme şansının sıfır olduğu ve sıfır kalacağı durumlarda ortaya çıkar. Bu halde, halka siyasi partiler halinde geçerli seçenekler sunmak olan demokrasi işlemez.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) geçerli bir seçenek değildir.
CHP'nin seçimle iktidara gelme olasılığı cehenneme kâr yağması olasılığından küçüktür.
CHP entelektüel içerikten yoksundur. Türkiye'nin hiçbir büyük sorunu için çözüm planı yoktur. (Varsa bunları titizlikle gizliyor.) Halktan kopuktur. Ortanın solunda değil, sağın sağındadır.
Türkiye gençtir. CHP ihtiyardır.
Türkiye değişmek istiyor. CHP aynı kalmak istiyor.
Yazan: Tuncay Tarih: April 27, 2007 4:43 PM
DYP ve ANAP'ın bittiğinin resmidir. Yükselen ekonominin durmasının resmidir. İstikrarsızlığın ve horoz dövüşlerinin başlamasının resmidir. 2-3 partinin 3-5 milletvekili fazla çıkarmak için siyasi mülahazalarla memleketi seçimle meşgul etmek saçmalığının resmidir.
CHP'nin siyasi bir başarısıdır. 367 diye bir yalan uydurup sonra kendi uydurdukları yalana inanmak ve herkesi de inandırmak büyük başarıdır.
Ve Sezer'e de 11 Anayasa mahkemesi üyesinin 7'sini kendisi atayarak (ki kriterleri bellidir, hiç ideolojik olmamalarını beklemeyiniz) güzel bir kadrolaşma imkanı sağladığı için ayrıca tebriklerimi iletiyorum.
Yazan: blue Tarih: April 27, 2007 5:36 PM
Mustafa Bey, "“CHP zihniyeti”nin uydurup savunduğu “laik hile-i şeriye”ye, yani “367 oyunu”na dahil oldular" tespitiniz tam yerindedir. DYP ve ANAP, AKPnin cb seçimi tutumunu veya adayını dedikleri gib beğenmemiş olsalardı meclise gelirler, oy kullanmazlar veya boşa sıkarlardı. Fakat bu şekilde seçmenlerinin (burada ANAP'ın ve DYP'nin vekillerinden çoğunun AKP'den geçme olduğunu da hatırlatırım) temsil hakkını yemiş oldular. BU demokrasiye bir hakarettir. Kardoğan'ı sözleri ve tutumundan ötürü de tebrik ederim. Aynı şekilde Canan da. Zannımca her türlü sonuçta AKP kârlı çıkacak. Siyaset geleneğimizin bir parçası olan "mağdur"a destek kendini sandıkta fazlasıyla gösterecek düşüncesindeyim.
Muhabbetle...
Yazan: Talha Can Tarih: April 27, 2007 6:42 PM
Katildigimi soylemem dahi luzumsuz.
Dun yazdigim bir yazinin bu konu ile ilgili bolumu soyle idi:
Ağar ve Mumcu Transferi!?
“Vay be, Susurluk’lu Ağar da demokrasi’yi keşfetti! Meşru yoldan güç edinme peşinde koşan tek muhalefet lideri o herhalde” diye düşünüyordum. Bundan pek emin değilim şimdi. Mumcu’yu hiç gözüm tutmamıştı. Son birkaç yıldır izlediğim kadarı ile “karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşan” bir tip olarak temayüz etti. Sanıyorum ince zekası, kelime cambazlığı kabiliyeti sayesinde köpeği koyun diye yutturabileceğine inanıyor.
İki gün önce, “CHP’ye katılmıyoruz, sadece onlarla birlikte hareket edeceğiz” dediler mealen. Söylediklerini farklı anlayan beri gelsin. Onlar sadece “temayül belirlermiş” ama vekiller kendi kararlarını verirlermiş; bir gün içinde erken seçim yapılmalı imiş, grup kararı onlara yakışmazmış ve domuzlar uçarmış. (hmm, anayasal yasama görevini boykot etmek için grup kararı olmazmiymis yaw?) Bir önceki gün ve 23 Nisan’da her biri de “mahkeme değil meclisi” adres göstermişler “demokrasiye inançlarının sarsılmazlığını” vurgulamışlardı!
Dun akşamki ortak basın toplantısındaki sözlerinden “akilli olmaya” karar verdikleri intibası edindim. Hangi mucizevi olay katarsist olmuş bizim demokratik çözümcülere? İşte burada plot derinleşiyor. İhtimaller:
A-Birileri perde akasından “çok kuvvetli telkin” veya reddedilemez, reddedilmesi teklif edilemez bir teklif yaptılar. Bu telkin “Senin millet iradesi ile kazanacağının iki mislini veriyorum” veya katılmazsan…türünde de tezahür edebilir.
B- Her ikisi de samimi olarak AK-Parti’li birinin Çankaya’ya çıkma “tehlikesinin” hangi metotla ve her ne pahasına olursa olsun engellemenin vatani bir görev olduğu bilgeliğine ulaştılar.
C- Her ikisi de Gül’ün secimi ile AK-Parti’nin genel seçimde de güçleneceğini, kendilerinin demokrasi metodu ile şanslarının küçük olduğu sonucuna vardılar, ve kriz ve kaosun kendilerine yeni imkanlar sunacağını düşündüler. Bu tekinlerde altı kere gidip yedi kere gelen Baba ve Yüce Divan’dan zaman aşımı metodu ile kurtarılan Mesut ve “Tarihi Anayasa Fırlatma Vakıası” sahnesindeki rolü ile hafızalardan silinmeyen Hüsamettin Özkan’ın arka plan oyununun baş aktörleri. Fehmi Koru’nun yazdığına göre birde “çok güçlü medya patronu” varmış ama sahneye çıkmayacak kadar utangaçmış. Tamam adını istemiyorum Fehmi Bey, sadece bir ipucu yeter: Soyadı Doğan ve kızı TUSIAD Baskani’mi?
D. Her ikisi de Baykal’ın yeni oyuncağı 367 formülü (telif hakları Sabih Kanadoglu’na aittir) nün laikçi şakşakçılar ve “iyi saate olsunlar” tarafından gerçek bir hukuki mesele statüsüne yükseltilmesi ile kendi piyasa değerlerinin arttığını hissettiler ve bu komplonun ölü doğmasını arzulayan AK-Parti’den maksimum fiyat koparmak için blöf yapıyorlar.
Şıklar çoğaltılabilir ama gerek yok; her biride diğeri ile bir miktar örtüşecek, plot gereği. Unutmayalım “Bütün Yollar Tophane’ye çıkar” kanununu. Şu kadarına kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum: Ağar ve Mumcu milletin gözünün içine baka baka bunu “ülkenin kriz ortamına sürüklenmemesi için yapıyoruz” açıklamalarını kimsenin yemediğini bilecek zekadalar. Henüz Baykal’ın cinnet haline eriştiklerini sanmıyorum.
Hemen bütün aklı başında siyasi gözlemciler, yorumcular Ağar ve Mumcu’nun bu son dakikada şapkadan çıkardıkları “erken secim olsun” , “kriz olmasın” oksimoron etiketi ile ortaya sürdükleri mali milletin sandıkta yüzlerine fırlatacağı konusunda birleşiyor. Bunu öngörebilmek için deha olmaya gerek yok. Kamuoyu araştırmaları yüzdeleri belirler ancak. Ekrem Dumanli’nin yazdığına göre Milliyet gazetesinin bilimsel olmayan anketine katılan yuzbinlerce okurun yüzde 62’si Gül’ün Cumhurbaşkanlığına olumlu baktığını söylemiş. Bu, böylesi bir zırva gerekçe için Milliyet okurunun dahi iştahlı olmadığına işaret eder. Milletin tamamının tepkisini tahmin etmek zor olmasa gerek.
================================
Daveami icin:
Bizanslılara Entrika Dersleri Verilir
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 27, 2007 7:36 PM
Son ana kadar genel kurula gireceklerine dair umidim vardı. Yaziklar olsun. Ne yüzle artık demokrasiden bahsedecekler halkın karşısına çıkıp?
Babam yillarca ANAP yoneticiligi yapti; son secimlerde "vefa "diyerek akli Erdogan'da olmasina ragmen ANAP'a oy verdi.(Hatta babamla bu yuzden siyaseten ters dustum) Simdi -her ne kadar onun oy verdikleri degilse de bunu yapanlar-kurumsal acidan devami oldugu icin "haram zikkim" olsun diyor.
Su andan itibaren merkez sag bitmistir. Kendi kendilerini mezara gomduler. Hele Ağar 4 kişilik partisine bile sahip çıkamadı, 2 DY^'li oturuma katıldı ve birisi konuşmasıyla demokrasi dersi verdi.
CHP konuyu anayasa mahkemesine goturdu, mahkeme de bir Derin Devlet projesi olarak ortaya atilan 367 uzerine baliklama atlayarak secimi iptal edecektir. (Mahkemenin 11 uyesinden 7 sini Sezer secmis. Bu saatten sonra mahkemeden hukuki bir karar beklemek safdillik olur.)
Sonucta hemen secime gidilir AKP daha guclu doner, tahminim bu kez 367'i yi de asarak meclise girer ve yeni cumhurbaskanini secer. 367 olmasa bile yine AKP'den bir isim; -ama bu kez toplantı icin 367 sayisi sart olacagi icin- uzlasma(*) ile secilir.
Ama bu hokkabazlıkla arada olan demokrasiye ve hukuka olur. Bu ayip da CHP ile ANAP'a ve DYP'ye yeter. Bu sivil 28 Şubat komplosudur ve maalesef ANAP tıpki askeri 28 Şubat'a destek verdiği gibi buna da destek vermiştir.
Zihinlere şimdiden Salih Memecan karikatürü kazındı bile. ANAP ile DYP bir taht uzerindeki Baykal'i Anayasa Mahkemesine taşıyor:
http://www.sabah.com.tr/haber,E2B29B9C5AB64F96B95E78B2EBAA2639.html
Kimbilir belki de boyle bir derse ihtiyaclari var. Enseyi karartmayalim. (Made in C.Altan :-)
Demokrasiden böyle hokkabazlıklarla kaçılmaz. Sandık sessiz çoğunluğun önüne geldiğinde bu rezaletin cevabını verecektir.
Bu millet salak değil. Üye olduğum mail gruplarında insanlar öfke kusuyor. İlkesel olarak oy kullanmama kararı olanlar bile "AKP'ye oy atmam farz oldu" diyor.
Umudum yok ama umarım bu şaklabanlık Anayasa mahkemesinden döner ve demokrsimiz daha fazla yara almadan gerçek sorunlarımızı konuşabiliriz.
Hale bakın ki kriz üretmekten gerçek sorunlarımızı konuşamıyoruz. AKP çok olumlu işler yaptı ama bunlar kesinlikle yeterli değil. Mevcut anayasa 12 eylül anayasasdr. Ve Sunalp'in partisi seçimleri kazanacak öngörüsüyle güçlü iktidar düşünülerek yapılmıştır. Fakat 1982 Anayasası artık bizi taşıyamıyor, 12 Eylül ürünü siyasi partiler kanunu lider sultasını öngörüyor ve parti içi demokrasiyi öldürüyor, seçmen iradesi meclise tam olarak yansımıyor, katılımcı demokrasi ile istikrar arasındaki dengenin yapısal reformlar neticesinde “katılımcı demokrasi” lehine biraz değiştirilmesi ve barajın düşürülmesi gerekiyor.
İnsan hak ve özgürlükleri temelli yeni bir anayasaya ve kuvvetler ayrılığı ilkesi revizyonu da dahil, yarı-başkanlık gibi bir çatı değişimine ihtiyacımız var. Gönül istiyor ki AKP’yi önümüzdeki dönemde bunları yapması için sıkıştıralım, eleştirelim, ama görüldüğü gibi mevcut güdük sistemi bile antidemokratik müdahalelerle işlemez hale getirmeye, akla hayale gelmeyen hokkabazlıklarla TBMM iradesine sekte vurmaya çalışıyorlar. Biz de şeytan taşlamaktan ibadete vakit bulamıyoruz maalesef..
Olan biteni Engin Ardıç ne güzel yazmıştı dün:
"Uyan uyan Gazi Kemal, kalpaksız çılgınlar gene madara oldular... Anayasa yaptılar, siyasi partiler kanunu yaptılar, seçim kanunu yaptılar, kendi kurdukları sisteme, işlerine gelmeyince, kendileri şarladılar! Halk iktidara geldi, vatandaş mutsuz... Halk plajlara akın edince de vatandaş denize girememişti..."
(*)(Bazilarinin kulağina bu uzlasma hoş geliyor ama daha sonraki 367′lik kararlarda -anayasa değişikliği, C.başkanlığı seçimi- vs- 183 vekili bulan parti mızıkçılık edip "ben yokum" dediğinde neler olacak? Bu konu sistemi tam olarak kilitliyor.)
Yazan: Suat Öztürk Tarih: April 27, 2007 8:36 PM
Mehmet ağar polisin genel kurmay başkanı özel harekatçıları dağa çıkarıp terörist avlatan.
Hiç şaşırmadım Çiller Erbakan hükümetide onun sayesinde yıkılmıştı emri başka yerden alır hiç şüpheniz olmasın, nerden mi 'derin'lerden.
Çok ayıp oldu daha doğrusu hiç o ama hiç OLMADI..
Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: April 27, 2007 10:41 PM
Simdi bir yazi daha yazmaya istahim olmadigi icin bir iki ilave dusuncemi burada paylasayim dedim:
Bunun anayasa ile, 367 ile, 276, 550 ile salt cogunluk, nitelikli cogunlukla falan alakasi yok. Bir muhendisim ama karar sayisi, toplanti sayisi, ic tuzuk, Anyasa Mahkemesinin yetkileri, meclisin gorev ve yetkileri, hukukta usul gibi kavramlara yabanci degilim. Bu konu ile ilgli Anyayasa maddeleri 96, 101-104 ve Meclis Ic Tuzugunu de okudum.
Ama artik hukuk analizi falan bosuna. Anayasa mahkemesi ne kararm verecek? Arkadaslar korkarim karar haftalarca once verildi. Bu mahkemenin gecmiste verdigi kararlara goz atin. Demirel ve Sezer donemnde yerlestirilen siyasi miltanlarla sdol Yuce Mahkeme. Tulay Tugcu'nun son gunlerde medyaya verdigi demeclerde de sifreler gizli.
"iki gundeb karar veririz".
Nerden biliyor? Usul olarak reddederlerse ancak bu iki gunde olabilir. Esas uzerine muteala yapalarsa o zaman once raportoru bekleyecekler, gerekirse raportor ekstra zaman isteyecek ve vermek zorunda kalacaklar. Raportorun raporundan sonra mahkeme uyeleri esas ozerine fikir olusturmak icin gerekli zamani steyecekler.. vs. Yani hicbir mahkeme hele hele YUCE MAHKEME onune gelmemis bir dava konusunda iki gune yetistiririz diyemez. Diyorsa bu suna isaret eder: Zaten minareye kilif hazir bekliyordur.
Yaniliyor olmayi dilerim.
OYUN
Oyunun teknik direktor 28 Subat'ta oldugu gibi Demirel idi. Yardimcilari, Mesut Yilmaz, Husamettin Condoruk, bazi patronlar kulubu uyeleri (bir buyuk medya patronu dahil - ikili oynuyor ama ayri konu). Aktorler tabiiki YOK, adlatrini saymaya gerek olmayan KURumlar, Sezer'in elektrik Internetten yaptigi tasarruflari aktardigi ATK'lar (Askeri Toplum Kuruluslari), Agar ve Mumcu.
Sezer sadece amigo idi; kafasi slogandan baska seye basmaz.
Tahmin ediyorum Butyukanit ve diger generaller direkt olarak carkin siyasi, hukuki ayaginda yer almadilar. Herkes gorevini biliyor idi. Askere gerek birakilmamaliydi artik. Artik askeri darbeleri dunyaya satmak zor idi.
Figuranlar: Tezic'e sozumona suikast sahnesinde boy gostren muhtemelen birkac bin liraya, veya "haPSE GIR CIK SANA IS BULURUM" VAAIDI ile tutulmus bir gariban dogulu vatandas. "Tezic'in soyledigine gicik oldum" demis. Tabiiki kimse "Peki Tezic ne dedi, neresine neden gicik oldun" diye sormamis. Senaryoda yazmiyorki. Danistay ve Cumhuriyet gaztesi onunde maytap palatma olayi kahramani Alparslan Arslan gibi bu garibanin cebvinden de Kuva-i Milliye'den birinin kartviziti cikmis.
Agar-Mumcu ilk basin toplantisinda meclise girmeme "temayullerine" mesnet olrak Tezic'e yapilan suikatsten bahsettiler. Ne tesaduf!
Neyse basa donelim:
28 Subat 100 yil devam edecek diyenler saka yapmiyorladi niyetleri konusunda. Simdiki fasist darbeciler 70lerde bize "hak verilmez alinir" sloganini ezberlettiler.
Biz musade edersek 28 Subat 1000 yil devam eder. Hesap makinalarinizi da, hukuk kitaplarinizi da bir kenara koyabilirsiniz.
Bu gun BBC'nin muhabiri Ankara'dan olayi rapor ediyordu. Kisaca parlementer, hukuki proseduru ozetyledi. Sonra Londra'daki ankor "sanki bu bahsettigin prosedur falan esas mervzuu degil gibi" bir ifade kullandi. Ankara muhabiri de gulumseyerek "tabii canim konunun prosedurlem, hukukla falan alakasi yok; laik cevreler dindar birinin CB olmasini istemiyorlar; mesele bu" dedi mealen.
Evet mesele bu. "Devlet bizim; isterseniz yuzde doksan oy alin. Tank yurutmezsek, Anyasa Mahkemesi yuruturuz, o olmazsa rektorler. Gayeler amaclari caiz kilar" diyorlar. Dogrusu buna karsi arguman yapmak zor. Gaye seytani olunca aracin ahlaki olmasini mi bekleyecegiz?
Bircoklari "olsun, erken secim olsa AK-Parti daha guclu cikar" diyorlar. Dogru ama MINAREYI CALAN KILIFINI HAZIRLAR! Simdi, demokrasiyi, Anayasayi cigneyerek onunu tikyana, senin partilerini bir sayfalik "vampirler, metastas yapmis urlar" yazan iddianame ile kapayan irade SECIMDEN SONRA MILLET IRADESINE SAYGI GOSTERECEGINI NEREDEN ABNLADINIZ?
Aydinlar, entellektueller cakmistir sinifta. Topluma demokrasi bilincini veremediler. Milletin kademeli olrak isitilan sudaki kurbaga sondromu halinin musebbibi onlardir. Ukrayna'linin Rus'un 10 yilda eristigi demokrasdi bilincine 87 hatta 150 yillik tecrube sonucu varamadi isek ben millete kabahat bulmuyorum.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 27, 2007 11:56 PM
ben dünya görüşüm, siyasal eğilimim bakımından kendimi solcu ya da sağcı olarak adlandırmam, insan - müslüman - türk - erkek - genç - meslek - yöre - ülke ve bu benim dünya görüşlerimin ve siyasal eğilimlerimin belirlenmesinde kendime özgü seçimlerimi yaptığım temellerdir, bilgiye de başvuran duygularla da tersleşmeyen bir dünya görüşü sanırım en insanisidir, ben bu yönümle Türkiyedeki sağ görüş ile sol görüş arasındaki ayrıma ve etkinliklerine baktığımda şunu görüyorum ki her iki karşıt da yeri geldiğinde Avrupa Birliğinden yanadır ve net bir şekilde en büyük erek olarak çoğu kez dillendirmişlerdir ancak akepe kadar ne adım atan olmamıştır, IMF için muhalifler iktidar için hep her denileni kabul etmek boyun eğmek suçlamaları yaparlar ama her gelen yine IMF ile yaptığı görüşmelerde memura yapacağı zam oranına kadar onların tavsiyelerini kabullenir, sağ dinden ve milliyetçilikten dem vurur muhalif iken bunlara dayanır, sol da liaklik ve kemalizme ancak her iklisi de savunduğuna hep ihanet eder, yani Türkiyedeki sağ ve sol çirkef bir siyasetin ürünüdür ve Akepe de liberal islami kapital folklorik her türlüsünü barındıran ancak özgün dünya görüşünü oluşturamamış bir parti olmakla birlikte gene ülkemizin makus siyasal çarptımalarından bir guruhtur dolayısı ile ne sağ ne de sol bu ülkeye gerçek bir kalkınma, gelişme ilerleme adalet hizmet vb politikalar geliştirmemiştir dolayısı ile uygulamadan söz edemem ancak sol bu konuda daha sabıkalıdır başbakanın da bu özelliklerini bildiği için memlekette çakılı tek çiviniz yok demesi de bundandır sanırım akepenin prim yapmasında chpye oldukça borçlu olmalılar....bence Türkiyenin cumhuriyetçi ve milliyetçi görüşleri barındıran ancak devletin temel hizmetleri açısından değişik hgeliştirici yöntemler öneren siyasal görüşlere ihtiyacı vardır bu şekli ile türkiye kalkınma gelişme sorunların çözümü gibi sorunları alt edebilecek ilerici ve gerçek anlamda çağcıl yönetimlere kavuşabilecektir. bence Türkiye bu yönde de başkanlık sistemine geçebilir, kamusal kurultay milletvekillerinden oluşan bir meclis olmakla birlikte danışmanlar kurultayı da bir tür senato şeklinde yetkili olarak devletin yönetimi oluşturmalıdır. milletvekilleri seçimle işbaşına gelerek kendi partilerini oluşturdukları gibi yüzde on gibi baraj uygulamaları da kaldırılmalıdır.
Yazan: ancazin Tarih: April 28, 2007 12:18 AM
oncelikle mehmet agar'ı fazla kaale almıyorum.cunku kendisi suleyman demirel'in 2ci versiyonu.cok sey konusuyor ama ben hicbir sey anlamıyorum.
erkan mumcu sevdigim ve takdir ettigim bir lider.lider diyorum cunku,bana gore erdogan'dan sonra liderlik vasfı tasıyan ikinci kisi.kendisini dinledim,katılmama gerekcelerinide onayladım.
her iki partininde yaptıgı hata su.nasıl bir gerekce veya mazeret olursa olsun oturuma katılmaları gerekirdi.
varsa bir tepkileri bos kullanmaları veya hayır demeleri gerekirdi.
mesele akp'nin yaptıgı yanlıslar degil bence.mesele eger oturuma katılsalardı,kendi iclerinden milletvekilleri gul'e oy vereceklerdi ve akp'nin adayı gul cumhurbaskanı olacaktı.yazıktır,550 milletvekilinin tamamı mecliste olmalıydı.milletin iradesi orada olmalıydı.istemiyorsan bile hayır demeliydin.demokrasi yara almıstır.
Yazan: bercenay Tarih: April 29, 2007 12:19 AM
Mustafa Bey, belli ki merkez sagin "oligarsi" ile yakin bagini kabullenmek istemediginiz icin bu tavirlari karsisinda cok sasirip hayal kirikligina ugramissiniz.
Peki, hani her firsatta yazilarinizda ocu olarak, gosterdiginiz, hani su Stalin rejimini buraya getirip muslumanlari sabun yapmaya and ictiklerini iddia ettiginiz sosyalistlerin bugun bu muhtira karsisinda gosterdikleri "ictenlikli demokrat" tavir karsisinda da sasiriyor musunuz?
Vaktiyle, bu sosyalistler darbeler ve muhtiralarla ezim ezim ezilirken bunu saksaklamis ve bizzat aktif olarak katilmis "musluman"lar olarak, bu tavir karsisinda biraz olsun utanc duyuyor musunuz?
Yazan: Balbazar Tarih: April 30, 2007 6:53 PM
Agar ve Mumcu biz statukonun bekcisiyiz demiyorlarda "erken secim" diyorlar.
Hani olaki mahkeme karari meclisin kararini yense ve erken secime gidilse...
...memleket kutuplasma tercihi ile karsi karsiyadir demektir, durum biraz bugunlerde Fransadaki basbasa yarisan iki adayin durumuna benzer ve muhtemelen tablo soyle cikar:
DYP ve ANAP kutuplarda rol almadigi icin erir. Baraji gecmeyi birakin, DSP hallerine duserler.
Kutuplardan biri olan CHP hem DYP hemde ANAP icindeki laikcilerden oy alir.
MHP, beyaz takke giyerek secim prpagandasi yapan BBP ye oy kaybeder ve her ikiside baraja takilir.
DTP ayni yerinde sayar ama bagimsiz adaylarla girerse grup kuracak sayiya ulasir.
AKP dogudan gelecek milletvekillerini kaybetmesine ragmen kendi oylarina DYP ve ANAP tan gelen demokrat ve muhafazakar oylari katarak en azindan bugunku rakamini tekrar bulur.
Agar, Mumcu ile birlikte Ciller ve Yilmaz in kurdugu "Pişti" kulubune uye olurlar.
***
Bugun itibariyle gorunen durum bu. Elbetteki fevri cikislar, kodummu oturturum beyanlari, tuzaga dusecek "kutlu gun" yapacak tipler filan durumu degistirebilir.
Turkiye -SENLiK YERi- gibi macera dolu ulke...
Yazan: Haydar Tarih: May 1, 2007 5:59 AM
Demokrat Parti zamanı (?)
ANAP, ve DYP.. 11. cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki talihsiz demokrasi ayıplarını parti kapatarak ört pas etmek yarışında.
27 Nisan günü meclise girmeyerek Türkiye'yi elim bir krizin eşiğine sürükleyen bu iki parti, DP olarak 22 Temmuzda vatandaştan oy isteyecek.
sayın Mehmet Ağar, ve sayın Erkan Mumcu.. acaba hangi başarı hikayesi ile isimlerini tarihin unutulamaz sayfalarına yazdıracaklardır,
Merkez sağdaki birleşim, yapıla gelen çirkin siyaseti bir nebze de olsun kabul etmek anlamına gelmiyor mu acaba.. .
Bu gelişmeyi büyük değişim, ve yenilenme diye yutturacak olanlara.. şapkamı çıkartıyorum. Bravo !
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 5, 2007 5:16 PM
Merkez Sag treni kaçti artik, bu oylarin AKP'ye gidecegi asikar. 550 sandalyeden toplam 24'ünü alabilmis iki parti kendilerini nasil DP'nin devami sanabilirler?
CB krizi sirasinda Oligarsi'den yana duruslarini unutacak mi milletimiz?
Asker karsisinda kuyrugunu kistirip kaçanlara demokrat denmez. Ilgilenen arkadaslarin Aydin Menderes tarafindan yapilan elestirileri takip etmesini tavsiye ederim.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: May 6, 2007 10:21 AM
Siyaseten rahmetli Ferruh Bozbeyli'yi hatirlayaniniz yada bileniniz varmi bilmiyorum ama Erkan Mumcu bir zamanlarin atesli politikacisi Bozbeylinin izinden yuruyor.
Bozbeyli darbeyle kapatilan DP nin devaminda kurulan Adalet Partisinde onemli bir sahsiyetti. Uzun sure Meclis Baskanligi filanda yapmisti. 1970 lere gelindiginde birilerinin gazina gelip AP den ayrilip DP yi kurdu. Radyolar gazeteler sabah aksam Bozbeyli derdi. Ve o suratle 1973 secimlerinde 45 milletvekili ile meclise girdi. Giris o giris! iki seneye kalmadan "gaz" verenler destegini cekince DP ve Bozbeyli gencecik yasta tarihe karisti. Birdaha ikisinide ne duyan ne goren oldu.
DP maceralari artik mikroskobik boyutta kah Aydin Menderes kah baska mikroskobik kimselerin elinde dondu dolasti. Bugunlerde Cemal Şen isimli bir zat'in DP nin isim hakkini aldigini ve Agar-Mumcu ve saz arkadaslarina parti ismini "dar" etmeye calistigini okuyoruz.
Cemal Şen kardesimden bir ricam var. Sayin Cemal Şen; ANAP-DYP nin ebatlarina gore olan tavsanin suyunun-suyunun-suyunun partisini Agar ve Mumcu ya bahşedin... onlara Bozbeyli kaderini cok gormeyin!
Yazan: Haydar Tarih: May 13, 2007 7:46 AM
Türkiye iki başlı siyasete mahkum ediliyor.
gerek kısır çekişmeler ve kutuplaşmalar ile gerekse siyaset dışı manipilasyonlarla.
bunun kime yararı olacağı açık
Akp-Chp kutup başları oldukları iddiasında dikkat edilirse biri ortaya atıyor diğeri çekiyor.
iki başlı siyasetin türkiyeye fayda ve zararlarını düşünen yok
herbiri türkiyede kalıcı olmanın yolunu bulmuşcasına toplumu geriyor.
merkez sağda oynanan oyunda bu büyük oyunun bir parçası
saygılar
Yazan: ydmtd Tarih: June 13, 2007 2:18 PM