« Bir Ortaçağ Hitler’i: Cengiz Han | Ana Sayfa | Vatana İhanet, Oligarşiye İhanet »
March 18, 2007
İslam ve Şiddet
"Bir Ortaçağ Hitler’i: Cengiz Han" başlıklı yazım üzerine bazı okurlardan “ama İslam tarihinde de katliamlar var” diye özetlenebilecek itirazlar geldi. Ancak bu itirazların sahipleri bir kaç yönden konuyu ıskalıyorlar ve neden öyle olduğunu açıklamakta yarar var.
Hemen her medeniyetinki gibi İslam’ın da tarihinde karanlık şiddet sayfaları vardır. Ancak bunları okurken öncelikle iki farklı şeyi birbirinden ayırmak gerek: Müslümanların İslam’a rağmen uyguladıkları şiddet ile İslam nedeniyle uyguladıkları şiddeti. İlkinden kastım, kimliği Müslüman olan kimi birey ve toplulukların İslam dışı bir takım ilke ve amaçlarla uyguladıkları şiddet. Örneğin Saddam Hüseyin bir Müslümandı, ama halkına uyguladığı şiddet İslami bir dayanağa ve amaca sahip değildi.
İkincisi, yani İslam nedeniyle uygulanan şiddet ise, “cihad” doktrini gereğince, yani dini bir dayanak ve amaçla yürütülmüş savaşlardır. Bazı Müslümanlar cihadın sadece “savunma savaşı” anlamına geldiğini savunular ve ben de öyle anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Ancak İslam tarihinde cihad doktrini sadece savunma değil yayılma amaçlı savaşlar için de kullanılmıştır. “Fetih” derken zaten bu yayılmayı kast ediyoruz.
Birileri çıkıp İslam fetihleri sırasında öldürülen insanları, kesilen başları anlatabilir. Buna itiraz edecek değilim; sadece bunların savaş hukuku açısından “normal” olduğunu söyleyebilirim. Savaş, karşı taraftan adam öldürerek onu teslim olmaya zorlamak için yapılır. Bugün bu iş tank, tüfek ve bombalarla yapılıyor, geçmişte de kılıçla yapılırdı. Zaten Müslümanların fetih stratejisiyle dünyaya yayıldıkları dönemde, herkes kılıçla savaşıyor, kelle kesiyordu. Bu, “normal”di.
Ancak burada İslam medeniyetini Moğollar (ve Haçlılar) gibi barbarlardan ayıran çok önemli bir nokta vardır: Sivil-asker ayrımının gözetilmesi, bu konuda detaylı bir savaş hukukunun geliştirilmiş olması. Kuran’ın “Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin” (Bakara, 190) gibi emirleri ve Hz. Peygamber’in savaşlarda kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve din adamlarına dokunulmaması yönündeki açık talimatları üzerine gelişen İslam hukukunda, savaş sırasında sivillerin hedef alınmaması ilkesi oturmuştur. Ortaçağ İslam alimlerinin bazıları, kuşatmalar sırasında mancınık kullanılmasına bile onay vermemişler, çünkü bunun şehirdeki masumları da öldürebileceğini düşünmüşlerdir.
İşte bu nedenle İslam’ın fetih savaşları, pagan Moğollar’ın hiç bir ölçü ve ahlaka sığmayan vahşeti ile karşılaştırılamaz. İslam’ın savaş hukuku, böylesi bir hukuktan yoksun olan Haçlıları da etkilemiş, özellikle Selahadin Eyyubi’nin Kudüs’ü Haçlılardan kurtarırken sivillerin kılına bile dokunmayışı, Avrupa’da büyük bir hayranlık ve saygı uyandırmıştır.
Yine aynı nedenle bugün El Kaide gibi İslamcı terörist örgütlerin kadın-çocuk ayrımı yapmaksızın giriştikleri saldırılar, İslam geleneğine aykırıdır. Bir “bidat” ve sapmadır. İslam’a karşı “oryantalist” tavrı bilinen Bernard Lewis gibi Batılı tarihçiler de bunu teslim eder. (“Niye Batılı tarihçilerden alıntı yapıyorsunuz” gibi itirazlar getirenler de var; İslam’ın taraftarı olmalarına gerek olmayan insanlar oldukları için onlardan alıntı yapıyorum, bunun bile itiraz sebebi olması çok enteresan.)
Tüm bunların üzerine eklenmesi gereken bir diğer önemli gerçek de, İslam fetihleri sonucunda ele geçirilen topraklarda “zorla din değiştirme” yoluna gidilmemiş olmasıdır. Ele geçirilen ülke halkları, İslam yönetimini kabul edip “cizye” vergisi ödedikten sonra, inançlarında ve yaşam biçimlerinde serbest bırakılmışlardır. Hatta tarihçiler, bu nedenle Bizans egemenliği altında yaşayan ve baskı gören bazı “heteredoks” (çizgi dışı) Hıristiyan cemaatlerin, İslam fetihlerini sevinçle karşıladıklarını belirtir.
Son olarak tüm bu meseleleri çok detaylı bir şekilde inceleyen İngilizce bir makalemi tavsiye edeyim: "Still Standing For Islam—and Against Terrorism". Bu yazının hikayesi de ilginçtir. El Kaide’nin Irak’taki “kafa kesme” eylemlerinin zirvede olduğu dönemde, yani 2004 yazında, Amerikan National Review dergisinde "An Islamic Condemnation of Al Qaeda Killings " (El Kaide Cinayetlerin İslami Yöndenden Kınanması) ve "Al Qaeda vs. the Koran " (El Kaide Kuran’a Karşı) başlıklı iki makale yazmıştım. Bunun üzerine ABD’nin en koyu anti-İslami ideologlarından biri olan Andrew Bostom, beni çürütmeyi hedefleyen çok uzun (8000 kelimelik) bir makale yazdı ve fanatikliği ile meşhur Frontpage dergisinde yayınlandı. Ben de bu yazıya 12.000 kelimelik bir cevap hazırlayıp aynı dergide yayınlattım.
Yukarıda belirttiğim "Still Standing For Islam—and Against Terrorism" başlıklı yazı, işte bu. Burada, Bostom’un “İslam vahşeti” örneği olarak gösterdiği tarihsel olayları tek tek inceleyip, çoğunun aslında Müslüman kimlikli insanların İslam’a rağmen işledikleri katliamlar olduğunu ortaya koydum. (Örneği Bostom’un “bir cihad katliamı” olarak anlattığı Selanik’in 904 yılındaki yağmalanmasının “cihad”la filan ilgisi olmadığını, bunun Müslüman korsanların işi olduğunu, bu adamların İslam’la ilgisinin de Karayipler’deki “Hıristiyan korsanlar”dan daha fazla olmadığını gösterdim. Bostom, sustu.)
Bu siteye gelen bazı yorumlar da gösteriyor ki Bostom ile aynı dalga boyunda düşünen Türkler de var. (Zaten Türkiye’deki bazı çevrelerin İslamofobi konusunda pek kimselere pabuç bırakmadığını düşünmüşümdür hep.) Onlara tavsiyem, meseleye atgözlüklerini çıkararak bakmaları. Hemen her medeniyetin tarihinde olduğu gibi İslam’ın tarihinde de şiddet vardır. Ama İslam hukuku, bu şiddete önemli kısıtlama ve sınırlamalar getirmiş, sivillerin yaşam hakkına büyük özen göstermiştir. Bunu görmek için Müslüman olmak da gerekmez; sadece “Müslüman düşmanı olmamak” yeter.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 18, 2007 12:38 AM




Budur. Cok guzel ozetlemis Mustafa Bey mevzuyu. Ilave mahiyetinde birkac husus:
Simdi Google'a Islam kelimesini girerseniz onunuze cikacak milyonlarca kaynaktan buyuk cogunlugunun anti-Islami oldugunu hemen gorursunuz.
Oysa Judaism veya Christianity kelimelerini girerseniz kaynaklarin arasinda Islami kokenli olanlarin cok az oldugunu gorursunuz.
Bundan birsey cikrmak lazim: Tamam, Muslumanlarin internet kullanimi Hristoyan, Yahudi, sekuler Bati';lilardan azdir ama diger onemli gercek te Islam adina konusanlarin diger dinleri kasitli olrak hedef almadiklari gercegidir.
Konya girecek olursak bu gun Hiristiyan, Yahudi'ye karsi siddeti hakli bir vasita olrak goren El-Kaide turu birtakim olusumlar vardir ama "mainsteram (merkezi) Islam" diyebilecegimiz kaynaklada bu tur lisan goremezsiniz.
Oysa ona tekabul eden "mainstrem Christian" veya "mainstream Jewish" kaynaklarda bu gun Islam dunyasina karsu uygulanan haksiz savaslarin alkislandigini gorursunuz.
Ista fark budur.
Pat Robertson, Jerry Falwell, Jerry Wine, Christian Colalition, Franklin Graham, American Jewish Congress, JINSA gibi entiteler cok guclu, milyonlarca tarftari detekcisi olan "mainstream" entitelerdir. Gidin okuyun soylemlerini ve Islami "mainstream" diyebilcegimiz Islamonline, Sounvision gibi kaynaklardaki Hiristiyanlik, Yahudilik konusundaki soylmleri karsilastirin. Biz ile onlarin farki siyah beyaz gibi ortaya cikar.
Biz de asiri soylem ve dusunce sahipleri kucuk marjinal gruplar iken malesef onlarin mainstream'i cok daha asiri soylem ve dusunce icerisindedirler.
Musyafa Bey'in onek verdig Bernard Lewis'in C-Span Tv'deki bir mulakattan hatirladigim bir iki cumlesini bir daha tekrarlayayim:
"Bizim Ortadogu ile iliskimizin iki nedeni vardir: Israil ve petrol. Yakinda Israil bizim destwegimize ihiyac duymayacak kadar guvende hissedecek kendini. Petrol is 50 seneye bitecek. O zaman onlari kendi kaderleri ile basbasa birakabiliriz".
Islami "asiri" soylemler, davranislar El_kaide gibi marjinal entitelere ait iken Islam konusundaki asiri, acimasiz, ahlakdisi yaklasmlar Bati'da maintream politikacilarin gorusudur. Okuyun neconlarin fikir babalarinin Islam, Ortadogu hakkinda goruslerini. Ebu Garip, Guntanamo barbarliklarin sergilettiren dusunce timothy McVegih turu birkac istisna kaynaktan gelmiyor. En ilimli soylemin sahibi Papa dahi Turkiye ziyaretinde yanlis bilgilndirmilmisim deme erdemi dahi sergilemedi. Dondukten sonra Vatikan'in resmi sitesinde Papa'nin ozur dilemedigi, herhangibirkonuda gorusunu degistirmedigi ifade edildi.
Bir nokta daha:
Bu gun Bati dunyasinda bircok Musluman var. Bunlarin her birinin "musluman" olup olmadiklarina dair imalat belgesi yok elimize. Dolyisi ile onlar dunyada "muslumanim" diye boy gosteriyor.
Birkac isim: Salman Rustu, Hirshi Ali, Irshad Manji, Wafa Sultan, Khalid Duran. Bu insanlar "icerden" birileri olrak konusuyorlar. Bizde de aczimendiler, Fadime Sahinler, Muslum Gunuzler vardi "msluman" diye piyasaya surulen.
Gelmek istedigim nokta su" Mustafa Bey'in de bahsettig gibi tarih boyunca uzerinde "musluman" etiketi bulunan, fakat Muslumanin muslumani olmayan pek cok tipler oy gostermistir. Saddam ve Sulu-the-Magnificent gibi.
Diger ilmekteki yorumumda da bahsettigim gibi sirf "islami kotuleyecegim" diye birtakim Islam dusmanlarinin fabrikasyonlarni, veya ankdotal veri ile istatistiksel oneme haz verinin faerkin bilmeyecek kapsite sahipleri bir dakika oturup dusunmeye davet ediyorum. Kim koydu bu dusunceleri kafama. Bu kinimin kokeni ne? Ben bir Musluman ana-babadan geldim. Ne zaman VE NASIL AYDINLANDIM BEN? BU BENIM KISISEL BAGIMSIZ IRADEMIN SONUCUMU? Yoksa benim gibi mamullerin cikmasi icin kuulmus bir duzenmi var? Incil'de "first know thyself" denir. "Once kendini bil".
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 18, 2007 11:24 AM
Mustafa Bey'in eline zihnine sağlık. Bu kadar güzel özetlenebilirdi ancak..
Kör gözlerin görebilmesi dileğiyle..
Bekir Ağabey de çok güzel açılım yapmış. Kesinlikle katılıyorum.
Yerli islamofobiklerle "insan" ve "insaf" paydasında bile buluşamaMamızın sebebi Bekir Ağabey'in yazısında gizli..
Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 18, 2007 11:57 AM
Bende Mustafa Beye tebriklerimi sunayım..bu yazıyı bekliyordum açıkçası..bir önceki yazının biraz şerhe ihtiyacı vardı..
bu yüzyılın savaşlarıda görüldüğü gibi kalem ağırlıklı oluyor..8000 kelimeye karşı 12.000 kelime..bu bir zaferdir:)
saygılar ve sevgiler.
Yazan: deniz Tarih: March 18, 2007 12:39 PM
Bu konularda bu sitede çok yorum yazıldı çizildi.Görünen o ki İslamofobik denilen insanlarımız kendi dünya algılarına enaz bizim dinimize bağlı olmamız kadar bağlılar.Tüm rasyonel ve mantıklı açıklamalara rağmen bu insanlarımız bizi ötekileştirmekten maalesef zevk alıyorlar.Bize sadece ayeti söylemek düşüyor.109/6 ''Sizin dininiz size, benim dinim bana''
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 18, 2007 1:33 PM
Teşekküler Sayın Akyol,
Yazınızın bir önceki yazıyı okuyan bazı arkadaşların kafalarında oluşan soru işaretlere iyi bir açıklama olacağını düşünmekle birlikte realist bir yaklaşımla pek de şans vermiyorum. Çünkü bu açıklamaların üzerine, yine İslam propagandasıyla; Irak, Filistin, Çeçenistan gibi katliam altında bulunan yerleri görmezden gelmekle suçlanabilirsiniz. Önceki yazınıdaki yorumların bazıları o kadar şuursuz ve yönsüzdü ki bir insan konuşmak için anca bu kadar konuşabilir. Akyol'un kaleminden İslam mı çıktı, ne dediği önemli değil o zaman; hedef Akyol atış serbest! Tabi hedef tabiki Akyol vasıtasıyla kaleminin yazdığı gerçekler, onlar için acı gerçekler. İnancı bilimsel olarak ispat edip tarihi işlemek bazı yorumcularımızın kalbine, beynine dokunuyor.
Muhabbetle...
Yazan: Talha Can Tarih: March 18, 2007 3:09 PM
Yazınızı çok güzel temel oturtmuşsunuz.İkna edici ve toparlayıcı bir yazı olmuş.
Bu arada böylesine hassas bir konudaki mücadele ve araştırma azminizi de tebrik ediyorum.
Yalnız ufak bir anlayış farkından kaynaklandığını sandığım hususa itirazım var:
"İkincisi, yani İslam nedeniyle uygulanan şiddet ise, “cihad” doktrini gereğince, yani dini bir dayanak ve amaçla yürütülmüş savaşlardır. Bazı Müslümanlar cihadın sadece “savunma savaşı” anlamına geldiğini savunular ve ben de öyle anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Ancak İslam tarihinde cihad doktrini sadece savunma değil yayılma amaçlı savaşlar için de kullanılmıştır. “Fetih” derken zaten bu yayılmayı kast ediyoruz." ifadelerinizdeki "yayılma" kelimesini tasvib etmiyorum.
Çünkü malumunuz üzere İslam için yapılan savaşlarda "i'lay-ı kelimetullah esastı ve bu nedenle Celaleddin Harzemşah gibi bir İslma lideri sonuçtan değil,sadece Allah için savaşmaktan mesul olduğunu ifade eylemiştir.
Yazan: medyatenkitleri Tarih: March 18, 2007 5:15 PM
Merhabalar, bu siteyi yeni yeni inceliyorum ve gerçekten çok hoş konular var. Eskiden sadece akıllı tasarım ağırlıklı gibi gelmişti bana, Mustafa Bey'in ismini de medyadan genellikle evrim görüşleri sebebiyle duyar olmuştum. Ancak girmek incelemek lazımmış. Leo da vinci'yi sadece ressam sanan çoğunluk gibi hissettim kendimi.
Yazının anladığım kadarıyla mantıksal örgüsü şu; "Bir unsur, tek boyuta indirgendiğinde, ortaya vasat bir mantık ve yanılmaya çok yakın sonuçlar çıkar" Yani A unsuru, aynı zamanda B,C,D,E,F... sıfatlarına sahipse, biz bunu sadece B unsuru ile özdeşleştirip, A'nın yaptıklarını B ye bağlayamayız.
Ben katilsem (A), ve aynı zamanda öfke doluysam (B), yanlış eğitilmişsem (C), uyuşturucu kullanıyorsam (D),... ve nihayet müslümansam (T)Ben tek boyutta irdelenemem. Yani katilliğim müslümanlığıma bağlanamaz. Eğer bağlanacaksa da, katlin nedeninin islami gerekçelere bağlanması gerekmektedir. Aslında çok yapılan bir hata bu, hatta "hata" değil, kurnazlık bence. İkna etmekten başka bir amacı olmayan egoist sürüsü bu şaşırtmacayı çok kullanır, çoğu kişi de inanır...
Ayrıca Bekir Bey'in değindiği nokta da çok aydınlatıcı. İslami çevrelerde sadece serseri tipli kimseler düşmanlık edebiyatı yaparken, Gayriİslami çevrelerin en saygın otoritelerinin ağzında İslam düşmanlığı yatıyor. Aslında sonuca değil, ne bakımdan eleştiri yaptıklarına değinmek de gerekir iyi bir analiz için.
Teşekkürler.
Yazan: tahsin tepecik Tarih: March 18, 2007 8:20 PM
Yorumculara samimi bir dizi soru sormak istiyorum.
Sorarken bir maksadimin olmadigini, sadece bu konu ile gercekler nelerdir anlamak istegi var.
GANiMET NEDiR?
GANiMET HUKUKU NEDiR?
GANiMET HUKUKUNA RAGMEN iHLALLER NELERDiR?
FETHEDiLEN BiR YERDEKi EVE GANiMET TOPLAMAK MAKSADIYLA GIREN YENiCERiLER SADECE ALTIN-GUMUS VS Mi TOPLAMISTIR?
Yazan: Haydar Tarih: March 18, 2007 9:00 PM
Bu konuyu ilgiyle takip ediyorum. Çok güzel şeyler yazılmış ancak şunu belirtmek gerek. Hiç bir din İsevi olsun Alevi olsun şiddeti tavsiye etmez. İslam barışçıldır diyoruz ama hangi din barışçıl olmadığını söylüyor? İslam adına yapılmış aşırı şiddetli olaylar olunca İslama ters olduğunu iddia ediyoruz. Bugünkü Hıristiyanlar da Haçlı Seferlernin İncil'e aykırı olduğunu iddia etmektedir. Ama bizim gözümüzde Haçlı Seferler neyse onların gözünde Cihad odur. Batı'nın gözünde Cihad'ın neyi ifade ettiğini anlamak için "Jihad" adlı bir kitap okudum. Kitabın yazarı ateist mi Katolik mi tam kestiremedim çünkü gördüğüm kadarıyla konuyu oldukça nesnel bir şekilde ele almış her iki tarafı eleştirmektedir. Kitap sadece Avrupa'ya yönelik "Cihad'ı" ele alıyor ama okuyunca insan insanlığından utanıyor. Ne büyük katliamlar yapılmış. Avrupa sahillerinden alınan ve sonra köle olarak satılan beyazlar Amerika'ya götürlen siyahların sayısından fazla. Şimdi bu yazara veya emsallerine "Bakın efendim, bunlar İslam'ı temsil etmez" dersen inanır mı? Yoksa başka biri kalkıp bize "Haçlı Seferler zihniyeti İncil'e aykırı, hiç bir dayanağı olmayan siyasi bir hareket idi, Hıristiyanlığı temsil edemez" dese bizim görüşlerimiz değişir mi? Sanırım bu iki sorunun cevabı "Hayır" olur. Din zaten çoğu insan için kültürel bir kimliğin ötesine gitmez. Her birinin karanlık sayfaları var parlak dönemleri var. (Burada bir parantez açmak istiyorum. Geçenlerde İncil'i tekrar okudum ve insanları savaşa teşvik eden hiçbir şey bulamadım. Anladığım kadarıyla ana teması siyasi bir nitelik taşımayan Allah'ın Hakimiyeti'dir. İnsanların tövbe edip hayatlarını RABB'e teslim etmelerini söylüyor. Ne Papa var ne de papaz. Hz. İsa'nın mesajı özetleyecek olursam - ki ne haddime - "Mevla olan Allah’ı tüm kalbinle, tüm canınla ve tüm aklınla seveceksin. İşte, ilk ve en önemli emir budur. Buna bezeyen ikincisi şudur: Başkalarını da kendini sevdiğin gibi seveceksin'. Musa’nın Şeriatı’ndaki ve Allah’ın gönderdiği peygamberlerin sözlerinin tümü bu iki emre dayanır.")
Yanımda çalışan birçok insan oruç tutar, namaz kılar ama Kuran-ı Kerim'i okumaz, bilmez ve kendi inancında olmayanlara tepeden bakar. İnanmayanların çoğu dinci/dindar kesimin davranışlarından dolayı Allah fikrinden uzaklaşmış soğumuşlardır.
Tarihi tarihe bırakma zamanı geldi. Yani boş ver geçmişte olup bitenler. Bugün ne yapıyoruz? İnancımız kendilerine müslüman diyenlerin geçmişte yaptıklarına bağlıysa yandık. Hatta bugün yapılanlara da bağlı olmamalı. Kelam varken insan sözüne hacet yok.
Sevgilerle,
Yazan: barış Tarih: March 18, 2007 10:22 PM
Baris Bey,
Tipik uslubunuzla "Katolikmi ateistmi belli degil ama Cok nesnel olrak Muslumanlaruin "cihadindan" dolayi "Insanliginizdan utanmadan" once alin size bir nesnel test:
Size kolaylik olsun diye eski tarihi disarda birakayim. Son yuz yilin katliamlarini soy kirimlarini alt alta yazin. Isterseniz wikipedia'yi dahi kullanabilirsiniz kaynak olrak. Ve hepsinde takriben kac kisi katledildigini yazin. Sonra Muslumanlarin katliamlatri ve Bati dunyasinin katliamlari diye iki grafik cizin. Zor geliyorsa pie chart ta olur. Excell yardimci olablir.
Hele siz bunu bir yapin yorumlar uzerinde konusuruz.
Dostlukla..
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 18, 2007 10:49 PM
Tipik uslubunuzla gayriciddi ve aşağılayıcı bir tutum sergilemişsiniz. Eski tarihi bir kenara koymamızı istemeniz de komik. Çünkü Müslümanların daha güçsüz olduğu son yüzyıl içinde yapılan katliamları yazacak olursak (tavsiye ettiğiniz gibi) bu katliamların çoğu gayrımüslimler tarafından yapılmış olduğunu göreceğiz ve siz kendinizi iyi hissedeceksiniz. Ne lüzum var canım. Siz keyfinizi hiç bozmayın.
Bu arada bana yönelik bir şey yazmanız da enteresan. Hani benimle tartışmak istemiyordunuz. Yazdıklarınızı okuyorum ama size yönelik bir cevap aylardır yazmıyorum çünkü zamanıma kıyamıyorum.
Allah'a emanet olun
Yazan: barış Tarih: March 18, 2007 11:52 PM
Baris Bey,
Tarihin ISTEDIGINIZ KADAR GERISINDEN BASLAYARAK katliamlarini soy kirimlarini alt alta yazin(Isterseniz wikipedia'yi dahi kullanabilirsiniz kaynak olrak. Ve hepsinde takriben kac kisi katledildigini yazin. Sonra Muslumanlarin katliamlari ve Bati dunyasinin katliamlari diye iki grafik cizin. Zor geliyorsa pie chart ta olur. Excell yardimci olablir.
SIMDI OLDUMU?
Cevabinizi bekliyorum.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 19, 2007 12:11 AM
İslam ve Cihat konusunda iyi bir makale:
TERÖR”ÜN VE “CİHAD”IN RETORİĞİ: FELSEFİ VE TEOLOJİK BİR DEĞERLENDİRME
http://www.canertaslaman.com/retorik/
Bu arada; Barış bey'e kolay gelsin, cevabını ben de bekliyorum.
Okuduktan sonra benim de yazacaklarım var..
Haydar bey,
Size sorduğunuz konuda en kıza zamanda kaynak vereceğim ama şu an kısıtlı bir zamanıma geldi.
SElamlar.
Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 19, 2007 9:00 AM
Sayın Bekir Bey,
Galiba yazdıklarımı anlamamışsınız. Bu benim "anlatamama yeteneğimden" kaynaklanıyorsa olsa gerek çünkü sizin algılayışınızda eminim her hangi bir sorun yoktur.
Ben her hangi bir karşılaştırma yapmadım. "Bizimkiler onlardan daha kötüydü" manasına gelen bir şey de yazmadım. İslam olsun Hıristiyanlık olsun hatta "barış dini" Buddhism" olsun bütün "dinler" zaman zaman gerçek amaçlarına aykırı olarak siyasi güçler tarafından kullanıldığını anlatmaya çalıştım ve her biri BÜYÜK kötülükler yapmış. Sizi rahatsız eden budur ama gerçeklerle yüzleşme zamanı geldi. Evet İslam'ı bir sömürge ve yayılmacı politikası haline getirenler olmuştur. Ha diğerleri bizden daha kötü diyeceksiniz. Benim için önemli değil. Önemli olan kendi eğrimizi görmek, kabul etmek ve düzeltmek. Eğer kendinizi hatasız görüyorsanız hatanızı nasıl düzeltebilirsiniz ki?
Sayın Akyol'un yazısına paralel bir şey yazdığımı düşünüyorum. O da cihad'ın "fetih"e dönüştüğü zamanlar olduğunu yazıyor. O da İslam geleneğine aykırı olan ancak 'ismen' müslümanlar tarafından yapılan katliamlar olduğunu yazıyor ama siz ona bir şey söylemiyorsunuz. Entersan.
Yapılan katliamları yazacak olursam ne faydası olur? Hitler'i hangi kategoriye sokacağım? Adam Hıristiyan olmadığı için onlara mal edemeyiz. Stalin? Amerika'ya giden keşifler? Katolik kilisesi bu kısa yoldan zengin olmaya çalışan kişilerin yaptıklarından sorumlu mu? Pol Pot'un vahşeti Buddhist ve Hindulara mı mal edeceğiz? Bir de bunların altında yatan gerekçeler var? Viyana'ya gittiğimizde toprak, güç ve söhret için mi gittik yoksa Islam'ı yaymak için mi? Motivasyonumuz biri değil öbürü ise bu bizi aklayacak mı?
Konuşulacak çok şey var. Erken dönemde şekillenen İslam hukuku bugünlere uygun mudur? Sizce gayrımüslimleri cizyeye bağlamamız gerekiyor mu şimdi? Buna benzer bir sürü şey var ama... zaman yok.
Yorumumda ben herkesin dikkatini bügünkü halimize çekmeye çalıştım. Takva sahibi olan bir kişi geçmişte yapılan haksızlıkları aklamak için zaman harcamaz. Tarihimizde haksızlık yok muydu? Ha eğer öyle düşünenler varsa sözüm onlara değil çünkü adam görmek istemiyor demek. Onlar pembe dünyalarında yaşamaya devam etsinler.
Sağlıcakla
Yazan: barış Tarih: March 19, 2007 10:39 AM
Aslında Barış ve Bekir Bey'lerin tartıştığı hristiyan-müslüman karşılaştırmaları ile ilgili Mustafa Akyol Bey'in yazısında önemli bir tespit vardı:
İslam’ın savaş hukuku, böylesi bir hukuktan yoksun olan Haçlıları da etkilemiş,özellikle Selahadin Eyyubi’nin Kudüs’ü Haçlılardan kurtarırken sivillerin kılına bile dokunmayışı, Avrupa’da büyük bir hayranlık ve saygı uyandırmıştır.(M.Akyol)
İncilde ve hristiyanlıka savaş hukuna dair herhangi bir kural ve yaptırım bulunmadığı için hristiyanlık tarihi katliam ve vahşetlerde doludur.Bu nedenle tarihlerinde sivillerin katliamı,misilleme yapılması,haçlı seferleri,atom bombası atmak.. gibi envai çeşit uygulamalarla suçsuz insanların cezalandırılması her zaman vardır ve günümüzde de devam ediyor.
Yazan: Tarık T. Tarih: March 19, 2007 12:59 PM
Barış Bey
bende siyasi ve tarihi olayları bir kenara bırakıp dinlerin bize vermek istediği nedir noktasına yoğunlaşmamız gerektiğini düşünüyorum..
Ancak İslamın bir terör dini gibi yansıtılmaya çalışılmasI,Hz.Muhammed (as)a yapılan terbiyesiz karikatürler müslümanları fazlasıyla incitmektedir..o yüzden müslümanların dinlerinin özünü anlatmaya çalışmalarını hoş görmek lazım..
İncili okumanızıda takdir ettim..bende İncil okuyorum..İncili de Kuranı da gönderen aynı RAB..
İsa Mesih'in gönderilişinin en önemli amacı kendisinden sonra gelecek nebiyi müjdelemek..O'nun gelişine ortam hazırlamak..son elçinin geleceğini İsevilerde Musevilerde biliyordu fakat gelince desteklemediler..samimi inananlar ise sahip çıkmışlardır..Hz.Muhammed(as)a Kutsal Ruh ilk vahyi getirdiğinde eşinin amcası İncildeki bilgiye dayanarak hemen O'nun son nebi olduğunu anlamıştır..
her Peygamberin mücadele tarzı farklıdır..İsa Mesihin yaratılışı mucizevi olduğundan daha çok mesajı uhrevi,ruhani olmuştur..kendinin Rab olmadığını anlatmaya çalışmıştır..Allah O'nu babasız yaratmayı murad etmiştir..Kuranda( biz hertürlü yaratmayı biliriz) buyrulur..
İncili okuduğumda özellikle matta,markos,luka ve yuhanna'da ben İsa'nın Tanrılığını göremiyorum..diğer eklenen mektuplar ise problemli gözüküyor..bir hristiyanın konuşmasında İncilin tahrif edildiğine inandığını çünki timoteus diye bir yahudi isminin olamayacağını söylüyor..insanlar sorguluyor..inandığımız şeyi iyi araştırmamız lazım..
İncili İslamdaki kutsi hadisler ve tasavvuf yorumlarıyla ele alınca daha iyi anlama olanağı ortaya çıkıyor..anlatımlar mecazidir..
Matta-23/9
--yeryüzünde kimseye baba demeyin.çünki tek babanız var..o da göksel babadır..
daha ne desin İsa(as)..
İsa'ya havarilerinin Tanrının oğlu demeleri,İsa'nın da rabbine babam demesi isa'nın Tanrı olduğu anlamına gelmezki..
Hz.Muhammed(as) bir kutsi hadiste(beni gören Allah'ı görmüş olur) buyuruyorlar..
bunların çok derin anlamları var..
peygamberlerin yaşadığı makamları sıradan hiçbir insan yaşamamıştır..Allah'a giden yolda günde 70 makam aşıyordu Efendimiz..Mevlana böyle söylüyor..
fakat Allah dostlarıda bunları fenafillah makamında kısmen hissederler..Allah'tan başka hiçbir şeyi göremez olurlar..artık yüzünüzü ne tarafa çevirirseniz Allah'ın vechi oradadır ayeti tecelli eder..semme vechullah bahsinde ele alınır bu durum.
İsa Mesih'in mesajının deruni manasının anlaşılamamış olması İsayı Tanrılaştırmıştır malesef..Hz.Muhammed(as)ın mücadelesi bu yanlış anlamayı gidermek ve esaslı bir tevhidi ortaya koymak içindi..
yuhanna16-7'de İsa Mesih gidişinin gerekçesini havarilerine anlatır.
---size gerçeği söylüyorum..benim gidişim sizin yararınızadır.gitmezsem Yardımcı size gelmez.
ama gidersem O'nu size gönderirim...........
yuhanna16-13
--ne var ki O yani gerçeğin ruhu gelince ,sizi tüm gerçeğe yöneltecek.çünki kendiliğinden konuşmayacak,yalnız duyduklarını size söyleyecek ve gelecekte olanları size bildirecek..
Hz.Muhammed(as)ın peygamberliği boyunca yalnız Allah için savaştığı ve çok fakir bir hayat yaşadığı,dünya malına önem vermediği ve kısa sürede gerçekleştirdiği inkılap ve Kuran-ı Kerim gerçeğine bakılınca İsa Mesih'in müjdelediği kişinin Hz.Muhammed(as) olduğu aşikar..
Muhammed(as)ın risaletinin Medine deki kısmında cihadın farz olması ise Allah'ın egemenliğinin yeryüzünde tesisi için gerekli görülmüştür yaratıcı tarafından..son dini kemale erdireceğini ve koruyacağını vaadetmiştir..
İslam dininin hakikatlerinin yok olmaya başladığı Efendimiz sonrası dönemde İmam Hüseyinin Kufeye gitmesi emredilmiştir..eğer Hüseyin zulüm karşısında canını ortaya koymasaydı biz bugün yezidi İslam halifesi zannedecektik..hak ile batılın ayırt edilmesi için bazen başlar gidiyor böyle..
İsa Mesih'i de Muhammed(as)ı da yöneten aynı Rabdır..burayı kaçırmayalım..
selametle kalın..
Yazan: deniz Tarih: March 19, 2007 1:28 PM
Cengiz Han'a sahip çıkınlar acaba onu Türk mü sanıyor? Bazı "Türk milliyetçisi" olan insanlar, Moğollları Türk sanmaktadır, ama Cengiz en çok Türk dünyasını yıkmıştır.
Moğollar, cinayet işler; ama İslam'a karşı değildir bu cinayetler Hristiyanlar'ın yaptığı gibi. Mesela Karahitay Devleti islam karşıtıdır ve Cengiz bu devletteki müslümanları kurtarır. Hatta onları namaz kılmaya zorlar, çünkü dinlerinin gereğini yerine getirmelerini ister. Müslümanları keseceklerdir, Bağdat'ta, Semerkant'ta, ama bu Müslümanların dinlerinden dolayı değildir, tümüyle Moğolların savaş anlayışıdır.
Yazan: Burak Bey Tarih: March 19, 2007 1:41 PM
Ben Bekir Beyin hassasiyetini de anlıyorum..
fakat biz kendi özeleştirimizi yapmayıp sorunlarımızı öteledikçe birileri bunları kaşıyor..
şiilere sizi sünniler katletti deyip şii sünni savaşını kızıştırıyorlar..samimi caferiler bunun böyle olmadığını,kerbeladaki ve sonrası hadiselerle sünnilerin ilgisi olmadığını anlatmaya kendi cemaatlerini bilinçlendirmeye çalışıyorlar..bizde kendimizi eleştirmekten korkmayalım ki kimseye laf düşmesin..
zaten ayrımız gayrımız yok..dosyaları açalım..konuşalım..diyorum..
Yazan: deniz Tarih: March 19, 2007 1:51 PM
Eğer çıkmış olan savaşların suçu dinlere yüklenecekse, engellenmiş olanlar için de dinlerin övülmesi gerekmez mi?
Caner Taslaman'in ilginç makalesini haber veren Suat Bey Kardesimize tesekkürler. Bu tartismada sorulan bir çok soruyu ayetlerle ve isabetli saptamalarla ele alan 16 sayfalik yazidan küçük bir alinti :
"Dinsel kurumların savaşlardan sorumlu oldukları dönemde barıştan da sorumlu olmaları gerekmez mi? Dinlere yapilan savaşların günahını yükleyenler, durdurulan/engellenen savaşların övgüsünü dinlerden esirgerler; zaten tarih kitapları engellenmiş savaşlara dair bilgileri hemen hemen hiç ihtiva etmediğinden, bu, pek de mümkün değildir. Yalnızca gerçekleşmiş savaşların tarihi bilindiğinden, mantıksal olarak farklı bir bakış açısı geliştirmek zordur. Ayrıca, hatırlanması gereken bir nokta da bilinen tarih içinde dinlerin toplum üzerinde en az etkili olduğu dönem olan 20. asrın, savaşlarda ölen insan sayısının en fazla olduğu dönem olduğudur. İnsanlık tarihinin büyük bölümünde insan yaşamına yön veren en önemli unsur din olmuştur. Bu yüzdendir ki,savaşların gerçek nedenleri ne olursa olsun savaşacak kitleleri mobilize etmek için dinsel retorik kullanılmak zorunda kalınmıştır. Pek çok durumda bu retorik olmasa savaş imkansız olurdu. Tarihçilerin sayısız olayda gösterdiği gibi, dinsel retorikle yapılmış birçok savaşın ardındaki kaynak sebep, ekonomik ve siyasal gücü arttırmak arzusu olmuştur. Hans Morgenthau’nun “siyasal gerçekçilik” (political realism) teorisi ile ortaya koyduğu gibi insanların rasyonel, objektif ve duygusal olmayan güç hesapları savaşın gerçek kaynağı olmuştur"
Tamami için : http://www.canertaslaman.com/retorik/
Yazan: Tunç Tarih: March 19, 2007 2:39 PM
söyledikleriniz boş... saddam bir müslümandı ve içinde halepçe katliamının da olduğu, toplam 180 bin kürdün öldürüldüğü operasyona kuran'ın bir suresinin adını vermişti.. enfal operasyonu... bugün kafa kesenler de bunu islam adına yapıyorlar.. ne güzel değil mi bunların islamla ilgisi yok deyip işin içinden sıyrılmak... yahu neden dürüstçe davranıp , müslümanlığı en baştan ele alıp güzelçe bir reforme etmiyorsunuz.. öyle daha ahlaklı olurdu.. sürekli islamda şu yok, bu yok tarzı şeyler sıkıyor artık herkesi..
Yazan: ahmet Tarih: March 19, 2007 4:22 PM
Öncelikle mustafa Akyol, karşıt görüş yazanları müslüman düşmanı olarak algılar gibi bir ifade ile bitirmiş ya yazısını, tabii biz bunu onun terbiye sınırlarına sığdırabiliyoruz. At güzlüğü ile bakmalar gibi yakıştırmalar felan, almışsınız hızını bakıyorum da mustafa Akyol.
Neyse,
Herşeyden önce şunu bir sindirmek gerekli, çünkü gördüğüm kadarı ile bu konuda sorunlar var:
Yanlış yanlıştır, doğru da doğrudur. Eğer Cengiz Han katliamlar yaptı ise bu tabiki yanlıştır. Ama ona ait bir yanlıştır. Bunu bir Moğol kültürüne ilişkilendirmek Cengiz Han’ı kullanarak Moğollara hakaret etmek olur. Benzer şekilde, muaviye’nin yaptıkları yanlıştır, ve de onu bağlar. İslam’ı değil. Eğer ki buradan çıkıp da İslamı şiddet ile ilişkilendirmeye girişilirse bu da mustafa Akyol ile birlikte aynı hatayı yapmak olur.
Kaldı ki belirli şiddet eylemlerine girişilse bile bu İslamı büyültmez ama küçültmez de, onun mesajı ortadır, birilerinin bu mesajı yanlış alması, veya çıkarları uğruna diledikleri gibi algılamaları İslam’ı küçültmez. Bu ayrımın yapılması gereklidir. Olur mu mustafa Akyol?
İkinci büyük yanlışa gelince, tarihi eksik aktarmaktır, yani Cengiz Han yememiş, içmemiş, tüm ömrü boyunca sadece adam kesmiş gibi seçiçilik yapılırsa bu da yanlış olur, o halde başlayalım üç halifenin cinayet ile öldürülüşünden, günümüz Taliban rejimi uygulamalarına kadar olan kan sahnelerini elimize alıp, İslam’a bir güzel yakıştırmalarda bulunalım, ama bu tutarsızlık olur değil mi? Tıpkı mustafa Akyol un yaptığı gibi.
İşte benim en temelde eleştirilerim buna.
Ayrıca değinmeden geçemeyeceğim, şu ifadelerine bakar mısınız mustafa Akyol un:
Moğollar ve haçlılar gibi barbarlar..
Maşallah elinize pek yakışmış bir ulusa barbar demek, ee batılı tarihçiler yapardı başkalarını barbar nitelemeyi, iyi öğrenmişsiniz onlardan bu sanatı mustafa Akyol. Bu iğrenç ifadenizin sizin terbiye sınırları içine dahil olduğu için gerçekten utandım. Hayır bir de siz bir ulusa hakaret ederken, size katılanlar olmuş, e maşallah, hem de kocaman bir maşallah.
Neyse diyerek yine:
Yani mustafa Akyol, siz bize İslam tarihindeki savaşlarda hiç sivil kıyımı yapılmadığını mı söylüyorsunuz? Hiç sivil kıyımı, yağma emrinin verilmediğini mi söylüyorsunuz? Yoksa ben mi yanlış anlıyorum?
Bazen Cengiz Han’dan bile beter vahşet uygulanmadı mı diyorsunuz?
Hayır soruyorum, çünkü bu tür şeyler olmadı diyebileceğinize inanmak istemiyorum, eğer diyorsanız ve de beraberinde beni inanılmaz bir şaşkınlık içerisinde bırakıyorsanız ben size biraz bilgi vereceğim, o nedenle soruyorum.
Eee, cevabınızı heyecanla bekliyorum.
Yazan: Beagle Tarih: March 19, 2007 4:52 PM
Baris Bey,
Once samimiyet ve kelimlerin sozluk manasnda kullanilmasini rica edebilirmiyim?
Daha once de her zaman muslumanlara, Islam'a saldirirken kendinizi bir Musluman gibi sunup "biz" kelimesini kullanmanizla hatirliyorum sizi. Gerekirse "kes yapistir" yaparim.
"Biz" derken kendinizin dahi oldugu kumeden bahsedersiniz sizin disinizdakilerden yani "muslumanlardan" bahsederken "siz" veya "onlar" kullanmaniz gerekir.
Saniyorum bu tartisma da sizin "ateistmi Katolikmi bilmiyorum ama cok Nesnel" dediginiz bir yazarin bir kitabinda "islam'n Bati'ya karsi Cihadi hakkinda yazdiklaini ukudugunuzda "insanligimdan utanmaniz" uzerine baslamis idi.
Simdi cark edip Mustafa Bey'i sahit gosteriyorsunuz. Mustafa Bey'in yazdiklari ortada. Daha once mevzudaki yazilarini da okudum. Bence yanlis sahit kullaniyorsunuz. Sizin tutarli Islam dusmanliginiza ondan malzeme cikmaz.
"hiristiyan" etiketi tasiyan herkesin gunahindan "hiristiyanligin" sorumlu olmadigi tesbiiniz yerinde. Hitler ve Pol Pot guzel ornek. Fakat Bari Bey problemi yukrdaki ilk yorumumda da ifade ettim:
Islam adina siddeti savnanlar majinal elementler iken, tarihte ve bu gun JUDEO_CHristian dunyasinin "manistream" entilteleridir Islam sdunyasina ve iger "asagi otekine" karsi babarliga, saldirganliga cevaz veren. Hitler'i ne yapacaksiniz bilmem ama Papalar'i ne yapacagiz? Mesela Hacli seferlerini baslatan Papa Peter Urban'i?
Eger "ben Katolik degilim bana ne diyorsaniz" gunumuzden bircok Protestan, Evanjeliik ve Yahudi sahisyet ve kurulusun adin saydim. "intihar bmbaxcilari cennette 72 tane buyuk goguslu huri ile sevismek icin bunu yapiyor" gorusu birkac sapik Hiristiyan veya Yahudi degil Bati'daki pek cok "saygin" papaz, rahip, haham, dini kuruluslar, politikacilarin gorsudur.
Aradaki fark bu. B fark "eh izden de ornek var" diye gecistirilemeyecegini vurgulamak cin grafik czmeye davet ettim. Oyleya yorumunuzda "nesnellik" ten bahsetmistiniz. Grafigi cizmeye gerek duymadan sadece niceliksel olarak varilcak sonucu kabul etmenize sevindim. Ama "cevir kazi yanmasin" hesabi "onlardan Hiristiyan dunyasi sorumlu degil" argumanniniz da nesnellik testini gecmiyor malesef. Madem nesnellikten soz ettiniz bun dustur yapalim.
Dige ilmekte Suat Bey;in naklettigi ateist Yahudu yazar'in maklalesini bir daha okumaniz tavsiye ederim. Altina imzam atiyor , goruslerini kendimin addediyorum.
Islam'da savas hukuku ve tarihi verilerden bircogunu muhtelif yorumcular verdiler. Ilave yapmaya gerek yok. Neticede Batililain "muhallebinin ibati yenildiginde ortaya cikar" sozu belirleyicidir. Eger Yahidiler tarihleri boyunca kendilerini "ustun irk" otekileri (goyim) asagi yaratiklar olrak telakii etmeselerdi Yahudi teolojisinden buna destek cikrmamiz gerekli olmaz idi. Yani uygulama belirleyicidir. Islam tarihinin Judeo-Hiristiyan tarihi ile kiyaslandiginda aradaki farkiin siyah ve beyaz kadar berrak olmasi "islam hukukunda" neye cevaz verilip verilmeduig hususunun incelenmesin "moot" (manasiz) birakiyor. Yapilanlar ortda, tarih ortada, sizin de kabul ettginiz gibi. Muslumanlar tarihleri boyunca sivillere dokunmadilar ise, herhalde bunun Islam ile bir alaksi olmali. Basit mantik. Judeo-Hiristiyanlar'in yaptiklari da kendi "dini kimlikleri" ile alakali olmali.
Son Lubnan katliamlari sirasinda Nasrallah'in Hizbullah'i elindeki gudumsuz "kor fuzeleer" ile Israil tarafinda sadece askeri hedeflee ulasabilmey basarmistir (irail tarafinda olen 100 kusur kisinin ezici cogunlugu askerdir). Bunu 20 kusur yil Israil_Lubnan sinirinda gozlemcilik yapan emekli Turk generali teyid etti. Ote yandan elinde Amerika'nin elinde dahi bunulunmayan "precision" (kesin isabet) teknolojisi bulunn Israil hep "yanlislikla" sivilleri katletti. Gazeteciler, Bm gozlemicileri cabasi... Eh bu kadar veriden bir onuc cikrabilir herhalde herhangibir "nesnel" gozlemci.
Gunes balcikla sivanmaz Baris Bey.
Bu soylediklerimi "sizde sunu yapmadinizmi", "ganimet noolcak" vb. diyenlerin hepsi icindir. Trafik kurali ihlali ile cinyayeti birbirine karsitirmak, kasitli demagoji degilse yurekler acisi bir muhakeme yoksunlugudur.
Dostlukla
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 19, 2007 5:52 PM
Sayın Akyol,
12 Şubat 2007 de "ADIYAMAN'DA BUGÜN" İSİMLİ YEREL GAZETEDE YAYINLANAN SAYIN KAZIM YARDIMCI'NIN YAZMIŞ OLDUĞU "TÜRKİYEDEKİ ALEVİLİK" konulu yazı ses getirdi. Yazarın ayrıca varliktanveriler.com da da yer alan bu konudaki görüşlerinin bir bölümü aşağıdadır.
(Alevilik konusunda 13. Abant Platformu Toplantısında yapılan açıklamaları dikkatlerinize sunarım. bu konudaki yorumları 19.3.2007 tarihli Zaman gazetesinden okuyabilirsiniz. )
http://www.varliktanveriler.com/turkish/mod.php?mod=userpage&menu=69949&page_id=223
TÜRKİYEDEKİ ALEVİLİK........................Türkiye’deki Alevilerin aslı on iki imamcılık yani Caferilik iken neden sonra Bektaşi tarikatına girdiler? Ve “NEDEN BİZ ALEVİYİZ” dediler?
Nedeni derindir ve siyasidir. Şöyle ki;
Selçukluların son zamanlarında Dede İshak’ın önderliğinde, Türkmen Şii başkaldırısını bazılarınca isyanını kim başlattı. Bu hareketin ardında hiç kimse İran Şii devletinin parmağı yok diyemez. Dede İshak Hacı Bektaşın’da arkadaşı ve hocası veya Şeyhi idi. Ancak sonra Hacı Bektaş, İshak Dede’yi terk etti. Selçuklu beylerinin takibatından kurtulmak için eskiden küçücük bir köy olan şehirlerden uzak, ıssız bir köye çekildi. (halen Hacıbektaş ilçesi) ve orada tasavvuf sohbetleri yaptı, tıpkı Yunus Emre gibi. Yani eylemci değildi. Eylemden uzak kendini Tanrıya adamış bir sufi idi. Sonra onun adına Bektaşi tarikatı kurumlaştırıldı. Pir-şeyh Hacıbektaşi Veli denildi. Tarikatın piri kabul edildi.
Aslında Bektaşilik bir Osmanlı tarikatıdır. 2.Murat dahil bir çok padişahlar da Bektaşi tarikatına mensuptur. Yani Bektaşilik tarikattır. Tasavvufculuktur, kitapları meydandadır. (Velayetname ve Menakib) Selçuklular zamanında, Dede İshak taraftarları kılıçtan geçirilmiş sürekli takibat altına alınmışlardır. Bektaşiler, Osmanlılar zamanında ise genellikle rahat yaşamışlar ve Bektaşi tarikatına yanaşmışlardır. Ancak Sultan Selim, Abbasilerden o sahte hilafeti alıp kendini Halife-i Resulullah ilan edince Şah İsmaile’de kızgınlığından, mezhebi tek kılmak istemiş Hoca-i Sultan namındaki Tacitevarihin(Kültür Bakanlığı Yayınlarından) yazarı Hoca Nasruddinin verdiği bir fetva ile Osmanlı topraklarında Hanefilikten başka mezhepleri yasaklamış bunun üzerine çıkan olaylarda on binlerce Türkmen Şii Caferiler kırılmıştır. Kuyucu Murad’a niçin “kuyucu” dendiğini bilmeyen Tarihçi yoktur. Sonra şafilik serbest bırakılmış ama resmi mezhep Abbasilerden beri hep Hanefi mezhebidir(Osmanlıda böyledir) Şah İsmail de İranda Sünni halkı kırmıştır. Selim de İsmail de Türk kökenlidir. İki si de Türktür. Savaşlarının gayesi cihangirlikdir. Sünnilik ve Şiilik her ikisi tarafından kullanılmıştır.
İşte bu olaylardan sonra Türkmen Caferiler, şehirleri terk etmiş dağlara çekilmişlerdir. Şii Caferi olan Dadaloğlu’nun: “Ferman padişahınsa dağlar bizimdir “ dizeleri meşhurdur. Dağlara çekilince ne olmuştur? Bektaşi Babagan sınıfından uzaklaşılmış Bektaşi Dedegan sistemi kurulmuştur. Yüzyıllarca o dağlarda mektep medreseden (Caferi medreselerinden ve öğretisinden) mahrum olmuşlardır . Artık dağlarda ne Caferi camileri ne de Caferi medreseleri vardır. Yüzyıllarca ve halende bir çoğu dağ köylerindedirler, yeni yeni kentleşmektedirler. Cem evleri gereksinimleri de bu kentleşmeden doğmuştur. Çünkü eskiden hep Bektaşi dedelerinin denetiminde köy evlerinde cem ayini yaparlardı. İşte bu şekilde kendi ana kaynakları olan ve ilmi bir içtihad olan Caferi öğretisini de unutmuşlardır. Bu gün hangi alevi kardeşimize Ehli Beyte yemin ettirerek sorsan “ Ben Caferiyim“ der, der ama ilmi bir içtihat olan Caferiliğin itikat ilkelerini sorsan bilmez. ..
Peki dağdaki on iki imamcı kardeşlerimiz ne duruma düşmüştür? Kendi atalarının mezhebi olan Caferi kültüründen mahrum olunca ehli sünnet mezheplerinin dışındaki bütün fikirlere açık olmuşlar ve onlardan esinlenmişlerdir. Örneğin, bugünkü Alevi kardeşlerimiz şeriatı inkar etmezler. Pir sultanın da şeriatı kabul eden, bir Caferi alim ve şair olduğunu bilirler. 4 kapı 40 makamı hakikat bilirler. “Şeriat, tarikat marifet ve hakikat haktır” derler. Ancak şeriatı Caferiler ve Hanefiler gibi zahiren değil de batinen yorumlarlar. Tasavvufcular da dini zahir, batın kabul edip batini yorum da getirirler. Alevi kardeşlerimiz işte bu tasavvufi batın yorumu ile bir yerde İsmaili Şii mezhebinin batıni yorumu arasında bir batıni görüşü kabul ederler ” Alevilik İslamidir. En büyük Müslüman ve Muhammedi, Şahı Velayet Hazreti Ali Veliyullahtır” derler. Bunu materyalizme kaymamış bütün aleviler kabul ederler. Niçin Bektaşiliğin dedegan sistemini kabul ettiklerini yeterince anlattım.
Zira Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin ve Yunus Hazretlerinin asla İran Caferi mezhebinden olmadıkları sabittir. Yukarıda değindim, o bir Osmanlı tarikatı olan Bektaşiliğe sığınmadır. Peki nediye kendilerini ayrıca alevi diye nitelediler. Bunun iki açıklaması vardır. Birisi tasavvufi birisi de zaruri. Önce zaruri olanı açıklıyorum.
Sultan Selim, Şah İsmail’e kızıp mezhepleri teke indirip Hanefilikden başkasını (Caferliği- Şiiliği) yasaklayınca “Caferiyim, Şiiyim demek” Osmanlı devletince suç sayılıp yasak olunca, çok zeki olan Alevi kardeşlerimiz “Biz Aleviyiz biz Kızılbaşız” dediler, dayaktan kurtuldular. Çünkü bizzat Sultan Selim’de “Ben Aleviyim” derdi. Haydari bıyık bırakırdı. Hatta bugün dahi siyasilerimizin bir kısmı ve Sünni bilginlerinin bir kısmı “ Bizde aleviyiz. Biz de Hz.Ali’ye bağlıyız. Onu çok severiz. “Hepimiz aleviyiz” derler. Hatta Saidi Nursi Efendi de “Ben Keremeti Aleviye'ye Mazharım” demiştir. Fethullah Gülen Hoca da defatla icap edince “Ben de Aleviyim” demekten çekinmemiştir.
............DEVAM EDİYOR.
Yazan: Ekin Tarih: March 19, 2007 5:53 PM
Sayın Akyol'un yazısının ana temasını özetlemiştim "İslam'da taciz,saldırı, haksız savaş, vb.. yoktur, bunları yapanların islamla verisel olarak bağı yoktur"
Ancak, yanlışlar tabii ki olmuştur. Ama bunlar adı üstünde yanlışlardır. Biz "islam-müslümanlık" hakkında konusuyorsak, muhatabımız islamdır ve Kuran'dır. O yüzden Ahmet Bey'e muhatabının İslam ise, Kuran,,, Saddam ise saddamın kişiliği olduğunu hatırlatacağım. Ama mantık şu;
1. Saddam müslüman.
2. Saddam haksız yere adam öldürdü.
3. O halde müslümanlık haksız yere adam öldürmeyi tavsiye ediyor.
Böyle mantık olmaz. Böyle konuşmakla bir yere varamazsınız. Saddam müslüman olabilir, ama müslümanlığa aykırı davranışları olmuştur. Sen eğer müslümanlığa "uygun" olduğunda iddia ediyorsan, bu konjukturu İslami kaynaklarda göstermen gerekir.
İkinci olarak, Haydar bey;
Siz de aynı hatayı işliyorsunuz. Akyol'un yazısıyla çelişiyor gibisiniz, tabii buna ben karar veremem. Diyorsunuz ki, İslam (devletleri) tarihinde de çok kıyımlar, köle ticareti, akıtılan kanlar vb.. olmuş..
Olmuşsa(ki olmuştur) bunlar kişilerin hatalarıdır, İslami dayanakları yoktur. Doğu (yani biz) suçlu olabiliriz, tarihimiz ve dedelerimiz de suçlu olabilir, ama kavramsal olarak İslam suçlu değildir.
Bekir Bey ise yangına körükle gitmiş. Tarihteki kıyımları toplayıp alt alta yazın, ve sonucu tahlil edin diyorsunuz. Ama haklılık-haksızlık sayıyla ölçülmez ki. İslam devletleri tarihinde 10x, Hristiyan devletleri tarihinde 100x kıyım olsun, bu "islam'da vahşetin olmadığını" mı kanıtlar? Azlık çokluk ve zaman süreci, bir din içerisinde bulunan kuralları tarif edemez. 10 kişi öldürmüş bir katil ile 100 kişi öldürmüş bir katili kıyaslayarak biz 10 kişi öldürmüş katili aklayamayız. Siz burada daha da ileri giterek bilinç altından "islam kültürü"nü baz alıyorsunuz, ve islam'ı savunmaya çalışıyorsunuz. İslam zamanla ve miktarla savunulmaz, İslamdan konuşuyorsak, kaynaklar pırıl pırıl ortada, muhatabımız Kuran olmalıdır, insanların ne kadar öldürdükleri değil.
Bir de İncil ayetlerini yazan Deniz (Bey/Hanım?) var,şöyle diyor;
"Matta-23/9
--yeryüzünde kimseye baba demeyin.çünki tek babanız var..o da göksel babadır..
daha ne desin İsa(as)..
İsa'ya havarilerinin Tanrının oğlu demeleri,İsa'nın da rabbine babam demesi isa'nın Tanrı olduğu anlamına gelmezki.."
Kuran'ı okuyorsanız, Kuran'da çoğu yerde Hristiyanlar "baba" ve tanrıya oğul isnad etmeleri nedeniyle kınanır. Yani mecazi bir durumun olmadığını söylüyor Kuran, açıkça "baba-oğul" sıfatlarını lanetliyor. Siz her ne kadar "anlamına gelmez ki" iyimserliğini gösterseniz de (hatta böyle hristiyanlar da var) kavramsal olarak yazılan budur. Hristiyanlık lastik gibi bir din. Herkes kendine göre yorumluyor, bugünkü hristiyanlar belki hz. İsa'yı tanrı olarak, veya oğul olarak görmüyor ama geçmişte böyle gören kitleler vardı, bugün sayıları az olsa da var, ve gelecekte de olacak. Bu konuda iyimserlik göstermemeliyiz, Tanrı konusu apaçık olmalıdır, onun özel kavramı vardır, özel KAVRAMı (tanrı,yaratıcı) varken, neden hala "baba", hz.peygamber'e de "oğul" deniyor. Bunlar mecazi dahi olsa kullanılmaması gereken şeyler ki temelinde ve kastında zaten mecazilik yoktur. Babalar gibi Platon felsefesi vardır.
Yazan: tahsin tepecik Tarih: March 19, 2007 7:45 PM
Beagle
sizin sanki Mustafa Akyol Beyle şahsi bir sorununuz var gibi..bana öyle bir elektrik geçti..
Mustafa Bey İslam medeniyetinde de katliamlar olmuştur diyor siz Mustafa Bey bunları söylememiş gibi davranıyorsunuz..Mustafa Bey zaten size cevap vermiş..heyecanla beklemenize gerek yok..
---------------------------------------------
Hemen her medeniyetinki gibi İslam’ın da tarihinde karanlık şiddet sayfaları vardır. MA..
--------------------------------------
Mustafa Beye kızmak için bahane arıyormuşsunuz gibi geldi..gerek yok bunlara..
Bir önceki yazıda Moğollarla ilgili bir sergiye ve Moğolların kıtalar ve kültürler arası kurduğu bağa vurgu yapılmış ve karanlık sayfalarına da bakalım denmiş..ne var bunda..
Moğolların karanlık sayfaları sizi niye bu kadar incitiyor??..ABD'nin,İsrailin karanlık sayfalarıyla Moğollarınkini aynı kefeye koyabilirsiniz..teknoloji farkı var sadece..
ABD'ye de katliam yapıyor diye aşırı yüklenmeyin derim..insanlığa katkıları da var çünki..eleştirdiğiniz şeyi sizde ABD söz konusu olduğunda yapıyorsunuz..
konuyu çok dağıttınız bence.
moğollar ve haçlıların yaptığı barbarlıkları dile getirmek bir ulusu veya dini hedef almak değildir...İslam adına birilerinin yaptığı barbarlıkları ben savunma gereği duymuyorum..sizde daha sakin olun lütfen..
Yazan: deniz Tarih: March 19, 2007 8:05 PM
Moğollar'ı tanımıyorusunuz herhalde Sayın Beagle. Katliam yapmada dünya tarihinde rakibi olamaz. Hristiyanlar'ı geçer. (Fakat, bu katliamların İslam karşıtlığıyla ilgisi yoktur.) Moğolistan dışındaki Moğollar Türkleşmiş ve İslamlaşmış, zamanla.
Semerkant katliamı okuyun, dehşete düşersiniz. Kent Cengiz'e isyan etmiş ve kentte herkes katledilmiştir. Ürgenç'te bir tek ev yıkılmadan kalmamıştır. Türk boyları Moğol katliamları nedeniyle Anadolu'ya kaçmış, Anadolu Türkleşmiştir. Bağdat'ta kütüphaneler yıkılmış, insanlar katledilmiştir. Medeniyet olarak İslam dünyasının çok çok gerisindedir. Onun için Macaristan'dan Çin'e, Çinhindi'den Rusya'ya, devasa imparatorluk 100 yıl bile dayanamamıştır.
Yazan: Burak Bey Tarih: March 19, 2007 8:49 PM
"Cengiz Han’dan bile beter vahşet uygulanmadı mı diyorsunuz?" Okuyun Cengiz'i görürsünüz, insanlık tarihinde böyle bir katliam olamaz. Ürgenç haritadan silinmiş, mesela. Herşeyi yıkmışlar, toprak yığınına dönmüş.
Yazan: Burak Bey Tarih: March 19, 2007 8:52 PM
Tahsin Bey,
Bir yanlislik yapmissiniz heralde... baskasinin yazdiklarini bana yuklemeyin lutfen.
***
Suat Bey,
Arastimaniz icin pesinen tesekkurler.
Yazan: Haydar Tarih: March 19, 2007 10:04 PM
Haydar Bey özür dilerim, yazılanlar ard arda olunca yanlış satıra bakmışım. Yazıdaki "Haydar Bey", "Barış Bey" ile karışmıştır, doğrusu "Barış" beydir. duyurulur.
Yazan: tahsin Tarih: March 19, 2007 10:58 PM
Deniz Bey/Hanım,
Benim mustafa Akyol ile kesinlikle kişisel bir problemim olamaz, aramızda bir borç ilişkisi yok ne de olsa(!), ama düşün olarak çok ciddi bir problemim var, zaten bu nedenle ona yorum yazıyorum, iletiler yoluyla mustafa Akyol la yaşadıklarım emin olun bu sitedeki yorumlardan çok daha kötü durumlarda.
Neyse, size olan cevabıma gelince;
Evet, aynen mustafa Akyol gibi zaten ilk yorumumda ben de söyledim, bu dünyada ve tarihte suçsuz kimse yok. Ama benim itirazım buna değildi, benim asıl itirazım kimsenin kendi hesabını vermeden başka uluslara suçlama yapılması idi. Buraya kadar bir itirazınız var mı? Bence asıl önemli tartışılması gereken bu. Aksi halde daha önce söylediğim gibi kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. Ama lütfen, TAŞI İLK ELİ EN TEMİZ OLAN ATSIN.
Tabii mustafa Akyol diyor ki şiddet İslam tarihinde de var, ama bu İslam hukuku ile bağdaşmıyor diyor, aslında bu noktada da kimi itirazlarım olacak ama, asıl şunu görmek gerek herşeyden önce, hani mustafa Akyol un bize göstermediği şu olguyu: Cengiz Han da zaten bu vahşeti bir Moğol hukukuna göre yapmadı. Ama gelin görün ki Mustafa Akyol İslam’daki şiddet ile İslam’ı bir güzel ayırırken, neden aynısını Cengiz Han ile Moğol Ulusuna yapmadı? İşte benim rahatsızlığım bu, bir millete barbar denmesi? Buna da bir itirazınız var mı?
Burak Bey;
Moğolları tabiki de tanıyorum, ayrıca sizin tanıdığınız kesinlik kazanmış bir olgu imiş gibi de konuşmayın lütfen. Size itirazım net, eğer dünyada vahşet konusunda bir sıralama yapılsa – ki tabiki bunu nicelik taşıyan bir değerde yapmak imkansız gibi, o nedenle önermeler öznel olmak zorunda kalacak biraz – bence hiç kimse bu konuda Batı Medeniyetini geçemez. Cengiz Han ın yaptıkları bir ömür ile sınırlanabilir, ya da tüm Moğol Ulusunun ki bir kaç güçlü Moğol iktidarı ile sınırlanabilir. Üstelik o çağların insani değerleri ile kıyaslandığında bu durum, günümüz şiddet olaylarından daha da hafif kalacaktır.
Batıya baktığımızda ise zevk için insan öldüren ve bunu çocuk çocuk izleyen Romalıları mı söyleyeyim? Ortaçağ karanlığında engizisyon mahkemelerin işlemlerini mi anlatayım? İşkence üzerine bir kitapda işkence araştıran insanlar dünyanın en vahşi işkencesi olarak çizme işkencesini söylerler, öğrenmek isteyenlere ileti olarak anlatabilirim. O kadar ağır bir işkence ki bu işkenceyi izleyecek olan rahipler bile sıra ile seçilirlermiş, çünkü izlemeye bile dayanamazlarmış. Hele hele bir de kolonileşme ve sömürge yılları, bugün batıda yaşayan ve yüzyıllardır orada olan her zencinin sormaya hakkı olduğu ve sizin de bildiğiniz bir hesabı var. Ya bütün Amerika kıtası, ‘Misyon’ filmini mutlaka izleyin, bırakın şiddeti İspanyollar İnkalara insane bile demedi yüzyıllarca.
Herşeyi geçelim, bu yüzyılın bir hesabını çıkaralım, hem de sadece 21. yüzyılın, sadece 7 yılını yaşadığımız bu yüzyılın, işte size son örnek: Irak’ta ölen sivil sayısı 650 bini geçti. Aradaki yüzyıllarca ilerleyen insani değerleri de kıyaslamanın içine katmayı unutmayın lütfen. Üsteli bu sadece 4 yılın hesabı.
İşte benim Batıyı suçlarken ortaya koyduğum en net ve öncül dayanaklar bunlar.
Beagle
makorykos@yahoo.com
Yazan: Beagle Tarih: March 20, 2007 11:34 AM
Sayın AKYOL "Bazı Müslümanlar cihadın sadece “savunma savaşı” anlamına geldiğini savunular ve ben de öyle anlaşılması gerektiğini düşünüyorum." demiş. Bende aynen bu tespite katılmak istiyorum. Fakat sanırım osmanlı imp.'luğu pekte bunu böyle algılayamamış hatta bir cihan devleti olma konusunda okadar ileri gitmiştirki kardeş katlini bile vacip görebilmiştir. Ben gerçekten peygamberin övgüsünü almış bir devletin islam dini adına girdiği bu çelişkiyi anlayamıyorum... Acaba meleklerde "yeryüzünde kan dökecek bir halife mi yaratacaksın" derken bunu anlayamamıştı. Birde peygamber efendimizin istanbul'un fethi ile ilgili söyledikleri acaba islamda cihadın fetih yönünede mi vurgu yapıyordu? Sayın AKYOL bu konuda bizi aydınlatırsanız çok sevinirim. Saygılarımla...
Yazan: Oğuz Tarih: March 20, 2007 2:25 PM
ben şöyle ciddi savaşlara baktığım zaman
mute,tebuk,mekkenin fethi(sadece iki kişi şehit olmuştur),bedir,hendek,uhud,hayber bunların hepsinde karşı tarafın tacizini görüyorum eğer örnek olarak alınması gerekenler bunlarasa durum bu islam gerçekten barış dini kaç kere dile getirdim laiklikten daha fazla insan hakkını barındıran medine vesikasına bir bakın bakalım
ne göreceksiniz eğerki şeytan ve dostları yeryüzünde islamın rahat bir şekilde insanlığa ulaşamsına izin verseydi diğer savaşlarda olmazdı
kanımca ama hak batıl mücadelesi her zaman olacak taki kıyamete kadar, bunu kabul edemeyenler ancak
ata istlerdir.yannış uygulamaları ise kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz.
Yazan: mikail Tarih: March 20, 2007 4:32 PM
tahsin tepecik bey ! benim mustafa akyolun yazdığı yazıya yazdığım mütevazi (bir kaç kelimelik) eleştiriye cevap yazmış. fakat beni anlamadığı ortada .. söylemek istediğim şu.. bu konuları (islamda ne var, ne yok) çevremde de bir çok arkadaşım ile konuşuyorum. mustafa beyin eğilimi aslında çok genel bir eğilim, yeni birşey değil.. yani günümüz koşulları açısından islamın içindeki olumsuz özelliklerin islamla alakası yoktur ve onlar "bidat" (İslam dininde Hz. Muhammed zamanından sonra ortaya çıkan değişik yargılar ve ilkeler. tdk sözlüğü) olarak ele alınmalıdır. bense hayır diyorum bunların hepsi islama aittir ve hepsiyle dürüstçe hesaplaşılmalıdır. mustafa beyin bu eğilimi islamiyeti sadece kuran'da yazanlara indirgeyen, onun kültürel boyutunu, yüzyıllar boyu çeşitli toplulukların alışkanlıkları ile getirdiklerini yadsıyan , yok sayan bir anlayıştır ve sakattır.. çünkü kuran 600'lü yıllara ilişkindir. bütün bunlar ele alınmalıdır çünkü
zaten islamiyet 600'lü yılların arap toplumunun ve devletinin yaşam şartlarına çeki düzen vermenin siyasetidir aslında. ve biz 2000'li yılları yaşarken o çağa ait olan bir anlayışın günümüz koşullarında bazı zorluklarla karşılaşacağı açıktır.. işte günümüze cevap vermeyen bu yapısı nedeniyle islamiyette olumsuz olan şeyleri bidat olarak görme eğilimi var.. bu bana ahlaki gelmiyor. halbuki biz şunu söylemeliyiz... kuran 600'lü yılların arap toplumuna gelmiştir ve gerçekten arap toplumunun o zamanki yaşam biçimlerini belirtir... halbuki bugün gelinen noktada artık islamdaki bir çok şeyin savunulması ve anlaşılması zordur. bu konuda açıklayıcı olması itibariyle ve affınıza sığınarak bir olay anlatacağım! bir arkadaşım kelime-i şahade getirmeyenin cennete giremeyeceğini söylüyor. peki islamdan haberi olmayanlar ne olacak dedim.. olur mu islamiyet çıktığında hz. muhammed her tarafa elçi gönderdi dedi. iyi de o zaman keşfedilmemiş olan ve çok ileri bir medeniyet yarakan Amerika kıtasındaki mayalar, aztekler ne olacak, onlar o tarihlerde varlardı ve islamiyetten haberleri yoktu, diyence. bir noktadan (spermden bahsediyor) insanı yaratan allah onu da düşünmüştür dedi..
işte benim karşı çıktığım şey bu ... islamiyeti hala çok cahilce savunuyor bir çok arkadaş.. buna bir çözüm bulmak lazım... benim önerim ise şu: sadece islamiyetin değil diğer bütün dinlerin biçimsel özelliklerinden kurtulmamız lazım.. dinlerin özü itabiriyle ele alınıp , yaşanılması lazım.. demek istediğim şu: siz hiç hırsızlık iyi birşeydir diyen papaz duydunuz mu? ya da yalan söylemeyi salık veren bir haham? işte bütün dinlerin özleri iyi insan yaratmaya yöneliktir. bundan gerisi biçimsel farklılıklardır ve bence önemi de yoktur. önemli olan ve iyi , ahlaklı insan olmayı öğütleyen özdür...
Yazan: ahmet Tarih: March 20, 2007 6:26 PM
Yorumlardan Ahmet adlı kişiye cevaben:
Türkiye Türklerindir sözü ne kadar şey anlatıyorsa sizde o kadarını görüyorsunuz. Sizin dediğiniz işi zaten yahudiler yapıyor; Milli din yahudilik. bir tek yahudiler yahudi olabiliyor. isteseniz de olamıyorsunuz.(çok şükür) Ancak çok isterseniz yehova şahidi olabilirsiniz(!). Bu millileştirilmiş bir dindir. Yüce Allah sadece araplara ve o dönemdeki insanlara mesaj göndermiş olsaydı şu an size bu açıklamayı dahi yazmam gerekmiyor olurdu. Bir kanadalının bulduğu ilaç sadece kanadalıya mı aittir? sadece kanada hastalarına mı iyi gelir? sadece kanada bölgesinde sadece bulduğu yıllarda mı işe yarar? bu tanımın daha zengin ifadesini ortaya koyabilecek kadar kadar vaktim olsaydı keşke. Sadece iyi insan olmak mıdır dinlerin özü. Bu kadarını mı algılamalı insanoğlu dinlerden? Kur'an Evrensel bir metindir. Zamandan ötededir. Zamanı yaratan Allah'ın kelamıdır. Kıyamete kadar sabittir. Maalesef böyle düşünceler yüzünden bugün İncil'in, Tevrat'ın ne kadarının doğru olduğunu bilemiyoruz. Güne uyarlama! sen ben yazmadık ki bu eseri günümüze uyarlayalım. Bir arabadan en iyi arabayı yapan kişi anladığı gibi, insanı da ancak insan yapan en iyi anlar ve ihtiyacatını buna göre verir. Ve vermiştir sonsuz şükürler olsun.
Ayrıca Deniz adlı kişinin önceki mesajlarında "Baba-Oğul" konularını tehlikeli biçimde yanlış aktardığını öncelikle kendisine belirtmek isterim. Zira ince değil çok kalın bir çizgi ile bu konu ayrılır. Üçleme usulündeki hristiyan dini maalesef bugün peygamberi olmayan bir din gibidir. Hz. İsa Haşa tanrılaştırılmıştır.
makaryos beagle adlı kişiden de moğol hukukunu rica etsek? aklım almıyor doğrusu. moğol kurucusu cengiz han! yani katliamları yapanın takendisiyken hangi hukuktan bahsedeceksiniz? Onlar hangi hukuğa uymadılar? cengiz han kendi yazdığı hukuğa mı uymadı?
İslam'ın biricik örneği efendimizin hukuğunu göz ardı edenleri, etmeyenlerle aynı kefeye koymak zalimliktir.
Son olarak Mustafa Akyol'un cümlelerinden birinde de acaba şöyle bir tashih gerekmez mi diyerek sözümü noktalıyorum.
Hemen her medeniyetin tarihinde olduğu gibi İslam’ın tarihinde de şiddet vardır.
yerine
Hemen her medeniyetin tarihinde olduğu gibi İslam'ı kabul etmiş medeniyetlerin tarihinde de hukuku aştıklarından şiddet vardır.
(daha iyisi bile yazılabilir)
Yazan: cem sunbul Tarih: March 20, 2007 8:09 PM
ahmet bey anlamadım şimdi iyi ahlak çizgisini sizin önerinizlemi yoksa neresinin bozulduğunu bilmediğimiz fesh edilmiş diğer dinlerlemi belirleyeceğiz güzel ahlak sahibi nasıl olacağız yoksa size vahiy mi geliyorda bu kadar kolay bu konulara hüküm verebiliyorsunuz ayrıca islamı anlamaktan bahsediyorsunuz ( sizi biraz önyargılı görüyorum)
zaten anlamaya çalışmamız emrediliyor ama siz eğer
bu hüküm bize uygun olmayabilir gibi bir önyargıyla yaklaşım,
sizi doğru sonuçlara ulaştırmaz. verdiğiniz örnekte yannış çünkü zaten o hüküm islamı duyan yada bilenler için geçerlidir.
Yazan: mikail Tarih: March 20, 2007 8:55 PM
Benim İsa Mesih konusundaki yorumlarımda tehlike görüp beni uyaran kardeşlerime teşekkürler öncelikle..iyi niyetlerinden dolayı..
fakat ben yorumumda bir tehlike görmüyorum..İslam Allah'a oğul isnat etmeyi şiddetle tenkid eder..
Allah'ın hiçbir şekilde ortağı olmadığını kabul ediyoruz..
İsa Mesih'in Rabbine baba kelimesini sultanım,efendim anlamlarında kendi döneminde kullanmış olabileceğini düşünüyorum...
mecazi anlamından zaman içinde saptırılmış kanaatindeyim..korkacak birşey yok bence.
Yazan: deniz Tarih: March 20, 2007 9:36 PM
Mustafa Bey
siz bir millete topyekün barbar mı diyorsunuuuuz???
Yazan: deniz Tarih: March 20, 2007 9:39 PM
Benim anliyamadigim nokta neden bir gorus elestirildigi zaman ya da ona karsi yorumlar yazildigi zaman yorumculara dusman olarak hitab ediliyor. Dusman cok agir ve sert bir kelime degilmi sizce? Ben sizden farkli dusunuyorum diye de kendimi hicbir seyin dusmani hissetmiyorum. Sadece butun gerceklere deginilmesi gerektigini savunuyorum.
Sayin Akyol Cengiz Han'in sadece kana susamis bir vahsi olarak gosterip, islam devletlerini savaslarda masum insanlari oldurmeyip ve halkin ozellikle din ve diger haklarina dokunulmadigini, din adina katliamlar olmadigini soylerseniz burada gercekleri saptirmis olursunuz derim.
Boyle bir iddiada bulunurken yani Cengiz Han'i gozunu kan burumus bir vahsi olarak goserirken, savundugunuz tarafin kesinlikle lekesiz olmasi gerekir. Ama ne yazikki bu boyle degildir ve dolayisi ile yukaridaki yorumunuz da gerceklerden cok uzaktir...
Mustafa Bey Ozellikle Allah adina savasilmasini emreden ve Cihadin da savunma savasi olmadigini acikca belirten Kuranda bircok ayet vardir. Muslumanlarin bu ayetlere bagli kalarak yaptiklari vahsetleri "normal" ve "uygun" gormeleri tabiiki dogaldir. Ya da isgal ettikleri topraklari yagmalayip topladiklari ganimetlerin onlara helal odugu, isgal ettikleri topraklardaki kadinlarin cariye, cocuklarin kole olarak satilmasi, bunlar hepsi kurana uygundur. Sizin vermis oldugunuz ayetten devam ediyorum.
bakara191. Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
Enfal /.39. Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! (Inkâra) son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.
Yani burada da Islamiyette zorlama olmadigi acikca goruluyor.
Tevbe /73. Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir!
9.Tevbe / 41. (Ey müminler!) Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Tevbe/29. Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.
buradaki ayette goruldugu gibi islamiyetin kabulu icin savasilacak eger bu yapilamazsa kafirler vergilere tabii tutulacak, tabii vergisini odeyemezse de ne olacagini tahmin etmeye hic gerek yok... baska dinlere ve milletlere oldukca saygili...
5.Maide /35. Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
Allah yolunda cihad edilirse mukaffat bile teklif edilmiyormu, bu siddete tesvik etmek yani Allah adina savasmak degilmidir?
47. Muhammed / 4. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz.
Burada da goruldugu gibi kafirlere pek hak taninmiyor, yani Mustafa Bey sizin bahsetmis oldugunuz gibi islamiyet disinda bir dine mensub olanlarin hic sansi yok.
Bunun gibi ayetler ve karsiliginda sunulan mukaffaatlar tabiiki Islamiyette yapilan siddetleri normal kilar, cunku bu ayetlere dayanarak Islamiyete karsi yanlis birsey yoktur.
Allah icin savasilmaz, Allaha inanilir, ibadet edilir.
Yazan: gunka Tarih: March 20, 2007 9:42 PM
Beagle
güzel güzel geçinin..bizim görmediğimiz yerlerde yaramazlık yapmayın.:)
Mustafa Akyol'da bu toprakların çocuğu sonuçta..
Mustafa Beyden ılımlısı zor bulunur..melek gibi:)
kızmayın fazla canım..burdaki yazılarla dünya ne batar ne de çıkar..takılıyoruz işte.
güzel geçinelim..Mustafa Bey sizde daha dikkatli yazın..bazen aceleye geliyor yazılar sanıyorum..ama okuyucularınız çok dikkatli..kaçırmıyorlar birşeyi..
hadi güzel güzel geçinin..göreyim sizi:)
Yazan: deniz Tarih: March 20, 2007 10:25 PM
şunu anlayabilirsek sanırım problem çözülmüş olur: (mealen söylüyorum)
MÜSLÜMANIN HER SIFATININ MÜSLÜMAN SIFATI OLAMAYABİLECEĞİ GİBİ, KARİFİN HER SIFATININ DA KÜFÜR SIFATI OLMASI GEREKMEZ.
Yazan: mertttt Tarih: March 21, 2007 11:44 AM
cem Sunbul,
Moğol hukukunu rica etmişsiniz , size biraz bir şeyler sunacağım, ama siz asıl demeye çalıştığım, vurguladığım noktayı atlamışsınız, Moğollar belirli bir hukuka göre şiddet yapmış gibi, Cengiz Han yerine bir ulusa barbar demek son derece insafsız kalıyor. Yani başkaları İslam adına şiddet yapınca nasıl burada İslam ile eylem sahiplerini ayırt ediyorsak, aynı şeyi Cengiz Han konusunda da yapmalıyız, yani tutup da tüm bunları tüm Moğollara yayarak, bir ulusa barbar demek kadar aciz ve çirkin bir yakıştırma göremiyorum. Buraya kadar bir itirazınız var mı? Hala vurguladığım noktayı göremedi iseniz üçüncü kez size tekrar anlatabilirim.
Gelelim Moğollar konusuna, hukuk vardır arkadaşım, siz Ortaasya medeniyetlerini biraz da başka yazarlardan okuyun, akademik yayınlara bakın görürsünüz, hala göremedi iseniz ben size ayrıca belirtmeye hazırım.
Deniz Bey/Hanım,
Benzer bir tavır içerisindesiniz, sanırım sizinle daha önce bir başka başlık altındaki tartışmamızda da beni cevapsız bırakmıştınız, sanırım kemal Karpat hakkında olandı. Ee o konu gibi bu konuda mı kapanıyor şimdi, çünkü hiçbir önermeme cevap vermemişsiniz, siz mustafa Akyol u melek bulacaksanız bulun da bana keşke bunları anlatana kadar önermelerime cevap verse ya da verebilse idiniz. kemal Karpat tartışmasındaki gibi haksız yakıştırmalarda bile bulunmamışsınız, Sivas halkı konusunu hatırlayın, üstelik lütfen daldan dala hoplamayalım, önceki tartışmamızı sonlayalım önce, ne dersiniz?
Gerçi benim ki de garip bir soru oldu, sanki bu konuda cevap vermişsiniz gibi yazmışım, oysa ki siz hiç önermelerime cevap vermemiştiniz, yine sadece yakıştırma, hem de dayanaksız cinsinden.
Üstelik burada kızan yok, üzülen var, göz göre bir ulusa barbar deniliyor, batılı yazarlardan önce hesap istemek varken, başka uluslar yargılanıyor. Ben buna kızmam Deniz Bey/Hanım. Ben buna üzülürüm, hele bir de bunu yapan sizin ifadenizdeki gibi bu toprağın çocuğu ise çok daha fazla üzülürüm, ve bu yanlışlıklara karşı mücadele veririm.
Siz başka ulusları suçlayın, şiddet tahtasına çevirin, biz de güzel güzel geçinelim.
Geçtiğimiz yıl ODTÜ’de bir Alevi sempozyumu yapılmıştı ve yaşlı bir sunucu bir hikaye anlatmıştı, arada Alevilik yazıları geçince ekleyesim geldi, ama bu hikayeyi yazmamın sebebi sadece sizin güzel güzel geçinme ifadelerinize bir cevap vermek için, diyor ki yaşlı amcamız:
Biz Alevilere diyorlar ki, gelin siz de Müslümansınız, biz de müslümanız, bırakın cemevini, gelin camiye! Yahu benim kültürüm orası cemevi, benim ibadet anlayışım orada. Ben gelecekmişim camiye kardeş kardeş olacakmışız.
OLDU, YEMİŞİM KOL KADAR KAZIĞI, SONRA KARDEŞ OLACAKMIŞIZ, YOK ÖYLE YAĞMA!
Bu sözler belki geçinmek konusunda bana uzattığınız eli neden reddeceğimi anlamanıza yeterli olacaktır.
Son olarak, nerede ne zaman ne yapacağımı öğrenecek olsam, bunu en son değil, hiçbir zaman size sormazdım Deniz Bey/Hanım.
Yazan: Beagle Tarih: March 21, 2007 12:02 PM
Burada daha once Islam dusman demagoglara hitaben “Bat'nin Islamofoblari pek te “mainsteam” bizim muadillerimiz Usame gibi radikal, marjinaller demis idim. Asagidaki haber bunu kanitlayan binlerce ornekten sadece bir tanesi: Musluman anne babadan gelip bu gozudonmus sapiklarin sozculugunu yapanlara ithaf olunur:
=====================
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 21, 2007 4:07 PM
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine.." (Nazım Hikmet)
Yukardaki sözleri okuyunca neden binlerce yıl önce bu sözler ilahi bir vahiy olarak insanlara gönderilmemiş diye hayıflanıyor insan. Demekki insanlar daha hazır değillermiş o zamanlar kardeşçe yaşamaya. Üzülmemek elde değil. Şu tartışılan konulara bak kimin vahşeti daha az kanlı. Savunmaya kalkışılması da cabası. Yapmayın arkadaşlar çok komik oluyorsunuz. Bence Mustafa Akyol bey çok hatalı bir tartışma başlattı. Bakalım bu işin içinden nasıl sıyrılacak. Vahşet dersen tabiiki dinler de karışır işin içine. Ondan sonra din'i savun bakalım savunabilirsen. Bu yüzden dinleri bu tip tartışmalardan uzak tutmak istiyorsak özellikle vahşet ve nefret gibi konulardan uzak durmak lazım.
Hülagü Tan Tarkan Tanrıöver
Yazan: Hülagü Tarih: March 21, 2007 4:10 PM
Bekir Bey,
Benimle hakikaten kişisel bir sorununuz var gibi geliyor bana. Allah'a olan inancımı ne yüzle yargılarsınız? Pek cüretkarsınız ve terbiye sınırlarını kesinlikle aşıyorsunuz ama ne de olsa dincisiniz ve dinci kesimden evrensellik değil yargılayıcı bir tutum beklemek lazım. Bu konuda bizi kesinlike hayalkırıklığına uğratmadınız. Şimdi kendi "tanımlamalardan" kurtulmanız zor olacak ama bir deneseniz... (Uyarı aşağıdaki sorular retorik, sizden bir cevap bekliyorum)
Hz. Nuh müslüman mıydı? (Sanırım cevabınız evet olacak) Peki nasıl müslüman oldu? Getirdiği kelime-i şahadet neydi?
Hz. Davut da müslümandı değil mi.
Şimdi biri Yahudi idi diğeri Yahudi/Arap ayırımı olmadan önce yaşayan bir şahıs ama ikisi müslüman.
Ya Eyüp? O da ırkı, kültürü, dili bilinmeyen bir kişi.
Hz Musa'ya indirilen kitap niye Arapça değildi?
Bu retorik sorular kendiniz için cevaplayın ve Sayın Akyol'un blog'unu kalabalik etmeyin.
Ne yazık ki siz ve sizin gibi düşünenler evrensel islamın ne anlama geldiğini bilmeyip herkese 6. yüzyılın Arap kültürünü empoze eden kişilersiniz.
Bazılarımız ise bunu geçtik.
Lütfen başkalarını yargılarken dikkatli olun yoksa kendinizi Allah'a karşı gelmiş bulursunuz.
İslam demek teslimiyet demek. Arapçada dilbilim dersine ihtiyacınız yok diye düşünüyorum ama kendi hayatını Allah'a te-islam (teslim) etmiş bir kişi mü-islam'dır (müslümandır). Ben de her sabah hayata Cenab-ı Hakk'ın güzel ismini anarak atılan ve her konuda ona boyun eğmeye (teslim etmeye) çalışan biriyim.
Sizin takıntılarınıza sahip olmayabilirim ama lütfen Allah ile kul arasına girmeye çalışmayın.
Sizin gibi insanların terbiyesizliği bu blog'u ziyaret ederek bilgilenmeye çalışan insanlara çok itici geliyordur. Size nasihatim insanları güzellikle kazanmaya çalışmak.
Benden herhangi bir cevap beklemeyin çünkü size yönelik son yazım budur.
Diğer arkadaşlardan da özür dilerim.
Yazan: barış Tarih: March 21, 2007 9:43 PM
Sayın Beagle,
Moğollar'da katliam yapma amacı diğer şehirlerde yaşayan insanları korkutmaktır, onlar da boyun eğsin diye. Moğollar'ın katliamlarında asla herhangi bir dine karşıtlık olamaz, dinlere çok saygılıdırlar, hatta Müslümanlar'ı namaz kılmaya zorlamışlardır. Sonuçta üstün İslam medeniyeti hakim gelmiş, ve Moğollar'ın anavatan dışında kalanları dışında çoğunluğu Türkleşmiştir. Medeniyet olsaydı, hiç olmazsa İslam'a geçerken Moğolca'yı tutarlardı. Moğollar'da başlangıçta töre hukuktur. (Sanırım, sonra hukuk ve diğer medeniyet unsurlarında ilerleme olmuş.)
Hristiyanlar'da ise din(islam) karşıtlığı vardır katliamlarda, siyasi amaçların yanında. Fakat, bir yandan bazı Hristiyanlar bu katliamları ta o zamanlarda kınamışlardır, Hristiyanlık bu değil diyerek. Moğollar'da ise bunu yapabilecek bir medeniyet, değer yoktur. Tabii Hristiyan'ların dehşetengiz katliamlarını biliyorum, ama Moğollar'ın katliamlarını okurken içine düştüğüm dehşet bunun çok ötesinde. (Ben burada bunları teferruatıyla anlatamıyorum (teferruatı aklımdan silinmiş) , onun için dehşeti göremiyorsunuz.) İslam'da ise genelde o devrin hukukunun dışına çıkılmaz, İstanbul yağmalanmıştır ancak latinlerin yaptığı gibi değil.
Belki 20. yüzyılda katliamlar Moğol katliamlarını geçebilir. Tabii atom bombası, uçaklar, vs. Moğollar'ın elinde yok.
Yazan: Burak Bey Tarih: March 21, 2007 10:55 PM
Kabe allah değildir.
biz kabeye kulluk etmiyoruz.
allah kabede mi oturuyor bekir bey, bombalanacak mı ?
amaerikanın bağdat arkeloloji müzesini talan etmesiyle, kabe yi hadef alabilecek hödüklere potansiyel olması arasında fark görmüyorum.
7 bin yıllık babil vazosunun kırılmasına neden oldular ? siz o gün farkına vardınız mı ?
islam dini insanları özgür bırakmıştır.
ama müslüamnlar farkında değil.
babil vazosunun kırılmasıyla, kabe aynı savaş kuralsızlığının ve barbarlığının sonucu olur.
efes harabelerini de bombalarsa ne olur ona karşı çıkar gibi karşı çıkarsanız o amerikalının hakkından gelirsiniz.
ama birileri müslmanlara, kutsalına yıkarım diye,boğaya kırmızı bez salar gibi kudurtup, bişeyler sallılıyor. ama atlayanda kabahat.
Yazan: knz Tarih: March 22, 2007 7:51 AM
Sn. Baris,
Buraya cok dinsizler, agnostikler, Ismam dusmanlari gelir. Pek coklari ile beraber calistim, okuldum, arstirma yaptim. Dolyisi ile derim oldukca kalindir.
Benim en tahammul edemedigim tipler, karsisindaki insanlar ustunde etkili olmak icin sahte kiliklara girenlerdir. Musluman olmadiginiz bu sitede ifade ettiginiz yorumlardan hicbir tereddute mahal vermeyecek cikarimim. Yoksa siz Islamdan nefret eden Muslumanmisiniz? Mine Kirikkanat ta yapar bunu Bekir Coskun da. Bir gun Islam;in en kutsallarna kufreder ertesi gun yazilari gerektirduiginde "bizim dinimiz" diye kousurlar. Oysa Murat Belge tutarli, entellektuel olurgali bir ateisttir. Medyada ateist ldugunu kendileri fade eden fakat saygi duydugum bircok ateist vardir.
Simdi butun Yuce dinlerinmensuplari Musluman sayilir ayagindan cevir kazi yanmasin operasyonunuzun basarili oldugunu sanmiyorum. Buradaki okurlarin bircogu "noktalari birlestirmiyorlar" veya o kadar veri yok ellerinde ama benim kafamda not edildi bunlar.
Maske dusurmeyi severim; maskeniz daha once dusmus idi zaten.
"Sizinle problemimin" diger bir nedeni ise Sn. Baris Dostlukla, burada tribunleri heyecanlandirmak icin, icin duygu somurusu yapmaniz. Daha once Mustafa Bey dahil bircoklarina katildiginizi soyleyerek youmlarinza baslar sonra o'nun soylediklerinin 180 derece ziddi ifadeler sIKISTIRIR IDINIZ. Simdi de bu startejiye bas vurdnuz. Ordan ekme cikmayacagini anlayionca buradaki diger yorumcular ve okurlar adina konusma hakkini kendinizde gorup "sizi itici buluyoruz" dediniz.
Hiristityan, Yahudi, putperest veya ateist kimseler arasinda da tutarli ahlaki omurga, saglam karakter sergilyenler var Sayin Baris yukrda bahsettigim gibi.
Problem musluman olmayisiniz degil; kemiksiz transvestite olusunuz.
Dostlukla
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 22, 2007 6:47 PM
sn.Beagle öncelikle bana Deniz Hanım diyebilirsiniz...burda benden başka Deniz yok görebildiğim kadarıyla.
fakat Kemal Karpat tartışmasını hatırlamıyorum..ne hakkındaydı?
ben ne kadar iyi niyetli davranıyorum siz bana nasıl cevap veriyorsunuz..nazik değil herşeyden önce..
OLDU, YEMİŞİM KOL KADAR KAZIĞI, SONRA KARDEŞ OLACAKMIŞIZ, YOK ÖYLE YAĞMA!..
bu ne demek böyle..bu yaşlı amcanın hitabı bile olsa aktarmanız gerekmez..sizin terbiye sınırlarınızıda görmüş olduk böylece..
topyekün yargılanan uluslara,dini cemaatlere(aleviler gibi) sahipleniyorsunuz da topyekün başörtülü kızlar yargılanırken neden susuyorsunuz??
Aleviler konusuna gelince ben bir Sivaslı olarak Alevilerle içiçe büyümüş biriyim..ben onlarla semah ederim hiç gocunmam..bizde ayrılık gayrılık yok..
Türkiye'de laiklik yanlış uygulandığı için Aleviler mağdur ediliyorlar..hiçkimse istemediği ibadeti yapmaya zorlanamaz..ibadet özgürlüğü Türkiye'de tamamen yerleşince alevi,sünni,kadiri,nakşi,hristiyan,yahudi,ermeni hepsi daha rahat edecek inşaallah..
özgürlüklerden yana olmanıza sevindim fakat bölücü değil birleştirici olalım..alevi,sünni cemevi cami karşıtlığına değil yakınlaşmasına hizmet edelim..
keşke alevi olsanız..inançsız olduğunuz halde insan kardeşiyiz diye elimi uzattım..alevilerle biz semah yapabiliyoruz da sizinle anlaşamıyoruz nedense..
ben alevilerin sitelerine de giriyorum..çok iyi insanlar..Ali sevdalıları..kendilerini özeleştiriye de tabii tutuyorlar..takip ettiğim yerlerde..
İmam Aliyi keşke anlayabilseniz..iki dünyanızda mamur olurdu..
ama siz nerde ne yapacağınızı biliyorsunuz tabii..bizim haddimize mi size tavsiyede bulunmak..
hoşgörünüze hayran oldum bu arada..
beni mahvettin..napacağım ben şimdi..bana fikirlerimi sormazsan..bittim ben..
yıktın beni:(
Yazan: deniz Tarih: March 22, 2007 10:48 PM
eğer kabe bombalanırsa müslümanlar yenisini yapar.
biz savaş kuralsızlığına tümden karşı koymalıyız.
mesela bebek mama fabrikasını bombalamaya hakkı var mıydı ? ama sudanda bombalanmıştı sanıyorum. ona karşı çıkıyoruz ya, onun gibi.
onu diyorum ama yine anlaşılmayacak.
Yazan: knz Tarih: March 23, 2007 1:23 AM
Burak Bey,
Moğolların katliam amacı tabiki ortadadır, Her ne pahasına olursa olsun, kendi amaçlarını gerçekleştirmek. Buna zaten itiraz eden yok, ama bakın medeniyet yok diyorsunuz, Cengiz Han yasalarından haberiniz yok ise, Orhun dilinin nasıl yaşadığı hakkında bilginiz yok ise biraz insafsızlık olmuyor mu bir ulusa medeniyetsiz demek?
Ha sorun bir tarihi özür dilemekse, bu ayrı bir konu, tabiki tartışılabilir, ama benim bahsettiğim bu değil. Bunu görebiliyorsunuz herhalde. Ayrıca asıl itirazım ise beşka milletlerin kendi hesaplarını vermeden diğer uluslara suçlamalar yapması, buna da bir itirazınız yok herhalde?
Ayrıca son yüzyıldaki katliamlar bence yine de Moğolları geçemez çünkü bu tür bir kıyaslamaya girişirsek, o çağın daha gerideki insanlık normlarını da işin içine katmalıyız, ki bu durum bence Batı medeniyetinin aleyhine bir sonuç çıkartmaya yetecektir.
Herhalde biraz daha anlaşılır oldum.
Yazan: Beagle Tarih: March 23, 2007 12:34 PM
sayın gunka tefsir ilmini hiç duydunuzmu bilmiyorum verdiğniz örnek ayetleri tek tek açıklamayacağım zaten tefsir alimi değilim ama islam tarihini okuduğunuzda zaten genelde ayetlerin hangi amaca yönelik hangi çerçeveden olaylara baktığını görebiliyorsunuz verdiğiniz örnekler sizin sunumunuza uymuyor bunun için ayetlerin iniş tarihindeki olayları ve tefsirlerdeki bilgileri tekrar bir gözden geçirin
bu yüzden islamda alimler peygamberin varisleri olarak görülür ve onların söylediklerine bir kulak kabartılır.
ikinci mesele moğolların yaptıkları bir bilgi açısından önemli benim için yoksa zaten kimsenin onları referans aldığı yok (herhalde öyledir)
üçüncüsü sayın beagle sizi baykal gördüm herşeye
muhalefet ne iş muhalefet etmekten vazgeçerseniz
bikereliğine karizmamı gider hem alevilere yapılan
bir takım yannışlar varsa çözülür arayı açmaya çalışarak ne hedefliyorsunuz gerçekten merak ettim
dördüncüsü sayın hülagü bey hiçte komik değiliz
islamı savunuruz çünkü ona inanıyoruz çünkü o hatasız bir sistem tabi islamı yaşamayanlar bunu
anlamaz
beşincisi sayın barış, bekir beyin size bir yannış yapmak isteyeceğini zannetmiyorum ama size göre ona göre diye bir din yok, bu din adem as. dan bu güne kadar hep aynı idi sadece ve sadece ALLAH a kulluk edin ve onun söylediklerine kulak verin(her konuda küçük yada büyük) şeytana dikkat edin o size hep kötülüğü fısıldar
bunun için de zaman zaman insanlar arasından seçtiği elçilerle bizi uyarmıştır.
saygılar
Yazan: mikail Tarih: March 23, 2007 12:47 PM
Niçin Osmanlılar birleşip gelen tum avrupa ordularını bir çok defa yenip onunde hazır buyuk engel kalmamasına rağmen devam edip tum avrupayı işgal etmediler.halbuki cengiz ,hulagu,timur gibi ve sonrasında da batılılar gibi yapmadılar.hatta daha fazlasını yapabilecekken.osmanlının avrupadaki toprakları yuzyıllar içinde oluştu.acaba bu sizde belli bir şartlar ve izin ölçüsü içinde hareket edildiği sonucunu çıkarmıyor mu.Bu konuda beni tatmin edecek bilgi verebilir misiniz?.
Yazan: hakaniz Tarih: March 23, 2007 1:30 PM
Çok güzel bir yazı. Yorumları da okuyunca insanın 'memlekette ne kadar Bostom yamağı varmış' diyesi geliyor. Daha yazıyı okumadan veya okuyup gibi göz gezdirip yorum yazanlar mı dersin, papağan gibi bazı ayetleri diline pelesenk edip başka hiçbir argümanı bulunmayan klişeciler mi dersin, sırf yazmış olmak için yazanlar mı dersin, kendini iyice bileyip yorumuyla içini boşaltanlar mı dersin... Şöyle yazıyı anlamak için okuyan kimse yok. Zaten 3-5 yorumdan sonra yazı gölgede kalıyor, yorumcular da hangi yazıya yorum yaptığını unutuveriyor. Seviyorum bu Mustafa Akyol blogunu :)...
Yazan: blue Tarih: March 23, 2007 1:39 PM
E V R E N S E L İ S L A M
Ehli Kitabın (Araf Suresi 157 ve 158 Ayetleri)Ehl i Felah ve Ehl i Necat olması için imanlarının sahih olması için
*Hz Muhammed (asm) 'a iman etmek
*Ona ta'zim de bulunmak (büyük sayma, saygi gösterme, ulu sayma, ikramda bulunma)
*Onun dinine yardım etmek,
*Ona indirilen Kur'an a tabi olmak, uymak.
ve Araf 156 ayeti Kerimede geçen rahmeti ilahiyeye nail olmasi için Allah'a iman etmekle beraber; Nübüvveti Muhammedi (asm)'a iman etmeklede mükelleftir (Araf 157-158) Bu da ancak şu üç şartı kabul etmekle gerçekleşir.
1 Hazreti Muhammed (asm)'in peygamberliğine iman edecek ve " diyecek ki Hazreti Muhammed (asm), bütün insanlarin peygamberi olduğu gibi, benimde peygamberimdir diyecek.
2 Bizzat İslam dairesine girip ona tabi olacak. Hz. Peygamber (asm)'a tabi olmak ise şu üç şartı yerine getirmekle mümkündür.
a) Ahkami Kur'aniyyenin bütününe taraftar olacak
b) Savaslarda müslümanlara yardım edecek.
c) islamin dışındaki bütün dinlerin batıl olduğunu kabül edecek.
3 "venasaruvhu" ifadesinin sarahatiyle maddi ve manevi her hususta Müslümanlarin yanında yerini alıp Hz.Muhammedin dinine yardım edecek
***/***
*Aristonun kitabı Kuran'dan öncedir, atomlardan ve dinden bahseder. Şimdi yazılan Orta okul 3. Sınıf matematik kitabındada bilgi vardır. Yani her bilgi olan kitaba (Aristoya, Anayasaya, Nutka, İncile, Tevrata vs) din diye inanılmaz. Kurandan önce veya sonra olması önemli değil. Onun için dinimiz islam, Kitabımız Kur'an dır.Diğer Hiçbir kitapla ve dinle aynı katagoriye konamaz.
Kaynağı Allah'dır (CC).
Yazan: Öncü Nesil Tarih: March 23, 2007 4:20 PM
Sayin Mikail
Kurni Kerim insanlara yöneliktir mufessirlere yada diger din adamlarina degil. Sizin dediginiz gibi Kurandaki ayetleri anlamak icin tesfir alimlerine gerek olsaydi Kuran direct Alimlere, imamlara,seyhlere, fikihcilara hitab ederdi, insanlara degil. Siz kurani alimlere teslim ederseniz Allahin kitabi ile kul arasina araci sokmus olmazmisiniz? Bu da Kuran’a aykiri degilmidir? Siz bu sahislarin yorumlarina nasil guvenebilirsiniz? Sonucta bu alimler de kendi yorumunu yapiyor. Kuran bu alimlere mi hitab ediyor yoksa inasanlarami? Yoksa bu alimlerin kurani en dogru sekilde anladiklarina ve diger insanlarin bu alimleri izlemeleri gerektigine dair ayetlermi var Kuranda?
Kuran “EY INSANLAR” diye hitab eder, “EY ALIMLER” diye degil.
Bakara 21. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız.
Ayrica Kuran’i okudugunuz zaman siz anlamadiginizi kabul edebilirsiniz, ama ben anliyorum ve anlasilmayacak birsey oldugunu da kabul etmiyorum. Kuranda ayetlerin ozellikle butun insanlarin anliyabilecegi sekilde apacik ve anlasilir odugu bircok ayetlerle tekrarlanmistir. (asagidaki birkac ornek gibi) Siz alimlerin ya da diger din adamlarinin yorumlarini kabul edebilirsiniz, ama ben asil kaynaga yonelmeyi tercih ederim.
Bakara 187……..Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar.
Bakara 219….Allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.
Bakara 221….O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.
54 Kamer Suresi 17,22,32,40 And olsun ki biz Kuran'ı öğüt almanız için kolaylaştırdık. öğüt alacak yok mu?
Yazan: gunka Tarih: March 23, 2007 4:57 PM
Günkanın Kuranla ilgilenmesi, anlamaya çalışması çok hoşuma gitti..
Günka, Kuranda bir kişiyi haksız yere öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibi olur ayetinide görüyordur..ayetlere bütüncül bakacağından eminim..
Kuran bütün insanlar içindir..katılıyorum..Kuranı biz anlayamayız,alimler anlar düşüncesiyle yüksek raflardan indirip okumayı pek düşünmedik..mealini okumak dahi çok açıcı olur..
ama bütüncül bakmak koşuluyla..genel prensipleri yakalamazsak doğru değerlendiremeyiz..
benim düşüncem böyle..
Yazan: deniz Tarih: March 23, 2007 9:16 PM
Beagle bana daldan dala atlıyorsunuz diyor..tartışmaları yarıda bıraktığım başka arkadaşlar var mı bilmiyorum..teknik sebeplerden ötürü farkedememişimdir..
yarım kalan konuları tartışabiliriz..
deniz_ulas79@hotmail.com..
kırdıklarımız varsa istemeden olmuştur..kusura bakılmasın..
sevgiler.
Yazan: deniz Tarih: March 23, 2007 11:57 PM
ALLAH'IN DINI ZULMÜ EMRETMEZ
Mutlak adil olan Allah, adaleti ister ve adaleti emreder;
zulmü ise yasaklar ve insanlari ondan cekindirir. Bütün
varliklarin ve yaratilmislarin tek sahibi olan yüce Ilah, a-
yetlerini insanlarin sartlarina ve ihtiyaclarina göre indirir.
Eger bir yerde bir kisim insanlar zulme ugramissa, onlara
korunmayi ve savasmayi emreder. Baris gerekliyse, ba-
rismayi buyurur. Ama haksiz yere saldirmayi istemez.
Sayet bazi kimseler bu emir ve isteklerin disina cikip hak-
sizlik ederlerse, onlar da suc islemis olurlar. Suc isleyen de
cezasini görecektir. Bize düsen, adaletli olmak ve zulme
yanasmamaktir. Iste bunu gerceklestirebilenler, yüce Ya$a-
tici'nin nazarinda "hakiki insan" payesini kazanirlar. Bizim a-
macimiz da, bu payeyi alabilmek olmalidir.
Evet, kendimize sormaliyiz: "Insanligin neresindeyiz?" Zul-
münde miyiz, adaletinde miyiz? Insanligin adaletinde olabil-
mek icin neler yapmaktasiniz? Meselâ size haksiz yere bir
tokat atan kimseye ne yaparsiniz? I$in dogrusu olan affa
ve mahkemeye mi basvurursunuz, yoksa ona bir tokat at-
mak yerine öldürmeye mi kalkarsiniz?
Bir insanin malini, canini ve irzini haksiz saldiriya karsi koru-
masi ve bunun icin savasmasi, "hakli siddet"tir. (Burada
icinde zulüm bulunmayan siddete "siddet" denemeyecegini
kabul etmeliyiz). Bunun aksi, yani bir kimsenin malina ca-
nina ve irzina tecavüz de, "haksiz siddet"tir ve "zulüm"dür.
Eger bir kimse veya toplum (meselâ yirmibes defa) haksiz
saldiriya ugramissa, o kimse ve topluma Allah'in yirmibes
defa korunma ve savasmayi ilham etmesi ve doksan kere
de savastan söz acmasi dogaldir. (Dogal olmayan ise: "Bi-
rakin, sizi yok etmelerine göz yumun" demesidir)! Bu du-
rumda o toplumu yöneten dinin, "siddet dini" veya "savas
dini" oldugunu iddia edemeyiz. Belki "haksizliga dur diyen
din", "zulme riza göstermeyen din" diyebiliriz ve demeliyiz.
Demek biz, "Islâmiyet" gibi bir dini yargilamadan önce ken-
dimizi yani "insanligimizi" yargilamaliyiz. Acaba insanligimiz
adalet icinde midir, yoksa zulüm icinde midir? Eger insanli-
gimiz adalet icindeyse, Allah'in dinine uygunluk icindeyizdir.
Yoksa, dogru dinden uzagiz demektir. Dogru din (yani ada-
leti emreden din)den uzak olan da, insanliktan uzaktir. Ister-
se ona Müslüman veya Hiristiyan densin... Demek önce re-
forme edilmesi gereken, kendimizdir, insanligimizdir. Insan-
ligini reforme edebilenler de gercek modernistlerdir. Gercek
modernistlere selam olsun!
Hüseyin Avdic
Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: March 24, 2007 2:23 PM
Sayin Gunka,
Alimlere de gerek vardir. Alimlerin dinde fonksiyonu, dogru-
yu kesfetmek ve göstermektir. Onlarin göstermesi olmazsa,
siradan halk egrilige sapar. Cünkü siradan halk, Allah'in söz-
lerini yanlis degerlendirebilir; kendi aklina, kendi keyfine ve
nefsinin arzusuna göre anlamlar cikarabilir. Alimlerin görevi
bu sapmayi önlemektir. Onlarin bu vazifelerini icra etmesi,
"kul ile Allah arasina girmek" olarak vasfedilemez. Alimlik
ve Peygamberlik, "kul ile Allah arasinda elcilik"tir, yoksa
"karakedilik" degildir. Bu elcilik kabul edilmezse, din mey-
dana gelemez. Meydanda bir din varsa, o da bozulur gider.
Siz belki Allah'in kitabini alimler olmadan anlayabilirsiniz.
(Ne kadar anladiginiz da sorgulanabilir). Ama herkes sizin
gibi degildir. Herkesi kendi yerinize koymaniz hatali ve onlar
adina konusmaniz yanlistir. Cünkü halkin yüzde sekseni in-
celeme ve arastirmadan uzaktir. Bu yüzden kisa yoldan bil-
gi edinme ihtiyaclarini alimlere basvurarak giderirler. Din a-
limleri olmazsa, "dogru din" diye birsey ortada kalmaz. Bu
gercekleri bilerek konusmalisiniz.
H.A
Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: March 24, 2007 2:59 PM
kusura bakmayın ama çok yüzeysel bakmışınız biz bu kitabı anlayalım diye inmiş bunu kimse reddetmiyor ama ayetlerin hangi konuyla iligli hangi tarihi bir sürecin sonucunda bakış tarzını belirlediğini bilmezseniz yani bir bilgi sahibi
olmazsanız yannış anlayabilirsiniz alimler o bilgiye ulaşmış insanlardır ve ayeti anlamanın en kestirme yoludur tefsir ama isterseniz sizde siyeri hadisleri hatmedip bu bilgi sahibi insanların seviyesine gelebilirsiniz kaldıki tefsir ilmi insanların kuran ı daha çok okumaları için vardır ben bu ayeti anlamadım deyip kuranı rafa kaldırmasın diye ama toplumumuz okuma yönünden yüzyıllardır eksik bunu bir türlü aşamadık bilgi toplumu olmayı başaramadık mesela
ingilizlerin yanında filistin toprakları karşılığında çanakkale cephesinde siyonist katırcı bölüğü isimli bir bölüğün savaştığını ancak tarihi bilgilerden öğrenebiliriz rüyamıza gelipte öğrenemeyiz ve siyonistleri anlamada güçlük çekeriz.
Yazan: mikail Tarih: March 24, 2007 3:48 PM
İslamafobi 11 eylül saldırılarının ardından küreselleşen ve globelleşen dünyada hızlı bir şekilde insanlara inandırılmaya başlandı.Ülkeler kuvvetlerini göstermek yada güçlü kalmak veya savunma mekanizmaları oluşturmak isteyen devletler tarafından her zaman ötekileştirme yapılmaktadır.İslamafobide bu ötekileştirmeye en güzel örneklerdendir.ABD belkide yükselen İslam ilgisine karşı toplumunu bu çekim alanından kurtarmak istiyordu ve ticaret merkezlerini feda etmekte hiç çekinmedi.Komplo teorisi gibi gelebilir fakat insan olayların gidişatını ve yapmak istenileni biraz düşününce böyle bir yorum yapmaktan kaçınamıyor.İslam bir diyalog dinidir diğer dinler olsun farklı kültürel yapılar olsun sosyal yapılar olsun hoşgörü merkezli bir yapıya sahiptir.İnsanların islam adını kullanarak suikastler yapmaları yada kafa kesme diye tabir edilen fiiliyatta bulunmaları sadece kendilerini değil 2 milyar insanı tehdit etmektedir.Ahlaki yada ali menfaatlere ulaşma ali olmayan yada meşru olmayan yollarda elde edilemeyeceği gibi toplumda makes bulması şiddetle kabul göremez.Saygı ve sevginin en güzel örneklerini atalarımız yani Osmanlı bunu göstermiştir.Olaylara karşı gösterilen tutumların sanayi toplumunda bu şekilde olması doğru olduğunu göstermediği gibi buna inananlar da ciddi bir hata içinde bulunmaktadırlar.
Yazan: gülnihal Tarih: March 24, 2007 11:22 PM
Gulnihal Hanim,
Yorumunuzdaki degerlendirmelerin "11 Eylul'u Amerika'nin kendisi yatigi" iddiasi disindaki kisimlari tamami il paylasiyorum.
Bu komplo teorisine itibar etmemem onlarin ahlaki degerlerinin buna imkan vermedigi degil bu teirinin mantik testinden gecemedigidir.
11 Eylul meselesini bir yazi dizisinde ele almistim:http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/09/26/11-eylul-oncesi-ve-sonrasi-iii-ne-kazanildi-ne-kaybedildi-dunya-nereye/
Selam, saygi ve muhabbetle
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 25, 2007 9:27 AM
Birkaç gün uğrayamadım burası epey hareketlenmiş. Farklı farklı yorumcu arkadaşlar görüyorum, buna çok sevindim..
Sayın Gunka yine cımbızlamaya yapmaya kalkışmış. Epey yukarıda "cihad retoiği" üzerine uzun bir makalenin linkini vermiştim. Meseleyi kısır bir biçimde tartışmak yerine bu makalenin okunmasını, bilgi yanlışlıklarının düzeltilerek ona göre konuşulmasını öneriyorum. Linki tekrar vereyim:
http://www.canertaslaman.com/retorik/
Önde gelen İslam Hukuku Prof.larından Hayrettin karaman'ın da bu konuda açıklayıcı yazıları var. Mutlaka okunmalı:
http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat/0115.htm
Yine Hayrettin Hoca'nın bir yazsısından kısa bir bölüm:
"Cihad, ümmetin itimad ettiği âlimler topluluğunun (ehlü'l-halli ve'l-akd: işi çözüp bağlayanlar) "meşrûdur" mutâlâası/kararıyla, yine ümmetin bağlı bulunduğu siyasî otorite tarafından ilân edilen savaştır. Bu savaşın sebebi, kuvvetle muhtemel veya vâkî bir saldırıdır: Dîne, mala, cana, namusa; maddî, ve manevî değerlere karşı haksız saldırıdır. Evet cihad din savaşı değildir, dinler arası savaş da değildir, Allah Teâlâ'nın, mümin kullarına vazife olarak verdiği, ister müslümanlara ister başka dinden olanlara karşı yapılmış olsun, haksız saldırının defedilmesi, hak ve adâletin yerini bulması için yapılan savaştır. Cihad "kutsal savaş" da değildir; savaşın kutsalı olmaz; cihad, yukarıda sıralanan sebeplerin zorunlu kıldığı bir eylemdir. Onun ibâdet olması; yani bu anlamda kutsallıkla ilgisi, şartlarına uygun olmasına ve sırf Allah rızâsı için yapılmasına bağlıdır."
Hz.Peygamber (s)'in 23 yıılk risaleti süresince toplam savaştığı gün sayısı 50-60 gündür. Bu savaşlarda da her iki tarafın kayıpları dahil ölen kişi sayısı 200-300 kişidir. (Bu sayıya kendi tuttukları hakemin kararıyla infaz edilen Beni Kurayza'lılar dahil değil.) Tewyid etmek isteyen dilediği siyere bakabilir. Bu savaşların tamamı da savunma ve stratejik savaşlardır. Hz.Peygamnber can kaybını asgari tutmak için çabalamış rakamlardan da anlaşılacağı gibi bunda da fazlasıyla başarılı olmuştur.
İslamofobik dürtüyle "İslam" "cihad" "savaş" gibi çığlıklar atmadan önce nesnel verilere bakmak ve şapkaları öne koyup düşünmek gerekiyor.
***
Haydar Bey,
Çok geç döndüm size, kusuruma bakmayın.
Ganimet konusunda nete çok bakamadım fakat baktımlarımda yeterli açıklama yapan bir kaynak bulamadım. Ama konu hakkında Aziz el-Azme 'nin "Sosyal ve Tarihî Bağlamı İçinde İslam Hukuku" adlı esere bakılabilir.
Şu kadarını söyleyeyim, ilk halife döneminden itibaren "ganimet" kavramı dönüşmüş ve siyasi olarak devletin, yendiği tarafın ekonomik servetini kendi bünyesine katması olarak görülmüştür. Bunu daha Hz.Ebu Bekir'in zamanında "Elinize geçecek ganimet malından şahsınıza hiçbir şey almayın." emrinden görüyoruz. Yine Hz. Ömer'in ele geçirilen topraklar konusunda yaptığı ictihadlar da bu evrilmeyi ve sistematize edilmeyi gösteriyor. İslam hukunu da yorumlarken tarihselliğine ve maslahatına dikkat etmek gerek. Tabii ki bunun ihlalleri de olmuştur; her hukuki kuralın ihlali edildiği gibi. Savaş-cihat-ganimet vs gibi kavramlar, yukarıda verdiğim cihat retoiği ile alakalı makale ile birlikte okunursa konunun bütün içinde durduğu yer daha iyi görülebilir.
Selamlar.
Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 25, 2007 12:05 PM
Tesekkurler Suat Bey,
Ozellikle Ganimet Kulturunu konu alan bir yazi-kitap vs ye rastlamadim. Fakat savaslar tarihini inceledigimizde daima karsimiza cikan bir olgu oldugu suphesiz.
Bugun savas sucu olarak kabul edilen bu mevhum, tarih oncesi caglardan buyana var olan, sadece mal ve toprak kazanimlarindan ote insanlarin kolelestirilmesine, toplu tecavuzlere kadar uzanan bir mevzu. O nedenle bunun bilancosunu islama cikartmanin hatali olacagini dusunuyorum.
Ancak, beni ilgilendiren, islamin gerek ilahi, gereksede hukuki olarak bu konuda nerede durdurdugudur.
Cunku, devletlerin koydugu hukuk kurallari o devletlerin o kurali ortadan kaldirmasi yada devletin kendisinin ortadan kalkmasi ile sona erer. Fakat islam icin bu gecerli degil.
Yazan: Haydar Tarih: March 25, 2007 7:26 PM
Haydar Bey
ganimet ile ilgili konu teknik bilgi istiyor..araştırmak lazım..müstakil bir kitap bilmiyorum fakat eğer İslam hukuku ansiklopediniz varsa ganimet hukuku diye bir bahsin olması gerekir..
ben bu konu için Vehbe Zuhayli'nin İslam Fıkhı Ansiklopedisine baktım..8.ciltte Cihad bahsi var.
Cihadın hükmü ve kuralları-savaşın sona ermesi-enfal ve ganimetlerin hükmü-esirler başlığı altında konu incelenmiş..
10 ciltlik bir eser..ilgisi olanların kütüphanesinde olmalı..tavsiye ederim..
çok acil bilgi lazımsa bir boş vaktimde okuyup size özetlemeye çalışırım..bu konuda hemen birkaç cümle söylemek zor sanıyorum..çok yönlü tahlil edebilmek lazım günümüz koşulları çerçevesinde.
Enfal suresini inceleyin..tefsiriniz varsa..ganimetlerin paylaşılması ile ilgili 41.ayet.
çok faydalı olamadık ama işinize yarar umarım
Yazan: deniz Tarih: March 26, 2007 1:17 AM
Haydar Bey,
Elbette. Zaten bu yüzden hukuksal evrimin gereğini, bir kısım ahkamın ardındaki "hikmeti" yöreselliğini ve tarihselliğin okuamalar sırasındaki mecburiliğini savunuyoruz. Maslahat dediğim de bu zaten.
"Ezmanın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz" ibaresi, Mecelleye girmiş bir huhuksal evrim kuramıdır.
Selamlar.
Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 26, 2007 12:36 PM
Benim yazim icin yorum yapan yorumculara cevabim, aynen bu sayfaya yazdigim butun yorumlarin tekraridir.
Sizin yapmis oldugunuz tamamen gercekleri saptirtmaktir. Buna kurandaki ayetleri istediginiz sekilde zaman ve olaylara uydurmaniz da dahildir. Halbuki Kuran cok basit ve aciktir. Zeka ozuru olmayan herhangi bir insan cok basit bir dille yazilmis bu kitabi anlar, yorumlamaz.
Mesela asagidaki ayette hangi donemden ya da hangi ortamdan bahsederse bahsetsin, onerilen cezalar vahsicedir ve oldurmenin, asilanin, ayak ve ellrin kesilmesinin baska anlami yoktur, doltisi ile de bunun yorumu olmaz. Bunun degisik sekilde yorumlanmasi, ancak bu vahsiligi ortmeye calisanlar icin farkli olabilir.
Maide33. Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya (acımadan) öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır.
Savasta ganimetler baska ulkelere yapilan fetihlerin ve saldirilarin sonunda elde edilmis mallardir ve bunlara koleler ve cariyeler de dahildir.
Enfal / 1. Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.
Haşr / 7. Allah'ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.
Asagidaki ayette kadindan ganimet olarak bahsediyorsa o oyledir. (Peygambere helal kilinan kadinlara bile deginmek istemiyorum cunku bu tamamen konu disi).
Ahzab50. Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Sizin diger taraftan musluman olmayan insanlara (kafirlere) karsi yapilan siddetleri, zorlamayi ve haksizliklari destekleyen ayetlere karsi gostermis oldugunuz ayetler sadece Kurandaki ayetlerin celistigi ve tutarsizligin delilidir.
Insani bir taraftan dov, oldur,kes, bic diger taraftan sev denirse tabiiki Islamiyetin islam alimlerine ihtiyaci vardir, cunku bu gibi durumlari pozitif bir sekilde, mantiga ve insan degerlerine ya da ortama uygun bir sekilde ve islamiyeti bir hak hukuk ve evrensel bir din oldugunu ispatlamak icin yorumlara ihtiyac vardir. Buna buyuk ilim gerekir, haklisiniz...
Islamiyetin zorla yani kilicla yayilmadigini inkar etmeniz gibi. Islamiyetin kilicla yayilmasini inkar edebilirsiniz ama tarihi inkar edemezsiniz.
Islamiyetin ortaya cikmasindan sonra cok kisa bir sure icinde arap yarimadasinda hakimiyet kurmasinin tek sebebi zorbalikltir, dinin kilicla yayilmasidir. Su anda siz asirlarca inandiginiz bir dini ne kadar degistirmeye egilimli iseniz, o zamanki topluluklarin, ulkelerin, ya da kabilelerin halklari da inanclarini ayni gonul rizasi ile degistirdiklerini tahmin edebilirsiniz umarim. Ozellikle Turklerin nasil musluman olduguna ve musluman araplarin fetihlerine ve dini baskilarina karsi nasil surekli savasip direndiklerine bakarsaniz, Bu ancak diger milletlere savas acmak ile mumkun olmustur, ve ganimetler, koleler ve cizyeler islam devletlerinin basli basina gecim kaynaklari idi...
Bunlarda ancak fetih savaslari ile kazanilir, savunma sebebi ile yapilan cihadlari ile degil.
En basta yapmis oldugum yorum da belirttigim gibi buradaki konu basligi o kadar anlamsiz ve gerceklerden uzakki...aslinda hic yorum yapilmamasi gerekirdi. Cengiz Han vahsi ise Islam devletleri mukemmel ve bariscil diyorsaniz siz gercekleri saptirtiyorsunuz derim ve noktami da koyuyorum artik. Sizin fikirlerinizde olamayan insanlari da etiketlemeyin lutfen. Cunku sizin yapmis oldugunuz bu sahsi etiketlemeler islamin hosgorusune hic mi hic uymuyor. Sizin fikrinizde ya da inancinizda olamayn bir insani Islam dusmani olarak gorurseniz size verecek cevabim sadece, "elinizde bir kiliciniz eksik" derim.
Yazan: gunka Tarih: March 26, 2007 8:52 PM
Sayın Gunka,
Siz de hiç akıl mantık, izan denen birşey yok mu?
Aslında yazdığınız saçmalıklar tamamen provakatif amaçlı bunu biliyorum ama yine de cevap yazacağım.
Hala utanmadan sıkılmadan İslam'ın kılıçla yayıldığına dair kuyruklu yalanlar söylüyorsunuz. Bu konuda kaynak istedim sizden veremediniz. Verdiğiniz sadece bir türk boyuna yapılan saldırıya dair tescilli İslam düşmanı E. Aydın'dan yarım sayfa alıntı idi.
Ben size ateist bir yazardan alıntı yaptım ona hiçbirşey diyemediniz. Buyrun tekrar veriyorum. Bir cevap lütfen:
http://usa.mediamonitors.net/content/view/full/35741
İslam düşmanlığı gözünüzü o kadar kör etmiş ki ihtimal öbür başlığa eklediğim yazıyı bile okumuyorsunuz. Okusanız bir cevanız olurdu..
Bu başlığa linkini eklediğim Cihad ve reorik başlıklı makaleyi de okumamış olacaksınız ki aynı saçmalığı tekraren sunmuşsunuz. Buyrun tekrar ekliyorum. Bir cevap lütfen:
http://www.canertaslaman.com/retorik/
Bu konuda sizin benzerlerinize bu sitede çok cevap verdik. O günlerde sizin daha az zeki cinsinizden bir Sezgin Kıroğlu vardı. Bizi epey eğlendirmişti. Ona bu konuda veriken cevaplar kitap boyutunu aştı.
Haydar Bey'e verdiğim cevaptaki hukuksal evrim kavramından birşey anladınız mı? peki ictihaddan? Peki yöresellikten ya da tarihsellikten? Peki "Ezmanın tagayyürü ile ahkâmın tagayyürü inkâr olunamaz" ibaresinden?
İslam hakında cehaleti paçalarından akanların böyle yorumlar yapması zoruma gidiyor. İlmin izzeti nefsi var sayın Gunka. Bunu ucuzlatmayın. tefsir diye bir ilim dalı var. Siyak var, sibak var. Tarihsel hükümler var.
Detaylı tartışmalar yaptık bu sitede çeşitli başlıklarda. İşte linkleri, altlarındaki tartışmaları okuyun:
Özellikle bunu:
http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/07/kuran_hakknda_cehalet_sorunu.php
ve bunları:
http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/07/yeniden_filistin_ve_irak.php
http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/05/yorum_uslubu_konusunda.php
Bu konuda sizin yaptığınız gibi cımbızlama yapan Kıroğlu'na verdiğim cevabı kopyalayacağım. Burada görüleceği gibi ayetlerin siyakı sibakı(öncesi sonrası) nın iniş sebebinin ne kadar önemli olduğu görülecek. İşte siz de aynını yapıyorsunuz. Yetmezse verdiğiniz ayetleri temel yaparak tekrar yazarım, merak etmeyin:
****
Kıroğlu'nun örnek verdiği Tevbe suresinin sadece 5. ayetini yalnız değil de doğru bir biçimde baştan sona tarihsel yönünü de gözönüne alarak okuduğumuzda, bu ayetlerin, Peygamberimizle anlaşma yapmış olanların bu anlaşmalarını bozmaları üzerine nazil olduğunu anlamış oluruz. :
1 - Allah'dan ve Resulü'nden bir ültimatomdur bu, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere:
2 - Bundan böyle yeryüzünde dört ay daha istediğiniz gibi gezip dolaşın. Şunu da bilin ki, Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah kâfirleri mutlaka perişan edecektir.
3 - Ayrıca büyük hac günü Allah ve Rasulü tarafından insanlara bir ilandır ki, Allah da Resulü de müşriklerle yapılan antlaşmalara artık bağlı değildir. Eğer hemen tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Yok yine tevbeden yüz çevirirseniz biliniz ki, Allah'ı yıldıracak değilsiniz. Kâfirleri acı bir azap ile müjdele.
4 - Ancak kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklerden size olan ahitlerinde hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiçbir kimseye yardımda bulunmamış olanlar bunun dışındadır Siz de onlarla olan antlaşmanızın hükümlerine antlaşma süresinin sonuna kadar uyunuz. Muhakkak ki, Allah müttakileri sever.
5 - Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
6 - Eğer müşriklerden biri aman dilerse, ona aman ver. Ta ki, Allah'ın kelâmını dinlesin. Sonra onu güvenlik içinde olduğu yere kadar gönder. Çünkü bunlar gerçekten de bilgisiz bir kavimdirler.
7 - O müşriklerin Allah katında ve Resulü katında herhangi bir ahdi nasıl olabilir? Ancak Mescid-i Haram yanında antlaşma yaptıklarınız var ki, bunlar size karşı doğru durdukça siz de onlara doğru olun. Allah (hainlikten) sakınanları elbette sever.
Yani ortada İslam devleti ile yapılan anlaşmayı bozan hain bir taraf vardır ve bunlar müslümanlara zarar vermişlerdir.Yoksa durup duruken herhangi birkişiyi "öldürün" demek değildir. Böyle işkembe-i kübradan atarak, bir ayetin siyak ve sibakını atlayarak güya İslam'ı ve cihat anlayışını yermeye çalışmak komikliktir.
Gelelim S.Kıroğlunun örnek verdiği ikinci ayete.Kıroğlu yine aynı şeyi yaparak cımbızla bir ayet çekerek güya cinlik yapacak..Bunları kendisinin yaptığını sanmıyorum.Hiç şüphesiz İslam'ın akıllı düşmanları var ve bunlar bu düşmanlıklarını S.Kıroğlu gibileri etkileyebilmek için, ince cambazlıklar yaparak çeşitli ortamlarda gösterirler..Tahmin ediyorum Kıroğlu'da oralardan biryerlerden alıntılamış..Kıroğlu'nun örnek verdiği ayetin geçtiği bölüme bakalım :
190 - Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.
191 - Onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. O fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. Yalnız Mescid-i Haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir.
192 - Artık şirkten vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Ayette geçen "size savaş açanlarla ifadesi" gayet açık.. Yani S.Kıroğlu gibi çömez agnostiklerin İslam'ı bu şekilde sıkıştırma çabaları en hafif ifade ile "acz" dir.
İnsanın olduğu heryerde savaş olacaktır.Bu kahrolası sömürüye dayalı dünya düzeninde iğfal edilmiş zihinleriyle doğduğu toprakların medeniyetine bu kadar dar bir pencereden bakarak saldıranlar şunu bilmeliler ki İslam tarihi farklı düşüncelere bakış ve davranışı açısından bir iftihar vesilesidir.İslam'a böyle öfke kusanlar İslam'ın savaş hukukuna kurban olsunlar. Peygamberimizin 27 gazvesinden hiçbiri saldırı amaçlı değildir. Tüm bu gazvelerde, konunun uzmanı Prof.M.Hamidullah Hoca'nın tespitleriyle her iki tarafın kayıpları -Beni Kurayza yahudilerinin kendi tuttukları hakemin kararı gereği infazları hariç- 200'lü rakalmlaradır. Bu kadar az bir kayıpla İslam gibi muhteşem bir medeniyet kurulmuştur.İslam'a kılıç dini demek çok büyük bir büyük terbiyesizliktir. Efendimiz (sav) vefat ettiğinde ardında -mekke devrini hariç tutarsak yaklaşık10 yılda - bu kadar az bir kayıpla, bu kadar kısa bir sürede, 2 milyon km.(2)' ye ulaşmış, 150 binin üzerinde inananı bulunan evrensel bir barış ve kardeşlik dinini bırakmıştı. İslam'ın bu derece etkili bir şekilde yayılarak gönüllere girmesini hazmedemeyenler ve buna maddi bir sebep arayanlar 15 asırdan beri avuçlarını yalamakta ama halen bir tat alamamaktadırlar. İslam bugün de dünyada en hızlı yayılan dindir. Bunun müslümanların hal-i pür melalinden dolayı olmadığı çok açıktır. İslam'ın cazibesi özünden kaynaklanmaktadır.Bunun karşısında öfkeden parmaklarını ısıranlar İslama hayasızca iftira atarak onun değerini küçültemezler. Kur'an'ın emri açıktır : "De ki: Hak Rabbinden gelmiştir, dileyen iman etsin dileyen küfretsin" Biz bunu söyler, işimize bakarız.Kimsenin İslam'ı böyle provokatif eylemler yüzünden karalamaya hakkı yoktur.
Ama bu konu ile ilgilenen ve "İslam'da Savaş Hukuku" ve "Cihad" kavramının ne olduğunu merak eden varsa aşağıdaki birkaç link vasıtası ile "çok kısaca" bilgilenebilirler:
http://www.islamustundur.com/islamsavashukuku.html
http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&Goster=Yazi&YaziNo=127
http://www.gencadam.net/content/view/295/37/
Ayrıntılı bir şekilde bilgi sahibi olmak isyenlerde aşağıdaki kitaplara bakabilir :
http://kitap.antoloji.com/kitap.asp?kitap=184313
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=884&session=87647218985100225593&LogID=
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=20103&session=87647218985100225593&LogID=
****
İslam kılıç dini mi?
Bu sıkça söylenir. Papa'da -yaptığı alntıya dayandırarak- bunu ifade etmiş satıraralarında. Bunu söylemek için insanda insaf ve vicdana dair bir şey olmaması lazım. Hz.Peygamber (sav) 23 yıllık peygamberlik devrinin yarısından fazlasını Mekke'de binbir sıkıntı içinde tebliğ ile geçirmiştir. Yaklaşık 10 yıllık Medine devrinde ise hemen tamamı savunma amaçlı olan çeşitli gazveler yapmış ve toplam 50 gün süren bu savaşlarda da -konunun otoritesi ünlü siyer alimi Prof. Muhammed Hamidullah'ın tespitleriyle- her iki tarafın tüm kaybı 170 kişiyi geçmemiştir.(Bu sayıya kendi tuttukları hakemin kararıyla infaz edilen 'Beni Kurayza'lılar dahil değil.)
Ve bu küçük bilançoyla Peygamberimiz, ardında yaklaşık iki milyon kilometrekarelik devasa bir alana yayılmış, veda hutbesinde ikiyüzbin kişilik bir topluluğa hitap edecek kadar genişlemiş bir mü'minler topluluğu bırakmıştır. Nasıl bir kılıçmış bu da önceleri iki kabile arası savaşta ölen kişi sayısı kadar zaiyat (170 kişi. Bunların yarısı da müslüman) ile bir kıt'ayı ve yüzbinleri on yıl gibi çok kısa bir sürede İslamlaştırmış?
T.W.Arnold "İslam'ın en büyük insan kazanımlarını, siyasal gücünün en zayıf olduğu zaman ve mekanlarda gerçekleştirmiş olduğuna inananlardanım." der. Ve ekler: "İslam İspanya'daki varlığının en son gününe kadar mühtedi kazanmayı sürdürmüştür."
Bunlar ne demektir?
İslam medeniyetini çekirge sürüleri gibi yağmalayan Moğol sürülerini, 100 yıl içinde müslüman yapan ve ardından bu göçebe ve yağmacı kavimden TacMahal'i yapacak bir medeniyet çıkartan İslam mı kılıç dini? Bütün bunlar şunu gösterir: İslam cazibesini ondan, şundan, bundan, saltanattan, kılıçtan, güçten değil "öz"ünden almaktadır. Dünya'da İslam'a dair onca olumsuz yayına ve yazılıp çizilenlere rağmen, İslam'ın hala dünyanın en hızlı yayınlan dini olması ne ile açıklanır? Elbette "Hakikat cazibesini özünden alır." ilkesiyle.
Zaman zaman bazı sapmalar meydana gelse de genel olarak İslam tarihinde hiçbir zaman sistematik bir soykırım ya da sistematik bir din değiştirme baskısı olmamıştır. Bu konuda İslam medeniyetinin alnı hiçbir medeniyetin -hele hele Batı/Hristiyan medeniyetinin- olmadığı kadar paktır.
Mesela Marksist Auguste Bebel, "Hz. Muhammet ve İslam Kültürü" adlı kitabında şunları yazar:
"…..başka dinden kimselere Doğu'da o zamana kadar eşi örneği görülmemiş bir yumuşaklık ve hoşgörüyle davranılması ve bu kimselerin nispeten kolay yollardan özgürlük ve bağımsızlıklarını elde edebilme olanağı bulmaları, İslâmiyet'in hızla yayılmasının başlıca nedenleridir. Bugün Avrupa'da hâlâ yaygın olan ve İslâmiyet'in, inanmayanlara (başka dinden olanlara) karşı fanatik bir tahammülsüzlükle yaklaştığı sanısına karşı, bunun tam tersinin doğru olduğunu göstermek gerekmektedir. Hıristiyanlar, Museviler ve öteki dinlerden olanlar, Müslümanlık dininin doğduğu ilk günden itibaren, aynı dönemdeki Hıristiyan Avrupa'da akılların ucundan bile geçmeyecek bir rahatlık ve güven içinde yaşamışlardır."
"Museviler ve Hıristiyanlar, gerek İslâmiyet'in en parlak, gerekse daha sonraki dönemlerindeki, hatta günümüze kadar uzanagelen örneklerden görebileceğimiz gibi, İslâm devlet örgütü içinde en yüksek mevkilere kadar gelebilmişlerdir. Yahudiler, bugün bile Hıristiyan Avrupa'da hâlâ kendilerine yasaklanmış onurlu mevkilere ve haklara, İslâm devlet bünyesi içinde her zaman sahip olabilmişlerdir. Hıristiyanlar ve Yahudiler, sarayda çok yüksek düzeydeki görevden sorumluluklar yüklenmişler, çoğu kez halifelerin danışmanlığını yapmışlar, özellikle Doğu'da çok saygın bir yeri olan doktorluk uğraşında sivrildikleri gibi, sık sık halifelerin başhekimliğine getirilmişlerdir. Bütün bunlardan başka, Hıristiyan kilise ve manastırlarının yanı sıra Yahudi sinagoglarının, Hz. Muhammed döneminden önce ve sonra İslâm İmparatorluğu'nun bütün topraklarında çok yaygın olmalarına karşılık, söz konusu dinlerin mensupları, kiliselerinin sınırları içinde tam bir din özgürlüğüne sahip oldukları gibi, gerek çok büyük varlık ve mülklerinin denetim ve yönetiminde, gerekse din işlerinde kusursuz bir özerkliğe sahip olmuşlardır. Ayrıca Hıristiyan ve Yahudi bilim adamları İslâm bilim adamları ile dostane ilişkiler kurmuşlardır; gerek dinî, gerekse hukuksal, tıbbî ve doğalbilimsel konular büyük bir özgürlük içinde ve çok içtenlikli, her türlü resmiyetten uzak bir açıklıkla tartışılabilmiştir; böyle bir ilişki, birçok Hıristiyan devletinde hâlâ olanaksızdır."
"İşte bütün bunların sonucunda, çok erken dönemlerden başlayarak,Hıristiyan Avrupa'nın, derin ve karanlık bir barbarlığın çukurunda debelendiği ve kilise dogmalarına kuşkuyla bakmaya cesaret edebilen ve bu kuşku sonucunda dogmalarını sarsabilecek incelemeler yapmaya kalkışanların amansızca izlendiği dönemlerde, İslâm İmparatorluğu, düşünce özgürlüğünün ve kültürün en üst düzeylerine ulaşabilmiş olmanın mutluluğunu yaşamış ve Doğu, koyu, tutucu bir inanç karanlığına gömülmüş Avrupa'ya bilginin ışığını taşımıştır…Yukarıda betimleyegeldiğimiz ve kimilerine inanılmaz gelen bu hoşgörü aslında çok doğaldı. Hıristiyanlar, Yahudiler ve öteki dinlere bağlı insanlar, İslâmiyet'in öncelikle yayıldığı ülkelerde yüzyıllar boyunca barışçı bir ilişki içinde yaşamışlardı."
***
Bu mu kılıç dini İslam? El-İnsaf.
Ne demiş Peygamberimiz? "Utanmıyorsan istediğini yap"
İnsanın "İslam kılıç dini" demesi için önce utanma hasletini yitirmesi gerekir.
Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 27, 2007 1:09 AM
Hz Ömerden Bir yorumlama tekniği ;
Kısacası bazı ayetlerin uygulanma durumları özellik arz eder.
Haşr / 7. Allah'ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden (MÜSLÜMANLARIN İÇİNDE) yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.
Şimdi bir taraftan
(Enfal / 1. Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin. ve Haşr 7 de ganimetlerle ilgili bilvar)
Bakın Hz Ömer Irakı feth edince mallarını almıyor, topraklarını almıyor çünkü "MAL SADECE MÜSLÜMANLAR ARASINDA DOLAŞAN BİR ŞEY OLMASIN" ayeti (Haşr 7) gereği ganimeti paylaştırmıyor.
Acaba neden? Orda toptan bir Fitne mi çıkar Müslümanlar paraya mı tamah eder, Feth anlamı ganimetin anlamı maddeye mi dönüşür vs vs..
Hz Ömer Adaleti..
Yazan: Öncü Nesil Tarih: March 27, 2007 2:04 PM
Suat Öztürk bey,
Beni de bir çırpıda İslam düşmanı ilan etmemeniz için iman ettiğiniz sahih hadisleri burada yazmaktan sakınıyorum kendimi. Hadislerde anlatılanlarda mı yalan?
Hz.Ali'nin kılıcı zülfikar'ın dili olsada konuşsa keşke.
Hülagü Tan Tarkan Tanrıöver
Yazan: Hülagü Tarih: March 27, 2007 5:58 PM
Öncü Nesil'in yazdiklari dikkat cekici.
Hukukcu degilim ama genel hatlariyla bildigim kadariyla her hukuk kuralinin bir Lafzi (text), bir ruhu (amac), birde uygulamasi vardir.
Ornegin "TC Demokratik bir hukuk devletidir" derken lafzi gayet yakisikli duruyor. Ruhunda ise "bu demokrasi filancanin tanimladigi hudutlar dahilinde demokratikdir" fikri var. Uygulamasi ise malum... birileri icin Mecliste bedava tras olmak idam olmak icin yeterli ama Lockheed vakasindaki deve ve hamudu konusunda ses yok.
***
Ganimet hukuku da farkli degildir. Ustelik ayetlerde bahsedildigine gore sadece hukuki (yasa-doktrin, fetva, hadis vs) olmakla kalmayip, ilahi dayanagi vardir.
Ayetteki lafzi ve ruhu itibari ile boyle bir kuralin varligi (Haşr / 7, Enfal / 1) legal, helal.
Bugun ise bu kural illegal ve insan haklarina aykiri. Birinci celiski burada ve bunun acilmasi lazim.
***
ikinci celiski ise uygulamada.
Daha evvel bahsettigim gibi, insanlik suclarina kadar varan "ganimet" uygulamasi insanlik tarihi kadar eski. Hele ortada hukuki ehliyet oldugu andan itibaren sonuclarinin arzu edilmeyecek uygulamalar olacagini tahmin etmek zor degil.
Ornegin Budapesteyi fethettikten sonra yenicerileri birkac gunlugune (veya birkac saatligine) "saliverme"nin ne anlama geldigide asikar.
Ve bu "asikar" uygulamanin akabinde olacaklari Budapeste halki da, o gunku yeniceri agasida, seyhulislamda, halife padisahta biliyordu. Tanrinin bunu bilmemesi mumkun degil.
Bu celiskininde burada acilmasi lazim.
Yazan: Haydar Tarih: March 27, 2007 8:46 PM
Sayin Gunka,
Islâmiyet'in savaslarini, cezalandirmalarini ve yayilmasini
elestirirken, onlari kendi zaman ve sartlari icinde degerlen-
dirmelisiniz. Yoksa bu zamanin kafasiyla o zamanin kafa-
sini bir tutup elestiri yaparsaniz, hata edersiniz ve ediyor-
sunuz.
Acaba siz o zamanda ya$asaydiniz, sizin savaslariniz, ceza-
landirmalariniz ve dâvânizi yayma metodunuz nasil olurdu?
Sizden bir cevap beklemiyorum ve merak da etmiyorum.
Cünkü vereceginiz cevabi biliyorum. Gereken cevabi siz
kendinize vermelisiniz. Ama dikkat edin: O zamanda yani
15 asir öncesinde simdiki kafaya sahip olmayacaksiniz. Do-
layisiyla ba$iniza o zamanin kafasini gecirmek zorundasiniz.
O zamanda suclular "asilarak", "kesilerek" ve "bicilerek"
cezalandiriliyordu. Acaba siz o zamanda ve o insanlarin
kafasiyla ya$iyor olsaydiniz, düsman karsisinda tavriniz ve
suclulari cezalandirmaniz nasil olacakti? Buna kendinize
dürüstce bir cevap verebilirseniz, Islâmiyet hakkinda yar-
gilariniz belki dogru bir karsilik bulabilir. Tabi niyetiniz
hakka ve gercege ulasmak ise!
Egemenlige gelince: Egemenligin geregi, yayilmak ve kendi
disindaki devletleri kendine baglamak ve onlari kontrol al-
tinda tutmaktir. Osmanli Imparatorlugu bugün varolsaydi,
Allah'in dinini yaymaya calisacak ve (kendi zamaninda
kutsal emanetlere el koydugu gibi) Ortadogu'nun petrol-
lerini de kendi kontrolü altina alacakti. Rusya dünyaya e-
gemen olsaydi, o da kendi ideolojisini yaymaya calisacak
ve dünyanin dogal kaynaklarini da kendi kontrolüne soka-
cakti. Bugün dünya egemeni ABD de, Ortadogu'nun pet-
rollerini kontrol altina almaya ve demokrasisini yaymaya
calisiyor. Bunlar egemenligin geregidir. Baska türlü olmasi
düsünülemez.
Islâmiyet ise, egemen olmak onun da hakkidir. Bunun icin
de Islâmiyet önce dâvet eder. Eger dâvete red cevabi veya
savasla karsilik verilirse, o ülkeye karsi savasilir. Fakat bu
savas, "dini zorla kabul ettirme savasi" degildir. "Hakki e-
gemen kilma" savasidir. Cünkü egemenligin geregi budur.
Eger bir asir önce Rusya dünyaya egemen olsaydi, o da
komünizmi kabul etmeyen ülkelere savas acacakti. Bugün
de ABD, demokrasiyi kabul etmeyen Ortadogu ülkelerine
savas acmis durumdadir. Bütün bunlar "egemenligin geregi"
olarak böyledir. Bu da, insanligin ruhuna yazilmis bir "hayat
ilkesi"dir. Her insan, dâvâsini yaymak ve dünyaya egemen
olmak isteyebilir. Eger bir insanda adalet hâkimse, o insan
adaletle hakim olmak ister. Eger zulüm hâkim ise, bu sefer
de dünyaya zulümle hâkim olmak ister. Mogallar "zulümle"
hâkim olmak istemislerdir. Ilk Müslümanlar ise "adaletle" hâkim
olmuslardir.
Eger bugün sizin bir gücünüz olsa, dünyaya nasil hâkim olmak
isterdiniz? Eger "adaletle" derseniz, siz sevilecek bir insan o-
lursunuz. Eger "ben egemen olmaz istemezdim" derseniz, o
zaman da egemen güclerin esiri olurdunuz! Cünkü hayat bos-
luk kabul etmez. Sizin keyfinize göre düzen kurulmaz. Haya-
tin carki, sizin isteginize göre dönmez. Bu hakikatleri bilerek
yazarsaniz, isabet etmis olacaksiniz.
Hüseyin Avdic
Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: March 28, 2007 11:49 AM
ISLÂMIYET'I ELESTIRENLERE
Islâmiyet'i elestirirken adaletli olunmalidir. Siz nasil Islâmi-
yet'te adalet ariyorsaniz, onu elestirirken siz de adaletli ol-
malisiniz. Fakat Islâmiyet'in gecmisteki cezalandirma yön-
temini, Islâmiyet'in bütününe malederseniz, adaletsizlik et-
mis olursunuz. Cünkü Islâmiyet, suclulari cezalandirmak-
tan ve savasmaktan ibaret bir din veya sistem degildir.
Islâmiyet'te önce "inanc" vardir, "ibadet" vardir, "ahlâk"
vardir, "muamelât" vardir, sonra "hukuk" vardir. Onun
bir parcasinda görülen (daha dogrusu görüldügü sanilan)
bir kusuru, bütün parcalarina kapsattiginiz vakit adalet-
sizlige düsersiniz. Eger siz bir din veya iyilik ariyorsaniz,
ilk önce Islâmiyet'in temel gereklerine girmeli veya aras-
tirmalisiniz. Meselâ "bu kâinatin Sahibi kim?", "dünya öte-
sinde ne var, ne olacak?", "Hz. Muhammed nasil bir hayat
sürmüs ve neler tavsiye etmis?", "Islâm ahlâki nasil bir ah-
lâktir?". Önce bunlar arastirilmalidir. Bu arastirma yapilirken
de, konunun uzmanlarindan faydalanmayi unutmamalidir.
Dinsizlerin ve din düsmanlarinin yaptigi ve yapacagi Kur'an-
in ve dininin bütünlügüne zit yorumlarinin da, Allah katinda
gecersiz oldugu iyi bilinmelidir.
Islâm'in "hukuku"na gelince de $una dikkat edilmelidir:
15 asir önceki hukuksal uygulamalar, bu asirda uygulan-
diginda haksizlik, adaletsizlik ve ilkellik meydana getiriyorsa,
o uygulamalar terkedilir. Hak ve adalet neyi gerektiriyorsa,
o uygulanir. Cünkü Allah "adalet"i emreder, zulme riza gös-
termez. Bu durumda kimse: "Allah Kur'anda böyle emretmis-
tir. O halde biz de bu adaletsizligi sürdürmek zorundayiz" di-
yemez. Cünkü Allah, haksizlik ve adaletsizligi emretmez. Al-
lah, gecmis zaman ve insanlarinin Allah'i oldugu gibi, bu zama-
nin ve insanlarinin da Allah'idir. Dolayisiyla hükümler de bu
zamanin sartlarina göre olmak zorundadir. Bu konuda gerekli
olan düzeltme ve düzenlemeyi de Allah'in Mehdisi veya Islâm
Hukuk Bilginleri yaparlar ve yapmalidirlar. Bu sekilde o so-
runlar da ortadan kalkar.
Not: Din bilginleri olmazsa, cehâlet din haline gelir. Kimse
bilginlerin gereksizliginden bahsetmemelidir.
Hüseyin Avdic
Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: March 28, 2007 11:27 PM
Suat Bey
Oncelikle provakatif amacli dediginiz sacmaliklar, sacmalik degi tarihsel gereceklerdir. Siz nasil isterseniz oyle yorumlayin. Islam dusmaniydik simdi de kiskirtici olduk…her yaptigim yorumlarda degisik etiketlere tabii tutulmak da cok ilginc…Ama sizin etiketleme yonteminiz yazilan yazilara gore yorumcusu ateist olsa bile eger sizin dusunceleriniz ya da inanclariniz lehinde yorumlarda Atesit cok onemseniyor, aksi takdirde ateistin ozellikle ateist olupta boyle aleyhde yorumlar bulunmasi dogal karsilaniyor. Ben size aksine seriat ve islam yazarlarindan ve tarihin o sayfalarina tanik olmus gercek sahislardan alintilar sunuyorum. Lutfen guzel okuyun ve bana bir daha cevap veremediniz de demeyin. Bu size verdigim ikinci cevap cunku. Ve ozellikle belirteyim sizing bahsettiginiz yorum Cnegiz Han sayfasinda burada degil. Oraya gidip benim size verdigim cevabi okursunuz umarim.
Islam tarihini okudugunuz zaman peygamberin bizzat kendisi bircok savasa katilmis ve Mekkeyi guc kullanarak ele gecirmistir. Peygamberin olumunden sonraki halifelerin hayati savaslarla gecmistir. Bu savaslara islamiyet dinini benimsemek istemeyen ve peygamberin olumunden sonra ayaklanan kabilelere ve daha sonra komsu ulkelere yapilan saldirilar da dahildir.
Daha sonra peygamberin olumunden sonra Islamin kendi icineki mezhepler arasi isyanlar ve savaslar bugunde goruldugu gibi siiler ve sunniler arasinda hala devam etmektedir. Evet bunlarin adi savunma ya da fetih degil, din ve mezhep savaslaridir. Ve bunlar Islam dininin tarihini olusturur.
Benim size sundugum alinti E.Aydinin kitabindan musluman Araplarin turklere yapmis oldugu yuzlerce vahsetten birkacini anlatiyordu ve Z. Kitapci’nin Islam tarihi ve Turkler kitabindan yapilan alinti ve yapilan vahsetten adeta gururlanan Kaah el-Asgari nin yazmis oldugu misralar kaynak olarak gosterilmistir. Ben size bunun cevabini vermistim ama okumadiginiz belli. Zahmet edip okmus olsaydiniz cevabinizin verildigini gorurdunuz. E. Aydin kitabi sizin gostermis oldugunuz yazarlarinki gibi yoruma bagli degil. Ozellikle tarihi kaynaklara, (islam ve seriat yazarlarinin kaynaklari da dahil olmak uzere) ve aslen olaylarin gectigi devirlerde yasamis ve bu olaylari yaziya almis bilgin, sair ya da yazarlara da dayaniyor. Daha ne kaynagi soruyorsunuz anliyamadim.
Size daha degisik kaynaklar sunuyorum ve kaynaklari da buyuk harflerle yaziyorum ki etiketleme yapmaniza yardimci olsun diye…
…“Harzem’de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı için Caygan’ı öldürür..Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem’i yakıp yıkar, halkı kılıçtan geçirir.. HARZEMLI UNLU TURK BILGINI BIRUNI Harzem’deki uygarlığın yok edilişini şu şekilde anlatır.. “Kuteybe, her çareye baş vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece herşey karanlıklara gömüldü..”
….Ancak Kuteybenin bu merkezi onemdeki sehre iliskin plani bu kadarlada bitmez. Etkili bir kolonizasyonun yerli halkin islamlastirilmasindan gectigini cok iyi bidigi icindir ki Kuteybe
“butun vasitalari kullanarak yerli halki Islama girmeye mecbur etmistir. Turklerin Islam dinine kendi arzulari ile ve samimi olarak girmeleri mumkun olmuyordu. Buhara Halki, bu zorlamalar sonucu zahirde musluman imis gibi gorunuyorsada gercekte putlara tapiyor ve atalarinin dininden bir turlu vazgecmiyorlardi. O kadarki ic kalede bulunan Muhafiz Arap gucleri herhangi bir tehlike uzerine kaleden ciktiklari zaman Mubed’ler atesgedeleri uyarirlar ve halk da Islami ayin yapmaya hazirlaniyormus gibi gorunurlerdi.” Z. KITAPCI, TURKISTANDA ISLAMIYET VE TURKLER
TABERI Anlatımları
Aşağıdaki pasajlar doğrudan Imam, Kur’an Bilgini ve Islam dunyasinin kendine en cok deger verilen tarihcisi ve Turk seriatcilarla yazilmis Islam tarihlerinin tumunun temel kynak olarak aldiklari TABERI’NIN anlatımından alınmıştır.
Tarih-i Taberi / Cilt 3/(Syf-343)
Her kim Türk'lerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. İmdi müslümanlar bir bir Türk'lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar.Ve Türk'leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp Merv'e geldiler.
Yaz gelince Kuteybe Horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan'a vardı. Şehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle müttefik idi. Kuteybe'nin geldiğini işitince kaçtı. Kuteybe Talkan'a girdiği vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. Nekadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe'nin askeri orada hesapsız adam öldürdü.
Rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd'e kondu. Oradaki melik kaçtı. Kuteybe onun da iki oğlunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(Syf-344)
Kuteybe dedi: - Vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (Uktülühü uktülühü uktülühü). ( Hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )
Bunun üzerine Neyzek'i ve iki kardeşi oğulları ki biri Sol ve biri Osman'dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler.hepsi 700 adam idi. Buyurdu başlarını kesip Haccaca gönderdiler.(Syf-347)
Kuteybe deve palanı demek olur.(Syf-351)
Ganimet malının beşte birini Haccac'a gönderip Semerkant'ın fethini de ilan etti. Haccac da bu haberi işitip sevindi. Kuteybe tekrar Merv'e döndü. Kardeşi Abdullah'ı Semerkant'a emir yaptı. Askerlerinin bir miktarını onun yanında bıraktı ve lüzumu kadar harp aleti verip, Abdullah'a dedi: Kafirlerden hiç kimseyi Semerkant'a girmeye bırakma, ancak eline bir parça balçık ver ve o balçığın üzerine mühür vur.(Syf-353)
“…Mantiki yonden pek de celiskisi olmayan bu durumu, Turklerin, hele Islamiyetten once yaratilislari icabi toplumsal hayatlarinda dini taassup ve asiriliga pek fazla yer vermeyen bir millet olmalari ile izahi mumkun olmaktadir. Islamiyetten onceki Turk tarihi incelendiginde ne Bizans ne de komsu bir devlet olan Iranlilarda oldugu gibi din ve mezhep gavgalari hicbir zaman gorulmemis ve (bu temelde) kan dokulmemeistir. Hatta o kadarki Islamiyet eski On-Asya ve Mezopotamya dinlerini asagi Turkistandan surup cikardigi zamanlarda bu dinler ve misyonerleri (dogu) Turk yurtlarina siginma imkanini bulmuslardir.” Z. KITAPCI, AGE.
Peygamberin turklerle ilgili hadislerinden:
- Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır. Yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş(kalın) derili olan bu toplumla.... kıl giyerler."( Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'l-Melahim/9 Babun fi Kıtali't Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu'l-Cihad/Babu Gazveti't-Türk...)
-"Siz (müslümanlar), küçük gözlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan toplumla öldürüşmedikçe kıyamet kopmayacaktır." (Buhari, e's-SAhih, Kitabu'l-Cihad/96; Müslim, e's-Sahih, kitabu'l-Fiten/62 hadis no: 2912; Ebu DAvud, Sünen, hadis no: 4304; Tirmizi, h. no: 2251; İbn Mace, h. no: 4096-4099)
"Şu da kıyamet alametlerinden: Kıldan(keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. Geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üst üste derili toplula vuruşmanız-öldürüşmeniz kıyamet alametlerindendir. Siz(müslümanlar), küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan Türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmaz."( Bkz. Buhari, e's-Sahih, kitabu'l-Cihad/95; Müslüm, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/66, hadis no: 2912; İbn Mace, h.no: 4097-4098).
- "Sizinle(siz müslümanlarla), küçük(çekik) gözlü toplum, Türkler savaşacaktır. Siz onları, üç kez önünüze katıp süreceksiniz. Sonunda Arap Yarımadası'nda karşılaşacaksınız. Birincide, onlardan kaçan kurtulur. İkincide kimi kurtulur, kimi yok edilir. Üçüncüdeyse onların tümü kırılacaktır."(Ebu DAvud, sünen, hadis no: 4305.)
Kanlarinizi ve mallarinizi kurtarmak istiyorsaniz: Peygamber diyor ki: "Onlar, Allah'tan baska Allah olmadigina, Muhammed'in onun kulu ve elçisi olduguna inanincaya, bizim kiblemize dönünceye, kestiklerimizi yiyinceye, ve namazimizi kilincaya ve zekatlarini verinceye kadar, insanlarla öldürüsmem (mukatele) emroldu. Insanlar, bunlari yerine getirdikleri zaman, benden kanlarini ve mallarini kurtarmis olurlar.(Buhari, Selat/28; Tecrid, hadis 24; Ebu Davud, Cihad/104, hadis 2641; Müslim, Iman/32, hadis 20,22)
Ayrica ozellikle belirtme imkani hissediyorum, nedir bu cimbizlama olayi anliyamadim. Ne konuda olursa olsun kurandan ne zaman bir ya da birden fazla ayet ornegi sunulsa, sayisi ne olursa olsun cimbizlama diye geciyor. Ben bunu cimbizlamiyorum olani yaziyorum, bu gercektir ve kuranda vardir diyorum. Butunlukten bahsedip duruyorsunuz, ama Kurani olustiran ayetlerdir, sizin cimbizlama dediginiz ayetler…ve cimbizlama yapilmamasi gereken celiskiler…Celiskilerin diger adi cimbizlama olsa gerek…
Suat Bey bir de beni mantiksizlik ve akilsizlikla suclamisisniz, evet bu konu da haklisiniz cunku inanc ya da dinde mantik aranmaz. Inanc beyinden degil kalpten gecer, ve kisi ile inanilan arasindadir. Inanclar bu sinirdan disariya tasip da siyasete, bilime ya da hak hukuka (hak hukuku da belirleyen insanlardir) konu pldugu surece, mantigi yok sayamazsiniz, o zaman mantik ve tarihi gercekler devreye girer. Inanc degil…
Sayin Huseyin Bey
Evet yapilan siddet olaylarini o zamana gore degerlendirmemiz gerekiyor ve bu arada Cengiz Hani da o zamana gore degerlendirmeyi unutmayin diyorum. Burada asil onemli olan nokta bir taraf gaddarlikla suclaniyor, ama sizing dediginiz gibi o zamanki sartlara gore bu normaldi. Fakat Cengiz Han’in gozu donmus bir vahsi iddia edebilmesi icin, bunu iddia eden kesimin cok temiz olmasi gerekir. Yoksa Cengiz Han islam medeniyetlerinden daha vahsi idi yorumu birsey ifade etmez. Vahsiligin ya da barbarligin kiyaslamasi olamaz. O yuzden Sayin Akyol'un yazmis oldugu yazi tek tarafli olup tamamen islam propogandasi niteligini tasiyor. Bunu genel kulturu olan her insan rahatlikla gorebilir...
Yazan: gunka Tarih: March 30, 2007 5:44 PM
Sayın Gunka,
Aynı şeyleri tekrar etmişsiniz. "Dön baba dönelim hacılara gidelim olmuş". Peki cevap? Yok.
Birkaç lokal istisna bir "din"e şamil edilemez. Bütüne bakmak gerekir, tıpkı linkini verdiğim ateist yazar Uri Avnery’in baktığı gibi.
Ve..
Bir kişinin ateist olması felsefi bir yaklaşımdır. Verdiğim örnekte de gördüğünüz gibi "ate" olması onun tarihsel gerçekleri doğru görmesine engel değil. Neden bu gerçeklerden rahatsız oldunuz anlamadım. Ezberiniz mi bozuldu?
Yazının linkini tekrar ekliyorum, buyrun tekrar okuyun. Belki tekrar ezber bozmada faydası olur. (Bu kez Türkçesinin linkini veriyorum)
http://www.yenihafta.org/News-file-article-sid-92.html
Şu satırlarınız ise tam bir cehalet eseri:
... Ve Mekkeyi guc kullanarak ele gecirmistir." (Gunka)
Aslında bu satırları yazan kişiyi ciddiye alıp cevap vermemek gerek ama ben yapamıyorum işte.
"Güç kullanmak" ne demek? "Savaşmak" değil mi?
Şimdi ben merak ettim, Mekke nasıl bir savaşla ele geçmiş? Nasıl bir güç kullanılmış? Benim bildiğim Hz.Peygamber ordusuyla Mekke'yi gitti ama bir savaş falan olmadı. İsteselerdi direnebilirlerdi ama direnmediler. Güçleri mi yoktu? Hayır vardı. Ama direnen olmadı. Hz.Peygamber Mekke'ye savaş yapmadan girdi. Kendisine yıllarca kan kusturmuş düşmanlarını affetti. Akşamına Mekke'nin üçte ikisi kendiliğinden müslüman oldu. Hz.peygamber Mekke'de 3 gün kaldı ve Kabe'nin anahtarları da dahil Mekke'nin özerk yönetimini olduğu gibi bir , eski yöneticilerde bırakarak Medine'ye geri döndü. (Mekke'de ordu-asker falan da bırakmadı)
Hani güç? Hani savaş? Savaşla alına yer üç gün sonra böyle bırakkılır mı? Sallarken usturuplu sallayın bari.
Bakın size başlangıç seviyesinde bir siyer dersi vereyim.
Hz.Peygamber (sav) 23 yıllık peygamberlik devrinin yarısından fazlasını Mekke’de binbir sıkıntı içinde tebliğ ile geçirmiştir. Yaklaşık 10 yıllık Medine devrinde ise hemen tamamı savunma amaçlı olan çeşitli gazveler yapmış ve toplam 50 gün süren bu savaşlarda da -konunun otoritesi ünlü siyer alimi Prof. Muhammed Hamidullah’ın tespitleriyle- her iki tarafın tüm kaybı 200'lü rakamları geçmemiştir. (Bu sayıya kendi tuttukları hakemin kararıyla infaz edilen ‘Beni Kurayza’lılar dahil değil.)
Ve bu küçük bilançoyla Peygamberimiz, ardında yaklaşık iki milyon kilometrekarelik devasa bir alana yayılmış, veda hutbesinde ikiyüzbin kişilik bir topluluğa hitap edecek kadar genişlemiş bir mü’minler topluluğu bırakmıştır. Nasıl bir kılıçmış bu da önceleri iki kabile arası savaşta ölen kişi sayısı kadar zaiyat (200 küsür. Bunların yarısı da müslüman) ile bir kıt’ayı ve yüzbinleri on yıl gibi çok kısa bir sürede İslamlaştırmış?
T.W.Arnold “İslam’ın en büyük insan kazanımlarını, siyasal gücünün en zayıf olduğu zaman ve mekanlarda gerçekleştirmiş olduğuna inananlardanım.” der. Ve ekler: “İslam İspanya’daki varlığının en son gününe kadar mühtedi kazanmayı sürdürmüştür.” der.
Bunlar ne demektir?
İslam medeniyetini çekirge sürüleri gibi yağmalayan Moğol sürülerini, -işgale uğrayan İslam medeniyeti olduğu halde- 100 yıl içinde müslüman yapan ve ardından bu göçebe ve yağmacı kavimden TacMahal’i yapacak bir medeniyet çıkartan İslam mı kılıç dini?
Külahımı soktum devreye, yazmaya devam edin; o sizi dinliyor..
Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 30, 2007 10:56 PM
[ Devamı ]
Sayın Gunka,
İçim rahat etmedi, siz şimdi yine kaytarır linkteki yazıyı okumazsınız diye Uri Avnery’nin yazısını bir kısmını buraya ekleyeceğim.
Ve bu yazı sadece bir örnek. Bunu seçmemin nedeni yazaranın bırakın müslümanlığı teist biler olmaması.
Aynı şeyleri söyleyen bu gibi yüzlercesini ekleyebilirim.
Uri Avnery’nin "genel kültür"ü eksik galiba :-)
Buyrun:
------
[...]
Müslümanlar hep hoşgörülüydü...
Ciddi ve ünlü bir teolog olarak, Papa yazılı metinleri yalanlayamaz. Bu nedenle, Kur’an’ın inancın zorla yayılmasını özellikle yasakladığını kabul ediyor olmalıdır. Papa’nın Kur’an’dan alıntıladığı “dinde zorlama yoktur” ayeti, o kadar dolambaçsız ki, birisi çıkıp da bunu nasıl görmezden gelebilir? Papa, açık bir biçimde bu emrin onun peygamberlik yıllarının ilk döneminde geldiğini; ancak onun sonraları inanç yolunda kılıcın kullanılması emri verdiğini iddia ediyor. Ancak, Kur’an’da böylesi bir emir vaki değil.
[....]
İsa şöyle demişti: “Siz onları başkalarına ne yaptıklarından tanıyacaksınız.” Biz de öyle yapalım ve İslamı şu soruyu yanıtlayarak değerlendirelim: Müslümanlar bin yıldan fazla hüküm sürdükleri topraklarda dini kılıçla yayacak kadar güçlüyken, başka dinlere öyle mi yaptılar? Hayır, yapmadılar.
Müslümanlar, yüzyıllar boyunca Yunanistan’ı yönettiler. Rumlar Müslüman mı oldu? Kimse onları İslamlaştırmaya mı çalıştı? Aksine, Hıristiyan Rumlar Osmanlı yönetiminde en yüksek konumlara getirildiler. Bulgarlar, Sırplar, Romanyalılar, Macarlar ve diğer Avrupalı uluslar Osmanlı yönetimi altında Hıristiyan inancına bağlı yaşadılar. Kimse, onları Müslüman olmaya zorlamadı, aksine onlar samimi Hıristiyan olarak kaldılar. Arnavutlar İslam’a geçti, tıpkı Boşnaklar gibi. Ancak kimse onların zorla Müslümanlaştırıldıklarını iddia edemez.
Asıl katliamı Hıristiyanlar yaptı
1099 yılında, Haçlılar, İsa adına Kudüs’ü işgal etti ve Müslümanları, Yahudileri ayrım gözetmeksizin katletti. Ancak, Filistin’in 400 yıl boyunca Müslümanlar tarafından yönetimi sırasında, Hıristiyanlar hâlâ ülkenin çoğunluğunu oluşturuyordu. Bu uzun dönem boyunca kimse onları İslam’a geçmeye zorlamadı. Haçlıların ülkeden ayrılması sonrasında, yerleşimcilerin çoğu Arap dilini ve Müslüman inancını seçti ve bugün onlar mevcut (bazı) Filistinlilerin ataları.
Yahudilere gelince, Müslümanların dinlerini onlara empoze ettiklerine dair hiç bir kanıt yoktur. Çok iyi bilindiği gibi, İspanya Yahudileri Müslüman idaresi altında o güne değin, hatta nerdeyse bugüne değin, hiç bir yerde olmadığı kadar serpilip geliştiler. Arapça yazan Yehuda Halevy gibi şairler harika eserler bıraktı. Müslüman İspanya’da Yahudiler bakan, şair ve bilim adamı oldu. Müslüman Toledo’da Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman akademisyenler birlikte çalıştı ve eski Yunan filozoflarının eserlerini çevirdi. Aslında bu ‘Altın Çağ’ idi. Peki bu nasıl mümkün oldu? Peygamber Muhammed’in “dini kılıçla yaymasıyla” mı?
Ancak esas bundan sonra yaşananları söylemek lazım. Katoliklerin İspanya’yı yeniden feth etmesi ile, tam bir dinci terör havası estirdiler. Yahudiler ve Müslümanlar hain bir seçimle baş başa bırakıldılar: Ya Hıristiyan olmak, ya katledilmek ya da terk etmek. Ve, inancını değiştirmeyi reddeden yüz binlerce Yahudi nereye kaçtı dersiniz? Neredeyse tümü Müslüman ülkelerin kollarını açmaları ile kurtuldu. İspanya Yahudileri Müslüman ülkelere yerleşti, Fas’tan, Irak’a ve o dönem Osmanlı’nın bir parçası olan Bulgaristan’a, Sudan’a kabul edildiler. Hiçbir yerde zulüm görmediler. Holokost’a kadar tüm Hıristiyan ülkelerde var olan engizisyon, katliam ve kitle ölümlerini tatmadılar. Neden? Çünkü İslam (Kur’an) ‘ehl-i kitaba’ zulmetmeyi yasaklamıştı. İslam toplumunda, Yahudi ve Hıristiyanlar için özel bir yer bulunmaktadır.
Gerçi Müslümanlarla tamamen eşit haklara sahip değildiler, ama onlarla eşite yakın haklardan yararlanabiliyorlardı. Kendilerine kişi başına vergi [kelle vergisi] konulmuştu, ama bunun mukabilinde askerlik hizmetinden muaf tutulmuşlardı ki, Yahudilerin hepsi bu alış-verişten gayet memnundular. …
Halkının tarihini bilen her dürüst Yahudi kendilerini asıp kesmiş veya “kılıçla“ Hıristiyanlaştırmaya çalışmış Hıristiyan dünyası yanında, Yahudileri elli kuşak boyunca himaye etmiş İslam’a şükrandan başka bir şey duyamaz.
“Dini kılıçla yaymak“ hikayesi kötü bir tevatürdür (uydurma bir sözdür), İspanyanın Hıristiyanlarca tekrar fethedilmesi, Haçlı Seferleri ve Türklerin Viyana’yı almalarına ramak kalmışken püskürtülmeleri gibi Müslümanlara karşı yapılmış büyük savaşlar sırasında Avrupa’da yaygınlaştırılmış bir efsanedir. Papanın o masallara inandığını hiç zannetmiyorum. Eskaza inanıyorsa, Katolik âleminin başındaki bu zat başka dinlerin tarihini öğrenmeye hiç çaba sarfetmemiş demektir. …
Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 30, 2007 11:10 PM
sn.Günka
yaptığınız yorumlarda İslamın bir şiddet dini olduğunu,kılıçla yayıldığını,peygamberinin kadınlara çok düşkün olup birçok eş almak için ayetler uydurduğunu düşündüğünüzü ve tezleriniz içinde bazı hadisleri referans aldığınızı görüyorum..özetle böyle bir bakış açınız var.. anladığım kadarıyla.
elbette inanmamak için bazı gerekçeleriniz olacak..neden İslamı beğenmediğinizin sebeplerini sıralamışsınız..tabiki inanmak zorunda değilsiniz..
fakat kendinize kaynak olarak aldığınız İslam tarihi kitaplarında bazı sorunlar var sanıyorum.
-------------------------------------------------
Islam tarihini okudugunuz zaman peygamberin bizzat kendisi bircok savasa katilmis ve Mekkeyi guc kullanarak ele gecirmistir. Peygamberin olumunden sonraki halifelerin hayati savaslarla gecmistir. Bu savaslara islamiyet dinini benimsemek istemeyen ve peygamberin olumunden sonra ayaklanan kabilelere ve daha sonra komsu ulkelere yapilan saldirilar da dahildir.GÜNKA
-----------------------------------------------
Hz.Muhammed(as)ın mücadelesini zalimin zorbalığına,vahşiliğine,ahlaksızlığına dayalı,kabileci,kölelere sahip aristokratların egemen olduğu bir sistem içinde verdiğinin altını öncelikle kalın kalın çizelim.
bu düzende,kan bağına dayalı büyük aşiretler olan kabileler birbirleriyle sürekli savaş halindeler..büyük ölçüde ganimetle geçiniyorlar..sadece yılın 4 haram ayında savaşmıyorlar..
sürekli kan döken,bunu normal gören kölelerin ve kadınların insan olarak kabul edilmedikleri vahşi bir düzen..
siz 21.yy'dan bakarak,1400 küsür yıl önce bu zalim düzen içinden çıkıpta onların vahşilikleriyle mücadele eden bir ZATI yargılıyorsunuz..
Hz.Muhammed(as) haşa bir sihirbaz değildi ki elinde sihirli değneğiyle 23 yıllık mücadelesinin sonunda insanlığı 21.yy'daki gelişmiş insan hakları noktasına getirsin.(ne kadar geliştiği ayrıca tartışılabilir)
yaklaşımlarınız realist değil..Allah emredince bir anda toplum herşeyi kabul eder ileri bir seviyeye gelir diye düşünüyorsunuz..oysaki Allah yeryüzünü sebepler dünyası olarak halketmiştir..insanın fıtratıda bu kaideye tabidir.psikolojik olarak belli bir olgunluğa gelmeden sıçrama yapamazsınız..bu sosyolojik açıdan da böyledir..
dayatmayla bir topluma ne kadar demokrasi gelebilir eğer hazır değillerse?Irak bugün demokratik bir toplum olmuş mudur?
Hz.Muhammed(as) zevk olsun,biraz insan öldüreyim bu arada dinide yayarım diye savaşmamıştır..bu konuda birçok şey yazılmış..buraya girmiyorum.
Mekke'nin güç kullanarak ele gçirilmesi meselesinde Hudeybiye anlaşmasına ve sonrasına bir daha bakmanızı öneririm.
Eğer Hz.Hüseyin Kerbela'da şehit olmasaydı bazı İslam halifelerinin yaptırdığı katliamlar hakkındaki yorumlarına katılabilirdim.
fakat ben bu şehadetle biliyorumki senin itiraz ettiğin zulüm dönemine Hz.Muhammed(as)ın ehl-i beytide itiraz etmişlerdi..hemde çok şiddetli..İslamın elden gittiğini,Hz.Muhammed (as)ın ilkelerinden eser kalmadığını acı acı görüyorlardı..
Hz.Muhammed(as) bu kabileci bedevi toplulukları tek bir devlet otoritesi altında toplamıştı..devletleşme sürecindeki büyüme sağlıklı yönetilemediği için bütün iyi niyete rağmen cahiliye adetleri tekrar başgöstermeye başlamıştır..Hz.Ali kendine halifelik teklif edilince asr-ı saadetteki ahlaki yönetimi kendi dönemindeki toplumun kaldıramayacağını çünki Hz.Muhammed(as)ın öğretisinden müslümanların çok uzaklaştığını söylüyor..
daha Muaviye döneminde büyük bir yozlaşma yaşanıyor.
İslam tarihini incelerken bozulmanın hızlanmasını bu noktalardan alıp neyin islami neyin cahili olduğunu iyi ayırt etmek lazım.
sizin bahsettiğiniz Kuteybe ve Türklere yaptığı katliamlar doğrudur..ciddi tahripler olmuştur maveraünnehir'de.
bu katliamı yapan zihniyetin Kerbela'da Hz.Hüseyinin kesik başını yerde sürüyen zihniyetin devamı olduğunu hatırlatırım..
tekrar başa dönersek eğer Hüseyin Kerbela'da bu zalimlere İslam adına direnmeseydi,söylediğiniz gibi biz bu adamları İslamın halifeleri sanabilirdik..bunların İslamla bir alakaları olmadığını göstermek bu dinin peygamberinin tüm ailesinin telef olmasıyla ortaya çıkmıştır..
(Mustafa Bey İslam tarihinde de karanlık şiddet sayfaları olduğunu söylemiştir. Mustafa Beyin makalesine yaptığınız itirazları haksız bulduğumu bir parantezle belirteyim.)
Türklerin katledilmelerinde Emevi hanedanının ırkçılık siyasetininde payı vardır..Arapların dışında müslüman olan ırkları ciddiye almamışlardır..
oysaki Hz.Muhammed(as) (arabın aceme acemin araba üstünlüğü yoktur..üstünlük ancak takva iledir)
buyurmuşlardı..
sizin tezinizin tam aksine Emevilerin Türklere uyguladıkları vahşetten dolayı Türkler İslama karşı ciddi direniş göstermişlerdir..Kuteybeden sonra bu bölgeyi kontrol edememiştir emeviler..çünki Türk beylikleri bu ortak düşmana karşı birleşmişler ve güçlü bir Türk devleti olan Türgiş kağanlığı tarafından desteklenmişler ve düşmanı püskürtebilmişlerdir..
Türkler Emevilere karşı direnmişler,mevali olmak istemedikleri için İslamı bu dönemde seçmemişlerdir..Fakat çok Türk kanı döküldüğü de doğrudur..
ŞUUBİYE HAREKETİ..Emevilerin diğer kavimleri eşit müslümanlar olarak görmemeleri üzerine tüm müslümanların eşitliğini savunan harekettir..
Arapçılık siyasetinde,arap olmayan müslümanlar arapların kölesi sayılıyor,bir arap araptan başkasıyla evlenmiyor bir Türk müslümanın arkasında arap namaz kılmıyor gibi Kuran ve sünnetle alakası olmayan fakat adı İslam olan bir rejime karşı gerçekleşen bir akım şuubiye..
şuubiye hareketinin etkisiyle oluşan özgürlük ve eşitlik ortamı ve emevilerin yıkılışından sonra Türkler İslama ısınabilmişlerdir..
Türkler Çin tehlikesine karşı Abbasilerden yardım istemişler,Türkler ve müslümnlar 751 yılında Talas'ta Çinlilere karşı savaşmışlar ve Çinlilere ağır kayıplar verdirmişlerdir..bu savaştan sonra Türklerle müslümanlar arasında bir yakınlaşma olmuş daha sonra aralarında ticari faaliyetler gelişmiştir..bu faaliyetler sırasında İslamı tanıyarak bu dini seçmişlerdir..
Abbasiler döneminde Türkler devletin üst kademelerine kadar yükselmiş,önemli görevlerde bulunmuşlardır..
Kuteybe Türklerin İslama girmeleri için çok baskı yapmıştır ama başarılı olamamıştır..Kuteybe zamanında İslama karşı direniş olmuştur..
İslamda dahil olmak üzere hiçbir inancı kılıçla yayamazsınız.kısmen yayılsa dahi bu kadar yaygınlaşıp benimsenemez..
KUR'AN-A VE HADİSLERE YAKLAŞIM MESELESİ..
bu konuda çok şeyler söylenmiştir..fazla uzatmayacağım..
Hz.Ali haricileri ikna etmek için onlara bir elçi gönderdiğinde şu mealde tavsiyede bulunmuştur..
--onlara Kurandan delil gösterme.çünki Kurandaki ayetler farklı yorumlanabilir..sen sünnetten örnek ver..
demekki Kurandan bir ayeti ben çektim böyle anladım demek meseleyi çözmüyor..
sünnete bakışta da metodolojimiz var..bir hadisi alıpta işte budur demiyoruz........
Günka ben tüm muhalif yorumlarına rağmen seni yargılamıyorum..herşeye rağmen seni anlıyorum..iman kalbi bir mesele..olmayınca olmuyor demekki..
sana mutlu bir ömür dilerim..
Yazan: deniz Tarih: March 31, 2007 3:53 AM
ADALET ILE ZULÜM BIR OLMAZ!
Gunka Bey,
"Gecmisi gecmisin sartlarina göre degerlendirmeliyiz".
Bu dogrudur. Fakat Hz. Muhammed ile Cengiz Han'i bir
tutmak yanlistir. Cünkü zulüm ile adalet bir olmaz! Cünkü
Hz. Muhammed (ruhuna selam olsun), Allah hesabina sa-
vasmis ve O'nun dinini yaymak icin ugrasmistir. Cengiz
Han ise, nefis ve seytan hesabina savasmis ve kan dökmüs-
tür! Bunlarin ikisi hic bir olur mu?
Hic devletin askerinin devlet-millet hesabina yaptigi savas
ile eskiyanin devlete-millete karsi yaptigi savas esit olabilir
mi? Zulüm ile adalet nasil bir olabilir? Eger siz bu farki gö-
rüp kabul ediyorsaniz, mesele yoktur. Aksi halde verecegi-
niz cevap ve mücadelenin bir anlami kalmayacaktir.
Mustafa Bey'i "tarafgirlik"le suclarken, bu suclamanizla siz
de tarafgirliginizi göstermis olmuyor musunuz? Hakka ve
adalete sahip cikip, zulme karsi olmak bir tarafgirlik olsa da,
bunda bir kötülük yoktur. Kötü olan, zulme taraftar olmaktir.
Iyi ile kötünün ne oldugunu da ancak "gercek din" belirler.
"Gercek din" ise, "Yaratici'nin gönderdigi din"dir. Eger sizin
dogru ve hak olan bir dininiz varsa, zulüm ile adaleti bir tut-
maz ve zulme taraftar olmazsiniz. Eger zulme taraftarlik gös-
teriyorsaniz, hak bir dinden mahrumsunuz demektir. Bu da,
bir insan icin en büyük noksanliktir. Hakiki bir insan olmak
isteyen bir kimse, bu noksanligini gidermelidir. Insanin da bu
dünyada en büyük ve en önemli amaci hakiki bir insan olma-
ya gayret etmektir. Bu gayret de, dogru bir din yani Yaratan'
in gönderdigi son din ve onun yenilenmisi ile hedefine ulasir.
Bu hedeften sasmamak gerekir.
Ayrica hakkin, adaletin, iyinin, dogrunun ve güzellik ve mü-
kemmelligin propagandasini yapmakta bir kusur görmedigimi
belirtmeliyim. Ama hak adina haksizliga sahip cikilmasina da
taraftar olmayiz ve olmamaliyiz.
Not: Iyiligi emreden, kötülükten cekindiren ve faydaliya izin
verip zararliyi yasaklayan bir din, "iyi bir din"dir. Aksi ise,
"kötü din"dir. Biz, iyisine talip olmali ve ona sahip cikmaliyiz.
Not 2: Deniz Bey size mutluluklar dilemis... Fakat sönümlü
ve kisa bir dünya mutlulugu size yetecek midir? Eger ebedî
bir mutluluk isterseniz, size ebedîlik kazandiracak dogru bir
din bulmaniz gerekecektir. Onu bulmakta fazla gecikmeme-
lisiniz.
Hüseyin Avdic
Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: March 31, 2007 3:44 PM
Aman Islam'a soz soylenmesin de, gercekler egri bugru edilsin, hic onemli degil.
"Islam'a ragmen siddet- Islam nedeniyle siddet"
sozde ayirimi, zaten okuyucuyu gercegi iskalamaya
zorlamaktan baska bir sey degil.
Isa peygamberin ogretilerinde, barisseverlik ve yardimseverlik esas iken, Hristiyanlarin ikibin yildir bitmeyen kanli ic ve dis mucadelelerini nasil bir sinifa sokacagiz ? Hristiyanliga ragmen siddet mi demeli acaba????
Dinler, baska kurumlar gibi, insan elinde alelade araclara donusmuslerdir; savas-isgal-cinayet- mal kazanimi-istenmeyen kisilerin tecrit edilmesi
hatta kadin-erkek iliskilerinde ozel yararlar
saglama..... gibi.
Sonuc olarak hangi sinifa sokulursa sokulsun,
dinlerin uygulamasi da ( ki bakilacak olan uygulanan dindir), siddet dahil insana mahsus her turlu temel ozelligi icermektedir.
Saygilarimla
Yazan: Izninizle Tarih: May 21, 2007 11:31 PM
İslam ı en güzel yaşayan ve yaşatan toplum Türklerdir.
sizler kadar felsefi yazamam ama , türkler dışında tüm müslüman ülkeler islamı zulm ve iktidar aracıolarak kulllanmışlardır ve hala kullanmaktadır.
(el fetih-hamas) eğer bunlar müslümansa ve yaptıkları islama uygunsa o zaman oturup düşünmek lazım.islamı insanlara sevdiren türklerdir .asla bir arabın anladığı gibi anlamıyorum dini.allahımı seviyorum.onu kalbimde ve her hücremde hissediyorum.
islam diye bize arap kültürünün empoze edilmesine karşıyım.
Türkler için islam büyük bir şans ve islam içinde Türkler.
allah herkesin kalbindekini bilir.
Yazan: bengu Tarih: July 5, 2007 6:20 PM
neden Cengizhan'ın Türk olma ihtimali bile ümmetçi kesimi bu kadar rahatsız ediyor. Nedense tarihten zerre kadar anlamayan insanlar bile Cengizhan'ın Türk olmadığını şiddetle reddetmeye çelışırlar. tamam bir konu tartışılır ama neden Cengizhan'ın Türk olması veya olmaması ümmetçilerin problemi olmuştur. Atıyla camiye girmiş olması Türk olmasını veya olmamasını değiştitirmi. Kaldıki annesinin kırgız Türkü olduğu bilinmektedir. Neoldu şimdi? Bir Türk İslama inanmadığı zaman camiye atıyla girdiyse ne oldu yani? Kıyametmi koptu? Türklük bşeymi kaybetti?
Yazan: bozo Tarih: September 28, 2007 8:57 PM
islam savaş hukukunda malup edilen müşriklerin mallarına el konulur (muhammedin de hakkı vardır bu ganimetlerde) kadınları cariye yapılır. cocukları da köle.
Yazan: birdirbir Tarih: December 23, 2007 12:34 AM