« ‘Korkut ve Yönet’ Stratejisi | Ana Sayfa | İslam ve Şiddet »

March 16, 2007

Bir Ortaçağ Hitler’i: Cengiz Han

[Derin Düşünce sitesinde yayınlandı]

Cengiz Han, milyonların katiliİstanbul şu günlerde “Cengiz Han ve Mirasçıları: Büyük Moğol İmparatorluğu ” isimli bir sergiyi ağırlıyor. Evsahipliği yapan Sakıp Sabancı Müzesi’nin Müdürü Dr. Nazan Ölçer, “Sergi, dünya tarihine önemli bir damga vuran Cengiz Han’la Moğol İmparatorluğu’nun kültürler ve kıtalar arasında kurduğu bağı daha iyi anlamamıza yardımcı olacak” demiş. Umarım öyle olur. Bu “anlama”ya küçük bir katkı olarak da, Cengiz Han’ın tarihinin karanlık sayfalarını biraz açmakta yarar var.

Malum, asıl adı Timuçin olan Cengin Han, 13. yüzyılda Çin’den Mezopotamya’ya kadar uzanan dev bir coğrafyayı istila etmişti. Bu istila hareketinin en çarpıcı yönü ise her ulaştığı yerde uyguladığı korkunç vahşetti. Ele geçirilen şehirlerin çoğunda, kadın-çocuk ayrımı yapılmaksızın herkes kılıçtan geçirilir, sadece zanaatkarlar gibi “işe yarar” görülen bir grup insan canlı bırakılırdı.

İngiliz tarihçi Justin Marozzi’nin ifadeleriyle;

“Şehirler topluca yok ediliyor, hayatta bırakılanların çoğu ise bir sonraki seferde ‘canlı kalkan’ olarak ordunun önünde yürütülüyordu. Moğollar ele geçirdikleri şehirlerdeki kedi ve köpekleri bile öldürüyorlardı. Termez kentinde bir kadın katliamdan kurtulabilmek için Moğol askerlere değerli bir inci yuttuğunu söylemiş, onlar da hemen kadının karnını parçalayıp mücevheri çıkarmışlardı. Zaten Cengiz Han’ın kurbanların karınlarının deşilmesi yönünde emri vardı.” (1)

Moğolların bu vahşeti askeri bir strateji uyarınca uyguladıkları söylenir: Korku yayarak düşmanlarını moral yönden yıkmak istemişlerdir. Bu açıklama doğru, ama eksiktir. Chicago Üniversitesi’nin ünlü tarihçisi Marshall Hodgson’a göre, “Çinli, Hıristiyan ve Müslümanlardan gelen bağımsız kayıtlar göstermektedir ki, Moğollar yok etmeyi başlı başına bir zevk olarak görmüşlerdir.” (2)

Bu “zevk için yok etme”, Cengiz Han’ın kişiliğine de uygundu. Kayıtlara göre, generallerine şöyle demişti: “İnsan için en büyük zevk, düşmanını kovalamak ve yenmektir. Onun her şeyini ele geçirmek, dul karısını ağlatıp sızlatmak, atlarına binmek ve kadınlarının vücutlarını gecenin zevkleri için kullanmaktır.” (3)

Nitekim Cengiz Han sistematik bir “ırz düşmanı”ydı; askerlerine ele geçirilen yerlerdeki en güzel kadınları seçip kendine getirmelerini emreder, hepsine tecavüz ederdi.

Cengiz Han’ın ordularının gerek strateji gerekse “zevk” gereği öldürdüğü insan sayısının 40 milyonu bulduğu tahmin edilmektedir. (4) Bu ise, 20. yüzyılın en büyük canisi sayılan Adolf Hitler’in bile, modern silahlar ve gaz odası gibi “teknik imkan”lara rağmen ulaşamadığı bir “skor”dur.


İslam Medeniyetinin Farkı

Elbette Cengiz Han’ı “dönemin normları”yla düşünmek gerek. Kuşkusuz Ortaçağ’ın tek istilacıları Moğollar değildi; hemen her imparatorluk kılıçla büyümeye çalışıyordu. Ancak Moğollar o dönemin standartları içinde dahi aşırı derece vahşiydiler. Özellikle de İslam medeniyeti ile karşılaştırıldığında…

O devirde İslam devletleri de “fetih” stratejisi güdüyordu, ancak Kuran’ın ve Peygamber’in sivillerin öldürülmemesi yönündeki açık uyarıları gereği, İslam ordularının fethettikleri ülkelerde kitle katiamlarına giriştiği pek görülmedi. Aksine İslam hukukundaki “zımmilik” statüsü gereği, ele geçirilen topraklardaki farklı cemaatlerin hakları tanındı. (Önce Yahudilik ve Hıristiyanlık için geçerli olan “zımmilik” statüsü, daha sonra Zerdüşt, Hindu ve Budistleri de içine alacak şekilde genişletildi.)

Rus tarihçi Abraham L. Udovitch, her ikisi de Orta Asya kökenli iki devlet olan Moğol İmparatorluğu ile Büyük Selçuklular’ı karşılaştırırken, İslam’ın söz konusu “hukukilik” yönüne dikkat çeker. Müslüman Selçukluların pagan (Şaman) Moğollara göre daha insancıl bir fetih stratejsi izlemiş olmalarının en büyük nedeni, Udovitch’e göre, İslam’dı. (5)


Bağdat’ın Yok Edilişi

Cengin Han’ın vahşeti, oğulları ve torunları tarafından da sürdürüldü. Torunu Hülagu Han, 1258 yılında o devirde dünyanın en göz kamaştırıcı bir kaç kentinden biri olan Bağdat’ın üzerine yürüdü. Aynı zamanda Hilafet merkezi olan Bağdat’ı korumak isteyen yöneticiler Hülagu’nun “teslim olun, kılınıza dokunmayacağım” sözüne güvendiler. Ama Moğol despot yalan söylemişti. Tarihçilerin kayıtlarına göre kentteki bir milyona yakın Müslüman, kadın-çocuk ayrımı yapılmaksını kılıçtan geçirildi. Günler süren katliam nedeniyle şehrin sokakları kanla kaplandı. İslam medeniyetinin altı yüzyıllık birikimini temsil eden dev Bağdat Kütüphanesi’ni ve şehirdeki diğer pek çok eseri yakan Moğollar, öldürdükleri insanların kesik kafalarından piramitler dizdiler. Bağdat’tan sonra daha bir çok İslam kentini yok eden Moğol orduları, İslam dünyasına Haçlı Seferleri’nden çok daha büyük yıkım getirdiler.

Tarihçi Prof. Osman Turan'a göre, “tarihte misli görülmemiş bu tahrip ve imha hareketi”, İslam medeniyetine vurulmuş en büyük ve kalıcı darbe oldu. (6) Sulama sistemlerinin ve dolayısıyla tarımın yok edilmesi, bölgenin sosyolojisini değiştirdi. Kürtlerin “makus talihi”nin de başlangıcıydı bu: Moğol barbarlığının hedefi olan Diyarbakır, Cizre, Mardin, Hakkari gibi kentler yüzyıllar boyu toparlanamadı.

İşte, “Cengiz Han ve mirasçıları”nın mirası böyle bir şeydi...


1) Marozzi, “Tamerlane”, s. 13-14
2) Hodgson, “The Venture of Islam”, cilt 2, s. 288
3) Marozzi, s. 13
4) International Herald Tribune, 10 Mayıs 2005
5) “The Islamic Middle East, 700-1900”, s. 300
6) Turan, “Selçuklular Tarihi ve Türk ve İslam Medeniyeti”, s. 477

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 16, 2007 1:38 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, işbu yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey

bu yazıyının üstüne mideye zararlı olabilir diye bir uyarı falan koysaydınız..okuduğum vahşet midemin sınırlarını zorladı doğrusu..

daha önce yazdığım bir yazıdan küçük bir alıntı..
---------------------------------------------------
Moğollar Anadolu’da çok büyük katliamlar yaparlar..yaşlı,genç,erkek kadın ayırmadan binlerce insanı kılıçtan geçirirler..canını kurtaranlar ise ağır vergiler ödemek zorundadır.

1256 yılında Moğollar’a karşı ağır bir yenilgi daha alınır ve istila Konya sınırlarına gelir..halk değerli eşyalar vererek ve itaat göstererek katliamdan kurtulur..

Haçlı seferleri ile bozguna uğrayan Anadolu ,Babai isyanıyla iyice sarsılmış.Moğol İstilasıyla umutlarını tamamen kaybetmişti..perişanlığın,katliamların,ırza yapılan tecavüzlerin açlığın hüküm sürdüğü karanlık günler..

Ümitsizliğe kapılmayan,olabildiğince coşkulu bir ses geliyordu Konya’dan..karanlığın üstüne doğan güneş gibi aydınlatıyordu ışığı büyük velinin..MEVLANA CELALEDDİN RUMİ’NİN..hiç sönmeyecek olan günümüzü de aydınlatan nurlu velinin..

Etrafındakiler soruyordu Hazreti Mevlanaya:

--Moğollar buraya öküz sırtlarında geldiler,ellerindeki silah da sopadan ibaretti.Bizim altımızda ise en cins arap atlarımız ve elimizde en keskin kılıçlarımız vardı.Böyleyken onlara yenildik.Şimdi ise arap atlarına binen onlar,şam kılıçları da bellerinde,Artık yenilmelerine ve bizim kurtulmamıza nasıl imkan olabilir?

Bir ümit arıyorlardı kutlu velinin ağzından..Mevlana şöyle buyurur.

---Moğollar, dağlık bir bölgede son derece güç şartlar içinde hayatlarını sürdürüyorlardı.Bunlardan bir kısmı tüccar,Harzem Ülkesine gelip keten cinsinden biraz giyecek alıp gitmek istemişlerdi.Fakat her türlü nimet içinde olan Harzemliler bunu bile onlara çok görüp onları hükümdarlarına şikayet ettiler.Hükümdarları da bu adamları öldürttü.Ve bundan sonra Moğolların kendi ülkesine girmesini yasakladı.O zaman Moğolların hükümdarı bir mağaraya kapanıp on gün oruçlu olarak kendisine ve kavmine yol göstermesi için Allah’a yalvardı.Allah bu içten yalvarışlara karşı onları zalim ve mağrur kavimlere musallat etti.Onlara yenilmez bir güç verdi.Bütün zengin ve mağrur ülkeleri işgal ettiler ve yıktılar.Bu sebeple binekleri öküz ,silahları sopa olanlar bineği arap atı ve silahı şam kılıcı olan bizleri yendiler.

Fakat şimdi bu zaferlerinin sonucunda dünya nimetlerine daldılar.Şimdi bindikleri arap atının üztünde,bellerinde en keskin kılıçları ile mağrur ve yenilmez olduklarına inanarak gaflete düştüler.Bizse eski hatalarımızı anladık.pişman olduk,tövbe ettik.Allah’ın onları yenmemiz için gerekli gücü bize vereceği muhakkatır.Moğollar yıkılacak ve devrileceklerdir.

--------------------------------------------------

bu vesileyle 2007 yılının Mevlana yılı olduğunu hatırlatalım..katliamlar değil sevgi ve barış kazansın..

Mevlana'ya sevgilerimle..

Yazan: deniz Tarih: March 16, 2007 2:54 AM

Diger her yaziniz gibi yine bir islam propagandasi..

Bir de sunu dusunun, Mogollar, cesur ve yetenekli insanlarmis ki hizla yayilip yonetebilmisler. Sirf bundan dolayi da saygiyi hak ediyorlar. Yazinizda bu noktaya iliskin bir yorum goremedim.

Islam medeniyet farki deyince, bir bakin bugun islam medeniyetindeki devletlerin durumuna. Cok basit bir calisma yapin, toplayin bu Islam, Hristiyan, Yahudi, Budist, Hindu vs. medeniyetlerinin urettigi toplam miktari (GDP'dir bu), karsilastirin. Bolun insan sayisina, kisi basina gelen GDP'ye bakin, iste o zaman goreceksiniz Islam medeniyetinin durumunu. En azindan bilimsel bir veri olacak elinizde. (Haa sakin gelipte bana medeniyetin tek olcusu para demeyin, siz yukarida tek olcu olarak insan yasamina saygiyi sunmussunuz)

Merak ediyorum, kac kisi gorebilecek bu bakis acimi..

Sevgiler
Batu

Yazan: Batu Tarih: March 16, 2007 5:31 AM

Eski SSCB topraklarında bir söz vardır.Hemen hemen bütün milletler der ki biz kardeşiz çünkü hepimizin büyükbabası Cengiz Handır.
Sivaslılar pek konuşmadı ama sivas kalesi katliamı meşhurdur moğolların.
Ama doğramacı milliyetçiliği açısından bakılınca Cengizhan tarihte bir polat alemdar.:))
Saygılarımla

Yazan: Salih N. Tarih: March 16, 2007 12:41 PM

mevlananin o kavmin liderinin allahla olan diyalogunu gercekten bildigini iddia edebilirmiyiz,yada mevlana allah tarafindan bu bilgileri aldigini iddia edebilirmi? ederse biz inanmak zorundamiyiz yada bu mevlanadir,ne derse dogrudur gibi bi islamdisi yaklasimlami yaklasmamiz gerekiyor?...tabiiki mevlana bir tasavvufcu oldugu icin bu tür kissadan-hisse türü hikayelerin gercekliligi konusunda ciddi süphelerim var...cünkü tarih boyunca ve halende tasavvuf-erbabi insanlarin din adina cok yanlis beyanatlarda bulunduklari bir gercektir...üstelik söyle bi soru isareti daha ortaya cikiyo,mogollarin lideri magarada allaha yalvariyoda ,allah´ta ona sanki zulme riza göstererek,"hadi cik onlara sende zulum ile hadlerini bildir" dercesine "yürü kulum" diyor...buda allaha bi iftiradir...tabiiki bu söylediklerim benim mogollari savundugum anlamina gelmez,asla,mogollarin yukarda yazilanlara bakilarak hic bir savunacak yönleri yoktur,ben ancak tsavvufcularin sanki allah´tan aldiklari bi haber varmis gibi insanlara yaniltici hikayelerine dikkat cekmek istedim...bu hikayeler kimlerin hakkinda olursa olsun.

Yazan: metin Tarih: March 16, 2007 12:48 PM

bugün ortada islam medeniyetini temsilen bi devlet yok...ortada sadece islam var ve islami yasayan yada yasamayan bireyler var.batu siz herseyi maddi olarak degerlendiriyorsunuz,sizin düsüncenizle yola cikarak saddam,hitler,mussolini vd. basarili devlet adamlarida yetenekli ve cesur,tabiiki geroge bushta cesur ve basarili,baksaniza hedefinde olan afganistan,irak ve hatta nerdeyse türkiye yide hegemonyasi altina alabiliyo adim adim,bugünkü hristiyan devletleri dedigini devletlerde basarili,nede olsa kendi ülkelerinde özgürlük reklami yapip agir sanayi ve endüstriyel devletler kurmuslar,ama bunu yaparkende cok büyük bi kaynagi diger fakir ülkeleri sömürerek yada onlara 2.sinif muamelesi yaparak yaptiklari yada baskalarina ait olan topraklari,enerji kaynaklarina el koyarak (tabiiki özgürlük ve demokrasi adina yapildigi icin hukuki olarak sorun degil degilmi batu?) ellerine gecirip yaptiklarinin manevi boyutu önemsiz,yeterki maetryalist bakis acisiyla hesab pozitif ciksin yeter;-) batu,tamda sizin gibi dünyaya bakan insanlar bu dünyada haksizliklarin yayilmasina ve ,birsey yokmuscasina,sebeb oluyor,size itiraf ediyorum,sizin bakis acisinin ben sahsen bi saddamin ,hitlerin vb. bakis acisindan farkli oldugunu düsünmüyorum:)özür dilerim sizi kirmak niyetim degil,sadece samimi olarak yazmak istedim,dünyaya ve insana bakisinizi yeniden degerlendirin yoksa cok kisiye zarar verme potansiyeliniz büyük:)sadece bi tavsiye.

Yazan: metin Tarih: March 16, 2007 12:58 PM

Eğer Cengiz Han bütün bunları İslam dini'ni yaymak için yapmış olsaydı aşağıdaki ayetlerle ilahi olarak desteklenmiş olur muydu?

Ahzab suresi 26. ayet; Allah, ehl-i kitaptan, onlara (müşrik ordularına) yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düşürdü; bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.

27. ayet; Allah, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız topraklara sizi mirasçı yaptı. Allah'ın her şeye gücü yeter.


Hülagü Tan Tarkan Tanrıöver

Yazan: Hülagü Tarih: March 16, 2007 1:08 PM

sayın akyol.
günümüz türkiyesinde genel manada meydana gelen bir bakış tarzı ile cengiz han ı ele almışsınız. başta prof.dr. osman turan olmak üzere tüm tarihçilerimiz moğolların yaptığı vahşet konusunda hemfikirler. günümüzle karşılaştırma yaparken tüm solcuların yaptığı ve basın-tv kanalıyla halkımıza ve sağduyu sahibi insanlarımıza da sirayet ettiğini dehşetle gördüğüm vahşet denilince sadece ve sadece hitler akla geliyor veya getiriliyor. bu yolla milliyetcilik ve milliyetciler üzerinde vahşetle irtibalandırılmak isteniyor... halbuki rus kasabı stalinin yaptığı vahşet ve katliamı okumamış bilmemiş olmanız imkansız. mao nun çinde yanlış çelik üretimi politikası sınucu 20 milyondan fazla insanın öldüğü. kızıl kımerlerim yaptığı katliam hitler katliamından az değildir burada ben hitleri savunmuyorum.tarihi o günün şartlarıiçerisinde düşünürsek neyin normal neyin anormal olduğu görülür. hatta alıntınızda geçiyor.. o devirde devletler kılıç zoruyla ayakta duruyorlardı. cengiz han da gününün tekniği olan kılıç zorunu sonuna kadar kullanmış. bu gün de en öldürücü silahları yapmıyorlarmı.

Yazan: kenan eroğlu Tarih: March 16, 2007 1:22 PM

"Bir de sunu dusunun, Mogollar, cesur ve yetenekli insanlarmis ki hizla yayilip yonetebilmisler. Sirf bundan dolayi da saygiyi hak ediyorlar. Yazinizda bu noktaya iliskin bir yorum goremedim. " demiş Batu..

"Saygı" kıstasına bakar mısınız?

"Allah akıl fikir versin" diyeceğim ama Allah'tan bir anda o kadar çok şey isteme yüzsüzlüğünde de bulunamam.

Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 16, 2007 2:41 PM

Yani mustafa Akyol, tarih okumasak, bilmesek, bizleri nelere inandıracaksınız demek!
Bakıyorum Cengiz Han'ı nasıl bir korku imparatoru yapabilmişsiniz. İlginç!
Bakın bir söz vardır:
Taşı ilk eli en temiz olan fırlatsın.
Yani başka milletlerin uygarlıklarına inanılmaz suçlamalar yapanlar işe bir de kendi uygarlıklarından başlasa nasıl olur acaba? Çok süpper olur kanımca. Bakın bize Ermeni dayatmaları yapılıyor sürekli, oysa ki kendi hesaplarını hiçbir zaman vermiyorlar.
Batılı yazarlar bir güzel sizin bakışınızı şekillendirmiş gördüğüm kadarı ile mustafa Akyol, ama keşke ilk önce başka uygarlıklara bu yakıştırmaları yapanlardan önce kendi hesaplarını vermelerini de isteseydiniz, ya da birazcık sorgulasama yapsa idiniz. Ama nerdeeee....
Cengiz Han'ı suçlayanlara sormak lazım, yüzyıllar öncesinden günümüz yüzyılının en yüksek insanlık değerleri normlarına dahi ulaşmışken daha 60 yıl önce faşistlik yapanlardan daha mı kötü oldu cengiz Han? Ya da Cengiz Han sadece vahşet mi yaptı? Ben biliyorum ki kar yağdığında tüccarlar yollarını bulabilsin diye Ortaasya bozkırlarını ağaçlar diktiren insan da aynı Cengiz Han. Ne tesadüf?
Bakıyorum batılı birkaç yazarın ağzından her çıkanın bir güzel içine düşmüşsünüz, onlar anlatmış siz de inanmışsınız bir güzel. Ben olsam ilk olarak milyonların kanını sömüren emperyalizmin haseabını sorardım onlardan, insanların hayatını, bedenini bırakın, ruhunu bile teslim alan bu vahşi yaklaşımı sorardım onlara, önce bir kendi hesabınıza düşeni verin derdim. Ne oldu Amerika'daki milyonlarca İnka, Kızılderili ve Maya'ya derdim. Afrika'nın hesabını sorardım, hala neden sömürmeye devam ediyorsunuz derdim. Bugün bile insanlığa yaptıkları vahşi Irak, Afganistan ve Filistin olayları bugünün değerleri üzerinden düşünecek olursak Cengiz Han'ın yaptıklarının en az 2 katı daha vahşidir. Bir de bir arkadaş komik bir şekilde yazmış, midem kaldırmadı diye, o yüzyıllar bu tür vahşiliklere daha müsait bir yüzyıldı ama bugün bile bir Iraklı esirin oğluna gözleri önünde işkence yapılarak sorgu yapılması midenizi daha rahat tutuyor mu? Bahsettim olay 2000 lerde geçiyor, yüzyıllar öncesinde değil. Farkı artık görün demeyeceğim, çünkü hala görmüyorsanız, körsünüz demektir bu sadece.
Üstelik araya da bir İslam medeniyeti süslemesi yapılmış. Hadi onu da mı yutacağız mustafa Akyol? Ben yutmam, çünkü ben bir Hasan ve Hüseyin'in başına gelenleri biliyorum. Bu yüzyılda yaşanan Arap iç mücadelelerini biliyorum. Ben kardeş katliamının vacip kılındığını biliyorum. Ben daha 30 yıl öncesinde, hala bugün bile Alevi vatandaşlara nasıl yakıştırılmalar yapıldığını biliyorum. Doğan Avcıoğlu'ndan öğrendiğim Peygamber zamanı savaşların iç yüzünü biliyorum. Türklerin İslamlaştırılması esnasında yaşanan katliamları biliyorum.
Bunlar tabiki İslam'ın suçu değil, ama belirli bir kısım bilgi ile diğer gerçekleri örtme telaşı bence hiç makul değil. İnsaflı ve etik hiç değil.
Tabiki Cengiz Han sütten çıkmış ak kaşık değil, ama insanlık tarihinde vahşilik konusunda bir numarayı batı uygarlığından önce kimse eline alımaz, en önemli gerçeklik asıl budur.

Beagle
makorykos@yahoo.com

Yazan: Beagle Tarih: March 16, 2007 3:25 PM

cengiz han agac diktigi icin cok sasirdim,o kadar ki bütün yazilarimi geri aliyorum,demekki cok büyük bi tabitasever ve merhametli lidermis,iyiki yazdiniz,artik cengiz hani sevecegim,cok tesekkür ederim....fesubhanallah.

Yazan: metin Tarih: March 16, 2007 4:00 PM

Beagle

biz şu anda Cengiz Hanı konuşuyoruz..konu Irak olayları olunca onu da konuşuruz..

konuyu dağıtmayın lütfen..sizin mideniz Cengiz Hanı kaldırıyor mu?

şu an konumuz bu..

Yazan: deniz Tarih: March 16, 2007 5:03 PM

Mustafa Bey size tavsiyem lutfen bu yazinizi siteden kaldiriniz cunku katliam karsiliastirmasinda muslumanlarin Islam adina yaptiklari katliamlardan bahsetmemeniz ya da kucumsemeniz dogru degil(Gesmis tarihte ve su yasadigimiz donemde)...Ozellikle araplarin Turk yurtlarinda Kuteybe B. Musliminin, turklere yaptigi katliami ve ozellikle islam adina yaptigi katliamlardan ve turklerin nasil musluman olduguna bakmaniz yeter. Sizin bahsettiginiz gibi olmadigi kesin, mulumanlik kilic zoru ile yayilmistir, misyonerlik ile degil...
Ama bence en siddetli katliam; insan ve tanri arasindaki saf ve vicdani inanclarin kullanilarak ve din adina uygunlugu kabul edilerek yapilan katliamlardir. Islam (Medeniyetleri) ve Katliam. Sozcuklere bakalim ve katliam siniflandirilmasinda Cengiz Han'i mi one koysak yoksa Mustafa Bey'in Tabiri ile "Islam medeniyetleri" ni mi? Hangi siraya koyarsaniz koyun, ne farkeder...Dogrusu iki kelimenin (Islam, katliam) kesinlikle iliskilendirilmemesi gerek, ama ne yazikki oyle degil. Bundan fazla yoruma bile gerek yok zaten...

Yazan: gunka Tarih: March 16, 2007 5:41 PM

Tarihçi Prof. Osman Turan'a göre, “tarihte misli görülmemiş bu tahrip ve imha hareketi”, İslam medeniyetine vurulmuş en büyük ve kalıcı darbe oldu. (6) Sulama sistemlerinin ve dolayısıyla tarımın yok edilmesi, bölgenin sosyolojisini değiştirdi. Kürtlerin “makus talihi”nin de başlangıcıydı bu: Moğol barbarlığının hedefi olan Diyarbakır, Cizre, Mardin, Hakkari gibi kentler yüzyıllar boyu toparlanamadı.

İşte, “Cengiz Han ve mirasçıları”nın mirası böyle bir şeydi...(Prof.Dr.Osman Turan & Mustafa Akyol)

Eğer Cengiz Han ve mirasçılarının mirası böyle bir şey olsaydı bugün Araplar ve Kürtler (Irak Kürtleri ve ülkemizdeki uzantıları)emperyalizm'in esiri olmaz emperyalizme karşı mücadele ederlerdi. Ülke zenginliklerinin ve topraklarının emperyalistler tarafından sömürülmesine karşı çıkarlardı.

Günümüzde bir çok Arap İslam ülkesinin emperyalistlerin sömürgesi olmasında Cengiz Han'ın ne günahı var? Keşke Cengiz Han tekrar gelsede ortadoğu'da şu adaleti sağlasa. İslam alemini emperyalizm'in elinden kurtarsa fena mı olur? Ya da İslam aleminde emperyalizme meydan okuyacak ülkelerinden emperyalistleri kovacak var mı bir baba yiğit? Tabiiki yok. Güneş sönüp kainat yok olana kadarda çıkmaz.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Hülagü Tan Tarkan Tanrıöver

Yazan: Hülagü Tarih: March 16, 2007 5:50 PM

Gözünü İslam düşmanlığı bürümüş insanlar ancak cengize rahmet okurlar.
Ha bu arada faşisteler sözüm öldürdüğü müslümanların bayağı bir kısmı da türktü.

onlar müslüman olarak türklüğe ihanet etmişlerdi derseniz o zaman sözüm yok.

ya da türk mürk anlamam babam müslüman olsa cengiz ve avanesi ( günümüz cengizleri)
babamı dahi öldürse eline sağlık derim derseniz o zaman da sözüm yok hamuş olurum zira sühandan olmayana söz söylenmez. ( intihal from ziya paşa)

"Sizin bahsettiginiz gibi olmadigi kesin, mulumanlik kilic zoru ile yayilmistir, misyonerlik ile degil..."

iddiasını ispata davet ediyorum bu arkadası.
endonezya malezya tayland hatta kamboçya filipinler in kılıç zoruyla müslüman oldugunu ispat etmenizi rica ediyorum kafam biraz karısıkta. valla ben çok araştırdım ispatlamaya çalıştım ama vallahi bulamadım
endonezya giden bir arap veya müslüman ordusunu bulamadım kesin müslümanlar oradaki malay ve endonezyalı katliamını gizleyebilmek için tarihten silmişlerdir. Vay bee.
eger ispat edemiyorsanız islam düşmanısınız diye yalan ve palavra sıkmayın
ya yezdegirdin ya savaşsanıza kardeşim demesine ragmen kadisiye de müslümanlar ile savasmak istemeyen bu safdil iranlılara ne demeli ki. savassanıza kardeşim savasın savaşın ki bizim zamane cengizlerinin yüreği yağ bağlasın

cengiz türk bile değil moğoldur. ilkellik ( ırkçılık) adına sahip çıkılması cok vahim adam türk değil. gerçi hemen bir kaç faşist klavyeye sarılıp cengizin türkoğlu türk olduğunu yazacaktır. şato mato nato masallarını hiç bir kanıta belgeye delile dayandırmadan iddia edeceklerdir. vakti zamanında bilmem kimin kaçıncı oğlu ne oldugu tam belli olmayan bir vasıtayla moğolistana gitmiş ve görmüş ki meger bu bizim dünya tarihinde bir sürü benzeri olan katil düpedüz katil olmaktan başka zerre kadar bir özelliği olmayan cengiz türkmüş. şato mato muymuş neymiş öyle bir şey işte:))

Katliam ile İslam medeniyetlerini aynı kefeye koyan a da sözüm şu. getirsin delilklerini konusalım üzerinde. inanmak istediğini söylemek gercekleri söylemek değildir.

cengiz han agac dikmişse eger bunu da öldürüp kuruttukları cesetlerden dikmiştir. hem agaç dikmek cengizin katliamlarını mı örtecek ne tuhaf zihniyet

Dostlarım Müslümanları kim öldürmüşse eline sağlık:))

Yazan: Sami muzafferoglu Tarih: March 16, 2007 6:30 PM

Mustafa Akyol’un yazısına katılmamak mümkün değil.Moğolların yıkıcı gücünün en çok İslam toplumunu etkilediğide muhakkak.Yinede ben Haçlı seferleri ile karşılaştırırsam Moğolları çok suçlayamam.(Tanrı adına katliam yada antisemitizm olsa olsa Batı paradoksudur.Hem Tanrılaştırdığın peygamber hemde ölesiye yoketmek istediğin aynı adamlar olsun)

Birincisi Moğollar şamandı yani ahlaken Cahilliye dönemi Araplarından bile kötü durumda idiler.İkincisi Tıpkı İskandinav kökenli Teutonic halklar gibi (Vandallar,Vikingler,Danlar,Gothlar) talanın en kolay kazanç kapısı gören bir kültüre sahiptiler.Bu halkların kökenlerinindeki (Turkic,Moğol,Slav ve Teutonic) kültürü oluşturan bozkır ve uçsuz bucaksız kıraç topraklarda aslında sadece avcılığa veyahut hayvancılığın oluşturduğu toplayıcı kültüre beşiklik edebilirdi.Bu halkların bulundukları anayurtlarında medeniyet oluşturmasını beklememek tarih bilinçi ile çelişir.Sümerler bile Orta Asya kökenli olup ancak mezopotamyanın bereketli toprakları fırat ve diclenin getirdiği alüvyon ve su ile tarihin gördüğü ilk gerçek medeniyeti kurabilmişlerdi.Göç olmasa idi ne biz bugün Sümerleri ne Türkleri ne Serbleri ne Germenleri tarih sahnesinde görebilirdik.(hatta Avrupa diye bişeyde olmazdı)

Tarihte herşey ekonomik temellidir.Kıtlık çıkmış ve büyük insan yığınları batıya akmıştır.Bu kadar yalındır. Fetihin amacı yaşam alanı sağlamaktır.Bunlar sadece İskandinavlar gibi talancı değil aslen kendilerine yeni vatan arayanlardır.Bu ‘’hinterland'’ bulmak içindir. Tıpkı Hitlerin Bohemya Prusya ve Balkanlar için düşündüğü gibi.(artan Alman nüfusu için yayılma politikası)

Moğolların yıkıcılığının kökeninde Asya kavimlerinin askeri düzene sahip tek ‘’barbarlar'’ olması yatmaktadır.Bu tip düzene sahip tek yapı Romadır medeniyet ve askeri Düzende zaten bu sayede birleştiğinde Avrupa ve Akdenize binlerce yıl egemen olmuştur.(daha sonra bu Osmanlı-Türk kültüründe de görülen evrilmedir)

Ben moğolları Mustafa Beyin linear yorumuna ek olarak holistic bir anlayışla daha farklı bir pencereden yorumlamak istiyorum.Moğolların İslam başkenti sayılan Bağdatı ve en önemlisi kütüphanesini yakması sadece yıkım olarak kabul edilebilir mi? Ben böyle düşünmeyenlerdenim;

Birinci tek bir merkezin medeniyetin yükünü kaldırdığı uygarlıklar yok olmaya mahkumdur.İskenderiye kütüphanesi yandığında Yunan kültürü çok büyük yara aldığı halde yok olmadığına göre bu çıkarımı yapabiliriz. Bağdattaki kütüphanemizde yok olmuş ama Kahire,Şam,Halep,Hicazdaki merkezler ayakta kalmamısı kolayca sağlamıştır.İkincisi 1258′deki vahşetten sonraki yüzyıl içersinde Moğolistan dışındaki tüm Moğol devletlerindeki göçer ahali(Altınordu,Kubilayhan etc) ve içersindeki askeri unsur İslamlaşmıştır.Buda yeni doğacak III.Roma yani Osmanlının itici gücü olacaktır.Bir de, Bağdattaki medeniyet artık ne kadar İslami idi çok tartışma götürür o devirlerde. Biraz İslam tarihi bilgimizi yenilersek Bağdattın ve İslam aleminin durumunun hiç iç acıcı olmadığı görürüz.Halifelerin ve dolayısıyla halkın yozlaştığı bir dünyadır.Zevkü sefanın ve ahlaksızlığın cahiliye dönemi ile yarıştığı devirler desek abartmış olmayız.Bir nusibetin bin nasihatten iyi olması gibi Moğollar bu topraklara yeniden İslam idrakinin sağlanmasını ve ahalinin bütünleşmesini gerçekleştirmişlerdir.Kendileride çok bilinen tabirle kültür postacıları olarak düşmanı oldukları medeniyetin azameti karşısında boyun eğmişler vede İslamla şereflenmişlerdir.Tıpkı kızlarını gömen cahiliye Araplarının sahabe efendilerimize dönüşmesi gibi Moğollar ve Türkler şaman bozgunculardan medeniyet unsuruna dönüşmüşlerdir.Bu sayededir ki tarihin gördüğü son ve (en iyi) Roma olabilmişlerdir.

Velhasıl her yıkım bir doğuşun müjdecisi ola gelmiş tarih boyunca.Belki insanlar zümrü anka kuşunu bu yüzden çok seviyorlar.Bu bana analojik olarak büyük yangın geçiren bir ormanın daha gür olarak yeşermesi gibi geliyor...Şaman göçerlerinde rolü buydu.

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 16, 2007 7:16 PM

Cengiz Han; Hitler, Stalin ve diger yuzlercesi ile kiyaslanmayacak kadar insanlik tarihinin yuzkarasi sampiyonudur.

Koylerinde, kasabalarinda huzurla yasayan milyonlarca insanin "Mogollar geliyor" haberini duydugu andan itibaren yasadiklari urpertiyi bugun bile hissetmek mumkun.

Sirf Orta Asya "parfumlu" diye Cengiz Han'i burada savunmaya kalkisanlari protesto ediyorum.

Yazan: Haydar Tarih: March 16, 2007 7:45 PM

Haydar Bey

Kimse cengiz Han'i savunmuyor, burada savunulan islam medeniyetlrinin yaptigi, pardon yapmadigi katliam mi desem acaba???

Yazan: gunka Tarih: March 16, 2007 9:05 PM

Sayın Gunka,

Size en güzel cevabı ünlü flozof Carlyle veriyor:

"İslamiyet kılıçla yayıldı diyorlar. Alın elinize kılıcı bakalım oluyor mu?"

Yazan: Hasan Tarih: March 16, 2007 9:09 PM

Ajlan Bey

güzel söylüyorsunuzda bu 3.Roma olayını anlayamadım.sizde Osmanlının Bizansın devamı olduğunu düşünenlerdensiniz sanırım.

Mevlana da zaten Moğolların güçlü devletlerin hataları ve şımarıklıkları yüzünden insanlığın başına bela oldukları tesbitini yapıyor..

belki Bahaeddin Veled göç kararı alıp Anadoluya gelmeselerdi onlarda yok olacaklardı katliamlarda..

Moğollar bize Mevlanayı getirdi..

engel olamadığımız musibetlere sabredip neticesini beklemek gerekir..

ibretlik bir tarihi olay..bazen böyle hatırlamak lazım..

Yazan: deniz Tarih: March 17, 2007 12:06 AM

Sayın Beagle,
Tam da sizin argumanınıza uygun düşüyor şu fıkra:
Amerikalı bir Prof ile Alman bir Prof ABD'de aynı üniversitede çalışmaktadırlar. Alman Hitler'in ülkesinde herşeyi son derece modern hale getirdiğini, hizmetlerin dakik olduğunu, insanların bu hizmetlerden son derece memnun olduklarını anlatır dururmuş. Amerikalı bir gün Almanın davetini kabul ederek Almanya'yı ziyarte gitmiş arkadaşıyla birlikte. Geceyi otelde geçirmişler. Sabah tren istasyonuna giderken Alman trenin tam saatinde istasyonda olacağını, planlandığı gibi dakik bir şekilde gidecekleri yere ulaşabilecelerini anlatarak istasyona varmışlar. Ancak gel gör ki tren bir türlü gelmiyormuş. Amerikalı anlatılanlar ile gerçeğin farklı olduğunu düşünmekteyken Alman "Siz de 6 milyon Kızılderiliyi yok ettiniz" demiş.:-)

Selam ve sevgilerimle
Yaman Avcı

Yazan: Yaman Avcı Tarih: March 17, 2007 12:17 AM

Sayın Haydar,

Sırf Orta Asya "parfumlu" diye Cengiz Han'i burada savunmaya kalkisanlari protesto ediyorum.(üzerime alındım)

Bu şekilde konuşarak tarihin yorumunu yaparsak o sadece bizim tarih algımızdan ibaret olur.Oysa tarih kavimler kompartımanında birlikte yolculuk eden yazarların ortak kitabının adıdır.Bir ikincisi yapılan savunmak değil,hele ki Orta Asya şaman kültürünü! En azından benim yaptığım savunma değil.

Kanımca şimdiki zamanın konjektürü ile ortaçağın aşırılıklarını değerlendirmek esas hata olur.Ki Bağdat hala aynı aşırılıklarla yaşamıyor mu?Yapanın adı değişince eylemde değişiyor mu yoksa?Siyasal ''Tarih'' genel itibariyle katliamlardan akan kanla yazılmış metinlerin derlenmesidir.Çoğu zamanda resmi tarih denilen kurgunun içinde 'istenilen' öğretilir,öğrenilir.Tarihin akışında yer alanlar;bir yerde kahraman bir yerde katildir.Bizim acımızdan Mustafa Beyin yazdıklarına(Moğol vahşeti,katliamı ve barbarlığına) katılmamak mümkün mü?Fakat olaylar sadece yüzeysel gerçekler içermez.Tarih olayların kendisi kadar doğurduğu sonuçlarla da ilgilidir.El misal;Fransız devriminin etkisi kendisinden büyük değil midir?Moğollarıda İslam için bu bakış acısıyla değerlendirdim.Mustafa Beyin görüşüne bir farklı bakış acısı bir doku katmak için.Bunu böyle bilmenizi isterim.Duygularımızın algılamaya mani olacak engeller teşkil etmemesi dileğiyle.Saygılarımla...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 17, 2007 12:51 AM

sevgili kardeşim , Fatih'in yaptığı ile Cengiz Kğan ın yaptığını ayrı tutmak mistik bir ifade olur, her ikisinin savaş strateji leri aynı olamaz elbette.
Cengiz Kğan ın karın deşmesini savunmuyorum elbette fakat elindeki kılıç ile başka ne yapacaktı?
Fatih in attığı top gülleleri kadın öldürmedimi yani ? bundan kim emin olabilirki ?

ayrıca bir tuhafsın ! Cengiz Kğan a ırz düşmanı diyorsun , esirlere tecavüz ettiğini söylüyorsun!
Osmanlı Padişah larınınki gibi cariyeleri yoktu

Cengiz Kğan ın zevk için bu tür eğlenceler düzenlediği , tarihe taraflı bakan insanların elindeki mecmualarında ve yayın evlerinden çıkardıkları çeşitli dergi , kitap ve gazetelerde bulunur ancak , bunların nekadar gerçek olduğu muamma'dır

Yazan: iskicap Tarih: March 17, 2007 1:19 AM

Bence tarihi yorumlar ve tespitler cok dogru sonuc vermez..mesela cengiz hanin gecekte nekadar vahisi oldugunu asla bilemeyiz,emevilerden fazlami azmi yada hitlerden fazlami azmi?bunlar tamamen ölcülemeyen kesin tani koyulamiyan durumlardir..200 -300 yil öncesinin tarihi olaylari daha dogru ve gercege daha yakin olarak bilebiliriz ama 800 yillik bir dönemden konusuyorsak yada 1200 yillik emeviler döneminden ozaman söylediklerimiz bence homerosun ilyadasindaki abarti dolu hikayelerden öteye gidemez..ama 200 -300 yil öncesinin tarihi yazili olarak daha iyi tutulmustur,matbaanin da icatiyla bilgiler yayginlasmistir..
birde kürtlerin o dönemden beri geri kldiklari yada gelisememelerini mogollara baglamak bence inanilmaz bir durum..almanya birinci dünyasavasindan harabe olarak cikiyor keza japonya yedigi atom bombalari sebebi ile taninmaz hale geliyor..ama20-30 yilda dünyanin en medeni ülkeleri olaraktekrar karsimiza cikiyorlar..fakat 800 yil öncesinin cengizhan yikimlari kürtlerin belini dogrultamiyor..benim bu yorum icin diycek biseyim yok gercekten...bence kürtlerin geri kalmasi daha cok asiret sisteminin getirdigi yenilige ve özgürlüge kapali yapinin sonucudur..800 yil öncesinin saldirilariyla hic ilgisi yoktur..

Yazan: muzzi Tarih: March 17, 2007 2:01 AM

Sayin Abudak,

Alinmaniza gerek yok.
Yukardaki mesaji yazdigim sirada sizin yorumunuz yayinlanmamisti. Ayrica, yazdiklarinizin onemli bir kismina katiliyorum.
--------------------------------------------------------------------

Insanlari ve toplumlari yargilarken objektif olmak esas olmalidir. Sirf benimle ayni parfumu kullaniyor diye koru korune birilerini savunmak yada hakli cikarmaya calismak yanlistir.
iktisadi-politik cikarim var... oyleyse ABD-Israil vs yi, ortak din paydamiz var oyleyse Filistini vs yi, bana ogretildigi kadar Kemalizm iyidir oyleyse oligarsiyi, Kurt'um oyleyse Apo'yu, Orta Asya sevdalisiyim oyleyse Cengiz Han'i bile her halukarda savunurum/savunmaya kalkisirim mantigi cok yanlis.

Ayni baglamda; tersinide yapmakda yanlis... dinsizim, oyleyse dindarlara saldirmak caizdir yada Muslumanim, oyleyse Muslumanlarin yaptiklarina yuzumu donerim gibi bir mantik da sagliksizdir.
***

Cengiz Han'in Himalayalarin bir parcasi olan Tiyanşan daglarina yada Takla-Makan colune yada Karakum bozkirlarina agac diktigine nasil inanilir? Buralara degilse, yakip yiktigi sehirlere-koyleremi bu agaclari dikmistir.
Neyin ticareti, ne tuccari?
Mogollar tuccarmiydi? Ortada ticaret yapacak bir medeniyetmi biraktilar? Ticaret yapacak mal ve hizmeti insanlar uretir... köku neredeyse kazinan, daglara kacan toplumlar ne uretirki ticaret yapsin?
Mogollar ticaret yapacak bir uygarlik olsalardi varliklarini surdururlerdi. Bugun bile ticaret nedir bilmezler. Begenmedigimiz Ruslara tesekkur etsinler, bugun bir bayraklari varsa o da SSCB nin politik taktikleri sayesindedir.
***

Cengiz Han'in insanliga faydasi, tenya şeridinin hayvanlar alemine olan faydasi kadardir.

Yazan: Haydar Tarih: March 17, 2007 5:42 AM

Mustafa Beyin yazısına katılmakla birlikte, Mustafa Ajlan Abudak Bey’in yorumuna bir kaç itirazım olacak.

Mustafa Ajlan Bey, Moğol istilasının sadece yıkım olarak kabul edilemeyeceğini, birici olarak İslam Medeniyetinin yok olmadığını, diğer merkezlerle kolayca ayakta kaldığını. İkinci olarak Altınordu ve İlhanlıların İslamlaştığını ve bunun da “Osmanlının katalizör gücü” olduğunu söylemişsiniz.

İlk olarak, elbette İslam Medeniyetinin yok olması söz konusu değil ve “her yıkım bir yönüyle doğuştur” tabi ancak “sadece yıkım değil” denince bu ağır hasar-yıkım biraz küçümsenmiş gibi oluyor. İkinci olarak, Moğol Altınordu ve İlhanlılar İslamı kabul etmiş ancak bunun Osmanlının kurulmasına pek bir etkisi olmadığını biliyorum zira Osman gazi, “Oğuz Yabgu” devletinin yıkılmasıyla 11.yüzyıl öncesinde bir kısmı Horosan’a bir kısmı da Anadolu’ya göçen zaten Müslüman olan Kayı Türklerinden..

Ancak tabi Moğol istilasından kaçan Horasan ve civarındaki Türkmenlerin (Türk-iman) Anadolu’ya göçmesinin Anadolu’nun Türkleşip, İslamlaşmasına katkısı olmuştur. (Yani bunlar sonradan İslamı kabul edip zamanla Türkleşen İlhanlılar değil bilakis Moğol’lardan kaçan Türkler)

Ayrıca, “…Denilebilir ki Bağdat’taki İslam medeniyeti biraz İslam tarihi bilgimizi yenilersek Bağdat’ın ve İslam aleminin durumunun hiç iç acıcı olmadığı görürüz.Halifelerin ve dolayısıyla halkın yozlaştığı bir dünyadır.Bir nusibetin bin nasihatten iyi olması gibi moğollar bu topraklara yeniden İslam idrakinin sağlanmasını ve ahalinin bütünleşmesini gerçekleştirmişlerdir.” demişsiniz.

Benim bildiğim kadarıyla o dönem Bağdatının durumunun “iç açıcı olmadığı” pek de söylenemez. Aksine pek çok açıdan çok parlak bir görüntüsü var. Avrupalıların hazırlamış olduğu “Görsel İslam Uygarlığı ve Tarihi” belgeselinde anlatıldığına göre, Abbasiler döneminde Avrupa’nın en büyük kenti olan Roma’nın nüfusu 30 bin iken, doğuda bir kültür ve bilgi kenti olarak sıfırdan tasarlanmış; Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman âlimleri, hocaları, bilginleri, filozofları toplayan ve onların beraber-bir arada çalışabilmelerini sağlayan İslam hoşgörüsüne dayanan bir bilgi ve kültür kenti olan Bağdat’ta nüfusun 1 milyonu bulduğu hesaplanıyordu. Bir kimse eğer Bağdat’ı görmediyse dünyayı görmemiş sayılıyordu.. Bilgin evleri, devlet kütüphaneleri, ve çok sayıda halk kütüphanesi kurulmuş.. Geometride, cebirde, astronomi’de, tıpta pek çok ilkler ortaya konmuş.. .. Bin bir gece masalları dilden dile dolaşmış.. Ta ki uzaklardan gelen ve pek tanımadık bir güç, MOĞOLLAR’ın gelip her şeyi yakıp yıkmasına kadar.. Bağdat ve dönemin en büyük kentleri tamamıyla harabedilmiş; âlimler, bilginler ve halkın büyük birçoğu katledilmiş, kütüphaneler ve cilt cilt kitaplar yakılmış..

Moğol istilasını sadece Bağdat’a da indirgememek lazım. Horosan, Semerkand, Buhara Maveraunnehr ve yakın coğrafyadaki çoğu merkezin sonuı da pek farklı değil aslında…

Zira “..moğollar bu topraklara yeniden İslam idrakinin sağlanmasını ve ahalinin bütünleşmesini gerçekleştirmişlerdir.” Sözü biraz fazla pozitif bir bakış açısı kanımca.. (Buradaki idrakin sağlanıp sağlanmadığı da ayrı bir konu tabi)

Saygı ve muhabettlerimle..

Yazan: H.Basri Tarih: March 17, 2007 6:30 AM

Bu arada sergiye de henüz gidemedim ama sergi için hazılanmış 60 sayfalık kitapçık elime geçti. Sonderece iyi tasarımlı, kaliteli bir baskı ve son derece zengin görsel malzemeyle hazırlanmış bir kitapçık.

Ancak bir şey dikkatimi çekti. Moğolların Avrupa seferlerini “Batıya Yönelen Kasırga” adlı ayrı bir başlıkla, “..Moğol itilası Avrupa’ya dehşet saldı. Moğollar 1937′de Moskovayı ele geçirip, 1940′ta Kiyevi aldılar. Krakov yakınlarında bir Polonya ordusunu yendikten ve Breslau’ı yakıp yıktıktan sonra, Alman şovalyelerinden oluşan bir orduyu da Silezya’daki Liegnitz kenti yakınında, 9 Nisan 1241′de kesin bir yenilgiye uğratıp, Aralık 1241′de de Budapeşteyi yerle bir etti…. Moğol istilasında doğu ve güneydoğu Avrupa’da yüzbinlerce insan öldü, uçsuz bucaksız topraklar ekilemez hale geldi.”(sy.30) şeklinde ele almış.

İslam Medeniyeti üzerine olan sadırılar içinse sadece “Hulagu ağabeyinin buyruğuyla 1256′da büyük bir orduyla İrana saldırmış, bir daha da ülkeden çıkmamıştı.” ile “1258′de Bağdat’ı fethedip halifeyi öldürmesi, 750′den beri ‘Allah’ın izniyle’ Müslümanların başında olan Abbasi halifeliğinin sonunu getirdi.”(sy.34) gibi doğrusu garipsenebilecek bir ifade kullanılmış.

Yazan: H.Basri Tarih: March 17, 2007 6:32 AM

Hakikaten çok ilginç şeyler okuyorum..

Cengiz Hanın cariyeleri yoktu o yüzden tecavüz yapmak zorundaydı gibi bir tuhaflık olmuş doğrusu..

Yazan: deniz Tarih: March 17, 2007 9:43 AM

"sevgili kardeşim , Fatih'in yaptığı ile Cengiz Kğan ın yaptığını ayrı tutmak mistik bir ifade olur, her ikisinin savaş strateji leri aynı olamaz elbette.
Cengiz Kğan ın karın deşmesini savunmuyorum elbette fakat elindeki kılıç ile başka ne yapacaktı?
Fatih in attığı top gülleleri kadın öldürmedimi yani ? bundan kim emin olabilirki ?"

Elinde kilic bir kadinin karnini desmek ile kale surlarinda gedik acmaya calismak icin top atisi yapmak ve/veya savunma yapan askerlerin uzerine top atisi yapmak arasinda cok ciddi bir fark var, velev ki es kaza! bir kadin olmus bile olsa. Ve en onemli fark bir sehri ele gecirdikten sonra yapilan muamelede kendini gostermektedir. Iste bu fark, islam medeniyeti ile cengiz'in medeniyeti ve kudusu kirip geciren hacli medeniyeti v.s. arasindaki MEDENIYET farkidir.

"ayrıca bir tuhafsın ! Cengiz Kğan a ırz düşmanı diyorsun , esirlere tecavüz ettiğini söylüyorsun!
Osmanlı Padişah larınınki gibi cariyeleri yoktu."

Kul kulu kendi gibi bilir misali turk/islam dusmani genelde batili yazarlarin cariye fantezilerini temel alan olaganustu(!) bir yorum. Biraz cariye sistemini arastirinca, sasirtici (fantastik hikayelerden farkli) sonuclara ulasiyor insan.....

Islam medeniyeti hakkinda yapilan iddialar, bu iddialari ortaya atan kisilerin takdim ettigi gibi bir -gercek- degil kendilerinin bos bir temennisinden ibarettir. Genelleme yapilirken varsa istisnalara gore yapilmaz. Geneldeki tavir neyse ona gore yapilir. Ayrica varsa bu istisnalar bu medeniyeti olusturan kurallar ile ne kadar uyum icindedir, bunu da degerlendirmek gerekir.

Muslumanlar savasmistir, katliam yapmamistir. Kilic zoruyla kimsenin din degistirmesine sebeb olmamislardir. Biraz Islam'i bilen Islam'in buna kesinlikle musaade etmeyecegini de bilir...Endonezya, Malezya ornekleri de Islam'in nasil yayildigi ile ilgili guzel orneklerdir....

Turkler ve Araplar, Iranlilarin(Sasani?)'lerin Araplar tarafindan yenilmesinden sonraki donemde bir sure oldukca sert savaslar yapmislardir. -Tabiki Turklerin musluman olmasi bu savaslar sirasinda olmamistir.- Taki kendilerine ortak bir dusman(Cinliler) buluncaya kadar(751 talas savasi) bu savaslar surmustur. Talas savasinda cinlilere karsi birlikte savasilmistir. Turklerin musluman olma sureci de bu savastan sonrasinda olmustur. Bu surec, 750'lerden 900'lu 1000'li yillara kadar surmustur. Goruldugu gibi Turklerin musluman olmasi bir kac yuzyillik bir tanima, benimseme surecinde olmustur. Asla kilic zoruyla degil! Sonrasini biliyorsunuz, 11. yuzyil ve sonrasi Turklerin en parlak oldugu donemlerdir...

Yazan: ulug Tarih: March 17, 2007 12:16 PM

Sayın H.Basri Bey

Antropolojik olarak bakıldığında Moğol-Türk ayrımı yapmak çok zordur.Kültürel olarakta bir okadar zor olan bir mevzu bu.İslamlaşmamış göçerler yada İslamlaşmış göçerler dersek daha akli olur.Dilerseniz Mogolların ve Türklerin Y kromozon ve mdtdna sonuçlarına bakın.Orada göreceğiniz iki kavmin iç içe geçmiş olduğudur.Anadoluya akan göçlerde de salt Türkmen salt Moğol ayrımı yapılamaz.Zatengerekte yoktur.İslam yada değildir yada İslamlaşmış yada şaman kalmıştır.Bizi ilgilendiren tarafı budur.Bu halkında Oğuz selçuklularıyla Anadoluya akın akın geldiği açıktır.İlhanlı yada Altınordu devletlerinin yönetici kısımları sadece Moğol-Türk tür.Tıpkı Memlüklülerde Çerkez-Türk olduğu gibi halk ise yereldir.Yani Serb yada Pers-Farsidir.Göçerler ister Türk,Moğol yada Afgan olsun daima birliktelik içinde olmuştur.Bu adamlar yurt arayan insanlardır.Yurt denilebilecek kesimde kısmen kendi polülasyonlarının yerel popülasyondan fazla olabileceği bir yer demektir.Orta doğuda Anadoludan başka bir bölgede bu ozamanlar için mümkün değildir.

Bağdatın binbir gecelerinden bahsetmişsiniz.Bunu bilipte nasıl olurda Avrupanın hayranlığından bahsedersiniz sizin kaynaklarınızı bilmiyorum ama Tasavvuf sözü ettiğiniz zamanlarda ''o bölgelerde'' iyice köklenen bir kurum oldu.(İran-kabbala ortak yapımı)ve hala o bölge Allahın lanetinden kurtulabilmiş değil!Halifelerin bozukluklarını anlatmaya kalksam burada yorum yazanlar küçük dillerini yutar.Fakat yorum yeri kısıtlı ayrıca sonuçlar ortada basit bir mantıklı çıkarımda yeter;madem o kadar ''ileri seviye ''uygarlıkları vardı Şaman bozgunculara nasıl boyun eğdiler.Askeri zaferler teknolojik üstünlük ve askeri deha ile kazanılır.Fatih İstanbulu topları olmadan nasıl feth edecekti?Birde nüfus çoksa metropolit olunmuşsa diyorsunuz gelişmiştir.Eywallah öyle olsun ama düşünün nüfusun çevreye oranla bu kadar yoğun olduğu yerlerde çöküşte kontrol edilemez,yozlaşma alır başını gider.Zenginlik Romanın neron yada Agustus devrindeki kadar olabilir, hatta aşabilir ama kültürel yozlaşmada ondan geri kalmamıştır.İslam aydınlanması diyebileceğimiz sürecin asıl merkezleri Endelüs,Kahire,Kudüs ve Şamdır.Bağdat onlara göre bebek sayılabilecek kadar genç bir yerleşimdir ama güzelliği ile hepsini geçmiş olabilir.Fakat ilim ve medeniyet olarak asla rakip bile olamaz.Alimler bilginler demişsiniz yorumunuzda. Bağdat Okulu adını alan oluşum; temsilcilerinin temel faaliyetlerinin mantık olması sebebiyle de Bağdat Mantık Okulu da denilen ilim çevresidir.Yani bunu dışında (islami sanatlar dışında) ben önemli katkısını bilmiyorum varsa katkısı tasavvuf içindedir.Onunda zararını anlatmakla bitiremeyiz işte kardeş kardeşe silah sıkıyor hala o topraklarda.Tarihin göreceli sularında bu konuda anlaşamayacağımız muhakkak.Tarihte abartıya hep karşıyımdır.Soğukanlılığın kaybı aklın yanlış çalışmasına neden oluyor.Nasıl Binbir gece masalları Fars edebiyatı ile ''fake''halife zevkü sefalarının kodlanmış oryantalist metinleri ise, Cengiz Hanın kendiside Batı tarafından ikonlaştırılmış bir şaman liderdir.Dünyanın en büyük kara imparatorluğunu kurmuş ama bu imparatorluk yarım asır bile dayanamamış,hiç bir insani-medeni kurum bırakmamıştır.Sadece büyük insan topluluklarının göcüne ,yıkıma,kaynaşmasına,yeniden yapılanmasına katkısı olmuştur.Bundan öte bir değer biçmek bir şamandan çok büyük vizyon sahibi olmasını beklemektir.

Saygılarımla...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 17, 2007 12:20 PM

H.Basri ve Ajlan Beylerin yorumları konuya farklı açılımlar getirdi..istifade ediyorum..

İslam Medeniyeti altında hiç katliam olmamış mıdır?bu konuda gelen itirazlarda haklı..Moğol medeniyeti tahripkardı ama İslam medeniyetinde insanlara tecavüz edilmedi,katliam olmadı demek doğru olmaz..

başında İslam olan her hareketi,devleti,düşünceyi İslam adına savunamayız..

Asr-ı saadet dönemi ve Hz.Muhammed(as)ın mirasına ne kadar sahip çıkılabildi?savaş hukukuna riayet edildi mi?daha Muaviye döneminde mal yığmalar,saraylar,cariyeler halifelerin dünyasına girmeye başlamadı mı?

saltanat sistemini savunabiliyor muyuz İslam adına?..

ben Moğol istilasını ve Abbasilerin sonunu düşünmeye başladığımda düşüncelerim beni Kerbelaya götürüyor..

Hz.Hüseyini şehit eden ordunun başında Peygamberin dostlarından bir sahabinin oğlu vardı ki bunu yaparkende güya müslümandı..

Ümeyyeoğullarını unutmayalım..

Hz.Hüseyin'in 6 aylık oğlu Ali Asgar babasının kucağında boğazından oklandı..daha sonra ok Hüseyin'in koluna saplandı..bir yudum su istiyordu oğlu için..

Büyük Şehidin mübarek başı mızrağa saplanıp gezdirildi..Kerbeladan kalan hanımlar tacize uğradılar..

Yezid halifeliğinin ikinci yılında Medine halkını katliama uğrattı..askerleri 3 gün boyunca halkın malını,canını,ırzını helal bildi..üçüncü yılında Kabeyi ateşe verdi..4.yılında babasına kavuştu..

tarihin görüp göreceği en büyük zulüm budur ve İslam Devletinin başındaki halife tarafından yaptırılmıştır..

bu zulüm Emevi ve Abbasi dönemlerinde de Ali evladına artarak devam etmiştir..

Ebu Hanife işkence gördü,İmam hanbel dövüldü siyasi otorite tarafından Ali taraftarı oldukları için..Hz.Hüseyinin torunlarından bir kısmı diri diri gömülmüş,bazılarının cesedi gömüldüğü yerden çıkarıp ağaçta asılı tutulmuştur..

Abbasilerden Mütevekkil zamanı Ali evladına zulmün zirve yaptığı dönem olmuştur..İmam Hüseyin'in mezarı taciz edilmiştir..

bu uzayıp gider..yazmaya kalem yetmez..

insaflı halifeler çıkmışsa da baskılara dayanamamışlardır..

İslam Medeniyeti Hz.Muhammed (as) dan sonra özellikle ümeyyeoğullarının iktidarı ele geçirmesiyle siyasi bir karakter alıyor..halifelere şirin görünmek için hadis uydurmalar,tarihi kişilikler uydurmalar vs..din adına yapılan rezilliklerdir..Abdülbaki Gölpınarlı'nın (İBN SEBE MASALI BİR YALANCININ DÜZMELERİ)kitabında böyle bir kişinin hiç dünyaya bile gelmediğini anlatır..siyasi olarak uydurulmuş bir tarihi hayalet..

Allah intikam alıcıdır..Moğollar Abbasilerin başına musallat olduysa bunu daha derin düşünmek lazım..iyilerde haksızlığa karşı gelmedikleri için musibetten paylarını alırlar..

İslamı iyi tahlil etmek için olayların arka planını iyi okumak lazım..Okumazsak Hz.Muhammed(as)ın yaptıklarının büyüklüğünü de kavrayamayız..

Hz.Muhammed (as)ın mirası malesef siyasete kurban gitmiştir..

ben büyük İmamımızı rahmetle anıyorum..Allah şefaatlerine nail etsin..

Yazan: deniz Tarih: March 17, 2007 1:36 PM

Batu "Bir de sunu dusunun, Mogollar, cesur ve yetenekli insanlarmis ki hizla yayilip yonetebilmisler. Sirf bundan dolayi da saygiyi hak ediyorlar. Yazinizda bu noktaya iliskin bir yorum goremedim. "

Suat Bey:"Allah akıl fikir versin" diyeceğim ama Allah'tan bir anda o kadar çok şey isteme yüzsüzlüğünde de bulunamam.

Bence: Evine giren ve hane halkına tecavüz eden hırsızları bu cesaretlerinden dolayı takdir eden,
onlara saygıda kusur etmeyip,çay pasta börek nevinden ikramlarla onları ağırlayacak ölçüde naif bir düşünce tarzı..

Yazan: Tarık T. Tarih: March 17, 2007 1:40 PM

Ne kadar tuhaf yorumlar gelmiş. "İslam düşmanlığı" kişileri "insan" ortak paydasından bile uzaklaştırıyor.

Haydar Bey'e de yorumundan dolayı teşekkür ediyorum..


***

Sayın Gunka,

İki yanlışın bir doğru etmeyeceğini anlamak neden bu kadar zor? Niçin "Cengiz Han'in katliamları" denince "insan" paydasında buluşamıyoruz? Neden "her türlü katliam insanlık dışıdır" diyemiyorsunuz?

Öfkeniz o kadar fazla ki Mustafa Bey'e yazısını kaldırmasını teklif etmişsiniz. Bu ne cur'et?

Yazıda bilgi yanlışı mı var? Buyrun ispatlayın. Hatalı yorum mu var? Buyrun aksi yöndeki argümanınızı sunun..

Ya Cengiz Han'ı savunacağım derken devirdiğiniz -oldukça alakasız- çama ne demeli?

Sizinki gibi iddialarda bulunalara çok cevap verdik. Bizim verdiklerimiz kaale alınmıyor galiba, olabilir.

Bir yazı alıntılayacağım. Yazıyı yazan "ateist" bir Yahudi. Adı Uri Avnery. Yazı, Papa'nın İslam hakkında konuştuğu Eylül ayında yazılmış. Ama genel bir tasvir çiziyor, bu açıdan da güncelliğini koruyor. Sözlerinize iyi bir cevaptır:

Orjinali burada:

http://usa.mediamonitors.net/content/view/full/35741

Bu da çevirisi:

MUHAMMED'İN KILICI

Roma İmparatorlarının Hıristiyanları aslanlara attığı günlerden bu yana hükümdarlarla kilise ileri gelenleri arasındaki ilşikiler bir çok değişikliğe uğramıştır.

M.S. 306’da, yani bundan tam 1700 sene önce tahta çıkan Büyük Konstantin Filistin dahil olmak üzere İmparatorluk sınırlari içinde Hıristiyanlık ibadeti yapılmasını cesaretlendirecek bir tutum izledi. Derken, aradan yüzyıllar geçti, kilise Doğu (Ortodoks) ve Batı (Katolik) olmak üzere ikiye bölündü. Papa ünvanını alan Batıdaki Roma Piskoposu İmparatordan kendi üstünlüğünü tanımasını istedi.

İmparatorlarla Papa arasındaki mücadele Avrupa tarihinde önemli bir rol oynamış ve halkları bölmüştür. Bu mücadelede iniş çıkışlar olmuştur, bazan Hükümdarlar Papayı azletmiş, bazan Papa bir hükümdarı afaroz etmiş ya da görevden almıştır. Bu hükümdarlardan birisi olan IV. Henry [Fransa Kralı] Papa'nın kendisini bağışlaması için onun bulunduğu Canossa tepesine kadar giderek, şatosu önünde karda çıplak ayakla tam üç gün beklemiş, sonuçta Papa afaroz kararını kaldırmıştır.

Ama hükümdarların ve Papaların birbirleriyle barış içinde yaşadıkları zamanlar da olmuştur. Bugün işte böyle bir dönem yaşamaktayız. Şimdiki Papa XVI. Benedict ile günümüz İmparatoru II. George Bush harikûlade bir uyum içindeler. Geçen hafta Papa dünya çapında yankılanan, büyük bir fırtına yaratacak sözler sarfetti, bu sözler “Medeniyetler Çatışması“ savını doğru çıkarırcasına Bush’un “İslam faşizmine“ karşı Haçlı Seferi ilan etmesiyle tam tamına örtüşüyordu. 265. Papa bir Alman üniversitesinde yaptığı konuşmada Hıristiyanlık ile İslam arasında büyük fark bulunduğunu, Hıristiyanlığın akla dayandığını, İslamın ise aklı yadsıdığını söyledi: Hıristiyanlar Tanrının yaptıklarında mantık bulurlarken, Müslümanlar böyle bir mantığın varlığını reddediyorlardı.

en ateist bir Yahudi olarak, tartışmanın polemiğine girmek niyetinde değilim. Zaten Papanın mantığını anlayacak kadar yeteneğim de yok. Gelgelelim, “medeniyetler çatışması“ fayının çok yakınında yaşayan bir İsrailli olduğum için beni ilgilendiren bir noktaya değinmeden geçemeyeceğim.

Papa İslamın kusurunu kanıtlamak için Muhammed Peygamberin taraftarlarına dini kılıçla yaymalarını emrettiğini, böyle bir şeyin akıl dışı olduğunu, çünkü dinin bedenden değil, ruhtan doğduğunu, bu nedenle kılıcın ruhu etkileyemeyeceğini söylüyor.

Savlamasını güçlendirmek için –onca insan arasından— Roma’ya rakip Doğu Kilisesi'ne mensup bir Bizans İmparatorunu tanık seçiyor ve ondan alıntı yapıyor. 14. yy. sonlarında İmparator II. Manuel Paleologos’un ( adını bilmediğimiz ) İranlı bir İslam aydınıyla yazışma yoluyla yaptığı tartışmada kaleme aldığı –veya şifahen söylediği ( bu nokta pek belli değildir )- bir sözü aktarıyor: İmparator tartışmanın harareti içinde muhatabına şöyle demiş:

“Muhammed’in hangi yeniliği getirdiğini bana söyleyin, eğer ararsanız, va’zettiği dini kılıçla yaymayı emretmek gibi kötü ve gayrı insani şeyden başkasını bulamayacaksınız.“

Bu sözlere yakından baktığımızda üç soru akla geliyor:

» a) İmparator niçin öyle demiştir?
» b) Söyledikleri gerçeğe uygun mudur?
» c) Şimdiki Papa durup dururken o sözleri neden tekrarlamıştır?

II. Manuel yukarıda andığımız sözleri yazdığında can çekişmekte olan bir imparatorluğun başındaki kişiydi. 1391’de tahta çıtığında Bizans’ın elinde sadece bir-iki bölge kalmıştı ve onlar da Türklerin eline geçmek üzereydi.
O sıralarda Osmanlı Türkleri Tuna kıyılarına varmış, Bulgaristan’ı, Yunanistan’ın kuzeyini almış ve Avrupa’nın Doğu Roma İmparatorluğunu kurtarmak için yolladığı orduları iki kez yenilgiye uğratmıştı. 29 Mayıs 1453’te, yani Manuel’in ölümünden sadece bir kaç yıl sonra Türkler başkent Konstantinopolis’i ( şimdiki İstanbul’u ) aldılar ve bin yıl kadar süren imparatorluğa son verdiler.
Manuel hükümdarlığı sırasında Avrupa başkentlerini gezdi, onlardan destek istedi. Kiliseleri yeniden birleştireceğine söz verdi. Burada bahsedilern dinsel içerikli mektupların Hıristiyan ülkelerini Türklere karşı kışkırtmak için yazıldığı kesindir. Amaç gayet pratikti; teoloji politikanın hizmetine koşuluyordu.

Bu nedenle, Papanın yaptığı alıntı tam da günümüzün İmparatoru II. George Bush’un ihtiyacına cevap veriyor. Bush Hıristiyan âlemini Müslüman ağırlıklı “Şeytan Üçgeni“ne karşı birleştirme peşinde. Ayrıca, Türkler bir kez daha –ama şimdi barışçı yoldan—Avrupa kapılarına dayanmışlar. Ve herkes Papa’nın Avrupa Birliğine Türkiye’nin girmesine karşı çıkan güçleri desteklediğini biliyor.

MANUEL’in söylediklerinde gerçek payı var mı?

Papa o sözü söylerken kendisini güvenceye almış. Ciddi ve kendini yenileyen bir ilahiyatçı olarak yazılı metinleri tahrif edemeyeceğini elbette biliyordu. Bu nedenle, Kur’anın dini zor yoluyla yaymayı özellikle yasakladığını da konuşmasında belirtmekten geri kalmıyor ve 2. surenin “dinde zorlama olmaz“ diyen 256. ayetinden söz ediyor ( bir papanın yapmaması gereken maddi bir yanlış olarak, 257 yerine 256 demiştir. )
Anlamı bu denli açık bir ifadeyi görmezlikten gelmek tabii ki, mümkün olamazdı. Papa, Peygamberin “dinde zorlama olmaz“ emrini ilk başlarda, yani henüz güçsüz ve zayıf olduğu yıllarda verdiğini, ama sonra kılıcı dinin emrinde kullanmayı emrettiğini ileri sürüyor. Oysa, Kur’anda böyle bir emir yok. Evet doğrudur, Muhammed devletini kurarken Arabistan’da kendisine karşı olan Hıristiyan ve Yahudi kabilelere karşı kılıca başvurma çağrısında bulunmuştur. Ama Muhammed’in o yaptığı siyasi bir davranıştı, toprak kazanmak içindi, dini yaymak için değil...

İsa “başkalarını ne yaptıklarından tanıyacaksınız“ demişti. Biz de öyle yapalım ve İslamı şu soruyu yanıtlayarak değerlendirelim:

"Müslümanlar bin yıldan fazla hüküm sürdükleri topraklarda dini kılıçla yayacak kadar güçlüyken, başka dinlere öyle mi yaptılar?

Hayır, yapmadılar.

Örneğin, Müslümanlar Yunanlılara yüzyıllarca hükmettiler, Yunanlılar [Rumlar] Müslüman oldular mı? Onları kimse İslamlaştırmaya çalıştı mı? Hayır çalışmadı.

Tam tersine, Rumlar Hıristiyan oldukları halde Osmanlı yönetiminin en üst kademelerinde görevler aldılar. Bulgarlar, Sırplar, Romenler, Macarlar ve Avrupalı diğer bazı milletler şu veya bu zaman kesitinde Osmanlı idaresi altında yaşadılar, ama Hıristiyan inançlarına bağlı kaldılar.

Arnavutların Müslümanlaştıkları doğrudur, Bosnalıların da. Ama onlar İslamiyeti devletin gözüne girmek ve nimetlerinden yararlanmak için kabul etmişlerdir.

1099’da Haçlılar Kudüs’ü işgal ettiklerinde şehirdeki bütün Müslümanları ve Yahudileri sevecen İsa adına öldürdüler. Filistin 400 yıldır Müslüman egemenliği altındaydı ve Hıristiyanlar nüfusun çoğunluğunu oluşturyorlardı.

Bunca uzun zaman zarfında onları İslamiyeti kabule zorlayan hiç bir teşebbüs olmamıştı. Ancak Haçlıların ülkeden atılmalarından sonra çoğunluk Arapçayı ve Müslümanlığı kabule başladılar, bugünkü Filistinlilerin pek çoğunun ataları onlardır.

YAHUDİLERE gelince, Müslümanların dinlerini onlara empoze ettiklerine dair hiç bir kanıt yoktur. Çok iyi bilindiği gibi, İspanya Yahudileri Müslüman idaresi altında o güne değin, hatta nerdeyse bugüne değin, hiç bir yerde olmadığı kadar serpilip geliştiler. Şair Yehuda Halevy şiirlerini Arapça yazdı, büyük Maimonides de öyle. Müslüman İspanya’da Yahudiler bakan oldular, şair oldular, bilimci oldular. Müslüman Toledo’da Hıristiyan,Yahudi ve Müslüman aydınlar el ele vererek eski Yunan’ın felsefe ve fen metinlerini çevirdiler. O yaşanılan dönem gerçekten de tam bir “Altın Çağ“dı. Bütün bunlar Peygamber’in “dini kılıçla yayın“ buyruğuyla acaba nasıl bağdaştırılabilir?

Sonra neler olduğuna bakmak yukarıda anlattıklarımızdan daha önemli. Katolikler İspanya’yı geri aldıklarında Yahudiler ve Müslümanlar dinsel bir terörle karşılaştılar: ya Hıristiyanlığı kabul edeceklerdi, ya da kitle halinde yok edileceklerdi yahut da İspanya’yı terkedeceklerdi. Hıristiyanlığı kabul etmeyip ülkeden ayrılmak isteyen Yahudiler kendilerine nerede vatan buldular dersiniz? Hemen hemen hepsine Müslüman ülkeler kucak açtı. Sefarad ( “İspanyol“ ) Yahudileri doğuda Fas’tan batıda Irak’a, kuzeyde ( o sırada Osmanlı toprağı olan ) Bulgaristan’dan güneyde Sudan’a kadar İslam dünyasının dört bir yanına yerleştiler, gittikleri hiç bir yerde suçlanmadılar, kovuşturulmadılar. Engizisyon eziyeti çekmediler. Yahudiler pogramlara, kitle halinde korkunç tehcirlere ve Holocoust’a Hıristiyan ülkelerinde maruz kalmışlardır.

NİÇİN BÖYLE?

Çünkü İslamiyet “kitapta yazılı kavimlere“ her hangi bir şekilde baskı yapılmasını yasaklamıştı. İslam toplumunda Yahudilere ve Hıristiyanlara özel yer vardı. Gerçi Müslümanlarla tamamen eşit haklara sahip değildiler, ama onlarla eşite yakın haklardan yararlanabiliyorlardı. Kendilerine kişi başına vergi [kelle vergisi] konulmuştu, ama bunun mukabilinde askerlik hizmetinden muaf tutulmuşlardı ki, Yahudilerin hepsi bu alış-verişten gayet memnundular. Müslüman yönetimler Yahudilerin –güzellikle ve ikna yoluyla bile olsa—İslamlaştırılmasına çok kızıyorlardı, çünkü o durumda devlet vergi kaybına uğruyordu.

Halkının tarihini bilen her dürüst Yahudi kendilerini asıp kesmiş veya “kılıçla“ Hıristiyanlaştırmaya çalışmış Hıristiyan dünyası yanında, Yahudileri elli kuşak boyunca himaye etmiş İslam’a şükranden başka bir şey duyamaz.

“DİNİ kılıçla yaymak“ hikayesi kötü bir tevatürdür, İspanyanın Hıristiyanlarca tekrar fethedilmesi, Haçlı Seferleri ve Türklerin Viyana’yı almalarına ramak kalmışken püskürtülmeleri gibi Müslümanlara karşı yapılmış büyük savaşlar sırasında Avrupa’da yaygınlaştırılmış bir efsanedir. Papanın o masallara inandığını hiç zannetmiyorum. Eskaza inanıyorsa, Katolik âleminin başındaki bu zat başka dinlerin tarihini öğrenmeye hiç çaba sarfetmemiş demektir.

Peki, şu halde Papa neden kamu oyu önünde öyle konuştu? Bush’un ve evanjelist destekçilerinin yeni Haçlı Seferinin ardındaki nedenleri anlamadan bu soruya cevap veremeyiz. Bush ve yandaşlarının sloganı “İslam faşizmi“ ve “Terörizme Karşı Dünya Çapında Savaş“ tır ki, burada “terörizm“ den kasıt Müslümanlardır.

Bush ve hempalarının bu utanmazlıkları dünyanın petrol kaynaklarına hakim olmanın kılıfıdır. Tarihte bir kez daha din kisvesi ekonomik çıkarların üstünü örtmek için kullanılıyor, bir kez daha haydutların seferi bir Haçlı Seferi oluyor.

Papanın konuşması işte bu gayretlere uygun düşüyor. Doğacak korkunç sonuçları ise kimse tahmin edemez.

---- Alıntı Sonu-----

Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 17, 2007 5:21 PM

Suat Bey

Anlayamadim ben nerede Cengiz'in vahsetini savunmusum??? Ben ne yazdigimi biliyorum fakat siz benim yazimi okumamissiniz ya da isinize geleni gormusunuz. Eger Mustafa Bey Cengiz Han'in katliamini, Islam devletleri ile kiyasliyacaksa birazda musluman araplarin turklere yaptigi katliamlardan bahsetseymis...de vahset karsilastirilmasi yapilsin, eger konu bu ise. Ben hicbir vahseti savunmuyorum, savunmamda. Fakat Cengiz Han'in vahsetlerine karsilik birazcik da islam devletlerinin vahsetlerinden bahsedilseymis, dogru olurmus. Mesela asagidaki alintilar gibi...

"...Talkan Katliami o zamana kadar yapılanların en büyüğüdür.. Kuteybe bu katliamı diğer beyliklere ibret olması için yapar.. Kuteybe'nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler, geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar.. Bu yolun 4 fersah ( 24 Km.) mesafelik bölümü Türklerin ağaçlara asılan cesetleri ile doludur.. Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiştir.. Halk, Müslüman Araplarla savaşmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır.. bütün bunlar hep İslam adına yapılmıştır..
Kuteybe, Talkan katliamından sonra Suman'a girer.. erkeklerin pek çoğunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alıkoyar.. Daha sonra Kes ve Nesef'de aynı şeyleri yapar.. Erkekler öldürülür, Türk kadın ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye olurlar.. Daha sonra Faryab'a yönelir ve Faryab'ın teslim olmasını ister.. Faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar.. Erkekleri dövüşerek ölürler.. Bütün şehir yakılır..Araplar bu şehre yakılmış şehir anlamında Muhtereka derler..Kuteybe, Faryab'dan sonra, Tarhan'ın çekildiği kale Bazgis'i kuşatır.. 2 ay süreyle devamlı olarak buraya saldırır fakat bir sonuç elde edemez.. Bu arada kış yaklaşır..Kuteybe'nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak, kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiştir.. Her iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür.. Kuteybe son olarak bir hileye baş vurur.. Tarhan'ın yanına Muhammed bin Selim adındaki adamını gönderir.. Muhammed ibni Selim Tarhan'ın teslim olması durumunda kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği güvencesini verir.. Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan'ın Kuteybe'nin teklifini kabul etmesinden başka yapılacak bir şeyi yoktur.. Komutanları ile görüşüp teklifi kabul ederler.. Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar.. Tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, etrafı hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur..Kuteybe bu arada Tarhan'ı hemen öldürmez.. Haccac'a haber göndererek ne yapacağını sorar.. Haccac Tarhan için, " O bir Müslüman düşmanıdır hiç aman vermeden öldür" der.. Kuteybe önce Tarhan'ın iki oğlunu, Tarhan'ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür.. Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının başlarını gene Tarhan'ın ve halkın gözü önünde kestirir.. Tarhan'ı da bizzat kendisi öldürür.. Bütün kesilen başlar Haccac'a gönderilir.. Kuteybe sanki Kuran'daki ayetleri yerine getirmiştir..

9 Tevbe. 123. Ey iman edenler! Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki, Allah sakınanlarla beraberdir.


...Bu olay, Ziya Kitapçı'nın, İslam Tarihi ve Türkler adlı kitabında aynen şöyle anlatılır ;
Bu harblerden birinde, et-Taberi'nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe'ye, 4000 esirle gelmişti. Kuteybe, Abdurrahman'ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana kurulmasını istedi. Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını emretmiştir. Cebbar, zorba, insafsız Arap komutanının etrafının bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu harblerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu. Nitekim bu vahşetten adeta gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır,

Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız.

Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler. ( Sayfa 314 )

...Yezid öfkeye kapılır, Curcan'lı Türkleri yendiğinde kanlarından değirmen döndürüp ekmek yiyeceğine dair Allah'a yemin eder.. Askerlerini toplayarak Curcan üzerine yürür.. Curcan beyi, şehirden çıkarak Curcan kalesine çekilir. 7 ay süren savaştan sonra, kale düşer.. Curcan beyi öldürülür.. Türkleri öldürerek, 4 fersah boyunca sağlı sollu ağaçlara astırır.. Allah'a verdiği sözü yerine getirmek için, esir aldığı binlerce Türk'ü, Enderiz vadisindeki nehrin kenarına sürükler, orada askerlerine korumasız Türkleri öldürtür.. Öldürülen Türklerin kanlarını nehire akıtır.. Nehrin suyuyla akan kanlardan, ilerideki değirmenden un ve ekmek yaptırarak yer ve Allah'a verdiği sözü yerine getirir.. Katliamdan geriye kalan kız ve kadınlardan beş de biri cariye olarak halifeye ayrıldıktan sonra, geriye kalanlar askerler arasında ganimet olarak paylaştırılır..
Kaynaklar Curcan katliamında Talkan katliamında olduğu gibi yaklaşık 40.000 Türk'ün öldürüldüğünü söylerler.. "(ALINTI - Erdogan Aydin)

Yazan: gunka Tarih: March 17, 2007 8:13 PM

Yorumlara bir goz attim, kafama takilan bir ikisi uzerine birkac satir:

Deniz Hanim "islam adina katliamlar olmadimi" demis ve Kerbela Katliami, umeyyidler orneklerini vermis oldugunu vurgulamak icin.

Diger bir yorumcuda "tarihe guvenilmez, 2-300 yil once ne oldugu konusunda bile farkli gorusler var" mealinde bir yorum yapmis.

Her ikisi de bi dereceye kadar hakli ama ikisi de "buyuk resmi" gozden kacioriyorlar ve ciddi mantik muhakeme hatsi yapiyorlar kanimca.

Tarihte celiskili ve gri alanlar oldugu dogrudur. Birakin "Ermeni soykirimi" ni holokost hakkinda dahi fikir birligi yoktur tarihciler arsinda. Ama ne 1. Dunya Harbi sirasinda cok sayida Ermeni olmedi ne de Hitler Yahudilere soykirimi yapmadi diyen tarih kitabi vardir. Pol Pt'mu, Hitler'mi, Cengiz'mi daha kotu belki belirlenemez fakat uzerinde tartisma olmayan tarihi gercekler ve evrensel ahlak hepsinin kotu oldugu yargisina goturur herkesi.

Bu ornekten tume varim yapacak olursak su sonuca variriz. Tarih “exact science" (metematik, fizik gibi kesin sonuclara ulasilabilen bilim) degildir ama hicbir tarihi gercegin gercek olup olmadigi belirlenemez turu bir indeterminizm'in gecerli olcagi kadar da izafi degildir mevzuu.

Cengiz'in Turklugu veya Mogollugunu tartisabilirsiniz (ki Bati tarihleri'nde "mogol Imparatoru" yazar ama Mustafa Ajlan Bey guzel noktalara isaret etmis, kokenin onemsizligi gibi, onemli degil). Ama vahseti, barbarligi konusunda bir anlasmazlik yoktur, Batili, Dogulu, Oryantalist, Dogu dostu butun tarihciler arasinda. Hulagu'nun Bagdat'ta kac yuz bin kisiyi katlettigi kesin degil diye eldeki deliller ve onlar uzerine kurulmus tarihi hakikatlerin hepsini birden copemi atacagiz? Belki Mogollar'in oldurdigu insanlarin etlerini yiyip yemedikleri kesin degfil dersiniz; gunesi balcikla sivayamazsiniz.

Deniz Hanim, "muslumanlar da katliam yapmistir" dogru, nitekim bu gun Irak'ta musluman muslumani katlediyor ama lutfen birazcik nesnel yaklasim kullanip tariohi verilerin YEKUNUNDEN CIKAN HAKIKAT ile anekdotal verileri karistirmayalim.

Bundan 5 kusur yil once Ney York ve Washington'daki bombalamari Musluman cocuklar yapti diye bununla ABD-Israil Inc'in sadece son 60. yildir katlettigi milynlrca muslumani (sadece Irak icin bu rakam 1.5 milyon coktan gecmistir. I. ve II. saldirila ve aradaki yiyecek ilc ambargusundan dolyi olenler dahil) denk kabul edip "ee biz de yaptik onlar da yapiyor" diyemeyiz. Filstin’li intihar bombacisi cocuklar ile Isgalci soykirimci Siyonist Entite’;yi ayni kefeye koyamayacagimiz gibi.

Tarih ve aritmetik bu iddiayi yalanlar. Ben oranin bire yuz oldugunu idda ederim, baskasi 1'e 10 diyebilir. Ama kimsenin kalkipta Muslumanlarin katliamlari Bat'ninkilere denktir derse o'nu Oryantalist tarihc dahi "cuhela" sifatini yapistirir.

Tama pek cok kavramda oldugu gibi kim daha yuksek ahlak sergiledi sorusu da "izafiyet" icerir ama "scale" (olcek) diye bir kavrami da goz ardi edemeyiz. Kap-kac ile cinayet de ahlakin izafiyeti kullasnilarak esitlenemeyecegi gibi.

Malesef "musluman" etiketi tasiyan hatta Islam adina hareket ettigini iddia eden herkesin sicili bir muslumana gurur verici olmamistir verdiginiz orneklerdeki gibi. Hatirlarsaniz Saddam dahi son zamanlarinda Kur’an’i elinden dusurmez olmustu. Bizim Sulu’de bir zamanlar epeyce kullanirdi siz hatirlamazsiniz o’nun Nurlu Suleyman kiligindaki gunlerini.
Biraz konudan cikmis olxcagim ama kavrami yerlestirmek acisindan bizden su ornegi de vereyim. Sadece son 10 yil icerisindeki rantlar, vurgunlar hortumlara bir goz atiniz, istatistiksel veya anekdotal olrak. Bunlarin faillerinin hemen hepsi Kemalist, cagdas, statukocudur. Bir yerde bir islami kimlik ile ortaya cikan bir sahtekar benmzeri bir fiilde diye bu nesnel gercegi notralize etmez. ABD’deki tecrubemden bir ornek vereyim. Her ne kadar Amerikalilarin kafalarinsda muslumanlar hakkinda birtakim on yargila yerlestrilms olsa da ev sahipleri evlerini bir muslumana kiraya vermeyi veya insanlarin Musluman bir aile ile komsu olmayi tercih ederler. Sebep gayet basittir” Musluman’in kirayi zamaninda odeme sansi daha yuksek, suc isleme orani dusuk, ev sahibini komsusunu mahkenmeye goturme orani dusuktur.
Taihe bakarken de neyin kaide neyon anomali oldugunu goz onunde tutmaliyiz. Tarihin yekununden cikan gercek sudur:

Muslumanlar icin savas ahlaki, zayiflara, diger dinlerdekilere karsi muamele Bati'ninki ile kiyaslanamyacak kadar ustundur. Bunu veriler soyluyor; bu yorum dahi degildir.

Nitekim Suat Bey'in alinti yaptigi ateist Yahudi de bu gercege isaret etmis. Aksini iddia eden Islamofob Yahudiler, Evanjelikler nesnel verilerle degil demagojik, subjektif argumanlarla, ellerindeki propganda gucunu kullanarak bunu yapabilmektedirler. Goruldugu kadari ile halkinin ezici cogunlugu Musluman olan bir ulkede dahi bir takim sloganlarini ezberletebilmisler, zayif karaterli bazi cuhelaya.

Yahudi yazar'in Busht-Huntington-Papa ucgeni ile Hacli donemindeki Papa-Kirallar iliskisi arasindaki durum anolojisi cok hosuma gitti. Aynisini ben de yapmistim bu sitedeki yorumlarimda ve Papa ziyaretleri uzerine yazdigim bir yazida. Malesef bu papa, selefi Jean Paul II’den cok "deus vult" (Tanri istedi) diyerek Hacli Seferlerin baslatan Peter Urban’la paralellik gosteriyor. Huntington “medeiyetlerarasi savas kacinilmaz” diyerek entellektuel zemini hazirladi, Oryantalist Siyonist Yahudi Bernard Lewis, “bunlarin medeniyetler geride kaldi, medenilestirelim yoksa icabina bakalim ” dedi mealen, ve Papa yazarin dedigi gibi teolojik destegi verdi, zamane Impratoru II. Busht the Barbarian’a.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 17, 2007 10:31 PM

Katliamlariyla ünlü moğollar ile İslam'in yanyana gelmesi namümkün bir hadisedir. İşte size ispatı. İlk halife Hz. Ebu Bekir’in ilan ettiği savaş hukuku!..

Efendimiz, cihad için bir ordu da hazırlamış, tam göndereceği sırada vefat vaki olduğundan hazır bekleyen ordu yola çıkamamıştı. Yeni Halife’nin ilk işi Resulüllah’ın (sas) hazırladığı bu orduyu hemen yola çıkarmak oldu.

Savaş ordusu Medine dışında toplanarak Şam taraflarına doğru yola dizilirken Müslümanların ilk Halifesi de bu orduyu uğurlamak üzere aralarında bulunuyordu. Kendisi yolda yürürken ordu kumandanlığına tayin edilmiş bulunan on sekiz yaşındaki genç Üsame de at üstünde gidiyordu. Üsame defalarca attan inmeyi istemiş; ama Halife,˜Benim de ayaklarım Allah yolunda tozlansın.’ diyerek onun atının yanında yürümeyi tercih etmiş, genç kumandana itaatte tereddüt edenlere de böylece itaat mesajı vermeyi ihmal etmemişti. Hatta bir ara askerlerin içinde bulunan Hazreti Ömer’i genç kumandan Üsame’den isteyen Halife, ˜Ömer’i benim yanımda Medine’de bıraksan da acil işlerimde bana yardımcı olsa!’ teklifinde bulunmuş, Üsame de isteğe uyarak Hazreti Ömer’i Halife’nin hizmetine vermekte tereddüt göstermemişti.

İşte bu savaş ordusunu uğurlaması sırasında Ceref’teki bir kum tepesi üzerine çıkan Halife Hz. Ebu Bekir, tarihe altın harflerle yazılacak mühim bir konuşma yaptı. Düşman topraklarına girdiklerinde nelerin helal, nelerin haram olduğunu anlattığı bu savaş kuralları konuşmasında, savaşa iştirak etmeyen sivillerin hayatlarının koruma altında olduğunu hatırlattığı askerlerine şu savaş kurallarını sıraladı:

***

- Aziz mücahidler! Hedefinizdeki düşman topraklarına girince sakın her türlü vurup kırmanın, yakıp yıkmanın serbest olduğunu düşünmeyesiniz. Sayacağım şu kurallara savaş ortamında da dikkat etmeniz gerekmektedir. Biliniz ki, Allah ve Resulü şu on maddeyi savaş ortamında da yasaklamıştır:

1- Girdiğiniz düşman topraklarında henüz savaş nedir bilmeyen masum çocuklara asla dokunmayın, çocuk öldürmek gibi bir büyük günah, geçmişteki cehalet devrinde kalmış olsun, günümüze taşıma vebalini yüklenmeyin...


2- Kadınları asla katletmeyin. Savaşta karşınıza çıkmayan kadınlar sizin muhatabınız değildir; onları korumanız altında tutun...


3- Size karşı koymaya gücü yetmeyen yaşlılara, hastalara, felçlilere, baktığı hedefi göremeyen körlere dokunmayın...


4- Kiliselerde kendilerini ibadete vermiş din adamlarına da dokunmayın...


5- Düşman arazilerindeki meyveli meyvesiz ağaçları kesmeyin, sebze ve meyve yeşilliklerini tepelemeyin, ekinleri ateşe vermeyin...


6- Düşmanın koyun ve keçilerinden ihtiyacınızdan fazlasını kesmeyin...


7- Elinize geçecek ganimet malından şahsınıza hiçbir şey almayın.


8- Kadınların iffetini ihlal edecek zina fiilinin her yerde haram olduğunu hatırlayın; namus ve iffetin her zeminde koruma altında bulunduğunu unutmayın...


9- Düşmanın savaşamayacak hale gelmiş yaralı askerlerini öldürmeyin, silahını bırakıp kaçanlarını kovalayıp da arkadan vurmayın...


1O- Elinize düşen esirleri koruyun, işkence ve zulüm gibi eziyetlere maruz bırakmayın!..

***


Müslümanların ilk halifesi Hz. Ebu Bekir’in savaşa giden askerlerine yaptığı bu tarihi savaş konuşmasından anlaşılıyor ki, 21. asırda İsrail’in çocuk, kadın, yaşlı, sivil demeyip topyekun katletmekten çekinmediği insanlık dışı savaş anlayışını İslam, altıncı asırda yasaklamış, insanlığa layık bir savaş hukukunu daha o asırda dünyaya böyle ilan etmiştir...


Demek insanlık bugün, İslam’ın baştan koyduğu bu savaş hukukuna muhtaç durumdadır. Varabilirse ona varacak, uygulayabilirse onu uygulayacaktır ki, dengesini yitirmiş bir savaş katliamından çocukları, kadınları, hastaları, yaşlıları, sivilleri kurtarabilsin... Cephede çarpışan askerler arasında yapılacak savaş, savunmasız sivilleri imha vahşetine dönüşmesin...
(ahmet şahin-zaman)


Şimdi Islam'i katliam, tecavüz, vb. donelerle suçlayanlar, maddeleri bir daha okusun bir zahmet. Okusunda Islam'in şerefiyle şereflensinler inşallah. Cengiz Han katliam yapmış veya yapmamış (ki yıllar önce National Geographic'te kanlı tarihlerini okurken tüylerim ürpermişti)Bilinmeli ki Islam'in biricik örneği Hz.Muhammed, savaşın hukukunda katliama, tecavüze, sapkınlığa ve benzeri mefhumları yasaklamıştır. Hak Teala'nın koyduğu sınırları, elbette en iyi Elçisi açıklamıştır. Bu sınırlar uyarınca İslam, Moğol dahil hiçbir hitler yanyana gelemez.

Yazan: Cem Sünbül Tarih: March 18, 2007 12:50 AM

Sayın Gunka,

Ben tarafsız olması beklenen "ateist bir yahudi" yazardan alıntı yapıyorum siz tescilli İslam düşmanı E. Aydın'dan. El insaf..

Aradaki farkı görüyorsunuz değil mi?

Mustafa Bey'in yeni eklediği yazıya bir gözatın derim, tabi "at gözlükleri" ni çıkartarak..

http://www.mustafaakyol.org/archives/2007/03/islam_ve_siddet.php

Yazan: Suat Öztürk Tarih: March 18, 2007 2:38 AM

Bekir Beyciğim

zaten bende bahsettiğim katliamları yapanların İslami görüntü veren ama aslında İslamla alakası olmayan kişiler olduklarını söylemeye çalışıyorum..ama görüntüde bakarsanız adları halife..biat almışlar halktan İslam adına..

Kerbela hadisesini niceliksel olarak geçen katliamlar olmuştur fakat nitelik açısından tarihin en büyük katliamıdır bence..

Hz.Muhammed(as)ın evladı katlediliyor müslümanlar tarafından..cahiliyenin ne kadar çabuk hortladığını ve İslama bulaştığını görmek açısından ibretlik..

adı İslam olanı Hz.Muhammed(as)ın öğrettiği İslamla karıştırmayalım diye söylüyorum..burası çok önemli bir nokta..bütün karışıklıklar burdan çıkıyor..

değil mi?

Yazan: deniz Tarih: March 18, 2007 1:04 PM

Deniz Hanim,

Ayni niyetle ayni vakialara baktigimizdam hatta ayni hakikatleri gordugumuzden suphem yok. Belki onceliklerimiz, konjukturel kaygilarimiz farkli ifadelerin nedeni.

Benim itirazimin arkasindaki kaygi bu tur "samimi musluman'dan gelen" degerlendirmelerin uzerine mal bulmus magribi gib atylayip "bak demedikmi" diyerek akil, izan, yoksunu kendinden nefret eden damgoglara malzeme olma korkusu.

Olaya yaklasimimi, sizin degil "muslumanlar daha bilem kotu" diyen lumpenler icin ozetleyeyim, cok ta nesnel bir ev odevi ile:
Size kolaylik olsun diye eski tarihi disarda birakayim. Son yuz yilin katliamlarini soy kirimlarini alt alta yazin. Isterseniz wikipedia'yi dahi kullanabilirsiniz kaynak olrak. Ve hepsinde takriben kac kisi katledildigini yazin. Sonra Muslumanlarin katliamlatri ve Bati dunyasinin katliamlari diye iki grafik cizin. Zor geliyorsa pie chart ta olur. Excell yardimci olablir.

Hani siz bilmci idiniz?

Herkese selam, saygi ve muhabbetle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 18, 2007 1:26 PM

Bekir Bey

ben laborantım..bilgisayar kullanmayı bilmiyorum malesef..birkaç program öğrenmeye çalıştım ama sıkılıp bırakıyorum..

sizde bu konuda bir çalışma varsa bana gönderin..bilgilenmiş olurum..

ben objektif davranmanın daha faydalı olacağına inanıyorum..bazı gerçekleri önce biz tahlil edelim.onlara laf kalmasın..

biraz metot farkımız var..olsun ama bu da bir zenginliktir..

değil mi?

Yazan: deniz Tarih: March 18, 2007 1:53 PM

Yorumların hemen hepsini okudum. Moğol tarihi hakkında da bilgim vardır. Arkasaşlardan moğollarla türklerin kardeş olmadığına dair yorumlar gelmiş. Öncelikle şunu söyleyeyim ki Osman Gazi de, Süleyman Han da, selahaddin Eyyübi de ve konu ile alakalı olarak en önemlisi de Cengiz Han da açiloğlu'dur ve Türk üs adı altındaki farklı boylardandır. (Timur'un açiloğlu olmadığını da hatırlatırım) Moğollar, Kürtler, Kıpçaklar, Peçenekler... hepsi bu üst adın altındadır. (yakın zamanda ötüken yayınlarından bir tarihçimizin Türk Tarih Felsefesi adlı kitabı yayınlanacak, bu bilgilerin detaylı araştırmasını orada göreblirsiniz) Bu arada bazı yorumlarda bu yazıyla anlatılmak istenene zorla gözlerini kulaklarını kapatarak yorumlayan arkadaşlara şahit olduk. Cengiz Han'ın yaptığı katliamların anlatımıyla İslam propagandasının yapıldığını düşünenler aynı yazı Cengiz Han'ın İslam medeniyetine katliam yapmadığı bilakis yücelettiği söyleseydi bu sefer de aynı şakilde İslam propagandası yapıldığını iddia edeceklerdi. Bir arkadaşın da latifeyle takıldığı gibi Müslümanlara zulm edenler tebrik edilecek duruma geldi. Katliamcılara saygı duyulması gerektiğini düşünen zihniyetin katliamcılardan farkının olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunları bahsederken tutup da niye ABD, İsrail, Rusya karliamlarını görmüyorsunuz demek de çocukça bir yaklaşım. Bir yazıda tarih mi yazılsın. Sanki anlıyorsunuz da. Bir çok moğol arkadaşım var, onlar dahi bu katliamları kınarken, İslam medeniyetine verdikleri zaradan utanç duyduklarını söylerken sırf müslümanlara yapıldığı alt bilinciyle savunma refleksine girenleri şuursuz bir yapmacıkla itham ediyorum.
Son olarak Efendimiz'in (s) bir hadisinden bahsetmek istiyorum. Efendimiz (s) gelecekte çekik gözü, basık burunlu insanların İslam Alemine büyük zararlar vereceğini söylemiştir. Bir çok ilim adamı da bunun tarihte Moğollarla vuku bulduğunu söyler.
Muhabbetle...

Yazan: Talha Can Tarih: March 18, 2007 2:33 PM

Deniz Hanim,

"ev odevi" size degil, "muslumanlar daha bilem kotu" diyen lumpenler icin idi.

Musluman'in "ozelestirisi" konusunu Mustafa Bey de gundeme getirdi, prensipte karsi degilim: 1. Gercekten ozelestiri olmasi (OZ ICERISINDE) olmasi; 2. Yer, zaman ve konusnun OZ tarafindan belirlenmesi, dusmana alet olunmamasi sarti ile.

Kendisi ile tam anlasma saglayamadik ama farkliligin "metod" uzerine oldugunda ve bununu da "muminlerin ihliafinda rahmet vardir" hadis- serifi cercevesinde telakki etmek gerektiginde mutabik olduk. Sizinle oldugu gibi.

Tekar o konuya girmek degil niyetim.

Selam, saygi ve muhabbetle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 18, 2007 6:13 PM

Kürtleri; Moğollar, Kıpçaklar, Peçenekler vs ile ayni torbaya koyma gayreti "kendi kendini mutlu etme (!)" den ote bir gayret degildir.

Hele bunu maksatli "ötüken yayınları"na dayandiripta ambalajlamak kendi tribunlerine oynamaktan baska bir ise yaramaz. Artik birakin bunu.

Yazan: Haydar Tarih: March 18, 2007 8:41 PM

Saygıdeğer arkadaşlar;
Tüm yorumları baştan sona okudum. Genelde yorumcular kendi ideolojileri açısından tarihe bir bakış açısı getirmeye çalışmışlar. Kimse tarafsız bir şekilde değerlendirme yapma letafetinde bulunmamıştır. Birçok bilim adamının tarihte betimlediği en büyük siyasi, askeri dehal olarak gösterdiği Cengiz Han, büyük bir imparatorluğun kurucusu ve yöneticiydi. Öyle büyük bir cihan imparatorluğu kurmak hele hele bir aşiret bile denmeyecek ufacık bir ailden dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluğunu kurmak. İmparatorluk yönetmek aile yönetmeye benzemez. Sorumlulukları vardır, yükümlülükleri vardır, başarı için tüm fedakarlık yapılabilir. Tarihte imparatorluk kuran tüm devletler savaşla tarihe adlarını yazdırmadılar mı? Bu işin doğası değil mi? Cengizhan barış için elçi gönderiyor, teslim olmalarını söylüyor adamalar elçinin bşaını kesip cengizhana sunuyorlar. burda cengizhanı eleştiren arkadaşlara soruyorum? siz cengiz hanın yerinde olsanız ne yapardınız? Fazla kafanızı şişirmeye gerek yok... Cengiz Han ister Türk olsun ister olmasın, önemli olan nokta şu; CENGİZ HAN TARİHİN GÖRDÜĞÜ VE ŞAHİT OLDUĞU EN BÜYÜK KAHRAMANDIR....

Yazan: Ahmet Tarih: March 18, 2007 9:43 PM

Bazi yorumcular insancillik, toplumculuk, demokratlik profili ciziyorlar bircok yorumlarina. En azindan bu iddiada olduklari anlasiliyor.

Ama belirli bir etnik grup veya tarihi sahisyetin irki konusunda olganstu bur hassasiyet sergiliyorlar. Bunu anlamak zor. O zaman sor su olur: siz gercekten irkcliga karsi oldugunuz icinmi "turk irkcisini" elestiriyorsunuz yoksa katrsi oldugunuz sadece "turk" mu? Ilkesel duruslarda isim yerleri bos birakilir.

Ne farkedeki Tuk ile Kurt veya mogol ayni ookteni geliyor farkli kokendenmi ilkesel durus baglaminda?

Simdi Cengiz'in ne olduguna karar vermeden once DNA'sin veya kafatasini incelemmizmi lazim. Yaptiklari onumzde; bu yetmezmi?

Irklarimizi biz secmedik; felsefemizi, nanislarimizi biz sectik. Benim atalarimin gunahi da sevabi da otomatikman bana gecmez. Ben kendi amelimden sorumluyum.

Tarihin en vahas babarlaerindan birine "buyuk kumandan" demekle o barbarliklari tasvip ettiginiz disinda hicbirse sey soylemiyorsunuz.

Bilmem hangi tarihi sahisyetin torunuyum diye boburlenene sorarim: Sen ne yaptin hayatinda' bana ondan bahset. Fenerbahceli olunca Akex'in golleri sanami yaziliyor?

Genellikle kisisel olrak insanliga sunabilecek sermayeleri olmayanlar bir grup aidiyetinden medet umarlar.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 18, 2007 10:01 PM

Suat Bey

Sizin tescilli islam dusmani dedeiginiz E. Aydin, alintilarini bircok kaynaklara dayandirmistir. Sizin tabirinizle " at gozluklerinizi cikarip" benim yazimi okursaniz alintida bu kaynaklardan iki ornek verilmistir. Bunlardan biri Z. Kitapcidir digeri Arap şairi Kaah el-Aşkari...

Artik bu sahislari tescilli ya da tescilsiz Islam dusmani yapma yorumunu size birakiyorum...

Ayrica Mustafa Akyolun bu konu hakkindaki en son yazisina bir goz attim ve bu yazisi kadar anlamsiz ve gerceklerden uzak oldugunu gordum. Eger Sayin akyol yukaridaki gibi bir yazi yazma cesaretini gosteriyorsa cihad adina yapilan gercek vahsetlerden de bahsetmeli, yoksa Islam adina kesilen baslarin, ya da kole ve cariye olarak alinan esirlerin Cengiz Han'in yaptigindan daha az vahsi oldugunu mu savunuyor. Sahi bu yazinin amaci nedir??? Vahset siralamasinda ilk sirayi kim aliyor? Ya da muslumanlar cok vicdanli ve cok haksever. Nedir mevzuu yani, muslumanlar 1500 sene once de kilicla masum insanlarin kafalarini ucurmuslar, bu zamndada yine kilicla masum savunmasiz insanlarin kafalarini Allah adina (Cihad) ucuruyorlar. Bunu da tabiiki Kurandan bulunan cihadla ilgili ayetlere dayanarak din adina uygun bulduklari icin yapiyorlar.

"Muhammed 4. (Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz."

Birde bunun uzerine cennet vaatleri ile doludur Allah yolunda savasanlar...Vur kafirin kellesini git cenette...Allah yolunda savasmak ne anlama geliyorsa artik.

Yazan: gunka Tarih: March 18, 2007 10:15 PM

Sayın Haydar,
Esasında yorumunuza cevap verecek birşey bulamıyorum, çünkü savunduğunuz, bilgi verdiğiniz bir şey yok. Sizin hoşunuza gitmeyen gerçeklerin sahiplerine mutluluk verdiğini düşünmenizi de anlayışla karşılıyorum. Madem öyle size bir soruyla açıklık getireyim: Niçin Osmanlı Beylerine "Han" vb, moğol hükümdararına "han" vb, ve bahsettiğim boyların beylerine bu ünvanlar veriliyordu da Timur'a "emir" denildi? Niçin Timur Cengiz'in soyundan biriyle evlenme ihtiyacı hissetti? Osmanlı'nın ve aynı dönemde doğudaki parçalanmış Moğol devletleri Timur için dışlama refleksi gösterdi?

Ahmet Bey,
Yorumcu arkadaşların hepsi tarafınca yorum yaptıklarını zaten biliyorlar. Bir taraf olmakda sıkıntı görmüyorum, sıkıntı taraflı olup da tarafsız olduğunu zannetmektir ki bunu sizin yorumunuzda açık bir şekilde görüyoruz. İlk cümlelerinizde ne görüşte olursa olsun arkadaşların taraflı olduğunu söylüyorsunuz, son cümlenizi bağıra bağıra CENGİZ HAN TARİHİN GÖRDÜĞÜ VE ŞAHİT OLDUĞU EN BÜYÜK KAHRAMANDIR diyorsunuz. Şimdi kim tarafsız? Spesifik bir konuda hangi açıklamayla haklı olduğunuzu sanıyorsunuz, kendinize itiraf ediniz... Cengizin büyük bir ordu ve devlet kurduğunu inkar eden yok. Tartışma Cengiz'in büyük bir medeniyet kuramadığı ve medeniyetlere zarar verdiğidir. Evet, Cengiz'in kahramanlığı o kadar büyüktü ki savaş meydanlarınsan taşıyor esir kadınların ırzına akıyordu öyle mi? Yakıp yıkmak kahramanlıksa, kabul ederim tarihin en alçak medeniyetine sahibiz. Akyol'un bir sonraki yazısını okursanız savaşın hukukunu daha iyi anlarsınız. Cengiz Hanın yerinde olmak sorusuna alacağınız en iyi cevap Cengiz'in şu an sefalet içinde yaşayan daha önemlisi tarihinden utanç duyma açıklığını yaşayan torunlarından olur.

Yazan: Talha Can Tarih: March 18, 2007 10:26 PM

Sayın Talha Can bu kadar cengiz hana düşmanlık gösterme gereğini neden hissediyorsunuz? çorak verimsiz ve imkansızlıkların dorulta olduğu bir coğrafyadan çiden avrupaya kadar kurulan imparatorluk vahşetle mi bu kadar yayıldı hiç tarihi araştırmıyorsunuz. şuan çinde bile cengiz han büyük bir saygıyla karşılanıyor. araştırın bence. çünkü cengiz han çindeki bir çok halkın sevgisini ve desteğini kazanmıştı. bunları neden görmemezlikten gleiyorsunuz...

Yazan: ahmet Tarih: March 18, 2007 10:54 PM

Avam Tarihin(maalesef) Kahraman olarak gördükleri Hatipler,Hukukçular yada Bilimadamları değildir.Kahramanları oluşturan ''ötekilerin'' kanı ile tarihin akışına yön veren, o kanla kendini ve klanını kutsayan pagan anlayıştır.Bir kişiyi haksız şekilde öldürmenin tüm Dünyayı öldürmek olduğu söyleyen bir dinin mensubu elbette kendi dünya görüşü ile Tarihi algılayacaktır.Zaten tarih demek subjektif kurgu demektir.Objektiflik labaratuvar sonuçlarında olur. Kahramanlar bir yerde vahşetin ikonu bir yerde de epik şiirlerin süsü olmaya devam edecektir.Değişmeyen tek şey bu ''kahramanlar ''için kanın gerekliliğidir.Bu Aztek,erken devir Sami,Orta Asya yada Okyanusya toplumları için yani insanlar için değişmeyecek gerçektir.Bu şekilde yazılan Tarih kimseye şeref getirmez getirse getirse utanç getirir.İyi ki İslam-Türk değildi Cengiz han iyiki atamız değildi.

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 18, 2007 11:16 PM

Son olarak şunu yazacağım, bu tür taraflı polemiklere girmek istemem.
Son olarak yayınlanan bir çalışmada Cengiz Han'ın dünya medeniyetine bir katkısı olmadığını düşünen arkadaşlara okumaları için kopyalıyorum..

Öğretim üyesi Zhu Yaoting, Cengiz Han’ın Avrupalılar’ın teolojinin esaretinden kurtulmasına yardımcı olan kültürel gelişimi bu bölgeye götürdüğünü savunarak, “Bu anlamda onun seferleri, Rönesans’ın katalizörü gibiydi” dedi.

SEFERLER, İPEK YOLU’NUN TEKRAR AÇILMASINI SAĞLADI
Ningxia Üniversitesi profesörü Chen Yuning de, Cengiz Han’ın Avrupa’ya düzenlediği seferlerin, İpek Yolu’nun yeniden açılmasını sağladığını ve Marko Polo’nun Çin’e tarihi gezisinin yolunu açtığını hatırlatarak, bu gezilerin tecrit edilmiş medeniyetler arasında ekonomik ve kültürel alışverişleri mümkün kıldığını kaydetti.

Bazı tarihçiler, Avrupa’da 12. yüzyıldan itibaren başlayan çeşitli Rönesans dönemleri olduğunu savunurken, İtalya’da Rönesans’ın 15. yüzyılda başladığı biliniyor.

CENGİZ HAN: KÜRESELLEŞMENİN MİMARI
Moğol İmparatorluğu’nun 800. kuruluş yıldönümü dolayısıyla geçen ay Pekin’de düzenlenen bir sempozyumda, dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin kurucusu olan Cengiz Han, küreselleşmenin mimarı olarak gösterilmişti.

TİCARETE TEŞVİK, KÜLTÜREL ALIŞVERİŞE ZEMİN
Sempozyumda konuşan bazı uzman ve araştırmacılar, Asya, Avrupa ve Ortadoğu’daki toprakları içine alan Moğol İmparatorluğu’nun kurucusunun, bugünkü küreselleşme anlayışıyla kıyaslanan bir yönetim kurduğu ve ticarete teşvikle beraber, kültürel alışverişe zemin hazırladığı görüşlerini dile getirmişti.

KÜRESELLEŞMENİN TEMEL ÖĞELERİNİ YERİNE GETİRDİ
Çinli akademisyen Hao Şiyuan, Moğol İmparatorluğu’nun ekonomik ve kültürel alışverişi en yüksek seviyeye çıkardığını ve tecrit edilmiş uygarlıklar arasında bağ kurduğunu, böylece küreselleşmenin, sınırların kaldırılmasını içeren temel öğelerini yerine getirdiğini savunmuştu.

Yazan: ahmet Tarih: March 18, 2007 11:28 PM

Ahmet Bey,
Cengiz düşmanlığı yapmıyorum, konu savaş hukuku dedim. Hitler'in katliamı için "vah vah yahudilerin hepsini temizleyememiş" demem. Onu da kınarım. Cengiz masum insanları öldürtüyse niye kahraman diyeyim. Bana bu konuda araştırmıyorsunuz demeniz çok komik, kurusa bakmayın ama sağlam kayaya çarptınız. Kustahlık etmek istemem, Moğolistan'da uzun süre kaldım ve sürekli ziyaretlerde bulunurum. Moğolca'yı da iyi bilirim. Bu konuları yakından takip eder ve araştırırım. Çin konusunda söyledikleriniz o kadar yanlış ve komik ki bir Moğol'a komünizm propagandası yapmak gibi birşey. Görmezlikten gelmeyin dediğiniz şeyler sizin desteksiz ve bir o kadar komik sözleriniz. Bence siz öğrenin ve araştırın, kustahlık etmek istemem, söylediklerimi bir de Moğolca anlatayım; Mongol khytad hoeriin hoorond hezee ch nairsag haritsaa baigaagui bogood odoo ch tiim sain haritsaa baihgui. Hytad ulsiin hun ama ni mash hurdtai osoj baigaa mongol ulsiin huvid mash muugaar holoolj baina. Gol ni erchuud. Hytaduud mongolchuud narin tuuhiig ergeed harahad hytaduud uurlaj mongolchuud baharhaj baih jisheetei. Chingis haand mash durgui. Minii helsen zuiluud chamd tuuhiiin hicheel chi er tuuhiiin hicheelee dahiadd unshih heregtei ym baina.
Son mesajınıza gelince iddalar dayanaksız, (sizden bahsetmiyorum, alıntıdaki açıklamalardan, yanlış anlamayın)Ne küreselleşme, ne ticaret esaret ve izdiham altında geçerli olabililecek husular değildir. Bahsedilen hususların en büyük anti-tezi Anadolu izdihamının sonuçlarıdır. Türk ve İslam tarihine baktığımızda bunu çok am çok rahat görebiliriz. Ve bir o kadar da, bu hususlar medeniyet adına ne kadar ölçüdür. Bu günlük bu kadar.
Muhabbetle...

Yazan: Talha Can Tarih: March 19, 2007 12:03 AM

Sayin Talha,

Sorumu anlamamissiniz.
Noktali virgul ile virgul farkina dikkat ederek tekrar okuyun.

Yazan: Haydar Tarih: March 19, 2007 3:18 AM

Bir de sunu dusunun, Mogollar, cesur ve yetenekli insanlarmis ki hizla yayilip yonetebilmisler. Sirf bundan dolayi da saygiyi hak ediyorlar. Yazinizda bu noktaya iliskin bir yorum goremedim.

Demistim..

Butun bunlar tarih icinde perspektif sahibi olmakla alakalidir. Bundan yuzyillarca once olmus bir olayi detaylari ile bilme imkani yoktur. Sonuclara bakmak lazim, adamlar gelip guzelce isgal etmisler mi? Evet. Bu bir basarimi? Evet. Bunu yapabilen kac tane kavim, halk vs var?

Dusmanina bile saygi duyacaksin.. Kimseye kek kahve ikram ettigimiz yok ancak ona saygimiz var. Buyuk adammis.. Keske butun dusmanlarim boyle buyuk olsalar.. Bir de bu acidan dusunun bunu..

Mustafa'nin dustugu hataya dusmeyin, arkadaki ajandaniz ondeki mesajinizi golgelemesin.. Hitler'de Mussolini'de buyuk adamlardir, toplumlarini atesleyip bir hedefe yoneltebilmis olmalari saygi uyandirir. Yaptigi katliamlar elbette yanlistir, kotudur, uzuntu vericidir. Ancak adamlarin halklarini boylesine orgutleyebilmis olmalarinin ardindaki gucu, yetenegi gormezden gelmeyin. Ataturk'u ornek vermeden gecemeyecegim, bir cogunuz (Mustafa'nin muridlerinden olanlar) Ataturk'ten nefret eder, saygi duymaz hatta kufreder.. Yaptiklari isleri begenmezler.. Bunu anlar ve saygi duyarim. Bir cogunuzda (Bunlar daha ziyade Mustafa'nin muridleri olmayanlar, ben de bu gruptanim) Ataturk'un yaptiklarini begenir ve saygi duyariz. Alin size yakin tarihimizden guzel bir ornek. Cok yakin tarihten hemen her detayi bilinen olaylar ancak yinede bir fikirde birlesmek mumkun degil. Ancak hangi fikri secerseniz secin, Ataturk'e saygi duymak zorunlulugu var, sebebi yaptigi islerin niteligi degil, o isleri yapabilecek kadar ustun bir insan olmasi.. (Insan nihayetinde cok hatalari da var, hatasiz demiyorum burda)

Dolayisi ile Cengiz han gibi bir konuda hemen gaza gelmemek lazim.

Yazan: Batu Tarih: March 19, 2007 5:44 AM

Beagle:

"Yani mustafa Akyol, tarih okumasak, bilmesek, bizleri nelere inandıracaksınız demek!
Bakıyorum Cengiz Han'ı nasıl bir korku imparatoru yapabilmişsiniz. İlginç!..."
________________________________________

buyrun size okumus bir cahil daha birazda gercegi konusmayı deneseniz moğol imparatoru cengiz han onun hakkında bir kitap okumustum günümüzün coşkun tiplemesine çok uygun düşüyor kadın tutkusu itibariyle.at tutkusuylada Hüseyin ile şükrüyü anımsatıyor bu iki şey için adam imparatorluk kurdu insanlık için biraz çalısmıs olsaydı burda onu eleştirmezdik hiç birimiz. kendi kardesini öldüren kendi oğlunu öldürmeye yeltenmiş bir imparator.mustafa bey yazınızı tamamen destekliyorum ve söylediğiniz herşey dogru bunu bazı okumus arkadaslarda kabullense fena olmayacak sanırım ve tarihi daha dogru okumalarını tavsiye ederim batılı yazarlar diyor arkadasımız kendi yazarlarımızın çoğu tarihi çarpıtıyor buda haliyle bizi batılı yazarları okumaya tesvik ediyor Beagle kardes iğneyi önce kendine batır sonra batılı yazarları eleştir... bazen düşünüyorumda tarihin en büyük imparatorluklarından mogol imparatorlugu gibi bi tane daha olmus olsaydı hali ne olurdu insanlıgın...


Saygılar

Yazan: Feqi Tarih: March 19, 2007 9:13 AM

1914 , 1915 ve 1916 da Osmanlı imparatorluğunda ordunun başında kim vardı bilen var mı?
Osmanlı -Alman ortak alışveriş ve ittifaka yönelik ilişkileri hangi yıllarda başladı?

Yazan: Salih N. Tarih: March 19, 2007 3:53 PM

Yaman Avcı;
Aslında anlattığınız fıkra -ki malesef çok bayağı bir fıkra- benim anlattıklarımı komik duruma düşürmek bir tarafa bence birbakıma destekliyor. Çünkü benim demeye çalıştığım herkesin önce kendi hesabını vermesi gerektiğidir. Oysa ki siz bunu, yani önce herkesin kendi hesabını verme sorumluluğunu bir tren gecikmesi ile bağlayabilmişsiniz ya, neyse. Ne demeye çalıştığımın gayet açık olduğunu düşünüyorum. Anlaşılıyor muyum?

Feqi;
Öncelikle gördüğüm kadarı bana biraz yardımcı olmuşsun, mustafa Akyol un uyguladığı çifte standartı ortaya sererek. Bu da en son yakıştırılmam ve maruz kaldığım saygısızlık ve hakaret: okumuş bir cahil olmak! Ee Mustafa Akyol, bu ifadeler sizin terbiye sınırınızın içine giriyor da öyle mi yayınlıyorsunuz? Ama benim için bu tür ifadeler sadece bir gülümseme ve beraberinde sizin çifte standartınızın kanıtı olarak bir tebessüm yaratabiliyor.
Yorumunuza gelince Feqi,
Dediğim gibi, siz Cengiz Han hakkında sadece size sunulanlarla kendinizi sınırlarsanız dediklerimi anlamanız biraz güç olabilir tabiki, son derece olağan! Oysa ki ben Cengiz Han’ın sütten çıkmış ak kaşık olmadığını, ama mustafa Akyol un dediklerinden dışında başka özellikler taşıdığını da belirtmiştim.
Ayrıca ilginç, kendi oğlunu öldürmesi demek siz de rahatsızlık yarattı, oysa ki ne ilginç, ben buna benzer aile içi vahşetlere başka örnekler vermiştim yazımda, onlara bir yorumunuzu da alabilir miyim lütfen. Heyecanla bekliyorum.
Ama sizin göremediğiniz bir gerçek var ortada. Katliamlar, vahşetler, tarih boyunca her millette, her dinde, her zaman diliminde gerçekleşmiş. Bunu aklamaya çalışan yok. Benim rahatsız olduğum nokta, herkesin daha kendi hesabını vermeden, başka milletlere eleştiriler yapması, mustafa Akyol ve sizlerin de bunları bir güzel dinlemesi. Neden ben anlaşılır olmak için tekrar yapmak zorunda kalıyorum acaba?
Ayrıca demek size göre batılı yazarlar bizim yazarlarımızdan daha az çarpıtarak yazıyor ha! Bu sefer gerçekten çok ilginç! Dinliyor musunuz mustafa Akyol, bu eleştiriden yazar geçinen bir insane olarak alındınız mı acaba, merak ediyorum. Neyse, ciddileşelim biraz. Arkadaşım, eğer sen tarihi öğrenme konusunda batılı yazarlara öncelik vereceksen, hazır mısın en basitinden Ermeni dayatmalarını sindirmeye, arkasında Pontus, arkasında Süryani. Eğer tarihi onlardan öğrense idik……yazmaya gferek dahi duymuyorum.
Ha ben tabiki batılı yazarları yanlış, yönlendirilmiş şeyler yazıyor demiyorum. Maşallah yazdıklarında samimi olmama her milletten yazarda mevcut bir alışkanlık. Size vereceğim tavsiye, kimden okursanız okuyun tarihi, asla bir kaynağa bağımlı kalmayın, okuduğunuz herşeyi sonuna kadar, o kitaptaki referanslardan takip edin. Referansı olmayan kitapları ise okumayın, ya da tarih öğrenmek için okumayın, çünkü bilgiye ve belgeye dayanmayan tarih, gerçek tarih değildir, olamaz.
Yeterli mi ?

Yazan: Beagle Tarih: March 19, 2007 4:57 PM

Yezid ve avanesine kim müslüman diyor yahu ?
30 yaşındaydım az önce yorumları okuyunca 31 oldum.
Muaviyeye bile bu ülke de pek hazreti Muaviye denmezken hangi akıl yezid in katliamlarını hele kerbela katliamını İslamın katliamı diye yutturabilir. Bu ancak aşırı derecede idolojik yanlı bir bakış açısı olabilir. Başka da bir şey değil. Hala Yezid gibi bir adamın katliamı İslama yüklenmeye çalışılıyor. Şehit olan Peygamberimizin(SAV) torunu. Peygamberimizi şehit etseydiler bunlar bunu da islama mal etmeye çalışırlardı.


İnsanoğlu tuhaf bir yaratık. Kendi inandığı masalları gerçek sanıyor. Aç tavuk kendini darı ambarında görür ya o misal işte.
Müslümanlar cok "Masum" yüzlerce ebu cehilin kafasını uçurmuşlar vah vah cok yazık.
Dokunmayın ağlayacağım.
bizim evde de bir tane kılıç var :)))
ne de olsa bizde gelenek bu:))))
haftasonları da bakım yapıp biliyorum.


endonezyanın müslümanlarca kan dökülerek fethi ile alakalı olarak en akılmaz senaryoları yazın hatta gücünüz ve kininiz yetmiyorsa e.aydına ve benzeri yaratıklara başvurun.Çağırın bütün yardımcılarınızı
uzak örnek mi oldu o zaman
bütün yardımcılarınız ile beraber kadisiye savası hakkında kusun kinizi. buyrun hodri meydan.

Ebu cehil bile bugunun İslam düşmanlarından daha serefliymiş o kesin. Taklitçi değildi. Küfrüne başka seyleri payanda yapmadı

Bir yalanı ve de palavrayı ne kadar çok inanarak ve yüksek sesle tekrar ederseniz o kadar gerçek olarak yutturulabilir.

Cengizi savunan güruh niye kininiz ya da ırkçı efkarınız sizi doğruyu söylemekten alıkoyuyor.

Zaten bu sitenin kinini kusmaya her an hazır başka işi asla olmayan her konuyu din düşmanlığına çeken muvazzaf bir müdavim kadrosu var.

Mustafa Bey Gökte yıldız ellidir dese
bu güruh hemen anında yetişir Müslümanların vahşi olduğu bellidir der.
Eğlence kaynagısınız

Tarih konusunda da iki tane uyduruk tamamen yanlı tarih kitabı okumakla tarihçi olunmuyor. Efendiyi okuyan da kendini tarihçi görüyor
Latince yunanca farsca ve arapça dillerinden herhangi bir tanesini bilmeyende
Neler gördük neler iki tane arapça bağlacı öğrenip kendini arap dili uzmanı görenler mi dersiniz iki tane faşistin hezeyanlarını okuyup ta kendini tarihçi görenler mi dersiniz neler neler

Mustafa Bey,çok üzülerek söylüyorum ben kürt sorununu yeniden düşünmek kitabınızı daha yeni okudum.Cumhuriyet dönemi uygulamalarında fincancı katırlarını!(tabulara dokunmayarak) ürkütmemeye çalışmış olsanız da Harika bir eser.Bu kitabınızdan epeyce bir adet alıp tüm tanıdıklarıma iş arkadaşlaıma dağıtmayı cidden düşünüyorum. İmkanım olsa sokaklarda ücretsiz dağıtırım.

Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: March 19, 2007 5:56 PM

Haydar Bey,
Ne almak istediğinizi yorumumda belirtmeye çalışmıştım. Selahaddin Eyyübi'den ve diğer hanlardan bahsederken "kürt"lerle akrabalık konusuna da değinmiştim. Kürtler'in soyu Moğollar gibi, Peçenekler gibi, Kıçaklar gibi Hun Devletinden gelmektedir. Bu gün bizim tarihimizde Çin Seddi Türk akınlarından korkulduğu için yapıldığını yazarken Moğol kitaplarında da Moğollardan korkulduğu için yapıldığı yazmaktadır. İkisi de doğrudur çünkü Hunlarda korkulduğu için yapılmıştır ki günümüzdeki Moğolların, Anadolu Türklerinin, Kürtlerin, Hazar Türklerinin, Kazakların soyu buradan gelmektedir. Göçler ve savaşlarla ayrılmalar başlamıştır. Atilla Han'ın ordusunda Türk boyları gibi Kürt boyları da bulunmaktadır. Araştırın, şu an Macaristanda 32 köyde Kürtçe konuşulmaktadır ki bunlar Avrupa Hunlarının kalıntılarıdır. Konuyu dağıtmak istemem, tarihi doğru okumak gerektiğini düşünüyorum. Kaynak vermekle tribünlere oynama gibi bir amacım da yok, sizin de yediğiniz her golde kafanızı tribünlere çevirmenize gerek yok.

Sevgili Batu,
kusura bakmayın ama desteksiz çabanızı hemencicik de ifşa etmişsiniz. Mesele anlaşıldı efendim, bir kıyımcıyı, bir diktatörü, bir faşizanı eleştirmeye kalktığımızda sürekli sizin savunma reflekslerinizle karşılaşacağız. samimiyetle söyleyeim benim hiç aklıma gelmemişti, lakin siz kimseye söz ettireyin, Cengiz'e de, Hitler'e de bir başkasına da... Gerçkelere gözlerinizi yummanızın altında dogmatik zihniyetinizin önündeki putlardan kaynaklandığı ortada. Yalnız Atilla Yayla'nın dediği gbi bir gün herkesi eleştirirler. Nasıl şu an Cengiz eleştiriliyorsa yarın bir başkalarıda hakettikleri şekilde eleştirilecektir. Ben Cengiz düşmanı da değilim, Hitler düşmanı da değilim veya bir başkasına da düşmanlık yapmam ben yalnızca tarihi hakettiği şekilde okunmasından yanayım, birileri rahatsız olsa da. Evet, Aman Cengiz HAn gibi bir konuda gaza gelmeyelim, yoksa bir tarafımız tutuşur.

Yazan: Talha Can Tarih: March 19, 2007 11:56 PM

Özgür Aytekin Bey

çok garip bir tarzınız var doğrusu..ne demek istediğinizi pek sökemedim ama olsun ..30 yaşına neleeer neler sığdırmış değerli bir arkadaş var karşımızda anlaşılan..

çabuk yaşlanmayın öyle..daha gençsiniz..hayatın tadını çıkarın..yaşlanacak çok vaktiniz olacak..

sıkmayın kendinizi bu kadar..

selamlar.

Yazan: deniz Tarih: March 20, 2007 1:19 AM

Talha Bey,

Inanmak istediginiz ile gercekler farkli olabilir. Emin degilseniz ya arastirin yada iddia etmeyin.

Kurtlerin Peceneklerle filan alakasi yoktur. Kurtler Ari irkindan olup once Fars sonrada Ermeni ve Belucilerle ayni guruba aittir.

Eger zahmet edipte Kurtce ogrenirseniz, Turklerin Azericeyi anladigi gibi sizde Farscayi anladiginizi goreceksiniz. Ermeniceden sadece birkac kelime anlarsiniz, Beluci ile ise sadece strukturel ortakligi oldugunu gorursunuz.
***

Macaristanda epeyce bulundum. Orada tek bir Kurt koyu bile yoktur.

Ayrica, bir kac sene oncesine kadar Turkiyede Macarca-Turkce sozluk yoktu (son bir kac senedir ciktiysa haberim yok). Hani olaki bir Macarca Turkce (veya Macarca ingilizce - eger ingilizce biliyorsaniz) sozluk denk getiriseniz, goreceksinizki sadece 10-15 kelime ortaktir.
Kimse Hunlarin Macarlar ve Turklerin ortak tarihi oldugunu inkar etmiyor ama, mesele sanildigi kadarda -romantik- degil.

Turk Dil Kurumu vs nin Turkce-Macarca sozluk icin hic caba gostermedigi bu nedenledir.
***

Finlandiya da Turk ve Macar dil gurubuna dahildir. Macarcada buldugum 10-15 ortak kelime (Ana, Alma, Balta, vs) Finceye geldiginde -sifir- a dusuyor.

Arastirmanizda bol sanslar!
***

Adolf Hitler de Cek ulkesini elinde tutmak icin Cek'lerin Alman irkindan geldigine ALMANLARI ikna etmisti.

Yazan: Haydar Tarih: March 20, 2007 4:08 PM

Cengiz Han gerçekten kudretli bir hükümdar ama işini eksik yapmış(kahrolası Çinlilerin kalan yarısını kesmeyi unutmuş!) :))) Bu işin şakası ama neden böyle önüne gelen her milleti doğramış pek akıl sır erdiremedim(Cüneyt abi bile filmlerinde bu kadar adam doğramamıştır!) İşin sırrı Türklerde diyeceğim kızacaklar, Türkler çeliğin gözalıcı parıltısı ve keskinliğinde önlerine kullanabilecekleri zeki(!) bir moğolu hakan yapmışlar,ordunun ön tarafına delikanlı(!) moğolları serpiştirip al sana güçlü moğol ordusu tüm dünyayı işgal etmişler.. Cengiz Han, koca moğol imparatorluğu kuyruklu bir yalan, baksanıza devlet yapısından orduya kadar herşey (Madein TÜRK).........

Yazan: ertekin Tarih: March 20, 2007 8:34 PM

Haydar beye katiliyorum,Kürtlerin ve Türklerin ayni kökenden geldigi nerde yazili acaba,kaynak gösterilebilirmi?hic böyle bir iddia duymadim daha önce ayni kökenden gelmesi imkansizdir hem dahil olduklari dil gurubu itibari ile hemde kürtlerin mezopotamya bölgesinde uzun yillardir var olduklari bilinir..orta asyadan göcle gelmedikleri kesindir..eger dilerseniz wikipedia ansiklopedisinde diller grubuna bakip arastirbilirsiniz..farsca ile nekadar yakindir gercekte bilemiyorum kürtce ve farsca bilmedigim icin ama eger birbirilerini anlayabiliyorlarsa zaten yeterli bir kanittir,türk dil gurubundan olmadiklari..

Yazan: muzzi Tarih: March 21, 2007 1:59 AM

Yazan: muzzi Tarih: March 21, 2007 2:10 AM

Beagle

heyecana gerek yok yazının basında...yuzyıllar öncesinden günümüz yuzyılın en yüksek insanlık değerleri normlarına ulaşmışken..'''''ve.. daha 60 yıl önce fasistlik yapanlardan dahamı kötü oldu cengiz han?... diyorsun peki 60 yıl önce fasistlik yapanları öven bir yazıya rastladınmı burda?.. ve eğer sana göre esir ettikleri kadınlara tecavüz eden her gittikleri yerde vahsetten baska HİÇ BİR ŞEY götürmeyen kadın cocuk büyük küçük gözetmeksizin öldüren ve bunu zevkleri için yapmaları sana göre insanlık normlarına ulaşmıslıksa sana söyleyecek söz bulamıyorum sadece elini vicdanına koy...aslında yazılacak bi sürü vahsilik var onlar hakkında ama bazı arkadasların midesi kaldırmayabilir ve yine burda biz moğol imparatorlugunu tartısıyoruz moğol imparatorugunun nasıl oldunu tartısıyoruz baska medeniyetleri imparatorlukları deil...deniz arkadasımızın dediği gibi konu başkaları olunca onlarıda konusuruz... moğol boylarının birinden kopup gelmek onları sonuna kadar savunacagınız anlamına geliyor size göre ama birazda gercekci olalım ve onları yaptıklarıyla yargılayalım iyi tarafı varsa onuda yazarız kötü tarafı varsa oda yazılması lazım öyle deilmi sizcede??aile içi vahset.. oğlunu öldürmeye calısması sence hosa gidilecek bir durummu???? yazınızda baska yorum görmedim bu konuda onun için heyecanını pek yatıstırmayacagına eminim bu yazdıklarımın ama senin için fazla vakit harcayamayacam vahşiliği insanlık normuyla bir tutana bu yazdıklarım çok bile bence...

Yazan: Feqi Tarih: March 21, 2007 6:14 AM

Feqi,
Sağolun da heyecenlanan yok burada, aslında siz tam da demek istediğimi tekrarlamışsınız, şiddet sahensinde yalnız değil Cengiz Han, benim asıl karşı çıktığım nokta bu konuda sadece Cengiz Han varmış gibi kimsenin kendi hesabını vermeden başka uluslara sataşması idi, herhalde bu sefer anlaşılırım!
Ayrıca ne tartıştığımız ben de biliyorum, diğer konuları da ne gerekçe ile belirttiğimi de yazdım, yani siz laf arasında eğer şiddet ve vahşet konusunda Cengiz Han'ın yalnız olmadığını tabiki ben de biliyorum diyorsanız tamamen aynı düşünüyoruz demektir bu, ki ben ta başından beridir bunu vurguluyorum.
İnsanlık normalarının önemi konusunu gözardı etmek gibi bir düşünceniz varsa bu tamamen size ait.
Aile içi şiddete bu kadar kafa yoruyorsanız, bunun ben size pek yakındaki başka örneklerini de hatırlatmıştım ayrıca, lütfen önce biz de bir hesap verelim Moğol Ulusunu eleştirmeden önce. Elimiz temizmiş gibi konuşmayalım tıpkı batılı yazarlar gibi.
Ayrıca son not: Bana karşı ikinci tekil şahıs ifadeler kullanmışsınız, bu nedenle mustafa Akyol benim kimi yorumlarımı engellemişti. Bu konuda mustafa Akyol çifte standart tutumunu birkez daha ortaya koyarak bana yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim.

Yazan: Beagle Tarih: March 21, 2007 3:59 PM

Feqi,
Sağolun da heyecenlanan yok burada, aslında siz tam da demek istediğimi tekrarlamışsınız, şiddet sahensinde yalnız değil Cengiz Han, benim asıl karşı çıktığım nokta bu konuda sadece Cengiz Han varmış gibi kimsenin kendi hesabını vermeden başka uluslara sataşması idi, herhalde bu sefer anlaşılırım!
Ayrıca ne tartıştığımız ben de biliyorum, diğer konuları da ne gerekçe ile belirttiğimi de yazdım, yani siz laf arasında eğer şiddet ve vahşet konusunda Cengiz Han'ın yalnız olmadığını tabiki ben de biliyorum diyorsanız tamamen aynı düşünüyoruz demektir bu, ki ben ta başından beridir bunu vurguluyorum.
İnsanlık normalarının önemi konusunu gözardı etmek gibi bir düşünceniz varsa bu tamamen size ait.
Aile içi şiddete bu kadar kafa yoruyorsanız, bunun ben size pek yakındaki başka örneklerini de hatırlatmıştım ayrıca, lütfen önce biz de bir hesap verelim Moğol Ulusunu eleştirmeden önce. Elimiz temizmiş gibi konuşmayalım tıpkı batılı yazarlar gibi.
Ayrıca son not: Bana karşı ikinci tekil şahıs ifadeler kullanmışsınız, bu nedenle mustafa Akyol benim kimi yorumlarımı engellemişti. Bu konuda mustafa Akyol çifte standart tutumunu birkez daha ortaya koyarak bana yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim.

Yazan: Beagle Tarih: March 21, 2007 4:00 PM

Cengiz Han hakkındaki konuda Kürt polemiğine düştük herhalde. Bahsettiğim hususla ilgili kitap önereceğim, fakat daha önceden dediğim gibi kitap bu yaz çıkacak. (Türk Tarih Felsefesi, M. Niyazi - kitabın bir bölümü hakkında bilgim var)Bir kaç kaynakla arkadaşlara aktarayım. Bular tamaman benim düşüncemi yansıtmıyor, onu da söyleyeyim:) Bu arada arkadaşlar dil konusana çok yakılmış, bizim dilimizde (özellikle bundan 150 sene öncesini düşünürsek) Arapça ve FArsça kelimelerin fazlalığı ve anlaşılma kolaylığı dikkat çeker. Fakat biz Arap kavminden veya Fars kavminden gelmiyoruz.

http://ahmetdursun374.blogcu.com/1029562/
"VII.Yüzyıldaki İlk İslam/Arap Fethi sırasında, Horasan’ın Kah ıstan kesimindeki “Khalaçlar ile Kürtler”, bir arada konup, göçen deveci ve koyuncu boylar olarak tanınmışlardı. Hive Hanı Ebulgazi Baha dur Han, eski “Oğuz name”ler ile Türk soy kütüklerine göre, 1661’de yazdığı “Şecere-i Terakime” adlı kitabında, Hazar Denizi doğusundaki “Ulu Balkan” ve “Kiçi (Küçük) Balkan” adlı dağlar bölgesinde yaşayan Esrarı Türkmenleri’nin “Khızır Eli” içindeki “Kürtler” adlı bir boyunu tanıtır. Batı Türkistan veya Horasan Afganistan’daki Kürtler, 24 Oğuzdan iki boyun birleşiği sayılan Khalaçlar uruğu ile birlikte konup göçerdi ve güçlü komşuları da, yine Türk soyundan Gurlular (Guriler) idi.

Batı Türkistan Kürtleri gibi, Selçuklulardan önceleri, Dicle Kürtleri içinde de, Khalaç ve Gurlular bir arada ve komşu olarak yaylakçı-kışlakçı olarak yaşamakta idiler.Van bölgesinden yetişme Ermeni rahibi Arzerunili Thomas, kendi çağındaki vakaları anlatırken, 905 yılı hadiseleri arasında, Malazgirt-Erciş arasındaki bir yere, “Khalaç Deresi” anlamına “Halaç Ovit” denildiğini anar. Öteden beri burada yaşayan Dicle boyundan gelme Kürmanç Kürtleri, “Khalacan” (Khalaçlar) adı ile tanınmış olup, 1891’de burada kurulan ve Erciş ile Malazgirt köylerinde konaklayan “63.Hamidiyye Hafif Süvari Alayı”nın hepsi, Khacalan Kürtleri’nden sayılıyordu.Bunlar, Bağdatlı Mes’udi’nin 943’te yazılan “Mürüc’üz Zeheb” adlı ünlü kitabında, Dicle başlarındaki “Yakubi” denilen Hıristiyan mezhebindeki Kürtlerden gösterdiği “Çurukan” (Çuruklar) boyunun kardeşi ve komşusu sayılan boydan, kuzeydeki yaylaklarda yerleşen bir bölüktür. Öteden beri Müslüman olup, Mardin, Diyarbakır, Urfa arasında yaşayan ve 24’er oymaklı iki kola ayrılan “Kiki (Kikan=Kikler) boyunun “Kiki Khacalan kolu ile Malazgirt Khalacan Kürtleri, boydaş olduklarını bilirler.

Bunun gibi, Ortaçağda Afgan ile Pakistan ülkelerine de hakim olup, Gazneliler devletini yıkarak yerine geçen Gurlu adlı güçlü Türk uruğundan bir kolun, Miladın ilk yıllarında Arşaklılar idaresinde Dicle ile Fırat başlarına geldiği anlaşılıyor. Anadolu’ya yerleşen bu Gurlular’ın da “Kürtler”den sayıldığı, öteden beri Bingöl,Tunceli ve Siverek’teki, “Zaza,Desiman,Çarekli” veya “Dünbüli” denilen ve kendilerini “Türk”e “Tirk” demeleri gibi “Ü” yerine “İ” sesini kullanarak, “Kirt” (Kürt) diye anarak, Kürmançlar’a, “Kirtasi/Kırdasi” (=Kürtsü/Kürtümsü) diyen yarı göçebe uruktan olanların öteden beri hep, “Guran”dan veya “Gurani” diye tanınmalarından anlaşılıyor. Zaza diye toplayıcı bir adla anılan Kürtlerin dili, bu yüzden çok daha Afganca’ya çalmakta ve Kürmançlar’dan ayrılmaktadır.Türkiye’deki Guranlı uruğu Zazalar, Tanrı/Allah anlamına, “Homay/Omay” derler ve Hunlar gibi, sabahleyin “Doğan Güneş”e tapınırlar. Bunların çoğu Alevi olup, bütün adet ve töreleri gibi , ibadet dilleri de Türkçe’dir. Zazalar içinde çoklukla bulunan “Ab dalan” (=Abdallar) adlı oymakların da, Batı Türkistan’da “Gurlular” ile komşu iken, Ar şaklı (Part)ların fetih ve yayılışları sırasında onlarla birlikte Anadolu’ya göçtükleri anlaşılıyor. “Kürt” adının manasında anlattığımız Karluk adlı Oğuzların “Abdal/Haptal” kolundan Türkiye’de, hem Kürmanç ve Zaza dilleriyle konuşan, hem de anadili Türkçe olup, “Türkmenler” kolundan sayılan “Abdal” oymaklarının bulunması, bunların Batı Türkistan’dan Gurlular ile birlikte Hazar Denizi güneyinden ve İran yolu ile göçüp geldiklerini gösterse, gerektir. Khalaçlar’ın Kürmançlar içindeki oymakları da, bunlarla birlikte ve aynı yolla gelmişe benziyor.

Bugün Doğu Buhara’da “Kend-i Kürt” denilen köyde Karluklar yaşar. Çarlığın devrilişini müteakip Türkistan’da milli davranışlar başlarken, Sayın Zeki Velidi Togan Bey, bu “Kend-i Kürt’te toplanan Karlukların Milli Kongresine katılmış ve orayı yakından tanımıştı. Temür çağında, Afganistan’da Her at Çayı solundaki Öleng Neşin yaylağı eteğinde bulunan “Kürt Neşin” (yani, “Kürt Konağı”) adlı kışlak, çok ünlü idi. Bugün de Afganistan ile İran’ın “Horasan Vilayeti”nde ve Sovyetlerdeki Türkmenistan’da bir çok köy, yaylak,kışlak ve konağın adı “Kürt”tür ve buralardaki yerli halkın dili Türkçe’dir. Ancak, İranlı şahı I.Şah Abbas’ın, Osmanlıların 1590’da kazandığı ve çekilmekte olduğu Batı İran’dan 1603’ten sonra kaldırıp,Sünni Türkmenlere karşı sınırı korusunlar diye Horasan’a yerleştirdiği Şii7Kızılbaş Kürtlerin torunları, Dicle Kürtleri’nin Kürmanç diliyle konuşurlar.

Dağıstan-Macar veya Tuna boyu Kürtleri :

Sayın dinleyiciler, bu yeni adı da, çok dikkate değer bulmuşsunuzdur. Avrupalı komşularınca “On-Ogur” veya “Hun-Ogur” gibi ikiz addan çıkma olarak, “Hungar” ve bunun Latince söylenişiyle “Hungarus” (Bu sonrakinden bozma olarak, Osmanlı kaynaklarında “Orgerus/Engürüs) denilen Macarlar, Turanlıların Urallı kolundan olup, son araştırmalara göre “ataları Türk ve anaları Fin-Ogurlu” sayılan bir kavimdir. Asya’nın kuzeyini kaplayan koca ülkelere “Si bir/Sibirya” adının verilmesine sebep olan “Saber/Sabir Türkleri”nin göçleri sırasında, Ural Dağları doğusundaki yurtlarından koparak, M.S.V. Yüzyılda Kafkas Dağları kuzeyine göçen Macarlar, 603 yılında Göktürklerinin en batı kolu olarak ayrı bir kağanlık kuran Kazar/Khazar Türkleri birliğine katılmışlardı.

İlk İslam fetihlerini anlatan “Derbendname”de, 660 ve 721 yılları vakaları anılırken, Dağıstan’ın kuzeybatı kesimlerinde, “Ulu Macar” ve Kiçi Macar” adlı iki müstahkem şehrin Khazarlar elinden Araplara geçişi de anlatılıyor. Bunlardan “Ulu Macar” yerindeki “Macar Şehri”ni XIV. Yüzyıl başlarında gören ünlü Arap gezgini İbn-i Batuta, burasının Altın orda Devletinde işlek ticaretli ve büyük bir belde olduğunu söyler. Dağıstan’da böylece yer adlarında hatıraları yaşayan Macarlar, Khazarlar içindeki karışıklıklardan bunalarak, 800 yıllarında anlaştıkları “Yedi Boy” ile bir “Birlik” kurarak, Dağıstan’dan göçüp, Karadeniz kuzeyindeki ovalara yayıldılar. Bizanslılarca hep “Türk” denilen bu Yedi Boy Macar Birliği, 830 yıllarında Ten Özü (Don Dnepr) ırmakları arasında iken, Bizans misyonerleri bunları Hıristiyan (Ortodoks) etmek için, aralarında dolaştılar ve bu uğurda Ayasofya’daki Patrikliğe, kilise raporları yolladılar.

Bu sıralarda Bizanslılar, Yedi Macar Boyu’nu “Türk” umumi adı ile anmış ve 7 boyu da ayrı ayrı tanımışlardı. Bizans Kayseri Konstantin Porfirogenetos, 950’de yazdığı “Devlet İdaresi” adlı kitabında, 120 yıl önceleri Karadeniz kuzeyindeki Macar Birliğini tanıyan rahiplerin yazarak gönderdiği rapordan faydalanarak, 7 Macar Boyunun adlarını verir. Bunlardan en güçlü bir boyun adı, “Kürt”tür. Porfirogenetos’un andığı “Kürt” boyunun adı, Macarca değil, Türkçe’dir ve Macar Türkologlarının da belirttiği gibi, “kar yığını” anlamına gelir. IX.Yüzyılın ikinci yarısında doğudan gelen yeni bir Türk göç kolunun itmesiyle, Karadeniz kuzeyindeki Yedi Macar Boyu, önce Purut Çayı bölgesine, sonra da Karpat Dağları güneyine ve Tuna Boylarına geçerek, oralarda yerleşti; burada, şimdiki Macaristan ile çevresini içine alan topraklarda bir devlet kurarak sonunda Katolik Hıristiyan oldu. Orta Tuna bölgesindeki Macaristan Kürtleri, tarihte 1138,1156 ve 1329 yılları vakalarında : “Kurtu”, “Kürdü” ve “Kürt” biçiminde anılmışlardır.**

Dağıstan Macar Kürtleri’ni coğrafyadaki hatıraları da, mühimdir. Bunlardan bir bölük Kırım’da yerleşmiş olduğundan, Kırımlı göçmenlerin İstanbul’da çıkardığı “Emel” adlı dergide (sayı:1, Temmuz-Ağustos 1967) “Kürt” adlı iki köyün bulunduğu bildirilmektedir. Sonradan dilleri Macarca olup, kökleri “Hunlar”dan geldiği anlaşılan ve 1918’de Romanya’da kalan Macar topraklarından Erdel(Transilvanya) bölgesinde yaşayan Sekel (atlarının ayakları “sekil” olmasından Türkçe böyle anılmışlardır) boyu içinde de, bir “Kürt” oymağı yaşamıştır. Bu Skeller, kendilerini, V.Yüzyılın ortalarında Avrupa’nın en üstün hakimi olan Atilla’nın (434-453) ordusundan kalma sayarlar. Macarlı Bara bâs Sam us, Sekeller’den “Medgeş” boyunun “Kürt” adlı oymağının, 1505 yılı Vakalarını anlatan kaynaklarda geçtiğini belirtmiştir.

Bugün Macaristan’da şu dokuz vilayetteki “Kürt” adlı yerlerin, eski “Macar Kürtleri”den kaldığı tespit edilmiştir:

• Baç,

• Borsod,

• Heveş,

• Solnok,

• Komaron,

• Nograd,

• Nyitra,

• Pojoni,

• Osmanlı kaynaklarında “Temeşvar” denilen Temeş

Erdel gibi 1918’de Macaristan’dan koparılıp Çekoslovakya’ya verilen ve kuzeyden Macaristan’a komşu bulunan topraklarda da bugün, on tane köy, “Kürt” adı ile anılmaktadır. Prag Üniversitesi Profesörlerinden (Kuman oğlu) Josef Blaşkoviç, 1966’da “Reşit Rahmet İçin” adıyla Ankara’da basılan bir anma kitabındaki “Çekoslovakya Topraklarında Eski Türklerin İzleri” başlıklı makalesinde, öteden beri Çekoslovakya’da bulunan bu on köy adı için, şöyle diyor : “Kürt, on köyün ismidir. Macaristan’da yerleşmiş olan KÜRT adlı Türk asıllı boyun adındadır ; asıl anlamı ÇIĞ (Kar Yığını) dır.” Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesindeki Hungaroloji Enstitüsü Müdürü Profesör Rasony, Macarca tetkiklerinde, XIII.Yüzyılda Suriye ile Mısır’daki Kölemenli Kıpçak Türk Beylerinden “Kürt” ve “Kürt Bay” adlı kişilerden, 20 kadarını kaynakları tarayarak bulmuştur. Biz Yavuz’un 1514 Çaldıran Seferi’nden sonra, Bitlis-Muş bölgesinde Safili Şah İsmail ordusuna yardımcı “Kürt Beg” adlı bir Emiri de, Osmanlı ve Safili kaynaklarından tanıyoruz. Türklerin eski ad verme geleneğine göre : “yağmur, ay doğdu, gün doğdu, bora/boran, karyağdı, duman(sis)” gibi günlük hava durumu ile ilgili adların çocuklara konulmasından, karlı yaylakta “Kürt-Kürtlük” üzerinde doğan çocuğa da, “Kürt-Beg/Kürt-Bay” denildiğini anlıyoruz.

Dağıstan’daki coğrafya hatıralarını tespit edemediğimiz Dağıstan Macar Kürtleri’nin Kırım, Erdel, Macaristan ve Çekoslovakya’da yer adlarında hatıralar bırakıp, tarihte de anıldıklarını ve dillerinin Türkçe olduğunu görüyoruz. Dağıstan’da, Kırım’da, Karadeniz kuzeyinde ve Tuna boylarında, eski ve yeni ince haritalar ile tarih kaynaklarında yapılacak geniş araştırmaların, bu uğurda Dağıstan Macar Kürtleri’ni daha çok tanıtacağına şüphe yoktur.

Kuzey Azerbaycan veya Kür-Aras Kürtleri :

Kars ilinden doğan Kür Irmağı ile, Erzurum bölgesinden çıkan Aras, Hazar Denizine karışmadan önce, Kuzey Azerbaycan’da birleşirler. Bu iki ırmağın arasında kalan, Tiflis, Revan, Gence ve Kara bağ illeri bölgelerine Ortaçağda ve İslam eserlerinde, “Aran” denilirdi. Bugün de Azerbaycan ve Doğu Anadolu gibi, Dede Korkut Oğuz namelerinin “Oğuz Elleri” bölgesinde, “kışlak, engin yer” anlamına kullanılan “Aran” (“dağ” ve “yaylak” bunun zıddıdır), Türkçe olup, Kaşgarlıda da geçer. İşte bu “Aran” ülkesinde, biraz sonra arz edeceğimiz, M.Ö. VII. Yüzyılda Kafkaslar kuzeyinden gelen sakaların hükümdarlarının mensup bulunduğu en soylu uruğu, “Saka sen/Saka sun”lar yaşıyordu. Bunların “Bala sakan” (=Küçük sakalar) denilen boyu, “Kürtler” adıyla tanınmıştır. Kıyılarında yaşadıkları ırmaklara göre biz Kuzey Azerbaycan’daki bu uruğa, “Kür Aras Kürtleri” denilmesini uygun görüyoruz.

XII. Yüzyılda, İslam imanı ile Türk gücünün temsilcisi olarak, Kudüs’ten Haçlı kuvvetlerini temizleyen ulu kahraman Eyyublu Sultan Sala haddin Hazretleri, bu Kür Aras veya Aran Kürtleri’nin Ravadlı boyundandır. İkinci kolda gördüğümüz Batı Türkistan Kürtleri gibi, bu Kür Aras Kürtleri üzerine yazılı kaynak bilgilini de önce, Sayın Prof. A.Zeki Velidi Togan toplamış olup, bunların İlbeğleri sülalesinin, Dede Korkut Oğuz namelerinde hangi kütük (künye) ile anıldığını da, ilk defa ben deniz bulup ortaya çıkardım. Bu Aran veya Kür Aras Kürtleri’nin Hıristiyan kalan kolundan ve “Babırakan” (Babırlı Hanedanı) “Khél” (El) indein, “Kolu uzun oğulları”, önce Gregoryen/Ermeni ve 1150’den sonra Ortodoks/Gürcü mezhebinde olarak yaşamış; ve Kars’ın 40 Km. doğusunda Arapça’yı sağındaki ünlü Anı Şehrini merkez edinerek, Yukarı Aras ve Aran bölgelerinde 1200-1317 arasında bir uçbeyliği kurmuştur. Kür Aras Kürtleri’nin güçlü ve Müslüman Ravadlı boyundan Şeddadoğulları (950-1200) ise, Gence, Divin ve Anı’da üç kol halinde beylik kurarak, Selçukluların Anadolu Fethinde onlara öncülük ve kılavuzluk ederek, mensup bulundukları Türklüğe büyük hizmetlerde bulunmuşlar ; güzel sanatlarda, şaheser sayılan değerli mimarlık eserleri bırakmışlardır. Kısacası, Müslüman Şeddadlılar ile Eyyublular ve Hıristiyan Kolu Uzun Oğulları gibi üç ünlü sülale, Saka Türkleri’nin torunları olan bu Kür Aras Kürtleri’nden çıkmıştır."


http://www.turkmania.com/archive/index.php?t-1624.html
"Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve beraberliğini zor kullanarak bozmak isteyenleri, onlara yataklık edenleri, maddi yönden destekleyenleri, aynı amaçla siyasi faaliyet gösterenleri T.C vatandaşlığından çıkarmak, Kürt târîhini ders kitaplarına koymak ve Kürtlerin kökeniyle ilgili bilgi ve belgeleri halka sunmak, bu yaranın en keskin ilacıdır.
Bu maksatla, aşağıdaki yazı, Kürtler hakkında bir ön bilgi edinilmesi için hazırlanmıştır.
Kürtlerin Menşei :
Kürtlerin menşei hakkında, Târîhe, İlme ve akla aykırı birçok söylentiler mevcuttur. Bu söylentilerden, Bitlis’in Kürt emiri Şeref Han’ın 1576 yılında yazdığı ‘Şerefname’ isimli eserinde yer alan Kürtlerin kökeniyle ilgili hususları belirtelim:
1) Kürtler, üzerlerinden perde kaldırılmış cin taifesindendirler.
2) Oğuzlar İslâm dinine girdiklerini arz etmek üzere Bağduz adlı bir Kürdü Peygamberimize yollarlar. Çok çirkin olan bu Kürt ve nesli, Peygamberimiz tarafından lânetlenir ve soyunun dağılmasını söyler; işte Kürtler bu adamın neslinden türemiştir.
3) Kral Dahhak, şeytanın tavsiyesi üzerine sırtında çıkan yaraya her gün iki insan beyin sürermiş.İnsafa gelen cellat, öldürmesi lâzım gelen gençlerden her defasında birini serbest bırakırmış; onlar da dağlara giderlermiş. İşte bu dağlarda toplananlar Kürtlerin atalarıdır.
Diğer bir mesnetsiz yakıştırma da Kürtlerin MED soyundan geldiğidir. Bu yakıştırma
Kürdolojinin babası sayılan Minorsky tarafından öne sürülmüş ve İslâm Ansiklopedisinin Kürtler maddesine de böylece yazılmıştır. Zamanımızın Kürtçüleri de buna ilâveten, üzerinde kartal ile taç bulunan sözde Kürt bayrağının da Medlerin bayrağı olduğunu öne sürmektedirler.
Gerçek ise şudur:
Orhun Abidelerinden daha eski bir târîhe ait olan Yenisey Abidelerinin Elegeş taşının sekizinci satırında ‘Ben Kürt İlhanı Alp Urungu’yum, Altın (kemer) okluğumu bağladım belime...’ yer alan bu öz Türkçe ifade, Kürtlerin öz be öz Türk olduğunu belgelemektedir.
Macaristan’da yirmi beş tane Kürt isimli köy bulunmaktadır. Macar Türkoloğu Rasony, Macarca konuşan bu köylülerin Yenisey yazıtlarında bahsi geçen Kürtlerin soyundan olduklarını göstermiştir. Ayrıca Y.Blaxkoviç Çekoslovakya’da da Kürt isimli yer adlarının bulunduğunu ifade etmektedir. Demek oluyor ki bu izler: Avrupa’ya gelen Hun veya Avar Türklerinin içinde bulunan Kürt Türklerine aittir.
Hunlar Avrupa’ya geçerken Kafkaslar, Azerbaycan ve Sincar bölgesine birçok oba bırakarak ilerlemiştir. Bunlar da öz Türk olan, sarı saçlı- mavi gözlü Kürt boylarıdır.
Şimdi! Med’lerin soyundan olduklarını şiddetle savunan Kürtçülere soruyorum, Macaristan’a, Çekoslovakya’ya Med’lerin gitmesi mümkün mü? Eyer Med’lerden geliyorsanız, Yenisey Abidelerinin Elegeş yazıtlarının sekizinci satırında geçen ifadeyi nasıl izah edeceksiniz.
Aslında med’ler hakkında birkaç kral isminden başka elde mevcut hiçbir şey yoktur. Ufak-tefek bilgilerse komşu devletlerin belgelerinden edinilmiştir. Bu bilgilere göre Med’ler: Asya’dan gelerek önce Hazar Denizi ile Urumiye Gölü arasındaki bölgeye yerleşen, sonra Azerbaycan bölgesinde gelişen ve buradan da Doğu ve Orta Anadolu’ya yayılan ön Türklerdir.Prof.Dr.Şemsettin Günaltay bunların İskit (Saka) Türklerinden olduğunu ‘İran Târîhi’ isimli eserinde belirtmiştir.
İşte bu Med’ler M.Ö VII. yüzyıldan başlayarak 550 yılları arsında İran toprakları üzerinde bir devlet kurmuşlar ve Kral Astiyag zamanında (M.Ö. 585 – 550) Doğu Anadolu yaylalarına hakim olmuşlardır.
Daha sonra Anadolu’ya hakim olan Bizanslıların bunları bağırlarına bastığı söylenemez.
Çok daha sonraları başlayan Selçuklu akınları ve Malazgirt meydan Muharebesi neticesinde Güneydoğu Anadolu tamamen Artuklu Türklerinin egemenliğine geçmiştir.
Hısn-Keyfâ Artukoğulları ki bunlara Sökmenliler de deniliyordu.- Mardin Artukluları ve Harput Artukluları devletlerinden başka, Bitlis’i Başkent eden Dilmaçoğulları, Diyarbakır’ı başkent eden, ‘Diyarbakır Ata Bekleri’ ki bunlara İnanoğulları da denilmekteydi ve Sutaylar bölgenin Türkleşmesinde önemli katkılarda bulunmuş ve yöre halkı içerisinde bunların soyu bu güne kadar devam ede gelmiştir. Ayrıca Bölgeye hakim olan Karakoyunlu Türklerini ve Diyarbakır’ı başkent eden Uzun Hasan’ın kurduğu Akkoyunlu Türklerini de unutmamak lâzım; bu Türkmenlerin nesilleri de hâlâ, Kürtçe konuşan bölge halkının içerisinde varlıklarını sürdürmektedirler.
Bütün bunlardan başka şu an Kürtçe konuşanlar arasında yer alan öz be öz Türk olan oymaklarının toplam nüfusu da oldukça fazladır. Bu Oymaklar Şunlardır:
Celâli, Zolan, haydaran, Cibran, Sipkan, Kurt Baba Oymağı, Hormek, Çarıklı, Lolan, Badılı, Mihmatlu, kılıçlı, Dögerlü, Rişvanoğulları, Torunlu, Beritan, Çemişkezekli, Sökmenliler, Dulkadırlı, Eymür, İğirmidörtlü (yirmi dörtlü), Şeyh Hasananlar, Kureyiş, Mansur ve Karakeçeliler.
Elbetteki bu oymak, bu kadar değildir, çok daha fazladır. Fakat bizim gücümüz ana kaynaklardan daha fazlasını tespit etmeye yetmedi.
Kürtçülerin kendilerinden saydıkları Zaza’lara gelince:
İslâm Ansiklopedisinin ‘Kürtler’ maddesini yazan Rus Kürdoloğu Minorsky, Güran ve Zaza’ların kesinlikle Kürt olmadıklarını kaydetmektedir. Konunun uzmanları olan O.Mann, Davit Mc Kenze, Hoddank ve Prof. Kojima, zaza’ların Kürt olmadıkları gibi Zazaca’nın da Kürtçenin bir lehçesi olmadığını ortaya koymuşlardır. Zaten Zazalar da kendilerinin Kürt olmadığını söylemektedirler.
Mehmet Şerif Fırat, Mehmet Eröz ve Fahrettin Kırzıoğlu ise Zazalar’ın öz be öz Türk olduklarını delilleriyle beraber ispat etmişlerdir.
Güneydoğu illerimizin nüfuslarının büyük bir ekseriyetinin Arap olduğu ise inkârı mümkün olmayan bir gerçektir. Bu Arapların birçoğunun ana dilleri Arapça olmasına rağmen, hemen hepsi, Kürtçe konuşur ve kendilerini Kürt olarak ifade ederler. Bölgede bu Araplar gibi kendilerini Kürt kabul eden Ermeniler, Asuriler, Süryaniler ve hatta Yahudiler bile mevcuttur.
Irki yönden tam bir mozaiklik arz eden Kürtçe konuşan vatandaşlarımız arasında Med bulmak iğneyle kuyu kazmaktan beterdir.
Med olduklarını iddia eden Kürtçüler eyer iddialarında samimi iseler gider bir DNA testi yaptırırlar. Bu yolla, eyer Türkiye’de bir tane Med çıksın, onu biz arkeoloji müzesine koyar, kuş sütüyle besleriz.
Lütfen biraz samimi olalım, dünyada Med’mi kaldı. Onların bayrağı dediğiniz kartallı bayrak, Selçuklular’ın, Artuklular’ın ve Mengücekler’in de bayrağıydı.

‘Selçuklu kartalının Takıp kanatlarını;
Uçmaya alıştırdım, akıncı atlarını’

Kürtçüler, Selahaddin Eyyübi’ye de Kürt diyorlar. Târîhçi Faruk Sümer de Şah İsmâil’in Kürt olduğunu yazıyor. İşte üzerinde önemle durulması gereken nokta burasıdır.
Oysaki Eyyübiler’in bir Türk hanedanı olduğu Devletin kurucusu Selahddin Eyyübi’nin kardeşlerinin isimlerinden anlaşılmaktadır. Bu isimler şunlardır. Turan, Tuğtekin, Börü. Ayrıca bunların yeğeni Karakuş enişteleri Muzaffereddin Gökbörü’dür.
Bir belge, bir delil de, devrin şairlerinden İbn Senaülmülk’ün Haleb’in Selahaddin Eyyubi tarafından alınması üzerine yazdığı methiyedir. Bu şiirin iki mısrasının Türkçesi aynen şöyledir:
‘Arap Milleti, Türklerin devletiyle yüceldi/ Ehl-i Salip (Haçlı) dâvâsı Eyyübün oğlu tarafından perişan edildi.’
Bu durum karşısında akıl ve vicdan sahibi hiç kimsenin, Eyübiler’in Türk olduğunu inkar etmemesi gerekir.
Büyük târîhçimiz Faruk Sümer, (Safevi Devletinin Kuruluşunda Anadolu Türkmenlerinin Rolü ) isimli kitabında ‘ Şah İsmail’in Fîrûz Şah adlı Sincar’lı bir Kürd’ün neslinden geldiği şüphe götürmez bir şekilde ortaya konulmuştur.’ Demekte ve birçok kaynak göstermektedir.
Oysaki, Şah İsmâil’in Türkçe konuştuğu, Türkçe şiirler yazdığı bilinmekte ve bu şiirleri bugün dahi türkü olarak söylenmektedir.Kürt kelimesi de Türkçe’den başka hiçbir dilde hatta Kürtçe’de bile kullanılmamaktadır. Bu nedenle, bir şahsın Kürtçe bilip-bilmediğini sorarken, aklımızda kaldığı kadarıyla, ‘Kırmançi nizanni’ diye sorulmakta ‘Kürtçe Nizanni’ diye sorulmamaktadır.
Kürt kelimesi, ‘Divan-ı Lügat-ıt Türk’ isimli sözlükte ‘Kayın Ağacı’ olarak geçmekte, Kıpçak Türkçe’sinde ise ‘Ayva’ anlamına gelmektedir. Anadolu Türkçe sinde de bu kelime sertleşmiş kar anlamını taşmaktadır.
O halde yukarıda da belirtildiği gibi Kürt isimli bir Türk boyu vardı ve Selahddin Eyyübi de Şah İsmâil de bu boydandı. Diğer ırklar ise gerek ekonomik, gerek siyasi yönden bu Türk boyu olan Kürtlerin etrafında kümelenmişlerdir. Bunun ispatı da dildir.
Petersburg Akademisinin hazırladığı Kürtçe-Rusça-Almanca lügat kitabında Kürt dili çeşitli tesirler altında kalmış bir kelimeler karışımı olarak kabul edilmiş ve buna ait bir istatistik verilmiştir. Bu istatistiğe göre, Kürtçe şu kelimelerden meydana gelmiştir:
3080 kelime Türkçe ve eski Türkmence’den.
2000 kelime yeni Arapça’dan ( Türkçe’de de kullanılmaktadır)
1240 kelime Zend lisânından.
1030 kelime yeni Farsça’dan
370 kelime eski Pehlevice’den.
220 kelime Ermenice’den.
108 kelime Geldanice’den.
80 kelimenin ise menşei tespit edilememiştir.
Hart isimli İngiliz bilginine göre: İslâmiyet’ten önceki Kürtçülüğe ait bir bilgi bulunamayıp, sonraki bilgiler de Türk idaresinden başka bir şey değildir. Siyasî ve ideolojik maksatlarla ‘Kürt’ adı ve milliyeti altında birleştirilmek istenen kabileler, aslında dört büyük kola ayrılmaktadır: Kurmanç’lar, Lûr’lar, Kalhur’lar ve Gûran’lar. Bu dört kabile zümresi de birbirinin konuştuğunu anlamamakta ve dört ayrı dille konuşmaktadırlar.
İşte bütün bu gerçekler:
‘Türk Milliyetçiliğinde Kürt vardır; fakat Kürt Milliyetçiliğinde Türk yoktur’ diyen, Sayın Mehmet Gül’ün, yerden göye kadar, haklı olduğunu ortaya koymaktadır.
bu da size kapak olsun!"

Yazan: Talha CAn Tarih: March 21, 2007 9:21 PM

Cok zahmet edip ugrasmissiniz.

Turkcenin en sevdigim yanlarindan biri deyimleridir. Hani bir tanesi var...
...halep burda degil ama arsin burda.
***
Asagidaki haber KDP nin gazetesinden alinti. Ayni haber hem Turkce hem Kurtce hemde diger dillerde veriliyor. Bi zahmet edipte bize bu yazidaki hangi kelimelerin Turkce oldugunu bize anlatirsaniz hayra gecer.
=================================================
http://www.peyamner.com/default.aspx?l=6&id=9822


Iraqî - Bi lez... sekreterê giştîyê NY gihijt Baxdadê 22-Mar-07 [14:5]
PNA – Bêjedarê bi navê sekreterê giştîyê Netewên Yekgirtî ragihand, ku sekreterê giştîyê Netewên Yekgirtî Ban Kî Mon bi serdaneka ji nişkave evroj gihijt Baxdadê.
Ta niha ti zanyarîyên bêtir li ser serdana Ban Kî Mon nehatine ragihandin, lê bêjedarê bi navê Ban Kî Mon Mîşêl Montaz ragihand ku evroj An Kî Mon bi egera geşteka 10 rojane berve rojhilata navîn diçe. Jêder xuya kir ku sibê Înê Bam Kî Mon li bajêrê Qahîre yamancê bi serokê Misirê Husnî Mubarek re encam dide.
----------------
TURKCESI

rak - Kİ-MOON’dan IRAK’a SÜRPRİZ ZİYARET 22-Mar-07 [14:57]
PNA-BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un, başkent Bağdat'a sürpriz ziyarette bulunduğu bildirildi. Irak televizyonu, Ban'ın Irak'a geldiğini duyururken, bir hükümet kaynağı, BM Genel Sekreterinin ilk Irak ziyaretinde Başbakan Nuri El Maliki ile bir araya geleceği söyledi.
BM yetkilileri de Ban'ın Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile temaslarda bulunmak üzere Irak'ın başkenti Bağdat'a gittiğini kaydettiler.

BM Genel Sekreterinin Bağdat ziyaretinin 1 gün süreceği belirtilirken, konuyla ilgili ayrıntılı açıklama yapılmadı.

Yazan: Haydar Tarih: March 22, 2007 3:33 PM

bayagi uzun yazi yazmissiniz zahmet oldu size ama biri kitapyaziyor diye kürtlerin kökeni türklerle ayni olucak degildir ,herkez günümüzde istedigi gibi kitap cikarabiliyor malumunuz.. ama malesef kürtler ve türkler ayni soydan degildir,gerek alfabeleri gerekse fiziki görünümlerimiz oldukca farklidir..tabi günümüzde kendisini türk kabul eden türkler arasinda da türkmen kökünden gelmeyen veya cekik gözlü olmaynalrimizda var,ama bu bildiginiz gibi anadoluda bulunan diger toplumlarla asimile olmakla toplumlarin meydana gelmesi olusmustur..sadece kürtce ve farscanin sayilarini karsilastirirsaniz yakinliklari ortayacikar..belki yüzyillardan beri birlikte yasmamizsebebi ile artik ayni kökten gelmisgibi hissedebiliriz ama malesef gercekler öyle degildir..tersini savunmanin fantaziden öteye gitmedigini az cok sizde bilirsiniz...

Yazan: muzzi Tarih: March 22, 2007 10:04 PM

Beagle

Seninle aynı düşünceyi şu merhalede kabul edebilirim bastan beri cengiz han siddet sahnesinde yanlız deil diyorsun tamam dogru....yanlız deil ama ona arkadas bulmakda yanlıs deilmi sence yani diğer imparatorluklarda vahset yaptı cengiz han yaptı çokmu demeye getiriyorsun...burdaki konu ne inkalar ne mayalar nede kızılderililer burdaki konu moğollar onları tartısalım batılı yazarlar bunların hesabını versin diyorsun sizinkiler veriyorlarmı peki?...birde sana her cevap verene tamda benim söylediklerimi destekliyorsun diyorsun yazılarında... aslında seni desteklemiyorlar sen onların dedigine geliyorsun ama kabullenmiyorsun çıkamıyorsun kendi yazdıgının içinden....
Mustafa AKYOL'unda burda çifte tandart uyguladını düşünmüyorum eleştirinin dozu kaçıyorsa yayınlanmaması daha iyi olur sizcede öyle deilmi?burda birtek senin yazın kesilmemiştir eminim...okumus cahil sözüne içerlediniz sanırım bosuna dert etmişsiniz her okuyan gercekten dahi olmaz yada olamıyor veya şöyle diyelim gercekleri bilip söylememek onu baska taraflara cekmek okumus cahillik örnegi oluverir birilerinin gözünde...

Yazan: Feqi Tarih: March 23, 2007 8:14 AM

Arkadaşlara bir şey hatırlatmak isterim,
Uygur, yani şu an Şincan'da (doğu türkistan)da yaşayan Türklerle olan fiziki bir benzerliğimiz var mı? Dil konusunda bir benzerlik var mı? Aynı dil ailesinden gelen (ural-altay) moğolca ve türkçe aynı kelime kürtçeninkinden çok farlı mıdır? Yukarıda yazdığım moğolca yazının türkçe açıklamasını yazmıştım. kaç tanesi aynı? defter, altın, toz, boğa, yara gibi benzer kelimeler vardır ama fizik ve dil olarak? Kürtçe farsça kökeninden gelir ama bu neye ölçü?

Yazan: Talha Can Tarih: March 23, 2007 11:58 AM

Ayrıca tarih analizine göre coğrafya, din ve tarih çerçevesinni yansıması olan mabed, mezar taşı ve evlilik hususlarındaki benzerliğe hatta aynılığa ne diyelim. Bu benzerliği en fazla Kürtlerle Türkler paylaşıyor üstelik?
http://www.pakvizyon.com/?p=135

Yazan: Talha Can Tarih: March 23, 2007 12:02 PM

Feqi,
Bu sefer daha çok anlaşıldığımı düşünüyorum yorumlarımda, evet Cengiz Han yalnız değil, benim de demeye açlıştığım bu. Asıl rahatsızlığım ise, bir ABD linin önce kendi hesabını vermeden, başka günah keçileri aramasıdır. Herhalde buna da bir itirazınız yok. Ayrıca benim başkalarının dediklerine gelmek veya gelmemek gibi bir derdim yok, düşündüklerim ortada.
mustafa Akyol olayına geleyince, mustafa Akyol benim yazımı sırf senli – yani ikinci tekil şahıslı ifade kullandığım için engellemişti. Ama siz aynısını yaparken sizi engellememiş. Çifte standart değil de nedir bu Feqi? Okumuş cahil sözü değildir önemli olay, önemli olay çifte standarttır. Aksi halde bir rahatsızlığım yok, yeterli mi Feqi?

Yazan: Beagle Tarih: March 23, 2007 12:34 PM

Feqi,
Bu sefer daha çok anlaşıldığımı düşünüyorum yorumlarımda, evet Cengiz Han yalnız değil, benim de demeye açlıştığım bu. Asıl rahatsızlığım ise, bir ABD linin önce kendi hesabını vermeden, başka günah keçileri aramasıdır. Herhalde buna da bir itirazınız yok. Ayrıca benim başkalarının dediklerine gelmek veya gelmemek gibi bir derdim yok, düşündüklerim ortada.
mustafa Akyol olayına geleyince, mustafa Akyol benim yazımı sırf senli – yani ikinci tekil şahıslı ifade kullandığım için engellemişti. Ama siz aynısını yaparken sizi engellememiş. Çifte standart değil de nedir bu Feqi? Okumuş cahil sözü değildir önemli olay, önemli olay çifte standarttır. Aksi halde bir rahatsızlığım yok, yeterli mi Feqi?

Yazan: Beagle Tarih: March 23, 2007 12:35 PM

Irkciligin her turlusunemi karsisiniz?

Bakiyorum da bircok yorumlarda epeyce antropolojik bilgiler var.

Antropojiye meraki olanlar icin ilginc olabilir bu bilgiler; ben de diger onceliklerimden zaman kalirsaa bu hususlari ogrenmek isterim.

Ama burada dikkatmi ceken husus Turkiye'de irkcilik veya kafatascioligin Turkelrin tekelinde olmadigidir.

Simdiye kadar mucadele ettigimiz irkcilik Turu “Turkculuk” oldu; siyasal, poltik realite bu idi. Bu gun gorulugu kadar ile muhtelif etnisite ikciliklari yaris halinde ve biribirini besler durumda. Tabiiki cogunluk Turk oldugu icin, “turkcu” sesi daha gur cikiyor. Ama alrternatif dunyada durum pek oyle degil.

Bakin daha once anlattigm kisa bi anekdot size:

Bir PKK yanlisi yayindan ("Ozgur" birsey idi adi aklmda kaldigi kadari ile) bir yazar iler bir kac yazismamiz oldu. Problemin kokeni, gecmis donemlerdeki baskilar, ihmal, resmi peranoya vb teshislerinde anlastik. Benim “gecmiste Islam cimento olmustur” tesbitim de tam raddetmedi. Ben de Kurtlerin kendilerini kimliklendirme haklari oldugunu teslim ettim, her zaman yaptigim gibi. Turk kafatascilar konusunda ikmiz de negaif dusunceler ifade ettik.

Sonra ben ayni gazetede soyle bir baslik gordum “Turkler Cansiz Mankenle Sevisiyor!” Haber Antalya’da bir magazanin vitrindeki bir cansiz mankeni “taciz” eden bir sapikla ilgli idi. Butun gazetelerde vardi ama kimseninkinde etnisitesi belirtilmemisti. Bu gazetenin de DN testi yaptirmis oldugunu sanmiyorum.
Bizim yazara bu “haber” hakkinda ne dusndugnu sordum. Cevabi “bunda ne varki butun gazetelerde cikti” idi.

Kissadan hisse: Bircok kisiler “turk kafatasciligina” karsi ciklarken “acaba bunu tutarli ahlaki, entellektuel kistaslar kullanarakmi yapiyorum” sorusunu kendilerin sormalilar. Yoksa yaptiklari Turk irkciligina Kurt irkciligi, Ermeni veya baska bir etnisite irkcligi ile karsi koymaktan ibaret olur ki bu da etki-tepki prensibine gore karsi irkciligi besler. Aryan irkciligndan ceken Holokost kurbanlari’nin Israil’de yaptiklar maalesef ancak niceliksel olarak Hitler’inkinin gerisinde kalir.

Turk, Kurt, Mogol oteki hakkinda cok guzel bilgiler verebilirsiniz ama bunlari hangi noktayi vurgulamak icin kullandiginiz motifinizi ele verir.

Bu konunda ” Irkcilik, Lumpenlik, Bagnazlik , Turk’un Tekelindemi? Paketlenmis Dusuncelerim Var Haniim" ” baslikli. iki parcali bir yazi yazmistim.

Selam, saygi ve muhabbetle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 23, 2007 6:45 PM

Merhaba Mustafa bey,

Almanya'dan döneli beni derinden düşündüren üzen ve sarsan CEngiz Han'la ilgili sergi girişimine mana veremedim doğrusu..kültürler ve kıtalar arası kurduğu bağ kanlı mı kanlı olan bence de dediğiniz gibi Hitler, Stalin ve Mao gibi zalimlerle canilikte yarışan bir sapığın ne mirası olabilir..alim ve tarihçilerin kaynaklarına göre yıkmaktan başka birşey yapmamış ve o dönem dünya medeniyetinin kalbi olan Bağdat ve Mezopotamya'da kanımızı donduracak katliamlardan başka eseri olmayan bu kasabın hangi manevi mirasından bahsedilebilir ki...o dönemin normları bile onun günahına kefaret olamaz...hatrıma göre sayın Yaşar Nuri Öztürk bile İslam'a (ki o zaman en şahane dönemlerinden birini yaşıyordu!)en büyük darbeyi kim vurmuştur sorusunda şeksiz şüphesiz Moğollardan bahseder...ah Bağdat'ım nedir senin bu zalimlerden çektiğin...o zaman Moğollar şimdi de Amerikanlar :(( ...içim gidiyor! Timur'un kurnazlığından ve Osmanlı'ya karşı galibiyetinden bilirim ki, atası kadar vahşi değildi!! ...ve belki de en önemli unsur Müslüman'dı...vahşetin boyutlarından söz açılmışken megaloman Cengiz Han'ın bırakın İslam'a, tekmil insanlık medeniyetine açtığı yaralar olmasaydı çağımız bugün kimbilir nerelerdeydi...içim ürperiyor...lütfen daha hassas ve duyarlı olalım, umarım Sayın Nazan Ölçer hanımefendinin bu yanlıştan tez zamanda döner ve insanlık tarihine hizmet ve iyilikleriyle damgasını vurmuş bir diğer isimle ilgili sergiye yönelir...Yorumum belki duygusal oldu ama elimde değil bugün o bölgede patlayan bombaların tesirinde kalmış olacağım ki, kuşağımıza eksik ve yanlış nekledilen bir cEngiz han'ı aklayan ve uslu göstermeye çalışan sergilere hiç mi hiç tahammülüm yoktur benim...
Mustafa bey, şu ana kadar okuduğum makaleleriniz beni çok mutlu etti inanın...Sayın Ökten ile çıktığınız program da isabetli olmuş..Allah kaleminize kuvvet versin efendim!...:-)
Saygılarımla....

Yazan: Sinan Kaçmazoğlu Tarih: March 23, 2007 7:45 PM

Selamlar
Irkcilik sadece türkcülük yada kürtcülük yada diger etnik bir grup üzerine kurulu olursami irkcilik sayilir?yani ümmetcilikte bir irkcilik degilmidir?mesela bugün milliyet gazetesinde yayimlanan bir anket var 47 bin kisiye sorulmus sorular ve alinmis cevplar var..benim dikkatimi ceken bir sonuc su cocugunuzun yada kardesinizin müslüman olmayan biriyle yada yabnaciyla evlenmesine ne dersiziniz? Sorusuna karsilik ülkemin vatandaslari ülkemin vatandaslari %55 oraninda karsiyim diyor..bu türkiye icin etnik milliyetcilkten daha az tehlikeli bir idoloji degildir..soruyorum demokrat arkadaslara türk ve kürt milliyetcligi üzerine sayfalar dolusu yazilar yazan arkadslar bu gelismeyi etnik milliyetcilikten dahami az tehlikeli buluyor..tabiki etnik milliyetcilik karsi irki sevmem dogru davranis bir bicimi degildir ve onaylanicakbir yanida yok ama bütün yorumlar milliyetcilk üzerine yapiliyor bana göre ümmetcilik ve karsi tarafi kafir görme olayi en az etnik milliyetcilik kadar tehlikelidir..eger etnik milliyetcilik konusunda burda yazilar dolduranlar ayni anket sorusunu kendisine yöneltsin eger cevabi evet yabanci bir gelin ailemize girebilir yada müslüman olmayan diyorsa ve buna gercekten inaniyorsa o insanin demokratligina ve durusuna lafim yoktur:-)ama yok istemem diyen varsa ve burda etnik milliyetcilikten yazilar yaziyosa o insana ben inanmam,o insan ümmetci bir anlayisla dünyaya bakiyordur buda karsindakini kafir görme durumudur..etnik milliyetcilikten dahada kötü tarafida sudur :müslümanlar haric herkezi kafir görme durumudur..etnik milliyetcilikte ise büyük ihtimalle sadece ülkedeki diger etnik grupu kötü görmektir..Misal türk sevmeyen bir kürt alman,yada fransiz yada hollandaliya karsi bir milliyetci düsünce ile yaklasmaz..burda yanlis anlasilmasin etnik milliyetciligi savunuyor degilim onu lanetliyorum fakat ondan daha az tehlikeli olmayan ümmetci yaklasimida dogru bulmuyorum..ayni ankette su sonucda dikkat cekici kimliginizineye gör tanimliyorsunuz sorusuna %60 türkiyelilik olarak cevap veriyor %42 dini mezhebi ile %40 dogdugu kent ile ve ancak % 15 etnik kökeni ile tanimliyor yanibazilarimizin sandigi gibi etnik milliyetcilik ülkemizde o denli korkulacak durumda degildir bilakis türkiyelilik ön plandadir,ve ikinci oranda dini olarak tanimlamak iste türkiyenin son yillarda bir degisim yasadigini gösteren bir durumdur. türkiyenin son zamanlarda dini konularda muhafazakarlastigini düsünüyorum ülke icin kötü olan da budur..demokrat arkadaslar bu konuda hic birsey karalamadilarda biraz olsun dikkat cekmek istedim...dileyenler ankete su linkten göz atabilirler:

http://www.milliyet.com.tr/2007/03/23/guncel/agun.html


herkeze sevgiler..

Yazan: muzzi Tarih: March 23, 2007 11:47 PM

Uygurca ile Turkce arasinda muazzam bir benzerlik vardir. Sadece pek cok kelimenin kok olarak ortakligi yaninda cumle kurulusu tamamen ve yuzde yuz aynisidir.
Uygurcada da Turkcede de diger Ural-Altay dillerindede:
1- ozne
2-sonra tumlec
3-ve daha sonra FiiL gelir.

ornegin:

Ben eve GELDiM.
***

Kurtcede de, Ingilizcede de, Urducada da:
1- ozne
2- sonra FiiL
3- ve en sona tumlec gelir.

ornegin:

Ez CU ma Male
I WENT Home

Bu kurgu lisanlarin DNA sidir. iki otugen yayinlari kitabi yazmakla bunu kimse degistiremez. Simdi biri de tutup Turkler Slav irkindandir diye dort kitap yazsa, bir surude uyduruk referans gosterse 200 milyonluk Turk dunyasinda;

a- o adama gulerler
b- o adama acirlar
c- o adama inanirlar

...sizce hangisi?

Cevabiniz ne ise... benim de size cevabim o.
Saglicakla kalin!

Yazan: Haydar Tarih: March 24, 2007 12:08 AM

Haydar Bey,
Yazdıklarınız hangi soruma cevap? En başından beri yazdıklarıma ve alıntılara mı cevap? Dil konusundan bir adım öteye geçebiliyor musunuz? Şimdi yalnızca dile bakıp o toplum hakkında yorum yapmaya ne derler? Cevabı siz verin. Amerika halkı tümden Anglo-Sakson mudur? Dil konusu coğrafyaya açılan bir şeydir ki alıntıda bunu görebilirsiniz! Benim cevabım "ama malesef kürtler ve türkler ayni soydan degildir,gerek alfabeleri gerekse fiziki görünümlerimiz oldukca farklidir.." sözüneydi. Ural-Altay dilerinden Türkçe'yi ve Moğolca'yı ana dilim gibi bilirim. Uygurcadan kastım hemen altında moğolca örneğinde verdiğim gibi kelime benzerliğinin aynı millette çok benzer olamayacağı ve bunun sayılı olacağıyla ilgiliydi ki Kürtçe'ye bu pradigmayla bakmanızı istedim. Uygurca örneğini bunun için kullandım. Fiziki özelliğe de bir cevaptı. Bir uygurla, japonu hatta çini herzaman ayrt etmek kolay değildir. Anadalo türklerine gelince asimile olmakla yapılan izah, Kürtlerin benzerliği konusunda susuluyor, açıklama yapılmasına rağmen kelime sayılarında, yapılarından öteye geçilmiyor. Benim açılmamam da karşılaştırma maksatlı o zaman. Dile takılıp kalıyorsunuz ya? HAdi geçtik sorularımızın cevaplanmasına da tutup Ural-Altay dersi vermeye kalkıyorsunuz. Kürtçe konusunda yorumlarıma bakarsanız verdiğiniz dersin boşuna olacağını göreceksiniz!

Yazan: Talha Can Tarih: March 24, 2007 2:21 AM

Sn. Muzzi,

1. Once ummetcilik ve irkcilik kavramlarini anladiginizdan emin degilim.

Irkcilik kabaca mensup oldugu etnisiteyi yuceltip otekileri asagilamaktir. Her Turlu "idelojik millyetcilik" bir miktar irkcilik icerir. Tanim geregi "inanislari" icermez.

Dinler arasinda sadece Yahudilik bir irk dini oldugu icin ayni zamanda irkcilik kategorisne girebilir. Nitekim Bm "siyonizm irkciliktir" karatrim almis fakat sonradan Yahud baskilari sionucu ikinci bir karar ile bu tanimlama kaldirilmis idi.

2. Ummetcilik diye bir sey yoktur. O sadece bizdeki Islam dusmanlarinin lisaninda vardir. Yabanci dillerde de karsiligi yoktur.

Ummet diye birse vardir. Ummet veya "ummah" ise bir peygambere itaat eden cemaatir. Her Musluman musluman Ummet'in bir ferdidir. Muslumansaniz siz de dahilsiniz ummete.

3. En buyuk yanilginiz ise kavram kargasai otesinde bir ahlaki durus ile ahlaki olmayan dursu esitlemeniz. Aciklayayim:

Siz Islam'a inanmayabilirsiniz.. Ama inanan icin o'nun emirleri kendi hayatini tanzim icin olculer kistaslar sunar. Bir degerler sistemidir Islam.

Bir muslumana "niye escinsellige karsisin" veya "niye yabaci ile evlenmeye karsisin" sorus sormak abestir.

Inanislarimizi felsefenmizi biz seceriz; irklarimizi degil.

O Milliyet anketindeki deneklerden bir siz olsa idiniz eminim inanisinizi, veya yoklugunu isaret eden bir secim yapacatiniz.

O deneklerin onemli bir kismi da kendilerini "Once Musluman" olarak tanimlamis; bundan niye rahatsizlik duyuyorsunuz? Problem nerede? Tahmin ediyorum ABD'de ayni anket yapilsa idi benzeri dagilim cikar idi. Pek cok insan dinlerini tam yasamasalar da kendilerin kimliklendirirken buna oncelik verirler. Neden kendini degerleri ile tanimlamak irki ile tanimlalaktan daha kotu? (ki ben herkesin b hakkinin da oldugunu savunuyorum) Bundan ne demokrasiye, ne gruplarin bir arada yasamasina halel gelir. Farkli tanimlamalar cok kuturlu, farkli degerleri olan bir toplumu isaret eder.

Tabbiki inanan herkes kendi inacinin dogru ve digerinden ustun olduguna inanacak. Aksi kendisini reddetmesi demektir. Elenetteki ustunolduguna nadiginiz degerleri cecersiniz. Islamda yabanci ile evlenmede inanis asnirlamasi vardir; irk sinirlamasi yoktur. Neden bir Musluman icin bu standardi uyguluyorsunuz? Bir Yahudi'den butun dinlerden esit uzaklikta durmasini bekleyemezsiniz. Demokratik ve laik bir ulkede bir muslumandan demokrasinin gerektirdigi toleranstir (hatta tahammul demek daha dogru olur). Kimseden kendi inasina, kutsalina ters dusen inanis, felsefe veya yasam sekillerini "sevmeye" (Icki icenleri sevebilmeliyiz" diyen Abdullatif Sener'e gonderme) beklenemez. BUnu Baskasina dayatmasi, baskasini mecbur birakmasidir demokrasi ile celisen. Ornek" birilerinin "tehdit aligiliyoerum" diyerek basortusu veya Islami yasam tarzlarini baski altina almasi.

Ustelik ben yorumumda Kurtlerin, veya diger etnik gruplain kendilerini istedikleri sekilde tanimlama haklari oldugunu soyledim. Yani irk veya kuturu baz alarak ta kendilerini tanimlayabilir insanla cogulcu demokrasilerde.

Ben "Turkler Mankenle sevisiyor" basligi atan bir gazete ornegi verdim siz buna karsilik Halkin bircogu kendisine Musluman diyor, inanislarina oncelik veriyor, o'nu ne yapacagiz" diye cevap veriyorsunuz?

Bu ne mantiktir sayin Muzzi?

Ozet olarak" Irk kafatsi veya DNA'dir (kontrol disi). Inanis, felsefe, ve bunlari baz alan degerler irade dahilinde secimlerdir. Bilmem anlatabildimmi?

Bu sekilde herhangibir arguman yapmadan, ozellikle paralellikler, anolojilerden once kullandiginiz kistaslar, ilkeleri orta yere koyarsaniz belki onun uzerinden nesnel degerlendirmeler yapmak mumkun olabilir.

Anlasilmadi ise eminim burada farkli aciklamalar getirecek yorumcular vardir.

Herkese selam saygi ve muhabbetle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 24, 2007 5:34 AM

Talha Bey,

Sorulariniza elbetteki cevap veremiyorum. Siz benim sorularima cevap verebiliyormusunuz? Sacma soru ve yoruma sacma soru ve yorumla cevap verilebilir ancak?
Verdigim Kurtce metinde 3800 kelimelik Turkce girdisinden bir tane bulabildinizmi?
Dort kitap yazan Slav icin ne dusunuyorsunuz?

Kusura bakmayin ama Ural-Altay konusunda derse ihtiyaci olmayacak kadar meseleyi bilen kimse; Kurtlerle Pecenek, Kipcak vs leri ayni kaba koymaz.

Bir halka "senin tarihin senin dedigin gibi degil, benim dedigim gibidir... benim dedem seninde dedendir" demek hic bir kitaba sigmaz... muhtemelen otuken yayinlari haric.

Kart-Kurt edebiyatinin 1980 lerde kaldigini saniyordum.
***

ABD nin 300 milyon nufusunun 1 milyon yerlisi harici hepsi toplama insanlardir ve en eskisinin o topraklardaki gecmisi 500 seneyi gecmez.

Turkiyenin halki da Amerikalilar gibi "toplama" kimselerdenmi olusmustur?
O kadar harabeleri yapan adamlara ne oldu?
Hititler, Lidyalilar, Frigyalilar, Urartular, Medler, Asurlar, Truvalilarin devletleri yikilinca insanlarida topragin altinami girdi?
Orta Asyadan gelenlerin cekik gozleri hangi nufus icinde eridi?
Neden Dede Efendinin Osmanlica olan guftelerini, Ataturkun pek cok konusmalarini bugun anlamiyoruz? Osmanlica acaba Turkce (Turkmence) degildide Farscanin Duri denilen lehcesimiydi?
Farsca/Duri Ural-Altay dil grubuna giriyormu?
***

Lutfen birakin artik bu yaklasimi.
Halklari kendi tarihiyle, lisanlariyla, kulturleriyle basbasa birakmanin zamani coktan geldi.
Artik birakalim insanlar kendi dedelerine sahip ciksinlar, senin-benim dedeme degil.

Yazan: Haydar Tarih: March 24, 2007 6:20 AM

Haydar Bey,
İlk cümlenizden anladığım bu polemik fazla uzun sürdü. Benden kaynak istendi, verdim, alıntı yaptım fakat bu alıntılar ve açıklmalar hakkında yorum yapmaktan çok markalara takılı kalındı. Bahsettiğim mevzuuyu önceden duymadığını söyleyen arkadaşlara link gönderip açıklama yaptığımızda "ben inanmıyorum" tarzı bilimsel eleştiriden çok keyfi bir cevapla karşılaştık. Dil konusunda açıklamamı zaten yaptım. Zaten en başından ber, maksadım Kürt konusunu tartışmak da değildi, çünkü bu konu tartışılmaya hazır bir zemine de sahip değil ki Bekir Bey'in yorumlarına bu anlamda da katılmaktayım. Moğol konusndan buraya geldik ki, bu konu da araştırmam ve bilgim olduğunu bunun uzantısı olarak da Kürtlerin araştırıldığını ve bunlar hakkında da yüzesel bilgilerimin olduğunu belirttim. Öyle görünüyor ki, Kurtlerle Pecenek, Kipcak vs leri ayni kaba koymam Ural-Altay konusunda derse ihtiyaci olmayacak kadar meseleyi bilen kimse olmama bağlayıp kustahlık etmek de istemem. FAkat bu sonuçlar araştırmama yeterliliğinin değil, ilgili olma hususunun esasıdır. "Senin tarihin senin dediğin gibi değildir" konusunda üzerime alınmıyorum, çünkü verdiğim alıntıların hemen hemen benzerlerini Kürt sitelerinde de raslayabilirsiniz. Hatta şunu da ekleyeyim ki üvey ninem bir Kürttür, ve aynı mulakatı onunla da yaptım, mutabakata ulaştıran benden çok ninem oldu. ***'dan sonra verdiğiniz bilgilerin görüşüme ters düştüğünü söyleyemem ve üstelik benim söylediklerimi de destekler nitelikte olup Sayın Muzzi'nin söylediklerine muhalif olacağı düşüncesindeyim. Son paragrafınıza ve temenninize gönülden destek veriyorum fakat bilgi ve tarih birikimdir, ben bunu işlemekle kendime vazife çıkarırım. Amacım kardeşlik'ten sapmaz fakat her vurgu içinde tarihi yanlış okumaya veya görmezden gelmeye gidemem. Bahsettiğim sitelerden alıntı alayım, İngilizce olan bölüme dikkat edin, Orhon Abidelerinde Kürtlerden bahsedildiği, bizzar Kürtlerce söylenmektedir. Tabi bahsedilen her konuya katılmadığımı tekrarlayarak hatırlatmak isterim.

http://members.internettrash.com/pkk/a-TrkKrtMeltingPot.html

Türkler ve Kürtler Anadolu'da yaklaşık 1000 yıldır (diğer coğrafyalarda çok daha uzun süreler) birarada yaşamaktadırlar. Böylesine uzun süreli bir beraberliğin tabii sonucu kaynaşmak olmuştur. Bugün yapılmış olan pek çok araştırma ve inceleme bu gerçeği kanıtlamış ve tespit etmiştir.
Türkler Doğu ve Güneydoğuda pek çok istilacı kavim gibi gelip geçici olmamışlar, buraları yurt tutarak yerleşik bir düzene geçmişlerdir.

1071 den başlayarak bugün Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde egemenlik kurmuş beylikler içinde Yukarı Fırat'a Saltuklar (1072-1202), aşağı Fırat'ta Mengücekler (1080-1228), Bitlis ve Erzen'de Dilmaçoğulları (1084-1393), Van bölgesinde Sökmenliler (Ahlatşahlar) 1110-1207), Diyarbakır'da Yınaloğulları (1098-1183), Harput'ta Çubukoğulları (1085-1113), Doğu ve Güneydoğuda Artuklular mevcuttur.

Ayrıca Doğu ve Güneydoğu Anadolu Karakoyunlular (1365-1463) ve Akkoyunlu (1469-1508) Türk devletlerine de yurt ol-muştur.

Bölgede; Afşarlı, Oğuzlu, Cerit, Halaç, Karaçay, Türkan ve benzeri Türk soy, uruk, ulus, boy ve oymak adlan ile kurulan köylerin sayısının yüzleri aştığı Prof. Mehmet Eröz tarafından tespit edilmiştir. Bunların dışında eski Türk unvanlarına, yerleşme, akrabalık ve coğrafi duruma göre isimlendirilmiş sayısız Türkçe isimli köyler de mevcuttur.

Bunlara Kınıklı, Türkmen yaylası, Kırgız tepesi, Kıpçak çeşmesi, Timur tepeleri, Türkmen deresi gibi yer isimleri de eklenebilir.

Sayılan mahallerde ismi Kürtçe olan sayısız yerleşim birimi ve yöre mevcuttur. Türklük ve Kürtlük bu denli yanyana ve içiçedir.

Bir toplumun manevi kültürünü oluşturan iki temel unsurdan biri dil diğeri dindir.

Kürtlerin % 85'inden fazlası Türkçe konuşur. Bir dili bilmek o dilin kültürünü de paylaşmaktır. Ayrıca Kürtçe'de Oğuz Türkçe’sinin derin izleri mevcuttur ve bu dildeki Türkçe ve Türkçeleşmiş kelimelerin oranı %40'tan fazladır.


Bu sayfanın tepesine
Türk Kürt birlikteliğini kanıtlayan verilerin özeti:
Bu birlikteliği kanıtlayan verileri kısaca bir defa daha özetlemek konunun önemi bakımından yararlıdır.

Kürtler geniş bir coğrafyada Türklere bağlı "tire", "oymak", "uruğ" "boy" olarak yaşamışlardır.

a) Macar araştırmacılar, Macaristan’da 18 Çekoslovakya’da 5 Kürt adlı Türkmen Oğuz köyü belirlemişlerdir.

b) Orhun anıtlarının yakınında, tarih olarak daha eski Yenisey anıtlarından Elegeş anıtları da Göktürklere bağlı oymağın kağanı Alp Urungu açık bir Türkçeyle kendisini "Kürt" olarak tanıtmıştır. '(732 öncesi)

c) Aslen Türk olan Kalaçlar, Gürler gibi büyük oymaklar tarihin bazı dönemlerinde bazı coğrafyalarda Kürt olarak isimlendirilmişlerdir.

d) Ebulgazi Bahadır Han Secere-i Terakime (Türklerin Seceresi) adlı eserinde "Khizir Eli oymakları içinde bir Kürt boyuna Kürtler derler. Anlar Kızıl Çura'nung neslinden tururlar"

e) Doğu Buhara'da Kend-i Kürt ve Kırımda da Kürt isimli köyler mevcuttur.

f) Afganistan Türkleri arasında incelemeler yapmış olan Gunnar Jarring, bugün en soylu Kürt aşireti olarak tanımlanan Mukrileri,Tumanoviç'e dayanarak Göklen Türkmenlerinden gösterir.

g) 1922'de Sovyetlere baş kaldıran ve Kürt denilen Seneklilerin Türk oldukları ve Türkçe konuştukları belgelenmiştir.

h) Şerefname (1576) "Kürt Döğeri" tabiri kullanır. Döğerler büyük Oğuz boylarından' biridir. Osmanlı Tahrir defterleri kayıtlarında da Kürt Döğerler arasında yaygın isimlerin Gün-doğmuş, Budak, Kaya, Yağmur, Bayram, Durmuş, Dündar, Karkun olduğu belgelenmiştir.

ı) Bugün Maraş'ın Pazarcık ilçesinde 20 Kürt köyünü kurmuş olanlar KILIÇLI Kürtleridir ki bunlar önemli bir Oğuz boyudur ve Osmanlı tahrir defterlerinde Türklükleri açıkça bellidir.

j) VII. y.y. yazılmış "Ağvan Tarihinde" Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan toplulukların şu ifadeden de anlaşılacağı üzere Türk oldukları açıktır. (Ermeni Tarihçisi Moisey)

"Bu topluluklar uzun saçlı mahir, ok atan kimseler olup, taştan koç, at vb. heykeller yansıtmada da oldukça usta idiler. En büyük ilahlarına KHAN (han)-TANRI derler"

k) ll. ve l6ncı yy. da Doğu ve Güneydoğuda yerleşik Oğuz-Türkmen beylikleri ve Devletleri şunlardır;

1. Yukarı Fırat'ta Saltuklar (1072-1202)
2. Aşağı Fırat'ta Mengücekler (1080-1228)

3. Bitlis ve Erzin'de Dilmaçoğulları ( 1084-1393)

4. Van bölgesinde Sökmenliler (Atlahşahlar) 1110-1207)

5. Diyarbakır'da Yınaloğulları (1098-1183)

6. Harput'ta Çubukoğulları (1085- 1113)

7. Doğu ve Güneydoğuda Artuklar (12-14.y.y.)

8. Karakoyunlu Devleti (1365-1469)

9. Akkoyunlu Devleti (1469-1508)

1) Anadolu’da mevcut 119 "Kürt" isimli köyün büyük çoğunluğu Batıdadır. Bunların bir kısmını yerinde inceleyen Prof.Mehmet Eroz, incelediği köylerin halkını tamamen Türkmen olduklarını ve Türkçe konuştuklarını belgelemiştir.
m) Kuşadası'ndaki Türkmen mahallesini kuranlar Bozulus Türkmenlerine mensup "Kürt Mihmatlu Oymağı"dır. Artvin, Yusufelinde Tünges köyündeki Kürt isimli mahallede Türkmenler oturmaktadır.

n) Alman Bilim adamı De Groo't'un verdiği bilgiye göre Orhun anıtında mevcut 532 kelime bugünkü Anadolu Kürtçesinde kullanılmaktadır ve Yenisey antlarında Uygur hakanı "Ey Kürt Beyleri" diye seslenmektedir. Oğuz Hanın 24 torunundan birisini adı da “KÜRT'dür. (Prof.A.Taner Kışlalı, Cumhuriyet 16.10.1998)

o) 451 yılında Kafkasya'dan gelerek Mugan'n güneyinde yurt tutan ve Balasagun şehrini kuran Ak-Hunlara Arap kaynakları Ekrad-ı Balasagun derler. Ekrad Arapça’da Kürtler anlamına gelirse de Arap İranlı, Osmanlı tarihçiler "ekrad" kelimesini "konar-göçer" aşiret anlamında kullanmışlardır.

p) Doğu ve Güneydoğuda çoğunluğu Oğuz, Türk, boy, uruk, oymaklarından alınma isimlerle ve eski Türkçe ile anılan yerle-şim birimleri, ırmak, su, vadi, çeşme, isimleri Batı Anadolu’dan daha yoğundur. Örneğin: Türkmen yaylası, Kırgız Tepesi, Kıpçak Çeşmesi, Timur Tepeleri, Türkmen Deresi, Döğer, Avşarlı, Çepni, Tirik, Bayatlı, Beydilli, Tırgeş(Turgeş) Koçkar, Karabörk, Akrak, Ekrer, Totos, Kobi, Mama, Kızık, Bozcalı, Kozan, Ulaş, Kongur, Acar, Çakıran, Kapanlı, Oyratlı, Kaskan, Tonguz, Sıp, Yatağı, Tarhan, Tutuk, Karaçar, Kaskan, Tevkan, Sökmen, Karduk, Sarvan, Suvarlı, İspir vs.

Daha yüzlercesi sayılabilecek bu etnik kökenli ve 1000 yıla yakın geçmişe sahip bu isimler Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Türk-Kürt kenetlenmişliğinin çok değerli tanıklarıdır.

r) Kürtçe yapısal olarak da Oğuz Türkçesinden önemli ölçüde etkilenmiştir.

s) Kürtçe'deki kelimelerin %40'ı Türkçe ve Türkçeleşmiş kelimelerdir. Bugünkü Kürtçe'de de Türkçe kelime sayısı kullanılan Türkçe'den fazladır.

KürÜer'mde, Türk'ler gibi neredeyse tamamı müslümandır. Kürtlerin yaklaşık %90'ı Sünni’dir. İslam dinine son derece bağlıdırlar. İslami değerler iki toplumu birbirine yaklaştıran en güçlü bağlardır.

İslamı; kendi yaşam tarzı içinde yoğurarak, töre ve gelenekleriyle birleştiren kırsal kesim Türkmeni, Anadolu insanının bir inanç kurumu olan Alevilik de Kürtlerce paylaşılır.

Türklere mahsus 24'lü toplumsal-idari düzene Kürt aşiretleri arasında da rastlanır. 12 hayvan esaslı Türk takvimi Kürtlerde de mevcuttur. Atalar Kültü, Yersu Kültü, Ateş Kültü inançları Kürtler ve Türklerce paylaşılır.

Yapılan Folklor araştırmalarında atasözleri, tekerleme, bilmece türkü ve maniler, düğün ve yas törenleri, mezar taş-lan, cirit, sinsin, aşık gibi oyunlar ülüş gibi gelenekler, al karası gibi inançlar Kürtler ve Türkler arasındaki kültür paylaşımını kanıtlamıştır.

Nevruz Türklerin ve Kürtlerin ortak bayramıdır. Türk Cumhuriyetlerinde görülen " kırmızı, sarı, yeşil " renge tutkunluk Kürtler arasında da yaygındır.

Davul, zuma ve bağlama iki toplumunda vazgeçilmez müzik enstrümanlarıdır.

Zaman içinde çeşitli tarihi ve sosyal nedenlerle Türkleşen Kürtler, Kürtleşen Türkler olmuştur.

Kürtleşen Türklere örnek olmak üzere Ziya Gökalp'in 1920'lerdeki tespitlerini aynen aktarmakta yarar vardır.

Ziya GÖKALP’ in Diyarbakır ve çevresini kapsayan araştırmaları üç ay sürdü. Sağlık şartları ve erken vefatı nedeniyle araştırma ne yazık ki tamamlanamadı, çok dar bir yöreyle sınırlı kaldı ve böylesine önemli bir konu ihmal edilip, unutuldu. Ziya GÖKALP'in kısa tetkikinde yaptığı tespitlerden bir alıntı aşağıdadır.

Bu araştırmanın sonuçlan da Türk-Kürt kardeşliğinin somut bir belgesidir.

"Türklerle Kürtlerin ihtilatından (karışmasından) başka neticelerin çıktığını görüyoruz. Kürtlerle beraber yaşayan Türkmen aşiretleri tedricen Kürtleşmişlerdir. Mesela, Urfa ile Siverek arasındaki Döğer nahiyesi Kürtçe konuştukları gibi, buna komşu olan Badıllılar (Beğdilliler) de Kürtçe konuşurlar. Siverek'te Bucak nahiyesi de merkezindeki "Gerger" kasabası müstesna olmak üzere, Kürtçe konuşurlar. Bunlar, yukarıdaki zikrettiğimiz aşiretlerin birer şubesinden başka bir şey değildir. Suruç kasabasındaki Berazi müttehidesinin aşiretleri de Türk ve Kürt olarak iki kısım bulunduklarından, ayrıca tetkike muhtaçtırlar. Diyarbakır'daki Karakeçi aşireti, Osmanlılar'ın ecdadı olan Kayılar'dan ayrıldıklarını iddia etmekle beraber, Kürtçe konuşurlar, Karacadağ'da bunlar komşu bulunan isimlerinin delalet ettiği veçhile aslen Türkmendirler. ('Kürtler, Türkmenlere terk derler) Türkanlılar, Türk olduklarını ve hatta Beğdilli boyuna mensup bulunduklarını, eskiden reislerine "Boybeği" denildiğini biliyorlar. Fakat. Türkçe’yi tamamıyla unuttuklarından Türk olduklarını da Kürt lisanıyla söylemektedirler.

Karacadağ'da Salur, Çarik ismindeki köyler, bu aşiretler arasında Salurlar'la Çarukların da bulunduğunu gösterir. Karacadağ eteklerinde Kanglı Madrabı namıyla Çeltik ekilen bir su vardır. Bu isim Karacadağ'daki aşiretlerin Kanglı Türklerinden olduğunu gösteriyor. (Celal Harzem Şahın askerleri başlıca Kanglılardı. Bunlardan başka, bir kısım Oğuzlarla Kalaçlar ve sair Türkmen kabileleri de asker arasında mevcuttu. Osmanlıların ecdadı olan Kayılar’ın da bu "Harzemliler" ile beraber geldiğini Namık Kemal Bey, Osmanlı tarihinde iddia ediyor.)

Mardin kasabasında da Kiki aşireti vardır ki Halacan ve Ferikhan namlarıyla iki kısımdan mürekkeptir. Kiki, Çerikhan toprağında bulunan Koçhisar köyünün 40-50 sene evvel Türkçe konuştuğu söyleniyor. Helacan'ın Halaçlar yani Kalaç Türkleri olduğu, Çerikhan'ın Çaruklar olduğu bazı izlerden anlaşılıyor. (Bu aşiretlerin çöle geçerken geçtikleri boğaza "Türk-menderesi" namı verilmektedir.") Çarukları, Diyarbakır Çaruğu köyüyle Karacadağ'ın Çaruk Köyünde görüyoruz. (Halaçlar içinde Badılıyan köyü bulunduğu gibi Şark nahiyesinde Bismil köyünün ihtiyarlan da Beydili iline mensup olduklarını söylemektedirler.) Mamafih, Kiki namını alan bu Çerikhan ve Halacan aşiretleri tamamıyla Kürtleşmişlerdir. Onlardan ayrılıp Diyarbakır şehrinin şarkına gelen şubeleri bu sahadaki Türkman, Behramki nahiyesinin şimal cihetindeki Tırkan aşiretinin ismi de Türkan gibi Türkman manasındaki terk kelimesinden gelmiş olabilir. Fakat bu da tamamıyla Kürtleşmiştir.

Türkmen aşiretlerinin Kürtleştiğine, bu saydığımız misaller kafi delil teşkil eder, zannederim.

Aşiretlerden sonra sıra köylere gelir. Yukarıda Diyarbakır'ın Şark ve Garp nahiyelerindeki köylerin ekseriyesi saydığımız aşiretlerin yaşadıkları sahalardaki köy isimleri gibi Türk isimlerini taşımaktadırlar. Türkçe olmayan köy isimlerinden mühim bir kısmı, esasen eski Geldanilerle Araplardan kalmadır. Yalnız cüzi bir kısmı Türkçe bir ada maliktir. Türkçe ismini taşıyan bu köylerde vaktiyle Türkmenlerin oturmakta olduğu şüphesizdir. Çünkü bu Türkçe isimler tesadüfü olarak o köylerin unvanları olamazdı. Acaba bu köylerin eski Türk ahalileri ne oldular. Şüphesiz Kürtlerle beraber yaşayan Türkmen illeri gibi Türkmen köyleri de ya şehirlere hicret ettiler yahut Kürtleştiler. Bunlardan yalnız Şii oldukları için temsile mukavemet eden 10 köy Türkmenlikte sebatkar kalabilmişlerdir. Bunlar da Türkmen nahiyesi ile Kiki ve Şark nahiyesinde kalmışlardır. (Dersim'de ise bilakis yalnız Şii Türkler Kürtleşmişlerdir.) Türkmen aşiretleriyle köylerinin bu Kürtleşmesine mukabil, şehirlerde de makus bir temsil vukua geliyordu. Şark ve Cenup vilayetlerinde köy ve çadır hayatında Kürtleşmeyi istemeyen Türkler, ekseriyetle şehirlerde toplandıkları gibi bu Türklük merkezlerine gelen Kürt ailelerini de Türkleştirmektedirler.

Bu konuda daha pek çok araştırma yapılmış ve aslen Türk olan bir çok topluluğun sonradan Kürtleştiği ortaya konulmuştur.

Türk-Kürt kaynaşması sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya mahsus bir olgu da değildir.

Tarih içinde sayısız örnek ve belgeyle kanıtlandığı üzere; Kürtler çok geniş bir coğrafyada bir oymak ya da uruğ olarak Türkler içinde yer almıştır.

Kalaçlar, Gürler gibi pek çok Oğuz boyu ise değişik dönem ve yörelerde Kürt olarak anılmışlardır.

Kürtlerle Türklerin ne denli kaynaşmış olduğu ve somut verilerle kanıtlanmış birlik ve beraberlikleri bugün üzerinde en fazla durulması gereken tarihi bir gerçektir.


Bu sayfanın tepesine
Sonuç - Öneri
Yapılan araştırmalar Kürtlerin kökenini aydınlatmamıştır. Ortaya konan tezlerden hiçbiri sadece birer VAKSAYIM olmanın ötesine geçememişlerdir.

Tüm çabalara; kaynaklar didik didik edilmesine rağmen kanıtlayıcı belge niteliğinde verilerin tespit edilememiş olması varsayımı aşan tezlerin ortaya konmasını mümkün kılmamış-tır.

Ayrıca; bir kısım araştırmaların, maksatlı, duygusal, şövenist yaklaşımlar benimsemeleri gerçeği aydınlatma yolunda pek çok çabanın heba olmasına neden olduğu gibi ciddi çalışmaları da bir ölçüde etkilemiş ve güçleştirmiştir.

Kökenlerinin aydınlatılamamış olması ve aşırı heteradoks bir yapıya rağmen "Kürtlük" gerek etik, gerekse emik ölçütler içinde bir etnisite ve çağdaş tanıma ve kabule uygun özgün bir toplumsal kimliktir. Kürt kimliğinin özgün nitelikleri onu diğer toplum kimlikleriyle eşit ve aynı derecede saygın kılmaktadır.

Kürt kimliğinin önemli bir sorunu; çok parçalanmış değişik coğrafyalarda yaşayan, dolayısıyla değişik kültürel değerlerin etkilerine maruz bir topluluk olarak ortak bilinç oluşturma yönündeki zafiyetidir. Kimlik olarak tüm Kürtlüğü kapsayan temsili bir tanım yapmakta güçlükler mevcuttur.

Ayrıca, feodal yapı içinde; Aşiret kimliği çok öne çıkmakta; aşirete bağlılık ve aşiretin değerlerine, törelere, geleneklere saygı ve geniş bir coğrafyada sayısız aşiretin mevcudiyeti ortak Kürt kimliğinin belirginleşmesini ve Kürtlük bilincinin berraklığını etkilemektedir.

Kürtçe'nin dil olarak sorunları ve ayrıca lehçeler arasında olduğu kadar, lehçelerin kendi içlerindeki farklılaşmış alt kümeleri DİL BİRLİĞİ SAĞLANMASINI engellemektedir. Sorani ve Kırmanç ayırımcılığı da ortak kimlik tanımında sorun yaratmaktadır.

ARAŞTIRMALARIN BELGE VE KANITLARLA ORTAYA KOYDUĞU SOMUT BİR GERÇEK İSE; TÜRK-KÜRT BİRLİKTELİĞİNİN, BÜTÜNLEŞMESİNİN, DAYANIŞMASININ ve KARDEŞLİĞİNİN, BERABERLİĞİNİN ÇOK GENİŞ BİR COĞRAFYADA ÇOK UZUN BİR TARİHİ SÜREÇ İÇİN GEÇERLİ OLDUĞUDUR.

Araştırmaların bu konudaki somut tespitleri barış ve huzur için oluşturulacak politikalara temel teşkil edecek, büyük katkılar sağlayacak mahiyettedir.

Son olarak:
Pek çok Batılı ülkenin 1800 lü yılların başlangıcın- dan itibaren giderek artan bir yoğunlukla Kürtlük konusunu tüm yönleriyle araştırmaya başladığı ve bu konudaki "temel verileri" 1930'lara gelmeden tamamladığı ders alınması gereken bir gerçektir.

Batılı ülkelerin sadece Kürtlük değil dünyanın neresinde olursa olsun, kendi çıkar bölgelerindeki tüm etnik unsurlarla ilgili politikaları; önce bilimsel araştırmalarla gerçeği tespit etme temeline dayanmıştır.

Böylelikle; gelişmeleri doğru yorumlama, gerektiğinde çıkarları doğrultusunda yönlendirme, gidişatı denetleme gibi konularda sağlam dayanaklara, bilimsel verilere isnat eden politikalar üretme imkanına sahip olmuşlardır.

Nüfusunun %10'u Kürtlerden oluşan, yoğunluk olarak değilse de, sayısal olarak bir çok etnik gurubu barındıran Türkiye, bu konuda rasyonel hiçbir temel geliştirmemiştir.

Dünyanın pek çok ülkesinde bugün de etnik gelişmeleri, oluşumları izleyen, değerlendiren, bu konularda araştırmalarını sürdüren "enstitü", "merkez" benzeri sayısız "kurum" mevcuttur.

Türkiye'nin bu konudaki duyarsızlık olarak tanımlanabilecek ilgisizliği her şeyden önce ciddi bir görev ihmalidir.


http://members.internettrash.com/pkk/a-faq17.html

Memorial Stones of the first
Turkish empire containing the
word "Turk" in its name. Memorial
stones erected in Yenisey by the
Gokturks have the first reference to
the word "kürt" (kurd)...
The Kokturk glossary includes
500+ words used in Anatolian
Kurdish dialects.

THE FIRST (?) TURKISH
ALPHABET: RUNIC
KOKTURK ALPHABET
ALSO, THE FIRST
KURDISH ALPHABET?

http://members.internettrash.com/pkk/a-krtler.html#a-krtler-ozetle
12. yüzyıla gelinceye kadar Türkiye, İran, Irak, Suriye de dahil olmak üzere tarihte Kürdistan olarak anılmış bir bölge mevcut değildir.

Kürt kelimesinin kullanıldığı ilk kaynak ise Göktürk alanındaki Yenisey Elegeş anıt taşıdır. Bu yazıt Türkçe olarak Alp Urungu tarafından diktirilmiştir. (732 öncesi)... Kürtlerin isim babası olarak 10.y.y. da yaşamış olan Mesudi bilinir, Kürdistan kelimesini ilk kullanan ise (sadece Cibal civarı için) Selçuklu Sultanı Sancar' dır...




Ve bugün, Türklerin ya da Sakaların egemen olmadığı hiç bir coğrafyada Kürdün mevcut olmadığı bilinmektedir. Bir başka deyişle Kürtler, Türk ve İskit coğrafyasının topluluklarıdır. Bu tespitler doğrudan Kürtlerin Türk olduğu savını geçerli kılmaz. Ancak Macarlar, Finler de Türk kökenleri kimse tarafından inkar edilemeyen "farklı etnik guruplardır." ve bugün "farklı dillere" sahiptirler. Kürtler de aynen Macarlar, Finler gibi ayrı bir etnik unsur olabilirler, olmayabilirler de.

Bunu tespit edecek olan bilimdir. Ancak Kürtler Türk olmasın da ne olursa olsun gibi bilim dışı ve Batı çıkarlarını empoze bir şartlanmanın hiç bir yararı yoktur.

http://members.internettrash.com/pkk/a-krtler.html#language

Denilebilir ki, 20.yüzyılda hiç bir topluluk Kürtler kadar araştırma konusu olmamıştır. Kürtlerin kökenleri, dili, kültürü adeta didik didik edilmiştir. Kürtler hakkında binlerce eser yazılmıştır.

Kürtlüğe gösterilen böylesi yoğun ilginin pek çok nedeni mevcuttur. Örneğin Ruslar, 1856 Paris antlaşmasıyla boğazlar yoluyla Akdeniz’e inme umutlarını yitirince, yeni bir yön aramışlar ve Kafkasya, Azerbaycan, Türkiye, İran, Irak yoluyla Basra Körfezine ulaşmayı amaçlamışlardır. Bu yol ise tamamen Kürt nüfusun egemen olduğu bir bölgeden geçmekteydi. Bu nedenle Kürtleri araştırmak için V. Minorsky, B. Nikitin ve Jaba gibi bugün Kürtolojinin önde gelen isimleri olarak anılan kimseleri Urmiye ve Erzurum konsolosluklarına getirmişlerdir. Hiç bir planlarında tesadüflere pay bırakmamayı ve geleceği belirlemekte hazırlıklı olmayı ilke edinmiş Batılılar ise dünyanın başlıca petrol rezervi olan Orta Doğunun etnik yapısını en küçük ayrıntısına kadar araştırmayı ihmal edemezlerdi. Klasik bir Batı stratejisi olan böl, yönet yöntemi ise bölgede Türk, Fars, Arap dışında, kendi denetimlerine tabi yeni bir unsur yaratılmasını yararlı görmekteydi. Onlar da bu yeni unsuru keşfetmekle görevlendirdikleri araştırmacıları bölgeye yığmışlardı. Kürt milliyetçileri ise duygusal yaklaşımlarla bir efsane peşine düştüler.

Bütün bu yönlendirilmiş, maksatlı, duygusal çabalar sonuçta bilimin şaşmaz, tavizsiz ilkeleri karşısında yenik düştüler ve ortaya tahmin niteliğinde varsayımları aşmayan, birbirleriyle çelişen çok sayıda farklı "tezler" çıktı. Kürtlerin kökenleri aydınlatılamadı.

Bu yoğun çalışmalar, iyi ayıklanmak ve bilimsel nitelik gözetilmek şartıyla yine de önemli bir veri birikimi sağladı.

Kürtlerin kökenlerinin aydınlatılabilmesi için araştırmalarda aşağıdaki ön koşulların gözetilmesi gereklidir.

1. Bir topluluğun kökenlerini o toplumun bugün yoğun olduğu bölgede araştırmak pek çok örneğin kanıtladığı gibi her zaman geçerli bir yöntem değildir. Bir örnek Türklerdir. Bugün Türklerin yoğun olduğu bölge Anadolu'dur. Ancak Türklerin kökeni binlerce kilometre uzakta, Orta Asya'dadır. Kürtler bugün Orta Doğuda yoğunlaşmış bir topluluktur. Ancak Kürtler küçük guruplar halinde de olsa Asya, Azerbaycan, Horasan, Kur-Aras boyları, Yenisey, Macaristan hatta Çekoslavakya gibi bir coğrafyada da mevcuttur.

2. Kürtlerin kökenlerine ya da kimliğine ilişkin veriler yansız, objektif bir bilimsellikle önyargısız değerlendirilmelidir. Ayrıca bilinmelidir ki, on binlerce yıllık insanlık tarihi içinde hiç bir topluluğu tek bir ırki kökene bağlamak mümkün değildir. Özellikle Batılıların kendi çıkarları nedeniyle Kürtlüğü ne yapıp edip Türklükle ilişkilendirmemek şeklinde empoze ettikleri ön-yargı bir kenara bırakılmalıdır. Bilimin göstereceği gerçek kabul edilmelidir. Kürtlerin Rus, Çin, Arap, İranlı, Hint kökenli olup olmadıkları değildir sorun, Kürtlerin sadece kim olduklarıdır. Kaldı ki Kürtlerin kökenleri konusunda tartışılabilecek bir tez olan SAKA'lık (İskit) Kürtleri Türklere yakın göstermektedir. Kürt Türk kaynaşmasını belgeleyen bilimsel veriler hiç bir tezde böylesine açık değildir. İskitlerin Türk unsurunun egemen olduğu bir etnik oluşum oldukları da kanıtlanmıştır.

Ve bugün, Türklerin ya da Sakaların egemen olmadığı hiç bir coğrafyada Kürdün mevcut olmadığı bilinmektedir. Bir başka deyişle Kürtler, Türk ve İskit coğrafyasının topluluklarıdır.

Bu tespitler doğrudan Kürtlerin Türk olduğu savını geçerli kılmaz. Ancak Macarlar, Finler de Türk kökenleri kimse tarafından inkar edilemeyen "farklı etnik guruplardır." ve bugün "farklı dillere", "farklı devletlere" sahiptirler. Kürtler de aynen Macarlar, Finler gibi ayrı bir etnik unsur olabilirler, olmayabilirler de. Bunu tespit edecek olan bilimdir. Ancak Kürtler Türk olmasın da ne olursa olsun gibi bilim dışı ve Batı çıkarlarını empoze bir şartlanmanın hiç bir yararı yoktur.

3. Etnik kimlik dönemseldir ve değişkendir. Bir topluluk belirli şartlar altında belirli bir donemde bir etnik kimlikle, başka şartlar altında başka bir dönemde bir başka etnik kimlikle ortaya çıkabilir. Bugün ne Hun vardır, ne Eti, ne İskit, ya da Sümer, Frig, Kimmer vs. bundan 10.000 yıl sonra belki de ne Fransız, Alman, Habeş, ya da Türk olacaktır.

Dolayısıyla Kürtlük hangi dönemin, hangi şartların etnik oluşumuysa o dönemin şartları çerçevesinde tanımlanmak zorundadır.

"Bugünkü" Kürt tabakası dil, coğrafya, tarih bilimlerinin bütün verileriyle açıkça kanıtlanmaktadır ki ağırlıklı olarak Türk, Fars, Arap ve azınlık olarak yerli unsurların kaynaşmasıyla oluşmuş yeni bir kimliktir.

4. Çağımız dünyasında etnik kimliği belirleyen öğe ırk değil kültürdür. Kimlik bir duyumsama, kabul, inançtır. Bugün Almanya’da anası babası Türk ya da başka kökenden işçi çocuklar "Ben Almanım" demektedir. İstanbul'da yapılmış Konda A.Ş. araştırmasında anam babam Kürt diyen %7.6 lık gurubun yarısı ama ben Türküm demektedir. Urfa'daki öz be öz Oğuz Türkü Karakeçiler dillerini unutup Kürt kimliğini benimsemişlerdir. Yüze aşkın farklı kökenden milyonlarca insan bugün ben Amerikalıyım demektedir.

Sonuç olarak, Kürt kimliği ve Kürt kökenini açıklığa kavuşturmak için her şeye önyargısız olarak ve bilimin ışığında yeniden başlamak gerekiyor.

Ancak şu bir gerçektir ki, bugün özgün bir Kürt Kimliği vardır ve bu kimlik dünyada mevcut bütün etnik kimliklerle eşit ve onlar kadar saygındır.

Çağdaş bir kültür dili düzeyinde ve lehçelerinde dahi sorunları olan ortak bir dil niteliğine sahip olmamasına rağmen Kürtçe de özgün bir dildir.

Kürtlüğün gurup tarafından farklı algılanma düzeyleri de Kürt kimliğini inkar için gerekçe değildir.

Bu bölümde Kürtlerin kökenlerine ilişkin tezlerin ve bu tezlerin çelişkilerinin daha iyi anlaşılabilmesi için Kürt tanımını ilgilendiren temel kavramlarla ilgili ve tezlere dayanak oluşturan ön bilgiler önce verilmiştir. """

Haydar Bey, ilginiz ve muhabbetiniz için teşekkür ederim. Fakat kısa bir süreliğine internetten kopuyorum. İnaşllah döndüğümde samimi polemiklerimizi:) sürdürürüz. Muhabbetle...

Yazan: Talha Can Tarih: March 24, 2007 3:03 PM

Tesekkurler Talha Bey, boylece Kurt diye birsey olmadigini, onlarin aslinda bit Turk boyu oldugunu kanitlamis oldunuz... valla helal olsun.
***

Bir kac sene oncesinde iraq4u.com diye bir sitede Arap milliyetcilerinin benzeri aromali "bilimsel" hikayelerini okurdum. Onlar da Kurtlerin var olmadigini, nasil Arap irkinin bir parcasi oldugunu "bilimsel" olarak anlatirdi.

Farslar da benzeri "bilimsel" arastirmalarla ayni seyleri yazip-cizip aslinda Kurtlerin "dag" Farslari filan oldugunu yaziyorlar.

Gazaniz mubarek ola ne deyim.

Yazan: Haydar Tarih: March 25, 2007 12:55 AM

Haydar Ve Talha Can Beyler

pardon..muhabbetinizi bölmüş gibi olmak istemem ama siz ne yapıyorsunuz???

Yazan: deniz Tarih: March 25, 2007 2:34 AM

Sayin demokrat Bekir Efendi
irkcilik ve ümmetcilik kavramini anladigimdan emin degilmissiniz,ama ben sizin bu kavramlari anlmadiginizdan cok eminim yazinizi okuyan herkezde emin olabilir..
bir kac maddeyle ve süslü cümlelerle hakliyim dercesine yazmissiniz ama yazdiklarinizin ici bos beyfendi..bende sizin gibi madde madde aciklayayim o halde:
1-"Irkcilik kabaca mensup oldugu etnisiteyi yuceltip otekileri asagilamaktir. Her Turlu "idelojik millyetcilik" bir miktar irkcilik icerir. Tanim geregi "inanislari" icermez."demissiniz iyi hos demissinizde birde söyle cevirlerim: ümmetcilikte (siz bu kelimeyi cesitli yorumlarla baska anlama getirmeye calismissiniz ama ben sadece müslümanlari seven digerleri yokmus gibi düsünülen anlmada kullaniyorum,yoksa müslümanin müslümani sevmesine kimsenin itirazi yoktur)sizin1.maddenizi söylede degistirebiliriz yada bunuda ekleyebiliriz dediginize :
ümetcilik yada kabaca saglikli olmayan din bakisli dünya görüsü mensup oldugu dini yücelten o din disindakileri asagliyan yada kafir gözüyle bakan dünya görüsüdür..bakiniz nekadar bir birini tamamliyorlar degilmi?benim burdan bahsetigim sey bir müslümanin yada diger dinlerden birinin dinini yasamasi ve kendi dini cercevesinde dünya görüsüne sahp olmasi degildir..banim bahsetigim ümmetcilik anlayisi ötekini istemeyen anketteki gibi halkimizin %55 nin yabanaci yada müslüman gelin istemem demesi durumudur.söyle demissiniz"Bir muslumana "niye escinsellige karsisin" veya "niye yabaci ile evlenmeye karsisin" sorus sormak abestir.

Inanislarimizi felsefenmizi biz seceriz; irklarimizi degil."..

bu nasil bir savunmadir bekir efendi?temeli nedir?bunudami islama uydurucaksiniz?islamin neresinde müslüman olmayanla evlenmeyiniz yaziyor?yani hepimizin adem ve havva dan geldigini söyleyen dinimiz baska bir adem ogluyla evlenmemize karsi öylemi bekir efendi?dahada kötüsü inanislarimizi ve felsefemizi biz seceriz irkimizi degil gibi anlamsiz bir cümle sarf etmissiniz..size inancinizi secmeyiniz diyen yok,sadece sizin inanciniza inanmayana karsi olmayin diyen var pek demokrat bekir efendi !irkciliga karsi olmaniz ne güzel bir düsünce ama ümetciligin dedigim sekline karsi olmadiginiz zaten her yazinizda ortaya cikiyor ,sizi ikna etmek gibi bir niyetim de yok acikcasi..ben sadece buralarda süslü ve demokrat tavirli yazilar yazarak güya her insan esitligini savunuyorsunuz izlenimini vermeye calisiyorsunuz..fakat sizin demokratliginiz türkiye sinirlari icinde kalan kürt-türk esitligine dayali kücük bir demokratliktir..daha önemli olan demokratlik her insana inanclari ve irki ne olursa olsun saygi duymaktir,müslüman olmadigi icin ailenize bir gelin yada damat istememek sizin bahsetiginiz insan esitligi kavramlarina hic uymaz bekir efendi.müslümanlar bu sorulari sormak abestir demissiniz,ozaman bir türkede niye kürtle evlenmek istemiyorsun yada tam tersini sormak abestir denilebilirmi?abest kelimesi neyi acikliyor?islamda olmayan bir inanisimi?kimsenin dininizi yasamasina karsi degilim hatta belli sinirlar icinde kendi din mensuplarinida sevmesine karsi degilim,fakat konu öteki dindense istemem noktasina gelirse bu irkciliktir,irkciligin etnik olmayan fakat din eksenlisidir.belki siz bu yazdiklarimi gene anlayamiycaksiniz ama en azindan eksik demokrat oldugunuzu biliniz,demokratlik sadece türk-kürt esitligi degildir diycagim simdilik budur

Yazan: muzzi Tarih: March 25, 2007 12:26 PM

Talha bey cengiz han ı konu alan bir yazıya yorum yapmışsınız ama kürtleri anlatmışsınız daha çok neden
o uzun yazınızı sırf acaba kürt kelimesi hart hurt diye çıkan ayak seslerinden geliyor diecekmisiniz die sonuna kadar okudumm
ya benim anlamadığım kürtlerle ne sorununuz var türklere ezeli ve ebedi bir kin besliyen her yerde hakaret eden küçük düşüren yunanlıları ve ermenileri en basit şeyde bile biz kardeş iki ırkız die savunuyorunuz hatta 1 ermeni öldü die hepimiz ermeniyiz diecek kadar bile düştünüz herhalde sizin gibilerin kendisine hiçbir saygısı yokk mesela ben bir müslümanım israile ingiltereye rusyaya ve amerika ya her fırsat bulduğumda aşşağılayacak şeyler söylüyorumm ama bir kuyruk acım var senin ne kuyruk acın var söle bakim

Yazan: fatih Tarih: March 25, 2007 6:26 PM

he birde %10 u kim araştırdı onuda söle bilelimm

Yazan: fatih Tarih: March 25, 2007 6:40 PM

Yazan: deniz
Ümitsizliğe kapılmayan,olabildiğince coşkulu bir ses geliyordu Konya’dan..karanlığın üstüne doğan güneş gibi aydınlatıyordu ışığı büyük velinin..MEVLANA CELALEDDİN RUMİ’NİN..hiç sönmeyecek olan günümüzü de aydınlatan nurlu velinin..

Etrafındakiler soruyordu Hazreti Mevlanaya:

--Moğollar buraya öküz sırtlarında geldiler,ellerindeki silah da sopadan ibaretti.Bizim altımızda ise en cins arap atlarımız ve elimizde en keskin kılıçlarımız vardı.Böyleyken onlara yenildik.Şimdi ise arap atlarına binen onlar,şam kılıçları da bellerinde,Artık yenilmelerine ve bizim kurtulmamıza nasıl imkan olabilir?

Bir ümit arıyorlardı kutlu velinin ağzından..Mevlana şöyle buyurur.

---Moğollar, dağlık bir bölgede son derece güç şartlar içinde hayatlarını sürdürüyorlardı.Bunlardan bir kısmı tüccar,Harzem Ülkesine gelip keten cinsinden biraz giyecek alıp gitmek istemişlerdi.Fakat her türlü nimet içinde olan Harzemliler bunu bile onlara çok görüp onları hükümdarlarına şikayet ettiler.Hükümdarları da bu adamları öldürttü.Ve bundan sonra Moğolların kendi ülkesine girmesini yasakladı.O zaman Moğolların hükümdarı bir mağaraya kapanıp on gün oruçlu olarak kendisine ve kavmine yol göstermesi için Allah’a yalvardı.Allah bu içten yalvarışlara karşı onları zalim ve mağrur kavimlere musallat etti.Onlara yenilmez bir güç verdi.Bütün zengin ve mağrur ülkeleri işgal ettiler ve yıktılar.Bu sebeple binekleri öküz ,silahları sopa olanlar bineği arap atı ve silahı şam kılıcı olan bizleri yendiler.

Fakat şimdi bu zaferlerinin sonucunda dünya nimetlerine daldılar.Şimdi bindikleri arap atının üztünde,bellerinde en keskin kılıçları ile mağrur ve yenilmez olduklarına inanarak gaflete düştüler.Bizse eski hatalarımızı anladık.pişman olduk,tövbe ettik.Allah’ın onları yenmemiz için gerekli gücü bize vereceği muhakkatır.Moğollar yıkılacak ve devrileceklerdir.

--------------------------------------------------

bu vesileyle 2007 yılının Mevlana yılı olduğunu hatırlatalım..katliamlar değil sevgi ve barış kazansın..

Mevlana'ya sevgilerimle..
bu arkadaş yani deniz mevlananın bir moğol ajanı olduğunu düşünememişmi ne yazısıda mevlana moğolları mazlum bir ifadeyle masum bir oktrinin içine sokmaya çalışmış bu onun bir moğol ajanı olduğunu göstermezmi sizce artı mevlana moğolların tanrııya böyle bir dua ettiğini ve tanrının bu dua ya bu kadar çabuk icabet ettiği kanısını nerden biliyormuş şu hazret mevlana denilen irin küpü çok merak eden varsa işte size bir link mevlana denilen zatın ne melun bir sapık olduğunu anlşamak isteyenlere ithaf olunur unutmayınki mevlana denilen zat bir müslüman olmakdan ziyade bir moğol ajanıdır arkadaşlar düşünsenize atatürk zaviyeleri ve tekkeleri kapatırken sadece bu mevlananın türbesini müze halinde bir yasa düzenlemesi ile dönüştürmesini isterseniz zaman olarak bir düşünün lütfen atatürk bile onun bir sapık olduğunu anlamış umarım atatürk kadar aklımız vardır bunu çözecek işte o link
http://www.hanifdostlar.com/forum_posts.asp?TID=714&PN=1

Yazan: zulfikar Tarih: March 25, 2007 8:29 PM

Deniz Hanım ve Sayın Akyol'dan ve de rahatsılık verdiğim tüm misafirlerden özür dilerim. Konunun uzuyacağını tahmin etmemiştim. Bu konu için tartışılacak yer burası değil, farkındayım.
Haydar Bey, estağfurullah, beni dinlediğiniz için teşkkür ederim.
Fatih Bey, kusura bakmayın, sizin için tekrar baştan başlayamam, söylediklerim ortada. Yanlış anlaşılmaması için son defa bir hatırlatma yapayım, soy konusu ile incelikten kaynaklanan yaklaşımları karıştırmayalım. Hepimiz Ermeniyiz diyenler ertesi gün bir Ermeni olarak dirilmedi. Farkındaysanız tartıştığımız konu bir "ırk"tır. İncelikten kaynaklanan söz değil. Dikkat edin verdiğim linklerin hangileri Türk hangileri Kürt siteleri.
Burada bu konuda daha fazla polemiğe girmeyelim. Eğer istek olursa sitemde müsait bir zamanda yazı yayımlarım.
Sonsuz saygı ve muhabeetlerimle...

Yazan: Talha Can Tarih: March 27, 2007 12:23 AM

Talha Bey

ben rahatsızlık duymadım..est.konu çok anlamlı gelmedi bana..kürt,türk çok izafi şeyler..hepimiz Ademin çocuklarıyız..daha mikro boyutta hepimiz atomik varlıklarız..biraz daha derine inince herşey izafileşiyor zaten..enerjinin yoğunlaşmasından oluşan şu varlıklarımızın ırki kökenini tartışmak pek anlamlı gelmedi bana..

konuyu biraz saptırdım galiba:)

Zülfikar Bey

bana Mevlana'nın moğol ajanı olduğunu neyseki söylediniz..bu konudan hiç haberim yoktu..

verdiğiniz linke itimat etmenize çok şaşırdım ve sizin adınıza üzüldüm..

çünki Mevlana veya bir başkası eleştirdiğiniz kişi her kimse konuşmaya başlarken kurduğunuz ilk cümle İRİN KÜPÜ ise bu çok acınacak bir durumdur gerçekten..

uslub-u beyan ayine-i insandır..

İbn arabi'ye bir kişi ağır küfürler eder..oda sen haklısın der..bir başkasıda onu çok yüceltir..sende haklısın der..bu diyaloğa şahit olan biri bu nasıl bir iştir diye sorar...

İbn Arabi biz ayna olduk her ikiside kendi hallerini bizde gördüler der.

bu herkes için geçerlidir..insanlar birbirlerine ayna olurlar..hakaret eden kişi mutlaka kendine sövmektedir..bu üslup, üslup değildir..birde bir ilim adamını eleştiriken çok daha komik durumlara düşürürür insanı..

sizin eşiniz,kız kardeşiniz ,anneniz gözlerinizin önünde tecavüze uğradı mı?

bu korkuları hergün,heran yaşayan insanlar Mevlana'dan yardım istiyorlardı..bu durumu çözmesi için halk ileri gelen kişilere müracaat etmez mi?

Mevlana ılımlı bir siyaset takip ederek Moğol vahşetini biraz yumuşatabilmiştir..

düşmanınız sizden çok güçlü ve ahlaksız bir vahşet uyguladığında ona karşı zayıf ellerinizle taş atmanız birşey ifade etmez.

Mevalan'da çok akıllı bir siyaset takip etmiştir..bugün ılımlı yaklaşan bazı şahıslara da ajan deniyor ama olsun..önemli olan netice..

sertlikle mi daha çok müslümanlara yardım ediliyor ılımlı yaklaşımlarla mı?..

akıntıya karşı kürek çekmek akıllı insanların işi olmasa gerek..

İslami içerikli o kadar çok site varki..hepsini ciddiye alacak olursak işimiz zor..

bu dedikodularla uğraşmayın bence..Mevlanayı sevmek zorunda değilsiniz..ama eleştirirkende ben biraz seviye arıyorum..

Yazan: deniz Tarih: March 28, 2007 12:32 PM

slm
kusura bakmayın tüm yorumları okuyamadım.belki tekrar olacak ama bu söylemek istediklerimi engellemiyecek.
bu vahşinin türk olarak görülmesi gerçekten içler acısı.birde okulların duvarına türk büyüğü olarak asarlar ya.aman alllahım evlatlarımıza verdiğimiz örneklere bak.sonrada bu çocuklar neden bu kadar saldırgan.bilmem.
bazı arkadaşlar kurandan bazı sözleri cımbızla çekmiş.saldırgan bir din gibi gösterme derdinde.benimde bir sözüm var kurandan;
bir insanı öldüren tüm insanaları öldürmüş gibidir.bir insanı kurtaran tüm insanları kurtarmış gibidir.

Yazan: leyla bilir Tarih: March 30, 2007 12:27 AM

Leyla Bilir hanım,

Sizinde cımbız elinizde kalsın. Başka örnek çıkarmayın ama lütfen.

Hülagü Tan Tarkan Tanrıöver

Yazan: Hülagü Tarih: March 30, 2007 3:50 PM

Bir arkadaş Mevlanadan bahsetmiş ama araştırmamış ki yanlış. Türkmenleri Moğollara satan Mevlanadır.

Yazan: Hakan DAĞTEKİN Tarih: March 30, 2007 11:03 PM

ben mevlanayla uğraşan arkadaşların selefi akımlardan ziyadesiyle etkilendiğini düşünüyorum..

bu hikayeleri bana çok anlattılar..siz kendinizi çok yormayın..bunu söyleyenlerin ilmi seviyelerini müşahede ettim..sağolun.

Yazan: deniz Tarih: March 31, 2007 4:02 AM

tarihin gerçeklerini red edenler o tarihin sayfalarında yok oacaklardır aynen eskiden buyuk babamız CENGİZHAN a karşı koyup ama sonunda kendi elleriyle kellelerini teslim ettikleri gibi.CENGİZHAN şimdi yaşasaydı bu kadar cesurca yazılar yazabilecekmiydiniz acaba bi sorun kendınıze.ama önemi yok ben bi türküm ve adımında CENGİZHAN olması kadar şerefli bişey GÖREMİYORUM.DÜNYADA İKİ BÜYÜK VARDI:1-CENGİZHAN 2-M.KEMAL ATATÜRK SİZLERE GURURLA SUNARIM

Yazan: cengiz han Tarih: April 1, 2007 8:05 PM

selamlar arkadaslar.bugüne kadar yapilan küfürlere bir kere olsun cevap vermedim.beni tanimadan hangi akimdan etkilendigimi belirleyen arkadasa selefi degil kuranin gösterdigi cizgide yasamak isteyen bir mümin oldugumu hatirlatirim.neyse beni bir kenara birakin ve düsünün "Allahi kadin kiliginda yataklarina sokup sonra sevistiklerini"(Menakibu`l arifin-ahmet eflaki) söyleyen alcaklara cok mu agir bir dille seslenmisim?lütfen allahtan korkun ve hezeyanlarinizla degil allahin sinirlariyla hareket edin.

Yazan: cemal caglak Tarih: April 2, 2007 3:10 PM

Sayin Akyol
Moğolların vahşet uyguladigi bir gerçek olabilir.Ancak bunu nasıl hitler le özdeşleştirdiginizi merak ettim.13 yy da ırkçılık kavramı moğollarda bu kadar oturmuş muydu?Moğollar ırkçıydı da neden türk ve çin toplumlarının arasında eriyip gittiler?Benzetmenizde müthiş hatalar var.Ayrıca siz kürt meselesinde de yorum yapmayın.

Yazan: mustafa Tarih: April 8, 2007 8:02 PM

Insanoglunun yapisi siddetle yogrulmustur; Cengiz Han zamanina gelmeden once bakalim, sekizinci yuzyilda Musluman Arap ordulari Orta Asya'da ne kadar medeni fetihler yapmislar acaba?
Kendi ikiyuzlu medeniyetlerini kabul etmemekte direnen yuzbinleri, kitabina uygun bicimde bicmis, derisini yuzmusler, kadin ve cocuklar icin gelistirdikleri ozel yontemler de dortyuz yil sonra Cengiz Han'a olsa olsa ilham vermistir.

1945 'te Rus ordulari( insani ustun tutan dusuncenin ordulari), yenilmis Almanya' yi daha
iyi cezalandirmak icin, Orta Asya'dan eli kilicli
atli "Dildas" larimizi getirip, katliam - tecavuz-yagma gibi islerle onlari gorevlendirdiler. Cok da basarili oldular. Bugun yakinimizda, dunyanin en zengin ulkesi askerlerinin yaptigi gibi.

Hicbir din, milli orgutlenme veya siyasal sistem, insanin dogasini gercek anlamda medeni kilamamistir.Bu ogeler, bir grup insanin, cok daha fazla sayida kisiye ait maddi-manevi varliklara el koymasina yarayan en etkili araclardir.
Saygilarimla

Yazan: Izninizle Tarih: May 20, 2007 2:53 AM

Cengiz HAN denilen kişinin TÜRK'lükle uzaktan yakından alakası olmadığı halde ÇİN hegomanyasını kabullenmniş Moğolistanda bile yasak kelime olarak telafuz edilmezken hatta ülkemizi ziyaret eden moğolistan Devlet başkanının"Cengiz Han'ı sayıp sevmenizi takdirle karşılıyoruz fakat bilinmesini isterizki o TÜRK değil MOĞOL'dur.." sözünün ardından bize ne oluyorda Kan dökmek cana ırza namusa girip vahşice insanlıktan nasibini almamış bir hengame topluluğunun önderine bu kadar ilgi merak gösteriyoruz.Fatih Sultan Mehmet 19 yaşında İstanbul'u fethedip bir çağı kapatmıştır Yavuz Sultan Selim temsili fiyaskolara dönen Halifelik makamını TÜRK'lüğe Mısırın fethiyle kazandırmıştır Kanuni Sultan Süleyman en çok kanun çıkaran halkını hiçbir Demokrasi hamisi ülkenin olmadığı kadar birlik ve dirlik içinde tutan padişah olmuştur Barboras Hayrettin Paşa Akdenizi Korsanlardan temizleyip TÜRK gölü yapmıştır Piri Reis ilk Dünya atlasını çizmiş İbni Sina ilk Tıp kitabını yazmış Ali Kuşçu Astronomi Farabi Matematik alanında ilklere imza atan eserler yazmıştır.Bir Osmanlı tornu olarak Ermenilerde öcümüzü bırakmayan Kazım Karabekir TÜRK'ü esir bırakmayan Mustafa Kemal'i bu ülkeyi parçalanmaktan kurtaran Kenan Evren paşa dururken Cengiz HAN denilen insanlığın sınırlarını geçmiş bir cani kim oluyor.Böyle şeylere sergi açılacağına hayatını insanlığın kurtuluşu için harcayan çileler çeken ve Ümmetim diyen Hz.Muhammed S.A.V için sergi açında içeri giren Feyz alsın dışarı çıkan huşu bulsun.Yok eğer katliamcı yamyam barbar bir sempatiniz varsada HİTLER'in hakkını yemeyin Stalin Mao Musollini eksik kalmasın.....

Yazan: Ümit SÜRAT Tarih: May 23, 2007 12:01 AM

alçak ve zayıf karakterli insanlar tahrip taraftarı olular. çünkü tahrip kolaydır. bir binayı bir günde yıkabilirsiniz ama yüz günde yapamazsınız. fakat yüksek ve kuvvetli karakterli insanlar tahribi değil tamiri seçerler. ama tamirin gürültüsü olmadığı için zayıf ve başarısız zannedilir. bu noktadan tarihe bakınca, yakın tarihimiz de dahil, bazı insanların konumu birden yer değiştiriyor, ne kadar övülüyor da olsalar. Bir Ahmedi Yesevi, Hacı Bektaşı veli, Yunus Emre, Mevlana ve bunlara karşılık Cengiz, Hulagu, Hitler, Lenin, Stalin vs. vs. bakınca aradaki fark anlaşılıyor.....

Yazan: Ali Eren Tarih: June 28, 2007 9:20 AM

Koyu İslamcı olan bazı kimse gibi konuşmuşsunuz, aynı örnekler, aynı şeyler. Din din demeden biraz da Hün arkadaşlığı düşünerek ve de Cengiz Han'ın büyük bir hükümdar, atamız olduğunu akla alarak yazsaydınız diyorum keşke.

Yazan: Dagvadorj Tarih: September 27, 2007 2:27 PM

Dagvadorj: "atamız olduğunu akla alarak yazsaydınız diyorum keşke."


Cengiz Han sizin atanız mı? İlginç?!... Bunu neye dayanarak anladınız?

Yazan: janeDo Tarih: September 27, 2007 5:55 PM

janeDo,

Ben bir Moğolum, yani Cengiz Han'ın torunuyum elbet. Ha, ama Türkler de aynı şekilde kardeşlerimiz. Cengiz Han da onların atası, Alparslan, Fatih de benim atam.

Yazan: Dagvadorj Tarih: September 28, 2007 3:22 PM

Sayın Gunka
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE DEĞİL.NE MUTLU TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞIYIM DİYENE. DEMENİZ GEREKİR.bizim ülkemiz yanlızca türklerden oluşmamaktadır.

Yazan: Nehir Tarih: October 8, 2007 10:58 PM

Sayin Nehir

Yorumunuzu benim hangi yorumuma karsilik yazdiniz anliyamadim.

Yazan: Anonymous Tarih: October 9, 2007 8:23 AM

Sayin Nehir

Rumuzumu yazmayi unutmusum.

Bana yonelik yaptiginiz yorumu neye dayanarak yaptiginizi anlayamadim.

Yazan: gunka Tarih: October 9, 2007 2:09 PM

Yazan: Hasan Tarih: March 16, 2007 9:09 PM

Size en güzel cevabı ünlü flozof Carlyle veriyor:

"İslamiyet kılıçla yayıldı diyorlar. Alın elinize kılıcı bakalım oluyor mu?"
********************

Bu THOMAS CARLYLE adlı adamın (ölümü 1881) Hz. Muhammed ve Kur'an-ı Kerim hakkında yazdığı hakaretleri basan ve yayan ÖTÜKEN kitabevi ile adamın yazdıklarını birbirinden nakille ARISTO'nun atın dişlerini saymayı akıl edemeyen şakirdleri gibi papağan gibi tekrarlayan OKUMAZ-yazarları da kınıyorum.

BAKIN ADAMIN YAZDIKLARINA :

http://www.geocities.com/tasavvufiliteratur/carl_2.htm

Yazan: Muhammed Eri Tarih: December 2, 2007 11:30 AM

Timur Şam ı ele geçirdiğinde ilk iş olarak yezidin meazrına yakın olan insanları gebertmiştir.Çünkü bu insanlar yezid taraftarıdır.Bunları gebertmesi son derece normal.Sonra muaviye ve yezidn mezarlarını açtırıp iöine at pisliği ile doldurmuş ve kemiklerini çıkartarak yaktırtmıştır.

Yazan: tamer tunacan Tarih: December 9, 2007 10:29 PM

cengiz han'ın insanlığa olan tek faydası nüfus planlamasıdır , 40 milyon insan katledilmemiş olsaydı eger , dünya nufusu su an 3 milyar fazla olurdu ve bu gercek bır felaket ve kıtlıga yol acabilirdi .

Yazan: bedri iskender Tarih: December 10, 2007 1:15 AM

MERHABA ARKADAŞLAR BEN BAZEN DÜŞÜNMÜYORUM DEĞİL KÖKENİMİZ ACABA MOĞOL İMPARATORLUĞUNA DAYANIYORMU DİYE AMA GERÇİ SİVEREKLİ OLMAK BİR AYRICALIKTIR YEMİŞİM MOĞOLİSTANI BEN URFA SİVEREKLİYİMDE :):) ben genede derim yaşasın AŞİRETÇİLİK

Yazan: MUSTAFA MOĞOL Tarih: June 5, 2008 9:04 AM

valla ortaçağ bu gücü olan herşeyi alır. Alamayanda sızlanır karşısındakini karalar bu da bir nevi intikam amacıdır.Aslında elinden gelse tasvir ettiği tüm kötü şeyleri kendi de yapar inanın. Cengiz han neymiş en güzel kadınları kendine getirmelerini askerlere emredermiş. Osmanlı ne yaptı o cariyeler neydi.Yani işin şekli benim atam senin atandan daha insaflı denmek isteniyor. Yanlış insan sadece kendi çıkarlarını düşünür. Cengizde böyle biriydi...

Yazan: isa yıldırım Tarih: September 9, 2008 2:18 AM

benim düşüncem şu. Cengiz HAN barbar(!), vahşi(!), soykırımcı(!), tecavüzcü (!) diyorsunuz.
O Tecavüzler katliamlar esnasında cengiz beyin sırtına yastıkmı koyuyordunuz! Cengiz'in tecavüz ettiği mekanlarda çarşafcılıkmı yapıyordunuz? Orhan Pamuk'tan sonra türeyen kendi kültürümüzü değerlerimizi çiğneme davranışını sizdede görüyorum. Merak ediyorum paramı, emperyalist övgümü sizi bunlara yiten.
Acaba leman'da yada penguende yazsanız daha iyi olmaz mı? yok yazdıklarınız çok komik mizahi açıdan.
Acaba kendimize eleştiri yapmak denince sizin gibi direk kendimizimi aşağılasak hakaret etsek?
Sizin gibilere yorum yazmaktan haz almıyorum. ama siz istediniz.

Yazan: MUrat KOÇAK Tarih: September 13, 2008 1:54 PM

MUrat KOÇAK isimli "yorumcu",

Bir daha uğrar mısın bilmem buraya...

Ama sorması ayıp Cengiz Han kim, ne?

Sen nesin?

Cengiz Han bizim(?), sizin(?) kendi kültürümüz mü?

mü?

mi?

Cehalet diz boyu. Yazı ve yorumları okuduğunu sanmıyorum bile.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: September 15, 2008 12:34 PM

klavye başında eğitimli arkadaşlarla karşılaşmak güzel oluyor.
eğitiminizi başka yerlerde göstersenize
ben lisans eğitimimi aldım. cahillikle suçlanmak komik karşımdaki cahil olunca
Lütfen entellektüel birikiminizi başka sitelere harcayın.
Hala sözlerimin arkasındayım
mustafa fatih cahil'i
Cemaat abisi tavırlarını bırak.

Yazan: murat koçak Tarih: September 16, 2008 8:25 PM

murat koçak rumuzlu,

Cengiz Han'ın bizim(?) kültürümüz olduğunu, Cengiz Han'a toz kondurmanın -gerçeklerden bahsedilse dahi- ihanet olduğunu iddia eden sen değil mi idin?

Ben de sana soruyorum,

Cengiz Han ne, kim? Biz dediğin kim? Kendi kültürümüz dediğin ile, Cengiz Han arasında ne gibi bir bağ var?

Buyur o muhteşem lisans eğitiminle cevap ver.

Buyur.

Ben Cengiz Han'ın soyundan değilim, Cengiz Han'ın kültürü benim kültürüm değil. Benim ırkım Türk ırkıdır ve Cengiz Han ile alakası yoktur. Hoş olsa da olmasa da; Cengiz Han barbar bir vahşidir. Kültür alanında, bilim alanında gelişmiş medeniyetleri savaş "kabiliyeti" ile yok etmiş bir barbar ordusunun lideridir.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: September 18, 2008 9:25 AM

İslam dünyasını bugün günümüzde kuşatan ve yer yer işgalde bulunan batı emperyalizminin üzerinde durmak yerine sekiz asır önceki çayırda mı otlayacağız şimdi

hayır...

Cengiz Han'ın müslümanlara karşı özel bir düşmanlığı yoktu etrafında ona yardım eden müslümanlar bile vardı Danişmend Hacib,Hacı Hasan,Tübek Han,Sugnaktekin,Muhammed Arslan Han,Cafer Hoca,Mahmud Yalavaç,İsmail Hoca,İbn-i Kefreç Buğra vs.

Harzemşahlarla olan meselesine gelince burada haklı olan Cengiz'dir

içinde müslümanlar da bulunan ticaret kervanı üstelik varılan anlaşmaya rağmen durduk yere yokedilmiş

bunu protesto etmek ve tazminat istemek için gönderdiği İbn-i Kefreç Buğra başkanlığındaki elçileri gene katledilmiş

daha evvelden ise Cuci'nin komuta ettiği bir Moğol ordusuna durduk yere saldırılmıştır

görüldüğü gibi Cengiz müslümanlara üç hak tanımıştır ama daha sağlığında Rusya ve dolaylarına düzenlediği seferlerde hristiyanlara durduk yere saldırmıştır

İslam dünyasındaki Moğol yıkımının asıl müsebbibi Cengiz'in asıl düşüncesi Çin aleyhine yayılmakken durup dururken onun dikkatini batıya çeviren ne kabul ettiği anlaşmayı uygulayan ne de memleketini savunan aptal bir hükümdar olan Muhammed Harzemşah'tır

Cengiz de Harzem dönüşünde uğradığı Semerkand'da kendisini karşılayan İslam alimlerine bunu anlatmıştır

Harzem'de belki fazla şiddet kullanmıştır fakat takdir edilmelidir ki hiç tanımadığı yabancı bir toprak parçasında ilerlerken ardında her an kendisine karşı dönecek düşman bir kitle bırakamazdı

buna karşın Cengiz aman dileyen hiçbir müslümana gene kılıç çekmemiştir moğolları tuz ve ekmekle karşılayan şehirlere dokunulmamıştır

kendisine katılıp dindaşlarına karşı savaşmak isteyen Harzemli müslümanlardan tiksinti duyarak öldürmüştür

ayrıca şu da sorgulanmalıdır ki Cengiz'in Çinli müşavirleri kendi milletleri için lobi yaparken Cengiz'in müslüman yardımcıları bunu düşünmemişlerdir bile

onlar biraz cesur olsalar biraz akıllarını kullansalar Harzem'deki yıkım gene o kadar olmazdı

Abbasilerin yıkılması ise Cengiz'den çok sonradır Cengiz kendi dönemindeki Abbasi halifesi Nasır bin Lidinillah ile dostça mesajlaşmıştır

büyük hanlık makamı Oktay'ın çocuklarından çıkıp Tuluy'un evlatlarına geçince de maalesef Abbasi halifeliği son bulmuştur

büyük hanlık bunu hristiyanlığın çıkarları için icra etmiştir Oktay'ın çocukları ise kendilerine de gelen bu yöndeki teklifleri daima reddetmişler hristiyanların taşeronu olmak istememişlerdir

fakat gene Cengiz'in evlatları olan Altınordulular ile Çağataylılar bu fiilde bulunan İlhanlılarla savaşmışlardır

İslam medeniyetinin büyüklüğü de bir defa daha görülmüştür ki ta Afrika'ya kadar Asya ve Ortadoğu'daki bütün İslam beldelerini ele geçiren Moğollar aradan çok geçmeden müslümanlaşmışlardır

Altınordu Hanı Berke İslamı kabul eden ilk moğol prensi olmuştur

Çağataylılar daha Mübarekşah zamanında İslamlaşmış bu İslamlaşma Tarmaşirin zamanında pekişmiştir

İlhanlılarsa Hülagü'nün müslüman çocuğu Teküder'in ardından gelen Gazan'la İslamlaşmışlardır

Çin'deki büyük hanlıkta bile bu İslamlaşmaya rastlanır

Kubilay'ın Mangala'dan olma torunu Ananda müslüman olmuştur gene Kubilay'ın Seyyid Ecel ve Ahmed Beneki gibi vezirleri hep müslümandır

şunu da düşünelim Moğol ilerleyişi olmasaydı Osmanlı da olmazdı dolayısıyla Moğolların İslamiyete onulmaz zararlar verdikleri iddiası da gerçek dışıdır bu Osmanlı da üç kıtada fütuhatta bulunmuş at koşturmuştur çünkü

Osman Gazi'ye bakalım bir de Osman Gazi Çobanoğullarına Çobanoğulları Konya'daki Selçuk'a Selçuk Tebriz'deki İlhana İlhansa Pekin'deki büyük hana bağlıydı

yani Osman Gazi Kubilay Han'ın tabiinin tabiinin tabisinin tabisiydi

Kanuni Sultan Süleyman da anne tarafından Cengiz'in torunudur Kanuni'nin annesi Ayşe Hafsa Sultan Kırım Han'ı Mengli Giray'ın torunudur

Hindistan'da hüküm süren Babür de keza anne tarafından Cengiz'in torunu olmaktadır

şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Cengiz ve mirasına Moğolistan'daki üç tane budist değil bizler daha yakınız Altınordu,Çağatay,İlhanlılar ve bunlardan çıkan irili ufaklı hanlıklar hep bizim tarihimiz olmuşlardır

Cengiz'in moğol olduğu savına katılmıyorum moğollaşmış bir Türk prensi olduğu söylenebilir sadece

fizik olarak da Moğollardan uzaktır zaten uzun boylu geniş alınlı yeşil gözlü bir moğolu ararsanız bugün bile bulamazsınız

saygılarımla

Yazan: Mustafa Arslan Tarih: August 3, 2009 11:50 AM

Kısacası şunun söyleyin moğolları berbat yönlerini bularak ilhanlı altın ordu, cagatay tarihini türk tarihinden koparıp idiş etmek nasıl olsa bu yöntemle selcuklu ve osmanlı tarihininde içine limom sıkıp türk tarihi diye bir şey bırakmayıp türk'lerinde içini bir güzel boşaltıriz. Siz ne kadar uğrşırsanız uğraşın biz Türküz neolotik çağlardada dünyanın her yerinde vardık, antik çağdada, orta çağda' kıyamete kadarda olucaz çağlar öcesindeTengrinin yolunda olduğumuz gibi bizim yazgımız Allahın askerleri olmaktır kulu olmaktır Allahın YANINDA OLMAKTIR....

Yazan: hakan Tarih: December 4, 2009 6:32 PM

Bu kadar taraflı bir yazı olamaz. Cengiz Han'ı barbar, Hitler olarak görenlerin amacı tarihi görmek değil, kendi ideolojik ve dini bakış açılarından bakarak gerçeği saptırmaktır.


"Nitekim Cengiz Han sistematik bir “ırz düşmanı”ydı; askerlerine ele geçirilen yerlerdeki en güzel kadınları seçip kendine getirmelerini emreder, hepsine tecavüz ederdi."

Sanki Araplar Türklere farklı bir şey mi yaptı? O dönemde ırza geçmeyen ırk mı vardı? Buna laf eden müslümanlar önce Taberi'den Talkan ve Curcan katliamını, daha sonra Muhammed'in Kureyza katliamını, hem de islami kaynaklardan okusun.


Yine dinciler, çok sevdikleri Osmanlı'nın bürokratik devlet geleneğinin hangi devletten geldiğini biliyorlar mıdır?

"O devirde İslam devletleri de “fetih” stratejisi güdüyordu, ancak Kuran’ın ve Peygamber’in sivillerin öldürülmemesi yönündeki açık uyarıları gereği, İslam ordularının fethettikleri ülkelerde kitle katiamlarına giriştiği pek görülmedi. Aksine İslam hukukundaki “zımmilik” statüsü gereği, ele geçirilen topraklardaki farklı cemaatlerin hakları tanındı."

Bu da bir yalan. En büyük örneği katlettikleri Türkler, yani bizim atalarımızdır. Cemaatlere ancak müslüman olma veya aksi takdirde ölme hakkı tanındı.

Yazan: Gökalp Tarih: December 4, 2009 7:58 PM

Gökalp yazmış: "Bu da bir yalan. En büyük örneği katlettikleri Türkler, yani bizim atalarımızdır. Cemaatlere ancak müslüman olma veya aksi takdirde ölme hakkı tanındı."

Haha, Osmanlı Devletinde, onun öncesinde de Dört Halife, Emevi ve Abbasî devletlerinde bu nedenden dolayı mı halkın yarıdan fazlası hep gayri Müslim olarak kaldı, üstelik eldeki bütün demografik verilere göre o dönemlerde Müslüman olan azınlıktaki kısmın bile İslamlaşması yüzyıllar sürdü, hep aheste aheste ilerledi?

Bence sen biraz git tarih oku, Gökalp. Böyle ciddi meselelerde insan olumsuz fantezilerini anlatmakla yetinmemeli, bilerek konuşmalı. Tamam, benim gibi tarih uzmanlığı için çalışıyor olmana gerek yok. Ama insanların gözünün içine baka baka bu denli büyük safsatalar savurman da ayıp yani.

Yazan: Mustafa Râvî (Uğur Dinç) Tarih: December 5, 2009 3:37 AM

Mustafa Râvî (Uğur Dinç),

Taberi kimdir, bilir misin? Hayatında okudun mu? Orada Türklerle ilgili ne der? Lütfen bir oku.

Kemalist ideolojiyi sorgulayın, tabuları yıkın diye geçinenler nedense konu kendi tabularına gelince hemen savunmaya geçip "valla billa böyle birşey yoktur" diye kendilerini kandırıyorlar.

Yazan: Gökalp Tarih: December 6, 2009 12:07 PM

Gökalp, ben Taberî kimdir yeterince iyi biliyorum, ama galiba sen bilmiyorsun.

Taberî ne zaman yaşadı, Gökalp?

800lü ve erken 900lü yıllarda...

Türkler henüz Müslüman olmadıkları zamanlarda...

Türkler ve Araplar birbirleriyle bazen savaş, bazen ateşkes halinde oldukları sırada...

Birbirleriyle savaş halinde olan milletler ne yaparlar? Her iki taraf birbirini öldürür.

Senin ve benim atalarımızın yüzde beş ilâ on kadarını oluşturan orta asyalı Oğuz Türkleri (atalarımızın geri kalanları Anadolu ve İran yerlileriydi çoğunlukla) ise, 900'lü yılların (yani 10'uncu yüzyılın) ortalarından itibaren Müslüman olmaya başladılar.

Müslüman olmadan kısa süre öncesine veya Müslüman olana kadar, Oğuzlar Araplarla komşu bile değildiler. Çünkü Aral Gölü'nün kuzeyinde, Sibirya steplerinde yaşıyorlardı. Arapların çarpıştıkları Türkler, diğer kabilelerdi.

Erdoğan Aydın ve benzeri kindar dilletantelerden "seçmece tarih" öğrenirseniz böyle olur. Yazık, sakin ve akademik kaynaklar yerine bunları okuyanlara...

Yazan: Mustafa Râvî (Uğur Dinç) Tarih: December 15, 2009 7:50 PM

Mustafa Râvî (Uğur Dinç),

Erdoğan Aydın'ı hayatımda okumadım. Araplar Türklerle ne için savaşıyordu?

Sibirya ne alaka? İlk başta Batı Göktürk Kağanlığındaydı, daha sonra ise Hazarların sınırları içindeydi.

Ben yüzde yüz Oğuzum, sen farisiysen herkesi kendinden görme. 500 denekli çakma araştırmalara da itibaret etme :)

Yazan: Gökalp Tarih: December 16, 2009 5:48 PM

Gökalp, senin sorunu bir de tersten soralım: Türkler Araplarla neden savaşıyordu?

En akademik ve dolayısıyla en güvenilir kaynaklar şöyle yazıyorlar: "Oğuzlar, Anadolu'dan önceki durakları olan İran ve bugünkü Türkmenistan civarına Aral gölünün kuzeyinden geldiler." O bölge de bugün Kazakistan'ın kuzeyine ve Rusya Federasyonu'nun Sibirya kısmına denk geliyor. Gerçi "sibirya" diye biraz daha kuzeye deniyor olabilir, orada yanıldıysam kusura bakılmasın.

Oğuzlar oradan da Anadolu'ya geçtiler, İran'da kalanları yerli halkla karıştı, kimi Farisî oldu, kimi karıştıkları yerli halkla beraber Azerî kavmini oluşturdu.

Bilimsel araştırma tekniklerine dair bilgini arttırmanı ve yüzde yüz İç Asyalı Oğuz soyundan/ırkından geldiğin şeklindeki sâfî fantezini bırakmanı sana kesinkes tavsiye ederim. Kendini aldatmış olmamak için bunu yapmalısın.

Gerçi kendin bir Anadolu-Rumeli Türk'ü bile olmayıp da biz Anadolu-Rumeli Türklerine soy temelli bir ulusçuluk telkin eden bir tür Orta Asyalı isen, o zaman iş başka. Biz Anadolu-Rumeli Türkleri ulusçuluk ve hele ırkçılık hiç yapmadık modern döneme kadar.

Gerçi Orta Asyadan ilk gelenler, "kabilecilik" yaparlardı. Ama daha sonra, her ne etnik kökenden olursa olsun, herkesi ya İslam'da ya da insaniyette kardeşleri olarak görmeye başladı atalarımız. Çünkü onlar göçmenlerle yerli halkların bir karışımından ibarettiler, soyculuk/ırkçılık, kabilecilik ve kavmiyetçilik yapmaları artık bayağı bir miktar anlamsız da olurdu. Zaten asıl olarak dinleri buna izin vermiyordu ve gittikleri bölgelerdeki İslam'ı kabul eden yerlilerle bu denli karışmalarını sağlayan şey de dinlerinin getirdiği derin insancıllık, derinden kavmiyetçilik-muhalifi bakış açısı idi.

Ama sonra bazı modernist şaşkınlar, bize vatancılık ve ulusçuluk denen belâları getirdiler. Biz, bunlara başvurmadan önce, başımıza gelmiş bütün belâlarla beraber, çok daha sağlıklı ve güçlü bir toplumken, bunların yüzünden gücümüz ve sağlığımız artan bir ivmeyle kötüleşti.

Velhasıl, Türk ulusçuluğu/milliyetçiliği, Anadolu-Rumeli ve hatta muhtemelen Orta Asya Türk âdet ve geleneklerine aykırı, "gâvur icadı" bir saçmalıktır. Milliyetçiler Türk geleneklerini, Türklüğün kendisini korudukları yalanını atıp durmayı bıraksınlar, çünkü gerçek tam tersidir, çünkü milliyetçilik bir (emperyal) Batı icadıdır, milliyetçiliğin kendisi Türk âdât ve an'anesine aykırıdır.

Yazan: Mustafa Râvî (Uğur Dinç) Tarih: December 19, 2009 6:31 PM

Grand Sen~or"'un ne anlama geldigini gayet iyi bilirsiniz;-) Onun icin cavcavi birakin;-)
Kaldi ki buraya hicbir Allah'in Kitabinda yer almamis, yepyeni ayetlerle gelen sizsiniz. Ayetlerinize bakinca hicde $a$irmisligini kabul etmis biri gorunumu vermiyorsunuz, kendinizi kandirdiniz diye baskalarinin da size kanacagini sanmayin;-)
Felsefe yapmaya soyunan sizdiniz, ben

Yazan: evden eve Tarih: April 2, 2010 11:41 AM

Mustafa Bey, "The Secret History of the Mongols"'u okudunuz mu? Cengiz'in sava$irken uyguladigi zulumle bugunku EU$'unki arasinda cok buyuk bir fark goremiyorum. Hatta iki sava$ta sekularo-fascistlerin insanliga yaptigi zulum yaninda Cengizinki solda sifir kalir. Ayrca unutulmasin ki Hitler bu sekularo-fascistlerin sahneledigi zulmun sadece bir parcasiydi ve bu zulum hala devam etmektedir.

Benim son zamanlarda edindigim bilgilere gore:

"Oteyandan Cengiz Allah'in savas kurallarindan habersiz, ya da onlari hice sayarak savasirdi, ona gore gaye kendi askerlerinin canini feda
etmek haric savasmaktan gaye kazanmakti, kazanmak icin de her turlu hileya basvurur, herturlu kurali cignerdi. Mesela bir kaleyi fethetmek istediginde, kalenin atrafindaki koyleri talan eder, kacanlarin yarisini esir alir digerlerinin kaleye siginmak uzere kacisini kolaylastirirdi. Kaleye siginanlar, kalenin erzaklarinin cabukca
sarfedilmelerini saglayacagi gibi kaledekiler Cengiz'in dehsetini de aktarip morallerinin bozulmasina yardim ederdi. Kalenin direnci
azalmaya baslayinca da Cengiz ordusunun onune esir ettigi dusmani katar onlari zorla kendi kalelerine saldirtir, oldurulenlerin yiginlari uzerinden de muzafferane kaleyi ele gecirirdi. Bir sehri ele gecirdikten sonra da ilk yaptigi is o sehrin ileri gelenlerini, kodamanlarini kilictan gecirmek olurdu. Oyle ki artik bir daha bunlar kendine siyasal bir direnis kuramasin. Fakat sehirler ele gecirildikten sonra o bolgenin bilginlerini, sanatkarlarini toplar sehrin yonetimini saglamak icin onlara danisirdir. Fethettigi bolgelerdeki SPEElerin yasal bagimsizligina dokunmaz kendi siyasal
varligina tehdit olmadiklari surece onlari korurdu, bu nedenle yonetimi altinda Muslumanlar, Hiristiyanlar, Budistler kendi yasalarina gore yasamaya devam ederlerdi. Cengizin danismanlari
arasinda da bu SPEElerin yasalri konusunda bilgili temsilcileri bulunurdu. Cengiz ve ogullari ve torunlari hicbir zaman kendi
dillerini ve inanclarini yaptiklari yasalarla yonettikleri SPEElere dayatmamislardir. Kubilay Cin'de Mogolca okullari acmistir, fakat
hicbir cinliyi Mogolca ogrenmeye zorlamamistir. Cengiz'in hanedanliginin basarisinin en onemli nedeni ticaret yollarini gelistirip, guvenli hale sokarak inmparatorluk ve otesi uluslararasi
ticareti ve iletisimi saglamasidir. Bu surec icinde Handanlik bu ticarete tam bir hissedar olup cikmistir. Kubilay Han da kara yoluyla
ticarete deniz yolu ticaretini de katarak bu yapilanmayi mukemmelestirmistir. Kubilay bu yapilanmayi saglamak icin akrabalarinin yonetiminde yasayan bilginleri, tuccarlari, yasa
uzmanlarini ithal edip Cin'in ticaret merkezlerine yarlestirmiz, buralarda Musluman, Hiristiyan kolonileri kurarak ticari orgutlenmeyi
saglamistir. Ortadogudan ithal ettigi Musluman Yasa uzmanlarinin yardimiyla yasal reformlarla Sung hanedanligina rakip SPEEsel yasal
ozgurlukler sagliyarak Sung'un yonetimi altindaki beyin-gucunun kendi yonetimine goc etmesine yol acmistir. Bir muddet sonra bu yasal reformlar yuzunden zayiflayan Sung'u kolaylikla ele gecirmistir.
Boylece Ordu gucuyle yapamiyacagini anladigi bir fethi yasama gucuyle kolaylikla saglamistir. Imparator'u katlettikten sonra hanedanin geri
kalanina dokunmamis onlarin yine ayni luks icinde yasamalarini saglamis, bu arada Sung hanedanindan biriyle de evlenerek (Imparatorun kizi?) Cinlilerin kendine olan guvenini pekistirmistir. Kubilay Cin'de bircok egitim reformlari yapmis herkesin kucuk yastan egitilmesi icin
okullar actirmis, bircok bilimsel arastirma merkesleri kurmustur.

Peki ama diyeceksini butun bu basarilara ragmen Mogol Saltanati neden son bulmustur?
Bu merakli maceranin sonunu bir baska yazimda gecerim insallah."

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: April 2, 2010 8:33 PM

Cengiz Han'ın flamasında da 'kalem' varmış. Tarihin iki yüzü var malum.

Yazan: Frkn Tarih: April 3, 2010 4:37 PM

Nilgun Hanim Protokol imzanizi bekliyor, "once Muslumanlar imzalasin" demi$tiniz, imzaladilar, sira sizde. Aslinda ilk imza atmayi vaadetme $erefi size ait, bu unutulmaz.

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: April 3, 2010 9:47 PM

Nilgun hanimi kandirmayin simdi, siz DEYYUS'e imza attiniz bile. Sizin yapmaniz gereken onu sizin SIPA'niza davet etmek. Auckland'li Turk Aslanlar (ATA) olarak yapamayacaginiz bir sey yok.

Aydinlik Yeni Zelanda'lara...

Yazan: emre Tarih: April 4, 2010 7:31 PM

Sultanim Nilgun Hanim'in kandirilabilir cinsten bir cins-i latif oldugunu ima etmeniz bile sizin nasil bir Maco-fa$o oldugunuzu gostermeye yetmez mi?

Bakiniz Sultanim o Ba$bugun tabiriyle "Lanet olasi!" gunu hatirliyor musunuz;->

"Biraz daha aciniz, nasil bir tufan ve cok yasalci bir duzenmis bu?
Yazan: emre Tarih: January 21, 2010 6:18 PM"

Bendeniz de bunun uzerine lanet olasi Protokol'u gecmi$tim. Hay sormaz olaymi$siniz Siz Sultanim bu soruyu da ben de bu Protokol'u gecmez olaymi$im. O gun bugundur bu Protokol tebaniz arasinda calkalanmalara neden oldu, bu durum Siz Sultanimin da uykularini kacirir oldu.
Sultanim bana oyle geliyor ki "Tarih tekerrurden ibarettir" degil "Tarih boyle teklemelerden ibarettir". Bakiniz Sultanim ne kadar onemlisiniz ki bir sorunuzla Tarih'in, Sitedeki mesajlarin yonunu aki$ini degi$tirmi$ bulunuyorsunuz.
Gerisi teferruat Sultanim, teferruat. Siz Nilgun Hanim'in Protokol'a imza atmasina falan hayiflanmayin, o ugursuz gunde, o ugursuz saat ve dakikada postalami$ oldugunuz yukarida kopya edilmi$ olan mesajiniza yanin Sultanim. I$te o mesaji atmami$ olsaydiniz, belki de Protokol bu Site'de arzi endam etmiyecekti, kim bilebilir ki?.
Artik $imdi olan oldu Sultanim, oldu olacak kirildi nacak.

Pilinizi, pirtinizi toplamaya ba$ladiniz mi Sultanim?!

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.


Yazan: Grand Sen~or Tarih: April 5, 2010 3:08 AM

Evet, topladim, ve sizin memleketiniz Yeni Zelanda'da tatil yapacagim. ATA'nin etkinliklerine goz atmak istiyorum.

SEKKO-fasonlara bir darbe de balyozumla ben indirecegim (ucaga alirlarsa). Maocu Maorilere kapak olsun.

Yasasin Protokol, yasasin DEYYUS!

Yazan: emre Tarih: April 5, 2010 8:14 PM

Sultanim Feylesoflarin melmeketi olmaz Sultanim.
Onun icin siz ATTA'ya gidin orada daha iyi eglenirsiniz Sultanim, ATA'nin etkinlikleri de ATTA'da. Oraya BALYOZ'larinizla birlikte bile gidebilirsiniz, hicbir ust, ba$, bavul, canta aramasi yapilmiyor Sultanim, orasi Yolgecen Hani gibidir, kapisinda da $oyle yazar:
Seko-fa$o olsaniz da gelin, Cifit olsaniz da olmasaniz da - Burasi Yolgecen Hani'dir, bundan ba$ka gelecek yer de yoktur zaten!

Saygilarimla,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: April 7, 2010 10:39 PM

Yok, karar verdim, ziyaretinize geliyorum. ATA'yi kendi gozumle gorecegim.

"Outback"te balyozlarimizla "dingo" yakalayip diger ATA'cilarin esliginde sizlerle "barbie" yapmak, ve SEKKO'lara karsi verdiginiz amansiz mucadelenin seruvenini ilk elden duymak istiyorum.

Bir sene icinde bir SIPA olamazsak, bize ATA'ci demesinler.

Yazan: emre Tarih: April 8, 2010 2:49 AM

Sultanim lutfettiler:
"Yok, karar verdim, ziyaretinize geliyorum."

Buyurun Sultanim, $eref verirsiniz. Geleceginiz varsa, goreceginiz de vardir Sultanim. Unutmayin ki Sultanim duyulabilecek her$eyi 40-50K mesajla Net'e sermi$ bulunuyorum. Ne varki Sultanim sagirlara ben duyurabilecek degilim, korlere de gosterbilecek degilim. Yani Sultanim sizin anliyacaginiz:
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!
Sultanim daha ileri duyurma gayretleriniz de ovguye degerdir. Bu gidi$le Sultanim artik bunlari Sagir Sultan bilem duyar, sayenizde Grand Sen~or sayeban olur.

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: April 8, 2010 8:45 PM

Fekat Sultanim birgun bendenizi kulahlari degi$tirmi$ olarak kapidan beklerken, bendeniz burada oldugu gibi bacadan du$ersem hic $a$mayasiz.

Saygilarimizla Sultanim,
Grand Sen~or.

Yazan: Grand Sen~or Tarih: April 8, 2010 10:26 PM

Sizin yaptiginiz hic bir sey beni sasirtmaz. Ne yapsaniz yeridir.

Saygilarimla.

Yazan: emre Tarih: April 12, 2010 1:22 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)