« Türkiye’deki Din-Bilim İkilemini Yeniden Düşünmek | Ana Sayfa | Kim Kafatasçı? [1932'den Bir Kesit] »
February 26, 2007
‘Yeryüzünde Yaşamın Kökeni’—Konferans Notları

Geçtiğimiz (24 Şubat) Cumartesi İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenenen “Yeryüzünde Yaşamın Kökeni” konferansı, oldukça başarılı geçti. 500 civarında izleyici, soğuk ve yağışlı havaya rağmen hem konferansa katıldı, hem de yaklaşık dört saat süren programı baştan sona ilgiyle izledi. Bu yoğun ilgi nedeniyle, konferansa katılan herkese teşekkür ediyorum.
Program, önce İsa Tatlıcan’ın hazırladığı 7 dakikalık bir multivizyon gösterisi, ardından benim yaptığım 15 dakikalık bir açılış konuşması ile başladı. Bu konuşmanın metnini, “Türkiye’deki Din-Bilim İkilemini Yeniden Düşünmek” sayfasından okuyabilirsiniz. Diğer konuşmaların ses dosyaları ise bir süre sonra bu siteye eklenecek.
Konferansın ilk konuşmacısı, Dr. David Berlinski idi. Darwinizm’e getirdiği bilimsel eleştirilerle dünya çapınan tanınan bir bilim adamı olan Berlinski, “Darwin Nerede Yanıldı” gibi ciltleri doldurabilecek bir konuyu 30 dakikalık konuşmasında ustaca özetledi. Önce doğal seleksiyonun yeni özellikler yaratan bir mekanizma olmadığını, zaten “yapay seleksiyon” yoluyla canlılarda gözlemlenen değişimlerin hiç bir zaman belirli bir sınırı aşamadığını vurguladı. “Tavukları ne kadar farklı biçimlerde seleksiyona uğratırsanız uğratın, küp şeklinde yumurtlamalarını sağlayamazsınız” diyen Berlinski’ye salondan “olur, yeterince evrimleşirlerse o da olur” gibi bir itiraz geldi. (Ben oturum başkanı olarak “bu itirazı lütfen soru-cevap kısmında dile getirin” dediysem de, aynı izleyeciden bir daha ses çıkmadı.) Berlinski konuşmasında Darwinizm ile fosil kayıtları arasındaki uyumsuzluğa da vurgu yaparak ilginç bir örnek vardı. “Düşünün İstanbul’da huzurlu bir hayatınız var, sokaklarda in-cin top oynuyor, ama nedense gece yarısı sadece bir dakikalığına ateş motorlarıyla hareket eden yeni bir şeyler şehre giriyor” diyen Berlinski, şöyle devam etti:
“İşte yaşamın tarihi de böyle. Uzun süren sessizlik ve durağanlık dönemlerinden sonra aniden yepyeni canlılar beliriyor yeryüzünde. Sonra yine sessizlik ve durağanlık, ve sonra yeniden devrimsel değişimler. Bu, Darwinizm ile taban tabana zıt.”
Konferansın ikinci konuşmacısı olan Dr. Paul Nelson, slaytlar eşliğinde yaptığı konuşmasıyla, Darwinizm’e alternatif bir bilimsel teori olan Akıllı Tasarım’ın kısa ve iyi bir özetini yaptı. Nelson, insanoğlunun her gün karşılaştığı cisimleri iki türlü sebeple açıkladığını vurguladı: Doğal sebepler ve akıllı sebepler. Örneğin gelişigüzel bir taş yığınını doğal sebeplerle (rüzgar, yağmur, yerçekimi vs.) açıklayabilirdik, ama taşların düzenli bir biçimde bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir kompozisyon gördüğümüzde, bunun akıllı bir sebebin ürünü olduğunu hemen anlıyorduk. Aynı akıl yürütme biçiminin adli tıp, arkeoloji, dünya dışı akıl araştırmaları gibi farklı bilim dallarında kullanıldığını vurgulayan Nelson, “neden aynı yöntemi biyolojide kullanmayalım” diye sordu. Bunun tek nedeni, “biyoloji canlıları sadece doğal sebeplerle açıklar” şeklindeki “bilimsel” kuraldı. “İyi ama kanıtlar bizi aksi yöne götürüyorsa niçin bilimi bu gibi kurallarla sınırlamalıyız” diye sorguladı Nelson. Son olarak da bilim adamlarının hamamböceklerinden ilham alarak yaptıkları ancak onlar kadar verimli ve başarılı işlemekten çok uzak olan “robot böcekler”den söz etti. “Bu konferansa geldiğinizde girişte böcek şeklinde bir robot görseydiniz, ‘bunu kim yaptı’ diye sorardınız,” dedi Nelson, “peki canlı böceği görünce neden aynı soruyu sormayalım?”
Oxford Üniversitesi’nden gelen üçüncü konuşmacı Dr. John Lennox ise, bilim ve din konularını daha felsefi ve kuramsal bir açıdan ele aldı. Öncelikle bilimin tek bilgi kaynağı olmadığının altını çizdi. “Eğer bilim bize her şeyi öğretebilseydi, o zaman şiir ve edebiyat olmazdı” diyen Dr. Lennox, bilimin ahlaki normlar üretemeyeceğini, bize doğru ve yanlışı gösteremeyeceğini de vurguladı. Peki ama bilim kendi alanına giren konularda din hakkında ne gibi sonuçlara varıyordu? Büyük bilim adamlarının kiminin dindar kiminin de ateist olduğuna dikkat çeken Dr. Lennox, burada bir “dünya görüşleri farklılığı” yaşandığını, ancak bilim sonuçlarının giderek daha belirgin bir şekilde teizm lehine ve ateizm aleyhine sonuçlar verdiğini belirtti. Bilimi ateizmle özdeşleştirenlerin içine düştüğü önemli bir yanlışın da altını çizdi. “Bir sistemin nasıl çalıştığını açıklamak, o sistemin yaratılmadığını göstermek anlamına gelmez” hatırlatmasını yaptı. Dr. Lennox’a göre Napoleon ve Laplace arasındaki ünlü diyalogta temel bir hata vardı. Laplace gezegenlerin hareketini formüle etmiş, Napolean ise “Tanrı bu formüllerin neresinde” diye sorunca ona “o hipoteze gerek görmedim” diye cevap vermişti. “Ama soru yanlış bir soruydu” dedi Dr. Lennox. Ona göre Newton, “bu karmaşık formüllere göre işleyen bu harika sistem nasıl ortaya çıkmış” diye sorsaydı, alacağı cevap farklı olabilirdi.
Konferansın son konuşmacısı olan Dr. Alpaslan Açıkgenç ise, bilim, doğa ve yaşam konularına İslamiyet’in nasıl bir açıklama getirdiğini anlattı. İslâm’ın birinci asrında Müslümanlar henüz hiçbir bilimle uğraşmazken çok gelişmiş bir bilimsel zihniyetin var olduğunu, bu sayede Müslümanların o zamanın bütün bilimlerinde en yüksek düzeye eriştiklerini belirten Dr. Açıkgenç, İslam’ın bilimi “Allah’ın yarattığı varlıkların incelenmesi” olarak gördüğünü belirtti. Ona göre Kur’an’da kullanılan “yeryüzü”, “kâinat”, “dünya” gibi kelimeleri “tabiat” kavramı ile eşanlamlı sayılabilirdi. Ancak Yunan felsefesinden gelen “tabiat” kavramı “etken”di; hâlbuki İslâm anlayışında çok edilgen bir anlama sahipti. Yani “yaratılan”dı. Kuran hayatın da yaratıldığını dile getirmiş, dahası hayata anlam yüklemiş ve bir amacı olduğunu vurgulamıştı.
Ben konferansın sonundaki kapanış yorumunda bilimin biyoloji alanındaki buluşlarının “canlılığın yaratıldığı” görüşünü desteklediğini, İslamiyet gibi ilahi dinlerin ise bu görüşü asırlar öncesinden ortaya koyduğunu vurguladım. Bir başka deyişle, dinle bilimin kesiştiği alanlarda, bazılarının sandığı gibi bir “çatışma” değil, aksine uyum olduğunun altını çizdim. Ve Robert Jastrow’un “God and the Astronomers” (Tanrı ve Astronomlar) adlı kitabındaki şu ilginç yorumunu aktardım:
“... Aklın gücüne inanarak yaşamış bir bilim adamı için, serüven beklenmedik şekilde sona erer. O cehalet dağlarını tırmanmıştır; en yüce zirveyi fethetmek üzeredir, en son kayaya doğru kendini çeker ve tam o sırada, asırlardır orada oturan bir grup ilâhiyatçıyla karşılaşır.”
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 26, 2007 1:37 AM




Konfreansi ogretici, dusunmeye sevk edici buldum. Bilmedigim bir iki sey de ogrendim. Paul Nelson’un konusmasinda bahsettigi Lambert Deneyi ozellikle etkileyici idi (bu arada Nelson’u yabanci katilimcilar arasindaki en mutevazi ve sevimli kisi buldugumu da ilave edeyim. Berlinski ve Lennox biraz “full of themselves” idiler). Bu deneyde DNA’nin olusumunda rol alan ve olusum sirasinda uretilen ‘editing enzymes’ (reaksiyonu duzenleyici enzimler- bir cesit katalizator) varligi indirgenemez karmasikligin goz gibi ileri bir yapiya mahsus olmadigini, hatta bakteri kamcisi ile de baslamadigini, ilk yapi taslarinda mevcut oldugunu gostermesi bakimindan onemli idi.
Butun konusmalardan vardigim sonuclardan biri: Bu savas oncelikle bilim dunyasinda yapilmali. Metodolojik naturalist “bilim” taniminin degistrilmesi en onemli engeli ortadan kaldiracaktir. Bu ise kitleler degil bilim "establishment"i arasinda verilecek bir savastir. Bu sitede, diger yerlerde sikca duydugumuz “baksana unlu bilimciler katilmiyor” argumani da bu kanaati dogrular nitelikte. Maalesef, herkesin delilleri kendi inceleyip karara varamayacagina gore “onemli birilerinin” onlar icin dusunup “evet hakli supheler var” demesi gerekiyor.
Radikal gazetesinin bas bilimcisi Ismet Berkan, Alkan ve amiral gemisinin buyuk bilim adami Ozdemir Ince’nin argumanlari “bilim baska, din baska” veya mealen “din ve bilim kesismeyen kumelerdir” agumani oldugu goz onune alinirsa Lennox’un konusmasinin ozellikle Turkiye’ye uygunlugu fark edilir. Mustafa Bey’in vurgusu ve Jastrow’dan naklettigi bilim adaminin ciktigi en yuksek tepede ilahiyatcilarla karsilasmasi ornegi civinin tam da tepesine inen cekic idi. Su ana kadar Islam’in ogretileri ile celisen bir bilimsel bulgu ortaya cikmadi.
Bir de AT hareketi’nin su ana kadar takip ettigi yontem uzerine not. Kanaatim odur ki ID savunculari “AT Teorisi” etiketli fazla iddiali bir cikis ile ise baslamak yerine Darwin’i sorgulamak ile ise baslayip “ID de Darwin’in alternatifi olrak okutulsun” yerine "Darwin’in yanlisliklari, bosluklari da oktulusun" gibi daha mutevazi bir yontem ile ise baslasalar idi daha fazla yol kat ederler idi. Yanlis veya ogru Darwin’in bircok onermeleri var. ID ise su noktada “bunlar yanlis, bu mekanizmalarla ne ilk canli olusur, ne de yeni turler olusur” diyen bir antitez. Buna “teori” etiketi koyulmasi evrimcilerden “peki nasil olustu siz aciklayin bakalim” sorusuna zemin hazirladi. “bizim aciklamamiz yok, o inanisiniza kalmis” cevabini verdiginiz icin onlar da “o zaman bilimsel bir teoriniz yok” diyebiliyorlar. Saniyorum ID hareketi de bu yonde geri adim atiyor ve ID teorisi yerine Darwin’in yanlislari gibi daha mutevazi etiketler kullaniyor. Nitekim konfernasin ana temasi da “her turlu evrimi reddetme” degil “darwin’in evrimini” reddetmek idi. Bu daha dogru strateji kanimca. Bu strateji “400 bilimadaminin Darwin supheleri” bildirisini uretti.
“bilimde test edebilirlik ve yanlislanabilirlik” uzerine bir not. Nihai tahlilde usul ile muhtevayi karstiriyorlar evrimciler (karsitirmadiklari halde kasitli olrak kullanmadiklarin varsayarsak) Bir argumanin, hipotezin, teorinin “bilimsel olup olmadigi” (yani insan aklinin urettigi degisebilir tanimlar) uzerinden dogru veya yanlis olduguna karar verilmez. Hakikat arayicisi “ikna edicimi degilmi” sorusuna cevap verir akil ve kalp gozu ile (Acikgenc’in bahsettigi gibi). Newton’dan once de, yani olay henuz “bilimsel” degil iken insanlar agactaki elmanin baslarina dusecegini biliyorlardi. “bilim tanimina girmiyor, uzerinde konusmaya degmez” demek yerine argumanlarin liyakatini degerlendirmeleri. Sizler robot degilsiniz. Eger makul bir arguman “bilim” tanimina girmiyorsa kendi bilim taniminizi kullanin. Sizler papaganmisiniz?
Kendi adima Mustafa ve Isa Beylere ve diger katilimcilara boyle bir organizasyonu puruzsuz olarak hazirlayip, ortaya koyduklari icin tesekkur eder devamini dilerim. Kucuk basari degil.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 26, 2007 8:54 AM
Konferans beklenilenden de iyi geçti.Katılım kötü havaya rağmen oldukça iyiydi.Sunumlar harikaydı sadece Alparslan hocanın sunumu uzun kaçtı gerçi bilgilendirme acısından tatmin edici idi fakat uzunluğu, bazen konu dışına çıkması ve etkileşimli olmaması(powerpoint vs) dinleyicinin sonlara doğru dikkatini dağıttı.Berlinski snob üslubuyla Darwinci evrimin matematiksel zayıflıklarını paleantropoloji ve fosil bulguları üzerinden nüktedan bir şekilde açıkladı.John Lennox bir ara kendisini Wesminister katedralinde zannetsede oldukça etkileyici bir Mantık çatışması oluşturdu.Darwinci evrimin kendi içindeki mantıksal paradokslarından bahsetti.Paul Nelson ise son derece sempatik ve akıcı bir üslubla fazla akademik olmadan etkileşimli bir sunum yaptı.Sorularla sorgulamayı ve cevapları dinleyiciye bırakan önermeleri ile biyolojik hayatın kökeninde neden tasarım gördüğümüzü açıkladı.Sonuç olarak gerçekten umulmadık denli başarılı bir konferans bir ilke göre çok doyurucu ve etkili idi.Buradan Bize desteklerini esirgemeyen İstanbul Büyük Şehir Belediyesine ve çalışanlarına sonsuz teşekkür ediyoruz son derece düzeyli bir ortam sağlanmış ve misafirlere mümkün olan en iyi olanaklar sağlanmıştı.Konferansla ilgili daha detaylı bilgiler birkaç güne kadar sistemizde olacak..daha nice konfrerans ve etkiliklere diyerek bitireyim..
Yazan: Mustafa Ajlan abudak Tarih: February 26, 2007 11:41 AM
Konferansa çok istememe rağmen elde olmayan nedenlerle katılamadım.
Mustafa Bey'e çok teşekkür ederim bu değerlendirme için. Diğer konuşmacıların ses dosyalarının siteye eklenecek olması da memnuniyet verici. Bu, katılamamaktan doğan zararımızı minimuma indirecektir.
ID konusu artık geri dönüşü olmayacak bir biçimde bilimsel alana girdi. Bilim dünyasındaki Darwinizm tahakkümü ne kadar daha dayanır bilinmez ama sadece bu konunun artık konuşuluyor olmasının bile bu paradigma değişimini hızlandıracağını düşünüyorum.
Konferansın devamının gelecek olması da çok iyi bir haber.
Teşekkürler Mustafa Bey.. Devamını dört gözle bekliyoruz..
Yazan: Suat Öztürk Tarih: February 26, 2007 1:12 PM
Konfreans mevzuu acilmisken, alakali bir kaygimi paylasayim dedim burada. Konfransa medyanin ilgisizligini neye yormak lazim bilmiyorum. Medyanin ic isleyis mekanizmasini, raconunu bilmedigim icin. En azindan muhafazakar medyanin bu tur etkinliklere ilgi gostermesi beklenir. Bir sure once cereyan eden ISAM'in Tarik Ramazan gibi degerli bir Musluman entellektuelin katildigi konfreans, Oryantalizm Konfreansi, Abdulkerim Surus'un konusmalari hakeza. Ramzan, Surus gibi konusmacilar ABD ve Avrupa'da universitelerin en buyuk salonlarioni dolduran sahsiyetler. Bu konfranstakiler ID'nin en onde gelen savunculari, saygin bilimadamlari. Oryantalizm konfreansina katilanlar ayni. Bu fikir ziyfetlerine M. Ali Erbil'in filmeleri kadar yer verilmemesi aci!
Cogu Istanbulda yasayan kose kadilarinin pek azina bu tur etkinliklerde rastliyorum. Hepside konusulacaklari zaten bilen, yeni seyler ogrenmeye ihtiyaci olmayan kimseler olmali.
Dilerim ilerdeki benzeri entellektuel etkinlikler daha fazla ilgi ceker, avamdan ve havastan.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 26, 2007 6:51 PM
Vahyi muhatap alanlar için zaten evrim diye bir mevzu yok.Fakat konferans evrimcileri beyinlerine sivrisinek girmiş adamın hali gibi bir duruma düşürdüğü kesin.Teşekkürler.
Yazan: abdullah demir Tarih: February 26, 2007 9:05 PM
Ctesileri calisan biri olarak, ben geldigimde konferans bitmişti. Ama acisini oraya 5 arkadaşımı göndererek çıkarttım.
Mustafa Bey'i tebrik eder, devamını dileriz.
Yazan: Arzu Tarih: February 26, 2007 11:14 PM
Mustafa Beye siteye ekediği konferans bilgileri için teşekkürler..
konferansa gelmek için bütün işlerimi ayarlamıştım ama malesef hava muhalefetini hesaplayamadım..etrafa grip bulaştırmayayım diye gelmedim..inşaallah demeden hiçbir işe niyetlenmemek gerekiyor..
programınızın güzel geçmesine sevindim..kendi adımada çok üzüldüm..bu konferansların devamı olur inşaallah..bizde katılırız..
Yazan: deniz Tarih: February 27, 2007 5:47 AM
Keşke gelebilseydik, herhangi bir çekim veya ses kaydı bulunuyor mu?
Ayrıca tartışma oldu mu? bence önemli olan nokta bu. Karşıt görüşler açık açık tartışılmadan, tek taraflı sunum pek ikna edici olmuyor.
Belki ileride karşıt görüşlerin -konusunun en iyisi olanların- buluştuğu bir toplantı olsa çok iyi olur. Ringde:
-> Evrim vs. ID Keşke gelebilseydik, herhangi bir çekim veya ses kaydı bulunuyor mu?
Ayrıca tartışma oldu mu? bence önemli olan nokta bu. Karşıt görüşler açık açık tartışılmadan, tek taraflı sunum pek ikna edici olmuyor.
Belki ileride karşıt görüşlerin -konusunun en iyisi olanların- buluştuğu bir toplantı olsa çok iyi olur. Ringde:
-> Evrim vs. ID
Ne dersiniz?
Yazan: Cagri Tarih: February 27, 2007 8:43 AM
Bu gibi konferansların olması bazı koşullarda hoş karşılanabilir. Dindar kesimler kendi kendilerine propaganda yapmak ihtiyacındalar. Fakat konferansların, "BİLİM"in adını kullanarak, bilimi alet ederek yapılması hoş karşılanmamalıdır.
Din ve bilim farklı şeylerdir. "Dinlerin bilimsel ispatı" yada "din ile bilimin büyük buluşması" filan gibi saçmalıklara izin verilmemelidir. Bir kurum olarak bilim, çeşitli dinleri doğrulamak yada reddetmek kaygısından uzakta ve "saf" olarak tutulmalıdır.
Yaratılışçı yada Akıllı Tasarımcı kesimler zaten "evrim doğru olsa bile bizim inancımız etkilenmez" diyorlar. O halde bunların amacı nedir? Bu "bilimsel gerçekler" yada "bilimin gösterdikleri" triplerine neden giriliyor? Bilimle ilgisi olmayan, "yaratılış" gibi ne idüğü belirsiz bazı dogmaları doğrulatma ve baştan sona propaganda amacı taşıyan bir iş bu. (Konferans oldukça "başarılı" geçmiş! Acaba amaç neydi?) Siz şimdi Akıllı Tasarımın "bilimsel olarak doğru" olduğuna inanıyorsunuz. Peki yarın bilimsel olarak Akıllı Tasarımın yanlış olduğu ispatlansa (öyle ya "bilim" bu, belli olmaz!), ateist olacak mısınız?? Düşüncelerinizde herhangi bir değişiklik olacak mı? Hiçbir değişiklik olmayacak mı? Yoksa Akıllı Tasarımın yanlış çıkması "zaten mümkün değil" mi?
Yazan: Keskin Tarih: March 1, 2007 7:42 AM
Sayın keskin,
Bilim ne yazık ki bahsettiğiniz gibi 'saf' bırakılan bir olgu değil. İnsanlar bilimi kendi materyalist, ateist inançları üzerine bina ediyorlar. Yakında konferans ses kayıtlarını dinlersiniz, panelistlerin güzelce anlattığı gibi, adam sebeplerin doğa dışında aranmaması ön şartıyla hareket ediyor. Bilim böyle bir şartı nasıl koyabilir. Deliller bizi doğanın dışına götürüyorsa ki, götürüyor, neden sebebi doğa içinde arama mecburiyetimiz bulunsun?
Konferansın amacı dinle bilim çatışır diyen ideolojik kafanın yanlışlığını göstermekti. Yoksa kimse dine göre bilim üretme, bilimi dine uyarlama çabasında değil. Bilim, hepimizi Tanrının kapısına götürüyor, istesek de, istemesek de...
Yazan: blue Tarih: March 1, 2007 12:27 PM
Sayın Blue
Bilimin ideolojiler için kullanılmasına karşı iseniz, bunu eleştirir ve bilimi saflaştırmaya çalışırsınız. Burada yapılan iş ise tam tersidir! Samimi olarak "bilimi inançları için kullanıyorlar" diyen (bundan şikayetçi olan) bir kimse, bu gibi etkinliklere karşı çıkmalıdır. (Samimi değilse tabi karşı çıkmaz işine gelir!)
"Adam sebeplerin doğa dışında aranmaması ön şartıyla hareket ediyor. Bilim böyle bir şartı nasıl koyabilir." demişiniz. ELBETTE böyle bir şart koyar! "Doğa dışı" ne demektir? Bilim doğayı incelemektir, doğanın yasalarını ortaya koymaktır. "Doğa dışı" çok anlamsız, belirsiz bir ifadedir. O zaman binlerce yıldır bilim her sıkıştığı durumda "doğa dışı" deyip çıkardı. Fakat bilim böyle davranmamış, "doğal" nedenler aramaya devam etmiş, bunu ilke yapmış ve bu yüzden gelişmiştir. "Doğa dışı" insanın nedenini anlayamadığı durumlarda sarıldığı bir psikoloik histir. (İlk insanlar da ateşe, yağmura, güneşe, aya "doğa dışı" demişlerdir, bunlara tapmışlardı.) İnsan varolduğundan beri her dönemde "doğa dışı" gördüğü birşeyler olmuştur.
"Bilim, hepimizi Tanrının kapısına götürüyor" demişsiniz. Zaten mesele de bu. Mümkünse bilim bizi bir yerlere götürmesin!
------
İkinci olarak Bekir Bey'in yazdığı birşey dikkatimi çekti. Ona bir sorum var.
Bekir Bey, demişsiniz ki: "Su ana kadar Islam’in ogretileri ile celisen bir bilimsel bulgu ortaya cikmadi."
Soru: Çıkarsa ne yapacaksınız?
Yazan: Keskin Tarih: March 1, 2007 1:50 PM
Sn. Keskin'in sorularina cevap vermeye daha ehliyetli kisiler vardir ama herhalde yoruldular ayni sorulara yuz kere cevap vermekten. Bir de ben deneyeyim:
"Yaratılışçı yada Akıllı Tasarımcı kesimler zaten "evrim doğru olsa bile bizim inancımız etkilenmez" diyorlar. O halde bunların amacı nedir? Bu "bilimsel gerçekler" yada "bilimin gösterdikleri" triplerine neden giriliyor? " (keskin)
"....Peki yarın bilimsel olarak Akıllı Tasarımın yanlış olduğu ispatlansa (öyle ya "bilim" bu, belli olmaz!), ateist olacak mısınız?? Düşüncelerinizde herhangi bir değişiklik olacak mı? Hiçbir değişiklik olmayacak mı? Yoksa Akıllı Tasarımın yanlış çıkması "zaten mümkün değil" mi?" (keskin)
AT"cilerin bu "triplere" girdiklerini sanmiyorum. Dogru anladi isem" Mevcut bilmsel metodlar canlinin olusumunun evrimsel mekanizmalarla aciklanamayacagini, bir tasarim olmak zorunda oldugunu gosteriyor" diyorlar.
Simdi ayni sorulari geri ceviriyorum Sn. Keskin'er sadece cumlelerindeki "Yaratılışçı yada Akıllı Tasarımcı kesimler" yerine "ateist, materyalist, Darwinci.." koyuyorum.
Sizlerin ateist inanciniz "bilimin gosterdigi" ile degismeye hazirmi? Faraza, "bilim Yaraticinin varligini isbatlarsa hidayete ermeye hazirmisiniz? Yoksa baslangictan bunu reddedip bu on yarginizi destekleyici bir "bilim" tanimi ilemi ise basliyorsunuz. Bu sitede "metodolojik naturalizm, ateizmin, materyalizmin" baslangic kosulu oldugunu acik secik ifade eden pek cok "bilimci" den alintilar var.
Sn. Keskin'in ifasdeleri hic yabanci gelmiyor. Amiral gemisinin bilim adamlarindan Ozdemir Ince ve "yaratiliscilar Kuduracaklar" turu haberleri yapanlarinkinin aynisi.
Argumanlarin liyakatini degerlendimek yerine "benim bilim tanimima uymuyor" sekilde en kibar deyimi ile "uslulden red" (hani mahkemeler , yetki alanimiz disinda, gorusecegimiz bir sey yok diye davalari reddederlerya iste oyle bisey).
Gorevleri "hakikat aramak" degil sadece baskalari tarafindan cizilmis kanuni cerceve giriyormu " sorusunun cevabi olan mahkemeler icin b anlasilabilir. akat "dogru arayisi" icinde olanla iin bu yeterli olabilirmi?
Daha onemli soru:
Eger fikirlerinizin bu derece saglam bilime dayandigindan emin iseniz niye "bilimsel degil" diye topu taca atiyorsunuzki? Bu derece "ne idugu belirsiz, sacma...vs" buldugunuz argumanlari akil ve bilimsel yontemler kullanarak curutmek yerine? Hic te "bilimine, aklina" guvenen birilerinin psikolojisine benzemiyor.
Bu tavir ne Keskin'e ne Ozdemir Ince'ye ne Ismet Berkan'a mahsus. Yukrida koydugum Berlinski makalesinde Darwinist "bilimsel establishment" in pnde gelen sozcusu Eugenie Scott'un yandaslarina "TARTYSMADAN KACININ" ogudu, "materyalist bilimciler", amigolari, fanatiklerine ulasmis gozukuyor.
Kisisel bir not: Gecen bir dost "Bekir Bey de ID'ci oldu" dedi espri olrak. Yok dostim ID'ci falan olmadim. Kor olmayan her gozun gorebilecegini dusundugum HAKIKAT'i gormek icin ne falgellumu, ne editing enzymes'i anlamaya ihtiyacim var. Guzel bir zihinsel egzersiz, ve "populer bilim" islevi goruyor fakir icin bunlar. Gordugu diger islevler, ortaya cikis nedenleri anlatildi yetkili kisiler tarafindan. "Inaniyorsaniz ne gerek var" sorusu da bu sitede Mustafa Bey ve diger bvircok arkadas tarafindan defalarca cevaplandi.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 1, 2007 2:38 PM
Sn. Keskin'in sorusunu o sormadan cevapladigimi farkettim. Tevafuk olmus.
Neye bu ziyaretimin sebebi benim blogda bir yorumcunun "Michelson_Morley deneyinin basarisizligindan sonra fizikciler. "esir madde" argumanindan vaz gectiler. Neden evrimci biyologlar ayni olgunlugu gosteremiyorlar" mealindeki sorusu. Cevabim hazirdi: Cunku Mischelson-Morley'in aksine evrimin yalanlanmasi hayat felsefelerinin cokusu manmsina gelir. Yani evrimin korunmasi materyalist felsefeleri, onun uzerine insa edilmis hayat stilleri ve idelojilerinin korunmasi icin otolojidir. Bunu bizzat bir materyalistin agzindan soylendigini bu sitede okumus, alinti yapmak istemistim (soruya kenmdim degil direkt olrak bir everimcinin cevabinin daha makbule gececegi dusuncesi ile). Buldum: soyle:
http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/06/sekulerist_yorumcularin_satir_aralari.php
"Seküleristlerin bu hikayeye bağlılığı ise, daha önce çeşitli yazılarımda açıkladığım gibi, "iman" boyutundadır. Çoğu sekülerist bunu kabul etmez, ama bazıları daha dürüst davranıp "itiraf"ta bulunurlar. Harvard Üniversitesi'nden saygın bir genetikçi, önde gelen bir Darwinist ve Marksist olan Richard Lewontin'in ünlü sözünde olduğu gibi. Şöyle der Lewontin:
Bizim materyalizme bir inancımız var, 'a priori' [baştan kabul edilmiş] bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan şey, bilimin yöntemleri ve kuralları değil. Aksine, materyalizme olan a priori bağlılığımız nedeniyle, dünyaya materyalist bir açıklama getiren araştırma yöntemlerini ve kavramları kurguluyoruz... Materyalizm mutlak doğrudur, çünkü kapıdan içeri İlahi bir adımın atılmasına izin veremeyiz.
"Seküler despot" yerine "seküler demokrat" olmak bu kadar zor mu gerçekten?
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 1, 2007 5:52 PM
Sayın keskin,
Doğa dışı ne demektir diye sormuşsunuz. Basit bir örnek verirsem belki ne olduğu anlaşılır:
Bir laboratuvarda 40 çeşit kimyasal var, bir de ilaç var, içeride kimse yok. Bu laboratuvarda kimse görünmediğine göre 40 çeşit kimyasaldan oluşmuş bu ilaç ya kendi kendine oluşmuş olmalı, veya fırtınada laboratuvarın penceresi açılıp kimyasallar tesadüfen dökülüp 1 gr A kimyasalından, 3 gr B kimyasalından, x gr y kimyasalından dökülerek oluşmuş olmalı... önyargısından sıyrılmak demektir. İlacı atomlarına kadar inceleyip, 'bu ilaçta akıllı bir dizayn açıkça görünüyor, tesadüfen oluşmuş olamaz' demek de sebebi laboratuvar (=doğa) dışında aramaktır.
Hiç kimyager görmemiş adam da bir kitapta ilaç yapan bir kimyagerden bahsediliyorsa, sebebin o olduğunu düşünebilir, veya düşünmez. Bu da felsefeye girer.
Bilimin 'saf' kalması konusundaki isteğimin samimiyetini sorgulamışsınız. Bir insan inanç sahibi olabilir, veya olmayabilir. Ben iman etmiş bir insanım. Bilim, kendi alanında uğraşır, gözlem yapar, deney yapar. Bilimin beni götürdüğü noktada kendi düşüncelerimi gözden geçiririm, yanlışım varsa düzeltirim. Bu zaten kaçınılmazdır. Ama Bekir bey'in bahsettiği gibi bunu hepimiz yapmalıyız. Bilim bize 'İndirgenemez komplekslik'i ispat ederse evrim konusundaki düşüncemizi gözden geçirmeliyiz mesela; veya doğal seleksiyon fikri çürütülürse Darwinism'e imanımızı gözden geçirmeliyiz.Sonuçta bilim bağnazlığı da bir çeşit bağnazlık. Bilim adamları bağnaz olamaz diye bir kural var mı?
Yazan: blue Tarih: March 1, 2007 5:59 PM
28 Subat Olmasa Darwin'in Hali Nice Olurdu!
T. KORKMAZ
t.korkmaz@zaman.com.tr Yorumlar
"Hedefteki Darwin"den, Yaş Günü'ndeki Tezkere'ye...
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=507882
MGK eski Genel Sekreteri emekli Org. Tuncer Kılınç 28 Şubat sürecinin devam ettiğini iddia ediyor...
Paşa, günümüzde olup bitenden de haliyle rahatsız. Bunu ifade ederken aynen şöyle diyor: "Belediyelerden gelen haberler, ders kitaplarındaki uygulamalar, kadrolaşma, Darwin'in hedef seçilmesi..." (Vatan'daki röportaj)
Bu bilgiler isiginda yaptigim tesbit: 28 Subat Mustafa Bey'i durdurmak icin yapildi.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 2, 2007 4:06 AM
Sn. Bekir,
Doğru dürüst sorduğum hiçbir soruya cevap vermemiş, sadece karşı saldırıda bulunmuşsunuz.
1-"Akıllı Tasarımın yanlış çıkması" hakkındaki soruma cevap nerede?
2-"İslamın öğretileri ve bilim" hakkında soruma cevap nerede?
(Başka şeyler yazdım ama hadi onları boşverelim.)
Hiçbir yanıt vermeyip, bir de "100 kere yanıt vermekten yorulduk, al sana 101" diyorsunuz. Neden 100 kere soruluyor acaba? Cevap gelmediği için olmasın?... Bu da evrimi yıllardır her sene çökertenleri hatırlattı bana :)
İyi günler.
Yazan: Keskin Tarih: March 2, 2007 5:12 AM
Sn Blue,
Verdiğiniz örnek güzel. Ama labaratuarın dışını niçin "doğa dışı" kabul ediyoruz anlamadım. Labaratuarın dışındaki kısım da doğanın içindedir denebilir. Doğa dışını neye göre adlandırıyorsunuz?... Burada kullandığınız kriter bana öyle geliyor ki "bilinmezlik"! Bilemediğiniz kısma "doğa dışı" diyorsunuz... İşte bilim de ilke olarak bu yaklaşımı reddetmektedir. Bilime göre bilinmeyen kısım "doğa dışı" değil "henüz bilinmeyendir" sadece o kadar. Ve bilim bu kısım hakkında spekülasyon yapmak yada çeşitli "inançlar" geliştirmek yerine, araştırmak taraftarıdır.
Eski insanlardan bahsettim. Eskiden insanlar pekçok şeyi bilmiyordu. Mesela dünyanın ötesini bilmiyorlardı. Yıldızların ne olduğunu bilmiyorlardı. O zaman da bu bilinmezlere "doğa dışı" diyorlardı! (Yani ruhani anlamlar yüklüyorlardı.) Bilimsel yaklaşım ise açık olarak bundan farklıdır. "Doğa dışı" dememiş, araştırmış, bulmuş, ve hiç de doğa dışı olmadığını göstermiştir. Yani sizin "canım bilimde böyle dogmatiklik mi olur" dediğiniz şey, bilim "bilim" yapan şeydir! Bilimin çalıştıran ilkedir... Bu yüzden bilimsel yaklaşım "doğa dışı" gibi ne olduğu belirsiz bir hissiyatı "açıklama" olarak kabul etmemektedir.
Yani labartuarda ilaç gördüğü zaman bilimsel yaklaşım "doğa dışı nedenler" dememekte, bunu bir cevap saymamakta ve gerçek nedenlerini araştırmaktadır. "Kendi kendine oldu" yada "rastgele oldu" gibi laflar da, bilimsel gerçekçiliğin karikatürize edilmiş halleridir.
Yazan: Keskin Tarih: March 2, 2007 5:54 AM
"""""tavuğun küp şeklinde yumurtlamalarını sağlayamazsınız” diyen Berlinski’ye salondan “olur, yeterince evrimleşirlerse o da olur” gibi bir itiraz geldi."""""
berlinski çarpıtma yapmış.
biraz daha net söylersem, yaptığı sahtekarlık.
eğer tabiatta mükememl bir küre olabilseydi tavuklar küre şeklinde yumurtlardı.Küre kusursuz simetriye sahip üç boyutlu geometrik objedir.
bütün madenin( canlı veya cansız maddenin yapıtaşı) atomlar neden küreselse aynı nedendir.
sadece canlılar kompleks olduğu herşey biraz bozulmuştur. bozulmuş çember nasıl şekil olarak elipse dönüyorsa bu da öyledir.
bu evrende herşeyin mümkün olması bizler için süpriz olmasa da, küp şeklinde bir yıldıza rastlamayacağınıza iddiya girerim.
bütün gök cisimleri gibi doğada küp yoktur.
üzgünüm tabiat böyle.
şimdi bunu neye yontacaksınız.
gökyüüzde yeni ve çağdaş tasarımcı zeus küp yontamıyor mu :)
konuşmacının verdiği örenk evrimi çarpıtmıyor aksine destekliyor, onun için çarpıtma dedim ya.
Yazan: knz Tarih: March 2, 2007 7:58 AM
Aslında bu yorumu Bekir ağabeyin sitesi için yazmıştım.Burada da aynı sıkıntı zuhur etmiş sayın Keskin gene bizi eleştirerek iyiye gitmemize vesile olmuş.Bekir ağabeyde yazdığım yorum şu şekilde;
Gerçekten okudukça hem gülüyorum hem ah vah ediyorum.Akıllı Tasarım hareketi içinde 1998 den beri varım.Ozetle sunu söylemem lazım ” ne akilli tasarımcıları desteklediklerini söyleyenler nede Darwinciler” Akilli tasarımın ne olduğu hakkinda doğru bir özet bilgiye sahip.Tanimlamalar sürekli genelleyici,indirgemeci ve bilgiden yoksun.Media made düşünceler...Fanatizmin kucağında akılların kantarı demoklesin kılıcı olmus kelle aliyor:)Yaradılışcı cephe zannediyor ki klasik yaratılışcı tezlerin bilimsel detayları bizimle rasyonelleşecek yada tam tersine panteizm ile ilişkilendirecek kadar alakasız yerden bakiyorlar.Darwinci evrimciler ise yaratılışcılardan daha da fanatik ve dogmatik biçimde” kendilerinden beklenmeyecek denli” hissi ve partizan konuşmalarla 100 yıllık Heackel formasyonu ile bilimsellik ve modernlik naralari atıyorlar.Her iki tarafta ‘’sürekli mucizelere inanıyor” biri olgusal diğer tarafta matematiksel mucizelere.Oysa bu kavram oldukça özel vede ”nadir” olan sıradışılıklardır. Evrimi yaşam kökeni araştırmasında temel alıyorum.Çünkü yaşam taksonomik olarak yapılanmış sosyal yapımızda biyolojik yapımızda ve her türlü yaşamsal popülasyon hiyerarşik düzene sahip.Bu düzenin ilk şarttı.Bunu anlamak içinde Darwin En üst yapıdan başlamış yani İnsandan ve o sebeple bulduğu gerçeği perişan etmiş yani evrilmeyi,gelişmeyi.(Elektron mikroskobu yoktu kabul ediyorum ama illa deterministik naturalismi positivizmle harmanlamayada gerek yoktu bilim adına)Oysa tek hücreli Flagelladan bakıldığında reverse engeenring yapan insan oğlunu bile hayrete düşüren indirgenemez yapılar var.İndirgenemez yani yaşamsal olarak alt hiyerarşik gruba atılamaz.Peki Kambriyen dönemi biyolojik Big Bangi ve 300 den fazla ”indirgenemz yapı” dendiğinde Darwinci evrimciler yine klasik naturalist dogmalarına mı sarılacak yoksa fosil kayıtları kireç taşları vede mamut dişleri orotoryosunu mu seslendirecek? Size sunu söyliyim ki nasil Darwinciler içinde bir çok kol var neo-darwinciler klasik darwinciler gibi Akıllı Tasarım içindede buna benzer bir yapılanma var.Öncellikle söylenmesi gereken şey Akıllı Tasarımcılar ” evrime” bilimsel gerçek gözüyle bakmaktadır.(M.Behe.M.Gene etc)Benim içinde bulunduğum kolda ”common descent” yani ortak atayı destekler.(Aynı habitatda yaşam genelde ortak kodların minimum varyasyon derlemesi ile oluşur Solucan-İnsan Dnası yüzde 70 benzemektedir)Karşı oldukları şey Darwin mekanizmalarının sadece ‘’small scale” yani küçük değişiklikler yapabilecek mekanizmlar olduğuur.Türden türe geçişler için bu mekanizmalar geçersizdir. Nedenide bu geçiş için tahmini evrimsel sıcarama olan 800bin yıl içersinde bile mutasyonun durmadan ve doğal seçilim yasasının her an işlemesi ve deneme yanılmada ilk hamlede bulmasını bile kabul etsek bile olasılık dairesinin evrendeki atom sayısını aşması yada 10 üzeri 50 yani matematik dilinde ”imkansız” olasılıkların her türde her nesilde her seçilimde ve üst yapıda ayrı ayrı tekrarlanmasındandır.Darwin 80 senelik insan ömrünün izafiyetini kullanarak hikayesini 5 milyon yıllık bir sürece göre işlediğinden mutasyon gibi son derece zor oluşan koşulun doğal seçilim ve popülasyon genetiği ile tüm yaşam varyasyonunu oluşturabileceğini resmetmek istemiştir.Oysa Darwin mekanizmaları ancak adaptasyonu açıklayabilir.Dawkins’in biomorph ları gibi simülasyonlarda bile darwinci algoritma ”fatal error” verir.Çünkü olaılığın bile kendi içinde bir düzeni vardır bunu azcık ileri seviye computing makalesi okuyan herkes bilir.Data mining çalışmalarıda bu süreçi desteklemektedir.Rastlantısallık yada rasgelelik bile evrenin kapalı termodinamiğinden ayrı işleyen bir yapı olamaz.Bu nedenle düzensizlik artacağından sistem sistem içi bir akılla bile ” düzenlense” eninde sonunda entropisi kendisini homojenleştirir.Bu nedenle bu şekilde bir düzenleme kabul ediliyorsa (ki başka akli yolu yoktur) bunun evrenin dışında bir akıl yada düzen sağlayıcı güçle açıklayabiliriz.Akıllı Tasarım bunu peşindedir.Evrim Big Bangin evreni oluşturması gibidir.Evren ilk halinde iken nasılsa öle düşünün giderek düzensizlik artacağına düzen oluşmuştur bu süreç aslında ”ilk anın” devamıdır.Evren insan aklının alamayacağı kadar ”embedded layers” tan mütevellit olduğu için biz belkide hiç bir zaman salt gerçeği formülize edemeyeceğiz.Sistemi belkide hiç çözemeyeceğiz parçanın, içinde olduğu bütünü algılaması bile bu kadar zor iken, Onu var edeni anlamak,formülize etmek bilimin cürreti değildir.İşide olamaz...Peki biz ne yapmaktayız Akıllı Tasarımcılar olarak; anlamaya çalışmaktayız bilimin gösterebileceği kadarıyla.Bu ne tatmin ,ne inançın sağlanması nede birilerini al aşağı etmekle alakalı bu hepimizin kendine en başta sorduğu sorularla alakalı, onun ötesinde aşkın bir macera değil bu.Beşer ilminin kapasitesi mümkününce algılamak yaşamın kökenini ve amacını… başka bir amacımız yok!Ne yaratılışcılarınispat odası nede Darwincilerin dediği gibi Yaratılış bir başka yüzüyüz” itirazı olanlar sofistleşmeden biyolojik veri üzerinden itiraz yapsınlar.Biyolog yada genetik uzman değil sadece konu ile ”gerçekten” ilgili biri olarak her soruyu bilgi dağarcığımız yettiğince cevaplarız…
İçinde olduğum Akıllı Tasarım kolu hakkında daha fazla bilgi için ;
http://www.metanexus.net/conference2005/pdf/staune.pdf
http://www.unigre.it/cssf/en/handouts%20and%20papers/Dispense%20Staune%202.ppt
http://www.thedesignmatrix.com/content/
Umarım anlamaya-anlaşılmaya bir katkısı olur:)Saygılarımla…
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 2, 2007 8:40 AM
Ozdemir Ince okuyarak bilim, ahlak demokrasi ogrenenlerin “modus operandi” sidir. Internetin anonimliginden yararlanarak en kutsallariniza (ve yuzde 99.8 ihtimalle kendi anna babalarinin, sulalelerinin kutsallarina) hakaretler, kufurler yagdiracak kadar “cesur” durlar. Sizlere “haddinizi” bildirirler. Muhteva uzerinde tartismaya hic girmezler. Yazidan anladiklarini sandiklari bir cumle (veya yarisini) yakalayip sizi sigaya cekerler akillari sira. Cehaletin curetinin danisklasin sergilerler. Her zaman mudde-i umumi ve hakim sapkasi giyerler. Cunki cross-examination’da soyleyecek sozleri yoktur. Dusunme, bilgi edinme, karsisindakini anlama gibi zahmetli islere girmezler. Slogan ve hakaretler isi gorur. Takma isimlerle defalarca reinkarnasyon yaparlar. “sharp diye isimi olurmus, olsa olsa rumuzdur” dusuncesi ile “yorum kurallari” geregi basina bir de “Sn.” ilave edersiniz, o sizin soyadiniz bulunmasina ragmen sizinle “senli benli” olmak suretiyle gol atma sevdasindadir. Aynaya bakip “sahi ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, ahlak yerine neyi ikame ediyorum”” dedikleri vaki degildir. Dine, toplumun geleneklwerine hakaret edip, tanimadikla Batiliyi taklit ediyorlardirya, “aydinlanmis” rustlerini isbatlamislardir. Onlar “in” dir , Kool” dur, “moda” dir takildiklari dairelerde. Saldirgankliklari kendilerine veremedikler saygiyi sizden zorla alma cabasidir. “Claim to fame” lerini kendilerine ait olmayi asagilamaya borcludurlar. Cok gordum bu tipleri. ABD’deki yillaimda kisa sortlu , kulagi kupeli “pasam bizi kurtar” zihniyetli bir tanesi “bizim arkadas Ozal’in elin SIKMAMIS demis idi. Kendisine cevabim “ne olmus, beni de dun bir kopek isirdi” idi. (yanlis anlasilmasin butun hayvanlarin asigiyim).
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 2, 2007 10:53 AM
soru ve odak şu.
tabiatta cisimler neden cisimle küp şeklinde olmak eğilimde edeğil de, küresel oluşumlara
yöneliyorlar diye kafa yormak yerine,..
burada iki saçma durum var.
gerçekler vadır.
gerçek hakkında yapılan yorumlar vardır.
bilim gerçeklerle ilgilenir.
ne evrimi destekleyen yorumların yanlışlığı,
ne de evrime karşı çıkan yorumların yanlışlığı ile ilgilenmez.
gerçek gerçektir.
siz yoruma tanrıyı katarsanız veya tanrı-sız-lığı
katarsanız yolunuz aynıdır.
tanrıyı katanların işi daha zordur; çünkü bu yolla çıksa çıksa ulu zeusa çıkar.
gerçek şu, şu evrende bir tek küp şeklinde yıldıza rastlamayacaksınız. milyonlarca ışık yılı uzağa gitseniz olmayacak.
üzgünümüm doğa böyle.
koskoca bilimadamı süsülü bir salonda kzının fotoğrafıyla falan yaptığı sunumda böyle saçma bir soru ile evrim ret etmeye örnek veririse,
bu öremk saçma denir ? itirazı yapan kişi de
o itiraz cümlesini hangi duurmda söyleyeceğini bilmiyor.
yeterince uzun zaman varsa, kurt köpeğe dönüşür.
ama yumurta küp olmaz. doğanın dili matematiktir.
bekr bey, yok o bana sayın dedi, yok özala selam vermedi gibi odak dışına taşarak dalladan dala atlıyorsunuz ?
Yazan: knz Tarih: March 3, 2007 5:38 AM
Mustafa Bey,
Cevabınız için teşekkürler. Fakat açık konuşmak gerekirse, sizi samimi bulmuyorum.
Şu bakımdan. Yazınızda AT'ın amacının dinleri doğrulamak olmadığını vurgulamışsınız. "Bunu hep yanlış anlıyor evrimciler" diye şikayette bulunmuşsunuz.
Oysa yukarıdaki konferansı bu açıdan HİÇ ELEŞTİRMEMİŞSİNİZ! Konferansın "adında" bile "din" var. ("Bilim-Din ikilemi") Dahası konferansa alenen bir DİN ADAMI çağırılıp "sonuç" bölümünde konuşturuluyor... Bu ne demek? Bunlar sizin hiç dikkatinizi çekmiş mi? Ne gibi bir itirazınız olmuş?
Size göre Akıllı Tasarımcıların amacı aslında "dini doğrulamak değil" ama ne hikmetse hep "yanlış anlaşılıyor"! Neden acaba, düşünelim... Mesela bu siteden başlayalım. Bu site "Akıllı Tasarımcı" diyebilir miyiz? Siteye giriyorum. Din hakkında birçok yazı görüyorum. Sitenin linkler bölümüne bakıyorum: "Kuranda Çelişki Yoktur", "Kurandaki Mucizeler", "Hayat Sadece bir Sınavdır"... Bu dini sitelerin, bu AT'cı sitede ne işi var? AT'cı site bunları koymuş ama "desteklediğin değil" mi?
Bu kadar da değil tabi benzeri yüzlerce örnek verilebilir.
Dolayısıyla "AT'ın dinle ilgisi yoktur, amacı din değildir" itirazınızı hiç inandırıcı ve samimi bul(a)mıyorum.
Yazan: Keskin Tarih: March 3, 2007 6:32 AM
Mevzu ile irtibatina istinaden Albert Einstein'dan birkac darb-i mesel:
Science without religion is lame, religion without science is blind.
Dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördur.
Before God we are all equally wise - and equally foolish.
Allah önünde hepimiz eşit derecede bilge ve eşit derecede aptalız.
Ethical axioms are found and tested not very differently from the axioms of science. Truth is what stands the test of experience.
Ahlaki aksiyomlar bilimsel aksiyomlardan fazla farklı olarak keşif veya test edilmez. Hakikat, zaman (tecrübe) testini gecebilendir.
Every day I remind myself that my inner and outer life are based on the labors of other men, living and dead, and that I must exert myself in order to give in the same measure as I have received and am still receiving.
Her gün kendime kendi iç ve dış hayatimin ölü veya yaşayan diğer insanların emeğinin ürünü olduğunu ve kendi aldığım ve almakta olduğum derecede vermeye gayret etmem gerektiğini hatırlatırım.
Few people are capable of expressing with equanimity opinions which differ from the prejudices of their social environment. Most people are even incapable of forming such opinions.
Çok az insan kendi sosyal çevrelerinin on yargılarından arınmış fikirleri temkin ile ifade etmeye muktedirdir. Çoğu insanlar böyle düşünmeye dahi muktedir değildir.
Gravitation cannot be held responsible for people falling in love. How on earth can you explain in terms of chemistry and physics so important a biological phenomenon as first love? Put your hand on a stove for a minute and it seems like an hour. Sit with that special girl for an hour and it seems like a minute. That’s relativity.
Yerçekimi (veya çekim) aşık olmanın sorumlusu olamaz. İlk aşk kadar önemli bir biyolojik fenomeni kimya ve fizikle nasıl açıklayabiliriz? Elini sobaya bir dakika koy ve bir saat gibi hissedersin. O özel kız ile bir saat otur, bir dakika gibi gelir. İzafiyet budur.
I know not with what weapons World War III will be fought, but World War IV will be fought with sticks and stones.
III. Dünya Savaşının ne ile yapılacağını bilmiyorum fakat IV. Dünya Savaşı sopalar ve taşlarla yapılacak.
If I had only known, I would have been a locksmith.
Bilseydim çilingir olurdum.
If you are out to describe the truth, leave elegance to the tailor.
Hakikati tasvir etmek istiyorsan zarafet isini terziye bırak.
Imagination is more important than knowledge…
Tahayyül bilgiden daha önemlidir.
Laws alone can not secure freedom of expression; in order that every man present his views without penalty there must be spirit of tolerance in the entire population.
Kanunlar başlı başına ifade hürriyetini koruyamaz; her insanin fikirlerini beyan edebilmesi için bütün toplumda bir hoşgörü ruhu olması lazımdır.
My religion consists of a humble admiration of the illimitable superior spirit who reveals himself in the slight details we are able to perceive with our frail and feeble mind.
Benim dinim, aciz ve zayif aklımızla kavrayabildiğimiz küçük detaylarla kendisini ifşa eden sinirsiz yüce ruha mütevazı hayranlıktan ibarettir.
The important thing is not to stop questioning. Curiosity has its own reason for existing. One cannot help but be in awe when he contemplates the mysteries of eternity, of life, of the marvelous structure of reality. It is enough if one tries merely to comprehend a little of this mystery every day. Never lose a holy curiosity.
Önemli olan sorgulamayı bırakmamaktır. Merak kendisinin varlık sebebidir. İnsan ebediyeti, hayati, gerçeğin hayretengiz yapısını düşündüğünde huşudan alıkoyamaz kendisini. Her gün bu esrarın küçücük bir parçasını kavramaya çalışmak yetmez. Asla kutsal tecessüsü kaybetme.
The most incomprehensible thing about the world is that it is at all comprehensible.
Dünyada anlaşılması en güç olan, onun (dünyanın) anlaşılabilir olmasıdır.
Try not to become a man of success but rather to become a man of value.
Basarinin değil değerlerin insani olmaya gayret et.
We should take care not to make the intellect our God; it has, of course, powerful muscles, but no personality.
Aklı ilahlaştırmamaya dikkat etmeliyiz; aklın tabiiki kuvvetli adaleleri vardır ama şahsiyeti yoktur.
It is a miracle that curiosity survives formal education.
Merakin resmi tahsilden sonra yaşayabilmesi bir mucizedir.
Albert Einstein (1879-1955)
Kaynak: http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/03/03/misafir-yazar-guest-columnist-albert-einstein/
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 3, 2007 7:14 AM
Merhabalar;
Konferansın ses kayıtlarını sabırsızlıkla bekliyorum. İyi düşünülmüş bence.
Ne yazık ki, tam da düşündüğüm gibi, bilim, anlamından soyutlanıp "yeni" bir anlamla sunulmaya çalışılmış. Artık bilimin amacı tanrının sanatını ortaya dökmek olmuş sanki.
İslam'ın bilimle çelişmediği gibi sloganlar "bazı kesimlerin" niyetini belli ediyor gibi. Bir kere doğaüstü varlık kavramı zorunlu olarak İslam'ın ya da Hristiyanların tanrısına göndermede bulunmaz. Yaratıcı kavramı dinlerden bağımsız bir kavramdır. Tanrı fikri insanlığın ortak bir buluşudur. Bir soyutlamadır. Diğer birçok kavramda olduğu gibi. Tarih boyunca bu kavrama yüklenen anlamlar değişmiş, hatta onu kişiselleştiren insanlar olmuştur (peygamberlerin yaptıkları budur). Burada görüyorum ki akıllı tasarımcının ne olduğu sorusuna verilen cevaplar İslam'ın tanrısına göndermede bulunuyor. İster istemez insan politik bir olayın cereyan ettiğini düşünüyor. Akıllı tasarımcı her ne ise o soyut bir kavram olmalıdır. Ona bir 'kişilik' atfedilmemelidir.
Benim bu konudaki hassasiyetimin nedeni "eyvah ateizm çöktü, teizm galip" gibi anlamsız bir problemden dolayı değildir. Benim kaygım, bilimin artık doğasından koparılması ve onun yerine içeriği tamamen farklı bir "bilim" anlayışının yerleştirilmesidir. Burada AT'nin yapması gereken dinlerin doğruyu söylediğini ima etmek değil, evrim teorisinin yaşamın başlangıcını açıklayamadığını söylemektir (bunu zaten söylüyor ama daha ileri gidiyor). Kaldı ki evrim teorisi zaten her şeyi açıkladığını söylemiyor ve önceki tartışmalarımda dediğim gibi maddenin "içkin" özellikleri daha keşfedilmeyi bekliyor!
Şunu da belirtmeden edemeyeceğim, birçok kişi tanrının varlığı ve yokluğu konusunda bir çekişmenin olduğunu düşünüyor. Bir tarafı savunanlar şu teoriyi, diğer tarafı savunanlar ise şu teoriyi destekliyor gibi saçma bir fikir var ortalıkta. Bir kere tanrının var olup olmadığı sözde bir problemdir. Tıpkı zaman diye bir şeyin var olup olmadığını sorgulamak gibi. Dolayısıyla sözde bir problem çerçevesi içinde bilim yapılması(!) zaten anlamsızdır. Umarım insanlar bu yanılgıların içine düşmezler.
Saygılar
Emre ÜNVER
Yazan: emre Tarih: March 3, 2007 8:47 PM
Emre Bey'in sorusu defalarca cevaplandi bu sitede., Son olrak ben de kendi mantiki cikrimim olan cevabi verdim. Ama Emre Bey okumamis olcak.
Mantik muhakemenin en basit islevi isbat icin yeterli delil aramaktir. Sokakta br buna gordugunuzde bunun birileri tarafindan tasarladigina karar vermek icin ne gibi bilmsel delil istenir?
AT'nin iddiasi sadece "tasarlanmislik" Bunu isbalamak icin gerekli ve yeterli sart bunun "tasarlanmadan olmayacagini gostermektir". Bu siozi ikna edecek kadar yapildi ise nedir bu "BILIM TANIMI" takitisi anlayamiyorum. Ya hu bu bilim tanimi Tabumu, Bibele Truth'mu? Sen yaptin onu, degistir yetersiz ise. Benim gciplak gozuml gordugumu dunyanin Enistein'larinami sormak zorundayim. Elma basima dustugunu go5dum ama bilmiyorum dustumu Newton'a sormak lazimmi diyeceksiniz siz?
Yaraticinin mahiyeti veya yaratilis seklnin AT'nin konusu olmadigini zaten AT'ciler bastan soyluyorlar. Daha once birileri burada "gosterin bakayim nasil yaratildiguini" diyorlasrdi. Simdi de Emre Bey, "tasarimci varsa bu sizin Allah'iniz (hasa) veya Hiristiyasnlarin Tanrisi olmak zorunda degil" diyor. Exactly! Onlar da oyle diyorlar; orasi senin inanisina kalmis BEN BUNLAR TASARLANMADAN OLMAZ" i isbatliyorum diyorlar. Yanlis anladi isem AT'yi daha iyi bilen arkadaslar duzeltsinler. Detaylara girmedim.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 4, 2007 1:50 AM
nasıl sormazmış tasarımcı kim ve nasıl yarattı diye*
SORAR TABİ.
TANRININ KORTEXİNİ BİR GÖRELİM BAKALIM.
everndeki madde miktarı kadar mı ?
toplam enerjiden fazla enerjiye mi sahip ?
yeni bir din inşa ediyorlar.
valla olsa olsa yeni din inşasının siz tuğla taşıyıcısı oluyorsunuz.
matrix.
3 bölüm.
film olarak bir hayli iyidi de, filim olarak kalsın.
bilimciler zaten yan gözle bile bakmazlar.
matrixin kumanda merkezine yeni din adamları girecek. hristiyan veya müslÜman farketmeyecek.
zten iki din aynı olacak.
kolay gelsin size.
Yazan: knz Tarih: March 4, 2007 6:43 PM
Sayın Bekir Bey;
AT savunucularının canlı sistemlerin tasarlanmadan varolamayacağı iddiasında olduğunu; ama 'nasıl' tasarlandıkları sorusunu zaten cevaplamadıklarını biliyorum. Benim itirazım "canlıların tasarlanmadan varolamayacağı" değildir. Benim itirazım bunun 'bilimsel' olduğu iddiasıdır.
Bakın ne demişim:
"Burada AT'nin yapması gereken dinlerin doğruyu söylediğini ima etmek değil, evrim teorisinin yaşamın başlangıcını açıklayamadığını söylemektir (bunu zaten söylüyor ama daha ileri gidiyor)."
AT kuramcıları evrim teorisinin canlılığın bazı noktalarını açıklayamadığını göstermiştir. Bunu indirgenemez kompleks yapıların varlığına dayandırmıştır. Evet, bu, bilimsel bir iddia. Peki, bilimsel olmayan iddia hangisidir? Şudur: Canlılar tasarlanmış olmalıdır. Hemen belirtmeliyim ki, bu iddianın da yanlış olduğunu söylemiyorum. Felsefi anlamda doğru kabul edilebilecek bir iddia bu. Ama bilimsel bir iddia değil. Çünkü canlıların 'nasıl' tasarlandığı sorusu havada kalıyor. Bunu test etmenin olanağı yok. Uzaylılar argümanı geçerli olabilir. Çünkü uzaylılar varlığı saptanabilir varlıklardır. Tanrı argümanı ise deney ve gözlemin dışındadır. Ancak felsefi olarak savunulabilir. O yüzden akıllı tasarım tezinin bilimsel olduğu iddiası bence şüphe götürmektedir.
Akıllı tasarım tezi bağımsız bir teori olmaktan çok evrim teorisine karşı yapılan bir itiraz olarak görülebilir. Evrim teorisinin eksik yanlarını ortaya koyuyor ama ona alternatif diye sunduğu iddiaların test edebilecek bir donamımı yok.
Saygılar
Emre ÜNVER
Yazan: emre Tarih: March 4, 2007 8:16 PM
Emre Bey,
Benim temel argumanimi tamami ile gfozardi ederek hala "bilmse degil" de israr ediyorsunuz, sebebini aciklamadasn. Nedir bu "bilmsel" tabuumuidur, Incil'in degiostirilemez emrimidir, baska bircesit dogmami. Her sey gibi onun tanimi da yetersiz kaldikca dergistirilmistir cagdan caga. Garanti ederim bundan yuz sene sionra insanlar su anki "metodolijik materyalist" tanimi kullanmayacakklar (bu gun bircoklari kullanmiyor).
Isterse kullansin , bana ne? Bakin soyle bir analoji dneyeyim. Siz sokkta bir magandanin bir aptalca bir adami kandirip parasini aldigina sahi olunuz. Butun delller bundan emin yapti sizi. Konunda ahlaki yargiya varirken, kanun kitaplain acar "rusdtune ermis birios parayi kendio eli ile oburun verdigine gore bir problem yok" yargisinami varirsiniz? Elbette yapmazsiniz. Belki mahkemedeki hakim vu yargiya varabilir. Cunku o USUL 'e bagli kalmak zorundadir. Fakat sizin beyniniz ve kalbiniz uzerinde boyle bir baski yoktur.
Birakin simdi bilimseli milimseli. Hayaimin buyk kismi bilm yaparak gecti. SUNUL:AN DELIL YAPILAN IDDIAYI ISBATLAMAYA YETERLIMI? Siz ona bakin Iddia sadece ve sadece "BU TASARLANMADAN OLMAZ KARDESIM " ise yaw hani ben bun laboratuarda goremiyorum, tanima uymuyor falan ya demagoji (sizi tenzih ederim) ya da opu taca atmaktir.
Bilmler tarihine goz atarsaniz byuk bilimadamlarinin hicbi n yagi, kistlayici cercve kabul etmyenler, hayal gucune birikimden daha fazla onem verenler oldugunu gorunuz. Okuduklaruinii unutun ve "pre intellect" ile bakin derim mevzuya. Bu iddia akliniza yatmiyormu?
Tamam, ama ben formal kunusuyorum bunun mevcut "bimi" tanimina giormedigini soyluyorum. diyorsaniz, yukrdaki soulerdiklerime laveten sunu da ekleyeim, konferans'ta konustugum katilimciolardan en az birnin (Paul; Nelson) de size yakin dusnugunu soyleyebilirim. O "bilim degil" demedi ama "henuz teri oldug soylenemez" dedi. Buna ben de katilabilirim ama tali mevzuu, semantics.
"tasarlanmadan olmaz bunlar" demek ile tasarlanmistir demek arsinda fark olabilirmi? Benim anlasigim AT budur; detaylari, gerisai fazla ilgimi cekmiyor, zihin egzersizi olmasi disinda.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 4, 2007 11:41 PM
Bu Akilli Tasarim meselesi bize, yani Islam dunyasina, batidan gelmis bir sey degil mi? Nereden cikti bu? Bu bazi hristiyan kesimin ortaya attigi bir laf degil mi? Niye cogu dindar insanlar bunu benimsiyorlar? Hangi amacla? Galiba bunun cevabi "evrime karsi oldugu icin" olacaktir. Peki niye evrime karsi oluyorsunuz? O bilimin canlilik dunyasini aciklamak icin urettigi bir teoridir, baska bir sey degildir. Niye bilimin icinde olan veya olmayan herkes bu konuda konusuveriyor birden bire? Bu felsefi veya dini bir mesele degil ki ilgili olan olmayan, veya daha da onemlisi yetkisi olan ve olmayan herkes bu konuda dil yorsun..
Ben uzun zamandir Molekuler biyoloji dalindayim, ayni zamanda dindar biriyimdir de.. "Yas kuru ne varsa herseyin Allah'in bilgisi icinde" hareket ettigine inaniyorum. Ben daha cok hucre icindeki kompleksitelerle ilgilenen bir daldayim (Systems biology), ve devamli olarak ta gozlemledigim seylerde Allah'in sanatini musahede ediyorum ve arastirmalarimdaki merakim da Allah'in sanatini ogrenmek dogrultusundadir. Ama bunlarin yaninda evrime de karsi cikmiyorum, aslinda bircok yonunu sadece bilimsel olarak degil dini akideme gore de cok mantikli buluyorum. Bunlardan bahsedecek degilim.. Sadece anlamadigim sey neden bu kadar insanin, ozellikle de dindar kesimin, bu evrim meselesiyle bu kadar ilgilendigidir. Sirf merak icin olsaydi anlardim, ama bu daha cok bir seyleri kendilerine ispat etmek icinmis gibime geliyor.. Evrim olmus olmamis ne farkeder Allah askina? Evrimin olmamis olmasi imaninizi artirir mi? Olmus olmasi azaltir mi? Eger bu evrim meselesini Darwin degil de Fahruddin-i Razi ortaya atsaydi, siz nasil davranirdiniz? Veya daha guzel bir soru, eger Marx gibi salaklar bu evrim teorisini su-i istimal edip kendi sapik akidelerine alet etmeseydiler, ve bunun neticesi olarak ta hristiyanlar buna karsi cikmasaydilar, sizin bu konudaki pozisyonunuz nasil olurdu? Din dunyasinin evrime karsi dusmanligi tamamen tarihle alakali bir sey gibime geliyor..
Yukaridaki “Bir sistemin nasıl çalıştığını açıklamak, o sistemin yaratılmadığını göstermek anlamına gelmez” sozu cok hosuma gitti. Evrim teorisi de sadece bu sistemi aciklamaya calisan bir teori, sadece bir teori, dogru veya yanlis.. Dogrulugu veya yanlisligi bu isle ilgilenen bilim adamlarina kalmis, birakin onlar ilgilensinler, ve inanin onlar bir cok insanin sandigi gibi gozu kapali inatci insanlar degiller.
Aslinda ben de bu konuda calismadigim icin bu konuda konusmaya yetkili birisi degilim.. Ama bu konuda konusanlarin da %99'dan daha yetkili oldugumu dusunuyorum.. maalesef..
Yazan: Fox Tarih: March 6, 2007 3:17 AM
Akıllı Tasarım nedir peki? Tüm bu evrim serüveninin aslında bir Akıl ve Yaratıcı tarafından kontrol edildiği, her anın her basamağın “precise” yani kesin olarak derlendiği, düzenlendiği ve hayatın çeşitliliğindeki bilginin kaynağının tek olduğunu göstermektir. Bu teklik, kaynak kodu diyebileceğimiz tüm canlı DNA’sındaki ortak genetik dildir. Aynı kod harfleri ile bu denli çeşitlilik ancak ve ancak üstün bir zekânın doğaya müdahalesi ile olabilir. Bunu Yaratılışçıların yaptığı gibi mucizeler diyerek geçiştirmiyoruz. Elbet hayatın kendisi bir “mucizedir” fakat bunu anlamak istemek ise son derece insani ve akli bir istektir. Tasarımcı yada Yaratıcının ismi konusu ise tamamen kişiye özeldir. Bilimin görevi ad koymak değil fact (gerçek) ortaya koymaktır. Dini olarak kabulüm, Allah her şeyin mutlak yaratıcısı, var edenidir. Buna Hiristiyanın teslis inancı ile bakması, bir Çinlinin Buda demesi, bir Kızılderilinin ulu manitu demesi sadece onları bağlar. Din kişiye özel bir durumdur ve sosyal içeriklidir. Bir formüle, bilimin sağlamasına ya da doğrulamasına ihtiyacı da yoktur. İnanç ile bilim genelde ayrı alanlarla ilgilenir. Biri sosyal hayatı düzenlemeye diğeri ise biyolojik düzenin nasıl oluştuğunu anlamaya yarar. İkisinin elbet belli noktalarda yolları kesişir. Bu durumda uyuşmazlık ya da zıtlık değil aksine Büyük Patlama örneğinde olduğu gibi bir uyum söz konusudur. Şu anki bilim bize giderek daha keskin biçimde şunu göstermektedir (Robert Jastrow’un “God and the Astronomers” (Tanrı ve Astronomlar) adlı kitabındaki şu ilginç yorumunu aktaralım):
“… Aklın gücüne inanarak yaşamış bir bilim adamı için, serüven beklenmedik şekilde sona erer. O cehalet dağlarını tırmanmıştır; en yüce zirveyi fethetmek üzeredir, en son kayaya doğru kendini çeker ve tam o sırada, asırlardır orada oturan bir grup ilâhiyatçıyla karşılaşır.” (2)
Akıllı Tasarımın amacı ise ne bu ilahiyatçılarla karşılaşmak nede cehalet dağlarının zirvesi olduğuna inanmaktır. Amaç; bilimin kabiliyetince hayatın kökenini sorgulamak ve hepimizin kendimize sorduğu o temel sorulara olası yanıtları kovalamaktır. Fakat söylemimiz illa bilim bunu yapacak yada yapmalı demek olmamalıdır. Kesişen alanlar varsa bunu bilimin araç olduğunu unutmadan ve kişisel inançlarımızı ona katmadan, gerçeklerin bizi götürdüğü yere kadar katkı yapabilmeliyiz. Bulunan gerçekler belki de hoşumuza gitmeyebilir ama Büyük Patlama gibi geçerliliği tüm bilim çevrelerinde kabul gören bir gerçek ise bunu soğukkanlılık ve akli olarak kabul edebilmeliyiz. (Çalışmalar, içerisinde sicim kuramı, parabolik evren, hiperbollar gibi bulunan gerçeği bulandırmak yada arzu edilen yöne yamamak olmamalıdır.) Bunu her üç anlayış için de söylemekteyim, yani Yaratılışçı, Darwinci ve Akıllı Tasarımcı bakış acısından. Bunun için de Darwin öncesi ve sonrası Batı’nın yaptığının aksine bilimi nihai “amaç” olarak değil gerçeğe yaklaşmamızı sağlayan “araç” olarak kullanmalıyız, kullanabilmeliyiz.
Derin düşüncede elimden geldiğimce Yaratılışcı ve Evrimci cepheye detaylı cevap verdim dileyenler için linkleyim;
http://www.derindusunce.org/2007/03/03/akilli-tasarim-konferansi-ardindan/#more-59
Yetkili olup olmama haddimi aşmak olur ben sadece konu ile hasbel kader yakından ilgilenen biriyim.Bekir ağabeyin şu terimine bayılıyorum 'Full of themselves' bunlardan olmaktan Allah hepimizi korusun.Sayın fox'un samimi eleştirisi içinse teşekkür ediyorum.
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: March 6, 2007 1:30 PM
Konu benim degil ama bir konuda konusmak icin iczet nereden akliniyor acaba sn. Fox? Dogru buradaki tarisdmalar bir bilim kobngersindeki tebliglere esdeger degil, ama "pouler bilim": diye birsey var degilmi? Bildigim kadari ile darwin the biot teolog imis.
"Tahayyul bilgiden daha onemlidir" A. Einstiin
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 6, 2007 10:35 PM
Yanlis hatirlamiyorsam bir iki gun once burada "ben bilirim bunlari siz ne konusuyorsunuz" diyen yorum uzerine bir iki satir yazmis bilimden konusmak icin insanlarin birilerinden icazet almak zorunda olmadiklarini hatirlatmistim. ve Enistein'in "Tahayyul bilgiden daha onemlidir" sozunu hatirlatmis idim. Yanilmiyorsan Darwin de teolog imis, biyolog, filozof, palentiolojist falan degilmis. Buyuk kasifler musitler de "formel tahsil" degil tecessus ve hayal gucu ile varmislardir yerlerine. Sunu da demis bizim Al : Önemli olan sorgulamayı bırakmamaktır. Merak kendisinin varlık sebebidir. İnsan ebediyeti, hayati, gerçeğin hayretengiz yapısını düşündüğünde huşudan alıkoyamaz kendisini. Her gün bu esrarın küçücük bir parçasını kavramaya çalışmak yetmez. Asla kutsal tecessüsü kaybetme. (http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/03/03/misafir-yazar-guest-columnist-albert-einstein/)
Dogrusu sayin Fox nerede bilim yapiyor bilmiyorum ama YOK Universitelerinden birinde ise bunu basli basina gecerli ehliyet addedemeyiz Cunku YOK Universitelerinde Bilim milim yapilmaz. Bilumum “Kazanimlar” korunur,ordu goreve cagrilir, muhtira verilir, Kemalist Genc yetistrilir ama dusunmek yasaktir; dusunmenin yasak oldugu yerde de bilim yapilmaz. Bu bu sistemde kimse bilim yapmaya muktedir degildir demek degildir tabiiki. Belki gizlice gecekleri evinde falan calisiyordur bircok tecessus hayal gucu ve zeka sahipleri. Ama bunu gozumuze dayamayin lutfen sayin Fox. Ustelik diger yorumcularin bilim ile iliksi dercelerin de bilmediginiz icin biraz ithiyatli olmaniz uygun olur kanmca.
En iyi Bati Universitelerinde bilgi degil "aptitude" (idrak ve anlaliz kaabiliyeti) olculur kabulde. Dogru hatirliyorsan Einstein'in diger bir aforizmasi da "Formel tahsilden sonra yaratici dusuncenin (?) kalabilmesi mucizedir" demis idi.
Buradaki tartismalar tabii ki bir bilimsel konfranstaki tebliglerle ayni kategoride degildir. Bunlar populer bilim tartismalaridir; dusunebilen ve bazen de dusnmeyen insanlarin serbest akan fikirleridir sonucta. Temelinde felsefe vardir ki bu hepimizin "bilimi" dir. Iyidir de kanimca; hicbir konu sadece “yetkili" veya "havas” in tekelinde birakilmamalidir. Hayat’i sadece onlar yasamiyor ki.
Bunlarin hepsi size cevap degil Sn. Fox, sadece sizin gondermenizin cagristirdiklari.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 7, 2007 10:38 AM
Alinda ben "yetkili olanlar da konusuyor olmayanlar da" derken herhangi birilerini goz onunde bulundurarak soylemedim. Zaten dedigim seylerin asil amaci da o degildi, benim asil anlayamadigim sey neden bu kadar cok insanin evrimle ilgilendigidir. Demek istedigim bu tamamen bilimsel bir meseledir, ayni fizikteki big bang veya ona benzer baska teoriler gibi. Niye mesela gidip Relativity teorisini bu kadar arastirip tartismiyorsunuz? Siz evrimi dini bir mesele zannettiginiz icin onunla bu kadar ilgileniyorsunuz degil mi? Iste benim demek istedigim de bunun yanlis olmasiydi. Bu olayin tarihini pek iyi bilmiyorum, yaniliyorsam duzeltin ama, galiba evrime hristiyanlar karsi cikmislardir, cunku onlarin dininde butun duyna 10 bin sene once yaratildi falan filan turu sacma seyler var. Ve biz de bir sekilde kendimizi onlarin safinda buluverdik cok fazla dusunmeden.
Bana evrimle catisan bir tane ayet veya hadis gosterebilir misiniz? Hz. Adem'i bir tarafa koyalim tabi ki burada.. Yani biz neye dayanarak evrime karsi cikiyoruz? Hangi mantikla? Hristiyanlar karsi ciktigi icin degil midir? Bu konuda da mi batiyi takip ediyoruz? Evrime karsi cikmak icin herhangi mantikli bir sebebimiz var mi? Hristiyanlarin oyle bir sebebi olabilir, ama bizim yok. Islam hic bir zaman bilimle catismamistir.
Yetki meselesine gelince: populer bilim bambaska bir seydir, disaridan ilgilenirsiniz, ama hic bir zaman o kadar bilgiyle yorum yapabilecek gucte olmazsiniz, yapmaya kalkarsaniz yanilirsiniz. Bakin ben yetkiliyim demiyorum, kesinlikle degilim, cunku bu konuda hic arastirmadim sadece bildiklerimin isiginda biraz dusunmusumdur o kadar.. Ve zaten burada evrimle alakali yorum da yapmiyorum, dogru veya yanlis ta demiyorum, sadece bunu imani bir mesele haline getirmeyin diyorum.. Bilimsel meseleler imani mesele haline getirilince cok kotu sonuclar dogar, sadece siz degil sizin temsil ettiginiz seyler de zarar gorur. Birakin bununla bilim ugrassin, iste butun demek istedigim bu. Bu arada, pek ilgisi yok ama, ozellikle biyokimya'da amerika birincisi sayilan bir yerde bilim yapiyorum.
Yazan: Fox Tarih: March 8, 2007 8:02 PM
Sn. Fox,
Mealen "neden bu evrim meselesi duiger bilimsel tartismalardan cok farkli olrak direkt bilim ile ilgili olmayan kesimler icin de adeta bir ideolojik bayrak oluyor" mealinde yorumladigim sorunuzun cevabi ideoljik kwelimesinde kanimca. Bu mesele Newton mekanigi-Kuantum mekanigi veya dunya duzlu yuvarlakminin dahi otesinde felsefe yuklu bir bilimsek konudur. Yani sonuclar hayat felsefelerini yasam tarzlarini, isgal edilmis mevzileri etkiler, ontolojidir evrim,ciler icin bunu savunmak. Bunun icindir ki Ozdemir Ince giobi bilimle uzaktan yakindan alaksi olmaigi gibi, mantik orgusyunun arizalari her yazisinda tweshir edilen biri dahi "evrim DNA'nin bulunusu ile Tabiat kanun olmustuur" diyebilmerktedir. Cunk onun kafasinda evrimin curutilmesi= yaratilisin popularite kazanmasi (okullarda alternatif olrak bahsedilmesi)=dindarlik= .....gerisini herkes anlar. Diger "purely scientific" mevzulardan temel farki budur.
Evrimi curutmek isteyen bircoklari dindar falan degildir. Ornegin Konferans'a katyilan Berlinski kendisini "agnostik Yahudi" olerak tanimlar. Onun icin konu sadece bir rasyuonel muhakemedir. Sonucundan bekledigi bir felsefi kazanc yoktur. Ote yandan bircok mumin icin bu teorinin bilmsel olrak curutulmesi bir inanclarinn teyid edilmesi (bu sart degildir ama yukarda evrimciler icin soyledigim okullarda okutulmasi gibi saiklerin ziddi dindarlar icin de gecerlidir), dolyisi ile sonuc onlar icin de notral degildir.
Yukarida diger bir yorumumda bu mevzuya deginmisim. Alintiliyorum:
"Bu ziyaretimin sebebi benim blogda bir yorumcunun "Michelson_Morley deneyinin basarisizligindan sonra fizikciler. "esir madde" argumanindan vaz gectiler. Neden evrimci biyologlar ayni olgunlugu gosteremiyorlar" mealindeki sorusu. Cevabim hazirdi: Cunku Mischelson-Morley'in aksine evrimin yalanlanmasi hayat felsefelerinin cokusu manmsina gelir. Yani evrimin korunmasi materyalist felsefeleri, onun uzerine insa edilmis hayat stilleri ve idelojilerinin korunmasi icin otolojidir. Bunu bizzat bir materyalistin agzindan soylendigini bu sitede okumus, alinti yapmak istemistim (soruya kenmdim degil direkt olrak bir everimcinin cevabinin daha makbule gececegi dusuncesi ile). Buldum: soyle:
http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/06/sekulerist_yorumcularin_satir_aralari.php
"Seküleristlerin bu hikayeye bağlılığı ise, daha önce çeşitli yazılarımda açıkladığım gibi, "iman" boyutundadır. Çoğu sekülerist bunu kabul etmez, ama bazıları daha dürüst davranıp "itiraf"ta bulunurlar. Harvard Üniversitesi'nden saygın bir genetikçi, önde gelen bir Darwinist ve Marksist olan Richard Lewontin'in ünlü sözünde olduğu gibi. Şöyle der Lewontin:
Bizim materyalizme bir inancımız var, 'a priori' [baştan kabul edilmiş] bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan şey, bilimin yöntemleri ve kuralları değil. Aksine, materyalizme olan a priori bağlılığımız nedeniyle, dünyaya materyalist bir açıklama getiren araştırma yöntemlerini ve kavramları kurguluyoruz... Materyalizm mutlak doğrudur, çünkü kapıdan içeri İlahi bir adımın atılmasına izin veremeyiz.
"Seküler despot" yerine "seküler demokrat" olmak bu kadar zor mu gerçekten?
=======================================
Son bir not: Bu gun sicim terisinin de "test edilemez" , "yalislanamaz" oldugu icin bilmsel olmadigin soyleyenler var. Buna karsi cikan kucuk bir kesim de bunun dahi fizik ile metafizik arsindaki cizgiyi bulaniklastirdigi icin metodoljik naturalizm icin tehdit oldugunu dahi soyluyor. Bir diger ornek.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 8, 2007 11:13 PM
Sayın Fox,
Sorduğunuz soruları kendi bakış açımdan cevaplamaya çalışayım.
Note: Burada kullandığım Evrim kelimesi Evrim Teorisinin Darwinian modelini ifade eder. Yani tüm canlılar rasgele mutasyonlar ve doğal seleksiyon sonucunda tek hücreli yaşamdan insan gibi muazzam bir varlığa dönüşmüş olmaları iddiasini savunan teoriden bashediyoruz. ID (Akıllı Tasarım Teorisi) doğa da değişim anlamına gelen Evrimi red etmiyor. Doğa da zaman içerisinde bir değişimin var olduğunu kabul ediyoruz ama bunun Darwinain mekanizmalara olabilirliğini imkansiz derecede olasılık dışı olduğunu söylüyoruz.
Fox yazmış:
Zaten dedigim seylerin asil amaci da o degildi, benim asil anlayamadigim sey neden bu kadar cok insanin evrimle ilgilendigidir.
Çünkü Evrim bizim köklerimiz ve varoluşumuz ile ilgili ciddi iddialarda bulunuyor.
Demek istedigim bu tamamen bilimsel bir meseledir, ayni fizikteki big bang veya ona benzer baska teoriler gibi. Niye mesela gidip Relativity teorisini bu kadar arastirip tartismiyorsunuz?
Çünkü fizik,big bang ve diğer somut bilimlerdeki konular tamamen deneysel ve test edilebilir gerçeklere dayanıyor. Fizikteki herşey en ince ayrıntısına kadar formüle edilmiş ve isteyen gidip istediği şekilde bu formüller ve hesaplamaları test etme olanağına özgürlüğüne sahiptir.
Diğer yandan, Evrim teorisindeki Darwinist mekanizmaların çoğu yalnışlanamayan varsayımlar ve ön kabuller üzerinde kurulmuştur ve bunların test edilebilirlik düzeyi fizikteki somutlukla yakından ve uzaktan alakası yoktur. Evrim Teorisi belli bir felsefi dünya görüşünden yola çıkarak yanlışlanabilirliği sıfıra yakın iddialarda bulunuyor. Örneğin bana memelilerin dinazorlardan türediğini söyleyen kuramı yanlışlamak için tek bir yöntem söyleyin.
Siz evrimi dini bir mesele zannettiginiz icin onunla bu kadar ilgileniyorsunuz degil mi?
Hayır, Evrim Teorisi bilimsel açıdan pek çok yalnışı barındırdığı için karşı çıkıyoruz. Bazıları bunu dini açılardan da ele alabilirler ama bu ID'nin temelinin din olduğu anlamına gelmez.
Iste benim demek istedigim de bunun yanlis olmasiydi. Bu olayin tarihini pek iyi bilmiyorum, yaniliyorsam duzeltin ama, galiba evrime hristiyanlar karsi cikmislardir, cunku onlarin dininde butun duyna 10 bin sene once yaratildi falan filan turu sacma seyler var.
Sizin bahsettiğiniz akım YEC yani "Young Earth Creationism" akımıdır. ID (Akıllı Tasarım) sizin herhangi bir dini inanca sahip olmanızı gerektirmez. ID savunucularının dini inançlara sahip olması bu kuralı bozmaz. ID savunucuları arasında pek çok Deist, Agonstik ve diğer inanç gruplara ait insanlar mevcuttur. Dünyanın 10.000 yıl önce yaratıldığı fikri çoğu ID savunucusu tarafından kabul görmemiştir.
Ve biz de bir sekilde kendimizi onlarin safinda buluverdik cok fazla dusunmeden.
Onlar dediğiniz kimler acaba? ID tek bir grup insanı temsil etmez. Biyolojik yapıların Akıllı bir Tasarımın sonucunda ortaya çıktığını savunan herkes ID savunucusudur.
Bana evrimle catisan bir tane ayet veya hadis gosterebilir misiniz?
Hadisle falan nasıl bu işe girişilir anlayabilmiş değilim. ID savunucuları olarak Evrime olan itirazlarımız ampirik veriler ve bilime dayanıyor.
Hz. Adem'i bir tarafa koyalim tabi ki burada.. Yani biz neye dayanarak evrime karsi cikiyoruz?
Bilime, matematiğe ve somut gerçeklere dayanarak.
Hangi mantikla?
Bilimin mantığı ile.
Hristiyanlar karsi ciktigi icin degil midir?
Hayır, aklımız ve mantığımız karşı çıktığı için.
Bu konuda da mi batiyi takip ediyoruz?
Evrim Teorisi'de batının ürünüdür. Burada neyi kastettiğinizi anlamadım.
Evrime karsi cikmak icin herhangi mantikli bir sebebimiz var mi?
Yüzlercesi!
Hristiyanlarin oyle bir sebebi olabilir, ama bizim yok. Islam hic bir zaman bilimle catismamistir.
Tekrarlayım isterseniz. Bunun dinle falan alakası yoktur. Olay bilimin kendisi ile alakalı. ID'yi din ile bağdaştırmak kolaydır veya ID'yi kullanarak dini çıkarımlar yapmakta mümkündür ama bu ID'nin temelinin din olduğu anlamına gelmez.
Yalnız neden Evrim'in İslam ile çelişmediğini anlayamadım. Evrim Teorisi gayet tabi İslam inancı ile doğrudan çelişiyor. İslam tüm canlıların Tanrı yani Allah tarafından yaratıldığını söyler. Evrim Teorisi ise canlıların herhangi bir dış yönlendirme olmaksınız bakterileriden kendi kendine doğal süreç içerisinde türediğini iddia ediyordur. Bundan büyük çelişki olabilir mi?
Yazan: Farshad Tarih: March 8, 2007 11:40 PM
Çünkü fizik,big bang ve diğer somut bilimlerdeki konular tamamen deneysel ve test edilebilir gerçeklere dayanıyor. Fizikteki herşey en ince ayrıntısına kadar formüle edilmiş ve isteyen gidip istediği şekilde bu formüller ve hesaplamaları test etme olanağına özgürlüğüne sahiptir.
tasarımcı allah fizik kanunlarına da ters.
şöyle; fizik toplam entopinin artığını söyler.
şöyle bir tasarım, düzensizliğe getirilen düzen değil mi ? eğer entopinin artışı bir yerde azalıyorsa, o bütün entopisini artıracak şekilde bir enrji harcar ?
tasarımcı allah hangi enerjiyi harcayarak evrenin entropisini artmasına neden oluyor ?
yok valla bilim sorar böyle soruları.
gerçi sayın fox'u dinliyordum ben, sohbet ilginç bir hayli.
Yazan: knz Tarih: March 9, 2007 8:49 PM
Ya aslinda hala dini bir temeli olmadan bir insanin nasil Akilli Tasarim'a inanabildigini anlayamiyorum. Mesela bu agnostik dediginiz kisi, Akilli Tasarim'la neyi kastediyor ki? Hangi akil? Yani dini temeli olan bir insan "eger tabii hadiselerle degilse direk mucize olarak hayat bu sekilde yaratilmistir" diyebilir. Peki dinsiz bir insan ne der ki? Gerci "extraterrestrial origin of life" diye de bir teori vardi ama..., o da sonucta ayni yere gelir.
Bekir bey, siz bu meselenin karsi taraf icin bir dava haline geldigini soylediniz degil mi? Simdilik evrimin mantik boyutunu bir tarafa birakalim, oraya sonra gelecegiz.. Belki de bazi kesimlerin evrim gibi basit bir teoriyi kendi materyalist fikirlerine alet etmek icin kullanmalari bizi yanlis yonlendiriyor olmasin? Yani biz bu durumda evrim'i mi elestirmeliyiz yoksa o insanlarin yorum tarzlarini mi? Aslinda sadece evrim icin degil, materyalist bir insan evrendeki herseyin bir sebep-sonuc iliskisiyle hareket ettigini gorunce bu sistemde bir yaraticiya gerek yok diyebilir. Ama musluman bir insan, ozellikle de musluman cunku baska dinlerde galiba bu boyle gorulmuyor, Yaratici kainattaki her bir hareketin bizzat yaraticisidir, ve herseyin sebep-sonuc iliskisine bagli olmasi da azametinin gerektirdigi bir perdedir, O'nun bir sunnetidir veya turkce soylersek adetidir. Yani topu dusurdugunuz zaman o oyle bir "kanun" oldugu icin yere dusmuyor, Yaratici'nin adeti bu oldugu icin yere dusuyor; benzer kiyasla bu meseleyi daha acabilirsiniz. Bu adetlere ters olarak yaptigi seyler de mucizedir, ve sadece belli amaclarla yapilir... neyse bu mevzu uzun bir mesele... Kisacasi, bu bakisla bakildigi zaman evrim mevrim, bilim milim hepsi de ayni kefeye giriyor, yani hayatin evrim gibi bir mekanizmayla veya mucizeyle cikmis olmasi bizim imani bakis acimizdan bir seyi degistirmiyor. Ikisi de guzel.. Ama hristiyanlar bu bakisa sahip olmadiklari icin onlar icin bu teori buyuk bir tehdit olusturdu, belki de politik seyler de vardir isin icinde ama neyse.. oraya girmeyelim. Ve bunlarin bu sekilde evrime hatta bilime karsi cikmalari da bilim dunyasini dine karsi sogutmustur. Aci bir sey.. Kanim oyle ki Islam'daki gercek bakisi bilen bir insan hic bir zaman ona karsi cikamaz.. neyse bu da baska bir mesele.
Ben aslinda evrimi savunmuyorum, ama inkar da etmiyorum, aslinda bana baya sicak geliyor bu teori, cunku hayatin bu sekilde olusmus olmasi bana gercekten de cok guzel geliyor, muthis ve mukemmel! Disaridan bunu sinema halinde izlediginizi dusunsenize, ne kadar guzel olur..
Simdi gelelim mantik meselesine. Evrim teorisi su anki haliyle gercekten de mantiksiz gibi duruyor, istatistiksel olarak.. Buna diyecek bir seyim yok. Ama bunun mantiksiz olmasi sadece "o zaman nasil?" sorusunu olusturuyor. "Demek ki baska bir yolla" der bir bilim adami, ve arastirmaya baslar. Evrimdeki bazi mekanizmalari elestiren birkac makaleye rastlamistim, yani bilim adamlari da bunun farkinda olmalilar :). Ama bakin "Allah yaratti" bir cevap olamaz burada. Benim gibi bir insan icin bu "stating the obvious", ee herhalde yani derim.. Cunku bu bir cevap degil. Once hayat yoktu, simdi var. Peki bu nasil olustu? sorusu cok makul bir sorudur. Ve insan da bunu tabii olarak arastiracaktir. Evrimi kendi kotu amaclarina alet eden insanlara ve obur materyalist kendini bir sey zanneden "bilim adamlarina" cevabimiz da yorumlarini elestirmek olmalidir, bilime yaklasim tarzlarini elestirmek olmalidir, bilimi elestirmek degil.. Tabi daha once kendi bakis acimiza bir duzen vermemiz lazim. Yoksa inanin yakinda evrim'den mevrim'den cok cok daha buyuk imtihanlar gelecek bilim dunyasindan, iman acisindan diyorum. Isin biraz icinde oldugum icin bazi emareleri goruyorum..
Yazan: Fox Tarih: March 9, 2007 11:08 PM
Ya aslinda hala dini bir temeli olmadan bir insanin nasil Akilli Tasarim'a inanabildigini anlayamiyorum. Mesela bu agnostik dediginiz kisi, Akilli Tasarim'la neyi kastediyor ki? Hangi akil?
Akıllı Tasarım Teorisi biyolojik yapıları inceler ve bunların doğal mekanizmaların türettiği yapılar olamayacağı sonucuna varır. Bu noktadan sonra tasarımcının kim olduğu sorusunu cevaplamak bu teorinin amaçlarından biri değildir. Sabah kalkıp evinizin önünde bir uzay mekiği görürseniz bunun hangi galaksiden geldiğini bilemezsiniz ama o geminin kesinkle akıllı dünya dışı varlıklar tarafından tasarlandığını bilirsiniz. Bir hücrenin içine baktığınız zaman da aynı şeyleri görürsünüz yani bu dünyadan olması pek olası olmayan karmaşık yapılar ve mekanizmalar. Evrim Teorisi bunların bir şekilde dünyamızda kendi kendine oluştuğunu iddia eder, işte bu noktada ID devereye girer ve bunun imkansız olduğunu söyler.
Tasarımcının kim olduğu sorusunun cevabı ise tamamen felsefi bir sorudur ve herkes kendince bir varsayımda bulunabilir. Elbette bir Agnostik bu soruyu istediği şekilde cevaplamakta özgürdür. Size basit bir örnek vereyim: Genetik olarak yapay değişime uğramış bitkiler ve hayvanların genetik yapısını değiştiren tasarımcılar kimlerdir? Tab ki bizleriz. Şimdi bir düşünün belki milyonlarlarca yıl önce bu gezegende süper zeki bir ırk yaşıyordu ve şu an var olan bazı hayvanlar ve bitkiler onların gelişmiş genetik biliminin ürünüdür.
Eğer böyle bitkiler ve hayvanlar varsa, Evrim Teorisi bunları tanımaktan acizdir çünkü tek boyutlu bir teoridir. Akıllı Tasarım Teorisi ise bu tür varsayımlara açıktır.
Eğer bir teori herşeyi tek bir kural ile açıklamakta ısrarlı oluyorsa kesin olarak bilin ki o teori yalnıştır. Yer çekimi kanunu gibi oldukça statik ve somut kanunlar bile Einstein'in izafiyet teorisi ile değişime uğradı ama gelin görün ki hala yıllardır aynı evrimsel mekanızmaları savunan ve bu mekaznızmaların dışınde hiçbir alternatif sesin çıkmasına izin vermeyen oldukça muhafazakar bir grup bilimci ile karşı karşıyayız.
Ne tuhaftır ki bu dünyada değişmeyen yani Evrim geçirmeyen bir şey varsa o da Evrim Teorisinin ta kendisidir!
Yazan: Farshad Tarih: March 10, 2007 12:51 AM
Bir sey daha: evrim fikri aslinda bati'da turemis bir sey degil gibi. Yani darwin'den nerdeyse bin sene once islam alimleri bunu dusunmusler. Su linke bir bakin, belki biliyorsunuzdur
http://www.salaam.co.uk/knowledge/al-jahiz.php
Yazan: Fox Tarih: March 10, 2007 3:32 AM
Sn. Fox,
"Ya aslinda hala dini bir temeli olmadan bir insanin nasil Akilli Tasarim'a inanabildigini anlayamiyorum. Mesela bu agnostik dediginiz kisi, Akilli Tasarim'la neyi kastediyor ki? Hangi akil? Yani dini temeli olan bir insan "eger tabii hadiselerle degilse direk mucize olarak hayat bu sekilde yaratilmistir" diyebilir. Peki dinsiz bir insan ne der ki? Gerci "extraterrestrial origin of life" diye de bir teori vardi ama..., o da sonucta ayni yere gelir. (Fox)
Bu argumaninizda siz inanisi birinin dedigi gibi “girdi” hatta on kosul olarak addedip ise basliyorsunuz. Oysa “bu yapinin bir mimari olmak zorunda” demek icin bir inanisa ihtiyac olmadigini soyluyor “tasarim” savunuculari. Yani sirf akli muhakeme ile cikan sonuc zaten bircoklarimizin inandigi gercege goturur insani. Dolayisi ile “agnostik” dedigim kisi bu gercegi gorunce “tasarlanmislik” (ki benim mantigima gore tasarlanmislik=yaratilmislik) agnostik kalamaz artik. "Tasairimci agnostik oxymoron" (tezatlarin tevhidi) olur. Peki bu kendisini “agnostik Yahudi” olarak tanimlayan Berlinski’yi ne yapacagiz degilmi? Guzel soru. Herhalde kendisi aciklayabilir bu tavsifi. Agnostik der iken kastettigi belki digerlerimizin tanimina uymuyordur; sadece deisttir. Eintstein’in da teistmi, deistmi agnostikmi olduguna tutarli bir bilgim yok ama su aforizmalari en azindan gercek bir bilim adaminin evrenin mucizesi karsinda tevazusunu gostermesi acisindan hosuma gider:
“Benim dinim, aciz ve zayif aklımızla kavrayabildiğimiz küçük detaylarla kendisini ifşa eden sinirsiz yüce ruha mütevazı hayranlıktan ibarettir.
Dinsiz bilim topal, bilimsiz din kördur.
Allah önünde hepimiz eşit derecede bilge ve eşit derecede aptalız.
Önemli olan sorgulamayı bırakmamaktır. Merak kendisinin varlık sebebidir. İnsan ebediyeti, hayati, gerçeğin hayretengiz yapısını düşündüğünde huşudan alıkoyamaz kendisini. Her gün bu esrarın küçücük bir parçasını kavramaya çalışmak yetmez. Asla kutsal tecessüsü kaybetme.
Dünyada anlaşılması en güç olan, onun (dünyanın) anlaşılabilir olmasıdır.
Bilseydim çilingir olurdum.
Aklı ilahlaştırmamaya dikkat etmeliyiz; aklın tabiiki kuvvetli adaleleri vardır ama şahsiyeti yoktur.” gibi.
Ikinci uzun paragrafinizda “hersey yaratilisin ilmi olduguna gore Yaraitci’nin istedigi mucizevi mekanizmayi kullanmasinin onunde engelmi var, neden evrimi teizme (ve ozellikle Islam’a) tehdit olarak algiliyoruzki? Bunu yaparken sirf evrimcilerin felsefelerini Islam’a bakislarini baz alarak tepkisel davraniyor olmayayiz” ana fikrini cikariyorum. Bu ana fikre gore Allah isterse abiyogenezi de kullanir evrimcilerin “rasgele mutasyon” veya “tabii secim” dedigi mekanizmayi da kullanir. Bu niye inanisimizla celimsek zorunda ya da bu tehdit aligilamasi niye?” mealindeki sorunuz da aslinda bu sitede tartisildi “yonlendirilmis evrim” veya “her turlu evrimsel mekanizmayi reddetmek zorundamiyiz” turu sorular uzerinden. Evet insan icin mucizevi olan sadece canli degil butun kainattir, varligin ta kendisidir. Ama saniyorum temel fark surada: Evrimci insanin anladigi manada USTUN AKIL’i bastan reddediyor. Duzenin tamami ile dogal(?) meklanizmalarin sonuc oldugunu soyluyor. O’nun icin bu “a priori” dir. Bu ustun akil sonucuna goturecek herhangibir yaklasimi bastan disarida birakan bir bilim tanimi ile ise basliyor. Digerlerimiz icin boyle bir GIRDI veya On kabul yok. Kanimca geldigimiz nokta insan aklinin sinirlarini zorluyor. Su bir gercekki insan hicbir hakikat arayisina hicbir on kabulsuz ya da inanissiz baslayamaz. Or: abiyogenezin matematiksel olsilik hesabini yapan kimse her iki sonucun da cikabilecegini dusunur. Ama materyalist icin olasiligin sonsuzda bir cikmasi dahi onemli degildir, ihtimal bir maymunun klavyedeki tuslara rastgele basarak Mesnevi’yi yazmasi kadar kucuk olsa da (akyol'un ornegi) “tasarimci aklin” girmesine musade edilmeyecegine gore bu aciklama din gibi korunmalidir.
“Ben aslinda evrimi savunmuyorum, ama inkar da etmiyorum, aslinda bana baya sicak geliyor bu teori, cunku hayatin bu sekilde olusmus olmasi bana gercekten de cok guzel geliyor, muthis ve mukemmel! Disaridan bunu sinema halinde izlediginizi dusunsenize, ne kadar guzel olur..” (Fox)
Ben de Yaratici’nin yaratisinin mekanizmalarini ogrendikce agzim acik kaliyor, insan aklinin aczini, bildigimizin okyanusta bir damla oldugunu daha iyi kavriyorum. Canlilarin degisimi manasinda bir evrimi her halukarada reddedenlerden degilim. Bu isin biyolojisi kismi konusunda konusacak ehliyetim yok. Zaten konferans izlenimlerimde yazdigim gibi (http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/02/27/%e2%80%9cyeryuzunde-yasamin-kokeni%e2%80%9d-konfransindan-izlenimler-yorumlar/) AT’cilerin bir cogu da artik ozellike “Darwin yanildi; bu mekanizmalarla hayat aciklanamaz” noktasindalar hatta aralarinda “AT teori degil (henuz)” diyenler dahi var Paul Nelson gibi.
“Simdi gelelim mantik meselesine. Evrim teorisi su anki haliyle gercekten de mantiksiz gibi duruyor, istatistiksel olarak.. Buna diyecek bir seyim yok. Ama bunun mantiksiz olmasi sadece "o zaman nasil?" sorusunu olusturuyor. "Demek ki baska bir yolla" der bir bilim adami, ve arastirmaya baslar. Evrimdeki bazi mekanizmalari elestiren birkac makaleye rastlamistim, yani bilim adamlari da bunun farkinda olmalilar :). Ama bakin "Allah yaratti" bir cevap olamaz burada. Benim gibi bir insan icin bu "stating the obvious", ee herhalde yani derim.. Cunku bu bir cevap degil. Once hayat yoktu, simdi var. Peki bu nasil olustu? sorusu cok makul bir sorudur. Ve insan da bunu tabii olarak arastiracaktir. Evrimi kendi kotu amaclarina alet eden insanlara ve obur materyalist kendini bir sey zanneden "bilim adamlarina" cevabimiz da yorumlarini elestirmek olmalidir, bilime yaklasim tarzlarini elestirmek olmalidir, bilimi elestirmek degil.. Tabi daha once kendi bakis acimiza bir duzen vermemiz lazim. Yoksa inanin yakinda evrim'den mevrim'den cok cok daha buyuk imtihanlar gelecek bilim dunyasindan, iman acisindan diyorum. Isin biraz icinde oldugum icin bazi emareleri goruyorum..” (Fox)
Burada itiraz edecek fazla birseyim yok. Bu iki soruyu cagristiriyor. Biri “fideizm” konusu saniyorum “inaniyorsaniz niye sorguluyorsunuz ki” (inanan icin akla ihtiyac yoktur) seklinde ifade edilen. Ikincisi is evrimcilerin yonelttigi “peki aciklayinsana nasil yaratildigini” sorusu. Daha once soyle birsey demistim. Hakiat arayicvisi kendisini degisken bir bilim tanimi ile sinirli gormemeli. Sunulan delil iddiayi isbat yeterlimi olmali tek kriteri; nityekim gecmistede bilime en buyuk katkisi olanlar bu tur formekl sinirlamalari reddedenler olmustur. Burada AT’nin iddiasi en basit ifadesi “arkadas bunlar tesadufi olmaz, kormusun sen” dir. Bu oldukca mutveazi bir iddiadir, “genc Dunya Teorisyenleri’ninkinin aksine, bir mantiki cikarimdir. Elestirdikleri de Darwin veya o’nu baz alan varyasyonlardir. Tabiiki isin icersinde her iki taraf icin de felsefi, idelojik endiseler vardi daha once soyledigim gibi. Eintein’in yukrdaki maximlerindeki tevazu ile Hurriyet’in “bunu goren yaratiliscila kuduracak” basligini karsilastirdiginizda isin “bilimsel olmayan” boyutu daha guzel gorulur. “onlarin” kazanmasi “bize” tehdittir. Her ikisinin arkasinda yuklu paketler vardir, “ideloji—notral” izafiyet teorisi veya Michelson_Morley deneyinin aksine.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 10, 2007 10:35 AM
"tasarımcı allah hangi enerjiyi harcayarak evrenin entropisini artmasına neden oluyor ?
yok valla bilim sorar böyle soruları."
Konuya ders kitabimizdan bir alintiyla baslamak istiyorum:
-The human activities on the earth, like any other processes in nature, cause an increase of disorder. Of course, some of our activities result in an increase of order in some portion of the system. For instance, when we extract dispersed bits of metal from ores and assemble them into a watch, we are obviously increasing the order of the bits of metal. However, we can do this only by simultaneously generating disorder somewhere else- the smelting of ores and the machining of metals demands an input of energy which is converted into waste heat, and increases the disorder of our environment. The net result is always an increase of disorder.-
Termodinamik kurallar kapali sistemler icin gecerlidir. (Kapali bir sistem olarak) evreninin disindaki bir yaraticinin mudahelesine bir sinir koymaz. Hatta ortada cok yuksek duzeyde bilgi iceren (information theory) canlilarin/olusumlarin varligi, termodinamik kurallara (paralelinde information teoriyi de dusunmek de fayda var) gore kendiliginden olamayacagi icin, boyle disardan bir mudaheleye isaret etmektedir. Evrenin icinde organize olusumlar icin disardan enerji alinmasina gerek yoktur (Fakat yuksek bir bilgi duzeyine ihtiyac vardir). Bilincli bir varlik (insan, yaratici) entropi kuralini (bile) bozmadan organize urunler (saat, canli v.s) ortaya cikarabilir.
…Benim tasarimci Allah'im, zaman ve mekandan munezzehtir. Yoktan var etmeye muktedirdir…
Yazan: ulug Tarih: March 10, 2007 7:53 PM
Sayin Fox,
Oncelikle pesin pesin soyleyeyim ki benim itirazim materyalizme. Sizin Allah'in evrimsel bir surec kullanmis olabilecegine dair yaklasiminiz ile bir problemim yok. Ama ben bu yaklasimi benimsemiyorum. Cunku boyle olduguna dair hic bir delil gormedim. Ayrica da bilimsel diger gerceklerle celisen bir teori.
"Simdi gelelim mantik meselesine. Evrim teorisi su anki haliyle gercekten de mantiksiz gibi duruyor, istatistiksel olarak.. Buna diyecek bir seyim yok. Ama bunun mantiksiz olmasi sadece "o zaman nasil?" sorusunu olusturuyor. "Demek ki baska bir yolla" der bir bilim adami ve arastirmaya baslar."
Bir sey ihtimal olarak ne kadar mumkunse o kadar olur (sample distribution in accordance with probability distribution, random variable, mean, variance..)... Ihtimal hesaplari dogal surecleri de icermektedir...Matematik ve fizik (termodinamik) bir seye mumkun degil diyorsa orda -Bilimsel olarak imkansiz. Ama bilimsel olarak nasil?- sorusu sorulmaz. Soru su sekilde olmalidir: -bilimsel olarak imkansizsa nasil oldu?-. Bunun cevabini siz zaten biliyorsunuz.
"Ama bunun mantiksiz olmasi sadece "o zaman nasil?" sorusunu olusturuyor. "Demek ki baska bir yolla" der bir bilim adami ve arastirmaya baslar."
Varacagi ve vardigi yeri yukarida soyledim.
"Evrimdeki bazi mekanizmalari elestiren birkac makaleye rastlamistim, yani bilim adamlari da bunun farkinda olmalilar :). "
Makaleleri yazan bilim adamlari gercekten cok cesurmus:) Bilim, materyalizmin dayatmalarindan kurtuldukca gercekleri daha rahat kesfedecektir.
Sayin Farshad'in su sozleri de harika:
---Ne tuhaftır ki bu dünyada değişmeyen yani Evrim geçirmeyen bir şey varsa o da Evrim Teorisinin ta kendisidir!---
"Ama bakin "Allah yaratti" bir cevap olamaz burada."
Niye? Materyalizmin bilimsel anlayisina uymuyor diye mi?
Saygilarimla
Not: Sizin bir Allah inanci esliginde nasil sorusu ile ilgilendiginizin farkindayim. Dedigim gibi bununla bir problemim yok (Tabiki bilimsel cercevede nasilin icerigi konusunda hemfikir olamayabiliriz). Cunku, bu yaklasim materyalist/ateist felsefinin icerdigi celiskilere sahip degil.
Yazan: ulug Tarih: March 10, 2007 7:59 PM
Simdiye kadarki yazdiklarim sirf evrimin imani ve dini bir mesele haline getirilmemesi icin idi..
Farshad ve Bekir bey'lerin cevaplari icin tesekkur ederim.
Farshad bey, ben hala da ID'nin arkasinda dini bir cikar olmadigina inanmiyorum, bu cok mantiksiz geliyor bana. "Yaratici degilse uzaylilar, uzaylilar degilse de artik baska birisi yapmistir" demek sadece bir kamuflaj gibi duruyor ama, bu sadece sahsi bir gorusum tabi.. onemli degil, cevap vermeyebilirsiniz.
Ozellikle sayisal biyolojinin bu aralar ilerlemesiyle once yapilamayan seylerin cogunu yapmak mumkun olacak. Ilgilendigim Systems biology de bunun bir ornegi. Herhalde su anki evrim meselesi de daha ciddi bir mercek altina alinir, incelenir, olculur bicilir.. ama "dogal" dediginiz mekanizmalarin disina goturecek bir "black box" bulacaklarini pek zannetmiyorum. Bu mesele hep "bilinenler" icinde kalacaktir gibime geliyor, ve oyle olmasi da gerekiyor. Yasadigimiz evren bu cunku, burada oldugumuz surece bu oyle olmali. Bir senfoni tutturulmus gidiyor, araya bosluk girmemeli (bu cok duygusal oldu farkindayim :)).
Sadece umit ediyorum bu tamamen ama tamamen bilimsel bir meseleyi kendi davalarina alet eden insanlar (burada daha cok dinsiz kesimi kastediyorum) islah olurlar, ve din kesimi de akillanir da daha onemli islerle ugrasir. Yakinda bilimin sonucu olarak cok buyuk inkilaplar olacak gibi duruyor zaten, herhalde o zaman bu mesele sabitlenir ve ortalik sakinlesir.
Bekleyelim bakalim artik.. Yalniz galiba bu tur konferanslarla ve tartismalarla bu is hic bir yere gitmez. Herkes kendi kutpunda durur. Gene de bilimin elle tutulur sonuclarini bekleyecegiz.. baska care yok.
Yazan: Fox Tarih: March 10, 2007 10:29 PM
sayın fox ben sizin yazdıklarınızdan çok yararlandım. teşekkür ederim. Öğrenmek isteyen
arar bulur.
Yazan: knz Tarih: March 13, 2007 12:14 AM
Merhaba;
Tartışmadan alakasız bir konuya değinmek istiyorum. Çünkü önemli gördüğüm bir nokta. Farshad nickli kullanıcı şöyle demiş:
"Çünkü fizik,big bang ve diğer somut bilimlerdeki konular tamamen deneysel ve test edilebilir gerçeklere dayanıyor."
Genel olarak fizik bilimini anladım da, onun bir alt dalı olan kozmolojinin merkezi kuramı olan "big bang" teorisinin -daha doğru deyişle standart modelin- nasıl oluyor da tamamen deneysel ve test edilebilir olduğu savunuluyor? Big bang'i kim görmüş? Teori gereği zaten gözlenemez de! Kaldı ki big bang teorisi, bazı kişilerce bilimsel anlamından saptırılıp aslında teorinin "yoktan varoluşa" bir kanıt olduğu ileri sürülüyor.
Fizik teorileri çok güçlü matematiksel temele sahiptir. Ama matematiksel bir temele sahip olmak demek teorinin güçlü olduğu anlamına gelmez. Teorinin gücü, hipotezlerinin ne kadar iyi sınanabildiğidir. Big bang teorisi hiçbir şekilde deneysel bir çalışma ile sınanamaz (evrim teorisi de 'benzer' bir sorunla karşı karşıyadır, ama evrim teorisi için bu olanaksız değildir). Her ne kadar matematiksel modellere dayansa da.
Fiziğin optik, manyetizma ve mekanik gibi alanları ise bu yorumlarımın dışındadır. Bu alanlar neredeyse "katıksız" deneysel alanlardır.
Selamlar
Emre ÜNVER
Yazan: emre Tarih: March 18, 2007 12:13 AM