« Yeni ve Önemli Bir Site: Derin Düşünce | Ana Sayfa | Hangi Milliyetçilik? »
February 7, 2007
'Sözün Erdemi'—Her Çarşamba
7 Şubat 2007’den itibaren Mustafa Akyol, Prof. Dr. Niyazi Öktem ile birlikte her Çarşamba akşamı Mehtap TV ekranlarında. Öktem ve Akyol, "Sözün Erdemi" adlı programda, her hafta Türkiye’nin gündemini etkileyen konuları, yetkin bir konukla birlikte tartışıp masaya yatıracaklar. (Samanyolu TV’nin açtığı bir kültür kanalı olan Mehtap TV şu anda sadece uydudan ve internet üzerinden izlenebiliyor. Ancak yakında Kablo TV ve Digitürk üzerinden de yayına geçecek. Yayın detayları için bkz. yayın bilgileri.)
Yayın saati: Çarşamba 21.00-22.30. Tekrar yayın: Perşembe, 13.30-15.00
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 7, 2007 1:29 AM
Okur Yorumları
(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)




Mustafa Bey,
Mehtap Tv'nin internette problemsiz yayin yapmasi acisindan bu benim gibi yurtdisinda yasayanlar icin cok iyi oldu...
Programda basarilar...
Yazan: fatih demir Tarih: February 7, 2007 2:34 AM
Tebrik ederim Mustafa Bey, elimden geldiğince takip etmeye çalışacağım. Muhabbetle...
Yazan: Talha Can Tarih: February 7, 2007 8:42 AM
Hayirli ugurlu olsun Mustafa Bey. Siz bunlarin hepsine zamani nerden buluyorsunuz hep hayret etmisimdir.
Geecen annemin hastaligi nedeni ile Sivas'ta idim. Annemin evi dahil herkeste var su digiturk tingirtisi. Bende malesef. Orada zapladim, bolca porno reklami cikiyor; resmen X-rated. Bunlar digerlerinden niye ayrilmiyor diye merak ettim. Hos "digerlerinin" yuzde 95'i de kulturel coplukten manzaralar ile dolu idi ya.
Herhalde internetten izleme disinda care kalmadi.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 7, 2007 9:02 AM
Bekir Bey
siz benim hemşerimmişsiniz..bir anadolu havası var ama nerden diyordum:)
Mustafa Bey hayırlı olsun..NTV'deki Barlas-Kongar tipini hatırlattı ama bu farklı galiba..
başarılar.
Yazan: deniz Tarih: February 7, 2007 12:28 PM
Hayırlı olsun Mustafa Bey, çok sevindim.
Bende Kablo TV var orada Mehtap TV yok ama süredir internetten izliyorum.
Çok güzel programlar var ve şimdi, bunlara bir yenisi daha eklendi.
Programın süresi de epey uzun. Konuk sayısı da tek olunca daha verimli oluyor bu tür programlar.
Zevkle takip edeceğiz.
Yazan: Suat Öztürk Tarih: February 7, 2007 2:41 PM
Mustafa Bey hayırlı olsun.Normalde Teoman Duralı varken de takip ettiğim ,seviyeli ve yararlı bulduğum program inşallah sizinle yeni bir soluk kazanır.
Başarılar dilerim.
(Bu arada ben de Bekir Bey ve Deniz hanım gibi Sivaslıyım.)
Yazan: veysel Tarih: February 7, 2007 4:14 PM
İnternetten izlemeye çalışacağım, CNN Türk te Papa
ziyaretini Öktem hocayla birlikte yorumlarken,
birkezde STV de Pazar Sohbeti programında ikiliyi
beraber izlemiştim. İyi bir karşıtlık-uyum tarzı
aklımda kalmış. Şimdiden kolaylıklar dilerim.
Mustafa Beyin Türk fikir ve tartışma hayatı için
iyi bir soluk olduğunu giderek daha çok kişi fark
ediyor.Saygılar Levent.
Yazan: levent Tarih: February 7, 2007 4:43 PM
Sivas'ın yollarına türküsünü başta Veysel Bey ve Bekir Bey olmak üzere tüm hemşehrilerime,bu blogtaki değerli yorumculara ve Mustafa Akyol Beye ayrıca 11-c sınıfından Hülya,Hatice ve Sümeyraya ve çok sevdiğim arkadaşlarım Zafer ve Yusufa gönderiyorum.
uzun ince bir yoldayım,,gidiyorum gündüz gece..
selam olsun kardeşim gönülden sevenlere..
sevgiler.
Yazan: deniz Tarih: February 7, 2007 5:26 PM
Tebrik ederim, hayırlı olsun.
Umarım Mehtap TV en kısa sürede kabloTV ve Digitürk'te yayına başlar. Bu türlü kanalların eksikliği nedeniyle meydan vasat kanallara kalıyor. Nitelikli yayın ilkesine sahip kanal ve program bulmak ne yazıkki çok zor. Yetkililere duyrulur...
Yazan: Arife Tarih: February 7, 2007 5:45 PM
Hemsehrilere selam. Bilseydim her soylediginize katilirdim "yigido dayanismasi" geregi. Sivasli olsun da camurdan olsun. Yakinda Istanbul gibi burayi da ele geciririz insha-Allah :)
hadi hemsehri olmayanlara da selam.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 7, 2007 6:41 PM
Hayırlı olsun Mustafa Abime çok sevindirici bir gelişme mehtap tv yerine daha reytingli bir kanal olsa mesela stv yada atv gibi çok daha iyi olurdu hatta gönlüm kalite açısından Netv ister Can Dündar gibi bir program yapsın ister Mustafa Akyol yavaş yavaş oda olacaktır inşa Allah... İyice ev kuşu olacağız bu gidişle. Bana geniş band internet ve uydu kanalı verin asosyaleşmek istiyorum diyen güruh kalabalıklaşıyor...:)
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 7, 2007 8:22 PM
Programı baştan sona seyrettim..arada birkaç şey yakalayabildim sadece..görüntü ses hiçbirşey yoktu bende..Mustafa Beyin hatırına yine de sabrettim..
bütün dikkatimi verdim bir alt yazı okuyabildim.
--Türkiyede yasaklar sisteme ve devlete karşı tepki doğuruyor..gibiydi sanıyorum.
bu tesbitin altına imzamı atıyorum..gençlere imkan verilmesi çok güzel..proflar ömürleri boyu konuşmuş birazda biz konuşalım..
Mustafa Beyin gidişatını istikrarlı buluyorum..Ajlan Beyin dediği programları yapması şu aşamada gerekli değil bence..o zaman bizimle ilgilenemez:))..Mehtap tv çok yakışmış..programın uzun soluklu olmasını dilerim.
Bekir Bey Sivaslılar için yiğidin harman olduğu yerden gelirler denir..bilirsiniz...bizim memeleketin iklimi biraz serttir..ben küçükken kışları kızak kayardım:))..sizinde erişte sevmenizden anlamıştım
Anadolu kültürünüzün olduğunu.
bazen yorumlarımız sert olabilir..Memleketin havası sert ne yapalım mizacımızı etkiliyor.
annenize geçmiş olsun,teyzenin ellerinden öperim.
saygılar.
Yazan: deniz Tarih: February 7, 2007 10:59 PM
Değerli yorumcular programın yayınından önce yapmışlar yorumlarını. Ben ise programın yayınından sonraya kaldım. Ancak ne yazıkki yayının son bölümlerine tesadüfen rastladım. Mustafa Bey'in diğer hayırlı işlerinde olduğu, bu gibi işin de üstesinden bihakkın geleceği inancı ile kendisini tebrik ediyor, programın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Hilal tv gerçekten güzel işlere imza atıyor. Sözkonusu ilk programın konuğu anayasa hukukcusu değerli Prof.Dr. Zafer Üskül hoca demokrasi, kişi hak ve özgürlükleri gibi konuları uzman vukufiyeti ile işliyordu benim yetişebildiğim son bölümde. Öyle gözüküyor ki çarşamba akşamlarını iple çekeceğiz.
Tekrar hayırlı olması dileklerimle,
Selam ve sevgiler
Yaman Avcı
Yazan: Yaman Avcı Tarih: February 8, 2007 1:44 AM
tebrikler,fakat mehtab yerine hilal tv yada baska bi kanal olsaydi daha efektif olurdu bence...yinede hayirli olsun :)
Yazan: metin Tarih: February 8, 2007 1:15 PM
Arkadaşlar çok özür diliyorum. Mehtap TV yazacakken (hiç de yakınlığım olmadığı halde) Hilal TV. yazmışım.
Mehtap TV yaptığı güzel işlerle gönlümüzü fethediyor. Metin Bey benim yanlışıma vurgu olsun diye "Hilal TV de olsaydı daha effektif olurdu" demiş her halde:) Düzeltmeme sebep olması nedeniyle özel teşekkürler.
Selam ve sevgiler
Yazan: Yaman Avcı Tarih: February 8, 2007 11:48 PM
Deniz Hanim,
Tesekkurler annem konusundaki inceliginiz icin. Annemin duasi ile "Allah, gonlunuze gore versin".
Evet duydunuzmu millet Sivas'in havas serttir. Yani mazeretimiz var; asabiyiz biz! Digerleriniz uslubunuza dikkat edin ona gore :)
Siz kucukken kayadiginiza gore zamanlar benim buyuklugume denk geliyor olmali. Ben kucukken kizlar kizak kaymazlardi. Kizagi olmayan az sayida erkek cocuktan biri de bendim. Ancak kongre lisesinin onunde buz tutmus kaldirimda kaygan ayakkabilarla yukardan kendimizi birakip kic ustu oturmadan asagi inmeye calismakti bizim "kayak tecrubemiz".
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: February 9, 2007 8:32 PM
Bekir Bey
annenize teşekkür ederim..Allah sağlık afiyet versin..
kızağınız yok muydu?biz kendimiz yapmıştık..çok lüks birşey değildi..ben erkeklerle oynardım çoğu zaman..
abim verirdi kızağını ya da mahallenin çocuklarından alırdım..ben erkeklerin futbol takımındaydım..o yüzden kızak falan kayardım..biraz istisnayım:)
siz merkezde oturmuşsunuz demekki..kongre lisesi bize uzak..ben ayakkabıyla çok düşmüşümdür sizi tebrik ediyorum:)
saygılar.
Yazan: deniz Tarih: February 10, 2007 2:47 PM
PKK’NIN “ZEHİR” PROVOKASYONU TUTMADI!..
“Abdullah Öcalan’ın Sağlığı ve Cezaevi Koşulları Oldukça İyi!..”
Abdullah Öcalan’ın sağlığını ve cezaevi koşullarını bahane ederek, Kürtleri yeniden şiddet ortamına çekmeye ve insani duyguları istismara çalışan PKK’nın, “Abdullah Öcalan’ın zehirlendiği” yönünde iddialarının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.
Avrupa ülkelerinde geçen ay gerçekleştirilen operasyonlar sonrasında güç durumda kalan ve “terör, uyuşturucu, kara para aklama, haraç” suçlamalarıyla çok sayıda örgüt sorumlusu yakalanan ve yargı önüne çıkarılan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasına gerek olmadığı” yönündeki kararıyla şok olan paramiliter örgüt PKK’nın, 21 Mart Nevruz öncesinde Batı kamuoyunun dikkatini yeniden Türkiye üzerine çekmek ve örgüt yandaşlarını aktif hale getirebilmek amacıyla, “provokasyon” amaçlı bu tür iddiaları, uluslararası toplum tarafından gerçekçi bulunmuyor.
BBC, Amerika’nın Sesi Radyosu, Rus Haber Ajansı Ria Novosti, Fransa’daki “Dernieres Nouvelles d'Alsace” gibi gazetelerde (1-2 Mart 2007) Adalet Bakanlığı’nın konu ile ilgili basın açıklamasına geniş yer verilen haberlerde; 16 Şubat 1999 tarihinden beri İmralı Cezaevi’ndeki Abdullah Öcalan’ın avukatlarının, Roma’da düzenledikleri basın toplantısında ‘müvekkillerinin 6 saç teline yapılan tıbbi inceleme sonuçlarında kronik zehirlenme bulgularına rastlanıldığını’ yönündeki iddiaları gerçeği yansıtmadığı, Abdullah Öcalan’ın Türkiye’de müebbet hapis cezasına mahkum edilen diğer kişilerin yararlandığı tüm haklardan istifade ettiği, sağlık muayenelerinin düzenli olarak yapıldığı, bugüne kadar ciddi bir sağlık problemi olmadığı, Abdullah Öcalan’ın avukatlarının, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Öcalan’ın yeniden yargılanmasına gerek olmadığı’ yönündeki kararının ardından, Roma’da böyle bir basın toplantısı düzenlemelerinin, uluslararası ilginin yeniden hükümlünün üzerine çekilebilmesi amacına yönelik olduğuna dikkat çekildi.
Bu arada, Abdullah Öcalan’ın saç telinin analizini yaptığı ve “zehirlendiği” yönünde rapor verdiği iddia edilen Fransız Doktor Pascal Kintz, “zehirlenme ve ölümcül hastalık” konusunda net bir bilgi veremeyeceğini belirterek, “Kendisine bir paket içerisinde getirilen 6 adet saç telini incelediğini, ancak bu miktarın ve yapılan analiz sonuçlarının yeterli olmadığını, buradan hareketle vücutta bulunan stronsiyum hakkında fazla bilgi verilemeyeceğini, tamamlayıcı analizlere ihtiyaç olduğunu” vurguladı. Doktor Kintz, elindeki saç telleri ile kesin bir şey söylemenin mümkün olmadığını, Abdullah Öcalan’ın sağlık durumu hakkında net bir bilgi verilebilmesinin ancak kan ve idrar tahlilleri ile mümkün olabileceğini belirtti.
Aslında, Abdullah Öcalan’ın, günlük, aylık ve üç aylık periyotlarda doktor heyetleri tarafından düzenli olarak kontrolden geçirildiği ve kontrollerde bugüne kadar ciddi olarak nitelendirilebilecek bir rahatsızlığına rastlanmadığı çeşitli tarihlerde kamuoyuna duyurulmuştu.
PKK’nın vekil partisi ve siyasi uzantısı konumundaki Demokratik Toplum Partisi’nin Gençlik Kolları tarafından birkaç ay önce Şanlıurfa’da düzenlenen bir seminerde konuşan Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Hatice Korkut, PKK’nın iddialarının aksine, “Abdullah Öcalan’ın sağlık koşullarının oldukça iyi olduğunu, iklim koşullarına bağlı olarak alerjik birtakım problemlerinin bulunduğunu, ancak bunların önemli olmadığını” vurgulayarak, Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarına objektif bir biçimde dikkat çekmişti.
Cezaevi çalışanlarının hem Abdullah Öcalan’a, hem de ziyaretçilerine ve avukatlara çok iyi davrandıklarını belirten Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Hatice Korkut, Öcalan’ın cezaevi koşulları hakkında ayrıntılı bilgiler vererek, şunları söylemişti; “Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşulları oldukça iyi. Cezaevi görevlileri Öcalan’ı aşağılayıcı hiçbir davranışta bulunmuyorlar ve ziyaretçilere de saygılı davranıyorlar. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden kardiyolog, dahiliye, psikolog, ortopedi ve diş hekiminden oluşan 5 kişilik uzman doktor heyeti, Abdullah Öcalan’ı ayda 2 kere check-up’tan geçiriyor. Abdullah Öcalan’a iyi davranan doktorlar, onun sağlığı için iyi niyetli olarak ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Abdullah Öcalan, tepeden tırnağa muayene edilerek, kan ve idrar örnekleri alınıyor, röntgeni çekiliyor ve diş tedavisi yapılıyor. Muayene sonunda doktorlar tarafından düzenlenen tutanaklar, Abdullah Öcalan tarafından da memnuniyetle imzalanıyor.”
Abdullah Öcalan da, muhtelif tarihlerde avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamalarda (Roj TV, Özgür Politika Gazetesi, Ekim-Kasım 2005, Mart-Eylül 2006) check-up’tan geçtiğini doğrulamış ve fiziki/ruhsal sağlığının iyi olduğunu vurgulayarak, “Fiziki ve ruhi sağlık açısından çok iyiyim. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Ancak kronik anjin, faranjit ve sünizit gibi rahatsızlıklarım sürüyor. Doktorlar ellerinden geleni yapıyorlar” demişti.
Abdullah Öcalan’ı İmralı Cezaevi’nde ziyaret eden Avrupa Konseyi heyetlerinin, “mahkumiyet ve cezaevi koşullarının oldukça iyi olduğu” yönündeki raporlarının mevcudiyetine dikkat çeken “Frankfurter Rundscahu” (11.08.2006) ve “Welt Am Sonntag” (06.08.2006) gazetelerinde yayınlanan haberlerde ise; “Avrupa Konseyi heyetleri, çeşitli tarihlerde Abdullah Öcalan’ı cezaevinde ziyaret ettiler. Heyetler, terörist Öcalan’ın mahkumiyet koşullarının iyi olduğunu saptadılar. Avrupa Konseyi heyetleri tarafından hazırlanan raporlarda; ‘Öcalan’ın hücresinin iyi ışıklandırıldığı ve uygun döşendiği, mahkumun yeterince hareket etme olanağının bulunduğu, gazete ve kitap okuyabildiği, radyo dinleyebildiği’ vurgulandı. Ancak tüm açıklamalara rağmen, PKK yönetimi, Öcalan’ın cezaevi koşullarının iyi olmadığı iddiasıyla, ‘şiddeti tırmandırma’ tehdidini sürdürüyor” denilmişti.
Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin hapishane, psikiyatri kliniği ve karakollarını “habersiz” ziyaret etme yetkisine sahip olan Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından açıklanan muhtelif tarihli raporlarda da, “Abdullah Öcalan’ın hiçbir şekilde kötü muamele görmediğine, cezaevi koşullarının iyi olduğuna” dikkat çekilmişti.
Geçen yıl Abdullah Öcalan’ı cezaevinde ziyaret eden CPT Genel Sekreteri Trevor Stevens da; “Abdullah Öcalan’ın hücresindeki maddi koşulları oldukça iyi olarak nitelendiriyoruz. Mahkumun sağlık kontrolleri düzenli olarak yapılıyor, her gün gazeteleri okuyabilme imkanı var. Avukatlarıyla periyodik olarak görüşebiliyor. Radyo dinleyebiliyor” demişti.
Öte yandan, PKK’nın, Abdullah Öcalan üzerinden yürüttüğü propagandalara tepki gösteren Kürt tandanslı siyasi partilerden HAK-PAR’ın eski Genel Başkanı Abdülmelik Fırat ve selefi Sertaç Bucak ise, çeşitli tarihlerde yaptıkları basın açıklamalarında, Abdullah Öcalan ile ilgili gerçekleri kamuoyuna şöyle aktarmışlardı; “Abdullah Öcalan, tek başına büyük bir adada özel doktor ve yemeklerle çok iyi besleniyor. PKK yönetimi, ‘Başkanın gözü ağrıyor, karnı şişti, balgamı birikti, kilo aldı’ vs. propagandalarla Kürtlerin insancıl ve yurtsever duygularını sömürerek, hayatta kalabilmek için müthiş bir tezgah kurmuştur. Aslında PKK yönetimi ve örgütün ipoteği altındaki Kürt siyasetçilerinin birçoğu, müebbet hapse mahkum edilmiş bir adamla Kürt sorununun çözülemeyeceğini, Abdullah Öcalan’ın Devlet tarafından hiçbir zaman muhatap alınmayacağını çok iyi bilmelerine rağmen bu oyuna alet oluyorlar. PKK, varlığını sürdürebilmek için ömür boyu hapiste kalacak bir adamdan medet umacak kadar aciz bir duruma düşmüştür. Taşeron olarak kullanılan PKK’nın şiddet politikasının, Türkiye’de yaşayan Kürtlerin zararına olduğunu herkes biliyor. PKK’nın, Abdullah Öcalan’ın sağlık koşulları ile ilgili provokasyon amaçlı söylemlerine karşı Kürtler uyanık olmalılar…”
Aslında, “Abdullah Öcalan’ın zehirlendiği” yönündeki provokasyon türü bu tür haberler yeni değil. Hatırlanacağı üzere, PKK propaganda merkezleri Eylül 2006’da “Abdullah Öcalan’ın öldüğünü” iddia ederek, bir süre kamuoyunu meşgul etmişlerdi. Ancak “Yalancıların mumu yatsıya kadar bile yanmadı”, bu defa da yanmayacaktır.
Abdullah Öcalan’ın bilinen ve sıradan hastalıklarının ötesinde, ölümcül bir rahatsızlığının bulunmadığı, terör nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olmuş bir hükümlünün haklarını sonuna kadar kullandığı, cezaevi koşullarının en iyi şartlarda olduğu bilinirken, PKK’nın, Öcalan’ın 6 saç telini bahane ederek neden kıyamet koparıyor derseniz…
Birincisi; Avrupa ülkelerinin yanı sıra, İran, Suriye ve Türkiye’de gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda finansman kaynaklarını (uyuşturucu, insan kaçakçılığı, haraç vb.) ve tabanını büyük oranda kaybeden ve köşeye sıkışan PKK, 21 Mart Nevruz öncesinde uluslararası kamuoyunun dikkatini Türkiye üzerine çekmeye, insani duyguları istismar ederek, örgüt yandaşlarını yeniden şiddet ortamına çekmeye, başta Diyarbakır olmak üzere, bölgede diğer Kürtçü gruplara kaptırdığı liderliği yeniden kazanmaya çalışıyor.
İkincisi; bugüne kadar tüm propagandalarının merkezine koyduğu Abdullah Öcalan hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasına gerek olmadığı” yönündeki son kararının etkilerini asgariye indirerek, “Abdullah Öcalan” objesini kaybetmemek, insani duyguları istismar ederek kullanmayı sürdürmeyi istiyor.
Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, Mayıs 2007’de bozacağını ilan ettiği “ateşkes” kararına, Nevruz’da tırmandıracağı şiddet eylemleri ile “haklılık”(!) kazandırarak, var oluşundaki ve özündeki şiddeti Türkiye gündemine yeniden getirerek, Türk turizmini ve ekonomisini baltalamak suretiyle, taşeronluk yaptığı oluşumların gözüne girmeye, onlardan finansman temin etmeye çalışıyor.
Rant ve liderlik için önce birbirlerini, daha sonra Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan’ı “zehirlemeye” kalkışan Murat Karayılan, Fehman Hüseyin ve Cemil Bayık çetesi, bu defa “Abdullah Öcalan’ın zehirlendiğini” iddia ederek, yolun sonuna gelen örgütü toparlamaya çalışıyorlar. Ancak başta Kürtler olmak üzere, Türkiye ve uluslararası kamuoyu, bu defa da PKK’nın şiddet tuzağına düşmeyecektir. Türkiye’de huzur ve güvenliği güçlendirmenin yolu, duygusal tepkiler, öfkeler, hissi patlamalar, çatışmalar, kutuplaşmalar, itişip kakışmalar değildir. Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel alanda gelişip güçlenmesidir. Bu da, duygusal patlamalarla değil, gerçekçi yaklaşımlarla mümkün olabilir. Ülkesini seven ve huzur, refah isteyen herkese bir görev düşmektedir: Provokasyonlara karşı sağduyu ve soğukkanlılığı kaybetmemek, tepkilerin hukuk çerçevesinin dışına çıkmaması…
Küçük bir uyarı da, son yıllarda Türkiye’nin turizm alanındaki yükselişinden büyük rahatsızlık duyan Avrupa ülkelerindeki bazı seyahat şirketlerinin önyargılı ve tamamen ticari menfaatleri çerçevesinde PKK’nın bu tür iddialarını destekleyen yaklaşımlarına; kör terörün, nerede, ne zaman, kimi vuracağı belli olmaz.
Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com
Yazan: nail amudi Tarih: March 2, 2007 4:35 PM
TASERON ORGUT PKK İCİN AMAC ONEMLİ DEGİL
1915 olaylarina iliskin Ermeni iddialarinin yildonumu nedeniyle yapilan gosteride, Turkiye'nin Moskova Buyukelciligi'ne molotof kokteyli atilmistir. Yaklasik 200 kisilik grup tarafindan, 25 Nisan 2007 tarihinde, Turkiye'nin Moskova Buyukelciligi onunde gerceklestirilen gosteri sirasinda, teror orgutu PKK bayraklari acilmis, Turk bayragi yakilmistir.
Bu gosteri sirasinda, neden PKK bayraklari acildigini anlamak cok guc degil. Sonucta Turkiye’ye her platformda dusmanca tavir sergileyen Ermenilerin amaci, Turkiye’nin zayif dusmesini saglamak ya da en azindan daha fazla guclenmesini engelleye calismaktir. PKK bayragi acan Ermeniler, artik tukenme noktasina gelen teror orgutu PKK’yi yeniden gundeme getirerek, teror orgutune destek mesaji vermeye calismaktadir.
Tek amaci varligini korumak icin ihtiyac duydugu teror ortamini devam ettirmek olan PKK icin gelinen asamada hangi amaca hizmet edileceginin hicbir onemi yok. Teror orgutu PKK’nin amaci, teror faaliyetlerini surdurebilmek icin Ermenilerin Turkiye’ye yonelik tepkilerinden istifade ederek, destek temin etmektir.
Esasinda 1915 olaylarina iliskin Ermenilerce ortaya konulan yaklasimlar PKK acisindan hicbir onem ifade etmemektedir. Ayni sekilde, Ermeni tarihcilerin “1915 olaylarinin Kurtler tarafindan ve ozellikle Kurtlerden mutesekkil Hamidiye guclerince gerceklestirildigi” yonundeki ifadeleri dikkate alindiginda Ermenilerin de Kurtlere sempatiyle baktiklari soylenemez. Ancak, Turkiye’nin gelisiminin engellenmesi icin PKK terorunun devam etmesi gerektigini dusunen Ermeniler, teror orgutune destek olmaya devam etmektedir.
Son donemlerde gerceklestirilen operasyonlarla cok zor durumda olan ve yarattigi kanda bogulan teror orgutu PKK ise, yaklasan sonunu biraz daha erteleyebilmek amaciyla kendisine verilen her turlu teror ihalesini almaya calismaktadir. Ancak bu zoraki birliktelik teror orgutunun bitis surecini daha da hizlandiracaktir.
Vedat ERSİN
vedatersin@mynet.com
Yazan: vedat ersin Tarih: April 27, 2007 4:00 PM
inanaın programınızı her carsamba iple cekıyorum nıyazı hocamla cok iyi bir ikili olmussunuz.allaha basarılarınızı daim kılsın insallah...
Yazan: fatih erdogan Tarih: May 3, 2007 6:57 PM