« İsrail'e Karşı Ne Yapmalı? | Ana Sayfa | Hrant Dink Cinayetine Lanet »

January 17, 2007

TV’de Mehmet Ağar ile Söyleşi

Gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak’ın yönettiği “Sözün Özü” programında bu akşam DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ile birlikte Mustafa Akyol’un aralarında bulunduğu bir kaç konuk gazeteci katılacak. Mehmet Ağar’ın son dönemde Kürt Sorunu ve demokrasi konularındaki yaklaşımlarının tartışılacağı programı Kanal 7 ekranlarından saat 23.30’dan itibaren izleyebilirsiniz.

[Not: Kürt sorunu konusunda Mustafa Akyol’un "Thou Shalt Not Covet Thy Neighbor’s Kurdistan" başlıklı yeni İngilizce makalesi de ilgilenenlere tavsiye olunur.]

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 17, 2007 12:13 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Her ne kadar agar'in "dahda teror yerin vada politika" cikisini olumlu buldu isem de (benim yeni testim: Baykal, Ulusalcilar karsi ciktiysa iyidir) o'nun samimiyeti, ve ilkesel dursun konusunda ciddi suphlerim var.

Bana oyle geliyor ki Erdogan'in "kurt meselesi, demokrasi, refah.." ogeleri etrafindaki cikislarindan puan kazanmasin enghellemek '"KURT MESELESI" denecekse onu da biz deriz lan" hamlesi gibi geldi bu cikis.

Partsine destegin demgrafisin bilmiyorum; daha sepesiik strateji de icerebilir. Ama bu "derin devlet", Susurluk deyince ilk akla gelen isimlerden biri olan kisinin cozumun parcasi olabilecegine bir turlu inanamiyorum.

Yaniliyor olmam da mumkun tabii. Belki isigi gormustur. Dilegim de o'nun cozumun prcasi olmasidir. Duzen irticacilarin boluculerin onunu kesmek icin Kurt sorununu Agar'a , basortusu sorununu Bahceli'ye, AB meselesini de Baykal'a cozdurecekse ben de derin devletci olurum.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 17, 2007 8:45 PM

Mehmet Agar masaya oturmadan önce belindeki silahini gösterdi herhalde... Neden kimse üstüne gitmedi? Mustafa Bey'in sordugu darbe ile ilgili soruya cevap vermeden baska konuya geçti, basörtü konusuna ve hemen her konuya alakasiz cevaplar vererek konuyu degistirdi.

Demirel'in gençligini seyreder gibiyim. Atasözleriyle, beylik laflarla konusuyor.

Programin özelligi midir bilmiyorum ama Nazli Ilicak sanki Agar'i sevenler dernegi kurmus gibi.

Somut projet yok, laf çok. ÄLLAH Türkiye'yi böylesi basbakanlardan korusun.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: January 18, 2007 1:46 AM

programın tamamını izleyeyememe rağmen takip edebildiğim kadarı ile sayın akyolun pasif kaldığı bi programdı...sayın ağar her zamanki üslubu ile sloganist cümleler kurmaya devam etti...kendisi halkın yeni bişeyler istediğini söylerken eski siyasi üsluptan vazgeçememiş görünüyordu...''genç'' gazeteciler genellikle cevaplarını bildikleri soruları yöneltikleri içinde program zannımca beklenen havada geçmedi...

Yazan: yolcu Tarih: January 18, 2007 2:19 AM

Guzel porogramdi. Sorular ve cevaplari, formati, tartisma adabi ile.

Dun "ne idugu belirsiz bolge" de bir program izlemistim Kadindan Sorumlu Devlet Bakani'nin konuk oldugu. Orda bir ihtiyar hanimmealen "Deniz Baykal yerden goge kadar haklidir basortlu eslerin gunahi konusunda siz ise "o'nun esinin adindan bahsetmekle KADINA KARSI SIDDET uyguluyorsunuz" demis idi. Ne mi alakasi var bununla?

Acviklayayim" Onu seyrettikten sonra bu program da seyredince "duny varmis be" dedim. Nazi Hanim ve Mehmet Bey hakli. Genc milli takim umit veriyor! Harvard'da iken pe te laikci olan kizimiz da Turkiye'de demokrsi egitimi konusunda mesafe kat ettigini gormek de guzel idi.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 18, 2007 2:31 AM

Arkadaşlar neden böyle olumsuz kanaatler edinmişler
bilemiyorum ama bana pozitif geldi program..

M.Ağar yapıcı konuştu..icraata geçer geçmez ama güven veren bir havası vardı..yıllarca başörtüsü üzerinden siyaset yapıp başa gelince de başörtülülerin hayatını zindana çevirenlerle ilgili yorumu güzeldi..

biz sakin sakin okurken adamlar rektörler selam duracak falan dediler sonra hepimiz kapının önünde bulduk kendimizi..çok saolsunlar..

AKP.DE başörtülü kadınları vitrin olarak kullanıyor sadece..tek bir iyileştirme yapamadı..çünki yapmayı istemedi..

Erdoğan cumhurbaşkanı olacakda bizde gün göreceğiz..vah vah:))

Mustafa Bey size teşekkür ederim..özgürlükler konusunu gündemde tutmaya çalıştınız..

gazeteciler sevimliydi..sevdim hepsini de..

sevgiler..

Yazan: deniz Tarih: January 18, 2007 4:08 AM

Tunç bey haklı. Demirel 1, Ağar 2... Mehmet Ağar'ın ağır, peşpeşe, alışık olduğumuz yuvarlak, siyasi tonda konuşmaları uykumu getirdi. Bir ara dalmışım Benelux modeli diye somut bir şeylerden bahsedilmeye başlandı uyandım. Sonra tekrar dalmışım. Mustafa Akyol'u soru sorarken değil de yorum yaparken izlemek daha iyi. Özellikle Mehmet Ağar'ın olduğu bir programda soru sorar vaziyette olmak çok kötü. Bir de ben Nazlı hanım neden gençleri soru sormak için toparladı onu anlamadım. "Genç gazeteci" diye bir tabir de kullanılmamalı. Gazeteci gazetecidir. En azından Mustafa Akyol gazetecidir, diğerleri biraz gençti hakikaten.
Nazlı hanımın "Hadi çocuklar yavaş yavaş siz de başlayın sormaya..." sözünü duyunca zaten bütün karizma yerle bir oldu. Anaç bir program yöneticisi; hele gazetecilerin arasında oğlu da bulununca farklı bir portre çıktı ortaya. Uyuyana kadar manzara buydu en azından.
Mustafa Akyol'un yönlendirici soruları güzeldi. Ama koltukta Ağar yerine Deniz Baykal oturmalıydı.

Yazan: blue Tarih: January 18, 2007 9:44 AM

Deniz Hanim,

Sizin gibi, propganda kliseleri yerine derin muhakemeleri, felasefi bakis zaviyelerinden konulara yaklasmayi terci eden birinin bir taraftan diger yorumcularin cabu yargilarini sorgulayip diger taraftan "biz sakin sakin okurken adamlar rektörler selam duracak falan dediler sonra hepimiz kapının önünde bulduk kendimizi..çok saolsunlar..

AKP.DE başörtülü kadınları vitrin olarak kullanıyor sadece..tek bir iyileştirme yapamadı..çünki yapmayı istemedi.." turi adeta rakip partilerin secim sloganlarini tedavule sunmaniz hayal kirici. Burada simdiye kadar herhangiobir siyasi paryi hatta hareketi de savunan bir tavi koymadim. Bana saldiranlarin bircoklarinin vehmettikleri parti isimleri uzerinden sadirmaarina da cevap vermedim.

Ama hakkaniyet diye birsey var. "uslu uslu oturuyorduk" derken kimin adna konustugunzu bilmiyorum. "ak Paryi vitrin olrak kullandi" nesnel bior muhakeme sonucu vardiginiz yargimi? Bir kere daha dusunmernizi rica ederim bu yagilainizi.
Aman buradan buranin disinda cereyan edenlerden etkilndigim yorum falan ckarmayin. Ne oldugun dahi dun gece ogrendim; ve kim n yapti, kim ne dedi falan gibi detaylar da bilmiyorum. Konu o degil.

Programin olumlu, katilimcilarin sevimli olduklari konusunda size kailiyorum bir inceki yorumumda dedigim gibvi "it was a breath of fresh air". Ve ilave edeyim Agar bvu bulunmaz reklam firsatini cok ustaca kullandi. Oyle goruluyorki milletin oyuna tevessul eden tek muhalefet lideri. Samimiyetinden kuskulu olmaya devam ediyorum, o ayi konu.

Selam, saygi ve muhabbetle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 18, 2007 11:11 AM

Merhabalar Deniz Hanim,

Siteminizde haklisiniz, bu çarpikligin giderilmesi gerek.

Ancak Türkiye'yi kimin yönettigi tam olarak netlesmis degil. Eger AKP birgün gerçekten direksiyona geçebilirse o zaman bu çarpiklik da tamamen onun suçu olur diye düsünüyorum.

Bas örten kadinlarin örtmeyenlere öcü olarak gösterilmesi, halkimizin bölünmesi "bizi bizden koruma görevini üstlenmis" bir ekibin isine yariyor. Kendini "En güvenilir kurum" ilân eden bu kurum son zamanlarda azalan etki alanini yeniden arttirmak için herseye hazir, türban gibi sembolik bir konuda AKP'nin "hata" yapmasini bekliyorlar.

Daha açik yazayim, basörtülü kadinlarin analarimiz, kürtlerin de kardeslerimiz oldugunu hatirlarsak, görünmez iç düsman paranoyasindan kurtulursak 17 milyar YTL'lik bu bal çanagi ister istemez küçülecek. Ama bal tutanlar parmaklarini yalamaya öyle bir alismislar ki. Darbe yapmaya da hazirlar, 12 eylülü bize yeniden yasatmaya da.

Dostlukla
Tunç

alinti :

Silah alımlarında hükümet ve Meclis’in söz sahibi olmadığını belirten Sarıibrahimoğlu şu örneği veriyor: “Meclis; 2003’te erken uyarı ve kontrol uçaklarının alımında devletin 180 milyon dolar zarara uğratıldığı iddiası ile soruşturma açtı. Ama soruşturma kapatıldı ve hükümet, bu uçaklardan dört adedin 1,5 milyar dolara alınmasına onay verdi.” Silahlı Kuvvetler bütçesinin hazırlanması ve harcanmasında sivillerin etkili olmadığını anlatan Sarıibrahimoğlu’na göre kâğıt üzerinde 11,8 milyar YTL olarak gözüken TSK’nın 2006 bütçesi aslında öteki ödeneklerle birlikte 17,4 milyar YTL. Üstelik Tarım Bakanlığının bütçesi bile Meclis’te 10 saat tartışılırken, TSK bütçesi sadece iki saat tartışıldı ve Meclis’ten hızla geçti.

Yazinin tamami için : http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=25543

Yazan: Tunç Tarih: January 18, 2007 2:20 PM

Yukarıdaki yorumlar geneli özetlemiş,detaya takılmak olacak belki ama Ağar'ın programın başında "sevimli grup" tanımlaması Nazlı hm'ın guard alıp "hadi çocuklar"demesine sebep oldu sanırım.
Bizim güzel atazözlerimiz vardır;akıl yaşta değil baştadır gibi.
Genç olmak yolun başında olmak ve yaşanacak şeylerin olduğu anlamında ise yaşlı olmak da yaşanmışlığın olması yani tecrübe demektir.
Tecrübe yada eski olmak,ezmek için yada susturmak,had bildirmek için mi kullanılır yoksa faydalanılsın diye ortaya mı serilir?
Ben Ağar'ın bireysel edinimlerinden faydalanamadım çok söz edip birşey söylememek bu olsa gerek.De javu!Bi siyasi partinin başkanı bence dejavu oluşturmaktan fazlasını yapmalı.
Nazlı hm'a bence teşekkür etmek gerek keşke genç katılımcılar her programda olsa.Onlar Türkiye'nin gerçeği,geleceği.

Yazan: çuvaldız Tarih: January 18, 2007 2:55 PM

Bekir Bey

bunlar benim çok samimi görüşlerim..ben AKP'li değilim.. oy vermek için bütün kesimleri kucaklayacak bir parti arıyorum..arayış içindeyim..

AKP bilindiği üzere milli görüş gömleği çıkarttık diyenlerin kurduğu bir parti..

ben RP iktidara gelmeden önce üniversitede okuyordum..milli görüş teşkilatlarında çalıştım..
AKP'ninde yönetici kadrosunun fikri yapısı hakkında biraz bilgim var..

samimiyetlerine inanmamak için kendimce sebeplerim var..

dindar kimliklerinden dolayı yaşadıkları derin bir komplex var..bunu atamıyorlar..bunu kamufle etmek için çok taviz veriyorlar..

Ali Müfit Gürtunanın eşinin başına geçirdiği garip şapkaları hatırlarmısınız bilmem..o rahatsızlığın gün yüzüne çıkmış haliydi sadece..kendilerine birtürlü yer bulamıyorlar..o kompleksle de sürekli yanlış yapıyorlar..Tayyip Bey cumhurbaşkanı olunca hiçbirşey değişmeyecek..

nurcular Süleyman Demirel'in dost olmadığını anladıklarında iş işten geçmişti..biz de Erbakan'dan iş çıkmayacağını anladığımızda malesef çok geç olmuştu..

milli görüş zihniyetinin baskısı müslümanlar üzerinden kalkınca insanlar daha normalleşmeye başladılar..birbirlerini anlamaya ve sevmeye başladılar..

müslümanların mutlaka birine biat etmesi gerekir..bu devirde önderimiz Erbakan'dır..ona biat etmemiz farzdır diyorlardı..ne garipliklerdi yarabbim..

çok yazık ettiler bu ülkenin insanlarına..Akp gömlek değiştirse de birşey farketmez..hücrelerini değiştirmesi lazım..çünki bu beyinlerden kolay kolay silinecek birşey değil..

değişmek içinde işte sağa sola çarpıyorlar..dengeyi bulana kadar vatandaş yine mahfolacak..yeni 28 Şubat söylentileri dolaşmaya başladı ortalıkta..

dini bu kadar ön plana çıkararak siyaset yapan insanlardan bizim kurtulmamız lazım..

farklı düşünüyor olabiliriz ama bu benim samimi kanaatim..

Nazlı Ilıcakın RP'de ne işi vardı onuda anlamış değilim..hele o Merve Kavakçının vekil olması yok mu?en gergin zamanlarda olacak iş miydi?sonra da mağdur olduk diye ağlıyorlar..önce sormazlar mı o bayanın o gergin zamanda mecliste ne işi vardı diye..

sevgiler.

Yazan: deniz Tarih: January 18, 2007 4:31 PM

Baykal ile aynı anda olması dolayısı ile zorda olsa izledim , mustafa akyol mehmet ali ılıcak ile çok yakışmıştınız yan yana. Çok benzettim sizleri nedense , ee ne olsa birkaç ortak noktanız var .
Ağar ı da tebrik edesim geldi , bir hayli ilerletmiş siyaset sanatını doğrusu , hiçbir tuzak soruya düşmedi.
Sizin türban sorularınızı bile güzelce cevapladı ama bir de hoş bir mesaj soktu araya . Dedi ki : Bana kalırsa eşlerin türbanı konusunda asıl sorun sahibi AKP görünüyor , görüyoruz ki bütün atananların eşleri hep türbanlı .
Ve siz hiçbir ekleme yapmadınız , ikna mı oldunuz yoksa ?
Yine nedense gerçekleri eksik aktardınız , Sezer in vetolarına getirdiniz olayı oysa bütün atama vetolarında Sezer gerekçelerini belirtiyor . Ama siz nedense gerekçelerden hiç bahsetmiyorsunuz. Neden ? Gerçekleri eksik aktarmak halkı yanıltmak olmuyor mu ?
Ayırca neden sadece Sezer in vetolarında bahsediyorsunuz . Başka veto kaynakları da var. Başbakanlık Müsteşarlığı , mahkemeler ve Alman Hükümeti gibi. Hadi mahkemeler ve Alman Hükümeti de atamaları veto ederken onler da gerekçelerini belirtiyor Sezer gibi ama öte tarafdan Başbakanlık Müsteşarlığı gerekçe de belirtmiyor. Bunların yaptığı AKP vetolarından neden bahsetmiyorsunuz ? Üstelik rakam neredeyse Sezer i yakalayacak , tam 381 kararname Başbakanlıkça veto ediliyor. Bu neden yazılmıyor ? Bu vetolar ne gerekçe ile yapılyor ? Gerekçenin kendisi vetodan daha öenmli değil mi ?
Son olarak Bahçeşehir Üniversitesi nden katılan kişi hoş bir gerçeği belirtti ve TUİK verilerinin halkı yanılttığını söyledi . Reel işsizlik rakamının % 21 olduğunu söyledi , buna da bir ekleme yapmadınız . Doğru olduğu için mi acaba , ya da açın hali sizi ilgilendirmediği için mi ? Nedir ?

...........................


MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:

SAYIN BEAGLE, SİZ BENİ "HÜKÜMET SÖZCÜSÜ" SANMIŞ OLABİLİRSİNİZ, ÖYLE BİR GÖREVİM VE NİYETİM YOK. HÜKÜMETİN DOĞRU BULDUĞUM YÖNLERİNİ SAVUNUYORUM, YANLIŞLARINI GÖRÜNCE ELEŞTİRİRİM. CUMHURBAŞKANI'NI SIK SIK ELEŞTİRMENİN NEDENİ DE, TÜRKİYE'DEKİ TİPİK BİR ZİHNİYETİN KUSURSUZ VE EN GÜÇLÜ ÖRNEĞİ OLMASI. VE O ZİHNİYETİ YANLIŞ BULUYORUM.

M.A.

Yazan: Beagle Tarih: January 18, 2007 6:48 PM

Masdem genc, ihtiyar herkes gazeteci, Agar'in kokunk oldug programi baz alarak Turk medyasinin endemik problemlerinden bri uzerine bir iki soz:

Evet program yukrda soyledigim gibi pek cok bakimdan benzerlerinsden cok daha kaliteli idi. Konugun cevaplari da dahil.

Ama Turk medyasindaki tartisma programlarindan biri idi sinucta. Ve "cocuklar" cok terbiyeli idiler. Oysa gazeteci terbiyeli olmaz. Sorgulayici olur. Ornek" mehmet Ali Ilicak, Agar'a bircok klime ve verdi her birine tepkisini istedi birkac kelme le. u kelimeler arsinda Susurluk yoktu. Diger gazetecilerin sorlari arsinda da yoktu bu agizbirligi edilmiscesine.

Bu bir gazeteciler grubu icin danisikli fdogus gorunusu veren affedilmez bir zaaftir. Ama bun herkes yapiyor. Batda da zaman zaman gezteciler programlara konuk cagirirken belirli konular hakkinda soru sorulu sorulmayacagio oncden tartisilir. Bazilar konugun sartlarini kabul eder, bazi sorulari disarda tutar. Bazilari boyle bi garanti vermedigi icin konuk gelmez. Bazilari da sormayacagim dedigi halde sorar ve tanasiyon yukselir. Ornekler cok.

Burada agar'a o konu dahil kendisi le ilgili "utandirici" olabilecek hicbir soru sorulmamasi iyi ile terbiyesi, ve sunucu, Kanal 7 icin "iyi misafirperverlik" olabilir ama yukrda dedigim gib profesyonel gazetecilik etigi ne iyi terbiye ne ev sahipligi kurallarina tabii olmalidir; eger HALKI BILGILENDIRMEK KUTSAL GOREBVIMIZDIR, NESNELLIK dusturumuzdur iddialarinda samimi iseler.

O studyoda bulunmayan kimselere bir himet verir program. Gasye bdur. Birbitrlerin baska mekanlarda agilarlar dilerler ise.

Dusunebiliyormusunuz, bir Bati Medya Kurulusu'nda veya El-cezire gibi objektif bir Islam medya kanalinda hakkinda bu kadar tahkikat yapilan,. adeta ad ile ozdes hale gelen bir konuda sor sorulmayacak? Olliver North'a sorun bakalim Hayatnda Conra-Iran'in gecmedigi kac yazi yazilmis, ve bunlarin sorulmadigi kac progam var imis? Tamam Clinon'a her gittigi yerde Mnca sorulmyor artik ama: 1. Monika Susrluk'lu degil
2. Birkac bin defa soruldugu icin artik haber satmiyor. Aksi halde adamin gozunun yasina bakmazla. Zavalli Noxon olum dosegine kadar Watergate icin hesap verdi.

Ama diyeceksiniz Turkiiye boyle iste. Netekim Marmarisli ressam, Universiteleri turluyor Genclere General bakisin ogretiyor; onlar da alkisliyor. Basbnakan'a "pe******" diyen pe****** terfi ettitiliyor. Ceteci katile "tanirim iyi cocuktur" diyen adam kralimiz, ve hakkinda iddianame yazan savci kim bilir simdi nasil yasam mucadelesi veriyor. Eh demokrasisinin 90 kusur yasindaki Pinochet'i yargilayacak olgunluktaga ulstigi Sili' veya turuncu, turkuaz,. sari, lcivert, erguvani devrimler yapan demokrasi ile yeni muserref olan ulkeerinki seviyesne ulasmak icin kirk tekne ekmege ihtiyaci olan bir ulkede genc veya ihtiyar gazeteciden daha fazlasini beklemeye hakkimiz varmi? El-hak yok. "En azindan bunlarb andicci degil" deyip skretmeliyiz degilmi?

Ama hayal kurmak tami yasak kardesim?

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 18, 2007 9:06 PM

Beagle tartismaya girmekten kacindigim kisilerden biridir. Ataman Hulagu en aznan mizah kaynagimiz. Bu defa Mustafa Bey'e yonelik sadece bir sorusu uzerinden cari fasist duzen savuncularinin mantik orgusunu, hak, hukuk, ozgurluk kavrayisini karakterize etmeye calisacagim.

Gecen Suat Bey'in bir yorumcuya dedigi gibi "deveye niye boynn egri demisler, nerem dogru ki demis". Bu yorum icin tam da oturuyor.

Cumhurbaskani vetosuna esdeger bir "basbakabnlik mustesari vetosundan" bahseden deha ile nasil fikir tarismasina gireceksiiniz? Biri atama hakki olan basbakaninin danismani, kimseyi atama tamama yetkisi yok. O zaman neden bahsediyor deha? "Babakanlikca VET EDILEN KARANAME" nin n oldugunu bilen varmi hukukcu dostla? Olabilir benim cehaletimdir. Karanamei KIM HAZIRLAR KI BASBAKANLIK MUSTERSARI VETO ETSIN? Lutfen HEPLPIN YAW. KNZ'yi mi cagirsak tercum icin?

Simdi Beagle icin GOOGLE'a falan gidip, Anayasa maddeleri blacak degilim. Zaten burada gere te yok. Bildigm sudur: CB darbecilerin cikardigi NETEKIM anayasasinda dahi KISLERDE UYGUNLUK UYGUNSUZLUK KRITERI KULLANAMAZ yanibdaki korumasini gonderip (herhalde NMIT kaynagini israf etmedkye gonlu razi olm,amis) KAPICI IDRISE "Bu adamin karis basini ortermi" diye sorduramaz!!!!! ASncak hehangibir atanan sahis hakkinda olumsuz istihbarat rapori gelmis ise bunu hukmetle paylasarak atyamanin geri cekilmesin iteyebilr veya imzalamax. Bu Istihabarat RAPORU ILE FISLEMEYI KARISTIORMAYIN. Devletion hlkinin inanslaei yasam tarzlari uzerine ispiyonculuk, fisleme yapmasi CINAYETTIR!! Eger Sezer bubnlari yapti ise HUKUK KATLI ISLEMISTIR!
Ote yandan dindar insanlarin oyu ile dindar olduklar bilinerek secilen, planlari, programlari, siyas poziyonla belli nsanlarin olusturdugu hukumette atanan kadinlarin tamami bas acik olmasinakarsin, atanan erkeklern bazilarinin cveya cogunlugunun eslerinin basortulu olmasi KIMSENIN BILMEYE HAKKI OLANM BIR VERI DAHI DEGILDIR . Ama durumun bu olnmasi da EN TABII OLANNIDIR. Dindar bir basbakanin poltik olrak asornlu bir goreve atadigi poltimk sorumlulgu olmayan burokratin guvendigi kisilerdenolmasi ndan tabii ne olabilirki?

Beagle bir de Mustafa Bey'in basortusu sorusuna Agar'in "GUZELCE CEVABI" ni buypass yapip, direkt "araya SIKISTIRDIGI" na geciyor. O kismi hosuna gitmis. Ne imis "aRAYA asikitirdigi"

"Bana kalırsa eşlerin türbanı konusunda asıl sorun sahibi AKP görünüyor , görüyoruz ki bütün atananların eşleri hep türbanlı .
Ve siz hiçbir ekleme yapmadınız , ikna mı oldunuz yoksa ?" (bEAGLE)

1, Agar boyle demedi. Basortulu hanimlarin hakir goruldugunu, ikinci sinif vatandas olra hissettirildigini, kendilerinin bu ulkenin insani olnmadiklari gibi hiossettirildigini, bundan kirgin, tahkir olmus ovaziyette olduklarini soyledikten sonra (BEAGLE BU KISMI GUZELCE CEVAPLADI DOYE GECISTIRIYOR).

Sonra da ilave etti, basortucu imis gibi gorunmek istememek" icin. Yani "aray sikistirdi" yarim cumle ile ote yandan AK_Parti (veya hukumet" de basortusuze karsi bier guvensizlik segiliyor gib bir gorunum icinde; atadiklarini esleri basortusuz olanla arsindan secmesi...(mEALEN Bu- HICBIr carpitma yok; kelimeler farkli olabilir).

Simdi bu araya sikstiran, Begle'in malzeme yaptigi cumleyi alalim:

Demokrasi 101'den:

1. Siyasi atamalar:
Demokrsilerde secilerek isbasina gelenler siyasi kartrolara (karar veici olan durumunda-yuksek seviyeli memurlar) olarak kendi fikir cizgisndeki kimseleri getirir. Bunlar tanimi uzre siyasi atamalardir. Mantigi sudur: Ben millete bu fikirler le gittim, ve secildim, Tabiiki bu poltikalari isleme koymak icin calisabvilecegim kimseleri getirecegim. Orbegin ABD'de bir baskan secildiginde obncweki baskan zamaninda yuksek pozisyonlara atanmis olanlar daha kendlerine hatirlatilmadan istifa dilekcelerin hazirlarlar. Uzun yillar calistigim Paten Dairesinin Direktoru dahi baskan degisyikce degisir idi.

TYurutme sorumlu bir mevkidir; hesap verendir yurutucu. Yani Hukmet ve emrindekiler. Parlamnter sistemde yurutme yasamadan cikar. O da sorumlu mevkidir. En azindan secimlerde. Yurutme faaliyeti de meclis tarafindan denetlenir. Kanunlar, onemli kararlar meclisten cikar. CB 'lik sorumsuz bir mevkiidir. Sezer bunu yanlis anlamis gozukuyor. O'nu cezalandiran sandik yoktur. O'nun karalarini denetyleyen merci yoktur.

Gecmis sol hukumetlerde gorev yapan Seyfi Oktay, Mogultay gib kimseler BIRAKIN YIKSEK DER$CELI POLTIK POZISYONLARI hakimleri, CHP'liler arsindan secmis, bir gunde 5 bin hakim atamislar idi. Ali Topuz koy isleri bakan iken enmrindeki is yerlerinde kapici olan bir akrabamin (YSE idi saniyorum) diger bir sendikadan DISK'e gecmesi icin 30 bin lirra vermis idi. (30 yil oncesinin parasi ile). Yaw senin uzak akraban da rusvetci imis naapiyim falan demesin kimse. IOrada calisan DISKI uyesi olmayan her isciye verilen TRANSFER UCRETI IDI bu. Daha GUNES MOTEL VEKIL PAZARINI KURMAMIS IDI ECEVIT?


Peki bu laikci deha neden bahsediyo olabilir muhtemelen Colsan veya Ulsever yazisindan araklama konuyan "300 bilmem ne karanameyi veto etti" derken? Muhtemelen daha onxceku hukumetin urettigi kanun cikrmaya ne grek var; jaRARNAME ISI GORURYA TAKTIGI ILE ES DOSTA MILLETIN MALNI TALAN ETTIRDIGI KARARNAMELERI YURURLUKTEN KANDIRMASINDAN SIKAYETCI. Ne yaparsin Beagle, demokrasi boylesi bisey iste. AcarIstanbul'un herifi de sikayetci, o da VETO yedi!!

2 BaSRTUSUZLERE haksizlik:

Pardon bEAGLE HANG BAKANLIKLATRA BASORTULULERI ATAMIS BU HUKUMET.Kadin bakan ve vekillerin kac tamesi baortulu? Ben epeydir disrda idim cehaletimi hos gor ve de ki. Bu hukumet su sayida kadin mlletvekili, bakani, ve yujsek dere3celi devlet memuru var, musteasarm genel mudur, elci vb. Ve bunarin ezici cogunlugu basortulu.

Ama deiyemez iseniz bunu BEagle, ne duirumuna dusersiniZ burada?

Haa, eger atanan erkeklerin cogunun esi basortulu" demek uistiyorsaniz SN BEagle Sorarim: SIZDE HIC UTANMA ARLANMA YOKMU? NE HAKLA BU SORUTYU SORUYORSUNUZ?

Eger bu soruyu sorma hakkiniz va ise. Suna ceva cvermek zorndasiniz:

Gecmis Ecevi ghukumeti tarafindan atanan bakan, nmustesar, elcim, genel mudurler ve diger yuksek seviyeli memurlardan KAC TANESNIN BASI ORTULU?

Ne demek sitiyorsun Beagfle. Geveleme! Agzindamn cikar baklayi" Arkadas ben muslumani sevmem, dolyisi ile onu dahil oldugum ilk ile esit grmuyorum. Ayni standardi uygulayamam de.

Kendinizi boyle komik duruma dusrmeden, demoktrasi, ozgurlukler konusundaki fasizan tavriniza bir de bak ben an zamanda nwe kadar cahilim " i eklemek zorundamisiniz. Siz tam "o kada az biliyorum ki ama o kadar eminimki" sozunun manasisiniz! Hos laikcinin baska turune de raastlamadim ya. Yukarda deigim gibi Ataman'da en azindan sensohAmur var.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 18, 2007 10:03 PM

Değerli yorumcular, tartışmanın heyecan düzeyi
düşüktü gerçekten, Mustafa Bey dışındaki arkadaş-
lar amatör kalmışlardı. Ancak ben Sayın Ağar için
birkaç söz söylemek isterim. Sayın Ağar Bürokrasi
sonrası milletiyle gözgöze gelebilmiş ender şahsi
yetlerden. Pekçok emekli yargı mensubu, Emniyetçi
Asker politikada üstelik parti genel başkanlarınca
taşınarak atıldıkları siyaset hayatlarında başarı
sız oldular. Millete tepeden bakmaya alışmış olan
ları daha deneme seferinde raydan çıktılar. Ancak
Mehmet Ağar iki seçime bağımsız olarak girdi ve belkide ilk örnek olarak her ikisindede seçimleri
kazanma başarısı gösterdi. Bu çok eğitici bir dur
um. Millete hizmet etmek için onun sevgi ve saygısını kazanmak şart. Yoksa ben şuyum, ben buyum diyerek halkın karşısına çıkmakla bu işler
olmuyor. Kahvelerde afurlu tafurlu politika heves
lilerine fazladan çay ısmarlatmak için, uzatma
sorusu sorma taktikleriyle bezdiriyor adamı, çarık
lı erkanı harpler. Mehmet Ağar şu anda yeni siyase
t dilini en hızlı kavrayan lider. Bir bütün olarak
yeni siyasete göre dizayn olan AKP ye karşı tek ba
şına alternatif olabilirmi, bilemem ancak, barajı geçerse Gelecek seçimlerin en ciddi iktidar alter
natifi olur. Unutmayalım ki, Baykal ve CHP muhale
fet olmayı çok seviyor. İktidar diye bir dertleri
yok. Statükonun sürmesi ve vesayet altında demokra
si hedefiyle CHP ancak muhalefet alternatifi olabi
liyor. Saygılar.Levent.

Yazan: levent Tarih: January 19, 2007 3:51 PM

Sadece dille olsa :-)

Levent Bey, asagidaki yorumunuza katilmamak zor :

"Mehmet Ağar şu anda yeni siyaset dilini en hızlı kavrayan lider. Bir bütün olarakyeni siyasete göre dizayn olan AKP ye karşı tek başına alternatif olabilirmi, bilemem ancak, barajı geçerse Gelecek seçimlerin en ciddi iktidar alternatifi olur." (L)

Mehmet Ağar'i seyrederken insani korkutan su : "siyaset dili" konusunda iyi oldugu için halka hizmet etmek konusunda biraz Ağar'dan alabilir. Derin devletçi geçmisi onun pesini birakmayacaktir, basbakan olursa Türkiye'nin sorunlariyla degil kendi kuyruk acilari ve temizlemesi gereken dosyalarla ilgilenecektir.

Mehmet Ağar'i çok rahat düsünebiliyorum söyle derken : "Benim köylüm, ben sizin BABA'nizim, bu sene mazotunuz benden, kuru üzümün tonuna 200 YTL verecegim, vallahi, billahi, pancarin tonunu 100 liradan alacagim"

Sonra hazineyi bosaltip da bütçe açigini ikiye katladigi zaman kendisini söyle savunacak "Verdiysem ben verdim, dün dündür, bugün bugündür"

Baraji asamazsa Türkiye için bir kayip olmayacagini düsünüyorum, ne dersiniz?

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: January 19, 2007 6:24 PM

Tunc Bey in "Kucuk Demirel" benzetmesi uzerinde durulmasi gereken bir fikir.

Demirel bu ulkenin bugun icinde bulundugu izdiraplarin kah bas sorumlusu kah figuran oyuncusudur.
Gladio'nun (Turkiye versiyonu -Ulkuculer-) memlekette teskilatlanmasi, Agca gibi zararlilarin turemesi, sonra bunlarin ogretmen yetistiren kurumlari ele gecirmesi nedeniyle asiri milliyetci nesillerin, kizil elmacilarin, yetismesine ana sebep Demireldir.

Demirelin biraktigi yerden JITEM, Susurluk, "Kursun atan-Kursun yiyen" Ulkucu Mafya ve devletin icindeki pek cok kokusmuslugun zeminini isleme koyan da Agar dir.
***

Hani Agar "yukardan vahiy geldide ben degistim" desede inanmam. Bu gunku gorunusu itibariyla -ilk yardim cantasi-na benzetiyorum. Amaci; bir yandan "derin devlet"in sadakatine guvenebilecegi ve gerektiginde acilen devreye koyacagi takiyye demokrat, obur yandan DEP in bir kisim oylarini kaydirmak plani goruntusunu veriyor.

Yanilmis olmayi cok isterim.

Yazan: Haydar Tarih: January 19, 2007 7:10 PM

Sayın mustafa akyol
Sizin hükümet sözcüsü olduğunuzu zanneden yok burada , size olan bakışım bu sitede okuduğum bilmem kaç tane yazınız sayesinde yeterince şekilendi zaten. Kafamda bir kimlik sahibisiniz ve bunu ancak uygun koşullarda ifade edebilirim size.
Madem AKP nin yanlışlarını da eleştiriyorsunuz , o halde sorabilir miyim ( örnek verebileceğim yüzlerce icraat var mustafa akyol , ama sadece bir tanesi soracağım )3.3.2004 kabul tarihli 5102 no lu Kanun da Madde 5 i doğru mu buluyorsunuz ? Eğer doğru buluyorsanız ona da sorularım olucak .
Yok yanlış buluyorsanız , bu yanlışınızı ne zaman eleştirdiniz ? Eleştirisini yaptığınız yazınızı bana bildirir misiniz ?

Diyorsunuz ki : CUMHURBAŞKANI'NI SIK SIK ELEŞTİRMENİN NEDENİ DE, TÜRKİYE'DEKİ TİPİK BİR ZİHNİYETİN KUSURSUZ VE EN GÜÇLÜ ÖRNEĞİ OLMASI. VE O ZİHNİYETİ YANLIŞ .

Açık konuşun çünkü pek aydınlanmadım , ne imiş O ZİHNİYET ?

Bekir ,
Tartışmaya girmekten kaçınmanız beni endişelendirdi , sebep diye sorasım geldi Gaffur gibi. Neyse ,
Öncelikle deve boyun meselesine en az sizin kadar ben de katılıyorum , bu sözü de en güzel İsmail Gülgeç in karikatürlerindeki erbakan ı andıran deve esprilerinde görürdüm. Yani kaynaklarımız farklı biraz sizden.
Gelelim veto meselesine , siz veto meselesine bir hak gözü ile bakıyorsunuz herhalde ki bir de kıyaslamalara girişmişsiniz ilginç bir şekilde. Bekir , haberiniz olsun ne Cumhurbaşkanı , ne Başbakanlık , ne mahkemeler ne de Alman Hükümeti eş değerde değildir. Bunların yetkileri de bir değildir. Benim işaret ettiğim nokta hepsinin AKP ce yapılan kimi atamaları durdurduğu , veto ettiği , iptal ettiği ve geri çevirdiğidir. Yani eşdeğer vetodan bahseden ya da bu tür bir şeye işaret eden yok burada , anlaşıldı mı 1 ? Anlaşılmadı ise belirtin lütfen. Sorun benim ifadelerimde değil , sizin algılamanızda yani.
Yine kim başbakanın danışmanın atama yetkisinden bahsetti Bekir ? Siz bana değil bir başkasına konuşuyorsunuz herhalde , başbakanlık danışmanı değil , müsteşarlığından bahsediyorum ben , anlaşıldı mı 2 ? Ben deha değilim , sadece sizin algı sorununuz var , ya da okuma ! Müsteşarlıkça geri çevrilen kararnamelerden bahsediyorum ben ve bu gayetin de bilinen bir olgu. Hukukta da var zaten müsteşarlık kanunsuzluk yapmıyor yani , hakkı olan bir yetkiyi kullanıyor ve başka bir bakanlıkça gönderilen kararnameyi geri gönderiyor , üstelik gerekçe belirtmeden . Kaç adet ? Tam 381 tane. Şimdi Bekir , siz bilmiyorsanız bu Müsteşarlığı kanunsuz yapmaz çünkü bürokrat atamalarında üst düzey atamalar üçlü kararname ile yapılır. Bunların ayaklarını biliyorsunuz değil mi ? Bilmiyorsanız söyleyin biraz hukuk öğreteyim size , ya da en yakınınızda bulunan bir hukukçuya sorun benim söylediklerimden farklı bir şey söylerse de bunu mutlaka bana bildirin. Mesela , Maliye Bakanlığı bir genel müdür ataması yapacağı zaman ismi belirler , Bakan imzalar ve Başbakanlık a gönderir . Burada Başbakanlık uygun bulursa o da Cumhurbaşkanı na gönderir , vs. BUugünün resmi gazetesine bak görürsün. Yani Başbakanlık da buradaki kademelerden birisidir. Dolayısı ile 381 vetoda Başbakanlık Müşteşarlığı kanunsuzluk yapmıyor , var olan bir yetkisini kullanıyor. Bu kadar bilgi haberiniz olsun hukuk bile değil , hukuka giriş bile değildir. Bekir , yeterli mi ?
Ha peki Başbakan Müsteşarı ne yapıyor , Başbakan adına atamayı geri çeviriyor , tabiî ki de kendisi tek başına yetki sahibi değil , Başbakanlıktan aldığı yetki ile bunu yapıyor . Bu kadar HELP size yeterli mi ?
Geldik bir başka paragrafınıza , Bekir google a girmenize gerek yok , ben Anayasayı zaten biliyorum . Siz asıl biraz öğrenin bence. Bildiğiniz değil , kendinizce bilmediğiniz şu : Anayasamızda ( araya mesaj katmışsınız darbecilerin anayasası diye , bana ağlayacağınıza anayasayı değiştireceklerine söz verip de tutmayanları eleştirseniz daha iyi olur bence ) der ki , Türkiye bir hukuk devletidir , ve her kurum gibi Yürütme ve Hükümet de işlemlerini hukuk ilkelerine göre gerçekleştirmek zorundadır. Yani kanuna aykırı işlem yapılamaz. Ataması yapılacak kişilerde ( siz büyük harfle yazmışsınız , müsaade edin ben de kullanayım ) UYGUNLUK veya UYGUNSUZLUK KRİTERLERİNİ kULLANIR ; KULLANMAK ZORUNDADIR. ÇÜNKÜ KANUN BUNU EMREDER. KANUN NO 657 , MADDE 3 . oku öğren öğret Bekir.
Üstelik kim eşlerin başörtüsünü, ya da türbanını mesele yapıyormuş ? Vural Savaş ın zamanında Sezer e verdiği tepkiyi hatırlamıyor musunuz ? Sezer i Haşim Kılıç ı desteklemekle suçlamıştı. Öğrenin bakalım Bekir nasıl bir insanmış Haşim Kılıç Sezer ce desteklenen – üstelik kaç sene birlikte çalıştılar - Ya da bildik bir örnek : Merkez Bankası Başkanı Yılmaz a da bir bakın. Yani eşlerin nasıl giyindiklerini sorun eden yok , anlaşıldı mı 3 ? Hangi veto gerekçesinde Sezer eşlerinin giyimini göstermiş söyleyin de biz de öğrenelim Bekir ?
Sezer fişleme yaptı mı diyorsunuz , yapmadı mı diyorsunuz ? Fikrinizi açıkça yazın lütfen. Ben açıkça söylüyorum : Sezer in fişleme yaptığına dair en ufak bir bilgi sahibi değilim ve bu nedenle de fişleme yaptığına inanmıyorum. Ya siz ? Açık olun lütfen.
Yine beni belirtmediğim ifadeler ile yakıştırmalara sokmuşsunuz . Ben hangi ifadem de AKP başları açık , türbansız bayan atamalar yapmadı dedim ? Görüyoruz TÜBİTAK da mesela Nükhet Yetiş örneğinde , kör müyüz biz ? Gerçi bu hükümet sayesinde bugün Tübitak yöneticilerin yasal statüsü bile yok ya neyse.
Ayrıca Bekir , yine ben hangi ifademde hükümetin kendi görüşü doğrultusunda atama yapmasının yanlışlığına dair bir bilgi vermişim ? Ya da bu tür bir noktaya işaret etmişim ?
Konuyu , ortada bağlantılı bir şey yok iken birden birkaç cümle ile , birkaç cümlede asla kapanmayacak bir ifade de bulunmaya ben araya şıkıştırma diyorum , ve bu tür bir ifadeyi ilk yapanı , yani Mustafa akyol u sıkıştırma yaptı diye beyan ediyorum. Anlaşıldı mı 4 ?
Şimdi size numaralı kısımlardaki ifadelerinize cevap vereceğim :
1. Ağar aynen böyle dedi , tam olarak kelime kelime tabiî ki yazamam ama bu ifadeyi kullandı , kulaklarım bana öyle söylüyor ki o anda zaten bunu not almıştım , notlarımda da bu aynen böyle , bu tür olaylarda not almak iyidir Bekir , akademik disiplinden nasiplenmektir üstelik . Evet Ağar sizin söylediklerinizi de söyledi ama sadece onları söylemedi Bekir , ayrıca ben burada Ağar adına eksik cevaplanmış bir şey göremiyorum. İkincisi siz görüyorsanız bunu bana değil , size göre eksik cevapladığını düşündüğünüz için Ağar karşısında sessiz kalarak bu duruma sebep olan mustafa akyol a sızlanın , eğer soru eksik cevaplandı diyorsanız bunu benden önce akyol a belirtin , olur mu ?
Şimdi benim araya sıkıştırma yakıştırılmalarıma cevaplar :
1. Siyasi atamalar:
Tabiî ki demokrasilerde yürütme kurulları kendi görüşlerine yakın veya uygun insanları atama yaparlar , burada bir yanlış yok . Ben bundan farklı bir şey ne zaman söyledim Bekir ?
Araya ilave edeyim , Parlementer sistemlerde yürütme yasamadan çıkar diye bir şey yoktur, Çünkü bu şart değildir . Siz bilmiyorsunuz , ben insanlara söyleyim sizin yerinize , bizim sistemimizde sadece Başbakan Yasama organı üyesi olmak zorundadır. Yürütmenin diğer bütün elemanları yasama organından olmak zorunda değildir. Öğrenin. Yürütme yasamadan çıkmaz yani.
Siz öyle yanlış ifadelerde bulunuyorsunuz ki ben sürekli düzeltme yapmak zorunda kalıyorum . Yürütme faaliyeti Meclis tarafından denetlenmez, yani denetleme yapar Meclis ama sadece meclis yapmaz , hatta bu konuda asli görev Meclis in bile değildir . Başka hangi organların denetleme yaptığını siz benden öğrenmek isteyin , ben de size seve seve yazayım. Olur mu Bekir ?
Yani o kadar yanlış dolu ki yazdıklarınız , hukuk dersi verir gibi hisedeceğim kendimi sayenizde – ama burada bilgili olan ben değilim , bilgisiz olan sizsiniz sadece -. Kararlar , kanunlar sadece Meclis tarafından da çıkmaz. Meclis son onama yeridir. İkisi farklı şeylerdir. Kanun teklif ve tasarılarını kimin vereceği , ve yine hangi kararları kimin vereceği yine kanunda yazar.
Ha şimdi eski CHP yanlışlarını ya da geçmiş hükümetlerin yanlışlarını belirtiyorsunuz , sağolun Bekir ben gelmek istiyordum bu noktaya , siz beni getirdiniz. Evet devenin neresi doğru ? Bu ülkede güven veren ya da şimdiye kadar vermiş kim var ? Bana göre ( Daha önce de belirtmiştim bir başka yorumumda , Ahmet Necdet Sezer ve Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan dışında ) bakan ve cumhurbaşkanı seviyelerinde hayatım boyunca güven veren kimseyi görmedim , görecek gibi de hissetmiyorum. Bugün bu ülkenin bu halinden CHP , AKP , ANAP , DYP , MHP , bana göre hepsi sorumludur. Burada tek güven vermeyenin AKP olduğunu yazan yok yani.
Ayrıca deve boynuna benzer bir ekleme yapayım size Bekir , İKİ YANLIŞ BİR DOĞRU ETMEZ. AKP nin yanlışı ile başka birisinin yanlışı kimseyi doğru çıkartmaz.
Yine yakıştırılma ile karşı karşıyayım , ben laikçi değilim çünkü laikçi ne bilmiyorum . Nedir Laikçi olmak Bekir , biraz siz bana öğretin bari , çünkü gerçekten bilmiyorum. Ben laik bir bireyim.
Ayrıca atama bilgilerini yazarken ben araklama yapmıyorum , bilgiyi veriyorum . Bilgi kaynağımın kim ya da ne olduğunu nereden biliyorsunuz Bekir ?
2 ye geçmeden önce siz Acaristanbul demişsiniz , ben ekleyeyim biraz da. Orman Bakanı memurlarımı sokamıyorum diye dert yanıyor . Kusura bakmasın , bakanlık ağlama sızlanma yeri değildir. Mazeret bildirme yeri hiç değildir. Madem memurlarını sokamıyorsun bunu sana bana basına değil , gitsin İçişleri Bakanına söylesin , kolluk güçleri de gerekeni yapsın. Ortada bir kanunsuzluk varsa hükümet sızlanmayı kessin , olaya müdahele etsin. İcraat yapsın , sana bana dert yanmasın.
2. Geldik 2 ye.
Önce yine öğrenin , başörtüsü ile türban aynı şey değildir.
Yine soruyorum , ben hangi ifadem de hükümet türbanlıları atıyor dedim Bekir ? Hangi ifadem , hangi satır , hangi cümlem ? Siz yazımı cidden okudunuz da mı konuşuyorsunuz ? Eee , gerisine cevap vermeye lüzum kalmıyor KANIMCA.
Elbetti ki Bekir , kaç türbanlı atanmış , atanmamış diyemem , çünkü DEMEDİM zaten.
Şimdi geldik , utanma arlanma konusuna . Ben de utanma var , arlanma var. Asıl siz de bu hisler yok mu ? Yazmadığım birşey hakkında beni itham ediyorsunuz ?
Bunlarda listeme not ettiğim son yakıştırılmalarım :
Hep birlikte sayayım ; başkalarına göre ben
Saçmaladım.
Sivas halkına katil diye işaret ettim.
Şark kurnazı oldum.
Geveledim.
Müslümanlığı sevmedim.
Laikçi oldum ( o da neyse ).
Faşizan oldum.
Sizin bu ifadeleriniz ben de hiçbir eksiltme yaratmıyor. Ben de yaratabileceğiniz tek kaygı verdiğim bilgilerde ve ifadelerimde yanlış bulmanızdır. Bekliyorum.

Yazan: Beagle Tarih: January 19, 2007 7:52 PM

Beagle,

Butun demokrasilerde meclis'in asli gorevi yasama, ve yurutmery denetlemedir. Demagoji ile munazara kazanacak kadar zeki degilsin. Biraz daha Emre Kongar seyret.

Meclisin yurutmeyi denetledigi sistemin adidir parlementer sistem

Hukumetin parlementodan cikmasi da parlementer sistemin karakteistigidir; bu sart olmasa da, uygulama da istisnalar yok denecek kadar azdir. Bizim darbe anayasalarimiz da disardan kabine uyesu atanmasini yasaklamaz Netekim. Ama simdiye kadar hicbir secimle is basina gelmis hukumet bunu yamamistir.

Valev ki yanlisim bu konuda (ki degilim) nereye varmak istiyorsun bununla? "Haa oyle olduguna gore Basbakanlik mustesari'nin icraati CB'nin keyfi, gayriahlaki, antidemokratik, gayrimesru kriterler ile veto silahini kullanmasi , kislerin giyimleri, dusuncelerine gore "UYGUNLUK" belirlemesi yapmasi esitlenmis mi oluyor?

"Haa oyle ise milletce en azindan sandik yolu ile denetlenen,. gorevine son verilebilen denetlenen bir siyasi iktidarin, siyasi pozisyonlara benzer fikirlileri atamasi ve SORUMSUZ CB'nin milletin hukumetin atamalarini BASORTUSU KRITERINE GORE VETO ETMESI AYNI SEY" mi DIYECEK oklur simdi??

Basbakanlik mustesari basbakanin emrinde calisan bir memurdur, Genelkurmay Baskani gibi. Ac anayasana, (gizli olanina degil), ic hizmet kanununa bak.. Mustesar bilmek kac karatrnameyio veto etti diyen dehaya cevap vermekle hata etmisim goruluyor ki (her n kadar dusundugum muhatap ucunc kisiler idiyse de)

Neyin savasini veriyorsun? Ana fikir ne?

Bu cumhurbaskaninin fisleme yaptigi, millet arasinda giyim kusam ayirimi yaptigi, inanan insanlai tahkir ve tezyif ettiginin haberleri ayyuka cikti. Bkz Ornegin:
http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/04/evet_tehlikenin_farkndayz.php
http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/08/cumhurbaskaninin_dunyasi.php
http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/08/cumhurbaskaninin_dunyasi.php
http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/01/cumhurbaskani_ve_turkiyenin_cimentosu.php
http://www.mustafaakyol.org/archives/2005/04/sezer_ve_ilml_s.php
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/01/03/cumhur-ve-uslup/
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2006/12/22/sherlock-sezer/

Bu da bsadece bir iornege ait bir alinti:

“Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bir gazetede yer alan bir haberin ardından Çorum'daki kamu kurum ve kuruluşlarında başörtülü avına çıktı. Söz konusu gazete de 'Belediye türbana izin veriyor' başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde, “Laçin ilçesi Narlı Beldesinde bir öğretmen derslere girmek bir yana bayramlarda dahi türbanla törenlere katılmaktan geri durmazken, hastanelerle Çorum Belediyesi'nde de birçok birimde türbanlı çalışanlara rastlamak mümkündür” ifadeleri yer alıyordu.

Haber üzerine Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu imzasıyla Çorum Valiliği'ne 13 Kasım 2006 tarihinde resmi yazı yazıldı. Yazıda gazete haberi hatırlatılarak resmi kurum ve kuruluşlarda başörtülü çalışanın olup olmadığının araştırılmasını ve başörtülü çalışanlar hakkında gerekli işlemlerin yapılarak bilgi verilmesi istendi.

VALİ YAZI YAZDI

Cumhurbaşkanlığı'ndan gönderilen yazıya haberin kupürü de eklendi. Yazısı üzerine Çorum Valisi Hüseyin Poroy, ilgili kurumlara durumu bildirdi ve bilgi istedi. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Valiliğe gönderilen yazıda hastanelerde başörtülü çalışan devlet memuru olmadığı belirtildi. Ancak Çorum Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi Erdal Orhanoğlu'nun temizlik şirketi işçisi olarak hastanede çalışan başörtülü işçi kadınlara ise başlarını açmaları konusunda baskı yaptığı öğrenildi. “

YENİŞAFAK
==================================
Hangi delil istiyorsun? CB’nin bir devlet dairesine atanan sahsin apici Idrise “bu adam’in karsi bas ortlulumu, kiminle duser kalkar” diye sordurdugunun ses kayitlarini mi istiyorsun? Bu CB'nin basortuluyu babasinin mali olan CankAYA KAMUSAL ALAINA SOKMADIGINA DA DELIL LAZIMMI?

Mars’ta havalar nasil? Sizin Kemalist kazanimcilardan bir demeismi idi (Civan’mi di neydi) “rusvetin belgesimi olur” diye? Ama gunes balcikla sivanmaz.

Simdilik bunlar yeter sanirim.

Basortsusu turbanmidir sorusuna gelince NE HAKLA SORUYORSUN? HANI SIFATLA. BASORTUSU DENETLEME GESTAPOSUNA MI AITSIN!

Parlemeter demokrasi de meclis disindan da bakan atanmasi mumkundur teorik olrak ama bu kimsenin bar bar bagiran lumpenligi, fasitligini kamufle edemez ki.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 20, 2007 12:06 PM

Deniz Hanim,

Cevabi yorumunuzu simdi farkettim. Kendinizin de not ettiginiz gibi tesbitleriniz subjektif kisisel gorusleriniz. Ortada veri olmadigi icin surada yanlissiniz diyecek bir durum da yok. Her bir argumaniniza varmak icin sebepleriniz olabilir. Vardiginiz hukumleerin hemen hicbirin katilmamak icin benim de sebeplerim olabilecegi gibi.

Ben bir iki ornek uzerinden elestrecegim soylediklerinizi , ama saniyorum tamamina da cevabi mahiyette olur.

"farklı düşünüyor olabiliriz ama bu benim samimi kanaatim..

Nazlı Ilıcakın RP'de ne işi vardı onuda anlamış değilim..hele o Merve Kavakçının vekil olması yok mu?en gergin zamanlarda olacak iş miydi?sonra da mağdur olduk diye ağlıyorlar..önce sormazlar mı o bayanın o gergin zamanda mecliste ne işi vardı diye.." (Deniz)

Dogrusu bir hanimdan nihayet hermcinsini, ve ozellikle kendisinin dahil oldugu, sosyal, poltik hayattan dislanilmaya calisilan kesimi mecliste temsil eden hanim icin kullandigi bu ifadeyi yadirgadim.

Hangi kimliginizle olaya yaklasirsani yaklasin (birey, hanim, insan, dindar, tesetturlu, aydin, demokrat,,) bu argumani anlamak zor. Cunki bahsedilen hanim, bir insandir, insan hakkidior yaptigi, bir bireydir, birey hakkidir giyim kusam tercihi, muslumandir, tesettur Kur'an'in emridir (veya o'nun anladigidir), erkegin emri diasinda, ne yapip yamayacagina karar verebilen bir hanimdir.

Burada bir futbolcunun bir takim kadrosunda olup olmamasinda bahestmiyoruz. Mevzuya bu sekilde yaklasisaniz, size yapilan baskilara da bir nebze mesruiyet kazandirmis olursunuz cunki "bir hanimin milletvekili olup olmayacagi sonucta parti yonetiminde erkeklerin vermesi gereken bir karardir, ve bu erkekler bununla yanlis karar vermistir" demis olursunuz. "ama uygulama bu" diyeceginizi sanmiyorum; o zaman "statuko ile problemim yok" denmis olursunuz. Burada bahsi gecn hanim veya partiye oy veren vermeyen hanimlarin, partide aktif gorev alan, ve imdiye kada vitrinden uzak kalan hanimlarin ne dusundugunun hicbir rolu olamazmi? Hersey stranc oyunu degilki. Semi-demokratik bi proses vardir, ve butun kesmler ve bireyler sizin oyun planiniza gore rollerin yapan piyonlar degildir ki.

Nitekim olmustur da bu (hanimlarin taleplerinin hesaba katilmasi) . Bir onceki secimde Refah'in yuzde 21 kusur oy almasinda en buyuk rolu hanim teskilastlarinin faaliyetleri oynamistir (kapi kapi ziyretler, ev toplantilari vs). Kendilerinin bu hizmetlerinin karsilgini talep ettiler hanim teskilatlari Fazilet kurulunca. Merkez de buna cevap vermek zorunda hissetti. Hanim teskilatlarina isim onermelerin istedi. Aslinsda onlarin verdikleri liste bir iki degil bircok basortulu iceriyor idi. Bu liste tahmin edebilecegini nedenlerle kisaltildi. Iki basortulu hanim aday gosterilmesi dusunuldu, hanimlarin tercihleri dogrulusunda. Bir tanesi cekildi. Buna karsin iki tane de bildiginiz basi acik hanim aday gosterildi. Nazli ve Oya Haninmlar. Nazli Hanim'in neden aday gosterildigi ayri konu. Bunu nesnel olrak degerlendirebilecek bilgiye ikmiz de haiz degiliz. Her ucu de secildi.

Gavurlarin bir soz vardir "monday night quarterbacking" ("pazartesi gecesi santraforu" gibi birsey). Mac bittikten sonra herkes oyunculain nasil oynasaydi kazanacagini cok iyi bilir. Diger bir soz de "geriye bakis daima 20 de 20 dir" diye. Simdi o zamana ait pek cok bilinmeyen var iken "sunu yapsalardi su olmazdi" turu ahkam pek nesnel degil.

Yukarda aciklamaya calistigim gibi ne bir kisinin ne de bir parti onetiminin kisisel, keyfi tasarruflari sonucu olmadi.

Gosterilen tepki tahmin edilemedi. Bunlarin bir kuismi "Basortusuz Demokrasi" adli kitapta. Bir kisim da birgun yazilacaktir eminim.

Evet isin icersinde "omurgasizlik" ta rol oynadi. Burada kimler ne dedi , ne yapti, kim kacacak delik aradi gibi konulara girmeyeceim.

Tavsiyem musluman kardesleriniz hakkinsda husn- u zanni, su-i zanna tercih etmeniz. Ak_parti'yi mi kara patrtiyimi desteklediginiz kisisel tercihiniz. Burada parti propgandasi yapmiyoruz. Sadece bazi insanlar ve gruplar hakkinda vardiginiz hukumleri hakkaniyet, nesnellik zaviyesinden tenkid ediyorum.
Partiler birer aracvtir. Dogrularimin hayata gecirlimesi hangi pari vasitasi ile mumkun olcaksa ona oy veririm. Eger duzenin Agar'a bu basortusu sorunnu cozmesine , ulkenin demokrasiye kavusturmasina musade edecegine , ve Agar'in samimiyetine inansam, kendisinin ve kardosunun ulke yonetimi kifayetsizliklerine ragmen, ve yolsuzluklarin da aratacagna inanmama ragmen ona oy verebilirim. Mevcuttan iyi alternatif gozukmuyor. Basirtusu sorunu dahil dinda insanlar icin hicbir iyilestirme yaopamamalarina ramen, ulke icin yaptiklar hizmet nesnel olcutlerle tartyisilamayacak kadar kesin olrak ortadadir. Ekonomide, sosyal yasamda, dis poltikada, ulkenin itibarinda bunu gosteren yuzlerce olcek vardir. Ben bir muhendisim. Hic bir nesnel tahlil bana daha iyi bir alternatif sunmuyor.

Bir de iki yorumunuzdan genel bir celisk ckriyorum. Cumle cumle analiz benim isim degil. Bir yandan Fazilet'i "o gergin donemde" fazlaca cesur, ihtiyatsiz cikislar yapmakla sucluyorsunuz obur yandan Ak-Parti'yi fazla korkak davranmakla, hatta daha kotusu samimi olmamakla. "milli gorsu gomlegini cikardigini soylyen " turu ifadeyi birakiniz laikciler kullansin. Yalama olan, lackalasan bir ifade bu. Birinciasi 'milli gorus gomlegi' kirlidir" der. Ikincisi Tayyip sammiyetsizdir der. Aslinda cikrmamistir bu argumana gore. Ama ayni DeniZ Hanim daha sonra basortusu konusundaki passivitesi elestrirken milli gorus gomlegini giymedigi" icin elestirmis olmuyormu ayni kisi-grubu? Bana oyle geliyor ki, dindar kesimi siyasi arenada temsil eden insanlarin kotu olduguna onceden karar vermissiniz, sadece nedeni konusunda kararsizssiniz. Kotuler cunki, taviz verdiler ve kotukler cunki taviz vermedler.

Sunu da akilda tutmanizi dilerim: Daha once MUstafa Bey'in "Israil'e karsi ne yapmali" ve diger "Islam-Bati" iliskileri ile ilgili yazilarini elestrirken sikca soyledigim gibi kritiklerimizi "bu oyun bitti, biz kaybettik; onlar guclu biz zayifiz. Anccak onlarin hosuna gideresel tekrar guclenebiliriz" gibi bir mantigin yanlis oldugunu "tarihin sonunun" gelmedigini vurgulamis idim. Burada gene ayn seyi soyluyorum:

ABD'deki znciler de 1930'lardak havaya bakarak bu sonuca varabilirler idi. Bazilar bu "appeasement" yolunun "akilli strateji" olcagini one surdu. Malcolm X, ML King farkli dusuncede idi. Rosa Parks'in ise stratejiden mtrastejiden haberi yoktu. Bir gun otobuse bindi ve "arka tarafa oturmayacagim; benim senden asagi tarafim yok" dedi. Ve tarih yazildi. 2 Mayis 1999'un tarihe nasil yazilcagina karar vermek icin biraz beklmenizi tavsiye ederim. Zaman'daki bir yazisinda I. Kalin'in naklettiogi anekdotu tekrarlayayim. Kissinger, Cin'in ziyaret ettig zamandaki baskanina Fransiz ihtilali hakkinda ne dusundugunu soruyor. O da "henuz karar vermek icin zaman erken" diyor. Sizin kinadiginiz . lanet ettiklerinize gelecek nesillerinizin dua etmesi de muhtemeldir. Ben de buna inaniyorum.

Ahlaki dogrularin ayni zamanda politik dogrula oldugunu tarih gostermistir. Roma bir gunde yapilmadi. Musluman'in siyaseti de bundan baskasi olamaz.

Selam, saygi ve muhabbetle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 21, 2007 1:32 AM

Bekir L. Yıldırım ,
Diyorsunuz ki :
Butun demokrasilerde meclis'in asli gorevi yasama, ve yurutmery denetlemedir. Demagoji ile munazara kazanacak kadar zeki degilsin. Biraz daha Emre Kongar seyret.
Pardon da , yürütme faaliyetini meclis denetler dediniz ve ben düzeltme yaptım. Sadece meclis yapmaz dedim. Yani burada demogoji ya da münazara yapan yok. Verdiğiniz ifadedeki eksiği tamamlıyorum. Meclis in asli görevi konusunda zaten farklı bir ifade kullanmadım ki bana bunu hatırlatıyorsunuz. Tamam herhalde 1.
Yine diyorsunuz ki :
Meclisin yurutmeyi denetledigi sistemin adidir parlementer sistem
Hayır , parlementer sistemin adı belirli yetkilerin Parlemento da toplanıldığı sistemdir ve bu sistemlerde yürütme erkleri parlemento ile birçok güç tarafından denetim altındadır . Ama tabiki her sistem kendi tarzını oluşturur. Bizim sistemizde hükümeti denetleyen güçlerden birisi de meclistir. Denetlemeyi meclis dışında yapan kurumlar da vardır. Benim yaptığım tek ekleme budur. Ama bir yanılgınız daha var Bekir L. Yıldırım, siz yürütmeyi sadece Bakanlar Kurulu ndan ibaret zannediyorsunuz herhalde ? Yürütmenin diğer erklerinin kim tarafından ve ne yetkiler ile var olduğu anayasada belirtilmiştir. Göremedi iseniz söyleyin ben size belirteyim. Tamam herhalde 2.
Yine diyorsunuz ki :
Hukumetin parlementodan cikmasi da parlementer sistemin karakteistigidir; bu sart olmasa da, uygulama da istisnalar yok denecek kadar azdir. Bizim darbe anayasalarimiz da disardan kabine uyesu atanmasini yasaklamaz Netekim. Ama simdiye kadar hicbir secimle is basina gelmis hukumet bunu yamamistir.
Hükümetin parlemontadan çıkması üzerine yazacağımı yazdım . Neden tekrar soruyorsunuz ? Bir önceki cevabımda bu soru cevaplandı. Ha siz ben birşey yazmamışım gibi kör döğüşü mü yapmak istiyorsunuz yoksa ? Ve bakın yanıldığınızın farkındasınız ki birden istisnalardan , uygulamalardan bahsediyorsunuz. Ne oldu Bekir L. Yıldırım , konumuz haklar ve yetkiler değil miydi ? İlk başta neden sadece haklar ve yetkilerden bahsettiniz ? Ayrıca size sorayım : Ecevit Hükümeti nde meclis dışından bakan var mıydı Bekir ? Siz yok diyorsunuz çünkü son cümlenizde hiçbir hükümet bunu yapmamıştır diyorsunuz. Öğrenin Bekir L. Yıldırım : Kemal Derviş . Tamam mı 3 ?
Yine diyorsunuz ki ?
Valev ki yanlisim bu konuda (ki degilim) nereye varmak istiyorsun bununla? "Haa oyle olduguna gore Basbakanlik mustesari'nin icraati CB'nin keyfi, gayriahlaki, antidemokratik, gayrimesru kriterler ile veto silahini kullanmasi , kislerin giyimleri, dusuncelerine gore "UYGUNLUK" belirlemesi yapmasi esitlenmis mi oluyor?
Ben bir yere varmak istemiyorum , sadece bilgi veriyorum , kendimce düşündüklerimi söylüyorum. Siz de bir rahatsızlık mı yaratıyor bu durum yoksa ? İkincisi ne demek valev ki yanlisim ? Sizin bir yanlisiniz varsa ilk işiniz bu yanlişinizi düzeltmek olmali. Ayrıca CB nin gayriahlaki , antidemokratik , gayrimeşru kriterlerinden neden bir örnek vermiyorsunuz ? Bana gayriahlaki bir gerekçesi olan vetosunu gösterin , ben de söylediklerinizin balon olmadığını göreyim. Ama siz sadece tanımlama yapıyorsunuz dayanak göstermeden. Ben size belirttim mesela bir tane uygunluk kriterini. Buyrun , dayanağınızı görelim Bekir. Tamam mı 4 ?
Yine buyurmuşsunuz ki :
"Haa oyle ise milletce en azindan sandik yolu ile denetlenen,. gorevine son verilebilen denetlenen bir siyasi iktidarin, siyasi pozisyonlara benzer fikirlileri atamasi ve SORUMSUZ CB'nin milletin hukumetin atamalarini BASORTUSU KRITERINE GORE VETO ETMESI AYNI SEY" mi DIYECEK oklur simdi??
Bekir L. Yıldırım , ben birşey dememişim , cevap vermemişim gibi konuşmanizdan benim çıkarttığım tekşey , sizin yanlışlığınızı farkettiğiniz ve bir önce bu tartışmayı bitirme sevdasına düştüğünüzdür. İktidarın benzer fikir ve görüşte atama yapmasını yanlış bulan yok , kanunlara uygun olmayan atamalarını yanlış bulan var burada. Bana bir tane iktidar ile benzer fikirli olduğu gerekçesi ile veto edilen bir atama gösterin biz de sizin söylediklerinizin balon olmadığını görelim Bekir L. Yıldırım , heyecanla bekliyorum . Ve yine hangi gerekçesinde başörtüsü- ki inadına yanlışa devam ediyorsunuz ben cevap verdiğim halde , başörtüsü değil , türban- kriterine göre hangi veto edilmiş atama var? Buyrun bu ifadelerinizin balon olmadığını kanıtlamak sizin elinizde Bekir L. Yıldırım , örnek istiyorum. Tamam mı 5 ?
Yine diyorsunuz ki :
Basbakanlik mustesari basbakanin emrinde calisan bir memurdur, Genelkurmay Baskani gibi. Ac anayasana, (gizli olanina degil), ic hizmet kanununa bak.. Mustesar bilmek kac karatrnameyio veto etti diyen dehaya cevap vermekle hata etmisim goruluyor ki (her n kadar dusundugum muhatap ucunc kisiler idiyse de)
E şimdi ben bir alaka göremedim Bekir L. Yıldırım. Müşteşar için ben memur değil mi dedim ? Tam tersine Başbakanlık için çalışır dedim. Ayrıca söylüyorum 381 vetosu var. Siz de çıkın yanlışsın deyin. 381 vetosu yoktur deyin , ben de göreyim nerede yanlışmışım. Ben size bahsettim kararname yöntemini. Buna bir itirazınız yok ise nerede yanılıyorum ? Tamam mı 6 ?
Diyorsunuz ki ?
Neyin savasini veriyorsun? Ana fikir ne?
Sizinle savaş veren yok rahat olun Bekir L. Yıldırım. Ana fikrim için diyeceğim tek şey havadan konuşuyorsunuz ve ben de yanlışlarınızı söylüyorum. Ve de cevap alamıyorum doğal olarak.
Yine diyorsunuz ve de referans olarak mustafa akyol u veriyorsunuz :
Bu cumhurbaskaninin fisleme yaptigi, millet arasinda giyim kusam ayirimi yaptigi, inanan insanlai tahkir ve tezyif ettiginin haberleri ayyuka cikti.
Öğren Bekir L. Yıldırım , ayyuka çıkma ile , haberler ile gerçekler oluşmaz. Gerçekler dayanaklarını resmi belge ve kararlardan alırlar. Bütün gazeteler birşey yazar ve insanlar onu konuşursa bir gerçek oluşturmaz. Bir gerçek dayanak ile oluşur. Örneğin , apo bir teröristtir, çünkü mahkeme bu kararı vermiştir. Gazete yazdı diye o terörist olmaz. Mustafa akyol un ne dediği değil , neye dayanarak dediğidir önemli olan.
Geldik örnek alıntınıza ,yani Çorum örneğimize :
Bakın arkadaşım , CB kanunlara göre hareket eder , herkes de bu şekilde hareket etmek zorundadır. Eğer bir yerde kanunsuzluk var ise bunu CB adına DDK denetler , teşhir eder ve gerek görürse CB tarafınca gereğinin yapılması için gerekli kurumlara başvurusunu yapar.
Bu ülke kanunlarına göre hiçbir kamu kurum ve kuruluşunda başörtüsü- değil türban ile çalışılamaz. Bu kanunlara aykırıdır. Eğer bir yerde bu kanuna aykırı işlem ve eylem yapıldı ve bunun ihbar ve bilgisini edilinirse her vatandaş ve kurum gibi CB de bunun takibini yapar. Bu bir ‘av ’ değildir , bir vazifedir.
Yani Bekir L. Yıldırım , senin hukuk bilgin konusunda herhangi bir Hukuka Giriş bilginin bile olup olmadığı konusunda emin değilim. Kanuna aykırı yapıldığı iddia edilen bir olay hakkında bilgi almak mı yanlış? Eğer ben bir kamu kurumunda türbanlı bir çalışan görürsem ben kendim önce onun fotoğrafını çekerim ve bu fotoğraf ile savcılığa duyuru yaparım. Kanuna aykırı her işlem karşısında her vatandaş bunu yapmalıdır. Kanuna aykırı bir memur rüşvet alıyorsa bunu ihbar etmek ile türbanlı bir çalışanı ihbar etmek arasında kanunları korumak adına hiçbir fark yoktur.
Tabi ben muhtemel soruya karşı cevabımı da şimdiden vereyim. Türban yasağı ve kanunun gereğini yapmak ile , kanunun yanlış veya doğru olması ayrı iki olgudur. Karıştırmayın. Kesin olan şu ki türban yasaktır ve kamu kurumlarında giyilmesi kanunsuzluktur. Üstelik AKP niye iktidar oldu? Madem türban yasağını yanlış buluyorlar kanunu değiştirsinler. Neymiş efendim anayasa engelmiş. E anayasayı gerek gördüğünde değiştirmek kimin elinde , Meclis in . Üstelik bu konuda ANAP destek vereceğini de söyledi iktidara. Yani AKP isterse bunu değiştirebilir. CB bunu engelleyemez çünkü en fazla yapabileceği referanduma götürmektir. Eee AKP 4 senedir sözünü tutmuyorsa Bekir L. Yıldırım , SİZ CB İLE UĞRAŞACAĞINIZA SÖZ VERİP DE SÖZÜNÜ TUTMAYANLA UĞRAŞSANIZ nasıl olur ? Tamam mı 7 ?
Bir de çıkmışsınız delil mi istiyorsun diye soruyorsunuz – tabi burada yine mustafa akyolun samimiyetsizliğini ve taraf tutmasını görüyorum , kendisi zamanında benim yazımda sen li ifadeler kullandığım için yazımı yayınlamamıştı. Burada Bekir L. Yıldırım bu ifadeleri bana sürekli kullanıyor. Benim için sorun değil ama , ben yazınca mustafa akyol için sorun olan birşey nedense başkası yazınca olmuyor. Peki bu durumun sebebi ne ? tabiki mustafa akyolun taraf tutması. Yanıldığımı göstermek tamamen mustafa akyolun elinde.
Neyse , delil diyorduk. Bekir L. Yıldırım sizin delil diye verdiğiniz örnek bir kanunsuzluk ihbarını takip etmektir. Bundan öte ben hiçbirşey göremiyorum. Ayrıca varsa elinizde CB nin ‘bu adamın karısı başörtülü mü’ diye sorduğunun ses kayıtı lütfen paylaşın da bari bir nurtopu gibi deliliniz olsun en sonunda. Evet bu kasedi paylaşın benimle ki bir balonunuz sönsün böylece bir dayanak sahibi olarak. E-posta adresimi mustafa akyoldan isteyebilir ve de ses kayıtını mailime gönderebilirsiniz. Olur mu ? Bekliyorum. Bunu yapmadığınız sürece yeni bir balon yaratmış olacaksınız Bekir L. Yıldırım .
Ayrıca CB tabiki bir kamu malı olan , ve aynı zamanda bir kamu kurumu olan CUMHURBAŞKANLIĞI na türbanlı kişileri sokmayacaktır. Bu kanunun gereğidir. Siz CB nin kanunları çiğnemesini mi istiyorsunuz yoksa ? CB doğrusunu yapıyor çünkü doğru olan kanunların gereğini yerine getirmektir.
Son olarak siz türbanı başörtüsü yaparsanız ben de söylerim ki ikisi aynı şey değil diye. Bunun bir hakkı olmaz . Bilgi veriyorum ben. Tabiki de buna hakkım var. Bildiğim bir bilgiyi istediğim gibi paylaşırım. Bu ahlaksızlık değildir.
Şimdi Bekir L. Yıldırım sizin sanırım bilmeyerek( J ) cevap vermeden atladığınız kimi ifadelerime cevap istiyorum:
Cumhurbaşkanı , ne Başbakanlık , ne mahkemeler ne de Alman Hükümeti eş değerde değildir demiştim. Bu konuya değinmediğinize göre ikna oldunuz herhalde . Yanlış mıyım ?
Müşteşarlığın atama kararnamelerini geri gönderme hakkı olduğunu belirtmiştim. Bu konuya da değinmediğinize göre ikna oldunuz herhalde . Yanlış mıyım ?
CB eşlerin türban takmasını söz konusunu yapmadığına dair iki örnek vermiştim. Bu konuya da değinmediğinize göre ikna oldunuz herhalde . Yanlış mıyım ?
Aynı şekilde AKP nin türbanlı olanları atadığına dair hiçbir ifadem yok iken , siz varmış gibi bana sorular sormuştunuz. Bu konuda Nüthet Yetiş örneğini vermiştim. Bu konuya da değinmediğinize göre ikna oldunuz herhalde . Yanlış mıyım ?
Neden mustafa akyolun sıkıştırma yaptığını ifade etmiştim. Bu konuya da değinmediğinize göre ikna oldunuz herhalde . Yanlış mıyım ?
Ağar ın türban konusunda programda dediğim gibi cevap verdiğini söylemiştim. Bu konuya da değinmediğinize göre ikna oldunuz herhalde . Yanlış mıyım ?
Porgramda sorulan Ağar tarafından eksik cevaplandığını düşünüyorsanız burada mustafa akyolu eleştirmelisiniz demiştim. Bu konuya da değinmediğinize göre ikna oldunuz herhalde . Yanlış mıyım ?
Laikçi olmak ile itham ettiniz beni , ben de laikçiliğin tanımını istedim. Hala bekliyorum Bekir.
Özellikle şu sorularım da atlanmış , cevaplarını bekliyorum Bekir L. Yıldırım.
Ben hangi ifadem de hükümet türbanlıları atıyor dedim Bekir L. Yıldırım ? Hangi ifadem , hangi satır , hangi cümlem ? Siz yazımı cidden okudunuz da mı konuşuyorsunuz ?
Evet Bekir L. Yıldırım , gerisi size kalmış. Vermediğiniz her cevap ben de yanlışlığınızı kabul ettiğiniz düşüncesi yaratacaktır.
Ayrıca siz de benim cevapsız bıraktığımı düşündüğünüz ifadeleriniz veya sorularınız varsa belirtin , cevaplamaya hazırım her an.

Şimdi cevabımın buradan sonrası sizinle ilgili değil tamamen mustafa akyol ile aramda bir hadise :

Daha önce bir yazımı mustafa akyol ikinci tekil şahıs kullandığım için yayınlamamış ve düzeltmemi istemişti. Ben de kendisini haklı buldum ve yazımı düzelterek ikinici tekil şahıs ifadeleri ikinci çoğul şahsa çevirmiştim.

Fakat Bekir L. Yıldırım ın son yazısında bana karşı bol bol kullanmıştı. Bu durum benim açımdan sakınca yaratmamakla birlikte yazımda mustafa akyolun bu çifte standart durumunu da ayrıca eleştirmiştim. Yalnız bugün mustafa akyol ile öyle bir yazışma aşadık ki diyaloğu ağaıya aynen aktarıyorum : Kim haklı kim haksız herkes görebilir ,

14.42 MA :
Sizden "Bekir" gibi birinci tekil sahis hitaplarini terk etmenizi
rica etmek zorundayim. Buna sitede izin verilmedigine dair daha önce
belirtmelerde bulunmustum.
O sekilde degistirip yollar iseniz asagida yorumunuzu yayinlamaktan
memnun olurum.
Saygilar
M.A.

Cevabım : bir ismi bekir , ismi ile hitap ediyorum nesi yanlış ? bana da beagle deniyor ne olmuş.
İsmi ile hatp etmek birinci tekil şahıs değildir.
ikincisi bekir bana senli ifadeler kullanırken onu da uyarıyormusunuz ?
bekirin senli ifadeleri yayınlanırken ben hiçbir tekil şahıs kullanmama rağmen bu ne oluyor ,
taraf tutmak ve çifte standart olmuyor mu ?
yazımda hiçbir yerde tekil şahıs kullanmadım , bunu yapan bekir , onun bu yazılarını yayınlayan da sizsiniz

15.38 MA: Bu üslubu kimseden kabul etmiyorum. Ona da söylerim, öyle yazmaz. Yazdilari da edit edilir.
Ama gördügüm kadariyla siz baslattiniz bunu..

Cevabım : Birincisi ben hiçbir zaman birinci tekil şahıs kullanmadım.
İkincisi ismi ile hitap etmek birinci tekil şahıs kullanmak değildir. Bu tür bir amacım olsa neden sen yerine siz , senin yerine sizin , ya da bütün ifadelerimi 2. çoğul şahıs yazayım ?
Üçüncüsü ben başlatmadım , ama diyelim ki başlatmış olsam bu Bekir e neden hak versin ki , bu tutarsız bir davranış olmuyor mu mustafa akyol ?
Tekrar söylüyorum. Ben birinci tekil şahıs kullanmadım , İsmi ile hitap etmek birinci tekil şahıs kullanmak demek değildir. Şayet bu durum sizi hala ikna etmemiş ise , ki bence bu da tutarsız olur sizin istediğiniz düzeltmeyi yaparım ama yazının sonuna bu dialogu mutlaka eklerim.
Haksız bulsam da sırf Bekir L. Yildirim i cevapsız bırakmamak için ancak bu takdirde istediğiniz haksız düzeltmeyi yaparım.
Bekliyorum.

15.54 MA: Istedigim "haksiz" düzeltmeyi yaparsaniz, aynisini Bekir bey'e de yaptiririm, sorun ortadan kalkar.
Tesekkürler

Cevabım : istediğiniz aynı düzeltmeyi ypacağım bu konuşmayı ekleyeceğim , aynısını bekir e yapma şansınız kalmadı çünkü yazısı senli ifadeleri çoktan yayınlandı.

16 13 MA: Düzeltiriz... Teşekkürler

Yazan: beagle Tarih: January 22, 2007 6:30 PM

Size sifalar diliyorum.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 23, 2007 5:06 AM

Bekir L. Yıldırım
Ben de sizlere yaptığınız önermelerin arkasında durabilceğiniz günler ,
bilgi sahibi olacağınız günler
verilen sorulara cevap verebileceğiniz günler
bir tartışmayı başlatıp sonra kaçamak yapmayacağınız günler dilerim
yeterli mi ?

Ama hiç sorun değil Bekir L.Yıldırım , bu tavırlarınız ben de sadece bir gülümse yaratıyor ve sizin hakkınızda biraz daha fikir sahibi oluyorum bu sayede.
Sağlık sorunum yok ama yine de şifa dilekleriniz için teşekkürler
Fakat aklınızda bulunsun bence hiçbir sağlık sorunu belirli bir konuda cevapsız kalmaktan , cevap verme basiretinden kaçmaktan daha kötü olamaz. İster üstünüze alının , ister alınmayın.

Yazan: Beagle Tarih: January 23, 2007 6:31 PM

Kuran Enam suresi 70. Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri (bir tarafa) bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felâkete dûçar olmaması için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan başka ne dost vardır, ne de şefaatçı. O, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır

Yazan: Salih N. Tarih: January 24, 2007 4:04 PM

Beagle sizin yorumlarinizi zevkle okuyorum. Ben katilamiyorum cunku cok fazla zaman gerekiyor bu yazilar icin benim de fazla bos zamanim yok. Guncel olaylar, bilim, poltika, tarih ve din hakkinda oldukca bilgili ve gercekten bilincli oldugunuzu goruyorum ve en onemlisi bu terimlerin gercek anlamlarini bilip birini digerine karistirmadan yorumlarinizi yapmaniz. Olaylara bilincli yaklasmaniz ve referanslarinizi saglam ve dogru kaynaklara dayandirmaniz, olaylara gercekci yaklasmaniz cok guzel. Burada yazilan yorumlarda benim de karsilastigim bir sure sahsi hakaretler oldu fakat bunun icin kimse uyarilmadi. Buradaki yorumcularin ve yazarin en buyuk problemi terimleri birbirlerine karistirmalari ve politikayi, bilimi, tarihi, dini inanclarina gore yogurup istedikleri sekle sokmalari. Hala inancin kisisel bir sey oldugunu ve kisiden kisiye degistigini kabul edemiyorlar. Diger bir noktada algilama problemleri, benim yazdigim yazilarda ve sizin de yazmis olduklarinizda goruyorum, soylenenleri tamamen farkli bir sekle sokmalari, soylenilmeyenleri soylenilmis gibi gostermeleri. Bunun sebebi de dedigim gibi kendi inanclari dogrultusunda soylenenleri kelime oyunlari ile degistirmek...sonunda anlamsizlastirmak. Sonucta hersey icin islam dini kaynakca olarak gosteriliyor, bilim olsun, politika olsun, hatta turklerin medenilesmesi olsun...sonucta hersey donup dolasip islamiyete geliyor ve burada hersey bitiyor sanki butun evren islamiyetle donuyor...Inananlar icin donebilir...Inanmayanlar icin hicbirsey ifade etmez...Son bir nokta da, yazilan yorumlara gore siniflandirilmalara konulmak. Eger Ataturkle ilgili guzel birsey soylersen Kemalistsin, Turk milleti cesurdur dersen fasistsin, bilimi reference olarak gosterirsen pozitivist v.b... oluyorsun.
Hemen de etiketler hazir bir sekilde bekliyor, yapistirilmak icin. Bunlardan biri olmak zorumdaymissin gibi. En onemlisi olaylara mantikli, gercekci, bilincli, cok tarafli ve inanclarimizin etkisi altinda kalmadan bakabilmek bence. Birakin inanclariniz kalbinizde kalsin, sizinle inandiginiz arasinda. Hatta baskasinin bilmesine bile ihtiyaci yok neden olsunki?

Beagle size yazilarinizda basarilar ve sabirlar dilerim.

Yazan: gunka Tarih: January 24, 2007 8:00 PM

Sayın Gunka,

Kaç kez yazdım bilmiyorum ama anlaşılan aynı şeyi birkaç yüz kez yazmak gerekecek : İnançsızlık yada inancın dışında olmak tanrısal bir nitelik. Buna sahip olduğunu iddia eden birisine ancak "Memnun oldum, ben de Zeus" gibi bir cevap verilebilir. Tanrı filan olmadığı halde tanrısal niteliklere sahip olduğunu iddia eden bir insan ise kendini tanımayan insandır. "Kendini Bil" diye çok ünlü bir özdeyiş var. Bunu dikkate almaya çok ihtiyacımız var anlaşılan.

Demek herşey dönüp dolaşıp islama geliyor. Bu islam da herhalde Muhammed'in koyduğu esaslar filan oluyor, 'ulu önder'in buyurduğu gibi. Şunu şöyle söyleyelim isterseniz: Herşey dönüp dolaşıp inançlarınızın sorgulanmasına geliyor. Siz ise bunu atlatmak düşüncesiyle "burada herşey inanca dayandırılıyor" gibi ilginç bir tepki vermektesiniz. Size soracak olsak siz "inancın dışından bakma"yı başaran insanlarsınız. Bunun ne denli anlamsız -ve hatta komik- bir iddia olduğunu anlamak içinse inanç dünyanızı kökten bir sorgulamanız gerekiyor. Bunu yaparken "şu kadar prof. paşa vb. benim gibi inanıyor" şeklindeki bilinçaltı 'desteğini' de bir kenara bırakabilmek gerekiyor.

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: January 25, 2007 1:35 AM

Sayin Cengiz Bey

Yukaridaki soyledikleriniz tamamen sizin felsefeniz ve sizin defalarca soylemeniz dogru oldugunu ispatlamaz ya da gecerli saymaz. Inacsizligi tanrisal bir nitelik olarak tanimlamak ise inanc sahiplerinin cikarmis oldugu bir tanim olsa gerek. Cunku ilk once bir tanri inanci olusmali ve daha sonra tanrisal nitelikler tarifi anlam bulabilir. Inanci tanri inancina dayanmayan ya da inancsiz olan biri icin tanri ya da tanrisal nitelikler gibi kavramlar hic bir sey ifade etmez. Kendini bilmek ve tanimak insanlarin hayat sureclerini zekalari vasitasi ile en bilincli sekilde gecirmeleri olsa gerek. Bunun icin sadece gozlemci ve bilgili olmak yetmez, bu bilgiyi dogru sekilde uygulamak ya da kullanmak gerekir. Bunun icinde insanin Tanri inancinin olmasina ihtiyaci yoktur.

Yazinizin ikinci paragrafindaki yorumunuz ise bana gore hicbir anlam ifade etmiyor. Inancin disindan bakan insanlarla dolu dunya, bu hic komik ve anlamsiz degil, aksine insanin ille de birseye inanmaya ihtiyaci olmadigini gosterir, yani insanlar inancsizda yasayabilir ve bunu inanc sahibi olan bir insan sizin yaptiginiz gibi yorumlayabilir. Cunku inanan bir insan kendi inancinin etkisi altinda inancsiz yasanabilcegini nasil kabul edebilir? Dolayisi ile inanciz bireye bir sekilde olumsuz tepki gostererek tabii. Cunku herkesin inanci kendi icin en mukkemmel ve dogru olandir.

Herseyin donup dolasip islama dayandirilmasi sozune bile gerek yok cunku oyle, ben sadece burada olan gercegi vurguluyorum ve ulu onderimizin soylemis oldugu sozle kiyaslaminiz gene sizin yorumunuz. Hayret ediyorum gercekten nasil da hemen birseyler bulunup yapistiriliyor. Sizin yaptiginiz benzetmeyi okuyunca acaip sasirdim. Neler atlatmaya calissiyormusum da farkinda bile degilim. “Hersey donup dolasip inanclarimizin sorgulanmasina geliyor” sozunden ben farkli seyler anliyorum ve benim soyledigim ise , “herseyin donup dolasip islamamiyete dayandirilmasi”. Bu da benim yazimi dikkatlice okumadan ve ne demek istedigimi bile anlamadan yorum yapmaniza sebep olmus. Benim yukaridaki yazimda soyledigim aynen “hersey icin islam dini kaynakca olarak gosteriliyor, bilim olsun, politika olsun, hatta turklerin medenilesmesi olsun...sonucta hersey donup dolasip islamiyete geliyor…”

Yazan: gunka Tarih: January 25, 2007 5:49 PM

"Beagle sizin yorumlarinizi zevkle okuyorum. Ben katilamiyorum cunku cok fazla zaman gerekiyor bu yazilar icin benim de fazla bos zamanim yok.
Guncel olaylar, bilim, poltika, tarih ve din hakkinda oldukca bilgili ve gercekten bilincli oldugunuzu goruyorum ve en onemlisi bu terimlerin gercek anlamlarini bilip birini digerine karistirmadan yorumlarinizi yapmaniz."

Kusura bakmayın benim Beagle hakkında edindiğim izlenim hiç de öyle değil sayın Günka. Kendisi ile girdiğim tek tartışmada(fikir alışverişi?) kendisinin kavramlara hiç de hakim olmadığını, önermelere dogrudan cevap vermeyerek laf ebeliğini tercih ettiğini ve anlama konusunda/mantık örgüsünde ciddi problemleri olduğunu gördüm. Ve gerektiğinde çarpıtma/illüzyonist hareketlerden hiç çekinmiyor ya da kendisi de ne yaptığının farkında değil. Hatta sizin yazdığınız ifadelerden yaptığı alıntılarda haklı çıkmak uğruna(dediği gibi anlaşılması için) en can alıcı(sizin ifade etmek istediğiniz şeyi anlamanızı sağlayacak) kısımları kırpmaktan çekinmiyor....Ama tabiki siz bu ayrıntıları göremiyorsunuz....Ve maalesef kendisinin artık anlamamayı bırakın, anlamadığını bile anlamadığını farkettim üzülerek.

"Olaylara bilincli yaklasmaniz ve referanslarinizi saglam ve dogru kaynaklara dayandirmaniz, olaylara gercekci yaklasmaniz cok guzel."

Referansların saglam ve dogru kaynaklara dayandırıldığı konusunda nasıl karar verdiniz? Siz nasıl bir otoritesiniz Allah aşkına?... Einstein bile Kuantum konusunda yanılmıştı...

Unutmayın sizin Beagle'ı herhangi bir konuda doğrulamanız o konu da sizin(Beagle ve Günka) haklı olduğunuzu göstermez. İkinizin birden yanılmiş olabileceğini de gösterir ki bence çoğunlukla öyle.

"Burada yazilan yorumlarda benim de karsilastigim bir sure sahsi hakaretler oldu fakat bunun icin kimse uyarilmadi."

Hakaret etme ve insanları kategorize etme konusunda kimse sizin elinize su dökemez sayın Günka? Yaptığınız hakaretleri alıntılamamı ister misiniz? Bu sitede daha ağırını görmedim şahsen.

"Buradaki yorumcularin ve yazarin en buyuk problemi terimleri birbirlerine karistirmalari ve politikayi, bilimi, tarihi, dini inanclarina gore yogurup istedikleri sekle sokmalari."

Sizin bu kavramlara ne kadar hakim olduğunuzu gördüm şahsen. Gerçekten çok etkilendim! (Not: Şaka Şaka! Hayır etkilenmedim. Anlamazsanız diye yazıyorum notu. Beagle'ın böyle bir talebi olmuştu sanırım. Kendisi anlamakta zorlanıyor da:))

"Hala inancin kisisel bir sey oldugunu ve kisiden kisiye degistigini kabul edemiyorlar."

Yapmayın yaw!

"Diger bir noktada algilama problemleri, benim yazdigim yazilarda ve sizin de yazmis olduklarinizda goruyorum, soylenenleri tamamen farkli bir sekle sokmalari, soylenilmeyenleri soylenilmis gibi gostermeleri. Bunun sebebi de dedigim gibi kendi inanclari dogrultusunda soylenenleri kelime oyunlari ile degistirmek...sonunda anlamsizlastirmak."

Kendinizi çok güzel tarif etmişsiniz! Kesinlikle bir hakaret veya laf olsun diye belirttiğim bir ifade değil bu cümlem, bilesiniz. Basit örnek:
Sümerler ile ilgili yazışmalarımızda Sümerlerin medeni olmadığını söyleyen yazar(!) kim sayın Günka?

Yazınızın geri kalanı için yorum yazacak vaktim kalmadı. Geri kalan kısım için yanıldığınız bir noktayı da söylemek isterim son olarak: İnanç sahibi olanlar sadece müslümanlar değil Sayın Günka!!!Herhangi bir dine inanmayan inanç sahipleri konusunda düşünmeniz temennisiyle!

Yazan: ulug Tarih: January 26, 2007 11:25 AM

İyi günler ,
söylecek çok söz var ama diğer tartışmalara cevap yazmam gerekiyor özür dilerim.
Ulug size hiçbirşey söylemek ya da cevap vermek istemiyorum çünkü belki en sonunda cevapsız kalırsınız ve birden tartışmayı bir diktatör edası ile kesiverirsiniz.
Herhalde bu size yeterli bir cevap olur!

Yazan: beagle Tarih: January 26, 2007 6:09 PM

Ulug Bey

Yine elestiri ve hakaret sozcuklerinin birbirine karistirildigini goruyorum. Daha onceden de belirttigm gibi tekrar vurgulama ihtiyaci duyuyorum, buradaki yorumcularin problemi kelimelerin anlamlarini degistirmek. Bu benim soyledigim bir hakaret degil elestiridir aynen sizin yukarida verdiginiz ve benim soylemis oldugum cumle gibi. Ama yorumculardan biri size "Allah sizin mustakinizi versin" derse bu bir hakarettir ve agir bir hakarettir. Ve boyle bir soz benim sahsima soylenmistir. Umarim aradaki farki artik gorebilirsiniz. Ve ben kimsenin hakliligini ya da dogrulugunu savunmuyorum sadece benim diger bir kisi hakkinda dusuncelerimi soyluyorum, sizin buna katilmaniz gerekmiyor zaten.

Referanslarimin dogulugunu ben cok iyi arastiriyorum siz hic merak etmeyin. Eger sizinde ortaya atacaginiz yeni tarihsel ya da bilimsel teorileriniz (ya da su andaki mevcut olanlari curutecek) varsa,belgeleriniz ve ispatlarinizla gelin, bunlar da dogru bir bilgi kaynagi olur...

Ayrica inanc konusundaki yorumunuzu yine benim soylemedigim sekilde yorumlamissiniz. Ben inanc sahibi olanlar sadce muslumanlar demedim, aksine tanri inancina dayali olmayan inanislari bile dahil ettim.

Iste siz de aynisini yapiyorsunuz benim soylediklerimi soylemis gibi gosteriyorsunuz halbuki o sizin yorumunuz.

Ayrica siz beni iki yazmis oldugum yazidan yola cikarak "kendinizi cok iyi tarif etmissiniz" cumlesi cok basit. Cunku benim yaptigim elestirilerde ben bir sahis tarifi yapmiyordum, bir kisinin tarifi bu kaday kolay olamaz...Buradaki yorumlar kisilere yonelik degil sadece yazilmis olan fikirlere yonelik, ama siz kendinizi tarif etmissiniz derseniz bu kisiye yonelik bir elestiridir. Cunku sizin benim kisiligimi kendimi tarif ettigimi anlayacak kadar bilmeniz gerekiyor, bunu kullanabilmeniz icin. Ornek olarak vermeniz de yanlis, cunku benim yazdigim yazilar elestiriden ibaret, hakaret olamaz.

Yazan: gunka Tarih: January 26, 2007 6:14 PM

Sayın Gunka,

"Inacsizligi tanrisal bir nitelik olarak tanimlamak ise inanc sahiplerinin cikarmis oldugu bir tanim olsa gerek. Cunku ilk once bir tanri inanci olusmali ve daha sonra tanrisal nitelikler tarifi anlam bulabilir. Inanci tanri inancina dayanmayan ya da inancsiz olan biri icin tanri ya da tanrisal nitelikler gibi kavramlar hic bir sey ifade etmez."

Burada bir kavramın anlamı ile referansı arasındaki farkı dikkate almanız gerekiyor (Bu ayrım önemli bir ayrımdır). Anlam ve referans tümüyle bağımsızdırlar. Bir kavramın anlamı incelenirken referansının ontolojik statüsü dikkate alınmaz. "Tanrı" -tanım olarak/by definition- "inanma ihtiyacı olmayan" anlamını içerir. Yani bir şey tanrı ise, o inanmaz, çünkü herşeyi bilir. Dolayısı ile "tanrıya inanmayan için tanrısal nitelikler anlamsızdır" söyleminiz hatalı durumda. İnanmadığımız pek çok şeyin anlamını gayet iyi biliriz.

"Kendini Bil" özdeyişini "Ancak tanrıyı bilirseniz kendinizi bilirsiniz" anlamında aktarmadım. Yalnızca, tanrı olmadığımızı, bu yüzden de inanmamak gibi bir lüksümüzün olmadığını belirtmeye çalıştım.

Ben "felsefi iddia"mı yineleyeyim. Yeryüzünde inançsız insan diye bir şey olamaz. Yalnızca farklı inançlarda insanlar olabilir. Öyledir de. Hayatın bir kaynağı var mı? Var. Bu konuda insanların farklı inançları var mı? Var. Peki nasıl oluyor bu inançsızlık?

Size olumsuz bir tepki vermedim. Yalnızca inancımıza "inanç" diyebilmemiz gerektiğini söylüyorum. Bu yapılabilir ve bunu yapan insan doğasına uygun bir şey yapmış olur.

Herşeyin islama dayandırılması konusuna gelince.. Ben yazdıklarınızı doğru anladığımı düşünüyorum. Kemalizmi islamın dışında bir şey mi saymalıyız sizce? Benim gördüğüm kadarıyla kemalizm islamın içinden türemiş bir mezhepten başka bir şey değil. Ve ona yönelik her eleştiri de ilginç bir şekilde "islami" olarak niteleniyor. Yani kendisi onun dışında bir şey, nasıl oluyorsa. Kusura bakmayın, bu önkabuller kabulüm değil. Bir şu kadar dindarın, ilahiyatçının vb. aynı çerçeveden konuşması da bu önkabulleri geçerli yapmaya yetmez. Benim buradaki kabulüm belli : "İnançsızlık diye bir şey olmaz ve kemalizm bir islam mezhebidir."

Saygılar...

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: January 26, 2007 11:44 PM

Cengiz Bey

Sizin felsefi iddanizin (yeryuzunde inancsiz insan diye bir sey olamaz...) gecersiz oldugunu Ateizm ile goruyoruz. Cunku Ateizm bir inanc degildir, ateizm belli bir inancin yoklugudur. Tanrinin varligini reddeder.
Hayatin bir kaynagi varsa bu ispatlandigi surece varlik ve dogruluk kazanir. Eger hayatin bir kaynagi olduguna inaniyorsaniz o sizin inancinizdir. Bu inanci one surerek, bunun aksini dusunen insanlar icin inancsizlik nasil birseydir denilemez. Tanri tarifi konusunda da dedigim gibi, tanri inancini reddeden icin o tarif hicbir sey ifade etmez. Bu tarif tanri inancina dayali dinler ya da inanclar tarafindan anlamlastirilmistir. Tanriya inanc yoklugu olan bir kisi icin bu kavram, tarifi ve nitelikleri ile hicbir anlam ifade etmez.

Sunu tekrar belirtmek istiyorum yazdigim yorumlardan yola cikarak lutfen beni belli katagorilere dahil etmeyin. Goruslerimi yazarken eger Ataturk'un ya da bir yazarin sozlerini kullanma ihtiyaci duydugumda bunu acikca belirtmekten cekinmem. Bunun disinda yapilanlar sadece dusunce benzerligindendir. Bunu samimi bir sekilde belirtiyorum.

Yazan: gunka Tarih: January 27, 2007 6:25 PM

Sayin Beagle,
Diktatorluk veya diktatorce bir tavir takinma iddasini kabul etmiyorum. Benim diktator gibi davranmam icin diktator yetkisine ve gucune sahip olmam gerekir ki ben de yok. Diktatorce bir tavir sergileyebilseydim sizin bana hic bir konuda cevap verememeniz gerekirdi. Siz de biliyorsunuz ki istediginiz cevabi istediginiz zaman verebilirsiniz. Sizi engelleyen yok. Burda magdur rolu oynamaya calismaniz son derece anlamsiz…

Ben sozkonusu mevzuda bahsettigim seyleri kisaca bir kere daha toparlama ihtiyaci hissetmistim ve bu ihtiyacimi giderdim. Isminizin gectigi notda sorulariniza zaten cevap verdigimi belirttim ve artik neden cevap vermeyecegimi de belirterek konuyu kapattim(Aslinda bu notdan once konuyu toparlayip kapatmak istedigimi belirtmistim ama neyse!). Benim konuyu kapatmis olmam sizin cevap verme hakkinizi kapatmaz. Tabiki sizin yorumlariniza tekrar ve hatta daha genis bir cerceveden cevap verebilirdim. Ama anlamadigini dusundugum bir sahisla monolog yapmama istegimi anlayisla karsilamaniz gerekirken siz de cevap hakkinizi beni Diktatorce davranmakla suclamak seklinde kullandiniz (ki buna cevap verme ihtiyaci hissetmemistim). Istediginiz zaman istediginiz yorumu yazabilirsiniz. Sizi kimsenin engelledigi yok gorebildigim kadariyla. Mustafa beyle bir sorununuz varsa bilemem!!!! Ama gorebildigim kadariyla Mustafa bey oldukca olgun davraniyor. Lutfen gereksiz magduriyet edebiyati yapmayin.

Sayin Gunka,
Yazdiginiz yer yer agir hakaretler iceren ciddi suclamalarinizi basitce elestiri sozu ile gecistirmeye calismamalisiniz. Eger yazdiklarinizi analiz edecek olursak ortaya hic de hos bir tablo cikmayacaktir. Sizden sadece ve sadece kolayca genelleme yapmaminizi (ozellikle muslumanlar hakkindaki yersiz ithamlarinizi tekrar gozden gecirmenizi) rica ediyorum. Siz burda yorum yazan veya bu siteyi takip eden muslumanlarin egitimleri (hangi okul, hangi bolum v.s.), konumlari, yaptiklari isler veya kac yabanci dil (Nerden cikti demezsiniz insallah.) bildigi konusunda v.s. cok da bilgi sahibi olmadan bunlar inanci, bilimi v.s. bilmiyor, birbirine karistiriyor dememelisiniz. Hele kavramlari kasitli olarak birbirine karistiriyorlar hic dememelisiniz... Emin olun biz de Islamiyet ( veya genel olarak din) ile ilgili sizin okudugunuz kadar olumsuz yazilari okumus, olumsuz sozleri duymusuzdur (Hem de burda ifade edemeyecegim kadar ahlaksizcalarini). Sonucta muslumanlarin (hic olmazsa bir kisminin) koru korune inandigini dusunuyorsaniz buyuk hata ediyorsunuz. Nerdeyse herkesin ilgili/ilgisiz/bilgili/bilgisiz ahkam kestigi, bu kadar milletin diline doladigi bir din olan islamiyet hakkinda muslumanlarin hassasiyetlerine ve dini bir mesele ile ilgili islami bilgileri kullanmalari konusunda biraz daha toleransli olun lutfen. Islamiyeti 1000 yili askin bir sure once kabul etmis ve cogunlukla bu dine mensub olarak yasamis olan, islamiyeti kabul ettikten sonra muhtesem devletler kurmus olan Turkler ve Islam arasinda iliskiler kurup bu konuda yorum yapmak son derece dogaldir, siz kabul etseniz de etmeseniz de. Sonucta bu sitenin ilgi alanlarindan birisi dindir. Ve bu ulkede mensubu en cok olan din de Islamiyet’dir. Eger islami konularin cok olmasi sizi rahatsiz ediyorsa daha rahat edeceginiz sitelere takilabilirsiniz (Bu kibarca gule gule demek degildir. Biliyorsunuz ki boyle bir hakkim olamaz. Aksine kalmanizi tercih ederim).


Sayin Beagle ve Gunka,
Ayrica sunu da bilin/unutmayin ki sizin soylenecek cok sozunuz varsa baskalarinin da soyleyecek cok sozu olabilir. Gecmiste tolere edilebilen bazi hususlar bir gun sabir tasi catlarsa tolere edilemeyebilir, bu ilmekte basit bir ornegini gordugumuz gibi. Suskunlugu asla cevapsizlik olarak algilamamalisiniz.

Saygilarimla,
Ulug

Yazan: ulug Tarih: January 27, 2007 7:52 PM

Sayın Gunka,

Sanırım hiç felsefe ile ilgilenmediniz.

Ateizm de dahil varoluşa dair tüm bakışlar İNANÇTIR.

Ateistle bir yaratıcının varlığını redderler ama varoluşu oturttukları bir temel vardır. Bu da maddeddir.

Maddenin bir başlangıcı olduğunu düşündüklerinde onun bir Yaratıcısı olacağını da mecburen kabul edecekleri için maddeye ezelilik ve ebedilik verirler. Bu açık biçimde bir sıfattır ve öznesi de maddedir.

Bu maddeyi Tanrısal bir forma büründürmektir. Yani ateistlerin Tanrısı maddedir. Bunun kavram olarak "Aşkın Tanrı" fikrinden hiçbir farkı yoktur.


Maddenin sonsudan beri varolduğu ispatlanamaz bir şey olduğu için de bu inançtır. İnanç anlamında da Teizm'den ya da başka felsefi inançlardan hiçbir farkı yoktur.

Ateistler evreni kendi varlığını izah eder bir nitekte görüp onu ezeli ve ebedi sıfatlarla bezeyerek Tanrısallaştırırlar ama bu çok tutarsız bir bakış açısıdır.

Evrenin "kendi kendinin varlığını izah edici" olarak görmek tuhaf birşeydir çünkü evren kendi varlığını izah edemez.Fakat "Allah" esas alındığında "Allah"nın mevcudiyetini izah etmeye gerek olmayacaktır, çünkü "Allah" kendi kendini izah eder niteliktedir.

Eskiden beri sorulan "pekii Allah'ı kim yarattı?" gibi sorular "Allah" kavramının anlaşılamaması yada yanlış anlaşılması neticesinde ortaya çıkar."Daire niye yuvarlıktır ?" , "kare niye dört köşedir" sorusu neden saçmaysa kendi kendini izah eden bir varlığın mevcudiyeti içinde bir izahat istemek o kadar saçmadır. Yorumcumuzun mesele ile yüzleşmek yerine meseleyi ötelemeye çalışmasının ardındaki sebep bu felsefi çıkmazdır.Bir diğer öteleme yöntemi de "varoluşu" sonsuz bir sebepler zincirine bağlama çabasıdır.

Kozmolojik Theism argümanını Stoeger şöyle ortaya koymaktadır:

" Bir şeyin mevcudiyeti, bu şey ister maddenin en küçük birimi ya da mevcut yasalar olsun, kendi kendine var olan, ya da kendi kendine var olan bir sebebe yaslananan bir sebebi -kendi mevcudiyetini izah etmek için başka bir sebebe ihtiyaç duymayan,nedensel zincirin ilk halkası- gerekli kılar.Kendi mevcudiyetlerini izah edemeyen ve kendi mevcudiyetini izah eden bir varlığa ya da sebebe bağlı olmayan, geriye doğru uzayıp giden ucu açık bir varlıklar zinciri tahayyül etmek imkansızdır. Ya da başka türlü söyleyecek olursak, bir varlığın dayanağı olan sebepleri, daha temel olan ve söz konusu varlığın mevcudiyetini tek başlarına izah edemedikleri için kendileri de başka varlıklara, sebeplere ve süreçlere bağlı olan varlıklarda ve süreçlerde aradığımızda, bu arayış kendi kendini izah eden ve kendi kendinin sebebi olan bir varlık ya da süreçte son bulmadığı sürece bir sonuca ulaşamayız ki arayışı sona erdirecek varlığın mevcudiyeti zaruridir.Doğası gereği olmaması gibi bir şey sözkonusu değildir."

Yani bu "evren" mevcut olduğuna göre Yaratıcı'nın varlığı zaruridir. Olmaması gibi bir şey sözkonusu değildir. Sonsuz bir sebepler dizisinin toplamı bu sebeplerin herhangi birisinin mevcudiyetini izah etmek için yeterli değildir. Allah'ın varlığı ile ilgili ünlü üçlemesinde Richard Swinburne evrenin sonsuzdan beri varolmuş olduğu kabul edilse bile yine kendi varlığını izah edemeyeceğini söyleyerek şöyle der:

"Eğer evren sonsuz yaştaysa...eğer geçmiş safhalara sebep olarak gösterilecek tek şey bir önceki safhalarsa, geçmiş safhaların bir bütün olarak toplamının hiçbir sebebi ve hiçbir izahatı olmayacaktır. [..] Ancak evrenin her safhası (ilk safhasının herhangi bir izahatı olmayacağı sonlu evren algılayışında karşılaşılacak durumun aksine) bir izahata sahip olsa dahi, bu sonsuz serinin bir bütün olarak izahatı olmayacaktır, çünkü bu seriyi meydana getiren öğeler için serinin dışında yatan bir izahat olmayacaktır.Bu durumda evrenin mevcudiyeti hiçbir izahatı olmayan, hiçbir anlam içermeyen bir gerçek olacaktır.Bir kere varolduktan sonra neden varolmaya devam ettiğine dair bir izahat olacaktır ancak evrenin henüz varolmadığı bir zamanın "hiçliği" için bir izahat yapılamayacaktır."

Kendi kendini izah edemeyen bir şeyse mutlaka bir izah ediciye muhtaçtır. Kaldı ki evrenin sonsuz zamanlı değil bir başlangıcı olduğunu biliyoruz.Bu anlamda haydi haydi izahata ihtiyacı var.Prof.T.D.Sullivan da sonsuz sebepler zincirinin zorunlu bir varlıkta son bulmasının gerekmeyeceği ya da bu sebepler serisinin toplamının hiçbir sebebe ihtiyaç duymayacağı yolundaki görüşün mantıksızlığını şöyle vurgular :

" En azından bir şeyin herhangi bir sebebi olduğunu varsayalım.(aynı determinizmde gözlemlediğimiz gibi. S.Ö) Ben sadece bu bilgiye sahip olmamızın bile, herşeyin sebepsiz varolabileceğini söylemenin ne kadar saçma olduğunu görmemize yeteceği meselesi üzerinde duracağım.Yani şu ifade kesin bir çelişkiyi barındırır.:"elbete bazı şeyler aslında bir sebebe dayanır ama herşey, bir sebebe dayanan şeyler de dahil olmak üzere, bir sebep olamadan varolabildi."

Evren kendi kendinin izahı olamaz. Bunun ötelemesi de olmaz. Çünkü zihnimiz bu sonuca (temel nedene) mecburen ulaşır. Bu materyalizmin felsefi olarak çürütülmesidir. Evren kendi dışında bir Varlığa muhtaçtır ki o da kendi kendini izah eden varlık Allah'tır. O'nun varlığı, varoluşun temellendirilmesi için zorunludur.

Yani kısa lafın uzunu Yaratıcı felsefi olarak bile kaçacak, kıpırdayacak hiçbir alan bırakmamıştır.Teleolojiye bile gerek kalmadan sadece varoluştan hareketle Yaratıcı'nın zorunluluğuna ulaşıyoruz.(Agnostik olmasına rağmen Darwin de bu fikirdedir)

Bazıları da bu sonuca mecburen ulaştığı için "insan zihnini" temel almayı redderler. Bambaşka prosesler hayal ederler. Temel almadıkları insan zihniyle düşündükleri halde bu hayallerin kurulabilmesinin mantıksızlığı gösterildiğinde ise sus-pus olurlar. İnadi şekilde inanmayanlar da aslında "tabiat" tanrısına tapıyorlar. Çünkü zihnin zorunlu olarak ulaştığı aşkın Tanrı'yı kabul etmeme düşüncesi mutlak inkar değildir.

Mutlak inkar doğası gereği mümkün değildir. Onlar Yaratıcı'ya vermeye kıyamadıkları "yaratma" özelliklerini madde, zaman, tesadüf, doğa gibi bir takım modern putçuklara dağıttığı için bariz ve modern bir şirk ehlidirler. Çünkü her halükarda ortada bir "yaratma" eylemi vardır, sadece "özneler" farklıdır.

Tüm bunlar determinizme göre.. İş quantuma geldiğinde ise Yaratıcı'nın sadece varlığı değil Kayyumiyeti de ayan beyan ortaya çıkmaktadır.

Nacizane tavsiyem "ateizm inançtır" demeden önce önde gelen ateist felsefecilerin bile kabul ettiği ateizmin de diğer tüm felsefi pencereler gibi bir inanç olduğuna dair metinleri okuyun.

Bunun yanında Gödel'in tamamlanamazlık teoremini de incelerseniz, atezimin, naturalizmin materyalizmin teizmin vb.lerinin tamamının birer inanç olduğunu kavrayabiliriniz.

Saygılar.

Yazan: Suat Ö. Tarih: January 28, 2007 3:34 PM

Sayın Gunka,

Sanırım hiç felsefe ile ilgilenmediniz.

Ateizm de dahil varoluşa dair tüm bakışlar İNANÇTIR.

Ateistle bir yaratıcının varlığını redderler ama varoluşu oturttukları bir temel vardır. Bu da maddeddir.

Maddenin bir başlangıcı olduğunu düşündüklerinde onun bir Yaratıcısı olacağını da mecburen kabul edecekleri için maddeye ezelilik ve ebedilik verirler. Bu açık biçimde bir sıfattır ve öznesi de maddedir.

Bu maddeyi Tanrısal bir forma büründürmektir. Yani ateistlerin Tanrısı maddedir. Bunun kavram olarak "Aşkın Tanrı" fikrinden hiçbir farkı yoktur.


Maddenin sonsudan beri varolduğu ispatlanamaz bir şey olduğu için de bu inançtır. İnanç anlamında da Teizm'den ya da başka felsefi inançlardan hiçbir farkı yoktur.

Ateistler evreni kendi varlığını izah eder bir nitekte görüp onu ezeli ve ebedi sıfatlarla bezeyerek Tanrısallaştırırlar ama bu çok tutarsız bir bakış açısıdır.

Evrenin "kendi kendinin varlığını izah edici" olarak görmek tuhaf birşeydir çünkü evren kendi varlığını izah edemez.Fakat "Allah" esas alındığında "Allah"nın mevcudiyetini izah etmeye gerek olmayacaktır, çünkü "Allah" kendi kendini izah eder niteliktedir.

Eskiden beri sorulan "pekii Allah'ı kim yarattı?" gibi sorular "Allah" kavramının anlaşılamaması yada yanlış anlaşılması neticesinde ortaya çıkar."Daire niye yuvarlıktır ?" , "kare niye dört köşedir" sorusu neden saçmaysa kendi kendini izah eden bir varlığın mevcudiyeti içinde bir izahat istemek o kadar saçmadır. Mesele ile yüzleşmek yerine meseleyi ötelemeye çalışmasının ardındaki sebep bu felsefi çıkmazdır.Bir diğer öteleme yöntemi de "varoluşu" sonsuz bir sebepler zincirine bağlama çabasıdır.

Kozmolojik Theism argümanını Stoeger şöyle ortaya koymaktadır:

" Bir şeyin mevcudiyeti, bu şey ister maddenin en küçük birimi ya da mevcut yasalar olsun, kendi kendine var olan, ya da kendi kendine var olan bir sebebe yaslananan bir sebebi -kendi mevcudiyetini izah etmek için başka bir sebebe ihtiyaç duymayan,nedensel zincirin ilk halkası- gerekli kılar.Kendi mevcudiyetlerini izah edemeyen ve kendi mevcudiyetini izah eden bir varlığa ya da sebebe bağlı olmayan, geriye doğru uzayıp giden ucu açık bir varlıklar zinciri tahayyül etmek imkansızdır. Ya da başka türlü söyleyecek olursak, bir varlığın dayanağı olan sebepleri, daha temel olan ve söz konusu varlığın mevcudiyetini tek başlarına izah edemedikleri için kendileri de başka varlıklara, sebeplere ve süreçlere bağlı olan varlıklarda ve süreçlerde aradığımızda, bu arayış kendi kendini izah eden ve kendi kendinin sebebi olan bir varlık ya da süreçte son bulmadığı sürece bir sonuca ulaşamayız ki arayışı sona erdirecek varlığın mevcudiyeti zaruridir.Doğası gereği olmaması gibi bir şey sözkonusu değildir."

Yani bu "evren" mevcut olduğuna göre Yaratıcı'nın varlığı zaruridir. Olmaması gibi bir şey sözkonusu değildir. Sonsuz bir sebepler dizisinin toplamı bu sebeplerin herhangi birisinin mevcudiyetini izah etmek için yeterli değildir. Allah'ın varlığı ile ilgili ünlü üçlemesinde Richard Swinburne evrenin sonsuzdan beri varolmuş olduğu kabul edilse bile yine kendi varlığını izah edemeyeceğini söyleyerek şöyle der:

"Eğer evren sonsuz yaştaysa...eğer geçmiş safhalara sebep olarak gösterilecek tek şey bir önceki safhalarsa, geçmiş safhaların bir bütün olarak toplamının hiçbir sebebi ve hiçbir izahatı olmayacaktır. [..] Ancak evrenin her safhası (ilk safhasının herhangi bir izahatı olmayacağı sonlu evren algılayışında karşılaşılacak durumun aksine) bir izahata sahip olsa dahi, bu sonsuz serinin bir bütün olarak izahatı olmayacaktır, çünkü bu seriyi meydana getiren öğeler için serinin dışında yatan bir izahat olmayacaktır.Bu durumda evrenin mevcudiyeti hiçbir izahatı olmayan, hiçbir anlam içermeyen bir gerçek olacaktır.Bir kere varolduktan sonra neden varolmaya devam ettiğine dair bir izahat olacaktır ancak evrenin henüz varolmadığı bir zamanın "hiçliği" için bir izahat yapılamayacaktır."

Kendi kendini izah edemeyen bir şeyse mutlaka bir izah ediciye muhtaçtır. Kaldı ki evrenin sonsuz zamanlı değil bir başlangıcı olduğunu biliyoruz.Bu anlamda haydi haydi izahata ihtiyacı var.Prof.T.D.Sullivan da sonsuz sebepler zincirinin zorunlu bir varlıkta son bulmasının gerekmeyeceği ya da bu sebepler serisinin toplamının hiçbir sebebe ihtiyaç duymayacağı yolundaki görüşün mantıksızlığını şöyle vurgular :

" En azından bir şeyin herhangi bir sebebi olduğunu varsayalım.(aynı determinizmde gözlemlediğimiz gibi. S.Ö) Ben sadece bu bilgiye sahip olmamızın bile, herşeyin sebepsiz varolabileceğini söylemenin ne kadar saçma olduğunu görmemize yeteceği meselesi üzerinde duracağım.Yani şu ifade kesin bir çelişkiyi barındırır.:"elbete bazı şeyler aslında bir sebebe dayanır ama herşey, bir sebebe dayanan şeyler de dahil olmak üzere, bir sebep olamadan varolabildi."

Evren kendi kendinin izahı olamaz. Bunun ötelemesi de olmaz. Çünkü zihnimiz bu sonuca (temel nedene) mecburen ulaşır. Bu materyalizmin felsefi olarak çürütülmesidir. Evren kendi dışında bir Varlığa muhtaçtır ki o da kendi kendini izah eden varlık Allah'tır. O'nun varlığı, varoluşun temellendirilmesi için zorunludur.

Yani kısa lafın uzunu Yaratıcı felsefi olarak bile kaçacak, kıpırdayacak hiçbir alan bırakmamıştır.Teleolojiye bile gerek kalmadan sadece varoluştan hareketle Yaratıcı'nın zorunluluğuna ulaşıyoruz.(Agnostik olmasına rağmen Darwin de bu fikirdedir)

Bazıları da bu sonuca mecburen ulaştığı için "insan zihnini" temel almayı redderler. Bambaşka prosesler hayal ederler. Temel almadıkları insan zihniyle düşündükleri halde bu hayallerin kurulabilmesinin mantıksızlığı gösterildiğinde ise sus-pus olurlar. İnadi şekilde inanmayanlar da aslında "tabiat" tanrısına tapıyorlar. Çünkü zihnin zorunlu olarak ulaştığı aşkın Tanrı'yı kabul etmeme düşüncesi mutlak inkar değildir.

Mutlak inkar doğası gereği mümkün değildir. Onlar Yaratıcı'ya vermeye kıyamadıkları "yaratma" özelliklerini madde, zaman, tesadüf, doğa gibi bir takım modern putçuklara dağıttığı için bariz ve modern bir şirk ehlidirler. Çünkü her halükarda ortada bir "yaratma" eylemi vardır, sadece "özneler" farklıdır.

Tüm bunlar determinizme göre.. İş quantuma geldiğinde ise Yaratıcı'nın sadece varlığı değil Kayyumiyeti de ayan beyan ortaya çıkmaktadır.

Nacizane tavsiyem "ateizm inançtır değildir" demeden önce önde gelen ateist felsefecilerin bile kabul ettiği ateizmin de diğer tüm felsefi pencereler gibi bir inanç olduğuna dair metinleri okuyun.

Bunun yanında Gödel'in tamamlanamazlık teoremini de incelerseniz, atezimin, naturalizmin materyalizmin teizmin vb.lerinin tamamının birer inanç olduğunu kavrayabiliriniz.

Saygılar.

Yazan: Suat Ö. Tarih: January 28, 2007 3:37 PM

Ulug Bey

Siz diger yorumcularin adina nasil konusma hakkini ya da yetkisini kendinizde bulabiliyorsunuz (size bu siteyi savunma yetkisi mi verildi yoksa?), lutfen kendi adiniza konusun. Siz elestirelere acik degilseniz boyle tip sitelerden uzak durmaniz gerekiyor. Cunku bu sitede gordugum kadari ile sadece Islam dini ile ilgili yazilar yazilmiyor. Eger yazi basliklarina bakarsaniz anlarsaniz. Mustafa Bey yazilarini yazarken muhakkak diger insanlarin elestirilerini ve karsit fikirlerini goz onune alarak yazmistir. Mustafa beyin yazdigi yazilarda da konulara gore bir sure elestiri gorebilirsiniz. Eger herkes yazilan yazilara katilirsa zaten boyle bir yorum sitesi ya da fikir alisverisi olamaz. Ben yazmis oldugum yorumlarda hic te elestiri disina cikip da kisisel hakaret yazmiyorum. Bu sadece sizin yorumunuz. Sizin sabiriniz catlamasi ya da ilmiginizin acilmasi sizin kisisel problemeniz, once onu asmaniz gerekiyor. Suzukunlugunuzla da neyi kastettiginizi anlamiyorum, cunku yorumlarimi hic cevapsiz birakmadiniz. Bu tip yazilari kisisellige dokmemeniz gerekiyor.

Insanlarin aldigi egitime gelince, bir insanin egitim derecesi ile onun bilgi seviyesini olcemezsiniz, onemli olan o bilgiyi ne sekilde algiladigi ve hangi amacla kullandigidir. Insanlarin bulundugu konumlardan da bilgi ve bilinc seviyesi anlasilmaz, cunku bagzi ulkelerin yoneticilerine bakildiginda bunun ne kadar onemsiz oldugunu anlarsiniz.

Insanlarin inanclari esas alinarak bu hangi din olursa olsun politika ve ozellikle politikaya alet edilmemelidir. Edildigi surece dunyada gorulen ve gorulmeye devam edilecek kotu sonuclardan kacinilamaz. Beni islam dini ile olan konular rahatsiz etmiyor, sadece katilmadigim ve anlamsiz buldugum noktalar da elestiri yapma geregi duyuyorum ve sitenin ozelligi de bu olsa gerek. Sizin benim icin yapmis oldugunuz yorumlar cok anlamsiz ve gereksiz. Anladigim kadari ile hala benim soylemis oldugum elstirileri anlammak da israr ediyorsunuz ve ayrica benim yazdiklarimi analiz ettikten sonra bir de banim yazilarima karsi yazilanlari analiz edin isterseniz, o zaman belki kisisel hakaret ile fikir elestirisi arsindaki farki gorebilirsiniz belki.

Yazan: gunka Tarih: January 28, 2007 4:38 PM

Sayin Gunka, yazinizin kisa bir bolumune cevap verecegim:

"Ben yazmis oldugum yorumlarda hic te elestiri disina cikip da kisisel hakaret yazmiyorum. Bu sadece sizin yorumunuz."

Ben size kisisel hakaret ediyorsunuz demedim. Aksine kitlesel(bir gruba) hakaret ediyorsunuz.

"Sizin sabiriniz catlamasi ya da ilmiginizin acilmasi sizin kisisel problemeniz, once onu asmaniz gerekiyor. Suzukunlugunuzla da neyi kastettiginizi anlamiyorum, cunku yorumlarimi hic cevapsiz birakmadiniz. Bu tip yazilari kisisellige dokmemeniz gerekiyor."

Dogru, yorumlariniza cevap verdim. Fakat suclama ve hakaretlerinize cevap vermemistim (Turkler ve islamiyet konusunda benim ile yazisirken birden bire yaptiginiz ve hic bir sekilde anlam veremedigim -sizin deyiminizle- elestirilerinizden bahsediyorum. Bu durumu az biraz da olsa belki kisisellestirir. Ne dersiniz:)).Son derece sert suclamalariniza devam ederseniz birilerinin(benim de olabilir) sabrini zorlayabilirsiniz ve duymak istemiyeceginiz seyler duymak durumunda kalabilirsiniz demek istiyorum...

Ben yazimda pek anlasilmamis(ki benim uslubumdan oldugunu dusunuyorum. Ozur dilerim) olacak ama size karsi dostca bir tavir takinmaya calismistim, bazi seyleri ve kendi yazdiklarinizi(bu konu basligi ve digerleri) bir daha gozden gecirmeniz umidiyle. Yoksa size daha fazla muhalefet eden bir yazi yazmis olsaydim daha farkli bir yazi olurdu. Size iyi gunler dilerim.

Yazan: ulug Tarih: January 28, 2007 8:06 PM

Sayin Gunka, yazinizin kisa bir bolumune cevap verecegim:

"Ben yazmis oldugum yorumlarda hic te elestiri disina cikip da kisisel hakaret yazmiyorum. Bu sadece sizin yorumunuz."

Ben size kisisel hakaret ediyorsunuz demedim. Aksine kitlesel(bir gruba) hakaret ediyorsunuz.

"Sizin sabiriniz catlamasi ya da ilmiginizin acilmasi sizin kisisel problemeniz, once onu asmaniz gerekiyor. Suzukunlugunuzla da neyi kastettiginizi anlamiyorum, cunku yorumlarimi hic cevapsiz birakmadiniz. Bu tip yazilari kisisellige dokmemeniz gerekiyor."

Dogru, yorumlariniza cevap verdim. Fakat suclama ve hakaretlerinize cevap vermemistim (Turkler ve islamiyet konusunda benim ile yazisirken birden bire yaptiginiz ve hic bir sekilde anlam veremedigim -sizin deyiminizle- elestirilerinizden bahsediyorum. Bu durumu az biraz da olsa belki kisisellestirir. Ne dersiniz:)).Son derece sert suclamalariniza devam ederseniz birilerinin(benim de olabilir) sabrini zorlayabilirsiniz ve duymak istemiyeceginiz seyler duymak durumunda kalabilirsiniz demek istiyorum...

Ben yazimda pek anlasilmamis(ki benim uslubumdan oldugunu dusunuyorum. Ozur dilerim) olacak ama size karsi dostca bir tavir takinmaya calismistim, bazi seyleri ve kendi yazdiklarinizi(bu konu basligi ve digerleri) bir daha gozden gecirmeniz umidiyle. Yoksa size daha fazla muhalefet eden bir yazi yazmis olsaydim daha farkli bir yazi olurdu. Size iyi gunler dilerim.

Yazan: ulug Tarih: January 28, 2007 8:06 PM

Sayin Suat Bey

Felsefe ile nasil ilgilenilmez, felsefe hayatin bir parcasidir, bizim de burada yaptigimiz felsefe degilmi, hem de dini felsefe….

“…Felsefe ulaştığı sonuçları kanıtlamak için, belirli ve kesin birtakım işlem ya da yöntemler kullanmaz” tanimindan yola cikarak
Sizin yukaridaki yazinizda din felsefesi ile ilgili felsefecierin dusunceleri ve gorusleri bunun otesine gidemez.
Tabii bu dusuncelerin idrak edilebilmesi icin once bir tanri ianci yada zihinde bir tanri fikri olmasi ya da insanlarin belli
bir inanc sahibi olmasi gerekir.

Bunlar somut sekilde ispatlanamaz aynen inancin ispatlanamadigi gibi. Bu yuzdenden inanc ile ilgili tartismalardan bir sonuca
varilamaz. Bizim yaptigimiz gibi uzadikca uzar.

Ateizm ilahi dinlerin ifade ettigi bicimde, varliginin oncesi ve sonrasi bulunmayan, evreni yaratan ve yasalarini belileyen, herseyi bilme ve gorme kudretinde bulunan, insanlara hayati veren bir varligi, yani TANRIYI (ve tanrisal nitelikleri) reddeder. Dolayisi ile ateistin zihninde tanri fikri yoktur, boyle bir sey dusunmez ve dusunmeye gerek duymaz. Ateizmin tanimindan yola cikarak ben ateizmi bir inanc olarak kabul etmiyorum.
Evrenin kokeni ve hayatin ortaya cikisi gibi konularda ise bilimsel gercekleri kullanir ve kabul eder. Bu da inanc degildir.

Benim burada bir tek kabul etmedigim nokta inancsiz insan olamaz ve yasamak icin insanin birseye mutlak inanmasi gibi
goruslerin bir gercek gibi yazilmasi. Ben bu goruslere katilmiyorum. Insanin yasaminda kendinden ustun bir guce
inanmaya ihtiyaci yoktur, bu yuzden de inancsiz olmak mumkundur...hissedildigi an inanc hissedilen tarafindan vardir, aksi takdirde yoktur...burada bu konuyu noktalamak istiyorum.

Saygilar

Yazan: gunka Tarih: February 2, 2007 6:53 PM

Sayın Gunka,

Anlam ile referans arasındaki farktan size kısaca söz etmiştim. Yabancı kaynaklarda bu konuda bir çok yazı bulabilirsiniz. Felsefe Dünyası dergisinde yayınlanmış şu türkçe yazı da var. Faydalı olacağını düşündüm :

http://www.felsefelik.com/felsefedunyasi/32-2000/32-049.pdf


Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: February 3, 2007 12:04 AM

Cengiz Bey

Benim burada vurgulamak istedigim noktayi hala anlatamdigimin farkindayim. Bunu sizin bana tavsiye ettiginiz yazilardan anliyorum. Okudugum felsefi gorusler hic de yabanci degil cunku eminim bircok insanin kafasindan gecen dusunceler, fark sadece belli kisilerin bunu yaziya dokup kendi fikri olarak sunmasi diger fikirler ya da ideolojiler gibi, fikirleri markalastirmasi desem dogru mu olur bilmem. O yuzden bazen kisisel fikir olarak soylenen herhangi bir sey hemen adlandiriliyor ya da etiketleniyor kisinin haberdar olmamasina ragmen.

Ben buna, yani insanlarin fikirlerinin genellestirilmesine karsiyim, cunku herkes tektir fikirler benzer olabilir fakat kesinlikle belli bir katogoriye uyacak sekilde benzeyemez. o zaman insanlarin kisiselligi ve karakterleri hicbir anlam ifade etmez. Herkes birbirine dusunceler ya da karakter yonunden yuzde 90/99 benzemis olur...

Benim burada deginmek istedigim nokta, inanac sahibi olan insanlarin yaninda, inanc sahibi olan insanlarin olabilecegini de idrak edebilme anlayisina sahip olabilmektir. Bunun gecerliligini kabul edebilecek bir zihniyete ve anlayisa sahip olabilmek. Umarim ne demek istedigimi acikca anlatabilmisimdir.

Yazan: gunka Tarih: February 4, 2007 8:18 PM

Benim degerli buldugum bir kitabi size tavsiye etmek istiyorum Edouard Schure "Sfenksten Milada Kutsal Evrim"

Saygilar

Yazan: gunka Tarih: February 4, 2007 8:23 PM

duzeltme

Benim burada deginmek istedigim nokta, inanac sahibi olan insanlarin yaninda, inanc sahibi olmayan insanlarin olabilecegini de idrak edebilme anlayisina sahip olabilmektir. Bunun gecerliligini kabul edebilecek bir zihniyete ve anlayisa sahip olabilmek. Umarim ne demek istedigimi acikca anlatabilmisimdir.

Yazan: gunka Tarih: February 4, 2007 9:05 PM

Sayin Gunka, aslinda gayet onemli bir konuyu dile getirmissiniz. Ve fikren durdugunuz yer dogru bir yer.

Aslinda, bu siteye mudavim olan Marksist bir felsefecinin olmasini arzu ederdim. Bu durumda hic olmazsa terazinin obur kefesi dengeli olurdu, biraz stereo ses gelirdi.

Yazan: Haydar Tarih: February 5, 2007 7:37 AM

Sayın Gunka,

"Benim burada deginmek istedigim nokta, inanac sahibi olan insanlarin yaninda, inanc sahibi olmayan insanlarin olabilecegini de idrak edebilme anlayisina sahip olabilmektir."

Sorun "inanç" kavramını oldukça özel ve dar bir anlamda alıyor olmanız gördüğüm kadarıyla. Bugün batı felsefe dünyasında "bilgi"nin "haklılanmış doğru inanç" (justified true belief) olarak tanımlandığını biliyor muydunuz?

http://en.wikipedia.org/wiki/Epistemology

Bu tanımı kabul edenlerin ateizmin ne olduğunu çok iyi bildiklerinden emin olabilirsiniz. Şimdi buradaki anlamıyla inançsız olunamayacağı yeterince açık. Dünyaya herşeyin bir nedeni olduğunu bilerek geliriz. Buna ister doğa, ister tanrı, isterse başka bir şey denilsin. Bunların hepsi -fizik yada metafizik- "inanç" temeline dayalı. Bunun yanında Martin Luther'in şu ilginç sözü de oldukça anlamlı : "Gönlün ile bağlandığın (herşeyi kendisinden bildiğin CC) şey ne ise senin tanrın odur."

Haydar Bey,

Marksist yada başka bir -ist, dediğiniz gibi farklı görüşler taşıyan felsefecilerin bulunması iyi olur. Bazen darwinist olduğunu söyleyen arkadaşlar yazıyor ama çok fazla görünmüyorlar...

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: February 6, 2007 11:45 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)