« Hrant Dink Cinayetine Lanet | Ana Sayfa | Panel: 'Eski Türkiye'de Yeni Siyaset Mümkün mü?' »
January 25, 2007
Dış Mihrak Değil, İç Faşizm Var
[25 Ocak 2007 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı. Aynı konuda farklı içerikli İngilizce makale için, bkz. Meet The Monster: Turkish Fascism]
Hrant Dink’in alçakça vurulmuş cansız bedeni daha yerde yatıyordu ki, ülkemizin bazı kanaat önderleri bu işin arkasındaki “dış mihraklar” hakkında teoriler üretmeye başladılar. Bu cinayetin Ermeni lobisine yaracağı, dış dünyada “Türkiye’nin imajını bozacağı” uyarılarını sıralayıp, ardından da “bu işin ardındaki yabancı istihbarat örgütleri”ne dair atıp-tutmaya giriştiler.
Gelgelelim katil 32 saat sonra yakalandı. Ailesinin deyimiyle “öz be öz Türk” olduğu, bu vahşeti “Türk kanı”na olan sevgisinden dolayı işlediği, zaten kendisini ideolojik ve finansal yönden yetiştiren “abileri”nin bu gibi işlerde gayet tecrübeli ve kıdemli “milliyetçi” militanlar olduğu ortaya çıktı. Ama hayır, komplo-sever kanaat önderlerimizi bu da ikna etmedi. Hala “bu işten kim çıkar sağladı” diye sorup, “ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar” serisine yeni bir tanesinin eklendiğini söyleyip duruyorlar.
Oysa “bu işten kim çıkar sağladı” sorusu, hiç de öyle zekice bir analiz yöntemi değildir. Bir ülkeye ve onun insanlarına zarar veren işler, hep “dış mihraklardan” kaynaklanmaz. Aksine, çoğu zaman içerdeki zalimler, despotlar ve psikopatlardan gelir. Hitler Almanya’ya, Mussolini de İtalya’ya felaketler getirdi. Ku Klux Klan siyah derili Amerikalıları öldürdü, neo-Naziler azınlıklara musallat oldu. Bütün bunların hepsi “yerli malı”ydılar.
Artık dürüstçe görmemiz gerekiyor ki Türkiye’nin de gayet yerli malı bir faşizm problemi var.
Evet, kibarlık olsun diye sözü yumuşatmaya hiç gerek yok; problemin adı faşizm. “Millet” kavramını bir fetiş haline getiren, başka tüm milletlere ve dahası kendi milleti içindeki azınlıklara düşman olan, devletin kutsallığına inanan, kaba kuvvete hayran olan insanlara siyaset literatüründe “faşist” denir.
Bunun Türkiye’de ortaya çıkmış olduğunu itiraf etmek de, bizler için bir zûl değildir. Çünkü modern çağın bir virüsü olan faşizm, uygun şartları bulduğunda hemen her toplumda ortaya çıkar. Malum, II. Dünya Savaşı öncesi dönemde Avrupa’da çok popülerdi. Ama dünya, faşizmin ne korkunç bir şey olduğunu savaş sırasında gördüğü için, sonraki dönemde bu konuda haklı bir hassasiyet geliştirdi.
II. Dünya Savaşı’ndan kazasız-belasız çıkan, ama bu yüzden “temiz sayfa” açamayan Türkiye’de ise, 1930’larda özümsenmiş olan kimi faşizan söylemler varlığını sürdürdü. “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” saçmalığı, Araplar hakkında uydurulan “bizi arkadan vurdular” yalanıyla, tüm bir Batı dünyası için üretilen “emperyalizm” şablonuyla körüklendi. Milli birliğin ekonomik ve sosyal entegrasyonla değil, “dış düşmanlar” korkusu, Sevr paranoyası, lider kültü ve devlet fetişizmi ile sağlanacağı inancı korundu.
İşte topluma sürekli pompalanan bu özgürlük-karşıtı zihniyet, sokak faşizminin altında yatan buzdağını oluşturuyor. “Vatan elden gidiyor, misyonerler cirit atıyor, yabancı şirketler her yeri ele geçirdi, Kıbrıs satılıyor, Amerika bizi işgal edecek, Ermeniler toprak alacak, şeriat geliyor, gayrı milli zihniyet Çankaya’ya çıkacak” gibi paranoyalarla toplumu sistemli olarak tahrik edenler; işte faşizmin azmettiricileri onlar.
Bu tabloya bakanlar, üstüne bir de faşizmin geleneksel karşıtı zannedilen “sol”un ülkemizde çok zayıf olduğu, hele de “sol parti” sayılan CHP’nin aslında gayet “aşırı sağcı” davrandığı gerçeğini görünce, umutsuzluğa kapılıyorlar.
Oysa ümitvar olmak için iki önemli neden var. Birincisi, aslında özgürlüğün yolu zaten “sol”da değil liberalizmdedir. İkincisi, yakın zamana kadar Türkiye’de hep bir “entelektüel hareketi” olarak kalan, kitlelere inemeyen liberalizm, son yıllarda bir taraftan “orta sınıf”ın gelişmesiyle, diğer yandan da muhafazakar kesimin liberal değerleri benimsemesi sayesinde taban tutuyor. Yerli faşizm tarafından uzun zamandır “yedekte” tutulan, son dönemde de “misyoner paranoyası” ile tahkim edilmeye çalışılan muhafazakarlar, modern demokrasilerin, onyıllardır kendilerini ezen “modernist despotizm”den çok daha iyi olduğunu gördükçe, giderek daha fazla birincisini tercih ediyor.
İşte bu nedenle, sözkonusu liberalizm-muhafazakarlık sentezinin siyasi adresini oluşturan AK Parti’nin üzerindeki tarihsel sorumluluk büyük. Başbakan Erdoğan’ın Dink cinayetini lanetlerken “Türkiye’nin içe kapanmayacağı” ve “özgürlük mücadelesi”nin süreceğini söylemesi yerindeydi. Evet, istikamet dışa açılma ve özgürleşme yönüne olmalı. Merhum Hrant Dink’in kanı, ancak o yolda yüründüğünde yerde kalmamış olur.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 25, 2007 10:52 AM




İşte beklediğim değerlendirme. Altına hiçbir şey eklemeye gerek duymadım. Tebrikler.
Yazan: Gökhan Tarih: January 25, 2007 12:12 PM
Mustafa Bey'in
sanki böyle çok güzel şeyler söylüyormuş havası veren fakat altı boş bir yazısı..
İsmail Cem yeni vefat etti.Allah rahmet etsin..bakın kendisinin şöyle bir söylemi var.
Türkiye’de zaman zaman ‘memleketi bölelim, yarısında başka bir memleket oluşsun. Bunun da özgürlüğü olsun’ şeklinde tartışmalar gündeme gelmektedir. Bir liberal, bir solcu ve gazeteci olarak bana bu normal gelebilir ve Türkiye’ye hiçbir zarar vermeyeceğini düşünebilirim. Ama bunu siyasete, yaşama geçirmek için belli bir konsensüs lazımdır. Ve o konsensüs inşallah terör meselesi bittikten sonra oluşabilecek bir konsensüstür. (Cumhuriyet gazetesi, 6 aralık 1997)”
aynı şeyleri Fatih Demir arkadaşımızda söylemiyor muydu?
tek bayrak tek millet zırvaları hezeyanları gördüğümüzü..
siz bölücülüğün adını liberalizm koymuşunuz..
faşizm dediğiniz ırkçılık İslamda şiddetle yasaklanır..fakat vatan sevgisi imandandır diye de bir hadis vardır..kimse vatanını sevmekle kınanamaz..
toplumu sistemli olarak kimin tahrik ettiği açıkça belli..
sen çok kurnaz bir lisanla Türkün zehirli kanı herzesini savur sonrada tahrik olanlarda suçu bul..
sizler AB den başka Türkiye'ye proje üretemeyen bir fikir kısırlığı içindesiniz..ezberletmişler size birkaç cümle..sayıp duruyorsunuz..
bu zihniyet devam ettikçe şehitlerin kanı daha çok yerde kalır..
sizde bir ödül bekliyorsunuz galiba Mustafa Bey..
alırsınız merak etmeyin..
sevgiler.
Yazan: deniz Tarih: January 25, 2007 1:08 PM
Ne sormuş koca şair?
"Tarihe tekerrürden ibarettir diyorlar,
İbret alınsaydı eğer, tekerrür mü ederdi?"
Peki en saygı duyduğum tarih hocam ne söylüyor daima?
"Senin atan 1071 yılında Malazgirt'ten kafasını uzattığı zaman buralara, Ayasofya kaç asırlıkmış, bakın bakalım kitaplanınıza... Bir çok beyni örümceklenmiş, İsa-Mesih'in orada dirileceğine inanıyor ve onlara kısaca kamuoyu diyorlar, Batıda... Seninkiler koyun, onlar kamuoyu ve sana yedirmezler bu zorlu coğrafyayı... Yaaaaa..."
Ve buralarda, şeytanları avukatları cirit atarken, koyunlar hedef gösteriliyor, hala... O avukatlar ki, ruhlarını satarken para bile almıyor bazıları, bir-iki pohpohlamaya, gelir-geçer üne gidiyor en pespayesinden. Değerli madenlere ulaşmak için parçalama aşamasında yerel nefreti pompalamak da onlara düşüyor işte!
Kader! Seni kime şikâyet edeyim?
Yazan: kurban Tarih: January 25, 2007 1:20 PM
Mustafa bey'in eline sağlık..
Son olayda toplumu suçlamaya gerek yok. Toplum burada mağdur. Ve evet uygun ortam sağlanırsa faşizm her toplumda ortaya çıkabilir.
Toplumuzda sadece marjinal denebilecek faşizm yok. Şizofrenik bir ruh hali var ve faşizmi besleyen önemli bir destek de bu ruh halimiz. Ve bu ruh hali hemen her toplumsal sorunumuzda bir biçimde ortaya çıkıyor.
Yani tepeden dayatılan toplumsal değişim projeleri tutmadığı gibi travmaya yolaçıyor.
Meseleye daha geniş perspektiften "Kim suçlu? Sistem mi, Toplum mu?" başlıklı yazıyla değinmiştim. İlgilenenler bakabilir:
http://www.dusunceler.org/2007/01/24/kim-suclu-sistem-mi-toplum-mu/
Ama ümitli olmak için birçok nedenimiz var. Bunu görmek için son on yıla bakmak bile yeterli..
Yazan: Suat Ö. Tarih: January 25, 2007 1:39 PM
sayın mustafa akyol...
cinayete ilişkin tespitleriniz gayet yerinde .. size hak vermemem elde değil, bu cinayet düpedüz türkiyedeki faşistlerin işi. ama bakın başbakan dahil birçok lider cenazeye katılmadı... bunu es geçmeyin... başbakanın bahsettiği ve sizinde yerinde diyerek katıldığınız özgürlük mücadelesinden bizim haberimiz yok. tabi bu bahsettiğiniz eğer ihale dağıtma özgürlüğü ise onu bilemiyorum tabi.. açıkcası başbakan, baykal ve genelkurmay sınıfta kaldı. hele ki başbakan.... ikincisi faşisme karşı mücadeleyi her zaman sosyalizm yapmıştır. sizin özgürlükçü ilan ettiğiniz liberalizm değil.. aksine birçok kereler liberalizm , faşism ile işbirliği yapmıştır. bunu ikinci dünya savaşında gördük.. ayrıca unutmayın faşizmin yenilmesini 20 milyon sovyet vatandaşının kanına borçluyuz... abd, sovyetlerin savaşı kazanacağı kesinleşince ancak normandiyaya çıkarma yapmıştı. avrupayı sovyetlere bırakmamak için , haziran 1944. sonu hüsranla biten güzel bir yazı yazmışsınız... yine de tebrikler... ama belirtmeden geçemeyeceğim.. liberalizmin özgürlüğü= mülkiyet özgürlüğü + emeğimizi üç kuruşa satma özgürlüğü vs. vs......
Yazan: ahmet melih Tarih: January 25, 2007 1:57 PM
Genel itibariyla düsüncelerinize katiliyorum ama "bu isten kimin cikari var?"sorusunu sormaya devam etmemiz gerektigine inaniyorum.O "abileri" "abi" yapanlar mutlaka nüfuz sahibi insanlardir.Özgürlük ise bu gibilerin isine hic gelmez.
Yazan: Niyazi Altun Tarih: January 25, 2007 2:16 PM
Liberal kelimesi Latince liber'den (özgür) türemiştir. Livy'nin (Titus Livius) History of Rome from Its Foundation eserinde aşağı tabaka ile aristokasi arasında geçen özgürlük mücadelesi anlatılmaktadır. Orta çağın değişken ortamında uykuda olan bu mücadele özgür şehir devletlerini savunanlar ve papa taraftarları arasında İtalyan Rönesans sürecinde tekrar başladı. Özgürlük temel bir hak olarak tarih boyunca insanlığın odak noktalarından biri olagelmiştir. Yukarıda bahsedilenler antik Roma'da halk ve aristokrat tabakanın çatışması ve İtalyan şehir devletleri ile Papalık arasındaki mücadele idi. Floransa ve Venedik cumhuriyetleri kimi seçim yöntemlerine, hukuk kurallarına ve özel teşebbüs mefhumuna sahiptiler. Bu durum 1400'lü yıllardan dış güçlerin eline geçtikleri 16. yüzyıla değin sürdü. Hollanda'nın Katolik Kilisesi'nin baskısına olan direnişi de (Katoliklere kimi hakların tanınmamasına rağmen) liberal değerlerin atalarından olarak görülür.-Vikipedia) görüldüğü gibi liberal düşünce kökeninde aristokrasi ile halk arasında sıkışmış orta kesimin üst sınıfa yükselme (üst sınıf haklarından yararlanma) mücadelesidir. Tüm siyasal-tarihsel zamanlarda Halk’ın doğrudan talepleri daima iş, aş ,sağlık ve güvenlik olmuştur.
Oysa liberalizmin çağdaş tanımı; Liberalizm, özgürlüğü birincil politik değer olarak ele alan bir ideoloji, politika geleneği ve düşünce akımıdır. Genel anlamda liberalizm, bireylerin ifade özgürlüğüne sahip olduğu, din, devlet ve kimi zaman kurumların gücünün sınırlandırıldığı, düşüncenin serbest bir şekilde dolaştığı, özel teşebbüse olanak sağlayan bir serbest piyasa ekonomisinin olduğu, hukukun üstünlüğünü geçerli kılan şeffaf bir devlet modeli ve toplumsal hayat düzeni hedefler. Liberal demokrasi olarak adlandırılan bu devlet düzeni, açık ve adil bir seçim sistemi ile birlikte tüm vatandaşların kanun önünde eşit olduğu ve fırsat eşitliğine sahip olduğu bir sistem olarak modellenir(Vikipedia) şeklindedir. Bu kulağa çok hoş gelen ama Thomas Moore ütopyasında pek farklı olmayan bir durum kanaatimce. Çünkü Liberalizmin hedeflerinin oluşması ve olgunlaşması için iyi yetişmiş bir çoğulcu halk sınıfına ihtiyaç var. Bu sınıfta ancak kapitalist ekonomilerin oluşturduğu burjuva yâda elit-slaves diyebileceğim Avrupa ülkelerinde nüfusun reel katkısının maksimum olduğu ülkelerde mümkün. Hollanda örneğinde olduğu gibi. Gerçi monarşik bir liberalizm mutasyonu olsa da liberalizmin kökleri bu benelüks ülkelerdedir.Nedeni ticaretin ama her türlü ticaretin meşru sayıldığı (köle,silah,uyuşturucu) bir ortamda refahı sağlamak için kapitalin biriktirilmesinin çok zor olmamasındandır.Faşizm gibi kuramların karşısında panzehir onun beyaz zıtlığı değildir.Siyah-beyaz algısı işte bugün Hollanda kültürünün dejenerasyonunu nasıl gerçekleştirdiğinin tipik bir örneğidir.Liberal toplum o kadar liberal olmuştur ki merkez kaç kuvveti onu diğer alana yani ırkçılığa son 10 yılda sürükleyivermiştir.Yabancı düşmanlığının kalesi bugün Türkiye değil Hollanda’dır.Aynı Hollanda’dır ki hiç utanmadan sıkılmadan Srebnerica katliamını gerçekleşmesine müsaade eden askerlerine kahramanlık nişanı vermiştir aynı Hollanda dır ki her türlü iki yüzlülüğü Ermenistan-Türkiye ilişkilerinde sergilemekte çekinmemiş Türk kökenli milletvekillerini o liberal düşünceye binaen sanırım soykırımı kabul etmedikleri için aday olamamalarını sağlamıştır.
Aynayı Türkiye’mize tutunca sanki bu milliyetçi yükseliş öyle birden bire peydahlandır izlenim mi verilmek isteniyor. Son 10 yılda Türkiye’nin her türlü platformda uğradığı haksızlıklar saldırılar bir iç refleks oluşturuyor olmasın? Bu yükseliş sadece sağ-sol ayırmaksızın siyasette değil her tabakada kendini hissettirecek ve hatta Sayın Mustafa Akyol’un liberal sorumluluğu olduğunu söylediği AKP nin seçim billboardlarına bile yansıyan bir milliyetçilik olmasın? Türkiye’de siyaset daim bir faydacılık üzerinden yapılmakta, bunun sonucudur ki seçimlerde yükselen her ne akım olursa olsun belli bir reaksiyonu rüzgarı arkasına alarak yürümek istemektedir. Türkiye’de bu reaksiyonlar öle durduk yere olmuyor, faşizme varan bu akımda bir reaksiyondur.Dış mihrakların sürekli yara kaşıması,saldırması haksızlık yapması,sindirmeye yada hazmetmeye çalışması sonucu oluşan bir reaksiyon hemde. Liberalizm çözüm önerisi benim için iyi niyetli bir ütopyadan öteye gidemez çünkü ithal edilen düşüncenin merkezleri başarısızlığa uğruyorken ve kişi başına düşen refah bu ülkede açlık sınırlarında ise liberaliz ancak elit altı okumuş yüksek bir kesimin kendi vicdanlarını rahatlatmak için inandıkları siyasi bir yoldan öteye gidemeyecektir.Türkiye’de de bu şekilde olmuştur.AKP oy verenlerin siyasal liberalizmi mi yoksa Sayın Başkanın karizması nı mı umursadığı ise son derece ilginç yanıtları olabilecek bir sorudur..
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 25, 2007 2:22 PM
Mustafa Bey
olay daha soruşturma aşamasındayken böyle hüküm verici cümleler kurmanız doğru değil..
olay henüz araştırma safhasında..yanlış yapıyorsunuz..
emniyeti ve yargıyı etkilemeye çalışıyorsunuz..eğer durum sizin söylediğiniz gibi çıkmazsa töhmet altında bıraktığınız imalarla yıpratmaya çalıştığınız insanlar ve özellikle Trabzon halkının ahını alırsınız..bence biraz susun.
Yazan: deniz Tarih: January 25, 2007 2:28 PM
Türk milleti Dink olayina gösterdigi uygarca tepkiyle çok büyük bir is basardi.
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=492213
Mustafa Bey'in dedigi gibi Türkiye'de yasayan insanlar artik demokrasinin ve hukuk devletinin özlemi içindeler.
Türkiye'nin ilerlemesini istemeyen, 1930 model eski devlet düzenden ekmek yiyenler bizim "türk" veya "müslüman" kimligimizi suistimal ettiler, buna bir süre daha da devam edecekler gibi görünüyor.
Oysa bu büyük proje gerçeklestiginde yani Türkiye eksiksiz bir demokrasi ve hukuk devleti oldugunda bu hem Türk alemi hem de Islâm alemi için çok daha hayirli olacak.
Stratejik açidan bakildiginda ise gücünü ve halk destegini "bölünme/satilma korkusundan" degil garantisi oldugu adalet ve refahtan alan bir Türkiye Cumhuriyeti sadece Türk-Islâm dünyasinda degil bütün Dünya'da barisa katkida bulunabilir.
Kendisiyle, tarihiyle, baska dinler ve milletlerle barisik vatansever bir milliyetçilik süphesiz "biyolojik" milliyetçiligin yerini alacak zamanla.
Bakalim Türkiye yeniden "insanligin son adasi" olabilecek mi?
dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: January 25, 2007 2:58 PM
Mustafa Bey'in her iki yazisindaki tesbitlerini tamami ile paylasiyorum. Ilave yapabilirim; eksiltme yapmam. Madem ilave dedik, 6 ay kadar once Sulu'nun basortululeri Arabistan'a tayin ettigi, laikci cephenin Danistay 11 Eylulu denemesionin fiyasko le sonuclansdig gunlerde Ahmaet Altan bunlari yazmisti. En azindan 28 Subattan beri her zaman icin guncel sayilan bu yazi bir sure daha bu statusunu koruyacak gibi. Ama cok uzun degil.
Ahmet Altan
Böyle değerli devlet adamlarını ancak şanlı Türk ulusu yetiştirebilir.
Derdini söylüyorsun:
- Efendim, bizim bir türban sorunumuz var.
Dermanını söylüyor:
- Arabistan’a gitsinler.
İşte bu kadar.
Sadece “türbanın” değil bütün sorunların çözümünü gösteriyor aslında bize.
Demokrasi isteyenler Avrupa’ya gitsinler.
Komünizm isteyenler Küba’ya gitsinler.
Kürtler Kuzey Irak’a gitsinler.
Gelişmiş bir sağlık sistemi isteyenler Amerika’ya.
Sağlam bir hukuk sistemi isteyenler İngiltere’ye.
Mango yiyenler Afrika’ya gitsinler.
Türkiye’de kim kalsın?
- 28 Şubat’ı sevenler de Türkiye’de kalsınlar.
Sorunlar çözüldü bitti işte.
Fakirleri kimse alamayacağı için onları da vururuz, böylece “fakirlik” sorunu da çözülür.
Sen sağ, ben selamet.
Süleyman Demirel gibi politikacıları, Şemdinli’de işin ucunun tepelere tırmandığını görünce dudakları uçuklayan siyasi iktidarları, bombacı astsubaylara “iyi çocuk” diyen generalleri, Şemdinli davasında avukatları tek tek ararken “istihbaratçıları” oradakileri korkutmak için sanık kapısından içeri alan yargı düzeni, iddianameyi sansürleyerek okuyan yargıçları, demokrasiden hoşlanmayan ana muhalefeti, devletin görevini “ordunun itibarını korumak” diye tarif ederek sivillerin itibarına boşveren cumhurbaşkanları olan bir ülkede sorunlar böyle halledilir.
Mustafa Kemal boşuna “biz, bize benzeriz” demedi.
Bu toplumun hiçbir şeye benzemediğini anlayınca, o da ne yapsın, “biz, bize benzeriz” deyip çıkmış işin içinden.
Biz bize benzediğimizden, başka bir şeye benzeriz diye de ödümüz kopuyor.
Ya Allah korusun “emperyalist” ülkelere benzersek ne olacak?
O zaman, askerler kendi ülkelerini özgürce bombalayamazlar.
Yargıçlar iddianameleri sansürleyemezler.
Eğer bunları yapmazsak emperyalist Avrupalıların isteklerine boyun eğmiş, “milli onurumuzu” kaybetmiş oluruz.
O zaman parçalanırız, bölünürüz, lime lime oluruz.
Gerçek hukukçularla, cesur politikacılarla, “adil bir adaletle” yürür mü bu sistem.
Yürümez.
Bu sistem yürümezse ne olur?
Süleyman Bey mizah folklorümüzün değerli bir parçası haline dönüşür, Tayyip Bey Kasımpaşa kahvelerinde tavla oynayıp kendisini yenenleri döver, Deniz Bey Antalya sahillerinde jogging yapar, bombacılarımız ciddi bir yargılamadan geçer, politikaya karışmak isteyen generallerimiz erken emekliliğin tadını çıkarır.
Peki o zaman ne olur?
İnsanlar özgür olur.
Hatta zengin bile olur.
İnsanlarımız özgür, mutlu ve zengin olursa ne olur?
Parçalanırız.
Bu toplumun huyu böyle, özgür ve zengin olunca bölünüyor.
Hele bir de “adalet” olursa paramparça oluyor.
Onun için en iyi çözüm Demirel’in önderliğinde “siyasi turizm.”
Türban giymek isteyenler Arabistan’a, Kürtler Kuzey Irak’a, demokratlar Avrupa’ya, sağlık sorunları olanlar Amerika’ya, komünistler Küba’ya...
Mango sevenler, siz de Afrika’ya.
Fakirleri de vururuz.
İşte sorunsuz Türkiye.
Sorunlarımızı biz böyle çözeriz.
Niye?
Çünkü efendim, biz bize benzeriz.
8 Mayıs 2006, Pazartes
Kaynak: Gazetem.net
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 25, 2007 3:12 PM
“Bunun Türkiye’de ortaya çıkmış olduğunu itiraf etmek de, bizler için bir zûl değildir. Çünkü modern çağın bir virüsü olan faşizm, uygun şartları bulduğunda hemen her toplumda ortaya çıkar. Malum, II. Dünya Savaşı öncesi dönemde Avrupa’da çok popülerdi. Ama dünya, faşizmin ne korkunç bir şey olduğunu savaş sırasında gördüğü için, sonraki dönemde bu konuda haklı bir hassasiyet geliştirdi.”(M.A)
Bu tespitin bu şekilde kaleme alınabileceğini bazı meslektaşlarınıza gösterebildiğiniz için özellikle teşekkürler.Kaleme hakim olmak demek bu olsa gerek yazarken sağduyuyu elden bırakmamak .Faşizm bir ırka mal edilemez,dolayısı ile tanımlaması yapılırken de “değişemeyen Türkler”(E.M) tanımlaması yapılamaz.
* * * *
“Milli birliğin ekonomik ve sosyal entegrasyonla değil, “dış düşmanlar” korkusu, Sevr paranoyası, lider kültü ve devlet fetişizmi ile sağlanacağı inancı korundu.” (M.A)
Sosyal entagrasyonun sağlanması için önce ekonomik koşulların sağlanması gerekir.Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülkenin yönetiminin halka yansıması nasıl olabilir ki?Uzak bir örnek verelim;Irak milli gelirinin % 70 ini elde ettiği petrol gelirini shell,exxon ve bp ye devrettiğinde bu işten karlı çıkacak olan kimdir?Demokrasi satın alınan bir şey midir?Orda Saddam gibi bir diktatör olmasaydı ve bu milli gelir halka yansısaydı Amerika’nın oraya demokrasi satıyorum diye işporta açmasına imkan kalırmıydı?
* * * *
“İşte topluma sürekli pompalanan bu özgürlük-karşıtı zihniyet, sokak faşizminin altında yatan buzdağını oluşturuyor. “Vatan elden gidiyor, misyonerler cirit atıyor, yabancı şirketler her yeri ele geçirdi, Kıbrıs satılıyor, Amerika bizi işgal edecek, Ermeniler toprak alacak, şeriat geliyor, gayrı milli zihniyet Çankaya’ya çıkacak” gibi paranoyalarla toplumu sistemli olarak tahrik edenler; işte faşizmin azmettiricileri onlar.”(M.A)
Özgürlük karşıtı faşizm azmettirticileri,sırf bu söylemlerini kuvvetlendirebilmek için tüm devlet sermayelerini silip süpürüp zarar eder hale getirdiler ki bu halk ekonomik olarak kalkınmasın,gözü açılmasın ve “daha çok özgürlük” demesin diye..Malum ekmek peşinde olmayan halk “hak”peşine düşer.
Birileri yanlış yaptığının farkında,sessiz toplum istenirken çıkan seslerden rahatsız olanlar artık bağırıp bu sesleri duymamaya çalışıyor.Tüm bu gürültüler o yüzden değil mi?Tabii bu gürliltüden istifade fırsatçıların ortada cirit atması ise kaçınılmaz.
Yazan: çuvaldız Tarih: January 25, 2007 4:02 PM
Faşizm'in bir kötü yanıda, bu tür davranışlar içinde bulunan -bizim ırkımız üstün ırktır, bizi ancak kendi milletimiz kurtarabilir gibi- insanların bu yaptıklarını milliyetçilik olarak nitelendirip yaptıklarının doğru olduklarını düşünmesi. Milliyetçilikle, Faşizm arasındaki ince çizgi malesef ülkemizde neredeyse kaybolmak üzere.
Yazan: Volkan Tarih: January 25, 2007 4:07 PM
Mustafa beyin yazdıklarında bazı doğrular olsada,
ana fikrine katılmak mümkün değil. Ülkede yaratıl
mak istenen kaos ortamının amacı, toplum güvenliği
nin ancak askeri vesayet yapısıyla ve küresel güce
dayanmakla sağlanacağını öngören statükonun devamı
nı sağlamak. Bu yapı küresel aktörle mutlak ve in
teraktif bir etkileşim içinde. Ancak küresel güç
Irak'ta saldırgan politikalarla sonuç alamayacağı
nı anlarsa, "barışçı" bir tutuma yönelecek ve buda
bizdeki statükoyu dahada geriletecektir. Şöyle oku
yalım gelişmeyi: ABD son bir atak yapıyor, öyle
20 ek askerle bu iş olmaz. Acaba Türkiye'yi bu işe
nasıl katarız. Sakin bir ortamda, meclis ve hükü
met bu işe asla dalmaz. Belki su bulanırsa balık
oltaya gelir hesabı. Ancak bu olmaz, ortada Enver
paşa yok. Mecliste AKP gurubu hakim, Kerkük havucu
terör sopası biraz yalpalatır belki ama öyle kör
bir dalış yapacak ortam yok. Bu statükocuların asla milliyetçilere dayandığı sanılmasın. Temel
motifleri İslam karşıtlığıdır. Türk milliyetçiliği
ise islamla barışıktır. Hürriyetin yalanları bu
cinayetin arkasına İslam motifi konmasına yetmez.
Liberal düşünce odakları, fikir üretme noktasında
elbette önemlidir, ancak ülkenin kaderinde etkin
olma şansının olmadığı Sn.Akyol'un yorumuyla bir
kez daha kanıtlanmış oluyor. Bu millet, değerleriy
le barışık olmak ister, Atatürk'ü sever, ordusuna
saygı duyar,milliyetçidir ve muazzez islam dinini
varlığının temeli olarak görür. Cinayet sonrasında
fırsat bu fırsat, millete yüklenmenin amacını da
sorgulayabilmeliyiz.
Öngörü: ABD bir kaç ay sonra askeri operasyonları
durduracak, Bölge ülkeleri, İslam konferansı, AB,
ve BM ile Irakta kalıcı bir barış aranacak. Türki
ye gelişmelerde etkin rol alacak. Kürtler Irak
bütünü içinde kalacak, Kerkük bir Irak kenti olarak tescil edilecek. Türkiye demokratik ve eko
nomik gelişmesini sürdürecek. Kronikleşen ve statükonun beslenme sorunlarını çözüm yoluna koya
cak. AB ile standardizasyon birliği sağlama sevi
yesine gelecek. Muhafazakarlar bunu nasıl başara
bilir değilmi? Bu memleketde kişi başı milligelir
onbin dolara çıkacaksa, onuda biz yaparızcılık
bu tabloda nasıl yer bulacak acaba!
Saygılar.Levent.
Yazan: levent Tarih: January 25, 2007 5:28 PM
Alev Alatlı'nın bu yazısı mutlaka okunmalı.Bazılarına kalem tutma dersi niteliğinde.
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=492177#
Yazan: çuvaldız Tarih: January 25, 2007 5:31 PM
Çok doğru tespitler. Dış mihraklar tarafından öldürülmüş de olabilir. Bu, yazının doğruluğunu değiştirmez.
Türkiye’de son yıllarda milliyetçilik duygusu ön plana çıkmaya başladı. Afganistan ve Irak’ın işgali, büyük ortadoğu projesi, bölgedeki karışıklıklar; bir yandan da Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde Türkiye’den istenenler bu cereyanın kuvvetlenmesine katkı sağladı. Bu ortamın yarattığı tedirginlik ve komplo teorileri edebiyata, dizi filmlerine ve günlük konuşmalarımıza kadar sirayet etti. Metal Fırtına’yla kurgulanan Amerika’nın Türkiye işgalini, Türk askerinin başına geçirilen çuvalın öcünü alan mafya lideri Polat Alemdar takip etti. Ortaya milli bir kahraman çıktı. Devlet güçlerinin yapamadığını yapan, onurlu, gururlu bir super-hero. Eşimin yeğenleri 3 yaşında, onlar bile ellerinde oyuncak tabancaları, soranlara “ben Polat Alemdar’ım” diyor. Akrabalarımla konuşuyorum, herkes çıldırmış durumda. Birisi “devletin sağlam 10-15 adamı olacak, tak tak vuracak hainleri, memleketleri satanları…” diyor. Çözüme bakar mısınız?. İşine gelmeyeni öldürüp kurtuluyorsun, kalan sağlar bizimdir…
Bu psikolojiden kurtulmadıkça, illegal ve derin yapılaşmaların karşısında durmadıkça, fikir özgürlüğünü sonuna kadar savunmadıkça korkarım daha çok Samast’lar ve Hrant Dinkler izleyeceğiz.
Yazan: blue Tarih: January 25, 2007 6:06 PM
Deniz Hanim,
Oncelikle Ismail Cem'den yaptiginiz alinti ile basliyayim.
Ne demek simdi bu??? Turkiye'yi bolmenin Turkiye'ye zarar vermeyecegini dusunebilirim gibi "phony" bir cumleyi Ismail Cem'in ettigine inanmak zor. Boyle oxymoron bir cumle turune az rastlanan bir cumledir bence. Hatta devaminda soyledikelri de ilginc... okuyalim...
Yani neymis... Turkiyeyi bolme tartismalarina baslamak icin terorun bitmesini bekleyip "Turkiye'ye zarar vermeden" nereden bolecegimize karar vermemiz lazimmis...
Deniz Hanim alintiladiginiz seyin ne demek istedigini mi anlamadiniz yoksa sirf maraz cikarmak icin mi yaptiniz bu alintiyi anlamadim ama hic de anlamli bir alinti gibi gelmedi bana...
Bakin iste burada da yalana carpitmaya basvurmussunuz... Gidip yazimi bir kere daha okuyun diyecegim ama simdi bu yaziyi okuyan diger kimseler belki usenip inanmazlar diye buraya bir daha alayim o kismi da attiginiz iftira karsisinda utanip beni boluculukle sucladiginiz icin yuzunuz kizarsin... Simdi benim orada kullandigim "Kuzey Irak Turkiye'ye katildiktan sonra" ibaresini dislayarak cumleyi parcalayip isinize gelen yerleri "tek bayrak, tek millet zirvasi" diyerek ve pesinden demeniz dupeduz carpitmadir ki yaptiginiz hic de ahlaki birsey degildir. Bu hadisin kim tarafindan uyduruldugunu bilmiyorum ama (el-Mesnu fi Marifet’ül Hadis el Mevdu-Molla Aliyyül Kari sy 91 (106) Keşfül Hafa 1/413 (1102))acip azicik Peygamber efendimiz donemini okusa devlet dusuncesi olmayan yoneticisi hapishanesi ve benzeri seyleri olmayan bir Peygamberin vatan icin nereyi demis olabilecegini de dusunur... Dini devletcilige bulastirmaniz da zaten ozgurlukten, demokrasiden ne anladiginizi son derece guzel gosteriyor... Belli degildi ama sizin bunu yaptiginiza dair cok onemli delillerim var... Yazimin bir kismini alip beni boluculukle suclamanizdan anladim... Simdi diger tarafta ne yazdigimi bilmeyen biri bu cumlemi sizin agzinizdan okuyup boluculuk kelimenizle birlestirerek bana saldirsa siz yine utanmadan toplumu tahrik edenlerden bahsedersiniz... Kerincsiz ve grubu ile yakinliginizdan suphe etmeye basladim.. Kurnaz ha???? Bir insanin bunu kotu niyetli olarak kullandigina delil icin hayati boyunca soyledigi butun cumleler, yaptigi hersey delildir... Turkiye'de sizin ve Kerincsiz gibi avukatlarin yaptigi sey budur... Yavuz hirsiz gibi evsahibini bastirmaya calismaktir... Dink hayati boyunca kac tane yazida Turk'un kanini dokmekten bahsetmistir, kac defa siddeti onermistir ki bu yazisindan dolayi kendisine karsi dava acilmis veya sizin tarafinizdan "kurnaz" ilan edilmistir... Bir insanin hayati tum dunyaya en buyuk delildir... Altinda birseyler aramak bu manda irkciligin en ileri seviyesidir... Sizin gibi irkci sloganlari ezberleyecegimizie AB'nin "sahte" dahi olsa hayaline inanmayi tercih ederim sahsen... Turk fasitlerindense ozgurlukcu Ermenilerle yasarim... Ne demek simdi bu???? Sehit kani ile AB dusuncesinin ne alakasi var??? Herkesi kendiniz gibi sanmayin.... yani herkes ozgurluklere "maddi" odul bekleyerek inanmiyor... Onun manevi huzuru bircogumuza yetiyor...Yazan: fatih demir Tarih: January 25, 2007 8:17 PM
Mustafa bey yazısında sorunu somut birşekilde ortaya koymuş fakat çözümün nasıl olacağı ve toplumun durumu hakkında doğru bir tespitte bulunamamış bence.
Türkiye'deki faşizanlığın kaynağı eğitimsizlik ve ekonomi durumun zayıflığı. Çözümü ise Liberalizm'de değil.
Burada biraz kişisel bir eleştiri gibi olacak fakat Mustafa bey'in diğer holding gazetecilerinin durumuna düşmemesi için toplum içinden soyutlanmaması ve bu ülkenin köklerinde olmayan ideolojilerle çözüm üretmemesi gerekiyor.
Ülke insanına iyi bir eğitim verilirse ve ekonomik olarak geçim sıkıntıları giderilirse faşizan tutumlu insanlarda kendiliğinden yok olacaktır zaten. Bunu Liberal sistemde veya başka bir ideoloji içinde aramaya gerek yok. Bu ülkenin kendine has kökleri var. İslam'ın özüyle kavrulmuş bir ülkede ne kadar Liberalizm'i çözüm olarak sunsanız bir fayda sağlayamassınız.
Yazan: Enes Reyhan Tarih: January 25, 2007 8:29 PM
Ben siradan bir foto muhabiriyim, isim geregi dunyanin hertarafinda insanin kafasiyla ellerinin durusunun neler anlattigini yakalamaya calisirim. Detayina girince ne siyasetten anlarim, ne felsefeden. Ama iyi anladigim bildigim birsey varsa o da;
Anayasa; birey ile devlet arasindaki kontrattir…
…oldugudur.
Ve anayasa, bireyler o devleti kurdugunda yine bireyler tarafindan bir kere yapilir, onaylanir ve nadiren bir iki ayar yapilsada oylece kalir. Degisecekse, yine o devleti yaratan bireyler tarafindan degistirilir. Yoksa anayasa, itfaiyecilerin, yada yol iscilerinin, yada Gemainde memurlarinin isine gelmiyor diye onlar tarafindan degistirilmez. Hos, istese kac yazar. Bunuda biliyorum.
Heyhat, elinde sopa olunca bazi ulkelerde herseyin rengi degisir.
Ama bilinki anayasa, eline sopayi alanin ikide-bir askiya astigi, degistirdigi gomlek de degildir. Dunyanin bazi yerlerindeki ulkelerde aliskanlik oldugu icin fark gorulmuyor onu da biliyorum.
***
Eli sopali kim?
Her ulkedeki “derin” hazineden gecinenler.
Peki eli sopali niye anayasayi degistirir?
1- Anayasayi zaten o yapmistir, ortada “bireylerle kontrat” falanda yoktur yada hic olmamistir.
2- Anayasanin asil sahibi olmasi gereken –bireyler- devletin direksiyonunu ele gecirmistir. Bu durum hazineden gecinenler tarafindan kabul edilemez.
iyide, eli sopali cikip insanlara “1 veya 2. maddedeki durum var onun icin anayasayi askiya aldik” diyemeyecegine gore.
En kolay gerekce;
Ya dış mihraklar
Yada ic mihraklar
…olarak sunulur. O ulkelerdeki insanlarda -Aziz Nesin Terazisi- orantisinda bunu yutar. Hatta gider gazeteci, din adami filan bile vurur.
***
Cokmu zor bu –dış- mihraklari bulmak?
Uretim iliskileri, sistemi bastan sakat olan ve halkinin ekonomik derdine care bulamayan mollalar iran’da dış dusman yaratmak icin hic zorluk cekmediler. Bu “dış” dusman bahanesiyle iceride ne kadar muhalif varsa temizlediler, geri kalanininda sesini kestiler. Boylece petrolden hazineye giren para “ğ” donusu yaparak, en cok “din elden gidiyor… vatan elden gidiyor” diye bagiran elit kismisinin cebine doluverdi. Kiyak degilmi?
Sadece iranmi?
Boyleleri cok var.
Ufacik adalardaki mevzulari kriz haline getirip halkinin hazinesine coreklenenlerin masallahi var… mesela, mesela, meseala… Falkland adalari aklima gelen bir tanesi.
***
Cokmu zor bu –ic- mihraklari bulmak?
Hemen bir ornek veriyim…
Hindistan ile Tayland arasinda bir ulke var. Simdilerde ismi Myanmar diye geciyor fakat biz daha cok Burma yada Birmanya diye biliriz. Nufus ve topragi uc asagi bes yukari Turkiye kadardir.
Modern tarihinde hemen hemen hic bir zaman demokratik bir hukumetle yonetilmemis, aksine neredeyse tamamen darbe yonetimleri isbasinda olmustur. 1980 lerde bir secim yapilmis, militarizme aykiri dusunen Soo ismindeki bir hanimin kazanacagi anlasilinca askerler secimi iptal etmisler, Soo ev hapsine alinmis ve birdaha secim sozu bile edilmemistir.
Son senelerde darbecilere karsi muhalefet bayagi yukselmis, vatandaslar neredeyse aciktan "indirecegiz bunlari" demeye baslamislar. Tabiiki bu, darbecileri kara kara dusunmeye tesvik etmeye baslamis.
50 kusur milyon nufusu olan bu ulkede 1 milyonun uzerinde asker var fakat etrafindaki komsu ulkelerden hic birisi ile hic bir sorunu yok. Yani dusman yok. AB ve ABD biraz damarina basiyor ama onlarla mucadele icin asker gerekce degil.
Dusman yoksa... yaratilir.
Ve Myanmarin generalleri belliki kafalarini kaldirip diger askeri yada yari askeri rejimlere bakmis olsa gerekki kendilerine en nihayet bir iC DUSMAN bulmuslar. Kim bu "ic dusman"? ulkenin kuzeyindeki daglik bolgede yasiyan bir azinlik.
Okuduklarima gore, son aylarda koylerin yakildigi, goc ettirildigi, hapishanelerin dolduruldugu... ve daha onemlisi, bu azinlik halk aleyhine muthis bir medya saldirisi kampanyasi baslatildigi soyleniyor.
Hertarafi bayraklarla donanmis baskent Rangoon da kanalizasyondan, hastaliktan, fakirlikten gecilmiyor. Bu nedenle Juntacilar baskenti “daha guzel kokan” baska bir sehre tasimis. Firsat olursa yakinda o sehrin fotograflarinida cekerim. Daglara "Mutlu Myanmarliyim" diye yazmislarmi diye bakarim.
Yazan: Haydar Tarih: January 25, 2007 9:21 PM
ben Mustafa beyın bu son yazısına yalnızca uyutmaca , yanılsatma derım ....
bu sucluluk duygusu aldı basını gıdıyor.
Yazan: ancazin Tarih: January 25, 2007 9:51 PM
AİHM Türkiye’yi 1076 kez mahkum etti
STRASBOURG (25.01.2007)– Başkanlığa yeni seçilen Jean Paul Costa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), 2004 bilânçosunu açıkladı. AİHM bilançosuna göre Türkiye 1990’dan beri 1076 kez mahkum oldu.
AİHM’in açıklanan bilançosuna göre, 2006 itibarıyla, üye ülkeler bin 560 davada mahkum edildi. Bunların başında 312 mahkumiyet ile Türkiye’nin başı çektiği belirtildi. İhlal sıralamasında Türkiye'yi 185 davayla Slovenya, 119 davayla Ukrayna ve 107 davayla Polonya izledi. Mahkemenin verilerine göre, Türk hükümeti 1999 ‘dan beri toplam 1076 kez AIHM’de mahkum oldu.
AİHM bilânçosunda, geçen yıl Rusya'dan gelen 10 bin 569 başvurunun kayda geçirildiği belirtildi. Rusya'yı 4 bin 583 başvuruyla Romanya izlerken, 4 bin 470 başvuruyla Polonya üçüncü sırada, 3 bin 906 başvuruyla Ukrayna dördüncü sırada yer aldı. Türkiye ise, 2 bin 280 başvuruyla beşinci sıraya yerleşti.
Toplam 46 ülkeden AİHM’de 90 bin dava dosyasının biriktiğini söyleyen Costa, karar için bekleyen davaların sayısında 19300 dava ile Rusya’nın birinci olduğunu kaydederken, 10 bin ile Romanya’nın ikinci Türkiye’den 9 bin dosya ile üçüncü olduğunu ifade etti. Costa, yığılmalar nedeniyle artık mevcut olanakları ile davaları zamanında ele alma imkanlarının kalmadığını söyledi
Yazan: Haydar Tarih: January 25, 2007 10:10 PM
bu yazıdan su sonuc cıkar hanı malum esprı -ataturku de ben oldurdum yargıc bey-..:)
ya mehmet akıfın sıırlerı bu durumlara o denlı uygun dusuyor kı , genclıge hıtabe o kadar yakısık alıyor kı anlatamam... bıze karsı ınsanca dusnce kendı ıclerınde ermenıce kurtce dusunce turk ıse turkce dusununce hemde evınde yurdunda ırkcısın kardes sen ayrımcısın ısgalcısın katılsın toplumca utanın, ne de olsa turkten bosalacak zehırlı kanı kendı temız kanları ıle dolduracaklar ya...
damarlarmızdak asıl kan bosalmayacak , yurtsever , ulusalcı devletcı halkcı cumhuriyetcı ataturkcu musluman ve turk olarak anadolu balkan kırım kıbrıs kafkas ortadogu turklerı tek parca olarak dılerım kı bır gun bız de buyuk turkıyeye kosacagız ... oyle ya her kavmıyetcıgın bıle bır megola ıdeası var , bızım de bır kızıl elmamız varmak ısteyecegımız bır zumrudu ankamız olsun degıl mı bu da bızı costursun , tabı kendı aramızda konuscaz sızın gıbı , toplumsal anlatımlarda aa bız aynı toprakların ınsanlarıyız sız de ne fasıstsınız canım felan derız ... kımse yemıyor bunları ya ıngılız sıyasetı yapmayın , dost dusman herkes kımın ne oldugunu bılıyor ... bence herkes hala ekmegıne kan dogramadan yıyebılıryorsa bozgunculuk yapmasın hazıra kondukları bu varlıga sahıp cıksın derım... yanı o kadar hoyratca kasınıyor kı yara olmustu kanamaya baslıyor cerahate donusur ıse kolu keser atarız ama govde ayakta kalır .... mustafa akyolun tam olarak bır fıksrıyatını zıkrıyatını anlayamadım her telden calıyor kendısı , ya Mustafa bey bıraz da bız turklerın sorunlarına egılsen neden tabular bızım kulturumuz oluyor yıkılması ve asılması gereken de tabı bunlar, neden bozgunculuk turklerın ve devletın aybı oluyor....
Yazan: ancazin Tarih: January 25, 2007 10:34 PM
Mustafa Bey,
Yazınızda işlediğiniz genel kannate katılmak mümkün değil.
Eğer bunun adına faşizm diyeceksek, varsın faşizm olsun.
Fakat bu iş kesinlikle 3-5 faşistin işidir demek şu gerçekleri inkar etmek olur:
"Olayın diğer bir boyutu da vardır ki onun ucunun nerelere dayandığı açıktır, ortadadır. Birileri işte bu durumu örtbas etmek için olayın suçunu Trabzon’a atmak çabasındadır.
Niye mi?Çünkü:
Malum basın ve değerli genel yayın yönetmenleri Türkdür, “Hepimiz Ermeniyizdir” derken bu işin ucunun anayasada geçen vatandaşlık tanımına dayanacağını bilmektedir. Biz anayasamıza göre vatandaşımız olan Ermeni’yi de Türk kabul ediyoruz. Yılmaz Özdil dün akşam çok ince bir noktaya temas etti. “Biz anayasaya göre bu adam Türk vatandaşı olduğu için Türk kabul etmiyor muyuz? Bu adam Türklüğü aşağılamakla kendini aşağılamış sayılmaz mı? Niye böyle bir davranışa girişsin?” şeklinde kinayeli bir açıklamayla Türkiye’de yaşanan “üst kimlik” sorununa da tekrar parmak basıyordu.
Yine bu oyunun içindeki korkak zihniyet, aynı şekilde Trabzon’da bir avuç TAYAD’lıyı linç etmek isteyen halkı kışkırtan birileri olduğunu değil de, Trabzon halkının asabiyetini ön plana çıkarmaktadır. Aynı şekilde Madımak Oteli olayından da kesinlikle söz etmemektedirler. Suçlu, kayıtsız şartsız “Trazon Halkıdır”.
Rahip Santoro’yu öldüren 16 yaşındaki çocuğun eline “Glock” gibi pahalı bir silahı kimin verdiğini sorgulamadan yine bu halk içinde filizlenen ırkçılığı ön plana çıkartmaktadır.
Aynı şekilde Mersin provakasyonunu ağızlarına bile almaktan kaçınmaktalardır.
Doğru…
Aslında bunlar hiç yapılmadı bu ülkede, hiç yaşanmadı.
Kerinçsiz denen bir grup kime hizmet ettiği belli olmayan “suni” ulusalcı da taşlamadı, yumurtalamadı Elif Şafakları, Dinkleri.
Hrant Dink, Türklüğe hakaretle alakası olmamasına rağmen resmen beli amaçlar doğrultusunda suçlanıp, Kerinçsizler tarafından hedef gösterilmedi, işin kötüsü bunu da hiç bir yazısında özellikle belirtmedi.
Orada burada ülkücü kırması ulusalcı mitingler düzenlenmedi.
Yıllar yılı bitti artık çok şükür dediğimiz PKK eylemleri bir anda başlamadı.
Bir anda boy boy manşetlerde, akşamları anahaber bültenlerinde hepimizi ağlatan, kahreden şehit cenazeleri gösterilmedi.
Kurtlar Vadisi denen şebeklik, üstüne “Rambo” taklidi filmi hiç yayınlanmadı zaten!
Sağda solda ulusalcı, eskimiş demenin bile kabul edilmesi zor bir ideoloji, yok Kürşad hareketleri aşılanmadı, Türk intikam tugayları kurulmadı.
Eryaman’da “Atabeyler” denilen ne yapmaya hazırlandığı apaçık belli, sözde ulusalcı-milliyetçi bir suikast grubu yakalanmadı.
Sokak sokak ülke azınlıklara satılıyor, topraklar elden gidiyor yaygarası yapılmadı.
Kıbrıs “Rum”a satıldı çığırtkanlıkları yapılmadı.
Türk olmadığı belli, ama nesebi belirsiz iki “postacı”yı kimse duvarlarına asmadı. “Şu Çılgın Türkler” mi? Bu kitabı ve benzeri dahasını kimse görmedi, duymadı, okumadı.
Ya siz kimi kandırıyorsunuz?"
Yazan: Mehmet Edebali Tarih: January 25, 2007 10:42 PM
kıskırtıcı;
son acıklamalara gore saldırıyı milliyetci kurtulus tugayı mı? oyle bir grup ustlenmis.olay aydınlanmıs gibi gorunuyor.ancak bu kadar basit mi? diye soruyorum.
bu duruma gore sırada kim var sorusunu sormalıyız.orhan pamuk mu?hazır el degirmislerken memlekete zararlı 8-10 kisi daha var onlarıda temizlesinler de tam olsun bu is.nasıl olsa bu adamlar hayatlarından gecip adam oldurebiliyorlar.
vuran sahıs Hrant Dink'i tanımaz.saglıgında ben de tanımazdım.
her iki olayı birlestirdigimizde;vuran sahıslar trabzon'dan vurulan sahıslar sucsuz,ılımlı ve ermeni.
turk dostu bir ermeniyi yine turk olan biri niye vursun?ermenilere karsı turkleri savununan bir ermeni bizim dostumuz olmaz mı?cenazedeki kalabalıgı ve davranısları gorunce cenazesi sonrasında ermeni dısisleri bakanı bile diplomatik iliskilere hazırız demis.ermenilerle aramızı bozmak bir yana bu kayıp olumlu iliskiler kurabilmek icin bir baslangıc noktası oldu.
bence olay bu kadar basit degil.derin hemde cok daha derin baglantılar var.ve kamuoyuna yapılan acıklamalar,bu cinayetlerin arkasında kimlerin oldugunu bulabilmek icin yanıltıcı acıklamalar.
burada onemli olan sey,kimin yada neden vuruldugu degil.ne kadar ses getirdigi ve sonuclarının neler olabilecegi.bu cinayetleri islettiren kisilerin gercek amacları cok farklı.
kurtlar vadisi turkiye,buyrun seyire...
Yazan: bercenay Tarih: January 25, 2007 11:46 PM
Yorumların içerisinde Deniz ismiyle yazan bir arkadaş var. Özellikle tehdit kokan ifadelerle
fikirlerini belirtiyor!
Bu beni çok rahatsız etti.
Ayrıca Türkiyede yaşayan azınlıklar konusunda Mustafa Bey'in fikirlerine sonuna kadar katılıyorum.
Bunu belirttikten sonra "Türk'ün kanı","Vatan sevgisi imandandır." gibi ifadelerin yerli yersiz kullanıldığını herkes fark ediyor.
Geçenlerde bir arakdaşımın ileri derecede Nihal Atsızcı, "Kafa tasçı" olduğunu tesadüfen öğrendim. Bana Türk olmanın erdemlerinden biraz söz etti. Hatta kendisinden de örnekler vererek bak işte atalarımız böyle güzel ve üstün ahlaklıymış gibi çıkarımlar yaptı.
Örneklerinden biri Türklerin tek eşli olması, ailelerine düşkün olmalarıydı.
Daha sonra yine tesadüfen tanık olduğum üzere gece alemlerinde ayrılmak üzere olduğu eşini bir kenara da bekletirken başka hatunlarla eğelencesini sürdürüyordu.
İradi eksikliklerini yarım yamalak dini ve milli duygularla tamamlamaya çalışmak yerine akıl açıcı kuran okumlarını ve herkesi ortak değerlerde birleştirecek özgürlükçü fikirleri benimsemelerini özellikle deniz ismiyle yazan arakdaşa şiddetle tavsiye ederim. Tehditkar konuşmalardanda ciddi şekilde men ederim!
Saygılarımla,
Hakkı
Yazan: Hakkı Tevet Tarih: January 26, 2007 1:30 AM
Levent Bey
yorumlarını çok beğenerek okuduğum birkaç yorumcudan birisiniz..samimi olarak birşey itiraf etmem gerekirse sizin AKP'de görevli olduğunuzu düşünüyorum..ya da seçimlerde belki aday falan olursunuz gibi geliyor..
AKP'nin bu ülke için ne kadar hizmet ettiğini her yorumunuzda mutlaka vurguluyorsunuz..bende böyle olmuş olmasını gönülden temenni ederim..
Liberal düşüncenin ülkenin kaderine yön vermede etkin olamayacağından ve milletimizin milli ve manevi değerleri önemsediğinden bahsediyorsunuz..
katılıyorum size..liberalizm özgürlükler açısından kulağa hoş gelsede biz millet olarak devletimizi de seviyoruz..
benim anlayamadığım nokta AB sürecinde milli marşımızın,bayrağımızın dahi tartışılabilir olması..acaba bunlara sahip çıkan halkımız faşist midir?..AB bunlara duyduğumuz sevgiyi elimizden alacak,bu bağlılıklarınız bir hezeyan,kutsal toprak olmaz mı diyecek?
oysaki Urfa'da HZ.İbrahim'i,İzmir'de HZ.Meryem'i,İstanbul'da Eyyub el-ensariyi taşıyoruz..ve daha birçok şehit ve Allah dostu var..bizim topraklarımız kutsal..İslami eğitimin yasaklandığı dönemlerde millet dini bilgiyi İstiklal Marşından öğrendi..ezanı,dini,Hakk'ı marştan öğrendi..bizim marşımızda kutsal..hele ki bayrak..
biz bunlardan vaz geçemeyiz..AB'ye girmek neden bizi milli bilincimizden etmek zorunda..
biz nasıl bir milletiz ki kendimize TÜRK MİLLETİ demekten utanıyoruz..canavar mıyız biz?..bizi bu süreçte neden komplekse sokmaya çalışıyorlar?
neden etnik kimlikler bir mesele haline geldi.kürtçülük,ermenicilik bu süreçte neden karşımıza dikildi?
Fransa diyor ki bize ,siz 301'i kaldırın bizde soykırım yasasını geçirmeyelim,bloke edelim..
Türk milletine hakareti serbest kılmak Fransa için neden bu kadar önemli?
301'de Türklük yerine belki Türk milleti denerek bazı düzeltmeler yapılabilir ama bunu kaldırmak niye?.sen EY FRANSA! kendine hakaret ettirir misin?
neden şehitlerin cenazesi bu kadar büyük infial uyandır mıyor da Hrant Dink'in cenazesine cumhurbaşkanının bile gelmesi gerekir diye laflar ediliyor..
bizim bir vatandaşımızın cenazesine neden Ermeni Diasporası halkın parasıyla davet ediliyor adeta özür dilercesine..oysa biz kimseye soykırım uygulamadık ki..arşivlerimiz açık gelin bakın diyoruz..neden bizi peşinen mahkum etmek istiyorlar?..
Ey birkısım Ermeniler neden Osmanlıyı arkadan vurdunuz?siz ki millet-i sadıka değil miydiniz?Osmanlı sizi diplomat derecesinde görevlere getirmedi mi kendi halkı çiftçilik yaparken?
neden ASALA gibi bir örgütlenme ile insanlarımızı katlettiniz Cumhuriyet sonrası??
sonra KARABAĞ??
bunlarla hiç ilgisi olmayan masum ermeni vatandaşlarımız,sevgili Etyen Mahçupyan,neden bizim değişmeyeceğimizi söyleyerek bizi tahkir ettin?..
ve sen Ey hükümetimin başı!!HZ.Muhammed(as)a hakaret eden bir Papaya önce görüşmem dedinde sonra havaalanında uçağının kapısında karşılayıp da arkasından yürüdün Papanın?.o kadar mı eziktik biz?bizim dinimiz terör dinimiydi?..
ve bunları görüp içi yansada susan milletimin bir ailesinden şehit çıkıp da yüreğinin acısıyla
--vatan sağolsun demiyorum--
diyen aileye karşı
--askerlik yan gelip yatma yeri değildir,dedinde bir taziye göndermedin arayıp sormadın..
ve sen ey benim hükümetimin başı!!!
biz her nekadar aptal ve ahmak olsakda Aziz Nesinin dediği gibi,yine bir salaklık edip --Türkün zehirli kanı....ifadesini yanlış anladık. öz be öz Türk olan bir salak cinayet işledi ve menfur ölümünden sonra hem ailesinin ayağına gittin hem patriğine..ayrı ayrı taziyeler..onlarınki dil sürçmesiydi..biz yanlış anlamıştık salaklığımız gereği ama şehit ailesinin dili sürçemezdi..
git tabi..gideceksin..ama benim insanımı bu horlama niye??AB yolunda milliyetçi duygular engel oluyor diye insanıma bu baskı niye??
şimdi millet bunları taşıyamayıpda sıkıntısını demokratik yollardan,basın yoluyla dahi ifade edince sistemli oluşturulan faşist baskılar olarak algılıyorsun?içe kapatma baskıları olarak algılıyorsun??
sen zaten içe kapanmışsın haberin yok..AB eğer bizi istemeseydi bunu söylerlerdi ama sadece ertelediler diye medet umuyorsun..zaten BUSH'UN gözlerinde de terörle mücadele kararlılığı görmüştün..
ama kusura bakmayın Levent Bey biz AKP'DE birşey göremiyoruz..açılan birkaç köprü,yol vs..mi?
Allah razı olsun onlar içinde birşey demiyoruz..
sağolsunlar
Bekir Beyde kusura bakmasın..işte birkaç konjonktürel takıntım var..aşamıyorum.
sevgiler.
Yazan: deniz Tarih: January 26, 2007 2:00 AM
Fatih Bey
nedir bu heyecanınız?sakin olun biraz?bir blogtaki yoruma bu kadar stress yapıyorsanız hayat zor derim.
herşeyi konuşarak anlaşabiliriz..medeni insanlarız şükür..
İsmail Cem ile ilgili yazıyı nerden alıntıladığımı yazmışım..ben gazetenin yalancısıyım..walla kendim uydurmadım..
siz şöyle birşeyler söylemiştiniz...
Istiklal Marsini kutsallastirmanizin nedeni nedir? Neden sizin icin "irkima" kelimesi degistirilemezdir? AYni sairin baska bir siirini okuyan RTE hapse girdigi zaman tepkiniz ne oldu? Arti yazari Arnavut olduguna gore belki Arnavut atasini dusunerek yazdi? Hem kanla yazildigini nerden cikardiniz? Ben odullu diye hatirliyorum yarismayi... FD..
Erdoğan'ın okuduğu şiir M.Akif'in değildi bir daha vurgulayayım..siz böyle bir giriş yapıp kendinizde ifade ettiğiniz gibi tek devlet....hezeyanları dediniz..yazının üst kısmını da alalım farketmez..yinede ortada hastalıklı bir düşünce yapısı var size göre..bu anlam çıkıyor.
İsmail Cemde liberalliğini vurgulayarak tek haritayı kutsamamız gerekmez düşüncesiyle bir yorum yapmış..sizinkine benziyor..çağrışım yaptı..
Fatih Beyciğim
bahsettiğimiz hadis çok meşhur (İslam ve kavmiyetçilik) isimli bir kitapta ilk defa görmüştüm.ırkçılığı eleştirirken İslamın böylede bir yönü olduğu anlatılıyordu..bir ödev hazırlamıştım uzun zaman önce..zayıf bir rivayet olabilir belki..şu an iddia edemem..ama öz olarak İslama ters bir düşünce değil..vatanı olmayan insanlar özgür olamazlar..bazı ibadetleri yapabilmek için özgür olmak gerekir..müslümanlara ait bir vatanın olması önemlidir..bu yönüyle kutsal bir tarafıda vardır..
diğer vurguladığınız yönler ise Mustafa Beyle benim aramda..itirazlarımın sizinle alakası yok..
siz kendinizi böyle çok germeyin..beni de geriyorsunuz..rahat olalım lütfen..
sonuçta hepsi bu dünyaya ait sorunlar..bunlarda geçer..bakarsınız dünya da geçmiş..kimseye kalmamııış..
siz hoşçakalın efendim..
saygılar,sevgiler.
Yazan: deniz Tarih: January 26, 2007 2:56 AM
Hazir sozu gelmisken...
Mersinde cocuklarin eline o bayragi veren, fotograflari cekili o "Kravatli adam" bulundumu? Ben o ara haberleri kacirmisimda.
Kravati olmayan, hic bir yere hatta okula bile kaydi olmayan "Ogun" sipsak bulundu ya... umutlandim.
Yazan: Haydar Tarih: January 26, 2007 4:02 AM
Fehmi Koru
f.koru@yenisafak.com.tr
--------------------------------------------------------------------------------
“Hepimiz Ermeniyiz” ne demek?
Durduk yerde kendimize iş çıkartıyoruz. Vefatlar ve cenaze törenleri insanların hislerinin en dipte dolaştığı özel durumlardır. Boşuna 'yas' dememişler; kaybımızın ardından gözyaşı dökmekle kalmaz, ölenin hayatını gözümüzün önünden geçirir, 'ölüme' ne kadar hazırlıklı olduğumuzu düşünerek kendimizi de hesaba çekeriz.
Çekmiyorsak, yalnız ölümü değil hayatı da anlamıyoruz demektir…
Hrant Dink'in öldürülmesi herkes için böyle bir fırsattı. Hiçbir zorlama ve baskı olmaksızın cenazenin arkasından yürüyen kitleler, kendisini tanısın tanımasın, Hrant Dink'in kaybının büyük bir boşluk meydana getireceğinin bilincinde insanlardı. Dışta ve içte pek çok konuda sıkışmış bir ülkede, kendisinin doğal tarafı olduğu bir konuyu tartışarak sonuca ulaştırma çabasında birinin suikasta uğraması, törene katılanların ülkeleri adına varolan endişelerini daha da büyütmüştü... Adı 'Hrant' olan 'Ermeni' asıllı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını, yüreklerinde yer eden o endişe ile, mezarına kadar izledilerse bundandır.
Ellerde taşınan “Hepimiz Hrant Dink'iz” ve “Hepimiz Ermeniyiz” pankartlarını bu gözle görmek ve değerlendirmek gerekir.
Kaç gündür farklı değerlendirmeler dinliyor, okuyoruz. Kimi, “Hepimiz niye Hrant olalım, hepimiz Mehmet'iz, Ahmet'iz” diyor, kimi de “Hayır, Ermeni değiliz, hepimiz Türküz” tepkisini veriyor. Bu arada, çok daha derin düşüncelere dalıp, “Ben Kürdüm, şimdi 'Hepimiz Ermeniyiz' dersem, yarın karşımıza 'Hepimiz Türküz' diyenler çıkar” tarzında akıl yürütenler de oluyormuş…
Ne kadar derin, ne kadar ince düşünceler bunlar…
Oysa, bir cenaze töreninde, 'Ermeni' kimliği yüzünden onun hayatına kast ettiğini kurşunu sıktığı anda etrafa ilân etmiş bir kâtilin elinden ölümü tatmış bir dostun tabutu arkasından yürünürken, sessizce taşınan o pankartların dinî/millî bir mesaj içermediğini görmemek için kör olmak gerekir. 'Ermeni olmak' istenince elde edilebilecek bir şey midir ki, böyle düşünenler çıkabiliyor? Bırakın Ahmet-Mehmet'i, bir Hayk veya Agop bile nasıl kast edilen anlamda Hrant olabilir ki?
Herkesin dinî ve etnik kökeni kendine özeldir; insanlar kabuk değiştirir gibi kökenlerini değiştirmezler… “Hepimiz Hrant Dink'iz” veya “Hepimiz Ermeniyiz” cümleleri böyle bir dönüşümü veya değişme isteğini dile getirmez… Çok daha farklı, herkesin rahatlıkla üzerinde anlaşabileceği bir başka dönüşüm talebidir o cümleler. 'Öteki' olanın halinden anladığını, ona reva görülen muameleyi uygun görmediğini daha iyi nasıl ilân edebilir ülkesi adına endişeli ve kaybettiğine yüreği yanan biri?
İçimizden birine, kökleri bu topraklarda bulunan bir Ermeni'ye, kalemini kendi doğrularını ifade etmek için kullanan bir gazeteciye, bu kimlikleri sebebiyle sıkılan kurşunlardan hicap duymamız, cenazesi kalkarken kendimizi sorgulamamız gerekirken, bunu yapanları kınamamız?.. Akıl alır bir şey değil gerçekten…
“Hepimiz Hrant Dink'iz” demekle diyenlerin adları Hrant'a, “Hepimiz Ermeniyiz” diyenlerin etnik kökenleri Ermeni'ye dönüşmedi; kimse Hıristiyan da olmadı öyle bir pankart taşıdığı için…
Birleştirici amaçla yapılan jestleri bile ayrımcılık için kullanmayı iyi beceriyoruz
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 26, 2007 5:16 AM
Biraz once F. Koru'nun "Hepimiz Ermeniyiz" in manasini izah eden yazisini koydum. Kotami asmadi isem bir de ayni gazeteden Y. Kaplan'in farkli bakisini koyayim. Ikisi de ard arda okundugunda saniyorum toplumdaki farkli hassasiyetleri anlamak kolaylasir. Bu konudaki tartismalardan da anlasilcagi uzre bu konu siyah beyaz kadar berrak degil. Bir dini hassasiyetini bildigimiz Imam-Hatip Ilhaiyat mezunu, basortusu magduru arkadasin "orduyu yipratma" dan bahsetmesi basli basina bu konuda toplum olrakl yasadigimiz kafa karsikliginin guzel bir gostergesidir saniyorum.
Dink icin toplanan kalabaliklarin, Hrantimiz diyenlerin hepsini toplumcu, farklilikara saygili, insancil demokrat olrak tasvif etmek imkansiz. Bunlardan biri gecmiste "Flistin'de Lubnan'da lenler dinci oldugu icin onlara gozyasi dokmuyorum" demisti gecmiste. Bu kalabaliklarin bircoguna "hepmiz Flistinliyiz, Irakliyiz, Lubnanliyiz" dedirtenmezssiniz zinhar, ama Yahudiyiz Ermeniyiz demek daha bir cagdastir. Riyakarlik sahte insancillik, ilkesellik, ve asagilik kompleklsinin yarattigi "Bati diyorsa oyledir" cilik diz boyu! Turkiye'deki butun insan haklari ihlallerine goz yumup, hatta bu ulkenin nsanina agiza alinmayacak hakaretler yapan Mine Kirikkanat'a sahip cikan Haluk Sahin ancak Ermeni Konferansi ve Orhan Pamuk mahkemesi sirasinda demokrat olabildi. O kalabalikta ve bugun koselerde HRANTIM, HRANTIM diye agit yakanlarra bunu yatirak saikleri bilmek istiyorsaniz Deniz Hanim'in bir taraftan basortusu zulmunun mazlumu oldugunu vurgulayip diger taraftan devletcilik hatta askercilik yapabilmesindeki ruh halini iyi anlamak gerek. Iste bizim millet boyle bir milletir. Birileri dinine saldirdiginda ona isyan eder, kendi tarafinda olan birileri bir otekine kotuluk yaptiginda onu kinar, ve birileri bun firsat bilip bir milleti asagiladiginda ona da kizar. Burada ifade edilen fikirler tabiiki nesnel olrak dgerlendirildiginde celiskilidir. Ama satirlarin otesine gecip bircoklarina bu celiskili soylemleri yaptiran halet-i ruhiyeyi anlamaya calisiersak aslinda tutarli bir ruh halidir. Bir tarafta topuz kactiginda obur tarafa agirligi koyma psikolojisidir. Temelinde ahlaki kaygilar vardir. Duygular mantiki muhazalarin onune gecer boyle zamanmlarda. Neyse Yusuf Kaplan'in diger bakisi yansittigi yazi:
Yusuf Kaplan
ykaplan@yenisafak.com.tr
--------------------------------------------------------------------------------
Solun yeni soluğu olarak H/rantizm (?)
Hrant Dink'i katledenler, neye kastettiklerini biliyorlar. Bundan hiç kuşku duymuyorum. Ama Hrant Dink'in çok iğrenç bir şekilde öldürülmesi üzerine bu menfur cinayet üzerinden siyasal bir rant sağlama kaygısıyla hareket edenler, neye kastettiklerini biliyorlar mı peki?
Her şeyden önce, Hrant Dink'in kendisinin vasiyeti dolayısıyla cenazesinin bir şova, gösteriye alet edilmemesi konusunda gösterdiği duyarlığı takdirle kaşıladığımızı belirtmek durumundayız.
Buna rağmen, Hrant Dink'in cenazesinin siyasal bir rant sağlayacak bir araca dönüştürülmesi ne yazık ki, önelenemedi. Aksine, ancak cenazenin ve bir insan hayatının ulvîliğini anlayamayacak bir “ruhsuzluk” hâli ile malul olan Türkiye'deki sol-seküler çevreler, Hrant Dink cinayetini şov yapmak, hatta bu toplumun temel değerlerine, kutsallarına küfretmek için bulunmaz bir fırsat olarak değerlendirmekte en küçük bir sıkıntı bile yaşamadılar.
Cenaze dolayısıyla taşınan “Hepimiz Hrant Dink'iz” ve “Hepimiz Ermeniyiz” başlıklı pankartlar, meseleyi ne kadar çığırından çıkardığımızı, ölçüyü ne kadar kaçırdığımızı göstermek için yeterliydi.
Televizyonlarda bol keseden atıp tutanlar, gazetelerde bir takım köşeleri işgal edenler, özellikle de “Hepimiz Ermeniyiz” pankartının, hem bu toplumu ne kadar rencide edeceğini, hem de aslında berbat bir milliyetçilik kışkırtması yaptığını kavramaktan gerçekten aciz kişiler mi/ydi?
Dahası, cinayet sonrasında özellikle sol-liberal-seküler çevrelerin Türkiye'de dînî azınlıklara, özellikle de Hıristiyanlara ne kadar eziyet edildiğini söyleyerek doğrudan topluma ve bu ülkeye çok rahat şekilde hakaretler yağdırmaları kimsenin gözünden kaçmadı. Oysa bu ülkede başka dinden olanlar değil, asıl müslüman çoğunluk eziyetlerle, yasaklarla hem de nefesi tıkanacak kadar büyük baskı ve sindirme operasyonlarına maruz kalıyor. Bunu ne zaman göreceğiz peki?
Bu ülkede, bir yalan uğruna, saçma sapan saplantılar ve paranoyalar adına müslümanlığın izleri silinmeye çalışılıyor; ama kimsenin kılı kıpırdamıyor hâlâ. Oysa bütün tarikatleri, bütün İslâmî cemaatleri bu ülkeden kovun, bu toplum bir anda çöker ve birbirini yer. İnanın bu toplum, toplum olma özelliğini kabiliyetini yitirir: Cinsel sapıklıklardan uyuşturucuya, yolsuzluklardan hırsızlıklara kadar seküler hayatın kaçınılmaz ürünü olan bütün çözülme ve dekadans biçimleri bu toplumun toplum olarak yaşamasını imkânsızlaştırır. Bunu göremiyor olmalıyız ki, hâlâ bu toplumda İslâm'ın sunduğu ne kadar değer ve kurum varsa yok etmek için elimizden gelen şeyi yapmakta hiç bir sakınca görmüyoruz. Yazık; çok yazık!
Birileri, Hran Dink'in cenazesi dolayısıyla bu ülkede gayr-ı müslimlere eziyet edildiğini söyleyip İslâm'a ve müslüman çoğunluğa karşı yapılan baskıları, yasakları görmüyor; üstüne üstlük bir de müslümanlığın bu toplumu her şeye rağmen ayakta tutan temel değerlerine saldırmayı, bu değerleri yok etmeyi kendisine vazife edinmekte bir sakınca görmüyorsa, orada durup derin derin düşünmek gerekiyor! Bu aşağılık kopleksiyle malul kişilerin bilmeleri gereken şey şu: İnsanlık tarihinde sadece müslüman toplumlar, gayr-ı müslimlere insanca yaşayabilme imkânları sunmuşlardır.
Ortada çok menfur ve iğrenç bir cinayet var. Ama bu cinayetin ve bu cinayet sonrasında yapılan yorumların Ermeni meselesinde bir millet olarak bizi ne kadar zor duruma sokacağını, bu milletin tarihte ortaya koyduğu adalet, hakkaniyet ve barış medeniyeti tecrübesini bir ânda yok saymakla sonuçlanacak ve uluslararası arenada zaten Türkiye üzerine çullanmak için fırsat kollayan emperyalistlerin işlerini ne kadar kolaylaştıracak çok ciddî bir cinayet olduğunu nasıl gözardı edebildiklerini anlamakta zorlanıyorum.
Türkiye'ye söyleyecek hiç bir şeyi ve uygulayacak hiç bir ciddî projesi olmayan sol-seküler hareketlerin Hrant Dink cinayetini ne kadar ilkel bir şekilde araçsallaştırdıklarını ve siyasal bir ranta çevirdiklerini hatırlamakla yetiniyor ve “Hepimiz Emeniyiz” diye sloganlar atan kişileri ve bu kişilere methiyeler dizerek toplumun temel dinamiklerini dinamitlemeyi yegane vazife olarak telakki edenleri kınıyorum.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 26, 2007 5:46 AM
Mustafa Akyol, bu yazıdaki çok CESUR tespitlerinizden ötürü yürekten kutluyorum. Faşizm tehlikesine dikkat çekmek kolay bir iş değildir. Bu yaşanan bir gerçek olmasına rağmen, bu kelimeyi söyleyemiyorsunuz bile!
Ancak KEŞKE yazıya ideolojik söylemlerinizi sokuşturmasaydınız! ("şeriat geliyor, gayrı milli zihniyet Çankaya’ya çıkacak") Şeriat tehlikesinin de tıpkı faşizm gibi gerçek bir tehlike olduğu açık. Üstelik bu ikisi birbine "çok uzak" şeyler de değil, sarmaş dolaş yaşıyorlar!
Bunun dışında bir de son paragrafa AKP hakkında yazdıklarınız olmamış. AKP'nin zihniyetinin liberalizmle yada özgürlükçülükle alakasını hepimiz biliyoruz.
Yani yaptığınız ideolojik bazı montajları yazıdan çıkarırsak (ki onlar zaten düzgün durmuyor) çok güzel bir yazı, gerçekten tebrik ederim.
Yazan: Keskin Tarih: January 26, 2007 7:11 AM
Sakin ve herşeyin önünü arkasını anlayarak tartış
ma ve karar verme vasatını, yani işleyen demokrasi
yi, Türkiye için en doğru kararı alabilme mekaniz
malarını korumalıyız. ABD ile F-35 uçakları anlaş
ması yapıldı. Bu projenin tahmini bedeli yüz mil
yar dolar..Romantizm ile gerçekler örtüşmüyor.
Türkiye batı ile kader birliği yapmış durumda ve
bu batının lideri ABD. ABD giriştiği büyük ortado
ğu projesini saldırgan bir dille sürdürmeye devam ederse bu ateş bizide yakacak. Bu nasıl olur kes
tirilemez. ancak ABD içindeki muhalefet haçlı sava
şı görüntüsü alan bu savaşı durdurup, yerine daha
barışçı bir proje koyarsa, bunun yansıması yine bize daha rahatlatıcı olacak. Seçimlere on ay var
ve herkes istediği partiyi seçmekte özgür olmalı.
Umalım ateş bacayı sarmaz ve seçimlerin yapılacağı
vasat yani demokrasi korunmuş olur. Türkiye'nin
belirleyici olmadığı ve rolünün gelişmelere göre
şekilleneceği ortada. İnşaallah bu rezilce savaş
yayılmaz. Çünkü nükleer cinnete kadar uzanması kaçınılmaz. Irak gibi dağılmış ve görece küçük bir
yerde oluşan batağa bakınca, İran'a bulaşmış bir savaşın yapacağı tahribatı düşünmek bile istemiyor
um. Saygılar.Levent.
Yazan: levent Tarih: January 26, 2007 9:58 AM
Hrant dinkin ölümü bize öncelikle şunu gösterdi: Türkiye'de aydınların aykırı soluğunu kesmeye çalışan ve onların varlığından muzdarip bir "azınlığın" varlığı. buradaki "azınlık" kelimesini bunun yegane ümidim olmasına bağlayın.temel sorun farklı fikirlerin katacağı renkleri düzenleme hevesi sonucunda tek renkleştirme. "ak" ve "kara" ... ben bu ölüme türkiyeye siyasi ve diplomatik darbe gözüyle bakmayıp türkinin aydınlara olan tahammülsüzlüğü şeklinde değerlendiriyorum.Aydın doğru fikri savunan değil savunduğu fikir ile fikrimize olan katkısı ölçüsünde aydındır, bizi tartışmaya çekmesiyle aydındır... hepimize baş sağlığını önce kaybettiğimiz bir değer için diliyorum...
Yazan: devrim Tarih: January 26, 2007 12:36 PM
Huzur İslam'da.
Yazan: asim melagil Tarih: January 26, 2007 4:45 PM
tebrik ederim mustafa bey, elinize saglik.
nedense her türlü ırkçiliga karsi oldugunu hic ama hic cekinmeden soyleyen turk halki bunun kendisinde nasil fasizanca mevcut oldugunu bir turlu gormuyor...
apacik bir sekilde turkiyede kürtlere ve daha az olarak da inancli insanlara fasizm uygulaniyor. bu goremeyenlerin kalpleri muhurlenmis gozleri korlesmistir, bunun baska aciklamasi yok...
Yazan: sim Tarih: January 26, 2007 4:51 PM
Gözleri içe yöneltmek eksik bir değerlendirme.
Bir takım faşist uygulamaların dış konjöktüre uygun gitmesi Türkiye'nin Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülke olduğunu gösteriyor.
Şu anda cinayetin arkasında dış güçler aramak gayet normal.
Bence Türkiye'nin Irak meselesinde aktif olmak istediği sırada,içerde yapay düşman üretmekle meşgul olanlara ihale edilmiş bir görev olarak yorumlar daha doğru.
Yazan: Tarık T. Tarih: January 26, 2007 8:57 PM
Sayın Devrim,
Taner Korkmaz'ın bugünkü yazısı öneririm.
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=492614
Yazan: Talha CAN Tarih: January 26, 2007 10:01 PM
Hrant Dink cinayetine iliskin tüm medyada okudugum en isabetli yazi. hadiseyi az ve öz kelimeyle, keskin bir analizle tam hedefe isabet tarzi acikliyor. Türkiyedeki islama iliskin yazilarinizda sizi bazen biraz fazla iyimser görsem de milliyetciligin geldigi nokta ve sonuclarina iliskin bu yazinizin gercegi tam anlamiyla kusattigini düsünüyorum..
saygilarimla
Yazan: dogutuncer Tarih: January 27, 2007 6:16 PM
Bu forumda yazan insanların kendilerini illa ak veya karayı savunmak ya da yermek zorunda hissettiklerini görüyorum. Uzun süredir yazmayışımın nedeni de bu. Objektif bakan ve objektif yorumları tartışan kimse göremiyorum. Subjektif tartışmanın ise sonu ve yararı olmadığı için çoktandır uğramamıştım. Son günlerde gündem ısınsnca merak ettim yorumlar ne minvalde gidiyor diye siteyi açtım. Tabii bu site ülkenin fikir haritasının bir parçasının bir yansıması olduğu için bakmaya değer...
Tabii en hararetli gündem Dink cinayeti. Bu konudaki yorumlarda faşizme yaylım ateş sonuna kadar serbestken, işin inansal (ya da inançsal diyelim) saiklerine toz kondurmama tavrı çok göze batıyor. Her zaman söylerim, ırkçılık kendi başına son derece içi boş ve etkisiz bir söylemdir. Kimse kimsenin kafatasını eline kumpas alıp ciddi ciddi ölçmez. Irkçılığa "iman" katmak kaçınılmaz bir gerekliliktir. Ku klux klan'ın en önemli sembollerinden biri de haçtır. Nazizmin bile (ki sosyalizmin nasyonal versiyonudur) simgesi gamalı da olsa sonuç olarak "haç"tır. Bu şuna dayanır: "Tanrı üstün olarak beyazı, ya da ne bileyim Germen ırkını filan yarattı, alt ırkları ona hizmet etsin, köle olsun diye hizmetine verdi." Irkçılığa dinsel rengi katmadan hiç bir yere varamazsınız. Irkçılığı asıl anlamlandıran bu dinsel söylemdir. Irkçılığa küfürler yağdırıp inançları kutsamanın, elletmemenin, tartıştırmamanın varacağı hiç bir olumlu yer yoktur. Bu ikisi ayrılmaz ikili, aynı bedenin doğurup iki memesinin emzirdiği ikizler ya da birbirini bütünleyen oluşumlardır.
Şimdi yine birileri "illa inançlara leke sürelim, yerlere atalım, çiğneyelim..." gibi bir söylem algılayacaklar bu satırlardan, biliyorum. Bunu bile bile doğru bildiğimi söylemek zorunda hissediyorum yine kendimi. Faşizm ne kadar eleştirilmeyi hak ediyorsa, hiç bir inan ve düşün sistemi de bundan muafiyeti hak edecek bir ayrıcalığa haiz değildir.
Faşizmi de komünizmi de, liberalizmi de yerden yere vurmak kadar serbest ve kolay bir şey yok. Nasılsa abaları kalın. Vur gitsin var gücünle... Üstüne hakaret, küfür de ediver, tolere ederler, korkma, bir şeycik olmaz. Ama inançlara, kutsallara geldi mi , bir soluklan hele... Bakarsın küflü bir bodrumda işkence ile sorgulanıp domuz bağı yapılıvermişsin. Bunu yapacak olanların da sinek öldürmek kadar vicdanını kıpırdatmazsın, hiç umutlanma. Çünkü seni ebedi hayatların katili olarak görüyor, sana öyle bakıyorlar. Bir seri katilin bile ancak bu geçici dünya hayatlarını aldığını düşünüyorlar. Ona davrandıklarından çok daha acımasız davranacaklardır. İsterse suçun bir inanç hakkında sadece "acaba? Gerçekten mi?" şeklinde bir şüphe belirtmek olsun. Bu tavrınla "sâfi zihinleri idlal" suçu işliyor ve en ağır ölümü hakediyorsun. Cehennem zebanilerinin eline geçmeden gönüllü dünya zebanilerinin azabını bir tadacaksın!
Çünkü tüm kelam kitaplarında en liberal ortodoks İslam bilginleri bile "şüphenin küfür" olduğunda ittifak etmişlerdir. Bunu lamını cimini kimse tartışamaz. İslam ana babadan doğanın ise kafir olma hakkı bile yoktur, olsa olsa "mürted" sıfatına hak kazanabilir, mürtedin hakkı ise ölümdür.
Konunun vahametini bir parça anlatabildiysem kendimi bahtiyar sayarım. Ben yine doğru bildiğimi söyleyeyim de boynumun borcu kalksın. Anlayana sivrisinek efekti yeterli. Davul zurnayı haklılığı çok gürültü çıkarmakla doğru orantılı görenlere bırakıyorum. Herkesin fikirlerine sonsuz saygı duyuyorum. Benimki ne bir rengin ak olduğunu kanıtlama çabası, ne berikinin kara olduğunu... Kİmseyi de eleştirmiyor ya da doğrulamıyorum. Ben bir objektif bakış arıyorum ki, o da bu topraklarda bulunmuyor galiba...
Herkese saygı ve esenlikler...
NOT: Şunu unutmadan eklemeliyim: "Hep Batı ırkçılıklarından örnek verdin, İslamda böyle üstün ırk anlayışı yok" denebilir. Hristiyanlıkta da yok, ama katınca oluyor. Günümüzde kimsenin de kalkıp "Filan hanedan soyundan gelenler..." gibi bir iddiaya kalkışması pek mümkün değil. Kategorizeyi ırka değil, yetmişiki fırkadan biri olan "ehli necat" a göre yapıverir, bu handikapı kolayca aşarsın, olur biter!
Önemli olan kategorizeyi yapmak, duruma göre basitçe ırk, duruma göre başka daha karmaşık faktörler. Çevirirsin kazı, yanmaz, işi götürürsün...
Bilmem anlatabildim mi, önemli olan toplumsal düzenlemeleri inanç gibi soyut ve subjektif bkavramlar bazında değil, anayasal vatandaşlık somut ve objkektif temel bazında gerçekleştirmek. Laiklik diye buna deniyor...
Yazan: demirkan efegil Tarih: January 28, 2007 11:15 AM
Epeydir yoktu beyimiz nihayet teşrif etti.
Demirkan Bey'den söz ediyorum.
Eskiler bilir, yazılarında sağ gösterir aaa bakarsınız akıllı ve karmaşık laflar ediyor gibidir ama ince ince inanç kavramını eksene alarak soldan vurmaya başlar.
Verdiği örneklerin tamamı yanlış. Irkçılığı inanç katılmasa olmazmış hay Allah, bu üstün ırk saplantısının mamullerinden Hitler Hristiyanmış mı yoksa? Herhalde tepeden tırnağa etkilendiği Darwin'i de papaz sanıyordu.
İngilizlerin ırkçılığı darwinizme dayanmıyor muydu? Harıl harıl kazılan yerlerden çıkartılan kafatasları İngilizlerin evrimini tamamladıkları, diğer ırkların aşağı ırk olduğu (Bkn. Türlerin Kökeni) dolayısı ile diğer bölgelerdeki yaşayanların insan sayılamayacağı sömürülmelerinin/öldürülmelerinin mahzuru olmayacağı işlenmiyor muydu?
Neredemiş burada inanç? Bu ateizmin daniskası değil mi? Bu ateizm değil mi son yüzyılda 100 milyon cana malolan?
Hitler inançlı mıydı, Stalin inançlı mıydı Lenin inançlı mıyydı, Mao inançlı mıydı? Mussoloni inançlı mıydı?
Bunlar değil mi dünyada insan varolalı beri yapılan tüm savaşlarda ölen kişi sayısından fazla cana malolan? (100 milyon)
Irkçılıkla dinsel inançları "ayrılmaz" gören birisi ya buradaki insanları aptal sanıyor ya da cidden başka bir dünya da ya da 16.yy da falan yaşıyor.
Materyalizmin dünyaya hakim olmasından -yani aydınlanmadan- beri ne kadar savaş olmuş, ne uğruna olmuş, bunların temel dinamiği neymiş bir bakın bakalım. Ve bu savaşlarda ne kadar insan ölmüş. Ve bunlar "din" için miymiş?
Bu kadar cehalet ancak tahsille olur..
İnsan bilmeden bu kadar dezanformasyon yapamaz. Yapıyorsa süzme beyin fakiridir, vermemiştir Mabud, ama hasb-el kader eline de bir klavye geçirmiştir ciddiye alınamaz.
Eğer bilerek yapıyorsa -ki Demirkan Bey'in bu eski huyudur, kendisi de bunu söylemiştir- bu açık bir provokasyondur.
Bakışını da koymuş: "Objektif yorum" muş. Breh breh breh..Objektifi buysa subjektifinden Allah korusun!..
İslam konusunda daha kimin yaptığı bile belli olmayan karanlık örgüt işi iki vahşi cinayeti örnek veriyor oradan hooooop mürtede atlıyor. Bu kadar kıvrak yorumcuya epeydir rastlamıyorduk buralarda..
Ama eskiler Demirkan Bey'i bilir. Kendisi ile epey teşriki mesai yapmıştık. Çok vaktim yok ama yine de seve seve saçmalıklarını çürütmeye varım.
Sonra baktı olmuyor genetik ırkçılıktan zaten dünyada var olan ve milyarlarca insanın inandığı dinlere atıfla her bir inanç ekolünü ayrı ayrı ırkçılığa tevil diyor. Ve İşte bunlar oldukça ırkçılık olur demeye getiriyor. İstiyor ki herkes inançlarını bıraksın seküler olsun.
Sanki anayasal vatandaşlık inanç kavramına karşı olmayı grektiriyormuş gibi bunun adına da laiklik diyor.
"En liberal ortodoks İslam bilginleri bile şüpheyi küfr kabul eder" dedikten sonra birden mürtedin cezasının ölüm olduğuna hükmediyor. Kim söylüyor bunu? Belli değil. Demirkan bey böyle buyuruyor.
Burada elli kere yazdık, kafalarına girsin diye ama maksat suyu bulandırmak olunca hamle yapmaktan asla vazgeçmiyorlar.
İslam'da mürtedin cezası ölüm filan değildir. Bazı lokal yanlış uygulamalar üzerinden böyle belden aşağı saldırı yapılmaz. Daha önce de alıntıladım yine alıntılıyorum.
Dünyanın sayılı İslam Hukuku profesörlerinden Hayrettin Karaman'ın konu hakkında verdiği yanıt:
Soru:
Sizce irtidad'ın (din değiştirmenin) cezası ölüm müdür? Bu uygulama, din ve vicdan özgürlüğüne ters değil midir?
Cevap:
Eğer dininden dönen, din değiştiren kimse bu yüzden öldürülseydi; yani din değiştirmenin cezası idam olsaydı o zaman dinde zorlama (kişiyi müslüman etmek veya müslümanlığını devam ettirmek için tehdit ve baskı yapma) olurdu. Halbuki ilgili âyet, "dinde zorlamanın olmadığını" açıkça ifade ediyor (Bakara: 2/256). Esasen iman, aklın hükmü, gönlün rızası ve vicdanın kanâat getirmesi ile olur. Bir kimseye baskı uygulanır ve bu yoldan "inandım" demesi sağlanırsa, o kimse inanmış olmaz, takiye yapmış, münafıklık etmiş olur. İslam böyle bir iki yüzlülüğe meydan vermez. Uluslar veya guruplar arası sistemde yalnızca, birbirine düşman, aralarında savaş ilişkisi bulunan iki gurup olursa, farklı din ve inanç sahiplerinin bir ülke içinde veya farklı ülkelerde sulh içinde yaşamaları mümkün olmuyorsa bu durumda din değiştirmek demek, "karşı tarafa geçmek ve müslümanlara savaş açmak" demektir. Bir kimse dinini değiştirdiği için değil, buna ek olarak müslümanlara savaş açtığı için öldürülür.
http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00228.htm
----
Demirkan Bey, faşizmi savunmak istiyorsanız buyrun savunun ama aleni bilgi yanlışlıkları verip çarpıtmalar yaparak sağa sola çamur atmayın.
Bunu başka çoluk çocuğun takıldığı forumlarda yapabilirsiniz ama akyol.org da bu numaralar sökmez.
Hala öğrenemediniz mi?
Yazan: Suat Öztürk Tarih: January 29, 2007 2:28 AM
"AİHM Türkiye’yi 1076 kez mahkum etti" demek ne demek?
Bu ulkedeki adaletin Avrupada esi benzeri olmayan yargilama problemi var demek.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=211473
TUZ KOKARSA NE YAPMALI?
Yazan: Haydar Tarih: January 29, 2007 6:14 AM
Nasil unuturuz Demirkanimizi, Suat Bey? . Unutmak soyle dursun, ozleriz dahi zaman zaman Beagle'lar, Hulagular cogaldikca..
Biraz geri kaldim. Beni biraz aydinlatirmisiniz bu "murted'in katli vacipmidir" tartismasi uzerine. Ben de konu Hrant Dink'in katli saniyordum. Ha sihncik bu Hrant ne zaman irtidat etmis? Vay kafir vay!
Nee etmemismi? O zaman herkes Dink'in insancilligi, samimyeti, cileli hayati fikirleri, birlestriciligi, cenazedeki sloganlar, "ermeni soykirimi"ndan konusurken, hangi kurnaz laikci, "Machavelli gone mad" konuyu "islamda irtidat" yapmayi becermis?
Yoo, bizim Demirkan'mi dediniz? Bak simdi soke oldum!
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 29, 2007 5:02 PM
Elbette bu olay faşizmin sonucudur ve faşizmin nelere sebep olacağını açıkça gösteriyor. Başbakanımızın tavrı ise gayet yerinde olmuştur. Cenaze törenine katılamamasının sebebi ortadadır. Meclisteki gizli Irak oturumu sebebiyle cenazeye katılamamıştır. Peki asıl yanlış olan nedir? Sayın Ahmet Melih e sormak isterim. Başbakan ın Irak oturumu sebebiyle merhum Hrant Dink in cenazesine gidememesimi. Yoksa merhum Hrant Dink in ölümü üzerinden bazı sosyalistlerin sosyalizm propogandası yapılması mı?
Yazan: Burak Tarih: January 30, 2007 9:51 AM
Sayin Basbakanin Hrant Dink in cenazesine katilmama sebebi aciktir bence: mhp ile chp nin akp ye muhalefet olarak milliyetciligin dozunu adeta fasizan sinirlara kadar tirmandiran bir politikalarini gördük son 1-2 yildir..AKP ne yardan ne serden vazgecerim taktigi ile bu konuda ince ayarlar yapiyor ve yeri geldiginde bu milliyetci dalgalanmadan kendisi de paye almak,bunun tam disinda kalmak istemiyor..malum önümüzde secimler var..Erdogan"in cenazeye katilimi övmesi, "hepimiz ermeniyiz" sloganini ise elestirmesi de bunun acik örnegiydi sanirim..
Yazan: dogutuncer Tarih: January 31, 2007 12:40 PM
Arkadaslar,
Hürriyet gazetesinin kasitli olarak yalan haber yaydigini, Türkiye'de yasayan insanlari kûrt, ermeni, türbanli, ... akla ne gelirse böldügünü düsünüyorum.
Ben ve bir çok arkadasimin kiskirtici haberlerin altina yazdigimiz yatistirici, baristirici yorumlar MODERATOR tarafindan elendi. "Pis ermeni" tarzindakiler ise yayinlaniyor.
Uyarilara ragmen nadiren tekzip yapan bu gazeteye
karsi dikkatli olun, dostlarinizi uyarin :
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=494404
Yazan: Tunç Tarih: January 31, 2007 3:35 PM
Hurriyetin baski gazetesi herkesten cok reklam aliyormu?
Hurriyetin internet gazetesi herkesten cok tiklama aliyormu?
...patron para kazaniyorsa mesele yok!
***
Ortaokul 1. sinif talebesiyim, bayide asili Hurriyet gazetesinde koca puntolarla "AHMET OZHAN ÖLDü" yaziyor. Cepteki birkac kurusumu verip aldim... sayfalari cevirince birde ne goruyum? Ahmet Ozhan bir beyanat vermis ve "Bundan boyle sanatci olarak devam edecegim, bestekar AHMET OZHAN ÖLDü" demis. Hurriyette son uc kelimeyi alip beni KANDIRMISTI.
...ve bu beni son kandirmasi olmustu.
O gun bugun gazetelere, nutuk cekenlere, buna musade edip dogruyu soyleyene musade etmeyen devlete, hurafelerle kafamizi dolduranlara inanmayi birakmistim.
Sanirim o gun foto muhabiri olmaya karar verdigim gundu.
Tesekkurler Hurriyet!
***
Ahmet Altan Hurriyet kulturunun yarattigi nesillerin durumunu soyle anlatiyor:
---------------------------------------------
Kim bu Türklük düşmanları…
Benim anladığım kadarıyla Türk olmak çok kolay bir şey…
“Kahrolsun emperyalizm,” “kahrolsun Ermeniler,” “kahrolsun hainler,” diye bağırdın mı, tamam, sen iyi bir Türksün.
DEVAMI
http://www.gazetem.net/ahmetaltan.asp
Yazan: Haydar Tarih: January 31, 2007 9:45 PM
En büyük katil bizim katil
Jandarma Dink'in katili Ogün Samast'a kahraman
muamelesi yaparken...
http://www.radikal.com.tr/
Yazan: Tunç Tarih: February 2, 2007 10:31 AM
Suat Bey'in üslubu şaşırtıcı derecede sertleşmiş okumayalı. Galiba giderek radikalleşilen bir dünyada yaşayacağız. Buna şaşırmıyorum, gidişatın bu yönde olduğu çoktan kendini ortaya koymuş bir trend. Önümüzdeki yıllarda insan giderek daha fazla insanın kurdu olacak. Geleceğe yönelik başlıca beklentiler terör ve şiddetin daha da tırmanış göstereceği şeklinde. 2020 yılı için bahisler oynanan bir çok site var ve güzel, iç açıcı öngörüler için bahse giren hemen hiç yok.
Suat beyin bahsettiği konjonktürler bir dalgaydı, Hitler'ler, Stalin'ler ve Mussolini'ler dünyayı bir dönem vurdu geçti. Her çağın bir moda anlayışı ve hâkim öğretisi vardır. Bir dönem pozitif bilim anlayışının çok zararlı yansımaları tabii ki oldu. Biz çok yanılan ve elli kere yanıldıktan sonra doğruyu hayal meyal belki seçebilen bir türüz. Daha da birbirimizi çok kırıp geçireceğiz, kuşkunuz olmasın. Daha çok rövanşlar olacak. Turnuvanın bitmesine çok var.
İslam tabii ki kendinden önce işlenmiş yanlışlıklardan iyi ders almış bir öğretidir ve önceki dinlerde düşülen bir çok yanlışı tekrarlamama başarısını göstermiştir. Bundan daha doğal bir şey de olamaz, her şeyin en iyisi son çıkan versiyonudur. Dinler kadar, dine karşı çıkışlar da dünyayı sarsmış ve acılara neden olmuştur, elbette. Ak - kara tartışmasında taraf olmak istemediğimi, sadece yorum yaptığımı yine tekrarlamayayım.
Neyse, uzatmayayım, bu Dink olayından benim anladığım şu: Dink gerçekten de Türk kanı zehirlidir demek istememişti. Ermeni diasporasının Türk düşmanlığının onların kanını zehirlediğini söylemişti. Fakat bunu öyle usturuplu söylemişti ki, kolaylıkla Türk kanının zehirli olduğu anlamı çıkarılabilir, fakat iş 311 den yargılanmaya gelince yukarıdaki yorumu öne sürerek aklanabilirdi. Bu aynen Baykal'ın "Başörtüsü eşlerin ayıbını örtmez" lafındaki ince strateji gibi. Kadının bir ayıbı var, başını örterek bu ayıbı gizliyor anlamı kışkırtıcı ve polemik yaratıcı. Ama bu lafı savunmak da kolay: "Hayır efendim, ben (eşinin başörtüsü kocasının ayıbını örtmez) demek istedim."
Hrant Dink de böyle bir polemiğe başvurmuş görünüyor ancak ne yazık ki bu polemik canına maloldu.
Bunlar ortamı germek için başvurulan ince stratejilerdir. Bu tür gerilimlerin tekrar tırmanmamasını ummaktan başka bir şey gelmiyor elden ama galiba tekrarlarını çok göreceğiz.
Son söz olarak, mürtedin katli fetvası o kadar yaygın ve yerleşik bir kanıdır ki, elli H. Karaman ve Z. Beyaz fetva verse kolay kolay değişmez. Keşke değiştirebilsinler, bu toplum yakın zamana kadar resimi, müziği haram sayardı, bir şeyler değişti. Belki daha fazlası da değişir, keşke... Umarım...
Yazan: demirkan efegil Tarih: February 2, 2007 3:41 PM
Demirkan Bey (veya somut bilgi sahibi herhangibir arkadas):
"Dink gerçekten de Türk kanı zehirlidir demek istememişti. Ermeni diasporasının Türk düşmanlığının onların kanını zehirlediğini söylemişti. Fakat bunu öyle usturuplu söylemişti ki, kolaylıkla Türk kanının zehirli olduğu anlamı çıkarılabilir"
Sozkonusu yazinin aslini Internet'te bulmak mumkun mu? Adresi bilen varsa bir zahmet... Veya genis alinti yapmis, guvenilir bir ikinci kaynak ta olabilir. En son aradigimda tatminkar sonuc elde edememis, pesini birakmis idim.
Pesinen sagolun.
Yazan: Nihat Tarih: February 3, 2007 5:17 AM
Sayın Nihat, ben sözkonusu alıntıyı TV de bir tartışmada dinledim. Tamamını aynen tekrarlayamam. Ama amacı Ermeni diasporasını Türk düşmanlığından vazgeçmeye çağıran, bu düşmanlığın onları zehirlediğini söyleyen bir ifade görünümünde. Ancak bu anlamı savunarak Hrant Dink'i aklamaya çalışan tartışmacılar bile ifadenin Türkçe açısından kusur taşıdığını kabul ettiler. Bu bana Mevlana Mesnevi'sinde niye aşka şarap, kadehe gönül filan dendiğini ve böyle kafa karıştırıcı allegorilere niye başvurulduğunu hatırlatıyor. Entel düşünceli kişilerin amacı bazen fikir empoze etmek değil, sadece tartışma başlatmak olabiliyor. Dink'i o yüzden suçlamak ve hele ölümü haketti demek hiç istemiyorum. Fakat genel kanım, Ermeni - Türk mukatelesine soykırım denemeyeceği yönünde, saygılar...
Yazan: demirkan efegil Tarih: February 9, 2007 3:39 PM
Demirkan Bey, aciklama icin tesekkurler. Son cumlenize katiliyorum. Tabii, kisi dusundugunu soyleyebilmeli. Soylenen hosumuza gitmese de.
Dink konusunda, kendi gozumle gorup anlamak istedigim sey, 301'den mahkumiyetine neden olan yazisinda ne diyordu, ki ilk yargilamada savcilik makami yazinin butunlugu cercevesinde suc unsuru olmadigini ve davanin dusmesini arzederken ve mahkeme bu yonde karar verirken, ust mahkemede yargic aksi yonde karar verdi? (Uzun cumle oldu. Insallah kusuru yoktur.)
Tekrar tesekkurler.
Yazan: Nihat Tarih: February 10, 2007 7:40 AM
Nihat Bey,
Dink'in yazısını bulup okumak bu kadar zor değil. Biraz araştırırsanız bulur ve kendi gözlerinizle görürsünüz ki, Dink'i katletmeye karar büyük yerden verilmiştir ve bunun için bu ülkede tetikçi bulmak kadar da kolay birşey yoktur. Çünkü bu ülkede cehalet, işsizlik, geleceğe karşı duyulan umutsuzluk, gelir dağılımındaki aşırı bozukluk, sosyokültürel anlamda köylülük, düzensiz kentleşme, ekonomideki yapısal gerilik vb unsurlar, başıbozuk lumpen sürüleri yaratmaya son derece elverişlidir ve bu lumpen sürülerinin kafasında da asla ve asla faşist reaksiyoner güdülenmeler dışında düşünceye yer yoktur ve olamaz da. Onun içindir ki statükocu egemenlerin muhalif aydınları "temizlemek" için her zaman bir bahanesi ve imkanı vardır.
Yazan: metin-thePoor Tarih: February 11, 2007 9:56 AM
basın yayın halını AB ın turkiyeye yaklasımını arapların turk yorumlarını kurtlerın hallerını abdnın turkıye ıle ılıskılerını ve bu yazıları gordukce turk olmanın ne denlı guc bır sey oldugunu ve turk olmanın ne denlı onurlu bı durus oldugunu anlamıs bulunuyorum darısı dıger soydaslarımın basına :)
Yazan: ancazin Tarih: February 11, 2007 1:28 PM
Turkiyenin 8 komsusu var ve herbiriyle bir sekilde bir sorunumuz var.
Turkiyenin 38 stratejik ortagi var ve hic birisi Turkiyenin gidisatindan memnun degil.
Dunyada 198 ulke var ve insan haklarina gelince Turkiye hemen hemen hepsinin altinda.
...anacazin kardesim bunun "bizim degil digerlerinin sucudur" demeye getiriyor.
Bir kereliginede de "acaba bizde bi yanlislikmi var" diyecek kadar cesaretimiz, IQ muz yok mu?
***
Bir apartmanda yasayan bir aile komsulariyla, mahallesiyle, kasabasiyla gecinemiyorsa, hic bir DOST u yoksa yanlisligi nerede ararsiniz?
Yazan: Haydar Tarih: February 11, 2007 8:00 PM
Metin Bey, daha once de ifade etmeye calistigim gibi, ilk arastirmalarim sonuc vermemisti. Sozkunu yazinin basligini bile bilmiyorken ve konu uzerinde yorum patlamasi yasanirken, bu anlasilir bir sey tabii. Hangi anahtar kelime veya ifadelerle arama yaparsam yapayim, karsima birilerinin yorumu cikiyordu. Agos Gazetesi'nden de bir sey cikaramamistim. (Arsiv gibi bir seyleri yoktu; anlasilan gectigimiz gunlerde web sayfalarini bayagi bir degistirip, gelistirmisler.) Herneyse sizin cesaretlendirmenizle bir kez daha denedim. Sozkunusu yazinin aslinda, 8 makaleden olusan "Ermeni Kimligi" baslikli bir dizinin sonuncusu oldugunu buldum. Bunun uzerine bir Google aramasi (ara: "hrant dink" "ermeni kimliği"), su sonucu verdi:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=166485
Eklemeliyim ki, bunun disinda somut bir sey de bulamadim. Yine bir yigin yorum vb. beni ilgilendirmeyen seyler... Ama bu Radikal haber yazisi, sozkonusu dizinin son 3 yazisini oldugu gibi iceriyor (suc unsuru olmadigi sonucuna varan bilirkisi raporunun ozetiyle birlikte). Benim gibi ilgilenmis, henuz somut bir sonuca ulasamamis arkadaslarin bilgisine sunulur.
Bunun disinda, fikirlerinizi de esirgememissiniz. Ne diyeyim? Herhalde ulkenin sosyal, ekonomik, egitimsel ve kulturel ahvaline kabahat bulunabilir. Ama bu alanlarda ulkemiz her zaman problemli olageldi; yakin bir gelecekte de basimiz goge erecege benzemiyor. Dolayisiyla cikis yolu nedir? Var midir? Iyimser olunabilir mi? Kendi adima, bugunku hukumetin 301'deki tartismali "Turkluk" ifadesi konusunda kararli bir tavir koymamasini onemli buluyorum. Bu hukumetin sozde Musluman liberal-demokrat kimligiyle, yuzde 99 Musluman ulkenin gelecegi oldugu ve dahasi pek cok diger Musluman ulkenin umudu olabilecegi ileri surulegeldi yerli yabanci pek cok cevrede. Bu liberal-demokrat kimlik ne zaman kendini gosterecek?.. diye merak ediyorum. Laiklik konusunda hakli elestirileri var; ama kuskum o ki, bu konuda kendi magduriyetlerinden edindikleri birikimle haraket ediyorlar, gerektiginde Cumhurbaskaniyla olsun diger guclu odaklarla olsun kafa kafaya gelmekten cekinmiyorlar. Ote yandan, toplumu zorlayan diger konularda ise (301 ve 301'in uygulamasi baglaminda ifade ve dusunce ozgurlugu dahil) kararsizlar, ciddi bir hazirlik ve programlari da yok.
Herneyse, ben de, hukumetten cok sey bekliyorum herhalde. Oy isteyecek olan ben degilim en nihayetinde...
Yazan: Nihat Tarih: February 12, 2007 10:20 AM
aslında soyle yapalım en ıyısı kokten cozum olsun.. turkıyede yasayan etnık bırımlerı asagılamak on yıldan yırmı yıla kadar hapıs cezasını gerektıren suc sayılarak cezalandırılsın dahası bunu bır turk yapar ıse ırkcılıktan da ustune bes yıl daha eklensın belkı o zaman mutmaın olursunuz :)
Yazan: ancazin Tarih: February 12, 2007 10:08 PM
Hrant Dink’in alçakça vurulmuş cansız bedeni daha yerde yatıyordu ki, ülkemizin bazı kanaat önderleri bu işin arkasındaki “dış mihraklar” hakkında teoriler üretmeye başladılar. Bu cinayetin Ermeni lobisine yaracağı, dış dünyada “Türkiye’nin imajını bozacağı” uyarılarını sıralayıp, ardından da “bu işin ardındaki yabancı istihbarat örgütleri”ne dair atıp-tutmaya giriştiler.
..........bu memleketın kanaat onderlerı zaten hep aman kucuk dusuyoruz aman soyle boyle oluyoruz demekten baska seyler bılmeyen zayıf yaratıklardan baska bır sey degıller. turkıyenın ımajı ne bu cınayetle bozuldu ne de dıs gudum var bence... turkıyenın ımajı bozulmak soyle dursun turkıye bır sekılde ıcsel bır dırencın yasadıgını gosterdı, bunu turkıyede kamu kurumları ıcındekı bazı tıpler tezgahladı ıse o zaman da hukumetın kardeslık nutukları atmak yerıne mıllıyetcılık tanımı yapıp ıkıde bır kafatscılıkla turk mıllıyetcılıgını benzestırmek yerıne hukumetbası erdogan ve danısmanları bır de malum bır kac bakanı ıle kuzey ıraka gıdıp sıyaset yapsalar ıyı olur.....
Gelgelelim katil 32 saat sonra yakalandı. Ailesinin deyimiyle “öz be öz Türk” olduğu, bu vahşeti “Türk kanı”na olan sevgisinden dolayı işlediği, zaten kendisini ideolojik ve finansal yönden yetiştiren “abileri”nin bu gibi işlerde gayet tecrübeli ve kıdemli “milliyetçi” militanlar olduğu ortaya çıktı. Ama hayır, komplo-sever kanaat önderlerimizi bu da ikna etmedi. Hala “bu işten kim çıkar sağladı” diye sorup, “ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar” serisine yeni bir tanesinin eklendiğini söyleyip duruyorlar.
.... ulke uzerıne oynan oyunlar .. nasıl bır oyun bu ya bıldım bılelı bu soylenır ama neyse oyuncular bazen turk olunca bazılarının canı mı sıkılıyor, cuneyt zapsuya danıssalar ya
...Oysa “bu işten kim çıkar sağladı” sorusu, hiç de öyle zekice bir analiz yöntemi değildir. Bir ülkeye ve onun insanlarına zarar veren işler, hep “dış mihraklardan” kaynaklanmaz. Aksine, çoğu zaman içerdeki zalimler, despotlar ve psikopatlardan gelir. Hitler Almanya’ya, Mussolini de İtalya’ya felaketler getirdi. Ku Klux Klan siyah derili Amerikalıları öldürdü, neo-Naziler azınlıklara musallat oldu. Bütün bunların hepsi “yerli malı”ydılar.
....of of nerede o 1940lar, bunlar bu uydurma yorumları ıle fantazı yaratadursunlar gercekten bır terslık var sankı azınlıklar turklere musallat oluyor olmasın sakın:)
Evet, kibarlık olsun diye sözü yumuşatmaya hiç gerek yok; problemin adı faşizm. “Millet” kavramını bir fetiş haline getiren, başka tüm milletlere ve dahası kendi milleti içindeki azınlıklara düşman olan, devletin kutsallığına inanan, kaba kuvvete hayran olan insanlara siyaset literatüründe “faşist” denir.
...evet kıbarlık olsun dıye sozu yumusatmaya hıc gerek yok problemın adı fasızm mıllet kavramını bır fetıs halıne getıren turklere dusman olan devletı kutsallıgına ınananları fasızan sayarak devletlesme ıdeallerı ıcın keleslı kuvvete basvuran ınsanlara fasıst denır...
Bunun Türkiye’de ortaya çıkmış olduğunu itiraf etmek de, bizler için bir zûl değildir. Çünkü modern çağın bir virüsü olan faşizm, uygun şartları bulduğunda hemen her toplumda ortaya çıkar. Malum, II. Dünya Savaşı öncesi dönemde Avrupa’da çok popülerdi. Ama dünya, faşizmin ne korkunç bir şey olduğunu savaş sırasında gördüğü için, sonraki dönemde bu konuda haklı bir hassasiyet geliştirdi.
...bunun turkıyede cıkmıs olması yenı degıl bu vırus hep uygun ortam buldugunda cıkmaktadır malum ıkıncı dunya savası oncesınde avrupada cok populerdı ırkcı saldırılarla mılyonlarca turk soykırıma ugradı goctu olduruldu oylekı su ankı hıc bır turk bıreyı aslında bır kac nesıl oncesınde baska bolgelerde ıkamet etmekteydı hem de yuzlerce yıldır, tum bunlara ragmen ermenı ırkcılıgının mesnetsız saldırları ırkcı bır takım kalabalıkların salyalı saldırıalrı sonucunda turkler haklı bır hassasıyet gelıstırmekteler...
II. Dünya Savaşı’ndan kazasız-belasız çıkan, ama bu yüzden “temiz sayfa” açamayan Türkiye’de ise, 1930’larda özümsenmiş olan kimi faşizan söylemler varlığını sürdürdü. “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” saçmalığı, Araplar hakkında uydurulan “bizi arkadan vurdular” yalanıyla, tüm bir Batı dünyası için üretilen “emperyalizm” şablonuyla körüklendi. Milli birliğin ekonomik ve sosyal entegrasyonla değil, “dış düşmanlar” korkusu, Sevr paranoyası, lider kültü ve devlet fetişizmi ile sağlanacağı inancı korundu. ...
osmanlının cokusu surecınde canından ve malından olan mılyonlarca turk anadoluda ulusal devletını kurdugunda elbette gecmısı unutmamak adına bır takım gerceklerı dırı tutmalı ıdı buna ragmen teklıfle bırlesmıs mılletlere gıren tek devlet olarak ve avrupa bırlıgı ıcın uzun yıllardır mucadele eden bır ulke olarak ne sevr korkusu vardı ulkenın ne de dıs dusman korkusu bu ulke hep acılımdan yana ıdı medenıyetler yarısında hep en onde olma cabası ulkenın kurulusunda kurucusunca dustur edınılmıstı ancak ne var kı asıl onlarda gıderılemeyen turk korkusu kı bu bır ıronı olarak ayrıca ele alınması gereken bır olgudur, turklerı hep ıce ıtmeye ve kendı dunyalarından uzak tutmaya cabalayan ve guclu bır hale gelmemelerı ıcın her turlu fırsatı degerlendıren dıs dunyanın varlıgı karsısında nasıl bır gudu beklenebılır kı gene de cok ıyı yol katetmıstır bu ulke ve ınsanı ...
Yazan: ancazin Tarih: February 12, 2007 10:58 PM
Caresiz birazda sarkastik takilacaz artik...
Cici basinimizda mansetler:
"Santoro ve Özbilgin'i vuran silahlar ABD'li".
***
Heralde verilmek istenen mesaj:
Gordunuzmu suc ABD ve o silahlari yapan Avusturyanin... gene dıs mihraklar!
***
Oyle ya... ezelden beridir yuzbinlerce insanimizi olduren trafik kazalarinin hepsinin sebebide "dıs mihraklar"... Fransiz, Italyan, Alman, Japon filan.
Yoksa bizim hic bir sucumuz yok abi!
***
-Peki ya yerli mali silahlarla vurursan suc MKE nin dolayisiyla devletin-mi oluyor?
-O kadar derinini dusunemeyiz... orayi karistirma abi!
Yazan: Haydar Tarih: February 23, 2007 7:22 AM