« Seküler Fundamentalizm Tehdidi | Ana Sayfa | İsrail'e Karşı Ne Yapmalı? »
January 13, 2007
Atatürk'e Nasıl Bakıyorum?
“27 Mayısçı Zorbaların ‘Demokratik’ Anayasası” başlıklı yazıma yorum ekleyen bir okur, "Atatürk'e karşı olduğunuz belli oluyor" demiş. Belki "belli olmak"tan çok öyle "algılanmış" olabilir; bu nedenle düzelteyim: Hayır, "Atatürk'e karşı" değilim.
Bu konuda ne düşündüğümü açıkça söyleyeyim: Atatürk bence büyük bir askeri ve siyasi dehadır, ve Türkiye kendisine çok şey borçludur. Kurtuluş Savaşı'nın lideri odur ve sanırım o olmasa, bu savaş bu denli başarılı bir şekilde yönetilip zafere ulaştırılamazdı. (Bunu, sonradan Atatürk'le yolları ayrımış olan Kazım Karabekir de belirtir.) Sadece bu bile, Atatürk'e milli bir kahraman olarak saygı duymam için yeterli.
Atatürk'ün devlet adamlığı dönemi de önemli başarılarla doludur. Ama, yine açıkça söyleyeyim, bu dönemde bazı hatalı politikalar izlediğini de düşünüyorum. ("Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek" adlı kitabımda bunların bir kısmına değindim de.) Zaten bazı politikalarının—örneğin radyolarda Türk müziği çalınmasının "Batılılaşma" amacıyla yasaklanmasının—hatalı olduğunu kendisi de görmüş ve bunlardan geri adım atmıştır. Bu açıdan, Atatürk'ün, onun "izinde" yürüdüklerini iddia eden pek çok insandan daha pragmatik ve gerçekçi olduğunu düşünüyorum.
Atatürk'ün kimi felsefi görüşlerine (örneğin pozitivizme kayan bilimcilik söylemine) de katılmıyorum; ama bunların o devirde çok daha itibarlı görüşler olduğunu görmek lazım. Hepimiz kendi devrimizin verilerinden ve akımlarından etkileniyoruz; Atatürk için de geçerli bu.
Kısacası "Atatürk'e karşı" filan değilim. Ama iki şeye karşıyım. Birincisi, Atatürk'ün etrafında bir "lider kültü" inşa edilmesi. Ancak diktatörlüklerde görülecek bir biçimde, insan-üstü vasıflara haiz bir kurtarıcı gibi gösterilmesi. Bunun, Türk toplumu için sağlıklı bir psikoloji olmadığı kanısındayım.
İkinci karşı olduğum şey ise, Atatürk'ün kendi döneminin şartları nedeniyle izlediği politikalardan asla değişmeyecek ilkeler türetmek ve böylece bir ideoloji inşa etmek. "Kemalizm" dediğimiz şey, bu. Buna karşı olmamın en önemli nedeni ise, Türkiye'ye zarar vermesi. Özellikle de Türkiye'nin demokratikleşme ve özgürleşme sürecine engel olmak için kullanılması. Halkın iradesine dayanmadan iktidara gelmek veya onu yönlendirmek isteyen her zorba, bir şeyleri kutsallaştırıp ona yaslanmaya mecbur; Türkiye'de de bu iş hemen hep Atatürk üzerinden yapılıyor. 27 Mayıs 1960'ta öyle olmuştu, sonra da hep öyle oldu. Sorun burada; ulusal bir kahraman olduğuna kuşku bulunmayan Atatürk'te değil..
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 13, 2007 1:01 AM




Hakan Albayrak
halbayrak@yahoo.com
"Atatürk'ü zorla sevdirmek gibi bir mecburiyetimiz vardır!"
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 1994 yılında Türkiye Günlüğü dergisinde yayınlanan Bir Başka Açıdan Atatürkçülük başlıklı makalesinde demiş ki: "...Atatürk'ü sevmek için bütün geçmişi ayaklar altına almak zorunda olmadığımız gibi, bu ülkede yaşayan herkesi ille de Atatürk'ü sevmek zorunda bırakmak gibi bir mecburiyetimiz de yoktur. Zorladığınız zaman o insanları münafık edersiniz."
Hüseyin Çelik'i bu cümlelerinden dolayı kınayan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, çok enteresan bir şey söylemiş oluyor. Demiş oluyor ki: "Atatürk'ü sevmek için bütün geçmişi ayaklar altına almak zorunda olduğumuz gibi, bu ülkede yaşayan herkesi ille de Atatürk'ü sevmek zorunda bırakmak gibi bir mecburiyetimiz de vardır. Varsın ikiyüzlülük olsun; herkes Atatürk'e sevgi gösterecek!"
Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden, daha ileri giderek, "Atatürkçü" olmayanların insan bile olmadığını ileri sürmüştü. Cumhuriyet eski Başsavcısı Vural Savaş da "habis ur" gibi tabirler kullanmıştı "Atatürkçü" olmayanlar için.
Sudanlı mütefekkir Abdulvahhab el-Efendi'ye göre bunlar sert bir teokratik anlayışın tezahürleri. El-Efendi, 28 Şubat döneminde İstanbul'da verdiği bir beyanatta, Osmanlı devletinin "ılımlı bir teokrasi" olduğunu, Mustafa Kemal'i putlaştırarak ve ona izafe ettikleri değerlere kutsiyet atfederek bir nevi din icat edenlerin ise "sert bir teokrasi" uyguladıklarını ileri sürmüştü.
Öyle ya; Osmanlı kimsenin inancına karışmazdı, "Kemalist/Atatürkçü" dogmatistler ise inançlarına bağlılık bildirmeyen herkese savaş açmış bulunuyorlar.
İster dindar olun ister dinsiz, ister Batı aleyhtarı olun ister Batıcı, ister muhafazakâr olun ister liberal, ister enternasyonalist olun ister şovenist; ruhban sınıfını hoş tutmak ve engizisyonun çarkına kapılmamak için "Ben Atatürkçüyüm" diyeceksiniz!
Hatta, dini/felsefi/ideolojik duruşunuzun meşru olduğunu ispat etmek için "Atatürk de dindardı", "Atatürk de dinsizdi", "Atatürk de Batı aleyhtarıydı", "Atatürk de Batıcıydı", "Atatürk de muhafazakârdı", "Atatürk de liberaldi", "Atatürk de enternasyonalistti", "Atatürk de şovenistti" diyeceksiniz!
Ne olacaksanız, "ebedi şef" de o olduğu için olacaksınız! "Ebedi şef"in olmadığı bir şey olmayacaksınız! Söylediğiniz ve yaptığınız her şeyi "ebedi şef"e dayandıracaksınız! "Ebedi şef"in aynı anda bütün dini/felsefi/ideolojik duruşlara birden referans teşkil etmesi ne kadar akıl almaz olursa olsun, aklınız bunu alacak! Şartların mütemadiyen değişmesine rağmen "ebedi şef"in dönemindeki şartlara teslim olmayı da içinize sindireceksiniz! 10 Kasım 1938 günü saat 9'u 5 geçe zaman durmuştur! "Kemalist/Atatürkçü" dogmatizmde içtihat kapısı ebediyen kapalıdır! Din değil ama bu dogmatizm terakkiye kesinlikle manidir!
"Hep bilimin rehberliğinden dem vurmuyorlar mı? Bilimin rehberliği bu mantıksızlığın neresinde?" diye soracak olursanız; vallahi bilmiyorum. "Bilimin rehberliği" hikâyesini ne zaman duysam, Anthony Standen'in bir kitabının başlığını hatırlarım: Bilim Kutsal Bir İnektir.
Kaynak:
http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=13.01.2007&y=HakanAlbayrak
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 13, 2007 4:13 AM
"Ataturk'e nasil bakiyorum" sorusu bana sorulsa idi herhalde cevap vermez idim cunkU:
1. Sadece metheden seyler soylersem hem kendime durust olmamis olurum hem de "takiye yapiyor" diyenler olur;
2. Dusunduklerimi serbestce soylesem, Atilla Yaylalar yaylalar soylettiririrler adama (ne YOK'e bagliyim ne de siyasetin icindeyim ama gelecegimi simdiden niye karartiyim, dimi ama- sanki yeteri kadar yapmamisim da!)
("Ataturku korma kanunu" yururluktemi bimiyorum, memlektten uzun ayriliktan mutevellit ama ERKEVARI yaratici savcilarimiz, belki "Ataturkun manevi sahsiyetini tahkir ve tezyif" degilse "milleti kin ve nefrete tesvik.." vb icatlar bulurlar)
Dolayisi ile Mesut Yilmaz'in deyimi ile "no koment no surpriz" ya da babamin deyimi ile "agrimayan basima niye caput sarayim"?
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 13, 2007 9:32 AM
Mustafa Bey,
Sizden Ataturk ile ilgili olarak hoş şeyler duymak guzel.
Burada kimseyi sıkıştırma niyetinde falan degilim. Fakat gerek entellektüel düzemlemde gerekse siyasal arenada çok güçlü argümanlarla savunulabilecek olan Ataturkçülük maalesef eleştirel yaklaşanların ve özellikle hasmane tutum izleyenlerin konuyla ilgili önyargıları ve gerekse Atatürkçülük adına tavır alanların uslubu buna olanak vermedi şimdiye kadar.
konu çok yönlü ele alınabilir. bir asker ve devlet adamı olarak büyüklüğü tartışma götürmez bir lidere yaklaşımımızın nasıl olması gerektiğini konuşabiliriz. ama hamaset genlerimize işlemiş bulunuyor. işte bakın Bekir bey hemen bir falso vermeyi yeğliyor. Ataturk adına yapılan kimi yanlışları nasıl Ataturke mal edebiliriz?O'nun surekli savaş ve mucadelelerle geçen hayatı ve o donemin koşulları gözardı edilerek sanki bir mutasavvıf gibi davranmasını bekleme hakkımız var mı?
bir sürü ittihatçı, prens sabahattinci, padişahçı, mustafa suphici vs cunta yapılanmaların ve hatta milli mücadelede yer alan birtakım eski komitacı yapılanların alabildiğine iktidar mücadelesine giriştiği bir dönemde ne yapacaktı?
bunlar siyasetin gerekleridir. hayatın kendisi bir siyasettir zaten. buradan aksiyolojik sonuçlar çıkarılamaz.
bu büyük bir hata olur ve zaten sorun da budur!
ancak Osmanli sistemine de egemen olan seçkinci güçler hiçbir zaman tasfiye edilememiştir. yüzyıllara dayanan kemikleşmiş bir güce sahip olan bu seçkinci sınıf egemenliğini her dönemde şu veya bu şekilde sürdürmüştür.
Atatürk bu güce rağmen varolmuştur ve bazen onların muhalefeti bazen de desteğiyle devrimlerini gerçekleştirmeye çalışmıştır.
Osmanoğulları ailesinin tasfiyesi bu anlamda herşeyden önce sembolik bir anlam da taşımaktadır. ne yani, osmanoğlu ailesinin Tümeroğlu ailesinden üstün olmasının gerekçesi nedir?
dolayısıyla cumhuriyet ve demokrasi milletimizin büyük bir kazancıdır, zaferidir. bu bile başlangıç olarak çok şey ifade etmektedir. şimdilik bu kadar.
Saygılarımla
Yazan: Çagatay Tumer Tarih: January 13, 2007 11:28 AM
NASIL DEĞERLENDİRMELİ
Şu beş şey amelimizde olursa amelimiz; Güzel Amele, imana, güzel ahlaka, şeriata uygun olur.
(Aslında diğer maddeler şeriatın içinde ama detaylı açıklamakta fayda var.)
1) Akıl ile hareket edecek
2) İstidatına göre davranacak
3) Şeriata uygun olacak
4) Duygu olacak
5) Bu maddede İmam gazali ve ibni teymiye arasında itilaf olduğu için yazmıyorum.
Zaten aklı olmayan sorumlu değil.
Mesela; Ülkücülerde duygu (islami olmayan) var, ancak şeriat yok.
Mesela: Cömert birisi cehenneme gider mi? .... GİDER.
"Cömertlik nekadar güzel bir şey"..deriz değilmi?
Ancak içki ısmarlarsa cehenneme gider.
Mesela masonlarda iyililik yapıyormuş, şeriat istemeyenlerde iyilik yapıyormuş ama Allah Rızası yok.
Yukardaki maddeler noksan olursa iyi amel yapmış olmayız, tövbe etmez böyle yaşayıp gidersek cehennemlik oluruz.
Ayrıca tevhidi,şeriatı, güzel ahlakı bilmezsek başkasının amellerini de iyi amel zannederiz. Örneğin masonlarda yardım yapıyor,oh negüzel insanlar bak yardım yapıyorlar deyip onlara karşı kalbimiz yumuşarsa Allah rızası aramadığımız sürece biz de onlar gibi oluruz.
(ALLAH KİMİN YANINDA Başlıklık haberin altındaki yorumlarımla ne demek istediğimi daha iyi anlaya bilirsiniz)
Yazan: Öncü Nesil Tarih: January 13, 2007 2:11 PM
Cagatay Bey,
1. Ataturk hakkinda birkac cumle etmissiniz o'nun zamaninin sartlari, kurtuls savasi, vb ..
Bunlari sebestce tartisabilecegimiz bir ortam yoktur; benim soyledigim bu. Siz de bastan "bir asker ve devlet adamı olarak büyüklüğü tartışma götürmez" ("hamasi soylem" bunun gib biseymi acep?)
2. " işte bakın Bekir bey hemen bir falso vermeyi yeğliyor." demissiniz burda falso vermenin ne manada kullanildigin anlayamadim; eger o'nu tartismaktan kacinmak ise Bkz. madde 1.
Bakin Cagatay Bey, eger birilerimizin Ataturk'e haksizlik yaptigi fikrinde iseniz :
O'nu tanrilastirmaktan, tabulastirmaktan, tekelinize almaktan, silah olrak zirh olarak, rant kapisi olarak kullanmaktan vaz gecilecek. Gercek degerler onceden tain edilip kanunlastirilmaz; Serbest piyasa ile belli olur. Yani, fiyati dalgalanmaya birakacaksiniz fikirler piyasasinda. O dahi o zaman George Washinton, Churchill, De Gaulle, Gandhi , Burghiba, Hitler, Stalin, Mao, Turkmenbasi, Sah vb spektrumunda degerini bulur. Niitekim Turkiye disinda gunahi ile sevabi ile degeri az cok belilenmisir. Ve o'nun da diger liderler gibi artilai eksileri olan bir INSAN yani "ADAM" oldugu yargisina varilmistir. Hayir, "butun Dunyanin onunde egildigi" lider falan degildir ve Hulagu Ataman'a kotu haberim var: Yok 10 Kasim'da butun dunya aglamiyor ve yok, 23 Nisan cocuk Bayrami butun dunyada kutlanmiyor.
"tartsimlazlar"i bastan koyarsaniz boyle birileri falso verir, birileri takiye yapar, biriler tapar ve birileri nefret eder. Atilla Yayla tartismaya tesebbus etti; gorduk ne oldugunu. Buna dokunmayip "Bekir bey falso verdi" demekle is bitmiyor. Madem bize "cumhuriyeti demokrasiyi verdi" diyorsunuz bakalim bu verdigi DEMOKRASI NE IMIS? Ne diyorsunz bir dusunur-akademisyenin "bze avrupalilar niye her yerde b adamin resmi var derlerse" umlesinden dolayi gorevine son verilmesine? Simdiye kadar demokrasiye inandigini soyleyen hicbir Kemalist buna durustce cevap vermedi. Siz deneyelim. Su "fikir hurriyeti" ve demokrasiden ne anladigimiz konusunu birazcik pekistirelim o zaman gercekten tartismaya baslayabiliriz.
Siz basortlu hanmlarin her gun keyfi olrak belirlenen, hic bir tanimi olmayan "kamusal alana" giremedigi, hastahanelerde bile basortulu hanimin veya cocugunun bakilmamaktan oldugu, muslumanlarin Tukmenistan, Tunus'ta gormedikleri akil almaz zivaliklara tabii tutuldugu, butun bir rejim soytarii elitin "skurtulus savasini koyluler, tasralila kazanmadi" dedigi bir tug generalin ulkenin basbakanini "pe*****k" diye azarlayip terfi ettirildigi, bi diger generalin dinda nsanlar icibn "onlari anadolu'nun denizinde bogacagiz" deyip, medya tarfindan alkislandig, her gunu en saygin kose yazarlarinin "darbe cigirtkanligi yaptigi rejmin adina demkrasimi diyorsunuz?
Eger "ama obnlar Ataturkun demokrasinden ayrildiaer" diyorsaniz sie sorarim. Hangi donem asr-i saadet idi bu gurur duymmiz gereken demokrasi icin? 1920-45 donemini Engin Ardic cok guzel ozetlemis idi, olaylari kronolojik olarak siralayarak.
Yani bikac ilimli soyut umle ile is goturmek mukun degil. Mizrak cuvala sigmiyor; mudafa edilemezi mudaha etmek zor sebest fikir ortamina. Bakin amiral gemisinin kaptani Atilla Yayla'nin kndisine acik mektubuna " o fikirmik cevap vereyim " demekte buldu.
Normal sartlar altinda benim de soyleyebilecegim iyi seler olabilirdi bu adam hakkinda. Artik soylemiyorum! ZORLAMI ARKADAS??
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 13, 2007 4:46 PM
amerikda bush ve evanjelikler hakkında herşeyi atıp tutmak serbesttir.,
ama kimse washington ve devletlerinin kuruluş felesefesine bu kadar sakız etmez.
adamlar dağ delmişler, öyle ufak tefek heykel meykel değil, dağ delmişler kurucularının heykelini kazmışlar.,
o kurucular ki, yani okuruluş felsefesi ki; evrime karşı bilme ne teorisi diye amerikada tantana bile yapamıyorsun.
adamlar kuruluşu sakız yapmıyor çünkü kendilerine saygısı var.
bir tane ülke gösterin sol eli sağ yanağını böyle toktalayıp dursun.
bu nedir ya ? hiç mi güncel sorunuz kalmadı ?
iki sene sonra elektikriksiz kalma tehlikesi var,
küresel ısınmadan en korkunç etkilenecek coğrafya olarak sizin adresiniz gösteriliyor.
yağmur yağmıyoooorrr huuuuu.
japonya 8 şiddetinde deprem oldu, kardeş senin boydan boya bir fay hattın var.,
varsa yoksa atatürk., 1700-1900 dedim. 200 yıl dedim., 1900 lerde yaprak kıpırdamıyordu, bir polinom bilinmiyordu, aldık ilk bir polinom çözdük. Bu matematik dedik. integral işaretini
daha yeni gördük.
bu topluma kazma vurulmaz ki ?
yeni çimlenen çimlere asit dökülmez ki ?
washington çok mu iyi di, amerikalı ses etmiyor kuruluş felsefesi hakkında artık ?
Bir kere;harfleri değiştirmeseydik, daha iyi olurdu falan demek yasak değil bu ülkede.,
Tartışma konuusu olur sadece; türkçemize bişey de olmadı hani.
şu anda sorun şu; sadece ortadan kalkan külahlı a harfini klavyede bulduktan sonra, alın leyla vü mecnunu dahi okuyun acemce olsa bile.
azeriler nasıl okuyor ?
azeriler şeyh galip bile okuyor.
hem de ezbere okuyor.
azeri tv var. seyredin.
amerikaya gidenleriniz türkçeyi unutuyor.
alfabe o olmasa şu olsa ne olurdu ?
Yani harfler değişmeseydi de olurdu görüşü sadece bir görüştür., bu nedenle de bir cumhuriyetin düşmanı olunmaz ki ???
deyin kardeşim.
içinizde ne varsa dökün.
merak etmeyin nazım falan gibi hapse girmezsiniz,.
atilla yayla gibi duygusal çıkışlar yaparsanız,
duygusal karşı çıkışlara toslarsınız. mesele budur., etki -tepki dedikleri bişey.
Yazan: KaNeZe Tarih: January 13, 2007 7:16 PM
Mustafa bey,
Sanırım oldukça uzun bir aradan sonra ilk defa çok kısa da olsa birşeyler yazacağım.
Malesef siz de Atilla Yayla gibi Kemalizmi "1925-1945 arasında yapılan şeyler" olarak tanımlayarak büyük bir hata yapıyorsunuz.
Yazan: Da Vinci Tarih: January 13, 2007 8:37 PM
Bekir Bey,
Bakın tartışmada siz de eleştirdiğiniz insanların tutumunu sergiliyorsunuz. siyah beyaz eleştiri. tek yapacağımız bu mu?
konuştuğumuz kişi bir romancı, felsefeci, şair ya da din adamı değil. Bir devlet adamından bahsediyoruz.
Mesela II. Abdulhamid'i nasıl değerlendireceğiz?
illa kızıl sultan-ulu hakan dualitesinde mi?
Şimdi sizler İngiliz ve Rus emperyalizminin her taraftan köşeye sıkışırdığı, hasta adama ilan ettiği bir dönem diye başlayıp o günün koşullarını sıralamıyor musunuz? bu doğrudur da üstelik. bence de Abdulhamid çok akıllıca bir siyaset izlemiştir. ama bu onun paronoya ölçüsüde vehim geliştirdiği, aşırı istibdada yöneldiği, jurnal vs insan haklarına nice aykırılıklar sergilediği gerçeğini örtmez. bu zor bir meseledir. olaya salt aksiyolojik bakanlar "vay be ne müstebit" adamlar deme kolaycılığını gösterirken diğerleri de salt taktiksel yöne odaklanarak yargıya varabiliyorlar.
dolayısıyla devlet adamlığı ve yönetim meselesi çok farklı değişkenler üzerine bina edilebilir.
FAtih kendi döneminin çocuğudur. imparatorluklar çağının çocuğu. ve kendisi açısından en doğru sistemi kurmuştur.
Atatürk de kendi döneminin çocuğudur. Cumhuriyeti, yani en doğru sistemi kurmuştur.
sistemin aksamaları yok mu?elbette var. mesele bu aksamaları törpüleyebilmekte.
birtakım yabancı devlet adamları saymışınız. açıkçası "..dik" yarışına sokmak çok anlamsız. X, Y'den büyüktür gibi matematiksel bir önermeyi buraya taşımak çok saçma olur. Mesela siz Tayyip Beyi seversiniz.ama kalkıp da T.Blair'den büyüktür gibi subjektif ve çoçukça bir argümana sarılmazsınız değil mi?
Bakın, benim de itirazım yanlış uygulamalara yönelik. Nadir Nadi "Ben Atatükçü değilim" diye kitap yazdı. Atatürkçü olmak vatanperver olmak, birleştirici olmak, halkçı olmak,özgürlükçü olmaktır. Modern bilimin gelişimine açık olmak demektir.
Böyle olmayanlar varsa bu onların kusurudur beyefendi. siz islam tarihindeki akılalmaz olayları İslam'a ve onun Peygamberine yüklüyor musunuz?
Bşbakana küfürden söz ediyorsunuz. başbakanınız adam olsaydı gereğini yapsaydı o zaman. ki ortaya çıktı. Abdullah Gül imza attırdığı kararnameyi yıllar sonra sümenin altında bulmuş.
sizin Mücadid Erbakanınızın tek bir cihadı var beyefendi: makam mansıp.
sorun bakalım AKPlilere neden ondan ayrılmışlar? nasıl antidemokratik ve otoriter bir yönetim izlediklerini anlatsınlar size?
Sahi, bir milli görüşçü Necmettin Bey'i eleştirebilir mi Bekir Bey?
Yazan: Çagatay Tumer Tarih: January 13, 2007 8:50 PM
Demedimmi ben size "laikci entellektuel oksimorondur" diye?
"milligoruscu ile millet" veya toplum arsinda paralellik kuracak deha ile diyaloga gir mumkunse..Behey suoperzeka "milli goruscu aqdi ustuinde bir GORUSU BENIMSEMIS KISIDIR. Sen bir ulkeninvatabdaslarinin hang gruasu benimsemesi gerektigini kimi sevmesi, kim tapmasi gerektigini ne hakla dikte ediyorsun? Prdan EDIYORSUNUZ? Ben Atilla Yayla' nin gorevine son verimlesi konusunda ne dusunuyorsun sayin DEMOKRAT diyorum. O "senin Erbakanina Erdoganina....." diyor.
Git basimdanm hemserim. Bak Ataturkcu Dusunce diye bir site var. Tam sizlik yazilar var; simdilik onunla ugrasin.. &%$3@@***
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 14, 2007 3:23 AM
Mustafa Akyol'un yazisina imzami atarim... ne eksik, nede fazla yazmis.
Yazan: Haydar Tarih: January 14, 2007 6:50 AM
"Hayır, "Atatürk'e karşı" değilim."
Bir isme, bir şahsa karşı olmak/olmamak, daha çok onun yaptıklarına değil onun ne yapmaya çalıştığına karşı olmak/olmamaktır. Bir insanın iç dünyasına girmek, onu kendimizi bildiğimiz gibi bilmek mümkün değil. Bu yüzden de yapmış olduğu işlerden (kısmen de sözlerinden) ne tür bir zihniyete, ne tür bir 'gaye'ye sahip olduğu konusunda ancak bir kanaate ulaşırız. Bizde bir fenomendir her insan. "Kendinde insan" bilinemez. O insan bizim dünyamızda bir insandır. Bizde oluşan "imaj"ı değer dünyamızda pozitif yada negatif bölgede yer alır. Bu da az önce dediğim gibi bir kanaate dayalı, bir tespite değil.
Şu durumda bir insana karşı olmak iki şekilde olabilir. Ya o insanın yapmak istediklerine, yani hedefine/gayesine/niyetine karşı olunur, yada o kişi ile aynı ideal paylaşılmak ile beraber takip ettiği yola/yönteme/politikaya karşı olunur. Bu ikisi tümüyle farklı şeyler. İlkini kişinin yaşam biçimine/eylemlerine/sözlerine vb. bakarak az-çok kestirmeye çalışırız. Ve bizde oluşan kanaat bizim "ideal" dünyamıza göre o kişiye taraf yada karşı olmamıza yol açar. İkinci durumu belirlemek daha kolay. Ve buradaki "karşı olma" ilkine göre daha basit bir karşı olmadır.
Daha kısa bir ifade ile ya o kişinin -sizce- nihai amacına, yada bu amaca ulasmak için basvurduğu yönteme karşı olursunuz.
M. Kemal örneğine bakalım. "Bu insan ülkenin/milletin iyiliği için çalışmıştır" mı diyeceğiz? Peki, burada "iyilik"in ölçütü nedir? İnsanın kendisi için istediğini diğer insanlar için de istemesi midir? (Bu ahlak felsefesinin önemli bir tartışma konusu) Peki böyle kabul edelim. Yani bir insan kendisi için neyin iyi olduğuna karar vermiş ve -kendisinden özveride bulunarak- diğer insanların buna ulaşmasına çalışıyor ise bu insana "iyi/doğru" insan diyelim. Peki bu, o insana "karşı olmamak" için yeterli mi? Ya onun "iyi" olduğunu sandığı şeyin iyi olduğuna inanılmıyorsa bir diğer insan tarafından? Buna rağmen "hayır, o beni düşündü" diye taraf olunabilir mi?
Burada sorunun yine bir "din" sorunu olduğu açıkça görünüyor. "Türk milletinin mutluluğu" bize anlamı çok açık bir kavram olarak görünebilir. Oysa bu, yoruma açık ve son derece soyut bir kavram. Nedir mutluluk? Bu soru tümüyle dinin/felsefenin alanına giren bir soru. Ve kişi kendi "mutluluk" anlayışını benimsemiş ve bu yönde çaba göstermiş insanlara taraftır, böyle olmayanlara ise karşıdır. M. Kemal "türk milletinin iyiliği/mutluluğu için çalışmıştır" denirse sorulacak, nedir bu iyilik/mutluluk? Bağımsızlık mı? Ülkenin bekası mı? Cumhuriyet mi? Bunların hepsi birer araç. Amaç yine bireyin iyiliği ve mutluluğu. İnsanın iyiliği, mutluluğu, huzuru nerede? M. Kemal bu konuda ne düşünmüş, neler yapmaya çalışmış? Kişi buna bakacak ve neye karşı olup olmadığını anlayacak. Bunlar bir yana, insanların aslında karşı oldukları şey kişiler değil, düşünceler/ideallerdir yada bunları gerçekleştirmek için tutulmuş olan yollardır. Dolayısı ile "bir insana karşı olmak" pek de anlamlı görünmüyor.
Bu arada bir ölüm-kalım olayı olan Kurtuluş Savaşı ile bundan sonraki uygulamaları birlikte ele almak son derece yanlış ve yanıltıcı. Burada özellikle Lozan'ı müteakib sürece bakılmalıdır. Nitekim tartışma konusu olan M. Kemal, bu süreçteki M. Kemal'dir.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: cengiz cebi Tarih: January 14, 2007 1:14 PM
Bekir Bey hakaret ederek mi "ahlaklı bir entellektüel" duruşu sergileyeceksiniz?
söylediklerimi, ki giriş niteliğindeydi bu kadar arklı anlamak için oksimoron bile olmaya gere yok galiba.
A.Yaylaya, ki kaset çözümlerinden "bu adam" demediği ortaya çıktı, kesilen cezanın faturasını ne hakla Ataturk'e çıkartıyorsunuz? ben de bunu anlamış değilim
özgürlüklerin hiçbir suretle kısıtlanmasına taraftar değilim. hele düşünce özgürlüğünün! hakaret olmadığı, dezenformasyon olmadığı sürece bireyler düşüncelerini açıklayabilmeliler.
ben size çok farklı bir boyuttan irkaç şey söyledim. ama siz beni çok şaşırttınız doğrusu. diğer yazılarınızı da okudum. orada görüşlerinize hiç bir surette katılmasam da kendi içinde tutarlı bir kurgunuz vardı. burada ise cümle bile yok!
siz iki de bir birtakım olayları ve defalarca sıralayıp duruyorsunuz. hep de soru soruyorsunuz.
ben de size diyorum ki;
-Otokratik devletçi olan İsmet Paşa ve Ekonomi Bakanı Mustafa Şeref de Atatürkçü olduğunu söylüyordu, liberal C.Bayar da
-Recep Peker, Suat Hayri Ürgüplü, Şemsettin Günaltay da Atatürkçü olduğunu söylüyordu, Refik Koraltan, Fuat Köprülü, Adnan Menderes de,
-Metin toker de Atatürkçü olduğunu söylüyordu, Mithat Perin de
-27 Mayıs darbesini yapanlar Atatürkçü olduğunu söylüyordu, DPliler de,
-Milli Birlik Komitesi de Atatürkçü olduğunu söylüyordu, tasfiye edilen 14 lüler de
-Talat Aydemir ve arkadaşları da Atatürkçü olduğunu söylüyordu, onları asanlar da,
-Demirel ve ekibi (ki hala söylüyor) Atatürkçü olduğunu söylüyordu, CHP de,
-9 Mart cuntasını hazırlayanlar Atatürkçü olduğunu söylüyordu, 12 Martı yapanlar da,
-12 Eylülü yapanlar Atatürkçü olduğunu söylüyordu, ülkede anarşi ortamını yaratanlar da
-Necmettin Beyiniz de Atatürkçü olduğunu söylüyordu (Atatürk olsaydı şimdi REfah Partisinde olurdu demişti hatırlarsınız), 28 Şubatçılar da
Bu ne şimdi? tamam Atatürkçülük kimsenin tekelinde değil.
ama Atatürk adına yapılanlara da kardeşim Atatürk bu değil deme hakkımız var diye düşünüyorum.
Atatürkün gerek savaş dönemindeki liderlik ve karizması ile öne çıkması ve Anadolu insanını şaha kaldırması ve gerekse Devrimleriyle köhnemiş bir yapıyı ortadan kaldırması benim açımdan çok büyük bir insan olması için yeterli beyefendi.
takılıp kaldığınız hususları çok iyi biliyorum. genellikle aynı şeyler söylenir durur. halbuki o dönemin insanlarının OSmanlı'nın son kuşağı olduğunu OSmanlı devlet geleneğinin zorunlu bir takipçisi olduklarını hep unutursunuz.
Osmanlıda saray içi entrikalar,iktidar mücadeleleri, askeri ve bürokratik klikler, militarist devlet örgütlenmesi, bu örgütlenmenin sonucu askeri unsurun çok güçlü olması ve sürekli militer unsurların belki 1000 defa darbe yapmış olması hep gözden kaçırılır.
Atatürkün 6 asır padişahlık ve son dönem ittihatçı diktası geleneğine rağmen cumhuriyet ve demokrasi kurumlarını getirmiş olması ne kadar büyük sıçramadır düşünebiliyor musunuz? daha fazlasını beklemek hem hayalcilik olur hem de o insanlara haksızlık. çünkü insan gerçekliğiyle örtüşmez bu.
mesele demokratik kurumların gerçek anlamıyla yerleşmesini sağlamaktır. ülkemizin demokratik bir hukuk devleti olması için çaba göstermektir. bu hemen şıp diye olmuyor.
sizin oksimoron diye hakaret etmenize yol açan argümanım ise çok basitti. diyorum ki Atatürk'ü liderleri olarak görenlere kızıyorsunuz: eleştirtmiyorsunuz diye... ben de size soruyorum acaba Erbakan'ı eleştirmek mümkün müdür?
biz Atatürkçülere "resmi tarih" suçlamasınız yönetiyorsunuz: Peki sizin resmi tarihiniz yok mu?
sorun iktidarda olmaktan mı kaynaklanıyor acaba?
anladın sen onu anladın!
Yazan: Çagatay Tumer Tarih: January 14, 2007 10:32 PM
Sn. Cagatay,
Sondan baslayayim:
Anladiysam Kemalist olayim!
"sizin oksimoron diye hakaret etmenize yol açan argümanım ise çok basitti. (C)
oksimoron: tezatlarin tevhidi (bir arada olmasi)Ornek: iyiliksever seytan, laikci entellektuel.
Saniyorum siz moron ile karsitirdiniz; onu kim size nerde soyledi bilmiyorum; o ben degildim. Yok Sn. Cagatay siz oksimoron kesinlikle degilsiniz. Baristik?
"diyorum ki Atatürk'ü liderleri olarak görenlere kızıyorsunuz: eleştirtmiyorsunuz diye... ben de size soruyorum acaba Erbakan'ı eleştirmek mümkün müdür? (c)
Pardon Ataturku liderleri olarak gorenlere nerden kizmisim gosterirmisiniz?
Son defa aciklayayim daha once TC vatandaslarinin Ataturk'u elestirememesi tenkidime "milli gorusculer Erbakani elestirebilirmi" demis idiniz. Ben de diyorumki:
Milli goruscu zaten "Erbakan taraftari" na esdegerdir. Bunun karsiligi ATATUKCUNUN ATATURKU elestirmesidir. Oysa ben Ben BIR ULKE VATANDASLARININ BIR SAHSI ELESTIREMEMESINDEN yakiniyorum. Farki kavrayamadinizm hala?
Bir taraftan demokrasi edebiyati yapiyor bir taraftan "teyp cozum yapildi Atatrurke ADAM DEMEMIS" diyorsnuz. Demokratik bir ULKEDE BIR ADAMA ADAM DENILDIMI DENILMEDIMI DIYE TEYPSn. Cagatay,
Sondan baslayayim:
Anladiysam Kemalist olayim!
"sizin oksimoron diye hakaret etmenize yol açan argümanım ise çok basitti. (C)
oksimoron: tezatlarin tevhidi (bir arada olmasi)Ornek: iyiliksever seytan, laikci entellektuel.
Saniyorum siz moron ile karsitirdiniz; onu kim size nerde soyledi bilmiyorum; o ben degildim. Yok Sn. Cagatay siz oksimoron kesinlikle degilsiniz. Baristik?
"diyorum ki Atatürk'ü liderleri olarak görenlere kızıyorsunuz: eleştirtmiyorsunuz diye... ben de size soruyorum acaba Erbakan'ı eleştirmek mümkün müdür? (c)
Pardon Ataturku liderleri olarak gorenlere nerden kizmisim gosterirmisiniz?
Son defa aciklayayim daha once TC vatandaslarinin Ataturk'u elestirememesi tenkidime "milli gorusculer Erbakani elestirebilirmi" demis idiniz. Ben de diyorumki:
Milli goruscu zaten "Erbakan taraftari" na esdegerdir. Bunun karsiligi ATATUKCUNUN ATATURKU elestirmesidir. Oysa ben Ben BIR ULKE VATANDASLARININ BIR SAHSI ELESTIREMEMESINDEN yakiniyorum. Farki kavrayamadinizm hala?
Bir taraftan demokrasi edebiyati yapiyor bir taraftan "teyp cozum yapildi Atatrurke ADAM DEMEMIS" diyorsnuz. Demokratik bir ULKEDE BIR ADAMA ADAM DENILDIMI DENILMEDIMI DIYE TEYP
Once bir usul meselesin cozelim. Ban bolca Ataturk, Osmanli, doneminin sartlari vbden bahsetmenizden daha bastaki yorumumu kavrayamadiginiz anlasiliyor.
Tekrar kopye ediyorum:
1. Ataturk hakkinda birkac cumle etmissiniz o'nun zamaninin sartlari, kurtuls savasi, vb ..
Bunlari sebestce tartisabilecegimiz bir ortam yoktur; benim soyledigim bu. Siz de bastan "bir asker ve devlet adamı olarak büyüklüğü tartışma götürmez" ("hamasi soylem" bunun gib biseymi acep?)
2. " işte bakın Bekir bey hemen bir falso vermeyi yeğliyor." demissiniz burda falso vermenin ne manada kullanildigin anlayamadim; eger o'nu tartismaktan kacinmak ise Bkz. madde 1.
-----------------------------------
Bir daha deneyin.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 14, 2007 11:33 PM
Sayın Bekir,
asıl anlamakta direnen sizsiniz. oksimoronun ne oldugunu cok iyi biliyorum. ustelik ovunmek gibi olmasın 3 dili akıcı kouşacak şekilde bilirim.
herhalde iyiliksever şeytan ya da "güçsüz tanrı" gibi kavramlaştırmalara maruz olmak da benim açımdan bir hakarettir. moron diyecek adam da anasından doğmadı daha.
anlamakta direniyorsunuz. üstelik yanlış anlama çabası içindesiniz. kavga etme çabası da dahil.
oksimoron dediğiniz şeyi de tam siz yapıyorsunuz.
ben bir ülke vatandaşlarının değil bu ülkede eğer gerçekten atatürkçüler diye ayrı bir grup varsa, erbakancılar diye ayrı bir grup varsa, haydar başçılar diye ayrı bir grup varsa onlar sosyolojik olarak aynı kategorilerdir demektir. burada bu anlamıyla hiç fark yoktur. tek fark Atatürkçüler denen grubun iktidarda olmasıdır o kadar! (ama ben bununda olmadığını söylüyorum ya o ayrı)
dediğinizi anladım ve ben bir ötesine geçtim: tamam siz bir ülkenin vatandaşlarının eleştirmesi yasaklanmış diyorsunuz. tamam bunu anladım ve bunun 2 gömlek ütünde dedim ki, iktidarı ellerinde bulundurduğunu söylediğiniz insanlar kendi liderlerinin eleştirisini tüm vatandaşlara kanunla yasaklamışlar. bunu eleştiriyorsunuz diyorum (yoksa eleştirmiyor musunuz?) yahu siz daha iktidar olamadan, mücahid ve hatta kimilerinin mehdi olarak gördüğü Erbakan hazretlerine en ufak bir eleştiri yapmıyorsunuz yaptırmıyorsunuz. saçmalığa bak: onu izleyeneler zeten onu sevenler falan filanmış. acaba o izleyenlerden birisi kalkıp ya sayın liderimiz sen niye bu kadar tavizkar oldun, imam hatipleri kapattırdın vs diyebilir mi? derse hemen afaroz etmezler mi?bunu söylüyorum. daha toplumun en küçük birimlerinde hele muhafazar çevrelerde bu kadar lidere tapma kültü egemenken kalkıp da oralı bile olmamak çok ama çok komik.
("Oysa ben Ben BIR ULKE VATANDASLARININ BIR SAHSI ELESTIREMEMESINDEN yakiniyorum..." demişiniz. bu bir şahıs yerine siz 100 tane "lider"i daha koyun. haaa birini kanunlar engelliyor, ya diğerlerini????)
bir de siz bu adamın iktidarı elegeçirdiğini düşünün. mesela be merak ediyorum Osamnlıya en ufak bir eleştiride bulunabilir miydik o dönemde?(ama gerçek anlamda iktidar olsaydınız diyorum) dine ilişkin en küçük bir eleştiride bulunabilir miydik?
ve diyorum ki mesele bu toprakların antidemokrat, lider kültüne bağlı, güdülmeye meyilli, kahraman arayıcı, kurtarıcı bekleyici ve asla eleştirel düşünceye tahammül edemeyici olmasıdır.
Ben Atatürk'ü ve devrimlerini sonuna kadar savunan bir birey olarak, kim adına olursa olsun hiçbir faşist, totaliter, baskıcı uygulamaya taraftar olmam olamam. tum istegimin ülkemin ve insanlarının mutluluk ve esenlik çinde olmasıdır. Atatürk adına ortaya çıkan insanların yaptıkları Atatürke mal edilemez. Arapça ezan yasağını kaldıranlar da Atatürkçü idi, köylüye traktör getirenler de ama tahkikat komisyonu kuranlar da, vatan cephesi açanlar da. onları alaşağı edenler de. sizin hatalarınız "müslüman" olmanıza bağlanabilir mi?
(Oksimoronlugu (yoksa başka bir şey mi demek doğru olur) bırakın: "tartışma götürmez" derken kastettiğimin "tartışılmaz" demek olduğunu mu anlıyorsunuz. çok komik ya. bu benim düşüncem. evet bence çok büyüktür Atatürk.)
bilmem anlayabildiniz mi?
Yazan: Çagatay Tumer Tarih: January 15, 2007 1:08 AM
"Ataturkçülük maalesef eleştirel yaklaşanların ve özellikle hasmane tutum izleyenlerin konuyla ilgili önyargıları ve gerekse Atatürkçülük adına tavır alanların uslubu buna olanak vermedi şimdiye kadar." (Cagatay)
El-hak dogru.
Bakalim ne imis dogru Ataturkcu uslubu:
“Başbakana küfürden söz ediyorsunuz. başbakanınız adam olsaydı gereğini yapsaydı o zaman. ki ortaya çıktı. Abdullah Gül imza attırdığı kararnameyi yıllar sonra sümenin altında bulmuş.” (Cagatay)
Haa, iste butun Ataturkculer bu slubu kullansalar ortalik sutliman olur.
Tercume: Erbakan "Adam" olmadigi, geregini yapmadigi icin asmadik Menderes’e yaptigimiz gibi; sadece 28 Subat'la yetindik. "go ahead, make my day" diyor Cagatay. Orijinal degil yalniz. Hergun rejim soytarisi medya generalleri de diyor bunu. Peki "Genelkurmay niye adam olup geregini yapmadi; tam tersine pe****nki terfi ettirdi?" demeyin dilinizi keserler. Ferhat Sarikayalara sorun.
("Oysa ben Ben BIR ULKE VATANDASLARININ BIR SAHSI ELESTIREMEMESINDEN yakiniyorum..." demişiniz. bu bir şahıs yerine siz 100 tane "lider"i daha koyun. haaa birini kanunlar engelliyor, ya diğerlerini????) (Cagatay)
Guzel soru. Yuz tane listeleyemeyecegim ama birkac ornek verebilirim: Churchill. G. Washington, De Gaulle, FDR, Thomas Jefferson, Lincoln gibi liderleri kendi ulkelerinde elestrilmesini engelleyen birsey yok. Nitekim elestriliyorlar hem de sinirsiz.
Ulu onder, buyuk lider Kim Il-Sung'u, Ulu onder Turkmenbasi'ni (Ataturkmen) , Mobutu Sese Seko'yu, Habib Burghiba, Bin Ali, Iran Sahi Riza Pehlevi, Humeyni’yi, Stalini, Saddam, Hafiz Esad’i cb. elestirme nedenleri (su anda veya hukum surdukleri donemlerde) ayni bizimki ile. Baska ozel ornekleriniz var ise onlari da degerlendiririz.
Sahi nereye varmak istiyorsunuz "ee naapalim herkes yapiyo ama" diyerek?
"dediğinizi anladım ve ben bir ötesine geçtim: tamam siz bir ülkenin vatandaşlarının eleştirmesi yasaklanmış diyorsunuz. tamam bunu anladım ve bunun 2 gömlek ütünde dedim ki, iktidarı ellerinde bulundurduğunu söylediğiniz insanlar kendi liderlerinin eleştirisini tüm vatandaşlara kanunla yasaklamışlar. bunu eleştiriyorsunuz diyorum (yoksa eleştirmiyor musunuz?) yahu siz daha iktidar olamadan, mücahid ve hatta kimilerinin mehdi olarak gördüğü Erbakan hazretlerine en ufak bir eleştiri yapmıyorsunuz yaptırmıyorsunuz. saçmalığa bak: onu izleyeneler zeten onu sevenler falan filanmış. acaba o izleyenlerden birisi kalkıp ya sayın liderimiz sen niye bu kadar tavizkar oldun, imam hatipleri kapattırdın vs diyebilir mi? derse hemen afaroz etmezler mi?bunu söylüyorum. daha toplumun en küçük birimlerinde hele muhafazar çevrelerde bu kadar lidere tapma kültü egemenken kalkıp da oralı bile olmamak çok ama çok komik." (Cagatay)
Bak 4 dil bilen entel.
Gene sapla samani karsitiriyorsunuz. Bir fikir akiminin veya siyasi partinin liderini elestirmemesi en fazla hareket icici veya parti icin demokrasi meselesidir.( Ki o elestrilemeyen adamin partsinden yeni bir parti dogdu ve iktidara (pardon hukumete) geldi' o'nun elestrilemedigi zirvaniz icin bu kadar yeter).
Ama Mevzu bu degilki Sn, Cagatay. Ben veya kimse burada NIye CHP'de Baykali elestirenler ihrac ediliyor demedimki. ULKEDEN BAHSEDIYORUZ. BIR DEMOKRATIK ULKEDE HALKIN ELESTIRME, SEVME SEVMEME, TAPMA TAPMAMA HAKKI VARMIDIR YOKMUDUR? Bunun gonulullu bir fikir hareketinin, veya Fenerbahce taraftarinin Fenerbahce yonetimini elestirmesi ile ne paralelligi var?
Siz boyle arguman yaparsaniz ben de oksimoron da derim; belki anasindan henuz dogmamis biri oksisini de ihmal eder.
“bir de siz bu adamın iktidarı elegeçirdiğini düşünün. mesela be merak ediyorum Osamnlıya en ufak bir eleştiride bulunabilir miydik o dönemde?(ama gerçek anlamda iktidar olsaydınız diyorum) dine ilişkin en küçük bir eleştiride bulunabilir miydik? (Cagatay).
Bakalim dogru anlamismiyim Sayin Cagatay’in soyledigini:
1."Bu adam “ kim bilemiyorum. Ama ben isem teveccuhunuz efendim. Ben degil isem Sn. Cagatay’in beni de dahil ettigi dindar insanlaeri kastettigi herhalde yanlis bir yargi olmaz.
2. Sn Cagatay bugun secimlerle haklin iktidara getirdigi hukumetin GERCEK ANLAMDA IKTIDAR OLMADIGINI TEYID EDIYOR. Iktidar biziz diyor.
3. Sn,. Cagatay “siz olsa idiniz de ayni seyi yapardiniz, dolayisi ile bizim sizi engellemek icin yaptiklarimiz caizdir” diyor. Ama yanlis anlasilmasin Sn. Cagatay demokrasiye inaniyor, zorbaliga vs sonun kadar karsi ve de fikir hurriyetinin yaninda. Nerdenmi biliyorum? Baksaniza : “Ben Atatürk'ü ve devrimlerini sonuna kadar savunan bir birey olarak, kim adına olursa olsun hiçbir faşist, totaliter, baskıcı uygulamaya taraftar olmam olamam. tum istegimin ülkemin ve insanlarının mutluluk ve esenlik çinde olmasıdır.” (ah gozlerim yasardi! ) O sadece farkli fikirdekilerin iktidara gelmesine karsi. Sebep: “Gelseler onlar da bizim yaptigimizi yapacaklar. Eh, simdi ben iktidardayim niye sana vereyim degilmi ama?
“Atatürk adına ortaya çıkan insanların yaptıkları Atatürke mal edilemez. “ (Cagatay)
Dogru sayin Cagatay, bu sergilediginiz demokratlik iddiasndaki fasizan tavrinizi MKA’e falan mal etmiyoruz.
Peki MKA’dan niyemi konusmuyoruz. BKz mevzudaki ilk yorumumdan:
1. Sadece metheden seyler soylersem hem kendime durust olmamis olurum hem de "takiye yapiyor" diyenler olur;
2. Dusunduklerimi serbestce soylesem, Cagataylar Yaylalar yaylalar soylettiririrler adama
“(Oksimoronlugu (yoksa başka bir şey mi demek doğru olur) bırakın: "tartışma götürmez" derken kastettiğimin "tartışılmaz" demek olduğunu mu anlıyorsunuz. çok komik ya. bu benim düşüncem. evet bence çok büyüktür Atatürk.)” (Cagatay)
Tesekkurler iltifat icin . Hakaret ederken bile intihal yapmak zorundamisiniz? Hem de muhatabinizdan. "Taklit en guzel itifat seklidir"
“tartisma goturmez” ifadenizi balgamdan cikarip fasizanliginizin, tutarsiz carpik mantiginizin tek delili olarak sunsa idim hakli olurdunuz. Ama yazinizin tamamindaki zihniyet o cumlede kristalize oldugu icin ornek olarak kullandim. O ifadeyi geri alaqyim problem ise, Ama sonuc degismiyorki.
Evet tartisma goturmeyen konulari tartisma cureti gosteren akademisyeni “bant cozumu" ile aklamis Sn. Cagatay. Duydunuzmu Sn. Gazi rektoru Yamac, Tezic, Buyukanit ve diger erkan-i harp pasalari?
"bilmem anlayabildiniz mi?" (cagatay)
Anladim. Fasistsiniz!
Dort dil bildiginize gore:
Bye now Cagatay! Next.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 15, 2007 6:56 AM
Sayın Tümer,
"b> oksimoronun ne oldugunu cok iyi biliyorum. ustelik ovunmek gibi olmasın 3 dili akıcı kouşacak şekilde bilirim."
:-)))
Ne alakası var 3 dil bilmenin anlayışla?
Sözüm meclisten dışarı "kitap yüklü eşşekler" tabirini hiç mi duymadınız?
Bu cümleniz bile oksimoron: "Övünmek gibi olmnasın ama 3 dili akıcı şekilde konuşacak biçimde bilirim" :-)
Hem övünmek istememek hem de konu ile alaksız biçimde dil bildiğinize vurgu yapmak? Neyse..
Bekir Bey'in anlattığı gayet açık.
Bir kapalı cemaatin liderini eleştir(e)memesi başka, bu cemaatin "dışındaki" kişilerin cemaat liderini eleştiremeMesi başka..
Bu farkı anlamak neden bu kadar zor?
Cemaat içi eleştiri kültürünü geçelim, o zaten kronik hastalığımız.
Erbakanı Erbakancıların,Atatürkü Atatürkçülerin eleştirmelerini zaten beklemiyoruz, o namümkün.
Erbakanı Milli görüş "dışındakiler" kıyasıya eleştirebiliyor. Başka liderleri de.
Peki Atatürkçü olmayanlar Atatürk'ü
eleştirebiliyor mu?
Eleştirde gör gününü.
Bakınız Atilla Yayla olayı.
Halbuki Miletin en kutsal değeri bile eleştiriliyor. Mesela İslam peygamberi hakkında sadece Kaynak yayınlarından yayınlanan kitaplara bakın. Hangisi yasak?
Peki Dr.Rıza Nur'un Hatıratı halen niçin yasak?
Mesele bu.
Eğer anlaşılmadıysa kaç dil bildiğimi söyleyerek sözlemi destekleme yoluna da gidebilirm :-)
Saygılar.
Yazan: Suat Ö Tarih: January 15, 2007 11:25 AM
Bekir Bey, Çağatay Bey'in vb.lerinin zihniyetindeki faşizmi çok iyi yakalamış:
"bir de siz bu adamın iktidarı elegeçirdiğini düşünün. mesela be merak ediyorum Osamnlıya en ufak bir eleştiride bulunabilir miydik o dönemde?(ama gerçek anlamda iktidar olsaydınız diyorum) dine ilişkin en küçük bir eleştiride bulunabilir miydik?" (Cagatay).
Bakalim dogru anlamismiyim Sayin Cagatay’in soyledigini:
1."Bu adam “ kim bilemiyorum. Ama ben isem teveccuhunuz efendim. Ben degil isem Sn. Cagatay’in beni de dahil ettigi dindar insanlaeri kastettigi herhalde yanlis bir yargi olmaz.
2.Sn Cagatay bugun secimlerle haklin iktidara getirdigi hukumetin GERCEK ANLAMDA IKTIDAR OLMADIGINI TEYID EDIYOR. Iktidar biziz diyor.
3. Sn. Cagatay “siz olsa idiniz de ayni seyi yapardiniz, dolayisi ile bizim sizi engellemek icin yaptiklarimiz caizdir” diyor. Ama yanlis anlasilmasin Sn. Cagatay demokrasiye inaniyor, zorbaliga vs sonun kadar karsi ve de fikir hurriyetinin yaninda. Nerdenmi biliyorum? Baksaniza : “Ben Atatürk'ü ve devrimlerini sonuna kadar savunan bir birey olarak, kim adına olursa olsun hiçbir faşist, totaliter, baskıcı uygulamaya taraftar olmam olamam. tum istegimin ülkemin ve insanlarının mutluluk ve esenlik çinde olmasıdır.” (ah gozlerim yasardi! ) O sadece farkli fikirdekilerin iktidara gelmesine karsi. Sebep: “Gelseler onlar da bizim yaptigimizi yapacaklar. Eh, simdi ben iktidardayim niye sana vereyim degilmi ama? (Bekir L.Yıldırım)
*****
Çağatay Bey başta alıntılanan bu düşüncesine rağmen " kim adına olursa olsun hiçbir faşist, totaliter, baskıcı uygulamaya taraftar olmam olamam. tum istegimin ülkemin ve insanlarının mutluluk ve esenlik çinde olmasıdır." diyebiliyor.
Oksimoron denince de kızıyor.
Faşizmi ağabalarınız daha iyi gizliyor sizden Çağatay Bey, siz beceremiyorsunuz. Aynı yazının içinde kendinizi faş ediyorsunuz.
İşte bugün C.başkanlığı tartışmalarından bürokratik olşigarşideki sıkı direnişe kadar zirvedeki kavganın sebebi de aynı zihniyet.
Yani iktidarı halkın iradesine devretmeMek.
Ama son çırpınışlar bunlar..
Yazan: Suat Ö. Tarih: January 15, 2007 11:45 AM
Ben Artık Atatürkü sevmiyorum! Bir üniversite öğrencisiyim. Tarih dersimizin kitabının adı "Modernleşen Türkiye Tarihi ,Erik J. Zürcher
" bu tarafsızca yazılan kitabı okuyunca Atatürkün koyduğu bazı yasaların ne kadar saçma ve us dışı olduğunu gördüm. Ayrıca kendisi tam manasıyla değil ama bir diktatördür. Bunu ben değil okuduğumuz kitap söylüyor. Malesef böyle tarafsızca yazılmış tarih kitabı bulmak çok zor! Bence Atatürkü normal bir insan gibi iyisiyle kötüsüyle değerlendirmenin zamanı gelmiştir.
Yazan: mesut Tarih: January 15, 2007 1:40 PM
Komsumuzun evinde tam bir sandalyeye oturacaktim ki 3 yasindaki oglu kiyameti kopardi, "orada görünmez arkadasim var, az daha eziyordun!"
Bizim de görünmez arkadasimizin adi Atatürk. Onun "izindeyiz." Yani o önden gidiyor, biz arkadan. Ya hata yapip döndüyse 180 derece? Olsun, biz onun izinde oldugumuz için onunla ayni hatalari yapmali, ondan sonra dönmeliyiz. Onun için hâlâ 1930’larda yasiyor yari aydinlarimiz. 1930 avrupasinin milliyetçiligi, devletçiligi, laikligi, bilimciligi ile kafalarimizi ütülüyorlar.
Çocuklara ezberletilen ve TRT’de çalinan su sarkiyi hatirlar misiniz?
"Atatüüürk ölmedi, yüregimde yasiyor
uygarlik savasinda her gücü O asiyor!"
Yani “damarlarimizdaki asil kan”a ragmen bizim güçlükleri asacak halimiz yok, ölmedigine göre Atatürk’ün bu ise devam etmesinde fayda var.
O diyor ki : “Ben bir gün ölecegim, gençler, memleket size emanet” Bizimkiler ise “Estagfurullah Pasam, siz önden buyrun, biz sizin izindeyiz” diyorlar. 1981'de Atatürk'ün dogumunun yüzüncü yil dönümünü kutladilar. Her yere "Atatürk 100 yasinda" diye yazildi. 1982'den itibaren isin suyu çikmaya basladi.
Bir yil önceki boyanin günesten sararmis rengini tutturamayan belediyeler her yil 101 yasinda, 102 yasinda diye yazmaya basladilar ama gerçekten çirkin duruyordu. Sonra nasil olduysa birakildi bu is.
Arkadaslar, gelin 2007’nin bu ilk günlerinde bir hayir isleyin : Etrafinizdaki atatürkçü dostlarinizin omuzuna dokunun, onlari hafifçe sarsin ve kulaklarina söyle fisildayin:
Atatürk öldü, ALLAH rahmet eylesin, nûr içinde yatsin. Gel beraber bir Fatiha okuyalim.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: January 15, 2007 3:21 PM
M. Akyol'dan C. Tumer ve B. Yildirim'a, herkese katiliyorum. Herkesin soylediginde dogrular var. Yanlislar da var ama, dogrular verisel ('factual') iken, yanlislari duygusal ('emotional') buldugumu soylemeliyim. Ataturk'un tarihteki yerini teslim ettigini, ama kendi dusuncesini ozgurce, korkusuzca tartisma ortami olmadigindan sikayetle pozitif bir sey soylemeye istahi kalmadigini soylemesine karsin, Bekir Bey'in uzerine yurunmesi dogru degil. Kisileri soyledikleri seyler uzerinden degil, ama soylemediklerinden hareketle elestirmek, yermek her zaman mumkun. Ama bu cins yaklasim duygusal oluyor, ve tansiyonu ve ayriligi gereksiz yere artirmaktan fazla ise yaramiyor. Cagatay Bey'in satir aralarindan fasist oldugu, Bekir Bey'in de biraksaniz Cumhuriyet'i yarin burusturup, cope atacagi gibi asiri sonuclar doguyor. Satir arasi okuyacaksak illa, karsimizdakiyle ayrilik bulmak, suphelerimizi teyit etmeye calismak yerine, uzerinde anlasilabilecek seyler aramak daha yararli olabilir belki.
Atilla Yayla, Orhan Pamuk vb. olaylarda olusan tepki de duygusaldir. Bu cins duygusal kavgalara devletin de yasalari araciligiyla taraf olmasi, derhal duzeltilmesi gereken bir yanlistir. Ataturk'le ilgili hic bir garezi olmayan bir vatandas olarak soylemek zorundayim. Sacmaliktir olan biten. Baba devletin, ogul vatandasa senin rustunu illa da tanimayacagim demesidir. Ele gune rezil olmaktir. Daha Turkcesi var mi bunun?
Universite ogrencisi Mesut arkadasin soyledikleri de cok dusundurucu. Erik Zurcher'in kitabini okuyup sok oluyorsa bir gencimiz, demek ki, egitim sistemimizin ici tamamen bosaltilmis, Ataturk'e duygusal bir bag asilanmasi cabasina indirgenmis. Tarih, toplum ve dunya gorusu biraz dengeli veya olgunlasmis birisi icin Zurcher'in kitabinda insani sok edecek bir sey olamaz. Bu sonuc, Cagatay Bey'in isaret ettigi o her renkten 'Kemalist'in kollektif yenilgisidir kanimca. Batililarin 'civics' dedikleri, bizde herhalde 'yurttaslik bilgisi' denebilecek bir egitim ihmal edilmis besbelli. Amerika'da Jefferson'i, Washington'u ve bilumum 'kurucu baba'yi caninizin istedigi gibi elestirebilirsiniz, ama bu elestiriler, ulkenin anayasasina, Cumhuriyetlerinin temeline bir tehdit teskil etmez. Dise dokunur cinsten elestirilerin apacik ideolojik oldugu gorulur, ki bunlar marjineldir. Cogunluk kaale bile almaz, zira onlara Cumhuriyet ve anayasalarinin degeri pek guzel asilanmistir. Washington'un koleleri varmis, Jefferson'in kole kizdan cocuklari olmus ve dahasi azili bir Allahsizmis gibi tabloid gercekleri ogrenince buyuduklerinde, sok olmazlar. Lincoln birligin devami adina bagimsiz yargi islevini durdurmus, bir diktator gibi davranmis diye ogrendiklerinde, sasirmazlar, bunu halk iktidarina karsi bir zumrenin iktidar savasi diye kucumseyip, kendilerinden nefret etmezler. (Yelpazenin ortasindaki genis kitleden sozediyorum. Uclarda her cesit asirilik bulunabir.)
Vesaire, vesaire...
Yazan: Nihat Tarih: January 15, 2007 6:34 PM
ATATÜRK'ün Gençliğe hitabesi ne kadar rahatsız edici değil mi? Halife-Sultanı kovup Cumhuriyeti kurduğu yetmezmiş gibi sen kalk Cumhuriyeti gençlere emanet et. Birinci vazife olarak ta Türk istiklalini sonsuza dek mudafa etmelerini tembihle. Ne kadar gereksiz, boş ve rahatsız edici bir vasiyet değil mi?
Sizin asıl derdiniz bu. Zoraki bir şekilde ATATÜRK'ün sadece büyük asker ve devlet adamı olduğunu söylemek marifet değildir. ATATÜRK'ün kimsenin sevgisine ihtiyacı yok! En büyük eseri olan CUMHURİYET'i sevin yeter!
Muasır medeniyetler seviyesine de ancak laik düşünce sistemi ile, çağdaş bilim ile varılabilir. Teokratik İslam ideolojisi'yle değil. Cumhuriyetimizin kuruluş felsefeside zaten budur.
Ya sevin ya vazgeçin bu sevdanızdan. Bundan artık geriye dönüş yok! ATATÜRK'ün adını kullanıp kızım sana söylüyorum gelinim sen anla tarzı yaklaşımlardan vazgeçin artık. Dini, devlet içinde iktidar yapma çabalarınız beyhude uğraştan başka bir şey değildir. Takiyye'nin de suyu çıktı artık. Modası da geçti ayrıca.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: January 15, 2007 7:20 PM
"Malesef siz de Atilla Yayla gibi Kemalizmi "1925-1945 arasında yapılan şeyler" olarak tanımlayarak büyük bir hata yapıyorsunuz."
Da Vinci;dostum nerelerdesin?
Tabii ki Kemalizm o donemde yapılan sey'ler soylenen sozler olmalı.Adı ustunde Kemalizm.Sonrasını anma istersen,yoksa bende Kemalizm karsıtı olacagım.
Ben "Yurtta sulh,cihanda sulh" diyen kemalistlerdenim.Sonradan turemis Kemalist'lerden degil.
Ataturk hepimizindir.Kimse ona farklı bir sekilde sahip cıkıp,onun uzeriden politikalar gutmesin.
Yazan: bercenay Tarih: January 15, 2007 7:59 PM
Ozur dilerim asagidaki yorumumu yanlislika "Israil" basligi altina koymusum.
********************************
Ataturk'e nasil mi bakiyorum?
Uzaktan.
Anit-Kabir'e gittim, musade etmediler yakindan bakmama.
O'nun gelecegi emanet ettigi genclik arasinda yerim yokmus. "En hakiki mursit" icin universiteye gittim; ordan da kovdular O'nun adina.
Dava edildim mahkemelik oldum. Avukatimi mahkemeye sokmadilar o da "yanlis giyimli" oldugu icin.
.........
Simdi Ataturk'e nasil bakmami bekliyorsunuz?
Yazan: Sibel Tukover Tarih: January 16, 2007 9:56 AM
hülagü bey gene lafı getirmiş din meselesine. zaten kafasında başka birşey yok sanırım, buraya da dini dindarları rencide etmek için takıldığını düşünüyorum. Atatürk'ün tartışılabilmesi, putlaştırılmaması, tabulaştırılmaması üzerine yazılmış bir yazı ve ona gelen yorumlar var, genelde konuyla alakalı, ama bu hülagü'nünki tam alakasız olmuş. beyin uyuşması böyle birşey olsa gerek.
Yazan: sabbah Tarih: January 16, 2007 3:08 PM
"vasıflara haiz" değil; "vasıfları haiz" doğrusu...
Yazan: Kemal Tarih: January 17, 2007 1:28 AM
Mesut!. sana Atatürk'ü sev yada sevme diyon yok ne istersen yapabilirsin bunu ilk olarak soylemek istedim.
O okudugunuz ders kitab1inin tarafsiz oldugunu nerden biliyorsun ? adam yanindami yazdi kitabi.
Ha bide cikarilan yasalardan bahsetmissin bazilarinin sacma akil disi oldugunu soylemissin. zamaninda atatürk istiklal mahkemelerini actigi icin agir sozlere maruz kalmisti ne yani kotu mu yapti ?
Atatürk zamaninda her cikan yasanin bi rasyonelligi vardir. ha sen kabul etmiosan o baska... ama sen simdi harf devriminede karsi cikarsin yaptiklarina karsi cikiosan.
Klasik olabilir bu soyledigim ama Atatürk sayesinde Atatürk'ün arkasinda bazi cevreler rahatca atip tutuyor Atatürk sayesinde simdi evinde sicacik yataginda yatiyorsun. Adnan menderes veya özal sayesinde deil.
Saygilar...
Yazan: caglayan Tarih: January 17, 2007 6:46 AM
Sevgili Çağatay,birincisi, kimi sevip sevmiyeceğim konusunda özgür olduğumu hatırlatmanıza gerek yoktu, bunun zaten farkındayım! ikincisi, okuduğum kitabın tarafsızlığı konusunda hocalarımdan sağlam bir bilgi aldım. Kitabı okuma gayreti gösterirseniz bunu siz de görebilirsiniz tabi okurken taraflı bakan gözlüğünüzü çıkarmanız koşuluyla! Üçüncüsü, evet Atatürk zamanında çok us dışı kanunlar çıkarıldı. Bunlardan bir tanesi de İstiklal mahkemeleriydi. Bu mahkemelerde kaç masum insanın can verdiğini biliyor musun? son olarakta, yine başkaları gibi Atatürk olmasaydı ..... olmazdı. biz olmazdık. falan olmazdı filan olmazdı. şükür olsun Atatürk herbirşeyin üstesinden gelmiş. Nasıl gelmesin o bir bizim gibi bir insan değilki o bir uzaylıydı! o yüzden herşeyi en mükemmel bir şekilde yaptı kimsenin yardımı olmaksızın!!
Yazan: mesut Tarih: January 17, 2007 9:48 AM
Hülagü bey Efendim Zorlamayın kendinizi. Bunu bilki cumuıriyeti senden daha çok seviyorum. Böyle yaparak bir yerlere varamzsın. İslam ideoloji değildir, din ile ideolojiyi karıştırmaynız ve aynı kefeye koyamyınız.
İçini kemiren bir şey var değil mi sürekli rahatsız oluyorsun ya doğruysa ya doğruysa... Eğer doğruysa mahvolurum öğrendiğinde ise iş işten geçmiş olacak inşallah göç etmeden gerçeği öğrenirsin. Bu yazıyı hülagü(sırf uyuzluk olsun diye bu nicki kullandığını biliyorum gerçek hülagü gibi olmaman dilekleriyle) anlar.
Yazan: ali Tarih: January 21, 2007 4:24 PM
ataturkculuk esittir buyukanıt pasanın ırtıca var ezerız, addli kokosların turkıye laıktır laık kalacak bagırtıları... sız bunları gorerek bır ataturkculuk fıkrıyatı canlandırdıgınız ıcın boyle bır yazı yazma gereksınımı duymus olmalısınız
turkıye on yıllardır bunlarla ugrastı gundemlerı bunlarla mesgul oldu ve yıne benzer bır konu
artık ıgretı verıyor bana..
benım bıldıgım....... dun yandım alı fılmını son seans saatıne gıtmıs olmama ragmen salonun tıklım tıklım oldugunu gorunce , benım bıldıgım ıste bu = turkler atasını ozlemle anıyor.... cunku uzun yıllardır lıdersızız kahramansızız, bu bıze gore degıl...
bunun ıcınde kurtlar vadısı ırak delı yurek yandım alı felan ınsanlar kalıtelı turk fılmlerın yapılması ıle ragbet gosterıyor ıse de ıslenen konuların da turklerı salonlara cektıgı bır gercek... yanı ataturkun nasıl gordugunuz onemlı degıl ıster kahramandı de ıster degıl ıdı de .... ataturk ıstesen de ıstemesen de tartıssan da ya serıat ya olum desen de ya da turkıye laıktır naraları atsan da, sıte sahıbını ve katılımcıları boyle bır donemde ataturkun genclıge hıtabesını bır kez daha okuyup anlamaya cagırıyorum...
Yazan: ancazin Tarih: January 21, 2007 11:31 PM
ali,
Bütün din'ler, ancak laik düşünce sistemi ortamında bir din hüviyetindedir. Bunların dışında bütün din'lerin nasıl birer ideoloji oldukları tarihsel bir gerçektir.
İçimi kemiren neden bir şey olsun ki? Bu cumhuriyet adam olduysa bu sayede adam olmuştur. Muasır medeniyet'e de ancak laik düşünce sistemi ve çağdaş bilim sayesinde varılabilir.
Hülagü TTT
Yazan: Hülagü Tarih: January 22, 2007 11:24 AM
Atatürk'ü sevmek zorundamıyız?
Hayır
Ona ve yaptıklarına saygı duymak zorundamıyız?
Evet
Yazan: burak Tarih: January 22, 2007 11:51 AM
Sayın Çağatay bey;
Osmanoğlu ailesinin üstünlüğü Tümeroğlu ailesinin de içinde bulunduğu bir devleti 600 yıl boyunca yönetmesidir.
saygılarımla.
Yazan: caner Tarih: January 22, 2007 12:49 PM
Caner Bey,
neden yönetilmeyi, ya da monarşinin diliyle söyleyeyim reaya olmayı bu kadar özümsemişsiniz? hiç oldu mu bu şimdi? siz değilmisiniz "Arabın Aceme üstünlüğü yoktur", "İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir" diye hadisler söyleyen!
bu monarşik yapıların dinin ve insan gerçekliğinin özüne ne kadar aykırı olduğunu ben mi size hatırlatmalıyım?
kaldı ki benim kastettiğim şey tamamen toplumsal örütlenmeye ilişkin bir uyarıydı. eğer toplumsal örgütlenmenin resmi adı devletse neden bunu iktidarı ele geçiren bir adam ve onun çocukları münhasıran tevarüs etsinler?
Peki Halife Ömer neden oğlunu yerine miras bırakmadı? Ya da Ebu Bekir?
her bir bireyin özgürce ve eşit koşullarda yönetime katılma hak ve olanaklarının var olmasıdır aslolan. ne benim size ne de sizin bana tahakküm etmeye hakkınız olamaz.
Demokrasi bunu tam sağlayamasa da en azından hedefler ve herşeye rağmen en iyisidir.
Cumhuriyet bir ailenin ya da zümrenin değil, cumhurun idaresidir. neden osmanoğulları veya ahmet mehmetoğulları olsun.
Yazan: Çagatay Tumer Tarih: January 23, 2007 10:42 AM
çağatay kardes guzel yazmıs aynen katılırım. bu zamana kadar ınsan toplulukları kutsanan hanedanlarla yonetıldı zaten turklere ozgu degıl ancak zamanında bır devrım bence cumhurıyet. aslında sol sag demokrat laık hatta barajı da kaldıralım o zaman butun krurtler dehapa verır felan , bence abd bu konuda cok ıyı demokratlar ve cumhurıetcıler ıkısı de abdye hızmet bakımından kendı dunyevı goruslerıne gore halka vaadde bulunuyor ve cozum yol onerıyorlar , buradakı secenekler bol ama mıllet hangısıne verecegız dıye debelenıyor hepsı bıldık tıpler hepsınden cekmıs mıllet:) tayyıbın sansı da buarada zaten taze kan
Yazan: ancazin Tarih: January 25, 2007 12:49 AM
Atatürk ve eleştirel düşünce
YIL 1930; Atatürk "Cayır cayır yanıyoruz" diyor; "Her taraf derin bir yoksulluk, maddi manevi perişanlık içinde, memleketin hakiki durumu ne yazık ki bu" diye yakınıyor, çare arıyor.
Temmuz ayında Türkiye'ye gelen Paris Büyükelçisi Ali Fethi Bey'le görüşen Atatürk, "Dışarıdan nasıl görünüyoruz?" diye soruyor. Ekonominin çok kötü olduğunu, dışarıdan yardım almak gerektiğini, diktatörlük görüntüsünün Batı'da iyi izlenim bırakmadığını konuşuyorlar.
Gazi diyor ki:
- Ben çaresini buldum. Memlekette muhalif bir parti kurdurmak lazımdır!
Muhalif parti aksamaları eleştirecek, farklı çözümler önerecek... Programında 'liberal' yazan Serbest Fırka böyle kuruluyor; umuluyor ki 20-30 milletvekiliyle küçük bir parti olsun. Ama halk oraya akıyor... Ve parti kapatılıyor.
Dahası, basın üzerindeki sıkı denetim artırılıyor. Türk Ocağı, Türk Kadınlar Birliği, Mason Locaları gibi rejim yanlısı kuruluşlar bile kapatılıyor; sırf 'bağımsız' oldukları için.
Tek fikirli toplum
Yoksul ve bitkin toplumun devrimleri anlayamadığı düşüncesiyle sıkı bir ideolojik disiplin kuruluyor: Toktamış Ateş Hoca'nın bugün "zırva" dediği dil ve tarih teorilerine mesafeli duran tarihçiler susturuluyor. 'Üniversite reformu'nda yüzden fazla öğretim üyesi tasfiye ediliyor... YÖK'e kadar uzanacak bir gelenek!
Prof. Emre Dölen, özerk Ziraat Enstitüsü'nün hızla geliştiğini ama hizaya getirilmiş üniversitede akademik gelişmenin yavaş olduğunu yazar.
Ekonomik ve toplumsal durum da pek farklı değildir. 1920'lerdeki inkılaplar hariç, Tek Parti devrinde, Şevket Süreyya'nın deyimiyle, "Çarklar boşlukta dönüyor."
Atatürk ve İnönü'nün bakanlarından Hilmi Uran'ın "tek parti uyuşukluğu" terimi toplumsal yapı durgunluğunun da fotoğrafıdır, 1950'lere kadar devam etmiştir.
Prof. Şevket Pamuk'un bulgularına göre, 1923-1950 arasında Türkiye'nin kalkınma hızı, bütün 'mucize' anlatımlarına rağmen, ancak dünya ortalaması düzeyinde, hatta hafif altındadır; İkinci Cihan Harbi'nin ölüm ve yıkımını biz yaşamadığımız halde.
Şimdi, inkılapları överken, bir "toplumsal gelişme" sorunu olduğunu göz ardı etmenin Türkiye'ye ne faydası var?!
Çoğulcu fikirler
İnsanlık tecrübesi gösteriyor ki, tek fikirli toplumlar dinamik ve yaratıcı olamıyor. Onun için çağımız, "toplumu sarsan, rahatsız eden fikirlerin bile" serbest olmasını gerekli buluyor.
Atatürk'ün nihai amacı da elbette buydu. Ancak, dönemin şartlarında gerekli sayılarak yapılan otoriter uygulamalar ve bunları haklılaştırmak için geliştirilen ideolojik kalıplar, zamanla katı bir resmi ideoloji haline geldi!
Askeri darbelerle anayasalara, kurumlara, üniversitelere enjekte edildi. Öyle bir resmi ideoloji ki, Atatürk'ün çeşitli konuşmalarını bile sansürledi!
Liberal Prof. Atilla Yayla'yı görüşlerinden dolayı "ders vermekten yasaklamak" da aynı egemen zihniyetin bir sansür uygulamasıdır, akademik sansürdür!
Yayla'nın görüşlerine katılmayabilirsiniz. Atatürk'ü ve dönemini öven yüz binlerce yayın, tez, ders yanında Yayla'nın sözleri devede kulaktır. Bu telaşa ne gerek var?
Atatürk için "o adam" sözü gerçekten yakışıksızdır. Ama akademik eserleri için bir şey diyemediğiniz Prof. Yayla'yı yasaklamanız, akademik değerlere ve hürriyetlere bir saldırıdır. Bağdat'tan dönecek bir yanlıştır.
TAHA AKYOL
Yazan: burak Tarih: January 25, 2007 10:31 AM
hiç kimse kimseyi sevmek zorunda değildir elbette ama herkes herkeseherkesin hatası vardır ama bu hatalar doğruların yanında pire gibi kalıyorsa bize sadece o pireyi üstüne basıp saygı duymak zorundadır.bu ülkede saygı duyulacak en büyük kişi de şüphesiz atatürktür.her liderin hatası mutlaka vardır ama bu hata doğruların yanında esamesi bile okunmayacak türden ise ona sadece nazar boncuğu denir.siz şu an yazılarınızı rahat bi şekilde yazıyorsanız bu atatürk sayesindedir.keşke şimdi de burda olsaybı başımızda olsaydı da bizi bu felakete giden yoldan döndürseydi.keşke herkes onun gibi hatalar yapsada öyle yönetse bu ülkeyi sayygılarımla
Yazan: yusuf koçyiğit Tarih: January 26, 2007 1:31 PM
Su yasadigimiz zamanda bile dunyadaki bir cok tarihci ve arastirmaci tarafindan Ataturk ayakta alkislanirken bizler TC evlatlari cikipta onun zamaninda yaptigi hatalari arayip elestirmeye kalkiyoruz.
Bizim sorunumzu zaten bu, oturur yazarizda yazariz, kahve koselerinde aksama kadar tartisip ulkeyi kurtaririz, kurtlar vadisi gibi dizilerle turkluk neymis gosteririz empraliyzme ama icrata gelince hepimizde is yok.
Peki Ataturk oylemiydi? Ataturk konustugu kadar icratta gosterdi ulkesi icin ve herkesin kendisi gibi olmasini istedi. Iste Ataturkculuk budur. Ulkesi icin, insanlik icin, baris icin birey olmak.
Ataturkun elestirilcek tek yani yoktur. Adam resmen yoktan var etmis bir milleti bir ulkeyi. Onu saygiyla anarken onun dusunce ve yasam felsefesini gunden gune korelten ve ayaklar altina alan bizler kendilerimizi elestirmeliyiz ve nasil ureten ve calisan bir toplumken Ataturkun sagliginda, onun olumunden sonra sadece borc yiyen, birsey uretmekten cok Avrupaya bagimli olan, onlarsiz adim atamayan, kin ve nefretin gunden gune koruklendigi bir toplum olabildik bunu elestirin.
Ama yazmaktan cok buna karsi birey olarak ulkeniz icin calisin. Buda oturup ulkesi icin genc yasinda hayata gozlerini yummus birini elestirmekle olunmuyor.
Rahmetli Kislalinin cok guzel bir yazisi var:
M. KEMAL'E SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ diye.
Bende o yazi altina imzami atiyorum.
Yazan: Cem Tarih: February 1, 2007 5:35 PM
Evet bende merak ediyorum bu koca yalanlar ne zaman ortadan kalkacak ve gerçekleri konuşmaya başlıyacağız.Bende ilkokul bilgileriyle tanırdım bu ülkenin kahramanlarını ama ögrenim hayatımın devamında birazda Turkiye ortalamasının üstünde okuma meraklısı olduğum için belki de acı gerçeklerle karşılaşmış oldum.Evet kocaman yalanlar ve masallarla adeta çuvala sığmayacak gerçekler bir şekilde örtülmüş ama bu örtüye dokunmak isteyende öyle bir korkutulmuş ve sindirilmiş ki ;bile bile yalanları ve ezberleri kendileride kullanmak zorunda kalmışlar.ee dünyevi ikbal malesef bunu gerektiriyor böyle bir ülkede.ama ne olursa olsun ben gercekleri istiyorum sadece gerçekleri ve özgür bir şekilde değerlendirmek istiyorum olup biteni ve kişileri.Kabul etmiyorum O olmasaydı şöyle olur böyle olur şöyle yapamazdınız empozelerini.hatta artık şuna da inanıyorum;o zamana gidilse düşmanın cesaret edemeyeceği faliyetleri ve yıkımları tek parti yönetiminin yaptığını.örneğin gecenlerde test yayını yapan bir kanalda Edirne tanıttırılırken Sunucu : Osmanlıdan kalan vakıf eserlerin ki çoğu cami ve külliyeler çok ucuzdan satıldığını, tabi alanların da vakfiyedeki beddualardan çekinen Müslümanlar değilde gayri müslim özellikle Musevi kökenlilerin aldıklarını ismini unuttuğum değerli bir araştırmacının elde ettiği belgeleri göstererek yayınlamıştı.Hepte 30 lu yıllar...Hatta şöyle de yorumlamışlardı ;"Ucuza gittiğine bakmayın, satılanlardan tek parti sürümden kazanmış hasılı"...
ve sonunda da kameradaki damlacıkların yağmur olmadığını gözyaşları olduğunu belirtmişlerdi.hani nerde O olmasaydı ibadet edemezdiniz yaygaraları!!...
Mustafa bey sizden bir konuda araştırma yapmanızı çok isterim.hatta imkanım olsa kendim yapacam ama siz bu işi çok daha iyi yaparsınız.konu şu: tek parti döneminde özellikle istanbul başta olmak üzere Osmanlıdan kalan özellikle meşhur eserlerin durumu neydi.o koca koca binalar 30 lu yıllarda nasıl bir akibete uğradı araştırabilir misiniz?.Ben o zamanı hatırlayan kişilerden ve bir takım belge ve resimlerden bazı meşhur yerlerin düştüğü durumu biliyorum ama daha ilmi bir araştırma size yakışır.acaba ne dersiniz böyle bir araştırmaya belkide oluşabilecek bir kitaba...
şimdiden sn Yayla olmak üzere bu konuda bizleri aydınlatan siz değerli zevata tşk ederim..
Yazan: hakan Tarih: February 8, 2007 3:34 AM
Biraz ezber bozalım ve rahatsız edici sorular soralım...
1. Atatürk kendi hayatı boyunca bir ideoloji ya da doktrin vaz etmiş midir? İcraatlerini bir ideolojiye dayandırmış mıdır?
2. Atatürkçülük olarak isimlendirilen ideolojinin temel ilkeleri neden bu kadar azdır? Atatürkçülük sadece bu ilkelerden mi ibarettir? Niçin insan hakları, ifade hürriyeti gibi evrensel değerler Atatürk ilkeleri içinde yerini bulamamıştır?
3. Devletçilik ve halkçılık ilkesinin bu günkü uygulaması nasıldır ve ne durumdadır?
4. Atatürkçülük ve ilkeler hakkında uluslararası ilim çevrelerinde kabul görmüş bilimsel çalışmalar var mıdır? Türkiye dışından bilim adamları tarafından Atatürkçülük ya da kemalizm üzerine olumlu bilimsel çalışmalar var mıdır. (Detaylı ve enine boyuna yapılmış?)
5. Atatürkçülük hakkında genel kabul görmüş bilimsel çalışma, kitap, vs. herhangi bir referans değeri taşıyan çalışma var mıdır? Varsa neden yaygın olarak bilinmemektedir?
6. Atatürkçülük bir ideoloji mi, yaşam görüşü mü, yoksa bir doktrin midir?
7. Atatürkçülüğün neden evrensel platformda geçerliliği yoktur? Neden Türkiye'nin nevi şahsına mühnasırdır? Türkiye'den başka Atatürkçülükten istifade eden başka bir ülke (olumlu örnek olmak kaydıyla) var mıdır?
8. Atatürkçülüğün en temel esasları üzerinde dahi neden genel kabul görmüş tarifler ve tasrihler yapılamamaktadır? (Örneğin Laiklik)
9. Atatürkçülük adına yapılan uygulamalar ile Türkiye'nin hangi sorunu çözülmüştür? Ekonomik alanda bir katkı olmuş mudur? Etnik sorunlar çözülmüş müdür? Din siyaset ilişkileri rayına oturmuş mudur? Yoksa bunların hepsi zorlama ile bastırılarak unutturulmaya mı çalışılmıştır?
10. Atatürk'ün ideali olan muasır medeniyet seviyesine neden ulaşılamamıştır?
11. Atatürkçülüğün yardımcı (!) ilkelerinden akılcılık , bilimcilik ilkeleri neden bu kadar ihmale uğramıştır? Bu ilkelere rağmen bilim alanında Türkiye neden bu kadar geri kalmıştır?
12. Sanat alanında Atatürkçülük neden önemli bir eser verilmesine yardım edememiştir? Neden Cumhuriyet döneminde ciddi bir sanatsal başarı gösterilememiştir?
13. Atatürkçülük Demokrasi mi Cumhuriyet mi sorunsalına neden sarih bir çözüm getirememiştir? Neden batı tipi bir demokrasi teşkiline mani olmuştur? Atatürkçülük adına demokrasi neden defalarca kesintiye uğramıştır?
14. Bu ve bunun gibi sorular uzayıp gidecektir. Bütün bu soruların bize ulaştırdığı sonuç şu olabilir mi:
ATATÜRKÇÜLÜK ASLINDA FARKLI ZAMANLARDA FARKLI KİŞİLERİN KENDİ FİKİRLERİNCE İLERİ SÜRDÜKLERİ BÜTÜNLÜĞÜ VE TUTARLILIĞI OLMAYAN FİKİRLER CÜMBÜŞÜNDEN İBARET OLUP GERÇEK BİR İDEOLOJİ, DOKTRİN YA DA HAYAT GÖRÜŞÜ DEĞİLDİR.
ALTYAPISI, KAYNAK KİTABI, BİLİMSEL ÇALIŞMASI OLMAYAN İÇİ BOŞ BİR RESMİ İDEOLOJİDİR.
DAHA ZİYADE DOGMATİK OLUP GERİLEMEYE TEKABÜL ETMEKTEDİR.
TÜRKİYEYE HAKİM OLAN ELİTİN SOPA GÖSTERMEK İÇİN KULLANDIĞI BİR ARAÇTIR.
ATATÜRKÇÜLÜK ATATÜRKÜ DOGMALAŞTIRMIŞ DOLAYISI İLE GERÇEK ATATÜRK'E KÖTÜLÜK ETMİŞTİR. ATATÜRK PRAGMATİK BİR ŞAHSİYET İDİ. FAALİYETLERİNİ SIĞ BİR İDEOLOJİYE SIĞIŞTIRMAYACAK KADAR AKILLIYDI. NİTEKİM KENDİ HAYATINDA HAREKETLERİNİ BİR DOKTRİNE BİNA ETMEDİĞİNİ KENDİ FİKRİYATININ DA DOKTRİNLEŞTİRİLEMEYECEĞİNİ BİZZAT KENDİSİ İFADE ETMİŞTİ.
ATATÜRK EŞSİZ BİR LİDERDİ. ONSUZ OLMAZDI. BELKİ DE BÜTÜN CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA ATATÜRK KADAR YETKİN BİR İDARECİ GÖRMEDİK. GÖREMEYECEĞİZ DE. ANCAK BUNLAR BİZİ DOGMACILIĞA, GERİLEMEYE, DÜŞÜNCE HAYATIMIZI DONDURMAYA SEVKEDEMEZ. AMERİKA'DA WAŞİNGTONİZM, ALMANYADA BİSMARKÇILIK OLMADIĞI GİBİ HİÇ BİR GERÇEK DEMOKRASİDE KİŞİYİ DOGMALAŞTIRAN İDEOLOJİLER YOKTUR.
YAPILACAK EN AKILLICA HAREKET KIRALIN ÇIPLAK OLDUĞUNU İTİRAF EDİP TÜRKİYE'DE EVRESNSEL DEĞERLERİ BİR AN ÖNCE İKAME ETMEKTİR.
Yazan: Eli Goldberg Tarih: March 14, 2007 5:16 PM
Ülkemizde azıcıkta olsa tarih okuyan herkes bilirki bizlere öğretilen tarihte tutarsızlıklar,yerine oturmayan taşlar vardır.
M.Kemal hakkında söylediklerinize katılıyorum.Zamanın gereklerini yapan,zeki,başarılı bir komutan önemli bir devlet adamıdır.Sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu konumunda olması dahi ona minnet duymamız için yeterlidir.
ama sizin de dediğiniz gibi Kemalizm,Atatürk ilkeleri gibi şeyler maddeleştirilip kurallar bütünü haline getirilip dayatıldığı zaman işin suyu çıkıyor işte.Problem burda insanları önce modern ve modern olmayan diye ikiye ayırıyorsunuz.Tavrınızı Batıdan yana koyduğunuz ifade ediyorsunuz ama Kemalizm adı altında insanlara 1920-40 lı yılların teorilerini yutturmaya çalışıyorsunuz.M.Kemal tarihi bir gerçekliktir.Günahlarıyla,sevaplarıyla,başarıları ve hatalarıyla.M.Kemal insanüstü bir varlık değildir.Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş sürecinde süreci üstlenen en önemli kişidir.Kendisine verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmiştir.Bu arada Nutuk'ta basit bir tarih kitabıdır.Bunun da bu kadar abartılmasına hayret ediyorum.Hatta resmileştirilmeye çalışılan basit bir tarih çalışmasıdır.
Yukarıda Yazan Yusuf kardeşime sadece bir şey demek istiyorum.Lütfen elinize bir İlköğretim ya da lise İnkılap Tarihi kitabı alın baştan sona kadar okumak en fazla 2 gününüzü alır.Kitabı bitirdiğinizde hala İnkılap tarhimizde eksik taşlar yok diyebiliyorsanız.Bir anormallik var buralarda kopukluklar var demiyorsanız kusura bakmayın ama ben sizin aklınızdan şüphe ederim.Bu kadar da iddialı konuşuyorum.
Yazan: Mehmet AKSU Tarih: November 30, 2007 11:36 PM
Atatürk'ün kendi döneminin şartları nedeniyle izlediği politikalardan asla değişmeyecek ilkeler türetmek ve böylece bir ideoloji inşa etmeye karşısın çünkü sana göre bu zararlı ve özellikle de Türkiye'nin demokratikleşme ve özgürleşme sürecine engel olmak için kullanılıyor.
Ama gel gör ki bundan 3500 yıl önce ve 1500 yıl önce yaşamış insanların kendi dönemlerinin şartları nedeniyle oluşturduğu kurallardan ve mitlerden asla değişmeyecek ilkeler oluşturmak ve böylece bir din inşa etmek sana göre her şeyden çok yararlı ve çok gerekli. Ve asla insanlığın demokratikleşme özgürleşme sürecine engel olmadı.
Ah siz dindarlar. Sizi anlamak kolay.
Yazan: Murat Tarih: December 11, 2007 3:04 PM
Herkes laik diye CHP'lileri gösteriyor,
bizler burada kuru kuru yanıyoruz?
Bir yerde istenmeseydim, orada daha kalmazdım.
Bu ülkede bazıları istenmiyor, bence daha fazla
kalmamalılar.
Yazan: Ozan Akın Tarih: January 24, 2008 11:38 PM
Ataturk'e nasil mi bakiyorum?
Yorgun gozlerle.
Toteme bakar gibi.
Her meydanda, her okulda, her dairenin her odasinda, her sehrin en buyuk caddesinde, elime gecen her baknotta, yapistirdigim her pulda, cocuklarimin kitabinda, her gezetede ve simdilerde komsularimin camlarina astiklari bayraklarda, her demagog siysetcinin dilinde o. Her vurguncu onun arkasina saklaniyor, her kendi dini, orf ananeleri dusmani onun yolundan gittigi iddiasinda. Her fasist, kutsal devletci onun adi ile mesrulastiriyor eylemlerini. .
Yazan: Yoruldum Atam Tarih: January 26, 2008 9:29 PM
Şimdi Atatürk'ün yaptıklarının çok ufak bir kısmına Mustafa bey diyor ki ''hatalı olabilir,hatasız kul olmaz'' doğru. Ancak şunu iyi bilmek gerekir: Yanlış başkadır hata başkadır!! Şu anlatıma dikkat edin: Amacına uygun doğru bir yolda yürüyorsundur, aradığın şeyler doğrudur en önemlisi seçtiğin hedefte doğrudur; bir müddet sonra çok kişyi ardına takıp aynı hedefe yürürsün, birbakarlar ki ardındakile sen hayatını kaybetmişsin.. Bu durumda senin yolunda devam ederler.. Ancak daha sonraları yol değişir, belki eğimli belki taşlı ,belki kaygan yeni önlemler gerekir, oturup düşünmek gerekir; nasıl düşünmek gerekir söyleyim: İlk size o doğru yolu bulduran insan gibi düşünmek gerekir.. O olsaydı ne yapardı?
Yazan: baykuş Tarih: February 3, 2008 12:43 PM
sayın mustafa akyol,benim ricam size atatürkün bir sözünü süyleyeceğim sizde eğer ayrıntılı bir şekilde acıklarsanız çok sevinirim.atatürk izmirde yaptığı bir konuşma esnasında aynen şunları söyler:eğer birgün birileri kalkıpta ben atatürkçüyüm, ben atatürkün yolundan gitmek istiyorum, onun yaptıklarını (devrimler gibi)yapmak istiyorum derse karşısında güreceği ilk kişiler türk polisi türk askeridir.onun için benim yolumdan gitmek isteyenler türk polisini ve askerini karşılarına alıp direnebilmelidir.eğer bunu yapabilirlerse benim yolumdan yürürler.'der' Atatürk neyi kastederek bunları söylüyor.(acaba gecmiş yaşadıklarını hatırlatarak mı söylüyor?)
eğer bunu iyi açıklarsanız çok sevinirim.herkesin artık bazı şeyleri bilip bilinçlenmesi için çok önemli olur.şimdiden teşekürler.saygılar
Yazan: SURKENTLİ Tarih: February 7, 2008 9:21 PM
Yazar Mustafa Akyol son paragrafta demiş ki,
''...İkinci karşı olduğum şey ise, Atatürk'ün kendi döneminin şartları nedeniyle izlediği politikalardan asla değişmeyecek ilkeler türetmek ve böylece bir ideoloji inşa etmek. "Kemalizm" dediğimiz şey, bu. Buna karşı olmamın en önemli nedeni ise, Türkiye'ye zarar vermesi.''
- Yazarın düşüncesi başka yorumlara çekilmeden açık olan kısmı, Atatürk'ün herşeyi doğru yaptığı, fakat zamanın değiştiğidir.. Peki Mustafa Beyin bu görüşü ne kadar doğrudur? Zamanın o kadar değil birazcık değiştiği doğrudur;fakat teknolojik bakımdan bayağı bir geliştiği de doğrudur, yani kafalar ve batıl inançlar değişmemiştir. Dış güçlerin baskısıda değişmemiştir. Altı ilkenin gerçekliği değişmemiştir. İnsanlar neden anlamak istemiyor bu ilkeler Atatürk'ün değil tüm Avrupa'nın ilkeleri gelişmiş ülkelerin ilkeleri böyledir. Peki onlar nasıl ilerliyor. Onlardan tek farkımız var,bizim müslüman oluşumuz ve Kurandakine değil batıl olana inanıyor olmamız. Zaman değiştiyse Avrupa'da laiklik var, Cumhuriyet var, demokrasi,devletçilik(Atatürk'ün savunduğu şekliyle), halkçılık(Atatürk'ün savunduğu şekilde), Ulusalcılık,Devrimcilik(çağdaş yenilikçilik) var değil mi? Avrupa da bunlar var mı yok mu? VAR!.. Bizden iki kat milliyetçiler, dini devlet işlerine ve kurumlarına karıştırmazlar, iki kat laikler. Atatürk'ün savunduklarını iyice anlarsak görürüz ki onun ilkeleri bundan sonrası için bile gerçektir. Onun ilkeleri dedik! hayır, gelişmiş ülkelerin ilkeleri.. Ancak şunu unutmamak gerekir, Atatürk Devletçilik demiştir;ama nasıl demiştir? Devletçilik ilkesini koymuş ki liberal düzende emperyalistlere karşı bir engel olsun. İçerik nasıldır? Ataları maymun olan Marks'ın teorilerinden ilham alınmamıştır(Ata kendisi söyler) Liberalizm üstüne oturtulan bir Devletçilik anlayışı vardır Atatürk'ün, öyle olmasa devletçilik ilkesi olmazdı, sosyalist teorilerden ilham alınmış olsa idi sosyalizm prensipleri diye bir içerik olurdu.. bu da yok! Bu sebeple kapitalizme ve komünizme karşı Devletçilik vardır; yani Devletçiliğin nasıl olması gerektiği. Atatürk'e sağdan bakanlarda soldan bakanlarda onu düşman sanar ve anlamadığı için bu model eskidi der.. Halbuki tam karşından seslenen bir insan var. Kemalizmi eleştirirken düşünün bir hangi ilke hangi görüş hangi ülkeyi geriletti? Biz uygulamadık bu sebeple geriledik. Halbuki Atatürk sağlığında uyguladı ve ileriye taşıdı değil mi?
Yukardaki yazı devam ediyor:
''..Özellikle de Türkiye'nin demokratikleşme ve özgürleşme sürecine engel olmak için kullanılması. Halkın iradesine dayanmadan iktidara gelmek veya onu yönlendirmek isteyen her zorba, bir şeyleri kutsallaştırıp ona yaslanmaya mecbur; Türkiye'de de bu iş hemen hep Atatürk üzerinden yapılıyor. 27 Mayıs 1960'ta öyle olmuştu, sonra da hep öyle oldu. Sorun burada; ulusal bir kahraman olduğuna kuşku bulunmayan Atatürk'te değil..''
-Mustafa Bey eksiğiniz ve hatanız var, bugüne kadar gelen iktidarları hep halk seçti. Zorbalar Atatürkçülük maskesi takıyorlar demişsiniz,halbuki komünistler ve onun yarattığı modeller bu dediğinizi yapıyor. Onlar Kemalizm diye diye onu yanlış tanıttılar; zamanla Ata nın daha iyi anlaşılıp herkes tarafından doğru bir şekilde benimsenmesi olacakken, birileri çıkıp bizi dinden ve Atatürk ten soğuttu. Atatürk tam tersini söylüyor tüm zorba hükümdarlar din maskesi altında ülkeyi batağa sürüklediler diyor ve onun tesbiti daha gerçekçidir. Bunları terihten görüyoruz. Halbuki Kuranı açıp okuyanın , Atatürk'ü açıp okuyanın ikisinede düşmanlığı olamaz. Çevresinin etkisiyle kendi katıldığı fikri yaşatamaz içinde, halbuki tüm yanlışlara rağmen kendin olarak direnmek en sağlam
karakteri ve etkiyi oluşturur. Böyle olmayanlara bakıyoruz sağ dedikleri guruptada sol dedikleri guruptada şekilsiz insanlar var! Ne olduğu belli değil! Büyük Önder Atatürk Liberalizmi detaylı bir şekilde biçimlendirip, ilkeleriyle hatlarını çizmiştir, en azından bir yol göstermiştir.
Liberal düşünce ve ideoloji özgürlüğü beynimizde ve uygulamalarımızda sistem haline getirmiş bir kavramdır. Bu sebeple gerçek olan özgürlüğe götürür. Sağ ve sol un ortasında bişey vardır? Nedir o? ''Liberal''dir o. Liberalizmin kapitalizmi yaratmış olması onun peşinde gidin diyor demek değildir; çünkü liberal ideolojide özgürlüğün sağlanması ve herkesçe yaşanması için sağlanması gereken ne ise o sistemin önermesi vardır.
Atatürk'ü anlayanlar ise Avrupalılar olmuştur;ama Avrupa yı anlayanda Atatürk olmuştur!..
Yazan: alperizm Tarih: February 11, 2008 1:53 PM
Herşeyi çarpıtmada üzerimize yok.
Biz dini bile çarpık anlamış, dini bile çarpıtmış bir toplumuz.
Elbette Atatürk'ü çarpık anlayıp, onun adına onunla alakası olmayan bir ideoloji üretip, öyle olmadığı halde, uydurduğumuz bu ideolojiyi Atatürk2ün ideolojisi diye birilerine yutturamazsak ayıp olurdu.
Sanki Atatürk ben ne demişsem doğru söylemişimdir. kim bunun karşısında görüş ortaya koyarsa başını ezin demiştir.
Yoktur böyle birşey!
Böyle bir Atatürk bu ülkede yaşamamıştır!
Bu Atatürk'ü birileri yaratmıştır!
Bunun gerçek Atatürk'le Alakası yoktur.
Size bir anektod aktaracağım.
Falih Rıfkı Atay anlatıyor; "Evet efendim denmesinden, siz bilirsiniz denmesinden hoşlanmazdı. O başkalarının da ortaya farklı düşünceler koymasını beklerdi.
Bir gün küçük bir devlet memuru ile tartışıyordu, bu memur Atatürk'ün fikrine şiddetle muhalefet ediyordu! Atatürk hidetlenmişti elini masaya vuruyordu. Ama o sıradan memur muhalefete devam ediyordu.
Biz masada bulunanlar, bu memurun istikbalinin karmış olduğunu düşünüyorduk.
Kısa bir zaman sonra duyduk ki, bu memuru Atatürk daha yüksek bir göreve tayin etmiş.
Atatürk, o memurun düşüncesindeki ısrarını, Yüksek bir karekterin göstergesi telakki etmiş.
Oysa bu gün, Atatürk'ün düşüncesine muhalefet, yüksek bir karekterin göstergesi olarak telakki edilmesi şöyle dursun. Onun fikrine muhalefet etmeyide bir yana atın gitsin! Atürkçü olduğunu zanneden birine bile muhalefet etsen, Aşağılık bir mahlukat olarak kabul görürsün.
Atatürk'le, atatürkçünün atatürkü çok farklı bir hal almıştır.
Atatürk'e sagının gereği ülke için ne gerekiyorsa onu yapmak, büyük güçlü, onurlu bir Türkiye'ye sahip olabilmenin yollarını aramak gerekeni yapmaktır. Bu amaca kim hizmet ediyorsa Atatürkçü odur. Atatürk'ün adını anmasa bile o iyi bir Atatürk'çüdür.
Yazan: izzet Kütükoğlu Tarih: June 12, 2008 11:16 PM
muhammed esed in mekke ye giden yol
tAVSİYE
Yazan: Sema Tarih: July 9, 2008 12:12 AM
"EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR"DEĞİL,"EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ ALLAHINDIR" ATATÜRKÜ TAPARCASINA SEVENLERİ VE LAİKLİĞİ ALTERNATİF BİR DİN OLARAK GÖRENLERİ ANLAMAK ZOR.AYRICA KEMALİZMİ BİR YAŞAM BİÇİMİ VE KENDİLERİNCE VAROLUŞ HAKİKATLERİ OLARAK GÖRÜP DE BUNU 8 YILLIK İLK VE 4 YILLIK ORTAÖĞRETİM SÜRESİ BOYUNCA KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARIN ADETA BEYNİNİ YIKARCASINA EMPOZE ETTİRMEK İSTEYENLERİN BU TELAŞI NİYE...SONUÇTA SEVGİ ZORLA OLAN BİRŞEY DEĞİLDİR.ÇOK İÇTEN VE DERİNDEN GELEN BİR DUYGUDUR VE DEĞİL 15 YIL 150000 YIL DA UĞRAŞSANIZ BİR İNSAN BİR KİŞİYİ VE YA BİR LİDERİ SEVEMİYORSA BUNU DİRETMENİN MANASI YOKTUR YAA BIRAKIN İSTEYEN SEVSİN İSTEMEYEN SEVMESİN BİZ SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİ KİTLELERE ANLATMAYA ÇALIŞIRKEN BU TÜR BASKICI YÖNTEMLER İZLİYORMUYUZ HAYIR KAİNATIN EFENDİSİNE DİL UZATANLARI HAPSE ATTIRIYORMUYUZ HAYIR YANİ YARATILMIŞLARIN EN MÜKEMMELİ(sav) İÇİN BİLE BUNLAR YAPILMAZKEN ATATÜRK DE KİM OLUYOR Kİ BUKADAR PUTLAŞTIRILIYOR,ONU SEVMEYENLER VATAN HAİNİ İLAN EDİLİYOR...nasıl bir TUHAF ÜLKE BURASI... BU ÜLKEYİ YAŞANMAZ YAPAN ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASI VE DEMOKRASİNİN OTURMAMIŞ OLMASI,BİRDE KEMALİSTLERDİR...HER ZAMAN DEDİĞİM GİBİ SOLCULAR,İHTİLALCİLER,LAİKLER,SOSYAL DEMOKRATLAR...VAGEÇİN...BU TUTTUĞUNUZ YOL DOĞRU YOL DEĞİL...MUSTAFA BEY GİBİ "AKYOL" TUTUN...
Yazan: NUR Tarih: March 29, 2009 12:31 PM
Yazıyı okuyunca menfur bir saldırıda hayatını kaybeden Ahmet Taner Kışlalı'nın bir sözünü hatırladım. Diyordu ki; " Türk ordusu Atasına saygılı olduğu için her darbe sonrasında kışlasına dönmeyi bilmiştir." Bu söz yerine, ordu Atasına saygılı olduğu için darbe yapmadığını görebilsek ve duyabilseydik.
Yazan: kamil Tarih: June 5, 2009 5:07 PM
Bu başlık altındaki yazıların tamamını okudum.herkesin hem fikir olduğu nokta Atatürk ün özellikle askeri alanda çok büyük başarılara imza atmış olması sanırım
farklı düşünülen nokta Atatürk ün hataları olup olmaması varsa bunların önemli önemsiz büyük küçük hatalar olması konusu
bana göre Atatürk ün en büyük hatası dinde reform yapmaya çalışması oldu
şimdi kimseyle ezan,mevlid,vaz,hutbe Türkçe olmalı mı olmamalı mı şapka takılmalı mı takılmamalı mı tartışmasına girmeyeceğim
ancak gerek 20 li 30 lu yıllarda gerekse bugün bu konularda halk oylaması olması halinde sonuçların nasıl olacağını sanırım herkes tahmin ediyordur
yani yıllardır İslam dininin hamiliğini yapmış kültürünü toplumsal davranış şeklini ağırlıklı olarak islamdan almış bir milletin dini inanışlarıyla oynamaya kalkışmak küçük bir hata mıdır ve savunulacak bir tarafı var mıdır?
Ayrıca neden bu tür değişiklikleri dinle pek alakası olmayan insanlar savunur yani hayatında hiç namaz kılmamış bir insan niye “biz de kiliselerdeki gibi camilere masa sıra koyalım camilere de ayakkabıyla girilsin” diye ateşli ateşli konuşur?
Onu nereden ilgilendirir?
Yazan: emre benensin Tarih: October 8, 2009 2:40 PM
Atatürk ile ilgili olarak burada yazılanlardan en göze çarpan sonuç "tamam, herkes Atatürk'ü sevmez, sevmek zorunda da değildir ama Cumhuriyetimiz, devletimiz, milletimiz için yaptıklarından dolayı ona saygı duymalıyız" dır.
"- mi acaba?" diye düşünüyorum. Çünkü bu fikir de "Atatürk" tanımını kurtarmaz. İlla saygı duymak zorunda değiliz. Ama bu saldırgan olmamızı da gerektirmez...
Bir kişinin, önderin, ideolojinin (ne derseniz deyiniz) işlemiş veya sebep olmuş olduğu yanlışları, hataları yaptığı doğrular temize çekmeye yetmez, yani 3 doğrusu bir yanlışını götürmez. Yanlış yanlıştır, doğru da doğru. Ama şöyle olmasaydı böyle olurdu, o olmasaydı biz de olmazdık gibi varsayımlar akıllıca değildir. (Olmamış olaylar üzerinden yorumlar yapılamaz, bu bir ilkedir. Bu "dayımın bıyıkları olmasaydı teyzem olurdu" gibi birşeydir)...
Şöyle devam edelim, diyelim ki biz Alman vatandaşıyız ve burada Hitler'i tartışıyoruz. Birileri çıkıp diyor ki "ulu führerimiz dünya savaşından sonra içine battığımız bataktan bizi kurtardı, devletimizi yüceltti, ekonomimiz devasa atılım yaptı, ordumuzu da o kadar güçlendirdi ki Polonyaya, Paris önlerine, Stalingradlara kadar dayadı, Londrayı bombalattı. O, takdire, saygıya şayan bir şahıstır". Öyle mi?...
Ama hitlerin yaptığı hiç birşey, insan onurunu hiçe sayarak yaptığı Yahudi soykırımını temize çıkaramaz, asla... Ve şuan dünyada (bir grup faşist aryandan başka) kimse hitlerin çok büyük bir şahıs olduğundan ve ona saygı duyulması gerektiğinden bahsedemez. Bahsettiği anda "faşist" damgasını yer...
Şuan Almanyada , (Türkiyedekinden farklı olarak) Hitlerizmden bahsedilmiyorsa eğer bunun yegane sebebi Hitlerin Sovyet Rusya tarafından yenilgisidir...
Kimbilir belki Atatürk duracağı yeri bilmeyip Hitler kadar saldırgan olsaydı ve bir yerde yenilseydi (ki birilerine göre bu asla mümkün değildir), sanırım şuan böyle şeyler konuşulmuyor olacaktı.
Sözün özü; kimse kimsenin ulu önderine,tabusuna, totemine, taşına, putuna, peygamberine, Tanrısına "zorla" saygı duymak ve sevmek zorunda değildir (zorla güzellik olmaz). Tersini de düşünürsek saygı duymadığı,sevmediği birine de küfür etmemelidir. En kötü ihtimalle nötr kalınabilir, kalınmalıdır. İnsanlar birbirlerinin "inançlarına" saygılı olmak zorundadırlar, inandıklarına değil (gerçi buna karşı çıkanlar da yok değil). Belki de en akıllıca olan yol bu. Böyle olursa eğer zaten kimse kimsenin kutsalına dokunmaz.
Bir husus daha var ki Atatürkçü ve Kemalist arkadaşlar ideolojilerini anti-din üzerine kurmaktan vazgeçsinler artık. Böyle yaptıkça küçülürsünüz. Hem bir tabuyu yıkayım derken başka bir tabu yaratıyorsunuz. Böyle yapmakla bir yere varılamaz. Din farklı şey, dünyevi felsefe veya ideoloji farklı şey. Birileri peygaberleri de filozof kategorisine sokup, dinleri de felsefi görüş olarak benimseyebilir ama o fikir düşüneni bağlar. Buradan yola çıkılarak "şark kurnazlığı" yapılmaz.
Kimseyi incitmediğimi umarak saygılarımı sunuyorum.
Yazan: Xaralambos Tarih: December 9, 2009 9:30 PM
Xaralambos, yazdıklarınızın sadece küçük bir kısmına katılmıyorum. O kısım da bahsettiğiniz bâtıl inançlara saygı duymamız gerektiğine dair kısım.
Sevan Nişanyan birkaç hafta önce çok güzel ifade etmişti. Ben hiçkimsenin putuna ve bâtıl olduğu apaçık inançlarına saygı duymam demişti, ama sadece o insanların kendilerini insanlıkta kardeşlerim oldukları için sever, sayarım, ve bu yüzden de o bâtıllıklardan ve putlardan kurtulmaları için uğraşırım, demişti.
Müslümanlar da Lât, Menat, Uzza ve Hübel'e saygı mı duymalıydılar, Hz. Muhammed de onları yıkmayıp olduğu gibi bırakmalı mıydı, diye sormuştu. Meâlen böyle diyordu tabii, kelimeler ve cümleleri aynen hatırlayamıyorum.
Çok doğru. Bu her bir kötülük ve önyargı kaynağı batıl inanca saygı duymak işi de fazla oldu artık.
Hz. Peygamber böyle yapsaydı, İslâmiyeti kimse kabul etmezdi ve bugün kız çocukları diri diri kuma gömülüyor olurdu! Eski dinlerin gerektirdiği kan davalarını şimdi Müslüman olan kavimler hâlâ uyguluyor olurdu (gerçi bir veya ikisi hâlâ uyguluyorlar, ama o da cehaletlerinden ve kendi dinlerini bilmemekten, "töre"yi din sanmaktan kaynaklanıyor, bu birkaç kavim çok fena birer istisnalar sadece).
Evet, İslamiyet, Arabistan'da putların ve eski Arabistan dininin foyasını ortaya dökerek ve onlara saygı duymayarak yayıldı. Başka türlü yayılamazdı, çünkü İslam öncesi putperest Arabistan zaten dinî hoşgörü bakımından çok çoğulcu ve gayet de demokratik bir yerdi. O sayede, bâtıl dinlerin sebep olduğu bütün o kötülükler ve cinayetler gırla gidiyordu.
İşte bunu durdurmak için, Kur'an ayetleri bâtıl inançlara, en başta Allah'ın inkâr edilmesi veya insanlığın işlerine karışmayan "çok ruhani uzak tanrı" olarak görülmesi itikadına, bir de putların kendilerine yoğun "sözlü saldırılar" (tabir caizse) ile doludur.
Tabii ki Müslümanlar, bu saçma ve insan onuruna da aykırı inançların sahiplerinin can, mal, ırzına saygı duydular, ama inançların, putların kendilerine değil. Bâtıl inançlarını ve putlarını güya korumak için Müslümanları engellemeye ve onlara ceza vermeye kalkanlar ile de, Allah'ın emriyle çarpıştılar.
Biz Müslümanlar, çok güçsüz olduğumuz ve o yüzden de hayatta kalabilmek için her türlü ahlâksızca bâtıl inanç ve yalan-yanlış kanaate hürmet etmemiz gerektiği halüsinasyonundan kurtulalım artık. Kaç kişi olduğumuzu, ne olduğumuzu görelim. Zaten, Maide Suresinin 3. ayetinde de bize söz verildi: İnkarcılar, artık dinimiz hakkındaki bütün ümitlerini yitirdiler.
Materyalizm çatırdadı, evrimciliğe onu doğuran bilimsel dünyanın içinden cesur itirazlar geliyor. Ama bizler, rahatımız bozulmasın ve Allah'ın kendi yolunda canımızı dişimize takarak mücadele etme emrini yerine getirmemiz gerekmesin diye, o ay çok fiyakalı ve cafcaflı sekülarist (ve yani hurafeci) çevrelerle aramız bozulmasın diye, kendimizi güçsüz olduğumuz ve ancak gerçeklerden taviz verirsek hayatta kalma şansımız olduğu yalanıyla kandırıyoruz. Hz. Peygamber ve müminler, dini açıktan ilan ettiklerinde sadece 40 kişiydiler, çoğu da alt tabakadan ve fakir insanlardı ve sadece Mekke şehrinde binlerce kişi yaşıyordu. Onlar mı daha az sayıca, biz mi? Onlar mı maddî yönden daha güçsüz biz mi? Onlar her iki yönden bizden milyon kat daha güçsüzdüler ve korkmadılar!
İnsanlara saygı duyuyorsak, onların putlarını devirmeliyiz ve onları putlardan kurtarmalıyız. Hem meselâ Abdullah Öcalan hem de onun Türk versiyonu olan ölmüş şahıs, birer kötücül bâtıl inanç ve putturlar. Türk ve Kürt din kardeşlerim, bana bu putlara saygı duymamın Allah'ın emri olduğu fasaryasını anlatmayı bıraksınlar. Çünkü Allah'ın nefret ettiği şeyi onun emri olarak sunmak, Allah korusun, insanı dinden bile çıkarır.
Yazan: Mustafa Râvî (Uğur Dinç) Tarih: December 17, 2009 2:31 AM
Ama şunu da eklemeliyim: Putlara ve bâtıl, kötücül inançlara saygı duymamak, onlara kaba saba sövmek anlamına da gelmez. Onların bâtıl oldukları sakin bir dille ve yanılgılı kişilerin kendilerine saygılı bir dille anlatılmalıdır. Saygı derken sadece bu kastedildiyse, o zaman söylenen doğrudur. Ama o önyargı ve bâtıl inançların ve zihinsel putların kendilerine zerre kadar saygı duymak onurlu bir insana yakışmaz, büyük vebaldir.
Yazan: Mustafa Râvî (Uğur Dinç) Tarih: December 17, 2009 2:36 AM
Sayın Mustafa Râvî bey, yazdığım yazıda beğenmediğiniz yere açıklık getirmek isterim.
Ben yazımda açıkça şunu belirtmiştim; insanların "inançlarına" saygı duymalıyız, "inandıklarına" değil. Evet, aynen bunu yazmıştım. Burada kastettiğim saygı ne bir putperestin putunun karşısında eğilmek ne de herhangi bir dinin (inanmadığım) tanrısının buyruklarına uymaktır. Yani bir kişi puta tapıyorsa tapsın, ben ancak "ona" saygı duyarım, teslise inanıyorsa inansın, onu öyle kabul ederim. Putuyla da dalga geçmem, haçıyla da. İnancıyla dalga geçerek, onu hor görmem, küçük görmem. Neticede benim de inandığım bir varlık var. Ve ben de inancıma karşı saygısızlık edilmesini istemem. Kısacası beklediğim saygıyı ben de başkasına göstermeliyim.
Karşımdaki kişinin İnancını beğenmiyor, yanlış buluyor olabilirim. Bu durumda kendi inancım doğrultusunda ona birşeyler anlatabilirim, kendimce yol gösterebilirim ama bu dediğimi de asla zorbalıkla yapamam, yapmamalıyım. Yoksa saygı göstermem demek onun putuna tapmam yada inanmam demek değildir. (bu konuyla ilgili bir hadis de var sanırım; "onların inandıklarına küfretmeyin ola ki onlar da Allah'a küfreder" , yaklaşık bu anlamdaydı)
S.Nişanyan'ın yazısını ben de okumuş fakat hiç beğenmemiştim. Zira o yazıda Nişanyan inanmadığı Allah, peygamber, melek vs gibi dini kavramlarla açıktan dalga geçiyordu(saygı duymuyordu, çünkü ona göre bu kavramlar yanlıştı daha dorusu yoktu). Benim kastettiğim saygı tam da o duruşun karşısındadır ve tam da orada gereklidir. Evet, yazar benim dinimden hatta herhangi bir dinden de olmayabilir. Ama bu kadar aleni bir biçimde benim inandığım değerlerle özgürlük adına dalga geçmemelidir diye düşünüyorum. Eğer sizin dediğiniz gibi (islam harici) diğer inançlara saygı duymamız gerekmiyor olsaydı o yazar da birilerinin diniyle böyle rahar rahat dalga geçmekte sonuna kadar olurdu. Çünkü o da sizin gibi düşünerek kendi inancı (veya inançsızlığı) doğrultusunda dinlerle böyle pervasızca dalga geçiyor, kendisini o konuda hür ve zabtedilemez görüyor.
Olayı İslamın doğuşu ve ilk yıllarındaki durumuyla özdeşleştirmeniz de bana göre pek doğru değil. O durum çok başka, çok farklı. Zira öyle bir kıyas yapacak olursak elde silah derhal cihâd'a girişmemiz gerekirdi. Malumunuzdur ki memleket "dar-ul harb" !
Bu vesileyle önceki yazım üzerinden edindiğiniz yargılarınız değişmiştir umarım. Yoksa o cafcaflı, sekülarist, kapitalist,emperyalist akımların farkındayım, merak etmeyin. :)
Konuyu da çok dağıttık ya. Mevzu bu değildi ki!
Yazan: Xaralambos Tarih: January 8, 2010 12:20 AM
Xaralambos Bey, evvelâ İslam'ın ilk döneminde "Darul Harb" diye bir kavram kesinlikle yoktu. Bu kavram icat edilene kadar birkaç yüz yıl geçti.
Hıristiyan hakimiyetindeki Habeşistan'a bizzat Hz. Peygamber göndermişti müminleri ve bunlar Medine döneminin sonuna doğru geri döndüler. Yani korkmayın, İslam'ın ilk dönemini örnek alırsak bütün gayri Müslim hükümetlere saldırmamız filan gerekmeyecektir. Ne Hz. Peygamber ne de ilk dört halifesi, kendilerine saldırmayan veya kesin saldırı hazırlığı içinde olduğu kesin olarak haber alınmamış olan hiçbir devlete karşı harekete geçmediler. İran'ın fethi bile Sasanilerin saldırı hazırlıklarının kesinleşmesi sonucu Müslümanlar neredeyse hiç istemeden oluşmuş bir tür önleyici savunma savaşının eseriydi. Lütfen İslam tarihini daha iyi anlayalım. Birtakım kalıplaşmış önyargıları (hem geleneksel Müslüman çevrelerden hem de İslam dışı çevrelerden gelenler) böylesine araştırıp soruşturmadan kabul etmeyelim. Darul Harb kavramı, savaşkan orta çağ Müslüman imparatorluklarının meselâ Osmanlıların pek sevdiği bir kavramdı, ama Allah onların taksiratını affetsin diyelim ve onların düştükleri yorum hatalarına bakıp da Hz. Peygamber ve Râşid halifeler dönemini yanlış anlamayalım.
Sonra, sizin bahsettiğiniz Nişanyan yazısı benim okuduğum yazı değil. İslam'a saldıran yazılarını Nişanyan sonradan yazdı. Benim bahsettiğim yazıda o terbiyesizliği, 13 yaşında ahmak, cahil ve asabî bir çocuğa yakışacak ama 60 yaşında güya okumuş (ve bilimsel yöntem diye bir şey öğrenmiş) bir adama hiç yakışmayacak o küstahlığı, bilim dışılığı yapmamıştı henüz.
Benim yaklaşımım şöyle: Ben Nişanyan'ın son yazısındaki gibi câhilâne alaylar etmem bir din ile. (Evet, cahilane... Besbelli ki 26 yaşındaki benim bir buçuk on-yıldır harcadığım bilgi ve fikir emeğinin binde birini bile harcamamış koskoca adam hakkında atıp tuttuğu ve bu kadar kesin ve keskin konuşabildiği bu konuya.) Ama Kur'an'daki gibi argümanları, putperestliğin, din temelli ırkçılığın (Yahudilik ve diğer birkaçı) ve diğer kötülüklerin foyasını ortaya çıkaran argümanları söyler, onları kınarım. Alay edersem, seviyeli bir şekilde alay ederim, fikirlerle alay ederim, kişilerle ve varsayılan kişilerle (putlar, büyük tarihî şahsiyetler vs.) mecbur bırakılmadıkça, Allah'a ve Peygambere çok saldırılmadıkça alay etmem. Velhasıl, Kur'an ne emrediyorsa onu yaparım. Bu da, Nişanyan'ın son sarf ettiği "ezberden herzeler" ve "tahsil ile elde edilmiş cehalet" ile değil fakat önceki mantıklı sözleriyle uyuşuyor.
Yazan: Uğur Mustafa Dinç Tarih: January 8, 2010 8:36 PM
Evvela; Dar-ul Harb meselesi bildiğim kadarıyla İmam-Azam'dan beri var. İslamın ilk yıllarında belki yoktu ama sonradan oluşmuş bir kavram. Meshep doktrinlerinin manasına, uygulanışına, gerekli olup olmamasına vs girmek te istemiyorum. Şunu da belirteyim, sizin yazınızdan anlıyorum ki islamın gelişimi, yayılımı tamamen savunma stratejisi gereği olmuş birşey gibi. Yani cihad diye birşey hiç olmamış. Neyse, yine diyorum; mevzu bu değildi. O yüzden bu burda kalsın(lütfen).
Benim kastım inançlara saygı üzerine. Etrafında dönüp durduğumuz şey şudur ki: siz benim inancıma saygılı olun ki ben de sizinkine olayım, ki birbirmizin varlığını tehdit etmeyelim. Siz filanca inancı tehdit olarak gördüğünüz sürece o da sizi tehdit olarak görecektir. Böylece savaş devam eder gider. İşte böyle bir ortamda da yorum eklediğimiz makalenin özüne geri dönmüş oluruz. Bilmem anlatabildim mi?
Selamlar, Saygılar.
Yazan: Xaralambos Tarih: January 8, 2010 11:58 PM
Xaralambos Bey, cihad kelimesi Arapçada "bir muhalife veya düşmana karşı gösterilen çaba; mücadele" anlamına gelir (Bkz: E. W. Lane, The Arabic English Lexicon). Kur'an'ın ifadesiyle "sınırları aşmadan" yapılan savaş da cihadın başlıca bir türüdür, evet, çünkü o da en büyüğünden bir tür yüksek çabadır. Savaşların temelde savunma (ve müminlerin ve diğer mazlumların can ve ırzlarını koruma vb.) amaçlı olmaları bu kavrama neden aykırı olsun?
Sizin yaklaşımınızı evet anlıyorum, sağ olun,anlatabildiniz. Ben de şunu demeye çalıştım ki hakirane ve fakat kesin kanaatimce o yaklaşım yeterli değil; çünkü o şekilde büyük kötülükler engellenemez. O yaklaşımı Hz. Peygamber uygulasaydı, eski Arabistan dini Kur'an ve sünnette yerin dibine batırılmasaydı, bugün Arabistan'daki kötücül putperest adetler devam ediyor olurlardı. Kız çocukları hâlâ diri diri kuma gömülüyor olurdu. Roma İmparatorluğu'nda da aynı korkunç adet vardı ve Hıristiyanlığın eski putperestliğe bazı konularda hoşgörü göstermeyişi sayesinde yok oldu. Keza Arabistan'da da Müslümanlar benzer bir şekilde aynı şeyi başardılar.
Sonra, yukarıdaki şu satırlarımı hatırlatma ihtiyacı duyuyorum:
"Benim yaklaşımım şöyle: Ben Nişanyan'ın son yazısındaki gibi câhilâne alaylar etmem bir din ile. (Evet, cahilane... Besbelli ki 26 yaşındaki benim bir buçuk on-yıldır harcadığım bilgi ve fikir emeğinin binde birini bile harcamamış koskoca adam hakkında atıp tuttuğu ve bu kadar kesin ve keskin konuşabildiği bu konuya.) Ama Kur'an'daki gibi argümanları, putperestliğin, din temelli ırkçılığın (Yahudilik ve diğer birkaçı) ve diğer kötülüklerin foyasını ortaya çıkaran argümanları söyler, onları kınarım. Alay edersem, seviyeli bir şekilde alay ederim, fikirlerle alay ederim, kişilerle ve varsayılan kişilerle (putlar, büyük tarihî şahsiyetler vs.) mecbur bırakılmadıkça, Allah'a ve Peygambere çok saldırılmadıkça alay etmem. Velhasıl, Kur'an ne emrediyorsa onu yaparım. Bu da, Nişanyan'ın son sarf ettiği "ezberden herzeler" ve "tahsil ile elde edilmiş cehalet" ile değil fakat önceki mantıklı sözleriyle uyuşuyor."
Umarım ben de anlatabilmişimdir. Benim saygımın da sınırları var, ama benim saygım Nişanyan'ınkinden çok daha geniş ve gördüğüm kadarıyla çok daha aydınlık, çok daha akılcı ve müsamahalı bir mantaliteye dayanıyor. Çünkü ben, "derin düşünme, akletme, derinden kavrama ve hakkı, merhameti, sabırlı direnişi birbirine telkin etme" telkinini veren bir kitabın rehberliğine ve aynı zamanda kendi vicdanımın ve aklımınkine uymaya çalışıyorum. Yoksa kendimde bir cevher olduğunu iddia etmiyorum, bu övgü kendime değil.
Saygılarımla,
Uğur Mustafa
Yazan: Uğur Mustafa Dinç Tarih: January 9, 2010 3:18 AM
Neyse, ben anlatamadığım için anlaşamıyacağız. Ben burada bırakıyorum...
Yazan: Xaralambos Tarih: January 11, 2010 2:32 PM
Benim kaybetmekten korkacagim birseyim yok (maddi acidan) dolayisiyle Mustafa Kemal hakkinda düsüncelerimi tedbir sansürüne maruz kalmadan aciklayabilirim.
Efendim Mustafa Kemal büyük bir asker degildir cünkü Kurtulus savasi diye sonradan isimlendirilen Harbin hazirlanis ve organizasyonunda Mustafa Kemalin kadre deger bir katkisi olmamistir.
Kendisinin büyük savaslari idare edebilecek bir askeri egitimi ve tecrübesi yoktur.
Mustafa Kemal kendi döneminde Entellektuel kesimdende degildir, biz o dönemin tüm Fikir ustalarini ve mücadelelerini biliyorz, Osmanli aydinlarinin verdigi Fikir mücadelesinde Mustafa Kemalin hicbir etkisi ve agirligi olmamistir hatta savastan önceki dönemde Mustafa Kemal bir hicti.
Mustafa Kemalin bir yalanci oldugunu söylesek herhalde yanlis söylemis olmayiz cünkü kendisinin de ifade ettigi gibi kendi acisindan makul kabul ettigi sebeblerden dolayi amiyane tabirle türbünlere oynamis ve milletin destegi icin onlar gibi düsündügünü iddia etmistir, bu yapilanin herkese göre ayri bir sebebi olabilir ama koca bir YALAN olmaktan kurtaramaz. Yalan yalandir, söyleyende YALANCIDIR.
Yazan: mahmut Tarih: January 26, 2010 7:43 AM
mahmut beyefendi sallamış da sallamış. Maşallah fikir üretmekten çok hezeyanlarını dökerek nefretini kusmuş.
Yok büyük bir asker değilmiş, yok hiçbir katkısı olmamış, yok, eğitimi ve tecrübesi yokmuş.
Diğer bütün olayları geçiyorum. Sırf dincilerin çok sevdiği Çanakkale Savaşı'ndaki başarısı bile onun ne olduğunu kanıtlar. Çanakkale Savaşı sonrası Vahdettin'in, Abdülhamit'in, Yerli ve yabancı basının, birçok komutan ve gazetecinin kendisi hakkındaki yorumlarını okuması bu konuda yeterli olacaktır. Vahdettin de 1917'deki Almanya gezisine keyfinden M.Kemal'i seçmedi herhalde.
Önce bunu bir halledelim, sıra Kurtuluş Savaşına da gelecek.
Yazan: Gökalp Tarih: January 29, 2010 8:27 PM
Bu arada Sn Akyol Newsweek'e Türkiye ile ilgili bir değerlendirme yapmış.
Cumhuriyet yasalarının 'halka rağmen halk için' yapıldığını, halka sorulmadığını söylüyorsunuz. Halka sorulsaydı, kadına seçilme hakkı, halkın iradesinden çıkar mıydı acaba?
Yazan: Frkn Tarih: March 23, 2010 11:27 AM
Nilgun Hanim dedi:
"Halka sorulsaydı, kadına seçilme hakkı, halkın iradesinden çıkar mıydı acaba?"
Nilgun Hanim hic kendinize bir sekularo-fascist olarak $unlari sordunuz mu:
"Ya ben kim oluyorum da hangi halka ne soruyorum? Beni hangi halk secti de, kim bana "$u halka $unlari, bu halka bunlari, $unlari sor bakiim bi ne diyecekler?" dedi? Sorsam da ne yazar? Bunlar ne anlar bilimden/milimden, ben bilmiyor muyum her$eyin en evrenselini, bilimselini? Hayali ulus'u yaratan ben degilmiyim de hayallerime soru soracagim da alacagim cevaba gore yasa yapacagim?! Ancak buradakiler gibi hayali ulus'u gercek sananlar boyle bir gaflete du$erler. Yasalari hayali ulus'u olu$turmak icin benim gibi anadan dogma, ya da sonradan gorme seckin sekularo-fascistler yaparlar, arik girsin bu kalin kafaniza ya!! Yettiniz bre kuzularim!"
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 23, 2010 8:57 PM
Nilgun Hanim aklinizda bulunsun, "$eytan"'inizi getirirken onu sakin "$eyatiin"'ile kari$tirmiyasiniz, bakiniz Kur'an'da "$eyatiin" "$eytan"'dan farkli bir kavram olarak nasil kullanilmakta:
"The word SHAYATEEN occurs in the following ayats:
006.121 SHAYATEEN inspire their friends to quarrel with you.
006.121 if you follow them you will be one of mushrikin.
007.030 Those who are in error have taken SHAYATEEN as their friends, and they think they are rightly guided.
019.083 SHAYATEEN give false honours to kafirin.
017.027 squanderers (=mubazzir) are the brothers of SHAYATEEN.
002.102 SHAYATEEN told stories about Suleyman's Mulk.
002.102 SHAYATEEN rejected faith (kafaru).
002.102 SHAYATEEN taught magic to people. (the magic that was revealed to Harut and Marut).
006.071 People lured aside by SHAYATEEN on earth are therefore bewildered.
006.112 Unto every prophet, there are SHAYATEEN from mankind and jinn, who inspire one another misleading and devious statements.
114.006 Whisperers are of the jinn, and of mankind.
021.082 Allah gave Suleyman some SHAYATEEN who dived for him, and did other work.
038.036 ..gave Suleyman SHAYATEEN, every builder and diver, and others enslaved in chains.
026.221 SHAYATEEN descend on every sinful and liar (kulli affakin asim).
026.223 SHAYATEEN listen eagerly, but most of them are liars (=kazibu).
067.005 made lights in the lower heavens missiles (=rujum) for SHAYATEEN.
002.014 ...When they are alone with their SHAYATEEN...
026.210 the Quran was not brought by SHAYATEEN.
081.025 the Quran is not the word of outcast SATAN.
(here, it is not SHAYATEEN but SATAN.)"
Saygilarimla.
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: March 23, 2010 11:27 PM
Sayin Mustafa Akyol,
Leo Strauss elitist ve antidemokratik yapiya sahip olan bir felsefecidir. Bugünkü agresif ve savasci neocon-movement olarak tandigimiz G.W. Bush ve yandaslari gibi taraftarlari olan bir siyasi akimin temel ideologlarindan biridir. Ayrica dini topluma "alet" olarak sunulmasindan yana, yani toplumun afyonu olarak tanimliyor.
Weimar Cumhuriyeti üzerindeki görüsleri bahsettigim ideolojiye dayanir. Herhangi yazisinda buldugunuz herhangi bir görüsü bu cerceveden cikarip burda okurlara sunmanizi dogru bulmuyorum.
Yazan: Gaetano Tarih: April 13, 2010 6:30 PM
Büyük Atamızla sanırım bu ülkede çağ dışı zihniyetlerin dışında kimsenin antipatik bir problemi yoktur.Sorunun en önemli kısımı bence de Atatürk'ün hata yapmasına tahammül etmekten uzak onda olan bütün vasıfların kesinlikle koşulsuz ve tartışmasız bir şekilde doğruluğunu kabul etmektir.Atatürk'ün askeri başarıları ortadadır.Siyasi yönünü tartışmak da gayet doğal karşılanmalıdır bence ülkemizde çok ciddi demokrasi mücadelesinin verildiği şu zamanların olumlu atlatılması düşünce özgürlüklerinin daha da elverişli olacağı bir döneme girilecektir ve Atamızın varsa hataları bunların konuşularak daha sağlıklı bilgilere ulaşılıp onu belkide mevcut durumdan daha fazla sevmemize neden olacağını düşünüyorum.Tarih kitaplarında ki bu çok yakın tarihimizdir hatalar olması kabul edilebilir olmamalıdır.Büyük Ata'ya sayın Mustafa Akyol'un fikirlerine katılan toplumda çok fazla insan vardır bu fikirler karşılıklı olarak görüşülmesi ortak noktada buluşulması atamızı daha iyi anlamamıza neden olacaktır diye düşünüyorum.
Yazan: altan Tarih: April 15, 2010 3:13 AM
Mrb. Arkadaşlar...
Daha önce birçok makalenin altında yorum olarak belirttiğim bir konuyu sanırım tekrar söylemeliyim...
Sayın AKYOL; yeni ve yeniden laf cambazlığı yapmaktadır.
Neden;
1. Kemalizm?
Sizin bahsettiğiniz anlamda Kemalizm zaten her kesimin karşı durduğu bir dikta düşüncesidir.
Oysa bizim bildiğimiz ve inandığımız, her şeyimiz pahasına savunduğumuz Kemalizm ülküsü; Ulusal Egemenlik ve Ulusal Bağımsızlık anlayışının her şeyin üzerinde tutulması ve ilelebet bunun yaşatılmasıdır.
Bunun farkında olarak karşı çıktığınız ve dikta düşüncesi olarak yansıttığınız Kemalizm işe tam olarak da budur.
2. İdeoloji üretme sorunu?
Demokrasi, Laiklik, Cumhuriyet gibi Antik Yunan Felsefesini örnek alma gayreti içerisinde olmamız ve toplumsal irdelenmeleri göz ardı edip bu felsefik ideolojileri savunmamız gerçekten acınacak durumda fikir havalesi geçirdiğimizin gerçek göstergesidir.
Kemalizm bir ideoloji olmalıdır ki zaten temelinde Ulusal Egemenlik ve Ulusal Bağımsızlık olması bile bunun gerekçesi olmak için yeterli sebeptir.
Zira bizim oluşturacağım ve bunun için çabaladığımızı iddia ettiğiniz düşünceden ötürü utanmamız gerekmemekte ve tam aksine bunun için övünmeliyiz de...
Yine Batılı düşünce tarzlarının tarihte ve günümüzdeki kanlı ellerini yine ve yeniden gerçekleştirdiği zulümleri görmezden gelmekte ayrıca mümkün olmamaktadır.
Bu hakikatlerin ışığında Bence buna karşı çıkmak yerine bunu geliştirme gayreti içerisine girmeniz gayet mantıklı olacaktır.
3. Atatürk Düşmanlığı?
Eğer düşüncelerinizi söylemek için fırsat bekliyor ve söylemeniz gereken zamanda söyleyemiyorsanız, korkaksınızdır de Konfüçyüs…
Yazdığınız tüm kitap ve makalelerde açık ve net şekilde yazdıklarınızı bir ufak yazıyla temizleme gayretine de şaşmamak gerekir doğrusu…
Hiç değilse bu yumuşak düşünce formatından çıkıp bildiklerinizi savununuz ki, bunun için yani iradeniz için ısrarınız için alkış tutabilelim…
Saygılar …
Yazan: Okan URAL Tarih: June 19, 2010 3:58 PM
Okan Bey bakin $oyle buyurun ki guvercinler urkmesin;->
"Hayali Ulus'a dayali Egemenlik ve Bağımsızlık anlayışının her şeyin üzerinde tutulması ve de bunun EU$'un Monopolcu/Tekelci/Tekyasalci/Uniter-devletci Anayasalarindan kopyalama bir Anayasa ve ondan firlama yasalari onumuze gelen SPEEye zorla dayatarak her ne insanlik bahasina olursa olsun yaşatılmasıdır."
I$te boyle de ki, kippe du$mu$ kel gorunmu$ olsun;->>
Saygilarimla,
Grand Sen~or.
Yazan: Grand Sen~or Tarih: June 19, 2010 9:14 PM
Muhterem ETTY/Hakki bey,
Sizin memleketinizin (Yeni Zelanda) anayasasi da Avrupadan ithal. Bu bir sorun teskil etmekte midir? Yeni Zelanda "Yugoslavlasiyor" mu (boyle bir endiseniz var sanki)?
Bize ne zaman saglam bir cok yasalci ulkeyi ornek gostereceksiniz? Surekli bize bir sey kakalamaya calisiyorsunuz ama elinizde duzgun calisan bir ornegi yok.
Bir de hayali/gercek ulus ayrimini netlestirebilirseniz sevinecegim.
SEKKO'dan selamlar.
Yazan: emre Tarih: June 20, 2010 5:53 AM
mustafa hocam sana bn şahsen aynen katılıyorum..!
Yazan: warez Php Script Arsivi Tarih: August 12, 2010 6:02 AM