« İslam Savaşları'nı Yeniden Düşünmek | Ana Sayfa | Allah Kimin Yanında? »

January 4, 2007

27 Mayısçı Zorbaların ‘Demokratik’ Anayasası

“Askeri darbe” kavramı, reel bir ihtimal olmasa da, gündemi meşgul eden bir söylem olarak yeniden ortalıklarda geziyor. Bu kavramı yerli yerine oturtabilmek için, “tüm darbelerin anası” olan 27 Mayıs'ı mutlaka hatırlamak gerekir. Hatırlamayanlar için ne olduğunu söyleyeyim: 27 Mayıs, bir grup üniformalı zorbanın halkın oylarıyla iktidara gelmiş Demokrat Parti hükümetini devirmesi, ülkenin meşru başbakanını ve iki bakanını düzmece bir mahkemeyle suçsuz yere idam etmesi olayıdır. 1960 yılındaki bu “iktidar gaspı”nın ardından 1961 yılında yapılan Anayasa, bir sonraki askeri darbeye kadar yürürlükte kalmıştır.

27 Mayıs’a taraftar olanlar, 61 Anayasası’nın ne kadar özgürlükçü ve demokrat olduğundan söz eder dururlar. “Evet, Tehlikenin Farkındayız” başlıklı yazımı yorumlayan bir okur da aynı argümanı öne sürmüş. Söz konusu Anayasa’nın toplumsal alanda bazı özgürlükler getirdiği doğrudur. Ancak bunu yaparken siyasi iktidarın halkın temsilcilerinde değil “devlet”te kalması için her türlü önlemi almış, yani demokrasiyi sistematik olarak sabote etmiştir.

Siyaset bilimci Mümtaz’er Türköne, bugünkü Zaman’daki "Yeni Cumhurbaşkanı ile Demokrasi Kemâle Ulaşır mı?" başlıklı yazısında 27 Mayısçıların Anayasası’nın bu özelliğini iyi özetlemiş. Hala “Hürriyet ve Anayasa Bayramı”nı kutlama havasında olanlara hatırlatmak gerek:

Parlamenter sistem iki başlı icrayı kaldırmaz. İcra ile yasamanın bir bütün teşkil etmesi, yani parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran partiye ait olması, sistemin işlemesi için zaruridir. Halkına güvenmeyen sistemler, tedbir olarak iki çare düşünürler. Parlamento, senato ve meclis olarak ikiye ayrılarak birbirini denetleyecek. İkinci olarak icra, cumhurbaşkanı ile yetkilerini paylaşacak.

10 yıllık Demokrat Parti iktidarından sonra, 61 Anayasası ile siyasal sistemi şekillendiren 27 Mayıs Cuntası, halkın oyuyla yasama ve yürütme organını oluşturan gücü, yani iktidara gelen siyasî partiyi dengelemek ve frenlemenin ötesinde iş yapamaz hale getirmek için dünyada cari olan bütün araçları seferber etmiştir. Yasama organı ikiye bölünmüş, belirlenen kurallarla yasa yapma süreci içinden çıkılmaz hale gelmiştir. Üstelik senatoya, izahı mümkün olmayan bir garabetle cuntacılar "tabî üye" sıfatıyla katılmışlar, cumhurbaşkanına da aynı senatoya kontenjan senatörü unvanıyla üye atama yetkisi tanınmıştır. İcranın, yetki kanunu ile düzenleyici işlem yapmasına izin verilmemiştir. Ortaya çıkan sonuç tam olarak yönetilemeyen bir demokrasidir. Tablo o kadar aşırıya kaçmıştır ki, 12 Martçılar yönetimi bir ölçüde icraat yapabilir hale getirebilmek için Anayasa'da değişiklikler yapmak ve mesela hükümete Kanun Hükmünde Kararname çıkarmak yetkisi tanımak zorunda kalmıştır.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 4, 2007 10:44 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

"Söz konusu Anayasa’nın toplumsal alanda bazı özgürlükler getirdiği doğrudur. Ancak bunu yaparken siyasi iktidarın halkın temsilcilerinde değil “devlet”te kalması için her türlü önlemi almış, yani demokrasiyi sistematik olarak sabote etmiştir."
"Devlet'i olusturan sey nedir?"diye sormak geliyor icimden.Devleti ortaya cıkaran bir bakıma millet olmuyor mu?
toplumsal alanda kazanılan ozgurlukler de demokrasiye bir darbemidir?

o gunleri bilmiyorum,kimin neyi dogru neyi yalnıs yaptıgını da.
bildigim demokrasiyi isletememis toplumlarda darbe oldugu.halk kendi kendini yonetemezse birileri halkı yonetir.
bazen filmlerde goruruz,az gelismis afrika toplumlarının basında hep generaller vardır.alın ırak,saddam devrildi,demokrasi geldi.halk kendi kendini yonetebiliyor mu?

sanıyorum,gene donup dolasıp toplumsal bilinc noktasına geliyoruz.
genel prensip,devletin daim olmasıdır.anladıgım kadarıyla millet bu daimiyeti surduremezse ordu bunu yapıyor.
su saatten sonra darbe soylentileri biraz hikaye kalıyor.guclu bir siyasi iktidar var ve herkes bu iktidara sahip cıkıyor.ulkemizde gorunur veya gorunmez bir cok degisiklerler oluyor.sinema filmlerimiz bile degisti.yurtdısında itibarimız her gecen gun artıyor.yabancı tv kanallarında turkce dil destegi veriliyor.uluslararası platformlarda belli bir karizmamız olustu.bu ulkede bir seyler oluyor ve ilerliyoruz.demokraside bu ilerlemeden nasibini alıyor.ancak daha fazla demokrasi icin yapılması gerekenlerde yok degil.

benim tuhaf buldugum sey;ak partili bir cumhurbaskanı adayını bir cok cevrenin icine sindiremis olması.nedir bu rahatsızlık?
neymis efendim,halk secsin.
hanımının bası kapalı olan biri cumhurbaskanı olmazmıs.
cumhurbaskanını halk secsin diyenler,bundan once neredeydi acaba.bu istek daha fazla demokrasi icin mi?yoksa birilerinin onunu kesebilmek icin mi?sayın sezer'i cumhurbaskanı secenler,hangi kriterleri goz onune aldılar?
son yasananlar sacmalıktan baska bir sey degildir.
herkes rahat olsun,secilen cumhurbaskanı son cumhurbaskanı olacak.baskanlık sistemi gelecek,secim sistemi degisecek,ve daha fazla demokrasi gorecegiz.

Yazan: bercenay Tarih: January 5, 2007 12:02 AM

Mustafa Bey, ve Mumtazer Turkone Bey mevzuyu guzel ozetlemisler. Bu mevzuda "Evet Tehlikenin Farkindayiz" yazisi ve takip eden tartismanin da okunmasin tavsiye ederim.

Evet 1960 darbesi ve 1961 Anayasasi "bu demokrasi denen seye bir gem vurmak lazim, millet kendi haline birakirsak istediklerimizi seciyor" diyen zorba subaylar ve maalesef CHP'nin urunudur. Inonu bizzat 1500 tane genci kiyma makinesine attilar iddiasi yalanmis efedim denildiginde bu gercegin hasiralti edilmesi emrini vermi idi. Secimle isbasina gelemeyecegini anlayan siyasetcinin dustugu ibretlik durum! Baykal bu gunku stratejisin kimden grenmis olabilir acaba?

Bu anayasa 1924 Anayasasindan daha "ileri" addedilebilecek bazi "haklar" tanimistir fakat Mustafa ve Mumtazer Beyler'in isaret ettigi gibi bu haklarin "yanlis kullanimini" engellemek icin dengeleme mekanizmasi ihdas etmistir. Aslinda 1961 Anayasasi zihniyeti duzenin "hakim sinifinin" ve onlari temsil eden CHP'nin kurulusundan beri tutarli olarak surdurdugu yonetim anlayisinin bir tezahurudur. Demokrasi'ye gecilmeden once boyle "yuce devlet" ihdas eden maddelere ihtiyac yoktu; cunki muhalefetsiz sistemde kontrol onlarin elinde idi. 1950 secimleri ve takip eden 10 yilda Demokrasi'nin ne gibi sonuclar dogurdugunu ogrenince "bu ise mudahele etmek" geregini hissettiler Inonu, diger Devrim muhafizlari ve asker.


Cakilmis civisi olmayanlar, milleti gudulecek suru, sekle sokulacak camur mertebesinde gorenler icin demokrasi dusmanligi ontolojidir. 1960'larda degil, daha 8-10 ay once bir cagdas Francofile hanim "Istanbulu'un varoslarindakilerin oy hakki olmamasi gerektigini" savunabildi hem de SKY-Turk Tv'de ve kimsenin ruhu dahi duymadi. Bu kadin simdi Vatan gazetesinde yaziyor. Radikal icin fazla radikal bulundu. Gerekcesi "zaten hepsi gecekondularda illegal olarak oturuyor" idi ve esinlenme de bir eski Madrid Belediye baskanindan gelmis!

Ben hatirliyorum tabii senatorler, kontenjan senatorleri gunlerini. Secilmislerden cok daha forslu idiler. 27 Mayis Cumhuriyet ve Anayasa Bayrami'ni da iyi hatirlarim. Az mi trampet caldim yavrukurt olarak bu resmi bayramlarda..

Ama isdtedigimiz hizda olmasa da ben bircok degisiklik emareleri goruyorm. Artik hakim zorbalarin borozanlarini, trampetlerin calanlar siritiyorlar. Gerek "aydin kesim" gerek halk arsinda artik mizragi cuvala sigdirmanin zorlugunu anlayip yavas yavascark yapanlar cogaliyor.

Darbecilik, cagdascilik, laikciligin artik eskisi kadar KOOL olmadigini, hatta OUT olmak uzere oldugunu farkedenler pozisyonlarini yeniden belirliyorlar. Bunun pek cok gostergeleri var. En belirgin olani, Sezer'den Baykal'a Tuncay Ozkan'a , Cunmhuriyet'in komutanlarina kadar rejim muhafizlarinin tavirlarindaki saldirgan cinnet hali; demokrasiyi askiya almak icin giristikleri akil almaz yaraticilik! Birgun Washington'daki ponpon kizimiz "ben generallerle konustum, darbe fifty/fifty ama Demokrasiye bisicik olmayacak" diyor ertesi gun Eski yargitay bassavcisi ile "ilk turda 367 olmaz ise secim olmaz" zirvasi piyasaya sueruluyor. Baykal'da "Anayasa Mahkemesi Hazirolda beklesin" komutu ile baliklama atliyor, ama iki gunde onun da fosu cikiyor. Baykal'da kendi actigi bataklikta bogulan hesabi her yilana sariliyor. Bu konuyu E. Mahcupyan bu gunku Zaman yorumunda cok guzel tanimlalmis. Uzun yazinin son paragrafini alintiliyorum sadece, tamami tavsiywe olunur.

"Maalesef 'laik ve çağdaş' olma uğruna demokrat olmayı reddeden bir cumhuriyetin gelebileceği farklı bir son yok. Uzunca bir süre 'istediğim yere istediğimi getiririm' rejimini sürdürürseniz, eninde sonunda 'istemediğim yere istemediğimi getirtmem' noktasında tıkanır ve nihayette siyaset oyunundan düşersiniz. Türkiye'nin laik eliti ve CHP, modernliği bir görüntü olarak kavradıkları için olacak, karşılarında tehdit olarak AKP'yi görüyor ve bu partiyle her türlü mücadelenin demokrasinin gereği olduğunu sanıyorlar. Oysa laik elitin ve CHP'nin karşısındaki asıl tehdit demokrasinin kendisi... Demokrasiyi kendi rakibi haline getiren bir cumhuriyet ve siyaset anlayışının ise günümüzün Türkiye'si için artık hiçbir saygınlığı ve meşruiyeti yok... "

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=482789
------------------
Bir de Yassiada mahkemesi tutanaklarinin ibretlik icin ve mideniz kaldiiyorsa mizah olarak okunmasini tavsiye ederim. Mahkeme hakimi Salim Basol'un ulkenin Basbakanina "atiyorsn, sus sonra susturmasini bilirim" gibi veciz cumleler sarfettigi, Bassavci Omer Altay Egesel'in Basbakan'a halkin gonderdigi telgraflar, Kuran'i Kerim sayfasi, namaz goruntusu" gibi "deliller" e dayanarak astigi bu mahkemede Egesel Sikca "ben bunlari biliyorum, sen bunlari yaptin" turu cumleler sarfettigi ve Merhum Menderes'in idamindan once "prostat muyanesi" adi alinda subaylarca sapik iskencelere tabii tutuldugu, tegmenlerin bile canlari SIKILINCA ulkenin bakanlari ile dalga gectigi bu HUKUK SURECI YANINDA SADDAM MAHKEMESI hukuk abidesi olur!

Iste Oktay Eksiler, M.Ali Kislaliar, I. Selcuklarin aba altindan sopa gostermek niyeti ile SIKCA nostalji yaptiklari olaylar bunlardir!

Lisan uzerine not:

Ben Mustafa Bey'in bu yazisinda "kupaya kupa" demesini ozelliklwe taktir ettigimi not edeyim. "bir avuc zorba" ya "bir avuc zorba" denilmeli artik. Yapilanlari ilimli dille izah etmeye calismak stratejik olarak yanlistir. Artik milletin uzerine serpilmis olu toragini temizlmek gerekir. Hukuk, demokrsi cinayetleri isleniginde "naapalim burasi Turkiye" deyip kaniksamislik psikolojisine girmemek gerekir. "bIr daha asla" diyebilmek icin bu cinayetlere isyan edebilen bir toplum bilinci olusturmak gerekir. Bunun bir ogesi de postal opucuye postal opucu, lumpene lumpen, laikciye laikci, Ataturkcu ceteye de Ataturkcu cete demektir. Bu sekilde artik bu taifenin gununun doldugu, modasinin gectigi psikolojisin kuvvetlendirip ozellikle ortadaki bilinc seviyesi yetersiz kesime "moda icin bu yola girme, fazla IN degil, karli degil" measajini vermektir. Yani ahlaki dogru ayni zamanda stratejik dogrudur. Bakin demokrasiyle bulusan ulkelere.

Selam, saygi ve muhabbetle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 5, 2007 11:12 AM

27 Mayıs ve "demokratlık."Acaba?
Bir olay ya da yapının "demokratik"olup,olmaması için onun "özü"kadar,yapılış şekline de bakmak da hem yarar,hem de gereklilik olduğunu düşünmekteyim.
1950-60 arasında nüfus ortalama % 33 oranında artarken;kalkınma hızının da % 135 oranında arttığı bazı düşünürlerce dile getirilmekte ve bunu ben de paylaşmaktayım.Ve bu günün bayram ilan edilmesinin ve 12 Eylül dönemine kadar da yürürlükte kalmasının hiç de "demokratça"olmadığını düşünüyorum.Gerçekten bu ülkede bir "hürriyet ve demokras günü "olacaksa ve de "bayram"olarak kutlanacaksa,bu tarih 14 Mayıs 1950'dir.Tam da Karl POPPER'in dediği gibi"beğenilmeyen yönetimin sandıkta,darbesiz ve kansız değişimi "sağlanılmıştır 14 Mayısta.Yani halka bu hakkını "iyi"kullanma fırsatı vermiştir.
Ülkemizde demokrasinin gelişimi için önce darbeler döneminin mutlak anlamda sona erdirilmesi,başta 27 Mayısçılar olmak üzere tüm darbecilerin yargılanılmasının gerektiğine inanıyorum.Ve ülkemizde solun bazı "versiyonlarının" da bu noktada sınıfta kaldığını görmekteyim.Diğer darbelere karşı çıkarken,27 Mayısa sahiplenmek,-hem de 28 Şubata da-bence,"ilkesiz"olmaktır.Özgürlüklerin gelişimine karşı"darbecilerin"safında yer tutmaktır.
Demokrasi,halka dayanırsa hayatın içinde kök salar,darbeye dayanırsa da halka "dayatır."İşte ikisi arasındaki fark da bence buradadır...Küçük ama önemli bir ayrıntıdır bu.Ve de Latinlerin dediği gibi hayat:Şeytan,ayrıntıda saklıdır.

Yazan: Sabri Ayçiçek Tarih: January 5, 2007 3:01 PM

27 Mayıs üzerine bir başka yazıda söylemem gerekenleri söylemiştim ama tekrarlamakta bir zarar görmüyorum.

Her şeyden önce insanın beden bütünlüğüne yapılan hiçbir tacizin hiçbir şekilde haklı müdahelesi olamaz. İster idam , ister işkence , ister cinsel taciz , ister dayak , ister recm. İnsanın beden bütünlüğü kutsaldır ve her insanın mutlak hakkıdır , hiçbir gerekçe hiçbir müdaheleyi haklı gösteremez.
Kemal Karpat tartışmasında belirtmiştim , bugün Türk toplumu için iki tehlikeyi oldukça ciddi görüyorum demiştim : Bilinçsizlik ve Samimiyetsizlik. Anlaşılan bugün samimiyetsizlik diye devam etmek zorunda kalacağım. Hatta samimiyetsizlik sorunu bizim ülkemiz sınırlarını bile aşmışken .

İşte size bir samimiyetsizlik örneği , batı bizim terörist başını asmamız gündemde olduğu zaman idam karşıtlığını bugün Saddam Hüseyin in asılmasından sonra ne kadar çabuk unutmuş görüyoruz hep birlikte. Bu samimiyetsizlik sınırını çizgisini bu olay ile genişletmek oldukça mümkün tabii.

Ve işte bu da bizim samimiyetsizliğimiz , 27 Mayıs idamlarını sürekli yazan , eleştiren , haksız , insafsız , insanlık dışı , ahlaksız olarak yazanlar .
Saddam Hüseyin in idamı gelince onun beden bütünlüğünü hatırlamazlar , nasıl bağımsız adil yargı hakkından yoksun bırakıldığını sorgulamazlar
12 Eylül darbesinde asılanlardan bahsetmezler , yaşı büyütülerek katledilen 17 yaşındaki Erdal Eren i konuşmazlar
Sebebi ne olursa olsun darağacına gönderilmiş gencecik fidanları unuturlar , hatta unutturmaya çalışırlar ,
Onlar ile aynı çizgide olmasam da bugün hiçbir gerekçe bir üniversite öğrencisinin hayatını elinden almaya yetmez , yetemez , Deniz Gezmiş gibi
Birçok ülkede yapılan kızların sünnetini yazmazlar
Filistini bir tek bize yazarlar , bir çöp tenekesinin arkasındaki bir babanın oğlu ile teslim olmaya çalışırken bile katledilişini hiç bilmezler , özür dilerim bilirler ama bilmezler
CNN muhabiri Christina Amapour u bizim televizyonlarımızda överler , ama onun Bağdat a düşen her bomba da ‘ Voovv ‘ dediğini söylemezler , Arafat a karargahı işgal edildiği zaman sorduğu soruları söylemezler , çünkü onların ölen çocuklarla , idam edilen insanlarla , işkencelerle , katliamlar ile bir dertleri yoktur bu samimiyetsizlerin.

İşte bunların ismine ben samimiyetsizlik diyorum , daha anlaşılır isimleri da var tabii.

Bu insanlar samimiyetsizdirler çünkü onların asıl dertleri başkadır , medya sektöründe bir yerlere yükselmektir , o nedenler belirli bir çerçevenin içerisinde konuşurlar , yazarlar , düşünmezler – sadece düşünür gibi yaparlar.
Bazen sadece ceplerini doldurmaktır dertleri .
Bazen kendi siyasi emelleri doğrultusunda bazen alkış , bazen yuhlamaktır işleri.

O nedenler her idamı yazmazlar , bazılarını yazarlar .
Her darbeyi yuhlamazlar , bazılarını yuhlarlar .
Olayların her yönünü yazmazlar , bazı yönlerini yazarlar .
Ölen bir Filistinli çocuğun fotoğrafını , Körfez krizindeki petrole bulanmış bir karabatak kadar hatırlarda tutmazlar .

İşte bizim samimiyetsizliklerimizden birisi : 27 Mayıs .
Darbe her şekilde yanlıştır , demokrasiden her sapma yanlıştır ama bazen öyle yanlışlar bilerek yapılır ki , bizzat demokrasiyi korumak için demokrasiden sapmak gerekir , çünkü şartlar ihtilali pekala meşru kılabilir.
Buradan tutup da darbeci komutanlara alkış tuttuğum düşünülmesin , ama darbenin asıl adresi bizzat Demokrat Parti nin ta kendisidir. Tahkikat Komisyonu ile mi demokrasi yürüyecekti , ‘ Siz isterseniz şeriatı bile getirirsiniz ’ diyenler mi daha demokrattı yoksa ? Bunlar hepsi demokrattı da durduk yerde mi darbe yapıldı ?
Demokrat Parti nin uygulamalarının demokrasi karşıtlığı konusunda darbeden geri kalır hiçbir yanını göremiyorum.

Her idam yanlıştır , Adnan Menderes dahil .
Her darbe yanlıştır , 27 Mayıs dahil .
Her samimiyetsizliğin arkasında ahlaksız bir dürtü vardır , 27 Mayıs dahil.

Yazan: Beagle Tarih: January 5, 2007 3:46 PM

##....tegmenlerin bile canlari SIKILINCA ulkenin bakanlari ile dalga gectigi bu HUKUK SURECI YANINDA SADDAM MAHKEMESI hukuk abidesi olur!## (Bekir L.Yıldırım)

Şanlı Türk Ordusu üzerine son zamanlarda kasıtlı bir biçimde atılıp tutuluyor. Mustafa Akyol gibi sizde bunlardan birisiniz. Atın bakalım atın ne geçecek elinize hep birlikte göreceğiz. Dolayısıyla bu konuya fazla takılıp kalmayacağım.

Tarih yukardaki sözlerinizi çok değil 10 - 20 yıl içersinde zaten altın harflerle yazacak. Tıpki, Damat Ferit'leri yazdığı gibi. "SADDAM MAHKEMESİ hukuk abidesiymiş" Ağır olda MOLLA desinler. Önce emperyalist işgal ve onların işbirlikçilerinin mahkemesiyle ihtilal (haklı veya haksız) mahkemesi arasındaki farkı öğrenin ondan sonra ahkam kesin!

Veya başka bir şeyler söyleyinde emperyalist işbirlikçilerden bir farkınız olsun.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: January 6, 2007 8:12 PM

Beagle,

"Bilinçsizlik ve Samimiyetsizlik" üzerine vurgu yaptığınız yazınızı okudum. Sizi ayakta alkışlıyorum. Muhteşem bir tespit muhteşem bir yazı. Her satırınızın altına imzamı atarım. Elinize, düşüncenize sağlık.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: January 6, 2007 8:30 PM

Yazıları okuyorum da darbe yapanlar hep tu kaka olmuşlar.Bütün yorumlardan bu çıkıyor.Sizden de bu çıkıyor.Bir ülke ki konum itibari ile ve düşünce itibari ile o kadar krıtik bir yerde ki sormayın.Bütün emperyalist devletlerin gözü bizde.Bütün ayrımcılık isteyenlerin gözü bizde.Ülke düşünün bir iktidar geliyor halka o kadar çok şeyler vaad ediyor ki.Halk şekerlere aldanıp onu iktidara getiriyor.Amerikanın yardımıyla.Bunun zamanında mudanya bursa arasındaki demiryolları bile sökülüyor.Sonra borç batağına batıyoruz.Acısı hala devam ediyor.Devam da edecektir.Ülkeyi kim koruyacaktı beyler?
Ben gelmiş geçmiş en büyük milliyetçiler kim diye sorarsanız Cengiz Han ve Mustafa Kemal Atatürk diye sayabilirim.Bir düşünün neden?Biri arapları ülkesine sokmamış.Biri ise araplaşmaktan kurtarmış.Bizi bu hallere sokmak isteyenlere engel olmuş 1960 darbesi
Saygılarımla

Yazan: hasan dura Tarih: January 7, 2007 10:06 AM

Sabah, 8 Ocak, 2007


Prostat kontrolü ikinci bir ceza vermek içindi

Bu olay tarihte kara leke
Hukukçular Yorumladı
Deniz Gezmiş'e acı çeksin diye iki düğüm birden atıldı
Kişi istemezse kontrol yapılmaz
Menderes'i muayene eden doktorlar


Amaç aşağılamaktı ikinci ceza oldu

Yassıada'da Adnan Menderes'in avukatlığını yapan Cindoruk, idam öncesi prostat kontrolünü böyle yorumladı.

"SADDAM'A BİLE YAPILMADI"
Cindoruk, Murat Bardakçı'nın gündeme getirdiği "Menderes'e prostat kontrolü" haberi için "Küçük düşürmek, ikinci bir ceza vermek için kasten yapılmış. Saddam'a bile yapmadılar" dedi. Menderes'in oğlu Aydın Menderes ise "Bu, tarihimizde kara bir lekedir" yorumu yaptı.

DOKTORLAR: İDAMLIK DA OLSA ZORLA YAPILAMAZ
Prof. Gürsel Çetin: Davranış etik değil.
Prof. Ferruh Şimşek: İstek dışı hareket yapılamaz.
Prof. Kemal Sarıca: Kişi istemezse doktor bir girişimde bulunamaz.
Prof. Timur Demirbaş: Amaç hakaret ve aşağılama.
Doç. Dr. Ümit Kocasakal: Deniz Gezmiş'e de acı çeksin diye iki düğüm atıldı.

Prostat kontrolü ikinci bir ceza vermek içindi

Adnan Menderes'in avukatı Hüsamettin Cindoruk idamdan önce prostat kontrolü yapılmasını şöyle değerlendirdi: "Istırap vermek, küçük düşürmek ikinci bir ceza vermek için yapılmış bir hareket".

Murat Bardakçı'nın dün "Menderes'e idam öncesi prostat muayenesi" başlığıyla yayınlanan yazısını değerlendiren oğlu Aydın Menderes ve avukatı Hüsamettin Cindoruk olayın doğru olduğunu söyledi. Adnan Menderes'e, idam edilmeden önce prostat muayenesinin yapıldığını anlatan Bardakçı'nın yazısı "Kelimesi kelimesine doğrudur. Bu Türkiye'nin bilmesi gereken bir olaydır" diyen Aydın Menderes, devrik Irak lideri Saddam Hüseyin'in idamı ile babasının idamının karşılaştırılamayacağını söyledi. Adnan Menderes'in Türkiye'ye 10 yıl hizmet etmiş, meşru bir başbakan olduğunu belirten Aydın Menderes "Kendisi, yurdunun işgal edilmesine sebep olmadığı gibi Kıbrıs'ta da Türk bayrağının dalgalanmasını sağlamıştır. Türk milletinin saygı duyduğu, çok sevdiği ve arkasından gözyaşı döktüğü bir başbakandır. İdamı sadece Saddam'ınkiyle değil, başka hiçbir idamla karşılaştırılamaz" dedi.

SADDAM LİNÇ EDİLDİ
Bu olayın tarihe "kara leke" olarak geçtiğini belirten Menderes, "Milletimiz için çok büyük bir kayıp ve acıdır. Yassıada ve İmralı ise Türkiye'nin Kerbela Vakası olarak nitelendirilmelidir" dedi. Aydın Menderes, devrik Irak lideri Saddam Hüseyin'in idam edilmesini ise "linç" olarak değerlendirdi. Saddam'ın Müslümanlar için kutsal olan bir arife günü asıldığını hatırlatan Menderes "Bu bir etti-buldu meselesi değildir.Kelime-i şahadet getirmesine bile izin verilmeden idam edildi. İslam dünyası kendini rencide edilmiş hissediyor. Bu durum İslam dünyasının birleşmesine neden olacaktır" dedi. Aynı duyguları Türk kamuoyunda da gördüğünü ifade eden Menderes, bu "infiali" yansıtamadığı gerekçesiyle iktidarı ve muhalefeti eleştirdi.

AVUKATI ANLATIYOR
O dönemde Adnan Menderes'in avukatlığını yapan Hüsamettin Cindoruk da prostat kontrolü ile ilgili olarak, "Kasten ve aşağılamak üzere yapılmış bir şey. Prostatında sıkıntı olsaydı infazdan önce ameliyat mı edilecekti" dedi. İnfazdan önceki kontrolünde şuurunun yerinde olup olmadığına bakılması gerektiğini söyleyen Cindoruk, Saddam ile Menderes'in idamının kıyaslanamayacağını da vurguladı. Cindoruk, binlerce kişiyi öldürmekle suçlanan Saddam'a bile böyle bir muamelenin yapılmadığını belirterek şöyle dedi: "Saddam diktatördü. Menderes ise seçimle gelmiş bir genel başkan, başbakan... İdamı hukuk dışıydı. Adnan Bey'le ilgili iddiaların hepsi anayasaya aykırıydı. Ona rağmen yargılanıp mahkûm edildi. Suç bulunmamasına rağmen asıldı. Saddam Hüseyin içinse binlerce kişiyi öldürdüğü söyleniyor. Ona bile bu muayenenin yapılmadığı anlaşılıyor. Istırap vermek, küçük düşürmek, ikinci bir ceza vermek için yapılmış bir hareket."
CEYDA KARAASLAN - ANKARA

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 8, 2007 6:02 AM

12 eylulu ve 82 anayasasini nasil yorumlucaksiniz mustafa bey onu merak ediyorum. 27 mayisi boyle yorumlayan bi adam 12 eylulun olmasi gereken bi olaydi ve 82 ayanasasinide cok guzel bi anayasa her devletin boyle bi anayasaya sahip olamsi gerekir diye yorumlarsiniz herhalde.
Yazik ki gazetecisiniz binlerce genc insan sizi okuyup etkileniyor yazik cok yazik...

(61 anayasasi Turkiye'nin en demokratik ve en ozgurlukcu anayasasidir 82 anayasasi ise dunyanin en kati anayasalarindandir.
kotu bi yonetimden sonra darbe olmus ve guzel bi anayasa gelmistir. ama guzel bi anayasa bazi insnalarin cıkarlarini zedelemis ve darbe ile anayasa onnarin istedigi gibi olmustur. Dinci ve gerici ulukcu cevrelerdir bunlarda...)

Yazan: quest111 Tarih: January 10, 2007 5:16 AM

MENDERESI KATLEDEN GOZU DONMUS UNIFORMALI VE ONUFORMASIZ YARATIKLAR!

Asagida yazilanlari ben biliyordum, ve yasadikca unutmayacagim. Insan olma iddiasindaki kimsenin ne unutmaya ne affetmeye hakki vardir.
Bilmeyenlere:


Menderes'in Katilleri


"Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum..."
***
Rahmetli Adnan Menderes'in fani dünyadaki son sözleri böyleydi...
İmralı'da asılmadan hemen önce usulen bir arzusu olup olmadığı sorulduğunda, dini telkin için orada bulunan hoca ile yalnız kalarak görüşmek istediğini beyan etmişti, Menderes...
Ancak darbeciler "kanunların buna müsaade etmediğini" söyleyerek son arzusunu da yerine getirmemişlerdi!
Bu davranış, zorba/gaddar/eli kanlı darbecilerin Menderes'i katletmeden önce Masum Başbakan'a uyguladıkları sistematik işkence ve zulmün yanında bir hiç hükmündedir, kuşkusuz...
Son olarak, Murat Bardakçı -idamına saatler kala- Menderes'e yapılan "Prostat Muayenesi"ni gündeme getirdi. (Menderes'e reva görülen 'Prostat Muayenesi Zulmü' yıllarca önce Nazlı Ilıcak tarafından yayınlanmıştı.)
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık günlerinden biri olan 17 Eylül 1961'in sabahında saat onu beş geçe Menderes'le doktorlar arasında geçen diyaloglar, 27 Mayıs Cuntası'nın sadece Masum ve Suçsuz Menderes'e değil MİLLETİMİZE ne denli kin ve nefret duyduğunun çok çarpıcı bir örneğidir!
Ord. Prof. Sedat Tavat "Prostat muayenesi yapmayı unutmuşuz!" diyerek tarihe "zulme ortak olan bir tıp adamı" olarak geçmiş bir isimdir: Odada bulunan "komutan" da Menderes'e "Utanmayın, utanmayın" diye sesleniyor!
Menderes "İstirham ediyorum, yapmayın" diyor; ancak Utanmaz Zalimler bir kere karar vermişler devrik başbakanı aşağılamaya, ona sınırsız ıstırap çektirmeye...
Taammüden yapılan Prostat Muayenesi'nden dört buçuk saat sonra asılacaktır, Menderes: Şöyle bir düşünün, diyelim ki prostatında sıkıntı olsaydı infazdan hemen önce ameliyat mı edilecekti? Hayır! Zorla prostat muayenesi sadece hukuk dışı değil, insanlık dışı bir muameledir...
Prostat Zulmü, onu asmaya karar vermiş olan İşkenceci İrade'nin doktorlara verdiği emirden başka bir şey değildi...
27 Mayıs Darbecileri'nin ne denli gözleri dönmüş, görüyorsunuz değil mi?
............
Devami icin:

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=485105

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: January 10, 2007 5:49 AM

##Asagida yazilanlari ben biliyordum, ve yasadikca unutmayacagim. Insan olma iddiasindaki kimsenin ne unutmaya ne affetmeye hakki vardir.## (Bekir L.Yildirim)

İnsan olma iddiasındaki bir kişi önce idam cezasına karşı çıkmalı ve lanetlemeli. Ey dini bütün müslüman arkadaşlar idam cezasını, kısasa kısas hükmüne karşı çıkıp lanetleyebiliyor musunuz? Tabiiki lanetleyemezsiniz. Çünkü dindarlık* kindar olmayı gerektiriyor.

İdam cezasına karşı çıkıp lanetleme neymiş prostat muayenesi eziyetmiş. Sanki bunun başka bir yolu varmış gibi. Orta yaşın üzerindeki her erkeğin yılda en az bir iki kez zorunlu olarak yaptırması gereken prostat kontrolünden kaçmak mümkün müdür? Bu eziyet gibi görülsede bundan kaçış yok.

Kaldı ki Amerika'dan biliyorum idam mahkumları infazdan önce ne hikmetse çok sıkı sağlık kontrolunden geçiriliyor ve sağlık problemi olan mahkum'un infazı sağlığına kavuşana kadar erteleniyor. Dolayısıyla burada karşı çıkılması gereken merhum Adnan Menderes dahil infaz öncesi yapılan sağlık kontrolleri değil idam cezasının kendisidir.

Tabii sizin amacınız üzüm yemek olmadığı için samimi davranamıyorsunuz.

Hülagü TTT

*Eli Zülfikarlı dinciler.

Yazan: Hülagü Tarih: January 12, 2007 2:02 PM

Sayin Akyol,

kisa bir sure once bu siteden haberim oldu. Ataturk'e karsi oldugunuz yazilarinizin satir aralarindan bile degil acikca belli oluyor. elestirel dusuncenin savunulmasi adina buna karsi cikacak degilim. burada dinsel bir dunya gorusunu mutlak addedip 'tebligi'ni yapanlara ayrica yanit verecegim.

ancak beni en cok uzen sozde Ataturkculuk adina ve hatta Ataturk adina konustugunu iddia ederek itici, saldirgan, fasist, anlama ozurlu, acimasiz ve cahil bir soylem sergileyenler. bu olsa olsa Ataturkumuzu ve Ataturkculugu antipatik ve korkutucu gostermek olabilir.

bunu siddetle kiniyorum. bu adamin yazdiklarini da bilincli olarak yayinliyorsunuz. Bekir yildirim da bunu farkettiginden biyik altindan gulerek bu adama gaz verip duruyor.

hele su en son yazdigi yazi kesinlikle kasitli. acaba ne yapsam da Ataturkculeri boyle iblis gostersem diye yazildigi o kadar belli ki?

Menderes'e en guclu muhalefetin icinde yer almis bir aileden geliyorum. asilmasi meselesini de ayrica tartisabiliriz. ama gercekten eger bu prostat muayenesi dogruysa cok ama cok cirkin bir sey. kalkip bunu savunacak olan kisi fasist ve agzindan kan damlayarak ballandira ballandira savunabilir. ama lutfen bunu ataturkcu sifatiyla yapmasin. siz de buna izin vermeyiniz.

saygilarimla

Cagatay Tumer

Yazan: Cagatay Tumer Tarih: January 13, 2007 12:37 AM

"Biz sapına kadar Kemalist ve sapına kadar 27 Mayısçıyız. Atatürk’ü ve 27 Mayıs Devrimini savunmak, devrimci aydının namus borcudur. Atatürkçü ve 27 Mayısçı olmayan bir devrimciyle alışverişimiz yoktur."

Yazan: Uğur Mumcu Tarih: January 25, 2007 7:22 AM

Çağatay Bey

siz ne kadar iyi niyetli olsanızda Uğur Mumcu ve Hulagü gibiler oldukça işiniz zor..sizde bunların arasında kaynıyorsunuz malesef..

sizin adınıza üzgünüm..

Yazan: deniz Tarih: January 25, 2007 10:11 PM

Uğur Mumcu rumuzuyla yazan arkadaş sanıyorum bana gönderme yapmış...

tuhaf doğrusu.

ama buna bir yanit vermeden de edemeyeceğim.

arkadaşım alış veriş yap ya da yapma. ama kalkıp da Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü çirkin gösterecek davranışlarda ve söylemde bulunamazsınız. bu olsa olsa Atatürk düşmanlığı olur.

NEden sen de Hülagu gibiler de bu kadar sert acımasız, gaddar, vuran yıkan bir görüntü sergiliyorsunuz?

Atatürkçülüğü size kim teslim etti de onu böyle halka karşı öcü göstermeye çalışıyorsunuz? Yoksa kasten mi yapıyorsunuz? Atatürk bu halkın mutluluğu için çalıştı çabaladı. o yüzden sizin gibilere ve aleyhte onca propagandaya rağmen en çok sevilen lider Türkiyemizde.

Savunduğunuz sandığınız şeylere bir bakın ya!Hitler, Mussolini ya da Franko'dan bir farkı var mı?

Bırakın bu Recep peker ağızlarını.

Atatürkün ölümü üzerine İsmet İnönü'nün nasıl Atatürk'ün çevresini darmadığın ettiğini, onun en yakın dava arkadaşlarını nasıltasfiye edip heder ettiğini oturup okuyun.

Bırakın bu Atatürkçülük postuna bürünmüş Kızıl Kramer söylemlerini. yeter artık yeter.

Yav kardelim gerçekten Atatürkçü isen insanlara özgürlük kardeşlik, ekonomik refah, bilimsel ilerleme vadetsene. bunlara ilişkin akılcı gerekçeleri açıklasana.

ne yapıyorsunuz peki siz?

Ağzından kan damlayan sloganlarla savaş tamtamları
çalmak mıdır tüm yapacağınız?

bu nasıl bir mantıktır ya?

Atatürkçü olmanız, bir insanın istemediği halde zorla ve üstelik ölüme giderken makatına parmak sokulmasını alkışlamınızı mı yoksa bunu yuhalamanızı mı gerektirir?

merhamet sahibi bir insan olmak en büyük erdemdir.

o Atatürk ki, Ulus civarındaki bir çınarın kesildiğini öğrenince hıçkıra hıçkıra ağlamıştır.
O Atatürk ki, sloganlar yerine ülkesini ileriye götürecek sanayi hamlelerini başlatmayı planlayan, kültürel devrim için gerekli kurumları kuran dehadır.

şimdi gelelim başka bir garabete:Mantık fukarılığının doruk noktasına.

sizin bu sahte Asker dostluğu yaparken gerçekte Ordumuza olan düşmanlığınıza.

12 Martı, 12 Eylülü kim yaptı? En tepedekinden en alttakine bir hiyerarşi içerisinde askerimiz.

ama nedense sizin gibilere göre bunlar kötü ve faşist darbelerdir.

peki 27 Mayıs'ı kim yaptı?

bir grup orta dereceli subay. yani cunta. bu da ne hikmetse "devrim"dir.

peki kime karşı yapıldı bu? sadece siyasi iktidara karşı mı?

hayır. başta genel kurmay başkanı, kuvvet komutanları, yüksek rütbeli subaylar olmak üzere Türk ordusuna karşı yapılmıştır.Ordunun yüksek rütbeli subayları ya tutuklanmış ya da zorla emekli edilmiştir.

27 Mayısı yapan ordu değildir. ordunun içindeki rütbesiz subaylardan oluşan bir gruptur.

ve bunlar İsmet İnönünün ekibindendir.

12 Eylül geldiğinde nasıl sevinçle karşıladığımızı oh be kurtulduk dediğimi dün gibi hatırlıyorum. 12 Marta götüren süreçte de ülkemizin nasıl büyük bir badireden kurtulduğunu çok iyi biliyorum.peki o dönemdeki cuntalar kimlerdi?

27 MAyısı hazırlayan Madanoğlu ve Orhan Kabibay cuntaları. adamlar iktidarın tadını almışlar ama yetmemiş ulen şu ülkeyi bi yönetelim hesapsızca isteğiyle yine kurmuşlar cuntaları. (yine bu cuntalar başarılı olsaydı sizin gibiler yine 9 MArt namusumuz diyecekti!!!! Pehhh!)

12 MArt bizi böyle felaketten kurtarmıştır.kurtaran Ordumuzdur. ordumuz cuntacılardan korumak amacıyla mecburen müdahele etmiştir.

ama bu müdahaleler kötüdür demi size göre?

nedenini çok iyi biliyoruz. Çünkü faşist bir cunta kurmanızı engellemişlerdir.

12 MArt da 12 Eylül de. hele 12 eylül. söz de devrimci ayağına faşist bir totaliter rejim kurma ve tekelden idare etme çabası içinde olan bir avuç cuntacının hayali de ordumuzun müdahalesi sayesinde söndürülebilmiştir.

sizin gibiler gerçekte Ordumuzu sevse ve onun tarafında olsa 12 MArta ve 12 eylüle düşman olmazdı. Sahte ve çıkarcı bir oyunun kirli söylemleri bunlar.

onları yapan asker değil miydi?

sen kimsin de 50 senesini Türk ordusunun şerefli görevlerinde bulunarak komutanlığını üstlenen Kenan Evreni ya da Tağmaçı Atatürkçü olmamakla suçluyorsun?

onlar Atatürkçü değil !!!! ama gözünü hırs bürümüş birkaç tane yüzbaşı Suphi Karaman gbiler Atatürkçü öyle mi?

yavu çok komik. ama benim gülesim yok. çünkü emperyalizmin dibimizde kol gezdiği bir dünyada sürekli ülkemizde kaos çıkartacak projelere imza atıyorlar ve birileri de buna alet oluyor.

kardeşim sizin gibiler yüzünden halk tepkili ve gidiyor kimlere oy veriyor! yeter artık be!

Yazan: Çagatay Tumer Tarih: February 2, 2007 11:45 AM

RADIKAL 12 SUBAT 2007
"...27 Mayıs'tan sonra mı askerlerin maaşı diğer memur ve bürokratlara göre daha yüksek tutuldu?
Evet. Ordudaki maaşların diğer memurlara ve bürokratlara göre çok daha ayrıcalıklı olmasına her zaman özen gösterildi. Ayrıca maaşların, ekonomideki enflasyon ve devalüasyon şoklarından etkilenen düzeylerde olmamasına dikkat edildi. Şunu da unutmayalım. 27 Mayıs sadece Demokrat Parti'nin siyasilerine ve ailelerine bu muameleyi reva görmekle kalmadı. Elitist ideoloji aynı zamanda 'kuyruk teorisi'ni de ortaya attı. Kuyruk teorisi şuydu: 'DP sorumluları hapse atılmışlardı ama kuyruk dışarıdaydı...' DP'ye oy vermiş olan 4, 5 milyonluk halkı 'kuyruk'' diye kastediyorlardı. Yani baş içerideydi. Bu bir yılandı...".
DEVAMI
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=212755

Yazan: Haydar Tarih: February 12, 2007 7:18 PM

tehlıkenın farkındayız ama sununda farkındayız o zamnla yapılanla sımdı yapılan arasında cok farklılık var.
Adam babalar gibi ülkeyı satmaya parsel parsel satmaya devam ediyorum bır zamn sonra 7 DÜVEL tekrr gelırde kendı aldıkları yerlere bayrak dıkerse ne olucak neden bastan bu ıse durdemıyoruzda YUMURTA KAPIYA DAYANDIGIMIZ ZAMAN herseyı yapmak ıstıyoruz.
ADAM 35000 sehidin katili olan adama SAYIN DİYEN BİRİ CUMHURBAŞKANI olucak ACABA BU MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E bir hakaret olmaz mı?

Yazan: hakkı Tarih: April 6, 2007 12:18 AM

yazık yazık yazık

hala 27 mayısı savunabilen zavallılar bu ülkede mevcut zavallılar zavallılar

bir avuç uyuz türkiyeyle alakası olmayan basit sade insanlar(cuntacılar)birilerinin arkasına takılmış insan nüsvetteleri 27 mayıscılar aynı şeyler sizlere yapılsa ne yapardınız o kadar pisliklerki zamanın genelkurmay başkanını bile idama mahkum etmişler yuhhhhhhh

Yazan: kaya Tarih: May 9, 2007 10:58 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)