« TV’de AB ve Cumhurbaşkanlığı Tartışması | Ana Sayfa | Abdülkerim Suruş ile 'İslam, Demokrasi, Modernite' »

December 15, 2006

Yeni Türkiye'nin Yükselen Yıldızı

Zaman gazetesinin bugünkü Yorum sayfasında Amerikalı gazeteci Hugh Pope'un "Türkiye'ye Bir Şeyler Oluyor!” başlıklı bir yazısı var ki, kanımca mutlaka okunmalı. Türkiye ve Türk dünyası hakkındaki kitapları ve uzmanlığıyla tanınan Pope, AK Parti'nin temsil ettiği "hem Müslüman hem de modern" Türkiye'nin Ortadoğu'da büyük bir ilgi ve sempati uyandırdığını vurguluyor. "Araplar ile İranlılar uzun zamandan bu yana Türklere karşı bir itimatsızlık besliyorlardı," diyen Pope, bu durumun değiştiğini öncelikle kişisel bir gözlemiyle fark etmiş:

Geçenlerde Filistin kasabalarından Nablus'un taş kubbeli kapalı çarşısında bir köşeyi döndüğümde eski dükkanlardan birinin adeta bir ormanı andırırcasına ay yıldızlı Türk bayraklarıyla donatıldığını görünce hayret ettim. Arap dünyasında modern Türkiye'ye karşı bu derece içten bir duygusallığa daha önce şahit olmamıştım; 1950'lerden bu yana Arap ulusalcılarının propagandasında Türkiye'nin imajı Yahudi devletiyle dost olarak kendi İslâmî mirasına ihanet eden bir Amerikan yaltakçısı şeklindeydi. Dükkan sahibinin belki de Osmanlıların Ortadoğu'daki dört asırlık yönetiminin özlemini çeken bir gelenekselci olabileceğini düşündüm. Fakat ondan bayrakların sebebini anlatmasını istediğimde sadece dükkanın içini gösterdi. "Bayrakların sebebi işte bu kot pantolonlar." diye cevap verdi: "İstanbul'dan yeni geldi. Ben de herkese bu şekilde duyurmak istedim.

Pope, yazının devamında Yeni Türkiye'nin ekonomiden diplomasiye her alanda çok daha saygın olduğunu detaylı bir şekilde anlatıyor."Bununla birlikte," diyor ,"Türkiye 'Batı' yerine 'Doğu'ya' yönelmiyor; aksine, her ikisinin de bir parçası olmakla kendinden çok daha emin olduğu hissediliyor.

Yeni Türkiye bu şekilde hem Batı'ya hem de Doğu'ya açılırken, "Eski Türkiye"yi temsil edenler, dikkat ederseniz bunların her ikisine birden düşman. Arap dünyasına zaten 80 küsur yıldır düşmandılar; "Araplar Osmanlı'ya İhanet Etti" gibi masallarla ve Hugh Pope'un ifadesiyle günlük dildeki "'Arap saçı' gibi karışık, 'Arap olayım' gibi Arap karşıtı bağnaz yakıştırmalar"la beslenen bağnaz bir anti-Setimizm içindeydiler. Son yıllarda Batı'ya da düşman oldular. Çünkü Batı, özellikle de Avrupa Birliği süreci, Türkiye'yi daha fazla özgürlük ve demokrasiyi kabule zorlamaya başladı; ama bu onların hiç işine gelmiyor.

Hem de tüm dünyayla hem de kendi halkının önemli bir bölümüyle kavgalı olan söz konusu “Eski Türkiye”cilerin içinde oldukları yenilgi hissi onları daha da hırçınlaştırıyor. Bunun örneklerini bu sitede bile görüyoruz. Ama hırçınlığın kaçınılmaz sona faydası yok: 21. yüzyılın Türkiyesi, daha özgür, demokratik, ve kendi değerleriyle barışık bir ülke olacak.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 15, 2006 2:36 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Yazı iyi bir tesbit yazısı.İçeriğine katılıyorum.Öngörülen perspektif doğru çıkacak çıkmasına biraz daha açıkgörüşlü,sabırlı ve hoşgörülü olabilsek...
Saygılar

Yazan: salih Tarih: December 15, 2006 3:34 PM

Hem müslümanlık hem modernlik havaalanı apronu'n da DEVE keserek olsa gerek. Bütün dünya izledi. Müslüman modern Türkiye'yi.

Hülagü TTT

Yazan: Hülagü Tarih: December 15, 2006 4:14 PM

Değerli yorumcular, bıçak sırtı bir konu, Türkiye
nin gelişmesi kaçınılmaz lider bir ülke olması po
tansiyeli ile birlikte düşünüldüğünde, pek çok
kötü nazarıda üzerine çekiyor. Suudileri ele ala
lım mesela. Selefi bir dincilikle taassubu, yasak
lamacı baskıcı düzenlerine Türkiyenin başarısını
tehdit olarak görebiliyorlar-başka Arap ve İslam
ülkeleride- İsrail için başka riskler taşıyor Türkiyenin atılım yapması. Prestijli ve hüsnükabul
gören bir Türkiye müslüman dünyaya liderliğin tadı
nı ve müthiş mali getirisini kazanırsa ABD ve dola
yısı ile kendisine sırt çevirir mi? ABD ve İngil
tere başka çare kalmazzsa belki ama tamda kendi
ayaklarında duran güçlü bir Türkiye'ye ne kadar,
güvenebilir. Dünyanın en güçlü İstihbarat devletle
rinden biri olan Rusya kendi bütünlüğü için güçlü
bir Türkiyeyi hasım görmezmi? Uydurma elen kültürü
nün babası ilan edilen ve Batının şımartılan çocu
ğu Yunanistan ne muhteris kabuslar görüyor bir dü
şünseniz. Başımıza çoraplar örmeye çalışılması,
Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi yada daha başka konu
ları kaşıyıp hır çıkarmak istenmesi boşuna değil.
Öğretmen sendikası kanunen yasak olmasına rağmen
grev yapıyor gerekçe, Milli eğitime ayrılan bütçe
nin artması. Son üç yıldır ilk defa Milli eğitime
ayrılan pay savunmanın önünde ilk sıraya gelmişken
110 bin yeniderslik,her okula internet, öğretmen
lere yeniyıl harcı, ezbere değil araştırmaya dayalı ilköğretim, ücretsiz ders kitapları...Sade
ce bu eylem bile çok dikkatli olmayı gerekli kılı
yor. Açılan tüneller, yapılan yollar, bazıları
kara tren türküleriyle oyalanırken yakında sefere
başlayacak hızlı tren. Türkiyenin elini zayıflatma
sı ayan beyan ortadayken, stratejik bir dış politi
ka hamlesini boşa çıkarma hamlesi yine çok uyanık olmayı gerektiren göstergeler. Konjoktür birçok
oyunu bozsada Allahımızdan dualarımızla Milletimiz
ve devletimizin yardımcısı olmasını dilemeliyiz.
AKP seçimi kazanıp dolardaki düşüşle birlikte eko-
nomik açıdan rahatlayınca Ateist olması kuvvetle muhtemel bir ekonomist, bunlara yardım eden var de
mişti. İnşaallah, Allah yapar demek, İnşaallah Tür
kiye büyük bir açılımın ve gelişimin arifesinde.
Eğer milletçe bu şerefe layıksak bunda hayır görü-
rüz yok bu birikimler yine hırlı hırsız bir 28 Şubat sürecinde yağmalanacaksa ne acı. 28 Şubat
sürecinde milletin 80 milyar doları yok irtica yok sivil toplum karanlığı ile iç edildi.Birileri
çile çekerken birileri köşeyi döndü. Gerilim çıka
rmak isteyenlere dikkat diyorum. Saygılar. Levent.

Yazan: levent Tarih: December 15, 2006 6:01 PM

Batı kendi kültür/İnanç paradigmasıyla deve kesmeye bir anlam verememiş olabilir.Ama bizdekilerin anlayamamasını neyle açıklayabiliriz.Galiba kendi kadim İnanç/kültürüyle hiçbir bağlantısının kalmamasıyla tarih bilincine reset çekilmesiyle her adımını batının kültür kodları üzerine kurma mecburiyeti hissetmekle yani birnevi hafıza kaybına uğramakla açıklanabilir.
Bu hiçbir derinliği olmayan batının her yaptığını her söylediğini norm kabul eden ve bunun üzerine hiç düşünmeden saçmalayan hakim söylem,bazı noktalarda cidden çok can sıkıcı olmaya başladı.
Bu davranışı ortaya çıkaran amillerin başında şüphesiz dün neden kemalizmi savunuyorsa bugünde konjönktür gereği AB'yi savunuyor olmak geliyor.Evet medyadan bahsediyorum medyanın her kalıba giren hiçbir saygınlığı olmayan saçmalamak için para alan yazarlarından.Yani bir sabitesi olmayan neyin niçin değerli olması gerektiği gibi bir varlık derdi hiç mi hiç umrunda hatta farkında olmayan,bir bilinçsizlik manzumesi olarak devam eden modernleşme maceramızdan.
Farabiyi İbn Rüşdü Sühreverdiyi İbn arabiyi Molla Sadrayı İkbali bilmeden Spinozayı Dekartı Bacon ve lock gibi çok geniş yelpazeden düşünür ezberlemeyi maharet sayan bizim problematiğimize sadece buralarda cevap arayan ve aramayı işaret eden tek taraflı ''Aydın'' tipiyle bu işin içinden çıkmakta mümkün değil.
Unutmayalım nerden bakarsak ordan görürüz.Neden ordan görmeliyiz bu giriş çözümün başlıgıcıdır bence...

Saygılar

Muhammed Ali DİKTAŞ

Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: December 15, 2006 9:45 PM

AKP, yine AKP
Türkiye ve AKP hakkinda avrupali kaynaklarda giderek artan övgüler görmek mümkün. "Deve kurbani" gibi slogan haberleri asamayan arkadaslara kizmiyorum, ibret aliyorum. ALLAH hepimizi asagilik kompleksinden korusun.

Türkiye'nin müslüman dünyaya yönelirken batiya küsMEmesi elbette dogru bir strateji ve Erdogan ve Gül bunu bastan beri dogru uyguluyorlar. üstelik de zaman geçtikçe dikkat çeken Babacan gibi basarili isimler bütün dis ploitikanin bir iki "star" üzerinde yogunlasmadigini, büyük ve dinamik bir ekibin is basinda oldugunu gösteriyor.

Modern misiniz yoksa Islamci mi?
Aslinda bu ilerici rüzgari estiren AKP'nin "islamci" olmasini Türkiye'deki kemalistlerden baska kimse yadirgamadi. 1990 Türkiye'sinin standartlarina göre "modern" kabul edilen Çiller'in döneminde Türkiye'nin imaji çok daha kötü idi. Sadece ekonomi degil insan haklari konusunda da. Meselâ Human Rights Watch gibi kurumlarin o yillarda yazdiklari raporlar ile son dört yilda yazilanlari karsilastirirsaniz bunu görebilirsiniz.

Esi basörtülü bir Tayyip Erdogan nasil olur da Türkiye'yi modernlestirebilir? Avrupalilara gayet normal gözüken bu durum 1930'larda takilip kalmis kemalistlere tuhaf geliyor tabi. "Atatürkçülük gericiliktir" diyen Atilla Yayla'nin afaroz edilmesi de bu yüzden.

Disaridan Türkiye nasil görünüyor?
Avrupa Birligi'nin her yil yayinladigi ilerleme raporlarini okuyan arkadaslar da Türkiye'de enflasyon, issizlik, polis, huhuk sistemi, cezaevleri, töre cinayetleri, ermeni sorunu, kibris sorunu, dinî özgürlükler gibi konularin nasil yakindan takip edildigini, avrupali milletvekillerinin ne kadar isabetli elestiriler ve övgüler beyan ettiklerini bilirler.

Ama bu raporlarin her biri 80-90 sayfa oldugu için bizim kemalistlerimiz okuyamazlar bu kadar çok. Onun yerine boyali basinda çikan slogan haberler ile ugrasirlar :

- Hava alaninda deve kestiler!
- Karisi peygamber, kocasi doçent!
- Sarikli bir adam tren kullandi!

Bizim yari aydinlarimizin büyük çogunlugu fransizca bilir ama nedense fransiz ihracatçilar birliginin her yil yayinlanan rapor ve tavsiyelerini okumazlar. Okusalardi ülkemizin artik kuru üzüm ve findik degil elektronik esya satigini, yüksek teknoloji ve bilgi sistemlerindeki artista Türkiye’nin dünya birincileri arasinda yer aldigini da bilirlerdi.

Paris'e geldiklerinde türk mali buzdolabi, televizyon vs en büyük magazalarda satildigini göremezler onlar çünkü parfüm magazalarindan çikaramazlar burunlarini.

Olsun, AKP de onlarsiz devam edecek yoluna. OECD'nin, IMF'nin, Dünya Bankasi'nin Türk ekonomisi hakkinda yaptigi yorumlar, Ekonomist, Les Echos, La Tribune gibi gazetelerde çikan haberler gögsümüzü kabartmaya devam edecek.

Diplomasinin yollari tastan Israil çikardi beni bastan
Biz vatandas olarak Israil'e, ABD'ye kizabiliriz, beddua edebiliriz. Ama AKP'nin böyle bir lüksü yok. Condy Rice gelirse sarilip öpecekler, Putin ile yemek yiyecekler, Israil ile sarmas dolas olacaklar. Diplomasinin kurali bu. Türkiye'nin çikarlarini feda edemezler. Atilacak tekmeler ise masa altindan atilacak, resmî olarak ”dost ve kardes ülke ...” denecek. oyunun kurali bu.

Elestirilebilecek bir çok yönü olmasina ragmen AKP Türkiye’yi çok iyi yönetiyor. Dis politikada ise Türkiye’nin kozlrini çok iyi oynuyor. Ecevit’in zirt pirt küsen tavirlari ile tam bir tezat. ALLAH korusun su zor dönemlerde CHP, SP, ANAP gibi kompleksli ve dar görüslü ekiplerin Türkiye'nin basina geçmis olabileceklerini düsünmek dahi istemiyorum.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 16, 2006 2:02 AM

mehmet ali diktaş;


sizin yorumunuzun iki üstündeki yoruma dek gelen tepkinizi okurken içimden bir ''düşünsel sinir boşalması sendromu'' yaşıyordum.ama tam boşalmadı.yinede iki üstteki gibi yorumlara karşı sabru-sebat içerisinde olmalıyız.onlarda bizim vatandaşımız. her ne kadar 'düşünsel safsata sendromu'' yaşasalarda.

saygılar

zencir

Yazan: zencir Tarih: December 16, 2006 6:35 PM

ulkemiz guzel gunler gorecek.bolgemizde guclu bir devlet olacagız.
hepimiz,yaptıgımız her seyi ulkemiz icin yaparsak surec cok daha kısa olacaktır.
slogan atmıs gibi olacagım ama,"Her sey Turkiye icin" demeliyiz,hep bir agızdan.

bugune kadar siyasete ve siyasetcilere hep kotu gozlerle baktık.artık icimizdeki supheciligi ve ard niyetlerimizi bir kenara bırakalım.

mevcut hukumet samimi bir sekilde ulkemiz icin yapılması gereken neyse onu yapıyor.hedef ulke cıkarları oldugunda bunu kimin gozettigi onemli degildir.islamcı-laikci catısmaları ile bir yere varılmaz.

son cumhurbaskanlıgı tartısmaları sinirime dokunmaya basladı artık.mevcut cumhurbaskanımız bile acıktan acıga taraf oldugunu ifade ediyor.bu cok yanlıstır.anayasa'yı bile tanımaz bir hale gelinmistir.bir cok kesimin bugun mu aklına geldi,cumhurbaskanını halka sectirmek veya baska formuller aramak.yapmayın allah askına.biraz adil,mantıklı ve anayasaya uygun hareket edin.
bırakalım artık bu islamcı-laikci tartısmaları.kimin cıkarına bunlar?

bu ulkeye seriatta gelmez,demokrasi de sarsılmaz.seriat ve rejim kaygısı cıgırtkanlıgı sacmalıktan baska bir sey degildir.milletimizde bunu cok iyi goruyor.birlik ve beraberligimizi koruyalım ve herseyi ulkemiz icin yapalım.yanlıs yapılan bir sey varsa uyaralım.uyarmak ve tepki vermek bizim bireysel gorevimizdir.

Yazan: bercenay Tarih: December 16, 2006 9:48 PM

Kişisel olarak konuşmak istemem burada yorum yapan bir şahsın nickinden bile islamiyetten nekadar rahatsız olduğunu görüyoruz ona göre islamiyet hiç bir zaman ilericliği temsil etmez aksine gericiliktir diye düşünüyordur. Ne kadar da yazsam anlamaycağını biliyorum. Bir tek şey söyleyeceğim kendi kriterine göre etrafında ki ilerici insanlara baksın ve dininin ne olduğunuda öğrensin cevap kendiliğinden oratay çıkacaktır. Sizler karanlık ülkenizde (zihninizde) yaşamaya devam edin zaten sonucu elbet öğrenceksin ..

Yazan: ali rıza Tarih: December 18, 2006 11:04 AM

Hülagü TTT demiş ki:
Hem müslümanlık hem modernlik havaalanı apronu'n da DEVE keserek olsa gerek. Bütün dünya izledi. Müslüman modern Türkiye'yi.

THY apronunda kesilen devenin AKP ile mi ilgili yoksa kemalist bağlantılı mı olduğu araştırılması gereken bir konu...

Türk halkının ve THY'nin geleneğinde deve kurban etmek yok...

Kemalist geleneklerde deve kurban etmek varsa bunun da mutlaka bir sebebi olmalı..

Belki de zavallı deve, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri için "derin kemalistler" tarafından kurban edilmiştir öyle değil mi ?

Maksat AKP yi vurmak ve dünyaya "işte AKP Türkiyesi" mesajı vermekse bu neden olmasın ?

Hürriyet'in manşetinden kanlı deve görüntülerinin verilmesinin bu ülkeyi sevmekle,bu ülkenin çıkarlarını korumakla ne ilgisi olabilir ki..
Öyle bir durum olsa batıdaki gibi ülke aleyhine olacağı belli olan nahoş görüntüler kamufle edilirdi..
Bu konuda bkz:
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=18.12.2006&y=TahaKivanc

Yazan: Tarık T. Tarih: December 18, 2006 1:24 PM

Deveye demişler ki boynun neden eğri? Demiş ki, benim boynum doğduğumdan beri eğri, şimdi mi aklına sormak geldi.
Bizim develer de, her yeni uçak alımında bir gelenek olarak kesiliyormuş. Hani yanlışsa daha önce nerdeydiniz? Sanki her siyasilerin ilçe/kasaba ziyaretlerinde, okul/ köprü/ yaya geçidi/ hemzemin geçit açılışında kurban kesilen memleket biz değiliz... Bunlar AKP iktidarıyla mı başladı? Deniz Baykal için az mı kurban kanı döküldü? Veya kim için dökülmedi? Eleştiri yapılıyorsa, bunun eleştirisi topyekün yapılmalı. Her fırsatta hayvan kanı döken zihniyet eleştirilmeli. Yoksa hakkaniyetli olmaz.
Deveye demişler. Boynun neden eğri? Ahbap, Türkiye'de yaşıyoruz. Burada dik duranı eğriltirler demiş.

Yazan: blue Tarih: December 18, 2006 3:21 PM

Türk milleti'nin büyükçe bir kısmı mütedeyyindir. Türk kültürü iliklerine kadar islam ile şekillenmiştir. Ancak maalesef ve maateessüf ki cumhuriyetle birlikte şiddeti gün be gün artan despotizm ya da diger yakın ismiyle jakobenizm halkın tepesine çökmüş, onu hakir görmüş ve sen kendin hiçbir şeyi takdir edemezsin doğrusunu ancak biz biliriz zihniyeti hasıl olmuştur. Müşahhas misali ile başörtüsü meselesi bu milletin kanayan bir yarası olmuştur. 1000 senedir başını Allah'ın emri telakki edip bağlayan anadolu kadını sanki devletin zayıflığı 1 m lik bir bezden kaynaklanıyormuş gibi birden başörtüsünü çıkartmak zorunda bırakılmıştır. Bugün dahi bu yara kanamaktadır. Velhasıl Türk milleti belki de bir savunma mekanizması olarak alt şuurunda günün birinde bu despot ve dayatmacı zihniyetin yıkılacağı fikrini geliştirmiştir. Bu sebepten siyasi malzeme olarak dinî motifleri kullanan siyasi fırkalar hemen her seçim döneminde halkın umum kesiminde heyecan hasıl etmiş ve oylarını söz konusu siyasi fırkaya yönlendirmişlerdir. AKP iktidarı da halkın en haklı ve hassas olduğu dinî ögeleri ve talepleri seçim propagandasında kullanmış ve iktidara tek fırka olarak gelmiştir. Yaklaşık 4 yıldır mebzul miktarda gayrı milli icraatte bulunmuş ve Türk devlet ananesine bir ilk olarak tüccar devlet anlayışını eklemiştir. Halkın bir kısmı bu hükûmetin de öncekilerden bir farkı olmadığını anlamakla birlikte büyük bir kısmı AKP icraatlerinin altında geleceğin daha farklı olacağını düşünerek hâlâ iyi niyet aramaktadır. Siyasetin esasen sağının, solunun, islamcısının olmadığını er-geç anlayacaklardır. Şuur sahibi herkes dış destekli AKP iktidarının yanlış yolda olduğunu görmekte zorlanmayacaktır. Ancak Laisizmi bir din haline getirip islamiyetin yerine ikame etmekte direten zihniyet varoldukça bu nevden meseleler daha uzun yıllar süreceğe benzer. Mükerreren söylüyorum bu ükle insanının özü islamdır, uğrunda öleceği değerler vardır ve bunların handiyse hiçbiri moderniteye nakiz değildir. Halk çocuğu okula başı örtük girsin ister, okulunda Yunan Rus klasiklerinin yanında islam klasikleri okusun ister daha burada saymakla bitmeyecek pek çok isteği talebi vardır. Bu taleplerinde de kuşkusuz haklıdır. Esas mesele halkın bu taleplerine hükûmetlerin değil bizzatihi devletin cevap vermesidir. Son olarak AKP hükûmetinin birkaç icraatini sıralamk ve sormak isterim AKP müdafaacıları halen AKP'yi müdafaa da niçin, ne maksatla sebat etmektedirler.Peygamber Efendimizin minyatürü ilköğretim 4. sınıf ders kitaplarına ne maksatla basılmıştır, Türk alfabesi yine ilköğretim kitaplarında niçin 32 harf olarak gösterilmiştir, Türk devletinin belki de en istikrarlı davası olan Kıbrıs davası yeni açılımlar, kazanımlar adı altında niçin terk edilmiştir, Irak'ın kuzeyindeki çuval vak'asının protesto edilmesini isteyenlere karşılık olarak ABD için büyük devletler özür dilemez demek devlet ciddiyetine yakışır mı, Başbakanın uyduruk isimli baş danışmanı kimdir ve medyaya yansıyacağını bilerek eşinin kadınlı erkekli ve başı açık olarak camiide namaz kılmasına niçin müssaade etmiştir, yine Türk devletinin müstakarr bir siyaseti olan 'casus belli'nin artık savaş sebebi sayılmasının lüzumsuz olduğunu iddia etmek ve bunu dillendirmek ten maksat nedir, bir provakatör dahi olsa kameralar önünde vatandaşa ananı da al git demek ne kadar doğrudur, Kerkük Türkmeni kan ağlarken duyarsız kalmak dişi bir dış siyaset izlemek nasıl izah edilebilir, bunca menfi tesirine rağmen ateşli bir AB savunuculuğu hangi davaya hizmet edecektir, babalar gibi satarım diyen tüccar bakan unakıtan'ı görevinde tutmak doğru mudur, çocuklarını ABD de okutup birini dünya bankasında işe başlatan başbakan ne kadar samimidir, yabancıya toprak satışları konusunda halkın tepkisi ve anayasa mahkemesinin iptal kararına rağmen ısrarcı olmak niyedir, kutsal emanetleri havaalanlarına taşıyanlar ne yapmak istemektedir, Türk'ün yerine Türkiyelilik kimliğini ikame etmek nedendir, çoraba ismini yazıp dağıtmakta beis görmeyen bakanlar ne kadar mütedeyyindir ve davalarına ne kadar hizmet edebilirler??? Bu sualleri çoğaltmak mümkündür.

Kanaatim AKP yandaşlarının mütedeyyin Türk milletini değil herkesçe malum azınlıkları temsil ettiği ve Türkiye'nin hayırlı bir yolda olmadığıdır. Ayrıca düne kadar küffar olarak tesmiye olunan batılı kalem adamının AKP'yi övücü fikriyatını referans göstermek gülünçtür. Arif olan anlaya... Selam üzerinize olsun

Yazan: yunus Tarih: December 18, 2006 6:53 PM

Değerli yorumcular, bugünlerde canlı bir tartışma
konusu medyamızda ilgi görüyor. mehmet Bekaroğlu ve Ertuğrul Günay'ın başını çektiği bir oluşumdan
kalkarak, Müslüman solculuk üzerine bu tartışma.
Murat Belge ve Nuray Mert'te bu tartışmaya ilgi
gösterenlerden. Nuray Mert bu günkü yazısında:
İnançlarım olmasaydı solcu kalamazdım demiş. Solcu
olmak müslümanlıkla bağdaşırm? Yine maddeciliği
düstur edinmiş marksizm dinlere kapısını kapatmış
değilmidir? Sosyalizm yani toplumculuk, toplumun
ezilen kesimlerini takviye etmeyi hedeflemişken,
adeta bir infak dini diyebileceğimiz İslamla uzla
şamazmı? Birçok sorular daha sorulabilir, belki
Mustafa beyde bu konuya değinmek ister. Nasyonal-
sosyalistler bu konuda ne düşünüyor. Onlarında
tepkilerini duymak isterim şahsen. saygılar.Levent

Yazan: levent Tarih: December 19, 2006 10:06 AM

Yunus bey kardeşim, mütedeyyin demek ılımlı olmak
hilm sahibi olmak demektir. Ulusalcı reflekslerle
kaleme aldığınız yazı mütedeyyin müslümanların
gönlünde karşılık bulmaz bilesiniz. Orta yolu emre
den, aşırılıklardan uzak durmayı emreden dinimizi
referans göstererek, AK Partiye ve Erdoğana kin kusmak hoş değil. Nasyonal-sosyalist güruh bunu
mebzul miktarda yerine getirmiyor mu sizce?
Önümüzdeki yıl Nobel barış ödülünü Sn.Erdoğan, Za
petorayla birlikte alırsa diyemi pozisyon belirli
yorsunuz yoksa. Ülke yönetimini halkın oylarıyla
üstlenmiş olanlara daha saygılı olmalıyız. Halka
dayanmayanlar bu saygıyı göstermiyorlar maalesef.
Laikçi despot söylemden farkı varmı söyledikleri
nizin. Özbekler tekkesinin girişindeki hat levhası
nda Edep Ya Hu yazıyor. Lütfen dindarları din okuy
la vurmayalım. Saygılar.Levent.

Yazan: levent Tarih: December 19, 2006 12:07 PM

Sayin Yunus,

Yorumunuz sanki "müslümanci" baslamis, "türkçü" bitmis. Daha az konuya daha derinlemesine deginirseniz güzel bir tartisma mümkün olabilir.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 19, 2006 5:22 PM

Evvelen değerli yorumlarınız için teşekkür ederim. Müslüman olmak beraberinde şucu ya da bucu olmayı gerektirmez.İfadelerden AKP muhalifi olanın iyi bir müslüman olamayacağı gibi bir anlam seziyorum. Bu da bizim ülkemize münhasır garip bir keyfiyet.İdeolojik saplantılar ifadelere bilbedahe yansıyor maalesef.Ülkemizin genel ahvali budur.Şucu başlayıp bucu bitirmek! gerçekten çözemedim. Muhtevaya bir itiraz var ise aksi isbat olunur. Bu forumda yeni olmam hasebiyle müdavimlerin etnik takıntılarını çözememişim anlaşılan.

Mütedeyyin: Dindâr. Din ile vazifeli. Sağlam müslüman, dine muhalefetten sakınan, dinine sâdık olan. * Borçlu olan.(lugat nur)

Mütedeyyin: Dine bağlı (bkz dindâr)(Develoğlu F. Osmanlıca Lugat,Ankara, 2003)

Kelimeyi ben yanlış algılamış isem cümle dindâr anlamı esas alınarak okunsun.

Ancak bütün uğraşlarıma karşın 'müslümancı'kelimesinin manasını bulamadım.

Levent bey partizanlık ediyorsunuz.Benim cümlelerimde partizanca bir ifade yoktur. Objektif olmaya çalıştım. Despotizm 'ananı da al git ve babalar gibi satarım' anlayışıdır. Kafanızdaki paradigmaları yıkınız, aksi halde düşünceleriniz mevcudun sınırları içre kalır.
Yazdım tekrar yazayım 'müddei ispat ile mükelleftir' kaziyesince kendi iddialarımı misaller vererek desteklemeye çalıştım.Karşı iddialarınızı görmek isterim. Bacon'un idolaları ilginizi çekecektir düşünce ıslahı için ihtiyacınız var. Ayrıca ne demek edep yahu ne demek 'Nasyonel Sosyalist'.Bildiğim kadarıyla NAZİ kısaltmasının açılımı.Zapaterolar,Nobel Ödülleri falan muhayyileye bakınız. Siz yine sizin gibi düşünmeyen %70'i halk saymıyorsunuz anlaşılan. Son söz olarak Tunç Bey'in daha az konu daha derinlemesine değinmek lafzına katılıyorum.Yorumu tekrar okudum ve konuyu biraz dağıttığımın farkına vardım.

Yazan: yunus Tarih: December 20, 2006 1:34 AM

Yunus bey "mazlum bir zalim" portresi cizmis gibi geldi bana.
Gucunun yettigi yerde zalim, yetmedigi yerde mazlum.

Yazan: Haydar Tarih: December 20, 2006 7:33 AM

Levent Bey
Cehaletimi bağışlayın aşağıda ki ifade ne demektir

"adeta bir infak dini diyebileceğimiz İslamla "
bir de "Lütfen dindarları din okuy
la vurmayalım" kimin dindar olup kimin olmadığına beyanlarına ve reklamlarına göre mi karar veriyorsunuz?

Yazan: salih Tarih: December 20, 2006 9:52 AM

Değerli yorumcular, yunus Beyin yaklaşımı yeni bir
canlılık kattı yorumlara. AK Partiyi adeta soluksuz bırakırcasına yürütülen Ulusalcı muhale-
fet ve resmi hizmete mahsus sıkıştırma operasyonu
na birde dini argümanlarla sizin katılmanızı adaletli bulmadığım için tepki verdim. Umarım kırı
cı olmamıştır. Edep ya hu Hattatların çokça kullan
dığı Tasavvufi bir deyim olarak aldım. mazluma
vurmak edebe sığmaz babından. Medeniyetler ittifa
kı projesini önemsiyor ve bunun İslamın barışçı
özüne uygun buluyorum. Bu çabaların Nobele aday
gösterilebileceğine dair görüşler dillendirilmeye
başlıyor, ilk kullanan ben değilim bilesiniz.
Kur'an da namaz ibadetine yakın fakirin gözetilme
si, Sevdiğiniz mallardan infak edilmesi tavsiyesi
Rabbimiz tarafından müminlere öneriliyor. Buda
İslam dininin toplumsal yardımlaşmaya çok önem verdiğini işared eder. Sosyalist yada sosyal ada-
let yaklaşımı bu infak prensibi ile örtüşebilir.
İnkarcılığı Allah düşmanlığına tırmanmamış olanlar
için müslüman-sol bir oluşum, Laikçi ateist ulusal
cı sol anlayıştan daha ehven olabilir gibi geliyor
bana. Bunlar benim düşüncelerim. Katı bir ideoloji
kalıbı hiçbir mümine uymaz kanaatimce. Fikirler,
gelişip değişime açıktır. Bu sitede yazan bütün yorumcuları ilgi ile takip ediyorum ve faydalanı-
yorum. saygılarımla.Levent.

Yazan: levent Tarih: December 20, 2006 12:19 PM

levent bey
Pek arapça bilmem ama infak dini dilbilgisi açısından da yanlış olmuş bir deyim.Nafaka dini tamamlaması daha uygun olur gibi.
Ama infak dini deyişini islam için bence manen kullanamazsınız.Bu büyük bir sorumluluktur.
Ayrıca şekilsel olarak da i harfi bir öne kayarsa sonuç kötü olur.
Şu dindar,mütedeyyin,milliyetçi,ulusalcı,demokrat gibi tanımlamaları kendilerine yakıştırıp sonra da yapıştıran tiplerin menfaatçi ve ikbal kaygılı kekemeleri benim sinirlerimi bozuyor.Sizin bozmuyor mu?

Yazan: salih Tarih: December 20, 2006 4:57 PM

------------ Bir alinti -----------
“........................21. yüzyılın başında dünyamız büyük çelişkilerle karşı karşıyadır. İnsanlık tarihinin en hızlı teknolojik gelişmelerinin yaşandığı, mesafelerin hızla ortadan kalktığı günümüzde, toplumlar arasındaki bütün fizikî duvarlar bir bir yıkılırken, bu kez aramızda zihinsel duvarlar yükselmeye başlamıştır. Her geçen gün daha da artan haksızlık ve eşitsizlikler, büyütülen korku ve şüpheler bütün dünyada karşılıklı nefret, önyargı, öfke ve hoşgörüsüzlüğü beslemektedir. Şiddet ve çatışma kültürü hızla küreselleşmekte ve sadece belli bir coğrafyayı değil yeryüzünün tamamını, sadece bugünümüzü değil insanlığın geleceğini tehdit etmektedir.
Hiçbir din şiddeti tasvip etmez
Siyasî ve ekonomik anlamda ilerlemiş toplumlar dünyanın geri kalanına, maalesef yukarıdan bakmaktadır. Gelişmesini tamamlayamamış toplumlar da buna karşı tepki geliştirmektedir. Karşılıklı anlayış eksikliği ve önyargılar, sıkıntıların giderilmesini güçleştirmekte, toplumlar arasındaki uçurumlar, maalesef daha da derinleşmektedir. Bu, var olan sorunları giderek daha da karmaşıklaştırmakta ve adeta çözümsüzlüğe mahkum etmektedir. Toplumlar farklılıklarını zenginlik olarak görüp birbirlerini tanımaya, anlamaya çalışmak yerine giderek birbirlerinden daha da uzaklaşmaktadır.
Egemen kültür ve inanç sistemleri, ortak insanî değerler etrafında buluşmak yerine birbirlerine cephe almaktadır. Bu, en belirgin şekliyle İslam dünyası ile Batı arasında zaman içinde keskinleştiğini gördüğümüz kutuplaşmada ortaya çıkmaktadır. Bize göre, bu kutuplaşmanın kaynağında dinler, kültürler ve medeniyetlerin olduğunu savunan çatışma tezlerinin hiçbir haklı dayanağı yoktur.
………………..
Ancak izninizle, bu büyük bilgenin, bugün etrafında birleşmeye çalıştığımız evrensel insanî değerlere dair, farklılıklarımızın çatışmaya dönüşmesini nasıl önleyebileceğimize dair, iki sözünü hatırlatmak istiyorum. Mevlana der ki: "Bütün halis inançların özü sevgidir." Yine der ki: "Barış, öncelikle insanın kalbinde gerçekleşmelidir." Derin anlamlar içeren bu sözlerin mesajı açıktır. Hiçbir dinî inanç, şiddet ve nefretin kaynağı olamaz. Zira özü sevgi olan Allah inancı kalplerimizde yerleşir. Barışın meskeni de aynı kalplerdir. Eğer bir kalpte Allah inancı varsa, o kalpte barış da gerçekleşmiştir. Allah'a dost olanlar, Mevlânâ'da gördüğümüz gibi, mutlaka insana da dosttur. Bütün bu yıkımların, acı ve gözyaşının sebebi, bugün eksikliğini en çok hissettiğimiz insan sevgisi değil midir?
Kalplerimizde gerçekleştiremediğimiz hiçbir barış idealini hayata geçirmemiz mümkün değildir. Onun için diyorum ki, bugün küresel barış düzenimize meydan okuyan şiddet ve çatışmalar, inançlar arasında cereyan etmemektedir. Bu, vahim bir yanılsamadır. Gerçek karşıtlık, insanın iyiliğini esas alan değerler ittifakına bağlı olanlar ile kalplerinde barış ve imanı gerçekleştiremeyen çatışma yanlıları arasındadır. Gerçek karşıtlık, sevgi gönüllüleriyle, nefretin askerleri arasındadır. Bu gerçeği, bütün açıklığıyla bir an önce ortaya koymalıyız. Zira, kutuplaşmanın ortaya çıkardığı yabancılaşma süreci, çok vahim sonuçlar doğurmaya adaydır. Bu tehlikeli bir gidiştir. Üstelik, Batı ile İslam dünyası arasındaki fay hattı artık çok belirgin hale gelmiştir. Bu fay hattı üzerinde artık karikatür krizi ve sonrasında tanık olduğumuz öncü şoklar yaşanmaya başlamıştır. Öncü şok dediğim bu krizler, daha büyük felaketlerin gelişini bize açıkça haber vermektedir. Gerekli adımları atmadığımız, tedbirleri alamadığımız takdirde, kin ve nefret duygularını körükleyen aşırı akımlar kendi dar dünya görüşlerini geniş bir tabana yayacaklardır. Öfke ve düşmanlık duyguları pekişecek, dünyamızı geriye dönüşü olmayan bir noktaya sürükleyecektir.”
.............

(Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Medeniyetler İttifakı Girişimi çerçevesinde New York'ta gerçekleştirilen geniş katılımlı genel kurul toplantısında yaptığı konuşmadan.)

Yazinin tamami için :
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=474641

Yazan: Tunç Tarih: December 20, 2006 11:07 PM

Hani dunyanin bir kosesindeki bir kimse soyle etrafina baksa -yahu aha bu da Turk icadidir, yada aha bu Turklerin insanliga katkisidir- diyecek hic birseyi yok.

icat; Yok
Sanayi; Montaj sanayi
Teknoloji; ithal, taklit
Bilim; baskalarininkini tercume et
Muzik; Kapikulenin disinda dinleyeni yok
Edebiyat; Bir iki adama yapmadigimiz eziyet kalmadi
Tarih; Paranoya dolayisi ile cogu atalarina bile ya Yunanlilar sahip cikiyor yada kaynayip gidiyor
Ekonomi; IMF programi
Egitim; ortalama ilkokul 4 sinif
Ticaret; Orta Asyaya satilani -Dunyaya satildi- diye goster
Uluslararasi Poltika; Bir elinde kirmizi kalemle ciz, obur elnde silgi ile sil
demokrasi ve insan haklari; Masallah Sampiyon!

...bu nasil "Buyuk Ulke" yada "Yukselen Yildiz" anlamadim.

Yazan: Haydar Tarih: January 12, 2007 9:12 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)