« Bir Kaç Not | Ana Sayfa | Kemal Karpat'tan Bilgelik »

December 5, 2006

Papa’nın Marksistçe [Yanlış] Analizi

Bir kaç okur, bana Sayın Nuray Mert’in Papa’yı şiddetle eleştiren İlahi Komedya başlıklı yazısı hakkında ne düşündüğümü sordu. Nuray hanımın gerçekten de “mert” olan duruşunu, özellikle Türkiye’deki despot laiklik uygulamalarına, Jakoben tutuma karşı tavır alışını hep takdir etmişimdir. Ama bu yazısına ve bu paraleldeki diğer yazılarına katılmıyorum. Ve bunun önemli bir nedeni var. Epeydir aklımdaydı, yeri gelmişken açıklayayım.

Söz konusu yazıdaki şu cümle, aslında son derece açıklayıcı:

“Papa'nın başlattığı kiliseleri uzlaştırma hamlesi, Batı'ya da dini bir kimlik bulma, zengin Batı'nın yürüttüğü emperyal talana dinsel görüntü verme çabasının bir sonucu.”

Nuray hanım bunun ardından da Papa’yı Irak savaşı gibi girişimlere zemin hazırlamakla suçluyor. Oysaki Vatikan Irak Savaşı’na başından itibaren karşı çıkmış, bu nedenle Amerika’daki Katoliklerin önemli bir bölümü de Bush yönetimine tavır almıştı. Vatikan’ın Filistin meselesinde de İsrail’i rahatsız eder derecede objektif davrandığı ve “barış yanlısı” olduğu biliniyor.

Peki ama bunları görmektense, Papa’yı “emperyal talana” hizmet etmekle suçlamak neden? Dahası niçin Papa’nın “Avrupa’da dini diriltmek” hedefinin aslında gerçekten dini bir amaca değil de “sermaye”ye hizmet ettiğini düşünmemiz gerekiyor?

Bu gibi yorumları kimi Müslüman entellektüellerden sıkça duyuyorum ve bana bunlar İslami kaynaklardan ziyade Karl Marx’ın analizlerini hatırlatıyor. Malum, Marksizm’e göre din aslında gerçek bir olgu değildir; “altyapı” da denen ekonomik ihtiyaçlara hizmet etmek için üretilmiş yapay bir kurumdur. Marksist “analiz” yöntemi, bütün dini hareketleri ekonomik çıkarlara indirgeyerek açıklar.

Bu “analiz” yönteminin — ki aslında bence analizden ziyade ideolojik bir şablonculuktan ibaret — Türkiye’deki Jakoben elit tarafından dindar Müslümanlara karşı hep kullanıldığını biliyorum ve bunu doğal karşılıyorum. (“Bu hacı-hoca takımının dini-imanı para”, “bunlar başörtü giymek için Arabistan’dan para alıyormuş” gibi “laikçi kahve sohbetleri”nde ortaya çıkan şey, işte bu.) Bana garip gelen ise Müslüman bir kimlikle ortada olan kimi aydınların, aynı yöntemi başka dinlerin mensuplarına karşı kullanmaya kalkmaları. (“İncillerin arasına para sıkıştırıp milleti öyle Hıristiyan yapıyorlar” demek bunun en amiyane biçimi; “Papa emperyal talana hizmet ediyor” demek, daha düzeyli olanı.)

Bunları söylerken dinin maddi çıkarlar için hiç kullanılmadığını söylemeye çalışmıyorum elbette. Aksine böyle davranan çok sayıda birey, cemaat ve dini kurum tarih boyunca olmuştur ve bugün de vardır. Ama bunu görmekle, her dini olguya bir üstyapı/altyapı “analiz”i yapıştırmak arasında çok fark var…

Ben, Müslümanların yabancı kültürlerin, özellikle de Batı’nın düşünce birikiminden yararlanmasını doğru ve gerekli bulan bir insanım. (Bkz: “İlim Çin’de bile olsa alınız.”) Ama bu birikimin içindeki en din-karşıtı unsur olan Marksizm’in bazı Müslüman zihinlerdeki derin etkisini doğrusu şaşkınlıkla izliyorum…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 5, 2006 10:21 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Müslüman bir kimlik iddia eden ve fikirlerini sürekli islam´a atifta bulunarak aciklayan insanlarin,aydin ve/veya entellektuell olmalari, onlarin/benim/bizim iyi birer müslüman oldugu anlamina gelmez ki!
Beseri zaaflar fikirlere,üsluba da "gizlice" yansir.Bu noktada "tercihlerin" devreye girdigini düsünüyorum.

Islam´i referans almak,iyi ingilizce,arapca bilmekle entellektuell ve/veya aydin olmak mümkündür.Iyi bir müslüman olmak ise apayri bir mevzu.Bence problem buradan kaynaklaniyor.

Mustafa Bey;
Hakkaniyet´e cok riayet etmeye calisan bir insansiniz.Ayrica seviyesi ne olursa olsun "bizim insanimizi" anlamaya calisiyorsunuz.Bu benim icin önemli.Simdi yorum yazdigim yazinizin her bir satirinda bunlari müsahede ediyorum.Sagolun varolun.Bunu farkettigim icin de hususi deginmeden gecemiyecegim;

Gecen seferki "gruplandirma/siniflandirma elestirime "gücenmediginizi umuyorum.(iki grup:
Siyasi rant elde etmek isteyenler,diyalog taraftarlari)
Saygilar.

Yazan: Mehmet Ali Meydan Tarih: December 5, 2006 11:10 PM

İşte bu... Algılamamız gereken, değerlendirmemiz gereken doğru bu. Tıpkı bunun gibi her yazınızı okurken tüylerim diken diken oluyor ve "evet" diyorum içindeki düşünce açlığını karşılayan yazılar işte bunlar. Ve ağlamaklı oluyorum sizin gibi insanların varlığını görünce, akranlarımın derdi ise çok daha başka, çoğu zaman benim de. Yılmadan devam edelim ve artık bu "son" dinin gerçekten iyi özümsendiğinde bize büyük günler getirebilecek mucizesini görelim, yaratan yardımcımız olsun.

Yazan: Özgür Çankaya Tarih: December 6, 2006 12:10 AM

Nuray Hanim'in hemen her konuya bir "soylist" aci getirmesi cok karakteristik bir tavir. Bir diger zaafi ise kendisinin odaga koydugu konuda kendisinden farkli tavir alanlara bazen haksioz elestirilerde bulunmasi. Ornegin Irak konusunda hemen her gruba ithamlar yoneltti. Dindarlar icin "basortusunden baska derltleri yok; Irak'a duyarsizlar" gibi haksiz bir suclama getirmis idi.

Ama Nuray Turkiye'nin bir avuc ahlaki omurga sahibi entellektuelinden biridir.

Irak konusundaki teshisine gelince Nuray Mert'in tesbitine tam katilmasam da, Vatikan Irak Savasi konusunda sinavi gectigini soylmek cok zor. Mustafa Bey "Vatikan karsi cikti" demis. Karsi cikmak var ve karsi cikmak var. Iyi Papa (Jean Paul II) doneminde Vatikan gercekten karsi cikti Irak savaslarina da Filistin isgaline, katliamlarina da. O adam vijdan sahibi idi. Bu Papa icin Nuray Mert kadar kesin konusmasam da, ve hala umitlerimi muhafaza etsem de, fazla olumlu intiba edinmedim su ana kadar. Dilerim Turkiye ziyaretinin yarattigi olumlu havadan o'da etkilenmistir, bazi on yargilarindan kurtulumus, bazi konulardaki cehaletini de rektifiye etmisir. Papa Benedict'in plani Bush-the-Barbarian'in planlarinin aleti olmak olmayabilir, fakat gerek teolojisi (evanjeliastler kadar olmasa da), gerek kisisel su ana kadarki kisisel gostergeleri goz onune alindiginda Bush'un macerasinin basarisini arzu ettigini dusunmek fazla nesnellikten uzak bir tesbit olmaz. Unutmayalim, bugun Bati ulkelerinin hemen hepsi Israil'e guya karsi cikiyor. Ama "indifference is comlicity" (umursamazlik suc ortakligidir) diye bir soz vardir. Bu soze uygun olarak Vatikan II. Dunya savasi sirasindaki pasif tavrindan dolayi Yahudilerin gayretleri ile dunya vijdaninda suclu ilan edilmis, ve Israil'den, Yahudilerde, digerlerinden ozur dilemek zorunda kalmistir.

Zannediyorum, adil, ahlaki temeller uzerine oturmus bir dunya duzeni tesis edildiginde Vatkan bu gun icin de ozur dileyecektir, ama bu tarihni temizlemeyecektir.

Ben bugunlerde bardagin bos tarafina bakiyor Papamobil'in beyaz duman cikardigini dusunuyorum. Top onun sahasinda ve gene onlarin deyimi ile "jury is out" (mahkeme devam ediyor). Umidim Papa'nin, Kardinal Ratzinger iken ifade ettigi gercek dusman olan "ahlaki relativizmin diktatorlugu" ile savasa harcamasidir enerjisini. Bunu yapabilmesi icin de "moral preeminence" (ahlaki otorite) kazanmasi gerekir Papa Jean Paul II gibi.

Papa Jean Paul'den bahsetmis iken sunu ilave edeyim. Bazi kimseler biz gercekcileri radikal olmakla yerli Huntingtoncu olmakla vb sucladilar. Ve dunyada da becon poltikalarina tepkiler benzeri sekilde, hatta daha kotu tasvif edildi.

Iste size bir litmus test. Eger Islami fundamentalistler genel olarak Hiristiyan dusmani ise neden bu dusmanlikarini Jean Paul II, Desmond TuTu, Quakers, Menenites, Christian Scientist, Amish, gibi Hiristiyan liderler veya gruplara, John Esposito, Karen Armstrong, Michel Sells, Robert Fisk gibi daha yuzlece dusunur, alim, yazara dusmanlik sergilemiyorlar? Neyse knudan cikyorum galiba.

Selam, saygi ve muhabbetle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 6, 2006 1:07 AM

HERGUN BIRAZ DAHA AZALAN KATOLIKLERIN GUC KAZANMA CABASI

ABD de Yellowstone diye bir tabiat parki var. Binlerce sene once oradaki volkanik bir dag kendisini dahi yok edecek siddette patlamis, cevresinin ve kitanin cografyasini degistirmis. Bazi bilim adamlara gore, oradaki Colorado nehri ve kollari Atlas Okyanusuna akarken bu olay sonucu yon degistirmis, ana nehir kurumus, onun yerine eski Colorado nehrinin kollarindan biri ana mecra olmus ve Pasifik Okyanusuna akar olmustur.

Nehrin rota degistirip degistirmedigi beni pek ilgilendirmiyor ama ornek gayet guzel.
***

Medeniyetler tarihi de buyuk olaylarla sarsilip yon degistiriyor. 400-500 sene once Kesifler, Icatlar patlamasina ve bunun sonucunda gelen Reform ve Ronanslara ayak uyduramayan Osmanli da sizlere omur.
Fransayi kendine ornek alarak devleti insandan once koyan, Osmanlinin halefi Turkiye de artik eski Colorado nehri gibi o ana mecrayami katilsam... bu ana mecrayami katilsam diye karar veremez bir halde.

Direnecek, arayis icine girecek ama caresiz, gun gelecek ve cikarlarinin en iyi oldugu bir ana mecraya karar verecek.
***

Vatikan farklimi o da bir zamanlar koca bir nehirdi, Kutsal Roma Imparatorlugu adi altinda tum Avrupa krallarini yonetip, Hacli seferleri duzenleyen bir guce sahipken bugun ABD kaynakli "subyanci papaz haberleri" ile yipranan, cemaati azalan dogurganlik dahil pek cok nedenlerle giderek ufalan dolayisi ilede dunyadaki etkisi azalan bir kilise... ve isin dogrusu kuvvetli bir Amerikan anti-propagandasi ile yerle bir olacagini da biliyor.
Papa da bir yandan stratejisini butun bunlari hesaba katarak yapmakta, bir yandanda bugunku en buyuk nehir olan ABD ye muhalefet yaparkende fazla ters dusmemeye gayret etmektedir.

Irak ve Filistin konusundaki ABD muhalefetinin arkasinda da ayni hesap var. Yoksa Araplarin kara kasi, kara gozunu sevdiklerinden degil.

Malum ABD nin kabaca %80i Hiristiyan ve bunun ezici cogunlugu Protestan/Evangelical.
Amerikan tarihinde Kennedy den baska hic bir Katolik baskan olamamistir, yani Evangelistlerin oyunu almak sart. G W Bush basta olmak uzere daha evvelkiler daima Evangelist kartini oynamis, azinlik olan Katolikleri her firsatta afise etmis (subyanci papazlar, kirli tarihi vs) ve iktidari elinde tutabilmislerdir.
Belliki bu tablo Vatikanin hosuna gitmemektedir, dolayisi ile aciktan bir cekisme vardir.

Ayrica, Avrupada Protestan Britanya ve ABD mandasindaki Protestan Almanyanin bir kismindan baska agirligi olan Protestan cemaati yoktur (hernekadar Hollanda, Isvec, vs ulkeler olsada bunlar Avrupanin motoru sayilmaz). Dolayisi ile Katolik Fransiz, Italya, Ispanya vs ve Ortadoks Rus vs gudumlu olan Avrupa, ABD yle olan SiYASi cekismeleri nedeni ile Irak ve Filistin konularinda Vatikan ile ustuste cakismaktadir.

Siyasetten maksat "Guc ve Para" dir, yani ekonomik. Gucun ve paran yoksa, kilise canlarin ne kadar kuvvetli olursa olsun varligini surdurmen yokus asagi gidiyor demektir.
***

Sonucta, egerki gunumuzun super gucu olan ABD Katolik agirlikli olsaydi, Vatikan'in Irak ve Filistin politikasi simdikiin tersi olur, kimse “barış yanlısı” demezdi.

Yazan: Haydar Tarih: December 6, 2006 8:22 AM

Sn.Akyol, Nuray Mertin dünkü Radikaldeki, ilahi Ko
medya başlıklı yazını okuduğumda bir algı kayması
yaşadığını fark ettim. Nuray Mert 'emperyalist ABD
ile hesaplaşmada müslümanların taviz vereceği gibi
bir endişe taşıyor. tersten bir siyasi İslamcı oku
ma içinde. İslam dini haksızlıklara karşı çıkması
kaçınılmaz ama bir okadarda Barış için çaba harcar
Bugün ABD beni havuza iten kim diye soruyor. Zihin
ler öncelikle İsraili, sonrasında İslamla hesaplaş
mak isteyen, gelişen ve büyüyen din İslamı hedefe
koyan seküler ve dinsiz şeytani güruhu işaret ediyor. Hani bizdede müslümanlara alan temizliği
isteyen güçler gibi. Şimdi ABD bu yanlıştan dönme
arayışlarına girmişken yok pişman olamazsın demek
ile aman bu işi yarım bırakma demek arasında fark
yok. ABD şer gücü ilan ettiği Irak ve Lübnanda ba
şarıya ulaşsa topa tutacağı İran ve Suriyeden yar
dım ister duruma düştü. Hududullahı aşmak süperi
ne duruma düşürüyor değilmi. Papa meselesine gelin
ce. Müslüman Türk halkı Ehlikitap bir din adamının
dini ritüellerini sergilemesine gıpta ederken;
Ali Bardakoğlu ve Çağrıcı hocanın dik duruşlarına
işte müslüman bir ülkenin çağdaş din adamları böyle olur hem diyalog kurar hemde doğruları olgun
lukla dile getirir diye bakmıştır.Bardakoğlunun tavrı müslümanların evrensel barışçı ama taviz ver
mez dili olarak algılanmıştır kanaatimce. Din ehli
olmakla, kin ehli olmayı ayırabilmeliyiz. Nuray
hanımın kaygılarıyla bir müminin kaygılarının örtü
şmesini de beklemiyorum ancak barış herkes için iyidir.papanın tavrı barışa bir parmak kapı arala
sa dahi bu küçümsenmemelidir. sahi ABD yi havuza
kim itti. 11 Eylülü kim tasarladı. Komplo teorisi
düzeyinde dahi Vatikanın adı hiç geçmemişti. Yanı
lıyormuyum. Saygılar. Levent.

Yazan: levent Tarih: December 6, 2006 10:12 AM

Avrupa devletlerinin hepsi hristiyan olmasına rağmen aralarında çok yakın zamanlara kadar sürekli savaştılar...
Öyleki şu an Vatikan'ın içinde bulunduğu İtalya bile kendi bütünlüğünü tam sağlayabilmiş değil.
Her an bir parçasının bütünden kopmasından endişe ediliyor..
Hristiyanlık ve Papa'lığın gücü kendi içindeki savaşları durdurmaya,bölünmeye yetmezken bir başka dünyayla yani diğer din ve coğrafyadan olanlarla yapılan savaşları durdurması beklenilmemeli...
Avrupa birliğinin kurulması düşüncesinde hristiyanlık ve önceki Papa'nın gayretleri önemli bir neden olsa da Avrupa devletlerini birleştiren temel sebep "ortak çıkarlar" oldu...
Bu nedenle Papa'lığın gücü çok fazla abartılmamalı..

Irak Savaşı Papa'nın gücünü aşan bir savaş...
Papa'nın bu savaşa destekçi olmaması hatta alenen karşı çıkması savaşlarla psikolojik mücadele edilmesi açısından önemli.
Çünkü savaş çıkaranlarda kamuoylarını psikolojik açıdan ikna etmek zorundalar...

Din adamlarının savaşlara ciddi tavır koyması savaş çıkarmak isteyenlerin elini zayıflatır.

Bu açıdan dinlerarası-medeniyetlerarası diyalog faaliyetlerinin önümüzdeki dönemlerde savaşların durdurulması ve dünya barışı açısında büyük önemi olacak..

Yazan: Tarık T. Tarih: December 6, 2006 10:14 AM

Benim bir türlü anlayamadığım sayın Akyol'un herşeyden/heryerden bir marksizm karşıtlığı çıkarması...
Emperyalizme karşı çıkan her düşünceyi marksizm vb. düşüncelerle ilişkilendirmesi.
Nuray Mert'in yorumlarını illa marksizmle ilişkilendirmek neden bu düşünceleri bahse mevzu düşünceden müstakil bir biçimde ifade etmek mümkün değil mi?Bir ''entellektüelin'' kendinden menkul bir düşünce ifade edemeyeceğini mi düşünüyoruz yoksa...Benim bildiğim Mert marksist değil vefakat söylediklerinden böyle birşey çıkarmak hayli iyi bir işgüzarlık örneği.
insanların her yanlış yorumlarını emperyalistlerin ''düşmanlarıyla'' ilişkilendirmek neden? acaba neden?...

Saygılar...


Muhammed Ali DİKTAŞ

Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: December 6, 2006 11:31 PM

Mustafa beydeki Marksizm karşıtlığı bence bazen tutuculaşıyor ve iş "Marksizm 'gök mavidir' derse yanlıştır"a geliyor. Marksizm din, sanat, kültür vs. gibi öğeleri, "altyapı" denilen ekonominin basit birer yansıması olarak görmüş olabilir. Marksizmin bu iddiasını bütün dindarların reddettiği bir gerçek, fakat bu "ya hep ya hiç" mantığı da bana son derece yüzeysel geliyor. Üstyapı altyapının basit bir yansıması değildir ama örnek olarak bu bütün misyonerlerin ekonomik değil dinsel amaçlı olduğunu mu gösterir? Bir din adamı din adı altında siyaset yapamaz mı? "İnsanlar her zaman ekonomik çıkarlarını düşünürler." yargısı ne kadar yanlışsa, "İnsanlar her zaman samimidir." demek de o kadar yanlış değil mi?

Yazan: Ahmet A. Tarih: December 7, 2006 1:33 AM

Maalesef biz Tek TAnrıya-Allahu Taalaya inanan müslüman, hıristiyan ve YAhudiler; YAni ALlahın Bir ve Tek olduğuna inananlar ne yazık ki; birbirlerini yemekten, yakında TAnrıya inanmayan BUdistler gibi bir takım insanların egemenliğine girerse hiç şaşırmayalım.
Maalesef hıristiyanlar da; Hz.İSayı bu denli öven ve yücelten Peygamber Efendimizin ümmeti olan Müslümanlara yaklaşacaklarına Kimlere yaklaştıklarını hep beraber görüyoruz.
Bu forumda pek www.varliktanveriler.com dan gönderdiğim yazılar yayınlanmıyor ama ben yine de 27 KAsım 2006 da Kazım YArdımcı tarafından yazılan ve Adıyaman GAzetelerinde yayınlanan (papanın ziyareti sırasında yazılan) 92 Nolu veriyi okumanızı öneririm:
http://www.turkmagic.com/user/varliktanveriler.com/mod.php?mod=userpage&menu=69945&page_id=219

Yazan: İrem Kılıç Tarih: December 8, 2006 3:08 PM

Birazda sen yaklas canim!

Turkiyede ve diger Musluman nufusu olan ulkelerdeki din adamlarinin ne kadari Hiristiyanligi biliyorlar? Cogunun olsa olsa bildikleri Kuran'daki tarifi kadardir. Hiristiyanlar dinlerine Kuran'da tarif edildigi sekli ilemi inaniyorlar?

Onlarin bakisinda Islam Hiristiyanliga bir rakip. Yani eski comlekci dukkaninin karsisina acilan yeni comlekci dukkani. Sen istedigin kadar "eski comlekci iyi bir adamdir ama comlekleri ise yaramaz" diye levha yaz ve adama "bak sana ovgu yazdim, niye bana yaklasmiyorsun?" diye sitem et.

Yazan: Haydar Tarih: December 8, 2006 9:48 PM

Opus Dei ve Ratzinger

"Denize düsen yilana sarilir" derler. Müslümanlarin bugün yasadigi zorluklar onlari her önüne gelenle kayitsiz, sartsiz ittifak kurmaya itmemeli.

Herseyden önce Vatikan ile Hz Isa'nin yollari arasinda ciddi bir ayrim var. Merakli arkadaslarin bir parça hristiyanlik tarihi ile ilgilenmelerini tavsiye ederim:
1) "Hristiyan" kelimesinin dogusu,
2) Yeni Ahit'in yazilisi,
3) Vatikan'in Hz Isa'yi "Tanri/Tanri'nin oglu" ilân etmesi,
4) Domuz eti yasaginin kaldirilmasi,
5) Erkek çocuklarda sünnetin iptal edimesi,
6) Bosanmanin yasaklanmasi,
7) Rahiplere evlenme yasagi getirilmesi
gibi Hz Isa'nin hiç bir zaman istemedigi ve asla izin vermedigi seyler bugünkü Vatikan ile Hz Isa arasinda ciddi bir fark oldugunu gösteriyor.

Bunun yaninda Ratzinger, nami diger Benediktus Sempatikus OPUS DEI (http://www.opusdei.org.uk/) adli bir örgütün en önemli üyelerinden. Bu örgüt yillardir Vatikan'i ele geçirmeye çalisan "koyu" katoliklerden olusuyor. Vatikan'in içine düstügü maddi zorluklara bir nebze çare olan OPUS DEI kendi adamini seçtirdi sonunda ve Vatikan'in merkezine Josémaria Escriva de Balaguer'in heykeli de dikilecek (veya dikildi).

OPUS DEI kendisini "siradan" bir dinî örgütlenme gibi tanitiyor ama daha "laik" kaynaklar çok sasirtici seyler de anlatabiliyorlar :

http://www.odan.org/

http://www.mond.at/opus.dei/opus.dei.uo.faq.html

http://www.monde-diplomatique.fr/1995/09/NORMAND/1804.html#nb13

Wikipedia'da ise Newyork'taki OPUS DEI binasinin ve üyelerin aci çekmek için bedenlerine bagladiklari çivili kemerin fotografini görmek mümkün :
http://en.wikipedia.org/wiki/Opus_dei

Ratzinger bugün için bize gerekli bir isim, hepsi bu.(Onun da bize ihtiyaci var) Putin veya Bush ile neden ve ne kadar "dost" olmamiz gerekiyorsa Papa ile de ayni sey.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 9, 2006 12:52 AM

cesur bir yazı...
özlü bir yazı...
klişe olmayan bir yazı...
budur işte...
Türkiye'de kaç kişi önyargısız olarak papa nın ya da papalığın bir icraatını böylesine değerlendirebilir?
işte size klişe olmayan bir yazı
"efendim bütün hristiyanlar kafirdir"
"efendim papalığın tek amacı haçlılar gibi islamiyeti ve islam ülkelerini yok etmektir"
"hristiyanların tamamı gaflet içindedir ve çoook hain insanlardır"
benzeri klişelerden uzak fikirsel erişimlere de ihtiyacımız var bu ülkede
sonuç; önyargısız, klişesiz, şekilciliksiz düşüncedir önümüzü aydınlatan..........

Yazan: Kubilay ANT Tarih: December 13, 2006 10:11 AM

Sn. Akyol bilgi eksikliğiniz var. Marx dini üretilmiş bir kurum olarak görmez. Dinin insanın ihtiyaçları (anlamlandırma çabası, korku vs.) doğrultusunda ortaya çıktığını söyler. Ancak din toplumsal ihtiyaçlara göre değişir ve farklı bir görünüme bürünür. Bunu yabancı düşmanlığı (sözde anti-emperyalizm) yapmak için kullananları gördükçe anlayabiliyoruz. Anti-ABD'cilik yalnızca insanların yanlış düşüncelerinden ve cehaletinden türeyen bir şey değil. Bir kesimin anti-ABD'ci yabancı düşmanlığına ihtiyacı var. Saddam'ın kendi baskıcı rejimini korumak için son dönemde sözde anti-emperyalist olması gibi... İşte din de bu tip ekonomik-altyapısal ihtiyaçlar sonucu değişip dönüşen bir kurumdur. Marx'ın söylediği budur.

Yazan: ahmet Tarih: September 23, 2007 9:57 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)