« Ayasofya’nın Geleceği ve TV’de Papa Tartışması | Ana Sayfa | Papa’nın ‘Gerçek Amacı’ Ne? »

December 1, 2006

Papa Geldi, Ezberleri Sarstı

[2 Aralık 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

Papa Sultan Ahmet Camii'nde dua ederkenPapa XVI. Benedict’in Türkiye ziyareti beklenenden çok daha olumlu geçti. Hemen herkes, sorunsuz yürüyen ve karşılıklı jestlerle bezenen, özellikle de Papa’nın cami ziyareti ile taçlanan gezinin, Türkiye için çok olumlu bir tanıtım olduğunu belirtiyor. Bu, doğru. Bir diğer önemli nokta ise, bu ziyaret sayesinde bazı ezberlerin ve klişelerin de sarsılması.

Bu ezberlerden biri, Batı-İslam ilişkileriyle ilgili. Bu ilişkilerin 90’lı yıllardan bu yana gerildiği, “medeniyetler çatışması”nın uğursuz rüzgarlarının esmekte olduğu herkesin malumu. Ama buna karşı ne yapmak lazım? Türkiye’deki muhafazakar kesimde iki farklı eğilimin varlığını görüyoruz: Birincisi, “Batı İslam’a savaş açtı, biz de savaş baltalarını çıkaralım” diyenler. İkincisi, “Batı’da İslam’la savaşmak isteyenler var, ama sağduyulu insanlar da var, çözüm diyalog ve uzlaşmada” diye düşünenler.

Siyasi alanda kabaca bir sınıflama yapmak gerekirse Saadet Partisi ve BBP, birinci kategoriye dahil gibi duruyor. AK Parti liderliği, ikinci çizgiyi savunuyor. Toplumsal alanda da birinci çizgiye Haydar Baş gibi İslamcı/milliyetçi figürleri, ikinci kategoriye Fethullah Gülen gibi barışçı dini liderleri koymak mümkün.

Papa’nın ziyareti ise bizlere birinci çizginin yanlış, ötekisinin haklı olduğunu gösterdi. XIV. Benedict, İslam hakkındaki haksız sözleriyle taciz ettiği Müslümanlarla barışma niyetinde olduğunu açıkça ortaya koydu. Hem gezi boyunca sarf ettiği olumlu sözler, hem Ayasofya’da gösterdiği hassasiyet, hem de camide İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı ile saf tutması — ki sayın Çağrıcı, Papa’nın Regensburg konuşmasını eleştiren “38 Müslüman Liderden Papa’ya Açık Mektup”a imza koymuştu — anlamlıydı.

Papa’nın bu olumlu tavrını mümkün kılan ve teşvik eden de, kuşkusuz, başta Sayın Başbakan’ın sıcak karşılaması olmak üzere, Türk makamlarından gördüğü hüsn-ü kabuldü. Kısacası “İslam’a ve Türkiye’ye olumsuz bakanlara karşı dostça yaklaşarak onları kazanmak gerekir” diyenler haklı çıktı.


Ekümenik Patrikhane

Papa’ya her şeye rağmen kızmaya devam edenlerin sadece “öfkeli İslamcılar” değil aynı zamanda “öfkeli laikler” arasından da çıkması, altı çizilmesi gereken bir başka nokta. Bu cenahtaki tepki, dini değil ulusalcı kaygılardan geliyor. Bunların en önemlisi de Patrikhane’nin kendisini “Ekümenik” olarak tanımlaması ve Papa’nın da bu terimi kullanması.

Bu konuda aslında gereksiz bir kör dövüşü yaşanıyor Türkiye’de. Bu hafta CNN’deki Tarafsız Bölge programında meseleyi ilk kez sağlıklı bir şekilde tartışabildik: Ben, “ekümenik” (evrensel) sıfatının dini bir terim olarak hiç bir sakıncası olmadığını, bir kilisenin elbette kendini istediği gibi tanımlayabileceğini söyledim. Türkiye’nin kaygılarının terimin bazı muhtemel siyasi sonuçlarından doğduğunu, bu konuda Patrikhane’nin açıklayıcı olması gerektiğini ekledim. Programda bulunan Patrikhane yetkisili Peder Dositheous Anağnostopulos ise terimin hiç bir siyasi anlam içermediğini ve öyle bir sonuç doğurmayacağını detaylı biçimde anlattı. Bu mesaja kulak vermek ve problemi “diyalog” yoluyla çözmek gerek.


Sezer ve Din Özgürsüzlüğü

Papa gezisinin içindeki en traji-komik hikaye ise, Cumhurbaşkanı Sezer'in iki günlük performansıydı. Papa’yı gezisinin ilk gününde kabul eden Sayın Sezer, onun "dini özgürlükler" problemine dikkat çekmesi üzerine, "Türkiye laik bir ülkedir ve dolayısıyla burada dini özgürlük vardır" diye kestirip attı. Ama aynı Sezer — adeta kötü bir şaka gibi — ertesi gün Türkiye'deki azınlık vakıflarına (ve de Müslüman çoğunluğun kurduğu ve kurabileceği vakıflara) daha fazla özgürlük getirecek olan yeni yasayı veto etti. Sezer'in endişesi, "Bu vakıfların, amaç ve etkinlikleri doğrultusunda giderek gelişmelerine ve etkinliğini artırmalarına imkan tanınmış" olmasıydı... Bir başka deyişle, daha önce de açıkça "dinin toplumda güçlenmesi önlenmelidir" diyen Sayın Cumhurbaşkanı, bu "tehlike"ye karşı "önleyici baskı" doktrinini bir kez daha hayata geçirmiş oluyordu.

Bu enteresan tablo, "Türkiye laik bir ülkedir ve dolayısıyla burada dini özgürlük vardır" sözünün aslında gerçeği yansıtmadığını gösteriyor. Çünkü zaten laiklik tek başına özgürlük getiren bir ilke değildir. Sovyetler Birliği, Kızıl Çin, Kızıl Khmer Kamboçyası, Kuzey Kore gibi alabildiğine laik rejimler, örneğin, özgürlük değil despotizm abideleridir. Bir rejimin hem laik hem de özgürlükçü olabilmesi için, demokratik olması, yani halka hesap vermeyen bürokratlar (yahut “Büyük Serdümen”ler) tarafından değil, onlara hesap veren siyasetçiler tarafından yönetilmesi gerekir.

Türkiye'nin sorunu da zaten burada. Ve bu yüzden, bir önceki Genel Kurmay Başkanı Sayın Hilmi Özkök'ün dediği gibi, Türkiye'nin en çok ihtiyacı olan şey daha fazla demokrasi…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 1, 2006 3:00 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey in baktığı pencereden yaptığı yorumlar son derece isabetli.Hele şu adam gibi adam Sezer le ilgili tesbitlerine katılmamak elde değil.
Fakat ben düşünyorum ki bir başka papa başlığında da yazmıştım papanın penceresi başka.78 yaşında ki bu amca roma dan bize sinirli sinirli bakarken,neden buraya geldi?Bir amacı olmalıydı.Dinler arası diyalog mu.Olabilir.
Ama bence daha önemlisi var onu tartışmayı öneriyorum.Papa hangi gündemle geldi?67 de arap israil savaşı vardı onun için mi gelmişti?79 da iran islam devrimi oldu.onun için mi gelmişti?şimdi ne olacak?

Yazan: salih Tarih: December 1, 2006 4:03 PM

Bana göre insanlarin kendilerini ve görüslerini mensup olduklari camiayla ilintilendirmeleri problemli alanlarimizdan birisi.Bu baglamda siyasi ve sosyal gruplasma ve ayrismalarin yekdigerinin reddiyesinden beslendiklerini görüyoruz.

Yazar konuya giriste muhafazakar kesimde iki ayri egilimin oldugunu iddia etmis.Hernekadar yazinin bütünlügü incelendiginde bu iddia gerekcelendirilmis gibi görünse de baslangictaki tespitin yanlis oldugunu düsünüyorum.

Gercek manada muhafazakar nedir,kimler muhafazakardir ve neyi muhafaza etme endisesi icindedirler?Ben bunlarin üzerinde üzerinde yogunlasmak istiyorum:

Muhafazakarlik; milli manevi degerlere riayet eden anlayisa sahip olmak,omurgali durmak ve bunu yasam bicimi olarak tercih etmek ise,her zaman alternatifleri de vardir. Söyleki:
Milli manevi degerlerimiz ve örfümüz misafirin en iyi sekilde agirlanmasini gerektirir.(Papa misafirdir).
Öte yandan islami bir anlayis ise ferasetli davranmayi ve slogan müslümanligini reddeder.(sn.Bardakoglu´nun Papa´ya Istanbulda gösterdigi hüsn-ü kabul veverdigi yanit)
Simdi belki bu baglamda sn.yazarin yaptigi siniflandirmanin ikinci kismina uygun sekilde hareket edenlere vurgu yaptigim iddia edilecek:
"...Birincisi, “Batı İslam’a savaş açtı, biz de savaş baltalarını çıkaralım” diyenler. İkincisi, “Batı’da İslam’la savaşmak isteyenler var, ama sağduyulu insanlar da var, çözüm diyalog ve uzlaşmada” diye düşünenler."

Sn. Bardakoglu örnegine dönersek,Papa ilk kez infiale sebep olan konusmasini yaptiginda tepkisi sertti.Yazarimizin yaptigi siniflandirma icinde ilk sinifa giren bir durum arzediyor.Bbp de destekledi kendilerini.
Sn. Bardakoglu´nun Papa´ya Türkiye´ye geldigi zaman gösterdigi misafirperverlik ise ikinci kategoriye giriyor.

Fakat benim sahsi kanaatim ilk tepkisi de ikinci yaklasimi da cok yerindedir.
Birincisinde Vatikan´in tarih boyunca cevirdigi entrika ve siyasi rollere yönelik bir cevap vardir.Bunu reddetmek ve iyi niyetle diyalog unsuruna atif yapmak kanaatimce yanlis olur.

"Papa’nın ziyareti ise bizlere birinci çizginin yanlış, ötekisinin haklı olduğunu gösterdi."

Böyle bir görüsün yanlis oldugunu düsünüyorum, teorik olarak karsi taraf ta Papa´nin Vatikan´a dönüsünü veya Almanya´ya yeni bir ziyaretini müteakip yapabilecegi herhangi bir yeni provakatif konusmayi "biz hakliydik",seklinde kullanabilir.

Yazan: Mehmet Ali Meydan Tarih: December 1, 2006 4:07 PM

Mustafa Bey,
Sovyetler Birliği gibi ülkeler için "alabildiğine laik" demişsiniz. Sözün Özü programında laikliği "devletin her dine ve felsefi görüşe karşı eşit uzaklıkta olması" olarak tanımladınız. Bu tanıma göre bu tür materyalist devletler nasıl laik olabilir? Bence "seküler" demek daha doğru.

Yazan: Ahmet A. Tarih: December 1, 2006 5:36 PM

Sayın Akyol kanatimce meseleye biraz ön yargılı bakıyor. BBP, Sadet Partisi ve Haydar Baş muhafazakarların bir kısmını oluşturuyor diğer bir kısmını da diyalog isteyenler ve barışcı Fethullah Gülen gibi liderler. Peki bundan başkası yok mu? Yani ya hep ya hiç gibi bir yaklaşım bu. Benim de kendisi gibi sürekli eleştirdiğim sayın Sezer de benzer bir mantığa sahip.

Papanın gelmesine karşı olmanın bir manası yok. Bu olaya şöyle bakmak gerekir. Peygamber efendimiz bugün yaşıyor olsaydı ne yapardı. Kanatimce diyanet işleri başkanı, İstanbul müftüsü ve Sultanahmet camisi imamına benzer bir uygulama içinde olurdu. Çünkü sayın bardakoğlu vakarlı bir duruş gösterdi, papaya kibar bir şekilde geçmişte söylediklerinin yanlış olduğunu hatırlattı...

Diğer bir mesele sayın yazar Diyaloğu destekleidğini söylüyor, ve papanın gezisi diyaloğa katkı yaptı diyor. Samimi olarak sormak istiyorum, hangi diyalog? Bundan bir ay önce bu papa bizim peygamberimize hakaret etmedi mi? Yoksa o başka bir insanmıydı. Diyalog hakaret ile olmaz. Ben de savaştan yana değilim, papa gelmesin diyenlerden de değilim. Meseleler iletişimi arttırarak çözülür bu da doğrudur. Ama karşı taraf sizin en kıymetli değerlerinize saldırıyorsa durumu seyretmezsiniz. Bu konuda sayın yazar ne düşünüyor bilemiyorum. Ancak şunu söyleyebilirim ki diyalog kavramının içi tam olarak doldurulamadı. Diyaloğu kim, niçin yapacak. Kim adına yapacak. Diyalog deyince ne anlamalıyız? Karşı tarafın saldırılarına nasıl cevap vereceğiz. Bunlar kanatimce tam olarak cevaplanmış değil, cevapanmışsa da benim haberim yok. Diyalog iyidir ancak diyalog yapmak çin iki kişi gerekir.

Yazan: Kaysersoze Tarih: December 1, 2006 6:20 PM

Tüm dünyanın izlediği gezide bizim açımızdan bir çok olumlu sonuç ortaya çıktı:
1-Papa ile birlikte hafızalara Anıtkabir,Ayasofya,Sultanahmet Duası,Diyanet İşleri Başkanı,Tayyip Erdoğan,Türk Bayrağı,Bartholomeos.. akılda kalan,tarihe geçen kareler olarak geçti..
Bu karelerin Papa ile birlikte dünyaya yansıması Türkiye adına olumlu tanıtım araçları oldu..

2-Bu gezinin gerçek amacının "müslümanlardan özür dilemek" olduğu Patrihane ziyaretinin ise bir araç olduğu,ikinci derecede amaç olduğu açıkça ortaya çıktı..

3-Beklendiği gibi AB sürecinde Papa, Türkiye'ye açık destek verdi.Bu destek AB yolunda önemli bir avantaj olarak tarihe geçti..

4-Papa daha önceki kavgacı ve aşşağılayıcı tavır ve beyanlarından vazgeçtiğini bir müslüman ülkeyi ziyaret ederek,ve orada 3 gün gibi uzun süre kalarak ciddi adımlarla,jestlerle gösterdi.
Dinlerarası diyaloğun devamına vurgu yaptı.Böylece dünya barışına hizmet etti..

6-Ayasofya'da dua etmeyerek kurallara saygılı davranan Papa,Sultanahmet'te üstelik kıble yönünde dua ederek herkesi şaşırttı.Camide dua eden bir Papa'nın hem hristiyanlar hemde müslümanlar için olumlu sonuçlar doğuracağından şüphe duymuyorum...

7-Papa, resmi statü olarak kendi konumuna uymayan Diyanet İşleri Bakanı ile görüştü.Bu görüşme, dinlerarası barış için atılmış bir fedakarlık adımı olarak sayılabilir...

8-İslam dünyasında Türkiye'nin yeri daha da ön plana çıktı.Model ve lider ülke olarak Türkiye sivrildi..

9-Türk Bayrağıyla poz veren Papa ülkemizin ve bayrağımızın ücretsiz reklamını yaptı..

10-Papa gelmesin diye feryad u figan edenlerin bundan siyasi rant sağlamaya çalıştıkları iyice açığa çıktı.
Yani bu tiplerin "Papa gelmeyerek özür dilemesin, İslamiyet'e sövmesiyle kalsın, bizde bunun rantıyla partimize,gurubumuza propaganda yaparak heyecan sağlayalım.." diye düşündükleri ortaya çıktı.

11-Papa'nın gezisi öncesi yapılan küçük mitingdeki olumsuz görüntüleri yayınlayan batı medyasının antipropagandasına inat,
Türk devleti ve halkı,ciddi anlamda hiç bir tepki vermeyerek geziyi doğru algıladığını gösterdi.Türkiye, olgunlukla Papa'yı misafir ederek kendine yakışanı yaptı.

Bir tane de olumsuz sonuç söyleyelim:
-İstanbul halkı için bir miktar trafik sıkıtısı yaşandı..

Yazan: Tarık T. Tarih: December 1, 2006 7:31 PM

Siyasi rant elde etmek isteyenler vardi,Allaha cok sükür onlarin istedigi tarzda gelismedi hadiseler.Olumlu neticeler cok,ancak bu sn.Mustafa Akyol´un tespitlerinin dogru oldugu anlamina gelmiyor.

Bu gruplandirmalarin her ikisine de dahil olmayan akl- i selim insanlar var.Bu demek degildir ki bu gruplandirmada her iki grubun icindekiler akl-i selimin tamamen disindadir.
Öyle bir iddiam da yok.

Yazan: Mehmet Ali Meydan Tarih: December 1, 2006 8:22 PM

Ben de kapılmış gidiyorken tatlı tatlı,

nihat genç kendime getirdi.

Yazan: knz Tarih: December 1, 2006 8:37 PM

Değerli yorumcular, Papa'nın Türkiye ziyareti hem
dini, hemde siyasi sonuçlarıyla çok eğitici, arın
dırıcı ve algıları geliştirici bir anı olarak hal
kımızın belleğine kazınacak özellikte. Umarım bu
gezinin Türk milletine, ve mütedeyyin İslam münte
siplerine faydası görülecektir. Laikçilik, seküler
leşme, nihilizm ve dinsizleşme eğilimlerinin kırl
masına hizmet edeceği kanısındayım. Müslümanlara
en yakın olarak kendilerine Hıristiyanız diyenleri
bulursunuz diyen Rabbimiz,her şeyin en doğrusunu
bilendir. yine Sasani ateşe taparları, Roma ordula
rını yenilgiye uğratınca, taşkınlık yapan Mekkeli
müşriklere bakıp üzülen müslümanlara; Rum süre-i
Celilesi ile yakın bir zamanda Romalıların galib
geleceği müjdelenmiştir. Bizler son ve Ekmel din
olan İslam müntesipleri yakın zamanlarda çok acı
lar çekmekteyiz. Haksız ithamlar, gericilik suçla
maları bizleri yaralıyor. Oysa konumu gereği dini
mizin en mükemmel temsilcisi olarak adlandıramaya
cağımız Diyanet işleri başkanımız Ali Bardakoğlu
bey İslamın vakur ve heybetini nasılda sergiledi.
İstanbul müftüsü Çağrıcının doğallığı ve sıcaklığı
nasılda kapsayıcı idi. Başbakanın siyasi nezaketi
ve güveni Ekümenik Patriğinde Başbakanı olduğu ger
çeğiyla nasılda sakinleştirici ve gezinin tansiyo
nunu belirleyiciydi. Bir temenni: Necdet Sezer'in
Doğrusu bütün din mensuplarına göstermesi gereken
tavrı Sadece Papa hazretleriyle sınırlamaması.
İslamdan hazetmesede Ayda bir kez Diyanet İşleri Başkanı ile mutad görüşme düzenlemeli. Hem diyanet
işleri başkanı sadece İslamla ilgili değil diğer
dinlerle ilgili derin bilgiye sahip. İnsanlığın
önündeki gerçek tehlike aşırı dünyevileşme ve
dinden uzaklaşma. Bizdede bazı zevat dinle alakası
olmadığını ispat için alkolizme , dahası uyuşturu
cu ve esrar kullanımına düçar olmaktadır. İslam
medeniyettir, İslam barıştır,İslam diğer din mün-
tesiplerine saygılı olmaktır Lakçiliği, Nihilizmi
Jakobenliği din olarak ikame edenlere Papanın
yakarışlarına kulak vermelerini tavsiye ederim.
Müslümanlarada Papanın Hıristiyan mezheplerini bir
leştirme gayretlerini örnek almalarını öneririm.
Alevi,Caferi ve diğer mezhepleri dışlamanın gerçek
ve kuşatıcı doğru tavır olmadığı anlaşılır umarım
Mustafa Akyol'uda başından beri bu geziye verdiği
önem ve yaklaşımının doğruluğu nedeniyle kutlarım.
Not:papanın gezi programının oluşması elbette paza
rlık değil ama Dışişlerinin çalışması ile şekillen
di. Erdoğanın Papa ile görüşmesinin son ana kadar
belli olmamasının nedeni programın netleşmesinin
beklenmesiydi. Dışişlerinin Siyasi liderliği ve
diplomatlarımızın dantela örer gibi çalışmaları bu
gezinin başarısındaki önemli etkendir onlarada
bir vatandaş olarak teşekkürlerimi iletiyorum.
Saygılar. Levent.

Yazan: levent Tarih: December 1, 2006 9:20 PM

Mustafa Bey

yazınızı okurken aklıma gelen soruları yazmak istiyorum.

yazınızın geneline bir itirazım yok fakat M.Çağrıcı Beyin Papayla görüşmesini anlatırken bir parantez açıp(38 müslüman liderden papaya açık mektup)a imza koymasının öneminden bahsetmişsiniz.

bu mektuba imza koymakla acaba Çağrıcı bey sizin kategorilerinizde birinci gruba mı girmiş oluyor?

bu mektup bir hata mıydı?bu mektubun altında F.Gülen hocaefendinin imzası var mı?bunu imzalamak diyaloğa zarar mı veriyor?

pasif müslüman olmak barışçı müslüman olmak mı demek?

ayrıca isim vererek bir kategorizasyon yapmanız ne kadar doğru?sizin gibi diyalogçu birinin Haydar Baş'ın karşısına F.Gülen'i koyması ne derece isabetli?

Diyaloğa nurcu kardeşlerimiz sahip çıktığına göre ,Said Nursi'nin (eğer nur hareketi ile bazı müslüman gruplar arasında şiddetli görüş ayrılıkları olursa onlara cevap vermeyin.onların tezlerini çürütmeye çalışmayın)sözünü daima hatırda tutmaları gerekmez mi?burdan Bediüzzaman Hz.leri ayrılık ve fitneyi çoğaltmayın,daha sabırlı olun demek istemiyor mu?

siz Haydar Baş cemaati(aynı zamanda siyasi parti) ile F.Gülen grubunu neden karşı karşıya getiriyorsunuz velev ki öyle olsa bile?

diyalog taraftarlığı ve karşıtlığı müslümanlar arasında fanatizm boyutlarına ulaştı malesef.

bu yaklaşım zaten var olan kutuplaşmanın daha da kötü boyutlara gelmesine sebep olmaz mı?

diyaloğu vatikan şartlarında yürüten ve bunun doğru olduğuna inanan arkadaşlardan Bediüzzaman Hz.lerinin öğütlerine dikkat etmelerini dilerim.

sevgiler

....................

MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:

DENİZ HANIM, SÖZKONUSU "PAPAYA YÖNELİK MEKTUBU" ELEŞTİRMEK İÇİN SÖYLEMEDİM. AKSİNE ÇOK TAKDİR ETTİĞİM BİR METİN. BEN DE KENDİ ADIMA BİR "AÇIK MEKTUP" YAZDIM, PAPA'YA CEVAP VEREN, INGİLİZCE SİTEMDE VAR.

SORUN CEVAP VERMEK DEĞİL. TABİİ Kİ VERMEK LAZIM. SORUN ÖFKELİ TEPKİLER VEREREK GERİLİMİ KÖRÜKLEMEK.

MÜSLÜMANLARI KATEGORİZE ETME MESELESİNE GELİNCE; ETMEDİM, SADECE BİR DURUM TESPİTİ YAPTIM. MANZARAYI TASVİR ETMEKLE "FİTNE" OLMAZ DİYE TAHMİN EDİYORUM.

SAYGILAR

MUSTAFA AKYOL

Yazan: deniz Tarih: December 1, 2006 10:14 PM

Başbakanımız havaalanında zar zor karşılama nezaketinde bulundu..

300.000 kişi çağlayan'da "Papa Gelme" gösterisi yaptı

Başmüftü (or whatever) adamın yüzüne anormal kaba bir konuşma yaptı

Papa'nın kendi kişisel jestleri/hoşgörülü tavrı olmasaydı bu ziyaret FİYASKO olurdu

yahu,

... peki de, bu Papa'yı çağıran kimdi?

Beğenmediniz, Sayın Cumhurbaşkanımız

A. N. Sezer

NOKTA

Yazan: TaFa Tarih: December 2, 2006 7:06 AM

TaFa noktayı koymuş ama ben haddimi bilmeyip bir yorum yazıyorum.

Papa vatikanın devlet başkanı olduğuna göre onu elbette Türkiye'deki muadili (devlet başkanı sezer) çağıracak. Diplomatik teamüller bu şekilde. Dolayısıyla başbakan çağırmadı da cumhurbaşkanı çağırdı diye bir durum yok.

Yazan: VolkanS Tarih: December 2, 2006 10:11 PM

Sayin TaFa,
300 bin çok yüksek bir rakam. Türk ordusu 600 bin kisi. acaba bir veya iki sifir fazladan olabilir mi?

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 3, 2006 9:51 PM

Mustafa bey,

Cumhurbaskaninin veto etmesini, kibarca din dusmanligina bagliyorsunuz.Hristiyan seriatindan pek rahatsiz da gorunmuyorsunuz, sanirim ulus kavrami sizin icin pek birsey ifade etmiyor. Bir liberalden somurge ulkesinde hristiyan seriatini savunmasini beklerim, bu ulkedeki muhafazakarlardan daha da oryantal bir savunma beklerim. Sizler sayesinde beklentilerim bosa cikmiyor.

sanki bu ulkeyi 50 yildir din dusmani kafirler yonetiyormus gibi bir haliniz var, beni sinirlendiren de bu.

saygilar.

Yazan: Mahmut Tarih: December 4, 2006 1:25 PM

burada yapılan yorumlara, biraz da anekdot katabiliriz.
papanın İstanbul'a geldiği saatlerde etrafındakilere "neden bu kadar az insan var?" diye sorduğu söyleniyor.
aynı gün ve aynı saatlerde Fenerbahçe kulübünün basın toplantısı olması sebebi ile, papa gerek basından gerekse halktan beklediği ilgiyi göremiyor.
danışmanları "hay allah biz bu durumu neden düşünemedik" diye hayıflanıyorlar.

Yazan: Kubilay ANT Tarih: December 25, 2006 2:10 PM

Mustafa bey
Şu durum tespitini yapmak lazımdır. Dini yaşayın yada yaşamayın ülkede bağımsızlık yanlısı (haydar baş, doğu perinçek, bazı emekli askerler) ve mandacı anlayış (AKP, DYP, fethullah gülen) ve birde ortada kalanlar safını bulamayanlar bulunmaktadır.
mandacı anlayış AB ve ABD yanlısı olup ifade edemeselerde atatürk ve ordu karşıtlığı kanaatine sahiptir.
önemli olan içinde bulunduğumuz zor jeopolitik şartlarda kangi kulvar türk milletinin geleceği için daha yararlıdır. bu tercihi yapmak lazımdır.
bir üzerinde en fazla tartışılan kişi Haydar Baş ve BTP olsa gerektir. Hiç beklenilmeyen bir şekilde dindar ve milliyetci bir kişik Atatürke orduya sahip çıkıyor. ordu -millet kaynaşması diyor ve milli ekonomi diye bir projesi olduğunu ifade ediyor. ilginç olan ve halk arasında sessiz bir şekilde konuşulan kişi Haydar baş. Acaba bir kurtarıcı mı? herkesin kafasında bu soru var. ya dedikleri doğru ise seklinde
saygılarımla

Yazan: Yavuz Tarih: March 7, 2007 6:55 PM

Dioloğu canı gönülden destekliyoruz.Tüm dinler kardeştir ve cennete girecektir.sadece benciller ve cenneti başka din mensupları ile paylaşmak istemeyenler,hariç. Her dinde bir Tanrı inancı olduğu için .Bu sebeble sayın F.Gülene teşekkür ediyor onun çalışmalarını destekliyoruz.Senin dinin düşük benimki gerçek kavgaları son bulacak.Herkes istediği dini seçip kardeş gibi geçinecek.İslam dini zor gelirse Hristiyan gibi yaşayacak.Hristiyanlık zor gelirse islam gibi yaşayacak.isterse başka din gibi…. neticede hepside cennetlik.Şimdi niye sayın Gülene düşman olduklarını anlıyoruz.Kıskanmak. Onun verdiği kardeşlik hoşgörüsünü hazmetmek zor olsa gerek. Bizler öbür dünyada el ele aynı yerde olacağız.

Yazan: conan Tarih: June 26, 2008 3:23 PM

Ben önce F.Gülen ve cemaatine çok teşekkür ediyorum.Artık 21.yy da yaşayan millet ler olarak tek tanrıya inanan insanların belli bir ortak noktada toplanıp kardeş ve barış içinde yaşamayı bilmeliyiz.Düşünün ki İslamda tanrıya inanmakla iman etmiş oluyorsunuz.Kitaplarına,meleklerine ,peygamberlere ve ahirete.Bizlerde bunlarda var.Ozaman neden kavga ediyoruz? Bizler hepimiz kardeşiz ve Cennet çok geniş hepimiz orada buluşacağız.Ne siz ne biz düşüncesi olmasın .Kavga ve savaş olmasın.İşte diyoloğa karşı gelenler bunları anlamıyor.Bizlerde kendi aramızda ibadet farklılıkları var, lakin hepimizde cennette olacağız.Hangi din gibi yaşarsanız yaşayın tek ki tanrı inancı olsun cennete gireceğiz.Bizlere ve Türk medyasına rica ediyoruz bu diyoloğu acilen her kesime ulaştırmada dahada gayretli olmalıyız.Tanrı F.Gülen gibi barış ve sevgi dolu hoca efendiyi başımızdan eksik etmesin.Bizlere inanmayanlar öteki dünyada sayın hoca efendi ile aynı yerde olduğumuzu gördüklerinde çok ama çok kıskanacaklar.
İsteyen istediği dini yaşasın.Okullarda her din anlatılsın hangisi kimin hoşuna gidiyorsa onu seçsin.kolayı var zor olanı var.Fakat buluştuğumuz tek nokta Tanrıya iman.Bence sayın Hoca efendiye içinde bulunduğumuz yüzyılın barış ve onur ödülü verilmeli.Bu sayede hiç kimse benim babam senin babanı döver demeden yaşayacak.Hepside hak ve aynı doğrultuda olduğunu ancak diyalog sayesinde dünyaya öğrete biliriz.Bugüne kadar savaşlar hep dinler meselesinden çıkmadımı?Fakat bu sayede herkes kardeş olacak ve kimse kimseyi düşman bellemeyecek.Sayın hocamızın dünyanın her yerinde okulları olduğunu biliyoruz.İnanıyoruz ve diliyoruz bu okullarda bu kardeşlikten bahsediliyor ve tüm insanlığa güzel mesajlar veriliyor.Tanrı sizleri daha güçlendirsin. AMEN

Yazan: conan Tarih: June 26, 2008 3:25 PM

Bizler tüm servetlerimizi ortaya koysaydık yinede sayın hoca efendi cenaplarının bize olan faydasını sizlere anlatamazdık.O yüce insan tüm Dünyaya hepimizin dinlerinde ortak paydaları çıkartıp her inanç sahibininde Cennette buluşacağını sizlere anlattı.O bizim için çok değerli bir Tanrı dostu.Tüm insanlığın öteki dünyada aynı yerde buluşacağının müjdesini verdi.Akıl var mantık var ,her dinde bir yaratıcı inancı mevcut.Bu kişiler hiçbir kötülük işlemiyorlar.Siz hemen bizi Cehenneme atarsınız değilmi? Ama bizlerin düşüncesi hangi dinde olursan ol Tanrıya inanıyorsan Cennettesin.Biz seninle cenneti paylaşıyoruz sen niçin benimle paylaşmak istemiyorsun. Bizim tercümanımız olan ve sizlere bizlerle kardeş ilan eden hoca efendiyi niçin sevmiyorsunuz. Onunla bizler aynı yerde olacağız ve sizler buna gıbta ile bakıp bizim elele dolaştığımızı çok ama çok kıskanacaksınız.Diyoloğun sahipleri olarak şunu belirtmek istiyoruz. Dinler aynıdır fakat teferruatları vardır. Baktınız bir din zor , diğerini benimseyip Cennete girersiniz.Ama öteki doğru değil dedinizmi işte dışlama ve düşmanlık ondan peydahlanır. Sevmek ve kucaklamak varken niye düşmanlık. Ben sizin dininizin doğruluğuna inanıyorum. Zor ve çok ibadet şekli olabilir. Gel bize bizde fazla yasak yok. Ama Cennete yine gireceksin. Cennet çok büyük, hepimizde sığarız.İşte dinler arası diyalog ve hoş görünün asıl gayesi budur. Kardeşlik. Tüm diyologcu aziz kardeşlerimize selam söyleyip onları Tanrıya emanet ediyoruz ve çalışmalarının hızlı bir şekilde devam etmesini diliyoruz.AMEN.

3.bin yıl bizler için çok önemli burada zafere ulaşan kardeşlik olacaktır.Diyoloğun ilk olarak çok karşı çıkan bir gurup vardı fakat onlarda inanıyoruz ki bu safda yer alacaklar.Dinler arası diyalog, medeniyetler buluşması ve dinler bahçesi bir gün yeşerecek ve meyvelerini verecektir.Bakın tüm dini temsilcileriniz ve idareler bu kardeşliğin var olması gerekliliğini kabul edip bizlerin kardeşlik misyonunu destekliyorlar. Sevgi, barış ve kardeşlikten ne zarar gelir Tanrı aşkına.Ben ilk olarak sana elimi uzatıyorum sarıl bana kardeşim diyorum. Gözlerini kapat ve her şeyi unut. İnan bana gözlerni açtığında herşeyin güllük ve gülistanlık olduğunu anlayacaksın .Bizler bunu tüm dünyaya yaymak zorundayız.Tanrı sizleri korusun .AMEN.

Yazan: conan Tarih: June 26, 2008 3:27 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)