« Abdülkerim Suruş ile 'İslam, Demokrasi, Modernite' | Ana Sayfa | Bir Diktatörün Ölümü »

December 19, 2006

İki Farklı Batı

Daha önceki bir yazımda “ABD ve İngiltere'nin güncel Ortadoğu politikalarına haklı olarak tepki gösteriyor, bu ülkelerde, özelikle de ABD'ye yükselişte olan ‘İslamofobi’den yine haklı olarak büyük rahatsızlık duyuyor olabiriz” demiş ve eklemiştim:

Ama unutmamak gerekir ki, dünyadaki hiç bir ülkenin "İslamofobi" düzeyi Türkiye'deki bazı odaklarınki kadar yüksek ve köklü değildir… Türkiye'nin bu despot sekülerist anlayıştan kurtulması ise ancak özgürleşmesi ve demokratikleşmesiyle mümkün olabilir. Bu yolda örnek — ve destek — alınabilecek en iyi yaklaşım da Anglo-Sakson, yani Amerikan ve İngiliz ve modelidir.

Bugünkü Radikal’de yer alan “Avrupalı Dini Önemsemiyor” başlıklı haberdeki şu bilgileri de, üstteki yoruma eklemek gerek:

Harris Interactive şirketinin 30 Kasım-15 Aralık'ta ABD'yi de kapsayan 12 bin 500 kişiyle yaptığı anketine göre… Amerikalıların yüzde 53'ü 'Müslüman kadınlar türban takabilmeli' derken, bu görüş Britanya'da yüzde 23, Fransa'da yüzde 13'lük destek buldu. Fransızların yüzde 32'si, Amerikalıların ise sadece yüzde 4'ü 'ateist' olduğunu söyledi. Çocuklarının okullarda dini sembol kullanmasına Fransızların sadece yüzde 10'u destek verirken, bu oran Amerikalılar arasında yüzde 77 çıktı.

Bu tablo, dinin önemi ve din özgürlüğü arasında ABD ile Kıta Avrupası arasındaki büyük farkın altını çiziyor. Biri, ötekinden daha hoşgörülü, özgürlükçü ve dindar. Avrupalı Müslüman cemaatlerin Amerika’dakilere göre daha fazla “toplumda kabul görme sorunu” yaşamalarının bir nedeni de bu.

Ancak Yaşlı Avrupa’daki bu sorunu düzeltmeye çalışanlar da var. Bunların başında da Papa XVI. Benedict geliyor. Miliyet’in “Papa: Dini Simgeler Serbest Bırakılsın” başlıklı haberinde işaret edildiği gibi, Papa, “dini sembollerin kamusal alanda taşınması ve kullanılmasının serbest bırakılmasını” savunuyor. (Aynı perspektifle, daha önce Fransız liselerindeki başörtü yasağını eleştirmişti.) Dine baskının “laiklik” üzerinden meşrulaştırılmasını da eleştiren Benedict, “Dinin siyasi ve kültürel önemlerinin tanınmasının bütün biçimlerine ve özellikle dini sembollerin kamu kurumlarında varlık göstermesine karşı çıkmak, sağlıklı bir laikliğin ifadesinden çok, laikliğin yozlaşmasıdır" diyor. Sanırım kendisini haklı çıkaracak en çarpıcı “yozlaşma” örnekleri de bizim ülkemizde yaşanıyor…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 19, 2006 12:27 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

1. Harris Interactive şirketinin 30 Kasım-15 Aralık'ta ABD'yi de kapsayan 12 bin 500 kişiyle yaptığı anketine göre… Amerikalıların yüzde 53'ü 'Müslüman kadınlar türban takabilmeli' derken, bu görüş Britanya'da yüzde 23, Fransa'da yüzde 13'lük destek buldu. Fransızların yüzde 32'si, Amerikalıların ise sadece yüzde 4'ü 'ateist' olduğunu söyledi. Çocuklarının okullarda dini sembol kullanmasına Fransızların sadece yüzde 10'u destek verirken, bu oran Amerikalılar arasında yüzde 77 çıktı.


2. Biri (ABD), ötekinden (Kıta Avrupası, özelde Fransa) daha hoşgörülü, özgürlükçü ve dindar.



1. yorumdan 2. çıkarımı nasıl yaptığınızı merak etmekteyim.

Yazan: Sui istimal Tarih: December 19, 2006 5:50 PM

Sui istimal,

Nick'inize uygun bir yorum olmuş. Sanırım şöyle okursanız daha arifane olur:
Biri diğerinden (müslüman vatandaşlarına karşı) daha hoşgörülü, (diğer dinlere gösterdikleri saygı açısından) daha özgürlükçü ve (bunun sebebi de seküler Avrupa halkına karşı) daha dindar (olmaları).

Hadi merdivenleri ikişer, üçer çıkamıyorsunuz anladık ama yürüyen merdiven de lüks kaçmıyor mu?:)

Yazan: blue Tarih: December 19, 2006 6:14 PM

Genellikle bu Anketin , Amerikan Toleransiligi hakkinda ki sonuclar, beni hic supriz etmiyor. Nitekim, yuzde 53 den daha da fazla Amerikalilar “Müslüman kadınlar türban takabilmeli” diyebilirlerdi, bazi musluman kadinlarin yaptiklarini duymasalardi. Ornekler, a) Florida’da, bir Musluman bayan dava acti, cunku hukumet bu bayanin ehliyet resmi cekilmesinde, yuzunu saklayamaz demis ve ehliyeti red etmis. Musluman Bayan, yuzunu ortme hakkina sahip oldugunu idaa etip avukat tuttu; b) veya “Victoria Secrets” magazasinda calisan, basortu giyen bir musluman bayanin “lingerie” satmasi erkek musterilere, gibi seyler.

Bu orneklerin acaip olmasina ragmen, basortusu ozgurlugu, Amerika da, cogunlukla kabul edilir zannederim.

Yazan: Celal Brown Tarih: December 20, 2006 2:37 AM

Merhaba...

Sayın Mustafa bey , yazınızın bir çok yerinde , dünyanın genel olarak yaşadığı kavram ve anlam karmaşasından sizin de büyük oranda nasiplendiğinizi görüyorum...

"İslamofobi" diye bir şey yoktur. İslam'ın kendi içinde taşıdığı ve çeşitli öğretik kavramlarla "ters anlamlar yarattığı" bir durum mevcuttur. İslam kendi içinde en temelden komplekslidir. Bunu Kuran'da , İsrailiyata vurgu yapan bir çok ayette de görmek mümkündür. Bu kompleks , kendisini , ters anlam yaratılarıyla farklı şekillerde belli etmektedir İslam'ın kendi iç fobisi vardır Batı'ya karşı... Bu fobi , kitlenin bizzat kendisinde ve eşzamanlı olarak , ve yine kendi içinden çıkarak "İslamofobi" diye bir anlam /kavram yaratır ve bu anlamın sahipliğini karşı tarafa yıkar. Yazınızda belirttiğiniz gibi bu sebeple Batı ( ABD DE DAHİL) da İslamofobik bir durum "pekte" mevcut değildir.Varolan mevcudiyette bizzat müslümanlara aittir.

Bakın...Farklı bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.Friedrich Nietzsche , felsefecilerde olan 3 eksiklikten bahseder ve şöyle der ;

"""Filozoflarda eksik olan nedir? 1.Tarihi anlama yetisi , 2.Fizyoloji bilgisi , 3.Geleceğe karşı bir hedef-Bütün ironi ve ahlaksal mahkümiyet olmaksızın eleştri yapmak."""

Felsefe yapmadan ne siyaset ne de politikanın olabileceği görüşünde "hemfikirsek" , şunu da kabul etmeliyiz ki , DEMOKRASİ , LAİKLİK , ÖZGÜRLÜK gibi kavramların kökenine inmemiz gerekecektir. Öz anlamı bilerek ve insan bedeninden uzaklaşmayarak bir sonuç çıkardığımızda , göreceğiz ki aslında bu kavramlar pekte masum değil... ve çoğu zaman savunucularının tersine , karşı tarafın işine yarıyor.

Tarihi , fizyolojiyi bilmeden ve bireyin bizzat kendisine karşı amaçsızca yaşadığı bu bilinçlik , bilinç maskesiyle kendini belli ediyor. Bu sebeple de büyük kavram kargaşası yaşanıyor. Bu durumdan da en büyük pasta payını , özgürleşme yolundaki birey değil , bizzat bireye karşı duran "sürü" alıyor.

Bedeni çok fazla küçümsememiz , tarihi bilmeden bilmek gibi bizi çeşitli yanılsak düşüncelere itiyor.

... ve dolayısı ile her konuda yanlış anlaşılıyoruz.Çünkü yanlış anlaşılmayı istiyoruz.Hiçbirşey , insanın bizzat özünde bulunan GÜÇ İSTENCİ nin farklı biçimlenişlerinden ayrı tutulamaz.

Ben gücü bu şekilde istiyorum , siz ise sürüden taraf çıkıp sürüyle brlikte yanlış anlaşılmayı ve haksızlık yapıldığını iddia ederek...

Umarım bu yazı yorumlar arasında yerini alır...Demokratik olmak adına... :)

Selamlar

İyi çalışmalar

Yazan: Zerdüştolog Tarih: December 20, 2006 11:13 AM

Öncelikle ülkemizdeki laik anlayış tamamen otoriter ve totaliterdir. Toplumda bir takım inançlara sahip olanlar hatta buna inançsızları da dahil edelim yaptıkları en büyük iş, laiklik kisvesine bürünerek, kendi hayat tarzlarını garanti altına almak için başkalarının hayat tarzlarını bastırmak istemeleridir. Bu nokta da devlete çok büyük iş düşmektedir. Devlet belirli kurumlara veya kişilere göre bir "iyi" belirlememelidir. Devletin en önemli görevi din ve inanç farklılıklarının hepsini kapsayacak bir "Ortak İyi" yi toplumda barındırmaktır. İnsanları belirli dinler ve inançlar etrafında homojenleştirmek yerine, heterojenlerin barışçı ve uzlaşmacı bir zeminde yaşayacak şartları ayarlaması gerekir. Bunun için de en önemli araç hoşgörünün yanında renk,dil,din ve ırk körlüğüdür.
Selamlar...

Yazan: M. İkbal TUNA Tarih: December 20, 2006 11:51 AM

İslamofobi ve AKP
İslamofobi'nin siyasi ve ekonomik rant sagladigi kesimler bu korkuyu gene kendilerine bagli basin örgütleriyle destekliyorlar. Son inci "Bas örtülü kadin doktorun bakmayi reddettigi erkek hasta öldü" Haberin uydurma oldugu da açiklandi sonradan ama yobaz kemalistlerin haftalik "korku filmi" verilmis oldu.

Ülkemizde yapay olarak diri tutlmaya çalisilan bir "laik-dinci" çatismasi var. Oysa diger yorumcu arkadaslarin zaman zaman dile getirdigi gibi iki kesimde de digerlerine düsmanligi körükleyen küçük bir topluluk var, gerisi onlarin takipçisi.

"madem ki bir diktatörlük olacak, o zaman laik olsun!"
Cumhurbaskani, Ordu'nun bir kismi ve CHP gibi bu çatismadan "ekmek yiyen" kisi ve kurumlari bir yana birakirsak kemalistlerin çogunlugu temelde ne basörtüsüne ne de Islâm ile ilgili baska bir seye karsi degiller. Ancak bu korku kampanyalari yüzünden (meselâ tehlikenin farkinda misiniz? kampnayasi gibi) bir çogu söyle diyor : "madem ki bir diktatörlük olacak, o zaman laik olsun!"

"madem ki bir diktatörlük olacak, o zaman seriatçi olsun!"
Ayni takintili tutum muhafazakârlarda da görülüyor. En az laikler kadar vatansever ve türklügüyle gurur duyan bir tavir içinde olan dindar/muhafazakâr insanlar ise mücadelelerini basörtüde, üniversite ve kislalarda açilan/açilamayan mescidlerde yogunlastiriyor. Bazi konusmalarda söyle bir koku aliyorum : "madem ki bir diktatörlük olacak, o zaman seriatçi olsun!"

Yapilan kasitli hatalar
Farklarimiz üzerine yogunlasip bunu çatismaya dönüstürmenin Türkiye'ye fayda saglamayacigini düsünüyorum. Basarili siyasetçiler halki olusturan fertlerin ortak yönlerini ön plana çikararak gerginlikleri azaltmalidir kanimca.

Bu konuda Necdet Sezer ve Deniz Baykal kadar Süleyman Demirel'i de hatali buluyorum. özellikle "basörtü isteyen Suudi Arabistan'a gitsin" gibi çikislari dolayisiyla. Gene belli bir siyasi programi olmadigi için seçim kampanyalarini korku üzerine kuran SP ne istediginden çok ne isteMEdigini biliyor : Papa'ya ABD'ye, AB'ye Israil'e karsi korku ve nefret kampanyalari yürütüyor ama iktidara gelince Israil de dahil bunlarin hepsi ile askeri isbirligi yapmaktan çekinmiyor.

tipki "Cumhuriyet'i savunuyoruz" çigliklari savuran kesimler gibi "Islâm'i, Müslümanlari savunuyoruz" diyen asiri uçlar birbirlerinin ocaklarina odun tasiyorlar.

Üçüncü yol
Ermeni asilli aydin Hirant Dink söyle demisti : "Türkiye'nin sorunu ermenilerle, kürtlerle degil demokrasiyle. Ben bir ermeni olarak haklar istemiyorum, Türkiye'deki demokrasi istenen seviyeye gelirse eger zaten herkes hak ettigi özgürlüklere kavusacak"

AKP'nin gidermesi gereken eksikleri
Bir çok konuda önemli basarilar elde eden AKP henüz "Iran korkusu" ile yasayan insanlara eksiksiz garantiler veremedi. Islamofobi aslinda karmasik bir semanin bir parçasi ve kanimca din özgürlügü ihlalleri biraz daha "renkli":
1) Bas örtüsü yasagi,
2) Zorunlu din dersleri,
3) Alevî ibadethanelerinin digerleri ile ayni statüde olmasi,
4) Ermeni, rum vb kiliselerin vakiflarin mallarinin korunmasi,
5) Sinagoglarin bakimi, onarimi vb islerde zorluk çikartilmamasi,
6) Orduda dinin tatbikine engeller çikarilmasi,
7) Gidalarin üzerine "Helal" yazmanin yasak olmasi,
8) Vb.

Bunlara baktigimiz zaman gücü olan herkesin "öteki" "farkli" olana zorluk çikardigini görüyoruz. Bu zorluklarin bir hukuk devletinde yeri yok tabi.

Böylesi tek yönlü baskilarin uygulandigi ülkemizde "degisiklik istiyoruz, daha fazla dinîözgürlük istiyoruz" dendigi zaman sadece baskinin yön degistirecegi hissine kapiliyor insanlar. Gerçek bir demokraside bu tür baskilarin hiç olmamasi gerektiginin anlasilmasi ve halk tarafindan da hazmedilmesi gerek.

Elbette gazeteci-yazarlara, akademisyenlere dûsüyor basta dogru kelimeleri bulmak. Ama bunlarin bos birer vaad olmamasi için ise siyasi irade tavrini koymali : Sünni, alevî, ateist, hristiyan, yahudi ayni hak ve ödevler ile donatilmali. Umarim yaniliyorumdur ama gözlemledigim kadariyla AKP seçmenlerini küstürme korkusuyla kantarin topuzunu ortalayamiyor, biraz sünnî Islâm'dan yana zaten bozuk olan dengeler pek degismiyor.


Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: December 20, 2006 3:00 PM

Değerli yorumcular, Mustafa beyin işaret ettiği
ABD de dini ve hatta islami simgelerin kullanımı
ile dini cemaatlerin ve vakıfların daha özgür bir
hayat bulması; bu ülkenin cihanşumul yada emperyal
yapısı ile ilişkilendirilebilir kanımca. İmparator
luk Osmanlısıda benzer bir yaşayışa platform olmuş
tur geçmişte. Ortodoks ruhani liderliği, Yahudi
hahambaşısı ve bunların cemaat ve vakıfları enaz
müslümanlar kadar özgür bir alan bulmuşlardır.
Büyük devletler büyük düşünmek ve gereğini yapmak
durumunda kalıyor. Taassup ve dar görüş büyümeye
engel oluyor. Bir süreçten sonra bu taassup ortaya
çıksa büyük devleti küçültüyor. Süper ABD Yahudi
etkisi karşısında İslam dengesini koruyamadığından
tarihinin en zor günlerini yaşıyor. İran ve Suriye
dahil yardım araması boşuna değil. Osmanlının dağı
tılma süreci çok enteresandır, bu İslamafobinin iç
ve dış tezahürü ile olmuştur. Batı dünyası adeta
bütün İslam coğrafyasına bir yağma savaşı başlatıp
Osmanlıyı zora sokmuş, iç dinamiklerde bu saldırı
yı savuşturmanın gereği olarak İslamla aralarına
mesafe koymak yoluna gitmiştir. Ekümenik İslam
halifesinin kapı dışına konması laiklik gereği değil-böyle olsa patrikte kovulurdu-İslamafobi
gereğidir. Ve tarihin en trajik hafıza silme ope-
rasyonu olan Arap alfabesinin yasaklanıp, yerine latin alfabesinin getirilmesidir. 60-70 yaşındaki
pekçok müderris, alim, hoca bir gecede cahil duru
muna düşmüştür. Buradada İslam karşıtı bir tutum
seziliyor. Batı ile uyum gözetilmiş olsa eski ile
yeni en azından bir geçiş süresince birlikte mecz
edilebilirdi. Dünyanın en değerli yazılı hazinesi Osmanlı arşivi bir gecede anlamını yitirdi. Özal
ve onun bu işle görevlendirdiği hasan Celal güzel
arşive girdiğinde gördüğü manzara karşısında göz
yaşlarını tutamaz. Değerli yazmalar rutubete, farelere terk edilmiş. Pekçok belge hurda kağıt olarak Bulgaristana satılmış. _Bu belgeleri Bulgar
lar imha etmemiş, büyük şans- hafıza kaybetme operasyonunun derinliğine bir bakın. İslamdan kor
ku ile başlayan bu ameliye İnönü, Peker, Saraçoğlu
Feyzioğlu, erim gibi İslamdan hazetmeyen kadrolar
la adeta kalıplaşmıştır. demokrat parti ve adalet partisi derin köklerden gelen çağrıya kayıtsız kal
mamışlarsada ABD istekli ve patentli darbeler neme
lazımcı korkunun tezahürü olarak ortaya çıkmıştır.
evet bu İslamafobi evet İsrail, evet Katolik dünya
Evet ABD tarafından kullanılabilir ve biz onları
mazurda görebiliriz. Ancak Mansur dara çekilmeden önce taşlanırken. Bir dostu Ah Mansur halkı başına
üşürmüş deyip bir gül atar. Bu gül Hallacın canını
çok yakmıştır. Dostun bir gülü yaralar beni. İşte
nemelazımcı güruhun AK Partiyi hedefe koymasının
nedeni bu İslamofobi bence. Sakın ola bir gül dahi
atmayın yoksa AKP bugün var yarın yok, Seçimler
olur halk mezarda emeklilik der, asgari ücret der
anavatanı olduğu gibi bu seçimde değilse öbüründe
serer yere. ABD yi Irak batağına itenler arasında
bizdeki İslamofobiklerde olmasın sakın. saygılar.
levent.

Yazan: levent Tarih: December 20, 2006 4:56 PM

Mustafa Bey'in yazisinda bircok onemli tespitler var. Amerikalilarin farkililiklari kabul, hosgorude Avrupa'nin epeyce ilerisinde oldugu kesin. Tabiiki bunun nedenleri tarihlerde yatiyor. Amerika Avrupa ulkelerinin aksine ulus devlet olmadi hicbir zaman; zaten kurulusundan beri farkilarin bir araya gelmesi, ve bunlardan sinerji yaratmanin ornegini teskil etti.

Ama bu istatistiklere bakarak Amerikalinin "daha dindar" oldugunu soylersek resmin tamamini gormemi oluruz. Cogu Amerikalinin , Avupalinin aksine kendisini belirli bir dine mensup addettigi dogrudur. Fakat Amerikan dindari buyuk olcude sekulerdir. Dinin Amerikali hayatinda da fazla belirleyici bir rolu yoktur. Yani light dindir onun dini. Aklima bir zamanla Texas'ta calistigim bir ofiste "dindar" olrak bilinen bir hanim geldi. Cumartesi geceleri barlardan beraber olcag erkek seceken Pazar sabahi kendsi ile kiliseye gitme sarti kosarmis :)

Turkiyedeki Islamofobi'sinin Fransa'dakinden bile cok yuksek oldugu gorusune de katiliyorum. Bu kesim ici bu ciddi bir paranoya halidir. Onlar adina uzuluyoum.

Bunlarin bazi "akillilari" da muslumanlarin ne Arabistan'a tasinma hazirliklari yaptiklarini ne de "anadolu'nun denizinde bogulmak" uzere olduklarini farkedince "o zaman Islami folklorlestirelim; belkim biz bile musluman oluruz o zaman" demeye basladilar. Nitekim artik aysa'nin sevgilisinin sevilisi turu programlarda bolca Allah kelimesi duyulmaya baslandi (oyleya dediler Ronaldinho hac cikardigina gore fazla gerici degil herhalde; biz de Allah yazan kolye takalim). Ben bu gidisi fazla zararli gormuyorum. En azindan "dindarim" deme, veya hayatinda Islami emareler olmasi stigmasi azaliyor. Bu fena bir baslangic degil. Simdi

"eh canim birazcik dinden zarar gelmez harhalde, baksan bilmem hangi unlu de umre yapmis" diyenler zamanla "biraz daha fazlasindan da zarar gelmez" diyebilirler ve "islamin her turlusu ocudur" diyen irtica cigitkanlarini giderek yalnizlastirirlar.

Ben gelecek icin umitvarim. Laikiler son raundu oynuyorlar; yorgunlar, perisanlar. Sendelerken saga sola caresizce yumruklar salliyorlar.. Artik tufekli gucun de fazla ise yaramayacagini gormek uzereler. 21. yuzyila buyurun dostlar!

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: December 21, 2006 2:25 AM

Tunç bey yorumunuzun pekçok noktasına katılıyorum.AKP nin pekçok konuda hem oy kaybetmemek adına kitlelere hitabında ve eylemlerinde bilinçli bir şekilde eksik kaldığı konusunda hemfikirim.AKP tüm hesaplarını ikinci 5 yıllık dönem üzerine yapmış göründüğünden gereğinden fazla temkinliydi.
Başörtüsü gibi konularda zaten kendinine oy veren kişilerin çoğu küskülük içinde olduklarının farkında ve bunu kazanmak adına eşinin başaörtüsün sahip çıktığını ifade eden açıklmalarla onları kazanmaya çalışıyor.Çünkü onlar iktidar tarafından kendilerini yarı yolda bırakılmış gibi hissediyorlardı.Ki burdaki bazı yorumlarda da bunu görebilirsiniz.
İslamafobiden ziyade "İranfobi"var desek bence daha doğru olur.Laik olduğunu ifade eden kesim ne olabileceği kestiremediğinden şuan gözlemlenen bir örneği yaşanabilecek tek sonuç olarak görüyor ve öyle kabul ediyor.Bu ülkede yaşanan ve yaşanması arzu edilen İslamın,fobi yaratmayacağını herkes biliyor sizin de belirttiğiniz gibi aşırı uçda konuçlanmış küçük bir grup ve onlar üzerinden rant sağlamaya çalışan iki karşıt görüş tarafından kullanıyor. Elde edilen kırıntıların yeterli olacağbilinciyle bütüne saldırmak gibi.
Bence Erdoğan ikinci 5 yılı garantilemek adına Cumhurbaşkanlığına adaylığını koymayacak.Önereceği isim kendisine yakın ama herkes tarafından kabul edilebilir olacak.o zaman bu işten kar eden ülke ve AKP olur.

Yazan: çuvaldız=herkes alınsın Tarih: December 21, 2006 11:40 AM

''Bu yolda örnek — ve destek — alınabilecek en iyi yaklaşım da Anglo-Sakson, yani Amerikan ve İngiliz ve modelidir.''

Sayın Akyol'un bu değerlendirmesinin içinde haklılık payının olduğunu muhakkak fakat sizcede bu biraz yüzeysel bir yaklaşım değil mi?
Neresinden tutacağız bu modelin ''Müslüman'' olarak. Sadece hareket serbestiyetinden bahsediyorsak tamam ama bu seküler bir bakışı temeline alan anlayışı tamamiyle kendimize maletme ve kendi malzememize tatbik etme imkanı var mı?Herşeyden önemlisi ayaklarımızın bastığı temelin iyi farkındamıyız?Destek almayı anlayabiliriz fakat hangi noktalarda örnek alacağımız çok müphem ve yazı genellemeler içeriyor.Aynı zamanda bir çelişki de var Türkiyedeki seküler despotları etkisizleştirmek için batıdaki hem cinslerine başvurmak Türkiyenin sekülerleşmesinin temelinde sırasıyla İngiltere ve daha sonra A.B.D'nin rolünü unutmuş görünüyoruz.Onlar Türkiyedeki memurlarına ancak, ''fazla asılmayın vatandaşlara'' diyebilirler belki ama sekülerleşmemizden rahatsızlık duyduklarını düşünmek ahmaklık olur gibi geliyor bana.Bu proje zaten batının seksen küsür yıllık projesi şimdi batı bundan vazgeçip ''fikri hür vicdanı hür müslümanlar olup bir güzel benim emperyalizmamın tekerine çomak sokun mu diyecek bize'' ya da alın size biraz özgürlük ''başörtülü girebilirsiniz okullara'' fakat benim esas işime karışmayın kafanıza göre takılın memleketinizde daha ne istiyorsunuz mu diyecek takdir sizin. Müslümanlar olarak batıyı hakim, tanımlayıcı onun karşısında edilgen, konuşurken dahi batı terminolojisinden kendimizi bağımsız göremeyen Laiklik, Demokrasi gibi kavramların İslami karşılıkları nedir diye sorma zahmetine bile girmeden hakim paradigmanın bütün argümanlarını temelde meşrulaştırıcı bir tutumun nedenli İslami olduğunu hüküm buyuranların sözlerinin ne kadar tutarlı olduğunu sorguya çekmek lazım gelir.

Hakikat adına ne varsa hepsi İslamdan başka birşey değil; kim ortaya koymuş olursa olsun. Bunların zaten İslamın bir cüzünü oluşturduğunu kimsenin babasının malı olmadığını dolayısıyla bunlardan bugün müslümanların habersiz olmalarının kendilerinin suçu olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir.O yüzden kimsenin tanımlarıyla konuşma mecburiyetimiz yoktur ya da konuşurken kendimize has kılarak konuşmalı yoksa farklı durumlarda ortaya çıkmış terimlerle burda konuşmak bizi hayli sıkıntıya sokar kanaatindeyim...
Yani ne doğuya ne batıya, yüzümüzüz hakikata bakmalıdır.

Bilge Kralın Dediği gibi:Doğu ve Batı arasında İSLAM...

Sevgi ve Muhabbetle

Muhammed ALi DİKTAŞ

Yazan: Muhammed Ali DİKTAŞ Tarih: December 21, 2006 10:47 PM

bence medine sözleşmesini küçümsememek lazım bu anlayışa artı yeni şeyler eklemişse ona göre tekrar değerlendirilebir ama bugün dünya coğrafyasında özelliklede müslüman coğrafyada abd nin peşine takılıp buraları kan gölüne çeviren ingilteredir ve bu düşüncenin insanlığa yeni bir şey getireceğini düşünmüyorum. anlayamadığım bir şey daha var olmayan bir düşmanı varmış gibi
paranoyak dercede kabullenip ileriye yönelik planlar yapılıyor sonrada bütün dünya evet haklıymışsın bu duruma el koymamız gerekiyor deniyor bu oyuna bizbile evet doğru bir islamofobi
olabilir diyoruz islam hiçbir zaman korku üzerine
planlar yapıp uygulayan bir din olmamıştır ve olmayacaktır mevlanayı andığımız şu günlerede bunu anlayamıyorum. eğer biz bunu kabullenirsek
o zaman sorun başlar çünkü karşı tarafın tuzağına düşmüş oluruz. biraz feraset lütfen. saygılar

Yazan: mikail Tarih: December 22, 2006 3:08 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)