« İsrail Terörü, Untermenschen ve Sezer | Ana Sayfa | TESEV: Laiklik Tehdit Altında Değil »
November 21, 2006
Atilla Yayla ve Cadı Avı
Gazi Üniversitesi öğretim üyesi ve Liberal Düşünce Topluluğu başkanı Prof. Atilla Yayla’nın İzmir’de yaptığı bir konuşmada Kemalizm’i “gericilik” olarak tanımlaması ve Atatürk heykel ve resimlerinin çokluğunun garipliğinden söz ederken “Avrupalılar sorarlar bu adamın resimleri niye her yerde” demesi, Türkiye’de infial yarattı. Yerel bir gazete Yayla’yı “hain” diye manşetine taşıdı, Gazi Üniversitesi rektörü ders vermekten men etti. Dahası Yayla hakkında soruşturma açıldı.
Tüm bunları abartılı ve haksız tepkiler olarak görüyorum. Bu konuda Gülay Göktürk’ün bugünkü yazısına da tümüyle katılıyorum. Yayla’nın sözlerindeki tek sorun, Atatürk’ten bir alıntı formatında dahi olsa “bu adam” diye söz etmesi. Daha hassas bir dil seçse sanırım daha iyi olurdu. Ama sözlerinin kalan kısmı entelektüel bir eleştiri niteliğinde. Bu yüzden kınanması, lanetlenmesi, ders vermekten men edilmesi, adeta “manevi linç” kampanyasına uğratılması ise, büyük bir haksızlık.
İşin ilginç yanı, Prof. Yayla’ya gösterilen bu histerik tepkinin, tam da onun ve diğer liberallerin savunmakta olduğu görüşü doğrulaması. Bu insanlar “Türkiye’de Kemalist bir baskı rejimi var” diyorlar, bunu söyleyince de Kemalist baskıya ve hatta cadı avına maruz kalıyorlar. Prof. Yayla, bu cadı avını karşıladığı Zaman’daki yazısında şöyle demiş: “Ben söz sarf ediyorum. Siz kurşun sıkıyorsunuz. Hakaret ediyorsunuz. Tehdit ediyorsunuz. Ne yaparsanız yapın, John Milton'ın söylediği gibi, hakikat eninde sonunda galip gelir; ve, herkesin bildiği gibi, fikirlerden daha güçlü silah yoktur.” Kendisine katılıyorum…
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: November 21, 2006 6:32 PM
yazıyı okuduktan sonra bir an icin gulesim geldi.akademik bazda ileri derecede bir cahiliyet mi yoksa kasıtlı olarak soylenmis sozler mi diye dusundum kendi kendime.
kemalizm'e gericilik diyen bir prof dusunemiyorum acıkcası.kemalizm tam tersi ilericiliktir.bunu gormemek,bilmemek icin zır cahil olmak lazım ki o zaman bu adam bu sozleri kasıtlı olarak sarf etmis.
isin bir diger ilginc yanı;
“Ben söz sarf ediyorum. Siz kurşun sıkıyorsunuz. Hakaret ediyorsunuz. Tehdit ediyorsunuz. Ne yaparsanız yapın, John Milton'ın söylediği gibi, hakikat eninde sonunda galip gelir; ve, herkesin bildiği gibi, fikirlerden daha güçlü silah yoktur.”diyor.
hangi hakikat galip gelecek?
kemalizmin gericilik oldugu hakikatimi?
yoksa;
artık evrensellik kazanmıs ulu onder Ataturk'un bizlere bıraktıgı fikirleri mi?
sayın akyol;
yavas yavas,acıktan taraf oldugunuzu dusunmeye baslıyorum.tarafsızlıgınızı ve objektifliginizi korumanız dilegiyle...
Yazan: bercenay Tarih: November 21, 2006 7:05 PM
Mustafa Bey bu başlık için teşşekkürlerimi iletirim...
"zaman online"'daki ilgili haberin okuyucu yorumları arasında gördüğüm Sayın Prof.Atilla YAYLA'nın bir öğrencisinin yorumunu buraya aktarıyorum.. Saygılar..
HOCAM
Atilla YAYLA Gaziden hocamdır. Kendisinin derslerinde bulundum. Son derece demokrat biri olarak tanırım kendisini. Okuldayken Atatürk düşmanı olduğunu gösterecek hiçbir konuşmasına şahit olmadım. Bir kere hem milletperver hemde vatanperver biri olarak bilirim onu. Kendisinin yaptığı konuşma metninin tamamı yok gazetelerde. İki cümle ve onun üzerine yapılmış yazar yorumları var. Konuşma metninin tamamını görmeden içinden cımbızla seçilmiş izlenimi veren iki cümleyle iyi tanıdığımı düşündüğüm hocamı silemem. Ancak o iki cümleden bile hocanın Atatürkü değil Türkiyedeki Kemalistleri eleştirdiği ve vakıayı ortaya koyduğu izlenimi edindim. Çünkü benim bildiğim Atilla YAYLA ne yaşayan nede Tarihe geçmiş şahısların şahsiyetlerini asla eleştirmez. Hoca kişiler ve kişilikleri üzerinden değil icraatları üzerinden değerlendirme yapar. Bu nedenle o konuşma metninin tamamını incelemeden hocayı satmam. Ancak; kişisel bir değerlendirme yapmak gerekirse bizim ülkemizde her konuda olduğu gibi Atatürk konusunda da toplumun ikiye bölündüğü muhakkak. İki tarafta keskin bir kutup halini alıyor. Ülkemizin birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu dönemlerde bu gibi ayrıştırıcı konuların gündemde tutulmamasının en başta bilim adamlarının vazifesi olduğunu düşünüyorum. 1922 yılına kadar Atatürk ve silah arkadaşları bu memleketin birlik ve beraberliği ile misak-ı milli için canlarını ortaya koymuşlardır. Bu tarihe kadar Mustafa Kemal'in eleştirilmesine kesin olarak karşıyım. Çünkü milli menfaatlerin temini için milletin bir bütün olduğu bu dönemin eleştiriye mahal olacak bir yönü ve bu dönem şahsiyetlerinin eleştiriye açık icraatları söz konusu değildir. Ancak 1923 ten itibaren Atatürk artık siyaset sahnesine giren bir devlet adamıdır. Onun fikirlerinin ve icraatlarının bu dönemden itibaren eleştirilebilir bir hal alması siyasetin doğasında vardır. Ancak eleştiri onun şahsına yönelemez. Çünkü bu ülkenin birlik ve beraberliği noktasında ortak payda ve asgari müşterek olarak görebileceğimiz her konu gibi DİN,ATATÜRK gibi konular da siyaset üstü konulardandır diye düşünüyorum. Bu noktada Atatürk'ün ne mutlak redçiler gibi her halinin yanlış olarak görülmesini nede Atatürkün her hal ve icraatını sanki peygambermiş gibi hatadan münezzeh gören mutlak kabulcüler (kemalist ve atatürkçücüler)gibi düşünülmemesi gerektiği kanaatindeyim. Evet Atatürk bir insandır ve her insan gibi yanlış yapma ihtimali mevcuttur. Onu peygamberleştirmek ve hatta ilahlaştırmak ve onu kullanarak yanlış işlerine ismini alet etmek yada tarihi bir fenomeni doğmatik bir aktör haline sokmak hakkı hiçbir kemalistin yada Atatürkçücülerin hakkı değildir. Ben Atatürk'ü asker olarak seviyor,bir devlet adamı olarakta icraatlarını doğru yada yanlış buluyorum. Çünkü "Cumhuriyet bizden fikri hür irfanı hür,vicdanı hür nesiller ister" Hiç kimse bana kendi anlayışına uygun bir Atatürk'ü yada Atatürkçücülüğü empoze edemez. Bu arada Sayın Gazi Üniversitesi Rektörü YAMAÇ;hocanın görevden alındığını belirtirken "profesörlüğünü bizden önceki yönetim döneminde almış" diyerek akademik kariyerini bilimselliğine değil önceki yönetime bağlayarak bir halt etmiş. Atilla Hocanın akademisyenliğini tartışabilecek bir konumda olmayan sayın rektörün bu halini, RIZA AYHAN hocanın rektörlüğünü ancak Cumhurbaşkanı SEZER marifetiyle engelleyebilen GRUBUN İÇİNDE OLMADIĞI için ortaya koyduğunu düşünüyorum. Yani Atila Hocanın Rıza Hocayla birlikte olması sayın rektöre, ilk fırsatta RIZA AYHAN grubunun akademisyenliklerini bile eleştirme imkanını bulma ve kullanması için meşru bir hak vermiş anlaşılan. Kadri YAMAÇ Hocanın bilimsel kişiliğini tartışabilecek konumda değilim. Ancak şu ifadeyle demokratlığı ve akademik özerkliği ayaklar altına aldığını üzülerek gördüğümde çok yaşa RIZA AYHAN demenin çok da tribünel bir slogan sayılamayacağına kanaat getirdim.
SAYGILARIMLA
İsmail ŞEKER
Yazan: Hasan Basri Tarih: November 21, 2006 7:23 PM
Kemalizm'i Atatürk'ü bile nefret ettirebilecek düzeyde, bağnaz bir noktaya taşıyan laikleri hayretle izliyorum. Atatürk'ün temelini attığı değerler bunlar mıydı? Yada Atatürkçülük salt heykellerin yada resimlerin üzerine ruhani bir hassasiyetle eğilmeyi mi gerektirir?
Yazık...
Yazan: Gökhan Tarih: November 21, 2006 9:57 PM
Değerli yorumcular, maalesef Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça pozitivist dinciler her fırsattan
istifade gerilimi tırmandırmayı arttırarak sürdü
recek, bu kesin. Çankaya'ya AKP li birinin çıka
cağı kesin olsada, öyle gerginlikle çıkacak ki,
halsiz mecalsiz laikçi cephenin şirretliğine tes
lim olacak. Siz ülkenin onca sorununu tartışır ve
bunlara çözümler önerirken bunlar: LAiK, LAiK,
Siz demokratikleşmenin her türlü ideoloji ile müca
dele gereği olduğunu söylerseniz bunlar:LAik,LAiK,
siz ikili bir iktidar görünümünün, askeri vesayet
rejiminin ülkeyi ABD politikalarına mahkum ettiği
ni söyleyip, bunun bağımsızlığımızı gölgelediğini
söylersiniz, bunlar: LAiK,LAiK ederler. Ulaşımda,
iletişimde, eğitimde atılan adımlar:LAiK,LAiK...
Şimdi bu gerilim tavrına karşı hak adamları ne yapacak. Sabırla buda geçer aldırmamı diyecek, yok
sa nereden incelirse oradan kopsunmu diyecek. Uçak
düşünce kara kutu okunuyor, tüm pislikler ortaya
dökülüyor. Mesela İran'da ihtilal olup ABD elçili
ği basılınca CIA nın belgeleri ortaya dökülmüştü.
CIA nın ve İran bağlaşıklarının işlediği tüm faili
meçhul olaylar ortaya çıkmıştı. Anlı şanlı İranlı
Anti-komünist milliyetçilerin İsrail casusu olduğu
anlaşılmıştı. Bunlar kirli işler, İran boyalı med
yasının kimin kontrolünde olduğu, yahudi sermayesi
ile içli dışlılığı anlaşılmıştı. fakat İran bu uçak kazasını milyonlarca kayba rağmen atlattı.
Türkiye buna hazır değil, pislikler bilinsede bunlar LAiK,LAiK sesleriyle daha çok susturulur.
Liberal bir Profösöre izin vermeyen karmanyola,
pozitif dinci LAK LAK çı cephe suyu bulandırmaya
devam eder. Leyleğin ömrü lak lakla geçer. Bizler
de masal dinlemeye devam ederiz. milliyetçi sağcı
parti, milliyetçi solcu parti ile koalisyon kurar.
Türbanlı kızlar okullara alınır. Kürt devleti tanı
nır. Apo af edilir. Dinciler, Kürtler sevinirken,
tek partili hızlı gelişme trendi sona erer...
Memurlara zam yapılır, enflasyon ve faiz lobisi
bayram eder. Bir yirmi yıl daha böyle pozitivist
din yandaşları rahatlar. Çankayadaki AKP li zat,
köşeye kısmış dönemini tamamlar ve yerine muhteme
len meclis dışından yeminli bir İslam hazetmeyeni
oraya geçer. Kara kutunun kirli bilgileri karanlık
prenslerinin viskili balolarında kulaktan kulağa
fısıldanır durur. Tabi birde tüm bu kirli tuzakla
rın, hesapların üzerinde gerçek Mülk sahibi Alamle
rin Rabbi'nin hesabı vardırki; Ancak Erzurumlu
İbrahim Hakkı Hazretlerinin söylediğiyle yetinebiliriz. Hiç ummadığın yerde/Nagah açılır
perde/ Derman erişir derde/ Mevla görelim neyler/
Neylerse güzel eyler. Saygılarımla,Levent.
Yazan: levent Tarih: November 21, 2006 10:00 PM
bercenay bey/hanim
kemalizm'e gericilik diyen bir prof dusunemiyorum acıkcası.
Ben düsünüyor hatta görüyorum ve dogal karsiliyorum.
kemalizm tam tersi ilericiliktir.
Hayir tam tersi gericiliktir, yobazliktir. Kemalizm denen bagnaz dünya görüsü (dünya görüsü bile denemez), zamaninda mihverin totaliter güclerine özenen Atatürk sonrasi dönemin son derece ucuz ve uyduruk versiyonudur.
bunu gormemek,bilmemek icin zır cahil olmak lazım ki o zaman bu adam bu sozleri kasıtlı olarak sarf etmis.
Kemalizmin ilericilik oldugunu sanan kisilerlerden cahil bile degildir, zira cahillik erdemdir-) Ya da kemalizmi ilericilik sanan kisiler bence saka yapiyorlar.
hangi hakikat galip gelecek?
kemalizmin gericilik oldugu hakikatimi?
Hayir, kemalizmin gericilik oldugu gün gibi ortadadir zaten, ayrica bunu hakikat gibi degerli bir sözcükle yanyana kullanmaya lüzum yoktur. Tabiatiyla simdi siz merak etmissinizdir hangi hakikatin galip gelecegini, hemen söyleyelim, aydinligin karanliga karsi mücadelesinde aydinlik "hakikaten" galip gelecektir. Hem bagnazlik (parantez icinde kemalizm) mevcut bicimiyle zaten gelecek vaad etmiyor. Hamasetten ve düsüncesizlikten hoslananlar icin birebir tabi.
yoksa;
artık evrensellik kazanmıs ulu onder Ataturk'un bizlere bıraktıgı fikirleri mi?
Atatürk'ün fikirleri ile kendisine kemalist diyenlerin fikirleri (yani mevcut kemalizm) arasinda nasil bir paralellik kuruyorsunuz? Ben hic bir baglanti göremiyorum. Atarürk'ün fikirleri gercektende ilericidir, kemalizm ise gericilik.
Yazan: Clausewitz Tarih: November 21, 2006 11:34 PM
Birgün Karl Marx, Marksizmi konu alan bir söyleşiye geç kalıyor ve toplantıyı izleyicilerin bulunduğu yerden takip ediyor ve artık bir süre sonra anlatılanlara dayanamayıp siz marksistseniz ben değilim diyor ve toplantıyı terk ediyor. Acaba Gazi Mustafa Kemal bugün Kemalist çerçevede anlatılanları ve dayatılanları görse ne derdi acaba?
Mustafa Kemal ki, demokrasiyi tanımlarken şöyle diyor; gün gelecek bu ülkede demokratik düzende saltanatı savunanlar parti kuracak! Evet o bu derece demokrasiye ve millet iradesine güveniyordu ama kendisi böyle düşünürken ne kadar hazindir ki onun yolundan gittiklerini iddia edenler, düşünce özgürlüğüne bile tahammül edemiyorlar... evet Atilla Hocam bende John Milton gibi düşünüyorum; hakikat eninde sonunda galip gelecektir.
Atilla Yayla'dan Özgürlük Dersi;
http://www.youtube.com/watch?v=M9uO8YAF_lg
Yazan: Bünyamin Korkmaz Tarih: November 21, 2006 11:39 PM
Zaman'dan Mümtaz'er Türköne'de "Kemalizm ilerici mi, gerici mi?" başlıklı yazısında nesnel bir kıstas koymuş:
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=458283
"[....] Adresimiz, Atatürk değil Atatürkçüler. Bu sorunun cevabını ancak onlardan alabiliriz.
İleriliği-geriliği ölçmek için başvuracağımız kriter, "akıl ve bilim" bir de "medenî dünya" olmalı.
Medenî dünya ile, medenî dünyanın özgürlük-hukuk gibi değerleri ile barışık bir düzen içinde tartışma yürütmek yerine; medenî cesareti olan liberal bir aydını "hain" olarak mahkûm etmek eğer Kemalizm ise, bu ideoloji "geri" bir ideolojidir.
Farklı fikirlerin özgürce tartışıldığı bir ülke yerine totaliter bir fikrin egemenliğinde herkesin aynı şeye inandığı ve aynı şekilde davrandığı bir toplum idealini savunmak eğer Kemalizm ise, bu ideoloji geri bir ideolojidir.
Olaylar ve düşünceler arasında basit bir sebep-sonuç ilişkisi kuramayan biri, birinci sınıf bir bilim adamına hakaret etme cesaretini Kemalizm'den alıyorsa, bu ideoloji geri bir ideolojidir.
Demokratik değerlerin üstünlüğü yerine, silahlı gücün toplum üzerindeki vesayetini savunmak Kemalizm ise, bu ideoloji elbette "geri" bir ideolojidir.[...]"
Kemalistler bu satırlara nasıl cevap verirler acaba? Buna verilecek cevaba göre ilerici mi gerici mi olduğuna karar versinler.
Haber sitelerinde, gazetelerin internet sayfalarında ilgili haberlerin altındaki yorumlara bir bakın. Cehalet nasıl paçalardan akıyor, ideoloji insanları nasıl körleştiriyor rahatlıkla görülebilir.
İlk gün Hürriyet'te 44 yorum okumuştum. 43 tanesi slogandı. Bir tanesi ise durumu iki cümle ile özetlemişti: "prof gayet objektif tesbitlerde bulunmuş.vekil ise tepkilerden tırstığı için doğrunun arkasında duramayıp, siyaset yapmış."
Atilla Yayla hakkında hiçbir şey bilmeden, okumadan gaza gelen kemalistlerin attıkları sloganları okurken üzüldüm açıkçası. Eleştiriye tahammülü olmayan, "özgünlüğü" olduğu sanıldığı için yaygın ama yanlış bir biçimde "ideoloji" olarak adlandırılan ve adına da "kemalizm" denilen bir projenin ve tabu haline getirilmiş tarihsel bir kişiliğin etrafında örülen duvarların, bu ülkeye ve dolayısı ile yine kendilerine ne kadar zarar verdiğinin farkında bile değiller. Kendi küçük dünyalarında mutlu mesut yaşıyorlar.
Kemalizm bir ideoloji falan değildir, bir sosyal dönüşüm projesidir.
Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir aklı başında düşünür, siyasetçi kemalizme ideoloji demez. "İdeolojidir" diyenlere de münasip yerleri ile güler ve bunu söyleyenleri ciddiye almaz. Kemalizm bir ideoloji olmak için ne gerek ne de yeter şarta sahiptir. Kemalizm sadece projedir, toplumsal dönüştürme projesidir. Bunun ne kadar başarılı/başarısız olduğu da izahtan varestedir.
Kemalizme yıllardır akademik dünyadan birçok eleştiri yapıldı. Gerek kitaplarda gerekse konferans tebliğlerinde Yayla'nın eleştirilerinin benzerleri hatta daha sertleri mevcut. Bu tepkiler bunları bilmeyen ve ilk kez böyle şeyler duyan yeminli kemalistlerin tepkileri ise onlara ancak "günaydın" denebilir.
Merak edip bir Şerif Mardin okusunlar, Mete Tuncay okusunlar.
Meselenin bu derece büyütülmesinin ardında -en azından Atilla Hoca'nın konuyu dile getiriş üslubu kadar- Atilla Hoca üzerinden AKP'yi vurmak isteyenlerin gayretkeşliğinin olduğunu düşünüyorum.
Hepsi bir yana, bu linç girişimi vesilesi ile artık birşeyleri medenice konuşabilmeye başlayacakmışız gibime geliyor. Yani ben bu tartışmalardan "hayır" umuyorum.
Görelim Mevlam neyler..
[Biraz ezber sorgulamak isteyenler şu röportajı da mutlaka okumalı:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=204424 ]
Yazan: Suat Öztürk Tarih: November 22, 2006 12:06 AM
Yayla'nin sözleri ile Mustafa Akyol'un, Ahmet Altan'in, Mahçupyan'in yillardir yazdigi makaleleri arasinda ne fark var? Atatürk'e "adam" demek suç mu? Yani adam degil mi Atatürk? Hani "laiklik adam olmaktir" demisti Sezer? Atatürk laik olduguna göre Necdet Sezer'e göre Atatürk adam olmuyor mu?
Of ya! Bu kemalistlerin kafasi iyice karisti!
Zaten cumhuriyet tarihinin ilk kitap yaktiran cumhurbaskani Atatürk degil mi? (Kazim Karabekir'in anilari) Simdiki kemalistlerin yobazlastigini söylemek bile yanlis, onlar dosdogru yollarinda gidiyorlar.
Herhalde yakinda istiklal mahkemelerini de kurarlar! DGM uyuyor mu?
Yazan: Simply Red Tarih: November 22, 2006 12:09 AM
sayın Clausewitz;
"Atatürk'ün fikirleri ile kendisine kemalist diyenlerin fikirleri (yani mevcut kemalizm) arasinda nasil bir paralellik kuruyorsunuz? Ben hic bir baglanti göremiyorum. Atatürk'ün fikirleri gercektende ilericidir, kemalizm ise gericilik."
demissiniz.cehaletimi bagıslayın.acaba bende mi bir terslik var diye tekrardan bir baktım.
kısaca size de aktarayım.
"Türk Devrim sürecinde izlenen yöntemler ve gerçekleştirilen eylemler; uygulamayla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuralları olarak ortaya çıktı. Bağımsızlık savaşının bir ulus-devlet halini almasına doğru yönelen bu kurallar Kemalizm’i oluşturdu. Devrim sürecinde ve devrimin önderi tarafından ortaya konulan bu kurallar Kemalizm’in değişmez ilkeleridir. İlkelere bir bütün olarak Kemalizm (Atatürkçülük) adı verilmektedir. Bir başka tanımla Kemalizm, Türk Kurtuluş Savaşı’nda ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda temel olan değişmez fikir ve ilkelerin tümüdür."
diyor,Kemalizm icin.
bakın;bugun kendine kemalist deyip baska sekilde davranan insanlar beni baglamaz.kemalizm'in arkasına saklanıp degisik fikirler gudenler de beni baglamaz.ama siz cıkıpta bugunku Kemalist dusunce soyledir,boyledir diye Kemalizm gericiliktir diyemezsiniz.Kemalizmi kullanarak gericilik yapanlar varsa o zaman sozum yok.bugun islam gibi bir degeri kullanarakta gericilik yapılıyor.o zaman islamiyette yobazlık mı diyelim.
efendim;Ataturk baska,Ataturk fikir ve dusunceleri baska,Ataturkculuk baska ne demek?var mı boyle bir sey.
sıkıntısı olan acık acık soylesin arkadaslar.siz kimlerden bahsediyorsunuz?
ordudan mı?solculardan mı?laiklik cıgırtkanlıgı yapanlardan mı?
ustu kapalı konusmayalım.Kemalizm gericiliktir diyen sebebinide yazsın.bizde ogrenelim.nasıl bir gericilikmis.
Yazan: bercenay Tarih: November 22, 2006 1:15 AM
Darbe istiyoruuuuz, ordu uyuyor muuuuuu?
Benim gibi çocuklugunu 80 öncesinde yasamis olanlar iyi bilirler, 1977 ile 1980 arasinda Türkiye'miz adim adim terör felaketine sürüklenmis günde 50 kisinin sagci-solcu çatismalarinda ölmesi normal hale gelmisti. Sonunda da Kenan Evren liderliginde Ordumuz yönetime el koydu.
Istanbul sokaklarinda tanklarin gezdigini, ilkokulumuzun önünde G3 piyade tüfekli erlerin nöbet bekledigini daha dün gibi hatirlarim.
Darbeden sonra ise TRT “türkiye üzerine oynanan oyunlar” adli bir propaganda filmi ile bize bütün bunlarin “kökü disarida mihraklar” tarafindan tezgâhlanmis birer “oyun” oldugunu anlatti. Biz de yuttuk. Bu “kökü disarida mihraklar” masali aslinda adaletin yerine ikâme edilebilen ilginç birsey. Insanlarin rahatsiz edici sorular sormasina mâni olmak için. Meselâ :
1) Onbinlerce insanin öldügü ve yaralandigi olaylarda kullanilan Belçika, Ingiliz, Fransiz yapimi hafif silahlar ve bombalar nasil oldu da o yillarda dimdik ayakta duran komünist dogu bloku ülkelerinden tirlarla geçebildi?
2) Gemiler dolusu kaçak cephane limanlarimiza bosalirken gümrük memurlarimiz, polis ve hatta askerlerimiz neredeydi?
3) Anadolu’da sol veya sag egilimli gençler atis talimi yaparken, patlayici egitimi alirken MIT mensuplari ne isle mesguldü?
4) Yüksek tirajli günlük gazeteler bomba planlari yayinlarken ve kiskirtici basliklar ile tahrik ederken iç isleri bakani seyahatte miydi?
Böylece 15-16 yasinda geçler öldürülünce suçlulari bulmak yerine bir açiklama yapabilirsiniz : ”Kökü disarida mihraklar yapti” . Kim yani? Iran, Komünistler, Sevr’i hortlatmak isteyenler... Ana babalara da birer türk bayragi olmadi madalya hediye edersiniz ölen evlatlarinin yerine. Yanlis hatirlamiyorsam Urfa sehri o zaman SANLIURFA oldu.
12 eylül sabahi babam tahta bir tavani verniklerken radyodan darbe haberini, arkasindan da marslari ve Hasan Mutlucan’in sesinden kahramanlik türkülerini duyduk : ”Çanakkale içinde vurdular beni...” (Simdi olsa Çilgin Türkler’den bir kaç sayfa okunabilir)
Terörden öyle yilmisti ki halkin gözü, aile fertlerimizden ve komsularimizdan bir çok insanin kollarini havaya kaldirip oynadiklarini dün gibi hatirlarim. O günkü moda laflar söyleydi :
”Oh oldu bunlara! Bu memlekete demokrasi memokrasi olmaz! Bize asker lâzim”
Darbeden sonra terör biçak ile kesilircesine bitti. Yerini, sonradan anlamini kesfettigimiz devlet terörü aldi.
O yillarda yuttugum yalanlarin üzerine tekrar döndüm. Rahmetli Ugur Mumcu’nun yazilarinda o kadar silahin Türkiye’ye nasil sokuldugunun cevabini buldum. Katillerinin kim oldugu hakkinda da bir fikir edindim. “Her agacin kurdu özünden olur” ne demekmis anladim.
Deniz Baykal bir seferinde “Kurtulus Savasi ile kurtardigimiz bu vatani seçim sandiginda kaybetmeyecegiz” demisti. AKP’nin siyasi rakiplerinin nereye kadar gitmeye hazir oduklarini bu sözden de anlamak mümkün. 30 bin insanin öldügü kurtulus savasi ile demokratik bir seçimi bir tutan bu anlayistan kurtulmak gerek.
Ülkemizde “Su Tayyip cumhurbaskani olmadan bir 30-40 kisi ölse ne iyi olur” diyenler var. Hepsi türkçe konusuyor, kökleri içeride.
Atatürkçü, islamci, çayci, simitçi, komünist, feminist hepimizin yapmasi gerek bir sey var : Ifade özgürlügünü, hür tartisma ortamini savunalim. Insanlar degil, fikirler çatissin. Kaynagi ne olursa olsun dayatmaci zihniyete, kaba kuvvete, fasizme karsi fikirle mücadele verelim.
2007 Türkiye’sinde artik kitaplar yakilmasin, profesörlerimiz “hain” diye fislenmesin, ders vermekten men edilmesin.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: November 22, 2006 1:59 AM
ben de bekliyordum zaten mustafa akyoldan her zamanki gibi Atatürkçü geçinenlerin yaptığı bu yanlışı yorumuna taşımasını ... Ama iki yanlış bir doğru yapmıyor ne yazık ki.
Elbetteki bir insan Atatürk ü eleştirebilir , yanlış bulabilir , keşke başımıza gelmeseydi de diyebilir. Bunlar kötü iddialar olmaz , birer düşüncedirler. Ama bu tür tepki uyandırma potansiyeline sahip konularda fikir beyan ederken de dikkatli olmak gerekir ; şöyle ki :
Eğer Yayla Kemalizmi bir geriye hareket olarak adlandırıyorsa bunu yaparken önümüze son derece kuvvetli dayanaklar sunmalı. Aksi halde kuvvetli dayanaklardan yoksun ve tepki uyandıracak bir düşünceyi beyan etmek sadece kafa karıştırmak olarak adlandırılabilir kanımca.
O nedenle söze değil paragrafa takılmak istiyorum ve de Yayla'nın varsa bu sözlerine dayanaklarını öğrenmek istiyorum , eğer yoksa bu bir cadı avcılığı değil , kafa karıştırıcı avcılığı olur.
Yazan: beagle Tarih: November 22, 2006 2:37 AM
Mustafa Bey, ben sizlere katiliyorum. Yillardir yurt disinda kaliyorum, hic Ataturkun resmini gormuyorum. Mamafih, ben yine de kabul ediyorum ki, Turkiye cok sansli idi , oyle bir liderin o zamanlarda bulunmasi ve Turkiye ye yol gostermesin den dolayi. Buna ragmen, ben Prof Yaylanin soylediklerinden hic bir kusur ve saygisizlik bulmuyorum. Nitekim, onunla hem fikirdeyim. Her yerde heykeline ve resmine luzum yok.
Amerika da bilirsiniz, en cok sevilen, saygi gosterilen baskanlardan birisi Abraham Lincoln dir. Onun Washington DC haricinden hic bir yerde resmi ve heykeli yok. Cunku Luzum yok.
Korkarim Turkiye icin, eger Professor ler, serbest konusmak tan tereddut ederlerse. Turkiye egitimi icin cok uzulurum.
Duymus olabilirsiniz, Amerika da, bazi universitelerde, bir,iki professor 9/11 olayinin Amerikan hukumeti tarafindan planlanmis bir sey oldugunu iddia ederler, bahane edip, Irak'a savas acmak icin. Yine de bu sacma insanlarin, Universite de calisma haklari var, kimse onlari okuldan atamaz.
Hosca Kalin,
Celal
Yazan: Celal Tarih: November 22, 2006 5:42 AM
Ülkemize gelip her tarafta Atatürk resim ve heykellerini görüp "Bu kim?" diye soran yabancıların hayretlerinin bir benzerini ben de Suriye'de yaşamıştım. Her tarafta (yine de Türkiye'deki kadar çok değil) Esadların resim ve heykellerini görmek beni çok şaşırtmış, ülkenin diktatörlük ile yönetildiği izlenimini vermeye yetmişti.
Beni daha da çok şaşırtan ise, ülkemizde her tarafta Atatürk resim ve heykeli görmeye had safhada alıştığımız için, bunu hiçbir zaman sorgulama gereği duymayışımız gerçeğini farketmek oldu.
Artık bunu sorgulamanın zamanı, tabi nesnel olarak, başarabilirsek.
"AB süreci gereği okullardaki resim ve heykellerin kaldırılacağı ve buna şiddetle karşı çıkmamız gerektiği" maillerini alıyorum son zamanlarda sık sık. "Bunu destekliyorum" dediğimde önce ezberlenmiş/ezberletilmiş bir tepki ile karşılaşıyorum. Sonrası genelde "Hiç düşünmemiştim, üzerinde düşünmem lazım" cümleleriyle kapanıyor.
Düşünmeye başlayacağız belki önce; Atilla Yayla'larla, Mustafa Akyol'larla, Suat Öztürk'lerle, Bekir Yıldırım'larla,...
Yazan: damla Tarih: November 22, 2006 8:30 AM
Kemalizm gericidir,ilericidir;Gazi üniversitesi rektörü ve medya fırsatçılar topluluğu olabilir.Sayın Yayla nın sözleri kastı da aşmış olabilir.
Neden şu soruyu sormuyoruz?
SAYIN PROFESOR YAYLA KATILDIĞI PANELİN AKP LİLERİN DÜZENLEDİĞİ BİR SİYASİ PANEL OLDUĞUNU VE SONUÇLARININ DEĞERLENDİRMELERİNİN SİYASİ OLACAĞINI GÖREMEYECEKTİ İSE BUGÜN YAPTIĞI BÜTÜN SAVUNMALAR GEREKÇESİZ KALIR.
Dolayısıyla bir batılı beyin konuyu şöyle değerlendirmelidir:
Bu zatı muhterem Prof.Yayla yazdıkları ve söyledikleriyle içimizi ferahlatıp bizi hoşnut etse dahi bulunduğu ortamlarda neyin konuşulup neyin konuşulmayacağını bilemediği için son derece zayıf bir not almıştır.
Neticeten kaybettiği için bir takım köpekbalığıvari saldırılarla mahsur kalması katlanması gereken bir sonuçtur.
Saygılarımla
Yazan: salih Tarih: November 22, 2006 9:15 AM
Öncelikle Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Atilla Yayla'nın sadece düşüncesini açıkladı diye üniversiteden uzaklaştırılmasını kınıyorum. Medyanın çoğu düşünce özgürlüğünden yakınıp durur ama bu olay karşısında tam tersi bir tavır takınıyor çok değil daha bir kaç hafta öncesine gidelim Sümerolog Muazzez Hilmiye Çığ'ın İslama hakarete varan düşüncelerini nasılda düşünce özgürlüğü çerçevesine sığdırmışlardı! ki o bayanın yorumları hiçbir bilimsel bilgiye dayanmıyordu sadece kendi kişisel yorumlarıydı! bu iki yüzlülüktür olaya hangi açıdan bakarsak bakalım bunu hiçbir temiz vijdan kaldırmaz, onaylamaz.
Yazan: mesut Tarih: November 22, 2006 9:38 AM
Emin Çölaşan bugünkü yazısında (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/5482413.asp?yazarid=5&gid=61) dün Prof. Yayla ile yaptığı telefon görüşmesine yer vermiş.
Yaptıkları görüşmeden bir bölüm:
***
AKP tarafından düzenlenen panelde Atatürk’ten "Bu adam" diye söz etmeye cüret eden Atilla Yayla belli ki çok kızmış ve ezilmişti! Kendisine iki günden beri çok sayıda küfür mesajı geldiğinden yakınıyordu. Sordum:
- Hep küfür mü geliyor?
- Hayır, öğrencilerimden de övgüler geliyor.
Kendisine bir soru daha sordum:
- Siz Liberal Düşünce Topluluğu isimli bir kuruluşun başındasınız. AB sizin topluluğunuza paralar veriyor. Bugüne kadar AB’den toplam kaç para aldınız?
- Bu sorunun sorulması bile çirkindir. Biz yasal bir kuruluşuz. Cevabını devlete sorun, öğrenin. Her şeyimiz yasaldır.
- Ben size soruyorum. Gizleyecek bir şey yok ki! AB size para veriyor, siz Türkiye’de AB adına konuşup onların sözcülüğünü yapıyorsunuz.
Epey üsteledikten sonra Atilla Yayla rakamı açıkladı:
- İki adet ifade özgürlüğü projesi için AB’den (400 artı 50) 450 bin Euro aldık. Ne var bunda!
***
Yazan: aysegul Tarih: November 22, 2006 9:47 AM
Atilla Hoca'nın fikir özgürlüğüne derin saygıyla, ve Gazi Üniversitesi yönetiminin çirkin gayriakademik tutumunu ve ülkemiz toplumunu her fikri hainlik yaftasıyla karşılayacak ölçüde cahil ve paranoyak hale getiren anlayışı, ve dahi herşeyi keyfine göre gündem yaratıp lanse eden medyayı, ve tabanına propaganda yaparken fikirle değil hakaretle, yalanla, dolanla saldırdığı değerleri kendi platformunda fikirle eleştiren birinin fikir özgürlüğüne sahip çıkmayıp, üstüne hedef gösteren ikiyüzlülüğü kınayarak...
Şu söz dikkatimi çekti: “Ben söz sarf ediyorum. Siz kurşun sıkıyorsunuz..."
Yahu, Allahaşkına, eğer gerçekten fikre saygı gösterilen, herkesin birbirini dinlediği, kimsenin birbirini belaltına vurarak, şiddetle, baskıyla susturmaya çalışmadığı bir ülkeyi özlüyorsak...
Dürüst olalım.
30 yıldır fikre kurşun sıkan hangi ideolojinin sahipleridir? Otel yakan, gazete, dernek basan bombalayan, adam kaçırıp işkence yapan. Kimdir?
Hangi motivasyonla yapmışlardır? Kim, nasıl tepki vermiş, kurbanları mı (fikir sahipleri), yoksa katilleri mi (kurşun sahipleri) suçlu ilan etmiştir?
Yazan: Balbazar Tarih: November 22, 2006 9:51 AM
öncelikle sayın bercenay
"kemalizm'e gericilik diyen bir prof dusunemiyorum acıkcası."
Lütfen şu liberal at gözlüklerinizi çıkarın. Vizyonunuzu geniş tutun,
Öncelikle Sovyetler Birliği'nin dağılması Türkiye için büyük bir talihsizliktir. Zamanında Atatürk posterlerini yakan, İstiklal Marşı'mıza küfreden komünistler, Sovyetler dağılınca ortada kaldılar ve yapmacık tavırlarıyla, hainlikleriyle Kemalizm ideolojisine sığındılar. Başımıza ilerleme, demokrasi, özgürlük adına ne geldiyse KEMALİST(!) olanlardan Atatürkçü geçinenlerden geldi. Hiç olmazsa önceden ne olduklarını biliyorduk.
TÜrkiye'de gerek askeri kısım, gerek medya, gerek sizler gibi düşüncesini savunamayan sadece sansasyon yaratma sevdasındaki kişiler, sayın YAYLA'yı yargısız infaz etmeye çalışıyorlar. Öncelikle Atilla YAYLA bir akademisyendir ve istediğini yazmada ve söylemede özgürdür.( cumhurbaşkanı tarafından)Atatürk tartışılabilir. İfade özgürlüğü bunu gerektirir. Madem Yayla yanlış bir şey söyledi savunun o zaman. Ortalığa bu adam cahil, kemalizm kesinlikle ilericiliktir falan demekle olmaz. Emin ÇÖLAŞAN gibi kendinizi yada düşüncelerinizi savunamayınca konuyu başka şeylere çekersiniz.
EMİN ÇÖLAŞAN- ATİLLA YAYLA tel. konuşması
Dün saat 13.00 dolaylarında asistanımız Leyla dahili telefondan arıyor. "Emin Abi Atilla Yayla telefonda. Fakat benimle çok sert ve kırıcı konuştu, biraz da tartıştık. Sizinle görüşmek istiyormuş." Bağlamasını söyledim.
Karşımda avazı çıktığı kadar bağıran bir ses... Aramızda geçen konuşmayı özetleyerek yazıyorum:
- Ben size fikir açısından meydan okuyorum. Sizinle nerede isterseniz Kemalizm’i tartışmak istiyorum. İster televizyonda, ister başka yerde. Karşıma isterseniz 8-10 kişi çıkın. Benim yaptığım şövalyeliktir. Geçin karşıma. Geçin ve kolaysa beni perişan edin.
- Beyefendi bu kadar bağırmanıza gerek yok, biraz sakin olun. Siz Atatürk için o sözleri söylediniz mi, söylemediniz mi?
- Söyledim.
- Daha ne? Ben de yazımda sizi eleştirdim.
- Ben sözünün arkasında duran adamım. Aynen söylediğimi bugünkü (dünkü) Zaman gazetesine de açıkladım. Ben fikir adamıyım. Yazılarımı 15 günde bir Zaman’da yazarım. Ben mücadelemi sürdüreceğim. Bu memlekette ifade özgürlüğü olmayacak mı?
- Bu söylediğiniz Atatürk’e hakaret etmeyi de kapsıyor mu?
- Atatürk tartışılabilir... İfade özgürlüğü bunu gerektirir.
- Gazi Üniversitesi Rektörlüğü, ders verme yetkinizin alındığını açıkladı.
- Bana tebligat henüz gelmedi. Fakat ben mücadelemi sürdüreceğim. Bundan sonra derslerimi gerekirse meydanlarda, spor salonlarında, düğün salonlarında vereceğim. Siz benim çağrıma cevap verin, televizyona çıkalım. Ya da Hürriyet’teki köşenizde bir gün siz yazın, bir gün ben yazayım ve size cevap vereyim!
- Elbette, neden olmasın! Hatta her gün siz yazın... Beyefendi, şu ses tonunuz, şu söyledikleriniz bir üniversite hocasına yakışıyor mu?
Yazan: Muhammet İKBAL Tarih: November 22, 2006 11:29 AM
Atilla Yayla'ya yapılan haksızlığa tepkisiz kalmamak için en azından 1 mail atın.Bu olaya sebebiyet veren fakülteye yapılan mail ve faks bombardımanıydı.
Gazi Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Santral: 0312 212 68 53
Dekanlık: 0312 223 26 40
Dekan Yardımcılığı: 0312 222 57 55
Fakülte Sekreterliği: 0312 213 03 25
Faks: 0312 213 20 36
e-posta: iibf@gazi.edu.tr
Yazan: Ahmet Cem Özen Tarih: November 22, 2006 11:36 AM
Ayşegül hanım,
Emin Çölaşan herhalde Avrupa Birliği'ni elini heybesine atıp para dağıtan hayır kurumu filan zannediyor. Avrupa Birliği'nin hibe programı bellidir. Toplumsal ve sosyal projeler oluşturan her derneğe bu yol açık. Maalesef Türkiye tüm ülkeler arasında en az proje üreten ve en az hibe alabilen ülke. Eh bu ülkenin köşe yazarı AB'den hibe alan derneğe anormal bir şey yapmış gibi davranırsa biz daha çok yüzüstü sürünürüz.
Balbazar,
Ne demek istiyorsunuz? 30 yıldır onlar sıktı, sıra bizde mi diyorsunuz anlayamadım. İşte kör ideoloji...
Yazan: blue Tarih: November 22, 2006 12:46 PM
"- İki adet ifade özgürlüğü projesi için AB’den (400 artı 50) 450 bin Euro aldık. Ne var bunda!"
AB tarafından parayla satın alınan ifade ozgurlugu.Kemalizm'e saldır.Al sana para.
yine bir AB oyunuymus.ifade ozgurlugu kisvesi altında milli degerlerimize saldır.
Ataturk'un heykelleri ve resimleri ulkemin heryerinde varolmaya devam edecek.
hatta bu heykelleri devasa buyuklukte yapmak daha iyi olur.
mesela Ankaraya devasa buyuklukte bir Ataturk heykeli,tıpkı Newyork'taki ozgurluk anıtı gibi.
İstanbul'a Fatih Sultan Mehmet heykeli.Konya'ya Mevlana heykeli.Bunlar bizim kultur ve degerlerimiz.
neyse;bu gericilik meselesinin tamamen provakatif ve kasıtlı yapıldıgı ortada.bu ulkede kabul edilemeyecek sey Ataturk'e ve degerlerine saldırıdır.Bunu yapanlar gereken tepkiyi alır.
Yazan: bercenay Tarih: November 22, 2006 12:54 PM
Sayin Beagle,
Sizi güzel yorumlarinizdan tanidigim için yanit vermek istedim.
Yayla’nin herhalde kuvvetli dayanaklari vardir ama kimse sormuyor, onu “hain” ilân etmekle o kadar mesguller ki!
Yayla’ya sloganlarla karsi çikan insanlardan kaçi bir doktora gittiklerinde “doktor bey, neden lökositlerime bakmiyorsunuz? Neden bir beyin tomografisi çekmiyorsunuz” diye sormustur? Bir konuda doktora yapacak seviyede okumus ve yillarini adamis bir profesör karsisinda herkes nasil arslan kesildi anlamadim dogrusu.
17 agustos depreminden sonra HÜRRIYET ve MILLIYET okuyarak deprem uzmani kesilenler simdi de Çilgin Türkler ve Kurlar Vadisi sayesinde siyaset ve jeopolitik konusunda mangalda kül birakmiyor.
Bakin siz ne güzel sormussunuz :
Atilla Yayla da belki hapishanedeki hücresinden cevap verecek vakit bulur ama ben size IZLENIMLER forumunda çikan bir yaziyi örnek vereyim :
http://www.izlenimler.net/2006/11/21/ataturk-heykelleri-uzerine/
Bu yazida da anlatildigi gibi Atatürk sagliginda bir çok heykelini yaptirmis.
Bence Atatürk 1930’larin lideri idi ve ordu kökenli bir insandi. Hiç bir zaman demokratik olmadi. Fransiz devrimine hayrandi ve fransizlarin totaliter devlet sistemini ve laikligini de kopyaladi. Türk halkini isgalden kurtardi ama kendisine ait olmayan bir fransiz elbisesini de giydirmeye çalisti onlara. Belki yaniliyorum, siyasetçi degilim, bilgisayarciyim. Ama yanildigimi söyleyecekseniz lütfen sapka devriminin, Atatürk’ün smokin giymesinin ve bati tarzi cumhuriyet balolarinin faydasini bana açiklayin. :-)
Devasa heykeller, Istiklâl Mahkemeleri, siyasi parti kapatmalar, Kazim Karabekir’in toplatilan ve yaktirilan anilari, Mimar Sinan’in açilan mezari ve ölçtürülen kafatasi (Bkz. GELENEK) hep Atatürk’ün sagliginda yapilmis isler.
Yani bugünkü atatürkçülerin dayatmaci, elestiriye tahammül edemeyen tavirlari belki de kemalizmin yanlis yorumu degil ta kendisi.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: November 22, 2006 1:09 PM
sayın Muhammed İKBAL;
yazınızda bana gore bir cok ters nokta var.
"Başımıza ilerleme, demokrasi, özgürlük adına ne geldiyse KEMALİST(!) olanlardan Atatürkçü geçinenlerden geldi."
basımıza ne geldi? diye sorsam,bu degerler yuzunden.
"TÜrkiye'de gerek askeri kısım, gerek medya, gerek sizler gibi düşüncesini savunamayan sadece sansasyon yaratma sevdasındaki kişiler, sayın YAYLA'yı yargısız infaz etmeye çalışıyorlar."
bu ulkede en guvenilir kurum neresi biliyormusunuz?ORDU..!bugun bir anket yapın milletimiz en cok kime guveniyor.Ordumuz,turk ordusu ve dısarıdan ithal etmedik.tum bireyler bu vatanın evladı.peki yıllarboyu siyasiler ne yaptı?Ordunun tek gayesi ulke butunlugu ve huzurunun korunmasıdır.ideolojik saplantılara takılmayalım lutfen.
"Öncelikle Atilla YAYLA bir akademisyendir ve istediğini yazmada ve söylemede özgürdür.( "
akademisyenlerde satın alınabilir.istedigini yazıp,soyler ama Ataturk ve degerlerine hakaret edemez.
"( cumhurbaşkanı tarafından)Atatürk tartışılabilir. İfade özgürlüğü bunu gerektirir."
bu lafı cumhurbaskanı soylemisse ona katılmıyorum.Ataturk tartısılmaz,Ataturk o gunun sartları neyi gerektiriyorsa onu yapmıstır.Yanlıs olan bir fikri veya uygulaması varsa cıksın soylesin bilelim.
Yazan: bercenay Tarih: November 22, 2006 1:11 PM
Sayın Bercenay,
Özgürlük heykelinin bir benzerinin yapılmasını daha önce ben de önermiştim.
http://www.izlenimler.net/2006/11/09/isyan/#comments
Şöyle demiştim:
Şöyle öneriler de olmuştu. Değerlendirmeye değer:
Bir arkadaş ise bu fikre hiç Ata'nın üzerine çıkılır mı diye karşı çıkmıştı.
Fikir güzel de, hangi heykeltraşa yaptıracağız. Malum bizimkiler yaptırdığı zaman yanına kendi heykellerini de koyduruveriyorlar.
http://www.izlenimler.net/2006/09/02/150-bin-ytllik-surpriz-bu-saldiri-kime/
Yabancılara yaptıralım desek beceremiyorlar:
http://www.izlenimler.net/2005/11/11/size-de-tavsiye-ederim/
Kendimiz yapalım desek Kültür bakanlığının denetimine takılabiliriz:
http://www.izlenimler.net/2006/06/26/rotus-ve-karar/
Ha bir de mevcut heykellerinin tamamına yakınının Atatürk'ün sağlığındayken yaptırıldığını düşününce, acaba böyle bir heykel konusunda fikri ne olur diye dağdaki gölgesine veya buluttaki sillüetine sorup danışmamız gerekecek.
http://www.izlenimler.net/2006/11/21/ataturk-heykelleri-uzerine/
Atatürk'ün bulutlar arasından ve dağdaki sillüetlerine Anıtkabir müzesinden erişebilirsiniz.
Yazan: blue Tarih: November 22, 2006 2:27 PM
TÜRKİYEDEKİ PROBLEMİN KAYNAĞINA BAKTIĞIMDA GÖRÜYORUMKİ BİR HAZIMSIZLIK VAR .SIKINTI HERHANGİ BİR
DÜŞÜNCEĞİ İŞİTTİĞİNİZDE VEYA HİSSETTİĞİNİZDE ONU
SİNDİRİP SİNDİREMEMEKTE YATIYOR.ÖZGÜR DÜŞÜNMEK HEM İNSANIN HEM TOPLUMUN KİŞİLİĞİNİ GELİŞTİRİR
EĞER BİR TOPLUM ÖZGÜR DÜŞÜNME YETNEĞİNİ KAYBEDERSE
O ZAMAN O TOPLUM YOK OLMAYA MAHKUMDUR BUNU GÖRMEK
LAZIM.TABİKİ 'BU ADAM' DİYE SÖZ ETMEK ETİK AÇIDAN HOŞ GÖRÜNMEYE BİLİR AMA BİR BARDAKTA DURAN SUYUN TAKİ İÇİNE SİNEK DÜŞENE KADAR İÇİLEBİLİR OLMASI ÖNEMLİDİR, BU NEDENLE HER TÜRLÜ DÜŞÜNCENİN
İÇİNDEKİ SİNEKLERE TAKILIP KALIRSAK BU İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMAYIZ GİBİ GELİYOR ÖNCE DAHA ÇOK DÜŞÜNEN VE DAHA SONRA DÜŞÜNCELERİNİ ÖZGÜRCE AÇIKLAYABİLEN BİR TOPLUM DİLEĞİYLE SAYGILAR.
Yazan: mikail Tarih: November 22, 2006 2:35 PM
sayın blue;
boyle bir heykel tamamı turk muhendis ve heykeltraslar tarafından veya dısarıdan yardım alınarak ta yapılabilir.
yapacak insan gucude sorun degil.
hapishanelerde binlerce mahkum var.calıstırın onları.sadece yontma tastan buyuk anıtlar,heykeller yapılabilir.yeterki siz yapmak isteyin.devlet el atsın,organize etsin.belediyeleri asar bu is.
hem boylelikle mahkumlar hem ekonomiye katılmıs olur hemde kulturel mirasın yapımına ortak olurlar.
biliyorum ki;biz istersek yapamayacagımız sey yok.aklın yolu birdir.yapacak kudrette devlettir.
hazır yeri gelmisken;Ataturk heykeli Ankara'ya,Fatih heykeli de İstanbul'a yakısır.marmara'dan istanbul'a giriste denizin uzerinde.bence super olur.
Yazan: bercenay Tarih: November 22, 2006 5:03 PM
Hürriyet ve Milliyet bu olayı manşetten verdiler. Önce Cübbeli Ahmet Hocayı çokardılar Şimdide Atilla YAYLA hocayı...
Her iki gazete de Aydın Doğan'ın gazeteleri..Petrol ofiside Aydın Doğan'ın EPDK--enerji piyasası düzenleme kurumu yarım milyar dolar Petrol ofisine ceza verdi.
EPDK--- enerji ve tabii kaynaklar bakanına bağlı, Bakan da AKP'li
gerisini anlamışımızdır. Atatürk A.Ş. kurulmuş..
Yazan: Ahmet Tanyolaçoğlu Tarih: November 22, 2006 5:51 PM
Atilla Yayla bir liberalden ziyade liberterdir.
"Bu adam"a Voltaire'in 200 sene önce Aydınlanma Çağında sarfettiği bir sözüyle cevap vermek geliyor içimden:
"Je hais vos idées, mais je me ferai tuer pour que vous ayez le droit de les exprimer"
Fikirlerinize katılmıyorum, fakat onları ifade etme hakkınızı sonuna dek savunacağım.
Yazan: Aysegul Tarih: November 22, 2006 6:29 PM
Evet bende merak ediyorum bu koca yalanlar ne zaman ortadan kalkacak ve gerçekleri konuşmaya başlıyacağız.Bende ilkokul bilgileriyle tanırdım bu ülkenin kahramanlarını ama ögrenim hayatımın devamında birazda Turkiye ortalamasının üstünde okuma meraklısı olduğum için belki de acı gerçeklerle karşılaşmış oldum.Evet kocaman yalanlar ve masallarla adeta çuvala sığmayacak gerçekler bir şekilde örtülmüş ama bu örtüye dokunmak isteyende öyle bir korkutulmuş ve sindirilmiş ki ;bile bile yalanları ve ezberleri kendileride kullanmak zorunda kalmışlar.ee dünyevi ikbal malesef bunu gerektiriyor böyle bir ülkede.ama ne olursa olsun ben gercekleri istiyorum sadece gerçekleri ve özgür bir şekilde değerlendirmek istiyorum olup biteni ve kişileri.Kabul etmiyorum O olmasaydı şöyle olur böyle olur şöyle yapamazdınız empozelerini.hatta artık şuna da inanıyorum;o zamana gidilse düşmanın cesaret edemeyeceği faliyetleri ve yıkımları tek parti yönetiminin yaptığını.örneğin gecenlerde test yayını yapan bir kanalda Edirne tanıttırılırken Sunucu : Osmanlıdan kalan vakıf eserlerin ki çoğu cami ve külliyeler çok ucuzdan satıldığını, tabi alanların da vakfiyedeki beddualardan çekinen Müslümanlar değilde gayri müslim özellikle Musevi kökenlilerin aldıklarını ismini unuttuğum değerli bir araştırmacının elde ettiği belgeleri göstererek yayınlamıştı.Hepte 30 lu yıllar...Hatta şöyle de yorumlamışlardı ;"Ucuza gittiğine bakmayın, satılanlardan tek parti sürümden kazanmış hasılı"...
ve sonunda da kameradaki damlacıkların yağmur olmadığını gözyaşları olduğunu belirtmişlerdi.hani nerde O olmasaydı ibadet edemezdiniz yaygaraları!!...
Mustafa bey sizden bir konuda araştırma yapmanızı çok isterim.hatta imkanım olsa kendim yapacam ama siz bu işi çok daha iyi yaparsınız.konu şu: tek parti döneminde özellikle istanbul başta olmak üzere Osmanlıdan kalan özellikle meşhur eserlerin durumu neydi.o koca koca binalar 30 lu yıllarda nasıl bir akibete uğradı araştırabilir misiniz?.Ben o zamanı hatırlayan kişilerden ve bir takım belge ve resimlerden bazı meşhur yerlerin düştüğü durumu biliyorum ama daha ilmi bir araştırma size yakışır.acaba ne dersiniz böyle bir araştırmaya belkide oluşabilecek bir kitaba...
şimdiden sn Yayla olmak üzere bu konuda bizleri aydınlatan siz değerli zevata tşk ederim..
Yazan: hakan Tarih: November 22, 2006 7:37 PM
Muhammed İkbal şöyle demiş: Zamanında Atatürk posterlerini yakan, İstiklal Marşı'mıza küfreden komünistler, Sovyetler dağılınca ortada kaldılar ve yapmacık tavırlarıyla, hainlikleriyle Kemalizm ideolojisine sığındılar.
Oy oy oy oy. Alın size açık bir hipokrasi itirafı. Muhafazakar dayatmacılık, fikir özgürlüğü maskesini takarken, sözümona muhaliflik ederken bile statükodan kendini sıyıramıyor.
Yazan: Balbazar Tarih: November 22, 2006 10:06 PM
Gerçekten faşizan-kemalist eğitimin sırrını merak ediyorum.Bu öyle bir sır ki tüm dünya toplum mühendisleri onu öğrenmek için neler vermezler kimbilir.Bunu ne Stalin, ne Mao, nede Enver Hoca başarabildi kimbilir belkide onların sorunu ellerinde türkler gibi bir malzeme olmamasıydı.
Düşünsenize bir toplumu 80 yıl boyunca dünyadaki tüm düşünsel ve siyasal değişimlerden dönüşümlerden ve devrimlerden izole tutmayı başAracak ve onlara ilkokulda öğrettiğiniz şeylerin tüm yaşamları boyunca "a priori" bilgi olarak sabitlenmesini ve en ufak bir şüpheye bile yer bırakılmamasını sağlayacaksınız işte bu gerçekten muhteşem asıl inanılmaz olan ise bilgi çağının ortasında böyle bir tarih öncesi toplumu hala sürdürebilmek.İçinde yaşadığımız topluma bakıyorumda kendimi bir bilim kurgu romanında gibi hissediyorum.İddia ediyorum ki george orwell big brother ını stalin rusyasından çok bize bakarak oluşturdu.Bugün hiç kimse bana tarihte atatürk isimli birinin yaşadığını ispat edemez bunun bu toplumun padişahlık sonrası metafiziksel ihtiyaçlarını karşılamak için yaratılmış sanal bir "ulu" önder olmadığı kanıtlayamaz.
Yazan: cemil özen Tarih: November 22, 2006 10:30 PM
Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder
düşüncesine daha soğukkanlı yaklaşmak gerekir.bu görüş yeni değil.başka bilimadamları tarafından da dile getirilmiştir.
aşağıdaki yazımı Suat Beyin sitesine yazmıştım.ordan aldım.kusura bakmayın Suat bey.biraz hırsızlık yaptım:))
dünya dönüyor dediği için Bruno'yu yaktılar.ama dünyanın döndüğü fikri doğru çıktı.ortaçağ zihniyetinden ne farkımız kalır Atilla hocayı linç edersek..
daha sakin lütfen.
----------------------------------------------------
18 Nisan 1997 tarihli Milliyette Nilüfer Kuyaş’ın Prof.Altan Gökalp’le yaptığı bir röportaj yayınlanmıştı.Gökalp o dönem ,Fransa’da (college de france)da müslüman toplumların karşılaştırmalı antropolojisini araştıran bir grubun yöneticiliğini yapıyor.
bu konuşmada şu tespitler önemli.sn.Gökalp şöyle söylüyor.
–Modernizasyonla çağdaşlık aynı şeyler değildir.Türkiye Kemalizm ile modernleşti ama çağdaşlaşamadı.Kemalizm ne kadar modernizasyon ise o kadar az çağdaşlık.
bu sonuca Gökalp’in varmasının sebepleri var.Kemalizm çağdaşlaşmayı hedef edindi fakat mirası kötüye kullanıldığı için bu mümkün olmadı.der.
Gökalp’e göre çağdaşlık’kişiyi kendine merkez alan,kişiyi tarihin ve değerlerin öznesi sayan bir olgu.yani çağdaşlaşmanın bireyi öne çıkarması gerekiyor.bu bakımdan modernleşme ile karıştırılmamalı….
Türkiye’de modernleşme ve çağdaşlaşma karıştırılmıştı.çağdaşlaşma sekülarizm olarak yorumlandığından kuvvet komutanı çağdaşlaşmayı pozitivizmle tanımlayabilmiştir.(karakuvvetleri komutanının açıklaması var)
bu Türk aydınınında zihin yapısıydı aynı zamanda.bu aydınlar çağdaşlaşmanın tam olarak gerçekleşebilmesi için geleneğin bütünüyle tasfiye edilmesi gerektiğini savundular.
eğer kamusal alanda bunu gerçekleştirebilirsek bu özel yaşamda da otomatikman gerçekleşir diye düşündüler.ve tepeden inme bir çağdaşlaşma halka dayatıldı.
zorla fesin yerine şapka giydirildi.fakat şapka takan bu bireylerin kafalarının içi modernleşmedi.teknik,alet edevat,kurumsal yapılar bazında gerçekleşen modernizasyon çağdaşlığı taşıyacak bireyler üretemedi.
Prof.Şerif Mardin bunun sebebini şöyle izah ediyor.
–herşeyden önce Türk toplumunda ailenin korkunç etkisi vardır.özellikle dışarıdaki türk toplumunda.belki baskı demek daha doğru.öyle bir aile çekimi var ki herkes ona tutsak.
Mardin,devletin tepeden halkı çağdaşlaştırmaya çalışması yerine halkın dini inançları kullanılarak toplum geliştirilmeye çalışılsaydı daha fazla başarı elde edilirdi.diyor.
bu değerli insanların buradan çıkardıkları sonuç ise :
-Türkiye modernleşmiş fakat çağdaşlaşamamıştır,görüşüdür.
sevgiler.
Yazan: deniz Tarih: November 22, 2006 10:43 PM
Ahmet Tanyolaçoğlu'na tesekkürler. Bunu bilmiyordum. Her müsibetin bir hayri vardir. Böylece ifade özgürlügü konusu yeniden gündeme gelmis oldu. Ama insanlarin böyle kolay harcanmasi ne yazik, kimbilir Yayla'nin yakinlari ne büyük psikolojik baski altindadir. Böyle dertli zamanlar yara birakir insanda. Yalçin Dogan için bir "oyun" ama Yayla hayatini oynuyor.
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: November 22, 2006 11:32 PM
Burada ki bir çok insana teşekkür borcum var.sn akyol a özellikle..kendi adıma çok istifade ettim.bazı yorumculardan da tabi çok şey ögreniyorum.özellikle hakan isimli yorumcunun yazısı beni çok duygulandırdı.sn akyol onun sizden talebini bende merak ettim o konuda gerçekten çalışma yapabilirmisiniz.yani tek parti dönemindeki eski yapıların durumunu..
Ezber dışından bilgiler veren arkadaşlardan çok istifade ettim tekrar tekrar teşekkürler.
Yazan: Sessiz Tarih: November 23, 2006 1:29 PM
Kemalizmin nereye TC yi götürdügünü anlamak icin bi saginiza solunuza bakiniz anlarsiniz...
80 yildir kemalizm ile, türk gibi düsünmek istemeyen herkesi bölücü ilan ettiniz ve halktan koptunuz...
80 yildir dinini gündelik hayatina referans almak isteyen vatandaslari yobaz ve cumhurbaskaniniz sezere göre "adam olmamakla" sucladiniz ve dindardanda koptunuz...
80 yildir sizler bu tesbitleri yapinca,bunlar gayet dogal ve normal oluyordu,biri cikipta sizin dediginizi aslinda siz yaptiniz deyince neden "hakaret" oluyo,lütfen 2 yüzlü olmayin kemalistler,dürüst olmaya bari aday olun...
80 yildir siz bu ülkeyi kemalizm ile bi itibar ve güc sahibi edemediniz (tabbiki size engel olanlar mutlaka ve mutlaka yine yobazlar ve bölücüler olmustur felan filan:))),yanibasinizdaki o begenmediginiz cübbeli "yobazlarin" (iran) kendi ürettikleri ucaklari,silahlari ve dünya platformunda ciddiye alinmak gibi lüksleri var,ama ayni cografyadaki kemalizm ile yönetilen türkiye´nin yok...
80 yildir neden bu ülkeyi IRTICAYA (gericilige) bogdunuz ey kemalistler,günah degilmi,vatana ihanet degilmi bu?
Alsinda türkiyede 3-5 dinozor kemalist kaldi,türkiye seriata filanda gebe degil ama su bir gercek,türkiyede bir rejim degisimi olcak,cünkü halk artik bikti heykelli rejimlerin dokunulmazligindan,hayirlisi neyse o olsun diyoruz:)
Yazan: Metin Tarih: November 23, 2006 2:25 PM
tam da mustafa bey'e yakışan bir yazı ve beklenen destek.
hocamızın sponsorları: nazlı ılıcak, bülent arınç ve mustafa akyol.
tebrikler! demokrasi sizinle gurur duyuyor!
Yazan: EsraC Tarih: November 23, 2006 10:58 PM
ANDREW MANGO ve KEMALİZM
Yakın tarihimizi araştıran yabancı araştırmacılar kuşkusuz daha objektifler. ( Yasalar sadece Türk vatandaşları için geçerli.) Onların söyledikleri yazdıkları çok gürültü, patırtı çıkarmıyor.
Ben de şu ana kadar okuduğum en objektif Atatürk biyografisi olan Atatürk: Modern Türkiye'nin Kurucusu adlı kitaptan özellikle son bölümünden bazı alıntıları sizlere sunmak istedim. Kitabın yazarı Andrew Mango dilimizi, tarihimizi çok iyi bilen birisi. Çeşitli üniversite ve kuruluşlarda yaptığı son 10 Kasım konuşmaları basında geniş yer bulmuştu.
Mango'yu alkışlayan Kemalistler aşağıdaki görüşlere katılacaklar mı? Doğrusu pek emin değilim...
İşte Andrew mango’nun bazı görüşleri:
Atatürk toplumsal bir devrim getirmemişti. Onun otoriter yönetimi altında toprak sahipleri ve yörelerinin ileri gelenleri taşra toplumuna egemen olmayı sürdürdüler. (s. 608)
……………………
Siyasal ilkelerin değişmesi uygulamaları fazla etkilemedi. Kuramsal olarak Büyük Millet Meclisi’nin temsil ettiği egemenlik padişahtan halka geçmişti. Ama egemenliğini elinde tutan Cumhurbaşkanı olarak Atatürk idi. Başbakan ise yalnızca ünvanı değişen sadrazamdı. Valiler yörelerin efendisiydi ve müfettişler de bölgeleri yönetiyordu. Son padişahlarla kıyaslanınca , disiplinin daha sıkı olduğu görülüyordu. Gerçi Cumhurbaşkanı, bakanlar, memurlar yasaların üzerinde değildi ama sultanlarla nazırları da değildi. (s. 608)
………….
Atatürk’ün laikliği , kendisinden önce bu kuramı ele alanlar gibi , devrim sonrası Fransasında kilise ve devletin bağlarının kesilmesine dayanan Fransız “laisizm”ilke ve uygulamasından esinlenmişti. Ama Türkiye’de uygulama farklıydı. Cumhuriyet yönetimi İslam’dan bağımsız olduğunu ilan ederken , daha önce sultanların yaptığı gibi dini denetlemeyi sürdürmüştü. (s.609)
……………
Yayıncısı Falih Rıfkı Atay, Kemalizmi İslamiyet’in reformu olarak tanımlarken , dinin ibadet kuralları dışındaki bütün kurallarını iptal eden bir reform olduğunu söylemişti. Gerçekten de uygulamada böyle oldu. (s. 609)
……………
Falih Rıfkı Atay 30 yıl önce Atatürk’ün halka şapka giydirecek ve Latin Alfabesini kullandıracak kadar güçlü, ama bir şehir planlaması yaptırmayı beceremeyecek kadar güçsüz bir hükümet kurduğunu belirtmişti. Bunun anlamı toplumsal gelişmenin ancak kendi hızıyla ilerleyeceğidir. (s. 614)
………………
Kemalizm’de yeni bilgilere karşı açık olmayı sürdürürken otoriter geçmişinden sıyrılarak Batıyla birlikte değişim gösterebilir. (s. 614)
Andrew Mango, Atatürk: Modern Türkiyenin Kurucusu (Remzi Kitabevi, 2004)
Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: November 24, 2006 1:43 AM
EsraC'nin yorumu "laikci entellektuel" ifadesinin bir oxymoron (tezatlarin tevhidi) oldugunun bilmem kainci isbati sadece bu sitede. Fikir uretmekten aciz olanlar, sadece birilerini birilerinin ismi ile yanyana koymakla, ya da Kufurbaz Colajani (Amiral gemisinin lumpenlerinden bir icin bir dostun verdigi isim) gibi iftiralar, kufurler, karakter katlini fikir diye yuttururlar zihinsel ozurlulere.
Ne biliyorsunuz Bulent Arinc, Nazli Ilicak veya Mustafa Akyol'un fikirleri hakkinda? Hangileri hosunuza gitmedi? Lutfetseniz de faydalansak? Tamda Mustafa Akyol'a gore yazi" ifadesini biraz acsaniz? Yazinin hangi kisimlarindaki hangi ifadeleri yanlis buluyorsunuz , hangi sebeplerle, hangi felsefe ile varsa ahlaki kompaslari kullanarak? Demokrasi, fikir ozgurlugu, laiklik, cumhuriyet, hak hukuk, devle-birey ilskisi, mesruiyet, Insan Haklari Evrensel Byannamesi, Avrupa Insan Haklari Konvansiyonu, fazilet erdem, bagimsiz dusunce gibi kavramlar hakkinda ne biliyorsunuz, tanimlarindan baslayarak? Yukardaki yaziyi kendi kelimlerinizle bir ozetlermisiniz? Bunlara Fransiz iseniz ne isinz var bir fikir platfomunda?
Bu sorular sadece belirli bir sahsa degil burada Dadaizm edebiyati yapan, soylediklerini kendisinin dahi anlamadigi butun EsraC'lere KANZElere, Knz'lere Beyazlar, Balbazarla, Atamanlarin, Hulagularin butun cesitlerinedir. DE'leri haric tutuyorum; onun problemi beyni ile degil kalbi ile.
Bu ifadelerimi fazla fevri bulan dostlar icin kucuk bir aciklama: Son olarak Atilla Yayla'ya karsi yurutulen ilnc girisimini opuskurtmek icin daha ofansif, daha cesur olmanin ayni zamanda daha akillica strateji oldugu kanaatine vardim. Ben birazcik taniyanlarbunun benim icin yeni bir tav olmaigin bilirler, am bir suredir "acaba benim yaklasimim zararlimi oluyor" sorgulamas yapiyordum kendi kendime. Simdi bu konuda daha aZ tereddutluyum her ne kadar "ilimli" dostlarin oynadiklari role saygi duymsamda. Hala birileri "gonuller kazanmak" icin obur yuzlerini cevirebilirler; benim su andaki misyonum gorevim Yayla'lari sirtlanlara kaptirmamak. Bunun adimlarindan biri de bazilarini layik olduklari yere koymak, piyasa degerlerini dalgalanmaya birakmak.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: November 24, 2006 3:00 AM
Belli ki bu sancılı dönem daha çok hem de çook sürecek. Dogma ve tabuların toplum üzerindeki hakimiyetini kırmak ne kadar da zor. Bir takım yok edilen, elimine edilen dogmanın yerini hemen bir yenisi alıyor. Tek fark yeni gelenin daha yeni ve güncel argümanlarla süslenmiş olması. Sanırım bu her zaman da böyle olacak. ANCAAAK önemli olan, farklı bir düşünceyi dile getirenin de NORMAL biri olduğunu içselleştirip kendince yanlış olduğunu düşünse bile bunun dile getirilmesinin yeme içme kadar doğal olduğunu düşünenlerin toplumda çoğunluğa erişmesi. İşte "o zaman" için ben şimdiden bir kadeh şarabı, şarap içmemenin, her ne sebeple olursa olsun (dini, felsefi, tıbbi v.s) yanlış olduğunu düşündüğü (belkide inandığı) halde bana saygı duyanların şerefine içiyorum.
Yazan: metin nart Tarih: November 24, 2006 3:26 AM
EsraC Hanım,
Slogan atmak elbette özgür iradenizdir ama keşke bunun yerine Mustafa Bey'in ve onu destekleyenlerin yazılarındaki katılmadığınız noktaları belirtme zahmetine girseydiniz.
Yazmak serbest; burada yazılanlara niçin karşı olduğunuzu anlatın, iddiaları çürütün ve buna dair argümanlarınızı ikna edici bir şekilde anlatın.
Böyle yapmak yerine iki cümlelik sloganlar atmanız Atilla Yayla'nın, Mustafa Akyol'un ve daha pek çok entelektüelin söylediklerinin doğru olduğunu kanıtlamış oluyorsunuz. Bunun bile farkına varamayacak kadar sığ bir muhakeme yetene[ksizli]ği hoş bir şey olmasa gerek..
Böyle slogan atmak sizi belki tatmin ediyor olabilir ama emin olun buradan bakılınca bu tür tutumların bizde uyandırdığı intiba önce tebessüm, sonra samimi bir acıma duygusu..
Yazan: Suat Öztürk Tarih: November 24, 2006 8:07 AM
neden kemalizm icin birileri olumlu seyler yazar yada söylerse,bu ses halkin sesi oluyorda kemalizme aykiri seyler söylenir yada yazilinca bu ses sponsorlu ses oluyor?
kemalistler türkiyede kemalist olmayan sayilari hafife alinmayacak kadar (bana göre 50% den fazlasi) antikemalist düsüncelere nefes alma hakki vermedikce,kemalizm gitgide antipatiklesecek ve olduda...
sonuc ne olacak,kemalistlerin eliyle kemalizm halki icinde itici gelmeye baslayacak,coktan basladi bile bu itici olmasi,üsküdari gectik simdi keyf cayi iciyoruz:)
Yazan: metin Tarih: November 24, 2006 11:15 AM
Cadılar nerde aranıyor anlayamadım ve arayan da kim yada kimler?Kafam karıştı belki birileri bu karışıklığı çözer.Zira Sn.Yayla dile gelen ilk kişi değil.Dikkati çeken AKP organizasyonlu bir panelde söylenmiş olması.AKP,yeni gelin gibi ne yaparsa ve nasıl yaparsa mutlaka eleştirilecek.Buraya kadar kişi ve parti anlaşılabilir bir farklı çizgide.
Hoca diyelim uslup hatası yaptı,AKP’liler de panel sonrasında duruş yanlışlığı.
Gelelim bu olayın şu anki boyutunu kazanmasını sağlayan ayağına aslında cadıların aranması gereken kazana;yazılı ve görsel basın.
Gazeteciler muhabirler özellikle konuyu “haber”niteliğinde aktaranlar olmalılar mudahil değil.Bunu söylediğimde aklıma nedense savaş muhabirleri ,fotoğrafçıları ve kameramanları geliyor.Yaşanan olaya duygularını,ideolojilerini katarak müdahil olma şansları yok,önce gazeteciyiz diyorlar ve geçtikleri haberlerle kamuoyunun bilgilenip yönlenebilmesine olanak sağlıyorlar.Köşe yazarlarını bu konuda muaf tutalım ,olayları yorumlama köşeleri var bakışları,taraf olma halleri ile bir “köşe”ye sahip oluyorlar.Gazete sahipleri/yöneticileri de özgürlükçü ve çok sesli ise “köşe’lerini”farklı görüşlere sahip insanlara tahsis ederek fikirler dengesi kurmaya çalışıyorlar.Ama bir de bir tarafın “gazetesi”olma hali var ki bir ideolojiye,politikaya hizmet etmek,ilk amacı.Pompacı ,güdümcü yada sözcü zira elindeki “haberi” seramik hamuru gibi evirip çevirip istediği şekli verip satışa sunuyor.
Sn.Yayla konusunda da bir gazeteci ve aşağıdaki gibi yazılar yazıp düşünen yazarlara sahip bir gazete”hain sözler” başlığı ile bir haberi verip ve dolayısıyla söz sahibini de “hain”olmakla itham edecek kadar mı kendini “hakim”sanıp infazda bulunuyor.Kemalist isen Sn.Yayla’nın istediği gibi tezini sayfalarca yazmak, tek kalemde olay yaratmaktan daha aklıselim bir gazetecilik davranışı olmazmıydı?
“Demokrasiyi ve toplumu çatışmalardan, gerginliklerden esirgemenin, sürdürülebilir ekonomik, sosyal ve siyasal istikrarı yaşam biçimine dönüştürmenin yolu; demokrasiyi bir sayısal sistem olarak algılamamaktan geçer.
Sonuç olarak; demokrasiyi esenliğe götüren, uzlaşma kültürüdür.”18.11.2006 tarihli yeniasır köşe yazarı Sn.üseyin Aslan’nın yazısının son paragrafı.
“ Meclis Başkanı Sayın Arınç'a katılmamak mümkün mü? Adam olmanın pek tabii birden çok yolu vardır. Kişiliğine, sözüne, özüne, geçmişine, adaletine güvenilen, yanar söner olmayan kişiler, yöneticiler ve liderler adamdır. Adam olmak öyle sanıldığı kadar kolay mı?”19.11.06 tarihli yeni asır gazetesi Ahmet Yazıcıoğlu’nun yazısından alıntı
Yazan: çuvaldız=herkes alınsın Tarih: November 24, 2006 4:30 PM
Bekir Yıldırım:
Atilla Yayla'yı fikirlerinden ötürü hainlikle itham edenlerle sorununuz var. Eyvallah, benim de var. Ama, kendinden görmediği insanları hainlikle itham eden Muhammed İkbal'le sorununuz yok, bu hipokratik tavrı eleştiren benimle sorununuz var.
Bu "fikir platformu"nda yapılan hamaset edebiyatının, saldırganlığın haddi hesabı yok, ama içinde biraz İslamcı sos bulundu mu, size kalırsa yazarı insan hakları şampiyonu.
Gidin, son birkaç günün gazetelerini dikkatlice karıştırın. Yayla'ya yönelik provokasyonu ve üniversitenin tavrını eleştiren kaç "laik" yazar bulacaksınız. Bir de gidin, 1993 Temmuz'unun gazetelerine bakın, katliamdan Aziz Nesin'i mesul tutmayan tek bir "İslamcı" yazar bulabilecek misiniz?
Yazan: Balbazar Tarih: November 24, 2006 6:12 PM
Sayın Bekir Yıldırım,
İnsan hakları ve demokrasi konularında bizlere ders veren bir insan olarak, Emin Alıcı olayı konusunda ne düşündüğünüzü de öğrenmek isterim. Olay şu: Alıcı, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü. Kendisi Süryani. Bir konuşmasında "keşke Anadolu müslüman olmasaydı" diye bir cümle sarfettiği iddia edildi. Kendisi yalanladı. Ortada bir ses kaydı var, kendisi düzmece olduğunu iddia ediyor, haber ajansı bunu yalanlıyor. Şimdi, yalanlamış olmasını göz önüne alarak ve almadan, her iki halükarda, demokrasi bilinci gelişmir bir insan şu sorulara cevabınız ne olur:
1. Sizce yukarıdaki cümle İslam'a hakaret içermekte midir?
2. Sizce %99'u müslüman olan bir ülkede, bir akademisyenin İslam'ı (ya da onun kültürel algılanışını) eleştirme hakkı var mıdır?
3. Sizce %99'u müslüman olan bir ülkede, Süryani bir akademisyenin rektör olma hakkı var mıdır?
4. Sizce bir insanın Süryani kimliğinden yola çıkarak onun hain olduğu kanısına varabilir miyiz?
5. Sizce bir insanın İslam'ı eleştirmesi onun hain olduğu anlamına gelir mi?
Bu sorulara İslamcı basınımızın verdiği yanıtlar malum. Onlara karşı da ofansif bir tavır almayı planlıyor musunuz (ya da aldınız mı?), yoksa siz de mi onlar gibi düşünüyorsunuz? Bu haklar, hak sahibinin kimliği ve politik duruşuna göre değişiyor mu yani?
Yazan: Balbazar Tarih: November 24, 2006 8:47 PM
Fikir özgürlüğü konusunda bir kırılma var Sayın Balbazar'ın söylediği gibi...
Kesinlikle Atilla Yayla'nın lincini hoş göremeyiz ama mesele fikir özgürlüğüyse çift taraflı, hatta dört köşeli bir açıklık icab eder. Son tahlilde Esra C.'ninki de bir fikir özgürlüğü değil mi? Ama tabi ki mesele o kadar basit değil.
Fikir özgürlüğü vardır ama sarfedilen fikirlerin eleştirisi özgürlüğü de vardır. Bu noktada fikir özgürlüğü denilen şeyin "taraflarca" yorumlanması işi biraz çelişkilendiriyor.
Sonuçta Kemalizm'e karşı eleştiriyi kabullenmemekte fikir özgürlüğüdür. Kemalizm'i eleştirmekte.. Ama bir resmi görüşün varlığını yadsıyamayız. Bu noktada bence en anti-demokratik olan Yayla'nın lincidir. Yayla birçok kez akademik düzlemde tartışma çağrısı yapmışken bunları görmeyip "hadi ordan" tavrı göstermektir çirkin olan. Burada Emin Çölaşan'ın hatası da budur.
Ama Sayın Bekir L.'nin Colajanı ifadesi sanırım özgürlüğü aşan ve kaygısı duyulan partizanlığı körükleyen düşüncenin bir ürünüdür. Sayın Akyol'unda böylesi bir savunmayı hoş göreceğini sanmam. Sonuçta Colajanı denilen şahısla bir camiayı paylaşmaktadır.
Ben yine Sayın Balbazar'ın tartışmayı çektiği noktadan hoşlandığımı söyleyeyim. Bence bu tartışma bu noktadan yeniden başlayabilir...
Yazan: Gökhan Tarih: November 25, 2006 5:56 PM
Sayın Balbazar,
Sorular güzel.
Bekir Bey'e sormuşsunuz ama ben de, size soracağım küçük bir soruya alacağım cevaba göre sorularınıza ilişkin düşüncelerimi genişçe açıklayabilirm.
Atila Yayla'nın sözlerinden hareketle bu tartışma açıldığı için ve siz de fikir özgürlüğü kapsamına ilişkin olarak kıyas yaptığınız için sorayım:
Sizce "Kemalizm" bir din midir? Yani Mustafa Kemal Atatürk bir din kurucusu mudur, yoksa bir siyasetçi midir?
Bu soruya vereceğiniz cevaba göre ifade hürriyetini ve bunun nerede başlayıp bittiğini, inanca hakaret ya da inançla ilgili ifade özgürlüğü ile siyasal sistem eleştirisinin ayrımını yapalım.
Yine de ön bilgi olarak sorulara çok kısa cevap vereyim. Tabi Türkiye'de ki mevcut görüntülere sahip bir ülkede değil, Müslümanların ezici çoğunlukta olduğu ama gerçekten hem müslümanların hem de gayri müslimlerin dinlerini öğrenme/öğretme/yaşamada ve tebliğde ya da dinsizlerin kişisel inanç hürriyetlerinde başta devletle olmak üzere hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadıkları demokrat ve gerçek "laik" bir ülkede olduğumuzu varsayarak.
1. Hayır.
2. Evet. (kişisel düşüncesi olarak.)
3. Bu seçim ülkemizdeki malum yöntemlerle değil de gerçek liyakate göre yapılıyorsa, evet.
4. Hayır.
5. Hayır.
Yukrıda koyu olarak belirttiğim şerhime dikkat.. Bu şartlar maximum seviyede gerçekleştiğinde tüm bu soru ve sorunların çözülme yoluna gireceğini düşünüyorum.
Yazan: Suat Öztürk Tarih: November 26, 2006 11:49 AM
Sayın Balbazar'a katılmamak mümkün değil. Ne yazık ki bu kamplaşma ortamında doğrular ve yanlışlar birbirine karışabiliyor. Yalnız bazı konularda haksızlık edildiğini düşünüyorum.
Rektörün 'keşke Anadolu müslüman olmasaydı' eleştirisi elbette makul bir eleştiridir ve tartışılmalıdır. Bu noktada rektöre getirilen eleştiri, bu ifadeleri içeriden, yani Müslüman Türk kimliğiyle yapması/yapıyor görünmesiydi. Temel sorunumuz da bu zaten. İnsanlar her görüşü dile getirebilir. Fakat bunu yaparken aidiyetini belirtmek durumundadır. Müslüman gibi konuşup eleştiride bulunmak kabul edersiniz ki pek adil değil. Bununla beraber bir Süryaninin cumhurbaşkanı dahi olması beni hiç rahatsız etmez. Yeter ki bu vatana hizmet etsin. Aynı duyarlılığı laikçi arkadaşların da başörtülü eşi olan bir insandan esirgememesi gerek diye düşünüyorum.
Evet %99'u müslüman olan bir ülkede elbette bir süryaninin de konuşmaya ve fikrini hür bir biçimde ifade etmeye hakkı vardır. Asıl ilginç olan ise %99'u müslüman olan bir ülkede ve kadınlarının yarısından fazlasının başörtülü olduğu bir ülkede müslüman ve eşi başörtülü bir cumhurbaşkanına tahammül olmamasıdır.
Azınlık hakları tabi ki yumuşak karnımız ama ya çoğunluk haklarımız ne olacak?
Yazan: blue Tarih: November 26, 2006 8:32 PM
Temel sorunumuz da bu zaten. İnsanlar her görüşü dile getirebilir. Fakat bunu yaparken aidiyetini belirtmek durumundadır. Müslüman gibi konuşup eleştiride bulunmak kabul edersiniz ki pek adil değil
bu sözlerinizin gerisindeki anlamı düşündünüz mü blue ?
aforoz müsesesini çağırıştırıyor. Her kim, örneğin hristiyanlıkta veya müslümanlıkta veya başka bir aidiyette ana akıma aykırı bir görüş ileri sürerse aforoz edicek anlamına gelebilir.
bu aidiyeti kişi kime hesap vermek ve vize almak zorunda ?
bu aidiyetet için aydiyat falan mı ödeniyor ?
bakınız şekilde görüldüğü gibi ben hristiyanım, ben müslüman mıyım deniyor ?
geçen gün adamın biri rekorlar kitabına girmek için rekor denemesi yaptı. Günlerce gyroskop denilen bir dönen bir alte bağlı yaşadı ve yemek yemedi., Sonra şunu öğrendim kazandığı parayı kimsesiz çocuklara bağışlıyormuş.
ben bu insanın aidiyetini mi merak ederim şimdi ?
bana ne ? kimse kim, gitsin ülkesinde cumhurbaşkanı olsun, iyi iş yapan insanlar , duyarlı olanların yolu açık olsun. Adiyet reklamdan başka birşey değil, yani böyle bir eylemi reklamlaştırmaktan başka ne işe yarar ?
süryani kadınlar da başörtüsü takıyor, ilaki süryani cumhurbaşkanı örneği verecekseniz.
burda yazan herkes biliyor ki süryani cumhurbaşkanı seçilmeyecek, amerikada da bir türk cumhurbaşkanı seçilmez.,bunun için fazla aşağılık duygusuna kapılmaya gerek yok. dünya çok fazla aidiyete meraklı , elimizden bişey gelmez ,. onun için bol keseden atabiliriz, tabi benim için süryani cumhurbaşkanı olablir sakıncası yok diye.
fakat bari birbirimizi kandırmasak (bütün dünya insanları olarak)
Beklesek daha 50-100 yıl sene, olaylar iyi gitse diye diye çabalasak,. Rekor denemesi yapan adamın aidiyetini merak etmesek, o da gösterişini sadece yaptığı işe yöneltse.,sonra insanları şaşırtan bir iş yapsa ve ortadan kaybolsa.,
o adam atatürkçü olmaz mı ? hiç atatürkü tanımmaış olsa da bir üleknin bağımsızlığını mı tercih eder, sömürge olmasını mı ? o adam hakkında tahminde bulunurak aidiyetini siz verin. veya müslüman olmaz mı ?veya laik, veya bir hristiyan veya ateist.,
herkimse beni o adiyet ilgilendirmiyor.,
tişörtünde bir firma reklamı yok, hiç bir şeyi yok. sade ve güzel olanı arayın.
Yazan: knz Tarih: November 27, 2006 8:32 AM
knz,
Allah aşkına yorum yapmadan önce biraz okuyun, anlamaya çalışın; yoksa zeka seviyenizle ilgili kuşku duymaya başlayacağım. KISS metodu uygulayalım (Keep It Stupid Simple !) Başka türlü anlatırsam belki daha iyi anlaşılır.
Bir adam gelip size "biz Türkler adam olmayız. Yerlere tükürüyoruz, Türkçeyi dahi düzgün konuşamıyoruz, iyi beslenemiyoruz, kafamız basmıyor..." diye bir eleştiri getirirse bu bir eleştiri olur. Aynı adam şu şekilde konuşursa:
"Ben Amerika'lıyım. Hello ! My man ! Siz Türkler adam olmazsınız, siz, nasıl diyorlar fucking up everything, daha kendi dilinizi konuşamıyorsunuz, domuz eti yemediğiniz için kafanız da basmıyor..." azıcık vatanınızı, milletinizi seviyorsanız "haklısın adamım biz böyleyiz !" demezsiniz herhalde.
Ayıp olan Amerika'lının Türk gibi davranıp laf sokmasıdır.
Benim hiç anlamadığım şey ise müslüman çoğunluk için yasakları savunup da sonra zaten mağdur olan bir kesime, azınlık haklarından dem vurmak. Sanki sinsi misyonerlik faaliyetlerinden, komplo teorilerinden, Heybeliada Ruhban okulu'ndan korkan bizmişiz gibi neden bizi adres gösteriyorsunuz, gidin Ulusalcılara. Elinizi sallasanız onlara çarpıyor. En sağından, en soluna kadar herkes ulusalcı. Süryanilerle derdi olan ben değilim. Ermeniler'i ise benden çok destekleyen yok. Heybeliada ruhban okulunun açılmasını da destekliyorum, Ayasofya'nın da cami-kilise olmasını istiyorum.
Aidiyet derken belki kapsama bunu da almalıyız. Öyle demokrat görünmek hoş da kimse, ne destek verdiniz şimdiye kadar? Önce siz demokrat mi, faşist mi olduğunuza karar verin, ona göre konuşalım. Mesela mütekabiliyet kanunu konusunda ne düşünüyorsunuz? Vakıf mallarına devletin el koyması konusunda düşünceniz nedir? İsmet Paşa'nın zamanında çıkartılan varlık vergisi konusunda ne dersiniz? Orhan Pamuk, Hrant Dink, Elif Şafak konusunda ne düşünüyorsunuz? Aslında bunları Robert Spencer'ın yaptığına benzer "Ne kadar faşizansınız?" şeklinde bir anket haline dönüştürmek lazım. Herkes çıkan sonuca göre konuşur, iyi olur.
Yazan: blue Tarih: November 27, 2006 3:06 PM
Heybeliada Ruhban okulu'ndan korkan bizmişiz gibi neden bizi adres gösteriyorsunuz, gidin Ulusalcılara.
şimdi bir görüş yazacağım ve aidiyetimi belirtmiyorum. Bunun sizin için sakıncasını hala anlmadım.
heybeliada ruhban okulunu devedikeni ile konuşuyorduk.
bence gereksiz dedim, o da şunu dedi.
müslüamnalrın gittiği ilahiyat fakülteleri var. ama hristiyanların ilahiyat okuyacakları bir yer yok. Bir an düşündüm ? neden yok ? bizim ilahiayt fakülteleri neden diğer dinlere yer vermiyor ? o zaman ruhban okulan ageri kalmazdı ki ?
şimdi bana bunu hatırlatan kişi müslüam olsan ne olur, atesist olsa ne olur veya hristiyan olsa ne olur?
işin doğusu ruhban okulun ari tarihi olduğu, yeniden açılmasının gereksiz olduğu, yenilik içermediği gerçeği. Ama cumhuriyetin kurduğu
ilahiayt fakültelerine bakıyırsunuz suni ruhban okuluna dönüşmüş.,
heybeliada ruhban okulu kapalı değil şuanda,
otel değil, alışveriş merkezine satılmış değil.
aynen yerinde korunuyor ve sadece öğencisi yok.
kütüphanesi de duruyor, din adamları geliyor çalışıyor. Fazla abartılacak bişey yok.
FAKAT ilahiyat fakültleri bütÜn ilahiyatların araştırmasına açık olsa, sadece türkiye de değil, bütün dünyada böyle olsa, daha güzel ve yenilikçi bie şey olurdu. objectif ve tarafsız araştırmalardan hangi dine zarar gelir ki ?
bu sadece ilk cevap diğerlerini yazaağım.
Elinizi sallasanız onlara çarpıyor. En sağından, en soluna kadar herkes ulusalcı. Süryanilerle derdi olan ben değilim. Ermeniler'i ise benden çok destekleyen yok. Heybeliada ruhban okulunun açılmasını da destekliyorum, Ayasofya'nın da cami-kilise olmasını istiyorum.
Aidiyet derken belki kapsama bunu da almalıyız. Öyle demokrat görünmek hoş da kimse, ne destek verdiniz şimdiye kadar? Önce siz demokrat mi, faşist mi olduğunuza karar verin, ona göre konuşalım. Mesela mütekabiliyet kanunu konusunda ne düşünüyorsunuz? Vakıf mallarına devletin el koyması konusunda düşünceniz nedir? İsmet Paşa'nın zamanında çıkartılan varlık vergisi konusunda ne dersiniz? Orhan Pamuk, Hrant Dink, Elif Şafak konusunda ne düşünüyorsunuz? Aslında bunları Robert Spencer'ın yaptığına benzer "Ne kadar faşizansınız?" şeklinde bir anket haline dönüştürmek lazım. Herkes çıkan sonuca göre konuşur, iyi olur.
Yazan: knz Tarih: November 27, 2006 11:09 PM
Knz Hanım,
Vallahi sizin yüzünden 32 yaşında kanser olacağım.
Allah aşkına ilk yazdıklarınıza, sonra Blue'nun yazdıklarına sonra tekrar ona cevaben kendi yazdıklarınıza bir bakın.
Ne bu şimdi? Bir tür şaka mı yapıyorsunuz?
Bu siteye eklenen her yorumu okumak gibi bir huyum var. Okumayayım diyorum sizinkileri ama işte gözüm kayıyor. Korkarım bu ilginç mantık örgünüz ve yazılarınızı anlamsızlaştırmak için maharetle kullandığınız zekanız benim sonum olacak.
Yazan: Suat Öztürk Tarih: November 28, 2006 12:44 AM
benim için yukardak, yoruma yapılcak tek şey sabretmektir.
şimdi bir daha yazıyorum .
1- blue kişi bir eleştiri yaparken aidiyeti olmalı şeklinde bir düşünce yazdı.O aidiyette
maske olmamalı demek istiyordu.
ben bunu eleştirdim. size ne aidiyetten, fikre bakın anlamında bir cevap yazdım.
2- sonrada blue yazısına benim düşümemle ilgili olmayan örnekler yazdı.
örnekleri inceledim. peki dedim, blue'nun verdiği örnekler üzerinde başlangıç bağlantısını yakalamaya çalışayım.
yani örneklerin alakasız olduğuna aldırmadım.
Burdan devam ederiz dedim.
sonra nazik bir şekilde devam ettim; çünkü ben asla mutahabımla ilgili hiç bir forumda, ne zekasına, ne rengine, ne aidiyetine hiçbir kişisel özelliğine göre polemiğe girmem.,
BLUE' NUN ZEKANIZDAN KUŞKU DUYACAĞIM SÖZÜNÜNE HİÇBİR KARŞILIK VER-ME-DİM.
Sabrettim, nezaketimi korudum ve verdiği örnek üzerinden dediğim gibi ilk bağlantıyı yakalamaya çalıştım.
o bağlantı şuydu;
siz bana ruhban okulu gibi birçok örnekler verdiniz. Ben bir cevap yazıyorum. Bu cevabı okuyun ve bana aidiyetimin bu cevaba ne değer katacağını veya ne değersizlik katacağını söyleyin dedim.
şimdi sabrederek bir daha yazıyorum.
benim yazımı bir hristiyan yazsa ne değişirdi.
şimDi BLUÊ'nun benim eleştirdiğim düşüncesine göre,
Bir amerikalı hey bu bu türkler ne kedar dunkafalı dese, bunu amerikalı dese olacak çünkü amerikalı.
Bir türk haklısın mayk yok bizde ne yapalım dese de olacak. çünkü bu türk.
Ama amerikalı sanki türkmüş gibi davranıp adını da hüseyin ağa koyup, türkiyede türk gibi konuşursa ve türkler dumkafalı dese olmayacak.
ben hala diyorum bana ne ? hepsi aynı şeyi diyorsa bana ne ?
şimdi ben ne bileyim ,siz amerikalı mısınız,
üstelik burası internet, nerden bileyim sizin amerikalı olmadığınızı. Burda ruhban okulu açılsın diye görüş yazıyorsunuz ?
benim anlatmaya çalıştığım ; bana ne ?
beni ilgilendiren sizden gelecek fikir.
bana iyi bir cümle yazın ki, ben de bir değişikliğe sebep olsun.
sizin ne kadar demokrat olduğunuza burda hayran olacak da değilim.
Geçmişte devedikeni nikli bir katılımcı ile konuşmamı yazdım. O konuşmam sırasında ekran başında, aaa hiç böyle düşünmemiştim dediğim anlardan biridir.
vayy! sahi ya, neden bizim ilahiyat fakültelerimiz bu kardeşlere kapalıydı ??? aa sahi yaa, diye düşündüm., neden ? kapalı mıydı gerçekten ? evet, çünkü bir tek örnek yok bildiğim kadarıyla., ama neden yok ?
Bana deevdikeni bunu dikta et-me-mişti, o ilahiyat fakültelerini sorgulamak için de-me-mişti ,o bana neden ruhban okulu gereki tezini savunuyordu. AmA ben öbür gerçeği farkettim ve sonuç olarak ruhban okulu hakkında görüşüm yukarda yazdığım gibidir.
varsa bir diyeceğimiz söylersiniz.
Yazan: KaNeZe Tarih: November 28, 2006 7:08 AM
hemen yukarda yazdım., fakt sonuç çıkartma eksik kalmasın diye hemen şunu da ekleyeceğim.
benim düşüncem eleştiri değil, öneridir.
yani ilahiyat fakültelerimizin eleşiriyi haksız kılacak bir yapılandırmaya girmesi gerekiyor.
yoksa ortodoks ruhbanın karşında sunni ruhbanı gibi bir görüntüye neden olurlar.
bilimle uğrşan kişi, kendi aidiyetine karşı da objectif olabilien kişidir.
bu şunu da içeriyor. Ruhban okulunun kütüphanesi diğer araştırmacılara da açılmalıdır.
Dediğim gibi ruhban okulu kapalı değildir, pek ala hala ordadır. kimse alıp bi yere gitmemiştir.
Türkiye'de ilahiyat eğitimi yapacak çok fakülte var., sadece araştırma konuları herkese açık olmalı., Böylece kimsenin diyecek birşeyi kalmaz.
yani ruhban okul açılmasın demek çözüm getirici olmuyor. Ben farklıyım; hristiyan vatandaşın duygularını hissediyorum, neden onun ilahiyatı bu topraklarda araştırılmasın ?
aynen yukarda dediğim gibi hayret içindeyim.
bgün peş peşe iki yazı yazdım. Sabrettim ve yazdım.
Yazan: knz Tarih: November 28, 2006 8:33 AM
Sn. Tunç
Öncelikle ortaya birer dayanak attığınız için teşekkürler ve de size katıldığım noktaları belirtmek istiyorum.
Bence - sanırım şu an Fransa da böyle - ne kadar büyük olursa olsun , bir lider ya da kişinin resmi , heykeli , müzesi , ya ismine okul köprü yol cadde üniversite yapılmasını baştan yanlış , üstüne bir de gereksiz buluyorum. Bu ülkede insaların büyüklüğünü gösterme yolunun
putlaştırmadan geçmemesi gerektiğini düşünüyorum. E siz de takdir edeceksenizdir ki kimse putlaştırma konusunda Atatürk ten daha fazla çekmemiştir malesef. Söylediğiniz heykellere gelince , bu tür durumlara benim de yapacağım eklemeler var tabi ama burada önemli olan heykellerin kimlerin emri ile yapıldığı , ve ben burada Atatürk ün bir izninden fazlasını göremiyorum.
Size karşı düştüğüm noktaları ise özellikle şu yazınızdan itibaren başlayarak yazmak istiyorum : Belki yaniliyorum, siyasetçi degilim, bilgisayarciyim. Ama yanildigimi söyleyecekseniz lütfen sapka devriminin, Atatürk’ün smokin giymesinin ve bati tarzi cumhuriyet balolarinin faydasini bana açiklayin. :-)
Devasa heykeller, Istiklâl Mahkemeleri, siyasi parti kapatmalar, Kazim Karabekir’in toplatilan ve yaktirilan anilari, Mimar Sinan’in açilan mezari ve ölçtürülen kafatasi (Bkz. GELENEK) hep Atatürk’ün sagliginda yapilmis isler.
İlk olarak size daha önceki bir tartışmamızda cevap vermiştim , ve siz cevapsız bırakmıştınız beni Karabekir konusunda. Verdiğim cevap ise şu idi. Aynen aktarıyorum :
Emre Yayınlarının 2005 sayılı kitabı ise , e kitap zaten bugün satılıyor. neresi yakılmış? ayrıca neden yakılmış ? Ata mı emri vermiş ? neredeki kireç ocakları ? tamam kitap yakıldı diyor Emre Yayınları ama ne gerekçe ile kimin tarafından yakıldığını belirtmiyor . siz biliyorsanız söyleyin paylaşalım bu bilgiyi. Ata kitap yakmaz diye ortada bağıran yok ki . Yapmışsa da elbeeteki hata etmiştir.
Diğer bahsettiğiniz hususlara gelince , bilmiyorum ama siz bilgisayarcı olduğunuzu söylüyorsunuz , birisi size bilgisayarlar zararlıdır çünkü bilgisayarlar radrasyon yarar , görüntü kirliliği yapar gibi küçük şeyler söylerse ne dersiniz ? Tabiki büyük getirilerini ona sayarsınız değil mi ?
Tam olarak bu şekilde değil ama paralel bir şekilde Atatürkçülük hakkında sizin aklınıza sadece şapka , smokin , Mimar Sinan ın kafatası , İstiklal mahkemeleri geliyorsa burada birşeyler yanlış gidiyor demektir. Bakın bu hususlar tartışılmamalı , Atatürk her şekilde her zaman haklı ya da onun küçük zaafları var ama önemli değil onlar demiyorum. Yanlış anlaşılmak istemiyorum. Burada demek istediğim şey Atatürk resminin ana hatları görülmüyor ya da yanlış bilgilendirme ile perdeleniyor. Atatürkçülük ilk başta onun manevi mirasına sahip çıkmaktır. Nedir Atatürk ün manevi mirası : Cumhuriyet gazetesi Bilim ve Teknik ekinin 3. sayfasında her hafta yazar. Bilim ve akıldır. Diğer ana unsurları nelerdir. Devletçilik , laiklik , Devrimcilik ve İnkılapçık .. Yani Atatürk tanımınız sadece kıyıları tanımlayarak okyanustan bahsetmeye benziyor biraz. - Burada araya bir not eklemek istiyorum . Bugün ki Bilim ve Teknik ekinde Celal Şengör ün atilla yayla ile ilgili makalesini okumaya davet ediyorum herkesi. Kendisi ona yapılan ve de benim de haksız bulduğum yanlıştan bahsediyor.
Neyse
Atatürkçülük ilericilik diyen birisine de nedeni sorulacaktır. Atatürk demokrasi getirmiştir - ki bu noktada çok fazla itiraz tahmin ediyorum. Sizin dediğiniz gibi antidemokratik değildir. Demokrasi en başka fikir özgürlüğünü ve yönetime katılmayı getirir bunun da gereği seçimlerdir. Bir başka olarak demokrasi hukukun üstünlüğünü gerektirir. Buralardan da ben kişi olarak gayet rahat bir şekilde Atatürk demokratik bir liderdi diyebilirim. UNESCO nun Atatürk yılı ilan etmesindeki sebeplerde de bunu görebilirsiniz. Ayrıca eokonomik açıdan ileri gitmişizdir. Keza eğitim alanında ilerideyizdir. Kısacası 1923 ile 1938 arasıda ciddi bir fark vardır ve bu farkı ben kesinlikle geriye gidiş olarak göremiyorum. Tabiki bu kadar kısaca izah edilecek konular değil ama en kısa haliyle bence böyle.
Atatürk hatasız mıdır ? Tabiki de değildir .E müsade edelim kendisi de bir insan çünkü. ADD cilerin düştüğü hataya düşmeye hiç gerek yok . Celal Şengör Hocanın da dediği gibi , Atatürk tenkit edilebilir , eleştirilebilir , eleştirilmelidir de . Buna kesinlikle katlıyorum . Kendi adıma devletçilik öncesi ekonomi politikaları olsun, üniversite reformu olsun Atatürk ü eleştireceğim konular tabiki vardır.
Ama sonuç olarak Atatürk ün getirilerini koyduğumuzda hiç küçümsenemeyecek bir olgu var karşımızda .
Lütfen hakkını verelim. Ve de kendi adıma atila yayla ya söylüyorum , varsa daha büyük bir insan getirsin de onun resmini asalım.
Yazan: beagle Tarih: December 1, 2006 5:52 PM
Beagle sana yazdigin yazi icin kalplten tesekkur etmeyi borc biliyorum.
Ataturk gibi olaganustu bir insana ve tekrar etmek istiyorum OLAGANUSTU bir INSAN demek ihtiyacini tekrar duyuyorum ve burada Tanri degil INSAN oldugunun farkindaligini tekrar vurgulamak istiyorum, yapilan tutarsiz ve gereksiz hakaretlere katlanmak cok zor. Dunya tarihinde gelmis gecmis sayili insanlardan biridir ve dunyanin saygi duydugu bir insandir ve evet olaganustu bir insandir. Ataturk'un yaptigini tarihte yanilmiyorsam kimse yapamamistir. Ataturk elestirmeye tabiiki aciktir fakat benim inandigim onu elestirecek ve onu gercekten anlayip elestirebilecek kapsitede insanlarin hala olmadigidir. Cunku ATATURK su yasadigimiz yuzyildan bile ote bir kapasiteye sahip bir INSANDI. O yuzden onun dusunceleri yada vecizeleri EVRENSELDIR. Eger bir proffosor ozellikle bir Prof. Ataturk'ten "bu adam" diye hitape ederse baska hicbir soz soylemesine gerek yoktur. Zaten o Ataturk hakkinda ne dusundugunu fazlasi ile aciklamistir ve bundan sonraki herhangi bir konuda, herhangi bir aciklama yapmasi gereksizdir. Olay bu kadar basittir, olaylari karmasik yapip insanlari baska bir seyleri kullanip ta baska seylere yonlendirmenin(yani konuyu politik acidan saptirtmanin) hicbir anlami yoktur. Ataturk gibi olaganustu bir insanin resminin asilmasi yada heykelinin yapilmasi neden rahatsizlik olsunki, aksine Turk Halkinin ya da Turkiye'yi vatani kabul etmis insanlarin, boyle essiz bir insanin Turklere lider olmasi ve Turklere TURKIYE diye bir devlet armagan etmesi ve burada bu essiz insani bile elestirebelme ozgurlugune sahip Turk milletini yaratmasini ona borclu degilmiyiz??? Ben boyle bir insanin heykelini ya da resmini gormekten rahatsiz olmuyorum, aksine gurur duyuyorum. Eger baska devletler bundan rahatsizlik duyuyorsa onlarin boyle essiz bir insana sahip olamdiklarindan dolayi olsa gerek... Zannetmeyinki boyle yaziyorum diye ben fanatik bir yol izliyorum. Ben sadece aklimin yolunu izliyorum ve hicbir zaman belli fikirlere ya da ideolojileri izleyen insanlari tasdiklemiyorum, cunku her birey fikren hurdur. Herkes baska insanlarin fikirlerini dinleyebilir yada kitaplar okuyabilir fakat insanlarin bu fikirlerden yuzde yuz etkilenmesi bence cok anlamsiz, cunku insan o zaman kisiselligini yitirir, yani her insana ait olan "teklik" anlamini yitirir. Insan kulturunu arttirmak icin kendini bilgilendirmek ihtiyacini duyar her konuda. Fakat sonucta topladigi bilgilerden aklini en dogru sekilde kullanarak vardigi sonuclardan fikirler olusturur kendine ozgu. Iste insani kisisel olarak "tek" yapan da budur. Herkesin kendine gore bir fikri vardir. Fakat bagzi gercekler vardir ki onlari gozardi edemezsin ve bu gerceklere de hakkini vermen gerekir. Eger o gercekleri gereksiz ve sacma sapan gerekcelerle karalamaya calisirsan ancak kendini ve kendine ozgu fikirlerini yanlis yonde yonlendirmis olursun. Bu da kendi kendini kandirmak demektir. Iste Allah yada Tanri diye isimlendirdigimiz yuce Yaratici ve Varligin insanlara verdigi en guzel aramagan olan hur aklimizi en dogru sekilde kullanmaya davet ediyorum herkesi politika, din, irk en onemlisi menfaat ayirimi olmaksizin sadece insan(akil), evren ve yaratici yada tanimlayammadigimiz bir guc yada bu gucu hissetmeyenler ya da inanmayanlar icin sadece insan ve evren...Acalim dimaglarimizi tum insanliga ve evrene. Belki o zaman buluruz insanligin ve insan olmanin gercek anlamini.
Yazan: gunka Tarih: December 2, 2006 6:00 PM
Selamlar Beagle ve Gunka,
Bir zamandir kemalist arkadaslar slogan atmakla yetiniyorlardi, seviyeli bir tartismanin tadina doyum olmuyor, sagolun.
Atatürk'ün övülmesine öyle alistik ki azicik elestirdigimiz zaman saldiri gibi algilaniyor. Kazim Karabekir'in anilarinin yakilmasi sadece bir detay. Heykel konusu ise bir izinden ibaret degil. Rahmetli anneannemin bizzat yasayip bana aktardigi olaylar var. Atatürk'ün politik destek alamadigi illerin girisine uyari bâbindan sirti dönük heykellerini yaptirdigi bir gerçek. Simdi bu iller büyüdükleri için sehir merkezinde kalmis bir çogu.
Metis yayinlarindan çikan "Türklügü ölçmek" adli kitabi okumussunuzdur. (ISBN:975-342-518-X) Türk Antropoloji dernegi kapsaminda atatürkün sahsi emriyle yapilan irk incelemelerinden, açilan mezarlardan, ölçülen kafataslarindan bahsediyor.
Radikal'de yayinlanan bir röportajda ise Atatürk'ün sözlerinin Türk Tarih Kurumunca sansürlendigi anlatiliyor.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=204424
Gene bu röportajda kurtulus savasinin niteligi ve Atatürkçülügün demokrasi ile bagdasip bagdasmayacagi sorgulaniyor.
Atatürk ile baslayip Inönü ile biten 1925-1945 dönemi utanç verici olaylar ile dolu. Asagida adresini verdigim Engin Ardiç yazisini okumanizi rica etsem azicik vakit ayirir misiniz?
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=60228,10,2
Bu yazida anlatilan olaylardan bir kaçini anneannem ve baba-dedem bizzat yasamislardi. Atatürk'ün hiç bir resminin bulunmadigi, sadece Inönü olan paralardan elime de geçmisti, kendi gözlerimle gördüm, "gizli atatürk" dahi yoktu.
Yahudi arkadaslarimdan birinin dedesinin Askale'deki toplama kampinda öldügünü söylesem acaba bana inanir misiniz? Istanbul'da bir çok yahudi tanidim. Inönü'nün adini duyduklarinda kipkirmizi kesiliyorlar, adeta konusamiyorlardi. Neden?
Varlik Vergisi adi altinda soyulan ermeni, yahudi ve rumlar neden hiç anilmiyor tarih derslerinde?
Bir devrimi daha "sempatik" göstermenin en iyi yolu ondan önceki dönemi oldugundan kötü göstermektir. Bu tuzaga düsmemek gerek. Abdülhamit zamaninda yapilan telgraf ve demiryolu agini cumhuriyetten sonra yapilmis gibi göstermek bence hak degil. (Bernard Lewis'in Ortadogu Tarih'i ve François GEORGEON'un Histoire de l'Empire Ottoman adli kitaptaki makalesi, kendisi CNRS arastirma müdürüdür, ne Abdülhamit'in akrabasi ne de Atatürk düsmanidir)
Atatürk'ün de dahil oldugu milliyetçi hareketler tahmin edersiniz ki osmanli tarafindan yasaklanmisti. Bu "yasadisi" örgütlere yeterince güçlenene dek Fransa'nin arka çiktigini biliyor muydunuz? Bunlar üzerinde düsünülmesi gereken noktalar. (Robert Mantran ve Jean-Paul Roux)
Amacim elbette sizi ikna etmek degil, tartisma boyutlarini genisletmek. Konu derin. üzerinde çalismak gerek. Sözüm meclisten disari, bazi kemalistlerin "temel egitimlerini" çilgin türkler adli roman ile yaptiklarini üzülerek izliyorum.
Seviyeli tartismalarimizin devami dilegiyle
Yazan: Tunç Tarih: December 3, 2006 12:59 AM
Tunç , tartışmamızdan pek memnun gördüm sizi , fakat birçok noktada katılmadığım yerler ve tavırlarınız var.
Öncelikle tavır konusunda eğer ortaya herhangi bir iddia atıyorsanız bunun makul - yani kabul görmeye yeterli - dayanaklarını ortaya koymalısınız. Atilla yayla gibi yapmamak gerekli. Örneğin ben Atatürk ü demokratik ilan etmiş isem en kısaca halleri ile bunu beyan etmeye çalıştım. Benzer tavrı sizden de görmek istiyorum.
Ayrıca kıyılarda gezinmeyi bırakmamışsınız , sizi okyanusa bekliyorum. Asıl Kemalizm orada haberiniz olsun – mesela tam ulusal bağımsızlık , bilim ve akılcılık , laiklik . Ama yine de kıyılardaki eleştirilerinizi de cevaplayacağım - sakın önermelerinizi küçük gördüğüm sanılmasın , sadece içerik olarak kıyılarda demek istiyorum.
Evet ilk paragraftan başlayacak olursak , daha önce de dediğim gibi Atatürk pekala tenkit edilebilinir , eleştirilebilir , eleştirilmelidir de . Tabiki uygun tavır ile. Karabekir olayını üçüncü kez bana söylüyorsunuz ve de ben aynı soruları tekrar sordum . Hala cevap alamadım , tekrar sormama gerek var mı ? Üçüncü kez yazıyorum ve soruyorum :
Bahsettiğiniz kitap Emre Yayınlarının 2005 sayılı kitabı ise , e kitap zaten bugün satılıyor. Neresi yakılmış? Ayrıca neden yakılmış ? Ata mı emri vermiş ? Neredeki kireç ocakları ? Tamam kitap yakıldı diyor Emre Yayınları ama ne gerekçe ile kimin tarafından yakıldığını belirtmiyor . Siz biliyorsanız söyleyin paylaşalım bu bilgiyi.
Şimdi size makul dayanağı hatırlatmak zorundayım : Size Ata nın heykellerinde Atatürk ün rolünü sorduğumda , ve de izninden başka birşey göremedim dediğim de karşı argümanınıza dayanak olarak bize annaannenizin söylediklerini gösteremezsiniz. Burada kimse anneanneniz yalan ya da yanlış birşey söyledi demiyor , ama makul olun bunu mu dayanak olarak alacağız. Daha kuvvetli dayanaklar gerekmiyor mu ? Ayrıca hangi illermiş bunlar Ata nın sırtı dönük heykelleri ? Bunların varsa fotoğrafları , illerin isimleri , heykellerin daha sonraki akıbetleri , vs. hakkında bize neden bilgi vermiyorsunuz ? Bakın , kendi adıma Atatürk ün demokratik olduğunu iddia ettim , ediyorum ve de buna dayanak olarak katılımcı seçimleri , hukukun üstünlüğü uygulamaları en kısa haliyle ortaya koyuyorum. Sizden de en kısa haliyle bu önermelerinize dayanak bekliyorum. Benim ortaya koyduğum dayanaklar size doyurucu gelmiyorsa , ben bunları açmaya hazırım sorun yeter . Nasıl ki ben size şu an soruyorsam.
Türklüğü ölçmek kitabını okumadım , ama kafatası ölçmelerin yapılması sorun değildir , e müsade edin antropoloji neyi araştıracak , değil mi ? Ha burada ırkçı amaçlar ile yapıldı ise bunu ortaya koyan dayanakları sizden bekliyorum. İnceleme yapma da bir yanlış bulmuyorum , antropolojinin inceleme yapmamasınını asıl yanlış bulurum.
Radikal'de yayinlanan bir röportajda ise Atatürk'ün sözlerinin Türk Tarih Kurumunca sansürlendiginin anlatıldığını söylüyorsunuz . Tunç bey , lütfen , sansürlendi mi sansürlenmedi mi ? Sansürlendi ise önceki halinde neler yazılıyordu ?
Atatürk ile başlayip Inönü ile biten 1925-1945 dönemi utanç verici olaylar ile dolu olduğundan bahsediyorsunuz , ama lütfen birkaçını bizimle paylaşın , utanılacak birşey varsa gelin birlikte utanalım. Evet özellikle İnönü zamanı benim utandığım anlar ile doludur , en başta köy enstititülerinin önüne geçmesi , missuri zırhlısı olayları , marshall yardımları , Sirer gibi bir insanı milli eğitim bakanı yapması gibi mesela. Ama Atatürk dönemine baktığımda utanmak bir yana , tarihimizin en gurur verici sayfalarını okuduğumu düşünüyorum.
Engin ardıç yazısına gelince , bana dayanak olarak bunu mu veriyorsunuz , lütfen makul olun , İnönü dönemi yanlışları elbetteki ben de biliyorum , ama dönemin şartlarını işlemeden bu kadar kısır yorumlar mı sizin düşüncelerinizi şekillendiriyor. Kendi adıma bir siyaset bilimi okumuş birisi olarak en küçük bir Varlık vergisi olayı hakkında fikir vermem gerekse bunun en az 3-4 sayfa yazı gerektirdiğini biliyorum. Köşe yazıları okuyarak bilgi sahibi olunmaz , sadece fikir sahibi olunur. Bilgi sahibi olmanın yolu akademik yayın ve kitaplardan geçer. Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunup olunamayacağı sizin bileceğiniz iş , ama ben olunamayacağını gayetin iyi biliyorum , görüyorum . Bırakın engin ardıç ı , taha akyol , ertuğrul özkök , pakize suda ile mi bu ülkede politik fikir edinilecek sizce ? Neyse bunlar tabiki ayrı konular . En kısa haliyle makul olun diyorum.
Aşkale olayını anlatayım isterseniz , Varlık vergisi tabiki . Varlık vergisini anlat diyorsanız ben bunun yanlışlar ve doğrular içerdiğini düşünen birisiyim. Yani Varlık vergisi birçok yanlışı ve doğruyu içeriyor. Ben anlatmaya hazırım eğer istiyorsanız ama çok süreceği kesin , size tavsiyem cevabınız Şerafettin Turan ın Milli Devrim tarihi kitabında açık açık yazıyor . Bana da yardımcı olursunuz hem bu şekilde . Dediğim gibi İnönü konusunda benim de tenkitlerim var , ama sakın buradan İnönü nün bu ülkeyi büyük zararlara soktuğunü düşündüğüm çıkarılmasın , Atatürk kadar olmasa da İnönü nün bu ülkeye verdikleri asla unutulamaz . Tek başına Lozan Antlaşması bile onun büyüklüğünü ispata yeterli diye düşünüyorum.
Pardon demiryolu ağı konusunda bu yolları Almanların yaptığı , Almanların işlettiği , yolun sağı ve solunda kalan topraklarda maden arama hakkı elde ettiğini bilmek için kitap okumama gerek yok. Haydarpaşa tren istasyonun yapısı size çok mu Türk çizgilerini çağrıştırıyor ? Ya da Adana istasyonu ? Lütfen , Almanların petrol bölgelerine ulaşmak için bizden kopardığı tavizlerle mi Atatürk dönemi ulusal ekonomisini kıyaslayacağız ? Atatürk dönemi yapılan demiryolları Osmanlıdan devralınan 4000 km. Alman yapımı yolların üzerine 3500 km. yol eklenmiştir. Kaynak mı ? TCCD.gov.tr , harhalde yeterince makul olacaktır. Telsiz konusunda zaten ben hiçbir resmi tarih kitabında telsiz konusunda ilerlemeler yazdığını hatırlamıyorum , yazsa zaten saçma kalır , çünkü telsiz Kurtuluş zamanın en en önemli haberleşme araca zaten . Abdülhamid ile ilgili size soracağım bir ek soru var : Düyuni Umumiye nedir ? Kimin zamanında kurulmuştur. En kısa cevaplar da kabul olacaktır . Neyse konu dışına çıkmayalım , burada cevap verip vermemeyi size bırakıyorum.
Evet , Atatürk bir insandır , ve de kendisi genç iken sömürülen , padişahların paşa gönlünce yok ettiği düzene dur demek isteyen o yüzlerce genç subaylardan birisidir. İçerisine girdikten sonra zaten bu hareketin yanlışları fart edip de ayrılan da kendisi değil midir ? İkincisi Atatürk bir insan değil midir ? Eğer Atatürk ün hayatında hata olarak bir gençlik politika macerasını ortaya koyabiliyorsanız sizce bu onun küçüklüğünden ziyade , büyüklüğünü göstermez mi ?
Aynen sizin de dediğiniz gibi , benim amacım ikna değildir , ama size şunu söyleyeyim Çılgın Türkler oldukça saygıdeğer bir kitapdır, siz Kurtuluş Savaşımızı daha iyi anlatan bir kitap biliyorsanız söyleyin onu okuyalım.
Ayrıca tekrar soruyorum , varsa daha büyük birisi onu da söyleyin de onun resmini asalım Tunç bey .
Yazan: beagle Tarih: December 3, 2006 4:46 PM
Bir resim asmak sart mi?
Sayin Beagle, mesajinizin tamamini okudum,
bu yazdiklarinizdan Atatürk'e inandiginizi anliyorum ve bu inanca saygi duyuyorum.
Bunun yaninda stiliniz bana Reha Muhtar'i hatirlatti, bilmem severmisiniz bana pek uymaz :
Sahsen kimsenin resmini asmaya veya heykelini dikmeye ihtiyaç duymadigim için resim konusunda bir önerim olmayacak.
Baska basliklarda bulusmak üzere,
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: December 3, 2006 9:29 PM
Tarihe ve tarihsel kişilere ilişkin aşırı yüceltmeci tavır bizi birçok hatalara götürür.Hatta kör eder. Bunun bir çok tezahürünü görüyoruz.
Engin Ardıç'ın son günlerde tartışılan konu ile ilgili iyi bir yazısı. (Şimdi Ardıç'ın Uzanları pohpohlamsından girilip dönekliğinden çıkılacaktır. Ama yazdıklarına ilişkin bir tek cevap bile verilemeyecektir. Ehh bu da bu ülkenin kaderi olsa gerek. Slogan atmak..)
****
Tren tarifesi değil tabii, kaç gündür tartıştığımız şu 1925-1945 dönemi... Bazı kişiler, 'o dönemde Rusya'da komünizm, Almanya, İtalya ve Portekiz'de faşizm vardı, demek ki biz daha ileriydik' diyorlar. Eksik söylüyorlar, o dönemin faşist ülkelerine Macaristan ve Romanya'yı da katalım. Sonradan İspanya'yı da ekleyelim. Dilerseniz bir süre Yunanistan da girer. Savaş yıllarında Fransa da girer, Norveç de.
Bütün bu rejimler yıkılmış, biz ayakta kalmışız. Kalmışız da nasıl kalmışız, kör topal da olsa bir demokrasiye geçerek ve fakat üç kere anayasa değiştirerek, tam altı kere de darbe girişimi yaşayarak... Bunlardan dördü 'başarılı' da oldu.
Yani, 1925-1945 arası Türkiye'de faşizm olmadığını belirtiyorlar.
Şöyle bir bakalım: Evet, bizde toplama kampları yoktu ve Yahudi kesilmedi (Aşkale'deki 'masum' taş kırma kampını ve Yahudi'yi kesmek yerine 'parasını sızdırmak' eylemini saymazsak!)
Ne vardı? Tek parti diktası var mıydı? Vardı.
Muhalefet yasak mıydı? Yasaktı. Düşünce özgürlüğü var mıydı? Yoktu. Basın özgürlüğü var mıydı? Yoktu. Haberleşme özgürlüğü var mıydı? Yoktu.
Birkaç aylığına bir muhalefet partisinin kurulmasına izin verildi ve fakat 'akabinde' kendi kendini kapatmaya zorlandı mı? Zorlandı.
'Takrir-i Sükun Kanunu' yürürlükte miydi? Yürürlükteydi. İstiklal Mahkemeleri 'gayrı kabil-i temyiz' olarak adam asıyorlar mıydı? Asıyorlardı.
(Buna karşılık cumhuriyetin ilk iki yılında muhalefet partileri var mıydı? Vardı. Komünist Partisi serbest miydi? Serbestti. Moskova'ya üniversite okumaya öğrenci bile gidiyor muydu? Gidiyordu.)
Tartışmasız tek lider var mıydı? Evet. Lideri tanrılaştırma, putlaştırma var mıydı? Evet. Daha sonra liderin yerin geçen 'yavru lider' bu kez ilkini silip artık kendisinin putlaştırılmasını istedi mi? İstedi. Paralardan bile Atatürk'ün resmini kaldırıp yerine kendi resmini koydu mu? Koydu. (Atatürk onu başbakanlıktan kovmuş muydu? Kovmuştu. Defterinden silmiş miydi? Silmişti. Bu yüzden dargın mıydılar? Dargındılar.)
'Devlet kapitalizmi' uygulandı mı? Uygulandı. Tekeller kuruldu mu? Kuruldu. Birçok kalemde ithalat yasağı var mıydı? Vardı. Ekonomide 'otarşi', yani kendi kendine yetme, kendi yağıyla kavrulma politikası tercih edildi mi? Edildi. Bu yüzden tüketici 'kötü mal' kullanmak zorunda kaldı mı? Kaldı. Sonunda bu kadar baskıya ve ezilmeye dayanamayan çiftçi ve tüccar 'şarladı' mı? Şarladı.
Devlet vatandaşın ne giyeceğine, nasıl örtüneceğine, aşk mektuplarında bile hangi yazıyı kullanacağına karıştı mı? Karıştı.
Sosyalizm kesinlikle yasak mıydı? Yasaktı. İşçi hakkı var mıydı? Yoktu. Grev hakkı var mıydı? Yoktu. Lokavt hakkı var mıydı? Yoktu. Memurdan başka herhangi bir çalışana iş güvenliği var mıydı? Hayır. Sendika var mıydı? Hayır. Sigorta var mıydı? Hayır. Kıdem tazminatı var mıydı? Hayır. Köylüye angarya var mıydı? Evet. Jandarma dayağı var mıydı? Evet. Sonunda bu kadar baskıya ve eziyete dayanamayan köylü kendini tüccarın kollarına attı mı? Attı.
Hiciv bile yasak mıydı? Evet. Devlet büyüklerine yönelik güldürü şiiri bile yazan kodese tıkılıyor muydu? Evet.
Nazım Hikmet, Kemal Tahir ve kardeşi, hiçbir ilgileri olmadığı halde 'askeri isyana teşvik' suçundan haksız yere çok ağır hapis cezaları aldılar mı? Aldılar. (Onları affeden, salıveren, iktidar değişince Adnan Menderes olmadı mı? Oldu. Karşıdevrim başlamıştı...)
İmdi, bu dönemi savunan sosyalist bozuntuları, atalarını, ağababalarını inim inleten, sürüm sürüm süründüren bu dönemin yöneticilerini yerlere göklere sığdıramıyorlar mı? Sığdıramıyorlar. Emekçinin en küçük bir hakkının ve güvencesinin olmadığı bu dönemi bir tür 'altın çağ' olarak algılıyorlar mı? Algılıyorlar. Utanmadan kendilerine de solcu mu diyorlar? Onu da diyorlar.
Şu faşizmin 'tanımını' yeniden bir yapsalar da öğrensek... Yoksa Google'a mı soralım?
***
Tarihe gözlüklerle değil, hakkaniyet ölçüleri ile bakalım. O zaman birçok sorunumuz kendiliğinden çözülecektir.
Yazan: Suat Öztürk Tarih: December 3, 2006 10:52 PM
Neyse ki Tunç bey , o kadar sorduğum soruya cevap vermek yerine , beni yine cevapsız bırakarak , cevap olarak vere vere bir hiç vermişsiniz. Umarım bunun nedeni cevaplarınızın olmayışı değildir.
Eğer ortaya bir iddia atıyorsanız bununla ilgili sorulara cevap vermek yükümlülüğündesinizdir. Zaten eğer iddianız sağlamsa sorular karşısında daha da sağlamlaşır. Ama siz tam tersini yaptığınıza göre ne düşünmem gerektiğini gayet iyi biliyorum. Demek bir insanın ortaya attığı iddia üzerine soru sorması size sadece Reha Muthar ı hatırlattı . Eh bilmem ne demem gerekiyor , herhalde bie maşallah. Asıl soru aslında beni seviyeli bulurken birden neden reha muhtar ayarı ilan edildiğim olmalı , umarım bunun cevabı da size cevap veremeyeceğiniz sorular sormam değildir.
Üstelik lütfen , kim illa ki birisinin resimlerinin asılması gerektirdiğini söyledi ? Ben bu tür bir iddiada bulunmadım. Bu sözü atila yayla dan yola çıkarak Atatürk ü küçülten ifadeleri kullananlar için söylemiştim , lütfen verdiğiniz iddiaları kanıtlamak için parmaklarınızı yorunuz , ifadelerimi çarpıtmak için değil.
Ayrıca bir bilgisayarcı olarak biraz düşün altyapısı oluşturun kendinize . Bilmek ile inanmak arasında bir fark vardır. Ben Atatürk e inanmıyorum , onu biliyorum ve anlıyorum , ve de güveniyorum. İnanmak dediğiniz olgu bambaşkadır.
Tekrar hatırlatıyorum , sizin ortaya attığınız iddialara karşı sorduğum sorulara cevap vermeyip onları ortada bırakmanız beni iki olası sonuca çıkartır :
1 - Ya cevabınız yok , bu da iddialarınız yanlış demek oluyor .
2 - Cevabınız var ama saklıyorsunuz veya paylaşmıyorsunuz , bu da önermelerinizi kanıtlamak gibi bir imkan varken bundan kaçınmanız demek olur . Ciddi bir tavır sorunu , reha muhtar dan bile beter doğrusu , çünkü kendisi küçücük bilgilerini bile ifşa edebilen birisi en azından.
Yazan: beagle Tarih: December 3, 2006 11:41 PM
Neyse ki Tunç bey , o kadar sorduğum soruya cevap vermek yerine , beni yine cevapsız bırakarak , cevap olarak vere vere bir hiç vermişsiniz. Umarım bunun nedeni cevaplarınızın olmayışı değildir.
Eğer ortaya bir iddia atıyorsanız bununla ilgili sorulara cevap vermek yükümlülüğündesinizdir. Zaten eğer iddianız sağlamsa sorular karşısında daha da sağlamlaşır. Ama siz tam tersini yaptığınıza göre ne düşünmem gerektiğini gayet iyi biliyorum. Demek bir insanın ortaya attığı iddia üzerine soru sorması size sadece Reha Muthar ı hatırlattı . Eh bilmem ne demem gerekiyor , herhalde bie maşallah. Asıl soru aslında beni seviyeli bulurken birden neden reha muhtar ayarı ilan edildiğim olmalı , umarım bunun cevabı da size cevap veremeyeceğiniz sorular sormam değildir.
Üstelik lütfen , kim illa ki birisinin resimlerinin asılması gerektirdiğini söyledi ? Ben bu tür bir iddiada bulunmadım. Bu sözü atila yayla dan yola çıkarak Atatürk ü küçülten ifadeleri kullananlar için söylemiştim , lütfen verdiğiniz iddiaları kanıtlamak için parmaklarınızı yorunuz , ifadelerimi çarpıtmak için değil.
Ayrıca bir bilgisayarcı olarak biraz düşün altyapısı oluşturun kendinize . Bilmek ile inanmak arasında bir fark vardır. Ben Atatürk e inanmıyorum , onu biliyorum ve anlıyorum , ve de güveniyorum. İnanmak dediğiniz olgu bambaşkadır.
Tekrar hatırlatıyorum , sizin ortaya attığınız iddialara karşı sorduğum sorulara cevap vermeyip onları ortada bırakmanız beni iki olası sonuca çıkartır :
1 - Ya cevabınız yok , bu da iddialarınız yanlış demek oluyor .
2 - Cevabınız var ama saklıyorsunuz veya paylaşmıyorsunuz , bu da önermelerinizi kanıtlamak gibi bir imkan varken bundan kaçınmanız demek olur . Ciddi bir tavır sorunu , reha muhtar dan bile beter doğrusu , çünkü kendisi küçücük bilgilerini bile ifşa edebilen birisi en azından.
Yazan: beagle Tarih: December 4, 2006 2:05 PM
Sayin Beagle,
Iste verebilecegim en somut bilgiler ve referanslar :
Metis yayinlarindan "Türklügü ölçmek" adli kitapta Atatürk'ün emri ile hazirlanmis türk kemiklerinin ve türk kafataslarinin krokileri var. Gene atatürk zamaninda mimar sinanin ve birçok osmanli büyügünün mezarinin açildigini, kafalarinin antropologlar tarafindan ölçüldügünü anlattim.
Bu çalismalarin bilimsellikle alakasi yok, türk irkinin safkan, karismamis bir irk oldugunu ve avrupa irklarinin da türk irkindan geldigini ispat oldugunu da söyledim.
"Eee ne var bunda?, bunlar antropolog" dediniz.
Kazim Karabekir'in anilarinda atatürke açikça sahtekâr dendigini, bu kitabin atatürkün emriyle toplatilip yakildigini söyledim.
Emre kitabevini yalancilikla suçladiniz.
Atatürk'ün cumhuriyetten sonra yapilmis gibi gösterdigi demiryolu ve telgraf hatlarinin, bir çok okul ve arastirma enstitüsünün Abdülhamit tarafindan yapildigini söyledim. Jean Paul Roux, Robert Mantran, ve François Georgon gibi ömürlerini CNRS çatisi altinda türk ve osmanli tarihine adamis insanlara degil TCDD'ye inandiginizi idia ettiniz.
Bu ve baska basliklar altinda Mustafa Akyol, Mustafa Ajlan, Bekir, Suat ve Haydar beylerin verdigi bilgi ve referanslari görmezden geldiniz.
Anneannemin anilarindan, sahsi para kolleksiyonumdaki delillerden bahsettim. Sahaflarda bulabileceginiz, atatürk'ün sagliginda basilmis TDK ve TTK kitaplarinda atatürke "hamdolsun yüce yaratici Atatürk'e" gibi ifadeler bulundugunu söyledim.
Dikkate almadiniz.
IZLENIMLER sitesinde atatürk'ün emriyle yaptirilan heykellerden bahsettim.
Fethi Bey'e de güvenmediniz.
Ali Bulaç, Etyen Mahçupyan, Barlas, Altan kardesler, Engin Ardiç, Nazli Ilicak'tan alintilar yaptim.
"Köse yasarlari bilgi vermez" dediniz.
Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Cemil Koçak'laNese Düzel’in yaptigi, RADIKAL’de yayinlanan bomba gibi röportajdan bahsettim (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=204424)
Okumadiniz bile.
Atilla Yayla’ya da « vatan haini » diyenlerdenseniz ben ne yapayim ? Istiklâl Mahkemelerinde idama mahkum edilen insanciklari mezardan çikarip konusturamam ki.
Bir gerçek bu kadar ortada iken hâlâ direnen bir insan için ancak « inaniyor » diyebilirim. Siz Atatürk’ü inanniyorsunuz. Ben zaten Dinler arasi diyalog konusuna destek veren bir insanim. Bu bakimdan kemalizm denen inanca da diger dinlere duydugum saygiyi duyuyorum.
Saygilarimla
Yazan: Tunç Tarih: December 5, 2006 10:37 PM
Sn Tunç ,
Kafatası ölçmeleri ile konusunda bu çalışmaların bilimsellik ile alakasının olmadığını söylemenizi istemedim , nereden bilimsellik ile veya faşizanlık ile alakalı olduğu sonucunu çıkardınız , onu sordum . Bunu kitapdan alacağınız bir kaç satır ile pekala anlatabilirsiniz. Farkında iseniz yine sadece önerme yapıyorsunuz.
Emre yayınevini yalancılık ile suçlamadım , bunu nereden çıkardınız ,? İkincisi sorum yine cevapsız kalmış . Yakıldı dediğiniz kitap bugün nasıl dağıtılabiliniyor? Ayrıca yine sadece önerme yapıyorsunuz . Karabekir niçin sahtekar diyor , neye dayanarak ? Üstelik ortada bir yanlış var ise emin olun sizinle birlikte Atatürk ü eleştirmeye gayetin hazırım .
Ayrıca TCDD ye nasıl inanmayayım. Ve en basitinden söyler misiniz bana , Kayseri , Zonguldak , Samsun hatlarını da mı Abdülhamid yapmış ? Lütfen elinizdeki kitabın söyledikleri ile yetinmeyin , en önemlisi kendi gözlerinize inanın herşeyden önce. Haydarpaşa garının mimarisi bile çok şey anlatmıyor mu size ?
İsmime yapılmamıs iddialara cevap vermem , çünkü bu site bana ait değil sadece mustafa akyola yorum yazarım ve de ismime olanlara.
Bakın sizin de dediğiniz ve de benim de üzerine sorduğum gibi TDK ve TTK kitaplarında yazılanlar Atatürk ün emri ile mi yazılmış , bunları soruyorum ve yine sadece önerme yapıyorsunuz. Kaldı ki okyanuslara da hala açılamadık.
Bakın heykellerden bahsetmeniz yetmiyor bunların delilini ve de yine Atatürk ün rolünü soruyorum size . Fethi Bey e güvenmek ayrı birşey ama her insanın dedikleri dayanak olacak olsa bilgi diye birşey kalmaz. Makul dayanak ile ne bahsettiğim anlaşılmıyor galiba. Bana bu insanların isimlerini vermeyin , deyin ki bakın kitaplarında bunlar yazıyor , dayanakları da şu kanunlar , şu fotoğraflar vs. Demenizi bekliyorum. Her söylenene inanılmaz , her referans bir sorgu gerektirir unutmayın. Bakın beğenmediğiniz Çılgın Türkler kitabının en son sayfalarındaki referanslara , makul dayanak odur işte. Ayrıca köşe yazarları bilgi vermez demedim , bilginin asıl kaynağı olamaz dedim.
Bakın yine aynı yerlere geliyoruz , ben ortaya bir yazarın bir sözünü atıyorsam bu tek başına bir dayanak oluşturmaz , asıl bilgiye beni ulaştırmalısınız. Örneğin ben Atatürk demiryolu istasyonları açmış diyorsam pekala size en nihai haliyle bunu fotosunu , veya resmi dökümanını koymak zorundayım örneğin.... isimli yazar açtı diyor demek yetmez. Tekrar soruyorum sansürlendi mi , sansürlenmedi mi ? Ayrıca yazıyı da pekala okudum . Sizden cevep bekliyorum sansürlendi mi sansürlenmedi mi ?
Bakın İstiklal mahkemeleri konusunda benim de söyleceklerim pekala var tabii , kaldı ki kimse Cumhuriyet dönemi mükemmeldi , herşe