« Gayrimüslimlerin Özgürlüğü, Herkesin Özgürlüğü | Ana Sayfa | TV'de Tartışma: Laiklik, Tarikatlar, 'İrtica' »
October 9, 2006
Kürt Sorunu'nda 'Ortak Akıl'a Katkı
Zaman gazetesi, Kürt Sorunu'na çözüm önerilerini tartışmak için bir "Ortak Akıl" toplantısı düzenledi. Burada; Ali Bulaç, Mümtaz'er Türköne, Bejan Matur, Ümit Fırat, Sedat Laçiner ve Ali Nihat Özcan'ın yanısıra ben de söz aldım. Toplantının "Aydınlardan ‘Kürt meselesi’ne çözüm paketi" başlıklı birinci bölümünün notlarının tümünü buradan okuyabilirsiniz. Bana ait olan kısım ise aşağıdaki gibi:
1- Türkler, Kürtlerin trajedisini anlamaya çalışmalı. 
Çok büyük bir travma yaşanmış bölgede. İsyanlar bastırılmış, işkenceler, boşaltılan köyler yani bir sürü olay var. Bunu çoğu insan bilmiyor. Birçok Türk, "Kürtlerin ne derdi var? Bunlara ne oluyor?" diyor. "Kürt diye bir şey yok, yabancılar tarafından satın alınmış birtakım adamlar ortaya çıktılar" diye düşüneni bile var. Toplumsal olarak ne yaşandı? Bu insanların tepkisi nereden geliyor, bunların konuşulması lazım. Türk tarafının da büyük bir trajedisi var, çocukları öldü, şehit ailelerinin durumu ortada. İki tarafın da birbirinin acısını anlayabilmesi bence çok önemli.
2- Devlet daha önce yapılan hatalardan ders çıkarmalı. 
Başbakan ‘Güneydoğu’da devlet hatalar yaptı’ dedi. Bence bunun arkasından gitmek, nerede, ne yaptık anlamak lazım. Bundan çekindiğiniz sürece bir tarafta yıkıntı olacak, diğer taraf da bunlar neden böyleler diye düşünecek. Bunun medya yoluyla, toplumsal diyalogla aşılması lazım.
3- Liberal demokrasi herkesin isteyeceği bir amaç olmalı. 
Ümit Fırat Bey, ‘Ben bir Kürt’üm; ama demokratik bir ülke olduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yaşamayı kabul ediyorum.’ diyor. İstenecek olan da liberal özgürlükçü demokrasi. Çözüm herkese kültürel haklarını, din ve eğitim hakları sağlayacak bir demokrasidir.
4- Federasyon mümkün değil, gerilimi tırmandırır. 
Federasyon bölünme demek, insanların bir taraftan diğer bölgelere göç etmesi gerilimi daha da tırmandıracak bir şey.
5- Kürt radikalleri makul bir çizgiye çekilmeli. 
Kürt radikallerin makul çizgide kalarak varılan durumu kabul ettiklerini açık şekilde ortaya koymaları şart. Türk tarafının ise inkar politikasını terk etmesi gerekiyor.
6- 2 bin 3 bin yıllık tarih değil, Osmanlı tarihindeki birliktelik vurgulanmalı. 
Milli duygularımızdan bahsederken, bu gücü 2 bin-3 bin yıl öncesinin Orta Asya’sında değil, hepimizin ortak geçmişi olan Osmanlı’da bulmamız lazım.
7- Türkiye, Irak’ın bütünlüğünü savunmalı; ama kötü senaryoya da hazır olmalı. 
Türkiye’nin Kuzey Irak konusunda Kürtlerin korkulu rüyası olma stratejisini tamamen terk etmesi lazım. Biz Irak’ın bütünlüğünü savunuyoruz ama bölge için kötü senaryo yaşanacaksa, Türkiye’nin orada doğacak olan Kürt oluşumunun düşmanı olmak yerine dostu olması daha doğrudur.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 9, 2006 2:16 AM




Selamlar dostlara;
Suat Öztürk´ün blogundaki(gelenek)son yazisinin da bu konuyla alakali olmasi ilginc ve hos bir durum.Iki yazi beraber okundugunda birbirini tamamlar mahiyette.Bir aneknod:
Büyüksehirlerimizden birinde bir spor salonundayim.Güneydoguda bir hadise oluyor,salon da t.v var;olay haberlerden verilirken spor yapan
centilmen vatandaslarin hepsi agiz birligi yapmiscasina "sövüyorlar"...
Kime mi:"KÜRTLERE".Dehset icinde kalmistim,fakat kimseyi böyle bir durumda karsima almam ve durumu izah etmem mümkün degildi.
Toplumsal ayrisma daha cok "TÜRK UNSURLAR" tarafindan körüklenmektedir;ne yazik ki milliyetcilik adina "devletcilik" yapilmakta ve bu cephelerde resmi devletci tezler ragbet görmektedir.
saygilar..
Yazan: Muzaffer Edip Kayhan Tarih: October 9, 2006 4:23 AM
Ben de buraya girmeden once Zaman'da ayni yaziyi okumus, "acaba burada nereye bu guzel yazinin linkini koysam" diye dusunuyordum.
Daha onceki "aydinlar bildirisi" olarak cikan ayni mevzudaki teklifler paketinden daha kapsamli, meselenin kokenlerini daha fazla hesaba katan bir "ortak akil" urunu.
Mustafa Bey'in onerilerinin tamamini paylasiyorum. Ilave olarak sonuc bildirisi veya muhtelif katilimcilarin goruslerinden ozellikle dikkatimi ceken birkac nokta:
"Sivil güçler şoför koltuğuna otursun"
Bence sorunun kokeninde de bugunku hale gelmesinde de bugun cozumsuzluk noktasnda tutulmasinda da "sivil olmayan gucler"in onemli rolu var. Biliyorum bunlar netameli konular oldugu icin aydinlar tansiyon yukseltici seyler soylemekten kacinmislar. Su PKK ile savas adi altinda 12 Eylul'den beri yapilanlara baktigimizda, bircok "sivlil olmayan guc" , illegal guc, paramilier guc, derin cete parmak izlerini goruyoruz haritann her yerinde, JITEM'den Semdinli'ye kadar. Sivil iradenin (ki tek mesru iradedir; askerin ayri bir iradesi olamaz) arzu ettigi cozum tedbirlerini asker tepkisinden cekinerek uygulamayk soyle dursun teklif dahi edemiyor durumda olmasi, her sorunda oldugu gibi burda da karsimiza cikiyor.
"kurt Sorununu yeniden Dusunmek" kitabinda da belirtildigi, Basbakan'in da bahsettigi ve Ali Bulac'in da vurgu yapatigi din bagi her zaman cimento vazifesi gormustur. Bir taraftan "bolucu" hareketelerele savas verirken, diger taraftan "bilrlestrici" yada cimento rolu yapan dini duygulara karsi "irtica" adi altinda savas acmak "kaybet, kaybet" formuludur. Bunu gorememek ancak basiret yoksunlugu veya daha kotusu cozum istememek olarak degerlendirilebilir.
Kisa sure once PKK'nin "ateskes" ilan etmesine Basbakan'in "ates etmeyene ates edecek degiliz" (mealen) sekilnde akl-i selim urunu bir cevap vermesine dahi "sivil olmayan otorite" mealen "onu kim dinler, biz bildigimiz yapariz; tek terorist kalmayana kadar....hamasaet, hanmaset, hamaset, kral benim" seklinde sorumsuzca cevap vermistir. Gercekten cozumu arzu eden kimselerin bu yonde atilmis oluml bir adimi bu sekile adeta notralize etmeye calisir bir gorunum sergilemesinin tevili yoktur.
Meselenin cozumu gayet basit aslinda: TURKIYE SORUNU COZULDUGUNDE KURT SORUNU DA ORTADAN KALKAR. Birlesik kaplar sistemi gibi. Sorun Turkiye gercek bir demokrasi olup olmayacagi meselesidir. "basit" dediysek "kolay" demedik.
Aydinlardan en az iki tanesi "empati" duygusunu vurgulamis hakli olarak. Bijan Matur'un "Turkler kurtlere empati yapmiyor ya da yapmaya gayret etmiyor" gorusune tam katilamiyorum. Bu sorunun baslangicindan beri aktorler arasinda en sormlu davranani aslinda en sorumsuz davranmasi beklenen HALK olmustur. Su ana kadar Kurt olmayan halkin verdigi tepkiler son derce mutedil ve sorumlu olmustur. Keske diger asker, sivil (ozellikle inteligentisa) aktorler ayni sagduyuyu sergileselerdi. Dunyanin diger yerlerindeki diger bircok ayrilikci hareketin aksine bizimki halklar arsindaki sorunlar degil devlet-halk sorunu olarak ortaya cikmistir ve yasamaktadir. Milleti sekil verilecek camur olarak goren cari hakim zihniyet bu problemin de yaraticisi, ve cozumsuzlugun sorumlusudur. Aradan cekilirlerse ustesinde gelinmeyecek sorun degildir. Etrafa baktiklarinda sadece ic ve dis dusmanlar gorenler aynaya bakmalilar ve "dusmani bulduk" demeliler.
Ozet olarak Zaman gazetesini ve sagduyu sahibi katilimcilarin ortaya koyduklari "ortak akil" dan dolayi kutlar, digerlerin ornek teskil etmesini dilerim.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: October 9, 2006 8:32 AM
Bütün boşluklar dolacaktır. Önemli olan, Türkiyenin olanlar karşısında ne yaptığıdır. Irağa girerken bizden izin almadılar kürt devleti kurarken de almayacaklar. Olacak olana gözlerimizi kapatmamız fayda etmez. Irakda bir kürt devleti kuruldu. Bayrakları var, Irak hükümetini tanımıyorlar, zaten ırağın başında da ayrılıkçı Kürt Talabani var.
Ama bu Türkiyeden bir parçanın da kürt devletine dahil olacağını ifade etmez. Biz kürt devletinin kuruluşunda olalım ki, bu muhtemel kukla devletin yönetiminde var olalım. Kuklanın karşısında değil, kukla oynatıcıların içinde olalım.
Güney doğu bölgemizde yaşanan hak ihlalleri aşırı milliyetçi vatandaşlarımıza devlet tarafından izah edilmeli. Bunu yapan hükümet değil, hakkaride çöp toplamaya başlayan ordu ve cumhurbaşkanlığı makamı olmalı.
Gaffar Okkan gibi valiler ile, güney doğululara bu memleketin bir parçası oldukları anlatılmalı.
Kavga ayrılık, barış huzur getirir.
Yazan: ilhan Tarih: October 9, 2006 8:41 AM
"2 bin 3 bin yıllık tarih değil, Osmanlı tarihindeki birliktelik vurgulanmalı. Milli duygularımızdan bahsederken, bu gücü 2 bin-3 bin yıl öncesinin Orta Asya’sında değil, hepimizin ortak geçmişi olan Osmanlı’da bulmamız lazım."
Bence kitabınızın da en önemli vurgularından birisi buydu.
Aydınlarımıza büyük sorumluluklar düşüyor. Türkiye yıllarca daha böyle bir sorunu üzerinde taşıma lüksüne sahip değil. Görüşlerinize katılıyor, dikkate alınmasını diliyorum.
Saygılarımla.
Tuncay Yılmazer
Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: October 9, 2006 9:42 AM
Mustafa Bey'in ve Ali Bulaç'ın görüşlerine tamamen katılıyorum. Toplantıya katılan diğer aydınların da -bazı istisnaları olsa da- genel olarak görüşlerine katılıyor ve çıkan bildiriyi destekliyorum.
Birbirimizi anlayarak ve ortak bağlarımıza vurgu yaparak bu meseleyi çözebiliriz ancak.
Bu tür girişimlerin artması dileğiyle..
Yazan: Suat Öztürk Tarih: October 9, 2006 1:43 PM
Barisçi çözüm = tek çözüm"
Çiller'in "ya olur ya da olur" seklinde sundugu sahin dayatmasindan bugünlere gelebilmis olmak ne kadar güzel.
Tayyip Erdogan'in "devletin de hatalari oldu" demesi bir dônüm noktasinda oldugumuzu gösteriyor. Ayrica hatalarini kabul etmek büyüklüktür, taviz degildir.
Türkiye'nin büyük çogunlugunun paylasabilecegi bir söylem olusturulmasi bu alanda atilacak ilk adimdi, aydinlarimiz kalemin kilçtan üstün oldugunu ne güzel ispatlamislar.
Elbetteki bu baris umudu bazilarini rahatsiz edecek, savastan rant yiyenler (iki taraftan da) bu süreci yavaslatmaya çalisacaklardir. Bu söylem güç kazandikça irkçilarin kiskirtmalarina da tanik olabiliriz gibi geliyor bana.
dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: October 9, 2006 2:33 PM
Değerli yorumcular, Kürt sorunu denen aslında Kürt
kardeşlerimiz kadar belkide daha fazlası ile genel
Türkiyenin demokratikleşmesi sorunu, dolayısı ile
her köken ve mensubiyetten insanımızın sorunu olan
devasa bir mesele ile karşı karşıyayız.
Devlete çöreklenmiş zehirli elitler Faşist bir
tıyniyetsizlikle, Kürt, Türkmen, arap her kökenden
doÄŸulu kardeÅŸlerimizden hazetmiyorlar.
Bu şımarık elit, Her biri zerafat timsali olan,
Mevlevi,BektaÅŸi,Kadiri,Halveti ve diÄŸer tarikat
erbabı müslümanlardan nefret ediyor.
Düşüncelerini açıklama cesareti gösteren aydınları
Liboş vs yaklaşımlarla karalıyor.
Gerçekten eşitlikçi sosyalistlerden ve sosyal demo
kratlardan hazetmeyip, Sosyallikle ilgisi olmayan
inkarcı, saldırgan ve itici milliyetçi bir sola
göz kırpıyorlar.
Halkta hiç karşılığı olmayan bu tutumlara rağmen
bu denli gözü kararmış cüret nereden geliyor der
siniz.Sorumsuz, yargılanamaz bu kişi ve kurumlar,
Ekonomik dengeler bozulurmuş diye hiç dert etmez
ler. Hır çıkarmak ve Hükümeti-Herhengi bir sivil
hükümeti- sıkıştırmak ve zora düşürmek asli vazife
leridir. Ülkenin Efsane istihbarat kurumundan ve polisten zerre kadar korkmazlar. Onlar sivildirler
ve onlarla top bile oynamazlar. Çözilecek her sorun ile birlikte sivillere karşı ellerinden bir kozu yitirmiş olurlar. Kıbrıs sorunu, Güneydoğu
sorunu,Faili meçhuller sorunu..Hiç farketmez yeter
ki 12Eylül anayasası ile sağladıkları hakları koru
mak için zayıf parlemento,zayıf hükümet ve zayıf
Türkiye olsun yeter. van şehri Ermenilerin hak
iddaasında bulunduğu, güzel dağları,gölü ve insan
larıyla bir serhat kentimizken; buranın en değerli
kurumunun başına Ermeni bir rektör atamak ne ile
izah edilebilir. PKK nın azgın eylemleriyle Kürt-Türk düşmanlığını hedeflediği kente Ermeni rektör.
İkinci gizli dinli rektör 9 Eylül üniversitesinde
ortaya döküldü.Hani halkı irtica adı altında İslama karşı kışkırtan rektör. en az oyu aldığı
halde ısrarla seçilen rektör. Kürt kardeşlerimize
uyarım Çanakkalede olduğu gibi bütün bu sorunlar
dan birlikte kurtulacağımızdır. Gizli dinlilerin
saltanatını korumak, Peygamber ocağı, milletin göz
bebeği kahraman ordumuzun vazifesi olmadığı günler
elbet gelecektir. Sayın Ağar'ın insani cesaretini
burada kutlamak isterim. Sayın ağar hiçbir ananın
gözyaşları akmasın derken basiretle doğruları söy
lüyor. Çeşme diskolarında, Reinalarda mankenlerle
uyuşturucu parası ezenler, bu denklemden çıkmalı
dır. üniter devlette Başbakan bir açıklama yapmış
sa maaşlı memur onu çürütebilir mi? Bu ikili yapı
tasfiye olmadan Kürt sorunu dahil hiçbir sorun
aşılamaz. Uğur Mumcunun katilleri yakalanabildimi?
Mit, Polis bu cinayetlerin arkasındaki gücü bilmez
mi? Ayrılıkçı, Türkiyemizi kuşatmış gizli dinli
oligarÅŸi tasfiye olmadan bu dertler bitmez. Peki
bu yılan çörekli yapı tasviye olur mu? Her şetyin
en doğrusunu Allah bilir. Allah bir insanın haksız
yere öldürülmesinin bütün insanlığın öldürülmesi
manasına geldiğini bildiriyor. Sivasta yakılan canlar, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Gaffar Okkan,
Binlerce solcu,sağcı,Türk,Kürt genci..Bu kanları
ellerinde taşıyanlar, her sorunu Türkiyemizin başı
na ilmek,ilmek örüyorlar. Kürt Türk,Alevi Sünni,
Liberal, Sosyal demokrat, Hülasa bu vatanı seven
herkes bu sorunların çözümü için adım atanları
desteklemeli. Tayyip ErdoÄŸan ve Mehmet AÄŸar'dan
çözüm bloku olarak başlayabiliriz. Kaba, itici, kırıcı, ayrıştırıcı, mukaddeslerimize dil uzatan,
gizli dinli kiÅŸi ve kurumlardan, partilerden deste
ğimizi çekmeliyiz.
Yoksa bu hain yapı çok büyük bir cinayetle, yada
eylemle ülkemizi birbirine katabilir. Ve hepimiz
öldürülmüş gibi olabiliriz.
Bu mübarek ayda Alemlerin Rabbinden duam odurki,
Azgınlaşmış kodomanları iş başına getirmesin.
Sonra gazab hak oluyor. Saygılarımla. Levent.
Yazan: levent Tarih: October 9, 2006 5:21 PM
mrb
ben bir kürdü anlamanın;onun ağıdının,türküsünün anlamını bilmeden geçtiği kanaatindeyim.ancak o zamn anlaşılır yüreğini yakan,onu üzen,sevindiren şeyler,yani belki o zaman bu soruna daha insancıl bakarız...
herkes yani kürt dışındaki büyük çoğunluğu kürt denince ¨savaş,ölüm,düşman,kaba,görgüsüz...¨kelimelerini kürt kelimesinin arkasına yapıştırıyor.hatta bunu abartıp her kaba insana kuro,kürt diyorlar çok normal birşeymiş gibi.
böyle de olunca kürtlerin tepkisini alıyor,onların kinlenmesine sebep oluyorlar.
ve nedense bu ülkeyi sadece onlar kurtarmış ve kürtler de bu topraklara konmuş gibi davranmaları da cabası...
tabi onları da pek
fazla suçlama tarafarı değilim ne de olsa onlar da başkalarının gözlük camlarının arkasından bakıyorlar yaşananlara.bakmak zorunda kalıyorlar belki de...
insanların milliyetçiliği bu kadar abartmalarını anlamakta zor.acaba aynı ırkta bulununan bir hristiyan bir yahudi ve bir müslüman nereye kadar milliyetçilik temelinde birlikte bulunuabilirler???
saygılar
Yazan: rüya Tarih: October 9, 2006 5:52 PM
yillarca kurtlerin etnik kimlikleri yuzunden asagilandigina yada yok sayildigina sahid oldum. devletin akli ile dusunup devletin agzi ile konusan bizler icin kurt kelimesi ermeni kelimesi gibi bir tur olumsuz sifat haline geldi. kurt sinemasini, kurt muzigini, kurt geleneklerini merak etmeyiz hic bir zaman.
yillarca bir arada yasadigimiz bu insanlara bu derece yabanci olmak aslinda kendimize de yabancilastigimizin bir gostergesi degil mi? yani kendi aklimizi kullanarak dunyada ve ulkemizde yasananlari sorgulamak yerine birilerinin bize ogrettigi seyleri tekrarlamak dan zevk aliyoruz.
ben islam dininin kurt ve turk milletinin onemli bir ortak paydasi olduguna inaniyorum zaten kurtleri turkler ile istiklal savasina katilmaya ikna edenler de saltanat ve hilafet'i korumak icin onlarla anlastilar. FAKAT dini soylem kesinlikle etnik farkliliklari golgeleyerek bir asimilasyon araci olarak kullanilmamalidir.
ruya rumuzlu arkadasin irk temeline dayali milliyetcilik elestirisine katiliyorum. biz "turkler" "turk irkini" goklere cikarirken baska etnik kimliklerin varliklarini yok saydik.
not: orenegin istanbul'da hala kurtce dil kurslari yok gibi? bu bence cok ilginc bir nokta. amerika'da ilk defa bir universite, indiana universitesi kurtce ders vermeye basladi.
Yazan: ahmet Tarih: October 9, 2006 9:12 PM
Ben bir Türk olarak arkadaslarimin % 80 de Kürt asilli Türk olmasiyla birlikte sadece ve sadece hakli ve adil bir Türkiye`nin olmasini diliyorum ve bunun sadece bariscil yollardan gidilebilecegini biliyorum. Dolayisiyla ABD destekli Türkiye`yi bölme planlarini ve 2.Israil`in oraya yerlestirilmesini ve Hiristiyan dünyasinin da bu ülkeyi yeniden geri alma rüyasinda halen oldugunu bilmenizi rica ediyorum. Aslinda ülkemiz cok zengin ve BIZE kalmasina müsaade etse AB ve ABD hepimiz ferah icinde olacagiz. Türkiye`de Kürt sorunu yok AMA Türklerin de altinda ezildigi bir GENEL FAKIRLIK sorunu var.
Adil insanlar kendi halkini degil tüm Türkiye`yi kendi halki olarak görmelidir. Hangi sebeple olursa olsun siddet kullanarak kendi halkimiz icinde basarili olamayiz.
Lütfen hepimizin bir Türkiye`miz oldugunu ve beraber calismamiz gerektigini savunun.
Tayyip Erdogan`a kanmayin.
Hedefimiz birliktelik ve beraber kalkinma olmali tek BIR YUMRUK halinde
ABD ne yapabilirki? Bize karsi gelemez.
Adil
Yazan: Adil444 Tarih: May 28, 2007 2:09 PM