« Zaman'da Kitap Yorumu | Ana Sayfa | İsrail Militarizmi ve CHP'li Vekil »

August 4, 2006

İsrail Militarizmine Lanet, Anti-Semitizme Reddiye

Çocuk katilleri işbaşındaÜç haftaya yaklaşan uzun bir aradan sonra yeniden "site başında"yım. İstatistikler, sitenin yine de yoğun bir trafikle işlediğini gösteriyor; bu sevindirici ilgiye teşekkür ediyorum.

Şu günlerin en yakıcı konusu kuşkusuz İsrail'in Lübnan'da yürüttüğü haksız, acımasız ve insafsız saldırılar. Bine yakın sivilin ölümüne neden olan, iki yüzden fazla çocuk ve bebeği katleden, 900 binden fazla insanı yollara düşüren bu operasyonu lanetliyorum. İsrail'in Hizbullah'a karşı "operasyon hakkı" olup olmadığı tartışılabilir; ama sivillerin hayatını böylesine hiçe sayan bir saldırı, barbarlıktan başka bir şey değildir. İsrail, New York merkezli İnsan Hakları Gözlemi (Human Rights Watch) kurumunun açıkladığı gibi, açıkça "savaş suçu" işliyor. Buna göz yuman ABD ise, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Washington Post'taki sağduyulu makalesinde belirtildiği gibi, dünya kamuoyu nezdinde inandırıcılığını yitirmiş durumda.

İşin daha da acı tarafı, İsrail'in bu acımasız militarizminin Filistin'de neredeyse 40 yıldır hüküm sürmekte oluşu. Üstte, şu günlerde Batı Şeria'da bulunan bir arkadaşımın (Selma Şevkli) orada çektiği bir fotoğraf var. Resimdeki İsrail askerinin yanında "Dikkat! Filistinli Anneler: Çocuklarınızı bu noktadan ileri geçirmeyin, ilerde çocuk katilleri var" diye yazıyor. Filistin halkı 1967 yılından bu yana bu psikolojiyle yaşıyor. "Radikal İslamcı terör"ün kaynağını merak edenler, Ortadoğu'daki bu derin yaraya, "tüm sorunların anası" niteliğindeki Filistin trajedisine dönüp bakmalılar.

Ama İsrail'in tüm adaletsizlik ve haksızlıklarını kınarken, ona ve hele de Yahudilere karşı adaleti asla elden bırakmamak, İsrail militarizmi karşısında aksi yönde bir militarizme ve fanatizme kapılmamak gerek. Karşı çıkılması gereken İsrail'in var olma hakkı değil, işgal etme haksızlığı. Bu nedenle, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın ateşe körükle gitmek anlamına gelen ve dahası İsrail'e yeni saldırılar için gerekçe sunacak olan, "İsrail yok olmalı" demecini son derece yanlış buluyor ve kınıyorum.

Öte yandan Türk basınında İsrail'e tepkiyi Yahudi düşmanlığına bulaştıran kalemler var ki, bunları da kınıyorum. Nuray Mert'in "İsyanın Ahlakı" başlıklı yazısındaki eleştiriler, bu açıdan çok isabetli. Her kelimesine katılıyorum. (Türkiye'deki İslami literatürde başta Tevrat olmak üzere Yahudi dininin kaynakları konusunda da bazı yanlış algılar ve haksız eleştiriler var, bunlara başka bir yazıda değineceğim.)

Unutmayalım ki en büyük erdem, kendisine haksızlık yapılsa bile, haktan ve adaletten vazgeçmemektir. Müslümanlara yakışan bu olmalı. Müslümanların İsrail'e karşı füzeyle, tankla, tüfekle üstün gelmeleri mümkün gözükmüyor; ama ahlaken üstün gelebilirler ve uzun vadede önemli olan da budur zaten...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: August 4, 2006 1:44 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

bizim israili elestirirken "aman beni yalnis anlamayin ben anti-semitik degilim" hassasiyetimizin yuzde biri israilde olsa her halde bugunki katliamlar yasanmazdi.

harvard universitesi profesorlerinin basina gelenleri iyi biliyoruz: anti-semitizim yaygarasini israilin uluslar arasi iliskilerde nasil manipule ettigini ortaya koyduklari icin baski gormus ve istifa etmislerdi.

bu gun kimse yahudileri yahudi oldugu icin oldurmuyor ama onlar bagira bagira siddet kullanacaklarini ilan ediyorlar. ne yani dunyada bir daha anti-semitizim yasanmasin diye israil istedigini oldurebilme hakkina sahip mi?

ya da zamaninda anti-semitizm oldu diye israilin yaptigi vahseti elestirirken daha mi dikkatli mi olacacagiz?

Yazan: ahmet Tarih: August 4, 2006 5:53 AM

Mustafa Bey,

HOSGELDINIZ...

Savaşın, şiddetin özellikle de savunmasız çocuk ve kadınlara yapılan şiddetin hiç biri mazur görülemez.

İsrail'in bu tutumunu tüm kalbimle kınıyor, ölen çocukları gördükçe kahroluyor ve lanet lanet lanet olsun diyorum.

Yazan: sazer Tarih: August 4, 2006 9:00 AM

Su "antisemitizm" kelimesi de "laiklik" kelimesinden daha fazla somurulumus, kirletilmis pek cok dogruyu soyleyen insani susturmak icin aracsallastirilmis Yahudi icadi bir kelimedir. Lutfen artik bu propgandaya alet olmayi reddedelim. Sanattan, gaztecilige, poltikadan, akademiye kadar tefekkur dunyasi "antisemit" damgasi ile kariyerleri son bulmus marjinalize olmus insanlarin cestleri ile doludur. En buyuk antisemitler bugunku ve dunku Israil yonetimlerinin kendileridir. Guantanamo, Ebu Garib' den bahsettigimizde "anti-Amerikanci" oluyoruz, Shabra Shatilla, Kana katliamlarindan bahsettigimize ise antisemit oluyoruz. Bu isteyerek vya ismemeyerek "entellektuel santaja" yardim ediyor; "elders of Zion" un planladgi ve Yahudilerin noktasina kadar uygulaigi yontemler dairesinde.

Lutfen artik olaylara, olgulara fikirlere bakip kendi kelimelerimizle tasvirleri yapalim ve "macaya maca" diyenlere yafta yapistirmayalim. Bati'daki insanlarla kurdugumuz dostca baglar, yaptigimiz diyaloglar neden bizim en temel insani prensipleimizden taviz vermmiz zorunlu kilmaktaki? Boyle bir iliskimiz varsa bu dengesiz bir iliskidir, "diyalog icin diyalog" yapilmaz. "Ben bugun Hizbullah'i butun yuregmle destekliyorum" diyebilmeliyiz Bati'l dostlarimiza; bundan kacinacak, kocnaca birse yoktur. Hizbullah Israil'in 1982 Lubnan isgali uzerinwe kurulumuas bir kurtulus hareketidir (o isgal sirasinda Lubnan'da tas ustunde tas kalmamis, 30 bin Lubnanli katledilmistir). Ondan beri butun direnisinde sadece isgalci katilleri hedef almistir Hizbullah, ve siyonist katlleri Lubnan'in buyuk bolumunden kovdugu icin tabiki "terroris" ilan edilmisir Israil ve usagi, Bush (su Chavez'in deym ile her gec Tani ile kontugunu zannederek seytanla konusan ayyas). Gecenlerde cok uzun yilar bolgede BM gozlemciligi yapmis hicte "Islami" olmayan emekl general Timur Goksel'in sozleri ile "Hizbullah elindeki II. dunya savasindan kalma fuzelele Israil'deki nokta hedefler vuracak kapsitede elemanlara sahiptir; ama bunu yapmmasi sadece ahlaki prensipleri ve Israil'e daha fazla katliam yapma sebebi vermemek icindir". Oysa Israil'in sivilleri katletme poltikasi da BM gozlmcilerini, gazeteciler oldurmesi de hicbir zaman "kaza" degil bilincli poltikasinin parcasidir. Bugun BM gozlemicilerini katleden Israil, 10 yil once gene Kana'da "BM koruma kampina" hem de "Nobel oldullu Shimon Perez'in emri ile bomba yagdirmis ve 130 kadin cocuk ve erkeg katletmisti. Sadece son 40 yilda bu sekilde yapilmis 50 tane katliam sayabilirim. Bugun gene Nobel Odullu soykirimci "gvercin" Perez Basbakan yardimcisi, ve Israil'in "bariasc kanadinin basi" Amit Peretz is savunma Bakanidir. Iste bunlarin "iyileri" ve yaptiklari.

Bu YAhudi karakteridir arkadaslar! Mevzu benim bloumda www.bekiryildirim.wordpress.com ve Suat Bey'in blogunda www.gelenek.wordpress.com genisce ele alinmistir bircok yazilarla. Daha on gun kadar once Israil'de yapilan bir kamuoyu yoklamasinda halkin yuzde 81'i bu babarligin devamini istemistir. Kalan yuzde 19 icerisinde buyuk yekunu Arap Iasraillile olustumaktadiir. Yani ISrailliler bu konuda oybirligi, gonul birlig icerisindedirler. Simdi ben bu gozlemi yaptigimda "antisemit" mi oluyorum. Peki Gideon Levy diye bir Haretz yazainin ayni idddialari barindiran br yazisini buraya koysak ne oluruz? (ki koyduk).

Gecen bir gazetede ust uste iki resim vardi. BVirnde Israil'li sevinmli guler yuzlu , saglikli couklar kendileinden cok buyuk bombalarin uzerine "israil'den sevgilerle" "cehenneme git" gibi mesajlar yaziyorlardi "Lubnan'li cocuklar icin, anne babalari kedin, erkek buyukleri guleryuzle seyrederken. Bir alttaki resimde ise o bombalarla toplu kaledilen cocuk resimleri ve bir ibare "mesajiniz ulasti".

Bu ahlaksizligi gorupte "Bunlari yaptiranlar ancak Mephisto'nun cocuklari olabilir" demek beni antisemit yapacaksa bununla gurur duyarim. Bunu solyedigi icin isinden olmayi goze almis birisi boyle entellektuel santaja papuc birakmaz. Ahlaki dogrularla hareket edemiyorsaniz politik olarakta yanlis yapiyosunuzdur degerli dostlar; bekleyin gorun.

Eger dondu iseniz hos geldiniz Musatafa Bey.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: August 4, 2006 9:08 AM

Mustafa Bey,

Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz..

Yazdıklarınızın çoğunluğuna katılmakla birlikte Bekir Ağabey'in şerhlerinin de önemli bir kısmını dikkate alıyorum. Antisemitizm artık birçok bakımdan haksız bir mantık kurgusuyla bir etiket olarak kullanılıyor. Nedir Antisemitizm? Ayrım yapabilme hakkı Yahudi tekelinde olduğu için neyin "antisemitizm" neyin "zulme isyan" olduğuna da onlar karar veriyor. Evet; "antisemitizme hayır" demek bir Müslüman için en büyük vazifedir lakin, bir Müslüman için "zulme hayır" demek, tamamını kuşatıcı ve bu bağlamda antisemitizmi de içine alan genel bir ahlak kaidesidir.

Yoğun bir günün arafesineyim, bu konudaki görüşlerim ise aşağı-yukarı zaten belli :-)

Vakit bulabilirsem tekrar bu konuya döneceğim.

Tekrar hoşgeldiniz. Bir daha böyle uzun aralar istemiyoruz. :-)

Saygılar..

Yazan: Suat Öztürk Tarih: August 4, 2006 9:56 AM

Hizbullah : Taseron örgüt mü yoksa kurtulus hareketi mi?

Savaslara bakarken "müslüman gözlüklerimizi" çikarabilirsek daha çok sey görebiliriz
diye düsünüyorum. Dinler arasi mücadele sandigimiz katliamlar acaba aslinda savas
yanlisi ve savas karsiti her dinden insanlarin katildigi kirli bir mücadele olamaz mi?

Lübnan'da ve Irak'ta öldürülenen insan sayisi ile petrol fiatlari arasindaki iliski dikkatinizi çekti mi?

2ci Irak savasindan önce 30 dolar olan ham petrol bugün 80 dolara yakin.

Aralarinda Iran, Suudi Arabistan, Venezuella, Bolivya, Azerbaycan ve Cezayir'in de bulundugu bir çok ülkenin GSMH'si içinde petrol ve dogal gaz ihracati çok önemli (%20-%30) bir yer tutuyor.

Tabi bu gelirler o ülkelerin halklarina degil diktatörlere ve BP, TOTAL gibi firmalarin cebine gidiyor. Ancak bu tabloya ABD ve Rusyadaki petrol yataklarinda ayricalik sahibi firmalari da eklemek gerek. Simdi karsimizda aralarinda çok sayida müslümanin da bulundugu
bir Örgüt çikti ve toplam yillik geliri Almanya gibi bir ülkeye yakindir sanirim.

Gerek teknik sebepler gerekse uluslar arasi anlasmalar nedeni ile ham petrol
üretimini arttirmak kolay degil, gelirleri arttirmanin tek yolu fiati arttirmak.

Amerikan ve Israil ordulari, MOSSAD, Suriye gizli servisi ve Hizbullah gibi örgütler halklarin birbirlerinden nefret etmesini saglayarak su avantajlari sagliyorlar patronlarina :
1) Petrol fiatlari yüksek tutularak toplam gelir arttiriliyor,
2) Korku içinde yasayan insanlar askeri harcamalarin artisini kolay kabul ediyor,
3) "iç ve dis düsman" paranoyasi ile demokrasiden verilen tavizler kolay yutturuluyor.

Siradan bir yahudinin sizden benden bir farki yok, o da çocuklarini doyurmaya ve evinin kirasini
ödemeye çalisiyor. Çatismalarin siddeti azaldigi dönemlerde Israil halki gerek kamuoyu yoklamalarinda gerekse seçim sandiklarinda baris için ödün vermeye yönelik politikalari destekledi. Zaten israil askerlerinin kaçirilmasi da böyle bir ateskes sürecinden sonra geldi
ve petrol lobisinin ekmegine yag sürdü.

Dostlukla
Tunç

Yazan: Tunç Tarih: August 4, 2006 10:51 AM

İsrail-Filistin meselesi ile ilgili söylenecek pek bir şey yok. Yalnız ortada bir gerçeklik var. İsrail Ortadoğu'da olduğu sürece dünya huzur bulmayacak. 30 senedir bin defa barış denendi, olmadı, olmuyor... Ahmedinecad'ın söylemleri çok sert, hiç tasvip etmiyorum ama bence de dünyanın huzuru için en doğrusu İsrail milletinin dünyanın başka bir bölgesine gitmesidir. Mesela Güney Amerika'da veya Britanya'da geniş topraklar var. Hem, medeni ülkeler oldukları için gül gibi geçinirler de... İsrail, askeri mühimmata para ayırmayacağı için daha da mamur olur. Neden yahudi soykırımının diyetini müslümanlar ödemek zorunda? Bugün İslam'ı terörizmle yan yana getiren sürecin başında İsrail-Filistin sorunu geliyor. İsrail bu coğrafyada olmasaydı ne 11 eylül, ne El-Kaide, ne hizbullah ne de hamas olurdu... Bugün bombaları vücutlarına bağlayanlar, dün tanklara taş atan çocuklardır. 2x2=4

Hoşgeldiniz Mustafa bey...

Yazan: blue Tarih: August 4, 2006 11:23 AM

Bir ay kadar önce savaş yeni başladığında Hürriyet gazetesine aşağıdaki yorumu göndermiştim fakat nedense yayınlanmamıştı.Fakat bugün gelinen durum korkularım da maalesef ne kadar haklı olduğumu gösterdi.O zaman yolladığım yorumu aynen veriyorum;

1 ay kadar önce Beyrut'ta idik.Oradaki halk yaşadıkları iç savaşın bitmesinden dolayı çok mutlu,hayata yeni umutlarla bakıyor ve ülkelerini tekrar ayağa kaldırmaya çalışıyorlardı.Çok güzel iki çocuk ile fotoğraf çektirmiştik.Bu çocuklar ve diğer tanımadığım bir sürü çocuk şu anda İsrail'in kaprisi ve diğer ülkelerin vurdumduymazlığı yüzünden bombalar altında acı çekiyor.Böyle bir çifte standardı içinde bir parça hak, adalet duygusu olan hiç kimsenin kabul edebileceğini sanmıyorum.Ama anlayana.

Yazan: Kumru Dayı Tarih: August 4, 2006 11:33 AM

Mustafa Bey hosgeldiniz.
Isabetli makaleniz icin tebrik ediyorum.

H.A

Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: August 4, 2006 1:24 PM

Tunc bey,

Siradan bir yahudinin sizden benden bir farki yok, o da çocuklarini doyurmaya ve evinin kirasini ödemeye çalisiyor.

Baskalarini bilmem, ama, en azindan ben, 'siradan' bir Yahudiyi dogrudan sorumlu tutmuyorum. Ote yandan, bir dunya lobisi olarak Yahudi diasporasini da bir bakima bu siradan Yahudiler olusturuyor.

Israil'in haldeki faaliyetlerine dogrudan aktif katkilari olmasa bile, negatif yonlerini perdelemek, hosgorulebilir hale koymak, muhalif ve muarzilarin 'ipligini pazara cikarmak' vb gibi birer kassa imiscesine davranmalari halinde dolayli ve onemli sorumluluklar ustlendiklerini soylemek hakisizlik olmaz sanirim.

Baska bir deyisle, bu ulkeden ornek vereyim, biatlerinin bu ulkeye yonelik olmadigini dusundurtecek durumlarla karsilasabiliyoruz. [Burada 'dusundurtecek' anahtar kelimedir.]

Bunun boyle olmadigini da dusunmek isterim/z. Fakat, oyle oldugu yolundaki kanaatlerin pekistirilmesine hizmet edercesine davranilirsa, bunun bir sorumluluk haline de donusmesini de anlayisla karsilamamiz gerekir bence.

Israil'in en onemli gucu Israil'in icindeki imkanlari degil. Haricteki lobisidir.

Dolayisi ile, Israil'in tedip edilmesi icin yapilmasi gerekenler de dogrudan Israil'e yonelik olmak zorunda degil. Haricteki lobinin tedip edilmesi daha anlamli olur.

Bunu da 'anti-semitizm' cercevesine sokmak ya da oyle degerlendirmek gerekmiyor; bu lobinin ticari cikarlarina yonelik bazi anlamli adimlar atilabilir; boykot filan gibi.

Neyse. Benim asil merak ettigim, Mustafa beyin (Akyol) israil'e yonelik bariscil tutumunun simdilerde ne durumda oldugudur... Ve, degisiklik olmus ise, nelerdir ve fiiliyatta nasil yansimasi gerektigi konusundaki (varsa) fikirleridir.

Nuray hanimin (Mert) yalap-sap yazilmis yazisini anafikrine ben katilmiyorum. Neyin Yahudi dusmanligi oldugunun iyice bir acikliga kavusmasi gerekiyor; yoksa, bu argumanlar uzerinden birileri bizim (ya da biz kendi kendimizin) ellerimizi bagliyoruz...

Bundan murat ne olabilir?

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: August 4, 2006 2:59 PM

Bekir Bey'in yorumunun altina izin verirse ben de imzami atmak istiyorum,.!!!Allah, kendisinden razi olsun,!!!

Israile, yahudilere koz vermemek icin soylevlerimize dikkat etmeliyiz de.., nereye kadar..? bu politikanin sonu insani degerlerimizi yitirmek ve insanligimizdan utanmak olmamali diye dusunuyorum!!! Cunku ne kadar politik olup, eline sozde koz vermesek te..; Israil in yorungesini, sozde buyuk ama bana gore gulunc ve acinasi amacini??? degistirecegini sanmiyorum!!! Amac bence varliginin taninmasi degil,.bu ozel ve birinci sinif kimlige sahip oldugunu dusunen zavallilar layik olduklarini dusundukleri dunyanin bir numarali super gucu olmak istiyorlar,..ve bu arada ne kadar Musluman katledebilirlerse, o kadar iyi onlara gore,..bize karsi kullanilan anti semitizm kavramini kendileri Muslumanlara gerceklestiriyorlar,..!!!

Yaptiklarini butun kalbimle lanetliyorum,.!!!Allah, buyuktur ve birgun onlar da hak ettikleri cezayi alacaklardir,.!! ama o buyuk gune kadar isgaller altinda yasama mucadelesi veren butun Musluman kardeslerimizin Allah, yardimcisi olsun!!!

Saygilar, selamlar,.
Asli Altay

Yazan: Aslı Altay Tarih: August 4, 2006 3:13 PM

Sayın Akyol,
Barışçı fakat dik duran tavrınızı destekliyorum.
İsrail şımarık ve acımasız bir güç olarak herkese
saldırabilecek bir çizgiye geldi. Bunda kendisine
karşı aşırı duyarlı davranılması, soykırım mağduru
olarak gereksiz korunmasının da payı vardır sanı-
yorum. İsrail'in yaktığı canlar artık bu kalkanla
korunmak hakkını elinden almalıdır diye düşünüyor-
um. Fitnenin savaşla yok olacağı, ilahi bir tespit
tir. Bu yüzden Savaşın kötü bir şey olması dillen-
dirilsede bazen kaçınılmaz olur ve fitneyi temiz-
ler. Çünkü fitne savaştan kötüdür. Şimdi tamda
yeridir. Lübnan'da savaşan Hizbullah azgınlardan
korkulmaması gerektiğini belki bütün Araplara ve
müslümanlara savaşarak kanıtlıyor. Bu açıdan bakıl
dığında Fitneye karşı savaşıyor. Birde Fitne erba-
bı Hizbullah adında üçüncü ülkelerde kontra terör
örgütleri kurup Hizbullah ismini kirletiyor.
Bütün Hanif Müslümanların, Tevhid erlerinin çok
dikkatli olması gerekiyor. Fitne erbabının yaktığı
ateş yayılabilir. Sabırla, Dua ile, ve cesaretle
ama yapıcı ve barışçı bir kararlılıkla haksızın
karşısında sesimizi yükseltmeliyiz. Allah mazlum-
ların yardımcısı olsun. İsrail aklını başına alsın. Çocuk katilliği er yada geç Gayretullaha dokunur. Ve Allahın gazabı aceleci olmasada çok
şiddetlidir. Allah Hak erlerinin yar ve yardımcısı
olsun. Selam ve saygı ile. Levent.

Yazan: Levent Tarih: August 4, 2006 6:07 PM

Tunç Bey,

"Savaslara bakarken "müslüman gözlüklerimizi" çikarabilirsek daha çok sey görebiliriz
diye düsünüyorum."

Ne demek Müslüman gözlüğü? Müslüman gözlüğü bakışları daraltıyor mu?

Biz meseleye "insan" gözlüğü ile bakıyoruz. Ve bu insanî hasletlerin tamamını İslamî ahlak kapsıyor. İnsanî gözlük aynı zamanda İslamî gözlüktür. Bunları çıkartmamızı mı istiyorsunuz?

İslam ahlakı zulüm kimden gelirse gelsin, (zalim ister müslüman olsun ister olmasın; tabii mazlum da) her çeşidine karşı koymamızı emreder. Müslüman gözlüğü budur. Bunu mu çıkartalım?

Bunu söylerken savaşiların sebeplerinin ardındaki etkenlere bakmamızı öneriyorsunuz; bunu anlyorum ama yaptığınız anoloji kabul edilebilir değil..

Çatismalarin siddeti azaldigi dönemlerde Israil halki gerek kamuoyu yoklamalarinda gerekse seçim sandiklarinda baris için ödün vermeye yönelik politikalari destekledi. Zaten israil askerlerinin kaçirilmasi da böyle bir ateskes sürecinden sonra geldi ve petrol lobisinin ekmegine yag sürdü.

Filistin'de işgalin ve direnişin tarihçesinden haberiniz var mı bilmiyorum. Bu mesele o kadar basit bir mesele değil. Linkini verdiğim tarihçeye bakarsanız İsrail işgalinin, zulmünün, pervasızlığının ve yüzsüzlüğünün boyutlarını daha iyi görebilirsiniz.

Filistin sorununun ne olduğunu anlayabilmek için bu konuda yazılmış en güzel kitaplardan birisinden bahsetmek istiyorum.Mete Çubukçu'nun "Bizim Filistin" adlı kitabı.. Bu sorunun ne olduğunu merak eden herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Bu sorunun hangi süreçlerden geçtiğini, İsrail'in Filistinlileri çıldırtan uygulamalarını, akılalmaz dümenlerini, yaptıkları katliamları, onlarca yıldır çektirdikleri acıları, her barış sürecini nasıl sabote ettiklerini, buna rağmen medyadaki kalemşörleri ve köşe başlarını tutmuş diasporalarıyla kendilerini nasıl mazlum ve kendini koruyan devlet konumuna soktuklarını bu kitata bulabilirsiniz.

Kitabı tanıtmak için zamanım olmadığı için Hilmi Yavuz'un bu kitap için yazdığı ve aslında "sürecinde" fotoğrafını çeken bir yazısını alıntılamak istiyorum:

"Sevgili Mete Çubukçu’nun kitabı tam zamanında yayımlandı ‘Bizim Filistin: Bir Direnişin Tarihçesi’, gerçekten büyük bir gazetecilik ve elbette yazarlık başarısıdır. Türk medyasında Filistin üzerine uluorta ahkam kesen bir kısım köşe yazarının, bu kitabı başından sonuna kadar, dikkatle okumasını öneririm. Çubukçu’nun ‘Sunuş’ yazısında da belirttiği gibi, ABD’ye yönelik saldırının ardından, Arap ve Müslüman avına çıkan dünya ve Türkiye medyası da yıllardır Ortadoğu’da olanların farkında değil’. Evet, maalesef, farkında değil!

Gazetecilik başarısıdır;– evet, bütün bu ‘namüsait ahval ve şerait’ karşısında, Ramallah’ta İsrail askerî kuşatması altındaki evinden İntifada’yı yiğitçe yöneten Başkan Arafat’la yaptığı özel röportaj, Filistin’de olup bitenlerin iyi anlaşılması bakımından büyük önem taşıyor. Başkan Arafat, diplomatik yollardan kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için bütün imkanların, İsrail ve özellikle de ‘Sabra ve Şatila’ katliamlarının bir numaralı sorumlusu Ariel Şaron marifetiyle nasıl berhava edildiğini, kanıtlarıyla ve birer birer gözler önüne seriyor: Camp David, Oslo Anlaşması, BM kararları, Taba Anlaşması, Wye River Anlaşması... İsrail, bu uluslararası kararların hiçbirini neden tanımadı? 28 Eylül 2000’de başlayan İkinci İntifada (‘El Aksa İntifadası’), İsrail’in Oslo Anlaşması koşullarına ‘büyük ölçüde’ uymamasından ileri gelmiyor mu? Şaron, Harem ül Şerif’e niçin girdi? Bu, açık bir provokasyon değil miydi? Sayın Cumhurbaşkanımız, El Aksa İntifadası’nı başlatan İsrail saldırılarını 2000 Ekim’inde yapılan İSEDAK toplantısında şu sözlerle eleştirmemiş miydi: ‘Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’de meydana gelen ve sorumsuz kimi kışkırtmaların ardından İslamiyet’in en kutsal yerlerinden biri olan Harem ül Şerif’te, 28 Eylül Cuma namazından sonra Filistinli kardeşlerimize karşı girişilen şiddet hareketleri İslam dünyasını derinden yaralamıştır.’

Dahası var: Birleşmiş Milletler Irkçılıkla Mücadele Konferansı’nın 1–2 Eylül 2001 tarihinde, Güney Afrika’nın Durban şehrinde yaptığı toplantıda, İsrail’in ‘ırk ayrımcısı’ ve ‘insanlığa karşı suç işleyen’ bir devlet olduğuna ilişkin kararı niye göz ardı ediliyor? Çubukçu’nun kitabında, kendi deyişi ile ‘İsrail’in Filistinlilere karşı uyguladığı politikaların’ ‘apartheid’den başka bir şey olmadığı’nın kanıtları, hâlâ görmezden mi gelinecek?

‘Şaron, uyguladığı ‘abluka’nın hemen arkasından Filistinlilerin karşısına ‘duvar’la çıktı’, diyor Mete Çubukçu... Şaron’un, ‘yıllardır dikenli tellerle yerleşim birimlerini ayıran, örneğin El Halil kentinde camilere ulaşmak isteyen Filistinlileri engelleyip, dikenli tellerin önünde namaz kılmaya zorlaması’na karşı hiç mi ses çıkarılmayacak?

Gazze’nin, ‘İsrail tarafındaki sınırı yüksek tellerle, diğer tarafı Akdeniz’in mavi sularıyla çevrilmiş, dünyanın en büyük hapishanesi’ olduğu nasıl unutuluyor? ‘Dikenli telleri, teknolojinin en gelişmiş silahlarıyla donatılmış gözetleme kuleleriyle, yıllardır gözetleme altında’ tutulan Gazze’nin bir ‘toplama kampı’ndan ne farkı var?

Peki, ya yerlerinden yurtlarından sürgün edilenler? Mete Çubukçu yazıyor: ‘Dünya coğrafyasında hiçbir ulus, 50 yıl kendi topraklarından uzakta yaşamamıştır.’ Filistinlilerin sürgündeki nüfusu, şu anda, kendi topraklarındaki nüfustan daha fazla. ‘Filistinli mülteciler konusu, uluslararası sorun olmaktan öte, bir insanlık dramıdır’ diye yazıyor Mete Çubukçu. Ve geri dönüş umudu yok;– hiç yok!

İnsan hakları ihlallerine gelince, İsrail’in yüz kızartıcı bir sicile sahip olduğu görülmüyor mu? ‘Bizim Filistin’ kitabında, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı’nın yayımladığı rapora göre, İsrail’in ‘insan hakları ihlallerinde ilk sırayı aldığı’ yazılı. Raporda, 2000 yılında Yahudi olmayanlara yönelik ihlaller(in) rekor seviyeye ulaştığı’ bildiriliyor. Ya ölenler, öldürülenler? Onların adı var mı gündemimizde? Yok;– hiç yok!

Çubukçu, ‘Önsöz’de şunları yazıyor:

Beni en çok etkileyen, Filistinli çocuklar oldu. 1995’te Gazze Şeridi’ndeki Cebeliye Mülteci Kampı’nı ve Beyrut’ta İsrail ile işbirliği yapan sağcı Falanjist güçlerin Ariel Şaron’un emriyle Filistinlileri katlettiği Sabra ve Şatila’yı gördükten sonra, Filistinli çocukların İsrail’e karşı verdikleri mücadelenin nedenini daha iyi anladım.’

Son söz’ü de Çubukçu’ya bırakalım: “Terör” ile “haklı mücadele” arasındaki ince çizginin burada iyice belirginleştiğini sanıyorum.” Bizim Filistin: Bir Direnişin Tarihçesi, Metis Yayınları, Nisan 2002)"

------------------------

Son olaylar ile ilgili de ciddi bir bilgi yanlışınız var. Siz de birçokları gibi son olayların başlangıcı için iki İsrail askerin kaçırılmasını görüyor olmalısınız. Ancak olayların öncesi var. İsrail-Filistin çatışmasının son aşaması, İsrail kuvvetlerinin Gazze’den iki sivili; bir doktor ve kardeşini kaçırmasıyla başladı. Ayrıca bir sahilde piknik yapan aileden 7 kişi İsrail kuvvetlerince öldürüldü. Bütün bunlardan sonra asker kaçırma eylemi oldu ve iş bu boyutlara geldi. (Halen İsrail zindanlarında tutulan ve suçunun ne olduğu belli olmayan 10.000 dolayında Filistinli var. Bunu da hatırlatalım) Bu konuda Tarık Ali, John Berger, Noam Chomsky, Eduardo Galeano, Naomi Klien, Harold Pinter, Arundhati Roy, Jose Saramago, Guiliana Sgrena, Howard Zinn gibi isimler 24 Temmuz'da bir açıklama yapmışlardı. Onlarda aynı şeyi söylüyorlar. Başlatan tıpkı daha önceki intifadalarda da olduğu gibi İsraildi. Şahin Alpay o günlerde bu açıklamadan da "Batı'nın utanç verici çifte standardı" başlıklı yazısında bahsetmişti.

Bu "kim başlattı" sorusuna en güzel cevap aslında bir İsrail gazetesinden gelmişti. İsrail'in Ha’aretz Gazetesinde , 9 Temmuz 2006 tarihinde Gıdeon Levy sorunun ne olduğu gözler önüne seren "Kim başlattı" başlığıyla nefis bir yazı yazmıştı.Yazı o kadar güzel ki Mustafa Bey'in affına sığınarak alıntılamak istiyorum:

Biz Gazze’den çıktık, onlar Kassam füzeleri ateşliyor.” Mevcut çatışma çemberi hakkında formüle edilen bundan başka bahane yok.

İtiraz etmeye çalışan birine verilen rutin yanıt “onlar başlattı” oluyor, örneğin hiçbir hasara neden olmayan bir Kassam füzesinin Ashkelon’daki bir okula düşmesinden birkaç saat önce İsrail Gazze’deki İslam Üniversitesi’ni tahrip etti. İsrail, elektrik kesintilerine neden oluyor, kuşatıyor, bombalıyor, top ateşine tutuyor, suikastlar düzenliyor, tutukluyor, sivilleri yaralıyor ve öldürüyor, aralarında dehşete düşürecek derecede çocuklar ve bebekler de bulunuyor; ancak “onlar başlattı” yine devreye giriyor. İsrail tarafından “kuralları çiğnemenin” bahaneleri de hazır: İstediğimiz zaman istediğimiz yeri bombalamaya hakkımız var; ancak onların Kassam füzesi fırlatmaya hakkı yok. Ashkelon’a Kassam fırlattıklarında, adı “çatışmada kızışma” oluyor, ancak bir okulu ya da üniversiteyi bombaladığımızda her şey mükemmel gidiyor. Peki neden? Çünkü onlar başlattı. Büyük bir çoğunluğun düşündüğü şey, adaletin bizim yanımızda olduğu yönünde. Tıpkı okul avlusundaki bir oyundaki gibi, kimin başlattığı konusundaki tartışma, İsrail’in sebep olduğu her türlü adaletsizliği haklılaştırmak için kullandığı manevi bir savdır. Öyleyse, gerçekte savaşı başlatan kimdir? Ve biz Gazze’den sahiden çekildik mi?

İsrail, Gazze’den sadece kısmen çekildi ve çarpıtılmış bir tarzla. “Ayrılma” ve “işgale son” gibi başlıklarla yaftalanan “ayrılma planı yerleşimlerin sökülmesi ve İsrail savunma güçlerinin Gazze’den ayrılmasıyla sonuçlandı ancak Gazze Şeridi’nde kalanların yaşam koşullarında hemen hiçbir değişiklik yapmadı. Gazze hâlâ bir hapishane ve orada yaşayanlar hâlâ yoksulluğa mahkum edilmiş ve eza içinde. İsrail onları Refah’taki birkaç geçiş noktası dışında denizden, havadan ve karadan kilitlemiş durumda. Batı Şeria’daki akrabalarını ziyaret edemiyorlar ya da Gazze ekonomisinin 40 yıldır bağlı olduğu şekilde İsrail’de iş arayamıyorlar. Mallar bazen götürülebiliyor bazen de götürülemiyor. Gazze’nin bu koşullar altında yoksulluktan kurtulma gibi bir şansları yok. Hiç kimse buna bir çözüm bulamayacaktır ve oradaki halkı acı kaderine mahkûm edecektir. Şimdi, tahliyenin üzerinden bir yıl bile geçmemişken, şiddet ve güç yeniden sahnede. Başka ne beklenebilirdi ki? Filistinlileri ve onların ihtiyaçlarını görmezden gelerek acımasız ve saldırganca bir tavırla tek taraflı çekilen İsrail’di ve sessiz bir biçimde kötü kaderlerini taşımak zorunda kalan Filistinliler, özgürlükleri, şerefleri ve rızkları için savaşmaya devam etmeyecek miydi? Batı Şeria’ya güvenli geçişler için söz vermiştik; ancak sözümüzde durmadık. Tutukluları serbest bırakmaya söz vermiştik, bu sözümüzü de tutmadık. Demokratik seçimleri destekledik, daha sonra da yasal olarak seçilmiş liderliği boykot ettik, onlara ait olan fonlara el koyduk ve sonra da savaş ilan ettik. Bir yandan mevcut Filistin liderliğini güçlendirirken diğer yandan Gazze’den müzakereler ve koordinasyon yoluyla çekilebilirdik; ancak böyle davranmayı reddettik. Ve şimdi, “liderlik eksikliğinden” şikâyet ediyoruz. Filistin toplumunun ve liderliğinin altını oymak için her şeyi yaptık.

Filistinliler Kassam füzesi fırlatmasaydı ne olurdu? İsrail, Gazze üzerine uyguladığı ekonomik kuşatmayı kaldırır mıydı? Filistinli işçilere sınırları açar mıydı? Tutukluları serbest bırakır mıydı? Seçilmiş liderlikle bir araya gelip müzakerelere mi başlardık? Gazze’de yatırımı teşvik mi edecektik? Saçma. Evet, ilk başlatan bizdik. İşgalle başladık her şeye ve bunu sona erdirmekle yükümlüyüz. Şiddetle başladık. Şiddetin kendisi işgalden daha kötüdür, tüm halka karşı güç kullanmak daha kötüdür.

Kimin neyi başlattığı, hangi süreçleri baltaladığı artık belli değil mi? Nasıl bir işgal, sömürü ve katliamla karşı karşıya kaldığımız açık değil mi? Siz hala gelinen barış sürecinin asker kaçırmayla baltalanmasından falan bahsediyorsunuz. El insaf.. Görüşlerine değer verdiğim kişiler bari bu hataya düşmemeli..

Aslında meselenin daha değişik boyutları var. Bulaç'a göre Yani İsrail/ABD bu operasyonu BOP kapsamı çerçevesinde zaten planlıyordu. Ama sonbaharda. Hizbullah sonbaharda planlanan bu operasyonu erkene aldırdı ve İsrail'in hazırlığını ve planlarını bozdu. Bu görüşü dikkate değer bulmak için elimizde yeterince sebep var.

Dünya olan-biteni seyrediyor. BM, Roma konferansı gibi komediler gözümüzün önünde cereyan ediyor. İnsanlar çocuklar ölüyor. Bütün bunların müsebbibi İsrail ve ABD'dir. Siz ise bize Müslüman yani "insan" gözlüklerimizi çıkartmamızı öneriyorsunuz..

İşte az önce ajanslara bir haber düştü. : "İsrail savaş uçakları Bekaa vadisinin doğusunda Lübnan'ın Suriye sınırı yakınında sebze taşıyan çiftçi kamyonlarını hedef aldı. Saldırıda 33 çiftçi öldü, onlarca yaralı var."

Buyrun...

Yazan: Suat Öztürk Tarih: August 4, 2006 7:40 PM

Mustafa Bey,

Oncelikle hosgeldiniz diyorum. Ve hosbes faslini kisa geciyorum :) (biliyorum cok kisa oldu ama soylenecek cok sey var).

Anti-semitizm kavraminin Israil'i yaptigi haksizliklardan koruma adina nasil yapildigini Bekir bey cok guzel aciklamis. Amerika'da yasadigim icin biliyorum. Eger yuksek sesle icinde Yahudi gecen bir cumle kurarsaniz obur gun Anti-Semitizm ile suclanirsiniz. Isinizden olursunuz. Mel Gibson mesela. Dun yerel bir gazetedeki haberde Bin Ladin'in agzindan "Ya ben bile o kadar ileri gitmedim" dedirtmisler. Cunku Mel Gibson elle tutulur gozle gorulur bir insandir ve The Passion of the Christ filminden bir sabikasi vardir. Mel Gibson'in dedigi dogru demiyorum ama Mel Gibson Yahudiler soykirimcilik yapiyor deseydi de basina gelecek sey aynisi olacak idi.

Nuray Mert'in her kelimesine katiliyorum demissiniz. Bakin bugun kendi gazetesinin mansetinden Olmert'in sozleri :

" İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Lübnan'da sivillerin de öldüğü saldırıları, "Onlar Hizbullah halkı ve terörist" diye savundu. Olmert, yüzde 45'i çocuk 1 milyon kişinin yollara düşmesi için de "Hizbullah'ın güç kaynağı nüfus tamamen yerinden edildi" dedi.
'Hafızalara kazıyacağız'
Amaçlarının tüm Ortadoğu'ya gözdağı vermek olduğunu söyleyen Olmert şöyle konuştu: "Tepkimiz, İsrail'e saldırma planı yapan ülkelerin ortak hafızasına kazınacak. Hizbullah, Suriye ve İran, 'İsrail'e füze atmaya değer mi' diye beş kez düşünecek.

Bizim basbakanimiz bu sozlerin yarisini soylese kendi partisi, meclis, medya, ordu veya halk karsisinda tutunabilir mi? Alasagi etmez miyiz? Olmert bu tur aciklamalari ilk gunden beri yapiyor ve gittikce gucleniyor. Iktidara gelmek icin aldigi destegin kat fazlasini %81 Israil halkindan aliyor. Bu da Israili " Terorist, Irkci, Etnik Temizlikci" yapmaz ise daha ne yapar??? Hitler'in sozlerinin bir farki var mi ki yukardaki sozlerden bunu ayirlaim. Yada daha nesnel dusunmek icin soyle yapalim. Kizilderili katliami mi buyuktur Yahudi Katliami mi? Yahudilerin dunyadaki en buyuk katliam diyerek kendilerini gostermeleri Kizilderili katliamini yok saymak mi oluyor. Hitler Colombdan daha seytani bir yaratiktir demek kotu birsey mi? Bana en azindan ilk asamada tecrit edip, kamplara kapatmasi bakimindan Olmert Hitler'den daha asagi geliyor. Kaldi ki o gaz odalarini saklamisti. Insanligin gozu onunde yapmamisti tepkiden korkarak. Bakin Israil'e...
Dunyanin gozunun icine bakarak neler soyluyor.
Dunyanin gozunun icine bakarak neler yapiyor.
Hangi toplumun, hangi ulkenin cocuklari suna musade eder soyleye bilirmisiniz?

Tunc Bey,

Simdi karsimizda aralarinda çok sayida müslümanin da bulundugu bir Örgüt çikti ve toplam yillik geliri Almanya gibi bir ülkeye yakindir sanirim.
Sanir misiniz???
Amerikan ve Israil ordulari, MOSSAD, Suriye gizli servisi ve Hizbullah gibi örgütler halklarin birbirlerinden nefret etmesini saglayarak su avantajlari sagliyorlar patronlarina :
Wallahi Demirkan beyi bile gectiniz materyalist bakis acinizla. Siz dolar, is, kar,... 'dan baska birsey dusunmez misiniz? Ha bu arada Turk ordusunun patronu kim oluyor Ozilhan mi???
Siradan bir yahudinin sizden benden bir farki yok, o da çocuklarini doyurmaya ve evinin kirasini ödemeye çalisiyor.
Iyi de cocugunu doyurmak icin bomba boyamaya, kendisi de kirayi odemek icin Lubnana saldirmaya gidiyorsa ya? Ha bu da en siradani. Siradan olmayanlari genelde aciklama yapiyorlar. Bakin yukarda yaziyor.
Zaten israil askerlerinin kaçirilmasi da böyle bir ateskes sürecinden sonra geldi ve petrol lobisinin ekmegine yag sürdü.
Yine petrol lobisi... Tunc bey arada sirada haberleri izliyor musunuz? Yoksa sizin icin piknik yapan bir ailenin roketle havaya ucurulmasi Israil barisi midir? Bunun karsisinda tepki almak Petrol lobilerinin ekmegine yag surmek midir?

Yazan: fatih demir Tarih: August 4, 2006 7:47 PM

Tunc Bey,

Arkadaslar soylenebilecekleri soylemisler. Fazla ilave edecek birsey bulamiyorum. Ama dilerseniz, ve zaman bulursaniz benim (bekirlyildirim.wordpress.com) ve SuaT bEYIN (gelenek.wordpress.com) bloglarinda bu konularda bircok yazilar bulabilirsiniz. Daha da guzeli hicte "musluman Gozlugu" bulunmayan bir kaynak www.israelshamir.net i tavsiye ederim. Buralarda Haretz gazetesindeen Gideon Levy adli yazarin bir yazisini koyduk. Benzeri yazilar pek cok Yahudi tarafindan yaziliyor her gun. Israel Shamir, Noam Chomsky, Isrel Shahak, Grace Haskell, Marc Ellis, Ilan Ziv, Michael Lerner, Morcedai Vanunu'nun hicbiri Musluman gozlugu takmiyor hepsi de Yahudi.

Onlar bahsettigimiz "bizim gibi insanlar" dedigniz Yahudi ruhunun hicte "bizim gibi" olmadigini gosteriyorlar icerden kimseler olarak. Ve bu YAHUDILER YAHUDILERIN BU KARAKTERININ AHLAKSIZLIGINI, SAVUNULAMAZLIGINI VE YAHUDILERIN SONUNU GETIRECEGI KORKULARINI HAYKIRIYORLAR! Sadece onlarin dininde "chosen" ve "digerleri" (goyim) ayrimi vardir, yani bir irk digerlerinden ustun yaratan Tanri inanci bu ustun irkin tavirlarini sekillenirmistir tarihi boyunca.

Tamam, sizin dediginizi yapalim ve "musluman gozlugunu cikarip insan gozlugu ile bakalim her gun bir yenisi yapilan toplu katliamlara. Ne goruyorsunuz?

Tepkilerinizin iyi niyetli fakat yeersiz bilgiye dayandigini dusunuyor mevzuda bilgi edindikce revizyona ugrayacagina inaniyorum.

Selam, saygi ve muhabbetlerimle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: August 5, 2006 1:31 AM

Hizbullah'in misyonu Nedir? (Devam)

Ne kadar sevindim bizim ekip gene eksiksiz burada... Bekir Bey, Fatih, Hüseyin, Muzmin ve Suat Beyler...

Herkese gecikmis bir merhaba, ve tabii Mustafa Bey'e.

Neyse, konumuza gelelim : ALLAH sahidimdir, (ve diger basliklar altindaki yorumlarimda ispatidir)çocuk katillerine karsi bir sey yapamamak beni sizin kadar üzüyor.

materyalistlikte Demirkan Bey ile yarisamam, ama materyalist dialektik olaylari anlamakta gayet faydali olabilir.

müslüman gözlükler lafi ile kastim olaylari aidiyet çerçevesinde gÖrmektir. PKK olayini türk gözlügü ile çözebiliyor muyuz? Nefret'in bir ranti var. Hem ekonomik hem de siyasi rantlari : PKK insanlarimizi öldürünce oylarini arttiran siaysi partiler yok mu?
Sehit sayisi artinca çelik yelek, gece görüs cihazi, vs ihalelerinde kim parsayi topluyor?

Sevgili dostlar, her agacin kurdu özünden olur. Temmuz ayinda Silopi'de gece görüs sistemlerini kapatarak insan tacirlerine geçis verdigi için tutuklanan türk askerleri oldu. Bazi subaylarin da katilimi ile kurulan çete kisi basina 300 dolar geçis hakki aliyormus.

Ne oldu? Nerede kökü disarida mihraklar? ABD veya Fransa'nin PKK'ya yardim etmesine gerek var mi? Bastirin 300 bin dolari, bin kisilik bir terörist grubu hop diye geçirin sinirdan.

Biz müslümanlarin en büyük düsmanlari yahudi lobisi filan degil, kendi cahilligimiz ve dünya'yi Hristiyan - Müslüman - Yahudi diye 3 tür insandan olusan bir klüp sanmamiz.

Oysa savaslar para için yapiliyor ve "baris güç odaklarina daha fazla rant saglamadikça"
katliamlar devam ediyor.

Ben bu durumu ne onayliyorum ne de "yapacak bir sey yok, hayat bu" diye teslim oluyorum. Ama hizbullah gibi örgütleri kurtulus örgütü gibi göremiyorum. Cihad'in kurallari çok basit ve açik. Sivilleri öldürüp adina cihad demek dogru degil.

Söyle dua edebilir misiniz "Allahim bana yardim et, suradaki kasabaya bir roket atacagim, çoluk çocuk herkesi öldürecegim". Hizbullah cihad yapiyorsa neden askeri hedefleri seçmiyor?

israil ordusunun sivil öldürümesi müslümanlarin ayni seyi yapmasini mesru kilmaz. Cihad baska sey intikam baska. O zaman ALLAH'in adini kullanmasin, "ben intikam örgütüyüm" desin.

Kurtulus savasi sirasinda kuvayi milliye askerleri atina'daki ilk okullari bombalamis olsaydi davaya hizmet etmis olurlar miydi? Yoksa yunanlilarin nefretini çekerek isgalcilerin ekmegine yag mi sürerlerdi?

Afgan mücahitler sivil ruslara saldirdi mi?

Nitekim suudi vahabiler beslan'da isledikleri cinayetler ile çeçenlerin davasini kirlettiler.

Kim baslattigi konusuna gelince : Anlattiginiz katliam ve zulümleri bilmiyor degilim. Ama soruyorum size : bu savas bir din savasi midir yoksa bir para savasi midir?

Birden bire Ortadogu'ya baris gelse sizce herkes sevinir mi? GSMH'si veya cirosu dogrudan petrole indeksli ülkeler ve sirketler milyarlarca dolar kaybederler eger Filistin'e ve Irak'a baris gelirse.

Evet, çocuk katillerini lanetleyelim ama onlarin tuzagina da düsmeyelim. Uygarliklar çatismasi teorisyenlerine meze olmayacak kadar akilliyiz sanirim hepimiz.

Ortadogu'yu anlamak için Lübnanli hristiyan bir arap olan Amin MALUF'un türkçe olarak da basilan bir eseri var : Araplarin gözüyle Haçli seferleri. Bu kitabi okursaniz "müslüman gözlükleri" lafiyla ne anlatmak istedigimi daha iyi anlayabilirsiniz.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: August 5, 2006 1:42 AM

Tunc Bey,

Simdi daha onceki yorumlarinizda neler yazmistinizki kafama sizi akl-i selim, suurlu bir yorumcu olarak kaydetmisim hatirlamiyorum; gecmis yorumlarinizi okuyacak sabrim da zamanim da yok. Sadece son yorumunuz uzerne birkac soz etmek isterim.

Tunc Bey gereginden fazla derin tahlillere giriyorsunuz. Sizin karmasiklastirdiginiz manzarayi ben basitlestirmeye calisayim musadenizle.

Sokakta irzina gecilen bir kadin gordugunuzde derin analizlere girip o kadinin ve saldirgani doguran toplum degerleri, tarihi, dinleri, fesefesi uzeinde anlaizlermi yaparsiniz siz? Ya bir yangin gordugunzde ilk refleksiniz nedir?

Ne farkeder yahu adini "cihat" koymayin sizde! Cocuklari, baglari, evleri elinden alinmis, butun kutsal degerleri, gururu ayaklar altina alinmis insanlarin tepkisi deyin. Ben o Kana'dan cikan komurlesmis, mumyalasmis bebek cesetlerini gorunce aklima bu isin kokeninde para var analzini yapmak gelmiyor dogrusu. Belki sizin kadar sofistike tahlil kabiliyetine sahip degilim.

O zaman ne diyorsunuz "musluman gozlugu" derken? Hugo Chavez elcisini Israil'den cekti. O hangi gozlugu kullaniyor sizce? Firsat bulursam Malouf'un kitabin okurum ben; siz benim tavsiye ettigim Yahudi'lein neler dediklerini okuyacakmisiniz? Ya Gideon Levy makalesini?

Bakin Tunc Bey kardesim, bu babarligi, bu vahseti seyredip mevzuya sosyalst gozlugu ile, musluman gozlugu ile, humanizm gozlugu ile bakip lanetleyenler var. Siz neden bu butun dinlerin, ahlak sistemlerinin, milletlerarasi hukukun bilinen butun evrensel degerlerin en agir dille kinadigi olaylara reaksiyonumuzaa "musluman gozlugu" degerlendirmesi getiriyorsunuz anlayamadim. Eger Musluman ozlugu kullaniyorsak bunun gaye mantiki bir aciklamasi da olabilir. Dunyaya bakiyoruz, nerde savas va Israil-ABD Inc'in taraf oldugu, her defasinda mazlum, magdur durumnda "musluman" goruyoruz Somali'den Filisin'e kadar. Burda "musluman" gozlugunu biz secmiyoruzki. Gormemek icin kor olmak lazim.

Dunyayi Hiristiyan Yahudi ve Musluman diye uc gruptan olusan tasavvurunu kime yapistiriyorsunuz bilmiyoum. Sadece adini sarfdiginiz yorumcular arsinda dahi bu konuda oldukc genis bir yeplaze oldugunu buradaki gozlemeimden soyleyebilirim. Su anda Bati dunyasinin Hiristiyan/sekuler guc aygitlarinin Yahudi kontrolunde oldugu benim gorusumdur. Neden boyle dusundugumu aciklamak icin kitaplar yazabilirim. Bir miktar bilgi gerek burdaki yorumlaimda gerek kendi blogumda bulunur. Orayi 25 sene "icerden" gozledim, bilmem kimin kitabinda yazani referans vermiyorum. Tahlillerimde Islam'a karsi savas acan sytani "Israil_ABD Inc." olarak adlandirdirim.

"Ortadogu'ya baris gelse herkes sevinrmi?" de ne bicim soru Tunc Bey kardesim? Gene yukardaki anolojime donerek sorarim size "bir ev yangibnini sondurdugunuzde herkes sevinimi" yada "br evin uzerine bomba dusmesini onlediginizde"? Tabiimki sevinir seytandan baska herkes! Ama GSMH noolacak? sorus kusura bakmayin sacma bir sorudur. Kim diyor yangin sondugunda hayat gulluk glistanlik olacak, ondan sonra probem almayacak diye? Once yangn sondurmek lazim ama.

Hizbullah hakkinda soylediklerniz gercegi yansitmiyor. Bilmiyorum bilgi kanaklariniz neler ama Bati'li nesnel gozlemciler de Hizbullah'in sadece isgalci Israil gucunu, tanklarini hedef alarak Israil'i Lubnan'in guneynden kovdugunu kaydediyor; nedir mazlum ile zalimin bu kadar acik oldugu br durumda dahi Hizbullah'i sanik sandalyasine oturtma gayretinin altinda yatan duygu anlayamadim. Bahsettiginiz Lubnan'li Hiristiyan'in kitabinda neler yaziyor bilmiyorum ama o veya diger kitap, tavsiyem hicbir insan kitabini tek fotograf makinesi veya kilauz kabul etmemeniz ve aldiginiz verileri sahip oldugunuz inandigim mantik, vijdan suzgeclerinden gecirerek tahlil etmeniz.

Yukarda Hizbullah'in bugun dahi elinde hicbir laser gudumluyu birak herhangibir precision silah bulunmamasina ramen, dusmanin "sivilerine" zarar vermemek icin azami gayret gosterdigini benim degil Israil-Lubnan sinirinda 24 yil BM gozlemciligi yapmis ve hala Israil veya Lubnan'da yasayan emekli general Timur Goksel'in kaydettigini yazmistim. Hala Israil/ABD propgandasi uunu olan "Hizbullah teroru" on kabulu ile knusuyorsunuz gibi geliyor bana. Itiraf edeyim Islam'da savas hukukunun detaylarna vakif degilim ve haktan tarafta olanlarin yuzde yuz mesru metodlar kulklanmasin arzu ederim. Ama bunu aradaki korkunc guc dngesizligine ragmen ve karsidaki dusman hicbir ahlaki kompas kullnmadan coluk cocuk katledeerken sadece yuzde 9o gerceklestirdiginde onlari zalimle, hayasizla ayni yere koymaya ne aklim, ne kalbim musade eder. Hizbullah elindeki ikinci dunya savasi kalintisi kor roketler, fuzelerle gene de Israil'de askeri hedef secebilmis ve dun Israil'de olen uc kisinin ikisinin asker oldugu bildirilmisir ajanslarca.

Daha once de Hamas icin "intihar bombalari" suclamalari yapildiginda bir Filstinli soyle cevap vermisti: Israil bizim cocuklarimizin vucutlarina bomba baglayip kendilerini infilak ettirmeleini istemiyorsa elindeki F-18lerin, Appache Helikopterlerin bir kismini versin, biz de konvansiyonel savas yapalim.

Psikoanalizinizi yapmayacagim Tunc Bey kardesim. Tahminim sizi bu yonde etkiledigini dusundugum cemaat lideri, veya kanaat onderi kimse, onun disinda da veri ve anlaiz kaynakarina da itibar etmeniz. Niyetinizin halis oldugundan emnim ama biraz agir bir indoktrinasdyon bombardimanina maruz kaldiginzi dusunuyorum.

selam, saygi ve muhabbetlerimle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: August 5, 2006 11:10 AM

Tunç Bey in yukarda ki yazısına katılıyorum.
Tarih günlük parça detaylarla oluşmaz.Olaylar bütünün sonuçlarına göre değerlendirilir ve bütünü etkileme gücüne göre sıralandırılır.Mesela bir sırp subayının Avusturya prensini öldürmesi eğer 1.dünya savaşını başlatmaya sebep olmasaydı,basit bir cinayet olarak emniyet kayıtlarında kalacaktı.
Bunları eklememin sebebi şu konuştuğumuz konuların neyin bir parçası olduğunu veya bütünün ne olduğunu hiç konuşmamızdır.
Hitler Almanyasının yok ettiği yahudilerin kanbağından değil inançla bağlı yahudiler olduğu
Hitler e bunların temizletildiği söylentisi ne kadar korkunç bir dünya tanımını yapıyor.Tarih doğruyu mu söylüyor?
Biraz beyin cimnastiği ama çok yorucu.İnsanı inançlarından uzaklaştıran,daha çok yaralı bir ayı gibi davranmaya iten kurtlar sofrası gibi.
Ve sorular.Cevapsız:
Hamas ın seçim zaferi bir tesadüf mü?
28 Şubat bir tesadüf mü?
Erdoğan ın hapisi bir tesadüf mü?
Arafat ın ölümü tabii mi?
Anti semitisizm bir mücadele motivasyonu mu?
Alarkonun patronunu bir deli mi öldürdü?
El fetih yöneticileri rüşvetle kirlenmiş?Kir taze mi?
Barzani kime çalışıyor?
İran farsi mi?Müslüman mı?
Cevapları bilen var mı?

Saygılarımla

Yazan: salih Tarih: August 5, 2006 11:57 AM

israil terörünü lanetliyorum.Bosna da ırzına geçilen kadınlar,karnından biçaklanan hamile kadınlar yokedilmeye çalışılan ırka yapılanları lanetliyorum,afganistan da ve ırak da yabancılara zorla pazarlanan müslüman kadınlara yapılanları lanetliyorum,türkmen illerinde yuvasından kaçırtılan,öldürülen vs. insanlara yapılanları lanetliyorum.
Ne yapıyorum.Haykırıyorum.Lanetliyorum.Bunu sanal bir sohbet kadar samimiyetsizlik içerisinde yapıyorum.
Başka ne mi yapıyorum?Bir de derlemecilik yapıyorum.Kim ne demişleri toplayıp,haykırışıma isnad oluşturuyorum.İstediğim kadar yaparım.Nasılsa adsl ücreti dışında bir külfiyeti yok.Nasılsa bunun dışında birşey yapamam.Ben tembelim.Fırsatçıyım.Kurnazım.
Ama hiç akıllı olmadım.Akılla tanışmam kıyamet gününde olacak.Dedelerimi akılla tanıştırmışlardı ancak biraz kullandıktan sonra yan gelip yatmışlar.Bu gelenek benim de hoşuma gidiyor.Konuşmak varken 20 yıl sonrasına hazırlık yapmak neden?Aman belki de oisrail terörünü lanetliyorum.Bosna da ırzına geçilen kadınlar,karnından biçaklanan hamile kadınlar yokedilmeye çalışılan ırka yapılanları lanetliyorum,afganistan da ve ırak da yabancılara zorla pazarlanan müslüman kadınlara yapılanları lanetliyorum,türkmen illerinde yuvasından kaçırtılan,öldürülen vs. insanlara yapılanları lanetliyorum.
Ne yapıyorum.Haykırıyorum.Lanetliyorum.Bunu sanal bir sohbet kadar samimiyetsizlik içerisinde yapıyorum.
Başka ne mi yapıyorum?Bir de derlemecilik yapıyorum.Kim ne demişleri toplayıp,haykırışıma isnad oluşturuyorum.İstediğim kadar yaparım.Nasılsa adsl ücreti dışında bir külfiyeti yok.Nasılsa bunun dışında birşey yapamam.Ben tembelim.Fırsatçıyım.Kurnazım.
Ama hiç akıllı olmadım.Akılla tanışmam kıyamet gününde olacak.Dedelerimi akılla tanıştırmışlardı ancak biraz kullandıktan sonra yan gelip yatmışlar.Bu gelenek benim de hoşuma gidiyor.Konuşmak varken 20 yıl sonrasına hazırlık yapmak neden?Aman belki de o Yaratıcı?Ben zaten ona imanımı kemale erdirseydim bu kadar konuşmazdım.Bu kadar kurnaz olmaya çalışmazdım.Emirlerini yapmaya çalışırdım.
Tebliğin konuşmak demek olmadığını anlardım.Tebliğin eğitim,örnek olma,üretme olduğunu anlardım.
Saygılarımla

Yazan: salih Tarih: August 5, 2006 1:59 PM

Noam Chomsky

Sayin Bekir Bey'in hatirlattigi gibi Chomsky (Harvard) son derece akli basinda ve vicdan sahibi bir amerikali, yanilmiyorsam yahudidir.

ABD ve Israil ile beraber Türkiye'yi de yeren ve okunmaya deger yazilar yazmistir.

Bekir Bey'in de bir çirpida ispat ettigi gibi yahudi dünyasi bir "tek" degildir ve müslümanlar ve yahudiler düsman olmak zorunda degiller.

Sevgili Bekir Bey, Israil ordusunun yaptigi kötülükleri bütün dünyadaki yahudilere mâl ediyorsunuz ama siz bir türk olarak türk ordusunun son 10 veya 20 yildir yaptigi (veya yapmis olabilecegi) her seye kefil misiniz?

Israilliler çatismalarin zayif oldugu dönemlerde ordularini çok daha fazla elestiriyorlar ve baris yönünde adim atiyorlar. Ortak bir tehlike (gerçek veya sahte) karsisinda ise ordulari ile bir bütün olup algilanan tehlikeyi savusturmaya çalisiyorlar.

ABD nasil 11 eylülden sonra patriotizm adi altinda arap ve müslüman düsmani olduysa bu mekanizma da ayni sekilde isliyor.

Hizbullah Israil ordusunun en büyük müttefikidir ! Seyh Yasin bir israil hapishanesinde yatarken neden serbest birakildi? Çünkü israil ordusu onu sonradan bir roketle vurarak ne kadar vazgeçilmez oldugunu halka ispat etti.

Hizbullah bir gün ortadan kalkarsa :
1) Israil askeri bütçesini kisacaktir,
2) Askerlerin siviller üzerindeki etkisi azalacaktir,
3) Muhafazakar partilerin oylari azalacaktir,
4) Yenilikçi açik toplumcu ve barisçi gruplarin
etkisi artacaktir.

Bu tahlili daha iyi anlamak için Türkiye'ye bakin : Normal kosullarda kürçe serbest birakilsin vs deniyor, erlerimiz sehit edilince ise herkes "sinir ötesi harekat" diye çiglik atiyor. "Sevr hortlatilacak" yaygarasi ile basimiza sardigimiz dertlere bir bakin : DGM, MGK, Yüksek Askeri Sura, OHAL...

CHOMSKY'nin çok güzel savundugu gibi siradan insanlar arasindaki korku ve nefret insalari yönetmek isteyen güç odaklarinin (Ordu, Sermaye, Basin, ...) elinde en güzel alettir. Kimileri dünyayi Müslüman-Yahudi diye ayirir, kimisi Türk-Kürt diye millyetçilik gözlügü takar. Oysa savasin ve barisin rantlari var, bunlar ayri kisilerin cebine giriyor.

Baris için ne yapalim? Internetten ona buna lanet yagdirarak nereye variriz? SAvasin ve barisin mekanizmalarini çözerek egemen güçlere karsi durabiliriz.

Müslüman yahudiye karsi degil, baris isteyen ezici çogunluk savastan rant saglayan güçlere karsi.

Yazan: Tunç Tarih: August 5, 2006 8:05 PM

Lubnan katliamlarinin baslamasindan on gun kadar sonra Israil'de yapian kamuoyu yoklamasinda katilimcilarin yuzde 81'i saldirilarin devamini istemis. Ey aritmetik bilenler, laf ebeligin birakalim da aritmetik yapalim.

Israil halkinin yuzde 15 kadari Araptir.

100-81-15 = 4 (YUZDE DORT) Israil halkinin yuzde dortu (Yauhudilerin yaklasik YUZDE 3.2 si) bu barbarligin, vahsetin devam etmesini istememis.

B gunku savunma bakani Barsci kanttan yan "guvercinlerin" basi Amit Peretz tir. Bugunku Babakan yardimcisi Nob Odlulu sahibi Smhimon Peretz tir.

Neden bahsediyorsunuz "barisci Yahuilere haksizlik yapmayalim" derken? "barisci Yahudilerin" isimlerini buralarda en cok tekrarlayan benim. O verdigim isimler benim soyledigimden farkli seyler soylemyorlarki Israil'in gayrimesru/terorist/ustun irkci entite oldugu konusunda. "icerden" insanlar olarak yahudilerin bu mentaliteyi degistirmedikce dunai da Yahudileri de ucurumun esigine getireceginden bahsediyorlar.

Sizleri vijdanlarinizla basbasa birakiyorum. Soyleyecek baska sozum yok. Memleket te bitmis, Islam da bitmis, insanlik ta bitmis! Yaziklar olsun!

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: August 6, 2006 1:05 PM

Acıkan var mı? Size yemek tarifi vereyim:

RİSOTTO TARİFİ

Önce ince kıyılmış soğanlar (Onion-tarifimizde Union veya kısaca UN) pembeleşinceye kadar kısık yağda pişirilir. UN öyle pişmelidir ki tadı hiç hissedilmemelidir. Pembeleşen soğanın üzerine soğuk su, tuz ve baharat dökülür. Ortadoğu, pardon ortadaki su fokurdayana kadar iyice karıştırılır. Fokur fokur kaynamaya başlayınca arborio esmer prinç Condi’rulur. Princin taşı ayıklanmamıştır. Bu yüzden fokurdamayı keseceği düşünülen su-prinç birleşmesi olmayacaktır. Prinç, “Artık ortadaki su, Risotto olmaya hazır !” diye açıklamasını yaptığı an kısık ateşe alınmalıdır. Bu sırada bahçedeki kuzular kesiliyor olmalıdır. Çünkü asıl Risottoya tadını veren ince ince kıyılmış ve sotelenmiş kuzulardır. Onlar doğranıp haşlanmadan risottonun tadı tuzu olmaz.
Afiyetle yiyiniz... Üzerine de sert bir cup of Kofi içersiniz.
Beğenmezseniz Olmerdim !

Yazan: blue Tarih: August 8, 2006 3:08 PM

Dün Milliyet gazetesinde manşetteki resim beni ve inanıyorum ki bir çok vicdanlı vatandaşı çok etkiledi.Resimde israilli askerin füzesiyle yıkılan bir binadan cesedi çıkarılan 1 aylık bebegin amcasının kucağındaki fotoğrafı vardı.İnanın kendimi zor tuttum ağlamamak için ayrıca israilin bu zamana kadarki saldırılarında yaşamını yitiren 12 yaşın altında masum yüzlerce çocuk var.ARTIK BİRİ İSRAİLe DUR DESİN[ve amerikaya]

Yazan: emre Tarih: August 11, 2006 9:10 AM

Etyen Mahçupyan'dan konuya degisik bir bakis açisi
Not: Bu yazinin burada oldugunu sakin Bekir Bey'e söylemeyin ;-))

Irkçılığın kaygan zemininde
Savaş hali her toplumu kendi içinde bütünleşmeye, daha milliyetçi kılmaya dönük bir ortamı ifade eder. Ortak düşman karşısında konumlanma halkın farklılıkların unutulup ortak özelliklerin vurgulanmasıyla sonuçlanır. Ne var ki çatışmayı ve güç kavgasını veri alan otoriter zihniyetteki milliyetçi toplumlar genellikle ahlaki bir bakıştan da uzaklaşırlar. Milli menfaatler insani algılamaların yerine geçerken, ahlaki açıdan nesnellik de vatana ihanet anlamına gelmeye başlar. Bu tuzağa düşen ülkeler ‘ötekini’ yenme hırsı içinde gerçekte kendi içlerini, kültürlerini kuruturlar; çünkü savaş hali ister yengi ister yenilgi ile bitsin geride gizli bir utancın tortusunu bırakır: İnsan gibi davranamamış olmanın utancıdır bu...

Bugün İsrail’in kendi çevresinde yarattığı dehşet atmosferi ve buna direnmek üzere ortaya çıkan grupların da aynen İsrail’in zihniyetinde olması, Ortadoğu’da insanlığın aşağılanmasıyla sonuçlanıyor. Bütün bunlara göz yuman diğer ülkeleri, hele ABD gibi yaşananları bir tür ‘temizlik’ olarak algılayanları gördüğümüzde, söz konusu aşağılanma aynı zamanda insanlık adına büyük bir umutsuzluk da ima ediyor. Çünkü açık ki tüm teknolojik gelişmelere karşın insanoğlu ‘insan’ olma yolunda olduğu yerde sayıyor. Belki de ‘insan’a birtakım hayali olumluluklar atfetmekten ve suçu kötü insanlara yıkmaktan kurtulup; ürettiğimiz sistemlerin zihni arka planları üzerinde düşünmemiz gerek. İnsanların hepsini ‘iyi’ kılmamız mümkün değil, ama ‘iyi’ olmayı iradi bir norm haline getiren sistemleri belki üretebiliriz.

Savaş hallerinin mantığını kıracak ‘iyi’ norm ise doğrudan ahlaki ve nesnel bakabilmekle ilgili. Bu açıdan İsrail toplumuna artı bir puan vermek zorundayız. Dış ilişkilerinde böylesine militarist bir devlet yapısına sahip olan, ama savaş halinde bile iç siyasi ve entellektüel muhalefeti sürdürebilen bir toplum olabilmek herkesin harcı değil. Türkiye’nin savaş içinde olduğu bir dönemde, savaş karşıtlığı yapmanın ne anlama geleceğini düşünmek bile, toplum olarak bizim İsrail’den ne denli ‘geri’ olduğumuzu göstermeye yeter. Verilen kayıplara, yakınlarının heba olmasına kahrolurken; aynı anda olayın tümünü ahlaki bir perspektiften irdeleyebilmek gerçek bir insani derinlik ve bu derinliğin toplumsal olarak paylaşılmasını gerektiriyor. Hizbullah’ın kaçırdığı genç askerlerden birinin babasının “Bu savaşın oğlum için yapıldığına inanmıyorum” demesi sadece o kişinin değil, tüm İsrail toplumunun sağduyusuyla bağlantılı...

Buna karşılık otoriter ve ataerkil zihniyetlerin şekillendirdiği toplumlarda ise söz konusu sağduyuyu seslendirmek son derece tehlikelidir. Çünkü ölümü milli açıdan ele almayan ve her türlü ölümün acısını hisseden yaklaşımlar bu tür toplumlarda ‘zararlı’ addedilir. Erdem millileştikçe, milli söylem de herkesi ‘ataların kanıyla sulanmış vatan toprağı’ motifi etrafında bütünleşmeye davet eder. Sanki ne kadar çok kan dökülmüşse o topraklar o kadar daha çok kendi malları olacakmış gibi... Bir toprağın üzerindekileri yaşatmanın değil, o toprak için ölmenin daha anlamlı kılındığı bu zihniyet yapısı, ne yazık ki her toprak için ‘kimin daha çok öldüğü’ noktasına gelip tıkar bizi... Bir yandan ‘öteki’leri öldürürken, en çok kendimizin öldüğü edebiyatına neden olur. Niceliksel mukayesenin anlamsızlığı ve imkansızlığı karşısında ise ister istemez kendi ölülerimizin, ‘onların’ ölülerinden daha ‘değerli’ olduğunu öne sürmeye başlarız. Bunun doğal sonucu kendi kavmini yücelten bir ‘kan edebiyatı’dır... Kısacası giderek ırkçı oluruz...

İsrail’i, Ortadoğu’yu tartışırken biraz kendimize de bakmamız bu nedenle gerekli. Ötekinin hatasını, insaniyetsizliğini vurgulamak kolay; ama bunu yaparken kendi yüzümüzün aldığı şeklin farkında mıyız?

Yazan: Tunç Tarih: August 16, 2006 2:32 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)