« 'Materyalist İslam'a Dair | Ana Sayfa | Akıllı Tasarım Hakkında Online Tartışma »
August 19, 2006
İngilizce Makale: 'Islam and The West'
Mustafa Akyol'un "Islam and The West: Fight the radicals from common ground" (İslam ve Batı: Radikalizme Karşı Ortak Zeminle Mücadele) başlıklı makalesi, International Herald Tribune gazetesinde yayınlandı. İslam dünyasında Batı'ya duyulan tepkinin nedenlerinin anlatıldığı yazıda, Batı'nın İslam dünyasındaki din karşıtı diktatörlükleri desteklemiş olması eleştirilirken, terör karşıtı mücadelenin İslam'a ve Müslümanlara yöneltilmemesi uyarısı yapılıyor. ABD'nin Ebu Ghraip cezaevi ve Guantanamo'daki işkenceleri, Irak ve Afganistan'da sivillerin ölümüne neden olan operasyonları ve İsrail'in Lübnan saldırısı da yeriliyor. Makalede İslam dünyasındaki gelişim ve yenilenme çabalarından ve Batı ile İslamiyet arasındaki ortak değerlerden de söz ediliyor.
Yazının tam metni aşağıda.
ISLAM & THE WEST: FIGHT THE RADICALS FROM COMMON GROUND
[Originally published in International Herald Tribune]
Three decades ago, few would have predicted that the hottest topic of the early 21st century would be Islam. Now, not a single day passes in the Western media without news or comment about Islamist terrorism or calls for Islamic reform.
What's going on, exactly? Some hawks in the West talk about a "clash of civilizations." This is a perilously shallow idea. The world's 1.2 billion Muslims, some of whom live happily in Western societies, do not constitute a single entity that sees itself engaged in a war of civilizations.
Yet many Muslims have deep suspicions and worries about the West, and the way the West deals with Muslims deeply influences their thoughts. So it is imperative that Westerners understand the nature of Islam and its current crisis.
Islam is similar to Judaism in many ways: It is a strictly monotheistic, law-based and communal religion. Moreover, it teaches its followers that they have a special role in God's plan to guide the world. Early generations of Muslims saw the fulfillment of this promise in the grandeur of the medieval Islamic civilization. In the 16th century, however, the Islamic world began to lag behind the West.
With the fall of the Ottoman Empire, the last notable Islamic power, in the early 1920s, the Muslim world, especially the Arabic Middle East, entered into an acute state of crisis. Anticolonialist tendencies produced the ideology of radical Islam, which is quite different from Islam as a religion.
The great British historian Arnold Toynbee astutely likened the encounter between the modern West and the Islamic world to the relationship between the Roman Empire and the Jewish people during the time of Jesus.
According to Toynbee, the secularist dictators in modern Muslim countries and their secular elites - who look down upon Islam as the faith of the unwashed - are similar to the Herodians who associated themselves with the Romans to the point of self- denial. The modern Islamist terrorists, in contrast, are analogous to the Zealots who decided to wage a war on the Romans hoping that violence would bring about the Kingdom of God.
What the Islamic world needs today is to find a path that is different from Herodianism and from Zealotry. Muslims need to hear more messages that advocate neither a neglect of the divine nor bigotry in its name. They need to hear, one might say, something similar to the message of Jesus: that the Kingdom of God is a spiritual one, that godliness is more important than blind tradition, and that the law is made for man, not the other way around.
In other words, Islam needs to be saved from medieval traditions and modern political hatreds, and to be reunderstood as a God-centered civil faith that will have no trouble being a part of the open, pluralistic modern society.
Some Westerners doubt whether this is possible. But since the 19th century many Muslim intellectuals have been arguing for Islamic reform in order to eliminate authoritarian, bigoted or misogynist traditions. And such ideas are bearing fruit: Just last month, Turkey's official religious authority, the Diyanet, declared that it will remove statements that condone the mistreatment and oppression of women from the Hadith, the non-Koranic commentary on the words and deeds of the Prophet Mohammed. There are many other moves toward reform throughout the Muslim world.
All such reform attempts have to happen within Islam, of course, but Westerners can help, by invalidating the radical Islamist discourse.
This discourse has two main themes, one cultural, the other political. The cultural theme is that the West is a godless, corrupt civilization, a universal acid that destroys all faith and morality. Unfortunately, the long-established association between the West and the Herodians of the Muslim world has added much to this argument. Those rulers have also created a bad name for secularism, practicing it not as just separation of religion and state, but as suppression of the faith and the faithful.
This must change: Western believers and Muslims should do more to discover their common ground in Abrahamic monotheism and its moral values, not to mention in trade and economics. And the West should refrain from supporting anti-Islamist ideologues and former Muslim self-haters.
The political theme of the radical Islamic discourse is that the West, especially the United States and its closest allies, are leading a war on Islam. Unfortunately, every episode of abuse in Abu Ghraib or Guantánamo, and every civilian who has died in Afghanistan and Iraq, has added fuel to the fire. Recently, Israel's violent reprisals in Gaza and Lebanon have fanned this flame.
What the West can do is to insert a wedge between the radical Islamists and the peaceful Muslim majority, by making clear it has no problem with Islam as a religion and by emphasizing the moral values that Christians and humanists share with Islam - above all, respect for the individual.
The more the Muslim majority sees that Western values are compatible with theirs, the more they will see the anti-Western Zealots among them as fanatical troublemakers.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: August 19, 2006 12:05 AM




Mustafa bey,
I'll have to take your word for it. :)
[I cannot access the article from the link you provided unless and until I feel a sudden urge to shovel over some cash to subscribe.]
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: August 19, 2006 7:49 AM
Avrupa'nın İbrani kökeni dayalı bir monoteist inanç zemini olduğunu söylemek kanımca çok fazla romantizm içeriyor.Bugün Germen kökenli Kuzey Avrupa'nın tümü giderek eski Runic pagan inanışların eğilim göstermekteler:Hatta Norveçlilerin bu konuda çok güzel bir yorumunu bir Metal sitesinde okumuştum; bugünkü Hristiyanlık özünde trinity ve ikonlara dayanmakta bunlarda pagan eğilim değil mi? Öyleyse niye ibranilerin pagan eğilimi alalım atalarımızın Thor inanışları dururken.Kuzey Avrupada gitgide artan Black Metal müziğin izlerini en son popüler medyada Finlandiya'nın Eurovision birinciliği ile yakından tanık olmadık mı? Latinler ve Ortadoxlarında monoteistlikten uzak olduğu çok aşikarken Hz.İbahim'in Hanif dini sanırım sadece biz ve çok az sayıda yahudi cemaate özgüdür.Bir ikincisi What the Islamic world needs today cümlesi makale içersinde Mustafa Bey İslamın içinde yekpare bir birliğin olmadığını;The world's 1.2 billion Muslims, some of whom live happily in Western societies, do not constitute a single entity cümlei ile belirtikten sonra garip geldi.Baklaım bu Medeni Batıya yada Ugarlığa ne katkılarımız olmuş oryantalistlerin sölediği gibi mi acaba herşey yoksa bilinen gerçek bilinmesi gerekenin önünümü tıkamış gene...
http://www.muslimheritage.com/
Buda binbir gece masalları ile tanıtılan İslam Medeniyetinin büyüklüğü için yeterli sanırım;
http://www.1001inventions.com/
Sorun esasen her süper gücün yaşamak için karşı güce ihtiyaç duymasından başka bişey değildir.Batı komünizmden sonra en rahat diş gecirebileceği potansiyel düşmanlar ve kurbanlar olarak Fas ile Afganistan arasında bulunan ve nüfuslarının Yüzde 90 müslüman olan ülkeleri seçmiştir.Elbette bunun en büyük sebebi tamamen 'duygusal' değildir.Geçmişteki ezikliklikleri bir yana Syriana 'da çok güzel işlendiği gibi kukla yönetimlerle 'işi' yürütmenin demokrasi için iyi olma devri geçtiği için demokrasiyi bizzat Trojan olarak Baı götürecektir.Helen kızımız Global sermaye için 50 yıllık rezervler, Truva atı artık Özgürlük abidesi olmuştur.Allah Yardımcımız olsun...
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: August 20, 2006 2:37 AM
Karşı tarafta böyle bir ses hiç olmasaydı bile bunu aramaya mecburduk oysa bu ses zaten var. Allah’a inanan sağlıklı bir ruhun vereceği tepki, güvenilebilecek bazı insanlar olduğudur. Allah’a inanan insanlara ulaşılabilecek bir yol mutlaka vardır. İman, aklı selimi bir derece korur, insanları birbirine aşina kılar. Ve düşmanlığa da bir yerden sonra çizgi çekebilir. Ortak payda İbrahimi dinlerdir. İnsanlar “biz İbrahimîyiz” derken “bunlar yalan söylüyorlar” demek de İslam’ın asla kabul etmeyeceği bir yaklaşımdır. Kaldı ki bu insanlar yoksa bile, en kötü ihtimalle, politik olarak üretilebilirler. Fakat buna gerek yok çünkü bu değerler hala var.
Bu durumun sağlamasını İslam içinden yaparsak:
1.İslam, İbrahimî dinleri ehli kitap olarak tanımlamış ve konumlarını diğerlerinden farklı kılmıştır. Kuran’ın hitabı kıyamete kadar bakidir, bu durum ehli kitabın varlığını da kıyamete kadar baki olarak konumlandırmıştır. Dolayısıyla bu gün ehli kitap vardır. Öyleyse konuşulabilecek insanlar vardır.
2.İslam tebliğ dinidir. Müslümanların varlık sebebi tebliğdir. Yani eğer bugün ehli kitap olmasaydı bile müslümanlar tebliğ yoluyla onu yeniden üretmek zorundaydılar.
Bu durumun sağlamasını politik olarak yaparsak:
1.İslam karşıtları Müslümanların konuşulamıyacak kadar zıvanadan çıkmış, hınçla dolu radikaller olduklarını, “orta yol” müslümanlarınınsa “temsil” kabiliyetine/konumuna sahip olmadığını iddia etmektedirler. Bu durumda ‘orta yolu’ desteklemek bu bahaneyi sabote etmek olacaktır.
2.Diyalog yolunu seçmek bize kendimizi ve ‘ötekini’ yeniden üretim alanı/imkanı verecektir.
Yazan: Hande E. Tarih: August 20, 2006 6:23 PM
Sayın hande Hanım diyolog adı üzerinde karşılıklı yapılabilen bir iletişim türü,masanın öbrü ucunda Ehud Olmert gibi Siyonist bir kafa ile George Bush gibi evanjelik bir 90 IQ altı 'apocalyse dedicated server' varken bu yukarıda bahsettiğiniz iletişim çabaları çoook romantik kalmakta, bu sözleri Türkiyeden söylemek kolay gidip birde Lübnanda Filistinde söyleyin.Doğru ve geçerli söz her yerde aynı şekilde algılanabilecek ve kabul görebilecek hakkaniyete sahip gerçekçi sözdür.Bir taraf diğerinin sözünü kendi sözünden üstün tuttukça ve karşı tarafı acizler olarak kavradıkça Barış marış olmaz olamaz.Barış için maalesef top yekün bir savaş çıkacak bu aşikar ama zamanı şuan elden geldiğince ertelenmektedir.Bu çabayıda Türkiye gibi iyi niyetli ama maalesef gaflatten arada derede kalmış ülkeler yapıyor.Bunun radikalizimle orta yolla filan alakası yok.Birde Ehli kitap olmasaydı demişsiniz ki böyle bir varsayım mantıksız çünkü İslam olmazdı yada zaten en başta gelen İslam versiyonu Hz.Adem de olduğu gibi kalırdı.Politik olarakta yapılabilecek ne var şaşırdım söyleminize BM ateşkesini iplemeyen muhattaplar varken biri Irak'ı işgal etmiş diğeri Filistinlilerin ülkesini...Bunu Dünyanın gözlerinin içine baka baka utanmadan sıkılmadan katliam ve zorbalıkla yapmışlarken, biz hala politikadan bahsediyoruz.Öteki yi bizim üretmemize gerek yok şuan bizdeki Öteki bizim tarafımızdan oluşturulmuş bir kavram değil, aksine Ötekinin durmadan gerçekleştirdiği gayri ahlaki eylemlerin bütününden oluşan bir kavramdır.Burada kendini düzeltmesi gerekenler,kibirlerinden bunu yapamayacak denli kör olan ötekilerdir.Bu güruh kendini ancak Vietnam gibi Kore gibi yenilgilerden sonra değiştirebilir.Irakta bu yolda ilerlemektedir.Filistin'de arkasından gelecek gibi görünmkete ama ne zaman olur o denklemin uçundaki kurşun askerlere bağlı..İnşallah olmaz bu sölediklerim değelim ama Barış sadece Ortadoğuda 400 küsur sene İslam bayrağı altında yaşamıştı gene yaşar inşallah...
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: August 21, 2006 2:25 PM
Batı'nın Doğu'ya ilgisi hiç azalmadı ve bakışı açısı değişmedi. Bu fenomen, zaman içinde içerik/mantalite bakımından değşikliğe uğramışsa da tarihsel gündemliliğini ve önemini hiç yitirmedi.Haçlı seferleri ve emperyalist yayılmacılık/sömürgecilikten günümüze kadar uzanan böldedeki sarsılmaz etki ve kısmi işgal bunun kanıtı. Bu tarihsel süreklilik Doğu'nun tarihsel, siyasal ve sosya/ekonomik yapısını etkilemiş ve şskillendirmiştir. Fransızca yazan(!) Arap kökenli Amin Maoulouf'un, kimi kaynaklara da başvurarak yazdığı şaheser kitabı, "Arapların Gözünden Haçlı Seferleri" okunduğundan Doğu'nun Batı saldırısı ve yayılması karşısında neden gerilediği ve daha önemlisi içine kapandığı rahatlıkla izlenebilir. Bugün Batı'nın siyasal/askeri, ekonomik ve entellektüel yayılması Doğu'nun "insan haklarına dayalı demokratik bir düzen sürekliliğine" sahip olmamasının önündeki en büyük engeldir... Saygılarımla..Baran Hocaoğlu...Mustafa Bey, güzzel yazınız için teşekürler ve tebrikler.
Yazan: baran hocaoğlu Tarih: September 1, 2006 11:40 PM
sayın de bana ingilizce olarak yaratılış amacımıza, boşuna yaşamadığımıza,
bir yaradanın olduğuna, şehadetin anlamını yazabilirmi? yani kısaca tebliği yazabilirmi?
evime 2 yabancı misafir merak ediyorlar ingilizcem yetmediği için anlatamıyorum
yardımınıza ihtiyacım var allah rızası için?
Yazan: ayşegül Tarih: April 30, 2008 5:53 PM
sayın de bana ingilizce olarak yaratılış amacımıza, boşuna yaşamadığımıza,
bir yaradanın olduğuna, şehadetin anlamını yazabilirmi? yani kısaca tebliği yazabilirmi?
evime 2 yabancı misafir merak ediyorlar ingilizcem yetmediği için anlatamıyorum
yardımınıza ihtiyacım var allah rızası için?
Yazan: ayşegül Tarih: April 30, 2008 5:53 PM