« İzninizle... [İsrail, Zımmilik, Teizm, Hümanizm, vs.] | Ana Sayfa | Yeni Åžafak'ta Röportaj: Kürt Sorunu ve Türkiye »

July 16, 2006

İngilizce Makale: "[Sexism Deleted] in Turkey"

Mustafa Akyol'un "[Sexism Deleted] in Turkey" (Cinsiyet Ayrımcılığı Silindi — Türkiye'de) başlıklı makalesi, bugünkü The Washington Post gazetesinde yayınlandı. Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın başlattığı "kadın karşıtı hadislerin ayıklanması" çalışmasını açıklayan ve yorumlayan yazıda, Türkiye'de yükselen dindarlığın sanıldığının aksine demokrasi ve laikliğe tehdit olmadığı da vurgulanıyor.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: July 16, 2006 12:54 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey'in Washington Post'taki yazisi icin eline ve zihnine saglik (kendisinden ucuncu sahis olarak bahsetmem bir sure burada olmayacagini bilmemden).

Umid ederim bu tur yazilar kendisinin arzu etttigi etkiyi yapar oncelikle Amerikan efkar-i umumisinde.

Ve gene umit ederimki gecmisteki bu tur tesebbusler gibi, gene Bati'da "Muslumani sanik sandalyesine oturtma" etkisi yapmaz. Etrafimiz musluman kanindan gol olmusken Islam'i mudafa yazilarinin seytani mihraklar tarafindan "Islama saldirma" ajandasina cevrildigi tecrubelerle sabittir. Bakin bu gun seytanin cocuklari olanlardan muslumanlari sorumlu tutuyorlar.

Neyse bunlari "Kur'an ayetlerini carpitma" basligi altinda Saron, Bush muhibleri ile tartisiyoruz. Buraya ait degil.

Eger Mustafa Bey'in bu yazisini okuyupta "haa bak, muslumanlar modernlesiyormus, ne guzel" diyecek Post okurlari olursa ne guzel.

Ben gene kotumser tahminimi yapayim: BUnun uzerine Mustafa Bey'in alacagi tepkilerin cogu Yahudi Hiristiyan dunyasindan, ve onlarin icerdeki muhiblerinden ve olumsuz olacaktir. Ayetler, hadisler gosterecekler "kimi kandiriyorsunuz, bakin sizin dininiz boyle diyor; onun icin teroristsiniz; kadinlariniz seks kolesi; Muhammed'in esleri..... You are another apologist for Bin Ladin, Zerkavi, Sheiks with harems.." diyecekler. Azinlik olumlu tepki verecek, o da yarim agizla ve daha fazla bekledigini soyleyerek. Not dusmus olayim.

Bunlari bana duygularim degil tecrubelerimden edindigim nesnel cikarimlar soyletiyor.

Ah yanlimis olmayi ne kadar dilerdim bir bilseniz dostlar! Bu kadar kotumser olmak zevklimi saniyorsunuz?

Bakin "Kur'an...." ilmeginde bir Israil_ABD propgandisti, Islam dusmani "islami folklorlestirecegiz, baska care yok; yok etmek imkansiz" dediginde kendsine "senin dinin sana, benim dinim bana" kardesim "islam'in nelestrilecegi seni niye ilgilendiriyorki; hangi sifatla nefret ettigin dini islah etme yetkin var" diye sordum. Mustafa Bey'in bu yazisinda ve daha onceki soylemleruindeki "islamin modernlestrilmesi" dusuncelerinin bazilarina ancak muhalefet serhi koydum. Aradaki fark Mustafa Bey'in icerden "islam folklorlestrilecek" diyen zatin zaten disardan oldugunu kendisi ilan etmis olmasi. Iste cekincemin kaynaginda yatan mevzuu bu. Adina Islamin dogru anlasilmasi, yorumlanmasi, caga uydurulmasi, modernlesmeasi deyin, ne derseniz deyin benim vurgu yapigim su: BUNU ARAMIZDA TARTISALIM. Dusmanimizla yapilacak tartisma mevzuu degildir bu. Konulari da zamanlamasini da biz secelim. Bu tartismalari ortaya atanlarin da , istedikleri tarafa cekenlerin de niyetlerine karsi muteyakkiz olalim. Bakin obur ilmekte ayet hadislerin ne dedigi tartismasi var. Eminim birileri Filistin, Lubnan'da barbarca soykirimi devam ederken bizim "yok bu hadis sahih degil; evet sahih" demekle mesgul gormekten ellerini ogustruyorlar. Dogru ajanda ve dogru zamanlama lutfen!

Bunlarla Mustafa Bey'in iyi niyetli gayretini ve ABD'nin en saygin gazetelerinden birinde bu niyet dogrultusunda yazi yazma basarisini kucumsedigim veya yerdigim manasi cikarmayacaktir kimse eminim.

Kendisine teskkur ederim bu yazisi icin.

Allah mazlumlarin ve onlarin acisini yureginde hisseden herkesin yar ve yardimcisi olsun!

Selam, saygi ve muhhabbetlerimle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: July 16, 2006 3:46 PM

Makalede hadislerin elenmesinin temel nedeninin beğenilmemesinden ziyade uydurma olması yeterince vurgulanmamaış gibi.
Bilmiyorum belki de ingilizcemin zayıflığındandır.

Yazan: VolkanS Tarih: July 16, 2006 4:02 PM

Oncelikle sunu belirtmek istiyorum; hadislerin ayiklanmasinin ne kadar gerekli oldugunu gostermek icin aralarindan bu kadar basit ve kotu ornekler secilmesinin bilincli bir Muslumana yakismadigini dusunuyorum.
Ikicisi; ben de Volkan Bey gibi, hadislerin ayiklanmasinin temel nedeninin uydurma oldugunun yeteri kadar vurgulanmadigini dusunuyorum.
Benim burada aklima takilan baska bir nokta ise; uydurma hadislerin ayiklanmasini isteyen kisilerden ne kadarinin samimi oldugu.. Cunku bu kisiler geleneksek Islamiyete de inanmiyorlar. Ve hadislerden baslayarak, Kuran-i Kerim in revizyon edilmesi soylevini sik sik tekrar ediyorlar. Esasen hadislerin ayiklanma istegini bile son zamanlarda sesli dile getirmeye basladilar. Cunku bu tarz kutsal degerlerin revizyonunun onerilebilmesi icin acele etmeye gerek yok; once nabiz yoklanacak, sozde modernlesme bence yozlastirma zamanla uygulamaya konulacak.
Dolayisiyla gerek hadis ayiklanmasi, gerek se Kuran ayetlerinin yeniden sartlara uygun?? yorumlanmasi bence bu konunun ehli insanlar tarafindan yapilmali. Yoksa zaten bu isleri coktan yapmis, kukla muritler vasitasiyla kendi saltanatini surduren cemaatler mevcut! Ustelik, Mustafa Bey'in kadinlar icin hadislerde verdigi kotu orneklerin alasi buralarda yapiliyor. Ayrica, elemanlari da son derece kulturlu, akli basinda ve sozde Musluman olan sahislardan olusuyor...
Allah, dogru yoldan ayirmasin!!!
Saygilar,selamlar,
Asli Altay

Yazan: Aslı Altay Tarih: July 16, 2006 9:58 PM

Asli Hanim ve Vokan Bey'in Mustafa Bey'in makalesine koyduklari mim'e de katiliyorum. Bende dilerdimki bastaki ifadelerin sahih hadisler olmadigi icin cikarildigi not edilseydi. Hadis oldugu iddia edilen bumifadfelerin secimi de carpici olmakla birlikte, akillicami o da tartisilabilir; ozellikle Washington Post okuyucusunun konudaki bilgisizligi goz onune alinarak. Bundan bazi Post okurlari "demekki dini degistirdiler; reform yaptilar" ya da kotu niyetliler "bakin bizim baskimiz sonucu takiye yapiyorlar, kozmetrik degisiklik vs" diyebilirler.

Fakat yazinin kisa olusu belki de bu derece derinlige girmesine izin vermedi. Bir de saniyorum esas gaye, Turkiye'nin bu yondeki gayretine dikkat cekip, ulkemiz icin puan kazandirmakti.

Ameller niyetlerle olculur. Yukarda da dedigim gibi Washington Post'ta makale yayinlatmak her babayigidin kari degildir.

Itirazlarimizi yaparken Sezar'in hakkini da Sezar'a vermeyi ihmal etmeyelim derim. Hedefine ulsmasini dilerim.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: July 16, 2006 11:33 PM

Makalede adı geçen Hidayet Şefkatli Tuksal hanımı bilenler zaten biliyordur ama tanımayanlar için Buradaki ve Buradaki röportajı okumalarını tavsiye ederim..

sayg.

Yazan: Ece Tarih: July 17, 2006 12:02 AM

Ameller niyetlerle olculur. Yukarda da dedigim gibi Washington Post'ta makale yayinlatmak her babayigidin kari degildir.

Itirazlarimizi yaparken Sezar'in hakkini da Sezar'a vermeyi ihmal etmeyelim derim. Hedefine ulsmasini dilerim.(Bekir Yildirim)

Bekir Bey,
Sizin bakis acinizi anliyorum ama ben, her nerede yayinlanirsa yayinlansin ve kim yazarsa yazsin, o bastaki ornek verilen hadisleri okuyunca ayni tepkiyi verirdim. Baskalarina (ozellikle de bati dunyasina) birseyler ispatlayacagiz ve gozlerine girecegiz diye genelde onlarin suyuna gitmek bana cok anlamli gelmiyor. Cunku onlarin bu tarz olumlu yaklasimlar karsisinda, samimi olarak bizi takdir ettiklerini sanmiyorum. Bence amac baska olunca, olumlu da olsa gercekelstirilen her olay sadece detaylardan ibaret kaliyor.
Kendi acimdan soyleyecek olursam; genelde maksimum faydadan ziyade, oze takildigim icin olaylara dediginiz gibi bakamiyorum. Cogunlukla, hislerim ve vicdanim dogrultusunda davranan biriyim. Iyi niyet ve durustluk cok onemli benim icin. Gunumuzde bunlarin pek de yukselen degerler olmadigini biliyorum ama elimde degil..Belki ilerleyen yaslarda edinilen tecrubeler neticesinde..; dediginiz cerceveden de olaylara ve insanlara bakabilirim.
Saygilar, sevgiler,
Asli Altay

Yazan: Aslı Altay Tarih: July 17, 2006 12:15 AM

"Hadisler uydurma oldugu icn ayiklanmislar" diye birsey yok. Bunun vurgulanmadiginda sikayet edenler makaleyi anlayamamis. Hadisler "Sahih olup olmadikalarinden" öte tutarliklarina(!), mantiga (!) ve insan aklina(!) uygunluklarina göre ayiklanacaklarmis. Yani arada sahih hadisler varsa onlarda gitti! "Acaba ingilizce oldugu icin yanlis mi anladim" diye ümitlenenleriniz varsa söyliyeyim dedim. Tabi islam dininin icindekilerini yukardaki üc sikka göre ayiklamaya baslarsaniz geriye ne kalir o ayri soru.

Yazan: Umut Er Tarih: July 17, 2006 12:58 AM

Yazının amaçı güzel de bence bu tip Batı medyasında çıkan yazılar 'Ilımlı İslam' saçmalığının zaten pek işlemeyen ön yargılı avam Batılının kafasına iyice nakş edilmesine sebep olucak,Allah korusun..

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: July 17, 2006 1:43 AM

Aslı Hanım'a ve Volkan Bey'e katılıyorum.

Bekir Ağabey'in bakışı da doğru, çünkü gerçekten de Washington Post'ta makale yayınlamak her babayiğidin harcı değildir.

Ama madem böyle bir imkan var, bunun üzerinde daha hassas durulabilirdi. Hadis konusu zaten netameli bir konu, bir de İslam'da protestanlaşmayı hayat memat meselesi yapan bir kamuoyuna karşı bir makale yayınlıyoruz ama bunda da en önemli sorunumuz olan "uydrma hadis" gerekçesini yeterince vurgulamıyoruz.

Belki daha da önemlisi örnekleme yapılmak için seçilmiş hadisler. Buna gerek var mıydı ki? Bu örneklerle birlikte yeterince vurgulanmayan "uydurma hadis" meselesi biraraya gelince zaten kafalarında İslam ile ilgili belli bir şablon olan ABD kamuoyu nasıl düşünür? İçimizde ki İrlandalılara bile durumu izah ederken zorlanırken...Böyle bir makalede örnekleme yerine daha akademik bir dille mesele anlatılabilirdi.

Ayrıca şunu da belirtmek de fayda görüyorum. Diyanet İşleri Başkanı tam olarak bir metodoloji değişikliğinden de bahsetmiyor. Bunun için Nuriye Akman'ın DİB A.Bardakoğlu ile yaptığı röportaja bakılabilir. Sonrası da burada. Devam da edecek sanırım.

Bir de modernizm bağlamında feminizm sanki "kadın" meselesini çözmüş; artık bu mesele halledilmiş ve herşey yerli yerine oturmuş gibi İslam'ı feminizme uyarlama çabaları yanlıştır. Ateistik varolouşçular 20 yılda bir yeni yeni ahlak teorileri yumurtluyorlar, Avrupada kadının 100 yıl önceki halini biliyorduk, 100 yıl sonra hangi aleme akacaklarının ne garantisi var?

İslam'ı kime hangi anlamda beğendirmeye çalışıyoruz? Onların hedonist medeniyetlerinin her 20 yılda bir değişen ahlak kıstaslarına göre mi? Fıtrat ve biyolojik anlamda "kadın nedir?" sorusu "Batılılar için kadın nedir?" sorusundan çok daha önemli. Yani "özneyi" karıştırıyormuşuz gibime geliyor.

Bu söylediklerim, uydurma hadislerin ayıklanmasına ve karşı olduğum anlamına gelmiyor elbette.

İslam ve kadın konusunda güzel bir -moda tabirle- bilimsel makale var. Cambrige Ünv.de akademisyen olan T.J.Winter (A.H.Murad)'in " İslam Irigaray ve cinsiyetin yeniden tanzimi " başlığıyla yayınladığı. Biraz uzun ama okunmasında fayda var.

Biz Müslümanlar Efendimizin (sav) ağzından çıkan sözlere kurban oluruz, onun için "hadis" konusunda konuşurken çok dikkatli olmalıyız..

Mustafa Bey'in yoğun çabalarını ve hassasiyetlerini ise çok takdir ediyorum ve destekliyorum; bunu özellikle belirteyim..

Saygılar..

Yazan: Suat Öztürk Tarih: July 17, 2006 1:52 AM

Bence amac baska olunca, olumlu da olsa gerceklestirilen her olay sadece detaylardan ibaret kaliyor.(Asli Altay)

Yukaridaki cumleyi tekrar okudugum zaman yanlis anlasilabilecegini farkettim, duzeltmek istedim. Bence amac baska olunca ile kastim; Bati dunyasinin zaten Muslumanlarla ilgili olumsuz hukmu en bastan verdikleriydi. Olumlu da olsa gerceklestirilen her olay ile de; basta Mustafa Bey'in yazisini ve bu yonde atilan olumlu adimlari ornek gostermek istemistim..

Bu vesile ile biraz once yorumlarini okudugum Suat Bey ile Mustafa Ajlan Abudak in fikirlerine de katildigimi belirtmek isterim. Suat Bey, bu konuda hicbir detayi atlamayan, degisik bakis acilariyla konuyu irdeleyen nadide yorumunuz ile bir kere daha beni kendinize hayran biraktiniz. Allah, sizlerden razi olsun!

Saygilar,sevgiler,
Asli Altay

Yazan: Aslı Altay Tarih: July 17, 2006 2:30 AM

Aslı Hanım, çok teşekkür ediyorum, bilmukabele..

Vesileyle yazımdaki bir link hatasını düzeltmek isterim. DİB. A.Bardakoğlu röportajının ikinci bölümünün linki birincinin tekrarı olmuş..

DoÄŸrusu ise ÅŸudur:

Birinci bölüm. İkinci bölüm.

Saygılar..

Yazan: Suat Öztürk Tarih: July 17, 2006 7:28 AM

Gerçi bu konuda "diyanet" sayfasında sürdürmekte olduğum tartışma var.

Diyanetin bu yaptığını boş bir iş görüyorum.
Çünkü kendi iç dinamiği ile çalışmıyor.
Uzun yazdım tekrarlamayacağım.

Bu mesele kadınların "onur" sorunudur.

bana blue amacımı sorduğu zaman, izzeti-nefs demiştim.

İç dinamik budur.

ister hidayet hanım olsun, ister bir başka hanım bu iç dinamiğin önünde bir varlık göstermeleri mümkün değildir. Hidayet hanım CNN de ahmet hakanın programında kadınlara darb ile ilgili konuştukları hiçbirşeydir. Ağır şeyler söylemek istemiyorum. Geleceğe umut olsun diye.

hakkı savunma başkadır, doğruyu savunmak başkadır, zevahiri kurtarmak başkadır.

zavahiri kurtarma peşindeki hiç kimse iç dinamikleriyle hareket edemez. Tv lere çıkmak marifet değil.

bu forumda zaman zaman çok vahim bir hata yapıyor.

burası bir fikir platformudur.
yürütüğünüz akıl ve fikirler arasındaki tutarlılıkla burada var olursunuz.

burası inanç yarıştırılan bir yer olmaz aslı hanım.

işte o zaman tribünlere oynan inanç ortya çıkıyor., sahtekarlar ortaya çıkıyor.

yani bir fikrimin haklılığını ispat için, sizden bir rekat fazla namaz kıldığımı mı beyan etmem gerekecek ?

hayır ? tenzül etmem. kimseyi ilgilendirmez üstelik.

sadece kendi niyetinizden sorumlu olursunuz.

öbür sayfa da tartışmaya devam edeceğim.

Muahatabımın kaç rekat namaz kıldığı, neye ne kadar inandığı beni zırnık ilgilendirmez.

sözün doğrusu okka gibidir.

insanların doğruyu ayırt etmedeki yeteneğeinden başka güveneceğimiz bişey yok.

gerisi için sabreder ,sözünü der ve gidersin.

Yazan: knz Tarih: July 17, 2006 8:19 AM

burası bir fikir platformudur.
yürütüğünüz akıl ve fikirler arasındaki tutarlılıkla burada var olursunuz.
burası inanç yarıştırılan bir yer olmaz aslı hanım.
işte o zaman tribünlere oynan inanç ortya çıkıyor., sahtekarlar ortaya çıkıyor.
yani bir fikrimin haklılığını ispat için, sizden bir rekat fazla namaz kıldığımı mı beyan etmem gerekecek ?
sadece kendi niyetinizden sorumlu olursunuz.(knz hanim)

knz hanim,
burada inanc yaristirdigimi nereden cikardiniz anlamadim? Ustelik bu konuda siz de yanlis kisiye oynuyorsunuz, ben burada daha cok inancimla ilgili fikirlerimin mucadelesini veriyorum. Cunku ne yazik ki, sonuna kadar inansam da, Islamiyette ibadetin kosullarini yerine getirdigimi soyleyemem; dolayisiyla merak etmeyin su bazi Islam i revize ettiklerini soyleyen kisilerin yaptiklari gibi iki rekat ta namaz kiliyor olsaniz, benden daha cok ibadet yaptiginiz ortada. Ama hala sizin yaptiginiz orantiya gore fikrinizin hakliligi sadece sizi bagliyor. Yani su demek oluyor ki, benim orantim da kimsenin daha fazla inancli oldugu ve ibadet yaptigi ile dogru orantili siz cok isteseniz de olamiyor.
"Sadece kendi niyetinizden sorumlu olursunuz" demissiniz ama yanlis ithamlarda bulunmadan, acaba sizin niyetiniz ne diye sormamissiniz? Benim yazilan yazida dikkat cektigim; sadece ilk ornek verilen hadislerin duzeyleri ile ilgiliydi; bakin biz ne guzel birsey yapiyoruz, bizi sevin derken bile belli bir duzeyde bu ifade edilseydi sanki daha guzel olabilirdi diye dusunmustum.
Bu mesele kadınların "onur" sorunudur. diyorsunuz ama o hadisleri okurken ne hissetiniz emin olamadim?? Kendi icimizde ozelllikle inancimizla, ilgili konusup birseylerin dogrusunu bulmaya calisabilirz ama illa bunu iyi niyetle bile olsa baskalarina birseyler ispatlamak icin olumsuz sekliyle ifade etmemiz gerekmiyor.
Daha once de dedigim gibi amaci coktan belli bir oyunun parcasi olmayi mumkunse istemiyorum.
Saygilar,selamlar,
Asli Altay

Yazan: Aslı Altay Tarih: July 17, 2006 8:56 AM

Bekir Bey'in ifade etmiş olduğu gibi bence Mustafa Akyol'un Washington Post gibi bir gazetede yazısının çıkmış olması kayda değer.

Asli Altay ve VolkanS'nin "uydurma" hadislerin iyi açıklanmadığı fikrine çok katılmıyorum.Çünkü yazının 1.kısmının son paragrafında hadislerin mübarek Kur'an'ın nüzulundan 200 yıl sonra toplandığı belirtilmiş. Bu bağlamda İslam'ın bu 2. büyük bilgi kaynağının 1. kaynak olan Kur'an-ı Kerim gibi bütünsel bir arılık taşımadığı anlaşılıyor.

Konuyla ilgili dün Bülent Korucu'nun yazmış olduğu makaleyi de incelemek de yarar var.

Herkese selamlar.

Yazan: Feraklit Tarih: July 17, 2006 12:04 PM

Oncelikle sunu belirtmek istiyorum; hadislerin ayiklanmasinin ne kadar gerekli oldugunu gostermek icin aralarindan bu kadar basit ve kotu ornekler secilmesinin bilincli bir Muslumana yakismadigini dusunuyorum.

Bekir Bey,
Sizin bakis acinizi anliyorum ama ben, her nerede yayinlanirsa yayinlansin ve kim yazarsa yazsin, o bastaki ornek verilen hadisleri okuyunca ayni tepkiyi verirdim. Baskalarina (ozellikle de bati dunyasina) birseyler ispatlayacagiz ve gozlerine girecegiz diye genelde onlarin suyuna gitmek bana cok anlamli gelmiyor. Cunku onlarin bu tarz olumlu yaklasimlar karsisinda, samimi olarak bizi takdir ettiklerini sanmiyorum.

Benim yazilan yazida dikkat cektigim; sadece ilk ornek verilen hadislerin duzeyleri ile ilgiliydi; bakin biz ne guzel birsey yapiyoruz, bizi sevin derken bile belli bir duzeyde bu ifade edilseydi sanki daha guzel olabilirdi diye dusunmustum.
Kendi icimizde ozelllikle inancimizla, ilgili konusup birseylerin dogrusunu bulmaya calisabilirz ama illa bunu iyi niyetle bile olsa baskalarina birseyler ispatlamak icin olumsuz sekliyle ifade etmemiz gerekmiyor. (Asli Altay)

Bazi kisiler israrla, benim Mustafa Bey'in yazisi ile ilgili en onemli dusuncemin; hadislerin uydurma oldugunun yeterince vurgulanmamasindan ibaret oldugunu yorumlarina ornek yapiyor..
Benim bu yazi ile ilgili baslica rahatsizligim; yukarida ki dusuncelerdi..tekrar yazmayacagim, isteyen okur..
Evet uydurma oldugunun yeterince vurgulanmadigini soyledim ama bu cumle yazinin oncelikle hangi bolumune itiraz ettigimi golgelemiyor. Ayrica bu cumlemde bile tamamen belirtilmemis demiyorum, yeterince vurgulanmamis diyorum..Sanirim bir tek Suat Bey beni dogru anladi. Neyse zaten objektifligine, dusuncelerine, Islamiyete yaklasimina cok onem verdigim birinin anlamasi bile bana yeter. Bundan seref duyarim!
Ama lutfen yorumlari butunun icinde okuyalim, isimize gelen paragraflari, kelimeleri cekmeyelim..
Saygilar,sevgiler,
Asli Altay

Yazan: Aslı Altay Tarih: July 17, 2006 12:23 PM

Asli Hanim,

Yazdiklarinizi anlayanin tek Suat Bey kardseim oldugunu nerden cikariyorsunuzki? Ben bile bu kit anlama kapasditemle anladim ve elestrinize katildigimi acikca ifade ettim.

Sadece su bardagin birazcik ta dolu tatafindan bakmak babindan iyi niyetle yapilmis bir girsim ve oneli bir yayindan yer almasindan da bahsetmis bulundum. Gerek ilk gerek ikinci yorumum da elestri tasvipten daha yuksek. Iyi dileklerimi ifade ettim fakat Post okuyucusundan gelecek tepkilerin de cogunlukla negatif olacagini dusundugumu dahi yazdim.

Bu tepkinizin nedenin anlamakta gercekten zorlaniyorum. Ne Suat Bey ne sizinle aramizda bir ihtilaf yok bu mevzuuda. Tamammi? :)

Selam, saygi ve muhabbetlerimle

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: July 17, 2006 5:58 PM

Bekir Bey,
Ben sizi kastetmemistim; Umut Er ve Feraklit adli arkadaslar ve knz hanim yazi ile ilgili yorumumu yanlis anlamislar..
Umut Bey, genel bahsetmis ve gerekcelerini anlatmis;"Hadisler "Sahih olup olmadikalarinden" öte tutarliklarina(!), mantiga (!) ve insan aklina(!) uygunluklarina göre ayiklanacaklarmis. Yani arada sahih hadisler varsa onlarda gitti! Tabi islam dininin icindekilerini yukardaki üc sikka göre ayiklamaya baslarsaniz geriye ne kalir o ayri soru."
Ben de kendisine katiliyorum ama o da benim icin meselenin sadece bundan ibaret oldugunu sanmis, Feraklit adli arkadas da, ustelik de Asli Altay olarak yorumunda benden bahsedip, yorumlarin uydurma oldugunun vurgulanmasi konusunda gorus bildirmis..knz Hanim, inanc yaristirdigimi ve tribunlere oynadigimi dusunmus vs vs..
Ben de o yuzden o son aciklamayi yaptim; sizinle hicbir ilgisi yok..Suat Bey'in ismini verme nedenim, onun yazdiklarinin butunune katiliyor olmamdi.Yani sizin de belirttiginiz gibi Washington Post ta, makale yayinlatmak her baba yigidin harci degildir ama Suat Bey'in de belirttigi gibi;"madem boyle bir imkan var,bunun uzerinde daha hassas durulabilirdi"
Bu konu ile ilgili olarak, baska dusuncelerimi de en kisa zamanda sizinle paylasacagim insallah.
Saygilar,selamlar,
Asli Altay

Yazan: Aslı Altay Tarih: July 17, 2006 6:52 PM

Umut Bey, genel bahsetmis ve gerekcelerini anlatmis;"Hadisler "Sahih olup olmadikalarinden" öte tutarliklarina(!), mantiga (!) ve insan aklina(!) uygunluklarina göre ayiklanacaklarmis. Yani arada sahih hadisler varsa onlarda gitti! Tabi islam dininin icindekilerini yukardaki üc sikka göre ayiklamaya baslarsaniz geriye ne kalir o ayri soru." (Umut Er)
Ben de kendisine katiliyorum ama o da benim icin meselenin sadece bundan ibaret oldugunu sanmis, (Asli Altay)

Sevgili Arkadaslar,
Yukarida ki cumleyi her nasil okuyup, anlamissam buyuk bir yanlis yapmisim, ozur dilerim. Cok degerli bir dostum (kendisinden izin almadigim icin ismini soyleyemiyorum..)bu konuda beni uyarmasa ki, Allah, kendisinden razi olsun, bu yanlis anlayarak onayladigim cumle (gunahi benim boynuma), baskalarinin kotu niyetlerine hizmet edecekti.
Tekrar belirteyim; Umut Bey'in yorumunun sonunda, bu konuda soylediklerine kesinlikle katilmiyorum!!!
Asagiya Mustafa Bey'in bu konu ile ilgili "Kuran, Hadisler ve Islami cogulculuk" adli yazisindan bazi paragraflar alintiladim. Keske bu makalesini ingilizceye cevirseymis..sonucta bu da ilimli bir yazi ama sanki konunun icerigini daha iyi ifade ediyor gibi geldi bana..
Saygilar,selamlar,
Asli Altay

Mustafa Akyol
Bence Kur'an'ı doğru anlamak ve tefsir etmek için hadislere ihtiyacımız vardır. Ancak mevcut hadis literatürünün yeniden ve eleştirel bir gözle ele alınması, bu yapılırken de Kur'an'a uygunluğun temel kriter olarak belirlenmesi gerekir.
Peki söz konusu "rahatsız edici hadisler", aslında Peygamberimizin sözleri ve eylemlerinin çarpıtılması, yanlış anlaşılması, nesilden nesile bozulmaya uğraması veya doğrudan uydurma sözlerin ona atfedilmesi yoluyla ortaya çıkmış olamazlar mı? Kritik soru budur. Elimizdeki hadis kaynakları peygamberin vefatından yaklaşık iki yüzyıl sonra yazıldığına göre, bu pekala mümkündür. Buna karşı çıkan geleneksel anlayış, hadis külliyatını toplayan İmam Buhari, İmam Müslim gibi "muhaddislerin" ne kadar titiz ve ihlaslı olduğuna vurgu yaparlar. Ancak söz konusu muhaddislerin ihlasına ve titizliğine saygı duymakla birlikte, yanılmış olabileceklerini düşünmek de mümkündür. Sonuçta din, insanların iyi niyetlerine değil, doğruluğundan kuşku duyulmayacak ilahi vahye dayanir.
Bir Müslüman olarak doğruluğundan kuşku duymadığımız tek kaynak Kur'an olduğuna göre de, hadisleri, temel kriteri "Kur'an'a uygunluk" olan yeni bir eleme ve düzenlemeden geçirmekte yarar vardır. Hadis uzmanı ilahiyatçı Prof. Hayri Kırbaşoğlu'nun bu yöndeki görüşlerini önemli ve değerli buluyorum. (Prof. Kırbaşoğlu, geçmişte hadislere hep "ravi zinciri" açısından bakıldığını, "metin" yönünün ihmal edildiğini, oysa asıl bakılması gerekenin metin olduğunu savunmaktadır.)
Her şeyden önce şunu belirtmek lazım: Bize Kur'an'ı ulaştıran kaynak, İslami geleneğin kendisidir. Kur'an'ın nasıl vahyolunduğunu, nasıl toplandığını ve çoğaltıldığını, hadisler, siret ve İslami geleneğin diğer kaynaklarından öğreniyoruz. Hiç bir geleneği kabul etmeyen bir anlayış, Kur'an'ın bize nasıl ulaştığını da açıklamakta zorlanacaktır.
Hemen şunu da belirteyim: Kur'an hükümlerini anlamak için o hükmün hangi olay üzerine indiğini (yani sebeb-i nuzülünü) anlamak, hükmü o olayla sınırlamak anlamına gelmez. Aksine, hükümler evrenseldir. Zaten İslam geleneğinde bu konuda bir konsensüs vardır. Ancak bu evrenselliği doğru uygulamak için, sadece ayetin lafzına değil, aynı zamanda ardındaki İlahi maksada da dikkat etmek gerekir ki, bu ikincisini anlayabilmek için ayetin indiği ortamın şartlarını bilmek zorunludur.
Bu yapılmadığında, yani ayetler esbab-ı nuzül ve sünnet bağlamından koparılıp "serbestçe" kullanıldığında — ki "sadece Kur'an" yaklaşımı bunu savunmaktadır — ayetlerin insani maksatlara göre suistimal edilmesi tehlikesi doğar. Özellikle çağımızda bu suistimalin pek çok örneğini görmekteyiz. Kendince "İslam devrimi" yapmaya karar veren bir militan "Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir" ayetini (Şuara, 227) bir slogan gibi kullanmakta; kendisinden farklı düşünen bir Müslümana öfkelenen bir başkası, ona karşı "münafık" ayetlerini yöneltebilmektedir. İslam adına terör uygulayan silahlı grupların da Kur'an'daki savaş ayetlerini gelişigüzel kullanıp suistimal ettiklerini görmekteyiz.

Yazan: Aslı Altay Tarih: July 18, 2006 4:02 AM

Aslı Hanım,

Ben size tribüne oynuyorsunuz diye bir söz söylemedim. Bakın yazdığma arayın bulmazsınız.

ben sizin bakış açınızın tribünlere oynayan, inanç sahiplerinin yolunu açağını söyledim.
o tür insanların türemesinden başka bişe yaramaz dedim.

o ifadenizi aşağıya alıntılıyorum şimdi, siz de
daha iyi göreceksiniz.

"""""""""""Benim burada aklima takilan baska bir nokta ise; uydurma hadislerin ayiklanmasini isteyen kisilerden ne kadarinin samimi oldugu.. Cunku bu kisiler geleneksek Islamiyete de inanmiyorlar."""""""""""""""

şimdi bu ifadeye karşı; benim yazıma bir kez daha bakarsanız, benim baş kaldırışımın nedenini anlayacaksınız.

ben size samimiyet beyAnı vermek zorunda mıyım ?
buralarda adı görülmeyen bir ruhban makamı mı var ?

eğer cevap olarak evet derseniz eğer; o zaman tribünlere oynayan muhataplarala başbaşa kalmanız muhetmeldir.

Bundan kaçınmanın tek yolu vardır ASLI HANIM;

Kişilere göre değil fikirlere göre tavır almanız.

kim söyledi değil ? ne söyledi ?

bu eleştirimin iyi bir dostluğun başlangıcı olmasını dilerim.

Hani inananlar hiçbir şeyden korkmazdı.

Bir fikrin doğruluğuna inananlar, yok o ne dermiş, yok bu ne anlarmış , yok beni kimlere benzetirlermiş diye düşünürler mi ?
sorgulanmaya açık olursun.
sorgulanmış iman değerlidir.
yoksa taÅŸa toÄŸraÄŸa bile iman edersin.
imanın kendisi değerli değildir.

Evet, diyanet geç kaldı.
evet, bir bayan oalrak hidayet hanım beni perişan etti ve diğerleri de, ., evet ortada bir yığın niyetinin ne olduğu belli olmayan bazı revizyonistler türedi,.
Yani Benim de tek kaşım hava da yani.

İnsan aklının doğruyu fark etme yeteneğinden başka güvenebileceğimiz bir şey yok.

Ne olursan olsun, tek başına ve kuru bir nik ol, ister kovul, ister beğenilmiş ol sadece bu güven bizi tok tutar.

hiç bir fikri, aman bişey olmasın diye sarıp sarmalayıp sandıklarda saklama şansınız yoktur.

Ne de bir ünvan, ne onaylanmış bir kurum, ne de müslmanların teveccühünü kazanmak, ne batıya bişey anlatmış olmak, ne de yıllanmışlık, onaylanmışlık; hiç biri ama hiç biri tek başına otorite değildir.

kermat taçta hiç değildir.

doğal bir otorite makamı yoktur.

hele bir de kral çıplaksa onaylanmışlıkla giyinmiş olmaz ki,.

otorite iddiasında bulunlara şunu derim;
biliyorsanız anlatabilirsiniz.

biliyorsanız gelin ev içinde darbın hikmetini, nedenini anlatın bana,.

isterse ben çocuk olayım.

Bilen anlatabilir,. sen zaten anlamazsın ki dediği anda, o başa taç konmakla otorite olunmaz.

ben diyanet sayfasına devam edeceğim.
ne diyeceksem söylerim ne söyleceksem ve çeker giderim,.

Aslı o hadislerden bir tanesini seç ve hakkında düşüncen ne ? sadece onu düşün.,

ayıklanma tabi ki çocukça bişey.

ayıkladığınız kaynaklar kimbilir kaç tane akademik çalışmada, YÖK ün onayladığı doktoralar da falan referens gösterilmiştir.,merak ediyorum doğrusu,..

Yazan: knz Tarih: July 18, 2006 9:20 AM

knz Hanim,
Simdi tekrar yazdiklarinizi okuyunca, o cumlenin direkt bana yonelik yazilmadigini farkettim, yanlis anlamamdan oturu ozur dilerim.
Ama simdi farkettim de, "Benim burada aklima takilan baska bir nokta ise; uydurma hadislerin ayiklanmasini isteyen kisilerden ne kadarinin samimi oldugu.. Cunku bu kisiler geleneksek Islamiyete de inanmiyorlar." yorumumla sanki sizi de hedef aliyor gibi olmusum. Cunku son zamanlarda gerek Demirkan Bey ile gerek baska basliklarda da, bu konular uzerine yorumlar yapiyorsunuz.
Ama inanin siz aklima bile gelmediniz, ve kimse kimseye samimiyet beyani vermek zorunda degil.!
Yakin zamanda geleneksel Islama inanmayan, hadisleri revize edelim diyen ama en onemli temel kaynak olan Kuran-i Kerim-in istedigi gibi bazi bolumlerini keyfe kader yorumlayan (hasa) insanlardan haberim oldu. Bir arkadasim onlarin eline dustu, zor kurtardik.; hani bu kadinlar hakkinda hadislerin revize edilmesi yonunde ornekler var ya; onlardan daha asagi bir konumda kadinlardan faydalaniyorlardi. Su an sansurlenmemek icin anlatamiyorum ama kadinlari sozde Islamiyete hizmet ettiklerine inandirarak neredeyse....kolesi olarak kullaniyorlardi..Dusunsenize, bu kisilerin hepsi iyi egitimli, Kuran-i ve arapcayi bilen, sozde bu konuda mucadele veren kisiler.. Cogu onemli mevkideler, her yere ulasabiliyorlar..ben de bunlardan birinin hadisleri revize edilen kisiler arasina sizabilecegini dusunup, endise ettim. Bugun hadisler, yarin hasa Kuran-i Kerim..
Tabi ki uydurma hadisler revize edilsin, vs bu tarz uygulamalarin karisinda degilim, sadece bunlari ele alacak kisiler cok dikkatli secilmeli diye dusunuyorum. Yoksa Islamin protestanlastirilmasi ya da sozde cagimiza uyduralim diye ozunden koparilmasi bence buyuk bir hata olur!!!!
Son olarak; sunu belirtmek istiyorum iyi niyetle ameller isleyen arkadaslarimizi bunun disinda tutuyorum. Sadece atacagimiz adimlarda cok heyecanlanip,?? aklimizi ve sagduyumuzu yitirmemeliyiz diye dusunuyorum.
Saygilar,selamlar,
Asli Altay

Yazan: Aslı Altay Tarih: July 18, 2006 10:46 AM

Asli Hanim'in

""""""""""""Benim burada aklima takilan baska bir nokta ise; uydurma hadislerin ayiklanmasini isteyen kisilerden ne kadarinin samimi oldugu.. Cunku bu kisiler geleneksek Islamiyete de inanmiyorlar.""""""""""""""" uyarisini cok yerinde buluyorum.

Sadece hadisleri degil Kur'an-i Kerimin kendisini revize etmek isteyenler cogaldi son birkac senedir. Ilginc olan bunlarin hemen hepsinin disardan olmasi. ABD Elcisi Edelman "Tek hak din Islamdir" denilmesine itiraz etti. Demirel de birkac yil once "240 muhkim ayet cikarilmali" dedi. Demirkan Efegil adli yorumcu "kutsallari folklorletirmeden bu is olmaz atrakadas, ben bunu bilirim bunu soylerim" dedi. Baska soze gerek yok. Bugun de Ece Temelkuran adli kadin "Israil'de Filistin'de olenler yesil bayrak tasiyordu, onlara acimam" demis. Bunun ne alakasio var degilmi? Ayni Ece, dun "hanimlar, gayrimesru cocuk yapmaktan korkmayin" demisti. Diyanetin tasarrufunu bunlarla kategorize ettigim anlami cikmasin burdas. Sadece Asli Hanim'in uyarisinin ne kadar yerinde olduguna isaret etmek niyetim.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: July 18, 2006 12:51 PM

Herkes birer açıklama yapmış ve benim de bir açıklama yazmam gerek çünkü Aslı Hanım'ı direkt suçlamak ya da düşünce boyutunu bir cümleye indirgemek gibi bir amacım yoktu. Şöyle demiş Aslı Hanım;

Bazi kisiler israrla, benim Mustafa Bey'in yazisi ile ilgili en onemli dusuncemin; hadislerin uydurma oldugunun yeterince vurgulanmamasindan ibaret oldugunu yorumlarina ornek yapiyor.. Benim bu yazi ile ilgili baslica rahatsizligim; yukarida ki dusuncelerdi..tekrar yazmayacagim, isteyen okur..Evet uydurma oldugunun yeterince vurgulanmadigini soyledim ama bu cumle yazinin oncelikle hangi bolumune itiraz ettigimi golgelemiyor. Ayrica bu cumlemde bile tamamen belirtilmemis demiyorum, yeterince vurgulanmamis diyorum..(Aslı Altay)

Ama zaten ben de yorumumun hiçbir yerinde Aslı Hanım'ın söylemek istediği sadece budur demedim. Yaptığım tek şey bir tek bu cümlenize muhalefet şerhi koymak ve bunu da Mustafa Bey'in yazısındaki bir cümleyle desteklemek. Yani aslında Mustafa Bey hadis kaynağının mübarek Kur'an ve peygamber efendimizin hayatından 200 yıl sonra düzenlendiğini belirterek "uydurma" konusuna açıklık getirdiğini "bence" vurgulamak.

Bu sitede Aslı Hanım, Bekir Bey, Suat Bey gibi çok değerli yorumcuların fikirlerini ve bu fikirlerini ifade etmedeki özenlerine saygı duyarken incitici bir tarzla yorum yazdığım düşünülürse üzülürüm. Amacım tam tersi, aksi fikirler üzerinden ortak bir çıkarsamaya doğru yol almak.Şerh koyduğum noktalar üzerinde durmak her iki tarafa da daha çok şey katar diye düşünüyorum ve bir kez daha belirteyim sadece 1 cümle üzerinden yorum yapmam karşı tarafın ifadelerini bu cümleye indirgeme amacını gütmüyor. Zaten hepimiz Mustafa Bey'in yazıları için de bunu yapmıyor muyuz?

Hadis konusunda sohbet ederken Mustafa Bey'in belirttiği trick bir nokta vardı. Suat Bey'in yukarıda verdiği Zaman gazetesindeki Ali Bardakoğlu röportajında da bu konu açıkca görülüyor ki bugüne kadar hadis ravilerinin kişisel özellikleri,hafızasının kuvveti ve hadisin ravi zinciri üzerinde durulmuş. Oysa hadisin söylenmesinin mümkün olabilirliği ve Kur'an'a aykırılığı üzerinde durulduğu pek görülmüyor.Kaldı ki bazı hadislerin Kur'an'a uygun olmaması dolaylı olarak bu uydurma veya aykırı hadisleri kaynak alarak ortaya çıkarılan Kıyas ve İcma kaynaklarının da zedelenmesine yol açıyor. Bu bakımdan en sağlıklı metodun Kur'an önderliğinde Hadis ayıklaması ve sonrasında da Kıyas ve İcma'larda da buna bağlı bir redüksiyona gidilmesi. Tabi ki samimiyetinden şüphe edilmeyecek ve geleneksel inanç bağlamında tereddütü olmayan kişilerce.

Selamlarımla.

Yazan: Feraklit Tarih: July 18, 2006 5:12 PM

"Peki söz konusu "rahatsız edici hadisler", aslında Peygamberimizin sözleri ve eylemlerinin çarpıtılması, yanlış anlaşılması, nesilden nesile bozulmaya uğraması veya doğrudan uydurma sözlerin ona atfedilmesi yoluyla ortaya çıkmış olamazlar mı?"

Neye göre sözlerin uydurma veya carpitilmis olduguna karar veriyorsunuz? Hangi ilkeye hangi prensibe göre? Elinizde tek bir ölcü var: "Bu Hadis bizi zora sokar, bu hadis bizi rezil eder, bu hadisle insanlarin karsisina gecemeyiz, itici gelir. BU HADISLER BUGÜNÜN AHLAK VE INSAN HAKLARI ANLAYISINA TERSTIR. HADISLERI YOKMUS KABUL EDELIM"

Eger IYI ve DOGRU oldugunu savunamazsaniz bazi sözlerin (ortam müsait olmadigi icin), yokmus gibi davrancaksiniz. Akliniz bin yasasin !

Siddet ve ahlakzisligi ret etmek ile INKAR etmek tamamen farkli seylerdir. Var olan siddeti ve ahlaksizligi inkar etmek o siddeti ve ahlaksizli savunmakla esdegerdir.

Yazan: Umut Er Tarih: July 18, 2006 6:11 PM

Umut Er acaba "var olan siddet ve ahlaksizlik" derken Israil_ABD ve Bati'danmi bahsediyor?

Hani su "Bir Milyoon Arap bir Yahudinin tirnagina degmez", "bunlar hamam bocekleri niye onlara insan muamelesi yapalim", "bunlar iki ayak ustinde yuruyen hayvanlar" "oldurun anlarini da; o oros***** yarin terorist doguracaklar", "bir Filistinli oldurmek bir Yahudi'nin tavugunu oldurmekten kolaydir" gibi ustun irkin medeniyetini sergileyen, hapishanelerinde Filistinliler'e karsi islenmis suclardan bir tek Yahudi bulunmayan, diger insanlari "Goyim" insan saymayan kavmin "siddet ve ahlaksizliklarindan" bahsediyordur eminim.

Tarih okumus olan 614 Yilinda Yahudilerin 11. Emir (soykirim emri) geregi yaptiklari Hiristiyan-Persli soykirimindan, Hacli seferlerine, Engiziosyona, Holokost'a, Bosna-Kosova katilamlarina kadar tarihin tamaminin Judeo-Christian siddet ve ahlaksizliklari" ile dolu oldugunu gorur.

Okur yazarligi olmayan da acar TV'yi bugun biraz haber seyreder. Eminim Umut Er Bey'de bundan bahsediyordur zaten.

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: July 18, 2006 9:34 PM

Korkunun ecele faydası yoktur sayın Feraklit;

""""""""Tabi ki samimiyetinden şüphe edilmeyecek ve geleneksel inanç bağlamında tereddütü olmayan kişilerce. """"""""""""""""""""""""""""""""

Aslı haımla birlikte bu sözlerinizde korkunun izleri var,
aman birileri dinimizi bozmaya çalışacaklar.
aman bize bişey olmasın.

evet, bozmaya çalışacaklardır.

ama siz böyle korktukça onlar sizin kılığınıza girip daha beterini yaparlar ve yaptılar zaten.

bir fikir tartışmasında sadece maskesiz olan insanlardan korkmayın.

unutmayın ki, en kolay maske namazla niyazla da takılır.

hadisler konusunda yapabileceÄŸiniz birÅŸey yok.
onlar hadistir.

fetvayı sadece kendi kalbinden alablirsin.
çaren yoktur.

ve bırakın hadisler tarihçilerin işi olsun. Müslümanlık Kuran'dır.

Saldırganlığa karşı bir söz mü istiyorsun ?
israil zülmüne karşı ok gibi saplanacak bir söz mü arıyorsunuz ?

onu arayıp bulursun.

belki Buda demiştir, belki Muhammed, belki adsız biri demiştir.,

Hatta kalem kılıçtan güçlüdür.
kalem korkuyla yazmaz.

ama o sözün tanrısal nitelikte bir söz olduğunu ayırt edemiyorsan, sen O samimiyet beyanını kendinde ara., başkasında arama.

kalemler yazar ama duymazsın bu sefer.
o hadiste vardır mutlaka ama sen farketmezsin.

Yazan: knz Tarih: July 21, 2006 11:03 AM

ve bırakın hadisler tarihçilerin işi olsun. Müslümanlık Kuran'dır.
ama o sözün tanrısal nitelikte bir söz olduğunu ayırt edemiyorsan, sen O samimiyet beyanını kendinde ara., başkasında arama.(knz hanim)

knz hanim,
Oncelikle dinimizi bozacaklar diye varliklarindan endise ettigimiz sahislarin, dediginiz gibi bizim kiligimiza girip daha beterini yapmaya calistiklari ve yaptiklari cumlenize katiliyorum.
Ancak; durum boyle diye bizim de onlar gibi davranip, sessiz ve derinden ilerleyip, kotu niyetle hareket ederek, insan olabilmenin bize verdigi onuru bir kenara birakmamiz ve inancimizla ters dusen soylevler ve davranislar icinde bulunmamiz gerekmiyor.
Sizin Kuran-i Kerim, hadisler ve genel olarak geleneksel Islamiyet hakkindaki dusunceleriniz net olarak ortada, bizimki de oyle! Herkes ayni dusunmek ve birbirine birseyler dayatmak zorunda degil! Biz size saygi duyuyoruz, lutfen siz de bize saygi duyun. Yani en azindan; "ve bırakın hadisler tarihçilerin işi olsun. Müslümanlık Kuran'dır." (knz hanim) tarzi iyi niyetinden kusku duyulmayacak tavsiyenizin bizim inancimizi temsil etmesini beklemeyin.
Ayrica; "ama o sözün tanrısal nitelikte bir söz olduğunu ayırt edemiyorsan, sen O samimiyet beyanını kendinde ara., başkasında arama." (knz hanim) cumlenizle, kelime oyunlari yaparak; kendinizce zeka seviyesi olcup, niyet okuyuculugu yapip; karsinizdaki kisiyi hafife almayin!
Biraz oncede belirtigim gibi, sizin dininiz size, bizimkisi bize; tamam birseyler konusulsun, paylasilsin ama lutfen saygi cercevesi icinde, sinirlar gecilmeden bu yapilmaya dikkat edilsin!
Saygilar,
Asli Altay

Yazan: Aslı Altay Tarih: July 21, 2006 12:08 PM

Sayın knz "bir fikir tartışmasında sadece maskesiz olan insanlardan korkmayın" derken sanırım maskesiz olmayı "saldırmak,hakaret etmek,kutsallara girişmek" olarak filan algılıyorsunuz. Yorumunuzun tarzı ve mantığı o kadar dayanaksız ki neresinden tutarsam elimde kalıyor.

Örneğin "hadisler konusunda yapabileceğiniz birşey yok.onlar hadistir." demis..Evet hadis hadistir ama ya hadis diye söylenen şey hadis değilse??Hadis diye söylenen şeyin hadis olmaması, hadisin hadis olduğu gerçeğini değiştirmez di mi?

'Yapabileceği birşey olmayan'lardan bahsetmişken korku kelimesini kabul etmediğimi belirtmeliyim. Çünkü ben kim ne olursa olsun ve ne derse desin bu nurun tamamlanacağına inanıyorum.Korkmadığımın en büyük ispatı da bu inancım. Fakat bu inancım,dinimin içine konulmaya çalışılan bid'atlarla,hurafelerle ya da yanlış ifadelerle mücadele edebilmeme engel olmuyor.

İçimizde 'biz' kiligina girmis kisiler olabilir ama hicbir devirde ve ozellikle peygamberimiz(sav) doneminde kendileri bilinmesine ragmen desifre edilmemislerdir..Bu dinin bu inancın büyüklüğüyle ne kadar paralel bir davranış..Dine bu şekilde zarar verilemeyeceğine dair bir mesaj gibi algılamak lazım bunu..Ne de olsa kalpleri evirip çeviren sadece Allah'tır..

Hitler de davasinda ilerlerken sizin bahsettiğiniz 'kalp' kriterini kullanıyordur herhalde ve değil mi kendine göre doğru yapıyordur. Ben vicdan demeyi uygun görürüm ve her vicdanı hakem tayin edersek vicdan sayisi kadar yorum cikar ortaya...Her vicdandan bir müftü olursa her günaha bir kulp bulunur..İs-Ra-El zulmüne bile...

Yazan: Feraklit Tarih: July 21, 2006 2:16 PM

Sayın knz,

Üslubunuza hayranım. Modern şiir tarzında yazıyorsunuz. Ahenkli ama kopuk, duygulu ama mantıksız.
Özellikle "Hadisler konusunda yapabileceğin bir şey yok. Onlar hadistir." i çok tuttum. Evet hadis hadistir... Süper bir tespit yapmışsınız.
Daha sonra da Konfiçyüs tarzında devam etmişsiniz.
Ve Zerdüşt buyurdu ki:
"Sözün tanrısal nitelikte bir söz olduğunu ayırt edemiyorsan, sen O samimiyet beyanını kendinde ara, başkasında arama"
Siz günlük hayatta da bu şekilde mi konuşuyorsunuz? Sadece merak...

Yazan: blue Tarih: July 21, 2006 6:49 PM

dediÄŸim vicdan ya da kalp deÄŸil Feraklit .

dediÄŸim akletmektir.

Yani bir fikir tartışmasında yürütülen akıldır.
Fikir tartışmasında sonuna kadar gidelim Aslı Hanım.

saygı diye duvar örmeyelim fikirlerin önüne.
saygım ve sevgimden şüphe duymayın.

izninizle devam edeceÄŸim;


hadis "hadis"tir demiÅŸtim;

şu manada dedim; kutsalın kendisi değildir.

dolayısıyla bir sözü değerli kılan nerde ve nasıl söylenmiş olduğu değildir.,

peygamber değersiz söz söylemez ama sen o sözü zaten bağlamından ayrı ele alıyorsun.

peygamber yaşasaydı; biz o söz hakkında konuşurken şunu derdi; evet ama ben o sözü o bağlamda söylemedim. O dediğim mecazdı, ironi yaptım veya hemen arkasından şunu şunu ilave etmiştim diyecekti., Bunu bilebilir miyiz ?
Bugün öyle düşünmüyorum diyecekti belki.

Uzayda mekik bağlayan hanımla şunu şunu konuşurdum diyecek belki.

siz nasıl bir insanı, bırakın peygember olmasını bir insanı, uzay ve zamanın belli bir bölgesine hapsedrsiniz.

siz peygamber adına iddia edebilir misiniz ?

peygamber ölümlü bir insandı.
Bunu artık içinmize sindirmeniz lazım.
O sizinle konuÅŸamaz ki ?

siz onun adına konuşur oldunuz.
sözün sahih olması neyi değişitrir ?

diyelim o hadis sahih, peki siz bütün bağlamı ortaya koyabilecekmisiniz ?

ve ne hakla, sanki siz peygbermişsiniz gibi onun adına , onun sözlerini izah edeceksiniz.

hangi diyanetin böyle yetkisi olablir ?

varsa böyle iddianız bilmek isterim.

Dolayıslya, örneğin BUDA 'NIN sözlerinin sahih olmasının ne kadar anlamı varsa peygamberin sözlerinin de sahih olmasının o kadar anlamı var.

ben sözün içeriğine bakarım.
kaynağına değil.
tanrı sözlerini nereye serpiştireceğini kendi bilir ( inanan için )

sahih dediğiniz ölçü ise sizin ölçünüzdür.
Bu bir insan ölçüsüdür.
sahilik ölçüsü diye sorgulanamayan bir ölçü ortaya koyamasınız.
Buna kutsallık katamazsınız.

bin tane diyanet, on bin tane el ezher açsanız, afganistan pakistan medereslerini beşe katlasanız yapamazsınız.

Bir kavuğun üzerine beş kavuk daha taksanız yine yapamazsınız.

bize kaynağı insan olan bir din oluşturmayın.

diyelim ki; Kadınlarda uğusuzluk olduğu hadisini ele alalım ve bu sahih hadis olsun.

kadınlar da uğursuzluk olduğunu söyleyen hadisin
sahih olup olmadığı ile zerre kadar ilgilenmem.

bağlamı da asla bilemeyeceğimize göre ??

o halde yapabileceğimiz bişey yok;bir söz içerdiği anlamla değerli olur.

ben de isterdim peygamber aramızda olsun bizle konuşmaya devam etsin.,

Yazan: knz Tarih: July 21, 2006 8:03 PM

Genel olarak son yorumu itibariyla knz hanimin dediklerine katiliyorum.

Söyle bir soru soralim : Sahihlik veya kaynagin saglamligi dogrulugun ölcütü müdür?

Bir isin icine insan failleri giriyorsa o iste insansal hatalar olmasi kacinilmazdir. Ravi zincirinde güven esas alindigi önemle vurgulanir.

Rivayet edenin güvenilirligine hayvani olmayan yemle kandirmaya calisan bir ciftci örnek gösterilir. Söz konusu örnekte hayvani elinde yem olmadigi halde kandiran bir adamin hadisi de güvenilir kabul edilemecektir.

Oysa bu bir ölcüt olamaz, zira o adam hayvana yaptigi o muameleyi insana yapmayabilir. Hadisi dogru aktarmasi da olasidir.

Sonucta cok dogru oldugu bilinen insanlarin dini kendilerince daha da yüceltmek adina hadis uydurup ölüm döseginde bunu itiraf ettikleri de bilinmektedir.

Güvenilirligin ölcüsü ravinin güvenilirligi olamaz, ama bu ravi zincirini kiymetsiz yapmaz. Nitekim rivayetler tarih acisindan cok olgusal olmasa da bir kaynak olustururlar.

Yazan: Clausewitz Tarih: July 30, 2006 2:24 AM

Tam Washington Post'ta yayınlanacak türden bir makale. "Bizde cinsiyet ayrımcılığı yoktur" başlıklı bir makaleyi yayınlamazlardı zaten.
Bunun dışında, iki üç hadisi ayıklamakla -ki ben diyanetin bu ayıklamayı ne şekilde yaptığı konusunda daha fazla bilgilenmek istiyorum- Türkiye'de cinsiyet ayrımcılığının silindiğini iddia edebilir miyiz?..
---
Bu başlık ve makale bana "Değiştik. Biz sizin zannettiğinz gibi değiliz.." mesajı verdi.
Batı kamuoyuna gırtlağımızı yırtarcasına anlatmaya çalıştıklarımız acaba emeğimiz ölçüsünde karşılık bulabiliyor mu?
Bu önemli değil! Biz klasik doğulu kompleksiyle en az batılılar kadar insani değerlere sahip çıktığımızı sürekli anlatmalıyız...
---
bu makaleyi okuyan birisi ayıklanan hadislerin literature nasıl girdigi konusunda bir soru sorsa, buna sadece "halk arasında dolanıyor" diyerek cevap verebilir miyiz?
bizim ilim sahamız bu kadar mı güvenilir?
---
"sexism deleted-in turkey"

neredeki ve ne tur sexism??

ve bunu neden batıya duyurmalıyız? asıl olması gerekenin "sexism deleted-in west" oldugunu bile bile...
---

saygilar,

Yazan: Hatice Tarih: August 2, 2006 5:57 PM

Herhangi bir yorumu tekrarlıyorsam özür dilerim.

Demin Mustafa Beyin ingilizce bloguna baktım, bu makaleyi de içeriyor haliyle. Makaleye gelen yorumlardan biri şöyle:

This is a good step but it doesn't go far enough. Please don't forget the hadiths that tell us about the vile things that Mohammad did to infidels. Yes, they are there, they are many and they are not nice.

As a non-Muslim I don't want these things just removed, but an apology and a condemnation would be in order. Torture, rape, rapine, plunder, slavery and murder are serious issues.

http://www.thewhitepath.com/archives/2006/07/sexism_deleted.php#comments


Terceme denemesi:

iyi bir adım, ama yeterli deği. Lütfen Muhammedin müslüman olmayanlara yaptığı alçakça şeyleri anlatan hadisleri unutmayın. Evet bu tür hadislerden bolca var ve hiç hoş değiller.

Ben müslüman olmayan biri olarak bunların silinmesini yeterli görmüyorum. Ayrıca özür dilenmeli ve bu eylemler kınanmalı. işkence, tecavüz, yağma , köleleştirme ve cinayet... bunlar ciddi meseleler.

Evet Mustafa Bey belki makalesini Washington Post ta yayınlatmayı başarmış ama bu hadislerin uydurma olduğunu anlatmayı başaramamış, haliyle John efendi de özür ve kınama bekliyor. Müslümanların peygamberleri Muhammed in kadınlara yaptığı eziyeti (ve diğer aşağılık şeyleri) kınamalarını.(!?)

yani kısacası bizden şunu bekliyor: "biz ex-müslümanlar olarak muhammed in ve barbar müslümanların yaptığı bütün alçakça şeyleri kınıyoruz ve onlar adına siz asil Batı lılardan özür diliyoruz, çok şükür ki sayenizde medeniyeti öğrendik"

vatana millete hayırlı olsun. (Amen)

Yazan: VolkanS Tarih: August 8, 2006 11:09 PM

Son yazdığım yorumu tekrar okudum da, sanırım biraz Mustafa Bey'e haksızlık etmişim. Elbette John un bu şekilde anlamasında Mustafa Akyol un bir suçu yok. Mustafa Bey'in islamın barış mesajını anlatma yolundaki gayretlerini buradaki eksik vurguya dayanarak görmezden gelmemek lazım. Bu açıdan kendisine çabaları için teşekkür ediyorum. Eleştiriyi seviyoruz, ama takdir etmek geç aklımıza gelebiliyor.

Yazan: VolkanS Tarih: August 9, 2006 1:51 AM

Sayın VolkanS bey ve Hatice hanım,

whitepath.com'daki o yorumu ben de okudum ve bir cevap da yazmıştım. Böyle bir yoruma hemen öfkelenip feveran etmek normal. John'un yazısından benim anladığım, bu arkadaşın, batıda ve Amerikada milyonlarcası gibi önyargılarla dolu samimi bir yankee olduğu. Ne yazık ki El Kaide'nin böyle bir etkisi oldu. Amerika'da halk bu terör örgütünün yaptıklarının İslam'dan ve Hz.Muhammed'in hayatından kaynaklandığını düşünüyor. Böyle düşünmekte mazur olabilirler, çünkü El Kaide de bunun böyle olduğunu söylüyor, Kurandan ayetler, peygamberden hadisler okuyorlar. Biz 600 senedir İslam toprağı olan yurdumuzda insanlara daha İslam'ın ne olduğunu anlatamadık, Amerika'da bir adamın bu önyargılarını çok normal buluyorum.

Hatice hanım,

Teoride kadın hakları konusunda batıdan çok üstün olduğumuz ortada. Yalnız bilmem katılır mısınız hiç teoriyle bağdaşmayan bir görüntü sergiliyoruz. Bunun dinden kaynaklanmadığını, geleneklerle alakalı olduğunu, İslam'ın bunlara karşı olduğunu ben de biliyorum. Ama şunu bilmeliyiz ki müslümanlardan samimi olarak bu uydurma hadisler doğrultusunda düşünen insanlar var. Biz ne kadar başlık "sexism deleted in West" olsun diyelim, kendi kendimizi avutmuş oluruz. Ön yargıları kırmamız lazım. Müslüman kızların başarılarını bütün dünyanın izlemesi lazım. Müslüman ailelerin batılı ailelere ağzını açık bıraktıracak güzellikler sergilemesi lazım. Almanya'ya, Hollanda'ya gidiniz; iki kuşak görürsünüz. İlk gelenler kuşağı toplumdan tamamen izole, gettolarda yaşayan, son derece mutaassıp, İslam'ın kabuğunda kalmış, özüne erişememiş aile reisleri ve toplumla fazlaca kaynaşmış ve özünden kopmuş, dinle ilgisiz yeni nesil. Ne yazık ki batıdaki imajımızı oradaki göz önündeki yaşam oluşturuyor ve sergilenen hiç te örnek bir yaşam değil. Çözüm asıl sizde sexism delete edilmeli demek değil, islamı yaşayarak onlarla farkımızı ortaya koymaktır. Bu arada diyanetin yaptığı çalışma ve Mustafa beyin WP'daki bu yazısı da övgüye değerdir, çok büyük bir başarıdır. İnşallah sizler bir gün "Sexism deleted in the West" diye yazılar yazar, Washington postta yayınlatır, bizleri gururlandırırsınız.

Yazan: blue Tarih: August 9, 2006 11:09 AM

Musluman toplumlarda ve Turkiye ozelinde kadinin durumu konusunda bu tarz koktenciligi reddeden yaklasimlara gercekten cok ihtiyac var.

Turkiye'de Islamciligin yukselmesine tepki surecinde Islam'i tek bir oze indirgeyen aydinlanmaci yaklasimla bircok yayin yapildi ve musluman kulturlerdeki erkek egemenlik dogrudan Islam'la iliskilendirildi. Bu koktenci Islamciligin ekmegine yag surdu elbette.

Bu konuda Pinar Ilkkaracan'in derledigi Musluman toplumlarda kadin ve cinsellik adli kitapla oldukca olumlu bir adim atildi. Kitabin sunusunda soyle deniyor: "Yazarlar, İslâm’ı tek bir öze indirgeyen kolaycı yaklaşımlardan titizlikle kaçınarak Müslüman toplumlarda çarpıcı bir çeşitlilik olduğunu gösteriyor, farklı toplumların ve tarihsel dönemlerin kendine özgü niteliklerini vurguluyorlar." Hepsi musluman ulkelerde dogmus olan yazarlar, Islam acisindan degil, kadin acisindan bakiyorlar ama musluman toplumlarin icinden bakiyorlar, yani oryantalist onyargilardan bagimsiz bir bakis sergiliyorlar. Onemli bir kitap, tavsiye ederim.

Konuyla ilgili bir diger mesele turban konusundaki kamplasma. Bazi laik kadin orgutleri turbani kadina vurulmaya calisilan bir boyunduruk olarak goruyor ve bunu kabullenerek kendilerine tehdit olusturan turbanli kadinlari hedef aliyorlar. Laik kurumlarinsa olayin kadin yonunu pek dikkate aldiklari soylenemez. Beri yanda, turban meselesini kendine bayrak edinen geleneksel olarak erkek-egemen muhafazakar Islamcilar, olayi bir kadin sorunu degil, sadece bir inanc sorunu olarak goruyorlar.

Oysa turban meselesi, turbanli kadin icin ayni zamanda bir modernlesme, kentlilesme, ve ozgurlesme meselesi. Kimi turbanli kadin geleneksel ve kabullenilmis basortusu yerine turbanla kendi bilincli secimini ortaya koyuyor, dolayisiyla toplumda kendine bicilen rolu reddediyor ve istedigi konum icin talepte bulunuyor. Kimi turbanli kadin icin bu sinifsal bir simge, yoksullukla iliskilendirilen basortusunu reddediyor. Kimisi icin kadini metalastiran kapitalist istilaya karsi bir tepki. Elbette bunlari soylerken, olayin inanc boyutunu bir kenara atmiyorum.

Bugun hem turbani her seyden once bir kadin meselesi olarak goren kadin orgutleri, hem de isin kadin boyutunu yadsimayan liberal Islamci yaklasimlar mevcut. Ama kopartilan gurultude sesleri ciliz cikiyor. Onun icin, bu konu uzerine cok soylenmesi, konusulmasi, bagirilmasi gereken bir konu.

Nitekim bugun Turkiye'deki egemen Islamci ideoloji, geleneksel Turk saginin butun ozelliklerini tasidigi icin ziyadesiyle erkek egemen. Pratik olarak, iktidar partisinin ve milletvekilerinin hem kurumsal hem bireysel davranislari bunu acik ediyor. Mesela, aile ici siddet konusunun gundeme getirilmesinin ailenin kutsalligina tecavuz olarak algilamasi cok ciddi bir sorun cunku Turkiye'de aile ici siddet en temel meselelerden biri. Ama bugun iktidar partisine mensup ve kadin konusunda kadin yonunden sesi cikan insanlarin olmasi cesaret verici. Bu seslerin daha cok, daha kararli ve daha samimi cikmasi laik kadinlari yumusatip kadin sorununun din baglamindan kultur baglamina tasinmasina yardimci olabilir. Onun icin akli basinda laikler tarafindan turban konusunda atilacak olumlu adimlar da cok onemli.

Yukselen dindarligin (bence dincilikle paralel) toplumda kadin icin olumlu oldugu iddiasina katilmiyorum. Cunku, ister laiklik, ister milliyetcilik, ister dindarlik ekseninde olsun, asil yukselen sey fanatizm. Ve o fanatizm dogasi itibariyle erkek egemenlik iceriyor.

Yazan: Balbazar Tarih: September 10, 2006 4:25 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)