« Diyanet, Hirsi Ali'yi Çürütüyor | Ana Sayfa | Zeki, Çevik, Pagan ve Faşist »

June 25, 2006

İslam'ı Savunan Haham

Haham Stephen Julius Stein Bugünkü Los Angeles Times gazetesinde yer alan Stephen Julius Stein imzalı makale kayda değer. Wilshire Boulevard Temple adlı Yahudi kuruluşunda görevli bir haham olan Stein, yazısında Los Angeles'ta yaşayan Suriye (ve Müslüman) kökenli psikolog Wafa Sultan'ı eleştiriyor ve onun İslam'a yönelik saldırılarının haksız ve cahilce olduğunu ortaya koyuyor.

Wafa Sultan, son dönemde Batı'da ortaya çıkan ve İslam'ın sözde ne kadar korkunç bir din olduğunu anlatıp duran "ex-Muslim" (ya da "mürted")lerden biri. Ayaan Hirsi Ali gibi o da içinden çıktığı İslam'ı Batılılara şikayet etmeye ve onların arasındaki İslam düşmanlarının alkışını toplamaya yönelik bir strateji izliyor.

İşte bu Sultan'ın bir Yahudi topluluğuna yaptığı konuşmayı dinleyen Haham Stein, karşılaştığı fanatizmden rahatsız olmuş ve yazısında buna karşı önemli eleştiriler getiriyor. Sultan'ın Kuran'daki savaş ayetleri üzerine yaptığı vurgu karşısında, Tevrat'ta da oldukça şedid ayetler olduğunu, ama Yahudilik'in bundan ibaret olmadığını, İslam'ın da olamayacağını söylüyor. Sultan'ın "bütün Müslüman kadınlar baskı altındadır" şeklindeki iddiasına karşı da, tanıdığı bazı Müslüman hanımların hiç de öyle olmadığını anlatıyor.

Makaleyi okuyunca öğreniyoruz ki, Sultan'ın anti-İslamizm'ine karşı çıkanlar sadece Haham Stein'den ibaret değil. Söz konusu toplantıda, gazeteci oğlu Daniel Pearl'ü 2002 yılında Pakistan'daki fanatik İslamcılar'ın kılıcına kurban veren Judea Pearl de — yaşadığı bu büyük travmaya rağmen — Wafa Sultan'a karşı çıkmış, Kuran'daki savaş ayetlerinin yanında "barış ayetleri" de olduğuna dikkat çekmiş ve çoğu Müslüman'ın İslam'ın asıl mesajı olarak bunları gördüğünü vurgulamış.

Los Angeles'ta bir "ex-Muslim" karşısında İslam'ı savunmanın her ikisi de Yahudi olan haham Stein ve Judea Pearl'e kalmış olması, üzerinde iyi düşünülmesi gereken, çünkü hayli ezber bozan bir gerçek. Daha önceki çeşitli yazılarımda, İslam'a karşı en fanatikçe düşmanlık gösterenlerin, çoğunlukla İslam toplumlarının içinden çıkan sekülerist insanlar olduğunu vurgulamıştım. Türkiye'de — ve hatta bu sitede — bu olgunun çok çarpıcı örneklerini görmekteyiz. İşte, Batı dünyasında da benzer bir durum var.

Öte yandan, bu durum, ülkemizdeki Müslümanlar arasında son dönemde giderek yaygınlaşan "Yahudiler İslam'a düşman" veya "evangelistler Kuran'a savaş açtı" gibi genelleyici yorumların ne kadar yanlış olduğunu da gösteriyor. Herhangi bir din veya cemaat hakkında bu gibi siyah-beyaz hükümler vermek yerine, aradaki nüansları iyi görmek ve ona göre davranmak lazım.

İşin kötü tarafı, buradaki Müslümanlar "Yahudiler" veya "Hıristiyan Batı" hakkında bu şekilde önyargılı davrandıkça, söz konusu farklı dünyalar ile diyalog kurma imkanının ortadan kalkması. Hatta bazı Müslümanlar, diyaloğu gereksiz bir "apolojetizm", yani bir tür "yaranmacılık", "eziklik" gibi görüyor, bunun yerine "tavizsiz sert duruş" savunuyorlar.

Ama işte böyle olunca da Los Angeles'ta İslam hakkında fikir beyan etmek, Wafa Sultan gibi anti-İslami mürtedlere kalıyor. Allah'tan orada bazı vicdanlı Yahudiler de varmış ki, Kuran'a yöneltilen iftiralar cevapsız kalmamış...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 25, 2006 5:46 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Ben Sayın Akyol'la bu konuda tamamıyle hem fikir değilim, diyolog çabalarımızın sonucu Tanziamattan beri verdiğimiz ödünler sebebiyle Anadolumuzu kaybetmeye kadar gelmedi mi?Batı ile Diyalog çabamızda biz batıya fake semazenler,şiş kebap ve Raki den başka ne sunduk ozamandan bu zamana?Büyük şehirlerimize bakılırsa onları ne verip neler aldığı rahatlıkla görülebilir.Mehmed Akif'i yad etmek lazım büyük insan.Milli Marşımıza ne güzel nakşetmiş uyarıları.Avrupa topluluğuda ucuz iş gücümüz,kolay yönetilebilirliğimiz,aç bilinçsiz pazarımız ve en önemlisi jeopolitik konumumuzun bize bahşettiği şu meşhur enerji koridorumuz olmasa neylesin bizi,neden 'Hazmetmeye çalışsın' Şimdi Kuranın bahsettiği hak sahibi bir kaç evangelist,protestan yada reformist yahudinin düşüncelerinin o cemaatleri oluşturan mozağin temelleri alaksı olmadığı açıktır.Martin Luther bölük pörçük germen prensliklerini roman katolikliğe karşı birleştirirken en temel saç ayağı olarak Türk düşmanlığını kullandı yani evangelist baptistlerin temelinde yada oluşum kodlarında bu var inkar edilemez.Yahudileri zaten söylemeye bile gerek duymuyorum bugün Ortadoğuda sığınacakları tek yer olarak görmeseler yada manipüle edebilecekleri yegane ülke Türkiye olmasa bizi ABD de destekler sanmak olsa olsa gaflettir.Diyolog konusunda Abdülhamid Han'ın zamanlar ötesi külli bir miras bıraktığı kanaatindeyim.Otursun Dış işleri adam gibi öğrensin ,öğretsin personeline hatta M.E.B tüm Türkiyeye sonra tartışırız nerde hatalarımız var ne yapmak gerek gerçekten güzel bir çaba olan Diyolog ortamı ve Tehvid dinlerinin kardeşliği konusunda.Olacaksa Diyolog öyle olmalı yoksa...

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: June 25, 2006 9:45 PM

Once Islami Savunan Haham uzerine birkac soz. Benzeri Yahudiler vardir. Benim en fazla dikkatimi cekenler arasinda bir theolog, matematikci, eski Israil askeri, yazar-dusunur olan Isrel Shamir gelir. Ve tabiiki herkesin bikldigi Naom Chomsky. Michael Lerner diger bir hahamdir, muteveffa Grace Haskell, Marc Ellis diger Islami savunan veya benim tercih ettigim terimle vijdan sahibi Yahudile arsinda gelir. Washington'daki Bosna , Filistin, Irak savasi karsiti protestolarion hemen hwepsinde Hassidic Orhodox Yahudiler'e rastladim. Ve zaman zaman Israil gazetelerinde Vakit gaztesindekiler kadar Israil'in poltikalarini yerden yere vuran yazilar bulmak mmkundur.

Ama bunlarin hepsi istisnadir kural degildir. Kural sonuctan bellidir. Amerika'da nukleer silhsizlanma yanlilari vardir ama sonuc ortadadir.

Stein'in yazisinda da kuralin ne oldugu belli. Bu Islam'a kufrederek kariyer yapmis kisi, bir Hava'nin fundraisuingine konusmaci olarak davet ediliyor ve konusmasi defaatle aliislarla kesiliyor. Kural budur.

Ama bardagin yuzde bir de olsa dolu kismindan bakalim denirse olsun. Bakalim.

Babna Stein, ve Mustafa Bey'in onu baz alan yazisinin duisundurdugu bu ABD'de ve dunyanin her yerinde Islam dusmanliginin filizoflari, stratejistleri olan Yahudi mihraklar degil bu Wafa Sultan adli kadin. Bu yazinin Ayan Hirshi yazisinin hemen arkasindan gelmesi bana gene "noktalari birlestirme" oynama firsati verdi.

Mine Kirikkanat, Wafa Sultan, Irshad Manji , Khalid Duran, Salman Rushdie ve su anda ismin hatirlamadigim Wall Street Journal yazari bazi farkliliklarina ragmen kafamda ayni yerde dosyalanmislardir. Bunlari birlestiren ozellik Islam dusmanligi degil girsisimcilikleridir. Eve yaptiklari bir girisimciliktir bence. Soyleki bu zevat Bati dunyasinda ne zaman neyin prim yaptigini iyi hesaplamislar, ve zamanimizda Islam dusmanliginda iyi rant oldugunu hesaplamislardir. Eh ahlaki, vijdani fren mekanizmalari da olmadigina gore dalmslardir piyasaya. Bu onermemi twest etmek icin soyle bir soru sorulabilir. Eger bu kisiler Islam dusmanligi, ve Islam'in icinden gelenler statusunde olmasalardi birer psikiatrist, yazar, poltikaci her ne ise kendi kaaabiliyetleri ile Bati toplumunda nerelere gelebilirlerdi? Bunu da test etmek icin ikinci soru: Bu kisiler Islam dusmanliklatrindan bagimsiz birer kariyeleri varmidir?

Ben tanidigim Islam'in icinden gelip Islam dusmanligi yapanlar arasinda bunun disina kariyer basarisi olan isimler bilmiyorum.

Ayan Hirshi Ali Islam dusmanligini bir kurgu biyografi ile birlestirmese idi muhtemelen simdi msterdam;da bir cafede garsonluk veya bir sirketin deposunda iscilik yapacakti, digerleri gibi. Okldukca zeki bir hanma benziyor; zaten bu kurgulari ve kariyer adimlarini atabilmek icin bir mikar zeka gerekir ama kimse bana bu hanim zekasi, Hollanda halkinin sorunlarina vukufiyeti, guvenilirlig her ne iser bi poltikacida aran vasiflari sayesinde Hollanda meclisine girdigini soylemesin. Bu Wafa Sultan herhade psikiatrid tebaruz etmesi sonucu Yahudilerin Musluman haslama funraisetrlarina cagrilmadi. Ve Fuad Adjami Ortodogu meslelerine hakimiyetinden dolayi Yahudi kontrolndeki Tv Kanallarinin favori "Ortadogu Uzmanlari" arasinda degil.

Hepsi d oyunun nasil oynandigini xcozmus intellectual prostitutes! (entellektuel fahiseler). Asiri bi ifademi oldu? Tamam entellektueli cikaralim da ilimli olsun. :)

Bekir L. Yildirim

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: June 25, 2006 11:36 PM

İslam'ı Savunan Haham

Soner Yalcin'in yeni kitabini dikkate alacak olursak, bu sasirilacak birsey degil gibi gorunuyor.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: June 26, 2006 12:35 AM

Bekir Abi ve Müzmin Bey'in yorumlarına sağlık yalnız yorumumda bir şeyi atlamışım oda Mustafa Akyol'un çok güzel şekilde bazen histeriye dönüşen tepkilerimizi tahlili ' Ülkemizdeki Müslümanlar arasında son dönemde giderek yaygınlaşan "Yahudiler İslam'a düşman" veya "evangelistler Kuran'a savaş açtı" gibi genelleyici yorumların ne kadar yanlış olduğunu da gösteriyor. Herhangi bir din veya cemaat hakkında bu gibi siyah-beyaz hükümler vermek yerine, aradaki nüansları iyi görmek ve ona göre davranmak lazım.'

Elbette genellemeler en tehlikeli kavramsal oyuncaklardır.Bu nedenledir ki akıl sahibi olup bir de vicdanı olan her insanla muhattap olunur,olunması gerekir.Diyalog karşılıklı yada tek taraflı ödün değil,karşılıklı etkileşim ise anlamlı öyle değil mi?

Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: June 26, 2006 4:52 AM

Müzmin Bey,

Soner Yalçın, (mesela) şu kitabında sadece bir kişi ve ilişkileri hakkında bu kadar maddi hata yapan araştırmacı gazeteci değil mi? :-) Hani şu hayran olduğu gazeteciler arasında E.Çölaşan ile U.Güldemir'in de olduğu? Pardon S.Yalçın, "araştırmacı gazeteci" sıfatını da kabul etmiyordu.

Yalçın Küçük'ten etkilenmesi ve izinden gitmesi güzel bir şey ama daha doğru bilgiler (bendeki kibarlığı bakın: bazı konularda kasıtlı olarak çarpıtıp yalan söylüyor demiyorum:-) kullanırsa istifade etme şansımız artabilir.Kitaplarındaki faydalı bilgileri de bu tür maddi hatalarından dolayı çöpe atma rski hiçte az değil çünkü.

Ve o zaman neyin şaşılacak, neyin şaşılmayacak şeyler olduğunu elmalarla armutları karıştırtmak isteyenlerden bağımsız olarak görebiliriz. :-)

Yazan: Suat Öztürk Tarih: June 26, 2006 8:07 AM

Muzmin Bey,

"Okunmadan anlaşılmaz" demeyeceğinizi varsayarak Soner Yalçın'ın yeni kitabının içeriğinden bir miktar söz etmeniz mümkün müdür diye sormak isterim. Anlamak için bir miktar temel bilgiye sahip olmamız gerekiyor ise bunu da özet olarak sunabilirsiniz bize. Biz de size teşekkür ederiz.

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: cengiz cebi Tarih: June 26, 2006 11:55 AM

Biz de nasıl müslümanlar bir blok değilse,
museviler de de öyle değildir.

Woody Allen'de yahudidir ama ateist olarak bilinir.
öldürülen izzak rabin bir başkadır,. musevinin fanatiği vardır başkadır.

evanjelikler gerçekten dünyanın başına bela olablir, ..

müslüman dediğimizde de aynı şey.
şimdi suriyeli yazar kime bakıyor eleştiriyor, haham kime bakıyor da, bu fikre katılmıyor ?

herikisi de haklıdır, veya herikisi de haksızdır.
nereye bakıyorsunuz ?
nasıl bakıyorsunuz ?

ben hahamın politik davrandığını sanıyorum.

neticede bunlar din adamlarının , sen bana paralel, ben sana paralel dayanışması.

din adamlarıyla bir din olmaz.
unutmayın ki;
isa geldi din adamlarına laf etti
musa geldi din adamalrına laf etti
muhammed geldi din adamlarına laf etti,

din adamı nerden baksan ruhbandır.
din adamı birşeyi temsil etmez.
din adamı şeklinde terim bile fazlalıktır.

sadece bir dinin alimleri olablir ki,onlarda kimseyi temsil etme hakkına sahip değildir.

bir de din teknisyenleri vardır, onlar da bazı hizmetleri görürüler., Yani bir havalara girmeleri gerekmez.

siz daha iyi bir müslümanlık yorumu ortaya koyarsınız ama bütün müslüman alemi siz değilsinizdir.

sahip olduğunuz dini anlamlı kılma uğraşı kişiseldir. Bir eylem planınız olmaz. Arkanıza bile bakmazsınız kim geliyor diye.
Kim övüyor, kim yeriyor ?

Yazan: knz Tarih: June 26, 2006 1:01 PM

Sayin Bekir Bey,

Size bir soru sorabilir miyim?

"Yahudilerin Musluman haslama funraisetrlarina " ne demektir?

Saygilarimla

Yazan: Tunç Tarih: June 26, 2006 5:29 PM

Yakın tarihin ve günün siyaseti dışına çıkarak İslâm'a baktığımızda, onun, daha ilk günlerinde Hıristiyan Kral Necaşi’yle işbirliği yapmış olduğunu; tarihi boyunca da Hıristiyanlık ve Yahudiliğe imtiyazlı bir yer tanıdığını görüyoruz.


Kuran’ın, Ehli kitap olarak tanımladığı Hıristiyan ve Yahudilere yönelik hem ilkesel, hem de tarihi pratik açısından son derece olumlu tavrına rağmen “öteki”ne karşı olumsuz yaklaşım –az da olsa - İslam’ın ilk devirlerinde de görülmüştür. Nitekim Hıristiyan Kral Necaşi ölünce Hz. Muhammed, Müslümanlara “Ölen kardeşiniz için dua ediniz” demiştir. Hz. Muhammed’in bu sözü o günde Peygamberin gıyabında bazı itirazlarla karşılanmış ve bazıları “bir kafir için dua etmemizi mi istiyor!” diye itiraz edebilmişlerdir. Bu uç bir örnek olarak diyaloğa her durumda itirazlar gelebileceğini gösteriyor. Oysa İslam, ilk günden itibaren kendini vahşi olana karşı konumlandırmıştı. Gayri medeni, karanlık, ilkel, zalim ve cahil/cahiliyeye ait olandı İslam’ın “öteki”si ve savaşı bunlarlaydı.

Bugünkü çekinceler temelde Müslümanların son iki yüzyıldır geçirdikleri acı tecrübelerin Müslümanlığın tarihsel kimliğinde yarattığı büyük çatlama, travma ve güvensizlikten geliyor. Nitekim normal şartlarda, yani yaşanan son kolonyalizm tecrübelerinden ve tabii modernizmin iç evrende de yarattığı bozgundan önce, bugünkü gibi bir diyalog fırsatı Müslümanlar arasında, muhtemelen, altın bir fırsat olarak değerlendirilecekti. Çünkü Müslümanlığın temel amacı olan tebliğ, İslamı “öteki”ne anlatmak, zaten tabiatı gereği bir diyalogdu.

Müslümanların diyalog faaliyetlerine hatta misyoner faaliyetlerine karşı tavrı, tarihsel, siyasal olanın yaralayıcılığının belirleyiciliğine izin vermemesi olursa bu İslam’ın yeni bir başarısı olacaktır. Bunda da öncelik, modernizmle İslam’ın son ve en güçlü medeniyeti olarak karşılaşan, yüzleşen ve alternatif modernlikler üretme yeteneğini gösterebilen Türkiye’de olmalıdır. Bu Türkiye için, ‘geçmişin bugünden yazılması’ gibi kolay kolay her medeniyetin eline geçmeyecek bir fırsat saklıyor.

Tanzimatçılardan, yeni Osmanlılara, Batıcılardan, İslamcılara geniş bir eksende ama sürekli modernizmle hesaplaşa gelen Türkiye, 'alternatif modernliğini' oluşturmakta dinler arası diyaloğu bir fırsat olarak değerlendirmelidir.

Diyalog, Anthony Giddens’ın “Modernliğin Ayrıntıları” adlı kitabında tanımladığı “modernliğin Düşünümselliği” yani geçmiş ve gelenekle hesaplaşarak ilerlemesi anlamında sağlıklı bir modernleşme için de bir yoldur. Sağlıklı modernleşme/yenilenme/tecdid, yani ‘geleneğin yeniden icadı’yla ilerleme ki, diyalog, İslam’ın ve onun son yorumlarından olan Osmanlı toplumunun kodlarının en temel belirleyicilerindendi.

Yazan: Hande E. Tarih: June 26, 2006 5:48 PM

Laf olsdun torba dolsun. Iyiler de vardir kotuler de, Bazilar iyidir bazilari kotudur ve benim her zaman dedigim gibi "herseyin bir seyi vardir"

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: June 26, 2006 6:02 PM

Ozturk bey,

Soner Yalçın, (mesela) şu kitabında sadece bir kişi ve ilişkileri hakkında bu kadar maddi hata yapan araştırmacı gazeteci değil mi? :-)

Soner Yalcin'i savunacagimi beklemiyorsunuz umarim.

Oet yandan, sizin verdiginiz linkte daha mulayim bir yorum var:

Yalçın, iddiaları olduğu gibi almış, üstüne ilginç yorumlarını eklemiş. Kuşkulu bilgiler üzerine ilginç yorumlar yapılabilir, ama bu ancak bir fantezi olabilir.

Anlasilan gazeteciler birbirlerinin etini daha bir usuletle yiyorlar.. [vurgulari ben ekledim]

Kitap Zapsu hakkinda degildi, zannedersem bunu biliyorsunuz. Ve, kitapta dolayli bir atifla bahsi gecen birisi hakkinda bir hata olmus. Olmamasi lazimdi. Olmus gibi gorunuyor. Bunun sorumlulugunu ben ustlenmeyeyim, izin verirseniz.

Bunu da, Zapsu, cikip pekala soyleyebilirdi. Zapsu'nun hakkindaki iddialari, Abdullah Muradoglu da olsa olsa teknigiyle cevaplandirmis. Ote yandan, Turkes konusunda "Öte yandan Merhum Türkeş'in Aziz Çınar Efendi'yle ilişkisinde yadırganacak bir durum yok." demis ve nicin yadirganmamasi gerektigini anlatmis uzun uzun.

Yan bilgi: Yalcin Kucuk'un iddialarina canli yayinda baglanip cevap verenler oldu, ve adam [YK], ilgili kisde hata yapmis olabilecegini kabul etti. Yani, bu tur ornekler bilinmeyen seyler degil.

Beni asil ilgilendiren, hakkinda yazildigi sulaleden bugune kadar pek bir ses cikmadi. Ya da ben rastlamadim. Rastladiginiz varsa, linkini verirseniz memnun olurum.

Hani şu hayran olduğu gazeteciler arasında E.Çölaşan ile U.Güldemir'in de olduğu? Pardon S.Yalçın, "araştırmacı gazeteci" sıfatını da kabul etmiyordu.

Kime kimin nicin hayran oldugu hakkinda hic bir fikrim yok. Bazilarinin da, mesela, Kurniko'ya hayran oldugu yolunda izlenimlerim oldu. Bunu da bu baglamda onemsemiyorum, fakat, hayran olanlara istirak etmek arzumu da bastiramayabiliyorum :)

Yalçın Küçük'ten etkilenmesi ve izinden gitmesi güzel bir şey ama daha doğru bilgiler (bendeki kibarlığı bakın: bazı konularda kasıtlı olarak çarpıtıp yalan söylüyor demiyorum:-) kullanırsa istifade etme şansımız artabilir.

Gercekten istifade edebileceginiz seyler olsun diye israr ediyorsaniz, size Meydan Larousse, Islam Ansiklopedisi, Ana Brittanica filan gibi seyler onerecegim, ama, malesef onlarin icinde de maddi hatalar var. bazilarinin kasitli oldugu dahi soyleniyor. Dolayisi ile, bu israriniz karsisinda carsesizligimi ifade etmek isterim.

Kitaplarındaki faydalı bilgileri de bu tür maddi hatalarından dolayı çöpe atma rski hiçte az değil çünkü.

Para vererek aldiginiz kitaplar uzerindeki tasarrufunuza karisamam, kimse de karisamaz. Dolayisi ile, elinizdeki herhangi bir kitabi cope atmaniz benim icin anlamli bir tehdit (!) sayilmiyor :))

Ve o zaman neyin şaşılacak, neyin şaşılmayacak şeyler olduğunu elmalarla armutları karıştırtmak isteyenlerden bağımsız olarak görebiliriz. :-)

Bagimsizligi karakter edinenleri hep takdir etmisimdir. Simdi siz bunu da benim yanlis kisilere hayranligim olarak yorumlayabilirsiniz belki, ama, ne yapayim, fikri hur, vidani hur falan filan kisiler benim fotraten takdir ettigim kislerdir.

Hatasiz kul olmuyor.. Bu, mutlaka hata olacak ki kul olunsun demek midir onu da bilmiyorum :))

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: June 26, 2006 11:09 PM

Cengiz bey,

"Okunmadan anlaşılmaz" demeyeceğinizi varsayarak

Eee. buyrun.. bir felsefecinin tam da yapacagi bir sey bu.. :)

Muhatabinin ne diyecegini onceden kestirip, onu engellemek.. Bunun litaraturde bir adi var, ama, neydi :))

Soner Yalçın'ın yeni kitabının içeriğinden bir miktar söz etmeniz mümkün müdür diye sormak isterim. Anlamak için bir miktar temel bilgiye sahip olmamız gerekiyor ise bunu da özet olarak sunabilirsiniz bize. Biz de size teşekkür ederiz.

Kitabin satisina engel olmak istemem. Ama, bu ilmek basligina uygun oldugunu, bu baglamda burada ismi gecen hahamin sadece bir ecnebi olmak hasebiyle ilginc olacagini dusundugumu soyleyebilirim.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: June 26, 2006 11:13 PM

Tuc Bey,

Dogrusu "Yahudilerin Musluman haslama fundraiser'lerine" olacakti.
Benim kelimeleri tetik etme konusundaki ve Turkce yetersizligi zaaflarimin kurban olmus ifadelerimden biridir.

Funraiser'in tammTurkce karsilig varsa ben bilmiyorum. Fon olusturma toplantisi en yakin meali. ABD'de hersey para ile oldugu icin siyas partilerden hayir kurumlarina kadar her turlu kuulus para tiolpamak icin fundraisetr yapar. Islam dusman Yahudi kuruluslar (butun Yahudi kuruluslar demiyorum) bu tur toplantilarda kalabaligk toplamak, toplanan kalabaligi "bilinlendirmek" ve daha fazla para toplamk icin "islamin icinden gelen" Wafa Suklta, Irshad Manji, Khalid Duran gibi gonullu usaklari kullanirlar konusmaci statusunde. "Musluman haslamayi" artik aciklmama gerek yok herhalde, yapilan aktiviternin adi.

Saniyorum bu tashihten sonra biraz dahas anlasilir olmustur.

Selamlar, saygilar

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: June 27, 2006 2:27 AM

Elimizdeki kan


Israil’i ve/veya yahudileri bir bütün gibi algilamak yerine biraz grileri görmek lâzim saniyorum.

Ha’Aretz (Vatan) adli israil gazetesi 80 binlik tirajla politkacilarin ve aydinlarin referansi. Israil’in ilk ibranice gazetesi olan Ha’Aretz 1919’dan beri yayin yapiyor.

Bradley Burston’un 9 haziran’da Gaza’da bir ailenin israil ordusu Tsahal tarafindan katledilmedisi üzerine yazdigi makale Türkiye’deki gazetelerde kolay rastlanmayacak bir serbestlikte yazilmis :

-Alinti-
Elimizdeki kani görmeden bir haftasonu geçirmek zor olmadi. Tabi arap kanali Al-Jazira’yi seyretmedigimiz bir gerçek. Plajda piknik yapma suçundan yok edilen bir aileyi unutmak için firsat çoktu : Dünya Kupasi elbette ama ayni zamanda reflekslerimiz.

Al-Jazira o korkuç sahneyi, parçalanmis aile fertleri arasinda çildirmisçasina kosturan genç kizi tekrar tekrar gösterdi. Ama bu görüntüler Israil ekranlarina hemen hemen hiç yansimadi. Vicdanimiz, Dünya’nin bizi yargilama ve mahkum etme egilimine karsi bu korkunç görüntüleri “rezalet” çigliklariyla kapladi.

Bizim suçumuz degil! Eger bizim suçumuzsa zaten bu bizim hakkimiz.Basbakan Ehoud Olmert söyle dedi : “Ordumuzun serefini lekeleyebilecek her türlü suçlamayi siddetle red ediyorum!”. “Tsahal Dünya’nin en ahlakli/insanî ordusudur. Hiç bir zaman sivilleri hedef almamistir.”. Gaza cephesi komutani Yoav Galant ise ordu radyosu ile birlikte plaja düsen bombalarin kaynagini sorguladi “ya Israil havan toplari ya da Quassam roketleri…”

Madem bu kadar ileri gittik, bari elimzdeki kanlarin Ali Ghaliyah’a, karisi Raissa’ya ve 3 çocuguna (1 buçuk üç ve 10 yaslarinda) ait olmadigini da ilan edelim. 2000 yilinda Intifada’nin baslarinda öldürülen Muhammed Aldura adli çocugun da sorumlulugunu üzerimizden atmadik mi?

Ordumuzun yanlislikla öldürdügü yüzlerce ve yüzlerce insan neyi gösteriyor? Terörle mücadelede gerekenin çok üzerinde imkânlar kullanildigini ve operasyon planlarinin israilli kayiplari asgaride tutmayi hedefledigini. Ama kameralar orada olmadigi için kimse olanlari görüntüye dönüstüremedi. Ama bu dek degilki bu cinayetler daha az korkuçtur. Elbette israilliler arasinda da bunun gibi cinayetlere (terör nedeniyle) kurban gidenler oldu ve Dünya kamuoyu daha fazla ilgili gözükmedi.

Ne yapalim, kabullendik. Süpürge büyüklügünde roketatarlar tasiyan üç kisinin bulundugu bir jipi vurmak için Dünya’nin en yogun yerlesim yerlerinden biri olan Gaza’ya binlerce top mermisi yagdirmayi normal buluyoruz. Bir buldozer ile sinek öldürmeye çalisiyoruz. Bunu yapiyoruz “çünkü baska çaremiz yok” diyoruz. Çöllere de binlerce top mermisi yagdiriyoruz. Çünkü baska bir sey yapmayi da bilmiyoruz. Inandigimiz tek bir sey var : “Teröristlerle pazarlik yapilmaz!”

Basbakanin kizi Dana Halutz’un da katildigi solcularin organize ettigi bir gösteride Ghaliyah ailesinin katledilmesi kinandi ve Filistinlilerle yeniden görüsmeler baslatilmasi istendi. Likoud Partisi milletvekili Yuval Steinitz ise “Bütün bu tepkiler tiksinti verici” dedi.
Bradley Burston, Ha’Aretz (Tel-Aviv)

-- Alintinin sonu --

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: June 27, 2006 11:02 AM

sayin akyol
wafa sultan alevi kokenli bir suriyelidir. Bu husus belirtmeniz gerekirdi. Ayni zamanda Amerikada Wafa Sultana rahmet okutacak Turkler de mevcut islamiyeti batililara sikayet eden. bir kaci ile cok yakinen tanisma ve igrenme firsatim olmustu.

Yazan: gelibolu Tarih: May 3, 2007 1:22 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)