« İngilizce Makale: 'Join The Dissent From Darwinism' | Ana Sayfa | Baykal'ın 'Cumhuriyet'i İstismarı »
June 21, 2006
İslam'a Dönenler
Yeni fark ettiğim ilginç bir site var, sizlerle de paylaşmak istedim: Turn To Islam, yani, bir anlamda, "İslam'a Dönenler." Bu sitede, sonradan Müslüman olan bazı Batılılarla yapılan röportajların görüntüleri var. Artık herkesçe tanınan Cat Stevens/Yusuf Islam'ın yanında, Taliban tarafından Afganistan'da tutuklandıktan sonra İslam'a ilgi duyan ve bir süre sonra da bu dini seçen İngiliz gazeteci Yvonne Ridley ya da Katoliklik'ten İslam'a dönen Monica Aparicio gibi bayanların hikayesi gerçekten enteresan. Teksas'taki yeni Müslümanların öyküsü ve yaşam biçimi de oldukça ilginç.
Aslında bu gibi "mühtedi" veya "convert"lerin sayısı hayli yüksek ve giderek de artıyor. Bu olguyu görmek, bir Müslüman için hem sevindirici hem de Batı-Doğu kalıplarının artık giderek anlamını yitirdiği bir dünyada yaşadığımıza işaret etmesi açısından düşündürücü. Sözkonusu Batılı Müslümanların hemen hepsinin, İslam'ın gereklerini, Doğulu (mesela Türkiyeli) Müslümanların bazılarından daha özgür bir biçimde yerine getirebiliyor oluşu da, not edilmesi gereken bir başka gerçek.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: June 21, 2006 12:46 AM




Bir müslüman genç olarak, islamı bir öcü gibi gören, ideolojik ve önyargılarla değerlendiren içimizdeki irlandalılara ve batılılara güzel bir cevap olarak değerlendiriyorum. Bu arada Mustafa bey sitenizi devamlı olarak takip ediyorum, böyle güzel konular seçip,kalite yorumlar yaptığınız için teşekkür ediyorum. Umarım ülkemizde sizin gibi insanların sayısı artarda, ideolojik saplantılı, örümcek beyinli insanların sayısı azalır, ülkemiz feraha kavuşur.
Yazan: mesut sümbül Tarih: June 21, 2006 11:37 AM
Sözkonusu Batılı Müslümanların hemen hepsinin, İslam'ın gereklerini, Doğulu (mesela Türkiyeli) Müslümanların bazılarından daha özgür bir biçimde yerine getirebiliyor oluşu da, not edilmesi gereken bir başka gerçek.
Not edilmesi,ezberlenmesi,düşünülmesi gereken bir gerçek.
Şu Avrupa da onlarca cemaate bölünmüş ,birbirlerinin camilerine dahi sokulmayan türkler in durumu en bariz örnek.
Müslümanlığı seçenler şucu bucu olmak için değil Allah ın kulu olmak için müslüman oluyorlar,bizse müslümanlığı bir taraftar olarak yaşıyoruz.Fark burada.
Yazan: salih Tarih: June 21, 2006 6:08 PM
İslam'a son yıllarda büyük bir yöneliş olduğu açık bir gerçek.Bu elbette bütün müslümanlar gibi beni de memnun ediyor.Daha da önemlisi bu yönelişin toplu ihtidalar şeklinde taklidî olmaktan ziyade fert fert büyük bir arayışın neticesi olması.. Bu şekilde bir İslamlaşma hiç kuşkusuz çok önem arzediyor.
Bir süre önce Köprü Dergisi Yaz 2005 sayısında bu konuyu işlemişti. Dergide birçok makale var.Elbet ilgilenenlerin tamamını okumasını isterim ama Ali Köse'nin yazdığı "Neden İslamı Seçiyorlar?" başlıklı makalesine konu ile direk ilgili olduğu için öncelik verilebilir.
Bir diğer makale de İngiliz asıllı Müslüman Alim T.J.Winter(A.Hakim Murad)'ın "Geçmişe Duyulan Özlem Olarak Hidayet: Büyük Misakın Uzantısı" başlıklı makalesi.Kendisi de bir mühtedi olan A.Murad'ın makalesinin son bölümünü -Mustafa Bey'in hoşgörüsüne sığınarak- alıntılamak istiyorum; İnternetin ihtida sürecindeki etkisi ve ihtida öncesi İslam'a dışarıdan bakanların görüşlerini göstermesi açısından:
Alıntı başlangıcı
[..]
Kalplerini internete açmayı tercih etmiş olan bu yüz muhtedi, oldukça heterojen bir grup oluşturmaktadır. Bunların dörtte üçü oldukça geniş bir sosyo-ekonomik sınıflar yelpazesi içinde yer alan Amerikalılardır. Bunların tamı tamına ellisi, Batılı muhtedilerin dörtte üçünün kadınlar olduğu şeklindeki genellikle belirtilen görüşü teyit eder şekilde, kadındır.43 Muhtedilerin yaş dağılımı, genel nüfustan manidar bir farklılık arz etmemektedir. Deneklerin seksen ilâ doksan kadarı 1993'ten sonra ihtida etmişlerdir. Bunlardan sadece ikisi, ihtidalarını Müslüman bir ülkedeki deneyimlerine bağlamışlardır. Beşi daha önce bir Hıristiyan misyoneriydi. Altısı, liberal ilahiyattan ve mahallî dua ve ibadet usulünden memnun olmayan muhafazakâr Katolik'lerdi. On beşi Teslis inancı üzerindeki şüphelerden dolayı Hıristiyanlığı zaten terk etmiş olan insanlardı. Üçü daha önce Yahudi idi, diğer dördü de Yahudiliğe dönmeyi düşündüklerini kaydetmişlerdi. Üçü Çinli idi, sekiz kadarı Afrika asıllı Amerikalı idi, üçü de Amerikan yerlisiydi. Yedisi veya belki de daha fazlası, bir Müslümanla evlendikten sonra Müslüman olmuştur. Altısı bir rüyadaki veya mânâ alemindeki deneyimlerini takiben Müslüman olduklarını haber vermişlerdir. Yirmi dokuzu, ihtida süreçlerinde Kur'ân'ı okumanın bir katalizör rolü gördüğünü kaydetmiştir.
Daha çok tekerrür eden temalardan biri, olayı yaşayanın kendisi için 'bir cevizli pasta dilimi yemek kadar kolay,' nazik ve berrak, oysa ailesi, tanıdıkları ve daha geniş dairede Batı cemiyeti için ciddi ve problemli görülen bir adımı atmış olma duygusudur. Özellikle ABD'de İslâm'a dönüş sosyal olarak kabul edilebilir bir hadise değildir. 1979'daki İran rehine krizinden beri, Müslümanlara yönelik olumsuz telakkiler sürekli olarak artmaktadır. Öyle ki, bu yakındaki bir Roper kamuoyu araştırmasına göre, ABD'de ankete cevap verenlerin yarıdan fazlası İslâm'ı 'kalıtsal biçimde Amerikan karşıtı' olarak vasıflandırırken, 1997'de Amerikan İslâmî İlişkiler Konseyi ayrımcılık vakalarında yüzde 60'lık bir artışı kayıtlara geçirmiştir.44 İslâmî bir kimliğe eşlik eden herkes tarafından ayıplanma duygusunun, sürekli olarak uğradıkları düşmanlığı ve taciz biçimlerini bize aktaran Amerikan muhtedilerinin büyük bir çoğunluğunun en merkezî endişesi olduğu görülüyor. Küçük bir İncil kuşağı kasabasındaki bir Baptist papazının kızının beyanlarından alıntılanan bir örnek, problemin niteliğini gösteriyor:
"Bir öğle sonrası evime döndüğümde, pencerelerinden birinin kırıldığını ve arabalarımdan birinin yanında sprey boya ile yazılmış TERÖRİST AŞIĞI yazısını gördüm. Polisin bana hiç faydası yoktu. Aynı gece internette Müslümanlarla sohbet ederken dışarıda silah sesleri duydum. Geri dönmüşler ve evimde sağlam kalmış öteki pencerelerimin hemen hepsini halletmişler ve dışarıdaki evcil hayvanlarımı öldürmüşlerdi."45
Aynı muhtedi o güne kadar kendisine nazik davranmış olan komşuların başka bir dizi tacizini takiben kendisini hastanelik eden bedensel bir saldırıyı tasvir etmeye devam ediyor. Bununla birlikte o, 'internette bulabildiği her şeyi okumakla ve webdeki gerçek arkadaşları ve ailesi vasıtasıyla elde edebildiği bu mütevazi bilgi sayesinde', en yakın camiden iki yüz kilometre uzakta oturuyor olmasına rağmen, olup bitenlerden fütur getirmediğini söylüyor.
Diğer muhtediler de ailelerin ve yerel cemaatlerin sergilediği aşırı reddetme sahnelerini kaydediyorlar. Örnekler, muhtedi çocuklara cin çarptığına inanan misyoner tipli ebeveynlerin ve İslâm'a dönmenin bir suç olduğuna inanarak polisi arayan diğer ana babaların öykülerini içeriyor.
İslâm'a yönelik bu hasmâne tavır göz önüne alındığında, geleneksel yapışma ve benzeşme teorileri problemli görünüyor. Ancak, ironik bir biçimde, aynı tavrın ihtida sürecinde önde gelen bir faktörü arz ettiği gözleniyor. Kelime-i şahadetle İslâm'a girenler, başlangıçtaki arzularının İslâm hakkında bir şeyler öğrenmek, duydukları aşırı nefretle Müslümanları Hıristiyanlığa ve/veya Yahudiliğe veyahut feminizme döndürmek olduğunu ifade etmektedirler. Örneğin, eski bir Katolik seminercisi, kaydettiğine göre, şöyle düşünüyordu:
"Bu Müslüman kavimlerin kökü kurutulmalıydı [...] Bu görevimi Müslümanları Hıristiyan inancına döndürmekle yapabileceğimi biliyordum [...] Ne var ki, Müslümanlarla iki yıl kadar süren tartışmalardan ve bütün Kutsal Kitaplardaki konuları araştırdıktan sonra İslâm'ı kabul ettim."46
Diğer bir Amerikalı ergenlik yıllarını kökten dinci radyo istasyonlarındaki 'kehanet uzmanlarını' dinleyerek geçirmiş. İşte hatırladıkları:
"Onların çeşitli komplo teorileri ile karışık paranoyakça kabulleri, İsrail'in ve dinî Siyonizm'in desteklenmesi ve 'İslâmî tehdit' hakkında ateşli vaazlar vermeleri, bende [İslâm'a yönelik] tuhaf bir cazibe uyandırdı."
Onun tecessüsü şu biçimde devam etmişti:
"Ben AOL'daki dosyaları ve Usenet haber gruplarını ziyaret etmeye başladım. Oralarda İslâm'a ilişkin tartışmaların çok merak uyandırıcı olduğunu gördüm. Müslümanların, medyanın televangelistlerinin tasvir etmeye çalıştıkları gibi kana susamış barbar teröristler olmadıklarını öğrendim."47
Onun basmakalıp kanaatleri tamamıyla yıkılmış, yakındaki bir mescitle irtibata geçmiş ve İslâm'a kabul edilmişti.
Eski bir Fransisken papazı aşağıdaki hikâyeyi anlatıyor:
"Bir gece televizyon seyrediyordum, tabiî ki yayıncılar Müslümanlar hususundaki tek yanlı yarım-yamalak haberlerini sürdürüyorlardı. İslâm'ı kendi kendime araştırmaya ve kendi hükümlerimi çıkarmaya karar verdim. Bulduğum şey, şeytanî medyanın kustuğu negatif imajların tam tersiydi. Ben, sevgide ve manevî hakikatte derin ve Allah şuuru metanetli bir din buldum."48
Toplam yüz kayıttan sekizi, İslâm'a ilişkin olumsuz medya imajlarının ihtidalarına zemin hazırlayan tecessüsü ateşlediğini kaydetmektedirler. Bu, Paris'teki Puits d'Hermitage mescidinde resmî ihtida sorumlusu olan Mustafa Tougui'nin tecrübelerine uyuyor. O, öğrenim görmüş Fransız muhtedilerinin çoğunun mütecessis araştırmalarına, medyanın İslâm'ı menfi biçimde tasvir etmesinden kaynaklanan tecessüs ile başladıklarına inanmaktadır.49
Bu reaktif muhtedilerin birçoğu, başlıca bilgi kaynağı olarak, internet erişimini zikrediyorlar. Bunlardan biri nasıl bir mukayeseli dinler web sitesi kurduğunu ve bunun sonucu olarak nasıl Müslüman olduğunu naklediyor.50 İsveçli bir mühendis, Kur'ân'ı okuduktan sonra dinin hikmetini kabul ettiğini, ama yine de hâlâ Allah'a inanamadığını naklediyor. Daha sonra o, yöredeki güzel bir yerin fotoğrafını çekerken klasik 'kozmik şuur' tipi bir deneyimi yaşamış:
"Akla hayret veren bir hissiyatla büyülenmiştim. Allah'ın, kâinat denilen muazzam vites kutusu içinde kendimi, bir vitesteki bir dişli veya ondan birazcık daha büyük bir parçaymışım gibi hissettim. Bu, harikulâde bir şeydi. Daha önce kendimi hiç böyle, bütünüyle rahatlamış ama enerji ile dopdolu ve hepsinden öte, gözümü nereye çevirsem bütünüyle Allah'ın varlığının şuuru ile dolu halde hissetmemiştim.
Bu coşkulu halde ne kadar kaldığımı bilmiyorum, ama nihayetinde bitti ve ben zahiren etkilenmemiş görünerek evimin yolunu tuttum. Ne var ki, yaşamış olduğum şey zihnimde silinmez işaret taşları bıraktı. O günlerde Microsoft firması Windows 95'i piyasaya sürmüştü [...] Paketin bir parçası Microsoft Network online hizmeti idi. [...] Çok geçmeden İslâm tartışma gruplarının, netin en ilginç parçası olduğunu öğrendim."51
Daha sonra bu denek tartışma grubunda Amerikalı muhtedi bir kadınla tanıştığını, bu kadının, altı ay içinde kendisinin hidayetine vesile olduğunu belirtiyor.
Amerikalı bir kadın şunları naklediyor:
"1995 yazında, internete girmeye başladım. Onda İslâm hakkında çok faydalı şeyler vardı. Sadece buradaki world wide webde postalanan şeyleri okumakla elde ettiğim bilgi, sonunda beni İslâm'a teslim olmanın eşiğine getirdi."52
Bu örnekler çoğaltılabilir. Ne var ki onlar, ihtidaların aslında güçlü Müslüman aleyhtarı hissiyatın geçerli olduğu dönemlerde hız kazandığı ve internetin de bu süreci kolaylaştıran bir unsur olduğu gibi tuhaf bir çıkarımı ima ederler. Bunu ispatlamak için daha başka araştırmalara ihtiyaç duyuluyor olsa da, meselâ cami yakma hadiseleri ile webdeki ihtida şahadetlerini birbirleri ile ilişkilendirmek mantıklı bir hipotez olarak kabul edilebilir. Bunun, İhtidalar Çağı'nı yazarken "başarı İslâm'ın reklamıdır" şeklinde görüş belirten Levtzion'un53 düşüncesine meydan okuduğu elbette aşikârdır.
[...]
ALINTI SONU
Şurası da bir gerçek ki İslam'ı sonradan tanıyan, sorgulayarak, araştırarak tabir yerindeyse imanlarını tırnaklarıyla mücadele ederek kazananlar(bunlara islamın içinden yetişen ve bir sorgulama dönemi geçirenleri de katabiliriz), İslam'ı kesinlikle ana-babadan taklidî müslüman olanların bir çoğundan hem daha iyi yaşıyor hem de daha iyi daha temsil ediyor.
Bunu da atlamayalım derim..
Yazan: Suat Öztürk Tarih: June 21, 2006 7:56 PM
Bahsi sözkonusu Batılı Müslümanların tercihlerini hiç çekinmeden göstermeleri, kendi arzularıyla seçtikleri şekilde yaşamaları bende burukluk yarattı. Ve tekrar düşündüm, acaba gerçekte hangimiz daha fazla dinimizi hissederek yaşama imkanına vakıfız veya bunun için çabalarken gerçekte ne kadar gözü karayız diye…
Sanırım bir kesimimiz için hayatın içinde din var, başka bir kesimimiz inçse dinin içinde hayat. Önemli olan soru şu; kendi adımıza hangisini tercih ediyoruz?
İngiliz gazeteci Yvonne Ridley’in Müslüman olmasıyla ilgili haberlerin arasından hatırladığım; Yvonne Ridley’in Müslüman olduktan sonra ailesi ile ilişkilerinin bozulduğu, annesinin kendisine inat yıllardır gitmediği kiliseye ve pazar ayinlerine katılmaya başladığı, hatta hiç aksatmadığıydı. Birinin din değiştirmesi bir diğerinin sahip olup da umursamadığı dinine yeniden sarılmasını sağlıyor, inancına sahip çıkmasına vesile oluyor ise ne güzel.
Suat Bey teşekkürler, sizin bahsettiğiniz mevzuyu atlamak ne kelime bilakis oturup iyi bir düşünmemiz gerekir.
Yazan: Arife Tarih: June 22, 2006 6:30 PM
ya resul allah ya habip allah ya nebi allah sallahu ala muhammet canım kurban olsun senin yoluna adı güzel kendi güzel muhammet gel şefaat eyle asi kuluna adı güzel kendi güzel muhammet ya resul allah mümün olanların çokdur cefası ahiretde çıkar zevku sevası on sekiz bin alemin mustafası adı güzel kendi güzel muhammet sana inanamayan gider imansız adı güzel kendi güzel muhammet allahdan başka ilah yokdur yerin ve göğün rabbidir her şeyi yaratan odur bir tek din vardır o da
islamdır allahın katında din islamdan ibaretdir
Yazan: oÄŸuz Tarih: July 7, 2006 11:22 PM
islamı seçmeleri ne güzel şey ama güzel olmayan şükürki müslümanları tanımadan önce islamiyeti tanımışım demeleri..
Yazan: elif Tarih: August 19, 2006 7:33 PM
Es Selamun Aleyküm ;
Mü'min olanların çoktur cefası,
Ahirette olur zevk-u sefâsı,
On sekiz bin alemin Mustafa'sı,
Adı güzel,kendi güzel Muhammed.
Yazan: Ufuk TAN Tarih: May 2, 2007 4:42 PM
Bismillahirrahmanirrahim
NASR
1,2,3.Allah'ın yardımı ve zaferi gelip de insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve ondan mağfiret dile.Çünkü O,tevbeleri çok kabul edendir.
Yazan: Ufuk TAN Tarih: May 2, 2007 4:47 PM
gerçekten çok güzel
Yazan: samet kara Tarih: November 10, 2007 1:03 PM