« Murat Çiftkaya: Akyol'un Kitabı Okunmaya Değer | Ana Sayfa | 19 Mayıs Mesajları »
May 17, 2006
Danıştay'a Kanlı Saldırı ve 'Anti-Laik Terör'
İstanbul Barosu'na kayıtlı Alparslan Arslan adlı avukat, bu sabah Danıştay üyelerine karşı silahlı saldırıda bulundu. Beş yargıç silahla yaralandı ve birisinin durumu çok ağır. Saldırganın "Allahu Ekber" diyerek tetiği çektiği ve "türban yasağına kızdığım için bunu yaptım" dediği aktarılıyor.
Hiç bir şekilde mazur görülemeyecek bu korkunç saldırıyı tüm kalbimle lanetliyor, olayda hayatını yitiren hakim Mustafa Yücel Özbilgin'e Allah'tan rahmet, yaralılara şifa diliyorum. Umarım bu felaket Türkiye'nin kötü bir sürece girmesine sebep olmaz.
Yapılması gereken, kuşkusuz, suçlunun ve varsa işbirliklerinin cezalandırılması. Ve dahası, bu olayın yeni bir toplumsal gerilim ve kamplaşmanın gerekçesi haline getirilmemesi. Ne yazık ki başta Deniz Baykal olmak üzere bazı siyasetçi ve bürokratlar, bu olayın sorumlusu olarak, üstü kapalı da olsa, türban yasağını eleştirenleri gösterdiler. Özellikle de hükümeti ima ettiler. Bu, çok yanlış bir yorum.
Türban yasağını fanatikçe eleştirenlerin varlığı bir hakikat — ve bu avukat da bunlardan etkilenmiş olabilir — ama bu fanatizm, bu yasağa demokratik yollarla karşı çıkanları suçlamak için kullanılamaz. PKK'nın terör eylemleri nasıl Kürt kültürünün özgürlüğü konusundaki haklı talepleri haksız çıkarmıyorsa, bu olayda karşımıza çıkan "anti-laik terör" de, ülkemizdeki laikliğin daha liberal ve özgürlükçü bir yoruma kavuşmasını isteyenleri susturmak için kullanılmaz.
Aslında bu "anti-laik terör"den herkesin bir öz eleştiri çıkarması gerek. Otoriter laikliği eleştirirken demokrasi ve hukuk çizgisini aşıp da koyu bir nefret pompalayanlar, bu nefretin nereye varabildiğini görmeliler. Öte yandan otoriter laikliğin savunucuları da, yasakçılıklarının toplumda nasıl bir tepki doğurduğunu ve bu tepkinin nasıl olup da saldırgan bireyler üretebildiğini anlamalılar. Sağduyuya her zamandan daha fazla ihtiyacımız var.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 17, 2006 1:16 PM
Varan 2
Mustafa Bey
Olayın provokasyon oldugu acıkca ortada
Saldırgan bireylerin üretildiği falan yok
Yerli pravdadan sonraki bugunkü olay evrimcilerin tesadüf iddialarından bile komik
Olay kesinlikle iddia edildiği gibi bir tepki hadisesi değil
Ortada bir tezgah sözkonusu
Tezgahlayan mihraklar belli
Amaç belli Niyet ortada
Hele Baykal ve güruhunun söyledikleri olayı iki kere iki dört edercesine kesin bir şekilde izah ediyor.
Yeni tezgah ve provokasyonlara hazır olalım
Bu arada Mustafa Bey sizin de henüz hadisenin vuku bulmasının akabinde ortada hiç bir resmi açıklama yokken Devamlı surette bu tür yorumlar yapan müfteri oldugu her acıdan sabit bir gazetenin internet yayınları doğrultusunda yazı yazmanız beni şaşırttı
Avukatın bu tür acıklaması oldugunu sadece ve sadece bir iki gazete internet sitelerinde duyurdu.Neye dayanarak ?
Doğru dahi olsa bu yorum, neye dayanarak yapıldıgını bilmek isteriz ?
Bence
Plan ve program dahilinde
Ya da mevcut olan adavet doğrultusunda
sanırım her ikisi de doğru
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 17, 2006 2:20 PM
Mustafa bey,
Aynı kınama yazınızı sürekli yazdığınız gazete olan "VAKİT" gazetesinde yayınlanması için göndermenizi bekliyoruz. Bakalım yayınlanacak mı göreceğiz.
Yazınızda bir yandan kınıyorsunuz ama diğer yandan da aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmiyorsunuz. Bütün tespitleriniz tamamen yanlış.
Saldırgan bireyler yetişmesine sebep olanlar kaçak Kur'an kursu açan tarikatlara hapis cezası verilmesini ortadan kaldıranlar ve eğitimin dinselleştirilmesini savunanlardır! Daha bu başlangıç. Tohumları yeni atıldı. Bir elli yıl daha bu dinci terör belasıyla uğraşacağız demektir.
Fakat şunu iyi biliyor ve eminiz ki : "Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman şeyhler, dervişler, tarikatlar ve meczuplar ülkesi olmayacaktır!"
Anayasayı ihlal edenler, yasalara saygı göstermeyenler sonuçlarına mutlaka katlanacaktır. Endişe etmeye gerek yok. Tarih ondan ders almayanlar için tekerrürden ibarettir!
Dolayısıyle demokrasi ve özgürlüklerin arkasına saklanmanın sahte gözyaşları dökmenin hiçbir faydası yoktur.
Bundan böyle siyasal İslamcılar ve dinden maddi çıkar sağlayanlar adımlarını düşünerek atmak zorundadırlar.
Saygılar,
Ataman Ertuğrul
......................
MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:
ATAMAN BEY, GERÇEKLER DÜNYASINDAN O KADAR KOPUKSUNUZ Kİ... BEN VAKİT GAZETESİNE "SÜREKLİ" YAZMIYORUM. SÜREKSİZ DE YAZMIYORUM. BİR KERE YAZDIM, O DA AKILLI TASARIM TEORİSİNE YÖNELİK BİR ELEŞTİRİYE CEVAPTI.
BU KADAR GERÇEK DIŞI VE HAYALİ BİLGİLER ÜZERİNDEN YORUM YAPMAK SİZCE SAĞLIKLI BİR DURUM MU?
Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: May 17, 2006 2:36 PM
benim asıl merak ettigim,danıstayı basan avukatın kac kardesi oldugu ve diger kardeslerinin ne is yaptıgı.
cunku bu vatandas her seyi goze alarak yapmıs bu isi.
doguda namus ve dava icin adam oldurmek pek garipsenecek bir durum degildir.her ne kadar bu vatandas istanbul barosuna kayıtlı olsada.
....................
MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:
SAYIN BERCENAY, ISRARLA ETNİK KÖKEN VURGUSU YAPTIĞINIZ BU YORUMLAR BENCE ÇOK YANLIŞ. "KÜRTTÜR, ADAM ÖLDÜRÜR" DEMEYE GETİRİYOR İSENİZ, TERÖRİZMİN MİLLETİ OLMADIĞINI, HER MİLLETTEN VE ETNİK KÖKENDEN TERÖRİST ÇIKABİLECEĞİNİ SİZE HATIRLATMAM GEREK. "TÜRK TERÖRİST" DE VARDIR VE OLMUŞTUR MEMLEKETİMİZDE.
"KÜRT SORUNU NEYMİŞ" DİYORDUNUZ. SANIRIM BU YORUMLARINIZDA HİSSEDİLEN ETNİK TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ BİRAZ SORGULARSANIZ, SORUNUN NE OLDUĞUNU YAKİNEN GÖREBİLİRSİNİZ
SAYGILARIMLA,
M.A.
Yazan: bercenay Tarih: May 17, 2006 3:12 PM
Bakalım bundan sonra ne olacak? Son zamanlardaki çıkışları değerlendirirsek Danıştay iyi bir hedef. Olayın senaryo olduğu belli ama kimler, ne için yaptı bunu iyi tahlil etmek gerekiyor. Yıllardır aynı tezgah... ve aynı oyunu hep yiyoruz. Zaten provoke olmaya hazır bir laik güruh (e.g.Mr.Ataman) var. Provoke edilecek en güzel konu da başörtüsü...
Vakit gazetesinin, yazarlarının bir çoğunu tenzih ederek söylüyorum bu oyunu oynayan aynı kuvvet tarafından güdümlü olduğunu düşünüyorum. Sahi Vakit'in dağıtım kanalı nedir, var mı bilen?
CHP'nin bu olayı siyasi bir malzeme olmaktan uzak tutup, itidal sergilemesidir bu tip provokasyonların çözümü... Büyük ihtimalle aç aslanlar gibi saldıracaklar konuya... İnşallah yanılırım...
Yazan: blue Tarih: May 17, 2006 3:51 PM
"Nezaket" konusunda hassas olduğunuzu sandığım için yazıyorum. Kişisel düzeltmelerinizi yaparken kullandığınız dile ve büyük harflere dikkat eder misiniz? Lütfen?
Tabii ki, yayımladığınız [her] yorumda yapılacak düzeltmelere de... Bazan bir fikir savunalım derken yalan yanlış bir sürü bilgiye baş vuruluyor. Herkesin özgürce fikirlerini söylemesinden yanayız ama safsatalara da karşıyız!
Yazan: myıldız Tarih: May 17, 2006 3:52 PM
Mustafa Bey sadece bir kere Vakit Gazetesinde yazdı.
Verilen bilgi kesinlikle doğru
Yazı da aynen denildiği gibi bir eleştriye cevaptı.
Bu tür cehalet örnekleri vakayı adiye den oldu artık.
Bütün tesbitleri yanlış olan kimse yok bütün yorumları cehalet kokan bir yorumcu örneği var ortada.
Tesbitlerin yanlış oldugunu söylemek kolay
İddia eden isbatlamak zorundadır
İsbatlamayan da hezeyan savuruyordur.
Sadece komik
Evdeki sözlükteki bir sürü kelimenin de bu arada karşılıklarını değiştirdim.
"BU KADAR GERÇEK DIŞI VE HAYALİ BİLGİLER ÜZERİNDEN YORUM YAPMAK SİZCE SAĞLIKLI BİR DURUM MU?"
Yukarıdaki sorunun cevabini Bekir bey vermişti. Ben site kurallarını çiğnememek için vermiyorum.
Ben yukarıdaki yorumda konuyla alakalı bir şey göremiyorum.
Gören varsa beni aydınlatabilir mi ?
Tabi ki konumuz kim daha güzel avcı taklidi yapabilir değilse.
Yazan: ozguraytekin Tarih: May 17, 2006 4:00 PM
Yorum yapmak için çok erken.Şu anda yayınlanan bilgilerin ne kadar doğru olduğu gelen ilk bilgi olan 2 ölü kadar ölüdür.
Ataman kardeş her zaman ki Emin abisinin tavrını sergilemiş.
Ama bir gerçek şu ki bu olay aydınlanınca göreceğiz ki:
1.Türkiye de adaletin halsizliği insanları gerçekten çileden çıkarıyor.
2.Her yapılan saldırının birinci faili şu dinci teröristler çıkıyor.Uğur Mumcu yu da onlar öldürmüştü!
3.Son 8 aydır Türkiye de birtakım krizler çıkıyor ve kapanıyor.Rahip öldürülüyor,kur artıyor,şemdinli inliyor,pkk saldırıya geçiyor.
Olanlar birşeylere alamet.Fakat çapları küçülüyor.Sanki bu balonların havası az gibi.
4.Fakat bu derece çapsız bir kurgu hiçbir zaman olmamıştı.Acaba düzenleyenlerin çapı mı düştü.
5.Bizim medyada ki tepkilere bakmayın.Onların çapı bu kadar.
6.Derin devlette ki derinlik kaybolmuş.
Acaba ne oluyor?
Yazan: salih Tarih: May 17, 2006 4:03 PM
"Yıllardır aynı tezgah... ve aynı oyunu hep yiyoruz. Zaten provoke olmaya hazır bir laik güruh" mu var ?
Onlar provokatör kanaatimce
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 17, 2006 4:03 PM
Bu konuyla etnik kökeninin ne alakası var ?
Bunu ilişkilendirmek bence Mr Atamana Mustafa Bey tarafından sorulan soruyu tekrar sormayı gerektiriyor.
"KÜRT SORUNU NEYMİŞ"
Kürt sorunu malesef ilk önce şartlanmış beyinlerde başlıyor.Yorumlara da bulaşıyor
Bu arada saldırganın doğulu olması kürt olmasını da garantilemez.
"doguda namus ve dava icin adam oldurmek pek garipsenecek bir durum degildir"
Bu yargı Mr Atamanın Mustafa Beyin tesbitlerinin tamamen yanlış oldugu yargısı kadar mantıklı ve doğru.
Ön yargılar yorumlara karısmış.
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 17, 2006 4:12 PM
"Türkiye de adaletin halsizliği insanları gerçekten çileden çıkarıyor."
Adalet mi ?
bir sözlüğe bakayım ben. Ne oldugu hakkında hiç bir fikrim yok. Sanırım demokrasi gibi bir şey bu da.
"Fakat bu derece çapsız bir kurgu hiçbir zaman olmamıştı.Acaba düzenleyenlerin çapı mı düştü."
Gecen günkü pravda gazetesi bombalanması hadisesi bundan daha çapsız bir kurguydu
Düzenleyenlerin çapı düşmedi sanırım
ama düzenletenlerin gözü dönmüşlüğü oldukça arttı.
"Bizim medyada ki tepkilere bakmayın.Onların çapı bu kadar."
Bizim medya provokatör. Bu tür eylemler bizim medya ile ortak düzenleniyor
"Her yapılan saldırının birinci faili şu dinci teröristler çıkıyor.Uğur Mumcu yu da onlar öldürmüştü"
Bu süregelen bir tezgahdır.Kıyamete dek sürecektir.
"Derin devlette ki derinlik kaybolmuş."
Derin devlet işi oldugunu sanmıyorum
Derin laikçi güruh tarafından tertiplenmiş olması daha muhtemel.
Olan şudur Bazı ihtimaller gözleri döndürüyor
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 17, 2006 4:34 PM
Hayali mi? Yapmayın Mustafa bey. Vakit gazetesini referans verdiğiniz çok yazılarınız var hatırlatırım.
Eğer yüreğiniz varsa "VAKİT" gazetesinin adını anarak bu gazeteyi de kınarsınız.
Ne hükümet yetkilileri ne siz ve sizin gibi siyasal islamcılar ya da dini kendi çıkarları (maddi) doğrultusunda kullananlar "YOBAZ KIŞKIRTICISI VAKİT" gazetesinin adını anarak kınamak işlerine hiç mi hiç gelmez. Ama Cumhuriyeti ve onun değerlerini savunan kurumların ve yayın organlarının adlarını büyük puntolarla yazarak kınamaktan hiç çekinmezsiniz.
Devam edin. Kolay gelsin. Çözüme çok yaklaştınız. Bütün sorunlarımız topluca çözülmek üzere. Sayenizde. Türkiye sizlerle gurur duyacak çözüme katkılarınızdan dolayı. Kürt sorunuda, Ermeni sorunuda, namus sorunuda, zina sorunuda, türban sorunuda, irtica sorunuda, imam hatipliler sorunuda çok yakında çözülecek. Sayenizde. Sona çok yaklaşıldı.
Saygılar,
Ataman Ertuğrul
Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: May 17, 2006 4:36 PM
Tekrar tekrar tekrarlıyorum. "Tarih, ondan ders almayanlar için sadece ve sadece tekerrürden ibarettir!" Anayasayı ihlal edenler, anayasal kurumlara saldıranlar geçmişte olduğu gibi bugünde yargı önünde hesap vereceklerdir.
İslerine gelmediği zaman en özgürlükçü ve en demokrat kesilen bütün siyasal islamcılara ve geçimini din ve kutsal değerler istismarcılığından temin eden arkadaşlara iyi VAKİT'ler dilerim..
Saygılar,
Ataman Ertuğrul
Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: May 17, 2006 4:55 PM
Ataman Bey,
"Kürt sorunuda, Ermeni sorunuda, namus sorunuda, zina sorunuda, türban sorunuda, irtica sorunuda, imam hatipliler sorunuda çok yakında çözülecek." [AE]
Siz galiba, "dahi" anlamına gelen "da" kelimesinde de üniter devletin bekası açısından bir ayrılıkçılık eğilimi sezdiğiniz için, bu kelimeyi bir türlü sonuna geldiği kelimeden ayırmaya gönlünüz el vermiyor. Kahrolsun "dahi" anlamına gelen "de/da" kelimesindeki ayrılıkçı eğilimi potansiyel tehlikesi!
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 17, 2006 5:19 PM
"sizin gibi siyasal islamcılar"
Yılın keşfi :Mustafa Akyol siyasal İslamcıymış.
Lütfen Mustafa Bey Bu sacmalıkları yorum diye yayınlamayın artık.
"Vakit gazetesini referans verdiğiniz çok yazılarınız var hatırlatırım"
Mustafa Beyin vakit gazetesini referans verdiği övdüğü tek bir yazıyı gösteremeyen yalancıdır iftiracıdır
Az önce böyle demiyordu bu yorumcu
Sürekli yazdıgımız diyordu
Lafı değiştirmiş.
Az sonra referans da verdiğiniz yazı çıkmayınca
bu sefer olabilir aynı zihniyettensiniz der .
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 17, 2006 5:29 PM
Bu korkunç saldırıyı bütün kalbimle kınıyorum. Saldırıda başından ağır yaralanan Danıştay 2. Dairesi Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in kurtarılamayarak hayatını kaybettiğini az önce öğrendim. Ailesine, yakınlarına başsağlığı diliyorum, Allah rahmet eylesin. Olayda yaralananlara da acil şifalar dilerim.
Umarım bu olay, bizi içinden çıkılamayacak noktalara sürüklemez. Siyasi ve bürokratların biraz daha itidalli davranmaları gerektiğini ve halkımızı derin kutuplaşmalara sevk ettirecek söylemlerden uzak durmalarını bekliyorum.
Ve evet, sağduyuya herzamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Yazan: Arife Tarih: May 17, 2006 5:38 PM
metib bey;
"de/da" fırcanızı bana da atmıstınız.
dusunce ve mantıktan bahsediyorsunuz.ama hala de-da'lar ile ugrasıyorsunuz.
niye alıntı yaptıgınız bolumu yorumlamıyorsunuz.
bakalım nasıl bir yorumunuz varmıs?
Yazan: bercenay Tarih: May 17, 2006 5:42 PM
Mustafa Bey,
Çok özür dileyerek sizden 2 no.lu yorum kuralını ihlal edişimi hoşgörmenizi rica edeceğim.
Ataman Bey,
Sizin çok çok daha sofistike versiyonunuz olan bir "internet kişisi"nden Danıştay konulu birkaç lakırdıyı buraya Mustafa Bey'in izniyle aktarmak istiyorum. Ataman-style'dan sıkılan blog ahalisi için tebdil-i üslup ve tebdil-i seviye olur belki. Siz de okuyun, yararlanıp da azıcık irtifa kazanırsınız belki.
(Blog sakinleri arasından, bu yazıları benimsediğim için alıntıladığımı sanan aklıevveller çıkabileceğini sanmadığımı da belirteyim.)
Buyrunuz:
----------
Genel olarak Danıştay kararlarını incelemenizi tavsiye ederim. Özellikle de özelleştirme (imtiyaz anlaşmaları ya da bizzat satışlar) ile ilgili kararlarının ne kadar doğru olduğunu göreceksiniz.
Başörtüsü yasağına gelince. Danıştay üyeleri, anlaşılan, okul görevlilerinin (yöneticiler ve öğretmenler) bir "rol modeli" olarak öğrenciler üzerinde ne kadar etkili olabildiğine dair sizden daha derin bir içgörüye sahipler. Bu konuda attıkları adım, Danıştay üyelerinin sağduyularının okulun coğrafi sınırları ile sınırlı olmadığının kanıtı bence. Yani "öğretmen okul dışında ne yaparsa yapsın" düşüncesinin kabul edilemez olduğunu fark ettiklerini gösteriyor.
Bir örnek verecek olursam, okulda çocuğunuza ders veren bir insanın, okul dışında uyuşturucu kullanıyor olmasını ya da çocuk pornosu üretimiyle iştigal ediyor olmasını kabul eder miydiniz? Sanırım hayır.
Laikliği Anayasasının temeline yerleştirmiş bir ülkenin bu hukukçularının "şark kurnazlıklarına" geçit vermediğini görmek bence sizi de sevindirmeliydi.
----------
Bir konuda örnek verirken ve verilen örnekleri değerlendirirken göz önünde bulundurulması gereken en önemli ilke, örneğin biçimine değil içeriğine odaklanmaktır.
Benim verdiğim örneğin temel mesajı da öğretmenlerin, öğrencilerde görmek istemediğimiz özellikleri okul dışında da taşımaması gerektiği idi. Buna odaklanmak gerekiyor. Baş örtmeyi uyuşturucu kullanmak ya da çocuk pornosu ile denk tutmuyorum yani.
Eğer başı örtmek her zaman ve her yerde herkes tarafından doğru olarak kabul edilseydi, zaten yasalar da bu yönde olurdu. Hatta İran'daki gibi, bunu mecbur kılan yasalarımız bulunurdu.
Ama ülkemizin mevcut yasaları (ki bu konuda onlarla hemfikirim) rejime (i.e. Cumhuriyete ve demokrasiye) karşı ideolojik bir başkaldırıyı simgeleyen türbanı (dikkat: geleneksel başörtüsünü kastetmiyorum) kamu alanında yasaklamış durumda.
Kamu alanına çok sık girip çıkan ve kamu alanında bir otorite olan insanların da, otoritesi altındakileri etkilemek gibi bir durumu olduğu malum. Devlet (burada Danıştay kimliğinde) bunu engellemeye çalışıyor. O kadar.
----------
laf kalabalığına dayalı tartışmalar ile hiç ama hiç ilgilenmem. Yukarıdaki beşinci yorumda çok açık bir biçimde yapılan "başörtüsü ile türbanı birbirine karıştırma (suyu bulandırma)" yöntemine de kanmadığımı hemen belirteyim. Bu, türbanı savunanların çok sık uyguladığı bir taktiktir; bu sayede aslında sahip olmadıkları bir zemine sahip oldukları zannını yaratmaya çalışırlar. Olduklarından daha kalabalık (ve böylelikle de söyledikleri / yaptıkları meşruymuş gibi) görünmeye çalışırlar.
İnançları kendisi ile sınırlı insanların başörtüsü ile militan (i.e. zorla başkalarının inançlarını da değiştirmeyi hedefleyen ve bunu açık ya da gizli bir biçimde ifade eden) insanların türbanı arasındaki büyük farkı görmemek için gerçekten de bu ülkenin gerçeği (pratiği) hakkında hiçbir şey bilmiyor olmak gerekiyor.
İşte bu noktada ben başörtüsüne karşı değilim. Ama türbana karşıyım. Ve bu ikisinin birbirine karıştırılmasının da politik İslamcıların bir oyunu olduğunu düşünüyorum.
Bu, iki.
3) Bu durumda, militan bir görüşü temsil eden türbanı takan bir öğretmenin, 1923 yılında kurulan ve laikliği (yani devlet işlerinde - örneğin devlet dairelerinde ve devlete bağlı okullarda - ve din işlerinde - yani insanın inançları ile ilgili meselelerin - ayrımını) benimsemiş bu devlette çalıştırılmaması bence son derece yerinde, pratik bir gerekliliktir. Çünkü Bu devlet kurulduğunda en büyük tehlike dışarıdan değil, içeriden, dini istismar edenlerden geliyordu. Bu gerçeği de bilmemek için a) Tarih bilmemek b) "Farklı" bir biçimde yorumlanmış bir tarih ile beyni yıkanmış olmak gerekir.
Bu, üç.
4) Laiklik bir ideoloji değil, pragmatik bir gereklilik. Avrupa'da ortaya çıkmış nadir iyi şeylerden biridir. Avrupa tarihini okursanız, devletin, bilimin, sanatın, ordunun, politikanın çok uzun süre boyunca farklı itikatlar nedeniyle allak bullak olduğunu görürsünüz. Dinin bu alanlarda yer almasının sakıncasını fark eden Avrupalılar, bu ortamlardan dini olabildiğince çıkarmayı seçmiş ve buna da "laiklik" demişlerdir. Benzer sıkıntıları bizim tarihimizde de gözlemleyen bu ülkenin kurucuları, devletin temeline bu ilkeyi koyma gereği görmüş ve bence de çok iyi etmişlerdir.
Bunlardan din düşmanı biri olduğum sanılmasın. Sağlam olduğunu düşündüğüm dini bir inancım vardır ama bunu ne başkalarına empoze etme derdindeyim, ne de çoğunlukta oldukları için birilerinin kendi inançlarını bana devlet araçlarını (okulları, devlet dairelerini, vb.) kullanarak bana empoze etmesine izin vermek gibi bir niyetim var.
Alevilerin "Kerbela'sını kutlayan" bir meclis başkanı bile tüylerimi diken diken ederken (bilmeyenler için söyleyeyim, Kerbela, Alevilerin en acılı günlerindendir, Hz. Muhammed'in torunlarının Kerbela çölünde öldürülüşünün anıldığı gündür), bir devlet dairesinde belirli tarikatlere göre başörtüsü takmış ve kendi tarikatinden olanları kayıran memureler beni kanser eder herhalde.
Bu da dört.
----------
Sosyal gerçekler acıdır: Eşitlik bir hülyadır. Özgürlük bir sanrı. Gerçek hayatta güçlü haklıdır. Bunları doğru bulmamakla beraber, bir olgu ("fact") olarak kabul ediyorum.
Gerçek hayata dair bir nebze içgörü edinmek için bir miktar Nietzsche, iki ölçü sosyal darwinizm ve bolca da Machievelli okumanızı tavsiye ederim.
----------
DANIŞTAY'A SALDIRI
Önümüzdeki bir kaç gün, Danıştay'a yapılan bu saldırı ile ilgili yazılar okuyacak, beyanlar dinleyeceksiniz. Muhalefet iktidarı suçlayacak, iktidar kerhen lanetleyecek, birileri "şeriat geliyor" paranoyasını sonuna kadar kaşıyacak, vesaire. Bir haftalık gündemimiz belli oldu yani.
* * *
Benim burada değinmek istediğim ise olayın bambaşka bir yönü. Aralarında Danıştay'ın da bulunduğu, Cumhuriyet'in temel kurumlarının işlevi ve bunların halk tarafından algılanışı.
Bildiğiniz üzere, bir ülkede (ki bunlara Türkiye de dahildir), iktidara oy çokluğu ile gelmeniz size bazı yetkiler verir, ama bu yetkiler sınırsız değildir. Ülkenin kurucuları, bu yetkileri sınırlandıracak önlemler almıştır. Hükümetlerin yetkileri, başka - ve politikaya pek bulaşmayan - kurumlar vasıtasıyla sınırlanır. Bu durum sadece bize özgü değildir. Dünyanın ileri sayılabilecek bütün ülkelerinde söz konusudur.
Bizde ise mevcut iktidar, hükümet olduğundan beri, hemen her ülkede bulunan bu sınırlayıcı kurumlardan şikayet ediyor. Bu kurumların başında da Danıştay geliyor. Eminim, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, hatta Cumhurbaşkanlığı kurumları olmasaydı, çok daha mutlu olurlardı. Ama ne yazı ki varlar.
İyi ama, neden varlar?
Bu kurumların amacı, "demokrasi" (yani yöneticilerin halk tarafında seçilmesi) sayesinde iktidara geleceklerin, ülkenin varlığını sağlayan unsurlara zarar vermesini engellemektir. Ülkenin varlığını sağlayan kuralları ve ilkeleri, bir binanın duvarlarına, bu ilkeleri koruyanları da bu binanın görevlilerine benzetebiliriz. Binada yaşayanlar, - herhangi bir sebepten dolayı - binanın duvarlarına vb. zarara vermeye kalktıklarında, binanın görevlileri, bina sakinlerini uyarıyor ya da engelliyor.
Günümüzde Türkiye'de olan durum ise, binada yaşayanların, "biz çoğunluğuz" diyerek binada kafalarına estiği gibi değişiklik yapmaya kalkmaları, ve bunu da kendilerine hak görmeleri. Oysa yapmaya çalıştıkları değişikliklerin, binanın planına uygun olmadığını görmüyorlar, ya da görmek istiyorlar. Ya da söylemedikleri bir niyet var: binayı yıkıp yeniden inşa etmek. ("Demokrasi bizim için bir amaç değil araçtır" diye bir cümle hatırlıyor musunuz?)
Bugün olan olay (Danıştay'a saldırı) ise, binayı koruyanlara yapılan bir saldırı olması açısından çok önemli. Bu anlamda, Van Savcısı'nın Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt hakkında da suç duyurusunda bulunması da aynı kategoride değerlendirilmesi gereken bir olay. "Birileri", bu binanın planından da memnun değil, binayı koruyanlardan da.
* * *
İşin en ilginç yanı, binadan ya da koruyuculardan memnun olmayanların hissettikleri "zulmün" "haksızlığın" "ezilmişliğin" sanal olması. Yani bu ülkede çok büyük bir çoğunluk dini olaraz zulme uğradığını düşünmüyor. Herkes kendi evinde, mahallesinde istediği gibi giyinip ibadet edebiliyor. Yöneticiler ve yargı bu konuda çok müsamahalı. Eğer yürürlükteki devrim yasaları uygulansa, ortada tek bir çarşaflı ya da sarıklı adam göremezsiniz. Ama yöneticilerin sağduyusu ile bunlara karışılmıyor ve hayat nispeten çatışmasız bir biçimde akıp gidiyor.
Lakin oy oranını, "türban meselesi"ni kaşımaya endekslemiş olan hükümet, ne yazık ki yangına benzin döktüğünün farkında değil. Daha kötü bir olasılık ise farkında olması ama sonuçlarını umursamaması. En kötüsü ise bu sonuçları bizzat istemesi.
* * *
Danıştay ve benzeri kurumlar, kendi halkına düşman kurumlar değildir. Aksine onların iyiliği, refahı, mutluluğu için çalışırlar. Arada bir gücü eline geçiren yarım akıllı iktidarların bunu fark edip etmemesi, onların amacını değiştirmez.
* * *
Yönetim biçimleri arasında, en ehven-i şer (yani kötünün iyisi) demokrasidir. En ideali değildir. Zira herhangi bir sebeple çok da akıllı ve sağduyulu olmayan insanlar iktidara gelirse, ortalık aniden cehenneme dönebilir.
Demokrasi, çoğunluğun diktası da değildir. İşte bu nedenle, çoğunluğu eline geçirecek yarım akıllıların akılsızca eylemlerine karşı eminyet sübabı olarak bazı başka kurumlar da vardır. Bu kurumlara sahip çıkmak, farkında olsanız da olmasanız da, önce biyolojik varlığımız, sonra da huzurumuz için vazgeçilemez bir görevdir.
----------
Evet, işte alıntılar... Bana bir teşekkür borcunuz var şimdi Ataman Bey.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 17, 2006 5:44 PM
Bir piskopatın her toplumda görülebilen sapık saldırısını bu kadar etekleri zil çalarak bir kesime mâletme coşkusu olayın provakasyon olduğunu söyleyenleri tartışmasız haklı kılıyor... Bir insan öldürüldü ve bazı insanlar onun üzerinden kendi koltuklarını koruma kavgalarına, hiç zaman kaybetmeden, daha kan kurumadan başka birilerini ve özgürlükleri siyasi ve kamusal olarak linç etme girişimleriyle başladılar. Linç edilme girişimine maruz kalanlar adına, onlar ve toplum buna zaten alışkın, söyleyecek fazla bir söz yok... Ama linççinin, tetiği çeken eli hatırlatan psikolojisi gerçekten ilginç. Beraber yaşadığı insanlar(toplumun büyük kesimi)ve onların temsilcisi ya da sözcüsü olup yıllardır kamuoyu önünde açık bir hayat yaşayan insanları bu kadar çabuk, utanmazca ve mantıksız bir şekilde karalayabilen biri/leri nasıl bir ruh taşıyor ve bunları kim nerelerde nasıl eğitiyor. Bu kadar paranoyak, akıl sağlığına kasteden bir söylem nasıl ürüyor? Önümüzdeki günlerde Türkiye'nin üzerinde tartışması gereken konulardan biri bu olmalıdır.
Dileyelim ki, bu üzücü olay, paranoyaklara karşı toplumun kendi sağlıklı denetleme ve kontrol mekanizmalarını işler hale getirsin...
Yazan: Hande E. Tarih: May 17, 2006 6:00 PM
Türkçe yazım duyarlılığınız için teşekkür ederim Metin bey. Çok dikkat ederim aslında ama dediğniz gibi üniter devlet bekası açısından bir tehlike sezmiş te olabilirim..:)
Teşekkürler..
Ataman Ertuğrul
Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: May 17, 2006 6:05 PM
Danıştay'a yapılan iğrenç saldırı laiklik karşıtı güçlerin üslubunu en iyi şekilde ifade etmektedir. Vakit Gazetesi teröre çanak tutarak tarafını beyan etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik güçlerine karşı özellikle son bir senedir yönelen gerici saldırılar, Atatürk'ün mirasına karşı savunulan karanlık düşüncelerin ürünüdür. Meclis bu karanlık saldırıları idrak etmede ve çözüm üretmede yetersiz, iradesiz kalmıştır.
Yazan: Gökhan Tarih: May 17, 2006 6:13 PM
Sayın Ataman Ertuğrul
Sizin için yazdıklarımı yayınlamayan Mustafa Bey e siz de teşekkür edin ben de.Çünkü az daha bir hata yapacaktım.
Ataman sözü Rus kazaklarının önde gelenleri için kullanılır.Aynı anda 'man' hecesi ibrani kökenli isimlerde kullanılır.Acaba siz Rusya dan göç etmiş kazak bir sabetay beyaz Türk ailesine mi mensupsunuz?
Nasıl bir çıkarım ama.Sizin metodunuzla yaptım.
Saygılarımla
Yazan: salih Tarih: May 17, 2006 6:24 PM
Sizi mi kıracağım Sayın Bercenay! Emriniz olur. Buyrun, çok kısa:
"Kürt sorunuda, Ermeni sorunuda, namus sorunuda, zina sorunuda, türban sorunuda, irtica sorunuda, imam hatipliler sorunuda çok yakında çözülecek." [AE]
1 Derste Aba Altından Sopa Nasıl Gösterilir Kursu'na hoşgeldiniz!
İşte yorumum budur Sayın Bercenay. Boynum kıldan incedir (ama bedenim bölünüp parçalanamayacak üniter bir bütündür).
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 17, 2006 6:43 PM
İzmir Barosu Başkanı Avukat Nevzat Erdemir, Danıştay'daki silahlı saldırıyı kınadıklarını belirterek, "Cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyorum. Kışkırtmaya neden olan Sayın Başbakan ve Meclis Başkanı'nı istifaya davet ediyorum" dedi.
Ben de İstanbul Barosu başkanını ve içişleri bakanını istifaya davet diyorum.İzmir barosu başkanını da mahkemelerde mübaşirlere verdiği hediyelerin kaç katını müşterilerinden aldığını açıklamaya davet ediyorum.
Yazan: salih Tarih: May 17, 2006 6:46 PM
Arkadaşlar,
aslında işin özünü, hülasasını, varılmak istenen amacı, bu iğrenç cinayetin ve provakasyonun gerçek hedefini Gökhan adlı arkadaş çok güzel özetlemiş. bizi irşad etti sağolsun. anlamamıştık gözümüzü açtı!!! diyor ki beyefendi;
"...Meclis bu karanlık saldırıları idrak etmede ve çözüm üretmede yetersiz, iradesiz kalmıştır."
bu artık bayatlaya bayatlaya kokusu kapılara sığmaz baasçı geyiğini bir çırpıda sunuvermiş. demek Atatürk'ün ve arkadaşlarının cansiperane özveriyle kurduğu meclisimiz çözüm üretemiyor! yine. demek istiyor ki, meclisi lağvedip ülkeyi yönetecek bürokratlar gelsin!bu muhteşem zekaya, iradeye, vatanperverliğe, vizyona, bilimsel derinliğe, devlet yönetimi tecrübesine, hele insanüstü ekonomi ve finans dehasına sahip ve üstelik de laik, modern, ilerici, aydın, halkçı!!!!!!, bürokratlarımız lütfen imdada yetişiniz.
sanki Meclisin böyle bir yükümlülüğü var mış gibi? cehaletin deyil, örtük darbe operasyonun bu kirli söyleminin saçmalığını açıklamayabile gerek yok. Meclis yasama organıdır. sadece yasama yapar ve yürütmeyi denetler. çözüm üretecek olanlar hükümet ve bürokratlardır. yani, beyefendi gibilerin çağrıda bulundukları...
Mustafa Bey ve arkadaşlar neyi tartışıyorsunuz Allahaşkına! hele bir emniyet ve istihbarat soruşturması tamamlansın ve açıklansın bir görelim.
bu alçak saldırıyı, milletin egemenliğini rafa kaldırmak için provakasyon olduğu açık olan bir saldırıyı, devletin yargıçlarına yapılan bu hain saldırıyı, hep beraber kınayalım, lanetleyelim.
ama gerçek sonuçları da bekleyelim:
düşünmüyor musunuz? o silah nasıl geçti X-ray cihazından? bir avukat böyle bir silahı nasıl edindi? nasıl girdi o binaya?
lütfen gerçekleri görün artık.
böyle hayasız cinayet işleyenlerin de, örtük ya da açık anti demokratik girişimlere bahane etmek isteyenlerin de cevabını verin artık!
Yazan: nuri saglam Tarih: May 17, 2006 7:05 PM
Hande Hanımın yazısında olay failini "tetiği çeken el" ve bu rezil olayı bahane ederek özgürlükleri topa tutma vesilesi yapanları "linçci" olarak kınaması nekadar da yerinde olmuş.Paronayaklara karşı toplumun sağlıklı bir makanizma oluşturması dileğine gelince,böyle bir olayda dinin kullanılmasını kınayacağına, özgürlükçü dindarları bu bahaneyle karalamayı tercih edenler var oldukça bu biraz zor gözüküyor.Burda okuduğum bazı yazılardan bu fiili işleyen delinin bu "linçci" laiklik pazarlamcılarının tetikçisi oldukları sonucuna varıyorum ben de.Özgürlükçü bir dindar olarak bu olayı yapanı ve laiklik pazarlamacısı şakşakçılarını bütün kalbimle kınıyorum.
Türkiye'nin aydınlık yüzünün temsilcisi olduğu için de MUSTAFA AKYOL'u TEBRİK EDİYORUM.Bu olayın buradan kınanabilmesi benim ve benim gibiler için çok şey ifade ediyor.YOLUNUZ VE BAHTINIZ AÇIK OLSUN.FERHAT
Yazan: FERHAT Tarih: May 17, 2006 7:34 PM
Ben önce sözde "din adına" yapılmış bu alçak terör eylemini daha sonra ise bu olaydan siyasi çıkar gözetenleri kınıyorum.
Kusura bakmayın ama şu an rahmetli danıştay üyesinin arkasından bir Fatiha okuyacaklarına ağızlarından akan suyu siliyorlardır herhalde...
Yazan: e-mine Tarih: May 17, 2006 7:57 PM
Danıştay üyesinin yakınlarına başsağlığı, kendisine de Allah'tan rahmet dilerim.
Provokatörler için hazırladığım kınayı hangi adrese göndersem acaba?
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 17, 2006 8:07 PM
Bir kınamayı unutmuşum. Yargıçların resimlerini hedef göstermek gerçekten büyük bir hata. Yargının aldığı kararı eleştirebilirsiniz ama yargıçları "işte o vekiller" şeklinde manşete taşıyamazsınız.
Bu yüzden benden bir kınama da VAKİT gazetesine.
Yazan: e-mine Tarih: May 17, 2006 8:22 PM
Ben bu Vakit gazetesini de (içindeki bir iki isim haricinde) kurumsal haliyle karanlık bir odak olarak görüyorum. Okuru olan samimi, dindar, temiz insanları ve bazı yazarlarını tenzih ederim. Ama Vakit gazetesi, Cumhuriyet gazetesine benziyor -birçok bakımdan.
Yanılıyor muyum acaba, bilmiyorum.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 17, 2006 8:32 PM
Tevfin Fikret'in Bir Lahza-i Teahhur Siirinden :
‘Ey şanlı avcu, dâm’ını (tuzağını) beyhûde kurmadın;/ Attın, fakat, yazık ki, yazıklar ki vurmadın!’
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 17, 2006 8:47 PM
Metin Bey'e aynen katılıyorum.VAKİT ve CUMHURİYET gazeteleri bir teknenin hamuru.
Yazan: AHMET. Tarih: May 17, 2006 8:53 PM
Ne kadar da acayip bir memleketiz.. Daha olay olalı saatler oldu hemen siyasi rant peşinde koşanlar renklerini belli etti.. Baykal şimdiden "Siyasete kan bulaştı" gibi gönlüne göre açıklamalar yaptı bile.. Ne kadar çirkin bir beyanat.Hiç sorumlu bir ana muhalefet liderine yakışıyor mu ? "Ne yapsın halk oyuyla iktidara gelemeyeceğini anlamış olmanın huysuzluğu" deniyorsa o daha büyük bir çirkinlik..
Olayı sabah duyduğumda ilk tepkim "inşallah şahsi bir meseledir" demiştim.Ama malesef böyle olmadığı anlaşılıyor..
Bu iğrenç saldırıdan kim ya da kimler faydalanabilir ? Zavallı başörtüsü mağdurları mı ? Yoksa "Şu ülke karışsa da durumdan vazife çıkartsalar" diye ellerini avuşturup bekleyen şakşakçılar mı ? Bu noktayı çok iyi düşünmek gerekiyor.
Birşeyler dönüyor. Bunu anlamamak için hayli saf olmak lazım.Önce Şemdinli olayları ve meşhur iddianame, arkasından terörle mücadele yasa taslağı, "Tehlikenin farkında!" olan Cumhuriyet gazetesine bomba,aniden piyasalardaki hareketlilik ve daha bir yıl olmasına rağmen şimdiden tartışılması suretiyle ortalığı gerdiren Cumhurbaşkanlığı seçimleri..Şimdide Danıştay'a çirkin saldırı..
www.8sutun.com da gördüm, MİT eski daire başkanı Mahir Kaynak olayla ilgili gazetecilere konuşmuş.8 sütundan aktarıyorum :
Danıştay'daki silahlı saldırıyı değerlendiren Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) eski daire başkanlarından Mahir Kaynak, saldırının laik kesimlerle İslamcı kesimler arasındaki çatışmayı şiddetlendirmeyi hedeflediğini ve bunda da başarılı olduğunu söyledi.
Evinde gazetecilerin sorularını cevaplayan Mahir Kaynak, laik ve İslamcı kesimler arasındaki çatışmalardan fayda bekleyen çevreler olduğunu belirterek, silahlı saldırının nedenini şöyle açıkladı: "Bu saldırının birçok hedefi olabilir. Bunların bir kısmı iç politika ile ilgili olanları. Örneğin yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi. Bir de dış politika ile ilgili olanları; 'ABD'nin yapacağı yeni operasyonlar' şeklinde görülebilir.
Bu saldırı, laik ve İslamcı çevreler arasında bir husumet oluşturmak daha doğrusu husumeti derinleştirmek ve çatışma ortamını şiddetlendirmek isteyen kesimler tarafından yapılmış ve başarılı olmuştur."
Saldırının somut hedefinin hükümet olduğunu da belirten Kaynak, "Amaç hükümeti erken bir seçime zorlamaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi, siyasi tablonun bir parçasıdır. Gördüğüm kadarıyla bazı güçler, Ortadoğu'daki gelişmeleri, yeni bir iktidar ve yeni bir dünya görüşünün egemen olduğu Türkiye ile yapmak istiyorlar. Bu operasyonlarda Cumhurbaşkanı'nın kişiliği de çok önemlidir. İktidarı destekleyen Avrupa Birliği, gücünü bir anlamda kaybetti. İktidarın ABD ile ilişkileri çok iyi değil. Dış desteklerini kaybetmiş durumda" diye konuştu.
Saldırıyı düzenleyen Alparslan Arslan'ın "ülkücü" olduğu yönünde bilgilerin bulunduğunu da ifade eden Mahir Kaynak, "Siz olana değil, gösterilmek istenene bakın. Burada verilmek istenen mesaj, eylemi gerçekleştiren kişinin İslamcı kimliğe sahip olduğudur. Kimse geçmişine, nasıl yaşadığına bakmaz. Burada islamcı kimliği ön plana sürekli çıkarılacak. Geçmişi unutturulacaktır" diyerek düşüncelerini ifade etti.
Türkiye'ninin üzerinde çeşitli oyunların oynandığını da belirten Kaynak, sembolik ve belli hedeflere yeni saldırıların olmasından endişe ettiğini sözlerine ekledi.
Sağlıklı bir düşünceye sahip kişilerin Kaynak'ın analizine katılmaması mümkün değil.. Münferit bir olay bile olsa bu olay üzerinden varılmak istenen sonuçlar bakımından Kaynak'ın analizleri önem arzediyor..
Bazıları için ne ekonomik ne de siyasi istikrar gerekli...Onlar hep puslu havayı seviyor ve ne zaman ayağa kalkıp birşeyler yapmaya çalışsak paçalarımızdan tutup aşağıya çekmeye çabalıyorlar..
Vah benim güzel Türkiyem vah.. Demek çekecek çilen varmış.Bu olayın artçı sarsıntılarının nasıl olacağını bekleyip göreceğiz..
Yazan: S.Öztürk Tarih: May 17, 2006 9:09 PM
"İzmir Barosu Başkanı Avukat Nevzat Erdemir, Danıştay'daki silahlı saldırıyı kınadıklarını belirterek, "Cumhuriyet savcılarını göreve davet ediyorum. Kışkırtmaya neden olan Sayın Başbakan ve Meclis Başkanı'nı istifaya davet ediyorum" dedi.
Ben de İstanbul Barosu başkanını ve içişleri bakanını istifaya davet diyorum.İzmir barosu başkanını da mahkemelerde mübaşirlere verdiği hediyelerin kaç katını müşterilerinden aldığını açıklamaya davet ediyorum."
bu goruse aynen katılıyorum.
bu olay dinci,laikci catısmasının geldigi son noktadır.
ulkeye kazandırdıgı bir sey varmıdır,yoktur.
bu saldırıyı kınıyor,aynı zamanda adil olmayan adeleti de kınıyorum.
dinin siyasete alet edilmesi ne kadar yanlıs ise,adaletin siyasete alet edilmesi de o kadar yanlıstır.
eger ki burada iki taraf var ise;tarafların her ikiside haksızdır.
bu yasananlar sadece ve sadece ulkemizin icerideki ve dısarıdaki dusmanlarına yaramıstır.
bu boylece biline.
Yazan: bercenay Tarih: May 17, 2006 9:15 PM
Turkiye'nin uzun suredir icinde oldugu bir yanlis var. Oldurulen kisinin onemine gore oldurenin kimliginin onemi de arttiriliyor. Eger bakkali kiziniza yan gozle bakti diye vurduysaniz bununla kimse ilgilenmiyor ve bunu ulkucu yada solcu kimliginizle mi yaptiginiz sorgulanmiyor. Bence olaylari sorustururken eger emiri o uye oldugu kurumun liderinden almadiysa veya yaptigi sey ile icinde bulundugu kurumun kurallari celisiyorsa bunu fazla gozonune sokmak sadece ve sadece o kurumlara olan kinin gosterilmesidir.
hatirlar misiniz 1 mayis olaylarinda sol goruslu oldugu soylenen bir kizimiz ciceklere hunharca saldirinca olayi cicek ve yesil dusmanligina getirmislerdi. Sanki solcular yesile de karsi gibi bi hava olusmustu.
Gecen bahar senliklerinde ickili guruba doner bicagi ile saldiran yaratiginda ickili oldugunu gormezden gelip olayi yine icki-icki karsitligi meselesine getirmislerdir.
Insanlarin hangi guruba uye olurlarsa olsunlar kendilerine ozgu deger yargilari vardir. Cocuguna tecavuz edilen babanin ister solcu ister sagci, ister nurcu ister fenerbahceli , ister isci ister hakim yani ne olursa olsun tecavuzcuyu oldurmesi veya oldurmek icin harekete gecmesini normal karsilayan ve olmasi gerekenin o olduguna inanan milyonlarca insan vardir. bu insanlar icin 12 yil hapis cezasi yeterli degildir. Uyesi yada taraftari olduklari Islamda, Roma hukukunda, Komunist yasalarda, sosyalist ulkelerde, Ataturk kanunlarinda cezasi boyle olmamasina ragmen, hatta bulunduklari gruplarin lider yada baskanlari tarafindan bu tur olaylarin yanlis oldugu defaaatle dile getirilmesine ragmen adamin biri cikip bu olaylari yapabiliyor ve adami oldurebiliyor. Tabi bazi mantik kirintisi bile sergilemekten yoksun insanlar da olayin uzerine baliklamasina atlayip "ya o adam Bingollu o adamlar gurur ve namusuna duskun olurlar, kizlarina tecavuz edeni vururlar" diye bir aciklama yapabiliyor ve Kazak sabetaycilarda buna destek verebiliyorlar.
Ben aslinda bu tur seylere destek veren herkesin sabetajci veya Yahudi lobisinin elemani diye cagrilmasina da karsiyim ama bu ornekte kisinin adinin olayi su goturmeyecek bir sekilde ele vermesinden dolayi kullanmakta bir sakinca gormuyorum.
(Arastirmasindan dolayi Salih beyi de tebrik ediyorum :) )
Cem Yilmaz'in bakkal tecavuz etse 3.sayfa haberidir doktor yapinca birinci sayfa haberi olur cunku Doktorluk yeminli bir meslektir espirisi gibi Musluman kimlikli biri ne yapsa birinci sayfaya tasiniyor olay. Yeminli bir din diye mi acaba???
Sonuc olarak Allahtan olenlerin ailelerine rahmet,yakinlarina bassagligi dilerim. Vakit gazetesini eger hedef gosterdi iseler kinarim ve Allahin onlari masum bir cana kiymanin yada kiyamaya sebep olmanin cezasi ile cezalandiracagindan supheleri olmamasi gerektigini iletirim.
Turkiyedeki tum anti-muslumanlarin da bu vesile ile bayramlarini kutlarim.
Yazan: fatih demir Tarih: May 17, 2006 9:57 PM
Lafı evirip çevirmeye hiç gerek yok. Alparslan Arslan= 2. Ali kaya.. (bir farkla ki buna kimse iyi çocuktu diye sahip çıkmayacak)
Yazan: Nejat Karagöz Tarih: May 17, 2006 11:39 PM
Ben artık bıktıııııım. Gerçekten bıktııım.
Şöyle ağız tadıyla oligarşinin egemenliğini mutlaklaştıracak, artık özgürlük, demokrasi, cumhuriyet, hak, adalet, eğitim, sağlık, bilimsel ve felsefi üretimlerde zirveyi yakalamak, kişi başına geliri 30 bindolara çıkarmak talep eden vatan haini gericilere meydan bırakmayacak bir “impact”i ani ve net bir şekilde kuracak bir baasçı cuntayı kursalar da biz de artık rahat etsek…vallahi bıktım ya…
milletin zekasıyla alay etmeyin ya, gelin delikanlıca ya.
ne öyle bu cahil ve İslam gibi çağdışı kalmış bir dine hem de mutedil bir şekilde sevgiyle bağlı olup, çocuklarını okutmak isteyen üstelik de Türkiye’nin kalkınmasını ve modern dünyanın önemli bir katılımcısı olması isteyen bu halk nasıl olur da uyanır?
Bir cunta öyle bir cunta ki, hayatını bu işe adamış Doğan Avcıoğlu gibi baasçı ama aslında neo-nazi bir oluşumun sevdalılarının günümüz versiyonları ve o günlerden kalma dinazorlar ne kadar da haklı!! Bu ülke parlamentoyu hak ediyor mu ki? Öyle diyordu Avcıoğlu. İlhan Abi, Mümtaz Hoca, Cemal Madanoğlu dede ve benzerleri ve bunların ateşe attığı kendini devrimci zanneden çocuklarımızı kullanarak ülkede kaos ve anarşi ortamı yaratıp ne gerek var şu Meclise havası estiriyorlardı. 9 marta ramak kalmıştı. İçlerinde kaldı.
İlhan Ağabeyler durmuyor durulmuyor. Yahu Anadoludan çıkıp gelmiş saf adamlar ne zaman da adam oldu da cin çarpıyor oldular. Ne guzel ithal ikameci sanayileşme(me), gümrük duvarları, döviz tahsisi, küçük ihale azınlığı geçinip gidiyorduk. Bir avuç basın vardı. Hepsi bizim borumuzu öttürüyordu diyorlar ve hayıflanıyorlar..,
Yahu bırakın artık siz de okumayı düşünmeyi araştırmayı, bu ülkeye yararlı olmayı düşünmeyi…sizin gibi Anadolu çocuklarından öyle mühendis, doktor, hele haşa huzurdan kaymakam, polis, asker, hakim çıkabilir mi? sizi gidi laiklik düşmanları sizi, sizi gidi gericiler hadi hepiniz Arabistana!!!
Siz fizik olimpiyatlarında birinci çıkartıyorsunuz. Bu aslında alenen takiyye. Bu birinciliğin arkasında şeriat özlemi var. Orada o kuantum problemlerini çözen çocuk var ya, o bu devleti yıkmaya çalışıyor. Bunu bu baasçı arkadaşlarımızın kesmesi lazım.
Yahu, bu irtica öyle arttı öyle arttı ki, önce baasçı aydın ve ilerici bürokratlarımız varken bu Anadolu çocukları şimdi daire başkanı genel müdür falan olmaya başladı. Yahu bundan daha büyük irtica olabilir mi? bak bak bak, adam hem ODTU-MULKIYE falan mezunu (buralara sızıyorlar-bence bu okullara giriş sınavında laiklik mülakatı yapılsın. Eğer Kur’anı çöl kanunu olarak görmüyor ve gelenekle barışık insanlara hınç duymuyorsa mürteci demektir kesinlikle sokulmamalı) bu ne kadar amaçlı görmüyor musunuz? Ataman ve atamanlaşanların korkmakta ne kadar haklı olduklarını anlamıyor musunuz?
Bi de kalkımış Anadolu insanları AB’ye falan girmeye çalışıyorlar. Ülkeyi satıyorlar ya? Bu 3 asırlık kesintisiz Avrupa sevdamız en çok bu dönemde gelişti ama bunu bunlar yapıyorsa satıyorlar demektir. Artık anlayın. Hem nasıl oligarşik gücümüz koruyabiliriz???
Ne yapmak lazım? Bu ülkeyi terörize edersek bazı güçlerin müdahalesini de meşrulaştırmış oluruz? Ne yapalım. Bu Anadolu insanının ne kadar vahşi ve gözü dönmüş Müslüman katil olduğunu ispatlamamız lazım!!!! Elimizde malzeme bol. Gönderelim iki adamımızı Allahu Ekber desin, iki de yazar, düşünür ya da Danıştay üyesi öldürsün tamamdır. Gördünüz mü şeriatçı terörü?
Biz bu millet düşmanlarının bu alçak senaryolarını daha çok yaşarız. Böyle başa böyle şimşir tarak.
Sayın Mustafa Akyol,
bırakın bu artık bilim düşünce din vs üretimlerini. bu ortamda bunlar çok lüks! siz bir atesit din düşmanı olmadığınız için siyasal islamcısınız. "tesadüf" varken akla inanan bir gericisiniz. ne demek din felsefe bilim! hawking'in ya da dawkins'in bilgilerini aktarın bize öyle felsefe falan da yapmayın. amacınız ne? düşünsel bir gelişimi mi hedefliyorsunuz yoksa? bu nasıl bir cürüm? George Politzer'in Felsefenin İlkelerini anlatın ya da Stalin'in diyalektik materyalizme ilişkin görüşlerini...
bu milletin akletmesini ve düşünmesini istiyorsunuz bu da ihanettir olsa olsa?
Hem hiç objektif de değilsiniz. Şu Çılgın Kürtleri yazdınız ama Şu Çılgın Sabatayistlerimizi yazmadınız? neden taraf tutuyorsunuz? Sabatayist kahramanları anlatın ama bugünkü oligarşiyi oluşturan Sabatay dava adamlarını yazmayın tabiii. öyle cibilliyet güdülerle hareket eden ve haklı olarak çoğunluğun uyanmasından korkan değerli düşün adamlarını da tabii ki deşifre etmeyin bu arada.
Metin bey size de bir çift sözüm var. Bu kadar demokratik olmayın. Baas ya da neo-nazi bir vatanpervelik varken demokrat olmak vatan hainliğidir. Ne demek öyle insan hakları, ifade özgürlüğü vs. Bunları kesmek lazım kesmek! Sinir bozucu bir birikiminiz ve objektiviteniz var. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Siz de atamanlaşanlar gibi elinize baltayı alıp, eğitim gören ve düşünen Anadolu insanlarını kesip atmak varken hoşgörü gösteriyorsunuz? Bu ihanet değil mi?sizi Kızılelma koalisyonunun neo-nazi ülküye hizmet eder saflarında görmek riske girmkten sizi koruyacaktır…
Lamı cimi yok. Gizli servislerin en başta Müslümanları katletmek ve üzerlerine çapraz atmak üzere kurdurduğu katil sözde İslamcı örgütler de birdir, hukuk fakültesine gidip de hakim olmayı düşünen ve Müslüman olduğunu söyleyen bir genç de birdir! Bakın gördünüz, avukat Allahu Ekber dedi. Vay katil dinci vay!!!!!
düşünsenize adam Muhammed'i seviyor bir de kaymakam olmayı düşünüyor. bu irtica tehlikesinin ne kadar büyük olduğunu görmüyor musunuz???uyanın uyanın
Hadi ataman hadi, Gökhan bey hadi, hadi laikçi çağdaş ve ilerici arkadaşlar ne guzel fırsat geçti hadi bu çoğunluğu oluşuturan kitlenin mıhına mıhına vuralım.
Bu katilin gladyonun mu yoksa başka derin-ül-derin oluşumların bir tetikçisi olmasına bakmadan, bu alçak katilin gerçek amacına bakmadan bu ülkenin nasıl bir irtica tehlikesine duçar olduğunu gösterelim!!!
Bu alçak katil müslümansa ben insan değilim. Yemin ederim taksim meydanında kendimi yakarım.
Bu ülkede İlhan ağabeyler, Fethi Dedeler, Madanoğlu Amcalar, Perinçek ve Sakallı Perinçek Haydarlar, Pravda Cumhuriyet ve Pravda Vakitler, Müslümanlara zenci muamelesi yaptırtan yalıda oturup Versace giyen Necmettinler ve saadetlu partilileri, cumhurbaşkanı olmak için her türlü bencilliği yapan siyasiler, makamlarını korumak ya da yükseltmek uğruna operasyonlara giren bürokratlar varken biz daha çook bu senaryoları yaşarız. Geride en önce babasız kalmış böyle değerli Danıştay üyeleri, profesörler yazarlar çocukları kalacaktır.
Yazık.
Ne tuhaf değil mi, Danıştayın kameraları bozukmuş !!!!!!!
Tükürün zalimlerin hayasız yüzüne!
Yazan: nuri saglam Tarih: May 17, 2006 11:50 PM
"Saldırıyı düzenleyen Alparslan Arslan'ın "ülkücü" olduğu yönünde bilgilerin bulunduğunu da ifade eden Mahir Kaynak"
Bingo! Blogu açıp da Suat Bey dostumun yazısını okumadan önce, buraya, derin devletin, beşinci kolu olan "ülkücü" faşist tosuncukları vasıtasıyla orada burada birtakım provokatif operasyonlara giriştiğinin bütün semptomlarının görüldüğünü, amacın laiklik maiklik teraneleriyle, zaten ne zamandır kendi ayağına çelme takmakta epeyce maharet kazanmış olan bu hükümeti devirip eski köye yeni adet getirmenin arapçası olan demokratikleşme sürecini ortadan kaldırmak ve ortamı dikensiz gül bahçesine çevirmek olduğunu yazmayı tasarlıyordum. Gerek kalmadı yazmaya. İşte -şimdilik- son örnek!
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 17, 2006 11:52 PM
Fatih Demir arkadaşımın şu espirisi bitirdi beni:
"Turkiyedeki tum anti-muslumanlarin da bu vesile ile bayramlarini kutlarim"
Ben de öyle.
ben hassaten büyük Türk Düşünürü Emin Çölaşan'ın, İlhan Abimin, Hikmet olup olmadığını bilemediğim Çetinkaya büyüğümün, enerji ihalelerinden pay kapmak ve kallavi teşvik cukkalamak peşindeki ekonomi dehası aydın işadamlarımızın, bir cunta gelse de biz de makam mansıp kapsak, şöyle geniş lojmanda oturup şoför sekreter kıyağıyla eş dost kapitalizmi yapıp çocuklarımızı yurtdışına gönderelim diye bekleyen sevgili vatansever, aydın, ilerici bürokratlarımızn bayramını kutlarım..
derin-ül-derin güçlere de bu vesileyle şükranlarımı sunarım.
Mustafa Akyol'un da doğru yolu bulacağını ümit ediyor sitenin adının Evrim Kanununun Değişmez Kuralları Işığında: Kutsal Bilim Adamları ve Kudretli Devletlularımızın Yolu olarak değiştirilmesini öneriyorum. Ben de gücün yanında yer alan biri olarak artık Metin Bey'in karşısındayım.
Yazan: nuri saglam Tarih: May 18, 2006 12:22 AM
Kıymetli Nuri Bey dostum,
Yazınızın altına imzamı atıyorum. Eksiği var fazlası yok. Ağzınıza sağlık.
Hayatım boyunca faşist zihniyetten uzak durdum. Yalnız tabii boz renkli "lupus"lar benden ırak olsun derken, yıllarca kürkünü kızıla boyamış "lupus"lara yem olmak varmış az kalsın. Bereket ki içimdeki ses -Tanrı'ya şükür- hep doğruyu aramamı, insan olduğumu unutmamamı söyledi de -ister boz ister kızıl farketmez- "lupus"laşma tehlikesi bana işlemedi. Yıllarca cuntacıbaşı kriptofaşist "İlhan abi"ye günde -bugünün parasıyla- 5 lira kaptırdığımla kaldım sadece!
Neyse uzatmayayım, bu toplum bu bayatlayıp kokuşmuş numaraları yutmaya halâ teşneyse yazıklar olsun -Antarktika Penguenler Cumhuriyeti'ne iltica ederim o zaman. Hiç değilse penguenler "çağdaş laikçi"likten, "şeriatçı mürteci"likten anlamayan saf yaratıklardır. Hem oraya Arabistan da uzaktır.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 1:03 AM
"Hedef Gosterme" ne demek oluyor?
Arkadaslar,
Bu konudaki dusuncelerimin bircogu Mustafa Bey ve diger arkadaslar tarafindan yazilmis. Bir kisminida yazmamamin daha hayirli olacagini dusundum. Yalniz bura goz attigim yorumlarda gordugum bir ortak "soylenmeyen" var. O da Vakit gazetesi hakkkinda.
Bakiyorum bu blogda dini hassasiyeti , demokratik hassasiyeti, liberalligi veya bunlarin herhangibir bilesimi ile tanidigim bircok arkadas dahi, Vakit Gazetesi icin "vur abaliya" kervanina katilmis durumda.
Peki sucu neymis Vakit Gazetesi'nin? Efendim su ogretmen Aytac Kilinc hakinda "okul disinda basini ortmekle ogrencilere kotu ornek ouyorsun; ve bundan dolayi da kariyerin basarilarla dolu olsada, sinavi ucuncu olarak kazansanda mudur olmazssin" diyen danistay ikinci dairesi hakimlerinin isimlerini yazmis, resimlerini koymus gazetesine. Bunu yapmakla onlari "hedef gostermis". Hoppalaaaa! Bir yasima daha girdim. Demek gazeteler, TV'ler eylemlerini fikirlerini begenmedikleri hakimler, hukukcular, poltikacilarin isimlerini yazip, resimlerini koyunca bunun gayesi aciktir: Oldurun bunlari! Eger bu mantik gecerli ise, Turkiye'deki merkez medya gazeteleri her gun bir duzine, cogunlukla dindar bakandan, mustesardan, imama kadar insanin icin her gun olum fermani cikariyor! Bunun icin yuzlerce hatta binlerc ornek sunabilirim; ama ne gerek var isteyen herkesin ornegin Hurriyet veya Cumhuriyet'in arsivlerini karistirma imkani varken? Son ornek, Semdinli iddianamesini hazirlayan Ferhat Sarikaya. Bazilari "ama Ferhat Sarikaya'yi kimse oldurmedi" seklinde itiraz edebilir. Dogrudur. Terorizm (filii siddet iceren) caresizligin ittigi cinnet halinin silahidir. Gucu zaten elinde tutanin elinde terorun disinda pek cok silah vardir; akilli bir "guclu" nun bu silaha ihtiyaci yoktur; oldugunda bunuda kullanir.
Tekrar Anadolu'da Vakit Gazetesi'ne donelim. Bu gazetenin kuruculari ve yazarlari daha onceki Akit Gazetesi'nin kurulusundan beri laikci kesim ve onlarin vurucu gucunun boy hedefleri olustur. Duzeni elestiren ve hakisizliklari, ahlaksizliklari, insanlik disi baskilari, zulmu fazlada "ilimli" olmayan vede fazlaca profesyonelce olmayan bir uslupla teshir ettikleri icin Baba'dan generallere kadar hakim zumrenin "sakincalilar listesi"nin baslarinda yer almis ve bunun icinde buyuk fiyatlar odemistir. Benim son hatirladigim mahkeme kararina gore bir yazisinda "astsubay olamayacaklarin general oldugu ulke" (kesin hatirlamiyorum, boylesi birsey) baslikli bir yazida bir veya birkac generalin soylemlerini elestirdigi icin o zaman generallik rutbesinde olmayanlar da dahil olmak uzere 314 generalin her birine 2 milyar TL tazminat odemeye mahkum edilmistir bu gazete. Gaztenin yazarlari icin gunlerinin cogunu mahkemeden mahkemeyye kosarak gecirmek normal hayat sekli haline gelmistir. Oyle goruluyorki, bu gazete icin gene "vurun ablaliya" emri cikti. Vu bircok demokrat dahi bu emre veya cagriya severek uyuyorlar. Herhalde herkesin demokratligi bir yere kadar.
Ben Vakit Gaztesi'nin pek sevmem. Yukardada soyledigim gibi fazla profesyonel bir gazete degil. Cok fazla ahkam kesici var; ve bicoguda birbirinin soylemlerini tekrar etmekten oteye birsey yapmiyorlar. Bircoklari agir pekcok elestiri e-postasi gonderdim kendilerine. Problemlerinin bircogu maddi kaynaksizliktan. Kolay degil hem duzene politik olatak muhalif, hem populer kulture meydan okuyan gazete cikarip, hemde ayakta kalmak. Yazarlari karin tokluguna calisiyorlar; bildigim kadar ile bazilari da o kadara dahi degil. "islami medya" bu fasizan sistemin bircok "kurumlari" tarafindan "akredite" edilmemis; yani milletin vergisi ile kurulan Cumhurbaskanligi'ndan Genelkurmay'dan bilmem ne istatistik dairesi'ne kadar "haber alma ve verme haklari" gaspedilmis buralari isgal eden zorbalar tarafindan. Bunlarin basinda da Vakit geliyor. Bu "siyah Turklerin" gaztelerine uygulanan sansur sadece kurumlarla sinirli degil. "seckinlerimiz" de bu medyanin mensuplarina demec vermiyorlar' onlara reklam vermemeye gayret gosteriyorlar, hatta kontrolleri altindaki dagitim aglarini onlara karsi silah olarak kullanmaktanda kacinmiyorlar zaman zaman. Hatilarsaniz su milletin 6 milyar dolarini cep eden buyuk Ataturk'cu, cagdas, laik Cem Uzan'in pacavrasi bir mansetinde "30 bin liraya degermi Aydin bey" sorusunu sormustu (Aydin Dogan'in dagitim sirketi Akit'in dagitimini yapiyormus da gazete basina 30 liraya, saniyorum 6-7 sene kadar once). Ali Poyrazoglu'ndan Mujdat Gezen'e Ferhan Sensoy'dan Tarik akan'a kadar sanat dunyamizin gunesleri, bu gaztelere konusmayi zul sayiyorlar.
Tekrar esas mevzuya donecek olursak Vakit gaztesini kimse okumak zorunda degil; sevmek zoundada degil. Ama onu Pravda ile hatta daha ileri gidip Cumhuriyet'le eslestirmek! El insaf! Aklima ornek gelmiyor simdi, ama herhalde birileri ile eslestrilecekse Rusya'dan Nikaragua'dan veya Turkiye'den rejime muhalif durusu sergileyen pek cok ornekler bulunabilirdi. Turkiye'de 70'lerin anti-emperyalist, anti-militarist marksist, dava gazeteleri ornekleri farki dunya goruslerine ragmen cok daha uygun olurdu.
Hemen herkes bir zaman Voltaire'in "fikirlerinin hicbirini paylasmiyorum fakat senin onlari ifade etme hakkini mudafaa icin canimi dahi veririm" ifadesine basvurmustur. Ve goruluyorki hemen herkes sonradan "amma bu baska" serhini dusmustur. Oysa "omurgalilik" "tutarli demokratlik" hicbir zaman "amma bu baska" dememekten gecer. Yoksa sizde "bizim ozel sartlarimiz var" diyen guruha dahil olursunuz.
Bu Danistay vakasi uzerine mal bulmus magribi gibi atlayanlarin modus operandi'sini ezberlemis durumdayiz. Bu gun Baykal'in, Sezer'in, amiral gemisin kadrolu kufurbazinin esinin, Tezic'ten, Anadol'a "rejim muhafizlari"nin ve yarinki gaztelerde cikacak kose yazilarindaki soylemlerin ne minvalde olacagini artik ortalama zeka sahib herkes tahmin edebilir sanirim. Bu isten maksimum kilometre cikarmaya calisacak herkes. Demokrasinin, haber alma, verme, ifade, vijdan, hurriyetlerinin ozellikle dindar kesim icin dahada budanmasi icin bulunmaz bahane olusturacak bu. AB uyeligi dogrultusunda hurriyeleri genisletmek isteyen hukumetin dahada iktidarsizlastrilacak; artik gerek bu konularda gerek Kurtleri ilgilendiren konularda iyilestirmele istemek "vatana ihanet"e esdeger ilan edilecek. Hukumetin, meclisin mesruiyeti tartismalarina hiz verilecek, bu sartlarda bu meclis Cumhurbaskani'nin secemez mesajini birkac yuz kere daha duyacagiz. (adamin birinin 'koyun ust basinda bir ylan soyledim' koyun alt basina gelince kendimde inandim' dedigi gibi). Listeyi uzatmaya gerek yok. Tam listeyi isteyenler 28 Subat donemnin gazetelerine bakabilirler. Klise ama dogru: Bu filmi daha once gorduk.
Buradan birazcik insan psikolojisine gecmek istiyorum. Buna psikolojide ne ad verilir bilmiyorum. Kimse kaybeden tarafta olmak istemez. Mazlumlar da istisna degildir. Onlarinda kendi aralarinda "beyazlari", "zencileri", savumaya degerleri, degmezleri vardir. Ornegin samimi olarak Islam hassasiyetleri olanlar dahi, kendi mesruiyetlerini bilerek veya bilmeyerek dusmanlarinin olcekleri ile degerlendirirler. Onlaerin "asiri" ilan ettiklerinden uzak dururlarsa, hatta onlara katilarak bu "
asiri" lara vururlarsa "hakimlerin" gozunde daha iyi bir imaj olusturabilecklerini ve dolayisi ile ayakta kalma sanslarinin artacagini dusunuler. Bu psikolojiyi Metin Kaplan, Sevki Yilmaz Hizb-ut Tahrir ve adini hatirlamadigim "heykel boyayan cocuk" (23 yil hapis aldi bu curum icin) orneklerinde gorduk. Kimse bu insanlarin temel insan haklarini gundeme dahi getirmedi; oyleya bunlar "asiri" idiler. Asirilarin insan hakki olurmu idi? Bindigi dali kesmek, yarin siranin kendilerine gelecegini gorememek? Sahi Voltaire de kim oluyor? Biz Fransizmiyiz?
“Önce yahudiler için geldiler
Sesimi çıkarmadım –
Çünkü ben yahudi değildim
Sonra Komünistler için geldiler
Sesimi çıkarmadım –
Çünkü ben komünist değildim
Sonra sendikacılar için geldiler
Sesimi çıkarmadım –
Çünkü ben sendikacı değildim
Sonra benim için geldiler
Ve artık ses çıkaracak kimse kalmamıştı”
Rahip Martin Niemoeller
Rahipte kim oluyormus? Biz Muslumaniz, ateistiz, demokratiz, liberaliz rahibimi dinleyecegiz? Biz biliriz bizim islerimizi; isimiz kimseden sorulmamistir.
Bekir L. Yildirim
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 18, 2006 3:22 AM
Gerçek kabak gibi ortada: Kör topal da olsa demokratikleşme yolunda mesafe almaya çalışan meşru hükümeti devirip sivil görünümlü faşist bir cuntanın kilometre taşları döşeniyor. Bu numara çok bayatladı artık. ABD + iyi saatte olsunlar + faşist ve ulusalcı tosuncuklar + resmi ideolojinin başavukatı CHP ve diğer avukatları + Kürt etnofaşizmi + Cumhuriyet ve Vakit gibi provokatör odaklar... Bu aşure Türkiye'nin metabolik dengelerini altüst etmek üzere hazırlandı, servis yapıldı. Buyrun sofraya. Yerseniz.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 9:33 AM
Bekir Bey dostum,
Tepkiniz yerindedir, ama biraz soğukkanlı düşününüz lütfen. Ben kendi adıma şu ayrımı yaptım: Hemen her gazetenin "kurumsal" (derin) yapı ve politikası ayrı, yazarları ve okurları ayrıdır ve Vakit bunun bir istisnası değildir. Cumhuriyet gazetesinin okurları arasında da mesela, halâ, gerçekten demokrat insanlar var -ben tanıyorum bazılarını en azından-, ama bu, o gazetenin kurumsal yapı ve politikasının faşizanlığını kurtarıyor mu, asla. Ben Zaman'ı düzenli olarak okuyan, Yeni Şafak'ı internetten takip eden biri olarak, Vakit'e ima ettiğiniz saiklerle tu kaka diyecek biri değilim kendi adıma. "Herkesin demokratlığı bir yere kadar" sözünüz -duygusal tepkiden kaynaklanan bir sebeple sanırım- biraz ağır kaçmış. Varsayalım ki o meşhur dizi dizi fotoğraflı manşet kötüniyetle konmadı, ne farkeder? En hafif deyimle sorumksuzluk değil midir bu? Kendi ayağına kurşun sıkmaktan ne farkı var bunun? Bakınız, bu çürümüş, kokuşmuş, iğrenç düzene muhalefette sizinle çok yakın yol arkadaşıyız; ama akıl, mantık, sağduyu ve vicdan bizim rehberlerimiz olmamalı mıdır sevgili dostum?
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 10:02 AM
Vakit gazetesine Yerli Pravdacıların, bu olayı tezgahlatan zihniyetin, Laikçi zorbaların gözüyle bakıp ta onlar kötü biz iyi müslümanız diyen,din düşmanlarıyla aynı şeyleri hisseden ve vakit gazetesi hakkındaki iftiraları aynen hiç bir bilgi sahibi olmadan tekrarlayan herkesi şiddetle kınıyorum.
Yorumlar tamamen subjektif hiç bir bilgiye dayanmıyor
Neden Vakit Gazetesi? Neden bu Gazete Kötü ?
Ben bu gazeteyi tamamen tasvip etmiyorum.Tüm Medyayı takip ederim. Yazarlarının da bir kısmınının görüşlerini de hiç doğru bulmam.
Ama ortada güneş gibi bir gercek var. Bu gazetenin Sevilmemesinin tek bir nedeni var. Oda sadece İslami ya da laikçi kartel zorbalarının nitelemesiyle dinci bir gazete olması.
Peki bu kanaate katılan ama diğer islami medyayı takip eden ve Vakite burun kıvıran arkadaşlara özellikle soruyorum
Diğerleriyle Vakit arasında ayrım yapıldıgını mı sanıyorsunuz ?
Ya da Zaman yahut yenişafak için de aynı sacmalıkların düşünülmediğini ya da yazılmadıgını mı sanıyorsunuz ?
Zaman gazetesinin ya da yeni şafakın akredite oldugunu mu sanıyorsunuz ?
Vakiti provokatör ilan eden zihniyet ortada. Biz nasıl onlarla aynı şeyleri tekrarlarız
Ben Vakit gazetesi taraftarı değilim. Fanatiği hiç değilim.
Ortada bilgiye dayanmayan subjektif ,Hürriyetin uydurdugu bir yalanın böyle anlamsız bir şekilde tekrar edilmesi beni rahatsız etti.
O resimlerin yayınlanmasından asırı derecede mutlu olan bazı arkadaşlarım dün tamamen aksini söylediler bana.
Vakitin yaptıgı yanlış kabul .
Ama niye hiç kimse ortada hiç bir resmi açıklama yokken Hürriyet ve avenesinin attığı Türban için yaptım falan için yaptım iddiasını eleştirmiyor.
Ortada bir tezgh var. Tezgahlayan belli , destek olan da ya da eylemin ortagı olan medya belli.
Sanırım İslami kesim arasında da beyaz müslüman siyah müslüman ayrımı var
Unutmayın din düşmanlığı yapmadıkça siz de kötüsünüz.
Ağzınızla kuş tutsanız bu din düşmanı takiyyecilere yaranamazsınız
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 18, 2006 10:26 AM
Ekrem Dumanlı ve Mehmet Altan:
http://www.zaman.com.tr/?hn=285991&bl=yazarlar&trh=20060518
***
Ayrıca:
http://www.zaman.com.tr/?hn=285992&bl=yazarlar&trh=20060518
***
Ve:
Şu resmi ideologların ipliğini pazara çıkarmada artık iyice fâş olmuş bayat numaralardan gına geldiyse, değişiklik olsun diye:
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=40235,10,2
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 10:28 AM
Şu noktalar dikkatten kaçıyor:
1) "Sn." Tayyip bugün cenazeye katılmıyor. Antalya'da bir kavşak açacak, daha sonra da partisinin şölenine katılacakmış.
Bunlar bir kamu görevlisinin katledilmesinden tabii ki çok daha önemli. Hele ki bu kamu görevlisi, "kamu" düzenini sağlamak adına ideolojik sembollerin (türban) kamu alanlarında yasaklanmasında rol almışsa.
Sn. Tayyip'i buradan kutluyoruz.
Ancak size %100 gerçekleşecek bir şeyi söyleyeyim, bir sonraki seçimlerde kendisi iktidarı kaybetmiştir.
Ayrıca, trilyonları ÇALMIŞ olan hocası Erbakan gibi kendisi ve yandaşlarına da yargı yolu açılacaktır. Laik cumhuriyet rejimi kendisine yönelik tehditleri bu işlerin faillerini kalleşçe öldürerek değil, onları yargılayarak alır. BU BÖYLE BİLİNMELİDİR.
2) VAKİT gazetesi birkaç gün önceki yayınlarında bu danıştay üyelerini hedef göstermişti. Onlar da emin olun ellerini kollarını sallaya sallaya gezecekler(!). Çok da geniş olmayan ince uzun bir avluda tabii ki.
Hayal ve fantazi aleminde yaşayanların aksine, bu cumhuriyet rejimi kuranlar ve koruyanlar gerçekçidir ve gerçekleri olduğu gibi görebilirler.
Türkiye Cumhuriyeti, Laik, Demokratik bir Cumhuriyet'tir. BUNU DEĞİŞTİRMEYE HİÇ KİMSENİN GÜCÜ YETEMEZ.
Hiç kimse "çoğunluk bende istediğimi yaparım" diye düşünemez. Çünkü bu devlet, gerektiğinde demokrasinin içinden demokrasiye karşı gelebilecek tehditlere karşı koyacak mekanizmalara sahiptir.
Üstelik bu tehdit ister dinci ("dindar" değil, "dindar terör" diye birşey yoktur, OLAMAZ), ya da dinci terörle benzer fantazilerden beslenen kürtçü terörden kaynaklanıyor olsa bile.
Yazan: Yilmaz Tarih: May 18, 2006 10:32 AM
Bekir Bey dostumun yazısına yönelik cevabıma ek:
Sevgili dostum, "Vur abalıya"nın asıl hedefi, dindarıyla, liberaliyle, demokratıyla, solcusuyla, aydınıyla, işçisiyle, esnafıyla, Kürdüyle, Türküyle, Çerkesiyle, tüm toplumdur. Bu çok açık: Hedef Türkiye'yi destabilizasyonudur, hedef İran'a sataşırken Türkiye'yi şaşkın ördeğe çevirip boynunu vurmaktır, hedef Türkiye'nin demokrasiyle flörtüne olabilirse ebediyyen olamazsa uzun bir süre için son vermektir. Vakit gazetesi öyle olmuş böyle olmuş çok önemsiz bir ayrıntıdır. Abalı biziz, bizleriz. Soğukkanlı olması gereken biziz, bizleriz. Okkanın altına gidecek olan bizim ümitlerimiz, bizim hayatımız, bizim geleceğimizdir. Dikkatli olalım, birbirimize düşmeyelim, bu kurt kapanına sıkışmayalım.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 10:35 AM
Vakit gazetesinin dağıtımı uzun yıllar Doğan Grubu tarafından yapıldı. Merkez Yayın Grubuna yeni geçti. Doğan grubu neden bu şeriatçi ve dinci gazetenin dağıtımını yapar? İnce hesaplar bunlar... Vakit'te manşetleri kim hazırlıyor, kim yönlendiriyor acaba? Doğan grubu olmasın ???
Yazan: blue Tarih: May 18, 2006 11:02 AM
Türkiye'nin huzura, refaha, demokrasiye, toplumsal barışa, laikçi şarlatanlıktan gerçek laikliğe, çağdışı "çağdaş"lıktan hakiki medeniyete geçmesiyle varlık nedeni son bulacak olan karanlık güçlerin "Vakit"i provokatör ilan etmesi, Vakit gazetesinin provokasyon yaptığı (en hafif deyimiyle, alet olduğu) gerçeğini değiştirmez. Bozuk saat de günde bir kez doğruyu gösterir. Dindarların, insanlık düşmanı düzen sahiplerinin ak/kara mantığına katılmaları gerekmez. Kol kırılmışsa yen içinde kalmamalı; alçaklık hangi yönden gelirse gelsin lanetlenmeli ve teşhir edilmelidir. Ayrıca da bu konu, asıl konumuz değildir.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 11:28 AM
"Ancak size %100 gerçekleşecek bir şeyi söyleyeyim, bir sonraki seçimlerde kendisi iktidarı kaybetmiştir."
Aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış
Külliyen doğrudur.
Öyle olmasını istemek hakkımız kesin bir bilgi gibi iddia ise olsa olsa hayalleri gercek görmek sanmamızdır
Kamuoyu arastırmaları öyle demiyor.
Üstelik secimlerden önce de bu tür hayalperestler bunları düşünüp kendilerini avutmuşlardı. Yenilen pehlivan güreşe doymaz
herkes gerçekten bahsediyor.
"Hayal ve fantazi aleminde yaşayanların aksine, bu cumhuriyet rejimi kuranlar ve koruyanlar gerçekçidir ve gerçekleri olduğu gibi görebilirler"
Bu arkadaş da gerçekleri gördüğünü sanan güruhtan
Ne kadar gercekçi oldugu yukarıda seçim sonuçlarıyla tahmininden belli.
Kendisine bizi aydınlattığı için teşekkür ediyor. Daha önceki halkamızın ortasına onu da alıyoruz.
"Türkiye Cumhuriyeti, Laik, Demokratik bir Cumhuriyet'tir. BUNU DEĞİŞTİRMEYE HİÇ KİMSENİN GÜCÜ YETEMEZ."
Bunu sıça tekrarlamak iyidir ama paranoya belirtisi oldugu da doğrudur.
Laikçiler halüsinasyon görme eğilimindeler. Akıl oyunları filmini seyrediyor gibi hissediyorum kendimi.
Hangi aklı başında insan secimle gelmiş bir hukumetin Cunhuriyeti yıkmaya niyetlendiğini iddia edebilir
Paranoyaklar müstesna.
"Hiç kimse "çoğunluk bende istediğimi yaparım" diye düşünemez. Çünkü bu devlet, gerektiğinde demokrasinin içinden demokrasiye karşı gelebilecek tehditlere karşı koyacak mekanizmalara sahiptir."
İşte buna kahkahayla gülüyorum günü geri kalanın da neşeli gececek olmasından dolayı bolca teşekkür ediyorum
Hakikat ise bunun tam zıddı.Azınlık oligarşisi çoğunluğu böyle türban ideolojisi masallarıyla sindirmeye çalışıyor.
Türbanın ideoloji oldugu gercekliğiyle aydınlandım yüzüme nur indi.Gercekleri laikçiler görüyorlar ve bizi aydınlatıyorlar.
Ve en vurucu gerceklik
Kardeşim azıcık arastırın ne olur
komik olmayın
sonra da beni sözlük tadilatına mecbur bırakmayın
"VAKİT gazetesi birkaç gün önceki yayınlarında bu danıştay üyelerini hedef göstermişti. Onlar da emin olun ellerini kollarını sallaya sallaya gezecekler(!). Çok da geniş olmayan ince uzun bir avluda tabii ki."
Vakit gazetesi bu eshasın resmini aylar önce yayınladı. Bir kaç gün önce diyen arkadasın gerceklik anlayısına hayran oldugumu belirtiyor
İnternet denen dünyanın nimetlerini kullanmaya cagırıyorum
Haşiye :Müfteri kartelin amiral gemisindeki haberi doğru okumak da yeterli olurdu aslında.
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 18, 2006 11:39 AM
Yılmaz Bey,
Şu ifadenizi biraz açar mısınız?
"Çünkü bu devlet, gerektiğinde demokrasinin içinden demokrasiye karşı gelebilecek tehditlere karşı koyacak mekanizmalara sahiptir."
NASIL BİR MEKANİZMADIR BU?
Yazan: A.E. Tarih: May 18, 2006 11:39 AM
Özgür Aytekin Bey,
Kokuşmuş düzen sahiplerinin Vakit'i hedef almaları, Vakit'in provokasyonunu (bu kelimeyi ağır bulan "günahını" desin) kurtarmıyor. Bu düzenin öz sahibi Hürriyet'in tahrif ve tezvirleri de Vakit'i temize çıkarmıyor. Katilin "dindar" kesimden filan olmadığı ayan beyan ortada; "ülkücü" tosuncuk olduğu kabak gibi ortada. Taşeron olduğu gün gibi ortada. Ama bunların hiçbiri, provokasyona alet olma kabahatini işleyeni haklı çıkarmaz. O fotoğraflı manşet, en azından gaflet ve dalalettir.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 11:40 AM
"Vakit gazetesinin dağıtımı uzun yıllar Doğan Grubu tarafından yapıldı. Merkez Yayın Grubuna yeni geçti. Doğan grubu neden bu şeriatçi ve dinci gazetenin dağıtımını yapar? İnce hesaplar bunlar... Vakit'te manşetleri kim hazırlıyor, kim yönlendiriyor acaba? Doğan grubu olmasın ???"
Şeriatcı ve dinci gazete ? o nedir ya
Şuna benzer mi
Marksist ve din düşmanı gazete
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 18, 2006 11:41 AM
Şunu gözden kaçırmayalım: Rejim sahipleri, her dönemde konjonktüre göre değişen "rejim düşmanları" icat etmişler ve spesifik olarak bu "düşman"a yönelir gibi yaparken aslında tüm toplumu kündeye getirmişlerdir. Sloganın sadece öznesi değiştirilir, slogan aynıdır:
"Komünistler (:aslında rejimin deli gömleğinden bunalan tüm toplum) Moskova'ya (:yani cehennemin dibine)!"
Olmadı mı, buyrun o zaman: "Kürtler (:aslında rejimin deli gömleğinden bunalan tüm toplum) Diyarbakır varoşlarına (:yani cehennemin dibine)!"
O da mı olmadı, buyrun: "Mürteciler (:aslında rejimin deli gömleğinden bunalan tüm toplum) Arabistan'a (:yani cehennemin dibine)!"
Buradaki "cehennem" elbette rejimin cehennemidir. Bu cehennem, keyfe ve kedere göre, kimi zaman 12 Mart'ın Mamak cezaevi, kimi zaman 12 Eylül'ün Diyarbakır cezaevi, kimi zaman da 28 Şubat'ın şu meşhur kamusal alanıdır!
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 12:05 PM
Mustafa Akyol'la kesinlikle hemfikir olmadığımız husus:
"Otoriter laikliği eleştirirken demokrasi ve hukuk çizgisini aşıp da koyu bir nefret pompalayanlar, bu nefretin nereye varabildiğini görmeliler"
Bu ifadeye kaılmak mümkün değil.
Bir nefret sonucu tepkisel olarak gercekleştirilmiş ferdi veya bir örgüt eliyle gerçekleştirilmiş bir eylem yok
Ortada nefret yok. Ortada sadece ve sadece tezgah var.
Bu tür olayların tamamı böyleydi
Hala aynı tezgahlar tertip ediliyor
Bu olayın ferdi bir tepki oldugunu dahi söylemek mümkün değil.
Bu apaçık bir tertip apaçık bir oyun.
Bir provokasyon ve nefret aşılamadan bahsedilecekse bunu ancak Cumcumiyet ve benzerleri açık din düşmanlığı yaparak yapıyorlar diyebiliriz
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 18, 2006 12:21 PM
Dün Menemende, Maraşta, Sivasta, Çorumda,
Bugunde Danıştayda..
Sürekli aynı zihniyet.
Çözüm basit:
Kanlarında Dolaşan Afyonu ortadan kaldırmak.
Yazan: Haldun TEKIR Tarih: May 18, 2006 12:39 PM
Konu olayla yani eleştirilerle ilintili olarak "vakit" gazetesine gelmiş aslında kimin ne için bu olayı yaptığı konusunda yorum yapmıcam mamafih, "vakit gazetesi" hakkında bişeyler söylemeyi kendime karşı bir borç bildim.
Gazetenin günlük manşetlerine bakıldığı zaman insan neler hisedebilir isterseniz bir deneyin insanları "haydi cihada" çağırır gibi bir havası olduğu kaçınılmaz bir gerçek gibi,uzun bir süre bende bunu yani "vakit"in uslub sorunu hakkında çok düşündüm neden böyle bişeye ihtiyaç duyulur yada neden bukadar rahatlar ki ( malum türkiyenin malum sorunları gayett açık ) ben vakit gazetesini takip eden biri değilim, uslubu beni rahatsız ediyor ancak bu konunun dönüp dolaşıpta vakit gazetesine gelmesi yani basının vakit gazetesinin üstüne gitmesi gerçekten hiçte, rasyonel değil burdan şu çıkabilirki ben bunu çıkardım söz konusu islami camia olunca bir kurum yada kuruluş çok rahat "günah" keçisi ilan ediliyor ancak diğer basının yaptığı toplumu tahrik eden manşetler hiç gündeme gelmiyor peki "vakit gazetesinin "yaptığını meşru sayıyor değilim ancak; diğer gazetelerde vakitin yaptığı gibi bir yol izlemekteler (tabi konu itibariyle farklı olsada tahrik edici unsurlar var) Türkiyede olayların sorumlusunu bulmak amaçlı, birilerini günah keçisi yapmak artık çok meşru ve olağan oldu bunu diğer yaşanan olaylardada gördük zaten (belkıs)
Yazan: belkıskübra Tarih: May 18, 2006 12:53 PM
http://www.gazeteoku.com/go.php?type=1&id=128&link=http://www.takvim.com.tr/ilicak.html NAZLI ILICAK 'IN YAZISINI TAVSİYE EDERİM
Yazan: belkıskübra Tarih: May 18, 2006 12:55 PM
Zanlının doğulu olmasından dolayı kavmi önyargılarını konuşturanlara soruyorum
Zanlının Türkçü olma ihtimali çıktı ortaya ne dersiniz ?
Hatta zanlının "kafatascı" provokatör bir örgütle baglantılı olma ihtimali var .
Belki kürt bile değildir. olmama ihtimali var. Doğuda herkes kürt değildir. Kürt olmak hele suç işleme temayülü içerisinde olduğumuzu hiç göstermez.
Terörün,suçun dini ve kavmi olmaz. Artık bunu anlayalım. İlkel bir kafatascılık anlayışı ile bir yere varılmaz.
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 18, 2006 1:47 PM
Metin Bey ağabeyim,
Öncelikle şunu söyleyeyim ki Vakit gazetesi konusunda Bekir Bey'in yazdıklarına büyük ölçüde katılıyorum.Eğer Vakit'in yaptığı hedef gösterip "öldürün" demekse bunu boyalı basın, başbakana, müsteşarına, bürokratlara, milletvekillerine, başörtülü eşlerine, kızlarına, evlerine hatta kapının önündeki ayakkabılarına, Demiryollarındaki memura, hastanedeki bayan doktara kadar hergün yapıyor.
"Ama onları kimse öldürmüyor" denirse ben de Bekir Bey'in cevabını tekrarlarım :"Terorizm (filii siddet iceren) caresizligin ittigi cinnet halinin silahidir. Gucu zaten elinde tutanin elinde terorun disinda pek cok silah vardir; akilli bir "guclu" nun bu silaha ihtiyaci yoktur; oldugunda bunuda kullanir."
Gazetecilik ve etik kurallar bakımından meseleye bakarsak söylediklerinize katılıyorum.Ve tüm medyanın aynı elekten geçmesini arzu ediyorum. Ama meseleye iki yılda bir "işte uyacağımız basın ilkeleri" diye manşetler yapıp ortalıyı velveleye veren ama daha ertesi günü bu kuralları ihlal etmeye beşlayarak okuyucusuyla alay eden boyalı basın gözüyle bakarsak büyük bir yanlışa düşmüş oluruz.
Vakit'in öyle bir manşet atmaması gerekirdi. Tıpkı diğer merkez medyasının da içerik ve biçimsel olarak benzer pekçok manşeti atmamasının gerektiği gibi.. Vakit'i bu yüzden suçlayalım tamam ama aynı suçlamayı tüm medyaya da yapmalıyız.Bu tür manşetler yıllardır yapılan birşey..Evet dediğiniz gibi Vakit'in manşeti "kendi ayağına kurşun sıkmaktır" ekleyeyim, haklı iken haksız duruma düşmektir. Ben yayın yönetmeni olsam böyle bir manşet atmazdım.Ama buna dayanarak "hedef gösterdiler" demek gerçekçi bir yaklaşım değil bana göre..
Ben Vakit'i, birçok gazeteyi olduğu gibi internetten takip ederim. Aşırı olduğunu düşündüğüm bazı değerlendirmeleri var. Bunları da sık sık editörlerine iletiyorum, tıpkı Bekir Ağabey gibi.Ama benim gözardı edemeyeceğim birşey varsa o da Vakit'in haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe karşı olan dik bir duruşudur.
Ama Vakit bu tür manşetleri atarken bunların aleyhte kullanılabileceğini düşünmesi gerekirdi.Bu bir gaflet. Böyle bir tezgaha gelmek akıllarına gelmeliydi.Tarafsız bakalım; hangi aklı başında müslüman böyle bir olayın Müslümanlara, başörtüsü mağdurlarına faydalı olacağını iddia edebilir? Bu bile bu olayın tek başına provokasyon olduğunun delilidir.Muhalif basın organlarının böyle provakasyonlara alet olabilecek yayın yapmamaları gerekir.
Kartelin manşetlerinde böyle bir dert olmaz, çünkü onlar güçlü.Kartel medyası, hedef gösterdiğinin başına bu tür bir olay geldiğinde çıkarttığı vaveyla ile ayıplarının üzerini örtme gibi bir beceriye sahip. İkiyüzlülük, samimiyetsizlik, yalancılık bunların baş hasleti olduğu ayrıca ziyadesiyle güçlü ve semiz oldukları için, bu tür kıvraklıklar onlar için kolay..
Sonra Danıştayın "sokakta başörtüsü" ile ilgili kararını herkes eleştirmişti.Hepimiz o zaman yazılan yazıları, yapılan eleştirileri okuduk.Zaman, bu yazılarla ilgili bir kaç örnek vermiş :
Danıştay’ın kararını eleştiren bazı yazarlar:
Hasan Cemal (Milliyet, 12 Şubat): “... Danıştay’ın öbür kararı, sadece okulda değil, ‘geliş gidişlerde’ de kıyafet yasağının uygulanmasını gerektiriyor. ‘Geliş gidiş’ ne demek? ‘Okula giriş çıkış’ mı, yoksa ‘sokakta’ mı?!. Bayan öğretmenlerin peşine hafiyeler mi takacağız?”
Taha Akyol (Milliyet, 15 Şubat): “Danıştay kararı bildik bir tartışmayı ateşledi... Bu karara göre, bir öğretmen sadece okulda değil, ‘okula gelip giderken’ de başını açmak zorunda! Yani okul dışında, sokakta da!”
Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak, 11 Şubat): “Danıştay’ın aldığı son kararı sokakta bile tesettür giyilmesine set çekti...”
Ergun Babahan (Sabah, 10 Şubat): “Karar Türkiye’nin demokrasi tarihinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilmeli. ‘Kamusal alan’ı devlet daireleri, üniversiteler, askeri alanlardan sokaklara taşıma anlamını içeren bu kararı, demokrasiye birazcık saygısı olan insanların içine sindirmesi mümkün değil, olamaz.”
Ertuğrul Özkök (Hürriyet, 10 Şubat): “Danıştay’ın sokakta başörtüsü ile ilgili kararı için ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim. İmam hatip konusundaki kararı ne kadar yerinde buluyorsam, ötekini de o kadar sakıncalı buluyorum.”
İsmet Berkan (Radikal, 10 Şubat): “Danıştay’ın kararından ve dava dosyasından bir dizi ‘vahim’ şeyi öğreniyoruz. Bir çalışanın özel hayatında ne yaptığı, inançları, giyinme biçimi, siyasi görüşler, vs. onun işverenini ilgilendirir mi, ilgilendirmez mi? Sağduyu ilgilendirmemesi gerektiğini söylüyor. Özel hayatı da göz önüne alacak bir ‘güvenlik soruşturması’nın makul bir gerekçesi de ortada bulunmadığına göre, işverenin öğretmenin özel hayatını bilmemesi gerekiyor.”
Bu tür haberleri okuyan bir meczupta aynı cürümü işleyebilirdi.O yüzden bu saldırıyı Vakit'in manşetiyle ilşkilendirmek bence son derece yanlıştır.Ve tüm bu açılardan bakılınca Vakit'in manşetini "işte bunları öldürün" diyerek yorumlamak mümkün değil..Böyle bir yayın biçimi tüm medyamızı sarmış bir hastalık..
Özelde Vakit'in genel de tüm medyanın hatası da, basın ilkelerine aykırı bu tür manşetlere sık sık yer vermesidir. Yine burada Vakit'in yaptığı ekstra hata sizin tabirinizle "kendi ayağına kurşun sıkmak" denilebilecek; provokasyonlara alet olabilecek bu tür manşetler atmasının tehlikelerini görememesidir.
Evet bizler abalılarız.Yazıyı size eleştiri ya da cevap olarak değil, hasbihal olsun diye yazdım, çünkü sizinle çokta farklı düşünmüyoruz.
Saygı ve hürmetlerimle..
Yazan: S.Öztürk Tarih: May 18, 2006 1:55 PM
Tahrik edici unsurlardan bahseden arkadaşlar
Boyalı kartel basının bunu hergün ama her gün
yaptıgını unutmayalım.
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 18, 2006 2:14 PM
değerli yorumcu arkadaşlarımın Taha Kıvanç' ın (Fehmi Koru) yazısını okumasını tavsiye ederim :
http://www.yenisafak.com/tkivanc.html
Yazan: S.Öztürk Tarih: May 18, 2006 2:14 PM
Benim Cumhurbaşkanı adayım Sami Selçuk tur.İşte olaya tepkisi:
Danıştay'a yapılan saldırının kim tarafından ve hesaplı, kitaplı olup olmadığını bilmediğini ifade eden Selçuk, şunları kaydetti:
Yeterli bilgiye sahip olmadığım için kesin bir şey söyleyemeyeceğim. Bu aşamada Türkiye, özellikle yönetenler, saldırıya maruz kalanlar ve herkes soğukkanlı biçimde değerlendirmeli. Olay son derece düşündürücüdür. Şu açıdan düşündürücü; eğer bir ülkede hukuk fakültesinden mezun olmuş birisi düşünce özgürlüğünü bu şekilde kavrıyor ve saldırı özgürlüğü ile karıştırıyorsa bunun üzerinde durmak gerekir. Son derece önemli bir olay. Hukuk mezunu olan birisi, düşünce özgürlüğünü sindirmesi gereken birisidir. Bu çok acı bir gerçek. Türkiye'deki düşünce özgürlüğü kültürünün eleştiri yetersizliğini çok çarpıcı şekilde ortaya koymuş bulunuyor.”
Selçuk, bu açıdan, olayı çok düşündürücü gördüğünü vurgulayarak, ”İşin yargı tarafına girmiyorum. Çünkü yargı olaya el koymuştur. Bundan sonra herkes yargının sonucunu beklemesi gerekir. Ağır başlı ve soğukkanlı bir şekilde değerlendirme yapılması ve yargının sağlıklı bir şekilde yürümesinin sağlanabilmesi için herkesin dikkatli olması gerekir” diye konuştu.
Yazan: salih Tarih: May 18, 2006 2:25 PM
Aziz kardeşim Suat Bey,
Vakit'i resmi ideoloji yandaşlarının bakış açısından, onların durduğu yerden eleştirmiyorum. Provokasyonlara gelmeyelim, alet olmayalım diyorum. Bu alçaklar evvelsi gün "komünist", dün "bölücü" diye saldırıyorlardı, bugünse "mürteci" diye saldırıyorlar diyorum. Onların av alanına girmeyelim diyorum. Milleti kör, sersem ve aptal yerine koyuyorlar, bu millet dün geldi bu oltaya, bugün gelmesin diyorum. Laikler ve mürteciler kavgası değil kavga, demokrasi ve faşizm ikilemidir diyorum. Okkanın altına götürülmek istenenler, fırınlanmak üzere paketlenip üzerlerine yapıştırılan etikette yazılı olan isimlendirmeyi kuzu kuzu kabullenmesinler diyorum. Bu etiket ("mürteci") sizi dar alana hapsediyor diyorum. Dindarlığınız değil onların hışmını üzerinize çeken; demokrasi, özgürlük, hukuk, insan hakları talebinizdir diyorum. Dindarlığınızı savunmanıza gerek yok, oyuna gelmektir bu, yem olmayı kuzu kuzu kabullenmektir; demokrasi, özgürlük, hukuk, insan hakları bayrağını yükseltin, hep birlikte yükseltelim; düşmanımız birdir diyorum.
Dediklerinizin tümü doğrudur sevgili dostum. Katılıyorum. Aksini söylemiş olmadığımı siz de teyid etmişsiniz zaten. Ama aramızda bunu göremeyenler olabilir diye uyarmak istiyorum. Bu toplumun demokrasi talebinin, insanca yaşama talebinin, kardeşçe geçinme arzusunun düşmanlarına projektör tutmaya çabalıyorum kendimce. Düşman bizim adımızı nasıl kendi alçakça planına göre koyuyorsa -ki bu konjonktürel bir yaftadır-, biz de onun adını doğru koyalım.
Bu filmin yapımcısını, rejisörünü, dağıtımcısını ve oyuncularını biz cehenneme yollayalım. Bizim onları yollayacağımız "cehennem" ise, tarihin çöplüğü, acı anılarımızın kapısı kilitlenip bir daha açılmayacak deposu olsun.
İşte benim de maruzatım, sevgili dostum.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 2:29 PM
Bekir Bey,
Demokrasi Manifestosuna Destek başlığı altında
"galiba herkesin demokratlığı bir yere kadar" ifadesini,
Metin Bey için aslında aynı şekilde düşündüğümüz bir konuda
bir yanlış anlaşılma olduğu için ben söylemiştim.
Ve Bekir Bey siz Metin Bey'in demokratlığına laf
söylemem nedeniyle beni uyarmıştınız.
Nasıl oldu da şimdi siz bu ifadeyi kullandınız anlamadım.
Ben kendi adıma çok üzgün değilim çünkü
omurgamın entellektüelliği söz konusu olmamakla birlikte,
demokrat olamadığım anlar, zaman zaman olmakta.
Bu Vakit gazetesini eleştirenler arasında ben de varım.
Varlığı demokrasinin gereği olan bir gazetenin yaptığı
büyük bir yanlışı eleştirmenin
neresi hatalı.
Aynı şeyi bahsettiğiniz gibi cumhuriyet hürriyet vs.
zaten yapıyor.
Onların yapmaları Vakit'i haklı çıkartmaz ki.
Onların puslu havaya hizmet ettiği zaten belli.
Fakat dini hassasiyeti olan bir gazetenin
bu tip provakatif hareketlerde asla bulunmaması
gerekir bence. Zaman gazetesinin de dini
hassasiyeti olduğu herkesçe
malum. Siz bu gazetede yapılmış böyle yanlış bir
haber görebiliyor musunuz?
Bence eleştirileriniz çok ağır olmakla birlikte
konunun yönünü de değiştirmekte.
Yaşanan olayın gerçek manası, provakatörlerin ve
ellerini oğuşturanların
kimler olduğu ve hataları, ihmalleri olanlar da belli.
Saygılarımla...
Not: Metin Bey, demokrasi manifestosuna destek
başlığı altında yarışma ile ilgili son cevabımı
yazmış bulunmaktayım.
Yazan: e-mine Tarih: May 18, 2006 2:32 PM
Suat Bey dostuma yazdığım cevaba ek:
Dil (diskur/söylem), ideolojinin aynasıdır. Egemenlerin diliyle/dilinden konuşmak, yenilgiyi, deformasyonu, manipüle edilmeyi, enfekte edilmeyi, kahrı ve imhayı, ıskatı ve iflası, ihracı ve isdibdatı kabul etmek demektir. Egemenlerin oyun alanında top koşturmak, gol yemeyi peşinen göze almak demektir. deniyor ki, "kavga laiklik-irtica kavgasıdır" ve kabul ediliyor. Bittiniz o zaman. Çünkü değil. Değil efendim, değil. Kavga "laiklik-irtica" kavgası filan değil. Tekrar tekrar altını çiziyorum: Kavga, demokrasi ve özgürlük - istibdat ve tahakküm kavgasıdır. Kavga, demokrasi-faşizm kavgasıdır. Kavga, koyun kalmaya devam edip etmeme kavgasıdır. Derin iktidar, koltuğunu sallayan demokrasi talebini sindirmek için kılıcını çekmiştir. Hükümetse acziyetle kıvranmakta olup, iki arada bir derede, durumu idare etmenin derdindedir. Akıllı olmak lazımdır. Tarihten ders almak lazımdır. Sürekli iğfal edilmek kader değildir, olmamalıdır. Bu toplum, yediği bunca darbeden sonra aklını başına devşirmek zorundadır.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 2:51 PM
Metin Bey dostum,
Bana cavaben yazdiginiz yoruma verecegim cevabin bir kismi Ozgur Aytekin Bey'in sizinkini takib eden yorumunda verilmis.
Once benim gene burada kendimi aciklamam gerekecek. Ortada belirgin bir magdur ve belirgin bir magdur eden yada zalim/mazlum varsa, bu magdur etme/zulum eyleminin devam ettigi surece magdur/mazlum'a bir cesit "free pass" vermeyi bir vijadin gereklilik kabul ederim. Bu Filistin'deki direnisciler icin de gecerlidir, Vietnam'da ABD'ya karsi savasanlar icin de, Nazi Almanyasindaki Yahudiler icin de, 20.yuzyilin basindaki ABD'deki zenciler icin de ve bu konjunktordeki Vakit gazetesi icin de.
Bu "siding with the underdog" vijdani ilkesinde sizinle ayri dusmedigimi biliyorum. Magduriyet, mazlumiyet hali son erdiginde onlarida sorgulariz; soyledigim gibi ben yillardir onlara elestiri e-postalari gonderiyorum.
O zaman nerde ayri dusuyoruz? Herhalde surda:
"Hemen her gazetenin "kurumsal" (derin) yapı ve politikası ayrı, yazarları ve okurları ayrıdır ve Vakit bunun bir istisnası değildir." (MTP}
Dostum, biliyorum Tukiye'de "komplo teorisyeni" iseniz cogunlukla haklisinizdir. Milli Guvenlik Siyaset Belgeleri'nin CD'lerinin saunalarda saklanddigi bir ulkiede "komplo teorisyeni" olmayanin aklini sorgulamak gerekir. Ama bunu yaparken de Deniz Baykal gibi "kim kimi vurdu, tanimam bilmem ama hukumetin sorumlu oldugundan eminim" kategorisinde degil birtakim verilere ve mantiki cikarimlara dayanan, mumkun oldugu derecede nesnel iddialarda bulunmliyiz. Ben burada duzene sirtini yaslamis, duzende beslenmis, Nazim Hikmeti hem vatan haini hemde kahraman ilan etmis, darbeci generallerin, gayri-Cumhuriyet ile Vakit'i karsilastirmak icin bir "her gazetenin yazar okur kitlesi ile kurumsal yapsi ayridir" teorisinin otesinde veri veya mantiki cikarim olmasi gerekir diye dusunuyorum. Ben yazarlarinin iki uc tanesini tanirim. Gerek kurumsal yapinin gerek yazar kadrosunun Akit'ten beri cizgisi, maruz kaldiklar olaylar, gozleyebildigimiz hayat cizgileri samimiyetlerinden supheye dusmem icin hicbir sebep vermedi bana. Ona icerden de disardanda saldiranlar samimiyetlerini sorgulamadilar "asiriliklari" uzerinden saldirdilar. Yani problemleri "dincilik" idi. Bu linc kampanyasni musahhas olarak yasamis biri olarak iyi niyetli insanlarin da bu lincci guruhun ekmegine yag sure tavirlari beni yaraliyor.
Bu danistay uyeleri, yargitay uyeleri, anayasa mahkemesi uyleri, YOk, diger kurumlar artik birer militan laikci, rantci sinifin kaleleri haline gelmislerdir. Su olay daha olur olmaz herbirinden cikan sesleri dinlemek dahi bunlarin mesruiyetlerinin olmadigini gostermektedir. Bu danistay bu rejim teroristleinin hukuk ayaklarindan biridir. Onlar icin kutsal gorev her halukarda "kendi siniflarinin" hakimyetini korumaktir. Bu sozlerimde zerre kadar asirilik oldugunu sanmiyorum; Tansel Colasan'dan Sumru Cortoglu'na kadar uylerin demeclerin okuyanlar bu yargimin gayet nesnel oldugunu goreceklerdir.
Vakit'in bu hukuk katillerinin resimlerini "boy boy" koymasina gelince. Bu konuda merkez medya ornegini vermistim. Ve "o zaman onlar her gunu bir duzine insani hedef gosteriyor" demistim. (Iyi bilirim, bir poltikaciya akrabaligimdan dolayi bendeniz ve ailem, akrabalarim dahi bir linc kampanyasinda "hedef" yapildik bu "Vakit hedef gosterdi" diyenler tarafindan!) Bunun neresinde yanildigimi soylememissiniz. Ayrica siz Bati Ulkelerinde de, ornegin ABD'de bulundunuz; ve eminimki yargiclar, verdikleri kararlar, hukuk felsefeleri, muhafazakarliklari, liberalliklerinin bir poltikacininki hatta mevzu Yuksek Mahkeme olunca onlardan cok daha fazla ortaya konuldugu, barlardan, kongreye kadar her yerde tartisildigini bilirsiniz. Baykal'in Tansel Colasan'larin Sezer'lerin, ne istedigini biliyoruz ama siz dostum, vijdan sahibi gecek bir liberal demokrat olarak medyanin bu tur utanc vesilesi olacak kararlari verdiginde bunu "aman kiskirtmayalim" diye halktan saklamasini bekleyemezssiniz. Anayasa mahkemesinde Merhum Turgut Ozal zamaninda atanan iki yargictan birinin esinin basini orttugunu,. oburununkinin ortmedigini , ikisinindende en azindam cumaya gittigini biliyoruz da' oburlerinin altina imza attiklari hukuk cinyetlerin bilmeyelimmi? Anayasa Mahkemesi, danistay, yargitay halka adalet hizmeti icin kurulmus kurumlardir. Verdikleri kararla 70 milyon etkiler. Bunlar halka karsi sorumlular; kararlari da, hukuk felsefeleri de seffaf olmalidir, eger demokrasi olma iddiamiz varsa. Siz iyi niyetle, resimlerinin konulmasinin dogru olmadigini dusunebilisiniz fakat dun ve bugun konusan malum agizlar, "bunun kisilere degil laik cumhuriyet yapilmis saldiri" oldugu uzerinde birlestiler. Neye hangi bilgiye dayanarak? Bu kurumun kendi kalelerindn oldugunun keni agizlarindan tescili degilse nedir? Vakit'i hedef gosterenle, orda durmuyorlar; esas sorumlu hukumetmuis, meclis cogunlugu imis. Bu isin nereye gittigini anliyorsunuz eminim. Sizin motifiniz farkli ama neticede.....Ve yapilmak isteneni hepimiz cok guzel teshis ettik. Bunun uzerine mal bulmus magribi gib atlayip maksimim killometre cikarmak. Siz o Anit-Kabir'e gidip alkis protestosu yapanlarin yuzlerindeki uzgun ifadeye bakmayin. Icleribnden "yasadik, bu isimizi gorur" diyorlar. Sahi soz acilmisken merak ediyorum, bu gun simdiye kadar 10 binden fazla yargi mensubu, rektor, ogretim uyeleri vb. Anit_kabir'e gidip alkislamis ve "mollalar cumhurbaskanligina cikamaz", "Turkiye laiktir laik kalacak" sloganlari atmislar. Yarin ertesi gun, daha ertesi gun, generaller, diger devlet memurlari siraya girecekler. Benim kafama takilan kucuk bir soru: Bunlar calistiklari islerden hangi maazeretle izin aldilar? Birikmis tatillerinimi kullandilar, yoksa ucretli olarak yani milletin kesesindenmi millete haddini bildirmeye gittiler? Peki ama bir silahli saldiri ile 2007 secimlerinde cumhurbaskanligina kimin secilmesini istedikleri ile ne baglanti vardiki? Ayni guruh Van'a "Cumhuriyet'in sembolu" hirsiz, ceteci, fisci Yucel Askin'a destek icin gittiklerinde gorevdemi idiler, izinlimi? Masraflari nereden karsilandi? Biliyorum bu son yazdiklarim size cevap degil; soz sozu aciyor.
"En hafif deyimle sorumksuzluk değil midir bu?" diyorsunuz Vakit icin? Dogrusu "degildir" demek zorundayim dostum. Hatta sorumulugun bir geregidir kanimca. "Kendi ayağına kurşun sıkmaktan ne farkı var bunun?" diyorsunuz.
Walla bu "basiretli, sogukkanli, itidalli, bilge durus" seksen kusur yildir denendi. Ben farkli bir poltikadan yanayim. Yok, kimsenin gidip yargic kursunlamasini falan teklif etmiyorum. Milletin bu ustundeki olu topragini atip, gucunun farkina varmasini, ve once korkuyu yenmesini, sonra "devlet" in ne oldugunu idrak etmesini, ve sonra hesap sormasini istiyorum. Hesap soran halkin olmadigi yerde demokrasinin varligindan soz edilemez. Boyle bir kamuoyunun olusmasinda da medya, munevverana gorev dusmektedir. Dolayisi ile Vakit'in yaptigi ahlaki yada "etiksel" olarak dogrudur; belki politik olarak yanlistir bu konjuktorde. O konuda son yargui henuz verilmedi. Bugun suc isnadi icin kullanilan deliller ilerde adama Nobel bile kazandirir. Onlari omurgalarindan dolayi takdir ediyorum. Eger yarin Vakit'in de Hizbullah, Aczimendiler, Fadime Sahin bilmem kimler gibi"derin devlet icadi" olduklari ortaya cikarsa "vay be kandirilmisim" derim. O zamana kadar onlar benim gozumde iyi niyetli, amator, dilsizlerin dilidir.
Bizim Vakit'e bu kadar vakit ayirirken sizin benim ve milletin ortak dusmanlari, parazitleri, vampirleri ellerin ogusturuyor zevkten dort kose oluyorlar. Baksaniza burada bile onlarin ezbelettikleri cumleleri tekrarlayanlar turedi. "Vakit'i kim dagitiyor" mus. Cumhuriyet'i kim dagiltiyorsa Vakit'ide o dagitiyor. Cumhuiyet battiginda Aydin Dogan'in parasi ile kurtuldu. Bakin agizlarindan cikan her cumle ile "ben fasistim" diye bagiriyorlar. Simdi bizim ajandamizda Vakit'mi olmali?
Vakit gazetesi konusunda anlasmamakta anlassak nasil olur?
Son olarak "ama akıl, mantık, sağduyu ve vicdan bizim rehberlerimiz olmamalı mıdır sevgili dostum?" diye sormussunuz.
Hmmm, dusunuyum bakiim. Hadi neyse olsun.
Yazan: Bekir L. ildirim Tarih: May 18, 2006 3:38 PM
E-mine Hanim,
Aslinda sizin otyaya cikardiginiz gercek, benim ifademde sakli referansti. Yani sizin su son yorumunuzdaki elestrinin tamami benim o bir cumlemde sakli idi. Eminim bunu Metin Bey anladi' sizinde okursaniz nlayacaginizi dusunum. Istihaza ve bir nebze sitem vardi "sendemi Brutus" cinsinden, yorumun onunla ilgili oldugu olcude(ki sadece onun icin degildi).
Daha once sizin ayni ifadenizi, yaptiginiz alintida elestiren bendenizin ayni cumleyi Metin Bey'e karsi kullanmam herhalde bir mesaj iceriyordu. Aksini yapip bilerek o tuzaga dusmezdim degilmi?
Zaten benim Vakit gazetesin elestiren islami hassasiyetli, demokrat, liberal, herhangi bilesimine yonelik elestirim geneldi; sadece burdaki yorumlari degil medyada da "biz onlar gibi degiliz" diyerek kenilerini "ilimli" gosterip, zalimin kendilerine birazcik daha insafli davanacagin zannedenlere yonelik genel bir serzenis idi. Bu metod, uzun zamandir cok konuda denendi. Kimseye yarar getirmedi. Bendeniz Mustafa Bey'le "Muslim Manifesto ve Kendime dair" basligi altindaki tartismalarimda, ABD ve diger Bati ulkelerindekilerle "Usame bizden degil biz ilimliyiz; Bati'ya karsi degiliz vb" diyenlerle girdigim tartismalarin altinda da ayni gorus yatar: Ahlaki dogru uzun vadede politik dogrudur. Vakit ahlaki yanlis yapmamistir; mevcut konujuktorde "politik yanlis" yapmis olabilir. Bu konudaki birinci yorumum ve Metin Bey'e yazdigim cevabi okursaniz daha detayli aciklamasini bulursunuz. Benim ilkesel durusumdur bu.
Selamlar, saygilar
Bekir L. Yildirim
Yazan: Bekir L. ildirim Tarih: May 18, 2006 3:55 PM
Bekir Bey,
Tüm yazdıklarınızın altına imzamı atmak istiyorum
Bu olaya dair yazılacak en güzel yazıyı siz yazdınız.
Haksızlık karşısındda susan dilsiz şeytandır.
Hayret ediyorum gerçekten. Laikçilerin gözü dönmesin diye hep susacak mıyız ?
Sustukça gözü dönen saldırgan bir güruh var.Ve onların istediği gibi düşünen başka bir güruh var malesef.
"basiretli, sogukkanli, itidalli, bilge durus"
Bunun aksini kim yaptı ?
O çok eleştirilen Vakit bile yapmadı.
Kim dünkü olayın vakitten dolayı yapıldıgını iddia edebilir ?
Niye hırsıza hiç kızan yok?
Vakit bu haberi yapmasaydı bu olay gercekleşmeyecekti öyle mi?Nerdeyse bu iddia edilecek.
Hiç anlayış sahibi olamıyoruz artık
Anlayın lütfen bu olayla su gazetenin bu gazetenin alakası yok.
"mollalar cumhurbaskanligina cikamaz"
Bugün seçimle gelmiş bir hükümetinn cumhurbaşkanı çıkarmasına gözü dönmüş bir şekilde karşı çıkanlar gazete manşetlerine mi bakıyorlar ?
Ben bunu bahane ettiklerine dahi inanmıyorum
Ugur mumcuyu da gazete manşetlerine bakan birileri mi öldürmüştü ?
O zaman bu gazete de yoktu.Lisedeydim.İnanan kesimler acaba o zaman kimi suçladılar .Kimi basiretsiz olmakla sucladılar. Ben hatırlayamıyorum. Bana hatırlatır mısınız
Hala akıllanamamışız ki hala bir tane gazeteyi tartısıyoruz ?
Hangi bürokratın namaz kıldıgını hangi bürokratın eşinin basının kapalı oldugunu her gün gazete müsveddelerinden okuyoruz da hangisinin din düşmanı halk düşmanı gerçek gerici bağnaz zorba
oldugunu niye bilmeyelim hem.
Ben bu tür yayınlar sayesinde yaptıgım işin en iyisi olmam gerektiğine karar vermiştim.
Tezgahı eleştirmek yerine gazeteyi eleştirenlere şaşırıyorum gerçekten.
Sadece ve sadece cumhurbaşkanlığı seçimi hedeflenmişken
Biz itidalli olmalıyız yok bilmem ne yapmalıyız gibi garip ifadeler çok anlamsız
Artık bizim senelerdir gerçekten mutedil olma dısında hiç bir şey yapmamıza rağmen bunların tekrarlandıgını görme zamanımız gelmedi mi?
Olayları idrak edemeyip de bir tane gazeteyi her şeyin müsebbibi görmeye devam edenlere duyurulur
Bu bütün despot uygulamaların sebebi de o gazetedir. Kapatalım huzura kavuşalım
O zaman her sorun çözülür
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 18, 2006 4:27 PM
Sözün kısası : "İnanç sömürüsüyle iktidara gelenler, inançlarını satmaktan çekinmezler!"
Yarın olacaklara bak. Bekleyip göreceğiz. Değişmeyen tek şey "biz değiştik" takiyyesi..
Saygılar,
Ataman Ertuğrul
Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: May 18, 2006 4:42 PM
"Fakat dini hassasiyeti olan bir gazetenin
bu tip provakatif hareketlerde asla bulunmaması
gerekir bence. Zaman gazetesinin de dini
hassasiyeti olduğu herkesçe
malum. Siz bu gazetede yapılmış böyle yanlış bir
haber görebiliyor musunuz?"
Provokasyon falan yok.
Utanmasak bu olay tezgah değil de gerçekten delinin biri Vakiti okumus gitmiş danıstay basmıs diyeceğiz.
Yukaridaki gibi düşünenler acaba farkında mısınız tamamen yuzde yuz boyalı kartel basınının agzıyla konustugunuzun
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 18, 2006 4:45 PM
Değişmeyen tek şey anlayış konusunda son derece problemli insanların anlayış seviyesi...
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 18, 2006 5:02 PM
Sözün kısası : "İnanç düşmanlığını hayat felsefesi yapanlar, her konuda aynı tezviratı savurmaktan kendilerini asla alıkoyamazlar!"
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 18, 2006 5:04 PM
Kıymetli Bekir Bey dostum,
Çok yoğunum ve işten kovulma pahasına vakitten çalarak yazabildim, onun için gecikti cevabım.
Öncelikle, bu cevabımı Suat Bey dostuma yazdığım cevaba ek yazım, Suat Bey dostumuzun linkini verdiği Fehmi Koru yazısında belirtilen 'Ülke istikrarlaştırma el kitabı', Belkıs Hanım’ın link verdiği Nazlı Ilıcak yazısında vurgulanan demokrasi talebinde ısrarlı olmak, ve benim link verdiğim Ekrem Dumanlı yazısı ile Dumanlı’nın zikrettiği Mehmet Altan yazısındaki öngörüler ışığında okumakta yarar var diyorum. Sonra yazınızdan alıntılar yaparak cevaplar vermeye çalışacağım:
“Ortada belirgin bir magdur ve belirgin bir magdur eden yada zalim/mazlum varsa, bu magdur etme/zulum eyleminin devam ettigi surece magdur/mazlum'a bir cesit "free pass" vermeyi bir vijadin gereklilik kabul ederim. (...) Magduriyet, mazlumiyet hali son erdiginde onlari da sorgulariz.” [BLY]
Ama “o zamana kadar” olabilecekler ne olacak? Zarar hanemize yazılmayacak mı? Yine kaybeden biz olmayacak mıyız?
“O zaman nerde ayri dusuyoruz? Herhalde surda:
"Hemen her gazetenin "kurumsal" (derin) yapı ve politikası ayrı, yazarları ve okurları ayrıdır ve Vakit bunun bir istisnası değildir." (MTP}” [BLY]
Bunu iyi ifade edememiş olabilirim. Nasıl ki bir simbiyoz olarak “derin devlet ve görünürdeki devlet” bir olgu ve bir veri ise, benzer şekilde ve mikro ölçekte “derin gazete ve görünürdeki gazete” de bir olgudur. Birinci sayfa, başyazı ve anamanşet, birer “derin gazete” araçlarıdır.
“İyi niyetli insanlarin da bu lincci guruhun ekmegine yag sure tavirlari beni yaraliyor.” [BLY]
Aman Allahım! Linççilik ve mesela ben! Ağzınızdan yel alsın sevgili dostum.
“Bu (...) kurumlar artik birer militan laikci, rantci sinifin kaleleri haline gelmislerdir. Su olay daha olur olmaz herbirinden cikan sesleri dinlemek dahi bunlarin mesruiyetlerinin olmadigini gostermektedir. Onlar icin kutsal gorev her halukarda "kendi siniflarinin" hakimyetini korumaktir.” [BLY]
Elbette.
“Vakit'in bu hukuk katillerinin resimlerini "boy boy" koymasina gelince. (...) Vijdan sahibi gecek bir liberal demokrat olarak medyanin bu tur utanc vesilesi olacak kararlari verdiginde bunu "aman kiskirtmayalim" diye halktan saklamasini bekleyemezssiniz.” [BLY]
Elbette bekleyemeyiz. Benim derdim “aman kışkırtmayalım” değil ama. “Kışkıracak olanlar” dindarlar değil ki; kışkırmaya dünden HAZIR ve GÖREVLİ, bindirilmiş provokatör kıtaları!
“Anayasa mahkemesinde Merhum Turgut Ozal zamaninda atanan iki yargictan birinin esinin basini orttugunu,. oburununkinin ortmedigini , ikisinindende en azindam cumaya gittigini biliyoruz da' oburlerinin altina imza attiklari hukuk cinyetlerin bilmeyelimmi?” [BLY]
Elbette bilelim. Ama zaafiyete düşmeden.
“Anayasa Mahkemesi, danistay, yargitay halka adalet hizmeti icin kurulmus kurumlardir. Verdikleri kararla 70 milyon etkiler. Bunlar halka karsi sorumlular; kararlari da, hukuk felsefeleri de seffaf olmalidir, eger demokrasi olma iddiamiz varsa. Siz iyi niyetle, resimlerinin konulmasinin dogru olmadigini dusunebilisiniz fakat dun ve bugun konusan malum agizlar, "bunun kisilere degil laik cumhuriyet yapilmis saldiri" oldugu uzerinde birlestiler. Neye hangi bilgiye dayanarak? Bu kurumun kendi kalelerindn oldugunun keni agizlarindan tescili degilse nedir?” [BLY]
Dedikleriniz doğru, katılıyorum. Ancak “işte onlar” deyip resim koymanın iki anlamı var. Birincisi düz anlamı, yani habercilik saikiyle yapılmış olma anlamı. İkinci ve asıl anlamıysa, satırarası anlamıdır, yani “işte o zalimler, bakın görün tanıyın” anlamı. Bunun provokasyon olmadığını kabul etsek bile, provokasyona açık yahut maruz kalabilecek yahut provokasyonu katalize edebilecek bir gaflet olmadığını neden ve nasıl düşünmezsiniz dostum? Suat Bey kardeşim diğer gazetelerinkileri alıntılayarak örnek vermiş; tamam ama fark var; üslup farkı var, öldürücü (”vahim” anlamında) bir fark bu.
“Vakit'i hedef gosterenler, orda durmuyorlar; esas sorumlu hukumetmis, meclis cogunlugu imis. Bu isin nereye gittigini anliyorsunuz eminim.” [BLY]
Gelin şunu kabul edelim: Vakit’in mass communication anlayışı, birinci sayfa gazeteciliği, manşet politikası, tam karşıtı olduğu Hürriyet gazetesininkinden farklı değil. Zalimin diline (üslubuna) zalimin diliyle (üslubuyla) cevap vermek, kendi kalesine gol atmaktır. Çünkü zalim, bu açığı değerlendirmesini çok iyi bilecektir ve her zaman da bilmiştir, şu anda da olduğu gibi. İşaret ettiğiniz husus tam da budur: Karşı tarafı kendi kalesine buyur etmiş olmak.
“Walla bu ‘basiretli, sogukkanli, itidalli, bilge durus’ seksen kusur yildir denendi. Ben farkli bir poltikadan yanayim. Yok, kimsenin gidip yargic kursunlamasini falan teklif etmiyorum. Milletin bu ustundeki olu topragini atip, gucunun farkina varmasini, ve once korkuyu yenmesini, sonra ‘devlet’ in ne oldugunu idrak etmesini, ve sonra hesap sormasini istiyorum. Hesap soran halkin olmadigi yerde demokrasinin varligindan soz edilemez. Boyle bir kamuoyunun olusmasinda da medya, munevverana gorev dusmektedir.” [BLY]
Basiret, soğukkanlılık, itidal, bilgelik asla pasifize olmak, destabilize olmak anlamına gelmez. Sanırım burada yanılıyorsunuz sevgili dostum. Bu alıntının dördüncü cümlesinden itibarenki kısmına tüm benliğimle katılıyorum.
“Dolayisi ile Vakit'in yaptigi ahlaki yada ‘etiksel’ olarak dogrudur; belki politik olarak yanlistir bu konjuktorde. O konuda son yargui henuz verilmedi. Bugun suc isnadi icin kullanilan deliller ilerde adama Nobel bile kazandirir. Onlari omurgalarindan dolayi takdir ediyorum. Eger yarin Vakit'in de Hizbullah, Aczimendiler, Fadime Sahin bilmem kimler gibi"derin devlet icadi" olduklari ortaya cikarsa ‘vay be kandirilmisim’ derim. O zamana kadar onlar benim gozumde iyi niyetli, amator, dilsizlerin dilidir.” [BLY]
Yukarıda söylemiştim, yine söyleyeyim: Ama “o zamana kadar” olabilecekler ne olacak? Zarar hanemize yazılmayacak mı? Yine kaybeden biz olmayacak mıyız?
“Bizim Vakit'e bu kadar vakit ayirirken sizin benim ve milletin ortak dusmanlari, parazitleri, vampirleri ellerin ogusturuyor zevkten dort kose oluyorlar. (...) Simdi bizim ajandamizda Vakit'mi olmali?” [BLY]
Evet. Ben de tam onu söylüyorum işte: Olmamalıydı.
“Vakit gazetesi konusunda anlasmamakta anlassak nasil olur?” [BLY]
Yok bence anlaşalım. Şöyle anlaşalım: Sizin (ve Suat Bey dostumun) sööleriyle benimkiler aslında birbirine ters düşen şeyler değil. Ben metodolojide ayrılıyorum, savunulan politikada değil.
“Son olarak ‘ama akıl, mantık, sağduyu ve vicdan bizim rehberlerimiz olmamalı mıdır sevgili dostum?’ diye sormussunuz.
Hmmm, dusunuyum bakiim. Hadi neyse olsun.” [BLY]
Bunu anlayamadım.
***
Bunları yazmıştım ki, E-mine Hanım’a verdiğiniz cevabı ve Özgür Aytekin’in sizi destekleyen yazısını gördüm. Devam ediyorum:
“(...) ‘biz onlar gibi degiliz’ diyerek kenilerini ‘ilimli’ gosterip, zalimin kendilerine birazcik daha insafli davanacagin zannedenlere yonelik genel bir serzenis idi. Bu metod, uzun zamandir cok konuda denendi. Kimseye yarar getirmedi. Bendeniz Mustafa Bey'le ‘Muslim Manifesto ve Kendime dair’ basligi altindaki tartismalarimda, ABD ve diger Bati ulkelerindekilerle ‘Usame bizden degil biz ilimliyiz; Bati'ya karsi degiliz vb’ diyenlerle girdigim tartismalarin altinda da ayni gorus yatar: Ahlaki dogru uzun vadede politik dogrudur. Vakit ahlaki yanlis yapmamistir; mevcut konujuktorde ‘politik yanlis’ yapmis olabilir.” [BLY]
Beni kesinlikle ama kesinlikle yanlış anlamışsınız: Benim Vakit’e yönelik eleştirimin, “biz onlar gibi degiliz, ılımlıyız” şeklindeki yalaka, mağlup, şizofren, sinik, loser tutumu önermekle, zalimin izafi insafına mazhar olma zannıyla filan ilgisi yoktur. Ben bambaşka birşey diyorum.
“Laikçilerin gözü dönmesin diye hep susacak mıyız?” [ÖA]
Hayır, elbette hayır. Ama doğruyu DOĞRU bir şekilde konuşmalıyız.
“Kim dünkü olayın vakitten dolayı yapıldıgını iddia edebilir?” [ÖA]
Zalimin kendisi iddia ediyor, çünkü altın tepsi içinde bu fırsat ona verildi.
“Niye hırsıza hiç kızan yok?” [ÖA]
Biz kızıyoruz. Entellektüel ve siyasi namusu olan herkes.
“Vakit bu haberi yapmasaydı bu olay gercekleşmeyecekti öyle mi? Nerdeyse bu iddia edilecek.” [ÖA]
Zalim iddia ediyor, tekraren: çünkü altın tepsi içinde bu fırsat ona verildi.
“Tezgahı eleştirmek yerine gazeteyi eleştirenlere şaşırıyorum gerçekten.” [ÖA]
Hayır, bu doğru değil. Gazeteyi, şiddetle eleştirdiğim(iz) tezgaha kendi eliyle fırsat verdiği için eleştiriyoruz(/m). Ha, burdan sakın şu anlaşılmasın: Efendim, Vakit öyle yapmasaydı, bu olay da olmayacaktı. Hayır, öyle değil tabii. Öyle olduğunu iddia edene embesil, moron falan denir ve ona kargalar bile güler.
“Olayları idrak edemeyip de bir tane gazeteyi her şeyin müsebbibi görmeye devam edenlere duyurulur. Bu bütün despot uygulamaların sebebi de o gazetedir. Kapatalım huzura kavuşalım. O zaman her sorun çözülür.” [ÖA]
Bunlar, duygusal bir tepkiyle söylenmiş sözler. Üzerime alınmaya gerek görmüyorum. Özgür Aytekin arkadaşıma biraz sükunet (azıcık da itidal) tavsiye ederim.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 5:32 PM
Özgür Bey,
Kartel medyasının ağzıyla konuşmuyorum
Derin devlet İslam'ı kullanıyor. Peki onların ekmeğine yağ sürenler kimler.
Ben şu mevzuyla ilgli demokratik bir bakışla bakamıyor olabilirim. Ama bunun sebebi kartel basınıyla aynı fikirde olmam değil aksine bu işlere İslam'ın alet ediliyor olmasından dolayı duyduğum derin üzüntüdür.
"Mü'min bir yılan deliğinden iki defa sokulmaz"
Türkiye puslu havaya sürükleniyor ve buna eskiden akit şimdi vakit alet oluyor.
Benim yazımdan alıntı yaptıktan sonra
"Utanmasak bu olay tezgah değil de gerçekten delinin biri Vakiti okumus gitmiş danıstay basmıs diyeceğiz."
demişsiniz. Yazımdan nasıl böyle bir çıkarım yaptınız anlamıyorum. Bu konu başlığı altında yazan bir kaç kişi hariç ben herkesin bu yaşananların anlamının ne olduğunu bildiğini ve tarihin tekerrür ettiğini gördüğünü düşünüyorum. Siz dahil...
Sizin yazdıklarınızı okuduktan hemen sonra öğrencilerimle okul kapanışı dolayısıyla İstiklal Marşı okuduk. Göz yaşlarımı zor tuttum. Biz daha çok oyuna geliriz.
Yazan: e-mine Tarih: May 18, 2006 5:54 PM
kisisel fikrim;
bence mesele kisisel onur meselesi olabilir.
adamın 3 kızkardesi varmıs.babası da mufettismis.
adamın tek erkek evladı.okumus avukat olmus.istanbul barosuna girmis.
su soruyu sormalıyız.
avukat neden kendi ust duzey meslektaslarına boyle bir ceza verme ihtiyacı duymus?
babasının tek evladı,saygın bir meslek sahibi bu vatandas neden hayatını bitirsin.bu az buz bir sey degildir.
o kisinin kendine gore haklı tarafları varmıdır?
gecmis donemde genc bir polis arkadasın artık klasiklesmis rusvet olaylarına dayanamayıp kafayı yedigini unutmayalım.
adaletin adaletsizligini en iyi avukat bilir.buda ona benzer bir olay olabilir mi?
daha onceki yorumumun yanlıs oldugunu da buradan belirteyim.sonra soyle dedin,boyle dedin demeyin.
Yazan: bercenay Tarih: May 18, 2006 6:16 PM
Bercenay Bey (?),
Lütfen ama lütfen artık yorumlarınızda biraz derinlere inmeye çalışın, korkmayın vurgun yemezsiniz.
Bu iş öyle basit bir iş değil. Kusturucu bir klişeye dönüşmüş olan "münferit vaka", "akli denge", hukuki ve cezai ehliyetsizlik" gibi dezenformatif, manipülatif, ahlaksızca, kasıtlıca "minik kuş"lara (bkz: Emin und Fatih) söyletilen laflar hep gerçeği gizlemeye matuf hinliklerdir. Hakim güçlerin topluma mırıldandığı, esrarlı (esrarengiz anlamından ziyade LSD'li anlamında) ninnilerdir.
Ah şu sizdeki milliyetçi damar yok mu!.. Ne desem faydasız! Korumayın faşist katilleri.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 18, 2006 6:55 PM
Bekir Bey,
Herhangi bir gazetenin yayını ile hem de böyle çok ciddi bir terör olayı arasında "nedensellik" bağı kurmuş değilim. zaten yazımda da bu profesyonel alçaklığın hangi "rasyonel" sebeplere dayandığını da gayet iyi açıkladığımı düşünüyorum.
ama şunu da söyleme hakkım var: Eğer bir gazete doğru dürüst İslami bilgisi de olmadan, üstelik dinin en katı ve savaş hukukunu andıran söylemiyle "sisteme başkaldırdığı" vehmiyle sistemden beslenen oligarşinin ekmeğine yağ sürecek söylemler gelişiyorsa ve buradan kendi halinde müslümanların canına okumak için bahane üretilmesine vesile oluyorlarsa orada durun derim. vakit, bu oligarşik yapı olmasa da söylem itibariyle sorgulanması gereken bir gazete.
elbette vakit ya da başkası manşet yaptı diye adam öldürülmesine sebep olamaz. ama "gerekçe olur".
üstelik bu insanların oturup önce dini eğitim almaları gerekiyor. din adına konuşmalarından uyuz oluyorum.
yok tepkileri adaletsizliğe, haksızlığa sömürüye ise o zaman da din üzerinden yapmalarına gerek yok. insani refleksler geliştirip bunu yapabilirler.
dediğimiz bu. yoksa katil ya da gerçek katillerin adresi gökyüzünde büyük harflerle yazılı. gözü olan herkes görebilir.
Yazan: nuri saglam Tarih: May 18, 2006 8:30 PM
Metin Bey dostum,
Once size ve e-mine Hanim'a yazdigim cevAplarda ilk ve cevabi yorumlarimin, kadar size ozel denebileck bir mesajin disinda genel olarak Vakit Gazetesi'ni sanik sandalyesine oturtmaya itirazimdi. biraz once haberleri seyrettim degisik kanallarda. Hemen hepsi ayni kalemden cikmisti ve hemen hepsi "vurun Vakit'e" mesajini iceriyordu. Bu noktada neden bu konjuktorde "magdu-mazluma bir cest free-pass vermeyi vijadini gereklik saniyorum dememi daha iyi anliyorsunz eminim.
Simdi artik kes-yapistir'dan vazgeciyorum. Isin hulsasina geelim. Sizinle, Mstafa Bey'le burda yorum yapan biorcok hanim ve beyle ayrildgimiz temel nokta evet "metod" uzerine. Ben sizlerin yaklasiminizin, (lutfen sahsi amlayin, kavramlastiriyorum) bir appeasment poltikasi oldugunu, dunyada, Turliye'de Arafat'tan, ABd'deki Islam Cemaatine kadar hekes taraf