« 'Provokasyonsa Bile Hükümet Suçlu', Öyle mi?!.. | Ana Sayfa | Misyonerler, Ulusalcılar, Haçlılar ve Haçsızlar »
May 21, 2006
Da Vinci Şifresi'nden Şifreler

[27 Mayıs 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]
Dan Brown'un aynı adlı romanından uyarlanan Da Vinci Şifresi adlı filmi izledim. Hıristiyanların, özellikle de Katoliklerin tepkisini çeken, bazı Müslüman ve Yahudi gruplar tarafından da Hıristiyanlarla dayanışma niyetiyle — yani aslında benim isabetli bulduğum bir yaklaşımla — ortaklaşa protesto edilen filmde enteresan bulduğum noktalar var.
Filmin Kilise'ye yönelik haksız suçlamalar içerdiğini kabul ediyor ve bu yönünü kınıyorum; ama Hz. İsa'ya yönelik bir iftira taşıyor gibi gelmedi bana. Nedenini anlatayım.
Kuşkusuz aslında filmden çok roman üzerinde konuşmak daha doğru olurdu. Ama ne yazık ki romanı okumadım. Fakat, bu romanın ele aldığı temayı işleyen literatürü iyi biliyorum. Dan Brown'ı "intihal" suçlamasıyla mahkemeye veren üç İngiliz yazarın kaleme aldığı The Holy Blood and the Holy Grail ve Messianic Legacy adlı kitapları okumuştum ve orada da gerçekten Brown'un işlediği konular anlatılıyordu. Brown, "intihal" yapmamış olsa bile geniş ölçüde ilham almış olmalı.
Her neyse. "Da Vinci Şifresi"ne gelelim... Bu yapıtta bir polisiye macera formatına sokularak işlenen temel tez, Hz. İsa'nın Katolik Kilisesi tarafından anlatılagelen hikayesinden farklı bir "gerçek hikayesi" olduğu. Bu hikayeye göre Hz. İsa ölmeden önce İnciller'de ismi Mecdelli Meryem olarak geçen kadınla evleniyor ve Mecdelli Meryem ondan hamile kalıyor. Hz. İsa İnciller'e göre çarmıha gerildikten sonra da Mecdelli Meryem Filistin'den ayrılıp Avrupa'ya gidiyor. Orada çocuğunu doğuruyor. Doğan çocuktan bir "kutsal soy" başlıyor ve 2000 yıl boyunca kesintisiz devam ediyor. Bu kutsal soyu ve onun "alametlerini" korumayı kendilerine görev edinen Prieuré de Sion gibi tarikatlar, şifreler, gizli haritalar, yeminlerle dolu gizemli bir dünya kuruyorlar.
Tüm bunlar tek kelimeyle spekülasyon. Tarih-kurgu. Zaten hiç bir ciddi tarihçi tarafından da ciddiye alınmıyor. Ama yine de Da Vinci Şifresi'nin işaret ettiği bir noktayı kayda değer buluyorum: Hz. İsa'nın gerçek hikayesinin Katolik Kilisesi tarafından sistematize edilen — ve bu Kilise'den ayrılan Doğu Ortodoksları ve Protestanlar tarafından devralınan — geleneksel anlatımdan farklı olabileceği. Da Vinci Şifresi "öğrencileri tarafından bir öğretmen ve peygamber olarak görülen, fakat asla Tanrı sayılmayan İsa, zamanla tanrılaştırıldı" mesajını veriyor ki, Hıristiyanlık tarihini inceleyen pek çok objektif uzmanın görüşü de zaten bu yöndedir.
Filmdeki en akılda kalıcı sahnelerden biri, 325 yılında Roma İmparatoru Konstantin'in gözetiminde toplanan ünlü İznik Konseyi. Hz. İsa'nın tabiatı hakkındaki farklı görüşlerin "karara bağlandığı" bu konseyde; "İsa yaratılmıştır" görüşünü savunan, yani onun tanrılığı iddiasını kabul etmeyen Mısırlı din adamı Arius ile, Hz. İsa'nın "Tanrı" olduğunu savunan görüşün çatıştığını, sonunda ikincisinin galip geldiğini ve Ariusçuluğun "sapkınlık" ilan edildiğini biliyoruz. Yani Hz. İsa'nın insani bir kararla "tanrılaştırıldığını"...
Hıristiyanların, Kilise'yi gerçekten de haksız yere kötüleyen ve karalayan Da Vinci Şifresi'ne duydukları tepkiyi anlıyor ve paylaşıyorum. Ancak yine de şu soruyu sormadan edemiyorum: Ariusçuluğun "sapkınlık", öteki görüşün "doğru Hıristiyanlık" olduğunu nereden biliyorsunuz? Ya tam tersi doğruysa?..
Bu konuda daha detaylı bilgi edinmek isteyenlere, İsa Tatlıcan'ın Hıristiyanlığın Gizli Tarihi adlı kitabını öneririm.
Bir keresinde bir Hıristiyan dostuma, "aslında ben de Hıristiyanım" demiş ve eklemiştim, "ama Ariusçuyum." Da Vinci Şifresi'nin bir yararı Hıristiyanlar ve Müslümanların ortak tepkiler vermesi ise, bir diğer yararı da her iki din için mükemmel bir ortak zemin olan Ariusçuluğun yeniden akla gelmesi olabilir.
Ben Da Vinci Şifresi'nde en çok bu "şifre"yi ilginç buldum. Bir de "insan olmasına rağmen tanrılaştırılan İsa" teması üzerine, Markos İncili'nde yer alan şu önemli pasajı hatırladım:
İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O'na, "İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?" diye sordu. İsa ona, "Bana neden iyi diyorsun?" dedi. "İyi olan tek biri var, O da Tanrı'dır. O'nun buyruklarını biliyorsun: `Adam öldürme, zina etme, hırsızlık yapma, yalan yere tanıklık etme, kimsenin hakkını yeme, annene babana saygı göster.'" (Markos 10: 17-19)
Evet gerçek Hz. İsa, kendisine "iyi" diyene bile, "iyi olan tek biri var, O da Tanrı'dır" diyen; kendisinin de O'nun elçisi, mesihi ve kulu olduğunu öğreten bir peygamberdi. Ne mutlu onu doğru anlayanlara...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 21, 2006 4:43 PM




Mustafa Akyol: "Filmin Kilise'ye yönelik haksız suçlamalar içerdiğini kabul ediyor ve bu yönünü kınıyorum; ama Hz. İsa'ya yönelik bir iftira taşıyor gibi gelmedi ama. Nedenini anlatayım."
Nedenlerinizi okudum Mustafa Bey ama argümanlarınızı bu noktada dayandırmanız gereken kaynakların başında İncil gelmeliydi. İncil gelmediği için İsa Mesih'e iman edenlerin Da Vinci'nin şifresinden nasıl infial duyduklarını anlayamıyorsunuz. İsa Mesih'e Rab ve Kurtarıcı olarak tapınan insanlar için O'nun basit bir evlilik ilişkisiyle lekelenmesi iğrenç bir atıftır. Bununla birlikte yine basit bir soy ilişkisiyle İsa Mesih'in kurtarış planının içinin boşaltılmaya "çalışılması" aynı iğrenç kafaya ait düşünceler. Bunlar yeni iddialarda değil üstelik kilise 1500 yıldır bu iddialara cevaplar verdi. Herkes İznik Konsilinde İncil tombalası atıldı sanıyor ama konsilin başlıca amacı sapkın iddialara akl-ı selim cevaplar vermekti ve verildi. Kilise kaynaklarına bakabilirsiniz en azından. Ama Türkiye de Hıristiyanlığı İslami değerler ve ön görüler üzerinden değerlendirdikleri için Da Vinci şifresi çok tehlikeli gelmiyor kimseye. Ama Türkiyeli bir İsa Mesih imanlısı olarak şunu söylemeliyim ki kitap ve film 1500 yıllık gnostik akılsızlıklarla dolu. "Da Vinci'nin Şifresinin Kırılması" adlı yapıtta tarihsel ve kavramsal olarak tamamen yanılgılarla dolu olduğunu görebilirsiniz. Hani onların iddia ettiği gibi hasır altı edilmiş büyük kayıp belgeler değil, tüm dünyanın gözü önünde duran gerçeklere dayalı resmi belgeler sözünü ettiğim.
Neticede yinede vurgunuzda ki ve yaklaşımınızda ki saygıdan dolayı teşekkür ederim. Biz bir Hıristiyan radyoda AT'la ilgili sizden kaynak almış ve yayınlamıştık, sizden de bu konularda bize en azından kaynak konusunda sorabileceğinizi elimizden geleni yardımı yapabileceğimizi bilmenizi isterim.
Sevgiler
Gökhan...
Yazan: Gökhan Tarih: May 21, 2006 10:32 PM
Dan Brown'i Angels&Demons kitabi ile okumaya baslamam benim icin kotu oldu. Benzer seyleri cok fazla kullandigi The Da Vinci Code kitabindan diger insanlarin aldigi zevki alamadim. Digital Fortress olsun Deception Point olsun yazdigi kitaplarda cikamadigi bir kalip var. Kitaplarinin hepsinde hikayesini birlestirebilmek icin basvurdugu zorlama olaylar var.Okuyucuda; Roman icinde verilen gercek bilgiler ile gercek olmayanlarin mix yapilmasindan kaynaklanan "Hepsi gercek mi?" sorusu ise bence yazarin degil okuyucunun problemi.
Esinlendigi hakkindaki elestirilere ise mahkeme gibi ben de katilmiyorum. Bence Angels&Demons'i yaparken elde ettigi farkli bilgileri boyle bir roman icin birlestirdi.
Hristiyanlik ise zaten gittikce sekilleniyor ve bu tur tartismalari icinde yapiyor. Ozellikle Amerika'da domuz yemeyen gruplardan "Isa bugun elektrikli sandelyede oldurulseydi, elektrikli sandalye kolyesi mi bogazimiza takacaktik?" diyerek hac takmayan gruplara bile rastlamak mumkun. Kazilarda bulunan ilk incil sayfalarinin neden gunumuz dillerine cevrilmedigi tartismalari da suruyor.
Yazan: fatih demir Tarih: May 21, 2006 10:41 PM
Gokhan bey,
Ben de saygılı üslubunuzdan dolayı teşekkür ederim. Hıristiyan teolojisi konusunda tabii ki söz söylemeye sizin kadar yetkin değilim, ancak Mesih'in evlenmesi fikri bir Müslüman olarak bana hakaret olarak gelmiyor. Aslında evlendiğine dair bir kanıt yok tabi, bu bir spekülasyon, ama tahkir boyutuna gelmeyen bir spekülasyon gibi geliyor bana. (Mesih'in "tam insan" olduğu Hıristiyan inancında da onaylanıyor bildiğim kadarıyla. Yemek yediği, susadığı, acı çektiği ortada. Evlilik de insani bir durum.)
Fakat Mesih'in mucizelerini, bakire doğumunu, hatta varlığını inkar edenlere karşı kuşkusuz aynı saftayız. AT konusundaki çalışmaların size yardımcı olmasına da sevindim.
Şunu da ekleyeyim: Filmde "insanlığı Kilise baskısından kurtaralım" diye bir mesaj vardı. Bu, tamamen saçma. Bu çağda insanlar üzerinde fikri despotizm kuran en önemli "kilise", "materyalizm tapınağı"dır diye düşünüyorum.
Saygılarımla,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 21, 2006 10:59 PM
Filmini izlemedim ama kitaptaki kurgusu çok güçlü yazarın... İslam kaynaklarında Magdalalı Meryemden bahsedilmiyor bildiğim kadarıyla ama Hz.İsa'nın evlenmediğine dair hadisler var. Kilise tabi evlenmesine tanrının oğluna evlenmeyi konduramadığı için karşı çıkıyor. Kitapta ilginç bölümler var: Hz.İsa'nın el yazısıyla yazılmış Sangreal belgelerinden ve bu belgelerde Hz.İsa'nın insan bir peygamber olduğundan bahsedildiğini söylüyor. Böyle bir belge olmasa dahi bu, Kilise karşıtlarının nasıl bir hiristiyanlık düşüncesini tercih ettiği konusunda fikir veriyor. Yine kitapta 80 kadar incilden 4 incili yazdıranın pagan Roma imparatoru Constantin olduğundan ve bunu hiristiyanlığın gelişmesi önünde durmak yerine siyasi bir adımla Roma'yı hiristiyanlığın merkezi haline getirdiği, bununla beraber pagan inancına ait sembolleri nasıl hiristiyanlığa soktuğuna dair çok güzel örnekler variyor. Bir tanesi Pazar ayinleri. Sun-day güneşe tapan pagan inancından hiristiyanlığa aktarılan bir ritüel Dan Brown'a göre... Da Vinci şifresi karikatür krizinden çok Salman Rüştü krizine benziyor. O tarihte hiristiyan dünyası olup biteni uzaktan seyretmişti. Hiç bir kınama hatırlamıyorum... Bu konuda da nasıl bir destek verebiliriz bilmiyorum. Yani, Dan Brown'a karşı kiliseye destek vermek için adamın da yanlış bir şey söylemiş olması gerekiyor ki haklı olsun. Söylememiş ki...
Yazan: blue Tarih: May 21, 2006 11:37 PM
Filmi izlemedim; kitabi hayli zaman once okudum.
Her romanda bulunan fantastik bazi kurgularin haricinde, temel hareket noktasini pek de anlamsiz bulMAdigimi soylemeliyim.
Dan Brown, iyi bir romanci sayilabilir ve belki de en iyi eseri de budur bile denebilir.
Neyse. Hatirimda kaldigi kadariyla:
Kutsal Kase (Holy Grail) menkibesinden ya da efsanesinden yola cikarak, Kutsal Kase'nin aslinda (Hz) Meryem'i temsil eden bir sembol oldugunu, bunun da kadin rahmine karsilik geldigini, (Hz) Meryem'in soyunun bugun de (gizlenmek zorunda kalarak) devam ettigini, bir erkek-egemen muessese olan Kilise'nin (Papalik) erkek-egemen karakterini devam ettirebilmek icin (Hz) Meryem'i denklemin disinda tutmak icin turlu cesitli tahrifler yaptigini yaziyordu.
Bu cizgide, Gokhan beyin baktigi yerden 'igrenc' dedigi turden seyler bulunabilir; ama, Papalik'in kutsal bir sey olMAdigini, hatadan munezzeh olMAdigini, soylemek bunlardan birisi olmasa gerek.
Sonucta, Papalik, dunyevi bir muessesedir, ve tarihte akla hayale gelmeyecek cirkinliklerin, igrencliklerin --Papa seviyesinde-- yasandigini da biliyoruz. Kurulusunun siyasi agirlikli oldugunu da biliyoruz.
Toplanis yeri ve gerekcesinin belirlenmesi, toplanmasina izin ve imkan verilmesi, katilacaklarin kim oldugunda soz hakki vb hep gunun siyasi otoritesine ait olan Konsillerin surec ve sonucunun gayr-i siyasi olabilecegini dusunmemiz icin cok fazla sebep yok galiba.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: May 22, 2006 12:14 AM
Gokhan Bey,
Mustafa Bey, Muzmin Bey ve Blue birtakim elestrilerinize cevap vermisler. Ben sahsi hassasiyetim olan ozellikle Muslumanlarla ilgili bir iki konuya deginecegim. Once ne kitabi okudugumu nede filme gittigimi soyleyeyim. Kitabi okumayi dusunmuyorum; filme belki giderim. Daha ben "Guantanamo Yolu" na dahi gitmedim,. Siz gittinizmi? Nasildi?
Gelemim elestrilerinize:
"İsa Mesih'e Rab ve Kurtarıcı olarak tapınan insanlar için O'nun basit bir evlilik ilişkisiyle lekelenmesi iğrenç bir atıftır. Bununla birlikte yine basit bir soy ilişkisiyle İsa Mesih'in kurtarış planının içinin boşaltılmaya "çalışılması" aynı iğrenç kafaya ait düşünceler. Bunlar yeni iddialarda değil üstelik kilise 1500 yıldır bu iddialara cevaplar verdi. Herkes İznik Konsilinde İncil tombalası atıldı sanıyor ama konsilin başlıca amacı sapkın iddialara akl-ı selim cevaplar vermekti ve verildi. Kilise kaynaklarına bakabilirsiniz en azından. Ama Türkiye de Hıristiyanlığı İslami değerler ve ön görüler üzerinden değerlendirdikleri için Da Vinci şifresi çok tehlikeli gelmiyor kimseye. Ama Türkiyeli bir İsa Mesih imanlısı olarak şunu söylemeliyim ki ...." (Gokhan}
1. Mustafa Bey bunu cevaplamis. Benim ilvem su: "Siz Turkiyeli bir Isa Mesih imanlisi" olarak bunlari soyluyorsunuz. Mustafa Bey ise Turkiyeli bir Allah imanlisi olarak konussa ne dersiniz? Mustafa Bey'in soyleminde Islam inancindaki ehl-i kitaba saygi, Hz. Isa'ya saygi Islam terbiyesindeki baskalarinin kutsallarina sayginin varligini herhalde takdir ediyorsunuz. Bundan fazlasini istemeniz dogrumu?
2. " Ama Türkiye de Hıristiyanlığı İslami değerler ve ön görüler üzerinden değerlendirdikleri için Da Vinci şifresi çok tehlikeli gelmiyor kimseye." neyin nesi oluyor?
Yoksa Da Vici Sifresi'ni Turkiye'li muslumanlarmi yazdirdi? Filmini Hollywood'daki Turk Muslumanlarmi yapti? Aranizdaki mesele. Engizisyon veya Holocaust gibi. Hallediverin lutfen. Bizi karistirmayin. Hacli seferleri bizide ilgilendiriyordu tabii.
Ustelik Mustafa Bey'in linkini verdigi, bir Islami gazete olan Zaman'daki yazida aynen soyle deniyor:
"[İ]şte kutsala hakaret karşısında işbirliği açısından olumlu gelişme de burada ortaya çıkıyor. Hindistan’da önemli Müslüman gruplardan biri, filme karşı Hıristiyanlarla birlikte protestolara katılacağını açıklıyor. Hindistan gazeteleri, dün “Da Vinci Şifresi, Müslümanlarla Hıristiyanları birleştirdi” başlığıyla çıktı.
‘Hindistan Sünni Alimler Cemiyeti’ tarafından yapılan açıklamada filmin Hz. İsa’ya iftira attığı belirtildi. Örgütün Genel Sekreteri Mevlana Mensur Ali Han ise şu açıklamayı yapıyor: “Kur’an, Hz. İsa’yı bir peygamber olarak tanıtıyor. Bu kitap ve filmin söylediği ise hem Hıristiyanlara hem de Müslümanlara saldırıdır. Hindistan’daki Müslümanlar, ortak dini inancımıza saldırı karşısında Hıristiyan kardeşlerimize yardım edecektir.” Hindistan’daki diğer Müslüman örgütler de ülkede yaşayan 18 milyon Katolik’i üzen filme tepki gösteriyor. Hatta Müslüman ve Hıristiyan liderlerin Bombay’da siyasi temsilciler ve polise birlikte görüşüp tepkilerini iletiyorlar.
Umarız sonuç alırlar. Ama bir netice çıkmasa da bu, kutsala saygı paydasında örnek bir hareket.".
Muslumanlardan ne Da Vinci Sifresi'ni ne Jesuas Christ Superstar, Last Temptation of Christ Judeo-Cheristian yapitlarini destekleyen hicbir soylem gelmedi'; bilakis hepside kinandi.
Buna karsilik ben size Islam, Islam Peygamberi, Allah, muslumanlara burada tekrar edemeyecegim hakaretler, kufurler iceren binlerce kilise, papaz, ve site gosterebilirim. Salman Rustu ve karikaturleri hatirlatmis diger yorumcular.
Burada "Turkiye'li muslumanlari" elestrimeniz fazla SIK olmadigi gibi akillica bir taktikte degil. Cunki butun dinlerin birlestigi minimum ahlaki degerler uzerinden "kim tarihi boyunca ve bugun ne yapti, ne yapmadi" sorgulamasina gireriz ister istemez...
"Biz bir Hıristiyan radyoda AT'la ilgili sizden kaynak almış ve yayınlamıştık, sizden de bu konularda bize en azından kaynak konusunda sorabileceğinizi elimizden geleni yardımı yapabileceğimizi bilmenizi isterim." (Gokhan}
Mustafa Bey yardim teklifinizi degerlendirecekir eminim. Yalniz sizin "AT konusunda Mustafa Bey'den aldiginiz" yardim ile bu konuda sizin yapamak istediginiz yardim arasinda bir esitlik veya paralellik kurmanizi biraz garipsedim.
Siz AT konusunda Mustafa Bey'in bilgisine o musluman oldugu icin, veya Turk oldugu icin degil AT teorisinin kendi Hiristiyan inancinizi da destekledigi icin bas vurdunuz. Ondan "Islam'da yaradilis" mevzuu uzerine bilgi alip yayinlamis olsa idiniz anlardik.
Sizin ondan istediginiz ise bir Musluman'a Islam'in aciklik getirdigi bir konuda sizin Hiristiyanlik versiyonunuzun bakisi uzerinden degerlendirme yapmasi. Onemli bir fark kanimca.
Bekir L. Yildirim
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 22, 2006 2:50 AM
Kitabı okuyan ve filmi izleyen biri olarak;
Eger bir peygamber soyundan gelmiş olsaydım bunu gizlemek değil, kanıtlamak için çaba harcardım. Saklanması degil, kıvanç duyulması gereken bir olgu diye düşünüyorum.
Konu ile ilgili National G. Tv'de 4-5 aydır sürekli rastladığım bir program var. Kitabın izleri sürülüyor ve bazı kiliselerde din görevlilerine de aynı soru soruluyor. Söyledikleri şu; "İnanmamakla birlikte çok saçma bir fikir de değil.Mantıklı" ..Sn. Akyol'unda dediği gibi yemek yediği, susadığı, acı çektiği ortada.Bu yoruma desteklerin de çıkış noktası bu sanırım. Hz. İsa peygamberin insan olması fikri..
Filmde bir cümle vardı:"Herkes görmek istediğini görür"! Filmin tamamına katıldığımı söyleyemem ama bu cümleye katılıyorum. Bırakalım herkes görmek istediğini görsün, inancını kimseyi rencide etmeden, saygı çerçevesinde söyleyebilsin.
Dan Brown'un kitap formatı ile ilgili yorumlara katılıyorum. Melekler ve Şeytanlar Da Vinci ile anlatım tarzı olarak neredeyse aynı. Dijital Kale'ye de başlamış ancak bu nedenle bitirememiştim..
Yazan: sazer Tarih: May 22, 2006 9:57 AM
Bende filmi dün izledim ancak bana garip gelmedii hemde hiç ne kilise nede hz. isa hakaret görmüş değildi bana göre ayrıca Hz İsa'nın evlenmeside bence çok normal çünkü, o zaman şartlarında 14 yaşındaki insanlar evlenirken 33 yaşına kadar bir insanın bekar kalması bana anormal gelir doğrusu yinede(en doğrusunu ALLAH bilir sonuçta imani bir konu değil)birde benim ilgimi çeken, başka bişey daha oldu kimse bundan bahsetmedi galiba yorumlar erkeklerden geldiği için pek dükakatlerini çekmedi bu husus:) kadınların engizisyuon mahkemelerinde, cadı suçlamalarından öldürülmesi daha önce bununla ilgili belgeseller izlemiştim ve orada çeşitli araştırmacı akademisyenlerin yorumları vardı ama filmin bahsettiği yönde değil galiba o dönemde, isanın soyundan gelen kadınlar aranıyordu ve olabileceği ihtimali, üzerine durulup kadınlar öldürülüp bu sayede İsanın soyundan gelme ihtimali olan kadınlar cadılık bahaneleriyle öldürülüyorlardı. ayrıca İSA TATLICANIN kitabını bende tavsiye ediyorum..
saygılar
Yazan: belkıskübra Tarih: May 22, 2006 11:01 AM
Bekir L.'ye ithafen;
Bekir Bey siz eleştirimi sadece Türkiyeli Müslümanlara yönelik gördüğünüz için tüm eleştiriniz o yönde şekillenmiş ama benim meselem salt bu olmadığı için tümüne cevap vermeyeceğim.
Mesele şu; Hıristiyanlık tamamen kendi değerlerinden arındırılıp Hıristiyanlık eleştirisi yada değerlendirilmesi yapılıyor. O zaman diyorum ki "bu tek taraflı hatta daha sert bir tanımla gerçeği gizlemeye dönük en amiyane tabiriyle iki yüzlüce bir eleştirme yöntemi. Hiç kimsenin Türkiye de yada Avrupada Hıristiyanlar otoritelerden konuyla ilgili fikir aldığı yok. Ama Tom Hanks ruhsal otorite ilan edildi. Sadece bir oyuncu olarak konuyla ilgili en derin yorumları o yapıyor. Peki nerede Lancaster Seminary'nin müdürü, yada Güney Baptistlerinden kimler konuşmuş veya Kıptiler ne diyor, Katolikler, Türk Hıristiyanları??? Ama siz Avrupada ve ABD'de konuşan her sarışın mavi gözlüyü Hıristiyan otorite bellediğinizden sorun küçülmüyor büyüyor benim gözümde. Kim yaptı bu filmi demişsiniz??? Söyleyeyim Hıristiyanlık karşıtları yaptı! Ben her Hıristiyanlık karşıtı dediğimde aklınıza Müslümanları kastettiğim gelmesin zira şimdiye dek hiç kastetmedim. O halde Arap topraklarından konuşan her esmeri müslüman sanırdım ki ben bunu yapmam çünkü bir sürü Arap Mesih inanlısı tanırım.
Bence olayları daha nesnel bir zemine çekelim o zaman gerçeğe yaklaşacağız.
Yazan: Bekir L. Tarih: May 22, 2006 11:55 AM
"Biz bir Hıristiyan radyoda AT'la ilgili sizden kaynak almış ve yayınlamıştık, sizden de bu konularda bize en azından kaynak konusunda sorabileceğinizi elimizden geleni yardımı yapabileceğimizi bilmenizi isterim." (Gokhan}
Mustafa Bey yardim teklifinizi degerlendirecekir eminim. Yalniz sizin "AT konusunda Mustafa Bey'den aldiginiz" yardim ile bu konuda sizin yapamak istediginiz yardim arasinda bir esitlik veya paralellik kurmanizi biraz garipsedim.
Siz AT konusunda Mustafa Bey'in bilgisine o musluman oldugu icin, veya Turk oldugu icin degil AT teorisinin kendi Hiristiyan inancinizi da destekledigi icin bas vurdunuz. Ondan "Islam'da yaradilis" mevzuu uzerine bilgi alip yayinlamis olsa idiniz anlardik.
Sizin ondan istediginiz ise bir Musluman'a Islam'in aciklik getirdigi bir konuda sizin Hiristiyanlik versiyonunuzun bakisi uzerinden degerlendirme yapmasi. Onemli bir fark kanimca.
Bekir L. Yildirim
-----------------------------------
Burada ne anlatmak istediğinizden hiçbir şey anlamadım ama benim orada ki mesajım Mustafa Bey'e kişisel bir serzenişti kendisi de bunu anladığını belirtti size ne oldu anlamadım?
Yazan: Gökhan Tarih: May 22, 2006 11:57 AM
Gokhan Bey,
Bana birsey oldugu falan yok. Gayet iyiyim Elhamdulillah. Burda yaptiginiz yorumlarin kisiye ozel mesajlar degil herkesin tartismasina acik olarak yapildigini hatirlamama gerekmi var?
Ne demek istedigimi Mustafa Bey dahil herkesin anladigindan eminim. Buranin entellektuel seviyesi oldukca yuksektir.
Bana cevap verecekseniz once bir hitabet minimum adab-i muaseret geregidir. Bilmiyorum siz "Isa Mesih'e inanan Turkiyeliler"in farkli bir adabi varsa. Yazimin icersinden sadece AT ile ilgili kurnazliginizi ortaya cikaran "anlayamadiginiz" cumlemi secmenizden diger argumanlarima verecek cevap bulamadiginizimi anlamaliyim? Mesela bir Islami gazete deki yazidan cikan "Da Vinci sifresi hakkinda bazi muslumanlarin Hiristiyanlara verdigi destek", "islamin kutsallarina yapilan hakaretler konusunda Judeo-Hiristiyan dunyasinin tavri ve bu konuda herkesin dunku ve bu gunku ahlaki durusu gibi konulara deginmistim yorumumda. Sizin "serzenisiniz" e ben Mustafa Bey adina cevap vermiyorum. Aranizda mutabakat varsa ne guzel. Buradaki bir musluman yorumcu olarak kendi adima diyorumki: Aranizdaki mesele; gidin "serzenisinizi" kendi Judeo-Christian din kardeslerinize yapin. Kitabi yazan da , filmini yapanda sizsiniz. "Turkiye'deki muslumanlarin Islami ongoruleri"ni falan karistirmayin isin icine. Bundan size ekmek cikmaz.
Ben hala Da Vinci sifresi'ne de Guantananamo Yolu'na da gitmedim. Siz gittinizmi, nasildi?
Bekir L. Yildirim
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 22, 2006 2:22 PM
Gokhan Bey,
Bana birsey oldugu falan yok. Gayet iyiyim Elhamdulillah. Burda yaptiginiz yorumlarin kisiye ozel mesajlar degil herkesin tartismasina acik olarak yapildigini hatirlamama gerekmi var?
Ne demek istedigimi Mustafa Bey dahil herkesin anladigindan eminim. Buranin entellektuel seviyesi oldukca yuksektir.
Bana cevap verecekseniz once bir hitabet minimum adab-i muaseret geregidir. Bilmiyorum siz "Isa Mesih'e inanan Turkiyeliler"in farkli bir adabi varsa. Yazimin icersinden sadece AT ile ilgili kurnazliginizi ortaya cikaran "anlayamadiginiz" cumlemi secmenizden diger argumanlarima verecek cevap bulamadiginizimi anlamaliyim? Mesela bir Islami gazete deki yazidan cikan "Da Vinci sifresi hakkinda bazi muslumanlarin Hiristiyanlara verdigi destek", "islamin kutsallarina yapilan hakaretler konusunda Judeo-Hiristiyan dunyasinin tavri ve bu konuda herkesin dunku ve bu gunku ahlaki durusu gibi konulara deginmistim yorumumda. Sizin "serzenisiniz" e ben Mustafa Bey adina cevap vermiyorum. Aranizda mutabakat varsa ne guzel. Buradaki bir musluman yorumcu olarak kendi adima diyorumki: Aranizdaki mesele; gidin "serzenisinizi" kendi Judeo-Christian din kardeslerinize yapin. Kitabi yazan da , filmini yapanda sizsiniz. "Turkiye'deki muslumanlarin Islami ongoruleri"ni falan karistirmayin isin icine. Bundan size ekmek cikmaz.
Ben hala Da Vinci sifresi'ne de Guantananamo Yolu'na da gitmedim. Siz gittinizmi, nasildi?
Bekir L. Yildirim
---------------------------------------
Bekir L'ye ithafen;
Adab-ı Müaşeret konusunda Türkiyeli Hıristiyanlar klan tepkisi vermezler. Ayrıca herhangi bir konuda klan tepkisi vermezler. Benim adabımda üstü kapalı hakaret edenlere en azından adıyla hitap edebilme terbiyesi var. O gayreti gösteriyorum sadece anlamış olmanız lazım. Ayrıca ortamın entellektüel düzeyiyle ilgilenmiyorum. Mustafa Bey'e açıktan bir mesaj ilettim cevabımı aldım sizin o konuda ki yaklaşımınızı hala manasız buluyorum.
Söylediğiniz şeylere cevap bulamama zorluğum yok. İslama hakaretten bahsetmişsiniz. Kim yaptıysa kandan beslenen odaklara hizmet ediyor, karikatür krizine dokunmuşsunuz kimin elinden çıktıysa düşmanlığı körüklüyor bu anlamda şeytana hizmet ediyor. Guantanamo'ya doğru yelliyorsunuz sürekli sohbeti, söyleyeyim kim nerede hangi amaçla sivil insanlara kastediyorsa katildir. Bu açıdan Irak Savaşı ABD tarafından katliamla sürmektedir, Irak'ta ve Afganistan'da ortaya çıkan terörist gruplar aynı oranda kirlidirler. Beyefendi benim hiçbir politik kaygım yok. Benim bu filmden duyduğum rahatsızlık sadece ama sadece inançlarımla ilgili. Judeo-Christian falan demişsiniz yok öyle uluslararası bağlantıların sözcülüğünü yapmak falan. Hayal görüyorsunuz siz. Şu ülke de 2500 (maks.) tane insanız. Kendimizi ifade etmekte en çok zorlandığımız zamanlarda, bu tür filmleri kalkıp eleştirmek ve bu konuda söz hakkı istemek en tabi hakkımız. Sizin kavganız diyorsunuz sürekli. Bende onu diyorum. Entellektüel alt yapınızın güçlü olduğunuzu söylüyorsunuz ama sanırım sosyolojiden taraf değil. Avrupa ve ABD insanının din adına her yaptığını Hıristiyanlığın meselesi olarak algılayamazsınız. Mooncular, Yahova Şahitleri, Mormonlar, ABD İslamcıları (Arabic-American), v.s oluşumları açıklayamazsınız o zaman. Yani bu filmi yapanlar Hıristiyanlık karşıtlarıdır bu Hıristiyanlığın iç meselesi falan değildir.
Ben ekmek çıkarmak için kimseye asılsız yaklaşımlarda bulunmuyorum. Ekmeğimi verene hamdolsun, eksiğim yok!
Guantanamo Yolu'na gitmedim. Ya siz Uluslararsı Af Örgütü'nün hangi faaliyetlerine katkıda bulundunuz? Ben bulunmadım da!
Yazan: Gökhan Tarih: May 22, 2006 3:13 PM
Sevgili Bekir ve Gökhan beyler,
Her ikinize de büyük saygı duyan "site sahibi" ve hatta hakemi olarak, bu tartışmanın en nazik ve dostane biçimde neticelenmesi dileğimi sunmama izin verin.
ABD'nin veya bir başka devletin işlediği insan hakları ihlalleri için elbette ne Hıristiyanlık ne de İslam suçlanamaz.
Da Vinci Şifresi filminden Hıristiyanlar ile Müslamanların farklı sonuçlar çıkarması anlaşılabilir bir durum, ancak bu, benim ülkemizdeki Hıristiyanların inanç ve ibadet özgürlüğüne olan saygımı asla değiştirmeyeceği gibi, Hıristiyanların da İslam'a yakınlaşımına bir olumsuzluk getirmemeli diye düşünüyorum. Zaten burada öyle bir yaklaşım da görülmedi.
"Bu topraklar Hıristiyan olmayacak" şeklindeki ulusalcı hezeyanı ise ayrı bir yazıda ele almayı planlıyorum.
Selam ve saygılarımla,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 22, 2006 3:29 PM
İnançların eleştirilmesi onların yanlışlardan arınmasına hizmet edeceğine göre iyi bir şey olarak algılanmalı. Tabi eleştirinin içine yalan/palavra katılıyor ise bunların gerçekten de yalan/palavra olduklarının gösterilmesi gerekli bir iş. Ben kitabı da okumadım, filmi de izlemedim. Bir kurgu, kurgu bile olsa imaları rahatsız edici olabilir. Ben bu tür rahatsızlıkların kökeninde rahatsız olan kişilerin ,'eleştirilen' inancın felsefi temellendirmesini iyi yapamıyor olmalarının önemli payı olduğunu düşünürüm. Salman Rüştü olayında da benzer bir durum yaşandı. Türkiye'de de Turan Dursun, İlhan Arsel vb. yazarların yazıları bir bakıma aynı türden 'rahatsızlıklar'a yol açtılar. Turan Dursun'un romanlarından biri filme çevrilseydi ilginç bir şey olurdu sanırım.
İyi ama iyi bir entelektüel birikim bunlardan rahatsız olmak yerine içlerindeki yalanları, yanlışları yada mantık hatalarını göstermek yolunu pekala seçebilir. Eleştiri inancın test edilmesi için iyi bir fırsat nitekim. Bir inanç hiç eleştirilmediği vakit kuşkusuz ki daha az güven vericidir. Ancak körükörüne bağlanılmış olan inançlar eleştiriye direnç gösterirler. Darwinizmde bunu gözlüyoruz. Sağlam akli temellere dayandırılmadıkça her inanç birey bazında bu duruma düşebilir. Bu durumda tepki, içten içe tahrik edilmiş ama bastırılmak istenen şüphelerin bir tür dışa vurumudur çoğu zaman.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: cengiz cebi Tarih: May 22, 2006 4:26 PM
Alıntılamanın miktarının azalmasının okunaklılığın artmasına vesile olacağını hatırlatmakta fayda görüyorum.
Yazan: Murat Tarih: May 22, 2006 4:31 PM
Cengiz Bey,
Yazınıza tümüyle imzamı atıyorum. Nerelerdesiniz ya hu?!
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 22, 2006 5:01 PM
Gokhan Bey,
Adab-i musaret konusuna yaklasiminiz , klan (? su pekte dindar KKK degildir herhalde) tasvifiniz falan yeteri kadar kendinizi aciklayicidi nitelikte. Ilave edecek birseyim yok. Benim icin kullanip kullanmadiginiz kelime sizin hakkinizda bilgi verir; benim degil.
"..Irak'ta ve Afganistan'da ortaya çıkan terörist gruplar aynı oranda kirlidirler." ifadenizde bayagi diplomatik ama dedigim gibi buranin entellektuel seviyesi bu "her turlu siddete karsiyim", "Israil Filistin konusunda barsici cozumden yanayim" vb kod cumleleri kolay cozer. Irak ve Afganistan'da sizin, Bush'un, Sharon'un, "milletlerarasi toplumun", neoconlarin evanjelistlerin, ve Bati dunyasindaki bilumum Judeo-Hiristiyan merkezlerin "terorist" dedikleri, vijdan sahibi insanlar icin "hurriyet savascilaridir". Bush, Sharon, Netanyahu, Begin, Johnson, Shamir and co. gercek teroristlerdir. Bunlar milyonlari katletmislerdir ve hala etmektedirler kirli Yahudi_Hacli savaslarinda. Fakat guc onlarda oldugu icin tanimlari onlar yaparlar. Kimize terorist, kimimize radikal, fundamentalist bilmem ne derler. Salman Rustu'unun Seytan Ayetlerinde dedigi gibi "They have the power of description; they describe us and we succumb" (onlarin tasvir gucleri vardir; bizi tasvir edrler ve biz boyun egeriz". Siz Turkiye'de "maks 2500 kisiyiz" derken hani kilise, veya sect.ten bahsettiginizi bilmiyorum. Eger site adresiniz varsa ogreniriz bu ve diger konulardaki dursunuzu. Ben Jerry Falwell'den, Pat Robertosn'a, Jerry Vine'dan Daniel Pipes'a kadar binlerce Islamofob tarafindan Islam'in en kutsallarina " Muhammed cocuk-irzina gecem, gozu donmus manyaktir" dan "cennete gidip buyuk goguslu hurilerle gurup seksi yapmak icin olduruyorlar" a "ve "Isa mesih icin nuke them (atom bomabasini birakin uslerine) (Iran'dan bahsediyor, Rahip Jerry Falwell), "Kur'an'i closete atip sifonu cekin" diyen mihraklardan haberdarim. Siz degilmisiniz? Bu soylemler ozellikle evajelistlerden, baptistlerden geliyor fakat Islamofob katolik kilselerde mevcut.
"Entellektüel alt yapınızın güçlü olduğunuzu söylüyorsunuz ama sanırım sosyolojiden taraf değil. Avrupa ve ABD insanının din adına her yaptığını Hıristiyanlığın meselesi olarak algılayamazsınız. Mooncular, Yahova Şahitleri, Mormonlar, ABD İslamcıları (Arabic-American), v.s oluşumları açıklayamazsınız o zaman. Yani bu filmi yapanlar Hıristiyanlık karşıtlarıdır bu Hıristiyanlığın iç meselesi falan değildir. " (Gokhan)
Ben kendi "entellektuel alt yapimdan" bahsetmedim, burada musahede ettigim seviyeden bahsettim. Bati dunyasini Judeo-Christian olarak tanimlayan ben degilim. O sizin cok iyi bildiginiz Batlilarin kendileri. ABD'yi bu kadar iyi tnidiginiza gore ulke halkinin, ve Bati'nin kimliginden degerlerinden bahseden poltikacidan din adamina herkesin "OUR JUDEO_CHRISTIAN VALUES" la basladigini bilmiyor olamazssiniz. Ben Bati dunyasini "dindar" "materyalist", "ateist" "agnostik" bilmem ne guplara ayirmak yerine onun establihment'ini (kurulu duzenini-onun felsefesi) en guzel karakterize eden kendi terimlerini kullandim. Dunyadaki butun hiristiyanlari monolit bir blok gibi gosterme gayretinde degilim. Hugu Chavez'den Desmond Tutu'ya rahibe Teresa'ya, Quakers'tan Menenitlere, Amislere, Christian Scientistlere kadar, ahlaki kompslari oldukca yuksek hiristiyan kimlikleri dunyanin Jerry Falweel'lerinden Franklin Graham'larindan, Jimmy Swaggart'lardan ayird edebilirim. Maalesef dunyada ve Turkiye'de "gayeye varmak icin her yol mubahtir" felsefesi ile para ile yiyecek karsiligi, icinde 20lik bulunan Incil dagitarak, baska kirli metodlarla ruhlar satin alanlar ne Quaker, ne Menenite nede Rahibe Teresa'nin kilisesinden. Onlar cogunlukla cok parali evangelist ve diger protestan gruplardan, ve Turkiye'de ozellikle fakir, buyuk toplum veya mevcut duzenle bir cesit problemi olan Kurtler, Aleviler gibi zayif halkalar uzerine yogunlasir. Sizin "maks 2500 kisiniz" hangisine ait bilmedigim icin birsey soyleyemeyecegim. Bilgilendirirseniz arasirir bilgileniriz.
"Guantanamo Yolu'na gitmedim. Ya siz Uluslararsı Af Örgütü'nün hangi faaliyetlerine katkıda bulundunuz? Ben bulunmadım da!" (Gokhan)
Ben AI (Uluslararasi Af Orgutu) nun yillarca aktif uyesi oldum. Sonradan yeteri kadar tarafsiz olmadigi, ozellikle Israil, ve Islami konularda orantili tepkiler vermemesini protesto edrek aktif uyelikten ayrildim. Hala kendilerinin ve daha saygin bir kurulus olan Human Rights Watch (Insan Haklari Izleme) nin posta listesindeyim ve kampanyalarinin bircoguna aktif olarak katilirim. Bunun ne ile alakasi vardiki? Siz Mazlum Der'in uyesimisiniz? Ya Miami Golf Club'un?
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 22, 2006 5:59 PM
Cengiz Bey,
Susmanin erdem degil kabullenmek olduguna inanilan bir cagda yasiyoruz. Siz birsey soylemeyince daha da uzerinize geliyorlar.
Yoksa ne Hristiyanligin kitapta elestirildigi konularda, ne de Muslumanligin Salman Rusdi'nin soyledikleri hakkinda felsefi bir degerlendirme olayi icsellestirme problemleri var.
Hatta degisik bir ornek olaya bakis acinizi degistirebiir. Ailenizden cok dindar bir bayanin fotograflarini alip , photoshop ve diger programlar ile soyuyorlar ve herkese teshir ediyorlar. Altina da "bu bir kurgudur, lutfen ciddiye almayin" diyorlar. Sizi bilmiyorum ama insan ister istemez tepki veriyor. Bu sevgiden kaynaklaniyor, bilgi eksikliginden yada olayin korunacak bir tarafinin falan olmamasindan degil.
Yazan: fatih demir Tarih: May 22, 2006 5:59 PM
Ariusculuk hakkinda Turkce'de (aslinda Dunya'da da) cikan en iyi kitap 'Isa Nasil Tanri Oldu' dur. (When Jesus Became God; The Struggle to Define Christianity during the Last Days of Rome) Richard E. Rubenstein.
Yazan: onur atalay Tarih: May 22, 2006 6:15 PM
Mustafa Bey,
Hakemliginize itiraziim olmadigi gibi dileginizede katliyorum.
Ben daha cok "bir Turkiye'li Isa Mesih imanlisi.." ile biraz provokatif bir lisan kullanarak diyalog baslatmak bu fenomen (hiristiyanligi secen Turkiyeliler; misyonerlik , onlarin cesitli guncel dini ve poltik konulardaki dursslari, kimliklendirmeleri vb ) hakkinda bilgilenmek istiyordum. Benim icin ve site sakinleri (ve heyecanlilari) icin ilginc olabilirdi boyle bir diyalog.
Benim Turkiye'de misyoner faaliyetlere hicbir itirazim yok; benim itirazim onlara verilen serbestinin Muslumandan esirgenmesine. Suurlu bir musluman fikirlerin, inanislarin felsefelerin serbestce yarisigi bir ortamdan korkmaz. Maalesef Turkiye'de bircok "cagdas kesim" mensubu hiristiyan Yahudi haklarinia gosterdigi toleransin yuzee birini muslumana gostermiyor.
Obur taraftan kendisi zaten Islam dusmani olan "ulusalcilar" bir cesit "ulusalcilik geregi Avrupa'yada hiristiyanada, Kurde de hatta tasraliya, Sivasliya, cig kofte, lahmacun yiyene, herkese dusman sociopatlar.
Selamlar, saygilar
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 22, 2006 7:46 PM
Bekir L.'ye ithafen...
Ben o politik kavganın içerisine girmeyeceğimi belirtmiştim. Tamamen komplo teorileri niteliğinde olan ve benim amaçlarıma en ufak hizmet etmeyen nitelikleri sözde gün yüzüne çıkaran yaklaşımlarınız benim açımdan hala masaldır. Ayrıca ismimin olduğu linke tıklarsanız başkalarını rahatsız ettiğini açıkça gördüğüm tartışmayı e-mail yoluyla yapabiliriz. Tek bir sözüm var; Türk Hıristiyanlarını Sharon'la, Bush'la aynı kefeye koyarken onların liderlerinin açıklamalarını ve yaklaşımlarını iyi bilmeniz lazım, masal burada başlıyor zaten. Tempo Dergisi'nde Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Başkanı Sayın İhsan Y. Özbek ABD'nin Irak'ta kirli bir savaş sürdürdüğünü açıkladığını bilen çok kişi vardır. Ayrıca meseleyi Türkiyede ki kiliselerin öznel niteliklerine indirgemenizi yine politika olarak görüyor ve zerre kadar ilgilenmiyorum. Tekrar (sanırım 3. tekrar) söylüyorum ve bitiriyorum; ABD ve Avrupa politikaları tüm dünya Hıristiyanları için ölçüt olamaz. Bunu iddia eden sosyal gerçeklikten bi haberdir.
Saygılar
Yazan: Gökhan Tarih: May 22, 2006 8:46 PM
Türkiye'de son yıllarda Türkiyedeki dindarların en çok mağdur olduğu ve en fazla kavga zemini oluşturan konu şüphesiz başörtüsü. Bildiğim ve anladığım kadarıyla İsevilikde de başörtüsü var (Bkz: Pavlusun Korintoslulara mektubu bab 11). Rahibe kıyafetlerinin illa ki kitaba dayalı bir temeli olmalı. Anlaşılıyor ki özünde Hristiyanlıkta da tüm kadınlar için bu örtünme söz konusuydu. Daha sonra yorum farklılıkları, kalbim temiz anlayışları Hristiyanları da bu günkü şekle getirdi. Meryem ana kilisesinde bir rahibe hanımefendiyle tüm bu konuları görüşmüştük. Hristiyanlıkta da başörtüsünün tanrıya bağlılığı ifade ettiğini ve müslüman kızları başı örtülü olarak gördüğü zaman çok mutlu olduğunu, bu konuda yasaklar bulunmasını iyi karşılamadığını söylemişti. Karşılıklı iyi temennilerle ayrılmıştık. İnançta samimiyet ve dini hassasiyetlerin korunması konusunda bu tip karşılıklı hoş destekleri daha yüksek sesle dile getirirsek çok faydalı zeminlere yaklaşabiliriz. Politikaya bulaşmadan da bu tip destekler gelebilir. Ne dersiniz ehl-i kitap kardeşim ? Bu konudaki desteğiniz size Da Vinci konusunda göstereceğimiz destek ile inanın kıyas edilmez... Ve Türk Müslümanları böyle bir tavırdan sonsuz memnuniyet duyacaktır.
Yazan: blue Tarih: May 23, 2006 12:51 AM
Blue nickli arkadaşım,
Müslüman kızların başörtüsü özgürlüğü insani haktır. Ben başımı örtmek istiyorum ve bununla kamusal alanda kendimi ifade edebilmek, yaşatabilmek istiyorum diyen kimsenin özgürlüğü elinden alınamaz. Ama (bu bağlamı kullanmaktan nefret ediyorum) bazı türban yanlısı grupların duruşu beni bile rahatsız ediyor. Yani kara çarşaf giyme özgürlüğü! bana çok gerçekçi gelmiyor. Onun belli bir politik oluşumu temsil ettiğini düşünüyorum. Bu açıdan her iki tarafında dengeli, ülke hassasiyetini ön planda tutan yaklaşımlar sergilemesi gerekir. Son Danıştay olayı bazı uyarılar verdi hepimize.
Yazan: Gökhan Tarih: May 23, 2006 8:47 AM
Bu filmi daha iyi anlamak demek gnostiklerin yaşadığı devri iyi bilmek, Arius’un nasıl bir rahip olduğunu kavramaktan geçiyor. Hatta eski Musevi cemaatinin 2.kez tapınağın yıkılışından sonra gelişen içe kapanması ile demir duvar arkasında oluşan uhrevi dünyanın açan filizleri olarak ta gnostikleri görmek mümkün. Roma tiran anlayışının, Museviliğin içinden çıkmış ama klasik Musevilik tarafından ret edilmiş bir inanca zamanla kucak açması acaba İmparator Constaintin'in siyasi dehası olamaz mı? İlk Hıristiyan imparator mu yoksa giderek büyüyen bu inançlı kitlenin önüne geçmeyip onu Roma devlet yapısı içinde eriterek ve de Jüpiter tapınağının yerine koyarak imparatorluğun ömrünü uzatan bir pagan mı olup olmadığını sorgulamak gerekmiyor mu? .İncilleri yakıp tek bir ses ve tek bir otorite mi oluşturulmak istendi? Yoksa eski pagan inanışın uzantıları ile pagan halklara sunulacak kontrol mekanizmasını icat edilmişti? Konsülden sonra Avrupa’ya hediye edilen karanlık Ortaçağ değil midir? Hatta daha da inceleyerek sorgulamayı egisizyonun Aragon Kralını yardımıyla Avrupa’daki son Ariuscuları nasıl yaktığını da inceleyerek genişletmek gereklidir araştırmamızı. Esasında neden sapkın olarak nitelendirildiklerini de bilmek gerekir. http://www.geocities.com/tarihbaba1/ARIUS.htm
Ortadaki kavga şu an bir güç kavgasıdır Roma ve Bizans kiliselerinin Katolik ve Ortodoks olarak ayrılmasının nedenleri arasında 'ekmek' kavgası da var. Bizans kilisesindeki Kutsal Akşam Yemeği'nde mayalı, Roma kilisesinde ise mayasız ekmek kullanılıyordu. Ortodokslar için maya, Kutsal Ruh'u simgeliyordu. Ortodokslar Katolikleri bu nedenle "Rahmetten nasibini almayanlar" olarak nitelediler.Şimdide dünya bu rahmette asıl pay sahibi olduğunu iddia eden Evangelistlerle uğraşıyor.Bu ekmek kavgasının faturasını da daima Ortadoğuya çıkarılmakta sanırım kara yağ bitene kadarda böyle olacak.Asıl işi inançtan ziyade banka hesapları olan zihniyetlere karşı Dan Brown bir kurgu ortaya koydu. Adı üstünde kurgu ama Batıda Tehvid dinini arayanlar için bir tetikleme işlevi görecek bir kurgu. Yoksa filmin içindekilerin işlenişi hususunda İsevi kardeşlerle pek ayrı düşünmüyoruz hatta daha tepkili olabileceğimiz yerler mevcut ama kurgunun aslında ne söylemeye çalıştığı konusunda da temel ayrılıklarımız var…
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: May 23, 2006 10:44 AM
Bir alıntıyı paylaşmak istiyorum, belki biraz ön açıcı olabilir...
----------------------------------------------------
“Da Vinci Şifresi’nin” yazarı yazdıklarının belgelediğini söylemektedir. Onun bahsettiği belgeler, Paris Milli Kütüphanesinde bulunmaktalarmış. Ancak buraya 1967 yılında konulmuşlar! Onları yazanlar onları oraya yerleştirmişler ve bunu bildirmişler: bu belgeler ne eski ne de gerçektir! O halde romanın ve filmin Kilise ve Opus Dei hakkında söylediği her şey uydurmadır! İsa, Mecdelli Meryem ve “onların soyu” hakkındaki haberler kötü niyetle uydurulmuştur.
Kitapta çok önem taşıyan “Sion Tarikatı” da tamamen uydurmadır. 1099 da Buglione’li Goffredo bir tarikat değil, keşişler için “Sion Dağının Hanım Efendisi” adında bir manastır kurdu ve bu XIV. Yüzyılda yok oldu. Ancak 7 Mayıs 1956 yılında Pierre Plantard Annemasse’de “Sion Tarikatı”nı kurdu (‘Sion’, Annemasse kasabasına yakın olan bir tepenin adıdır)! Bu yüzden bu tarikata, ne Leonardo Da Vinci, ne de kitabın bahsettiği diğer kişiler üye olmuş olamazlar!
O halde kitabın ve filmin “tarihi” diye verdiği haberler uydurmadır ve yanlış haberlerdir.
Hıristiyanların canlarını sıkan ve bilgisiz kişilere zarar verecek en kötü bilgi, Kral Kostantin’in (280-337), 325 te İznik Konsilinde Mesih İsa’nın ilahi olduğunu uydurması ve hangi kitapların Allah tarafından ilhamlandığını, İncil sayılacaklarını belirledikleri, yanlış haberidir.
İsa’nın ilahi kişiliği, 100 yılından önce yazılmış Yuhanna İncil’inde açıkça bildirilmektedir! Birkaç on yıl sonra da Kilise hangi belgelerin ilhamlandığı hakkında fikir sahibiydi bile: 190 yılından beri var olan Muratori Kanunu bunu ispatlamaktadır!
Hıristiyanlar için Havarilerin öğretisini ve Peder’in tüm insanları sevdiğini bildiren İyi Müjdeyi, doğru olarak aktaran kitapları tanımak zor değildi. Bu sevgiyi İsa, yaşamını bizim için feda ederek, ölüp, dirilerek göstermiştir!
Diğer tüm kitaplar, adları ne kadar çekici olsa da (Tomas İncili, Yakup, Yahuda İncili, v.s…gibi Apokrif İnciller) Havariler veya onların öğrencileri tarafından yazılmamışlardır. Özellikle de “İyi Haber”i (yani İncil’i) müjdelememektedirler. Aralarından bazıları gnostik doktrinler aktarırlar. İsa’nın adını kullanarak insanın kurtuluşunun sadece özel şeyleri bilenlere ve gizli grupların üyelerine has olduğunu söylemektedirler. Ayrıca kurtuluş için günahtan kurtuluşu da ima etmemektedirler: Bu kurtuluşa ihtiyaç duymamaktadırlar! Onlara göre kurtuluş başkalarından daha iyi ve farklı olmaktadır.
Düşünün, ben oturup bir kitap yazsam ve adını “Filipus İncil’i” koysam, siz onu okur, benim ne yazdığıma bakarsınız. Ama onu Allah tarafından ilhamlanmış bir kitapla karıştıramazsınız. Onu ilhamlanmış bir İncil gibi okuyanlar, aldatılmış olurlar ve kafaları karışabilir, çünkü bu kitabı okuyarak Kutsal Ruh’u alamazlar.
Eğer Yahuda, Tomas, veya Yakup İncillerini okumak istiyorsan, ikinci yüzyılın sonunda ve üçüncü yüzyılda dağılan yanlış fikirleri öğrenmek için, onları oku, ancak Kilisenin bunlar üzerine yaşamını kurmadığını bil. Onları okurken, mesajlarının Hıristiyan imanına yabancı olduğunu bil ve kafanda karışıklıklar yaratabileceklerini veya kalbine zehir koyabileceklerini, bil!
Kilisenin ve tüm Hıristiyanların imanının temeli sadece Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri üzerine kuruludur. Bu dört İncilin öğretisine sadık kalarak yazılan bazı eğitici kitaplar da bizler için önemlidir, çünkü iman yolunda bize yardım edebilirler. Örneğin Kilisenin Babalarının, yazıları. Diğer kitaplar, eski de olsa, İncil adını da taşısa, XV. Yüzyılda yazılan Barnabas İncili gibi, imanımız için hiçbir değerleri yoktur.
Allah tarafından açıklanan, İsa hakkındaki gerçekleri çarpıtan veya Kiliseye iftira atan birçok kitap ve film vardır. Biz Hıristiyanlar bunu biliyoruz, bunun için imanı daha güçlü olan kişilerden okuyacağımız kitaplar veya bakacağımız filimler hakkında bilgi almalıyız. Zehirli mantarları, iyi mantarlardan ayırabilmek için de bilgili insanlardan yardım diliyoruz!
Bir son fikir daha: eğer Mesih İsa’yı ve Kiliseyi kötüleyen, bu yanlış yayınları satın alarak destekliyorsam, kendimi iyi bir Hıristiyan olarak düşünebilir miyim? Ben Allah’ın birçok kişiyi aydınlatmasını ve gerçek yolunu bulabilmeleri, O’nunla ve bizimle birlik içinde olmaları için dua edeceğim.
(Bazı bilgiler Massimo Introvigne, tarafından yazılmıştır ve şu internet adresinde bulunabilir: www.cesnur.org/2003/mi_davinci.htm e www.cesnur.org/2005/mi_02_03.htm )
Ingilizce: http://www.life4seekers.co.uk/the-da-vinci-code/the-da-vinci-code.html
Yazan: Gökhan Tarih: May 23, 2006 1:12 PM
Rahibeler kara carsaf giyiyor
Sayın Hristiyan kardeş
Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: May 23, 2006 1:19 PM
Metin Bey,
Belirttiğim bakış açısını sizin de önemli bulmanız sevindirici. Böylece olayı psiko-sosyal bir vak'a olarak ele almanın önkoşulu oluşuyor.
Fatih Bey,
Susmanin erdem degil kabullenmek olduguna inanilan bir cagda yasiyoruz. Siz birsey soylemeyince daha da uzerinize geliyorlar.
Susmak doğru değil tabi. Yalana yalan demek bir gereksinim. Yalnız bunu bir tepki olarak değil, bir "yanlış giderme" psikolojisi ile yapabiliriz.
Yoksa ne Hristiyanligin kitapta elestirildigi konularda, ne de Muslumanligin Salman Rusdi'nin soyledikleri hakkinda felsefi bir degerlendirme olayi icsellestirme problemleri var.
Ben birey bazında herkes için böyle olduğunu sanmıyorum. Birçok tepkili müslüman yada hristiyan, argüman geliştirme bakımından çok zayıflar bana göre.
Verdiğiniz örneğe gelince.. Burada düpedüz kişilik haklarına bir saldırı sözkonusu. Bu durumda tepki söylemsel değil hukuksal bir düzlemde gösterilmelidir. Tarihsel konuları sanırım bu şekilde ele alamayız.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: cengiz cebi Tarih: May 23, 2006 2:09 PM
Blue nickli arkadaşım, Müslüman kızların başörtüsü özgürlüğü insani haktır. Ben başımı örtmek istiyorum ve bununla kamusal alanda kendimi ifade edebilmek, yaşatabilmek istiyorum diyen kimsenin özgürlüğü elinden alınamaz. Ama (bu bağlamı kullanmaktan nefret ediyorum) bazı türban yanlısı grupların duruşu beni bile rahatsız ediyor. Yani kara çarşaf giyme özgürlüğü! bana çok gerçekçi gelmiyor. Onun belli bir politik oluşumu temsil ettiğini düşünüyorum. Bu açıdan her iki tarafında dengeli, ülke hassasiyetini ön planda tutan yaklaşımlar sergilemesi gerekir. Son Danıştay olayı bazı uyarılar verdi hepimize.
------------------------------------------------------------
basit sorular sorucam.
Başörtüsü takmak insani bir hakmış. Buna kim karar veriyor. "insani hak" nedemek? Bu hakları kim kime veriyor ?
Türban yanlısı gruplar ne demek? Bu gruplar türban yanlısı olunca suç mu işlemiş oluyolar? türban ne demek ? Siyasi bir simge mi? Siyasi simgeleri taşımak suç mu? Değerli yazarlar bana İslamın siyasi yönünü açıklayabilirler mi acaba? İslamla siyaseti "ayrı" kefelerde değerlendiren zihniyete biraz karşıyım. İslamın özünü anlayan birisinin, İslamın siyasetle olan bağını kavraması zor olmaz sanırım. Sonuçta İslam bir hayat tarzı sunar insanlara. Bir hedef var ortada ve bu hedefe varmada uygulanan metotlar. Siyasetin tanımıyla örtüşüyor sanırım.
Kara çarşaf takma özgürlüğü ne demek oluyor? Bunu da anlamadım. Beni de mini etekli kızlar rahatsız ediyor desem, hangi sınıfta değerlendirilim? Ben de ne anlamaz adammışım yahu!
Dekomrasiyle yönetilen ülkemizde birileri için önce laiklik sonra demokrasi geliyomuş. Laiklik olmadan demokrasi olmazmış. Çoğunluk azınlığa hükmedemezmiş. Kamuoyu denen kesim anıtkabire yürüyen 30 bin (kimilerine göre 90 bin) kişiden ibaretmiş. Bu demokrasi denen şey pek de "demokrat" değil anlaşılan. Dekomrasiyi ya da laikliği batılılar icat ettiler sanırım. Bu tarz kavramların çıktıkları bölgelerden bağımsız olarak değerlendirilmeleri pek sağlıklı olmaz. Yani siz batı dünyasına uyguladığınız bir uygulamayı kalkıp doğu kültürüne adapte etmek isterseniz sorun çıkabilir.
Hadi burayı geçtik. Bu dogu kültürünende bir "azınlık" iktidara geldi ve batı kültürünün "değerli" kavramlarını bu toplum üzerinde uygulamaya kayuldu. Ama hangi şekliyle ? İçi boşaltılmış bir demokrasinin kimseye bir faydası yoktur. Dekomrasi dediğimiz toplumlar üzerinde hakimiyet kurma sanatına dönüşürse, burda dur dememiz gerekir. Gerçi dur dememiz nokta çok daha gerilerdeydi. Belki hala zaman vardır. Bizim kültürümüz demokrasilerden çok daha iyi sistemler çıkarmıştır.
“demokrasi despotizmin en ileri şeklidir.”
aristo
Yazan: a.devrim Tarih: May 23, 2006 2:34 PM
İnsanların kendi inanç ve düşüncelerini özgürce ifade edebilmesi, bu inanç ve düşüncelere uygun bir yaşam sürebilmeleri insani haktır. Ancak bu haklar başkalarının özgürlüğünü kısıtladığı yerde haksızlığa dönüşür. Nazizm de bir düşüncedir ama milyonların katledildiği bir zulüm düzenine hizmet ettiği için özgürce ifade edilebileceğini kimse savunamaz. Savunanlar özgürlüklerine değil kişisel çıkarlarına hizmet ediyordur. Bu hakkı insanlara veren demokrasi görüşüdür. Demokrasinin şekillendirdiği kurumlardır. Türban yanlısı gruplar tanımı 21. yy. Türkiyesi için çok anlaşılmaz değil. Türbanın kamusal alanda serbestîsini savunan, muhafazakar kesimden bahsediyorum. Türban yanlısı olmak elbette suç değil ama toplumda ki başkalaşma suça meyilli bir ortam yaratırsa dengeleri kontrol etmekte fayda var. Siyasi simgelerde aynı şekilde değerlendirilebilir. Yani siz sol kolunuzda gamalı haçla İsrail’de yürürseniz bu pekte hoş sonuçlar doğurmaz. Toplumların hassasiyetini, “başkalarının özgürlüğünü” dikkate almak insan hakkına saygıdır. İslam’ın siyasetle ilgisini kuranlar İslam ileri gelenleridir. İslam’ın kültürüdür. Ancak İslam’a dayalı siyasetin demokratik platformlarda ciddi sorunlar yarattığını söylemek için âlim olmaya gerek yok. Son 15 yılın gazete arşivlerine bakmak yeterli. Mesele rahatsızlık değil. Simgelerin altında yatan anlamlar. Kara çarşafın Türkiye Cumhuriyetinin mazisinde ki yeridir mesele. Ayrıca bir arkadaş rahibelerin kara çarşafından dem vurmuş. Bunu Katoliklere sormanız gerekir ama ben Afrika ve Güney Amerika’da o kıyafetle toplumları yöneten rahibeler biliyorum. Karşılaştırma yaparken sosyal gerçeklere dikkat etmek gerek. Mesele çarşaf değil temsil ettiği düşünce desem! (Çölaşanvari göründüğünün farkındayım ama en klasik tanımıyla bu soruyu sormak gerek) Demokrasi çözüm üretir. Elbette laiklerin demokrasiyle çatıştığı alanlar vardır ve demokrasi kimsenin elinin altında ki sopa değildir. Ama demokrasi doğunun yönetim biçimi değildir söylemiyle siyaset yaparsanız Türkiye’de bunu anlatacak bir santim alan bulamazsınız. Olması gerekende budur!
Demokrasiden daha iyi sistem mi? Kimin için? Egemenler için mi? Yönetilenler için mi? İnsan-lar için mi?
Aristo’ya katılmıyorum.
Yazan: Gökhan Tarih: May 23, 2006 4:44 PM
"Verdiğiniz örneğe gelince.. Burada düpedüz kişilik haklarına bir saldırı sözkonusu. Bu durumda tepki söylemsel değil hukuksal bir düzlemde gösterilmelidir. Tarihsel konuları sanırım bu şekilde ele alamayız." CC
Cengiz Bey iste biz peygamberi o kadar cok severiz. Ona birsey soylenince kisilik haklarimiza hakaret ediliyormus gibi hissederiz. Hukuksal duzlemde ise elimiz kolumuz bagli. Biliyorsunuz " Basortusu giyen ogretmen ogrencilere kotu ornek oluyor"
Yazan: fatih demir Tarih: May 23, 2006 5:08 PM
Sayın Gökhan Bey
Film üzerindeki kurgudan kaynaklanan şikâyetlerinize bir Müslüman olarak katılmaktayım. Siz Dört büyük incili haklı olarak dayanılacak tek otoriter İncil aktarımları yâda mealleri olduğunu söylüyorsunuz. Gelin bir de komşu pencereden o devre bakalım. Peki, hiç düşündünüz mü, bu İncilleri yazan havariler acaba eski pagan toplumlara bu öğretiyi yayarken 3 teslis inancını hazır alt taban için bir üst yapı inşaası için kullanmış olmasın ve daha da vahimi Hz. İsa peygamberimizi hâşâ Tanrının cismanileşmiş hali ilan ederek kendilerini de peygamber mertebesine yükseltmiş olmasınlar. Sizlerle yani İsevi kardeşlerle aramızda hakikaten ortak peygamberimize sevgi yönünden bir bağlılık, sıcaklık var. Samimi her Müslüman Peygamber Hz. İsa’yı ve ona gönülden inananları(bakın havariler yâda gnostikler demiyorum)sever ve tasdik eder bu sizinde bildiğiniz üzere üstümüze bir borçtur, dinimizin esaslarındandır. Asab-ül Kehf bizlerin en sevdiği Kuran kıssalarındandır. Velhasıl ortak yönümüzün bu kadar kuvvetli olmasına karşın sanırım algılayış faklılığımız çok derin şöyle ki; Hint-Avrupa toplumlarının kültür katmanlarına sinmiş paganlık sebebiyle ilahi müjde Avrupa kıtasına ihraç edilirken bu toplumlarca ve hatta ihraç edenlerce bu toplumların kabullenmesi için değiştirilmiştir. Bunun sonucudur ki Hıristiyan Dünyası Ortaçağ boyunca karanlığın bağnazlığın merkezi olmuştur. Eğer dikkat ederseniz İslam Dininin ilk yüzyıllarındaki kaynağa en yakın İslam yorumu sebebiyle Bedevi Araplar 300 yıl içinde Endülüs gibi bir uygarlığın tohumlarını atmışlar, uygarlık olmuşlardır çöldeki kum saati zamanın akışını değiştirmiştir. Daha sonraki yüzyıllarda zaman içinde barbar paganların din kisvesi altında bizlere saldırması ile bizde gerileme (backformation) denilebilecek ağır bir süreç başladı. Müctehid değil de hayatta kalabilmek için mücahit yetiştirmek zorunda kaldık. Cahiliye devri bazı adet gelenek ve görenekler tüm şiddetli önlemlere rağmen hortlamaya çalıştı. Avrupa Granda’nın Kurtuba’nın düşmesiyle başlayan bir kolonisazyon ve misyonerlik kapitalizmine adım atarak zenginleşirken biz eğitimli insanlarımızı kaybettik ve ilim geleceğimizi maalesef belli biçimde yitirdik. Bu yazdıklarımın hepside sizin savunduğunuz 4 incilin Avrupa da yarattığı zihinlerce gerçekleştirildi. Konsülde çıkan ve pagan Constantince bile kabul gören üçlü teslis anlayışına binaen müjdeli haberin özünün bozulması sebebiyledir ki Avrupa bu hikâyesel İncillerle Aydınlanmamış tam aksine Rönesans’la beraber bu İncillerin terki ile Aydınlanmaya doğru ilerleyebilmiştir. (Keşke gerçek müjdeli haberle ilerleyebilse ve Haçlı seferleri yerine kardeşliğimiz hüküm sürse idi.) Tarihsel durum bu iken sanırım fazla politize yorumlara ve sübjektif bakış açısına girerek Türkiye’mizin durumlarının izahına hiç gerek yok. Bu filmin yâda alakalı kitabın anlattığı insan ve kul peygamber anlayışını sonuna kadar destekliyorum, fakat bunu anlatış tarzının oldukça mesnetsiz ve peygamberin kişiliği ile örtüşmeyen yönleri olduğu konusunda size katılmaktayım kınıyorum. Bu nedenle Allah'a ve indirdiği peygamberlere inanan bir ümmeti Muhammed(SAV) olarak sizin inanç temelindeki haklı mücadelenizi destekliyorum. Yukarıda saydığım gerçekleri de göz ardı etmemenizi umuyorum. Keşke diyorum içimden, sizi bizim desteklediğimiz kadar ilk andan itibaren Danimarka’daki çirkinliklere karşıda, İsevi kardeşlerimiz bizlere destek verebilseydi. Saygılarımla…
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: May 23, 2006 9:31 PM
Mustafa Ajlan Bey,
1. Burada katılmayacağım en önemli nokta Müjdenin Avrupa’ya açılımdan sonra paganlaşmaya maruz kaldığı ve İsa’nın Tanrılığı kavramının bu yöntemle uydurulduğu, iddiası. Zira daha 1. yy’da Anadolu’ya yazılmış mektuplarda (bunlar Kutsal Metinlerdir) İsa Mesih Rab olarak çağrılıyor ve O’na YAHVE (İsrail’e açıklanan Tanrı’nın ismi) olarak tapınılıyordu. O’nun cismanileşmesi fikriyse salt İncil’e ait bir fikir değil, Eski Ahit’in en eski metinlerinden Eyüp kitabında bölüm 19 ayet 25’te Kurtarıcının yeryüzüne geleceği ve beden alacağı belirtilmiştir. Bu kurtarıcının daha sonra Tanrı’yla özdeş tutulduğunu Yeşaya (M.Ö 1500’ler) ve Yeremya (M.Ö 1300-1400 arası) peygamberlerin kitaplarında görebilirsiniz. Hatta çok daha önce Davut’un Mezmurlarında Kurtarıcıdan RAB olarak bahsedildiğini görebilirsiniz.
2. Avrupa’nın Orta Çağı İncil niteliğinden kaynaklanmaz Avrupa’nın dönemsel tepkilerinin bir sonucudur. Şimdi sizde Kur’an-ı Kerim okuyorsunuz Zarkavi’de. Bu kadar büyük bir yorum farklılığı doğmasının sebebi ikinizinde ihtiyaçlarınızın farklılıklarından kaynaklanıyor. O politik güç istediği için yakma-yıkma emrini Kur’andan alıyor. Siz insani kaygılarınızı ön planda tuttuğunuz için insani mesajları Kur’andan alıyorsunuz. Orta Çağ Avrupasının İncil’i yorumlayış biçimi İncil’in mesajının değişmesinden ileri gelmez ki. O dönemde bile çöl keşişleri mükemmel bir dinsel yaşam sergiliyorlardı. Haçlı Seferlerinde katledilen birçok Orta Doğu ve Anadolu Hıristiyanı Haçlılar gibi düşünmüyorlardı. Bunları da örneklerimize katalım.
3. Danimarka’da iğrenç karikatürlerle ilgili hem Türkiye’den hem de tüm dünyadan kiliseler kınama yazıları geçtiler ve bunun Hıristiyanlıkla hiçbir ilgisi olmadığını, bunu yapanın toplum ahlakı açısından tehlike arz ettiğini bildirmişti. Diplomatik ölçülerde “Pagan Avrupa’da” tepkiler pozitif sayılabilecek düzeydeydi. ABD’de birkaç tane meczup ve onların grupları dışında olay şiddetle kınandı. Ben kişisel olarak bir Hıristiyan olarak gereken tepkiyi koyduğuma da inanıyorum. Birde dün Atv gibi ciddi yayın organlarını inceleseydiniz. Filmi öven hatta sözde Kutsal Kase’yi İstanbul’da arayan reality şovlara döndü haber bültenleri. Bence karşı pencereden bakması gereken biz değiliz.
Saygılar, Sevgiler
Yazan: Gökhan Tarih: May 24, 2006 9:03 AM
Gokhan Bey,
(bu hitabin sizinle ilgili tarafi yok, benilme ilgili)
Mustafa Bey'in tatsizlasan tartismamizdaki hakemlik girisimi uzerine son "Bekir L'ye ithafen" ( ne demekse?) yorumunzdaki Isial hakkinda prortestan rahipler agizlarindan cikan bir musluman'in hickimse icin agzina amayacagi ifadeleri nakletmeme, evangelsir-protestanlar'in bircok anti-islami eylemlerine ve Bati teroru ile olen milyonlara isaret eden yazima "masallklar", Komplo teorileri" vb sklinde verdiginiz cevabi cevapsiz biraktim.
Ama burda gelipte "Şimdi sizde Kur’an-ı Kerim okuyorsunuz Zarkavi’de. Bu kadar büyük bir yorum farklılığı doğmasının sebebi ikinizinde ihtiyaçlarınızın farklılıklarından kaynaklanıyor. O politik güç istediği için yakma-yıkma emrini Kur’andan alıyor" gibi ifadeler kullaniginiZda hassas sinirlerime basiyorsunuz.
Bununla mealen "Zarkavi'nin siddete bas vurmasi icin baska hicbir mesru aciklama olamayacagina gore Kur'an'in bir yorumu ona bunu yaptiriyor" diyorsunuz. Bu tipik Judeo-Christian propiganda mekezlerinin urundur. Ayni Merkezler Filistin'de olen hurriyet savascilari icin de "buyuk gogusl hurilerle grup seksi yapmak icin olduruyorlar" , "Kur'an onlara butun yahudileri oldurmelerini emrediyor da ondan" propogandasini bangir bangir bagiriyorlar.
Arkadaslar,
Bu "lovefest"inizi bozmak istemem ama biraz uyanik olmanizi tavsiye ederim. Bu protestan gruplarin sitelerinde misyonerler'in "balik avlama techizati", 'yem", olta vb ifadelerle veriliyor. Birileri buralarda size biz soyleyiz boyleyiz; zaten bizde karikature karsi cikmistik falan diyorlarsa en azindan Bati'lilarin "trust but verify" (guven ama teyid et) altin kuralini uygulamanizi tavsiye ederim. Bu Gokhan Bey kardesimize gruplarinin imini, varsa siteslerini, bagli olduklari kiliseyi falan ormustum bu iddialarini teyid edebilmek icin. Sadece protestan oldugunu ogrenebilmis durumdayim. Bir de buradaki "digerlerini rahatsiz etmemek" icin istiyorsam isminin uzerine tikladigimda kendisine ulasabilecegimi soyledi ama ben basaramadim, denedigimde.
Burdaki sozleri bu gruplarin Ingilizce, Turkce ve diger yabanci dillerdeki sitelerini ABD'deki merkezleini birazcik arastimanizi tavsiye ederim. Ne diyaloga ne her urlu insani temaslara karsiyim; gercegi kurgudan ayiralim ve "veriler" uzerine hareket edelim derim.
Burada benim hangi tecrubelere dayanarak bu tesbitleri yaptigimi nmeraqk edenler icin ceyrek asir ABD'de bu gruplara yakin yasadigimi, onlarla pek cok temaslarim oldugunu bilgi olarak sunarim. Dileyenler icin detayli bilgiler mevcuttur.
Selamlar, saygilar
Bekir L. Yildirim
Not: Gokhan Bey ile tartismalarimizi merak edenle ilmegin baslarina bakabililer.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 24, 2006 11:05 AM
Geçenlerde NG tarafından hazırlanan Yahuda İncili adlı belgeseli izledim. Belgeselin -özellikle son cümlesi- Hristiyan inançlarını temelden sarsacak iddaalara sahip.
Bunun yanında bir de "Da Vinci" meselesi var ki bu da zaten bir avuç kalmış Hristiyanların kafalarını oldukça karıştıracak bir içeriğe sahip.
Bu ikisinin neden aynı dönemde "güçlü çevrelerce" gündeme getirildiği sorusu kafamı kurcalayıp duruyor.
Mustafa Bey'in yazısında da görüldüğü gibi hem Da Vinci'nin Şifresi'ndeki hem de Yahuda İncili belgeselindeki iddaalar yeni şeyler değiller.
Fakat bunlar neden peşpeşe piyasaya sürüldüler çok merak ediyorum.
Bu konuda Mustafa Bey'in ya da site okuyucularının yorumlarını almak isterim.
Saygılarımla
Yazan: Taner AYAZ Tarih: May 24, 2006 11:14 AM
Bekir L.'ye ithafen,
Tartışma boyunca gösterdiğiniz hassasiyet için teşekkür ederim. Meselenin politik ekseninden çıkamadığımız müddetçe sizinle tartışamayacağız.
Ayrıca burada "Arkadaşlar şu gavur sizin aklınızı bulandırıyor, uyaanııın!" infiali yaratma çabanız tartışmamızın en acı yanıydı.
Hani birden entellektüel zemin çekiliverdi ayaklarımızın altından!
Ha bu arada Hıristiyanların bir yere saklandığı falan yok ben kilise bilgilerimi bu ortamda kilisemi temsil etmediğim için vermiyorum. Böylesi bir yanlış anlaşılma olsun istemem. Ama genel olarak teolojik konularda www.hristiyan.net ve www.incilturk.com incelenebilir.
Son Not: Benim açımdan Bay Bekir L'yle yaptığım tartışma bitmiştir.
Yazan: Gökhan Tarih: May 24, 2006 11:51 AM
Sevgili Gökhan Bey,
1.Tarih bilginizin sığ olduğunu üzülerek söylemek zorundayım. Anadolu dediğiniz Coğrafya Hint-Avrupalıların Avrupa’ya geçmek için kullandıkları köprüdür. İlk yazılı Hint-Avrupa kültürü Hititler Anadolu’nun ortasında yeşermiş uygarlık olabilmiştir. Hatta Eski ahitte de birkaç yerde geçtiklerini bizzat bildiğinize eminim. Size Hitit diyarına Arkeolojide ne dendiğini söyleyerek detaya girmeden bu yanlış saptamanızı düzelteyim. 'Bin Tanrılar Ülkesi'.(İslam dinimizin tüm uyarısına karşın bile bu topraklarda hala ağaça çaput bağlama,hıdrellez günü adetleri gibi hurafelerden kurtulamadık maalesef)Anadolu antik çağda Avrupa'nın klasik antikçağ kültürü için bir rahim görevi görmüştür yani Avrupa aslında Anadolu’da doğmuştur. Bana katılmamanızın inançla ilgisi olabilir ama tarihin kendisiyle olamaz. Size çok daha detaylı açıklaya da bilirim ama sizi kırmaktan rencide etmekten kaçınmak için detaylı anlatmıyorum.
2.Sizin yakma yıkma emrini Kurandan aldığını söylediğiniz insanların kendi yorumlarıdır. Ama elinizdeki İncillerde gerçek metinler olmasını bırakın, en yakını Hz. İsa peygamberimizin Rabbimize yükselişinin takribi 60 sene sonrasında yazılmıştır. Orijinallik mukayesesi yapmaya bile gerek görmüyorum Kuran-Kerimle. Bu nedenle, biz ola ki kitabımızın mesajını yanlış yorumlayabiliriz Allah korusun ama siz doğruluğu her açıdan kuşkulu yorumları doğru olarak kabul ederek daha vahim bir durumda iken ne yapmaktasınız?Orta Çağ'ın karanlığında en çok mehzep katliamı görmüş bir dini mensubu olarak sizin bunu bilmeniz gerekli idi,ama tartışmamız gereksiz. Siz İncil kabul ettiğiniz 4 kitabın konsorsiyumuna iman etmişsiniz o sebeple elbette savunmak hakkınız bizde buna inaç temelinde saygılı olmak zorundayız.
3.Siz, İsevi kardeşlerin bizleri Danimarka gibi eften püften dini inanca sahip Vikinglere karşı koruduğundan dem vurmuşsunuz. Demek ki bizler bir buçuk ay boyunca CNN, BBC, Reuters’e Dünyanın her yerinde oluşan Müslüman hezeyanlarını yanlış yorumlamışız. Danimarka başbakanına da Papa Hazretleri ültimatom vermiş haberimiz olmamış(gerçi Danimarka’da Papa Hazretlerini de kale almayabilirler)Tüm Hıristiyan dünyasının gösterdiği tepki yarım ağızla kem küm etmekten öteye geçemedi.(özelikle Fransa ardı ardına karikatür yayınlayarak destek bile verdi) Öyle olmasa kimse elçilik yakmaya çalışmaz, boykotlar düzenlemezdi. Papa’nın ağzından çıkacak samimi bir özür yeterli idi. Her şey bayrağında Haç taşımakla bitmiyor Gökhan Bey. Türk Bayrağındaki Ay yıldız gibi hak edilerek alınması ve taşıma sorumluluğunun bilinmesi gerekli. Atv yada diğer bazı popülist kanaları seyretmiyorum ama NTV yada TRT 1-2 de bu şekilde hiçbir habere yoruma rastlamadım.Size tavsiyem sizde seyretmeyin o kanalları da ciddiyetinizden şüphe etmeyeyim.
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: May 24, 2006 1:00 PM
Mustafa Ajlan Bey,
1. Ben Hıristiyanlık Pagan kültüre hiç bulaşmamıştır demedim ki. Anadolu'da da pagan kültür Hıristiyanlığa ne yazık ki etkide bulunmuştur. Ama şimdi yayıldığı bölgede pagan inançlar var diye bir inanca ön yargı beslemeniz doğru olmaz. O zaman size İslam'ın ortaya çıktığı dönemdeki Arap Yarımadasına bakmanızı tavsiye ederim. Ayrıca sizin saptamanız yanlış orada. Müjde'nin kronolojisiyle ilgili resmi tarihin yanılgısına düşüyorsunuz, sonra da benim tarih bilincimi sorguluyorsunuz. Eleştiriniz bu açıdan mesnetsiz kalıyor.
2. İncil'in gerçekliği muhakkaktır. Tanrı'nın hiçbir kitabı değiştirilemez. İncil'in değiştirilmezliği, mesajının gücü için İncil okumanızı tavsiye ederim.
3. Tekrar ediyorum benim tüm derdim politika takip etmek değil. Danimarka'da ki karikatürlerle ilgili fikrimi sorana kınadığımı söylerim. Çirkin olduğunu söylerim. Ama bunun siyasi analizini yapmak egemenlere ve İslam büyüklerine düşer. Vatikan'ın ne cevap verdiği de Vatikan'ın siyasi önderlerini ilgilendirir. Aynı zamanda diğer devletlerin tepkisi de onların siyasi güçleriyle ilgilidir. Türkiyeli Hıristiyanlarsa toplumun içinde barışçıl yaklaşımlar sergilediler. Bu verebilecekleri en normal tepkiydi. Daha fazlasını bekleyemezsiniz. Biz Müslümanların DaVinci şifresi konusunda sokaklara dökülmesini, bayrak yakmasını, filmin oynandığı sinemaları basmasını beklemiyoruz. Tek beklentimiz Hıristiyanlıkla ilgili bir konuda dürüstçe tartışmak için Hıristiyan otoritelerini göz ardı etmemeleri. O kadar!
National Geographic'in ciddiyetinden şüphe eder misiniz? Yada Discovery Channel'in? İşte bu iki kanal Da Vinci şifresinin medya ayağı oldular kitap çıktığından beri. Bende sizi gündeme kapsamlı bakmaya davet ederim.
Not: O bayrak meselesiyle ne demek istediğinizi anlamadım. Kurtuluş Savaşı'nda o bayrağın kırmızısına karışan Hıristiyan Türklerin kanını kayıt altında tutan tarih adamlarına bir sorun siz bayrağın anlamını. Ben Türküm, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ayrıca Mustafa Akyol Bey'in bu kadar rencide edici bir yaklaşımı yorum diye edite etmeden yayınlamasını da yadırgadım. Yanılmıyorsam site adabıyla ilgili uyarıları siz yapmıştınız.
Saygılar.
Yazan: Gökhan Tarih: May 24, 2006 3:34 PM
Gokhan bey,
Hassasiyetinizi anliyorum, ama, bence asiri bir hassasiyet bu.
Hiristiyanlik ile ilgili gorus serdediyor oldugunuzu her halde her ikimiz de kabul ederiz.. Buna karsilik, sizin Hiristiyanligi temsil ettiginizi farzetmedigimizi zannedersem gorebiliyorsunuz.
Baska bir deyisle, apansiz ve mazallah, siz cikip Hiristiyanlikla ilgili sehven fakat temelden yanlisi bir seyler dile getirecek olsaniz ne Hiristiyanlik alemi bundan haberdar olur, ne itikad haleldar olur, ne buradaki herhangi bir kimse sizin sozleriniz uzerine Hiristiyanligi yeniden degerlendirmeye alir..
Kisacasi, resmen temsil etmediginiz Hiristiyanlikla ilgili olarak tasimadiginiz bir hassasiyeti, Kiliseniz sozkonusu oldugunda one almanizi cidden garipsedim. Anlamli bulamadim.
Daha yalin bir dille soylemek gerekirse: Siz aksini soyleseniz bile, hassasiyet sergilemekteki celiskili tercihiniz, bana --ister istemez-- bir gizleme ortusu intiabini veriyor.
'Ne'den cekiniyorsunuz?
Enformasyon edinmek ile bilgi edinmek arasinda fark var. Baskalarini bilmem, ama, ben --hele de ilk adimlarda-- ozumsenmis enformasyonu, yani, bilgiyi tercih ederim. Bu da, en verimli sekliyle, insandan insana olur. Dolayisi ile, hangi konuda ne icin oldugu bile belli olmayan, 'wild goose chase' misali internet linkleri de cok istifadeli olmuyor --benim icin.
Ote yandan, Hiristiyanlik ile Muslumanlik aleminin --diger benzer durumlarda, buyuk guclerin karsilasmasinda oldugu gibi-- (amiyane fakat zoolojik bir tabirle soylemek gerekirse) bir cesit 'akrep foreplay'i oldugunu da goruyorum... Hedef belli sayilir: Bir cesit uzlasi. Ama, ortak payda o kadar subjektif ki, kendi cemaatine iki kelimede soylenecek seyler birer diplomatik hukuk metnine donuyor... Ona ragmen, tansiyonlar yine de yukselebiliyor.
Isin dogrusu, Musluman mahallesinde, Muslumanlarin Musluman adetlerini uygulayabilmeleri icin bunlarin nicin Hiristiyanlikca da tasdik, teyid, kabul ya da vaftiz edilmeleri gerektigini pek de anlamis degilim. Basortusu, turban ya da kara carsaf konusunu size nicin danistiklari da bunlardan birisidir...
Ayni sekilde, inaclarinin hangi yonde oldugunu bildiginiz halde, Da Vinci Sifresi'ndeki ana temalarin Muslumanlar tarafindan da telin edilmesini nicin arzu ediyor ya da bekliyorsunuz, bunu da anlamak kabil degil...
Benzer seyler Muslumanlik icin de gecerli olsa bile, konumuz Da Vinci Sifresi uzerinden Hiristiyanlik ise, sizin o kitapta cirkin buldugunuz iddialarin cogunu --bir turnusol kagidi deneyi (acid test) misali-- Hiristiyan olmayan kime sorsaniz, kanaatimce, buyuk oranda (ya da tamamen) makul bulacaklardir...
Ariusculugun (Arianism) Hiristiyanliga taban taban zit oldugu bana pek anlamli gelmiyor --cunku cook uzun bir zaman Hiristiyanlik aleminde bu tartismalar devam etti; marjinal ya da degil, ama, devam etti. Islamiyetin cikisina kadar hatta daha sonralarda da...
Bu baglamda, benim aklima takilan soru: Ucuncu sahislar nezdinde, daha mantikli olmasina, ya da gorunmesine ragmen, Ariusculuk [*] nicin Hiristiyanlikta nesv vu nema bulamamistir?
Ote yandan, Ariusculuk da, en azindan Allah-Peygamber iliskisi kapsaminda bakildigina, sanki Islamda hayat surmektedir? Bu nereye kadar dogrudur; yanlissa nicin yanlistir? [Bunu da muslumanlara sormus olayim.]
[*] Eksik bilginin tehlikeli oldugunu en azindan bildigimi soyleyerek buna baslayayim. Ariusculuk hakkinda cok derinlemesine bilgim yok, ilk defa bu baslik altinda karsilastim sayilir. Mustafa ve Mustafa Ajlan beylerin dikkat cekmesi ile kisa bir arastirma yaptim. O kadar, daha fazla degil.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: May 24, 2006 4:02 PM
Sayın Müzmin Anonim
Kendi inandıklarımı kendi adıma temsil etmemle, bir kurumu temsil etmem arasında ki farkı göremediniz sanırım. Ben kendi Hıristiyanlığım adına konuşuyorum, Kutsal Kitapta ifade edilen Hıristiyan gerçeklerini dillendiriyorum. Bunlar zaten kendileri ortada olan deliller değil mi? Ama şu kiliseden Gökhan derseniz bu o kiliseye atfedilme riski doğurur. O yüzden bence temsiliyet çelişkisi yok. Tam aksine bazı hesaplarda yanlışlık var. Hesaplara bakmak lazım.
Ayrıca bir şeyi yanlış anlamışsınız, ben Müslümanların tepki göstermesini beklemiyorum. Hıristiyanlıkla ilgili bir genel konu tartışılıyorsa bu konuda Hıristiyanlar göz ardı edilmemelidir diyorum. Bekir L. isimli beyefendi meseleyi o noktadan değerlendirdiği için ben mantığımı izah ettim kendisine o kadar. Yoksa Müslümanların kaygı duymasına ihtimal vermezdim ben. Çünkü o filmde savunulan kavramlara karşı çıkamazlar. Ben sadece yayıncılık ve tartışma ilkelerinin yerine getirilmesini istedim. Bu kadar.
Ariusculuk Hıristiyanlık dışı kalmıştır çünkü sizin insan mantığına göre geçerli sebepleriniz, Tanrı'nın Sözü'ne aykırı kavramlar ifade etmektedir. Tanrı'dan olmayan yaşayamaz. Son bulmuştur yada bulacaktır.
Yazan: Gökhan Tarih: May 24, 2006 4:39 PM
Gokhan bey,
Evet, goremedim. Hala daha da goremiyorum. Cunku..
Ortada olan deliller olup olmadigi kendi basina bir tartisma konusu. Dolayisi ile, bunu --eger kabul ederseniz-- gecelim.
Ama, siz sadece Hiristiyan oldugunuzu soylemiyorsunuz ki; onun bir alt kademesine kadar indirebiliyorsunuz zannedersem: Yani, bir Protestan oldugunuzu soyluyorsunuz. Yukaridan asagiya bir kademe daha 'ifsa' etmek problem olmuyor da, asagidan bir kademe yukariyi aciklamak mi ihbar oluyor?
Nasil yani? 'Su kiliseden Gokhan' denilince 'Su kiliseden Gokhan'dan baska ne atfedilebilir?..
Ben size 'Istanbulluyum' dersem, Istanbul'un herseyi benden sorulur, benim de her yanlisim istanbul'a maledilir mi anlarsiniz?
Ben sizin gercek isminizin Gokhan olup olmadigini bile bilmiyorum, ilgilenmiyorum da.
Amma, ilgili kilisenin bu derece mahrem tutulmak kaygusunu ga-rip-si-yo-rum.
Hala daha yok mu?
Ilgili kiliseyi temsil zehabinda bunca israr saglikli midir?
Olur, bakalim. Hangi hesaplara mesela?
Neresi tartisiliyor, neresi genel, neresi de Hiristiyanlikla ilgili?..
Hz Isa'nin gokyuzune cikip cikmadigini tartismak icin illa Ismi_Neye_Lazim_Zaten_Gizli Kilisesinden birisini de mi davet etmek gerekiyor?
Takip etmedim. Benim ilgilendigim bir konu ya da kapsam olmadigi icin.
Yayincinin kim oldugunu bilmiyorum. Film yapimcisindan mi bahsediyorsunuz, yoksa buradaki dagitim sirketlerinden mi?
Tartisma ilkelerinden sizin ne anladiginizi bilmiyorum. Benim anladigim, cok ozet olarak, soyleyecek sozu olan cikar soyler ve ona bu imkan verilir. Herkes icin heryerde gecerli olsa benim icin kafi.
Bundan da anlasilacagi uzere, 'tartisma'da davet sarti yoktur.
Anladim, insan akli yeterli degil diyorsunuz..
Ama, benim aklima hala daha bir seyler takiliyor:
Ebeveynlerinden, aklen balig olmadigi zamanlarda, ozmoz yoluyla Hiristiyan olanlari bir an icin bir yana birakalim.
Ergenlik ya da daha sonraki yaslarda, aklen balig olduktan sonra yani, bir kisinin Hiristiyanligi secmesi surecinde kisinin akli sozkonusu mudur?
Ya da, baska bir deyisle, Hiristiyanligi secen bir kisi, bunu akli ile mi yapar? Yok, akilla degilse, ne ile olur?
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: May 24, 2006 5:24 PM
Mustafa Bey'e tekrar engin görüşleri için teşekkür ediyorum. Diğer hususlarda belirtmek istediğim başka bir nokta yoktur.
Sayın Müzmin Anonim www.hristiyan.net sitesi son sorunuzla ilgili çok kapsamlı kaynaklar içermektedir. Saygılar.
Yazan: Gökhan Tarih: May 24, 2006 11:49 PM
Gokhan bey,
Cok kapsamli kaynaklarin mevcut olmasina karsin, Ariusculukla ilgili sizin kendi kanaatinizi bildirdiginiz sekilde, Hiristiyanlikta tercihlerin 'akil' ile iliskisi konusunda da kanaatlerinizi ogrenmek istemistim.
Galiba, sormamam gereken bir soruydu.
Pardon.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: May 25, 2006 6:57 AM
Tartismacilara,
Hz.Isa'nin, "Tanri" veya "Tanrioglu" olamayacagi
hakkinda bilgi edinmek isteyenler, $u linkten:
http://forum.antoloji.com/uye/kisi.asp?kisi=214884
ulasacaklari:
ISA TANRI, TANRI ISA OLABILIR MI? ve
ISA ALLAH'IN NESIDIR? baslikli bildirileri
okuyabilirler.
H.A
Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: May 25, 2006 5:33 PM
www.varliktanveriler.com adresinde, Yazar Kâzım Yardımcı 1993 yılında yayınladığı ''Muhammed İsa Adem'' isimli kitabında ve internet sitesindeki bir çok veride Hz.İsa'nın Tanrının oğlu olmadığını ispatlamıştır. İlgilenenlere saygıyla duyurulur. Ayrıca bu veriler ve kitapların ingilizceleri de Avrupalı Hıristiyan merkezlerde bazıı uyanışlara sebep olmuştur. Size öneriler :
''Varlıktan Veriler-69-Hz.İsa'nın Allah'ın Oğlu Olmadığına Dair Veri''
''Varlıktan Veriler 68-1-2-3 HAZRETİ İSA MESİH’E ATFEDİLEN SÖZLERLE İLGİLİ ÜÇ VERİ''
'Varlıktan Veriler-70-ÖNCEDEN ALLAH TARAFINDAN TEBŞİR (MÜJDELENEN) EDİLEN 4 BÜYÜK PEYGAMBER
ÖNCEDEN ALLAH TARAFINDAN TEBŞİR (MÜJDELENEN) EDİLEN 4 BÜYÜK PEYGAMBER HAZRETİ MUHAMMED, HAZRETİ İSA, HAZRETİ İSHAK VE HAZRETİ YAHYA A.S.’DIR.(İlgili ayetler dipnot edilmiştir)
HAZRETİ YAHYA VE VAFTİZ''
Muhammed İSa Adem isimli kitabın linkihttp://www.varliktanveriler.com/new/kitap/miay/index.htm
Ayrıca Yazarın ''Dinde Reform Olmaz'' ismli makalesi ve İslam Ekonomisi kitaplarını tavsiye ederim.
iremm
Not: YAzarın kitapları para ile satılmıyor, ya siteden okuyacaksınız yada büyük kütüphanelerde bulabilirsiniz.
Yazan: İrem Kılıc Tarih: May 26, 2006 5:27 PM
BU FİLMİN ŞİFRESİ NE?
Yazan: HANDE Tarih: May 27, 2006 10:56 AM
Hande Hanim,
Bu filmin $ifresi; Kur'ana inanmayanlarin naza-
rinda Hz. Isa(as)nin bir (X) olu$udur. Yani onun
bilinemezligidir veya yanlis taninmasidir. Halbu-
ki Kur'ani dinleseler, mesele kalmaz. Bu $ifreyi
artik Hz. Mesih göreve baslayinca bizzat kendisi
cözer, cözecektir. Hz. Peygamber(sav) da bunu
haber vermis bulunuyor. Bize biraz daha beklemek
düsüyor.
H.A
Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: May 28, 2006 9:32 PM
film haknda yorumlara bakarken sizinde sitenizie tesadüfen geldim.ben bilimle ve dinin ortak tek bir çatı altında toplandığı Kuan_ı Kerimden bilgilerle size yaklaşıorum.Hz.isa bir ilsam peygamberidir fakat bilinen gerçeklerle onun kutsal kitabı insdan elleriyle değiştirilmiş ve dizi olma yüceliğini kaybetmiştir.evet hz isada bir islam peygamberidir veonunda amacı Allah ve müslümanlığı tanımlamaktır Ve haz.Muhammet İslami düşünürdeki hz.İsadan farklı değildir.Kısaca ara din yoktur tek Din vardır .Hz.Adem den HZ.Muhammete kadar tüm peygamberletr aynı dini öğretmiş ve savunmuşlardır.
İnsan eliyle yazılan bir incilin YERİNE rUHANİ VE GERÇEK BİR MANEVİ BİR BÜYÜKLÜĞÜ OLAN KURANI KERİMDEN BİR AYET YAZMANIZ DAHA BİLİMSEL VE GERÇEK OLACAKTIR.
'Ey kitap ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah katında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda varettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah) üçtür” demeyin. Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah ancak bir tek ilahtır. O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki herşey, yerdeki her şey O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. (6)
...
Yazan: ANGELL Tarih: May 29, 2006 11:17 AM
bu filmin sifresi yok sadece yapılan bir oyun Dan Brown'un yazmıs oldugu bir oyun bence biraz sacma fakat insanı buyuleyecek bir kabiliyeti var aynı harry potter filmine donmus
Yazan: cr@zy Tarih: May 30, 2006 1:06 PM
Sozu gecen 'kiliseye yonelik' haksiz? suclamalarin bence sadece 'Katolik' kilisesini icerdigini zannediyorum. Bu yonlendirmeninde nedenleri yeterince kaydedilmistir. Ayrica bu filmde islenmis konunun bazi gerceklere dayanmis olmasina ragmen bir roman'a ait oldugunuda unutmamak gerekir. Bence film'in ve roman'in vermek istedigi mesaj Hz. Isa'nin yuce ve kutsal bir insan (kutsal bir kisi oldugu iddia edilmemekte) ve Hz. Isa'nin 'olumunden' yuzlerce yil sonra 'mesih' seviyesine Hz. Isa'yi ve Hiristiyanligi sevenler tarafindan bilincli olarak (o zamanin gerektirdigince) getirilmesi ve bunun beraberinde getirmis oldugu gizlilikler, vs. den ibarettir. Ayrica sembol ve sekillestirme (gunumuzde bile olan) putperestlikten Hiristiyanliga haliyle gecmis ve islemis olan adet ve anane'lerden soz edilmektedir. (Noel agaci ve benzeri 'Hiristiyanlastirilmis' islemler gibi).
Gunumuzde bile bazi insanlarin takipcileri tarafindan ilahlandirilmis oldugunu gormekte devam etmekteyiz. Bu kisilerin illa 'peygamber' seviyesinde olmalari sart degildir. Devlet adamlari, diktatorler, hatta 'Papa'lar bile bundan pay alabilmektedirler. Cogu zaman olumlerinden yillarca sonra (olmeyen devrimleri ve felsefeleri goz onunde tutularak) bu tip kisilerin gosterdikleri yolun izninde gidilebilmesi icinde bulunan kargasaliga cozum getirebilir dusuncesiyle veyahut tamamen sirf kendi (takipcilarinin) menfaatlari icin olsa bile.
Yazan: metin Tarih: May 30, 2006 9:02 PM
Dan Brown'ın romanı da, film de beş para etmeyen birer süprüntüdür -trash desek de olur. Hakikaten ciddi ciddi üzerinde konuşmaya değmeyeceği kanaatindeyim.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 31, 2006 11:47 AM
ÇOK GÜZEL YORUMLAMIŞSINIZ BEN 11 YAŞINDA BİR KIZ ÇOCUĞUYUM VE BU FİLME ÇOK AMA ÇOK İLGİ DUYUYORUM SİNEMADA İZLEMEK İÇİN KAÇ KERE GİTTİM AMA BENİ KAAPIDAN GERİ DÖNDÜRDÜLER ÇÜNKÜ O VE ONUN GİBİ FİLMLERE 18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER GİREMİYORMUŞ. SİZİN YAZMIŞ OLDUĞUNUZ YAZILARLA HİÇ OLMASSA BENİ BU İLGİM BU MERAKIM DEVAM EDECEKTİ. VE ANLADIM Kİ DA VİNCİ ŞİFRESİ O KADAR ABARTILACAK BİR FİLM DEĞİL SADECE BİR OYUN VE HRİSTİYANLARIN UYDURDUKLARI SAÇMALIKLAR''''!!!!!!!!11
Yazan: GÜLPİROZ Tarih: June 8, 2006 9:07 PM
Gulpiroz Hanim,
Once hosgediniz diyeyim artik bu sitenin oldukca eskisi sifati ile. Bu sitedeki yazilari okutup anlayabiliyorsaniz bircogumuzdan ilerdesiniz demektir zeka ve idrak kaabiliyeti bakimindan.
Bakin ben 18 yasini biraz(!) uzerindeyim. Fakat bende gormedim filmi; hic gorme arzum da yok. Yorumlardan anladigim kadari ile ikimiz de fazla birsey kacirmis sayilmayiz.
Selam ve muhabbetlerimle
Bekir L. Yildirim
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: June 10, 2006 1:25 AM
Bir agnostik-sekülerist-materyalist olarak filmin düşüncelerimle birebir örtüştüğünü söylemeliyim.Hiçbir insanın olmadığı gibi isa peygamberin de ilahi olmadığına, onun hristiyanlar tarafından ilahlaştırıldığına hepberaber şahit olduk.Gerçeği saklayamazsınız.Tarih herşeyin doğrusunu birgün bize gösterecektir.Aynen bu filmin gösterdiği gibi..
Bir hristiyan olsaydım filmi izledikten sonra dini inançlarım sarsılabilirdi ama ahlakiler asla.hatta ahlaki değerlerim daha da güçlenirdi..Kendi kendime isa peygamber sırf ona inandığım için ,kiliseye para yağdırdığım için beni affedemeyecek çünkü o da bir insan diye düşünürdüm...insanların hakkını daha az yemeliyim,daha ahlaklı bir insan olmalıyım diye düşünürdüm..
Ardından, bu dünyada beni yargılayacak ve ödüllendirecek tek gerçek metanın vicdanım olduğunu ve önemli olanın vicdani muhasebe olduğuna kanaat getirirdim.
Günah işleyip işleyip, kiliseye rüşvet vermek yoluyla bu günahtan kurtulma düşüncesinin, benim insanlığımı,vicdanımı nasıl yok ettiğini,beni tam bir günah işleme makinasına çevirdiğini düşünür ve kendimden utanç duyardım. Bu utançla ,Dan brown gibi bir sekülerist olurdum !!!
Yazan: Sezgin Kıroğlu Tarih: June 13, 2006 9:26 PM
Sezgin Bey,
yazinizi okuyan da belgesel seyrettiginizi zanneder. Siz her seyrettiginiz filmi belgesel havasinda mi seyredersiniz? Bu baglamda Aliens vs Predator filmi hakkinda ne dusundugunuzu merak ettim dogrusu???
Yazan: fatih demir Tarih: June 13, 2006 11:04 PM
Sezgin Bey,
"Bir agnostik-sekülerist-materyalist olarak filmin düşüncelerimle birebir örtüştüğünü söylemeliyim." demişsiniz..
Yaa Hu, hem agnostik hem de materyalist nasıl olunur Sezgin Bey !?
Lütfen fikirlerinizle üzerimize güneş gibi doğma çabanızı bırakında bir felsefe sözlüğüne bakın laiklik aşkına.. İmdaat artık yanii..
* Bana bukadarı lazım..Geri kalanını Hristiyan inancını benimseyen arkadaşlar kendileri açısından gerek görürlerse cevaplarlar.
Yazan: S. Öztürk Tarih: June 13, 2006 11:26 PM
Arkadaslar,
“Hristiyanliga saygisizlik” derken neyi kasdettigimizi bir tarif edelim. Katoliklere mi, ortodokslara mi yoksa protestanlara mi? Hz Isa’ya mi yoksa Vatikan’a mi? Bazen birini sevip saymaniz digerlerinden nefret etmeniz anlamina gelebilir. Okuyun ve kendiniz karar verin :
“Da Vinci Code” adli romanda Gökhan Bey’in imanina veya Hz Isa’ya bir saldiri yok tersine iyi ile kötüyü birbirinden ayirma çabasi var. Bu baglamda Vatikan’a ve Papalik kurumuna bir elestiri var.
Dikat ediniz, ayrim çok önemli. Meselâ biri çikip dese ki “Yavuz Sultan Selim gerçek halife degildir, kutsal emanetleri politik amaçla almistir” Bizim darilmaya hakkimiz var mi? Kanunî Sultan Süleyman’i veya Vahdettin’i sirf halife olduklari için Hz Muhammed ile ayni yere koyabilir miyiz?
HZ ISA
Papalik kurumu Hz Isa’nin kurdugu bir sey degildir. Vatikan kilisesi’nin prensipleri ile Hz Isa’nin prensipleri taban tabana zittir. Hz Isa’yi sevmek için önce onu tanimak gerekir. Ayasofya konusunda 5 haziran’da yazdigim yorumu okuyabilirsiniz. (http://www.mustafaakyol.org/archives/2006/06/ayasofya_cami_kilise_olmali.php) Olmadi, Açiniz Incil’i ve resmi incile girmesi Papalik tarafindan istenmemis kitaplari, gnostikleri okuyunuz.
PAPALIK
Protestanligin kurucusu olan Luther de katolik iken Vatikan’a yaptigi bir ziyaretten sonra çilgina dönmüs, “ve 1518’de 95 maddeden olusan bir ilân hazirlayip yasadigi sehirdeki evlerin kapilarina asmistir. Orjinal adi “Martini Lutheri disputatio pro declaratione virtutis indulgentiarum » olan bu metin Wittenberg Tezleri diye de anilir. Okumaya deger, o dönemin kilisesinin yozlasmasini anlatir.(Ingilizce tam metni : http://www.iclnet.org/pub/resources/text/wittenberg/luther/web/ninetyfive.html)
Ne hristiyanlarin ne de müslümanlarin alinacagi bir sey yok bu kitapta. (Filmi görmedim) Sade dille, kisa cümlelerle yazilmis. Kitapta hHristiyanligin tarihi, Papalik ve Opus Dei hakkinda verilen detaylarin bir kismini bizzat kontrol ettim, hepsi gerçek çikti.
Bugünkü hristiyanlarin yasadigi din Hz Isa’nin ögretileri kadar onun ölümunden sonra dine eklenen kurallardan olusuyor. Bu kurallarin eklenmesi ise Akdeniz’in her kösesinden hristiyan temsilcilerin katildigi konsil denen toplantilar sirasinda yapiliyor. Düsünün bir kez, meselâ degisik ülkelerden müftüler toplanip oy vererek Allah’in veya Hz Muhammed’in sözlerini degistirmeye kalkmis !!!
Hz Isa’nin Tanri ile es veya onun oglu kabul edilmesi 325 senesinde Iznik’te oy kullanmak suretiyle yapilmis yani Hz Isa’nin söyledigi bir söze göre degil. (http://en.wikipedia.org/wiki/Ecumenical_council) Hz Meryem’i ise 431 senesinde Efes’teki eski Artemis tapinaginda « Tanri’nin annesi » ilân ediyorlar. Buradaki amaç Artemis adli Ana Tanriça’yi çok seven yunanlilarin sempatisini çekmek. Ama bu konsil’i ve sonrasini Süryani kilisesi kabul etmiyor ve digerlerinden kopuyor.
451’de yapilan bir konsilde ise (Chalcedon) Hz Isa’nin hem insan hem de Tanri oldugu ilân ediliyor ve rahiplere evlenmek yasaklaniyor. Bu kararlari ise Ortodoks kilisesi red ediyor ve digerlerinden ayriliyor.
Konsillerin listesi uzun, domuz yasagi ve sünnet mecburiyeti bu toplantilarda kaldiriliyor. Müslümanlari ve yahudileri öldürmenin « sevap oldugu » gene bu tip toplantilarda kararlastiriliyor. Papalik kurulusundan bu güne kadar hep yozlasmis bir kurum oldu. Dönem dönem Vatikan’a fahiseler (Bkz. Pornocracy konusu), sübyanci papalar hakim oldu. Politik kavgalarda Anti-papa denen alternatif papalar seçidi, zehirlenmeler, kanli kavgalar sürdü gitti. (Elbette politik kavgalar konusunda biz müslümanlar da daha temiz degiliz)
Papalik her dönemde yoz bir kurum oldu. Mesela 897 yilinda Roma’da ölmüs bir Papa olan Formose, dönemin papasi 6ci Etyen’in emri ile mezarindan çikarildi, papalik kiyafetleri giydirilip mahkeme edildi. Verilen ceza ile sag elinin parmaklari kesildi. Elbiseleri parçalanarak “linç” edildi. (http://fr.wikipedia.org/wiki/Concile_cadav%C3%A9rique) Tarihte bu olay Synodus Horrenda adiyla anilir.
Evlenmesi yasak olan rahiplerin gizli sevgilileri oldugunu, bunu yapmayanlarin da malesef çocuklari suistimal ettikerini bilmeyen kaldi mi? (http://www.cbsnews.com/stories/2002/05/20/national/main509539.shtml)
Emlâk zenginligi açisindan Vatikan dünyanin en zengin kurumlarindan biridir. (Rahmetli Ugur Mumcu’nun yazilarina bakilabilir). Italya’daki milyar dolari bulan yolsuzluklara da karismistir papaligin adi. Meselâ « tanrinin bankacisi diye bilinen Italyan Calvi’nin nasil olup ta lonra’da bir köprüye asili bulundugunu polis hala açiklayamadi. Newyork Times’tan su makale okumaya deger : (http://www.nytimes.com/2006/02/22/business/22marcinkus.html?ex=1298264400&en=c901b123fdc97274&ei=5088&partner=rssnyt&emc=rss)
Para kazanmak söz konusu oldugunda hiç bir sey Vatikan’i durduramaz. Meselâ Sili’de Pinochet iskence yapmak için gözden irak bir yer aramis, ihtiyaci olan adayi Vatikan’dan satin almistir.
Nazilerin yahudileri katletmesine ses çikarmayan Papalik, Güney Amerika’da vahsi kapitalizm ile ezilen halki kendi haline birakmistir. Toprak sahiplerinin halki sömürmesi karsisinda isyan eden rahipler afaroz edilmistir. Bu sebeple bugün güney amerika kitasindaki katolikler yavas yavas evengelist hareketin etkisinde protestanlasmaktadirlar.
Bu günkü papalik en basta hristiyan dünyasi için bir tehlikedir ve yobazlikta Islam yobazlariyla yarismaktadir. Mesela preservatifin Jean Paul II tarafindan yasaklanmasi Afrika ve güney amerika’da milyonlarca insanin AIDS’ten ölmesine yol açmistir.
Gene kitapta anlatilan Opus Dei örgütü de gerçektir. Kitapta anlatilandan daha da tehlikelidir. Opus Dei mensuplarinin kitapta taktiklari silis adli çivili kemerler dogrudur. Nitekim yukarida degindigim ölü papanin linç edilmesine tanik olan tarihçiler « onu silisine kadar soydular » diye anlatir. Son olarak Opus Dei’nin Vatikan içinde tehlikeli ve fanatik bir örgüt oldugunu ve su anki papa 16ci Benoit/Benedit (Ratzinger) in Opus Dei üyesi oldugunu söyleyelim.
Ama Opus Dei konusunu ele almak cesaret ister. Bunu yapan bir çok gazeteci tuhaf metodlarla devreden çikarilmistir. Bilmiyorum Sayin Mustafa Akyol bu konuda arastiracak ve yazacak kadar kelle koltukta biri midir ?
Saygi ve dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: June 15, 2006 2:24 PM
Tunc beyin yazısını zevkle okudum. Yıllardır aklıma bir soru takılır ve bu sorunun cevabını bulamamışımdır. Dinle içli dışlı gibi görünen insanların,neden dinle ilgisi olmayan insanlardan daha fazla suç işlediğini daha fazla hak yediğini düşünmüşümdür. Bu yazı beni cevaba oldukca yaklaştırıyor. Papalık ,hristiyanlık gerçeğini biliyor yani İsa peygamberin aslında peygamber olmadığını, onu çevresindeki insanların ilahlaştırdığını biliyordu. Yahudilik gibi bir din olmadığı gibi Hristiyanlık diye bir dinde olmadığını biliyorlar. Bu insanlar, dini tanıdıkca dinden çıktıkları için, her türlü günahı işleme hakkını kendilerinde görüyorlar. Ama iş görünüme gelince,kendilerini en ahlaklı insanlar olarak yutturuyorlar etrafdakilere... Tunc beyin yazısını okurken bizdeki Yeşil sermaye geldi aklıma. Yeşil sermayeciler, kandırdıkları insanların milyarlarca euoroluk paralarını çaldılar. Bunu din maskesi altında yaptılar. Arkadaşım ,bir adamın dini dilindeyse ondan korkacaksın!!! Onun her türlü suçu işleme potansiyeli olduğunu bileceksin.. Bir adam ne kadar dinci görünüyorsa okadar dinsizdir, okadar suç işlemeye meğillidir. Dinsizliğini saklamak için dinci gibi görünmeye çalışıyordur.
Fatih Bey o filmleri izlemedim. Davinci şifresini ise belgesel olarak izlediğim iddiası doğrudur.Bu isabetli tesbitinizden dolayı sizi kutlarım. Piyasada binlerce polisiye film var. Eğer film açısından bakacak olursanız bu filmin sıradan polisiye filmlerden fazla bir eksiği yada fazlası yok..Ama aydınlanma açısından bakacak olursanız yani fiziksel gerçeklik açısından (Belgesel olarak)bakılacak olursa film, dünyadaki yüzmilyonlarca sekülerist tarafından bilinen bir gerçeği yani kimsenin ilahi yada meta fiziksel olamıyacağı gerçeğini ortaya koyuyor.
Bugün müslümanların da kendi içlerinde bu tip tartışmalara girdiklerine şahit oluyoruz.Bir grup müslüman peygamberin mucizeleri olduğunu söylerken bir grup yarı-sekülerist müslüman onun tek mucizesinin Kuran olduğunu ve bundan başka mucizesi olmadığını ve olamayacağını söylüyor.(Bu arkadaşlar ,mucizeleri reddederek metafiziğin Kurandan başka birşey olamayacağını söylerler..bizler(agnostikler olarak) ise metafiziğin evrenin atomlarının oluştuğu anda devreye girmiş olabileceğini söyleriz.Bu açıdan bakılacak olursa,sekülerlikle ilgili olarak onlarla ortak noktalarımız olduğunu söyleyebilirim.)Halbuki hadislere baktığımızda onunda bir çok mucizesi olduğunun rivayet edildiğini görüyoruz.Yani iznik konseyinin yaptığını bizdede hadisciler yapmış.
Açıkcası ben Nuri Beyi de Mustafa Bey'i de yarı-sekülerist olarak görüyorum. Kendileri dinleriyle karşı karşıya gelmelerine rağmen son derece rasyonel fikirlere imza atıyorlar. Ama Sayın Öztürkde hala tık yok ::))
"Bir keresinde bir Hıristiyan dostuma, "aslında ben de Hıristiyanım" demiş ve eklemiştim, "ama Ariusçuyum." Da Vinci Şifresi'nin bir yararı Hıristiyanlar ve Müslümanların ortak tepkiler vermesi ise, bir diğer yararı da her iki din için mükemmel bir ortak zemin olan Ariusçuluğun yeniden akla gelmesi olabilir. " MA
Bakın bu cümlede de muazzam bir seküleristik düşünce izleri görüyoruz. Bu cümle, hem Muhammed peygamberi hemde İsa peygamberi tanrılaştıran radikallere ithaf olunur.
Sayın Öztürk hem agnostik hemde materyalist olunur. Bunlar birbirlerine zıt kavramlar olarak görünse de aslında öyle değildir. Bir materyalist ,canlılar da dahil,dünyada VAR OLAN herşeyin fizik kuralları doğrultusunda başka maddeleri oluşturabileceğini savunur yani Tanrıyı evrenin dışında tutar. Tanrının evrene müdahelesini kabul etmez. Çünkü müdahele demek fizik kanunlarının değişmesi demektirki böyle bir değişim evrenin oluşumundan beri hiçbir zaman gözlenmemişdir. Varsa Tanrının kuralları değişmez.Ama kutsal kitaplara baktığınızda üçünde de tanrının kurallarının ve sözlerinin değiştiğini görüyoruz.İşte buyüzden bizler kutsal kitaplara inanmıyoruz. Yada kutsal kitapların tanrı tarafından söylenen sözler olduğuna...bu açıdan bakınca materyalistiz.
Ancak doğa yasalarına bakıp,mesela termodinamik yasalarına bakıp,elementlerin oluşumuna bakıp bunların ilk başlangıç noktasında bir güç tarafından yaratılmış olabileceğine kanaat getirebiliriz. Zaten çoğu bilim adamı da bu nokta da materyalisttir ama agnostikdir de.
Bir agnostik olarak şöyle düşünürüm Tanrı eğer varsa, tabiat kanunlarını koymuşdur ve sonra da doğayı kendi haline bırakmışdır. Yani Tanrı sadece başlangıcı yapmışdır ondan sonra da herhangi bir müdahelede bulunmaz.İşte bu noktadan sonra da değişmez fizik kanunlarıyla beraber materyalizm devreye girer.. Tanrının kanunları değişmez. Ama kutsal kitaplara göre değişir.
%50 deist bir insan olarak DNA(Deoksi ribo nükleik asit) da bir madde olduğuna göre,ribo nükleik asit ,amino aistler de bir madde olduğuna göre, Bunların termodinamik kanunları öncülüğünde doğada oluşabileceğine inanırım..
Bu maddelerin miktarı nekadar fazla olursa, bir araya gelme ihtimalleri de fazla olur. Yani canlının oluşması için gerekli ihtimalin 10^50 de bir ihtimal olduğu doğru değildir... Bir mol oksijen gazıyla 2 mol hidrojen gazının bir araya geldiklerinde hidrojen bağı oluşturarak su oluşturması, imkansız değildir tesadüf değildir..Sadece bize termo dinamik kanunlarının var olduğunu gösterir.
Burda imkansız olan bunların bir araya gelmesi değil..Termodinamik kanunlarıdır.Mucize varsa bu mucize fizik kanunlarının mucizesidir.Canlılar ,evren yada tabiatta gördüklerimiz mucize değil, mucize olan fizik kanunlarının ürünleridir. Bir mucize aranacaksa bu mucize oluşumları ispatlanmış canlılarda değil,nasıl ve neden olduğu hala bilinemeyen fizik kurallarında aranmalıdır.
Yazan: Sezgin Kıroğlu Tarih: June 19, 2006 7:38 PM
Not:yazımda bahsettiğim kesim yeşil sermaye gibi kendilerinin dinci ve dindar olduğunu söyleyen kesimdir.Bu tip insanların müslüman olduğu söylenemez.. Din eğitimi veren ve din görevini yerine getiren lisanslı hocalarımız ise,elbette bu genellemenin dışındadır.Onlar elbette dini sevdirmeye,dini insanlığa en faydalı halde uygulamaya dönük öğretiler içinde olacaklardır. Ancak papazlarda olduğu gibi onlar içindede suistimal yapan insanlar olabilir.... Ama benim vurgu yaptığım sömürücü insan tipi, sağda solda kendini hacı hoca,dinci olarak tanıtıp,din kisvesi altında her türlü haltı yiyen insanlardır.Sapla saman karışmasın diye bu açıklamayı yapma gereği duydum..
Yazan: Sezgin Kıroğlu Tarih: June 19, 2006 9:21 PM
Arkadaslar,
Bu Sezgin Kiroglu'nun incilerini okumaktan buranin mudavimleri kac miyon beyin hucresi feda ettiler Allah bilir. Kendisine ait incilerden bircogu benim bu sitede "Sekulerist Yormucularin Satir Aralrinda Gezinti" basligi altinda "Lakicilerin Satirlarinda Gezitiler" baslikli yorumumdadir dileyenler icin. Muhatabinizi birazcik tanimaniz faydali olur. Kendisine iki kere ikinin dort ettigi kadar temel kavramlari anlatmaya calismaktan dilimizde tuy bitti basta Suat Bey (S. Ozturk) olmak uzere.
Eger bu zatin yukardaki yorumunda akil izanla bagdasir tek bir fikir oldugunu dusunen varsa, usenmeyip bir defa cevap verecegim ya da bu siralar kendi blogu dahil (http://gelenek.wordpress.com/) bircok blogda at kosturan Suat Bey'den yardim isteyecegim.
Bu kadar da olmaz ya hu! Yorum kurallari bence minimum akli, izan seviyesi kriteri de icermeli!
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: June 20, 2006 1:16 AM
Din baska erdem baska
Ne kadar güzel yazmissiniz Sayin Sezgin Kıroğlu :
“Dinle içli dışlı gibi görünen insanların,neden dinle ilgisi olmayan insanlardan daha fazla suç işlediğini daha fazla hak yediğini düşünmüşümdür.”
Bir dinin mensubu olmak daha iyi insan olmak için bir garanti degil. Tersine aynen sizin dediginiz gibi bir tür kamuflaj olarak da kullanilabiliyor. Ancak baska kamuflajlar da var. Burada esas fikir su saniyorum : “özünü yitiren biçim insana bir sey vermez” Islâm da bu kurala tabi. Komünist-Kapitalist Çin’e bakin. Veya etrafinizdaki sahte Atatürkçülere bir bakin, her sorunda Kâbe’ye gider gibi Anitkabir’e kosuyorlar, rozetler takiyorlar ama kaç tanesi okumustur Nutuk adli eseri? Veya Genelkurmay baskanliginin bastirdigi Kurtulus savasi planlarini? (Vakitleri mi yok? “su çilgin türkler” adli romani mi okuyorlar?)
Din erdem getirmiyor. Erdeme ulasmak insanin kendini tanimasi ve onu kötüye yönlendiren “iç düsmanlariyla” mücadele etmesi gerekiyor. Hz Muhammed baskasini yenen pehlivanlarin degil kendi öfkesini yenebilen insanlarin güçlü oldugunu söylüyor. Gene sizin hassasiyet gösterdiginiz ”baskasinin hakkini yeme” konusunda ALLAH bize söyle diyor : “Benim yerime baska tanrilara tapsaniz bile sizi affederim, ama karsima kul hakkiyla gelmeyin”. (Islâm istemezseniz Eric From, Voltaire, Pascal bu konularda yazmislardir)
Agnostik oldugunuz halde size Islâm’dan referans veriyorum çünkü benim gözümde Kur’an, hadisler, Mesnevi, Yunus divani birer referanstir. Bunlardan istifade ederek bir parça olsun kusurlarimdan kurtulabilecegime inaniyorum. Ama mecburi degil. Kendini “agnostik” veya “ate” olarak tarif eden bir çok arkadasim var ki nice imamlardan, papazlardan daha erdemlidir.
Size son olarak Fransa’da basima gelen bir olayi anlatayim : Yasli bir hanimin otobüse binmesine yardim ettim. Tesadüfen ayni durakta indik, agirca olan paketlerini zaten yolumun üstünde olan evine kadar tasidim. Bana dönüp : “Sizin gibi iyi katolikler artik fazla kalmadi, ALLAH sizden razi olsun (Que DIEU vous benisse!)” dedi.
Eminim ki benim yaptigimi siz de yapardiniz. Çünkü içinizdeki iyi Sezgin size bunu sizden isterdi. Islâm’a göre hiç dini egitim almamis bir insan ibadet etmekle yükümlü degil. Ama “iyi insan” olmakla yükümlü.
Sizin gibi okumus bir insanin namazla oruçla veya “cehennem atesi” gibi açiklamalarla yetinmesi elbette imkânsiz. Bilgi ve zekâniza uygun argümanlar aramaniz normal.
Baska konularda bulusmak üzere
Saygi ve selamlarimla
Yazan: Tunç Tarih: June 20, 2006 1:10 PM
Degerli büyüklerim, sevgili arkadaslarim ve kardeslerim, Da Vinci denen sahis; karmasik kisiligi, homoseksüelligi ve Mona Lisa haric digerleri tam olarak bitmemis tüm eserleri ve icatlariyla aslinda kayda deger bir sanatci veya bilim adami olarak algilanmiyor. Sifre adi altinda sizlere yutturulmak istenen ise o kisiligi karizmatik hale dönüstürmek isteyenlerin kendilerinin bir türlü kendilerine dahi söyleyemediklerini Da Vinci Sifresi diye piyasaya sürmelerinden baska birsey degil. Amac Hiristiyanlarin inanclarini rencide etmek mi, yoksa ortada 2000 yillik birtakim carpikliklarin roman veya film adi altinda birtakim cevrelere mesaj olarak iletilerek muhakeme yeteneklerini sinamak mi? Hem kitabi okumus hem de filmini seyretmis biri olarak inananlara karsi hicbir rencide edici unsur bulamadim. Sadece inananlarin birtakim kurum veya kisilerce yanlisa inandirilmak istendigine dair mesajlara rastladim. Degerli Hiristiyan kardeslerime sadece bir soru sormak istiyorum? Hz. Isa`nin Ibrani asilli oldugunu ve Ibranilerin beyaz tenli degil de esmer tenli oldugunu biliyoruz; fakat nedense 2000 yildir Isa heykelleri hep beyaz adam olarak lanse ediliyor. Sizce Hz.Isa gercekten beyaz tenli miydi? Konuyla ne alakasi var diyenler olabilir, onlara da diyorum ki Hz.Isa evlenmis ve esi ondan dünyaya bir cocuk getirmis olamaz mi ve bu kiz cocugu oldugu icin birtakim kesimler tarafindan 2000 yildir saklanmis olamaz mi? Inancimiz mantigimizin bize öngördügü ölcüde inanmamizi mi gerektirir; yoksa bize dendigi gibi mi inanmaliyiz? Gökhan beye tavsiyem önce mantigina bir sorsun "acaba biz gercekten kandirildik mi ve hala kandiriliyor muyuz?" sonra da savunma pozisyonu alsin.
INANC MANTIKLA GÜZELDIR
saygilarimla
beyzade
Yazan: Beyzade Tarih: July 10, 2006 3:43 AM
Bir Kaç Yorumu Okudum Çok da Detaya İnmek İstemiyorum Aklımda Çok Fazla Derinlerine Ermez Okumadım Çünkü Din İle İlgili Kitapları.
Sadece Yukarıdaki Tartışmalardan Anladığım Birileri Hz. İsa'nın İnsan Olarak Gösterilmesine İçerlemiş.
Benim Anlamadığım Uyuyan, Uyanan, Acı Çeken, Acıkan, Doğan ve Ölen Birine Tanrı Diye Tapmak Tahtadan Putlar Yapıp Tapmakla Aynı Şey Değil mi?
Hz. İsa Allah (C.C.) ın Kullarına Doğru Yolu Göstermek İçin Gönderdiği Peygamberidir. İslami Açıdan da Bu Sıfatla Değerlidir. Allah (C.C) ın peygamberine saygısızlık yapacak değilim. Ancak Ona Tanrı Gibi Tapılarak Putlaştırılmasına Aklım Ermiyor
Yazan: Cevahir Tarih: October 4, 2006 3:52 PM
''Da vinci şifresi'' adlı romanı okumadan sadece filmi izleyerek yorum yapmanız hiç hoş değil.Çünki romanlardan uyarlanan filmler asla kitabın kendisi gibi olamaz ve insana aynı tadı vermez.Genellikle bazı ayrıntıları atlarlar ve izleyicinin kafasında soru işaretleri oluşur.
Kilise hakkındaki yorumunuza gelince ,kesinlikle katılmıyorum.Bence katolik kilisesi bu kitaptaki ithamların hepsini hakediyor.Katolik kilisesi ortaçağda hristiyan toplumun büyük bir kısmını kendi çıkarları gereği etrafında toplayabilmek için hristiyanlıkla ilgili temel bilgileri çarpıtmaktan kesinlikle kaçınmamıştır.Kurdukları bu aldatmacalara düşmeyenleri engizisyon mahkemelerinde türlü işkencelerle öldürenler de onlar değil miydi?
Yazan: observer Tarih: October 25, 2006 8:56 PM
kitabı daha yeni okumaya başladım ama sürükleyici olacağı kesin...
Yazan: memnune Tarih: December 4, 2006 12:28 PM
ben 14 yaşındayım.bu filme gitmek istedim ama olmadı.18 yaş kuralı varmış.bende şimdi bu kitabın ortalarındayım.kitabı okumadığınız halde çok güzel yorumlamışsınız.MELEKLER VE ŞEYTANLARI okumanızı tavsiye ederim.o da en az Da Vinci Şifresi kadar etkileyici.
Yazan: meraklı Tarih: January 23, 2007 8:52 PM
merhaba kardeşlerim bütün insanlık HZ.İSA hakkındaki gerçekleri araştırır ve ögrenmek ister bazıları yanlış fikirlere düşerler mesela isa'nın Tanrı oldugu gibi saçma sapan düşüncelerdir.yoldan geçen bir insana şunu sorsaız HZ.İSA kimdir deseniz o size şöyle cevap verir İSA hıristiyanların peygamberi der bu düşence yanlıştır.İSA bütün insanların peygamberidir.İSA'nın bir sözünde şöyle der "BU YOLDA GERÇEKTE BENİM YAŞAMDA BENİM"demiştir isa herkesi iyileştiriyormuş bir yaşlı adamın gözleri körmüş isa yı çagırmışlar kör adamı isa'nın yaqnına getirmişler hadi adamı iyileştir isa adamı çünkü bu benim istegimle degil tanrının rızasıyla olur dedi bende HZ. İSA'ya inanınrım ben ona inanıyorum diye herkes bana sen "sen gavursun müslüman degilsin sen diyorlar ve bana kötü söz söylüyorlar ama bana inanan sadece bir kişi var size sorarım HZ.İSA'ya inanan müslüman olur mu?evet olur.
Yazan: lokman İsa Tarih: May 11, 2007 7:50 PM
Bir kere şunu söyleyeyim ben14 yaşındayım ve tarihi çok seviyorum ayrıca DA VİNCİNİN ŞİFRELERİ adlı filme de gittim 18 yaş sınırıda yok.sayın mustafa akyol ben bunun kitabınıda okudum ve film de gerçekten ayrıntılara yer yoktu.bence yorumunuzu kitabı okuduktan sonra yapmanız daha iyi olurdu.
Yazan: merve Tarih: May 16, 2007 3:59 PM
Benim burda dikkati cekmek istedigim birsey var. bugun gerek avrupa basta olmak uzre butun katolik inancini benimsemis herkes Isa peygamberin yari tanri,tam tanri yada tanrinin oglu olduguna inaniyor bilindigi gibi. ancak bugune kadar onun tanriligina dair kesin ve saglam bir argumana dayandirilmis tek bir delil yok nerdeyse !Gokan beye bilhassa sormak isterim: "iznik konsulunde herkes incil tombalasi atildi saniyor"demis,e peki oyle degilse nedir bu isin ozu,yani HZ.Isanin tanri oldugu kanisina nerden varmis o vatandaslar,yukardan vahi falan mi inmis o konsul yerine ? Inanclara ve mabetlere saygili bir musluman olarak kiliselere saygim sonsuz fakat ayni saygiyi vatikan icin beklemeyin benden ! kurulus ve varolus amaci sadece politika ve iktidar kavgasi olan bu kurulusla HZ.Isanin cizgileri cok farkli,hatta birbirine zitda olabilir!bir yorumcu arkadasin dedigine gercekten katiliyorum,isa peygamber carmiha gerilmeyipde elk.sandalyede oldurulseydi sandalye kolyesimi takicaklardi? gercekten de insanoglu SADECE GORMEK ISTEDIGINI GORUR!!!
SAYGILARLA.
Yazan: Ahmet Tarih: August 7, 2008 11:28 PM
Araştırma Ve temeli sağlam verilere dayalı Türk milletinin ve islam aleminin yanılgıları Asırlardır yanlış kaynaklardan beslenenler eliyle
günümüze kadar süregelmiştir.. Halende devam etmektedir.. Bunlar bir oyundur aldatmacadır...
Sevgili Mustafa yı tebrik ediyorum yolun açık olsun paşam harika anlatımın hemen etkilemekte ALLAHA EMANET OL SEVGİLİ KARDEŞİM
Mustafa Mete İSLAMOĞLU ....
TURANCI-YAZAR
Yazan: Mustafa Mete İSLAMOĞLU Tarih: March 26, 2009 9:06 AM
Mustafa Akyol Bey, merhaba,
Bizim buraya en az üç vesaitlik yol olduğu için bugün gelemedim imza gününüze. :(
Ve iyi ki şu en son yorum olmayan yorum çıkmış, o sayede bu eski yazınızı görüp okuyabildim. Bugünlerde tarihten başka her şeyle ilgilenen bir --inşaallah-- müstakbel tarihçi olarak benim için iyi oldu bunu okumak. Artık böyle şeyler yazmıyorsunuz pek.
Demişsiniz ki:
"Filmdeki en akılda kalıcı sahnelerden biri, 325 yılında Roma İmparatoru Konstantin'in gözetiminde toplanan ünlü İznik Konseyi. Hz. İsa'nın tabiatı hakkındaki farklı görüşlerin "karara bağlandığı" bu konseyde; "İsa yaratılmıştır" görüşünü savunan, yani onun tanrılığı iddiasını kabul etmeyen Mısırlı din adamı Arius ile, Hz. İsa'nın "Tanrı" olduğunu savunan görüşün çatıştığını, sonunda ikincisinin galip geldiğini ve Ariusçuluğun "sapkınlık" ilan edildiğini biliyoruz. Yani Hz. İsa'nın insani bir kararla "tanrılaştırıldığını"..."
Mustafa Bey, biliyor muydunuz, imparator Konstantin'in de sonradan güya kendi hükmü altında alınan Arius karşıtı karara muhalefet ettiğini ve bir Ariusçu olarak vaftiz edilip öyle öldüğünü?
Hep Hıristiyanlığı saptıran kişi olarak "entrikacı Roma imparatoru" diye yaftalanmış Konstantin gösterilir. Oysa Konstantin'e dair iyi birkaç tarihçinin makalelerini okudum ve şu sonuca vardım ki İmparator Konstantin kendisi iyi, samimî bir adamdı.
Gerçekten de putperestlikten soğumuş, bir gece gökyüzünde gerçekten Allah'tan geldiğine inandığı bazı semboller görmüştü ve daha Milan Fermanı'nı (Edict of Milan) ilan ettiğinde Tek Tanrı'ya inanmaya ve Hz. İsa'ya uymaya karar vermişti. Hıristiyanlığı sapıtan o değil, daha az görünür bazı başka "derin odaklar"dı. O da saf bir şekilde İznik Konsiline gelmiş ve oradaki adamlardan hidayet beklemişti.
Sonunda kendi adamlarının itikadından soğudu ve Ariusçu bazı din adamlarını etrafına topladı. O sırada da hastalanıp öldü.
İstanbul (Konstantinopolis) şehrini kuran İmparator Konstantin'in bir Ariusçu olarak öldüğünü ve muhtemelen hak dini arayan samimi bir kimse olduğunu burada kaydetmek istedim; çünkü Batılı bazı seküler itikatlı tarihçilere kanıp adamı biz Müslümanlar da şimdiye kadar insafsız bir şekilde suçladık durduk. Oysa onun niyetleri eldeki en iyi delillere göre çok daha iyiydi.
Yazan: Mustafa Râvî Tarih: November 7, 2009 9:14 PM
isa diye bir öğretmen,peygamber vardı fakat insanlar onu zamanla tanrılaştırdı fikrine katılmıyorum..İsa figürü en baştan itibaren bir Tanrı olarak tasarlanmış mistik bir figürdür.Biz nasıl Tanrıyı Allah ismi ile anıyorsak,İncil müellifleri de onu isa diye anmaktadır.İsa diye biri yeryüzünde hiç yaşamamıştır,böyle bir insan yoktur.Tamamen ezoterik-astrolojik bir şahsiyettir.Kur'anın İsa'yı gerçek bir insan,peygamber olarak anlatması müslümanların bu işi kavramalarını zorlaştırıyor.Kur'anda nasıl nuh tufanı gibi kıssalar varsa İsa Mesih olayı da bir kıssadır,hisse almak için söylenmiştir.
bu konudaki fikirlerimi yer kaplamaması için uzun anlatmıyorum,bloğumda anlattım,arzu eden bakabilir.
http://suledeniz.blogcu.com/
sevgiler,
Yazan: deniz Tarih: November 12, 2009 1:12 PM
Saygıdeğer Deniz Şule Hanım, siz Hz. İsa'ya dair Kur'an ayetlerini hiç okudunuz mu? Sizin mantıkla gidelim, madem: Meselâ aslında belki Sümer uygarlığı diye bir şey de yoktur; belki de bizim tarihçi üstadlarımız, yeni nesiller için öğretici bir temsil, medeniyetin erken dönemlerini anlatan bir sembolizm ve allegori olsun diye Mezopotomyalı Sümer uygarlığı kıssasını kurgulamışlardır... İşte sizin yorumunuz da bunu demeye benziyor. Hey Allah'ım, hey...
Bizim naçizane blogda bu meseleyi, başka bir konuyu irdeleyen bir anayazı başlığı altında tartışmıştım. Tarihçilerin, ama işini sistemli ve usulüne uygun yapan saygın, gerçek tarihçilerin, artık hiçbir şüphesi yok ki Nasıralı (Nazareth'li) İsa diye biri kesinkes vardı, yaşadı. Aynı İslâm'ın iddia ettiği gibi bir kimse olması, Hz. Musa ve diğer Peygamberlerin gelenekleri üzere bir "Yahvist (tek tanrıcı, "hanif") Peygamber" olması da en mantıklı ve gerçekçi yorumdur tarihî bir bakış açısından da. Onun hiç yaşamadığını, çok sayıda kötü niyetli kişinin bir araya gelip onu ve hayat hikayesini, birbirleriyle tam bir işbirliği yani komplo içinde uydurduğunu iddia etmek, tam bir komplo teorisidir, üstelik çok zayıf bir komplo teorisi ve artık hiçbir ciddî tarihçinin ciddiye almadığı bir teori.
Üstelik Mustafa Bey'in elimizdeki İncil'den yaptığı alıntı da sizin "İsa figürü daha baştan beri tanrı olmak için tasarlanmıştı" şeklindeki kanaatinizi kesinkes yalanlıyor!
Mustafa Bey'e bu alıntı için özellikle teşekkür ediyorum. Bir zamanlar nasıl oluyor da Kur'an-ı Kerim bazı ayetlerinde Hıristiyanları ellerindeki İncil'e bakmaya davet ediyor, "yapmayın, etmeyin, şu üçlemeyi bırakın artık" çağrılarını onlara yapıyor, diye düşünüyordum, "o İncil Teslis akidesini öğretmiyor muydu ki?", diyordum kendi kendime. Ama daha sonra, epey güvenilir idiler diye hatırladığım bazı yazılarda okudum ki, Yeni Ahit'in 27 kitabı içinde tartışmasız bir şekilde Teslis'ten bahsedenler, bu kitabın özünü oluşturan ilk dört kitap, yani şu bildiğimiz dört adet İncil versiyonu (İngilizcesi The Gospels) değilmişler, diğer kısımlar imişler. Zaten Arius'un Hz. İsa'nın tanrılığına --biraz karmaşık olan bazı teolojik lâflarla bile olsa-- karşı çıkması da kısmen bu sayede gerçekleşmiş olmalı. Her ne kadar bu dört İncil'in kendileri de epey bir bozulmuş (muharref) olsalar ve Arius belki de onların kendilerine de karşı çıkmış olsa bile...Şimdi de Mustafa Bey'den öğrendim ki muhtemelen Teslis'i apaçık bir şekilde öğütlemeyişleri bir yana, halen elimizde bulunan İnciller, onu açık bir şekilde yalanlayan en az bir pasaja bile sahipler. Bakın, yeniden okuyalım bence bunu:
Saygılarımı sunuyorum Deniz Hanım, ama yapmayın böyle lütfen. :)
Yazan: Mustafa Râvî Tarih: November 14, 2009 1:10 AM
Mustafa Ravi Bey,saygı dolu cevabınız için teşekkür ederim,çok naziksiniz ama oldu bi kere,napalım..:)
Şimdi efendim şöyle,
İsa Mesih'in hayatının anlatıldığı dönemlere denk gelen İsa isminde azizlerden birisi yaşamış olabilir..Ama bu kişi bakire bir kadının tanrı'nın üflemesiyle hamile kalması sonucu doğan İsa olduğuyla ilgili çok güçlü deliller yok diye biliyorum..Bakire Meryem'den olma isa Mesih'in gerçekte yaşamamış kurgusal bir figür olması onun hayatının bakire annesine,doğum tarihine,12 havarisine varıncaya kadar mitolojik bir çok yarı insan-yarı tanrı figürlerle örtüşüyor olmasından kaynaklanıyor..Kur'an'da anlatılan peygamber İsa'da bakire bir kadından tanrı üflemesiyle oluşmuş biri olduğu için mitolojideki karakterlerle örtüşüyor şu farkla ki bu mitolojik karakterin mucizevi doğumla dünyaya gelen ''özel'' bir insan olduğu vurgusuyla.sadece bir insan diyor ama burada tanrı'nın ruhu olduğu da ilave ediyor.
Kur'an'daki Hz.isa kıssası,Gnostik hıristiyanlar tarafından oluşturulan bu İsa isimli tanrının kilise tarafından literal,ortodoks bir okumayla yeryüzünde yaşanmış gerçek bir olaya dönüştürülmesiyle oluşan yanlış algıyı değiştirmek için söylenmiş başka bir mitolojik hikayedir..
Ne İncildeki Tanrı İsa gerçekten yeryüzünde yaşamıştır ne de Kur'anda anlatılan isa gerçek bir kişiliktir...ikiside aynı özden gelen bir hakikatin iki ayrı ezoterik ifadesidir.
Bakire bir kadının Tanrı üflemesiyle hamile kalması insan aklının kabul etmesi mümkün olmayan,doğada işletilen sistemin ilkelerine ters irrasyonel bir durumdur..bizim aklımızın alamayacağı bu tür hadiselerin bir iman meselesi olarak karşımıza çıkarılması insanın aklı üzerine yapılmış korkunç bir baskıdır ve insanın kendine yabancılaşmasına ve hayal aleminde,gerçeklerden kopuk,mistik hezeyanlara sürüklenmesine yol açan tehlikeli bir öğreti olduğunu düşünüyorum.
Ben bu tarz mucizevi anlatılan kıssaların ezoterik,metafizik hikayeler olduğuna inanıyorum ve batıni yorumlarla ancak bizim dünyamıza girebileceğini düşünüyorum.
aynı şekilde Hz.Musa'nın asasıyla kızıldenizi ikiye yarması,Hz.Nuh'un bir gemiye hayvanlardan bir çift alması ve bu gemiyle o korkunç sellere direnmesi,Hz.adem'in cennetten dünyaya gönderilmesi,Hz.İsa'nın ölüleri diriltmesi,bakire bir anneden doğması,Hz.İbrahim'in büyük bir ateşe atılması ve ateşin onu yakmaması..gibi pek çok kıssa gerçekte böyle olayların yaşandığı anlamına gelmez..İsa diye birisi gerçekte hiç yaşamadığı gibi bu vakıalarda yaşanmamıştır..
Bu olayların gerçekten yaşandığına inanmak dediğim gibi insanı hayatın realitesinden,rasyonalitesinden koparan,kendi gerçekliğine yabancılaştıran,böyle şeylerin yeryüzünde yaşanmış olduğuna inanarak ütopik bir hayal aleminde insanlara zaman kaybettiren bir yola sürüklemekten başka bir işe yaramıyor.
açıkçası benim inandığım din bu değil,ben böyle şeylerin yaşanmış olduğuna iman etmiyorum,bunlara iman etmem için aklımı tatile çıkarmam gerekir ki benim Allah'a giden yolda tek sermayem aklım,gönlüm dahi aklımın hizmetinde..mistik hezeyanlar içinde halüsinasyonlar gören bir aklın gönle vereceği şey de yanıltıcı hayaller olacaktır ve bu durum da gerçek Tanrısal akışları engelleyen parazit vibrasyonların ruhumuza girmesine sebep olur...
Özetle şunu söylüyorum,bu mucizevi olaylar metafizik anlamlar içeren ezoterik hikayelerdir ve bu yönüyle kutsal kitaplara çok yakışıyor ama diğer türlüsünü kabul edemem..Sistemin işleyen kuralları var ve adetullahta,sünnetullahta değişme olmaz,kurallar konulduğu gibi işler..bakire bir kadın durduğu yerde hamile kalmaz,ona bir erkek eli değmesi gerekir,hayatın kanunu bu..
üzgünüm,sizi mutlu edemedim..:)
Yazan: deniz Tarih: November 14, 2009 10:21 PM
"Tarihçilerin, ama işini sistemli ve usulüne uygun yapan saygın, gerçek tarihçilerin, artık hiçbir şüphesi yok ki Nasıralı (Nazareth'li) İsa diye biri kesinkes vardı, yaşadı. "
ve ayrıca
"...üstelik çok zayıf bir komplo teorisi ve artık hiçbir ciddî tarihçinin ciddiye almadığı bir teori."
Demişsiniz Mustafa bey, sizinle blogunuzda bir türlü anlaşamadığım Adem meselesinde gelinen nokta da bu. Subjektif değerlendirmenizi kati olarak sunuyorsunuz. Ciddi tarihçiler..? Gerçek Tarihçiler ..? Saygın Tarihçiler..? Neye göre, kime göre? Siz ya da başkası bir kıstasa göre böyle dediyse, bunlar öyle mi olacaklar? Kafanızdaki 'a priori' bilginize göre konuşanlar ciddi-gerçek-saygın, ama bununla uyuşmayanlar, farklı şeyler dile getirenler gayri ciddi-yalancı-eften püften tarihçiler öyle mi? :)
Yazan: HermeS Tarih: November 16, 2009 12:31 PM