« Danıştay'a Kanlı Saldırı ve 'Anti-Laik Terör' | Ana Sayfa | Öz EleÅŸtiri Zamanı »
May 19, 2006
19 Mayıs Mesajları
Bugün 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı. Milli Mücadele'nin başlangıcı olan 19 Mayıs 1919'un bu 87. yıldönümü, hepimize kutlu olsun. Günün anlam ve önemine binaen, iki "19 Mayıs mesajı" yayınlamakta yarar gördüm. Birisi, Kürt sorununda gelinen noktayı eleştiren, "Genç Siviller Rahatsız" başlıklı Sivil 19 Mayıs Bildirisi. Bir grup genç kalemin birlikte hazırladığı ve son günlerde medyada da geniş yankı bulan bu bildiri, kayda ve imzaya değer.
Öteki mesaj ise, bugün muhtemelen çok duyacağımız "Gençliğe Hitabe"den mülhem bir metin: Devlet'e Hitabe. Gençliğe Hitabe kuşkusuz müstesna bir metin, ancak Cumhuriyetimizin 80 küsuruncu yılında artık toplumun da devlete hitap etmesinde yarar var. Bu düşünceyle kaleme aldığım ve 2 Ocak 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlanan aşağıdaki yazıyı arşivden çıkarıp yeniden dikkate sunmak istedim.
DEVLET'E HİTABEEy Türk devleti, birinci vazifen, vatandaşlarına hürmet ve hizmet etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temelin üzerine kurulu demokratik düzen, senin en kıymetli hazinendir.
Geçmişte olduğu gibi bugün de seni bu vazifenden saptırmak, seni vatandaşlarına hürmet ve hizmet yerine tahakküm etmeye davet edenler olacaktır. Kendi ideolojik saplantıları veya çıkarları nedeniyle demokrasi düşmanı kimi güçler ve vatandaşlarına hep tepeden baktıkları için hiçbir zaman onların teveccühünü ve oyunu kazanamamış bir kısım siyasiler, seni milletin meşru temsilcilerine karşı tahrik etmeye çalışabilirler. Milletin iradesini, cebren ve hile ile safdışı bırakmaya kalkabilirler.
Bu demokrasi düşmanlarını dinlemeyecek, elinin tersi ile iteceksin. Vatandaşın iradesini her şeyin üstünde tutacak, bu iradeden başka bir yerden icazet almayacaksın. Demokrasiye ihaneti, en büyük suç sayacaksın.
Dahası, vatandaşların her ne görüşte, inançta ve kimlikte ise, onları öyle kabul edip haklarına saygı gösterecek, hiçbirini hor görmeyeceksin. Kimsenin inancına, diline, kültürüne ve yaşam biçimine karışmayacaksın. Vatandaşlarının başörtüsüne de mini eteğine de, camisine de meyhanesine de müdahale etmeyeceksin. 'Kamusal alan' dediğin ve adı üstünde 'kamu'ya, yani halka ait olan alana, bütün vatandaşlarını buyur edecek, hiçbirine hürmette kusur etmeyeceksin.
Eleştiri almayı bileceksin. Eğer birileri sana kalkar da "geçmişte şöyle hatalar yaptın" derse, onu hapse atıp susturmaya kalkmayacak, dinleyeceksin. Her devlet hata yapar, sen de yapmışsındır, bunu kabul etmekten çekinmeyeceksin. Mağrur olmayacaksın; dedelerimizin dediği gibi, "senden büyük Allah var". Ve dahası, muasır ecnebilerin dediği gibi, Allah'ın her insana bahşettiği, çiğnenemez, kaldırılamaz "insan hakları" var. Bu hakları kendi egemenliğinin üstünde görecek, ancak bu haklara olan saygın nispetinde meşru bir egemenliğe sahip olacağını unutmayacaksın.
Halkının egemenliğinin seninkinin üstünde olduğunu bileceksin. Eğer halkın ve onun meşru temsilcileri, senin egemenliğinin bir kısmını uluslararası kurumlara devretmeye karar verirlerse, buna direnmeyecek, bu yola taş koymayacaksın. Kendini, vatandaşlarını daha özgür, güvenli ve mutlu yapmaya adayacak, bunun için var güçle çalışacaksın.
Muhtaç olduğun kudreti, bugüne dek boşa harcadığın kaynakları verimli kullanmaya başlayarak toparlayabilirsin. Vatandaşlarını takip edip fişleyerek, onları binbir türlü yöntemle "hizaya getirmeye" çalışarak, verimsiz ekonomik tesisler açıp bunları inadına ayakta tutarak, kendi kurumlarını "arpalık" haline getirerek veya yolsuzluklara göz yumarak çarçur edilmiş kaynakları; artık sadece ülkeni kalkındırmaya ve vatandaşlarının eğitim, sağlık ve refah düzeylerini geliştirmeye kullanacaksın.
Bütün bunları yaparsan, hem kendi vatandaşlarının hem de uluslararası camianın güven ve saygısını kazanmış, dolayısıyla 80 küsur yıldır seni endişelendiren müstevlilerden, dahili ve harici bedhahlardan kurtulmuş olursun. Rahata erip huzura kavuşursun.
Aslında son yıllarda tüm bu hedeflerde önemli adımlar attın, az zamanda büyük işler başardın. Ama yolun daha yarısındasın. 2006'da lütfen geriye değil, ileriye doğru yürü. Başaracağına tüm yüreğimle inanıyorum ve arkandayım.
Bir vatandaşın
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: May 19, 2006 12:44 AM




sivil 19 mayis bildirisi sayfasina gidip yaziyi imzalamak istedigim zaman doldurulmasi gereken "mailiniz" kutucuguna tereddut ile "hangi mailimi yazsam acaba?" diye kendimi sorgular bulmam, eger yillarin verdigi "fisleyebilirler mi?" korkumdan kaynaklaniyor ise , web sayfasina bir suru gazete ve internet sitesinde yer verilmesine ragmen "neden?" 2500 imza ile sinirli kaldiklarini acikliyor.(Cumle cok uzun oldu bir daha yapmam)
Tabi bu icinde Kurt kelimesi gecen bir yaziyi imzalamaya karsi olusturulan bir oto-koruma gudusu ise cok daha tehlikeli bir yerdeyiz demektir.Ama ben Turkiye'de o kadar cok milliyetci yasadigina inanmiyorum.
Mustafa Bey'den bir ricam olacak :eger o sayfanin kac bin link aldigini bulabilirseniz bu bence Turkiyedeki bazi seyleri aciklamaya yardimci olabilecek cevaplari bizlere verebilir.
Danistayda yasanan olay nedeni ile bu yil Bandirma Vapurunun buyuklugunu veya pusulasinin ne yonunu tartismayacagimiz 19 Mayis Genclik Bayrami herkese kutlu olsun.
******Gecen senenin sonuna dogru idi galiba Fehmi Koru keske 2006 yili hic yasanmasa demisti. 2007 savaslari 2006'da baslayacak demisti. Keske yanilsaydi.
Yazan: fatih demir Tarih: May 19, 2006 2:14 AM
Bir vatandasin daha.
Bekir L. Yildirim
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: May 19, 2006 5:14 AM
Sivil 19 Mayıs Bildirisi, eksiğiyle gediğiyle de olsa çok güzel olmuş.
Sizin hitabeniz de iyiydi, tekrar tekrar yayımlamakta da yarar var. Belki bazı kalın kafalar anlar.
Ama şu 19 Mayıs'a gelince... Bakınız:
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=40235,10,2
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 19, 2006 10:38 AM
Aynı fikir ve duyguları paylaşan bir başka vatandaş ve genç sivil olarak, ben de varım.
Yazan: Arife Tarih: May 19, 2006 11:00 AM
Bir genç vatandaş olarak, demokrasiye hukukun üstünlüğüne, insan hak ve özgürlüklerine inanmış biri olarak ben de varım.
Yazan: S.Öztürk Tarih: May 19, 2006 12:01 PM
Rahatsız olan genç sivillerin ve herkesin 19.Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kutlarım.
Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 19, 2006 2:49 PM
Ataman Bey,
Zahmet olmazsa yukarıda verdiğim linki bir ziyaret eder misiniz? Biliyorum tüyleriniz diken diken olacak ama yaz sıcakları başladı, iyi gelir.
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 19, 2006 8:22 PM
Ataman bey,
Bu ifadeyi biraz aciklayabilir misiniz?
"Ey Türk istikbalinin evladı!"
Tamam, kulaga cok hos geliyor; ama, 'gelecegin evladi' nasil olur, mevcut ise gelecege ait olamaz, degil ise, hitap ettikleri arasinda mevcut degildir..
Bu da, 'Ozgurluk ve baris / ozlemi olacak / tum insanlarin / yarinlarda' turunden ilginc yorumlara acik gibi geliyor bana.. Kisisel acidan, ben oyle bir yarin ozlemi hic tasimadim da..
Neyse. Bunu size sorus sebebim, MKA hadisleri sozkonusu oldugunda burada benim bildigim en yetkin kisi olusunuzdur.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: May 20, 2006 11:25 AM
Müzmin Anonim bey,
Teşekkürler yetkinliğimi onayladığınız için. Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ey Türk istikbalinin evladı!" hitabından "geleceğin evladı" anlamını sanırım laf ola beri gele şeklinde söylemiş olmalısınız. Tabiiki "ey geleceğin evladı" diye bir şey söz konusu olamaz. Siz de çok iyi biliyorsunuz bunu.
Gazi Kemal, 80 yıl sonra olacakları önceden sezmiş olacak ki, Türk istikbalinin güvencesi biz gençleri suyu alttan yavaş yavaş ısıtılan kurbağa'nın durumuna düşmememiz konusunda uyarıyor. Kurbağa hikayesini sizin de bildiğinizi tahmin ederek tekrar anlatmıyorum burada. Nurcuların hepsi biliyor nasıl olsa.
Müzmin bey, sadece Gazi Kemal'in hadislerinden (sizin deyiminizle) değil Bediüzzaman Said-i (Kürdi) Nursi hazretlerinin içinden radyo geçen risalelerinden de sorabilirsiniz. Bu konuda da yetkinim haberiniz olsun.
Saygılar,
Ataman ErtuÄŸrul
Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 22, 2006 2:47 PM
Metin bey,
Merak etmeyin verdiğiniz link teki meşhur yazarımızın bütün yazılarını düzenli olarak takip ederim. Kendisi gayri-ciddi, kimseye saygısı olmayan, ağzı bozuk şarlatan bir yazarımız olup gülelim eğlenelim bir tarzı vardır. Bu özelliğiyle dünya umurunda olmayan çok nadir ve ender yazarlarımızdan biridir.
Tüylerimin diken diken olacağını sanıp boş yere ehvamlanmışsınız Metin bey. Her ülkenin kendi milli ve dini bayramları vardır. Bu şirin ve pek te akıllı yazarımız sıkıysa aynı mantık yürütmeyle dini bayramlarımızı da eleştirsin de görelim. Tüylerinden asarlar adamı. Öyle diken diken olmasını da beklemezler.
Saygılar,
Ataman ErtuÄŸrul
Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: May 22, 2006 3:54 PM
Ataman Bey,
"Engin Ardıç'ı beğenirim/severim" deseydiniz düşüp bayılırdım. İyi ki öyle bir acı sürpriz yapmadınız. Bu bayıltıcı sıcaklarda hiç iyi gelmezdi bünyeme. İşler de yeterince üstüme üstüme geliyor zaten...
Yazan: metin-thePoor Tarih: May 22, 2006 5:55 PM
selam-
bu gurup bizim okula da gelmişlerdi. gğya AB liderlerine, Türkiye'yi AB'ye alsınlar diye yalvarmak için kartpostal gönderecektik. Protesto ettik, perk bir kimse de imzalamadı zaten. bozum bozum bozulup girmişlerdi. yine, benzer bir şekilde ilgi çekmeye çalışıyorlardır. bence dikkate değer bir kampanya değil.
Yazan: sinan Tarih: May 22, 2006 6:32 PM
Sayın Müzmin,
20 mayıs tarihli yazınızda "MKA hadisleri" gibi bir ifade kullanmışsınız. Böyle bir ifadeyi kullandığınızdan ötürü iki sebeple rahatsız oldum:
1. Bildiğim kadarıyla şu anda yasalarımızda "Atatürk'ü Koruma Kanunu" isimli ve yoruma da çok açık olan bir yasa bulunmaktadır. Bu sebeple yasa dışı bir durum meydana gelebilir. Böyle bir durumun meydana gelmesi, sizi değil daha çok site yönetimini zor duruma sokar. Çünkü böyle bir sanal ortamda sizin şahıs olarak takibiniz neredeyse imkansızdır, kimliğiniz ispat edilemez ama bu güzel tartışma ortamı problem yaşayabilir.
2. Atatürk'ü sevmeyebilirsiniz ama O'na saygı duymak zorundasınız. Fikirlerini tartışabilirsiniz ama O'nun maneviyatına saygısızlık edemezsiniz. Bu Atatürk ile beraber herkes içindir. Birisi bana hitaben "XXX beyin hadisleri vs." gibi bir ifade kullansa, nezaket kuralları içinde anında uygun cevabı alır (bu sanal ortamda ya da gerçek günlük yaşamda).
Ayrıca çok yorum yazmasam da uzunca bir süredir yazılanları takip ediyorum, bir grup bugün Türkiye'de yaşanan ve uygulamadan kaynaklanan nerdeyse tüm yanlışlıkları Atatürk dönemine mal etmektedir (her ne kadar bazıları O'nun hakkını teslim etse de). Böylece ideal olan bir fikir ile onun günlük hayata yansımalarındaki hataları birebir karşılaştırmak ve sözkonusu ideal fikri yanlışlamaya çalışmak yöntem olarak doğru değildir. Böyle yapmakla hem cumhuriyetimizin ilk dönemine haksızlık yapmış hem de bugün yönetimden sorumlu kişilerin hatalarını görmezden gelmiş olursunuz. Diyelim ki cumhuriyetin kuruluşunda ortaya konan ilkeler çağımıza cevap veremiyor olsun. peki o zaman bunca yıldır (özellikle 1950 sonrası) yönetime talip olanlar bu kadar iktidar yetkilerine sahipken niçin bu çağdışı olduğu ileri sürülen ilkeleri değiştiremediler? güçleri mi yoktu? öyle ise kendilerine iktidar demek ne kadar doğrudur? Belki burada değil, yerinde yazmak daha doğru olurdu ama, değinmeden geçemeyeceğim. Laiklik konusunda referans olarak verilen yazı dizisini okudum, verdiği tarihi bilgiler de son derece değerlidir. Ancak bence yazının verdiği ana fikir, laiklik uygulamasının tarihsel ve yaşanmış tecrübelere göre farklı ülkelerde farklı şekilde geliştiğidir. Öyle ise Türkiye'de ilke olarak belirlenen laiklik anlayışı niçin bu kadar rahatsız edicidir? Ayrıca Atatürk bu ilkeyi sadece Fransız devriminden etkilendiği için mi doğrudan ithal etmiştir, o zamana kadar Osmanlı topraklarında yaşanan gerici, şeriat düzenini savunan olaylar hiç mi referans olmamıştır kendisine? Ama gelin görün ki, birtakım ekonomik konularda da Atatürk aldığı kararların pratikte çok başarılı olmadığını kendisi de kabul etmiştir, belki araştırılsa şimdi kabul edilemeyecek başka fikirleri de tarihi belgelerde bulunabilecektir. Dolayısıyla bu konularda fikir yürütürken bir grubun sadece siyah diğer bir grubunda sadece beyaz demesi, her iki tarafın da baştan şartlandığı izlenimini uyandırdı bende.
Sonuna kadar Atatürk'çü olduğunu yazılarından anladığımız bazı katılımclar da ne yazık ki yazılarında ifade ettikleri fikirleri tam olarak destekleyememekte, çok bilinen ifadeleri tekrarlamaktadırlar.
Sonuç olarak biraz daha fazla araştırma ve daha az önyargı ile tartışmaların daha keyifli bir hal alacağını düşünüyorum.
Yazan: yorumcu Tarih: June 25, 2006 2:48 PM
Merhaba Ataman Bey,
Engin Ardıç hakkındaki ifadeleriniz biraz çizgiyi aşmıyor mu? Kendisini ve üslubunu beğenmeseniz bile bu şekilde ifade etmemelisiniz. Ayrıca Engin Bey'in, yazdığı yazılardan dolayı, gayet zeki ve geniş kültürlü (doğrudur, benim bildiğim Galatasayar Lisesi mezunudur, en az iki yabancı dili gayet iyi kullanmaktadır ve bundan dolayı çok fazla, farklı ve orjinal kaynağa ulaşabilmektedir, çok zengin bir kütüphanesi vardır) olduğunu anlamaktayız. Kendine has üslubu ile günümüzde yaşanan (aslında neredeyse 1980 sonrası) birtakım siyasal çarpıklıkları eleştirmesi de olağandır. Bir konu hakkında ortaya konan ilkeler ile (bunlara Atatürk ilkeleri de dahildir) o ilkelerin uygulanışında yapılan hataları, yanlış anlaşılmaları ayırdedebilecek bir kişiliktir. (Biraz avukatlık yaptım ama neyse...)
Yazan: yorumcu Tarih: June 25, 2006 3:04 PM
"Türk halkı kemalizmi istemiyor."
Arkadaslar, asagidaki alinti Ahmet Cem özen'in blogundan geliyor. Güzel bir makale. Kemalist arkadaslara tavsiye ederim.
Avrupa Birliği sürecinde Türkiye’nin Kemalizm balonu sönmeye yüz tuttu.Zira artık dayanak noktası olarak çok farklı düşünceler kemalizmin yerini almaya aday.Artık ekonomik aktörlerden de bir bölümü varlığını sürdürebilmek adına kemalizme selam durma zorunluluğunu kabul etmiyor.Kemalist kesim ise şeriat tehlikesini vitrine koyarak gücünü korumak istiyor ise de biraz sosyoloji okumuş insanlar artık böyle bir tehlikenin hayal ürünü olduğunu biliyorlar.
Yazinin tamamini okumak için :
http://ahmetcemozen.wordpress.com/2006/05/23/kemalizmin-halk-destegi/
Yazan: Tunç Tarih: June 28, 2006 10:57 AM