« Mehmet Y. Yılmaz'ın Kitap Yorumu | Ana Sayfa | CNNTürk'te Kürt Sorunu Programı »
April 11, 2006
Türker Alkan'ın Teleoloji Yorumu
Radikal gazetesi yazarı Türker Alkan'ın Geceleri Tanrı'ya inanan çocuk başlıklı yazısında isabetli yorumlar var. Sayın Alkan "canlıların yaşamına, insan bünyesinin olağanüstü karmaşıklığına, inceden inceye tasarımlanmış, hesaplanmış mühendisliğine bakınca 'teleolojik' (amaçsal) bir durumla karşı karşıya bulunduğumuzu düşünmeden edemiyorum" demiş. "Çağımızın egemen ideolojilerinden 'pozitivizm' ve 'materyalizm' yazık ki [bu yönde incelemeye] engel oluyor, kafaları koşullandırıyor" diye de eklemiş.
Sayın Alkan'la bu konuları daha önce de bir tür "makale diyaloğu" ile tartışmıştık.
Yazıda bir tek "Herkes kendi ideolojisinin ders kitaplarında yer alması, karşı görüşün ise yasaklanması derdinde" diye yorum var ki, buna katılamayacağım. "Karşı görüşün yasaklanması" derdinde olanlar, Darwinistler. Akıllı Tasarım teorisi savunucularının savunduğu, en fazla, her iki teorinin de birlikte okutulması.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 11, 2006 11:45 AM




Tam ben de bundan bahsetmek ve link vermek üzere blogunuza girmiştim ki siz yazmışsınız. Türker Alkan, benim Mülkiye'den, sevdiğim bir hocamdır ve son derece çelebi, medeni bir insandır. Diyalog kurulabilir, atgözlüğüyle bakmayan bir kişidir.
Yazan: metin-thePoor Tarih: April 11, 2006 11:50 AM
Omrunuz uzun olsun Mustafa Bey!
Bende Alkan'in yazisini simdi okumus ve icimden Mustafa Bey bunu sitesine koyar demistim. Daha once bir yorummda da saniyorum Alkan'in diger bir yazisinda "Ne yani Tanri canlilari evrimle yaratmis olmazmi" noktasina gelmesinden memnuniyetimi belirtmistim. Kendisine simdi yazdigim, ve geri gelen iletide "iyi gidiyordunuz ama sonnda llaikci hormonlariniz baskin cikti ve gene inciyi biraktiniz" demistim.
Soyle diyor yazinin sonunda Sn. Alkan:
"Tanıdığım bir genç vardı. Bu çelişkiden bıkmış, çıkış yolu bulamamıştı. Sonuçta geceleri Tanrı'ya, gündüzleri bilime inanmaya karar verdi. Uzunca bir süre öyle idare etti.
Neden mi geceleri Tanrı'ya inanıyordu?
Karanlıktan korktuğu için.".
"Geceleri Tanri'ya gunduzleri bilime.." Oysa yazisinin gerisini okuyan bu iki kavrami bagdastirdigi izlenimi ediniyor.
Her halukarda ben ayni konuda serdettigim diger bir fikirimi burada da tekrarlayayim: "Yaratici yaradilista evrimsel bir process kullanmis olabilir" ifadesi bence "evrimci" ile "yaradilisci" nin orta noktasi degil resmen "evimci" nin "hidayete ermek" kadar buyuk bir "leap" (aidmi) dir. Cunki evrim dusuncesinin temeli yaraticinin yoklugu uzerine kuruludur. O bu noktaya gelmek icin "yaratici var" demek zorundadir. "Yaratilisci" icin boyle bir "big leap" veya kendi savunageldigi temel fikirle celiski gerektirmiyor bu "orta noktaya" gelmek. O sadece "Kudretinden sival olunmayan yuce Tasarimci, Yaratici'nin bir cesit evrim dahil herhangibir prosesi kullanmasinin benim teorimi, inancimi sarsici bir yani yoktur" der.
Bekir L. Yildirim
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 11, 2006 12:11 PM
Yaratici yaradilista evrimsel bir process kullanmis olabilir" ifadesi bence "evrimci" ile "yaradilisci" nin orta noktasi degil resmen "evimci" nin "hidayete ermek" kadar buyuk bir "leap" (aidmi) dir.
hayir degildir.
eger böyle olsaydi bugün Darvinizm ile AT teorisi savasi yasanmazdi. Ve bu savasta hic sükreder gibi bir halleri yoktur. Korku diz boyunu coktan asmistir.
darvinizm = rastlanti+gereklilik
AT = tasarim.. (AT evrimi dislamiyor)..
Yazan: XSI Tarih: April 11, 2006 10:17 PM
Aklımızı başka işlere olduğu kadar felsefeye de verebilsek, doğa ile tanrı arasındaki çelişkiyi kolaylıkla fark edebiliriz. Bu ikisini de oldukları gibi kabul ettikten sonra yapılagelen tartışmalar bu temel çelişkinin gölgesinde sürüp gidiyor. Tabi çelişki, aklın hep rahatsız olacağı bir şey ise de ömür tüketmeye engel bir şey değildir. Eğer aklın bu rahatsızlığını gidermek ister isek bu çelişkiden onu kurtarmamız gerek. Ya "doğa!" deyip tanrıdan, yada "tanrı!" deyip doğadan vazgeçebilmeliyiz. "Her ikisi de mahfuz kalsın" dediğimizde aslında işin özü ile hiç de ilgili değilizdir.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: cengiz cebi Tarih: April 12, 2006 12:32 AM
Sayın Cebi müthiş bi konuya degindiniz,felsefi bir bakış açısı neleri çözebilir,bunu iyi anlayabilseler...bir dinin ögretisiyle,bilimin bir ögretisi çeliştigi zaman sanki biri digerini yanlışlayabiliyormuş gibi davranıyoruz,bu da bilim ve din i birbirine rakip kılıyor,oysa birisi zihnin akıl,digeride inanç boyutuyla muhatap..bir noktadan sonra akıl dindeki otoritesini yitirebilir ve "vardır bir hikmeti Allah ın bunu aciz aklımızla kavrayamayız" diyebiliriz,bu sırada bilim kalkıp bak biz her şeyi akılla hallediyoruz deme hakkı yoktur,oysa insanlar hala dine ya tamamen akli degil,yada tamamen akli gözüyle baktıkları için,bir türlü uzlaşamıyorlar,o yüzden doga ile tanrı da hiç yanyana gelemiyor..tanrı inanç(din),doga akıl(bilim) olarak ele alınıyor..ve söyledigim gibi her şeye ak ya da kara gözüyle bakıyoruz,oysa hayatta çogu şey gridir..
(ebulfetih)
Yazan: ebulfetih Tarih: April 12, 2006 11:22 AM
Sayın XSI,
Siz de işi iyice gerilim filmi moduna sokuyorsunuz... O kadar da değil yani!
***
Cengiz Bey,
Merhaba! Sizin yorumlarınızı okumak da birçok dostumunki gibi büyük zevk. Görüşlerinizi saygıyla karşılıyor ve takdir ediyorum. Ancak şu "tabiat dini" eleştirinizi biraz keskin, önyargılı ve baştan-dışlayıcı buluyorum. Kategarizasyonunuz fazla indirgeyici ve mekanik görünüyor.
"Ya 'doğa!' deyip tanrıdan, ya da 'tanrı!' deyip doğadan vazgeçebilmeliyiz." [CÇ]
Neden efendim? Bu ikisi birbirinin niye antitezi olsun?
Saygılarımı kabul edin lütfen.
Yazan: metin-thePoor Tarih: April 12, 2006 2:51 PM
Ebulfetih Bey,
Müthiş bir konuya değinebilmiş olmak sevindirici. Dediğiniz gibi, bence de din ile bilimi aynı terazinin iki kefesine koymak akıl işi değil. Din/felsefe bilimin ötesinde bir şey. Ama bunu, bilimin dinden ayrı bir şey olduğu şeklinde almıyorum. Aksine, hayata ya doğanın yada tanrının gözünden bakarız. Bilim işin biçimsel yanıdır yalnızca. Tanrısallık penceresi ne kadar dinsel ise doğallık penceresi de o kadar dinseldir. "Dinsel olmayan bir bakış" anlamı olmayan bir 'söylem'dir.
Metin Bey,
Takdiriniz bir teşviktir, teşekkürler. İndirgemeci bir eğilim taşıyorum, karmaşıklığın böylelikle çözülebileceğini düşündüğümden. Tanrı ile doğanın antitez olmaları, her ikisinin de içerdiği "kendibaşınalık" vasfından. Doğayı -yaratılmış bile desek- kendibaşına bir şeymiş gibi algılamaya yatkınızdır. Öyle olunca onun ötesinde bir yerlerde tanrının da varolduğunu düşünme gereği duyarız. Neden böyle olsun ki? Neden doğa tanrının gücünün bizdeki belirişinden ibaret bir şey olmasın? Böyle denilmediği vakit "yaratma"nın ne olduğu hakkında açık bir söylem oluşmuyor. Zeus ve benzeri tanrılar ile doğa arasında tabiki hiçbir çelişki olamaz. Aksine doğanın çocuklarıdır bu tanrılar. Ama "Asıl Gerçeklik"ten söz ettiğimizde doğanın ya kendi başına bir anlamı olamaz, yada biz bu asıl gerçekliğe doğa ismini veriyoruzdur. Bunun üzerine ilave edilecek tanrıyı/tanrıları ciddiye alınabilecek şeyler olarak görmüyorum.
Saygılar...
Cengiz Cebi
Yazan: cengiz cebi Tarih: April 13, 2006 1:03 AM
Cengiz Bey,
"Doğayı -yaratılmış bile desek- kendibaşına bir şeymiş gibi algılamaya yatkınızdır. Öyle olunca onun ötesinde bir yerlerde tanrının da varolduğunu düşünme gereği duyarız. Neden böyle olsun ki? Neden doğa tanrının gücünün bizdeki belirişinden ibaret bir şey olmasın? Böyle denilmediği vakit 'yaratma'nın ne olduğu hakkında açık bir söylem oluşmuyor. (...) 'Asıl Gerçeklik'ten söz ettiğimizde doğanın ya kendi başına bir anlamı olamaz, yada biz bu asıl gerçekliğe doğa ismini veriyoruzdur." [CÇ]
Çok güzel. Benim de sonunda söylemeye yöneldiğim şey buydu. Size eleştirim, sizin daha önce alıntılamış olduğum şu "Ya 'doğa!' deyip tanrıdan, ya da 'tanrı!' deyip doğadan vazgeçebilmeliyiz." sözünüzeydi. Ve halbuki, bu sözle eleştiri okunuzun yöneldiği hedefi doğru anlamış olmam gerekirdi. Fakat şunu da belirtme gereği duyuyorum: Ortodoks pozitivistler ve "bilimci"ler (bilim mistikleri, Bilim Kilisesi, siyantistler anlamında) sizin deyiminizle “tabiat dini”nin müritleridir ama, bilime böyle bir mistifikasyon yüklemeyip,hayatı anlama ve araştırma noktasında bilimi, dini, ideolojiyi, sanatı, felsefeyi farklı zihinsel yordamlar ve disiplinler olarak gören insanları hangi tarafa yerleştireceğiz? Ben diyorum ki, onlar açıkça deklare etseler de etmeseler de, “doğa”yı ve “Tanrı”yı -tam oturan bir ifade olmayabilir ama- kesişmeyen kümeler olarak değil, kapsayanküme-kapsananküme olarak görüyorlardır. Doğayı -yaratılan ya da kendinde bir güç olarak, böyle önkabullerle yola çıkmaksızın- incelemek... inanmak değil, bilimselliğin öngördüğü metodoloji ve kavramsal çerçeve dahilinde incelemek... İncelenen o doğanın bir tanrısallığın tezahürü olup olmadığı sonraki meseledir bu nereye konumlandıracağımızı bilemediğimiz insanlar için!
Daha önceki yorumlarından birinde sevgili Bekir Bey şöyle demişti ve ben onun sözüne, o sözün hedefinin siyantistler olması koşuluyla katılıyorum elbette:
“Bilimsel yöntemin etkinliğini kabul etmek (yani bilime önem vermek) başka şey, bunun ‘en hakiki mürşit’ olduğuna inanmak (yani bilimcilik) başka şeydir. İkincisi, tam anlamıyla bir inançtır. Dolayısıyla ilhamlarını ‘gökten ve gayptan’ alanlar ile ‘bilimden’ alanlar arasında, sadece bir ‘inanç tercihi’ farkı vardır. İkincilerin, kendi inançlarını ‘gerçekliğin ta kendisi’ olarak dayatmaları ise, entelektüel despotizmden başka bir şey değildir. Ve nitekim kendisini siyasi despotizm olarak da sık sık dışavurmaktadır. [BY]
Hilmi Yavuz’un şu sözlerini de bütünüyle onaylıyorum:
Kemalizm’in ‘Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir’ sloganı, Aydınlanma’nın pozitivist varyantını işaretler. Aydınlanma, Kant’ın ‘Was ist Aufklaerung?’undan yolaçıkarak söylersem, ‘Hayatta en hakiki mürşit’in, ‘Akıl’ olduğunu önesürer;- Bilim’in değil! Dolayısıyla, Aydınlanma’nın ruhuna birebir karşılık gelen sloganın, ‘Hayatta en Hakiki Mürşit, Akıl’dır’ olması gerekirdi. Buna karşılık, Bilim’le Akıl’ın birbiriyle yerdeğiştirilebilir olduğu düşüncesi,- ki bu, Rasyonalitenin, Bilimin rasyonalitesine indirgenmesi anlamına gelir, Jakoben ideolojinin bir başka varyantıdır. [Hilmi Yavuz]
Evet, R. Aron isabetle adlandırır: Pozitivistler, siyantistler birer “secular religion” mensubudurlar.
Saygılar sunarım.
Yazan: metin-thePoor Tarih: April 13, 2006 12:40 PM
Metin Bey,
İncelenen o doğanın bir tanrısallığın tezahürü olup olmadığı sonraki meseledir bu nereye konumlandıracağımızı bilemediğimiz insanlar için!
Bu meselenin herhangi bir insan için sonraki bir mesele olabileceğine ihtimal vermiyorum. Bence böyle bir şey insanın doğasına aykırı. Olsa olsa ilgisiz kalınabilir. Ama bu tür insanlar zaten konumuz olamaz. Öte yandan bilimsel çalışma bir tür yansızlık öngörebilir ise, bu matematiksel/mantıksal bir yansızlıktır. Zaten burada istenilse de yanlı olunamaz. Burada yanlılığın hiçbir anlamı yok. Ama burada hayatı anlamak diye bir şey de yok. Duyumsal veri ölçülüp biçilir, formüle edilir. Bu noktada kaldığımızda bir "düzen" kavramına bile varamayız. Bu tür kavramlarle düşünülmeye başlandığında bu anlamıyla bilimden öte bir etkinliğin içindeyizdir. Ve burada da yansızlık anlamdan yoksun bir şeydir. Bu alanda evet, yalnızca tanrı yansız olabilir.
Sanırım bir vakit Hilmi Yavuz'u da okumam gerek.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: cengiz cebi Tarih: April 14, 2006 12:22 AM
Sayın Akyol,
İki teorinin birlikte okutulması mümkün değil.Yargıç John E.Jones 2005 yılında vermiş olduğu karar ile AT'nin bilimsel değil,din temelli bir teori olduğunu hükme bağlamış ve kararına dayanak olarakta üç neden göstermiştir:
1-Doğal bir fenomeni doğaüstü nedenlerle açıklamaya çalışmak ve bilimsel alanda geçerli olan sınanabirlik ilkesine uymamak.ir.
2-Evrim anlayışına ters düşmeye yönelik en ufak bir delili AT'nin doğrulayıcısı olarak göstermeye çalışmak (contrived dualism'e dayanmak)
3-AT'nin "indirgenemez komplekslik" tezinin Tasarım anlayışının ispatlayıcısı olmak yerine;evrim anlayışına karşı ileri sürülen olumsuz bir argüman olması.
Ayrıca Yargıç kararında AT ve özellikle indirgenemez komplekslik lehinde görüş belirtenlerin görüşlerinin bilimsel dergilerde çürütüldüğü yolunda da hükme varıyordu.
Yargıç Jones kararında:Darwin'in evrim kuramının mükemmel olmadığını;ancak bilimsel bir kuramın her noktayı açıklığa kavuşturamaması,din temelli,sınanamıyan alternatif bir varsayımı zorla bilim sınıfına sokmak için bir bahane olarak kullanılamıyacağını,Evrim kuramının ilahi bir yaratıcının varlığıyla çelişki halinde olmadığını ve onun varlığını da inkar etmediğini belirtmiştir.
Resmi Vatikan gazeteside Yargıç Jones'in kararını doğru bulduğunu belirtmiş ve AT'nin Evrim teorisine karşı bilimsel bir alternatif olarak öğretilmemesi gerektiğini vurgulayarak;Darwin tarafından önerilen modelin yeterli olmadığı düşünülüyorsa bir başka teori için birileri çalışmalıdır denmiştir.
Yargıç Jones'in kararı ile Vatikanın yaklaşımını normal olarak karşılamak gerekir.AT 'nin savunucuları ve destekleyıcileri onun dini nitelikli olmadığını iddia etmelerine karşılık;radikal hristiyan gruplarla karşı karşıya geldiklerinde AT'nin köklerinin Bible'da bulunduğunu açıklık la ifade etmişlerdir.
AT'nin fikir babası Phillip E.Johnson:AT'nin Christian evangelical mesajın değişik bir sunumu olarak tanımlanmasını önlemek için taraftarlarından dinsel eğilimlerini saklamalarını talep etmiştir.
AT'nin başlıca savunucuları ;Behe,Dembski,Wells,Meyer...hepsi Hristiyanlığın yüceltilmesinden ve Hristiyan bir Allahtan yanadır.Çoğunluğu da evengelical protestandır.(Ne tesadüf,Bush'da aynı akıma mensuptur.)
Her iki teorinin birlikte (aslında AT'yiSayın Akyol,
İki teorinin birlikte okutulması mümkün değil.Yargıç John E.Jones 2005 yılında vermiş olduğu karar ile AT'nin bilimsel değil,din temelli bir teori olduğunu hükme bağlamış ve kararına dayanak olarakta üç neden göstermiştir:
1-Doğal bir fenomeni doğaüstü nedenlerle açıklamaya çalışmak ve bilimsel alanda geçerli olan sınanabirlik ilkesine uymamak.ir.
2-Evrim anlayışına ters düşmeye yönelik en ufak bir delili AT'nin doğrulayıcısı olarak göstermeye çalışmak (contrived dualism'e dayanmak)
3-AT'nin "indirgenemez komplekslik" tezinin Tasarım anlayışının ispatlayıcısı olmak yerine;evrim anlayışına karşı ileri sürülen olumsuz bir argüman olması.
Ayrıca Yargıç kararında AT ve özellikle indirgenemez komplekslik lehinde görüş belirtenlerin görüşlerinin bilimsel dergilerde çürütüldüğü yolunda da hükme varıyordu.
Yargıç Jones kararında:Darwin'in evrim kuramının mükemmel olmadığını;ancak bilimsel bir kuramın her noktayı açıklığa kavuşturamaması,din temelli,sınanamıyan alternatif bir varsayımı zorla bilim sınıfına sokmak için bir bahane olarak kullanılamıyacağını,Evrim kuramının ilahi bir yaratıcının varlığıyla çelişki halinde olmadığını ve onun varlığını da inkar etmediğini belirtmiştir.
Resmi Vatikan gazeteside Yargıç Jones'in kararını doğru bulduğunu belirtmiş ve AT'nin Evrim teorisine karşı bilimsel bir alternatif olarak öğretilmemesi gerektiğini vurgulayarak;Darwin tarafından önerilen modelin yeterli olmadığı düşünülüyorsa bir başka teori için birileri çalışmalıdır denmiştir.
Yargıç Jones'in kararı ile Vatikanın yaklaşımını normal olarak karşılamak gerekir.AT 'nin savunucuları ve destekleyıcileri onun dini nitelikli olmadığını iddia etmelerine karşılık;radikal hristiyan gruplarla karşı karşıya geldiklerinde AT'nin köklerinin Bible'da bulunduğunu açıklık la ifade etmişlerdir.
AT'nin fikir babası Phillip E.Johnson:AT'nin Christian evangelical mesajın değişik bir sunumu olarak tanımlanmasını önlemek için taraftarlarından dinsel eğilimlerini saklamalarını talep etmiştir.
AT'nin başlıca savunucuları ;Behe,Dembski,Wells,Meyer...hepsi Hristiyanlığın yüceltilmesinden ve Hristiyan bir Allahtan yanadır.Çoğunluğu da evengelical protestandır.(Ne tesadüf,Bush'da aynı akıma mensuptur.)
Her iki teorinin birlikte (aslında AT'yi
ŞU aşamada AT ile ilgili her dökümanda ,yayında AT'nin emekleme döneminde olan bir teori olduğu,evrim teorisi ile birlikte okutulursa evrim teorisinin yanlışlarının düzeltilebileceği şeklinde bir kampanya esas amaç gizlenerek sinsice yürütülmektedir.
Darwinizm'e Muhalefet Deklerasyonunu imzalayan
Eğer Darwinist teori çürütülmüşse veya devrini tamamlamışsa niçin AT savunucuları sadece AT'nin okutulmasını istemiyorlar?
Bir sitede Darwinist teorinin ortaya atıldığı günden bugüne kadar olan dönemde çürütüldüğüne dair ortaya atılan iddiaların kronolojik bir sırası verilmişti.Ama bu tip iddiaların sayısı artıkça teori kendisini yenileyip güncelliğini koruyor.
Ne teori imiş ama.
Saygılar
Yazan: can Tarih: April 21, 2006 11:14 PM
Sayın Akyol,
Benden doğan bir hata mevcut .Eksik kısımları tamamlamak istiyorum.
"Her iki teorinin (aslında AT'yi bir varsayaım olarak değerlendirmek daha doğru olur.) birlikte okutulmasını istemek The Wedge Strateji'sinin bir gereği.Üç aşamalı bir kampanya bu.Birinci adım,evrim teorisinin bilimselliği konusunda şüphe yaratmak;ikinci adım iki teorinin birlikte okutulmasını sağlamak ;üçüncü adımda AT'yi okullarda hakim kılmak."
"Darwinizm'e Muhalefet Deklerasyonunu imzalayan bilim adamlarının sayısının azlığı beni şaşırttı. İmzalayanlar arasında biyologların saıca çok az olması da enteresan.
Hepsinden daha önemlisi;hakkında ağır eleştiriler getirilen,çürütüldüğü söylenen bir teori hakkında gayet yumuşak ifadeler kullanılması süpriz gibi bir şey.İnsan düşünmeden edemiyor:acaba deklerasyonu imzalayanlar imzaladıkları metne inanmıyorlar mı?"
Saygılar
Yazan: can Tarih: April 22, 2006 2:48 PM