« Özgürel: Çıkmaz Sokaklarda Dolaşanlar İçin Fener | Ana Sayfa | Fransa'nın Sefaleti »

April 20, 2006

Şu Çılgın Kürtler

[20 Nisan 2006 tarihli Radikal gazetesinde yayınlandı]

Kurtuluş Savaşı'nda Kürtler de kahramanca çarpıştıTurgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler" adlı kitabı satış rekorları kırıyor, çünkü her Türk'ün gurur duyacağı gerçek kahramanlık öykülerini anlatıyor. Ancak bu öyküleri okurken herkese hakkını vermek ve "o çılgın Türklerin" arasında onbinlerce isimsiz Kürt kahramanın da olduğunu teslim etmek gerek.


Osmanlı ordusuna Kürt katkısı

"Çılgın Kürtlerin" hikayesi 16. yüzyıla kadar uzanıyor. Osmanlı İmparatorluğu'na Yavuz Sultan Selim zamanında kendi rızalarıyla katılan Kürt aşiretleri, o dönemden 20. yüzyıla dek imparatorluğa önemli askeri katkılarda bulundular. Kürt tarihi konusundaki önemli Batılı uzmanlardan biri olan David McDowall'a göre Kürtler genellikle kendi yaşadıkları Doğu Anadolu yöresinde Osmanlı ordusuna hafif süvari olarak destek verdiler, öncülükte, saldırı ve küçük çaplı çatışmalarda önemli rol oynadılar.

Sultan Abdülhamid ise, kendi adını vererek kurduğu "Hamidiye Alayları" ile Kürtleri bölgede önemli bir askeri güç haline getirdi. Hamidiye Alayları özellikle Ermeni çetelerine karşı önemli başarılar sağladılar, I. Dünya Savaşı yıllarında ise — ki o zaman adları "Aşiret Alayları" olmuştu — Rus işgaline karşı direndiler.

Zaten genel olarak I. Dünya Savaşı'nda Kürtler imparatorluğa büyük bir sadakat gösterdiler. Doğu Anadolu'daki Osmanlı kuvvetlerinin büyük bölümü Kürtlerden oluşuyordu. Binlerce Kürt asker, Sarıkamış'taki Üçüncü Ordu'da, Çanakkale'de ve diğer cephelerde şehit düştü. Merkezi Elazığ'daki 11. Fırka (Tümen) ve merkezi Musul'da bulunan 12. Fırka Kürtlerden müteşekkildi.


Kurtuluş Savaşında Kürt Sadakati

Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıktığında Kürtlerin sadakatinin farkındaydı ve daha önce Diyarbakır'da 16. Kolordu'da görev yaparken tanıdığı bu insanlara güveniyordu. 16 Haziran 1919'da Kazım Karabekir Paşa'ya yolladığı şifrede, "Doğu vilayetleri halkının, Ermeni çetelerinin acımasızlığına ve taarruzlarına hedef olmuş, en büyük felaketi görmüş bir unsur olmak sıfatıyla, birlik ve fedakarlık lüzumunu en önce takdir ettikleri iftiharla görülmektedir" diyor ve şöyle devam ediyordu:

"Bu sebeple ben Kürtleri de bir öz kardeş olara ağuşumuza (bağrımıza) katıp tekmil milleti bir nokta etrafında birleştirmek ve bunu dünyaya Müdafaa-i Hukuku Milliye cemiyetleri vasıtasıyla göstermek karar ve azmindeyim."

Zaten Kürt aşiretleri de, "din ve vatan uğrunda açılacak mücahedeye katılmaya hazır olduklarını", Kazım Karabekir Paşa'ya bildirmişlerdi. Erzurum civarındaki Kürtler, İstanbul'un İngiltere tarafından işgaline çok üzülmüş ve ilgili makamlara yolladıkları bir telgrafta "Hilafet ve Saltanat makamının uğradığı tecavüz ve ihanetin tazmini ve mevcudiyet ve istiklalimizin temini için son damla kanlarımıza kadar mukavemete ahdediyoruz" demişlerdi.

Atatürk Kürtlerin bu hassasiyetlerini gözeterek ve kimliklerini onore ederek, onları Milli Mücadele'ye kazandırdı. Hamidiye Alayları'ndan kalan Kürt milisler önce Müdafaa-i Hukuku Milliye cemiyetlerine sonra da düzenli orduya katıldılar. Özellikle Urfa ve Maraş'ın düşman işgalinden kurtarılmasında çok önemli roller üstlendiler. İsmet Paşa'nın ifadesiyle "Milli Mücadele devamınca canla başla gayret gösterdiler."


Sevr'e Protesto

Kürtlerin içinde "bağımsız Kürdistan" kurmak isteyen küçük bir milliyetçi grup da vardı. Başlarında Şerif Paşa'nın bulunduğu bu "Jön Kürtler", İtilaf Devletleri ile anlaşarak önce Kasım 1919'daki Paris Konferansı'nda sonra da 10 Ağustos 1920’deki Sevr Anlaşması'nda boy gösterdiler ve Sevr'e "Kürt halklarının Türkiye'den bağımsızlık elde etmeleri" yönünde bir madde eklettiler.

Ancak bu küçük Kürt milliyetçisi kadro, Doğu Anadolu'daki Kürt liderler tarafından şiddetle kınandı. Erzincan'dan on ayrı Kürt aşiret lideri, Fransız Yüksek Komiserliğine "Türklerin ve Kürtlerin soy ve din itibarıyla kardeş olduklarını" vurgulayan protesto telgrafı yolladı. Bediüzzaman Said Nursi, Ahmet Arif ve Mehmet Sıddık, Kürtler adına yayınladıkları ortak yazıyla, Sevr Anlaşması’nı lanetlediler. Kürt din alimleri de Milli Mücadele lehinde Anadolu müftülerinin yayınladığı fetvayı imzaladılar.

Lozan görüşmeleri yapılırken Batılı devletlerin Kürtleri "azınlık" olarak görmekte ısrar etmeleri üzerine ise Bitlis milletvekili Yusuf Ziya Bey 3 Kasım 1922'de Meclis kürsüsüne çıkıp şöyle demişti:

"Avrupalılar diyorlar ki, 'Türkiye'de yaşayan akalliyetlerin (azınlıkların) en büyüğü, en kesretlisi (kalabalığı) Kürtlerdir.' Bendeniz Kürdoğlu Kürdüm. Binaenaleyh bir Kürt mensubu olmak sıfatiyle sizi temin ederim ki Kürtler hiç bir şey istemiyorlar. Biz Kürtler vaktiyle Avrupa'nın Sevr paçavrası ile verdiği bütün hakları, hukukları ayaklarımız altında çiğnedik ve bütün manasıyla bize hak vermek isteyenlere iade ettik... Türklerle beraber kanımızı döktük, onlardan ayrılmadık ve ayrılmak istemedik ve istemeyiz."

Bir sonraki celsede ise, Bitlis, Erzurum, Kastamonu, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Pozan, Diyarbakır, Van milletvekillerinin hepsi şu cümlelerin altına imza attılar: "Türk, Kürt bir kütle-i vahidedir. Kürtler, hiç bir vakit Türkiye camiasından ayrılamaz ve bunu ayırmak için hiç bir kuvvetin tesiri yoktur." (Kaynaklar ve daha fazla detay için bkz: Mustafa Akyol, "Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek", 2006)


80 Yıl Sonra

"Soy ve din kardeşi" oldukları Türklerle birlikte Türkiye için canlarını ortaya koyan tüm bu "çılgın" Kürtlerin bugün kemikleri sızlıyor olmalı. Çünkü Kürtlük adına hareket ettiğini ileri süren bir terör örgütü 30 binden fazla vatandaşımızı katletti ve hala da kan dökmeye devam ediyor. Türkiye'ye ve Türklüğe karşı fanatik bir nefretle dolu etnik Kürt milliyetçiliği, hem Türklere hem de Kürtlere acı ve ölüm getiriyor. Öte yandan da bir grup marjinal Türk ırkçısı, "tarih boyu Kürt ihaneti" masalları uydurarak, Kürt vatandaşlara karşı husumet körüklüyor.

Türkiye'nin etnik bir gerilime sürüklenmemesi için, her iki etnik milliyetçiliği de yenmemiz gerek. Ve bunun bir yolu "çılgın Türklerin ve Kürtlerin" gerçek hikayesini yeniden hatırlamak. "Bir hilal uğruna" birlikte savaşmış ve can vermiş o yüzbinlerce şehidin hatırası, Türkiye'nin bölünemezliğinin en dramatik işareti olsa gerek.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 20, 2006 11:08 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, işbu yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

İyide neden Şu Çılgın Türkler kitabının adına atfen ,o şavata Kürtlerde vardı diyorsunuz aksini idda eden varmı..Yok
Pekli neden ÇATı değilde,Türk ismini Kürt isminde ayrıştırıyorsunuz ,şöylemi olmalıydı
Şu Çılgıın Türkiyeliler.
Bence kelime oyunları hep başka şeyleri hizmet ediyor.

Yazan: ERHAN Tarih: April 20, 2006 1:12 PM

Daha önce hayatım da en nefret ettğm şey, milliyetçilik yada diğer bir deyimle, ırkçılıkdı hiç bir zaman bunun ayrımını yapmadım, Bilirimkii ALLAH bu konuda, kesin ve net bir şekilde ,hiç bir milletin başka bir millete, üstünlüğü yoktur ifadesini göz ardı etmedim ancak, son zamanlarda özellikle bu konuda duyduğum yada şahit olduğum, olaylar beni kürtlerden soğutum onlardan nefret etmeye sevketti malesef...
Bunun adına isterseniz ırkçılık deyin isterseniz başka bişey deyin ama artık kürtlerin çok garipp insanlar olduğunu düşünüyorum tabiki, sevdiğim insanlar var kürt olarak tanıdığım, ama sanırım bir çoğuu kanatimdeki kötü düşünceyi hak ediyor bunların sebebleriü çok uzun yazmakla anlatmak hiç mümkün değil ama kürtler kendilerine bir çeki düzen vermeleri gerekiyor yoksa sonralı ermeniler gibi sürgün olcak sanırım. Birde mustafa beyin kitabını okumayı düşünüyorum belki kafamdaki sorulara/sorunlara çözüm getirir yada beni bu konuda teskin etmeye yeterli olur
belkıs...

Yazan: belkıskübra Tarih: April 20, 2006 2:48 PM

Mustafa bey,

Şu Çılgın Türkler kitabını okumamışsınız anlaşılan. Kitapta herkesin hakkı tarikat liderlerine varana kadar layıkiyle anlatılıyor.

Neyin peşindesiniz?

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 20, 2006 4:02 PM

bence bu konuyu buyuten kesınlıkle dıs kaynaklardır bırkac kurt vatandasına bellı zarar verıcı seyler yaptırarak ulkeyı bolmeye calısıyorlar.Tabıkı ulkeyı bolmek ıcın kullanılıcak en ıyı yol turklerın en yakını olan kurtlerı kullanmak.Bu onlar ıcın hemde mantık olarak en hızlı yıkıcı yontemdır.Bunların onune ancak ve ancak eğıtımle gecılır.Bunun en ıyı ornegı benım.Ben aslen kurt vatandasıyım ama sundanda adım gıbı emınımkı bu ulkede yasayan bır cok ınsandan daha fazla baglıyım bu ulkeye...
SAYGILAR

Yazan: levent Tarih: April 20, 2006 5:03 PM

Sayın Mustafa Bey,
Ataman Ertuğrul beyin de dediği gibi sanırım siz kitabı okumadan hükme varmışsınız... Veya okumuşsanız bile bu yazıyı yazarken kitabın bazı bölümlerini unutmak istemişsiniz. Kitabın içinde tüm ırkların aşiretlerin tarikatların hakları teslim ediliyor benim bildiğim kadarıyla... Bence siz kitaba bir kez daha göz atın. Erhan beyin de dediği gibi eğer kitabın adına kafanızı takmışsanız o kitabın da ona benzer kitapların da hiç bir zaman başlıkları içerisinde "Türkiyeliler" gibi saçma bir kelime bulamayacaksınız. Yazmış olduğunuz kitaplar var ve yazarlıkla da ilgileniyorsunuz. Türkiye demek ek kök yapısı incelendiği vakit Türklerin yaşadığı yer anlamına gelir. Siz buna bir de -liler eklerseniz anlam bakımından ne kadar saçma bir kelimenin ortaya çıkacağını anlayabilirsiniz sanırım.

Irkçılığı sevmem ancak o dönemde o ırkları aşiretleri tarikatları huzur ve mutluluk içinde bir arada tutan onları kardeşlik genellemesi altında örgütleyen Türkler değil miydi?

Beraber kan döktük beraber savaştık. Bunu kime sorsanız kabul eder zaten. Ancak eğer adın peşine düşmüşseniz bu ancak kendi ego tatmininde eksiklik olanların yapacağı bir iştir. Bilinçli Kürtlerin de böyle bir ad kavgası içine düşeceklerini sanmıyorum.

Saygılar

Yazan: Mehmet Ali Abbasoğlu Tarih: April 20, 2006 5:23 PM

Sayın Ertuğrul ve Abbasoğlu,

Ben Çılgın Türkler kitabında insanların hakkı yendi diye bir şey söylemedim ki... Kitabı değil, kitabın adıyla birlikte oluşan toplumsal algıyı belirttim. Ve Kürtlerin de Milli Mücadele'deki kahramanlığını vurguladım. Bunu da en çok Kürt milliyetçilerini eleştirmek için söyledim.

Saygılar

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 20, 2006 5:28 PM

DAHASI SEVGİLİ MUSTAFA BEY KÜRT KARDEŞLERİMİZ BİZE TARİHİN 3 DÖNEMİNDE ÖLUM KALIM NOKTASINDA EN SIKIŞTIĞIMIZ ANDA YANIMIZDA DEĞİLMİYDİLER .MALAZGİTTE.ERMENİ RUM İTİFAKINA KARŞI TÜRK VE KÜRT ÜMET ADINA İTİFAK KADER BİRLİ EMEMİŞMİYİDİLER .YADA ÇALDIRANDA YAVUZLAN İDRİSİ BİTLİS İSLAMIN EHLİ SUNET ADINA ŞAFİLER VE HANİFİLER DİYE. İRANA ŞAH İSMİLE KARŞI KADER BİLİĞİ YAPMAMIŞLARMIYDI.YADA 20.YY DA TÜM DÖNMELER VATANI ŞAHSİ ÇIKARLARI UĞRUNA VE ÜMETE İHANET ETİKLERİ TARİHİN EN ZOR DÖNEMİNDE YİNE CENET VATANI KORUMAK İÇİN ÇANAKALE KMARAŞ ŞURFA GANTEP DİRENİŞLERİ VE KAHRAMANLIKLARI SERGİLEMEMİŞ MİYDİLER.BUDA 3. İTİFAKDEİLMİYDİ.BİRLİKTE TOPRAĞA VE DENİZE GÖMUMDUKLERİNİN DİLİ YANİ İNGİLİZCE VE FIRANSIZCA HER AÇIDAN SERBEST KARDEŞİMİN DİLİ YASAK. YANİ .BENCEDE ÇILGINDIR KÜRTLER.

Yazan: NURDEM Tarih: April 20, 2006 5:46 PM

Sayın Akyol,
Şu Çılgın Türkler kitabı bırakın Kürtlerden bahsetmeyi bu vatan için çabalamış bir çok kahramanı bile görmezden geliyor, bir çok olayı manipüle ederek anlatıyor. 'Kitabı okumamışsınız' diye serzenişte bulunan arkadaşların da kitabı dikkatle okuduklarını düşünmüyorum. ( Çok net örnekler ileride vereceğim. )
Yakın tarihimizi anlamamız için 'Şu Çılgın Türkler' kitabı kesinlikle yeterli değil.
Saygılarımla.

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: April 20, 2006 7:12 PM

"bence bu konuyu buyuten kesınlıkle dıs kaynaklardır bırkac kurt vatandasına bellı zarar verıcı seyler yaptırarak ulkeyı bolmeye calısıyorlar.Tabıkı ulkeyı bolmek ıcın kullanılıcak en ıyı yol turklerın en yakını olan kurtlerı kullanmak.Bu onlar ıcın hemde mantık olarak en hızlı yıkıcı yontemdır.Bunların onune ancak ve ancak eğıtımle gecılır.Bunun en ıyı ornegı benım.Ben aslen kurt vatandasıyım ama sundanda adım gıbı emınımkı bu ulkede yasayan bır cok ınsandan daha fazla baglıyım bu ulkeye...
SAYGILAR"

tezlerimi ve cozum onerilerimi dogrular nitelikteki bu acıklama icin tesekkur ederim.
soruna dogru teshis koymak,cozumu cabuklastırır.

Yazan: bercenay Tarih: April 20, 2006 9:39 PM

Malesef emperyalistlerin güdümündeki tarikatlar aracılığıyla bu mesele Cumhuriyet'imizin ta ilk yıllarından beri sürekli kaşınmaktadır.

Mustafa Kemal ATATÜRK'ün önderliğinde ya istiklal ya ölüm parolasıyla ordusunun elinden bütün silahları alınmış ülkesinin her yanı işgal edilmiş çökmüş bir imparatorluktan pırıl pırıl bağımsız yeni bir devlet kurulmuş. O gün bugündür bu devlet hala emperyalistlerin güdümündeki bölücü dinci tarikatlarla uğraşıp duruyor. Yeter artık!

Bütün oynanan oyunlar bu cumhuriyet yıkılsında nasıl yıkılırsa yıkılsın üzerine kuruludur. Kürt sorunu dedikleri emperyalizmin Bediüzzaman Said-i Kürdi aracılığıyla tezgahlanan Cumhuriyetimizi parçalamaya yönelik bağımsız kürdistan hayali hiçbir zaman gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayaldir. Türklerle Kürtlerin kardeş ötesi birlikteliği kalıtımsaldır. Bu birlikteliği bozmaya da hiç kimsenin gücü yetmez.

Sorun eli silahlı kandırılmış beyinleri yıkanmış zorla tehditle dağa çıkarılmış zavallı tetikçilerdedir. Bunların kökü iyice kazındıktan sonra ve dış bağlantıları kesildikten sonra görelim bakalım sorun kalıyor mu kalmıyor mu..

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 20, 2006 11:52 PM

Ataman bey,

"Bediüzzaman Said-i Kürdi aracılığıyla tezgahlanan" Kürdistan planı diye bir şeyden söz etmişsiniz.

Eğer kitabımı okursanız, Said-i Kürdi dediğiniz insanın Kürt milliyetçiliğine karşı dimdik durduğunu, Türkiye'nin bütünlüğünü savunduğunu görebilirsiniz.

Nasıl bu kadar bağnaz ve gerçeklerden kopuk olabiliyorsunuz, şaşmamak elde değil.

Mustafa Akyol

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 21, 2006 12:39 AM

Ey bu yazıya yorum ekleyen Kürt/Türk/Kemalist /İslamcı vs. dostlar.

Şu üç şeyden bıkmadınız mı daha...

1.Birileri sizden farklı birşey söylediğinde onun söylemlerinin başka yerlere hizmet ettiğini söylemekten

2.Bir sorun olduğunda bunu dış kaynaklara yıkıp kurtulmaya çalışmaktan.

3.Said-i Nursi'yi Kürt isyancısı olarak göstermeye çalışmaktan.

Yazan: cemil Tarih: April 21, 2006 12:56 AM

Yorumlar Said Nurs-i ye kadar gelmiş bende bu konun nereye kadar uzanacağını, dikkatle takip ediyordum ee tabii, tahminlerim doğru çıktı. Said Nurs-i hakkında bir şey gözlemledim öncelikle onu söylemeliyim, ayrıca şu çılgın türklerin tarzını hiç beğenmedim, çok fazla taraflı, uslubu çok sert ve bağnazbir tarzı vardı yazının çok şaşırdım kitabı okurken, bence Said-i Nursi (Kürd-i)o dönemde birilerinin yapması gereken şeyi yapmıştı yani doğu sınırların hakkını koruma. Herkesin bildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti çok sorunlar yaşamış ve bu sorunlar için halkın desteğine onların, gözüyle olaylara bakma ihtiyacı içine girmişdi.
Said. N. de bu durumu göz önüne alarak doğuyu koruma yada müdafa yada ordaki halkı vatan için (Türkiye Cumhuriyeti)bir arada tutma girişimlerinde bulunmuş ayrımcılığada karşı çıkmış sadece ve sadece o zaman belkide ilgilenilemeyen doğuyla ilgilenmiştir bunada, bir devlet kurma değil, bir beraberlik kurma denir kanımca..
not: nur cemaatine bağlı değilim sadece konuya objektik yaklaşmak istedim )
belkıs..

Yazan: belkıskübra Tarih: April 21, 2006 9:30 AM

Mustafa bey,

500-600 yıl öncesinin tarihini konuşmuyoruz. Bırakın devletin resmi arşivlerini şu anda hayatta olan canlı tarihler şahit. Bediüzzaman Said-i Kürdi'nin nihayi amacı doğu ve güney doğu illerimizi içersine alan bir Kürt İslam Devleti kurmaktır. Dolayısıyla Kürt milliyetçilerine karşı dimdik ayakta durmuş olması kendi emellerine gerçekleştirmeye yöneliktir. Yoksa Kürt milliyetçilerine rağmen Kürt İslam devleti'ni kurabilir mi? Kuramaz.

Eğer kitabınızda Bediüzzaman Said-i Kürdi'nin sadece Kürt milliyetçilerine karşı dimdik ayakta durduğundan bahsedip nihayi amacının bir Kürt İslam Devleti kurmak olduğundan bahsetmemişseniz kitabınız eksik ve hatalı olmuş.

Bilerek ya da bilmeyerek bu konuyu atlamış olabilirsiniz. Bediüzzaman Said-i Kürdi'nin hayatını iyice araştırıp kitabınızın son baskılarında bu hatanızı düzeltebilirsiniz.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 21, 2006 9:41 AM

Okumadan kitap eleştirisi diye bir moda vardı bir aralar. Hatta bir de böyle bir kitap yayınlanmıştı.

Burada yayınlanan "bazı" yorumlar yazanla ortak paydanız olduğunu düşündüğünüz "insan" olmaktan dolayı yüzünüzün kızarmasına ve yazanı uyarmanıza sebep oluyor, anlıyorum. Fakat bence utancınızı bastırın ve bu canlı örneği sosyal bir kazanıma çevirin. Bu tip yorumlar sitede özel bir köşede sergilenebilirler. Hatta yazanlara teşekkür borçluyuz. Ben bazen şüphe ediyorum , yoksa bunlar, adına konuşma iddiasında oldukları kesimi ıskartaya çıkarma peşinde olan kişiler mi?

Gel de komplo teorilerinin kökenini merak et!!!

Yazan: Hande E. Tarih: April 21, 2006 12:05 PM

Ataman bey,

"Nihai amacı bir Kürt İslam Devleti kurmak" olan adamın adı
Şeyh Said'dir. Said Nursi de ona karşı çıkıp Cumhuriyeti savunmuştur.

Umarım Şeyh Said'i Said Nursi sanmak gibi vahim bir hata içinde değilsiniz. Sizin "Kemalist" cephede yaygın olan bir kara cehalet örneğidir bu.

Yazdığım kitabı okumadan içinde hatalar vehmettiğinizin, kısacası "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın" klasik bir örneğini oluşturduğunuzun farkında mısınız?

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: April 21, 2006 12:08 PM

İyi Günler Mustafa Bey size her konuda başarılar diliyorum.Siteniz çok güzel ve düzeyli bence.Yalnız bu kadar yüksek düzey içinde bile Ataman bey gibilerin bazı konularda cehaleti hemen göze çarpıyor.Hayatını bu milletin birliğine adamış kişileri nasıl olupta bölücü olarak değerlendiriyor anlamak mümkün değil doğrusu.Yazısında bir ironide hemen göze çarpıyor Said-i Nursi ye hem bediuzzaman diyerek onu yükseltirken(sanırım bu kelimenin anlamını bilmiyor) birdiğer yandan da isminin sonuna kürd-i ibaresini ekleyerek onu ırki özelliklerinden dolayı aşağılamaya çalışıyor.Bence bu ataman bey ve onun gibi düşünen insanların temel özelliği yarım yamalak bilgiyle insanları suçlamak. lütfen kulaktan dolma bilgilerle insanları suçlamayı bırakıp gerçek bilgiler ve yaptıkları üzerinden tartışalım.

Yazan: earthquake Tarih: April 21, 2006 2:47 PM

Yorumlarin bir cogundan artik tartismadan mizaha dogru kaydigimiz izlenimi edinmis olup katkida bulunma geregi hissetmis bulunuyorum.

Efendim Mustafa Bey'in kitabini okumadan Bediuzzaman veya diger sahsiyetler uzerine ne soyledigi, soylemesi gerektigi tartismalar uzerine aklima Woody Allen'le ilgili bir anekdot geldi:

ABD'de "Evelyn Wood isminde uyanik bir hanim "speed reading" (hizli okuma) diye bir pogram gelistirip multimilyoner oldu. Programin reklemlarina gore bir sayfayi on onbes saniyede okumak mumkun! Woody Allen de bu programi denemis. Soyle diyor: "Ben Evelyn Woods Programi'ndan edindigim bilgi ile "Savas ve Baris" i okudum; Rusya hakkinda idi".

Onbes gundur Mustafa Bey'in kitabini bitirememenin suclulugu icerisinde acaba "ne yapayim, Evelyn Woods Turkiye'de yok" desem yutturabilirmiyim bilemiyorum..:)

Madem mizah ve Woody Allen'dan basladik site ile fazlada alakasiz olmayan bir iki Woody Allen incisi daha:

-"Ben entellektuel falan degilim aslinda; gozluklu oldugum icin millet oyle saniyor"

ve benim en hosuma giden (tercumede biraz kaybolacagi icin once Ingilizcesi):

"Not only is there no God, try to get a plumber on Sunday" (sadece Tanri yok degil, birde pazar gunu su tesisatcisi bulun da goreyim)

Bekir L. Yildirim

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 21, 2006 4:36 PM

Yorumlarin bir cogundan artik tartismadan mizaha dogru kaydigimiz izlenimi edinmis olup katkida bulunma geregi hissetmis bulunuyorum.

Efendim Mustafa Bey'in kitabini okumadan Bediuzzaman veya diger sahsiyetler uzerine ne soyledigi, soylemesi gerektigi tartismalar uzerine aklima Woody Allen'le ilgili bir anekdot geldi:

ABD'de Evelyn Wood isminde uyanik bir hanim "speed reading" (hizli okuma) diye bir pogram gelistirip multimilyoner oldu. Programin reklemlarina gore bir sayfayi on onbes saniyede okumak mumkun! Woody Allen de bu programi denemis. Soyle diyor: "Ben Evelyn Woods Programi'ndan edindigim bilgi ile "Savas ve Baris" i okudum; Rusya hakkinda idi".

Onbes gundur Mustafa Bey'in kitabini bitirememenin suclulugu icerisinde acaba "ne yapayim, Evelyn Woods Turkiye'de yok" desem yutturabilirmiyim bilemiyorum..:)

Madem mizah ve Woody Allen'dan basladik site ile fazlada alakasiz olmayan bir iki Woody Allen incisi daha:

-"Ben entellektuel falan degilim aslinda; gozluklu oldugum icin millet oyle saniyor"

ve benim en hosuma giden (tercumede biraz kaybolacagi icin once Ingilizcesi):

"Not only is there no God, try to get a plumber on Sunday" (sadece Tanri yok degil, birde pazar gunu su tesisatcisi bulun da goreyim)

Bekir L. Yildirim

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 21, 2006 4:37 PM

Mustafa bey,

Merak etmeyin o kadar da cahil ve kasıtlı birisi değilim. Size kendi kitabınızdan önce aşağıda eser adını ve yazarını verdiğim kitabı okumanızı öneririm.

"İki Mekteb-i Musibetin Şahadetnamesi"
Yahut "Divan-i Harb-i Örfi ve Said-i Kürd-i"

Yazar :

Saîdi Nûrsî Kürdî

Tarih ve Yer :

1909, İstanbul, Vezir Han, İkbâl-i Millet Matbaası

Saîdi Nûrsi olarak bildiğiniz zat, söz konusu eserinde, kendisinin "Saîd-i Kürd-î", yani "Kürt Saîd" olduğunu onaylamakta, ayrıca kendisini "Bediüzzaman" diye tâkdim etmektedir.

Kitap toplam 48 sayfadır ve kitâbın "hatime" kısmında Saîdi Kürd-î şu satırları yazmaktadır:

"Soydaşlarıma (Ebnâ-i cinsime) burada birkaç söz söylemezsem, bence bahis eksik (natamam) kalır. Ey Asuriler ve Keyanilerin cihangirlik zamanında, onların öncüleri (pişdar) ve kahraman askerleri olan Arslan Kürtler! Beşyüz yıldır yattınız, yeter artık, uyanınız, sabahtır. Yoksa vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir."

Ayrıca Saidi Nursi Kürd-i şöyle söylemektedir:


"Süphân ve Ağrı dağları gibi geleceğin yüksek dağlarının doruğunda ayağa kalkmış, nefse esir olmayı yasak etmiş ve başkasına tecavüzü caiz görmeyerek şeriate dayanmış olan, hürriyet sultanı, yüksek sesle sizin gibi mazinin en derin derelerinde gafil ve dağınık bir kavme, cehalet ve yoksulluğa hücum için, fen, sanat ve silah başına, ileri arş."

Saidi Nursi Kürd-i; "Kürt milliyetçiliği" çatısı altında Kürtleri birleştirmek gayesi gütmekte, 1909 tarihli eserinde Kürtçülük propagandası yapmakta, yüzyıllar boyunca bir arada yaşamış olan Türkleri ve Kürtleri -Kürtçülük söylemleri ile- kışkırtmaya çalışmaktadır.

Kısacası Saidi Nursi Kürd-i’nin gerçek niyeti, Türklerin bölgede egemen olmalarını istemeyen İngilizlerin istekleriyle birebir örtüşmektedir.

Gerçek gayesi, geri kalmış Kürtleri kalkındırmak/bilinçlendirmek olsa idi, "fen ve sanat başına" demekle yetinirdi. Ancak "SİLÂH BAŞINA" diyebilecek kadar pervasızdır.

Üstelik aynı satırlardan, kendisinin emperyalist güçlere karşı hareket ettiği sonucunu çıkaranlar, şunu görmelidirler: Saidi Nursi Kürd-i’nin söylemleri doğrudan doğruya Kürtlere yöneliktir; muhatap sadece ve sadece Kürtlerdir. Ve de kendisi şeriat sevdalısıdır.

Evet, Saidi Nursi Kürd-i Kürtçüdür, ne var ki müslümanlık/ümmetçilik örtüsüne bürünmektedir.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 21, 2006 5:04 PM

Sayın earthquake,

Mustafa bey'e önerdiğim Bediüzzaman Saidi Kürd-i'nin 1909 yılında kendi yazmış olduğu kitabı sizinde okumanızı tavsiye ederim. "Bediüzzaman" ve "Kürd-i" sıfatlarını ben eklemedim. Bizzat Ahirzaman Paygamberi Saidi Nursi Hazretleri kendi kitabında kendisi bu sıfatları kendisine yakıştırmış.

Doğru bilgi insanın en büyük hazinesidir!

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 21, 2006 5:17 PM

Ataman Bey,

Benim duygu ve düşüncemde olmasanız da fikirlerinizi okuyordum, ancak B. Said-i Nursi ile ilgili söylediklerinizden sonra gözümde gerçekten de birden düştünüz.( bunu bir hakaret olarak algılamayınız lütfen )

Bu kadar bilgisizlik, bu kadar cehalet ve bu kadar bağnazlık nasıl olabiliyor inanılır gibi değil,

Said-i Nursi nin kitaplarını okumayanların ve biyografisini bilmeyenlerin klasik dogma ve kör bakış açıları onları gerçek bilgili insanların yanında küçük düşürüyor..

Mehmet Şen

Yazan: Mehmet Şen Tarih: April 21, 2006 7:10 PM

aslında tarihte çok ileri gitmemek gerek gidersek kötü olur 18 kadar kürt isyanı var tarihte ben kürt düşmanı falan değilim güney doğunun bir ilçe merkezinde 4 yıl görev yaptım çok iyi arkadaşlıklar edindim kürtlerin hepsini kötülemek değil amacım yanlız şunu unutmayın mustafa bey siz hiç şehit annesiyle konuştunuzmu yada sizin şehit akrabanız oldumu,olduysa ailesiyle oturup sohbet ettinizmi.benim ailemde 4 şehit var.perişan olmuş 44 de insan uydurma kitabınızla kimseyi savunmayın madem kürt ler tarihte bu kadar dost canlısıymış ozaman niye şimdi devlete düşman.yavuz sultan selime niye sığınmışlar biliyormusunuz çünki osmanlı o tarihlerde çok güçlüydü ve beylik sistemi vardı onlar savaşmadan sistemlerini devam etmek istiyorlardı 2. mahmut ise beylik sistemi yerine merkezi sisteme geçmek istedi bu sistemle saltanatları sona ereceği için ayaklanma başlattılar yalanmı...peki ya şeyh said olmasaydı ne olurdu belki de şuanda musul bizim olacaktı haksızmıyım.bu ülkeden kürt cum.başkanı başbakan bakan emniyet ve askeriyede üst kademelerde insanlar var peki bu kürt sorunu dediğiniz olay nerden icap ediyor.eğer olsaydı bu kişiler devletin üst kademelerinde olabilirlermiydi soruyorum size....

Yazan: kadir Tarih: April 21, 2006 8:09 PM

Ataman Bey,

Bu sitede çoğu kez üslubunuzdan dolayı eleştirildiniz, sizinle aynı kafa yapısında benim bile katılmadığım konularınız oldu.

İngilizce'de "delusional" diye bir terim var. Bazı insanlar dünyayı nasıl olmasını istiyorlarsa öyle görüyorlar. Ama bu insanlar malesef yanılsama içindeler.

Sn. Akyol'un Fransa'nın durumuyla ilgili makalesini hayretler içinde okudum. Nasıl bir yanılsama içinde olduğunu allah bilir. Fransa'nın durumu tam kendisinin tahmin ettiği gibiymiş! Mükemmel öngörü, kendisini tebrik ediyorum!

Ayrıca kendisinin Said-i Nursi veya Said-i Kurdi denilen dinci şahısa büyük sempati beslediği kanaatindeyim.

İnşallah sizin bahsettiğiniz noktaları bilerek atlamamıştır.

Delusional terimini niçin mi açıkladım? Bilmem!

Yazan: Cevdet Tarih: April 21, 2006 9:14 PM

Sayın Tuncay Yılmazer,

"Şu Çılgın Türkler kitabı, bu vatan için çabalamış birçok kahramanı bile görmezden geliyor, birçok olayı manipüle ederek anlatıyor" demişsiniz.
Çok net örnekleri merak ettim. İnşallah sözünüzü tutup, örnekleri açıklarsınız.

Yazan: barış Tarih: April 21, 2006 11:10 PM

Merhaba Mustafa Bey, Barış Bey ve sitenin diğer müdavimleri,

Bir önceki yazımda ‘Şu Çılgın Türkler’deki hatalı ve taraflı anlatıma dair somut örnekler vereceğimi söylemiştim. Sitenin düzenli okuru olmama , düzenli yazmak istememe rağmen ne yazık ki işlerim dolayısıyla çabuk yazmak mümkün olmuyor. Kusura bakmayın.

Öncelikle söylemeliyim ki; asıl ilgilendiğim konu Çanakkale Muharebeleri. Dolayısıyla Kurtuluş Savaşı’nı anlatan bir eser üzerinde yorum yapmamın çok doğru olmadığını düşünmüştüm. Ancak yine de o dönemle ilgilenen birisi olarak kitapta gördüğüm hata ve eksiklikleri not aldım. Bu arada kitabı 3 kez okuduğumu , bazı bölümlerinde anlatımından çok etkilendiğimi, duygulandığımı da söylemeliyim. Zaman Gazetesi’nden konuyla ilgilenen bir muhabir arkadaşa kitaptaki eksiklik ve hatalardan bahsettiğimde bunu haber yapabileceklerini söylemişti. Sonunda haber gazetede yayınlandı. Ancak benim eleştirilerimden sadece biri yer alıyordu.

Hemen belirteyim ki; başta cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Kurtuluş Savaşı’nı veren kadroya saygım büyük. Yokolmanın eşiğine gelmiş bir milletin yeniden doğuşunu sağlayan bu kadroyu anlamamız için daha çok sayıda eser okumamız gerekiyor.


İşte bu eserde itiraz ettiğim, bana göre eksik ve hatalı olan noktalar:

1. Başta Prof. Dr. Halil İnalcık, Prof. Dr. İlber Ortaylı olmak üzere çok sayıda saygın tarihçinin Sultan Vahdetinin hain olmadığı, Mustafa Kemal’i Anadolu’ya İstanbul Hükümetinin gönderdiği şeklindeki görüşlerine rağmen kitap son Osmanlı padişahı hakkında bilinen iddiaları tekrarlıyor. ( Bu arada bu sitenin müdavimi olan arkadaşlara sadece ülkemizin değil dünyanın da yaşayan en önemli tarihçilerinden biri olan Prof. Halil İnalcık’la yapılmış röportajlardan oluşan İş Bankası Kültür yayınları’ndan “Tarihçilerin Kutbu-Halil İnalcık” adlı kitabı tavsiye ederim. Gerçek bir Mustafa Kemal hayranı olan İnalcık, Mustafa Kemal’in İstanbul’dan gönderilme sürecini çok güzel anlatıyor)
2. Kitapta yer alan iddiaların aksine Sevr Antlaşmasını Sultan Vahdettin ve İstanbul Hükümeti imzalamamış, Sevr İtilaf Devletlerinin bir projesi olarak kağıt üzerinde kalmıştı.

3. Eserde Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra İstanbul’da Anadolu’ya yardım için Kızılay’a bağış yapanlar anlatılırken aralarında Sultan Vahdettin’in de bulunduğu belirtilmiyor.

4. Sultan Vahdettin’in Ankara Hükümetinin temsilcisinin görüşme kayıtlarının İngilizlere sızdırdığı iddiası ise yakın zamanda bir haftalık dergi tarafından da yeni bir belgeymiş gibi lanse edilmiş ancak o dönem koşullarında psikolojik harp mantığı içerisinde kaleme alınmış bir metin olabileceği belirtilmişti. Raporların sahibi İngiliz Yüksek Komiseri Lord Curzon’un Londra’ya yolladığı belgelerde, bu bilgileri Vahdettin’den değil ‘Padişahın yaverinden’ alındığından söz ediyordu. Sözkonusu raporların doğru olup olmadığı İngiltere’de bile tartışılmıştı.
5. Kitapta Vahdettin’le Sadrazam Tevfik Paşa arasındaki Ankara Hükümeti aleyhine konuşmaların kaynağı olarak İngiliz belgelerinin verilmiş olması inandırıcılıktan uzak . İki kişi arasındaki konuşmaların kanıtının nasıl yabancı bir kaynağa dayandırılacağı merak konusu. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa ve yine Sadrazam Tevfik Paşa sade kendi koltuklarını düşünen aciz kişiler olarak gösteriliyor ki bu kesinlikle hatalı bir yaklaşım. Damat Ferit hariç tutulacak olursa her iki sadrazamında Milli mücadeleyi gönülden destekledikleri biliniyor.

6. Enver Paşanın Milli Mücadele hareketine katılmak istediği gerçek. Ancak kitapta anlatıldığı gibi 160bin kişilik Bolşevik ordusu toplayıp Doğudan Ankaraya saldırmak gibi bir amacının olmadığı da. Zaten kitabın kaynakları arasında da gösterilen Enver Paşanın amcası olan Halil Kut’un hatıralarında da her şey çok açık anlatılıyor.

7. Eserde Kazım Karabekir Paşa’nın ismi çok az yerde geçiyor. Milli mücadelenin başlangıcında Erzurum Kongresi öncesi Mustafa Kemalin askerlikten istifa etmesine rağmen Kazım Karabekir Paşa’nın onun emrinde olduğunu bildirmesi eserde belirtilmemiş.


8. ‘Şu Çılgın Türkler’ kritik anlarda başarılı görevler alan bazı subaylardan bahsetmemeye dikkat ediyor. Buna en çarpıcı örnek Kurmay Albay Halit ( Akmansü) Bey. Sakarya Savaşında Türbetepe çarpışmalarında komutanından izin almadan harekete geçerek Yunanlıların sızmasını önleyen , Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın da takdirlerini kazanan Halit Bey, Büyük taarruzda Yunan Orduları komutanı Trikopisi esir alan 5. Kafkas Tümeni komutanıydı. Eserde Trikopisin teslim alınma süreci 40 sayfaya yakın işlenirken ne Halit Bey’den ne de birliğinden bahsediyor. ( Halit Bey’in daha sonraları CHP’den istifa edip Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nda milletvekili olarak görev yaptığı, mecliste hilafetin kaldırılmasına karşı konuşma yapan iki milletvekilinden biri olduğunu da bilelim.)

9. Özellikle 1921-22 yıllarındaki Milli Mücadele dönemini anlatan ‘Şu Çılgın Türkler’de mecliste İstiklal Marşının kabulu sırasında yaşanan olaylar nedense belirtilmemiş. Düşünün ,daha yeni filizlenen bir devletin milli marş olarak belirlenecek bir şiir konusunda bu kadar titizlenmesi yeterince etkileyici değil mi? İstiklal Marşı’nın dizeleri bu savaşın hangi ruhla kazanıldığını çok açıkca göstermiyor mu? Milli mücadele döneminde kalemiyle mücadele verenlerin başında gelen Mehmet Akif ne yazık ki eserde hak ettiği kadar yer verilmemiş.

10. Büyük Taarruz öncesi İsmet Paşanın kademeli taarruz planından endişelenen Kurmay Başkanı Asım (Gündüz) Bey Başkomutan Mustafa Kemale bu planın hatalı olduğunu gizlice bildirmiş, Büyük Taarruzun planı Mustafa Kemal’in de onayıyla son anda baskın tarzına çevrilmişti. ‘Şu Çılgın Türkler’ bu olaya değinme gereği duymuyor.

11. Şu Çılgın Türklerde bazı ideolojik yaklaşımlarda rahatsız edici. Yazarın özellikle bir dipnotunda belirttiği Hürriyet-İtilaf partisinin daha sonraki tutucu, gerici, karşı devrimci anlayışlara ve partilere analık ettiği şeklindeki görüşü yanlış bir saptamayı içeriyor. Cumhuriyetin ilanından sonra kurulan muhalif konumdaki bütün partilerde (Terakkiperver Cumhuriyet, Serbest Fırka daha sonraları Demokrat Partinin kurucu üyeleri bizzat milli mücadeleye katılmış kişilerden oluşuyordu.


Türkiye gibi bir ülkede bir kitabın 300 baskı yapması tabi ki sevinilecek bir durum. Benim itirazım, "Şu Çılgın Türkler" kitabının tamamen belgelere dayanan , tartışmasız doğru bir esermiş gibi takdim edilmesi.

Yakın tarihimizi anlamak için daha çok eser okumamız gerekiyor.
Saygılarımla.

Tuncay Yılmazer

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: April 22, 2006 2:35 AM

Cevdet bey,

Kullandığınız "Delusional" terimi Mustafa bey'in Fransa analizine tam uyuyor. Kiliselerin boş olmasına bakarak Bütün Fransızları bir çırpıda dinsiz bir millet olarak addediyor. Aslında buradan vermek istediği mesaj ve çıkarımı Fransa'dan esinlendiğimiz Türkiye'yi Türkiye yapan Türk devriminin olmazsa olmaz değeri Fransız ekolü Laikliğin dinsizlik olduğunu ima etmeye çalışıyor. Yani "kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" misali..

Aynı şekilde kitabına aslolan "Nurculuk sorunu" yerine "Kürt sorunu" başlığını atması gibi.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 22, 2006 1:16 PM

"Benim itirazım, "Şu Çılgın Türkler" kitabının tamamen belgelere dayanan , tartışmasız doğru bir esermiş gibi takdim edilmesi."


Sayın Tuncay Yılmazer,


Hani anlatılanların refere edildiği belgeler Turgut Özakman'ın kitabında kaynak gösterilmemiş olsa belki haklı olabilirsiniz diye düşüneceğiz. Kitap'ta anlatılan olaylara kaynak gösterilen belgelere ulaşıp tek tek incelemeden nasıl böyle bir kanıya varıyorsunuz?


Üstelik bu kitabı da üç kez okuduğunuzu söylüyorsunuz. Yukarda sıraladığınız maddelere bakılırsa bu pek inandırıcı gelmedi bana. İsterseniz gerçek eser Nutuk'u okuyabilirsiniz yukarda saydığınız isimlerden bolca bahsediliyor orda. Nutuk'un orjinaline de devlet arşivlerinden ulaşabilirsiniz.


Vahidettin hain değildi diyenler bunu ülkeyi terk ederken hazineyi de beraberinde götürmemesine bağlıyorlar. Hain olsaymış devlet kasasını da beraberinde götürürmüş...Götürse ne olacak götürmese ne olacak. Vahidettin'in kendisi gibi İngiliz sevenler derneği üyesi Damadı Ferit'le birlikte o dönemde neler yaptıkları devletimizin Osmanlı arşivlerinde duruyor. Bu kişiliksiz insanlara hain dense ne olur denmese ne olur.


Saygılar,


Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 22, 2006 4:48 PM

Sayın Ataman Ertuğrul,

Bir kere konumuz Nutuk değil "Şu Çılgın Türkler" kitabı.
(Bu arada merak etmeyin Nutuk'u da okudum.)
Yukarıdaki iddiaların hepsinin tabi ki kaynağı ( hatta kaynakları ) var. Size uzman ismi veriyorum, kitap ismi öneriyorum. Hiçbirini kaynaksız , dayanaksız yazdığımı herhalde düşünmüyorsunuz.

Kurtuluş Savaşı'nı bütün yönleriyle anlattığını iddia eden bir kitap belli başlı olayları ( hadi bilmeyerek diyelim!)atlıyorsa , bazılarını hatalı anlatıyorsa tabiki eleştirilecektir.

Vahdettin'e karşı şahsi bir hayranlığım yok.Daha dirayetli olabilirdi. Bu konuda yeteri kadar tartışma yapıldı , belgeler ortaya konuldu zaten. Ancak Temmuz 1918'de her yanı yanmış, yıkılmış bir devletin başına geçtiğinde yıllarca tahta çıkmayı beklemiş, büyüklerinin yanında hep geri planda kalmış bir kişinin daha ne yapmasını bekliyordunuz ?

Yukarıda verdiğim örnekler hakkında daha somut konuşun lütfen. İstiklal Marşı anlatılıyor da ben mi aksini iddia ediyorum? Orgeneral Asım Gündüz'ün, Kurmay Albay Halit Akmansü Bey'in anılarını (tabi ki sahaflardan) bir zahmet bulun, okuyun. Bir padişahla sadrazamının kendi aralarında konuşmalarının kaynağı nasıl İngiliz belgeleri olabilir? Ya o belgeler propaganda amaçlı hazırlanmış belgelerse? Ya o belgeler doğru değilse?

İdeolojik tartışmalara girmeye hiç niyetim yok . Siz okuyun yeter.

Saygılarımla.


Tuncay Yılmazer

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: April 22, 2006 6:53 PM

Ataman Bey,

ben esasen bu mevzulara girmeyi hiç sevmeyen biri olarak bu ilmekte de bir şeyler yazmak zorunda bıraktınız beni. neler söylüyorsunuz Allahaşkına?
Burada Bediüzzaman’ın takipçilerinden eli kalel tutanların bir cevap vermesi gerekirdi. Acak, ben de bildiğim konularda susmamam gerektiğini, “bildiğini söylemeyenin dilsiz şeytan” olduğuna inandığım için yazdıklarınızı tashih etmez durumundayım.
ben, sağ ve sol düşüncenin çeşitli tonlarında yer alan düşünceleri ve şahısları yakından tanımaya çalışan bir kişi olarak Bediüzzaman üzerine de okumuş birisiyim. ve çok kasıtlı çarpıtmalarınıza buradan sağlama yapmak zorundayım. hadi izleyin ne yaptığınızı?
sondan başlayayım: Atatürkçüsün değil mi? ben de hiç öyle olduğunuza inanmıyorum. madem insanların yaptıklarını ve beyanlarını değil niyetlerini esas alarak kara çalışıyorsunuz ben de sizin niyetinizi okuyorum. söyledikleriniz Atatürk'e ve onun ideallerine taban tabana zıt.
madem Bediüzzaman emperyalizme uşaklık etti!! ve Kürtçülük yaptı da niye o zaman Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara'ya çağrıldı. "Bu kahraman Hoca bize lazımdır. onu çağıralım fikirlerinden istifade edelim” demiş ve Ankara'ya aldırmıştır. Bizzat kendisi ağırlamış, onun Meclis kürsüsünde konuşma yapmasını sağlamıştır. Hatta kendisine doğu illeri merkez vaizliği teklif edilmiş. Peki neden Ankara tarafından bu derece taltif edilmiş?
1-Çünkü İngilizlere karşı vermiş olduğu mücadeleden dolayı hakkında vur emri vardır.
Başka?
2-İstanbul hükümeti ve İngilizlerin isteği üzerine verilen fetvayı, yayınladığı “Esir altındaki fetvanın hükmü yoktur.şimdi cihad zamanıdır. Kuvayi milliyeye destek zamanıdır” mealinde fetva ile kırmış olmasıdır
Başka?
3-Tabii ki geçmişi. Osmanlı topraklarını vatan addeden ve kurtulması için can siperane çalışan Teşkilat-ı Mahsusa’ya Mehmet Akif, Şeyh Sunusi gibi dindar insanlarla birlikte destek olduğu için. Sırf bu bile onun vatanperver olduğunu ırkçı ve milliyetçi bir duruş sergilemediğini yalanlamaya yeter. Aksi olsaydı İttihat-Terakki’nin ve Teşkilat-ı Mahsusa’nın dostu değil, hedefi olurdu. (bir alıntı: Bediüzzaman, İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin hürriyetçi/meşrutiyetçi eğilimlerini desteklerken istibdatçı uygulamalarını eleştirmiştir. Bediüzzaman bu bakış açısını, “İttihad ve Terakki hakkında reyin nedir?” şeklinde yöneltilen bir soruya, “Kıymetlerini takdirle beraber, siyasiyyunlarındaki şiddete muterizim” sözleriyle özetler. (Münazarat)

Bediüzzaman’ın, “kıymetlerini takdir” ettiği hususlar İttihat ve Terakki’nin iktisat ve eğitim alanındaki çalışmaları ve hürriyet taraftarı olmalarıdır. Ayrıca Bediüzzaman, İttihat ve Terakki’nin Doğu Anadolu’daki şubelerinin uygulamalarını takdir ettiğini de ifade etmektedir. (Münazarat)

Bediüzzaman, Cemiyet’in takdir ettiği mensuplarına, “Fakat emin olunuz ki, onların masonluğa girmeyen kısmının maksatları dine zarar değildir. Belki, milletin selâmetini temin etmektir” diyerek sahip çıkar. Hatta, “onların bir kısmı selamet-i millet fedaileridir” diyerek iltifat eder. Cemiyetteki bu kozmopolit yapıyı, “Vakıa onlarda birtakım edepsiz, çok sefih masonlar dahi bulunur; lâkin yüzde ondur. Yüzde doksanı sizin gibi mu'tekid Müslimlerdir” sözleriyle tespit eder. (Münazarat)

Bediüzzaman, İttihad ve Terakki Cemiyeti’ni bu şekilde analiz edip, bazı yönlerini takdir ederken, bu partinin ileri gelenleri de onun hizmet ve eserlerini takdir etmişlerdir. Öyle ki, Enver Paşa Bediüzzaman’ın savaş sırasında yazdığı İşaratü’l-İ’caz adlı eserinin basılması için kâğıdını vererek, basılma şerefine hissedar olmak istemiştir.

Başka?
4-
“Bir zaman İngiliz Devleti, İstanbul Boğazı'nın toplarını tahrib ve İstanbul'u istilâ ettiği hengâmda; o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi'nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. Ben de o zaman Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye'nin âzası idim. Bana dediler: "Bir cevap ver." Onlar altı suallerine, altı yüz kelime ile cevap istiyorlar. Ben dedim: "Altıyüz kelime ile değil, altı kelime ile de değil, hattâ bir kelime ile dahi değil; belki bir tükürük ile cevap veriyorum! Çünki o devlet, işte görüyorsunuz; ayağını boğazımıza bastığı dakikada, onun papazı mağrurane üstümüzde sual sormasına karşı, yüzüne tükürmek lâzım geliyor.
tükürün o ehl-i zulmün o merhametsiz yüzüne!.." demiştim. Şimdi diyorum:

Ey kardeşlerim! İngiliz gibi cebbar bir hükûmetin istilâ ettiği bir zamanda, bu tarzda matbaa lisanıyla onlara mukabele etmek, tehlike yüzde yüz iken, hıfz-ı Kur'anî bana kâfi geldiği halde; size de, yüzde bir ihtimal ile, ehemmiyetsiz zalimlerin elinden gelen zararlara karşı, elbette yüz derece daha kâfidir.
Hem ey kardeşlerim! Çoğunuz askerlik etmişsiniz. Etmeyenler de elbette işitmişlerdir. İşitmeyenler de benden işitsinler ki: "En ziyade yaralananlar, siperini bırakıp kaçanlardır. En az yara alanlar, siperinde sebat edenlerdir!."
Bunu yapan Bediüzzaman’dır ki hem İttihatçıların hem de başta Atatürk kuvayi milliyecilerin iltifatına ve hürmetine mazhar olmuştur.
5-Bakın Türk milletini nasıl tanımlıyor:
“Şarkın en cesur ve kuvvetli ve kesretli kavmi ve İslâmiyet'in En Kahraman Ordusu olan Türk milleti….”
“Evet altıyüz sene, belki Abbasiler zamanından beri yani bin seneden beri Kur'an-ı Hakîm'in bir bayrakdarı olarak bütün cihana karşı meydan okuyan Türk Milletini, bu vatan evlâdlarını, İslâmiyet'ten uzaklaştırmak ve mahrum bırakmak için….”
“Benim gibi pek ciddî bir muhabbetle türk Milletini seven; ve Kur'ânın senasına mazhariyetleri cihetiyle türk Milletini pek çok takdir eden; ve altı yüz seneden beri bütün dünyaya karşı koyan ve Kur'ânın bayraktarı olan bu millete karşı gayet şiddetli taraftar bulunan; ve bin türkün şehadetiyle, bin milliyetçi türkçüler kadar türk Milletine bilfiil hizmet eden ve kıymettar otuz-kırk türk gençlerini, namazsız otuz bin hemşehrilerine tercih etmekle bu gurbeti ihtiyar eden ve hocalık haysiyetiyle izzet-i ilmiyeyi muhafaza eden ve hakaik-i imaniyeyi pek vâzıh bir surette ders veren bir insanın; on sene ve belki yirmi-otuz sene zarfında, yirmi-otuz değil, belki yüz, belki binler talebesi, sırf iman ve hakikat ve âhiret noktasında onunla fedakârane bağlansa ve âhiret kardeşi olsalar çok mudur ve zararı mı var? Hiç ehl-i vicdan ve insaf bunları tenkide cevaz verir mi? Ve bunlara cemiyet-i siyasîye nazariyle bakabilir mi?”
Ama işte maalesef bakılyor da, tahrif de ediliyor. Dikkat isterim, kıymettar, yani vatana millete hizmet eden ve dindar olan 30-40 türk gencini, namazsız 30 bin hemşehrime tercih ederim diyor. Demek ki hemşehriliğin değil, kıymetin esas olduğunu da bir kere daha ders veriyor.
“Benim Hakkımda Bir Yabanilik Hissini Veren Ve Nazar-I Adaleti Şaşırtmak Isteyen Adamlara Derim:

Ey efendiler! Ben, herşeyden evvel Müslümanım ve Kürdistan'da dünyaya geldim. Fakat, türklere hizmet ettim ve yüzde doksan dokuz menfaatli hizmetim türklere olmuş ve en çok hayatım türkler içinde geçmiş ve en sâdık ve en hâlis kardeşlerim türklerden çıkmış ve İslâmiyet ordularının en kahramanı türkler olduğundan, meslek-i Kur'âniyem cihetiyle, her milletten ziyade türkleri sevmek ve taraftar olmak kudsî hizmetimin muktezası olduğundan; bana Kürd diyen ve kendini milliyetperver gösteren adamların bini kadar türk Milletine hizmet ettiğimi, hakikî ve civanmerd bin türk gençlerini işhâd edebilirim.

Hem, hey'et-i hâkimenin ellerinde bulunan otuz-kırk kitabımı; hususan İktisad, İhtiyarlar, Hastalar Risalelerini işhad ediyorum ki: türk Milletinin beşten dört kısmını teşkil eden musibetzede, fakirler ve hastalar ve dindar müttakiler taifelerine bin türkçü kadar hizmet eden o kitablar, Kürdlerin ellerinde değil, belki türk gençlerinin ellerindedirler. Heyet-i hâkimenin müsaadesiyle, bizi bu belâya sokan ve hükûmetin mühim bazı erkânını iğfal eden ve milliyetperverlik perdesi altında entrikaları çeviren mülhid zalimlere derim….”
Bakın, kanımca Osmanlı topraklarını koruma ve gelecek ingiliz etkisine karşı uyarma cehdinin bir ürünü de olarak Şam’da hutbe veren Bediüzzaman o meşhur Hutbe-i Şamiye’de ne diyor:
“…İnşâallah yine Arablar ye'si bırakıp İslâmiyet'in kahraman ordusu olan türklerle hakikî bir tesanüd ve ittifak ile el ele verip Kur'an'ın bayrağını dünyanın her tarafında ilân edeceklerdir.”………
“Hürriyet-i şer'iye ile meşveret-i meşrua, hakikî milliyetimizin hâkimiyetini gösterdi. Hakikî milliyetimizin esası, ruhu ise İslâmiyet'tir. Ve Hilafet-i Osmaniye ve türk Ordusunun o milliyete bayraktarlığı itibariyle, o İslâmiyet milliyetinin sadefi ve kal'ası hükmünde Arab ve türk hakikî iki kardeş, o kal'a-i kudsiyenin nöbettarlarıdırlar.”
Şu kasıtlı ve tarihi bir skandal olarak sürekli Şeyh Said’le karıştırıp ve/veya ilişkilendirenlere ise kendi eserleri ve biyografisi çok güzel cevap veriyor:
“Van'da mezkûr mağarada yaşamakta iken, şarkta ihtilal ve isyan hareketleri oluyor. "Sizin nüfuzunuz kuvvetlidir" diyerek yardım isteyen bir zâtın mektubuna: "TÜRK MILLETI ASIRLARDAN BERI İSLÂMIYET'E HIZMET ETMIŞ VE ÇOK VELILER YETIŞTIRMIŞTIR. BUNLARIN TORUNLARINA KILINÇ ÇEKILMEZ, SIZ DE ÇEKMEYINIZ; TEŞEBBÜSÜNÜZDEN VAZGEÇINIZ. MILLET, IRŞAD VE TENVIR EDILMELIDIR!" diye cevab gönderiyor. Fakat yine hükûmet, Bediüzzaman'ı Batı Anadolu'ya sürgüne gönderiyor.
Dikkat buyurula. Adam elini eteğini herşeyden çekmiş. Vanda mağarada inzivada yaşıyor. İsyan için destek arayanlara ise şamar gibi cevap veriyor.
Şimdiii, Ataman bey, Bediüzzaman’ın Kürdleri silahlandırıp isyan teşvik etmek için çağrıda bulunduğundan bahsediyor. İnsaf, vicdan demeden önce bir soru: o yazıyı ne zaman yazmış? 1900’lerin başında. Öyle bir sunuyor ki sanki Cumhuriyet’a başkaldırmış, Cumhuriyet döneminde herşey sütliman iken kürdleri ayağa kaldırmış!!!
Devam edelim. Mesela bir örnek:
“İstanbul'da yirmi bine yakın hemşehrilerimi, -hamal ve gafil ve safdil olduklarından- bazı particiler onları iğfal ile vilâyat-ı şarkıyeyi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları suretle meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:

"İstibdad, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adâlet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa, Peygambere tâbi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı; san'at, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevkeden hakikî kardeşlerimiz türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zirâ husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zirâ, hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz..."
Çok açık değil mi? şimdi bunu açıklamama gerek var mı?
Bir de bu “Said-i Kürdi” meselesine, bizzat kendisi, o dönemdeki ve bu dönemdeki ve muhtemelen gelecekteki bağnaz sabitfikirli insafsızlara bir cevap olarak ne diyor:
“Adalet noktasından tarafgirlik fikrini verip, adaletin mahiyetini zulme çeviren, hakkımda sarfedilen bir tâbirdir ki, Isparta'da ve burada bazı isticvablarda ismim Said Nursî iken, her tekrarında "Said kürdî" ve "bu kürd" diye beni öyle yâd ediyorlar. Bununla, hem âhiret kardeşlerimin hamiyet-i milliyelerine ilişip aleyhime bir his uyandırmak, hem mahkeme ve adaletinin mahiyetine bütün bütün zıd ve muhalif bir cereyan vermektir.”
Görüyorsunuz hiç bir şey değişmemiş. Aynı terane sürüp gidiyor.
Ben

َاْلاِسْلاَمِيَّةُجَبَّتِالْعَصَبِيَّةَالْجَاهِلِيَّةَ ferman-ı kat'îsiyle, eski zamandan beri menfî milliyet ve unsuriyet-perverliğe (yani ayrılıkçı milliyyetçilik ve ırkçılık), Avrupa'nın bir nevi firenk illeti olduğundan, bir zehr-i katil (öldürücü zehir) nazarıyla bakmışım. Ve Avrupa, o firenk illetini İslâm içine atmış; ta tefrika versin, parçalasın, yutmasına hazır olsun diye düşünür. O firenk illetine karşı eskiden beri tedaviye çalıştığımı, talebelerim ve bana temas edenler biliyorlar.”….
Peki şu Ataman Bey’in alıntıları veriş şekline ne demeli? Başını sonunu kırpıp vurguları değiştirdiğinizde bambaşka bir şey ortaya çıkıyor. Öyleyse buyrun:
Ey eski çağların cihangir Asya Ordularının kahraman askerlerinin ahfâdı olan vatandaşlarım ve kardeşlerim! Beşyüz senedir yattığınız yeter. Artık uyanınız, sabahtır. Yoksa sahra-yı vahşette yatmakla, gaflet sizi yağma edecektir.

Hikmet denilen makine-i âlemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme uzanan ve dalbudak salan kanun-u nûrânî-yi İlâhiyenin müessisi olan hikmet-i İlâhiye, ufk-u ezelden kaderin parmağını kaldırmış, size emrediyor ki: Tefrika ile müteferrik su gibi, katre katre zâyi olan hamiyyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle yani: İslâmiyet milliyeti ile tevhid ve mezc ederek zerratın câzibe-i cüz'iyyeleri gibi bir cazibe-i umumî-i vatanî teşkil ile bu kütle-i azîmi, küre gibi

sh: » (D: 51)

tedvir ederek şems-i şevket-i İslâmiyenin cemahir-i müttefika-i İslâmiyenin mevkebinde bir kevkeb-i münevver gibi cazibesine ittiba' ile müvazene ve aheng-i umumiyeyi muhafaza ediniz.

Hem de hürriyet-i Şer'iye denilen yüksek bir hakikat-ı içtimaiye, Sübhan ve Ağrı Dağları gibi istikbalin cibal-i şahikasının tepesinde ayağa kalkmış ve esaret-i nefs altına girmeyi yasak etmiş ve gayre tecavüzü tecviz etmeyerek Şeriata istinad etmiş olan sultan-ı hürriyet-i şer'iye, yüksek sadâ ile sizin gibi mâzinin en derin derelerinde gafil ve müteferrik insanlara "fen ve san'at silâhıyle cehalet ve fakra hücum ediniz" emrini veriyor.

Hem de ihtiyaç denilen medeniyetin pederi ve terakkiyatın müessisi olan üstad-ı ihtiyaç, sillesini kaldırmış, size hükmediyor ki; ya hayat-ı hürriyetinizi bu sahra-yı vahşette yağmacılara vereceksiniz veyahut meydan-ı medeniyette fen ve san'at balonuna ve şimendiferine binerek istikbali istikbal ve ecnebi ellerine geçen o emval-i müttefikayı istirdad ederek kâbe-i kemalâta koşacaksınız.

sh: » (D: 52)

Hem de İslâmiyet milliyeti denilen mazi derelerinde ve hal sahrâlarında ve istikbal dağlarında hayme-nişin olan ve Salâhaddin-i Eyyubî ve Celaleddin-i Harzemşah ve Sultan Selim ve Barbaros Hayreddin ve Rüstem-i Zâl gibi ecdadlarınızdan emsalleri gibi dâhî kahramanlar ile bir çadırda oturan bir âile gibi herkesi başkasının haysiyet ve şerefiyle şereflendiren ve hayat-ı ulviyenin enmuzeci olan İslâmiyet milliyeti size emr-i kat'î ile emrediyor ki: Tâ her biriniz umum İslâmın ma'kes-i hayatı ve hâmi-i saadeti ve umum millet-i İslâmın ferdî bir misâl-i müşahhası olunuz. Zira maksadın büyümesiyle himmet de büyür. Ve hamiyet-i İslâmiyenin galeyanı ile ahlâk da tekemmül ve teâlî eder.

Hem de meşrutiyet-i meşrûa denilen dünyada beşer saadetinin bir sebebi ve hâkimiyet-i milliyeyi te'min ile makina-yı hayatın buharı olan hürriyetteki irade-i cüz'iyeyi, istibdad ve tahakkümün belâsından kurtaran meşveret-i şer'iyyenin mâyesiyle mayalandıran meşrutiyet-i meşrua, sizi herkes gibi imtihana davet ediyor ki, sinn-i rüşde bülûğunuzu ve vâsîye adem-i ihtiyacınızı görmek

sh: » (D: 53)

istiyor. İmtihana hazırlanınız. Mevcudiyetinizi ittihadla gösteriniz ve hamiyet-i diniye-i millî ile fikir ve vicdan-ı şahsiyenizi, milletin kalb ve akl-ı müştereki gibi gösteriniz. Yoksa sıfır çekecek ve şehadetnâme-i hürriyeti elinize vermiyecektir.

Evet, mazinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren herbirinizdeki meyl-ül ağalık ve fikr-i hod-serâne ve enaniyet, şimdi istikbalin saadet-saray-ı medeniyetinde fikr-i icada ve teşebbüs-ü şahsiyeye ve fikr-i hürriyete inkılâb edecektir, inşâallah...

Hattâ diyebilirim ki: Ey Şark vilâyetlerindeki vatandaşlarım... Başkalarının sükûtî medreselerine nisbeten, sizin gürültülü olan medreseleriniz bir meclis-i meb'usan-ı ilmiyeyi gösteriyor. Hem Şafiî olduğunuzdan ve imam arkasında kıraat-ı Fatiha ile semavî ve ruhanî vızıltılarınız sizi mezheben ve medreseten ve fıtraten وَ اَنْ لَيْسَ ِلْلاِنْسَانِ اِلاَّ مَا سَعَى nın başka bir ünvanı olan teşebbüs-ü şahsiyeye teşvik ediyor.

sh: » (D: 54)

Hem de herbir kemâlin müessis ve hâmîsi olan cesaret ve nâmus-u millet-i İslâmiye sizlere emrediyor ki: Nasılki şimdiye kadar dimağdan kalbe mecra açmakla, aklı kuvvete mezc ederek maarifinizi kılınçlarınızın hutut-u cevherinden öğrenmekle şecaat-i maddiyede terakki ettiniz. Şimdi ise kalbden fikre karşı menfez açınız. Kuvveti, aklın imdadına ve hissiyatı efkârın arkasına gönderiniz. Tâ ki; şecaat-i akliye-i medeniyet meydanında, nâmus-u millet-i İslâmiye pâyimal olmasın. Kılınçlarınızı, fen ve san'at ve tesanüd-ü hikmet-i Kur'aniye cevherinden yapmalısınız.

اَلْبَاقِي هُوَالْبَاقِي

Bediüzzaman

Said Nursî

sh: » (D: 55)

Yaşasın Şeriat-ı Ahmedî (A.S.M.)

5 Mart 1325 (18 Mart 1909)

Dinî Ceride No: 77

Şeriat-ı garra, kelâm-ı ezelîden geldiğinden ebede gidecektir. Nefs-i emmarenin istibdad-ı rezîlesinden selâmetimiz, İslâmiyete istinad iledir. O Habl-ül-Metîne temessük iledir. Ve haklı hürriyetten hakkıyla istifade etmek, îmandan istimdad iledir. Zira Sâni'-i Âlem'e hakkıyla abd ve hizmetkâr olanın, halka ubudiyete tenezzül etmemesi gerektir. Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan, âlem-i asgarında cihad-ı ekber ile mükelleftir. Ve Ahlâk-ı Ahmediyye ile tahalluk ve Sünnet-i Nebeviyeyi ihya ile muvazzaftır.

Ey Evliyâ-i Umur! Tevfik isterseniz, kavanîn-i âdetullaha tevfik-i hareket ediniz. Yoksa tevfiksizlikle cevab-ı red alacaksınız. Zira mâruf umum Enbiyanın memâlik-i İslâmiyye ve Osmaniyyeden zuhuru, kader-i

sh: » (D: 56)

İlahîyyenin bir işaret ve remzidir ki: Bu memleket insanlarının makina-i tekemmülâtının buharı, diyanettir. Ve bu Asya ve Afrika tarlasının ve Rumeli bostanının çiçekleri, ziya-yı İslâmiyet ile neşv ü nema bulacaktır. Dünya için din feda olunmaz. Gebermiş istibdadı muhafaza için vaktiyle mesâil-i Şeriat rüşvet verilirdi... Dinin mes'eleleri terk ve feda edilmesinden, zarardan başka ne faydası görüldü? Milletin kalb hastalığı, za'f-ı diyanettir. Bunu takviye ile sıhhat bulabilir. Bizim cemaatımızın meşrebi, Muhabbete muhabbet ve husumete husumettir. Yâni: Beynel-İslâm muhabbete imdad ve husumet askerini bozmaktır. Mesleğimiz ise ahlâk-ı Ahmediyye (Aleyhissalâtü Vesselâm) ile tahalluk ve Sünnet-i Peygamberîyi ihya etmektir. Ve rehberimiz, Şeriat-ı Garra ve kılıncımız da, berâhin-i katıa ve maksadımız i'lâ-yı Kelimetullahtır.


26 Şubat 1324

Dinî Ceride: 70 Mart 1909

Biz Kalû Belâ'dan Cem'iyet-i Muhammedî'de (Aleyhissalâtü Vesselâm) dâhiliz. Cihet-ül vahdet-i ittihadımız tevhiddir. Peyman ve yeminimiz îmandır. Mademki muvahhidiz, müttehidiz. Herbir mü'min i'lâ-yı Kelimetullah ile mükelleftir.
Bu zamanda en büyük sebebi, maddeten terakki etmektir. Zira ecnebiler fünun ve sanayi silâhiyle bizi istibdad-ı manevîleri altında eziyorlar. Biz de, FEN VE SAN'AT SILÂHIYLE i'lâ-yı Kelimetullahın en müdhiş düşmanı olan CEHIL VE FAKR VE IHTILAF-I EFKÂRA CIHAD EDECEĞIZ. Amma cihad-ı haricîyi şeriat-ı garranın berahin-i katıasının elmas kılınçlarına havale edeceğiz. Zira medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur. Cumhuriyet ki, (Haşiye) adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir.
Peki başka ne cinayetler işleniyor bu iftira ve çarpıtmalarla tarihi gerçeklerle cevap verelim:
“Bediüzzaman,1915 tarihinde Ermeni-Rus komitesinin işgalci canavar ordularına karşı, gönüllü alay kumandanı olarak, Kafkas’ın karlı dağlarında, Süphan Dağı’nda, Pasinler’in dağ ve derelerinde, Van ve Bitlis’ten halkın tahliyesi için, birçok talebesini şehit verme pahasına gösterdiği cansiperane gayret ve askerî dehası karşısında, Enver Paşa’nın ve diğer kumandanların takdir ve tebrikleriyle beraber, büyük bir harp madalyası da almıştı. Ruslar’ın eline geçen otuz topu kurtarmak için kendisine iştirak eden 300 gönüllü ile geceleyin Nurşin tarafından Muş’a inerek otuz topu fedailere teslim edip, sonuncu topu da kendisi dahil, üç kişi çekerek kaçırmışlardı. Bu toplarla üç gün Ruslar’ı oyalayarak kadın ve çocukların geriye çekilip kurtulmalarını sağlamıştı. Bütün bunlar Harbiye arşivindeki eski askerî mecmualarda, Milis Teşkilâtı bahislerinde kayıtlıdır. Bu harpler esnasında Bedîüzzaman’ın fedaileri kanları ile zafer destanları yazmışlardır. Yeğeni ve fedakâr bir talebesi olan Ubeyd, bu harplerde şehit düşmüştür. Bediüzzaman, Ermeni çeteleri ve Rus ordusuyla savaştı ama asla sivillere dokunmadı.
Bediüzzaman; bu muhârebeler esnasında toplanan binlerce Ermeni çocuğunu serbest bırakıp Rusların içindeki ailelerine geri döndürdü. Bu hareket, Ermeniler için büyük bir ibret dersi olup, Müslümanların ahlakına hayran olmuşlardı. Bunun üzerine Ermeni fedai komiteleri reisleri, Müslüman çocuklarını kesme adetini bırakıp, “Madem Molla Said bizim çoluk çocuğumuzu kesmedi bize teslim etti, biz de bundan sonra Müslüman çocuklarını kesmeyeceğiz” diye ahdettiler…. Bu acı günleri, Bedîüzzaman Emirdağ Lâhikası isimli eserin ikinci cildinde kendi ifadesi ile şöyle anlatır: “Hem Bitlis muhasarasında ve hattında Rus’un üç güllesi öldürecek yerime isabet etti. Biri de şalvarımı delip iki ayağımın arasından geçip gitti. O tehlikeli vaziyette sipere oturmaya tenezzül etmemek gibi bir halet-i rûhiye taşıdığımdan, arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memduh Bey işittiler. “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri halde, “Bu gâvurun gülleleri bizi öldürmeyecek” dedim.”
Evet 1.Dünya savaşı sırasında Ermeni ve Rus canilere karşı vatandı müdafaa eden, savaşan yaralanan ve esir düşen Bediüzzaman ve talebeleri.
Şimdi burada bir noktaya da değineceğim. Yalan söylemenin, böyle ucuz numara yapmanın alemi yok. Osmanlı, bir milletler sistemiydi öyle değil mi? İttihat Terakki’nin son dönemine kadar da milliyet fikri önemli değildi. Zaten böyle bir fikrin yayılması Osmanlı’nın hızla parçalanması olurdu. Gayrimüslim unsurların da derdi buydu. O dönemde yaşayan insanlar bölgelerinin adıyla anılırdı. Tunuslu Hayrettin paşa, Filibeli Ahmed Hilmi vs gibi. Said Nursi de kimi zaman Osmanlı eyalet sisteminin bir gereği olarak Kürdi diye anılılmıştı diğer unvanlarının yanında. Bu, budur. Mehmet Akif de Arnavuttur ama Türk’ün şiirsek destanını yazmıştır. Ayrıeten hemen söyliyim Bediüzzaman Arap kökenlidir. Ama osmanlıdan beri gelen bir alışkanlıkla özellikle güneydoğulu insanlarımıza kürd denilmesi adet olmuştur. O da Kürdi olarak zaman zaman kürdleri uyarma adına, oranın kalkınması adına Kürdiliğini ifade etmekte beis görmemiştir.kaldı ki, Kürd olması ya da olmaması bir kişiyi ne yüceltir ne de düşürür
Çok genel şeyler söyledim yine de uzun oldu. Ama gerekirse daha fazla açıklama yapacağım.

Yazan: nuri saglam Tarih: April 22, 2006 7:56 PM

Said Nursi ile ilgili yüzlerce İFTİRANIN ortaya atıldığı herkesçe bilinen bir
gerçektir. “Nurcular” olarak tanınan grubun haricinde yerli yabancı yüzbinlerce insanın İMANINA (Allah’a inanmasına) vesile olan bir zatın, ATEİSTLERİN en büyük düşmanlarından biri haline gelmesi elbette ki çok doğaldır. Bazı kisveler ve bahaneler altında Said Nursi’ye zarar vermek isteyen ateistlerin veya bunlara tam araştırmadan veya işlerine geldiği gibi yorumlayıp inanan saf kişilerin esas çekemedikleri nokta Said Nursi’nin bu asırdaki gerçek tehlikeyi (İMANSIZLIK) görüp, 6000 sayfalık Risale-i Nur Külliyatını, rededilemeyecek imani esaslar ve gerçekler üzerine oturtmasıdır. “Kendini Arayan Adam” (Halit Ertuğrul) gibi basit, incecik ama dopdolu ve gerçek yaşam olayları üzerine kurulu bir kitap okunduğunda bile bu durum son derece açık bir şekilde ortaya çıkar.

Said Nursi, eseri olan Risale-i Nur’da bir çok bölümde menfi milliyetçiliğin (Kürt, Arap vb) tehlikeleri üzerine dikkat çekmiş ve insanları buna karşı uyarmıştır. Telif hakkı olan ve milyonlarca insanın evinde olan bu eserlerine rağmen hala, onu Kürt Milliyetçiliği ve bölücülük yapmakla suçlamak son derece gülünç, kasıtlı bir cehaletin veya işgüzarlığın örneğidir. Rahmetli Said Nursi’nin tek amacı imansızlığın nasıl bir tehlike ve tehdit oluşturduğunu açıklayıp buna karşı uyarıda bulunmaktır. Kendisi işin içine riya ve kişisel çıkar karıştırmamak için siyesetten de uzak durmuş ve son derece fakir ve mütevazi bir hayat yaşamıştır. Eserleri 27 dile çevrilmiş ve hersene dünyanın çeşitli yerlerinde hakkında sempozyumlar düzenlenmektedir. En önemlisi de eserinin bir çok yerinde (örneğin İhlas Risaleleri; Lemalar…) kendisine bu iftiraları atan insanların da aslında nasıl gerçekleri bildiğini ve buna rağmen iftiralara ve suçlamalara devam ettiğini belgelerle ortaya koymuş ve ne olursa olsun “”BU İFTİRACI VE ÇIKARCI İNSANLARA DA HAKKINI HELAL ETTİĞİNİ, ONLAR İÇİNDE DUA ETTİĞİNİ VE KENDİNİ ÖRNEK ALAN İNSANLARIN DA BU İNSANLARA KARŞI KESİNLİKLE KİN/ÖFKE BESLEMEMESİNİ VE KESİNLİKLE ŞİDDETE BAŞVURMAMASINI” defalarca tekrar etmiştir (Bkz İhlas Risaleleri) Bunları okuyupta gerçekleri görmeyen kişilerin yaptıkları ise onun sorunu değildir.

Said Nursi’ye atılan iftiralar ve cevapları için bkz: http://www.kuranvebilim.com/html2/makaleler/said_nursi.htm

İstanbul'da geçen zorlu yılların ardından Bediüzzaman, 1923 yılında Van'a dönmüştür. Buradaki Erek dağının eteğinde bir manastır harabesine yerleşmiş ve günlerini ibadet ve tefekkürle geçirmeye başlamıştır. İki yıl burada kaldıktan sonra Şeyh Said'den, Üstad'ın kürt ayaklanmasını desteklemesini isteyen bir mektup gelmiştir. Bu mektuba Bediüzzamanın cevabı özetle şöyle olmuştur.
"Türk milleti asırlardan beri İslamiyetin bayraktarlığını yapmıştır. Çok veliler yetiştirmiş ve çok şehitler vermiştir. Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. Biz müslümanız, onlarla kardaşız. Kardaşı kardaşla çarpıştıramayız. Bu şer'an caiz değildir. …Teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Zira akim kalır."

“. Said Nursi, Dünya Savaşı'nda insanın en fazla üzerinde titrediği hayatını hiçe sayarcasına düşman gülleleri arasında "İşaratü'l-İ'caz" adlı tefsirini yazmış, Şeyh Said'in "cihad" görünümlü davetine iltifat etmemiştir., hatta onu bu teşebbüsünden vazgeçirmeye çalışmış, din ehlini iktidara taşıma fikir ve teşebbüsüne sıcak bakmamamıştır” Bediüzzaman Said Nursi, a.g.e., s. 21.

Bedîüzzaman’a göre milliyet fikri, İslâmiyete yardımcı olmalı, kale olmalı, zırh olmalı; fakat dînin yerine geçmemelidir. Çünkü İslâmiyet’in verdiği uhuvvet ve kardeşlik içinde “bin kardeşlik” vardır. Din kardeşliği berzah âleminde ve bekâ âleminde de kalıcıdır, yaşanmaya devam edilir. Onun için milliyetçilik ne kadar güçlü de olsa, İslâm kardeşliğinin ancak bir perdesi hükmüne geçebilir. Yoksa İslâm kardeşliğini bırakıp, yerine milliyetçiliği koymak, büyük hatâdır; kalenin taşlarını kalenin içindeki elmas hazinesinin yerine koyup o elmasları dışarı atmaktan farksız bir ahmaklık ve cinâyettir

Said Nursi’ye atılan iftiralar ve cevapları için bkz: http://www.kuranvebilim.com/html2/makaleler/said_nursi.htm

Sonuç olarak, gerçek bölücülüğü yapanlar ve bu ülkeye zarar verenler, ateizmin hegamonyası altında ezilmiş ve bunun dışavurumunu çeşitli maskelerle yapan provakotörlerdir. Bu şahıslar, Kemalist maskesi altında aslında büyük devlet adamı M.K. Atatürk’e de zarar verdiklerinin farkında değillerdir veya hırsaları yüzünden bu zararı da bile bile vermektedirler. Ve onun ismini aynı diğer mihrakların yaptığı gibi kendi çıkarları paralelinde kullanmaktadırlar.

Şunu da unutmamak gerekir;

Bize bu ülkeyi emanet eden (Atatürk’ün dahiyane ve stratejik zekası kadar önemli olan) şehitlerimiz, bu ülkeyi savunurken siperlerinde namaz kılıp, Kur’an okuyorlardı. Yani bu ülkenin kurtulmasında “imani” motivasyonun gücüde kesinlikle yadsınamaz. Onlar, bu ülkeyi “Allah Allah” nidaları ile savunup bize emanet ettiler, “Darwin Darwin” nidaları ile değil.


Yapılacak en doğru şey;

Bu tip provakatör insanlar, ne söylerse söylesinler, onları yokmuş gibi kabul edip hiç muhatap olmamak ve onları kendi haric-i gazelleri ile baş başa bırakmaktır.. Çünkü onlar ile muhatap olup cevap vermek, ülkeyi içine çekmek istedikleri kaos ortamına alet olup, ekmeklerine yağ, bal sürmekten başka bir işe yaramaz.

Ne Mutlu (gerçekten) Türküm Diyene

Yazan: ilhan Tarih: April 23, 2006 2:52 PM

Nuri bey,

Nur yüzünüzü iyice gösterdiğiniz için sizi tebrik ederim.

Said-i Nursi kimdir?

"Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün" (Saidi Kürd-i)

Son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Kürt Said ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi’dir.

Kürtçü yayın organlarında Saidi Kürd-i için "devrim şehidi" ifadesi kullanılır. Bu da nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır.

1876 yılında Bitlis’in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar. Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır. Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit’e bir dilekçe ile başvurur. Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede 3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister. II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen fark eder. Her ne kadar Türklük akımlarını engellemekteyse de, Türk toprağını kendi eliyle teslim edecek kadar Vahidettinleşmemiştir. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi’yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır. Said, "Zalimler için yaşasın cehennem!" sözünü Abdülhamit için söyler.

31 Mart ayaklanmasında da Kürt Said, Volkan gazetesi ile beraber yeniden sahneye çıkar. İngilizlerin tek bir kurşun atmadan bir Türk toprağı olan Kıbrıs’ı ele geçirmesinden büyük bir sevinç duyarlar. İnsanın midesini bulandıracak şekilde, Volkan gazetesinde İngiliz propagandası yaparlar. Çünkü umdukları şey Kürdistan için İngilizlerden görecekleri yardımdır. 31 Mart ayaklanmasında birçok Türk subayını vahşice katlettikleri halde Hıristiyanların kapısına birer nöbetçi koyarak onları korurlar. Yağmalanan Türkler ise umurlarında değildir. Fakat Mustafa Kemal’in kurmay başkanlığını yaptığı Yıldırım Orduları çok geçmeden bu isyanı bastırınca Isparta’ya sürülür. Bu andan itibaren Kürt Said Mustafa Kemal’i artık unutamayacak ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tüm kinini kusacaktır.

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti’ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar. "Uyan ey Selahattin Eyyübi’nin torunları Kürtler!" diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır. 16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.

Cumhuriyet’in ilanından sonra da Kürtlerin isyan dalgası devam eder. Said-i Nursi de bu isyanlara katılır. "Biraderi azamım" dediği Şeyh Sait’in isyanına katıldığından dolayı yeniden sürgüne gönderilir. Onun biraderinin, "Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür" sözü Said-i Nursi’nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize gösterir. Şeyh Sait Türk Ulusu’na karşı bu hainliğinin bedelini darağacında sallanarak öder. Said-i Nursi bunu asla unutmaz. Şeyh Sait, yaşamını Türk’ü sırtından vurmakla geçiren, İngilizlere ruhunu satarak Musul ve Kerkük’ün Türklerin eline geçmesini engelleyen, Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalayarak bir Kürdistan kurma düşü olan kişidir.

Bir yandan işgalcilerle mücadele eden Ankara hükümeti bir yandan da İngiliz destekli gerici isyanları bastırmakta başarılı olunca Said-i Kürd-i bu sefer Mustafa Kemal'le görüşmek için Ankara'ya gider. Amacın şeriat devleti kurmak olmadığını, ulusal temele dayanan devlet kurmak olduğunu anlayınca bundan vazgeçer.

Sıkça hezeyanlara kapılan Said-i Nursi’nin bir hezeyanı ise Atatürk ile ilgilidir. Emirdağ Lahikası’ndaki "Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlığını Mustafa Kemal’e vermediğim için bana hücüm ediyorlar." sözü, en koyu ikinci cumhuriyetçilerin bile akıllarına getiremeyecekleri ve kargaları bile güldürecek kadar komik bir laftır.

Nur cemaati'nde Atatürk'ün "Öküz aleyhisselam", "Beton Kemal", "Deccal" gibi isimlerle anılmasınınn arkasında bu şeriatçı ayaklanmaların uğradığı hezimetler yatmaktadır.

Said-i Nursi’nin düşünce yapısı da İslam inanışı ile çoğu yerde çelişki gösterir. Ve bu çelişkiler İslam alimi olmayanlar tarafından bile hemen anlaşılacak şekilde çok açıktır.

Bugün dahi Nurculukta cuma namazı kılınması farz kabul edilmez. Çünkü Said-i Kürdi'nin anlayışına göre ülke hala "müslüman" değildir. "Dar-ül harp"tir. Yani şeriatı getirmek için savaşılması geren topraklardır.

Türkçe konuşan insanların %90'ının anlayamayacağı bir dil kullanan(ve kişisel düşünceme göre hiç de derin anlamı olmayan ve birbirinin tekrarı niteliğinde olan) bu eser, başlarda cifir'in İslam dışı olduğunu söylediği halde("cifir..., gaybı Allah'tan başkası bilmez ayetine karşı edep dışı bir davranıştır")(bkz. Lem'alar s. 39(yazıldığı tarih 1957) daha sonraki kitaplarında sık sık cifir kullanarak kendisinin ve yazdıklarının ne kadar yüce olduğunu anlatır. Buna örnek vermek gerekirse:
"-... İçlerinde bedbaht olanlar da said olanlar da vardır- anlamındaki ayetin cifir yyönünden sayı değeri 1303 eder. Hud Suresinde -Emrolunduğu gibi hareket et-, anlamında bir ayet olduğu gibi Şura suresinin 2. ayetinde de aynı anlamda bir ayet vardır. -Vav-la başlayan Şura suresindeki ayetin cifir yönünden sayı değeri de 1309 eder. Bu tarihte bütün muhataplar içinde özellikle birine Kur'an adına iltifat ediliyor, doğru olmak yolunda buyruk veriliyor. Birinci tarih(1303)de ise, Risale-i Nurlar müellifi(Said-i Nursi)nin ilim tahsiline başladığı tarihtir. İkinci ayetin tarihi ise O müellif(Said-i Nursi)nin harika bir şekilde pek az bir zamanda ilimce en son noktaya ulaştığı(!), tahsili bitirdikten sonra ders vermeğe başladığı ve 3 ayda, bir kış içinde, 15 senede ancak okunabilen 100'den çok kitap okuduğu ve o zamanın o muhitte en ünlü alimlerinin yanında o 3 ayın mahsulu fakat 15 yılın mahsulü kadar olan ilimleri kazandığı, ne kadar büyük bir alim olduğunu; hangi ilimden olursa olsun sorulan her soruya en doğru cevabı vermekle ispat ettiği tarihe rastlar."(Tasdik-i Gaybi, s. 61-62, yıl 1958)

Ayrıca Hz. Ali'nin vbg. İslam Dünyası'ndaki ünlü kişilerin sözlerinden cifir yaparak kendisini haber verdikleri anlamını çıkartır. Oysa İslam'da gelecekten haber vermek yasaktır!...

Said-i Nursi bir yerde de kendisini şöyle tanıtır:
"İngiltere'nin en yüksek bilim kurulu, Şeyhülislamlık'a 6 soru sorup cevabını istediği zaman; o 6 soruya 6 kelimeyle cevap veren;
Yabancıların en çok önem verdikleri ve bilginlerinin en esaslı düstur saydıkları ilkelerine, gerçek ilim ve marifetle karşılık verip üstün çıkan;
.... Gerek Avrupa filozoflarına, gerek ülemasına ve gerek okullarda yetişmiş olanlara meydan okuyan, kendisi hiç soru sormadan sorulan soruları eksiksiz cevaplandıran..."(Lem'alar Risalesi)

MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:

YUKARIDAKİ BİLGİLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜ UYDURMADIR. BU YALANLARIN YAYINLANMASINA İZİN VERMEMİN NEDENİ, BUNLARI ÜRETENLERİN NE KADAR CAHIL, BAĞNAZ, KÖR VE GERÇEKLERDEN KOPUK OLDUĞUNUN GÖRÜLMESİNİ SAĞLAMAK.

SAID-I NURSİ'NİN ELEŞTİRİLECEK YÖNLERİ OLABİLİR, AMA OSMANLI'YA DA CUMHURİYET'E DE SADIK, ETNİK MİLLİYETÇİLİKTEN UZAK BİR MÜSLÜMANDIR. AYRINTILI BİLGİ EDİNMEK İSTEYENLER SOSYOLOG ŞERİF MARDİN'İN VE DAHASI KEMALİST TARİHÇİ CEMAL KUTAY'IN SAID NURSI'NIN PEK ÇOK OLUMLU VE ÖVGÜYE DEĞER YÖNÜNÜ ORTAYA KİTAPLARINA BAŞVURABİLİRLER.

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 24, 2006 12:36 PM

Mustafa bey,


Öncelikle yanlışınızı düzeltmek istiyorum. Cemal Kutay'ı Kemalist olarak takdim etmişsiniz. Cemal Kutay bir tatlı su Atatürkçüsüdür. Kemalistlikle yakından uzaktan alakası yoktur. Gardrop Atatürkçülüğü tanımıda Cemal Kutay'a çok uygun.


Evet kendisi de bir Kürt olan Cemal Kutay 1940'lı yıllarda Saidi Kürd-i için "Gam çekmeyin: Çağımız Bediüzzaman (Said Nursi) çağıdır. Yirminci yüzyılda Türkiye’mizde bu muhteşem gerçeğin mümessili Bediüzzaman Saidi Nursi’dir"


"Bediüz Zaman Said Nursi’nin davası sadece vatanımız için değil , İslam alemi hatta bütün insanlık içindir" Gibi Kürt Said'e buna benzer yüzlerce methiyeler düzdüğü yazıları vardır. Prof.Dr.Necmettin Erbakan ne kadar Atatürkçü ise Cemal Kutay da o kadar Atatürkçüdür.


Eğer Cemal Kutay, Saidi Kürd-i'nin pek çok olumlu ve övgüye değer yönünü kitaplarında ortaya koyduysa http://www.ittihad.com.tr/c.kutay'a%20cevap.htm peki bu ne oluyor o zaman?


Saygılar,


Ataman Ertuğrul

MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:

ATAMAN BEY,

KEMALİZM ÇITANIZIN NE KADAR YÜKSEK OLDUĞUNA KARIŞAMAM. ANCAK ISRARLA KULLANDIĞINIZ "KÜRT SAİD" LAFINI BIRAKMANIZI RİCA EDECEGİM. BUNU BİR TÜR AŞAĞILAYICI SIFAT OLARAK KULLANDIĞINIZ HİSSİNİ VERİYORSUNUZ. ANCAK, ELBETTE, KÜRT, TÜRK VEYA BAŞKA BİR ŞEY OLMANIN AŞAĞILAYICI VEYA YÜCELTİCİ BİR YÖNÜ YOKTUR.

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 24, 2006 4:43 PM

Mustafa bey,

Bu sıfatları kullanan yazdığı yazıların altına bu şekilde imzasını atan bizzat kendisidir. Benim bu sıfatı aşağılamak amaçlı kullandığımı nasıl düşünebiliyorsunuz anlamış değilim. Böyle düşünmeniz bile Kürt kardeşlerimize saygısızlık olacaktır.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 24, 2006 5:22 PM


Ataman Bey,

Aslında cevap verecek bir husus yok cunku bu kadar yalan ve iftira sanırım Stalin rusyasında bile görülmemiştir.

baştan başlıyayım. Burada Marx'la ilgili yalan yanlışlara da cevap verirdim , Heidegger'le de. ya da herhangi bir hareket ve öncüsüyle ilgili. bunu yaptığım için ne marxist olurdum ne de nazi. ben sadece gerçeklerin peşindeyim.

Üstelik belli bir düşünce veya harekete sıkışıp kalma çağını da çoktan aştım (bu arada Metin Beycim işte ifşa ediyorum. ben de kırkına merdiven dayayanlardanım.

Ben, "onlar sözü dinlerler güzeline uyarlar" ayeti uyarınca amel ederim. güzel bir sözü ibni Haldun de söyler, marx da, Sartre de, Gramsci de, Gadamer de, İkbal de, Arkoun da, Gökalp de, Fucoult da, Bediüzzaman da vs. Öyleyse, neden kulaklarımı ve gözlerimi kapatayım?

ama siz düşünce ve bilimin ışığından değil, iktidara odaklanmış bir gayrimilli bir yapılanmadan beslendiğiniz için olsa gerek bu derece kör gözüm parmağına uydurma bir biyografi çizebiliyorsunuz.

beni nur yüzümü ortaya çıkarmakla itham etmeniz çok komik. bu kadar yazı yazdım. ilgi alanımın ve müktesebatımın çeşitliliğini göremeyip de bana don biçmeniz, hayata kendi sınırlı ve dar penceresinden bakan birinin tutumunu ifşa ediveriyor. Eh doğruya, "deistim" diyen Metin beyi de ümmetçi yapmıştınız.

Ben açıkçası korkmaya başladım. dedim ya, yarın marxla ilgili bir tartışmada işkembeden sallıyan birilerine, özellikle Das Kapital ve Marksist iktisat üzerine mürekkep yalamış biri olarak cevap versem sizin gibiler tarafından bu defa komünist diye damgalanıverecem.

Ya da İslam modernizmi üzerine kelam sarfetsem bu defa da modernist-kafir damgası yiyivericem. bu nasıl bir kördöğüşü! bu nasıl bir at gözlüğü takmışlık bu nasıl bir tekboyutluluk.

her dünya görüşünün yobazlarının, düşünceyi boğan ve olayı bir savaş konusu haline getiren tutum ve davranışları gerçeği aramayı değil, gücü meşrulaştırmayı hedefliyor.

Şimdi bu girizgahdan sonra sizi insafa davet ediyorum: aydınlıkçı! darbe heveslisi gizli servis elemanlarının sağda solda yürüttüğü "cephe", "savaş", "ateist diktatorya" söylemini bir kenara bırakınız. bunlar sizin cümlelerinizin satır aralarından kolayca okunabiliyor.

şimdi gelelim son yazdıklarınıza:

1-""Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün" (Saidi Kürd-i)".

bunun bana kendi kitaplarındaki yerini gösterin. eğer bunu ispatlarsanız söylediğim herşeyi geri alacak ve Said Nursi ile ilgili düşüncelerimi revize edeceğim. ama gösteremezseniz müfterisiniz!

Gerçek bir Türk milliyetçisi olarak buna en başta ben karşı çıkarım. babam da olsa kimse
bu ülkede ayrılıkçı ve bölücü etnik, mezhebi ya da dini-dinsiz bir harekete teşebbüs edemez.

2-"Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede 3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister"

Kardeşim Allah'tan kork, korkmuyorsan kullardan utan. "Kürdistan diye adlandırdığı" imiş miş. osmanlı Eyalet sisteminde o bölgenin adı nedir bana söylesene! TBMM'de bile "Lazistan" Mebusu Ziya Hurşit falan yokmudur? o dönemde bu bölgelere Güneydoğu Anadolu, Karadeniz falan mı deniyordu sanıyorsun? Hayır bal gibi biliyorsun.

peki neymiş şu medrese meselesi.bunu bilmiyor musun yoksa kasten çarpıtıyor musun!!!

Medresetüz Zehra adını verdiği (Mısırdaki o dönemin en ünlü üniversitesi El Ezherden kinaye) üniversitenin (medrese üniversite demektir ve Osmnanlı'da elbette bu kelime kullanılacaktı)
o üniversitenin amacı oradaki cehaleti, feodaliteyi kaldırmaktır. Eğer arşive inip o plandaki esaslara baksaydın "Arapça farz (yani şart), Türkçe vacip, Kürtçe mubah" olmalı ve "Akli ilimlerin ışığı pozitif bilimlerdir, manevi ilimlerin ışığı dini ilimlerdir, ikisinin birleşmesinden talebenin başarısı hasıl olur" dediğini ve oradaki tüm gençlerin (türk, kürd, süryani, keldani vs) için bu okulun planlandığını anlardın. zaten bunu anladığı içindir ki ittihatçıların da adamı olan Padişah Sultan Reşat onun bu önerisini kabul etmiş ve gerekli onayı ve bütçeyi hazırlamıştır..

git arşive, sahaflara bari oradan bunları oku.

diğer taraftan, oralarda okul açılmasaydı da geri mi bırakılsaydı peki?

3-"Her ne kadar Türklük akımlarını engellemekteyse de,"

bu meseleyi anlaman için de biraz Osmanlı tarihi, demografi,jeostrateji, dünya tarihi falan oku.

4-"Said, "Zalimler için yaşasın cehennem!" sözünü Abdülhamit için söyler".

hayır bu da yanlış.

31 Mart vakası sırasında halkı yatıştırmaya çalışır ama kendisi Abdulahamidin istibdatına karşı olmasına ve İttihatçılarla yakın olmasına rağmen Divan-ı Harb'e verilir. (hani şu sizin çarpıtarak çevirdiğiniz benimse yukarıda büyük kısmını verdiğim Divan-ı Harbi Örfi'nin yazılmasına sebep olan mahkeme. ihtilal mahkemesinde yaptığı savunmadan sonra beraat eder ve "yaşasın zalimler için cehennem diye" bağırır.

5-"İngilizlerin tek bir kurşun atmadan bir Türk toprağı olan Kıbrıs’ı ele geçirmesinden büyük bir sevinç duyarlar. İnsanın midesini bulandıracak şekilde, Volkan gazetesinde İngiliz propagandası yaparlar"

bunu ispatlayacak en ufak bir delil getirin elimdeki tüm kitaplarını yakacak, Said Nursi'yi da vatan haini ilan edeceğim. ama getiremezseniz de sizi. çünkü vatan hainliğiyle suçladığınız kişi masum ise o zaman bu size dönecektir.

6-31 Mart ayaklanmasında birçok Türk subayını vahşice katlettikleri halde Hıristiyanların kapısına birer nöbetçi koyarak onları korurlar. Yağmalanan Türkler ise umurlarında değildir. Fakat Mustafa Kemal’in kurmay başkanlığını yaptığı Yıldırım Orduları çok geçmeden bu isyanı bastırınca Isparta’ya sürülür. Bu andan itibaren Kürt Said Mustafa Kemal’i artık unutamayacak ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tüm kinini kusacaktır.

buradaki her cümle tarihi gerçeklerle birebir zıt.
Bediüzaman bir çok türk subayını vahşice öldürmüş müş.bunu ispatla ben de kendimi öldüreceğim nasıl bunları görememişim diye.
bu nasıl bir vicdan anlamıyorum, anlıyamıyorum.

Yıldırım orduları 31 maartı bastırdı öyle mi? bu kadar cehalete artık söyleyecek sözüm yok. bilmiyorsan söyleyeyim. yıldırım orduları suriye bölgesindeydi.Harekat Ordusudur 31 martı bastıran. bunun da kurmay başkanı Enver'dir.

Yıldırım ordularının da Mustafa kemalin de Said nursinin de bu olaylarda adı ya cehaleten ya da kasten geçirilmiş olsa gerek diye düşünmeden edemiyor insan.

hele bu olaydan sonra ıspartaya sürüldüğü iddiasına ise kargalar bile güler.

ıspartaya sürülmesi Cumhuriyetin kurulmasından sonra olmuştur.

7-"Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti’ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar"

hemen kütür diye bir cevap: senin bu dediğin Said Nursi değil, "Said Molla" adlı bir ingiliz ajanıdır. bu sadece bir isim benzerliği.

bunu eğer bilmiyorsan ve bilmeden yazıyorsan yine bir tolerans boşluğu bırakıyorum. ama bilip de kasten yapıyorsan söyleyecek söz bulamıyorum.

8-"16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır."

Gerçekten çok ayıp.bunu söylemeye vicdanlar nasıl izin veriyor anlaşılır gibi değil.

bana bu bildiriyi bir göstersene! eğer gösterirsen elini öpeceğim. seninle beraber Said Nursi'ye ben de küfür edeceğim, şeref sözü. ama gösteremezsen seni tekrardan müfteri ve yalancı olarak ilan edeceğim, bunu bilesin!

okumadıysan tekrar yazayım:

1-İngilizlere karşı vermiş olduğu mücadeleden dolayı hakkında vur emri vardır. Açıp herhangi bir biyografiyi ya da arşivlere bakabilirsin

2-İstanbul hükümeti ve İngilizlerin isteği üzerine verilen fetvayı, yayınladığı “Esir altındaki fetvanın hükmü yoktur.şimdi cihad zamanıdır. Kuvayi milliyeye destek zamanıdır” mealinde fetva ile kırmış olmasıdır

bu nedenle de Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara'ya davet edilmiştir. Orada Mustafa Kemal Paşa'nın özel isteği üzerine TBMM'de konuşma yapmış ve bir bildiri yayımlamıştır. Hem Mustafa Kemal hem de TBMM üyeleri tarafından iltifata mazhar olmuş ve kendisine "Vilayat-i Şarkiye Umum Vaizliği" önerilmiştir.Ancak kabul etmemiştir. bunları en sert ama objektif Atatürkçü inkilap tarihçileri bile kabul edip yazmaktadır.

3-daha önceye bakalım. Mehmed Akif'le birlikte şiddetli bir Abdulhamid istibdatı karşıtlığı sergilemiştir

(Divan-Harbi Örfide bakın ne diyor:İstibdad, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adâlet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa, Peygambere tâbi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı; san'at, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz."Hani şu Ataman beyin silahlanın diye yontup makyajladığı ifadeler!!!!)

İkisi de Teşkilat-ı Mahsusa'nın vatanı kurtarma ve koruma çabalarına destek olmuşlar, bu amaçla birçok yerde vaaz ve hutbe vermişlerdir. Hutbe-i Şamiye'nin de kanımca bir boyutu budur. Arapları, Osmanlıya bağlıyacak hususları motive etmek. bunun için İslam çimentosunu kullanmaya çalışmışlardır. Kahraman Teşkilat-ı Mahsusa hakkında bir yazarımızdan aldığım ödünç bir bilgide bu gerçekler şöyle özetlenmiş:

"Teşkilat, padişah/Halife'nin ilan ettiği cihat propagandasını yaymak için tüm İslam dünyasına eğitmen, hoca ve militanlar göndermekle işe başlıyor. Çoğunluğu doktor, mühendis, gazeteci, siyasetci, subay ve din adamından oluşan hayli seçkin bir kadrosu var.Üyeleri arasında Osmanlı bakiyesi bütün ülkelerde sonradan başbakan, bakan ve benzeri üst düzey görevlere gelen çok sayıda isim var. Hatta Mısır, Irak, Libya, Sudan, Fas, Cezayir, Tunus ve Afganistan gibi ülkelerin 1920'li yıllardaki yöneticilerinin önemli bir kısmı eski Teşkilatı Mahsusa üyesi. Cezayir de Muhammet Abdülkerim el Kattabi, Emir el Kadir Cezayir'in oğlu Emir Ali, Fas'ta Hoca Abbas, Tunus'ta Şerif Burgiba, Ali Başamba, Şeyh Salih el Tunusi, Şeyh Ahmet el Şerif el Sunusi, Mısırda Abdülaziz Çaviş, Ferit Bey, Dr.Fuat, Dr.Nasır, Dr.Tabit Mahcap , Hicaz'da İbn Reşit ve daha birçokları..Türkiye'de ise Milli Mücadeleyi başlatan hemen tüm önde gelen isimler Teşkilat-ı Mahsusa kadrosu ya da elemanı..."

Şimdi de Said-i Kürdi deyip aklınca fitnebazlık edenlere bu teşkilatın kahraman fedailerinin adını göstereyim:

"Türkmen Ali, Kürt Abdurrahman, Çerkez Reşit, Arap Hilmi, Arnavut Selim, Ohri'lı Eyüb, Trabzonlu Kemal, Giritli Mehmet'e, Kırımlı İbrahim…".

daha ne diyim yetmez mi?

4-1.Dünya Savaşı sırasında Ruslara ve Ermenilere karşı talebeleriyle savaşır. rütbesi Milis Albayı"dır. ve ruslara yaralanarak esir düşer.

Sen daha bunu bilmiyorsan ben sana ne diyeyim ne söyleyeyim. aç o dönemin Harp mecmualarını ve kendisinin TArihçe-i Hayatını oku.

5-Osmanlı'nın son günlerinde İttihatçıların (özellikle Enver Paşa'nın) ve özellikle de İstanbul ulemasının isteğiyle Darül Hikmetil İslamiye Azası (Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi) olur.

ve Anglikan Kilisesince sorulan suallere kendisinin cevap vermesi istenir. verdiği cevaba bak:

"“Bir zaman İngiliz Devleti, İstanbul Boğazı'nın toplarını tahrib ve İstanbul'u istilâ ettiği hengâmda; o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi'nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.

Ben de o zaman Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye'nin âzası idim. Bana dediler: "Bir cevap ver." Onlar altı suallerine, altı yüz kelime ile cevap istiyorlar.

Ben dedim: "Altıyüz kelime ile değil, altı kelime ile de değil, hattâ bir kelime ile dahi değil; belki bir tükürük ile cevap veriyorum! Çünki o devlet, işte görüyorsunuz; ayağını boğazımıza bastığı dakikada, onun papazı mağrurane üstümüzde sual sormasına karşı, yüzüne tükürmek lâzım geliyor.
tükürün o ehl-i zulmün o merhametsiz yüzüne!.."

işte Ataman BEyin acemice ama gayet sinsice çarpıtarak verdiği şu

"Said-i Nursi bir yerde de kendisini şöyle tanıtır:
"İngiltere'nin en yüksek bilim kurulu, Şeyhülislamlık'a 6 soru sorup cevabını istediği zaman; o 6 soruya 6 kelimeyle cevap veren;..."

ifadesinin ahlaki sorgulamasını bu blogdaki arkadaşların yapmasını istirham ediyorum. tabii yukarıdaki çarpıtma ve uydurmaların da.

6-şu iki de bir kürdi lafına bakın ta o zaman Bediüzzaman nasıl cevap veriyor:

“Adalet noktasından tarafgirlik fikrini verip, adaletin mahiyetini zulme çeviren, hakkımda sarfedilen bir tâbirdir ki, Isparta'da ve burada bazı isticvablarda ismim Said Nursî iken, her tekrarında "Said kürdî" ve "bu kürd" diye beni öyle yâd ediyorlar. Bununla, hem âhiret kardeşlerimin hamiyet-i milliyelerine ilişip aleyhime bir his uyandırmak, hem mahkeme ve adaletinin mahiyetine bütün bütün zıd ve muhalif bir cereyan vermektir.”

Ataman bey'in de benzerlerinin de tek derdi bu!!!

7-dil Meselesi; açıp Nutuk'un orijinalini okursan bu söylediğinin saçma sapan olduğunu anlarsın. ya da Başbakanlarımıdan büyük alim ordinaryüs Şemsettin Günaltay'ın kitaplarına bak. ben okurken bayağı zorlanmıştım. risaleler arı türkçe gib kalır. hatta 1950li yılların TBMM tutanaklarına bakın.fazla söze gerek yok.
8-".....Bu zamanda en büyük sebebi, maddeten terakki etmektir. Zira ecnebiler fünun ve sanayi silâhiyle bizi istibdad-ı manevîleri altında eziyorlar. Biz de, FEN VE SAN'AT SILÂHIYLE i'lâ-yı Kelimetullahın en müdhiş düşmanı olan CEHIL VE FAKR VE IHTILAF-I EFKÂRA CIHAD EDECEĞIZ." diyen adama silahlanıyor diye kara çalmak. insaf, vicdan ve haya diyorum.

şimdi herkese buraya biraz daha dikkat diye sesleniyorum.hani ataman beyin çarpıtarak çevirip birkaç cümlesini verdiği Divan-ı Harbi örfi var ya bakın orada başka neler diyor:

"nâmus-u millet-i İslâmiye sizlere emrediyor ki: Nasılki şimdiye kadar dimağdan kalbe mecra açmakla, aklı kuvvete mezc ederek maarifinizi kılınçlarınızın hutut-u cevherinden öğrenmekle şecaat-i maddiyede terakki ettiniz. Şimdi ise kalbden fikre karşı menfez açınız. Kuvveti, aklın imdadına ve hissiyatı efkârın arkasına gönderiniz. Tâ ki; şecaat-i akliye-i medeniyet meydanında, nâmus-u millet-i İslâmiye pâyimal olmasın. Kılınçlarınızı, fen ve san'at ve tesanüd-ü hikmet-i Kur'aniye cevherinden yapmalısınız."

demek ki neymiş: kılıçlarımızı fen(bilim), sanat ve Kurani ceherin hikmetli dayanışmasından yapmalıymışız. ki bunu söylediği tarih 1909'dur.

Ataman BEy,

Eğer hakkı teslim teslim etseydiniz, yargıladığınız bir insanı kendi dilinden tanımayı seçseydiniz, İlhan Arsel ve benzeri tescilli islam düşmanlarının kitaplarındaki bilgileri sorgusuz kabul etmeseydiniz bunları konuşmak zorunda kalmayacaktık.

en başta bu üslubunuz bilimsel değil (içeriği ise zaten ortada). Satanizmi eleştirirken bile bunun felsefi ve sosyolojik temellerini objektif bir şekilde tahlil etmeniz gerekir.

Kaldı ki Batı üniversitelerinde adına kürsüler kurulan eserleri, hayatı ve kişiliği uluslararası ölçekte tartışılan bir alimin çapının büyüklüğü ve söylediklerini öyle kolayca yabana atamazsınız.

yıllarca Hitlerin danışmanlığını yapan 20. asrın en büyük filozofu Heiddeger'e yahudi ambargosu nedeniyle ulaşılamamış olması ve onun bu faşist eğilimi felsefenin büyüklüğünü eksiltememiştir. kaldı ki Said Nursi Meşrutiyette, 1.Dünya Harbinde ve Kurtuluş Savaşı sırasında kahramanlık göstermiş bir vatan evladıdır. ama daha sonra Mehmed Akif, Kazım Karabekir, Ali Fuat cebesoy, Fethi Okyar ve benzerleri nasıl anlaşamamanın verdiği ayrılıkla tasfiye edilmişlerse o da benzeri bir kaderi yaşamış, yeni iktidar kendisini sürgüne göndermiştir. bunlar iktidar mücadelelerinin acımasız sonuçlarıdır. Devlet yönetimi, bazen kardeş ve evlat katlini bazen de dostların tasfiyesini dayatan bir olumsuz niteliğine sahiptir. bunu Osmanlı da yapmıştır, ingiliz de, bizler de. bunun eleştirilmesi aksiyolojik bir tutumdur. bu da işin ayrı bir boyutunu teşkil eder.ama bunlardan felsefi sonuç çıkmaz. mesela, celal bayar gibi bir komitacı ile ismet inönü gibi bir ittihatçı-asker arasındaki savaş felsefi değil kişisel güç mücadelesidir.

eğer Said Nursi'nin bir İslamcı olduğunu, milliyet fikri yerine ümmet fikrini benimsediğini, modernizme hem yaşayış hem de düşünce itibarıyla karşı olduğunu, Cumhuriyet kadrolarının dine karşı tutumlarını eleştirdiğini söyleyebilirdiniz. zaten görüntü de budur.

İslama bakış açısını, hukuk metodolojisini de eleştirebilirdiniz.ama siz olayı kişiselleşirip üstelik de 180 derece çarpıtırıyorsunuz

benim de kişisel olarak bu konularda çok farklı düşündüğümü, düşünceyi ve bilgiyi donuklaştıran bir kabullenmenin eşyayının tabiatına aykırı olduğunu düşündüğümü, her kişi ve düşüncenin aşılması gerektiğini, belli kusur ve noksanları içinde barındırdığını, kimsenin gerçeği tek başına temsil edemeyeceğini, kimsenin kutsal olmadığını (Ancak Peygamber hariç), yorum ve metdolojilerin tarihsel olduğunu, evrensel olmadığını ileri sürdüğümü, modern hayata ilişkin eleştirilerim (kapitalizm eleştirisi) olmakla birlikte bu hayatı benimsediğimi, islam düşüncesinde ciddi bir dönüşümün zorunlu olduğunu düşündüğümü, dini bir ritüeller bütünü olarak gören anlayışa şiddetle karşı olduğumu görür ve söylediklerinizden utanırdınız.

bu yazı esasen bir cevap yazısı değil bir ahlaki sorgulama yazısı olmalıydı. ne dersiniz dostlar!

Yazan: nuri saglam Tarih: April 25, 2006 1:51 AM

"Bu yazı esasen bir cevap yazısı değil bir ahlaki sorgulama yazısı olmalıydı. Ne dersiniz dostlar!" [NS]

Evet sevgili dostum, aynen öyle!

Yazan: metin-thePoor Tarih: April 25, 2006 11:12 AM

Görüyorumki kürtçü çevreye mütemadiyen çiçek atılıyor. Sizde burada yayımlıyorsunuz. Lakin bunlar çiçeği yerler. Minnet duygulanma falan bekliyorsanız yanılıyosunuz. Herşey aslına rucu edermiş. Tarih diye verdiğiniz bilginin hadis değeri olduğuna inanmak zor. Bunların Türk irkına ve ümmeti Muhammet'e hayrı ortada olup inandırıcı değilsiniz. Bilmem ne paşa bunları övmüş bilmem şurada bi tarihçi şöyle tesbit yapmış ..bunlar karın doyurmıycak cinsten deliller. Fakat çiçek bitiyor şu çilekeş Türk'ün elinde kala kala odun, sopa kaldı bilinmeli. (Mümin ve Nezih olanlarından aflar dilerim).
SAYGILAR
JKAROL


MUSTAFA AKYOL'UN NOTU

HEM "İSLAM ÜMMETİN"DEN SÖZ ETMEK HEM DE TÜRK IRKÇILIĞI YAPMAK TUTARLI BİR FİKRİYAT OLMASA GEREK. "İSLAM ÜMMETİ" VAR İSE, KÜRTLER DE ONUN BİR PARÇASI DEĞİL Mİ?

Yazan: jkarol Tarih: April 25, 2006 3:24 PM

Nuri bey,


Aşağıdaki belge size yanıt niteliğindedir. Satır satır okuduktan sonra kendinizi ahlaki olarak sorgulayabilirsiniz. Sizin tabiriniz bu. Benim için önemli olan dürüstlüktür. Dindar olun ya da olmayın.


Saygılar.


YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI:


Mehmet (...) ve Tevfik (...) adında iki nurcu, (...) Ağır Ceza Mahkemesi tarafından "hükümetçe yasaklanan nurculuğa ait kitapları muhtelif şahıslara okumak veya vermek suretiyle laikliğe aykırı olarak nurculuğun propagandasını yapmaktan sanık olarak" yargılanır ve 17.4.1964 gün ve 963/116-964/39 sayılı kararla beraat ettirilir. Ancak, Cumhuriyet Savcılığının temyizi üzerine, Yar-gıtay Birinci Ceza Dairesi anılan kararı bozar. Mahkemenin kararında direnmesi üzerine dava Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gider. İşte Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (20.9.1965 gün ve E. 234/D-1 K. 313, Tebliğname:1-1078) kararı, nurcuları tarih ve toplum önünde sağlam mantıki ve bilimsel delillerle mahkum eder. Kararın gerekçesine temel teşkil eden sorular şöyle saptanır:


1- Nurculuğun kurucusu Sait Nursi'nin kişiliği, hayatı boyunca gerçekleşmesi için uğraştığı sosyal ve siyasi düzenin mahiyeti,


2- Kur'anın tefsiri ve İslamlığın esaslarının izahı gibi sebepler altında yayınlanmış olan Nur risalelerinin gerçek amacı, bu risalelerde yer alan zararlı akımlar,


3- Nur talebeleri, görevleri, mükellefiyetleri,


4- Nurculuğun hakiki müslümanlığa uymayan yönleri,


5- Kanunlarımız karşısında nurculuk ve sanıkların hukuki durumları gibi hususların incelenmesine lüzum ve zaruret hasıl olmuştur.
İşte anılan kararın gerekçesinde bu soruların bilimsel cevapları mevcuttur. Nurcuların yayınlarının yanısıra, bizzat nur risalelerindeki aykırılıklarda kaynak gösterilerek verilir. Keza, Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, Em. Gen. Faruk Güventürk, Dr. Çetin Özek, İlahiyat Fakultesi'nden Dr. Neda Armaner gibi araştırmacıların eserlerine sık sık atıfta bulunulur. İşte laik Türk hukukunun göstergesi olarak kabul edilebilecek bu muhteşem gerekçeli karardan bazı alıntılar:


SAİDİ NURSİ'NİN CEHALETİ VE İDEOLOJİSİ


Evvelce Said'i Kürdi olarak tanınıp bu ünvanı kullanan ve soyadı kanunundan sonra doğduğu Bitlis'in Nurs köyüne izafetle Nursi soyadını alan Sait Nursi, yarı cahil, okuyup yazmasını bilmez bir adamdı. Nur risalelerinden Tiryak adlı risalenin 68'nci sahifesinde kendisi de bu hususu itiraf etmekte ve risalelerini yardımcılarına (Nur şakirtlerine) yazdırdığını bildirmektedir. Eski Şeyhülislamlardan Mustafa Sabri Efendi tarafından yazıldığı bildirilen (Tuhfetürreddiye Ala Mezhebi Saidi Kürdiye) adlı risalede (okur, fakat yazamaz, imla bilmez, seksen sene içinde yaşadığı Türk Milletinin lisanına bile hakkıyla vakıf olamamıştır) denilmektedir.


Meşrutiyetin ilanından sonra Bitlis ve havalisinde şeyhlik faaliyetinde bulunmuş, sonra İstanbul'a gelerek siyasete atılmış ve (İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti) kurucuları arasında faaliyet göstermiştir. "İttihad-ı Muhammedi"den ne kast ettiğini Hutbe-i Şamiye adlı risalenin 84'ncü sahifesinde şu şekilde açıklamaktadır: "İttihadı İslam olan İttihadı Muhammedi dediğimiz vakit umum müminlerin mabeyninde bilkuvve veya bilfiil sabit olan İttihat murattır. Yoksa İstanbul ve Anadolu'daki cemaat murat değildir. Amma bir katre su da şudur. Bu ünvandan tahsis çıkmaz, tarifi hakikisi şöyledir: Esas temel şarktan garba, cenuptan şimale mümted ve merkezi haremeyni şerifeyn ve ciheti vahdet tevhidi ilahi peyman ve yemini iman, nizamnamesi sünneti ahmediye, kanunnamesi evamir ve nevahii şer'iyye-kulüp ve encümenleri umum medaris, mesacit ve zavaya o cemaatin ilelebet ve muhallet naşiri efkarı umum kulübü islamiye ve her vakit naşiri efkarı başta Kur'an ve tefsirleri (şimdi risale-i nur). Yine mektubat adlı risalede "azametli, bahtsız bir kıt'anın, şanlı talihsiz bir Devletin, değerli sahipsiz bir kavmin reçetesi ittihadı islamdır" diye yazılı bulunmaktadır. (Mektubat, Doğuş ltd. Mat., Ankara 1958, s.436)


Said Nursi, 31 Mart vak'asından önce Derviş Vahdeti ile münasebet kurmuş o zaman yayınlanan Volkan Gazetesinde çıkan yazıları ile 31 Mart vak'asını körüklemiştir. Volkan Gazetesi, 5 Şubat 1908 tarihli 49'ncu sayısından itibaren (İttihad-ı Muhammedi) fırkasının yayın organı, mürevvici efkarı olduğunu başlığı altında ilan etmiştir (Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, İslamcılık Cereyanı, s.119, 121).


SAİD NURSİ VE KÜRTLÜK


Said Nursi, yine o tarihte (kürt Teali Cemiyeti)ne girmiş, 1327 tarihinde (1911) yayınladığı bir kitabın gerekçesinde "Uyan ey Selahattini Eyyubi'nin torunları kürtler" diye kürtleri, Türkler aleyhine tahrike gayret etmiştir. (Güventürk, Nurculuğun İçyüzü, s.107). Mektubat adlı risalede, kendisinin Türk olmadığını, Türklük ile münasebetinin bulunmadığını, Türkiye'de kürt milleti diye ayrı millet mevcut olduğunu ileri sürerek memleketin birliğini bölücü hareket ve faaliyette bulunmaktan çekinmemiş ve (Türkçe kamet et diye benim gibi başka milletten olanlara teklif etmek hangi usuldendir. Evet hakiki Türkler pek hakiki dostane ve uhuvvetkarane münasebettar olduğum halde böyle sizin gibi frenk meşreblerin...
Türkçülüğü ile hiç bir cihetle münasebetim yoktur. Nasıl bana teklif ediyorsunuz, hangi kanun ile eğer milyonlarla efradı bulunan ve binlerce seneden beri milliyetini ve lisanını unutmayan ve Türklerin hakiki bir vatandaşı ve eskiden beri cihat arkadaşı kürtlerin milliyetini kaldırıp onların dilini unutturduktan sonra belki bizim gibi ayrı unsurdan sayılanlara teklifiniz bir nevi usulü vahşiyane olur. Yoksa sırf keyfidir. Eşhasın keyfine tebaiyet edilmez ve etmeyiz) diye yazdığı görülmüştür "Mektubat...s.339". Yine Sait Nursi, o tarihte (Kürdistan Azmi Kavi) Cemiyetinin arzusu üzerine mahalli kürt kıyafeti ile boynunda dürbün, belinde kama ve tabanca İstanbul'a gelerek Cuma selamlığında Padişah'a cemiyetin Sait imzası altında yazdığı ve esası kürtçe tedrisat yapacak mektepler açmağa dayanan ariza takdim etmesinden dolayı bir müddet tımarhaneye konulup affedilmiştir.


ATATÜRK DÜŞMANLIĞI


Saidi Nursi, İstiklal Savaşı sırasında Ankara'nın (halife)yi kurtaracağına inandığı için Ankara'ya gelmiş, laik bir devlet rejimi ve Cumhuriyetin kurulması üzerine Atatürk'e kızarak Van'a gitmiştir. Kendisi bu olayı şöyle özetlemektedir:


(Garplılaşmak bahanesi altında Şeairi İslamiye aleyhinde bir cerayan hissettiğimden Ankara'dan ayrıldım) demektedir "Münazarat, s.4"...
Said Nursi, laik bir Devlet rejimi kurduğu için Atatürk'e düşman kesilmiş, onu Şualar adlı risalenin bir çok yerlerinde Ebusüfyan ve Deccale benzetmiştir.


Barla Mektupları adlı risalenin 53'ncü sahifesinde Atatürk'ü kastederek şöyle demektedir. (Tek gözlü Deccal, ya iman et, yahut bütün dünyanın maskarası olacak-sın) "Dr. Neda Armaner, İslam Dininden Ayrılan Cereyanlar -Nurculuk adlı esere müracaat".


Sönmez adlı risalenin 21 ve 22'nci sahifelerinde yine Atatürk hakkında şu cümleler yer almaktadır: (Ayasofya camiini puthaneye ve meşihat dairesini kızlar lisesine çeviren bir adamı sevmemenin bir suç olması imkanı var mı?)... 1928 (1924) yılında vuku bulan Şeyh Sait isyanı ile ilgili görülmüş, İsparta'daki ikameti sırasında dini siyasete alet ve Devletin dahili emniyetini ihlal suçlarından Eskişehir'de yapılan duruşması sonunda bir seneye mahkum olup cezasını çektikten sonra Kastamonu'da ikamete memur edilmiştir "Güventürk, Nurculuğun İçyüzü, s. 106).


DENGESİZLİĞİ VE SAHTEKARLIĞI


Saidi Nursi, keramet sahibi olduğunu iddia etmekte ve bunu her fırsat ve vesilede ileri sürmekten çekinmemektedir. Kapalı kapılardan kimseye görünmeden çıktığını, hapishanede iken camide namaz kıldığını, hiçbir şey yemeden yaşayabildiğini, kendisine gaipten sesler ve ihtarlar geldiğini, asırlarca önceden din büyüklerinin kendisi ve eserleri hakkında müjdeler verdiklerini, Kur'an-ı Kerim'deki Nur süresinin kendisi hakkında nazil olduğunu (Ya Eyyühel Müzemmil) ayeti kerimesinin Ey Saidi Kürdi demek olduğunu ileri sürmek suretiyle aklın ve bizzat İslamlığın kabul etmeyeceği iddialarda bulunmaktadır "Asayı Musa, 1949; Özek, s.246".


Bediüzzaman Cevap Veriyor adlı risalede şu satırlar yer almıştır: (Hiç bir geliri olmadığı ve kimsenin hediye ve ikramını kabul etmediği halde ne ile ve nasıl yaşadığı sualine karşı, bereket ve ikram-ı ilahiye ile yaşadığı, Kur'an hizmetinin kerameti olarak erzak hususunda ikram-ı ilahiye'ye mazhar olduğu kaydedildikten sonra bir gün Süleyman adlı bir misafir ile birlikte dağda yalnız kaldıkları ve yiyecek hiç bir şeyleri bulunmadığı sırada misafirlerine ne ikram edeceğini düşünürken altında oturduğu ağacın dalları arasında koca bir ekmek peyda olduğunu ileri sürmekte ve 20-30 gündür hiç bir insanın o tepeye çıkmamış olduğunu ilave etmekten de geri kalmamaktadır "Bediüzzaman Cevap Veriyor, Ankara, 1960, s. 113-114".


Saidi Nursi'ye göre, araba ile dolaşırken bir yaşındaki küçük bebekler bile koşup elini öperlermiş. "Hanımlar Rehberi, s.105". Zülfikar adlı risalede hayvanların bile Nur risalelerine hayran kaldıklarını söyleyecek kadar ileri gitmiştir. "Dr. Armaner, Nurculuğun İçyüzü, İlahiyat Fakültesi yayınlarından, s.8".


Saidi Nursi, bütün ömrünce Doğu'da Nur risalelerini tedris için bir medrese kurmak hevesiyle yaşamıştır. Bu medresenin adı Medresetüzzehra olacaktır. Bu medrese, Kahire'deki Camiülezher'in kızkardeşidir. Öğretim dili bakımından da (Lisanı Arap vacip, kürt caiz, Türk lazım) demektedir. "Münazarat, s.131, Dr. Çetin Özek, Türkiye'de Gerici Akımlar ve Nurculuğun İçyüzü, s.249-250". Sait Nursi'ye göre bu şark üniversitesi geleneğe dayanacaktır.
Garplılaşma ve medeniyete ait tez bu üniversitede yer almayacaktır. İstanbul Üniversitesi'nde de bir Nur Medresesi yani Medresetüzzehranın açılması lazımdır "Gençlik Rehberi, 1951, s.77; Özek, ...s. 250-251".


Yine Gençlik Rehberi adlı risalenin 50'nci sayfasında (Eski Medreselerde 5-10 seneye mukabil inşaallah Nur medreseleri 5-10 haftada aynı neticeyi temin edecek ve 20 senedir ediyor, hem Hükümet bu millet ve vatanın hayatı dünyeviyesine pek çok faydası bulunan bu Kur'an lam'alarına ve Kur'an dellalı olan risalei Nur'a değil ilişmek belki tamamı ile terviç ve neşrine çalışmaları elzemdir ki, geçen dehşetli günahlara kefaret ve gelecek şiddetli belalara ve anarşiliğe karşı bir set olabilsin) diye yazılıdır "Said Nursi, Gençlik Rehberi, İstanbul Sinan Mat. 1959, s.50".


Kisvenin imanla bir alakası olmadığı halde Saidi Nursi, hayatında şapka giymemekle övünmektedir. (Asayı Musa) adlı risalenin 136'ncı sayfasında (28 sene gavurlara benzememek için inziva ihtiyar eden bir islam fedaisi ve hakikat-ı Kur'aniyenin fedakar hizmetkarına denilse ki, sen kafirlerin papazlarına benzeyeceksin, onlar gibi başına şapka giyeceksin, bütün İslam ulemasının icmaına muhalefet edeceksin, yoksa ceza vereceğiz denilse, elbette öyle her şeyi Hakikat-ı Kur'aniyeye feda eden bir adam değil dünya evi hapis veya işgence, belki parça parça bıçakla kesilse, cehenneme de atılsa, katiyyen yüz ruhu da olsa bütün bu tarihçei hayatının şahadeti ile feda edecektir) diye yazıldığı görülmüştür.


Saidi Nursi'ye ve Nurculara göre, kadınların örtünmesi bir islami adettir. Kadınların örtünmesine karşı açılmış mücadele Türk kadınının haysiyetine karşıdır (Lem'alar, Ankara, 1957, s.25; Tesettür risalesi, s.84-192).


AKIL-MANTIK-BİLİM VE TEKNİK DÜŞMANLIĞI


Fennin ve medeniyetin bir icadı olan ve nasıl çalışıp işlediği artık herkesçe bilinen radyonun Saidi Nursi'ye göre mahiyeti de şöyledir: (Radyo bilbadehe kudret-i ilahiyenin bir cilvesidir ve o cilvenin kürre-i havaya umumca temsil eden bu gelen hadis-i şerifin meali gösteriyor, şöyle ki: Bir melaike var, kırkbin başı var, her başında kırkbin dili var, her dilde kırkbin tesbihat yapıyor. 64 Tirilyon tesbihat aynı anda söylüyor. Demek kürre-i hava bu melaike gibidir. Yani bu melaikenin tesbihatı adedince her kelimei tayyibe hava sayfasına yazıyor. Kürre-i hava diyor ki, bu hadis benden veya buna benzer memur meleklerden haber veriyor, külli bir şuurla yapılan bu iş yalnız tek bir zerrenin vazifesi ne bana yani kürre-i havaya ve ne de bütün eşyaya vermesi hiç bir ciheti imkanı yok, demek her yerde hazır nazır, ahadiyet cilvesiyle ve içinde ihatalı bir irade, muhit bir ilim bulunan bir kudret-i ezelliyenin cilvesidir. Buna milyonlar şahitlerden birisi radyodur (ihlas Dergisi, 1964, Nu.9, s.3..)


Saidi Nursi'ye göre elektrik kontağı ve meteor hadiselerinin fenni ve fizik ilmine uygun açıklaması dine aykı-rıdır, dinsizliğin ifadesidir. Bu ve buna benzer olaylar ilahi kudretin varlığının delilidir ve onun nişanesidir. Bunların hepsi Kur'anda vardır ve fizik kanunlarına göre açıklama yapmak Kur'anın kudretine, hikmetine aykırı düşmektedir "Sait Nursi, Ramazan Risalesi, s.1-15..)


Yine Saidi Nursi'ye göre her şey, her zerre Allah'a ibadet eder, mesela pusulanın Kabe'deki Hacer'i Esvet'i işaret ederek titremesi, namaz kılmasıdır "Tiryak, s.116".


YARGITAY CEZA GENEL KURULU'NUN KARARA ESAS ALDIĞI BAZI FİKİR VE CÜMLELER


Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Nur risalelerinde dikkate aldığı bazı cümleler ile bunlardan çıkan ana fikirler ise özetle şöyle belirtilir:
"Nur risaleleri 130 kadar olup dava konusu dosyada bulunanların yalnız (Asayı Musa), (Mesnevii Nur'iye), (Gençlik Rehberi), (Mektubat), (Tiryak), (Hubbei Şamiye), (Hanımlar Rehberi), (İki Mekteb-i Musibetin Şahadetnamesi veya Divan-ı Harbi Örfi), (Barla Hayatı), (Bediüzzaman Cevap Veriyor), (Lem'alar), (Bize Nurcu Diyenlere Diyoruz ki), (El-Hüccettüzzehra), (Ramazan Risalesi) ve (Sönmez) adlı risalelerden ibaret olduğu anlaşılmıştır.


Kur'an tefsiri ve islamlığı izanı maksadı altında yayınlanmış olduğu ileri sürülen bu risalelerin gerçek amaçlarına nüfuz edebilmek için bunların hepsinin teker teker ele alınıp dikkatle incelenmesi ve Nurculuk konusunda yazılmış eserlerin ve yazıların gözden geçirilmesi icabetmektedir. Nur risalelerinde yer almış olan aşağıdaki fikir ve cümlelerin üzerinde önemle durmak gerekmiştir.


1. Nurculuğun esasi fikirleri, maddiyatçı ve tabiatçı modern felsefeyi reddetmekte, dünyanın geçiciliği, ahiretin gerçekliği fikrini telkin etmekte, netice olarak da bütün dünya saadetlerini insanlara haram etmektedir.


2. Nurculara göre laik bir devlet düzeni şeriata aykı-rıdır: Türkiye kuruluşu itibariyle dinden uzak kalmış ve dine karşıdır. Laiklik ile dinsizlik arasında bir fark yoktur. Hristıyanlık dünyevi esaslara sahip olmadığı için din ile dünya işleri birbirinden ayrıdır. Reform hrıstiyanlıkta mümkündür. Türk devrimleri dahi hristiyan reformunun bir taklidinden ibarettir. Zira islamiyet hiç bir reforma ihtiyaç göstermeyecek derecede mükemmeldir. (Mektubat,... s:401)


3. Laik cumhuriyetçi düzen 20 senelik inkılaplar sonucu doğmuştur ve dini müthiş sadmeye maruz bırakmıştır. (Münazarat, s. 135-141)...


4. Atatürk İdaresi, hadislerde gösterilmiş bulunan dehşetli ahir zamandır. Dinsizlik, konünistlik, ifsat komitelerinin faaliyet yıllarıdır. (Said Nursi, Sözler, 1957, s. 143)...


5. Türkiye genel olarak Ezan-ı Muhammedi'nin yasak edildiği, bidatların zorla topluma kabul ettirildiği bir devre yaşamıştır. Devrim kanunları muvakkattır ve hrıstiyanlık kanunlarıdır.(Said Nursi, Tiryak,...s. 65)...


6. Türkiye'nin siyasi rejimi Nur Saadetini söndürmeye çalışmaktadır. Kemalistler seviyesiz, anarşist kimselerdir. (Said Nursi, Münazarat. s. 17)...


7. Devlet, İslamın siyasi prensiplerine göre teşekkül etmelidir. Bütün hayatı nizamı onda mevcuttur.( İhsan Emci, Aradığımız Şuur, Mart 1964. Nu:8)...


8. Alem-i İslamda yapılacak devrimler islamiyetin desatirine uygun olmak mecburiyetindedir, aksi halde gayri meşrudur. Bu bakımdan Meclis, aynı zamanda hilafet görevini de görmelidir. (Said Nursi, Mesnevi-i Nur'iyye, s.80-82)...


9. Şahs-ı Manev-i Hükumetin müslüman olması gereklidir. (Said Nursi, Hutbe-i Şamiye, s. 80)


10. Türk Devleti'nin dini islamdır ve bunun vikayesi milletimizin maye-i hayatiyesidir. Hükumet, islamiyet ve din için hizmet edecektir. (Said Nursi, Münazarat, s. 18)


11. Müslümanlara Kur'an dışında bir anayasa lazım değildir. 1347 (1931) Tarihinde felsefenin tahakkümü ile bu dindar millet ehemmiyetli tahavvüllere düçar kılınmış ve Anayasa'da devlet dininin islam olduğu konusundaki hükmü kaldırmıştır.Bu şekilde gerçek kanuni esasi tatbik edilmediği gibi Kur'anda belirtilen şeri inkılap da tahakkuk ettirilmiştir. Halbuki Kur'an cumhuriyet anayasası gibi bir kaç kişinin iradesinin değil ilahi bir iradenin sonucudur. İlahi bir kanuni esasidir. (Said Nursi, Zülfikar-ı Mucizatı İslamiye ve Kur'aniye, Kısım 1, Mücizatı Kuraniye, s. 191-193, Tiryak, s. 65 Dr. Önek, .... s. 264)


12. İslamiyete ve hakikatı Kur'aniyeye karşı, mürtedane mücadele eden, bir dessas zındıktır ki, bize hücum etmek için istibdadı mutlaka Cumhuriyet namı vermekle irtidadı mutlaka-i rejim altına almakla sefahat-ı mutlaka medeniyek takmakla cebri keyf-i küfriye kanun namı vermekle bir isdibdadı askeriye ve dalalet kurmuştur. (Sadi Nursi, Sönmez, s. 21-22-48)...


13. Saidi Nursi milliyete ve milliyetçilik fikrine düşmandır. Ona göre milliyetçilik islam birliğine manidir. Nurculara göre milliyetçilik bolşevizm ve sosyalizme karşı mücadele edecek kuvvette değildir. Milliyetçiliğin bu zayıflığına karşı islam milliyetçiliği bolşevizmi, sosyalizmi, anarşizmi önleyecek kuvvettedir. (Bediüzzaman cevap veriyor... s. 47-51)...


14. İslam devleti için tek milliyet islam milliyetidir. İslam devleti sonunda bütün dünyayı hakimiyetine alacak ve İslam yapacaktır. Bu dünya milleti hayat-ı maneviyeye dayanacak ve mecra-ımesai-i şer'iyye ile açılacaktır. Bu İslam devleti de hakimiyet-i İslamiye ve milliye altında ittihadı muhammadiye dairesinde olan şeyh-i risale-i nur sayesinde kurulacaktır. (Said Nursi, Münazarat, s. 90-100)...


15. İttihad-ı İslam umum askere ve umum ehli islama şamildir. Hariç kimse yoktur. (Said Nursi, Hutbe-i Şamiye, s. 91)


16. Hutbe-i Şamiye'de millet-i İslamiyenin sebebi saadeti yalnız ve yalnız hakiki İslamiye ile olabilir ve hayatı ictimaiyesi ve saadeti bünyevisi şeriatı islamiye ile olabilir, denildikten sonra mesela şeriat hükmüne göre hırsızların ellerinin kesilmesindeki hikmet ve faideden bahsedilmekte ve işte ( bu cüz'i sirkat meselesine dair külli ve şumullü ahkam-ı ilahiyye kıyas edilsin, anlaşılsın ki, saadet-i beşeriyede dünya adalet ile olabilir) diye yazılmaktadır. ( Hutbe-i Şamiye, s.66-67)...


17. Said Nursi'ye göre islamiyet devletinin Mekke-i Mükerremesi ceziret-ül Arap olacaktır. Bu arada Osmanlılık da bir Medine-i Münevvere şeklini alacaktır. İslamiyeti bir ittihadı fikir teşekkül ettirecektir. Bu fikri Türkiye'de gerçekleştirmek görevi medresetüzzehraya düşmektedir. Kurulacak nizam islami esaslara dayanacaktır. Araplar ikisi bir araya geldi mi kavga etmeden duramayan, yıllarca esir yaşamaya alışmış millet de bu islam devletinin en hakiki unsuru olacaktır. (Said Nursi, Münazarat, s. 109-131)


18. İslam dininde inkılap yapmak şeriat alehtarlığı olduğu için islamiyetin desatirine aykırı, devrimler de islamiyete aykırıdır. (Said Nursi, Mektubat. s. 403)


19. Çok kadınla evlenmek islami olduğu için caiz ve şarttır. Teaddüdü zevcat, tabiata, akla, hikmete muvaffıktır. (Said Nursi, Hanımlar Rehberi, s. 57


20. Benim tesettür, ırsiyet, zikrullah ve teaddüdü zevcat hakkındaki Kur'an'ın sarih ayetlerine, medeniyetin ettiği itirazlara karşı onları susturacak tefsirindir. (Sait Nursi, Tiryak, s. 60)


21. Nurculara göre bugünkü aile sistemi de medeniyet fantazisinden ibarettir. Aile saadeti ancak daire-i şeriattaki adab-ı islamiyet ile mümkün olacaktır. Kadının erkeğinden boşanabilmesi islami esaslara aykırıdır. Şer'i evlenme ise bu imkanı ortadan kaldıracaktır. (Said Nursi, Kadınlar Taifesi ile bir muhavere, s.7)...


22. Said Nursi faizin yasak edilmesini istemekte, sınıf kavgalarının ortadan kaldırılması için bankalar kapatıl-malı, riba yasak edilmeli, Kur'an kadına üçte bir hisse vermektedir. Medeniyetin kadına erkek kadar hisse vermesi adaletsizliktir. (Said Nursi, Zülfikar, 1945, s. 38-39)


23. Saidi Nursi, Hanımlar Rehberi adlı risalenin 37. sayfasında, her zaman çıktığı Ankara kalesinden etrafı seyrederken, hilafet ve saltanatın vefatını hatırlayarak duyduğu teessür ve hüznü ifade ettiği görülmüştür.


24. Yine Saidi Nursi, Tiryak adlı riselenin 27. sayfasında "garp uleması ve filozofları itiraf ve ikrar etmişlerdir ki, islamiyetin kanunları yüksek bir tarzda alem-i islamın ıslahına kafidir" diye iddia edilmiştir.


25. 13 asır evvel şeriat-ı garra teessüs etteğinden ahkamda Avrupa'ya dilencilik etmek din-i islama büyük bir hıyatettir ve şimale müteveccihen namaz kılmak gibidir. (Said Nursi, Hutbe-i Şamiye, s. 79)


26. Eğer beşer çabuk aklını başına alıp adalet-i ilahiye namına ve hakaik-i islamiye dairesine mahkemeler açmazsa maddi ve manevi kıyametler başlarına kopacak, anarşilere, yecüc ve mecüclere teslim-i silah edeceklerdir diye kalbe ihtar edildi. (Said Nursi, Hutbe-i Şamiye, s. 67)


27. Zahiren hariçten cereyan eden Maarif-i cedidenin bir mecrası da bir kısım ehlimedrese olmalı da gıllü gıştan tesaffi etsin. Zira bu laikliği ile başka mecradan taahfün edegelmiş ve atalet bataklığından neş'et ve istipdat sümumu ile teneffüs eden zulüm tazyiki ile ezilen efkara bu müteaffin su, bazı aksülamel yaptığından musaffat-ı şeriat ile söz vermek zaruridir. Bu da ehli medresenin duş-ı himmetine muhavveldir. (Said Nursi, Hutbe-i Şamiye, s. 82)


28. Saidi Nursi, 31 Mart Vak'ası üzerine sevkedildiği Divan-ı Harpte verdiği ifadede (en mukaddes maksadım şeriat ahkamını tamamen icra ve tatbiktir) demiştir.(Sait Nursi, Bediüzzaman Cevap Veriyor, Ankara, 1960. s. 84)


29. Eskiden ilay-ı hikmetullah ve bakayı istiklaliyeti ve islam için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini yekvücut olan alem-i islama fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i islamiyenin felaketi alem-i islamın saadet ve hürriyet-i müstakbelesi ile telafi edilecektir. Zira bu musibet maye-i hayatımız olan uhuvvet-i islamiyenin inkişafını harikulade tacil etti. (Said Nursi, Mektubat,... s. 441)


30. İki Mekteb-i Musibetin Şahadetnamesi veya Divan-ı Harbi Örfi adlı risalede şu yazılar dikkati çekmektedir: A) (Yaşasın Şeriat-ı Ahmediyye), (Şeriat-ı garra kelamı ezeliden geldiğinden ebede gidecektir), (Ey evliyayı umur tevfik isterseniz Kavanini adetullaha tevfiki hareket ediniz) (s.43). B) (Rehberimiz şeriatı garra, kılıcınız berahini katı'adır) (s.45). C) (13 asır evvel şeriat-ı garra teessüs ettiğinden ahkamda Avrupa'ya dilencilik etmek din-i islama büyük bir cinayettir ve şimale müteveccihen namaz kılmaktır) (s.45) Ç) Aynı risalenin 48, 49, 50. sayfalarında büyük harflerle (Yaşasın Kur'an'ı Kerim'in Kanun Esasları) başlıklı paragrafında ey mebusan diye vaki hitabı müteakip (300 milyon müslümanın hayat-ı maneviyesine suikasttan ve cinayetten sizi tahlis eden. Ol Kur'an-ı Mukaddesin düsturları ünvanıyla gösterseniz ve hükümlerinize mehaz edinseniz ve düsturlarını tatbik etseniz acaba bu kadar fevait ile beraber ne gibi bir şey kaybedeceksiniz vesselam. Yaşasın Kur'an'ı Kerim Esasları) cümleleri dikkat çekmektedir.


NUR TALABELERİ (ŞAKİRTLERİ) VE GÖREVLERİ


Nurcular, kendilerine nur talebeleri adını vermekte ve hizbül Kuran olduklarını ileri sürmektedirler. Nur şakirtlerinin nurculuğa girebilmeleri için o mahaldeki en büyük nurcuya karşı bazı taahhütlerde bulunmaları gerekmektedir. Bu taahhütler, nurculuğa ve nurcuların büyüklerine sadakat, nurcuların sırlarını açıklamamak, gayeleri için istişarelerde bulunmak, nur'un gerçekleşmesi için gayret sarfetmek gibi şeylerdir. Nurcular, bulundukları yerlerde nurculukla ilgili olayları nur büyüklerine bildirmeye de mecburdurlar. (Dr. Çetin Özek... s. 252)


Nur talebelerinin diğer bir vazifeleri de nur risalelerini çoğaltıp dağıtmaktır. Said Nursi Asayı Musa adlı risalesinde, nur risalelerini yazıp dağıtmayı ihmal edenlere sitem etmektedir. Nurculuğun bilhassa ordu mensupları arasında yayılmasına önem verilmektedir. ( Dr. Neda Armaner,...s. 6-24)


Said Nursi risalelerinin yayınlanması için dini duyguları da istismar etmektedir. Sönmez adlı risalenin 3. sayfasında şu satırlar yer almaktadır: (Ahiret kardeşlerine mühim bir ihtar! İki maddedir. Birincisi risale-i nur'a intisap eden zatın en ehemniyetli vazifesi onu yazmak yazdırmak ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan ve yazdıran risale-i nur talebesi ünvanını alır ve o ünvan altında yirmidört saatte benim lisanımla belki yüz defa bazan daha ziyade hayırlı dualarımda ve manevi kazançlarımda hissedar olmakla beraber benim gibi dua eden kıymettar binlerce kardeşlerim ve risale-i nur talebelerinin dualarına ve kazançlarına dahi hessedar olurlar.


İkinci madde, risale-i nur'un imansız ve amansız cinni ve insi düşmanları onu çelik gibi metin kalalarını ve elmas kılınç gibi hüccetlerine mukabele edemediklerinden çok gizli dosyalar ve hafi vasıtalarıyla sınırlı olmadan yazanların şevklerini kırmak ve fütur ve yazıdan vazgeçirmek cihetinde şeytanca hücum edip darbe vururlar).
Sadi Nursi'ye göre nur talebeliğini bırakmak, günah olduğu, nur talebelerine ilişenlerin vatan ve millet haini olduklarının ilan edilmesi, ayrıca tehditler savurulma-sıyla gizli bir teşkilatın taktiğine başvurulmaktadır. (Said Nursi, Hanımlar Rehberi, s. 53)


Nur talebelerinin bekar kalmaları telkin edilmekte, muhakkak evlenmek lazımsa bir nurcu ile evlenilmesi emredilmektedir. (Said Nursi, Hanımlar Rehberi, s. 53... Bediüzzaman Cevap Veriyor adlı risalenin 118. sayfasın-da, Said Nursi Hanımlar Rehberi adlı risalenin 4. sayfasında şöyle demektedir: ( talebeler bir kaç tabakadır, bir tabakanın hakiki ihlasi gaybetmemek ve hakiki fedakar-lık ve azami bir sadakat taşımak için dünya ihtiyaçlarına mümkün olduğu ömrünün muvakkat bir kısmında bu zamanda lazım geliyor...)


Yine nur risalelerinden Tiryak adlı risalenin 33. sayfasında ( mevt idam değil, tebdili mekandır. Kabir zulmetli bir kuyu ağzı değil, nuraniyetli alemlerin kapısıdır. Dünya ise bütün şaşaası ile beraber ahirete nisbeten bir zindan hükmündedir. Elimde zindan dünyadan bostan-ı canana çıkmak ve müz'ici ve dağdaai hayati cismaniyede alim-i rahata ve meydani tayranı?


İSLAM DİNİ YÖNÜNDEN NURCULUK


Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanıp yayın-lanmış olan (Nurculuk Hakkında) adlı eserde:


1. Ayet-i kerimelerin tefsirinde mananın tahammül edemeyeceği tarzda batını ve indi manalar verilmeğe çalışıldığı, ebcet hesabıyla ve tefavuklarla manalar verildiği, bunların müslümanlık esaslarına göre dini ve ilmi kıymeti olmadığı,


2. Nur risalelerini toplu olarak okumanın bir nevi hizipçilik olduğu


3. Bir kısım ayetlerin, islamlığın reddettiği hurufilik usulüyle tefsirine kalkışıldığı,


4. Risale-i Nurun mukaddesat arasına katılmak istendiği yalnız nurcular için dua yapılarak müslümanlar arasında bin zümre meydana getirildiği ve tefrikaya yol açıldığı


5. Said Nursi'nin ve eserlerinin harikuladeliği ve kerametleri hakkında indi teviller ve mübalağalı ifadeler kullanıldığı,


6. Kuran'ı Kerim'in harflerinden bir takım manalar istihracına kalkışmak gibi ulamanın ekserisince benimsenmeyen bir yol tutulduğu, Asayı Musa adlı eserinde bazı ayet ve kelamı indi olarak tevil ederek bunların riselei nuru tebşir ve teyit ettiği iddiası,


7. Bu gibi indi tevil ve iddiaların islami esaslara uymadığı ,


8. Nurculuğun milli ve dini birliği parçalayan zümrecilik olduğu


9. Nur risalelerinde Kürtçülüğü körükleyen sözler bulunduğu belirtilmiş ve 22 ve 23. sayfalarında (Nurcuların inanış ve telakkileri, islam dininin, Kuran-ı Kerim'in ve sünnet-i seniyedeki kaide ve formüllerine uymayan bir akide tarzı olmuştur. Nurculuk dini meselelerde işi çığırından çıkaran bir istismara ilaveten milli ve ictimai konularda da birlik fikrini baltalayan bir zihniyeti temsil etmiştir. Risalelerde gösterilen sırf dini ifadeleri bile yapılan aşırı teviller ve keyfi görüşlerle yukarıda örnekleriyle gösterildiği gibi manevi, milli bütünlüğümüzü bozan gerçek ittikayı gölgeleyen bir hal almıştır. Bu risaleleri okuyanlar, kendilerini bütün müslümanlardan üstün görmüşler, yalnız ve yalnız nurcu olanları cennete ehil, nur risalelerini günahlara kefaret saymışlar ve netice olarak da nur risalelerini okumayı bir ibadet haline getirmişlerdir. Ey müslüman kardeş! Dine yararlı telif ve irşatta bulunanlar peygamberin hizmetkarları durumunda oldukları için, Kuran-ı Kerim'de peygamber efendimize hitap edilmiş ayetleri onların şahsına atfetmek yakışık almaz. Böyle bir telakkiyi benimsemek de müslüman tevuzuuna sığmaz... Nur risalelerini Kuran'ın en mükemmel tesfiri addetmek, Allah kelamının kıyamete kadar ondan sonra gelecek şeylere ve bütün ilimlere şumulünü bilmemek demektir) denilmek suretiyle nurculuğun ve nur risalelerinin gerçek islami esaslara uymadığının açık-ça ifade edildiği görülmüştür.


KANUNLARIMIZ KARŞISINDA NURCULUK VE SANIKLARIN HUKUKİ DURUMLARI


Yukarıda yapılan açıklamalara ve bizzat nur risalelerinden alının pasaj ve cümlelere nazaran;


1. Nurculuğun kurucusu Sait Nursi. hiç bir zaman Türklüğü ve Türk milletini kabul etmeyerek Kürt olduğunu övünerek beyan ve ilan etmekle beraber, 1327 (1911) tarihlerinde faaliyette bulunduğu anlaşılan (Kürt Teali) cemiyetinde çalışmak, memlekette Türklerden ayrı dili ve milliyeti olan bir kürt cemaati mevcut olduğunu ileri sürmek, yine o terihlerde kurulduğu bildirilen (Kürdistan Azmi Kavi) cemiyetinin mümessili olarak İstanbul'a gelip Kürtçe tedrisat yapan mektepler açılması için gayret göstermek ve " Uyan ey Selahattini Eyyubi'nin torunları Kürtler" diye tahrik ve teşviklerde bulunmak suretiyle memleketin bütünlüğünü bozmaya matuf amaç ve gaye takip ettiği anlaşıldığı,


2. Türk milliyetçiliğini red ve hatta zararlı ve tehlikeli olduğunu ileri süren Said Nursi'nin Türkiye'nin de dahil olacağı, tamamen şeriat hükümlerine ve islami esaslara göre düzenlenmiş ve merkezi Mekke olmak üzere bir islam devleti kurulmasını ve bu devlette Arapların hakim bir unsur haline getirilmesi lüzumunu nur risalelerinde teklif, telkin ve teşvik etmek suretiyle Türk Devleti'nin bağımsızlığını tenkis ve birliğini bozma yolunda hareketlerde bulunduğu,


3. Said Nursi nur risalelerinde: Türkiye Cumhuriyeti' nin tamamen şeriat esaslarına ve islamın siyasi prensiplerine göre teşekkül etmesi gerektiğini, hilafet ve saltanatın geri getirilmesi lazım geldiğini, devrim kanunlarının geçici olduğunu, Kuran dışında bir anayasaya ihtiyaç bulunmadığını, islamlığın düsturlarına uymayan devrimlerin meşru olmadığını mükerreren ve ısrarla yazıp telkin ve propaganda yapmakla beraber laik bir cumhuriyet rejimi kurduğu için Atatürk'e düşman kesilerek onu Ebusufyan ve Deccale benzetmek (tek gözlü deccal ya iman et, yahut bütün dünyanın maskarası olacaksın) diye ağır tecavüzlerde bulunmak suretiyle Türk Ceza Kanunu'nun 163. maddesini ihlal eden suç işlediği,


4. Yine nur risalelerinde, çok kadınla evlenmenin propagandasını yapmak, boşanma ve miras meselelerinin tamamen şeriat hükümlerine tabi olması lüzumunu açık-ça yazıp telkin etmek, faizin yasak olduğunu ve bu itibarla bankaların kapatılması gerektiğini ileri sürmek, bu günkü modern mahkemeleri kaldırıp yerlerine hakaiki islamiye dairesinde yani şer'i mahkemeler açılmasını teklif etmek, parlamento üyelerini Kuran düsturlarına göre harekete davet etmek suretiyle yine 163. madde hükmünün ihlal edildiği,


5. Her ne kadar Hutbe-i Şamiye ile (İki Mekteb-i Musibetin Şahadetnamesi veya Divanı Harbi Örfi) adlı risalelerin cumhuriyetten önce hazırlanıp yazılmış oldukları ileri sürülmüş ise de bunların pek yakın tarihlerde yeniden bastırılıp dağıtılmış olması ve (İki mektebi musibetin şahadetnamesi ve Divanı harbi örfi) adlı risalenin ilk sayfasında ise " bu müdafayı şimdi bu asra daha muvaffık gördük güya o zamandan elli sene sonra bir hissi kablelvuku ile bir nevi ihbarı gaybi olarak hayatı ictimayiyeyi alakadar eden çok hakikatlara temas ettiğimden neşredildi" diye açıkça kaydedilmesinin dikkate şayan bulunduğu,


6. Said Nursi'ye bağlı nur talebelerinin ise, III sayılı parafrafta açıklanıp izah edildiği üzere, memleket ve devlet için bu kadar tehlikeli ve zararlı olan fikirleri ihtiva eden nur risalelerini yazıp çoğaltmak ve halka dağıtmak vazifeleriyle mükellef bulundukları, bu talebelerin, dikkatli okuyup incelediklerinde şüphe olmayan nur risalelerindeki bu zararlı ve tehlikeli akımları bilmedikleri ileri sürülemeyeceği, nur risalelerinde yer alan ve yukarıda temas edilen fikir ve kanaatleri kabul edip benimsemeyen bir kimsenin nur talebisi olmasının tasavvur edilemeyeceği ve sanık Mehmet... ile Tevfik... kendilerinin nurcu olduklarını ve dosyada mevcut olup yedlerinden zaptedilen ve dosyadaki bilirkişiler raporunda da suç olduğu izah olunan nur risalelerini okumak üzere halka verdiklerini kabul ve ikrar ettikleri ve bu hareketlerinin Türk Ceza Kanununun 163. maddesini açıkça ihlal eden suç teşkil ettiği ve Birinci Ceza Dairesi'nin bozma kararı varit ve yerinde bulunduğu halde nazara alınmadan ve mahkemece işin esası layıkı ile incelenip nüfuz edilmeden ve en yüksek dini müessese olan diyanet işlerince dahi, nurculuğun islam dinine aykırı olduğu tesbit edilmişken kanuna, işin esasına ve gerçeklere uymayan mesnetsiz mütalaalarıyla yazılı şekilde ısrara karar verilmesi yolsuz bulunmuştur.


SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplere göre ısrar hükmünün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 20.9.1965 gününde oy çokluğu ile karar verildi".

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 25, 2006 5:56 PM

Metin bey,

Kendinizi ele veriyorsunuz. Sırf anti Atamancılık uğruna. :))

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 25, 2006 6:51 PM

Nuri Bey'e Bediüzzaman hakkındaki enfes yazıları için çok teşekkürler.

Değerli blog müdavimleri,

26.4.2006 tarihli Hürriyet Gazetesi tarih ekinde 25 Nisan Gelibolu yarımadası Çıkarmaları ile ilgili (son anda bir değişiklik olmazsa) bir yazım yayımlanacak. Okursanız çok sevinirim. ( Böyle bir mesajla blogu işgal ettiğimden dolayı da Mustafa Bey'den özür diliyorum.) Saygılarımla.

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: April 25, 2006 10:58 PM

Bir taassubun ve atgözlüğünün yalan yanlış ve üstelik de mağdur edici söylemlerini deşifre ederken bir anda kendinizi bir şahıs ya da hareketi savunuyor durumuna düşersiniz. bu biraz şuna benziyor. Mehmet Ali Aybar'ı tasfiye eden Sovyet yanlısı Aren-Boran kliğinin söylemlerinin gayriinsaniliğini ve hatta antisosyalist niteliğini savunduğum zamanki durum aklıma geldi. Ya da Türkiye'de müslümanların dövülmesine sebep olan yakın geçmişteki sözde islamcı bir partinin (!) müslümanlara en büyük zararı verdiğini düşünen ve söylemlerine acı acı gülen biri olmama rağmen darbe tezgahçılarının fadime, ali, müslüm geyiği çevirmelerine tepki gösterdiğim zamanki duruşum aklıma geldi. kendisini izleyenlerce ne hayat tarzı ne de İslam düşüncesi konusunda benimsenmeme imkan bulunmayan bir zatı da savunmak yine bana düştü. (Kitaplarındaki gerçekten çok orijinal tespit ve yorumların insan ufkundaki açıcılığı ise benim ona yaklaşımımın başka bir boyutunu oluşturur.)

şimdi bu blogu takip edenlere, Türkiye'de oynanan oyunların, gerçeklere gözlerini ve gözleri kapatıp, dayak atma bahanesi ile neler yaptığının somut bir örneğini göstereceğim

durup dururken Said Nursi'yi gündeme getiren Ataman bey'e sorular yönelttim. iki yazı yazdım. hele son ikincisinde akıl almaz isnadlarda bulunduğu için ispata çağırdım. ispatlarsa tüm sözlerimi geri alacağımı ve herkesin önünde elini öpeceğimi söyledim. aksi durumda da müfteri ve yalancı olduğunu ilan edeceğime. ama gelin görünki fazla saf olduğumu anladım. neden mi? şu soruyla beraber açıklayacağım.

Ataman Bey bu sorulara cevap veremez. ve kendisini bu yüzden vatan haini, yalancı ve müfteri asla ilan edemem. neden mi? işte cevabı:


Ben saf saf bilimden düşünceden objekliften bahsedip, yalan yanlış düşünceler diye eleştirip saatlerce cevap verme uğraşısı içinde uzunca yukarıdaki yazıyı yazdım.

sonra bir de ne göreyim benim cevap verdiğim yazı adındaki hiç bir unsuru taşıdığından pek emin olamadığım bir dergide çok önce yazılmış:

http://www.turksolu.org/91/selim91.htm

bir de http://72.14.203.104/search?q=cache:V-IKp8MzSKcJ:www.geocities.com/fettosh/nurculuk.htm+k%C3%BCrt-teali+cemiyeti+&hl=tr&gl=us&ct=clnk&cd=1

adresinde var.

yani o tarihsel gerçeklerle birebir zıt saçma sapan akıl almaz iddialar buralardan copy paste yöntemiyle taşınmış.

kendisinin görüşleri ve cümleleri değil bunlar. o nedenle bunların dayanaklarını (ki yok), belgelerini de gösteremez.

ben meğer farkında olmadan bu 1 asırlık, artık böceklerin bile yiyemeyeceği bayatlıktaki iddialara yanıt vermişim.

Yani demem o ki, cevap vermeye bile değmez. çünkü bunlar bir araştırma ve tetkikin ürünü değiller. çünkü bu güdümlü "fabrikasyon" (bu fabrikasyonun ne olduğunu gernç arkadaşlarım bir araştırsınlar. çünkü daha çok karşılaşacaklar) ürünlerinin gerçek olmasına inanmak için ya deli olmak ya da gözü bağlı militan olmak lazımdır.

Ben cevabi yazıma vereceği cevabı çok bekledim. o da ne? şu en son yazdığı! yazı yani. yazı kimin biliyor musunuz?

"NURCULARIN MAHKUMİYET BELGESİ VE İMRALI DAVETİYESİ

Dr. Necip Hablemitoğlu"

işte bu yazıyı!!! kopyalamış ve cevap diye vermiş. yani yine kendisinin bir inceleme ve araştırma ve tahlil sonucu değil. peki ne?bilgiyi gerçeğe ulaşmak için değil, bir silah gibi kullanmak için eğip büken bir oluşumun iyi saatte olsunlara attığı mesaj.(yahu Metin Bey, Allahaşkına ancak senin kemaliyle bam teline dokunabileceğin nağmelere bir "mmm" sesi verip susuyorum. artık ustalığını konuştur diye bekliyorum)

İmdi, bu yazıya da tıpkı Ataman bey'in kendi yazısı imiş gibi genel bir cevap vereceğim. madem Ataman bey gönderdi. canı sağolsun. (gerçekten Ataman Bey'e artık kızmıyorum. beslendiği kaynaklar bunlar. o ne yapsın!)

bu arada ilk cevai yazıyla bunun arasındaki çelişkileri görecek ve küçük dilinizi yutacaksınız!

1-"....(İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti) kurucuları arasında faaliyet göstermiştir. "İttihad-ı Muhammedi"den ne kast ettiğini Hutbe-i Şamiye adlı risalenin 84'ncü sahifesinde şu şekilde açıklamaktadır: "İttihadı İslam olan İttihadı Muhammedi dediğimiz vakit umum müminlerin mabeyninde bilkuvve veya bilfiil sabit olan İttihat murattır."

EE kardeşim biz de bunu diyoruz zaten. adam milliyetçi değil İslamcı, İslam Birliğini savunanlardan. ne diyor: Umum Müminlerin (tüm müminlerin) mabeyninde (arasında) potansiyel veya fiili ittidadı (birliği) murattır (amaç edinmektir). Arkadaşlar, Osmanlı'da birtek Türkler mi vardı? Türk nüfus görece olarak azdı bile. Ne yapılacakı? Türkçülük yapılıp Osamnlı milletler sistemi içindeki diğer arap, arnavut, boşnak vb unsurlar dışlanacak mı idi?. yukarıda anlattım: bu İttihat-Terakki'nin el altından yürüttüğü siyasetti. zate İslam da müminlerin tümünü kardeş sayar ("tüm müminler kardeştir") Yoksa değilmiyiz Ataman Bey?


2-1...Saidi Nursi milliyete ve milliyetçilik fikrine düşmandır. Ona göre milliyetçilik islam birliğine manidir. Nurculara göre milliyetçilik bolşevizm ve sosyalizme karşı mücadele edecek kuvvette değildir. Milliyetçiliğin bu zayıflığına karşı islam milliyetçiliği bolşevizmi, sosyalizmi, anarşizmi önleyecek kuvvettedir" diyorsunuz.

Görüyorsunuz değil mi? demek ki onun için aslolan neymiş islam'mış. başka? milliyet fikrine karşı imiş. el hak! ama bu eksik. o, benim tespit edebildiğim kadarıyla menfi milliyetçiliğe karşıdır.

Ha bir de bolşevizme engel olmak istemeseydi mi? Ve minel garaib.

bunlar ufak çelişkiler!

Makale çok uzun ve ilk bakışta hemen çarpıtmalar açığa çıkıyor. bu iddilara cevap vermek ne benim derdim ne de görevim. hele radyo ve elektrik ile ilgili iddialara gülmekten midem ağrıdı. bakın ataman bey, bu okuduklarını test edin. hani orada madde madde isnadlar var ya! işte o isnadlar doğru olabilir mi diye açın bakın. tamam kitaplara para vermeyin. ama girin internetten bu zatın eserleri var. bedava okuyun. en azından ilgili yeri okuyun.

bakın dün de yazdım size sizin alıntı yaptığınız yer diyor ki:İngiltere'nin en yüksek bilim kurulu, Şeyhülislamlık'a 6 soru sorup cevabını istediği zaman; o 6 soruya 6 kelimeyle cevap veren;..."


Peki o ne diyor gerçekte: "Bir zaman İngiliz Devleti, İstanbul Boğazı'nın toplarını tahrib ve İstanbul'u istilâ ettiği hengâmda; o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi'nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. Ben de o zaman Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye'nin âzası idim. Bana dediler: "Bir cevap ver." Onlar altı suallerine, altı yüz kelime ile cevap istiyorlar. Ben dedim: "Altıyüz kelime ile değil, altı kelime ile de değil, hattâ bir kelime ile dahi değil; belki bir tükürük ile cevap veriyorum! Çünki o devlet, işte görüyorsunuz; ayağını boğazımıza bastığı dakikada, onun papazı mağrurane üstümüzde sual sormasına karşı, yüzüne tükürmek lâzım geliyor.
tükürün o ehl-i zulmün o merhametsiz yüzüne!.."


Onun kahramanlığı gizlemek ve tam tersine onu kötü göstermek için yapılan bu şeyin adı nedir Ataman bey? hala anlamıyor musunuz?

yukarıda uzun uzun yazdım. oralara bakınız. iddialara da bizzat kendi eserlerinden bakarak karar veriniz.

Aslolan orijinalitedir, kişinin kendi beyanları, eserleri ve fiilleri. onun bunun yorumunun bir anlamı yoktur. varsa da ikincil derecede kalır.

alın size önümdeki kitaptan bir paragraf:

"“İstanbul'da, İngilizler desiseleriyle Şeyh-ül-İslâmı ve diğer bazı ulemayı lehlerine çevirmeğe çalışmalarına mukabil, Bediüzzaman, "Hutuvat-ı Sitte" adlı eseri ve İstanbul'daki faaliyeti ile; İngiliz'in Âlem-i İslâm ve Türkler aleyhindeki müstemlekecilik siyasetini ve entrikalarını, tarihî düşmanlığını etrafa neşrederek, Anadoludaki Millî Kurtuluş Hareketini desteklemiş, bu hususta en büyük âmillerden birisi olmuştu.” (Tarihçe-i Hayat:138)

Nitekim, gizlice dağıtılan ve halihazırda da baskısı olan Sunuhat adlı kitapçığında;

"S- Neden bu kadar (İ.G.Z.) siyaseti galib çıkar?

C- Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.

Bir adam kocaman bir binayı bir günde harab eder, bir taburu ihtilale verir. Şu alçak siyasettir ki (K.T.T.)ni (Kostantin'i kasd ediyor.) zahiren tel'in ettiği halde, gizlice dehalet ediyor. Fenalık ve ahlâk-ı seyyie, siyasetine vasıta olduğu için, her yerde ahlâk-ı seyyieyi himaye ederek teşci' eder. ” (Sunühat,Tuluat, İşarat: 82)

S- Neden bu kadar (İ.G.Z.) den (İngilizler) nefret ediyorsun? Musalahasını da istemiyorsun?

C- Sebeb bir değil, bindir. Bana en ziyade şedid görünen, manen ahlâkımıza vurduğu darbedir. Çekirdek halinde olan secaya-i seyyieyi içimizde inkişaf ettirdi. Hayatın yarası iltiyam bulur; izzet-i İslâmiye, namus-u millînin yarası pek derindir.

S- Neden bu kadar (İ.G.Z.) den (İngiliz olmak ihtimali var.) nefret ediyorsun? Musalahasını da istemiyorsun?

C- Sebeb bir değil, bindir. Bana en ziyade şedid görünen, manen ahlâkımıza vurduğu darbedir. Çekirdek halinde olan secaya-i seyyieyi içimizde inkişaf ettirdi. Hayatın yarası iltiyam bulur; izzet-i İslâmiye, namus-u millînin yarası pek derindir.

EDİRNE CÂMİİ'NDE, BİR İSLÂM HOCASININ LİSANIYLA, VENİZELOS GİBİ ŞEYTAN ZALİME DUA ETTİRDİ. MERKEZ-İ HİLAFETTE, MÜSLÜMANLAR LİSANIYLA HİZB-ÜŞ ŞEYTAN OLAN (İ.G.Z.), YUNAN ASKERLERİNİ HALASKÂR, TATHİRCİ İLÂN VE KARŞISINDAKİ GÜRUH-U MÜCAHİDÎNİ CANİ, ZALİM SÖYLETTİRDİ.

Acaba bir vâlide o dereceye getirilse ki, çocuğunu kendi eliyle öldürerek, müteessir olmayarak, parça parça etse, hiç mümkün müdür ki, onda hissiyat-ı âliye ve ahlâk-ı sâmiye intifa etmesin?..” (STİ:82)

Başka ne diyor bakın arkadaşlar:

“Ehadîs-i şerifede gelmiş ki: "Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zendeka başına geçecek eşhas-ı müdhişe-i muzırraları, İslâm'ın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek az bir kuvvetle nev'-i beşeri herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır.” (M:270)

“Ey kardeş bil ki! Kâfirler, hususan Avrupalılar ve bilhassa İNGİLTEREDEKİ ŞEYTANLAR VE FRENK İBLİSLERİ, müslümanlara ve ehl-i Kur’ana ebedî can düşmanı ve daimî muannid hasımlardır...."

arkadaşlar bunları ben ya da başkası uydurmadı.bunları size olduğu kendi eserlerinden aktardım. üstelik yorumsuz.

zaten böyle olduğu içindir ki, İngilizler hakkında vur emri çıkarmıştır.Mustafa Kemal paşa ve Arkadaşları kendisini Ankaraya çağırmışlardır.

Eğer aksi olsaydı, zaten ne onunla Atatürk görüşürdü ne de TBMM'ye konuk edilirdi. bir bölücü ve hainin hakkı ancak kurşundu ve kahraman kuvayi milliyecileri de bundan geri koyacak kimse olmazdı.

aynı şekilde geçmişi de öyledir ki, Enver paşa'nın iltifatına mazhardır. Aksi halde nasıl Divani Hikmetil İslamiye azası olabilirdi? nasıl düşünmeden konuşuluyor. bunu da benim aklım almıyor.

Şimdi burada yapılan aldatmayı görmek için başta Ataman bey ve siz dostları Bediüzzaman'ın Hutuvat-ı Sitte adlı eserini, Sünuhat, tuluat ve işarat adlı kitapçığını (ikisi de kurtuluş savaşına ve kuvayi milliyeye destek olmak, ve ingiliz oyununu bozmak için yazılmıştır) gözucuyla olsun bakarsanız o zaman gerçekleri bütün çıplaklığı ile göreceksiniz.

bakın Said Nursi'ye iftira edenlerin utanacakları bir başka olayı burada arzedeceğim:

Yunanlilarin Anadolu'yu isgal edeceklerinin gündemde oldugu siralarda istanbul'da Bediüzzaman'in yaninda bulunan talebelerinden Molla Süleyman söyle bir hatirasini anlatiyor:

O günlerde, Yunan Basvekili Venizelos, ingiliz Basvekili Lloyd George'dan 50 bin kisilik silah almisti. Bu silahlarla Anadolu'ya taarruz edecekleri sirada, bir Cuma gecesi Üstad Bediüzzaman namaza basladi ve gece sabaha kadar "Ya Rabbi, senin askerlerin çoktur, bu düsmanlara firsat verme!" diye dua etti. Sabahleyin ben, Divanyolu'ndan gazetesini ve çorbasini almaya çiktim. Gazeteler, Yunan Krali I. Aleksandros'u maymun isirdigini, maymunu ise öldürdüklerini yaziyorlardi. Bir gazete alip götürdüm. Üstad çok sevindi ve bana "Süleyman, bir kalem getir de bu hayvanin arkasindan bir mersiye yazalim." dedi. Hemen gazetenin kenarina, su mersiyeyi yazdi: (

MÜCAHID BIR HAYVAN MERSIYESI
"Rabb'inin ordularini kendisinden baska hiç kimse bilmez." (Muddessir/31)
iste o cünuddan (ordulardan) bir gazi sehid,
Nev-i hayvandaki meymun-u said (bahtiyar, ugurlu ve mesud)
Ey maymun-i meymun (bahtiyar, ugurlu maymun)
Mü'minleri memnun, düsmanlari mahzun,
Yunan'i da mecnun eyledin.
Öyle bir tokat vurdun
Ki, siyaset çarkini bozdun
Lloyd George'u kudurttun,
Venizelos'u geberttin.
Mizan-i siyasette pek agir oturdun
Ki, küfrün ordularini, zulmün leskerlerini
Bir hamlede havaya firlattin...
Baslarindaki maskelerini düsürüp,
Maskara ederek, butun dunyaya guldurdun.
Cennetle mübesser (mujdelenmis) olan hayvanlarin isrine (izine) gittin.
Cennette saidsin (mesut olacaksin) çünkü, gazi hem sehidsin."

o nedenle Ahmet Kaya'dan alacağım bir ifadeyle "yani yetsin diyorum". yetsin artık bu andıçlama hikayeleri.

tekrar edersem, diğer iddiaları cevap vermeye değer bulmuyorum. açın ilgili yerlerine öyle olmadığını göreceksiniz.

Said Nursi, iddia ettiğiniz gibi skolastik bir adam değil. bilime ve bilgiye belki hiç bir alimin önem vermediği kadar ilgi duyan birisi. öyle ki bunedenle Şerif Mardin gibi bir otorite tarafından 6 yıllık bir araştırma sonucunda ilerici bir dahi olarak kabul görmüş ve bilime vurguları nedeniyle pozitivist unsurlar taşımakla tanımlanmıştır. bu nedenle takpçilerinin şiddetli tepki gösterdiği hatırlardadır. o nedenle öyle işkembedeb atarak ve sırf suçlamak için, toplum nazarında mahkum etmek için alenen andıçlama yapılmasını insafla ve ahlakla bağdaştıramayorum..

yargı meselesine gelince. ee zaten kendisi ve kitapları yıllarca suçlandığı içindir ki 28 senesi hapislerde geçmiştir. talebeleri ve kendisi işkencelerden dayaklardan geçirilmiş, toplumdan dışlanmış, basında kampanya başlatılmıştır. kendisi defalarca zehirlenmiş.

mahkemeler konunun uzmanı diye çetin özek'e ve neda armanere görüş sormuş onlar da yukarıdaki görüşleri vermişler!!!!!

ama 3000 binden fazla davanın sonucunda sayısız beraat kararı çıkmıştır. siyasi ve bürokratik baskı geç de olsa adaleten engellenmiştir.

yukarıdaki yargı kararının aksini gösteren onlarca karar da mevcuttur. onları niye vermiyorsunuz?

Çeşitli davalarda bilimsel mütalaalar ya da bilirkişi raporları vererek Said Nursî’yi ve cemaatini savunan SULHI DÖNMEZER, RECAI GALIP OKANDAN, SELÇUK ÖZÇELIK, BEKIR SADAK, ÖZTEKIN TOSUN, UĞUR ALACAKAPTAN gibi laik ve üst düzey hukuk profesörlerini de vermeli değil miydiniz?

kendisi ahlaken de müstesna bir insandır. ona iftira atanlar yazık ediyorlar. bakın nasıl bir insan:

“Benim şahsımı çürütmek fikriyle, bir kısım resmî memurlar, hiç kimsenin inanmayacağı isnatlarda bulundular, pek acip iftiraları işaaya çalıştılar. Fakat kimseyi inandıramadılar.

“Sonra, pek âdi bahanelerle, zemherinin en şiddetli soğuk günlerinde beni tevkif ederek, büyük ve gayet soğuk ve iki gün sobasız bir koğuşta, tecrid-i mutlak içinde hapsettiler. Ben küçük odamda günde kaç defa soba yakar ve daima mangalımda ateş varken, zaafiyet ve hastalığımdan zor dayanabilirdim. Şimdi, bu vaziyette, hem soğuktan bir sıtma, hem dehşetli bir sıkıntı ve hiddet içinde çırpınırken, bir inâyet-i İlâhiye ile bir hakikat kalbimde inkişaf etti. Mânen, ‘sen hapse medrese-i Yusufiye namı vermişsin. Hem Denizli’de, sıkıntınızdan bin derece ziyade hem ferah, hem mânevî kâr, hem oradaki mahpusların Nurlardan istifadeleri, hem büyük dairelerde Nurların fütuhatı gibi neticeler, size şekvâ yerinde binler şükrettirdi. Her bir saat hapsinizi ve sıkıntınızı on saat ibadet hükmüne getirdi, o fâni saatleri bâkileştirdi. İnşaallah, bu üçüncü medrese-i Yusufiyedeki musibetzedelerin Nurlardan istifadeleri ve teselli bulmaları, senin bu soğuk ve ağır sıkıntını hararetlendirip sevinçlere çevirecek. Ve hiddet ettiğin adamlar, eğer aldanmışlarsa, bilmeyerek sana zulmediyorlar; onlar hiddete lâyık değiller. Eğer bilerek ve garazla ve dalâlet hesabına seni incitiyorlar ve işkence yapıyorlarsa, onlar pek yakın bir zamanda ölümün idam-ı ebedîsiyle kabrin haps-i münferidine girip, daimî sıkıntılı azap çekecekler. Sen onların zulmü yüzünden hem sevap, hem fâni saatlerini bâkileştirmeyi, hem mânevî lezzetleri, hem vazife-i ilmiye ve diniyeyi ihlâsla yapmasını kazanıyorsun’ diye ruhuma ihtar edildi.

“Ben de bütün kuvvetimle ‘Elhamdülillâh’ dedim. İnsaniyet damarıyla o zalimlere acıdım, ‘Yâ Rabbi, onları ıslah eyle’ diye dua ettim. Bu yeni hadisede, ifademde Dahiliye Vekâletine yazdığım gibi, on vecihle kanunsuz olduğu ve kanun namına kanunsuzluk eden o zalimler, asıl suçlu onlar olması gibi, öyle bahaneleri aradılar, işitenleri güldürecek ve hakperestleri ağlattıracak iftiraları ve uydurmalarıyla ehl-i insafa gösterdiler ki, Risale-i Nur’a ve şakirtlerine ilişmeye, kanun ve hak cihetinde imkân bulamıyorlar, divaneliğe sapıyorlar"

Yine başka bir mantık noktası: eğer kürdçü ise, eserlerinin kürtçü propagan yapması ve takipçilerinin de öyle olması gerekirdi. ne var ki, takipçilerine baktığınızda Türk-İslamcı diyebileceğimiz bir milliyetçi müslüman profili çizdiği apaçıktır. klasik bir risale talebesi devletine ve milletine sımsıkı bağlıdır. bu nedenle radikal gruplar tarafından da dışlanmışlardır. yani işin pratiği de iddiları temelinden yalanlamaktadır.


arkadaşlar, insanlar yanlış düşüncelere sapabilir yanlış da ısrar da edebilirler. insanlardan yanlış düşünme özgürlüğünü alamayız. kendi halinde ve inzivada, dini hassasiyetleri belki de gereğinden fazla olan insanlarla uğraşmak kimseye yakışmaz. benim üzüntüm budur.

menderes ile ilgili de öyle. kendisinin kökeni ve evlendiği insanın kökeni aslında bambaşkadır. uygulamalarının bir kısmı da yanlıştr. ama bu bir insan hakkında fabrikasyonlar üretme ve ona ve sevnlerine zulmetme hakkı tanımaz.

ben, dediğim gibi, modernist düşünceye yakın birisiyim. geleneksel islam düşüncesinin, aristo ve newtonun konumu neyse (çok büyükler ama yeni dünyada yeterli değiller-artık kuantum dünyasındayız) o konumda olduğunu düşünüyorum. gelenekten kopmadan, gelenekten de istifade ederek yeniden dirilişimizin islam ve toplum düşüncesindeki gerçek dönüşümlere bağlı olduğuna inanıyorum. bu nedenle geçmişi kötülemeden, mirasımızı reddetmeden devlet-millet elele geleceğe yürüyebiliriz. bunun için ne masum ve mağdur insanları tu kaka etmeye ne de onların katkıları inkar etmemiz gerekiyor.

geleceğe odaklanalım. gerçeğimizi kabul ederek.

saygılarımla

Yazan: nuri saglam Tarih: April 26, 2006 5:13 AM

Sn. Tuncay Yilmazer'in yazisini bulmak icin Hurriyet'i didik didik ararken (linkini verirse sevinirim) baska bir yazi dikkatimi cekti. Ben adini universite yillarimda Istiklal Caddesindeki turk porno filmlerinin afisleri ile tanimistim bildigiom kadari ile onculerindendir kendileri). Bakin sanat dunyamizin guzide isimlerinin ayakta alkisladigi konusmasinda neler buyurmus bu eski pornocu-seckin sanatci-Ataturkcu-cagdas-aydinimiz:
=================
26 Nisan 2006
Ali Poyrazoğlu'ndan ilginç çıkış
Mustafa KIZGINYÜREK


Geleneksel olarak her yıl düzenlenen "Afife Jale Tiyatro Ödülleri" önceki akşam sahiplerini buldu. 19 ödülün dağıtıldığı geceden ödülle dönen Ali Poyrazoğlu yaptığı konuşmada, "Cumhuriyetimize sahip çıkalım" çağrısında bulundu.


Bazılarının ne olduğunu anlamak için ışığa tutun

"2006 Yapı Kredi Sigorta Afife Jale Tiyatro Ödülleri" önceki akşam sahiplerini buldu. Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda bu yıl 10'uncusu düzenlenen törende, Müzikal-Komedi dalında "Ben Eskiden Küçüktüm" oyunundaki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Ali Poyrazoğlu, son günlerde yaşanan tartışmalarla ilgili, herkesin Cumhuriyet'e yakışır yaşam biçimine sahip çıkmasını istedi.

Ünlü tiyatrocu konuşmasında, paranın sahte olup olmadığını anlamak için üstünde Atatürk resmine bakıldığını ifade ederek, "Kimin neyden yana olduğunu anlamak çok da zor bir şey değil. Bazı adamların ne mal olduğunu anlamak için, onları kaldırıp ışığa tutup bakacaksınız, içinde Atatürk geçiyor mu, geçmiyor mu diye. Cumhuriyetimize sahip çıkalım" dedi. Usta tiyatrocu konuşmasını bitirdikten sonra salondaki davetliler tarafından ayakta alkışlandı.
=======================================

Demekki Cumhuriyet neymis? Tavsiyem yaninizda bol para Ataturk resimli kagit bulundurun.. Fakirseniz Allah yardimciniz olsun..
Bekir L. Yildirim

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 26, 2006 10:10 AM

Merhaba Bekir Bey,

Hürriyet Tarih ekini bayiden ayrıca istemek gerekiyor. Ne yazık ki internet linki yok. Bulamazsanız yazıyı size gönderirim.
Yine de ilginiz için teşekkürler.
Bu arada kitabıyla ilgili olarak bugünkü Milliyet Gazetesi Kitap ekinde Mustafa Akyol ile yapılmış bir röportaj var. Bilginize.

Selamlar.

Tuncay Yılmazer

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: April 26, 2006 11:48 AM

Nuri Bey ağabeyim ,

Ağzınıza sağlık çok güzel cevaplar vermişsiniz. Lakin bu blogda yeni olduğunuzu yine belli ettiniz.İntihalini yakaladığınız arkadaşımız zaten bu blogun kadrolu intihalcisidir.

"Tanrısızlığın İlmihali" nden başlayan intihaller "Türk Solu" ndan devam ediyor.. :-)Bunlara cevap vermeye değmeyeceğini daha önce konuştuk ama siz de mazoşist bir damar da var sanki :-)

saygılarımla..

Yazan: S.Öztürk Tarih: April 26, 2006 11:55 AM

Sayın S.Öztürk,

Bundan hiç gocunmuyorum merak etmeyin. Nerde gerçek ordan copy paste veya sizin deyiminizle intihal.

Dikkat ederseniz sizin intihallerinize nedense hep son noktayı ben koyuyorum ama.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul


MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:

"İNTİHAL" (FİKRİ HIRSIZLIK)TAN DAHA DA KÖTÜ OLAN BİR ŞEY VARSA, O DA PİŞKİNLİK OLMALI...

M.A.

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 26, 2006 2:02 PM

Sayın Ertuğrul,


"Bundan hiç gocunmuyorum merak etmeyin. Nerde gerçek ordan copy paste veya sizin deyiminizle intihal."


Bundan gocunmadığınızı biz gayet iyi biliyoruz."Kadrolu intihalci" tabirimiz boşuna değil.. Zaten gocunsanız ilk yakalanışınızdan sonra mahcup olur bir daha aynı yola tevessül etmezdiniz..

Öte yandan bir huyunuzda kavramları karıştırmak. Kaynak gösterek copy paste yapmayı da sizin yaptığınız intihal çirkinliği ile bir tutmayın.

Bu ortama hiç yakışmıyorsunuz.Samimi birşey söyleyeyim mi ? Gerçekten bu forumun kalitesini aşağıya çektiğinizi düşünüyorum.

Yazan: S.Öztürk Tarih: April 26, 2006 3:18 PM

Ataman Bey'in "ilham" kaynağı olan Türksolu isimli ırkçı-faşist/neonazi derginin akıllara durgunluk verici, dehşetengiz tezlerinden bir demet sunuyorum ki, kan kokusunun nereden geldiğini anlayasınız. Buyrun, Alice in Horrorland:

Kürt Varsa Sorun Var

Kürt Sorunu Yok Kürt İstilası Var

Aslolan, haritadan silme kararlılığını gösterebilmektir!

Türkoğlu Türklüğünü koru

1- Her Türk, alışverişini mutlaka Türkten yapmalıdır. Kürde aktarılan para PKK’ya maddi destek demektir. Türk, bu maddi desteği kesmezse, hem Türklerin mali gücü olmayacaktır, hem de Kürdün altında ezilecektir

2- Her Türk, Türkçe konuşmalıdır. Bunu da İstanbul şivesi ile konuşmalıdır. Dil varsa millet vardır. Ancak şehri istila eden Kürtler kendi dillerini hakim kılmaktadır. Bunlarla temas içinde Türkler de şivelerini bozmakta, Türkçe konuşsa bile adeta Kürt şivesiyle Türkçe konuşmaktadır.

TV’lerdeki Kürt dizilerinin, Kürt müziğinin, her adım başı Kürtçe müzik çalan barların, kasetçilerin, minibüslerin ortasına düşen Türk ister istemez lisanını yitirmektedir.

Buna direnmek için:

Türk, Kürt dizisi izlemez.
Kürtçe müzik dinlemez.
Kürtçe müzik çalan barlara gitmez.
Kürtçe konuşulan minibüse binmez.
Kürtçe kaset satan dükkandan alışveriş yapmaz.

3- Türk, ancak modern şehir hayatında kendini ifade edebilir. Türk medeniyeti, köyden gelen etkilere kapatılmalıdır. Köy, her halükarda Kürtçülüğün yaşam alanıdır.

Yıllarca İstanbul’da Sivaslı, Erzincanlı, Malatyalı, Tokatlı Alevi kitlenin yarattığı köy ortamı, Kürtçülüğü güçlendirmiştir. Türk’ü saza mahkum eden köylü kafası, bugün şehirleri Kürt kültürüne teslim etmiştir.

4- Türkler, yemeklerine sahip çıkmalıdır. Türk’ün damak tadı, Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna mahkum eden anlayışla mücadele edilmelidir. Yemek, kültür savaşının bir parçasıdır. Mc Donaldslar ne kadar tehlikeli ise Kürt mutfağı da o kadar tehlikelidir.

Başka kültürlerin yemeklerini yiyen kültürler asimile olur. O nedenle Türk, Türk mutfağına sahip çıkmalı, başka şeyler yememelidir.

5- Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi, bizi Ergenokan’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır.

Yazan: metin-thePoor Tarih: April 26, 2006 3:46 PM

Sayın S.Öztürk,

Size açıklama yapmak zorunda değilim. Saidi Kürd-i'nin hayatı ve yaptıkları o dönemin başbakanı Adnan Menderes tarafından elinin öpülmesi dahil bütün Kürtçü ve Nurcu'ların kitap ve internet siteleri hariç anlatılan bilgiler aynıdır. Neden aynıdır çünkü gerçek ve belgelere dayandığı için aynıdır.

Bu blog'a yakışmadığımın farkındayım. Ama ne yapayım karanlıkların üzerine bir güneş gibi doğmak zorundayım.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 26, 2006 4:57 PM

Önce bir Amerikan esprisi:

Bir country şarkısını tersten çalarsan ne olur? Cevap: Arabanın motoru düzelir, terkeden karın geri gelir, hasta köpeğin iyileşir.

Sonra bir uyarlama:

Ataman Bey'in sözlerini tersten söylersen ne olur?
Cevap: Öyle bedavadan cevap yok. Biraz çalışın!

Yazan: metin-thePoor Tarih: April 26, 2006 5:20 PM

Mustafa bey,

Madem ki yazımı budadınız Sayın S.Öztürk'ün Türk solu tahmininin tutmadığını başka tahminlerde bulunabileceğini kendisine iletiniz lütfen.

Metin bey de boş yere yorulmasın.

Teşekkürler,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 26, 2006 5:33 PM

Metin Bey ve Suat Bey dostlarım,

ben de benki bu mazoşist damardan şikayetçiyim. haksızlığa da tahammül edemiyorum..
Ataman Bey gibileri, kendilerine de benzeri bir haksızlık yapılsa onları savunmak için elimizden geleni yapacağımızın farkında bile değiller. bu ne kelime, bunun aksini bile düşünüyorlar.

Ben öteden beri, Metin Bey'in tavan/taban ayrımında belirttiği tabandaki kandırılmış ve fakat donmuş zihinlerin gerçeği görmesi için konuşup durdum. bir umuttu bu sadece....

ama yeminli millet düşmanlarını da gözünden tanırım.

bu noktada bu yeminli millet düşmanlarıyla konuşmanın kar etmediğini de defaatle tecrübe etmiş bir arkadaşınızım.

şimdi çok esaslı bir nokta üzerinde durmak istiyorum:

bu ülkede olan biteni anlamak için hani şu meşhur "büyük kafalar fikirleri....." geyiğini tersten çevirmek gerektiğini ileri sürüyorum. "KİŞİLERİ ANLAMAZ İSEK FİKİRLERİ ANLIYAMAYIZ" diyorum..bunu kısmen Y.Küçük ve Soner Yalçın yapıyorlar. bahsettiğim şey bir "avcılık" değil.

ama son 150 seneye damgasını vuran olay ve fikirleri bir de kişiler penceresinden bakarak inceleyelim derim ben..

başka ne yapılmalı? öyle her olay ya da fikrin berisinde çok "ulvi" fundamentaller aramaya da gerek yoktur. bu, ciddi bir yanılsamadır.

bırakın tüm tarihi son 40-45 seneyi bir gözden geçirin: birçok olayın ya da girişimin perde arkasında, kendilerini hükmetmeye odaklamış megalomanların ya da makam heveslilerin oyunları olarak göreceksiniz. kimi başbakan bakan olmak, kimi çankayaya çıkmak, kimi de başka bürokratik makamlara gelmek için uğraşıp durmuş. bunlar çok beşeri istekler. işte bu beşer meselesiyle bakmak çok daha rasyonel diyorum. mesela fadime ile müslümün mercimeğe fırına verme sahnelerinin arkasında öyle sandığınız gibi devasa bir aydınlanma felsefesi aramanız mantıklı olmayabilir. bizim gibi ölümlü olup, ölümsüz olmak hevesindeki birkaç siyasetçi veya bürokratın komitacılık oyunu olarak görüp tebessüm etmeyi deneyebilirsiniz. onlar da yav "biraz da biz ölelim" demiş de olabilirler.

hemen çağrışım yapıyo işte: Hasan Cemal'in itirafnamesinde anlattığı şu olay hatırıma geldi: D.Avcıoğlu yapılanmasının önemli figürlerinden Yanlış hatırlamıyorsam binbaşı E.Bilbilik hani demiş ya: "çocuklara mantar patlatır gibi bomba patlattırdım". ee çocuk onlar sonuçta mantar da patlatacaklar bomba da...şaka bir yana o çocuklar kurban edildiler. onlar da bizim çocuklarımızda 18-20 yaşında gençler. benim yeğenlerim daha büyük ve onları hala çocuk olarak görüyor, üzerlerine titriyorum.

Metin bey,

sazı sana vermekle ne iyi etmişim. yine mükemmel döktürmüşsün (şimdi bu arkadaşlar saz dememden de rahatsız olmuş olabilirler mi?)

Yazan: nuri saglam Tarih: April 26, 2006 9:18 PM

Arkadaşlar,

Konuyu izninizle ‘Şu Çılgın Türkler’ kitabına getirmek, yazdığım eleştiriler hakkında, üstadlarımızın görüşlerini öğrenmek isterim.

Bu arada Bediüzzaman'ın 1. Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi dönemindeki çalışmalarını açıklayan son derece objektif, ayrıntılı yazısından ötürü Nuri Sağlam Bey’e ve (bilmeyerek ve istemeden de olsa) buna vesile olduğu için Ataman Bey’e teşekkürler.

Tuncay Yilmazer

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: April 27, 2006 12:14 AM

Arkadaslar!

Bir anekdot: Denizli'de askerlik yaparken bir gun icitimadan sonra alay komutaninin tesrif edip konusma yapacagi bildirildi. Iki saat rotarli olarak gelen albayin, esas durusta dinledigimiz konusmasindan aklimda kalan birkac cumle: -"Ayakkabilarinizi boyayin; hayvanlar ayakkabilarini boyamazlar; insanlar ayakkabilarini boyarlar. saclarinizi kesin; hayvanlar saclarini kesmezler; insanlar saclarini keserler....". Yaklasik 45 dakikalik nutkun buyuk bolumu benzeri hayvan-insan farki uzerine bilgilendirmeden olusuyordu. Bizim boluk sakincali piayadele bolugu idi. Sag veya soldan 1980 darbesi sonucu girdikleri hapisten yeni cikmis miltanlar (simdiki bir parti baskani ve bircok PKK ileri geleni dahil) ve benim gibi yurtdisinda bulunduklari icin zamaninda askerliklerini yapamamis birkac ihtiyardan olusuyordu. Boluk komutanimizin en buyuk sozu "burda sag sol yoktur; burda tek sey Kemalizmdir" idi.

Bunu anlattigima gore birseyler cikarmam gerekiyor herhalde; deneyeyim. Hakim zumrenin fikir gucu falan yoktur. "hakim" olduklari icin onari dinleriz. Aslinda onlarin gercek gucu yoktur. Onun gucu digerlerimizin yanlis algilamasindan kaynaklaniyor. Adina sinmislik deyin, kokenini Osmanli'dan yada Islam kulturunden hatta Dogu kulturlerindeki otoriteye saygiya baglayin. Benim icin onemli degil. Ben isin pratik yaniyla ilgileniorum. Kontrol edilebilir parametrelerle. Bu cerceveden bakildiginda burdaki numnelerdende goruldugu gibi bu hakim zumre icin tabanin cahil kalmasi, hatta bu cehaletle gurur duymasi, curetkar olmasi onlar icin ontolojik gerekliliktir. Gercek degerlere sahip, muhakeme kaabiliyetli, gercekten aydinlanmis kafalarin varligi havanin aneorobik bakterilere etkisi gibi olacaktir bu kesim icin. Diger bir deyisle iktidarlarinin devami herkesin atamanlasmasindan geciyor.

Peki toplumda henuz atamanlasmamis olanlarin ve ozellikle muhalif aydin kesimin (demokrat, liberal dindar, ayrimi yapmiyorum, zaten bunlari farkli kumeler olarak gormuyorum) algiladigi korkunun kaynagi nedir? Cevabim fazla sofistke degil: Tufekli kuvvetler.

Tufekli kuvvetler "artik biz demokratik ulkelerin ordusu gibi hareket edecegiz" dedigi gunu hayal edin. Gorun Tezicler, Baykallar, Topuzlar, Inceler, Kirikkanatlar daha bilmem kimler nasil kuzuya donuyorlar. Curetlerinin, kustahliklarinin, zorbaliklarinin kaynagi askeri guctur.

Peki askeri guc ne kadar gercek guctur? Bir kere oyle tanklari milletin ustune surmek o kadar kolay degildir. Bakmayin siz Cevik Bir'in "nufus 1 milyon azalsa noolur" demesine. Isiracak kopek hirildamaz. Komunizmden yeni cikmis Ukrayna'nn askeri gucu yokmu idi? Askeri gucun PKK karsisindaki basarisi ortada.

Soylediklerim bazilarina cok radikal gelebilir. O zaman biraz daha ilmli olmaya calisayim. Bakin Ukrayna'da bir damla kan dokulmedi. "hakimiyetin kayitsiz sartsiz sahibi olan millet" in elinde pek cok demokratik silah vardir. Protestodan baslar, sivil itaatsizlik ile devam eder..Bunlar Cin dahil hemen her yerde etkili olmustur. Aydinlar icin simdi en onemli gorev milleti bu kademeli olarak isitilan suda piserek olen kurbaga sendromundan kurtarmaktir. "bakin gene ne yaptilar; bu yanlistir" sozunun bittigi noktadayiz. Millete sorumluluklarini hatirlatip, yapacaklari kucuk fedakarliklarin pozitif meyveler verecegini orneklerle gostermek gerekir.

Kendimi tekrar etmekte olsa birkac baslangic adimi onerebilirim:

-Millet kendi degerlerine savas acan, cevreyi zehirleyen (fiziksel, ve kulturel), darbecilik yapan, bankalari talan eden, Demirel'in aile resmine yer alan...vb kisilerin sirketlerinin mallarini boykot edebilir; ben kisisel olarak bunu bilgim olcusunde uyguluyor ve baskalarini da tesvik ediyorum.

- Ayni sekilde millet degerlerine savas acmis, kultur batakligi, mana boslugunu ureten kultur fabirakalarini, ornegin medyayi boyktot edeblir. Hepsini birden yapmaya gerek yok; Danimarka mallarina bazi ulkelerde yapilan boykot bir ornektir. Mesela Radikal'da kendi haki icin "domuzlar, danalar, kendi cocuklarini yeseler, balik kultursuz, kisa bacakli, uzun kollu.." yazisindan sonra Radikal bir ay boykot edilebilirdi. Bunun pratik detaylarini nurda siralamayacagim; irade olunca yolu kolaydir "When there is a will, there is a way". Pek cok Bati ulkesinde bu metod basari ile uygulanir.

- Ve tabiiki protestolar: 1 milyon kisi Tandogan meydaninni isgal eder; uc gun , bes gun , 1 hafta. Amiral gemisinin onune 10 bin kisi toplanir; gieris cikislari engeller. Hakimler savcilar Yuksek Kurulu, Danistay, YOK, Cumurbaskanligi, Genelkurmay binalarinin etrafinda protestolar yapilabilir.

-Arinc'a demokrasi manifestos icin tebirk, destek mesajlari; ona "Bulentinejad" diyen Topuz ve Baykal'a protesto mesajlari...

Liste uzatilabilir. Yeterki uzerimizdeki olu topragin temizleyelim ve sahip oldugumuz gucun idrakine varalim.

Evet fazla felsefi veya entellektuel derinlikli bir yorum degil. Ve bunlari soylemek adama fazla "sayginlik" kazandirmaz. Profesyonel fikir ureticileri, anlistlerm, filiozoflar islerine devam edebilirler; ben artik uzerinde mutabakat saglanmis dogrularin birazcik olsun uygulamaya konulmasinin zamani oldugu dusuncesindeyim.

Selamlar, saygilar
Bekir L. Yildirim

Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: April 27, 2006 1:27 AM

Tuncay Bey, ben teşekkür ederim.

Siz tarihçilerin yakın tarihimizle ilgili üretilen bu makine çıktısı yalanlarla ilgili derin araştırmalar yayımlamalarını canı gönülden istiyorum.

çanakkalede şehit olanlar şehit olmak için oraya giden müslümanlardı. orada Darwin'e ya da yabancı ülke misyonlarına bağlı yabancılaşmış aydınlar değil, mütedeyyin hasolar ve hüsolar hayatlarını feda ettiler.

bugün de metalik fırtına benzeri senaryolar gerçeğe dönüşse, müslüman türk milleti cansiparene savaşacaktır.bugün nurcu, tarikatçı, ülkücü, Türk-islamcı, sakallı, hacı hoca deyip küfrettikleri, yerin dibine batırdıkları, zenci muamelesi yaptıkları insanlar en ön safta cepheye koşarlar.

Şarabın kalitesi hakkında vaaz verip, laikçi hamaset ile milletin kaymağını yiyen bir tabakanın yeni yetmelerinin ise, "halaskaran" misali emperyal hizmetçiliği yapacakları gün gibi açıktır. bunu bilen bilir.

İttihad-Terakki, Teşkilat-ı Mahsusa ve Kuvayi Milliye'nin kahramanane mücadelesini ayrıntılarıyla ortaya koymak durumundayız.

*****************************************

Yeri gelmişken bir kelam da Türklük üzerine edeyim. Saf ırk diye bir şeyin kalmadığını artık çocuklar bile bilir. herhalde herbirimiz geçmişini kurcalasa ne farklı unsurlar çıkardı kimbilir. artı, ULUS BİR İNŞADIR. bu inşaa sürecinde, Türk kavramı da ırk kavramının içerdiği boyutun dışına çıkmıştır bile.o nedenle benim 20 göbek ecdadım hep türktü vs demenin mümkün olmadığı bir dünyada başka faktörlere bakmamız gerekir.

Bu vatan toprağında yaşayıp Türkçe konuşup, bu vatanın bu devletin bu milletin saadeti için çaba gösteren, didinip duran ve kendisini öyle hisseden herkes Türk'tür diye düşünüyorum. ben kendimde kürt, çerkez, arnavut,laz vb bir duygu, düşünce ve bilinç kırıntısı bulamadığımdan kendimi Türk olarak tanımlıyor ve öyle de biliyorum. ama etrafıma baktığımda benimle aynı dili konuşan, aynı kaygıları güden insanlar acaba Türk mü diye aklıma herhangi bir soru bile gelmiyor? çünkü onların öteki olmadığını benden olduğunu zihnim otomatik olarak kabul ediyor.

diğer taraftan kardeş olarak bildiğim ve bence bize göre çok daha saf türk olan orta asyalılara bakınca ve aynadaki hayalimi kıyaslayınca bir sıcak kardeşlik dışında herhangi bir benzerlik göremiyorum.

Bilmiyorum meramımı anlatabildim mi?

Bu nedenle de, bu vatan toprağında yaşayan insanların, aslında kendisinden olanı, birtakım faktörleri öne çıkartıp öteki olarak algılama yaklaşımının çok saçma olduğunu ve insanların kendilerini ayaklarından vurduğunu görmenin üzüntüsünü yaşıyorum.

Süreyya Ayhan koşarken, milli takımımız ya da bir klubümüzün başarısına imza atanların, sergenlerin, hakanların, hasan şaşların Türk olmadığı aklımıza geliyor mu? onları otomatik olarak Türk diye düşünüyoruz. 12 dev adamımız Avrupa'da eserken Hidayet ve MEhmet Okur (ki ikisi de boşnak) basketleri yazdırırken onları kendimizden ayrı düşünmüyoruz.

birisi çıkıp da ben Türk değilim, kökenim başka dediğinde lafını bitirmesini beklemek lazım. Sadede gel; türk değilim, ben filanım bana ayrı toprak ver, ayrı bayrağım olacak diyorsa o zaman hoppp demek lazım. senin bu yaptığın ırkçılığın kralı olduğu gibi (menfi milliyetçilik) aynı zamanda bölücülük ve vatan hainliğidir. bu adama ABD'yi, İngiltere'yi, Fransa'yı göstermek lazım. kardeşim, ABD'de alman kökenlilerin almancılık, hispaniklerin de latinlik edebiyatı yapmalarına prim verilseydi bugün ABD'de orta batı ve güney diye bir yer kalmazdı.

bu işin bir boyutu.

diğer boyutu da türklük adına ırkçılık yapan ve bence Sakallı Celal'in (Metin Bey sağolasın) 12'den vuran yoğurtçu örneğiyle Türk olmayıp, bu söylemi baasçı ideolojilerinin bir lazımı olarak kullananların günahlarıyla karıştırmamaktır.

Kürtçülük gibi,Batılı güçlerin oyuncağı olan ve ülkemizin başına bela edilen bir garabetin ne entellüktüel olarak ne de ülke-millet-devlet menfaatleri açısından savunulabilir tek noktası olmadığını hepimiz biliyoruz.

Kürtçülüğün bir Batı entrikası olduğu, silah ve finansman desteği sağlandığı sezgiyle bile kolayca anlaşılır.

bunun için ben devletimin yanındayım.

diğer taraftan, bu "sorunu" çözmede birilerinin işine gelmeyen noktalar olduğunu, olayların kasten büyütüldüğünü, o bölgedeki insanları devlete ve hatta ülkeye karşı birilerinin kışkırtmada rol aldığını da seziyorum.

benim diyarbakırda ya da siirtte doğan hiçbir insanla sorunum olmadığı gibi, onu öteki olarak görmek aklımın ucundan bile geçmemiştir. şive farkını ise, karadenizlilerin, erzurumluların, ıspartalıların konuşma biçimindeki farklılıkla aynı statüde görmüşümdür.bu benim ötekileştirme bilincine sahip olmadığımın bir göstergesidir. ancak, elbette çok görmüş olduğum gibi çerkez kendine çerkez demekte, arnavut da da arnavut, kürt de kürt. Soru şu; bir kimsenin kökeninin çerkez vs olması onu Türk milletinin bir ferdi olmaktan alıkıyoymalı mıdır?

ha birileri kalkıp da haksızlıktan bahsediyorsa, e kardeşim bu ülkede haksızlığa uğramayan mı var, bundan dolayı devlet-millet düşmanı mı olman gerekiyor? sen "TC" deyip askerini polisini düşman gördüğünde demokratikleşmemiz mi artıyor, milli gelir mi yükseliyor yoksa Batılı güçlerin ellerini ovuşturup salyalarını akıtmalarına vesile mi oluyorsun?

Türkiye'nin sorunu demokratikleşme, hukuk sistemindeki aksamalar, ekonomideki azgelişmişlik, korkunç gelir uçurumu ve oligarşik güçerin var olmasıdır. bu sorunlar da ancak bu milletin millet olma bilincine kavuşup, sahte gündemlere prim vermemeye başlamasıyla oluşacak.

Solcu!! denen bir grubun katilinin Belçika'da, liderinin ise Fransız istihbaratının kanatları altında olmasının anlamını insanımız şıp diye anlamalıdır.

daldan dala atlarken bir şey daha: şimdi kendine solcu diyen terörist-katil örgütle, gerçekten sosyal demokrasiye inanmış vatandaşlarımızı aynı kefeye koyabilir misiniz? bu zulüm değil mi?

İşte aynı şeyi ateist diktatorya heveslileri kasıtlı olarak yapıyorlar. birkaç ajan müsveddesi dinci-tarikatçıyı, işte dinciler tarikatçılar böyle diyip geneli yaftalıyorlar. Ben Mehmet Ali Aybar ya da Atilla İlhan gibi namuslu solcuları, bırakın böyle katil teröristlerle aynı çizgide görmeyi, Aren ve Boran gibi Sovyet güdümündeki "rus milliyetçileriyle" bile bir tutamam.

Türkiye'deki dini gruplar için de aynı analojiyi yapabiliriz. Düşüncelerindeki donmuşluk, lidere haddinden fazla bağlılık, birtakım muhafazakar ve geleneksel kategorilerin din diye algılanmasının verdiği toplumsal değişime kapalılık ve Kur'an'ın gerçek mesajıyla çelişen birtakım olgular sertçe eleştirebileceğimiz hususlar. ama bunlar, bu insanların vatanperver, milli, namuslu, devletine ve milletine bağlı fedakar insanlar olduğu gerçeğini asla değiştirmez. bunlar da bizim insanlarımız. eminim en laikçimizin bile ailesinde bu insanlardan vardır. onları ötekileştirmek demokrasiye yakışmadığı gibi, anlamsızdır da.

peki o zaman niye ötekileştiriliyor? bunlar bilinmiyor mu?

işte can alıcı soru da bu dostlar?

Yazan: nuri saglam Tarih: April 27, 2006 2:31 AM

Şakirtleri tarafından Laik Cumhuriyete bağlı yüreği Mustafa Kemal ATATÜRK sevgisiyle yanıp tutuştuğu iddia edilen Bediüzzaman Saidi Nursi (Kürd-i) Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Türk bağımsızlığının sembolü Mustafa Kemal ATATÜRK için Risalelerinde bakın ne diyor :http://www.risale-inur.org/yenisite/moduller/arama/risale.php?tid=102&keyword=Deccal


(Orjinal Sayfa:457)


Beşinci Nokta: Hem her iki Deccal'ın asırlarına ait olan hârikaları, onların bahsiyle ve münasebetiyle rivayet edildiğinden onların şahıslarından sudûr edeceği telakki ve tevehhüm edilmesinden, o rivayet müteşabih olmuş, manası gizlenmiş. Meselâ, tayyare ve şimendiferle gezmesi...


Hem meselâ, meşhur olmuş ki; İslâm Deccalı öldüğü vakit ona hizmet eden şeytan, İstanbul'da Dikili Taş'ta bütün dünyaya bağıracak ve herkes o sesi işitecek ki: "O öldü." Yani pek acib ve şeytanları dahi hayrette bırakan radyo ile bağırılacak, haber verilecek.


Saygılar,


Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 27, 2006 11:13 AM

Nuri bey,

"Halaskaran" misali emperyal hizmetçiliği yapanlar şu anda Amerika'da ikamet ediyorlar efendim. Dört gözle bekliyoruz ne zaman gelecek Mehdi bey diye. Gözümüz yollarda kaldı.

Nurcular ve tarikatçılar sağolsunlar eksik olmasınlar özlemle bekledikleri kahramanlıklarını gösterebilecekleri savaş ve işgal ortamı hiçbir zaman yaşanmayacak ülkemizde.

Sayın Başbakanımızın da dediği gibi 10-20 veya 30 yıl içersinde Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacak nasıl olsa. Şu anda olduğu gibi tarikatların değil. Bir 30 yıl daha sabretmemiz gerekecek yeşil kuşak projesinin izleri silinene kadar.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 27, 2006 11:47 AM

Tuncay bey,

Henüz teşekküre değecek bir şey yapmadım. Nurcuların iç yüzünü ortaya serdikten sonra bana o zaman teşekkür edersiniz. Bediüzzaman Saidi Nursi (Kürd-i) çok masum kalır günümüz Nurcularının yanında.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 27, 2006 11:59 AM

Ataman Bey,

öyle lafı tersine çevirip istihza! etmeye çalıştığınızı zannetmeyin. Kimsenin Bediüzzaman'ın Atatürkçü olduğunu söylediği falan yok. Bizim de zaten O'nunla ilgili bir yorum yaptığımız yok. Tarihi belgeleri çarpıtıp vur abalıya yorumları buraya taşıdığınız için öyle olmadığını gösterdik.

Dedik ki;

1-Teşkilat-ı Mahsusa'ya Mehmet Akif'le birlikte destek olmuş, birçok faaliyette bulunmuştur.
2-Abdulhamid istibdadına karşı çıkmış, meşrutiyeti savunmuş ve İttihat Terakki'yle beraber olmuştur.
3-1.Dünya Harbinde milis alay komutanı olarak Ruslara ve Ermenilere karşı savaşmış ve esir düşmüştür.
4-İngilizlere karşı kitapçık yayımlamıştır.
5-kitapçıkta kuvayi milliyeyi desteklemiştir.
6-Kukla Şeyhülislam'ın durumunu ortaya koymuş, fetvasını kırmış, Ankara Hükümetini ve Kuvvacıları destekleyen, İngiliz ve Yunanlılara karşı cihada çağıran fetva yayımlamıştır.
7-İngilizler tarafından hakkında vur emri çıkarılmıştır.
8-Mustafa Kemal ve Arkadaşları tarafından Ankaraya çağrılmış, meclis kürsüsünde konuşturulmuştur.

Bunlar tarihi belgeler. onu tanıyan ve sevenler bundan dolayı onu sevip takdir ediyorlar.

"sizin anlattığınız Said Nursi"'yi hiç bir vatan evladı sevmez.sizin anlattığınız bir said nursi dualarla anılacak değil suratına tükürülücek birisidir. sizin verdiğiniz yazılar işte bu imajı kırmak, onu kötü göstermeye matuftur.

insafa davet ettim ama hala zulümde ısrar ediyorsunuz.

Bakın, başta Mehmet Akif olmak üzere, ittihatçıların islamcı kanadıyla, Kazım KArabekir gibi esasen batılı bir zihne sahip Osmanlıcı ittihatçılar ve Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Ali Fethi Okyar gibi Kurtuluş Savaşımıza büyük emekleri geçen batıcı kanat (yazamadığım bir sürü önemli isim), Halide Edipler vs de yeni dönemde muhalif konumuna düşmüşler ve tasfiye edilmişlerdir. Devletler hayatına duygusal yaklaşılamaz. bu insanlar gerek kişisel karakter uyuşmazlıkları gerekse fikir ayrılıkları ve gerekse de iktidarda yer alan diğer faktörlerin etkisiyle anlaşmazlığa düşmüşlerdir.bunlar hayatın gerçekleri, ee bizim de gerçeklerimiz. bunlara takım tutar gibi değil, objektif bir şekilde yaklaşmalıyız.

bediüzzaman da Ankara'nın dünya görüşünü beğenmemiş, bundan rahatsızlık duymuş ve kendisini uzaklaştırmıştır. inzivaya çekilmiştir. Yukarıdaki isimler, Atatürk'le hemen hemen aynı çizgide olmalarına rağmen bazı uygulamalarına karşı çıkmışlardır. Son dönem Osmanlı islamcıları da hoşnut olmamışlardır.

Can Dündarın ortaya koyduğu gibi Atatürk ile İsmet İnönü arasında da ciddi bir hoşnutsuzluk vardır:Tevfik Rüştü Aras'ın da girişimiyle İsmet paşa'nın öldürülmesi gündeme gelmiştir. Hemen söyliyim, Atatürk'ün en yakın arkadaşı Tevfik Rüştü Aras'tır. inönü değildir. (Hemen ilginç bir not: Tevfik Rüştü Aras'ın damadı da Fatin Rüştü Zorlu'dur).

Olay bundan ibarettir. eğer hala anlamak istemiyorsanız bu da sizin sorununuz.


ikincisi, yanlış düşünüyor da olabilir. nasıl ki, Abdulhamid konusunda yanıldığını çok yerde itiraf etmişse (aynısını Mehmet Akif de yapmıştır) bu konuda da yanılıyor olabilir. Atatürk'ün söylem ve uygulamalarını, kendi din anlayışına aykırı bulmuş olabilir. olayların sıcağı sıcağına, ogünün koşullarında sert düşünsel tepki de vermiş olabilir. Atatürk'ü sevmediği açıktır. bu o günün koşullarında birçok din adamı ve farklı gruptan insanca alınan bir tavırdır.

Unutmayın, Osmanlının ünlü profesörlerinden yahudi bilgin Avram Galanti de dil devrimine karşı çıkanlardandır ve sürgüne gönderilmiştir.

Bunlar siyasi ya da ideolojik görüş ayrılıklarıdır. bazen de kişisel tutum farklılıkları.

Artık bu konuyu kapatıyorum. Kendisi, eserlerimdeki güzellikleri alın, yanlışlıkları ise bedduları arkasına takıp ciddiye almayın der.

bir insan her konuda haklı olmayabileceği gibi, yanlış yorumlar ve görüşer de sunabilir. ben kendisinin İbni Arabi-Gazali karışımı ve fakat onların çok üzerinde bir kelam-islam felsefesi yorumunda bulunmasını takdir ederim. vatana ve millete bağlı bir insan olmasını takdir ediyorum.

Kendisinin ortaya koyduğu yorumlar: bilhassa Esma-İlahiye merkezli yorum, ene ve zerreye ilişkin açıklamalar, teodise problemine getirdiği müthiş açıklamalar, kader ve özellikle haşr-yeniden dirilişi izahı islam düşüncesinde son aşamayı sergiler.

yEni rejimin bürokratları kendisiyle kavgalıdır. o kendisini inzivaya çekmiş, 28 sene hapiste kalmış, hayatı sürgünlerde geçmiştir. yaşayışı en fakir bir insandan daha kötüdür. yaşlı, yalnız, toplumla görüşmekten men edilmiştir. dünya malı adına hiçbir şeyi yoktur.kendisinin dünya nimetlerine karşı en ufak bir ilgisi bile olmamıştır. dünya nimetlerinde gözü olmayan bir insan yalan da söylemez, mevki makam için makyavellik de yapmaz.Mirasına bakın:üzerine giydiği elbiseden başka bir şey bırakmamıştır.

İstanbul boğazında yalılarda oturup, gucci versace, armani giyen sözde islamcılarla, sözde laikçiler bunu anlayamazlar.

insanların ona selam vermesi bile yasaklanmıştır. onu görmeye giden temiz saf köylüler bile hapse atılmış, nurculuk davasından yargılanmışlardır.

kimseden en ufak hediye bile kabul etmemiştir. hayatı hem yakınları hem de hükümet tarafından sürekli kontrol altında tutulan bir insanın en ufak falsosu olsaydı bunlar şayia edilirdi.

onun bu dürüst, izzetli, onurlu ve çok fakir ve ızdırap dolu hayatıdır ki insanları etkilemiştir. O'na sahip çıkanlar diyarbakırlılar, bitlisliler, (yani kürdler değil!) vs değil, ıspartalılar, burdurlular, afyonlular, denizlililerdir.

kendisinin hukuk ve topluma ilişkin görüşlerini sizlerden daha çok eleştiren birisiyim. bazı görüşlerini de yeterli bulmuyorum ama bu insanı olduğundan farklı göstermenin de çok yakışıksız olduğunu yeniden ve yeniden belirteyim.

siz;
1-kürtçü-bölücü
2-islamcı
3-amerikancı
4-paracı-yiyici
5-bilime ve düşünceye düşman
6-emperyalizmin uşağı

bir insanlar güruhu portresi çiziyorsunuz. bu kadar olumsuz unsurları aynı anda birlikte taşıyan bu Holywood senaryosu benzeri "alien"lara topyekün savaş ilan ediyorsunuz.

ama bu milletin çoğunluğuna bu iftiraları yakıştırdığınız için de %00,1'lerde oy alıyor ve ancak anti demokratik yollarla iktidara gelip baasçı bir zulüm rejimi kurmanın hesaplarını yapıyorsunuz. nedeni ise artık sokaktaki insan bile çok iyi biliyor.


Sizin mantığınızla yola çıkarsak, Mehmed Akif de kötüdür-(şiirleri okumaya değmez????), vatan hainidir!!!!!!, yahya kemal de ??????, Kazım Karabekir de, İsmet İnönü de???????

Son bir not:eğer gerçekten bağcıyı dövmek amacında değilseniz, Said Nursi ile ilgili sorularınızı bu konunun uzmanlarına sorunuz. Mesela Said Nursi'yi araştırmaya hayatını vakfetmiş Necmeddin Şahiner'e başvurabilirsiniz. eğer gerçeği arama niyetiniz varsa?

yok, ben kafa bulandıracam, benim bir misyonum var, yeminli din düşmanıyım, hele bu anadolu insanının kahvelerde çürümesi veya dağlarda çobanlığa ya da tarla ekmeye mahkum olması varken, bu gençleri okutup onları bilimde üst başarılara taşıyan, okuyup hasoluktan hasanlığa çıkartan bu gönüllü insanları nasıl yerle bir edeyim düşüncesindeyseniz o da ayrı. hele bu adamlar, esnafı ticarete ve şirketleşmeye yönlendiriyorlar, bir anadolu kalkınması yapacaklar korkunuz varsa onu da anlıyorum.

gerisi mi? gerisi bence maval!

Yazan: nuri saglam Tarih: April 27, 2006 11:22 PM

Nuri bey,

Yeminli veya yeminsiz din düşmanı falan değilim. Kur'an ve Hz.Muhammed dışında her şey palavra, zırva ve deli saçmasından ibarettir benim için. Asıl din düşmanları cahil insanlardır. Kutsal değerleri ve halkın din duygularını sömürmekten başka hiçbir şeye faydaları yoktur.

Tarikatçı dinciler sadece ülkemiz için değil tüm dünya için bir tehlikedir.

Fark burada.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 28, 2006 6:48 PM

Ellerinize sağlık Mustafa bey. Yazımı çok beğendim.

Saygılar,

Ataman Ertuğrul

Yazan: Ataman Ertuğrul Tarih: April 28, 2006 9:05 PM

siteye ilk defa girdim ve ilk yazıyı okuyordum. ve yazı üzerine bir yorum bırakmak istedim. yalnız bırakılan yorumlar konuyu öyle bir yere taşımışki hangi mesele üzerine fikir belirtmem gerektiğine karar veremedim.yazıları okuyunca şunu daha iyi anladım.bu ülkenin ileriye gidememesinin nedeni yorumlardada görüldüğü gibi hep bir yargıya kapılıp kalma. ve olayları farklı yönlere sürekleyerek( bilerek mi bilmeyerek mi bilinmez.. inşallah değildir) asıl meseleden sapma. bir insan kürtlerin içinde 4 yıl kalınca nasıl asırlık kültürü bir çırpıda anlayabilir. yada nerden bulduğu bilinmez bir kitaba bakarak bir insan hakkında yargıya kapılıp ve düşüncesiyle nasıl gurur duyar? hatta işi ileri götürüp bir kimseyi görüşünden ötürü şucu bucu diye nitelendirmek bu ülkeyi nasıl ileri götürür. yada kime nasıl hizmet eder.
vede en önemlisi eleştiri düzeyini öğrenememek. ahlak unsurların dışına çıkmak ta en kötüsü.
kimsenin türk kürt nurcu ermeni... olması olay hakkında doğruluğunu ispatlamaz.ve en iyi olduğunu göstermez.. lütfen düşüncelerimizi önce kendi zihin süzgecimizden geçirerek yorumlayalım. kimse tarafından yalnış anlaşılmak istemiyorum. amacım bildiklerimizi tekrar hatırlatmak...
saygılarımla....... a. z.

Yazan: zencir Tarih: April 30, 2006 7:18 PM

ataman ertuğrul bey sizin kürt düşmanı oldugunuz bellı beddiüzzaman bir kürttü ve daha nıcelerı var biz kürt halkıolarak kendimizi biliyoruz yıllarca destek verdık sızlere hak bu degldir zamanla gorulecek ...

Yazan: heval___ Tarih: May 7, 2006 11:30 AM

bu devletin kurucu insanları sadece türkler olarak geçiyor kürtler ve diğer etnik guruplar neden hiçe sayılıyor türkiye türktür soylemi beni çok üzüyor ben kendimi böyle türk malı,kölesi olarak görüyorum bu devleti kürtler kursaydı acaba türkler kendilerine kürt denmesini isterlermiydi

Yazan: ahmet Tarih: May 8, 2006 5:21 PM

Bunu tartışmanın bir manası yoktur, bu tartışmanın öğretici ve yararlı bir yanı da yoktur. Sadece safları sıklaştırır, herkes kendi inanmak istediği tarihi geçmişe inanır ve onu savunur ama kesin olarak ispatlanması da pek mümkün değildir savunulan tarihin.

Olaylar yerine fikirler üzerine tartışmak daha olumlu gözükse de onu da becerebileceğinize pek ihtimal vermemekteyim mevcut yazılardan dolayı.

Konu yorumunda ise ideoloji taraftarı olmayan bir müslüman olarak, Saidi Kürd-i olarak bilinen şahsın samimi olmadığını ve cumhuriyet düşmanı olduğunu söylemek mümkün; fakat onu suçlamıyorum.

Herkes kendi düşüncesi etrafında incelenebilir. Bir komünist ile kapitalistin konuşmasında haklılık neye göre belirlenebilir? İkiside kendi düşünce sisteminde haklıdır, sizin tartışmanız da buna benzemkte. İlk önce Tartışmanın kıstasını belirlesniz. Mesela ortak doğrunuz nedir ve buna göre kim haklıdır, diye bişey söyleseniz.
Örneğin ortak doğru Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ve laik olması ise bunu temel alarak tartışınız da komünist-kapitalist tartışmasındaki belirsizlik yaşanmasa..

Yazan: ne farkeder Tarih: May 10, 2006 4:00 AM

Şu ana kadar yapılan yorumlarda Saidi Nursinin Deccal Süfyan kelimeleri ile neyi kasdettiği ve/veya bağlılarının nasıl yorumladıkları konusu sansürlenmiş.Suç sayılacağı için herhalde.Eğer Cumhuriyete ve Atatürke günahlarıyla sevaplarıyla düşman değilseniz surda bir gedik açıp yani devleti yıkıp ancak Allaha doğru kul olabilineceğine inanmıyorsanız -ki ben inanmıyorum- şu Deccal Atatürk Süfyan meselesini bir açıklayın da Saidi Nursinin kitaplarını bir şeyler öğrenmek maksadı ile de okuyabilelim.

Yazan: yenalkullap Tarih: May 14, 2006 8:26 AM

Kürt sorunuyla ilgili bir tartışmanın Said Nursi'de düğümlenmesi ilginç. Said Nursi'nin kürtçülük gibi bir meselesi olsaydı sanırım takip edenlerinin de kürt olması ve Kürtçülük söylemlerine sahip olmaları gerekirdi. Fakat bildiğim kadarıyla Said Nursiyi takip eden çeşitli nurculuk fraksiyonlarının başındaki insanlar ve onların takipçileri büyük çoğunlukla Türklerden oluşuyor. Yani ya bu insanlar Said Nursi'yi yanlış anlamış ya da biz yanlış anlıyoruz. Bence Said Nursi veya Kürdi, Kürt sorununun çözümü açısından iyi bir çıkış kapısı olabilir. Bir Kürt ilahiyatçının Türk ve Kürtleri biraraya getiren bir cemaat/örgüt yapısı oluşturması ve doğuda pozitif ilimlerin ve din ilimlerinin beraber okutulduğu bir üniversite kurma çabaları üzerinde konuşulması gereken konular. Millet olarak işimize gelmeyenleri sınıflandırıp yaftalamak gibi bir yapımız var. Laftan çok icraate bakmak gerekiyor. Said Nursi hayatı boyunca hep çatışmadan uzak durmuş. Şeyh Said ayaklanması konusundaki tavrı bunu açıkça gösteriyor. Ve taraftarları da bölücülük yapmıyor, herhangi birinin ne birini öldürdüğünü duyduk, ne bir bölücü faaliyet içinde olduğunu. Tam tersi diyalog diyorlar, barış diyorlar. Ve öyle de davranıyorlar. Hepsi kuzu gibi insanlar. Bu yüzden söylenenler laf-ı güzaf... Herkes hakkında herşeyi söylemek mümkün. Tutarlı olmak için elle tutulur bir şey ortaya koymanız gerekiyor.

Yazan: blue Tarih: May 14, 2006 10:36 PM

Çok güzel olmuş. Özene bezene yazmişsiniz. İnşallah şiirleriniz ve romanlariniz çoğalir. Biz de okuruz.

Yazan: tuğba Tarih: May 14, 2006 10:39 PM

Türklerle beraber kanımızı döktük, onlardan ayrılmadık ve ayrılmak istemedik ve istemeyiz."

demiş ler bu sebeple isyanlar cıktı musul kerkükten olduk değilmi biz ayrılmadığımız için saidi kürdi TÜRK lük yok kürtlük var demiştir öyle değilmi. Devletin biz beraber carpıştık propagandası ile yanına cekmeye çalışan kürtler bu gün musul ve kerkükteki tüm TÜRK unsurları yok ederken siz burada yazılarınız la neye dayanarak kürtleri savunuyorsunuz... İçlerinde gercekten llayıkıyla savaşanlar yok mu? elbette var (ÖRNEK:Karayılan) ama bu istisnalardır

Yazan: tugay emre Tarih: May 18, 2006 6:28 PM

Bu siteye yeni girdim o da tesadüfen oldu.Bazı yorumları okudum.Bir noktadan sonra Said-i Nursi üzerine yoğunlaşmış yorumlar.Birileri söz konusu kişinin Kürtçü olmadığını savunurken birileri de tam tersini savunuyor.Bu insanı anlayan bir insan bu insanın ırkçılık yapabileceğine ihtimal bile vermez.Hz. Muhammed in ırkçılık yapabileceğini söyleyebilirmisiniz.1920lerde bir kürdistan kurulmuş olsaydı herhalde bugünkü Kürt düşünürler Said Nursi nin o zamanlarda vatn hainliğini yaptığını söylerlerdi-bir kısmı-.Çünkü onun yaptıkları bir kürdistan oluşumunu engelliyordu. Said Nursi nin bile bir Kürtçü olduğunu idda edenler böylece KÜRDE karşı olduklarını haykırıyorlar.Said Nursi'yi bile kabullenemeyenlerle nasıl kardeşçe yaşayacağız anlayamıyorum doğrusu.Bu zihniyete sahip olanlar azınlıkta bile olsalar sonuçta ülkede en hakim zümre konumundalar.
Ben anlamıyorum bir şeyleri,aslında cok şeyleri anlamıyorum da neyse.Bana göre bir Kürdistan Kürtlerin hakkıdır.Küçük de olsa bunu hakkediyorlar.Atlantikte bir dairenin yüzölçümü kadar olan bir adada bile olsa olmalı bir Kürdistan dünya haritasında.Bu ülkede yaşayan Türklerin çoğu Türklüğe kan bağıyla bakıyor.3 mayısta Türkçülük gününü o anlamda kutlayacaklar ben gariban Türk vatandaşlığını kabul eden Kürt Türk vatandaşlığımın keyfini çıkaracağım.Ohh ne hoş şey.Ben Türk ve Kürt milletine tek bir isim verilmesini istiyorum.İçinde ne Türk ne de kürt kelimesi olsun.Belki bir hayal bu ama bu beni tatmin ederdi.Başka türlüsü zor gibi görünüyor birlik için çünkü, bunu bizzat Türk tarafı-bir kısmı-engelliyor bence.Eğer Kürtlere bu şekilde yaklaşırsanız kusura bakmayın ama onlarda ayrı bir ülke isteyeceklerdir-bu şekilde yaklaşılmadığında da isteyenler tabiki olacak-.
not:yazım imla hatalarım çok olabilir çünkü internet kafedeyim daha fazla zaman ayıramazdım.
saygılar

Yazan: ozan Tarih: May 21, 2006 10:28 PM

Ozan Bey,

maşallah döktürmüşünüz.

güzel kardeşim bu ülkede "salt Türklerin" yaşadığı bir bölge mi var ki oraya "Türk-istan" diyeceğiz, "salt Çerkezlerin" yaşadığı bir bölge mi var oraya "Çerkezistan" diyeceğiz, "salt Lazların" yaşadığı bir yer mi var oraya "Laz-istan" diyeceğiz,"salt Kürtlerin" yaşadığı bir yer mi oraya da "Kürdistan" diyeceğiz. öyle bile olsa böyle paraçalara mı bölelim? burası Türkiye kardeşim Türkiye...

Ama dediğiniz gibi Atlantik'te bir yeriniz olmasını istiyorsanız buyrunuz Bush efendiye başvurunuz. size bir yer satabilir belki.

Saçmalığın dikalası bu. Kürdistan diye bir yer haritada olmalıymışmış!!! (Eğer olmayacaksa da atlantikte bir yer istemişiniz ki buna lafım yok buyrunuz)...sevsinler. sen ne dediğinin farkında mısın? Emperyalizmin Türkiye'yi küçültüp elini kolunu kırma projesinin aktif ya da pasif öznesi olmaktan vazgeçin. ırkçı ve bölücü söylemlerle hiç bir yere varamazsınız.

Bak Hz. Muhammed diyorsun, Said Nursi diyorsun. bu insanlar din çimentosunun birleştiriciliğinde, ırk ve millet ayrımının karşısındadırlar. "Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü yoktur" der Hz.Peygamber. kim ahlakta daha öndeyse odur efdal olan. "Sizin en hayırlınız insanlara en faydalı olanınızdır" buyurur. bunlara bak sen. gerisi tek kelime ile bu ülkeye, bu millete ihanettir. ben Diyarbakırda doğan, Edirne'de doğan, Sivas'ta doğan, Muğlada doğan insanlarımı kardeş biliyorum, kendi insanın biliyorum. onların tarihsel ve ırksal kökenleri beni ilgilendirmiyor. ilglendirmemeli.

Acaba kaçımızın köklerinde Hititlilik, Urartululuk, Frigyalılık var? kaldı ki, tarihsel olarak çok daha sonra çıkan bugünkü etnik isimlerin ne ehemmiyeti olabilir ki? Bu ülke hepimizin. elinize bir cetvel alıp şurası Kürdistan olmalı burası Çerkezistan olmalı derseniz bu ihanetin daniskası olur.

Ondan sonra da devlet bizi eziyor diyorsunuz. Türkiye'nin sevinciyle sevinmeyen, Türkiye'nin vatandaşı olarak kendini istemeyen, acaba ne yapsak da şuradan kendimize bir harita çıkarsak diyenlere başka ne yapılmasını bekliyordunuz? Siz hele gidin de bunu ABD'de yapın bakalım. ABD'de nüfusun en büyük kısmı Alman kökenli insanlar. bu insanlar desinler ki şurada "Almanistan" olsaydı ne iyi olurdu. bunu 1 kişi diyebilir mi orada? ya da Almanya'da yaşayan Türkler ve Kürtlerin Alman makamlarından böyle bir talebi olabilir mi?


kendinize gelin. Daha çok demokrasi daha çok özgürlük daha çok eğitim daha çok katılma hakkı talep ediniz. buna kimsenin söylediği bir şey yok. bunu hepimiz istiyoruz zaten. ama ayrılıkçı ırkçılık tek kelimeyle lanetlediğim bir şey. yapana da yaptırana da yazıklar olsun

Yazan: nuri saglam Tarih: May 22, 2006 2:03 AM

Nuri Bey,
Bir kere ben illede bu ülkede Kürdistan olmalı demiyorum.Kuzey Irakta olabilir.Ya da Kürtlerin yaşadığı başka bir coğrafyada da olabilir.Bence dünyanın neresinde olursa olsun bir kürt devletine karşıdır Türkiye.Ben atlantikte bir ada derken bugün orası da kürtlerin yaşadığı bir yer olsaydı ve bağımsızlık isteselerdi Türkiye buna karşı bir siyaset izlerdi demeye çalıştım.Siz hemen emperyalizm falan demişsiniz.Ya ben bu emperyalizmden bıktım ya valla bıktım bu kelimeden.Tamam anladım Türkiye homojen bir nüfus dağılımına sahip değil.Türkiyede bir federasyona bile zemin misait değil.Bir federasyon bile ülkedeki tüm kesimlerin zararına bir gelişme olur herkese beraberinde büyük acılar getirir ama;sınırlarımızın ötesinde böyle bir şey söz konusu değil neden buna da karşı çıkılıyor.Şimdi karşı çıkmanın da bir adabı var.Resmen kürtleri yabancılaştıracak bir karşı çıkma bu.Irkçılık kokuyor.
Sizin Amerika benzetmenize de pes doğrusu.Birbiriyle uzaktan yakında ilişkili olmayan örnekler.O zaman ben şöyle bir şey söyleyeyim:Oradaki Almanların bir devleti var,Türklerin de var diğerlerinin de durumu kürtlerinkinden daha kötü olamaz.Kürtler ortadoğuda yaşıyorlar ve ortadoğuda devletsizler.Bunu unutmayın.Kürtler göçmen değiller ki bu coğrafyada.Daha sonra oluşmuş kimliklerin bir önemi olmasaydı bugün dünya haritası böyle şekillenmezdi.Bütün samimiyetimle söylüyorum kimlik,devlet gibi şeyler benim için çok önemli değil ama;ne yapsanız olmuyor bir yerden sonra kendinizi aşağılanmış hissediyorsunuz.Benim Diyarbakırda,Muğlada ya da bşka bir yerde doğmuş insana kaşı bir kinim niye olsun.Tabi ki benimde kardeşimdir.Onların dini,dili,ırkı ne olursa olsun farketmez.Ben buna karşı bir şey söylemedim ki.Ama vicdanımın sesini dinliyorum.Dünyaya bir bakın.Siz dünyayı Türkiyeden ibaret görüyorsunuz gibime geliyor.
Ben dünyanın bugünkü durumunda şunu söylemeyi kendimde bir hak olarak görüyorum:Ya dünyada hiçbir ırkın devleti olmasın ya da her ırkın bir devleti olsun.
Saygılar.

Yazan: ozan Tarih: May 23, 2006 5:12 PM

Ozan Bey,

Gecikmiş bir milliyetçilik telaşının (:Kürt milliyetçiliği) bir başka geç-milliyetçiliği (:Türk milliyetçiliği) nasıl azdırıp saldırganlaştırdığını ve kendi koyduğu kurallara uyarak karşı tarafı oyuna zorladığını görmemek doğru olmuyor. Türkiye, lanetli bir bölgenin, Ortadoğunun bir ülkesi; coğrafyası başına çok belalar açabiliyor. Etnomilliyetçiliklerin birbiriyle tepişmesi, bu ülkenin felaketten felakete sürüklenmesine sebep oluyor. Ortada bir sorun var, evet, ve bu sorunun değil kendisi, adı bile sorun oldu onyıllarca bu ülkede, düşünün yani! "Karda dolaşanların kart kurt sesleri" absürdlüğünden "Kürt sorunu" sözüne gelebildik az gidip uz gidip dere tepe düz edip. Şimdi serinkanlı olma, akılcı düşünme vaktidir. Bir sorunun çok çeşitli parametreleri olur. Birini veri alıp diğerlerini gözardı ederseniz, problemi çözemezsiniz. Çokboyutlu, çokyönlü analiz çabası gerekir. Biraz da böyle düşününüz.

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 24, 2006 1:19 PM

Kurtuluş savaşında karşılaşılan en büyük sorun yeniden ordunun kurulması bir başka deyişle asker toplanmasıydı. Halk fakir, yorgun ve umutsuzdu. Yunanlılar ciddiye alınacak bir halk direnişi ile karşılaşmadan izmire çıktılar. Ali beyin(kel ali/ali çetinkaya)ve bekir sami beyin ellerinde kalan askeri güçle yaptıkları direnişler ve halkı harekete geçirme çalışmaları da bir sonuç vermedi. Kurtuluş savaşının asıl ana cephesinde kıymeti harbiyesi olan bir direnişi başlatan, hem yunanlılarla ve iç isyanlarla mücadele eden çerkez ethemin kuvayı seyyaresidir. Kuvayı seyyare sayesinde kuvayı milliyenin kurulabilmesi mümkün oldu. Kuvayı seyyare kuvayı milliyenin embriyonu olmuştur. Turgut özakmanın çılgın türkleri maalesef gerçekleri dile getirmiyor tam tersine gerçekleri tersyüz ediyor. Özetlersek: 1. Kurtuluş savaşı militer(subaylar)ve paramiliter(çerkez ethem/teşkilatı mahsusa)güçlerin öncülük ettikleri ve bizzat en ön safta katıldıkları bir savaştır. Bir halk savaşı değildir 2. Daha sonraları liberal kadroları ezmek için kullanılacak olan istiklal mahkemeleri de kurtuluş savaşında en önemli sorunu oluşturan asker kaçaklığını önlemek için kurulmuştur. Bu mahkemelerin üyeleride askerler ve bürokratlardır. 3.kurtuluş savaşının bir halk ayaklanası olmadığını anlamak için birinci meclis tutanaklarına bakmak ve hatta ismet inönü'nün o dönemlerdeki konuşmalarını okumak bile yeterlidir. Son söz: popüler tarih yazalığı da ciddi ve bilimsel sorumluluk isteyen bir iştir. Tarih çocukları uyutmak için söylenen bir masal değildir!

Yazan: ERGİN TOYER Tarih: May 28, 2006 1:27 PM

"Son söz: popüler tarih yazarlığı da ciddi ve bilimsel sorumluluk isteyen bir iştir. Tarih çocukları uyutmak için söylenen bir masal değildir!"
[ET]

Aaah ah, bunu bi de Çılgın Türkler anlayabilse!

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 28, 2006 11:49 PM

Sayın Mustafa Bey;

Bediüzzaman hakkındaki yazdıklarınıza, doğal olarak farklı farklı yorumlar yapılacaktır.Ama bu kadarınada pes doğrusu, ben kendim olsam, bilmediğim konu hakkında bu kadar direteceğime, gider en azından küçük bir araştırma yapıp, doğru sayılabilecek fikirler ileri sürerdim!

Ama ne yazık ki durum böyle değil, kulaktan dolma bilgilerle herkes Tarihçi kesiliyor başımıza!

Birde şu noktayı vurgulamadan geçemeyeceğim!
Şu Çılgın Türkler! kitabında Kürt varlığından söz erttiniz, evet bu gerçek yadsınamaz.Sadece Kürtler mi, çerkezler, çeçenler vb... soydaşlar hepbirlikte tek yürek olmuştuk!

Ama ne yazık ki, tüm bu unsurların hem din ve hemde soy kardeşi olmasına rağmen, günümüzde bölücüler en sonunda bizi farklı farklı göstererek parçalama eylemlerinde ilerliyor!

Yazan: Tuğtegin YÜCETÜRK Tarih: May 31, 2006 12:11 PM

Ozan Bey;

Valla pek şaşırmadım doğrusu sözlerinize,

Bugünlerde meydan boş nede olsa kim ne kadar sallayabilirse!

Ama şu tezatın farkına varmamışsınız.
Yazınızdan Bediüzzaman'a azda olsa sempatiniz olduğunu anladım.Ve kürt milliyetçiliği yapmadığını da vurguladınız!

Ama gelin görünki sizin söyledikleriniz tamamen farklı ve son derecede yersiz gözüküyor!

Ortaya bir kürdistan (hiçbir zaman olmayacak!!!)fikri atmışsınız sonrada Atlantik gibi uyduruk bir yer örneği verdiniz.Acaba siz ne dediğinizi anladınız mı?

Nuri Bey, o noktaya çok iyi değindi!Eğer o kadar meraklıysanız, Birdaha kesinlikle gelmemek üzre Türk Yurdundan çıkın ve kendi başınızın çaresine bakın.Ama Türk Yurdunda, bir çakıl taşını bile oynatamazsınız, bu böyle biline!

kürtmüş, çerkezmiş, lazmış,

Arakadaşlar 1 dakika düşün Allah Aşkına!

100 yıl çnce böyle bir sorun vb olay varmıydı acaba?

Nedense 1950'lerden sonra patlak verdi bu tür kışkırtmalar!

Ama şunu herkes bilsin ki, kürdüde, çerkezide, çeçenide saf be saf Türk Boyudur.Bölücüler sadece ve sadece kendilerini avutmakla yetinsinler!

Yazan: Tuğtegin YÜCETÜRK Tarih: May 31, 2006 12:22 PM

"Ama şunu herkes bilsin ki, kürdüde, çerkezide, çeçenide saf be saf Türk Boyudur.Bölücüler sadece ve sadece kendilerini avutmakla yetinsinler!"

Cehaletin ya da kör parmağım gözüne palavranın böylesine pes!

Yazan: metin-thePoor Tarih: May 31, 2006 3:23 PM

Sayın Tuğteğin Yücetürk,

Neden sizde Nuri bey gibi yorum yapamadınız.Irkçılığınızı buraya döktünüz.Buyurun dünya sizin olsun,istemiyorum.Ama mutlu,huzurlu bir yaşam sürmek istiyorum.
Demek ki burada yazan bir tek siz kulaktan dolma haberlere sahip değilsiniz.Çok da iyi bir tarih bilinciniz var!Neden 100 yıl önce böyle bir sorun yokmuş diyorsunuz.Buyrun sitesine girdiğiniz şahsın kitabını okuyun en azında sayın bilgem.

Yazan: ozan Tarih: May 31, 2006 6:48 PM

Sayın Ataman ERTUĞRUL
Yorumlardaki bir yazınızda Said Nursi'nin bir kitabına değiniyorsunuz.Ve kitapta Bediüzzaman Said Nursi'nin kendisinden Kürt diye bahsettiğini belirtiyorsunuz.Doğrudur efendim Bediüzzaman Kürttür. Ve çağına ışık saçmış bir alimimizdir. Fakat Peygamber değildir. İlginç olan nokta yazılarınızı ispatlamak için kaynak göstermeniz ve en başta bir hata yaparak bir alime Peygamber demenizdir.Burada bir bilgi eksikliği görüyorum.Toplumumuzda küçücük çocuklara bile sorsak son peygamber kimdir diye hepsi Hz. Muhammed der.Bunu bile bilmekten aciz bir insan olarak bu konulara daha dikkatli girmenizi tavsiye ederim. Ayrıca ben bir Türk olarak Mustafa Bey'in söylediklerine canı gönülden katılıyorum. Allah bizi eşit olarak yarattı.HİÇ BİR IRKIN HİÇBİR IRKA ÜSTÜNLÜĞÜ YOKTUR...Peygamberimiz Hz. Muhammed demiyormu ki hepiniz tarağın dişleri gibi eşitsiniz. Hiçbirinizin diğerine üstünlüğü yoktur. Madem insan haklarını düşünüyoruz madem insanız bizim gibi insan olan Kürtlere de lütfen insan gibi davranalım. İşte büyüklük budur. İnsanlık budur.....
Saygılarımla...

Yazan: ecenas Tarih: June 12, 2006 2:13 PM

mustafa akyola katılıyorum çünkü kürt milleti cumhuriyetten sonra yok sayıldı 1934 haydi türkçe konuşalım kampanyasıyla insanlar sokaklarda türkçe konuşmadıkları için dövüldü 1980 darbesiyle kürtçe yasaklandı kürtlerin dili yasaklı dil ilan edildi tarihinden korkuldu bazıları 1921 anayasasının bazı maddelerini görmezden geldibu halk hep ezildi bazen ağa bazen devlet bu insanlar küstürüldü neden ben türkçe bilmeyen dedemle kürtçe konuştuğum zaman tepki görüyorum bende türklerden soğudum neden çoğu kürt çocuğu türkçe bilmediği için okullarından ayrılıyor bu devletin ismi neden anadolu cumhuriyeti değil neden tarihinde ırkçılık görülmemiş topraklar ırkçılık görüyor etki olduğu için tepki mevcut izmir torbalıdaki olaylar bunun kanıtı değilmi kaçtane kürt vatandaşı türk oldukları için birilerini dövmüştür kürtler hiç bir zaman ırkçı olmadı bu insanlara hiçbir zaman güven verilemedi güçlü hissetmediler kendilerini onun için ellerindeki taşlarla kendilerini bir kereliğine güçlü hissediyorlar yaptığım hatalardan hep kürt damgası yedim hep pkk lı görüldüm sebep?bezim dedelerimizde ölmüşse bu vatan için demek ki bu devletin kurtuluş düzenini türklere borçlu değiliz sadece eğer öyleyse islamın sancaktarlığını yapmış eyyübiyede çok şey borçluyuz ki öyle oda kürt tü bunun için ne demeli

Yazan: kinyas Tarih: June 20, 2006 8:51 PM

Türk diye tek başına bir kavim yoktur.

Türk diye göçmenlere derler.
Ve de özelliği göçmenlik olan bir yerdir burası.
Amerikanın keşfinden önce biz vardık.
üstelik bizim hiç kluxkalnımız olmadı.
TAM BİR SOSYOLOJİK MUCİZEYİZ.

Bu topraklara türkiye diyen batılardı.
Burada neyi gördülerse ala-turca diyen batılardı.
o halde burada yaşayan insanlara da türk denir.
bu kadar basittir yani.

Biz Hiçbir zaman insan olarak hayatı zorlaştıran kimsler olmadık., pratik olmalıdır yaşam.

Anlamadım bu topraklara ne ad vereceksiniz ?

Bu ülkede, binlerdir yıldır göçmenler yani boşnaklar, gürcüler, çerkesler, türkmenler, oğuzlar, tatarlar, araplar,.... rumlar, kürtler, lazlar binlerce yıldır göçerek, olana karışarak bir potoda kaynaştılar.

ben Türküm

Şimdi ben tatar mıyım ?

siz beni tatar olarak mı hayal ediyorsunuz ?

yoksa Türkmen olarak mı ?

Veya ben azeri miyim ?

ne kadar tatar değilsem o kadar kürt değilim.
veya ne kadar tatarsam o kadar kürtüm.

bu bir saçmalık.
ve içinden çıkmaz bir durum.

kardeş siz şunu hazmedeceksiniz.

burası göçmenler ülkesidir.

tarihin tek ülkesidir.

Burası Avrupanın bugün yapamdığını bin yıl önce yaşamış bir uygarlıktır.

Siz onların kavramramlarıyla düşündükçe duvarları örersiniz.

bugün ingilterede parklar bile bölünmüştür.
kimse size deklere etmez ama siz bilirsiniz. herkes bilir ki, burası pakistanlıların gittiği park. Burası ise asilzade ve sahip ingilizlerin parkıdır. Herkes kendi parkınadır.
kimse kimsenin parkına gitmez.

siz onlara bakıp, burada böyle "cin cin" yazılar yazıyorsunuz. Kitabı eleştirecekseniz başka türlü eleştirin.

Burada herkes evsahibidir.
böyle bir ülkedir.

Eğer BEN türk kelimesi ile EV SAHİBİ olmayı temsil ediyorsam , o halde bana SAHİP diyen, çiftiğimde beni yalpazeleyen Hintliler nerde ?

yoktur böyle bişey.

Fakat denizden uzak hangi şehirler varsa o şehirler fakirdir.
liman şehirleri daha zengindir.
italyada da böyledir.
brezilya'da da böyledir.
istanbulda'da böyledir.
feodalite liman kentlerinden yıkılır ve en son denizden uzak noktalara ulaşır.
hep beraber feodalitenin kırıntılarını en uzak yerden bile kazımak işimiz var.
genç kız ölümlerinin son bulmasıdır savaşımız.


yoksa ingiltere ordusunda 1900 lü yıllarda ,3 milyon hintli asker ölmüştür. Başlarında sarıklarıyla ölmüşlerdir. kıyafet serbestliği vardır yani( ironi).
Ama sadce anzaklar için ağıtlar yakılır, o hintlilere bir aman diyen çıkmamıştır daha.

halbuki biz burda beraber öldük.
ona kürt denecekse bana ne denecek ?

size bir bilmece; ben neyim ?

Yazan: knz Tarih: July 5, 2006 2:02 AM

Siz, kimlik problematiğinin özünü anlayamamış, bazı doğruları yanlış bir çerçeve içinde söyleyerek o doğruların da doğruluk değerini iptal eden, etnik kimlik sorununu etnik milliyetçilik sorunu sanan bir kişisiniz.

(Uzunca bir zamandır bu bloga girmiyor, girsem de yazılanlara alıcı gözle bakamıyorum. Bugün şöyle bir geçerken uğradım ve bu yorumunuzu okudum. Okuyunca da dayanamayıp bu birkaç cümleyi yazma ihtiyacı hissettim. Cevap yazarsanız muhtemelen göremeyeceğim. Beni yazdığınızdan haberdar etme inceliğini gösterirseniz memnun olurum. jazzetta.wordpress.com adresindeyim. Zaten oraya da davetlisiniz!)

Yazan: metin-thePoor Tarih: July 6, 2006 4:11 PM

soru hala orda. nesillerdir melezleşmiş çoğunluğa, yani şehirleşmiş olan çoğunluğa; hadi kendine bir klan bul deniyor.

Bu klanlaşmaya kafayı çok takanların sonlarının klux klan olduğunu da biliyoruz..

Şimdi amaerikalıyım, ben amaerikanım diyen insanları düşünün.

onlar da yaşadıkları toprakların adı ile anılıyorlar.

Osmanlı zamanında bu yabancılar topraklara türk eli diyordu. burda ne adet , ne gelenek görseler Ala turca diyorlardı.

Biz de yüzyıllardır kimlikleri bu pota da ertimiş, klanlaşmadıkları için uygar ve şehirli
olan insanlardık. Bir potada yaşayan insanlar
pratik olurlar. Ne dili, ne dini kafalarına takmazlar. Birlikte yaşamının bir yolunu bulurlar. Pazar da mutlaka anlaşırlar.

neticede türkçe ama, pratikte türkçe.
bri uzlaşma dili. bu ülkede bir boşnak bir kürtle hangi dilde anlaşacak ? Onun gibi.

aramızda anlaşmışız ve türkçede karar kılmışız.
"consensus" dedikleri pek moda bir kelime.
hani yabancılar söylediğinde kelime pek alacalı durur ya,.sanki o kelime aniden keşfedilmiş ve daha önce o kavram hiç yokmuş gibi .

türkçe insanların uzlaşma dili olarak buluştuğu bir dildir.

amaerikada yaşayan melezler de ingilizcede
karar kılmış.

bu resmi dil değil, uzlaşma dilidir.
aynı zamanda resmi dil de olmuştur ama asıl önemi uzlaşma dili olmasıdır.

Neden hayatı zorlaştıran makaleler yazıyorsunuz.

yaşamın prtaiğini görmezden geliyorsunuz.

Hayır efendim, etnik kimlik sorunu olan benim.

çÜNKÜ ben bu ülkede "klan"sız çoğunluğunluğum.

bana ne diyeceksiniz ? beni ne diye adlandıracaksınız ?

yalnız yazımdan şu yanlış anlaşılmasın, yaşayan bir dili yasaklamak ancak akılsız yöneticilerin yapacağı bir şey. Bu yakın tarihimizde oldu ama geldi geçti işte., O zaman hala bir neyi anlamıyoruz ?

Yazan: knz Tarih: July 8, 2006 8:04 AM

Sayın akyol iyi hoş şu çılgın kürtler demişsin de ben cahil bir adamım fakat bu kürt sorunu denen meselenin sizin gibi ne mutlu türkküm diyene yerine kürtüm diyene çılgın türk yerine çılgın kürt böyle sözler asıl bu sorunları ortaya çıkarıyor biz kimseyi ayırmıyoruz ne demiş ATATÜRK türkiye sınırları içinde yaşayan herkez türktür neyi ayırıyorsunuz bizler aynı kaderi paylaşıyoruz aynı ırktan geliyoruz cevabınızı bekliyorum TEŞEKKÜRLER

Yazan: bahadırhan öztekin Tarih: July 8, 2006 3:27 PM

Aynı ırktan gelmemiz şart değil.

Biz, bu topraklarda yaşayan insanlar bile kendi ilginçliğimizin farkında değiliz.
Dünyanın en eski melez coğrafyası burası ve bir model olabilcek herşey var burada.

bizi bir arada tutan ne ?
ne ırktır ne de din ?

din insanları birarada tutmaz. Irak ve afganistanı görüyorsunuz.

ırk bir arada tutmaz,. onu da görüyorsunuz ?

peki şu kurtuluş savaşının tılsımı neydi ?

ben onu yazdım.

tılsım burası dünyada göçmenlerin buluştuğu en son yerdi.

gemilerle insan en son yurda geldi ( kafkaslardan, Balkanlardan ..geldiler. inanılmaz bir göç dalgasıdır.

Bunu tarihte Amerika kıtasından başka yerde deneyimi yoktur. Amam onların bu süreçte sırtında kızılderili katlimamı, kluxklanlar yüklendi., insan tarihinde 300 yıl 400 yıl çok kısa süredir. ONLAR DAHA GÖÇÜN İLK DALGASININ SORUNLARINI YAŞARKEN, bizler çoktan dönüyorduk, üstelik ikinci büyük göç dalgasını yaşadık.

Amerikaya olan göç dalgası ile burdaki çok farklıdır., Farklılıkları görebilsek ve bir irlandalı gibi yazmasak buralarda.,
Mustafa Akyol belki sırf tartışma olsun diye bu başlığı açmış olabilir . Başlık farkında olmamayı gösteriyor., Belik sırf bunun için açtı bu başlığı. Sanki bir irlandalı gelmiş ve başlık yazmış gibi.

Kürt kürttür., tatar da tatardır, çerkes de çerkes tir.

Sorun şuydu ? Türk kimdir ?
yukarda yazdım. soru net.
3-4 kuşaktır melez olan olan çoğunluk nedir ?
klan tabiatı kalmamış insanlar kimdir peki ?

Aslında 19 yy başında frenkler bunun cevabını vermiş; fes gördüğü herkese turco derlermiş.
kürdü öyle görünce onada turco derlermiş.

Bu arada fransanın sadece % 20 sinin frenklerden oluştuğunu okumuştum. Biz de hepsine birden fenk dermişiz. alafranga deyimi olrdan gelmiş.

şimdi reklam çağı ya, mesela bir firma "cola turca" diye ürün çıkarıyor. Mustafa Akyol işiniz mi yok sizin ? Bir de bunu mu eleştiri konuusnu yapacağız ? gülüp geçeğimiz bir mevzuyu ???

Yazan: knz Tarih: July 9, 2006 6:42 AM

Bu edebi yazının içine "Terakkiperver Fırka ve Kapatılması" olayını da ekleseydiniz tam olurdu. Hadi onuda geçelim. Hala Kurtuluş Savaşımızda kürtlerin yardımı var diye iddia eden varsa onlara yarım milyona yakın can kaybımızın olduğu Kurtuluş savaşımızda bazı şehirlerimizin şehit sayısını yazmak istiyorum.

Van 36
Tunceli 30
Mus 8
Mardin 7
Kars 2
Adiyaman 12
Bitlis 63
Bingöl 8
Diyarbakir 49

Bu şehirlerimizin o yıllarda nüfusunun büyük bölümünün Türk olduğunu da unutmayalım.

hadi bunu da geçelim
Gencecik Cumhuriyete tam 49 isyanla karşı çıkan aşiretleri nereye koyalım???

Tabi biz Türk Irkçısıyız..
baştan kaybetmişiz.

Türkiye'nin etnik bir gerilime sürüklenmemesi için, her iki etnik milliyetçiliği de yenmemiz gerek. miş..

Göreceğiz. tarih yürüyor bizde yürüyoruz. Temizlenenler kalacak.

Yazan: Hakan Tarih: July 14, 2006 1:01 AM

Kürtlerin KURTULUŞ SAVAŞIMIZ sırasında çıkardıkları önemli isyanlar:


1- ALİ BATI İSYANI: (11 mayıs-18 ağustos 1919) Ali Batı isimli kürt, Midyat'ın güneyinde hayatlarını sürdüren bir aşiretin başına geçer ve İngilizlerden yardım alarak isyan eder. Amacı burada bir kürdistan devleti kurmaktır. Yaklaşık bir ay süren ve çevre yerleşimlere de yayılan bu kürt isyanı Yüzbaşı Yusuf Ziya ve emrindeki askerler tarafından bitirilir ve Ali Batı öldürülür.


2- CEMİL ÇETO İSYANI: (7 haziran 1920) Bahtiyar aşireti reisi Cemil Çeto tarafından Fransız ve İngiliz yardımıyla çıkarılmıştır. Kürt Teali Cemiyeti'nin vasıtasıyla Doğuda bir kürdistan kurulması amaçlanmıştır. Cemil Çeto denen kürt, kısa sürede yakalanmış ve öldürülmüştür.


3- KOÇGİRİ İSYANI: (6 mart-17 nisan 1921) Türkler İstiklal savaşı verirken, kürt eşkiyalar 1920 sonlarında Erzincan, Tunceli, Sivas ve çevresinde pislik saçıyorlardı. Koçgiri aşireti reisi Haydar Bey Kürt Teali Cemiyeti'nin bir şubesini İmranlı'ya açmış ve merkezi yönetime karşı geliyordu. Biraz palazlandıklarında bölgede asker kaçaklarını arayan Türk ordusuna savaş açtılar ve bölgenin kürdistan olmasını istediler. Görüşmeler ile bir sonuç alınamayacağını anlayan Ankara hükümeti bu isyanı bastırdı ve isyancılar teslim oldu.


4- MİLLİ AŞİRET İSYANI: (24 ağustos-8 eylül 1920) Urfa'da Milli Aşiret tarafından çıkarılan ayaklanmadır. Milli Aşiret'in reisi İsmail ile birlikte Halil, Bahur, Abdurrahman ve Mahmut adlı elebaşıları, Doğu'da bir Kürdistan Devleti kurmak düşüncesi ile ayaklanmışlardır. Büyük bir kuvvetle harekete geçen asiler, Viranşehir'i aldıktan sonra Karakeçi Aşireti'ne mensup olanları öldürmüşler, fakat daha sonra yapılan çatışmada, büyük çoğunluğu ortadan kaldırılmıştır.

Yazan: Hakan Tarih: July 14, 2006 1:09 AM

birkaçını okudum şu yorumların we bazılarında gerçekten brawo dedim. bazılarında da tiksindim bu ülkede olmaktan!! hala bizi bu ülkede fazlalık olarak gören weyahut hiç görmemeye çalışan zihniyetin beyinlerini birazcık kullanmaları dileğiyle.. yazı hoşuma gitti. bir tarihçi we kürt olarak elimden geldiğince yardım etmeye de çalışırım isterseniz.. başarılar..

Yazan: mehmet Tarih: July 14, 2006 1:58 AM

bende bir kürt olarak, kürtlüğümden asla ve kat-a utanmam. bazı arkadaşların dediği gibi kürler kendilerine çeki düzen versinler, onlar garip insanlar gibi ifadeler yanlış.
ben bu ülkeyi canımdan çok seviyorum. yolda giderken kürt olduğumu bilen bazı marjinal türk milliyetçileri, bana ters ters bakarlar.
aslında bazı arkadaşların kendilerie çeki düzen vermesi gerekiyor.

Yazan: MSA Tarih: July 14, 2006 12:21 PM

"v" harfi yerine w yazmanın mantığı nedir ?

çünkü v harfi okuduğunda da w ile ile okduğunda aynı ses çıkıyor.

bakın okuyun; kava- kawa. aynı ses.

yani şunu merak ettim, bu w harfi bölge lehçesinde bundan 100O yıl öncede var mıydı ?

yooo . yoktu. yeni icat ve anlamsız.

mesela J harfini düşünürsek, türkçede ve sanırım kürkçede de j ile başlayan kelime yok; j ile başlayan tüm kelimeler yabancı ama bu harf yoksa bu sesi başka harfle vermeyiz.

mesela candarma diyemeyiz,.. aynı sesi vermezdi.
cale diyemeyiz. aynı sesi vermez.

şimdi latin harflari ister türkçeye, ister kürtçeye veya gürcü diline olsun; cumhuriyetten sonra geldi. Yani türkçeye de seninki kadar yeni girdi.

mesela Q harfine ayrıca ihtiyacımız yok.
K VE Ü birlikte okursak zaten q oluyor.

yani sanki tarihten beri w harfi varmışta, kürtçeye çok gerekliymiş gibi davranıyorsunuz.
öyle olsaydı q harfi ile yazılı destanlar falan olurdu.,

geçmişte arap harfleri kullanılıyormuş zaten.

dedim ya gereksiz.
boşu boşuna imla ile oynamayın en iyisi.

sevgilerimle,

Yazan: knz Tarih: July 15, 2006 4:51 PM

ben henüz 16 yaşında bir öğrenciyim ve su çılgın türkler kitabını tam anlamıyla anlayabilmek için 2 kez okudum bu vatanı türk kürt laz çerkez ayrımı yapmadan vatan toprakları içinde yer alan ırkların bütünleşmesiyle TÜRK MİLLETİ adı altında birleşmesiyle kurtardık ve bu halde devam ettirmeye çalışmalıyız araya fitne sokup kürt türk laz çerkez arnavut gibi insanlara ayrım yapmamalıyız çünkü hepimiz bu topraklarda yaşıyoruz ve bu topraklara muhtacız bazıları ne kadar istemesede kendileri çalıştıklarında bu vatanada bişeyler katıyor dediğim gibi eğerki bu topraklarda yaşıyorsak bi takım değerleri yitirmemek için yani 80 lere geri dönmek istemiyorsak tam anlamıyla bir bütün gibi yaşamalıyız burası türkiye cumhuriyeti ve bu topraklarda yaşayanların ırkı ne olursa olsun ister istesinler ister istemesinler nufus cüzdanlarında t.c damgası görüp türk adı altında yaşamak zorundadırlar

Yazan: firdevs Tarih: July 16, 2006 4:18 PM

SLM MUSTAFA BEY KİTABİNİZ MİLLİYETCİLİK DUYGLARİYLA VE TAMAMEN TARAF TUTARK YAZİLMİŞ BİR KİTABDİR.HALBUKİ GERÇEK YAZAR OBJKTİF OLMALİDİR AYRİCAKÜTR SORUNU DEDİĞİNİZ SEY İŞSİZLİK AYRİMCİLİK VE ASİMİLASYON SORUNUDUR....

Yazan: YETER Tarih: July 18, 2006 11:12 AM

OKUMANIZI RİCA EDİYORUM...

slm herkes birşeyler söylemiş güzel. ama kimse şunu unutmasın kürtler hayatlarının hiç bir döneminde birlikte yaşadıkları halka ihanet etmemiştir. en çok birlikte oldukları ve birlikte savaştıkları halkta türklerdir. bunu son örneğide çanakkaledir. 1. dünya savaşıdır. herke bu konuda aynı düşüncededir. peki 1. dünya savaşında kürtlere devlet kurma teklifinde bulunan ruslara, ingilizlere ve diğer devletlere neden hayır dediler? yada türklere karşı savaşma tekliflerine neden olumlu cvp vermediler sizce? bunun tek nedeni vardır. oda kürtler 1000 yıllık ilişkileri olan türklere ihanet edemezlerdi. onların inançları ve değerleri bu ihanete imkan veremezdi. ayrıca onlar savaşarak hem kürtlerin, hem türklerin, hemde diğer halkların kurtuluşu için savaştılar. ama kimse şu yanlışı yapmasın, onlar asla bu coğrafyada türkçe konuşmak için savaşmadılar, kendi ana dillerini türkçeyle beraber konuşmak için savaştılar. dillerin birbirine üstünlüğünü oluşturmak için asla savaşmadılar. kürtler dilleri yasaklansın diye ölmediler. kürtler ezilsinler diye, eğitimsiz bırakılsınlar diye, köylerinde kaderlerine terk edilsinler diye ölmediler, kürtler asla birlikte yaşadıkları halka ihanet etmediler. ama bu günü düşünün bir. onların o gün savaştıkları hangi değerler anayasal güvence altına alınmış? yada kürt beylerinin imza attığı 1921 anayası nerede? 1924 anayasından sonra meclisten atılan kürt beylerinin çoğunluğu neden atıldı? bu beyler değilmiydi halkı ikna edip, atatürkünde çağrılarıyla kurtuluş savaşına katılanlar? peki ne olduda anayasa birden değişti, bunlar neden birden meclisten atıldı? atılma sebepleri bazı şeylere karşı çıkmış olmalarından dolayı olabilir. peki bunlar binlerce şehit verdikelri bu mücadelede ne olduda meclise muhalefet oldular? birazda bunların sorgusunu yapalım. her konuya tarafsız yaklaşalım. atatürkün ileri görüşlülüğü bu günün kürtlerini neden görmedi? yada kürtler bu dönemde ihanet ediyor deniliyor. peki o gün binlerce şehit veren kürtlere neden ihanet edildi? çanakkaleye gidenler iyi bilir, sarıkamışı bilenlerde bilir. ayrıca her karış toprağa yayılmış kürt kanıda var. nerede bu kürtlerin hakkı? kimse bunu sorgulamıyor. ama konuşmaya gelince kürtler yok. kürtleri yalnızca bu günün değerleri ile yargılayan en büyük yanlışını yapar. eğer hain olsaydılar 1. dünya savaşında kendi devletlerini kurarlardı. türklere yardım etmezlerdi. ama onlar ihanet etmediler bu günde etmezler. şimdi biri çıkıp diyecek onlar o günün kürtleriydi. şimdikilerdir iyi olmayanlar. peki ne olduda kürtler en çok sevdikelri bu halkla bu hale geldiler? onuda araştırmanızı dilerim.
kendi değer ve yargılarımızı karıştırmadan kürt halkının değer ve yargılarını araştıralım...
onlar tarihinin hiçbir döneminde, hiç bir halka ihanet etmemişlerdir ve etmezlerde bunu bütün dünya bilsin. ortada birşeyler varsada bunun nedenini kürt ve türk halkının 1. dünya savaşıyla başlayan mücadelesine bakarak bulmanızı rica ederim. kürtlerin ve türklerin bu günkü durumunu yargılamak isteyenler 1910dan başlasınlar tarihi yargılamaya...

Yazan: murat Tarih: July 20, 2006 12:56 AM

bazı yorumları okudum; ırkçılıktan, milliyetçilikten nefret edenler türkiyeyi bir türk devleti gibi göstermeye çalışıyorlar ama unutmasınlarki bu devleti sadece türkler kurtarmadı türklerden çok kürt ölmüştür bu topraklarda
burası türk devleti değil türkiye devletidir..

Yazan: mehmet ali... Tarih: July 21, 2006 1:10 PM

Sayın Firdevs
Sunu kafanıza sokun artık.Türk milletini yalnızca ve yalnızca etnik olarak Türk olanlar oluşturur.Kürt milleti için de aynı şey söz konusudur.Fars,Arap,İngiliz için de.Yani Türkiyedeki Kürtler Türk milletini,ıraktakiler arap milletini,İrandaki kürtlerde fars milletini oluşturuyolar dimi.Siz okuduğunuz kitabı 10 defa da okusanız değişen bişi olmayacak çünkü o kitap zaten bunu diyor,onu anlamak için 2 defa okuyandan da ne beklenir ki.Şöle K.IRAKTA Bİ KÜRDİSTAN kurulsun da ordaki türkmenler de kürt milletini oluştursunlar bari o zaman bir birimizi anlarız. sevgiler&saygılar

Yazan: ozan Tarih: July 21, 2006 6:15 PM

sayın Knz
j ile başlayan kelime var kürtçede.hem de cok.ben 2 tanesini verim:jın(kadın)jiyan(yaşayış).Siz zaten kesin yok diye bi şi dememişsiniz ama ben sizi aydınlatmak için örnek vermek istedim.sevgiler&saygılar

Yazan: ozan Tarih: July 21, 2006 6:25 PM

sayın ozan,

çok teşkkürler. Kürtçede J ile başlayan kelime olması görüşümü desteliyor zaten.

alfabemizde ihtiyacımız olan ne varsa zaten var.

hangi ses eksik kalıyor ?

j olmasaydı eğer, o zaman bişey yapmamız gerekiyordu.,

q için dedim ya, kü yani k ve ü harfleri zaten var.

ben de size bişey hatırlatayım.

kuzey ırakta yaşayan türkmenlere neden Türkmen deniyor da, türk denmiyor ? VEYA yörük denmiyor veya tatar denmiyor ?siz onu hiç düşündünümüz mü ?

ben yazımda tam da bunu hatırlatıyordum.

kürde kürd denecekte,.

kürdün karşılığı türk değil ki ?


kendilerine şu anda ,türk denilen bir yığın nesillerdir melezleşmiş insana ne denecek ????
bari onlara bir karşılık bulun.

hayatı kolaylaştırmak varken neden zorlaştırıyoruz ki ?? ben de bunu anlamıyorum.

Yazan: knz Tarih: July 23, 2006 1:44 PM

'...bu topraklarda yaşayanların ırkı ne olursa olsun ister istesinler ister istemesinler nufus cüzdanlarında t.c damgası görüp türk adı altında yaşamak zorundadırlar' ya 16 yaşındaki bi insanın ağzından (ve bu insan bi bayan)bu sözlerin çıkmasına hayret ediyorum.anladım nifus cüzdanlarımızda t.c damgası olabilir ve bunu isteyebilirsiniz ve bizde mevcut durumda bunu yadırgayamayız ama türk adı altında yasamak zorunda olduğumuzu söylemeniz beni derinden üzüyor.kardeşim bu topraklar senin babanın tapolu malı mı? belki senin ecdadın buraların havasını solumadan benimkiler kirletmişlerdi bile buranın havasını. şimdi nasıl oluyorda sen gelip bu topraklarda benim nasıl yaşayacağıma müdahale edebiliyorsun.who are you?go out

Yazan: ozan Tarih: July 24, 2006 1:29 AM

Mustafa bey,

Şu Çılgın Türkler kitabını okumamışsınız anlaşılan. Kitapta herkesin hakkı tarikat liderlerine varana kadar layıkiyle anlatılıyor.

Neyin peşindesiniz?

Saygılar,

Ataman Ertuğrul
--------------------------------------------------
sanırım sen okumamışsın kitabı şu cılgın türkler kitabında kürtlerkurtuluş savaşında sorun cikardiisyanda bulundu diye bir satır var iyi oku kardeş..

Yazan: mehmet Tarih: July 24, 2006 7:02 PM

merahaba mustafa bey,
kitbınızı okumadım ancak en kısa zamanda edinip okuycağım.kürtler konusunda yaptığınız araştırma ve ortaya koyduklarınız eksik olsada değerlidir.birlikte yaşamayı sürdürebilmek için güzel bir çabadır.82 iki yıllık bir türkiye gerçeği orta yerde duruyor.bugün yaşadığımız acıların temelinde temelde cehalet yatıyor.allahın buyrduğu bir ggerçeklik var ben sizi kavimlere ayırdım birbirinizi tanıyasınız diye. anacak yazılarınıza yazılan yorumlardan da ortya çıktığı gibi bu ülkede kimsenin kimseyi tanıma gibi bir derdi yok.herkes kendi önyargılarını ya da kendilerine empoze edilenleri ifade etme kolaylığına kaçıyor.birilerni düşman ilan etmek veya dış mihraklar etkisiyle izah etmek kolayır.en zoru kardeşleşebilmektir.kürtelerin kahramanlıklarından bahsatmek çok da öenemli değil bu ortamda neden?çünkü kardeşlik diye tanımlanan şey şekilsiz,kolsuz kanatsızlıktır.böyle bir kürtlüğün kimseye bir faydası yoktır olmaycak da.kürdü gereçekten kardeş kabul eden anlayış onu kimliği kültürü hukuku ile kabul eden anlayıştır.o eski tarihlerde türkün yanında olan kürt böyle bir kürt idi.selamlar

Yazan: yücel Tarih: July 28, 2006 2:21 PM

bakınız görünüzki kürtleri kardeş olarak kabullenmeyen türklerdir..ama bunun gibi türklere rağmen kardeşiz diyorum ben.

Yazan: kkızı Tarih: July 28, 2006 2:32 PM

neden bu kadar kendinizi yordunuz bay akyol....ah zavallı celladınıza son sözünüz mü bu yoksa? ne hazin bir tecelli bu tanrım! celladınız size öyle bir yerden bakıyor ki ancak ve ancak boynunuzu ona uzattğınızda size güleryüz gösterecektir.. vazgeçmeyin yine de... biz kürtler vazgeçmeyene kadar sizde vazgeçmeyin..
bizi birlikte yaşamaya çağırıyorlar... duyuyor musunuz... uzak bir ülkenin lisanından dem vuruyorlar...' birlikte' yaşamak cümlesinde birlikte bana hiç bu kadar tuhaf görünmemişti..
neden birlikte yaşamak alçakgönüllüğünü gösterelim ki bay akyol.. neden yapalım bunu.. bunu yaptığımız zamanlarda karşığında küstah bir ırkçılığından başka ne gördük ki?
ve neden 2000 yıldır dağlarında dengbeşlerin ağıt yaktığı topraklarımızı bu küstah ve aşağılık ırkçılarla paylaşalım ki... biz zaten burdaydık... ve hep burda kalacağız ... gitmesi gerekenler tanrı tanımazların emmoğlarıdır...
tarihi zaferlerle tahkim edilmiş müslüman türklerin bekalarını muhafaza için biz kürtleri türk saymak mecburiyeti de nerden çıktı...
elbette kürdüz... ırakta arap değiliz ve de iranda farisi değiliz... öz be öz kürdüz... müslüman türk kardeşim ne kadar türkse bizde o kadar kürdüz...
birlikte yaşamamıza lüzum yok kardeşim... dünde yoktu bugünde yok... biz kendi alınyazımıza hükmetmek istiyoruz... dımdım destanının kahramanının öz be öz torunu olarak diyorum ki; yeryüzünde bir tek kürt kalıncaya kadar kürd vatanını istikbalini temin etmek gayesi şeref ve namus sahibi her kürdün vatan burcudur.. suriye ve ırak ve iran ve türkiye kürtleri elbette bir gün doğan güneşin altında özgür bir ülke olarak yerini alacaktır... kürt vatanının istiklali için savaşan bir kürt ancak ancak dilinin esaret altında tutulduğu toprakların hainidir.. kendi vatanını kahramanı...
gereksiz ve yarasız tartışmalar bunlar bay akyol... mutedil olmadığımı söylemeyin sakın... genç cumhuriyeti kurarken mutedil olanlar sonra bertaraf edilmşilerdi de arkalarından el sallayan da çıkmamıştı..
hayır savaşa gerek de yok... bağımsızlık zaten bir mecburiyet halini aldığında savaşan taraflar da olmayacak... mesele bu mecburiyet halinin ne zaman olacağı... kıta avrupası'nın tarihini ve etnik milliyetçiliğin sosyo ekonomik arkaplanını iyi bilenler ne demek istediğimi anlayacaklardır..
bu ateşi hiç kimse söndüremez... ne ırakta ne iranda ne de suriyede ... ve maalesef ne de bu topraklarda...çanakkalede yatanların hüviyetine bakmak icap etmediği için kürt yiğitleri kardeşlerinin yanında ' bir hilal' için canlarını feda ediyorlardı.. ama artık çok geç..
değil siz, mutedil kürtler bile söndüremez bu ateşi... bu ateş artık tenimizi yakıyor...bırakın bu ateş sadece bizi yaksın.. çekilin yolumuzdan düşman olmayalım.. bu topraklar siz burda yokken bizimdi zaten... şimdi misafirperverliğimizi alçakgönülü bir kendini beğenmişlikle selamlayın ve gidin ...
ve unutmayın bağımsızlık için savaşan her müslüman şehittir....inanmıyorsanız en güvendiğiniz fıkıh otoritesine sorun... islam tarihi birbirleriyle savaşmış müslüman milletlerin emasalleriyle doludur....sanmayın ki sadece mehmetçik şehittir.... elbette şehittir ama kürd de şehittir...değil diyenler bu defa kendi durumlarını gözden bi kez geçirsinler bakalım...müslüman kürdün istiklali bu arkadaşların mukaddesatını incitiyorsa dönüp aynaya bakma vakti gelmiş demektir...
evet bu millete kılıç çekilmez... ve fakat onlar da şarkın yetim çocuklarına ve şarkın en sevgili sultanının torunlarına 80 yıldır yaptıkları zulümden vageçsinler...
çünkü biz vazgeçmeyeceğiz..

Yazan: julien Tarih: July 31, 2006 7:40 PM

keskin sirke küpüne zarar diye bir halk sözü var.ırkçılık bugüne kadar kimseye bir fayda sağlamadı.bundan sonrada sağlamaz.türkçülük yapıp kürtlüğü şağılayan zihniyet bu ülkenin altına dinamit koyduğunun farkında değildir.bir şeyin varlığı illede diğer bir şeyin yokluğu üzerinde var olmaz.kürtler türkler ve anadoluda yaşayan ötekiler beraber yaşayabilirler.marifet birliği yaratacak adımları güçlendirmektir.yoketmek veya tekleştirmek değil.mustafa beyin ve pekçoklarının yaptığı ortak tarihimize vurgu yapmaktır.beraberliğin bizi güçlendirdiğidir.adına kürdistan denilen bir yer var mıdır.tarihçiler ve osmanlı belgeleri var diyor.kanuni sultan süleymanın tuğralarında okutulan tarih kitaplarında var.bunu ille farklı bir siyasi coğrafya olarak okumak veya farklı bir devlet olarak okumak doğru değil.önce gerçekliği doğru tanımak ve doğru yalaşmak ve hakkını vermek gerekir.bu nasıl olur?kültürel sosyal dilsel ve diğer boyutlarıyla kabul ederek mevcut sistem içersinde oturtarak olabilir.farklılıkları kabul etmek zenginliktir.selamlar

Yazan: yücel Tarih: August 2, 2006 5:02 PM

Sayın Jülien
anlatamadığım,(kendimi) Türk kardeşlerimin diliyle bi türlü ifade edemediğim düşüncemi siz onların diliyle son derece mükkemmel bir anlatım tarzıyla ve içerikle anlatmışsınız.tesekkür ederim

Yazan: ozan Tarih: August 3, 2006 2:32 PM

said kurdi hakkında yalnış yorumlar yapılmış amaca bağımsız bir kurt devletı kurmak olsaydı ermenilerle bir olup bunu gerçekleştiriirdi o ortamdada bunu engelleyecek askeri güç yoktu kurtler hain deyip masaallar anlatanlar ar şivlere bakıp utansınlar çözüm çok basit osmanlıya dönün faşist partileri üyeleriyle kaldırın (türk ve kürt) geride huzurlu bir vatan kalacaktır her ikiside osmanlı torunu değilmi kurtlar inkar etsede

Yazan: hasan erbey Tarih: August 4, 2006 6:21 PM

Sayın Julien yazdıklarınızın bir kısmına katılmakla birlikte kısaca şu kadarını söylemek istiyorum. Şehid olmak için İstiklal için savaşmak yetmez ki sadece. Birde samimi Müslüman ve mü'min olmak gerekmez mi aynı zamanda? Sizce Dağlarda istiklali için savaştığını iddia ettiğiniz PKK gerçekten böyle samimi mü'min ve müslümanlardan mı oluşuyor sadece?
Türklerin yada Kürtlerin içinde ki 3-5 ahmak yüzünden ayrılmalı gerçekten bu kankardeş iki soy.. Bence öfkeyle kalkan zararla oturur. Oturup tekrar düşünmeli ve bu ayrılığın fayda değil zarar getireceğini görmelisiniz. Adı ne olursa olsun bu topraklar ne sadece Türklerin nede sadece Kürtlerindir. Bu topraklarda o kadar kaynaşmışız ki etle tırnak misali öyle 3-5 çitle ayrılacak sınırlarla bu iki soy ayrılamaz asla. ayrılsada bu suni ayrılık dostları değil düşmanları sevindirir sadece..
Saygılarımla...

Yazan: Hüseyin Yurdakan Tarih: August 4, 2006 7:41 PM

ben julien...
bay Akyol çok meşgül olmalılar ki kendi tezini tartışmaktan imtina etmişler....oysa bilmeli ki karşısında safkan bir kürt var. altın elli han diye bilinen bedirhan-ı lebzerinin öz be öz torunu. dolayısıyla mhp de siyaset yapan kimi 'sözde' kürtlerin ki bize göre orjin olarak kürt değillerdir, sizinle aynı fikirde olmaları bizim açımızdan saygıdeğer bir argüman oluşturmamaktadır. Mhp içinde yer alan bazı kimselerin 'bende kürdüm' demeleri bizce gayri ahlaki bir tutumdur..Batı trakyada da yaşayan ya da kktc'de yaşayan herhangi bir türkün bende Rum!um demesi sizce ne kadar muteberse bazı kürtlerin de biz türküz demeleri bizce o kadar muteberdir....
sayın akyol doğrusu beybabanızdan epeyce etkilendiğiniz anlaşılıyor... weberyen ekolle kürt meselesi üzerine düşünme çabanız bence pek saygıdeğer neticede. bir türk olsaydım muhtemelen bende aynı çabayı sarfederdim. zecri tedbirlerle hangi bağımsızlık savaşı engellenebilmiş ki. iparatorluk bakiyesi bu topraklarda millliyetçiliğin pek işe yaramayacağını aklı başında herkes çok iyi biliyor zaten.. ferdi,ailevi,ictimai,iktisadi esasları mündemiç olmayan bir ideoloji. beybabanız bunun böyle olmadığını anladığında iş işten geçmişti zaten. son pişmanlık neye yarar!
80 yıldır yok sayıldıkları yetmezmiş gibi birde cezaevlerinde onurları ve izzet-i nefisleri çiğnendikten sonra beybabanız pişman olsa neye yarar... şimdi gelin birlikte yaşayalım diyorsunuz.. biz zaten birlikte yaşıyorduk bay akyol.. birlikte yaşamak istemeyen siz olduğunuz için biz ayrılmak istemiştik...
ne tuhaf! ölümümden kimse mesul değildir, garip ki bende mesul değilim diyen şair gibi...
bir türkün çabasından çok bir kürdün gayreti ancak birliği ve bütünlüğü kurtarabilir. ama bunun uniter ve de üstelik anayasasında herkesi türk sayan bir rejim içerisinde olacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz... bu saatten sonra gerçek hiç bir kürt imralı mukimine vatan ve arkadaşlarına vatan haini diyemez.derse de biz kabul etmeyiz. ve fakat çare var elbette.. medeni memleketlerde bunun hal çareleri bulunmuştur nitekim...
bizde bulabiliriz.. bakın size söyleyeyim. pkk 'yı terörist bir örgüt saymamakla beraber aynı fikriyatı paylaşmadığımı da söyleyebilirim. bunu not edin lütfen. ve fakat sizin öne sürdüğünüz gerekçeler bizce ancak bir fikir teatisinin ön çalışmaları olabilir.. esasa mütallik henüz bir şey diyememeniz sizinde kusurunuz değil. muhatabsız bir teati olamaz zaten.. söylermisiniz bay akyol muhatabınız kim?
ve sizce mümkün olabilen şey nedir?

Yazan: julien Tarih: August 4, 2006 7:49 PM

Kürtlerin Kurtuluş savaşın da ki ölü sayısı %2 dir siz sanki kurtuluş savaşını kürtler kazandırdı gi ßi konuşuyorsunuz!!..

Yazan: Mehmet Ali Türksoy Tarih: August 4, 2006 8:19 PM

kurtuluş savaşını kimler yaptı.en geniş analamıyla türkiye topraları üzerinde yaşayanların dedeleri yaptı.mustafa kemalin önderliğinde doğudan başlayarak batıda tamamladı.buna kimsenin bir itirazı olmaz sanıyorum.mesele zaten bu da değil.esas meseele beraber gerçekleştirilen kurtuluşun nasıl bazı kesilerin aleyhine dönderildiği.madem bir ev yapıldı .bu evde özgür bir şekilde oturmak herkesin hakkı.ama öyle olmadı.birileri bu ev bizim bu evde siz ancak köle olabilirsiniz deyince kıyamet koptu.her ulus onur olarak eşittir.kimse kimseden aşağı veya yukarıda değildir.öyle olmasına karşın kürtler bu ülkede kimliklerinden dolayı sürekli kovuşturmaya uğradılar ve cumhuriyetin başından beri süregelen sorun öylece devam ediyor.bu sorun yıllardır kan kaybettiriyyor.ve çözümü olmazsa dahada kaybettirmeye devam edecek.bunu bu topraklardaki insanalar hakketmiyor.insani ve makul çözümü mutlaka vardır.selamlar.

Yazan: yücel Tarih: August 7, 2006 12:30 PM

TURKUN TURK DEN BASKA DOSTU YOKTUR
NASILKI KURT KURDE YAKINLIK DUYUYOR
BENDE TURK KARDASLARIMA YAKINLIK DUYUYORUM
LAKIN
KURTLERIN PKK YA ISTER ISTEMEZ
CEVRESI TARAFINDAN TESVIK EDILIYOR
SEVMIYORUM PKKYI DESELER BILE
ICTEN BASKA DUSUNUR OLABILIR
MALESEF BOYLELERIDE COK


not: bu sozlerim turkiyeyi kalbden seven kurtler icin gecerli degildir

Yazan: sertug Tarih: August 10, 2006 1:49 AM

Kürtlerin aleyhinde yazi yazan arkadaslar,

Bu forumda bu konuda bir çok makale ve yorum var. Ayrica Mustafa Bey'in yazdigi kitap var. Ugur Mumcu'nun APO'nun hayati üzerine yazdigi kitaplar var. Nedir? Topu topu 1 veya 2 ayinizi alir. Ama Türkiye'mize ne büyük hizmet etmis olursunuz.

Ezberleri yikalim, PKK da dahil olmak bir çok sey göründügü gibi degil.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: August 11, 2006 10:45 PM

Kürt sorunu gündemde olduğu bu günlerde bediüzzamanın fıkırlerine daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Aslında Said Nursinin medresetüzzehra projesi olsaydı zaten böyle bir konu gündemde olmazdı. Anadolu ve Asya kıtasında herkes İslam çatısı altında ve kardeşçe yaşıyacaktı. Ama nedense Bediüzzamanın talebeleri gerekse rejim etkisiyle Bediüzzamanın gerçek fikirlerini saklandılar. Ve milliyetçilik duygularıyla nur hizmetlerine zarar verdiler. Tabi hak haktır bir gün ortaya çıkar bende âcizane bir çalışma yaptım bunu okuyucularımla paylaşmak için.
Yorum yazan kişiler arasında Bediüzzamanı iyi tanıyan eserlerini iyi okuyan değerli ağabeylerimiz vardır. Okumayan tanımayanlarda var tabi. Fakat Bedüzzamanı ya anlayamadık veya anlatamadık. Yorumlara gelince bir arkadaşımız divanı harb-i okudum ama sizin yazdığınız cümleleri bulamadım, bir başkası yazdıklarınızı ispatlayın. Tabi konunun dışına çıkıp ebcet hesabıyla uğraşanlar bile var. Ümit bey kaynak gösterdiği halde halen tatmin olmayan okuyucularımız var. Neden kaynaklar farklı ona bakacağız.
Sebebi Risale-i Nurların Bediüzzamanın yazdığı veya yazdırdığı gibi günümüze kadar ulaşmamasıdır. Birçok tahribatın yapılmasıdır. Risale nurlarda Kürt ve Kürdistan kelimelerini çıkarılması ve Bediüzzamanın Kürdistan’ın reçetesi olarak adlandırdığı Münazarat eserinin değiştirilmesidir. Asarı Bediyenın başka bir ismiyle içtimai Reçetelerin hiç yayınlanmaması, yayınlanan kısımlarından tahribatlar yapılmasıdır. Bunun en önemli itirafçılarından Risale-i nurun neşriyatını yapan Yeni Asya Gazetesinin sahibi Mehmet Kutlulardır. Kutlular, Bediüzzamanın talebelerinden Zübeyir adındaki şahsın Risale-i Nurlardaki Kürt ve Kürdistan kelimelerini kaldırdığını açıkladı. Vakit gazetesi Adem Baltanın “Ağabeylerin dilinde” adlı röportajda. Mehmet Kutlularin beyanını okuyabilirsiniz.
Risalelerin değiştirildiğine dair ikinci olarakta Üstadın varislerinden Mustafa Acetın mektubunu bakalım. ”Hizmet vakfı adı altında kurulan Sözler yayınevi üstadımızın varislerinden Abdullah ağabeyin düzeninde olduğu halde çeşitli entiriklar üzerine alınmış Mustafa sungur kardeşimize verilmiştir. O da bir perde olmuş yine dolaplar dönmüş o kudsı Müberra nurun neşriyatı varislerin tasarrufundan çıkmış mal varlığı ile beraber terk edilerek yüzde yüz filimleri ve klişeleri kitaplar siyasi bir gazete cemaatinin eline geçmesine seyirci kalınmıştır.
Envar neşriyat ise hiçbir istişare lüzum görülmeden yanliz Hüsnü kardeşimizin bir mektubu ile vasiyet listesinde olmayan Badıllı kardeşe bu neşriyat kurulması teşvik olunmuştur. Aradan bir müddet geçti envar Muvaffak olamadı”. ve devam ediyor (kyk. Nurculuğun tarihçesi tenvir neşriyat)
Mustafa Acetin mektubundan anlaşıldığı gibi Sözler ve Envar neşriyatlarda birçok entrikalar olmuş oyunlar olmuştur ehil olmayan kişilerce devam edilmiş ve nurlar değiştirilmiştir. Yeni Asya yayınları ise Mehmet Kutlular ve Zübeyir G. Tarafında değiştirilerek Bediüzzamanın eserlerinin orjinalliğini yetirmiştir. Sadece Kürt kelimesi değil ayı zamanda İşaretul içaz eserinden Munafıklar bahsı, Mektubat adlı eserden Vehabiler kısmı Şualardan Deccalle ilgili hadiserin bir kısmı çıkarılmış. Bediüzzamın eserleri sadece sineklerden ve çiçeklerden bahseden kısımları bırakılmıştır.
Kürt ve Kürdistan kelimelerine meraklı değiliz Kürt olduğumuz içinde övünmüyoruz Bediüzzamanın Kürt olması da bizim için o kadar önemli değil ama Kürt ve Kürdistan kelimelerini hazmedemeyenlere şunu soruyorum acaba Kürt ve Kürdistan kelimelerini çıkarmak Bediüzzamana bir ihanet değil mi Bediüzzamanın “Ebnâ-i cinsime burada birkaç söz söylemezsem, bence bahs nâtamam kalır”.dediği ebanı cinsim dediği Kürt kavmine, Kürt kelimelerini çıkarmak bir vahşet değil mi. Üstad 29. Mektupta “Esile Sitte” kısmında Kürtçeyi kaldıranların yüzüne tükürmüyor mü, iyi anlayasınız diye Mektubattan alıntı yapıyorum hem de Yeni Asya yayınlarında:
İstikbalde gelecek nefret ve tahkirden sakınmak için, şu mahrem zeyil yazılmıştır. Yani, "Tuh o asrın gayretsiz adamlarına!" denildiği zaman yüzümüze tükürükleri gelmemek için veyahut silmek için yazılmıştır… …Ve bu asırda, yüz bin cihette "Yaşasın Cehennem" dedirten mim'siz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.
Neden Türkçe kamet etmiyorsun sorusana Bediüzzamanın cevabi.
Nasıl bana teklif ediyorsunuz? Hangi kanunla? Eğer milyonlarla efradı bulunan ve binler seneden beri milliyetini ve lisanını unutmayan ve Türklerin hakikî bir vatandaşı ve eskiden beri cihad arkadaşı olan Kürtlerin milliyetini kaldırıp onların dilini onlara unutturduktan sonra, belki, bizim gibi ayrı unsurdan sayılanlara teklifiniz, bir nevi usul-ü vahşiyâne olur. Yoksa sırf keyfîdir. Eşhâsın keyfine tebaiyet edilmez ve etmeyiz!
Kürtçeyi kabul etmeyen Kürtçe dilini kaldıranlara yani “Tuh o asrın gayretsiz adamlarına! denildiği zaman yüzümüze tükürükleri gelmemek için veyahut silmek için yazılmıştır” Karşılığında Kürt ve Kürdistan kelimelerini kaldıranlara Bediüzzamanın cevabı bence aynı olurdu.
Bediüzzamanın seyyidlik meselesine gelince aslında mesele Said Nursinin Seyyid olma meselesi değil esas konu Üstadın Kürt olmasıydı yani Kürt olmasında ne olursa olsundu. Nursiyi önce Türk yapmaya çalıştılar ama yapamadılar Nurcuların büyük ustalarından Necmettin Şahiner Ve onu Üstadı Cemal Kutayın safsatalarına bakalım Bakın okuyun Cemal Kutay ne diyor Diyorki: “Said Nusi Cengizin orduları Anadolu’dan geçerken dönüşlerinde uğradıkları ve konakladıklarında, Cengizin torunlarından bir ailenin çocuğudur. Çünkü Mirza, Türklerde bey, ağa anlamına geliyor” kyk. ( Nürculuğun tarihçesi sf.29 tenvir neşriyat)
Cemal Kutay yine devam ediyor Said Nursi Su katılmamış salt bir Kürt’tür yani doğulu Türkmen’dir diyerek zehirini kusuyor.(Kyk Aynı eser sf 29)
Risaleı Nuru okuyupta Bediüzzmanın kimliği ile uğraşanlara yazıklar olsun. Hâlbuki Üstad Saidi Kürdi Cengiz’i asrın üç büyük deccallarından biri olarak anlatıyor. Bir asrın Müceddidi nasıl bir asrın Deccalının torunu olabilir. Üstad tabiat bataklığında olanlara söylediği sözü biraz değiştirelim ve Ey ahmak-ul humakadan tahammuk etmiş sarhoş ahmak! Başını milliyetçilik bataklığından çıkar diyelim.
Risalelerin yüzlerce yerinde “Ben ki aciz bedevi bir Kürdüm.” “Biz ki Kürdüz aldanırız fakat aldatmayız.” Dediği halde bu konuyu konuşanlara Cevabul ahmak-ul sukut diyelim.
Bu konuyu ünlü Nurcularda Fetullah hocayla devam edelim Fetullah hoca yaptığı hizmetleri ile alkışlanacak bir kişi bence, Allah içinse Allah razı olsun. Fetullah hoca Erzurumlu Turancı bir hocadır. Fetullah hoca Bediüzzamanın Kürt`mü, Arap`mı veya Seyyıd`mı iyi bilir. Kendisi araştırmış ve Nursıyı hayattayken ziyaret etmemiştir. Gülen’e neden Said Nursiyi hayattayken ziyaret etmedin soruna cevabı: “Her Erzurumlu doğuştan milliyetçi ve biraz Turancıdır. Ben bu düşüncenin insanıyken Bediüzzamanın Anadolu’dan çıkmaması ( Türk olmaması-Kürt olmasını) kendimce bir mesele yaptım görüşmedim.” (Kaynak.Yeni Yüzyıl kitaplığı Nurculuk seri 9 ) Fetullah Gülene göre Said Nursi Bir Kürttür. Yani ustadın kürt olması zoruna gitmiştir. Neden böye bir deha Kürtlerden çıkar neden Türk değildir.
Her konuya çözüm getiren asrın üstadı Said Nursi kendi kimliğini gizledi mi acaba hayır. En zalim cebbarlar karşı hakkı savuna bir adam kimliğini saklar mı yok. Seyyid olsa bunu saklar mı hayır. Gelelim Nursinin cevabına.
Denizli mudafasından bir kısmını aktaralım: Mabeynimizde yalnız bir kardeşlik var. Ben kendimi, onların nazarında bu mesleği muhafaza etmek için, hiçbir vakit böyle hodfuruşane benlikler ve enaniyetler hayalime gelmedi ve gelmiyor. Ben seyyid değilim. Mehdi ise Al-i beyti Nebeviden olacak. Kaynak. Risale-i Nur Mudafalar sayfa 144. Tenvir neşriyat.
Seyyıtlık meselesine son noktayı Üstad koydu. Ben seyyid değilim diyor başka söylenecek söz varmı Üstad haşa yalan mı söylüyor yâda gizliyor mu? Neden gizlesin Kürt olmak yüz kızartıcı bir suç mu. ?
Gelelim Kürdistan meselesine.
Bediüzzamanın amacı Kürdistan değil diyenlere bir sorum olacak. Bediüzzamanın amacı acaba “Laik Kemalist bir Türk” cumhurıyyetmiydi.?
Kürdistan demek o kelimeyi kullanmak sanki dinden çıkmaktır veya gayri İslami, küfürmüş gibi lanse ediliyor. Ben Kürdüm dedin mi ha bölücülük yaptı, Kürtçüdür neden Ben Türküm bölücülük olmuyor da ben Kürdüm dedin mi bölücü oluyorsun halen anlamış değilim.
Yine Bediüzzamanın dilinden cevap verelim.
Bediüzzaman : “Benim en büyük idealim İttihadı İslam ve medressetuz-zehranın oluşmasıdır ”. Üstad burada kendi amacını dile getirmiştir. Biz burada medresetuzzehrayı sayfalarca anlatabiliriz hatta bunu için bir kitap bile yazılabilir. Nursinin dehası gibi davası da büyüktü davanın gerçekleşebilmesi için bu projenin hayata geçmesi gerekiyordu. Ama hayatı boyunca uğraştı bunu için İstibdatçı Abdülhamit tarafından Tımarhaneye deli diye atıldı yine vazgeçmedi. Bunu vasiyet olarak nur talebelerine bıraktı.
Anadolu’da milliyetçi akımlarının ortaya çıkması ve Kürtçe dilinin tamamen ortadan kaldırılması karşı. Bediüzzaman Bu okulda Arapçanın Farz, Türkçenin Lazım, Kürtçenin ise caiz olmasını ister. Yasaklara karşı Kürçeyı korumak Türkçe bilmeyen Kürtlerin Eğitimden yoksun bırakılmaması için Kürtlerin eğitimidir. Amaç Kürtlerin kurtuluşudur. Yasakçı zihniyete karşı Kürlerin anadilde eğitim öngören bir projedir. Üstad o dönemde resmi dil Kürtçe olsun demiyor en azından Kürçe serbest olsun deniliyor. Resmi dilin Kürtçe olmasını talep etse resmi makamlarca izin verilmeyeceğini bildiği için en azında Kürtçe olsun. İsteğinde bulunuyor. Bediüzzaman ben Arapça okur Kürtçe düşünür Türkçe konuşurum diyerek bu unsurları kendinde topladığı gibi bu projeyle bu ırkları İslam catısı altında birleştirmeyi hedeflemiştir. “Azametli bahsız bir kıtanın (Asya) , Şanlı Talihsiz bir devletın (Osmanlı) Değerli sahipsiz bir Kavmin (Kürt) reçetesi ittibaı İslamdır demiştir.
Bediüzzamanın Kürdistan meselesine gelince Üstad Kürt teali cemiyetinin üyesidir bu cemiyetin âmâcıda Kürdistan’dır. Burada anlaşılmayan bir konu var Nursinin Kürdistan’ı istemesi sanki Türkiye Cumhuriyetini yıkmak bölmek yerine yeni bir Kürdistan kurmak olarak anlaşılmasın Üstadın Hayalindeki devlet şu şekildedir. Türkiyeninde dahil olduğu bir İslam coğrafyasıdır yani bölünme parçalanma değil bilakis Türk, Kürt ve Arapların bir çatı altında toplanması aynı ABD gibi birleşik İslam cumhuriyetidir. Sözü fazla uzatmadan Vura savaşın kitabından bir alıntı yapacam. Neden Vural savaşta Risale-ı nur değil, makalemin başında da belirtim ki Risale-i nurların tahrif edildiğidir. Risale-i nurlardaki Kürt ve Kürdistan kelimelerini çıkaranlar acaba Bediüzzmannın bir Kürdistan Projesi olsa, bugüne kadar bu projeyi günümüze getirirler miydi artık onu size havale ediyorum.
Vural Savaş kitabı:
Said-i Nursi, Kürt ve İslam tarihinde yetişen dahi bir ulemadır (...) Said-i Kürdi zindandan çıktıktan sonra İstanbul'u terk eder. Vapurla Tiflis üzerinden Kürdistan'ın Xuy kentine geçer. Van ve Bitlis Kürt beylik ve aşiretlerine ulaşır. Buralarda Kürdistan'ın kurtuluşu için ilim, irfan, plan ve proje yolları arar. Tiflis'teyken bir tepenin başına çıkar. Kafasındaki özgür Kürdistan ve Birleşik İslam Âlemi projesini tasarlarken birisi ile Said-i Kürdi arasında şu konuşma geçer:
-Nerelisin?
- Bitlisliyim.
-Ne yapıyorsunburada?
- Ben müstakbel Kürdistan'ın ve İslam âleminin plan ve projesini çiziyorum.
- Burası Tiflis'tir, Bitlis değil.
- Tiflis, Bitlis'in kardeşidir. Benim kafamdaki plan ve proje, bu planım er geç gerçekleşecek. İslam âleminin kalbinde müstakil bir Kürdistan'ın kurulması ile İslam alemi o merkez etrafında dönerek bir araya gelecek ve büyük federatif İslam devleti kurulacaktır.
Evet, Said-i Kürdi'nin yaklaşık bir asır önce tasarladığı bu değerli plan ve hayati işler bugün gerçekleşiyor.
Gerçekten Said-i Kürdi'nin hayali, gayesi olan, İslam âleminin kalbini teşkil eden, birleşik ve özgür bir Kürdistan temeli atılmaya başlamış ve bu gayeye yönelik özgürlük mücadelesi başarı ile ilerliyor. Kürt halkının samimiyetle bağlı bulunduğu Asrı Saadetin anlayışıyla devrimci ve zulme karşı direnişçi ruhu ile İslamiyet’in hakiki mecrasına dönüştürülmüş bulunuyor...
Said-i Kürdi'nin: Ey Asuriler ve Ciyaniler, Cihangirlik zamanında Peşidar kahraman askerleri olan Kürtler, beşyüz senedir yattınız, yeter artık uyanınız, sabahtır şeklindeki çağrısı bugün Kürt halkı tarafından yerine getiriliyor. Ve onun tabiriyle, Kürt halkı artık gafletten uyanıyor. Sanırız ki büyük Kürt alimi Said-i Kürdi'nin aziz ruhu tüm Kürdistan şehitlerinin aziz ruhları gibi durum karşısında mesrur ve memnun olmaktadır.
Said-i Kürdi, 'özgür bir Kürdistan tohumunu ekiyorum….
( Kaynak Vural SAVAŞ Militaris demokrasi kitabından.)
Bu kısım risalelerde Kürdistan kısmı yerine Medresemin planını yapıyorum olarak değiştirilmiştir. Said Nursinin eserlerini okuyan kardeşlerimden tavsiyem Ustad onları nasıl Türk olarak kabul etmişse onlarda ustadı Kendi kimliği ile kabul etsinler Kürt- Türk kavramlarını bırakalım bunlar nur talebeleri için basit olmalı gerçekleri saklasak ta gözlerimizi kapatsak ta bir gün ortaya çıkar. Risalei nurların nasıl tahrif edildiği ortaya çıktıysa gizlenen başka gerçekler varsa onlarda günyüzüne çıkacak hakikatlere karşı gözünü kapatan yalnız kendisine gece yapar. Bu makalemi okuyup ta geniş bilgi isteyen arkadaşlar bir kitap tasfiye ediyorum “Nurculuğun Tarihçesi Tenvir Yayınları” bu konuda tartışmak isteyenler varsada hazırım.
Allah emanet olun)
muhammedamedi@hotmail.com

Yazan: muhammed amedi Tarih: August 13, 2006 2:51 AM

BURADA KÜETLERİ SAVUNUP AMACINIZ FEDERAL BİR DEVLET Mİ BAK BEYFENDİ BURASI TÜRK TOPRAKLARI YA SEV YA TERK ET BU TOPRAKLARI BÖLDÜRTMEYİZ ASLA.HERŞEY TÜRK İÇİN TÜRK TARAFINDAN TÜRK GÖZÜYLE BUNU BÖYLE AKLINA SOK.BİZLER NUFÜS CÜZDANINDAKİ TÜRK BAYRAĞINDAN GURUR DUYAN İNSANLARI ARIYORUZ SİZİN GİBİ BÖLÜCÜLERİ ABD YANDAŞLARINI İSTEMİYORUZ

Yazan: BOZKURT Tarih: August 25, 2006 3:36 PM

muhammed amedi
Şu verdiğiniz bilgileri okudum.Ve gözlerim yerinden fırlayacak gibi oldu,hafsalam şaşırdı,kalbim kırıldı kısacası yıkıldım.
eğer psikolojik savaş sizin dediğiniz bilgilerle etrafı donatırsa vay halimize.
Size bu açık saçık aktardığınız bilgilerden dolayı teşekkür ederim.Mevlananın sözünü hakkettiniz.
Ama Sayın Akyol
Siz nerdesiniz.Hiç cevabınız bile yok.Nerde şu çok bilen yıldırımlar demirler.Yoksa onlar damı bu gerçeği biliyorlardı?Belki de benim deşmeye çalıştığım milliyet meselesinin arkasında bu vardı da herkes sustu.Birileri açıklama yapsın.Son kalemizi de vuruyorlar.

Yazan: salih Tarih: August 26, 2006 4:30 PM

Selamlar arkadaslar
neden bir kurdun kurtce konusmasi yada kendi mutfagini paylasmasi sizi bu kadar rahatsiz ediyor anlayamiyorum.bir kere Islam dini irkciligi tamamen yasaklamistir ve bunula beraber biz kurtlerin turk kardeslerimizle hicbir sorunumuz yoktur.simdi size soruyorum;eger kiz kardesiniz veya kiziniz veya oglunuz veya erkek kardesiniz bir kurtle evlenmek istedigini soylerse ona ne tepki verirsiniz? hadi yapmayin ,kesinlikle hos karsilamayacaginiz kesin, ama bu olay kurtlerde yok!evet biz kurtler turklerden kiz alip, onlara kiz verebiliyoruz ve de hicbir sekilde irkcilik gutmeden.
aslinda soyleyecek cok sey var; mesela benim kurt oldugumu ogrenince sok olduklarini soyleyen turk aileler ve arkadaslarim;hatasiz turkce konusuyor olmama, beyaz tenli olmama,giyim tarzima kadar her seyimin daha farkli oldugunu zannetme gafletinde olduklarini yuzume soyluyorlar.
bizim hickimseyle bir problemimiz yok ve Allah'in izniyle de olmayacak!
biz, onlarin zaten bizim gibi normal insanlar oldugunu biliyoruz ama; biz turk kardeslerimize artik nasil lanse edilmissek kendilerini sok olmaktan alikoyamiyorlar.buna artik bir dur demek icin yapilan kurtce muzikler ve kurt yemeklerinin tanitimi cok mu yani?
ve biz vatanimizi, bayragimizi, istiklal marsimizi sizin tahmin ettiginizden cok daha fazla seviyoruz, bundan emin olabilirsiniz.ve biz kurduz!
bunun ne utanilacak ne de gurur duyulacak hicbir tarafi yok!ve hic kimsenin kendi irkini, rengini, ailesini secme ozgurlugu yok iken;hala bu irkcilik olaylari ancak zaman israfina yol acar!baska da bir ise yaramaz

Yazan: sebile12 Tarih: August 27, 2006 1:09 AM

sebile12;

"ve biz vatanimizi, bayragimizi, istiklal marsimizi sizin tahmin ettiginizden cok daha fazla seviyoruz, bundan emin olabilirsiniz.ve biz kurduz!"
bu yazdıklarınızda samimiyseniz,sizi tebrik ediyorum.
umuyorum ki,sizinle aynı dusunceleri paylasan kurt kardeslerimiz dusundugumden cok daha fazladır veya fazla olmalı ki sozde kurt sorunu gibi bir sorunu tarihe gomebilelim.

Yazan: bercenay Tarih: August 27, 2006 10:26 PM

Muhammed Amedi bey,

Ben Risale-i Nur'ların tamamını (münafıklar bahsi, vahhabiler bahsi, vs. dahil) okudum. Said Nursi Osmanlı döneminde yetişmiştir. O dönemde doğu illerinin adı "Kürdistan"'dır. Nursi de Eski Said dönemi tabir ettiği, Osmanlı dönemi eserlerinde doğu için Kürdistan tabiri kullanmıştır, o zaman herkesin hatta bizzat Atatürk'ün kullandığı gibi... Açılan binlerce mahkemede didik didik edilen bütün sözcüklerle beraber bunlar da suçlama konusu olmuş ve hepsine gerekli cevaplar verilmiştir, beraat almıştır. (Bkz. Şualar, Mahkeme Müdafaaları). "Kürdistan" kelimesinin çıkartılması, Vahhabilerle ilgili ve münafıklarla ilgili bahislerin eserlerden çıkartılması Said Nursi'nin tasarruflarıyla olmuştur. Sebepleri de bizzat kendisi tarafından mektuplarla talebelerine açıklanmıştır (onları da okudum). 5.Şua da benzer bir şekilde yanlış anlaşılır düşüncesiyle gizlenmiş, fakat mahkeme konusu olunca Risalelerde yerini almıştır.
Vural Savaş'ın ne olduğu ve neyi ne amaçla çarpıttığı ortadadır. Sizin de amacınızı görmek için referanslarınızı incelemek yeterli...
Bediüzzaman Kürt'tür, fakat hiçbir zaman Kürtçülük yapmamıştır. En yakın talebesi bir Türk albayıdır ve Sözler ona hitapla başlar. Yine talebelerinin %90'ı Türktür. Said Nursi kürtçülüğe sürekli karşı çıkmıştır, Şeyh Said'e yazdığı mektup, ve eserlerinde Kürtçülük ile yazdıkları ortadadır.
Amacınızın ne olduğu açık. Nedense herkes kendi ideolojisine Said Nursi'den malzeme arıyor. Başka kapıya...

Yazan: blue Tarih: August 28, 2006 9:53 AM

ilk yorum yapan arkadaş gayet güzel demiş.Kürtler ve Kürtler her zaman kardeştir.Şimdi çoğu Kürt ağımsızlık isterken bebekler katlediliyor, dağda Mehmetçiğe pusu kuruluyor.Yani bu bütün Kürt milletine mal edilmemeli.Bu Ülkedeki herkes Türktür.Çünkü Türklük bir ırk değil bir Ulusal kimliğin adıdır.

Yazan: Farih Tarih: August 30, 2006 3:46 PM

Bende farklı bir yorum getireyim. Savurduğunuz gibi Türkler Yavuz Sultan Selim zamanında değil ta 2000 yıldır Türklerle beraberler. Orhun abidelerinin yanında Elegeş yazıtlarını araştırısanız orada KÜRT TÜRKLERİ denilmektedir. Macar Gy Nameth ve İngiliz J Thompsonun çözümleri bunlar. Kürt Türkleri bölgeye gelen ilk öncü birliklerden dir. Yerleştikleri bölge itibari ile doğudakiler farsçadan güneydekiler arapçadan etkilenmiş Türkçeyle karışık (Öztürkçe) yeni bir ağzı oluşmuştur. Doğunun kürdü bir Erzurum Tekman Kürdü bir Mardin Silopi kürdünü anlamaz . Kazak Türkleri ile bizim anlaşamamız gibi. Yerel etki farkları vardır. Ayrıca Urfada yaşayan Karakeçili aşireti ile Aydında yaşayan karakeçili aşireti aynı soydandır biri Kürtçe bilmiyor diğeri Türkçe.

Bu milleti suni olarak bölmek kimseye birşey kazandırmaz. Kaldıkı Kürtçedeki kurmanç ve lezgi daha önce dediğim gibi anlaşamaz . Yada ayrı bir boy olan kürtlüğü kabul etmeyen Zazalar var zazaki kürtçeden daha farklıdır.

Yazan: Mennan Özdemir Tarih: September 1, 2006 9:45 PM

evet bercenay bey boyle dusunen tek kurt ben degilim ve de artik herkesin bunun farkina varmasini istiyorum!
ayrica sayin mennan ozdemir
kurtce ayri bir alfabesi olan, edebiyati olan genis bir dildir.su an Turkiyede kullanilan sekli literal olmayip asimile olmustur cunku resmi olmadigi icin insanlarin sadece kulaktan duyarak ogrendigi bir dil haline gelmistir.sizin bahsettiginiz olay literal olmayan kurtcedir ki tahrif olmasi -o ortamda- normaldir.bakin kurt diye basli basina bir irk vardir ama turklerle bir alip veremedikleri yoktur.size de bu inadinizdan vazgecip, irkimizi inkar etmemenizi tavsiye ediyorum.biz sonucta butun savaslara da irkciligimizi gozardi edip -olmasi gereken de bu zaten- ummetciligimizi ortaya koyarak girmis, dusmana karsi galip gelmis ve ayni haritayi paylasan kardes iki irkiz!!!var mi otesi??

Yazan: sebile12 Tarih: September 2, 2006 7:40 PM

Kendi halinde yaşayan halkın bir problemi olmadığını düşünüyorum.Kürt kardeşlerimize bazı yönlerden haksızlık edildiğini düşünüyorum dillerini kullanma özgürlülerinin ellerinden alınması hoş olmayan olayların yaşanması bunlara örnek olarak verilebilir yaşayanlara göre bunların siddeti çok daha büyüktür.Aralarında yaşadığım zamanlarda kendimi onlardan ayrı hissetmedim sağolsunlar onlardan herhangi bir dışlayıcı hareket görmedim.Hatta bildiğimiz anadolu misafirperverliğinin lekelenmemiş halinin batı da sadece köylerde kalmasına rağmen orada şehirlerde de devam ettiğini görmek beni sevindirdi.Belki size yüzeysel gelebilir ancak olay bazı farklılıkları kabul etmemek yüzeysel yaklaşımlarla birbirine yabancılaşmış yanı başında durmasına rağmen birbirini tanıyamaz hale gelmiş ortak noktaları kültürleri çok daha baskın olmasına rağmen bunu göremeyen iki milletin pratikte yaşamayı öğrenmeyi bırakıp fikirlerle birbirini iğdiş etmeye çalışmasından başka birşey göremiyorum.Ben gittiğim zaman oralara kardeşlerimin bana kucak açtığını görebiliyorum peki onlar buraya geldiği zaman biz aynısını yapıyor muyuz?Tamam yaşayışları farklı olabilir şehir yaşamının üstesinden gelme konusunda farklı yaklaşımları olabilir ancak şehirdeki halkın onları dışlaması gerekmez.Sorun eğitim işsizlik sorunudur kendi kültürlerini yaşayamama sorunudur.Pkk sorunu bazıları için özgürlük savaşıdır ve arkasındadırlar bazıları da lanet etmektedir ancak devleti bir güç olarak yanında göremeyen yalnızlığa ve zulme mahkum edilmiş bir halkın bunu yapmasını yadırgamak olmaz.Pkk olayında işin büyük kısmının rant olduğu olaylarının ucunun paraya dayandığını iyi bilin pkk nin eşkiya olduğunu masum insanları öldürdüğünü aklınızdan çıkarmayın tamam ama oradaki halka kendini böyle yansıtmıyor din imanla alakası yokken başörtüsünü savunabiliyor.Türkiyenin iç politikada başka dış politikada başka konuşması gibi birşey içerde esip gürleyenler dışarda bir damla yağmur yağdıramıyorlar.Hoşunuza gitmese de pkk bölgede etkili oluyor kah dinden kah marksizimden dem vursa da bunu başarabiliyor.en azından kötüde olsa iyi de olsa bir etki ortaya koyuyor biz ne yapıyoruz dağda 3-5 tanesini kovalayarak asıl sorunları göremez hale geliyoruz.Birşey yapacaksanız öncelikle düşüncenizde dahi olsa bazı şeyleri kabul etmelisiniz sorun zihinsel olarak bazı şeyleri çarpık düşünceleri aklımızdan çıkaramamaktan kaynaklanıyor yoksa zaten bir arada yaşıyoruz öyle sağda solda medya gördüklerinizle kafanızı doldumayın yeter.İnsan insanlığı nerede görse tanır.Resmin bütününü göremiyorsak eğer parçadaki uyumsuzluğun bütün içerisinde uyumlu olabileceğini hatta mükemmel olabileceğini unutmamalıyız.Ülkemiz içinde bu durum geçerlidir.İleride parçalar dağılacak diye evhama kapılmayın buna izin vermeyecek bir sürü kürt kardeşim var daha size söz düşmeden onlar ortaya çıkacaklardır.yeterli anlamaya çalışın elinizi uzatın geçmişi ortaya sere sere bugünü mahvetmeye çalışmayın.pratikte siz aynı geçmişi yaşamadınız atalarımız yaşadı bugünkü genç nesil bundan ders almalı aynı hataları yapmamalı tarihi kinlenme amacıyla kullanmamalı.yoksa sizde oynan oyuna bilmeyerek destek vermiş ve görev yapmış oluyorsunuz...Zaten ne olduysa insanlık insalığını unuttuğundan oldu.

Yazan: realitycatcher Tarih: September 10, 2006 6:52 PM

'Şu Çılgın Kürtler'başlığından rahatsız olduğumu öncelikle söylemek isterim.Ve böyle düşünenlerin TÜRK kavramı içine kürt,çerkez,laz,abaza vs.lerin de girdiğini bilmelerini isterim.Bunun böyle olduğunu,ırkçılığı daima reddetmiş olan M.K.ATATÜRK'ün "NE MUTLU TÜRK'ÜM"diye dile getirdiği cümlesinden anlayabiliriz.Türk kavramının içini boşaltmaya çalışanların gündeme getirdiği olaydır bu.Ve yine içinde ruh barındırmayan'Türkiyelilik'kavramını ortaya atanlarda aynı zihniyetteki insanlardır.Bu konuda son söyleyeceğim dün ANAFARTA'da gelincik;SARIKAMIŞ'ta kardelen olan,bu CENNET VATANI her türlü düşmandan savunan TÜRK ASKERİ,hiç birzaman TÜRKİYELİ ASKER(!)olmamıştır ve olmayacak!İçten ve dıştan bu Türk yurdunu bölmeye çalışanların oyununa gelmeyelim ve lütfen bu oyunda piyon olarak kullanılmayalım.

Yazan: Hilal TURKOGLU Tarih: September 10, 2006 7:06 PM

Sayın Ataman Ertuğrul'un said-i kürdi hakkındaki düşüncelerine katılıyorum.Evet said-i kürdi gerçektende ümmetçilik postuna bürünmüş SÖZDE kürdistanın varolma hayaliyle avunan birisidir benim nazarımda.ve said-i kürdinin kendisinin dile getirdiği"ÖZGÜR BİR KÜRDİSTAN TOHUMU EKİYORUM.ONU GELİŞTİRİP BÜYÜTÜN"sözü bunu açıkça ortaya koyar.Bu sözü hitap ettiği kişilerse dün ingiliz hükümeti destekli zararlı cemiyet olan KÜRT TEALİ CEMİYETİ mensuplarıyken(ki said-i nursi bu cemiyetin kurucularındandı);bugünse kitaplıklarını saidi kürdiyle dolduran,içinde Atatürk'ün fotoğraflarını bile yırtmaya yeltenen insanlarında bulunduğu NURCULARdır.ve saidi kürdinin dinler arası ittifak diye dile getirdikleriyse misyonerlikten başka bişey değildir ki buna en iyi örnek EMİRDAĞ LAHİKASI,s1712 den alıntı yaptığım saidi kürdinin şu sözüdür"MÜSLÜMANLIK-HIRİSTİYANLIK İTTİFAKINI BOZMAYA ÇALIŞANLARA KARŞI ÜÇ ZÜMRE;NURCULAR,HRİSTİYAN RUBANİLER VE MİSYONERLER UYANIK OLMALIDIR"
Daha fazla söze ne gerek Gazi Mustafa Kemal'e DECCAL yakıştırmasını yapacak kadar nankör,vatan bölücü birinin farklı bir düşüncede olmasını bekleyemezdik heralde...

Yazan: Hilal TURKOGLU Tarih: September 10, 2006 7:38 PM

İnsanların KÜRT SORUNU diye birşeyin olmadığını anlamalarını istiyorum.Ortada KÜRT SORUNU yok ,ortada KÜRTÇÜLÜK SORUNU var.kürt sorunu dedikleri vakit Türkiye'de yaşayan insanların Kürtlerle bir sorunu varmış gibi anlaşılıyor.Bu ülkede TÜRK-KÜRT kardeştir.çünkü kürt bir TÜRK boyudur.Yani geçmişte birkere bağlanmışız.Şimdi bu bağları kürt sorunu var diye koparmaya çalışıyorlar.BAŞARAMAYACAKLAR!Bizim kapımız kendini TÜRK hisseden herkese açıktır.Damarlarındaki kanı,kim olursa olsun,Türk gibi akıtabilen,Türk gibi bakabilen velhasılvelkelam TÜRK GİBİ YAŞAYAN herkes BİZDENDİR.

Yazan: Hilal TURKOGLU Tarih: September 11, 2006 6:38 PM

tüm tartışmaları hayret ve ibretle okudum.

bakın kürtçü kardeşlerim;

1-Kürtlerin bu gün burada var olmalarının sebebi: 1000 yıl önce Anadoluya giren Alparslan komutasındaki Türk (Oğuz-Türkmen) ordularının Duğu Roma İmparatorluğunun ordularını Malazgirt ovasında yok etmesiyle bu ülkeyi başta doğu ve güneydoğudan başlamak üzere yurt edinmesiyle başladı. sizin düşündüğünüz gibi bu gün kürtlerin dağınık olarak yerleşim gösterdikleri güneydoğu ve doğu illerinin büyük bir kısmında o zamanki yerleşik etnik gruplar (ermeniler, araplar, asuriler, süryaniler v.s.)vardı ve bunlarda sanıldığının aksine düşük bir nüfusa sahipti. sizin iddia ettiğiniz gibi kürtler doğu ve g.doğu anadolunun çoğunluklu nufusuna sahip bir halkı değildi. kaldıkı yapılan bilimsel araştırmalar kürtlerin çıkış noktası olarak bu günkü iran sınırlarının güneydoğusunu gösterir. Anadolunun Türkler tarafından Romalılardan (dikkat edin kürtlerden değil) alınmasının ardından orta asyadan yoğun bir şekilde Türk boylarının (genellikle oğuz boylarının) akınına uğramıştır. Bu dönemde anlattığınız gibi Kürtlerin Alparslana yardım ettiği palavralarıda doğru değildir. O tarihte o bölgede kaç tane kürt vardı ki çıkıp Alparslana yardım edecek, geçin bunları. Alparslan Anadoluya girdiği dönemde bir çok yerde ayrı ayrı kurulmuş Türk devletleri birbiriyle rekabet halindeydi. Kürtlerin bu günkü Türk topraklarındaki mevcudiyetinin bir başka ifadeyle yerliliğinin veya aidiyetinin ispatlanabilmesi amacıyla uydurulmuş yalanlardır bunlar. Türklerin ele geçirdikleri (siz şimdi buna işgal dersinizki hiçte öyle değil tarih her devletin fetih anılarıyla doludur.) bu ülkede aynı balkanlarda olduğu gibi selçukludan osmanlıya ve günümüz Türk Cumhuriyetine kadar uyguladığı azınlıklara ayırım yapmayan, ırkçılık yapmayan ve hoş görü gösteren yönetimine karşı varlığını koruyabilmiş kürtler göç ederek geldikleri ve yayıldıkları güneydoğu anadoluda çoğalan nüfuslarına bakarak burası Kürdistandır, biz bağımsız devlet istiyoruz demelerini akılla, bilimle, tarih ve vicdanla izah etmenin bilmem bir anlamı varmıdır.

2-Kürtlerin Çanakkalede omuz omuza savaştıkları, Kurtuluş savaşına yardım ettikleride su götürmez yalanlardır. O dönemde yapılan nufus araştırmalarında Kürtlerin genel nüfusu 1.000.000-1.200.000 arasındadır Türk nüfusuna oranı ise %7-8 gibi bir rakamdır. Bu azınlık kürt nüfusunun hemen tamamı güneydoğu anadolu ile doğu anadolunun uzak illerinin köy ve mezralarında yaşayan insanlardı. Son yıllara kadar buradaki şehirlerin merkezinde yaşayanlar çoğunlukla etnik köken olarak Türk, savaş döneminde ise Türk-Ermeni-Yahudi-Arap şeklinde (savaştan sonra kaçan göç ettirilen Ermeniler ve Yahudilerden sonra Türk-Arap olarak görülür) iken köylerinin bir kısmaında Kürt bir kısmında da Türktür. Görüldüğü % 7-8 nüfusa sahip sarp arazide köyde ve mezrada yaşayan ve liderleri tarafından bağımsızlık için yönledirilen bu Kürtlerin Çanakkalede ve Kurtuluş savaşında bire bir Türklerle savaşdıkları en büyük yalandır. Çanakkale anıtındaki güneydoğulu şehit isimleri ya orada yaşayan Türk asıllılar içindir yada Özal tarafından uydurularak yazılmış isimlerdir. Böyle bir olay yok Kürtlerin hiçbir katkısı yok. Olsa kaç yazar üstelik, 1000 yıldır ekmeğini yediği bir ülkenin bir milletin yanında 300-500 kişiyle zorlada olsa savaşa katılmaları onların Türkiyeyi birlikte kurduk yalanlarını uydurmalarını doğru çıkartmaz. Kaç kişiyle katılmışlar savaşa hangi savaşı kazanmışlar. Onun içinmi İngilizlerle işbirliği yapıp yağmadan pay kapmak için ihanet etmişler, onun içinmi Kürt Teali cemiyetini kurmuşlar. Peki güneydoğuda Kürtlerin fazla göründüğü şehirlerde niye düşmana saldırmamışlar. Bir Antep, birMaraş destanı niye yaratamamışlar. Oralara sahip çıkmasınlar çünki oradakiler Türktür.

3-Ben bir kürtün ben bu ülkenin bayrağı ve marşı için ölürüm dediğine ve samimiyetine inanmıyorum. Ekmağini yedikleri ülkenin bayrağını özgür bir şekilde gelerek yaşadıkları İstanbulda-Ankarada-İzmirde-Mersinde yakan, kendi bayrakları açan Apoya tezahürat yapı zafer işareti yapan çoluk çocuk-erkek kadın-yaşlı genç bunlar değilmi. Avrupaya Türk Pasoportuyla gidip orada Türklere hayinlik yapan bunlar değilmi. Elbette büyük çoğunluğuyla hepsi PKK yandaşı. Birde Türklerle kardeşiz hikayeleri atmasınlar. Eğer kardeşlerse içlerinden bu hainlikleri yapanları çıkartıp önce onlar gereken dersi vermeliler. Ama değiller.
Ayrıca ne Osmanlının Kuruluşunda nede T:C kuruluşunda hainlikten-kalleşlikten başka bir katkıları olmayan bu azınlığı kimse yüceltmesin. Birbirimizi kandırmayalım.

4-Kürtler ve Kürtçü kardeşlerim bu günkü göç ve nüfus hareketlerine bakarak biz bu ülkenin asli unsuruyuz siz orta asyadan geldiniz biz Kürdistan da yaşıyoruz devlet kuracağız gibi garipliklere de girmeyin. O zaman 1850 lerde Rus katliamından kaçan ve Osmanlı tarafında Anadoluya kabul edilen Çerkezlerle 1490 larda İspanyadan kovularak yine Osmanlı tarafından kabul edilen Yahudilerde “biz burada yaşıyoruz” yıllardır savaşlara girmedik Türkler yüzyıllradır cephelerde savaşırken biz yan gelip yatarak ve bol bol üreyerek şu nüfusa eriştik şimdi kalabalığız şu bölgede çoğunluğuz biz devlet kuracağız deme hakkı neyse Kürtlerinki de odur. Ha bu işte samimilerse sonuçlarınada katlanırlar. Ermeniler nasıl ki ihanetlerinin cezasını çektilerse Kürtleride böyle hazin bir son bekliyor korkarım.

5-Beyinleri yıkanmış yada gerçekten kanında bir karıklık olan Kürt destekçisi Türk kardeşlerim. Yok biz anadoluda karışmışız yok biz Orta Asyadakilere benzemiyormuşuz bu safsataları bırakın kardeşlerim. Biz Anadolu Türkleri çoğunlukla Oğuz Türkmen Soyundanız ilk Oğuz Boylarının fizyonik görümüyle senin şu anda aynaya baktığı suratın arasında bir fark yok. Öyleki aynı soydan geldiğimiz Azeri Türkleri de bize benzemektedir. Oradada mı Çerkezlerle-Kürtlerle-araplarla-Ermenilerle-Rumlarla karışıldı. Hayır. Tarihi arştırmalarda orada yaşayan Azeri Türklerinin Orta Asyadan göç eden Oğuz boylarının erken dönemde o bölgeye yerleşmiş olanları olduğunu gösterir. Anadolunu fethinden sonra herhangi bir ırksak karışım olmamıştır. Anadoluda yaşayan Ermeniler-Rumler-yahudiler 1000 yıl sonra nasıl ayakta kalabilmişlerde Birinci Dünya Savaşında ortaya çıkıp ihanet etmişler. Yani bunların bir kısmı Müslüman olmuşda diğerleri hritiyan v.s mi kalmış. Olurmu böyle saçmalık.
Cumhuriyete kadar bırakın hristiyan azınlığı Müsliman Kürtlerle dahi bir evlilik ve karışım söz konusu değildir. Bu oyunlara gelmeyin lütfen. Soyumuzla ilgili şaşırtmaca yaparak hedef saptırıyorlar. Bunların dışında 1800 li yılların ortalarından itibaren rusyanın ilerlemesiyle anadoluya göç eden az sayıdaki Çerkez, Boşnak, Arnavut, Gürcü kökenliler Türkler arasındaki evlilikler şehirlere göçün meydana geldiği 1950 ler sonrasında meydana gelmiştir. Nispeten içimizdeki farklı tiplerin çoğuda bu Kafkas ve balkan kökenli insanlardan gelmektedir. Ama bunların çoğunluk Türk ırkının genetik yapısını değiştirecek önemde olmadığı kesindir. Sizin Orta Asyada örnek gösterdiğiniz Türkler Oğuz boylarının kalıntılarından ziyade oradaki varlıklarını sürdüren Kıpçak Türk boyunun nesilleridir. Kıpçak boyu diye adlandırdığımız bu çekik gözlü kardeşlerimiz büyük ihtimalle Oğuzlarla Moğolların karışmasından meydana gelmiş Türk kavmidir. Bunlar Oğuz Türklerinin büyük göçü sırasında orada kalan veya bu günkü Kırım Tatarlarının, Kazan Tatarlarının, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan Türklerinin atalarıdır. Öyle bilmeden üfürmeyin. Türklerin birkaç ana kavimden oluşan büyük bir ırk olduğunu unutmayın. Onun için böyle yok Rumlarla karışmışız yok bilmem ne olmuşuz palavraların sıkmayın. Türkler göçebe hayatıyla irdikleri anadoluda hiç kimseyle karışmadı. Bakın hala istanbulda yaşayan hristiyan Rumlar ve Ermeniler var. Kılıç zoruyla bu olsaydı bunlar kalırmıydı. Cumhuriyet döneminde yapılan büyük mübadelede Yunanistana gönderilen 1 milyon Rum, göç ettirilen 1 milyon ermeni kalırmıydı. Onlar niye karışmamışlar ayrı bir yerdemi yaşıyorlardı. Geçin bunları geçin. Son yıllardaki Kafkas ve Balkan kökenlilerle Kürt evlilikleri dışında önemli bir karışım yok be kardeşim aklını karıştırma. Sen Halis Türksün hem de öz be öz Oğuz-Türkmen Türkü. Tüm anadoluda , bulgaristanda, makedonyada, kıbrısda, ırakda, iranda (güney azerbaycanda), kuzey azerbaycanda ve moldovyada (Gagavuzlar-gökoğuzlar) olduğu gibi git onlara bak aynı sensin. Ha senin kanında bir bozukluk varsa ve sende bunu biliyorsan bir şey diyemem ama öyle değilsende boş yere masallara inanma.

“Bir Türk’e 10 kere vurursan sana bir şey yapmaz,
Ama 11.de seni öldürür sakın unutma”

Saygılarımla..

fantomcengiz

Yazan: fantomcengiz Tarih: September 13, 2006 4:41 PM

neden herkes kendi irki gibi yasamiyor da herkes turk gibi yasamak zorunda kaliyor?
kurtlerin sehir yasamiyla bir sorunu olmamakla birlikte, "BIR TURK BOYU OLDUKLARI" iddianizi tarihi bilmiyor olmaniza veya anlamak istediginiz gibi anlamaya calistiginiza yoruyorum!

Yazan: sebile12 Tarih: September 16, 2006 1:20 PM

Merhaba arkadaşlar biraz empati kuralim hangi millet hangi irk bağimsiz bir devletinin olmasini istemez kendinize bir sorun dünyanin devletsiz en büyük halki kürtlerdir ortalama dünyada yaşayan kürt sayisi 40-50 milyon civarindadir bunun adi bölücülük olmamalidir kibris türki cumhuriyetleri bunlar bölücümü ki? Sevgiyle kalin

Yazan: MURAT Tarih: September 24, 2006 4:55 PM

ALLAH'IN kulu OLDUĞUNU İDRAK EDEN HERKESE...
KARDEŞLER, BİRBİRLERİNİZE YAZDIĞINIZ, BAZEN KIRICI OLAN, BAZEN LAWRENSLERİN ELİNİ OĞUŞTURUP SEVİNECEĞİ SATAŞMALARI OKUDUKÇA ÜZÜLDÜM... UYANIN VE ŞEYTAN KÜRESEL EŞKIYANIN ELİYLE DÜNYA EGEMENLİĞİNİ KURMAK İÇİN NASIL MASUM İNSANLARIN KANINI DÖKÜYOR BİR DAHA DÜŞÜNÜN. ONLARIN TEK METODU VAR. BİZLERİN ZAAFLARI. BÜGÜN AYRILIKÇILIK UNSURU KÜRTLÜK ALEVİLİK, YARIN BAŞKA BİRŞEY... KÜRDÜN DÜŞMANI TÜRK DEĞİL,ONLARI KULLANAN, İNSANLIĞIN DÜŞMANI BU EŞKIYA LAWRENSLER. DİKKAT EDİN BİZE POMPALADIKLARI AYRILIKÇILIK UNSURLARININ ARKASINDA KİM VAR? PİYON OLMAK BİZE YAKIŞIR MI? OYUNDA PİYONUN SONU BELLİDİR.APONUN DA, BARZANİNİN DE, LAWRWENSLERİ BUGÜN BİLE GÖRMEYEN ZAVALLILARIN DA.. HAÇLI SEFERİ BAŞLATTIKLARINI KENDİLERİ SÖYLÜYOR.BUNLARA KARŞI YÜZYILLARCA ALLAH İÇİN KAN DÖKEN ÖVÜLMÜŞ TÜRK MİLLETİNE, KENDİNİZİ TÜRK KABUL ETMESENİZ DE SAYGILI OLUN... VE YERYÜZÜNE BİR BAKIN. İSLAM ÜLKESİ DİYE BİLİNENLER DAHİL, KÜRESEL EŞKIYAYA KARŞI DURACAK DÜNYADA HANGİ ORDU, HANGİ MİLLET VAR?..
AŞAĞIDA YAZDIĞIM SATIRLARI OKUDUKTAN SONRA SİZE SÖYLEYECEĞİM BİR İKİ SATIR DAHA VAR...

Matematikte bir kuram vardır. "Bir şey soru ise o sorunun cevabı vardır."Soru hayal edemeyeceğimiz kadar zor olsa da; biz cevabı bilmesek de, sonuçta her sorunun cevabı vardır. Buna matematikte TAMLIK noktası denir.

Düşünmek bir soruya cevap aramaktır. Her sorunun cevabının olduğu noktaya Noksansız'lık denir. Noksansız olan her sorunun cevabını bildiği için düşünmez. O'nun indinde bilinmeyen yoktur.

Her şeyi bilen, Noksansız olan indinde geçmiş, gelecek, şimdi diye zaman boyutları yoktur. Zamandan münezzehtir. Noksansız olan indinde uzak, öte diye bir yer yoktur. Her yerde aynı tamlıktadır. Şah damarından daha yakındadır. Mekan’dan Münezzehtir.

Noksansız olan düşünmez. Ne olur o zaman? Bilir... Neyi? Her şeyi... Her şey kendi varlığındadır. O diler ve o şey olur. Çünkü sonsuz ilim sahibidir. Noksansız olan bir başka varlıktan gelmez. Varlığı kendindendir;doğmamıştır. Var ettiği her şey kendinde olanın ortaya çıkışıdır; doğurmamıştır.

Her şey O'ndan gelmiş O'na dönecektir. Yolun başında O, sonunda O, ise ortasında da başka varlık yoktur. Nereye bakarsanız bakın O'nun veçhini görürsünüz!.. Evvel, Ahir, Zahir, Batın O'dur.

Nefsini bilen Rabbini bilir. Ve birimler nefsinde mevcut olanı bildiği kadarıyla aslına ayna olur. Yaptığının karşılığını görür. Kendini bilmediği ölçüde de aslından perdelenir, onun karşılığını görür. "Kişi için yaptıklarının karşılığını görmekten başka bir şey yoktur.’’ Zerre kadar hayır, zerre kadar şer karşılıksız kalmayacaktır.

EY İNSAN, GELİP GEÇİCİ BU DÜNYADA GÜZELLİKLERİ, DOĞRULARI SAVUNUYORSAN KENDİNDEN BAŞLA... VE İNSANLIĞA ESİN KAYNAĞI OLMAYI HEDEFLE. YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUK ÇIKARMAKLA GÖREVLİ ŞEYTANIN PİYONU OLMA... MÜMİNLE, MİLLETİNLE DEVLETİNLE KENETLEN. ALLAH NURUNU SEN OLSAN DA OLMASAN DA TAMAMLAYACAKTIR.SANA DÜŞEN SEN KENDİ ADINA NE YAPTIN SORUSUNUN CEVABIDIR. SEN KENDİNİ BİLMEZ VE LAWRENSLERİ TANIMAZSAN SENİ ALLAHIN ASKERİ TÜRK MİLLETİ DE KUTARAMAZ.
HEPİNİZE SELAM OLSUN..

Yazan: suat kürşad Tarih: September 24, 2006 10:29 PM

ozan arkadaş yazdığın şeye bir anlam veremedim demişsinki Türk kürt tek bir isimde birleşsin.Benim hep söylemekte direndiğim ve sonuna kadar direneceğim şey şudur:TÜRK kendini Türk hissedenlerin içine girdiği bir ırktır.Neden çerkezler lazlar yada nebiliyim abazalar felan bu Türk karşıtı bir oluşuma sokulmuyorda kürtler sokuluyor.Ya oyunlara gelmeyelim bizi birbirimize düşürmeye çalışıyorlar artık anlasak çok iyi olcak.geçmişte sağ-sol diye,alevi sünni diye ayırmaya çalıştılar bugünse bu kahpe oyunları Türk-kürt diye bir safsafa ortaya atarak oynamaya çalışıyorlar.
Türkiye Türk'lerindir.(ırk kavramından ziyade kendini Türk hissetmekle alakalı birşey)
Kürtlerin hakkı var diye toprak verilip onlara ayrı bir devlet izni verilemez.böyle düşünenler şunu bilmiyorlar o topraklarda atalarımızın kanı var.Türkiyeye yerleşip 10-20 çocuk doğurup nüfus çoğunluğu var diye kimseye toprak verilemez.Bu toprakta yaşayıp,bu toprağın ekmeğini yiyen eğer ihanet edecekse çeksin gitsin güzel memleketimden istiyorlarsada devlet felan kurmak bak koskoca(!) talabaniyle barzani var onları lider tutsun.BİZ TOPRAK FELAN VERMEYİZ BU BÖYLE BİLİNE...

Yazan: Hilal TURKOGLU Tarih: September 25, 2006 3:35 PM

sonsuz teşekürler mustafa bey son kitabınızıda okudum harika bir kaynak .sağolun

Yazan: mert bal Tarih: September 26, 2006 4:25 PM

o onbinlerce kahramanın arasında kurt olduğu kadar çerkezi de vardı tatarı da vardı ama hiçbiri şu an bu ulke uzerinde kurtlerin ettiği kadar hak iddia etmiyorlar.hiç biri şu çılgın çerkezler diye bir iddia one surmuyor. istiklal savaşı bu ulkeyi seven birçok insan tarafından kazanıldı ama bunların çoğu TÜRKtü ve burası TÜRKİYE.Burda çılgın rumların,çılgın kürtlerin lafı olmaz, burda sadece ÇILGIN TÜRKLER kuralları koyar!!!

Yazan: özge Tarih: September 30, 2006 3:04 PM

kitabın rekora koşmasının elbet bir nedeni olmalı? ya da şu çılgın kürtlerin isminin geçmemesi. şimdilerde bir Türk-Kürt kardeştir propagandası içerisinde halkları birleştirmek adına çeşitli oyunlar yapılıyor. Kürt halkının varlığına inanmıyorum. Türk ırkı 10.000 seneyi aşan bir geçmişe sahiptir. dili bayrağı ve toprağı ile...sözüm ona kürtler senelerdir oradan oraya savrulmuşlardır. bu savrulmanın nedenlerini araştırın derim kitaptaki kürtlerden neden bahsdilmediğine kafa yoracağınıza. kuvayı milliye nedir bunun bilincine varın önce...
ben faşizme tamamen karşı olan bir insanım ama son 15 senedir kürtüm diyen toplulukların yaptıkları tamamen bir faşizmdir. bütünleşme içerisinde dahi kendilerini satabilen insanları Türk tarihi içerisinde göstermemiştir Sayın ÖZAKMAN. çünkü gerek yoktur. içlerinde kanayan yaraları her sene belli yollarla dile getirmek için çeşitli yollara başvurarak farklı biçimlerle anlatmaya çalışmış olmaları bile onlara sadece kendilerini küçük düşürme yeteneği kazandırmıştır. lütfen Türk tarihini incelemeden kürtleri aynı yerde konuşmayın derim...

saygılarımla,
Kadir GÜNAY

Yazan: Kadir GÜNAY Tarih: October 4, 2006 8:32 PM

selam mustafa bey yuz yıllardır ezilen ve somurulen bır halkı aynı şekıde boş laflarla kandırmayı bırakın.nerde bu halkın dılı nerde kulturu ve kendısı nerde.sadece kımseye yenılmedıler kımse asımıle edemedı yuzyıllardır bu onların dırenişi sayesınde oldu ve elbet bırgun haklarına kavuşacaklar ve elbet bır gun alfabelerınde Q,W,x ve dıger harflerı kullanacaklar.atrı bışey daha kürtler her konuma gelıyor dıyenlere onlar asla kurt kimliğiyle oralara gelmıyorlar ne kürdu ne de kendınızı kandırın.....

Yazan: ciwan Tarih: October 8, 2006 6:04 PM

inanmıyorumm şu yazılanlara ben TÜRKÇE ÖĞRETMENİİ adayıyım ve TÜRKÜM...TÜRK toprakları üzerinde yaşıyorum ve bununlada gurur duyuyorumm ...o kitabın adı şu çılgın TÜRKLERR çılgın olan sadece TÜRKLERDİ... bende lazım TÜRK değilim deyipte ortalıkta lazım diye hiçbir zaman dolaşmadım TÜRK toprakları üzerinde yaşıyorum ve benim atalarımda bu topraklar üzerinde şuan yaşayan herkesin atası gibi bu topraklar için can verdi kan döktüü ...evet bir zamanlar kürtlerde yaptı bunu ama şuan da hepimizn bildiği gibi bu işi yapmaya devam ediyorlarr hemde bu sefer TÜRKÜN kanını döküyorlarr binlerce türk anasını ağlatmışş insanlarımızı yasa hüzüne boğmuşş bu insanlarıı şimdii siz çılgın olarak adlandırıyosunnuzz ama yanılıyorsunuz onların yaptığı çılgınlık değil onların yaptığı katliam onların yaptığı delilik...ben ve benim gibi düşünen TÜRK gençlerii o delilikleri durdurmaya ve BİN yıl sonunda tekrar çılgın TÜRKLERRR olarakk anılmaya geliyoruzzz..BURDAYIZ..BUNUN İÇİN VARIZ..saygılar...

Yazan: burcu Tarih: October 9, 2006 3:16 AM

bende turkum ama senin gibbi insanlari tehdit edder gibi konusmuyorum tabiki kurtlerinde zamaninda turkiyeye faydasi oldu ama bunu simdiye kadar anlatan sadece 1 kitab yazildi bilmem okudunuzmu ama okumus veyada bu konuda bilgi edinmis olsaydik bugun kurlerle huzur icinde yasiyor olacaktik ama bazi insanlarin yanlis gorus ve dusunceleri turkiyenin bu gunki ic savas durumunu gosteriyor aslinda hatanin ikki tarafinda oldugu dusuncesindeyim ama sundanda eminimki bu problemlemler daga asker yoluyarak bu cozemeyiz

Yazan: turgay senturk Tarih: October 13, 2006 6:15 AM

"Kürt Teâli" iftirası
04.10.2006

Müfteri iftiraya doymaz.

Siz bir dizi iftirasını çürütün, o­na en sağlam, en keskin delillerle cevap verin, o kısa sürede ortaya yeni bir iftira daha atar.

Çünkü, müfteri iftira üretmekte hiç sıkıntı çekmez. Malzemesi boldur o­nun.

Son birkaç senedir, müfterilerin ürettiği yeni bir iftira var: Güyâ, Bediüzzaman Said Nursî 1917–1918 yıllarında kurulan Kürt Teali Cemiyetinin aktif bir üyesi imiş.

Bu katmerli iftiranın başını çeken, Selçuk Üniversitesinde öğretim görevlisi olan bir avuç "Kemalist Türkçü" akademisyendir.

Bunlar, 1998'de kitap çıkardılar. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi isimli bu kitapta, Bediüzzaman Hazretlerine açıktan açığa iftira ettiler. o­nu Kürt (Kürdistan) Teali Cemiyetinin kurucusu üyesi diye ilân ettiler.

Şimdi, aynı yalan ve iftirayı kurdukları internet sitesinde devam ettiriyorlar.

Biz, 1999 yılı Temmuz'unda bu akademisyen gruba gereken cevapları verdik. Attıkları iftirayı madde madde çürüterek yanlışlarını yüzlerine vurduk.

Ayrıca, bu konuyu istedikleri platformda tartışmak üzere kendilerine meydan okuduk.

Hazırladığımız yazı dizisi tam o­n gün sürdü.

Bunlar ise, cesaret gösterip karşımıza çıkmadılar. Bize cevap verme ve yalanlarını savunma cihetine de gitmediler. Dönüp dolaşarak, sanal âlemde sallama kolaylığını tercih ettiler.

Söz konusu yazılar gazetemizin arşivinde duruyor. İsteyenlere, yahut ilgi duyanlara bunların bir nüshasını gönderebiliriz.

Yine de, bu vesileyle birkaç noktayı nazara vermek icap ediyor.

* Kürt Teali, İngilizlerin desteğiyle kurulan ve faaliyet gösteren siyasî, ideolojik ve ayrılıkçı bir cemiyettir. Üstad Bediüzzaman ise, hayatı boyunca bu tür teşekküllere müsbet değil, daima menfi bakmış ve o­nlardan uzak durmuştur. Nitekim, eserlerinde de aynı tavrı takınmış, zararlı cemiyetlere hiçbir surette iltifat etmemiştir. Hatta, esarette iken bu cemiyetlerle teması olan bir talebesi (Müküslü Hamza Efendi) için de "Eyvah! Ne kadar bozulmuşsun" diyerek, bir hafta uğraşıp o­nu "eski hamiyetine" döndürmüş.

* Üstad Bediüzzaman'ın Kürt Teali Cemiyeti kurucusu gösterenler, belgelerde yüzde yüz tahrifat yaparak bir yalanı yutturmaya kalkışmışlardır. Bu tahrifatın detaylı bilgisi, söz konusu dizi yazımızda mevcuttur.

* Üstad Bediüzzaman'ı o cemiyetin kurucusu gösterenler, bu harp gazisi hamiyetli zâtın o tarihte (6 Kasım 1917) Rusya'da esarette olduğundan bile bihaberdirler. Bundan dolayı da, gerçekleri bilenlerin nazarında madara ve maskara olmuşlardır. (Bkz: Age, s. 144)

* Said Nursî, iki buçuk yıllık esaretten kurtulduktan sonra, 1918 yılı ortalarında (Haziran–Temmuz) ancak İstanbul'a vasıl olabilmiş ve zihnen, bedenen, ruhen yıprandığını söyleyerek, uzun süre sosyal hayattan uzak durmuş, Eyüpsultan Kabristanı ve Yuşa Tepesi gibi sakin yerlere gitmiş, buralarda yalnızlık içinde istirahate çekilmiştir. Öyle ki, aradan aylar geçtikten sonra kendisini tanıyanlar o­na şu suâli yöneltmişlerdir: "Neden geldin geleli siyasete karışmıyorsun?" (Bkz: Sünûhât, s. 64)

Esaretten sonra siyasete hiç karışmayan, şeytandan kaçar gibi siyasetten kaçarak Allah'a sığındığını söyleyen Üstad Bediüzzaman gibi bir şahsiyet, nasıl olur da "Kürt Teali" gibi ayrılıkçı siyaset fışkırtan bir cemiyete dahil olur. Hiç mümkün mü? Bizler de bu gibi müfterilerin iftirasından Allah'a sığınırız.

* Bir zamanlar, yine bir iftira furyası başlatılarak Bediüzzaman Hazretlerinin "zararlı cemiyetler"le irtibatlı olduğu yalanı uyduruldu. Öyle ki, bu konu Meclis'in gündemine dahi taşındı. Konunun muhatabı olan dönemin Adalet Bakanı Fuat Sirmen, çıkıp Said Nursî'nin geçmişte zararlı hiçbir cemiyetle ilişkisi olmadığını resmen ilân etmek durumunda kaldı. (1950 öncesi iki kez Adalet Bakanlığı yapan Sirmen hakkında "komünistlik" iddiasında bulunanlar dahi olmuştur. İşte, bu derece menfi birisi bile, Said Nursî'nin zararlı cemiyetle bağlantısı olmadığını açıklamak zorunda kalmış.)

* Üstad Bediüzzaman'ı zararlı cemiyetler içinde gösterenler, akademisyen de olsalar, eğer müfteri değilse hiç tereddütsüz cahildir. Yıllar önce ortaya attığımız bu iddiayı bugün de aynen tekrarlıyor ve aykırı düşünmeye devam edenleri bir kez daha fikir meydanına dâvet ettiğimizi hatırlatarak yazımızı noktalıyoruz.


M. Lâtif Salihoğlu
latif@yeniasya.com.tr

© 2006 EuroNur - Avrupa Nur Cemaati / SaidNursi.de

Not: bu forumda da bakıyorum iftiralar, yalanlar, cahilane konuşmalar almış gidiyor. Bu yazı da burada geçen iftiralardan birine güzel bir cevap. Bu yüden bazıları gibi kes/yapıştır yaptım. Ancak cevap vicdanı bozulmamışları bir daha benzeri yalan ve iftiraya bir daha yeltenmemesi konusunda vazgeçirici... (hoş vicdan olsa bu iftiraları atmaz ama en azından benzeri iftiralrı görüp okuyan ehl-i vicdan kardeşler için ne gözle bakmaları gerektiği hakkında bir fikir veriyor.

Sevgiler,

oez-djan

Yazan: oez-djan Tarih: October 15, 2006 5:19 PM

Ayrıca söylemeyi unuttum. Mustafa bey, burada yalan yanlış da olsa (sizin deyiminizle saldırgan bir tavır olmadıkça) farklı görüş ve fikirlere yer verdiğiniz için sizi tebrik ediyor, size teşekkür ediyorum. Gerçekten bizim böyle fikri ne olursa olsun ifade özgürlüğünün olduğu bir ortama ihtiyacımız var.

Yazan: oez-djan Tarih: October 15, 2006 5:40 PM

yorumların çoğunda kimileri türkçülük ,kımıleri kürtçülük yapmış,alabildiğne bilgiler ,tarih anlatılmış.ben ırk olarak türküm ama önce Allah'ın yarattığı bir kulum tüm dünyadaki insanlar gibi ve müslumanım, ve benim eşim kürt ,ikimizde aynı Allah'a inanıyoruz,aynı ülkede doğduk büyüdük ne var kürt olsa türk olsa vatan hepimiz,bayrak hepimizin,en ulvi bağla bağlıyız,hz M uhammed ümmetiyiz.Sorun ne kürt ırkçılığı veya türk ırkçlığıyapanlar derdiniz ne? Türklere sesleniyorum gidin kürtlerle arkadaş olun,alış veriş edin,akrabalık kurun.aynı şekilde Kürtlerde kendi kabuğunuzdan çıkın,türklerle bağlarınızı kuvvetlendirin.iki tarafta görecekbiz birmize çok benziyoruz. mevlananın dediği gibi kendini sevgilide gördüğü gibi BEN OYUM O BEN... lütfen anlamaya en önemlisi tanımaya çalışalım birbirimizi..aramıza nifak tohumu atmak isteyenlerle savaşalım illaki savaşacaksak.. sevgiyle kalın....

Yazan: ülkü Tarih: October 19, 2006 12:26 PM

"kürtler kendilerine bir çeki düzen vermeleri gerekiyor yoksa sonralı ermeniler gibi sürgün olcak sanırım" diyen insanlarla birada yaşamamak için, önce bu kişilerın kendılerıne çeki düzen vermeleri gerektiğini düşünüyorum. Kendileri için istediklerini bizim içinde istesinler. Onurlu olan duruş budur.Biz aynı devletin vatandaşlarıyız. Unutulmamalı kı Türklük bir ırktır, bir cemaat veya gurup değildir. Onun için ben bir kürt olarak cemaat olmayı kabul edebilirim. Boyle olursa sanırım sorun kalmaz..

Yazan: ahmet Tarih: October 19, 2006 4:12 PM

merhabalar.aslında kürt sorununu çözmek çok basit bişey. ama çözmek istemiyenler mi var acaba?şu an ben bir türküm diyom ama aslende kürt kökenliyim çünkü aslımı imkar edemem vede etmem. bir türkte türk deyilim diyemez. bir kürt hiç bir zaman bu vatanın parçalanmasını istemez bunuda belirteyim. peki kürtler ne istiyor? çokmu şey istiyor?bence ben bir kürt olarak kendi düşüncem yani fazla bişe istemiyor. neymiş istedikleri: kendi dillerini konuşup ve eyitim almak istiyorlar. bu doğaldır bence. ve kültürel haklarını istiyorlar. buda doğaldır bence.kürtçe televiziyon ve radyonun serbest olmasını istiyorlar vede genel bir af istiyorlar. evet bunları sıralıyorlar.bunları yapmak çokmu zor ki. yani bunca insan hep bunun yüzünden mi öldü yani. bence kötümser düşünmemek gerek. yani bu cumhuriyeti hep birlikte kurmuşsak herkez istediyi dili konuşup ve kültürünü yaşamalı yani.o zaman ben eminim ki vede kesin diyom bunlar yapılırsa dağda hiç bir genç kalmaz. ve kesinlikle destek alamaz dağdakiler vede sorun çözülür.ve şunuda belirtmek istiyorum son yıllarda özellikle sanal alemde vede bazen canlı tv de tanık oluyoruz kürt kökenli vatandaşlarımıza terörist gibi davranılması çok iyi deyil bence. sanal alemde bile bana soruyorlar bazen nerelisin diyorlar urfalıyım diyom kürtmüsün diyorlar? bende şunu hep diyom TÜRKÜM ama KÜRT kökenliyom diyom ve çoğu zamanda şunu diyorlar defol ve kötü sözler söylüyorlar. şimdi diyeceksiniz ki her kez öyle deyildir. elbette öyle deyildir biliyom bunu ama bunun önüne geçilmeli bir kürt türk çatısmaması olmamalı yani hepimiz kardeşiz.aşırı bir şekilde bir milliyetçilik duyğusu var türk milletinde . yani her kürdü pkk li görüyorlar sanki. ben insanım diyom defol diyorlar müslümanım diyom defol diyorlar ülkemi ben sizden daha çok seviyorum diyom yinede defol diyorlar.ben özellikle ülkücü kesimini bir kürt olarak uyarmak istiyom vede şunu diyecem:siz ülkücüler neden bu kadar ayırımcılık yapıp kürtleri bu ülkenin vatandaşlarından saymıyorsunuz ve bu yaptığınız bence çok tehlikeli vede tam dış devletlerin yani dış düşmanlarımızın istediyi şeyi yapıyorsunuz. sakın sakın ola kürt kardeşlerinizi dışlamayın vede onları kucaklayın.bütün türkiyeye iyi akşamlar kandiliniz mübarek olsun sağlıcakla kalın byy

Yazan: mehmet Tarih: October 20, 2006 11:17 PM

Kürtler milli mücadeleye destek olmuşlardır , buna kimse itiraz edemz . Yalnız bu destek sınırlı olmuştur. Daha çok ortak düşmanla mücadele şeklinde ve kendi yaşadıkları toprakları koruma adına savaşmışlardır. Çanakkale'deki şehit Hakkari'li(Kürt) sayısı Genel Kurmay arşivlerine göre 21 dir. Kürtlerin hakkını verelim yalnız savaşı onlar kazanmış , ülkeyi onlar kurtarmış gibi bir yanlış iklim oluşmasın. İşte rakamlar ortada. batıda erkeklerinin tamamı şehit olmuş köyler var.

Yazan: Ahmet Arslan Tarih: October 22, 2006 3:24 PM

he ahmet bey he yiğidi öldür ama hakkını yeme!!!

Yazan: eneskiozan Tarih: October 31, 2006 5:16 PM

Ya ayip be kardesim, Kürdler sadece 21mis yok bilmem kaç sehid vermislermis. Yazik! Kendiniz de söylemissiniz ya çanakkalede. Ya guneydoguda, doguda yasayan Kürd marmarayi, thrakyayi kurtaracak deil ya. Onlar da kendi bulunduklari bölgeleri kurtarmislar. Yok, Allah bilir doguyu da sizin dedeleriniz gelip kurtardi. Tabii bu arada bizimkiler ne yapiyordu bilmem. Belki de kimisi sinemada, kimisi de internet-kafede chat yapiyorlardi.(!!?) :-) Onlar sizin dusunemeyeceginizden fazlasini feda etmisler bu ülke için. Risale-i nuru (ne amaçla olursa olsun) okuyanlar bilirler Bediuzzaman tek basina 1.D.Savasinda 40 talebesini sehid vermis. Eminim ki talebeleri arasina birçok Kurd vardi.
Türklük bir etnik kavramdir, ben neden ilkokuldayken "Ben Türküm, soyum Türk." diyeyimki. Yok Turkum dogruyum, yok ne mutlu bana eger aslimin gayrisini, yani Turk oldugumu söyluyorsam.
Bakin org. BüyüKanit ne demis: M.Kemal yashasaydi bu etnik çatismalari görseydi kederinden erken ölürdü. Siz kendi etnik adinizdan baska bir ad verin ülkeye, ne bileyim içinde Turk geçmesin. Bakin Belçika'ya adi Belçika, orda yasayan etnik birimler wallon, flaman, bi de cermen(alman) hepsi de istedigi gibi dillerini konusuyor, hem üç resmi bölge var (ve de üç resmi dil) herkes kendi bölgesinde kendi istedigi gibi yasiyor. Yine çok yazdim neyse. Kendinize iyi bakin, Allah'a emanet olun. menfi dusunenlere bakmayin, bardagin dolu tarafini görun. Mutlu yarinlara...

Yazan: oez-djan Tarih: November 3, 2006 3:18 PM

herkes elini vicdanına koysun ALLAHAŞKINA,gerçek,tam eşitlik nedir acaba? yoksa eşitlik bir aldatmacamıydı?

Yazan: ahmet Tarih: November 10, 2006 1:39 AM

Arkadaşlar biz kürtleri bi hazmedemediniz gitti... Ne olacak böyle ??????

Yazan: PitaN Tarih: November 15, 2006 12:10 AM

nedemk şu çılfın kürtler yaa kürt kim ya ne yardım ediyo nediyosunuzz.Burda tek gerçek var TARİH TÜRK'TEN İBARETTİR .Bugün görüyoruz gündemde neler oluyor neler bitiyor.kürdistandan bahsediliyor din devletinden bahsediliyor.Herşey yalan kanımızın son damlasına kadar savaşırızz.TÜRKİYE ATATÜRK'ÜN İZİNDE İLERLEYECEKTİR.

Yazan: batuhan Tarih: November 16, 2006 9:25 PM

ya ben burdan herkese soruyorum kürtler olmasaydı o savaşları kazanamazdınız. size en büyük örneğini vereyim bizim sülaleden tam çanakkale savaşında askere gıdıpte donmeyen var. ama kürttt bazı ülkücüler varki kürt diye birşey yok diyorlar bakalım kürtler olmasaydı ne olur du????

Yazan: koray Tarih: November 18, 2006 8:39 PM

KÜRT!KÜRT!KÜRT!...Asırlardan buyana bu sorunu tartışıyoruz.Ve neye vardık ki...Elde sıfır olan bir şey.Kendisi zararsızdır,etkisizdir ama aynı zamanda da yok edicidir.Biz bu sıfırı etkisizken yok edici konuma getirdik ve hâlâ da bir şey olmamış gibi yolumuza devam ediyoruz.Geçmişi objektif olarak irdelediğimiz zaman bunun sorun olmadığını rahatça görebiliriz.Çok geriye gitmek yerine Kurtuluş Muhaberesi'ni örnek olarak verebiliriz.
Doğuda kürt diye adlandırdığımız onca insan topyekün savaşa karşı mücadele verirken,taht kürsüsünde oturan Biz Türkler ise nasıl başımız ağrımadan bu olaydan kurtuluruz diyordu.O zamanlar Anadolu'nun herkesimi böyle düşünüyordu.Ama her yerde olduğu gibi ihanetçiler de vardı,Mustafa Kemal ve onun arkasında olan ve canını bu uğuurda verecek Türk,Kürt de birlik beraberlik içinde vardı.
Duralım ve düşünelim neden bu duruma geldi herşey.
1.)Ayrımcılık
2.)Aşağılama
3.)Hor görme ve ayırt etme.
İşte bu sebepler bizi biz olmaktan ayırdı.Düşmanlığa döküldü kardeşlik ve bu akıntıda sürüklenen birlik beraberlik anlayışı da denize karışmak üzere.O deniz de bize kucak açan gibi görünen sinsi düşmanlarımızdır.Unutmayalım ki bizi biz yapan değerlerden ne kadar uzaklaşırsak yok oluşumuz da aynı orantı da artar."ve şu iki önemli unsuru da unutmayalım:"
1.)Eski düşman asla dost olmaz.Dost gibi görünür biz bizlikten uzaklaştırır ve ensonunda düşman eder.
2.)Bizler asla başkasına benzemeyelim.Bizler benzenmek istenen olalım ve bu amaçla eskide olduğu gibi birlik ve beraberlik içerisinde başaralım.Başarmak için de el ele olmak lazımdır.
Sonuç olarak dost diye tabir ettiğimiz şu ankiler geleceğimizi yok etmek üzerine kuruyorlar.Ve bu süreç de bizleri savaş ile yenemeyeklerini anladıkları andan itibaren devam eden bir film şeridi gibi ilerliyor.Bu film şeridinin tek bir amacı da yok etmektir,geçmişte olduğu gibi.
Sonucun Özü:"Bir devlet savaş ile yıkılamayacağı anlandığı zaman,o yerde bir ayrılık tohumu belirir.Ve bu tohum o yerleri sarmaşık gibi sardığında ise,işte o an bilin ki yok olmanız yaklaşmıştır..."

Yazan: Onur Öztaş Tarih: November 19, 2006 4:57 PM

Yazida Kürt kelimesi geçti diye yazara yüklenmek açik bir karaktersizlik ifadesidir.

Yazida mana arayanlar Korksunlar. Cünkü bu halk artik kardesçe yasadigini sananlar gibi düsünmüyor ve öldürüldügünden dolayi suanda savunmada.

Bugün okuldaki MEB yayinlarinin hiç birisinde Kürt ve Kürdistan kelimelerine yer verilmiyor, Kürtçe'ye resmi dil statüsü yerine saldirganca bölücü dil denilmekte. Eger böyle dusunenler burayi okuyorlarsa bilsinlerki bölücü degil Türkiye'den ayrilikçi bir dil oldugu açiktir.

Demek yüzde elli diyoruz, o zaman ellerimizdekilerine bakalim. Isterseniz önce belçika ve isviçre gibi resmi dil ile baslayalim.

Saygilarla...

Yazan: kurdmaster Tarih: November 22, 2006 2:41 PM

Sayın KurdMaster...
Siz gecenin bir yarısında benim yazımı tam olarak anlayamamışsınız.İki istek arasında kalmışsınız doğal olarak...
Yatmak ya da yatmamak...Doğal olarak da bu sizi ikilemde bıraktı ve yazıyı tam okumak yerine kısmî olarak okumuş ve aynı oranda değerlendirmeye tabî tutmuşsunuz."Geçmişi objektif olarak incelemek..." yazıyor demecimin başında.Ama bu anlanmadı sanırım.O bakımdan bir de gündüz gözüyle bakarsanız sevinirim...

Yazan: Onur Öztaş Tarih: November 27, 2006 1:55 PM

Yüzlerce kürt isyanı arasında en önemlileri bunlardır:

1806, Baban Aşireti, Abdurrahman Paşa İsyanı

1833-1837, Mir Muhammed (Soran) İsyanı

1843, Bedir Han İsyanı

1855, Yazhan Şer İsyanı

1878-1881, Şeyh Ubeydullah Nehri İsyanı

1919-22, Simko (Ismail Ağa) İsyanı

11 Mayıs 1919, Ali Batı İsyanı

21 Mayıs 1919, Mahmut Berzenci İsyanı

6 Mart 1921, Koçgiri İsyanı

4 Eylül 1924, Beytüşşebab İsyanı

13 Şubat 1925, Şeyh Sait İsyanı

10 Haziran 1925, Nehri İsyanı

7 Ağustos 1925, Reşkotan-Raman İsyanı

Kasım 1925, 1. Sason İsyanı

16 Mayıs 1926, 1. Ağrı İsyanı

21 Ocak 1926, Hazro İsyanı

7 Ekim 1926, Koçuşağı İsyanı

26 Mayıs 1927, Mutki İsyanı

13 Eylül 1927, 2. Ağrı İsyanı

7 Ekim 1927, Bıcar İsyanı

6 Temmuz 1929, İt Resul İsyanı

20 Eylül 1929, Tendürek İsyanı

26 Mayıs 1930, Savur İsyanı

20 Haziran 1930, Zilan İsyanı

21 Temmuz 1930, Oramar İsyanı

7 Eylül 1930, 3. Ağrı İsyanı

24 Ekim 1930, Pülümür İsyanı

Eylül 1930, 2. Mahmut Berzenci İsyanı

Kasım 1931, Şeyh Ahmed Barzani İsyanı

Ocak 1937, 2. Sason İsyanı

21 Mart 1937, Dersim İsyanı

1950, Kürt siyasal hereketi yönünde ilk girişimler başlar.

1961, Silopi'de "Kürdistan Demokrat Partisi" siyasi birimi oluşturulur.

1964, Kürt Devrimci Demokratik Kültür Derneği (KDDKD) kurulur.

1974, Türkiye Kürdistan Sosyalist Partisi (TKSP) kurulur.

1974-1976; Kawa, Denge Kawa, KUK, Rizgari, Ala Rizgari, Tekoşin adlı kürt örgütleri kurulur.

1978, Lice'nin Fis köyünde PKK kurulur.
renunlu2004@hotmail.com

Yazan: Evren Ünlü Tarih: November 29, 2006 6:26 PM

KÜRT dediğiniz millet TÜRKİYE den başka bir ülkede 2.sınıf insan muamelesi görüyor.Gelgelelim ki bizim içimizde yaşayan kürtler bize her defasında ihanet ediyorlar.mesala 1. dünya savaşında ve sonrasında,ve daha sonrasındadünkü ve bügünkü ppk olayında

daha kimlerin kardeşimiz olduğunu anlamadık mı ki bunları tartışıyoruz...

saygı ve hürmetlerimle

Yazan: fatih Tarih: December 1, 2006 11:32 AM

Bir sure once Filipinlerli bir isarkadasi ile sohbet ediyoruz. Laf dondu dolasti bin Ladine falan geldi. Benim taraftari olmadigimi anlayinca "nasil olur yahu sen Arap degilmisin" deyince durumu izah ettim. Ne dese begenirsiniz "aman ne farkeder hepsi bir birine benziyor, dini ayni vs vs". Biraz tepem atti tabiiki. Filipinlilerin Cinlilere gicik oldugunu bildigim icin "iyide sen cekik gozlusun Cinlilerde oyle... Avrupalilar sana bakip Cinli diye bahsedince bu hosuna gidiyormu". Adam "ama biz Cinli degilizki" deyip farkliliklarini siralamaya basladi... "bosversene sen tum cekik gozluler Cinlidir" deyince sanirim ne demek istedigimi anladi.
***
Belliki toptan degerlendirme yapip insanlari degerlendirmek cok yanlis. Avrupadaki siradan nufusun onemli bir bolumude Turkiyeye baktiginda "yahu bu adamlar niye birbirini olduruyor anlamiyorum deyip" ayrintilarinada fazla kafa yormuyor. Yormazda. Bizde siradan vatandas Ruandada Hutularin Tutsileri niye oldurdugune kafa yoruyormu? En nihayet o da zenci o da, dini de ayni, cografyasida... deyip geciyoruz. Cogumuza gore bir Portekizli ile Danimarkali arasindaki fark sadece lisanidir, geri kalan hersey ayni gibidir.
***
Gerek Hutu olsun, gerek Arap olsun, gerek, Filipinli olsun, gerek Kurt, Cinli, Danimarkali vs olsun herkesi insan olarak gorup, onlarinda kendimiz gibi degerleri, inanclari, kimlikleri, heyecanlari oldugunu anlamaliyiz. Sen de benim inandigim seylere inancaksin! konustugum dili konusacaksin! hissettigim seyleri hissedeceksin! demek abes.

Bu yaziyi okuyan kac kisi ingiliz gaydasinin muzigini duydugu zaman galeyana gelip hop-hop ziplar bilmem ama ben bi ciftetelli yada halay oldugu zaman yerimde duramiyorum fakat Amerikali ev arkadasima bir turlu fidayda oynatamadim, sevdiremedim. Tavsiyesi olanlar lutfen yazsin.

Yazan: Haydar Tarih: December 1, 2006 7:14 PM

İsteseler,bu ülkeye bir toplu iğne vermezsiniz de
Sorsalar ne yapalım diye,bir çuval laf edersiniz.

Kuytularda aşırdıklarınızı tepiştirir de,
Aya'na çıkınca ben aç kaldım dersiniz.

Şunu,bunu parmakla gösterseniz de,
Bu memleketi siz yersiniz.

-KALBİ BU ÜLKE İÇİN ÇARPAN ARKADAŞLARA;KURTULUŞ SAVAŞI BİTTİ VE BİZ BİRBİRİMİZLE UĞRAŞMAKTAN DOLAYI 80 YILDIR BİR ADIM ATAMADIK,FARKINDA MISINIZ? ŞU-CULARI,BU-CULARI,İST-LERİ,MİST-LERİ
BİR KENARA KOYUN DA BİR ARAYA GELİN.TESTİLERİNİZİ ÖVMEYİ BIRAKINDA ŞU MEMLEKET AĞACINA BİR YUDUM SU DÖKÜN.EĞER AMACINIZ BUYSA!

HARBİYELİ

Yazan: Serkan Tarih: December 6, 2006 5:52 PM

said nursi kürtlerle türkleri kışkırtmıyor 1. dünya savaşından sonra kürt ağlarıyla kobnuşarak hakkınızı isteyiniz diyor bediüzzmanını 1 sözünden binbir mana çıkar ve siz birbiryle kışkırtıyor diyemezsiniz

Yazan: muhammed ali Tarih: December 9, 2006 11:26 AM

burada TÜRK KÜRT ayrımı yapılıyor bu toprak üzerinde yaşayan herkes kardeştir ve kardeş kalacaktır.Bunlar gerekirse ölümüne düşmana karşı beraber savaşırlar.Bunlar arasında hiç bir yapılamaz(TÜRK KÜRT diye).Biz burda kardeşçe yaşıyoruz SİZİN VE MEDYANIN VE BAŞTAKİLERİN AYRIMI OLMADIKÇA ARADA HİÇ BİR MUSİBET YOK

Yazan: vahdettin Tarih: December 15, 2006 4:30 PM

ilginç bir yorum yapayım.anlamıyom türk kürt sorununu.ben mesela en batıda yaşarım ve hiç gitmek gibi bi niyetim yok doğuya.hiç de kürt tanımıyorum.kötülerse gerçekten muattapda olmam olur biter.ama savaş çıkarsa da savaşırım kim olursa sevdiklerim için.

Yazan: bbpm Tarih: December 18, 2006 12:37 AM

hiç kimse kendini boşuna yırtmasın kürtler vardır ve her zaman olacaktır. ve türkiyede kürt sorunu diye birşey yok aksine türk milliyetcisi sorunu var tam bir ırkcı tutum segileyen türk milliyetcisi sorunu.bizden başka türk topragı üzerinde yaşayan bir halk yok diyen.. ya sev ya terket zihniyetli türksen sevin deilsen itaat et diyecek kadar ileri giden bu bu aklı evvellerin sorunudur türkiyenin sorunu.türk kürt kardeştir..!!!kürdün düşüncesi bu ya türkün düşüncesi ne? eğer onlarında düşüncesi kürdün düşüncesi olsaydı 30 bin diye söylenen aksine yüz bine yakın insanın hayatını kaybettiği olaylarda tek bir can bile gitmeyecekti. ayrım ayrım ayrım var. türk bunu bilmez çünkü doğuda yaşamamıştır oranın insanıyla diyaloğu olmamıştır tamamen medyadan okuyor haksızlığı görmemiştir eğitimsiliğin ne oldunu bilmez fakirliğin ne oldunu bilmez ileri geri zırvalar kürt hakkında...yinede insanlık ve hakkaniyet bizde kalsın diyorum ve....NE MUTLU İNSANIM DİYENE diyorum...türkiye bu topraklar üzerinde ölen her insanın HER HALKIN vatanıdır HAKKIDIR...

Yazan: Şıwan Tarih: December 19, 2006 4:29 PM

Sayın Nurdem..
görüşünüze aynen katılıyorum şu çılgın türkler kitabını okumuş biri olarak.bence sadece şu çılgın türkler kitabı deil onun gibi on tane taraflı yazılan kitap yetmez. eğer gercekleri yazan tek bir kitap olsa ve o kitabı kendilerine göre doğru yazılmış diyenlerede şunu söylemek istiyorum liderlik vasfındaki bir insanı nasıl ilahlaştırdınız?kendinize göre hangi akla hizmetle.

Yazan: Şıwan Tarih: December 19, 2006 4:40 PM

be hey cahiller bediuzzamanın kürt olmasını kıskanan cahiller müslümanlığa inancınız varsa bediuzammanada inancınız olması gerek ki bu bediuzzaman hadis-i şerifte zikredilmiş olan ve her yuzyılda bir yeryüzüne gelecek olan muteceddit tir. öyle bir zatı kürt diye tartışmanız cehaletinizin en iyi örneğidir... Saygılar

Yazan: Şıwan Tarih: December 19, 2006 4:48 PM

Sayın Akyol, Sizi ilk önceleri Ceviz Kabuğu programında izlemiş ve çalışmalarınızı beğenmiştim.
Ancak bu yazı tavsiyeniz beni gerçekten üzmüştür. Neden Çılgın kürt yerine Çılgın Avşar, Çılgın Türkmen, Kazak, Özbek vb.... demediniz? Neden kürt sorununu yeniden düşünmük adlı kitabı yazacağınıza; Kürt olarak tabir edilen boyun kökenini araştırıp bizimle paylaşmadınız? Neden özellikle son 100-150 yıldan beri Kürt lafı sürekli söylendiğini araştırmadınız?

Daha önemlisi neden Türk yazıtlarını araştırmadan Türklerle, Türklerin bir boyunu aynı kefeye koydunuz? Şimdi Avşar Türk kardeştir denildiğinde nekadar abes olursa; sizin Çılgın Türk-Kürt benzetmeniz de bizi aynı sonuca ulaştırır....
Size iyi ve düzgün ARAŞTIRMALAR.....

Yazan: BAYBARS Tarih: December 21, 2006 3:03 AM

Kürt'lerin canları istediğinde istedikleri kadar toprakla kendi devletlerini kurarak ayrılabilmeleri konusunda sanırım bir mutabakat var. Yanılıyor muyum?

Yani Diyarbakırlı Kürt'ler "Biz artık kendi egemenlik alanımızı kurmak istiyoruz" derlerse hiçkimsenin onlara karışmaması yönünde bir mutabakat bu, herhalde?

Peki.

Merak ettiğim nokta şu:Bu durumda mesela pasaportla geçilen sınırlar teşekkül ederse bunun Kürt'ler için doğru ve yararlı bir iş olduğunu düşünüyor muyuz?

Oluşan sınırların batısında kalan , büyük şehirlerde yerleşmiş Kürt'ler de mesela kendi özerk mahallelerini mi kuracaklardır?

Yoksa onlara:" Kendinizi ne kabul ediyorsanız ona göre kaydınız yaptırın.." deyip Ayrılmak isteyenler kamulştırma bedelleri ve yol masrafları ödenerek, kurulan yeni devlete mi gönderilecektir?

Türk toprağının bölünmesinden bahsedildiğinde bu tip ihtimalleri yok sayarak Kürt toplumunun menfaatleri hakkında gerçekçi ve hakkaniyetli bir vizyon geliştirilebileceğine inanıyor musunuz?

Yazan: garabet Tarih: December 21, 2006 11:13 AM

Irktan bahsedenlerin sürekli Kürt'ler olması ilginç.

Buna rağmen Türk'leri ırkçılıkla suçlamaları da ilginç?

Burada yazan hiç bir Türk ırksal ayrılıktan bahsetmiyor ve bunu da önemsemediğini açıkça belirtiyor.

Anadolunun bir Türk toprağı oluşunun tarihi belli. Fantom Cengiz nefis bir tarihçe sunmuş. Selçüklu'nun mezar taşları bu memleketin ne zaman Türk olduğunu gösteriyor, merak ettiğim aynı eskilikte bşr tane Kürtçe mezar taşı var mı?

Bu topraklar Türk'ün fetih yoluyla aldığı , mülk eindiği topraklardır ve binyıldır da EVİN SAHİBİDİRLER.

Bağımsız olmak isteyenler sınrların dışında istedikleri yerde istedikleri devleti kurabilirler.

Türk'ün vatanından bir parça almak isteyenler en azından maliyeti karşılamak zorundadırlar. Yani bu toprakların mülkiyet deveri ancak, elde edildiği şekilde KANLA mümkündür.

Türk varlığına savaş açarak bu toprakları bizden alabileceklerini düşünenler zaten yirmi yıldır bunu yapmağa uğraşıyor. Onun için "kardeşlikten" bahsetmeleri açıkça yalan...

Yazan: garabet Tarih: December 21, 2006 3:16 PM

Bazi gazete ve derneklerin yaydigi haberlere inanmayin. Uc-bes Aczimendiyi ve PKK yi isaret ederek sizi KORKUTUYORLAR.

Hakkari vilayetinin yarisi kadar buyuklukteki KKTC nin birakin toprak mevzuunu, ticaret hakki icin AB yi karsisina alan Turkiye, kendi topraklarinin ucte-biri icin dunyayi yikar.
KORKMAYIN memleketin bolundugu filan yok.

Elit takiminin 1000 sene boyunca Yemene, Fizana asker devsirme kaynagi olarak gordugu Anadolu insani bugun devleti yonetmeye talip olunca Aczimendileri gosterip Anadolu insanini uzak tutmaya kalkisiyor.
KORKMAYIN irtica tehlikesi filan yok.

Yazan: Haydar Tarih: December 21, 2006 3:44 PM

Benim yazdığım yorumla Şivan adlı kişinin yorumunu karıştırmışsınız... Lütfen en kısa zamanda düzeltin.....(benimki düzgün ARAŞTIRMALAR diye biten yorum)

Yazan: BAYBARS Tarih: December 21, 2006 11:00 PM

sayın garabet..

(burda sadece kürtlerin ırkçılıktan söz etmesi ilginç)demişsin!!!(Burada yazan hiç bir Türk ırksal ayrılıktan bahsetmiyor ve bunu da önemsemediğini açıkça belirtiyor.)diyorsun..!!
burda kürtler tabikide ırkçılıktan bahsedecek çünkü siz kürtlere karsı her zaman ırkçı bir tavır takındınız.ve bunu belirtmeleride doğal karsılanması gerek öyle deilmi? şu yazdıklarında bile ırkçı bir tutum sergiliyorsun.ırksal ayrılıktan bahsetmiyorsunuz tabikide çünkü siz o ırksal ayrılığı yaşattınız zaten kürt halkına ve yaşatmaya devam ediyorsunuz.ösayın garabet..

(burda sadece kürtlerin ırkçılıktan söz etmesi ilginç)demişsin!!!(Burada yazan hiç bir Türk ırksal ayrılıktan bahsetmiyor ve bunu da önemsemediğini açıkça belirtiyor.)diyorsun..!!
burda kürtler tabikide ırkçılıktan bahsedecek çünkü siz kürtlere karsı her zaman ırkçı bir tavır takındınız.ve bunu belirtmeleride doğal karsılanması gerek öyle deilmi? şu yazdıklarında bile ırkçı bir tutum sergiliyorsun.ırksal ayrılıktan bahsetmiyorsunuz tabikide çünkü siz o ırksal ayrılığı yaşattınız zaten kürt halkına ve yaşatmaya devam ediyorsunuz.ö

Yazan: Şıwan Tarih: December 22, 2006 5:40 AM

arkadaşlar herkese selam
biz hayatımızın ilk adımında yalancı kişiliğimiz oluşturuluyor
okula ilk başradığımız günlerde;
1.yalan;türküm dememiz
2.yalan;doğruyum dememiz
1.sinde kürt olduğum için yalancı bir kişilik kazandırılıyor 2.sinde ise yalancı kişiliğim olduğu için yalan atıyorum ve biri vardıki; insanların kellesini kestirdi ve nice kürtçe konuşan halkın diline zincir çekti 1925 ten sonraları kürtçe konuşan herkes 25 kuruş para ödemek zorunda kalıyordu..

Yazan: mahkum Tarih: December 26, 2006 4:24 PM

Kurtluş Savaşını Kürtlerle birlikte kazandık diyorsunuz. bir sosyal bilgiler öğretmeni olarak şunu söyliyeyim Kurtuluş Savaşında Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı vilayetlerden şehit olanların sayısı sadece 700 kişi civarındadır. Haberiniz olsun ... Onlarında çoğu o yörenin türklerindedndir kafanıza çakın bunun bilmeden ahkam kesmeyin

Yazan: sosyalci Tarih: December 27, 2006 11:23 AM

Canakkale Harbindeki sehitlerin sayisini kafasina gore yorumlayanlara.

Seneler once bir arkadasimi ziyaret ettikten sonra cikip Cicek Pasajinda birseyler icelim dedik, ortagida bize katildi. 15 dakika sonra onlarin iki arkadasi daha masamiza geldi, abisi, arkadasi derken 1 saat icinde 9 kisi masada sohbet ediyor olduk.

Soz dondu dolasti birinin Kurt olduguna geldi, tabiiki kardeside Kurt. Birdigeri "ben hem Alevi hem Zazayim" dedi, bir baskasi yine Kurt, Of'lu ortak "heralde benim Laz oldugumu soylemeye gerek yok" dedi.

3-4 saat boyunca cok nefis sohbet ettik. 9 Turk olarak oturdugumuz masadan 7 Kurt, 1 Laz ve 1 Turk olarak kalktik. Turk olan da Yugoslavya gocmeni idi.
***

Hani olaki bu adamlar ertesi gun Canakkale Harbine katilsalardi RESMi kayitlar hepsini istanbullu gosterecekti.

Yazan: Haydar Tarih: December 27, 2006 7:32 PM

evet arkadaslar bole devam bırbırımıze zarar verelım turkıyeyı bıtırelım sorunu hep dıger tarafta gorelım kendı hatalarımız yokmus gıbı yıllarca kavga ıcınde olalım yasasın amerika ok

Yazan: bizmi?_hepimizmi Tarih: December 28, 2006 8:41 PM

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI

MADDE 3.–

Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

Başkenti Ankara’dır.

IV. Değiştirilemeyecek hükümler

MADDE 4.– Anayasanın... ...ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
----------------------------------------------

Yazan: DipNot Tarih: December 29, 2006 11:56 PM

Ey üstad Bediüzzaman Said Nursi hakkında bilmeden ve hiçbir kitabını okumadan yorum yapan kardeşlerim.İlk önce size o mübarek insanın kitaplarını okumanızı tavsiye ederim. Ben Kayseriden yazıyorum.Ve Türküm.Bunu söylerken ırkçılık manasında söylemiyorum.Belki sözlerimin daha tesirli olması için söylüyorum.Said nursi hazretleri kürtlerden çok türklere hizmet etmiş mümtaz bir şahsiyettir ve bunu isbat etmeye hazırım.Kürtler bizim biz de onların ayrılmaz kardeşiyiz.Herkes bunu bilerek konuşursa sevinirim.Şunu da bilmekte fayda var.Kürdistan diye bir devlet kurulursa bu devlet islam devleti değil komünist bir devlet olacaktır.Herkesin bu sonucu dikkat ederek olaylara bakmasında fayda var.Yazdıklarımın arkasında ve isbat etmeye hazırım.
saygılarımla

Yazan: selahattin Tarih: December 31, 2006 4:38 PM

yakın tarıhte ermenılerı en sadık mılletolarak gosterenler ermenılerın sın yaptıklarınıda kapak olarak alsınlar kendılerıne... cokyakın tarıhlere kadar kurt sorunu dıye bırsey yoktu. bubun sorun olmasının tek sebebı bence yıne turklerdır.kurtler kurtulus savasına kadarhep canla basla mucadele ettıler.sonra cumhuriyet kuruldu anayasa kuruldu ve denıldı kı turkıye cumhurıyetı sınırlarııcınde yasayan herkes turktur.bence bu bır harıcı soykırımdır
tesekkurler

Yazan: ferdiçiçek Tarih: January 4, 2007 11:21 AM

herkes birşeyleri bildiğini zannediyor ben düne bakın demiyorum bu güne bakın lütfen insanlar asıllarından dolayı birşeyleri kaybetmek zorun deildirler. şuanda olan duruma bir bakın adam sırf kimliğin de g.doğuda bir ilin adı yazılı olduğu için bir gün boyunca sebep göstermeksizin nezarette kalıyor siz türk biz kürt dediğimiz sürece bir yere varamaz sadece birbirimizi yeriz.benim kimliğimde türkiye cumhuriyeti yazıyor ben türküm ama aslım da kürt ve inanın aranızda öyle insanlar var ki sırf bizi çiğniyebilmek için ellerinden geleni yaparlar kürdüm demek ten utanmam heryerde de söylerim ama tekrar vurguluyorum kimliğimde TC yazıyor o zaman ben türküm. birbirimize karşı deil bu ülkeyi gerçekte ayırmak için uğraşanlar la uğraşalım saygılar

Yazan: hasan Tarih: January 5, 2007 9:04 PM

tamamda bunları okuyan kürt gençlerinin bazıları bu gercekleri bilerek niye bölüçülük yapıyorlar,atalarını örnek alsalarya vatanları ugruna sehit düsen türk ve kürtleri selamlıyorum ,bastıgın yerleri toprak diyerek geçme tanı,düşün altında binlerce kefensiz yatanı.unutmamalıyız.önce vatanımız demeliyiz diyorum.kardesim.slm.

Yazan: turgut Tarih: January 5, 2007 10:44 PM

Ben kitabı okumadım sadece yorumlardaki kürt,türk,türkiyeliler kürtlerin savaşlardaki türkiyeye yardımları gibi kelimelere takıldım ben.Herkes biliyor bazı konuları ama nedense kimse yazamıyor ben yazayımda yayınlanırsa yorumlarınızı dinlemek isterim.Benim tespitlerimde şunlar.Kürtler kurtuluş savaşında bizim yanımızda yer almışlardır fakat savaş sonrası kendilerine ayrı devlet kurulması şartı ile yapılmış bi harekettir ki;Bunu kürt vatandaşlarımızda onaylayacaktır.Eskilere çok fazla girmeyecegim.Günümüzde halkımızın huzur ve güvenini alt-üst eden hırsızlık,kap-kaç,fuhuşa aracılık,yankesicilik,yani suçların kimler tarafından işlendigini merak edenler varsa hiç araştırdınızmı.Bence bunları bi araştırın sonra bu ılıman yorum yazanların yorumunu tekrar alalım herkese şimdiden teşekkürler Not:ırkçı degilim ama aptalda degilim

Yazan: hakan Tarih: January 6, 2007 12:31 PM

doğulu olupta batıda yaşayan bir ailenin hem gelini hemde kızıyım.ailemdeki kürt aydınlar t.c nin fertleri olarak askeri sivil toplumda hizmet etmişlerdir.atalarımız ve yenı yetişen neslimiz hem doğulu olmakla hemde atatürk ilkelerine bağlı olmakla iftihar ediyor yazılarınızdaki bütün fikirlerinize katılıyorum

Yazan: uğur kocakurt Tarih: January 6, 2007 5:16 PM

mustafa bey allah yar ve yardımcınız olsun...

Yazan: babat Tarih: January 9, 2007 12:27 AM

peki öyleyse isimler bu kadar anlamsız hiçbir önem taşımıyor ise o zaman türk kardeşlerimin mevcut devletimizin adının değiştirilip anadolu cumhuriyeti adını almasına itirazı yoktur sanırım.ne de olsa ismin ne önemi var ki.eğer hala isimler milliyetler üzerinde tartışıp sırf türkler dünyada kimse tarafından ciddiye alınmıyor diye kürtleri sanki kendi himayeleri altında yaşayan bir millet gibi gösterip kendi egolarını tatmin etmeleri sonra da aman canım ismin ne önemi var kardeşiz demeleri.isim önemli değilse değişelim etnik bir yapı taşımasın deyince karşı çıkmaları neden?ben bir kürdüm.okuluma devam etmenin tek nedeni daha iyi bir ülke yaratmak için çalışmak.ülkemem toplumuma faydalı olmak.ama eğer kardeşim dediğim insanlar ısrarla bazı isimlerin üstünde bu kadar durursa ama karşısındakini rencide ederse o zaman bişeyler yanlış gidiyor demektir.şu çılgın türkler demek kürtleri asimile etmek demektir.sınırların orduların savaşların kavgaların olmadığı bir dünya için çalışan bir avuç insan karşısına dikilip isim kavgası yapmak küçük insanların işidir.
saygılarımla
burak yıldırım.

Yazan: burak yıldırım Tarih: January 10, 2007 6:26 PM

burada yorum yapan belkısa . Kürd lerin neyi acayip .onlar herzaman sizin yanınızda olduğunda iyi de haklarını aradığında mı acayip oluyorlar. aca ba sizin ordunuz onların köylerini yerle bir ettiğinde kendi ordunuz içinde acayipler diye düşündünüzmü.şunu da söylemek istiyorum özellikle sizin gibi cahil insanlara Kürd leri hiçbir halk bugüne kadar toprağından yok edemez,edecek güçte yoktur.hodri meydan.çünkü sizin gibi cahil insanlar hertürlü kahramanlığı kendilerine maletmeyi severler.bu da sizin zihniyetinizdeki insanların ne kadar küçük olduğunu gösterir.ayrıca lütfen Bediüzzaman ile ilgili yorum yapmayın.onu tanıyanlar Kürd lerin nekadar mükemmel bir halk olduğunu bilirler.ama sizin gibi insanlar böyle büyük din alimlerine bile laf söylerler sırf Kürd olduğu için.şunu unutmayın Kürd ler isteseydi Türkiye diye bir devlet olmazdı.ayrıca sayın Mustafa AKYOL çok güzel bir tesbitte bulunmuş.herhalde gerçekler zorunuza gitti

Yazan: murat Tarih: January 14, 2007 12:50 PM

Merhaba, yazıların hepsini okumaya çalıştım. Mustafa Akyol beye ve (yanlış ve/veya eksik bile olsa) bilgiye dayalı katkıda bulunan herkese teşekkür ederim. Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde yaklaşık 10 yıl görev yapmış bir vatan evladıyım. Irk ve millet olarak Türk'üm ve Müslümanım. Yazacaklarım fiilen gördüğüm yaşadığım şeylerden çıkartılmış olup mümkün olduğu kadar propagandalardan soyutlamaya çalıştım. Erzurum, Bayburt,Erzincan, Van, Bitlis,Hakkari,Muş,Bitlis, Ağrı,Gaziantep,K.Maraş gibi İllerimizde bizzat yaşadım ve çalıştım. İran a, Tebriz e, Kuzey Irak a gezi amaçlı gittim. Hakkari de çalışırken konuşacak kadar o bölge ağzı Kürtçe yi öğrendim. Gördüklerimi/Yaşadıklarımı anlatayım;

1-Doğu ve Güneydoğu(Batıda zannedilenin aksine) tamamiyle Kürt değildir, pek çok ilçeler(Ahlat, Adilcevaz, Tatvan,Taşlıçay vb) ve pek çok köyler Acem/Azeri, Karapapak (Azeri kolu), farklı Türk ve Türkmen kolları, hatta Karadeniz bölgesinden (tabii afetler nedeniyle) gelip yerleşmiş insanlarla doludur. Zamanında buralarda yerleşik bulunan Ermeni aşiretlerinden ihtida etmiş (müslüman olmuş) bulunan ırk olarak Ermeni,dinen müslüman olan insanlar tanıdım. Bu sebeple buraların tamamen Kürtlerin ikamet ettiği yerler olduğu yanılgısına düşülmemelidir.

2-Van-Hakkari hatta Van Bitlis gibi çok yakın bölgelerde bile konuşulan Kürtçe birbirinden oldukça farklıdır, Dilbilimcilerin tarifiyle "ağız" ifadesinden bile ileridir. Bu arada Hakkari ya da Ağrı da Kürtçe konuşan bir vatandaşımızın Diyarbakır ya da Adıyamanlı birisiyle sadece Türkçe anlaşabildiğini belirtmek isterim. Olay "Lehçe" den bile ileridir.

3-Kamuoyunda "Kürt" oldukları sanılan "Zaza" ların büyük çoğunluğu kendilerini Kürt saymazlar zaten lisanları da çok farklıdır.

4-Türkçeye çok meraklı bir insan olarak (dilbilgisi dahil) Kürtçe nin (çok sayıda Türkçe kelime barındırmasına rağmen) Türkçe den çok (Ural-Altay Dil ailesi) Avrupa dillerine (Hint-Avrupa dil ailesi) yakın olduğunu söylemeliyim. Özne-Tümleç-Yüklem dizilişi Kürtçe de Özne-Yüklem-Tümleç şeklindedir.

5-Sınır komşumuz olan İran'da ve Suriye de hakim unsur olan Fars lar ve Araplar dışında Kürtlerin eğitim, mal edinme hatta kimlik çıkartmaları konusunda ciddi engelleri vardır. Örneğin İran da devlet memuru olamıyorlar.

6-Her milletin yaratılıştan bir zaafiyeti vardır. Nasıl biz Türklerin (istisnaları mutlaka var) kooperatifleşmede ve istikrarlı yönetimde ciddi zaafiyetleri varsa Kürtlerde de (istisnaları mutlaka var)güç/otorite yanında bulunma zayıflıkları var. Haklı/haksız, legal/illegal farketmiyor, otoritenin gücün yanında oluyorlar. Mevcut feodal yapının, aşiret sisteminin devamının da hakim sebebi güce sahip olma dürtüsüdür. Bölgede dönem dönem devlete, dönem dönem PKK ya meyletmiş gibi görünmeleri sadece aynadaki görüntüdür, yani kim güçlü görünüyorsa onun yanında olmaları. Sırf bu dürtü nedeniyle, (Bence %90 ından fazlası ayrılıkçı /bölücü /kafatasçı olmamalarına rağmen) maalesef aynı çizgide görülüyorlar.

7- İslam dini ve birlikte yaşanılan yüzyıllar, yapılan pek çok kader birliği (Siz bakmayın ortaya çıkmış pek çok isyana, onların tamamına yakını, siyasi çatışma, menfaat meseleleridir) karşılıklı kız alıp-verme sonucu etnik karışma vb pek çok unsurla biz aynılaşmışız. O bölgede yapılan bir düğün ya da matem töreni ile batıda her hangi bir yerdeki yapılan törenin, (bizzat katıldığımdan biliyorum)ufak tefek bazı farklar dışında tamamen aynı olduğunu söyleyebilirim.

8-Bölgede geçmişte yapılmış bazı siyasi ya da sosyal/idari hataları savunmak mümkün değil, izlerini gezdiğim köylerde, yerleşimlerde gördüm, insanlarla konuştum.

Bana göre, toplum olarak bize düşen şey, 6.maddede yazdığım zaafiyetler dikkate alınarak, doğru idari/sosyal politikalarla insanları kazanmaya çalışmak, hiç bir zaman güçsüz bir görüntü vermemektir. Yine geçmişte uygulanmış olan hatalı ekonomik politikaların etkilerini gidermek için bölge insanını çalışmaya teşvik eden, çalışmadan devletten/sistemden geçinmesini sağlayacak mekanizmaların acilen tasfiye edilmesi, Kontrollü olarak sınır ticaretinin geliştirilmesi, son derece etkili olabilecek olan, el sanatları, arıcılık, hayvancılık vb üretim alanlarının teşvik edilmesi uygun olacaktır. Bölgede ortaya çıkan bazı olayların sebebi/sonucu önemli miktarda menfaat çatışmalarına dayandığından müdahalenin bu şekilde yapılması elzemdir.
Saygılarımla.

Yazan: Hasan Necati Tarih: January 14, 2007 1:14 PM

Öncelikle şunu anlıyamıyorum her gün kendini türk milliyetçisi ve vatansever olarak tanıtan bazı internet sitelerine ve idealist geçinen insanlara rastlıyorum. Ağıza alınmicak sözlere muhatab olan zavallı masum hatta dağdaki adamın ne halt ettiğinden ve ne düşündüğünden haberi olmayan
türklerle kendilerini iki ayrı ırk yada iki ayrı kültür olarak algılamayan bir sürü insanın her gün kendilerine küfredilmesi ve nefret içeren sözlere muhatab olması başlı başına memeleket adına utanılacak bir durumdur.

Mustafa Akyol beyefendinin değerlendirmeleri zaten tarihsel süreç içerisinde Kürtlerin osmanlı ve osmanlı sonrası resmi ideolojinin kürt bakış açısı ve bu bakış açısının siyasi,sosyolojik yansımalarıdır.

Ayrıca Kürtlerin sonu ermeniler gibi sürgün olamaz çünki kürtler türkler gelmeden önce bu topraklarda yaşamışlardır.Yani ermeniler,rumlar ve kendimize düşman olarak gördüğümüz diğer bütün unsurlar gibi.Aslında bu tartışmanın veya bu sorunun kamuoyunda gündemde kalmasının tartışmayı sürdüren iki taraf açısından biribirlerini besleyen,biri olmadan diğerinin olmayacağı siyasi ranta dayalı yönleri vardır.Yani bugüne kadar kürt sorununu görmezden gelen ve kürt gerçeğini kabullenmeyen karşı siyasi cephelerde bu soruna ilişkin gerçekçi çözümler yerine hamasi,insanların duygularını sömüren ve siyasi güçlerini perçinlemek adına milli ve ulusal değerleri hiç çekinmeden kullanan,yıllarca terorize olmuş bir toplumu kendi siyasi çıkarları uğruna sağduyudan bihaber bırakan bir anlayış hakimdir.

Aynı şeyleri Kürt elitleri yada zamanınımızın çılgın kürtleri adına söylemekte mümkündür.Öncelikle herkesin ağzına pelesenk olan diolog veya bugünün modern tabiriyle ötekini anlamak gibi palavradan öteye gitmeyen sıloganlara inanmamanızı tavsiye ederim.Bu gün bu sorunun çözülmesini bekleyen terörün bitmesini yada evlatlarımızın,kardeşlerimizin ölmesini istemeyen sadece türkler değil kürtlerinde huzur ve barış ortamında yaşama standartlarını yükseltmiş birer vatandaş olamak istediklerini unutmayalım.

Unutmayalımki bu sorun sadece şovenizm yada ırka dayalı basit bir milliyetçilik tartışması değldir.Bu tartışma herzaman terörün gerçek çıkış kaynağı olarak gördüğüm sosyo ekonomik yada daha kaba tabiriyle ötekinin toplumun sosyal katmanlarında kendine yer bulamamasıyla alakalı bir konudur.Yıllar boyunca görmezden gelinrn bu konu herhangi bir pervasız siyasetçinin miting alanında söylediği oy kaygısı taşıyan "siz bizim kanımız,canımızsınız böyle bir sorunun varlığını kabul ediyorum" dedikten sonra en ufak bir direnç gösterenlere karşı sözünden dönülecek kadar insanların duyguları ile oynanacak basitlikte bir konuda değildir.Teşekkür ederim

not:imla hatalarından dolayı özür dilerim

Çağdaş

Yazan: çağdaş Tarih: January 15, 2007 2:13 PM

geçmişte çok sadık olabilirler.ermenilerde sadıktı hatta 'sadık millet' diye adlandırılmışlardı.ama benim için bugün önemli.vatana,bayrağa,saygısızlık yapan,
birilerinin oyuncağı olmayı kabullenmiş ve bu şekilde yaşayabilen insanlara hayatım da kesinlikle yar vermiyorum.ayrımcılıksa evet ayrımcılık yapıyorum.durup dururken böyle bişeyi gündeme getiren sizin gibi.

Yazan: yasemin Tarih: January 16, 2007 12:33 PM

arkadaslar hepnize soruyorum!

dunyanin hangi ulkesinde bir belediye baskani cikip terorist basini ovebiliyor.teror orgutunu teror orgutu olarak kabul etmiyor.
abd de biris cikacak ve diyecek ki usame bin ladin teroristdegil ve el kaide de teror orgutu degil.o insana kac saat yasam suresi veriyorsunuz?
arkadaslar Turkiye de artik Turkler azinlik durumuna dustu.hukumette kactane Turk bakan var bana sayabilirmisiniz?
ondan sonra at gozlugu ile bakip Kurtler 2.sinif vatandas olarak goruluyor diyorsunuz.ABD ortodogu da bizden daha sadik bir kole buldu.o da Kurtler

Yazan: dalilah Tarih: January 16, 2007 3:40 PM

selam

Bediüzzaman Said Nursi hakkında bilmeden konuşan arkadaşlarımıza üzüldüm. maalesef kulaktan duyma fikirlerle hareket etmek benliğimize yerleşmiş.1.dünya savaşında kurtuluş mücadelesine katıldığını ve ruslara esir düştüğünü filipinlerdeki öğrencilerle bile biliyor(Risale-i Nur buralarda ders kitabı olarak okutuluyor).
bediüzzaman said nursi bitlis doğumludur ama bir çok kez aslının ıspartadan gittiğni söylemiştir. bitlis doğumlu olması ve oraya osmanlı devleti tarafından kürdistan olarak nitelenditilmesi kürt olduğunu göstermez.
tarihi iyi okumalı ve menfi milliyetçi akımlara kapılmamalıyız.
selametle

Yazan: mehmet Öztürk Tarih: January 17, 2007 7:25 PM

selam..

Sayın Mehmet ÖZTÜRK Açıkça söylemekten cekinmeyin lütfen Bediuzzaman said-i nursi türktür!!!! söylemek istediğiniz bu sanırım bunu cekinmeden söyleyin hadi. ben sahsen bediuzzaman said-i nursi kürttür diye sevmiyorum ben o şahsın hakkında pek az sey okudum ama inanınki okudugum ve hakkında duydugum seyler o zatın ne kadar yüce bir insan olduğuna kanaat getirmeme yettide arttı bile.siz o şahıs hakkında çok sey okumus olmalısınız ki onu iyi tanıyıp öyle hakkında konusalım diyorsunuz.evet okumak lazım onun fikirlerini bence benimsemek lazım sizde öyle yapın eğerki siz o şahıs hakkında biraz bişeyler öğrenmiş olsaydınız çıkıpta (ama bir çok kez ıspartadan gittiğini söylemiştir!!!)demezdiniz eğer gercekten onu iyi anlamış olsaydınız. Bediuzzaman said-i nursi şuralıdır buralıdır demezdiniz.kimseye taraf deildi o ve onu kimseye taraf etmeyede calısmayın.burdaki tartısmaya birde said-i nursi nereliydi yi eklemeyin.
ve burdaki Bediuzzaman said-i nursi yi tartısanlar siz önce gidin dininizi öğrenin said-i nursi kürttü diye onu karalamaktan vazgecin.


selametle..

Yazan: Şıwan Tarih: January 18, 2007 6:59 AM

hocam boşver nden uğraşıyorsun bu zihniyet kürtleri kendinden uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor. kürtlerde senin istediğin noktaya artık gelmez.. koptu artık bir şeyler. çok geç.. kimsenin fedakarlığa niyeti ve samimiyeti yk

Yazan: Gumusel Tarih: January 18, 2007 4:47 PM

bence cok güzel seyler yazmışsiniz sizi tebrık ederım buturkıyı bır kısı değil bın kısıyle kurtardık saygılarımla

Yazan: kamuran Tarih: January 18, 2007 8:45 PM

ben şunu sormak istiyorum kürtçe dili üzerine yorum yapanlara;acaba ne kadar kürtçe kelime biliyorlar da kürtçenin kendi deyimleriyle (lehçe)üzerinde yorum yapıyorlar.birde olayları cam ekran da değil yerinde yaşamasını bilin ki olaylara yorum yorum yapın.doğuda yaşananılan olaylar medyada farklıyansıtılıyor.cumhuriyetin kuruluşundan bu güne hep inkar edildik ama olay biz varız(bir halk yada bir milletiz)denildiğinde bölücü,milliyetçi yakıştırılmalar yapıldı.yani biri türküm dediği zaman iyi kürdüm dediğinde bölücü oluyor.ve kaldıki bizim istediklerimiz anadilde eğt. kültürel halklar vs.insanoğlunun en doğal hakkıdır.ve birileri sanki bizim temsilcimiz gibi bu istekler kürtlerin istekleri değil deyip çenelerini yormasınlar doğuda oyların nereye verildiği bellidir.madem ki demokratik bir ülkede yaşıyoruz neden seçilenlerimiz muhatap alınmıyor.so0runlar görmemezlikten gelerek sorunlar çözlümez

Yazan: kasım ergin Tarih: January 18, 2007 9:16 PM

insanlık tarihi ve insanlık onuru hiç bukadar kirletilmemiş ve insanlar bu zamanda olduğu gibi biri birilerinden hiç bukadar bu kadar nefret etmemiştir
annenin doğurduğu oğlunun mezarını arkadan kazdığı birzamanda yaşıyoruz beğler buraya yazılacak her makale insanları birazdaha ümütsizliğe düşüreçektir en iyisi susmak bilmediğimizden değil anlaşılmadığımızdan susmak lazım

Yazan: juba Tarih: January 20, 2007 12:58 AM

herkese selamlar, bir gece vakti can sıkıntısından internette gezinir iken bu site ile karşılaşım. bence çılgın türkler kitabı ile ilgili başlatılan konu ki temelden yanlış, katılımcılardan bu yanılgı üzerinde tartışmada içini dökmüş, ben selanik kökenli anadoluya büyük Atatürk döneminde mübadele ile gelmiş Türklerdenim, boşnak arnavut felan değil öz be öz türkmen-yörük türklerindenim. buradaki konu temelden kürtlük türklük konusuna dönüştüğü için ben de bir şeyler yazman istedim. öncelikle ülkede ayrılıkçılığı ve kavmi milliyetçiliği ki bunu ırkçılık düzeyine vardırarak başlatan kürtlerin ta kendisi olmuştur. kürtleri uluslaştıran mede müde ilintilendirip bir köken var ederek uluslaştırmak isteyen böylelikle de türklere karşı bir yıpratma aracı olarak kullanan ve ilerledikçe kürtleri daha iyi analiz etmeleri ile bölgesel çıkarlarında da kullanabileceklerini anlayan abd ve avrupalı devletler ise bunu ateşleyen güçlerdir. bir türk olarak itiraf ediyorum ki türkler ciddi bir anomi içindedir, sağlam ve köklü bir geçmişe sahip olan türkler ulusal kimlikleri varlıklar ve buna sahip çıkma konusundaki bilinçlerini , ulusal hasletlerini törelerini günlük yaşamlarına dek yitirme noktasına gelmeleri ve bunun karşılığında yapay kökenler ile ki o denli de basit yapılmamıştır bu işler adamlar bunlar için enstitüler kurmuşlardır , bir ulus yaratarak bu ütopi çevresinde ırkçılık düzeyinde bir bilinç ile kürt gücü , varlığı ya da etkinliği ne derseniz deyin bir şekilde oluşturulmuş ve anomik durumda bulunan türklere karşı ve basiretsiz türk hükümetlerini de buna katarsak ülkemizde insanın kanına dokunacak ve doğal olarak yukarıda da görüleceği üzere türk ulusunda kürtlere karşı bir kin ve tiksinti meydana gelmesine neden olunmuştur ancak bunlarda da bir tutarlılık yoktur genel anlamda bir bilinçsizlik ve bilgisizlik göze çarpmaktadır diye düşünüyorum. atatürkün ölümünden sonra türkiyeyi var eden ruhun eridiğini , türk insanlarını pskoljik anlamda devletini de maddi anlamda yozlaştırma ve bağımlılaştırma çabasının başarılı oldugunu düşünüyorum. basın yayın bunda başı çekmektedir en önemli araçtır. türkiye bölgede hiç bir zaman etkin olunmaı istenmeyen bir ülke olarak bir iki değil onlarca devlet ve topluluklarca ortak düşman olarak gürlmekte olduğundan türk varlığını meydana getiren değerleri yok ederek türkleri yozlaşıklaştırmak birincil amaç olmuştur değindiğim gibi türklerin anomik durumu bunun başarıldığını gösteriyor. öncelikle çılgın türkler yerinde yazılmış bir kitaptır ve böyle bir ortamda türklerin Ataürkün dediği gibi türk evladı ecdadını tanıdıkça büyük işler başarmak için kendinde kuvvet bulacaktır, türk insanı gerçekten de ırkçı bir ulus değidir bu tarih boyunca da sabittir beraberinde yaşadığı toplumlara hoşgörü ile yaklaşmıştır, ancak egemenlil temel düsturu olmuştur, vergisini veren her azınlık etnik ne ise artık yurttaşlar bu ülkede devlet hizmetlerinden eşit ölçüde yararlanma hakkı dışında etnisiteye dayalı ve bence bölücü ve yıkıcı olan taleplerde bulunması bence türk devletinin ve ulusunun acımasızlığı ile karşılık bulmalıdır ki bu da türk devlet töresindendir, bu hep böyle olmuştur. abd denilen ülke de süper güç olmasında bu düstur etkilidir. paranla gel vergini öde ve abd yasalarına saygılı ol. bunun dışındaki hak taleplerini eger devlet hizmetlerinden eşit ölçüde yararlanma yok ise kabul edilebilir buluyorum bunun dışındaki etnik taleplerin dış güdümlü ve uzmanca planlanan türk devletine ve ulusuna karşı tezgahlanan bir tuzağın kuklası olarak görüyorum, türklerin bu konuda uyanık olmaları gerekir.ve olay bu denli de basit değildir, israil yanılmıyor isen 1947 de kuruldu bundan elli yıl önce israilin kurulmasına hedefleyenler amaçlarına ulaştıklarında elli yıl sonra da kutsal toprakları elde edeceklerini tasarlamışlardı , başaramasalar da o amaç için çırpınıyorlar, yunanistan her ne kadar ab ülkesi ise de halen ulusal varlığını ayakta tutan megola idea devletinde ve halkın kalbinde varlığını sürdürmektedir, abd artık dünya imparatorluğuna oynamaktadır , amerikan rüyasını aşmış , tek rakibi gördüğü çin ve rusyaya karşı kaynakları yerinde ele geçirip işgal edecek bir strateji ile yeni konjektörünü yaratmıştır, ermeniler büyük ermenistan peşindedirler, yani her ulusun dinamiklerini ayakta tutan , motorize eden bir ülküsü vardır kısa vadeli hesaplar ve uzun sürede varılacak hedefler her ne der iseniz deyin ulusal anlamda amaç devletleri ve milletlerin stratejilerini belirlemektedir ve bambaşka bir çağda yaşamamıza her şeyin çok değişmiş olmasına karşın hepsi de dayanağını tarihten almaktadır, türklere karşı bu durum daha net ortaya çıkmaktadır. kürtlük sorunu da bu noktada bir yöntem olarak ortaya çıkmaktadır. kurtuluş savaşı öyle basit bir tarihi olay deildir, çok büyük bir olaydır , türkler arap ve balkan yarımdasında kafkasyada yetişmiiş insanlarını toprak altına gömdü çekildikçe de anavatanları kaldığında yapayalnız ve sefalet içinde son kalan neferleri ile dünyaya meydan okudu , ve bu durumda kesinlikle kürtlere de siz de bizimle savaştınız siz olmasaydınız felan gibi cümleler insanı gerçekten kızdıran ve kinlendiren sözlerdir , gerçeği saptırmaktır , kurtuluş savaşı bir türk destanıdır , yine de ben türk arkadaşlarıma sağduyu önerisinde bulunmak isterim , zira bizim gocunacak bir yönümüz yok tarihimizle ve soyumuzla onurlu ve gururluyuz meziyeti pek çok övülmeye layık bir milletiz bundan kuşkunuz bulunmasın

Yazan: ancazin Tarih: January 20, 2007 5:02 AM

sayın ancazin yukarıda 'türk insanı gerçekten de ırkçı bir ulus değidir' diyor.peki şunda türkiye kürt denilince neden akla ilk gelen törörist acaba? ben bir kürdüm ve nerde ben kürdüm demişsemde bana sen töröristsin diyorlar peki bu ırkçılık değilde ne oluyor? hem halkı için savaşanlar ne zamandan beri törör olarak adlandırılıyor?

Yazan: murat coskun Tarih: January 21, 2007 11:09 PM

şunuda eklemek istiyorum ki LÜTFEN KÜRTLERİN EMEĞİNE SAYGI GÖSTERİN lütfen...

Yazan: murat coskun Tarih: January 21, 2007 11:14 PM

murat kardesım , ben yırmıdokuz yasındayım , 7 yasında haber ızler ıken pkk dıye bır sey duyduk, yırmı yasına geldık kurt ayaklanma provalarını ızledık , bınler devletın memuru ve vatandaı olduruldu, ızledık okuduk tartıstık, dun gordum kı bır haberde bugun ıcın mersın kurtlerındıır yuruyusu yapılacak , kerkukte turkıyenın etnık yapısı dıye bır konferans duzenelecekmıs ve duzenleyıcıler kurt ve dolayısı ıle turkıyede ne kadar kurt yasıyor turkıyeden nasıl tprak kaparızı AB ayarında suslu puslu sozlerle tartısacaklar, kısacası bu noktaya gelınceye dek ben turklerın nasıl olur da kurtlere karsı bu denlı kayıtsız kalabılır dıye sasar ıken sen turklerı barbarlastırıyorsun... bence turklerın bu halının nasıl surmesı gerektıgı konusunda turk hukumetlerının yaptıgını sen de yap ve turk kurt kardeslıgınden bız de bu vatanın evladıyız dıye turklere hıtap et kı bıraz daha uyusunlar , etkı tepkı konusunda bazı gerceklerı kabul edıyorum ama etkı tepkı olayı artık turkler ıcın gecerlı olmaya basladıgını sezıyorum bunu sen gormuyor musun...

Yazan: ancazin Tarih: January 22, 2007 6:03 PM

Gazetecilerin huyudur; sözde afilli başlık atmak ve tarihi çarpıtmak. Osmanlı ordusunda Kürt unsurlar yüzyıllar boyu oturduğu vilayet dışına bile çıkmadı. Nasıl bu kadar olayı çarpıtırsınız anlamıyorum.

Yazan: soner Tarih: January 22, 2007 8:40 PM

ancazin kardeş ben türkler barbardır demedim ve öyle bir ifade de kulandığımı sanmıyorum bende istiyorum türk-kürt kardeşliği olsun neden iki müslüman topluluk bir birini öldürsün hemde yüzyıllardır beraber yaşayan iki topluluk ama bu ülkede gerçektende günümüzde kürt denilince türklerin kullandıkları ifade törörist oluyur benim karşı çıktımda bu.Kürtlerde her topluluk gibi bağımzıs yaşamak istiyorlar ve bunun için mücadele ediyorlar faransız ihtilalinden sonrada özgürlüğümüzüde istememiz en doğal hakkımızdır inşallah beni anlıyorsundur
saygılarımla...

Yazan: murat coşkun Tarih: January 23, 2007 6:28 PM

orda biri kürtlerin türk olduğunu yazmış tekmanlı o galiba ayıp sana senin hemşerin olduğuma utandım
diğerlerine cevaben ben bir erzurum kürdüyüm ve tüm kürtlerle çok rahat anlaşabilirm hangi bölgeden olursa olsun kökenimizide öle herkese ispatlamak zorunda değiliz kürdüz med imparatorluğunun varisleriyiz bunu tarih biliyo siz bilmesenizde olur

Yazan: haydar Tarih: January 23, 2007 8:05 PM

BEN TAMAMEN SAYIN AKYOLA KATILIYORUM.VE BİR SONRAKİ İNTERNETE UĞRAŞIMDA DETAYLI BİLGİLER VERECEĞİME DAİR SÖZ VERİYOPRUM

Yazan: MUST Tarih: January 24, 2007 4:35 PM

pekala sayın katılımcılar . oyle ıse ben sıze bır onerıde bulunayım , yenı bır yasa onerısı kacınız kabul edıldıgı ıcın leyhte oy vereceksınız bakalım,
1-kürtler araplar romalar rumlar ermeniler yahudıler suryanıler azınlıktır,
2-her azınlık dıllerını her alanda konusmakta serbesttır,
3-her azınlık resmı makamlara basvurusunda turkceyı kullanmak zorundadır
4-her azınlık bıreyı sekız yıllık zorunlu donem sonrasında kendı dıllerı ıle ozel egıtım ve ogretım kurumları acmakta ozgurdur
5-hıc bır azınlık azınlık etnık adları ıle ya da bna dayalı bır orgutlenmede bulunamaz
6-azınlıkların secme hakkı vardır secılme hakkı yoktur her azınlık kend ıcınde secım yaparak temsılcısını secer ve bu temsılcı tbmm de mılletvekılı olarak degıl azınlık temsılcısı olarak bulunur. yetkılerı ayrıca belırlenır
7-her azınlık dını ve geleneksel gunlerını ozgurce kutlamakta serbesttırler ancak kamuya acık alanlarda topluca toren ve toplantı seklındekı etkınlıkler valılıklerce belırlenecek yerlerde ve gunduz yapılır
8-azınlıkların ıkıden cok cocuk yapması yasaktır
7-azınlıkların tıcarı ortaklıklarda en az yuzde kırk bes pay ıle bır turk ortak bulundurmaları zorunludur
8-azınlıkların turklerle resmı evlılık yapmaları yasaktır kamu gorevlılerınce boyle bır ıslem gerceklestırılemez
9-Azınlıkların kamu personelı olmaları yasaktır
10-Azınlıklar zorunlu askerlıkten muaftırlar,bunun ıcın askerlıkten bagısıklık vergısı bır kereye mahsus olmak uzere alınır.
11-azınlıklar kamu hızmerlerınden esıt bıcımde yararlandırılar ayrım kesınlıkle yapılamaz,

evet var mı el kaldıran :)


sımdı almanya turklerın ve yabancıların almanlar karsısında cogalmaları karısında bır gun cocuk yapma yasagı koyarsa sasırmayın ve sakın abyı ornek vermeyın bence her devletın bunu yapmaya hakkı vardır ..

Yazan: ancazin Tarih: January 24, 2007 7:05 PM

murat kardes, sıyası partılerde ya da kuruluslarda gorev alıyor musun ya da etkın olarak destekleyıp katılıyor musun bılmıyorum ama senın bır devlete sahıp olma hakkın her toplulugun var benım de olsun fransız ıhtılalı ıle gecıkmıs bır mıllı benlık olusumudur bu dıyor ısen , sana basra korfezı kıyılarında bır devlet verelım yanı kurtlere , ısraıllıler gıbı sızde toplasıverın orada devletınızı kurun gul gıbı gecınıp gıdın ıste , hem petrol de var denız de goreceksınız, dubaıye rakıp bıle olursunuz belkı nasıl olsa abd amcanız da arkanızda degıl mı ama petrol ıcın bırbırınızı yemeyın asıretler bırbırını zayı etmesın sonra petrol bıtınce aslında bızım atalarımız teksastan gelmıs deyıp topluca orada devlet kurmaya da kalkısmayasınız:) esprı bır yana senın bu hakkın oldugu kadar ( muslumanlar arasında nıfak cıkarmak ve bozguncuların bozguncusunun etegınde bıt pıre olmak ne kadar asagılık bır sey ıse de bu konu aklına yatmaycagından gırmemek en ıyısı) bana da Mehmet Akıf Ersoyun dedıgı gıbı Allah bır daha bu ulusa ıstıklal yazmak nasıp etmesın seklındekı duasına bır kez daha amın demek gerekıyor .

Yazan: ancazin Tarih: January 25, 2007 12:19 AM

Sanırım tartışma giderek benle sen arasında olmaya başladı ilk olarak bu tartışmayı kişileştirmeyelim ve sonra hiç bir ulusun özgürlük mücadelesi hezimetle sonuçlanmamıştır

ancazin kardeşim bana diyorsun ki size basrada bir devlet verelim iyi diyorsun çünkü oradada biz varız sen gönlünü ferah tut.

Bana;''sıyası partılerde ya da kuruluslarda gorev alıyor musun ya da etkın olarak destekleyıp katılıyor musun'' diye sormuşsun hayır öyle bir bağlantımda yok

Yazan: murat coşkun Tarih: January 25, 2007 6:59 PM

Allah sızı ılerıde arapların zulmunden korusun o mıllet cok kındar ve acımasızdır bıze benzemezler ama o zaman turkıye pesmergelere actıgı gıbı sıze de sınırlarını acar mı bılemem ama bana kalır ıse umarım sıgınacak baska bır yer aramak zorunda kalırsınız.. edebı ve felsefı takılan arkadaslar ozgurlukten demokrasıden hatta tarıh kultur olaylarına dalıp cızgı fılmlerde bıle olmasayn hayalperestlıkle dunyanın harıtasını yenıden bıcımlendırmekteler ancak nedense su ongorude bulunamıyorlar, tabı ısın ıcınde benlıklerını tatmın etme var gozlerı gormuyor, amerıka orada bakı degıl yapılanlar da unutulacak gıbı degıl, bızım ıstıklal mucadelesı ve osmanlının cokusunde olanları unutmadıgımız unutturmayacagımız gıbı...
eger bırılerı kendı derdıne dusup defolup gıttıgınde bızbıze kaldık he kardas gel bır yol soyleselım bakalım denıldıgınde ... hayalını sen kur sana ucaklardan sılah ve yıyecek atacak bır guc de olmayacak ... dedıgım gıbı Allah sızı arapların ve tabı bır de ıranlıların zulmunden korusun ne dıyeyım, emın ol turkler daha merhametlı olacaktır...

Yazan: ancazin Tarih: January 25, 2007 10:14 PM

dogru , hıc bır ulusun ozgurluk mucadelesı hezimetle sonuclanmamıstır , turk tarıhını ıyı kavramıssın... kutlarım.

tabı bu bır esprı muhakkak ınsanlık tarıhınde pek cok ozgurluk mucadelesı yasandı ve dedıgın gıbı ozgurluk mucadelesı veren halklar genelde basarılı oldular onların topraklarında ısgalcılar kalıcı olamadı , senın mantıgına gore kalıcı olabılen herhalde bır turkler degıl mı ya senın mantıgında bır yanlıslık var ya da turkler ısgalcı degıl bu durumda kurtler ozgurluk mucadelesı veren halk degıl bozguncu halk .. sen ne sonuc cıkartıyorsun

Yazan: ancazin Tarih: January 25, 2007 10:41 PM

ancazinin sozlerini okuyunca nedense Saddam aklima geldi... "gucumun yettigine hey hey".

Tiyatrolarin sembolu olan Tanri Janus vardir... bir tarafa bakarken guler, obur tarafa bakarken aglar. Yani sizofrenik bir vaka.

Bu sitede "Bush un gariban Iraka yaptigina bakin" diye feryat edenler. Yuzunu obur tarafa donunce -inceden inceye- ayni seyleri gozunu kestirdigine yapacagini ima etmezmi.
***

Bu millet ve yoneticileri IQ-55 senaryolarina kanacak kadar "Ogun" degil.
Bakin M Ali Birand bi hesap cikartmis...
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5794810&tarih=2007-01-18

Kuzey Irak'a müdahalenin faturası çok ağır …


Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'a müdahale olasılığı artık günlük tartışma konularımızın başında geliyor. Galiba, gündem kıtlığı çekiyor olacağız ki, nereye gitseniz aynı konuşmalarla karşılaşıyorsunuz. Yemek masalarında, kahvelerde ve tabii siyaset koridorlarında sürekli şekilde sakız gibi çiğneniyor. Peki, bu kadar konuşuyoruz da, getirisini ve götürüsünü biliyor muyuz?


Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Kerkük tartışılacak. Daha doğrusu, tartışmalara Kerkük ile başlanacak, ardından PKK'nın Kandil Dağı'ndaki mevcudiyeti ve sonunda da Kuzey Irak'ta olası bir Kürt devletinin kurulmasına kadar gidecek.

Mangalda kül bırakılmayacak.

Adeta bir açık arttırma gibi, kim daha fazla müdahaleden yana bağırırsa, o daha çok kahraman olacak.

Bu arada kimseler olası bir müdahalenin faturasından söz etmeyecek. Aksine, Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin kurulmasını engellemek için ne gerekirse yapılması gerektiği söylenecek.

Çok fazla hesap yapmaya gerek yok. Fazla ayrıntıya girmeden, abartmadan ben bir fatura çıkarttım. Son derece mütevazi bir fatura. Bugün TBMM'de konuşan milletvekillerimiz veya kahvelerde tartışan vatandaşlarımız arasında ilgilenen varsa, okuyabilirler.

Bakın, binlerce askerimizin katılacağı olası bir Kuzey Irak müdahalesinin faturası:

1) Her şeyin başında, Türk-Amerikan ilişkilerinin inanılmaz bir darbe yiyeceğini, bazı yerlerde TSK'nın Amerikan askerleriyle çatışma noktasına gelebileceğini düşünmemiz gerekir. ABD ile askeri bir çatışmaya girecek olan Türkiye'nin olası siyasi-ekonomik ve askeri kayıplarını ayrıntılarıyla buraya dökmeye herhalde gerek yok.

2) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin karşı karşıya kalacağı ikinci sorun, Kuzey Irak birlikleri olacak. Askerimizin gücüyle karşılaştırılamasa dahi, yine de on binlerce peşmerge ile gece gündüz demeden çatışmanın, suikastlara karşı direnmenin insani faturası da tahminlerimizin ötesinde çıkacak.

3) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'a girmesi, hem Arap dünyasında büyük tepki yaratacak hem de din adına savaşan İslamcı grupların bu bölgeye yabancı kuvvet yığmalarıyla sonuçlanacak. Bağdat'ta yaşanan kanlı senaryoların Kuzey Irak'a taşınması olasılığı çok yüksek.

4) Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesi, Güneydoğu'yu ayaklandırmak, kargaşayı büyütmek ve Türkiye'nin içinde savaş çıkartmak isteyenler için altın bir fırsat yaratacak. PKK bu fırsatı kullanmak için elinden geleni yapacak. Sadece Güneydoğu'da değil, Avrupa'da da büyük gösteriler düzenleyerek, Türkiye'yi köşeye sıkıştıracak.

5) Ekonomik açıdan Türkiye, hem harekatın giderini karşılamak zorunda kalacak, hem ABD ile sürtüşmeye gireceğinden dolayı, uluslararası piyasalarda güç duruma düşecek, hem de içerde tam bir ekonomik bunalımla karşı karşıya kalacak.

Özetle; Binlerce ölü, on binlerce yaralı ve ekonomik iflas...

Yukarıda sıraladıklarım işin sadece küçük bir bölümü. Üstelik ayrıntıya da girmediğimden dolayı, belki size fazla korkutucu gelmeyebilir. Ancak, emin olun bu kadarı dahi yeter. Hele bir de, böyle bir operasyonun yıllarca sürebileceğini düşünürseniz, faturanın boyutları çok daha iyi anlaşılır. Kuzey Irak, birkaç ay içinde işleri düzenleyip geri çıkılabilinecek bir yer değildir. Tam bir bataklıktan söz ediyoruz.

Şimdi gelin, bu kadarıyla bile askeri müdahaleden yana olun bakalım…


* * *

ASKERİ MÜDAHALE NEYİ DEĞİŞTİRİR?

Türkiye'nin iki farklı müdahalesinden söz ediyoruz.

Bunlardan biri, PKK kamplarını silmek için, Kandil Dağı'na yönelik sınırlı bir hava operasyonu.

Diğeri, Kuzey Irak'ın olası bir bağımsızlık girişimini engellemek için, 100 bin kişiye yakın bir gücün katılacağı dev bir kara harekatı. Şimdi bu iki harekatın ülkemize neler getirebileceğine bakalım.

1) KANDİL'e bir hava harekatının PKK kamplarını yok edeceğine hiçbir uzman inanmamaktadır. PKK'nın zaten bir beklenti içinde bulunduğunu ve şimdiden kuvvetlerini başka alanlara kaydırdığına dikkat çeken aynı yetkililer, bir hava harekatının PKK'ya beklenen darbeyi indirmeyeceğini ve kısa bir süre sonra yeniden bir araya gelebileceklerini belirtiyorlar. PKK'nın bölgeyi çok iyi bildiğini belirten uzmanlar, hava harekatından sonra, bir kara harekatına geçilse dahi, PKK'ya önemli bir darbe vurulmasının güç olacağını vurguluyorlar.

2) Kara harekatının riskleri ise, sayılamayacak kadar çok görülmektedir. Türkiye'nin Irak'a girmesiyle birlikte, İran ve Suriye'nin de harekete geçmeleri ve bölgede tam anlamıyla dev bir kargaşanın başlaması öngörülmektedir. Amerikan, Türk, Kürt, PKK güçleri bir yanda, bunlara ilaveten İran ve Suriye birliklerinin karışacakları bir çatışma ortamı, “felaket” olarak nitelenmektedir. Böyle bir karmaşanın sonucu bölge açısından, yaşanmaması gereken bir durumdur.

3) Fazla konuşulmayan üçüncü opsiyon ise, Amerika'nın başta Türkiye olmak üzere, İran ve Suriye'yi durdurmak için askeri bir harekata girişmesidir. Bu opsiyonun olası sonuçları da bölgeyi birbirine katmaya yetecek kadar karamsarlık yaratmaktadır.

İşte bütün bu olasılıklara bakın ve sonunda kararı siz verin.

Türkiye ne yapmalı?

Sorunu diplomatik girişimlerle mi çözmeli, yoksa askeri opsiyonu mu kullanmalı. Eğer bir fikriniz varsa, başbakanlığa yazın, yardımcı olursunuz ( ! )

Yazan: Haydar Tarih: January 26, 2007 4:51 AM

türk türk türk ya bencede türk diye bir irk yok..... milliytetci kesime baktigin zaman ya laz, ya arnavut, ya bosnakvs.vs.vs. ben gercekten türk irkinin olmadigina inanan bi insanim cünkü kökenleriini ortaya koyamiyorlar.... ortaya koyduklarii hep hikaye ve düzmeceler... ama kraldan cok kralci olan anadolu halki türklügü anlina yazmis birkere ve bunun icinde can vermeyede hazir.....
okmu ancazin kardeş

yada söylede bi yaklasim icinede girebiliriz... anadolunun bölgesel halk dagilimi kabataslak söyledir:
dogu ve günEy dogu KÜRTLER VE ERMENILERIN
karadeniz ve icanadolunun kuzeyii ERMENI VE RUMLARIN
ege marmara akdenizin büyük bölümü YUNANLILARIN


ve bu bölgelerin halklari nekadar soykirimida ugrasalar yokedilselerde sürgüne gönderilselerde hala bu topraklarda yasiyorlar ve bu topraklara 1071de geldikleri iddia edilen türkler kac kisiler ve nerde yasiyorlar???? yada kendini türk milliyetcisi sayanlarin kacii gercek türk????

cok övündüklerii osmanli padisahlarinin annelerinin hicbiri türk degil(orhandan sonrakiler)..... yane hal böyleyken bunlara bakinca aklima nedense hep meyve kokteylleri geliyor.....

Yazan: murat coskun Tarih: January 26, 2007 1:00 PM

:) he ya koskaca helen medenıyetının torunu yunanlılar nasıl da turk oluvermısler hele su romalı vatandaslar toplugu ne dıyordu sen rum , ha ıste o onlar da nasıl turklesıvermısler , hey allahım su dort yuz cadırlık osmanlı nelere kadırmıs ey buyuk Rabbım...tarıh oncesının medenıyetını dayanaksızca sahıplenen zavallı, ac da kıtap oku, kulaktan dolma yasama ...bıraz bılıme gercege kulak as hıc degılse aklını ve vıcdanını adam yerıne koy

Yazan: ancazin Tarih: January 26, 2007 10:15 PM

bazen o denlı acemıce o denlı kınle ve garezle yazılıyor kı yazılar ha bu sorun degıl dost dusman bellı olsun , memlekette zaten artık her sey netlessın ama ınsanların kandırılmakta oldugunu gorunce kurt de olsa ınsan bu musluman evlatlarına uzuluyor ya....mesnetsız fıkırlere dolanmıslar bunları everıp cevırp yazıyorlar ve sankı bız de he ya bızı nasıl da kandırmıslar bız kokteylız lıkoruz felan , evet turk yok turkler rumlarla ermenılerle yunanlılarla araplarla avrupalılarla karmakarısık olmus ama cok barbar oldukları ıcın onları turk dedırtmıs zorla cebren hıle ıle felan , ama nedense kurtler ermenıler pek de saf kalmıslar, bır aralar asıl kurtler sarısın mavı gozludur efsanesı vardı hatırlarsanız, ya neyse yazmak gelmedı bırden ıcımden ,
neyse bu masalları gecın , daha onceden de dedıgım gıbı devlet vatandaslarına esıt hızmet vermekle yukumludur , bundan bır sıjayetınız var ıse eyvallah sonuna kadar haktan hukuktan ve esıtlıkten yanayım kamu hızmetlerı bakımından ,ama su dedıklerınıze bır sey demek abeste ıstıgal ya

Yazan: ancazin Tarih: January 26, 2007 10:29 PM

Selamun aleykum...
Herkes şunu iyi bilsinki Türk-Kürt kardeştir inkar eden kalleştir...saygilarimla....

Yazan: TARIK MUHSİN MİRZA Tarih: January 28, 2007 4:27 PM

Beyler o eski kürtler yok artik alavere dalavere kürt memo yine nöbete artik bitti size güvenimiz yok. Herkes kendi yoluna iki kardes bile ayrilir ve ailesini kurar bunu kafaniza koyun. 28 kürt katliaminda her kürdün mutlak bir akrabasini öldürdünüz nasil olursa olsu ben türk milletinin samimiyetine inanmiyor ve güvenmiyorum.

Yazan: yasar Tarih: January 28, 2007 10:55 PM

eyvallah yasar.... ıste boyle konusun herkesın yerı bellı olsun dost dusman ayrılsın kı yollar bellı olsun.. valla ne yalan soyleyeyım ben de kurtlerle bır arada yasamak ıstemıyorum

Yazan: ancazin Tarih: January 29, 2007 9:42 PM

Bize hikaye anlatmayın biz düşmanla cebelleşirken o sözde kürt kardeşlerimiz Ağrı-Koçgiri-dersim-Palu-Zara-hakkari isyanını-Milli Aşiret isyanını çıkarmadılar mı? Şeyh sait denen haysiyetsiz İngilizler'den altın almadı mı? Şeyh Sait denen herifin aşiretinin ellerindeki tüfekler İngiliz Beşlisi değil miydi?Amaçları Sözde kürdistanı ya da Kürt-İslam cumhuriyeti kurmak değil miydi?Sırtımızdan vurdular!Ölen mücadele edenler de vardı elbet Ermeniler karılarına kızlarına analarına tecavüz etmesin diye mücadele ettiler,Asil Türk Milleti'ni çok sevdiklerinden değil!

Yazan: Ahmet Erdal Ulutaş Tarih: January 30, 2007 6:43 AM

şuan için kürtler türklerle birlikte vatanı savunmuyolarmı? tarihte oldugu gibi aksini söyleyen nankördür görmezden gelemezsiniz etle tırnak gibiyiz saygılar

Yazan: batuhan bilit Tarih: January 30, 2007 6:37 PM

sen kime haysiyetsiz diyorsun ahmet erdal
Her halde şeyh sait ve diğerleri ermenilerle onlara hakaret ettikleri için savaşaçaklar olmayan sözde bir ırk için nediye savaşsınlar ki
Şeyh sait atatürkke karşı sadece din için savaşmıştır bağızsız bir kürt devleti kurmak için değil şeyh sait svaşmadan önce şöyle demiştir:''KÜRT'le türkkü bir arda tuttan tek bir bağ varsa o da din dir.Artık oda olmadığına göre bir arda yaşamaızında bir anlamıyoktur.'' demiştir
Bilmem anlata bildimmi

Yazan: murat coskun Tarih: January 30, 2007 6:56 PM

dünyada sizin kadar milliyetçi insanların olduğuna inanmıyorum...nazilerden de yehudilerden de daha milliyetçisiniz....ner ırk kendi hak ve hukukuna sahip olurken neden kürtler buna mahrum oluyor..?? kürtler insan değiller mi?

Yazan: mehmet geçit Tarih: January 30, 2007 10:31 PM

1994 yılı.. Türkiye’nin başbakanı Saddam’ın sarayında... Yanında MİT yetkilileri, Dışişleri yetkilileri, yetkili üstüne yetkili...

İki saatlik mesafe ötede Kerkük’te bir okul bahçesi.. Saddam askerden kaçan Türkmenler’i idam ettiriyor. İdamlar işin ehline teslim edilmiş.. Okulun erkek Türkmen öğrencileri topluca babalarının, dayılarının, amcalarının ağabeylerinin idamını seyrediyorlar. Türk yetkilileri kahve yudumluyor diktatörün sarayında..

DEVAMI...
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=110705

"herkesın yerı bellı olsun dost dusman ayrılsın" diyenlere tavsiye olunur.

Yazan: Haydar Tarih: January 31, 2007 6:47 AM

Irkçılık hem Türklere hem kürtlere zarar veriyor.

Irkçı olan Türk te olsa Kürt te olsa çılgınlaşır.

Çılgın Türkler kitabını sevmiyorum.

Ölürsem şehit kalırsam gaziyim diyen insanlar için ,hayatı sadece dünya hayatından ibaret zanneden ve nasıl bu cana kıyılır diye düşünenler ancak çılgın Türkler yada Kürtler diyebilirler.

Irkçıların dinimin motifleri ile ırkçılıklarını süslemelerinden de kalben nefret ediyorum.

Bediüzzaman gibi milyonlarca Türkün ve kürdün ahiretini kurtaran , Türk milletinin aramızda yetişmesiyle övündüğü bir islam kahramanına edilen iftiralara ve yalanlarla yapılan saldırılara karşı diyorum ki;

İt ürür kervan yürür.

Zalimler için yaşasın cehennem.


Onlara bir tükrükle cevap veriyorum.

İyi ki Allah var böyle Türk düşmanı dinsiz zalimler için var etti cehennem hapishanesini.Kendisine teşekkür ediyorum.

Ben Türküm;

Bir dindar kürdü ,bin Allah düşmanı türke değişmem!

Allahı seven her kürt benim kardeşimdir.

yalancılık bilerek iftira islam dışılığın simgesidir ve bu görüntüsü olan hiç bir Türkü sevmiyorum.Bunları Türk kabul etmiyorum.

Türk'ün hakiki düşmanları bunlardır.
Benim cehenneme gitmem için çaba harcayan en büyük düşmanımdır.

Çok sevimsizler.Kararmış kalb ve ruhlarından yalandan ve iftiradan başka bir şey dillerinden akamıyor.Rabbim bu güruhu layık oldukları yere tez elden ulaştırsın.Amin.

Ben benim gibi daha milyonlarca Türk Bediüzzaman sayesinde kur'anı anlıyoruz.Rabbimizi seviyoruz , diğer ırklardan müslümanlara hakiki kardeşlerimiz gözüyle bakıyoruz.

Ben bir zamanlar ateist iken bu zat sayesinde islama bağlandım.Bu zatın bana olan faydasının milyarda birini bu sahtekarlar bana sağlayamazdı.

Daha milyonlarca Türk bu nurlu Kur'an caddesinde yürümeye ve Bediüzzamanı fatihalarla yadetmeye devam edeceğiz.Allah kendisinden razı olsun.

Yazan: ahmet bulur Tarih: February 1, 2007 9:57 AM

belkıs kübraya yazıyorum tanıdığın kürtler ayrımcı olabilir ama kürtler o kadar değildir birkaç kürtün yorumuyla tüm kürtlere genelleme yapmamalısın bence ben de kürdüm ve bence tüm insanların barış ve berberlik içinde yaşama hakkı vardır

Yazan: evrim Tarih: February 2, 2007 3:36 PM

Pekala... Kürtler ve Türkler "soy ve din kardeşi" ise, etnik Kürt milliyetçileri ve de marjinal Türk ırkçıları(!) kimler oluyor, o halde? Bu ne yaman bir çelişki (tenakuz=paradoks)... Soy ile ırk kelimeleri ya da kavramları arasında ne fark var? Hem ırk(!)
bu kadar lanetli bir kelime ise, İstiklal Marşı'nın hem de iki yerinde işi ne?
....
"Kahraman IRKıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celal?"
....
"Ebediyyen sana yok, IRKıma yok izmihlal."
....
Arnavut bir baba ile Kastamonu'lu Türk bir annenin oğlu olan Mehmet Akif'in kafasına silah mı dayadılar ki bu mısraları yazdı? Ya da soruyu başka bir şekilde soralım: Mehmet Akif'in burada
sözünü ettiği IRK, hangi IRK acaba? Sakın Akif Türk IRKından falan bahsedior olmasın? Hem,sonra
hani o Harbiye Marşı'nın "Yıldırımlar yaratan bir IRKın ahfadıyız" sözleriyle başlamasına ne demeli? Misalleri çoğaltmak mümkün...
Gelelim marjinal Türk ırk(!)çılarına... Sn. Mustafa Akyol'un elinde Türk ırkını, ya da başka bir başka ırkı tesbit etmek için bir aparat, ya da objektif bir kıstas mı var acaba? Varsa bize verse de, ırkımızı bır tesbit atsek bari!...
Latifesi bir yana, bu ülkede kim Türk milliyetçilerini ve Türkçüleri, ırkçılıkla süçluyorsa, bilinmeli ki o kimse, Türklüğe düşman başka bir marjinal(!) ya da etnik ırkın ırkçiliğını yapıyor demektir. Şayet bu kişi Türk soyuna mensupsa, o zaman "gaflet, delalet, hatta ihanet" içindedir demektir. Psiko-sosyolojik açıdan bu böyledir.

Yazan: Atilla Çengel Tarih: February 2, 2007 11:02 PM

Bizim siyasetle işimiz yok önemli olan din islam bütün insanlar birdir der siyaset bunu bozar ve bozulma yanlış olduğu için bu konul arı açmayalım açanları ya cahil yada kukla görüyorum.

60 Yıllık Dünya işi size mi kalmışta ebedi hayatı unutup fani hayata önem veriyorsunuz....

Yazan: Fatih Tarih: February 4, 2007 4:26 PM

walla şu ana kadar okuduğum en güzel kürt konulu yazılarından biriydi,uzlaşmacı vede barışçı,şunu bilmek lazım yinede,ulkemizde kürt azınlığı gibi bi tablo yok bence kürt deil hiç bir millet için böyle bişey yok,kimin azınlık olduğu için hakları gaspedilmiş,kim kürt olduğu için eğitim hakkı alınmış yada kim laz olduğu için sağlık hizmetlerinden faydalanamamış...kürtlerin başbakan hatta cumhurbaşkanı olabildikleri bi ülke burası
bir doktor olarak periferde çalışmanın verdiği tek deneyimim kürtlerin devlet tarafından değil kendileri tarafından geri bırakıldıklarıdır,10 yaşındaki kız çocuğu hala türkçe öğrenemediyse,12 yaşındaki kız çocukları başlık parasına satılıyorsa üzülürüm bu tabloya..dağın başında 8 haneli bir köyün 9 ayı karla kaplı bir memlekette ilçeye gelmemesine,insanlar arasına girmemelerine üzülürüm...inanın bana,o karlı günlerde aşı için o köylere hizmet ulaştıran oradaki vatandaşlarını unutmayan bir devlete karşın kendilerini unutan insanların varlığı hoş değil..
sözüm şuki,ne kürt nede türk milliyetçiliği eğerki,karşındakini aşağılıyorsa,zarar veriyorsa hoş değil,hepimiz bi ülkenin evlatlarıyız,ileri adım atmak varken,yerinde saymak elele vermek varken biribirini itmek hem kendimize hem devletimize hemde geleceğimize yapılan en zararlı harekettir....

Yazan: drbetul Tarih: February 4, 2007 4:44 PM

BEN BİR KÜRT OLARAK MUSTAFA BEYE SAYGI DUYUYORUM.ÇÜNKÜ KÜRTLER ANLATILANLARIN HEPSİNİ GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR!!!

Yazan: kürt memo Tarih: February 6, 2007 12:19 PM

evet türklerle kürtler hiçbir zaman ayrı değildir ayrılmayacaklar demişler vakti zamanında. Ama ne yazıkki kürtleri böldüler ..Musul ve kerkük gidince kürtler bölündüler ..bundan dolayı neyin birlikteliği, kimin kimle birlikteliği, yararı, zararı... hiçbir anlamı yok...

Yazan: ali erdem Tarih: February 9, 2007 12:31 AM

burda bediüzzaman hakkında sölenenler tıpkı şuna benziyor: vay o namaz kılanların haline ...hani bu kuranda bi ayettir ama başı var devamı var sonu var...bediüzzamanın kitaplarını okuddum deyip içinden bi bölüm çıkarıp bunu sölemek kadar kara cahillik örneğini maalesef burda da gördüm...

Yazan: serhad mazlum Tarih: February 9, 2007 12:40 AM

ben sadece şunu söylemek istiyorum.kürt kelimesinin kökünü araştırırsanız türkçe bir kelime olduğunu öğrenirsiniz.arkadaşlar bölücülük yapacaklarsa kendi dillerinden bir sözcükle bölücülük yapsınlar.

Yazan: yasemin Tarih: February 9, 2007 11:13 PM

Yasemin hanim, rica etsem ayni cercevede birde Yunanli, Yunanistan'in analizinide yaparmisiniz?

Yazan: Haydar Tarih: February 10, 2007 3:15 AM

Her kim olursa olsun,eğer sizin için,ve sizin ortak davanızda sizinle beraber hareket etmişse neden onunda hakkını vermediniz.kardeşlik bencilik değildir,kardeşlik başka kardeşin hakkını inkar etmek değildir.kardeşlik iyi günde,kötü günde,varlıkta ve yoklukta yanında olan ve sahip olduğu haklarını kardeşiyle beraber eşitçe paylaşan demektir.bundan emin olun ki,kıyamet gün yaklaşmaktadır.hesap günü yaklaşmaktadır.

Yazan: abdullah Tarih: February 10, 2007 1:01 PM

kürt memo mustafa akyola saygı duyuyormus mustafa bey bununla gurur duyabılırsınız


--------------------

MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:

GURUR DUYUYORUM. İNSAN HAKLARINA, ADALETE, MERHAMETE İNANAN İNSANLARIN TAKDİRİ BENİM İÇİN SEVİNDİRİCİDİR. BAŞKALARINA IRKLARI VE KİMLİKLERİ NEDENİYLE HAKARET EDEN IRKÇILARIN KANAATLERİNİN ÖNEM TAŞIMADIĞI GİBİ...

M.A.

Yazan: ancazin Tarih: February 11, 2007 1:24 PM

Haydar bey ben sizin ne söylemeye çaliştiğinizi ya da ne yapmaya çaliştiğinizi anlamiyorum. Konu kürtler diye ben bunu yazdim.yoksa kürt düşmani değilim. Sadece bu ülkeyi bölmeye çalişanlarin sonuna kadar karşisindayim.

Yazan: yasemin Tarih: February 11, 2007 9:15 PM

Yasemin hanim,
"Kürt" kelimesinin Turkce oldugunu iddia etmissiniz ya... oraya takildim.

Yunanlilar kendilerine Helen der. Biz begenmemisiz ve Yunan demisiz.

Kürtlerde kendilerine Kurd diyor... begenmedinmi, onlarada bul bir isim.
***

Umarim Kürt kelimesinin Orhun anitlarinda yazdigini, kart-kurt sesinden geldigini filan bize anlatmazsiniz. Eger oyle bir iddianiz varsa cevap vermiyecegimi pesinen soylemek isterim.

Yazan: Haydar Tarih: February 12, 2007 1:47 AM

İYİ,SİZ NE YAZACAĞIMI BİLİYORMUŞSUNUZ ZATEN.BAŞKA BİRŞEY SÖYLEMEYE GEREK YOK O ZAMAN.BURADAN TARTIŞMAYIDA ÇOK UYGUN BULMUYORUM. HAYDAR BEY!

Yazan: YASEMİN Tarih: February 12, 2007 12:56 PM

kürtlerdende bahsedilmesi lazım

Yazan: ferhat yusufoğlu Tarih: February 12, 2007 4:57 PM

MUSTAFA AKYOL'UN NOTU:

GURUR DUYUYORUM. İNSAN HAKLARINA, ADALETE, MERHAMETE İNANAN İNSANLARIN TAKDİRİ BENİM İÇİN SEVİNDİRİCİDİR. BAŞKALARINA IRKLARI VE KİMLİKLERİ NEDENİYLE HAKARET EDEN IRKÇILARIN KANAATLERİNİN ÖNEM TAŞIMADIĞI GİBİ...

Bana ırkçı diyen ırkçı diye bir kitap okudunuz mu Mustafa bey?

Yazan: ancazin Tarih: February 12, 2007 9:53 PM

merhamet mı dedınız.... merhamet ıle eslestırecegınız baska bırını bulamadınız mı Mustafa Bey...merhamet yaratıldıgıdan berı bu denlı merhametsızce tanımlandırılmamıstır. ırkcılık asabıyet ıse sızın yazınız bal gıbı asabıyet:)

Yazan: ancazin Tarih: February 12, 2007 10:12 PM

burada sn.Mustafa Akyol kendi bildiğini okuyor.
en kötüsüde bilmediğini bilmemeyi bilmemek.
30 bin vatandaşımız katledilmiş Mustafa bey siz nerede yaşıyordunuz
ama asker mahsum abdullah çatlı ogün samast gibiler melek
biz KÜRD üz demek bu ülkede suçtu KÜRT çe konuşmak suçtu
sizin bu yaptığınız asimilasyondur
TÜRKİYE'de kaç KÜRT KÜRTçe yazmayı biliyor.
yazmayı geçtim kaç KÜRT KÜRT ALFABESİ'ni biliyor
konuşmasının bozukluğundan dolayı hor gördüğünüz insanlarız biz sisizin yaptığınız herşeye rağmen dostunuz olmaya çalışıyoruz
ha hala tÜRKÜN tÜTKten başka dostu yok derseniz sadece bizi kaybetmezsiniz

Yazan: n4_zdrov3 Tarih: February 13, 2007 8:17 PM

MERHABA BEN SİZİN SINIFLAMANIZA GÖRE KÜRT GRUBUNA GİRİYORUM.AMA BANA GÖRE BU MİLLİYETÇİLİK KAVRAMI GEREKSİZ , GEREKSİZ OLDUĞU KADAR DA İLKEL VE BOŞ BİR UĞRAŞTIR.FRANSA DA BUNALIMIN YAŞANDIĞI BİR DÖNEMDE BİR KAÇ KİŞİNİN KURTULUŞ YOLU OLRAK ÇIKARDIĞI BU ANLAMSIZ KELİME BELKİ İNSANLARIN BİR ÇIKIŞ YOLU OLRAK YORUMLAMASI İLE DE YAYILMIŞ AMA HER DEĞŞİKLİK BERABERİNDE BAŞAK BİR DEĞİŞİKLİK GETİRİR. BANA GÖRE YAŞADIĞIMIZ YÜZYILDA MİLLİYETÇİLİK KAVRAMININ ANLAMI OLMADIĞI GİBİ İŞSİZ GÜÇSÜZ İNSANLARIN KENDİSİNE UĞRAŞ EDİNMEK İÇİN KULLANDIĞI BİR ARAÇTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. HER KESİN GÖRÜŞÜNE SAYGI DUYULMALIDIR.AMA BAZEN İNSAN İSTER İSTEMEZ MANTIKSIZ DÜŞÜNCELERLE UĞRAŞMAKTAN KENDİSİNİ ALAMIYOR. EN BASİT ÖRNEK ARKADAŞLAR HİÇ KİMSE DOĞMADAN ÖNCE HANGİ MİLLETTEN OLCAĞINI KARAR VERME LÜKSÜNE SAHİP DEĞİLDİR.HER KARŞILAŞTIĞIMIZ İSRAİLLİNİN SUÇLU VE HER KARŞILAŞTIĞIMIZ FİLİSTİNLİNİN MASUM,GÜÇSÜZ OLDUĞUNU DÜŞÜNMEK SAĞLIKLI HİÇ BİR MANTIĞIN KABUL EDECEĞİ BİRŞEY DEĞİLDİR. AYDIN,ÖNCÜ........... OLARAK DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ BİR KAÖ KİŞİ BİLE SAÇAMA SAPAN DÜŞÜNCELER PEŞİNDE,ORAYI BUARAYI KURACALAYIP DURMAKTADIR.BANA GÖRE TEK BİR VÜCUT OLAN VE OLMASI GEREKEN TÜRKİYE KİMİ ARKADAŞIMIZIN KÜRTLER KUZEY IRAK A GİTİSİN VEYA KİMİ ARKADAŞALRIMIZIN DA TÜRKLER ORTA ASYA YA GİTSİN DEMESİ KADAR BASİT BİR OLAY DEĞİLDİR. TÜRKLER VE KÜRTLERİN UZUN BİR TARİH BİRLİĞİ VAR VE ÇOK TA GÜZEL BİR TABLO OLUŞTURULMUŞ TAKİ DÜŞMAN İŞGALLERİ BİTİP MİLLET BİRİBİRİNE GİRİNE KADAR .. TÜRKLER KÜRTLERİN AYRIMASINI İSTEMEDİĞİ GİBİ KÜRTLER DE AYRILMAK İSTEMEZLER BUNA HER ŞEYDEN ÖNCE TARİH BİRLİĞİ İZİN VERMEZ. BİZE DÜŞEN GÜZEL BİR GELECEK HAZIRLAMAK MİLLİYETÇİLİK VE İŞ GİDEREK SAPA SARIYOR. GELİN YUNUS ATAMIZI DİNLEYELİM ELE ELE TUTUŞUP KARDEŞÇE YAŞAYALIM..................

Yazan: AZAD Tarih: February 18, 2007 1:42 PM

kars sarıkamışlıyım dedem erivandan gelne revan kürdü dedemin babası 6 kardeşmiş ikisi sarıkamışta ruslara esir düşmüş birdaha haber alınamamış birisi soğanlıda ermeniler tarafından şehit edılmiş dedemle kardeşi kazım karabekirin askerleriymiş hepsi bu vatan için savaşmiş abimi bu devlet okuttu öğretmen bir kardeşim subay biri gardiyan biri tekte şef biende öğretmenim emeklı olup özel okul açtım bana sen kürtsun diyen olmadı ey kokuşmuş zihniyetli fanatikler neyin peşindesiniz bu vatan hepimizin sahip olalım başk türkiye yok biraz olsun allaha inancınız varsa araştırın allah insanları milliyetlerıne değil işledikleri amele göre değerlendirecek

Yazan: mehmet zeki battal Tarih: February 21, 2007 9:29 AM

Sayin Mustafa Bey,

Ulu onder Ataturk'un sozlerinden ve Meclis konusmalarindan ornekler veriyorsunuz ancak kanaatimce anlatilmak istenenleri algilayamamissiniz.
Ataturk ve arkadaslarinin TURKLUK'ten kasitlari, damarda akan kan ya da kafatasi olculeri gibi irksal belirtilerden ibaret DEGILDIR.
Turkluk semsiyesi altinda birlesen Turkmenler,Kurtler,Lazlar,Cerkezler ve BEN TURKUM diyen ve bu ulke icin ter doken,kan akitan herkes ama herkes TURKTUR. Su an milli sporcularimiz olan ELVAN ABEYLEGESE, MARCO AURELIO dabu kapsamin icindedir.

Bu sebeple "SU CILGIN KURTLER" soyleminizi siddetle kiniyorum.Sizin tavriniz,kabul etmek istemesenizde IRKCI bir tavirdir. MILLI tavir icinde olan biri olarak "SU CILGIN TURKLER" eserinde TURKLER kelimesinin yukarida belirttigim TURK tanimiyla ozdes oldugunun farkindayim.Sizin de bunun farkina varmanizi dilerim. Hicbirimiz Turkmen,Laz,Kurt,Cerkez degiliz hepimiz bu vatanin kanatlari altinda TURKUZ!

Yazan: Oktay Volkan Alkaya Tarih: February 22, 2007 3:21 AM

Az once Mustafa Akyol'un yazisina cevap vermistim. Simdi de tum yazi yazmis kisilere bir cevap vermek istiyorum;
Arkadaslar birbirinizi bilgisizlikle sucluyorsunuz, aslinda hicbiriniz bir digerinden fazla bir sey bilmiyor.Kimse bilemez zaten herkes kendi fikirlerini acar ortaya doker, fikir ozgurlugu budur. Birbirini bagnazlikla suclayan, cehaletle suclayan insanlar olarak ne birbirinize ne de tartistiginiz sorunlara derman olamazsiniz ve olamayacaksiniz.
Dusunceler bir baskasina zarar vermedigi surece ozgurdur, sizin dusunceleriniz birbirinize karsi suclamalarla dolu.Bir de tutup su anda burada muhatap olarak cevap veremeyecek bir yazarin kitabini elestiriyorsunuz. SU CILGIN TURKLER kitabi zaten Milli Egitim Bakanligi tarafindan tarih kitabi olarak okutulmuyor. Yazar boyle bir eser ortaya koymak istemis,yayinevi uygun gormus basilmis.
Siz burada oturup bos yere elestiriyorsunuz.Kitap guzel bir eser, size gore eksikleri olabilir ancak sunu unutmamak gerekir ki; bir yazar herkesin bilgi dagarcigina seslenen bir eser yazmaya kalksa o kitabi asla bitiremez.Ortaya 5600 sayfalik bir kitap da koyamayacagina gore bunu tartismak sacmaliktan ibarettir.
Siz de kendi bilgilerinizi bir kitap haline getirip bir yayinevine sunun basilsin.Sizin de bilgi dolasimina bir katkiniz olsun.Ama burada bilgisayar basina gecip acimasizca elestirmeniz herseyden once emege saygisizliktir.
TURKLUK kelimesi de herhangi birinde irkci bir asagilik kompleksine yol aciyorsa bu onun sorunudur.TURK demek bu vatanda ekmek yiyen 70MILYON insan demektir.Dunya uzerinde kendini TURK hisseden herkes demektir. Ben Kurt'um Turk degilim diyen zaten kendisini kendisi dislamis olur.

Yazan: Oktay Volkan Alkaya Tarih: February 22, 2007 3:46 AM

Sayın Oktay Volkan ALKAYA

Bu yazdıklarınızın sadece en sondakileri okudum bastakileri okumaya gerek kalmadı zaten YA SEV YA TERKET cinsindensiniz sizde sanırım doğrumu anlamısım acaba ? ne yani bu ülke toprakları üzerinde sehit olan bu memleketin kurtulus savasında bir tek türklermi savastı KÜRT leri yokmu sayıyorsunuz onlar türkmüydü? yada size bişey sorayımda cevap verin en basiti ben ilk okula gidene kadarda ilk okul üçü bitirene kadar türkçe konusamıyordum ve bir tek ben deil benim gibi milyonlarca insan var bunlar kimdi acaba bana cevap verirmisiniz bu söylediklerim bu ülke toprakları üstünde yasıyor bu ülkenin kimliğini tasıyordu bu ülkenin ordusunda askerlik yapıyordu bu ülkenin devletine vergi ödüyordu ve bunları yapmayada devam ediyorlar ama siz çıkıp bunlar kendini DIŞLATIYOR diyorsunuz ne güzel memleket suna biz neden bunları dıslıyoruz deseniz daha mantıklı olmazmı benim babam benim dedem hala türkçeyi konusamıyor bilmiyorlar çünkü onlar KÜRT.Ve bunu kabul etmeniz gerekiyor kürtler vardı varlar varolacaklar. bu vatan hepimizin bu vatan üzerinde yaşayan herkesindir...Ve bu VATAN üzerinde KANI akmış her HALKIN VATANIDIR....ve yine sunu söyliyim bu ülkeye karsı dısardan gelecek olan bir saldırıda cepheye senden önce bu söylediklerim gider et ile tırnak ayrılmaz bu tutumunuzdan vazgecin artık. türkler ile kürtler kurtulus savasında sırt sırta çarpıstılar düşmana karsı bunu UNUTMAYALIM...Bugün yarın aynı tehlike olsa yine bunu yapacaklarına inanıyorum buna sizde inanın. inanınki kardesce yasansın bu güzel memleket sadece size deil bunu okuyan herkese söylüyorum TÜRKİYE türkiyede yaşayan herkesindir...buna bizler sahip çıkacaz biz türkiyede yasayanlar...


saygılar...

Yazan: Tesadüfen Geldim Tarih: February 23, 2007 6:42 AM

ilk başta şunu belirtmek istiorum biz neyin kavgasını yapıoruz ? türkçülük kürtçülük mü ve bunu ecdadın osmanlının varisleri olan bizler türkler kürtler mi yapıoruz?bizim atalarımızın tek gayesi neydi allahın ve resulunun ismini yaymak deimiydi? biz bunu beraber yapmadık mı?
bizim atalarımız dedelerimiz ommuz omuza bunu çok güzel bir şekilde yaptı . türklük kürtlük die birşeye takılmadan yaptılar çünkü bizim dinimize göre hepimiz kardeştik din kardeşiydik.bence bu kavgalardaki en büyük eksiklik imansızlıktır .İmanı tam olan biri herkesi seven biri helehele aynı dinden olduğu kişiyi din kardeşi olarak gören biri sizce BÖLÜCÜLÜK YAPAR MI?birde bu kişi bediüzaman sait nursiysd asrın harikasıysa arkasından asdece yamalı elbise ve bir sepet bırakan biriyse .Kimse ona dil uzatamaz uzatan kendine baksın geçsin ömrünü yazmaya adasın o risaleleri yazabilir mi değil yazmak ordaki bir sözü yazabilirmi öyle örnek vererk. bediüzaman deilmiydi şey sait e ve isyan çıkaranlara yanlış yapıorsunuz dien bu millet bin yıldır islamiyete sancaktarlık yaptı biz nasıl bunlara karşı gelebiliriz dien bediüzaman sait nursi deilmiydi? soruyorum .eğer onu anlamak isteyen biri olursa günde sadece bir öğün yemek yesin ve sadeec tahin akşamları sabahlara kadar namaz kılsın onun gibi yaşasın onun verdiği kardeşlik mesajlarını versin ondan sonra gelsin konuşsun

Yazan: cüneyt demir Tarih: February 23, 2007 6:41 PM

Sayın "tesadüfen gelen kişi";

Tesadüfen geldiğiniz çok belli,yazımın sadece sonunu okuyarak yaptığınız yorumla da baya eğlendirdiniz beni.
Bu sitede kelime aralarında Nurculuk reklamı yapılmasından belliydi zaten gelecek cevapların dengesiz olacağı.
Hata bende buraya bir şey yazıp anlamanızı beklemişim.
Tartışıp boşa zaman kaybetme taraftarı değilim,
TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN HERKES TÜRKTÜR. TÜRKLÜK ; ÖTÜKEN'DEN KALKIP ANADOLUYA GELMİŞ BİR IRK ANLAMI TAŞIMAMAKTADIR.
TÜRKLÜK; BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN VE BU ÜLKEYİ SEVEN HERKES ANLAMINDADIR. BUNU ANLAYAMAYACAK OLANLAR SEVSEDE SEVMESE DE KENDİLERİ TERK EDEBİLİRLER...

Yazan: Oktay Volkan Alkaya Tarih: February 23, 2007 11:29 PM

Sayin Alkaya, Milosevic'in sozlerini tercume edip buraya buyuk harflerle yazmissiniz. TÜRK kelimesi yerine SIRP kelimesi koyar ve ayni seyleri yazarsaniz telif haklarindan dolayi basiniz belaya girebilir... haberiniz olsun.

Milosevic'in "TERK" davetinin sonuclari ortada.
***

Lutfen insanlarimizi bolmekten vazgecin.

Yazan: Haydar Tarih: February 24, 2007 2:59 AM

Sayın Oktay Volkan Alkaya

yazınızın sonunu okumakla ne kadar iyi etmişim geri kalanı zaten okumaya deymedini anlamıstım ve haklı çıkardınız beni son yorumunuzla...dedimya sizde ya sev ya terket cinsindensiniz ve buna ben ırkçı tutum diyorum dünya üzerinde hangi ülke varki kimliğini tasıyan bir vatandasına ülkemi sevmiyorsan terket diyor ben bu ülkeyi seviyorum ben senin gibilerini sevmiyorum bir tek ben deil ülkesini GERÇEKTEN sevenlerde senin gibilerini sevmez ben ülkemi seviyorum ve eğer ben bu ülkede yasıyorsam eleştiririmde överimde senin ve senin gibiler çıkıp bediuzzaman said-i nursi için bu adamın tek amacı kürdistan devleti kurmaktı diye camur atarsa kürt oldugu için size zaten söylenecek söz yoktur... siz eğlenmenize devam edin gercekler ortada biraz daha yukarı çıkında senin gibi düşünenlerin ne yazdıklarını oku daha iyi eğleneceksindir...ve ben bu topraklarda doğdum ve topraklarda ölmeyi tercih ederim sizin gibilere inat her zaman ayakta ve dimdik kalacağız... sen türklüğünle bende kürtlüğümle övüneceğim. dedimya bu VATAN ÜZERİNDE YASAYAN HERKESİN HAKKIDIR ÜZERİNDE KANI AKAN HERKESİN...OVA EFENDİ


saygılar

Yazan: Tesadüf İşte Tarih: February 24, 2007 6:50 AM

Oktay Volkan Alkaya


sen kendini ne sanıosun ki nesin sen allahın yarattığı üstün biri minesin yani neden böle bişe yazmaya gereksinim duyuyosun sann bu hakkı kim tanıyor ya sen kim oluyosunda tek başına böle bir karar alıosun siz ne zamn bu kafatasçı zihniyetten kurtulacaksınız kafatasçı derken sırf türk ırkçılarına demiorum kürtlerinde de sölüorum ya sorun ne ne var allah aşkına kimisi kalkmış orda kendini üstün bir milet sanıor kimisi de kendini üstün gören bir kaç densize ayak uyduruyor ya biz değilmiyiz yıllardan asırlardan beri hep beraber yaşayan birbirimizle aynı cephede savaşan aynı şeye hizmet eden aynı camide saf tutan aynı kitabı okuyan aynı resule tabi olan ya saysak bunları bine kafdar varır bazıları kendi fikirleri ve çekememzlikleri uğruna bu değerleri bir anda silemez . Bunu yapanlara ise tarih okusun dönsün arkasına baksın diorum

Yazan: cüneyt demir Tarih: February 25, 2007 12:13 AM

ya ben kürdum ama türk kürt ayrilcilgi yapmam benim icin türk veya kürt olmak önemli degil kisilik ve durustluk onemlidir.....ne de olsa hepimiz ayni yerden geeldik ve hepimiz muslumaniz.... bunu kimse degistiremez......

Yazan: dilan17 Tarih: February 25, 2007 12:56 PM

Değerli arkadaşlar bu kadar söze ne gerek var zaten Atatürk en güzelini söylemiş,'NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE'. Türk olana değil kendini Türk hisseden herkese...

Yazan: çağlar Tarih: February 25, 2007 5:24 PM

cüneyt beya katılıyolrumm bu sınırlar içindeki herkes türkdür tartışılamaz reddedilemezz doğu ve biz kürtlerde kardeş kardeşe omuz omuza canla başla savaşdık türk kürt ayrımı yapılmamalı.nufus cüzdanında tc vatandaşı yazan herkes onuda geçiyprum kendini türk vatandaşı olarak gören herkes türkdür.dahada tartışmanın hiçbir anlamı yoqdur.HERŞEYİN TEK BİR TANIMI VARDIR Kİ (KİMSE ATATÜRK OLAMAZ AMA ONUN İZİNDEN GİDEBİLİR )DOĞRU YOL M.KATATÜRKÜN İZİ

Yazan: şafak Tarih: February 26, 2007 4:59 PM

yorumlara baktımda hayretler içinde kaldım gecende bir yazı internette eyupiden bahseden aynı şekilde burda ırkcılık yapmadıklarını söylüyenler eyupinin kürt olduğunu hazm edemeyenler kardeşlikten bahsediyor. artık güvenmiyorum türklerin kardeşliğine hepsinde sabit fikir var ben kürtdüm diyen herkes burdaki yani sanal alemdeki coğu türk için pkkalı böyle saldırılara cok maruz kaldığım için yazıyorum bunları her kürt pkkalı olsaydıki böyle bişey yok olsa bu demektirki şu an t.cenin içinde 20 milyon pkkalı nasıl olurdu acaba düşünsünler bir burda ırkcılık yaparak acaba etki tepki doğururu düşünmüyorlarmı sen türk ırkcılığı yaparsan karşındakide kürt ırkcılığı yaparki bu cok vahim bir durum

Yazan: Diyar Tarih: February 26, 2007 6:16 PM

kürtler bu ülkeyi bırakın dünyanın en mazlum halkı ama şafak yakın arkadaşlar

Yazan: coikino Tarih: February 26, 2007 10:55 PM

Değerli dostlarım bakın et tırnak hikaye
acıları farklıdır her ikisininde tırnak öylesine hiç acı his etmesiniz kesebildiğiniz kadar kesin
ama cana ete dokunamazsınız acır
Kürtler hep öyle oldu hep acıttınız dünya acıttı
hep horlandılar dışlandılar potansiyel suçlu oldular kullanıldılar ama yeter artık bırakın korkmayın yeni KÜRDİSTAN'dan istesenizde istemesenizde ok yaydan çıktı bir kere
emeği geçenlere candan teşekkürler Hepimize hayırlı olsun. WELCOME KURDISTAN

Yazan: naco Tarih: February 26, 2007 11:02 PM

Evet yazıda belirtildiği gibi kürtler kendi istekleri ile Osmanlı imp. na katılmışlardır. Ve şu anda kürt vatandaşı türk vatandaşı, laz vatandaşı vs vs yapmak saçmalık. Koskoca aydın yazarlar bu tür yazılar yazarken dikkat etmeli. Şu çılgın Türkler Bizim kahramanlıklarımızı anlatıyor. Bizim, yani türk kürt laz çerkez. TC vatandaşı olan herkesin . Bu ayrımcı tavırların bir yana bırkılması ve kardeşçe yaşanması dileği ile....

Yazan: fatma Tarih: February 27, 2007 2:20 PM

bence yanlız dusunuyosunuz bu sadece turk olarak olması mantıklı cunki kurtlrin yanında baska muslumanlarda savastı bizimle ama sonradan hepsi turklere ihanet ettiler

Yazan: bilsay can Tarih: February 28, 2007 1:56 PM

SAYDIDEĞER YURTTAŞLARIMA;
BENİM ANNEMİN BABASI VE ANNESİ TÜRK.BABAMIN BABASI KÜRT ANNESİ TÜRK.BEN İNSANIM,BU YÜZDEN SAYGIYI HAK EDİYORUM.BU NEDENLEDE IRKI REDDEDİYORUM.HEPİMİZİN ATALARI BU TOPRAKLAR İÇİN BERABER SAVAŞTI.EMPERYALİSTLERE KARŞI BÜYÜK BİR ZAFER ELDE ETTİK.ÇÜNKÜ BİZ EZİLMEYE, HORGÖRÜLMEYE, SÖMÜRÜLMEYE ALIŞKIN DEĞİLİZ. BUNU HEP BERABER BAŞARDIK. BUNU HEP BERABER BAŞARDIĞIMIZ İÇİNDE KEYFİNİ HEP BERABER,ADİL BİR ŞEKİLDE SÜRMELİYİZ. ŞİMDİ SEVGİLİ ARKADAŞLAR LÜTFEN BİLENLER CEVAPLASINLAR 'KÜRTLER' DEDİĞİNİZ İNSANLAR BU ÜLKEDE KÜLTÜRLERİNİ TAM OLARAK SORUNSUZ BİR ŞEKİLDE YAŞAYABİLİYORLAR MI?DİLLERİNİ ÖZGÜRCE EĞİTİMDE VE TV KANALLARINDA KULLANABİLİYORLAR MI? BUNUDA GEÇTİM KÜRTÇE KONUŞTUKLARINDA HOR GÖRÜLÜYORLAR MI?
ARKADAŞLAR LÜTFEN BİRBİRİMİZE KARŞI DAHA ANLAYIŞLI VE SAYGILI OLALIM.AKSİ TAKDİRDE SÖYLEMESİ BİLE ZOR AMA BİRBİRİMİZDEN KOPABİLİRİZ.
SON OLARAK BEN ANNEMİDE BABAMIDA ÇOK SEVİYORUM....

Yazan: YAZIK Tarih: March 3, 2007 5:23 AM

Ben 14 yaşında bir çocuğum hepiniz abilerimsiniz Kürtlere Kürtçe konuştukları zaman tabiki tepkiler oluyo Türkler arasında buna ben kendm şahidim ama ya ben sokakta neden rahat yürüyemiyorum? neden rahatca bisiklet süremiyorum? neden arkadaşlarımla dolaşamıyorum ben Türk vatandaşı değilmiyim? Türküm. nerde dayak yesem Kürtlerden yiyorum nerde küfür yesem Kürtlerden.sonuçta herkes insan ve herkes eşit haklara sahip peki ya neden iki taraftan birisi dayak yiyior?......

Yazan: Alper Tarih: March 3, 2007 11:52 PM

Said nursi gibi bir islam alimine yapılan iftiraları ve yapan şahısları kınıyorum ataist düşünceli fikirsiz insanlar türk-kürt kardeştir
ve bu ülke bir islam ülkesidir siz bunu kabul etseniz de etmesinizde bu hiç bir zaman değişmeyecek ve allah'ın izniyle değişmeyecek

Yazan: sait zeray Tarih: March 4, 2007 8:52 PM

selam yorumlara göz atarken bir arkadaş herhalde yazmış dış devletlerin ülkeyi bölmesi falan demiş herneysede çaresi eğitimmiş.:) yeterince eğitim var tek bir şey var faşist bir sistemin ismini yokeden kürtlerin hakkını vermesi lazım eğitimi boşwer

Yazan: Songul Tarih: March 6, 2007 12:53 AM

ne mutlu kürdüm diyene..

Yazan: ANIL Tarih: March 6, 2007 10:52 PM

ne mutlu kürdüm diyene ................

Yazan: hawin Tarih: March 8, 2007 9:02 AM

tek kelimeyle mükemel bu yazıyı okumadan önceki düşüncelerimle kouduktan sonraki düşüncelerim çok farklılaştı biz türklerle din kardeşiyiz kesinlikle ayrıma çok ama çok karşıyım başarıların devamı dilerim....

Yazan: Ahmet Tarih: March 9, 2007 2:50 PM

size bir soru bir aieleden 2olan 2 çocuğu birini anadolunun bir köyüne birinide istanbul da hayat sürmeleri için gerkli altyapıyı kurup yollayalım anadoluda yetişenle istanbulda yetişen arasında görüş farkı konuşam farkı zevk farkı hatta yeme içme alışkanlıklarına kadar zuhur eden farklar olması muhtemeldir. büyük türk milletininde bir kolu olan kürtler mezopotomya bölgesinde yaşamış o bölgede fars arap ve türk kültürünün ortasında yaşamış ve ona göre bir dili oluşmuş daha doğrusu diyalekt (kürtçe) doğal olarak diger türklere göre farklılaşmışlardır bundan doğal ne olabilir. bence sorun zaten kürtleri türk ten ayrı gibi gösterme ile başlıyor ikisini eşit değer gibi görmekte biz lazımızla çerkezimizle kürdümüzle zazamızla gakkoşumuzla dadaşımızla büyük türk milletinin kolları azalarıyız .. adlarımız farklı olabilir ama SOY ADIMIZ TÜRKTÜR BİZİM onun içindir türk e ait olduğunu beyan eden bir kelimeyle bu vatanın bu ülkenin adı da TÜRKİYE DİR
TÜRK VE KÜRT DİYE BİR AYRIM YAPMAK DAHİ ONLARI AYRI GÖRME VE AYIRMA NİYETİNİN BİR GÖSTERGESİDİR İSTER BİLEREK OLSUN İETER BİLMEYEREK
İSLAM ÜMMETİNDENİZ
TÜRK MİLLETİNDENİZ

Yazan: mehmet Tarih: March 9, 2007 11:05 PM

slm. öncelikle belirtmek isterimki türkiyeyi türkleri ve kürtleri bölmek isteyen dış güçlerdir, yani avrupa başta ve tüm islamiyet düşmanı olan müşriklerdir. şöyle bir çevremize bakarsak arap ülkeleri arasında bir birlik yok. ama türkler ve kürtler arasında kan bağı kardeşlik var din kardeşliği var bu ta anadolunun kapıları türklere açıldığından beri başlamış sıkı bir kardeşliktir.ve dünya işte bundan korkuyor. ve kürtleri-türkleri birbirine düşman yaparak bu birbirine kenetlenmiş kardeş iki milleti birbirinden ayırmak bölmek iştiyorlar.çünkü bu iki milletten yani türklerden ve kürtlerden tüm dünya korkuyor.şöyle tarihe biraz dönersek osmanlının nasıl güçlü bir imparatorluk kurduklarını zaten görüyoruz.çünkü osmanlıyı imparatorluk seviyesine çıkaran bu iki kardeş millet değilde kimdir?.çünkü devlet yönetiminde türklerin yanısıra kürtlerde vardı, bunun içindirki ozamanlarda kürtler herşeyleriyle halifaye ve OSMANLI ya sadakatlerini dile getiriyorlardıive var güçleriyle kürtlerin hepsi birer osmanlı olarak devlette orduda ve başka her yerde görev yaptılar. ve devlete bağlıydılar.dünya devletleri işte tam olarak bundan korkuyorlar. çünkü kürtler ve türkler yeniden osmanlıda olduğu gibi şimdiki türkiye cumhuriyetinde de sırt sırta verirseler ve kürtlerde türtiyede meclise girerse yani devleti el ele birlikte yönetirseler ozaman yenilmez ve büyük türkiyenin oluşumu olacağını bildikleri için kürtleri ve türkleri birbirine kırdırıyorlar.ben bir kürt olarak milliyetçi kürt kardeşlerime ve türk kardeşlerime sesleniyorum bu oyunlara gelmeyelim.şu güzel türkiyede osmanlıda olduğu gibi yine barış ve kardeşlik içinde birlikte birbirimize arka çıkarak yaşayalım.şu devlete birlikte sahip çıkalım ve büyük tam bağımsız türkiye imparatorluğunu birlikte kuralım ve mübarek dinimiz İSLAMI yeryüzüne yayalım. TÜRKÜN KÜRTTEN VE KÜRDÜNDE TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR. BU BİR GERÇEKTİR.HEPİMİZ KARDEŞİZ GELİN ŞU DEVLETİ BÖLMEYELİM.

Yazan: memet Tarih: March 10, 2007 7:29 PM

Ben tartışmaya başka bir boyut katmak istiyorum aslında bu gerilimin altında yatan nedenlerin başında geliyor..

1)Türklük nedir, bir etnisitenin ismimidir yoksa birçok milletten oluşmuş bir ulusun ismimidir?

2)Kürtlerin türklüğe bakış açısı nedir?

3)Bize tarih derslerindede bir etnisitenin ismi olarak öğretilen türklük bir ulusun ismi olabilirmi?

Bana birileri cevap yazarsa sevinirim..

Yazan: emir mendeli Tarih: March 10, 2007 10:32 PM

merhabalar. ben babadan kürt anneden çerkez bir türkiye vatandaşıyım..
sabırla ve sıkılmadan bütün yorumları okumaya çalıştım..
sormak söylemek istediğim bir şey var ..
bunu ideolojik siyasi yada dini bir başlık altında söylemiyorum belirtmek isterim..
her zaman duyduğumuz hatta duyarak büyüdüğümüz bi kaç söylemi hatırlatmak istiyorum...
kürtler bize düşman ......
avrupalılar bize düşman ....
amerikalılar düşman.....
araplar bize düşman......
türkün türkten başka dostu yoktur......
tüm dünyamı bize düşman ?
eğer öyleyse sorun ne.. yada sebebi ne...
yada şöyle sorayım birilerinin bize dikte ettiği yalan yalnlış tarihi tırnak içinde gerçeklerle yonlendirmelerle saçma sapan komplo teorileriyle kardeşlik bağlarımıza dostluk bağlarımıza birlik duygularımıza yön verecek hale geldiysek yapılması gereken ne....
biz yani türkler kürtler lazlar çerkezler hepimiz öz be öz kardeşiz bu coğrafyanın anadolunun kan kardeşleriyiz... birleşelim gelişelim ilerleyelim..örnek olalım...biz bize düşman olursak herkez bize düşman olur .. bu durum için söylenecek en uygun söz de sanırım şu...YURTTA SULH CİHANDA SULH............

Yazan: serhat Tarih: March 11, 2007 1:32 AM

'ne mutlu kürdüm' diyen kişiler orjinal olun biraz.en büyük türk olan atamızın sözünü değiştirmek sadece sizi basitleştirir.

Yazan: YASEMİN Tarih: March 11, 2007 10:52 PM

Tuğlalari birarada tutan çimentodur. Türklerle Kürtleri birarada tutanda Islam kardeşliği[hilafet] idi. Kafanizi kuma gömsenizde gerçek budur.

Yazan: CEMALETTİN Tarih: March 11, 2007 11:41 PM

bence önemli olan geçim derdi

Yazan: serbest Tarih: March 13, 2007 12:44 AM

Abilerim lütfen biraz kardeş olun Türk Kürt ayrımı yapmayın yaparsanız bu ülke bölünür yine olan Türk ve Kürt'e olur.Bu ülke bölünürse avrupalılar buraları ele geçirirler.Türklerin ve kürtlerin soyu tükenir.Lütfen sizden tek ricam kardeş olun...

Yazan: Akper Tarih: March 13, 2007 1:18 AM

ya canlar asıl sorunumuz türkiye cumhurıyetinin bütünlüğü degilmi bizde diyozkı küt türk fark etmez gelin hep birlikte kardeşçe yaşiyalim bu güzel türkiyemizde ama kürt türk meselesi yapmiyalim asıl meselemiz bizi birbirimizden ayıranlardır bularda beli abd ab ve rusya asıl bunlara dikat edelim bu başaramazsak bu işin altın dan çıkamayız asıl sorun bu

Yazan: yurtever Tarih: March 14, 2007 9:48 AM

Ataman ertuğrul size bey veya sayın diye hitap etmek istemiyorum.ilk önce şunu bilin sizin bir MASON olduğunuz hemen anlaşılıyor,çünkü Fransa ekolü demek din düşmanlığı demektir.bunu ben deil bütün dünya kabul ediyor yeryüzündeki tüm dinlerin özellikle islam dininin düşmanı olan fransa ekolü nü (masonluğu)överek ne kadar din düşmanı olduğunuzu herkez anladı zaten.aslında ben büyük islam alimi SAİDİ NURSİ BEDİÜZZAMAN HZ. NE söylediğiniz alçak ve acımasız hakaretlerinizden dolayı size cevap yazıcaktım fakat bu hakaretlerin bir müslüman deilde sizin gibi bir mason tarafından sarf edildiğini görünce vazgeçtim.BÜYÜK VE ÖNEMLİ BİR NOT:Şanlı osmanlı devletini parçalayan sizin şimdi fransa ekolü diye övdüğünüz masomluk tur.

Yazan: fatih Tarih: March 16, 2007 9:14 PM

Türk Milliyetçisi biri olarak Doğudaki yoksulluğu gördükçe içimizin sızlamadığınımı zannedersiniz. Bizler Anadolunun ortasında yaşadığımız halde iki gün aç kalmaya tahammül edemiyoruz ,iş güç ve akrabalık ilişkilerinin daha fazla olmasına rağmen, yani sosyal dayanışma varken, birde Doğuyu düşününce gercekten vicdanı olan insanların ellerini vicdanlarına koyması lazım .Gelgelelim Doğunun böyle olmasının vebali o bölge ileri gelenlerinin,alimlerinin,vekillerinin onlara oy veren insanlarının değilmidir. toprak reformu yapılıp insanların marabalıktan kurtulmalarını isteyenlere inadına sırtını dönen o insanlar hala ağaları meclise göndermekte ve hala cehaletten kurtulmaya ayak diremektedir,Modern Kürtler olmayı illaki ingiliz,ABD,israil mandacılığıylamı sağlayacaklarını zannediyorlar ,kaldıki öyle olsaydı,Filistin,Irak,Mısır,suudiler Dünyanın en modern ve refah içinde yaşayan insanları olurdu,Ama maşa olup petrolü kaptırdılar ve ve Kürtleride Kürt SAİT isyanıyla ayaklandıran ingilterenin, Kürtlerimi yoksa petrolü mü daha çok sevdiğini beşikteki bebek bile bilir Kendimizi kandırmayalım Türklerin Araplara ihtiyacı yoktu,ama Arapların Türklere ihtiyacı vardı ve kalleşlikle Türkleri defettiler Şerif Hüseyin gibi Gafil Müslüman din kardeşlerimiz ingilizle birlik olup. o gün bu günde dertteler .Şimdide gafil Kürt leri kışkırtıp onlarında başına çorap örme peşindeler valla kardeşim benim görüşüme göre kÜRTLERE İHTİYACIMIZ OLDUĞUNU ZANNETMİYORUM .Başları pınar ayakları göl olsun yarın filistindekilere acıdığımız gibi acırız yahudiler keserken,Barzani onları israilin kucağına atacak zaten Bu günleride mum la ararlar,Ayrıca Çanakkalede ,kurtuluş savaşında Türklere yardım mardım da etmemişler duygu sömürüsüne gerek yok

Yazan: Ramazan KILIC Tarih: March 16, 2007 11:27 PM

Sayın yasemin
bence kürt birinin ne mutlu türküm demesi onu basitleştirir.Bulgaristandaki türk de ne mutlu bulgarım desin,bu size mantıklı geliyor mu?3 günlük dünyada ne diyeceğime ancak ben karar veririm,senin atan değil.zira kimliğimi de Allah bana verdi,hiçbirimiz kendi isteğimizle türk,kürt ya da ingiliz olmadık.Ne mutlu ben insanım ve bunun gereğini yerine getiriyorum diyene..

Yazan: kelamir Tarih: March 17, 2007 7:49 PM

Sayın yasemin
bence kürt birinin ne mutlu türküm demesi onu basitleştirir.Bulgaristandaki türk de ne mutlu bulgarım desin,bu size mantıklı geliyor mu? 3 günlük dünyada ne diyeceğime ancak ben karar veririm,senin atan değil.zira kimliğimi de Allah bana verdi,hiçbirimiz kendi isteğimizle türk,kürt ya da ingiliz olmadık. Ne mutlu ben insanım ve bunun gereğini yerine getiriyorum diyene..

Yazan: kelamir Tarih: March 17, 2007 7:50 PM

asırlardır bu vatanın parçası olan kürtler ve gerek kurtuluş savaşı gerekse ermeni tecritinde önemli rol oynadılar. fakat son çeyrek asırda emperyalist devletlerin ilgi odağı oldular. buna rağmen bu ülkenin kahraman ordusu gitti o bölgeye ve bu olayları zorlada olsa her zaman bastırdı ve bastırmayda devam ediyor. hepimiz kardeşiz ve bunun bilincinde olmamız gerekli. ayrı bir devlet kimseye yarar sağlamaz aksine çok zarar getirir. bu ülkeyi asırlar boyunca olduğu gibi gene kardeşçe yönetecez.

Yazan: serkan Tarih: March 18, 2007 11:57 PM

Sayın Ramazan KILIC

kürtler duygu sömürüsü yapıyor demişsiniz burdaki hiç bir yorum beni bu kadar güldürmemişti allahta seni güldürsün ne diyeyim hadi biz kürtler yalan söylüyoruz şehitliklerdemi yalan söylüyor ? git gez gör sehitlikleri üzerlerindeki memleketlerede bakmayı unutma... dogunun cahilliğinide ele almıssın güzel o konuda haklısın hala aşiret reislerimizi meclise göndermeye calısıyoruz malesef ama gel gelelimki bu bizim cahhiliğimizden kaynaklanıyor ve cahil kalmamızıda sağlayan sizler oldunuz zamanında bizleri cahil bıraktıgınız için şimdi pişmanlık duyuyorsunuzdur basımıza bela ettik bunları diye.. ne ekersen onu biçersin.''aslında yazılacak çok sey varda yorumlara göz atman yeterli olacak sanırım ve yorumları okuduktan sonra elini VİCDANINA koyup bana cevap yazmanı bekliyorum madem vicdan muhasebesi yapıyorsun buyur bakalım cvp bekliyorum..

Saygılar...

Yazan: Feqi Tarih: March 19, 2007 9:29 AM

Ne mutlu türküm diyene bu vatani bölünmez ancak bazi cahiller kendilerini avutur türkün türkten başka dostu yoktur böyle biline

Yazan: ALP EREN Tarih: March 19, 2007 9:24 PM

Tarih 1991'in Ocak ayı bir Cuma günü idi. Ulucami'nin karşısındaki kaldırımda Cami'den çıkacak cemaati bekliyordum. Her tarafta polis ve özel harekatçılar. Kaç gündür kentte söylenti vardı. Cuma namazı çıkışı halk Saddam lehine gösteri yapacaktı. Saddam'ın kameralar önünde kıldığı namaz Bingöl üzerinde bayağı bir etki bırakmıştı. Tüm Bingöl ağız birliği etmişçesine sözde Müslüman Saddam'ın başkentinin ABD tarafından vurulmasını nefretle karşılıyordu. Saddam Bingöl'de bir kahramandı. Henüz 12 yaşındaydım. Ve ne acıdırki o çocuk halimle o aşağılık herifin henüz 2 sene önce Kuran'daki Enfal süresinden ilham alıp 150.000 (yüz elli bin) Kürd'ü rezilce katlettiğini biliyordum. Yaklaşık 1000 kişi soydaşlarının katili lehinde sloganlar atarak Cami'den çıktılar. Dörtyola doğru harekete geçtiler. Polis ve özel harekatçılar dörtyolda barikat kurmuş bu şuursuz kalabalığı şuursuzca bekliyorlar. Sonra bir sis bombası, havada uçuşan taşlar, mermiler. Tam bir meydan savaşı. Belkide ilk defa Bingöl halkı devletin güvenlik güçlerine böylesine kitlesel bir karşı durmayı gerçekleştirmişti. Ama ne yazıkki yıllarca hor görüldüğü için değil, yıllarca dili yasaklandığı için değil, yıllarca ezildiği için değilde soydaşlarını katleden bir katil için bunu yaptılar.
Aradan 16 sene geçti. Bingölde bir şeyler değişmişmidir. Zannetmiyorum.
- Ben zazayım kürt değilim saçmalıkları,
- Biz oğuz boyundanız hikayeleri,
- Barzani ABD uşağı zırvaları hala mevcut.
Polat Alemdar Erbil'de Kürt boğazlarken sinema salonlarında hayranlıkla izleyen nesilden fazla birşeyde beklemiyorum. Ama sabırsızlıkla beklediğim şey Türk Devleti Kürt Bölgesine işgal amaçlı girince kaç Bingöllü Cuma namazı çıkışı slogan atacak. Saddam sevenleri mi çok, Soydaşlarını sevenlermi çok

Yazan: Diyar Tarih: March 21, 2007 12:32 AM

Bitlis'li bir kürdüm burada fikirlerini yazan tüm kara cahillere sesleniyorum:
1:kendine garabet diyen şahıs kürtler ırkçıdır demişsin şu an Türkiye nin başbakanı bir laz dır bunu sitem ederek söylemiyorum bnde ona oy verdim ve pişman deilim ve soruyorum sana oy dağılımına baktın mı hiç nüfusunun %de 90 ı ırkçı dediğin kürt olan illerde Tayyibin aldığı oy seni yalancı çıkartıyor zaten ırkçı olsaydık şu an dtp liler hükümette olurdu.Bir örnek daha vereyim Osmanlıya kendi içinden bile ihanet olmuştur ama yanlız kürtlerden olmamıştır osmanlının sırtlarını döndüğü tek kardeşleri KÜRT lerdir sen istesende istemesende
2:Hakan bey inş.okursunuz bunu
azınlıktan bahsedenler hırsızlara,kapkaça,fuhuşa baksınlar gibi bir şey sölemişsiniz ben baktım evet bunları yapanların çoğu kürtlerdir T.C.nin cahil bıraktığı onunlada yetinmeyip başına birde terör belası eklediği her sabah çocuklarına okullarda zorla ırkını inkar ettirerek yalan attırdığı başına birde kelle avcılarını taktığı HZ.Hamza dömeminden beri müslüman olan çanakkalede vatanı için savaşan ve memleketlerine dönüp anadoluyu hain ermenilerden temizleyen kürtlerdir.
3:alp eren sana söylüyorum türkün türkten başka dostu yok demişsin :) fenerbahçeden mi bahsediyorsun anlamadım madem böyle düşünüyorsun ilk önce çanakkale şehitliğine git ve o mezar taşlarındaki memleketleri oku hee o eskide kaldı diyorsan yeni şehitlikler git bir bak kaçtane kürt var o damı yetmiyor Tunceli,Şırnak,Hakkari,Mardin gibi yerlerde yanlızca bayrağı vatanı ve şerefi için askerlik yapan kaç kürt var bir bak.
4:ve eyyy bu siteye yazı yazan en cahil insanlardan biri olan ve kürt kelimesi türkçeden geliyor veya bilmem kimlerin ayak seslerinden geliyor diyen Yasemin hn.::):):):):) buna Cem Yılmaz bile güler ve inan buralarda harcanma TV deki star yarışmalarına katıl bence.
ve kapanış
BEN BİR İAMANLI TÜRKÜ BİN İMANSIZ KÜRDE TERCİH EDERİM AYNI ZAMANDA BİR İMANLI KÜRD Ü BİN İMANSIZ TÜRKE TERCİH EDERİM.
bu söz hakkında atıp tuttuğunuz ülkemizde yetişen en büyük alimlerden birine aitttir okuyun ve utanın tabi utanmanız varsa

Yazan: fatih Tarih: March 22, 2007 10:54 PM

PARDON EN BÜYÜK KARA CAHİLLERE "KARA CAHİLLER KÜRTLER ÇANNAKKALEDE SAVAŞMAMIŞTIR" DİYEN RAMAZAN KILIÇIDA EKLİYORUM KUSURA BAKMA KARDEŞ HAKKINI YEMEK İSTEMEMİŞTİM

Yazan: fatih Tarih: March 22, 2007 10:58 PM

selamün aleyküm
Mustafa Akyol abim Allah razı olsun senden..yazmış olduğun kitap çok güzel.
ben diyarbakırlıyım..kürdüm..bu ülke çanakkalede savaşınca iyi,hak isteyince kötü olan kürtlerin derdini elbet bir gün anlayacak.
ben size bir hadise anlatayım..
benim dedem askerliğini natoda yapmış.yabancı askerle...bir gün iki tane yabancı askerlerle kavga etmişler.ve dedeme bu iki asker silah sıkmışlar.allah korumuş,iki kurşunda ,biri omuzunun üstünden ,biri de altından geçmiş.
bunlar mahkemelik olmuşlar.mahkeme disiplinsizlikten bu iki askere ceza vermiş.dedemede tazminat verilmesine karar verilmiş.ama dedem kabul etmemiş.buna mukabil demiş ki;
ben bu parayı almam.ama bu para karşılığında sizden bir şey rica ediyorum.burada bizim askerlerimize,yabancı askerlerin çöplükleri temizlettiriliyor..bunu kaldırın,yeter..diyor.
ve bunu söyleyen bir kürttür ey vatan millet fedaileri..
bu ülke polat alemdarlarla değil,böyle imanı bütün insanlarla ayakta kalır.
gidin biraz doğuda tatil yapın bakalım.orayı ordan bilin,buralardan batıdan değil..
bir kürt polis düşmanı olabilir,asker düşmanı da olabilir..ama bir kürt türk düşmanı olmaz.ama bir türk olur..olmaz demeyin şu izmirde neler gördük...ne kuyruklumuz ne hırzısımız kaldı,hakaret üstüne hakaret yedik..
hakikatleri bile kolay kolay dile getiremedik.
..ve onun içindir ki;zamanın en büyük sosyoloğu Bediüzzaman hz. demiş ki ey türk kardeş !bilhassa sen dikkat et.
o zata küfür eden iflah olmaz...
o zata ismet inönü faşizmiyle yaklaşarak insan vatan fedaiside olmaz..
allah şu ırkçılığı içimize atanların şerrinden bizi korusun..
vatan gemisi,millet gemisi,selamet gemisi,polat alemdarlarla,başbuğlarla,partilerle değil..ittihadı islamla yürütülür..

Yazan: heybet sabri Tarih: March 22, 2007 11:19 PM

selam ben izmirden sedat ben aslen kurtum fakat guzelım vatanımda bırçok kışıden daha çok vatanımı koruru seve seve canımı verırım bu bayragada aşıgım ben once turkum sonra kurtum bazı ınsanların ulkeyı bozmak amacıyla yaptıgı oyunlara malesef hem batılı kardeşlerım hemde dogulu kardeşlerım hemen çabuk kanıyo ve bu yuzden kargaşa çıkıyo fakat emınım kı hıç bır ınsan turk kurt ayrımı yapmaz.bıde bu konuya dıkat çekıyım bı kardesımız veya agbımız Saıt nursının kürtçü ve ahır zaman paygamberı oldugunu yazmıs bu bence kesınlıkle yanlıs çunku saıt nursı hıçbır zaman ne turk ne kurtum demıs ben muslumanım demıstır herzman ve o buyuk zat ahir zaman peygamberı olarak yorumlaması yanlıs çunku KURAN_I KERİMDE hz.Muhammed(s.a.v)in son peygamber oldugunu belırtmıstır.

Yazan: sedat Tarih: March 25, 2007 12:04 PM

Bir düzeltme :Kürtler Hz.Hamza döneminden deil Hz.Ömer den itibaren müslümanlıkla tanışmıştır

Yazan: fatih Tarih: March 25, 2007 9:07 PM

rukiyeeeeee:ben çok begendim ben de çılgın kürtüm

Yazan: rukiye Tarih: March 29, 2007 4:10 PM

1 saatir tüm yorumları okudum ve ne kadar ilginç ki ırktan bahseden hep kürtler olmuş. Zaten Türk Tarihi ve Anadolu tarihi boyunca bizim tarihimizde ne ırkçılık ne kafatasçılık hiç prim yapmamış. Sanırım bu bir tür eziklik.

Bir de şu said-i kürdi konusu var. İslam Dinini ve Kur'an gerçeklerini vahy aldığını iddia ederek bozmaya çalışan bu hurafeci tarikatçı, Din düşmanı, kürt olsa ne olur başka birşey olsa ne olur?

Yazan: Hakan DAĞTEKİN Tarih: March 30, 2007 11:00 PM

Ben kendimi sonradan bulmuş bir KÜRT'üm hakan dağtekin yukarıda türk tarihinden birazcık bahsediyor ama yalan dalan olan bir kaç kelimeden ibaret hepsi.ben tarihin %90'nının yalan olduğana inanıyorum ki öylede ama özellikle türk tarihi hemen hemen hepsi yalandan ibaret tüm dünya salahattin eyubiinin kürt olduğunu kabul etmiş ama türkler ısararla halan eyyubilerin türk olduğunu savunmalarına rağmen hiçbir delileride yok.Biz kürtlerde kendimi tarihimizi merak etmeye başladıktan sonra yeryüzünde ençok haksızlığa uğrayan millet olduğumuzada gördük ve haklarımızı korumak için bir mücadeleye giriştik bazı tabi bu durum türklerin hiç işine gelmedi budurumun karşısına geçmek içinde abd nin müslümanlar için kullandığı törör kelimesini biz kürtlere söyledi.peki sözde türk kurtuluş mücadelesi osmanlı ve itilaflara karşı başlatılmış yani bu da bir terör hareketi olmuyormu bizde özgürlüğümüz için mücadele etmiyormuyuz eğer bizim ki terörse türklerinde terördür hiç kuşukusuz
haa birde anadoluda mustafa kemal ve arkadaşları faaliyete başlayınca hiç bir tarih kitabı ingiliz ve fransızların bir müdehalesi olduğunu yazmamış neden peki? demek ki mustafa kemal osmanlıyı yani islamiyeti anadoludan çıkarıp atmak için itilaflarla işbirliği içerisndediki hiç bir müdahaleyle karşılaşmamış çok ilginç ingiltere koskaca osm.dev.ni etkisiz hale getirmeyi başara biliyor ama bir onu bu topraklardan atmak için savaşanlara ses çıkarmıyor ya da askeri bir müdehale de bulunmuyor neyse bu konuda söyleyecek okadar çok şey varki hem bu durumu zeki olan bir kişi hemen anlar.Ben şunu söylemek istiyorum ki hiç bir milletin özgürlük mücadelesi başarısızlıkla sonuçlanmamış ve biz kürtlerde bir gün özgürlüğümüze kavuşacağız NE MUTLU KÜRDÜM DİYENE

Yazan: kamuran Tarih: March 31, 2007 12:28 AM

kökeniniz kürt olabilir ama türkiye cumhuriyetinde yaşıyosunuz yani atatürk cumhuriyetinde.ekmeğini yediğiniz vatana ihanet ediyosunuz.bizler var oldukça bu vatanı bölmeye kimsenin gücü yetmez bunu böyle bilin.eğer özgür yaşamak istiyosanız kürdistana gidin.yada atatürk cumhuriyetine saygı duymayı öğrenin.

Yazan: mehtap turan Tarih: March 31, 2007 11:19 AM

ya kardeşim aslında bu sorunu gündeme sen getirmişsin niye durduk yere böyle bir davaya karar verdinki hem biz böyle bir ayrım yapmıyoruz sen biraz uzak görüyorsun bizim lafımız varsa o da doğuda üstünlük göstermeye çalışanlaradır hiç bir kimse bize bunu yapamaz.dediğin gibi birçok savaşta beraber olunmuş bizim kiseye lafımız yok sadece bizi satanlara lafımız var hem biz türk olarak okadarda mükemmel değiliz kapkaç hırsızlık katil suç sanki bunların çoğunu kürtler mi yapıyor hayır türklerde var.biz TÜRKÜZ bbu vatan toprakları içinde yaşayan herkez bu vatanın evladıdır bu nu unutmayın

Yazan: gülsen Tarih: April 3, 2007 7:39 PM

KURT ISYANLARI, ASIRETLER, PKK, DTP UZERINE!..
ETNIK MILLIYETCILIK CIKMAZI

1925 Şeyh Sait isyanı tam bastırılmak üzereyken Fethi Okyar kabinesi değişti ve İsmet Paşa yeni hükümeti kurdu. İlk işi Takrir-i Sükûn Kanunu'nu çıkarmak oldu. Tarih daha sonra bu kanun çerçevesinde 17-18 Kürt isyanının daha bastırıldığını yazıyor.

Tüm bu isyanları bastırırken devletin amaçları defalarca ilan ediliyor: Aşiretler arasındaki çatışmaları önleyerek, asayişi tesis etmek, Kürtleri askere almak, Kürtleri vergiye tabi tutmak, Kürt çocukların okula gitmesini sağlamak, Kürt aşiretleri yerleşik hale getirmek. Yani kanunlar çerçevesinde gerçekleştirilen bu harekâtlar, merkezi otoritenin tesisi, Kürtlerin ulus-devlet inşasına katılmasını ve toplumla bütünleştirilmesi için aşiret yapısının dağıtılmasını amaçlıyordu.

Aslında bu isyanları bastırmak çok zor değildi. Osmanlı, aşiret yapısını imhaya yönelmediğinden, Tanzimat uygulamalarına karşı çıkan Bedirhan isyanını 1860'larda kolayca bastırmış ve ağa ailesini paşalık unvanlarına gark ederek İstanbul'a yerleştirmişti.

Oysa aşiret yapısı; ilkel, ama çok güçlü, klan, kan bağı, geniş aile kavramlarıyla iç içe geçmiş, değerleri çevresiyle sürekli çatışma ve kahramanlık üzerine kurulmuş, katı bir hiyerarşiye sahip ve dış etkilere kapalı.

Seyit denen din adamları rakip aşiretler arasında işbirliğini sağladığından din çok önemli. Hz. Muhammet, İslam'ı aşiret dışına çıkarıp evrensel din yapmıştı. Bu aşiretlerse, dini içeri hapsederek aşırı mutaassıp bir inanç sistemi yarattılar. Bu yapı, bugün bile Türkiye'nin laiklik sorununa olumsuz etkide bulunuyor.

Öte yandan bu yapı, çokeşlilik, töre cinayetleri vb. örflerle kadını eziyor. Şimdi her alanda çok sayıda yetenekli Kürt var. Oysa aşiret yapısı dolayısıyla Kürtler tarihte kültür yaratacak simalar yetiştiremediler.

Dilleri yeterince gelişemedi. Ekonomik faaliyetleri göçebe hayvancılığa inhisar etti. Bazı küçük ve kısa ömürlü emirlikler dışında siyasi varlıkları olmadı.

Aşiret yapısı, şimdi Irak'ta da görüldüğü üzere, değil demokrasiye, millet ve devlet yaratmanın ilk adımlarını atmaya bile elverişli değil. Aşiret mensubu aşiretine çok güçlü aidiyet duygularıyla bağlı. Dış düşman karşısında diğer aşiretleri de kardeş görebiliyor. Ama bu bugünkü anlamıyla milliyetçilikten farklı bir duygu. İlk kez bir dış gücün büyük desteğiyle Irak’ın kuzeyinde aşiret yapısına dokunmadan girişilen devlet/millet inşasının geleceği ise henüz bilinmiyor.

Cumhuriyet Türkiyesi, “isyanları” bastırmak suretiyle işte bu yapıyı kırmayı amaçladı. Bu politikanın saptanması ve uygulanmasında İstiklal Savaşı'na katılmış çok sayıda yüksek düzey Kürt de görev aldı. Ve çok zor bir mücadeleye rağmen aşiret yapısı ancak kısmen tahrip edilebildi. Bugün okumuş-yazmış, ekonomide başarılı, siyasette aktif Kürtler gibi, çoğu PKK ve siyasi uzantısı DTP'nde toplanan Kürt etnonasyonalistleri de bu mücadele sonucunda oluşturulan yerleşik toplumun ürünleri.

Kürtler için çok acılara mal olan bu mücadeleden dolayı Cumhuriyet'e minnet duymalarını beklemesek de, tarihi olduğu gibi kabul edip birlikte geleceğe yönelecek olgunluğu umabilmeliyiz. Birçok yabancı araştırmacının da belirttiği gibi, Türk halkında Kürtlere karşı düşmanlık yok. Ancak son yapılan anketlerin de ortaya koyduğu gibi, Türkiye kamuoyunun büyük çoğunluğu “Kürt sorunu” veya “Güneydoğu sorunu”nun dış güçler tarafından kışkırtıldığını düşünüyor ve sorunların çözümü için PKK terörünün bitirilmesi için güvenlik güçlerine her türlü desteği veriyor.

PKK ve uzantısı oluşumlar için tarihi doğru okumak, olmayacak taleplerden vazgeçmek ve kendilerine çok daha fazla zarar verecek bir felaketten hepimizi kurtarmak açısından belki de son fırsat diye düşünüyorum.

Eğer PKK, şiddet politikasını sürdürme yönünde tercih kullanırsa, bunun yaratacağı sonuçları şimdiden kestirmek zor. Ancak şu biliniyor ki, PKK’nın şiddet eylemleri karşı milliyetçilik duygularını tahrik ediyor, şiddet yanlısı kesimlerin güçlenmesine yardım ediyor. Bunun farkına varan Kürtler de, “PKK’nın şiddet politikasına” daha gür bir sesle karşı çıkıyor. Bugün Türkiye’de Kürtlerin siyasi ve demokratik taleplerini barışçı yöntemlerle dile getirmeleri imkanı mevcuttur. Bu imkanı kullanmaları, Türkiye’nin demokratikleşmesine de katkıda bulunacaktır. PKK’nın önkoşulsuz silah bırakarak, anayasal düzen içerisinde demokrasinin gereklerini yerine getirmesi, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini kolaylaştıracak, demokratikleşmenin hızlanmasını sağlayacak, böyle bir gelişmeden sadece PKK değil, Türkiye’de yaşayan herkes yararlanacaktır.

Unutulmaması gereken en önemli nokta, ne Güneydoğu, ne Doğu Anadolu, ne de Türkiye’nin başka bir yerinde artık kimse silah sesi duymak istemiyor.

Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com

Yazan: nail amudi Tarih: April 4, 2007 11:42 AM

bir şey sorucamm neden hep atatürk .Fatih Sultan Mehmet,Abdulhamit'ler,Kazım Karabekir'lerden niye bahsetmiyorsunuzz

Yazan: fatih Tarih: April 4, 2007 12:43 PM

mehtap hn.birdefa atatürk cumhuriyeti nerede dir bunu bilmiyorum biz Türkiye cumhuriyetinde yaşıyoruz ve bu ülkenin vatandaşıyız.he bide bu vatan bizim demişsin biraz tarih okursan mezopotamyanın gerçek sahiplerinim,n kürtler olduuğunu görürsün.gerçi bu pek önemli deil çünkü biz müslümanız ve bizim için önemli olan da bu
bide hem biz kardeşiz diyorsunuz hemde bize en ufak şeyde kürdistana gidin diyorsunuz dağdaki lerden daha teroristsiniz aferin elele verip bölün bu vatanı vatan öyle bu vatan bölünmez diye nutuk atarak korunmaz adamlar kafaya koymuş bölmeyi bir defa hele birde sizin gibi kıt beyinliler varken çok kolay sölemeye devam edin beğenmiyorsanız gidin kürdistana diye günün birinde sana da beğenmiyorsan türkmenistana git diecekler o zaman anlıyacaksın bizi ama geç olacak bizi kardeş yapan bir tutan islam dır onu da alıyolar elimizden siz hala uyuyun ama merak etmeyin yahudilerin kucağına düşünce uyanırsınız

Yazan: fatih Tarih: April 4, 2007 1:02 PM

insanlığa hizmeti amaç edinmiş herkese selamlar bu ülkede kürtlerin bu vatan için neler yaptığını çok iyi bilir yalnız şunu sormak isterim devletimiz işleyişiyle uygulamasıyla türk ırkçılığını türlü oyunlarla anayasa kitapçığı haline getirmiştir ve nasıl olsa ülkeyi kurtardık güç bizde bunlar daha bişey yapamaz gibi vicdansız ve ihanetçi bir politika içine girmiştir yıllarca kürt halkının gücünü emeğini parasını kanını ırkçı şoven düzenine akıtacaksın kürtleri dönüp dolaştırarak lafı ağzında geveleyerek ya ben seni türkleştirecem diyeceksin senin çirkefliğine ortak olmayanları terörist ilan edeceksin vay be...... KÜRTlerle türkleri kıyaslamayın eşit halara sahip olmayan iki şeyi nasıl eşit miş gibi tartışıyorsunuz tarih günümüzde gizli biz tarihin başlangıcında gizliyiz .... sevgilerimle Deniz KARADAĞ

Yazan: deniz karadağ Tarih: April 6, 2007 10:54 AM

aslında Türk kardeşlerim İttihat ve Terakki milliyetçiliğinin etkisinden kurtulursa aramızda hiç bir sorun kalmaz.zaten sorun bunun farkında olmamamız.Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı maalesef günümüzde çarpıtılmış.Ve kimse bnun farkında değil şuan.
Kürtler üzerinde ırkçılık yapmadığını söyleyen, böyle bir şeyi kabul etmediğini söyleyen arkadaşlara şunu söyleyeyim;
bir halkın kendi dilini konuşmasını eğitim görmesini engellemk,yedi yaşındaki bir çocuğu bilmediği bir dilde eğitim almasına zorlamak, kürt bölgesi olduğu için diğer bölgelerde yapılan ekonomik kalkınma planlarında o bölgeyi mahrum bırakmak(1. ve 2. İktisadi Kalkınma Planıları),başka ülkelerde sosyal insani hak olan bir şeyin burada günlerce süren işkencelere ve hatta ölümlere sebep olması sizce nazi almanyası nın uygulamamlarından ne farkı kalır.
bütün bunlardan sonra geçmiş olayları yerel kaynaktan alıp şanlı bir tarihimiz var diye geçiniriz değil mi.? Hangi ülke tarihi olursa olsun kendi tarihini biraz abartır. lo mamo lo mamo nereye kadar sürecek bu zihniyet............................ saygılarımla

Yazan: rizgar Tarih: April 6, 2007 2:05 PM

bir şeyleri gerçekten ya gerçekten görmüyoruz yada göremiyoruz.ortada o kadar yanlış anlaşılma var ki çok büyük bi sorun gibi görülüyor bu kürt meselesi.aslına bakarsanız mesele falanda yok.kürt arkadaşların takıldığı bazı noktalar var şu sabah okullarda söylenen ANDIMIZ meselesi bence bu konuda haklılar.adamlara zorla türküm dedirtemezsin.ben şahsen kürdüm demem.bu kürtleri aşağıladığımdan falan değil.çünkü türküm.ben türklüğümden nasıl gurur duyuyorsam onlarda kürtlüğünden duyar.bu gayet normal.önemli olan bu ülke için bişey yapmamız şunu herkesin kabul etmesi lazım ki bu ülke türklerin olduğu kadar kürtlerinde vatanı.ben kayseriliyim.kayseri türkiyenin şehride van,bitlis dağil mi?sorun bu ortalığı karıştıran halka örnek olan insanlarda üç beş tane kendini bilmez insan kürtleri kışkırtıyor,üç beş tane türkleri.çanakkale savaşlarından bahsediliyor kürt yoktu die.zaten ülenin her tarafı savaş filistin,sarıkamış yakında dururken bu adamlar nasıl çanakkalye çok adam göndersin.savaş ortamında ermenilerin kesip doğradığı(hepsinin mekanı cennet olsun)insanların çoğuda kürt.isyanlara gelince çoğu milliyetçilik menfaatlerinden uzak,maddi çıkar amaçlı isyanlardır.ya biz iki millet dünyaya örnek olucamıza,ibret olma yolunda ilerliyoruz.ya biz müslümanız en başta.bugün cuma namazında sağımda solumda türkten çok kürt vardı.sorun insanların kafasında aslında.devletin bu konuda bişeyler yapması lazım.doğuya daha çok yatırım olabilir.insanların bilgiye,yol göstericiye ihtiyacı var orda.sadece insan olduğumuzu bilelim yeter.ortalama 60-70 yıl ömrümüzü bu kadar basit hemde allahın en büyük günahlardan saydığı bi şeye(ırkçılığa)harcamayalım.bizim sokakta en az 10 kürt aile var bitlis,diyarbakır,erzurum,ş.urfa sonra ordu giresun ne bilim herkesten insan var, bişeye ihtiyaç olduğu zaman gidip kürdünde türkündende lazındanda isteyebiliyorum.
bence iyilik adına bişiyler yapalım.

Yazan: decobain Tarih: April 6, 2007 8:08 PM

yaşasın zalımler için cehennem. ve helal olsun şu çılgın kurtlere... ben de kurdum

Yazan: nur-i kürt Tarih: April 6, 2007 11:08 PM

"Bir hilal uğruna" birlikte savaşmış ve can vermiş o yüzbinlerce şehidin hatırası, Türkiye'nin bölünemezliğinin en dramatik işareti olsa gerek.

Tum yazdiklariniz yanlis olsa bile, bu cumlenin yanlis oldugunu en kati milliyetci bile iddia edemez. Sirf bu yuzden Kurt, Turk ayrimi yapanlari kiniyorum.

Dokunakli yaziniz icin tesekkurler.

Yazan: Kerem Karatasli Tarih: April 8, 2007 3:02 PM

bakıyorm da bazı arkadaşlar ırkçılıkta inat ediyo kabul edin kürtler bu vatana çok şey verdi

Yazan: musa Tarih: April 8, 2007 9:35 PM


biz hep dogruyuz, hic bi yanlisimiz yok ki;
dil yasagi koy, mevcudiyetlerini hakir gor, varsa akabinde bazi rahatsizliklar dis guclerin oyunu yaftasini yapistir.

Hakaretvari, magrur, halklara tepeden bakan irki-milliyetci su yazilari okuyunca varsin harici guclerin bir kuklasi olsun talihimiz ozyurdunda hakir olmaktansa diye dusunuyo insan bazen.

lanet olsun, bu kadar tahammulsuze.

Sizin bu tavrinizin neticesidir dogudaki halkin hissi ayriliga dusmesinin

Birinci cihan harbinde hangi cephede bile sehid dustugunu bilemedigimiz dededim babasi, dayisi "Cilgin Turkluk" icin malatyanin koyunden kalkarak dustu topraga halbuki tek kelime turkce bilmemelerine ragmen, oyle mi?

vataninperversiniz guya, insanlari vatana dair hislerini yok ederken,

aslinda gecen asrin basindan itibaren bu etki tepki irk milliyetciliklerini tezgahlayanlar anglo sakson ve dahildeki muttefikleri cemiyyet-i sirriyler


buna kani olmasam, kavmiyet ustunlugunu fikren artik benimseyip mudafisi kesilen su guya vatansever gecinen kitle ile musterek hissim kalmayacak,

Tebrikler insanlari kendinizden sogutmayi cok iyi basariyosunuz ... hakikaten.

Yazan: Said Tarih: April 10, 2007 11:32 AM

aslında biz öyle bir milletiz ki malesef kendi destanlarımızı başkalarıyla paylaşmayı seviyoruz. işte çanakkale böyle bir destandır gelin bu destanı tek başımıza yazdığımızı hem kabuledelim hem de ettirelim. ben bu konuyu daha önce www.turkiyehaber.org adlı sitedeki köşemde yazmıştım. nasıl ki milliciler milli olan her kurumun şu son dönemde satılmasına karşı çıkıyor. haliyle milli olan destanların da başkalarına pazarlanmasına karşı çıkmalı. Çanakkkale Türk'ün diriliş destanıdır...

Yazan: mehmet ali arslan Tarih: April 11, 2007 9:54 AM

bugunlerde ulke ıcınden ve dısında ulkemızı devletımızı tehdıt edenlere alısmaya calısıyoruz genel anlamda kucumsuyor ama ıcten ıce de bılenmıyor degılız cunku basıt ben kurdum benı tanıyın olayından cok mevzu sız turkler ıle baslayan dusmanlıklara ve alayınızı sınkaf ederız hakaretlerıne varacak dozaja gelmıs ıken durum ... turk ulusunun yuz yıl oncekı kaderı bu kez tekerrur etmeyecek dıyr umarak ulkede bır ulusal bılınc ve orgutlenmenın ve devletın artık cıddı bır cevap verecegının umudu ıle bazı seylerı sıneye cekıyoruz ancak sınede cekecek yer kalmayıp tasmak uzere oldugunu goremeyen ıktıdar mensuplar cuneyt zapsuları mır dengılerı aksuları mevzut makamlarında korumaya ve ulusal cıkarları her gun daha da hıce sayaraka turkun gelecegını ve guvenlıgını tehlıkeye atmaya devam edıyorlar bu durumda devletın secılmıslerınden degıl atanmıslarından bır hareket bekler olma noktasına gelmektense bu durumda topyekun bır son verme eylemının ulusca olusması gerektıgıne ınanır ıken ıyıce bılenmıs ve sıneye cekme konusunda yeterınce toleranslı olamayan bazı acar turklerın de halk ıcerısınde kımlanmaya basladıgı bugunlerde bırılerı artık kendıne dıkkatr etmelı ve her eylemınden sonra basıma ne gelır acaba dıye dusunmeyue baslamalıdır dıye dusunmekte olmakla acaba suc ıslıyor olabılır mıyız yoksa turk halkının artık bu hakkı mıdır

Yazan: ancazin Tarih: April 11, 2007 11:54 AM

Ancazin türkiye cumhuriyetinin basbakanı olsan ne yapardın kürt sorununu çözmeye yönelik ne tür bir politika izlerdin acaba ? eminim tereddütsüz kuzey ırak operasyonu emrini basa geldiğin ikinci gün baslatırdın birinci gün tebrikleri kabul edecek oldugundan bu kararı bir gün dişini sıka sıka beklerdin ikinci günün gelmesi için...

arkadasım senin o cüneyt zapsu dediğin mir dengir dediğin aksu dediğin kişiler bu milletin kendi sectiği ve o makamlara layık gördüğü kişilerdir ve o makamı suan türkiyede onlardan baska hakeden baska bir olusum oldugunada inanmıyorum.

birde sunu merak ettim neden arınç, şener,babacan deilde zapsu, aksu,mir dengir diyorsun ? kökeni itibariylemi yoksa ilk aklına gelen kişiler oldukları içinmi makamlarını düşünen kişiler oldular gözünde ? ben devenin altında buzagı aramıyorum yanlıs anlama sadece aklıma takıldı verdiğin isimlerin ulusal çıkarları hiçe sayıyorlar dediğin kişiler neden bu üç kişi??

Yazan: Feqi Tarih: April 12, 2007 5:43 AM

değerli arkadaşlar kurtuluş savaşını hep beraber kazandığımıza göre bu ülke hepimizindir kendi kendimizi yememizin anlamı yok ayrıca bugünkü türkiyenin temelinde kütr kanıda varsa bu ülkede her kürdün hakkı vardır bu ülke sadece türklerın değil kanı dökülen kürtlerindirde bu ülkede yaşayan herkes türk değildir

Yazan: ali Tarih: April 12, 2007 6:57 PM

kürt sorununu çözmek için ne yapardın diye de sormuşsu.. ewet kabul ediyorum ülkemizde bir kürtlük sorunu mevcuttur. bu hal içerisinde kürt sorunun ne zaman nasıl ne şekilde geliştiği felan gibi derinliklere girmeye gerek görmeden sadece yalın bir tanımlama ile olaya şöyle bakabilirim.. öncelikle kürtler kukla olarak oynatılmaktadır bu su götürmez bir gerçeklik dolayısı ile türkiyede kürtlere etnik kimliklerine ilişkin nice haklar tanınsa da bu çözüm olmayacaktır. kürt halkının zihninde eskiden hayal gibi görünen ancak bugün beş on yıla kadar gerçekleşmesi olası bir kürdistan fikri iyice biçimlenmiştir. dolayısı ile türkiyedeki kürt sorunu soft hali ile güneydoğu sorunu diye bir sorun ortadan kalkmış olay tam anlamı ile kürtlerin türkiyenin güneydoğusu hatta doğu anadolunun da bir bölümünü kuzey ırak iran ve suriyenin bir bölümünü kapsayan kürdistan ile birleşecek bağımsız ve dolayısı ile zengin topraklarda bulunması nedeni ile de yeni bir kuveyt dubai hayalinde olan bir kürt realitesine bırakmıştır yani sorun türklere karşı bir soykırımı bile düşünecek bir vaziyet almıştır. dolayısı ile ırkçılık düzeyindeki kürt olgusu gitgide alevlenen bir türk düşmanlığı ile gelişmektedir. yani genel kurmay başkanının da dediği gibi ırkçı ayrılıkçı bir hareket varken türk milliyetçiliğini sorun etmek yanlıştır demesi yanlış bir belirleme değil.
bugun kürtler yoksul ve cahil bir halk kümesini oluşturmaktadır söylemi geçersiz kalmakta ve dolayısı ile bölgenin ekonomık refahının artırılması bu sorunu çözmeyecektir. kürtlerin karakteristik özelliği olarak devlet bilincin yoksunlukları ve kolay isyan edebilmeleri de dikkate alındığında kültürel haklar vermek de bir çözüm olmayacaktır zira kürt kültürü bugun fazlası ile abartılarak yansıtılmakta ve yasanmaktadır tabı ne kadar kurt kulturu ıse genel olarak yapmacık ve mıllı bır kımlık kazandırmaya yonelık olarak goruyorum ben bu cabaları kı basarılı da olmaktadır. bu anlamı ıle kurtler gercekten cılgın kurtler pesınde kosmakta saf bır bagımsızlık hurrıyet meselesı gıbı yansıtılan durumları (dıs dunya bakımından) aaslında abdnın ve ısraılın elınde acımasızca kullanılabılecek bır masa konumundadırlar. su an ıcın de uzun sure alacak bır zaman dılımınde de kurtlerden vazgececek gıbı gorunmuyorlar cunklu turkler hıc bır zaman tam bır ıtaat halınde olamazlar hukumetlerı olsa da halkını bır turlu buna ıkna edemezler, ıranın haclılarla ortaklık yapıp selcukluyu zayıf dusurdugu bır gecmıs hatırlandıgında su ankı sozde ıran dusmanıı bı abdyı de samımı bulmuyorum dolayısı ıle turkıye ve turkler yalnızdır ve turkler ıcın sorun abdnın bızzat kendısı dolayısı ıle onların amaclarına hızmet eden kurtlerın varlıgı da bıızat sorundur.. ama bu ısın hal olur ama ben her seye ragmen devlet hızmetlerınden her turk vatandasının esıt olcude ve adıl olarak yararlandırılması konusunda ısrarcıyımdır bu konuda kımseye ayrım yapılmamalıdır ekonomık refah konusu da belkı hafıfletıcı olabılır dın bırlıgı de etkıleyıcı bır nokta ancak sonuc olarak kurt sorununun cozumu yok cunku bunun cozumunu ısteyen bır kurt varlıgı yok olmaktadır

Yazan: ancazin Tarih: April 12, 2007 10:12 PM

Türk'lüğü, Türk'ü sindirmek ortadan kaldırmak isteyen çevreler şunu çok iyi bilmeliler ki ; Bugünleri geçtim tarihini Amerika'ya kulluk ederek geçirmiş bir halkın Amerika her yokuluşunda Türk halkına sığındığı ne çabuk unutuldu.. Özgürlük istiyorsanız gidebilirsiniz.. Burada özgürlük problemi yok.. Bu sadece açgözlülüğün dışa vurumu için bahanelerden ileri gitmeyen birşey.. Ermeni'ler özgürlük hareketi yaptı, Ermenistan kuruldu peki neden hala Türkiye'ye yapışıp ayakta durmaya çalışmaktalar.. Türk'lüğü ezmeyi moda haline getirenler şuna dikkat etmeliler; Medeniyetleri, halkları çatışmaya sürüklüyorlar, ayrımcının kim olduğuda baştan sona yazılanlarda belli oluyor.. Sosyalizm bu şekilde olmaz.. Türk nasihati olsun diyorum..

Yazan: Koray Tarih: April 13, 2007 7:20 PM

koraya katılıyorum ayrıca ıkıde bır turkıyedekı resmı agızların kardeslık soylemlerıne karsın kurtlerın gayrıresmı agızlarının turkıyedekı kurtlerı fılıstınlıler ıle benzestırmelerı de gulunc cunku aklı selım herkes ongorebılır kı olası kurdıstan yenı bır fılıstın adayıdır, bunlar sanıyorlar kı akatların ıbranılerın topraklarını ele gecırıp bır kısmını gocurup bır kısmını oldurup kalan bır kısmını da kendılerıne kole edındıkten sonra ıbranıler gıbı akatların ulkesıne , sahıplerıne efendı olabılecekler. hayır o topraklarda asla ve asla ozgur bır kurdıstan olamayacaktır, cunku oradakı ırak surıye gıbı ulkeler yapay devletlerdır lubnanda oyle ısraılde ve kurulmak ıstenen kurdıstanda ve dolayısı ıle yapay mıllıyetler yapay bolumlendırmeler ıle orada dıgerlerınden ozge olarak bır bagımsız kurdıstanın var olması ve yasaması olanaksızdır yenı fılıstın yenı bır somuru Allah yıne de oradakı muslumanlara karsı ıslenen kıyımlar ve kurulan tuzaklar karsısında oyuna gelmemelerını ve gercekten ozgur ve bagımsız olmalarını nasıp etsın-Allah tuzak kurucuların en hayırlısıdır-

Yazan: ancazin Tarih: April 13, 2007 11:51 PM

Koray efendi, 80 senedir Ingliz ve Amerikaya ve de Israile kulluk eden - usler-incirlik vs.- tahsis eden, efendileri adina jandarmalik yapan kimdir acep?

Yazan: said Tarih: April 14, 2007 9:14 AM

kardeşim türkiyedeki millet hep bir olmuş .bu saatten sonra ne olacak ,türkiyede herkes birinci sınıf vatandaştır .vatan bir bayrak bir marş bir din bir dilin %98 i bir artık kendi aralarında kendi yerel lehçe dillerini de konuşabilirler. aynı zaman da türkiye de kimsenin kiseden ayrı bir yanıda yokturi.bu coğrafyada hepimizin dedeleri öldüğüne göre bu vatan hepimizindir.böl parçala yönet ABD VE AVRUPANIN PLANLARIDIR UYANIK OLMALIYIZ SELAMLAR.

Yazan: yılmaz Tarih: April 14, 2007 1:41 PM

kürt sorunun derinine inmeden yalın bir açıklama yapmıssın ama sorunun derinine inmeden onu su yüzüne çıkaramazsın bu bir.ikincisi kürtlerin abd nin ve israilin maşası olarak kullanıldıgını söylüyorsun ya sizler nesiniz sen ne kadar desen ben onların oyununa gelmem hükümetim gelirse gelsin senin hükümetin seni yönettiğine göre sende gelmiş oluyorsun bu iki.üçüncüsü kürtlerin kültürlerinin yapmacık oldunu söylemişsin kürtlerin kültürlerini yok etmeye calıstınız buda onların size karsı bir zorbalıga yöneltti kendi kültürünüzü onlara empoze ettiniz ve bu konudada baya bir yol aldınız kültürünü yavas yavas hatta tamamen kaybetmek üzereler kürtler göçler,çatısmalar,yasam kosullar,mahkum edildikleri zorluklar vs..vs..kendi dilini konuşamamak kendi müziğini dinleyememek bu kültürün basta gelen yokedici planlarıdır.eğerki zamanında bütün bunlar kürtlere yasatılmamıs olsaydı bugün 30 bin kişi ölmüş olmayacaktı kürt sorunu diye bir sey olmayacaktı ama sen çıkıp illaki yok kardesim bu adamları yok etmek türkiyenin hayrınadır dersen oda kendini sana karsı savunur ki buda onun en dogal hakkıdır.dördüncüsü türkleri yok etmeye calısıyor bu kürtler demişsin işte burda FENA SACMALAMISSIN ben seni niye yokedeyim ben seninle kardes gibi yaşamak istiyorum yuzyıllardır bu topraklarda nasıl beraber yasamıssak yine o sekilde ama eşit haklara sahip olmak kaydıyla yasamak istiyorum...said güzel söylemiş koraya aynı seyi ben söyleyecektim o söylememiş olsa 80 yıldır amerikayı yahudilere bekçilik yapan onlara üslerini açan kürtlermi? son olarak sunu söyleyim kürt ssorunu çözümü var kardesim kürt sorununu zamanla nasıl çözüldgünü herkes görecek türkiye toprakları üzerinde bir kürdistan olmayacagını kürtlerde biliyor ama çıkıpda tamam bunlardan bi halt olmaz biz yine eskiden ne yapıyorsak aynısı devam dersen işte orda büyük hata yapmıs olursun tarih tekerrur eder yeni bir kürt isyanı daha patlak verir işte ozaman sorun kökten hallolur ne şekilde olacagıda mechul...

Yazan: Feqi Tarih: April 15, 2007 12:51 PM

Türk halkına çamur atmak moda oldu hatta bu artık o kadar kendini aştı ki halktan ziyade Türk için değerli olan herşeye saldırılmaya başlandı... Birçok kültür öğesi ve tarihinin önemli kesitleri çalınmaya , sahiplenilmeye Türk'ün yaptığı şeyleri Kürt'ler yapmış gibi göstermeye çalışılmakta... Bayraktan tutun toprağı geçin Kurtuluş Savaşı , Çanakkale Destanı, Nevruz , Mustafa Kemal ve İlkeleri , görüşleri vs birçok şey.. Kürtler için düşman olmaya gerek yok Türk olmak yeterli... Bknz : http://www.kerkuk-kurdistan.com/hevpeyvinek.asp?ser=3&cep=4&nnimre=4449 Burası kerkük'ün sitesi burda olması gereken şeylerle olan şeyler arasında çok farklar var.. Orda o yörenin özelliklerinden , ekonomisinden bahsedilmesi gerekirken sitenin tamamı Türk'e , Türkiye'ye çamur atmakla meşgul.. Peki Türk halkı bu kadar aciz , aptal ve sahtekar diyelim.. Neden ülkemizde tinerci kürt , balici kürt , kapkaççı , hırsız kürt.. İstanbul'u alarak dünyaya çağ atlatan Fatih Sultan Mehmet bir Türk.. Bir İngiliz Ansiklopedisi olan Meydan Laorusse'da der ki ; Dünya üzerinde öyle bir millet yoktur ki ; Gemileri karadan , Atları sudan götürsün!! Türkmenler gibi, kürtler çobanlık yaparlar ve yörüktürler, fakat bazı törelerde onlardan farklıdırlar. Türkmenler kizlarina evlilik çeyizi verirler, kürtler ise kızları için başlık parası alırlar. Türkmenler bizim asillik dediğimiz anadan doğma yüksekliği tanımazlar, kürtler ise onu her şeyin uzerinde tutarlar. Türkmenler hırsızlık yapmazlar, kürtler ise hemen hemen her yerde hırsız olarak bilinirler, bu yönden Bagdaslia(Bağdad?) adı altındaki Beilam'in doğusundaki dağlarda , Kles's
kadar, Aleppo ve Antioch'da yaşadıkları yerlerde, istenmezler(?) diyor M.C-F Vollney... Bu halkaların Fransız anası kendi tarihçilerinin manevi evlatları hakkında yazdıklarına ne diyecek bilemiyoruz...

Bugün Türkiye'ye kafa tutan Barzani diyorki Kerkük kürt'lerindir.. Türklerin bölgeye gelişleri ve yerleşmeleri uzun vadeli olmuştur,kesin tarih verilmemekle beraber M.Ö orta Asya’dan Anadolu ve Mezopotamya bölgelerine göç eden Türk gurupların bulunduğu bilinmektedir, Araplar ise Arap yarımadasından kuzeye doğru (adnaniler)ve (kahtaniler) soyundan gelen Arap aşiretleri Irak'a ilk 4.yüzyıldan itibaren göç etmeye başlamışlar, Türkmenlerin bölgeye gelişi Emevi devleti m.674(H.54) diye bilinse de, bir çok araştırmada orta Asyalı (TÜRKLER)’in bölgede (Sümer) döneminde varlığını bir gerçek olduğudur.

Bugün dünyanın yedi harikası arasında gösterilen asılı bahçeler Bağdat’ın 70km güneyinde bulunan ve “kıralın, orta Asyalı(TÜRK) olan eşini mutlu etmek için ayrıldığı toprakların bir benzerini inşa etmiş olması” TÜRK varlığının bir gerçeğidir.

Musul'un Misak-ı Milli'nin vazgeçilmez bir parçası olduğunu 1 Mayıs 1920 tarihinde yaptığı bir konuşmada Mustafa Kemal Paşa şöyle ifade etmiştir: ""Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki de birincisi olan,sınır meselesi tayin ve tesbit edilirken,Milli sınırımız İskenderun'un güneyinden geçer,doğuya doğru uzanarak Musul'u, Süleymaniye'yi, Kerkük'ü içine alır.İşte hudud-u millimiz budur""

Türk Milleti ordusunu süs olsun diye beslememektedir , soydaşlarının bulunduğu her karış toprağı milli misak sınırlarında olsun yada olmasın daha önce Kıbrıs'ta olduğu gibi korumasını iyi bilen Türk Ordusu Atatürk'ün belirttiği hudud-u millimizi korumasını elbette bilir !

Yazan: Koray Tarih: April 18, 2007 12:27 AM

"Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) faizi ayaklarının altına almıştı. Oradan çıkardık, kaldırdık, yeniden baştacı ettik. İliklerimize kadar işlettik faizi. Faizin dokunmadığı ve kirletmediği bir şey bırakmadık hayatımızda.

Irkçılığı da ayaklarının altına almıştı Efendimiz. Onu da hortlattık. Soyumuzla-sopumuzla övünür olduk yeniden. Mustafa İslamoğlu diyor ya: “İlk ırkçı, topraktan yaratılan insana saygı göstermeyi 'Ben ateşten yaratıldım, ondan üstünüm' diyerek reddeden, yani ateş ırkçılığı yapan İblis'tir.” İblis'in ordusuna asker yazıldık.

İblis'in ordusunda paylaşmak, dayanışmak yoktur. “Benim soyum”, “Benim nefsim”, “Benim menfaatim” vardır sadece. Mazlumlar için Allah yolunda savaşmayı aklımızın ucundan bile geçirmez, yetim hakkını çatır çatır yer, komşumuz açken mışıl mışıl uyuruz." .... Hakan Albayrak'in yazisindan -Yenisafak.

Yazan: said Tarih: April 18, 2007 9:25 AM

koray

madem kerkuk türk sehri ve siz misak-ı mlliyenin sınırlarını korumakla kendinizi yükümlü hissediyorsunuz ozaman cıkın yunan topraklarının bir bölümüde o sınırlar içerisinde oralarıda fethedin ve tabi balkanlarında bir bölümünü çünkü seneler evvel oralarda size aiitti alınki kimsede hakkınız kalmasın.

birde kürtleri tamamen hırsız kapkaççı tinerci olarak tanımlamıssın peki türklerde o dediklerinden hiç yokmu yada kürtlerin o hale gelmesindeki sebeb nedir diye hiç sorup arastırdınmı?

Yazan: Feqi Tarih: April 21, 2007 6:25 AM

değerli kardeşler öncelikle sunu beyan etmek istiyorum:" ....üstünlük takvadadır"bu ayetin manasına haiz iseniz artık ırkçılık zihniyetinden uzaklaşıp,türk kürt ..vb kardeşlerin arsına ayrılıkçı kimlik koyup uhuvveti bozmanın islamiyete ne kadar büyük bir ihanet olacağını anlarsınız.bunun yanında bediüzzaman said nursi hakkında bilgisi olmayan sadece cümleler üzerinde yorum yapıp yanlış sonuçlara varanlarada tek sözüm araştırmacı olun ve önyargılı davranıp doğruluktan şaşmamayı tavsiye ediyorum.türk kürt kardeşliği tarih seyrine bakıldığında herzaman kendisini göstermiş ancak avrupalılar frenk meşrep ırkçılık tohumunu aramıza bırakıp bizleri birbirimize kırdırdılar.özellikle 1960 lı yıllarda başlayan ırkçılık zihniyeti içimizde canlanıp kardeşi kardeşe kırdırmıştır.ey müslümam katrdeşler artık ne zaman uyanacağız!

Yazan: said Tarih: April 21, 2007 12:30 PM

feki bize ırkçı dersin ama ırkçı dediğine ırkçılıkla yanıt verirsin, sürekli kürtler neden böyle olmuş nedeni ne diyede sorular yöneltirsin sorma kendin kurcala sorgula neyse said bey güzel yanıt vermiş doğrusu da budur

Yazan: ancazin Tarih: April 21, 2007 5:56 PM

Sayın Akyol yazısında Kürtlerin Cumhuriyet kurulduktan sonrasına kadar hiç bir zaman ayrılıkçı olmadığını belirtiyor. Bu konuda kendisine katılmakla beraber eklemek istiyorum. şöyle ki Kürtler cumhuriyetin kurulma sürecine kendilerine bir takım sözler verilmiş olmak kaydıyla münferit marjinal gruplar haricinde tam destek vermişlerdir. Bizzat Gazi tarafından verilmiş olan sözler (örneğin bu topraklar üzerinde eşit haklarla yaşayacak olan iki anayasal halk) olduğu herkes tarafından bilinmekte ve malumunuz üzerine ırkçı, bağnaz ve onların amacına dolaylı yoldan hizmet etmiş/etmekte olan ülkenin bölünerek zayıflamasından korkan bazı işgüzar yurtseverler tarafından sansürlene ve hatta belgeleri, hatta telaffuzları bertaraf edilegelmiştir.
Bunun haricinde Kürtlere yönelik bir asimilasyon politikasının izlenmeye başlanması (“vatandaş türkçe konuş” kampanyası bunun açık bir delilidir.) ve sistemli bir ikinci plana itilme politikası neticesinde Kürtler mücadele etme kararı aldılar ve Ermenilerin bir soykırım olduğunu iddia ettikleri 1915 olaylarından daha fazla sayıda Kürt 1928-47 arasında dünya II. Cihan harbi ile uğraşırken arka planda ama dünyanın gözü önünde kimyasal silahlarla katledildi. (Bkz. Türk oğlu Türk sosyolog Prof. İsmail Beşikçi-Tunceli Kanunu (1935) ve Dersim Jenosidi Belge Yayinlari: Ekim 1990- ve Bkz. Geliye Zilan, Dersim, Çolemerg ve diğer katliamlar.) Hatta memleketim olduğu için biliyorum 20000 civarında soydaşımın öldüğü Geliye Zilanda (bugünkü Van/Erciş-Zilan vadisi) o katliamda kullanılan kimyasallar neticesinde üzerinden 80 yıl geçtiği halde 1000 dönümlük arazide hala bitki yeşermez. Devletin yarı resmi gazetesi durumunda olan Cumhuriyet gazetesi, 16 Temmuz 1930 tarihindeki sayısında Zilan vadisindeki toplu katliamı şöyle veriyordu:
"Karaköse, 14 (Özel muhabirimiz bildiriyor)- Ağrı eteklerinde eşkıyaya katılan köyler yakılarak, ahalisi Erciş'e sevk ve orda iskan olunmuştur. Zilan harekatında imha edilen eşkıya miktarı, 15 binden fazladır. Yalnız, bir müfreze önünde düşüp ölenler 1000 kişi tahmin ediliyor. Zilan deresine sıvışan 5 şaki teslim olmuştur. Buradaki harp, pek müthiş bir tarzda cereyan etmiştir. Zilan deresi, lebalep cesetlerle dolmuştur

Evet işte Kürtler Malazgirt/Çaldıran/Çanakkale/Sarıkamış ve daha nicelerinin mükafatını böyle gördüler ve hala görüyorlar.
Şimdi soruyorum ;
35 bin vatandaşımız öldü son 30 yılda ve ne tesadüftür ki bunun 32 bini yine Kürtlerden oluşuyor. Ve bunların yarısından fazlası devlet eliyle köylerinde, evlerinde, tarlalarında; yakılarak, taranarak veya işkence edilerek öldürüldü.
Peki sizce kim daha fazla kan dökmüş bu topraklar uğruna?

Yazan: serhendi Tarih: April 21, 2007 10:55 PM

ancazin ben deil onu sen kurcalayıp bulacaksın burdan öyle atıp tutmak kolay tabi çünkü az cok bunların nelerden kaynakladnıgını biliyorum dogu insanı olan benim kürt olan benim. türkiyede tinercilerde kürt hırsızlarda kürt kapkaççılarda kürt ha peki bu devleti yönetenlerde kürtmü?ırkçı olan sensin doguyu dogudaki insanların bu hale gelmelerindeki sebebte sensin sucu avrupalılara atmak bence sacmalık eğerki sen kardesiz diyorsan kardes gibi yaklasırdın bana zamanında ki ozaman ne ben seni nede sen beni burda ırkçılıkla suclardık...
ne güzel ben seni asimile etmeye calısacam sende buna boyun eğeceksin DİZ ÇÖKÜP YASAMAKTANSA AYAKTA ÖLMEK YEĞDİR...!!!

sen benim bu yazdıklarımı okudugun zaman buda kürtlerin asırı milliyetcisi diyor olabilirsin ama yanılıyorsun ben sadece ve sadece bu vatanı senden daha cok seviyorum kürdüyle türküyle cerkeziyle lazıyla alevisiyle sunnisiyle.kardesce yasamak taraftarıyım müslüman kardes gibi.

bu kürtlerin hepsi pkk lıdır bunları kökten yokedelimde kurtulalım demeye getireninde sen oldunu anlamakda pek güçlük çekilmiyor eğer bu sorun bütün kürtlerin ölmesiyle hallolacak diyebiliyorsanda ırkçının kim oldugu burda ortaya cıkıyor.şovenizm taraftarı oldugun ortada yani

ve said beyi destekler bir açıklama yapacagına son satırda onun verdiği gibi bir kardeslik mesajı verde bende seni destekliyeyim ama ne zaman yazılarına baksam karsımda bir akraba nefretiyle kürtlere bakan zihniyet.kusura bakma ben said bey gibi cevap vermem sana onun gibi cevap vermem için karsımda onun gibi halk kardesliğinden yana biri olması lazım.

Yazan: Feqi Tarih: April 22, 2007 6:20 AM

ben kürtlerin varlığına karşı bir yağılık beslediğimi hiç bir zaman göstermedim ki bak yukarıda tarlalarında taranarak öldürülmüş kürtler ve azılı türk ordusundan bahsederek yalanlarla kışkırtanlar var amma siz bunlara aldanıyorsunuz yoksa senin de başına böyle bir olay mı geldi, benim karşıtlığım türkiyenin mevcut siyasetine ve bölgedeki gelişmeleredir, bu bölge sizin bölgeniz değil toptan türkiye ve ortadoğudan söz ediyorum, ben mardinde asteğmen olarak görev yaptım iki yıl önce dağa da çıktım köye de indim, sivil de gezdim şehrin içinde, bana anlatma orada neler olduğunu biliyoruz, o gün aynı şekilde orada devlet kalmamış başkaları at oynatıyor diyenlerde vardı hayır orada devlet sizleri ateşten korumak için elinde geleni yapmaktadır, herkes oyun çevirir iken oyunu bozmak için dimdik orada bulunan türk ordusu var, şırnaklı diyarbakırlı askerlerimiz de vardı , tercümanlık yaparlar telsiz dinlerlerdi, ve sonuna kadar vatansever ve azimli çocuklardı, benim kürt varlığı ile insanlar ile sorunum yok anlayamıyorsun burada mahalle kavgası yapanlardan değilim

Yazan: ancazin Tarih: April 22, 2007 10:48 AM

vay bide memlekletimde askerlik görevini yapmıssın hemde astegmen olarak benim devleti kötüledigim yok kardesim devlet var ama sadece adı var.daha çok gecmedi 12 yasındaki ugur'u terörist diye taradıkları ben buna devlet demem kardesim 12 yasındaki çocugu terörist diye öldüren o küçücük bedene 13 mermi sıkan adama devlet dememi bekleme demekki beni atesten korumuyormus atıs talimi yapıyormus yapıyormuski bunu yapanlara beraat kararı çıkartıyor...ben o aldananlardan deilim bunuda söyliyim sana. kimsenin yazdıgını kolay kolay savunan biride deilim.

ne zaman askerlik yaptıgını bilmiyorum mardinde ama eminim zamanında terörün en şiddetli oldugu dönemde orda olmus olsaydın başkalarının at oynattıgını kendinde kabul edecektin.

o senin sorunun ortadogu. ama benim sorunum burası türkiye çünkü ben bu topraklarda yasıyorum ve bence türkiye mevcut siyasetinde gayet basarılı bir yol izliyor ha sen bu mevcut hükümettende hoşlanmıyorsan o senin sorunun bu millet eğer 365 milletvikiliyle onları bas tacı yapmıssa bosuna yapmamıstır.ortadoguyu düzeltmek sana kalmadı çünkü senin öyle bir kapasiten olduguna inanmıyorum adamların sözünden çıkamıyorsunuz kendi işlerine karısıp bu benimde davam diyorsun e oda haliyle sen önce git kendi derdine care bul diyor kürt sorununu hallet öyle gel borçlarını öde öyle gel insan haklarını ver öyle gel bunun gibi bir sürü şey.ama yok hiç birine care bulamıyorsunki batmıssın dertlerin içinden çıkamıyorsun deil mevcut siyasi irade türkiyede bence politika yapacak hiç bir siyasi olusum yok.hıristiyan dograyan irademi basa gelsin hortumculardan olusan irademi gelsin soyup sogana cevirsin eldekileride verelim hepten ortada kalalım yada tamamen dış ülkelere baglayacak bir irade yuzyıllar boyu bize boyun egenlere biz köle olalım hangisini tercih ederdin ortadoguda söz sahibi olmak için?

Yazan: Feqi Tarih: April 23, 2007 6:50 AM

o iradeden ben sık sık söz ediyorum, yanıtlanası bir yazı değil seninkisi selametle

Yazan: ancazin Tarih: April 23, 2007 11:07 AM

vay bide memlekletimde askerlik görevini yapmıssın hemde astegmen olarak --- 1-Mustafa beyn de dediği gibi Türkçe özürlü ve kaba bir dil, memleketin değil askerlik yaptığım yer MEMLEKETİM,
2- demişsin ki (12 yasındaki ugur'u terörist diye taradıkları ben buna devlet demem kardesim 12 yasındaki çocugu terörist diye öldüren o küçücük bedene 13 mermi sıkan adama devlet dememi bekleme demekki beni atesten korumuyormus atıs talimi yapıyormus yapıyormuski bunu yapanlara beraat kararı çıkartıyor...ben o aldananlardan deilim bunuda söyliyim sana. kimsenin yazdıgını kolay kolay savunan biride deilim.) kasten öldürme olmadı ki orada, dur ihtarına uymadı, sırf bu şekilde kendilerini masum göstermek isteyenlerin sık sık çocukları ve kadınları öne sürdüklerini biliyorsun da işine gelmiyor anlatmak, amacın belli DEVLET DÜŞMANLIĞI, şimdilerde sizin gibilerin en çok zevklendikleri konular bunlar, arabeks anlatımlarınla mazlum olduğunu kanıtlayamazsın kardeşim,
3 demişsin ki (ne zaman askerlik yaptıgını bilmiyorum mardinde ama eminim zamanında terörün en şiddetli oldugu dönemde orda olmus olsaydın başkalarının at oynattıgını kendinde kabul edecektin.) 2001 yılında orada idim, hiç değişmedi oralar hatta at oynatma devri bitti, sirke döndü oralar...
4-devamında mevcut hükümeti ne denli sevdiğini beyanla övgülerini sıralamış onlar olmaz ise şu güzel memleketin (elbette sözde kürt illerini hesaba katıyorsun) hortumculara bilmem ne belalalara kalacağını savlamışsın, zira bununla da buraya tam egemen olacak bir devlet istemediğini aslında anlatmak istemişsin...
Ülkemizde kan aksın istemiyoruz, akacak kanı halen kardeş kanı olarak değerlendirerek barışçıl yaklaşıyoruz hem ulusça hem devletçe (hükümetçe değil), siyasal bilgiler mezunuymuşçasına tavsiyelerde bulunmuşsun bence sen onları akıldaşlarına anlat ve birbirinizi bileyin kürdistan hayali kurun, ortadoğuda neyi tercih edermişim,ortadoğuda söz sahibi olmak için tercihi yapanlar yapıyor bize millet olarak seçimde söz düşer... sen AKEPEye verirsin ben de başka birine olur biter

Yazan: ancazin Tarih: April 23, 2007 4:21 PM

Ortadoğu politikasının beşiğini oluşturan aziz TÜRK milleti her ırkı bağrına basacak kadar hoşgörülüdür ve asil duyguların en üst seviyesidir!
TÜRK devamlı savaşan, yok eden,provakasyon yaratan,üç tane hristiyanın kafasını kesen,bir tane aciz ermeniyi katleden değildir!
Hangi Kürt vatandaşımız talabanni denen soyu sopu belli olmayan bir faşistin peşinden koşar(!)
TÜRKün kucak açmadığı insana binlerce insanın katili mi kucak açacak...
Bu ne densizlik diyeceğim ama den; geni belli olmayan insanda ne gezsin!
Bizim milliyetçik anlayışımız (rahmetle anıyoruz)ALPARSAN TÜRKEŞ in de belirttiği gibi milli kültürü esas alan,ırkçılığı ve kafatasçılığı reddeden bir milliyetçilik anlayışıdır.
Bizim TÜRKlük anlayışımız münevver kültürle taşralı kültürü birleştiren,ortak kanaatlara dayandıran bi anlayıştır..
BÖYLE DÜŞÜNEN BİR TÜRKİYE MİLLİYETÇİSİ NEDEN AYRIM YAPSIN Kİ?

Yazan: NAZMİ Tarih: April 23, 2007 6:44 PM

peh(buda kaba bir tabirdir sana göre )türkçe özürlü olabilirim olmamda gayet dogal çünkü ben kürdüm ve türkçeyide 7 yasımdan itibaren kelime kelime ögrendim hem orda kaba bir sey söylediğimide sanmıyorum o senin kendi düşüncen memleketim dediğim mardin TÜRKİYE CUMHURİYET i sınırları içerisinde yer alıyor. söylediklerimden türlü türlü anlamlar çıkarmaya calısma ve mustafa beyin tabirini deil kendi tabirlerini kullan.

1- 12 yasındaki bir cocuk dur ihtarına uymadıgı için kursuna dizildi...yuh be kardesim sizin allahtandamı korkunuz yok bu kadar sacma bu kadar insafsızca bir yalan uydurulurmu daha mantıklı bir yalan bulaydılarda birileri onlara inansaydı.12 yasındaki bir cocugun kursuna dizilme sebebi olarak DUR İHTARI öylemi...?bence burda kimin işine neyin geldiği belli oluyor...

2-DEVLET DÜŞMANI demişsin bana :)))) hiç bu kadar güzel espri yapmamıstın.devlet düşmanı olsaydım eğer 1-askerlik yapmazdım 2-t.c kimliği üzerimde tasımazdım 3-devlet düşmanı olsaydım suan seninle burda bunları tartısıyor deil daga çıkıp devlete mermi sıkardım devlet düşmanlıgı budur budur bana göre.bak demekki devlet düşmanı deilmişim. devleti eleştirmek devlet düşmanlıgı sana göre deil kardesim o sadece senin sırf ben kürdüm diye bana yapıştırmaya calısıgın yaftadır...ki buda senin hangi düşüncede oldugunu meydana seriyor.

3-2001 de mardinde asker oldugunu yazmıssın anladım zaten senin terörün en siddetli oldugu dönemde askerlik yapmadıgını doguda. bende dedimki eğer ozamanlar orda olmus olsaydın at oynatılgını görürdün sirke döndüysede oda devletin sorunu madem devlet vardı diyorsun ozaman sirke çevirtmeseydi topragını.cambaz olan devletmi yoksa?

4-ben bu mevcut hükümeti övecek şeyler yazmadım bakarkörmüsün yoksa hesabına öylemi geliyor anlamak bilmiyorum.AKEPE ak parti demek istiyorsun sanırım :)yanlıs anlamamısımdır umarım türkçem kıttırda biraz.sana bir soru sordum hangi iradenin basa gelmesinden yanasın diye ama sen çıktın bunu önceki yazılarımda belirttim dedin hangi yazında belirttin acaba onuda yazarmısın? akacak kanı akan kanı hala milletce kardes kanı olarak degerlendiriyorsan bundan sonra kardesinin kanının akmaması için çıkıp bir şeyler yapda bende buna inanayım.kürdistan hayali kuran kürtlerden deilim ben ben sadece MÜSLÜMAN kürdüm hak ve adaletten yana.ne demek istediğimi anlamıssındır umarım. siyasal bilgiler universitesi mezunu olmak isterdim ama ne yazıkki senin o devlet dediğin devlet orayı okumam için gerekli olan yasam kosullarını saglayamadı dogup büyüdügüm bölgede.

5- son olarak sana sunu söyliyeyim ben bu güne kadar oy kullanmadım kullanacagımıda düşünmüyorum oyumu ne ak parti ye ne dehapa ne mehepeye nede baska bir partiye veririm.çünkü türkiyede adam gibi siyaset yapan hak ve adaletten yana olan parti yok.ak partiyi sadece ve sadece diğer partilere göre daha iyi buluyorum o kadar.

mümkün olsaydı sana kendi oy hakkımı verirdim belki benim oyumuda savundugun görüşe katılan partine verirdinde ozaman türkiyeye kurtarmaya yönelik politikalar izlerdin hem ortadoguda hemde dünyada söz sahibi olurdun belkide benim oy kim bilir.olurmu olur :)

buda bence yanıtlanası bir yazı deildir bosuna parmaklaını yorup tek satır yazma bence çünkü yazdıgın zaman sacmalıyorsun bence hem kayda deger görmüyorsun hemde yazıp çiziyorsun...

Selametle...

Yazan: Feqi Tarih: April 24, 2007 6:34 AM

eyvallah selametle:)

Yazan: ancazin Tarih: April 24, 2007 11:07 AM

ben kurt asilli biri olarak batida dogdum buyudum.kurtceyi bildigim bile soylenemez.ama universiteye girdikten sonra kurt oldugumu soylendikten sonra okadar farkli tavirlarla karsilastimki uykularim kacti.ruyalarima kadar girdi.bu ulkede sunu soyleyebilirimki kurt kurdu terorist yapamaz ama bi turk kurdu cok rahat yapabilir.okadar kendini bilmez insanlarla birlikte yasamaktan nefret ediyorum.benim etem dedemde bu ulkede savasmis kanini dokmus.ben 2.sinif insan muamelesi gormek istemiyorum.her kurt tererist degil.kimse sevgi beklemiyo sizden dogudakilerin cahillikle terorist olmalarini cok normal karsiliyorum.

Yazan: deniz Tarih: April 25, 2007 12:29 PM

TEBRİKLER!
KENDİMİ BİR TİYATRONUN İÇİNDE HİSSETTİM....
KENDİLERİNE VERİLEN ROLLERİ ÇOK İYİ EZBERLEMİŞ, KİM DAHA İYİ ROL YAPAR KAVGASINDA VE ACIMASIZCA, SÖZ KESEREK,LAF ATARAK BİR GÜÇ GÖSTERİSİ...
TABİİ, TABİİ
HAKLISINIZ BU DÜNYA SİZE KALACAK! KANLARIZI AKITIN, YİYİN KARDEŞ ETLERİNİZİ!
ZATEN ÖLÜMDE YOK DEĞİL Mİ?
SONSUZA KADAR YAŞAR IRKIMIZ!
OLSA NE YAZARKİ?!
İLK SUAL DEĞİLMİ Kİ" IRKIN NE?".....

Yazan: hakan Tarih: April 25, 2007 2:55 PM

Türkler ve ötekiler

Milletleşme Işığında Türkler ve Ötekiler" Hüseyin Dayı'nın uzun yıllar büyük bir özveriyle çalışmasının sonucu olan kitabının adı. Okumuş Adam Yayınları Ocak 2006'da yayımlamış.

Bu kitap yirmi beş yıllık bir tefekkürün ve çalışmanın ürünü.

Eser "Türk Milletleşmesi ve Savunma Mekanizmaları"nın temeline ışık tutuyor.

Hüseyin Dayı'nın bu eseri her şeyden önce iki eksantrik görüşü çürütüyor.

Birincisi, siyasal İslamcıların millet gerçeğini, Türk gerçeğini inkâr etmelerini.

İkincisi, başta Kürtçüler olmak üzere etnisiye mayınlı tarlasında dolaşan devşirilmiş beyinlerin "tezlerini".

Bir başka altı çizilmesi gereken husus Türk milliyetçiliğini ırkçılıkla suçlayanların ne kadar sığ sularda dolaştıkları.

Her milletin hem oluşum hem de yapısal yönden değişik özellikleri olduğu sosyolojik bir netice. Türk milletine "Batılı" veya Meryem Cemile (Margaret Marcus) gibi Yahudi dönmesi "siyasal İslamcı"ların gözüyle bakmak…

En hafif deyimi ile körlüktür.

Hüseyin Dayı, diğer milletlerin oluşumu ile de karşılaştırmalar yaparak, Türk milletinin tarihini bir bütün halinde ele alarak Türkiye'deki bütün sosyal grupların nasıl "Batı Türkleri", "Türkiye Türkleri" olduğunu gözler önüne seriyor.

Eser bir yönüyle, ülkemizde bölücülük yapanların düştüğü çelişkiyi ortaya koyarken milli bütünlüğümüzü savunanlardan bir kısmının da, belki iyi niyetle düştüğü, hatalara ışık tutuyor.

"Kimlik bunalımına" düşürülmek istenen, en azından bir kısım insanımızın, mutlaka "derdine" deva olacak bir kaynak eser Türkler ve Ötekiler.

"Kendini", "kimliğini" aramak ihtiyacı duyan az sayıda da olsa kafası karışık insanımız varsa… Türkler ve Ötekiler 'de kendinin öz be öz Türk çocuğu olduğunu bulacaktır.

Hamasetle değil bilim yoluyla ulaşılan sonuçlarda.

Türk milletinin milli güvenliğine kafa yoran herkesin okuması gereken bir eser bu. Tebrikler Hüseyin Dayı.

Yazan: CELAL Tarih: April 25, 2007 11:31 PM

kürtlerin türk boyu olduğu palavralarını sıkanlar amerikadaki kızılderililerinde türk olduğunu biliyolarmı?(ki kesin öyledir)
malum güneş dil teorisinde atatürk demişti.
O değilde o taraflarda kart kurt seside çıkmaz ama ata nın vardır bir bildiği.

Ne mutlu KÜRDüm diyene...

Yazan: dewran Tarih: April 26, 2007 6:54 AM

dewran gibi nevri dönenlerin anlayabileceği bir kitap değil ama her türkün okuması gereken bir kitap tavsiye edilen, eyvallah

Yazan: ancazin Tarih: April 26, 2007 11:17 AM

Mustafa AKYOL biraz tarih kitaplarini araştir arkadasim o kitabi yazan kişi belki içinde bahsetmemiştir ama bahsedildiği bir cok yer var. Bunuda bilen bir cok insan var. Sen böyle bir başlık atacağina neden bunlari yapmaya caliştiğini anlatsan daha güsel olur bana göre... Çünkü bu sekilde hiç bi yere varamazsin Sende Kendi Çapında Bir Kürt Türk Sorunu ortaya koyuorsun...

Bu ülkede Kürt Türk sorununu cikartanlar yine bizleriz... Kürt'ü ile Türk'ü ile Ermeni'si ile Rum'u ile Çerkez'i ile yıllardir yaşıyoruz hiç bi sorun olmadi Yok o savasta Kürtlerde vardi yok söyleydi böyledi bence düşünülmesi gereken bu diil benim bir çok Kürt arkadasim var hiç birisininde bir zararini görmedim...
Sizlere Küçüçük Bir soru sorayim...
-Kurdistan devleti kurulmak isteniyor. Diyelim ki kuruldu İzmirde İstanbulda Bursada ve çeşitli şehirlerde yaşayan Kürt'ler bu yaşadiklari yerlerden cikip Kürdistan devletine gidecekler mi... Bence
-Gitmiyecekler...
Gitsinler yada gitmesinler bunlar önemsiz benim yan komşum Kürt bana ne zarari var hiç bi zarari yok ama bazilarida varki PKK ya yandaşlık yataklık eden işte bence bunlari göz önünde bulundurmaliyiz... Hepimiz bu ülkede yaşioruz hepimizin abileri kardeşleri askere gidior Kürt'üde Türk'üde işte bu yandaşlık yataklık edenleri temizlemeli...
Burda biz Kürt Türk tartışmasi yaparken ülke satilior hiç birimiz sesimizi cikartmiyoruz gidipte neyi tartişioruz

AŞAĞIDAKİ YAZIYI BİR ORTAOKUL ÖĞRENCİSİ, OKULUNUN DUVAR
GAZETESİNE YAZMIŞ.
Bu ülkede yasayan her insanin baĞIMSIZLIĞINI ve demokrasisini
borçlu olduğu insan:
ATATÜRK
GençliĞinde kot pantolon giyememiŞ.
Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorlarI kiran bir sinema filmine gidememiŞ
PadiŞah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiĞinde, lüks uçak Şirketinin
first class koltuŞunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiŞ
HalkIna baĞImsIzlIk fikrini anlatabilmek için kortej esliĞinde
Mercedes'lerle gezememiŞ Anadolu'yu
KurtuluŞ hareketini baŞlatmak için 19 MayIs'ta Samsun'a ayak basan ayaĞInda
spor ayakkabISI ya da kovboy çizmesi yokmuŞ
KazandIĞI her savaŞtan sonra savaŞ sahasIna fIrlayIp moral veren mini etekli
ponpon kIzlar da yokmuŞ
Tarih kitaplarýna bakIlIrsa, YunanlIlarI İzmir'den denize döktükten sonra
timsah yürüyüŞü de yapmamIŞlar
Ülkesinde yapacaĞI devrimleri, unutmamak için not alacaĞI bir
cep bilgisayarI olmadIĞI gibi, kendisine suikast giriŞiminde bulunacaklarI
da cep telefonundan öĞrenememiŞ!
Atatürk için üzülüyorum. DaĞ gibi adam, bir radyo programIna faks çekemeden,
İsmet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçasI isteyemeden gitti
Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanIndan sonra arabaya atlayIp
sabahlara kadar korna çalIp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadI.
Evinin balkonuna çIkIp, bir Şarjör mermiyi havaya sIkamadI.
Atatürk'e acIyorum
Sen kalk, dört kadInla evlenebileceĞin bir dönemde dünyaya gel,
sonra deĞerini bilmeyip tek kadInla evlilik sistemini getir. Aaaah ah
ÇIlgIn diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak,
babasInIn mersedesini alIp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken
BunlarI yapmadI Atatürk Keyif çatmadı
Tüm hayatini ülkesinin kurtuluŞuna ve uygarlaŞmasIna harcadI
ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK HER FIRSAT ELINDE VARDI.O ISE SADECE
BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI.
BÜTÜN SUÇU
2 KADEH RAKI IÇMEKTI
O KADAR..


Şu cocuk Kadar Olamadik ne yazikki... Şair Ne Demiş ;
Ne ararsın tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne,
Yoksa sana bir zararım, içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem, sarhoşkende geçerim.

Esir iken mümkünmüdür ibadet.
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilmezdin ŞEREFSİZ...

Herkez istediği gibi düşünmeye devam etsin kimseyi kısıtlayan yok yalniz sacma sapan düşüncelerle milleti kandirmaya calişanlar sizler böyle aciz insanlari kandirabilirsiniz ancak

Yazan: Serdar Tarih: April 29, 2007 11:08 PM

ben kürdüm bızım dedelerımız çanakkalede kurtuluş savaşında türklerle beraber savaştılar o zaman kalkıp kımse kürtler söyledır kürtler böyledır demedı ve sayın atam bıle bızlerın haklanı vermedı kürtler özgurce yasam ıstıyor sımdı cogunuz zaten özgur degılmısınız dıyecek aksam sokakta dolasırken polıs tarafından cevrılıp kımlıklerıme bakılıyor ve gdogulu ıse dırek göz altı ısımlerden dolayı ıkıncı sınıf muamelesı sızlerın özgurluk anlayısı bumu vay efendım surgun edılırlermışşşşş kım kımı surgun edıyor arkadasım senın bu topraklarda ne kadar hakkın varsa bızım de o kadar hakkımız var

Yazan: bero Tarih: April 30, 2007 5:38 PM

Mustafa arkadaşımız yine tutarlı gözükmeye çalıştığı bir yazısında, -belki farkında olmadan- dürüstçe olmayan bir tavır göstermiş. Mesela bağımsız Kürt devleti isteyenleri "Kürt milliyetçisi" şeklinde suçlarken, kurulan devletin isminin "Türkiye" olduğunu görmezden geliyor. Genç kalemimiz "Türkiye" isteyen kişileri neden "Türk milliyetçisi" şeklinde ifşa edemiyor? Kürt devleti isteyen ayrılıkçı oluyor da, Türk devleti isteyenler neden ayrılıkçı olmuyor?

Yazan: Yasin Tarih: April 30, 2007 10:45 PM

bende çocukken ne türklüğü nede kürtlüğü bilirdim.. ama o aralar köydeydim ve çocuktum.. hayatı ne kürtçe nede türkçe yaşıyordum.. sadece müslüman bir insan olduğumu biliyordum. ve öyle yaşamaya çalışıyordum.. tabi hayat herzaman insana, insanca yaşama şartları sunuyor.. ama maalesef bazı insan bedeninde ama şeytan karakterinde olan kişiler insanların güzel yaşamanına ve dünyaya yönelik temiz güzel ve dine uyan şartlarını etkilemek için bilinçli veya bilinçsiz etkiliyor.. ve insana psikolojik sorunlar yüklüyor. ve bu psikolojik sorunlardan en çok istifafede eden şeytanlardır.. çünkü gerçekler ve yanlışlar ancak akıl ile çözülür.. ve birde ortak düşüncelerle çözülür herkesin kendince olan fikirleri insanları yanlışa yanılgıya götürür.. ve yanılgılar yanlışları insan kendi bencesi ile doğru bularak kendine yer verirse belirli zamanlar sonra bu tür insanlar şeytanlaşırlar.. çünkü ne kadar kendini düşünüyorsan o kadarda karşındakinide düşünmek zorundasın.. eğer yok sadece ben dersen bencillik ile hareket eder nefsani davranırsan gerçekleri bulandırırsınız.. ve bu neticede gerçekler çarpıtılır.. bu çarpıtma işi tabiki fırsat bekleyen ins.. ve cin şeytanlara yarayacaktır.. bizim bence fikirlere bölünmemiz için zaten bir kitabımız var.. ve bu kitapta KUR'ANI KERİMDİR..


ve türkçülük mürkçülük boştur..önemli olan müslüman olmaktır ve müslümanlık herşeyden önce gelmesi lazımdır.. yani şu genel kurmayın belirttiği söz gibi.. müslümanlık sözde değil özde olmalıdır!!!

ve bu neticede eğer müslümanım diyen insanlar hak ile batılın muhakkak birbirlerine ters olduğunu bilirler.. bu genetiktir.. ve bu neticede laiklik, cumhuriyetçilik onculuk bunculuk hepsi batıldır.. hem müslümanlığı hemde onu bunu yaşamak olmaz.. ve kürtle şeriatı ister çünkü şeriat haktır.. ve hak sözde değil özde olmalıdır!!!

kürtlerin müslüman türklerle bir sorunları yoktur.. sadece ikiyüzlü hem orayı hem burayı idare etmeye çalışan türk kimliği altında tc.. laiklik onluk bunluk altında sağ gösterip sol vuran kafirlerle sorunları vardır.. ve bu sorunlar bütün sisteme bağlıdır.. çünkü bu sistem hem müslümanım diyen insanların hem dünyasını hemde ahiretini mahvediyor!!! aklımızı başımıza alalım.. gerçekçi olalım dünya çıkarlarına ve nefsani hareket etmeyelim.. çünkü ALLLAH'U TEALA'nın bilmediği hiçbirşey yoktur!!

eğer müslümanım diyorsanız.. hak diyorsanız hakkı dilinizle değil kalbinizle isteyin!!!!
hak'a her konuda teslim olun!!
çünkü din: insanlara uymaz, insan dine uyar!!
ve islam dini hak dindir!!
hakkın olduğu yerde batıl zail olur..
eğer olmamışsa bilinki hak hakkıyla yaşanmıyordur!! görünen köye klavuz istenmez..


sorun kürt değildir pkk değildir türk değildir.. sorun müslümanlığı yokketmektir.. yeni nesile modernlik insanlık altında putçuluğu maddeciliği aşılamaktır.. ve modern köle yapmaktır..

pkk sadece hedef şaşırtmadır..

Yazan: aLaaTTiN Tarih: May 1, 2007 11:18 PM

mustafa bey.ben bir kürdüm.yazınızı okudum.siz yazıda tarihte kürtlerin türklerle olan ortalığını ve bu ortaklıkta kürtlerin üstlendiği bir kısım v