« Enteresan Bir Anekdot | Ana Sayfa | Özdemir İnce, Çapsızlık ve Cehalet »
March 18, 2006
Müslüman Müslümanı Vurur mu?
[18 Mart 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı, Zeynebiye sitesinde alıntılandı]
Irak'ta süregiden şiddetin en gözü dönmüş noktalarından biri, Şiiler için en kutsal üç mabedden biri olan Samarra'daki Altın Cami'nin havaya uçurulmasıydı. Bunun ardından Iraklı Şiiler ve Sünniler arasındaki tansiyon iyice yükseldi, bazı Sünni camilerine küçük çaplı intikam saldırıları düzenlendi. Her iki mezhebin din adamları sağduyu çağrısı yaptılar ve durum şimdilik iç savaş noktasına varmadı. Ama sadece şimdilik...
Peki ama Altın Cami'yi kim havaya uçurdu? Ve dahası Şii camilerine yönelik son üç yıldaki benzeri saldırıları kim düzenlemişti?
Irak Şiilerinin en önemli siyasi lideri olan Abdül-Aziz el-Hakim, televizyonlarda yayınlanan açıklamasında "bu saldırının Ebu Musab El Zarkavi liderliğindeki teröristler ve Saddam yanlılarının işi" olduğunu söyledi...
İki ay önce Kahire'de bir sempozyum vesilesiyle sohbet imkanı bulduğum İranlı iki Ayetullah'tan da aynı teşhisi işitmiştim; Irak'ta Şii mabedlerine yönelik saldırıların "ülkede demokrasi kurulmasını istemeyen eski rejim yanlıları ve yabancı teröristlerin işi" olduğunu anlatmışlardı.

Nitekim Türkiye’deki Şii Caferiler’in lideri Hüccetullah Selahattin Özgündüz de Hürriyet yazarı Ahmet Hakan'a yaptığı açıklamada "Saldırıyı Irak’ta yeni hükümetin kurulmasını istemeyen Zarkavi ve adamları gerçekleştirmiştir, peygamber torununun türbesini bombalayacak kadar gözü dönmüş bu adamların 'direnişçi’ diye nitelendirilmesi kanıma dokunuyor" demiş. Ve "Şii türbesinin bombalanmasının arkasında ABD var yaklaşımının doğru olmadığını" belirtmiş.
Oysa ki, "Şii türbesinin bombalanmasının arkasında ABD var yaklaşımı" Türkiye'de çok yaygın. Buradaki yorumcuların önemli bir bölümü, olayın Müslümanları birbirine düşürmek için yapılmış bir "Amerikan provokasyonu" düşünüyor.
Peki bu çelişkiyi nasıl açıklamalıyız?
İslam Tarihindeki Çatışma
Görünen o ki Iraklı Şiilerin kanaati karşı karşıya oldukları gerçeklikten, meseleyi uzaktan yorumlayanların kanaati ise, "Müslüman Müslümanı vurmaz" önkabulünden kaynaklanıyor. "Müslüman Müslümanı vurmayacağına göre", diye işliyor bu mantık, "Müslümanları vuran mutlaka başkaları olmalı..."
Peki ama gerçekten Müslüman Müslümanı vurmaz mı?
Vurmaması gerektiğine kuşku yoktur. Müslüman, sırf başka Müslümanları değil, hiç bir suçsuz insanı vurmamalıdır. İlahi bir emirdir bu. Ama İslam tarihine baktığımızda, insani hataların, hırsların ve bağnazlıkların aksi yönde işleyebildiğini görürüz. Hz. Peygamber'in vefatından çok geçmeden Müslümanlar arasında ihtilaf ve çatışmalar başlar. Hz. Osman ve Hz. Ali'yi şehit edenler Müslümandır. Ünlü "Cemel Vakası" savaşında, bir tarafta peygamberin eşi Hz. Ayşe ve onu destekleyen sahabe, diğer tarafta Hz. Ali ve onu destekleyen sahabe vardır. Sıffin savaşı'nda yine sahabe ikiye bölünmüş ve birbirinin kanını dökmüştür. Zaten Sünni-Şii ayrımı oradan doğar. Aynı savaştan "Hariciler" olarak bilinen ve hem Sünnilere hem de Şiilere karşı bugünün deyimiyle "terör" uygulayan fanatik mezhep de çıkar. Daha sonraki yüzyıllar boyunca da Müslüman mezhepler, devletler, emirlikler, hanedanlar arasında sayısız savaş yaşanır. Mezhep çatışması İslam'da Hıristiyanlığa göre daha azdır, ama yine de vardır.
Kısacası — ve ne yazık ki — Müslüman Müslüman'ı vurur. Bu elbette İslam'a aykırıdır ama her dinde olduğu gibi İslam'da din adına pek çok dünyevi çatışma ve kör fanatizm üretenler olmuştur ve halen de olmaktadır.
Zarkavi çetesi ve Vahhabilik
Bugün de Irak'ta Şiileri vuran, camilerini bombalayan ve bütün bunları İslam adına yapan bir çete ile karşı karşıyayız. Türkiye’deki Şiilerin lideri Selahattin Özgündüz bunu "Zarkavi çetesi" diye tanımlamış ve "Müslümanlar bu çeteye karşı çıkmalı" demiş. "Usame bin Ladin, Zarkavi ve Taliban, bunların hepsi aynı kafa, Vahhabilik kültürünün doğurduğu bu anlayış, İslam’a uymaz" diye de eklemiş.
Özgündüz, haklı... Sözkonusu "çete"nin fikri omurgasını oluşturan Vahhabilik, kendinden olmayanları doğru-dürüst Müslüman saymayan, hele de Şiileri düpedüz "kafir" kabul eden çok fanatik bir mezheptir. 18. yüzyılda bugünkü Suudi Arabistan'ın merkezinde Osmanlı'ya karşı bir isyanla doğmuştu. Mezhebin kurucusu olan Abd-ül Vahhab'ın takipçileri, köleliğin kaldırılmasını bahane ederek "Türkler kafir oldu, kanları helaldir" diye Osmanlı asker ve memurlarına da saldırmışlardı. 20. yüzyılda petrol zengini olalıberi de, tüm dünyaya çok fanatik bir İslam anlayışı yayıyorlar ve "İslami terör" de en çok oradan kaynak buluyor.
İşte Irak'a bakarken, her şeyi peşinen "ABD komplosu"na bağlamadan önce, söz konusu "Zarkavi çetesini" de görmek gerekiyor.
Bunları, ABD'yi temize çıkarmak için yazdığım ise sanılmasın. Aksine, Irak işgali nedeniyle ABD'yi yerden yere vurmak için pek çok sebep var. İşgalin zaten kendisi tam bir skandal: Sudan gerekçelere dayalı, uluslararası hukuka aykırı bir saldırı. Felluce'de ve başka yerlerde masum sivillerin ölmesinin umursanmayışı veya Ebu Garip'teki alçakça işkenceler ise her türlü kınamayı ve protestoyu hak ediyor...
Ama ABD'yi kınarken gerçeklikten de kopmamak lazım. Bugün Irak'ta Şiiler ile Sünniler arasında savaş çıkarmaya çalışanlar Amerikalılar değil; "Zarkavi çetesi"...
Analitik Düşünmek
Irak'taki gerçeklik ile "Müslüman Müslümanı vurmaz" önkabulü arasındaki fark, aslında bize önemli bir şey daha gösteriyor: İslam dünyasındaki her türlü kötülüğü, Müslüman olmayanların komploları ile açıklamaya çalışmanın yanlışlığını...
Bu komploculuk yaklaşımı bizde yaygın. Batı'nın, emperyalistlerin, siyonistlerin, masonların kumpaslarıyla işleyen bir dünya hayal ediliyor. Entellektüel yönden yüzeysel ve hatalı olan bu düşüncenin en büyük zararı ise Müslümanlara. Çünkü suç ve sorumluluk sürekli olarak başkalarına atıldığı zaman, İslam dünyasının problemleri akılcı bir şekilde tartışılamaz. Böyle düşünen Müslümanlar özeleştiri fırsatı bulamaz, kendi içlerinden çıkan fanatikleri teşhis edip etkisizleştiremezler. Batı'ya karşı ise, onun doğrularını teslim edip yanlışlarına karşı çıkmak yerine, topyekün bir cephe alırlar.
Bazı Batılı güçlerin gerçekten İslam'a ve Müslümanlara karşı komploları varsa da; bu hakiki komplolar, hayalilerinin yanında kaybolup gider...
Çözüm, önkabullerden değil gerçeklerden, gerçeklerin de bir kısmından değil tümünden yola çıkarak akıl yürütmek. Yani analitik düşünmek. İslam'a yönelik gerçek komploların en etkilisi, Müslümanları bundan mahrum bırakmak olmalı...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 18, 2006 12:40 AM




Sn. Akyol,
Once yazinizda kullandiginiz usul uzerine birkac soz etmek istiyorum. Cunki ayni usul problemin gerek "manifesto" nuzda gerek "Islam-teror-radikalizm" konulu diger argumanlarinizda musahede ettim. Karsi tarafi marjinalize ediyorsunuz, onlara isimler takiyor, kendilerinin yapmadigi ve kabul etmedigi karakterizasyonlar yapip bunun uzerinden karsi argumanlar uretiyorsunuz. Bu Turkiye'deki diyaloglarda, soylemlerde ozellikle medyada cok yaygin bir tartisma (yada tartismama) bicimidir ama Taha Akyol gibi karsi argumani dogru karakterize ederek ise baslayan, entellektuel durustluk sergileyen yazarlarda vardir Allah'a sukur.
BU usul problemi yazinizin basligindan basliyor ve icinde devam ediyor. "Musluman Muslumani oldururmu" diye soruyor ve "oldurur" cevabini veriyorsunuz. Guzelde aksini kim iddia ettiki?
Siz Samarra'da Al-Askaria Camii'ne yapilan sadiriyi "disardaki" muslumanlarin "musluman muslumani oldurmez oyleyse Amerika yapmistir" diye yorumladigini soyluyorsunuz, hicbir kaynak vermeden, hicbir alinti yapmadan. Karsi tarafin agizina istediginiz cumleleri koyup, sonra onu curutme yonteminin adini siz koyun.
"Amerika'nin parmagi vardir" yada "amerika yapmistir" diyenleri "disardakiler" komplo terosyenleri vb isimlerle marjinalize edip, "onlarin soyledikleri uzerinde dusunmeye degmez" demek istiyorsunuz. BU benim kafamda bi "bilimadaminin" AT konusunda diger bir bilim adami icin "o bilimadami degil; soyleyecekleri kaale alinmaz"" demesini cagristirdi nedense. "Zerkavi, El-Kaide, Taliban yapti" diyenler icin ise ne motif sorgulamasi, ne komplo teorisi nede "icerdenmi disardanmi" testi uyguluyorsunuz. Ornegin Istanbul'da yasayan Caferi lider "icerden" olarak guvenilir kaynak oluyor ama Irak'ta o bolgede yasayan, Siilerin esaygin liderlerinden Muktada-el Sadr'in adi dahi gecmiyor, sahitler arasinda. "Amerika yapti" , "amerika'nin parmagi var", "yada Amerika isteseydi engel olurdu" diyen Sadr gibi pek cok Sii ve Sunni lider, dusunur, arastirmaci, gazetecinin gorusleri hic yansimyor. Bilmiyorum bunlarin hepasi "Vahhabi" mi yoksa Usame'nin adamlarimi.
Kim komplo teorisyeni, kim icerden veya disardan, kim Vahhabi, kim terorist sempatizani fislemesinden cikipta biraz verilere baksak nasil olur acaba. Bu uzun yazinizda "veriler" hic yok nedense. Sadece sizin gibi dusunen birkac kisinin ne dedikleri var. Bu konuda hicte komplo teorisyeni olmayan pek cok kaynakta neden "ABD parmagi" yada en azindan "kasitli veya kasitsiz ihmali" sorularinin cevaplari var. Ornegin "http://www.govinfo.bnet-newmedia.co.uk/opinions_Articles.php?IDVal=45" bunlardan biri. Halen ABD'de gorev yapan bir profesor olayi politik degil adeta bir dedektif gozlugu ile inceliyor ve "ABD 'ninen azindan ihmali olmadan bunun yapilabilmesi imkansiz" diyor. Okumanizi tavsiye ederim. Sordugu soruklardan birkaci soyle: Samarra sehrine giris cikislar AMerika'nin kontrolunde idi. 1. BU bombayi patlatanlar, bu butyuklukte bir patlama icin gerekli olan muazzam miktarda patlayiciyi nasil soktu sehre? 2. Bu camii "cok hedef olma ihtimali kuvvetli oldugu icin ABD askerleri tarafindan cok siki korunan bir cami idi. Nasil oldu bu is? Ve su anda hatirlamadigim diger bir kaynak ise ABD askerlerinin saat 6'ya kadar camiyi koruduklarini, bu saatte bilinmeyen bir sebeple terk ettiklerini, ve 15 dakika sonra 6:15'te patlama oldugunu yaziyor. Bunlar makul sorular degilmi? Niyet sorgulamasini, kimin neci oldugunu biraksakta birazcik dedektiflik yapsak?
"Muslumanlar hersdeyin altinda Amerikan veya Yahudi komplosu ararlar" onyargisini yuzlerce defa duyduk. Bunlar genellikle ABD-Israil Inc.'in psikolojik harekat merkezlerinden geliyor. Bununla kesinlikle sizin bilincli olarak boyle bir dezenformasyon kampanyasi icinde yer aldiginiz manasinda soylemiyorum; tam tersine sizin soylediklerinze samimi olarak inandiginizi dusunuyorum. Fakat sizi "bilgileriniz" den supheye davet ediyorum. Nasilki her isgalci her saldirgan kendisine direnenleri "terorist", "isyanci" vb yaftalarla marjinalize etmeye calismistir, ayni sekilde kendi oyunlarini desifre edenmleride "komplo teorisyeni", "paranoyak", "anti-Amerikan", "antisemit" vb yaftalarla marjinalize etmeye calismistir. Bu cok eski bir savas teknigidir fakat medyanin supreme oldugu gunumuzde cok buyuk islevsel onem kazanmistir. Sadece son elli yila baksak bir zamanlar failler tarafindan "komplo teorileri" damgasi yapistirilan pek cok bilginin gercek oldugunu goruruz. Viet-Nam'dan Irak'a , Filitin'e kadar bunun sayisiz orneklerini bulmak mumkun. Simdi tarama yapip kaynaklar sunacak durumda degilim ama ornegin Yeni Safak'in komplo teorisyeni ilan edilen, dalga gecilen ve yazilari, ABD, ve oradaki Yahudi kuruluslari tarafindan "Turkiye'de antisemitizm ve anti-Amerikanizm'in delili" olarak sunulan Ibrahim Karagul'un "komplo teorilerinin" cogunun dogru ciktigini artik hepimiz biliyoruz videolar, resimler, ve resmi aciklamalar sayesinde. 1974'te Sili'de Allende'nin CIA tarafindan olduruldugu iddiasinada komplo teorisi denilmisti. Ondan sonra ABD Kongresi "ARTIK CIA'nin yabaci devlet baskanlarini suikastle oduremeyecegi" kararini aldi! En azindan resmi durum bu. Ama bu bircok Amerika'li poltikaci, din adami, dusunce onderini sevmedikleri devlet baskanlari oldurmeleri gerektigi fikrinden ali koymadi. Son olarak unlu Evangelist, eski baskan adayi Pat Robertson Venezuella Baskani Hugo Chavez'i "goturmeyi" teklif etti. Bazilari yarim agizla "kinadilar". Eger bu "komplo teorileri" hayal ise ABD, Israil, Ingiltere "clandestine operations" (gizli operasyonlar), dezenformasyon, duzinelerce gizli istihbarat daireleri (Mossad, Sin Beth, CIA, MI-1,2,3,4,5, Defence Intelligence Agency, FBI, Homeland Securty ve ismi dahi soylenmeyen bircok gizli harp orgutleri) vb icin ayirdiklari yuzmilyarlarca dolari israf ediyorlar demekki. Son olarak ABD disisleri elciliklerde, o ulkede adam oldurmekle gorevli "diplomatlar" atanacagini ilan etti. Daha once birileri bu iddiada bulunsa idi herhalde catlak komplo teorisyeni ilan edilirdi. Ve size 3 yil once ABD Irak'a saldirmak icin "sahte kitle imha silahlari delilleri uretii" deseydim benide catlak bir komplo teorisyeni ilan edecektiniz.
Yazinizda bircok kendi icinde celiskilerde gozledim ama daha fazla yer almamak icin bir tanesine deginmekle yetineyim. Irak'ta olan herseyon sorumlusu Zarkavi cetesi diyorsunuz (nerdeyse Irak'in isgalini de onlara yikacaksiniz). Ve bu Zerkavi cetesi, Bin-ladin, Basscilar ve Taliban'i "Vahhabi yapiyor" ve Suudi Arabistan'in pero-dolarlari ile ilintilendiriyorsunuz. Gelde cik isi icinde cikabilirsen. Peki bu petro-dolarlarla palazlanan Vahhabiler, kendileri gibi petrol zengini Vahhabi Suudi Arabistan'i niye "bir numarali dusman ve ABD usagi" ilan ettiler ve kendi Vahhabi kardeslerine karsi bircok teror eylemi duzenlediler (sonuncusu 1 hafta kadar once idi). Vahhabilerde kendi aralarinda Amerikanci-Anti-Amerikanci olarak bolunmus olsalar gerek?
Sonuc olarak:
1. Kompo teorileri vardir cunki komplolar vardir. Turkiye'de yasayan birine bun isbatlamaya gerek varmi?
2. Komplo teorilerinin cogu (Bati ile ilgili olanlar) Islam dunyasindan degil ABD ve Bati'nin kendisinden kaynaklanmaktadir. Bunlarin gercek olduguda gene Bati Kaynaklari tarafindan isbatlanmaktadir. Guantanamo, Abu-Gureyb, casus ucaklari, iskence merkezleri gibi.
3. Irak'taki Altin Camii (Al-Askaria) bombalanmasinin isgalcilerin onlemek istemesine ragmen, yada en azindan onlarin ihmali olmaksizin yapilmis odugnu dusunmek yukarda birkac tanesini saydigim, ve pek cok kaynakta cok genisce metodik olarak aciklanan sebeplerden dolayi mantik disidir.
4. Irak'ta "muslumanin muslumani oldurdugu" gercegini kimse inkar etmiyor ve kimse "musluman muslumani olduremeyecegine gore" demiyor, Sn Akyol'un iddia ettigi gibi. Ama insaf, ve mantik sahibi insanlar muslumanin muslumani hangi ortamda, neyin sonucu olarak oldurdugunu sormak zorundadirlar. ABD'nin Irak'i isgali, mezhepleri, etnik gruplari birbirine dusurmesi Yahudi gudumlu kasitli bir strateji olsada muslumanin muslumani oldurmesini kimse caiz gostermeye calismiyor. Sadece bazilarimiz kitle psikolojisi acisindan durum analiz ediyor ve kontrol edilebilir faktor olan "atesi baslatan kibrit" uzerine yogunlasiyoruz. Muslumanlar sag duyulu davranip bu oyuna gelmemeliler. Burada ulemaya, Islami liderlere ve orgultlere buyuk gorev dusuyor. Maalesef etkin bir Dunya Islam Surasi yoktur. Islam dunyasinin dusmanlari Hilafet'i bosuna kaldirmadilar.
Sayin Akyol bu ve diger yazilarimdaki niyet "muslumani her halukarda savunmak; Muslumana toz kondumamak" degil. Birbirimizi siddetle elestirmek, hatalarimizi kabullenmek, ozelestride bulunmak elbette gerekli; nitekim bu her zaman olmustur. Faka dusmanimizin istedigi zaman degil; butun Islam dunyasi her cepheden hayasizca saldirilar altinda oldugu zaman hic degil. Lutfen bunu bir daha dusunun.
Sayin Akyol, yazdiklarimin bircogu hosunuza gitmeyecek biliyorum. Insanin zayifliklarindan biri kendisini konudan ayiramamasidir. Baslangicta idealist, vijdani nedenlerle baslattiginiz bir tartismada, zamanla farkinda olmadan egolarimiz on plana cikiyor, ve savundugumuz fikri adeta nefsimizin temsili olarak aliyor, buyuk gayeyi unutuyoruz. Lutfen, sahsima duyabileceginiz antipati veya kizginligi ikimizinde ortak gayesinden ayirmaya calisin. Bediuzzamanin her risalesinin basinda soyledigi gibi "nefsimle beraber dinle".
Selamlar, saygilar
Bekir L. Yildirim
(bozuk ifadeler, imla hatalari icin ozur dilerim- vakit gec, edit yapamam)
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 18, 2006 4:59 AM
Bekir bey,
"Musluman muslumani oldurmez oyleyse Amerika yapmistir" yorumuna bir kaynak gösterip de kimseyi doğrudan eleştirmedim; ama medyaya biraz bakarsanız bunun yaygın bir kanaat olduğunu siz de görebilirsiniz.
Muktada-el Sadr, genç ve ateşli bir Ayetullahtır ve dini hiyearşi açısından kendisinden çok daha yukarıda olan Büyük Ayetullah Sistani gibi otoriteler savaşın başından beri onu zaptetmek için çok uğraştılar. Sadr, Irak Şiileri içinde dar, genç ve eğitimsiz, radikal bir fraksiyonu temsil ediyor.
Samarra patlamasında Amerika'nın ihmali kesinlikle olmuş olabilir. Hatta şunu söyleyeyim: Amerika'nın "parmağı" bile olabilir. Olay faili meçhul olduğuna göre her ihtimal mümkündür. Ama bir sürü Şii lider bunun aksini söylerken, bu konuda "Amerikan-Siyonist oyunu" diye peşin hüküm vermek çok yanlış.
"Karsi tarafin agizina istediginiz cumleleri koyup, sonra onu curutme yontemini"nden söz etmişsiniz. Peki sizin şu cümlenizi nasıl yorumlamalı:
"Irak'ta olan herseyin sorumlusu Zarkavi cetesi diyorsunuz (nerdeyse Irak'in isgalini de onlara yikacaksiniz)."
Ben nerde böyle bir şey söyledim? Amerika'nın suçlarını saydım, ama "bunu da görelim" dedim....
Öte yandan "Karsi tarafi marjinalize ediyorsunuz, onlara isimler takiyor, kendilerinin yapmadigi ve kabul etmedigi karakterizasyonlar yapip bunun uzerinden karsi argumanlar üretiyorsunuz" şeklindeki eleştirinizi, sizin Batı hakkındaki yorumlarınıza da yöneltmek gerekir mi?
Kaldı ki Zarkavi güçlerini ben tanımlamadım, onların saldırılarına hedef olan Şiilerin tanımlamasını kullandım.
Babam için kullandığınız nazik ifadeler için teşekkür ederim. Ancak bu arada Irak'taki "Zarkavi çetesi"ne dair aynı kanaati taşıdığını da belirteyim:
http://www.kerkuk.net/tr/index.asp?s=kose&id=619&y_id=49
Son olarak Bekir Bey, şahsınıza hiç bir tepkim yok. Aksine, hamiyet-i İslamiyenizi açıkça gördüğüm için size saygım var. Tartışmamız, karşımıza çıkan olayları doğru yorumlamak üzerine.
Selam ve saygılar
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 18, 2006 12:15 PM
Yazılarınızı zevkle okumaktayım.
Bu yazınızla ilgili ben de bir kaç kelam etmek istedim.
Elbette müslümanlar da birer beşer olarak birbirini kırabilir,hatalar yapabilir ve sizin de belirttiğiniz gibi tarihte ve bugün bunun bir çok örneği de vardır.
Fakat şunu da düşünmek gerekir bana kalırsa :
Müslümanlar arasındaki birçok fitenin de esas sebepleri yine kökenleri itibariyle dış güçler ve müslümanların birlik ve beraberliğini istemeyen şer ittifakıdır.
Zerkavi,Üsame b.Ladin ya da El Kaide gibi bazı"kavramları" açıkçası ben pek anlamış değilim.
Birden bire ortaya çıkıp da tüm dünyayı etki altına nasıl alıyorlar?Ne zaman nerede örgütlendiler ve nasıl oluyor da hiç bir izleri bulunamıyor?
Ben açıkçası (komplo olarak da görülse)bu örgütlerin yapay birer araçtan başka bir şey olmadığını düşünüyorum.
Tıpkı bizdeki Hizbullah,Acz Mendiler ve PKK örgütleri gibi.Apo yıllarca Şam'da "misafir" edilirken kimse bir şey yapamıyordu da 1998 de ne oldu da derdest edilip teslim edildi Türkiye'ye?Ve "kim"ler tarafından?
Şunu söylemek istiyorum ki,dünyada gerçekten de icraat yapan,devletlerin dışında "derin bir dünya devleti" vardır ve bunlar dünyaya nizamat vermek için her yolu denemektedir.Ama Osmanlı'nın Nizam-ı Alem'i gibi başarılı olacak mıdır;hiç sanmıyorum.
Temelde adalet ve hakkaniyet değil de,güç,kuvvet ve menfaat yattığı için...
Saygılarımla...
Yazan: medyatenkitleri Tarih: March 18, 2006 1:30 PM
Mustafa bey,
Değil Müslümanlar'ın birbirini öldürmesi bir Müslümanın aidiyeti ne olursa olsun masum bir kişi öldürmesinin bile hiçbir şekilde tevili yoktur.Ama biz İslam öğretisinden biliyoruz ki yeryüzü cennetinde değil kusurlu bir dünyada yaşıyoruz.
Bu sebeple ve maalesef bu olmuştur,olmaktadır gelecekte de olacaktır.Fakat yine de İslam mezhep tarihi, ihtilafları [hem teolojik anlamda hem de ameli bazda] birbirlerine olan tutumlarında, hiçbir zaman din anlamında kıyas yaptığımızda mesela Hristiyanlık kadar kanlı,çetin ve uzun süreli olmamıştır. Mezhep ihtilaflarından bahsederken İslam Tarihinin bu konudaki görece üstünlüğünü de vurgulamanız gerekmez miydi ?
Bunları, ABD'yi temize çıkarmak için yazdığım ise sanılmasın. Aksine, Irak işgali nedeniyle ABD'yi yerden yere vurmak için pek çok sebep var. İşgalin zaten kendisi tam bir skandal: Sudan gerekçelere dayalı, uluslararası hukuka aykırı bir saldırı. Felluce'de ve başka yerlerde masum sivillerin ölmesinin umursanmayışı veya Ebu Garip'teki alçakça işkenceler ise her türlü kınamayı ve protestoyu hak ediyor...
Bu doğru kelimeleri ve hatta daha sertlerini Türkiyede daha fazla vurgulamalısınız. Yazının bütünlüğüne bakıldığında bu görüşler cılız kalıyor..Zerkavi ve Irak'taki terör konusunda ABD'nin duruşu, dahli ve Samarrada ki türbe saldırısı ile ilgili ilgili farklı görüşler var.
ABD küresel anlamda çıkarları için her türlü ihtilafı kullanabilir, bu onların en güzel yaptığı işlerden biridir..Buna kuşkum yok.Sizin de olmamalı.Ama ben Zerkavi ve Irak'taki sivillere yönelik saldırılar konusunda Kenan Çamurcu'nun görüşündeyim. ABD'de bu gibi unsurları son limitine kadar kullanabilir.Dual bir ilişki yok elbet,ilişkiler yumağı var.
Ama tüm bunlar bir soru karşısında silikleşiyor ve ufukta kayboluyor ...
Bu ABD'nin Irak'ta ne iÅŸi var ?
Saygılarımla..
Yazan: Öztürk Tarih: March 18, 2006 4:45 PM
Yazıyı ve Bekir Bey'in yazdıklarını okudum. Konu güncel bir konu ancak politize edilebilecek bir konu.
Nitekim Bekir Bey uyarısında haklı. Kuran'a görede haklı olabileceğini düşünüyorum. Bir topluluk hakkında iyice araştırma yapmadan harekete geçmek, hareketin şekli çok hassas konular.
Her konu hakkında yazmak güzel birşey tabi ama öncesinde delilleri toplamak da aynı derece önemli bir konu. Yukarıda belirttiğim ayetin devamında bilmeden oluşabilecek hatalı sonuçlar hakkında uyarması manidar.
Bekir Beyide samimiyeti ve araştırmacı yaklaşımı dolayısıyla tebrik ediyorum. İslama hamiyetinden dolayı teşşekür ederim.
Saygılarımla,
Ömer Kartal
Yazan: Ömer Kartal Tarih: March 18, 2006 4:55 PM
Sayın Öztürk,
Yorumunuza teşekkür. Mezhep çatışmanın İSlam'da Hıristiyanlıktan az olduğu konusunda haklısınız. Aslında bunu son anda ben de ekleme gereği görmüştüm ve Referans'taki yazıda bu var. Siteye eklediğim yazıda ise bu cümleyi unutmuşum; sizin uyarınız üzerine hatırladım ve ekledim. Teşekkürler.
Kenan Çamurcu'nun yazısını ben de beğendim. Şu kısmı özellikle kayda değer:
"Irak’ta sorun Şii-Sünni çatışması değildir. Sorun, öncelikle el-Kaide ve Zerkavi gruplarının genç yaşlı, erkek kadın, çocuk büyük demeden Iraklılara karşı yürüttüğü sistematik terördür. Bunun karşısında ise kimi silahlı Şii gruplarının intikam cinayetleri vardır ve en az birincisi kadar meşum, acımasız, insafsız ve kötüdür. Teröristlere karşı mücadele ettiğini söyleyenlerin masum insanlara zarar vermesiyle, el-Kaideci teröristlerin masum insanlara saldırması arasında hiç fark yoktur. Birinin taammüden, diğerinin kazayla olması bu hükmü değiştirmez."
Bence de "ABD'nin Irak'ta ne işi var?" Ama madem bir kez girdi, Irak için en hayırlı olacak şekilde bu iş nasıl neticelenir diye çözüm düşünmek lazım. "Sistani çizgisi doğrudur" derken bunu kastediyorum.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 18, 2006 5:04 PM
Sn. Akyol,
Yorumuma cevabinizda, bazi ifadelerimi secip bununla kendi celiskim gostermeye calismisiniz, mesela benim sizin veya Bati'nin agzina cumleler koyup, onlari curutmeye calistgim gibi (benim size benzeri suclamama cevaben). Bunun adeta bir kazanan veya kaybedeni olacak "debate" (Turkce'si varmi emin degilim) olmasi sizinde benimde gayem degil. Ve daha once dedigim gibi bu egolarimizin (nefslerimizin) on plana cikmasi sonucunu dogurabilir. Onun icin cevabin yanlislarini bulup tekrar cevaplamak yerine sizden farkli dusunenlerin vurguladiklarini musahede ettigim birkac ortak noktayi tekralama geregi duyuyorum. Aslinda bunlar bu konuda ve manifesto konusundaki mesajlarimda olan konular ama daha billurlastirip, polemikten cikararak ifade etmek yararli olur herhalde.
Bunlari birkac noktada soyle ozetleyebiliriz:
1. Bu konuda mevzuyu ABD'mi Zerkavi'mi sekline donusturmek, yada Bush'un "bizden degilsen bizim dusmanimizsin" doktirinine uyarcasina "ABD-Israil Inc'e karsi isen Zerkavici, Bin-Ladin'ci, Baas'ci, Vehhabi daha bilmem necisin" mantigi yanlistir.
2. Bir yorumcunun El-Kaide, Zerkavi' den "kavramlar" olarak soz etmesini cok isabetli buldum. Bunlakavramlardir cunki varliklari bilinsede mahiyetleri objektif olarak bilinmiyor. Bunlar hakkindaki bilgiler ikinci, ucuncu, dorduncu kaynaklardan. En azindan su akarinda anlasamazmiyiz: Bin-Ladin, Zerkavi vb. "etki" degil "tepki" dirler. Butun konumuz neden "etki" degilde "tepki"? Durdursunlar Islam dunyasina karsi saldirilarini, isgallerini, amansiz Judeo-Hacli sweferlerini; duman cekilsin ve gorelim ortada El-Kaide, Zerkavi kaliyormu. Kaliirsa bende sizinle ele verir onlara karsi cihad ilan ederiz, olmazmi? Adeta "zerkavi giderse gulluk gulistanlik olacak" mwesaj ne kadar vizyonludur? (biliyorum siz bu cumleyi soylemediniz-benim yorumum).
3. En buyu yanilgi saniyorum, daha oncede soyledigim gibi gene "blame the victim first" (once kurbani ayipla) tuzagina hemen her zaman dustugumuzdur. Siz "bakin ben isgali de kinadim" diyorsunuz. Dogrudur ama Sn. Akyol, lutfen tartistigimiz konuya bu "Islam_Bati" mevzusunda butun katildiginiz toplantilardaki argumanlariniza, sitelerdeki yazilariniza, burdaki argumanlariniza bakan insanlar neden sizi bu konuda adil davranmamakla sucluyorlar, bunu gormek bu kadar zormu? Sizlere bu elestirileri getiren bizler akl-i selimden, akildan izandan yoksun, bir avuc cahil fanatikmiyiz? Bu insanlari gruplandirmak yerine soylediklerinin muhtevasina bakmak daha dogru olmazmi? Ornegin "neden Muktada El-Sadr'in ne dusundugu degilde Istanbul'daki bir Caferi'nin ne dusundgu onemli diye sordugumda, Sadr , Sistani'nin yerine gecmek isteyen bir radikal Ayetullah (?) diyorsunuz. Ote yandan "Altin Camii" nin bombalanmasini bir dedektif gibi yaklasma tekilfime deginmiyorsunuz dahi. Neyse gene detaya girdik. Bu "buyuk resim" icinde o kadar onemli degil.
4. Lutfen konuyu degistiremezmiyiz? "islam dunyasinin, Islam'in kendisinin buyuk bir Bati saldirisi altnda oldugu" bir fikir dahi degildir bir tesbittir; herhalde buna degil diyemezssiniz. O zaman nasil oluyorda butun odagimizda "bizim suclarimiz" var ve sanik sandalyesinde hep "islam ve muslumanlar (ben ve benim Islam'im degil su otekiler varya...)var? Burda durup, "bir dakika , acaba birilerinin tuzaginami dusuyorum" sorgulamasi yapmak gererkmezmi?
5. Daha oncede belirttigim gibi gercek Muslumanlar tabiiki kendi tasvirlarini, Islami yorumlarini sorgulayabilirler, sorgulamalilar; nitekim bu 1400 yildir yapiliyor. Ama bunun insiyatifide, tartisma seklide, muhtevasida Musluman'dan gelmeli. Ve bu Islam dunyasi bu hayaizca saldiri altinda iken yapiliyorsa gene durup "ne oluyor, oyuna gelmiyormuyuz" sorusunu sormak akl-i selim, basiret ve feraset sahibi musluman'in gorevidir.
6. Son olarak befsimle beraber size ve diger Musslumanlara soyle bir tvsiyem var: Herhangibi konuda herhangibir iyi niyetli irisimimizi sorgularken, sik sik durup, durum degerlendirmesi yapma, "istedigim sonuc bumu idi, kime yariyor" sorularini sorma basiretini sahip olalim, ve idealist bir girisimin adeta bir kisisel kariyer, bir meslek haline donusmesi tehlikesine karsi uyanik bulunalim. Islam dunyasindaki butun nifaklarin, tefrikanin kokenne bakarsak bunlarin izelerini goruruz. Acizane gorusum.
Selamlar, saygilar
Bekir L. Yildirim
Not: Taha Bey'in uslubunu ve entellektuel duruatlugunu ornek gostermistim. Butun fikirlerine katildigimi ifade etmek istememistim.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 18, 2006 8:14 PM
Bekir bey,
Dediğiniz gibi, tek tek bir sürü nokta üzerinde sen dedin-ben dedim yorumu yapmak istemiyorum. Hassasiyetlerini anlıyor, eleştirilerinizi de üzerime alıyorum.
Sanırım temel bakış açısı farkımız şurada: Ben bugün İslam dünyasının "buyuk bir Bati saldirisi altnda oldugunu" düşünmüyorum. Batı'da İslam düşmanları var ve bunların Batı politikalarına etkisi olabiliyor. Ama bir bütün olarak Batı'nın Müslümanlara karşı "Haçlı seferi" yürüttüğü kanaatinde değilim. Batı'nın içindeki İslam düşmanlarına karşı mücadele etmek içinse, Batı dünyası ile iyi bir diyalog kurmak gerekiyor. Bir de İslam adına hareket eden fanatikleri dizginlemek. Bu fanatizm bence hakikaten var; uydurma bir "kavram" değil.
Müslümanların son 100 yılda büyük acılar çektiği doğru, bunda Batı'nın (veyahut Sırpların, Hinduların, Rusların, Çinlilerin vs.) rolü de inkar edilemez. Ama Müslümanların kendi hatalarının ve genel olarak Ortadoğu coğrafyasının geri kalmışlığının da büyük rolü var. Bunları kendi içimizde kabul edip göremez isek, çözümlerini de bulamayız diye düşünüyorum.
Siz sanırım dünyaya bakınca bir siyasi Batı-İslam çatışması görüyorsunuz. Benim için önemli olan ise, Materyalizm-İnanç çatışması ve çatışmanın hem doğu hem de batı medeniyetinin içinde sürmekte olduğu kanısındayım.
Öte yandan "bize karşı Batı dünyası topyekün saldırıya geçti" argümanının, Türkiye'ye siyaseten zarar vereceğini; çünkü "ulusalcı" siyaseti güçlendireceğini, memleketi yeniden 30'lu yıllara döndürmek isteyen Doğu Perinçek gibi zevat tarafından savunulan despot Jakobenizme kapı açacağını düşünüyorum. Batı dünyasıyla ve AB ile bütünleşmiş bir Türkiye'nin, Türk Müslümanları için daha hayırlı olacağı kanaatindeyim. İslami inanç ve ibadet özgürlüğünün Batı'da Türkiye'dekinden çok daha ileri düzeyde olduğu bence açık.
Bunlar çok marjinal fikirler olmasa gerek; AKP siyasetine büyük ölçüde uyuyor sanırım.
Saygılarımla,
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 19, 2006 12:54 AM
Mustafa bey,
'Neyi dersem neye yol acabiliriz' analizine guzel bir ornek. Bu analizinizi isabetli buluyorum.
Benzer bir 'neyi ne zaman dersem neye cevaz vermis olurum' analizini, Islam duynasinin 'kabahat'leri icin ozur diler tutum almadan once yaptiginiza emin degilim.
Mazlum kim zalim kim analizinizin ya hic olmadigini, ya da yerine oturmadigini dusunuyorum. Bu durumda, mazlum adina ozurler dilemek zalimi yaptiginin dogrulugu konusunda sadece iknaya yaramaz mi?
Not: 'Peki ama o ('mazlum') da yapmadi mi?' diyebileceginizi de dikkate alarak sunu soyleyeyim: Dereceler cinsinden, herbirinde her ikisi de mevcut olsa dahi, sirf 'ama o da yapti' demek icin cimbizla cekip cikarmak adil durmuyor. Durmuyor, vesselam.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 19, 2006 6:11 AM
Sayin Akyol,
Irak'ta ve Ortadogu'da olanlari yorumlarken
konunun temeline inmek yeterli degil,
temelin temeline inmek gerekir. Temelin
temeline indigimizde görürüz ki, bugün
"Islâm Dünyasi" diye bir dünya yoktur.
Sadece "Islâmli Ülkeler" vardir. Bu ülkelerin
insanlarinin yüzde yetmisi de Islâmiyetten
uzaklasmistir. Islâmî anlayis ise, yüzde
doksandokuzluk bir oranla modernizeye
muhtac bir haldedir.
I$te bu modernize olmadigi ve Islâmli
Ülkeler'i bilhassa Ortadogu'yu ablukaya
almis olan fakirlik, cahillik, diktatörlük
ve bölünmüslük düsmani alt edilmedigi
müddetce Iraklar isgal edilmekten
kurtulamayacaktir. Cünkü, "sen kendini
düzeltmezsen, seni baskalari düzeltecektir"!
I$te "Amerika Irak'ta ne ariyor" sualinin
kisa cevabi budur.
Temele inip bütün olanlarin suclusu olarak
Amerika'yi göstermekle kendimizi kurtaramayiz.
Temelin temeline inip Islâmli Ülkeler binasini
cürütmüs olan nedenleri ortadan kaldirmak
durumundayiz. Biz önce gercek düsmani
görmeliyiz. O da icimizdedir. O da en basta
dinî anlayista köhneme; sonra ve birlikte:
Cehâlet, fakirlik, diktatörlük ve bölünmüslüktür.
Bu düsmanlari ortadan kaldirabilmek icin de
Hz. Mehdi öncülügünde büyük bir cihad ve
harekât lâzimdir. Bu harekâtta BOP'a girmek
gerekiyorsa, girecegiz. Ama onun icini biz
dolduracagiz. Diyalog gerekiyorsa, diyalog
yapacagiz. Fakat diyalogun öncüsü ve
yöneticisi biz olacagiz. Kimseden korkumuz
yoktur ve olmamalidir.
Suclarimizi, sorumluluklarimizi $eytanin
üzerine yikip günahlarimizin sonucundan
kurtulacagimizi sanmayalim. Hem, dünyanin
düzelmesini de Amerika'nin yikilmasina
baglamayalim. Biz iyi bir düzen kuramadiktan
sonra ABD'nin yikilisi bizi kurtaramaz. Bizi
kurtaracak olan ancak kendi kuracagimiz
"Kur'anist Düzen"dir.
Bu düzenin kurulmasinda Avrupa ve Amerika
bize yardim ederse, kendilerini de kurtarmis
olurlar. Eger bize engel olurlarsa hep birlikte
batariz. Bugün Avrupa ve Amerika bir düzen
kurabilecek durumda degildir. Cünkü gerekli
malzemeye sahip degillerdir. Ama biz, gerekene
sahibiz. Bu durumda Hiristiyanlik Dünyasi'nin
sözcüleri olabilecek olan Avrupa ve Amerika'
nin bize yardimci olmaktan baska careleri
yoktur. Tabii bu yardim, radikal unsurlara
degil, dünyayi kurtarabilecek bir düzene sahip
olan "Mânevî Kuvvet" sahiplerine yapilacaktir.
O kuvvet de, Hz. Mehdi ve taraftarlaridir.
Hz. Mehdi'nin ordusuna katilmak istiyorsak,
"Amerika Irak'ta ne ariyor" sualinden önce;
"Islâmli Ülkelerde diktatörlükler ne ariyor"
sualini sormaliyiz. Tabii bununla birlikte:
"Cahillikler ne ariyor", "fakirlikler ne ariyor",
"bölünmüslükler ne ariyor" suallerini de
sormak ve cevaplamak mecburiyetindeyiz.
Gereken mecburiyeti yerine getirmedigimiz
takdirde sorunlarimizi ya Amerika cözecektir
ya da Cin!
$imdiki zamanin imparatoru, Amerika'dir. Eger
gelecegin imparatoru biz olmayi ba$aramazsak,
bizim yerimize Amerika'dan sonra Cin, dünya
imparatoru olacaktir. Dinsiz Cin'in eline kalmis
bir dünya, dinli Amerika'dan iyi mi olur, kötü
mü olur.. artik onu ancak Allah bilir?!
Gelecek, ancak Mehdi ve Mesih'in ittifakiyla
kurtarilabilir. Iyi bir i$ yapmak istiyorsak, bu
ittifakin yardimcilari olalim. Komplo teorileri
üreterek zaman öldürmeyelim. Kendi kendimizi
katletmeyelim. Bizim düsmanimiz; ne Avrupa'
dir, ne de Amerika ve Israil. Biz bütün dünyanin
dostuyuz. Düsmanlikla kurtarabilecegimiz bir
dünya yoktur. Kurtaricilik isteyenler bunlari
iyi düsünmeli ve gerekeni yapmalidir.
Yazan: Hüseyin Avdic Tarih: March 19, 2006 5:59 PM
Müslüman Müslüman'ı vurur mu? yazınızdaki tamamıyla objektif düşüncelerinizden ziyade olayı tamamen görebildiğiniz için sizi tebrik ederim. Ayrıca konuya günümüzün diğer yazarlarıo gibi direnişçiler arası savaş diye yaklaşmadığınız için de teşekkür ederim.
Bildiğimiz gibi Amerika'nın en büyük umudu olan şiiler Saddam'ın kalesi Bağdat düştüğünde daha savaşıyorlardı ve sürekli direnişin asıl fedaileri olmaya devam ettiler. Daha sonra doğal olarak hükümet kurma çabaları oldu. Bunun en büyük direnişçisi de Vahabiler oldu. Irak'ta bir ittifaki (Müslüman ve diğer halklar) birlik devleti kurulması onlara Amerikan işgalinden daha çok dokunmuş olmalı ki Bağdat'ta Saddam'larını yalnız bırakanlar dönüp Şii camilerine, türbelerine, en kutsal mekanlarına saldırı da bulunmaya başladılar.
Tabii ki şiiler oyuna gelmedi, güç ellerinde olmasına rağmen Müslüman kardeşlerinin kanlarıyla eelerini kirletmediler. Şii imamlardan asla böyle bir fetva çıkmadı. Hep birlik olmayı telkin ettiler. Bu iç savaşın Amerika, İsrail ve dolaylı yandaşı Vahabilerden başka kimseye yarmayacağını işaret ettiler.
Sözü uzattım kusura bakmayın. Bu olaylar karşısında da Türkiye hep izledi. Hem o kadar uzaktan izledi ki hakla batılı karıştırır oldu. Hakk'ın ve hakkın yanında olduğunuz, gerçekleri görebilme gücüne sahip oldunuz için tekrar teşekkür ve tebrik ederim.
Yazan: MUHAMMED CEVAD TURAN Tarih: March 20, 2006 1:46 PM
Müslüman olsun olmasın insanların birbirlerini boğazlamaması mümkündür tabiiki ama ancak aklını kullanan insanlar dini siyasete alet etmeyen dindar insanlar birbirlerini boğazlamazlar.
Aklını kullanmayan insanların içgüdüleriyle hareket eden vahşi yaratıklardan hiçbir farkı yoktur! Müslüman olmuş, Yahudi olmuş, Hıristiyan olmuş hiç fark etmez.
Hangi din insanların birbirlerini öldürmelerini kesin olarak yasaklamış ki? Dolayısıyla insan insanı, müslüman müslümanı hiçbir pişmanlık duymadan gözünü kırpmadan rahatlıkla boğazlayabilir. Bakınız dinler tarihi en vahşi insan katliamlarıyla doludur. Mustafa bey'in verdiği "Cemel Vakası" örneği devede kulak kalır. Bunun gibi diğer dinlerde de Cemel Vakası'ndan daha vahşice olaylar yaşanmıştır. Ve yaşanmaya da devam etmektedir.
Saygılar,
Ataman ErtuÄŸrul
Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: March 21, 2006 11:40 AM
Bir süredir yoktunuz. Hoşgeldiniz.
Beni affettiniz mi Ataman Bey?!
Yazan: metin-thePoor Tarih: March 21, 2006 12:52 PM
Hoşbulduk Metin bey. Teşekkürler. Ne demek size hiç kırgın ve dargın değilim. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Bu aralar fazla fırsat bulamıyorum tartışmalara. Yoruldum artık.
Görüşmek dileğiyle..
Ataman ErtuÄŸrul
Yazan: Ataman ErtuÄŸrul Tarih: March 21, 2006 4:16 PM
Biryerlerde dinin çimento olduğu söylenmişti.Saygılar
Yazan: can Tarih: March 22, 2006 4:28 PM
Sn. Can,
Biryerlerde dinin cimento oldugunu soyleyenler arasinda olan birsi olarak bu ucuz klise sloganiniza cevap verme geregi duydum. Islam'in ornegin Guneydogu'da nasil cimento rolu oynadigi uzerine musahhas bir aneldotumu anlattim Mustafa Akyol'un kitabi ile ilgili baslik altinda.
Irak'taki "muslumanin muslumani oldurmasi" durumunu "dinin cimento olmadigina" ornek olarak sunmak en azindan sigliktir. Konunun kitle psikolojisi, bunlarin isgalci-emperyalist gucle arafindan nasil kullanildigi, tarihi surec, Sunni-Sii zitlaasmasini etkileyen din-disi faktorler vb gibi butun dinamikleri goze almadan "bak din bolucu rol oynuyor" manasinda ortaya ucuz bir cumle atip kacmakla olmaz bu is.
Eger bu klise cumlenin altini doldurack manali argumanlariniz varsa buyurun, bizden esirgemyin. Yoksa oyle belden asagi bir yumruk atmakla entel falan olunmadigini hatirlatmak isterim; bu blogda en azindan.
"Din insanligin afyonudur" a denk gelen "Din her zaman cimento rolu oynamisir" diye bir slogan yoktur; kimse de kullanmamistir. Bahsettiginiz "birileri" arasinda TC'nin Basbakani R. Tayyip Erdogan'da vardir; o dahi benim kullandigim manada "Guneydogu'da yillardir Islam harc rolu oynamistir" (mealen) dedi cok yerinde bir tesbit olarak. Butun dinlerin tarih boyunca her durumda bu rolu oynadigi gibi genel bir arguman akli basinda kimse tarafindan yapilmadi. Bu konu cok detayli olarak tarisilabilir kendine ait, bir cumlenin otesine gecen bilgi, muhakeme kaabiliyeti sahipleri arasinda.
Bekir L. Yildirim
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: March 29, 2006 11:04 PM
"Bunları, ABD'yi temize çıkarmak için yazdığım ise sanılmasın. Aksine, Irak işgali nedeniyle ABD'yi yerden yere vurmak için pek çok sebep var. İşgalin zaten kendisi tam bir skandal: Sudan gerekçelere dayalı, uluslararası hukuka aykırı bir saldırı. Felluce'de ve başka yerlerde masum sivillerin ölmesinin umursanmayışı veya Ebu Garip'teki alçakça işkenceler ise her türlü kınamayı ve protestoyu hak ediyor..."
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Sn.Akyol arada bir sitenize gelip bazi yazi ve yorumlarinizi okurum..Fakat aklima hep ayni soru gelir durur:"Mustafa Akyol`un ABD ile ilgili olumsuz elestiri ya da yorumlari neden sanki biraz utangac,sikilgan bir psikoloji tasiyor?"
Halbuki bizler yani okur kitlesi keskin törelere siki sikiya bagli catik kasli asiret büyükleri,at gözlüklü,dedigim dedik ve de otoriter ögretmenler ya da generaller v.s. de degiliz...Yani hep icimden "Biraz rahat olsun canim! Ucunda dayak,ölüm v.s. yok ki!" diyesim gelir...Sonra da hep kendi kendimi Hadi Uluenginvari bir edayla"Hadi ordan önyargili,basmakalip zihniyetli taskafa!" diyerek azarlarim...
Kusuruma bakmayin zaten bir zamanlar bir psikiyatrist tarafindan bana "Nevrotik kisilik" teshisi de konmustu..Herhalde paranoyaya cevirdi!
Sevgi ve saygilarimla..Sizi begenerek ve size hayranligimizi kendimizden gizleyemeyerek okuyoruz..
Yazan: Nazim Evciman Tarih: January 30, 2007 6:35 AM
Ben Sayın Selehattin ÖZGÜNDÜZ'Ü yakından takip eden birisiiym kendisinin yaptığı faliyetler sonderece takdire şayan faliyetler ve bu hareketleride her insanın yapabilceğini zannetmiyorum.Sayın ÖZGÜNDÜZ ü saygı selamlıyorum.Sayın AKYOL sizinde düşüncelerinizi destkelemekle birlikde sölemek istiyorumki.Amerika ile zerkavi deninlen terör unutturulmak isteniyor önce kendi içimizdeki çürük cevizleri ayıklayalım daha sonra düşmanımıza karşı tek bir el tek bir bile olalım Sayın ÖZGÜNDÜZ'ün şu sıralarda Fikirde Uzlaşı Eylemde birlik isminde uluslar arası bir sempozyum düzenledi burada dünyaya çok güzel mesajlar verildi Türkiyede kendi aramızda birliğimizi sağladığımızıve diğer müslüman ülkelerdende aynı davranışı beklediğini açıkladı Bence Bu ülkeye İki tane daha SAYIN ÖZGÜNDÜZ gibi lider lazım.
Yazan: Ugurcan Tarih: May 11, 2007 2:46 AM
Selamlar,
Öncelikle basit ve klasik sloganik yorumların burada olduğunu görmekten duyduğum memnuniyetsizliği ifade etmeliyim.
Şu gerçeğin bir kere farkında olduğumu en başında ifade edeyim. Ülkemizde gerçekten çok ciddi teşkilatlanmış ve organize olmuş İran sempatizanı bir kitle var. Bunlar elektronik ortamdan yazılı medyaya kadar İran veya ilgili konularda muhalif ne varsa karşı atağa geçiyor ve refleksif bir tavırla ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar!
Doğrusu entelektüel birikim anlamında özellikle 90'larda Türkiye'de fırtına gibi esen İran havzasının çeviri eserlerinin bu kuşağı yetiştirdiği aşikar.
Çeşitli okumalar yapan birinin de bunlardan uzak kalması mümkün değil..
Kafamızda bir mit olarak tahayyül edip kısmen yücelttiğimiz İran'ı, İran entelektüellerini ve Şii oluşumlarını zaman geçtikten sonra farkettik.
Meğer devletlerin kendilerine has stratejileri olurmuş!!! Sözde kardeş bile bilsen seni ezen PKK gibi, Hizbullah gibi örgütleri destekleyebilirlermiş??
Veyahut sırf kendi karşıtı olduğundan dolayı Afganistanda Taliban'ın tasfiyesi için beyaz fosfor vs kimyasal silahlar da dahil Amerika ile anlaşılabilirmiş!
herhalde Türkiye kamuoyunu derinden sarsan İranla, bu gelenekle ilgili anlayışların sarsılmasını sağlayan en önemli olay Irak'ın işgali sonrasında yaşananlar oldu.
Şöyleki; İran işgale bizzat karşı çıkmadı, işgal sonrasında yaşananlardan pay çıkarmaya çalıştı. Irak İslam Devrim Konseyi, Dava Partisi, Mehdi Ordusu vs irili ufaklı yetiştirdiği tüm kadrolarla Irak'ta hegemonyasını kurdu. Ardından komik seçimlerle iktidarı ele geçirtti. Fars İmparatorluğu hayalinin hayata geçmesi uğruna ırak'ın gözgöre göre parçalanmasını teşvik etti.
İyi eğitilmiş mehdi ordusu ve diğer milis gruplar işgalciler yerine eski rejim taraftarlarını, bunların ailelerini, akrabalarını, sülalelerini katletmeye başladı. Ardından yazınıza konu olan meşhur patlamalar ile bunun kapsamı genişletildi. Tekfirciler, Saddamcılar, el-Kaideciler, Vahhabiler diye kim muhalifse kaçırıldı, feci işkenceler ile katledildi.
Navasıb diye meşhur kavram tarihsel derinliklerinden çıkartıldı ve klasik Şia maslahatı gereği alimleri fetvalar yayımladı. Irakta yüzlerce Sünni camisi işgal edildi, yakıldı yok edildi. Alimler sokaklarda sürüklenerek katledildi. Hiçbir muhalif sese izin verilmedi.
Irak Hükümeti bu bölücü zihniyetle İran'dan ve Necef'ten gelen direktifler doğrultusunda işgalciler, polisler, ordu ve milisler ile etnik temizlik yaptı. Hatta belirli bölgelerde işgale karşı olan Şii aşiretler bile katledildi.
Zamanla toplu mezarlar ortaya çıktı. Hepimizin tanıdığı Prof. Dr. İsam Ravi gibi birlik beraberlik çağrısı yapan insanlar katledildi. Ondan sonra da burada birlik çağrıları yapıldı İran'ın sponsorluğunda!
Sadece refleksif ve reaksiyoner tavırlarla Türkiye kamuoyunda cani örgütler olan IİYK veya Mehdi Ordusu gibi örgütler hakkındaki haberler yayımlayan siteler ablukaja alındı.
Kenan Çamurcu'nun başını çektiği bir ekip hem Irak üzerinden (İran sözcülüğü gibi) hükümete ve Türkiye'ye alenen saldırmadan geri durmadı;hem de propaganda cephesi Selahattin özgündüz ve altyapısı olmayan ama başlarını gökte zanneden ekip tarafından bunlar ülkemizde pompalanmaya başladı.
Şu gerçeğin farkına varalım artık: Şiilik, Şia Düşüncesi vs tarihi Fars Kimliği, reaksiyoner anlayış ve salt siyasal anlayış temeli üzerine kurulmuş ,sonrasında kendi akidesini oluşturmuş bir oluşumdur. Şu anda da sponsorluğunu devlet olarak İran yapmaktadır. Tarih boyunca ana omurga olan İslam Medeniyeti'nin temelini teşkil eden Sünni anlayışı rakip olarak görmüş, bunu ısrarla gizlemiş; ama ilk fırsatta ezmekten de geri kalmamıştır. Durum budur, bunu gizlemeye, saptırmaya veya cilalamaya gerek yok.
Doğrusu Mustafa Bey'in Arapça bilip bilmediğinden habersizim; ancak Arapça veya Farsça biliyor ise veyahut klasik İslami İlimlerin ilgili konularını okumuş ise ne kast ettiğimizi daha iyi anlayacaktır. Poz verdiği insanların acaba sözünü geçirdiği insanların bugün neler yaptığından haberdar mıyız??
Askeri türbesine girişin yasak olduğu, bölgenin ırak polisi tarafından sıkı kontrol altında tutulduğu bir dönemde ikinci patlamalarla ilgili şüpheler, sorular nelerdi, olayın arkasında kim vardı??
Daha fazla uzatmayalım. Tüm bahsettiğimiz veya değimediğimiz hususlarla ilgili olarak :
www.iraq-amsi.org
www.heyetnet.org
www.iraqirabita.org
http://www.paliraq.com/
http://theunitedstatesofmonsters.blogspot.com/
http://www.roadstoiraq.com/
http://76news.net/eng/
Ziyaret edilebilir.
Bundan sonra yüzbinlerce belge, doküman,kayıt ve videodan sonra acaba dezenformasyon ne düzeydeymiş, türkiye'de sırf şia sırf iran sempatizanlığı için nasıl da soykırımlar, vahşetler, yaşanan korkunç gerçekler gizleniyormuş o zaman yazalım makaleler, o zaman yazalım yorumlar. Ve o zaman görelim gerçekleri..
Saygılar
Yazan: Media Warning Tarih: August 23, 2007 1:11 PM