« Darwinizm'e Muhalefet Deklerasyonu | Ana Sayfa | Oral Çalışlar: Mustafa Akyol'u Kutluyorum »
March 29, 2006
Birand: Bu Kitabı Mutlaka Okumalısınız
Gazeteci Mehmet Ali Birand bugünkü köşesinde "Bu Kitabı Mutlaka Okumalısız" diye başlık atarak şöyle yazmış:
Kürt sorunuyla ilgili olarak yıllardan beri son derece değerli kitaplar yazıldı. Her biri olaya farklı açılardan baktı. Deneyimleri sıraladı ve çözümler üzerinde durdu. Ancak, son olarak piyasaya çıkan bir kitap var ki, Kürt sorunuyla yeniden tanışmak isteyenlerin, Kürt sorununun tüm boyutlarını merak edenlerin mutlaka okumaları ger mutlaka okumaları gerekiyor.Yazarı Mustafa Akyol. Doğan Kitap tarafından çıkarılan "KÜRT SORUNUNU YENİDEN DÜŞÜNMEK" adlı eserden söz ediyorum.
Bu sorunla yıllardan beri meşgul olurum. Çok kitap okudum. Kürt, Türk ve yabancı kaynakları araştırdım. Hiçbirinde, Mustafa Akyol'un kitabı kadar komple, sağlıklı bir dökümle karşılaşmadım. Akyol resmi politikaların yanlışlarını anlatırken ne kadar tarafsız davranıyorsa, bazı Kürt kesimlerin bağnazlıklarını anlatırken de aynı oranda tarafsız, bilimsel ve sağlam verilere dayanıyor.
Kitabında , Kürtleri tarihi süreçten geçirerek bugüne kadar getiren Akyol, soğuk bilimsel bir bakışla ortaya çıkmıyor. Bir sosyolog, daha da ötesinde bir psikolog gibi davranıyor.Özellikle hem Türk, hem de Kürtlerin nerelerde hatalar yaptıklarını , hangi olayların bugünü etkilediğini, son derece net , açık ve en önemlisi çok anlaşılır, rahat okunur bir dilde kaleme almış.
Osmanlılar döneminden İstiklal savaşına, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki yol kazalarından bugünkü kargaşaya kadar, bu sorunu kimlerin, hangi anlayışların, hangi politikaların ve hangi Uluslararası gelişmelerin etkilediği anlatılıyor. Daha da önemlisi, Akyol, kitabını sadece saptamalarla bitirmiyor. Çözüm önerileri de geliştiriyor.
Eğer Kürt sorunu hakkında sağlıklı bir fikir sahibi olmak istiyorsanız, Akyol'un kitabını hemen alın.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 29, 2006 8:19 AM




Modernizmin sahte çoğulculuğu, insanların tarihsel ve kültürel bağlarından soyutlanarak yeni bir toplumsal formasyonla bir arada tutulabileceği yanılgısının –özellikle Kürt sorunu bağlamında- faturasını en ağır şekliyle ödeyen ülkelerden biri Türkiye’dir.
Kürt sorunu konusunda piyasada hatırı sayılır derecede yayın var. Fakat geçtiğimiz hafta yayınlanan Mustafa Akyol’un “Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek…” adlı kitabı konuyu ait oldukları bağlama yani tarihsel ve toplumsal gerçekliklerine oturtarak yaklaşmakla diğerlerinden ayrılıyor.
Yazar, üzerinde hayli retorik yapılıp söylem üretilerek tüllendirilmiş ve belki de bu yüzden entelektüel algıda kronikleşmeye başlamış bir konuyu bütün bulanıklığından arındırarak netleştirmiş.
Kitap, son derece işlevsel soru ve cevaplarla örülmüş. Daha önce ileri sürülmüş bütün tezlere yer verilmiş… Gerek faydalanılan kaynakların genişliği ve isabeti, gerek yazarın çok geniş bir yelpazede olduğu anlaşılan okuma faaliyetleri kitaba konuyla ilgili olmayan okuyucunun da ilgiyle okuyabileceği bir dil, içerik ve düzen kazandırmış. Konunun aşinaları içinse, Tarih, dünya ve Türkiye gerçeğini bir arada harmanlayıp sistematize ederek, perspektif arayışı yerine, olguların kendileriyle tanışabilecekleri bir imkân… Bütün bunların yanında yazarın konuya hâkimiyeti, soruna yönelik nesnel tutum çabasının kitabı kuru bilgi yığınına çevirmesini de engellemiş.
“Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek” kitabı öncelikle Kürt sorunu bağlamında başarılı bir çalışma ama diğer modern sorunlarımızda da uygulanabilecek bir yaklaşıma sahip. Bu açıdan kitap, modern sorunlarımızı kucaklayabilecek yeni bir aklı selim üretmede başarılı bir yöntem örneği ortaya koyuyor.
Sayın Mustafa Akyol’a ve Doğan Kitab’a hem entelektüel dünyamıza hem Türkiye’ye yönelik açık bir katkı olan “Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek” kitabı için teşekkürler…
Yazan: hande E. Tarih: March 29, 2006 9:54 AM
Mustafa bey,
Calislar, ya da Birand'in gorusleri de onemli; ama, kisisel kanaatim, bu zat-i muhteremlerin bu kitabi okuduklarina dahi emin degilim.
Okusalar bile, goruslerinin 'evdeki adam'dan ('sokaktaki adam'a kiyasla bir kademe daha yukarida) olmaktan oteye bir kiymet-i harbiyesi olmasa gerek.
Kitap hakkinda, nacizane, serdedilecek kanaatler arasinda benim gercekten itibar edeceklerim su kategorilerden bir ya da birkaci olabilir:
1) Genel anlamda tecrubesine (ve dolayisiyla ulkenin yakin tarihine ait bilgisine) itibar edilebilecek siyasetciler.
2) Sloganik degil de temelden bakabilen, nispeten tarafsiz tarihcilerimiz. Ya da, belli bir rengi oldugu bilinen her iki taraftan sosyolog-tarihciler. Ismalil Besikci, Yalcin Kucuk vb.
3) Kurt meselesinin --az ya da cok-- bazi anlamlarda taraflarini olusturanlarin gorusleri. Mesela Abdulmelik Firat gibiler.
Kisacasi, ya dengeli beslenmis olanlar, ya da okuyucunun dengeli beslenmesine hizmet edebilecek sekilde tarafgir olanlardan bahsediyorum.
Gunu yasamak gibi bir handikaplari olan gazetecilerin dengeli beslenmis olmak ihtimali cok yuksek degil. Gazeteciler, bence, agirlikli olarak karinlarini (beyinlerini) fast-food ile doyurur.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 30, 2006 10:03 AM
Müzmin bey,
Yorumunuza teşekkür. Kitabı okursanız İsmail Beşikçi ve Yalçın Küçük'ü nasıl eleştirdiğimi de görebilirsiniz. Dolayısıyla onlardan bu kitaba destek hiç beklemiyorum.
Saygılar
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 30, 2006 10:26 AM
Mustafa bey,
Mutlaka bu isimler olmasi gerekmiyor. Ustelik, destek de mutlaka 'alin bu kitabi okuyun' olmak zorunda degil ki.
Benim baktigim yerden, bazi kisilerin negatif elestirileri dahi ilgili eserin okunmaga deger oldugu anlamini tasir.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 30, 2006 10:46 AM
Kürt kökenli bir arkadaşım, küçüklüğünde dedesinin kendisine ; Sarıkamış harekâtı’ndan nasıl sağ kurtulduğunu, o zor şartlarda askerlerin , atların dışkısı içerisinde arpa tanelerini arayarak karınlarını doyurmaya çalıştıklarını anlattığını söylemişti. Bu küçük ama çok önemli anekdot Türk ve Kürtlerin o zor dönemleri ( Osmanlının son dönemleri ile Milli Mücadele dönemleri) nasıl omuz omuza beraberce atlattıklarına sembolik bir örnek aslında. Son dönemde Diyarbakır başta olmak üzere bölge illerinde meydana gelen ayaklanma haberlerinin gölgesinde bir çırpıda bitiriverdim kitabı. Ülkemizin önde gelen yazarlarının görüşleri de önemli kuşkusuz. Ama Mustafa Bey’in kitabı sokaktaki insana da, soyu ne olursa olsun ‘Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım’ diyen insanlara çok şey söylüyor. Hele hele aydın dediğimiz, sanatçı , hukukçu dediğimiz ya da Belediye Başkanı sıfatı alan “önemli” kişilerden (hangi taraftan olursa olsun) resmen ve alenen faşizan, ırkçı, teröre destek çıkan açıklamaları duyunca bu eserin söyledikleri daha da önem kazanıyor.
Her şeyden önce bu bölgedeki insanları birbirine bağlayan en önemli bağ olan ‘İslam’ı vurguluyor Akyol. Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarındaki uygulamaların bölge insanının yüreğinde nasıl derin yaralar açtığını görüyoruz. Geçmişimizle yüzleşiyoruz. Dili yasaklama, inancı yasaklama, baskılar, darbelerle dolu 80 yılın bir özeleştirisini yapmamız gerektiğini anlıyoruz. Bunların hiçbirisinin çözüm olmadığını bilakis sorunları daha da derinleştirdiğini bu eser çok net bir şekilde belirtiyor bize. Bunların hiçbirisi binlerce askerimizi, güvenlik görevlimizi , vatandaşımızı kaybettiğimiz terör eylemlerini hiçbir şekilde haklı çıkarmıyor elbette.
Eser çok sayıda akademik kaynağa atıf yapsa da dili son derece anlaşılır ve sade. Aynı zamanda sağduyunun hakim olması gereken şu günlerde gerçekçi çözüm önerileriyle de sadece geçmişin panoramasını çizmiyor, her şeye rağmen çözüm umudunun var olduğunu, geleceğe umutla bakılabileceğini de bildiriyor. Kitabın son sözleri sayfalarca anlatılanların bir özeti adeta.
“Sırf aynı hilâl uğruna Çanakkale’de , Sarıkamış’ta ve ya Dumlupınar’da yan yana toprağa yüz binlerce kardeş Türk ve Kürt şehidin hatırasına bakmak bile , bize “çözüm” için yeterli esini ve işareti verecektir.”(s. 310)
Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: March 31, 2006 4:12 PM
Mustafa Bey'in kitabını halâ bulup okuyamadım. Kürt sorunu bir tek kitabı okumakla kuşatılabilecek bir konu da değil ayrıca. Çok eksik de olsa minik bir liste vermek istiyorum:
Metis Yayınları'ndan Ruşen Çakır'ın "Türkiye'nin Kürt Sorunu", İletişim Yayınları'ndan Martin van Bruinesse'in "Kürdistan Üzerine Yazılar", Wadie Jwaideh'in "Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi" ve Mesut Yeğen'in "Devlet Söyleminde Kürt Sorunu" kitapları da bence okunmalıdır.
Yazan: metin-thePoor Tarih: March 31, 2006 5:13 PM
Tuncay bey,
Kitabi hala daha bulmus okumu degilim; dolayisi ile sizin dedikleriniz uzerinde bir iki kelime etmek isterim.
Gecmiste bunun boyle oldugunu, tamamen degilse bile onemli oldugunu kabul etmek gerekir.
Fakat, biraz daha derinine inince, bunun altinda, tarihten sinmis bir savunma refleksinin olup olmadigini da aramak lazim.
Malum, bolgenin Halife'ye yakinliginin bir baska vechesi de, Sii Iran'a olan yakinliginda onem arzediyor. Iran'a karsi korunmalarinin temelinde mezhep birligimiz geliyor.
Bu nokta, tarihsel bir arka sokak; sadece detay.
Ama, bahsettiginiz bag icin, bugun de 'Islam'in onemli oldugunu iddia etmenin ne derece isabetli oldugunu da iyice dusunmeliyiz.
Ne bolge halki, ne de Turkiye'nin geri kalan kisminda boyle bir Islam ortaminin yaratilmasi mumkundur, ne de --korkarim ki-- bu yaratilsa bile herhangi bir sekilde sadre sifa edecektir.
O dere akti gitti.. Bugun pesinden cok olsa hayiflanabiliriz; ama, geri getirmek ozlemlerimizi realizmle birlikte degerlendirmeliyiz.
Ozelestiri kulaga hos geliyor ama fiilen mumkun mudur? Hic sanmiyorum.
Kantarin topuzunu nerde tutacagimizi kestiremeyiz. Sonuclari daha az tehlikeli olmayabilir. Magduru zalimlige terfi ettirmek de adalet degil ki..
Benim aklima gelen tek anlamli cozum, karsilikli olarak, 'olan oldu, artik bundan sonrasina bakalim' diyebilmektir. Bunu yapabilirsek --karsilikli olarak-- diger ihtimallere kiyasla daha iyi sonuclara gidebiliriz.
Bunun oyle bir sey oldugu iddiasinda degilim tabii ki, ama, bir uc ornek vermek gerekirse, kan davalari bile ancak boyle cozulur.
Bence, unutmaga karar vermek zorundayiz. Bolgedeki catismalarda olenler icin yaratilan karsilikli 'sehit' edebiyati unutulmak zorunda.. Her iki taraf icin zor. Ama, bence, zorunlu.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 31, 2006 9:19 PM