« Terör ve Baskıya Karşı İslami Manifesto | Ana Sayfa | 'Manifesto'ya ve Kendime Dair... »

March 5, 2006

Bakan Çelik: Yaratılış Ders Kitaplarında Kalacak

Radikal gazetesinin "Bakan Çelik: Yaratılış aynen kalacak" başlıklı haberine göre, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "yaratılış teorisinin müfredattan çıkarılmayacağını" söylemiş. 700 akademisyenin bilimsel olmadığı için yaratılış görüşünün ders müfredatından çıkarılmasını istemesine karşın, Sayın Bakan Çelik, "Yaratılışla ilgili birçok teori var. Adı üstünde evrim teorisi. Evrim teorisini çocuklara anlatıp da evrim karşıtı olan teorileri çocuklara anlatmama bilimsel bir tavır mı?" yorumunu yapmış.

Sayın Bakan'ın bu sağduyulu ve objektif tutumu destekliyor, "700 Akademisyen'in sansür girişimini de bir kez daha kınıyorum.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: March 5, 2006 10:26 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Aynen katılıyorum görüşünüze.Neticede her fikrin ortaya sunulması gerekmiyor mu?Eğer illa kaldırılacaksa,evrim teorisi kaldırılsın müfredattan.

Yazan: Ahmet Sait Tarih: March 5, 2006 8:33 PM

Aynen ben de katılıyorum alternatif tüm fikirler biyoloji kitaplarına konulmalı ki insanlar seçim yapabilsin. mesela gılgamış destanındaki yaratılış öyküsü, ergenekon destanı, yunanlıların zeus'u, keltlerin nordların efsaneleri hatta dünyanın öküzün boynuzlarında veya kaplumbağanın kabuğunda durduğu gibi fikirler de konulsun ki insanlar aydınlansın. bunların tümü biyoloji kitaplarında yer almalıdır.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 6, 2006 10:44 AM

Bakan Çelik'in yaptığı, göz göre göre bir logical fallacy. Evrimci görüşün bir "teori" oluşunu yaratılışçı görüşün "dogma" niteliğini perdeleyen bir argüman olarak kullanmak, şark kurnazlığının tipik bir örneği. Birincisi, yanlışlanabilirliği öngören bir kuşkuculuk temelinde yükselirken, diğeri yanlışlanabilirliği mümkün olmayan, kesinlemeci bir inanç dizgesi. (Elma ile armut diyeceğim, yanlış olacak, çünkü elmayla armutun ikisi de meyve netice itibariyle.)

Siyaseten karşı olduğunuz bir sistemin ahlaki zaaflarıyla siz de malulseniz, derdinizi kimseye anlatamazsınız sonra. Bütün renkler hızla kirlenir!

Konumuzla pek alakalı değil ama söylemeden geçemeyeceğim; yaratılışçı görüşün bir de mahçup versiyonu var, akıllı tasarım diyorlar, ama nedense bana Coca Cola'yı ve McDonalds'ı çağrıştırıyor!!!

Yazan: metin-thePoor Tarih: March 6, 2006 11:08 AM

Ayrıca bu yaratılışçı dinsel dogma neden ille de biyoloji falan gibi derslerin kitaplarına konuyor? Din dersi kitabı ne güne duruyor, yetmiyor mu?

Yazan: metin-thePoor Tarih: March 6, 2006 11:10 AM

Bilimsel bir konuyu,ki yanlışlanabilir,kontrol altına alınabilir,deney konusu yapılabilir...,inanç sistemleri(din kastediliyor)açısından nasıl ele alabilirsiniz ki.Biyoloji ilmini ilgilendiren bir konuyu inanç sistemleri açısından nasıl ele alabilirsiniz.Biyoloji ilmi dini konulara el atıyor mu?

Yazan: can Tarih: March 6, 2006 1:04 PM

ABD'de 1982 ve 1987'deki anayasa mahkemesi tarafından yaratılışın okullarda bilimle ilgili derslerde okutulamayacağı kararı alınırken bizde yaratılış 1982'de müfredata girmiştir. Yani tam da "herkes gider Mersine, biz gideriz tersine" sözüne oldukça uygun bir durum. Herşey zamanla olur. Elbette yaratılışın bilim derslerinde yeri olmadığı anlaşılacak ve müfredattan çıkarılacaktır. Bu kaçınılmaz birşey. Şimdiki duruma sevinenler kendilerini kaçınılmaz olana şimdiden hazırlarlarsa iyi olur.

Bir kere şu anlaşılmalı. Yaratılış düşüncesi belli bir dini görüşe işaret eder. Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlıkla ilgili birşeydir bu yaratılış düşüncesi. Yani yaratılış ibrani dinlerin bir argümanıdır. Asla Hüseyin Çelik'in dediğini gibi bir teori falan değildir. Yaratılış hiçbir kanıtı olmayan bir inançtır. İnsanlar buna inanabilir ama bu inancın bilim derslerin sanki bilimsel bir teoriymiş gibi anlatılması tam bir eğitim felaketidir. Ama bu yanlıştan elbette bir gün dönülecektir.

Yaratlış düşüncesinin temelinde Tanrı diye birşeyin varlığı kabulü yatar. Yani başta Tanrı diye birşeyin varlığı kabul edilir. Ama Tanrı'nın varolduğunu veya olabileceğini gösteren hiçbir delil yoktur. Tanrı varlığı ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilir. Bu sebeple Tanrı'nın varlığına dayanan hiçbir görüş bilimsel olamaz.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 6, 2006 4:47 PM

Sansür taraftarlarına bir duyuru:

İstanbul'da Yaratılış Müzeleri açılıyor:

1.Müze - Yer: Küçükçekmece Belediyesi Halkalı Kültür Merkezi Açılış Tarihi: 8 Mart 2006 Açılış Saati: 10:30

2.Müze - Yer: Beylikdüzü Stars Alışveriş Merkezi 2. Katı Açılış Tarihi: 10 Mart 2006 Açılış Saati: 15:00


Müfredatta sansür yeterli değil.Hemen savcılıklara koşup müzelerin sergilerini kolluk gücü yolu ile kapattırmalısınız.

Bu bağlamda aklıma gelen bir fıkrayı anlatayım:

Adamın bir tanesi yellenmiş..Doğal olarak malum yellenme sesi çıkmış.Ama adam yellendiği belli olmasın diye sandalyeyi gıcırdatarak yellenme sesine benzetmeye çalışmış.

Yanındaki arkadaşı demiş ki :"Hadi sesini benzettin,peki kokusunu ne yapacaksın ? "

Fıkranın anafikrini de sansürcüler bulsun..

Yazan: S.Öztürk Tarih: March 9, 2006 1:32 PM

S.Öztürk Beyciğim,
Ben o sıfatı üzerime alınmama hakkımı kullanmak istiyorum.

Yazan: metin-thePoor Tarih: March 9, 2006 7:39 PM

Sayın Öztürk,

Biz insanlar yaratılışa inanmasın demiyoruz. İsteyen istediği şeye inanır. İsteyen istediği dini görüşü seçer. Bunda bir yanlışlık yok. Ama bilim derslerinde yaratılışın bilimsel bir teoriymiş gibi anlatılması yanlıştır. Biz buna karşıyız. Din kitaplarına falan koyabilirsiniz bunu ama fen bilgisi ve biyoloji kitabında ne işi var yaratılışın. Lütfen biraz objektif olun. Sizin dininize veya dini inançlarınıza elbette karışamayız ama bilim ile dini karıştırmanın da bir manâsı yok.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 10, 2006 12:48 PM

Biyoloji kitaplarına yaratılış teorisinin konulması bu teorinin Kuran'da ya da İncil'de geçmesi değil, bilimsel olarak Evrimden çok daha fazla delile dayanmasıdır. Yaratılış teorisini savunmak dindar olmayı gerektirmez. Hiçbir fosil kanıtıyla desteklenemeyen evrim teorisini umursamadan evrime dogmatik bir şekilde sahip çıkanlardan objektivite beklemiyoruz. Ancak lütfen şu "Yaratılış test edilemez ve yanlışlanamaz olduğu için bilimsel değildir" hikayelerini bırakın. Evrimi labaratuarda testedilen bir teori sanan bu zihniyet, aynı zamanda diğer teoriye de lütufta bulunup, "Aman canım din kitapları negüne duruyor" demektedir. Lütfen iki satır radikal okuyup burada Popper geçinmeyin.

Yazan: Alper Tarih: March 10, 2006 3:47 PM

Sayın Da Vinci,

Biz insanlar yaratılışa inanmasın demiyoruz

Lütfetmişsiniz,teşekkür ederiz..

Sizinle daha önce bu konularda amiyene tabirle bayağı lak lak yapmıştık.Madem bilim derslerinde Yaratılış gibi dini öğretinin(?) yeri olmasın diyorsunuz,o halde bilim objektif olsun bütün "dini" öğretilerin "varoluş" teorilerini müfredattan çıkartsın..

Siz hala bizim bilimin bugünkü Materyalizme dayalı tanımına ve yöntemine karşı çıktığımızın bile farkında değilsiniz.Siz istediğiniz kadar reddedin,Materyalizm bir "din"dir. Dinsizliğin, tanrıtanımazlığın "dini"dir.Dinin kelime anlamı matertyalizm üzerine "cuk" diye oturur.

Materyalizm "din" olduğuna göre ve sizde dini teoriler müfredatta ne arıyor? dediğinize göre onun "yaratılış" teorisi olan Darwinist evrim hipotezinin de müfredattan çıkarılmasını istemelisiniz.

Yok eğer çıkarılmasın diyorsanız o halde bir zaman bana dediğiniz gibi "bilim adamı,bu çok kompleks evrimleşmiş olamaz diyeceğine nasıl evrimleşmiş olabileceğini araştırmalı " diyerek baştan iman ettiğinizi belli ettiğiniz darwinist evrimin yanında,alternatif olarak AT teorisinin de müfredatta yeralmasına objektiflik ilkesi gereği razı olacaksınız demektir.

Her ikisi de sonuç olarak "inanç"sa, son bulgular neticesinde fıkranın diğer bir anafikride ortalıkta salına salına yürürken darwinizmin bu şerbetliliği nereden geliyor ?

Yazan: S.Öztürk Tarih: March 10, 2006 3:48 PM

"Reel sosyalizm" diye adlandırılan Stalinist vahşet ile kara kaplı kitaptaki marksist edebiyatı nasıl birbiriyle örtüştüremezseniz, bu örneği andıracak şekilde, evrim teorisi ile Darwinist yaklaşımı da birbiriyle otomatikman örtüştürmek hakkaniyetli olmaz gibime geliyor. Aynı şekilde, bilimsellik niteliğinin tanımı önünüze getirilince bunu Aristo mantığıyla "bre zındık materyalistler!" diyerek otomatikman lanetlemek de hoş değil sevgili mümin arkadaşlarım. Alper Bey, siz de Popper ve Radikal'i filan takmayın kafanıza, tatlı canınızı üzmeyin, sakin olun! "Yaratılış teorisini savunmak dindar olmayı gerektirmez" cümleniz bana göre doğru ama bir şartla: İkinci kelimeyi değiştirmek gerekiyor. Ayrıca, cümlenizi bir de şöyle çeşitleyelim isterseniz: "Evrim teorisini savunmak ateist olmayı gerektirmez." (Not: Evrim teorisinin çok da matah birşey olduğu kanısında değilim.)

Yazan: metin-thePoor Tarih: March 10, 2006 8:27 PM

Kendi adıma bir cevap yazmış idim, yolda kayboldu galiba...

Sakin olun lütfen Alper Bey!

1) "Yaratılış teorisini savunmak dindar olmayı gerektirmez." cümleniz doğru olabilir, ikinci kelimeyi kaldırmak koşuluyla...
2) Ayrıca, bir de aynaya tutalım cümlenizi: "Evrim teorisini savunmak ateist olmayı gerektirmez."
3) Yaratılışın test edilemezliği evrim teorisini kurtarmadığı gibi, şu da geçerlidir: Evrim teorisinin zaafiyeti, yaratılış görüşünün dinsel dogma niteliğini görmezden gelmemizin bahanesi olamaz.
4) Görüşünüzden yana olmayan herkesi birörnekleştirmeyin, aynı kefeye koymayın.
5) Bırakın "lütuf"u, din kitaplarının mevcudiyeti bile yaratılış görüşü lehine başlıbaşına bir kayırmadır, aslına bakarsanız.

Sayın S.Öztürk,

Bilim(sellik)in tanımında içkin niteliklere dikkat çekmenin otomatikman "bre materyalist zındıklar!" nidasına sebebiyet vermesini insafla bağdaştıramadığımı kendi adıma beyan ederim.

Yazan: metin-thePoor Tarih: March 10, 2006 10:19 PM

Metin Bey,


Bilim(sellik)in tanımında içkin niteliklere dikkat çekmenin otomatikman "bre materyalist zındıklar!" nidasına sebebiyet vermesini insafla bağdaştıramadığımı kendi adıma beyan ederim.


Bilimin tanımında aslen genel anlamıyla sorunum yok.Ama insanoğlunun en hayati sorunsalı olan varoluş problemini çözmeye gelince açıklamanın çoktan elinde olduğunu söyleyen materyalist bilim çok fazla ileri gidiyor.Dahası alternatif düşünceleri tukaka yapıp dogmatizm sınıfına sokmakta beis görmüyor.

Yani demem o ki bilimsel yöntem tanımına uygun kullanılsa ve materyalist felsefenin sızmalarına da diğer tüm "izm" sızmaları gibi mesafeli dursa zaten ortada bir sorun kalmayacak.

DediÄŸim bu, baÅŸka bir ÅŸey deÄŸil..

Ayrıca Alper Bey Popper'dan bahsetmiş, Popper--ismini de ikide bir zikretmek istemiyorum ama- Açık Toplum Düşmanlarında Evrim hipotezinin bahsettiğim bilimsellik ilkeleri gereği neden bilimsel olamayacağını gayet güzel isbat etmiştir.Dileyen bakabilir.

Kısa lafın uzunu Bilim ile ve tanımı ile bir problemimiz yok, materyalizmin bir din gibi bilime hakim olmasıyla ,doğası gereği bilim tanımının içeriğini değiştirmesiyle ve bunu dayatıp kendinden farklı düşünenleri ötekileştirmesi ile sorunumuz var.

Saygılar..

Yazan: S.Öztürk Tarih: March 11, 2006 12:22 PM

Söylediğim çıktı.Darwinist evrim taraftarlarının Yaratılış düşüncesinin sergi açmasına bile tahammülleri yok.Milliyet ve Radikal'in manşetten nasıl tetikçilik yaptıklarına bakınız

Yazan: S.Öztürk Tarih: March 11, 2006 3:12 PM

Ozturk bey,

Popper--ismini de ikide bir zikretmek istemiyorum

istirham ederim. Serbestce ediniz --o da bir cesit sevaptir; ya da sevaplara vesile olur :-)

Acik Toplumcu olmak kadar makbul-i ilahi bir sey daha var mi ki.. Acik Toplum, Acik Insan.. Yunus Emre Oratoryosu.. Vatikan'da Mevlut.. ne guzel... :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 11, 2006 7:07 PM

Sayin S. Öztürk,

Tüm H.Y. "Zırva" ve "Safsata"larının henüz ilkokul çağındaki çocuklara empoze edilmesine "dur" denilmesi kadar doğal birşey olamaz.

80'lerden beri bilim, ilim irfan yerine yeni nesillerin kafasını böyle saçmalıklarla dolduruyorlar.

Buyurun, şu anki gençliğimize bir bakın. Kendi dönemimle karşılaştırdığımda şimdiki neslin cehaleti beni gerçekten ürkütüyor.

Şu sorumsuzluğa bakın, içi zırvalarla dolu kitaplar ÖZELLİKLE henüz doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği edinememiş bireylere veriliyor! Düpedüz hayasızlık. Tam h.y.'ye yakışır bir hareket! Safsata müzesini de kurmuşlar tam olmuş.

Mustafa Bey'in bu arada "Cumhuriyet'in Müslümanlara borcu" makalesini desteklediğimi söylemeliyim. Ancak müslümanların da cumhuriyete borcu var!

Yazan: Yilmaz Tarih: March 11, 2006 11:45 PM

Yılmaz Bey,


Yanlış hatırlamıyorsam daha önceki yorumlarınızdan birinde HY'nın "cafcaflı" kitaplarından "birine" üstünkörü baktığınızı söylemiştiz.

Üstünkörü baktığınız bir kitaptan yola çıkarak tüm külliyatı safsataya indirgemek ikna bakımından sizi nasıl tatmin ediyor anlamak güç.

Etraflıca bir inceleme yapamıyorsunuz belki de malum ideolojinize ters,çünkü ben biliyorum ki ezberini bozmak istemeyen birçok evrimci HY kitaplarından metazori uzak duruyor.Bari inceleyin de reddiye yazın diyeceğim ama onu yapa(bile)n babayiğitte çıkmadı şimdiye kadar..

Birazda konunun bu noktası ile ilgilenin.HY'nın idialarını çürütün.Buna engel olan ne anlayamıyorum..

Ne Darwinizm ne de AT hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığınızı yine kendiniz söylemiştiniz. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın mahzurlarını benden yaşça büyük olduğunu tahmin ettiğim şahsınıza salık verecek değilim.Ama size nacizane bir tavsiye : Önünüze gelen teorileri "safsataya" indirgemeden önce ideolojik gözlüklerinizi çıkartarak inceleyin.


Ve tarafsızlık ilkesi gereği eğer gerçekten elinizde safsatayı ölçen bir terazi varsa önce darwinizmi ölçüye vurun..

Saygılar..

Yazan: S.Öztürk Tarih: March 12, 2006 12:50 PM

Sayın S. Öztürk,

Yanlış hatırlıyorsunuz. Ben o kitapları çok çok iyi bilirim. sizin tahmin ettiğinizden daha da fazla. o kitapların ilk halini, hangi kaynaklardan alındığını tahmin ettiğinizden çok daha iyi biliyorum.

benim bilgim "üstünkörü" falan değil. H.Y. 'nın iddialarını, "taktiklerini" ve "asıl amaçlarını" ben çok iyi biliyorum. Aslında H.Y'nin kendisinin evrim teorisiyle falan zerre kadar ilgilenmediğini de biliyorum. Size burada ne söylesem boş, nasıl olsa bana inanmayacaksınız.

H.Y. 'nin iddiaları zaten çürütüldü. ciddiye alınacak bir tarafı yok. verdiği "dipnotlara" bakmanız yeterli.

size bir "menkıbe" anlatayım. bir gün papa milano'ya gelmiş. gazeteciler sormuşlar "milano'daki genelevler hakkında ne düşünüyorsunuz?"

papa'nın cevabı "neee.. milano'da genelev mi var???" olmuş.

ertesi günkü manşet:

"PAPA MİLANO'YA GELİR GELMEZ "BURADA GENELEV VAR MI DİYE SORDU""

komik ama Hy.'nin taktikleri de benzerdir. bütün bu olup bitenler "komik" mi yoksa "ironik" mi karar veremiyorum.

gerçekten.

Yazan: Yilmaz Tarih: March 13, 2006 12:27 AM

Sayın ÖZtürk,

Harun Yahya'nın sitelerindeki ve kitaplarındaki bilim dışı iddiaların cevaplarını blogumda veriyorum. Merak edenler girip inceleyebilir. HY'nın iddialarının bilimsel olduğunu iddia etmek için karşı görüşleri hiç incelememiş olmak lazım. Eğer sadece HY'nin kitapalırana bakarsanız doğru söylediğini düşünebilirsiniz ama zahmet edip de araştırırsanız, argümanlarının çoğunun yanlış olduğunu görürsünüz. Ben de bunu yapıyorum ve araştırıyorum ve HY'nin açık açık yalan söylediğini görüyorum ve bunları yazılarımda herkesle paylaşıyorum. Bir de bunlara "yalan" diyorum çünkü bilinçli olarak gerçek dışı bilgi vermek yalan söylemektir.

Gelelim diğer konuya. Ben sizin asıl sorununuzun bilimin tanımıyla olduğunu çok iyi biliyorum. Zaten AT hareketinin de temel amacı budur: bilimin tanımını değiştirmek. Ben en başından beri bunun farkındayım. Bilim yaşamın kökenini bulmaya çalışırken sadece maddesel şeyleri inceler. Zaten elimizde maddesel varlıklar dışında birşey yoktur. Yani bu çok normal. Ayrıca olayların nasıl gerçekleştiğini de maddesel yollarla açıklar. Yani tüm olaylar fiziksel olaylardır "kabulü" ile işler bilim. Fizikötesi olaylarla ilgilenmez. Fizikötesi olaylarla ilgili yorum yapmaz. Fizikötesi olaylarla ilgilenmez. Zaten fizikötesi güçler, varlıklar veya olaylar olduğuna dair somut, gözlemlenebilir, test edilebilir veriler de mevcut değildir. Hatta bunların varolabileceğine dair de hiçbir somut veri yoktur. Ama bunların varolduğunu düşünmek bir inançtır. Bilim ise bunlar yoktur demez ama bunlarla ilgilenmez ve açıklamlarında bunları kullanmaz.

İşte sizin derdiniz bilimin tanımıyla ve yöntemleriyle. AT'nin asıl amacı da zaten bilimin tanımını ve yöntemlerini değiştirerek bunları bilimin içine sokmaktır.

Kolay gelsin.

Yazan: Da Vinci Tarih: March 13, 2006 12:54 AM

Yılmaz Bey,


Ben HY'nın avukatı değilim.Evrim hipotezini de HY kitaplarından değil bizzat evrimci bilim kitaplarından öğrendim ve ikna edici bir argümana sahip olmadığını gördüm.Bir çok AT teorisyeni de aynı aynı yolu izliyor.


HY kitapları genel bir seviyeye hitap ediyor. Siz fıkra ile falan geçiştirebilirsiniz ama HY'nin kitaplarının argümanları çok güçlüdür.ABD'deki Hristiyan yaratılışçılarla da ciddi temas halindedir.Kullanabileceği tüm olanakları da son limitine kadar kullanmaktadır.


Benim anlamadığım o kadar bilim dergisi var bütün medya, yayınevleri emrinizde, bilmem kaç tane akademisyen evrim isyanı başlatıyor,yine de bu HY kitaplarına karşı yayınlanmış bir tane reddiye kitabı yok.

Hadi onu geçtik Mustafa Bey'in durumu meydanda, günlerdir bangır bangır meydan okuyor kimseden tık yok.En son Celal Güngör "ben bilim adamıyım(!)" dedi kaçtı, nasıl bilim adamıysa..

Madem bu evrim teorisi o kadar güçlü,madem çoktan isbatlandı neden tartışmaya kimse gelemiyor ? Bari bunun cevabını verin.

Siz HY'ye armutun sapı AT'ye üzümün çöpü diyerek geminizi bir miktar daha yürütmek istiyorsunuz amenna ama benim asıl merak ettiğim, kendi fikri ideolojinize bu çürük evrim hipotezine dayanarak nasıl koşulsuz iman edebildiğiniz.


Söyleye söyleye dilimde tüy bitti benim veya mensubu olduğum İslam'ın evrim hipotezi ile bir alıp veremediği olamaz.Bir çok İslam düşünürü daha 900-1000 li yıllarda evrim hipotezine benzer teoriler öne sürmüşlerdir.Merak edenler Kitabiyat Yay.çıkan Evrimci Yaratılış teorisi kitabına bakabilir.Ya da İbn-i Tuheyf 'in Hayy bin Yakzan kitabına bakabilir. Evrim ya da başka herhangi bir materyalist teori Tanrı ve Yaratılış fikrini yanlışlayamayacağı gibi bu haliyle bir "sonuç" olan evrene de varoluşsal bir anlam veremez.Evrim teorisine inanan birçok bilimadamının da Tanrı'ya inandığını biliyoruz. Yani evrim hipotezini ateizme/materyalizme dayanak olarak kullanmakta mümkün değildir.


Ama bugünkü bilgilerle baktığımızda hem böyle bir evrimsel sürecin gerçekleşmesinin imkansızlığı ve hem de böyle bir sürecin de zaten gerçekleşmediği görülmektedir. Hayatının başlangıcından çeşitliliğin kökenine,varsa evrimsel mekanizmalardan, bunların geçmiş pratik kanıtlarına kadar birçok konuda evrim hipotezi cevap verememektedir.

"Yok böyle değil" diyorsanız buyrun Mustafa Bey'in meydan okumasına cevap verin..

Verin de neyin komik, neyin ironik olduÄŸuna dinleyenler/seyredenler karar versin.

Yazan: S.Öztürk Tarih: March 13, 2006 9:55 AM

Sevgili S.Öztürk Bey,

1) "Materyalist bilim" tamlamanızın üzerinde birazcık düşünmenizde fayda görüyorum.

2) "Harun Yahya" müstearını kullanan ve şizoid olduğunu bizzat kendisi ikrar eden, kendisini Akademi yıllarından tanıyan yakın arkadaşımın anlattıklarıyla da hakkındaki olumsuz görüşlerimin pekiştiği şu malum beyefendi, sizin gibi kafası çalışan, fikir üretmeye, entellektüel duruş sahibi olmaya önem veren, saygın bir genç insanın yazılarını işgal etmeye hem ehil hem de layık değil.

Yazan: metin-thePoor Tarih: March 13, 2006 2:28 PM

Ozturk bey,

"Yok böyle değil" diyorsanız buyrun Mustafa Bey'in meydan okumasına cevap verin..

Celal Sengor'u tanimam bilmem. Belki o da gundemde olmak hevesindedir. Benim icin onemli olan o degil.

Verin de neyin komik, neyin ironik olduÄŸuna dinleyenler/seyredenler karar versin.

Bu bakis acisini cidden yanlis buluyorum. Celal Sengor'u bosverin ve farz-i muhal, ilgili kisinin bir bilimadami oldugunu dusunelim.

Bilimadamlarini halkin onunde horoz dovusune cagirmak gelenegi benim bildigim kadariyla Fatih tarafindan baslatilmistir ve bu ulkede bilime cok agir darbeler vurmustur.

Bilimadamlari halkin onunde Karagoz-Hacivat piyesi oynatilmamalidirlar. Popularite olcegi bilim icin cok yanlis bir seydir.

Yapilmasi gereken sey, yazmak ve yayinlamaktir. Itiraz edenler de ayni sekilde, yazarak yayinlayarak cevap vermelidir.

Karari kalabaliklara verdirtmek akillica olmaz, bence.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 13, 2006 3:58 PM

Metin Bey,


"Harun Yahya" müstearını kullanan ve şizoid olduğunu bizzat kendisi ikrar eden, kendisini Akademi yıllarından tanıyan yakın arkadaşımın anlattıklarıyla da hakkındaki olumsuz görüşlerimin pekiştiği şu malum beyefendi,...


HY'nin avukatlığını yapmayayım diyorum ama bu tip bir etiketleme de belden aşağı vurmak gibi geliyor bana.HY'nin psişik durumu beni hiç ilgilendirmiyor,külliyatındaki bazı konuların (Örn-Mustafa Kemal hakkındaki düşünceleri vb.) ilgilendirmediği gibi.Zaten Evrimi de onun kitaplarından öğrenmedim..

Toptancı değilim.Süpürüp atmadığım gibi süpürüp almam da..Akıl ve mantık terazisine vurduğum zaman ölçüyü geçen her fikri kullanırım. HY'nin evrimle ilgili reddiyelerini kendisi değil vakfı bünyesindeki bir gurup bilimadamı hazırlıyor. Bana göre argümanları da güçlü.Zaten herkesin bildiği şeyleri kullanıyor.Ayrıca ABD'deki Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü ile de ciddi diyalog içinde olduklarını biliyorum.


Ülkemizdeki kitlesel evrim propagandasına karşı HY'de kitlesel Yaratılış propagandası yapıyor. Yöntemi tartışılabilir, katılmayabilirsiniz ama psişik durumundan baştan çizgiyi çekmek adil değil.Ayrıca söylediğim gibi "avam" tabakaya yaratılış telkini veriyor bence başarılı da oluyor.Tıpkı karşı tarafın verdiği evrim telkini gibi..

Aşırıya kaçan her düşünce anti tezini doğurur.HY'yi doğuranlarda evrimcilerin akıl almaz kendilerinden emin tavırları ve kitlesel evrim telkinleridir. HY,ABD'deki Hristiyan yaratılışçıların benzeri olarak Türkiye'de Müslüman Yaratılışçı misyonunu üstlenmiştir.Siz metaeentelliberal Murat Belge gibi "Evrim teorisine inanmamak,Tokyo diye bir şehrin varlığına inanmamak demektir" derseniz bir molla kasım da çıkar aynı agresif yöntemle evrimi sıgaya çeker..


Sahtekarlık konusuna gelince bu konuda kimse evrimcilerin eline su dökemez.Birkaç çeviri ve baskı hatasını sahtekarlık olarak görüp top yekün Yaratılış düşüncesini mahkum etmeye çalışanlar önce kendilerine bakmalıdırlar.


Sahte fosil kafatasları üretip 30 yıl boyunca hakkında 500 tane bilimsel kitap yayınlayarak evrimin isbatı olarak kullananlar,domuz dişini insanımsı dişi olarak gösterip araform vaveylası döktürenler, dinokuş bulamayınca dino ve kuş fosillerini birleştirenler,Hackel'ın sahte embriyo çizimlerini biyoloji kitaplarında ve dergilerinde evrim kanıtı olarak gösterenler, doğal ortamlarında ağaç gövdelerine konmayan güveleri öldürüp ağaç gövdesine iğneleyerek sanayi devriminin doğal seleksiyon etkisi olarak gösterenler, 60 yıl boyunca kambriyen patlamasının fosillerini müzelerin bodrumlarında saklayanlar bizatihi anlı şanlı evrimcilerdir. Sahtekarlık denince önce evrimcilerin dönüp aynaya bakmaları lazımdır.


Eğer psişik durum bu konuda önemliyse mesela bir dergiye biyolojik faşist olduğuna dair beyanatlar veren Hacettepede Biyoloji Prof'u olan "Kalıtım ve Evrim" adlı popülariteye sahip ve öğrencilerine zorunlu olarak satın aldırıp ders olarak okuttuğu kitabı olan, National Geo.ve Focus gibi dergilere evrimsel biyoloji danışmanlığı yapan Prof.Ali Demirsoy'un psişik durumu daha vahim boyutlardadır.Ağustos 2001 Türkiye Focus dergisinde Ali Demirsoy'un beyanatlarını midesi kaldırabilen varsa okuyabilir.

Ayrıca dünyada ki tek Yaratılışçı HY değil ki.. P.Johanson,J.Wells,M.Denton,M.Behe,Dembski,Peter S. Williams , Jay Richards vb dünya kadar bilim adamının kitapları var.Tek başına P.Johanson'un kitapları bile evrimi sallamaya yeter. www.arn.org'dan dileyen sipariş verebilir.


Hatta evrimin sorunlarını görmek için Yaratılışçıları ya da AT'cileri okumaya gerek yok.Yukarıda örneğini verdiğim "Kalıtım ve Evrim" ya da başka bir yerli evrimci felsefeci Prof.Cemal Yıldırım'ın "Evrim Kuramı ve Bağnazlık" adlı kitaplarını (Da Vinci'nin sitesinden bir ara ücretsiz ulaşılabiliyordu) okumak bile bu teorinin nasıl bir açmaz olduğunu nasıl felsefi önkabüllere sahişp yapay bir kurgu olduğunu göstermeye yeterli..


Düşünelim,tartışalım,konuşalım...Ama kimseyi de etiketlemeye gerek yok.Ama bütün bunlar dostane uyarınızı da dikkate almadığım anlamına gelmiyor.Ama görüyorsunuz ki ben kaçıyorum konu kovalıyor..

Saygılar.

Yazan: Öztürk Tarih: March 14, 2006 2:21 PM

Metin Bey,

Yazınıza cevabımı göndermiştim ama sanırım başına bir iş geldi,son kısmı hariç kopyalamıştım tekrar gönderiyorum..


Şöyle yazmışsınız..

"Harun Yahya" müstearını kullanan ve şizoid olduğunu bizzat kendisi ikrar eden, kendisini Akademi yıllarından tanıyan yakın arkadaşımın anlattıklarıyla da hakkındaki olumsuz görüşlerimin pekiştiği şu malum beyefendi,...


HY'nin avukatlığını yapmayayım diyorum ama bu tip bir etiketleme de belden aşağı vurmak gibi geliyor bana.HY'nin psişik durumu beni hiç ilgilendirmiyor,külliyatındaki bazı konuların (Örn-Mustafa Kemal hakkındaki düşünceleri vb.) ilgilendirmediği gibi.

Toptancı değilim.Süpürüp atmadığım gibi süpürüp almam da..Akıl ve mantık terazisine vurduğum zaman ölçüyü geçen her fikri kullanırım. HY'nin evrimle ilgili reddiyelerini kendisi değil vakfı bünyesindeki bir gurup bilimadamı hazırlıyor. Bana göre argümanları da güçlü.Zaten herkesin bildiği şeyleri kullanıyor.Ayrıca ABD'deki Yaratılış Araştırmaları Enstitüsü ile de ciddi diyalog içinde olduklarını biliyorum.


Ülkemizdeki kitlesel evrim propagandasına karşı HY'de kitlesel Yaratılış propagandası yapıyor. Yöntemi tartışılabilir, katılmayabilirsiniz ama psişik durumundan baştan çizgiyi çekmek adil değil.Ayrıca söylediğim gibi "avam" tabakaya yaratılış telkini veriyor bence başarılı da oluyor.

Aşırıya kaçan her düşünce anti tezini doğurur.HY'yi doğuranlarda evrimcilerin akıl almaz kendilerinden emin tavırları ve kitlesel evrim telkinleridir. HY,ABD'deki Hristiyan yaratılışçıların benzeri olarak Türkiye'de Müslüman Yaratılışçı misyonunu üstlenmiştir.Siz metaeentelliberal Murat Belge gibi "Evrim teorisine inanmamak,Tokyo diye bir şehrin varlığına inanmamak demektir" derseniz bir molla kasım da çıkar aynı agresif yöntemle evrimi sıgaya çeker..


Sahtekarlık konusuna gelince bu konuda kimse evrimcilerin eline su dökemez.Birkaç çeviri ve baskı hatasını sahtekarlık olarak görüp top yekün Yaratılış düşüncesini mahkum etmeye çalışanlar önce kendilerine bakmalıdırlar.


Sahte fosil kafatasları üretip 30 yıl boyunca hakkında 500 tane bilimsel kitap yayınlayarak evrimin isbatı olarak kullananlar,domuz dişini insanımsı dişi olarak gösterip araform vaveylası döktürenler, dinokuş bulamayınca dino ve kuş fosillerini birleştirenler,Hackel'ın sahte embriyo çizimlerini biyoloji kitaplarında ve dergilerinde evrim kanıtı olarak gösterenler, doğal ortamlarında ağaç gövdelerine konmayan güveleri öldürüp ağaç gövdesine iğneleyerek sanayi devriminin doğal seleksiyon etkisi olarak gösterenler, 60 yıl boyunca kambriyen patlamasının fosillerini müzelerin bodrumlarında saklayanlar bizatihi anlı şanlı evrimcilerdir. Sahtekarlık denince önce evrimcilerin dönüp aynaya bakmaları lazımdır.


Eğer psişik durum bu konuda önemliyse mesela bir dergiye biyolojik faşist olduğuna dair beyanatlar veren Hacettepede Biyoloji Prof'u olan "Kalıtım ve Evrim" adlı popülariteye sahip ve öğrencilerine zorunlu olarak satın aldırıp ders olarak okuttuğu kitabı olan, National Geo.ve Focus gibi dergilere evrimsel biyoloji danışmanlığı yapan Prof.Ali Demirsoy'un psişik durumu daha vahim boyutlardadır.Ağustos 2001 Türkiye Focus dergisinde Ali Demirsoy'un beyanatlarını midesi kaldırabilen varsa okuyabilir.

Ayrıca dünyada ki tek Yaratılışçı HY değil ki.. P.Johanson,J.Wells,M.Denton,M.Behe,Dembski,Peter S. Williams , Jay Richards vb dünya kadar bilim adamının kitapları var.Tek başına P.Johanson'un kitapları bile evrimi sallamaya yeter. www.arn.org'dan dileyen sipariş verebilir.


Hatta evrimin sorunlarını görmek için Yaratılışçıları ya da AT'cileri okumaya gerek yok.Yukarıda örneğini verdiğim "Kalıtım ve Evrim" ya da başka bir yerli evrimci felsefeci Prof.Cemal Yıldırım'ın "Evrim Kuramı ve Bağnazlık" adlı kitaplarını (Da Vinci'nin sitesinden bir ara ücretsiz ulaşılabiliyordu) okumak bile bu teorinin nasıl bir açmaz olduğunu nasıl felsefi önkabüllere sahip yapay bir kurgu olduğunu göstermeye yeterli..


Düşünelim,tartışalım,konuşalım...Ama kimseyi de etiketlemeye gerek yok.Tabii bu dostane uyarılarınızı dikkate almayacağım anlamına gelmiyor,çok teşekkür ederim.Ben kaçıyorum ama konu beni kovalıyor..

Saygılarımla..

Yazan: Öztürk Tarih: March 14, 2006 6:26 PM

Müzmin Bey,

Celal Şengör'ü ben de tanımam.Ama sanırım Cumhuriyet Bilim Teknik dergisinin evrimsel biyoloji danışmanıydı.Bir arada Mars'ta su kütlelerinin oluşturduğu düşünülen yer şekillerini görünce büyük bir bilimsel önsezi ile "marsta hayat var" diye tam sayfa demeçler veriyordu. Oradan tanırım..


Bilimadamlarini halkin onunde horoz dovusune cagirmak gelenegi benim bildigim kadariyla Fatih tarafindan baslatilmistir ve bu ulkede bilime cok agir darbeler vurmustur


Benim bildiğim başka.. Fatih Hocazadeye Gazzali'nin Tehafüt-ül Felasifesi ile İ.Rüşd'ün
Tehafüt-ül Tehafüt'ünü karşılaştırmasını ve bir değerlendirme yazmasını istemiştir.Daha sonraları bu olay "Fatih alimleri yarıştırdı ve Gazzali'yi tuttu" şeklinde yanlış bir mecraya çekilmiştir.Ama başka bir hadiseden söz ediyorsanız bilemem..

Ama söylediklerinize de katılıyorum.Yalnız bu mesele bilim alanından çıkıpta yıllardır tüm dünyada görüldüğü üzre kitlesel bir propagandaya dönüşmüşse eğer (Bkn.köşe yazıları,dergiler)tartışma programlarına taşınması da kaçınılmaz olacaktır.


Yapilmasi gereken sey, yazmak ve yayinlamaktir. Itiraz edenler de ayni sekilde, yazarak yayinlayarak cevap vermelidir.


Evet.Buna katılıyorum.Söylediğim bundan farklı değil..Yalnız karşı taraf bu "yayın" konusunda çok ketum davranıyor. Bakınız mükerrer olacak ama sadece küçük bir örnek


Karari kalabaliklara verdirtmek akillica olmaz, bence.


Elbette ama eğer kitlelere propaganda yapanlar bunun içini dolduramıyorlarsa ya propagandaları kesecekler ya da cevap verecekler.Neyin ne olduğunu öğrenmek herkesin hakkı değil mi ?

Yazan: Öztürk Tarih: March 14, 2006 6:48 PM

ozturk bey,

Celal Şengör'ü ben de tanımam.Ama sanırım Cumhuriyet Bilim Teknik dergisinin evrimsel biyoloji danışmanıydı.Bir arada Mars'ta su kütlelerinin oluşturduğu düşünülen yer şekillerini görünce büyük bir bilimsel önsezi ile "marsta hayat var" diye tam sayfa demeçler veriyordu. Oradan tanırım..

Aman yarabbi.. Ben bu zat-i muhteremin bir onceki neslini taniyorum. Bizim cok iyi bir ingilizce hocamiz vardi vaktiyle. telaffuzu pek yoktu, ama, baska her acidan dort dortluktu --bu bakimdan kendisine sukranlarimi ifade etmek isterim. Ama, her hafta bir saatimizi de Uzaylilar, Marslilar bilmemnelere ayirirdi.. Kitaplar bazan inglizce, bazan da kendi elyazisiyla Turkce olurdu. Ama, konu hep ayni: UFO'lar, sunlar bunlar.. Adamcagiza 'marsik' ismini takmistik ve bir UFO'nun gelip kendisini teslim almasini bekledik o kadar sene. Tecelli etmedi.

Simdi, Sengor beyimiz de galiba boyle, science ile science-fiction'u ayirdedemeyecek bir saplantida olabilir.. Keske 'bilimsellik' kisvesi ile degil de, ucuk kacik romanlar halinde bunlari okurlarin takdirlerine sunsa.. Baska ne diyeyim..

Benim bildiğim başka.. Fatih Hocazadeye Gazzali'nin Tehafüt-ül Felasifesi ile İ.Rüşd'ün Tehafüt-ül Tehafüt'ünü karşılaştırmasını ve bir değerlendirme yazmasını istemiştir. Daha sonraları bu olay "Fatih alimleri yarıştırdı ve Gazzali'yi tuttu" şeklinde yanlış bir mecraya çekilmiştir.Ama başka bir hadiseden söz ediyorsanız bilemem..

Teferruatini hatirlamiyorum --isimler de yanlis olabilir-- ama, galiba bir meselede Fatih, Aksemseddin ile Molla Husrev'i bir konuda kapistirir ve sonucu da (kimin 'galip geldigini de) kendisi tayin eder.

Bu iki mumtaz ve bilgili sahsiyetin ilmi tartismasinda hukum vermek kim, taze sultan Mehmed kim!..

Ama söylediklerinize de katılıyorum.Yalnız bu mesele bilim alanından çıkıpta yıllardır tüm dünyada görüldüğü üzre kitlesel bir propagandaya dönüşmüşse eğer (Bkn.köşe yazıları, dergiler) tartışma programlarına taşınması da kaçınılmaz olacaktır.

Kacinilmaz --dogru--, fakat malesef faydali degil. Kordovusu olacak veya oldu bile.

Evet. Buna katılıyorum. Söylediğim bundan farklı değil.. Yalnız karşı taraf bu "yayın" konusunda çok ketum davranıyor. Bakınız mükerrer olacak ama sadece küçük bir örnek

Baktim. Daha baska konularda da bir suru benzer ornek var. Bilim artik bir muessese olmus ve murtezikalar papazlar edinmistir. Binanin sarsilmasi zorunlu ve o da olacak tabii ki.

eğer kitlelere propaganda yapanlar bunun içini dolduramıyorlarsa ya propagandaları kesecekler ya da cevap verecekler.

Kendi agirligi altinda cokecek zaten.

Neyin ne olduğunu öğrenmek herkesin hakkı değil mi?

Ama, ogre[t/n]mek bu degil ki..

Her iki tarafin da yaptigi sey sapkadan delil cikarmak ve bir suru isim ve terim salatasinin arasinda dinleyenlerin kafasini karistirmak.

Boyle zamanlarda, ya diksiyonu faha iyi olan, ya da fotojenik cazibesi (seksapeli) daha yuksek olan galip ilan edilir. ;-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 15, 2006 2:08 AM

Ozturk bey,

Celal Şengör'ü ben de tanımam.Ama sanırım Cumhuriyet Bilim Teknik dergisinin evrimsel biyoloji danışmanıydı.Bir arada Mars'ta su kütlelerinin oluşturduğu düşünülen yer şekillerini görünce büyük bir bilimsel önsezi ile "marsta hayat var" diye tam sayfa demeçler veriyordu. Oradan tanırım..

Aman yarabbi.. Ben bu zat-i muhteremin bir onceki neslini taniyorum. Bizim cok iyi bir ingilizce hocamiz vardi vaktiyle. telaffuzu pek yoktu, ama, baska her acidan dort dortluktu --bu bakimdan kendisine sukranlarimi ifade etmek isterim. Ama, her hafta bir saatimizi de Uzaylilar, Marslilar bilmemnelere ayirirdi.. Kitaplar bazan inglizce, bazan da kendi elyazisiyla Turkce olurdu. Ama, konu hep ayni: UFO'lar, sunlar bunlar.. Adamcagiza marsik ismini takmistik ve bir UFO'nun gelip kendisini teslim almasini bekledik o kadar sene. Tecelli etmedi.

Simdi, Sengor beyimiz de galiba boyle, ogretim amaciyla kullanilacak ile eglendirmek amaciyla kullanilacak seyleri, 'science' ile 'science-fiction'u ayirdedeMEmek gibi bir handikapi olabilir..

Keske 'bilimsellik' kisvesi ile degil de, ucuk-kacik romanlar halinde bunlari okurlarin takdirlerine sunsa.. Baska ne diyeyim..

Benim bildiğim başka.. Fatih Hocazadeye Gazzali'nin Tehafüt-ül Felasifesi ile İ.Rüşd'ün Tehafüt-ül Tehafüt'ünü karşılaştırmasını ve bir değerlendirme yazmasını istemiştir. Daha sonraları bu olay "Fatih alimleri yarıştırdı ve Gazzali'yi tuttu" şeklinde yanlış bir mecraya çekilmiştir.Ama başka bir hadiseden söz ediyorsanız bilemem..

Teferruatini hatirlamiyorum --isimler de yanlis olabilir-- ama, galiba bir meselede Fatih, Aksemseddin ile Molla Husrev'i bir konuda kapistirir ve sonucu da (kimin 'galip geldigini de) kendisi tayin eder.

Bu iki mumtaz ve bilgili sahsiyetin ilmi tartismasinda hukum vermek kim, taze sultan Mehmed kim!..

Ama söylediklerinize de katılıyorum.Yalnız bu mesele bilim alanından çıkıpta yıllardır tüm dünyada görüldüğü üzre kitlesel bir propagandaya dönüşmüşse eğer (Bkn.köşe yazıları, dergiler) tartışma programlarına taşınması da kaçınılmaz olacaktır.

Kacinilmaz --dogru--, fakat malesef faydali degil. Kordovusu olacak veya oldu bile.

Evet. Buna katılıyorum. Söylediğim bundan farklı değil.. Yalnız karşı taraf bu "yayın" konusunda çok ketum davranıyor. Bakınız mükerrer olacak ama sadece küçük bir örnek

Baktim. Daha baska konularda da bir suru benzer ornek var. Bilim artik bir muessese olmus ve murtezikalar papazlar edinmistir. Binanin sarsilmasi zorunlu ve o da olacak tabii ki.

eğer kitlelere propaganda yapanlar bunun içini dolduramıyorlarsa ya propagandaları kesecekler ya da cevap verecekler.

Kendi agirligi altinda cokecek zaten.

Neyin ne olduğunu öğrenmek herkesin hakkı değil mi?

Ama, ogre[t/n]mek bu degil ki..

Her iki tarafin da yaptigi sey sapkadan delil cikarmak ve bir suru isim ve terim salatasinin arasinda dinleyenlerin kafasini karistirmak.

Boyle zamanlarda, ya diksiyonu iyi olan, ya da fotojenik cazibesi (seksapeli?) daha yuksek olan galip ilan edilir. ;-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 15, 2006 10:04 PM

Müzmin Bey,


Teferruatini hatirlamiyorum --isimler de yanlis olabilir-- ama, galiba bir meselede Fatih, Aksemseddin ile Molla Husrev'i bir konuda kapistirir ve sonucu da (kimin 'galip geldigini de) kendisi tayin eder.

Bu iki mumtaz ve bilgili sahsiyetin ilmi tartismasinda hukum vermek kim, taze sultan Mehmed kim!..


Böyle bir hadise duymamıştım,ama olabilir tesbitinize de katılırım..


Baktim. Daha baska konularda da bir suru benzer ornek var. Bilim artik bir muessese olmus ve murtezikalar papazlar edinmistir. Binanin sarsilmasi zorunlu ve o da olacak tabii ki.


Etki tepkiyi doğurur.Daha önce ki yazımda metin Bey'e yazdığım yazımda da belirttiğim gibi HY'yi ve agresif yaratılış propagandasını doğuranda bu ketum tavırdır.Papaz tanımlamanız da yerinde. Aydınlanma sonrası batı, rahiplerden sadece otoritelerini değil cüppelerini de almış ve üniversite rektörlerine giydirmiştir..


Her iki tarafin da yaptigi sey sapkadan delil cikarmak ve bir suru isim ve terim salatasinin arasinda dinleyenlerin kafasini karistirmak.

Boyle zamanlarda, ya diksiyonu iyi olan, ya da fotojenik cazibesi (seksapeli?) daha yuksek olan galip ilan edilir. ;-)


Bu tür tartışmalarda şayet "zaman" ve "izlenme kaygısı" yoksa -yüzeysel de olsa- bilgi paylaşımı yapılabiliyor.İnce ayrıntı isteyen ezberlerle yetinmeyip, bizahmet araştırmalı.


Dediğiniz gibi kördöğüşü tanımlamasına içerikten çok izlenme oranına yoğunlaşan programlar için katılmamak mümkün değil.Ama kaliteli ve bahsettiğim kaygıları taşımayan programların faydaları da atlanılmamalı..

Yazan: Öztürk Tarih: March 16, 2006 4:05 PM

S.Öztürk Bey,

Bugünlerde iş güçten cevaplarım biraz gecikecek, kusura bakmazsınız umarım.

Evrim teorisini savunurken bilim adamı şüpheciliğini bırakıp papaz cübbesini giyenler konusunda sizinle hemfikirim.

Ali Demirsoy'a gelince... Haklısınız, durumu vahamet arzediyor! Ama şöyle de diyemez miyiz: Ha Adnan Oktar, ha Ali Demirsoy; al birini vur ötekine, yahut ha Ali Veli ha Veli Ali.

Bir de ısrarla şunların altını çizme gereği duyuyorum (avam bir dille): 1. REaksiyoner tavır irrite edicidir. 2. Karşı tarafın zaaflarını ve açmazlarını deşifre etmeye ve sergilemeye çalışmaktansa kendi doğrularınızın doğruluğunu açıklamaya/açımlamaya çalışmak daha makul bir tutumdur. 3. Karşı tarafın haksızlığı otomatikman sizi haklı duruma getirmez.

Arada bir lafa karıştığımda gerek söylediklerimden gerekse satıraralarımdan, bu evrim/yaratılış kavgasında taraflardan ikisinin de beni tatmin edici argümanlar ileri süremediği çıkarımında bulunulabileceğini takdir edersiniz diye de düşünüyorum.

Saygılar.

Yazan: metin-thePoor Tarih: March 16, 2006 7:06 PM

Metin Bey,


Ama şöyle de diyemez miyiz: Ha Adnan Oktar, ha Ali Demirsoy; al birini vur ötekine, yahut ha Ali Veli ha Veli Ali.

Diyemeyiz.Daha önce söylediğim gibi HY'nin kitaplarını kendisi değil bir gurup bilimadamı hazırlıyor.Psişik durumunun kitaplarıyla bir ilgisi yok.Ali Demirsoy ise bir biyoloji prof.u ve bu konuyla bizzat kendisi ilgileniyor.

Ama HY'nin bu Yaratılışı pazarlama yönteminin agresifliği konusunu da özellikle belirtiyorum.


1. REaksiyoner tavır irrite edicidir.

Aynen katılıyorum.Etki tepkiyi doğurur.


2. Karşı tarafın zaaflarını ve açmazlarını deşifre etmeye ve sergilemeye çalışmaktansa kendi doğrularınızın doğruluğunu açıklamaya/açımlamaya çalışmak daha makul bir tutumdur.


Başka bir konu olsa haklısınız.Ama konu evrim-yaratılış olduğu zaman farklılaşıyor.Yaratılış anının ve "nasıl"ının reel isbatı mümkün değildir.Bu ancak karşıt argümanın yanlışlanması ile mümkün olan bir husustur.Yani canlıların ortaya çıkışı ile ilgili yalnızca iki ihtimal vardır,biri Yaratılış, diğeri de evrim.

Mantık kurallarına göre cevabı iki seçenekli bir sorunun cevap seçeneklerinden birinin kesin yanlış olduğu ortaya konursa, diğer seçeneğin kesin doğru olduğu da anlaşılır. En temel mantık kurallarından biri olan bu kurala "ayrık çıkarım" (modus tolendo ponens) adı verilir.

Durum bu olduğu için Yaratılışçıların Evrimi ve mekanizmalarını çürütmeye çalışmaları normaldir, bu aynı zamanda yaratılış düşüncesinin de isbatı hükmündedir.


3. Karşı tarafın haksızlığı otomatikman sizi haklı duruma getirmez.


Söylediğim gibi,başka bir konu olsa, tamam.Ama bu konu çok farklı.Bunu bütün darwinistlerde kabul etmektedir.Yaşamın ortaya çıkışı ile ilgili saydığım iki ihtimnladen başka bir varsayım yoktur.Darwinizmin yanlışlanması-ki bana göre kesin olarak yanlışlanmıştır- Yaratılış'ın isbatı hükmündedir.HY'de bu argümanı kullanmaktadır.Yöntemi tabii ki tartışılabilir.

Arada bir lafa karıştığımda gerek söylediklerimden gerekse satıraralarımdan, bu evrim/yaratılış kavgasında taraflardan ikisinin de beni tatmin edici argümanlar ileri süremediği çıkarımında bulunulabileceğini takdir edersiniz diye de düşünüyorum.

Bunu anlıyorum.Ama bu tartışmanın bahsettiğim eksende sürmesi de kaçınılmazdır.

Saygılar.

Yazan: Öztürk Tarih: March 17, 2006 6:42 PM

"Evrim-yaratılış kavgasında" değil, dilim sürçmüş; "darwinist evrimcilik-ID kavgasında" diyecektim.

Yazan: metin-thePoor Tarih: March 17, 2006 9:44 PM

Sevgili S.Öztürk Bey,

"Canlıların ortaya çıkışı ile ilgili yalnızca iki ihtimal vardır,biri Yaratılış, diğeri de evrim." [SÖ]

"Ayrık çıkarım" (modus tolendo ponens) kuralından elbette haberim var. Ama burada durum biraz karışık. Alıntıladığım sözünüze katılamıyorum ve o yüzden de bahsettiğiniz bu mantık kuralı da burada havada kalıyor. Çünkü bir kere, -görebildiğim ve anlayabildiğim kadarıyla- yaratılış ve evrim kuramları birbirinin mutlak dışlayanları değil.
Ayrıca bir önce, dilimin sürçtüğünü; kastettiğim çatışmanın darwinist evrim kuramıyla ID iddiası arasında olduğunu vurgulamıştım. Dolayısıyla, ben beni tatmin ve ikna edemeyen taraflardan sözederken, dikkatli bir dille böyle adlandırmam gerektiği kanısındayım, bu nedenle de cevapladığınız görüşlerimin hâlâ arkasındayım. ID taraftarları, darwinistlerle kavga ederken, onların çürük tahtalarını teşhire değil, kendi çürük tahtalarını onarmaya bakmalıdırlar.

Yazan: metin-thePoor Tarih: March 18, 2006 4:30 PM

Metin Bey,


Ayrık çıkarım" (modus tolendo ponens) kuralından elbette haberim var. Ama burada durum biraz karışık. Alıntıladığım sözünüze katılamıyorum ve o yüzden de bahsettiğiniz bu mantık kuralı da burada havada kalıyor. Çünkü bir kere, -görebildiğim ve anlayabildiğim kadarıyla- yaratılış ve evrim kuramları birbirinin mutlak dışlayanları değil.


Biraz kapalı yazmışım,şöyle bir düzeltme yaparsam belki ortak paydaya biraz daha yaklaşmış oluruz.Ben Yaratılış derken bunun yöntemi olarak hem künfeyekün şekilde metafiziksel yaratılış anlamında hem de yönlendirilmiş bir evrimsel süreç anlamında hem de her ikisinin içiçe geçmiş süreçleri anlamında kullanıyorum.Bu tip her yöntem benim yaratılış tanımlamama giriyor.

Evrim'i ise tamamen rastlantısal süreçlere dayalı ve doğal yollarla oluşan sıralı ya da paralel darwinist evrim anlamında kullandım.

Bu iki genişçe tarif gözönüne alındığında ikisi dışında Yaşam ile ilgili bir alternatif yoktur.Ve ID'nin rastlantısal doğal süreçlerin kompleks formlar üretme yeteneği ile ilgili getirdiği eleştiriler mukni bir biçimde yanıtlanamadığı için belirttiğim mantık kuralı devreye girmektedir.

Ama eğer ID'den işte Tasarımcı bu , aha şöyle görüldüğü gibi tasarlıyor :-) şeklinde Tasarımcı'yı ve nasıl tasarladığını kanlı canlı deney-gözlemle gösterir bir argüman sunması bekleniyorsa meselenin ne olduğu hala anlaşılamamış demektir.


Saygılarımla..

Yazan: Öztürk Tarih: March 18, 2006 5:05 PM

Ozturk bey,

Bu iki genişçe tarif gözönüne alındığında ikisi dışında Yaşam ile ilgili bir alternatif yoktur.

Olmaz olur mu? 'Tasarlanmis rastlantsallik' ne gune duruyor..

Ve ID'nin rastlantısal doğal süreçlerin kompleks formlar üretme yeteneği ile ilgili getirdiği eleştiriler mukni bir biçimde yanıtlanamadığı için belirttiğim mantık kuralı devreye girmektedir.

OK, evrimi reddettik diyelim (cok da eksigini hissetmezdim aslinda), fakat ID'den nasil istifade edecegiz? Neyi neyle ikame etmis, ya da gelistirmis olacagiz?

Ama eğer ID'den işte Tasarımcı bu, aha şöyle görüldüğü gibi tasarlıyor :-) şeklinde Tasarımcı'yı ve nasıl tasarladığını kanlı canlı deney-gözlemle gösterir bir argüman sunması bekleniyorsa meselenin ne olduğu hala anlaşılamamış demektir.

Esgali sizin tespitinize uyan kisilerin arasinda ben de varim :-) ve bundan pek de rahatsizlik duymuyorum. Duymali miyim acaba?

'Akıllı Tasarım'ı Anlayamama Sorunu' basligi altinda bir seyler yazdim, fakat peygamber meselesinden oteye sizin ilginizi cekmemis gibi..

Halbuki, ya o endiseler sadece bana ait olmamali (yani, cikip birisi, mesela, siz, oyle olmadigini anlatmali), ya da 'yol teorisi'ni ya da 'her guzelin o kadar kusur olur'u hatirlatir sekilde gozardi edilmemeli..

Hatirlatmak istedigim baska bir sey daha var --askeri dilden-- 'Yiginakta yapilan hata harekatta giderilmez'..

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 19, 2006 6:39 AM

Müzmin Bey,


Olmaz olur mu? 'Tasarlanmis rastlantsallik' ne gune duruyor


Şimdi, darwinist evrim hipotezini kabul eden teistler zaten bu kavrama inanıyorlar.Ama sorun işte tam da bu darwinist-yani rastlantısal evrimde.AT'nin getirdiği eleştiriler rastlantısal evrime yönelik olduğu için bu rastlantısallığın kökeninden önce bu rastlantısallığın gerçekten olup olmadığı kalıyor ki esesen bu da belirttiğiniz hususu bahsettiğim iki şıktan birine girmekten kurtaramıyor.


OK, evrimi reddettik diyelim (cok da eksigini hissetmezdim aslinda), fakat ID'den nasil istifade edecegiz? Neyi neyle ikame etmis, ya da gelistirmis olacagiz?

İstifade görece bir kavram,size göre istifadeli bir şey bana göre gayri ciddi,lüzumsuz görülebilir.Tam tersi de geçerli.Ama ondan önce şu var: önce düşünce raylarını döşeyip o raylar üzerinden hareket etmektense önümüze çıkan durumlara göre güzergah belirlemek daha gerçekçidir.Önümüzde AT diye bir düşünce varsa "bu düşünce doğru bile olsa ne işe yarar ki" deneceğine, "bu düşünce doğru ise buradan hareketle ne gibi kazanımlar elde edebiliriz ?" diye sormak hem bakışlardaki önyargıyı mümkün olduğunca azaltır hem de ilerisi için entellektüel namus bilinci kazanmamıza yardımcı olur.Bu bakımından AT'nin amaç/hedef vb gibi metafiziksel kısımlarıyla ilgilenmek yerine argümanları ile ilgilenmek daha tutalıdır.Bu, Materyalistlerin de -sizi kasdetmiyorum- esasen özde kabul ettikleri bilimsel tanımlamaya da uygundur.


'Akıllı Tasarım'ı Anlayamama Sorunu' basligi altinda bir seyler yazdim, fakat peygamber meselesinden oteye sizin ilginizi cekmemis gibi..


İtirazlarınızda haklı olabileceğiniz yanlar var. Bu konuda bahsettiğiniz makaleye daha önce size hitaben bir yazı yazmıştım,sanırım görmediniz. Tekrar kopyaladım.


Öztürk

Yazan: Öztürk Tarih: March 20, 2006 9:44 AM

selam! Ben kendi çapımda bir yorum yapacağım; bilmem nasıl karşılanır. Ama okul çağında bir öğrenci zaten model arayışı içindedir ve kendisine yol gösterici olarak büyüklerini özellikle de öğretmenini seçer. Bu yüzden ben kitaplarda bilimin ışığında yazılmasını ve doğru yazılmasını beklerim. Bu çocuklar tercih yapamaz sadece yazılanların hepsine inanır ve kafası karışır diye düşünüyorum. Böyle yorum fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

Yazan: toprak Tarih: September 5, 2006 8:13 PM

Ben bu konu değil de bu konuya yorum yapanlara takıldım. nerde evrim teorisi veya akıllı tasarım yazılıp çizilse yorumlar kısmında hep aynı isimler.biri de DA VINCI...
"Evrim propagandadır" mantığını doğrular nitelikte, değil mi?..

Yazan: true lover Tarih: February 12, 2007 11:54 PM

Yaratilis bir inanctir teory degil, ispatlanamaz, dolayisi ile sadece inanan icin gercek olabilir.

Cocuklara temel egitim olarak sadece gercek (ispatlanmis) bilimsel bilgiler verilmelidir. Bunu veren egitimcilerin bu bigileri siyasi ya da inanclari dogrultusunda yorumsuz olarak genclere iletmek gorevleridir.

Yaradilis gibi inanclar da din dersleri altinda konulabilir. Bence din derslerinde Islam dinin yaninda dunyadaki diger dinlerden ve inanislardan ve dinlerin tarihinden bahsedilmedidir. Din dersleri kesinlikle din bilgisi olarak verilmeli yani egitimcinin inanci ve yorumu dogrultusunda degil.

Boylece genclere sunulmus olunan bilimsel ya da dinsel bilgiler sonucunda onlarin kendilerine ozgu fikirleri ozgurce olusmus olacaktir. Bu fikirlerin bilincli kullanilmasinin temelinde ise bilimsel gercegin ve inancin birbirinden ayirtedilebilmesi yatar.

Yaratilisin biyoloyi kitabinda yer almasi demek bence bilimi hice saymak demektir ve su ana kadar yapilmis butun bilimsel gercekleri reddedmektir. Yaratilisin ispati yoktur, ispati olmayan birsey bilimsel teory olarak kabul edilemez. Ders kitaplarinda bilimsel degeri olmayan fikirlere yer verilmek isteniyorsa bilimsel baslik altinda yer verilmemelidir.

Zaten ulkemizin cocuklari aileden yanlis, kisitli ya da baskili ya da hic egitim alamiyor, bari cocuklara okullarda siyasi ya da dini baski olmadan ve dogru basliklar altinda dogru bilgiler verilsinki, fikri hur ve bilincli bir nesil olussun.

Yazan: gunka Tarih: February 13, 2007 4:39 PM

Efendiler tartısmanızdan büyük haz duydugumu itiraf etmeliyim lakin araştırmalarınızın cok kısıtlı kaldıgının farkında mısınız?Neden mi?
İsrail su günlerde kanser sorunu yaşamamaktadır.Biyolojik çalışmaları cok muazzam düzeydedir.Bu noktada haberler pek inanmayın israil herseyini açık açık yazmıor biz ibranice makalelerde yakalıyoruz.
Rusya biyogenetikte amerikan tekelinden kurtuldu Rusca kaynaklar bunu dogruluyor,ne kadar amerikan basını inkar etsede kore ile diyalogta bu gercek belgelidir.
Belge sunamadıgım için üzgünüm.
Bütün bu çalışmalar EVRİM ışıgında yapılmaktadır doga ana kozmik bir tekme atmaz ise bu devletler biyolojik problemlerini ilk 10 yıl içinde çözeceklerini iddia ediyorlar ve ÇALIŞYORLAR.
NEticede sorum şudur tüm din ve bilim insanları bir yana biz varolusu tanrısal vahye dayandıran kavramla ne kadar calışma imkanı bulabilirz?

Yazan: physics Tarih: February 1, 2008 10:43 PM

Eğer evrim teorisini makro seviyede ispatlama yoluna gidip eliniz boş olarak geri dönüyorsanız bu demektir ki mevcut mekanizmalar işe yaramıyordur!..Bunun için başka alternatifler üretmek gerekir..Akıllı tasarım teorisi bir alternatiftir.Fakat doğal sonucu bir Yaratıcı'ya dayandığı için bilimsel olmamakla eleştirilir..

Ben doğaya bağlı kalarak bilim yapmak istiyorum dediğiniz anda evrim teorisi tabiki alternatifsiz ve yanlışlanamaz bir teori olacaktır..Bu mantıkla yola çıkan bir adamı meryemana heykelinin kendisine el salladığını görse bile, bu durumu atomların bir anda heykelin kolunda toplanma eğilimi gösterdiğini söyleyerek geçiştirecektir..


Yazan: barış Tarih: July 7, 2008 12:05 PM

EÄŸer evrim teorisini makro seviyede ispatlama yoluna gidip...
Bu mantık şöylede oluyor sanırım: big-bang in oluşmasını ıspatlıyamıyoruzi demek ki modern fizik işe yaramıyor. Yada: Makro düzeyde kıtaların büyük çaplı hareketlerini ısbatlıyamıyoruz, o halde kıta hareketleri teorisi yanlış..vs.vs... Bir insan bilimsel teorilerin nasıl işlediğini, ne ifade ettiğini, nasıl oluşturulduğunu bir zahmet öğrenmeden kelam etmeye kalkışırsa, bu şekilde kendince bilim ile dalga geçtiğini zannebiliyor. meryem ananın el sallamasını, doğada tanrının elini gördüğünü zannedebiliyor. Ne yazsak boş sanırım. Yumalım gözümüzü kendimizi kandırmaya devam edelim...

Bu arada size doğaya bağlı kalarak bilgi üretme işi yapmayın diyen yok. Zaten var, seçin birisini başarılı bilgiler üretin. Mesela Astroloji var! Cin ve büyü işleri var. Piramit büyüleri var. Budizm kuantum melezleri var. Zen ve motorsiklet bakım sanatları var. Erkeci zero-pointciler var. Kurucusunun bile iflasını itiraf ettiği akıllı tasarım yaratılışcılığı var... Ve bunlardan birisini alıp, yöntemleri prosedürleri çöpe atıp keyfimize göre başka bilimler adına söz sahibiymiş gibi bir saygısızlık, zorbalık yapmazsanız size kimse karışmaz. Kurun araştırma programlarınızı açıklayın bilmediklerimizi, ikna edin insanları, ürettiğiniz bilgilerin işe yararlılığını gösterin, bilim işlerinde devrim yaratın çoşun çoşturun...1-2 saçmalıkla üniversiteleri, bilimcileri, araştırma enstitülerini ikna edemiyorsunuz diye başkasını da suçlamayın, iyi birşey değil. yolunuz açık olsun!

Yazan: fuatogl Tarih: July 11, 2008 1:41 AM

bilim insanları cinlenmiş bir hastayı nasıl tedavi ediyorlar acaba?

fuatogl beyin bu konuda bir bilgisi var mıdır,merak ettim doğrusu..

Yazan: delikanlı Tarih: July 11, 2008 7:21 PM

Bildiğim kadarıyla günümüz bilimi, cin ve onların etkisine ilişkin herhangi bir tespitte bulunamadıkları için doğal olarak herhangi bir tedavi de geliştirememişler. Dolaysıyla tanı koyamadığı birşeye tedavi geliştiremez.

Fakat başka bir tanı şablonu var, hemde işe yarayan tedavilerle geliyor;
"cinlenmiş" kişi genelde gerçekten bilinen bir hastalığa yakalanmıştır + cehalet vardır. Hastalık + cehalet = cin/büyü, bizde genele bu şekilde bir denklem ortaya çıkıyor. Meseleyi bu şekilde ele almanın büyük faydaları var. Bilimimizle hem hastalığı teşhis edip tedavi ediyoruz, hemde bilgimizle cehaleti azaltabiliyoruz. O yüzden cinlenme demeden ilk önce doktora görünmekte fayda var.

Gemel olarak baktığımızda ise, bizde cin ve büyülere inanan cahil insanların bolluğu ve yaratılış inancı biyoloji dersinde kalmalıdır gibi saçmalıklar savnabilen eğitim bakanlarının varlığı tutarlı bir bütün oluşturuyor.

Yazan: fuatogl Tarih: July 12, 2008 10:41 PM

Mustafa Akyol burada yaratılışın biyoloji ders kitaplarında olmasını açıkça savunduğu gibi ABD'deki akıllı tasarımcı dostlarının gözleri önünde halka açıka olarak savunabiliyor mu bakalım? Elbette yapamaz. Mustafa Akyol bir yandan akıllı tasarımı savunuyor gözüküyor ama diğer yandan klasik bir yaratılışçıdan hiçbir farkı yok. Mustafa Ajlan Abudak ve benim gibi akıllı tasarımın aslında dinle bir ilgisi olmadığını veya olmaması gerektiğini söyleyenler bu tip yaratılışçılar yüzünden maalesef zor duruma düşüyor.

Yazan: provoker Tarih: July 13, 2008 3:30 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)