« 'Ermeni Soykırımı' Neden Soykırım Değildi? | Ana Sayfa | Kahire'de Din, Bilim ve Biyoetik Sempozyumu »
February 7, 2006
Karikatürler Üzerinden Medeniyetler Çatışması mı?
[İngilizce orjinali Amerikan National Review dergisinde yayınlandı]
Bir Müslüman olarak, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların Hz. Muhammed'i alaya alan Avrupalı karikatürlere karşı hissettikleri tepkiyi anlayabiliyorum. Allah'a, onun vahyine ve peygamberlerine karşı derin bir saygı, İslam'ın temel vasıflarından biridir. Müslüman kültüründe Allah hakkında şaka yapılmaz; hem O'nu hem de dinini son derece ciddiye alırız. Ve onları alaya alanlara buğz ederiz.
Ama bu hassasiyet, şu günlerde İslam dünyasının dört bir yanında gördüğümüz şiddet dolu, medeniyetsiz öfkeyi haklı çıkarmıyor. Bu öfke, pek çok suçsuz gayrımüslimi korkuttuğu ve incittiği gibi, İslam'a da herhangi bir karikatürün veremeyeceği kadar zarar veriyor.
Dahası, gösterilen bu reaksiyon, Kuran'ın Müslümanlara alay karşısında yapmalarını öğütlediği şey değil. İlk Müslümanlar da putperestler tarafından sıkça alaya alınırlardı ve buna karşı Kuran onlara medeni bir kınama yöntemi emretmişti:
"O, size Kitapta: 'Allah'ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz' diye indirdi." (Nisa Suresi, 140)
Ve karikatürleri protesto eden Müslümanlar öfke ile dolular, ama Kuran Müslümanları "onlar... öfkelerini yenenler ve insanlardan bağışlama ile vaz geçenlerdir" diye tarif ediyor. (Ali İmran Suresi, 134)
Dolayısıyla sokaklardaki öfke gerçekte teolojik mantıklarla harekete geçirilen bir cevap değil, daha çok kendi inanç ve kimliklerine hakaret edildiğini düşünen insanların duygusal bir taşkınlığı. Bir tür milliyetçi tepki; ancak burada "millet", Müslüman ümmeti. (Eğer öyle olmasaydı, tepki milliyetçi değil de tümüyle dini karakterli olsaydı, protestocuların Hz. İsa ve Hz. Musa ile alay eden karikatürlere de tepki göstermeleri gerekirdi. Çünkü Kuran'da bu kutsal insanların hiç biri arasında ayrım yapılmaz.)
Tüm bunların anlamı ise, tanık olduğumuz "İslami öfke"ye karşı İslami bir eleştiri getirilebileceğidir. Müslüman lider ve entellektüellerin bunu bir an önce getirmeleri gerekiyor. Verilecek mesaj ise, "Allah'la ilgili meseleleri bu kadar ciddiye almalayım" şeklinde değil, "Allah'ı yüceltmenin yolu bu değildir" şeklinde olmalı.
Tüm bu karikatür karmaşasında dikkat çekici olan bir diğer nokta ise, kıta Avrupası'nın ultra-seküler ülkeleri ile dine daha yakın olan Anglo-Saksonlar arasındaki tutum farkı. Dikkat edilirse karikatürlerin yayınlandığı ve bazı durumlarda resmen destek gördükleri ülkeler, aynı zamanda yaygın bir ateizm ve din karşıtlığı ile tanınan ülkeler. Buna karşılık hem dindar ABD hem de pek dindar olmasa da dine karşı saygılı olan İngiltere, karikatürleri eleştirdi. Aynı şekilde, Papa XVI. Benedict, Ekümenik Ortodoks Patriği Bartholomeov ve daha pek çok gayrımüslim din adamı, karikatürleri Müslümanların dini duygularını incittikleri için kınadılar. Dindarlar, birbirlerinin kutsallarına saygı göstermeyi biliyorlar. Sorunu üreten, "haçlı" değil, haçsız Avrupa...
Dolayısıyla, eğer yaşadığmız olay gerçekten bir "medeniyetler çatışması" ise, sorumluluk her iki taraftaki aşırıların üzerinde: Bunlar, "evet, Tanrı ile alay etmeye hakkımız var" diye ısrar edenler ve, "sizi bunun için öldüreceğiz" diye tehdit savuranlar. Geride kalanlar, birbirleri ile anlaşabilirler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 7, 2006 6:27 PM




Mustafa bey,
Danimarka'da yayinlanmis bir gazeteki o karikaturun, Fas'dan Afganistan'a kadar, her Allahin gunu dunyanin butun gazetelerini didik didik okuyan muslumanlarin (!) nicin bunca zaman sonra bunu farketmis olmalari dikkat cekiyor. ;-)
Sanki, karikatur ile inanclarin en temel alakasi, muslumanlarin arasinda hatiri saylir bir kitlenin bu tur bir enstrumanla kolayca tahrik edilebileceginin bilinmesini ve boyle bir enstrumanin simdi lazim olmasini daha makul bir aciklama gibi gorunler de var maalesef.
Asagidaki metin buna bir ornektir.
Catışmaların insanların düşünce farklılıklarından kaynaklandığı söylenir. Şimdi de Hıristiyan dünyasında çizilen karikatürlerle İslam’a hakaret edildiği, bu yüzden ciddi bir çatışma ortamı yaratıldığı gözleniyor. Bu düşünce Birinci Dünya Savaşı’nın bir Sırp veliahdının öldürülmesi sonucu çıktığını söylemeye benziyor. Halka sunulan gerekçeler bunlar olabilir ama gerçek sebep, her zaman, çok daha önemlidir.
Olayın gerçek nedenini ancak yaratılan sonuçların ne olduğuna bakarak anlayabiliriz. İlk tespitimiz Batı dünyasının Müslümanları tahrik etmekten çekinmediği, hatta böyle bir çatışmayı arzu ettiği oluyor. Ayrıca, başlangıçta, ABD ile İslam dünyası arasında başlayan gerginliğin giderek Avrupa’ya yayıldığı, çatışmanın bir Avrupa-İslam gerginliğine dönüştüğü gözleniyor.
Önce terörist saldırılarla ve Avrupa’daki Müslümanların eylemleriyle başlayan ayrışma şimdi boyut değiştirerek inanç düzeyine yerleşiyor ve kökleşiyor.
Kimin haklı, kimin haksız olduğunu aramak ve tartışmak doğal refleksimizdir ama bu tavır hem sorunu anlamamızı hem de sonuçlarını kestirmemizi engeller. Oysa gelişmeler inanç boyutunun ötesinde sonuçlara gebedir ve bu dünyanın yeni şeklini etkileyecek dinamikler taşımaktadır.
Durumu bir model içinde incelersek şu sonuçlara varırız: Avrupa’nın enerji kaynaklarıyla ilgisi kesilmekte ve bu bölgelerdeki etkinliği tamamen yok edilmektedir. Avrupa kamuoyu İslam ülkelerine karşı duyarsız hatta hasım hale gelmektedir. Bu durum bölgede çıkacak bir çatışma ya da karışıklıkta Avrupa’nın etkin bir rol oynamasını engelleyecektir.
İran’la, nükleer enerji nedeniyle, çatışan Avrupa şimdi de inanca saldırı yüzünden bu ayrışmayı perçinlemektedir. Bölgede etkili olabileceği Irak’tan sonra İran’ı da geri dönülmez biçimde kaybetmektedir.
Olay tek yönlü değildir. Avrupa doğal kaynaklar ve pazarları üzerindeki siyasal etkinliğini yitirirken İslam dünyası da alternatifsiz kalmaktadır. Bundan böyle, dost ya da düşman, ABD’den başka muhatap bulamayacaktır. Avrupa’nın izolasyonu Türkiye ile bağlarının koparılmasıyla tamamlanmış olacak, sıra Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesine gelecektir.
Enerjide bir dönüşüm olsa bile doğalgaz kullanımının devam edeceği söylenebilir. Bu durum İran’ı, dünyada ikinci büyük doğalgaz rezervlerine sahip olması nedeniyle, hedef haline getirmektedir. Yani sorun, zannedildiği gibi, nükleer silah değildir.
Avrupa’nın devre dışına çıkarılması sahneyi iki aktöre bırakacak ve Rusya ile ABD arasındaki paylaşıma göre yeni bir düzen oluşturulacaktır. Tüm kozları elinde tutan bu aktörler petrol fiyatlarını, enerji politikalarını istediği gibi belirleyebilecektir. Bu, aynı zamanda, ekonomik düzenin belirlenmesi anlamını da taşır.
Bir şeyi daha görebileceğiz: Güçle desteklenmeyen ideoloji ve inançlar etkili olabilirler mi? Gücünü kaybeden Avrupa, kendi değerlerinin yaygınlaşmasını sağlayabilecek mi? İslam iddiasını sürdürebilecek mi? Yoksa gücü elinde tutanların değerleri mi genel kabul görecek? Yani ideoloji mi belirleyicidir yoksa güç mü ideolojiyi kabul ettirir?
Bu konuda bir tahminde bulunmayacağım ve zaman içinde herkesin sorunun cevabını alacağını söylemekle yetineceğim.
Türkiye bu gelişmelerin odağına doğru hızla ilerlemektedir. Bir yandan Avrupa’daki tahrikler nedeniyle oradan uzaklaşırken diğer yandan, hızlı bir ABD aleyhtarlığı gelişmektedir. Bunları hazırlayan duygusal olayları yok sayamayız ve oluşan tepkileri anlamak zorundayız. Ancak rasyonel kararların hayati önem taşıdığı bu zaman diliminde duygusal davranmakla yetinemeyiz. Şu anda önümüze konan İran dosyasını iyice okumak ve anlamak zorundayız.
Muhataplarımıza, ‘Nükleer silahı, askeri tehditleri boş verin ve sadede gelin. Ne yapacağınızı açık söyleyin’ demenin tam zamanıdır. Halkın duygularına hitap edeceğinizi ve masal anlatacağınızı biliyorum ve bunu anlayışla karşılıyorum. Endişem yönetenlerin de masallarla uyutulması ihtimalidir.
2006-02-05
Tabii, bunun boyle olmadigini, durumun ayetlerle filan daha iyi aciklanabilecegini, muslumanlarin Allah ve Hz Muhammed sevgilerinin sonsuz oldugunu, emirlerine hic istisnasiz uyduklarindan bu tepkileri verdiklerini hepimiz bilhakkin biliyoruz.
Bu boyle bilindigi halde ben nicin bunlari yaziyorum, ya da alinti yapiyorum? Bilmem.. Bugun Mahir Kaynak hocamizla isguzarlik paylasimi yapmak geldi icimden galiba..
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 8, 2006 1:19 AM
Avrupa ulkelerinin ve ozellikle de kuzey Avrupa ulkelerinden Isvec, Norvec ve Danimarka'nin yillardir etnik, dinsel ve sinifsal her ulkeden her turlu bolucu teroristlere nasil kucak actigini ve onlari nasil himaye ettiklerini bilmeyen yok.
Norvec'in Oslo baspiskoposu Gunnar Staalset kalkiyor gidiyor dogu Timor'da ayrilikci dinsel kiskirticilik yapiyor. Kimse sesini cikarmiyor. Neden Ankara muftusu gidip'te dunyanin herhangi bir ulkesinde yasayan muslumanlari Hiristiyanlara karsi kiskirtmiyor? Bu ulkelerin ilk vukuatlari degil bunlar. Simdi ayiklasinlar pirincin tasinida gorelim bakalim.
Insan hak ve ozgurlukleri, dusunce ve fikir hurriyeti maskesi altinda isleri gucleri dunyanin neresinde ayrilikci, sorunlu bir yer varsa oraya pis burunlarini sokup halki birbirine kiskirtmak ve ortaligi karistirmaktan baska bir sey degildir.
Muhammed peygamberliginden ote bir topluma onderlik etmis devlet kurmus saygi duyulacak tarihi bir insandir. Ona karsi yapilmis bu alayci hakarete karsi insanlarin asiri tepki gostermeleri cok normaldir. Tabiiki gosterilen bu tepkilerin insan hayatina mal olacak sekilde olmamasi ve herkesin sagduyulu davranmasi gerekir.
Bu uc ulkeye terorun her turlusune, dinsel ve etnik kiskirtmaciliga verdikleri destekten dolayi uluslararasi duzeyde hadlerinin bildirilmesi gerekmektedir. Maddi manevi en agir cezalari coktan hakettiler.
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: February 8, 2006 12:21 PM
Bu medeniyetler çatışması falan olamaz ancak ve ancak medeniyetsizler çatışması olur.
Yazan: Anonim Tarih: February 8, 2006 12:49 PM
Karikatür konusu gerçekten ibretlik! Aslında bu olaylarla İslam aleminin dinin özü olan Kurana ve Kuran ahlakına ne kadar yabancı olduğunu, davranışlarını belirlerken ondan ne kadar uzaklaştıklarını gösteriyor.
Danimarkaya gelene kadar her hafta ülkemizde yayınlanan bir çok mizah dergisinde peygamberlerden özellikle Hz. Nuh 'a yönelik karikatür eksik olmuyor. Gemiye alınanlar, alınanlar arasında geçen konuşmalar vs bir sürü alaya alınan konu var. Bu konu aslında Danimarka olayın hakkında da fikir veriyor. Hz. Nuh ile alay edildiğinde Hz. Nuh'un cevabı alay ede durun bizde sizinle alay edeceğiz diyor.
Müslümanlarında bu sekülerci kafanın düşeceği durumla alay edebilme şansı olduğunu bu ayetten anlıyoruz.
Bu konuda neden ilgisiz kalınıyor?
Din konusunda hassasiyet Allah korkusu ile olmalı bence. Mesela eğer bu Dünyanın herhangi bir ülkesinde bir kimse bir şekilde Allah'ın ayetlerini yada Peygamberlerini alaya alıyorsa Kuranda belirtildiği gibi Allah'ın veya ayetlerinin alay konusu olamayacağını anlayacakları güne kadar beklemesi yeter. Bizim burda ayağa kalkmamız bir şeyi değiştirmez.
Duyarlılığı arttırmak için toplum olarak birbirimize vereceğimiz öğütler Allahın ayetleri ile olmalı ki, bizi hakka iletsin.
Saygılar,
Ömer kartal
Yazan: Ömer Kartal Tarih: February 8, 2006 4:23 PM
Bu kriz, Danimarka`nin tarihi birikimi, cografi, jeopolitik konumu goz onune alindiginda gucunun, kapasitesinin cok cok uzerindedir. Daha ziyade kullanildiklarini dusunuyorum ben de. Bu karikaturlerin 30 Eylul 2005 de yayinlandigini tekrar hatirlatalim. Musluman ulke buyukelcilerinin, musluman ulkelerde elcilik yapmis eski Danimarka buyukelcilerinin, eski basbakanlarinin, IKO`nun, Arap Ligi`nin, hatta bizzat Avrupa Birligi Insan Haklari Komisyonu`nun en ust duzeyde ikazlari Basbakan Rasmussen tarafindan ciddiye alinmadi, butun diyalog cagrilari geri cevrildi. Bir yandan da gecen zaman zarfinda karikaturlerin butun Islam dunyasina yayilmasi saglandi.
Danimarka`nin secilmesi elbette tesadufi degil. Bahsettigimiz uzere tarihi birikimleri itibariyle farkli kulturlerle birarada yasama tecrubeleri yok. Tanidiklari musluman topluluklar son 40 yildir ulkeye goc edenler...Toplam nufusta musluman orani %2. Bu durumu da idare etmekte ciddi anlamda zorlaniyorlar; bunun en guzel delili, Avrupanin en sert yabancilar yasasinin Danimarka`ya ait olmasi. Bizzat Avrupa Birligi tarafindan da defalarca ikaz edildiler.
Ustelik muhafazakar guney Avrupa ulkeleriyle kiyaslandiginda hristiyanligin da sembolik olarak yasadigi bir ulke burasi. `Kutsal` kavraminin belki de dunyada en az karsiligi bulunan ulkelerden biri oldugunu soyleyebiliriz.
Bu nedenle ozgurluk iddiasiyle musluman hassasiyetlerini ciddiye almamalarini, basbakanlarinin uzlasmaz tavrini anliyorum ama hadisenin boyutlarini kavrayabilecek bir stratejik planlama imkanina sahip olduklarini da sanmiyorum. Aksine Islam ulkelerinde ugradiklari ekonomik boykotu dusunursek kendi menfaatlerini korumaktan da aciz olduklarini dusunuyorum.
Neticede birkac basiretsiz insanin ucuz kahramanligindan ziyade kasitli bir kriz yaratma cabasini idrak etmemek mumkun degil. Bu nedenle Filistin, Suriye, Iran, Afganistan ve Lubnan`da yasanan hadiselerin de tesadufi olmadigini kabul edelim. Bu olay, bir provokasyonla galeyana gelen kitleler ifadesiyle anlatilacak kadar basit bir olay degildir. Bu olay, muslumanlarin tepkilerini dogru durust bir sekilde gosterememesiyle asla aciklanamaz, cunku bahsettigimiz sekilde en ust duzeyde gosterilen tepkiler sonucsuz kalmistir.
Sozkonusu ulkelerin ABD ile iliskilerini gozonune alirsak resim son derece anlamli hale geliyor zaten. En kisa vadede ulasilacak sonuc, Avrupa kamuoyundaki ABD karsitligini kirmak, ABD aleyhine musluman ulkelerle isbirligi yapan Avrupa ulkelerinin ellerini zayiflatmak, ozellikle Filistinlilerin Avrupa`daki destegine ciddi darbe vurmak sayilabilir...
Yazan: Elif Tarih: February 8, 2006 9:06 PM
Açıkçası bu altı üstü bir karikatür. Niçin bu kadar tepki verildiğini bir türlü anlayamıyorum. Ne olacak yani? Bir çizer islamiyeti aşağılasa ne olacak?
"İnançlarımıza saygı" vs. diyecek olan çok olacaktır ama islam dünyası biraz daha esnek olmayı bilse keşke. Olayı büyütmemek en iyi tepki olurdu.
Hoşgörü tamamen bitmiş.
İslamiyet müslüman olmayanlar arasında zaten bu yüzden bu kadar nefret topluyor.
Yazan: Yilmaz Tarih: February 9, 2006 1:01 AM
Değerli Müslüman kardeşlerim
Karikatür olaylarındaki tepkimiz maalesef tamda haçlıların istediği mahiyette. Bu elemanlar konvansiyonel yoldan Kutsal toprakları yâda petrol kaynaklarını ele geçirme ümidini 14. Haçlı seferi ve en son Türk Kurtuluş Savaşı ile tam manasıyla yitirdiler. Avrupalı Crusader’lar(maalesef Amerika’da dahi türediler ama onlar hala konvansiyonel) medya denilen hileli yönlendirme gücü ile damara basıp, sinirlendirip kendilerince düşman belledikleri Müslümanların kontrolünü kaybetmeye zorluyorlar, biliyorlar ki Müslümanlar inanç akidesi olarak en güçlü topluluk ama kontrolsüz güç, güç değildir. Bunu kendi alehimize kullandırmayalım ne olur.Bizim en büyük gücümüz bazen de en zayıf tarafımız oluyor. Duygusallığımız yani sevgimizin büyüklüğü hıncımıza da yansıyor ne yazık ki. Aslında tepkimiz elbette şiddetli olmalı ama entelektüel yönden. Doğu Bloğu çöktüğünden anti-semitizmin yerini(bir ara sovyet tehlikesi oldu) anti-İslam almıştır Avrupa’da bu zavallılar ekonomik ve toplumsal( katalizör) itici güç olarak sürekli bir düşmanla yaşamak zorundadırlar. Tarih tekerrürden ibaret boşuna denmemiştir.Çok üzülerek belirtiyorum ki aydınlarımızın bu pasifliği onların bizim aydınımız değil de ötekilerin tabiri mi mazur görün kuklaları olduğunu göstermiyor mu? Yeri gelince 90 sene önce yaşanan karşılıklı savaşta ötekinin yılmaz savunucusu olan romantik aydınlarımız şimdi nerde? Hani bunlar insan haklarına, inançlara vesaire yi savunmakla yükümlüydüler entelektüeller olarak. Hey sevgili kardeşlerim oynanan senaryoda kaba tabirle oltaya gelmeyelim daha fazla. Allah (C.C) bunların yaptığı saygısızlığı, aşağılık davranışın karşılığını elbette layıkıyla verecektir. Unutmayalım ki Avrupa’da İslam her şeye rağmen giderek büyümektedir. Bu korkunun tezahürü onlan bu tip saçma davranışları beklide en açık bilinçaltı eylemleridir. Bizde bunu İslam’a yakışır şiddet içermeyen ama akıl içeren fikir içeren ekonomik ve edebi yolla yapalım hem de elimizden gelen en kuvvetli bicimde.Çünkü haklı iken haksız gibi gözükmeyelim.Onlara fırsat vermeyelim artık.
Saygılarımla..
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: February 9, 2006 1:11 AM
Yahu muslumanlari suclamaktan vazgecin artik Allahaskina! En ust duzeyde yapilan ikazlarin hicbirini dikkate almadiklarini soyluyoruz! Bu kadar olaydan sonra bile nedamet duyduklarini mi dusunuyorsunuz? Hayir, kustahliga aynen devam ediyorlar. Bu hadiseyi bu noktaya getirmek icin ellerinden geleni yaptilar diyoruz!
Afganistan, Iran, Lubnan, Suriye... Tesaduf mu sizce? Niye Turkiye`de kimse gidip konsolosluklara saldirmadi acaba? Niye Misir, Katar degil de Suriye?
Savas istiyor birileri, kan istiyor. Her iki taraftan da itidal cagrilari geliyor surekli, seslerini kim duyuyor?
Atesi kimin baslattigini, kimin korukledigini unutup muslumanlari suclamayin Allahaskina!
Yazan: Elif Tarih: February 9, 2006 10:05 AM
Neden inancınıza saygı duyulması gerektiğini düşünüyorsunuz? İnanç bir bir dogmadır. Neden insanların sizin dogmalarınıza saygı duymak zorunda olduğunu düşünüyorsunuz? Dinin körü körüne bir inanç olduğunu ve başkalarının bunu beğenmeyebileceğini, dalga geçebileceğini neden kabul etmiyorsunuz? Bunu hazmedebilmeyi neden beceremiyorsunuz?
Yazan: Anonim Tarih: February 9, 2006 1:33 PM
Elif hanim,
Tek basina bu bir hayli ilginc. Bir basbakan, kisisel acidan, istedigini ciddiye alir, istemedigini almaz; ama, devlet kurumunu temsilen neleri bu kadar keyfi yapabilecegi o kadar genis degil.
Danimarka'nin uzun vadeli cikarlarina ters dusecek bir sey yapmasina izin verilebilecegini sanmiyorum. Burada anahtar ibare uzun vadeli cikarlar olsa gerek. Dolayisiyla, Danimarka'ya uzun vadeli cikarlar acisindan baska bir seyler onerilmis olmasi lazim.
Cumlenin ilk kismi ikinci kismi olmaksizin aslinda yeteri kadar anlamli gelmiyor bana --durup dururken ozgurluk sevdalisi kesildiklerini soylemek gibi oluyor--, sonraki kismina (yani cikarlarinin farkinda olmadiklarina) ise tam olarak katilamiyorum. Bence, Danimarka, Avrupa Birliginden radikal ve farkli bir tercih yapti ve bunu da bu sekilde ilan ediyor.
Oyle olmak zorunda. 3-4 ay sonra --butun ikazlara ragmen-- ortaya cikan seye apansiz olmus bir kaza demek zor.
ABD karsitligini kiracagindan maada, ABD karsiti olsalar bile bunun bir anlam ifade etmeyecegi noktaya surukleniyorlar bence. Islam ve dolayisi ile enerji cografyasindan (ve genel anlamda pazarlardan) soyutlanmis bir AB'nin ne derece anlamli olabilecegini zaman gosterecek.
Filistinlilere verilen destegin tek basina bir anlam ifade ettigini pek dusunemiyorum, ama Filistinlilerin Arap ve Islam dunyasinda temsil ettikleri acisindan tabii ki cok onemli.
Kisacasi, yazdiklariniza esasen katiliyorum.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 9, 2006 2:54 PM
Muzmin Anonim,
Haklisiniz, Danimarka`nin ugradigi zarari telafi edecek uzun vadeli kazanimlari olabilir. Zaten Danimarka, AB`den ziyade ABD-Ingiltere ittifakina yakin duruyor. Irak savasina basindan beri destek verdiler mesela. Katkilari sembolik de olsa hangi tarafta olduklarini gostermek acisindan anlamli.
Ilk boykot hareketi Suudi Arabistan`da baslamisti degil mi? ABD`nin ezeli muttefiki! Parcalar nasil yerine oturuyor...Artik bu oyunun senaryosunun kime ait oldugunu gayet acik bir sekilde gorebiliyoruz. Bir tasla pek cok kus vurulan "dahiyane" bir senaryo degil mi?
AB acisindan haklisiniz; bu kriz hakikaten Danimarka uzerinden AB projesini hancerleme girisimi olarak gorulmeli. AB`nin islam ulkeriyle diyalogunu koparmasi bu topraklardaki etkinligini bitirir, yanlizligini arttirir.
ABD cok buyuk islere girisiyor. Ancak kontrol etmek istedigi topraklardaki halklarin dusmanliklarini korukleyip, iktidarlarini halklarina uzaklastirarak nasil basaracak bu isi acaba? Sadece ekonomik ve askeri guc yeterli mi? Yetecegini dusunsek bile bu kadar guclu mu gercekten?
Bu da ayri bir tartisma konusu tabii...
Yazan: Elif Tarih: February 10, 2006 11:27 AM
"Neden inancınıza saygı duyulması gerektiğini düşünüyorsunuz?" diyerek hadiseyi olabilecek en alcak seviyeye indiren sayin Anonim`e bir cift sozum var:
"Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in karikatür krizinde takındığı net tavır, ülke çapında da etkisini gösterdi.
Müslümanların yaşadığı bölgelerde Danimarka mallarına boykot uygulanırken, ülkenin önde gelen bazı genel yayın yönetmenleri, dinî duyguları inciten bu tür karikatürleri yayınlamayacaklarını açıkladı."
http://www.zaman.com.tr/?bl=dishaberler&alt=&trh=20060210&hn=255173
(10/02/06 Zaman)
Yillarca sinirlari icinde yasayan muslumanlara binbir turlu eziyeti reva gormus Rusya`nin bu inceligini nasil anlarsiniz acaba? Meger ne saygili millet imisler!
Yazan: Elif Tarih: February 10, 2006 11:49 AM
Elif hanim,
Evet. Fransa'da denendi. Bir noktaya kadar da basarili oldu. Ama, arkasini getirmek gerekiyordu bence. Aksi halde percinlenmis olmazdi.
Butun kontrolu elinize alirsaniz, yani baska butun mudahilleri bertaraf ederseniz, bence gerisi cok zor degil.
Ondan sonrasi 'sivil zinde gucler'e birakilabilir; tek yapilmasi gereken sey halen var olan bir faaliyetin butcesinin, basin dunyasina (dogrudan ve/ya dolayli) dagitilan paranin artirilmasi.. Agzi guzel laf yapan baska nice parlak cocuklar cikar..
Askeri guclerinin oldugu kesin. Ekonomik gucleri tartisilabilir, cunku, savasin onemli bir kismi, bence, paraya karsi veriliyor.
Dolayisi ile, oyun iyice kizismaga basladiginda ABD ekonomisinde ilginc bir cokertme (gercek degil, sadece gozdagi) denemesi gorursek hic sasirmayacagim.
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 10, 2006 1:25 PM
Muzmin Anonim,
ABD`nin gucu hakkinda yorum yapabilmek icin ciddi bilgi gerekli. Evet, "yikmak" konusunda cok maharetliler ama "yapmak" cok daha fazla caba ve guc ister. Ne var ki bugunku ortamda bu gucu dengeleyecek bir alternatif de olmadigi icin, nefesinin yettigi yere kadar gidecegi kesin. Dolayisiyla bu sancili cografyalarda yasayan insanlarin baris ve huzur umitleri cok uzak baharlara kalmis gorunuyor...
Allah sonumuzu hayreylesin...
Yazan: Elif Tarih: February 10, 2006 4:09 PM
Medeniyetler ittifakı, medeniyetler çatışmasına dönüştürülmek isteniyor bu açık.
Karikatürler ilk yayınlandığında istenilen ve hedeflenen reaksiyonu vermemiş olmalı ki daha ısrarcı bir şekilde mevzuyu yeniden gündeme getirdiler. Olayın kitleler üzerindeki etkisine bakarak bir değerlendirme yapmak mümkün.
Şiddeti günden güne artan protestolara neden oldular. Müslüman ülkelerde kontrolden çıkan eylemler tüm dünyanın gözü önünde cereyan etti. Haklı olarak yapılan protestolar görüntü itibariyle içimize sindiremediğimiz olaylara dönüştü ve belki de en büyük zararı bu görüntüler verdi. Bir ülkenin bayrağını ayaklar altına almak, konsoloslukların ateşe verilmesi, yıkılması tasvip edilebilecek bir şey değildi ama olan oldu, bunlar olurken de bu ülkelerin olayları yatıştırma yönünde hiçbir çabası ve gayreti olmadı. Yapıldıysa da yeterli olmadı. Bu olayı sadece Avrupa’nın kullandığını söylemek biraz yanlış olur kanısındayım. Avrupa’ya karşı bazı Müslüman ülkeler de kendi çıkarları için bu tepkileri kullanmışlardır, halkın Avrupa nefretini körükleyerek kendi politikalarının popülaritesini arttırmayı hedeflediklerini düşünüyorum.
Avrupa’nın bugünkü medeniyetini hangi temellere dayandırarak meydana getirdiğine iyice bir bakmak gerekir. Avrupa, kültürünü oluştururken “Kutsal’ını” bir kenara itmiştir. Ben baktığımda dinden/kutsaldan soyutlanmış bir Avrupa görüyorum karşımda. Anlamı daraltılıp, içi boşaltılmış bir din olarak Hıristiyanlık bugün Avrupa’da can çekişiyor. Öyle olmasaydı Papa XVI. Benedict, göreve geldiğinde yaptığı ilk ve en büyük icraat olarak Almanya’da bir milyondan fazla Hıristiyan’ı toplayıp, toplu kutsama ayini düzenleyip onları yeniden kendi dinlerine sahip çıkmaya çağırmazdı. Din adamları bunun çok iyi farkındalar ve bu durumundan kurtulmak için kendilerince çalışıyorlar.
Avrupa, kutsal anlayışını kaybetmiş, öteden beri sahip olduğu ve her fırsatta uygulama yolu bulduğu dünyaya tepeden bakma, kendinden farklı olana karşı büyüklük taslama huyunu burada da sergilemiştir. Sözde karikatürlerle, İslam dini ve onun kutsal peygamberi aşağılanmış, alaya alınmıştır. Böylelikle bir kez daha kendinden farklı olana “ben senin en kutsalına bile saygı duymuyorum, sana mı saygı duyacağım” mesajı verilmeye çalışılmış, küstah anlayışlarını bir kez daha bu yolla dile getirmişlerdir. İşin kötüsü bunu düşünce özgürlüğünün arkasına saklanarak yapmışlardır.
Kanımca, bunu körükleyen sebeplerin başında sadece Avrupa’da değil tüm dünyada yükselişe geçmiş olan İslam dini var. Avrupa’da insanlar kendilerinde bulamadıkları değerleri İslam dini içinde bulmuşlardır. Boşuna değildir Avrupa’lının İslam’a olan ilgisi. Ve boşuna değildir bazı Avrupa devletlerinin İslam’ı kötüleme, karalama gayreti. Her gün sayıları biraz daha artan Avrupa’lı Müslümanlara “bakın sizin sonradan kabul ettiğiniz din böyledir, bu dinden ülkeler de ancak bu kadar medenidir” mesajı da olabilir. Dinden soyutlayarak oluşturdukları medeniyetlerini İslam’a kaptırmama gayreti de...
Yazan: Arife Tarih: February 11, 2006 3:44 PM
Sayın Anonim;
Ben de sizden öğrenebilir miyim acaba;
-İnsanların inancına neden saygı duyulmamalıdır?
-İnsanların inançlarına saygı duymak bir anlamda kişiye saygı duymak anlamına gelmez mi?
-İnancını paylaşmasanız bile ona saygı göstermemek sizi rahatsız etmez mi?
-Dinin körü körüne bir inanç olduğunu nereden biliyorsunuz?
-İnançsızlık bir dogma mıdır?
-Sizin tartışmasız kabul ettiğiniz, inanıp sahiplendiğiniz değer(ler)iniz var mıdır/nelerdir?
-Başkalarının size ait bu değerlerinizle rahatlıkla (ve en çirkin şekilde) dalga geçebileceğini kabul edip hazmedebilir misiniz?
Yazan: Arife Tarih: February 11, 2006 4:59 PM
Arife
"-İnsanların inancına neden saygı duyulmamalıdır?"
Ben öyle birşey demedim. İnsanlar sizin inançlarınıza saygı duymak zorunda değildir dedim. Sanırım bu yeterince açık. Hatta soruyu ben sormuştum. Soru şöyle: "Neden inancınıza saygı duyulması gerektiğini düşünüyorsunuz?"
Bu soruya henüz cevap gelmedi.
Herkesin garip garip inançları olabilir. Dünyada 6 milyar civarında inasan var. Her birinin kendi inançları olabilir. Tüm inançlara saygı duymak gibi bir zorunluluğmuz olduğunu düşünmenizin nedeni nedir? Sanırım bir müslüman şöyle düşünür: "Ben onların inacına saygı duyayım ki onlar da benimkine saygı duysun". Ama bu sizin bir tercihinizdir. Herkes sizini nancınıza saygı duymak zorunda değildir. Hatta kimse kimsenin inancına saygı duymak zorunda değildir. Biri sizin inacınıza saygı duymuyorsa siz de onunkine saygı duymayabilirsiniz veya duyarsınız. Bu sizin seçiminizdir ama kimseyi sizin inançlarınıza saygı duymuyor diye suçlayamazsınız.
Yazan: Anonim Tarih: February 13, 2006 10:19 PM
Sayın Anonim;
Toplumsal barış ve huzurun sağlanması ve bunun devamlılığı için insanların bir birlerine, taşıdıkları tüm değerlerine saygı duyulmasının sosyal bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu saygının olmadığı ortamlarda çatışma ve kavganın hiçbir şekilde bitmeyeceğine inanıyorum. Karşıdakine saygı göstermenin ise insani bir vazife olduğu kanısındayım. Ve inancıma göre; “yaratılanların en şereflisi olan insan”a saygının, onu yaratana duyulan saygı olduğunu düşünüyorum. Bana göre insan olma sıfatı, bir dine veya inanca mensup olma/olmama sıfatından önce gelir. Buna dayanarak birisi benim inancıma saygı duymuyor diye ne karşımdakine saygısızlık yapabilirim ne de onu bu düşüncesinden dolayı suçlayabilirim.
Yazan: Arife Tarih: February 14, 2006 2:08 PM
Sayın Anonim;
Ancak, saygı göstermeme/saygı duymama eylemi zarar verme noktasına geldiğinde ise bakın kanunlar bunu suç olarak görüyor. Bir örnek;
" Türkiye'de 1993 yılında bir yayınevi Hz. Muhammed'e hakaret eden bir kitap yayımlıyor. Yazar hakkında eski TCK 175. maddeye göre, "Allah'a veya dinlerden veya bu dinlerin peygamberlerinden veya kutsal kitaplarından veya mezheplerinden birine hakaret" sebebiyle dava açılıyor, iki yıl hapis cezası veriliyor, paraya çevriliyor, Yargıtay onaylıyor. Yayınevi AİHM'ye gidiyor, AİHM de onaylıyor!
AİMH ne diyor?
AİHM, kararında "ifade özgürlüğünün bazı görev ve sorumlulukları da beraberinde getirdiğini" belirterek, şu kararı veriyor: "Din ve inanç özgürlüğü söz konusu olduğunda başkalarına zarar verecek nitelikteki söylemlerden ve saygısızlık oluşturacak davranışlardan kaçınılması gerekmektedir... İlke olarak, büyük hayranlık ve sevgi duyulan dini değerleri hedef alan aşağılayıcı eleştirilerin yaptırıma tabi tutulması gerekmektedir." Hatta bu yasak "sosyal bir ihtiyaç"tır. (3) Özetle, çağdaş hukuka göre, dince kutsal değerler aşağılanamaz!”(3) I.A. v. Turkey, 42527/98 (13.9.05)"***
***Taha Akyol 07.02.2006 “Kutsala Saygı” bknz : ">http://www.milliyet.com/2006/02/07/yazar/akyol.html
Yazan: Arife Tarih: February 14, 2006 4:23 PM
Arife Hanım,
Sayın Anonim'in tavrına şaşırıyorsunuz ama o bir darwinistin "gerçekte" davranması gerektiği gibi davranıyor.Onlar çamurda şıpıdık şıpıdık çırpınan moleküllerin her nasılsa kendilerini farkedip çoğalmaları ile başlayan "hayat" serüveni neticesinde hasbelkader ormandan fırlayıp gelerek hominidlerin "arkadaşlarından" daha "şanslı" biçimde "insan"e evrilerek ortaya çıktıklarına inanırlar.
Bu kişiler için hayatın herhangi bir amacı yoktur,doğada acımasız bir yaşam savaşı vardır,insanda dahil bütün canlılar yeme içme ve çiftleşmekten başka bir şey yapmaMAlıdır.Saygı dediğiniz şey nedir ki? Saygı duymak, cinsellik harici sevgi,ahlak,fedakarlık,özveri, canlılar için yaşam savaşında hep dezavantajdır.Aşk çiftleri geçici olarak birbirine bağlamak için doğanın "türettiği" bir olgudur.İnsan eğer hayatta kalmak istiyorsa -hoş daha uzun hayatta kalsa ne olacak,onlara göre eni sonu börtü böceğe yem olacak ya- daha saygısız,daha acımasız, daha vahşi olmalıdır.
Bunların akıl kocası Prof.Ali Demirsoy'da öjeniyi savunup,antibiyotiklerin evrim zincirini kırdığını ve sakatları yaşatmaya çalışmanın evrimsel olarak nesilleri bozduğunu söyleyip kendisini "biyolojik faşist" olarak tanımlamıyor muydu ?
Saygı doğada ki canlılar için önemli değildir, çünkü onlar "bilinçsizdir" Saygı insanlar içindir,sadece
insanlar için.
Saygılar..
Yazan: S.Öztürk Tarih: February 14, 2006 5:02 PM
Sayin S.Ozturk,
Saygi konusunda yanilginizi duzeltmek zorundayim kusura bakmayin. Saygi butun canlilar ve doga icin onemlidir.
Dogaya saygi duymazsan bunun cezasini cok agir sekilde odersin!
Saygilar,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: February 17, 2006 1:37 PM
S.Öztürk
Sizin darwinistlerle ilgili kötü bir anınız var heralde. Nedir bu düşmanlık böyle. Biraz sakin olun ve konudaki bilgi eksiklerinizi doldurmaya çalışın. Evrimi her zaman yaratılışçılardan öğrenmişsiniz biraz da evrimcilerden öğrenmeye çalışın. Ama öyle Türklerin yazdığı değil yabancı evrimcilerin yazdığı kitapları, makaleleri okumaya çalışın. Özellikle internette bu konuda çok fazla kaynak var. Biraz araştırın.
Diğer yazıdaki yararlı mutasyonlarla ilgili yazdıklarınızı da gördüm. Tam bir felaket. Belli ki size verdiğim linklerdeki yazıları hiç incelememişsiniz. Önceki yazınızdaki aynı yalan yanlış alıntıları tekrarlamışsınız. Onun için ayrıca cevap verme gereği duymadım. Zaten siz karşıt görüşleri incelemeye, anlamaya çalışmaya yönelmezseniz sizinle tartışmak hiçbir şey ifade etmeyecektir. Çünkü bu yapılan kör dövüşünden başka birşey olmuyor. Eğer sizin isteğiniz buysa, buyrun devam edin ama ben bu tip birşeyin içinde olmayı düşünmüyorum.
Yazan: Anonim Tarih: February 18, 2006 10:30 PM
Sayın Anonim,
Ben gayet sakinim.Akıl dışı iddialarda bulunup ta bunu isbat edemeyen ama herkesin bu iddialara inanmasını bekleyip,delilleri yeterli görmediği için inanmayanları da "dogmatik" olmakla suçlayan sizlersiniz.
Benim darwinistlerle hiçbir alıp veremediğim yok.Bunu daha önce de yazdım.Benim yazım dikkat ederseniz sizin "inançlara saygı" ile ilgili yazdığınız "saygısız" yorumla alakalı idi.Anladığım kadarı ile yazımda çizdiğim darwinistlerin "doğa" ve "saygı" kavramlarına da bir itirazınız yok.Ayrıca ben sizin davranışınızı yine sizin yazınızdan ve ideolojinizden dolayı garip karşılamadığımı, zaten bir materyalist darwinistin davranması gerektiği gibi davrandığınızı belirttim.Hatta dürüstlüğünüzü takdir ettim bile diyebilirim.
Ayrıca diğer makaledeki yazımla ve sorularımla ilgili tavrınıza hiç şaşırmadım.Tartışmaya çalıştığım bütün darwinistler gibi birebir aynı cevapları verdiniz.Ben de size aynı bilimsel makaleleri tekrar ama "ideolojik gözlük" takmadan okumanızı öneririm.
Yazıma karşı en azında bir macroevrim örneği vermenizi beklerdim.Ama "nasip" değilmiş naapalım.
Darısı başka darwincinin başına..
Yazan: S.Öztürk Tarih: February 19, 2006 2:24 PM
Karikatur meselesi, maalesef, istenilen sonucu pek verememis gibi gorunuyor... Umulanin, umuldugunu sandigimin, aksine, muslumanlar ilgili butun cografyalarda luzumu kadar vahset sergilemediler.. Bu kotu, cok kotu.. ;-)
Buna baska uzulenler de var ve, tabii, onlarin bu konudaki uzuntulerinin benden daha samimi olduklarina emin olabilirsiniz...
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 20, 2006 4:06 AM
Müslümanların Peygamberlerine duyduğu sevginin,saygının, hürmetin ne olduğunun küçük bir kısmını görmek için bakınız:
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=139445
Yazan: S.Öztürk Tarih: February 22, 2006 6:00 PM
Arkadaşlar bir de buraya uğrasınlar inş.
http://abone.tnn.net/goktash/intifada.htm
Yazan: yüksell Tarih: February 23, 2006 9:22 PM
hepinizinde haklı yönleri var
Yazan: ahmet Tarih: March 4, 2006 8:33 AM
bu siteye öğrenciler giriyor fakat yazdıkları şeyleri bulamıyorlar örneğin karikatürün yapılma anında dikkate alınması gereken şeyler diye yazıyorlar ama gereken açıklamayı bulamuyorlar.gerekenin yapılmasını arz eder ve rica ederim!göz önünde bulundurun
Yazan: jale Tarih: September 18, 2007 6:04 PM