« Kapitalizm Gerçekten İslam'a Uymaz mı? | Ana Sayfa | Karikatürler Üzerinden Medeniyetler Çatışması mı? »

February 4, 2006

'Ermeni Soykırımı' Neden Soykırım Değildi?

[4 Şubat 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

1915 tehciri sonrasında kıtlıkla pençeleşen bir Ermeni çocuk1915 yılında Osmanlı Ermenileri'nin yaşadığı trajedinin bir "soykırım" olduğu iddiasına karşı Türkiye'nin uluslararası alandaki en büyük dostu hep Yahudiler olagelmiştir. Çünkü Naziler'in gerçekleştirdiği gerçek bir soykırımın hedefi olmuş olan Yahudiler, gerçekte neyin "soykırım" olup olmadığını gayet iyi bilirler ve bu kavramın olur olmaz kullanımına karşı çıkarlar. "1915'te yaşanan olay bir soykırım değildir" tezini ısrarla savunan ve hatta bu nedenle Fransa'da yargılanıp mahkum edilen ünlü Musevi Amerikalı tarihçi Bernard Lewis örneğinde görüldüğü gibi...

ABD'nin ünlü düşünce dergisi Commentary de 2005'in son ayında yayımladığı bir makale ile Lewis'inkine yakın bir çizgi benimsedi. "20 Yüzyılın İlk Soykırımı mı?" başlığını taşıyan Guenter Lewy imzalı makale, nedense Türk medyasında pek yankı bulmadı. Ancak çok önemliydi.

Commentary hakkında kısa bir bilgi verelim: Sırf yorum ve araştırma yazılarına yer veren bu aylık dergi, ABD'deki en önemli fikri yayınlardan biri sayılıyor. İki önemli özelliği var: ABD'deki Musevi kuruluşlarının en önemlisi olan Amerikan Yahudi Komitesi (American Jewish Committee - AJC) tarafından finanse ediliyor ve "yeni-muhafazakar" (neo-conservative) çizgiyi temsil ediyor. Hatta bu çizginin en önemli platformlarından biri. Commentary için "neo-con Bible" (neo-conların Kutsal Kitabı) yakıştırması bile yapılıyor. (Aslında ilginçtir ki, AJC genel olarak sol/liberal eğilimli bir kuruluş, ama finanse ettiği Commentary özerk bir yayın ve sağ kanatta yer alıyor.)

İşte Türkiye'de çoğunlukla Irak Savaşı dolayısıyla anılan ve yine bu savaş nedeniyle çoğunlukla yerilen neo-conların bir özelliği, 1915 olayları ile ilgili Ermeni tezine pek sıcak bakmamaları. Guenter Lewy'nin makalesi, bunun iyi bir örneği.

Lewy'nin kendisi de önemli bir isim. Massachusetts Üniversitesi'nden emekli siyaset bilimi profesörü olan bu Musevi akademisyenin daha önce de Naziler'in Çingeneler'e karşı yürüttüğü katliam ve zulümler hakkında bir kitabı var. 1915 olayları ile ilgili The Armenian Massacres in Ottoman Turkey: A Disputed Genocide (Osmanlı Türkiyesi'nde Ermeni Katliamları: Tartışılan Bir Soykırım) adlı kitabı ise, Utah Üniversitesi tarafından 2005 yılında basılmış. Commentary'deki makale, bu kitabın küçük bir özeti niteliğinde.


Tehcir, soykırım mıydı?

Guenter Lewy, Commentary'deki makalesinde meseleye ortada büyük bir insani trajedi olduğunun inkar edilemezliği ile giriyor. Onun ifadesiyle "Osmanlı hükümetinin Ermeni erkek, kadın ve çocukları önceden haber vermeksizin yurtlarından çıkarıp dağlara ve çöllere yürüttüğü ve çok sayıda Ermeni'nin açlık ve hastalık sonucunda öldüğü veya öldürüldüğü" bir gerçek. Tartışma, bu "tehcir"in (göçürmenin) Osmanlı hükümetinin kasıtlı bir "imha etme planı"na karşılık gelip gelmediği sorusu üzerinde.

Lewy makalesi boyunca bu sorunun cevabının neden "hayır" olması gerektiğini anlatıyor. Vurguladığı noktalardan biri, hiç bir Osmanlı evrakında Ermenilerin yok edilmesine yönelik bir emre rastlanmamış olması. Bu konuda Ermeni tarihçilerin dayandığı kaynakların, örneğin Aram Andonian'ın kaleme aldığı ve Talat Paşa'ya atfedilen otuz ayrı telgraf içeren "Naim Bey'in Hatıraları" adlı 1920 basımı kitabın güvenilmez olduğunu vurguluyor. Lewy'in ifadesiyle, "bu kitap, sadece Türk tarihçiler değil, Osmanlı tarihiyle ilgilenen neredeyse tüm Batılı uzmanlar tarafından da bir sahtekarlık örneği olarak kabul ediliyor."


Tehcirin öncesi

Lewy'nin makalesinde yaptığı diğer bir önemli iş, 1915 olaylarının nasıl bir süreç sonucunda gerçekleştiğini açıklamak. Milliyetçi Ermeni çetesi Daşnak'ın Sultan Abdülhamid devrinde İmparatorluğa karşı ayaklanma başlattığını ve terör estirdiğini; 1908'de buna ara verse de I. Dünya Savaşı'nda Osmanlıların Rusya ile savaşmaya başlaması üzerine yeniden harekete geçtiğini; "Harbi Umumi" sırasında yaklaşık 25 bin Osmanlı vatandaşı Ermeni gerillanın Osmanlı ordusuna karşı savaştığını anlatıyor.

Lewy, Ermenilerin Nisan 1915'te Van'da çıkardıkları isyanda polis merkezlerine saldırıp Müslüman evlerini yaktıklarını, 20 bin kişilik Ermeni kuvvetinin şehre doğru ilerleyen Rus ordusu ile birleştiğini, ve tüm bunların Ermenileri Osmanlı hükümetinin gözünde beşinci kol haline getirdiğini ve bunun anlaşılabilirliğini vurguluyor.

Lewy, zaten 1919'daki Paris Barış Konferansı'nda da Ermeni temsilcisi Boghos Nubar'ın "Türklerin bize yaptığı, Müttefiklerin amacına gösterdiğimiz sarsılmaz bağlılıktır" dediğine işaret ediyor. Nubar, bunu derken Fransız ve İngiliz sempatisini kazanmaya çalışmış, ama tehcire neyin sebebiyet verdiğini de kabul etmiş oluyor.

Lewy'nin yorumu ise şu: "Bütün bunlar Türkler'in Ermenilere yaptığını haklı göstermese de, yaşanan insani trajedinin asla göz ardı edilemez tarihsel konteksini ortaya koyuyor."


Müslümanlar da öldü

Peki ama "Türklerin Ermenilere yaptığı" ne?

Bu, tek kelimeyle "tehcir", yani zorla göçürme. Doğu Anadolu'dan Suriye içlerine göçürülen bir milyon kadar Ermeni'nin yarısından fazlasının yolda öldüğü de bir gerçek. Ama bu ölümler bir "soykırım", yani kasıtlı imha sonucu mu?

Lewy bu soruya "hayır" yanıtını veriyor ve gerekçelerini sıralıyor:

1) Sürülen Ermenilerin çoğunun kıtlığa kurban gittiği biliniyor. Bunu anlatan tarihçilerin çoğunun görmezden geldiği gerçek ise, o sırada zaten tüm Anadolu'nun kıtlıkla pençeleştiği ve yüzbinlerce Müslüman'ın (Türk ve Kürt'ün) de açlıktan ve yetersiz beslenmeden öldüğü. Lewy, 1915 yılında ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Morgenthau'nun, imparatorluğun nüfusunun genel durumunun "feci" olduğu ve "her gün binlerce insanın açlıktan öldüğü" yönünde Washington'a geçtiği nota dikkat çekiyor. Osmanlı ordusundaki askerlerin de ciddi bir kıtlık ve sefalet yaşadığını vurgulayan Lewy'e göre, "Türk ordusundaki askerlerin bile besinsizlikten öldüğü bir ortamda sürülen Ermenilerin pek bir yiyecek bulamamış olması çok şaşırtıcı değil."

2) Sürülen Ermenilerin bir diğer büyük ölüm nedeni, salgın hastalıklar. Ancak bu da yine sadece Ermenileri değil, tüm Osmanlı ahalisini vurmuş olan bir felaket. Lewy, Osmanlı ordusundaki pek çok askerin kolera, dizanteri ve diğer hızlı yayılan salgınlar sonucunda yaşamını yitirdiğini, Danimarkalı misyoner Maria Jacobsen'in 24 Mayıs 1916 tarihli yazısına göre, sadece Malatya'da günde ortalama 100 askerin koleradan öldüğünü vurguluyor. Jacobsen 7 Şubat 1915'te ise şöyle yazmış:

"Askerler açlıktan, pislikten ve hastalıktan ölüyorlar. Çoğunun ayakkabısı ve çorabı bile yok, giysileri birer paçavra."

Lewy'nin verdiği rakamlara göre, Osmanlı İmparatorluğu I. Dünya Savaşı'nda cephede 244 bin asker kaybediyor. Buna ilave olarak, 68 bin kadar asker de, doğru-düzgün tıbbi müdahale ve yardım olmadığı için, cephe sonrasında yaraları yüzünden can veriyor. Dahası, yarım milyon Müslüman sivil de hastalık ve açlıktan ölüyor. Tüm bunlara bakıldığında, Osmanlı İmparatorluğu'nun, "cephede ölen/cephe gerisinde ölen" oranlamasında, savaşa giren ülkeler arasında en kötü durumda olduğu ortaya çıkıyor.

Kısacası I. Dünya Savaşı, Osmanlı ahalisinin tümünü vurmuş bir felaket ve Ermeniler de bundan paylarını almış durumdalar.

Tehcir kararıyla yola dökülmüş bir Ermeni kafilesi


Sistemli imha politikası yoktu

Tehcirin aslında "imha etme" amacı taşıdığını savunan Ermenilerin vurguladığı bir nokta, sürülenlerin çetin bir coğrafyaya yaya olarak gönderilmiş olmaları. Ancak Lewy, bunda bir kasıt olmadığını, çünkü o dönemde Doğu Anadolu'da zaten başka bir ulaşım imkanının pek bulunmadığını söylüyor. Dahası, şöyle diyor:

"Doğu Anadolu'da zaten demiryolu yoktu. Başka yerlerde ise, Bağdat demiryolunun asker ve mühimmat taşımaktan dolayı son derece dolu olmasına karşın, sürülen Ermenilerin tren bileti almalarına izin verildi ve söylece sürgün sürecinin zorluklarının bir kısmından kurtarılmış oldular. Eğer amaç, sıkça ileri sürüldüğü gibi, sürülenleri ölene kadar yürütmek ise, neden bu ceza hepsine uygulanmadı?"

Ele alınması gereken bir diğer soru da, sürülen Ermenilerin yol boyunca uğradıkları saldırılar. Özellikle de daha önceden Ermeni çetelerinin saldırılarına uğramış olan yerel Kürt ahalinin ve Kürtler arasında kurulu olan Hamidiye Alayları'nın Ermeni kafilelerini vurdukları biliniyor. Ancak Lewy, bunun Osmanlı hükümeti tarafından planlanan sistemli bir katliam olmadığını, daha ziyade yerel düzeyde geliştiğini vurgulayarak şöyle diyor:

"Ermeni nüfusunun başına gelenlerde farklılıklar vardı. Sürgünlerin çoğu kendi başlarının çaresine bakmak zorunda bırakılır ve çoğunlukla da açlıktan ölürken, bazılarına şurada veya burada yemek verildi. Kafilelerin yanında giden bazı jandarmalar onları Kürtlere bıraktı ve yağmalanıp öldürülmelerine izin verdi, ama bazı jandarmalar da göçürülenleri korudu. Bazı yerlerde tüm Ermeniler sürüldü, bazı yerlerde Protestan ve Katolik Ermenilere dokunulmadı (sadece Gregoryen Ermeniler göçürüldü). Göçürülenlerin bazıları vardıkları yerlerdeki zor şartlara isyan ettiler, ama bazıları kendilerini işlevsel zanaatkarlar ve tüccarlar olarak kabul ettirip hayatta kaldılar.... Hem uygulamada hem de sonuçta ortaya çıkan tüm bu farklılıkları, toplu imhaya yönelik bir program olduğu fikriyle bağdaştırmak zor gözüküyor."


İnsancıl bir göç hedeflendi

Guenter Lewy, tüm bunlara ve daha pek çok tarihsel kanıt, anı ve dokümana dayanarak, Osmanlı hükümetinin tehcir kararını Ermenileri yok etmek için değil, Doğu Anadolu cephesini korumak için aldığı sonucuna varıyor. Dahası, hükümetin aslında tehcir sırasında yaşanan Ermeni katliamlarını ve insani trajediyi engellemek için çaba gösterdiğini belirterek şöyle diyor:

"Dokümanter kanıtların işaret ettiği, Osmanlı hükümetinin düzenli bir sürgün işlemi yürütmek istemiş olduğudur. Hatta görece olarak insancıl bir sürgündür bu; pek çok resmi emirde sürülenlerin korunması ve onlara merhametli muamele edilmesi istenmiştir."

Kısacası Lewy'e göre trajedinin nedeni, imparatorluğun zaten perişan durumda olması, Anadolu'yu vuran kıtlık ve salgın hastalıklar ve bir de daha önceden Ermeni çetelerinin vahşetine maruz kalmış yerel ahalinin intikam hissiyle gerçekleştirdiği saldırı ve yağmalardır. Bu sonuncu unsur, Ziya Gökalp'in 1919 yılında İngilizlerin İstanbul'da kurdurduğu mahkemedeki yorumunda da geçer. Gökalp'e göre yaşanan "kıtal" yani öldürme değil, "mukatele" yani karşılıklı öldürüşmedir.


Türkiye için şans

Gökalp'in açıklamasının aradan neredeyse bir yüzyıl sonra Bernard Lewis ve Guenter Lewy gibi saygın Batılı akademisyenler tarafından paylaşılıyor olması ise, Türkiye için bir şans. Türkiye'nin bu şansı iyi kullanması, soykırım iddiasına karşı "hiç bir şey olmadı" demek yerine, Osmanlı Ermenilerinin yaşadığı büyük trajediyi kabul etmesi, hatta acılarını paylaşması, ama bu olayın gerçek tablosunu akademik bir ciddiyet ve medyatik bir etkiyle bir ortaya koyması gerekiyor.

Hiç gerekmeyen, hatta kesinlikle kaçınılması gereken ise "düşünce polisi" gibi davranmak: Farklı görüşler ileri sürenleri yargılamak, konferanslarını yasaklamak veya yumurta yağmuruna tutmak... Eğer bunlarda ısrar edersek, tartışmada haksız duruma düştüğümüz gibi, "barbar Türkler" imajını da bizzat kendi elimizle gerçeğe dönüştürmüş oluruz. Türkiye, bundan daha iyisini hak ediyor.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 4, 2006 2:06 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Selam,
Hukuki açıdan soykırım ile toplu öldürme itham ve iddaları arasında çok büyük bir fark vardır. İlki insanlığa karşı suç kapsamında ele alınmaktadır, devletleri de bağlayabilmektedir. İkincisi ise faiilerini bağlamaktadır. Soykırım tanımı, Birleşmiş Milletler'in 9 Aralık 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına ilişkin Sözleşme'de belirlenmiştir.

Bu sözleşmeye göre;

2. Madde
Soykırım oluşturan eylemler

Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur.

a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam
şartlarını kastten değiştirmek;
d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek;

3. Madde
Cezalandırılacak eylemler

Aşağıdaki eylemler cezalandırılır:
a) Soykırımda bulunmak;
b) Soykırımda bulunulması için işbirliği yapmak;
c) Soykırımda bulunulmasını doğrudan ve aleni surette kışkırtmak;
d) Soykırımda bulunmaya teşebbüs etmek;
e) Soykırıma iştirak etmek;

Yine aynı sözleşmede

9. Madde
Sözleşmenin yorumlanması ve uygulanması

Sözleşmeci Devletler arasõnda, bu Sözleşmenin yorumlanması, uygulanması veya yerine getirilmesi ve ayrıca soykırım fillerinden veya Üçüncü maddede belirtilen fiillerin her hangi birinden bir Devletin sorumluluğu ile ilgili olarak çıkan uyuşmazlıklar, uyuşmazlığın taraflarından birinin talebi üzerine Uluslararası Adalet Divanı önüne götürülür.

Tüm bu maddelerin Türkiye Cumhuriyetine uygulanması olanaksızdır. Zira sözü geçen suç sabit görülse bile fail ortada yoktur. Üstelik adı geçen sözleşme geriye yürümemektedir. Başka bir deyişle imza tarihinden önceki olaylar nedeniyle soykırım iddiasında bulunmak (en azından BM, Uluslararası Adalet Divanı bünyesinde) mümkün değildir.

Nitekim Türk-Ermeni Uzlaştırma Komisyonunun (TARC) imzaladığı bir mutabakat zaptı (MoU) ile International Center for Transitional Justice adlı kuruluştan 2002 yılında bir hukuki değerlendirme istenmiş, adı geçen kuruluş "Birleşmiş Milletler'in Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına ilişkin Sözleşme'sinin 20. Yüzyıl Başında Vuku Bulan Olaylara Uygulanması: International Center for Transitional Justice için hazırlanan Hukuki Analiz" başlıklı bir rapor yayınlayarak bahse konu sözleşmenin bu olaylara uygulanamayacağına ilişkin hukuki mütalaa vermiştir. İlginç olan, ilgili kuruluşun malum olayları soykırım olarak nitelendirilebilir bulmasına rağmen bu sonuca varmış olmasıdır.

Dolayısıyla da ülkemizden herhangi bir tazminat, toprak veya sair hak talebi hukuki olarak mümkün değildir. Sonuçta bugüne kadar ne bireyler, ne de Ermenistan devleti ülkemize karşı BM nezdinde herhangi bir girişimde bulunmuş veya dava açmış değildir.

saygılarımla

Yazan: ece Tarih: February 4, 2006 4:10 PM

Bu 'Ermeni soykirimi' meselesinde kisisel kanaatim, aslinda Turk ya da Muslumanlarin bir taraf olmadigidir. Masa olmus olabiliriz; ve galiba oyledir, ama, taraf olmadigimiz kanaatindeyim.

Soykirim konusunda Yahudilerin Turkiye'ye arka cikmalarinin sebebini, her ne kadar hayli kullanisli olsa da, "1492, Endulus, Sofu Bayezid" (Vatan, Millet, Sakarya'nin baska bir versiyonu) turunden hamasi laflarla izah edemeyiz...

Nedense, bu iddialar gundeme geldiginde bu karari (toplu techir) almis olanlarin isimlerini bir turlu acikla(ya)miyoruz. Sultan'i hain ilan edebiliyoruz ama, bu konuda kimsenin isimini ver(e)miyoruz.

Nacizane, ben bunu cok ilginc buluyorum.

Kimi, ya da kimleri koruyoruz? Koruyor muyuz, yoksa bir koz olarak elimizde mi tutuyoruz; yoksa o isimler iyice unutulduktan sonra bu pislik bizim uzerimize kolayca yikilsin diye mi bekletiliyor bilmiyorum tabii ki.

Ama, her ne ise, bunun arka planinda cok daha anlamli seyler olmak gerekir. Sanki, birilerinin baska birileri ile bir kan davasi var.

Bugune kadar, Ermeni ve Rum diasporasina mensup kisilerle konustugum zaman dikkatimi bir sey cekti: Evet, Turklere karsi belli bir dusmanliklari vardi. Ammma, Yahudiler sozkonusu oldugu zaman gozlerinin derinliklerinden fiskiran zifiri kara bakisi farketmemek mumkun degildi..

Sonuc olarak benim kanaatim, bu kan davasinin taraflari Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler.. biz sadece arada masa olmusuz; ve biz kabul edecek olsak, "Ermeni Soykirimi" meselesini Yahudiler siddetle reddecek --ve, yok, bu onlarin Almanya'da yasadiklari ve uzerine kiskanclikla titredikleri soykirimi sulandirmak korkulari yuzunden filan da degil galiba.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 4, 2006 7:12 PM

benim bildiğim en gerçek soykırım srebrenica katliamıyla tavan yapmış sırpın boşnak katliamıdır.
bu, pek yakın tarihte gerçekleşen gözüönündeki ızdıraptan başını çevirip, soykırımı görmezden gelebildi avrupa ...
şimdi;
soykırım ne,hukuk ne, yönetim ne,kamuoyu ne.
akademik hiç bir ıspat, gözlüklü atları iradeye getirmez.
saygılar

Yazan: chi-chi Tarih: February 4, 2006 9:01 PM

Sn Müzmin Anonim,
maşa olarak kullanılmaktan bahsetmiş...

1915 i bir süreliğine bırakıp 2006 ya gelelim..

"Genocide" artık bir sektör haline gelmiştir ve Ermeni diasporası tarafından TÜRKİYE ERMENİ lerine rağmen sürekli olarak gündemde tutulmasının çok farklı nedenleri vardır.

Bunlardan birkaçına değinirsek.

*Ermeni milleti dünyanın dört bir yanına dağılmış durumdadır.
GENOCİDE kavramı milet olma bilincini beslemekte ve kader birliği ,tarih birliği vb.gibi duyguları ayakta tutmaktadır.Arjantin deki ermeninin de Fransa daki ermeninin de konuştuğu ve tartıştığı,onları birbirine kenetleyen tek konu GENOCİDE ve Osmanlı düşmanlığıdır.(özellikle TALAT PAŞA)

*Ermenistan coğrafi olarak çok talihsiz bir bölgede kurulmuş olduğundan yeterli yeraltı kaynağına ve doğal zenginliğe sahip değildir.
Etrafı kuşatılmış bir kara devletidir.
"Genocide" kavramı milli bir dava haline getirilip,mazlum milet imajıyla dünyadaki zengin ermenilerin ülkelerine sürekli olarak maddi desteği sağlanmaktadır.

devam edecek

Yazan: ece Tarih: February 5, 2006 2:41 AM


ilginc bir konu

sn ece nin astigi maddelere göre hukuki olarak toprak talep edemeyecekler.

fakat gecenlerde Ermenistan'in yaptigi aciklama (eger dogru ise) yenilir yutulur cinsten degildi.

İleride Türkiye'den toprak talep edebiliriz

komplo teorisi denilen seylerin gerceklestigi bir dönemden geciyoruz..

Yazan: XSI Tarih: February 5, 2006 2:59 AM

Ece/XSI bey,

Ermenistan'in cografyasi malumdur. Diasporalarin sarilmak istedikleri bir seylerin olmak zorunlulugu da. Yani, hakli bulmasam dahi, bana bunlarin varligi garip gelmiyor.

1915 i bir süreliğine bırakıp 2006 ya gelelim..

Cok hizli oldu. Halbuki, arada cok ilginc olaylar var. 1915'lerde buralari Ermenilerden temizlendi, ardindan Anadolu Rumlarindan (mubadele), daha sonra da Istanbul Rumlarindan..

Bu fiillerin icrasi sirasinda isbasinda kimler vardi; ve nasil olduysa sadece Ermeni ve Rumlara vurdu piyango..

Ve, nedense, Misak-i Milli'de olmasina ragmen Kerkuk'u filan degil de, hic olmadigi halde Kibris'i cok onemli kabul ettik..

Haritaya baktigim zaman Kibris'in 12 adalardan, Girit'ten nicin daha onemli oldugunu bir turlu anlayamiyorum. Ama, nedense, onlari verirken cok kolay verdik. Kibris'a gelince is degisiyor.. Sahi, biz, Kibris'i hangi amacla, kimin icin almistik?

Bu arada, Ermenistan'in

İleride Türkiye'den toprak talep edebiliriz

demesini de suzme salaklik olarak kabul ediyorum. Gunu ve firsati geldiginde boyle bir taleplerinin olmayacagini soyleselerdi inanmazdim tabii ki, ama, bunu soylemis olmalari zeka seviyeleri acisindan basli basina bir puandir(!) ve durustluklerinin mukafatini goreceklerine eminim. ;-)

Vaktiyle Yunanli tanidiklarima yaptigim teklifi yapabilirim: "Peki, Istanbul'u size verelim ve ardindan da bir oylama yapalim. 12-14
milyon nufuslu Istanbul, 7-8 milyon nufuslu Yunanistan.. Kim kime baglanir acaba?"..

Nedense bunu duyunca bir daha istemez olmuslardi :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 5, 2006 7:46 PM

Merhaba,

Bu ülkede bu olayın tartışılması bile yasak olmuş.Amerika'nın kızılderililer üzerinde yaptığı soykırım malum amerikan üniversitelerinde ders olarak okutuluyor.Fransa,İngiltere gibi gelişmiş ülkelerin yaptıklarıda biliniyor.Böyle bir ortamda Türkiye'nin kesinlikle soykırım yoktur,hiç ermeni ölmemiştir demesi bana göre işimizi yokuşa sürüyor.

1.si gerçekten soykırım varsa bu o dönemin devletini yani Osmanlı'yı ilgilendirir.Türkiye Cumhuriyet'i devleti böyle bir suçtan yargılanamaz.
2.si yoksa bunu kanıtlamakta Türkiye'nin elindedir.Kanıtlamak yerine sürekli yoktur onlar türkleri öldürmüştür gibi kampanyalar başlatılıyor örneğin büyük türk forumlarına bakarsanız en üstlerinden Sözde Ermeni Soykırımı diye bir bölüm açmak moda haline geldi.Gelin görün ki buna bizden başka kimse inanmıyor.

Gene başa dönersek geçenlerde bu konu için bir üniversitede konferans verilmesine tüm ülke tepki gösterdi sade vatandaşından bakanına kadar.Bence bu kafayla ancak zarar görürüz.

Saygılar.

Yazan: Fuzbing Tarih: February 5, 2006 9:32 PM

Sn Müzmin anonim,
sizi mi kıracağız 1915 e geri dönelim:)

Ben belki de bayan olmamdan kaynaklanan bir duygusallıkla incelemeye çalıştım o yıllarda yaşananları...
Empati yaparak ve kendimi dedeleri tehcirde ölmüş bir ermeni gencinin yerine koyarak günümüzdeki olayları anlamaya gayret ettim...
Hatta System of a Down ın şarkılarını bile dinlerken hep onların yerine kendimi koymaya çalıştığım oldu...

Düşünebiliyor musunuz,SİVAS tan yaya olarak yola çıkarılıyorsunuz ve MUSUL a kadar yürüyorsunuz.
Yaşlılar ve bebekler yola nasıl dayanır?Sırf MARAŞ ANTEP arası bile yaya olarak 4 gün sürmüş.
Ayrıca yollarda saldırılar da oluyor ve sonuç binlerce ölü...

Fakat direkt birilerini suçlamadan önce bu acı sonuca götüren süreci incelemekte yarar olduğunu düşünüyorum...

şöyle ki;
*Osmanlı Hükümeti(ittihatçılar) bu kararı bir günde pat diye almıyorlar.
Dikkatinizi çekmek isterim ermeni çeteler Van da katliam yaptıktan sonra tehcir kanunu çıkarılıyor ve aslında 24 Nisan da değil MAYIS 1915 te ..
24 Nisan tarihi tamamen tarihin siyasete alet edilmesi adına bir yanıltmaca.

*Göç kararında en önemli nokta; Ermeniler’in mal ve mülklerinin kaydediliyor olması. Buradaki amaç; göç ettirilenler savaş sonrasında şartlar uygun olduğunda, geriye döndüklerinde mallarına kavuşacaktır. Bunlar da, o 1915 Mayıs tarihli kararda mevcut. tarihe dikkat edin, 1915 Mayıs

*Göç kararı alınan yerler yine OSMANLI TOPRAĞI yani Musul...

şimdi daha fazla uzatmadan beyin jimnastiği yaparsak;
Siz yok etmek istediğiniz bir topluluğun nüfus kaydını tutar mısınız?
Yiyeceklerini karşılar mısınız?
Siz bir devletsiniz, ne yaparsınız? Telgraf telleriniz kesiliyor, ikmal yollarınız sabotaja uğruyor. Ve düşmanla işbirliği yapmışlar, Fransızlarla işbirliği yapmışlar. 1914-1918 arası Fransız belgelerine baktığınızda Fransa için ölen Ermenilerin listeleri var. Hatta Paris’te anıtları var ve orada isimler yazılı.

1915 e Mustafa bey yeterince dönmüş olduğu için ben 2006 ya atlamıştım ama devamı gelebilir.
saygılarımla

Yazan: ece Tarih: February 6, 2006 12:17 AM

Ece hanim,

Aslinda, dogruyu soylemek gerekirse, uzaktan bakildiginda XSI bey ile o kadar ortusuyor ki uslubunuz, bu kadar benzerlik icin yumurta ikizi olmak gerekebilir. Tabii, bunu konuda herhangi bir uzmanligim oldugu anlamina almamak lazim ;-)

sizi mi kıracağız 1915 e geri dönelim:)

Eyvallah.. ;-)

Ben belki de bayan olmamdan kaynaklanan bir duygusallıkla incelemeye çalıştım o yıllarda yaşananları...

Hmm.. 'Bayan' olmanin verdigi duygusallik.. EQ filan..

Ben bunlarin neden bahse deger oldugunu anlamadigim gibi, erkek olmanin verdigi (soylenen) indifferencedan daha muspet oldugu yolunda bir isaret de bulamiyorum.

Empati yaparak ve kendimi dedeleri tehcirde ölmüş bir ermeni gencinin yerine koyarak günümüzdeki olayları anlamaya gayret ettim...

Bu da bir yontemdir tabii ki.. Yani, mesela, bir salgin hastaligi incelerken o hastaliktan olen birisinin ahfadi yerine kendinizi koyabilirsiniz...

Neye faydasi olur pek anlamasam da, ilginc olabilecek bir filmin senaryosunun ilk adimlari olabilir.. empati yapmak ihtiyacini duyan kitleler gelir seyreder ve hep beraber aglayarak mesud olurlar...

Hatta System of a Down ın şarkılarını bile dinlerken hep onların yerine kendimi koymaya çalıştığım oldu...

Siz bayagi mesafe kaydetmissiniz.. Daha da ileri gidip, kendinizi bir kac seneligine California'nin o dayanilmaz sicagina mahkum edebilir, diaspora olmanin ne derece zor bir sey oldugunu da yerinde tetkik ve degerlendirebilirdiniz.

Hangi mevsim olursa olsun, LA'nin cekilir bir tarafi yoktur. Sahili okyanus, daglari yavan.. Erivan'a Kayseri'ye hic benzemez :-)

Düşünebiliyor musunuz, SİVAS tan yaya olarak yola çıkarılıyorsunuz ve MUSUL a kadar yürüyorsunuz. Yaşlılar ve bebekler yola nasıl dayanır? Sırf MARAŞ ANTEP arası bile yaya olarak 4 gün sürmüş. Ayrıca yollarda saldırılar da oluyor ve sonuç binlerce ölü...

Benim boyle derin empatik seyleri anlamam icin acilen cinsiyet degistirmem gerekebilir cunku, bahsettiginiz donemde buyuk dedelerimden biri, buyuk amca/dayilarimdan bir ikisi Yemen'e, Trablus'a, Sarikamis'a giderken business class'da yer bulunamadigi icin first class'a upgrade edilmislerdi..

Gittikleri yerleri pek begendiklerinden olsa gerek, geri donmek bir yana, bir satir maktup bile yazmadilar..

Fakat direkt birilerini suçlamadan önce bu acı sonuca götüren süreci incelemekte yarar olduğunu düşünüyorum...

Empati bitti mi? :-)

şöyle ki; *Osmanlı Hükümeti (ittihatçılar) bu kararı bir günde pat diye almıyorlar. Dikkatinizi çekmek isterim ermeni çeteler Van da katliam yaptıktan sonra tehcir kanunu çıkarılıyor ve aslında 24 Nisan da değil MAYIS 1915 te .. 24 Nisan tarihi tamamen tarihin siyasete alet edilmesi adına bir yanıltmaca.

Ittihatcilarin bu karari pat diye almadigi konusunda hemfikir olabilirim. Herseyi boyle ince elediklerinden degil, ama, bazi konularda istisnalari oldugundan.

*Göç kararında en önemli nokta; Ermeniler’in mal ve mülklerinin kaydediliyor olması. Buradaki amaç; göç ettirilenler savaş sonrasında şartlar uygun olduğunda, geriye döndüklerinde mallarına kavuşacaktır. Bunlar da, o 1915 Mayıs tarihli kararda mevcut. tarihe dikkat edin, 1915 Mayıs

Evet, bir devlet olmanin icbar ettigi bazi davranis sekilleri var; bunlardan birisi de bazi seyleri kayit altina almak.

Bu bana tipki yillar once Dis Hatlar terminaleinde 6-7 saat tehir edilmis bir seferi hatirlatiyor.. Sonunda yolculardan birisi dayanamayip "yahu kardesim, madem bu kadar bekletecektiniz, suraya kalkis saatini hic yazmasaniz daha iyi olmaz miydi!' diye patlayinca, gorevlilerden birisi piskin bir edayla "ama, o zaman kac saat geciktigini nereden bilecektik" cevabini verir.. Kendi mantigi icinde son derece tutarli idi..

*Göç kararı alınan yerler yine OSMANLI TOPRAĞI yani Musul...

Bahsettiginiz yer, Musul, gercekten o tarihte Osmanli topragidir; ama, nominal anlamda. Ve, tabii bu karari alanlar da enayi degildi, Ermenileri Fransa'nin etkili oldugu Suriye civarina degil, Ingilizlerin etkili oldugu Musul taraflarina gocettirmeleri akilcidir.

şimdi daha fazla uzatmadan beyin jimnastiği yaparsak; Siz yok etmek istediğiniz bir topluluğun nüfus kaydını tutar mısınız? Yiyeceklerini karşılar mısınız? Siz bir devletsiniz, ne yaparsınız? Telgraf telleriniz kesiliyor, ikmal yollarınız sabotaja uğruyor. Ve düşmanla işbirliği yapmışlar, Fransızlarla işbirliği yapmışlar. 1914-1918 arası Fransız belgelerine baktığınızda Fransa için ölen Ermenilerin listeleri var. Hatta Paris’te anıtları var ve orada isimler yazılı.

Simdi...

Bana Ermenileri savundurtmasaniz cok iyi olur.

Her ne kadar beraber --tarihsel anlamda-- cok eski bir hukugumuz olmasina, birbirimizle tuz-ekmek paylasmis olmamiza ragmen, bahsettiginiz tarih diliminde gerceklesen olaylar yuzunden her ikimizin (taraflar anlaminda) agzinda buruk tadlar var ve devam ediyor. Dolayisi ile, savunmak durumunda kalmak istemiyorum.

Ote yandan, bu Ermeni Techiri sirasinda zaman icinde ortaya cikan bazi seyler var. Bunlardan birisi de, o gunlerde dahi bir cok kisinin bu techire insani sebeplerle karsi gelmis olmasidir. One surdukleri seylerin bir cogunun daha sonradan fiilen gerceklesmis olmasi da manidar olsa gerek.

Irkcilik yapmak istemem, ve amacim da o degil. Fakat, Ittihat ve Terakki'nin beyin kadrosunun iki damardan olustugunu soyleyebilirim. Birisi Kafkas kokenlilerdir. Bu taife daha cok askeri ve istihbarat islerini ustlenmisler, diger damar da Semitik kokenlilerdir --Musevi, kripto Yahudi ve daha cok da Sabetayistler.

Tabii ki butun detaylara sahip degilim, dolayisi ile eksik bilgi ile tahmin ya da onermelerde bulundugumu biliyorum ve oyle de bilinmesini isterim.

Fakat, bahsettigimiz donemde bizim istihbarat teskilatimiz (Teskilat-i Mahsusa) bir hayli iyi idi. Sadece bir istihbarat teskilati degil, ayni zamanda da bir tur ozel kuvvetler mahiyetinde idi. Bu bilgi sunun icin faydali olabilir:

Ermeniler, cogunlukla zannedildigi gibi, bir blok olarak 'hainane' davranis sergilemis degilller; aralarinda uzun zaman daha Osmanli'ya sadik kalanlar olmus ve sayilari hic de az degil.

Bu durumda, akilli bir istihbarat teskilatinin yapacagi ilk sey, bu cemaat icinde ortaya cikan aykiri/hainane davranislari yine bu cemaatin uyeleri araciligiyla bertaraf etmek, ve bu amacla bir grubu organize etmek olurdu. [Ve, kim ne derse desin, bizim elimizde cok takdir edilesi yetenekleri olan bir istihbarat tskilatimiz vardi]

Sonucta ortaya cikacak olan catisma(lar) cemaat-ici olacagindan, devletin buna mudahalesi de asayis cercevesinde goruleceginden, ucuncu sahislara soyleyebilecek pek bir sey kalmayacakti.

Benim baktigim yerden --ki, tekrar ediyorum, yetersiz bilgi ile konusuyorun-- devlet boyle bir davranis yerine, techiri tercih etmistir. Halbuki, techir en son basvurulacak tedbirlerden birisi olmaliydi.

Ben, bu techir tercihinin biraz cok cabuk yapildigini dusunuyorum. Sanki, diger tercihlerin miyadini doldurmalari bilhassa istenmis, vaktinde yapilmasi gerekenler yapilmak yerine beklenmis ve sonunda da mecbur kalinmis goruntusu verilme istenmis gibi duruyor.

Bu, bana hep enteresan gelir. Osmanli'nin devlet tecrubesinde bu sekilde davranmak anlamli degil. Cok acemice. Halbuki, bu olaylara cok yakin bir tarihte Avsar Turklerinin Firka-i Islahiye ile 'yola getirilmeleri' ornegi vardir. O guzelim Dadaloglu turkulerinin ortaya cikmasina sebep olmus ve hayli de basarili sonuclandirilmsitir.

O yuzden, Ermeniler sozkonusu oldugunda bir yerlerde en az bir ardniyet aramak gerektigini dusunuyorum.

'Soykirim' oldugunu kabul etmesem de (ki, etmek icin elle tutulur bir sebep bulamiyorum), Ermenilerin techiri yoluyla Anadolunun 'temizlenmesi' yolunda ilk adimlarin atilmis oldugunu soylemek bir abartma sayilmaz bence. Daha sonra da (onceki yazimda degindigim) benzer baska adimlar atilacak ve rakip iki unsur bertaraf edilecektir.

Dolayisiyla, burada asil ilginc olan, bu 'temizlik' faaliyetinin bas aktorlerinin etnik anlamda 'Turk' ya da o devirdeki tanimi cercevesinde 'Osmanli' (~Musluman) diyecegimiz kisiler olmadigidir.

Bana, bunlar, uzun soluklu bir maratonda birilerinin birilerinden intikami gibi geliyor. Osmanli Devletinin bu oyunda kullanilmis oldugunu, tipki, mesela, Irak konusunda ABD'nin durumu gibi, dusunuyorum.

1915 e Mustafa bey yeterince dönmüş olduğu için ben 2006 ya atlamıştım ama devamı gelebilir.

Her sarkinin bir hikayesi var ve bunu beste ya da gufteye bakarak okumak cogu zaman mumkun degil. Baskalarinin anlattigi masallara da dayanmak da dogru olmaz. Bu sarki buralarda yazildi, bestelendi ve okundu.

Dolayisi ile, herkes gibi, Mustafa beyin de, bence yapmasi gereken sey, kendi aile buyukleri ile konusmak. Kendi gecmisimizi dunyanin oteki tarafindaki bir kac pseudo-akademisyenden ogrenmek yerine boylesi daha isabetli olur bence.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 6, 2006 2:31 PM

""Ece hanim,

Aslinda, dogruyu soylemek gerekirse, uzaktan bakildiginda XSI bey ile o kadar ortusuyor ki uslubunuz, bu kadar benzerlik icin yumurta ikizi olmak gerekebilir. Tabii, bunu konuda herhangi bir uzmanligim oldugu anlamina almamak lazim ;-)"""

Müzmin Amonim bey/hanım,

XSI bey le eylül ayından bu yana forum arkadaşıyız onun tüm yazdıklarını okuya okuya olsa gerek -körle yatan şaşı kalkar- misali belki biraz benzemeye başlamış olabilirim:)))))

Birşey değil XSI ve benim ortak bir diğer özelliğimiz Müzmin Anonim hayranıolmamız:)
Siz şimdi bununla da dalga geçersiniz ,sorun değil...
NETWORK te bir sayfamız vardı sizi çağırmıştık ama siz business class olmadığı için beğenmemiştiniz,hatırladınız mı?:)
Daha dün bize "Ece/XSI bey" diye hitap edince ben Sn XSI ya demiştim "İnsan Ece hanım/XSI bey der" diye...O da bizi aynı kişi mi sanıyor acaba deyince çok gülmüştük sayenizde:))
Ne diyeyim ALLAH da sizi güldürsün...

Benim EQ um biraz baskın,sizinse IQ+SQ nuz...
XSI nın sa IQ su...
Buraya
http://www.myfreebulletinboard.com/f/index.php?mforum=objektive&mforum=objektive&&CODE=00

10 dk lığına uğrarsanız ikimizin farklı yaşlarda ve farklı cinsiyetlerde kişiler olduğumuzu sahip olduğunuz yüksek IQ+SQ ile şıp diye anlayacağınıza şüphem yok:)
sevgi ve saygılarımla
ece sibel

dipnot:
TECHİR demişsiniz doğrusu TEHCİR olacak,HİCRET kelimesinden türemiş.

Yazan: ece Tarih: February 6, 2006 6:25 PM

Müzmin Anonim bey/hanım;

Ermeni tehcirini kimse onaylamıyor zaten...
İttihatçıların ve Teşkilat_ı Mahsusa nın hataları ve acizliği olabilir..
Bizim karşı olduğumuz şey bu ölümlerin GENOCİDE(SOYKIRIM)olarak nitelendirilmesi,tarihin siyasete alet edilmesi ve dünya kamuoyuna bizim adımıza bir utanç tablosu olarak sunulması...
Biliyosunuz soykırım kelimesinin ders kitaplarımıza girmesini istiyorlar..
Açıkçası ben ileride çocuklarımın ecdadını SOYKIRIM cı olarak tanımasını istemem...
İttihatçıların zamane şartlarında aldıkları-belki hatalı ve acele- bir karar yüzünden ecdadından utanmasını da istemem..

Yine bildiğinizi sanıyorum geçen yıl 19 Mayıs Rum Pontus Soykırımını anma günü kabul edildi ve Yunanistan da yürüyüşler yapıldı.Artık her yıl bir de bunları dinleyeceğiz..

İlginçtir seçilen tarihler de anlamlı..
24 Nisan; Sözde Ermeni soykırımı
19 Mayıs; Sözde Rum pontus soykırımı

Anlayacağınız kesmediğimiz(!) millet kalmamış...

Fransızlar, Cezayir de 1945-1963 te yaptıkları vahşet için ve nerdeyse 1,5 milyon insanın ölümüyle ilgili resmi özrü hala dilemediler.

Sözkonusu biz olunca 2006 yılını Ermeni Yılı ilan edip,soykırım anıtı dikmekten geri kalmıyorlar..

Sonuç olarak,
Bu konuda üzgün olduğumuzu söylemekte beis yok. Üstelik herkes için üzgün olduğumuzu söyleyebilmeliyiz. Taşnak zihniyetini kırmak Türk ve Ermeni ulusları arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinden ve insani temasın artırılmasından geçmektedir...

Bizim büyük bir devlet olarak yapmamız gereken ise ,Azerbaycan ve Ermenistan arasında barışçı bir çözümü desteklemek; ardından sanayimizle , ticaretimizle , kültürümüzle , insanımızla Ermenistan ile ilişkiye girmektir diye düşünüyorum..

sevgi,saygılarımla
ece sibel

Yazan: ece Tarih: February 6, 2006 7:05 PM

Ece hanim,

XSI bey le eylül ayından bu yana forum arkadaşıyız onun tüm yazdıklarını okuya okuya olsa gerek -körle yatan şaşı kalkar- misali belki biraz benzemeye başlamış olabilirim:)))))

Hmmm.. faka bastik galiba..

Ama, ekranin bu tarafindan kisilik analizi yapmak tabii ki mumkun degil, sadece rastgeleliklere (randomness) uzerinden gidilebilir.
Yani, burada yapildigi gibi ('How it works' kismina bakabilirsiniz).

Yazis tarzlariniz birbirine cok yakin: Nasil soyleyeyim, ayni ozensizlikle satirlari luzumsuz yerlerden bolmek, kelime secimi, asker mektubu gibi (neye cevaben neyin yazildigi belli olmayacak sekilde) cevap yazmaklar vb.. ;-) [Pardon, ama, debbag tarafim olmadigini hic soylemedim ki. :-) ]

Ama, sonucta --anlasilan-- yanilmisim. Ozur dilerim.

Birşey değil XSI ve benim ortak bir diğer özelliğimiz Müzmin Anonim hayranı olmamız:)

Muzmin Anonim'in gercek bir kisi olmadigini soylersem normalize olur musunuz :-)

Siz şimdi bununla da dalga geçersiniz ,sorun değil...

Dalga gecmem ama benimle dalga gecildigini dusunurum. Cunku hayran (fanclub member) sahibi olacak bir tarafim oldugunu dusunmedigim icin, istihza ile soylenmis olmasi cok daha muhtemeldir bence.

NETWORK te bir sayfamız vardı sizi çağırmıştık ama siz business class olmadığı için beğenmemiştiniz, hatırladınız mı?:)

Hatirladim tabii. Fakat, hem yerim dar hem de yenim dardi :-)

Ote yandan, zaman cok adi bir unsur.. insanin hep yanlislarini ispat icin var sanki: Ben sizin sitenin her an ortadan kaybolabilecegine dair lakirdilar ettiydim; hesapta bu site daha saglam idi..

Benim EQ um biraz baskın, sizinse IQ+SQ nuz... XSI nın sa IQ su...

SQ'nun ne olduguna bakmak ihtiyaci duyduguma gore IQ'um o kadar da yuksek olmasa gerek. Ustelik, QQ ve WQ gibi yeni ve modern bilesiklerim hic yok galiba.

10 dk lığına uğrarsanız ikimizin farklı yaşlarda ve farklı cinsiyetlerde kişiler olduğumuzu sahip olduğunuz yüksek IQ+SQ ile şıp diye anlayacağınıza şüphem yok:)

Siz beni baska birisiyle karistiryor olmalisiniz.

dipnot: TECHİR demişsiniz doğrusu TEHCİR olacak,HİCRET kelimesinden türemiş.

Evet. tesekkur ederim. Ben zaten cocuklugumda da Hitler'i bir kavim filan sanardim.. :-)

Ermeni tehcirini kimse onaylamıyor zaten...

Mesele onaylamak degil. Onaylasaniz ne farkeder? ABD'liler Kizilderili soykirimini teyid ediyorlar da ne oluyor.. hic. Aslolan guclu olabilmektir.

Bakin size guzel oldugunu dusundugum bir anekdot soyleyeyim:

"Garibin karnina vurmuslar, ah arkam demis!".. Arkaniz, sirtiniz kuvvetli olmazsa, ya da kendiniz guclu olamazsaniz hersey gelir sizi bulur...

İttihatçıların ve Teşkilat_ı Mahsusa nın hataları ve acizliği olabilir..

Acizligi hakkinda bir sey yazdigimi sanmiyorum. TM'nin acizligi degil, oraya yonlendirilmemis. Yonlendirmesi gerekenlerinkini de acizlik olarak gormuyorum. Ama, galiba siz de benim ne olarak gordugumu gormuyorsunuz.

Bizim karşı olduğumuz şey bu ölümlerin GENOCİDE(SOYKIRIM)olarak nitelendirilmesi, tarihin siyasete alet edilmesi ve dünya kamuoyuna bizim adımıza bir utanç tablosu olarak sunulması...

Ve, belki de farkinda degilsiniz.. sizin (ve cogunlugun) bu tepkileri verecegi belli.. belli ise cok kolay kullanilabilen bir sey bu. Guruhu korku ve nefretleri uzerinden yonetmek cok daha ucuzdur. Guruhtan ayrilabilmelisiniz.

Biliyosunuz soykırım kelimesinin ders kitaplarımıza girmesini istiyorlar..

Ve, bu sizin hop oturup hop kalkmaniza yol aciyor... kime hizmet ediyor sizce bu?

Açıkçası ben ileride çocuklarımın ecdadını SOYKIRIMcı olarak tanımasını istemem...

O zaman onlara korkularinizla yon vermeyin.

İttihatçıların zamane şartlarında aldıkları-belki hatalı ve acele- bir karar yüzünden ecdadından utanmasını da istemem..

Ecdadini tanimlarina yardimci olun. Once siz tanimaniz lazim tabii ki. Belki utandiklari/utandiginiz kisiler ecdadlari(niz) degildir ;-)

Yine bildiğinizi sanıyorum geçen yıl 19 Mayıs Rum Pontus Soykırımını anma günü kabul edildi ve Yunanistan da yürüyüşler yapıldı. Artık her yıl bir de bunları dinleyeceğiz..

It urur kervan yurur. Dinlemeyin.

Anlayacağınız kesmediğimiz(!) millet kalmamış...

Meyvasiz agaci taslayan pek olmaz.. Bizim Imparatorlugumuzun bakiyeleri hala daha yerli yerine oturmadi. Aradan 100 sene gecti ve Osmanli'nin boslugu buralarda zonkluyor. Bizi pasifize etmek icin tabii ki her seyi diyeceklerdir. Ne bekliyordunuz?

Fransızlar, Cezayir de 1945-1963 te yaptıkları vahşet için ve nerdeyse 1,5 milyon insanın ölümüyle ilgili resmi özrü hala dilemediler.

O eskidi... 1960'larda Ingiltere'nin Kenya'da yaptiklarini bir bilseniz..

Sözkonusu biz olunca 2006 yılını Ermeni Yılı ilan edip, soykırım anıtı dikmekten geri kalmıyorlar..

Ve, bu da cok onemli. Peki, nicin?

Sonuç olarak, Bu konuda üzgün olduğumuzu söylemekte beis yok. Üstelik herkes için üzgün olduğumuzu söyleyebilmeliyiz.

Uzgun/muteessir oldugumuzu soylemek anlamli degil bence. Bir sucu kabul edermiscesine hele de. Ben size, o sucun suc ortagi bile olmadigimizi anlatmaga calisiyorum.

Taşnak zihniyetini kırmak Türk ve Ermeni ulusları arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinden ve insani temasın artırılmasından geçmektedir...

Guzel bir 23 Nisan cumlesi.. :-)

Hala daha Tasnak zihniyetinin aptallik oldugunu gormuyor musunuz? Sanki zorla Ermenistan ile Turkiye iliskilerini bozmak icin ugrasiyorlar. Bu tavrin Ermenistan'da ayda 20-30 dolara (o da is bulabilen nadir sayida insan icin) nasil karsilandigini hic dusundunuz mu?

Burada asil soru, Tasnakcilarin nicin Turkiye'den toprak talepleri olabilecegini resmen soylemis olduklaridir... Bugunku Ermenistan'a, Ermenistan ahalisine tek kurusluk faydasi oldu mu bunun? Yok.

Aksine sinir kapilarini acmak niyetimizi kac yil daha ertelediler. Boyle bir seye yol acacagi belli olan bir lakirdiyi etmenin akilla birlikte telaffuzu mumkun mudur?

Bizim büyük bir devlet olarak yapmamız gereken ise, Azerbaycan ve Ermenistan arasında barışçı bir çözümü desteklemek; ardından sanayimizle, ticaretimizle, kültürümüzle, insanımızla Ermenistan ile ilişkiye girmektir diye düşünüyorum..

Derhal Hariciyemize gerekli tesebusslerde bulunmak talimatlarinizi aktaracagimdan en ufak bir endiseniz olmasin :)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 6, 2006 11:26 PM

Mustafa Bey,

Bu tip makaleleri gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim. Biz de bilgilerimizi yenilemiş oluyoruz.
Kanımca Lewy'nin makalesindeki en önemli eksiklik sadece bir yerde atıf yaptığı dönemin ABD İstanbul Büyükelçisi Henry Morgenthau'dan yeterince bahsetmemesi. Her ne kadar bahsettiğiz kaynaklar önemli olsa da , Ermeni Tehcirinin dünyada özellikle de Amerikan toplumunda 'Soykırım' olarak algılanmasında büyükelçinin 1918 yılında yayımladığı "Ambassador Morgenthau's Story" adlı kitabın etkisi büyük. Bu kitabın günümüzde bile Ermeni Soykırımının en önemli kaynaklarından biri olduğu kabul ediliyor.

Kimdir Morgenthau? Yahudi kökenli olup New York'ta emlak komisyonculuğu yapan Morgenthau dönemin ABD Başkanı Wilson'a 1912 seçimlerinde verdiği destek karşılığında Osmanlı İmparatorluğuna Büyükelçi olarak atanır. Kasım 1913'ten Şubat 1916'ya kadar (İmparatorluğun en çalkantılı döneminde ) İstanbul'daki bir çok olaya da şahit olur. Savaş boyunca ABD Büyükelçiliği, İtilaf Devletlerinin gayri resmi bürosu gibidir. Bu devletlerinin İstanbul'daki vatandaşlarının, savaş esirlerinin işlerini takip eder. Başta Talat Paşa olmak üzere hükümet üyeleriyle , Alman Büyükelçi Wangenheim ile sürekli görüşür. Hatta Çanakkale Cephesini ziyaret eder.

İki yıl sonra İstanbul'da tuttuğu günlüğünü Burton J. Hendrick adlı ünlü bir gazeteciye vererek ( ABD Dışişleri Bakanlığı'nın da desteğiyle) düzenler, kitap haline getirir. Amerikalı bir tarihçinin ifadesiyle "Amerikalıların nesiller boyu belirli bir ulus ve ülkeye bakış açısının şekillendirilmesinde "Ambassador H. Morgenthau'nun öyküsü" diye bilinen kitap kadar etkili olanı çok azdır .

Zannedilenin aksine kitabı Morgenthau yazmamış, günlüğü ve yazdığı mektuplar kaynak olarak kullanılmıştır. (Tabi değiştirilerek!) Tarihçi Heath W. Lowry'e göre Morgenthau'nun İstanbul'daki Büyükelçilikteki Ermeni yardımcıları Agop Andonian ve Schmavonian ana taslağı hazırlamış, Amerikaya döndüğünde başkan adına Dışişleri Bakanı R. Lansing son rötuşları yapmış, dönemin ünlü gazetecisi Hendrick'te kaleme almıştır.( Bahsi geçen Agop Andonian'in Lewry'nin makalesinde adı geçen Aram Andonian ile bir akrabalığı olup olmadığını bilmiyoruz.)

Kitabın Çanakkale Muharebeleriyle ilgili kısmı Yeditepe Yayınevi tarafından yayınlanmıştı. İlgili bölüm okunduğunda ABD Büyükelçisinin Türklere karşı ne kadar önyargılarla dolu olduğu anlaşılıyor. (Çanakkale Devler ülkesinde Devler Savaşı, Yeditepe Yayınevi , 2005)

Büyükelçinin yayınlanmamış günlükleri ile sonradan yayımlanan kitap arasından ciddi farklar olduğunu söyleyen Tarihçi Lowry'e göre sonradan yapılan eklemelerle başta Talat paşa olmak üzere dönemin Türk yöneticileri ( hatta Türkler) insanlıktan nasibini almamış kişiler, böyle bir suçu işleyecek yapıda insanlar olarak gösterildi. ( Oysa aynı büyükelçi yayımlanmamış günlüğünde daha ılımlı ve dostane ifadeler kullanıyordu. Aynı dönemde İstanbul'da görev yapan Amerikalı gazeteci Schreiner, Morgenthau'nun Osmalı Devlet Adamları ve Alman Büyükelçisiyle çok yakın dostlukları olduğunu yazmıştı.)

Osmanlı Ermenilerinin başına gelenlere en önemli kanıt olarak gösterilen bu kitap ABD Hükümetinin desteğiyle 1918'de basıldı. Kitabın başlıca vurguladığı noktalar 1. İttihat Terakki Hükümetini savaşa Almanyanın emperyalist emelleri sürüklemiştir.
2. İttihatçı Liderler Talat Bey ve Enver Paşa savaşı fırsat bilerek Osmanlı Ermenilerini sürme kararı aldılar.
3. Kötü ruhlu Enver ve Talat'ı Ermenileri alçakça yok etme planından vazgeçirmek için yılmaksızın çaba sarfeden tek kişi Morgenthau'dur.
4. Gayretleri sonuç vermedi. Çünkü onları vazgeçirebilecek tek kişi olan Alman Büyükelçisi Wangenheim ilgisiz kalıp biçare Ermenilerin hakkını korumayı reddetti.

1918'de kitap yayınlandıktan sonra Büyükelçiye en büyük tepki 1915'te İstanbul'da bulunduğu sırada aynı yerde görev yapan bir kaç kez Çanakkale cephesine giden , Doğu Anadolu'da Ermenilerin tehcirini izleyen Associated Press Muhabiri Amerikalı Gazeteci George A. Schreiner'den geldi. " Türklere mal ettiğiniz acımasızca davranışlara siz pek tanık olmadınız. Bunun yanısıra ayaklanmanın olduğu yerdeki Ermenilerin sayısından çok Ermeninin öldürüldüğünü iddia ettiniz. ...... Sizinle çok açık konuşmam gerekirse Türkleri yeryüzünün en kötü, Almanları da eğer böyle bir şey mümkünse onlardan da kötü varlıklar haline getirme çabalarım imkansız"


Yukarıdaki makaleye kendi araştırmalarım doğrultusunda katkıda bulunmak istedim.
Selamlar.

Tuncay Yılmazer

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 7, 2006 1:06 AM

Ece Hanım,

Çocuklarınızın ecdadını soykırım failleri olarak bilmesini istemediğini yazmanıza takıldım. Peki soykırım hakikaten gerçekleştiyse bunun çocuklarınızdan gizlenmesini ister miydiniz? Gizlenmesini istemediğinizi tahmin ediyorum ama bu cümleyi okur okumaz aklıma gelen de bu oluyor. Umarım ki yapılan araştırmalar, şüpheye yer bırakmayacak şekilde, atalarımızın soykırıma bulaşmadığı neticesini ortaya çıkarır ama bu araştırmaların sonucu ne olursa olsun çocuklarımın doğruyu öğrenmelerini isterim demek daha tutarlı olur gibi geliyor bana. Biraz uzun tabi.

Sayın Müzmin Anonim,

yazdıklarınız biraz fazla komplo teorisi tadı vermiş. Zaten siz de bu konularda çok bilginizin olmadığını yazmışsınız. Bu da aklıma şu soruyu getiriyor. Az çok bilgi sahibi olmadan bazı gurupları zan altında bırakacak yazılar yazmak etik olarak sakıncalı değil mi? Çok iyi bilmediğinizi itiraf ediyor olsanız bile. Örneğin, Müzmin Anonim'i pek tanımam ama sabetayist gibi geliyor bana nitekim sabetayistlerin işi değil mi böyle kimliğini saklamak?

Saygılarımla
Kıvanç Tarhan.

Yazan: Kıvanç Tarhan Tarih: February 7, 2006 1:07 AM

Bir felsefe öğretmeni bu konuda ne diyebilir diye düşündüm. Şu kadarını sanırım diyebilirim:

Bu tür konuları ele alır iken -başka hiçbir milletin bunu yapmıyacağını düşünsek bile- milliyetçi bakışı bir kenara koyabilmeli değil miyiz? Olgu ile değeri birbirinden tümüyle farklı biçimde incelemek gerekmez mi? Yada bunlar zaten yapılmakta mı?

Olgular üzerinde değerler tartışması yürütmek kafa karışıklığı ile söz kalabalığı dışında hiçbir sonuç vermiyor. Nasıl olması gerektiğini bir tarafta, nasıl olmuş olduğunu diğer bir tarafta incelediğimizde bunları yaşamıyoruz.

"Ermeni Soykırımı İddiası"nı inceler iken bu iddianın gerçekten de doğruyu yansıttığı ihtimalini kabul ederiz. Diğer bir deyişle gerçekten de safkan türk-müslüman olan bir takım yetkililerin bu tür bir soykırımı nazilerinkine benzer bir zihniyetle yaptırmış olabileceklerini -incelemenin öncesinde- soğukkanlılıkla kabul ederiz. "Müslüman türkler böyle bir şey yapmaz" diye kestirip atmayız (Tabiki bu sitede böyle yapıldığını ne öne sürüyor ne de ima ediyorum. Muhtemelen mutabık olunan bir hususun vurgusudur bu ancak). Siyaset Tarihi bilimi ancak bu şekilde bir parça Doğa Tarihi bilimine benzeyebilir ve bu benzerliği oranında da güvenilir/genelgeçer bilgiler sunabilir. Milliyetçi renkler taşıdığı ölçüde de bilim olmaktan uzaklaşıp edebiyata yakınlaşır.

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: February 7, 2006 1:45 AM

Sevgili arkadaşlar,
Yukarıda yazdığım makalenin son bölümündeki Amerikalı Gazetecinin Büyükelçi Morgenthau'ya yazdığı mektubun bir bölümü hatalı çıkmıştır. Doğrusu: "Sizinle çok açık konuşmam gerekirse Türkleri yeryüzünün en kötü, Almanları da eğer böyle bir şey mümkünse onlardan da kötü varlıklar haline getirme çabalarınızı desteklemem imkansız" olacaktır.

Başta Mustafa Akyol olmak üzere site müdavimleri
bu yazıyla ile ilgili görüşlerini belirtirlerse memnun olurum.
Saygılar.

Tuncay Yılmazer

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 7, 2006 11:46 AM

Kivanc bey,

yazdıklarınız biraz fazla komplo teorisi tadı vermiş. Zaten siz de bu konularda çok bilginizin olmadığını yazmışsınız. Bu da aklıma şu soruyu getiriyor. Az çok bilgi sahibi olmadan bazı gurupları zan altında bırakacak yazılar yazmak etik olarak sakıncalı değil mi?

Boyle bir soru her zaman var. Ve, her kanaatten sonra da sorulabilir.

Tevazuyu som-cehalet olarak okursaniz, 'az cok bilgi sahibi' olmadigimi dusunmekte hakli olabilirsiniz.

Çok iyi bilmediğinizi itiraf ediyor olsanız bile.

'Cok iyi' bilmek icin o gun orada yasamis, ic-kabinenin kendi aralarinda ne konustuklarina kulak misafiri olmak gerekiyor. Bunu mumkun gormuyorum. O zaman isaretlere bakmak zorundayiz. Isaretleri okumaga calistigimi soylemedigimi dusunuyorsaniz o baska tabii.

Örneğin, Müzmin Anonim'i pek tanımam ama sabetayist gibi geliyor bana nitekim sabetayistlerin işi değil mi böyle kimliğini saklamak?

Hah, bu isimden kimlik cikarmak meselesi.. :-)

Simdi, bana yazan birisinin yazisinin altina Kivanc Tarhan ismini yazmis olmasi ile kimligini aciklamis oluyor.. Boylece ben ve buradaki herkes onun kim oldugunu, cemaziyevvelinin ne oldugunu filan hemencecik tanidik ve bildik.. Degil mi?..

Birakin Internet'i, sokakta yururken, ya da bir toplantida filan karsilasip isim/kartvizit degis tokusu yapsak bile birbirimizi tanimis mi oluruz?.. Siz olurum diyorsaniz, bu tavriniza imrenirim sadece.

Ote yandan, madem actiniz, soyleyeyim: Sabetayist degilim.

Sabetayistlerin hasim filan goruyor da degilim. Herseyin her donemde faili onlar degil ama yakin tarihimizde oynadiklari rolu daha iyi anlamak icin imkan buldukca onlarla da konusurum. Bu gerekli; cunku henuz kamuya malolmamis hayli sey var.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 7, 2006 1:16 PM

Cengiz bey,

"Ermeni Soykırımı İddiası"nı inceler iken bu iddianın gerçekten de doğruyu yansıttığı ihtimalini kabul ederiz. Diğer bir deyişle gerçekten de safkan türk-müslüman olan bir takım yetkililerin bu tür bir soykırımı nazilerinkine benzer bir zihniyetle yaptırmış olabileceklerini -incelemenin öncesinde- soğukkanlılıkla kabul ederiz.

Ne denilebilir ki.. 'incelemenin otesinde' kabul edebilirseniz, felsefe ogrenciligi ya da ogretmenligi ya da tek basina akil devreden cikmis olmak zorunda kalir. Bu tur teslimiyeti akla yakistiramiyorum.

Diyelim ki, 'dogru oldugunu farzederek baslayabiliriz' dediniz; o da bir yontemdir ve son derece makul bulurum. Bundan sonraki adimlari da yerine getirmek gerekir tabii ki. Ilk soru 'nicin?' olmali bence.

Nicin bir milleti (bugun anladigimiz anlamdaki bir milleti) yok etmek amaci ortaya cikmis? Daha dogrusu, boyle bir amac (yok etmek) cikmis mi?

"Müslüman türkler böyle bir şey yapmaz" diye kestirip atmayız (Tabiki bu sitede böyle yapıldığını ne öne sürüyor ne de ima ediyorum.

Akli basinda kimsenin 'musluman turkler boyle bir sey yapmaz' diyebilecegini ben de dusunmuyorum. En azindan elimizde Kuyucu Murat Pasa ornegi var --klasik anlamda bir soykirim olmasa bile, koyu yesil muslumanlarin acik yesil muslumanlara neler yapabildigini cok iyi ornekler.

Muhtemelen mutabık olunan bir hususun vurgusudur bu ancak). Siyaset Tarihi bilimi ancak bu şekilde bir parça Doğa Tarihi bilimine benzeyebilir ve bu benzerliği oranında da güvenilir / genelgeçer bilgiler sunabilir. Milliyetçi renkler taşıdığı ölçüde de bilim olmaktan uzaklaşıp edebiyata yakınlaşır.

Mesele milliyetcilik olmamali; kabul. Yani, sadece milli aidiyet yuzunden birilerini --her seye ragmen-- sahiplenmek tabii ki dogru ya da kabul edilebilir degil. Fakat, milliyetci olmayacagiz diye de onumuze her uzatilan seyi kabul edecegiz anlamina gelmiyor bence bu.

Herneyse. 'Ermeni Soykirim Iddialari' her ne zaman gundeme gelse ben hep 'nicin?' sorusunu soruyorum. Ve, makul bir sebebini de goremiyorum.

Nicin cok daha acik ve yakin bir tehdir olacagi asikar olan Anadolu ve Istanbul Rumlari isin boyle bir sey 'planlanmamis' da Ermenilere reva gorulmus olabilir?

Ya da, belki de deha onemlisi, nicin Ermenilerin bir kismi o derece militanize olabilmisler; buna nasil bir imkan/firsat saglanmis, kimsenin bundan haberi olmaksizin mi bu --aniden-- ortaya cikmis?

Osmanli'nin yeri geldiginde belkemigi olan bu millet (dini cemaat), nasil olmus da bir blok halinde Osmanli'ya bu derece dusman olmus? Bu kadar keskin donusumler fiilen mumkun mudur? Bunu mumkun kilan nedir; yoksa oyle oldugu mu farzedilmis --farzedilmis ise 'nicin?'..

Bu sorulari artirabiliriz... fakat nedense cevplar hic artmiyor.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 7, 2006 1:52 PM

Müzmin ANONİM bey/hanım;

Yazis tarzlariniz birbirine cok yakin: Nasil soyleyeyim, ayni ozensizlikle satirlari luzumsuz yerlerden bolmek, kelime secimi, asker mektubu gibi (neye cevaben neyin yazildigi belli olmayacak sekilde) cevap yazmaklar vb.. ;-) [Pardon, ama, debbag tarafim olmadigini hic soylemedim ki. :-) ].
*Özensiz yazmayı kimse istemez,bunun iki nedeni olabilir;
-vakitsizlik(özellikle okul zamanı)
-sayısalcı olmak (yetersiz imla ve Türkçe bilgisi)
Bu konuda sizden ve Mustafa bey den özür dilerim.
Ama sonuçta anlaşılan yanlış anlamışım,özür dilerim.
Estağfurullah,sui zanna sebep olmak da en az zan sahibi kadar suçtur
Belki de erkeksi yazıyorum farkında değilim)
Ayrıca Sn XSI ya benzetilmek hoşuma bile gitti,ya şöyle hitap etseydiniz;
Ece/Ataman bey ))))))))))))))
O zaman nasıl ispat edecektim onu düşünüyorum .
(Ataman bey e sevgiler)
Dalga gecmem ama benimle dalga gecildigini dusunurum. Cunku hayran (fanclub member) sahibi olacak bir tarafim oldugunu dusunmedigim icin, istihza ile soylenmis olmasi cok daha muhtemeldir bence.
İstihza yeteneği olan sizsiniz,maşallah bizi kelimelerle yerden yere vurabiliyorsunuz.
Benim yazdıklarım çok açık ve net hatta biraz da pervasız)
BLOG sitenizi aktive ederseniz fanlarınızı orada görebilirsiniz)

SQ'nun ne olduguna bakmak ihtiyaci duyduguma gore IQ'um o kadar da yuksek olmasa gerek. Ustelik, QQ ve WQ gibi yeni ve modern bilesiklerim hic yok galiba.
Ben bu kavramları Muhammed BOZDAĞ ın RUHSAL ZEKA isimli kitabında okumuştum,IQ ya gerek yok okumanız yeterli
Konuya dönersek;
Mesele onaylamak degil. Onaylasaniz ne farkeder? ABD'liler Kizilderili soykirimini teyid ediyorlar da ne oluyor.. hic. Aslolan guclu olabilmektir.
Haklısınız..Şu an güçlü bir devlet olsaydık ve AB yi tek kurtuluş olarak görüyor olmasaydık bu tür ağız kokularını çekiyor olmayacaktık.
Bakin size guzel oldugunu dusundugum bir anekdot soyleyeyim:
"Garibin karnina vurmuslar, ah arkam demis!".. Arkaniz, sirtiniz kuvvetli olmazsa, ya da kendiniz guclu olamazsaniz hersey gelir sizi bulur...

Arkamızı Sam amcamıza dayamışız ,her yıl “Ermeni soykırımı” diyecek mi
Ecdadini tanimlarina yardimci olun. Once siz tanimaniz lazim tabii ki. Belki utandiklari/utandiginiz kisiler ecdadlari(niz) degildir ;-)
İşte kilit cümleniz bu…
Ecdadımız dediğimiz Osmanlı Padişahları da safkan Türk değillerdi onları da red mi edeyim?
Ecdad kimdir konusu bence çok su götürür,kriterimiz ne olacak,Türklük mü?Müslümanlık mı?Anadolu luk mu?vs vs vs…
İttihatçıların sizin iddia ettiğiniz gibi mason/sabetay kanadının yapmış olduğu planlı temizliği (!) görmezden gelip,tüm dünyaya nasıl karşı durabileceğiz?
Biz artık TC. yiz OSMANLI nın yaptığı hatalar bizi ilgilendirmez deyip sıyrılabilecek miyiz?
Hala daha Tasnak zihniyetinin aptallik oldugunu gormuyor musunuz? Sanki zorla Ermenistan ile Turkiye iliskilerini bozmak icin ugrasiyorlar. Bu tavrin Ermenistan'da ayda 20-30 dolara (o da is bulabilen nadir sayida insan icin) nasil karsilandigini hic dusundunuz mu?
Bütün Ermeniler olmasa bile taşnak zihniyeti;
1-Türkiye'nin Doğu'sunu kendilerine ''vaat edilmiş topraklar'' olarak görmektedirler.

2- ''Ağrı Dağı'' onlar için çok kutsal olduğu için,ona sahip olmak istemektedirler.

3-Geçmiş devirlerde ki ''Urartu'' medeniyeti kendilerinin uygarlığı olduğunu ve ilk kurulduğu yer olan Van şehri bu bakımdan onlar için kutsal bir önemi vardır.

4-Sözde soykırım safsatasını bir ''Hristiyanlık'' meselesi haline getirip geniş ölçekli bir ittifak kurma hayali maalesef gerçeğe dönüşme izlenimi vermektedir.

5-Bu bağlamda 4.madde bazı Batı ülkeleri tarafından kullanılarak daha önce Türkiye üzerinde oynamak istedikleri fakat başarılı olamadıkları oyunları yapmak fırsatı olarak değerlendirmeleri bu konuyu bu kadar popüler yapmıştır.
.
Derhal Hariciyemize gerekli tesebusslerde bulunmak talimatlarinizi aktaracagimdan en ufak bir endiseniz olmasin :)
Çok sevinirim,bir zahmet gitmişken şunu da iletiverin:
bu meseleyi DOĞU PERİNÇEK ve MEHMET GÜL gibi adamlara bırakmak yerine doğru dürüst bir strateji izlesinler ve gerçek tarihçilere (YUSUF HALAÇOĞLU gibi insanlara ) yeterli önemi versinler..Önlerini açsınlar…
sevgi ve saygılarımla
ECE

Yazan: ece Tarih: February 7, 2006 7:30 PM

Ece hanim,

-sayısalcı olmak (yetersiz imla ve Türkçe bilgisi)

Digerlerini bilemem, ama, bunun elle tutulur bir sekilde (tangibly) mevcut olabilecegine katilirim.

Dunyayi sayilar ve/ya geometrik sekillerden ibaret gorebilenler, nedense, gorduklerini/meramlarini anlatmaga, araclarin verimli kullanimina sira gelince olaganustu tembel ya da ilgisiz olabiliyorlar.

Kendimden yola cikarak soyleyebilecegim tek aciklamasi bunun aslinda bir cesit kibir olabildigidir. [Herkes icin gecerli oldugunu soylemiyorum] Kurtulmak icin ozel gayret gerekir --diyorlar..

Belki de erkeksi yazıyorum farkında değilim?)

Evet, bu element de var. Ilerde cocuklariniza neler ogreteceginizden bahsettiniz, o bapta bir sey soyleyeyim: Ne yapar yaparsiniz bilmem, ya kadinsi tonda konusabilen bir erkek bulmali, ya da bu tonunuzu gozden gecirmelisiniz --yoksa, iki baba tarafindan yetistirilmis cocuklari gozumun onune getirdigimde urperiyorum :-) <BG>

Ayrıca Sn XSI ya benzetilmek hoşuma bile gitti,ya şöyle hitap etseydiniz; Ece/Ataman bey ?)))))))))))))) O zaman nasıl ispat edecektim onu düşünüyorum . (Ataman bey e sevgiler)

Bu ihtimal pek yok gibi.. Bir suru sebebi var: Sizin Ataman bey gibi sapkadan slogan cikartmak yeteneginiz pek yok sanki; arti, inanmadiginiz bir dine ait yuz milyon bin adet ayet de bilmiyorsunuz.. [Yani, bugune kadar boyle bir emmare goremedim ;-) ]

BLOG sitenizi aktive ederseniz fanlarınızı orada görebilirsiniz?)

Yigit yigit derler candan ederler; bonkor bonkor derler maldan ederler :-)

Simdi, tutup, bu tur cesaretlendirmeler uzerine blogu faal kildiktan sonra butun fan sayisinin bir (=kendim) oldugunu gormek de var...

Ben buna dayanamam... ;-)

Ben bu kavramları Muhammed BOZDAĞ ın RUHSAL ZEKA isimli kitabında okumuştum, IQ ya gerek yok okumanız yeterli?

Bu IQ meselesine cok da fazla itibar etmiyorum. Yillaaar once yaptiklarinda santim cinsinden boyuma epeyi yakindi; simdilerde oyle degil; boyumdan 30 puandan fazla kisa cikti..

Şu an güçlü bir devlet olsaydık ve AB yi tek kurtuluş olarak görüyor olmasaydık bu tür ağız kokularını çekiyor olmayacaktık.

Eksiksiz katiliyorum.

Arkamızı Sam amcamıza dayamışız ,her yıl “Ermeni soykırımı” diyecek mi

Diyemez. Uzun zaman icin diyemez. Ve, diyebilecegi zaman geldiginde de ABD'yi onemseyen kalmamis olacak..

ABD'nin ne dedigi benim gozumde o kadar onemli degil aslinda. Ben bunu Israil'in demesini onemserim.

Iste o zaman bugune kadar hic bilmedigimiz --aklimiza bile gelmeyen-- cok ilginc bilgilerin ortaya cikacagini dusunuyorum. Sirf akademik bir merak yuzunden bunun olmasini isterdim..

Bu arada, ABD kisaltmasinin cok yaygin bir yanlis oldugunu dusunuyorum. Dogru tercumesi Birlesik Amerik Devletleri olmalidir. Kisaltmayi da ona gore yeniden duzenlemek lazim.

Belki utandiklari/utandiginiz kisiler ecdadlari(niz) degildir ;-)
İşte kilit cümleniz bu…

Hay Allah... Ben ise onu anahtar cumle olur umuduyla yazmistim.. ;-)

Ecdadımız dediğimiz Osmanlı Padişahları da safkan Türk değillerdi onları da red mi edeyim? Ecdad kimdir konusu bence çok su götürür, kriterimiz ne olacak, Türklük mü? Müslümanlık mı? Anadolu'luk mu? vs vs vs…

Kan bagiyla milli aidiyet, ya da ecdad, olusturmak cok yeni bir modadir. Bu modanin sonlarina yaklastigimizi dusunuyorum...

Merak edip, mesela, Cengiz Kagan'in cocuklarinin soykutugunue filan bakabilirsiniz.. Bugunku bakis acimizla cok ilginc bir nesep iliskisi vardir. Ne Cengiz'in kendisi, ne de 'cocuklari' BilmemKim Hatun ile ayni cadirda (=locality) halvet olmuslugu ya da birbilerinin inaclarini onemsiyordu...

Yani, diyecegim o ki, ecdadinizi kendiniz belirleyin --neye, hangi kritere uyacaginizi da bana/baskalarina sormak dogru degil. Benim yegane onerim, baskalarinin size dayattigi ecdadi sorgulamadan kabul etmemenizdir.

Alakasi yok, ama, yine de yazayim: Iyi gozlem yapabilen munafiklarin/kaynaklarin kanaatleri, 'Turkum. Dogruyum. Caliskanim.' sloganinin bir cumle olmadigi, aslinda coktan secmeli bir soru oldugu; ve sadece bir yanitin gecerli oldugu istikametindedir. Bunu da dikkate almak lazim :-)

İttihatçıların sizin iddia ettiğiniz gibi mason/sabetay kanadının yapmış olduğu planlı temizliği (!) görmezden gelip,tüm dünyaya nasıl karşı durabileceğiz?

This is a make believe game. Sonunda bizi de inandirirlarsa kazanmis olacaklardir; o gune kadar tehlike yok bence.

Biz artık TC. yiz OSMANLI nın yaptığı hatalar bizi ilgilendirmez deyip sıyrılabilecek miyiz?

Ben bunu Osmanlinin yaptigini dahi soylemiyorum.

Bir donem icin iktidari ele gecirmis bir klik tarafindan yapilmis ise bunun ilk (ve tek?) suclusu ilgili kabinedir. Nitekim, Sultan ve Saray'in butun icrai yetkilerinin (Batili dostlarimizin da yogun tesvikleriyle) budandigi bir donemde olmustur.

Bütün Ermeniler olmasa bile taşnak zihniyeti; 1-Türkiye'nin Doğu'sunu kendilerine ''vaat edilmiş topraklar'' olarak görmektedirler.

Herkesin hayal kurmak hakki vardir. Onlarinki bizimkinden cok daha dar bile sayilir. Cunku, bizim Turan Ulkesi hayalimizin hudutlari belli degil.. Bazilarina gore Mans Denizinden Cin Denizine kadar uzaniyor. Anladigim kadariyla Ermenilerin bahsettigi bu mendil kadar alan da bunun icinde bir yerlerde yer aliyor..

Bunu nicin kotu niyet olarak okuyorsunuz ki; gordugunuz uzere, adamlar bize katilmak istiyor belki ;-)

2- ''Ağrı Dağı'' onlar için çok kutsal olduğu için,ona sahip olmak istemektedirler.

Ve, Agri dagini bir sekilde ele gecirseler uzerine kus konduracaklar, he mi :-)

Farkinda misiniz bilmem, ama, bu tur korkular yuzunden, giderek artan coban acigimiz bir turlu kapanmayacak gibi gorunuyor..

3-Geçmiş devirlerdeki ''Urartu'' medeniyeti kendilerinin uygarlığı olduğunu ve ilk kurulduğu yer olan Van şehri bu bakımdan onlar için kutsal bir önemi vardır.

Olabilir. Bu hayalin fiile donusmesi ile cehennemde kar firtinasi yasamak ihtimalinin asagi yukari ayni mertebede oldugunu hepimiz biliyorsak derdetmek gerekmez.

4-Sözde soykırım safsatasını bir ''Hristiyanlık'' meselesi haline getirip geniş ölçekli bir ittifak kurma hayali maalesef gerçeğe dönüşme izlenimi vermektedir.

Izlenimi vermektedir... Yani, bizden birileri bunun mumkun olabilecegini saniyor.. Bu durumda, bu bizden birilerinin ne icip ne cektigini merak ederim ben de.. O her ne ise kafa bulmak icin birebir olsa gerek ve ben de isterim :-)

5-Bu bağlamda 4.madde bazı Batı ülkeleri tarafından kullanılarak daha önce Türkiye üzerinde oynamak istedikleri fakat başarılı olamadıkları oyunları yapmak fırsatı olarak değerlendirmeleri bu konuyu bu kadar popüler yapmıştır.

Evet. Zurnanin alisilmadik sesler vermege basladigi nokta bence bu..

Tarihsel olarak da olan budur: Ermenileri ayartarak kendi mezheplerinden sasirtanlar Ermenilerin baslarina gelmedik birakmamis, onlari alenen kullanmislar.. Hala daha bu tukenmez serbetinden ortaligi kana kana suvarmak istiyorlar..

Bizi masa, Ermenileri da canak/kup olmaga razi edebildikleri muddetce bu oyun devam eder.

Derhal Hariciyemize gerekli tesebusslerde bulunmak talimatlarinizi aktaracagimdan en ufak bir endiseniz olmasin :)
Çok sevinirim,bir zahmet gitmişken şunu da iletiverin: bu meseleyi DOĞU PERİNÇEK ve MEHMET GÜL gibi adamlara bırakmak yerine doğru dürüst bir strateji izlesinler ve gerçek tarihçilere (YUSUF HALAÇOĞLU gibi insanlara ) yeterli önemi versinler..Önlerini açsınlar…

Ah.. siz gercek (ne demekse, ve boyle bir mahluk hic yasamissa) tarihcilerin bu oyunda bir rol oynayabilecegini dusunenlerdensiniz galiba.. Ne mutlu. Boylesine idealist insanlarin varligi, benim baktigim yerden, gelecek gunlerin yakici gunesine karsi huzur bulutlari anlamina geliyor...

Ote yandan, Tarih Kurumu'nun kurulus amaci bu degil ki.. ve, bunca zaman sonra basina bir tarihcinin getirilmis olmasi da bence ciddi buyuk bir yanlislik...

Turgut Ozakman gibi tiyatrocu/senarist bir uzman bosta dururken Halacoglu'nun o makami isgal etmesini, her 29 Ekimde Huzur'a cikan clergy tarafindan nasil izah edildigini cok merak ediyorum..

Carpilacaklari yakindir. Cok alametler belirdi ;-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 8, 2006 5:27 PM

Müzmin Anonim bey
Dunyayi sayilar ve/ya geometrik sekillerden ibaret gorebilenler, nedense, gorduklerini/meramlarini anlatmaga, araclarin verimli kullanimina sira gelince olaganustu tembel ya da ilgisiz olabiliyorlar.

Dünyayı sayılardan ibaret görmüyorum elbette..
Mühendislik okumuş/yor olmama rağmen tarihe,politikaya ,teolijiye ilgi duyuyorum ve araştırmaya gayret ediyorum,şu an da akyol,org u takip ediyor olmam bile buna kanıt değil midir?
Ayrıca yöneltmiş olduğunuz “özensiz yazım” eleştirinize bir mazeretim daha var; o da mesajımı direkt text alanına yazıp yollamak gibi bir hata yapıyor olmak..Halbuki herhangi bir word dosyasında yazıp şekillendirip sonra göndermek en doğrusuymuş..

Kendimden yola cikarak soyleyebilecegim tek aciklamasi bunun aslinda bir cesit kibir olabildigidir. [Herkes icin gecerli oldugunu soylemiyorum] Kurtulmak icin ozel gayret gerekir --diyorlar..

Bakın özeleştiri yapmış olmanız bile kibrinizi eritmek için bir başlangıç olabilir,çünkü sizde baskın bir özellik olarak bağırıyor ))

Belki de erkeksi yazıyorum farkında değilim?)
Evet, bu element de var. Ilerde cocuklariniza neler ogreteceginizden bahsettiniz, o bapta bir sey soyleyeyim: Ne yapar yaparsiniz bilmem, ya kadinsi tonda konusabilen bir erkek bulmali, ya da bu tonunuzu gozden gecirmelisiniz --yoksa, iki baba tarafindan yetistirilmis cocuklari gozumun onune getirdigimde urperiyorum :-)

;))))))))))
Burayı arkadaşlarıma okutacağım çok gülecekler…Konuşma tonumun yumuşaklığı ve feminen tavırlarım bir fabrikada idarecilik yapamayacağım endişesi yaratmıştı )
(Malum iş hayatında biz kadınlardan erkeksi tavırlar ve ses tonu bekleniyor…)
Bu sayfanın kopyasını alıp hemen CV’ me eklemeliyim ))))))
“Bakın ben istediğimde erkeksi olabiliyorum ,işte kanıtı” diye sunarım )))

Yigit yigit derler candan ederler; bonkor bonkor derler maldan ederler :-)
Simdi, tutup, bu tur cesaretlendirmeler uzerine blogu faal kildiktan sonra butun fan sayisinin bir (=kendim) oldugunu gormek de var...
Ben buna dayanamam... ;-)

Biz sizi buradan okumaya devam edelim en iyisi ,ruh sağlığınızın bozulması riskini gözardı edemeyiz…
Ama siz şu linke her sabah adınızı yazıp tıklayın;
http://www.pluslive.info/sekonder/dosya/muhtesem.htm
Bir tür fan işlevi görecektir ))

Bu IQ meselesine cok da fazla itibar etmiyorum. Yillaaar once yaptiklarinda santim cinsinden boyuma epeyi yakindi; simdilerde oyle degil; boyumdan 30 puandan fazla kisa cikti..
İtibar etmiyorum demişsiniz ama şimdilerde sahip olduğunuz IQ den haberiniz var
Ben IQ mu hala ölçme ihtiyacı hissetmedim mesela))
-------------------------------------------------
Arkamızı Sam amcamıza dayamışız ,her yıl “Ermeni soykırımı” diyecek mi demeyecek mi endişesiyle bekliyoruz,demeyince derin bir nefes alıyoruz…
Diyemez. Uzun zaman icin diyemez. Ve, diyebilecegi zaman geldiginde de ABD'yi onemseyen kalmamis olacak..
ABD'nin ne dedigi benim gozumde o kadar onemli degil aslinda. Ben bunu Israil'in demesini onemserim.

Güruhtan ayrılmak adına bazen öyle laflar ediyorsunuz ki…
Bir yığın anahtar cümle ve konu konuyu açıyor…
Yahudiler kendi Mavi kitaplarıyla nazi soykırımını dünyaya kabul ettirdiler ve mazlum ırk oldular ,bu psikoloji onları birbirine bağladı ve siyasetleri oluştu.
Derken bir bakmışız İsrail kurulmuş ve dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler bu bilinçle asimile olmadan İsrail e göç etti…Hala daha Hollywood da sürekli Yahudi soykırımı pompalıyor.
Zavallı Filistin in Hollywood u da yok !!! Mavi kitabı da …

Ermeni diasporası da uyandı SYSTEM OF A DOWN la gençlere ulaştı ,siz biliyor musunuz ki Yahoo music te bu grup seçildiler ve sürekli 5 dk lik tanıtımlarında müzikleri yerine genocide masalı anlattılar..Bizzat dinledim…
Biz ne dersek diyelim Genocide sektörü oluştu ve reklam kampanyaları “mazlum ırk :Ermeniler” imajını zihinlere yerleştirmeye başladı .. hatta iddia ediyorum bir süre sonra buna sizin torunlarınızda inanmaya başlayacak..

Iste o zaman bugune kadar hic bilmedigimiz --aklimiza bile gelmeyen-- cok ilginc bilgilerin ortaya cikacagini dusunuyorum. Sirf akademik bir merak yuzunden bunun olmasini isterdim..

Öyle yada böyle İsrail in Arz-ı Mevud hayalleri “Ermeni Soykırımı oldu” demesine engel olur..Yani İSRAİL böyle bir şey demez..Ekmek ve yağ durumları..

Bu arada, ABD kisaltmasinin cok yaygin bir yanlis oldugunu dusunuyorum. Dogru tercumesi Birlesik Amerik Devletleri olmalidir. Kisaltmayi da ona gore yeniden duzenlemek lazim.
BAD
alemsiniz ))
Yakışır ..USA ya da bir düzenleme yapın okuyalım))

Kan bagiyla milli aidiyet, ya da ecdad, olusturmak cok yeni bir modadir. Bu modanin sonlarina yaklastigimizi dusunuyorum..

Tamam bugünden itibaren kendime ecdadlardan ecdad beğeneceğim))
Ben YAVUZ SULTAN SELİM hayranıyım o bir kere listenin başında.
.
Yani, diyecegim o ki, ecdadinizi kendiniz belirleyin --neye, hangi kritere uyacaginizi da bana/baskalarina sormak dogru degil. Benim yegane onerim, baskalarinin size dayattigi ecdadi sorgulamadan kabul etmemenizdir.

Ne dersiniz GANDHI benim ecdadım olabilir mi?Onu da çok önemsiyorum….


Alakasi yok, ama, yine de yazayim: Iyi gozlem yapabilen munafiklarin/kaynaklarin kanaatleri, 'Turkum. Dogruyum. Caliskanim.' sloganinin bir cumle olmadigi, aslinda coktan secmeli bir soru oldugu; ve sadece bir yanitin gecerli oldugu istikametindedir. Bunu da dikkate almak lazim :-)
Bu cümle(!) bana hep LEYLA ZANA yı hatırlatıyor…

This is a make believe game. Sonunda bizi de inandirirlarsa kazanmis olacaklardir; o gune kadar tehlike yok bence.
Çok rahatsınız ..

Ben bunu Osmanlinin yaptigini dahi soylemiyorum.
Osmanlı tarifinizi alabilir miyim?

Bir donem icin iktidari ele gecirmis bir klik tarafindan yapilmis ise bunun ilk (ve tek?) suclusu ilgili kabinedir. Nitekim, Sultan ve Saray'in butun icrai yetkilerinin (Batili dostlarimizin da yogun tesvikleriyle) budandigi bir donemde olmustur.
Şu andaki iktidar da TC adına adımlar atıyor ilerde sadece bu kabineyi bağlar diyebilecek miyiz?
Talat ,Cemal ,Enver Paşaların soy kütüğünü araştırdınız mı?

Bütün Ermeniler olmasa bile taşnak zihniyeti; 1-Türkiye'nin Doğu'sunu kendilerine ''vaat edilmiş topraklar'' olarak görmektedirler.
Herkesin hayal kurmak hakki vardir. Onlarinki bizimkinden cok daha dar bile sayilir. Cunku, bizim Turan Ulkesi hayalimizin hudutlari belli degil.. Bazilarina gore Mans Denizinden Cin Denizine kadar uzaniyor. Anladigim kadariyla Ermenilerin bahsettigi bu mendil kadar alan da bunun icinde bir yerlerde yer aliyor..
Bizim turan hayalimize(?) ulaşmak için gidip onu bunu soykırımla suçlamıyoruz,ona buna ağlayıp bunları dövün demiyoruz…
Bunu nicin kotu niyet olarak okuyorsunuz ki; gordugunuz uzere, adamlar bize katilmak istiyor belki ;-)
2- ''Ağrı Dağı'' onlar için çok kutsal olduğu için,ona sahip olmak istemektedirler.
Ve, Agri dagini bir sekilde ele gecirseler uzerine kus konduracaklar, he mi :-)
Farkinda misiniz bilmem, ama, bu tur korkular yuzunden, giderek artan coban acigimiz bir turlu kapanmayacak gibi gorunuyor..

Ağrı(Ararat) dağı nın bulunduğu bölgeyi istiyorlar ,hatta bu dağı yüksek yerlere çıkıp izledikleri gün onlar için uğurlu sayılıyor (tv de izledim)


4-Sözde soykırım safsatasını bir ''Hristiyanlık'' meselesi haline getirip geniş ölçekli bir ittifak kurma hayali maalesef gerçeğe dönüşme izlenimi vermektedir.
Izlenimi vermektedir... Yani, bizden birileri bunun mumkun olabilecegini saniyor.. Bu durumda, bu bizden birilerinin ne icip ne cektigini merak ederim ben de.. O her ne ise kafa bulmak icin birebir olsa gerek ve ben de isterim :-)
Siz kafa bulmak için bana cevap yazıyorsunuz yetmiyor mu))))
5-Bu bağlamda 4.madde bazı Batı ülkeleri tarafından kullanılarak daha önce Türkiye üzerinde oynamak istedikleri fakat başarılı olamadıkları oyunları yapmak fırsatı olarak değerlendirmeleri bu konuyu bu kadar popüler yapmıştır.
Evet. Zurnanin alisilmadik sesler vermege basladigi nokta bence bu..
Tarihsel olarak da olan budur: Ermenileri ayartarak kendi mezheplerinden sasirtanlar Ermenilerin baslarina gelmedik birakmamis, onlari alenen kullanmislar.. Hala daha bu tukenmez serbetinden ortaligi kana kana suvarmak istiyorlar.

Bu konuyu çok iyi bilmiyorum fakat gregorian mezhebinin papazlarını öldürerek başladıklarını okumuştum. .
Çok sevinirim,bir zahmet gitmişken şunu da iletiverin: bu meseleyi DOĞU PERİNÇEK ve MEHMET GÜL gibi adamlara bırakmak yerine doğru dürüst bir strateji izlesinler ve gerçek tarihçilere (YUSUF HALAÇOĞLU gibi insanlara ) yeterli önemi versinler..Önlerini açsınlar…
Ah.. siz gercek (ne demekse, ve boyle bir mahluk hic yasamissa) tarihcilerin bu oyunda bir rol oynayabilecegini dusunenlerdensiniz galiba.. Ne mutlu. Boylesine idealist insanlarin varligi, benim baktigim yerden, gelecek gunlerin yakici gunesine karsi huzur bulutlari anlamina geliyor...
Bloğunuzda şiir köşeniz de olsun )))
Ote yandan, Tarih Kurumu'nun kurulus amaci bu degil ki.. ve, bunca zaman sonra basina bir tarihcinin getirilmis olmasi da bence ciddi buyuk bir yanlislik...
Turgut Ozakman gibi tiyatrocu/senarist bir uzman bosta dururken Halacoglu'nun o makami isgal etmesini, her 29 Ekimde Huzur'a cikan clergy tarafindan nasil izah edildigini cok merak ediyorum..
Carpilacaklari yakindir. Cok alametler belirdi ;-)

Bu meseleyi tarihçiler çözemeyecekse kim çözecek?
Doğu Perinçek i İsviçre fatihi (!) yaptılar çocuk oyuncağı gibi sloganlarla restleşiyoruz.
Onların papazı bağırıyor “KASAP KEMAAAAAAAAL”
Bizimkiler bağırıyor “EN BÜYÜK TÜRKİİYE BAŞKA BÜYÜK YOK!”
Bir Turgut Özakman eksik)))
Sevgi ve saygılarımla
ECE

Yazan: ece Tarih: February 8, 2006 8:35 PM

Kıvanç bey,

Çocuklarınızın ecdadını soykırım failleri olarak bilmesini istemediğini yazmanıza takıldım. Peki soykırım hakikaten gerçekleştiyse bunun çocuklarınızdan gizlenmesini ister miydiniz?

demişsiniz..
Bence "Soykırım" yapılmadı ben kendimi buna ikna ettim,karşılıklı mukatele oldu,biliyorsunuz çok sayıda Türk te öldürüldü,Ermeni mezalimi olarak lisede de okuduk.

Çocuğumun tarih dersinde SOYKIRIM gibi utanç verici bir kelime yerine örneğin; İttihat ve terakki hükümeti hatalı bir karar aldı toplu ölümlere sebebiyet verdiler ve vb ifadeler okumasını yeğlerim..
Geçmişinden koparılıp,tarihinden utandırılan bir nesilden ülkesi adına hayır beklemek çok güç olur.
Nasıl ki yıllarca "hain padişah" ifadesi zihnimize işlendi ta ki Ecevit çıkıp Vahdettin hain değildi deyince kıyamet koptu,gelecek nesiller de bizim atalarımız canavarmış Ermeni ırkını yok etmeye çalışmış gibi bir safsatayı benimsememeliler diye düşünüyorum...

saygılarımla
ece

Yazan: ece Tarih: February 9, 2006 1:57 AM

Ece hanim,

Müzmin Anonim bey

Demek simdilik 'bey'de karar kildiniz..

Dunyayi sayilar ve/ya geometrik sekillerden ibaret gorebilenler, nedense, gorduklerini/meramlarini anlatmaga, araclarin verimli kullanimina sira gelince olaganustu tembel ya da ilgisiz olabiliyorlar.
Dünyayı sayılardan ibaret görmüyorum elbette.. Mühendislik okumuş/yor olmama rağmen tarihe, politikaya, teolijiye ilgi duyuyorum ve araştırmaya gayret ediyorum, şu an da akyol.org u takip ediyor olmam bile buna kanıt değil midir?

Birincisi, muhendislik bence iyi bir tercih. Mezun olunca da muhendislik yapmak acisindan soylemiyorum; cok daha onemli baska sebepleri var: Bence artik lisans seviyesindeki bir diploma bundan 40-50 sene onceki lise diploamsina denk dusuyor. Yok, egitimin kailtesinin dusmesini de kasdetmiyorum --bugun etrafimizdaki seyleri anlamak icin muhendislik altyapisinin gerekli hatta zorunlu oldugu anlaminda diyorum. Muhendislikten sonra da aslinda olmak istediginiz seyi okumak gerekir bence --abartma gibi gelecek belki, ama, muzisyen bile olacaksaniz once muhendis olmak gerekiyor artik..

Ayrıca yöneltmiş olduğunuz “özensiz yazım” eleştirinize bir mazeretim daha var; o da mesajımı direkt text alanına yazıp yollamak gibi bir hata yapıyor olmak.. Halbuki herhangi bir word dosyasında yazıp şekillendirip sonra göndermek en doğrusuymuş..

:-)

Cabuk ve yardim gerektirmeden ogreniyorsunuz. Bu guzel. Ama, Word degil de 'plain text' kullanmanizi tavsiye ederim --Notepad, ya da daha iyisi TextPad vb.

Kendimden yola cikarak soyleyebilecegim tek aciklamasi bunun aslinda bir cesit kibir olabildigidir. [Herkes icin gecerli oldugunu soylemiyorum] Kurtulmak icin ozel gayret gerekir --diyorlar..
Bakın özeleştiri yapmış olmanız bile kibrinizi eritmek için bir başlangıç olabilir, çünkü sizde baskın bir özellik olarak bağırıyor ))

Ama, siz de cok fazla dogru soyler oldunuz yani :-)

Saka bir yana, gosterisli bir hayati hic sevMEdigim halde, ogrenmek istediklerimi ogrenmek (dolayisi ile, bilgiyi haiz olmak) konusunda belki de luzumundan fazla emek sarfederim. Onca ugrastan sonra da, birisi cikip agzinda sut/ayran iziyle abes bir sey deyince sabretmek bazan zor oluyor..

Belki de erkeksi yazıyorum farkında değilim?)
Evet, bu element de var. Ilerde cocuklariniza neler ogreteceginizden bahsettiniz, o bapta bir sey soyleyeyim: Ne yapar yaparsiniz bilmem, ya kadinsi tonda konusabilen bir erkek bulmali, ya da bu tonunuzu gozden gecirmelisiniz --yoksa, iki baba tarafindan yetistirilmis cocuklari gozumun onune getirdigimde urperiyorum :-)
;)))))))))) Burayı arkadaşlarıma okutacağım çok gülecekler…Konuşma tonumun yumuşaklığı ve feminen tavırlarım bir fabrikada idarecilik yapamayacağım endişesi yaratmıştı ) (Malum iş hayatında biz kadınlardan erkeksi tavırlar ve ses tonu bekleniyor…) Bu sayfanın kopyasını alıp hemen CV’ me eklemeliyim )))))) “Bakın ben istediğimde erkeksi olabiliyorum ,işte kanıtı” diye sunarım )))

Simdi.. yazarken cikan ses tonu ile konusurken cikan ses tonu her zaman ayni olmak gerekmiyor. Cogu zaman da farklidir.

Ote yandan, benim kisisel gozlemlerime gore, en basarili idareciler once kendi ekibindeki insanlarin (teker teker, ve topyekun) eksiklerini tamamlayacak bilgileri haiz olanlardir. Bu bilgi ile gerekli tedbirleri de alabiliyorsaniz, bence baska hic bir seye ihtiyaciniz kalmaz.

Ayrica, erkeksi tavirlardan ne kasdettiginiz de cok belli degil. Isaret ettginiz sey eger killer's instinct ise, bu kadinlarda erkeklerden daha az degil bence. Yani, damarlarinizdaki asil kan yeterlidir :-)

Biz sizi buradan okumaya devam edelim en iyisi ,ruh sağlığınızın bozulması riskini gözardı edemeyiz… Ama siz şu linke her sabah adınızı yazıp tıklayın; http://www.pluslive.info/sekonder/dosya/muhtesem.htm Bir tür fan işlevi görecektir ))

O tur seyler kesmiyor artik. Ayrica, benim tam da bu amaclarla tuttugum yarim duzine maasli insan issiz mi kalsin istiyorsunuz simdi siz.. ;-)

Bu IQ meselesine cok da fazla itibar etmiyorum. Yillaaar once yaptiklarinda santim cinsinden boyuma epeyi yakindi; simdilerde oyle degil; boyumdan 30 puandan fazla kisa cikti..
İtibar etmiyorum demişsiniz ama şimdilerde sahip olduğunuz IQ den haberiniz var

Naapayim.. bana soylemeyin mi deseydim.. bunun tek faydasi filmin biraz daha uzamasi degil mi..

Ben IQ mu hala ölçme ihtiyacı hissetmedim mesela))

Ben de hissetmedim. Ama, hatirini kiramadigim baskalari beni bu kotu yola surukledi :-)

Ote yandan, bir zaman once BBC'nin Net'te bir EQ testi vardi ve merak uzerine denedim: %52 erkek, %48 kadin ruhum oldugu ortaya cikinca ilgili siteyi hack etmegi bile dusunmedim degil ;-) :-)

ABD'nin ne dedigi benim gozumde o kadar onemli degil aslinda. Ben bunu Israil'in demesini onemserim.

Güruhtan ayrılmak adına bazen öyle laflar ediyorsunuz ki…

Adina degil, ama, evet, bazan haddimi astigimi dusundugum laflar ettigim oluyor. Pardon.

Derken bir bakmışız İsrail kurulmuş ve dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler bu bilinçle asimile olmadan İsrail e göç etti…Hala daha Hollywood da sürekli Yahudi soykırımı pompalıyor. Zavallı Filistin in Hollywood u da yok !!! Mavi kitabı da …

Zavalli Filistin'in Mavi Kitabi olmasi icin gerekli sartlar yok ki.. yani, demem o ki, suyun basinda duran aslani temsil etmiyorlar, maalesef.

Ermeni diasporası da uyandı SYSTEM OF A DOWN la gençlere ulaştı, siz biliyor musunuz ki Yahoo music te bu grup seçildiler ve sürekli 5 dk lik tanıtımlarında müzikleri yerine genocide masalı anlattılar..Bizzat dinledim…

Aldirmadigimi soylesem acaba ne dusunursunuz?

Bu tur seyler hep var. Her 5-10 senede bir yeni birileri cikar; ya Kizilderileri, ya zencileri, ya da ne bileyim Aborigineleri konu alir. O da olmazsa, kurk giymege karsi cikilir :-)

Saman alevi gibidir.

Biz ne dersek diyelim Genocide sektörü oluştu ve reklam kampanyaları “mazlum ırk: Ermeniler” imajını zihinlere yerleştirmeye başladı .. hatta iddia ediyorum bir süre sonra buna sizin torunlarınızda inanmaya başlayacak..

Bir suru sebepten dolayi mumkun degil.

Gercek ve en hakiki Genocide konusunda cok titiz olan bir zumre var ve bunu kolay kolay kimseye birakmazlar.

Iste o zaman bugune kadar hic bilmedigimiz --aklimiza bile gelmeyen-- cok ilginc bilgilerin ortaya cikacagini dusunuyorum. Sirf akademik bir merak yuzunden bunun olmasini isterdim..

Öyle yada böyle İsrail in Arz-ı Mevud hayalleri “Ermeni Soykırımı oldu” demesine engel olur..Yani İSRAİL böyle bir şey demez.. Ekmek ve yağ durumları..

Demez mi, diyemez mi.. Bence diyemez.. Sonunda kendilerini de mahkum etmis olabilirler..

Kan bagiyla milli aidiyet, ya da ecdad, olusturmak cok yeni bir modadir. Bu modanin sonlarina yaklastigimizi dusunuyorum..
Tamam bugünden itibaren kendime ecdadlardan ecdad beğeneceğim)) Ben YAVUZ SULTAN SELİM hayranıyım o bir kere listenin başında.

Yavuz'u cok severim. Baska her sey bir yana, Selimiye'yi de cok takdir etmekle birlikte, bunu Sarhos Selim'in bir eseri olarak kabul etmek cok agir gelir bana.. Hele de Yavuz'un Balat sirtlarindaki mezarinin ne derece mutevazi --hatta unutulmus-- oldugunu bilirseniz.. Onun onda birini yapamamislarin anitlari, mezarlari, turbeleri bence ciddi bir adaletsizliktir.

Yani, diyecegim o ki, ecdadinizi kendiniz belirleyin --neye, hangi kritere uyacaginizi da bana/baskalarina sormak dogru degil. Benim yegane onerim, baskalarinin size dayattigi ecdadi sorgulamadan kabul etmemenizdir.

Ne dersiniz GANDHI benim ecdadım olabilir mi? Onu da çok önemsiyorum….

Bana sormamanizi bastan rica etmistim..

Ben bunu Osmanlinin yaptigini dahi soylemiyorum.
Osmanlı tarifinizi alabilir miyim?

Tarifler tehlikelidir. Her zaman birileri mutlaka en az bir eksik bulabilir; dolayisiyla vermek pek istemem. Ama, bu tur avukat manevralarina ihtiyac olmayacagi umidiyle, su kadarini soyleyebilirim:

Osmanli = Saray + Ilmiyye + Musluman Ahali

Bir donem icin iktidari ele gecirmis bir klik tarafindan yapilmis ise bunun ilk (ve tek?) suclusu ilgili kabinedir. Nitekim, Sultan ve Saray'in butun icrai yetkilerinin (Batili dostlarimizin da yogun tesvikleriyle) budandigi bir donemde olmustur.
Şu andaki iktidar da TC adına adımlar atıyor ilerde sadece bu kabineyi bağlar diyebilecek miyiz?

Hitler icin pekala denebildi.

Talat, Cemal, Enver Paşaların soy kütüğünü araştırdınız mı?

Kisisel olarak soruyorsaniz, hayir. Baskalari yapmis mi diye soryorsaniz, evet. Ama, elimizde bugun bildigimiz anlamda nufus kayitlari ve DNA/babalik testleri (!) olmadigi icin, bu konuda kesinlik beyan etmek kolay degil. Yukaridaki 3 isimden, sadece Enver Pasa hakkinda negatif bir sey soyleyemem --Sarikamis vb gibi iyiniyetli salakliklari haric tabii. Kisacasi boyle dost da dusman basina :-)

Bazilarina gore Mans Denizinden Cin Denizine kadar uzaniyor. Anladigim kadariyla Ermenilerin bahsettigi bu mendil kadar alan da bunun icinde bir yerlerde yer aliyor..
Bizim turan hayalimize(?) ulaşmak için gidip onu bunu soykırımla suçlamıyoruz, ona buna ağlayıp bunları dövün demiyoruz…

Durun bakalim, bu acele ne.. Soyle biraz daha serpilelim... Ondan sonra Stalin'in yaptiklari da, Balkanlar'da yapilanlar da, Arap collerinde yapilanlar da masaya yatmayacak mi saniyorsunuz.. Fakat, simdi bunlarin hic ama hic sirasi degil.

Ve, Agri dagini bir sekilde ele gecirseler uzerine kus konduracaklar, he mi :-) Farkinda misiniz bilmem, ama, bu tur korkular yuzunden, giderek artan coban acigimiz bir turlu kapanmayacak gibi gorunuyor..
Ağrı(Ararat) dağı nın bulunduğu bölgeyi istiyorlar, hatta bu dağı yüksek yerlere çıkıp izledikleri gün onlar için uğurlu sayılıyor (tv de izledim)

Herkesin zevk/keyf aldigi sey farkli.. Ruslar da Antalya'ya bayiliyorlar.. :-)

Izlenimi vermektedir... Yani, bizden birileri bunun mumkun olabilecegini saniyor.. Bu durumda, bu bizden birilerinin ne icip ne cektigini merak ederim ben de.. O her ne ise kafa bulmak icin birebir olsa gerek ve ben de isterim :-)
Siz kafa bulmak için bana cevap yazıyorsunuz yetmiyor mu))))

Simdi boyle bir seye nasil bir cevap verebilirim?.. Inkar etsem olmaz, etmesem olmaz.. En iyisi 'etkisi yeteri kadar uzun surmuyor' mu desem :-)

Ermenileri ayartarak kendi mezheplerinden sasirtanlar Ermenilerin baslarina gelmedik birakmamis, onlari alenen kullanmislar.. Hala daha bu tukenmez serbetinden ortaligi kana kana suvarmak istiyorlar.
Bu konuyu çok iyi bilmiyorum fakat gregorian mezhebinin papazlarını öldürerek başladıklarını okumuştum..

Eh, evet, yani.. Gul gibi gecinip gittikleri yuvalarinin dagitilmasina sebep olanlara degil de, cikardiklari karmasa yuzunden onlari surgune gonderenlere tepki duymalari bile Ermeni kardeslerimizin realiteyi okumakta gereginden fazla secici davrandiklarini gostermiyor mu?

Hani, hep derim ya.. Idam mahkumu kendisini oldurenin yagli kement oldugunu zanneder; halbuki gercek fail yercekimidir..

Boylesine idealist insanlarin varligi, benim baktigim yerden, gelecek gunlerin yakici gunesine karsi huzur bulutlari anlamina geliyor...
Bloğunuzda şiir köşeniz de olsun )))

Kesinlikle olamaz.. Bu memlekette her iki kisiden 3unun sair oldugunu farkettikten beri siir yazmiyorum.

Turgut Ozakman gibi tiyatrocu/senarist bir uzman bosta dururken Halacoglu'nun o makami isgal etmesini, her 29 Ekimde Huzur'a cikan clergy tarafindan nasil izah edildigini cok merak ediyorum..
Bu meseleyi tarihçiler çözemeyecekse kim çözecek?

Ilk iki tekil ve ilk iki cogul sahislar...

Doğu Perinçek i İsviçre fatihi (!) yaptılar çocuk oyuncağı gibi sloganlarla restleşiyoruz.

Isin dogrusu, bu baglamda, Perincek'in yaptigini takdir ediyorum. Birisi birilerinin blofunu gorebilmeliydi. Bunu da Perincek yapti. Malesef baska birileri [*] cikmadi.

Onların papazı bağırıyor “KASAP KEMAAAAAAAAL” Bizimkiler bağırıyor “EN BÜYÜK TÜRKİİYE BAŞKA BÜYÜK YOK!”

"Olmeye geldik!" sloganlarini unutuyorsunuz.. Suheda fiskiracak her mac sonunda, suheda..

Bir Turgut Özakman eksik)))

[*:] Birileri de 'Yilgin Turkler' isimli bir kitap cikartmis.. Ikisini de bastan sona okumadim, ama, okursam beraber okuyacagim.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 9, 2006 4:14 PM

Sn Müzmin ANONİM,

Demek simdilik 'bey'de karar kildiniz..
Bayan olma ihtimalinizi rafa kaldırdım,nedeni bende saklı))

Birincisi, muhendislik bence iyi bir tercih. Mezun olunca da muhendislik yapmak acisindan soylemiyorum; cok daha onemli baska sebepleri var: Bence artik lisans seviyesindeki bir diploma bundan 40-50 sene onceki lise diploamsina denk dusuyor
Lisans diplomasını yeterli bulmadığım için devam ediyorum zaten...
.
Yok, egitimin kailtesinin dusmesini de kasdetmiyorum --bugun etrafimizdaki seyleri anlamak icin muhendislik altyapisinin gerekli hatta zorunlu oldugu anlaminda diyorum. Muhendislikten sonra da aslinda olmak istediginiz seyi okumak gerekir bence --abartma gibi gelecek belki, ama, muzisyen bile olacaksaniz once muhendis olmak gerekiyor artik..
Mühendislik eğitimi analitik zeka gerektiriyor,ayrıca çevrenizde olup bitenleri farklı perspektiflerden algılayabilme datasını da beyninize yüklüyorlar..
Katlanmak zorunda olduğunuz şey ise, sürekli verilen "Mühendis hata yapmaz" telkini ve sınavlarda koca sayfa süren çözümlerinizin sadece sonucuna puan verilmesi....


Saka bir yana, gosterisli bir hayati hic sevMEdigim halde, ogrenmek istediklerimi ogrenmek (dolayisi ile, bilgiyi haiz olmak) konusunda belki de luzumundan fazla emek sarfederim. Onca ugrastan sonra da, birisi cikip agzinda sut/ayran iziyle abes bir sey deyince sabretmek bazan zor oluyor.
Ağzı süt kokan bizler, sizlerden öğrenmek için buraya geliyorsak bu kibrinizi biraz rafa kaldırıp biraz daha mütevazi bir üslup kullansanız daha hoş olmaz mı demek istemiştim ))


Simdi.. yazarken cikan ses tonu ile konusurken cikan ses tonu her zaman ayni olmak gerekmiyor. Cogu zaman da farklidir.
nihayet))

Ote yandan, benim kisisel gozlemlerime gore, en basarili idareciler once kendi ekibindeki insanlarin (teker teker, ve topyekun) eksiklerini tamamlayacak bilgileri haiz olanlardir. Bu bilgi ile gerekli tedbirleri de alabiliyorsaniz, bence baska hic bir seye ihtiyaciniz kalmaz.
Bu biraz da idarecilik yaptığınız sektör ve departmana göre değişir.
Bir okul müdüründe aranan idareci vasıfları ile bir tekstil fabrikasında istenen idareci tipi aynı değildir.


Ayrica, erkeksi tavirlardan ne kasdettiginiz de cok belli degil. Isaret ettginiz sey eger killer's instinct ise, bu kadinlarda erkeklerden daha az degil bence. Yani, damarlarinizdaki asil kan yeterlidir :-)
Tekstil sektörünü tanıdığım için oradan örnek verebilirim,pazarlama departmanında feminen bayanlar alınırken,işletmeye(üretim departmanına) biraz daha erkeksi ,sert ,acımasız(!) yani kolay ağlamayacak bayan idareciler alınıyor...


Ote yandan, bir zaman once BBC'nin Net'te bir EQ testi vardi ve merak uzerine denedim: %52 erkek, %48 kadin ruhum oldugu ortaya cikinca ilgili siteyi hack etmegi bile dusunmedim degil ;-) :-)
Çocuklarınız ne kadar şanslılar,bir evde iki anne olması her çocuğa nasip olmaz.)))))))
_________________________________________________


Adina degil, ama, evet, bazan haddimi astigimi dusundugum laflar ettigim oluyor. Pardon.
Bunu söylemeniz iyi bir gelişme,çabuk öğreniyorsunuz)))


Bu tur seyler hep var. Her 5-10 senede bir yeni birileri cikar; ya Kizilderileri, ya zencileri, ya da ne bileyim Aborigineleri konu alir. O da olmazsa, kurk giymege karsi cikilir :-)
saman alevi gibidir.

Avrupa Birliği ülkelerinde artık "Ermeni Soykırım olmadı" derseniz hapse atılıyorsunuz!!!
İsviçre gibi bir ülke bile bunu uygulamaya koyduysa ve sizi birliğe kabul etmek için bunu şart olarak koşuyorlarsa saman alevi bacayı sarmış demektir.Zaten olayın bu aşamaya gelmesi de öncekilerin Müzmin Anonim umursamazlığında ve rahatlığında olmalarından kaynaklanmıştır.Atı alan Üsküdardan geçti geçecek..


Yavuz'u cok severim. Baska her sey bir yana, Selimiye'yi de cok takdir etmekle birlikte, bunu Sarhos Selim'in bir eseri olarak kabul etmek cok agir gelir bana.. Hele de Yavuz'un Balat sirtlarindaki mezarinin ne derece mutevazi --hatta unutulmus-- oldugunu bilirseniz.. Onun onda birini yapamamislarin anitlari, mezarlari, turbeleri bence ciddi bir adaletsizliktir.
Yavuz belki de bizim egomuzu tatmin ediyor o yüzden seviyoruz.Tarihteki rolünden ziyade ilginç bir kişiliği de var)
Çok cellalli olduğunu ve sık sık sadrazam tokatladığını biliyor muydunuz?))
Eğer okumadıysanız ona aşık olan ve görünce (muhtemelen kalp krizinden)ölen kızın hikayesini de okuyun.


Osmanlı tarifinizi alabilir miyim?
Tarifler tehlikelidir. Her zaman birileri mutlaka en az bir eksik bulabilir; dolayisiyla vermek pek istemem. Ama, bu tur avukat manevralarina ihtiyac olmayacagi umidiyle, su kadarini soyleyebilirim:
Osmanli = Saray + Ilmiyye + Musluman Ahali

Evet tartışma konusu olabilecek bir osmanlı tarifi vermişsiniz...
Müslüman Ahali kısmını kastediyorum))


Talat, Cemal, Enver Paşaların soy kütüğünü araştırdınız mı?
Kisisel olarak soruyorsaniz, hayir. Baskalari yapmis mi diye soryorsaniz, evet. Ama, elimizde bugun bildigimiz anlamda nufus kayitlari ve DNA/babalik testleri (!) olmadigi icin, bu konuda kesinlik beyan etmek kolay degil. Yukaridaki 3 isimden, sadece Enver Pasa hakkinda negatif bir sey soyleyemem --Sarikamis vb gibi iyiniyetli salakliklari haric tabii. Kisacasi boyle dost da dusman basina :-)
ENVER PAŞA yı biraz ben de araştırdım..Özellikle Atatürk le belli bir dönem kader birliği yaptıkları halde(trablus vb) daha sonra vatan haini ilan edilmesi ,hatta milli mücadeleye katılmak istediği halde kabul görmemesi ,Çanakkale savaşında M.Kemal le aralarının açık olması vb onun tarih seyrindeki yerini etkilemiş...
Şimdilerde özellikle ülkücü kesimin sahiplendiği bir adam olarak sık sık adı geçiyor.Özellikle Ortaasya mevzularında.


Bizim turan hayalimize(?) ulaşmak için gidip onu bunu soykırımla suçlamıyoruz, ona buna ağlayıp bunları dövün demiyoruz…
Durun bakalim, bu acele ne.. Soyle biraz daha serpilelim... Ondan sonra Stalin'in yaptiklari da, Balkanlar'da yapilanlar da, Arap collerinde yapilanlar da masaya yatmayacak mi saniyorsunuz.. Fakat, simdi bunlarin hic ama hic sirasi degil.
Osmanlı nın ortaasyayı ihmal ettiğini düşünürüm hep..YAVUZ bile kuzey afrika yerine biraz kuzeyi tercih edebilseydi kimbilir tarihin seyri çok farklı olabilirdi.
Atatürk ün Afganistan (O zamanlar güçlü bir krallık) la ilişkilere önem vermesi özellikle Hazar havzasına hakim olma yönünde basiret sahibi olduğunu gösteriyor.
Ayrıca ortam turan hayali kuracak kadar toz pembe değil artık ,kadifemsi devrimlerden sonra bölgeye Sam amcamız yerleşti bile..


Ağrı(Ararat) dağı nın bulunduğu bölgeyi istiyorlar, hatta bu dağı yüksek yerlere çıkıp izledikleri gün onlar için uğurlu sayılıyor (tv de izledim)
Herkesin zevk/keyf aldigi sey farkli.. Ruslar da Antalya'ya bayiliyorlar.. :-)
Hiç sırası değil belki ama Türkiye de arazi sahibi olana yabancıların başında İRLANDALILAR geliyormuş.
Ne dersiniz?


Siz kafa bulmak için bana cevap yazıyorsunuz yetmiyor mu))))
Simdi boyle bir seye nasil bir cevap verebilirim?.. Inkar etsem olmaz, etmesem olmaz.. En iyisi 'etkisi yeteri kadar uzun surmuyor' mu desem :-)
)))))))) aynen

Bu konuyu çok iyi bilmiyorum fakat gregorian mezhebinin papazlarını öldürerek başladıklarını okumuştum..
Eh, evet, yani.. Gul gibi gecinip gittikleri yuvalarinin dagitilmasina sebep olanlara degil de, cikardiklari karmasa yuzunden onlari surgune gonderenlere tepki duymalari bile Ermeni kardeslerimizin realiteyi okumakta gereginden fazla secici davrandiklarini gostermiyor mu?
Kimbilir!Belki onlar da bizim gibi masa başında yazılmış tarih dersi okuyorlardır...


Hani, hep derim ya.. Idam mahkumu kendisini oldurenin yagli kement oldugunu zanneder; halbuki gercek fail yercekimidir..
Bu cümlenizi bilimfeneri.gen.tr de kendime imza olarak kullanmama izniniz olur mu?
Telif ücretiniz neyse öderiz)))

Boylesine idealist insanlarin varligi, benim baktigim yerden, gelecek gunlerin yakici gunesine karsi huzur bulutlari anlamina geliyor...(m.anonim)
Bloğunuzda şiir köşeniz de olsun )))(ece)
Kesinlikle olamaz.. Bu memlekette her iki kisiden 3unun sair oldugunu farkettikten beri siir yazmiyorum.(m.anonim)
Sizinkisi "gavura darılıp oruç yeme"ironisi olmuş)) Eski şiirlerinizi yayınlarsınız,fanlarınız mutlu olur))


Doğu Perinçek i İsviçre fatihi (!) yaptılar çocuk oyuncağı gibi sloganlarla restleşiyoruz.
Isin dogrusu, bu baglamda, Perincek'in yaptigini takdir ediyorum. Birisi birilerinin blofunu gorebilmeliydi. Bunu da Perincek yapti. Malesef baska birileri [*] cikmadi.

Bunu söylediğinize inanamıyorum!!!Perinçek in resmini buraya asmak isterdim,deneyeyim belki açılır.
http://img394.imageshack.us/img394/2903/per029eo.jpg


Onların papazı bağırıyor “KASAP KEMAAAAAAAAL” Bizimkiler bağırıyor “EN BÜYÜK TÜRKİİYE BAŞKA BÜYÜK YOK!”
"Olmeye geldik!" sloganlarini unutuyorsunuz.. Suheda fiskiracak her mac sonunda, suheda..

VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN(Ataman bey nerdesiniz)
Sevgi ve saygılarımla
ece

Yazan: ECE Tarih: February 10, 2006 6:33 PM

Ece hanim,

Demek simdilik 'bey'de karar kildiniz..
Bayan olma ihtimalinizi rafa kaldırdım, nedeni bende saklı))

Hatali Onerme 1: Benim zati ozelliklerim ve nedenleri sadece bende sakli olabilir. Bunu baska kelimlerle soyleyeblirim ama cok lastikli olur ;-)

Birincisi, muhendislik bence iyi bir tercih. Mezun olunca da muhendislik yapmak acisindan soylemiyorum; cok daha onemli baska sebepleri var: Bence artik lisans seviyesindeki bir diploma bundan 40-50 sene onceki lise diploamsina denk dusuyor
Lisans diplomasını yeterli bulmadığım için devam ediyorum zaten...

Dogrusunu yapiyorsunuz. Umarim muhendislik harici bir seydir. Katmerli muhendislik cekilmez bence..

Katlanmak zorunda olduğunuz şey ise, sürekli verilen "Mühendis hata yapmaz" telkini ve sınavlarda koca sayfa süren çözümlerinizin sadece sonucuna puan verilmesi....

Tabii ki muhendis hata yapmaz --yeni bir urun yapar. Tipki doktorlarin hatalarini gomdukleri gibi..

Ağzı süt kokan bizler, sizlerden öğrenmek için buraya geliyorsak bu kibrinizi biraz rafa kaldırıp biraz daha mütevazi bir üslup kullansanız daha hoş olmaz mı demek istemiştim ))

Agzinizin sut ya da ayran koktugunu kasdetmis degildim.

Bilmediklerimi sorarim, ogrendiklerim icin de ogretenlere sukran duyarim. Ammaaa, biliyorum diye ortaya ciktiktan sonra icini dolduramayanlara saygi duymami beklemeyin benden. Siz bunu kibir olarak aliyorsaniz baska sozum yok; masum bey/hanim...

Simdi.. yazarken cikan ses tonu ile konusurken cikan ses tonu her zaman ayni olmak gerekmiyor. Cogu zaman da farklidir.
nihayet))

Iyi de, ben (ya da siz, veya baskalari) hep buradaki yazilara bakarak bir seyler soyluyoruz.

Bu biraz da idarecilik yaptığınız sektör ve departmana göre değişir. Bir okul müdüründe aranan idareci vasıfları ile bir tekstil fabrikasında istenen idareci tipi aynı değildir.

Pek katilamiyorum. Ama, dediginizi soyle degistirsek, katilirim: Hangi seviyede idarecilikten bahsettiginize bagli olarak degisir.

Baska bir deyisle, genel mudur seviyesinde idarecilik yapiyorsaniz baska, sef, ya da tegmen seviyesinde baska.

Ikincisinde dogrudan icraat cok ama cok daha fazla oldugu icin emrinizdekilerin eksiklerini fiili icraat ile kapatmak zorundasiniz; mesleki ve tatbiki bilginiz cok onelidir. Birincide boyle degil; artik sadece insan yonetiyorsunuz. Mesleki ihtisas gerekmez; cogu zaman da zararli olur.

Tekstil sektörünü tanıdığım için oradan örnek verebilirim,pazarlama departmanında feminen bayanlar alınırken, işletmeye(üretim departmanına) biraz daha erkeksi, sert, acımasız(!) yani kolay ağlamayacak bayan idareciler alınıyor...

Tekstilin modern kolelik olarak da bilinen konfeksiyon, dokuma vb gibi alt sektorlerini kastediyorsaniz, hakli olacaginiza eminim. Haremde hep hadim edilmis erkekler kullanilirdi; hazine-i hassa ise hep hazinedar kalfanin uhdesinde idi..

Ote yandan, bir zaman once BBC'nin Net'te bir EQ testi vardi ve merak uzerine denedim: %52 erkek, %48 kadin ruhum oldugu ortaya cikinca ilgili siteyi hack etmegi bile dusunmedim degil ;-) :-)
Çocuklarınız ne kadar şanslılar,bir evde iki anne olması her çocuğa nasip olmaz.)))))))

Hatali Onerme 2: 1 + 0.48 iki etmez. Ayrica, diger ebeveynin tam puan aldigini varsayiyorsunuz ki bu hem dogru degil, hem de ilgili testin teknigi acisindan mumkun degil.

Adina degil, ama, evet, bazan haddimi astigimi dusundugum laflar ettigim oluyor. Pardon.
Bunu söylemeniz iyi bir gelişme, çabuk öğreniyorsunuz)))

Endiselenmeyin; cabuk da unuturum.

Avrupa Birliği ülkelerinde artık "Ermeni Soykırım olmadı" derseniz hapse atılıyorsunuz!!! İsviçre gibi bir ülke bile bunu uygulamaya koyduysa ve sizi birliğe kabul etmek için bunu şart olarak koşuyorlarsa saman alevi bacayı sarmış demektir. Zaten olayın bu aşamaya gelmesi de öncekilerin Müzmin Anonim umursamazlığında ve rahatlığında olmalarından kaynaklanmıştır. Atı alan Üsküdardan geçti geçecek..

Dogru ya.. aslolan telaslanmak.. nicin ben bunu hic akil edemedim.

Tipki, Rizelilerin Cin'e savas ilan ettikten sonra derin derin dusunmeleri gibi --onca cesedi nereye gomecekler di'mi?..

Isvicre de boyle bir karar almis ise vay halimize --ustuste ve dikine gomulecegiz demektir.. Hay aksi, kadere bak: Ahir omrun sonunda bir artezyen kuyusu mezarim olacak anlasilan.. :-)

Yavuz belki de bizim egomuzu tatmin ediyor o yüzden seviyoruz.

Benim acimdan ego degil. Olaganustu enerjisi beni hayran eder. Yavuz'un 7-8 seneye sigdirdigi fetihlerin guzergahinda ben en konforlu araba, hatta ucak ile gitsem yariyola varmadan havluyu atarim.. Buyuk Iskender, Attila, Timur da benzer kumastandir benim gozumde.

Tarihteki rolünden ziyade ilginç bir kişiliği de var) Çok cellalli olduğunu ve sık sık sadrazam tokatladığını biliyor muydunuz?))

Bilmiyordum, ama, sasirmadim. O tur bir enerji sahibi olan kisinin hizina yetismek hic de kolay degildir. Adam, Trabzon Valisi iken bile at sirtinda tebdil-i kiyafet Iran iclerine gidiyordu.. Boyle bir adamin himbil vezirine tabii ki acirim :-)

Eğer okumadıysanız ona aşık olan ve görünce (muhtemelen kalp krizinden) ölen kızın hikayesini de okuyun.

Okumadim. Link? Kaynak? Ozet?

Osmanli = Saray + Ilmiyye + Musluman Ahali
Evet tartışma konusu olabilecek bir osmanlı tarifi vermişsiniz... Müslüman Ahali kısmını kastediyorum))

OK. Musluman Ahali yerine 'Kurucu Unsur' (ya da kendini Kurucu Unsur goren) zumre demek daha dogru olurdu. Ama, bundan daha fazla itiraz edecekseniz, once siz bir tarif yapin ve gorun bakalim nasil oluyormus :-)

ENVER PAŞA yı biraz ben de araştırdım.. Özellikle Atatürk le belli bir dönem kader birliği yaptıkları halde(trablus vb) daha sonra vatan haini ilan edilmesi, hatta milli mücadeleye katılmak istediği halde kabul görmemesi, Çanakkale savaşında M.Kemal le aralarının açık olması vb onun tarih seyrindeki yerini etkilemiş...

MKA ile aralarinin limoni olmasi, bence MKA'nin kendisinden kaynaklaniyor; dag fareye kusmus misali.. Yoksa, Enver Pasa'nin radarinda MKA'nin bir varligi oldugunu sanmiyorum.

Şimdilerde özellikle ülkücü kesimin sahiplendiği bir adam olarak sık sık adı geçiyor. Özellikle Ortaasya mevzularında.

Hayalleri imkanlardan oteydi. Hayallerinin yanlis oldugu anlamina gelmiyor bu; ama, imkansizlarin hayalini icraya dokmek cok da akillica olmayabiliyor her zaman. Bu acidan MKA cok daha yeteneklidir; ne zaman ricat edecegini hep bilmistir. [Sakarya haric; orada Fevzi Cakmak daha isabetlidir]

Fakat, simdi bunlarin hic ama hic sirasi degil.
Osmanlı nın ortaasyayı ihmal ettiğini düşünürüm hep.. YAVUZ bile kuzey afrika yerine biraz kuzeyi tercih edebilseydi kimbilir tarihin seyri çok farklı olabilirdi.

Katilmiyorum. Bahsettiginiz donemde Asya'dan elde edilecek hic bir sey yoktu. Nadasa birakilmasi zorunlu idi bence.

Atatürk ün Afganistan (O zamanlar güçlü bir krallık) la ilişkilere önem vermesi özellikle Hazar havzasına hakim olma yönünde basiret sahibi olduğunu gösteriyor.

Evet. Tabii ki bu konuda Abdulhamid'in takip ettigi yolu birakmamis oldugunu ekleyerek bunu bir nebze duzeltmek de lazim.

Ayrıca ortam turan hayali kuracak kadar toz pembe değil artık, kadifemsi devrimlerden sonra bölgeye Sam amcamız yerleşti bile..

Dag bizim, maral bizim; avci burda ne gezer :-)

Herkesin zevk/keyf aldigi sey farkli.. Ruslar da Antalya'ya bayiliyorlar.. :-)
Hiç sırası değil belki ama Türkiye de arazi sahibi olana yabancıların başında İRLANDALILAR geliyormuş. Ne dersiniz?

Ne diyebilirim ki.. Yakinda bizim de yerli Guinness'imiz olacak demek ki.

Hani, hep derim ya.. Idam mahkumu kendisini oldurenin yagli kement oldugunu zanneder; halbuki gercek fail yercekimidir..
Bu cümlenizi bilimfeneri.gen.tr de kendime imza olarak kullanmama izniniz olur mu? Telif ücretiniz neyse öderiz)))

Ismimin de yazilmasi kaydiyla, kabul.

Ne yani, I kiss you Mahir'den benim ne eksigim var; ben de ismimin sonsuza kadar yasamasini isterim <G> her ne kadar gercek ismim bu olmasa da.. kader utansin ;-)

Sizinkisi "gavura darılıp oruç yeme"ironisi olmuş)) Eski şiirlerinizi yayınlarsınız, fanlarınız mutlu olur))

Fanlarim, yani, bir ben..

Isin dogrusu, bu baglamda, Perincek'in yaptigini takdir ediyorum. Birisi birilerinin blofunu gorebilmeliydi. Bunu da Perincek yapti. Malesef baska birileri [*] cikmadi.
Bunu söylediğinize inanamıyorum!!! Perinçek in resmini buraya asmak isterdim, deneyeyim belki açılır.

Merak etmeyin. Tiklanabilir link haline getirdim, isteyen simdi Perincek'in o meshur Bekaa Vadisi ziyaretinde cekilmis resmini kolayca gorebilir.

Benim anlamakta zorlandigim, sizin "Bunu söylediğinize inanamıyorum!!!" deyisinizdir. Siz, su meshur 3 anafikirli fikrayi hic duymadiniz mi?

Perincek, bugun ortalikta atmosfer isgal eden, ceset gezdiren bir suru beden-i ricalden cok daha yetenekli ve bilgilidir. Dedikleri ile her zaman hemfikir olmayabilirsiniz; ama, bilgi, cesaret ve enerjisini kucumsemek bence hic de dogru (isabetli) olmaz. [Size soylemis miydim, ben bir elististim; Paretocu olmayan bir elitist]

"Olmeye geldik!" sloganlarini unutuyorsunuz.. Suheda fiskiracak her mac sonunda, suheda..
VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN(Ataman bey nerdesiniz)

MKA ile ilgili bir iki kelime yazdim. Eminim eli kulagindadir. En azindan MKA degil bunun gMKA oldugunu filan soyleyecektir ;-) bir de Yalcin Kucuk bahsi gecseydi bu yazida, garanti bir kac endek-dondek sozu duyardik.. Bakalim Mevlam neyler.. :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 10, 2006 11:36 PM

Merhaba arkadaşlar,

Ne yazık ki yazıma dair herhangi bir yorum gelmedi.
Özellikle Müzmin Anomim bey!
Bu arada bu yılda Ermeni iddiaları konusunda çalışmalar yayınlanacağını şimdiden belirteyim.Galiba en önemlisi A Shameful ACT: The Armenian Genocide and the Question of Turkish Responsibility ,by Taner Akcam olacak.Amazon.com'da şimdiden tanıtımı yapılmaya başlanmış, Mayıs'ta (dikkat edin 3 ay sonra) satışa sunulacak.
Soykırımın olup olmadığının kabülü ,bu konuda en iyi siyaseti kimin iyi yapacağına bağlı.
Ne yazık ki biz yine geç kalmış bulunuyoruz.


Konuyla ilgili yapılmış en iyi yorumlardan birisi olan Prof. Şükrü Hanioğlu'nun yazısını (Zaman 20.1.2005) okumanızı salık veririm.(Buraya bir bölümünü aldım.)
" Dolayısıyla, 1915 tehcir kanunu ve bunun akabinde gelişen olayların niteliği konusunda son sözün tarihçilere bırakılmasını savunan ve uzun süredir değişik iktidarlar tarafından tekrarlanan Türk resmî tezi pek de anlamlı değildir. Bir kere bu nihaî kararı açıklayacak, zihinlerdeki, esatirî “tarihçi” bir ideale atıf yapmaktan öteye gidemeyeceği gibi bu donanıma sahip olduğu iddia edilen “tarihçilerin” bu konuda oybirliğiyle karar verebilmeleri de mümkün değildir. Böyle tarihçiler olmadığı gibi aynı vesikalara bakan tarihçilerin de aynı yorumu getirecekleri yolunda bir kural bulunmamaktadır. Nitekim, Türkiye’de bu konuda birbirine taban tabana zıt iki görüşü savunan iki tarihçiden birisi Türk Tarih Kurumu başkanlığı vazifesini sürdürürken, diğeri ise bir üniversitenin tarih bölümünü idare etmektedir. Bunun da ötesinde, Ermeni ve Türk tarihçilerinden, laboratuvarda beraberce tahlil yaparak bir gazın karbondioksit ya da karbonmonoksit olduğunu tespit eden kimyagerler gibi, bu tarihte vuku bulan olayların gerçek karakterinin ne olduğunu saptamalarının beklenmesi ise ancak tarihe yukarıda anlatılmaya çalışıldığı biçimde yaklaşan bir toplum tarafından teklif edebilir, ne yazık ki bu tez kimse tarafından ciddiye alınmaz.

Türk siyasetinin bu alanda, toplumumuz dışında kabul görme ihtimâli mevcut olmayan böylesi hayâlci bir tez yerine, tarihçilere de danışarak, onların bu alandaki eserlerinden istifade ederek, bir “siyaset” geliştirmesi gerekmektedir. Mevcut meseleyi halledecek taraflar iki tarafın tarihçileri değil siyasetçileridir. Bu konuda tarihçilerin karşılıklı görüş alışverişinde bulunmaları ancak kapsamlı bir “siyaset”in teknik bir alt uygulaması olarak anlam kazanabilir.

Konunun tamamen tarihçilere havalesi teziyle bir yere varılması mümkün olamayacağı gibi, kendisini uluslararası zeminlerde sürekli olarak zorlayan bu denli hassas bir konuda ciddî bir “siyaset” geliştiremeyen toplum konumunda kalınması da zannedildiğinin tersine, ciddî bir zaaf olarak mütâlâa edilmektedir."

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 11, 2006 10:31 PM

Müzmin Anonim 0,52 bey/0,48 hanım

Bayan olma ihtimalinizi rafa kaldırdım, nedeni bende saklı))
Hatali Onerme 1: Benim zati ozelliklerim ve nedenleri sadece bende sakli olabilir. Bunu baska kelimlerle soyleyeblirim ama cok lastikli olur ;-)
Hatamı düzeltiyorum ve bana vermiş olduğunuz dataları aynen kullanıyorum:0,52 / 0,48


Dogrusunu yapiyorsunuz. Umarim muhendislik harici bir seydir. Katmerli muhendislik cekilmez bence.
Katmerindeyim malesef ))
Molalarda Müzmin Anonim okuyup , Cem Yılmaz izleyince derslerin eziyetini unutuveriyorum))


Tabii ki muhendis hata yapmaz --yeni bir urun yapar. Tipki doktorlarin hatalarini gomdukleri gibi.
3.sınıf fabrika stajında mühendisin ne yaptığını bize işletme şefi tanımlamıştı:ÇOBANLIK(1)


Ikincisinde dogrudan icraat cok ama cok daha fazla oldugu icin emrinizdekilerin eksiklerini fiili icraat ile kapatmak zorundasiniz; mesleki ve tatbiki bilginiz cok onelidir. Birincide boyle degil; artik sadece insan yonetiyorsunuz. Mesleki ihtisas gerekmez; cogu zaman da zararli olur.
Ülkemizde mühendis başbakanlar az gelip geçmemiş..[bknz.1]


Tekstilin modern kolelik olarak da bilinen konfeksiyon, dokuma vb gibi alt sektorlerini kastediyorsaniz, hakli olacaginiza eminim. Haremde hep hadim edilmis erkekler kullanilirdi; hazine-i hassa ise hep hazinedar kalfanin uhdesinde idi..
IQ mu ölçtürsem mi ne yapsam (
Bu cümlenizi ilk okuyuşta kavrayamadım...Tekstil,Harem,hazine ve bayan mühendis !!!!
Bir kahve içip bu cümleyi biraz daha düşünmeliyim...


Ote yandan, bir zaman once BBC'nin Net'te bir EQ testi vardi ve merak uzerine denedim: %52 erkek, %48 kadin ruhum oldugu ortaya cikinca ilgili siteyi hack etmegi bile dusunmedim degil ;-) :-)(müzmin)
Çocuklarınız ne kadar şanslılar,bir evde iki anne olması her çocuğa nasip olmaz.)))))))(ece)
Hatali Onerme 2: 1 + 0.48 iki etmez. Ayrica, diger ebeveynin tam puan aldigini varsayiyorsunuz ki bu hem dogru degil, hem de ilgili testin teknigi acisindan mumkun degil (müzmin).
*1,48 anne >1 anne .
Bu sonuç bile çocuk için şanstır

*Diğer ebeveynden de en kötü ihtimal 0,52 kadın (anne)sonucu gelse bile 0,48+0,52=1
1 anne amaaa = renkli bir anne


Avrupa Birliği ülkelerinde artık "Ermeni Soykırım olmadı" derseniz hapse atılıyorsunuz!!! İsviçre gibi bir ülke bile bunu uygulamaya koyduysa ve sizi birliğe kabul etmek için bunu şart olarak koşuyorlarsa saman alevi bacayı sarmış demektir. Zaten olayın bu aşamaya gelmesi de öncekilerin Müzmin Anonim umursamazlığında ve rahatlığında olmalarından kaynaklanmıştır. Atı alan Üsküdardan geçti geçecek..
Dogru ya.. aslolan telaslanmak.. nicin ben bunu hic akil edemedim.
Tipki, Rizelilerin Cin'e savas ilan ettikten sonra derin derin dusunmeleri gibi --onca cesedi nereye gomecekler di'mi?..
Isvicre de boyle bir karar almis ise vay halimize --ustuste ve dikine gomulecegiz demektir.. Hay aksi, kadere bak: Ahir omrun sonunda bir artezyen kuyusu mezarim olacak anlasilan.. :-)

İstanbul da gömülürseniz zaten bu gidişle havuç gibi gömüleceksiniz,çünkü mezar yeri kalmadı,ama arzuya göre bir mezarın çatı katını da tercih edebilirsiniz.Mezar taşınızda blog adresiniz de olsun)) Uğrarız))))

Yavuz belki de bizim egomuzu tatmin ediyor o yüzden seviyoruz.
Benim acimdan ego degil. Olaganustu enerjisi beni hayran eder. Yavuz'un 7-8 seneye sigdirdigi fetihlerin guzergahinda ben en konforlu araba, hatta ucak ile gitsem yariyola varmadan havluyu atarim.. Buyuk Iskender, Attila, Timur da benzer kumastandir benim gozumde.
Aynı özelliğine ben de hayranım.Hatta o ölen kız gibi platonik durumlarım da yok değil )).
KANUNİ hayranları lütfen kızmasınlar ,Muhteşem Süleyman ifadesindeki muhteşem sıfatını da sanki babasından miras gibi görüyorum..
YAVUZ kazanmış O harcamış değil mi??


Eğer okumadıysanız ona aşık olan ve görünce (muhtemelen kalp krizinden) ölen kızın hikayesini de okuyun.
Okumadim. Link? Kaynak? Ozet?

Lisede tarih hocamız anlatmıştı;bunu da nette buldum:
Yavuz sultan selim, Mercidabık zaferinden dönüşte ordusuyla birlikte o kışı Şam’da geçirir. Şam’ın ileri gelenlerinden birinin konağında ağırlanmaktadır. misafir edildikleri konakta hizmetkarlar sultanın çevresinde pervane olurlar.hizmetkarlar arasında sultanın yatağını hazırlamakla görevlendirilmiş olan genç kız ise ,sultana aşık olur. fakat bir türlü derdini söyleyemez.bir gün cesaretini toplayıp , sultanın yatağını düzelttikten sonra yatağın yanındaki duvara şu mısrayı yazar.
“aşık olan neylesin ?”
bu mısrayı okuyan hünkar ,hemen altına ,
“derdi ne ise söylesin.” mısraı ile karşılık verir.
ertesi gece ,sultanın duvarında bir mısra daha vardır :
“ya korkarsa neylesin?”
bu olup bitenden çok duygulanan ve hoşuna giden Yavuz’un cevabı ise şöyledir:
“hiç korkmasın söylesin”
bundan cesaret alan kızcağız akşam yatağı hazırlayınca odadan çıkmaz, hünkarı bekler. Yavuz Sultan Selim içeri girince, o kadar heyecanlanır ki kalbi durur. bu duruma çok üzülen padişah ,bu masum kız için Şam’da güzel bir türbe yaptırır.

Osmanli = Saray + Ilmiyye + Musluman Ahali
Evet tartışma konusu olabilecek bir osmanlı tarifi vermişsiniz... Müslüman Ahali kısmını kastediyorum))
OK. Musluman Ahali yerine 'Kurucu Unsur' (ya da kendini Kurucu Unsur goren) zumre demek daha dogru olurdu. Ama, bundan daha fazla itiraz edecekseniz, once siz bir tarif yapin ve gorun bakalim nasil oluyormus :-)
Tarihçi bir arkadaşımız bir tarif yaparsa çok makbule geçer, aksi takdirde ben Ataman Bey in tarifini beklemeye devam ediyorum.


MKA ile aralarinin limoni olmasi, bence MKA'nin kendisinden kaynaklaniyor; dag fareye kusmus misali.. Yoksa, Enver Pasa'nin radarinda MKA'nin bir varligi oldugunu sanmiyorum.
Çanakkale savaşından sonra gazete haberlerine,muzaffer olarak ( Enver Paşa müdahalesiyle) M.Kemal yerine Liman Van Sanders in adı verildi deniliyor,
savaşlar sürerken de M.Kemal bir kaç kez Enver Paşa ya uyarı mektubu yollamış fakat kaale alınmamış..
Vatan haini/Alman hayranlığı gibi kötü bir sıfatın reva görülmesi taaa o zamanlardan kalan bir kırgınlığın(!) sonucu olabilir mi?


Katilmiyorum. Bahsettiginiz donemde Asya'dan elde edilecek hic bir sey yoktu. Nadasa birakilmasi zorunlu idi bence
Ben hala aynı tezi savunuyorum,ona bakarsanız Osmanlı Yemen den ne kazandı ki?
Türk gölü olarak Akdeniz yerine pekala hem Karadeniz hem Hazar seçilebilirdi.Kudreti vardı..
OSMANLI Kırımdan yukarı çıksaydı şu an biz hala imparatorluktuk (çok mu uçtum))


Ayrıca ortam turan hayali kuracak kadar toz pembe değil artık, kadifemsi devrimlerden sonra bölgeye Sam amcamız yerleşti bile.
Dag bizim, maral bizim; avci burda ne gezer :-)
bu sizin için))
http://rapidshare.de/files/13061936/Igdir_Tuerkueleri-Aman_avci_vurma_meni.mp3.html


Hani, hep derim ya.. Idam mahkumu kendisini oldurenin yagli kement oldugunu zanneder; halbuki gercek fail yercekimidir..
Bu cümlenizi bilimfeneri.gen.tr de kendime imza olarak kullanmama izniniz olur mu? Telif ücretiniz neyse öderiz)))
Ismimin de yazilmasi kaydiyla, kabul.
Tabi ki yazarım ,Müzmin Anonimi marka yapacağım,adınız neon ışıklarıyla yazılacak , halkla ilişkiler uzmanınız olacağım ))Mahir size imrenerek bakacak ))))


Ne yani, I kiss you Mahir'den benim ne eksigim var; ben de ismimin sonsuza kadar yasamasini isterim her ne kadar gercek ismim bu olmasa da.. kader utansin ;-)
Mahir i kıskanan % 52 türk erkeğinin içerisinde sizin de olacağınız hiç aklıma gelmezdi.Geriye kalan %48 Acun(firarda) u kıskanıyor biliyorsunuz.)))


Sizinkisi "gavura darılıp oruç yeme"ironisi olmuş)) Eski şiirlerinizi yayınlarsınız, fanlarınız mutlu olur))
Fanlarim, yani, bir ben..
YAVUZ da şiir yazardı biliyorsunuz ..Mahlas kullanarak..Müzmin anonim de bir tür mahlas değil mi??Bu kadar kasmanıza anlam veremiyorum doğrusu...


Bunu söylediğinize inanamıyorum!!! Perinçek in resmini buraya asmak isterdim, deneyeyim belki açılır.
Merak etmeyin. Tiklanabilir link haline getirdim, isteyen simdi Perincek'in o meshur Bekaa Vadisi ziyaretinde cekilmis resmini kolayca gorebilir.
Teşekkür ederim.Özellikle Ataman bey in bu resimle ilgili yorumunu almak isterim.
Malum Perinçek (en) ulusalcı oldu çıktı başımıza..


Benim anlamakta zorlandigim, sizin "Bunu söylediğinize inanamıyorum!!!" deyisinizdir. Siz, su meshur 3 anafikirli fikrayi hic duymadiniz mi?
Perincek, bugun ortalikta atmosfer isgal eden, ceset gezdiren bir suru beden-i ricalden cok daha yetenekli ve bilgilidir. Dedikleri ile her zaman hemfikir olmayabilirsiniz; ama, bilgi, cesaret ve enerjisini kucumsemek bence hic de dogru (isabetli) olmaz. [Size soylemis miydim, ben bir elististim; Paretocu olmayan bir elitist]

Ben Perinçek in Ermeni meselesinde samimi olduğuna inanmıyorum..
Hele hele şimdilerde Mehmet Gül le kol kola girmiş olmaları dikkate şayandır.


VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN(Ataman bey nerdesiniz)
MKA ile ilgili bir iki kelime yazdim. Eminim eli kulagindadir. En azindan MKA degil bunun gMKA oldugunu filan soyleyecektir ;-) bir de Yalcin Kucuk bahsi gecseydi bu yazida, garanti bir kac endek-dondek sozu duyardik.. Bakalim Mevlam neyler.. :-)
Neylerse güzel eyler
sevgi ve saygılarımla
ece

Yazan: Ece Tarih: February 12, 2006 1:08 AM

Tuncay bey,

Ne yazık ki yazıma dair herhangi bir yorum gelmedi. Özellikle Müzmin Anomim bey!

Nasil desem: Bir acidan baktigimda bu bir iltifat; ote yandan da tam bir 'Nerden sardim kendi basima bu belayi gene!' durumlari.. ;-)

Lafim size degil: Bu benim icin bir cesit deja vu. Bu duruma daha onceleri de bir iki defa dusmustum.. Belki sizlerden onemli bir cogunluk o yillara yetismediniz; Serdar Argic ustadimizin isminin Internet tarihine altin haflerle yazilisin zamanlarina rastlar.. Yani, Internet takvimi ile, yaklasik bir asir onclerine tekabul eder..

Kulunuz ol devr-i kerahette soc.culture.turkish, soc.culture.kurdish, soc.culture.armenian vb gibi kainat kahvelerine takilmisti bir sureligine.. [tabii ki baska bir mekan oldugu icin baska bir mahlas ile] ve birbirinin ve dahi benim de (milli aidiyetim hasebiyle) kanima ekmek dograyacak sekilde yazmaga baslayanlarla kisa bir zaman icinde seviyeli iletisimler kurup ahbap olmus, ardindan da bir kus bir kusu yese ve hakkinda bendeniz bir seyler yazmamis olsam 'nicin yazmadi(n)?' sorulari ile muhatap olmak durumlari orada da boyvermisti..

Ustume vazife olmayan konularda fikir serdetmekten kacindigim pek gorulmus sey olmasa da, fikir serdetmege zamanim olmadiginda bunun bana bir eksik veya yerine getirilmemis vazife gibi hatirlatilmasi hic anlayamiyordum. Zaman icinde tekamul ettim ve simdi daha az anlayaMIyorum <g>. Dolayisi ile, ustume alinMAmakla birlikte, zimni iltifatin idrakiyle, tesekkur ediyorum. ;-)

Bu arada bu yılda Ermeni iddiaları konusunda çalışmalar yayınlanacağını şimdiden belirteyim. Galiba en önemlisi A Shameful ACT: The Armenian Genocide and the Question of Turkish Responsibility, by Taner Akcam olacak. Amazon.com'da şimdiden tanıtımı yapılmaya başlanmış, Mayıs'ta (dikkat edin 3 ay sonra) satışa sunulacak. Soykırımın olup olmadığının kabülü, bu konuda en iyi siyaseti kimin iyi yapacağına bağlı. Ne yazık ki biz yine geç kalmış bulunuyoruz.

Taner Akcam, Orhan Pamuk gibi kiymetli fikir adamlarimizin soylediklerine tabii ki kulak vermek gerekiyor.

Munafik gozluklerle bakip, bizim adimiza bir suru seyi 'itiraf' etikten sonra bir Bezmen daha cekilebilecegini dusunenler vardir mutlaka, ama, tahmin ettiginiz gibi ben onlardan birisi degilim.

Cunku boyle bir seyi dusunmek demek, ilgili iddialardan mesela Israil'i mmunezzeh kilmak gayretlerinin olabilecegini filan iddia etmek olur ki, bu kesinlikle ucuk bir yaklasimdir.

Dolayisi ile, artik burada da herkesin farkinda oldugunu takdirle musahade ettigim, her zamanki umursamazligimla yazima, huzur icinde, devam edebilirim.

Bu arada, 'konuyla ilgili yapilmis en iyi yorumlardan birisi' olarak Sukru Hanioglu'nun yazisini buraya alintilamis olmaniz iyi oldu.

Gerci, Sukru Hanioglu bu yazisinda siyaset gelistirilmesi konusunda bir temenniden oteye pek bir sey aciklamiyorsa da, buraya iktibas edilmesinin iyi bir sey oldugu kesin: Hic bir sey faydadan ari degil. Sagolsun. Sizin de elinize saglik.

Gelelim daha onceki yaziniza. Okudum. Tenevvur oldum. Herkes gibi, ben de tesekkur ederim. Samimiyim.

Icindeki maddi ve adedi bilgileri kontrol edecek kadar detayini incelemedim, bilmiyorum; ama, goze batacak bir sey de gordugumu soyleyemem.

Ote yandan, yazinizdan bir anafikir de cikarabilmis degilim; tam olarak ne dediginizi anlayamadim demek istiyorum.

Baska bir deyisle, icindeki bilgilerden istifade ettim, ama, sizin bu konuda ne dusundugunuz --sizin cikardiginiz anafikirin ne oldugu-- hakkinda bir fikir edinemedim.

O yuzden, simdi siz hatirlatincaya dek, yazi hakkinda bir sey yazmak ihtiyaci duymamistim. Tekrar yazarsaniz, icine (benim gibi anlamak sorunlari olan birisinin bile kolayca anlayabilecegi sekilde) kendi fikrinizi yazarsaniz elestirmege elimden geldigince gayret edecegimden emin olabilirsiniz.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 12, 2006 7:35 AM

Ece hanim,

Hatamı düzeltiyorum ve bana vermiş olduğunuz dataları aynen kullanıyorum: 0,52 / 0,48

Mmmmm.. hayal kirikligina ugrar gibiyim..

Neden mi?

Basit:

Siz benim verdigim datayi kullaniyorsunuz. Halbuki, kaynagini ve elde edilis seklini de yazdim..

Sual: Kaynaginin tutarliligi, elde edilis seklinin gecerliligi vb gibi seyleri akil suzgecimizden gecirmeden datayi kullanirsak ne yapmis oluruz?

El cevap: Sinavda kendisine sorulan soruyu cozmege calisan herhangi bir ogrenci ne yapiyorsa onu yapmis oluruz.

Post-medrese tahsil-i ilim eyleyen bir talebeden bahsetmiyorum tabii ki.. ;-) Baska bir deyisle, boyle oltalara gelmemeliyiz. :-)

Ikincisi de, anladigim kadariyla cebir sizin en sevdiginiz 'sayisallar' degil; baska sayisallar olabilir ama cebir bunlardan biri degil galiba..

Neden mi?

Basit

0 =< x =< 1

ve

0 =< y =< 1

ise

0 =< (x + y) =< 2

olmak zorundadir.

Yani, illa 1'de az ya da 2 etmesi gerekmiyor. O aralikta herhangi bir sey olabilir. Bunu da sinav heyecanina degil de daha once degindigimiz ozensizlige mi versek ;-)

Dogrusunu yapiyorsunuz. Umarim muhendislik harici bir seydir. Katmerli muhendislik cekilmez bence.
Katmerindeyim malesef )) Molalarda Müzmin Anonim okuyup , Cem Yılmaz izleyince derslerin eziyetini unutuveriyorum))

Ama, insan nerede sinava cekilecegini hic kestiremiyor degil mi? :-) ;-)

3.sınıf fabrika stajında mühendisin ne yaptığını bize işletme şefi tanımlamıştı:ÇOBANLIK(1)

Evet. Ya da tercumanlik, ya da kalifiye tamircilik..

Hatali Onerme 2: 1 + 0.48 iki etmez. Ayrica, diger ebeveynin tam puan aldigini varsayiyorsunuz ki bu hem dogru degil, hem de ilgili testin teknigi acisindan mumkun degil
*1,48 anne >1 anne . Bu sonuç bile çocuk için şanstır

Bkz. yukaridaki denklem ve aciklamasi. ;-)

bundan cesaret alan kızcağız akşam yatağı hazırlayınca odadan çıkmaz, hünkarı bekler. Yavuz Sultan Selim içeri girince, o kadar heyecanlanır ki kalbi durur. bu duruma çok üzülen padişah ,bu masum kız için Şam’da güzel bir türbe yaptırır.

Guzel fakat acikli bir hikaye. Ama, kizin halet-i ruhiyesini de anliyorum. Yavuz gibi karayagiz birisine tutulursa olacagi budur.

Tedbirli olup karakuru bir Anadolu cocuguna tutulmak en iyisi olabilir. Aklinizda bulunsun. ;-)

Yavuz'un sevdigim bir cok beyiti var. Bir tanesini bilhassa severim:

Felekler kahrimdan olurken lerzan
Beni bir ahu gozluye zebun etti felek..

..yani, adam hic de kalpsiz degilmis.

Yoksa, Enver Pasa'nin radarinda MKA'nin bir varligi oldugunu sanmiyorum.
Çanakkale savaşından sonra gazete haberlerine, muzaffer olarak ( Enver Paşa müdahalesiyle) M.Kemal yerine Liman Van Sanders in adı verildi deniliyor, savaşlar sürerken de M.Kemal bir kaç kez Enver Paşa ya uyarı mektubu yollamış fakat kaale alınmamış..

Komik bile degil.. O savasta MKA'nin rolu/rutbesi bir dipnot olacak kadar bile degildi ki.. Ama, neylersin ki, veyl magluba..

Vatan haini/Alman hayranlığı gibi kötü bir sıfatın reva görülmesi taaa o zamanlardan kalan bir kırgınlığın(!) sonucu olabilir mi?

MKA, Ordular Genel Mufettisi rutbesiyle donandigi gune kadar herkes ile kirgindir.

Katilmiyorum. Bahsettiginiz donemde Asya'dan elde edilecek hic bir sey yoktu. Nadasa birakilmasi zorunlu idi bence
Ben hala aynı tezi savunuyorum,ona bakarsanız Osmanlı Yemen den ne kazandı ki?

Yemen, kazanc amaciyla (bir defa degil, cok defa) fethedildi: Ticaret yolunun deniz feneri noktasinda oldugundan.

Ama, nihai savunmasi bir kazanc icin degil, daha buyuk kayiplari engellemek icin gerekli idi. Yemen'i tutabilmis olsaydik, oradan berisini tutabilirdik. Denedik. Olmadi. Sehitlerimize Allah rahmet eylesin. Amin.

Türk gölü olarak Akdeniz yerine pekala hem Karadeniz hem Hazar seçilebilirdi. Kudreti vardı..

Gerek yoktu. Odencek bedele degmezdi. Ustelik oralarin cogunda zaten cesitli Turk boylari hukum suruyordu. Ayrica, insan kendi koyunde kolay peygamber olamiyor.

OSMANLI Kırımdan yukarı çıksaydı şu an biz hala imparatorluktuk (çok mu uçtum))

Ne icin cikacakti? Boz ayi yerine beyaz ayi avlamak icin mi? Yoksa, Moskova koyunun insani vodka muptelasi eden o dillere destan namevcut manzarasi icin mi?

Sahi, sizce ne vardi Kirim'dan yukarida?..

Dag bizim, maral bizim; avci burda ne gezer :-)
bu sizin için)) ">http://rapidshare.de/files/13061936/Igdir_Tuerkueleri-Aman_avci_vurma_meni.mp3.html

Eyvallah. Ama, akordiyonla calinan turkuleri pek dinliyemiyorum.

Onun yerine sizden rica etsem bana Kirimdan gelirim, adim Sinan'dir turkusunu bulabilir misiniz. Ve, hazir lafini etmisken orada gecen 'Kirim'in ne oldugunu acaba biliyor musunuz desem..

Ismimin de yazilmasi kaydiyla, kabul.
Tabi ki yazarım ,Müzmin Anonimi marka yapacağım,adınız neon ışıklarıyla yazılacak, halkla ilişkiler uzmanınız olacağım ))Mahir size imrenerek bakacak ))))

Eh.. sirf bunlari gormek icin gozlerim acik gidecegim :-)

Madem bu kadar fanfare olacak, hadi bir tane daha, bu da benden:

Yercekimi yalandir.
Yer cekmez; yer bitirir.

Ne yani, I kiss you Mahir'den benim ne eksigim var; ben de ismimin sonsuza kadar yasamasini isterim her ne kadar gercek ismim bu olmasa da.. kader utansin ;-)
Mahir i kıskanan % 52 türk erkeğinin içerisinde sizin de olacağınız hiç aklıma gelmezdi.

Insan elitist olmayagorsun.. diger elitleri kiskanmadan edemiyor ;-)

Geriye kalan %48 Acun(firarda) u kıskanıyor biliyorsunuz.)))

Bunlar son derece mutlu evli erkekler olsa gerek..

Fanlarim, yani, bir ben..
YAVUZ da şiir yazardı biliyorsunuz ..Mahlas kullanarak..Müzmin anonim de bir tür mahlas değil mi?? Bu kadar kasmanıza anlam veremiyorum doğrusu...

KasMIyorum. Teknoloji sayesinde, siir, resim, heykel, muzik gibi sanatlarin aslinda sona erdigi kanaatindeyim. Fast-food cagindayiz ve 3 dk.dan uzun 'attention span'imiz kalmadi.

Ben Perinçek in Ermeni meselesinde samimi olduğuna inanmıyorum.. Hele hele şimdilerde Mehmet Gül le kol kola girmiş olmaları dikkate şayandır.

Mahir Kaynak ve Omer Lutfi Mete'nin yazdigi 'Derin Devlet' isimli kitapta rahmetli Turkes icin (devlet adamligi baglaminda) ne derece sitayisli sozler ediligini mutlaka okumanizi oneriyorum. Bu, yukarida dediklerinize hayli farkli bir isik tutacaktir bence. Bu bir.

Mehmet Gul de Turkes'in --az ya da cok-- rahle-i tedrisinden gecmistir. Bu iki.

Yakinda yayinlanan bir dergide Sabri Yirmibesoglu pasamizin soyledigi ilginc bir sey var --mealen-- "hastalandiginda be sayin Turkes'i ziyarete bile gitmedim, ama hastalandiginda Perincek'i ziyaret ettim; buna ragmen hakkimda soylenti cikariyorlar".. Sabri Yirmibesoglu'nun kim oldugunu biliyorsaniz, bu 3.

Gundelik politikacilik ile devlet adamligi arasindaki fark hakkinda tefekkur etmenizi butun samimiyetimle oneriyorum.

Ve, tabii ki o '3 anafikirli fikra'yi da bir yerleden bulup okumanizi cok isterim.. Hani, su karakista acliktan mecali kesilip yol ustune dusen kusun hikayesi var ya; iste, onu kastediyorum..

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 12, 2006 8:44 AM

Müzmin Bey,

İlginiz için teşekkürler.

Kongrelerde poster sunumları olduğunda eğer çalışmanızın iyi olduğunu düşünüyorsanız hocaların ilgisini bekler, gelip posterlerinizin başında tartışmalarını beklersiniz.
Ancak yüzlerce poster arasında bu her zaman mümkün olmayabilir.
O zaman siz gider söylersiniz. Hocam benim de böyle bir çalışmam var diye...
Benimki de o hesap.
Önemli gördüğüm bir çalışmayla siz üstadlarımızın görüşünü almak istedim.
Bunu bir vazifeymiş gibi telakki etmeyin lütfen.


Ben yazımla makaleye sadece katkıda bulunmak istedim.
Demem o ki: "Ambassador Morgenthau's Story" adlı kitap, büyükelçinin Ermeni yardımcılarından tutun ABD Dışişleri Bakanlığına kadar birçok kişinin çabasıyla hazırlanmış doğruluğu tartışmalı bir kitap. Ancak günümüzde en geçerli kaynaklardan biri olarak kabul ediliyor. Bu da karşı tarafın propaganda ya da siyaset konusunda ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.


" Komik bile degil.. O savasta MKA'nin rolu/rutbesi bir dipnot olacak kadar bile degildi ki.. Ama, neylersin ki, veyl magluba.."

Mustafa Kemal Paşa'nın Çanakkaledeki rolü konusundaki görüşlerinize katılmam ise mümkün değil.
Çanakkale Muharebeleri başlamadan önce zaten birçok rütbeli subayın rütbeleri indirildiği için yarbayların tümeni, yüzbaşıların taburu yönetmeleri olağan bir durumdu.
Mustafa Kemal'in sonraki yıllarda ordu içerisinde bu kadar tanınmasının en önemli nedeni "Anafartalar Kahramanı" olarak bilinmesinden dolayıdır.
Ufak bir düzeltme: Enver Paşa, Mustafa Kemal'in yerine Liman von Sanders'in değil amcası Halil Kut'un resmini bastırtmıştı. Liman Paşa ile yıldızı hiç barışmamıştı.

Çanakkale'de eleştirilmesi gereken Hasta Adam adı verilen Osmanlı Devleti'nin kazandığı bir zafer olduğunun neredeyse hiç vurgulanmaması,sadece Mustafa Kemal'in hep gündeme getirilmesi, savaşı onun yönettiğinin zannedilmesi, Mustafa Kemal haricindeki diğer komutanlarımızın unutulmuş olması, yıldönümlerinde sözlerinin bile edilmemesidir.

Çanakkale son derece geniş bir konudur. Şimdilik burada kesiyorum.( Umarım yıldönümü yaklaşırken Mustafa Bey'de bir başlık açar. Tartışılması gereken çok şey var çünkü)
Saygılar.

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 12, 2006 5:07 PM

Tuncay bey,

Önemli gördüğüm bir çalışmayla siz üstadlarımızın görüşünü almak istedim.

Ustad kim, ben kim.. Fakat, size kisa bir anekdot/hatira aktarayim: Bir kac sene once bir Alman universitesi ile bir arge projesi yurutuyorduk. Enstitunun basindaki adam da konunun peygamberlerinden birisi, duvar ormege yetecek kadar ve tugla gibi bir suru kitabi filan var; emrinde de bir boluk dr unvanli adam... Proje ilerledikce bir de ne goreyim, neredeyse butun calismalar bir adama gidiyor ve o 'eh, makuldur' derse vaftiz olmus oluyor. Bu adam da bildiigmiz duz lise mezunu birisi.. Digerlerinin isimlerinin basinda Prof., Dr., Dipl. Ing. filan gibi bir suru kisaltma varken, onun isminin basinda sadece Herr. var..

Dayanamadim, bir gun proflardan birisine sordum, 'bu ne hal, bu adam da kim oluyor yaw?'. Verilen cevap ilgincti: 'Baska hepimiz akademisyeniz. Neyin arastirilmasinin anlamli oldugunu filan da bilmeyiz. O ise butun manzaraya uygulanabilirlik acisindan bakabiliyorm o olmasa realite ile baglarimiz kopar' demesin mi..

Guler misin aglar misin.. Ben de adamin bir Bakanin ya da rektorun 'hamil-i kart yakinimdir'i oldugunu sanmistim :-)

Halbuki, yuk tasima yetenegi olmayan, fakat kervan basi olmasinda ittifak edilmis birisi..

Benimki de biraz o hesap, simdi ;-)

Ben yazımla makaleye sadece katkıda bulunmak istedim. Demem o ki: "Ambassador Morgenthau's Story" adlı kitap, büyükelçinin Ermeni yardımcılarından tutun ABD Dışişleri Bakanlığına kadar birçok kişinin çabasıyla hazırlanmış doğruluğu tartışmalı bir kitap. Ancak günümüzde en geçerli kaynaklardan biri olarak kabul ediliyor. Bu da karşı tarafın propaganda ya da siyaset konusunda ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.

Evet, bu acidan faydali. Bilim ve sanat insanlarinin da gunun sonunda insan olduklarini, kendi gundemleri olabilecegini, ya da baska profosyonel gundemlerin aracisi olabilecegini akildan cikarmamak lazim. Bu baglamda iyi bir kitap Parayi Verdi Dudugu Caldi (Who Paid the Piper?) olabilir. Yakin donemde hangi Batili sanatcinin ne ile gorevlendirildigini filan iyi anlatiyor.

Tabii, bu sanatcilari, bilimcileri sevenlere bunlari daha once lafla soyleyen olsa linc ederdiler belki.. Ama, hepimiz insaniz ve ilahlarimiza dokundurtmak da istemiyoruz.

O yuzden, tarihci, edebiyatci filan gibi, ya da benzer baska kimliklerle laf soyleyeyenleri dinledikten sonra ikinci bir kademe filtreden daha gecirmek gerekiyor. Zor ve mesakkatli olan tarafi da budur.

"Komik bile degil.. O savasta MKA'nin rolu/rutbesi bir dipnot olacak kadar bile degildi ki.. Ama, neylersin ki, veyl magluba.."

Mustafa Kemal Paşa'nın Çanakkaledeki rolü konusundaki görüşlerinize katılmam ise mümkün değil.

Çanakkale Muharebeleri başlamadan önce zaten birçok rütbeli subayın rütbeleri indirildiği için yarbayların tümeni, yüzbaşıların taburu yönetmeleri olağan bir durumdu.

Mustafa Kemal'in sonraki yıllarda ordu içerisinde bu kadar tanınmasının en önemli nedeni "Anafartalar Kahramanı" olarak bilinmesinden dolayıdır.

Ufak bir düzeltme: Enver Paşa, Mustafa Kemal'in yerine Liman von Sanders'in değil amcası Halil Kut'un resmini bastırtmıştı. Liman Paşa ile yıldızı hiç barışmamıştı.

OK. Rutbe lafini etmemeliydim. Rutbenin rol ile alakasi yok cunku. Ben de askerdeyken sefer kadrosu Albay rutbesi olan bir noktada (hazarda oldugumuz icin) bir Astegmen olarak gorev yapmistim. Cok da komik gelmisti bana. :-)

Belki hukum ifade eder gibi duran bir cumle yerine, bir soru sorsaydim daha iyi olurdu: Canakkale'de MKA'nin rolu nedir? Kurmay midir, savasin kaderini planlayacak bir yerde midir? Emrindeki birlik nedir, ve birlige verilen esas gorev nedir?

Çanakkale'de eleştirilmesi gereken Hasta Adam adı verilen Osmanlı Devleti'nin kazandığı bir zafer olduğunun neredeyse hiç vurgulanmaması, sadece Mustafa Kemal'in hep gündeme getirilmesi, savaşı onun yönettiğinin zannedilmesi, Mustafa Kemal haricindeki diğer komutanlarımızın unutulmuş olması, yıldönümlerinde sözlerinin bile edilmemesidir.

Bu da var tabii. Ama, daha da otesinde kaht-i rical okuyorum ben butun resme bakinca.. Alman emellerine metbu olmus, bunlar ugruna elde ne var ne yoksa Canakkale'de topraga gommusuz. Nicin?

3-5 sene Istanbul'un isgal edildi de ne oldu?

Canakkale [sizce] neyi degistirdi?

Ote yandan, MKA'nin kahramanligindan dem vuracaksak, Libya'daki ortulu faaliyetteki rolunden bahsetmek bence cok daha anlamli olur, cunku elinde tabanca savasmis ve hatta yaralanmistir.

Ama, bu tur seyler bizim ufuksuz Kemalistlerimizce tukaka edilir cunku orada Enver Pasa'nin direkt kumandasi altindaydi --ve, boyle olunca MKA'yi en birinci ulu buyuk kahraman-i azam saydirtamayacaklarindan cekinirler. Yok, illa ceyrek/yarim milyon insanin ziyan edildigi bir bogusma olacak..

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 12, 2006 8:54 PM

Öncelikle Tuncay Bey den özür dileyerek hocayı(!) 10 dk lığına benim posterimin başına çağırıyorum)))
Gerçi ÇANAKKALE posteri ile hocanın gündeminde ilk sıraya yerleştiniz ama benim de minik natürmort çalışmalarım sırada bekliyorlar

Sn Müzmin Anonim,
Siz benim verdigim datayi kullaniyorsunuz. Halbuki, kaynagini ve elde edilis seklini de yazdim..
Sual: Kaynaginin tutarliligi, elde edilis seklinin gecerliligi vb gibi seyleri akil suzgecimizden gecirmeden datayi kullanirsak ne yapmis oluruz?

el cevap1:Kaynak olarak ,bende ister istemez güven hissi uyandıran bir isim verdiniz:BBC
el cevap2:Akıl süzgecimden geçirmiştim tabi ki; 0,52/0,48 oranının çıkmasından sonra siteyi hacklayacak kadar kızmanız belki de 0.52 lik sonucun baskın çıkmasından dolayı olabilirdi...
el cevap 3: Evet bayan olma ihtimaliniz %0,00 değildi ,çünkü bu tür "acaba ben neyim,kimim,?" türü testlere genellikle biz bayanlar itibar edip uyguladığımız için ,böyle bir teste vakit ayırıp uygulayan birinin bayan olma ihtimalini gözardı edemezdim ))
Ha bu arada BBC de burcunuzun özellikleri için ne gibi sonuçlar vardı)))


Ikincisi de, anladigim kadariyla cebir sizin en sevdiginiz 'sayisallar' degil; baska sayisallar olabilir ama cebir bunlardan biri degil galiba..
Tam aksine "Cebir " en sevdğim sayısaldır..Fakat uzun süredir bu tür basit işlemlerle uğraşmadığımdan olsa gerek size bunu yansıtamamış olabilirim.
Malum sürekli hesap makinesi kullanıyoruz ))
Diferansiyel denklemler favorimdir))(1)


Neden mi?
Basit
0 =
bknz(1)


Dogrusunu yapiyorsunuz. Umarim muhendislik harici bir seydir. Katmerli muhendislik cekilmez bence.
Katmerindeyim malesef )) Molalarda Müzmin Anonim okuyup , Cem Yılmaz izleyince derslerin eziyetini unutuveriyorum))
Ama, insan nerede sinava cekilecegini hic kestiremiyor degil mi? :-) ;-)
Ben şu an sınavda mıyım hocam?Böyle sınava can kurban))
Gülmek serbest,çay/kahve sınırsız ,silgi alışverişine izin var,süremiz kısıtlı değil )))Hocamız çok zarif(!)
Bundan iyisi Şam da kayısı...

bundan cesaret alan kızcağız akşam yatağı hazırlayınca odadan çıkmaz, hünkarı bekler. Yavuz Sultan Selim içeri girince, o kadar heyecanlanır ki kalbi durur. bu duruma çok üzülen padişah ,bu masum kız için Şam’da güzel bir türbe yaptırır.
Guzel fakat acikli bir hikaye. Ama, kizin halet-i ruhiyesini de anliyorum. Yavuz gibi karayagiz birisine tutulursa olacagi budur.
Tedbirli olup karakuru bir Anadolu cocuguna tutulmak en iyisi olabilir. Aklinizda bulunsun. ;-)

"Tutulmak " ve "tedbir" aynı cümlede kullanılabilecek kelimeler midir ki??
Kızın YAVUZ a "tutulmak" yada "tutulmamak" elinde olsaydı eminim o da "-mamak" şeklinde tercihini kullanırdı..
Tercih kullanma hakkınız devreye girdiğinde zaten AŞK olmaz samimiyet ortadan kalkar.
Kızcağızın kalbinin durması bile onun samimiyetinin göstergesi...Eminim YAVUZ u benim kadar bile tanımıyordu,katıksız dümdüz bir tutulma..
Tam efsanelik bir aşk yani))


Yavuz'un sevdigim bir cok beyiti var. Bir tanesini bilhassa severim:
Felekler kahrimdan olurken lerzan
Beni bir ahu gozluye zebun etti felek..
..yani, adam hic de kalpsiz degilmis.

FARSÇA tam şiir diliymiş,ben de farsça şu sözü hatırladım))
Diváne rá kalem nist’)))

YAVUZ haremi ihmal etmiş tam bir gönül adamı,zevkperest değil..Şiir yazan bir adamdan "kalpsiz" olmasını beklemek saflık olur.
Ben şimdi buradaki AHU gözlüyü merak ettim))

Katilmiyorum. Bahsettiginiz donemde Asya'dan elde edilecek hic bir sey yoktu. Nadasa birakilmasi zorunlu idi bence
Ben hala aynı tezi savunuyorum,ona bakarsanız Osmanlı Yemen den ne kazandı ki?
Yemen, kazanc amaciyla (bir defa degil, cok defa) fethedildi: Ticaret yolunun deniz feneri noktasinda oldugundan.
Ama, nihai savunmasi bir kazanc icin degil, daha buyuk kayiplari engellemek icin gerekli idi. Yemen'i tutabilmis olsaydik, oradan berisini tutabilirdik. Denedik. Olmadi. Sehitlerimize Allah rahmet eylesin. Amin.

Yemen i tartışmaktan ziyade; bir Yemen Orta Asya dan ne kadar daha önemliydi,OSMANLI için Türklük/Türk Birliği niye geri planda kaldı,Ümmet fikri ön plandaydı ise VİYANA kapılarını niye tokmakladık,gibi bir sürü soru sıralanabilir....

Türk gölü olarak Akdeniz yerine pekala hem Karadeniz hem Hazar seçilebilirdi. Kudreti vardı..
Gerek yoktu. Odencek bedele degmezdi. Ustelik oralarin cogunda zaten cesitli Turk boylari hukum suruyordu. Ayrica, insan kendi koyunde kolay peygamber olamiyor.
Ödenecek bedelden neyi kastettiğinizi sorabilir miyim?


OSMANLI Kırımdan yukarı çıksaydı şu an biz hala imparatorluktuk (çok mu uçtum))
Ne icin cikacakti? Boz ayi yerine beyaz ayi avlamak icin mi? Yoksa, Moskova koyunun insani vodka muptelasi eden o dillere destan namevcut manzarasi icin mi?
Sahi, sizce ne vardi Kirim'dan yukarida?.

Tarık bin Ziyad a bu tür bir soru soralım :
-Sahi ne vardı iberik yarımadasında ,niye Endülüsü kurdunuz?
Sizin ki de aynı hesap....


Dag bizim, maral bizim; avci burda ne gezer :-)
bu sizin için)) ">http://rapidshare.de/files/13061936/Igdir_Tuerkueleri-Aman_avci_vurma_meni.mp3.html
Eyvallah. Ama, akordiyonla calinan turkuleri pek dinliyemiyorum.
Vehbi Koç un tuz testini duymuş muydunuz?
İş yapacağı adamla yemeğe çıkarmış ve servis yapıldıktan hemen sonra yemeğin tadına bile bakmadan tuz eken adamla iş yapmazmış..
Sizin ki de o hesap))Bu türkü de akordion baskın enstrüman değil,TAR ön planda ama siz tuzuna bakmadan tadı hakkında yorum yaptınız.
Ön yargılı bir insansınız ,BBC ye sormanıza gerek yok ben söylüyorum))))


Onun yerine sizden rica etsem bana Kirimdan gelirim, adim Sinan'dir turkusunu bulabilir misiniz. Ve, hazir lafini etmisken orada gecen 'Kirim'in ne oldugunu acaba biliyor musunuz desem..
Açıkçası türkü kültürüm yok denecek kadar az,daha ziyade TSM tercih ediyorum.Diğer zamanlarda ise kulak bağımlılığı ile ingilizce/yabancı müzik dinliyorum..Bu türkü yü/mehter marşını taradım hep Kırım la ilgili siteler çıktı ,bir tür marş olmuş..Çırpınırdı Karadeniz gibi))
Lakin bu soruyu bana Müzmin anonim soruyorsa altında bir çapanoğlu olduğu kesindir ))
Türkü Rumeli türküsü ve aklıma Mimar Sinan geldi(kahkahanız kulağımı monitörümü sarstı)
Sinan ın devşirme(kırma)olması bu sorunuzun sebebi olabilir mi hocam??(bu sınavda sıfır aldım di mi hocam)


Ismimin de yazilmasi kaydiyla, kabul.
Tabi ki yazarım ,Müzmin Anonimi marka yapacağım,adınız neon ışıklarıyla yazılacak, halkla ilişkiler uzmanınız olacağım ))Mahir size imrenerek bakacak ))))
Eh.. sirf bunlari gormek icin gozlerim acik gidecegim :-)
Yazdım bile ))) bakın..
http://www.bilimfeneri.gen.tr/phpBB2/viewtopic.php?p=30215#30215


Madem bu kadar fanfare olacak, hadi bir tane daha, bu da benden:
Yercekimi yalandir.
Yer cekmez; yer bitirir.

Bunu da Tuncay bey kullansın)))


Ne yani, I kiss you Mahir'den benim ne eksigim var; ben de ismimin sonsuza kadar yasamasini isterim her ne kadar gercek ismim bu olmasa da.. kader utansin ;-)
Mahir i kıskanan % 52 türk erkeğinin içerisinde sizin de olacağınız hiç aklıma gelmezdi.
Insan elitist olmayagorsun.. diger elitleri kiskanmadan edemiyor ;-)
ÖZDEMİR İNCE ler dururken Elit olarak MAHİR i seçmiş olmanız tam isabet)))


Geriye kalan %48 Acun(firarda) u kıskanıyor biliyorsunuz.)))
Bunlar son derece mutlu evli erkekler olsa gerek..
Mutlu ve EVLİ Türk erkeği var mıdır? Deyip risk alayım mı)))


YAVUZ da şiir yazardı biliyorsunuz ..Mahlas kullanarak..Müzmin anonim de bir tür mahlas değil mi?? Bu kadar kasmanıza anlam veremiyorum doğrusu...
KasMIyorum. Teknoloji sayesinde, siir, resim, heykel, muzik gibi sanatlarin aslinda sona erdigi kanaatindeyim. Fast-food cagindayiz ve 3 dk.dan uzun 'attention span'imiz kalmadi.
Yeni dönemden Sunay AKIN okuyorum ..
Müziğin ise sona ereceğini sanmıyorum,insanın doğasındaki ritm duygusu buna engel...Heykel le ise 10 Kasımlar dışında yakın mesafe ilgim olmadı..
Fast-food ...
Fast -ove ..Herşeyimiz "fast " ...Belki de olmak zorunda..
Size yazdığım bu satırlar da pulsuz bir mektup değil mi aslında ,fast-letter))


Ben Perinçek in Ermeni meselesinde samimi olduğuna inanmıyorum.. Hele hele şimdilerde Mehmet Gül le kol kola girmiş olmaları dikkate şayandır.
Mahir Kaynak ve Omer Lutfi Mete'nin yazdigi 'Derin Devlet' isimli kitapta rahmetli Turkes icin (devlet adamligi baglaminda) ne derece sitayisli sozler ediligini mutlaka okumanizi oneriyorum. Bu, yukarida dediklerinize hayli farkli bir isik tutacaktir bence. Bu bir.
Kesinlikle okuyacağım,teşekkürler.


Mehmet Gul de Turkes'in --az ya da cok-- rahle-i tedrisinden gecmistir. Bu iki.
Mehmet GÜL kimin tedrisinden geçerse geçsin ona saygı duyamıyorum..


Yakinda yayinlanan bir dergide Sabri Yirmibesoglu pasamizin soyledigi ilginc bir sey var --mealen-- "hastalandiginda be sayin Turkes'i ziyarete bile gitmedim, ama hastalandiginda Perincek'i ziyaret ettim; buna ragmen hakkimda soylenti cikariyorlar".. Sabri Yirmibesoglu'nun kim oldugunu biliyorsaniz, bu 3.
Bilmiyorum ;( Ağzı süt/ayran kokan dediğiniz ,Gülay GÖKTÜRK ,Nuray MERT okuyan/dinleyen saçlarını bile "gülay tarzı" kestiren "çömez fan" kısımdayım henüz...


Gundelik politikacilik ile devlet adamligi arasindaki fark hakkinda tefekkur etmenizi butun samimiyetimle oneriyorum.
Teşekkür ederim hocam))
Önerileriniz kulağıma küpedir şu andan itibaren))

Ve, tabii ki o '3 anafikirli fikra'yi da bir yerleden bulup okumanizi cok isterim.. Hani, su karakista acliktan mecali kesilip yol ustune dusen kusun hikayesi var ya; iste, onu kastediyorum..
Yazarsanız okuruz))

Son olarak;
Başlığımız ermeni sorunuyla ilgili olduğundan bazı şeyleri dile getirmek istiyorum:
*Gazetelerde görmüşsünüzdür: Merkezi Brüksel’de bulunan ‘Avrupa Ermeni Federasyonu’ isimli örgütün başkanı Laurent Leylekyan, Türk hükümetinden bazı garip taleplerde bulundu.

Leylekyan, Talát Paşa’nın İstanbul’daki mozolesinin yıkılmasını, ‘Talát’ ve ‘Enver’ isimlerini taşıyan caddelere başka isimler verilmesini, Ermeniler’in Türkler’e yönelik cinayetlerinin sergilendiği müzelerin kapatılmasını ve ‘soykırım’ kavramından bahsedilmesini yasaklayan kanunların kaldırılmasını istiyordu.


Talát Paşa’nın Şişli’de, Hürriyet-i Ebediye Tepesi’nde bulunan kabrinde, Talát, Enver, Mahmud Şevket ve Midhat Paşalar ile beraber 31 Mart ayaklanmasında şehid edilen diğer askerlerin türbelerinin bulunduğu mekánda , Ábidenin altındaki türbenin kilidi kırılmış ve merdivenle inilen mezarlık artık akşamcıların mekánı olmuştur. Bahçedeki láhidler boş şişelerle dolu bira sandığı niyetine kullanılmakta ve etraftaki herşey içler acısı haldedir.

Aynı mekán, 1996’da, Enver Paşa’nın cenazesinin Tacikistan’dan naklinden önceki günlerde de bu şekildeymiş ,bir ara gündeme taşındığı için temizlenmiş fakat bir süre sonra yine aynı hale dönmüş.

Aslında biz sadece buraya değil diğer mezar/şehitliklerimize de yeterince önem vermiyoruz,Çanakkale de dahi anzakların mezarları ile bizimkilerin kıyasını sizin yorumlarınıza bırakıyorum..
Ne dersiniz bu ihmal bu insanları ecdad lıktan silmiş olmamızın sonucu mudur?

sevgi ve saygılarımla
ece


Yazan: Ece Tarih: February 13, 2006 2:19 PM

Müzmin Bey,

Canakkale'de MKA'nin rolu nedir? Kurmay midir, savasin kaderini planlayacak bir yerde midir? Emrindeki birlik nedir, ve birlige verilen esas gorev nedir?

Çanakkale konusunu yıllardır inceleyen , bu konuda mütevazi bir çalışması olan birisiyim. ( Alçıtepe’den Anafartalar’a Çanakkale Kara Muharebeleri, Yeditepe Yayınları, 2005.)
Sorunuz hakkında sayfalarca makale bile yazılabilir.
Ancak kısa bilgiler vereceğim. Tartışılmaz bir şekilde doğru olduğundan emin olabilirsiniz.

1. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal , 19. Tümen Komutanı olarak 26 Şubat 1915’te Eceabat’a gelmiştir. 19. Tümen genel karargahı Bigalı köyünde olan , direk 5. Ordu’ya ( yani Meraşal Liman von sanders’e bağlı) ihtiyat tümeniydi.
2. 25 Nisan Kara çıkarmaları başladığında Arıburnu koylarına çıkan ANZAk birlikleri , sahildeki zayıf birliklerimizi etkisiz hale getirerek Kanlısırt ve Conkbayırı’na doğru ilerlediler.
3. Zannedilen aksine Kur. Yarbay Mustafa Kemal, kimseden emir almadan değil 9. Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey’den aldığı emirle harekete geçmiştir. (Harekete geçme kararının çok kritik bir karar olduğunu takdir etmenizi isterim. Çıkarmanın aldatma çıkarması olup olmadığına karar vereceksiniz, koskoca bir birliği öyle harekete geçireceksiniz. )
4. Yine zannedilenin aksine ANZAK’lara ilk müdahele eden 19. Tümenin 57. Alayı değil, 27. Alay (Komutanı Yarbay Şefik bey) birlikleridir.
5. Kanlısırt’ta durdurulan ANZAK’lar , yarımadanın en yüksek tepe silsilesinin başlangıcı olan Conkbayırı’na doğru ilerlerken Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in ünlü 57. Alayı tarafından durdurulmuştur. ( 57. Alayının hepsinin şehit olduğu da doğru olmayan efsanelerden biridir.)
6. Yukarıda özetin özeti verdiğim bilgiler 25 Nisan’da Kurmay Yarbay Mustafa kemal’in ne kadar kritik rol oynadığının göstergesi.
7. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in 19. Tümeni Kara Muharebeleri boyunca şimdiki 57. Alay şehitliğinin ve altındaki otopark’ın olduğu bölgede görev yapmıştır. 30 haziran’da Albay olmuştur.
8. Mustafa Kemal’e asıl ün kazandıran ise 8 Ağustos 1915 gecesi Anafartalar Grup Komutanlığı’na Liman von sanders tarafından atandıktan sonradır.1. Anafartalar Muharebesi, Conkbayırı Hücumu(10 Ağustos), 2. Anafartalar Muharebelerinin ( 21 Ağustos ) kazanılmasında onun payı vardır. ( özellikle son yazdığım 3 Muharebe binlerce askerin katıldığı büyük çapta muharebeleridir. Bir Albay’ın kolordu’yu yönettiğini düşünün lütfen.)

Muharebeler boyunca Mustafa Kemal’in Enver Paşa, Mareşal Liman von Sanders, başlangıçta bağlı olduğu Kolordu komutanı Esat paşa’yla zaman zaman sürtüşmeleri olmuştur. (Ayrı bir makale konusudur.)


Ben yine önceki yazımdaki yazdıklarımı yine söyleyeceğim. Çanakkale'de eleştirilmesi gereken Hasta Adam adı verilen Osmanlı Devleti'nin kazandığı bir zafer olduğunun neredeyse hiç vurgulanmaması, sadece Mustafa Kemal'in hep gündeme getirilmesi, savaşı onun yönettiğinin zannedilmesi, Mustafa Kemal haricindeki diğer komutanlarımızın unutulmuş olması, yıldönümlerinde sözlerinin bile edilmemesidir.

Çanakkale zaferi kazanılmasına rağmen söylediğiniz gibi İstanbul birkaç yıl sonra işgal edilmiştir. Ancak bir düşünün , eğer başlangıçta Çanakkale geçilseydi, Osmanlı daha ilk başlarda işgal edilseydi ne olurdu ?
Alman güdümüne girmekle suçlanan (-ki kısmen doğrudur.) Osmanlı Hükümeti o dönemki koşullarda bir şekilde savaşa bulaşacaktı kuşkusuz. (İngilizlerin, Fransızların ve tabi ki Rusların düşmanca tavırlarını hatırlayınız.)


Yazımın özetin özeti olduğunu ,sizi fazla sıkmamak için uzatmadığımı belirtiyorum.
Saygılar.

Yazan: Tuncay yılmazer Tarih: February 13, 2006 2:38 PM

Tuncay bey,

Çanakkale konusunu yıllardır inceleyen, bu konuda mütevazi bir çalışması olan birisiyim. (Alçıtepe’den Anafartalar’a Çanakkale Kara Muharebeleri, Yeditepe Yayınları, 2005.)

Fevkalade. Uzun zamandan beri bir konuda uzman sayilabilecek birisi ile muhatap olabilmenin tadina varmak isterim.

Tartışılmaz bir şekilde doğru olduğundan emin olabilirsiniz.

Henuz tartisilmaz sekilde dogru olan bir seyle pek karsilasmadim <g>, ama, ne demek istediginizi anliyorum.

1. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal , 19. Tümen Komutanı olarak 26 Şubat 1915’te Eceabat’a gelmiştir. 19. Tümen genel karargahı Bigalı köyünde olan , direk 5. Ordu’ya (yani Meraşal Liman von sanders’e bağlı) ihtiyat tümeniydi.

MKA'nin kurmay sinifinda olmayabilecegini dusundugumu dusunmediniz umarim. Benim 'kurmay'dan kasdim Ordu'nun (ya da Von Sanders'in) kurmay heyetinde olup olmadigi idi. Nitekim de degildir. Baslangicta bir ihtiyat birliginin basina verilmesini onemsiyorum.

6. Yukarıda özetin özeti verdiğim bilgiler 25 Nisan’da Kurmay Yarbay Mustafa kemal’in ne kadar kritik rol oynadığının göstergesi.

Kucumsuyor degilim; seraiti de yok ya da onemsiz addediyor degilim. Fakat, her savasta her birim kritiktir; aksi halde varligina ihtiyac olmaz baska bir birime yamanirdi.

8. Mustafa Kemal’e asıl ün kazandıran ise 8 Ağustos 1915 gecesi Anafartalar Grup Komutanlığı’na Liman von sanders tarafından atandıktan sonradır. 1. Anafartalar Muharebesi, Conkbayırı Hücumu(10 Ağustos), 2. Anafartalar Muharebelerinin ( 21 Ağustos ) kazanılmasında onun payı vardır. ( özellikle son yazdığım 3 Muharebe binlerce askerin katıldığı büyük çapta muharebeleridir. Bir Albay’ın kolordu’yu yönettiğini düşünün lütfen.)

Bir Albay'a bir Kolordunun teslim edilmek zorunda kalinisini da..

Muharebeler boyunca Mustafa Kemal’in Enver Paşa, Mareşal Liman von Sanders, başlangıçta bağlı olduğu Kolordu komutanı Esat paşa’yla zaman zaman sürtüşmeleri olmuştur. (Ayrı bir makale konusudur.)

Belki de, daha kolay olani, kimlerle takismadigini ayiklamak bile olabilir (mi?) :-)

Ben yine önceki yazımdaki yazdıklarımı yine söyleyeceğim. Çanakkale'de eleştirilmesi gereken Hasta Adam adı verilen Osmanlı Devleti'nin kazandığı bir zafer olduğunun neredeyse hiç vurgulanmaması, sadece Mustafa Kemal'in hep gündeme getirilmesi, savaşı onun yönettiğinin zannedilmesi, Mustafa Kemal haricindeki diğer komutanlarımızın unutulmuş olması, yıldönümlerinde sözlerinin bile edilmemesidir.

Bu paragrafa tamamen katiliyorum. Ve, sadece Canakkale baglaminda da degil. Panteon tek tanrili olmaz; yurumez bu uzun zaman. Herkesin yerli yerine oturtulmasi, gunah ve sevaplari ile bilinmesi gerekiyor. Baska turlusunun ogretici olmak imkani yok.

Çanakkale zaferi kazanılmasına rağmen söylediğiniz gibi İstanbul birkaç yıl sonra işgal edilmiştir. Ancak bir düşünün , eğer başlangıçta Çanakkale geçilseydi, Osmanlı daha ilk başlarda işgal edilseydi ne olurdu ?

Malum, gecen gunun saglamasi yok.. Dolayisi ile, herkes gibi benim de soyleyeceklerim birer farz-i muhalden oteye gecmez; bu kesin. Fakat, Istanbul 3-5 sene daha once isgal edilseydi... bir taraftan butun buyuk savasin seyri degisirdi (ki, bunun perspektifini cizmek o kadar da kolay degil), diger taraftan da Canakkale'de bu ulkenin kremasini kaybetmez, Istiklal Savasina cok daha mucehhez bir sekilde girebilirdik..

Alman güdümüne girmekle suçlanan (-ki kısmen doğrudur.) Osmanlı Hükümeti o dönemki koşullarda bir şekilde savaşa bulaşacaktı kuşkusuz. (İngilizlerin, Fransızların ve tabi ki Rusların düşmanca tavırlarını hatırlayınız.)

Tabii ki [bulasacakti ve dusmanca tavirlar fazlasiyla mevcut idi], ama, bu savasin en cerbezeli aktivitesinin Canakkale'de gerceklesmesi gerekiyor muydu? Benim kafami hep bu soru mesgul eder..

Buna yonelik fikirlerinizi ogrenmek isterim.

Yazımın özetin özeti olduğunu ,sizi fazla sıkmamak için uzatmadığımı belirtiyorum.

Benim acimdan sorun olmadigi gibi, bilginizden istifade etmek sansim da var. Diger hazirundan rahatsiz olan varsa bunu soylemeleri isabetli olur.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 13, 2006 4:15 PM

Ece hanim,

benim de minik natürmort çalışmalarım sırada bekliyorlar

Bu kis gunu naturmort.. yaw, icimiz disimiz agardi yeteri kadar zaten.. biraz da nurlu ufuklar vehmettirecek sekilde rustik havasi da olan bir seyler eklemek nasil olur.. :-)

el cevap1:Kaynak olarak ,bende ister istemez güven hissi uyandıran bir isim verdiniz:BBC

Ingilizler BBC konusunda cok basarili.. BBC'yi guvenli kilabiliyorlar. Zamani geldiginde lazim olacagini bilerek tabii ki. BBC'nin UK icine yayininin ozerk, fakat ulke disina yayinin Ingiliz Disisleri'nin butcesinden oldugunu biliyorsunuz, degil mi?

Ha bu arada BBC de burcunuzun özellikleri için ne gibi sonuçlar vardı)))

"Mazgallardan uzak durun" diyordu :-)

Diferansiyel denklemler favorimdir))

Belki de en luzumsuz (ve en zevkli) seydir bunlar.. Okuldan cikali beri elim degmedi desem yeridir.. MatLab, Mathematica filandan beri diferansiyellere el surmek belki de tamamen gereksiz artik.

"Tutulmak " ve "tedbir" aynı cümlede kullanılabilecek kelimeler midir ki??

Tabii ki.. Karayagizlarin oldugu, olmak ihtimali olan yerlerden sakinirsiniz; basortusu, tesettur giymeseniz bile gozlerinizin onune pece giyersiniz ;-)

Yemen i tartışmaktan ziyade; bir Yemen Orta Asya dan ne kadar daha önemliydi, OSMANLI için Türklük/Türk Birliği niye geri planda kaldı, Ümmet fikri ön plandaydı ise VİYANA kapılarını niye tokmakladık, gibi bir sürü soru sıralanabilir....

Buyuk buyuk dedemin saclarini nicin afro yaptirmadigini sormak gibi bir sey bu: Turkluk, ya da bir cesit irk baglaminda milliyetcilik, cok yeni bir modadir.

Yemen ticaret yolunun subasidir; buradan para (refah) elde edersiniz.

Orta Asyada ise fakir akrabalar oturuyordu. Bayram tebrigi filan gonderirsiniz belki, ama, maliniza mulkunuze ortak etmek icin oralara gidip yerlesmenin ne alemi var.

Türk gölü olarak Akdeniz yerine pekala hem Karadeniz hem Hazar seçilebilirdi. Kudreti vardı..

Bunlar zaten birer Turk golu idi. Osmanli olmasi sart mi?

Gerek yoktu. Odencek bedele degmezdi.
Ödenecek bedelden neyi kastettiğinizi sorabilir miyim?

Fetih degil kasdettigim, fetihten sonraki isletme giderleri, idare idame maliyeti.

Sahi, sizce ne vardi Kirim'dan yukarida?.
Tarık bin Ziyad a bu tür bir soru soralım : -Sahi ne vardı iberik yarımadasında ,niye Endülüsü kurdunuz? Sizin ki de aynı hesap....

Nereden yola cikiyorsunuz? Fas, Cezayir vb gibi dar bir seritte az bir verimli alani olan topraklardan mi, Anadolu ve Balkanlar gibi hayli verimli olabilecek, ustelik de ticaret yollarinin gobegindeki bir yerden mi?

Ispanya, TbZ'nin menseinden cok daha verimli topraklardir; bizim icin Kirim'dan yukarisi oyle miydi ki.

Eyvallah. Ama, akordiyonla calinan turkuleri pek dinliyemiyorum.
Vehbi Koç un tuz testini duymuş muydunuz?

Tabii.. Ve, dogru olmadigina dair soylenenleri de [nitekim, eger dogru ise, Koc'un tavri da cok isabetli sayilmaz cunku o da baska bir onyargidir. Mesela, Sakip Aga Turgut bey icin hep 'bu adam toplantilarda not bile almiyor, bu ise yaramaz' demisti.]

Bu türkü de akordion baskın enstrüman değil,TAR ön planda ama siz tuzuna bakmadan tadı hakkında yorum yaptınız.

Icinde akordion olmadigini soylemiyorsunuz ama. Bir de tabii, bizim muhatap oldugumuz kadariyla, Kafkas nagmeleri hep akordion esliginde calinir --otantik odur yani. [Nicin akordion sorusuna henuz cevap bulabilmis degilim]

Ön yargılı bir insansınız ,BBC ye sormanıza gerek yok ben söylüyorum))))

"Onyargili degilim; herkese karsiyim".. ;-)

Açıkçası türkü kültürüm yok denecek kadar az,daha ziyade TSM tercih ediyorum.

Ah.. yarinin saraylilarindan birisi ile muserref oldugumu nicin soylemediniz daha once ;-) Eminim Dr Nevzad Atlig'in hayatimiza yeniden kattigi o guzelim 'Kar'lardan birisini dinlerken (yani, ben uyurken) karsilasmisizdir ;-)

Lakin bu soruyu bana Müzmin anonim soruyorsa altında bir çapanoğlu olduğu kesindir ))

'Savas' savunma, 'kirim' hucum...

Ve, 'kirilim' da hezimet herhalde.. ;-)

Türkü Rumeli türküsü ve aklıma Mimar Sinan geldi(kahkahanız kulağımı monitörümü sarstı) Sinan ın devşirme(kırma)olması bu sorunuzun sebebi olabilir mi hocam??(bu sınavda sıfır aldım di mi hocam)

Yok, yok; juri sizin icin kategori degisikligi yapti: Yaraticiliktan tam puan aldiniz.. ;-)

Bunlar son derece mutlu evli erkekler olsa gerek..
Mutlu ve EVLİ Türk erkeği var mıdır? Deyip risk alayım mı)))

Bilmem. Ben bugune kadar 'var' ile 'yok'u ispatlayabilene rastlamadim.

Yeni dönemden Sunay AKIN okuyorum ..

Hic tanisikligim yok. Kimdir, necidir?

Müziğin ise sona ereceğini sanmıyorum,insanın doğasındaki ritm duygusu buna engel...

Sona ermedi.. Insanla iliskisi degisti. Insansiz ve duygusuz yaratilmasi artik cok kolay. Insan sadece mekanik bir tuketici oldu artik.

Mehmet Gul de Turkes'in --az ya da cok-- rahle-i tedrisinden gecmistir. Bu iki.
Mehmet GÜL kimin tedrisinden geçerse geçsin ona saygı duyamıyorum..

Sizi zorlamiyorum. Ama, dua okutmak icin papazlara basvuran nice mutedeyyin insan var.. en az onlar kadar acik fikirli olmak daha isabetli olmaz mi?

Ağzı süt/ayran kokan dediğiniz,

Illa sahipleneceksiniz yani ;-)

Gülay GÖKTÜRK, Nuray MERT okuyan/dinleyen saçlarını bile "gülay tarzı" kestiren "çömez fan" kısımdayım henüz...

Bu iki ismi ben de fevkalade takdir ederim. Fakat saclarimin stilini secerken nedense pek alima gelmediler ;-) Ben ise surekli at kuyrugunu modasini (sic) yayginlastirmaga calisyorum.

Önerileriniz kulağıma küpedir şu andan itibaren))

Hay aksi.. bir sey anlatmak icin, onca ugras didin.. sonunda ziynet ya da sus esyasi olsunlar.. ;-)

[Saka degil bu. Daha gecenlerde bir hanim ahbabim benim direnc, kapasitor, entegreler filan dolu cekmecemi gorunce 'ay bunlardan ne guzel kolye, kupe olur!' demisti..]

Ve, tabii ki o '3 anafikirli fikra'yi da bir yerleden bulup okumanizi cok isterim.. Hani, su karakista acliktan mecali kesilip yol ustune dusen kusun hikayesi var ya; iste, onu kastediyorum..
Yazarsanız okuruz))

Biraz uzun. Simdilik nefesim yetmez. Etrafa sorarsaniz bilen cikacaktir.

Gazetelerde görmüşsünüzdür: Merkezi Brüksel’de bulunan ‘Avrupa Ermeni Federasyonu’ isimli örgütün başkanı Laurent Leylekyan, Türk hükümetinden bazı garip taleplerde bulundu.

Isteyenin bir yuzu kara.. Istemis.. ee.. sonra?

Çanakkale de dahi anzakların mezarları ile bizimkilerin kıyasını sizin yorumlarınıza bırakıyorum..

Not ettim. Ilk firsatta uzerine egilecegim. ;-)

Ne dersiniz bu ihmal bu insanları ecdad lıktan silmiş olmamızın sonucu mudur?

Eskisi olmayanin yenisi olmaz derler.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 13, 2006 5:22 PM

Müzmin Bey,

İlginiz için teşekkür ederim.
Hemen belirteyim ki “tartışılmaz” ifadesini tümenin görev yeri , atanma tarihi, mekân gibi konular için kullandım.
Bilâkis beşeri düşüncelerin, yorumların her zaman tartışılabilir olduğunu düşünüyorum.

"Tabii ki [bulasacakti ve dusmanca tavirlar fazlasiyla mevcut idi], ama, bu savasin en cerbezeli aktivitesinin Canakkale'de gerceklesmesi gerekiyor muydu? Benim kafami hep bu soru mesgul eder.."
Sorunuza gelince,

Başlangıçta ne İngilizler (ne de Fransızlar) Gelibolu harekâtının bu boyuta geleceğini tahmin etmemişlerdi. Başta Churchill olmak üzere İngiliz kabinesinin çoğu üyesi sadece Müttefik Donanması İstanbul’a ulaştığında şehrin kendiliğinden teslim olacağını, azınlıkların da ayaklanacağını düşünüyordu.
Ancak 18 Mart Deniz Muharebesinde Müttefik Donanmasının aldığı beklenmedik ağır yenilgi kara harekâtına karar verilmesine yol açtı. 25 Nisan’da başlayan kara muharebelerinde de İngiliz , Fransız ( ve beraberinde getirdikleri birçok milletin) askerlerinin her seferinde başarısız olması sürekli takviye gönderilmesini gerektirdi.Başlangıçtaki Deniz harekatı zaman ilerledikçe deniz, kara, hava, denizaltı muharebelerinin yer aldığı 1. Dünya Savaşı’nın en kapsamlı savaşlarından birine dönüştü.

Çanakkale’yi İstanbul’un kapısı kabul eden Osmanlı Genelkurmayı ne pahasına olursa olsun boğazların düşmemesi için sürekli yeni birlikler gönderdi. Yarımadada Ağustos sonunda her iki tarafın 130.000’er askeri vardı. Müttefiklerin silah ve cephane üstünlüğünü insan kaybı ile dengelendi. ( Dikkat edilirse savunma yapan bir orduya göre Osmanlı Ordusu’nun kaybı çok fazladır. Hatta cephe ziyareti sırasında neden bu kadar kayıp verildiğini soran Veliaht Yusuf İzzetin Efendi’yi Enver Paşa’nın ayağından vurduğu söylenir.)


Çanakkale Muharebeleri hakkında 2004 yılında Zaman Gazetesi ‘nde yayınlanan yazılarıma da göz atabilirsiniz. (Yorum sayfası , 18 Mart, 25 Nisan, 13 Haziran, 27 Haziran, 3 Ağustos, 11 kasım 2004 tarihli yazılar )


Aleyhimde yazılmış bir makaleyi okumak isterseniz http://www.gallipoli1915.org/18yetkin.iscen.doktor.mektup.htm


Saygılarımla

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 14, 2006 1:09 PM

Tuncay bey,

Canakkale'de nelerin yasandigi ya da olundugune ait cok fazla detay olmasa da, onemli bir kisminin communal hifz-i kabl-el vuku metodu (!) ile (bile) ortaya cikarilabilecegi kanaatindeyim.

Dolayisi ile, Canakkale'nin analizine, orada general bilmemkim mi daha yakisikli yoksa MKA mi daha kahraman gibi magazinel sorularla baslamak bana cok da anlamli gorunmuyor.

Ben hala daha ayni soruyu soruyorum: Istanbul, o gune kadar icine (kadar) gelmis dusman mi gormedi, ki bu kadar derin bir saplanti ile savunuldu ?..

Ayestefanos Antlasmasinin yapildigi yer Yesilkoy civari olduguna, ve buralara kadar Ruslarin geldigini dusunursek, hayir, Pay-i Taht cok daha buyuk ve baska badireler atlattiydi.

IV Mehmed zamaninda, Pay-i Tahtin Edirne'ye tasinmasini saymiyorum bile...

Dolayisi ile, her ne kadar tarihimize bir altin sayfa olarak gectigi iddia edilse de, Canakkale'nin, baska bir acidan aslinda cok daha buyuk bir Sarikamis macerasi oldugu kuskusunu tasirim hep.

Yani, Enver Pasa'nin, makami ile uzaktan yakindan ilintili olmayan, basiretsiz ve komitaci yaklasimlarinin --bugun bizi ancak bir kahramanlik destani oldugunu kabul etmege zorlayan-- maceraci bir sonucu..

Bu baglamda, Canakkale Savasinin ta basindan beri icinde olanlarin durumu idrak edip Enver Pasaya isyan etmek yerine orada kalarak milletin ziyanina seyirci kalmalarini ciddi derecede yadirgarim.

Kimin o ufacik kara parcasinda kac defa 'tarih yazdirdigi' da bu yuzden onemli olmuyor --hedef, gaye, mesele tarih yazdirmak degildi, nitekim gunun sonunda tarih bir sekilde (ve her sekilde) yazdirilabiliyor.

Gelelim Yetkin Iscen'in sitesine ve yazdiklarina: Dogru bir seyler yapmaga calistigini kabul etmekle beraber, luzumundan kat-be-kat fazla ideolojik sedimentasyon iceriyor.

Uslubunu da yadirgadim. Ideolojik ve fakat asparagas gazetecilikle bu konuya yaklasmanin saglikli analizlere yardimci olacagini sanmiyorum.

Not: Diger yazilarinizi bulmak icin beni aratmak yerine linklerini verseniz daha makbule gecerdi cunku arayip bulacak kadar vaktim yok malesef.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 14, 2006 4:49 PM

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 14, 2006 6:27 PM

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 14, 2006 6:28 PM

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 14, 2006 6:29 PM

merahba eger mumkunse elınız de baska resımler varsa bana yollaya bılırmısnız ben zıraat fakultesı 1 sınıf ogrencısıym bu konu hakında bır sunumum var mumkunse eleınzde dıger resımler ve sızınle ınternetten messanger ve ya br sekılde röportaj yapamak ve ya sızın bılgılerınızden faydalanmak ıstıyorum

Yazan: murat Tarih: March 9, 2006 9:06 PM

Benim kanım şu;

Nedeni ne olursa olsun hiç bir siyasi yönetimin kendine muhalif olsun olmasın, içinde özellikle sivillerin bulunduğu bir topluluğu insanı koşulların zaten savaş nedeniyle ortadan kalktığı bir ortamda, daha da ağır koşullara iterek insanlıktan uzak koşullarda yaşam savaşı vermelerine ve gidrek toplu ölümlerine neden olmaya hakkı yoktur.

Siz Tehcir edersiniz, sonra da bütün dünyaya Teşhir olursunuz, başka bi şey yaparsınız değerlendirmesini, denetimini giderek cevabını da mutlaka, er ya da geç alırsınız.

Mikro tanımlamalara yoğunlaşıp onların içinde kaybolarak, böyle önemli bir olayı da keyifli bir tartışma malzemesi, bir tür zeka ve bilgi şovu haline getirerek herkesin üzerinde mutabık kaldığı "yüzbinlerce" insanın ölümünün sorumluluğundan kimseyi sıyırtamaz, fazlasıyla aksini siz de sahipleniyor iseniz siz de sıyrılamazsınız.

O Siyasi irade ki kendi ülkesinin insanını, yine kendi keyif ve saltanatı için cephelerde hiç uğruna savaştırarak, köylerde açlık, sefalet ve hastalıktan yok olması ile ilgilenmedi. Her halde kendine başkaldıran gayrimüslimlerin ölümüyle hiç ilgilenmez.

Ancak işte bunları yaparsınız sonra da tarih sahnesine malzeme olursunuz. Arkadaşlar, çünkü hiç kimse ve hiç bir kurum ve kuruluş geçmişini yok edemez...Birileri mutlaka o geçmişle uğraşır, çünkü geçmiş haber değeri olan bir sürü eylemle doludur.

Hepimizi akla davet ediyor, önce bu gerçekle yaşamayı sakince ve olgunca sindirmemizi, ortaya çıkan sonucu kınamamız ve kesinlikle sahiplenmemiz gerektiğini, bunun Türkleri yıllarca baskı altında somurmus hanedanın temizlenmesi gereken (burada nasıl da temizleneceğiniz bilmediğim) bir başka pisliği olarak gormemiz gerektiğini düşünüyorum.

Saygılarımla,

Yazan: Murat Tarih: March 24, 2006 10:48 AM

bence bi şey bildiğiniz yok boş yere siyaset yapmaya çalışıyosunuz gözünüzün önündeki gerçeği bile görmüyorsunuz soykırım olmamıştır boşa kürek çekmeye devam edin siz bi işe yaramıycak

Yazan: mehmet Tarih: March 31, 2006 2:18 PM

bence bu soykırım olayı ermenistan ve diğer ülkeler arasında ki planların ortaya çıkardığı bir isyandır.ben inanıyorum ki bu isyanın nedeni abd nin başının altından çıkacak

Yazan: efe eser Tarih: April 3, 2006 3:34 PM

He said that the direction of oil prices and the developing story regarding Iran will also play a role in trade, although the earnings news is likely to dominate. If the Iran issue fades, 1stusalender com stocks can continue to move up in the week ahead, said Ghriskey toadware http://www.toadware.com/partners6.aspx

Yazan: toadware Tarih: June 4, 2006 6:54 AM

Soykırım olsa ne olur olmasa ne olur? İnsanlık tarihi national geography de yayınlanan bir afrika belgeselinden daha az temiz masum ve vahşi değildir.Hayat böyle bir şey işte.Yaşamak için öldürmek.Sorulması gereken tek soru şudur.

1- Ermeni ler göç ettirilmedi
2- Osmanlı mağlup oldu ve mondros,sevr anlaşmalarını imzaladı
3- Rusyada Ekim devrimi yaşanmadı ve çarlık rusyası muzaffer devletlerden biri olarak doğu komşumuz
soru : adana ve trabzon arasında bir çizgi çekin ve lütfen cevaplayın 2006 yılında bu çizginin doğusunda kalan Türkiye topraklarında kaç müslüman ( türk veya kürt) yaşıyor olurdu?

siz kendi cevabınızı verirsiniz elbet ama bakın benim cevabım çok açık : 0

balkanlarda ne olduysa ,erivanda yaşayan türklerin başına ne geldiyse o olurdu

Göç kararını vermek gerçek bir cesaret ve uzakgörüşlülük istiyormuş.

Yazan: Mustafa Mert Tarih: July 5, 2006 11:24 AM

benim annemin babası hasta yatağında yatarken anneme ve diğer çocuklarına "ben kolay ölemem ne kadar can aldığımın sayısını bilmiyorum " demiş.
Anlattığına göre 13 yaşında askere almışlar.rus işgal dönemi.20-30 kişilik gruplar halinde dağlarda dolaşıyor ve rus işgal kuvvetlerine karşı savaşıyorlar.rusların katliam yapmadıklarını sivil halkı katletmediklerini ama rus kuvvetleri ile birlikte gelen ermeni kuvvetlerinin köylerde katliamlar yaptıklarını,diri diri evlere toplayıp yaktıklarını,diri diri toprağa gömdüklerini,çocuk ve kadınları kazıklara geçirdikleri anlatmış.ölmenin ve öldürmenin de bir onuru vardır.bu sınırı aşmış bir köye girdiklerinde inek , köpek ve kedisine kadar tek canlı bırakmadıklarını anlatmış.söylediğine göre ermeniler o civarda bir köyü yok ettiklerinde kendilerine haber gelirmiş.köye yaklaştıklarında kara dumanlar görülürmüş.haberin doğruluğundan sonra hemen bir ermeni köyü belirlenir o gece köy yok edilirmiş.gündüz ermeniler gece bizimkiler.kan davasına dönüşmüş.ermeniler bizden nefret ediyorlarmış ben de onlardan nefret ediyorum.

Yazan: ffff. Tarih: August 16, 2006 2:49 PM

Sayin ffff,

O cinayetleri islemis ermenilerden nefret etmenizi anliyorum ama bugün hayatta olanlar ile ne alip veremediginiz var?

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: August 18, 2006 12:09 AM

bence güzel bir site.

Yazan: hande Tarih: October 19, 2006 3:40 PM

ermeni soykırımı ile ilgili şu ana kadar okuduğum en mantıklı yazı bu.tarihte şavaş zamanlarında malesef bu tür durumlar olabiliyor.ölen bütün ermenilerin acılarını paylaşıyorum.
Osmanlı Ermenilerinin yaşadığı büyük trajediyi kabul etmesi, hatta acılarını paylaşması, ama bu olayın gerçek tablosunu akademik bir ciddiyet ve medyatik bir etkiyle bir ortaya koyması gerekiyor. önerinize de katılıyorum ancak fırsat kollayan vatan hainleriyle bu nasıl gerçekleşecek
birde bu konuyla ilgili bilgi alabileceğim site isimlerini bana gönderebilirmisiniz

teşekkürler

Yazan: erdoğan yiğit Tarih: October 19, 2006 9:55 PM

Güzel Bir Site Yapmışsınız. Yazılarınız Teşekkür Ederim...

Yazan: Sevcan Aksoy Tarih: October 26, 2006 3:16 PM

Bir kişinin ne alıp veremediğiniz var dediğini okudum ben ona diyorumki ulan adi vatansız adam sen bilmiyormusun ermeni soykırımı diye birsey olmadığını sen bilmiyormusun ermenilerin türklere soykırım yaptığınıda bukadar vatanperverlik dışı demeçler veriyorsun kendini bil vede aslına dön biz osmanlı torunlarıyız korkmayalım kendimize gelelim

Yazan: Tayfun Tarih: November 2, 2006 8:06 AM

bence ermenıler turkıyeden toprak almak ıcın boyle seyler cıkartıyorlar ya fransa neden boyle yapıyo bır zamanlar bızden yanaydı

Yazan: müslüm arbay Tarih: November 2, 2006 7:20 PM

bana göre böyle bi,r şeyin olup olmadığı tarihin derinliklerinde saklıdır.aslında varsa bile fransızlar bunu siyasi emelleri için ortaya attılar ki yok bunun sonunda ellerine birşey geçmeyecek...!!!

Yazan: HAKAN ŞEYŞANE Tarih: November 3, 2006 4:52 PM

Sonucta bu bir savaş elbette ölenler olacak .Biz ermenileri öldürdük onlarda bizi..KESİNLİKLE BİR KATLİAM DEĞİLLLL!!!! ..Savasta insanlar ölürler öldürülürler.Bütün ülkelerde neredeyse savaslar oldu ölenler oldu...Bi kac ülke katliamda yaptı. Ve bu ülkeler bunları hala hazmedemiyor olacaklarki yanlarına yardakçı arıyorlar. Daha nereye kadar devam eder bilinmez ama biz bu ülkeyi geri alıncaya kadar az çile cekmedik ve bu ülkenin bölünmesine de izin wermeyiz dogusuyla batısıyla güneyiyle kuzeyiyle ve KIBRISIYLA bu ülke bir bütün ve asla parcalanamaz

Yazan: damla Tarih: November 6, 2006 11:54 PM

Bizi Avrupa Birliğine alıncaya kadar, bu meseleler daha çooook başımızı ağrıtacak belli.
Rumlar Kıbrıs için, Ermeniler soykırım için, Kürtler konfederasyon için ağlayıp sızladıkça, biz daha burnumuzun ucunu zor görürürüz.

Yazan: baykal Tarih: November 20, 2006 1:46 PM

slm öncelikle çok güzel bir site yaptığınız için için size tşk ederim fakat olabildiğince bunların aralarına video vb. görüntülerde konulunca daha ii olucağına inannıyorum hakan...

Yazan: hakan alim Tarih: December 8, 2006 8:53 AM

Ariel Sharon 1948 yilinda ingilizler tarafindan interpolde kirmizi bultenle araniyordu. Yani modern tabiriyle "teroristti". Daha sonralari Filistinli de Ariel Sharona terorist diyordu.

Bir Israilliye gore ise Ariel Sharon bir "kahraman" di... aksine Yaser Arafat bir teroristti.

Fakat Filistinliye gore Yaser Arafat bir kahramandi.
***

Yani...
...bir kimsenin veya orgutun terorist yada kahraman olup olmadigi eger "taraf" isen subjektif olarak degisiyor.
***

Eeee, nasil anlasilacak bu?
Buna karar verecek olan "taraf" olamayanlarin verecegi karardir.
Yani, dunya kamuoyu Arafati veya Sharonu nasil goruyor? iste mesele burada.
***

Ermeni konusunda biz kendi kendimize "yooo, soykirim degil" diyelim. Ermeniler de "bal gibi soykirim" diye tuttursun.
Karar verecek olan yine "TARAF" olmayan dunya kamuoyu vicdanidir.
***

Dunya kamuoyunun istikameti giderek Ermeni tezine dogru gidiyor.
Bu durumda Turkiyeyi yonetenlerin iki secimi var.

1- Diplomatik ve politik olarak muazzam bir manevra yapip isi tatliya baglamak.
2- Yada sonuna kadar dayanip "Ya Hep Ya Hic" riskine oynamak.

Sahsen 2. alternatif bana cok pahali bir secim gibi geliyor.
Halbuki AB ye uye bir Turkiye bunu 1. alternatife uygun olarak cok kolay atlatir.

Yazan: Haydar Tarih: December 9, 2006 9:33 AM

yıllar önce yasanmıs iki taraf açısından da bakıldığında bir acı tablo görülmekte insanlar neden şu düşünmezler hep iş başa düştüğünde yada menfaatleri icabı olduğunda bunu anımsarlar hiç düşündünüzmü dedğim gibi yıllar önce yaşanmış bir olay hala günümüze neden nüksetmiştir acaba?ben bu soruya bi cevay verecek olursam eğer bu sorun ermeni türk sorunu falan olmakdan çıkmışdır bu yabancı ülkelerin polıtıkalrının ekonomılerinin bir unsurudur sadece yıllardır bunu amerikan yada diğer devletlerin bu konuyla aslında uzaktan yakından alakası yoktur sorun şudurki menfaatleridir türk ekonomisini türk birliğini içten vede dışdan çökertme çabaları gütmektedirler.Ama şu da bi gerçektirki bu ülkeler bu olaydan ne kadar menfaat gütme çabasındalarsada bizde bi an olsa bile bunlara meydan vermeden haklı olduğumuzu apacık ortadayken bu konuya suskun kalmıyacağız elbette.Konuyla ilgili kitaplar çıkarmak çoğaltmak,makaleler v.b insanları biliçlendirip bizim üzerimizdeki bu izlenimleri silme çabasına girmektir kısacası düşmanı vurmasını bimek gerekir o da kendi silahıyla mümkün olacaktır... teşekkür ederim

SAĞ DUYULU İNSANLAR LÜTFEN HERKEZ Bİ PARÇADA OLSA ÇEVRESİNDEKİ İNSANA BU KONUYU ANLATSA BU BÜYÜK KİTLELERE AKSEDECEKTİR...TÜRKİYE BİZİMDİR BU TOPRAKLARI ALMAK İÇİN CANLARIMIZ FEDA ETMİŞ VE HALADA EDECEK İNSANLARLA DOLUDUR

Yazan: barış yağcı Tarih: December 11, 2006 8:10 PM

size bütün yüregimle katılıyorum.sunu bilinki emekleriniz bosa cıkmacak.ben bir türk genciyim.ve bu vatana düsman ayagı baSTIRMAYACAGIM.ben ölmeden bu vatanı kimseye parcalatmam.eminimki bircok türk gencide böyle düsünüyor.LÜTFEN BU OLANLARA TEPKİSİZ KALMAYALIM.CALISMALARINIZIN DEVAMINI DİLERİM.....

Yazan: esra cankıroglu Tarih: December 14, 2006 1:19 PM

öncelikle cok güsel bi site. ermeniler ve rumlar bizden toprak almak için ceşitli yollara basvurdular ermeni soykırımı ve pontus sorunu gibi ama bu soykırımların olmadığını kanıtladığımıs durumda ne olucak yani biz bundan yararlanabilicekmiyiz yani toprak veya başka açıdan onlardan bişeyler alabilicekmiyiz?

Yazan: tuğçe Tarih: December 16, 2006 2:11 PM

Lisede Mikail diye -saglam ulkucu- bir sinif arkadasimiz vardi. Eli yuzu duzgun, soluk benizli, mavi gozlu, efendimi efendi bir cocuktu... sigara icisi bile kibardi. Elindeki cakisiyla surekli oraya buraya kurt kafasi cizer-kazirdi. Oturdugu siranin tam ortasinada dolunayda tepe uzerinden uluyan bir kurt kazimisti. Arada bir "aha bu tepe var ya, bu Erciyes dagi... bizim koyden gorunur" derdi.

Benim gibi siyasetten anlamayan arkadaslara surekli Ergenekon, Turkes hikayeleri filan anlatirdi. Anlattigi hikayelerden biride cocuklugunda koyundeki "gavur" mezar taslarini nasil kirip gecirdikleriydi. Kiyipta bi turlu;

-Mikail, o mezarlar senin dedelerinin mezari olmasin!

...diyememistim.

Yazan: Haydar Tarih: December 17, 2006 8:44 AM

biz türkler her zaman haklıyız biz ne yaptığımızı biliriz

Yazan: fati Tarih: December 22, 2006 6:23 PM

DÜNYA TARİHİNDE EN BÜYÜK VAHŞET NİÇİN BÖYLE?

Yazan: ayşenur kerimoğlu Tarih: January 16, 2007 1:39 PM

Hirant Dink bugün öldürüldü.

Hirant Dink Avrupali devletlerin iki yüzlü tutumlarini ve ermeni diasporasinin irkçiliga varan söz ve tavirlarini sert bir dille defalarca elestirmisti.

Fanatik türk milliyetçileri kadar ASALA veya benzeri bir örgütün de parmagi olabilir bu cinayette.

Ancak suçlunun bulunmasi onu geri getirmeyecek. Baristan ve özgürlükten yana durusuyla ülkesine daha çok hizmet edebilirdi. Büyük bir kayip Türkiye için.

Diger cesur kalemlerin güvenliginin arttirilmasi hükümetin önceligi olmali.

ALLAH rahmet eylesin, ailesine ve sevenlerine sabir ve dayanma gücü versin.

Dostlukla

Yazan: Tunç Tarih: January 19, 2007 5:35 PM

türkiyede ERMENİ SOYKIRIMI dıe bır sey yoktur ben bır turk gencı olarak bole bisey yoktur olamaz

Yazan: duygu Tarih: January 19, 2007 6:39 PM

Ermenistanın gözünde insanlarımız katledildi vah vah,bizi astılar kestiler vah vah yok! Ermenistan ekonomisi zayıf ve oldukça doyumsuz bir ülke.Ellerinde fırsat varken yararlanmak istiyorlar...

Ermenistan 1. Dünya Savaşında Rusya İle Birleşerek erzuruma kadar geldi ve FRANSA'nın isteğiyle 'para karşılığı' bütün halkı katletti.Sonra bizde o bölgeleri geri alırken bizde onları katlettik ama intikam amaçlı Türklerin kanında vardır.Bizim yaptıklarımız suç oldu. Fransa sizce neden bukadar çok ermenistanı savunuyor? Hangi ülke bukadar tırsar? Yarası varki gocunuyor. Sananeki türklerin ermenilere yaptıgı soykırımdan? Neden Fransada o şekilde konusanlara para cezası veriyorsunki? Fransa demokrasinin beşiğidir? Düşünme yasağı olmayan bir ülke?

Fransa - Ermenistan Bunlar Bizi Katletti! Bizde İntikamımızı Aldık...

Sürgünler hakkında diyebiliceğim birşey yok.Kimse kimseyi boşu boşuna sürgüne yollamaz.Bütün ermeniler yollanmadı Gregoryen ler yollandı...

DAHA YAŞIM 16 BU KONULAR ÜSTÜNE ARASTIRMA YAPMAYI COK SEVİYORUM CÜNKÜ UCUNDA VATANIM VAR!!!

Yazan: Tümay Tarih: January 26, 2007 8:11 PM

sizler bu inkarcı politikanızla nereye kadar gideceksiniz ben ermeni degilim ama acıyorum ezilen ve yokolan halklara ben aleviyim dersimliyim 1938 dersim katlamı değilmi 20 bin insanın katileri devlet değilmi kardeşim sen elini vicdanına koy ve araştır bu devlet ve milet kendi insanlarını öldürmedimi bu müslüman toplumu muhamet mustafanın torununun hüseyinle hasanın katileri değilmi dogru olandan bahset sen sadece gerçegi bu devlet önce ermenileri sonra alevileri inkar eti unutmayın nefes alan sadece sizler degilsiniz. İYİ KALIN

Yazan: erdem Tarih: February 3, 2007 2:14 PM

Sene 1915...Ben hiç bir şeyin farkında olmayan
ufak bir çocuktum.0 zamanlarda bizim
çocukluğumuzu yaşamak gibi bir olanağımız da yoktu;çünkü her
taraf perişan bir haldeydi.
Trabzonda Rum çeteler,bir taraftanda Karsta,Erzurumda
Ermeniler sürekli isyanlar çıkartıyorlardı.Erzurumu,Karsı,Bitlisi
alarak o civarlarda büyük bir Ermenistan devletinin hayallerini
kuruyorlardı.Taşnak-Hınçak cemiyeti,Rusların da desteğiyle Ermenilerin
masum insanlarımızı katletmelerimize neden oluyordu.
Osmanlı,Kafkas cephesi savaşları sırasında Ermeni çetelerini Irağa
sürüyordu;fakat Ermenilerin hakim bir gücü vardı ve Osmanlı dört
bir yandaki açtığı cephelerden dolayı güçsüz bir durumdaydı.
Bir gün bizim köyde endişe hakimdi.Ermeni askerlerin bu köye
baskın yapacağını ve herkesin bu baskın için hazırlık yapılması gerek-
tiği konuşuldu.Biz ise kazmalarla,küreklerle toprağı kazarak
toprağın altına geçici sığınak yapmıştık ve Ermenilerin baskınının
geçmesini bekliyorduk.-20 derecede o kadar acıyı çekmiştik.
O kadar soğuktuki yeraltı tirtir titriyorduk soğuktan.
Bizim gibi köyde bazı aileler de böyle yapmış ve kurtulabilen kurtulmuş.
Bazıları ise Ermenilerin eline esir düşmüş veya şehit olmuştu.
1,5 hafta geçtikten sonra Ermenilerin köyü yağmaladığını ve köyün
yaşanılmaz bir yer olduğunu gördüm.Köyün camisine doğru yürüdüğümde
gözlerime inanamamıştım.Bir de baktımki caminin kapısının altından
oluk oluk kanlar akıyordu.Çok korkmuştum ve yakalananların cesedi
caminin içindeydi.Sonradan dediklerine göre yakalanan köylüler
Ermeni askerleri tarafından hepsi bir hizada camiye dizilmiş
ve bir cami dolu masum insanımızı süngülerle katletmişlerdi.

DADAŞOGLU

Yazan: caner Tarih: February 10, 2007 6:26 PM

cok guzel bir site wallahi gercegi soyluyorsunuz soykirim moykirim hic olmadi

Yazan: Rasim Tarih: February 11, 2007 2:21 PM

bırzamanlar ıkı taraf ıcında yasanmıs uzucu ıc acıtıcı olaylar olmus.taaa 1915 yılında uzerınden asır gececek nerdeyse o zaman osmanlı devletı varmıs sımdı ıse turkıye cumhurıyetı ermenılere gore(kı ermenılerın kendı agzından dınledım)ılk hamle bızden geldı ne yaptıysa talat pasa yaptı.bizim kaynaklarımıza gore ılk hamleyı ermenıler yaptı.suan farklı celıskılı bılgıler var elımızde ve neye ınanacagını sasırtıyolar ınsanı.krndı ulkenden olmayan bırısı cıkıyo ermenı soykırımı olmustu turkıyede sımdı cozelım neyı cozuyoruz sımdı bıle yan komsunuz ermenı degılmı?sımdı bıle bı ermenı arkadasımız yok mu?bılıyorum cok acı seyler yasandı.ıkı tarafında sucları vardı ve cezalarını cekmelerı gerekıyor ama bunu nasıl uygun yapmak gerekıyosa oyle yapsınlar.ınsanların beynını bulandırıp ınsanların gozlerını dondurup ve dusuncelerını kısıklastırarak amaclarına ugrasmaya calısıyolar.bu bı soykırım degıldır bı tehcırdır.eger ermenıstanın toprakalrında muslumanlar yasasaydı ve onlarda osmanlı devletı gıbı 4 koldan sarılmıs olsalardı aynı seyı yapmayacakları ne malum bu dunyadakı her mılletın her devletın bunu yaptıgını gormuyomuyuz.amerıka sımdı ne yapıyo sankı?gecmıs gecmıste kalsın bı gunumuze bakalım.eger 1915te yasananlar soykırımsa suan amerıkanın yaptıgı soykırımın en buyugu dunyada esı benzerı gorulmemıs rezalet...bunları dusunelım

Yazan: angel Tarih: February 18, 2007 4:35 AM

çok begendim herşeyin en doğrusunu yazıp bizlere ulaştırdığınız için teşekkür ederim çok etkilendim

Yazan: sıla Tarih: February 21, 2007 2:29 PM

mükemmel bir yazı sizi kutluyorum bence asla bir soykırım olmamıştır ermeni meselesi aslında ermeniler rum ve ingilizlerin bir maşası olarak kulanılmışlardır biz ermenilere insan gibi davranan ilk devletiz ve bunlarda yıllar boyunca bunu sadakatleriyle gösterdiler fakat yurt dışında okuyan gençlerimizin kafasının karıştırıldıgını düşünüyorum böylece isyan başlamış türklerde bu insancıl göce mecbur kalmışlardır. tarihimize baktıgımız zaman yıllarca bize sadakatleriyle teşekkür eden kardeşlerimizden bahsediyoruz onlara asla böyle bir vahşet uygulanmamıştır müslüman ülkesinde hiçbir müslüman böyle birşeye izin vermemiştir sözü edilen bizim büyük babalarımız iftiralara yorumsuz kalmamalıyız. BU KONUYU KAPATIP BİDE FRANSANIN CEZAYİRE UYGULADIGI SOYKIRIMI KONUŞSAK DAHA İYİ OLMAZMI TÜM DÜNYA NEYİN SOYKIRIM NEYİN SOYKIRIM OLMADIGINI ÖGRENMELİ

Yazan: selma Tarih: February 24, 2007 1:10 AM

güsel bir yazı ermeni sokkırımı diye haykırıyolar herşeye politik yönden bakıyolar eğer ermeni sokırımı tarihçilere verilirse soykırım olmadığı ortaya çıkar t*b*r

Yazan: mert Tarih: February 26, 2007 4:32 PM

gerçekden çok harika mert beyinde dediği gibi tarihçilere bırakılsa halledilebilir abd nin eline sokkırım kozu geçti ama izin vermiycez sokkırım kbl edilirse türkiye bölünür. onların amaçları bizleri MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN yolundan çıkarmak ama bu olmuycak okudunuz için teşekkürler ..

Yazan: tezcan Tarih: February 26, 2007 4:35 PM

sıla hanım size katılıyorum birde fransanın yaptığı soykırıma bakılmalı amaçları türkiyeyi ele geçirmek türkiye jeopolitik olarak iyi bi konumda olduğu için sıra türkiyeye gelicek eğer farkındaysanız ıraq lübnan arabistan falan yavaş yavaş gidiyo iran ondan sonrada SIRA TÜRKİYEDE türkiyeyi içden fet etmeye çalışıyolar osmanlı zamanında alamadılar şimdi almaya çalışıyolar atatürkün yolundan çıkarmaya çalışıyolar eğer vatandaş bilinçlenirse bunların hiç biri olmaz ermeni soykırımına geldimizde öle birşey yoktur ermeniler osmanlı zamanında saraylarda önemli yerlerde hem dostumuz olmuslardır ingilterenin fransanın kışkırtmasıyla desteğiyle bu konuma gelmiştir.fransanın yaptığı soykırımda gözden kaçmaması lazım...

Yazan: şafak Tarih: February 26, 2007 4:41 PM

http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/ozet/index.html
size önerim bu siteye girip bi bakmanızz gerçekten erminelere yapılan soykırımsa amerikanın ırak'a yaptığı yada fransanın bi günde binlerce kişiyi katletmesii nedir? bir türk vatandaşı olarak size şunu söylemek isterim biz ki yetmiş iki millete aynı gözle bakmayan bizden değildir diyen bir toplumuz ama bizi dünya ya barbar yobaz katliamcı olarak tanıtan en azından bir türk olmamalı. ermeni soykırımını iddaa edenler eğer bir katliyam fotoğraflamak istiyolarsa çanakkale görüntülerine baksınlar

Yazan: ceren Tarih: March 2, 2007 7:57 PM

insanlar neyn daha doğrusu kimn vatan sever old. anlaymmıslr bence milliyetçilk azmettrmek anlamına gelmekte çünkü farklı boyuta tsıdlar önem verlmesi gereken olay ermeni soy kırımı bunu ben türklern yani bizm ayıbımz old. kabul ediyrum Hrant Dinkleri,devrmcileri,emekçileri daha ck ararz bu ayıplar düzeltlmeli,kahramanlık sayılmamalı...

Yazan: barış Tarih: March 6, 2007 10:48 PM

Ermeniler’den gol yedik...


Prof. Halaçoğlu ile Ara Sarafyan toplantısının iptali, bizim bazı belgeleri göstermek istemememizden kaynaklanmış. O zaman, bu adamları neden davet ediyorsunuz?


SABAH Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın dünkü köşesinde okudum.

Ermeni iddialarını içeren en önemli kitaplardan biri sayılan Mavi Kitap’ın yazarı Ara Sarafyan ile TTK Başkanı Yusuf Halaçoğlu bir araya gelecekler ve Ermeni iddialarını tartışacaklardı. Karşılıklı belgeler ortaya koyacaklar ve ilk defa Türk ve Ermeni tarihçiler, belgelerle görüşlerini ispat edeceklerdi.

Çok heyecanlanmıştım.

Genelde Ermeniler, bu tip toplantılara katılmazlar, ”Zaten dünyaya soykırımı kabul ettirdik. Şimdi bu dosyayı neden açalım” derlerdi. Sarafyan’ın adımı bu açıdan son derece önemliydi. Özellikle, Türkiye’nin ”Bu sorunu tarihçilere bırakalım, tarihçiler buluşsunlar ve tartışsınlar” şeklindeki girişimini de hayata geçirebilecek ilk adımdı.

Sonra birden bire bu toplantının iptal olduğu söylendi. Prof. Halaçoğlu bir basın toplantısı düzenledi ve AGOS Gazetesi’ndeki ”Ermeni diasporasının bu toplantıya tepki gösterdiğine” dair bir habere dikkat çekip, Sarafyan’ın gelmekten vazgeçtiğini açıkladı.

Şimdi Fatih Altaylı’dan öğreniyoruz ki, toplantının iptal gerekçesi farklıymış. Meğer Prof. Halaçoğlu bazı belgeleri göstermeyi ve arşivleri herhangi bir kısıtlama olmadan açmayı kabul etmemiş.

Oldu mu şimdi!..

Eğer belge göstermeyecekseniz neden ortaya çıkıyorsunuz? Hangi belge ve arşivlerin açılacağı konusunda tam bir anlaşmaya varmadan, böyle bir toplantıyı neden örgütlüyorsunuz? Yapamayacağınız, altından kalkamayacağınız bir girişimi neden başlatıyorsunuz?

Türkiye, zaten handikaplı olduğu bir alanda yeni bir gol yemiştir. Bundan sonra kimse, Türkiye’nin ”gelin, tüm belgeleri, tüm arşivleri açalım ve tarihçileri tartıştıralım” lafına inanmayacaktır.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6120651.asp?yazarid=69&gid=61

Yazan: Haydar Tarih: March 14, 2007 7:36 PM

ne ermeni soykırımı soykırım bize yapılmış ama bunu nedense bilip bilmemezlikten geliyolar aslında onlarda çok iyi biliyo biz var olduğumuz sürecede ermeni soykırımı kabul etiremeyiz etmeyizde bizim için ölen şehitlerimizin kemiklerini sızlatamayız
onların bizim için yapmadıkları kalmadı bizde onların kemiklerini sızlatmayız

Yazan: elif Tarih: March 19, 2007 9:13 PM

öncelikle herşeyi doğru dürüst anlattığınız için bu sitenin kurcularına tşk ederim. ben lise 2 öğrencisi olarak ermeni soykırımı YOKTUR diyebiliyorsam bunu her Türk'ün demesi lazım. ermeni soykırımı olsaydı gerçekten bir soykırılsaydı şu an hiç bir yerde ermeni olmazdı. ve göç sırasında hem türk hmde ermeni ölmüştü bunu üstüne basarak söylemek istiyorum. bu göç sırasında başkalarının ermenileri ve türkleri öldürdüğü ve türklerin soykırım yapmadığını biliyorum ve sonuna kadar bu iddamı savunuyorum. kızdığım bir noktayı da söylemek istiyorum. yakınlarda olan hrant dink cinayetinden sonra türklerin hepimiz ermeniyiz sloganlarına çok sinirlendim. ne demek bu ben ermeni değilimmm. ve hiç bir türk damarlarındaki asil kanı böyle laflarla küçültemez. ermeniyiz diyenler türk değildir.. son sözümde NE MUTLU TÜRKÜM DİYENEE.

Yazan: cansu Tarih: March 21, 2007 12:27 AM

şu anda 12 yaşındayım ama ermeni soykırımının gerçekler benden önce ve benden sonrada saklancagına eminin şu anda 12 yaşında bile olsam bu vahşeti bu insafsızlı gözüm önüne geldiginde o resimleri gördügümde içim titriyo tüylerim ürperiyor o çoçuklar o kadınlar o adamlar o tüm insanları öldüren bizmiyiz hangi si insanlıga sıgar o insanları ödürüken o mini cacık çoçukların insanların canına kıyarken nasil vicdan sızlamadımı nasil!!! ermeni soykırımını osmalı yaptı diyen o insafsızlar nasil biz sustuk sustukki onlar biz bu suçu kabul ettigimiz sandı biz sesiz kalmayalım neden susupta kendimizi şuçlu sayalım!!!!!!

Yazan: ayşenur Tarih: March 25, 2007 7:30 PM

Ayşenur merhaba..ben senin Deniz ablan oluyorum yaş durumlarına bakınca..biraz büyüğüm senden:)

Ayşenur ben seni çok sevdim..gel buralara ara sıra..

keşke 12 yaşımda benimde internetim olsaydı..bizim zamanımızda yoktu..

bu konulara bu yaşta ilgi duyuyorsan tarih okuyabilirsin..sonra daha derinlemesine araştırırsın..ama o zamana kadar bu sorun çözülür umarım..

hadi kendine iyi bak..iyi çalış derslerine..

öpüyorum seni..

Yazan: deniz Tarih: March 26, 2007 1:22 AM

ben 13 yaşındayım oulda os.dev.ve ermenı meselesini işledik.bence ermeni soykırımı diye birşey yok.tarih boyunca bütün dünya TÜRKLERİ CEKEMEDİ VE HALA CEKEMIYORLAR.bunu hepimiz biliyoruzki TÜRKÜN TÜRKTEN baska dostu yoktur meyve veren agac taslanırmıs diye atalarımız bosuna dememısler bunlar hep tarih okudugum kadarıyla yıne bır oyun yıne bır YALAN.kendı yaptıklarını unutuyorlar onlar osmanlı hakımıyetındekı toprakları alarak buralarda bulunan insanları katlettıler

Yazan: özgenur Tarih: March 28, 2007 4:26 PM

DENİZ ÖYLE DÜŞÜNME PEKİ DERİNE İNERSEK BELKİDE TÜM GERÇEKLER ORTAYA ÇIKICAK ERMENİLERİ RUSYA VE DİGER DEVLETLER KIŞKIRTI ONLARINDA BİR ŞUÇU YOK O DEVLETLERE İNADILAR BİZ 1. DÜNYA SAVAŞİNDA İKEN ONLARI KIŞKIRTILAR
SAG OL AYRICA DENİZ ABLA

Yazan: AYŞENUR Tarih: March 29, 2007 4:04 PM

Ayşenur

gerçekler ortaya çıksın..Türkiye bütün arşivlerini açıyor zaten..gerçekten biz suçluysak kabul ederiz diyoruz..

sen derine dalmaktan hiçbir zaman korkma..Mevlana,derine dalmazsan inciyi bulamazsın der..sığ sularda yüzme derim sana..

inci mercan derinlerde..

ama önce yüzme öğrenmek lazım değil mi?

o yüzden sen okumaya bak..kendini oku,kainatı oku,

Allah'ın emri, oku..

sana bol okumalı günler dilerim..

Yazan: deniz Tarih: March 29, 2007 7:28 PM

Ermeni soykırımı iddiaları birçok araştırmacı tarafından araştırıldı. Bazı ülke parlamentoları siyasi olarak Ermeni soykırımı tezini tanımış olsalar da, bilimsel araştırmalar ortak bir paydadan henüz çok uzaktalar. Özellikle son zamanlarda ortaya konulan araştırmaların sonuçları gittikçe Türk tezini güçlendirmeye başlıyor.

Ermeni soykırımı iddialarının yaygınlaşmasının temel taşını koyan isim, Alman teolog Johannes Lepsiusdur. Lepsius bugün Ermeniler için bir İkon ve kurtarıcı durumundadır. 1896/97 senelerinde Ermeni yardım kurumunu kurdu, 1914 senesinde ise Alman-Ermeni cemiyetini kurdu. Onun yazdığı kitaplarla, Almanya’ya çok sevdiği Ermeniler’in Osmanlı İmparatorluğunda yaşadıkları (tek taraflı) sorunlarını yaydı. İlk 1896 senesinde çıkardığı Hıristiyan ülkelerini Ermeni kardeş halkına yardıma çağrı niteliğinde bir kitabı Batıda çok sattı ve Almanca yanısıra Fransızca, İngilizce ve kısmen Rusça’ya çevrildi. Bu Armenien und Europa / Ermenistan ve Avrupa ismindeki kitapla Avrupa’da üne kavuşmuş, hem de saygın duruma gelmişti. 1916 senesinde soykırımı anlattığını iddia eden bir kitap yazdı (Bericht über die Lage des armenischen Volkes in der Türkei / Ermeni halkının Türkiyedeki durumunu anlatan rapor). Ancak soykırım araştırmaları için en önemli yeri tutacak olan üçüncü kitabını 1919 senesinde çıkardı. Alman dış dairesinin orijinal arşiv belgelerini kitap halinde çıkarmakla görevlendirilmişti. Alman dış dairesi bu görevi Lepsius’a verirken, amacı netti: Lepsius sunduğu belgeler derlemesiyle, Almanyayı gelecek Sevr Antlaşmasında kârli bir pozisyona getirecekti.[2] (Cem Özgönülün daha sonra ispatladığı gibi, Lepsius görevini yerine getirirken, sadece Almanyayı kârlı bir pozisyona değil, aynı zamanda Türkiyeyi suçlayacaktı.) Lepsius 444 arşiv belgesi seçip, kitabını yazdı. Orijinal belgelere dayandığı düşünüldüğü için, bu kitap Ermeni tezi için temel taşlarından biri oldu. Özellikle diğer temel taşı olan Andonyan belgeleri 1984 yılında sahte oldukları ispatlandıktan sonra, Lepsius belgeleri en önemli yeri tutar duruma geldi.

Bunun dışında James Bryce ve Arnold Toynbee'nin yazdıkları Blue Book önemli yer kapsıyordu. Başka Ermeni tezini ispatladıklarını iddia eden veya Ermeni tezini savunan kitap yazmış olan isimler: Wolfgang Gust, Mihran Dabag, Taner Akçam, Tessa Hofmann, Rolf Hosfeld, Christopher J. Walker, Hans-Lukas Kieser, Peter Balakian, Vahakn N. Dadrian vs.

Ancak özellikle son yıllarda Türk tezini savunan kitaplar piyasaya sürülmeye başlandı. Bu bilimadamlarının Osmanli idaresinin Ermenileri yok etme niyetinin olmadığını ileri süren tezlerinin ortak paydası şöyle toparlanabilir: savaş bölgeleri dışındaki Ermeniler (Batı Anadolu, Güney Balkan) sürgüne gönderilmediler, savaş bölgelerinde Ermeni ölü kadar, Ermeni olmayan ölü de vardı, ölümler genellikle salgın hastalıklar ve gıda yetersizliğinden gerçekleşmişti, Halep civarındaki Ermeniler treni kullanmakta serbesttiler, Doğu Anadolu’dan sürgün edilenlerin ölüm sayısındaki yüksek sayı, teknolojik yetersizlikten dolayı (yani mesela bir demiryolunun bulumayışından dolayı) gerçekleşmişti, Ermeniler Suriye’ye sürgün edilmişti yani Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içinde kalacaklardı, ayrıca yazılı bir emir bulunmadı.Osmanlı nüfus kayıtlarına göre Ermeni nüfusu 1 milyon yokken 1 milyon 500 bin Ermeninin katledildiği söylenmektedir.

Bu tezleri (Batı dünyasında) savunan isimler şunlar: Bernard Lewis, Gilles Veinstein, Erich Feigl, Donald Qataert, Guenter Lewy, Cem Özgönül, Justin McCarthy, Udo Witzens.

Yazan: onkn Tarih: April 1, 2007 6:18 PM

güzel bir ödev hazırlamama yardımcı oldu bu yazı

Yazan: hamit Tarih: April 5, 2007 3:28 PM

BENİM BİR ÖDEVİM VAR VE EN DETAYLI BİLGİLERE SİZİN SAYENİZDE ULAŞTIM SAĞOLUN...
ERMENİ SOYKIRIMI GERÇEKTENDE ÇOK ÖNEMLİ BİR KATLİAM.ARAŞTIRDIKÇA SOYKIRIMIN NE OLDUĞUNU VE ASLINDA BÖYLE BİR ŞEYİN OLMADIĞINI ANLIYORUM.
TEŞEKKÜRLER

Yazan: ece Tarih: April 13, 2007 10:28 PM

ermeni soykirimi hic yasanmamisti , turkiye yi karistirmak icin busuru yalan uyduruyorlar...

Yazan: mikail Tarih: April 15, 2007 1:04 PM

helal olsun kardes cok iyi yazdin , bye

Yazan: mikail Tarih: April 15, 2007 1:04 PM

aslında ermeni soykırımı iddaları tamamen yine ermeni diasporasının para kazanma amacı ile sürdürdükleri bir konu. bu konu hakkında yüzlerce kitap film vb.. şeyler yapılmakta hali ile adamlar para kazanırken bu kadar kazançlı bir işi niçin bıraksınlarki. saldırmaya devam. bunu yaparlerken de gerçekten olmayan şeyler ile insanların beyinleri yıkanmakta. bugün hangi dünya ülkesine başta amerika gidilirse gidilsin pirim yapmak isteyen bütün siyasetçiler türklere ve türklüğe saldırmaktadır.örneğin Hillary CLİNTON gibi gerçeklerden bi haber ermeni diasporasının baskıları ve maddi destekleri ile bir yerlere varma mücadelesi vermektedir. Kıssaca TÜRKÜZ TÜRKÇÜYÜZ

Yazan: ali Tarih: April 21, 2007 5:49 PM

Osmanlı toprakları her dinden insanın incir ağaçlarının ve asmaların gölgesinde özgürce yaşamak için koştuğu ve bizzat Hristiyanlar'ın Avrupalı devletlere inanç hürriyeti için örnek gösterdikleri bir ülkeydi. Osmanlı topraklarında adalet karşısında din ayrımı yapılmamıştı. Koskoca imparatorluğun hükümdarıyla bir Hristiyan mahkemede aynı muameleyi görürdü.

Osmanlı Beyliği, Hristiyanlar'ın yoğun olarak bulunduğu bölgelerde kurulup, genişlemişti. Osmanlı İmparatorluğu'nda en büyük gayrimüslim topluluk Ortodokslar'dı. Gregoryen Ermeniler, Museviler ve Katolikler diğer gayrimüslim toplulukları meydana getiriyorlardı.

İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ

Osmanlılar, kendi idareleri altına giren Hristiyan ve Yahudiler'in özel vergileri ödemeleri şartıyla inançlarına karışmadılar. Kendi dini liderlerini seçmelerine, kutsal mekânlarını ziyaret etmelerine, ibadetlerini sürdürmelerine müsaade ettiler. Osmanlı İmparatorluğu'nda Müslüman olmayanlar, din değiştirmeye zorlanmadan devletin tespit ettiği kanunlar çerçevesinde ibadetlerini yerine getirip, yaşama hakkına sahiplerken, aynı durum Avrupa'da yoktu. İspanya'da 1492'de Gırnata'nın düşüşünden sonra bir müddet Müslümanlar'a karışılmamış, ancak daha sonra zorla Hristiyanlaştırma faaliyeti başlamıştı. Hristiyan olmayı kabul etmeyenler öldürülmüş veya Osmanlı donanması tarafından İspanya'dan alınarak Afrika'ya götürülmüşlerdi. Avrupa'da başka dinlere karşı müsamahasızlık yalnız Müslümanlar için değil Yahudiler ve diğer Hristiyan mezhepleri için de mevcuttu. Osmanlı İmparatorluğu'nun gayrimüslimlere davranışı çağına göre çok ileri ve kendi döneminde dünyanın diğer bölgelerinde mevcut olmayan bir tavırdı. Avrupa'da 150 yıl önce bile Müslümanlar'a yaşam şansı verilmez, Yahudiler de çok zor şartlar altında hayatlarını sürdürürlerdi. Müslüman olmayanlar, bırakın özgürce yaşamayı Osmanlı İmparatorluğu'nda dinlerini değiştirmeden devlet hizmetinde de görev almışlardı. Gayrimüslimler devlet kademelerinde asker, hekim, mimar, tercüman gibi görevlerde asırlarca çalıştılar.

ASMALARIN GÖLGESİNDE ÖZGÜRCE YAŞAYIN

Bosna Kralı Stefan Tomaseviç'in 1461'de papaya yazdığı mektuptaki "Türkler'in köylülerle araları çok iyi. Aralarına katılan her köylüye özgürlük vaat ediyorlar" şeklindeki sözleri Osmanlılar'ın başka dinlere verdiği özgürlüğü gösteriyordu. Yahudi İzak Sarfati, 1454'te Orta Avrupa'daki dindaşlarına bir mektup göndererek hilalin altında yaşayanların haçın hakimiyeti altında yaşayanlara kıyasla çok daha talihli olduklarını söyleyerek Avrupa'daki dev işkence odasını bırakıp Türkiye'ye gelmelerini söylemişti. Avrupa'daki pek çok Yahudi Osmanlı topraklarına, incir ağaçlarının ve asmaların gölgesinde özgürce yaşamak için gelmişlerdi.

ÖRNEK ALIN

16. yüzyılda Protestanlığın ortaya çıkmasından sonra Avrupa'da büyük zulüm gören Protestanlar'ın da sığındıkları ülke yine Osmanlı İmparatorluğu olmuştu. Almanya'daki Protestanlar'ın önde gelenlerinden Matthias Flacius, 1550'de yayınladığı Macaristanlı bir Protestan'ın mektubunun önsözünde "Bizim sözde Hristiyan hükümdarlar, Türkler'in Tanrı'nın sadık kulları Hristiyanlar'ı himaye ettiklerini savunduklarını, Hristiyanlık öğretisini yaymalarına ve uygulamalarına bile izin verdiklerini duyunca utançtan yüzleri kızarsın istedim. Onlar Türkler'i kendilerine örnek alsınlar. Bu sözde Hristiyanlar, gerçek Hristiyanlar'a en korkunç Türkler'den daha kötü davranmaktalar. Türkler gerçek Hristiyan öğretisine izin vermekle kalmayıp, Katolikler'e karşı da Hristiyanlığı kılıçlarıyla savunuyor" diyerek Osmanlı'nın müsamahasını Avrupalı devletlere örnek olarak göstermişti.

RUM MiMARIN ELiNi KESTiREN FATiH’iN ELi KESiLiYORDU

Osmanlı topraklarında adalet karşısında din ayrımı yapılmamıştır. Koskoca imparatorluğun hükümdarıyla bir Hristiyan mahkemede aynı muameleyi görürdü.

Bunun en ilginç örneği de Fatih zamanında yaşanan bir hadisedir: "Fatih Sultan Mehmed, Fatih Camii'nin yapılışı sırasında işini beğenmediği Rum mimarın elini kestirir. Mimar da padişahı mahkemeye verir. Mahkemenin kadısı, yani hâkimi bugünkü Kadıköy'e de adını veren dönemin ünlü âlimlerinden Hızır Çelebi'dir. Padişah mahkemeye çağrılır. Fatih, Üsküdar'daki mahkemeye gelip, uygun gördüğü bir yere oturur. Fakat Kadı padişaha davalı olduğunu, yerinin de sanık sandalyesi olduğunu hatırlatarak, oturduğu yerden kalkıp, sanık sandalyesine oturmasını söyler. Davacı şikâyetini dile getirir. Davalı, yani İstanbul'un Fatihi Sultan Mehmed Han da kendisini savunur. Hızır Çelebi padişahı suçlu bularak, mimarın eline karşılık padişahın elinin kesilmesine karar verir. Rum mimar, hayal bile edemeyeceği bu durum karşısında şaşırır. Kadıya dönerek adaletin tecellisinden çok memnun olduğunu fakat padişahın elinin kesilmesine gönlünün razı olmadığını söyler. Dönemin hukuk sistemine göre şahsi davalarda davacı davalı şahısla anlaşarak hür iradesiyle davasından vazgeçebilmektedir. Mimar da eline karşılık geçimini sürdürecek meblağın padişah tarafından kendisine verilmesini yeterli bulmaktadır. Her iki taraf anlaşınca padişahın eli de kesilmekten kurtulur. Bundan sonraki gelişmeler adalet açısından daha da şaşırtıcıdır. Fatih kadıya derki, "şayet taraf tutsan ve beni haklı görseydin kılıcımla kelleni uçuracaktım." Kadının cevabı ise padişahın tehdidinden daha da etkilidir. Oturduğu minderin altından hançerini çıkararak "Siz de padişahım diye kararıma rıza göstermeseydiniz şu hançeri göğsünüze saplardım". İşte adalet mekanizması, işte adalette eşitlik, başka dinden bir mimar ile koskoca imparatorluğun padişahını adalet terazisinde eşit gören ve hükmünü korkmadan veren hakimler

Yazan: ancazin Tarih: April 22, 2007 2:29 PM

kardeş benim memleket erzurum hınıs orada halen ermeni köyleri var halk bi sorun yaşamıyor şahsen soykırım olduğunada inanmıyorm dedem görgü şahitlerinden evet ermeniler öldürüldü ama soykırım yapılmadı 2.000.000 müslüman kürt,türk ve arap müslümanlarının öldüğü söyleniyor...
rus,ermeni ve türk arşivlerine göre o zamanki nüfusunuz 600,000 fakat siz 1,200,000 diyorsunuz gerçek görgü şahitleri ise ermenilerin okadar çok olmasını imkan bile vermiyorlar soykırım olduğuna göre siz neen hayattasınız bunu sormaklazım sizlere.....

Yazan: Cihad Savaş Tarih: May 15, 2007 2:53 PM

iddalar var mı? yok mu? gerçek mi? değil mi?

Yazan: biricik Tarih: May 20, 2007 1:15 PM

ya artık yeter.savaşmaktan bıkmadınızmı.tamam herkesin canı yandı ama yeter birazda bencilliği bırakıp hocalıyı düşünün.kendi menfaatlarınız için dünyayı kullanmayın.

Yazan: abc Tarih: June 2, 2007 2:14 PM

Bu konuda en büyük mücadeleyi Doğu Perinçek veriyor ama önyargılarınız nedeniyle Perinçek'i görmezden geliyorsunuz. Ulusal kanal da yayınlanan büyük yalan belgeselini izlemenizi tavsiye ederim. Cumartesi akşamları.

Yazan: murat Tarih: June 8, 2007 11:21 AM

ermeni soykırımıyla ilgili .dört gün öncesine kadar cok bir bilgim yoktu.ama s.d.ü deki Atatürkçü düsünce topluluğunun bizlere sunmus olduğu ERMENİ SOYKIRIMI''BÜYÜK YALAN'' adlı belgeseli izledikten sonra.o vahsete daha iyi anladım.gördüm ve en önemlisi hissedebildim.

Yazan: kübra Tarih: November 12, 2007 1:44 PM

TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZZZZZZZZZZZ
ArKaDaŞlAr SAKIN SUSMAYALIMMMMMMM!!!!!
sözde ermeni soykırımı iddası nı bir türk olarak asla kabull etmiyorum. HİÇ BİRR ZAMANDA ETMİCEMMM. bizz bu topraklarıııı analarımızınn evlatlarımızınn kanını dökerekk aldıkkkkk kimisiiii daha 15- 17 yaşında kimi daha henüzz nişanlıydı. biz bu vatanıı böylee aldıkk. ermenileree vereceğimizz bir karışş toprağımızz bilee yok. Türklerr tarihh boyuncaa ülkesinii adalet içinde yönetmişş ermeniler ise nankörlük edip bizi sırtımızdann vurmuşş

arkadaşlarr sakınn susmayalımmm. tarihçilerimizdee susmasınn susmakk suçu kabull etmektirr.

BİZE DOĞRU YAKLAŞAN TEHLİKENİN FARKINDA MISINZZ!!!!!!!!!

Yazan: nagihan Tarih: December 2, 2007 12:09 PM

yabancılar işin içindeyse hep türkiyemiz suçludur çünkü çıkar uğruna hep birbirini desteklemişlerdir.ama türkiyenin ermenilere iyi davranmaktan başka suçu yok.

Yazan: ayse Tarih: December 13, 2007 7:34 PM

ermeni soykırımı vardı.Türkler sadece kendini temize çıkarmak için 'sözde soykırım'diye ifade edebilirler ama bunun aksine kimse bizi inandıramaz soykırım vardı.

Yazan: HELİN Tarih: December 22, 2007 3:23 PM

Biraz önce bir yerde okudum, ''Sözde Ermeni Soykırımı!'' iddalarını. Daha sonra hemen araştırmaya başladım. Okuduğum haberi sizlerle paylaşayım. T.C başbakanı ''Ermeni Belgelerini Açalım!'' demiş, Ermenistan'da bu olay görüşülmüş ve orada alınan karar şu. Ermeni Soykırımının olmadığı kabul edilemez, Türkiye, Ermenistan'a tazminat ödeyecek ve !!!!Sevr(Sevres)!!!! Ant. ile sınırlar tekrar çizilecek! Bende buradan söylüyorum, hükümetimiz sessiz, Kurtuluş Savaşı günlerine geri döneceğiz. Sessiz kalmayınız bu iğrenç yalanlara. Bu politikaya yıldırma politikası denir. Biz bunu yutmamalıyız. Ben söylüyorum buradan, ''Sözde Ermeni Soykırımı'' yoktur! Ama Ermenilerin yaptığı Türk Katliamı vardır! Öyleyse katledilen taraf biz oluyoruz! Değerli dostlar çıkarın sesinizi, haksızlığa başınızı eymeyin. Ben kabul etmiyorum!

Yazan: Yiğithan AKMAN Tarih: December 30, 2007 12:46 PM

be civan urfada yaşiyorum ve ermeni leri destekliyorum benim ninem ermeniydi ben kendim şimdi muslumanım ninem anlatior turk ler onlara çok hakaret yapmışlar armeni kardeşlerimle tanışmak istiyorum benim emayilim budur pekiyinet@hotmail.com

Yazan: civan Tarih: January 17, 2008 1:18 PM

bence ermenısoykırımıyapılmıstır artı alevı soy kırımıda yapılmıstır
yazık ınsanlara

Yazan: Anonymous Tarih: January 24, 2008 3:34 PM

Arkadaslar soguk Almanyadan selamlar,

'Taşnak partisinin yapacağı bir şey yok' kitabını en sonunda aldım ve okumaktayım. Bu Kitap Mehmet Perinçek tarafından hazırnalmış. Kitap sadece 120 Sayfada olsada okuması oldukça zor.
Çünki okudukça Ermeni tarafının bütün suçlamaları boşa gidiyor.

Esas konuma geleyim.
Bu kitabı okuyan veya tanıyanlar varmı?
Bu kitap hakkında eleştiri varmı?
Varsa nerede okunabilinir?

Selamlar
Ayhan

Yazan: Ayhan Tarih: January 24, 2008 6:39 PM

Sevgili okurlar,
Yuce Allah ve insan irkini taniyanlar,Ermeniler
kimdir tarih boyunca vatanlari hangi cografya olmustur,nedeni ne olursa olsun bugun bu vatanda hak ettikleri konumda midirlar sorusunu sormalidir.
Tarih bilgisi olmayan ve konuca cahil insanlarin
sacma sapan hikaye ve masallari birer gercek gibi yorumlayip ahkam kesmesi cok yanlistir.Ne yazik ki
ulkemizde ulus olusturma maksadiyla resmi tarih bilerek yanlis yazilmis ve hala da yanlis ve sansurlu bir uygulama devam etmektedir.
Bu vatanin degerli halki bir koyun surusu haline getirilip,demokrasi rejimi adi altinda gudulmek
icin sartlandirilmakta ve aydinlatilmamasi icin bazi umaci kanunlarla bunlar saglanmaktadir.
Osmanli hanedani,Anadolu Beylikleri, Selcuklularin,Safavilerin,oguzlarin gercek kimlikleri,Laz,Kurt,Ermeni etnik varligi,Urartular ve Hititlerin nasil ve nereye
kayboldugu,Rumlarin , Ermeniler vede Kurtlerinin
bu cografyanin oz evlatlari oldugu ve vatan soz konusu oldugunda bu cografyadan baska birsey dusunemeyecegini lutfen biraz arastirarak dusunun.
Turan ve Turkculuk gibi ulkulerin tarihcesine samimi hislerle arastirarak bakin.
Ay(hilal) ,yildiz,kirmizidan olusan sanli bayragimizdaki simgelerin gercek manalarini arastirin. Tum dunyaya iyi niyetle baslayip,tahakkum duygulariyla yonetmeye,fetih adi
altinda savas,yardim adi altinda istila eden renkten renge boyanip,muhtelif maskeler takan,dini
dinlere bolen,medeniyetler ittifaki altinda medeniyetsiz tavirlar takinan ,milletler olusturup
Yuce Allahin tek milletini ve tek dinini bolen
ayrilikci,takiyyeci,fasist,komunist,dinci,dinsiz,
okumamis daha tehlikeli okumus cahil bir zumrenin
ferdi olmayin. Yazimin uzunluguna mazur gorun,
hersey Yuce Yaradan'in gercek arzusu gibi olsun.
Dostluk ve muhabbetle....

Yazan: akil adamoglu Tarih: January 25, 2008 11:55 PM

Ermeni Sorunu

Ermeni Halkı yüzyıllardır Türk Ulusu ile beraber barış ve huzur içinde yaşamış, Osmanlı’nın en yüksek kademelerinde ve sosyal hayatın kalburüstü tabakalarında kendilerine yer bulmuşlardır. Lakin Osmanlı’nın ‘Hasta Adam’ olarak nitelendirildiği zamanla birlikte sosyal yaşamdaki bozulmalara paralel olarak Ermeni Toplumu’nda da sorunlar yaşanmış, dış mihrakların da tahriklerine kapılan ‘millet-i sadıka’ Türk’e düşman olmuş, nihayetinde bugünkü karşımıza uluslar arası bir boyut kazanan katmerli sorun, Ermeni Sorunu olarak şekillenmiştir. Nitekim bu sorun temel kaynağını, bizim ‘Sözde Soykırım’ dediğimiz 1915 Techir Kanunu ile göç eden Ermenilerin verdikleri zayiat oluşturur. Kimi hiç ülkemiz coğrafyasıyla ve tarihiyle alakası olmayan bazı devletlerin meclislerinde ‘Ermeni Soykırımı’ olarak kabul edilmiş olmasına rağmen, halen kapsamlı ve ortaklaşa çalışmalar yapılmadığı için tam bir kesinlik yoktur. Ancak Ermeni iddialarının, bir buçuk milyon Ermeninin hunharca soykırıma tabi tutulduğunun, yanlış ve ütopik olduğunu anlamak hiç de zor değildir. Zira Türk Tarafı’nın bu konudaki iddialara açıklık getirebilmek için yaptığı tüm tekliflere, özellikle ortak komisyon kurup, arşivleri açalım teklifine Ermeni Hükümeti sessiz kalmışlardır. Bu sessiz kalış, belki de Ermenilerin varolan 4T planlarını uygulamadaki başarılarına gölge düşürmemek içindir. 4T planı şu şekilde açıklanabilir:

- Tanıtım: Ermeni soykırımı yalanını tüm dünya'da kampanyalar ile tanıtmak.

- Tanınma: Ermeni soykırımı yalanının mümkün olduğu kadar çok devlet tarafından tanınmasını sağlamak.

- Tazminat: Türkiye Devleti'nden tazminat almak.

- Toprak: Nihai hedef olarak da, daha önce kendilerinin hâkim olduklarını ifade ettikleri toprakları geri almak ve Büyük Ermenistanı kurmak.

Açıkçası şu anda tanıtım aşaması başarıya ulaşmış durumdadır. Avrupa ülkelerinin birçoğu şu anda bu göç ettirme olayını, soykırım -tarihi bir gerçeklik- olarak ele almaktadır. Hatta üniversite’de Hollandalı bir İngilizce okutmanı, Türkiye bu olayı ‘soykırım’ olarak adlandırsın ve Avrupa’nın elindeki kozu alsın demişti. Bizse yapmadığımız şeyi niye kabul edelim diye tepki göstermiştik. Tanınma olarak ise 20 kadar ülke bu soykırım tasarısını meclisinde kabul etmiştir. Son olarak bu tasarı ABD meclisinden geri dönmüştür. (Her sene senatoya gelen bu tasarı, Türkiye’nin diplomatik faaliyetleri neticesinde her defasında reddedildi.)

Son olarak geçen sene öldürülen Ermeni gazeteci Hrant Dink için bir paragraf açmak istiyorum. Evet, bir insanı sırf düşünceleri, yaşam tarzı veya etnik kökeni yüzünden öldürmek ne insanlığa, ne İslam’a ne de Türklük’e sığar. Bu cinayeti azmettirenler de bugün itibariyle (24 Ocak 2008) Ergenekon Operasyon’u ile gözaltına alınmışlar ve sorgulanmaktadırlar. Dileğimiz suçluların bir an önce bulunması ve cezalarının tatbik edilmesidir zira bu Dink suikastı Avrupa’da yeniden anti-Türk akımları güçlendirmiş, Türkiye’yi yabancılar için güvensiz bir bölge ve Türkleri de ksenefobik (yabancı düşmanı) insanlar olarak göstermiştir. Türkiye’nin şu anda daha fazla düşmana değil, dosta ve müttefike ihtiyacı vardır. Kritik bir süreçten geçmekte olan Türkiye, zaten yeterince içeride problem varken bir de gereksiz dış problemlerle uğraşmamalı. Bu yüzden birer yurttaş olarak bizler, hoşgörümüzün ve pozitif yaklaşımların sınırlarını zorlamalıyız. Aradaki buzları eritmeli, önyargıları parça parça etmeliyiz.

Son Not: A Milli Takım’ın 2010 dünya kupasındaki grup elemelerinde bir rakibi de Ermenistan. Umarım aramızda geçecek olan maçlar sorunlarımızın çözümü için bir ön adım olur.

Yazan: Mehmet Tarih: January 26, 2008 12:55 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)