« Kapitalizm Gerçekten İslam'a Uymaz mı? | Ana Sayfa | Karikatürler Üzerinden Medeniyetler Çatışması mı? »

February 4, 2006

'Ermeni Soykırımı' Neden Soykırım Değildi?

[4 Şubat 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı]

1915 tehciri sonrasında kıtlıkla pençeleşen bir Ermeni çocuk1915 yılında Osmanlı Ermenileri'nin yaşadığı trajedinin bir "soykırım" olduğu iddiasına karşı Türkiye'nin uluslararası alandaki en büyük dostu hep Yahudiler olagelmiştir. Çünkü Naziler'in gerçekleştirdiği gerçek bir soykırımın hedefi olmuş olan Yahudiler, gerçekte neyin "soykırım" olup olmadığını gayet iyi bilirler ve bu kavramın olur olmaz kullanımına karşı çıkarlar. "1915'te yaşanan olay bir soykırım değildir" tezini ısrarla savunan ve hatta bu nedenle Fransa'da yargılanıp mahkum edilen ünlü Musevi Amerikalı tarihçi Bernard Lewis örneğinde görüldüğü gibi...

ABD'nin ünlü düşünce dergisi Commentary de 2005'in son ayında yayımladığı bir makale ile Lewis'inkine yakın bir çizgi benimsedi. "20 Yüzyılın İlk Soykırımı mı?" başlığını taşıyan Guenter Lewy imzalı makale, nedense Türk medyasında pek yankı bulmadı. Ancak çok önemliydi.

Commentary hakkında kısa bir bilgi verelim: Sırf yorum ve araştırma yazılarına yer veren bu aylık dergi, ABD'deki en önemli fikri yayınlardan biri sayılıyor. İki önemli özelliği var: ABD'deki Musevi kuruluşlarının en önemlisi olan Amerikan Yahudi Komitesi (American Jewish Committee - AJC) tarafından finanse ediliyor ve "yeni-muhafazakar" (neo-conservative) çizgiyi temsil ediyor. Hatta bu çizginin en önemli platformlarından biri. Commentary için "neo-con Bible" (neo-conların Kutsal Kitabı) yakıştırması bile yapılıyor. (Aslında ilginçtir ki, AJC genel olarak sol/liberal eğilimli bir kuruluş, ama finanse ettiği Commentary özerk bir yayın ve sağ kanatta yer alıyor.)

İşte Türkiye'de çoğunlukla Irak Savaşı dolayısıyla anılan ve yine bu savaş nedeniyle çoğunlukla yerilen neo-conların bir özelliği, 1915 olayları ile ilgili Ermeni tezine pek sıcak bakmamaları. Guenter Lewy'nin makalesi, bunun iyi bir örneği.

Lewy'nin kendisi de önemli bir isim. Massachusetts Üniversitesi'nden emekli siyaset bilimi profesörü olan bu Musevi akademisyenin daha önce de Naziler'in Çingeneler'e karşı yürüttüğü katliam ve zulümler hakkında bir kitabı var. 1915 olayları ile ilgili The Armenian Massacres in Ottoman Turkey: A Disputed Genocide (Osmanlı Türkiyesi'nde Ermeni Katliamları: Tartışılan Bir Soykırım) adlı kitabı ise, Utah Üniversitesi tarafından 2005 yılında basılmış. Commentary'deki makale, bu kitabın küçük bir özeti niteliğinde.


Tehcir, soykırım mıydı?

Guenter Lewy, Commentary'deki makalesinde meseleye ortada büyük bir insani trajedi olduğunun inkar edilemezliği ile giriyor. Onun ifadesiyle "Osmanlı hükümetinin Ermeni erkek, kadın ve çocukları önceden haber vermeksizin yurtlarından çıkarıp dağlara ve çöllere yürüttüğü ve çok sayıda Ermeni'nin açlık ve hastalık sonucunda öldüğü veya öldürüldüğü" bir gerçek. Tartışma, bu "tehcir"in (göçürmenin) Osmanlı hükümetinin kasıtlı bir "imha etme planı"na karşılık gelip gelmediği sorusu üzerinde.

Lewy makalesi boyunca bu sorunun cevabının neden "hayır" olması gerektiğini anlatıyor. Vurguladığı noktalardan biri, hiç bir Osmanlı evrakında Ermenilerin yok edilmesine yönelik bir emre rastlanmamış olması. Bu konuda Ermeni tarihçilerin dayandığı kaynakların, örneğin Aram Andonian'ın kaleme aldığı ve Talat Paşa'ya atfedilen otuz ayrı telgraf içeren "Naim Bey'in Hatıraları" adlı 1920 basımı kitabın güvenilmez olduğunu vurguluyor. Lewy'in ifadesiyle, "bu kitap, sadece Türk tarihçiler değil, Osmanlı tarihiyle ilgilenen neredeyse tüm Batılı uzmanlar tarafından da bir sahtekarlık örneği olarak kabul ediliyor."


Tehcirin öncesi

Lewy'nin makalesinde yaptığı diğer bir önemli iş, 1915 olaylarının nasıl bir süreç sonucunda gerçekleştiğini açıklamak. Milliyetçi Ermeni çetesi Daşnak'ın Sultan Abdülhamid devrinde İmparatorluğa karşı ayaklanma başlattığını ve terör estirdiğini; 1908'de buna ara verse de I. Dünya Savaşı'nda Osmanlıların Rusya ile savaşmaya başlaması üzerine yeniden harekete geçtiğini; "Harbi Umumi" sırasında yaklaşık 25 bin Osmanlı vatandaşı Ermeni gerillanın Osmanlı ordusuna karşı savaştığını anlatıyor.

Lewy, Ermenilerin Nisan 1915'te Van'da çıkardıkları isyanda polis merkezlerine saldırıp Müslüman evlerini yaktıklarını, 20 bin kişilik Ermeni kuvvetinin şehre doğru ilerleyen Rus ordusu ile birleştiğini, ve tüm bunların Ermenileri Osmanlı hükümetinin gözünde beşinci kol haline getirdiğini ve bunun anlaşılabilirliğini vurguluyor.

Lewy, zaten 1919'daki Paris Barış Konferansı'nda da Ermeni temsilcisi Boghos Nubar'ın "Türklerin bize yaptığı, Müttefiklerin amacına gösterdiğimiz sarsılmaz bağlılıktır" dediğine işaret ediyor. Nubar, bunu derken Fransız ve İngiliz sempatisini kazanmaya çalışmış, ama tehcire neyin sebebiyet verdiğini de kabul etmiş oluyor.

Lewy'nin yorumu ise şu: "Bütün bunlar Türkler'in Ermenilere yaptığını haklı göstermese de, yaşanan insani trajedinin asla göz ardı edilemez tarihsel konteksini ortaya koyuyor."


Müslümanlar da öldü

Peki ama "Türklerin Ermenilere yaptığı" ne?

Bu, tek kelimeyle "tehcir", yani zorla göçürme. Doğu Anadolu'dan Suriye içlerine göçürülen bir milyon kadar Ermeni'nin yarısından fazlasının yolda öldüğü de bir gerçek. Ama bu ölümler bir "soykırım", yani kasıtlı imha sonucu mu?

Lewy bu soruya "hayır" yanıtını veriyor ve gerekçelerini sıralıyor:

1) Sürülen Ermenilerin çoğunun kıtlığa kurban gittiği biliniyor. Bunu anlatan tarihçilerin çoğunun görmezden geldiği gerçek ise, o sırada zaten tüm Anadolu'nun kıtlıkla pençeleştiği ve yüzbinlerce Müslüman'ın (Türk ve Kürt'ün) de açlıktan ve yetersiz beslenmeden öldüğü. Lewy, 1915 yılında ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Morgenthau'nun, imparatorluğun nüfusunun genel durumunun "feci" olduğu ve "her gün binlerce insanın açlıktan öldüğü" yönünde Washington'a geçtiği nota dikkat çekiyor. Osmanlı ordusundaki askerlerin de ciddi bir kıtlık ve sefalet yaşadığını vurgulayan Lewy'e göre, "Türk ordusundaki askerlerin bile besinsizlikten öldüğü bir ortamda sürülen Ermenilerin pek bir yiyecek bulamamış olması çok şaşırtıcı değil."

2) Sürülen Ermenilerin bir diğer büyük ölüm nedeni, salgın hastalıklar. Ancak bu da yine sadece Ermenileri değil, tüm Osmanlı ahalisini vurmuş olan bir felaket. Lewy, Osmanlı ordusundaki pek çok askerin kolera, dizanteri ve diğer hızlı yayılan salgınlar sonucunda yaşamını yitirdiğini, Danimarkalı misyoner Maria Jacobsen'in 24 Mayıs 1916 tarihli yazısına göre, sadece Malatya'da günde ortalama 100 askerin koleradan öldüğünü vurguluyor. Jacobsen 7 Şubat 1915'te ise şöyle yazmış:

"Askerler açlıktan, pislikten ve hastalıktan ölüyorlar. Çoğunun ayakkabısı ve çorabı bile yok, giysileri birer paçavra."

Lewy'nin verdiği rakamlara göre, Osmanlı İmparatorluğu I. Dünya Savaşı'nda cephede 244 bin asker kaybediyor. Buna ilave olarak, 68 bin kadar asker de, doğru-düzgün tıbbi müdahale ve yardım olmadığı için, cephe sonrasında yaraları yüzünden can veriyor. Dahası, yarım milyon Müslüman sivil de hastalık ve açlıktan ölüyor. Tüm bunlara bakıldığında, Osmanlı İmparatorluğu'nun, "cephede ölen/cephe gerisinde ölen" oranlamasında, savaşa giren ülkeler arasında en kötü durumda olduğu ortaya çıkıyor.

Kısacası I. Dünya Savaşı, Osmanlı ahalisinin tümünü vurmuş bir felaket ve Ermeniler de bundan paylarını almış durumdalar.

Tehcir kararıyla yola dökülmüş bir Ermeni kafilesi


Sistemli imha politikası yoktu

Tehcirin aslında "imha etme" amacı taşıdığını savunan Ermenilerin vurguladığı bir nokta, sürülenlerin çetin bir coğrafyaya yaya olarak gönderilmiş olmaları. Ancak Lewy, bunda bir kasıt olmadığını, çünkü o dönemde Doğu Anadolu'da zaten başka bir ulaşım imkanının pek bulunmadığını söylüyor. Dahası, şöyle diyor:

"Doğu Anadolu'da zaten demiryolu yoktu. Başka yerlerde ise, Bağdat demiryolunun asker ve mühimmat taşımaktan dolayı son derece dolu olmasına karşın, sürülen Ermenilerin tren bileti almalarına izin verildi ve söylece sürgün sürecinin zorluklarının bir kısmından kurtarılmış oldular. Eğer amaç, sıkça ileri sürüldüğü gibi, sürülenleri ölene kadar yürütmek ise, neden bu ceza hepsine uygulanmadı?"

Ele alınması gereken bir diğer soru da, sürülen Ermenilerin yol boyunca uğradıkları saldırılar. Özellikle de daha önceden Ermeni çetelerinin saldırılarına uğramış olan yerel Kürt ahalinin ve Kürtler arasında kurulu olan Hamidiye Alayları'nın Ermeni kafilelerini vurdukları biliniyor. Ancak Lewy, bunun Osmanlı hükümeti tarafından planlanan sistemli bir katliam olmadığını, daha ziyade yerel düzeyde geliştiğini vurgulayarak şöyle diyor:

"Ermeni nüfusunun başına gelenlerde farklılıklar vardı. Sürgünlerin çoğu kendi başlarının çaresine bakmak zorunda bırakılır ve çoğunlukla da açlıktan ölürken, bazılarına şurada veya burada yemek verildi. Kafilelerin yanında giden bazı jandarmalar onları Kürtlere bıraktı ve yağmalanıp öldürülmelerine izin verdi, ama bazı jandarmalar da göçürülenleri korudu. Bazı yerlerde tüm Ermeniler sürüldü, bazı yerlerde Protestan ve Katolik Ermenilere dokunulmadı (sadece Gregoryen Ermeniler göçürüldü). Göçürülenlerin bazıları vardıkları yerlerdeki zor şartlara isyan ettiler, ama bazıları kendilerini işlevsel zanaatkarlar ve tüccarlar olarak kabul ettirip hayatta kaldılar.... Hem uygulamada hem de sonuçta ortaya çıkan tüm bu farklılıkları, toplu imhaya yönelik bir program olduğu fikriyle bağdaştırmak zor gözüküyor."


İnsancıl bir göç hedeflendi

Guenter Lewy, tüm bunlara ve daha pek çok tarihsel kanıt, anı ve dokümana dayanarak, Osmanlı hükümetinin tehcir kararını Ermenileri yok etmek için değil, Doğu Anadolu cephesini korumak için aldığı sonucuna varıyor. Dahası, hükümetin aslında tehcir sırasında yaşanan Ermeni katliamlarını ve insani trajediyi engellemek için çaba gösterdiğini belirterek şöyle diyor:

"Dokümanter kanıtların işaret ettiği, Osmanlı hükümetinin düzenli bir sürgün işlemi yürütmek istemiş olduğudur. Hatta görece olarak insancıl bir sürgündür bu; pek çok resmi emirde sürülenlerin korunması ve onlara merhametli muamele edilmesi istenmiştir."

Kısacası Lewy'e göre trajedinin nedeni, imparatorluğun zaten perişan durumda olması, Anadolu'yu vuran kıtlık ve salgın hastalıklar ve bir de daha önceden Ermeni çetelerinin vahşetine maruz kalmış yerel ahalinin intikam hissiyle gerçekleştirdiği saldırı ve yağmalardır. Bu sonuncu unsur, Ziya Gökalp'in 1919 yılında İngilizlerin İstanbul'da kurdurduğu mahkemedeki yorumunda da geçer. Gökalp'e göre yaşanan "kıtal" yani öldürme değil, "mukatele" yani karşılıklı öldürüşmedir.


Türkiye için şans

Gökalp'in açıklamasının aradan neredeyse bir yüzyıl sonra Bernard Lewis ve Guenter Lewy gibi saygın Batılı akademisyenler tarafından paylaşılıyor olması ise, Türkiye için bir şans. Türkiye'nin bu şansı iyi kullanması, soykırım iddiasına karşı "hiç bir şey olmadı" demek yerine, Osmanlı Ermenilerinin yaşadığı büyük trajediyi kabul etmesi, hatta acılarını paylaşması, ama bu olayın gerçek tablosunu akademik bir ciddiyet ve medyatik bir etkiyle bir ortaya koyması gerekiyor.

Hiç gerekmeyen, hatta kesinlikle kaçınılması gereken ise "düşünce polisi" gibi davranmak: Farklı görüşler ileri sürenleri yargılamak, konferanslarını yasaklamak veya yumurta yağmuruna tutmak... Eğer bunlarda ısrar edersek, tartışmada haksız duruma düştüğümüz gibi, "barbar Türkler" imajını da bizzat kendi elimizle gerçeğe dönüştürmüş oluruz. Türkiye, bundan daha iyisini hak ediyor.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 4, 2006 2:06 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Selam,
Hukuki açıdan soykırım ile toplu öldürme itham ve iddaları arasında çok büyük bir fark vardır. İlki insanlığa karşı suç kapsamında ele alınmaktadır, devletleri de bağlayabilmektedir. İkincisi ise faiilerini bağlamaktadır. Soykırım tanımı, Birleşmiş Milletler'in 9 Aralık 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına ilişkin Sözleşme'de belirlenmiştir.

Bu sözleşmeye göre;

2. Madde
Soykırım oluşturan eylemler

Bu Sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur.

a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
b) Grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam
şartlarını kastten değiştirmek;
d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek;

3. Madde
Cezalandırılacak eylemler

Aşağıdaki eylemler cezalandırılır:
a) Soykırımda bulunmak;
b) Soykırımda bulunulması için işbirliği yapmak;
c) Soykırımda bulunulmasını doğrudan ve aleni surette kışkırtmak;
d) Soykırımda bulunmaya teşebbüs etmek;
e) Soykırıma iştirak etmek;

Yine aynı sözleşmede

9. Madde
Sözleşmenin yorumlanması ve uygulanması

Sözleşmeci Devletler arasõnda, bu Sözleşmenin yorumlanması, uygulanması veya yerine getirilmesi ve ayrıca soykırım fillerinden veya Üçüncü maddede belirtilen fiillerin her hangi birinden bir Devletin sorumluluğu ile ilgili olarak çıkan uyuşmazlıklar, uyuşmazlığın taraflarından birinin talebi üzerine Uluslararası Adalet Divanı önüne götürülür.

Tüm bu maddelerin Türkiye Cumhuriyetine uygulanması olanaksızdır. Zira sözü geçen suç sabit görülse bile fail ortada yoktur. Üstelik adı geçen sözleşme geriye yürümemektedir. Başka bir deyişle imza tarihinden önceki olaylar nedeniyle soykırım iddiasında bulunmak (en azından BM, Uluslararası Adalet Divanı bünyesinde) mümkün değildir.

Nitekim Türk-Ermeni Uzlaştırma Komisyonunun (TARC) imzaladığı bir mutabakat zaptı (MoU) ile International Center for Transitional Justice adlı kuruluştan 2002 yılında bir hukuki değerlendirme istenmiş, adı geçen kuruluş "Birleşmiş Milletler'in Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına ilişkin Sözleşme'sinin 20. Yüzyıl Başında Vuku Bulan Olaylara Uygulanması: International Center for Transitional Justice için hazırlanan Hukuki Analiz" başlıklı bir rapor yayınlayarak bahse konu sözleşmenin bu olaylara uygulanamayacağına ilişkin hukuki mütalaa vermiştir. İlginç olan, ilgili kuruluşun malum olayları soykırım olarak nitelendirilebilir bulmasına rağmen bu sonuca varmış olmasıdır.

Dolayısıyla da ülkemizden herhangi bir tazminat, toprak veya sair hak talebi hukuki olarak mümkün değildir. Sonuçta bugüne kadar ne bireyler, ne de Ermenistan devleti ülkemize karşı BM nezdinde herhangi bir girişimde bulunmuş veya dava açmış değildir.

saygılarımla

Yazan: ece Tarih: February 4, 2006 4:10 PM

Bu 'Ermeni soykirimi' meselesinde kisisel kanaatim, aslinda Turk ya da Muslumanlarin bir taraf olmadigidir. Masa olmus olabiliriz; ve galiba oyledir, ama, taraf olmadigimiz kanaatindeyim.

Soykirim konusunda Yahudilerin Turkiye'ye arka cikmalarinin sebebini, her ne kadar hayli kullanisli olsa da, "1492, Endulus, Sofu Bayezid" (Vatan, Millet, Sakarya'nin baska bir versiyonu) turunden hamasi laflarla izah edemeyiz...

Nedense, bu iddialar gundeme geldiginde bu karari (toplu techir) almis olanlarin isimlerini bir turlu acikla(ya)miyoruz. Sultan'i hain ilan edebiliyoruz ama, bu konuda kimsenin isimini ver(e)miyoruz.

Nacizane, ben bunu cok ilginc buluyorum.

Kimi, ya da kimleri koruyoruz? Koruyor muyuz, yoksa bir koz olarak elimizde mi tutuyoruz; yoksa o isimler iyice unutulduktan sonra bu pislik bizim uzerimize kolayca yikilsin diye mi bekletiliyor bilmiyorum tabii ki.

Ama, her ne ise, bunun arka planinda cok daha anlamli seyler olmak gerekir. Sanki, birilerinin baska birileri ile bir kan davasi var.

Bugune kadar, Ermeni ve Rum diasporasina mensup kisilerle konustugum zaman dikkatimi bir sey cekti: Evet, Turklere karsi belli bir dusmanliklari vardi. Ammma, Yahudiler sozkonusu oldugu zaman gozlerinin derinliklerinden fiskiran zifiri kara bakisi farketmemek mumkun degildi..

Sonuc olarak benim kanaatim, bu kan davasinin taraflari Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler.. biz sadece arada masa olmusuz; ve biz kabul edecek olsak, "Ermeni Soykirimi" meselesini Yahudiler siddetle reddecek --ve, yok, bu onlarin Almanya'da yasadiklari ve uzerine kiskanclikla titredikleri soykirimi sulandirmak korkulari yuzunden filan da degil galiba.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 4, 2006 7:12 PM

benim bildiğim en gerçek soykırım srebrenica katliamıyla tavan yapmış sırpın boşnak katliamıdır.
bu, pek yakın tarihte gerçekleşen gözüönündeki ızdıraptan başını çevirip, soykırımı görmezden gelebildi avrupa ...
şimdi;
soykırım ne,hukuk ne, yönetim ne,kamuoyu ne.
akademik hiç bir ıspat, gözlüklü atları iradeye getirmez.
saygılar

Yazan: chi-chi Tarih: February 4, 2006 9:01 PM

Sn Müzmin Anonim,
maşa olarak kullanılmaktan bahsetmiş...

1915 i bir süreliğine bırakıp 2006 ya gelelim..

"Genocide" artık bir sektör haline gelmiştir ve Ermeni diasporası tarafından TÜRKİYE ERMENİ lerine rağmen sürekli olarak gündemde tutulmasının çok farklı nedenleri vardır.

Bunlardan birkaçına değinirsek.

*Ermeni milleti dünyanın dört bir yanına dağılmış durumdadır.
GENOCİDE kavramı milet olma bilincini beslemekte ve kader birliği ,tarih birliği vb.gibi duyguları ayakta tutmaktadır.Arjantin deki ermeninin de Fransa daki ermeninin de konuştuğu ve tartıştığı,onları birbirine kenetleyen tek konu GENOCİDE ve Osmanlı düşmanlığıdır.(özellikle TALAT PAŞA)

*Ermenistan coğrafi olarak çok talihsiz bir bölgede kurulmuş olduğundan yeterli yeraltı kaynağına ve doğal zenginliğe sahip değildir.
Etrafı kuşatılmış bir kara devletidir.
"Genocide" kavramı milli bir dava haline getirilip,mazlum milet imajıyla dünyadaki zengin ermenilerin ülkelerine sürekli olarak maddi desteği sağlanmaktadır.

devam edecek

Yazan: ece Tarih: February 5, 2006 2:41 AM


ilginc bir konu

sn ece nin astigi maddelere göre hukuki olarak toprak talep edemeyecekler.

fakat gecenlerde Ermenistan'in yaptigi aciklama (eger dogru ise) yenilir yutulur cinsten degildi.

İleride Türkiye'den toprak talep edebiliriz

komplo teorisi denilen seylerin gerceklestigi bir dönemden geciyoruz..

Yazan: XSI Tarih: February 5, 2006 2:59 AM

Ece/XSI bey,

Ermenistan'in cografyasi malumdur. Diasporalarin sarilmak istedikleri bir seylerin olmak zorunlulugu da. Yani, hakli bulmasam dahi, bana bunlarin varligi garip gelmiyor.

1915 i bir süreliğine bırakıp 2006 ya gelelim..

Cok hizli oldu. Halbuki, arada cok ilginc olaylar var. 1915'lerde buralari Ermenilerden temizlendi, ardindan Anadolu Rumlarindan (mubadele), daha sonra da Istanbul Rumlarindan..

Bu fiillerin icrasi sirasinda isbasinda kimler vardi; ve nasil olduysa sadece Ermeni ve Rumlara vurdu piyango..

Ve, nedense, Misak-i Milli'de olmasina ragmen Kerkuk'u filan degil de, hic olmadigi halde Kibris'i cok onemli kabul ettik..

Haritaya baktigim zaman Kibris'in 12 adalardan, Girit'ten nicin daha onemli oldugunu bir turlu anlayamiyorum. Ama, nedense, onlari verirken cok kolay verdik. Kibris'a gelince is degisiyor.. Sahi, biz, Kibris'i hangi amacla, kimin icin almistik?

Bu arada, Ermenistan'in

İleride Türkiye'den toprak talep edebiliriz

demesini de suzme salaklik olarak kabul ediyorum. Gunu ve firsati geldiginde boyle bir taleplerinin olmayacagini soyleselerdi inanmazdim tabii ki, ama, bunu soylemis olmalari zeka seviyeleri acisindan basli basina bir puandir(!) ve durustluklerinin mukafatini goreceklerine eminim. ;-)

Vaktiyle Yunanli tanidiklarima yaptigim teklifi yapabilirim: "Peki, Istanbul'u size verelim ve ardindan da bir oylama yapalim. 12-14
milyon nufuslu Istanbul, 7-8 milyon nufuslu Yunanistan.. Kim kime baglanir acaba?"..

Nedense bunu duyunca bir daha istemez olmuslardi :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 5, 2006 7:46 PM

Merhaba,

Bu ülkede bu olayın tartışılması bile yasak olmuş.Amerika'nın kızılderililer üzerinde yaptığı soykırım malum amerikan üniversitelerinde ders olarak okutuluyor.Fransa,İngiltere gibi gelişmiş ülkelerin yaptıklarıda biliniyor.Böyle bir ortamda Türkiye'nin kesinlikle soykırım yoktur,hiç ermeni ölmemiştir demesi bana göre işimizi yokuşa sürüyor.

1.si gerçekten soykırım varsa bu o dönemin devletini yani Osmanlı'yı ilgilendirir.Türkiye Cumhuriyet'i devleti böyle bir suçtan yargılanamaz.
2.si yoksa bunu kanıtlamakta Türkiye'nin elindedir.Kanıtlamak yerine sürekli yoktur onlar türkleri öldürmüştür gibi kampanyalar başlatılıyor örneğin büyük türk forumlarına bakarsanız en üstlerinden Sözde Ermeni Soykırımı diye bir bölüm açmak moda haline geldi.Gelin görün ki buna bizden başka kimse inanmıyor.

Gene başa dönersek geçenlerde bu konu için bir üniversitede konferans verilmesine tüm ülke tepki gösterdi sade vatandaşından bakanına kadar.Bence bu kafayla ancak zarar görürüz.

Saygılar.

Yazan: Fuzbing Tarih: February 5, 2006 9:32 PM

Sn Müzmin anonim,
sizi mi kıracağız 1915 e geri dönelim:)

Ben belki de bayan olmamdan kaynaklanan bir duygusallıkla incelemeye çalıştım o yıllarda yaşananları...
Empati yaparak ve kendimi dedeleri tehcirde ölmüş bir ermeni gencinin yerine koyarak günümüzdeki olayları anlamaya gayret ettim...
Hatta System of a Down ın şarkılarını bile dinlerken hep onların yerine kendimi koymaya çalıştığım oldu...

Düşünebiliyor musunuz,SİVAS tan yaya olarak yola çıkarılıyorsunuz ve MUSUL a kadar yürüyorsunuz.
Yaşlılar ve bebekler yola nasıl dayanır?Sırf MARAŞ ANTEP arası bile yaya olarak 4 gün sürmüş.
Ayrıca yollarda saldırılar da oluyor ve sonuç binlerce ölü...

Fakat direkt birilerini suçlamadan önce bu acı sonuca götüren süreci incelemekte yarar olduğunu düşünüyorum...

şöyle ki;
*Osmanlı Hükümeti(ittihatçılar) bu kararı bir günde pat diye almıyorlar.
Dikkatinizi çekmek isterim ermeni çeteler Van da katliam yaptıktan sonra tehcir kanunu çıkarılıyor ve aslında 24 Nisan da değil MAYIS 1915 te ..
24 Nisan tarihi tamamen tarihin siyasete alet edilmesi adına bir yanıltmaca.

*Göç kararında en önemli nokta; Ermeniler’in mal ve mülklerinin kaydediliyor olması. Buradaki amaç; göç ettirilenler savaş sonrasında şartlar uygun olduğunda, geriye döndüklerinde mallarına kavuşacaktır. Bunlar da, o 1915 Mayıs tarihli kararda mevcut. tarihe dikkat edin, 1915 Mayıs

*Göç kararı alınan yerler yine OSMANLI TOPRAĞI yani Musul...

şimdi daha fazla uzatmadan beyin jimnastiği yaparsak;
Siz yok etmek istediğiniz bir topluluğun nüfus kaydını tutar mısınız?
Yiyeceklerini karşılar mısınız?
Siz bir devletsiniz, ne yaparsınız? Telgraf telleriniz kesiliyor, ikmal yollarınız sabotaja uğruyor. Ve düşmanla işbirliği yapmışlar, Fransızlarla işbirliği yapmışlar. 1914-1918 arası Fransız belgelerine baktığınızda Fransa için ölen Ermenilerin listeleri var. Hatta Paris’te anıtları var ve orada isimler yazılı.

1915 e Mustafa bey yeterince dönmüş olduğu için ben 2006 ya atlamıştım ama devamı gelebilir.
saygılarımla

Yazan: ece Tarih: February 6, 2006 12:17 AM

Ece hanim,

Aslinda, dogruyu soylemek gerekirse, uzaktan bakildiginda XSI bey ile o kadar ortusuyor ki uslubunuz, bu kadar benzerlik icin yumurta ikizi olmak gerekebilir. Tabii, bunu konuda herhangi bir uzmanligim oldugu anlamina almamak lazim ;-)

sizi mi kıracağız 1915 e geri dönelim:)

Eyvallah.. ;-)

Ben belki de bayan olmamdan kaynaklanan bir duygusallıkla incelemeye çalıştım o yıllarda yaşananları...

Hmm.. 'Bayan' olmanin verdigi duygusallik.. EQ filan..

Ben bunlarin neden bahse deger oldugunu anlamadigim gibi, erkek olmanin verdigi (soylenen) indifferencedan daha muspet oldugu yolunda bir isaret de bulamiyorum.

Empati yaparak ve kendimi dedeleri tehcirde ölmüş bir ermeni gencinin yerine koyarak günümüzdeki olayları anlamaya gayret ettim...

Bu da bir yontemdir tabii ki.. Yani, mesela, bir salgin hastaligi incelerken o hastaliktan olen birisinin ahfadi yerine kendinizi koyabilirsiniz...

Neye faydasi olur pek anlamasam da, ilginc olabilecek bir filmin senaryosunun ilk adimlari olabilir.. empati yapmak ihtiyacini duyan kitleler gelir seyreder ve hep beraber aglayarak mesud olurlar...

Hatta System of a Down ın şarkılarını bile dinlerken hep onların yerine kendimi koymaya çalıştığım oldu...

Siz bayagi mesafe kaydetmissiniz.. Daha da ileri gidip, kendinizi bir kac seneligine California'nin o dayanilmaz sicagina mahkum edebilir, diaspora olmanin ne derece zor bir sey oldugunu da yerinde tetkik ve degerlendirebilirdiniz.

Hangi mevsim olursa olsun, LA'nin cekilir bir tarafi yoktur. Sahili okyanus, daglari yavan.. Erivan'a Kayseri'ye hic benzemez :-)

Düşünebiliyor musunuz, SİVAS tan yaya olarak yola çıkarılıyorsunuz ve MUSUL a kadar yürüyorsunuz. Yaşlılar ve bebekler yola nasıl dayanır? Sırf MARAŞ ANTEP arası bile yaya olarak 4 gün sürmüş. Ayrıca yollarda saldırılar da oluyor ve sonuç binlerce ölü...

Benim boyle derin empatik seyleri anlamam icin acilen cinsiyet degistirmem gerekebilir cunku, bahsettiginiz donemde buyuk dedelerimden biri, buyuk amca/dayilarimdan bir ikisi Yemen'e, Trablus'a, Sarikamis'a giderken business class'da yer bulunamadigi icin first class'a upgrade edilmislerdi..

Gittikleri yerleri pek begendiklerinden olsa gerek, geri donmek bir yana, bir satir maktup bile yazmadilar..

Fakat direkt birilerini suçlamadan önce bu acı sonuca götüren süreci incelemekte yarar olduğunu düşünüyorum...

Empati bitti mi? :-)

şöyle ki; *Osmanlı Hükümeti (ittihatçılar) bu kararı bir günde pat diye almıyorlar. Dikkatinizi çekmek isterim ermeni çeteler Van da katliam yaptıktan sonra tehcir kanunu çıkarılıyor ve aslında 24 Nisan da değil MAYIS 1915 te .. 24 Nisan tarihi tamamen tarihin siyasete alet edilmesi adına bir yanıltmaca.

Ittihatcilarin bu karari pat diye almadigi konusunda hemfikir olabilirim. Herseyi boyle ince elediklerinden degil, ama, bazi konularda istisnalari oldugundan.

*Göç kararında en önemli nokta; Ermeniler’in mal ve mülklerinin kaydediliyor olması. Buradaki amaç; göç ettirilenler savaş sonrasında şartlar uygun olduğunda, geriye döndüklerinde mallarına kavuşacaktır. Bunlar da, o 1915 Mayıs tarihli kararda mevcut. tarihe dikkat edin, 1915 Mayıs

Evet, bir devlet olmanin icbar ettigi bazi davranis sekilleri var; bunlardan birisi de bazi seyleri kayit altina almak.

Bu bana tipki yillar once Dis Hatlar terminaleinde 6-7 saat tehir edilmis bir seferi hatirlatiyor.. Sonunda yolculardan birisi dayanamayip "yahu kardesim, madem bu kadar bekletecektiniz, suraya kalkis saatini hic yazmasaniz daha iyi olmaz miydi!' diye patlayinca, gorevlilerden birisi piskin bir edayla "ama, o zaman kac saat geciktigini nereden bilecektik" cevabini verir.. Kendi mantigi icinde son derece tutarli idi..

*Göç kararı alınan yerler yine OSMANLI TOPRAĞI yani Musul...

Bahsettiginiz yer, Musul, gercekten o tarihte Osmanli topragidir; ama, nominal anlamda. Ve, tabii bu karari alanlar da enayi degildi, Ermenileri Fransa'nin etkili oldugu Suriye civarina degil, Ingilizlerin etkili oldugu Musul taraflarina gocettirmeleri akilcidir.

şimdi daha fazla uzatmadan beyin jimnastiği yaparsak; Siz yok etmek istediğiniz bir topluluğun nüfus kaydını tutar mısınız? Yiyeceklerini karşılar mısınız? Siz bir devletsiniz, ne yaparsınız? Telgraf telleriniz kesiliyor, ikmal yollarınız sabotaja uğruyor. Ve düşmanla işbirliği yapmışlar, Fransızlarla işbirliği yapmışlar. 1914-1918 arası Fransız belgelerine baktığınızda Fransa için ölen Ermenilerin listeleri var. Hatta Paris’te anıtları var ve orada isimler yazılı.

Simdi...

Bana Ermenileri savundurtmasaniz cok iyi olur.

Her ne kadar beraber --tarihsel anlamda-- cok eski bir hukugumuz olmasina, birbirimizle tuz-ekmek paylasmis olmamiza ragmen, bahsettiginiz tarih diliminde gerceklesen olaylar yuzunden her ikimizin (taraflar anlaminda) agzinda buruk tadlar var ve devam ediyor. Dolayisi ile, savunmak durumunda kalmak istemiyorum.

Ote yandan, bu Ermeni Techiri sirasinda zaman icinde ortaya cikan bazi seyler var. Bunlardan birisi de, o gunlerde dahi bir cok kisinin bu techire insani sebeplerle karsi gelmis olmasidir. One surdukleri seylerin bir cogunun daha sonradan fiilen gerceklesmis olmasi da manidar olsa gerek.

Irkcilik yapmak istemem, ve amacim da o degil. Fakat, Ittihat ve Terakki'nin beyin kadrosunun iki damardan olustugunu soyleyebilirim. Birisi Kafkas kokenlilerdir. Bu taife daha cok askeri ve istihbarat islerini ustlenmisler, diger damar da Semitik kokenlilerdir --Musevi, kripto Yahudi ve daha cok da Sabetayistler.

Tabii ki butun detaylara sahip degilim, dolayisi ile eksik bilgi ile tahmin ya da onermelerde bulundugumu biliyorum ve oyle de bilinmesini isterim.

Fakat, bahsettigimiz donemde bizim istihbarat teskilatimiz (Teskilat-i Mahsusa) bir hayli iyi idi. Sadece bir istihbarat teskilati degil, ayni zamanda da bir tur ozel kuvvetler mahiyetinde idi. Bu bilgi sunun icin faydali olabilir:

Ermeniler, cogunlukla zannedildigi gibi, bir blok olarak 'hainane' davranis sergilemis degilller; aralarinda uzun zaman daha Osmanli'ya sadik kalanlar olmus ve sayilari hic de az degil.

Bu durumda, akilli bir istihbarat teskilatinin yapacagi ilk sey, bu cemaat icinde ortaya cikan aykiri/hainane davranislari yine bu cemaatin uyeleri araciligiyla bertaraf etmek, ve bu amacla bir grubu organize etmek olurdu. [Ve, kim ne derse desin, bizim elimizde cok takdir edilesi yetenekleri olan bir istihbarat tskilatimiz vardi]

Sonucta ortaya cikacak olan catisma(lar) cemaat-ici olacagindan, devletin buna mudahalesi de asayis cercevesinde goruleceginden, ucuncu sahislara soyleyebilecek pek bir sey kalmayacakti.

Benim baktigim yerden --ki, tekrar ediyorum, yetersiz bilgi ile konusuyorun-- devlet boyle bir davranis yerine, techiri tercih etmistir. Halbuki, techir en son basvurulacak tedbirlerden birisi olmaliydi.

Ben, bu techir tercihinin biraz cok cabuk yapildigini dusunuyorum. Sanki, diger tercihlerin miyadini doldurmalari bilhassa istenmis, vaktinde yapilmasi gerekenler yapilmak yerine beklenmis ve sonunda da mecbur kalinmis goruntusu verilme istenmis gibi duruyor.

Bu, bana hep enteresan gelir. Osmanli'nin devlet tecrubesinde bu sekilde davranmak anlamli degil. Cok acemice. Halbuki, bu olaylara cok yakin bir tarihte Avsar Turklerinin Firka-i Islahiye ile 'yola getirilmeleri' ornegi vardir. O guzelim Dadaloglu turkulerinin ortaya cikmasina sebep olmus ve hayli de basarili sonuclandirilmsitir.

O yuzden, Ermeniler sozkonusu oldugunda bir yerlerde en az bir ardniyet aramak gerektigini dusunuyorum.

'Soykirim' oldugunu kabul etmesem de (ki, etmek icin elle tutulur bir sebep bulamiyorum), Ermenilerin techiri yoluyla Anadolunun 'temizlenmesi' yolunda ilk adimlarin atilmis oldugunu soylemek bir abartma sayilmaz bence. Daha sonra da (onceki yazimda degindigim) benzer baska adimlar atilacak ve rakip iki unsur bertaraf edilecektir.

Dolayisiyla, burada asil ilginc olan, bu 'temizlik' faaliyetinin bas aktorlerinin etnik anlamda 'Turk' ya da o devirdeki tanimi cercevesinde 'Osmanli' (~Musluman) diyecegimiz kisiler olmadigidir.

Bana, bunlar, uzun soluklu bir maratonda birilerinin birilerinden intikami gibi geliyor. Osmanli Devletinin bu oyunda kullanilmis oldugunu, tipki, mesela, Irak konusunda ABD'nin durumu gibi, dusunuyorum.

1915 e Mustafa bey yeterince dönmüş olduğu için ben 2006 ya atlamıştım ama devamı gelebilir.

Her sarkinin bir hikayesi var ve bunu beste ya da gufteye bakarak okumak cogu zaman mumkun degil. Baskalarinin anlattigi masallara da dayanmak da dogru olmaz. Bu sarki buralarda yazildi, bestelendi ve okundu.

Dolayisi ile, herkes gibi, Mustafa beyin de, bence yapmasi gereken sey, kendi aile buyukleri ile konusmak. Kendi gecmisimizi dunyanin oteki tarafindaki bir kac pseudo-akademisyenden ogrenmek yerine boylesi daha isabetli olur bence.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 6, 2006 2:31 PM

""Ece hanim,

Aslinda, dogruyu soylemek gerekirse, uzaktan bakildiginda XSI bey ile o kadar ortusuyor ki uslubunuz, bu kadar benzerlik icin yumurta ikizi olmak gerekebilir. Tabii, bunu konuda herhangi bir uzmanligim oldugu anlamina almamak lazim ;-)"""

Müzmin Amonim bey/hanım,

XSI bey le eylül ayından bu yana forum arkadaşıyız onun tüm yazdıklarını okuya okuya olsa gerek -körle yatan şaşı kalkar- misali belki biraz benzemeye başlamış olabilirim:)))))

Birşey değil XSI ve benim ortak bir diğer özelliğimiz Müzmin Anonim hayranıolmamız:)
Siz şimdi bununla da dalga geçersiniz ,sorun değil...
NETWORK te bir sayfamız vardı sizi çağırmıştık ama siz business class olmadığı için beğenmemiştiniz,hatırladınız mı?:)
Daha dün bize "Ece/XSI bey" diye hitap edince ben Sn XSI ya demiştim "İnsan Ece hanım/XSI bey der" diye...O da bizi aynı kişi mi sanıyor acaba deyince çok gülmüştük sayenizde:))
Ne diyeyim ALLAH da sizi güldürsün...

Benim EQ um biraz baskın,sizinse IQ+SQ nuz...
XSI nın sa IQ su...
Buraya
http://www.myfreebulletinboard.com/f/index.php?mforum=objektive&mforum=objektive&&CODE=00

10 dk lığına uğrarsanız ikimizin farklı yaşlarda ve farklı cinsiyetlerde kişiler olduğumuzu sahip olduğunuz yüksek IQ+SQ ile şıp diye anlayacağınıza şüphem yok:)
sevgi ve saygılarımla
ece sibel

dipnot:
TECHİR demişsiniz doğrusu TEHCİR olacak,HİCRET kelimesinden türemiş.

Yazan: ece Tarih: February 6, 2006 6:25 PM

Müzmin Anonim bey/hanım;

Ermeni tehcirini kimse onaylamıyor zaten...
İttihatçıların ve Teşkilat_ı Mahsusa nın hataları ve acizliği olabilir..
Bizim karşı olduğumuz şey bu ölümlerin GENOCİDE(SOYKIRIM)olarak nitelendirilmesi,tarihin siyasete alet edilmesi ve dünya kamuoyuna bizim adımıza bir utanç tablosu olarak sunulması...
Biliyosunuz soykırım kelimesinin ders kitaplarımıza girmesini istiyorlar..
Açıkçası ben ileride çocuklarımın ecdadını SOYKIRIM cı olarak tanımasını istemem...
İttihatçıların zamane şartlarında aldıkları-belki hatalı ve acele- bir karar yüzünden ecdadından utanmasını da istemem..

Yine bildiğinizi sanıyorum geçen yıl 19 Mayıs Rum Pontus Soykırımını anma günü kabul edildi ve Yunanistan da yürüyüşler yapıldı.Artık her yıl bir de bunları dinleyeceğiz..

İlginçtir seçilen tarihler de anlamlı..
24 Nisan; Sözde Ermeni soykırımı
19 Mayıs; Sözde Rum pontus soykırımı

Anlayacağınız kesmediğimiz(!) millet kalmamış...

Fransızlar, Cezayir de 1945-1963 te yaptıkları vahşet için ve nerdeyse 1,5 milyon insanın ölümüyle ilgili resmi özrü hala dilemediler.

Sözkonusu biz olunca 2006 yılını Ermeni Yılı ilan edip,soykırım anıtı dikmekten geri kalmıyorlar..

Sonuç olarak,
Bu konuda üzgün olduğumuzu söylemekte beis yok. Üstelik herkes için üzgün olduğumuzu söyleyebilmeliyiz. Taşnak zihniyetini kırmak Türk ve Ermeni ulusları arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinden ve insani temasın artırılmasından geçmektedir...

Bizim büyük bir devlet olarak yapmamız gereken ise ,Azerbaycan ve Ermenistan arasında barışçı bir çözümü desteklemek; ardından sanayimizle , ticaretimizle , kültürümüzle , insanımızla Ermenistan ile ilişkiye girmektir diye düşünüyorum..

sevgi,saygılarımla
ece sibel

Yazan: ece Tarih: February 6, 2006 7:05 PM

Ece hanim,

XSI bey le eylül ayından bu yana forum arkadaşıyız onun tüm yazdıklarını okuya okuya olsa gerek -körle yatan şaşı kalkar- misali belki biraz benzemeye başlamış olabilirim:)))))

Hmmm.. faka bastik galiba..

Ama, ekranin bu tarafindan kisilik analizi yapmak tabii ki mumkun degil, sadece rastgeleliklere (randomness) uzerinden gidilebilir.
Yani, burada yapildigi gibi ('How it works' kismina bakabilirsiniz).

Yazis tarzlariniz birbirine cok yakin: Nasil soyleyeyim, ayni ozensizlikle satirlari luzumsuz yerlerden bolmek, kelime secimi, asker mektubu gibi (neye cevaben neyin yazildigi belli olmayacak sekilde) cevap yazmaklar vb.. ;-) [Pardon, ama, debbag tarafim olmadigini hic soylemedim ki. :-) ]

Ama, sonucta --anlasilan-- yanilmisim. Ozur dilerim.

Birşey değil XSI ve benim ortak bir diğer özelliğimiz Müzmin Anonim hayranı olmamız:)

Muzmin Anonim'in gercek bir kisi olmadigini soylersem normalize olur musunuz :-)

Siz şimdi bununla da dalga geçersiniz ,sorun değil...

Dalga gecmem ama benimle dalga gecildigini dusunurum. Cunku hayran (fanclub member) sahibi olacak bir tarafim oldugunu dusunmedigim icin, istihza ile soylenmis olmasi cok daha muhtemeldir bence.

NETWORK te bir sayfamız vardı sizi çağırmıştık ama siz business class olmadığı için beğenmemiştiniz, hatırladınız mı?:)

Hatirladim tabii. Fakat, hem yerim dar hem de yenim dardi :-)

Ote yandan, zaman cok adi bir unsur.. insanin hep yanlislarini ispat icin var sanki: Ben sizin sitenin her an ortadan kaybolabilecegine dair lakirdilar ettiydim; hesapta bu site daha saglam idi..

Benim EQ um biraz baskın, sizinse IQ+SQ nuz... XSI nın sa IQ su...

SQ'nun ne olduguna bakmak ihtiyaci duyduguma gore IQ'um o kadar da yuksek olmasa gerek. Ustelik, QQ ve WQ gibi yeni ve modern bilesiklerim hic yok galiba.

10 dk lığına uğrarsanız ikimizin farklı yaşlarda ve farklı cinsiyetlerde kişiler olduğumuzu sahip olduğunuz yüksek IQ+SQ ile şıp diye anlayacağınıza şüphem yok:)

Siz beni baska birisiyle karistiryor olmalisiniz.

dipnot: TECHİR demişsiniz doğrusu TEHCİR olacak,HİCRET kelimesinden türemiş.

Evet. tesekkur ederim. Ben zaten cocuklugumda da Hitler'i bir kavim filan sanardim.. :-)

Ermeni tehcirini kimse onaylamıyor zaten...

Mesele onaylamak degil. Onaylasaniz ne farkeder? ABD'liler Kizilderili soykirimini teyid ediyorlar da ne oluyor.. hic. Aslolan guclu olabilmektir.

Bakin size guzel oldugunu dusundugum bir anekdot soyleyeyim:

"Garibin karnina vurmuslar, ah arkam demis!".. Arkaniz, sirtiniz kuvvetli olmazsa, ya da kendiniz guclu olamazsaniz hersey gelir sizi bulur...

İttihatçıların ve Teşkilat_ı Mahsusa nın hataları ve acizliği olabilir..

Acizligi hakkinda bir sey yazdigimi sanmiyorum. TM'nin acizligi degil, oraya yonlendirilmemis. Yonlendirmesi gerekenlerinkini de acizlik olarak gormuyorum. Ama, galiba siz de benim ne olarak gordugumu gormuyorsunuz.

Bizim karşı olduğumuz şey bu ölümlerin GENOCİDE(SOYKIRIM)olarak nitelendirilmesi, tarihin siyasete alet edilmesi ve dünya kamuoyuna bizim adımıza bir utanç tablosu olarak sunulması...

Ve, belki de farkinda degilsiniz.. sizin (ve cogunlugun) bu tepkileri verecegi belli.. belli ise cok kolay kullanilabilen bir sey bu. Guruhu korku ve nefretleri uzerinden yonetmek cok daha ucuzdur. Guruhtan ayrilabilmelisiniz.

Biliyosunuz soykırım kelimesinin ders kitaplarımıza girmesini istiyorlar..

Ve, bu sizin hop oturup hop kalkmaniza yol aciyor... kime hizmet ediyor sizce bu?

Açıkçası ben ileride çocuklarımın ecdadını SOYKIRIMcı olarak tanımasını istemem...

O zaman onlara korkularinizla yon vermeyin.

İttihatçıların zamane şartlarında aldıkları-belki hatalı ve acele- bir karar yüzünden ecdadından utanmasını da istemem..

Ecdadini tanimlarina yardimci olun. Once siz tanimaniz lazim tabii ki. Belki utandiklari/utandiginiz kisiler ecdadlari(niz) degildir ;-)

Yine bildiğinizi sanıyorum geçen yıl 19 Mayıs Rum Pontus Soykırımını anma günü kabul edildi ve Yunanistan da yürüyüşler yapıldı. Artık her yıl bir de bunları dinleyeceğiz..

It urur kervan yurur. Dinlemeyin.

Anlayacağınız kesmediğimiz(!) millet kalmamış...

Meyvasiz agaci taslayan pek olmaz.. Bizim Imparatorlugumuzun bakiyeleri hala daha yerli yerine oturmadi. Aradan 100 sene gecti ve Osmanli'nin boslugu buralarda zonkluyor. Bizi pasifize etmek icin tabii ki her seyi diyeceklerdir. Ne bekliyordunuz?

Fransızlar, Cezayir de 1945-1963 te yaptıkları vahşet için ve nerdeyse 1,5 milyon insanın ölümüyle ilgili resmi özrü hala dilemediler.

O eskidi... 1960'larda Ingiltere'nin Kenya'da yaptiklarini bir bilseniz..

Sözkonusu biz olunca 2006 yılını Ermeni Yılı ilan edip, soykırım anıtı dikmekten geri kalmıyorlar..

Ve, bu da cok onemli. Peki, nicin?

Sonuç olarak, Bu konuda üzgün olduğumuzu söylemekte beis yok. Üstelik herkes için üzgün olduğumuzu söyleyebilmeliyiz.

Uzgun/muteessir oldugumuzu soylemek anlamli degil bence. Bir sucu kabul edermiscesine hele de. Ben size, o sucun suc ortagi bile olmadigimizi anlatmaga calisiyorum.

Taşnak zihniyetini kırmak Türk ve Ermeni ulusları arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinden ve insani temasın artırılmasından geçmektedir...

Guzel bir 23 Nisan cumlesi.. :-)

Hala daha Tasnak zihniyetinin aptallik oldugunu gormuyor musunuz? Sanki zorla Ermenistan ile Turkiye iliskilerini bozmak icin ugrasiyorlar. Bu tavrin Ermenistan'da ayda 20-30 dolara (o da is bulabilen nadir sayida insan icin) nasil karsilandigini hic dusundunuz mu?

Burada asil soru, Tasnakcilarin nicin Turkiye'den toprak talepleri olabilecegini resmen soylemis olduklaridir... Bugunku Ermenistan'a, Ermenistan ahalisine tek kurusluk faydasi oldu mu bunun? Yok.

Aksine sinir kapilarini acmak niyetimizi kac yil daha ertelediler. Boyle bir seye yol acacagi belli olan bir lakirdiyi etmenin akilla birlikte telaffuzu mumkun mudur?

Bizim büyük bir devlet olarak yapmamız gereken ise, Azerbaycan ve Ermenistan arasında barışçı bir çözümü desteklemek; ardından sanayimizle, ticaretimizle, kültürümüzle, insanımızla Ermenistan ile ilişkiye girmektir diye düşünüyorum..

Derhal Hariciyemize gerekli tesebusslerde bulunmak talimatlarinizi aktaracagimdan en ufak bir endiseniz olmasin :)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 6, 2006 11:26 PM

Mustafa Bey,

Bu tip makaleleri gündeme getirdiğiniz için teşekkür ederim. Biz de bilgilerimizi yenilemiş oluyoruz.
Kanımca Lewy'nin makalesindeki en önemli eksiklik sadece bir yerde atıf yaptığı dönemin ABD İstanbul Büyükelçisi Henry Morgenthau'dan yeterince bahsetmemesi. Her ne kadar bahsettiğiz kaynaklar önemli olsa da , Ermeni Tehcirinin dünyada özellikle de Amerikan toplumunda 'Soykırım' olarak algılanmasında büyükelçinin 1918 yılında yayımladığı "Ambassador Morgenthau's Story" adlı kitabın etkisi büyük. Bu kitabın günümüzde bile Ermeni Soykırımının en önemli kaynaklarından biri olduğu kabul ediliyor.

Kimdir Morgenthau? Yahudi kökenli olup New York'ta emlak komisyonculuğu yapan Morgenthau dönemin ABD Başkanı Wilson'a 1912 seçimlerinde verdiği destek karşılığında Osmanlı İmparatorluğuna Büyükelçi olarak atanır. Kasım 1913'ten Şubat 1916'ya kadar (İmparatorluğun en çalkantılı döneminde ) İstanbul'daki bir çok olaya da şahit olur. Savaş boyunca ABD Büyükelçiliği, İtilaf Devletlerinin gayri resmi bürosu gibidir. Bu devletlerinin İstanbul'daki vatandaşlarının, savaş esirlerinin işlerini takip eder. Başta Talat Paşa olmak üzere hükümet üyeleriyle , Alman Büyükelçi Wangenheim ile sürekli görüşür. Hatta Çanakkale Cephesini ziyaret eder.

İki yıl sonra İstanbul'da tuttuğu günlüğünü Burton J. Hendrick adlı ünlü bir gazeteciye vererek ( ABD Dışişleri Bakanlığı'nın da desteğiyle) düzenler, kitap haline getirir. Amerikalı bir tarihçinin ifadesiyle "Amerikalıların nesiller boyu belirli bir ulus ve ülkeye bakış açısının şekillendirilmesinde "Ambassador H. Morgenthau'nun öyküsü" diye bilinen kitap kadar etkili olanı çok azdır .

Zannedilenin aksine kitabı Morgenthau yazmamış, günlüğü ve yazdığı mektuplar kaynak olarak kullanılmıştır. (Tabi değiştirilerek!) Tarihçi Heath W. Lowry'e göre Morgenthau'nun İstanbul'daki Büyükelçilikteki Ermeni yardımcıları Agop Andonian ve Schmavonian ana taslağı hazırlamış, Amerikaya döndüğünde başkan adına Dışişleri Bakanı R. Lansing son rötuşları yapmış, dönemin ünlü gazetecisi Hendrick'te kaleme almıştır.( Bahsi geçen Agop Andonian'in Lewry'nin makalesinde adı geçen Aram Andonian ile bir akrabalığı olup olmadığını bilmiyoruz.)

Kitabın Çanakkale Muharebeleriyle ilgili kısmı Yeditepe Yayınevi tarafından yayınlanmıştı. İlgili bölüm okunduğunda ABD Büyükelçisinin Türklere karşı ne kadar önyargılarla dolu olduğu anlaşılıyor. (Çanakkale Devler ülkesinde Devler Savaşı, Yeditepe Yayınevi , 2005)

Büyükelçinin yayınlanmamış günlükleri ile sonradan yayımlanan kitap arasından ciddi farklar olduğunu söyleyen Tarihçi Lowry'e göre sonradan yapılan eklemelerle başta Talat paşa olmak üzere dönemin Türk yöneticileri ( hatta Türkler) insanlıktan nasibini almamış kişiler, böyle bir suçu işleyecek yapıda insanlar olarak gösterildi. ( Oysa aynı büyükelçi yayımlanmamış günlüğünde daha ılımlı ve dostane ifadeler kullanıyordu. Aynı dönemde İstanbul'da görev yapan Amerikalı gazeteci Schreiner, Morgenthau'nun Osmalı Devlet Adamları ve Alman Büyükelçisiyle çok yakın dostlukları olduğunu yazmıştı.)

Osmanlı Ermenilerinin başına gelenlere en önemli kanıt olarak gösterilen bu kitap ABD Hükümetinin desteğiyle 1918'de basıldı. Kitabın başlıca vurguladığı noktalar 1. İttihat Terakki Hükümetini savaşa Almanyanın emperyalist emelleri sürüklemiştir.
2. İttihatçı Liderler Talat Bey ve Enver Paşa savaşı fırsat bilerek Osmanlı Ermenilerini sürme kararı aldılar.
3. Kötü ruhlu Enver ve Talat'ı Ermenileri alçakça yok etme planından vazgeçirmek için yılmaksızın çaba sarfeden tek kişi Morgenthau'dur.
4. Gayretleri sonuç vermedi. Çünkü onları vazgeçirebilecek tek kişi olan Alman Büyükelçisi Wangenheim ilgisiz kalıp biçare Ermenilerin hakkını korumayı reddetti.

1918'de kitap yayınlandıktan sonra Büyükelçiye en büyük tepki 1915'te İstanbul'da bulunduğu sırada aynı yerde görev yapan bir kaç kez Çanakkale cephesine giden , Doğu Anadolu'da Ermenilerin tehcirini izleyen Associated Press Muhabiri Amerikalı Gazeteci George A. Schreiner'den geldi. " Türklere mal ettiğiniz acımasızca davranışlara siz pek tanık olmadınız. Bunun yanısıra ayaklanmanın olduğu yerdeki Ermenilerin sayısından çok Ermeninin öldürüldüğünü iddia ettiniz. ...... Sizinle çok açık konuşmam gerekirse Türkleri yeryüzünün en kötü, Almanları da eğer böyle bir şey mümkünse onlardan da kötü varlıklar haline getirme çabalarım imkansız"


Yukarıdaki makaleye kendi araştırmalarım doğrultusunda katkıda bulunmak istedim.
Selamlar.

Tuncay Yılmazer

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 7, 2006 1:06 AM

Ece Hanım,

Çocuklarınızın ecdadını soykırım failleri olarak bilmesini istemediğini yazmanıza takıldım. Peki soykırım hakikaten gerçekleştiyse bunun çocuklarınızdan gizlenmesini ister miydiniz? Gizlenmesini istemediğinizi tahmin ediyorum ama bu cümleyi okur okumaz aklıma gelen de bu oluyor. Umarım ki yapılan araştırmalar, şüpheye yer bırakmayacak şekilde, atalarımızın soykırıma bulaşmadığı neticesini ortaya çıkarır ama bu araştırmaların sonucu ne olursa olsun çocuklarımın doğruyu öğrenmelerini isterim demek daha tutarlı olur gibi geliyor bana. Biraz uzun tabi.

Sayın Müzmin Anonim,

yazdıklarınız biraz fazla komplo teorisi tadı vermiş. Zaten siz de bu konularda çok bilginizin olmadığını yazmışsınız. Bu da aklıma şu soruyu getiriyor. Az çok bilgi sahibi olmadan bazı gurupları zan altında bırakacak yazılar yazmak etik olarak sakıncalı değil mi? Çok iyi bilmediğinizi itiraf ediyor olsanız bile. Örneğin, Müzmin Anonim'i pek tanımam ama sabetayist gibi geliyor bana nitekim sabetayistlerin işi değil mi böyle kimliğini saklamak?

Saygılarımla
Kıvanç Tarhan.

Yazan: Kıvanç Tarhan Tarih: February 7, 2006 1:07 AM

Bir felsefe öğretmeni bu konuda ne diyebilir diye düşündüm. Şu kadarını sanırım diyebilirim:

Bu tür konuları ele alır iken -başka hiçbir milletin bunu yapmıyacağını düşünsek bile- milliyetçi bakışı bir kenara koyabilmeli değil miyiz? Olgu ile değeri birbirinden tümüyle farklı biçimde incelemek gerekmez mi? Yada bunlar zaten yapılmakta mı?

Olgular üzerinde değerler tartışması yürütmek kafa karışıklığı ile söz kalabalığı dışında hiçbir sonuç vermiyor. Nasıl olması gerektiğini bir tarafta, nasıl olmuş olduğunu diğer bir tarafta incelediğimizde bunları yaşamıyoruz.

"Ermeni Soykırımı İddiası"nı inceler iken bu iddianın gerçekten de doğruyu yansıttığı ihtimalini kabul ederiz. Diğer bir deyişle gerçekten de safkan türk-müslüman olan bir takım yetkililerin bu tür bir soykırımı nazilerinkine benzer bir zihniyetle yaptırmış olabileceklerini -incelemenin öncesinde- soğukkanlılıkla kabul ederiz. "Müslüman türkler böyle bir şey yapmaz" diye kestirip atmayız (Tabiki bu sitede böyle yapıldığını ne öne sürüyor ne de ima ediyorum. Muhtemelen mutabık olunan bir hususun vurgusudur bu ancak). Siyaset Tarihi bilimi ancak bu şekilde bir parça Doğa Tarihi bilimine benzeyebilir ve bu benzerliği oranında da güvenilir/genelgeçer bilgiler sunabilir. Milliyetçi renkler taşıdığı ölçüde de bilim olmaktan uzaklaşıp edebiyata yakınlaşır.

Saygılar...

Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: February 7, 2006 1:45 AM

Sevgili arkadaşlar,
Yukarıda yazdığım makalenin son bölümündeki Amerikalı Gazetecinin Büyükelçi Morgenthau'ya yazdığı mektubun bir bölümü hatalı çıkmıştır. Doğrusu: "Sizinle çok açık konuşmam gerekirse Türkleri yeryüzünün en kötü, Almanları da eğer böyle bir şey mümkünse onlardan da kötü varlıklar haline getirme çabalarınızı desteklemem imkansız" olacaktır.

Başta Mustafa Akyol olmak üzere site müdavimleri
bu yazıyla ile ilgili görüşlerini belirtirlerse memnun olurum.
Saygılar.

Tuncay Yılmazer

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 7, 2006 11:46 AM

Kivanc bey,

yazdıklarınız biraz fazla komplo teorisi tadı vermiş. Zaten siz de bu konularda çok bilginizin olmadığını yazmışsınız. Bu da aklıma şu soruyu getiriyor. Az çok bilgi sahibi olmadan bazı gurupları zan altında bırakacak yazılar yazmak etik olarak sakıncalı değil mi?

Boyle bir soru her zaman var. Ve, her kanaatten sonra da sorulabilir.

Tevazuyu som-cehalet olarak okursaniz, 'az cok bilgi sahibi' olmadigimi dusunmekte hakli olabilirsiniz.

Çok iyi bilmediğinizi itiraf ediyor olsanız bile.

'Cok iyi' bilmek icin o gun orada yasamis, ic-kabinenin kendi aralarinda ne konustuklarina kulak misafiri olmak gerekiyor. Bunu mumkun gormuyorum. O zaman isaretlere bakmak zorundayiz. Isaretleri okumaga calistigimi soylemedigimi dusunuyorsaniz o baska tabii.

Örneğin, Müzmin Anonim'i pek tanımam ama sabetayist gibi geliyor bana nitekim sabetayistlerin işi değil mi böyle kimliğini saklamak?

Hah, bu isimden kimlik cikarmak meselesi.. :-)

Simdi, bana yazan birisinin yazisinin altina Kivanc Tarhan ismini yazmis olmasi ile kimligini aciklamis oluyor.. Boylece ben ve buradaki herkes onun kim oldugunu, cemaziyevvelinin ne oldugunu filan hemencecik tanidik ve bildik.. Degil mi?..

Birakin Internet'i, sokakta yururken, ya da bir toplantida filan karsilasip isim/kartvizit degis tokusu yapsak bile birbirimizi tanimis mi oluruz?.. Siz olurum diyorsaniz, bu tavriniza imrenirim sadece.

Ote yandan, madem actiniz, soyleyeyim: Sabetayist degilim.

Sabetayistlerin hasim filan goruyor da degilim. Herseyin her donemde faili onlar degil ama yakin tarihimizde oynadiklari rolu daha iyi anlamak icin imkan buldukca onlarla da konusurum. Bu gerekli; cunku henuz kamuya malolmamis hayli sey var.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 7, 2006 1:16 PM

Cengiz bey,

"Ermeni Soykırımı İddiası"nı inceler iken bu iddianın gerçekten de doğruyu yansıttığı ihtimalini kabul ederiz. Diğer bir deyişle gerçekten de safkan türk-müslüman olan bir takım yetkililerin bu tür bir soykırımı nazilerinkine benzer bir zihniyetle yaptırmış olabileceklerini -incelemenin öncesinde- soğukkanlılıkla kabul ederiz.

Ne denilebilir ki.. 'incelemenin otesinde' kabul edebilirseniz, felsefe ogrenciligi ya da ogretmenligi ya da tek basina akil devreden cikmis olmak zorunda kalir. Bu tur teslimiyeti akla yakistiramiyorum.

Diyelim ki, 'dogru oldugunu farzederek baslayabiliriz' dediniz; o da bir yontemdir ve son derece makul bulurum. Bundan sonraki adimlari da yerine getirmek gerekir tabii ki. Ilk soru 'nicin?' olmali bence.

Nicin bir milleti (bugun anladigimiz anlamdaki bir milleti) yok etmek amaci ortaya cikmis? Daha dogrusu, boyle bir amac (yok etmek) cikmis mi?

"Müslüman türkler böyle bir şey yapmaz" diye kestirip atmayız (Tabiki bu sitede böyle yapıldığını ne öne sürüyor ne de ima ediyorum.

Akli basinda kimsenin 'musluman turkler boyle bir sey yapmaz' diyebilecegini ben de dusunmuyorum. En azindan elimizde Kuyucu Murat Pasa ornegi var --klasik anlamda bir soykirim olmasa bile, koyu yesil muslumanlarin acik yesil muslumanlara neler yapabildigini cok iyi ornekler.

Muhtemelen mutabık olunan bir hususun vurgusudur bu ancak). Siyaset Tarihi bilimi ancak bu şekilde bir parça Doğa Tarihi bilimine benzeyebilir ve bu benzerliği oranında da güvenilir / genelgeçer bilgiler sunabilir. Milliyetçi renkler taşıdığı ölçüde de bilim olmaktan uzaklaşıp edebiyata yakınlaşır.

Mesele milliyetcilik olmamali; kabul. Yani, sadece milli aidiyet yuzunden birilerini --her seye ragmen-- sahiplenmek tabii ki dogru ya da kabul edilebilir degil. Fakat, milliyetci olmayacagiz diye de onumuze her uzatilan seyi kabul edecegiz anlamina gelmiyor bence bu.

Herneyse. 'Ermeni Soykirim Iddialari' her ne zaman gundeme gelse ben hep 'nicin?' sorusunu soruyorum. Ve, makul bir sebebini de goremiyorum.

Nicin cok daha acik ve yakin bir tehdir olacagi asikar olan Anadolu ve Istanbul Rumlari isin boyle bir sey 'planlanmamis' da Ermenilere reva gorulmus olabilir?

Ya da, belki de deha onemlisi, nicin Ermenilerin bir kismi o derece militanize olabilmisler; buna nasil bir imkan/firsat saglanmis, kimsenin bundan haberi olmaksizin mi bu --aniden-- ortaya cikmis?

Osmanli'nin yeri geldiginde belkemigi olan bu millet (dini cemaat), nasil olmus da bir blok halinde Osmanli'ya bu derece dusman olmus? Bu kadar keskin donusumler fiilen mumkun mudur? Bunu mumkun kilan nedir; yoksa oyle oldugu mu farzedilmis --farzedilmis ise 'nicin?'..

Bu sorulari artirabiliriz... fakat nedense cevplar hic artmiyor.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 7, 2006 1:52 PM

Müzmin ANONİM bey/hanım;

Yazis tarzlariniz birbirine cok yakin: Nasil soyleyeyim, ayni ozensizlikle satirlari luzumsuz yerlerden bolmek, kelime secimi, asker mektubu gibi (neye cevaben neyin yazildigi belli olmayacak sekilde) cevap yazmaklar vb.. ;-) [Pardon, ama, debbag tarafim olmadigini hic soylemedim ki. :-) ].
*Özensiz yazmayı kimse istemez,bunun iki nedeni olabilir;
-vakitsizlik(özellikle okul zamanı)
-sayısalcı olmak (yetersiz imla ve Türkçe bilgisi)
Bu konuda sizden ve Mustafa bey den özür dilerim.
Ama sonuçta anlaşılan yanlış anlamışım,özür dilerim.
Estağfurullah,sui zanna sebep olmak da en az zan sahibi kadar suçtur
Belki de erkeksi yazıyorum farkında değilim)
Ayrıca Sn XSI ya benzetilmek hoşuma bile gitti,ya şöyle hitap etseydiniz;
Ece/Ataman bey ))))))))))))))
O zaman nasıl ispat edecektim onu düşünüyorum .
(Ataman bey e sevgiler)
Dalga gecmem ama benimle dalga gecildigini dusunurum. Cunku hayran (fanclub member) sahibi olacak bir tarafim oldugunu dusunmedigim icin, istihza ile soylenmis olmasi cok daha muhtemeldir bence.
İstihza yeteneği olan sizsiniz,maşallah bizi kelimelerle yerden yere vurabiliyorsunuz.
Benim yazdıklarım çok açık ve net hatta biraz da pervasız)
BLOG sitenizi aktive ederseniz fanlarınızı orada görebilirsiniz)

SQ'nun ne olduguna bakmak ihtiyaci duyduguma gore IQ'um o kadar da yuksek olmasa gerek. Ustelik, QQ ve WQ gibi yeni ve modern bilesiklerim hic yok galiba.
Ben bu kavramları Muhammed BOZDAĞ ın RUHSAL ZEKA isimli kitabında okumuştum,IQ ya gerek yok okumanız yeterli
Konuya dönersek;
Mesele onaylamak degil. Onaylasaniz ne farkeder? ABD'liler Kizilderili soykirimini teyid ediyorlar da ne oluyor.. hic. Aslolan guclu olabilmektir.
Haklısınız..Şu an güçlü bir devlet olsaydık ve AB yi tek kurtuluş olarak görüyor olmasaydık bu tür ağız kokularını çekiyor olmayacaktık.
Bakin size guzel oldugunu dusundugum bir anekdot soyleyeyim:
"Garibin karnina vurmuslar, ah arkam demis!".. Arkaniz, sirtiniz kuvvetli olmazsa, ya da kendiniz guclu olamazsaniz hersey gelir sizi bulur...

Arkamızı Sam amcamıza dayamışız ,her yıl “Ermeni soykırımı” diyecek mi
Ecdadini tanimlarina yardimci olun. Once siz tanimaniz lazim tabii ki. Belki utandiklari/utandiginiz kisiler ecdadlari(niz) degildir ;-)
İşte kilit cümleniz bu…
Ecdadımız dediğimiz Osmanlı Padişahları da safkan Türk değillerdi onları da red mi edeyim?
Ecdad kimdir konusu bence çok su götürür,kriterimiz ne olacak,Türklük mü?Müslümanlık mı?Anadolu luk mu?vs vs vs…
İttihatçıların sizin iddia ettiğiniz gibi mason/sabetay kanadının yapmış olduğu planlı temizliği (!) görmezden gelip,tüm dünyaya nasıl karşı durabileceğiz?
Biz artık TC. yiz OSMANLI nın yaptığı hatalar bizi ilgilendirmez deyip sıyrılabilecek miyiz?
Hala daha Tasnak zihniyetinin aptallik oldugunu gormuyor musunuz? Sanki zorla Ermenistan ile Turkiye iliskilerini bozmak icin ugrasiyorlar. Bu tavrin Ermenistan'da ayda 20-30 dolara (o da is bulabilen nadir sayida insan icin) nasil karsilandigini hic dusundunuz mu?
Bütün Ermeniler olmasa bile taşnak zihniyeti;
1-Türkiye'nin Doğu'sunu kendilerine ''vaat edilmiş topraklar'' olarak görmektedirler.

2- ''Ağrı Dağı'' onlar için çok kutsal olduğu için,ona sahip olmak istemektedirler.

3-Geçmiş devirlerde ki ''Urartu'' medeniyeti kendilerinin uygarlığı olduğunu ve ilk kurulduğu yer olan Van şehri bu bakımdan onlar için kutsal bir önemi vardır.

4-Sözde soykırım safsatasını bir ''Hristiyanlık'' meselesi haline getirip geniş ölçekli bir ittifak kurma hayali maalesef gerçeğe dönüşme izlenimi vermektedir.

5-Bu bağlamda 4.madde bazı Batı ülkeleri tarafından kullanılarak daha önce Türkiye üzerinde oynamak istedikleri fakat başarılı olamadıkları oyunları yapmak fırsatı olarak değerlendirmeleri bu konuyu bu kadar popüler yapmıştır.
.
Derhal Hariciyemize gerekli tesebusslerde bulunmak talimatlarinizi aktaracagimdan en ufak bir endiseniz olmasin :)
Çok sevinirim,bir zahmet gitmişken şunu da iletiverin:
bu meseleyi DOĞU PERİNÇEK ve MEHMET GÜL gibi adamlara bırakmak yerine doğru dürüst bir strateji izlesinler ve gerçek tarihçilere (YUSUF HALAÇOĞLU gibi insanlara ) yeterli önemi versinler..Önlerini açsınlar…
sevgi ve saygılarımla
ECE

Yazan: ece Tarih: February 7, 2006 7:30 PM

Ece hanim,

-sayısalcı olmak (yetersiz imla ve Türkçe bilgisi)

Digerlerini bilemem, ama, bunun elle tutulur bir sekilde (tangibly) mevcut olabilecegine katilirim.

Dunyayi sayilar ve/ya geometrik sekillerden ibaret gorebilenler, nedense, gorduklerini/meramlarini anlatmaga, araclarin verimli kullanimina sira gelince olaganustu tembel ya da ilgisiz olabiliyorlar.

Kendimden yola cikarak soyleyebilecegim tek aciklamasi bunun aslinda bir cesit kibir olabildigidir. [Herkes icin gecerli oldugunu soylemiyorum] Kurtulmak icin ozel gayret gerekir --diyorlar..

Belki de erkeksi yazıyorum farkında değilim?)

Evet, bu element de var. Ilerde cocuklariniza neler ogreteceginizden bahsettiniz, o bapta bir sey soyleyeyim: Ne yapar yaparsiniz bilmem, ya kadinsi tonda konusabilen bir erkek bulmali, ya da bu tonunuzu gozden gecirmelisiniz --yoksa, iki baba tarafindan yetistirilmis cocuklari gozumun onune getirdigimde urperiyorum :-) <BG>

Ayrıca Sn XSI ya benzetilmek hoşuma bile gitti,ya şöyle hitap etseydiniz; Ece/Ataman bey ?)))))))))))))) O zaman nasıl ispat edecektim onu düşünüyorum . (Ataman bey e sevgiler)

Bu ihtimal pek yok gibi.. Bir suru sebebi var: Sizin Ataman bey gibi sapkadan slogan cikartmak yeteneginiz pek yok sanki; arti, inanmadiginiz bir dine ait yuz milyon bin adet ayet de bilmiyorsunuz.. [Yani, bugune kadar boyle bir emmare goremedim ;-) ]

BLOG sitenizi aktive ederseniz fanlarınızı orada görebilirsiniz?)

Yigit yigit derler candan ederler; bonkor bonkor derler maldan ederler :-)

Simdi, tutup, bu tur cesaretlendirmeler uzerine blogu faal kildiktan sonra butun fan sayisinin bir (=kendim) oldugunu gormek de var...

Ben buna dayanamam... ;-)

Ben bu kavramları Muhammed BOZDAĞ ın RUHSAL ZEKA isimli kitabında okumuştum, IQ ya gerek yok okumanız yeterli?

Bu IQ meselesine cok da fazla itibar etmiyorum. Yillaaar once yaptiklarinda santim cinsinden boyuma epeyi yakindi; simdilerde oyle degil; boyumdan 30 puandan fazla kisa cikti..

Şu an güçlü bir devlet olsaydık ve AB yi tek kurtuluş olarak görüyor olmasaydık bu tür ağız kokularını çekiyor olmayacaktık.

Eksiksiz katiliyorum.

Arkamızı Sam amcamıza dayamışız ,her yıl “Ermeni soykırımı” diyecek mi

Diyemez. Uzun zaman icin diyemez. Ve, diyebilecegi zaman geldiginde de ABD'yi onemseyen kalmamis olacak..

ABD'nin ne dedigi benim gozumde o kadar onemli degil aslinda. Ben bunu Israil'in demesini onemserim.

Iste o zaman bugune kadar hic bilmedigimiz --aklimiza bile gelmeyen-- cok ilginc bilgilerin ortaya cikacagini dusunuyorum. Sirf akademik bir merak yuzunden bunun olmasini isterdim..

Bu arada, ABD kisaltmasinin cok yaygin bir yanlis oldugunu dusunuyorum. Dogru tercumesi Birlesik Amerik Devletleri olmalidir. Kisaltmayi da ona gore yeniden duzenlemek lazim.

Belki utandiklari/utandiginiz kisiler ecdadlari(niz) degildir ;-)
İşte kilit cümleniz bu…

Hay Allah... Ben ise onu anahtar cumle olur umuduyla yazmistim.. ;-)

Ecdadımız dediğimiz Osmanlı Padişahları da safkan Türk değillerdi onları da red mi edeyim? Ecdad kimdir konusu bence çok su götürür, kriterimiz ne olacak, Türklük mü? Müslümanlık mı? Anadolu'luk mu? vs vs vs…

Kan bagiyla milli aidiyet, ya da ecdad, olusturmak cok yeni bir modadir. Bu modanin sonlarina yaklastigimizi dusunuyorum...

Merak edip, mesela, Cengiz Kagan'in cocuklarinin soykutugunue filan bakabilirsiniz.. Bugunku bakis acimizla cok ilginc bir nesep iliskisi vardir. Ne Cengiz'in kendisi, ne de 'cocuklari' BilmemKim Hatun ile ayni cadirda (=locality) halvet olmuslugu ya da birbilerinin inaclarini onemsiyordu...

Yani, diyecegim o ki, ecdadinizi kendiniz belirleyin --neye, hangi kritere uyacaginizi da bana/baskalarina sormak dogru degil. Benim yegane onerim, baskalarinin size dayattigi ecdadi sorgulamadan kabul etmemenizdir.

Alakasi yok, ama, yine de yazayim: Iyi gozlem yapabilen munafiklarin/kaynaklarin kanaatleri, 'Turkum. Dogruyum. Caliskanim.' sloganinin bir cumle olmadigi, aslinda coktan secmeli bir soru oldugu; ve sadece bir yanitin gecerli oldugu istikametindedir. Bunu da dikkate almak lazim :-)

İttihatçıların sizin iddia ettiğiniz gibi mason/sabetay kanadının yapmış olduğu planlı temizliği (!) görmezden gelip,tüm dünyaya nasıl karşı durabileceğiz?

This is a make believe game. Sonunda bizi de inandirirlarsa kazanmis olacaklardir; o gune kadar tehlike yok bence.

Biz artık TC. yiz OSMANLI nın yaptığı hatalar bizi ilgilendirmez deyip sıyrılabilecek miyiz?

Ben bunu Osmanlinin yaptigini dahi soylemiyorum.

Bir donem icin iktidari ele gecirmis bir klik tarafindan yapilmis ise bunun ilk (ve tek?) suclusu ilgili kabinedir. Nitekim, Sultan ve Saray'in butun icrai yetkilerinin (Batili dostlarimizin da yogun tesvikleriyle) budandigi bir donemde olmustur.

Bütün Ermeniler olmasa bile taşnak zihniyeti; 1-Türkiye'nin Doğu'sunu kendilerine ''vaat edilmiş topraklar'' olarak görmektedirler.

Herkesin hayal kurmak hakki vardir. Onlarinki bizimkinden cok daha dar bile sayilir. Cunku, bizim Turan Ulkesi hayalimizin hudutlari belli degil.. Bazilarina gore Mans Denizinden Cin Denizine kadar uzaniyor. Anladigim kadariyla Ermenilerin bahsettigi bu mendil kadar alan da bunun icinde bir yerlerde yer aliyor..

Bunu nicin kotu niyet olarak okuyorsunuz ki; gordugunuz uzere, adamlar bize katilmak istiyor belki ;-)

2- ''Ağrı Dağı'' onlar için çok kutsal olduğu için,ona sahip olmak istemektedirler.

Ve, Agri dagini bir sekilde ele gecirseler uzerine kus konduracaklar, he mi :-)

Farkinda misiniz bilmem, ama, bu tur korkular yuzunden, giderek artan coban acigimiz bir turlu kapanmayacak gibi gorunuyor..

3-Geçmiş devirlerdeki ''Urartu'' medeniyeti kendilerinin uygarlığı olduğunu ve ilk kurulduğu yer olan Van şehri bu bakımdan onlar için kutsal bir önemi vardır.

Olabilir. Bu hayalin fiile donusmesi ile cehennemde kar firtinasi yasamak ihtimalinin asagi yukari ayni mertebede oldugunu hepimiz biliyorsak derdetmek gerekmez.

4-Sözde soykırım safsatasını bir ''Hristiyanlık'' meselesi haline getirip geniş ölçekli bir ittifak kurma hayali maalesef gerçeğe dönüşme izlenimi vermektedir.

Izlenimi vermektedir... Yani, bizden birileri bunun mumkun olabilecegini saniyor.. Bu durumda, bu bizden birilerinin ne icip ne cektigini merak ederim ben de.. O her ne ise kafa bulmak icin birebir olsa gerek ve ben de isterim :-)

5-Bu bağlamda 4.madde bazı Batı ülkeleri tarafından kullanılarak daha önce Türkiye üzerinde oynamak istedikleri fakat başarılı olamadıkları oyunları yapmak fırsatı olarak değerlendirmeleri bu konuyu bu kadar popüler yapmıştır.

Evet. Zurnanin alisilmadik sesler vermege basladigi nokta bence bu..

Tarihsel olarak da olan budur: Ermenileri ayartarak kendi mezheplerinden sasirtanlar Ermenilerin baslarina gelmedik birakmamis, onlari alenen kullanmislar.. Hala daha bu tukenmez serbetinden ortaligi kana kana suvarmak istiyorlar..

Bizi masa, Ermenileri da canak/kup olmaga razi edebildikleri muddetce bu oyun devam eder.

Derhal Hariciyemize gerekli tesebusslerde bulunmak talimatlarinizi aktaracagimdan en ufak bir endiseniz olmasin :)
Çok sevinirim,bir zahmet gitmişken şunu da iletiverin: bu meseleyi DOĞU PERİNÇEK ve MEHMET GÜL gibi adamlara bırakmak yerine doğru dürüst bir strateji izlesinler ve gerçek tarihçilere (YUSUF HALAÇOĞLU gibi insanlara ) yeterli önemi versinler..Önlerini açsınlar…

Ah.. siz gercek (ne demekse, ve boyle bir mahluk hic yasamissa) tarihcilerin bu oyunda bir rol oynayabilecegini dusunenlerdensiniz galiba.. Ne mutlu. Boylesine idealist insanlarin varligi, benim baktigim yerden, gelecek gunlerin yakici gunesine karsi huzur bulutlari anlamina geliyor...

Ote yandan, Tarih Kurumu'nun kurulus amaci bu degil ki.. ve, bunca zaman sonra basina bir tarihcinin getirilmis olmasi da bence ciddi buyuk bir yanlislik...

Turgut Ozakman gibi tiyatrocu/senarist bir uzman bosta dururken Halacoglu'nun o makami isgal etmesini, her 29 Ekimde Huzur'a cikan clergy tarafindan nasil izah edildigini cok merak ediyorum..

Carpilacaklari yakindir. Cok alametler belirdi ;-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 8, 2006 5:27 PM

Müzmin Anonim bey
Dunyayi sayilar ve/ya geometrik sekillerden ibaret gorebilenler, nedense, gorduklerini/meramlarini anlatmaga, araclarin verimli kullanimina sira gelince olaganustu tembel ya da ilgisiz olabiliyorlar.

Dünyayı sayılardan ibaret görmüyorum elbette..
Mühendislik okumuş/yor olmama rağmen tarihe,politikaya ,teolijiye ilgi duyuyorum ve araştırmaya gayret ediyorum,şu an da akyol,org u takip ediyor olmam bile buna kanıt değil midir?
Ayrıca yöneltmiş olduğunuz “özensiz yazım” eleştirinize bir mazeretim daha var; o da mesajımı direkt text alanına yazıp yollamak gibi bir hata yapıyor olmak..Halbuki herhangi bir word dosyasında yazıp şekillendirip sonra göndermek en doğrusuymuş..

Kendimden yola cikarak soyleyebilecegim tek aciklamasi bunun aslinda bir cesit kibir olabildigidir. [Herkes icin gecerli oldugunu soylemiyorum] Kurtulmak icin ozel gayret gerekir --diyorlar..

Bakın özeleştiri yapmış olmanız bile kibrinizi eritmek için bir başlangıç olabilir,çünkü sizde baskın bir özellik olarak bağırıyor ))

Belki de erkeksi yazıyorum farkında değilim?)
Evet, bu element de var. Ilerde cocuklariniza neler ogreteceginizden bahsettiniz, o bapta bir sey soyleyeyim: Ne yapar yaparsiniz bilmem, ya kadinsi tonda konusabilen bir erkek bulmali, ya da bu tonunuzu gozden gecirmelisiniz --yoksa, iki baba tarafindan yetistirilmis cocuklari gozumun onune getirdigimde urperiyorum :-)

;))))))))))
Burayı arkadaşlarıma okutacağım çok gülecekler…Konuşma tonumun yumuşaklığı ve feminen tavırlarım bir fabrikada idarecilik yapamayacağım endişesi yaratmıştı )
(Malum iş hayatında biz kadınlardan erkeksi tavırlar ve ses tonu bekleniyor…)
Bu sayfanın kopyasını alıp hemen CV’ me eklemeliyim ))))))
“Bakın ben istediğimde erkeksi olabiliyorum ,işte kanıtı” diye sunarım )))

Yigit yigit derler candan ederler; bonkor bonkor derler maldan ederler :-)
Simdi, tutup, bu tur cesaretlendirmeler uzerine blogu faal kildiktan sonra butun fan sayisinin bir (=kendim) oldugunu gormek de var...
Ben buna dayanamam... ;-)

Biz sizi buradan okumaya devam edelim en iyisi ,ruh sağlığınızın bozulması riskini gözardı edemeyiz…
Ama siz şu linke her sabah adınızı yazıp tıklayın;
http://www.pluslive.info/sekonder/dosya/muhtesem.htm
Bir tür fan işlevi görecektir ))

Bu IQ meselesine cok da fazla itibar etmiyorum. Yillaaar once yaptiklarinda santim cinsinden boyuma epeyi yakindi; simdilerde oyle degil; boyumdan 30 puandan fazla kisa cikti..
İtibar etmiyorum demişsiniz ama şimdilerde sahip olduğunuz IQ den haberiniz var
Ben IQ mu hala ölçme ihtiyacı hissetmedim mesela))
-------------------------------------------------
Arkamızı Sam amcamıza dayamışız ,her yıl “Ermeni soykırımı” diyecek mi demeyecek mi endişesiyle bekliyoruz,demeyince derin bir nefes alıyoruz…
Diyemez. Uzun zaman icin diyemez. Ve, diyebilecegi zaman geldiginde de ABD'yi onemseyen kalmamis olacak..
ABD'nin ne dedigi benim gozumde o kadar onemli degil aslinda. Ben bunu Israil'in demesini onemserim.

Güruhtan ayrılmak adına bazen öyle laflar ediyorsunuz ki…
Bir yığın anahtar cümle ve konu konuyu açıyor…
Yahudiler kendi Mavi kitaplarıyla nazi soykırımını dünyaya kabul ettirdiler ve mazlum ırk oldular ,bu psikoloji onları birbirine bağladı ve siyasetleri oluştu.
Derken bir bakmışız İsrail kurulmuş ve dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler bu bilinçle asimile olmadan İsrail e göç etti…Hala daha Hollywood da sürekli Yahudi soykırımı pompalıyor.
Zavallı Filistin in Hollywood u da yok !!! Mavi kitabı da …

Ermeni diasporası da uyandı SYSTEM OF A DOWN la gençlere ulaştı ,siz biliyor musunuz ki Yahoo music te bu grup seçildiler ve sürekli 5 dk lik tanıtımlarında müzikleri yerine genocide masalı anlattılar..Bizzat dinledim…
Biz ne dersek diyelim Genocide sektörü oluştu ve reklam kampanyaları “mazlum ırk :Ermeniler” imajını zihinlere yerleştirmeye başladı .. hatta iddia ediyorum bir süre sonra buna sizin torunlarınızda inanmaya başlayacak..

Iste o zaman bugune kadar hic bilmedigimiz --aklimiza bile gelmeyen-- cok ilginc bilgilerin ortaya cikacagini dusunuyorum. Sirf akademik bir merak yuzunden bunun olmasini isterdim..

Öyle yada böyle İsrail in Arz-ı Mevud hayalleri “Ermeni Soykırımı oldu” demesine engel olur..Yani İSRAİL böyle bir şey demez..Ekmek ve yağ durumları..

Bu arada, ABD kisaltmasinin cok yaygin bir yanlis oldugunu dusunuyorum. Dogru tercumesi Birlesik Amerik Devletleri olmalidir. Kisaltmayi da ona gore yeniden duzenlemek lazim.
BAD
alemsiniz ))
Yakışır ..USA ya da bir düzenleme yapın okuyalım))

Kan bagiyla milli aidiyet, ya da ecdad, olusturmak cok yeni bir modadir. Bu modanin sonlarina yaklastigimizi dusunuyorum..

Tamam bugünden itibaren kendime ecdadlardan ecdad beğeneceğim))
Ben YAVUZ SULTAN SELİM hayranıyım o bir kere listenin başında.
.
Yani, diyecegim o ki, ecdadinizi kendiniz belirleyin --neye, hangi kritere uyacaginizi da bana/baskalarina sormak dogru degil. Benim yegane onerim, baskalarinin size dayattigi ecdadi sorgulamadan kabul etmemenizdir.

Ne dersiniz GANDHI benim ecdadım olabilir mi?Onu da çok önemsiyorum….


Alakasi yok, ama, yine de yazayim: Iyi gozlem yapabilen munafiklarin/kaynaklarin kanaatleri, 'Turkum. Dogruyum. Caliskanim.' sloganinin bir cumle olmadigi, aslinda coktan secmeli bir soru oldugu; ve sadece bir yanitin gecerli oldugu istikametindedir. Bunu da dikkate almak lazim :-)
Bu cümle(!) bana hep LEYLA ZANA yı hatırlatıyor…

This is a make believe game. Sonunda bizi de inandirirlarsa kazanmis olacaklardir; o gune kadar tehlike yok bence.
Çok rahatsınız ..

Ben bunu Osmanlinin yaptigini dahi soylemiyorum.
Osmanlı tarifinizi alabilir miyim?

Bir donem icin iktidari ele gecirmis bir klik tarafindan yapilmis ise bunun ilk (ve tek?) suclusu ilgili kabinedir. Nitekim, Sultan ve Saray'in butun icrai yetkilerinin (Batili dostlarimizin da yogun tesvikleriyle) budandigi bir donemde olmustur.
Şu andaki iktidar da TC adına adımlar atıyor ilerde sadece bu kabineyi bağlar diyebilecek miyiz?
Talat ,Cemal ,Enver Paşaların soy kütüğünü araştırdınız mı?

Bütün Ermeniler olmasa bile taşnak zihniyeti; 1-Türkiye'nin Doğu'sunu kendilerine ''vaat edilmiş topraklar'' olarak görmektedirler.
Herkesin hayal kurmak hakki vardir. Onlarinki bizimkinden cok daha dar bile sayilir. Cunku, bizim Turan Ulkesi hayalimizin hudutlari belli degil.. Bazilarina gore Mans Denizinden Cin Denizine kadar uzaniyor. Anladigim kadariyla Ermenilerin bahsettigi bu mendil kadar alan da bunun icinde bir yerlerde yer aliyor..
Bizim turan hayalimize(?) ulaşmak için gidip onu bunu soykırımla suçlamıyoruz,ona buna ağlayıp bunları dövün demiyoruz…
Bunu nicin kotu niyet olarak okuyorsunuz ki; gordugunuz uzere, adamlar bize katilmak istiyor belki ;-)
2- ''Ağrı Dağı'' onlar için çok kutsal olduğu için,ona sahip olmak istemektedirler.
Ve, Agri dagini bir sekilde ele gecirseler uzerine kus konduracaklar, he mi :-)
Farkinda misiniz bilmem, ama, bu tur korkular yuzunden, giderek artan coban acigimiz bir turlu kapanmayacak gibi gorunuyor..

Ağrı(Ararat) dağı nın bulunduğu bölgeyi istiyorlar ,hatta bu dağı yüksek yerlere çıkıp izledikleri gün onlar için uğurlu sayılıyor (tv de izledim)


4-Sözde soykırım safsatasını bir ''Hristiyanlık'' meselesi haline getirip geniş ölçekli bir ittifak kurma hayali maalesef gerçeğe dönüşme izlenimi vermektedir.
Izlenimi vermektedir... Yani, bizden birileri bunun mumkun olabilecegini saniyor.. Bu durumda, bu bizden birilerinin ne icip ne cektigini merak ederim ben de.. O her ne ise kafa bulmak icin birebir olsa gerek ve ben de isterim :-)
Siz kafa bulmak için bana cevap yazıyorsunuz yetmiyor mu))))
5-Bu bağlamda 4.madde bazı Batı ülkeleri tarafından kullanılarak daha önce Türkiye üzerinde oynamak istedikleri fakat başarılı olamadıkları oyunları yapmak fırsatı olarak değerlendirmeleri bu konuyu bu kadar popüler yapmıştır.
Evet. Zurnanin alisilmadik sesler vermege basladigi nokta bence bu..
Tarihsel olarak da olan budur: Ermenileri ayartarak kendi mezheplerinden sasirtanlar Ermenilerin baslarina gelmedik birakmamis, onlari alenen kullanmislar.. Hala daha bu tukenmez serbetinden ortaligi kana kana suvarmak istiyorlar.

Bu konuyu çok iyi bilmiyorum fakat gregorian mezhebinin papazlarını öldürerek başladıklarını okumuştum. .
Çok sevinirim,bir zahmet gitmişken şunu da iletiverin: bu meseleyi DOĞU PERİNÇEK ve MEHMET GÜL gibi adamlara bırakmak yerine doğru dürüst bir strateji izlesinler ve gerçek tarihçilere (YUSUF HALAÇOĞLU gibi insanlara ) yeterli önemi versinler..Önlerini açsınlar…
Ah.. siz gercek (ne demekse, ve boyle bir mahluk hic yasamissa) tarihcilerin bu oyunda bir rol oynayabilecegini dusunenlerdensiniz galiba.. Ne mutlu. Boylesine idealist insanlarin varligi, benim baktigim yerden, gelecek gunlerin yakici gunesine karsi huzur bulutlari anlamina geliyor...
Bloğunuzda şiir köşeniz de olsun )))
Ote yandan, Tarih Kurumu'nun kurulus amaci bu degil ki.. ve, bunca zaman sonra basina bir tarihcinin getirilmis olmasi da bence ciddi buyuk bir yanlislik...
Turgut Ozakman gibi tiyatrocu/senarist bir uzman bosta dururken Halacoglu'nun o makami isgal etmesini, her 29 Ekimde Huzur'a cikan clergy tarafindan nasil izah edildigini cok merak ediyorum..
Carpilacaklari yakindir. Cok alametler belirdi ;-)

Bu meseleyi tarihçiler çözemeyecekse kim çözecek?
Doğu Perinçek i İsviçre fatihi (!) yaptılar çocuk oyuncağı gibi sloganlarla restleşiyoruz.
Onların papazı bağırıyor “KASAP KEMAAAAAAAAL”
Bizimkiler bağırıyor “EN BÜYÜK TÜRKİİYE BAŞKA BÜYÜK YOK!”
Bir Turgut Özakman eksik)))
Sevgi ve saygılarımla
ECE

Yazan: ece Tarih: February 8, 2006 8:35 PM

Kıvanç bey,

Çocuklarınızın ecdadını soykırım failleri olarak bilmesini istemediğini yazmanıza takıldım. Peki soykırım hakikaten gerçekleştiyse bunun çocuklarınızdan gizlenmesini ister miydiniz?

demişsiniz..
Bence "Soykırım" yapılmadı ben kendimi buna ikna ettim,karşılıklı mukatele oldu,biliyorsunuz çok sayıda Türk te öldürüldü,Ermeni mezalimi olarak lisede de okuduk.

Çocuğumun tarih dersinde SOYKIRIM gibi utanç verici bir kelime yerine örneğin; İttihat ve terakki hükümeti hatalı bir karar aldı toplu ölümlere sebebiyet verdiler ve vb ifadeler okumasını yeğlerim..
Geçmişinden koparılıp,tarihinden utandırılan bir nesilden ülkesi adına hayır beklemek çok güç olur.
Nasıl ki yıllarca "hain padişah" ifadesi zihnimize işlendi ta ki Ecevit çıkıp Vahdettin hain değildi deyince kıyamet koptu,gelecek nesiller de bizim atalarımız canavarmış Ermeni ırkını yok etmeye çalışmış gibi bir safsatayı benimsememeliler diye düşünüyorum...

saygılarımla
ece

Yazan: ece Tarih: February 9, 2006 1:57 AM

Ece hanim,

Müzmin Anonim bey

Demek simdilik 'bey'de karar kildiniz..

Dunyayi sayilar ve/ya geometrik sekillerden ibaret gorebilenler, nedense, gorduklerini/meramlarini anlatmaga, araclarin verimli kullanimina sira gelince olaganustu tembel ya da ilgisiz olabiliyorlar.
Dünyayı sayılardan ibaret görmüyorum elbette.. Mühendislik okumuş/yor olmama rağmen tarihe, politikaya, teolijiye ilgi duyuyorum ve araştırmaya gayret ediyorum, şu an da akyol.org u takip ediyor olmam bile buna kanıt değil midir?

Birincisi, muhendislik bence iyi bir tercih. Mezun olunca da muhendislik yapmak acisindan soylemiyorum; cok daha onemli baska sebepleri var: Bence artik lisans seviyesindeki bir diploma bundan 40-50 sene onceki lise diploamsina denk dusuyor. Yok, egitimin kailtesinin dusmesini de kasdetmiyorum --bugun etrafimizdaki seyleri anlamak icin muhendislik altyapisinin gerekli hatta zorunlu oldugu anlaminda diyorum. Muhendislikten sonra da aslinda olmak istediginiz seyi okumak gerekir bence --abartma gibi gelecek belki, ama, muzisyen bile olacaksaniz once muhendis olmak gerekiyor artik..

Ayrıca yöneltmiş olduğunuz “özensiz yazım” eleştirinize bir mazeretim daha var; o da mesajımı direkt text alanına yazıp yollamak gibi bir hata yapıyor olmak.. Halbuki herhangi bir word dosyasında yazıp şekillendirip sonra göndermek en doğrusuymuş..

:-)

Cabuk ve yardim gerektirmeden ogreniyorsunuz. Bu guzel. Ama, Word degil de 'plain text' kullanmanizi tavsiye ederim --Notepad, ya da daha iyisi TextPad vb.

Kendimden yola cikarak soyleyebilecegim tek aciklamasi bunun aslinda bir cesit kibir olabildigidir. [Herkes icin gecerli oldugunu soylemiyorum] Kurtulmak icin ozel gayret gerekir --diyorlar..
Bakın özeleştiri yapmış olmanız bile kibrinizi eritmek için bir başlangıç olabilir, çünkü sizde baskın bir özellik olarak bağırıyor ))

Ama, siz de cok fazla dogru soyler oldunuz yani :-)

Saka bir yana, gosterisli bir hayati hic sevMEdigim halde, ogrenmek istediklerimi ogrenmek (dolayisi ile, bilgiyi haiz olmak) konusunda belki de luzumundan fazla emek sarfederim. Onca ugrastan sonra da, birisi cikip agzinda sut/ayran iziyle abes bir sey deyince sabretmek bazan zor oluyor..

Belki de erkeksi yazıyorum farkında değilim?)
Evet, bu element de var. Ilerde cocuklariniza neler ogreteceginizden bahsettiniz, o bapta bir sey soyleyeyim: Ne yapar yaparsiniz bilmem, ya kadinsi tonda konusabilen bir erkek bulmali, ya da bu tonunuzu gozden gecirmelisiniz --yoksa, iki baba tarafindan yetistirilmis cocuklari gozumun onune getirdigimde urperiyorum :-)
;)))))))))) Burayı arkadaşlarıma okutacağım çok gülecekler…Konuşma tonumun yumuşaklığı ve feminen tavırlarım bir fabrikada idarecilik yapamayacağım endişesi yaratmıştı ) (Malum iş hayatında biz kadınlardan erkeksi tavırlar ve ses tonu bekleniyor…) Bu sayfanın kopyasını alıp hemen CV’ me eklemeliyim )))))) “Bakın ben istediğimde erkeksi olabiliyorum ,işte kanıtı” diye sunarım )))

Simdi.. yazarken cikan ses tonu ile konusurken cikan ses tonu her zaman ayni olmak gerekmiyor. Cogu zaman da farklidir.

Ote yandan, benim kisisel gozlemlerime gore, en basarili idareciler once kendi ekibindeki insanlarin (teker teker, ve topyekun) eksiklerini tamamlayacak bilgileri haiz olanlardir. Bu bilgi ile gerekli tedbirleri de alabiliyorsaniz, bence baska hic bir seye ihtiyaciniz kalmaz.

Ayrica, erkeksi tavirlardan ne kasdettiginiz de cok belli degil. Isaret ettginiz sey eger killer's instinct ise, bu kadinlarda erkeklerden daha az degil bence. Yani, damarlarinizdaki asil kan yeterlidir :-)

Biz sizi buradan okumaya devam edelim en iyisi ,ruh sağlığınızın bozulması riskini gözardı edemeyiz… Ama siz şu linke her sabah adınızı yazıp tıklayın; http://www.pluslive.info/sekonder/dosya/muhtesem.htm Bir tür fan işlevi görecektir ))

O tur seyler kesmiyor artik. Ayrica, benim tam da bu amaclarla tuttugum yarim duzine maasli insan issiz mi kalsin istiyorsunuz simdi siz.. ;-)

Bu IQ meselesine cok da fazla itibar etmiyorum. Yillaaar once yaptiklarinda santim cinsinden boyuma epeyi yakindi; simdilerde oyle degil; boyumdan 30 puandan fazla kisa cikti..
İtibar etmiyorum demişsiniz ama şimdilerde sahip olduğunuz IQ den haberiniz var

Naapayim.. bana soylemeyin mi deseydim.. bunun tek faydasi filmin biraz daha uzamasi degil mi..

Ben IQ mu hala ölçme ihtiyacı hissetmedim mesela))

Ben de hissetmedim. Ama, hatirini kiramadigim baskalari beni bu kotu yola surukledi :-)

Ote yandan, bir zaman once BBC'nin Net'te bir EQ testi vardi ve merak uzerine denedim: %52 erkek, %48 kadin ruhum oldugu ortaya cikinca ilgili siteyi hack etmegi bile dusunmedim degil ;-) :-)

ABD'nin ne dedigi benim gozumde o kadar onemli degil aslinda. Ben bunu Israil'in demesini onemserim.

Güruhtan ayrılmak adına bazen öyle laflar ediyorsunuz ki…

Adina degil, ama, evet, bazan haddimi astigimi dusundugum laflar ettigim oluyor. Pardon.

Derken bir bakmışız İsrail kurulmuş ve dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler bu bilinçle asimile olmadan İsrail e göç etti…Hala daha Hollywood da sürekli Yahudi soykırımı pompalıyor. Zavallı Filistin in Hollywood u da yok !!! Mavi kitabı da …

Zavalli Filistin'in Mavi Kitabi olmasi icin gerekli sartlar yok ki.. yani, demem o ki, suyun basinda duran aslani temsil etmiyorlar, maalesef.

Ermeni diasporası da uyandı SYSTEM OF A DOWN la gençlere ulaştı, siz biliyor musunuz ki Yahoo music te bu grup seçildiler ve sürekli 5 dk lik tanıtımlarında müzikleri yerine genocide masalı anlattılar..Bizzat dinledim…

Aldirmadigimi soylesem acaba ne dusunursunuz?

Bu tur seyler hep var. Her 5-10 senede bir yeni birileri cikar; ya Kizilderileri, ya zencileri, ya da ne bileyim Aborigineleri konu alir. O da olmazsa, kurk giymege karsi cikilir :-)

Saman alevi gibidir.

Biz ne dersek diyelim Genocide sektörü oluştu ve reklam kampanyaları “mazlum ırk: Ermeniler” imajını zihinlere yerleştirmeye başladı .. hatta iddia ediyorum bir süre sonra buna sizin torunlarınızda inanmaya başlayacak..

Bir suru sebepten dolayi mumkun degil.

Gercek ve en hakiki Genocide konusunda cok titiz olan bir zumre var ve bunu kolay kolay kimseye birakmazlar.

Iste o zaman bugune kadar hic bilmedigimiz --aklimiza bile gelmeyen-- cok ilginc bilgilerin ortaya cikacagini dusunuyorum. Sirf akademik bir merak yuzunden bunun olmasini isterdim..

Öyle yada böyle İsrail in Arz-ı Mevud hayalleri “Ermeni Soykırımı oldu” demesine engel olur..Yani İSRAİL böyle bir şey demez.. Ekmek ve yağ durumları..

Demez mi, diyemez mi.. Bence diyemez.. Sonunda kendilerini de mahkum etmis olabilirler..

Kan bagiyla milli aidiyet, ya da ecdad, olusturmak cok yeni bir modadir. Bu modanin sonlarina yaklastigimizi dusunuyorum..
Tamam bugünden itibaren kendime ecdadlardan ecdad beğeneceğim)) Ben YAVUZ SULTAN SELİM hayranıyım o bir kere listenin başında.

Yavuz'u cok severim. Baska her sey bir yana, Selimiye'yi de cok takdir etmekle birlikte, bunu Sarhos Selim'in bir eseri olarak kabul etmek cok agir gelir bana.. Hele de Yavuz'un Balat sirtlarindaki mezarinin ne derece mutevazi --hatta unutulmus-- oldugunu bilirseniz.. Onun onda birini yapamamislarin anitlari, mezarlari, turbeleri bence ciddi bir adaletsizliktir.

Yani, diyecegim o ki, ecdadinizi kendiniz belirleyin --neye, hangi kritere uyacaginizi da bana/baskalarina sormak dogru degil. Benim yegane onerim, baskalarinin size dayattigi ecdadi sorgulamadan kabul etmemenizdir.

Ne dersiniz GANDHI benim ecdadım olabilir mi? Onu da çok önemsiyorum….

Bana sormamanizi bastan rica etmistim..

Ben bunu Osmanlinin yaptigini dahi soylemiyorum.
Osmanlı tarifinizi alabilir miyim?

Tarifler tehlikelidir. Her zaman birileri mutlaka en az bir eksik bulabilir; dolayisiyla vermek pek istemem. Ama, bu tur avukat manevralarina ihtiyac olmayacagi umidiyle, su kadarini soyleyebilirim:

Osmanli = Saray + Ilmiyye + Musluman Ahali

Bir donem icin iktidari ele gecirmis bir klik tarafindan yapilmis ise bunun ilk (ve tek?) suclusu ilgili kabinedir. Nitekim, Sultan ve Saray'in butun icrai yetkilerinin (Batili dostlarimizin da yogun tesvikleriyle) budandigi bir donemde olmustur.
Şu andaki iktidar da TC adına adımlar atıyor ilerde sadece bu kabineyi bağlar diyebilecek miyiz?

Hitler icin pekala denebildi.

Talat, Cemal, Enver Paşaların soy kütüğünü araştırdınız mı?

Kisisel olarak soruyorsaniz, hayir. Baskalari yapmis mi diye soryorsaniz, evet. Ama, elimizde bugun bildigimiz anlamda nufus kayitlari ve DNA/babalik testleri (!) olmadigi icin, bu konuda kesinlik beyan etmek kolay degil. Yukaridaki 3 isimden, sadece Enver Pasa hakkinda negatif bir sey soyleyemem --Sarikamis vb gibi iyiniyetli salakliklari haric tabii. Kisacasi boyle dost da dusman basina :-)

Bazilarina gore Mans Denizinden Cin Denizine kadar uzaniyor. Anladigim kadariyla Ermenilerin bahsettigi bu mendil kadar alan da bunun icinde bir yerlerde yer aliyor..
Bizim turan hayalimize(?) ulaşmak için gidip onu bunu soykırımla suçlamıyoruz, ona buna ağlayıp bunları dövün demiyoruz…

Durun bakalim, bu acele ne.. Soyle biraz daha serpilelim... Ondan sonra Stalin'in yaptiklari da, Balkanlar'da yapilanlar da, Arap collerinde yapilanlar da masaya yatmayacak mi saniyorsunuz.. Fakat, simdi bunlarin hic ama hic sirasi degil.

Ve, Agri dagini bir sekilde ele gecirseler uzerine kus konduracaklar, he mi :-) Farkinda misiniz bilmem, ama, bu tur korkular yuzunden, giderek artan coban acigimiz bir turlu kapanmayacak gibi gorunuyor..
Ağrı(Ararat) dağı nın bulunduğu bölgeyi istiyorlar, hatta bu dağı yüksek yerlere çıkıp izledikleri gün onlar için uğurlu sayılıyor (tv de izledim)

Herkesin zevk/keyf aldigi sey farkli.. Ruslar da Antalya'ya bayiliyorlar.. :-)

Izlenimi vermektedir... Yani, bizden birileri bunun mumkun olabilecegini saniyor.. Bu durumda, bu bizden birilerinin ne icip ne cektigini merak ederim ben de.. O her ne ise kafa bulmak icin birebir olsa gerek ve ben de isterim :-)
Siz kafa bulmak için bana cevap yazıyorsunuz yetmiyor mu))))

Simdi boyle bir seye nasil bir cevap verebilirim?.. Inkar etsem olmaz, etmesem olmaz.. En iyisi 'etkisi yeteri kadar uzun surmuyor' mu desem :-)

Ermenileri ayartarak kendi mezheplerinden sasirtanlar Ermenilerin baslarina gelmedik birakmamis, onlari alenen kullanmislar.. Hala daha bu tukenmez serbetinden ortaligi kana kana suvarmak istiyorlar.
Bu konuyu çok iyi bilmiyorum fakat gregorian mezhebinin papazlarını öldürerek başladıklarını okumuştum..

Eh, evet, yani.. Gul gibi gecinip gittikleri yuvalarinin dagitilmasina sebep olanlara degil de, cikardiklari karmasa yuzunden onlari surgune gonderenlere tepki duymalari bile Ermeni kardeslerimizin realiteyi okumakta gereginden fazla secici davrandiklarini gostermiyor mu?

Hani, hep derim ya.. Idam mahkumu kendisini oldurenin yagli kement oldugunu zanneder; halbuki gercek fail yercekimidir..

Boylesine idealist insanlarin varligi, benim baktigim yerden, gelecek gunlerin yakici gunesine karsi huzur bulutlari anlamina geliyor...
Bloğunuzda şiir köşeniz de olsun )))

Kesinlikle olamaz.. Bu memlekette her iki kisiden 3unun sair oldugunu farkettikten beri siir yazmiyorum.

Turgut Ozakman gibi tiyatrocu/senarist bir uzman bosta dururken Halacoglu'nun o makami isgal etmesini, her 29 Ekimde Huzur'a cikan clergy tarafindan nasil izah edildigini cok merak ediyorum..
Bu meseleyi tarihçiler çözemeyecekse kim çözecek?

Ilk iki tekil ve ilk iki cogul sahislar...

Doğu Perinçek i İsviçre fatihi (!) yaptılar çocuk oyuncağı gibi sloganlarla restleşiyoruz.

Isin dogrusu, bu baglamda, Perincek'in yaptigini takdir ediyorum. Birisi birilerinin blofunu gorebilmeliydi. Bunu da Perincek yapti. Malesef baska birileri [*] cikmadi.

Onların papazı bağırıyor “KASAP KEMAAAAAAAAL” Bizimkiler bağırıyor “EN BÜYÜK TÜRKİİYE BAŞKA BÜYÜK YOK!”

"Olmeye geldik!" sloganlarini unutuyorsunuz.. Suheda fiskiracak her mac sonunda, suheda..

Bir Turgut Özakman eksik)))

[*:] Birileri de 'Yilgin Turkler' isimli bir kitap cikartmis.. Ikisini de bastan sona okumadim, ama, okursam beraber okuyacagim.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 9, 2006 4:14 PM

Sn Müzmin ANONİM,

Demek simdilik 'bey'de karar kildiniz..
Bayan olma ihtimalinizi rafa kaldırdım,nedeni bende saklı))

Birincisi, muhendislik bence iyi bir tercih. Mezun olunca da muhendislik yapmak acisindan soylemiyorum; cok daha onemli baska sebepleri var: Bence artik lisans seviyesindeki bir diploma bundan 40-50 sene onceki lise diploamsina denk dusuyor
Lisans diplomasını yeterli bulmadığım için devam ediyorum zaten...
.
Yok, egitimin kailtesinin dusmesini de kasdetmiyorum --bugun etrafimizdaki seyleri anlamak icin muhendislik altyapisinin gerekli hatta zorunlu oldugu anlaminda diyorum. Muhendislikten sonra da aslinda olmak istediginiz seyi okumak gerekir bence --abartma gibi gelecek belki, ama, muzisyen bile olacaksaniz once muhendis olmak gerekiyor artik..
Mühendislik eğitimi analitik zeka gerektiriyor,ayrıca çevrenizde olup bitenleri farklı perspektiflerden algılayabilme datasını da beyninize yüklüyorlar..
Katlanmak zorunda olduğunuz şey ise, sürekli verilen "Mühendis hata yapmaz" telkini ve sınavlarda koca sayfa süren çözümlerinizin sadece sonucuna puan verilmesi....


Saka bir yana, gosterisli bir hayati hic sevMEdigim halde, ogrenmek istediklerimi ogrenmek (dolayisi ile, bilgiyi haiz olmak) konusunda belki de luzumundan fazla emek sarfederim. Onca ugrastan sonra da, birisi cikip agzinda sut/ayran iziyle abes bir sey deyince sabretmek bazan zor oluyor.
Ağzı süt kokan bizler, sizlerden öğrenmek için buraya geliyorsak bu kibrinizi biraz rafa kaldırıp biraz daha mütevazi bir üslup kullansanız daha hoş olmaz mı demek istemiştim ))


Simdi.. yazarken cikan ses tonu ile konusurken cikan ses tonu her zaman ayni olmak gerekmiyor. Cogu zaman da farklidir.
nihayet))

Ote yandan, benim kisisel gozlemlerime gore, en basarili idareciler once kendi ekibindeki insanlarin (teker teker, ve topyekun) eksiklerini tamamlayacak bilgileri haiz olanlardir. Bu bilgi ile gerekli tedbirleri de alabiliyorsaniz, bence baska hic bir seye ihtiyaciniz kalmaz.
Bu biraz da idarecilik yaptığınız sektör ve departmana göre değişir.
Bir okul müdüründe aranan idareci vasıfları ile bir tekstil fabrikasında istenen idareci tipi aynı değildir.


Ayrica, erkeksi tavirlardan ne kasdettiginiz de cok belli degil. Isaret ettginiz sey eger killer's instinct ise, bu kadinlarda erkeklerden daha az degil bence. Yani, damarlarinizdaki asil kan yeterlidir :-)
Tekstil sektörünü tanıdığım için oradan örnek verebilirim,pazarlama departmanında feminen bayanlar alınırken,işletmeye(üretim departmanına) biraz daha erkeksi ,sert ,acımasız(!) yani kolay ağlamayacak bayan idareciler alınıyor...


Ote yandan, bir zaman once BBC'nin Net'te bir EQ testi vardi ve merak uzerine denedim: %52 erkek, %48 kadin ruhum oldugu ortaya cikinca ilgili siteyi hack etmegi bile dusunmedim degil ;-) :-)
Çocuklarınız ne kadar şanslılar,bir evde iki anne olması her çocuğa nasip olmaz.)))))))
_________________________________________________


Adina degil, ama, evet, bazan haddimi astigimi dusundugum laflar ettigim oluyor. Pardon.
Bunu söylemeniz iyi bir gelişme,çabuk öğreniyorsunuz)))


Bu tur seyler hep var. Her 5-10 senede bir yeni birileri cikar; ya Kizilderileri, ya zencileri, ya da ne bileyim Aborigineleri konu alir. O da olmazsa, kurk giymege karsi cikilir :-)
saman alevi gibidir.

Avrupa Birliği ülkelerinde artık "Ermeni Soykırım olmadı" derseniz hapse atılıyorsunuz!!!
İsviçre gibi bir ülke bile bunu uygulamaya koyduysa ve sizi birliğe kabul etmek için bunu şart olarak koşuyorlarsa saman alevi bacayı sarmış demektir.Zaten olayın bu aşamaya gelmesi de öncekilerin Müzmin Anonim umursamazlığında ve rahatlığında olmalarından kaynaklanmıştır.Atı alan Üsküdardan geçti geçecek..


Yavuz'u cok severim. Baska her sey bir yana, Selimiye'yi de cok takdir etmekle birlikte, bunu Sarhos Selim'in bir eseri olarak kabul etmek cok agir gelir bana.. Hele de Yavuz'un Balat sirtlarindaki mezarinin ne derece mutevazi --hatta unutulmus-- oldugunu bilirseniz.. Onun onda birini yapamamislarin anitlari, mezarlari, turbeleri bence ciddi bir adaletsizliktir.
Yavuz belki de bizim egomuzu tatmin ediyor o yüzden seviyoruz.Tarihteki rolünden ziyade ilginç bir kişiliği de var)
Çok cellalli olduğunu ve sık sık sadrazam tokatladığını biliyor muydunuz?))
Eğer okumadıysanız ona aşık olan ve görünce (muhtemelen kalp krizinden)ölen kızın hikayesini de okuyun.


Osmanlı tarifinizi alabilir miyim?
Tarifler tehlikelidir. Her zaman birileri mutlaka en az bir eksik bulabilir; dolayisiyla vermek pek istemem. Ama, bu tur avukat manevralarina ihtiyac olmayacagi umidiyle, su kadarini soyleyebilirim:
Osmanli = Saray + Ilmiyye + Musluman Ahali

Evet tartışma konusu olabilecek bir osmanlı tarifi vermişsiniz...
Müslüman Ahali kısmını kastediyorum))


Talat, Cemal, Enver Paşaların soy kütüğünü araştırdınız mı?
Kisisel olarak soruyorsaniz, hayir. Baskalari yapmis mi diye soryorsaniz, evet. Ama, elimizde bugun bildigimiz anlamda nufus kayitlari ve DNA/babalik testleri (!) olmadigi icin, bu konuda kesinlik beyan etmek kolay degil. Yukaridaki 3 isimden, sadece Enver Pasa hakkinda negatif bir sey soyleyemem --Sarikamis vb gibi iyiniyetli salakliklari haric tabii. Kisacasi boyle dost da dusman basina :-)
ENVER PAŞA yı biraz ben de araştırdım..Özellikle Atatürk le belli bir dönem kader birliği yaptıkları halde(trablus vb) daha sonra vatan haini ilan edilmesi ,hatta milli mücadeleye katılmak istediği halde kabul görmemesi ,Çanakkale savaşında M.Kemal le aralarının açık olması vb onun tarih seyrindeki yerini etkilemiş...
Şimdilerde özellikle ülkücü kesimin sahiplendiği bir adam olarak sık sık adı geçiyor.Özellikle Ortaasya mevzularında.


Bizim turan hayalimize(?) ulaşmak için gidip onu bunu soykırımla suçlamıyoruz, ona buna ağlayıp bunları dövün demiyoruz…
Durun bakalim, bu acele ne.. Soyle biraz daha serpilelim... Ondan sonra Stalin'in yaptiklari da, Balkanlar'da yapilanlar da, Arap collerinde yapilanlar da masaya yatmayacak mi saniyorsunuz.. Fakat, simdi bunlarin hic ama hic sirasi degil.
Osmanlı nın ortaasyayı ihmal ettiğini düşünürüm hep..YAVUZ bile kuzey afrika yerine biraz kuzeyi tercih edebilseydi kimbilir tarihin seyri çok farklı olabilirdi.
Atatürk ün Afganistan (O zamanlar güçlü bir krallık) la ilişkilere önem vermesi özellikle Hazar havzasına hakim olma yönünde basiret sahibi olduğunu gösteriyor.
Ayrıca ortam turan hayali kuracak kadar toz pembe değil artık ,kadifemsi devrimlerden sonra bölgeye Sam amcamız yerleşti bile..


Ağrı(Ararat) dağı nın bulunduğu bölgeyi istiyorlar, hatta bu dağı yüksek yerlere çıkıp izledikleri gün onlar için uğurlu sayılıyor (tv de izledim)
Herkesin zevk/keyf aldigi sey farkli.. Ruslar da Antalya'ya bayiliyorlar.. :-)
Hiç sırası değil belki ama Türkiye de arazi sahibi olana yabancıların başında İRLANDALILAR geliyormuş.
Ne dersiniz?


Siz kafa bulmak için bana cevap yazıyorsunuz yetmiyor mu))))
Simdi boyle bir seye nasil bir cevap verebilirim?.. Inkar etsem olmaz, etmesem olmaz.. En iyisi 'etkisi yeteri kadar uzun surmuyor' mu desem :-)
)))))))) aynen

Bu konuyu çok iyi bilmiyorum fakat gregorian mezhebinin papazlarını öldürerek başladıklarını okumuştum..
Eh, evet, yani.. Gul gibi gecinip gittikleri yuvalarinin dagitilmasina sebep olanlara degil de, cikardiklari karmasa yuzunden onlari surgune gonderenlere tepki duymalari bile Ermeni kardeslerimizin realiteyi okumakta gereginden fazla secici davrandiklarini gostermiyor mu?
Kimbilir!Belki onlar da bizim gibi masa başında yazılmış tarih dersi okuyorlardır...


Hani, hep derim ya.. Idam mahkumu kendisini oldurenin yagli kement oldugunu zanneder; halbuki gercek fail yercekimidir..
Bu cümlenizi bilimfeneri.gen.tr de kendime imza olarak kullanmama izniniz olur mu?
Telif ücretiniz neyse öderiz)))

Boylesine idealist insanlarin varligi, benim baktigim yerden, gelecek gunlerin yakici gunesine karsi huzur bulutlari anlamina geliyor...(m.anonim)
Bloğunuzda şiir köşeniz de olsun )))(ece)
Kesinlikle olamaz.. Bu memlekette her iki kisiden 3unun sair oldugunu farkettikten beri siir yazmiyorum.(m.anonim)
Sizinkisi "gavura darılıp oruç yeme"ironisi olmuş)) Eski şiirlerinizi yayınlarsınız,fanlarınız mutlu olur))


Doğu Perinçek i İsviçre fatihi (!) yaptılar çocuk oyuncağı gibi sloganlarla restleşiyoruz.
Isin dogrusu, bu baglamda, Perincek'in yaptigini takdir ediyorum. Birisi birilerinin blofunu gorebilmeliydi. Bunu da Perincek yapti. Malesef baska birileri [*] cikmadi.

Bunu söylediğinize inanamıyorum!!!Perinçek in resmini buraya asmak isterdim,deneyeyim belki açılır.
http://img394.imageshack.us/img394/2903/per029eo.jpg


Onların papazı bağırıyor “KASAP KEMAAAAAAAAL” Bizimkiler bağırıyor “EN BÜYÜK TÜRKİİYE BAŞKA BÜYÜK YOK!”
"Olmeye geldik!" sloganlarini unutuyorsunuz.. Suheda fiskiracak her mac sonunda, suheda..

VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN(Ataman bey nerdesiniz)
Sevgi ve saygılarımla
ece

Yazan: ECE Tarih: February 10, 2006 6:33 PM

Ece hanim,

Demek simdilik 'bey'de karar kildiniz..
Bayan olma ihtimalinizi rafa kaldırdım, nedeni bende saklı))

Hatali Onerme 1: Benim zati ozelliklerim ve nedenleri sadece bende sakli olabilir. Bunu baska kelimlerle soyleyeblirim ama cok lastikli olur ;-)

Birincisi, muhendislik bence iyi bir tercih. Mezun olunca da muhendislik yapmak acisindan soylemiyorum; cok daha onemli baska sebepleri var: Bence artik lisans seviyesindeki bir diploma bundan 40-50 sene onceki lise diploamsina denk dusuyor
Lisans diplomasını yeterli bulmadığım için devam ediyorum zaten...

Dogrusunu yapiyorsunuz. Umarim muhendislik harici bir seydir. Katmerli muhendislik cekilmez bence..

Katlanmak zorunda olduğunuz şey ise, sürekli verilen "Mühendis hata yapmaz" telkini ve sınavlarda koca sayfa süren çözümlerinizin sadece sonucuna puan verilmesi....

Tabii ki muhendis hata yapmaz --yeni bir urun yapar. Tipki doktorlarin hatalarini gomdukleri gibi..

Ağzı süt kokan bizler, sizlerden öğrenmek için buraya geliyorsak bu kibrinizi biraz rafa kaldırıp biraz daha mütevazi bir üslup kullansanız daha hoş olmaz mı demek istemiştim ))

Agzinizin sut ya da ayran koktugunu kasdetmis degildim.

Bilmediklerimi sorarim, ogrendiklerim icin de ogretenlere sukran duyarim. Ammaaa, biliyorum diye ortaya ciktiktan sonra icini dolduramayanlara saygi duymami beklemeyin benden. Siz bunu kibir olarak aliyorsaniz baska sozum yok; masum bey/hanim...

Simdi.. yazarken cikan ses tonu ile konusurken cikan ses tonu her zaman ayni olmak gerekmiyor. Cogu zaman da farklidir.
nihayet))

Iyi de, ben (ya da siz, veya baskalari) hep buradaki yazilara bakarak bir seyler soyluyoruz.

Bu biraz da idarecilik yaptığınız sektör ve departmana göre değişir. Bir okul müdüründe aranan idareci vasıfları ile bir tekstil fabrikasında istenen idareci tipi aynı değildir.

Pek katilamiyorum. Ama, dediginizi soyle degistirsek, katilirim: Hangi seviyede idarecilikten bahsettiginize bagli olarak degisir.

Baska bir deyisle, genel mudur seviyesinde idarecilik yapiyorsaniz baska, sef, ya da tegmen seviyesinde baska.

Ikincisinde dogrudan icraat cok ama cok daha fazla oldugu icin emrinizdekilerin eksiklerini fiili icraat ile kapatmak zorundasiniz; mesleki ve tatbiki bilginiz cok onelidir. Birincide boyle degil; artik sadece insan yonetiyorsunuz. Mesleki ihtisas gerekmez; cogu zaman da zararli olur.

Tekstil sektörünü tanıdığım için oradan örnek verebilirim,pazarlama departmanında feminen bayanlar alınırken, işletmeye(üretim departmanına) biraz daha erkeksi, sert, acımasız(!) yani kolay ağlamayacak bayan idareciler alınıyor...

Tekstilin modern kolelik olarak da bilinen konfeksiyon, dokuma vb gibi alt sektorlerini kastediyorsaniz, hakli olacaginiza eminim. Haremde hep hadim edilmis erkekler kullanilirdi; hazine-i hassa ise hep hazinedar kalfanin uhdesinde idi..

Ote yandan, bir zaman once BBC'nin Net'te bir EQ testi vardi ve merak uzerine denedim: %52 erkek, %48 kadin ruhum oldugu ortaya cikinca ilgili siteyi hack etmegi bile dusunmedim degil ;-) :-)
Çocuklarınız ne kadar şanslılar,bir evde iki anne olması her çocuğa nasip olmaz.)))))))

Hatali Onerme 2: 1 + 0.48 iki etmez. Ayrica, diger ebeveynin tam puan aldigini varsayiyorsunuz ki bu hem dogru degil, hem de ilgili testin teknigi acisindan mumkun degil.

Adina degil, ama, evet, bazan haddimi astigimi dusundugum laflar ettigim oluyor. Pardon.
Bunu söylemeniz iyi bir gelişme, çabuk öğreniyorsunuz)))

Endiselenmeyin; cabuk da unuturum.

Avrupa Birliği ülkelerinde artık "Ermeni Soykırım olmadı" derseniz hapse atılıyorsunuz!!! İsviçre gibi bir ülke bile bunu uygulamaya koyduysa ve sizi birliğe kabul etmek için bunu şart olarak koşuyorlarsa saman alevi bacayı sarmış demektir. Zaten olayın bu aşamaya gelmesi de öncekilerin Müzmin Anonim umursamazlığında ve rahatlığında olmalarından kaynaklanmıştır. Atı alan Üsküdardan geçti geçecek..

Dogru ya.. aslolan telaslanmak.. nicin ben bunu hic akil edemedim.

Tipki, Rizelilerin Cin'e savas ilan ettikten sonra derin derin dusunmeleri gibi --onca cesedi nereye gomecekler di'mi?..

Isvicre de boyle bir karar almis ise vay halimize --ustuste ve dikine gomulecegiz demektir.. Hay aksi, kadere bak: Ahir omrun sonunda bir artezyen kuyusu mezarim olacak anlasilan.. :-)

Yavuz belki de bizim egomuzu tatmin ediyor o yüzden seviyoruz.

Benim acimdan ego degil. Olaganustu enerjisi beni hayran eder. Yavuz'un 7-8 seneye sigdirdigi fetihlerin guzergahinda ben en konforlu araba, hatta ucak ile gitsem yariyola varmadan havluyu atarim.. Buyuk Iskender, Attila, Timur da benzer kumastandir benim gozumde.

Tarihteki rolünden ziyade ilginç bir kişiliği de var) Çok cellalli olduğunu ve sık sık sadrazam tokatladığını biliyor muydunuz?))

Bilmiyordum, ama, sasirmadim. O tur bir enerji sahibi olan kisinin hizina yetismek hic de kolay degildir. Adam, Trabzon Valisi iken bile at sirtinda tebdil-i kiyafet Iran iclerine gidiyordu.. Boyle bir adamin himbil vezirine tabii ki acirim :-)

Eğer okumadıysanız ona aşık olan ve görünce (muhtemelen kalp krizinden) ölen kızın hikayesini de okuyun.

Okumadim. Link? Kaynak? Ozet?

Osmanli = Saray + Ilmiyye + Musluman Ahali
Evet tartışma konusu olabilecek bir osmanlı tarifi vermişsiniz... Müslüman Ahali kısmını kastediyorum))

OK. Musluman Ahali yerine 'Kurucu Unsur' (ya da kendini Kurucu Unsur goren) zumre demek daha dogru olurdu. Ama, bundan daha fazla itiraz edecekseniz, once siz bir tarif yapin ve gorun bakalim nasil oluyormus :-)

ENVER PAŞA yı biraz ben de araştırdım.. Özellikle Atatürk le belli bir dönem kader birliği yaptıkları halde(trablus vb) daha sonra vatan haini ilan edilmesi, hatta milli mücadeleye katılmak istediği halde kabul görmemesi, Çanakkale savaşında M.Kemal le aralarının açık olması vb onun tarih seyrindeki yerini etkilemiş...

MKA ile aralarinin limoni olmasi, bence MKA'nin kendisinden kaynaklaniyor; dag fareye kusmus misali.. Yoksa, Enver Pasa'nin radarinda MKA'nin bir varligi oldugunu sanmiyorum.

Şimdilerde özellikle ülkücü kesimin sahiplendiği bir adam olarak sık sık adı geçiyor. Özellikle Ortaasya mevzularında.

Hayalleri imkanlardan oteydi. Hayallerinin yanlis oldugu anlamina gelmiyor bu; ama, imkansizlarin hayalini icraya dokmek cok da akillica olmayabiliyor her zaman. Bu acidan MKA cok daha yeteneklidir; ne zaman ricat edecegini hep bilmistir. [Sakarya haric; orada Fevzi Cakmak daha isabetlidir]

Fakat, simdi bunlarin hic ama hic sirasi degil.
Osmanlı nın ortaasyayı ihmal ettiğini düşünürüm hep.. YAVUZ bile kuzey afrika yerine biraz kuzeyi tercih edebilseydi kimbilir tarihin seyri çok farklı olabilirdi.

Katilmiyorum. Bahsettiginiz donemde Asya'dan elde edilecek hic bir sey yoktu. Nadasa birakilmasi zorunlu idi bence.

Atatürk ün Afganistan (O zamanlar güçlü bir krallık) la ilişkilere önem vermesi özellikle Hazar havzasına hakim olma yönünde basiret sahibi olduğunu gösteriyor.

Evet. Tabii ki bu konuda Abdulhamid'in takip ettigi yolu birakmamis oldugunu ekleyerek bunu bir nebze duzeltmek de lazim.

Ayrıca ortam turan hayali kuracak kadar toz pembe değil artık, kadifemsi devrimlerden sonra bölgeye Sam amcamız yerleşti bile..

Dag bizim, maral bizim; avci burda ne gezer :-)

Herkesin zevk/keyf aldigi sey farkli.. Ruslar da Antalya'ya bayiliyorlar.. :-)
Hiç sırası değil belki ama Türkiye de arazi sahibi olana yabancıların başında İRLANDALILAR geliyormuş. Ne dersiniz?

Ne diyebilirim ki.. Yakinda bizim de yerli Guinness'imiz olacak demek ki.

Hani, hep derim ya.. Idam mahkumu kendisini oldurenin yagli kement oldugunu zanneder; halbuki gercek fail yercekimidir..
Bu cümlenizi bilimfeneri.gen.tr de kendime imza olarak kullanmama izniniz olur mu? Telif ücretiniz neyse öderiz)))

Ismimin de yazilmasi kaydiyla, kabul.

Ne yani, I kiss you Mahir'den benim ne eksigim var; ben de ismimin sonsuza kadar yasamasini isterim <G> her ne kadar gercek ismim bu olmasa da.. kader utansin ;-)

Sizinkisi "gavura darılıp oruç yeme"ironisi olmuş)) Eski şiirlerinizi yayınlarsınız, fanlarınız mutlu olur))

Fanlarim, yani, bir ben..

Isin dogrusu, bu baglamda, Perincek'in yaptigini takdir ediyorum. Birisi birilerinin blofunu gorebilmeliydi. Bunu da Perincek yapti. Malesef baska birileri [*] cikmadi.
Bunu söylediğinize inanamıyorum!!! Perinçek in resmini buraya asmak isterdim, deneyeyim belki açılır.

Merak etmeyin. Tiklanabilir link haline getirdim, isteyen simdi Perincek'in o meshur Bekaa Vadisi ziyaretinde cekilmis resmini kolayca gorebilir.

Benim anlamakta zorlandigim, sizin "Bunu söylediğinize inanamıyorum!!!" deyisinizdir. Siz, su meshur 3 anafikirli fikrayi hic duymadiniz mi?

Perincek, bugun ortalikta atmosfer isgal eden, ceset gezdiren bir suru beden-i ricalden cok daha yetenekli ve bilgilidir. Dedikleri ile her zaman hemfikir olmayabilirsiniz; ama, bilgi, cesaret ve enerjisini kucumsemek bence hic de dogru (isabetli) olmaz. [Size soylemis miydim, ben bir elististim; Paretocu olmayan bir elitist]

"Olmeye geldik!" sloganlarini unutuyorsunuz.. Suheda fiskiracak her mac sonunda, suheda..
VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN(Ataman bey nerdesiniz)

MKA ile ilgili bir iki kelime yazdim. Eminim eli kulagindadir. En azindan MKA degil bunun gMKA oldugunu filan soyleyecektir ;-) bir de Yalcin Kucuk bahsi gecseydi bu yazida, garanti bir kac endek-dondek sozu duyardik.. Bakalim Mevlam neyler.. :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 10, 2006 11:36 PM

Merhaba arkadaşlar,

Ne yazık ki yazıma dair herhangi bir yorum gelmedi.
Özellikle Müzmin Anomim bey!
Bu arada bu yılda Ermeni iddiaları konusunda çalışmalar yayınlanacağını şimdiden belirteyim.Galiba en önemlisi A Shameful ACT: The Armenian Genocide and the Question of Turkish Responsibility ,by Taner Akcam olacak.Amazon.com'da şimdiden tanıtımı yapılmaya başlanmış, Mayıs'ta (dikkat edin 3 ay sonra) satışa sunulacak.
Soykırımın olup olmadığının kabülü ,bu konuda en iyi siyaseti kimin iyi yapacağına bağlı.
Ne yazık ki biz yine geç kalmış bulunuyoruz.


Konuyla ilgili yapılmış en iyi yorumlardan birisi olan Prof. Şükrü Hanioğlu'nun yazısını (Zaman 20.1.2005) okumanızı salık veririm.(Buraya bir bölümünü aldım.)
" Dolayısıyla, 1915 tehcir kanunu ve bunun akabinde gelişen olayların niteliği konusunda son sözün tarihçilere bırakılmasını savunan ve uzun süredir değişik iktidarlar tarafından tekrarlanan Türk resmî tezi pek de anlamlı değildir. Bir kere bu nihaî kararı açıklayacak, zihinlerdeki, esatirî “tarihçi” bir ideale atıf yapmaktan öteye gidemeyeceği gibi bu donanıma sahip olduğu iddia edilen “tarihçilerin” bu konuda oybirliğiyle karar verebilmeleri de mümkün değildir. Böyle tarihçiler olmadığı gibi aynı vesikalara bakan tarihçilerin de aynı yorumu getirecekleri yolunda bir kural bulunmamaktadır. Nitekim, Türkiye’de bu konuda birbirine taban tabana zıt iki görüşü savunan iki tarihçiden birisi Türk Tarih Kurumu başkanlığı vazifesini sürdürürken, diğeri ise bir üniversitenin tarih bölümünü idare etmektedir. Bunun da ötesinde, Ermeni ve Türk tarihçilerinden, laboratuvarda beraberce tahlil yaparak bir gazın karbondioksit ya da karbonmonoksit olduğunu tespit eden kimyagerler gibi, bu tarihte vuku bulan olayların gerçek karakterinin ne olduğunu saptamalarının beklenmesi ise ancak tarihe yukarıda anlatılmaya çalışıldığı biçimde yaklaşan bir toplum tarafından teklif edebilir, ne yazık ki bu tez kimse tarafından ciddiye alınmaz.

Türk siyasetinin bu alanda, toplumumuz dışında kabul görme ihtimâli mevcut olmayan böylesi hayâlci bir tez yerine, tarihçilere de danışarak, onların bu alandaki eserlerinden istifade ederek, bir “siyaset” geliştirmesi gerekmektedir. Mevcut meseleyi halledecek taraflar iki tarafın tarihçileri değil siyasetçileridir. Bu konuda tarihçilerin karşılıklı görüş alışverişinde bulunmaları ancak kapsamlı bir “siyaset”in teknik bir alt uygulaması olarak anlam kazanabilir.

Konunun tamamen tarihçilere havalesi teziyle bir yere varılması mümkün olamayacağı gibi, kendisini uluslararası zeminlerde sürekli olarak zorlayan bu denli hassas bir konuda ciddî bir “siyaset” geliştiremeyen toplum konumunda kalınması da zannedildiğinin tersine, ciddî bir zaaf olarak mütâlâa edilmektedir."

Yazan: Tuncay Yılmazer Tarih: February 11, 2006 10:31 PM

Müzmin Anonim 0,52 bey/0,48 hanım

Bayan olma ihtimalinizi rafa kaldırdım, nedeni bende saklı))
Hatali Onerme 1: Benim zati ozelliklerim ve nedenleri sadece bende sakli olabilir. Bunu baska kelimlerle soyleyeblirim ama cok lastikli olur ;-)
Hatamı düzeltiyorum ve bana vermiş olduğunuz dataları aynen kullanıyorum:0,52 / 0,48


Dogrusunu yapiyorsunuz. Umarim muhendislik harici bir seydir. Katmerli muhendislik cekilmez bence.
Katmerindeyim malesef ))
Molalarda Müzmin Anonim okuyup , Cem Yılmaz izleyince derslerin eziyetini unutuveriyorum))


Tabii ki muhendis hata yapmaz --yeni bir urun yapar. Tipki doktorlarin hatalarini gomdukleri gibi.