« Din ve Medeniyet Üzerine Bir Kaç Tespit | Ana Sayfa | İslam'ın Şehirleri Neden Böyle? »

January 12, 2006

'Kurban Bayramı'nda Kurban Kesmek Gerekli midir?

Kurban Bayramı'nı yaşadığımız şu günlerde Türkiye sokakları bir kez daha feci manzaralara sahne oluyor. Ulu orta ve bilinçsizce kesilen hayvanların çektiği acı, ortaya dökülen kan ve et, sadece Türk değil dünya medyasına da çirkince yansıyor.

Oysa İslam'ın temel kaynağı olan Kuran'da "Kurban Bayramı" olmadığı gibi, her yılın belirli bir vaktinde kurban kesmeyi emreden bir hüküm de yoktur. Kurban, ayetlerde sadece Kabe'ye yapılan hac ziyaretinin bir parçası olarak geçer. Hacca gitmeyenlerin de hac döneminde kurban kesmesi gerektiği fikri, zaman içinde gelişmiş bir "yorum"dur. Ve dolayısıyla İslam'a göre, her yıl kurban kesmek "farz", yani Allah'ın doğrudan emrettiği bir eylem değildir.

Taha Akyol'un bugünkü sütununda da, bu konuda önemli bilgiler yer alıyor. Diyanet İşleri Başkan Vekili Prof. Mehmet Görmez, şöyle demiş:

Araştırma yaptırdık. Türk halkının yüzde 78'i kurban kesmeyi zorunlu görüyor. Halbuki kurban kesmek dinen farz değildir, İslamın beş şartından biri değildir. Bu bizde böyle anlaşılıyor. Arap ülkelerinden mesela yakından tanıdığım Ürdün ve Mısır'da bu kadar yaygın kurban kesilmez... Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer ile sahabeden Ebu Menut el Ensari, mali durumları çok müsait olduğu halde, kurban bayramlarında kurban kesmezlerdi! "Biz de kesersek herkes kurban kesmeyi farz (şart) zanneder diye!"

Bu, elbette ibadet niyetiyle kurban kesenlerin yaptıklarının manevi değerini düşürmez. Ancak ibadet (Allah'a kulluk) amacıyla kurban kesmenin gerekip gerekmediğini sorgulamak — ve daha bunun gibi başka dini gelenekleri yeniden düşünmek — gereklidir. Çünkü Kuran'da ısrarla vurgulandığı gibi, insana yol göstermesi gereken, gelenekler değil, Allah'ın bildirdiği ilkeler ve kendi aklı olmalıdır.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 12, 2006 12:49 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

"Rabbin için namaz kıl, kurban kes" (Kevser 108/2) ayeti açıktır, öte yandan hz. peygamberin kurban kesmeyi hiç terketmediği de bilinen bir gerçek. Bu yüzden islam bilginlerinin büyük çoğunluğunun kabul ettiği "kurban kesmek sünnettir" hükmünü tartışmanın yersiz olduğunu düşünüyorum.

Fakat bu feci manzaraları meşrulaştırmaz. Kurban kesme işini sıhhi şartlara uyarak, hayvana eziyet etmeden... yapmayacak/yapamayacak olanların bu sünneti terk etmeleri (dinen) evladır.

Aslında çoğu müslüman için (zengin olanlar) en uygun yol "vekaletle" pakistan vb. yardıma muhtaç yerlerde kurbanını kestirmek... Diyanetin bunu destekleyici bir açıklama yapması yerinde olur.

Bir diğer nokta da "niye fakirlere para yardımı yapmıyoruz da kurban kesiyoruz?" konusu. Kurban kesmenin ana hedefinin "fakire yardım" olmadığı sır değil. Adı üstünde kurban... Bir canı Allah'a kurban ediyorsun. Hz. ibrahimin oğlunu kurban etmeye niyetlenmesinin nedeni "etini fakire sağıtmak" değildi.

Saygılar...

Yazan: VolkanSerin Tarih: January 13, 2006 3:32 AM

Ülkemizin %70-80'i sözde müslüman olduğu için bu gibi göstermelik şeyleri yapmaya çok meraklıdır. Aynı bayram namazı gibi. Hayatında hiç namaz kılmayan milyonlarca insan bayram namazı kılar. Bu da onun gibi birşey. Göstermelik olarak yapar yani. "Bak ben dinimin gereğini yerine getiriyorum" diyebilmek için yaparlar yani bunları.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 13, 2006 12:26 PM

'Kurban Bayramı'nda Kurban Kesmek Gerekli midir?

Bence gereklidir ve her geçen günde gerekliliği artmaktadır. Sosyal yardimlasma, toplumsal bütünlesme, aile baglarını kuvvetlendirme, digerinin halinden anlama v.b gibi bir cok sosyal faydanın yanı sıra, manevi bircok yararının oldugunu düşünüyorum. Bence her gecen yıl daha fazla onemsenmeli ve faydaları uygun dille insanlara anlatılmalı, daha biliçli bir sekilde yerine getirilmeli. Sart olup olmadigi veya kimlere sart oldugu ise gerekli din alimlerince cevaplanabilir.

Nasil yapilacagina gelince, yapilmasi gerekli olmasina ragmen dediginiz gibi çirkin manzaraların önlenmesi, usulune uygun, hijyenik koşullarda yapılması ise şarttır-zaruridir. (Sizin ve Sn Taha Akyol un saydıgı sebeplerden dolayı özellikle insanların dinlerinden uzaklasmaması ve İslamın ne oldugunu merak eden musluman olmayanların "gercekte İslam" neymis görmeleri icin) Bu zaruriyet ise yılın sadece bu 4 gününü değil geri kalan 361 gününü de ilgilendirir. Bu döenmde daha bir gözler önüne geliyor olması görmezden gelinmeden, bütün islam alemine ve dikkatle bu alemi izleyen bütün dünyaya güzel örnekler gösterilmelidir.

İnananların ve bu toplum icinde yaşayan (bunu Allah ın bir hediyesi olarak görmeyipte en azından kültür olarak addeden) inanmayanların bayramını kutluyorum..

Yazan: Yasemin Tarih: January 13, 2006 4:55 PM

Da Vinci bey/hanim,

Aslinda 'sozde musluman' ifadenize katilmakla birlikte; neyi tenkit edebiliyor oldugunuzu pek de kestiremiyorum... :-)

Bu 'sozde musluman'larin riyakar olduklarini mi ima ediyorsunuz; yani 'sozde musluman' olmak yerine ya hic ya da tam mi olmalarini mi isterdiniz?

'Hic musluman' (na-musluman) olmamagi secmis olduklarini farz edebiliriz herhalde, bu durumda sizin tenkidiniz herhalde 'tam musluman' olmayislarina olmak zorunda.. ama, nedense, bunu istediginizi de pek zannetmiyorum..

Kisacasi, neyi tenkit ediyor, neyi arzu ediyor oldugunuz biraz karisik sanki :-)

Ote yandan, Bayram Namazina gitmelerinin nicin gostermelik oldugunu dusunuyorsunuz?.. Kime karsi gostermelik olabilir ki?

Aile yapimiz oyle olumune pedersahi degil; dolayisi ile ebeveynlere yonelik bir gostermelik olmak ihtimali pek yuksek degil.

Rejim derseniz, o da aman aman kimse basini secdeden kaldirmasin titizliginde pek (!) de degil..

Dolayisi ile, gostermelik oldugunu ben --nacizane-- dusunmuyorum.

Olsa olsa, kalabalik kitleler halinde maca gitmek gibi, guruh ruhunun yaydigi enerjiyi (wibe'lari) paylasmak; yani bir tur paylasimcilik olabilir.

Bunun dini yansilarini kolayca bir yana birakabilirsiniz; geriye paylasimcilik kalir..

Cemaat olmak imkani namevcut; cemadatta huzur bulmak arzularini cok gormemek gerekir --diyorum :-)

Ha.. merak edenler icin soyleyeyim: Ben Bayram Namazi kilmadim. Bunun sebebi karsi olusum degil. Oyunu degil de seyirciyi seyretmek tercihim yuzunden: Zaten caminin hemen neredeyse bitisigindeki evimden cemaati seyrettim; inceledim...

Gelenlerin bir cogu orada igreti duruyordu, gerci; ama, tavirlari yapmacik degildi..

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 13, 2006 7:28 PM

Resmi bayramlardaki protokolü izlerseniz,onların da iğreti durduğunu hatta sıkıldığını görebilirsiniz.
Vazife şuuruyla gelip mecburiyetten katıldıklarını suratlarından okumak mümkündür.

Tıpkı cenaze namazına katılıp numaradan namaz kılıyormuş gibi yapan ateist arkadaşlar gibi,toplumsal baskı nedeniyle gelmişlerdir...

Kimbilir bayram namazında da elalem ne der paranoyasıyla yatıp kalkan bilimum ademler olmuştur:)))

Yazan: smurf Tarih: January 14, 2006 1:43 AM

Sevgili Müzmin,

Şöyle demişsin: "Ote yandan, Bayram Namazina gitmelerinin nicin gostermelik oldugunu dusunuyorsunuz?.. Kime karsi gostermelik olabilir ki?"

Elbette çevresine, konu komşuya karşı göstermelik. Kurban da aynen böyle bence.

Yazan: Da Vinci Tarih: January 15, 2006 1:17 AM

Da Vinci bey/hanim,

Elbette çevresine, konu komşuya karşı göstermelik. Kurban da aynen böyle bence.

Iyi de hayatin her safhasi bu tur gostermelikliklerle dolu degil mi?

Boyle bakinca, gostermelik olmayan pek az sey var.. Onlarin da hepsini afaroz mu edecegiz simdi. Mumkun mudur?

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 15, 2006 10:50 AM


Elbette çevresine, konu komşuya karşı göstermelik. Kurban da aynen böyle bence


benzer bir niyet okuma da benden.

da vinci kardesimiz internet karizmam olsun, biraz havam olsun düsüncesiyle blog sitesi acmistir.

bence öyle)))

nasil?

Yazan: XSI Tarih: January 15, 2006 1:54 PM

Sayın Akyol,
Siteyi uzun süredir izlemiyordum. Duramadım ve bir göz atayım dedim. Daha önce yazdığım nedenlerle ilgili olarak, din ilmine (bilimsel olarak bakmak istenmese de) sahip değilsek, dinsel eleştirilerimizle kendi aklımızın aczini ortaya koyarız. Çünkü, akıl olarak gelinen nokta,
modern nokta, bugünkü nokta, bizlerin yeni bir cahiliyet yaşadığını döngüsel olarak göstermektedir. Bunu ispatlayacak sayısız veri, delil bulunmakta. Tarihte de, üstelik bizlerden kat kat fazla dinsel bilgiye sahip, bilimsel yeterlilikte birçok ilim adamı, bugün bizim değinemediğimiz girift konularda akıl geliştirerek açılım getirmeye kalktılar. Mezheplerin şeklen ayrılığı kısaca budur. İmdi,
aceba, dini gelenekleri yeniden düşünmek — gerekli midir? İnsana yol göstermesi gereken, gelenekler değil, Allah'ın bildirdiği ilkeler ve kendi aklı mı olmalıdır? Bu sorular yeni değil; yanıtları da varsa -ki vardır mutlaka- yeni olduğunu iddia eden yanıtlardır; fakat, bu yeniliğin hiçbir değeri yok. Neye göre yeni?
Eski sorunun yeni yanıtı olarak neyi ifade edebilir?
Sayın Akyol,
Fahruddîn er-Râzî 'Tefsîr-i Kebîr'inde, Kevser sûresinin ikinci ayeti: "O halde Rabbin için namaz kıl, kurban kes." (Fesalli-li-rabbike-venhâr) için "nahîre" kelimesi üzerinde durmuştur. Açıklamalarının sonucunda Râzî, bütün müfessirler gibi kurban kesme anlamının geçerliliğini işaret etmiştir.
Bu konuda farklı bir anlayışla karşılaşmıyoruz.
Ayrıca, Buharî: "Men vecede saaten ve lem yudahhi felâ yakrubenne musallâna." Uygun olduğu halde kurban kesmeyen bizimle aynı kıbleye yönelmesin" hadisini zikretmektedir.
Bu hadiste de "yudahhi" (udhiye, dahiyye, edâhi, dâhâyâ, tadhiye, adhâ) kelimesi kurbanla Allah'a yaklaşmak anlamına gelir.
Hazreti İbrahim (s.a.v.) yaklaşmak için oğlunu kurban etmeyi deniyordu. Bizler, bugün Hazreti İbrahim'in durumuna tanıklık edecek olsak, herhalde İslâm'dan kesinlikle uzaklaşırız. Bu ne gaddarlık deriz! Piskopat baba, güpegündüz evladını boğazlayacaktı!
İş geliyor Baudrillard'ın dediği: "Modernliğin görkemli ilerleyişi... bizim için tam bir kafa karışıklığı oldu. ... ... Yapabileceğimiz şey, her şeyi dinsel bağnazlığa yükleyen zayıf düşünceden kurtulmaktır." görüşüne dayanıyor.

Yazan: Ömer Aksay Tarih: January 15, 2006 3:49 PM

XSI,

Senin deyiminle "internet karizmam olsun, biraz havam olsun" düşüncesiyle blog sitesi açmış olsaydım, saatlerimi harcayıp yabancı kaynaklardan araştırma yapıp Türkçe bilimsel birşeyler yazacağıma çok daha basit bir yol seçerdim. Her halde en az ziyaretçi çekecek konulardan biri bilimdir hele bir de sitenin Türkçe olduğunu düşünürseniz bu daha da bariz ortaya çıkar. Kısaca sizin düşündüğünüz gibi saçma bir sebep değil tam tersine insanları bilgilendirme ve cehaletten kurtulmalarına yardımcı olabilmek için açtım blog sitemi. Arada başka konularla ilgili yazılar da koyuyorum ama asıl konu bu. Zaten sitemi gezen biri bunu rahatlıkla anlayacaktır. Ama belli ki siz anlayamamışsınız.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 15, 2006 10:03 PM

Kısaca sizin düşündüğünüz gibi saçma bir sebep değil tam tersine insanları bilgilendirme ve cehaletten kurtulmalarına yardımcı olabilmek için açtım blog sitemi.


bu cahillik giderme isine önce kendinizden baslamaliydiniz..

zira buradaki bir cok insan
bu yönünüzün desifre edilmesine sahit oldu..

yine de kolay gelsin derim..
cühelaliklar dilerim))

syg..

Yazan: XSI Tarih: January 18, 2006 10:36 AM

XSI,

Daha önce de belirtmiştim senin kriterlerine göre bilgisiz veya cahil olmak benim için hiç önemli değil. Sen hem bilgi hem de ahlak seviyeni herkese göstermiş birisin. Senin, benim veya sitemdeki yazılar hakkındaki değerlendirmenin benim açımdan zerre kadar önemi yok.


Sayın Akyol,

XSI'nın bu tip yazılarını sitenize neden koyduğunuzu anlamıyorum. Daha önce de bana karşı yazılmış bu tip yazıları koydunuz. Sırf hakaret veya tahrik etmeye yönelik sitede olmasını istediğiniz "seviyeye" hiç de uymayan bu tip mesajları koymamanızı beklerim. Ama yine de seçim elbette sizin.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 18, 2006 4:14 PM

Sayın Da Vinci ve XSI,

Sizden tartışmalarınızda kırıcı ifadeleri ve senli-benli üslubu terk etmenizi rica ediyorum. Bu sitede farklı görüşleri ifade etmek ve eleştiri serbesttir, ancak nezaket düzeyini düşürmemek şartıyla.

Saygılar,

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 18, 2006 6:55 PM

sn da vinci

siz inatla niyet okuyarak diyorsunuz ki,
bu insanlar ibadetlerini göstermelik yapiyor

bende diyorum ki
kafadan atiyorsunuz.
dikkat edin
cani gönülden yapiyorlar demiyorum
iddianizi analiz ediyorum..


bakin ayni sekilde
bende kafadan atabilirim

diye..

bunun üzerine siz
kalkip benim sizi sucladigim seye cevap vermeye kalkiyorsunuz.
bu sizin anlayis kapasitenizi gösterir.

oysa ben tipki sizin yaptiginizi yaptim.

yani gercekte hava atma niyetiniz olup olmadigini bilmedigim halde
tipki sizin gibi gelisi güzel niyet okuyarak
tespit yaptim..amiyane tabiriyle SALLADIM.


simdi tavrinizin ne kadar cekilmez,
sapir sacma
ve sinir bozucu oldugunu anladiniz mi?

bunu ders olarak kabul ediniz:-)..


syg..

NOT : sizli bizli konusmayi birakip
senli benl olmusuz haberimiz yok.
size cahil derken suclama niyetine söylemiyorum bunu.
safliginiza dem vuruyorum ve bu halinizle
digerlerini saf yurduna koymaniza..

tekrar syg.

Yazan: XSI Tarih: January 18, 2006 9:10 PM

sn Akyol ve site sakinleri;

amacim arkadasimizi incitmek degildir.
kendi tavrinin disaridan nasil gözüktügünü ona göstermekti.

fakat arkadasimiz bunu yanlis anlayip hakaret ve suclama yaptigimi sanmis.


bunu yaparken vermis oldugum rahatsizliktan dolayi sizlerden özür dilerim..

syg..

Yazan: XSI Tarih: January 18, 2006 9:13 PM

Kurban Bayramı'nda özellikle büyük şehirlerde ortaya çıkan çirkin manzaralara, bu işin adabı ile yapılamadığın bakarak, meseleyi, gerekli midir değil midir noktasına getirmeyi, bazı açılardan sakıncalı buluyorum. Gördüğüm birinci sakınca, meselenin önemli sebeplerinden birinin gözardı edilmesi. O çirkin manzaraların ortaya çıkış sebebi, ibadetin farz-vacip olması ile ilgili değil bence. Bunu söylerken, asıl gelinmek istenen konunun bilgisizlik olduğunu anlıyorum. Bunu önemli buluyor, kabul de ediyorum. Yaşananların din konusundaki bilgisizlik ile ilgisi var tabii ki. Ama, bence ağırlıklı sebep, olayın dini boyutundan bağımsız olarak, köyden kente kontrolsüz göç, sahipsizlik, göç sonrası yaşanan uyum sorunu ve buna bağlı ortaya çıkan problemler. Göçler sonrasında kentli ol(a)mayan, köydeki alışkanlıklarından kop(a)mayan çok büyük bir kesim, köydeki gibi yaşamak, geleneklerini, ibadetlerini köydeki gibi yapmak istemekteler. Bu konuda kendilerine yol gösteren, orta bir yol bulmaya çalışan da olmadığı için, kendi çözümlerini kendileri üretmekteler. Bu sorunlara sebep olan insanların büyük çoğunluğunun, ailelerinin, geldikleri köylerde hayvancılık yaptığını ve kurbanlarını, evlerinin önünde, işin adabına uygun olarak kendilerinin kestiğini düşünmek, bence mantıksız değil. Ya da hayvacılık yapmıyorlarsa da, illa işinin ehli bir kasap tanıdıklarını ve hayvanlarını ona kestirdiklerini düşünmek de akla uzak değil. Kesim işlemi sonrasında da evlerinin önünü temizliyorlardır muhakkak. Kısacası, bu insanlar, köylerinde, temiz, kazasiz belasiz, sakin bir kurban bayramı yaşıyorlardı büyük ihtimalle. En azından benim izlenimlerim bu yönde. Bu kişiler, şehire gelince de bayramı aynı şekilde yaşamak istediler. Ama bu sefer ne evlerinin önü vardı, ne de doğru düzgün hayvancılık yapan, hayvanı usulüne uygun yürütmeyi, devirmeyi, kesmeyi bilen birini tanıyorlardı. Ne de artık kendileri bu işi yapabilecek yeterlilikteydiler. Herşey bir hengame içinde, el yordamı ile yapılmaya başlandı. İnsan sayısı arttıkça durum iyice kötüleşti. Belediyeler de çözüm üretmekte de, denetim konusunda da yetersiz kaldılar. Sonuçlarını televizyondan her yıl izliyoruz. Şehirlerdeki kötü manzaraların ortadan kalkması konusundaki çözüm arayışına öncelikle bu açıdan yaklaşmayı daha anlamlı buluyorum.

Yaşananlar göç kadar bilgisizlik ile de ilgilidir ve gündeme getirilmesinde bir sakınca yok diyebiliriz tabii ki. Bu, daha önce ifade ettiğim gibi doğrudur da. Sonuçta amacı, anlamı, adabı bilinmiyorsa, ciddi bir dini bilgisizlik var demektir gerçekten. İbadet ve gelenek de birbirine girmiştir ve ülkemizdeki birçok sorunun da kaynağıdır. Bu konuda Mustafa Bey’e yürekten katılıyorum. Ama, bu bilgisizlik meselesine, "Kurban manzaraları çok kötü, bu iş adabı ile yapılamıyor." dedikten sonra "Gerekli midir? Aslında değildir. Yapılmasa da olur. Farzmış gibi düşünülmesinin sebebi bilgisizlik." diyerek varmak, konunun mecrasını değiştirebilir. Gördüğüm diğer sakıncalar da bu olabilecek sapma ile ilgili. Yazının başındaki soru ve ardından gelen fikir akışı, insanlarca şu noktaya vardırılabilir: "Düzgün yapılamıyor. Zaten farz da değil. O zaman yapılmasın.". Tabii ki Mustafa Bey bunu demek istemiyor. Ama kimileri bilgisizlikten, kimileri dini görevlerin ciddiyetini zayıflatma, içini boşaltma güdüsü ile, Mustafa Bey'in söylediklerini bu şekilde yorumlayabilirler. Dikkat çekmek istenen asıl meseleyi es geçip, kurbandan vazgeçilsin propagandası yapabilirler. Bu düşünce akışı, dediğim gibi bilgisizlikten de olabilir, önyargılardan da olabilir, kötü niyetle de olabilir. Bu yaklaşım, dikkatleri ibadet-gelenek karmaşasına çekmekte yetersiz kalacağı gibi, kurban kesme yönteminin iyileşmesine de yardım etmez bence. Daha çok, eğer etkili olabilirse, yapılagelen bir ibadeti, ve bu ibadet çevresinde gelişmiş bir geleneği zayıflatmaya yarar. Çok uzun süredir yapılagelen bu ibadetin insanların gözündeki değerini düşürür. Geleneklerin ya da farz olmayıp vacip olan ibadetlerin zayıflaması ise, uzun vadede, ne tek tek insanlar için, ne de toplum için faydalıdır. Farz olmayan ibadetlerin terkedilmesi açısından düşünürsek, "Farz değil, vacip. Aslında gerekli değil. " demek, din ile bağı çok güçlü olmayan, ama kurban ibadetin aksatmayan insanların, din ile bağlarını zayıflatabilir. Bunun da ortadaki herhangi bir soruna faydası olmayacağı gibi, ortaya çıkan sonuç da -bence- anlamlı değil. Oysa, var olan bağları zayıflatmadan, bilinçlendirme, bilgilendirme yoluna gidilmesi, daha iyi olur kanımca. Geleneğin zayıflaması açısından düşünürsek, bu propaganda, insanların beraber yaptıkları etkinliklerin azalmasına, toplumun geçmişleriyle, insanların da toplumlarıyla bağlarının zayıflamasına sebep olabilir. Bu da uzun vadede toplum olma bilincinin zedelenmesine varabilir. Burada gelenekler devam etsin derken, birleştirici, bütünleştirici, güzel geleneklerden bahsettiğimi söylememe gerek yok sanırım.

Sonuç olarak, Kurban Bayramı'nda yaşananlar ile bilgisizlikten doğan ibadet-gelenek karmaşasının, ayrı ayrı ele alınması, her iki sorunun çözümü açısıdan daha anlamlı olur diye düşünüyorum. Ayrıca bilgisizlik ile mücadele ederken, vacip ibadetler gerekli değil demek yerine, farz ibadetlerin gerekliliği üzerine vurgu yapılması, gereksiz kopmaları ve bilinçlerdeki dini algıların zayıflamasını da engeller. Kurban konusundaki dini bilgisizlik ise, gerekli değil vurgusu yapılmadan, göç, kentleşme, belediyecilik sorunlarının ardından ya da bu sorunlarla beraber ele alınmalıdır diye düşünüyorum.

Saygılarımla,

Yazan: Esra Tarih: January 18, 2006 9:46 PM

Başka ibadetler konusunda hassas davranmayıp, sadece bayram namazı kılanlar ya da kurban kesenler samimi midir? Yoksa gösteriş mi yapmaktadırlar?

Bu konuda Müzmin Bey, "/.../ gostermelik oldugunu ben --nacizane-- dusunmuyorum.” demiş.

Ben de Muzmin Bey gibi düşünüyorum. Din ve dini görevleri yerine getirmek, günlük yaşantıdan tamamen uzaklaştırıldı ya da uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Özellikle kentlerde yaşayan çok büyük bir kitle için, dini yükümlülükleri hayata eklemlemek, dinin, cemaatin parçası olmak, çok kolay değil. Hatta hiç kolay değil. Bu konuda son derece samimi de olunsa, binbir çeşit gizli-açık dayatma insanların isteklerini kırıyor ya da içlerinden geldiği gibi davranmalarını engelliyor. Hal böyle iken, bayram günlerinde hazır kimse engel olmazken, bu tür dini yükümlülükleri, -farz mı vacip mi diye ya da diğer yapamadıklarını düşünmeden,- yerine getiriyor olmak küçümsenmemeli. Bu çok az sayıdaki dini törenler bile, din ile bağların tamamen kopmaması açısından önemlidir. Özellikle ülkemizdeki şartlar gereği.

Müzmin Bey ayrıca, “Bunun dini yansilarini kolayca bir yana birakabilirsiniz; geriye paylasimcilik kalir..Cemaat olmak imkani namevcut; cemadatta huzur bulmak arzularini cok gormemek gerekir " demiş. Çok haklı. Bu tip toplu yapılan ibadetlerin böyle bir faydası da var. Katılanların dini hassayeti yok sayarsak bile, o huzuru yaşamak için bu törenlere katılmak, aile ya da cemaate dahil olmak, -Muzmin Bey'in dedigi gibi- cok görülmemeli ve küçümsenmemeli. İnsanların içindeki istek söndürülmemeli.

Toplu yapılan ibadetleri dini boyutundan ve gerekliliğinden ayrı değerlendirirsek (-bir önceki yorumumda da değinmiştim) : Eskiden beri yapılagelen bu tür toplu ibadetler ve gelenekler, toplulukların geçmişleri ile kurdukları bağlardır. İnsanların icindeki devamlılık hissini, kökleri olduğu ve bir toplum oldukları düşüncesini besler. Bu da insanın geleceğe olan güvenini taze tutar. Bu tür ibadetlerin ya da geleneklerin terki, toplumun ve insanların geçmişle bağlarının zayıflamasına, ardından da, insanların icindeki devamlılık hissinin, kökleri olduğu düşüncesinin zarar görmesine sebep olabilir. Uzun vadede, insanlar, kendilerini son derece yalnız, etkisiz ve sonrasız hissedebilirler, geleceğe dair umutları zedelenir. Insanlardaki bu duygular yayıldıkça da toplum zarar görür ve gidişat çözülmeye kadar varabilir. Elbette bu söylediklerim birkaç senede olmaz ama bence birkaç nesili de aşmaz. Dini gerekliliği dışında, bu tür toplu ibadetler, bu açıdan da önemlidir. Bu yüzden, uzak geçmişten gelip, geleceğe uzanan bir devamlılık duygusunu yaşatmak ve yaşamak için de devam ettirilebilir. Ettirilmelidir de.

Ayrıca gösteriş ya da yapmacıklıktan tam emin olamayız bence. Hele ki son derece seküler olan günlük yaşantının engelleri, dayatmaları, zorlaştırmaları varken. Yapabildiği kadarını yapıyor ve günün birinde daha fazlasını yapmayı hayal ve umut ediyor olabilir bu insanlar. Gösteriş ve yapmacılık olduğunu düşünmemiz, bizim kendi içimizdeki bir savunma mekanizması olabilir. Sırf yapmadığımız, yapamadığımız ya da zaten dindışı bir hayat yaşadığımız için, o insanları eleştiriyor ya da anlamıyor olabiliriz. Üstelik gösteriş ya da yapmacıklıktan emin bile olsak, insanları suçlamaktan ziyade, onları böyle olmaya iten sebepler üzerine düşünmek, konuşmak daha anlamlı olur diye düşünüyorum.

Son söz: Bırakalım insanlar, ister ibadet etmek için, ister cemaatte huzur bulmak veya devamlılık hissini yaşamak için, içlerinden geldiği gibi davransınlar. Bunun uzun vadede zararı değil faydası var.

Saygılar,

Yazan: Esra Tarih: January 18, 2006 11:17 PM

MUSTAFA BEY
Kurban kesme ibadetindeki asil önemli olanin hakikaten Allah rizasi icin kan akitmak oldugunu dogru kaynaklardan incelerseniz göreceksiniz.
Bunun sirrinida anlayan anlar, sizde anlamaya calisin. Siz yüzlerce yada binlerce koyun veya sigir sürüsünün üzerine bomba atip parcalayip kana bularmiydiniz. Insanlar insanlara bunu nicin reva görüyorlar. Bu neyin dürtüsü. O kimselerki hayatlarinda bir tek koyun bogazlamamislardir. Bir düsünün...

Yazan: remo Tarih: January 19, 2006 2:34 AM

Esra hanim,

"Düzgün yapılamıyor. Zaten farz da değil. O zaman yapılmasın.". Tabii ki Mustafa Bey bunu demek istemiyor. Ama kimileri bilgisizlikten, kimileri dini görevlerin ciddiyetini zayıflatma, içini boşaltma güdüsü ile, Mustafa Bey'in söylediklerini bu şekilde yorumlayabilirler.

Mustafa beyin henuz kalbini yarip (!) icine bakabildigimizi sanimiyorum ;-) Dolayisi ile, soylediklerinin bu istikamette olup olmadigini kenisine sormak, onun yerine cevabi vermekten belki daha isabetli olurdu.

Olur ya, Taha beyin sutunundaki yazida Diyanet Isleri Bsk.Vk. Prof. Mehmet Gormez'den alintiladigi

Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer ile sahabeden Ebu Menut el Ensari, mali durumları çok müsait olduğu halde, kurban bayramlarında kurban kesmezlerdi!

ifadesinin yanisira, kendi yazisini bitirirken soyledigi

Çünkü Kuran'da ısrarla vurgulandığı gibi, insana yol göstermesi gereken, gelenekler değil, Allah'ın bildirdiği ilkeler ve kendi aklı olmalıdır.

ile anlatmaga calistigi sey de dogrudan dogruya bu cirkin gelenek manzaralarin kaldirilmasi ;-) olabilir.

Ben bunu kesinlikle yadirgamam: Insanlar da evrim gecirebiliyorlar. Bkz. Her gecenin bir Sabah'i oldugunun ispati gibi duran Ahmet Hakan Coskun :-)

Bir de,

Müzmin Bey ayrıca, “Bunun dini yansilarini kolayca bir yana birakabilirsiniz; geriye paylasimcilik kalir..Cemaat olmak imkani namevcut; cemadatta huzur bulmak arzularini cok gormemek gerekir" demiş. Çok haklı. Bu tip toplu yapılan ibadetlerin böyle bir faydası da var. Katılanların dini hassayeti yok sayarsak bile, o huzuru yaşamak için bu törenlere katılmak, aile ya da cemaate dahil olmak, -Muzmin Bey'in dedigi gibi- cok görülmemeli ve küçümsenmemeli. İnsanların içindeki istek söndürülmemeli.

Benim kullandigim cumlede, cemaat olmalarina izin verilmiyor; en azindan cemadat olmalarina imkan verelim demistim.. bilerek.

OK, kendimi ihbar ediyorum: Bana hak vermeniz yerine beni elestirmenizi beklerdim.

Cemadat'in anlamina baktiktan sonra tabii ki :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 19, 2006 3:18 AM

KURBAN'A DAİR BİR AÇIKLAMA:

Kurban'ın Kuran'da emredilen bir ibadet olduğuna işaret eden sayın yorumcular, haklılar. Kuran'da emredildiği gibi, Hz. İbrahim'den bu yana devam eden "muvahhid" (monoteist) bir gelenektir de. Ben bir Müslüman olarak tabii ki bunu sorgulamıyorum.

Sorduğum soru, kurban kesmenin dinen herkes için her yıl gerekip gerekmediğiydi. Acaba kurban sadece hac ibadeti sırasında mi gerekir, yoksa hac mevsiminde her Müslüman için her nerede ise yapması gereken bir ibadet midir? Ben ikinci görüşü ifade eden ilahiyatçıların argümanlarını dikkate değer buldum ve bunu ifade ettim. Bir "fetva makamı" da olmadığıma göre, konuyu gündeme taşımaktan başka bir amacım yok.

Saygılar,

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 19, 2006 1:15 PM

Mustafa bey,

Ibrahim'in "monoteist" oldugunun kaniti nedir? Iyi arastirdiniz mi acaba? Bir den cok Tanri'si olmasin?

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 19, 2006 5:38 PM

Babamın çocukluğunda hemen hemen her mahallede, evlerin bahçelerinde kurbanlar kesilirmiş.
Modern hayatın gereği, apartman yaşantısı ve kentleşmenin getirileri ile artık kurban kesecek yer bulmak bile sorun.

Kanımca en mantıklı olanı uygun hayır kurumlarına yada bu yıla mahsus Pakistan a kurban bağışı yapmaktı ve kurban vacibiyetinin gerektirdiği 2 rekat namazı da evde kılıvermekti.

Bizim halkımız ister kabul edin ister etmeyin, kurban bayramını biraz da mutfaktaki yıllık et stoğu için bahane olarak görüyor.
Zaten haliniz vaktiniz yerindeyse defreezeleri et stoğu ile doldurmaya gerek var mı?

Verelim parasını bir vakfa, onlar bizim adımıza kessin ve gerekli görülen ihtiyaç sahiplerine ulaştırsınlar.
Haksız mıyım?

Yazan: smurf Tarih: January 19, 2006 5:44 PM

Müzmin Bey,

Mustafa Bey'in yerine cevap veriyor değilim. Sadece yazısından edindiğim fikre göre, “Mustafa Bey bunu demek istemiyor tabii ki.” demiştim. Çünkü bence, "yapılmasın" ya da "kaldırılsın" demek istememiş. O bambaşka bir konuya ulaşmak istemiş. Ulaşmak istediği ve gündeme getirdiği mesele de çok önemli bu arada. Ben yalnızca o meseleye ulaşma sırasındaki fikir akışının, kendi amacına hizmet etmeyebileceğini, aksine, zararı bile dokunabileceğini söylemek istedim. Ayrıca bu fikri akışın başka sakıncaları da olabileceğini belirttim. Hepsi bu. Kaldırılsın da demek istiyor olabilirdi tabii ki, ama kendisinin en son yazdığı açıklamadan amacının bu olmadığını anlıyoruz. Edindiğim fikir yanlış değilmiş demek ki.

Yazınızın "Bir de" diye başlayan kısmı için: Cemadat kelimesini cemaat olarak okumuşum. Tahmin ettiğiniz gibi cemadat kelimesinin anlamını da bilmiyordum gerçekten. Belki de bilmediğim için öyle okudum. Herneyse. Kelimenin anlamına baktım. (Bilmeyenler için yazayım: cansızlar, cansız varlıklar.) Ama, kelimeyi yeni öğrendiğim için olsa gerek, insanlar nasıl cemadat olacaklar, anlamadım. :( Cansızmış gibi, yani ruhsuz ve otomatik olarak, robot misali, ibadet ve gelenekleri yaptıklarını ve bundan huzur bulduklarını mı söylemek istediniz? Engellenmesin, eleştirilmesin dediğiniz huzur, robot olmanın huzuru muydu? Yoksa bambaşka bir şey mi demek istediniz de ben anlamadım? Açıklarsanız sevinirim.

Saygılarımla,

Yazan: Esra Tarih: January 19, 2006 10:21 PM

Da Vinci Bey,
Burada başka bir topik altında XSL Bey’in size sarfettiği “cahil” kelimesine ve alaycı tavrına çok kızmış ve bu sitenin seviyesine yakışmadığını belirterek Mustafa Bey’e hicabetlerinizi belirtmişsiniz. İşte, sizin kendinize ait olan ve seviyeli, bilime dayalı, objektif olarak gördüğünüz ve yazılarınızla destek verdiğiniz formunuzdan 5 dakika içinde topladığım alıntılar (bunlara müdehale etmediğinize göre sizi hiç rahatsız etmiyor ki zaten belirtmişsiniz bunu bana bir önceki mesajınızda). Gönül isterdi ki aynı hicabetleri kendi forumunuzun moderatörlerine de iletseydiniz ve hicabet duyduğunuz kural ihlallerine sizde riayet etseydiniz:
Da Vinci (siz): muahahahahahahaha bu adam harbiden şaklaban çıktı yaw bilimsel verilere
ben bilirim sizin biliminizi. üfürükçülük bilimi.
http://www.ateizm.org/html/forum/index.php?showtopic=11047
(Kuran da bilim olduğunu iddia eden birine ŞAKLABAN diyorsunuz ve burada XSL Bey’e kızıyorsunuz)

DA Vinci (siz): haddini bil. dinine bilimsel dedin. adamsan kanıtla. yoksa sus otur aşağı.

Kitapsiz: hz. rezillulah o kadinlari , baska sapik poligam araplardan korumak icin evine kapatmistir.
bunda kötülük arayalarlar, kafirdir.

Kitapsız: namaz kılanlar kı………… nı göge dikip …………. (gerisini yazamam)

Beautiful Chaos (ateistler adına seviyeli ve düzeyli bir dernek kurup ateistlerin sesini duyurmak isteyen lider arkadaşınız ve sitenin moderatörlerinden): Ker… (ben/ilhan kısaltıyorum bu kelimeyi terbiyem müsaade etmiyor) işletseydi bence insanlığa çok daha faydalı olacaktı.
Ne dersiniz?
Herifin uçkur maceralarını Eskimolar dahi biliyorlar. Ben kullandığım ifade ile sana ve ailene ve babana bir randevu evi işletin demedin. İsterseniz işletin. Belki de işletiyorsunuzdur. Bilmiyorum. Beni ilgilendirmez.

Muhammed zıkkım bir din kuracağına ve metresleri ile tek başına gönül eğlendireceğine paylaşıma gitmesi belki insanlığın geleceği için daha hayırlı sebeplere vesile olacaktı, dedim. O kadar. Hay benim Muhammed manyağı kardeşim. Manyaklaştıkça hukuk kurallarını dahi kavrayamaz oldunuz. Tımarhanelik olduğunuzu başka bir başlıkta dile getirmiştim

Xara: Ayşenin dediği gibi Allah muhammedin uçkuruna çalışıyor:)) Muho (peygamberimiz) İslam diye birşey uydurmuş evine harem kurmuş,bir insan uçkuruna bu kadar düşkün olur mu ????Dava adamı

Xara: Gerizekalı Müslolar (Müslümanlar demek istiyor)

XAra: Aman gitmieyin müslolar ben sırf sizin için geliyorum cahiller.....


Oğuz (forumun moderatörü/forumdaki ahlaksız konuşmlara sonucunda üyeliğini iptal edeceğini söyleyen Müslümanlara cevabı): Gitmek isteyenler bosuna laf uretecegine, bu basligin altina uyeliginin ipatal edilmesini yazsinlar.. Diger basligin altinda uyelginin iptalini isteyenlerin uyelikleri iptal edilecektir...

Unutulmamali ki, hic kimse buraya davetiye ile cagirilmamistir. Herkes kendi istegi ile gelmistir.. Isteyen gider, isteyen kalir.. Kimsenin arkasindan da agit yakilmaz. Ateistforum ineternet'in en buyuk ve aktif forumlarindan biridir. Gidenin yerine misliyle yenileri gelmektedir..

Gidenlere gule gule..
Avicenna (oradaki hakaretlere aynı tarzda cevap veren bir Müslüman/onunda yaptığı çok yanlış): oğuz benimde üyeliği sonlandır haa bundan büyük zewk alıcağina eminim bırakalım biz bu ahırı siz otlanmaya dewam edin biz insan insana bir forum kurarız yakındada birileri burayıda çökertir ztn siteyi başınıza geçirmeden sizde kaçın bari atoşlar

Bu tarzdaki konuşmalar moderatörler tarafından niçin yayınlanıyor. Eğer o forumda rahatlıkla yazabiliyorsanız, niçin bu sitede Mustafa Bey’in izin verdiği ve oradakilere göre minicik kalan hakaretlerden dolayı içerliyorsunuz?

Not: İnsanların hatalarını onları incitmek için yüzüne vurmak ne bana ne de benim dinime yakışır. Ancak, bu hatalar yanlışlıkla değil de bilinçli olarak, bir şartlanmışlık içinde bazı şeyleri yıpratmak için yapılıyorsa, müdehale gerektirir. Bilimsel olarak savunulan bir olgu, öncelikle karşı görüşe (fikirsel olmasa da) edepsel bazda saygıyı gerektirir ve olgunuzu (ateizm) her ortamda aynı uslup, tarz ile temsil edebilmeniz gerekir. Burada böyle davranıp orada öyle davranmak ne bilimsellik ne de objektiflik ile bağdaşır. Ayrıca orada din-bilim ilişkisini ortaya atan kişi size değil normal bir uslup ile ortaya konuşuyor. Siz ise yukarıdaki tarzda ona hitab ediyorsunuz. Bunlar sadece 5 dakika içinde bulduğum örnekler. Daha da fazla eşeleme gereği duymuyorum.

Saygılarımla,

Yazan: ilhan Tarih: January 19, 2006 10:34 PM

Da Vinci Bey,
Burada başka bir topik altında XSL Bey’in size sarfettiği “cahil” kelimesine ve alaycı tavrına çok kızmış ve bu sitenin seviyesine yakışmadığını belirterek Mustafa Bey’e hicabetlerinizi belirtmişsiniz. İşte, sizin kendinize ait olan ve seviyeli, bilime dayalı, objektif olarak gördüğünüz ve yazılarınızla destek verdiğiniz formunuzdan 5 dakika içinde topladığım alıntılar (bunlara müdehale etmediğinize göre sizi hiç rahatsız etmiyor ki zaten belirtmişsiniz bunu bana bir önceki mesajınızda). Gönül isterdi ki aynı hicabetleri kendi forumunuzun moderatörlerine de iletseydiniz ve hicabet duyduğunuz kural ihlallerine sizde riayet etseydiniz:
Da Vinci (siz): muahahahahahahaha bu adam harbiden şaklaban çıktı yaw bilimsel verilere
ben bilirim sizin biliminizi. üfürükçülük bilimi.
http://www.ateizm.org/html/forum/index.php?showtopic=11047

DA Vinci (siz): haddini bil. dinine bilimsel dedin. adamsan kanıtla. yoksa sus otur aşağı.

Kitapsiz: hz. rezillulah o kadinlari , baska sapik poligam araplardan korumak icin evine kapatmistir.
bunda kötülük arayalarlar, kafirdir.

Kitapsız: namaz kılanlar kı………… nı göge dikip …………. (gerisini yazamam)

Beautiful Chaos (ateistler adına seviyeli ve düzeyli bir dernek kurup ateistlerin sesini duyurmak isteyen lider arkadaşınız ve sitenin moderatörlerinden): Ker… (ben/ilhan kısaltıyorum bu kelimeyi terbiyem müsaade etmiyor) işletseydi bence insanlığa çok daha faydalı olacaktı.
Ne dersiniz?
Herifin uçkur maceralarını Eskimolar dahi biliyorlar. Ben kullandığım ifade ile sana ve ailene ve babana bir randevu evi işletin demedin. İsterseniz işletin. Belki de işletiyorsunuzdur. Bilmiyorum. Beni ilgilendirmez.

Muhammed zıkkım bir din kuracağına ve metresleri ile tek başına gönül eğlendireceğine paylaşıma gitmesi belki insanlığın geleceği için daha hayırlı sebeplere vesile olacaktı, dedim. O kadar. Hay benim Muhammed manyağı kardeşim. Manyaklaştıkça hukuk kurallarını dahi kavrayamaz oldunuz. Tımarhanelik olduğunuzu başka bir başlıkta dile getirmiştim

Xara: Ayşenin dediği gibi Allah muhammedin uçkuruna çalışıyor:)) Muho (peygamberimiz) İslam diye birşey uydurmuş evine harem kurmuş,bir insan uçkuruna bu kadar düşkün olur mu ????Dava adamı

Xara: Gerizekalı Müslolar (Müslümanlar demek istiyor)

XAra: Aman gitmieyin müslolar ben sırf sizin için geliyorum cahiller.....


Oğuz (forumun moderatörü/forumdaki ahlaksız konuşmlara sonucunda üyeliğini iptal edeceğini söyleyen Müslümanlara cevabı): Gitmek isteyenler bosuna laf uretecegine, bu basligin altina uyeliginin ipatal edilmesini yazsinlar.. Diger basligin altinda uyelginin iptalini isteyenlerin uyelikleri iptal edilecektir...

Unutulmamali ki, hic kimse buraya davetiye ile cagirilmamistir. Herkes kendi istegi ile gelmistir.. Isteyen gider, isteyen kalir.. Kimsenin arkasindan da agit yakilmaz. Ateistforum ineternet'in en buyuk ve aktif forumlarindan biridir. Gidenin yerine misliyle yenileri gelmektedir..

Gidenlere gule gule..
Avicenna (oradaki hakaretlere aynı tarzda cevap veren bir Müslüman/onunda yaptığı çok yanlış): oğuz benimde üyeliği sonlandır haa bundan büyük zewk alıcağina eminim bırakalım biz bu ahırı siz otlanmaya dewam edin biz insan insana bir forum kurarız yakındada birileri burayıda çökertir ztn siteyi başınıza geçirmeden sizde kaçın bari atoşlar

Bu tarzdaki konuşmalar moderatörler tarafından niçin yayınlanıyor. Eğer o forumda rahatlıkla yazabiliyorsanız, niçin bu sitede Mustafa Bey’in izin verdiği ve oradakilere göre minicik kalan hakaretlerden dolayı içerliyorsunuz?

Not: İnsanların hatalarını onları incitmek için yüzüne vurmak ne bana ne de benim dinime yakışır. Ancak, bu hatalar yanlışlıkla değil de bilinçli olarak, bir şartlanmışlık içinde bazı şeyleri yıpratmak için yapılıyorsa, müdehale gerektirir. Bilimsel olarak savunulan bir olgu, öncelikle karşı görüşe (fikirsel olmasa da) edepsel bazda saygıyı gerektirir ve olgunuzu (ateizm) her ortamda aynı uslup, tarz ile temsil edebilmeniz gerekir. Burada böyle davranıp orada öyle davranmak ne bilimsellik ne de objektiflik ile bağdaşır. Ayrıca orada din-bilim ilişkisini ortaya atan kişi size değil ilk önce normal bir uslup ile ortaya konuşuyor sonra gelen tepkiler üzerine o da hatalı bir şekilde kural dışı konuşuyor ve siz de bu duruma karışıyorsunuz ve hakaretler zinciri alıyor başını gidiyor..... nasıl bri forum bu böyle?

Yazan: ilhan Tarih: January 19, 2006 10:49 PM

BİR DEĞİNİ

"Ibrahim'in "monoteist" oldugunun kaniti nedir?"
diye soru sorulabiliyor ve "Bir den cok Tanri'si olmasin?" diye de eklenebiliyor. Bütün bunlar belirli/belli bir cehaletten kaynaklanıyor dediğimde, bana sert tepki gösteriyorlar. Cehalet budur zaten: nefsini savunup ateşlenmektir.Kimse kızışmasın! Başta Kuran'ı okumayan bir toplumun, Hz.İbrahim'den anlayabileceği hiçbir değer yoktur. İbrahim sûresini okumuş olsa, Soren Kıerkegaard'ı da okumuş olacaktır ve cehalet biter. ISRARLA ÜSTÜNDE DURUYORUM Kİ, DİNBİLİMLE İLGİLİ KONULARDA, TÜRKİYE'DE İNANILMAZ BİR CEHALET SÜRDÜRÜLMEKTEDİR! MARKSİZMLE İLGİLİ OLARAK DA, BİR VAKİTLER AYNI CEHALET SU YÜZÜNE ÇIKIYORDU: DAS KAPITAL'İ OKUMA ZAHMETİNE KATLANAMIYODU TÜRK AYDINI! TÜRK AYDINI (!?) KENDİ RUHUNA DA KATLANAMIYOR Kİ NE ZAMANDIR!

Vacipleri, sünnetleri terketmeye kalktığımızda dinsel bağlamda bizi hiçbir şeyin bağlamadığı bir özgürlük, özerklik alanına ulaşırız. Burası tehlikelerle dolu bir alandır. İnsanın mikro kosmos olarak içinde taşıdığı ruhsal bir alan da olabilir bu; makro kosmosda paylaştığı bir alan da olabilir bu özgürlük alanı dediğimiz.
Din, sistematik olarak insanı kısıtlayıcı edimler kaosu değildir. Kendini birey olarak kullukla kısıtlar veya aşkınlığa ulaştırır insan.
Burada kulluk bilincinin geçerliliği veya yürürlülüğü esastır. Her mü'min muhsin olamaz.
Her müslim de mü'min olamaz. Her mü'min beş vakit namaz kılar da, içlerinden kaçı miraca çıkar? Kim bilir. Her müslim kurban keserek Allah'a yaklaşmayı arzular. Neden, arzulamasına engel olalım? Neden, gece yarısı fazladan ibadet ederek, sehere karşı Allah'a etmediğimiz duaları edenleri kınayalım?
Bu bir.
İkincisi:
O kadar çok "kurban" veriyoruz ki!
O kadar çok "kurban" oluyoruz ki!
Kapitalizmin kurbanı, paranın kurbanı olmamak için midir bu yakınlaşmak=kurbet.

Yazan: Ömer AKSAY Tarih: January 20, 2006 2:45 AM

Sayin Omer AKSAY,

Ibrahim'in "monoteist" oldugunun kaniti asagida bahsettiginiz ayet mi? Bir yandan putlara tapiyor bir yandan da Allah'a. Bu mudur "monoteist"lik?

(14 - İBRÂHİM SÛRESİ)

35. Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.”

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 20, 2006 5:32 PM

İlhan Bey,

Ben XSI'nin sözleriyle ilgili Mustafa Bey'e onları söyledim çünkü Mustafa Bey daha önce benim bazı yazılarımı aynı sebeple onaylayıp siteye koymamıştı. Yani Mustafa Bey bu konuya önem veriyor gibi gözüküyor ama kendisine karşı birşey olduğunda bunu önemsiyor.

Başka bir forumdaki yazıları buraya koymaktaki amacınızı anlamadım. Forumun genel havasını bilmek lazım. Ben o lafları ne için söylüyorum bilmek lazım. Ateistforuma hergün Harun Yahya masallarını copy/paste yapan adamlar var. Birçok başlık açıp hepsine HY hikayeleri koyuyorlar. Bunlara normal davranamıyoruz artık normal olarak. Emin olun ki ben birine "şaklaban" diyorsam o kişi şaklabanlık yapıyordur. Adam bana hakaret ediyorsa da "haddini bil" demek heralde fazla değildir. Bir de dinimiz bilimsel olarak kanıtlandı diyene "bilirim senin üfürükçü dinini" demek de çok garip olmasa gerek.

Saygılar

Yazan: Da Vinci Tarih: January 21, 2006 2:18 AM

BİR KEZ DAHA ZORUNLU AÇIKLAMA:

ISRARLA ÜSTÜNDE DURUYORUM Kİ, DİNBİLİMLE İLGİLİ KONULARDA, TÜRKİYE'DE İNANILMAZ BİR CEHALET SÜRDÜRÜLMEKTEDİR!
Bunun bir kanıtı daha -üzgünüm ki- gerçekleşti.
Sn. Ataman Ertuğrul'un, 14:35'le ilgili bir tefsire bakmadığı gibi, okuduğu meali bile anlayacak durumda olmadığına ne yazık ki tanık oluyorum.
"Beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan ebediyyyen uzak tut!" demesiyle, Hz. İbrahim (a.s.)'ın putlara taptığına dair bir izlenimi nasıl edinebilir bir okuyucu? Burada, özellikle bir peygamber olduğu için, Hz. İbrahim (a.s.) sanki sıradan bir kulmuş gibi; içinde bulunduğu çağın putperest toplumlarının, putperest bireyleri adına, kendisini putlara ibadetten alıkoyması için Allah'a yalvarmaktadır.
Eğer, ayetin devamı okunursa (36. ayet: "Çünkü,
ey Rabbim, bu tapınma nesneleri gerçekten, insanlardan pek çoğunu yoldan çıkardı! Bunun içindir ki, bana uyan bendendir, bana baş kaldırana gelince...") görülecektir ki, Hz. İbrahim (a.s.) bir ve tek olan Rabbine seslenmektedir. Ayrıca, tefsir alimlerinden öğrendiğimize göre, Hz. İbrahim (a.s.) "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl." diyerek, inşa edip bitirdiği Kâbe dolayısı ile Mekke şehri için bu duada bulunmuştur. Orada Allah'ın emir ve hükümleri mevcuttur.
Ayette sözü edilen oğullar, kendi oğulları olan Hz.İsmail (a.s.) ve Hz.İshak (a.s.)'tır. Bunlar ulu peygamberlerdir. PEYGAMBERLER PUTLARA ASLA TAPMAZLAR! TAPANLAR İÇİN ÜZÜNTÜ DUYARLAR! ÇÜNKÜ ONLARDAN SORUMLUDURLAR! Lütfen, dikkatli, titiz, bilgili, bilinçli olalım. Lütfen!
Konuyla ilgili olarak, bakınız:
Er-Râzî, Tefsîr-i Kebîr; cilt 14, s:19, 20, 21,22.
Muhammad Asad, The Message Of The Qur'an;
cilt 2, s:509, 510
koruyacağını biliyorsa da, tevâzu göstererek ve her isteğinde Allah'ın Peygamberler, kesinlikle putlara tapmamışlardır.

Yazan: Ömer AKSAY Tarih: January 21, 2006 11:48 PM

Da Vinci Bey,

Demişssiniz ki:

"Emin olun ki ben birine "şaklaban" diyorsam o kişi şaklabanlık yapıyordur."

O zaman (objektif düşündüğünüzde)XSL,Bey'de sizin cahil olduğunuzu söyleyince, sizin gerçekten cahillik yaptığınız gibi bir anlam çıkartılabilir, bu cümlenizden.

Benim amacım sizin oradaki tavır veya düşüncelerinizi yermek, eleştirmek veya olayı kişiselleştirmek değil, baktığım her sayfasında ağır hakaret (bazen küfüre varan) ve seviyesiz dalga geçmeler dolu bir forumu demokratik ve tarafsız bulurken bu sitedeki bir "cahil" kelimesinden dolayı M.A'a sitem de bulunduğunuzdu. Bu forumu da o kadar objektif bulsanız gerek ki burada da yazıyorsunuz çünkü. İşte demek istediğim buydu.

Neyse, bende bu işi, daha fazla kişiselleştirip kimsenin vaktini almak istemiyorum. Oradaki, o tip, cümle ve ifadelere müdahele etme gereği ve talebi duymamanız, tamamen sizi bağlayan bir olaydır, buna saygı göstermek gerekir ve kimseyide ilgilendirmez.

Saygılar,

Yazan: ilhan Tarih: January 22, 2006 12:54 AM

Sayin Omer AKSAY,

14-Ibrahim Suresi (35) Ayet anlami gayet acik ve net. Yani Ibrahim vahiy gelene kadar put'a tapiyor vahiy geldikten sonra da Allahci oluyor. Ailecek putlara tapmasa Allah'dan niye boyle bir dilekte bulunsun ki?

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 23, 2006 11:06 AM

Açıklama:

14. Sûre 35. ayet ile ilgili 21.01.2005'te gönderdiğim açıklama yer almadığı için bir kez daha yazma gereği duyuyorum.
Hiçbir Peygamber kesinlikle putlara tapmamıştır.
Hz. İbrahim (a.s.) Allah'dan kendisini ve soyunu küfürden uzak tutmasını istemiştir. Bu duada peygamberce bir tevâzu vardır.
Ayrıca, ayetin devamında "Rabbim" diye sesleniyor, Hz. İbrahim (a.s.) "çünkü onlar, insanlardan birçoğunu baştan çıkardılar. Bundan sonra kim bana uyarsa, işte o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, gerçekten sen gafur ve rahimsin."
Kur'an'ı anlamak için üst düzeyde bir anlama seviyesine erişmek gereklidir.
Mealden okuduğunu anlayamayanlar, ayetle ilgili hüküm çıkarmaya kalkıştıklarında bunun tek adı vardır: cehalet!

Yazan: Ömer AKSAY Tarih: January 23, 2006 6:05 PM

Sayin Omer AKSAY,

Sorunu cok iyi teshis etmissiniz. Cehalet! Evet 1400 yildir surup giden cehalet. Yasadigi toplumda doneminin aklini en iyi kullanan insani olan Muhammed'den sonra neden aklini kullanan cikmamis sorusunun en guzel yanitidir cehalet!

Halbukisi Kur'an'i basindan sonuna kadar aklini imaninin onune koyarak okuyan bir insan Kur'an'in kimlere ve hangi doneme hitap ettigini kolaylikla anlayabilir. Lutfen bana butun zamanlara hitap ettigini soylemeyin. Cunku bunun mumkun olmadigini ve olamayacagini sizlerde iyi biliyorsunuz.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 24, 2006 5:37 PM

Ataman Bey,


"Dinime dahleden bari müslüman olsa" diye bir deyim vardır.Durumunuz aynen bu deyimin anlamını çağrıştırıyor.

Kur'an-ı Kerim evrenseldir.Bütün insanlara hitaben indirilmiştir.Bunu hem vazettiği değerler , hem kurduğu muhteşem medeniyet hem de inanan iki milyara yakın müntesibi ile -sizi kahretse bile- isbat etmiştir.Siz bunu kabul etmezsiniz ve dolayısı ile inanmazsınız olur biter.

Neden kendi düşüncelerinizi empoze etmeye, hatta daha da ileri gidip " Lutfen bana butun zamanlara hitap ettigini soylemeyin. Cunku bunun mumkun olmadigini ve olamayacagini sizlerde iyi biliyorsunuz. " diyerek niyet okumaya çabasına giriyorsunuz? Bu yaptığınız inançlara hakarettir ve edep dışıdır.Niyet okuma çabasıdır.Hiçbir temeli yoktur,akıl dışı bir hezeyandır.

Kendiniz inanmayabilirsiniz.Zira Kur'an'da " De ki Hak Rabbinden gelmiştir, artık dileyen iman etsin dileyen küfretsin" buyurulmuştur.İnsanlar inanıp inanmama tercihinde serbest bırakılmıştır.Siz de bu tercihizi kullanmışsınız.İyi güzel de bu zihin okuma niye ?

Ben biliyorum ki siz darwinizm gibi mantıksız ve akıl dışı bir hipoteze "inanıyorsunuz" Ama ben kalkıpta Aynı zihin okuma yöntemi ile size "Siz de biliyorsunuz şıpıdık şıpıdık çırpınan moleküllerin kendilerini farketmesiyle(!) ve -nasıl olduysa- hücre haline gelerek canlanmasıyla (!) başlayan hayat mücedelesinin sonucunda, ormandan, maymunların yanından buralara fırlayıp gelmediğinizi, lütfen bize bunu söylemeyin" diyebilirim. Diyebilirim de bu olur mu?

Yaptığınız bir provakasyondur.Bunu bu sitede onlarca kez yaptınız.Maalesef Mustafa Bey'de hala anlayamadığım nedenlerle bunlara musamaha gösterdi.

Anlıyorum, cahil cesaretli olur.Ama bu kadar "kör gözüne parmağım" da fazla değil mi ? Ömer beyin gayet güzel ifade ettiği bir konuya eğer varsa bir karşı argüman sunacağınız yerde üzerinize yapışmış bulunan cehalet tanımlamasını karşı tarafa sıçratmaya çalışmanız çok acıklı bir durum..

Varsa yazacağınız şeyler, edep dairesinde, niyet okumadan, inançlara ve bu inançların değerlerine hakaret etmeden yazın..

Eğer yoksa eminim yapabileceğiniz daha iyi bir iş vardır..(msl Doktorluk(!) gibi)

Yazan: S.Öztürk Tarih: January 24, 2006 9:22 PM

Ataman Bey,

Lutfen bana butun zamanlara hitap ettigini soylemeyin. Cunku bunun mumkun olmadigini ve olamayacagini sizler de iyi biliyorsunuz.

demişsiniz.

Bir müslüman olarak, söylediğinizin tam tersini iyi biliyorum. Yani mümkün olduğunu ve olacağını. Sanırım, Kuran'daki sembolik anlatım ve örnekleme yöntemi sizi bu fikre sürükledi. Oysa, sizin deyişinizle, aklınızı ve imanınızı önünüze koyarak ve aynı zamanda önyargılarınızdan sıyrılarak, anlatılan olayların ardındaki anafikre odaklansanız, siz de şu an iyi bildiğiniz fikirden şüphe etmeye başlarsınız.

Saygılar,

Yazan: Esra Tarih: January 24, 2006 9:36 PM

Sayin S.Ozturk,

Hakaret ve provakasyon gibi tanimlamalariniz benim yazimin ve goruslerimin icerigini zerre kadar kapsamiyor. Ayrica sizin niyetiniz belli gun gibi asikar zaten. Niye okumaya calisayim ki? Aklimdan zorum yok benim.

Aklinizi imaninizin onune koymaktan sizi alikoyan ne? Boyle bir ilahi emir mi var? Ayet mi var?

Kur'an'in hitap ettigi donem yasadigi topluma onderlik etmis olan o donemin aklini en etkili kullanmis insani olan Muhammed'in yasadigi 622 yillarinin Medine'sidir. O donemde yasanmis butun olay ve eylemler Kur'an ayetleriyle desteklenmis kanunlasmistir.

Kur'an, insanlarin pazarlarda parayla satildigi cariyelerin (seks koleleri) sinirsizca tuketildigi bir donemde hukum surmustur. Bu duzen Muhammed'den oncede var olan bir duzendir ve onun doneminde de surup gitmistir. Eger Muhammed peygamberligi doneminde insanlik onurunu ayaklar altina alan kolelik duzenini kokunden ortadan kaldirmis olsaydi bende sizinle hemfikir olup Kur'an'in evrensel olduguna inanirdim. Bana kizmaya beni hedef gostermeye hic hakkiniz yok!

Allah, insan onurunu yaralayan bu kolelik duzeninin bin yil sonra ortadan kalkacagini bilmiyor muydu? Neden Muhammed'e insan onurunu ayaklar altina alan kolelik duzenini ortadan kaldirmaya yonelik vahiy gondermedi? Bu sorularin yanitlarini kendi vicdanlarinizda tartisin.

Doktor degilim ayrica. Bu tip yakistirmalardan da vazgecin de irdeledigim konulara yanit vermeye calisin.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 25, 2006 6:56 PM

Sayın ertuğrul,


Sizinle İslam'ın evrenselliğini tartışacak değilim.İslam evrenselliğini müntesibi olan iki milyara yakın inananı ile ve kurduğu medeniyet ile isbat edilmiştir.Biraz kitap karıştırmanızı salık veririm.Sizin buna inanmamanız sizin sorununuzdur.Farenin dağa küsmesinin dağın umrunda olmayacağı izahtan varestedir.

Ayrıca ben günümüzde köleliğin kaldırıldığını falan da düşünmüyorum.İsmi değişerek köleleik kurumunun devam ettirildiğini bizatihi görüyorum biliyorum. Cariyelik ve seks köleliği tarihte hiç olmadığı kadar günümüzde yaygınlaşmıştır bunu daha önce bir yazımda belittim.

Merak ediyorsanız google da sex,porno, women yazarak seks köleliği kurumunun nasıl evrenselleştiğini ve çağdaşlaştığını görebilirsiniz.Veya birebir bu kurumu tecrübe etmek istiyorsanız beyoğluna bir köprü altına ya da çağdaş devletin resmi olarak maliye fişi kestiği ve vergi aldığı eskilerin batakhane dediği yerlere uğrayabilirsiniz.

Biz müslümanlar aklımızı gayet güzel kullanıyoruz.Kullanmasak sizin de inandığınız darwinizm gibi mantıksız ve akıl dışı bir teorinin yanlışlığını görebilir miydik ?

Keşke herkes bizim kadar aklını kullansa..

Yazan: S.Öztürk Tarih: January 26, 2006 12:12 AM

Sayin S.Ozturk,

Kolelikle ilgili verdiginiz ornege bende katkida bulunmak istiyorum. Ulkemiz de bol miktarda bulunan tarikat ve uyelerini de verdiginiz ornege dahil etmemizde bir sakinca yoktur umarim. Cunku tarikat uyeleri seyhlerinin kulu kolesi oluyorlar.

Cariyelik ve seks koleligiyle ilgili verdiginiz ornegin Kur'an da bahsi gecen ayetlerdeki cariyelikle yakindan uzaktan bir alakasi yoktur. Birisinde sahibinin isteklerine kayitsiz sartsiz boyun egme var digerinde ise parayi veren dudugu caliyor. Bir nevi hizmet iliskisi yani.

Darwin kadar aklinizi kullanabileceginizi hic sanmiyorum. Bosverdim Darwin'i Muhammed kadar bile aklinizi kullandiginizi ya da kullanabileceginizi sanmiyorum. Bir daha dusunun derim.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 26, 2006 5:02 PM

Ataman Bey,

Cariyelik ve seks koleligiyle ilgili verdiginiz ornegin Kur'an da bahsi gecen ayetlerdeki cariyelikle yakindan uzaktan bir alakasi yoktur. Birisinde sahibinin isteklerine kayitsiz sartsiz boyun egme var digerinde ise parayi veren dudugu caliyor. Bir nevi hizmet iliskisi yani.

dediğinize göre, günümüz seks kölelerine, seks işçisi diyebilirsiniz bu durumda. Madem para verilmesi herşeyi hallediyor, algılarda olumsuzluk yaratan "kölelik" kelimesini telaffuz etmeyebilirsiniz. Kapitalistliğin bu kadarı çok şaşırtıcı! Bu söylediklerinizle bu durumu normalleştirdiğinizi farkındasınız umarım. Artık, o insanların hangi şartların, hangi düzeneklerin zorlaması ile seks "işçisi" oldukları ve her nasılsa, diğer normal işler gibi neden istedikleri zaman bırakmadıkları gibi sorular, bu kabülden sonra anlamını yitiyor tabii ki. İstedikleri zaman bırakamıyorlarsa şimdi de "sahibinin (yani sistemin) isteklerine kayitsiz sartsiz boyun egme var" diyeceğim ama, "Sözleşmesinde hizmet akdi tek taraflıdır muhakkak." ya da "Para kazanıyor. Neden bıraksın ki?" benzeri laflar edersiniz diye sormuyorum. Konunun toplumsal, sosyolojik, ekonomik sebeplerini de tamamen yok sayabilirsiniz bu saatten sonra. Seks "işçiliğini" kendi isteği ile yapanlar konumuz dışında, istemeden yapanları (içlerinde çocuk yaştakiler de olduğunu basın yayından okuyoruz!) bu sistem içine çeken düzenekler sayenizde meşrulaştı! Kuran'ın evrensel olmadığını ispatlamak çabası ile yola çıkıp, eski zaman köleliğini eleştirip, sonra da zamanımızdaki bir çirkinliği neden normalleştirdiğinizi, meşrulaştırdığınızı anlamakta zorlanıyorum.

Saygılar,

Yazan: Esra Tarih: January 29, 2006 1:25 AM

Esra hanim,

Kapitalizmi ovdugumu, para karsiligi yapilan fuhusu mesrulastirdigimi nerden cikarttiniz grecekten bravo size.

Kur'an da bahsi gecen cariye ne demek kadin kole demek. Muhammed 4 tane resmi (hur kadin) es alabilirsiniz demekle kalmayip cariyelerinizden (kadin kole) de istediginiz kadar alabilirsiniz diyor. Ben bu ayetlerin hangi evrene hangi zamana hitap ettigini soruyorum. Bu ayetlerle Kur'an'in nasil evrensel oldugu ve tum zamanlara hitap ettigi iddia edilebilir ki?

Bunun yanitini vereceginiz yerde bana porno sektorunde yani cinsel somuru sektorunde para karsiligi calisan kadinlarin durumunu getiriyorsunuz. Bende diyorum ki, iyi guzel tamam ama birisinde hicbir zorlama olmadan para karsiligi ozgur irade var digerinde ise bir kadin kole. Kadin koleler sahibi tarafindan istenildiginde sozde es olarak alinabiliyor. 4 tane hur kadin es yetmezmis gibi cariyelerden sinirsiz es alabilirsiniz ne demek oluyor?

Yanitini ben vereyim yine. Cok normal cunku Kur'an bir erkek tarafindan yazilmistir ve yazilan her sey erkeklerin cikarinadir.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: January 31, 2006 11:05 AM

Ataman Bey,
Normalleştirdiğinizi şu cümlenizden çıkardım : "Birisinde sahibinin isteklerine kayitsiz sartsiz boyun egme var digerinde ise parayi veren dudugu caliyor. Bir nevi hizmet iliskisi yani."
Bravo denecek kadar zor ya da zorlama birşey yaptığımı da düşünmüyorum. Kadının köleleştirilmesini bir çeşit hizmet ilişkisi olduğunu siz açık açık söylemişsiniz zaten. Günümüzdeki kölelik için hicbir zorlama olmadan para karsiligi ozgur irade var deyişinizdeki kesinlik de oldukça ilginç. Bazı kölelikler için diyelim ki görünürde bir zorlama yok ama sistemin bazı şeyleri normalleştirmesi, insanları şartlandırması var. Sosyal, toplumsal, ekonomik sebepleri göz önüne almadan, resmin tamamını görmeden kesin konuşmayalım bence.
Bu söylenenlerin, Kuran'ın evrenselliği konusu ile ilgili bulmuyorsanız, "İlgisi yok, konuyu dağıtmayalım." diyebilirsiniz sadece. Kendi fikrinizi savunmak için, illa günümüzdeki kimi nahoş uygulamaları ya da seçimleri normalleştirmeniz, bazı durumlarda yüceltmeniz gerekmez kanısındayım. Bugüne de geçmişe bakıldığı kadar eleştirel gözle bakmak daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. Dünyanın toz pembe bir dönem yaşamadığı ve zamanımızdaki birçok uygulamanın da erkeklerin çıkarına olduğu ortada.
Kuran'ın bir erkek tarafından yazılmadığı, bizzat Allah tarafından gönderildiğinin kanıtlarını, bu konuda din adamlarının söylediklerini
şu sayfada paylaşmıştım.
Buraya aynı cevabı yazmak yerine adresini vereyim dedim. Siz okudunuz muhakkak. Okumayanlar "Ümmi" kelimesini arayarak ilgili kısma konumlanabilirler.

Saygılar,

Yazan: Esra Tarih: January 31, 2006 3:38 PM

GECİKMİŞ BİR AÇIKLAMA:


İbrâhim Sûresi 35. ayet dolayısı ile; tevhid dışı-düşüncesiz okuma tutumu (başka ayetleri okuyuş tutumuyla da kanıtladığı gibi) Hz. İbrâhim (a.s.)'in 'bir yandan putlara bir yandan da Allah'a taptığını(!)' çıkarsayacak kadar zeki ve anlayışlı olduğunu sanabilir.
Ama, tefsir bilimine, Kur'an'ın inceliklerine falan sahip ol(a)mayan sıradan bir insan bile, 14. sûre 35. ayetten böylesine sefil, iflas etmiş bir anlam çıkaramaz.
Neden mi? Hemen 36. ayeti okur da onun için.
Ne diyor aynı sûrenin 36. ayetinde:
"Rabbim," diyor Hz. İbrâhim, duasına devam ederek; Allah'a, Rabbine yalvarmaktadır. "Rabbim, çünkü onlar ((sözünü ettiği putlardır)) insanlardan bir çoğunu baştan çıkardılar. Bundan sonra kim bana uyarsa, işte o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, gerçekten sen dafûr ve rahîmsin."
Fahreddin Er-Râzî (bu isim kime neyi ifade eder ki?!) "bu ayette Hz. İbrâhim (a.s.)'in putperestliği kabul etmemedeki aşırı dikkati nakledilmiştir" der (Tefsîr-i Kebîr, cilt 14, sayfa:19)
Başka ne söylenebilir?

Yazan: Ömer AKSAY Tarih: February 2, 2006 3:43 AM

GENİŞ BİR AÇIKLAMA:

Büyük bir kaos yaşanmaktadır.
İmanın şartlarından birisine inanmayan hiçbirine inanmıyor demektir. Burada bir bütünlük vardır.
Allah'a, meleklere, kitaplara (onların bir insan ve/veya erkek tarafından yazılmadığına) resûllerine, ahiret gününün kesinliğine, kadere ve hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine ve öldükten sonra yeniden dirilişe inanmak iman için zorunludur.
Bugün, yaşanan kaosun nedeni, bugünkü insanın iman etmek için teslim olmayışı, olamayışıdır.
Önce İslâm; sonra İmân.
Bu da, basit bir yaklaşımla; önce pratik/eylemsel/duyusal/somut kavrayış; ardından da düşünsel/duyuşsal/ruhsal/soyut kavrayış demektir.
Dilinizle (lisanınızla) tasdik edeceksiniz, söylem geliştireceksiniz. Bireysel olarak, aşkınlık içinde eylemde bulunacaksınız, günde beş kez; bir aksiyon, bir devinim. Ruhunuzu terbiye etmek için, aklınıza yön vermek için nefsinizi aç bırakacaksınız. (Aksi takdirde, Kur'an'ı bir erkeğin yazdığına inanabilirsiniz ve/veya aklınızı yitirebilirsiniz!) Açlığın anlamını kavrayacaksınız. Malınızı, paranızı, kapitalinizi temizliyecek arındıracaksınız; çünkü, kazancınızda başkalarının payı var. Ve en büyük eylemi/uygulamayı yapmak için, bütün inananlarla birlikte dünyanın merkezinde, dünya ve bütün gezegenlerle birlikte, aynı dairede buluşacaksınız.
Bu fiilleri işleyen failin aklının selîm olduğuna kanaat getirdikten sonra düşünsel plana geçerek imânla, amentüyle buluşması zorunludur.

Günümüz modern insanı nefsine teslim olmuştur.
Kazandığı para kendisinindir. Sayısal değerleri vardır. Sayılamayacak kadar çok Tanrı'ya taparak övünür. İşlerinin dışına çıkamaz. Aşkınlıktan çekinir. Aç kaldığında üretemez. Kişiliğini feda edemez. Benmerkezcidir. Heidegger gibi, ölümü varlığın sonu olarak görür ve hiçliğe koşar.

Ne yaparlarsa yapsınlar, ne yazarlarsa yazsınlar
onlar kaosun içinden çıkamaz ve kaos onları yutar! Modern özgürlük; düşünce özgürlüğü!
Herkese iyi geceler!

Yazan: Ömer AKSAY Tarih: February 2, 2006 5:46 AM

Sayin Omer AKSAY,

Insanlik icin soylemis oldugunuz her sey insanin dogasina aykiridir. Nefsine teslim olmamis bir tane insan ornegi gosteremezsiniz. Buna peygamber bildiginiz insanlarda dahildir.

Saygilar,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: February 3, 2006 5:00 AM

Esra hanim,

Bu yazinizi simdi farkettim.

Mustafa Bey'in yerine cevap veriyor değilim. Sadece yazısından edindiğim fikre göre, “Mustafa Bey bunu demek istemiyor tabii ki.” demiştim. Çünkü bence, "yapılmasın" ya da "kaldırılsın" demek istememiş. O bambaşka bir konuya ulaşmak istemiş. Ulaşmak istediği ve gündeme getirdiği mesele de çok önemli bu arada.

Evet, deginilen meseleye ben de elimden geldigince dikkat etmistim. Ama, soruyu kendisine sormak bana daha isabetli geldi.

Ben yalnızca o meseleye ulaşma sırasındaki fikir akışının, kendi amacına hizmet etmeyebileceğini, aksine, zararı bile dokunabileceğini söylemek istedim. Ayrıca bu fikri akışın başka sakıncaları da olabileceğini belirttim. Hepsi bu. Kaldırılsın da demek istiyor olabilirdi tabii ki, ama kendisinin en son yazdığı açıklamadan amacının bu olmadığını anlıyoruz. Edindiğim fikir yanlış değilmiş demek ki.

Edindiginiz kanaat galiba isabetli.

Ve, Sunnet'in disina cikmagi muspetliyorsunuz, zannedersem. Baska bir deyisle, Hz Muhammed'in kurban kesisini gunumuz sehir sartlarina uyarlamaktan bahsediyoruz.

Kurban kesmenin sekil ve seraitini degistirmege baslamak fena bir baslangic olmayabilir. Ilerde abdest, namaz vd ibadetin goze kulaga hos gelmeyen noktalarina da deginilecegini beklemek artik abes olmasa gerek..

Malum, ilk hiristiyanlar kiliselerde siralar halinde oturup dua etmiyorlardi; daha sonra suslu puslu elbiseleriyle gelenler icin bazi onemli degisikliklerin yapilmasi gerekti..

Camilerde de buna benzer iyilestirmeler yapilirsa sasirmayacagim --sonucta bu gidisle camilere mini etekli hanimlarin da unisex kabul edilecegi gunler uzak degil gibi gorunuyor.

Boyle bir durumda secdeye varmalari halinde nahos durumlar olabilecegi icin, camilerde sira ya da koltuklarin olmasi gerekecek gibi gorunuyor.

Nitekim, oturarak namaz kilinabilecegi de biliniyor; yapilmasi gereken sey basit: Kisisel saglik gerekcesini 'toplumsal saglik' olarak genisletmek olacak...

Yazınızın "Bir de" diye başlayan kısmı için: Cemadat kelimesini cemaat olarak okumuşum. [...] (Bilmeyenler için yazayım: cansızlar, cansız varlıklar.) Ama, kelimeyi yeni öğrendiğim için olsa gerek, insanlar nasıl cemadat olacaklar, anlamadım. :( Cansızmış gibi, yani ruhsuz ve otomatik olarak, robot misali, ibadet ve gelenekleri yaptıklarını ve bundan huzur bulduklarını mı söylemek istediniz? Engellenmesin, eleştirilmesin dediğiniz huzur, robot olmanın huzuru muydu? Yoksa bambaşka bir şey mi demek istediniz de ben anlamadım? Açıklarsanız sevinirim.

Ifadenin orjinali bana ait degil. Necip Fazil'a aittir. Ve, kasdettigi anlam itibariyle ona katilirim. Kasdettigi anlam ise sudur:

Camiler, kelime anlaminin da isaret ettigi uzere, insanlarin bir araya toplandigi mekanlardir. Ve, bu mekanda gune (hale) ve gelecege ait konularda fikir alisverisinde bulunmak icin buraya toplanirlar --yoksa, Cuma, Bayram, Cenaze vb namazlari haric muslumanlarin baslarini nerede secdeye koyacaklari hic de onemli degildir.

Cemaat, dolayisi ile, sosyal anlamda canli bir topluluktur. Bugun bu imkan yoktur. Bugunku hale olsa olsa cemadat denir. Insanlar canli, fakat topluluk cesed.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 5, 2006 8:54 PM

Insanlik icin soylemis oldugunuz her sey insanin dogasina aykiridir. Nefsine teslim olmamis bir tane insan ornegi gosteremezsiniz. Buna peygamber bildiginiz insanlarda dahildir.

Saygilar,
diyen birisi zorla kışkırtıcılık yapmaktadır.
bu insanın düşünsel bir düzeyi de yoktur. her durumda, inancın her boyutuna tepki göstermektedir. ve bunu bir marifet sanmakta, oysa bilmediğinin bilincinde değildir. ayetleri kendi kafasına göre okumakta ve kendi inançsız tutumunun dayanağı yapmaktadır. bu da bir tür inanç! yani kendince bir ayet uydurmak, kendince okumak, kendince hikmetler bulmak ve kendinin (nefsinin, aklının) kulu olmak! KUR'AN'I 1400 KÜSÜR YILDIR OKUYANLAR, O KİTABI SADECE RABBİN ADIYLA OKUMAKTA, RABBİN ADIYLA DÜŞÜNMEKTEDİR.
bu zavallı modern fukaralar gibi, kendi adıyla ve kendi aklına güvenip dayanarak okuyanlarsa, onlar kaostan kurtulamaz! onların bir kurtulma isteği de yok, çünkü akıllarınca kaosta olduklarına inanmıyorlar. tıpkı, evrim aldatmacasına inanıp durdukları gibi. tıpkı, uluslararsı birçok yalana inanıp durdukları gibi. tıpkı, Peygamberlere inanmadıkları gibi.

Yazan: Ömer AKSAY Tarih: February 7, 2006 12:22 AM

Sayin Omer AKSAY,


"Günümüz modern insanı nefsine teslim olmuştur."


Diyen sizsiniz. Bende diyorum ki, insanoglunun varolusundan bu yana nefsine teslim olmamis bir tane insan ornegi gosteremezsiniz. Kendi inandiginiz yaratilis efsanesini ve ayetleri inkar mi ediyorsunuz simdi yoksa? Efsanedeki ilk insan Adem bile nefsine teslim olmamis midir?


Nefsine teslim olmamak insanin dogasina aykiridir. Cunku insan bu sekilde yaratilmamistir. Buna peygamber bildiginiz insanlar da dahildir. Bana aksini iddia edip kanitlayabilir misiniz? Musa'nin, Isa'nin veya Muhammed'in nefislerine teslim olmadiklarina dair bir kanit gosterebilir misiniz? HAYIR!


Saygilar,


Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: February 7, 2006 11:39 AM

Evet, tekrar ediyorum, günümüz modern insanı nefsine teslim olmuştur.
Ve hiçbir peygamber nefsine teslim olmamıştır. Hepsi Yaratan Rabb’ine teslim olmuştur. Peygamberlerin yolundan gidenler de nefsine teslim olamazlar.
Efsaneyi uyduranlar efsanelere inanırlar. İnsanın doğası demiyelim de, insanın yaratılışında (fıtratında) Allah’a teslim olmak vardır. Ateş’e tapan ateşte bir hakikat arar; puta tapan putta; ineğe tapan inekte bir hakikat olduğunu sanır; oysa Allah’tan başka hiçbir hakikat kaynağı yoktur. Kanıt istiyorsunuz, fakat kanıta da peşin olarak inanmak itemiyorsunuz; çünkü nefsiniz ‘hayır’ diyor. Alın size kanıt: Peygamberlerin hepsi, Allah’ın seçtiği kişiler olduklarını kendileri bildiği halde Allah’tan en fazla korkan ve Allah’a en fazla tövbe eden insanlardan olmuşlardır. Nefsine teslim olsalardı, Allah’tan korkmazlardı. Nefsine teslim olsalardı, yaşadıkları (gönderildikleri) toplumun eziyetleri karşısında “Yarabbi, onlar bilmiyorlar” demezlerdi. Nefsine teslim olanlar ölmedikçe Allah’a teslim olamaz.

Yazan: Ömer AKSAY Tarih: February 13, 2006 11:52 PM

Müzmin Bey,

Cevabınız için teşekkür ederim. Özellikle de cemadat hakkındaki açıklama için. Haklısınız, tarifiniz çerçevesinde bakarsak topluluk gerçekten cansız. Ümidim o ki inşallah birgün canlanır, yani canladırmayı başarabiliriz. O ana kadar cansız da olsa cemaatin hepten dağılmasını önlemek anlamlı olsa gerek.

Kurban konusunda ise, sünnet'in dışına çıkmayı onayladığım fikrine nasıl kapıldınız pek çözemedim. Onaylıyor ya da onaylamış değilim. Bu konuda fetva verecek konumda da değilim aslında. Kurban Bayramı'nda yaşananlar ve bu sayfanın yazısı ile ilgili söylediklerim kısaca şunlardı: 1- Kurban Bayramı'nda yaşananlar ile bilgisizlikten doğan ibadet-gelenek karmaşasının, ayrı ayrı ele alınması, her iki sorunun çözümü açısıdan daha anlamlı olur. 2- bilgisizlik ile mücadele ederken, vacip ibadetler gerekli değil demek yerine, farz ibadetlerin gerekliliği üzerine vurgu yapılması, gereksiz kopmaları ve bilinçlerdeki dini algıların zayıflamasını da engeller. 3- Kurban konusundaki dini bilgisizlik ise, gerekli değil vurgusu yapılmadan, göç, kentleşme, belediyecilik sorunlarının ardından ya da bu sorunlarla beraber ele alınmalıdır.

Yapılabilecek düzenlemeler ile sünnetin dışına çıkılmış olunur mu, onu düzenlemeler sırasında ya da sonrasında konuşmak gerek. Tabii bu konuda eğitim almış, bilgili kişilerin konuşması, karar vermesi daha doğru olur. Şu anda fikir yürütüyorum: Kurban kesilmesi için yeterli sayıda, büyüklükte ve temizlikte yerler kurulması, işinin ehli kasapların işin başında bulunması, belli bir düzen ve intizam içinde, belki önceden belirlenmiş bir sırada, bu işin yapılması ile, sünnetin dışına çıkılmazmış gibi geliyor bana. Kesmeyi bilen kişilerin kurbanlarını kendilerinin kesmesi sağlanabilir. Bilmiyorlarsa kasaplara vekalet vererek kestirmeleri sağlanabilir. Bu tip bir düzenleme ile sünnet sınırları ihlal edilmiş olur mu, dediğim gibi, onu dini uygulama konusunda bilgili kişilerle beraber diğer yetkili kişiler, düzenleme sırasında konuşmalılar. Benim kanaatim, "Hz Muhammed'in kurban kesisini gunumuz sehir sartlarina uyarlarken" gerekli özen gösterilirse, sünnet sınırları ihlal edilmeyebilir.

İbadet şekillerinin değiştirilmesi, bilinen ismi ile moderleştirilmesi konusu ise çok hassas Müzmin Bey. Öylesine hızlı geçiş yapmışsınız ki dumura uğrattınız beni. Gelenekler konusunda bile oldukça temkinli olduğumu farkkettiyseniz, ibadetler konusundaki tavrımı az çok tahmin edersiniz. Sanırım siz, yazımdan yaptığınız bence zorlama çıkarımlarla, "moderleştirme" ismi altında gösterilen, dinin ve ibadetlerin ciddiyetinin zayıflatilma çabalarına varmak istediniz. Yazımdan yaptığınız çıkarıma katılmasam da, dikkat çekme çabanızı takdir ederim. Konu gündeme getirmeye değer. Bu konuda gösterilen çabaları hem acıklı hem de gülünç buluyorum. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunması, bu fikirlerin savunuluyor olması ayrı bir acayiplik, yazılanlardan, soylenenlerden anladığmız kadarı ile, hayatinda konu ile ilgisi, alakası olmadığı farkedilenlerin çareler üretme gayreti ayrı bir acayiplik.
Saygılar,

Saygılar,

Yazan: Esra Tarih: February 15, 2006 11:54 AM

Esra hanim,

Kurban konusunda ise, sünnet'in dışına çıkmayı onayladığım fikrine nasıl kapıldınız pek çözemedim. Onaylıyor ya da onaylamış değilim.

Itiraz ettiginizi gormedim de o yuzden --malum, sukut ikrardan gelir derler ya..

Bu konuda fetva verecek konumda da değilim aslında.

Fetva baska kanaat serdetmek baska. Fikir serdetmemek cemadata karismak degil mi?

Yapılabilecek düzenlemeler ile sünnetin dışına çıkılmış olunur mu, onu düzenlemeler sırasında ya da sonrasında konuşmak gerek. Tabii bu konuda eğitim almış, bilgili kişilerin konuşması, karar vermesi daha doğru olur.

Egitim alanlara yonelik sayginizi anliyorum, ama, vebali kimin boynunda ise karari da o vermek zorndadir bence.

Şu anda fikir yürütüyorum: Kurban kesilmesi için yeterli sayıda, büyüklükte ve temizlikte yerler kurulması, işinin ehli kasapların işin başında bulunması, belli bir düzen ve intizam içinde, belki önceden belirlenmiş bir sırada, bu işin yapılması ile, sünnetin dışına çıkılmazmış gibi geliyor bana. Kesmeyi bilen kişilerin kurbanlarını kendilerinin kesmesi sağlanabilir. Bilmiyorlarsa kasaplara vekalet vererek kestirmeleri sağlanabilir. Bu tip bir düzenleme ile sünnet sınırları ihlal edilmiş olur mu, dediğim gibi, onu dini uygulama konusunda bilgili kişilerle beraber diğer yetkili kişiler, düzenleme sırasında konuşmalılar. Benim kanaatim, "Hz Muhammed'in kurban kesisini gunumuz sehir sartlarina uyarlarken" gerekli özen gösterilirse, sünnet sınırları ihlal edilmeyebilir.

Vallahi, hic bilmiyorum. Ibadet etmek icin caminin gerekliligini farketmis olan bir peygamberin 'kurbanlari da getirin caminin avlusunda keselim, hazir imam da burada' dememis olmasini ilginc buluyorum. O zamanlar hersey daha temiz ve daha organize mi idi yoksa ;-)

İbadet şekillerinin değiştirilmesi, bilinen ismi ile moderleştirilmesi konusu ise çok hassas Müzmin Bey.

Evet. Protestanlasmak konusunda sizin kadar titiz oldugu intibaini edindigim Ozturk beyin [de] bu (Kurban) konusunda bir itirazi olmadigini simdi farkettim. Acaba ne dusunuyor?

Öylesine hızlı geçiş yapmışsınız ki dumura uğrattınız beni.

:-)

Gelenekler konusunda bile oldukça temkinli olduğumu farkkettiyseniz, ibadetler konusundaki tavrımı az çok tahmin edersiniz. Sanırım siz, yazımdan yaptığınız bence zorlama çıkarımlarla, "moderleştirme" ismi altında gösterilen, dinin ve ibadetlerin ciddiyetinin zayıflatilma çabalarına varmak istediniz.

Evet. Hep derim ya, 'guvendiklerimizdir bizi aldatacak olanlar'..

Dini konularda dediklerine hep suphe ile bakilan, mesela, Hurriyet gazetesinin Kurban ile ilgili soylediklerini onemsemem. Ama, ayni seyleri Yeni Safak ve Zaman vb gibi gazetelerin soyluyor olmalarini dikkate deger buluyorum.

Malum, vakti ile Posta isminde bir gazete vardi ve gazetenin sahibi (Dinc Bilgin) bile gazeteye utanmaksizin bakamiyordu. Buna karsilik 'Huzur veren' (?!) bir gazetemiz vardi. Ardindan da ayni isimle bir TV kanali kurdular ve cok sukur cok terakki ettik. Posta'da basilmasi halinde yuzumuz kizaracak olan seylerin cok daha fevkinde bir ciplakligi mutedeyyin ahaliye kabul ettirdiler. Iyi bir yontemdi.

Kurban meselesinde benzer bir sey olup olmadigini mesele hallolduktan sonra hicvi bir dille tartismak istermiyim, bilemiyorum.

Saygılar,

Saygılar,

Bir tanesi bile fazla degil mi :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 16, 2006 2:04 AM

Müzmin Bey,


Protestanlasmak konusunda sizin kadar titiz oldugu intibaini edindigim Ozturk beyin [de] bu (Kurban) konusunda bir itirazi olmadigini simdi farkettim. Acaba ne dusunuyor?


Müzmin bey bu eforunuza hayranım..:-)

Fıkhi boyutundan önce mevcut durum hakkınmdaki düşüncelerimi söyleyeyim.Mustafa Bey'in yazısında bahsettiği "Kurban ibadetinin gelenekselleşmesi" olgusuna tamamen katılıyorum.İslam'ın birçok emir ve yasağını umursamayan bazı müslümanlar iş kurbana gelince dikkat kesiliyorlar.Hayatında birkez Cuma namazına gitmeyen adam kurban bayramında gösterişli bir koç arıyor,buluyor ve kesiyor.Bu tamamen gelenekselleşmedir.İslam'ın ruhuna da uygun değildir.

Hele kurban kesme manzaraları tam bir facia.Otoyolların kenarlarında veya evlerinin önünde, caddelerde, çamurun içinde, hayvanlara çektirilen türlü eza ile yapılan bir ibadetin kıymet-i harbiyesinin ne olacağı malum.
Hele de Peygamberimizin hayvanların tüylerinden çekerek getirilmesini bile "eza" olarak görüp yasakladığı ortada iken.Büyük ölçüde şehirleşmenin sonucu olan bu manzaralar aslında kolayca aşılabilir.

Hijyenik ortamlarda veteriner gözetiminde ehil kişilerce hisseli (büyükbaş) kurban kesimi yaygınlaştırılabilir. Ki İstabul gibi büyükşehirlerin yanısıra birçok anadolu şehrinde de bahsettiğim türden kesim yerleri hızla çoğalıyor.(Bizzat gördüğüm sadece Balıkesirde 12 adet bu şekilde hisseli kesim yapan tesis var.)Ayrıca çeşitli hayır kurumlarının da buna benzer uygulamaları mevcut.Yani kurban ibadetini yerine getirmeyi arzulayan ama bu tür nahoş manzaralara da sebebiyet vermek istemeyenler için çözüm yolları mevcut.Özellikle hayır kurumlarının uygulamaları hem usul, hem amaç yönünden çok yerinde.


Fıkhi boyutuna gelince, bu tür konularda uzman değilim ama önce Mustafa Bey'in yazısından alıntı yapayım sonra kendi düşüncelerimi paylaşırım:


Kurban, ayetlerde sadece Kabe'ye yapılan hac ziyaretinin bir parçası olarak geçer. Hacca gitmeyenlerin de hac döneminde kurban kesmesi gerektiği fikri, zaman içinde gelişmiş bir "yorum"dur.


Mustafa Bey'in bu düşüncesine katılmıyoum.Çünkü Peygamberimiz(sav) Hac zamanında ama Medine'de kurban kesmiştir.Hanefi fıkhına göre delilde bir yönden zan bulunduğu için farz denmiyor, ama sünnetten güçlü (imana zarar verme dışındaki müeyyidesi farz gibi olan) vacib hükmü benimseniyor.Bu konuda fıkıh kitapları geniş tafsilatlar veriyor.


Benim Kurban hakkındaki düşüncelerim bu yönde.Kurban önemli bir ibadettir.Ama bu ibadeti ülkemizdeki gibi feci manzaralara neden olarak yapmaya çalışmak çok yanlıştır.Bu şekilde yapılmaya çalışılan bir ibadet sahih olmayacağı gibi maksadını ihlal ettiği için de İslam davasına zarar verir.

Ama bu "Kurban ibadetini ortadan kaldıralım demek değildir." elbette.Kurban ibadetini yukarıda da belirttiğim gibi Nasslara uygun bir şekilde ama şehirleşmenin getirdiği toplumsal kurallara ve İbadetin ruhuna uygun olarak yapmak da pekala mümkündür.Bilinçli Müslümanlar bu konuda öncü olabilir/olmalıdır.Bu tür düşünce ve çözüm çabaları protestanlaşma değildir.


Yazdıklarım Kurban'ın artık Türk toplumunda gelenekselleşmiş olduğu olgusunu da değiştirmiyor elbet.Bunu da belirteyim.


Saygılar.

Yazan: S.Öztürk Tarih: February 17, 2006 5:24 PM

Ozturk bey,

Müzmin bey bu eforunuza hayranım..:-)

Ya bir de yazmak icin ozel gayret sarfediyor olsaydim ;-)

İslam'ın birçok emir ve yasağını umursamayan bazı müslümanlar iş kurbana gelince dikkat kesiliyorlar. Hayatında birkez Cuma namazına gitmeyen adam kurban bayramında gösterişli bir koç arıyor, buluyor ve kesiyor. Bu tamamen gelenekselleşmedir. İslam'ın ruhuna da uygun değildir.

Nasil yani. Ya hep ya hic mi olacak? Namazini kilmayan, orucunu da tutmasin, orucunu tutmayan zekatini da vermesin filan gibi bir silsile mi var? ;-)

Hele kurban kesme manzaraları tam bir facia. Otoyolların kenarlarında veya evlerinin önünde, caddelerde, çamurun içinde, hayvanlara çektirilen türlü eza ile yapılan bir ibadetin kıymet-i harbiyesinin ne olacağı malum.

Ben de bu 'facia' betimlemesini yadirgiyorum. Su sebepten: Buna getirilecek olan butun tedbirler bu isi resmi ve merkezilestirmek anlamina geliyor ve 'facia' dediginizde --farkinda olmadan-- buna imkan taniyorsunuz. Bu da protestanlasmaya gidistir.

Hele de Peygamberimizin hayvanların tüylerinden çekerek getirilmesini bile "eza" olarak görüp yasakladığı ortada iken. Büyük ölçüde şehirleşmenin sonucu olan bu manzaralar aslında kolayca aşılabilir.

Burada bambaska bir seye deginiyorsunuz. Kurban kesimi filan degil, hayvanlara muamele. Bu baska bir konu.

Hijyenik ortamlarda veteriner gözetiminde ehil kişilerce hisseli (büyükbaş) kurban kesimi yaygınlaştırılabilir. Ki İstabul gibi büyükşehirlerin yanısıra birçok anadolu şehrinde de bahsettiğim türden kesim yerleri hızla çoğalıyor.(Bizzat gördüğüm sadece Balıkesirde 12 adet bu şekilde hisseli kesim yapan tesis var.)Ayrıca çeşitli hayır kurumlarının da buna benzer uygulamaları mevcut.Yani kurban ibadetini yerine getirmeyi arzulayan ama bu tür nahoş manzaralara da sebebiyet vermek istemeyenler için çözüm yolları mevcut.Özellikle hayır kurumlarının uygulamaları hem usul, hem amaç yönünden çok yerinde.

OK. Yakinda da camilere siralar konulursa sasirmamak lazim. Oyle ya, milletin ayakkabilarini cikarmasi ciddi ayak kokusu problemi yaratiyor. Bakteri filan meselesini dikkate alirsaniz, bu da hijyenik bir mesele..

Ustelik, egilip kalkinca insanin ustu basi en azindan burusuyor.. ;-)

Mustafa Bey'in bu düşüncesine katılmıyoum.Çünkü Peygamberimiz(sav) Hac zamanında ama Medine'de kurban kesmiştir.Hanefi fıkhına göre delilde bir yönden zan bulunduğu için farz denmiyor, ama sünnetten güçlü (imana zarar verme dışındaki müeyyidesi farz gibi olan) vacib hükmü benimseniyor.Bu konuda fıkıh kitapları geniş tafsilatlar veriyor.

Kurban kesiminin kurban sahibinden baskasinin gozetiminde yapilmasi konusunda soylenmis bir sey mevcut mudur? Benim asil ogrenmek istedigim budur.

Benim Kurban hakkındaki düşüncelerim bu yönde.Kurban önemli bir ibadettir. Ama bu ibadeti ülkemizdeki gibi feci manzaralara neden olarak yapmaya çalışmak çok yanlıştır. Bu şekilde yapılmaya çalışılan bir ibadet sahih olmayacağı gibi maksadını ihlal ettiği için de İslam davasına zarar verir.

Eveeet.. cirkin ve feci manzaralar meselesi gene.. Eh, cocuklar da kotu etkilenebiliyorlar.. o zaman buna topyekun bir cozum onermenin altyapisi hazir bile sayilir ;-)

Ama bu "Kurban ibadetini ortadan kaldıralım demek değildir." elbette. Kurban ibadetini yukarıda da belirttiğim gibi Nasslara uygun bir şekilde ama şehirleşmenin getirdiği toplumsal kurallara ve İbadetin ruhuna uygun olarak yapmak da pekala mümkündür.

Nasil? Kurban sahibi sadece parasini versin ve kurban uzaklarda temiz bir yerlerde ksilsin, adem-i surat bir otorite tarafindan eti vs dagitilsin.. boyle mi?

Bilinçli Müslümanlar bu konuda öncü olabilir/olmalıdır.Bu tür düşünce ve çözüm çabaları protestanlaşma değildir.

Ben hic de emin degilim.. bilincli muslumanlarin kafalarinin hayli karisik oldugunu da dusunmeden edemiyorum.

Yazdıklarım Kurban'ın artık Türk toplumunda gelenekselleşmiş olduğu olgusunu da değiştirmiyor elbet. Bunu da belirteyim.

Gelenkesellestigini kabul ediyorum. Artik Kurban Bayrami da degil, Kurban Tatili deniyor :-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 19, 2006 5:01 AM

Müzmin Bey,

Ya bir de yazmak icin ozel gayret sarfediyor olsaydim ;-)


Allah cümlemizi korumuş.. ;-)


Nasil yani. Ya hep ya hic mi olacak? Namazini kilmayan, orucunu da tutmasin, orucunu tutmayan zekatini da vermesin filan gibi bir silsile mi var? ;-)


Elbette değil.Ben buradaki samimiyetsizlikten bahsediyorum.Farz olan ibadetleri yapmayı zul görüp, gelenekselleşme neticesinde yalnızca kurban ibadetine önem atfedenlerden bahsediyorum.
Bu tip müslümanlık İslam'ın ruhuna aykırıdır.

Ben de bu 'facia' betimlemesini yadirgiyorum. Su sebepten: Buna getirilecek olan butun tedbirler bu isi resmi ve merkezilestirmek anlamina geliyor ve 'facia' dediginizde --farkinda olmadan-- buna imkan taniyorsunuz. Bu da protestanlasmaya gidistir.

Hiç çekinmeden bu "facia" tanımlamasını tekrar kullanabilirim.Gelenekselleşen uygulamalar yüzünden İslam'ın imajını zedelemeye hiçbir müslümanın hakkı yok.Tedbirler konusundaki görüşlerinize de katılmam mümkün değil,yeni bir icat çıkarılmıyor,sadece zaten fıkıh ekollerinde var olan uygulamalardan sosyal şartlara uygun şekilde yararlanalım diyorum.Bunun protestanlaşma ile alakası yok.


Burada bambaska bir seye deginiyorsunuz. Kurban kesimi filan degil, hayvanlara muamele. Bu baska bir konu.


Bahsettiğim hadis Paygamberimizin Kurban kesim sırasında hayvanlara yapılan bir muameleden dolayı söylediği sözdür.Kurban ile direk alakalı olduğu için zikrettim.


OK. Yakinda da camilere siralar konulursa sasirmamak lazim. Oyle ya, milletin ayakkabilarini cikarmasi ciddi ayak kokusu problemi yaratiyor. Bakteri filan meselesini dikkate alirsaniz, bu da hijyenik bir mesele..

Ustelik, egilip kalkinca insanin ustu basi en azindan burusuyor.. ;-)


İşte sizin bu dediğiniz protestanlaşmadır. Kurbandaki uygulamayı bununla karıştırmayın.Yeni bir uygulama yapılmıyor.Zaten var olan uygulamalardan birisinin tercih edilmesi sözkonusu.Namazda nasslarda farklı bir uygulama olmuş olsaydı o zaman söylediğiniz anlamlı olabilirdi.(msl oturarak namaz kılmak belli şartlarda caizdir,halen uygulanmaktadır.)


Kurban kesiminin kurban sahibinden baskasinin gozetiminde yapilmasi konusunda soylenmis bir sey mevcut mudur? Benim asil ogrenmek istedigim budur.


Kesin olarak bildiğim Hanefi fıkhındaki uygulamadır.Hanefi fıkhında vekaleten kurban kesimi şartsız olarak caizdir.Bu vekaletin içinde kurbanı hiç görmeden bir başkasının sizin adınıza alması, usulüne uygun kesmesi ve dağıtması da dahildir.Bunların herbiri ayrı ayrı ya da bir arada aynı kişiye/kuruma ya da her bir aşaması farklı kişilere/kurumlara vekaleten yaptırılabilir.Mesela Ben ve eşim 4-5 yıldan beri kurbanlarımızı bu şekilde kestiriyoruz. Çünkü şehir hayatında klasik usulü gerçekleştirme lüksümüz neredeyse yok.


Hanefi fıkhının oluşum tarihini de göz önüne alınırsa daha şehirleşme sorunlarının varolmadığı zamanlarda oluşan İslam fıkhının kurban uygulamalarının esnekliği daha iyi anlaşılabilir.


Eveeet.. cirkin ve feci manzaralar meselesi gene.. Eh, cocuklar da kotu etkilenebiliyorlar.. o zaman buna topyekun bir cozum onermenin altyapisi hazir bile sayilir ;-)


Feci manzaralardan kasdım,hijyen dışı ortamlar,çamurun,pisliğin içinde, yol kenarlarında yapılan kesimler ve parçalamalardır.Bunun da en büyük sebebi, ibadet şuurundan uzak, giderek gelenekselleşen bir ritüelin İslam mantığına yabancı bir şekilde uygulanmasıdır.


Şunu da söyleyeyim.Eğer imkanım olsa kesinlikle klasik uygulamayı tercih ederim.Çocukların kötü etkilenmesi falan gibi unsurlara da katılmıyorum.Bunu söyleyenlerin samimiyetinden evlerindeki TV lerini kaldırmadan emin olamam.Belirli bir yaşın üstündeki çocuklara Kurban ibadetinin ruhunu anlatarak bu ritüele iştirak etmeleri sağlanabilir.Bunda da bence hiçbir mahzur yoktur.


Nasil? Kurban sahibi sadece parasini versin ve kurban uzaklarda temiz bir yerlerde ksilsin, adem-i surat bir otorite tarafindan eti vs dagitilsin.. boyle mi?


Yukarıda izah etmeye çalıştığım gibi.İmkanı olanlar,mesela müstakil evleri olanlar, ilçelerde köylerde yaşayıp ortak bahçe de olsa kullanım alanlarına sahip olanlar klasik uygulaya devam edebilir,etmelidir de.Ama tabii ki sağlık şartlarına uygun ve ehil kişilerin kesim yapmaları şartıyla.


Ama imkanı olmayanlar da ille de ben de klasik usule uyacağım, kendi kurbanımı kendim keseceğim diyerek o bildik manzaralara sebebiyet vermemelidir.Bahsettiğim şekilde ki uygulama hem gerekli hem de zaten İslam'ın ruhuna ve nasslarına da uygundur.


Ben hic de emin degilim.. bilincli muslumanlarin kafalarinin hayli karisik oldugunu da dusunmeden edemiyorum.


Kafası karışık olanlar belirli bir zümre.

Sorun bu konuda kafası karışık olanlardan ziyade çağın İmamı olmaya çalışan ve burunlarını kaldırarak var olan fıkıh ekollerini yeterince incelemeye bile gerek görmeden müçtehidliğe soyunanlardan kaynaklanıyor.


Benim gibi sıradan insanların bile bildiği uygulamalardan onların haberdar olmamaları elbette düşünülemez.Ama TV lerde boy göstermek Horozdan da kurban olur diyerek popülariteye sahip olmak, onlar için daha tercih edilir bir durum herhalde..

Gelenkesellestigini kabul ediyorum. Artik Kurban Bayrami da degil, Kurban Tatili deniyor :-)


:-)

Yazan: S.Öztürk Tarih: February 20, 2006 5:15 PM

Ozturk bey,

Hiç çekinmeden bu "facia" tanımlamasını tekrar kullanabilirim. Gelenekselleşen uygulamalar yüzünden İslam'ın imajını zedelemeye hiçbir müslümanın hakkı yok. [...] Bunun protestanlaşma ile alakası yok.

Protestanlasmanin tarifine ihtiyacimiz var. Birikmis (geleneksellesmis) tortuyu reddedip asil kaynagi yeniden yorumlamaga mi protestanlasma diyoruz, yoksa, yoksa ne?

OK. Yakinda da camilere siralar konulursa sasirmamak lazim. Oyle ya, milletin ayakkabilarini cikarmasi ciddi ayak kokusu problemi yaratiyor. Bakteri filan meselesini dikkate alirsaniz, bu da hijyenik bir mesele..

Ustelik, egilip kalkinca insanin ustu basi en azindan burusuyor.. ;-)


İşte sizin bu dediğiniz protestanlaşmadır. Kurbandaki uygulamayı bununla karıştırmayın. Yeni bir uygulama yapılmıyor. Zaten var olan uygulamalardan birisinin tercih edilmesi sözkonusu.

Yeni bir uygulama ne demektir? Isteyenin --ilgili dualar ve dagirim sartlarini yerine getirmek kaydiyla-- istedigi yerde (cunku aksi belirtilmemis) kurban kesmesini kurumsal sartlara tabi kilmak yeni midir degil midir?

Kurumsal ek kurallar getirmek yeni degilse nedir?

Kurban kesiminin kurban sahibinden baskasinin gozetiminde yapilmasi konusunda soylenmis bir sey mevcut mudur? Benim asil ogrenmek istedigim budur.

Kesin olarak bildiğim Hanefi fıkhındaki uygulamadır.Hanefi fıkhında vekaleten kurban kesimi şartsız olarak caizdir.

Bu boyledir tabii ki. Ama, mecburen vekalet var midir demek istedim.

Mesela Ben ve eşim 4-5 yıldan beri kurbanlarımızı bu şekilde kestiriyoruz. Çünkü şehir hayatında klasik usulü gerçekleştirme lüksümüz neredeyse yok.

Eh, nicin protestanlasmak sayilmamasi gerektigini de anladik ;-)

Hanefi fıkhının oluşum tarihini de göz önüne alınırsa daha şehirleşme sorunlarının varolmadığı zamanlarda oluşan İslam fıkhının kurban uygulamalarının esnekliği daha iyi anlaşılabilir.

Benzer seyi ben desem, eminim, materyalistligimden dem vurulurdu.. ama, siz deyince --nasil diyeyim-- o kadar dogal, o kadar halisane oluyor ki.. :-)

Feci manzaralardan kasdım, hijyen dışı ortamlar, çamurun, pisliğin içinde, yol kenarlarında yapılan kesimler ve parçalamalardır. Bunun da en büyük sebebi, ibadet şuurundan uzak, giderek gelenekselleşen bir ritüelin İslam mantığına yabancı bir şekilde uygulanmasıdır.

Ve, buna care olarak da kurban kesimin asil ve sekil sartlarini degistirmegi teklif ediyorsunuz... Ben buna katilmiyorum.

Bahsettiginiz manzaralari yaratanlari cezalandirabilirsiniz, para hapis ya da her neyse, ama, ortaya cikmadan engellemek tesebbusu dinen de ahlaken de dogru olmasa gerek.


İmkanı olanlar,mesela müstakil evleri olanlar, ilçelerde köylerde yaşayıp ortak bahçe de olsa kullanım alanlarına sahip olanlar klasik uygulaya devam edebilir, etmelidir de.

Burasi cok yogun protestanlasma rayihalari yayiyor bence..

Ama imkanı olmayanlar da ille de ben de klasik usule uyacağım, kendi kurbanımı kendim keseceğim diyerek o bildik manzaralara sebebiyet vermemelidir. Bahsettiğim şekilde ki uygulama hem gerekli hem de zaten İslam'ın ruhuna ve nasslarına da uygundur.

Bu sizin kanaatiniz. Ve, yola ciktiginiz sey de 'bildik manzaralar'..

Kafası karışık olanlar belirli bir zümre.

Acaba? :-)

Sorun bu konuda kafası karışık olanlardan ziyade çağın İmamı olmaya çalışan ve burunlarını kaldırarak var olan fıkıh ekollerini yeterince incelemeye bile gerek görmeden müçtehidliğe soyunanlardan kaynaklanıyor.

Hmmmmm... boyle de soylenebilir tabii ki.. fakat, dikkatli olmak da gerekir; durup dururken kendimizi de kapsayacak curumler peydahlamis olmak talishizliklerine de yol acabiliriz cunku.. ;-)

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 24, 2006 11:49 PM

Müzmin Bey,


Protestanlasmanin tarifine ihtiyacimiz var. Birikmis (geleneksellesmis) tortuyu reddedip asil kaynagi yeniden yorumlamaga mi protestanlasma diyoruz, yoksa, yoksa ne?


Protestanlaşmanın tarifini verebilmek öyle kolay değil.Zamanla nassların ana kaynağından farklı bir biçimde ve farklı amaçlarla yorumlanmaya başlanması ve/veya nassların tamamen gözardı edilerek yeni yeni uygulamalar ortaya konulması protestanlaşma olarak görülebilir.


Birikmiş tortunun/gelenekselleşmenin nasslarda yeri yoksa bu geleneğin temizlenmesi ve asli kaynağa göre yapılmış içtihadlara uyulması neden protestanlaşma olsun ?

Yeni bir uygulama ne demektir? Isteyenin --ilgili dualar ve dagirim sartlarini yerine getirmek kaydiyla-- istedigi yerde (cunku aksi belirtilmemis) kurban kesmesini kurumsal sartlara tabi kilmak yeni midir degil midir?

Ben vekaleten kurban kesimi nasslara uygundur,İslam'ın ilk yıllarından itibaren uygulanır,fıkıh ekollerinde de bu nasslara dayanılarak yerini almıştır diyorum siz hala yeni midir değil midir diyorsunuz Müzmin Bey(!?)

Vekalet müessesi nasslarda var olduktan sonra vekalet verilecek yerin kurumsal olup olmaması neyi değiştirir ?


Kurumsal ek kurallar getirmek yeni degilse nedir?


Neymiş mesela kurumsal "ek" kurallar ?


Bu boyledir tabii ki. Ama, mecburen vekalet var midir demek istedim.


Mecburen değil elbette.Ama şart da yoktur.Yani şu şu şartlarda olursa vekaleten kesilir diye.Tamamen serbesttir.Bir sınırlama yoktur.Türkiyede ki bir çok cemaatin vekaleten kurban kesimi konudaki rahatlığı da bu yüzden -bence.


Eh, nicin protestanlasmak sayilmamasi gerektigini de anladik ;-)

:-)


Müzmin Bey,niçin protestanlaşma olmadığını anlatmaya çalıştım.Şahsi nedenlerle içtihad yapıp uygulayacağımı düşünmüyorsunuz herhalde..
Ben böyle bir sorumluluğun altına giremem.Eğer benimde uyguladığım bu yöntemin sahihliğine dair en ufak bir şüphem olsa emin olun ne yapar eder,dağ başında bir yer bulur, kendi kurbanımı kendim keserim.


Benzer seyi ben desem, eminim, materyalistligimden dem vurulurdu.. ama, siz deyince --nasil diyeyim-- o kadar dogal, o kadar halisane oluyor ki.. :-)


Ne alakası var ? Birkere şunu iyi bilmelisiniz.İslam fıkhında nasslara dayanmayan hiçbir hüküm yoktur.Eğer bir konuda bir hüküm verilmişse o konuda kesinlikle bir nass vardır.Aksi mümkün değildir.Eğer şüpheli bir durum varsa bu da açıkça belirtilmiştir.Fıkıh ekolünün oluşumu tamamen nasslara uygun şekilde gerçekleşmiştir.


Ve, buna care olarak da kurban kesimin asil ve sekil sartlarini degistirmegi teklif ediyorsunuz... Ben buna katilmiyorum.


Yine aynı şey.Asli şeklinde değişen hiçbir şey yok.Sadece var olan vekalet ruhsatını sıhhi şartlar gereğince daha sık kullanmalıyız diyorum.Kurban'ın şartları,alımı ,niyeti, kesim usulü,dağıtım biçimi hep aynı..Sadece vekaleten kesim.O da zaten verilen ruhsat.

Değişenin ne olduğunu bir anlasam size yardımcı olacağım..:-)


Bahsettiginiz manzaralari yaratanlari cezalandirabilirsiniz, para hapis ya da her neyse, ama, ortaya cikmadan engellemek tesebbusu dinen de ahlaken de dogru olmasa gerek.


Ben engelleyelim demiyorum.Ama bu iradi birşey.
Müslümanlar bu konularda daha dikkatli ve bilinçli olurlarsa bu manzaralar azalabilir.


Hmmmmm... boyle de soylenebilir tabii ki.. fakat, dikkatli olmak da gerekir; durup dururken kendimizi de kapsayacak curumler peydahlamis olmak talishizliklerine de yol acabiliriz cunku.. ;-)


:-) :-)

Yazan: S.Öztürk Tarih: February 28, 2006 1:42 PM

Ozturk bey,

Islam fikhi, nasslar ya da baska seylerin ne dedigi ile, kurban meselesi uzerinde sizin ya da digerlerinin ne dedigi arasinda dogrudan bir baglanti gormeiyorum. Birbirine zit degiller; sadece teget..

Selektif olarak neyin serbest olduguna bakarsaniz, kimin serbest olduguna karar verirken farkinda olmaksizin hata yapmak ihtimali var bence.

Ornek vererek, ve dolayli bir sekilde, anlatmaga calisayim: Bugunlerde istimi biraz azalmakta olan su malum basortusu meselesinin konuyla ilgili olan tarafina bakalim:

Basortusunu fiilen yasaklayan, daha dogrusu bu yasagi fiilen icra eden mi var? Hayir. Kimse kimsenin basindaki ortuyu cekip cikarmiyor; kimse de kimseyi basortusu kusandigi icin hapse filan atmiyor, maddi ceza filan da yok. Hakaret yok, o yok bu yok..

Peki, o yok bu yok da bunca yaygara nedir ve nedendir?

Cok basit.

Tatbik ve icra edilen cezalandirma cok rafine... Kisinin, normal olarak serbestce kullanabilmesi gereken, bir ozgurlugunu kullanmasi halinde odemesi dayatilan bedel kisinin sagligindan, egitiminden, ekmek kapisindan, huzurundan, geleceginden vazgecmesi anlamina tasiyor.

Goruldugu uzere, olumu gosterip sitmaya razi etmeten bahsediyoruz.

Kurban meselesine donersek. Evet, vekaleten kurban kestirmek imkan verilmistir. Yani, bir ozgurluk veya bir tercih olarak bu vardir.

Sizin dikkate almadiginizi dusundugum taraf: Bu ozgurlugun baska seceneklere yer birakilmaksizin kullanilmasinin dayatilmasinin temelde yanlis oldugudur.

'Bak, kardesim, sana bu ozgurluk taninmis, ver vekaletini de ugrastirma bizi' turuden dayatmalarin elenselerinde --bence-- bir suru musluman aydin ile birlikte topyekun sinifta kalmak ihtimali var. Ve, evet, 'suru' kelimesini sehven kullanmadim..

Bence savunulmasi gereken sey ozgurluklerin kisitlandirmasi degil, yani, birilerine vekalet verdirtmek filan degil; olsa olsa ozgurluklerin bedelini makul seviyede yukseltmektir.

Mesela, ilgili shier belediyelerinin kurban kesmek amaciyla yer tahis etmesi vb.. Bunlar talep edilebilir ve edilmelidir.

'Sarhosum, gel al beni evime gotur' gibi medeni (!) hizmetlerin (yilbasinda) verildigi bir ulkede bu kadarini beklemek hayalcilik sayilmasa gerek..

Neyleyim ki, musluman oldugunu dusunen ya da soyleyenler hak veya ozgurlukleri konusunda acinacak derecede edilgen olabiliyorlar. Uzucu buldgum, fakat kaniksamak zorunda kaldigim bir seydir bu.

Neyin protestanlasmak oldugu konusunda nasslar filana bakmak iyi, tabii ki; ama, parmaktan cok isaret ettigi yere bakmak daha faydali olabilir..

Once, 'ibadet dedigin evde ya da camide olur' derler. Hakli bulursunuz. Ardindan, camilere memurlar tayin ederler, anlayisla karsilarsiniz. Pesinden, 'parasini ben veriyorum' derler, 'buraya belli bir kiyafetle gelmek zorundasiniz derler', amenna dersiniz.

Değişenin ne olduğunu bir anlasam size yardımcı olacağım..:-)

Durumun, gidisatin ve degisenin ne oldugunu anlatmaga calistim..

Simdi de sira bana nasil yardimci olacaginizda: Aksilige bakin ki, tam olarak sunun cevabini hatirlayamiyorum, bana yardimci olur musunuz lutfen.

Ustu acik bir tencerede kurbaga kendi rizasiyla nasil pisirilirdi?..

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 1, 2006 6:23 PM

Müzmin Bey,


Bence savunulmasi gereken sey ozgurluklerin kisitlandirmasi degil, yani, birilerine vekalet verdirtmek filan degil; olsa olsa ozgurluklerin bedelini makul seviyede yukseltmektir.


Bu cümlenize katılmamam mümkün değil elbette.Ben şehirleşmenin getirdiği birçok rahatlığın yanında zorluklarında olduğunu bu zorlukları aşmak içinde mesela kurban ibadetinde verilen ruhsatların kullanılmasının makul olacağını belirttim.Ve bunun neden protestanlaşma olmadığını nacizane anlatmaya çalıştım.


Ayrıca dikkat çekmek istediğim noktalardan birisi de sıhhat konusu idi.Normalde kırsal alanda sıhhatli bir şekilde uygulanabilen klasik usul şehir hayatında aynı sıhhatle uygulanamıyorsa vekalet müessesinin işletilmesinin İslam'ın ruhuna daha uygun olduğunu düşündüğümü belirttim.Bu usulünde fıkha dolayısı ile nasslara uygun olduğunu söyledim.


Özgürlük konusunda tabii ki sizin gibi düşünüyorum.Ayrıca belediyelerin bu hizmeti kesim yerlerini de yaygınlaştırmak suretiyle üstlenmesi konusunda da elbette sizinle hemfikirim.Ama çok yoğun nüfusa sahip -örn.İstanbul'da bu kesim yerlerinin -çoğaltılasa bile- yeterli olmayacağı da herhalde izahtan varestedir.

Sonra bütün müslümanlar vekalet usulunü uygulayacaklar diye bir şart hem yok hem de teorik olarak mümkün değil.Söylemek istediğim bu şekilde bir değişik uygulama şekillerine dağıtma gerçekleştirilebilirse yani müslümanların bir kısmı kendi imkanları ile keser,bir kısmı vekalet müessesini kullanır,bir kısmı belediyenin kesim yerleri hizmetlerinden yararlanabilirse kötü manzaralar mimimuma indirilebilir kanaatinde olduğumu söylemek istedim.


Ustu acik bir tencerede kurbaga kendi rizasiyla nasil pisirilirdi?..


Siz yanlış hatırlamıyorsam bu uygulamanın protestanlaşma olup olmamadığını ve İslam'da bu sistemin (vekalet) bulunup bulunmadığını sormuştunuz.Kurban kesim şeklinin aslının değiştirilmesinden sözedip buna katılamadığınızı belirtmiştiniz.Yani konuya buradan müdahil olmuştum.

Bende bunlara karşılık cevaplarımı ve nasslara dayalı fıkıh ekollerinin ruhsatlarını söyledim.Ve kurban kesim şeklinin asli unsurunun neresinin değiştirildiğini sorup anlayamadığımı, anlarsam yardımcı olacağımı belirtmiştim.


Ama görüyorum ki siz meseleyi ve bu bağlamda müslümanların edilgenliğini, üstü açık tencerede kendilerinin pişirilmesine ikna olduklarına kadar götürüyorsunuz..

Cümlenizin ima ettiği manayı anlasam da ben kelime anlamıyla bir cevap vermeyi deneyeyim.

Yazan: S.Öztürk Tarih: March 2, 2006 1:18 PM

Ozturk bey,

Ayrıca dikkat çekmek istediğim noktalardan birisi de sıhhat konusu idi.Normalde kırsal alanda sıhhatli bir şekilde uygulanabilen klasik usul şehir hayatında aynı sıhhatle uygulanamıyorsa vekalet müessesinin işletilmesinin İslam'ın ruhuna daha uygun olduğunu düşündüğümü belirttim.Bu usulünde fıkha dolayısı ile nasslara uygun olduğunu söyledim.

Hifz-i sihha acisindan kirsal kesimde sorun olmayisinin temel sebebi, kirsal kesimdeki sorunlarin bizim sorunlarimiz olmayisi degil midir? ;-)

Ama çok yoğun nüfusa sahip -örn.İstanbul'da bu kesim yerlerinin -çoğaltılasa bile- yeterli olmayacağı da herhalde izahtan varestedir.

Nereden bu kaniya vardiniz?

Bir suru zibidi gurultu dinlesin, dans etsin, istedigini ceksin ve kafayi bulsun diye onlara uygun acik alanlar peydahlayabiliyoruz da, kurban kesimi icin yer mi bulamayacagiz koskoca Istanbul'da?

[...] kötü manzaralar mimimuma indirilebilir kanaatinde olduğumu söylemek istedim.

Ah bu kotu ve cirkin manzaralar...

Rahatsligin ismini koydugunuza gore, sorunun kaynaginda cozum onerilerine acik olmak zorunda kalacaksiniz...

Nitekim, kurban kesmenin farz olmadigini filan da soyleyenler burada da var.

Eh, ismini sizin koydugunuz rahatsizligin cozumunun eli de kulagindadir artik..

Bunu goremiyor musunuz?

Ustu acik bir tencerede kurbaga kendi rizasiyla nasil pisirilirdi?..

Siz yanlış hatırlamıyorsam bu uygulamanın protestanlaşma olup olmamadığını ve İslam'da bu sistemin (vekalet) bulunup bulunmadığını sormuştunuz. Kurban kesim şeklinin aslının değiştirilmesinden sözedip buna katılamadığınızı belirtmiştiniz.Yani konuya buradan müdahil olmuştum.

Sekil sartina uyacak ve manzarayi da kurtaracak onerilerinizin olduguna katiliyorum. Lafiz ve ruhu acisindan ise onerilenlerin protestanlasmak oldugu kanaatindeyim.

Bende bunlara karşılık cevaplarımı ve nasslara dayalı fıkıh ekollerinin ruhsatlarını söyledim.

Cihet-i askeriye bu tur konularda daha akillica davraniyor: Dilekce vermek hakki verilmis olmasina karsilik, ayni mealdeki dilekcelerin ayni zaman ve/ya yerde verilmesi halinde 'toplu dilekce' suc olarak kabul edilmis... Bir sebebi var, degil mi?

Kurban konusunda da vekalet muessesesinin 'toplu' isletilmesinin konunun ruhuna ne derece uyduguna bakmaksizin nasslar vb gibi her niyetle yenebilecek muzlarla gecistirilmesi dogru mudur?

Ama görüyorum ki siz meseleyi ve bu bağlamda müslümanların edilgenliğini, üstü açık tencerede kendilerinin pişirilmesine ikna olduklarına kadar götürüyorsunuz..

Parmaga degil de isaret ettigi yere bakmak yanlis midir?

Cümlenizin ima ettiği manayı anlasam da ben kelime anlamıyla bir cevap vermeyi deneyeyim.

Makiniiist! [Burada film koptu galiba :-) ]

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 3, 2006 9:37 AM

Müzmin Bey,


Hifz-i sihha acisindan kirsal kesimde sorun olmayisinin temel sebebi, kirsal kesimdeki sorunlarin bizim sorunlarimiz olmayisi degil midir? ;-)


Bence hayır.

Küçükken kurbanlarımızı rahmetli dedemin evinde keserdik.Anadolunun şirin 5000 nüfuslu-hala da aynı nüfusta- bir ilçesinde müstakil, bahçeli bir evi vardı.Avluya düzeneği kurar,pis su giderini ayarlar temiz temiz tekbirler eşliğinde huşu ile kurbanlarımızı keserdik.Etlerimizi parçalar,öğleye kadar dağıtılacakları dağıtır,bu arada kavurmaları yerdik.Anlatılmaz bir zevkti.

Derileri yakındaki Kur'an Kursuna verir -asla THK'na değil :-)- ve sair atılacakları -işkenbe,akciğer vs- dedemin motorsikletinin küçük romörküne koyar dere taşmasın diye yapılan kanel'in arkası ona götürür,gömerdik.

Kırsal kesim dediğim işte böyle bir şeydi.. 32 yaşındayım, beş yıldır bu zevkten mahrumum ama inanın burnumda tütüyor.


Bir suru zibidi gurultu dinlesin, dans etsin, istedigini ceksin ve kafayi bulsun diye onlara uygun acik alanlar peydahlayabiliyoruz da, kurban kesimi icin yer mi bulamayacagiz koskoca Istanbul'da?


Bu sözlerinizi tekdirle karşılıyorum, gerçekten.Bilmiyorum belki de olabilir.Bunu müslümanım diyenden fazla kim isteyebilir ?


Söylediğiniz gibi giderek edilgenleşiyoruz, hem de hızlıca.İtilip kakılmaktan olsa gerek, hööt diyene namünasip cevaplar veriyoruz.

Kimbilir belki de ahir zaman kasvetidir, bu üzerimize çöken..

Rahatsligin ismini koydugunuza gore, sorunun kaynaginda cozum onerilerine acik olmak zorunda kalacaksiniz... Nitekim, kurban kesmenin farz olmadigini filan da soyleyenler burada da var.
Eh, ismini sizin koydugunuz rahatsizligin cozumunun eli de kulagindadir artik..

Bunu goremiyor musunuz?


Neden kaynağında çözüm önerilerine açık olmadığımı belirttim.Bir kere sorun hem kaynağından kaynaklanmıyor, hem de mutlaka çözülmeyi gerektirecek kadar büyük değil.Sorun sandığımız şey pekala İslam'ın kendi yöntemleri ile çözülebilir.Zaten bunları konuşuyoruz.

Kurban'ın hükmünün ne olduğu da fıkhen bellidir.Hal böyle iken birilerinin neye dayanarak içtihad yaptıklarını sormak lazım..

Bunu görüp görmemeye gelince.Elbette görüyoruz.Bu tür taarruzlarla sadece bu konuda değil birçok konuda karşılaşıyoruz.Ama İslam'ın da savunma mekanizması kuvvetli çok şükür..


Sekil sartina uyacak ve manzarayi da kurtaracak onerilerinizin olduguna katiliyorum. Lafiz ve ruhu acisindan ise onerilenlerin protestanlasmak oldugu kanaatindeyim.


Keşke mümkün olabilse de normal usulü hepimiz uygulayabilsek..Siz protestanlaşma olarak görüyorsunuz, saygı duyuyorum ama ben Lafız ve ruhi anlamı açısından da bir sorun olduğunu düşünmüyorum.


Makiniiist! [Burada film koptu galiba :-) ]


Evet film kopmuş, ama sanırım gerek kalmamış,derdimi anlatmışım.. :-)

Yazan: S.Öztürk Tarih: March 3, 2006 3:01 PM

öncelikle islam dininin orta dogulu veya türkiyelisi olmaz eyer bahsettıyınız suandakı atatürkcüyüm diye gecınen komınınst zıhnıyetındekı duşünce yoksunu insalanların yapmak ıstedıyı bir düzenın bırkere islamıyetle alakası yok bu zaten avrupanın o hale gelmesı ıcin yaptıgı bır tur oyundur zaten boyle zıhnıyetın onlardan farkı yok neden kabul etmesinlerkı ama gercek bir ıslam düsuncesınden yanı allahın emrettyını sekılde olan ıslam anlayısından endıse etmelerı normal birsey cünkü dinimizin güzellıyını bıldıklerı ıcın ordakı vatandaslarının muslumanlıgı benımsemesınden korkuyorlar suanda avrupa zaten dilde müslümanım ama ıcten kafir olan bir türkıye istıyor bunuda başardıktan sonra alacagına emınım ama allahın izniyle bunu başaramayacaklar sü atatürkcuyum diye gecınen ama alakası olmayanlara sözum var kendı sacma sapan düşüncelerınızı faaliyete gecırmek icin başkalarını karalamayın islamıyetın kurallarını sevgili peygamber efendimiz en güzel sekılde acıklamıstır gereyıde onun anlattıkları gibi yaşamaktır eyer öyle uygularsak insanca düsünen hıcbır ınsanın vaya toplulugun bundan korku duymaması gerekır sevgi ve saygılarımla

Yazan: muhammet Tarih: November 17, 2006 1:33 AM

iyi olmuş tşk ederim

Yazan: eylül Tarih: March 26, 2007 1:23 PM

ister dinli, ister dinsiz olalım.
toprağı kanla akıtmak ilkel bir dindir.
ister koyun kanı olsun, ister insan kanı olsun kurban edilen ., bizim dinimiz ilkel din mi ?
yani ibrahim nedir ?
o kadarını bilmiyorum. aşağıda yazdığımı ibrahim peygamberle ilgili alıntıya iliştirin.

şunu biliyorum. Hayvan öldürmeye hakkımız yoktu.
ama yaşam döngüsü içinde buna mecburduk.
keşke kaplan olsaydık, o zaman yaptığımız iş bize doğal gelirdi. Ama sorgulayan ve farkında olan bilince sahiptik.,
avlanmak doğaldır da, öldürmek için hayvan beslemek bize zor gelirdi., mezbahlarda çalışmak isemzdiniz.
ne yapacaktık ?

onları öldürecektik ama bunu insan gibi yapacaktık.En acısız öldürmeyi deneyecektik ve en önemlisi onlara tören düzenleyecektik.
nazik ve hoş tören OLACAKTI.
ve tanrıdan izin alıp öldürecektik.
biz bir canlıyı öldürdüğümüzü fark edecektik.

ibrahim'e şunu sordu.
hiç oğlunu kurban etmek ister miyidin ?
bir düşün bir can alırken.
öldürdüğün koç oğlun gibidir.

tam tersi ibadet yapıyorlar.
hayvanlara eziyet edip, soklarlara taşıyorlar.
halbuki çok güzel tören olamlı ve canı hiç acımmalıydı. bir suçlu gibi koyunu, kuzuyu kurban vermeliydi.,

bıçağı yanlış yerden vurup etini derisini ziyan etmemeliydi.

tıkınmak için et yenmezdi.

Yazan: knz Tarih: March 26, 2007 11:13 PM

yazıma devam edeceğim hem de yazılanlara cevap:

10 milyonluk bir şehirde kasaba özlemi çekmek nekadar gerçekçi ?
Halbuki bu da bir problem çözümü.

kasabada mutlu mesut yaşıyrdunuz ama buna hakkınız var mıydı ?
hadi o zaman kaynakların israfi o kadar önemli değildi şimdi öyle mi ?

müslüman "kurban kes" ifadesini kendisinin hayvanı kesme özgürlüğü olarak algılıyor.

bu bir iş halbuki.
Ehlil gerktiren bir iş. Bıçağı vurduğun açının milim oynaması ekonomik kayba neden olur ?
o gün herkesin sebep olabileceği bu ekonomik kayıp, üstüsüte bindiğinde İSRAF OLUR. hani israf haramdı ???

yani en başından kasaba mantığı ile gittiğiniz bu süreç sonunda harama gidip tosluyorsun.

Günümüzde hayvan kesmek üzerine üniversiteler var . Herkes hayvan kesebilir demek herkes apandist ameliyatı yapabilir demek gibi birşey.

hayvan kesmek bir beceridir ve uzmanlıktır.

10 milyonluk bir şehirde yaşıyoruz.
yine ebu hanefinin ruhunu çağırsak, onlar 10 milyonluk bir şehir hiç görmediler.

bir gökdelende yaşıyorsunuz. herekesin müslüman olmasını istersiniz değil mi ? herkes iyi müslüam olsun, herkes kurbanını kesin isityorsunuz ?

matemetik bilmeyeni müslümanlıktan konuşmayı yasaklamalı. Bu şehir DİNİ SAVSAKLIYANLAR SAYESİNDE KURBAN BAYRAMINDA Batağa dönmüyor.

böyle şey mi olur ?

bakın durum ne ?
zenginler kurban kesmiyor. vekalet yapıyorlar vs. yoksullar kurban kesiyor.
komyonetşere yaka paça danaları tıkıştırıyorlar ya., kadın arkasından iter, adam burnundan çekiştirir. neden bu kadar eziyete giriyorlar dersiniz ? tabi hayvanın çektiği eziyeti tarif etmek mümkün değil.

halkımız o birgün, kaçak et kesemenin mutluluğunu yaşıyor. Üstelik ialaki kasapta bulmak gerekmiyor.
olay şu:
yılda birgün denetimler kalkar, olan biteni görmezden gelinir ve kaçak et kesilir. bir çoğu veteriner denetimi yoktur. aracıdan tüketice doğrudan ulaşır. kasap kendisidir. kaçak et ucuzdur.

Bir de newyorkta, sanghay da herkesin müslüman olduğunu düşünün., herkese ehil kasap yetecek mi ? nasıl bir oragnizsayon olacak ? şu varsayıma matematiksel çözüm bulmadan burada laga luga yaparsınız.,

ya herkes hassas müslüman olsaydı ve aynı gün kurban kesseydi?

sarhoş hattına şöför falan bulmuyor kimse. isterseniz bu yılbaşı deneyin. Böyle hafifletmelerle kendi problemimizi görmezden gelemezsiniz.

hacdaki israfı biliyorsunuz. yıllarca kesilen etleri vahşice ziyan ettiler.Hani o hacı pamuk ninelerimiz yaptı bunu. kurban kestiler ve çöpe atılmasına aldırmadılar.Halbuki hayvanlar insanların oyuncağı değildir. sonra araplar eleştiriye karşı soğuk hava depoları yaptılar., allahın çöllünde kurban kesmek nekadar akıllaca ve o sıcak yerde soğuk hava deposu çalıştırmak ???
bu sefer de enerji israf etmeye başladılar.
enerji israfi hayvan israfı gibi.
üstelik bir çok hayvan hala telef oluyor.
enerji depoları gözboyama.

aklı olmayının dini olmaz.
çünkü israf haramdır.

bu tür sorunları problem çözme gibi görmezseniz
kasabadan çıkamazsınız., ilahiyat fakültelerimiz ise hala ruh çağırma ile meşgul. ebu hanefi geldiysen 3 defa vur.

Yazan: knz Tarih: March 27, 2007 8:55 AM

Kuranı doğru düzgün okumayan okududuğunu anlamayan gelenekleri Allahın emrinden daha önemli bulanlar kulakdan dolma bilgilerle inançlarını yaşıyan insanlar ve toplumlar kurban bayramı diye bir bayramın islamda olmadığını amacın yardımlaşma olduğunu anlayamazlar...

Yazan: ziyaretçi Tarih: November 20, 2007 11:09 AM

Mustafa abi sana katılıyorum.Senin gibi düşünüyorum

Yazan: Oğuz Mahmut Keskin Tarih: December 21, 2007 1:02 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)