« İslam'ın Şehirleri Neden Böyle? | Ana Sayfa | Avrupalıların Soyu Neden Tükeniyor? »
January 18, 2006
İlginç Bir Soru: "Aşk mı, Para mı?"
Bir köşe yazısından öğrendim ki, bir cips markası, ürün paketlerinin içine, üzerinde "aşk mı yoksa para mı?" yazan bir kupon yerleştirmiş. Tüketicilerden beklenen, iki şıktan birini seçip Turkcell'e mesaj yoluyla bildirmeleriymiş. Ve bu kampanyaya yaklaşık 1.5 milyon kişi katılmış...
Bu bilgiyi veren makale söz konusu reklam kampanyasının ekonomik getirisinden söz ediyor, ama benim ilgimi çeken nokta başka: Belli ki kampanyayı organize edenler, insanın mutlu olabilmesinin, aşk veya parayla — veya her ikisiyle birden — sağlanabileceğine inanmışlar. Kampanyaya katılan 1.5 milyon insan da belli ki bu "inanca" katılmış. Muhtemelen hiç birinin aklına, insanı mutlu edebilecek başka bir şey gelmemiş...
Oysa, daha önce "Nasıl Mutlu Olunmaz?" başlıklı yazımda da değindiğim gibi, ne "aşk" ne de para insanı mutlu edemeyebilir, hatta çoğunlukla da edemez. Bu bir yargı değil, modern toplumlarda kolaylıkla gözlemlenebilen, hatta istatistiğe dökülmüş bir gerçektir. Her iki sözde "mutluluk aracı"na da bol miktarda ulaşan ünlü film yıldızlarının veya pop starların çoğunlukla renkli ama bir o kadar da depresif bir yaşam sürdükleri bilinir. Modern toplumun o denli yükselmeseler bile yine de kendi alanlarında "başarılı" insanlarının çoğu da aslında mutlu değildir. Veya mutlu olurlar, ama mutlulukları zamanla sönmeye başlar. Elde ettiklerini yitirme endişesi zaten hiç bir zaman peşlerini bırakmaz. Bunun üzerine bir de onları mutlu eden unsurların monotonlaşması ve giderek daha az tatmin edici hale gelmesi eklenir.
Bu önemli meseleleri halen üzerinde çalıştığım Beyaz Türklerin Afyonu isimli kitapta ele almayı planlıyorum. Ama şimdilik "aşk mı, para mı?" sorusunu soran ve bu sorunun zihniyet dünyasını paylaşanlara bir tavsiyede bulunmakta yarar var: Çözümü yanlış yerde arıyorlar. Doğru yerde aramanın ilk adımı ise, "aşk mı, para mı?" sorusu içine sıkıştırılmış dar ve yüzeysel dünya görüşünden kurtulmak, yaşamın daha derin anlamları ve amaçları olabileceğine ihtimal vermektir. Sonra bu ihtimalleri biraz araştırmaktır.
Bu araştırmayı yaparken de önyargıları bir kenara bırakmak gerekir. Çünkü insana mutlak ve daimi mutluluğu verecek kaynak, daha önceden hiç hesaba katmadığı, "sıkıcı" bulup bir kenara attığı, sadece "yaşlıların" ilgi alanına girer sandığı, hatta "gericilik" diye damgalayıp kötülediği kavramlar olabilir.
Nitekim tarih boyunca pek çok insan mutluluğu o kavramlarda bulmuştur. Bakın, Kuran'da "Zebur" olarak isimlendirilen Mezmurlar'ın hemen başında şöyle yazıyor:
Ne mutlu o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez,Günahkârların yolunda durmaz,
Alaycıların arasında oturmaz.
Ancak zevkini RAB'bin Yasası'ndan alır
Ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür.
Burada kast edilen "zevk", ne "aşk"ta ne de parada bulunamayacak, dahası hem "aşksız" hem de parasız insanların da bulabileceği bir şey. Ama ona cips reklamlarında veya Turkcell mesajlarında rastlamak mümkün değil. Biraz daha derine inmek gerekiyor...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 18, 2006 8:34 PM




1) Mutlu olmak icin para gerekir, yeterince para olmadigi muddetce mutlu olunamaz.
2) Yeterince para oldugunda mutlu olunabilir, ama, teminati olan 'para'nin eksilmesinin mutlugu yok edecegi tehlikesi vardir.
3) Mutlulugun devami ugruna, 'para'yi artirmak ya da muhafaza etmek icin mucadele verilir, bir tutkuya donusur.
4) Para kazanmak hirsi yuzunden mutluluk ikinci plana atilir, biter.
1 nolu adima donulur...
Para yerine 'ask' da konulabilir.. baska seyler de..
Galiba en iyi mutluluk farkinda olunmadan, hedeflenmeden erilen mutluluk..
Onun da nasil oacagini bir baskasi yazsin artik :-)
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: January 18, 2006 9:54 PM
insanda bulunan organların ve uzuvların istediği bir takım şeyler var.Mesela sabah kalkar kalkmaz insan gözünü açıp çevresine bakıyor eğer bulanık görüyor ise veyahut hiç göremiyorsa huzursuz oluyor,yine bunun gibi yediği yemekten tat alamaz ise( grip v.s. vesilesi ile) mutlu olamıyor,yada ayakları uyuşmuş da yürüyemiyorsa yine huzursuz ...( örnekler çoğalabilir)Aynı bunlar gibi insanın içinde bir duygu daha var ki onun istediği şey doğrultusunda çalışılmadığı takdirde insan mutlu olamıyor,bu duygu "ebed"i isteme duygusudur.Bu duygunun istediği yönde çalışmayan tam manada mutlu olamayacaktır.
Kaldı ki diğer uzuvlarının veya organlarının istediği herşeye en güzel şekilde ulaştığı zaman bile bunların bitiyor olması aslında kişiye geçici mutluluktan başka birşey vermeyecektir.İnsan en güzel yerlerde yaşasa,en güzel şeylerden yese,arkadaşları eşi dostu ile yediği içtiği ayrı gitmesede bütün bunlar onu tam manası ile tatmin edemeyecek zira o anlarda bir gün bitecek.Oysa bu sayılam güzel durumların çok az bir kısmı insana nasip oluyordur.
Yorumunu yapığımız yazıdaki
"Ancak zevkini RAB'bin Yasası'ndan alır" ayeti de bunu çok açık bir şekilde ortaya koyuyor...
Yazan: yasuuun Tarih: January 19, 2006 8:20 AM
Bence mutluluk için "gerekli" sart paradır. Ancak "yeterli" şart değildir elbette.
Dinin insan mutluluğu üzerindeki rolü ise bence tartışılır. İnsanları mutlu yaptığı iddia edilse bile, bunun dini, spesifik olarak da islamiyet'in doğruluğunu ispatlamak üzere bir "justification" olarak kullanılması bence çok abestir. sonuçta eroin, kokain ve esrar da insanı mutlu yapar. ancak mutluluğu elde etmede bunları kullanmanın doğru olduğunu iddia eden çok az kişi vardır dünyada.
dinin insanı niçin mutlu ettiğinin cevaplarını bilim insanları verdi. en önemli cevap ise "serotonin". mutluluk tamamiyle kimyasal bir olaydır. bir insana belirli bir elektro-kimyasal bir uyaran vererek dünyanın en mutlusu da yapabilirsiniz, en bedbaht kişisi de. aşk da tamemen kimyasal bir olaydır. serotonin, dopamin ve endorfin gibi doğal monoaminleri harekete geçirir. kendimizi daha enerjik ve mutlu hissederiz. aşk, doğanın bizleri eşlerimize bağlamak için kullandığı geçici bir "tutkal"dır. bir süre sonra söner gider.
ayrıca insanların yaşlılıkta dine yönelmelerinin bir nedeni de, monoamin seviyelerindeki azalma ve bunları arttırma ihtiyacıdır. monoamin seviyelerinin inançta önemli rol oynadığı günümüzde bilinmektedir (google da "god gene" araştırması yapabilrisiniz.) bu konuda çok çok ilginç deneyler yapılmıştır. piyasada monoamin seviyesini yükselten ilaçlar mevcuttur ve gerçekten işe yarayabildikleri deneysel olarak kanıtlanmıştır (moclobemide, selegiline.)
neyse, konuya geri dönersek, kanaatimce mustafa bey'in haklı olduğu en önemli konu tüktim toplumuna yönelttiği eleştirilerdir. bunun dışında özellikle islamiyet'in insan mutluluğunu elde etmede belirgin bir rolü olduğu fikrine ben katılmıyorum. insanlar yüzbinlerce yıl islamiyet olmadan yaşadılar. hala daha dünyanın ezici çoğunluğu müslüman değil. müslüman ülkelerle müslüman olmayanlar arasındaki bir "mutluluk" karşılaştırmasının mevcut olup olmadığını bilmiyorum. ancak türklerin dünyadaki en mutlu millet olmadıkları da bir gerçek.
üstelik iç huzuruna sahip olmanın anahtarını keşfedenlerin doğu dinlerinin kurucuları olduğu bir sır değil. meditasyon ve belirli zihin-beden teknikleriyle bunları elde etmek mümkün. çinlilerin "çi" dediği şey de bunun temel taşı.
kısacası insan gerçekten çok çok ilginç bir organizma. henüz anlaşılmamış, yeni yeni anlaşılan çok fazla nokta var. "huzur islamda" sloganı bence konuyu aşırı basite indirgiyor.
mustafa bey'in "beyaz türklerin afyonu" kitabının tek taraflı bir fikir dikte ettirme yönergesi olmayacağını ve konuya daha geniş bir açıdan bakan bir eser olmasını diliyoruz.
ayrica kanaatimce sadece "eleştiri" yapmak yapıcı bir yaklaşım değildir. zira aynı yaklaşımla "esmer türklerin afyonu: din" fikri de pekala benimsenebilir.
saygilar
Yazan: Yilmaz Tarih: January 19, 2006 10:01 AM
İçerik sizin mahir ellerinizde şekillenmiş olduğu için sadece, işe pazar-lama açısından bakmak istedim. Doğrusu bir cips paketinin içine böyle bir kağıt iliştirip, 1,5 milyon müşteriden geri dönüş almak, harika bir olay. Mükemmel bir kampanya.
Yazan: Arzu Cihangir Tarih: January 19, 2006 12:15 PM
Van'daki koyun sürüsünün akibeti...
Van'daki koyunları hatırlayan var mı?Bu kampanyaların altında değerleri yozlaştırma güdüsü yatıyor sanırım.Aşk mı para mı?Aşkın bir Mümin için ne manaya geldiğini düşünürsek.bilinç altlarına ne yazılmak isteniyor?Herşeyi materyaleştirme çılgınlığı içinde merak ediyorum gerçekten de satış hedefi ile mi tüm bunlar?Kanımca görünen yüzü işin bu. Günümüzde hiç bir şeyin göründüğü gibi olma vasvını üzerinde taşıyamadığına inanıyorsanız.Bu tüm olanlar TV denilen 'desinformasyon alanında'ne anlama gelir düşünün!.sadece bu kampanyalarla alakalı değil bu.Hediyeler herhalde iyiydi ki kampanyaya bu kadar katılan olmuş slogandan değildir sanırım.Acaba koyunları ucurumdan aşağı nasıl cins bir ot çektiydi Van'da yada ne? Toplu hipnozun kurbanı olan Tv müptelası halkım ...Uyan
Yazan: Mustafa Ajlan Abudak Tarih: January 20, 2006 2:16 PM
Ne aşk ne de para insana sonsuza değin, veya sonsuzluğu henüz sindirememiş zihinler için dünya hayatı boyunca, doyum sağlayabileceği bir haz verebiliyor.
Gençlerimizdeki heves ve merak sebebiyle bu iki öğe ulaşılması gereken, olmadığında eksiklik sayılabileceği, bir halde kendilerini daha cazip hale getiriyorlar.
Gençlerimizdeki heves ve merakı esas gayeye sevgi ve şefkatle yönlendirmeliyiz. Televizyonlarıyla, radyolarıyla, gazete ve dergileriyle medya bu misyonu hakkıyla hepten üstlensin.
Görüyorsunuz, kendisine ve de içinde yaşamış olduğumuz topluma yabancılaşıyoruz günden güne. Aşka, paraya kavuşma savdalarımız bizleri birbirimize hasım ediyor.
Bir gün, her yüzün güleceğini hayal ediyorum, sevgiyle...
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: January 21, 2006 8:25 AM
sn.mustafa akyol neyi öneriyor acaba mutluluk için,yoksa felsefi bir yaklasımla bir metafizik güce dayanmayı ardından o nu modernlestirip caga uydurmayımı,yoksa materyalist kesimin mutsuz oldugunu mu söylemeye calışıyor bu yazısında,
sevgili akyol derin derken...
Yazan: requiem Tarih: January 22, 2006 7:26 AM
ben ve arkadaşlarım bi iddaya girdik.Aşk mı para mı diye.Ben paradan yanayım.Çünkü aşk olsa bile para olmadan yaşanmaz(geçim sıkıntısı falan)bu sıkıntı aşkıda öldürür ben diorumki para olmadan hayatta aşkta yaşanmaz...ben aşkı uğruna paradan wazgeçipte geçim sıkıntısı ve aşkları ölmüş biçok insan gördüm...
Yazan: ceren Tarih: February 16, 2006 11:23 AM
Mezarliga bir helikopterin dustugu haberini aldik, sayin seyirciler.
Facia korkunc boyutlarda..
Sag cikan yok!
Su ana kadar 150 cesede ulasildi, kazdikca da cikiyor..
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: February 20, 2006 11:16 AM
parayla sevgi satın alınamaz
Yazan: büşra Tarih: March 7, 2006 5:02 PM
'Parasiz satin alinabilir' mi demektir bu?
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: March 8, 2006 3:34 PM
ben çaresiz bir öğrenciyim tamam bence de para ama, okulda münazara konusunda bizim gruba aşk düştü!! Lütfen aşkı savunanlar veya bir fikri olanlar bana cvp yazsın!!! Yazanlara şimdiden tşk ediyorum! Yazmayanların canı sağolsunn...
Yazan: bir öğrenciiii..... Tarih: March 13, 2006 7:48 PM
bence aşkta parada çok önemlidir. çünkü mesela bi kişiye aşık olduğunuzu düşünün ve o da seni seviyor ama parasız olduğun için karşı taraf geleceğinide düşünerekten kavuşamıyorsunuzz...
Yazan: damla Tarih: March 13, 2006 7:54 PM
ikiside bu devirde önemli ama daha iyiyi seçmek için para bence. çünkü sevdiğinizin her hangi bir özürü olduğunu farzedelim. bu kişiyi "BEN SENİ SEVİYORUM." diyerek mi daha mutlu edebiliriz yoksa onu ameliyat ettirerek mi daha mutlu edebiliriz?
Yazan: emel Tarih: March 22, 2006 2:21 PM
merhaba bende herkes gibi para diyorum okulumda bi tartışma konusu oldu ben para'ya seçildim karşı taraf yenik düştü çünkü diycek bişeyleri yoktu deseler bile para onları ezip geçiyodu,para olmadan ayrılan çok insan var bunlar göz önünde bulundurulmalıdır
Yazan: elif deniz Tarih: April 6, 2006 5:51 PM
PARA HER KAPIYI AÇABİLİR AMA ASLA KİTLİYEMEZ
Yazan: ÖZLEM Tarih: April 10, 2006 2:43 PM
arkadaş bizim okuldada münazara var ve bizim konumuzda para malesef sana yardımım dokunmuyacak ama sen yinede paradan şaşma
Yazan: ebru Tarih: April 19, 2006 2:39 PM
evet arkadaşlar bızım okuldad münazara vardı ve bız o kadar cok parayı savunsakata yınede aşk yendı ne yaparsın demekkı oylede oluyormus aslında bu devırde para daha önemlıdır ama jurının canı sağolsun
Yazan: ögrenci Tarih: April 20, 2006 9:34 PM
slmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
Yazan: ayse Tarih: April 20, 2006 9:49 PM
bu zamanda her kes parayı tercıh ederler zaten ama parası olan aşkı tercih eder bu bir gercektır aşkı savunan arkadaşlar bu kadar savunuyosunuz ama leyla ıle mecnun bıle paraları olmadıgın kovusamadılar bunu her kes bılır yanı bu devırdede eskı devırdede para her zaman önemlidir . parasız hayat olmaz ben bunu bılır bunu soylerım...
Yazan: sıla Tarih: April 22, 2006 4:06 PM
hiç aşık oldunuz mu? bunu yaşayan bilir... ozaman aşk mı paramı cevabını daha iyi veririsiniz...(coskun_gazi@hotmail.com)
Yazan: hasan Tarih: May 12, 2006 8:39 PM
"hiç aşık oldunuz mu? bunu yaşayan bilir... ozaman aşk mı paramı cevabını daha iyi veririsiniz..."
eee???
Yazan: Kübra Tarih: May 13, 2006 1:07 PM
Yılmaz beyin yaklaşımı ilginç. Meğer mutlu olmaya sebep seratoninmiş... Bu hormonun insanı mutlu hissettirmesi tabi ki doğru yalnız mutlu bir yaşam bu demek değil ki? O halde tak seratonin serumunu hayatını yaşa ! Bu biraz aşkı testesteron hormonlarıyla açıklamaya benzemiş. Tabi ki hormonların duygulara etkileri var fakat hayatta mutlu olmanın formülünün bu olmadığı muhakkak...
Mutluluk ve aşkın formülü için bkz: Mutluluk ve aşkı yaşayanlar... Ölümü düğün gecesi olarak tarif edenler... Lütf-u kahr-ı şey-i vahid, bilmeyenler çekti azap, ol azaptan kurtulup sultan olan anlar bizi.. diyebilenler...
Çikolata yiyip mutlu bir hayat yaşanmaz Yılmaz bey !
Yazan: blue Tarih: May 16, 2006 4:20 PM
Bence aşk la parayı yan yana yazmak bile aşka hakaret. Aşk para gibi bir araçla kıyaslanmamalı. Yani para araç olarak sıfatlandırılmalı ve ona göre bir yere konulmalı. Aşk ise yaşanmalı, tartışılmadan, asla kıyaslanmadan...
Yazan: Esra Tarih: May 28, 2006 6:12 PM
bu benim de ödevim ve ben paradan yanayım lütfen fikirlerinizle beni aydınlatın şimdiden teşekkürler
Yazan: filiz Tarih: October 4, 2006 4:04 PM
Ortada olan birsey var arkadaslar:
Bana tek bir ulke gosterin İslam dini olan seriatla yonetilen ve caresiz somurge bir devlet olmayan
Gosteremezsiniz:
Bu soruyu defalarca kendinize sorun
Sonra ne kadar yanlis dusundugunuzu anlayin kubilay vb. insanlarin yaptiklarini elestirmeyin
Yazan: ismail Tarih: October 22, 2006 9:19 PM
Bayram günü aklını İslam ile bozmuş arkadaşım,
Hadi "sözlerinin yukarıdaki konuyla ne alakası var?" demeden bir kaç şey yazayım. (Herhalde yazıyı okumadan paldür küldür daldın)
Şu anda dünya üzerinde İslam şeriatına dayalı olan ve İslami prensiplere hakkıyla uyarak yönetilen hiçbir devlet yoktur.
Kısmen İran vardır ve o da sömürge falan değildir.
Bazı devletlerdeki görece şeriat motifleri seni yanıltıyorsa bu senin cehaletini gösterir, İslam'ın kusuru olduğunu değil.
Sonra senin sandığın gibi İslam belirli bir devlet modeli dayatmaz, temel kaideleri koyar ve gerisini toplumların gelişimine bırakır. Bunu açıklamak uzun sürer hem de büyük ihtimal senin kavrama yetini aşar, o yüzden bu konuda İslam siyeset teorisi üzerine yazılmış kitaplara -başlangıç düzeyinden itibaren- başvurmanı öneririm.
Biraz dünya siyaset ve ekonomi tarihi okursan İslam topraklarının başına gelenleri ve sebeplerini, o topraklarda müslümanların değilde -mesela- budistlerin olmaları durumunda da aynı ekonomik paylaşımın hedefi olacaklarını ve çok büyük ihtimalle bu direnci bile gösteremeyeceklerini bilirdin.
Batı medeniyetinin dünyanın başına gelmiş en güzel şey olarak gören şaşkınlar bolca yetişir bu ülkede. Bu medeniyetin nasıl bir kan ve yağma medeniyeti olduğu, dünyanın ahlaki doğrularını ve çevrsel şartlarını nasıl tahrip ettiği, milyonlarca yıldır canlıların sorunsuzca yaşadığı ekoisteme sayelerinde artık 1000 yıllık ömür biçildiği görmezden gelinirse eh, sunduğu oyuncaklarıyla epey eğlenceli bir medeniyettir.. Bu oyuncaklar adına dökülen kanı, gözyaşını, bozulmuş toplumsal bağları ve çökmüş ahlakı, tahrip edilen ve 50 kuşak sonramızı artık yaşatamayacak olan ekosistemizi de görmezden geliveririz olur biter.. He mi?
Bunlar geniş konular, lakin E.Çölaşan, B.Coşkun vb. gibi siyah/beyaz yada motomot düz mantıkla bunlara nüfuz edilmez..
Seninki gibi argümanlara sahip, birkaç Turan Dursun, İ.Arsel, E.Aydın kitabı okumuş yeni yetme ateistlerle forumlarla epey alay ederdim eskiden ama artık yap(a)mıyorum, hem vaktim yok hem de düştükleri çukurun sığlığını ve buna rağmen debelendiklerini gördükçe acıyorum. Merhamet duygum çoğalıyor herhalde gitgide..
Kubilay vs.vs. gibi resmi tarih tezgahlarına gelince. Bir Afrika atasözü vardır."Aslanlar kendi tarihlerini yazana kadar; av hikayeleri hep avcıları (aslan avcılarını) övecektir"
Tarih okumak ciddi bir iştir, geçmişte gerçekten neler olup bittiğini anlamlandırabilmek için o zamanda hangi paradigmaların geçerli olduğunu, tarihi kimin yazdığını, farklı görüşte olanların neler söylediğini, dönemi yaşayanların hatıratlarını vs. bilmek gerekir.
Ötesi ve elbette kolay olanı her Kubilay olayının yıldönümünde E.Çölaşan gibi aynı yazıyı yazmaktır ki bu ancak Çölaşan'a ve onu ciddiye alan okurlarının seviyesine yakışan bir şey..
Yazan: Suat Öztürk Tarih: October 24, 2006 1:37 PM
şimdi bu amerikalıların tümü düzenbaz ve entrikacı oldugunu biliyoruz.bunlar işlerine geldiginde şeytanla yedikle içtikleri ayrı gitmez.türkiye cumhuriyetinin bir subayını şeriat diye öldürmüşlermi öldürmüşler
bitmiş tir dogru tektir ve şüphe götürmez.
Yazan: yuksel Tarih: November 2, 2006 12:41 AM
kafasının kesildiği hususunda bi şüphe yoktur , bütün menemenliler bunu anlatır , günümüzde çekilen belgesellerdede olay şahidi menemenlilerin bunu anlattığını eğer bu belgeselleri izlerseniz anlarsınız hatta kesik başı bağlamak için ip aldıkları insan bile idam edilmiştir, elin amerikalısına inanadurun siz.
Yazan: mehmet Tarih: November 13, 2006 11:08 AM
Insanin mutlu olmasi icin once yasamasi icin zarruri olan temel ihtiyaclarinin karsilanmasi gerekir.
-Her insanin maddi yonden standart bir hayat yasayacak duzeyde olmasi gerekir. Yani gunluk temel ihtiyaclarina yetecek bir gelir. Tabii bu standard insanin yasadigi ortama gore degisebilir. Ama benim dusundugum standard her insanin uc kurusu hesaplamadan yasayabilecegi bir standard. Yani acaba bu ay kirami nasil odeyecegim, ya da mutfak masrafimi nasil denklestirecegim, ya da su faturami odeyemiyecegim gibi problemler yasanmayacak. Mesela orta halli bir vatandasin masrafi ayda $1000.00 ise, geliri en az $1250.00 olacak.
- Ikinci siraya sevgiyi koyuyorum, insanin sevmesi ve benim icin daha onemli olan sevilmesi. Insanin sevildigini bilmek insana muthus bir mutluluk verir.
Yukaridaki iki ogeyi mutluluk icin temel ogeler olarak nitelendiriyorum. Bundan sonraki mutlulugu arayisi ya da hayattan tatminlik derceleri; insanin zeka, kultur, mantik, inanc ya da yasadigi kosullara gore degisebilir. Kimi maddeyi sever, kimi guzel bir kariyer, kimi bir aile, kimi sohret, kimi bir eser birakmak vs ister ve bunlarla mutlu olurlar.
Bagzi insanlar arastirmayi, ogrenmeyi, aydinlanmayi mutluluk olarak gorur. Cunku aydinlanan insan bilinclenir ve ona huzursuzluk veren bircok soruya cevap bulabilir. Tabii bu cevaplari bir kaynakta bulamaz, binlerce kaynaga basvurur.
Insana mutluluk veren diger bir oge kapasitesinin ne oldununu kesfetmesidir. Insan daha fazla seyler yapabilecegine inanip da bunun altinda kalmasi onu mutsuz eder.
Diger bir mutluluk ornegi, gercekten yardima itiyaci olan bir insana maddi ya da manevi bir yardimda bulunmak.
Daha bircok ornekler verilebilir...
Insanoglu tek bir seyle mutlu olamaz, birden fazla seyle mutlu olur.
Para mi askmi (sevgi) diye bir secenekte ikisi de secilmelidir. Sevgisiz bir ruha ve ac bir karina sahip bir insan mutlu olamaz.
Yazan: gunka Tarih: November 17, 2006 6:37 PM
bence en iyisi mutluluk siz çocuk yaparken parayla mı yapıyorsunuz
Yazan: MuRaT Tarih: November 30, 2006 7:15 PM
para olmadan aşk olmaz aşk parasız yaşanmaz
Yazan: eyüp saka Tarih: December 3, 2006 10:12 PM
Kesinlikle para!a$k karin doyurmaz bunu akli 5 kari$ havadakiler anlamaz tabi.Hem a$kin ömrü 3 yildir bunu herkez biliyor bilim adamlari icad etti
Yazan: Ali Dogan Tarih: December 4, 2006 6:14 AM
Bu aldatmaca sorunu cevabı sağlıktır, bence.
Aşk (sevgi) nedir ?
Paylaşmak değil midir ?
Kuru ekmek ile suyu paylaşmak değil midir ?
Beraber aç kalmak değil midir ?
İyiliği kötülüğü paylaşmak değil midir ?
İyi günde kötü günde beraber olmak değil midir ?
Siz aşktan ne anlarsınız? Para ile sahip olabilir misiniz aşka? Markete gidip 2 kilo aşk alabilir misiniz?
Rızkı Allah verir. Başka hiç kimse değil.
Yazan: ingenue Tarih: December 4, 2006 2:12 PM
arkadaşalr... biz gönülden sevelim... rabbimize güvenelim... eğer çabalarsak bize herşeyin en güzelini vereceğine inanalım... aşkı paraya, parayı da aşka kurban etmeyelim... paranın da . aşkın da hayırlısını isteyelim ve bu yönde hareket edelim...
Yazan: arzu Tarih: December 8, 2006 12:19 PM
asıl konuşulması gerek cinayet işlemişmi.olay gercekse ne adına olursa olsun insan canına kıymak hiç dinde yer almaz olay bu sayın site sahibi biraz viçdanlı olun ok
Yazan: orhan Tarih: December 23, 2006 8:23 PM
menemen olayı gercek mıdır değilmidır tartışılır ama bılınen tek gercek yukardakı yazılarda ozamnkı devlet dıye adlandırılan MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN sayesınde şuan bu devlete özgurce yaşıyoruz bence mıletımız hala 1922 yılarıdakı gıbı gerı kafalı insanlarla doludur soruyorum eğer ATATÜRK olmasaydı şuanda bu ülkede özgırce kendı bayramızın altındayaşamk münkün oluçak mıydı ? neden ATATÜRKÜ karalamak istıyorsunuz bence tarıhıız hakında daha iyi ararştırma yapın yopazlıkla hıç bırşey cözulmez hıçmı okumadınız sakarya savaşını buyuk taruzu ama okumuş olsanız bu mılletın neler antlatını blırdınız
Yazan: bahriye Tarih: December 26, 2006 12:53 AM
geçmişte yaşanmış olayları bugünün şartlarında değerlendirmek oldukça zor ve sakıncalı.bugüne bakmak lazım
Yazan: emel Tarih: December 26, 2006 11:43 AM
Sizin yazdıklarınızı ve yorumları okudum.Sonuç olarak cumhuriyete karşı içten ve dıştan olaylar olmuş. Hala da olmakta .Çünki batıya karşı tek devlet kaldı o da türkiye cumhuriyeti Ben niye amerikalı büyük elçiye inanayım ki.
Şu aklıma geliyor;işin içinde amerika yokmuydu acaba?Tarikatların faydalarını da yıllarca bu millet gördü.Tarikatlar ne işe yarıyor. Siz düşünün artık Valla insanlar kendi aklını kullanamıyanlar.Bunların akıllarıyla hareket edenler olarak görüyorum.Bıyıklarını bile tarikatın istediği şekilde kesenler ve sakal bırakanlar kendi akıllarını sizce kullanıyorlar mıdır? Dersiniz.İşte olan olaylarda bunlara bağlı
Yazan: hasan dura Tarih: January 6, 2007 8:10 PM
Sayın kardeşlerim
Asırlardır İslamiyetin bekçiliğini layıkiyle yapmış ve Müslüman ülkelerine yönelik saldırıları defetme başarısını göstermiş olan Osmanlının dış ve iç düşmanları hiç eksik olmadı.Aslında onların bu zaferleri kazanmasında Allah-u Teala'nın manevi yardımlarını zikredebiliriz. İşte bunun için Masonlar ,siyonistler,hala Haçlı zihniyetinden kurtulamamış olan Batılı politikacılar ve daha önemlisi onların yurt içinde bulunan uzantıları (Dönmeler,sahte Kemalistler,sömürge Aydınları...)tarihimizin o mühteşem dönemlerini karalamak ve İslam Dinini ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yaptılar.Ve hala da yapıyorlar !
Meseleye bu açıdan bakarsınız Menemen olayı gibi pek çok trajik vukuatın bir uydurmadan ibaret olduğunu görürsünüz.Avrupanın eteğine yapışma iddiasında ki Türkiyenin böyle ipe sapa gelmez kutlamalara müsade etmesi bir takım ihtimalleri akla getirmemektedir:Demek ki seçimlere rağmen yukarıda zikredilen hainler ülkemizin gerçek despotlarıdır ve seçilmiş hükümetin ise onlar karşısında eli kolu bağlıdır!Öyleyse nekadar döğünsek azdır.
Saygılarımla
Yazan: Kemalist! Tarih: January 17, 2007 6:59 PM
Tarihi niye tartişiyorsunuz ki ?
Menemen'de vuku bulmuş bir olay var.
Resmi belgeler ile de sabit...
Kubilay'i,resmi belgelere dayanarak,şeriat yanlisi bir kesim insan şehit etmiştir.
Etmiş midir ? Evet.
Nasil şehit etmiş,kaç kişimiş,ne demiş,sonuç ne olmuş,bunlar ayrintilar.
Biz ayrintilara bakmiyoruz...
Kubilay'i şehit edenler ne istiyorlardi ? Şeriat
Bunu da belgeler ile görüyoruz.
Demek ki kubilay şeriat isteyen,sayilari hiç önemli değil,bir kisim yobaz tarafindan şehit edilmiştir.
Bu mudur ? Budur.......
Yazan: SÜHA KEÇECİ Tarih: January 29, 2007 4:54 PM
BELGEYi KiM YAZAR?
1915 - 2007
Pek bir şey değişmemiş galiba.
1915’de de öldürülüyorlardı…
2007’de de öldürülüyorlar…
Ne deniyordu geçen yüzyılın başındaki katliam için.
“Onlar bizi öldürdü, biz de onları öldürdük.”
Peki Hrant’ın öldürülmesi için ne diyeceğiz?
“Hrant bizi öldürdü, biz de Hrant’ı öldürdük” mü?
Böyle demiyoruz şimdi, değil mi?
“Hrant’ı hainler öldürdü,” diyoruz.
Hrant’ın katillerini “biz”den biri olarak görmüyoruz.
Neden doksan yıl önce yüz binlerce insanı, çoluk çocuk, kadın, ihtiyar, bebek demeden öldürenler, Ermenileri kırıp geçirenler “biz” oluyoruz da, Hrant’ı öldürenler biz olmuyoruz?
Aradaki fark ne?
Aradaki fark, bu sefer cinayeti görmemiz, cinayetin amaçları hakkında bir fikrimizin olması.
Bu kez, bize cinayetin nasıl olduğunu “anlatmadılar,” biz kendimiz bizzat gördük.
Eğer 1915’in tarihini bu ülkede “yazanlar” Hrant’ın da cinayetini yazsalar elli yıl sonra bu ülkenin çocukları “Hrant’ın bizi, bizim de Hrant’ı öldürdüğümüzü” söylerlerdi.
Gerçek, yalancıların elinde biçim değiştirirdi.
Hrant’ı biz öldürmedik.
Büyük bir ihtimalle devletin içinde yuvalanmış birileri öldürttü Hrant’ı.
Amaçları, dış dünyanın Türkiye’ye tepki göstermesi, Türkiye’nin bu tepki karşısında içerdeki milliyetçiliği pompalayarak Avrupa’dan kopmasıydı.
1915’de de Ermenileri “biz” öldürmedik.
O zavallı insanları da “devletin içinde yuvalananlar” değil bizzat devletin kendisi öldürdü.
İktidardaki İttihatçıların örgütlediği büyük bir katliam gerçekleşti.
Öldürülen Ermeniler, Osmanlı tebasıydı.
Osmanlı milletinin bir parçasıydı.
Milletin bir parçası, devlet tarafından yok edildi.
“Biz” milletiz.
Öldürülenler “biz”in parçasıydı.
Ama bu ülkede yaşayan her Türk, kendini “milletin bir parçası” olarak değil de “devletin” bir parçası olarak gördüğünden, devletin işlediği bir kıyıma da sahip çıkıyor.
“Onlar bizi, biz onları öldürdük,” diyor.
Bu yalan işte.
İttihatçılar yönetimindeki Osmanlı devleti, örgütlü bir biçimde, Teşkilat-ı Mahsusa denilen istihbarat biriminin planlamasıyla, “bizim parçamızı” öldürdü.
Öldürülen Ermeniler “biz”e dahil.
Öldürülen parçamızın hesabını sormak aslında bizim görevimiz.
“Biz” bu devlete dönüp, “sen Osmanlı devletinin devamı mısın” diye sormalıyız, “sen yıktığın bir devletin işlediği cinayeti niye sahipleniyorsun” diye sormalıyız, “sen niye bir devletin bir milletin parçasını yok etmesinin hesabını sormuyor, bunu başkalarına bırakıyorsun” diye sormalıyız.
“Biz” bunu sormadığımız için “bizden” biri, Hrant Dink öldürüldü şimdi.
Üstelik o atalarının yasını tutarken meselenin sadece “soykırım” kelimesinin içine hapsedilmemesini, bütün tartışmanın tek kelime içine sıkıştırılmamasını, Türkiye’nin dünyayla bütünleşerek demokratikleşmesine izin verilmesini istiyordu.
“Türk düşmanı” ilan edildi.
Hrant, kimseye düşman değildi, düşman olabilecek biri de değildi.
O dosttu.
Ve herkese dosttu.
Neden “cinayetlerden, kıyımlardan” yana olanlar Türk kabul ediliyor bu ülkede de, “dostluktan, barıştan, hukuktan, insanlıktan yana olanlar” düşman görülüyor.
Neden “Türk” sözcüğünü “ölüm” sözcüğüyle eşdeğer kılmak için çabalayanlar “Türk” sayılıyor?
Bütün bir kavmi “katil” ilan ettirmek isteyenler mi gerçekten Türk dostu?
Türk halkı kendisinin “millet” olduğunu kavrayamadığı için eski ve yeni “devletin” suçlarına sahip çıkıyor.
Kendisinin millet olduğunu kavrayamadığı için kendini katillerle özdeşleştirerek “biz” diyor.
Yüz binlerce insanın acılı ölümünün, yaşanan kanlı trajedinin, o “soykırım” kelimesinin yarattığı girdabın içinde kaybolmasına yüreğim hiç elvermedi.
Ama o kelimeyi aşamadığımız için hala Hrant gibi insanlar öldürülüyor.
Yeni cinayetleri önlemek, bu ülkenin bir çıkmaza sürüklenmesine mani olmak için sanıyorum artık o kelimeyi aşmak bize düşüyor.
Osmanlı devleti, yüz binlerce insanı sadece “Ermeni” olduğu için öldürdü.
Ve, bugün de gizli bir güç Hrant’ı “Ermeni olduğu” için öldürüyor.
Bir insan sadece ırkından ya da dininden ötürü öldürülüyorsa buna ne diyeceğiz?
Öldürülenlerin hesabını sormak “bize”, bu millete düşüyor.
Hrant’ın ölümü hepinizin içini yaktı.
1915’te olanlara tanık olsaydınız içiniz gene yanardı.
Ve, “onlar bizi, biz onları öldürdük” demezdiniz.
Utanırdınız.
Hrant’ın katillerinin bulunmasını istediğiniz gibi o Ermenilerin katillerinin de bulunmasını isterdiniz.
Hrant, ölümüyle bize millet olduğumuzu, katillerle kendimizi özdeşleştirmemiz gerektiğini hatırlattı.
Şimdi millet olmanın gereğini yapalım o zaman.
Kim öldürdü Hrant’ı?
Kim öldürdü 1915’te Ermenileri?
Onlar “başkalarına” değil, “bize” hesap vermek zorunda.
Ölen biziz çünkü.
Ölen bizim bir parçamız.
Ahmet Altan - Gazetem.net
Yazan: Haydar Tarih: February 3, 2007 8:55 AM
konu aşk mı para mıdan başlayıp hrant dink e kadar uzanmış,arada bağlantı noktasını kaçırdığım bikaç yorum olsada,ikisinden de bahsedeyim..
1)mustafa beyin mutluluk ne aşk ne paradır savını yürekten destekliyorum,ikisinide yaşadım ama ikisindende mutlu olamadım,en çok beni mutlu eden huzur sağlayan rabbime ibadetim esnasında oldu,hele yatarken günün tüm namazlarını kılmanın verdiği mutluluğu hiçbirşeyde yaşamadım,ben rabbimi sevdim,rabbimde beni seviyor derim her zaman,sanki içimden geçirdiğim herşeyin olacağı hissi uyanır hep kalbimde,gerçektende öyle oldu hep,ne zamanki,namazlarıma devam ettim hayatımda herşey yolunda ve mutluydum,param yoktu,aşkımda ama mutluydum,ne zamanki namazı bırakırdım,herşey inadına kötü geçer gibi,ne aşk ne para mutlu ederdi beni....sonuç şu...mutluluk kalpte kalp ise rabte...
2)hrant dink olayına gelirsek,son yazı ahmet altanınmış,yazarına gelene kadar kim yazmış bu yazıyı diye hafif bi kızgınlıkla okudum,ve Allahtan aramızdan biri yazmamış dedim gerçi,gönderen aramızdan biri olsada:)
hrant dink evet ermeni olduğu için öldürüldü ama kesinlikle 'biz' tarafından deil ,bunu yapan ne türkiye vatandaşı olabilir nede devletten biri olabilir,türkiyenin bu zor anlarından birinde vatanını milletini seven hiç kimsenin yapacağı bi davranış deil,bi sürü senaryo var onlara değinmicem,diğeceğim şu hrant dink i türk düşmanı biri,türkiyenin kalkınmasını istemeyen biri öldürdü bu yüzdendirki,eğerki onlar 'biz' den birilerse evet haindir derim,ne kazandılar merak ediyorum doğrusu,biz kaybettik demek istemiyorum ama evet biz kaybettik,ogun samast gibi binlercesi dışarda,toplum olarak büyük bi hızla piyonlar uretiyoruz bu türk düşmanlarına..
Yazan: drbetul Tarih: February 4, 2007 4:15 PM
LEYLA KESSE BİLEĞİNİ MECNUN KANARDI.ARKADAŞLAR Bİ DÜŞÜNÜN:HERŞEYİN TEMELİNDE SEVGİ AŞK YOK MU.HERŞEY PARA DEĞİL
Yazan: mehmet Tarih: March 6, 2007 9:25 PM
önce huzur......gerisi için uğraşacak taakat zaten olur dert etmeyede gerek olmaz.
para da nasıl para havadan gelen hiç para gördünüzmu siz emekle alın teriyle bileginin gücüyle,gömleği terleyerek,beyni yorularak,ayakları patlayarak kazanılan para
paradır.
bunları yapabilmek için de önce huzur,yada dediğiniz gibi aşk olursa olur.
Yazan: madem aşk var para neye yarar Tarih: March 8, 2007 10:49 PM
Mustafa Beyin bu yazısını daha önce hiç görmemiştim..karıştırdıkça ne inciler çıkıyor..çok hoşuma gitti..mutluluk üzerine güzel bir deneme..bu yazıyı okumadan önce Sait Çamlıca'nın Neden İntihar ettin yazısını okumuştum..haber 7'de..iyi denk geldi üstüne bu yazı..
---------------------------------------
Burada kast edilen "zevk", ne "aşk"ta ne de parada bulunamayacak, dahası hem "aşksız" hem de parasız insanların da bulabileceği bir şey. Ama ona cips reklamlarında veya Turkcell mesajlarında rastlamak mümkün değil. Biraz daha derine inmek gerekiyor...M.A
-------------------------------------
evet doğru..benim aşkım da param da yok..ama çok mutluyum..iç huzurunu yakalamış olmak için sanıldığı gibi bir aşka veya paraya gerek yok..
önce insan kendine yalnız olabilmeyi öğretmeli..ancak biriyle beraber olursak mutlu olabiliriz diye öğretilir bizlere..başka bir alternatif sunulmaz..buna şartlanan beyinlerde yalnız kalınca hayatın sonunun geldiğini falan sanarlar..oysaki yalnız olduğum anları ben büyük lütuf olarak değerlendirmişimdir hep..
kendime doğru yolculuk yapabilmem için yalnızlığa ekmek su kadar ihtiyacım olduğunu bilirim..belli bir yalnızlık eşiğim vardır..bunun aşılmasına izin vermem..derunuma dokunur kalabalıklar..ya da kalabalıklar içinde de hep yalnız olmayı tercih ederim..
bize ezberletilen dünyanın dışında başka bir gerçeği keşfetmek için öncelikle sizin üstünüze gelen şartlanmalara direnç göstermeniz gerekir..
bunun içinde kalabalıklardan sıyrılmak şarttır..uzlete çekilecek imkan olmasa bile işten güçten elinizi çektiğiniz günün küçük bir anını kendinize ayırabilirsiniz..
bütün ışıkları kapatın..gönlünüzün ışıkları açık kalsın sadece..ve o ışıkla kendinize doğru yürüyün..ışığınız yolunuzu aydınlatsın..günlük karmaşalar,trafik içinde kaybolup gidecek taş toprak gibi basit bir varlık mıyım yoksa evrenin merkezinde miyim?alem büyük bir insan ve ben küçük bir alem miyim?..neden duygularım var?düşünüyorum,hissediyorum,kızıyorum?..aklımla maddeye hükmediyorsam maddeden bir farkım olmalı değil mi?..
hergün hiç olmazsa yarım saat derin düşünün..
açık havaya çıkın..kırlara..sırt üstü yatın..kollarınızı açın ve gözlerinizi kapatın..bir an sonsuz büyük evrenin bir parçası olduğunuzu derinden hissedin.evrenin merkezinin dünya ve ay sanıldığı ve ay-altı,ay-üstü alem diye felsefe yapıldığı günler çok geride kaldı..
güneşin dahi uzayda ne kadar sönük bir yıldız olduğunu düşünün..sonra atomun küçüklüğünü..makro ve mikro alemin derinliklerine dalın..sonra kendinize gelin..yaşamaktan çok zevk alacaksınız..
ve hep bu zevki yaşayabilmek için dünyanızı paranın ve aşkın cazibesinden korumak isteyeceksiniz..en azından ben böyle yapıyorum..
yalnız kalmayı,yalnız yürümeyi öğrenebilirseniz daha sonra istediğiniz kadar aşık olun,dünyalar dolusu paranız olsun..monotonluğa düşmekten korkmayın..zaten en iyi bildiğiniz şey yalnız ve parasız olmak değil mi?elinizdekileri kaybetseniz ne olur,kaybetmeseniz ne olur?
zaten hiçbir zaman sizin değillerdi ki?..size ait olan tek şey yine sizsiniz..ama kim olduğunuzu iyi bilin..
taş ya da toprak mı yoksa eşref-i mahlukat mı?
:)
Yazan: deniz Tarih: March 17, 2007 8:07 PM
Menemen olayı ve benzer olayların, günümüzde, temcit pilavı gibi sürekli ortaya çıkarılıp tartışmanın, kime ne fayda sağladığını, hangi amaca hizmet ettiğini bir türlü anlamış değilim.
Bu tür tartışmaların hiç bir zaman karşı görüşü ikna ettiğini ve bir fayda sağlandığını görmedim. Bu tür tartışmaları gördüğümde insanların neden önüne, geleceğe bakmadıklarını, sürekli ardına bakıp geçmişe saplanıp kalmalarını anlamakta güçlük çekiyorum.Nedir bu geçmişle hesaplaşma inadı? Kimsenin kimseyi ikna edemeyeceği, herkesin inanmak istediği gerçeğe inanacağı,bence gereksiz,bu tartışmalara harcayacağımız eforu, geleceğimizi kurmak için harcamamız gerektiğine inanıyorum.
Yazan: Hasan Çelik Tarih: April 5, 2007 11:44 AM
Bir ulu millet ve müslüman millet... düşmanlarına bile misafirperver olan bir millet, kendi askerinin kanını içecek veya öldürdükten sonra kafasını kesip kazığa dikerek gezdirecek... o halde bu millet kendi askerine bunu yapıyorsa demezler mi ki ermenileri de katletti... ya bu millet bunu yapmadı veya yaptıysa ben bu milletten değilim
Yazan: bsreyhan Tarih: April 7, 2007 2:47 PM
daha dün malatyada milli ve dini duygularla kafayı bulup kelle kesen bunlar değilmiydi?
Yazan: ergül Tarih: April 20, 2007 9:13 PM
seven insan parayı öyle bi ezerki.sevilen insan bile şaşırır.siz herşeyi paramı sanıyorsunuz.aşk basit değil.karnıda doyurur.parayıda bulur.nasıl seviyorsan öyle parada bulursun.
Yazan: zehra Tarih: May 18, 2007 9:48 PM
aşk ve para lanet ediyorum parayı nasıl aşkın yanına yakıştırıyorsunuz anlamıyorum.madem aşkı kazanmak için herşeyi yapıyorsunzda neden parayı kazanmak için teredüt ediyorsunuz.biraz düşünün
Yazan: zehra Tarih: May 18, 2007 9:56 PM
Ya anlamıyorum ben bu zamanın bize getirdiklerini insanların nasıl değiştiğini benim annem babam dedelerim nenelerim hep anlatırda anlatır biz evlendiğimizde yatacak yerimiz yoktu die ama şimdiki devire bakıyorum millet tapmışta tapmış para para ya tamam parada bi yerde lazım ama insan mutlu olamadıktan sonraa birşeyleri paylaşacak mutlu kişiyi bulamadıktan sonra ne yapayım ben o parayı sonuçta parayıda kazanıyosun ama mutlu olmak için mutlu hayat geçirmek için ben her zaman şükür ederim ALLAH ın bana verdikleriyle daha kötüleride var onu düşünelim biraz daha tabi para olacak ama zaten mutluysan taşı sıksan altından para çıkar önce mutluluğu aşkı bulalım para insanı değiştirir arkadaşlar evine bi lokma ekmek bi lokma bişey götürüyosak ne mutlu bizlere bana kızmayında bence aşktan önce para düşünenler hep boyle param olsada gezsem dolaşsam orda burda olsam yesem içsem bugun başka biriyle yarın başka biriyle diyenler ama yanlış bunlar bi yerde patlak verir o zaman hayatın alt ust doner onun için önce aşk sonra helalıyle ailen için geleceğin için bişeyleri başararak helali ile kazanıp geleceğini düzenli kurmak hiç bişeyin fazlasını istemeyelim ALLAH bize neleri verdiyse onlara şükür edip dua edelim bakın o zaman aşkın arkasından para nasıl geliyo teşekkür ederim arkadaşlar bak bu laflarıma belki küfür eden belki kızan belkide hadi be sende diyen olacak ama bana göre herkesin fikri değişiktir tabi bana göre bu ben bunla mutlu olurum fazla parayla değil ona göre arkadaşlar kendinize iyi bakın by
Yazan: Oktay Tarih: May 22, 2007 1:04 PM
Fuzuli der ki;AŞK İMİŞ HER NE VAR ALEMDE...GERİSİ KIL Ü KAL İMİŞ...
Aşkı bulan her şeyi bulur, onu kaybeden her şeyi yitirir...
Peki aşk nedir?
İşte bütün mesele burda...
Yazan: pareyhan Tarih: June 5, 2007 11:23 PM
bence aşk! çünkü: para ile eher şey alınır ev eşya araba ama asla para ile aşk alınamaz aşkla para kıyaslanamaz aşk paradan kat kat üstündür aşkla parayı kıyaslayanlar aşkı yaşamayan ve bilmeyenlerdir yani aşkı yaşamış ve bilmiş olsaydılar aşk mı para sorusunun cevabına bunu yaşayan bilir o zaman aşk mı paramı cevapını daha iyi anlarsınız der
Yazan: emre Tarih: February 25, 2008 5:41 PM
aşk mı para mı?..
ben parayı tercih ediyorum..biraz tuhaf kaçacak belki ama..bloğuma bakıp da bu kız parayı nasıl tercih eder diye şaşırabilirsiniz..
burda aşktan kastımız karşı cinse duyulan aşırı sevgi..kendinden geçme,bütünüyle sevdiğin insanda kaybolma..kafayı aşkıyla bozma falan durumları..
ben bunları hiç almayım arkadaşlar..akıllara ziyan işler bunlar..ömür kısa,aşk ömrü daha da kısaltır..aklıma ihtiyacım var..
ben almıyorum,kalsın..
para para para..varlığı bir dert yokluğu yaraaaaaaa...hah hah haaaaa:)
Yazan: deniz Tarih: February 25, 2008 10:46 PM
Bence insan Leyla Leyla diye Mevlayı bulmalı,
Eğer Mevlayı Bulmuş ise insan herşeyi vardır.Parası da vardır aşkı da vardır.Yani mutludur.Ama sadece Leyla Leyla diye kalmışsa insan ne parası mutluluk verir ona ne aşkı....Mevlasız kalp kanaatsiz olur.Kalbinde kanaat olmayan insan dünyanın en zengini de olsa fakirdir....
Yazan: GÜLŞEN Tarih: February 29, 2008 12:09 PM
Beyaz Turklerin Afyonu...Boyle bir kitap cikti mi? Sahi nedir Beyaz Turklerin Afyonu? Ikbal'de mola, cifte kavrulmus fistikli lokum, sabah kahvaltisi icin sucuk, belki kaplicalar. Afyon'dan daha fazla almayayim istemez. Beyaz Turkleriniz de, Cilgin Turkleriniz de Kurtleriniz de, Turbaniniz da, butun diger ilkel hatta ilkel otesi tartismalariniz da sizin olsun.
Ask mi, para mi? Cocuklarim guldugu zaman gozlerinin icindeki isilti bence. Ben tanriyi orada goruyorum.
Yazan: Mustafa Simavi Tarih: March 12, 2008 10:16 AM
BENCE AŞK DİYE BİR ŞEY YOKTUR SADECE SEVGİ VE İNSANA DEGER VERMEK.PARA KOLAY KAZANILIR AMA SEVGİ BİR KEREYE MAHSUSTUR.ÖNEMLİ OLAN SEVGİYİ YİTİRMEMEK KISACA AŞK DİYE BİR ŞEY YOKTUR.
Yazan: Anonymous Tarih: April 14, 2008 2:56 AM
Aşk diye bir şey vardır. Mecnun'un Leyla'ya, Ferhat'ın Şirin'e, Tahir'in Zühre'ye, Mem'in Zin'e duyduğu mecazi aşk, Hallac-ı Mansur'un, Mevlana'nın, Yunus'un, İbrahim Hakkı'nın... Allah'a duyduğu aşk da hakiki aşktır.
Aşkı küçültmeyiniz, büyüklüğünü anlamak her kişinin harcı değildir, anlamak/bilmek için Mevlana'nın dediği gibi diyebilmek lazım:
Ben ol da bil.
Yazan: suzannur Tarih: April 14, 2008 4:52 PM
ben bu tartışmaya katılma ihtiyacı hissettim..
daha önce aşka inanmadığımı söylemiştim..neden inanmıyorum?...aslında aşk denilen birşey var..ama bu bir hastalık hali..Allah çekenleri kurtarsın..kendi ruhunu,iradeni bir başkasına teslim ediyorsun..devamlı aşık olduğun şahsı düşünüyorsun,işin gücün sevgilin oluyor..
ben bunları 16-17 yaşımda falan yaşamıştım..çok zararını gördüm..üniversiteye hiç hazırlanamadım mesela..şansımı iyi kullanamadım..sonra ne oldu?..
aşkım dediğim kişi beni aldattı..karaktersiz çıktı..ee..benim elime ne geçti?..zaman kaybı,pişmanlıklar..o yüzden aşık olmaktan çok korkarım..aklımı kaybetmediğim ilişkiler peşindeyim..aşk,akıllı insan işi değil,mecnun işi..
zaten çok etkilendiğim bir kadınla bile yatmaya başladıktan sonra bende bir sıkılma oluyor zaman içinde..gönlüm başka güzellere meylediyor..bir dalda duramıyorum..daldan dala atlayan bir kuş gibiyim..beni bu hale kadınlar getirdi..
seks oyunlarıyla bir kadının beni kendine bağlayıp,sonra benden faydalanmaya,beni sömürmeye başladığı hissettiğimde hemen terkediyorum..şimdiye kadar samimi sevişen bir kadın görmedim..samimi başlıyor..aman diyorsun..ayaklarım yerden kesildi..sonra zamanla samimiyetsizliğini görüyorsun..
beni menfaatsiz seven bir sevgilim hiç olmadı..var da ben mi bulamıyorum yoksa yok mu?..
pardon,aşk mı dediniz?..aşka giden yol dolgun bir cüzdandan geçiyor..para yoksa aşk da yok..kadınlar paralı erkeklere tüm cilvelerini sergiliyorlar..zenginlik her yerde geçerli akçe..
benim çok param yok ama çok yakışıklı ve güçlüyüm..o zaman ne oluyor?..işler tersine dönüyor..zengin kadınlar peşimden dolanıyor..yine devreye para giriyor..
para için sevişseydim ne yatlarım katlarım olurdu,ama henüz o noktaya gelmedim..yine de biraz olsun sevişmenin haysiyetini kendi çapımda korumaya çalışıyorum..
bu arada o aşk dediğiniz şey büyük ölçüde sekse bağlı..seks olmayınca aşk maşk kalmaz..haberiniz olsun..
tecrübelerimden faydalanın..
son söz;
savaşma..seviş..
Yazan: berdan Tarih: April 14, 2008 7:12 PM