« Türkler, Kürtler ve Osmanlılar | Ana Sayfa | ModernleÅŸmek, SekülerleÅŸmek midir? [Ve İrtica Sorunu] »

November 23, 2005

'Türk Kafatası' Üzerine İyi bir Yazı

Günümüz Türkiyesi'nin Kürt sorunu ve laiklik tartışmaları gibi temel meselelerinin temellerini atmış olan 1920'li ve 30'lu yılları doğru anlamak önemli. Bugün CHP çevrelerinde ve genel olarak da "ulusal sol" hareketinde gördüğümüz ideolojik tutum ve yaklaşımların teorik çerçevesi o zamanlar kurulmuştu.

Bu çerçevenin tam olarak nasıl bir şey olduğunu görmek için, o dönemde "Türk ırkı"na dair geliştirilen "bilimsel" teorilere de mutlaka bakmak gerek. Felsefe profesörü Hilmi Yavuz'un geçtiğimiz günlerde Zaman gazetesinde yayınlanan "Kafatası Ölçenler" başlıklı yazısını, bu açıdan kayda değer görüyorum. Mutlaka okunmalı...

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: November 23, 2005 11:55 PM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

kardeş ben de agnostiğim..agnostisizm kesinlikle tanrı vardır diyen deizm den ve kesinlikle tanrı yoktur diyen ateizmden ayrılır.tarafsız bir düşüncedir.tanrı konusunda bizim aklımız ermez çünkü onu görmedik.farzedelim allah var tamam ama bu tanrı kaç tane iyi mi kötü mü adaletli mi adaletsiz mi bilemeyiz.agnostisizm gelmiş geçmiş en mantıklı düşüncedir ve tanrının varlığı ve yokluğu ispatlanmadığı müddetçe öyle kalacaktır...saygılar...

Yazan: nihat güneş Tarih: June 28, 2006 11:33 PM

kardeş ben de agnostiğim..agnostisizm kesinlikle tanrı vardır diyen deizm den ve kesinlikle tanrı yoktur diyen ateizmden ayrılır.tarafsız bir düşüncedir.tanrı konusunda bizim aklımız ermez çünkü onu görmedik,bilmiyoruz.farzedelim allah var tamam ama bu tanrı kaç tane iyi mi kötü mü adaletli mi adaletsiz mi bilemeyiz.agnostisizm gelmiş geçmiş en mantıklı düşüncedir ve tanrının varlığı ve yokluğu ispatlanmadığı müddetçe öyle kalacaktır...saygılar...

Yazan: nihat güneş Tarih: July 27, 2006 3:07 AM

Uzun zaman önce olmuş bir tartışmayı şimdi görmek ve tartışmanın heyecanını kaçırmak acı bir şey. Gereksiz cümlelerle lafı uzatmaktansa Agnostizm ile ilgili düşüncelerimi açıklamak isterim.

Yukarıda XSI demişki:

Agnostism kendi içinde çelişir çünkü kesin değildir derken kendisini kesin ifade olarak görmesi bir çelişkidir. Ama agnostism kendisini hiç bir zaman kesin görmez. Şu an ki bilgi ile ona ulaşılamayacağını söyler. Eğer elimizde yeterli mevzut bilgi var olsaydı evrenin ötesini hawking'in bahsettiği 5. boyutu inceleyebilirdir. Fakat o yetiye o donanıma henüz sahip değiliz. Peki acaba sahip olan bir azınlık var da bizim haberimiz mi yok? Yani bütün araştırmalar yapılmış, bütün evren incelenmiş mi ki böyle bir sonuca varıyoruz? Eğer bütün evreni incelemek veyahut bütün araştırmaları yapmak gibi bir şansımız olsaydı belki geçersiz bir düşünüş olurdu agnostism,ama zaten bu imkanlardan da yoksunuz. Bu imkansızlıklar bizim sırları açığa kavuşturmamızı engelliyor.

Tasarımın kusursuz olması tasarlayanın kusursuz olmasını gerektirmesi sadece bizim algılayabildiğimiz olgularda geçerlidir. Somutlaştırılamayan bir Tanrı için aynı mantıkla hareket etmek hem yarattığımız Tanrı'yı küçültmek hem de düzgün mantıksal düşünceye aykırıdır.

Eğer ki bir düşüncenizi iletmek isterseniz lütfen e-posta adresime atınız.

Himgil

Yazan: Himgil Tarih: November 9, 2006 5:08 AM

Ben bir agnostiğim ve şu şekilde düşünüyorum.
Gerçek agnostizm bi şey anlatmaya çalışmaz, ima etmez söylemez. Agnostizm ile bi sonuca varamazsınız. Tek öğrettiği bir sonuca varılamamasıdır. ve kendi kendine bi sonuç çıkaranların(teist ateist deist vs..) bir daha düşünmesini ister..
hiç bir agnostic peygamber yok demez diyemez. tanrıda yok demez. gerçek agnostik olduğunuzda muhtemelen olduğunuz yerde durup ölmeniz gerekir.
çünkü amaçsızlığa iter. gerçek agnostizm 'son'dur. bunu fizikte madde ile anti-madde'nin birleştiği an ile örnekleyebiliriz. agnostizm 5, 10, -3 deildir. gerçek agnostizm 0 dır ve yoktur. gerçek agnostik olunmaz olunamaz. insan'ı insan yapan kabuller ve sorgulardır. gerçek agnostizm hiç bi şey kabul etmez ve bir kabul'e varılamayacağı içinde sorgulamanın manası kalmaz. Onun için bizim gibi agnostik olduğunu düşünen insanlar çift kişiliklidir. Bir agnostiğe yakın düşünüp, felsefelerini realist yaparlar.. ve hiç bir akım'a bağlı kalmazlar.

Yazdıklarımı irdelerseniz gerçek agnostizm'e ulaşılamayacağını anlarsınız :)

iletişim için byjoker@gmail.com (e-mail) kullanabilirsiniz. Burayı googleda öylesine buldum. bi daha uğramayabilirim :)

Yazan: Joker Tarih: January 19, 2007 8:52 PM

Agnostlik tartismasi icin o kadar kafa yormaya gerek yok.

Ben hicbir tanriya ve dine inanmiyorum... inananlarada dusmanca yaklasimim yok.

Bu kadar.

Yazan: Haydar Tarih: January 20, 2007 5:04 AM

:) haydar kardes Allahın saptırdıgını hıdayete erdırecek , dogruyolu buldurdugunu da saptıracak bır guc yoktur ... bırı de agnostlıkten soz etmıs, tam bır sıfır oldugunu kanıtlamıs ...

bu arada asıl konu olan kafatası olcme olayı , lınktekı yazıyı okudum i daha once de bu konuda okumsutum ve gercekten bu tur seyler bıraz bılımsellıkten sapılarak yapılmıs ısler oldugu kanısına vardım.... acıkcası mıdemı bulandırıyor , bılımsel anlamda guzel belkı ama bu sekılde ıgrenc, damızlık ırklar mı yaratmaya calısacaklardı bılmem hanı oyle bır soylentı de var ya ,
neyse bızım avrupadan neyımz eksık ıdı kı , darwın onlardan cıktı ıse bızden de bısıler cıkmıs ıste , ırdelemeye degmez , ama ınsan DNA sı ıle ılgılı calısmalar konusunda tam bır hayranlık ıcındeyım , organ bıle uretılmeye baslandı , bakalım daha neler gorecegız, gercı artık bu tur ılerlemelerı abdlı bılımcıler japon bılım adamları ıle baslayan haberlerde duymak da bızı bıraz sılkındırmelı dıyecegım ancak turk bılmını bıtıren turk bılım adamları ! ıle ya da avrupalıları pek sasrıtan kıvrak turk zekası ıle! gurur duydukca pek ıc acıcı gorunmuyor, yanı bu haberlerı herhalde bayagı bır donem duyacagız:)
ey bırunı ıbnı sına ulug beg ....kac yuz yıl olmus bırakalı, ılım cınde de olsa arayıp bulun dıyen uygarlıgı,
sonra bu bos beyınler tabı kafatası olcerler , belkı o eskılerın kalmıs beyın parcalarını bulurlar da o beyınlerden neler gectıgını anlarlar ama anlayacak gonullulerde kalmadı kı , ınsanlık tarıhınde ınsanların cogunlugunun Tanrıyı bılıp ınandıgı bır devırde bırılerı basbagırıyor ben Tanrıya ve dıne ınanmam dıye..
neyse ancazın bu senın derdın degıl , cehennemde odun olmakla ılgılı bır benzetme vardır ya ıste herkes kendını yakar ne dıyeyım...

Yazan: ancazin Tarih: January 22, 2007 11:36 PM

ancazin kardes,

Allah ne muradin varsa versin deyim... cunku yazdiginin altinda benim iyiligim dusuncesi yatiyor. Dunyanin senin gibi Muslumanlara ihtiyaci var... saldirganlara degil bunu bilesin.

Hazir "kardes" lafini kullanmisken -senli-benli- anlatiyim istiyorum.

Bir kac ay once Hurriyette Ahmet Altan'in bir yazisi vardi inananlara nasil imrendigini anlatan. O yazinin altina imzami atarim.

Inanmanin huzurunu, insana verdigi o ulvi duyguyu, bu dunyayida oburunude berrak bir pinarin saf suyu gibi avuclarinda, kalbinde hissetmeyi, tenezzulun idraki icinde olup sahip olduklarina sukretmeyi bilmedigimi sakin zannetme.

Bu duygulari karbon ve su dan olusan bedenle bir araya getirdiginde var oldugu gunden buyana en mukemmel insanin tarif edilmis olacaginida biliyorum.

...ve mukemmel insan olan milyonlarca Muslumanin var oldugunuda biliyorum.

Iste bundan dolayidirki inananlari severim, inanclarina karsi cikmam, dusmanca tavrim yoktur.
***

Gel gorki samimiyetle inanan bir Hiristiyanda ayni duygulara sahip, diger inanclara samimi olarak inananlar da.
Herbiri kendi yolunun dogru oldugunu yurekten soyluyor. Biri dogruysa digerleri dogru degil. Oburu dogruysa bunlar dogru degil.

Bir dinin digeriyle ve her dinin kendi icindeki celiskilerini kitaplar yazsakta anlatip bitirmek mumkun degil. Oraya girmeyede niyetim ve zamanim yok.

Aslolan; mumkun oldugunca iyi insan olmaktir. Ben de oyle olmaya calisiyorum... sonucta "cehenneme odun olmak" varsa, varsin olsun.

Yazan: Haydar Tarih: January 23, 2007 7:47 AM

ısraılde bır genc kız ısraıl tankı altında ezılerek olmus ıdı, yıllardır da ulkesınde kı aılesını kendınce guzel yasantısını bırakarak fılıstın ıcın bır seyler yapmaya kalkmıs , o topraklara gıderek pek cok gosterılere katılmıs fılıstınlının sesını de duyurmaya calısmıstı, bu avrupalı kız.. adını sorar ısenız anımsayamıyorum ancak aklınıza dusecektır belkı haberlerı takıp etmıs ısenız ....
bu avrupalı kız fılıstın bayragı ıle fılıstınlılerın saygısı ıle topraga verılmıstı.. sımdı muslumanlar ıcın sehıtlık makamı vardır, malı canı vatanı dını namusu ya da bır kotulugu engellemek ugrunda yapılan eylem sırasında canından olan musluman ıcın.... bu kızın avrupalı bır hırstıyan aıleye mensup oldugunu bılıyorum ama bu eylemınde haksızlıgı ınsanın ınsanı ezdıgını gormesı nedenı ıle belkı de bu denlı kahramanca mucadeleye gırısmıstı.
bu ısın tahlılı bana dusmez sehıt mı degıl mı onu da alımlere bırakayım ama haydar bey ıyı ınsanlıktan soz ettıgı ıcın boyle bır olayı ornek olarak yazmak ıstedım,
Kuranda bır ayet ıyılıkte yarısın der, her ınsan ufak buyuk bır ıyılık yapmıstır , kotulukten bır sekılde cekındıren nedır aldıgı aıle terbıyesı olabılır, toplumsal ayıplanma ya da yasaların verecegı ceza da bu nedenlerden sayılabılır, ancak bunlar en ufak bır otorıte boslugunda fırsatta ınsanı kotulukten vazgecırebılecek bır olgu degıldır ,yanı bır kadına goz koymak ve ona karsı bır takım emeller kurar ıken yedı tane yetıskın ve cevresınde mafya dıye tanınan abılerının oldugunu ogrenmek o kısı ıcın kotuluk yapmasını engelleyıcı bır nedendır mesela amıyane bır ornek oldu ama ne demek ıstedıgım anlasılmıstır pekala , ınsan yalnız ıken de basıbos bır ortamda ıken de kotuluk yapmaktan uzaklastıracak tek neden vardır , bu neden Allahın varlıgı ve ahıret ınancıdır..
haydar beyın bana guc bır durumda ıken uzattıgı ıyılık elı , belkı onun ıcın ıyı bır dost kazanması ıle sonuclanabılır ve haydar bey ıcın ıyılıgının karsılıgını odeyebılmeyı dusunecek sıkıntıda yardım ısteyebılecegı bır dostu olduguna ınanmak onun ıcın bır oduldur , bu odul onun ıcın tatmın edıcı degıl mı cunku o ahırete ınanmıyor, aynı sekılde ancazının haydar beye uzattıgı yardım elınde ancazın bunun odulunu Allah katından bekleyecektır bu dunyada degıl hem de ahırette sonsuz bır yasamda , ıyılıgın kat kat ıyılıkle kotulugun ancak esıdı oranında karsılık bulacagı bır yasamda karsııgını bulacaktır, bunu tanımı da ıslamda ıyılıgı gızlı yap asıkar etme yuze vurma ve karsılıgını yalnızca Allahtan um o ıyılıgın karsılıgını kat kat verendır seklındedır. dolayısı ıle Allah var ıse ona ınanıp kulluk edenın kazancı Allah katından, ınanmayının ıse yıne Allah katından yakıcı bır azap, Allah yok ıse ınanan ne kaybeder kı kazandıgı da gonul ferahlıgıdır bu dunyada, ruhsal bır rahatlamadır belkı, ınanmayan ıcın de ne bır kazanc bır kayıp kendı ıcınde bogusması dısında .....
celıskılerden onun ıcın dogru olanın otekısı ıcın yanllıs olması dıye anlatım da bana kacma felsefesı gıbı geldı , kolaya kacma kendını ıyı hıssetme olayı yanı...
bu ınsan bu kadar mı tembel olru haydar bey:) bence bana altlarından ırmaklar akan cennet anlatılsa ıdı , Allah ıyı kullarına gorundugunde ınsanların o hal karsısında secdeye kapandıgı anda Allahın burası secde yerı degıl yaptıklarınızın karsılıgı gorecegınız yer dıye bahsedılerek vaad edılen bır yerın oldgu anlatılsa ıdı herhalde bu konu hakkında bıraz olsun arastırı ve dusunur ıdım....
ben hıc bır ınsanın adını Tanrı Ilah Rab Mevla Çalap Hay Allah God Yaradan ne der ısenız deyın ıcerısınde bır yaratıcının var oldugunu hıssetmedıgıne ınanmıyorum,
eskı ınsanların putatapıcılık ınanclarının olusumunun temelınde de bu yatar, ınsan hıc bır zaman kesın bır guven ıcınde hıssetmemıstır kendını , ınsan tum omrunu sorunsuz bır sekılde yasayamamıstır , ınsanın korkuları vardır i ınsanın duyguları ve vıcdanı vardır, eskı ınsan yıldırım caktıgında gok guruldudegınde korkarak magaraya sıgındıgında gokte bır sey oldugunu ve neden kızdıgını dusunerek onun ıcın ne yapacagını da dusunmustur , Ibrahım peygamber ıse (a.s.) gunesı gordugunde evet en buyuk o dıye dusunurken batınca hayır bu olamaz en buyuk olan batmaz, ayı gordugunde evet en buyuk o dıye dusundugu sırada onun da sondugunu gorunce onun da en buyuk olamayacagını tum bu devasalıgın uzerınde gorunmeyen ulasılamayan ancak her seyı gorup her seye yakın olan bır en buyugun oldugu kanısına varmıstı, tembellık etmeden celıskılerını asarak:)
saygılar...

Yazan: ancazin Tarih: January 23, 2007 7:02 PM

Sayın akyol ,
Birçok yazınıokudum. Bazılarına yorumlar yazdım. Gerçi kendi yorumlarımı hiç göremedim. Demekki sizin görüş açınızı eleştiren, fikri -zikri yapınızı eleştiren yazılara tahammülünüz yok. Bazı yazılarınızı okurken hafakanlar basıyor. Milli olan herşeye herşeye düşmansınız. Türk ve Türklükle ilgili herşeye düşmansınız. Biri milli bir fikir ileri sürmeye kalksa, anında kiralık tetik gibi bulunan kişiler saldırıya geçiyor."faşist, ırkçı,kafatasçı vs." kelimeleri gırla gidiyor. Sorum ,bu millete, bu ülkeye, Milliyetçilere düşmanlığınızın nedeni ne. Süslü ve kibar kelimelerle yazılarını süslemişsin ama, satır aralarında düşmanlığını, hatta bölücü kürtlere desteğini diğer aykırı düşüncelilerle direk temasını genelde gösteriyorsun. Gerçekten Türk Milletine, milliyetçilere düşmanlığın neden? Yoksa bunun sebebi, değerli bilim adamı TTK Başkanı Yusuf HALAÇOĞLU'nun açıkladığı, içimize girip gizlenen ermenilerden olman olmasın?

Yazan: alp Tarih: February 29, 2008 2:42 AM

alp arkadaÅŸ,

Mustafa Akyol Türklerden, ülkesinden, Türkiye'den nefret eder değil mi? Ben de öyle değil mi?

Tek ülkeyi seven sizsiniz değil mi?

Bu mantıklı mı sizce?

Demek ki kimse ülkesine düşmanlık beslediğinden değil, farklı bir bakış açısı ile olayı değerlendirdiğinden bunları söylüyor olabilir. Hiç böyle düşündünüz mü?

...

Ayrıca bu yorumunuz bu haliyle yayınlandı ise başka bir yorumunuzun yayınlanmadığını iddia edemezsiniz. Ya başka bir sorun var. Ya da onlar yorum denemeyecek aşağılıkta idi. Şuna bakın resmen Mustafa Akyol'u "içimize girip gizlenen Ermeni(!)" olarak suçlamışsınız.

...

Ayrıca şuna güldüm:

"Birçok yazınıokudum. Bazılarına yorumlar yazdım. Gerçi kendi yorumlarımı hiç göremedim. Demekki sizin görüş açınızı eleştiren, fikri -zikri yapınızı eleştiren yazılara tahammülünüz yok."(alp) diyorsun.

Ya demek tahammülü yok, ben de tam bunu senin için düşünüyordum. Farklı bakış açılarına ne dersin. Tabi, kendini ultra herkül milliyetçi ilan edip, o farklı bakış açısı göstereni "hain" ilan etmeyeceksen?

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: February 29, 2008 4:36 PM

Ah be Sayın Yüce,

Bir de çok haklı olarak "Türklerden, Türkiye'den nefret eder değil mi?" diye savunduğunuz kişinin kendisi gibi düşünmeyenlerin dinden nefret ettiklerini, onun için öyle düşündüklerini söylemesini eleştirebilseydiniz.

Bir de benim "dinin tek sahibi siz değilsiniz", "tek dindar, tek müslüman siz değilsiniz" yakarışımın sizin "Tek ülkeyi seven sizsiniz değil mi?" tepkinizle benzer kaygıları paylaştığını anlamaya çalışsaydınız...

Alp de şaka gibi bu arada. Ama o şaka olsa bile sahicisinden çok var ne yazık ki.

Yazan: Balbazar Tarih: March 1, 2008 7:58 AM

Sayın Balbazar,

Sizde bir Ahmet Hakan psikolojisi seziyorum yahu.

Ahmet Hakan psikolojisini hiç anlatmayayım, uzun sürer.

Neyi eletireceğime ben karar veririm, sizin değer yargılarınızı paylaşmak zorunda değilim, sizden farklı baktığım, farklı gördüğüm için sizin eleştirdiğiniz bir şeyi eleştirirken, bir başkasını eleştirmeye bilirim. Hayır yanlış anlamayın işime geleni eleştiririm demek istemiyorum tabiki. Çünkü işime gelene veya gelmeyene de ben karar veririm. Sizin benim işime geldiğini düşündüğünüz şey, benim açımdan işime gelmiyor olabilir; fakat buna rağmen destek verebilirim veya sizin benim işime gelmediğini düşündüğünüz şey benim açımdan işime geliyor olabilir; fakat buna rağmen eleştiririm. Elimizde reçeteler yok, sadece siyah-beyaz yok. Neyse bu biraz afaki kalacak, fakat bir fikir versin size.

Şimdi gelelim asıl, gerçek konuya. Savunduğum kişi derken sanırım Sayın Mustafa Akyol'u kastediyorsunuz. Fakat ben sizin ifade ettiğiniz gibi "kendisi gibi düşünmeyenlerin dinden nefret ettiklerini"(balbazar) düşünmüyorum Mustafa Akyol'un. Bunu yazıları açıkça gösteriyor. Burada bir yanlış anlamanız var sanırım.

"Dinin sahibi tek siz değilsiniz", "tek dindar siz değilsiniz" yakarışınızı kimin için yaptığınızı söylerseniz, yani kim kendisini dinin tek sahibi olarak görüyormuş bunu söylerseniz ona da bir açıklama getiririm. Kendini dindar olarak tanımlayan kaç kişi bu forumda farklı fikir sahibi olanları Hristiyanlıkla, kendisi beyan etmedikçe ateistlikle vs. suçladı. Gizlice içimize yerleşmiş bilmemne gibi ifadeler kullandı. Varsa onları eleştirelim haydi beraber. Fakat sizin sorunuz var havası verdiğinden ben de tepkiye neden oluyor.

Kendini tek dindar olarak görmeyi elbette eleştiririm, din de bunu istemiyor, bunu hoş karşılamıyor, demokrasi açısından da hoş olmayan bir yaklaşım. Fakat ben yine sizin bir yanlış anlamanız bulunduğunu düşünüyorum. Yoksa zaten hem fikiriz.

Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 1, 2008 3:35 PM

Tek bir alinti yapacagim, benzerlerini bulmak zor degil:

Yani aslında "Akıllı Tasarıma dayanamama"nın nedeni, teorinin metodolojisinde bir problem olması değil. Öyle bir problem yok. "Akıllı Tasarıma dayanamama"nın nedeni, teorinin vardığı sonucun, ilahi dinler tarafından anlatılagelen bir inanca uygun düşmesi. Dolayısıyla bu dinlere karşı duyulan nefret, Akıllı Tasarım'a yönelik nefrete dönüşüyor. "Teofobi" — din ve Allah kavramlarına karşı duyulan korku/nefret duygusu — kendisini "AT-fobi" olarak dışa vuruyor.
(M. Akyol, Akilli Tasarim'a Dayanamama Sorunu, koyulastirma bana ait)

Bu ulkede kimilerinin Islamcilik, kimilerinin dincilik, kimilerinin seriatcilik, kimilerinin "Islami kesim" gibi bir namla andigi, benim siyasal Islamcilik demeyi tercih ettigim bir siyasi akim var. Bu akimi takip eden insanlar ise kendi siyasi duruslarini tanimlarken israrla musluman ve dindar sozcuklerini kullaniyorlar. Bu son derece sahiplenici, dislayici, ve dayatmaci bir tavir. Benim cevrem bu akimlara sempati duymayan, hatta genel bir antipatiyle yaklasan muslumanlar ve dindarlarla dolu. Ve dini tekeline alip o insanlari afaroz etmeye kimsenin hakki yok.

"Kendini dindar olarak tanımlayan kaç kişi bu forumda farklı fikir sahibi olanları Hristiyanlıkla, kendisi beyan etmedikçe ateistlikle vs. suçladı" demissiniz, beni can evimden vurmussunuz. Bu sitenin ve Derin Dusunce'nin yorumlarini gezin. Ben size, samimiyetle soyluyorum, o bahsettiginiz seyin yapildigi onlarca ornek bulabilirim. Insanlar kendileri musluman olduklarini beyan ettikleri halde evrim teorisini savunduklari icin israrla ateistlikle itham edildiler. Derin Dusunce'de Gulen cemaatinin beyin yikama faaliyetlerini elestirdigim icin defalarca din dusmani olmakla suclandim. Daha yeni, M. Ajlan Abudak'in sitesindeki yorumumun altina yazilmis yoruma bakabilirsiniz: bunlar ateist olduklari icin boyle dusunuyorlar. Insanlar ne dediginize, gerekcenize bile bakmiyorlar, "boyle dusunuyor, demek ki ateist, demek ki kaale almaya degmez" yaklasimi o kadar yaygin ki.

Son olarak sunu not edeyim: Ateistlikle, yahut Hiristiyanlikla itham etmek bir "suclama" degildir, olmamasi gerekir, cunku ateist ya da Hiristiyan olmak suc degil. Ama o tip ithamlarda bulunanlar, yazik ki, gercekten yaptiklari seyi suclama olarak goruyorlar.

Yazan: Balbazar Tarih: March 1, 2008 5:42 PM

Balbazar Bey,

Mustafa Akyol Bey'den alıntı yaptığınız yerde ben alp beyinkine paralel, yakın hiç bir yargı göremiyorum.

AT'ye nefret duyan herkes dine olan nefretinden dolayı nefret duyuyor manası çıkarmıyorum. Sadece AT'ye duyulan nefretin nedenlerinden BİRİSİ vurgulanmış. Ve bu birisi güçlü ve yaygın bir neden. Bunun vurgulanması ile apl Bey'in üslubunu kıyaslayamazsınız bile.

...

Evet evrimi savundukları için birileri ateist olarak suçlanmamalı. Kaldı ki evrimi savunan Müslümanlar da var, bunu Kur'an'a dayandıran, Kur'an ayetlerini evrime delil olacak şekilde yorumlayanlar da var.

...

Fakat "Derin Dusunce'de Gulen cemaatinin beyin yikama faaliyetlerini"(Balbazar) acaba siz de bir önyargı ile yazmış olmuyormusunuz?

...

Nota not: Tabiki Hristiyanlık suç değil, ateistlik suç değil, birisini ateist olarak suçlamak derken kastedilen, ateist olmayan veya kendisine ateist denmesinden rahatsız olan birisi için ateist denmesidir.

...

Acaba siyasal İslamcı derken aynı şeyi yaptığınızın farkında mısınız?

...

Şu isimlendirme meselesine gelince, ne yapalım şartlara göre en uygun ismi bulmak zorundasınız. bir yorum yazarken dindar, Müslüman, ateist vs. gibi isimler kullanmak benim de çok hoşuma gitmiyor ama bir şekilde ifade etmeliyim istediğimi. Belki de yorumumu okuyan kişinin zekasına bırakıyorum birazda. Bence anlamak isterseniz anlaşılabiliyor. Yani bu kadar edebiyat yapmaya, yumuşak karın aramaya gerek yok. Ben laik devletten yanayım. Fakat ATD Başkanı bir mitingde "laikler ..." dediğinde kendi üzerime hiç alımıyorum, yani bu beni de kastetti demiyorum. Hem de onların anlayışını laiklikle bağdaştıramadığım halde.

Siz de ben dindarlar dediğimde kimi kastettiğimi pek ala anlıyorsunuz, siz dindar olabilirsiniz, kendinizi dindar olarak tanımlayabilirsiniz ama benim dindarlık anlayışım ile sizinki farklıdır. Bakın siz siyasal İslamcılar diyerek daraltıyorsunuz, ben de laikçiler veya jakoben laikçiler diyerek daraltıyorum. Ama genel olarak söylemek istediğimizi anlatabiliyoruz.

...

Ayrıca neden herkesin örgütlenme hakkından dem vuranlar siyasal İslamcıların, dindarların, Müslümanların, kendini böyle tanımlayanların örgütlenme hakkını görmezden geliyor. Veya örgütlenme hakkını görmezden gelmese de onlar adına kuralları sanki kendisi belirleme hakkına sahipmiş gibi konuşuyor? Bunu anlamakta işte gerçekten güçlük çekiyorum.

...

Ayrıca "siyasal İslam" terimi ile ilgili görüşümü http://www.mustafaakyol.org/arsiv/2008/02/dindarlarin_liberalizmi.php#comments adresindeki son yorumumda belirtmiştim.

...

Son olarak, siyasal İslamcı değilim, birilerinin beni siyasal İslamcı olarak görmesi veya suçlaması hoşuma gitmiyor, aynen evrim teorisine inanmayan fakat Müslüman olduğunu söyleyen birisinin ateist olarak suçlanması gibi.


Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 1, 2008 8:31 PM

Itham sozcugunun anlamini yanlis biliyormusum, o da (en azindan kelime anlamiyla) suclama anlamina geliyormus; ben daha genel algiliyor, "yakistirma" anlaminda kullaniyordum. Onun icin, ozur dileyerek, son paragrafimi duzeltiyorum:

Son olarak sunu not edeyim: Ateistlik, yahut Hiristiyanlik yakistirmasi yapmak, bir "suclama" degildir, olmamasi gerekir, cunku ateist ya da Hiristiyan olmak suc degil. Ama o tip yakistirmalarda bulunanlar, yazik ki, gercekten yaptiklari seyi suclama olarak goruyorlar.

Yazan: Balbazar Tarih: March 1, 2008 8:52 PM

"Son olarak sunu not edeyim: Ateistlik, yahut Hiristiyanlik yakistirmasi yapmak, bir "suclama" degildir, olmamasi gerekir, cunku ateist ya da Hiristiyan olmak suc degil. Ama o tip yakistirmalarda bulunanlar, yazik ki, gercekten yaptiklari seyi suclama olarak goruyorlar."(Balbazar)

Haklısınız Sayın Balbazar,

Bu tip yaklaşımları ben de beğenmiyorum. Maalesef insanlarımızda bu yaklaşım yaygın. Fakat toplum bilinçleniyor, ben bu yaklaşımların marjinalleşeceği hususunda ümitvarım.


Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: March 2, 2008 3:20 PM

Mustafa Fatih Bey, uzun zaman oldu, donemedim, soyle demissiniz:

Mustafa Akyol Bey'den alıntı yaptığınız yerde ben alp beyinkine paralel, yakın hiç bir yargı göremiyorum.

AT'ye nefret duyan herkes dine olan nefretinden dolayı nefret duyuyor manası çıkarmıyorum. Sadece AT'ye duyulan nefretin nedenlerinden BİRİSİ vurgulanmış.

Once, alintiyi bir cumleye daha vurgu yaparak tekrar yapayim:

Yani aslında "Akıllı Tasarıma dayanamama"nın nedeni, teorinin metodolojisinde bir problem olması değil. Öyle bir problem yok. "Akıllı Tasarıma dayanamama"nın nedeni, teorinin vardığı sonucun, ilahi dinler tarafından anlatılagelen bir inanca uygun düşmesi. Dolayısıyla bu dinlere karşı duyulan nefret, Akıllı Tasarım'a yönelik nefrete dönüşüyor. "Teofobi" — din ve Allah kavramlarına karşı duyulan korku/nefret duygusu — kendisini "AT-fobi" olarak dışa vuruyor.

Gordugunuz uzre, Mustafa Bey, baska olasi nedenlerin ustunu cizdikten sonra iddiasini dile getiriyor. Yani, "AT'den hoslanmiyorsan senin derdin metodolojide problem olmasi degil, sen dinden nefret ediyorsun, art niyetin var". Bu yaziyi okuyan, ozellikle dindar birisiyse, cikaracagi sonuc, tam da "birisi AT'ye karsi cikiyorsa onun dine garezi vardir", yani sizin soylenmedigini dusundugunuz sey.

Bu cok tanidik bir ifade, nasil savunabildiginizi, hos gorebildiginizi anlamiyorum. Nasil birisinin "Ataturk dusmani" oldugunu iddia etmek o insanin fikirleriyle mucadele etmek icin kolay bir yontemse, Mustafa Bey de evrim kuramiyla mucadele etmek icin "din dusmani" kozunu oynuyor. Zihniyet ayni.

Mustafa Bey'in soylemi ile Alp'in soylemi arasindaki fark ise su: Alp karsi cenahin benzer soylemleriyle gaza getirilip, ezberledigi sloganlarla oraya buraya saldiriyor. Mustafa Bey'in soylemi ise, ayni turden insanlari karsi cenahta uretiyor, onlarin eline slogan, onyargi, tahammulsuzluk veriyor. Ne kadar basarili oldugunu gormek icin de, bu sitenin yorumlarinda evrim kuramini savunanlara karsi takinilan tavra bakarak gorebilirsiniz.

Yazan: Balbazar Tarih: March 15, 2008 6:47 AM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)