« Son Halife'ye Ne Oldu? | Ana Sayfa | İsviçre Seferi ve Gündelik FaÅŸizm »
November 19, 2005
Gelişim Platformu'nda Akıllı Tasarım Konferansı
Mustafa Akyol geçen hafta İstanbul'daki Gelişim Platformu adlı kültür derneğinde Akıllı Tasarım teorisini anlatan bir konferans verdi. Programda teorinin temel bazı bilimsel kanıtları ele alındı ve soru-cevap yoluyla tartışıldı.
Gelişim Platformu sitesinde, konferans şöyle özetlenmiş:
Geçtiğimiz Salı akşamı Gelişim Platformu, bilim dünyası ve dünya basını gündemini çokça meşgul eden Akıllı Tasarım Teorisi Semineri’ne ev sahipliği yaptı.Rezervasyon limitlerinin aşıldığı seminerin konuşmacısı ise, son günlerde dünya ve Türkiye medyasında ismi Akıllı Tasarım Teorisi ile birlikte sıkça anılan Intelligent Design Network Yönetim Kurulu Üyesi ve araştırmacı yazar Mustafa Akyol’du.
İlk bölümü Akyol’un ayrıntılı sunumu, ikinci bölümü ise soru-cevap şeklinde geçen seminer oldukça ilgi çekiciydi. Evrim Teorisi’nin çıkmazları, bilimsel sahtekarlıkların ayrıntıları, Akıllı Tasarım Teorisi’nin ortaya çıkışı ve bilimsel kanıtları, teorinin etkileri ve yaratılışın bilimsel olarak kanıtlanabilirliği sunumun ana başlıklarıydı.
Akyol, bir katılımcının sorusu üzerine, Akıllı Tasarım Teorisi’nin etkilerinin sadece fen bilimlerinde değil, dolaylı yollardan da olsa sosyal bilimlerde de hissedileceğinin altını çizdi. Teorinin Amerika’da ders kitaplarına girmeye başladığını, kısa zamanda bunun yaygınlaşacağının beklendiğini, ülkemiz için de kendisinin bu konuda girişim planları olduğunu belirten Akyol, Akıllı Tasarım Teorisi ile ilgili bir kitap üzerine çalıştığının da haberini verdi.
Soru-cevap kısmında çok renkli bir fikir alışverişinin yaşandığı seminerin sonrasında da Mustafa Akyol katılımcıların sorularını yanıtlamaya devam etti. Akyol’un bilimsel literatüre hakimiyeti, sunumunda yer alan bilim dünyasından güncel ve çarpıcı örnekler, kapsamlı ve tatminkar yanıtlarıyla entelektüel birikimi dikkat çekiciydi.
Bilim, din, politika ve toplumsal ahlak üzerine yazıları The Washington Times, The Weekly Standard, National Review, The American Enterprise gibi gazete ve düşünce dergilerinde yayınlanan Mustafa Akyol, ricamız üzerine farklı bir konuda yeni bir seminer sözü vererek aramızdan ayrıldı. Mustafa Akyol’a yoğun gündeminde Gelişim Platformu’na da yer verdiği için teşekkür ediyor, başarılı çalışmalarının artarak devamını diliyoruz.
Eğer siz de Akıllı Tasarım teorisi konusunda üniversitenizde veya bir başka kuruluşta konferans düzenlemek isterseniz, projenizi hayata geçirmek için Mustafa Akyol'la iletişim kurabilirsiniz.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: November 19, 2005 12:00 AM




Saadetpink Bey/Hanim
Akıllı tasarıma bakışınızın eksik oldugunu düşünüyorum.Bu tür bilimsel (siz kabul etmeyebilirsiniz,çok defa önce kabul edilmeyen teorilerin sonra kabul edildiğini biliyoruz) teorilerin kimler ya da hangi kesimler tarafından ortaya atıldığının birincil derecede önemli olmaması lazım.Belki de bu teoriyi ortaya atanlar Vatikan-hatta Papa tarafından finanse ediliyordur.Evangelistler de işin arkasında olabilir,hepsi ihtimal dahilinde.Ancak bilime salt bu açıdan yaklaşmak çok yanlış yerlere-çıkmazlara sürükler bizleri.Zira birisi de Darwin'in teorilerinin,komunizmin ülkelerin varoluş felsefesi(SSCB,Çin,vb.) haline gelmesinde en önemli etken olduğunu hatta sırf bunun için yahudilerin bu teoriyi desteklediklerini ortya atabilirler.Bu savlarını desteklemek için de ellerinde yeterince malzeme bulunur(tarihte ilk defa yahudilerin hakim olduğu bir yahudi İsrail devleti var şu an) Aynı şekilde devam edersek,materyalizmin şu an bilinen ve en popüler kurucularının da farmason olduğunu düşünürsek,bütün bunların bir TEK DÜNYA (YAHUDİ) İMPARATORLUĞU için varolduğunu düşünebilirsiniz.Bu eksik düşünce tarzından bakınız neler çıkartabiliriz.Önemli(daha önemli) olan ise,bilimsel teorilerin ne iddaa ettiğidir neyi nasıl açıkladığıdır.Herkes kendi kültürel altyapısına göre değişik şekilde ele alabilir her meselede olduğu gibi.
Konuyla alakasız bir not:Bilimle uğraşmayı çok seven ve soru sormayı hiç bırakmayan biriyim ama rahatsız olduğum bir şeyi ifade etmek istiyorum.'Bilim için Allah(Tanrı,Buda vb.) inancı bırakılmalı,bilim şunu bunu öngörmediği için gene şunu bunu düşünemezsiniz,bunu yapamaz şu teoriyi sorgulayamazsınız....' gibi ifadelerden artık bezdim! usandım.Yeteer!! diye haykırmak geliyor içimden.Ne olur bilimi bu şekilde hiç hakkınız olmadığı halde,büyük küstahlıkla sınırlamayınız,dogma haline getirmeyiniz.Orta Çağ da (şimdi neyin orta çağ olduğunu ya da böyle bir çağın hiç olmadığı gibi tarih eleştirilerine girmiyorum,demek istediğim anlaşılsın yeter) dini inancın ve dahi diğer sosyal kültürel dogmaların insanın düşünce hürriyetini kısıtlaması gibi bilimi kendi istediğiniz biçime sokup insanlara dayatma aracı olarak kullanmaktan vazgeçiniz.Müslüman arkadaşlara diyeceğim:Allah en demokrattan bile daha 'demokrattır' ve en bilmsel düşünce yetisinden daha fazla 'bilimsel düşünmeye sahiptir'.Onun ilmi sonsuzdur.Yarattığı kuluna akıl vermiş onu belli bir zamana kadar imtihanda tutmuştur.Biz de insanların yaşayışı,düşünce tarzını dini duygu ve düşünceyi bencilce yorumlayıp insanlara dayatmada kullanmayalım.En doğrusu budur (benim görüşüme göre demeye gerek duymadım).Herkes kendi nefsindeki kötülüğü ayıpalsa yeter.
Saygılarımla
Yazan: yıldırım beyazıt Tarih: April 16, 2006 2:31 PM
Insanlar tarafindan yapilan cok buyuk bir yanlis var. Tasavvuf'daki Allah ve din anlayisi ile ilahi olaylarin kaynagi olan yaratici Allah kavraminin karistirilmasi.. Bu iki birbirinden cok ama cok farkli seyi birbiriyle ayni seymis gibi kabul edenler Yunus Emre'nin hayatini ve dusuncelerini cok dikkatli okusunlar, goreceklerki Yunus Emre ve Mevlana gibi mutasavvufcularin Allah ve din anlayisi aslinda cok ama cok farkli. Simdi bir de Ataistler var ki onlar 3. gurup inanc. Simdi su 3 gurubuda isimlendirecek olursak, 1-Tasavvuf, 2-Yaratici Guc ve 3-Ataizm..
Simdi 1. ve 2. guruplarda Allah ve din inanci vardir ama COK farkli, Ilahi olaylarin kaynagi olan yaratici ALLAH destekli gorusler Allah'i maalesef oyle cok yanlis tanimislardirki, artik gunumuzde geldigi nokta sanki bir yaratici, herseyin mimari olan veya insanin kaderini belirleyen bir gucmus gibi algiliyorlar ki bu tasavvufta tamamen yanlistir. Allah'i olumden sonraki hayatin garantisi veya davranislarimizin cezalandiricisi ve denetleyici bir yonetim mekanizmasi olarak algiliyorlar.
Ayrica Kainatta baska bir yerde hayat olmadigina veya bizlere hic benzemeyen akilli varliklarin varligini kabul etmezler ve Allah kavramini tam olarak anlayamamislardir cunku uzay sonsuzlugu hakkinda bilimsel hicbir fikirleri yoktur.. (bu gibi kisiler bilimsel lafi gecince kizarlar, halbuki Kuran tamamen her zaman icin bilimin isinginda olun demistir, bunu bilirler ama yinede bilim diyince kizarlar)
Uzay boslugunu kaplayan seyin ne oldugunu ve maddenin ne demek oldugunun gercek tanimini hic bilmemislerdir ve tasavvuf hakkinda hicbir fikirleri yoktur.
2. gurup dusunceye sahip olanlar yani tasavvufu kavrayabilmis olanlar, Allah'a, dinlere ve kitaplarina sonuna kadar inanir ve desteklerler AMA cok farkli bir sekilde. nasil mi?
Tasavvuf, Ilahi olaylarin kaynagi olan yaratici Allah'i kabul etmez, Kainatin butunu ve sonsuzlugu oln ALLAH'i kabul eder. Kainatin icinde bizim 5 duyu ile algilayabildigimiz her seye aslinda yansima der ve aslinda oyle bir sey yok der, aslinda var yoktur, yok da yoktur kainatta. kainatin sonsuzlugu ve aslinda bos olan dolulugunun icindeki sahte madde yansimalarina (yani bizler veya gezegenler, galaksiler, yildizlar) bir isim verir.. ALLAH
Her sey Allah'in bir parcasidir, onu gormemiz mumkun, etrafimizdaki seylere baktigimizda, bir kaleme, bir domatese veya bir tahta parcasina baktigimizda Allah'i goruruz ve kainattaki sonsuz devinim icinde bir gun bu sahte goruntulerin hepsi, molekuler kodlamalarini degistirip ayni ozde bulusacak (yildizlar, gezegenler, bizler.. hersey..)
ve sonra tekrar bir hal degisimiyle bolunerek cesitlenecek.. (big bang'de oldugu gibi.. Buarada Big Bang uzayda bir patlama degildir, Big Bang UZAYIN PATLAMASIDIR)
Tasavvufa gore olumden sonra odul veya ceza yoktur, tasavvufa gore melek seytan gibi kavramlar hepsi birer semboldur ve bambaska seyleri ima eder.. Din kitaplarinda yazan her sey dogrudur ve insanin igligi ve ahlaki icin, kendisini ve olup biteni, kainati tanimasi icindir ama maalesef 1.gurup diye nitelendirdigim kisiler tarafindan o cok onemli kitaplarda yazan seyler dumduz, harfi harfine hicbir imali veya sembolizmin kullanildigi varsayilmaksizin kabul edilmistir.
1.gurupta bahsettigim kisiler bilimsel verilere kizarlar, peki Kuran tamamen sonuna kadar bilimden ayrilmayin der, bilimi savunur.. Peki eger hersey programli sekilde bir yonlendirici guc tarafindan yapildiysa bilimin anlami nedir???
o zaman Kuran bilimi yasaklardi..
Sozlerimi toparlamam gerekirse, yuzyillardan beri Allah ve Din konusu karistirilmistir.. Tasavvuf bile farkli yonlere cekilmistir, asil anlatilmak istenen ve dogru olani yakalayabilen cok az kisi olmustur.. yani 2.gurup//
1. gurup ile de 3.gurup olan ve hic deginmeyecegim Ataistler catismislardir her zaman.. Ataistler bile aralarinda guruplara ayrilir, onlar bile tasavvufla karismistir, cogu neyi savundugunu bile bilmez, bilenler ise tasavvufu savundugunun farkinda degildir. Zaten ataistlerin dedigi sey sundan ibarettir "benim bir fikrim yok, bilmiyorum hicbirsey.." cunku eger ALLAH yok diyorsa, sadece dine inanmamis olmuyor ayni zamanda tasavvufada inanmamis oluyor hadi onu gectim BILIMEDE inanmamis oluyor, yani onlarin bilimi savunmaya hic haklari yok cunku bilim ALLAH'i tanir ama dedigim gbi 1. gurubun tandigi ve kabul ettigi gbi degil.
Sonucta kendi fikrimi soylemek gerekirse, Allah ve din inancim var, Kuran-i Kerimi'de okudum, Mevlana'yi da, Yunus'u da ve tasavvufun ne anlama geldiginide kavradim.. Bilimide anladim, Kainatida.. ve gordugumuz her seyin Allah dedigimiz sistemin bir parcasi oldugunu ve bir gun tekrar tek olana donusecegimizi biliyorum.
Yukarda Einstein'dan bahseden biri olmus, sozlerini, makalelerini cok iyi bilirim Einstein'in ve onunda inanci tasavvuf yonundedir..
Ve burdan 1. gurup diye tabir ettigim guruba sesleniyorum. Kuran-i Kerim'i sanki bir canavarmis gibi gosteren, arapcasini okuyarak kendinden gecen, arapca dualari ezberleyip soyleyip duran, Kuran'da sanki cok korkutucu seyler yazdigini dusunen gurup ! Herseyin sorumlusu sizsiniz aslinda.. Kuran'in cocuk emzirmekten, yeri gelince cinsel iliskiye nasil girildigine kadar, sagliktan temizlige, insan iliskilerine kadar genis bir guncel bilgi hazinesi oldugunu unutmusunuz (belkide bilmiyorsunuz bile arapcasini oyle guzel okuyorlarki, iceriginden haberleri yok belkide cogunun) ve asil mana ve anlami cikaracaginiz yerleri birakmis, yalan yanlis meallerle ifade edilen kisimlarini konusmalariniza ornek ve kaynak yapiyor, olumden sonraki odullerinizi ve cezalarinizi hesapliyorsunuz.. Kuran'da bahsi gecen Havva ile Adem'in aslinda dinlerden 1000lerce yil once ayni hikaye ile mitolojilerde gectiginden haberiniz yokk ve o iki ismi Kuran'da okudugunuz zaman onlarin ilk MEDENILESEN, ALET KULLANABILEN insan olabilecegi veya onu anlatmak icin bir sembolizm yapildigini hesaba katamiyor illa ilk insan oldugunu dusunuyorsunuz. Kainatta dun yada bugun yoktur, Allah sonsuza kadar var olacak, ama eger zaman kavrami olsaydi Allah'in gecmisi sorgulanirdi.. Allah gecmiste nasil olustu denirdi.. yine sevmediginiz bilim burda diyorki zaman kavrami isanlarin uydurmasi. oyle bir sey yok ki bu tasavvuftada boyle.. peki adi gecen 6 gun 7 gun gibi gunlere neden inaniliyorda, hemen ortaya bir yaratilis asamalari zincirlemesi konuluyor orda asil anlatilmak istenenin baska bir sey oldugu anlasilmiyor. Neden kiyamet gununde olulerin toplanacagina ve sur borusuna inanilirda bunun aslinda baska bir seyler cagristirdiginin farkina varilmaz? Kuran'da yazan bazi seylerin apacik ifade edildigi ve yaradilisla ilgili veya daha karmasik seylerinde daha karmasik ifade edilebilecegi ve rahat anlasilamasi icin ornekler verilmis olabilecegi dusunulmuyor?
ALLAH anlasilmasi cok zor bir kavramdir. Once bilimi anlamak gerekir, belli bir dereceye gelince Dinleri anlamak, sonrada ALLAH ne demekmis gercek karara varilir.. iste bu kararda Yunus'un vardigi, Mevlana'nin geldigi noktadir.. Bu arastirma dolu uzun yolunda insanin yardimcisi ise tekrar ediyorum en buyuk yardimcilarindan biri Kuran-i Kerimdir.. Cunku anlamasini bilene ve kendisini merak edene cok guzel ve essiz bir kaynaktir...
Anlattiklarimdan cok eminimki bir cok kisi ne demek istedigimi anlamayacak ve karsi cikacak ama ben anlayabilen birileri olabilecegini dusunerekten yazdim zaten.. Tek soylemek istedigim bilim felsefeye, felsefe tasavvufa, tasavvufta dine goturur insani. ama tasavvufta edinilen bilgiler isiginda din beklenenden cok farkli ve daha mantiklidir..
Yazan: Annihilation Tarih: March 24, 2007 1:45 AM