« Ulusal Çıkar mı, Ulusalcıların Çıkarı mı? | Ana Sayfa | Anthony Flew ve Ateist Okurun Süregiden Yanılgıları »
October 2, 2005
Türkiye ve Başörtüsü
[Yazının İngilizce orjinali 2 Ekim 2005 tarihli The Washington Times gazetesinde ve TheWhitePath.com'da yayınlandı]
Dünyanın çok az ülkesinde polisler kadınların uygun kıyafet giyip giymediklerini denetler. Bu ülkelerden biri Suudi Arabistan'dır. Suudilerin kötü bir şöhrete sahip olan "mutavva" adlı "din polisleri", kadınlara başlarını ve vücutlarını zorla örttürür. Türkiye'de ise durum tam tersinedir: Türk polisler kadınları başlarını açmaya zorlarlar.
Tabi adil olmak gerek: Türkiye'nin kıyafet yasaları Suudi Arabistan'a kıyasla çok daha hafiftir. Türkiye'de ise yasaklama sadece "kamusal alan" denen yerlerde uygulanır. Yani devlet binalarında, mahkemelerde, üniversite kampüslerinde ve tüm okullarda.
Bu yasak Türkiye'de yıllardır ateşli bir tartışmanın konusu. Başörtü takma özgürlügü hiç bir devlet memuru veya lise öğrencisine hiç bir zaman tanınmadı, ama bir zamanlar üniversite öğrencileri bu özgürlüğe sahiptiler. Ta ki kampüslerde hiç dikkat çekmeyen küçük bir azınlıktan daha fazla hale gelene kadar... 90'lı yıllarda sekülerist ortodoksi üniversitelerde sayıları giderek artan bu "dinci"ler karşısında alarm durumuna geçti ve bu "sıkmabaşları" kampüs dışında tutkmak için katı kurallar getirildi..
Bu durum karşısında başörtülü öğrencilerin bazıları başlarını açmayı kabul ettiler ve eğtimlerine devam ettiler. Ama binlercesi üniversite mezunu olma şansını yitirdi -- sadece Allah'ın isteği olduğuna inandıkları bir kumaş parçasını başlarına örttükleri için.
Bir kaç ay önce, uzun zamandır süren dramaya yeni bir bölüm daha eklendi. Doğudaki muhafazakar bir kent olan Erzurum'da kurulmuş Atatürk Üniversitesi'nde bir mezuniyet töreni vardı. Tüm öğrenciler, elbette tek biri bile başörtü takmadan, diplomalarını almaya geldi. Yanlarında anneleri ve büyük anneleri de vardı. Ama, eyvah, bazıların başörtüsü vardı! Üniversite rektöründen gelen direkt emir üzerine, polisler bu anne ve büyük anneleri kampüse girip sevgili kızlarının ve torunlarının mezuniyet törenini izlemekten alıkoydular.
Bu hanımlar ağladılar, yalvardılar ve Atatürk'ün prensiplerine inandıklarına yemin ettiler; ama hiç bir şey değişmedi. Emirler kesindi. Türkiye'nin "kamusal alanında" -- yani Türkiye'nin nevi şahsına münhasır laikliğinin kurtarılmış bölgesinde -- hiç bir dini kıyafet asla gözükemezdi...
* * *
Buradaki temel sorun, Türkiye'nin sekülerist ortodoksisinin katı ideolojisi. Onlarınki, 20. yüzyılın başlarında Fransa'dan ithal edilmiş olan hoşgörüsüz bir laiklik versiyonu. O dönem, Fransız devrimciliğinin anti-klerikel (din adamı karşıtı) fanatizminin doruk noktasıydı ve Nietzsche'nin "Tanrı öldü" iddiası entellektüel bir norm sayılıyordu. Kadir-i mutlak bir devletin ve tektip bir toplumun "gelişme"nin anahtarı olduğu sanılıyordu.
1923'te kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti de otoriter bir seküler milliyetçilik geliştirdi. Bu, dine karşı nötr değil, dinin üzerine egemen olan bir anlayıştı ve bazı durumlarda da dine karşı tavır aldı. Tek parti yönetiminde geçen iki onyıl içinde, pek çok İslami gelenek silindi ve yerlerine Avrupa'dan gelen gelenekler kondu. Bu reformları eleştirenler sert şekilde cezalandırıldılar.
İşte bu yüzden Türkiye, diğer Müslüman milletlerin gözünde, hiç bir zaman İslam ve modernizmin uyumunu gösteren ikna edici bir örnek olmadı. Problemin temelinde, gerçek bir demokrasinin var olmayışı yatıyordu. Aslında son onyıllar içinde Türkiye çok daha demokratik bir ülke haline geldi. Ama hala 20. yüzyılın ilk yarısındaki otoriter seküler ulusalcılığın kalıntılarını taşıyor.
Türkiye'nin mevcut muhafazakar hükümeti olan AKP, başörtüsü üzerindeki yasağı kaldırmayı çok istiyor. En azından üniversitelerde, en azından özel olanlarında. Ama AKP liderleri ne zaman yasağı kaldırmak için kanunları değiştirmekten veya referanduma gitmekten söz etseler, sekülerist ortodoksi bu hareketin bir "rejim krizi" yaratacağını hatırlıyor -- bu ifade, askeri baskının kibarcası. Dolayısıyla Türkiye, başını örten bir bayanın hiç bir eğitim şansına sahip olmadığı dünyadaki tek ülke olarak kalmaya devam ediyor.
Türkiye'nin sekülerist ortodoksisi bu katılığın zorunlu olduğunu, aksi takdirde İslamcıların Türkiye'yi İran'a döndüreceklerini ileri sürüyor. Bu temelsiz bir korku. Türkiye'nin AKP lideri Tayyip Erdoğan tarafından önderlik edilen mevcut hükümeti, İslamcı değil -- hele bir yorumcunun yakın zaman önce ileri sürdüğü gibi "İslamofaşist" hiç değil -- muhafazakar bir politik güç ve son yıllarda Türk toplumunun tümüne daha fazla özgürlük getirdi. Zaten kamuoyu araştırmaları Türklerin yüzde 90'ından fazlasının laik bir rejim altında yaşamak istediğini, ama yüzde 70'ten fazlasının da başörtüsü gibi bireysel Müslüman uygulamalarına özgürlük istediğini gösteriyor.
Aslında Türkler, (ABD Anayası'nda yazıldığı gibi) "ne bir dini empoze eden, ne bir dinin özgürce yasaklanmasını kısıtlayan" kanunlar yapan ve polisler çalıştıran bir devlet istiyor.
Dolayısıyla ABD, genişletilmiş Ortadoğu'da özgürlük ve demokrasiyi teşvik ederken, Türkiye'nin bile bunların daha fazlasına ihtiyaç duyduğunu aklında tutmalı. İslamcı ve sekülerist otoriterizmlerin yanında, "liberal demokrasi" denen üçüncü bir yol daha var. Bu, tam da Türk toplumunun ihtiyacı olan -- ve hak ettiği -- bir model.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 2, 2005 1:04 PM




deneme
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 25, 2005 9:55 PM
Öncelikle herkesten özür dilemek istiyorum çünkü sayfalarca süren yorumların anlamlı veya anlamsız polemikler olduğunu anladığım anda tartışmayı okumaya devam etmedim. Ama benim 16 yaşında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde doğmuş, orda yaşamakta olan biri olarak bu konuda söylemek istediğim bazı şeyler var...
Öncelikle olumlu ya da olumsuz KİMSENİN İslamiyet hakkında ahkam kesmeye hakkı olduğunu düşünmüyorum. İslamiyet hakkında öğrenmemiz gereken her şey Kur'an-ı Kerim'de yer almaktadır. Bunları yorumlamak da kişiye bırakılmıştır. O yüzden ne 'İslam böyle der.' ne de 'Sen İslamiyet'i bilmiyorsun.' deme hakkına sahip değiliz, hangi dine mensup olursak olalım, her hangi bir dine mensup olmasak bile, hiç birimiz...
Benim şahsi düşüncemdir bu: Türbanın İslamiyet'te şart koşulduğunu düşünmüyorum, evet kadın örtünmelidir ama bu örtünmenin şekli konusunda net bir bilgi verilmemiştir. Bütün vücudu örtmek bir Arap geleneğidir. Ben saçımın erkekler için bir tahrik unsuru olduğunu düşünmüyorum ama düşünenlere de bir şey söyleme hakkına sahip değilim...
Türban olayının çok abartıldığı kanısındayım... Bu olay hem iktidarlarca hem de üniversitelerce çok abartılıyor. İdeolojik midir, muhtemelen çoğu insan bilinçli veya bilinçsiz bir ideolojiye hizmet ediyor... Ama bu yasaklandıkça insanlar daha da abartıyorlar. özgürlüklerinin ellerinden alındığını idda ediyorlar. Onların özgürlüğünü ellerinden alan şey ilk başta kafalarının içindedir... Yanıt Kur'an'ı Kerim'dedir. Ben her türbanlı kardeşimin bir düşünmesini rica ediyorum, ki Allah'ımız da böyle buyurmuştur. ''Bu gerçekten gerekli mi? Benim sadece saçımı göstererek kardeşlerimi etkilemem mümkün müdür, özellikle teşhirciliğin bile bir nebze doğal karşılandığı (mini etek) bu ülkede?''
Ama bu demek değildir ki yasaktan yanayım, bilakis yasaklara karşıyım. Ama ben ideolojileri yüzünden öldürülmüş binlerce solcu gencin düşünce özgürlüğüne konmuş yasakların da karşısındayım. Ve bence bu kadar özgürlüğe hazır değil rejim, kendisini koruyabilmesi için bu yasaklar gerekli belki... sürekli 'özgürlüğüm elimden alındı, aman!' şeklinde bir bakış açısı geliştirmektense olaya daha içinden bakma taraftarıyım. Tamam bu devletin bu uygulaması yanlış ama ben ne yapıyorum bunu düzeltmek için? Erzurum"daki Atatürk Üniversitesi kapılarında kendimi mi paralıyorum, saldırganca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden medet mi umuyorum yoksa düşünüp karar verip olumlu bir adım atıyor muyum? Önyargıların kırılması için gerekli özveriyi gösteriyor muyum?''
Ayrıca genel olarak ülkemizin iç meselelerinin gerek Batı ülkelerinde gerekse Amerika Birleşik Devletleri'nde şikayetvari bir üslupla yana yakıla anlatılması taraftarı değilim. Her ülke prensipte kendi çıkarlarını düşünür, çünkü her devlet halkına karşı sorumludur, yani her türlü ortamda halkının gerek ekonomik gerek sosyal çıkarlarını gözetmek devletin görevidir. Gelişmiş ülkeler dediğimiz, gıpta ettiğimiz ülkelerin amacı da bizden mümkün olduğunca yarar sağlamaktır. Amerika Irak'a özgürlük götürmüştür götürmesine ama giderken de petrollerini Amerikan tekeline almıştır. Tarih kolonyal imparatorlukların geri kalmış halkarı nasıl 'özgürleştirdiği'nin örnekleriyle doludur.
Bizim bir türlü uzlaşmaya varamamamız, sürekli polemiklerde boğulmamız en fazla bu ülkelerin üzerimizdeki sömürü niyetlerini kamçılayacak, ağızlarının suyunu akıtacaktır. Sevr Antlaşması geçmişte kalmıştır evet, ama unutmamalıyız ki tarih tekerrürden ibarettir.
Ülkemiz ideolojik parçalanmaya gayet uygundur. Bir yanda aşırı radikal İslami kesim, bir yanda inançlı insanlar, bir yanda düşünen insanlar, bir yanda ülkenin rejimini değiştirmek isteyen aşırı solcu gruplar, bir yanda Türk'ü,Kürt'ü, Çerkez'i, Balkan göçmeni, Rum'u, Yahudi'si, Süryani'si, Laz'ıyla bir sürü değişik etnik kökenden gelen ve Alevilik'ten Sünniliğe, ve diğer din mensuplarından oluşan halkımız muhteşem bir coğrafyada yaşıyoruz. Emin olun kavga etmek çok kolay... Ama bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortak amacı ülkemizin ekonomik sosyal çıkarlarıdır. Ayrıca başka memleketlerde yaşayan ama kalbi bu topraklar için atan herkesin de amacıdır bu...
O yüzden gelin fırsat vermeyelim bunlara, kendi meselelerimizi DOSTLUKLA VE İÇİMİZDE halledelim.
Lütfen...
Saygılarımla.
Yazan: meriç Tarih: December 28, 2005 12:51 AM
DİKKAT!!!
BU ÜLKEDE BAZI KURALLAR BELİRLENMİŞTİR. COĞUNLUK BU KONUDA NE DERSE DESİN BAŞÖRTÜSÜ OLMAZ. ÜLKEMİZDE ATATÜRK İLKERİNİ YOK EDİYORLAR. DÖRT TANESİ GİTMİŞ SADE İKİ TANE KALMİŞ. NE Mİ? BAKIN DEVLETÇİLİK ÖLDÜRDÜLER DERİN DEVLETLE. HALKÇILIK HALKIMIZ AÇLIK VE ZORLUKLAR ÇEKİYOR. MİLLİYEÇİLİK YOK ÜLKE ÖZELLEŞTİRİLMELERLE BAZI PARTİLER TARAFINDAN SATILIYOR. İNKİLAPÇILIK NERDE YOK KALMADI ARTIK. GERİ TABİ Kİ LAİKLİK VE CUMHURİYETÇİLİK KALDI TABİ Kİ LAİKLİĞİDE BAŞÖRTÜSÜ İLE ÖLDÜRÜM CUMHURİYETÇİLİK KENDİLİĞİNDE YOK OLUP ÜLKEMİZ ŞERİATÇİLAR TARAFINDAN KONULAN MADDELER İLE YÖNELTİLECEK.
EĞER BAŞÖRTÜSÜ OLUR DERLERSE İNANIN Kİ ASKER DARBE MUTLAKA OLACAK ÜLKEMİZ BU YÜZDEN GERİYE DÜŞECEK. HEP DİNCİ AYAKLANMALAR İLE GERİ DÜŞTÜK NELER KAYBETTİK BİLİYOR MUSUNUZ?
YİNE BÖYLE BİRŞEY OLMAMALI LAİKLİĞE UYULMALI ÇUNKU LAİKLİK BİZİM İLKEMİZ. İLKELERİMİZİ VE ATATÜRK Ü İNKAR EDEN TÜRK DEĞİLDİR.ATATÜRK ÜN RESMİ BULUNAN PARAYI KULLANMAMALIDIR. TÜRKİYE YE VE TÜRK MİLLETİNE BAŞARILAR. HERCAİ
Yazan: eyüp Tarih: April 7, 2006 12:40 PM
Hırsızlık yapmanın cezası vardır, ama her insan cezası vardır diye hırsızlık yapmamalıyım diye düşünmez. İslamda zorla başörtüsü örtüttürülmez. Çünkü inanan mümin kadınlar kimsenin zorlamasına mahal vermeksizin kendileri iman zevki ile örterler. Örtünmek istemeyenlere zorla örttülür. Bu da çok güzel bir şeydir. Kadınların örtünmeleri kadınlık incelik ve güzelliğini kendi eşlerine saklamaları başkaları ile paylaşmamaları içindir. İslam her insana yetebilecek adaletle davranacağı kadar kadınla evlenmeye izin vermiştir. Başkasının kadınının açılmasını isteyenler şehvetine tapınanlardan başkaları değildir. Üstelik İslam düşmanları tesettürün İslamın emri olduğunu bildikleri için düşmanlıklarından dolayı kendi kız vekadınları özgürce örtünmek isteseler bile bırakmazlar, zorla açtırırlar. Şu anda olduğu gibi. Bu bir güç savaşıdır. Bizler İslam düşmanlarına bizim örtülülerimizi neden üniversitelere almıyorsunuz demiyoruz. Ama şunuda unutmasınlar ki İslam hakim olduğunda onların tamamı ya örtünecek yada terki diyar edecklerdir. Üstelik bu halk müslümandır ve yüzde 70 ten fazlası örtü yanlısıdır. Azınlığın çoğunluğa uymasıda eşyanın tabiati gereğidir.
Yazan: Ömer LİMAN Tarih: April 9, 2006 8:03 PM
Başörtüsü var takın takmayın bi diyorlar böyle birşey yok mu diyorlar. Asla...
Hee laiklik ilkesi altı ilkeden biri zaten türkiyede dört ilke yok edildi ve şimdi cumhuriyetçilik ve laiklik yok edilmek isteniyor. Şeriat döncek ya ondan. Bazı kişilerin fikirleri çok acık başörtüsü ile de laiklik yok edilcek cumhuriyetçiliğide zaman içinde yok olcak bazı tarafları hain fikirleri bunlar.
Yani atatürk ün emanetine ihanet edilecek. İhanetlei 2003 yılında itibaren başladı.
Neyse müslüman kadanlarımızı kullanarak siyaset yapılmas ülke kuruldu böyle gidilmeli ilker silinmemeli yeni zirveci ilkeler getirilmeli.
Asla laiklik ellenemez, halk var, türk gençliği var oda olması askerimiz var türk askeri en ufak yanlışta büyük bir darbe vurulur, vatan hainlerine... Hepimiz türküz, müslümanız ve atatürk ümüz var tek amacımız çalışarak kendimizi göstermeliyiz..
hercai
Yazan: eyüp Tarih: April 26, 2006 4:08 PM
Firdevs hanım kemalistler neyin ne olduğunu biliyorlar size ihtiyaçları yoktur birde kemalistler diyorsunuz bu ülkede herkez kemalist olmalı ama kı atatürk ün emanetine ihanet ediliyor.
imam hatip din üzerine eğitim verip ülkenin din eksikliklerini gidermeli, bir imam hatipli meclise,yargıya,askeriye,eğitime, yani kamuya giremez ama ki camiilere hocalar, müftülere gire bilirler.
he birde o adam diye hitap ediyorsunuz.GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TÜR. neyse atatürk ün verdiği görevleri yerine getirmeyen vatan hainidir. TÜRKÜZ MÜSLÜMANIZ ATATÜRKÇÜYÜZ GÖREVİMİZ ÇALIŞMAK VE BUNLARLA YÜKSELMEK.. HERCAİ
Yazan: eyüp Tarih: April 26, 2006 4:30 PM
Sayın Meriç Hanım,
"Benim şahsi düşüncemdir bu: Türbanın İslamiyet'te şart koşulduğunu düşünmüyorum, evet kadın örtünmelidir ama bu örtünmenin şekli konusunda net bir bilgi verilmemiştir."
Birincisi varolan yasak bir başörtüsü yasağıdır, dolayısıyla olayı sadece "TÜRBAN" a indirgemek doğru olmayacaktır. Baş örtüsü ise, İslamiyet'te iman için elbette bir şart değildir. Yani, başını örtmeyen Müslüman değildir gibi bir iddiada bulunmak çok büyük bir cahilliktir. Böyle bir iddia da yoktur zaten.
Ancak, örtünmek Kuran-ı Kerim'de vardır ve bir emirdir. Bu örtünmenin şekli ise çok açık ve
net bir biçimde Kuran'da tarif edilmektedir.
(Bkz. Nur Suresi 24. ve 31. Ayetler)
Fikir alış verişine açık yaklaşımız ve "kendi meselelerimizi DOSTLUKLA VE İÇİMİZDE halledelim" çağrınız için teşekkür ediyorum...
Saygılar...
Yazan: Hasan Basri Tarih: April 28, 2006 12:39 PM
Herkese merhaba,
Türkiye'deki laiklik kavramının (ilke olarak) ve bunun uygulamadaki pratiklerinin çağdışı olduğundan bahsediliyor. Kavramlar bu kadar tartışmaya açıkken niçin İslam'ın başörtüsü konusundaki yaklaşımı tartışılmıyor? Günümüzde, ayetlerde yeralan herşey uygulanıyor mu? Niçin illaki türban ya da başörtüsü (adına ne derseniz deyin) tartışılıyor? Ayrıca İslam dini, dinlerin içinde akla en yakın olanı ise (bu ne demek oluyorsa?) niçin başörtüsü konusunda bu kadar hassas? Bunun arkasındaki mantık nedir? Kadının saçı görüldüğü zaman erkeklerin tahrik olacağı varsayımı ileri sürülüyor ise, bunun neresi mantıklıdır? Bu ifade ile bütün erkekler, nefsleri zayıf varlıklar olarak kabul edilmiş olurlar, böyle bir inanç sistemi olabilir mi? Ben, kadın/erkek farketmez, biraz muhakemesi olan bir insanın bunu kabul etmemesi gerektiğini düşünüyorum. Pratikte öyle olsa, modern şehirlerde her gün binlerce tecavüz, sarkıntılık olmasını bekleriz. Evet böyle olaylar zaten olmaktadır ama sebepleri yüzde 100 din odaklı değildir. Dolayısıyla dini açıdan bir farz olduğu söylenen, Kuran'da emredilen herşeyi günlük hayatımıza uygulamaya kalkarsak ciddi problemler ile karşılaşırız, zaten de dindar olduklarını ifade eden insanlar bile uygulamayabiliyorlar. Kısa şort ile nasıl ki camiye gitmek doğru değilse (erkeklerin de ibadet sırasında bir kapanma adabı vardır), belirli kamu kuruluşlarında ya da mesleklerde çalışırken de belirli giyim kurallarına uymak zorunludur. Örneğin ameliyat sırasında bir operatör doktorun tıbbi olarak uyması gereken hijyen kuralları vardır. Bir polis memurunun üniforması gereği kask ya da şapka kullanması gerekir. Örnekleri çoğaltabiliriz. Bunların dışında, evinde ya da camide ibadet eden birinin başını kapatması elbette kimseyi ilgilendirmez. Bu kadar kapanma meraklılarına sormak lazım: Biri de çıkıp inancı gereği soyunmak isterse ne yapılmalıdır? Bu durumda vücudunun estetik açıdan bir kirlilik yaratıp yaratmadığına mı bakılacaktır? Vücut ölçülerinin belirli sınırlar içinde olması mı referans alınacaktır? Bütün bunların arkasında, bence dini referans gösteren günlük yaşam tarzlarının yeterince yorumlanmaması ve eleştiriden geçirilmemiş ve ne yazık ki siyasete alet ediliyor olması geliyor. Ayrıca türbanlı arkadaşlarımızın inançları bu kadar mı zayıftır ki, bir türbanlarından vazgeçtikleri zaman inançları yara alacaktır? Amacım burada türbanlı insanlarımızı rencide etmek değil, ama biraz olsun inançlarının arkasındaki mantığı irdelemelerini sağlamaktır. Ayrıca bu kadar doktrin ya da dogmatik yaklaşımlar olsa, günlük yaşamda bu kadar farklı uygulamalar, tarikatlar, mezhepler ortaya çıkmazdı değil mi? (Bunlar tabii ki başlı başına ayrı bir tartışma konusu olsa bile konumuzdan tamamen bağımsız da değildir kanımca.)
Bu sitede karşı fikirde olan katılımcılar, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki şartlar ile şimdiki şartların aynı olmadığını baz alarak uygulamaların değişmesi gerektiğini öne sürmektedirler. Peki çok yakın tarihte, Refah-Yol hükümetinde meydana gelen olayları unuttuk mu? Erbakan'ın evinde, tarikat liderleri ile görüşmesi ne anlama gelmektedir? Demek ki aşırı sağ görüşteki partiler hükümet oldukları zaman, kitlelerin günlük ve sosyal yaşamını değiştirebilecek kararlar alma noktasına gelebiliyorlar. Her tarafta sarıklı, cüppeli insanlar artarken, hatta biraz cesaretli olanları karşı düşüncedeki insanlara şiddet uygulamayı bile göze alırken, modern bir yaşam tarzını tercih eden (adına ister laik, ister seküler, ister ateist deyin) insanların korkmaları ne kadar yersizdir? Konu sadece vatandaşların giyimlerine karışmamak değildir. Hele ki bazı yorumcuların ifadelerinde, biraz sosyolojiden anlayanların Türkiye'de artık şeriat tehlikesinin kalmadığına inanacaklarını belirtmeleri, bu kadar yakın bir tarihte yaşananları hatırlamadıklarını göstermektedir. Cumhuriyet'in ilk döneminden adeta intikam alır gibi tam tersi uygulamalar yapmak, herşeyden önce ilerleyen zamana ve değişime karşı gelmektir. Bence Atatürk'çü ya da İslam'cı olduğunu ileri sürenler artık hem İslam'ın hem de Cumhuriyet'in ilk dönemine dönülemeyeceğini anlamalıdırlar. Buna göre bir orta yol bulunmalıdır. Bu da ancak herkesin öncelikle kendini sorgulamasıyla ve toplumsal olarak da demokrasi ile çözülebilir.Yazan: yorumcu Tarih: June 30, 2006 2:12 PM
Önce şahsım adına meselem kamusal alanda türbanın yasak olup olmaması meselesidir.
Meselenin hukuki yönü tartışılırken yanılmıyorsam bazı arkadaşlar bırakın hukuki yönü hak yönünü tartışalım demişti. Ben de bu meseleyi hak yönü ve sosyal-toplumsal yönden değerlendirerek düşünce tarzımı size sunmak istiyorum.
Kamusal alanda uygulanan türban yasağının hukuki yönünü tartışmayı hukukçulara bırakmama rağmen yasağın gerekçesiz olduğuna katılmıyorum. Bu konuda sırasıyla bütün türk mahkemeleri ve hatta avrupa’daki tüm mahkemelerin aynı kararı vermesi bunun bir göstergesidir diye düşünüyorum.
Şimdi benim görüşüme göre türban kamusal alanda neden yasaklanmalıdır?
Birinci sebep inanç özgürlüğü ve türbanın simge oluşu boyutu: türban bir siyasi (polemiğe giremeyeceğim ideolojik, inançsal vb. ne olarak tasvir ederseniz edin şeriat sembolüdür) simgedir. Şöyle izah edeyim.
diyelim ki türban serbest oldu her yerde inanç özgürlüğü kapsamında.
yarın bir kimse çıkıp da mahkemede benim inancıma göre karşımda tek kadın şahitlik edemez çünkü onların şahitliği benim şahitliğimin yarısıdır dese,
bir başka erkek çıkıp benim mirastan kız kardeşimin iki katı pay almam gerek dese,
yada bir adam çıkıp da karım bana itaat etmiyordu bu yüzden hafifçe dövdüm (diyanete göre hafifçe dövün, Elmalılı mealinde hafifçe ibaresi yoktur “dövün” şeklinde yazılıdır) dese,
o zaman bu inanç özgürlüğü kapsamında ne yapılmalıdır? Öyle ya kur’an erkeğe şartlar olgunlaşınca eşini dövebileceğini belirtiyor kim karışabilir?
Yada kamu hizmeti yapan bir kadın “benim inancı gereği ben bu adamla yalnız başıma aynı odada çalışamam, kadın erkek aynı toplantı salonunda bulunamaz” derse ne yapılacaktır?
Mesele sadece türbanla sınırlı değildir aynı inanç özgürlüğü kapsamında nudist bir kadın benim inancım çıplaklığı emrediyor derslere ve kamu kurumlarına bu şekilde girmek istiyorum dese ne yapmalıdır demokratik ve laik hukuk devleti?
Onlara da özgürlük verilecek midir?
meseleyi demokratik ve laik devlet kapsamından sıyırıp türbana özgürlük istemindeki samimiyet boyutunda inceleyelim birazda.
burada temel soru şudur “türbana özgürlük verilince arkası istenecek midir istenmeyecek midir?” (arkasından kastettiğim yukarıda saydığım maddeler ve bunun gibi birçok konulardır)
buna verilebilecek cevapları değerlendirelim:
yukarıda saydığım diğer hususlar vb. hususların uygulanması istenmeyecek denilirse şu an türbanın bir inanç özgürlüğü meselesi olduğunu konusunda bir çelişki var demektir. çünkü türbanı emreden Kur'an bunları da emretmektedir. Mesele inançsa bunlara da inanmak gerekir.
isteriz denilirse o zaman hukuk ve sosyal sistemin tamamen kur’an’a göre düzenlenmesi isteniyor anlamına gelir ki Bu şeriattır. Bu durumda şeriat isteriz demektense türbana özgürlük isteyerek başlarız deyip demokratik görünmek de takiyyedir.
Bu noktada konuşulması gereken şeriat’ın demokratik düzene üstünlüğü olmalıdır ki şeriatı uygulayan devletlerdeki kadının yeri zaten yukarıda yazdığım gibidir ve küçük oynamalar dışında değişmez. Kur’an da kadının yeri konusunu ise tartışmaya sokarsam konunun sapacağından korkarak bu konuyla ilgili tartışmayı başka bir yere bırakıyorum.
Yukarıda yazdığım soru aynı zamanda forumda türbanı savunan arkadaşlara bir sorudur.
Bu durumda eşitlik özgürlük diyerek bayrak haline getirilen türban şeriatın sembolü değil midir? Sembol olmasaydı neden onunla aynı şekilde farz olan ve kamu adına uygulanmayan diğer hususların toplamı için türban için yapılan muhalefetin binde biri yapılmamaktadır.
Benim buradan çıkaracağım tek sonuç türbanın şeriatın sembolü olduğudur. Başka bir sonuç çıkarabilen beri gelsin.
Ve ister kabul edin ister kabul etmeyin isterseniz .....’ın bana dediği gibi her şeyden korkuyorsunuz deyin hiçbir yönetim tarzı kendisine taban tabana zıt ideolojileri temsil eden bir sembole sınırsız özgürlük tanımaz.
Bana göre de tanımamalıdır zaten.
E ne olacak Kur’an Allah’ın emri hepsini beraber uygulayıverelim diyecek arkadaşlar türbanın arkasında yatan şeriat istem ve özlemini baştan kabul etmelidirler ki bunu tartışabilelim. Çünkü bir sistem haklı da olsa haksız da olsa içerisinde kendi koyduğu kurallara uygun olmayan bir sistemin sembolünü barındıramaz, barındırmamalıdır.
İkinci sebep konunun eşitlik boyutu: kamusal bir alanda her insanın eşit muamele görmesi ve bu konuda hassasiyetler oluşturulmaması maksadıyla doğru bulmuyorum. yani türbanlı bir müdürün türbanlı olmayan bir astıyla, türbanlı olan bir astına eşit muamele etmesi yada türban takmayan bir amirin yine türban takan ve takmayan astlarına eşit muamele etmesi hassasiyetinin oluşması anlamına geliyor. Bilindiği üzere devlet memurları sicil sistemine göre yükselir veya alçalırlar ve amirlik memurluk sıfatları vardır. Gerek bu sıfatların ideolojik yönden adaletsizce kullanımının engellenmesi, gerekse izafi kavramlarda hak kavramının vicdanen bağımsız oluşturulabilmesi için başka bir ideolojiyi sembolize eden kavramların kullanılmaması gerekir. Buna örnek aramayıp ilk aklıma gelen şeyleri yazacak olursam angarya işlerin birine yıkılması, sicilde adaletsizlik, karşılıklı gereksiz gerginlikler vb.dir. hatta bu işlerin adaletsiz dağılımından daha önemli olan şey bu işlerin ideolojik kin tohumları ortaya atmasıdır. Hani derler ya bazı şeylerin şuyuu vukuundan beterdir. Yani bazı şeylerin duyulması meydana gelmesinden kötüdür. Bir asta haksız muamele yapan adam gerekli cezası neyse alır ve toplumun hiç umurunda olmaz. Ancak bir asta ideolojik bir nedenden dolayı yapılan haksızlık toplumda infial uyandırır ve kin tohumları atar. Buna en basit örnek ast üst durumu olmamasına rağmen gazeteci kadına yapılan saldırıdır (sonradan olayın yanlış yönleri olduğu ortaya çıkmasına rağmen toplum hassasiyeti açısından önemli bir olaydır). Türkiye’de onlarca kadın her gün bazı hayvanlarca dövülerek hastanelik edilirken haber olamıyorlar ama bu kadın günlerce tartışıldı. Siz de takdir edersiniz ki kadının biri çıkıp da ben türbanlı olduğum için yada başım açık olduğu için yükselemedim diye haber olsa (doğru da olsa yanlış da olsa), bir öğrenci çalışmadım demek yerine "hoca benim türbanıma taktı ondan geçemiyorum sınıfı" sede ve bunlar gibi 10 kişi daha basında yer alsa toplumda infial olur. Bazı kendini bilmezler çete kurup araba yakarlar.
aynı durum kamusal hizmetlerden yararlananlar için de geçerlidir. Bazı arkadaşlarım diyor ki kamu kurumu zaten eşit muamele etmek zorundadır eşit muamele etmeyen cezalandırılmalıdır. Bu söylemi doğru bulmuyorum. Yukarıdaki örnekteki durum burada da geçerlidir (yani istediği hizmeti alamayıp bu ideolojik ayrıntıdan faydalanarak yaygara yapma)
Siz sobanın hemen yanına av tüfeğinizin fişeklerini koyup da yarın öbür gün biri gelip o fişeklere çarparak sobaya düşürüp yaralandığında ah vah edemezsiniz.
Çocuğunuza milyon kere tembih ettiğiniz halde ilaçları çocukların ulaşamayacağı yerde saklarsınız.
Anlamsız hassasiyetler ortaya çıkarıp kendinizi ve ailenizi tehlikeye atmazsınız.
Halk arasında bir söz vardır. “ateşle barut yan yana durmaz”
üçüncü sebep kılık kıyafetle temsil boyutu: Türkiye islami temeller üzerine kurulmuş bir devlet değildir. kanunları, ekonomisi vb. diğer faktörleri islamiyete göre karar almayı gerektirmez. mesela türkiye cumhuriyeti kanunları zina yapanı recm etmez, yada hırsızlık yapanın elini kesmez, mirasta kadın erkek eşit pay alır (çünkü laik ve demokratik düzeyde kadın toplumun her safhasında yer alabilir), türk ceza kanunu karısını döven adama hafifçe de dövse, ağzını burnunu da kırsa ceza verir. Türban takan bir hakim birinci maddede belirttiğim şeriatı temsil eden bir kıyafetle hüküm kuramaz (gerçi hukuk okumaya çalışan türbanlı arkadaşları anlamak çok güç. Şeriat düzeninde kadın zaten hakim yada savcı olamaz). mesela karşısına hırsız geldiğinde dininin hükmünü mü, devletinin hükmünü mü uygulayacaktır? bu durumda kamu hizmetinde çalışan bir kişi kamunun kurallarının uygulayıcısıdır ve kamu kurallarını üstün tutmak durumundadır. bunu da başka bir hüküm sisteminin kıyafetini başkalarının gözüne sokarak yapamaz.
Üstelik bu durum sadece hizmet eden değil hizmetten faydalanın da suiistimaline sebep olur. İstediği sonucu alamayan herkes bu ideolojik ayrıntıdan faydalanır. Örnek sakız çiğnediği için kendisine saldırıldığını gizleyip saçı açık olduğu için saldırıldığını iddia eden gazeteci kadın. Saldıranları da saygısızlık yapanı da Allah’a havale ediyorum bu da konunun ayrıntısıdır.
dördüncü sebep sosyal boyutu: bir arkadaşımın ifadesi vardı daha önceki tartışmalarda alıntı yaptığı (kim olduğunu hatırlayamıyorum ama bir yazarın alıntısıydı). orada şöyle bir ifade vardı kadın kendini örterek başkalarından korumalıdır, dişiliğini ön plana çıkarmamak için...... diye devam ediyordu bu yazı.
Birkaç hafta evvel arabamla göksun tarafından Maraş merkeze geliyorum. Yolun kenarında aynı istikamette yürüyen çarşaflı bir kadın vardı. Yol ıssız. Kadının da merkeze gittiğini düşünerek yanında durdum. daha ben teyze götüreyim mi diyemeden önce kadın peçesini yüzüne çekip sırtını bana döndü. Doğrusu ya ağırıma gitti. Beni reddetseydi hatta bana sarkıyor musun be herif deseydi bile bundan iyiydi.
Bu kadın tabi ki uç bir örnektir. Ama sonuçta örnektir.
Türbanlı kadın:
1. karşısındakini otomatikman erkek kadın ayrımına sokar. Erkeği üstün kılar.
2. karşısındaki erkeğe otomatikman tecavüzcü coşkun muamelesi yapar.
Bir kadın özel hayatında hayatın neresinde olursa olsun kendisini yaşamın neresinde görürse görsün kamusal alanda erkekle eşit olmak zorundadır. Bu hizmet edenler kadar hizmet alanların da zorunluluğudur.
Not: kamusal alan nedir yanessar diyecek arkadaşlar için kamusal alan nedir? (bence)
Kamusal alan tabiri hiçbir yerde tanımlanmamış ve bu konuyla ilgili çeşitli yorumlar yapmak mümkün. Bu konuda belirli bir dayanak gösterememekle beraber uygulamasını düşündüğümde kamusal alanı kullanım mecburiyetine göre iki temel tanımda toplayabilirim. Birincisi birlikte kullanımı seçime bağlı kamusal alan, ikincisi birlikte kullanılma zorunluluğu bulunan kamusal alandır.
Birincisi bizim konumuzla ilgili olmayan tanımdır ancak bunu özel alan ve birlikte kullanılma zorunluluğu bulunmayan alanlar hariç her yer olarak nitelendirebiliriz. Bu alanlardan istifade etmek yada etmemek kişinin kendi isteğine bağlıdır ve bu sebeple bu alanlarda şahsi özgürlüklerin kullanımına öncelik vermek gerekir. Bu alandaki özgürlüklerin ne oranda kısıtlanması gerekliliğini başkalarının özgürlüğüne müdahale etmeyecek şekilde olarak kabaca tanımlayabiliriz. Bu alanları kullanmak yada kullanmamak kişinin seçimidir. Örnek olarak park, bahçe, otobüs, kapının önü gibi.
Birlikte kullanılması zorunlu kamusal alan ise bir toplulukta yaşayan insanların herhangi bir maksatla seçim hakları olmadan bir maksat için bir araya gelmek zorunda oldukları alandır. Mesela okumak için okula gidilmesi zorunluluğu, evrak almak için devlet dairesine gidilmesi zorunluluğu gibi.
İkinci yazdığım tanımdaki hassas kelime zorunluluktur. Bu bağlamda sokağa çıkmak yada çıkmamak özgürlüğü bulunan bir insan için sokak, alışveriş yapmak yada yapmamak için bir dükkana gitme yada başka bir dükkan seçme özgürlüğü nedeniyle dükkan, parka gitme yada gitmeme özgürlüğü nedeniyle park kamusal alan sayılamaz.
Benim görüşüme göre birlikte kullanılma zorunluluğu olan yerlerde (devlet dairesi okul gibi yerler) türban takılması yasaklanmalıdır. (buraya kadar sabredip okuyan zaten gerekçelerimi anlamıştır)
Son söz ve önemli not: türban için bu kadar gündem yaratanların istedikleri iki basamaklı bir sonuç vardır.
birinci basamak şu an yapılan gibi devletin zalim konumuna düşürülmesi ve kamuoyunda devlete karşı bir güvensizlik ortamı oluşturularak türbanı kamusal alana sokmaktır. bu eylem bundan sonra aynı gerekçelerle kamusal alana sokulacak diğer isteklerin yolunu açacaktır.
ikinci basamak ise birinci basamaktaki sonucun elde edilmesinden sonra yukarıda çeşitli örneklerle belirttiğim şekilde "türban serbest ama ayrımcılık devam ediyor" denilerek hassasiyeti devam ettirmek ve diğer istekleri ortaya koymaktır.
sonuç olarak kamusal olmayan alanda isteyen istediğini yapabilir, istediği kişiyle görüşür istemediğiyle görüşmez. istediğiyle çalışır istediğiyle çalışmaz. ancak kamu alanında bir kurallar zinciri ve işleyiş vardır. devlet laiktir ve her inanca eşit mesafede yaklaşır. buna herkes uymak zorundadır.
Yazan: yeşim_1987 Tarih: June 30, 2006 10:49 PM
Kendi yaşadığı dönemde de kız öğrencilerin başörtüsü takmaları yüzünden üniversitelere alınmaması üzerine, merhum Necip Fazıl Kısakürek'in bu haksızlığa:
Bir kız öğrenciyi, başını örttüğü için tahsil hakkından mahrum etmek İstiklal Savaşı başlarında ve Maraş'ta düşmanlar tarafından başörtüsü çekilip düşürüldüğü için başlayan milli şahlanışın ruhuna tükürmektir" diye yazarak ne kadar haklı olduğu gerçeğini görmek gerekir. Yukarıda başörtüsüne hakaret eden ve İslamiyeti kafasına göre yorumlayıpta müslüman olduğunu iddia edenleri hayretle ve dehşetle okudum. İnsan haklarından bahsedipte ne olduğu hakkında hiçbir fikri olmayanlara yazıklar olsun. Binlerce yıllık Türk-İslam tarihinde, Özellikle 623 yıllık Osmanlı tarihinde hiçbir müslimin ve gayr-i müslimin hakları böyle gasp edilmedi. Bu ülke gençliği kendi kültür ve manevi mirasını bu denli hiçe sayıyorsa yazıklar olsun. Laiklik toplumun fertleri hangi dine mensup olursa olsun birbirlerinin haklarına saygılı olmak değil mi?
Yazan: Mehmed Cüneyd Tarih: August 8, 2006 12:38 AM
Sayin yeşim_1987,
mesajinizi "devlet laiktir ve her inanca eşit mesafede yaklaşır. buna herkes uymak zorundadır. " diyerek bitir missiniz. Bundan emin misiniz?
Ismet Inönü zamaninda çikarilan varlik vergisi ile hristiyan ve yahudi türklerin mallarina el kondugunu ve bazilarinin Askale'deki ÇALISMA KAMPLARINDA ÖLDÜGÜNÜ biliyor musunuz?
Bir kiliseyi tamir ettirmek veya yeni bir tane insa etmek isteyen hristiyan bir türkü NELERIN BEKLEDIGINI biliyor musunuz?
Yahudi türk vatandaslarina askerlikleri sirasinda CEPHANE NÖBETI VERILMEDIGINI biliyor musunuz?
Ermenilerin orduda veya emniyet teskilatinda kariyer yapmalarinin imkânsiz oldugunu biliyor musunuz?
1982 anayasasi'ndaki bir madde dolayisiyla müslüman alevilerin sünni Islâm'in ögretildigi din derslerine katilmalarinin ZORUNLU oldugunu biliyor musunuz?
Evladinin bu dertsten muaf olmasi için alevilerin "müslüman degilim" diye dilekçe vermelerin ZORUNLU oldugunu biliyor musunuz?
Dogu Karadenizde bir çok tarihi RUM KILISESININ AHIR olarak kullanildigini biliyor musunuz?
Müslüman selçuklardan önce anadoluya gelip ortodokslugu seçen türklerin rumlara karsi savastiklari Kurtulus savasi sonunda hristiyan oldukari için ZORLA YUNANISTAN'a gönderildiklerini ve orada da TÜRK OLDUKLARI için eziyet çektiklerini biliyor musunuz?
Refah Partisi'ne karsi laikligi savunmak için açilmis bir davanin gerekçeli kararinda hakimin "ZATEN KUR'AN DA FILAN SUREDE SÖYLE YAZAR, ALLAH DA BUNU ISTEMISTIR" gibi ifadeler kullandigini biliyor musunuz?
Bütün bunlari okuduktan sonra Türkiyemizdeki laiklik anlayisini hâlâ begeniyor musunuz?
Dostlukla
Yazan: Tunç Tarih: August 8, 2006 2:48 PM
Herkes niyet okuyor pratikte bir cafede bir parkta yan yana olan insanlar neden bir işyerine girince kanlı bıçaklı olsunlar ki?Size göre yanlış veya değil o insanların kişisel tercihlerine karışmak akıllıca ve insani bir tutum değil.Devletin bir ideolojisi var ve bunu kendi düşünce ve emellerine uydurup kullanan bir grupta mevcut bunlara karşı çıkanlar ise kökten devlete ve Atatürk'e karşı çıkmış sayılıyor.Bu milletin her ferdini potansiyel vatan haini veya seriat düşkünü olarak görmekten vazgeçip samimi vatan evlatlarını küstürmeye kimsenin hakkı yoktur.bazı seyleri kabullenmenin sağduyulu olmanın vaktidir artık.Ülkemizdeki kürt kardeşlerimizi gücendirdik,başını örtenleri gücendirdik,köyde yaşayanları,farklı fikirleri savunanları vs liste uzayıp gidiyor.Toleranslı olup bu insanların zaten bu ülkede yaşamakta ve bazı özgürlükler istemekten başka gayelerinin olmadığını bu insanları vatan haini yobaz vs şeklinde damgalamakla bir yere varılmayacağını anlayın artık.İnsanlık en büyük ortak paydadır her ne oluyorsa insanlığı unutmamızdan başımıza geliyor.Bir anlayabilsek onların ben dediği ile bizim ben derken kastettiğimiz şeyin aynı olduğunu...
saygılar
Yazan: realitycatcher Tarih: September 10, 2006 7:24 PM
Öncelikle sayın Mustafa Akyol'a bu yazıyı yazdığı için teşekkür ediyorum.
türban yasağını(veya baş örtü yasağını) destekleyenlerin yaptığı hata bu yasağın kaldırılmasında Türkiye'deki rejimin elden gideceği, İran'a benzer bir rejimin getirileceği yanılgılarına varmalarıdır. Bu anlam verilmez bir yanılgıdır. Burada istenen rejimin değişnesi değil başörtüsü yasağının kaldrılmasıdır. Bunlarınj birbirine denk görülmesi Türkiye'nin muasır medeniyetlerin seviyesine çıkamadığının göstergesidir.
Öte yandan bayanların okumasına engel oluyoruz (kapalı bayanların) Bu insanlar başörtüsü çıkaracağına okumamayı tercih ediyorlar.
Diğer bir husus ise Türkiye'delaikliğin tam bir anlamı yoktur(veyahut tanımı). Bu yüzden başörtüsü yasağı kaldırılmaya çalışıldığı zaman laiklik bir engel olamaz
Yazan: ali rıza Tarih: September 18, 2006 12:54 PM
hic kimse kusura bakmasin birileri inanci bukadr kuckmserken sessiz kalmak imkansiz!!!eger sirf ben sözde demokratiklerin esitlik isteyenlerin basit bir bez parcasi ugruna(inancsz ve saygisizca)!!!!universiteden mahrum kalcagimi bana hatrlatmalarina hiccc gerek yok eger sirf bunun icinse bu ülkede kara cahil kalirm da asil karacahillerin ne kdr ilerleyebilecegini ozamn gorurum!!!!kendi ulkemde kendi inancim özgurlugumle okuyamiyor ülkemi gelistiremiyorsam insanlara faydali olamiyorsam yaziklar olsun....hazmedilmek zor tabiii...
Yazan: menekşe Tarih: September 22, 2006 11:06 AM
Ufuk Özdemir'in bir yazısından alıntıdır :
Cumhuriyet gazetesi ve güzellik yarışmaları:
Devletin resmi ideolojini yansıtan Cumhuriyet gazetesinin ilk güzellik yarışmasını düzenlemesi çok ilginçtir ve bunu sadece gazetenin bir tasarrufu ve tercihi olarak görmemek gerekir. Çünkü, Türkiye'de resmi ideolojinin sözcüsü durumundaki Cumhuriyet gazetesinin bunu yöneticilerin izin ve teşvik ve talebi dışında yapması, o dönemin basın rejimi ve tek adam yönetimi gözönüne alındığında mümkün görünmemektedir. Bu açıdan yarışmanın o dönemin kadına yönelik projelerinden birini oluşturduğu iddiası fazla abartılı olmayacaktır.
Gazete, 1928'de bu yarışmaları memleketin en önemli meselesi gibi manşetlerle ilan etti. Batılılaşma ve çağdaşlaşmanın bir simgesi olarak düzenlenen yarışma, Türk kadınının hürriyet hareketinde de bir adım olarak kabul edilmiş ve halka öylece sunulmuştur.
Güzellik yarışması gazete tarafından 1929 Mart'ında düzenlendi. 1932 yılında düzenlenen yarışmada Türkiye Güzeli seçilen Keriman Halis Dünya güzeli seçildi. Burada özel olarak anlam taşıyan ve ilginç olan nokta Dünya güzeli seçilen Halis'in son Şeyhülislam'ın torunu olmasıydı.
Bu açıdan Batı-Hıristiyan dünyasında mayo giyerek güzellik yarışmasına katılmış ilk Müslüman kızın dünya güzellik kraliçesi seçilişi oldukça anlamlı ve bir o kadar da trajik olmalıydı.
Fatma Barbarosoğlu'na göre, güzellik yarışmaları, Batı'nın Batılı olmayan ülkelere Batılılaşma yolunda verdikleri bir başarı belgesidir. Temel prensip Batılı olmayan kadınlar da Batılı kadınlar gibi giyindiğinde onlar kadar, hatta onlardan daha güzel olabilir esasına dayanmaktadır. Bu bakımdan Keriman Halis'in Dünya güzellik kraliçesi seçilmesi Cumhuriyet elitleri tarafından gidilen yolun doğruluğunun ispat edilmesi olarak yorumlanmıştır.
Türkiye güzellik yarışmasın katıldığının ikinci yılında kraliçelik tacıyla dönerken, serbest piyasa ekonomisine geçen Rusya Federasyonu'nun da yarışmaya katıldığı yıl birinci olması, bu hususta bir takım başka kriterlerin göz önüne alındığı düşüncesini pekiştirmektedir.
Yazan: cengiz cebi Tarih: October 1, 2006 2:17 PM
Wikipedia (tr) sözkonusu yarışma ile ilgili olarak şunları aktarmış :
Bu ilginç olay Halit Turhan Bey'in hatıralarında yer almaktadır: “1932 yılında Cumhuriyet gazetesinin tertiplediği güzellik yarışmasını Keriman Halis kazanmıştı. Aynı yıl Belçika'nın Spa şehrinde 28 ülkenin katılmasıyla dünya güzellik yarışması düzenlenmişti. 1913 yılında doğan Keriman Halis, bu yarışmaya Türkiye'yi temsilen katıldı. Günlerce Spa şehrinde kalan güzeller, çeşitli kişilerle görüştü ve konuştular. Yarışma gününde jürinin önünde kızlar birer birer geçip giyimleriyle, bakışlarıyla, tebessümleriyle puan toplamaya çalıştılar. Jüri salona geçip, puan değerlendirmesi yapmak istedi. Başkan kürsüye geçerek : - Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa'nın Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren İslamiyet artık bitmiştir. Onu Avrupa bitirmiştir. Bir zamanlar sokağı bile, pencere arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı, zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzel varmış, yokmuş bu önemli değil... Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene İslami yenmenin zaferini kutluyoruz. Avrupa'nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa'da oynanan dansa müdahalede bulunan Kanuni Sultan Süleyman'ın torunu işte mayo ve sutyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir. Biz de bize uyan bu kızı beğendik. Müslümanların geleceği böyle olması temennisiyle Türk güzelini dünya güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa'nın zaferi için kaldıracağız." Böylece Keriman Halis dünya güzeli seçildi. Resimleri gazetelerde basıldı. Hatta kartpostal yapılarak satıldı, elden ele dolaştı.”
Yalnız bu Halit Turhan Bey kimdir, hatıraları nerede yazılıdır vb. konuda bilgi verilmemiş (Bilen bir arkadaşımız varsa bildirmesi rica olunur). Bu yüzden de bir kaynak değeri yok.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: cengiz cebi Tarih: October 1, 2006 11:13 PM
kesinlikle katiliyorum bugün batililasmak adina atilan herbir adim islamin müslümanlar arasindaki pozitif durumunu negatiflestirmek adina atilan iki adim degerindedir...müslüman uyanik olmak zorunda..
Yazan: menekşe Tarih: October 2, 2006 3:08 PM
eski sovyet ve çin de yasaktı güzellik yarışmaları.
sadece kadınlara değil, erkeklere de yasaktı.
acaba erkeklerde vucüt geliştirme de yasak mıydı?
hani çıkıyorlar pazularını şişiriyorlar ya, sırf vucut gösterisi.
yani kısaca insanda "narsizm" hastalığına sebep oluyor diyorlardı,.
eğer karşı çıkacak insanca ve ortak başlıkta bir neden bulmalıyız.,
birçokları da ne alaka narsizmle diyor ve fikirleri demode buluyor.
Yazan: KaNeZe Tarih: October 3, 2006 11:09 PM
bazılarınız yazdıklarıma çok kızacak ama bu konunun bu kadar abartılmasının sebebi çok açık.türban artık dini nedenli kullanılan başörtüsünden farklılaşmıştır.türbanlı kadınlar eğer gerçekten dini amaçlı örtünmüş olsalardı kimse sesini çıkarmazdı.ama durum farklı türban artık bir kimliğin simgesi haline geldi.kamusal alanlar kimliklerin ve ideolojilerin rahatça sergilendiği alanlar olamaz.yanıbaşımızda savaşlar yaşanırken biz hala türban ve başörtüsü ayrımını bile yapamayan bir milletiz.
Yazan: sibel Tarih: October 4, 2006 4:26 PM
Sibel Hanım,
Yazdıklarınıza kızılacağını sanmıyorum. Sade bir şekilde görüşünüzü belirtmişsiniz. Bunda kızılacak bir şey yok.
İnsanların bir kısmı vücutlarının belirli bölgelerini göstermek, bir kısmı da göstermemek isterler. Bunu neden istedikleri tartışılabilir tabi ama bu böyle. Örtmek yada açmak, ikisi de bir tercih. Bu her ikisi için de "efendim aslında amaçları budur" ile başlayan bir sürü spekülasyon yapılabilir. Bunların hiçbiri de hukuki bir karara mesned teşkil etmez. Alırsınız kalemi, yazarsınız : "Şurada şurada şu kıyafet yasaktır/serbesttir". Gerekçeyi de niyetlere/amaçlara filan değil, somut şeylere dayandırırsınız. Bunu milletin meclisine sunarsınız. Kabul görürse uygularsınız, görmezse ya düzeltip tekrar sunarsınız, yada çöpe atarsınız. Bu, bu kadar basit bir olaydır. Peki şimdi durum ne? Konuyla ilgili yasal bir düzenleme yok. Kendilerini her nasılsa meclisten yukarıda gören saltanat mensuplarının bilmem kaç tarihli kararını gerekçe alan tümüyle keyfi ve "biz böyle istiyoruz" mentalitesini yansıtan bir uygulama sözkonusu. Aba altından "sakın ola bunu meclise taşımayın, fena olur" tehditleri de gün gibi sırıtıyor.
Neden mi bu böyle? Tabiki türban bir tehdit olarak algılandığı için. Bu türban evet yerleşik saltanat için oldukça rahatsız edicidir, buna hiç kuşku yok. Ve bu saltanat da kendisini bir şekilde koruma çabasında. Bunda da şaşılacak bir şey yok.
Saygılar...
Cengiz Cebi, felsefe öğretmeni
Yazan: cengiz cebi Tarih: October 4, 2006 11:55 PM
"kamusal alanlar kimliklerin ve ideolojilerin rahatça sergilendiği alanlar olamaz.yanıbaşımızda savaşlar yaşanırken biz hala türban ve başörtüsü ayrımını bile yapamayan bir milletiz." (Sibel)
WOW! Akil durdurucu mantik orgusu! Niye kamusal alanlar kimliklerin ideolojilerin sergilendigi lanlar olmazmis? Ney gore ? Demokrasi, Stalinizm, fasizm, nedir olcutunuz Suibel Hanim? (h siz Sibel Fidel Beyazmisiniz? onemli degil merak sadece)) "hala turban ve basortusu ayrimini yapamayan" bi millet olmak uzxulecek degil sevinilecek bir durumdur! Niye boyle bir millet olmamizdan rahatsizssinzki? Eger dediginiz gibi bi millet isek milletin basini ortup ortmedigi, nasil orttugu, neresinden bagladigi gibi utan c verici sorgulamalari yapmiyan bir milletiz demektir; yani "daha cagdas" bir milltiz. Esas utanilmasi gereken bu AYRIMI YAPAN, BUNA KAFA YORAN MILLET OLUSTUR! Bu ayrimi "hala yapamayan" millet olusumuz tesbitiniz katiliyorum. Ah birde yobaz laikciler millet kadar olgunluk, insan haklari, demokrasiden nasibini almsilik sergileseler!!!Sahi siz bu ayrimi yapan millet olarak kimi ornek aliyorsunuz "biz hala boyle degiliz" derken? Bildigim kadar ile brtek Tunus var. Kizdimmi bilmiyorum ama burda sergilenen insan hakki, demokrasi kuturu, hukuk bilgisizligine acidim dersem daha dogru olur herhalde.
Yazan: Bekir L. Yildirim Tarih: October 5, 2006 1:50 PM
merhaba ben k.maraşın çaglayancerit ilçesinde oturuyorum çcerit 80.yıl çok programlı lisesinde okuyorum burda aileler kızlarını okula göndermiyorlar gönderseler bile başörtülü olarak gönderiyorlar şuanda ablalarımız baş örtülü oldukları için istedikleri yerlere gidemiyorlar dogru degil mi?ya başörtüsünü okuyanlar için tamamen kaldırsınlar yada başörtüsüne karışmasınlar sn.başbakan r.tayip erdogan başörtüsü konusunu çözecekdi o lafta kaldı degilmi ben daha 15 yaşındayım başörtüsü gelecegimi engelleyecek diye endişeleniyorum.hoşçakalın çaglayncerit 80.yıl çok programlı lisesi
Yazan: ayşe dolgun Tarih: October 14, 2006 1:20 PM
ESSELAMUN ALEYKUM
bir kere demokratik midir bu türkiye, eger demokratik ise nicin basörtü yasak? bu demokratik ülke degil, basörtüsünde hangi kötülük var? akil beyinde mi basörtüsünde mi?
Yazan: evrim Tarih: November 30, 2006 8:41 PM
Sibel Hanım,
Başörtüsü yasakçılarının kullandığı "dini amaçla kullanılan başörtüsüyle, siyasi amaçlarla kullanılan türban aynı şey değildir." argümanına dayandırmışsınız söylediğinizi.
1. Başörtünün/türbanın siyasi simge olduğuna hangi kanıyla vardınız? Atilla Yayla "Ertuğrul Özkök'e açık mektup"unda yazmıştı, bu konu hakkında yapılmış bilimsel bir çalışma yoktur diye. Demek ki siz de şahsi gözlemlerinize dayanıyorsunuz. Kısacası "niyet okuma" diyelim şuna. "Niyet okuma"nın bilimsel olarak bir karşılığı yoktur. Başörtüsünü siyasal amaçla kullanan birilerini görüp "başörtüsünü yasaklayalım" demenin, hırsızlık yapan bir zenci görüp "hadi ülkeden zencileri def edelim." demekten hiçbir farkı yoktur bence. Diyelim ki başörtüsü takanların % 100'ü siyasi simge olarak kullanıyor. Yine de yasaklamaya hiç kimsenin hakkı yoktur ve bu hakkı hangi kaynaktan aldığını söyleyemezler, çünkü "kaynak"ları yoktur.
2. Kamusal alanlarda kimlik ve ideoloji neden sergilenmesin? Bunu anlamadım. Üniversiteler mesela "kamusal alan" değil mi? Üniversitelerden solcu gençlerin afiş aştığını görüyoruz, İslamcı gençlerin afiş astığını görüyoruz. Bu ideoloji sergilemek değil midir? Kaldı ki başörtüsü, özünde dini bir gerekliliktir, siyasi simge değildir.
Ayrıca "baş örtmek" bir şeyi ifade ediyorsa, baş örtmemek neden bir şeyi ifade etmiyor? "Normal" kavramı izafidir, kimine göre başını örtmemek normaldir, kimine göre değildir. Sibel Hanım, eğer bir kural getiriyorsak aynı şeyi sizin tam da karşınızda duran kişiler de yapabilir. Mesela başörtülüler, bir gün üniversiteyi ele geçirse, rektörlük, YÖK vs. hepsinin başörtülülerin yanında olduğunu düşünelim. Bu insanlar sizin de yaptığınız gibi bir yöntem uygulasa ve "niyet sezme"cilik yapsa: "Bu başı açıklar da toplumu ahlaksızlaştırıyorlar! Böyle gezilir mi cık cık cık... Bunlarınki kendi isteğinden değil, sadece koca baskısı. Simga sadece. En iyisi üniversiteye başı açık girme yasağı getirelim." dese. Bu meşru mudur? Meşru değilse neden meşru değildir? Devlet, az dindar, çok dindar, ateist, deist vs. arasında bir tercih mi yapar yoksa hepsine eşit uzaklıkta mı durur?
Tahminimce diyeceksiniz ki "bu ülke laik bir ülke, öyle şey olmaz!" Laiklik, devletin her dine ve felsefi görüşe eşit uzaklıkta olması. Laikliğe göre devletin "başı açık"la, "başörtü"lünün laikliğe göre aynı uzaklıkta olması gerek.
3. Türban ve başörtü ayrımından söz etmişsiniz. "Siyasi amaçla kullanılan türban"ın yasaklığından söz etmişsiniz. Peki siyasi amaçla kullanılmayan başörtüsüne karşı hoşgörülü müsünüz? "Türban" olarak tanımladığınız şeyi yasakladınız, tamam. Siyasi simgedir, tu kakadır vesaire. Peki birisinin siyasi simge olarak kullanmadığı başörtüsünü serbest bırakılmasına "müsaade" ediyor musunuz? Bunu sorduğumuzda hiç kimsenin "evet, müsaade ediyoruz." dediğini görmedim. O zaman bu gereksiz başörtü-türban ayrımı neden?
Yazan: Ahmet A. Tarih: December 2, 2006 12:29 PM
Tunç Bey'e cevaben
1-İsmet İnönü zamanında çıkartılan varlık vergisiyle gayrimüslümlerin mal varlıklarına el konuldu. Aslında bu yasa sadece gayrimüslümleri değil tüm halkı ilgilendiriyordu ama zengin olanlar, sermayeyi elinde bulunduranlar gayrimüslümlerdi ve bu durumun hiçte devletin yararına bir durum olmadığı gerçeği birinci dünya ve kurtuluş savaşlarında görülmüştü. İsmet İnönü aslında sermayenin el değiştirmesini ve müslümanlara geçmesini istiyordu.
2-"Yahudilere cephanelik nöbeti tutturulmaz", bunu ilk defa sizden duyuyorum.
3-"Ermeniler ordu ve emniyette kariyer yapamaz" doğrudur, bu kurumların yönetici kademelerini yetiştiren okullara girebilmek için Türk olmak gerekir. Ancak buradaki Türk kavramı biraz ilginç ve tartışmaya açık bir kavramdır. (Etnik yapınızın veya dininizin ne olduğu önemli değildir?????)
4-Kullanıcısı olmayan her yer dökülür, ister kilise olsun, ister hastane olsun, ister cami. Siz kullanmıyorsanız bunu kendine göre kullanacak birileri elbet çıkar. Devletin sırf kilise diye (arkeolojik açıdan herhangi bir önemi yoksa)korumaya almak gibi bir sorumluluğu yoktur.
5-1980 ihtilali komünizm ve sol düşünceye karşı yapılan bir ihtilal olup Türkiye'deki sol düşüncenin palazlanmasının önüne geçmek için takiben din dersleri mecburi hale getirilmiş ve imam hatip okullarının sayısında büyük bir artış görülmüştür.
Yani uygulamaların hepsinin o anki sisteme uygun bir mantığı vardır. Bugün de aynı sorunlar yaşansa belki benzeri çareler uygulanırdı.
Türban son 10 seneye kadar sorun değilken bugün artık sorundur; çünkü türban kullanımı bir inançtan ziyade bir siyaset malzemesidir.
Mustafa Bey'e cevaben
Sekularizm tamamen dünyevi olmak demektir, din dışıdır, din varmış yokmuş onu ilgilendirmez, dinle zıtlaşmaz. Laiklik ise sekularizmden farklı olarak dini kontrol altında tutar.
Ortodoks doğru inançlı demektir (sanırım siz burada geleneksel gibi bir anlamda kullandınız) (Katolik ise evrensel anlamına gelir) Sekuler ortodoks teriminin ayrı bir anlamı vardır belki ama cehaletimi mazur görün ben bilmiyorum.
Türkiye sekuler bir ülke değildir laik bir ülkedir yani din kontrol altındadır, dini hiçbir motifin palazlanmasına izin verilmez çünkü şu anda islam kelimesi Türkiye siyaseti için sermaye ve güç anlamındadır. İnsanlar daha fazla para kazanmak için siyaseti kullanmakta bunun içinde islami motifleri öne çıkarmaktadır. Ne zaman insanımız dinini serbestçe yaşayacak, ne zaman kul ile allahın arasındakiler aradan çıkacak, ne zaman din siyasete ve kapitale malzeme olmayacak o zaman Türkiye seküler ortodoks olacak (Doğru inançlı dine hiçbir biçimde karışmayan). İşte o zaman isteyen istediği yere başını örterek girebilecek.
Yazan: serhadyüksel Tarih: December 3, 2006 1:28 AM
Secularism or secularity are also used in the meaning of Laïcité, a concept related to the separation of state and religion.
http://en.wikipedia.org/wiki/Secular
Turkcesi:
Sekularizm, Laiklik anlaminda kullanilan, devlet ile din islerinin ayriligi ile alakali kavramidir.
Yazan: Haydar Tarih: December 3, 2006 9:26 AM
Sekularizm'in lügat olarak anlamı konusunda haklısınız. Özellikle küçük sözlüklerde sekülarizm : laiklik şeklinde bir sonuç çıkabilir. Ancak aslında ikisi de farklı anlamlar içerir.
Sekularizm anglosakson bir anlayışdır; din devlet için bir tehdit oluşturmamaktadır, devlet dine hiç bulaşmaz ne iyi yönde ne de kötü yönde.
Laiklik ise Fransız kökenli bir terimdir, din devlet için bir tehdittir, devlet dini kendine bulaştırmaz ve aynı zamanda denetim altında tutar.
Yazan: serhadyüksel Tarih: December 3, 2006 3:31 PM
Anglosakson kulturlerin laiklige yaklasimi ile Fransiz laikligi arasindaki anlayis farki konusunda haklisiniz.
***
"Ortadoks" taniminiza destek olarak:
Ortodoks kilisesinin "Ortodoks" kelimesi ile kastettigi kavram, matematikteki x veya y koordinatlarinin tanimladigi mulkiyete tekabul eder. Yani "en ufak sapma olmadan", Kendi inanclarini x olarak kabul ettigi varsayildiginda, y cizgisi tam ters istikamettir ve x ile y arasindaki her nokta kendilerine aykiridir.
Boylesine rijid bir iddia icindedirler. Elbetteki bu iddiayi tartisan, reddeden cok.
(Bana biraz Vahabizmi hatirlatiyor ama iyi bilmedigim Vahabizm konusunda YANLIS olabilirim).
Yazan: Haydar Tarih: December 3, 2006 10:08 PM
hepinizi saygıyla selamlıyorum...
laiklik kavramı Türkiye de bazı kesimler tarafından yanlış algılanmakta. demokrasiye sahip olmayan laiklik, bu ülkeyi dar günlere layık eder. gelin herkes dinini özgürce yaşasın. bir yandan değil minietek; çok ahlaksızca şekilde vücudu gösteren düşük pantolonlar ve buna benzer kıyafetleri, %95 inden fazlası müslüman olan şu cennet ülkemde, laiklik adına her türlü kamu kuruluşuna alıyorsan, ayrımcılık yapmayacaksın başörtülü demeyeceksin. onu da alacaksın. bunun büyük vebali vardır kardeşlerim. öyle ki sadece içeri başörtülü almamak için görev yapan kamu güvenlik görevlileri var. şunu söylüyorum. siz bu kızı almıyorsunuz okulun kapısından içeri; sonra o kardeş Avrupa da bir üniversite 1. si oluyor. ve Türkiye böylece süper beyinleri kaybediyor. Avrupanın da istediği bu zaten..uyanalım, birlik olalım. lütfen hararetle değil, sağduyu ile biraz empati kurarak şu olaya yaklaşalım..
karşı fikirlere de açığım.
saygı çerçevesinde fikirlerinizi beyan edebilirsiniz..
selamlar......
Yazan: malik firat irmak Tarih: December 8, 2006 5:15 PM
Malik bey "ahlaksizlik" sizin zihninizdeki birseydir dersem alinmayin. O pantolon oylede olsa boylede olsa mesele bakan kimsenin niyetine baglidir.
Bana "bunun niyetimi var kardesim" demeyin. Plajda gordugunuz mayolar o pantolondakinden cok daha acik ama azgin erkekler bile yarim saat sonra gorduklerini umursamiyor.
Sizin "basortulu" dediginiz ve makbul saydiginiz hanim 3 sene onceki Afganistanda "ahlaksiz" diye olum cezasina carptirilirdi, bugun bile hos gorulmuyor.
Buna karsin, sizin "ahlaksiz" diye tanimladiginiz o pantolonu giyen hanim yine cogunlugu Musluman bir ulke olan Bosna da cogunluk genc kizin kiyafeti... ve hos goruluyor.
Yani "ahlaklilik" yelpazesi kisilere gore degisen birsey. "Ahlaksizlik" etiketi de kisilerin niyetinin ne kadar kotu olduguna bagli.
***
Bu arada... ortunmek subjektif bir karardir. Herkes inandigi bicimde ve miktarda kapanma/acilma hakkina sahiptir.
Yazan: Haydar Tarih: December 12, 2006 6:32 AM
Sayın Haydar Efendi. Hangi dine mensupsunuz bilmiyorum. Ahlak kişiden kişiye değişmez, belki dinden, dine, toplumdan topluma değişir. Kişiden kişiye değişseydi, bütün kötülük yapanlar, yaptıkları kötülüklerinin kendi ahlak anlayışlarına uygun olduğunu rahatlıkla söyleyebileceklerdi. Biz müslümanlara göre ahlak İslamın emrettiği şekilde yaşamak ve yasaklarından kaçınmanın bütünüdür. İslamda kesettüre riayet etmemekte ahlakdışılıktır buna göre. Tesettüre uymamak islamın bir emrini uygulamamak olduğu için ahlaksızlıktır. Zaten örtüsüzlüktede insanın şehevi arzularına hitap etme arzusu vardır. Sunulan arzulara hitaba karşı tepki vermek normal insan davranışıdır. Tepki vermemek sapıklıktır ki, o insan anormal demektir. Tepkiyi pratiğe aktarmak yasak olduğu gibi tepkiye neden olmakda İslamda yasaktır. Kadının açılması yasaktır. Açılan kadına bakmakda yasaktır. Ancak açılan kadına bakıldığında bir şey hissetmemek organik bir anormalliktir, ne bileyim, öyle insanlarda cinsiyet sorunu olabilir.
Yazan: Mehmet YILDIRIM Tarih: December 12, 2006 1:12 PM
Mehmet YILDIRIM efendi, ben de sizin hangi dinden oldugunuzu anlayamadim. Yazimda epeyce teferruatli anlattigimi zannediyordum ama degilmis... 3 degisik sekilde daha anlatayim belki anlasilir.
***
Mektepteki Afganli arkadasima Turkiyeden turban/basortusu giymis, pardesulu bir hanimin resmini gosterdim ve fikrini sordum. Ne dese begenirsiniz...
"Kabil de bir hanim boyle giyinir sokaga cikarsa herkes ona bakar" dedi. "neden?" deyince cevabina sasirdim dogrusu ama adam dumduz dogruyu soyluyordu. Cevabi; "istanbulda, her yeri kapali olmasina ragmen tayt giyen bir kadina nasilki herkes donup bakar, Afganistan icin de bu basortulu hanim oyle".
***
OLAY:
Turkiyede inanclarina uygun olarak basortusu, turbani giyen pek cok hanim Afganistanda sokaga ciktiginda "taslanarak oldurulme sucunu" islemis oluyor(du). Yani Mehmet YILDIRIM a gore normal olan bu giyim, onlara gore Muslumanlari sehvete tesvik ediyor.
SONUC HANGiSi:
CEVAP A- Afganlara gore Mehmet YILDIRIM gibi dusunenler Musluman degil, Mehmet YILDIRIM a gore ben Musluman degilim.
CEVAP B- Bu bir din meselesi degil, ahlak-tore-gelenek/gorenek meselesidir. Yani Afganliya gore yeterli ortunmek ile Mehmet YILDIRIM a gore yeterli ortunmek vede Haydar a gore yeterli ortunmek farkli seyler.
***
Ayni baglamda; Fatihte bizim apartmanin 5 nolu dairesinde oturan carsafli Ayse hanima gore, 8 nolu dairede oturan basortulu Fatma hanim Musluman degil, Fatma hanima gore 11 nolu dairede oturan Nazli Ilicak degil... oylemi?
Yazan: Haydar Tarih: December 13, 2006 4:45 PM
ülkemizde herkes dini inançlarında özgürdür diyor bir yasa,ama bu neden uygulanmıyor?başörtüsü kullanmayan yine kullanmasın ama bıraksınlarda inananlar da dinini istediği gibi yaşasın..sözde müslüman ülkeyiz işte.bunların hepsi laf müslümanlık namına ne uygulanıyor göstersinler de görelim...
Yazan: büşra Tarih: December 26, 2006 8:32 AM
Ben olaya şöyle bakıyorum.Türkiye de baş örtüsü sorunu yok.Türban sorunu var.Bir bakın bakalım.Bizim türk insanının baş örtüsü ile 1970 lerde türeyen baş örtüsüne resmen tarikatların simgeleri halina geldi.Ey Türk milleti bizleri araplaştırmak için iç ve dış güçler ne gerekirse yapıyorlar ama yapamayacaklar.Biz türküz öyle kalacağız
Türban bazı kesimlerle geldi.Allah aşkına köylü analarımızın bacılarımızın taktıkları baş örtüsü ile tarikatlara mensup kişilerin baş örtüleri ile ilgisi var mı.Onlar türban takıyor
Bizim anadolu insanımızın taktığı baş örtüsü ile ilgisi yok
Yazan: hasan dura Tarih: January 6, 2007 8:19 PM
öncelikle herkesin birbirine yorum yazmasını doğru görmüyorum genel bir meseleyi kişisilleştirmenin doğru olmadığını düşünüyorum ben bir üniversitede öğrenciyim ve başörtüsü takan ve takmayan birçok arkadaşım var fikren birbirimizi destekliyoruz. inanın başörtülü arkadaşlarımın laikliğe benden daha çok inandığını düşünüyorum ayrıca yıkıcılık yerine yapıcılık daha önemli değilmi farklılıklar yüzünden itilip kakılmak orada aç burada kapat şeklinde bir genç kızın kıyafetine karışmanın çok incitici hatta aşağılayacı buluyorum kuran_ı kerimi mealiyle birlikte okuyan biriyim var değerlendirme yapacak düşünecek kadar beynimde! ne giyeciğimi seçme hakkını çok görenlerin hesapları yanlıştır. inancını yaşamak istediği için bir bayanı aşağılamanın yasaklarla rencide etmenin işte başörtü takıyorsun o halde laik değilsin gericisin ve yazık ki teröristsin diyen bir zhniyeti anlayamıyorum. asıl bu zihniyeti mantıksız ve açıkça yasakçı bir zihniyet olarak görüyorum bence türkiyede tehdit oluşturan problemler farklıdır artık herkes farklılıkları kabullenip birbirini anlamya çalışma bu ülkedeki farklı renkleri siyaha boyamaya çalışmak yerine renkleri canlandırmak birbirimize ruh ve hayat vermek en güzeli olacak ve evet bu yazıdan sonra başörtüsü takacağım ve ben atatürkü canım gibi seven ve laikliğede yürekten inanmaya devam etmemi engellemiyecek aksine güçlendirecek çünkü atatürkün dinini seven ve hatta balıkesirde bir hutbe bile okuduğunu biliyorum eminim o şimdi yaşıyor olsaydı asla böyle bir yasaklamayı istemezdi atatürkçüyüm deyenler şimdi kafalarını elleri arasına alıp düşünsün ataürkün hep bu yaskçı zihniyetle savaşmadı mı ve sanırım bu savaşı sürdüren siz değilsiniz atatürkçülük ağızla değil yürekle olur
sevgi ve saygılarımla
Yazan: kardelen Tarih: January 9, 2007 12:12 PM
sayın kardelen kardeşime,
o kadar güzel açıklamada bulunmuşsunki yine de bunu anlayamayan insanlara şaşıyorum işte.
evet hala bu başörtüsü, türban ayrımı yapanlara içimden öyle gülüyorumki..
ben ailemin isteği üzerine imamhatip lisesine gittim orta ve lise dönemimi orada bitirdim. eğer ailemin isteğiyle gitmeseydim dinimin neleri emrettiğini bilemeyecektim. ve neden başımı örttüğümü bilemeyecektim. inancım uğruna başımı örtüyorum belki anadoludaki kadınlar gibi belki afgan belkide araplar gibi ama bu bi siyasi amaç gütmedi bende..
bu fikre nasıl nerden varılıyor hala anlamış değilim..
üniversite son sınıftayım bugün uzun bir giysi giyindiğimde bana ne o cübbeyimi moda gündemine taşıyorsun diyorlar..taktığım iğnelerime bir sürü siyasi amaç yüklüyorlar..
ne kadar küçük beyinleri var bu düşüncede sabitleşenler..
bugün bir çinlide, bir almanda, bir amerikalı da bizim gibi giyiniyor, müslüman oluyor ve milleti ne giyimine nede türbanına karışıyor..
neden bu türkiyede bir sorun oluyor..
ne garip ve acınacak bir durum..
çok şey yazılıyor biçiliyor herkes kendine göre yorumluyor..kendi rahatına göre
bir gerçek varki o da dinimizin emrettiği gibi olmak ve hükümlere boyun eğmek..
saygılar
Yazan: nagehan Tarih: February 20, 2007 9:43 PM
herkese kucuk bir olay anlatmak istiyorum;Istanbul universitesi'ni kazandiktan ve kayit yaptirmak uzere avcilar kampusune gittigim bir gun bu olayi yasadim,basortusu takan bir ogrenciydim ve guzel devletimin kendi gencine reva gordugu anlamsiz tutum yuzunden binaya girmeden once arabada babamin yaninda dokunmasi bile insana tiksinti veren bir perugu kafama taktim ve kayit yaptirmak uzere binaya dogru yola koyuldum.hersey basta sorunsuz ilerledi,hepimizi bir salona alip genel bir konusma yaptilar,bu arada ben kafamda egreti bir vaziyette duran perugun varligiyla savasiyordum,sonra veznelere dogru ilerlememizi soylediler.Tam bu esnada bir bayan benden daha cesur olup salona kadar baslari ortulu sekilde giren kizlari kenara cekmeye basladi,herkes rahatca ilerliyor ama bu kizlar kenara cekiliyordu,ben gecerken bana " bayan basinizdaki peruk mu?" dedi,bende evet cevabini verdim."o halde siz de benimle gelin."dedi.Hepimizi uzunca bir yoldan sonra bir odaya soktular ve rehberlik servisi alicagimizi soylediler.Masada oturan bayan adlarimizi soyadlarimizi aldigimiz puanlari vs. ogrenip bir takim notlar aldi bu bir fisleme oluyor sanirim ve en nihayetinde baslarimizi acmamizi soyledi,bazilarimiz karsi cikti,bazilarimiz sustu,ama sonunda hepimiz baslarimizi actik,o igrenc perugu basimdan cikarttigimda butun bir binanin basima coktugunu hissettim,herkes bunu hissetmeyebilir yada bazilarina cok sacma da gelebilir,ama kimin ne dusundugu degil burada benim ne dusundugum onemli,bir devletin burokrasisinin,yargiclarinin,hakimlerinin,askerlerinin bana karsi,benim ustumde nasil bir baski unsuru olduklarini hissettim,ben bir teroristmiyim diye sordum kendime?Hayir degilim,ben calistim iyi bir puan aldim ve bir kac sene sonra halkima saglik dagitan bir doktor olucagim,peki neden kapandim,cunku inancim geregi Allahin bana bunu emrettigini dusunuyorum,gerci bunu benim yerime hayatinda hic basortusu takmamis yada cinsiyeti erkek olan bir cok kimse niyetimi okuyarak cevap verdi,kim hangi teknolojiye dayanarak bu sekilde beynimi okuyabildi gercekten saskinlik icerisindeyim.Keske masadaki kadina "ama ben su anda basortusu takmiyorum,basimdaki peruk" dedigimde "tatlim,biz senin onu nicin taktigini biliyoruz" seklinde piskin cevabini duymamis olsaydim,belki biraz olsun universiteme saygi duyabilirdim.Bazi gazete haberlerinden ve kose yazarlarindan duyduguma gore bir siyasi simge olarak yada boluculuk ve daha bir takim garip nedenlerden oturu basortusu takmaktaymisim,kendilerini bunca zahmete soktuklari icin uzuldum keske bana yada arkadaslarima sormayi bir kere olsun deneseydiler,yine de emeklerine tesekkurler.
Gercek sudur,siyaset umrumda bile degil,hayatimda hic oy kullanmadim bile,tek bir suc islemedim,bir karakolun kapisindan da hic girmedim,kafamda herhangi bir sekilde bu ulkeyi yikmak gibi komplo teorileri de gecmiyor,insanlarima yardimci olmak istemekten baska herhangi bir okuma gayem de yok,VE LAİKLİK ADİNA BANA BU PSİKOLOJİK İSKENCEYİ YAPAN İNSANLARİN VE KURUMLARİN HEPSİNİN TEK DERDİNİN İSLAMA KARSİ OLAN NEFRETLERİ OLDUGUNU DUSUNUYORUM!!cok uzgunum ama tvlerde konferanslarda hatta universitede derslerde demokrasi ve ozgurluklerden bahsetmeye kalktıklarinda bu millet gercekten neresinden gulecegini sasiriyor,biraz oturup dusunun ve biz bu genclere kadinlara ne yapıyoruz deyin kendinize..
sadece olayi bir de bu tarafindan gorun istedim
saygilarimla
Yazan: hilal Tarih: February 24, 2007 4:16 PM
Kimsenin görüşünü eleştirmek bana düşmez ama hem bu ülke geride kaldı diyorlar hemde okumamamız için elinizden geleni yapıyorlar kımbılır kac ınsan bu yuzden okumuyor.calısamıyor peki bu yaptıkları esıtlıge ve ınsan haklarına sıgar mı?yurtdısındakı gayrımuslumler bıle basortusune sevgıyle ve anlayışla bakarken bızde kı bu kın ve öfke neden?ınanın ben anlayamıyorum.
Yazan: fahriye Tarih: March 2, 2007 6:56 PM
Bu sayfada çartpıtma ve dini buyurganlık var.
birkere artık açık, seçik net bir şeklilde ortadır kİ, kuranın hiçbir yerinde bir ve ayetinde kadınların kulaklarını veya başın arka tarafındaki saçlarını örtmesine gerktiğine dair bir tek cümle dahi yoktur.
bu ortaya çıktıktan sonra dahi bu ülkede hala bu çarpıtma otoriter ve buyurgn ses tonu ile davam ediyor.
önce din eğitimini siz pozitivist böyle buyurganlıktan kurtarın.
şimdi bu şekilde insanları, küçük kızlar vicadani baskı altına alıp örtünmeye zorladıkça,
onlar cehenemle korkutukça, bu ülkede hiçbir kızın özgür terciine siz izin vermemiş oluyorsunuz.
siz dini amborgoyu kaldırın.
gerçekleri kendi buyurganlığınızla örtmeyin, ancak ondan sonra isteyen istedği gibi örtünür cümlesini ben kurayım.
dünyanın hemen her yerinde dini kıyafetlere kamu da sınırlama var. Bizim burada tartışmaız gereken başörtüsünü dini bir kiyafet olmaktan çıkartmaktır.
FAHRİYE senin yapman gereken bu.
knz blog da ingiltere de ayşa azmi davasını yazdım., En sonunda pek meth edilen anglo sakson demokrasisi bile duvara tosladı.( ayşa azmin yüüznde peçe ile öğretmenlik yapan ingliz vatandaşı müslüman, görevine son verildi)
bi yerde karşınıza bir problem çıkar.
burada sınırsız ve şekilsiz tartışmalalr yapmak mümkün ama yaptığınız hayatın gerçeklerine uymaz.
Yazan: KaNeZe Tarih: March 3, 2007 5:21 AM
Acaba burnundan mı getirdiler emine hanım'ın / erdoğan'nın ?
15 YAŞINDA KÜÇÜK KIZI ŞULE YÜKSELE GÖTÜRMÜŞLER.
ikna odası !
ama o odadan çıkıp gitme şansı yok.
ya uyum sağlayacak ya da depresyon.
tabi ki uyum sağlamak aklın yoludur.
çünkü o odada başka yorum yok.
15 yaşındaki o kızın kuran'da kadının kulağının yasakladığına dair bir tek ayet dahi olmadığından haberi yok.
uyum sağlamyacak da ne yapacak ?
şule yüksel şıkmış.
anadolu kadını şik değilmiyidi ?
anadolu kadını gibi başını bağlayacak diye mi üüzlüyormuş.
bu lafı mine kıırk kanat söylese joben diye gulu gulu dansına başlardınız.
anadolu kadını kendine has yönetmlerle yaşamı kolaylaştırmıştı.
başına yemeni takardı.
hatta pikniğe tarlaya gittiğinde yemenesini arkadan başının üstüne dolardı. BOYNUNU AÇARDI.
Anadolu kadınıan şimdi baslı olarak boynunu sıkı sıkı dolamak modası getirdiler.
güya audrey hepburn roma tatilinde filmindeki gibi şık başörtülü kadınlar olacaklardı., kadınları cendereye soktular., kendi çocukları yüzme havuzları olan evlerde, okullarda okurken; fakirler, yoksullar cenderede kaldı.
keşke anadolu kadını gibi bağlmaktan utanmasaydınız. dediim ya, onlar yemeniyi tepeden bağlarlardı.
Yazan: knz Tarih: March 4, 2007 6:56 PM
Sn Knz,
son cümlelerinizle, kime ne tür bir çağrı yaptığınız konusunda, lütfen beni aydınlatırsanız sevinirim.
keşke anadolu kadını gibi bağlmaktan utanmasaydınız. dediim ya, onlar yemeniyi tepeden bağlarlardı.
Bir zamanlar komutanlarımızdan biri de tıpkı sizin gibi, bağlama tarifi vermişti.
Samimiyetinizi sorgulamak durumundayım, zira 2007 müslüman kadını, bağlayabileceğinin en güzelini, en modernini, hatta açık kadınlardan daha bile uyumlu renk ve tarzlarla denedi, ama sizlere yaranamadı.
Yaranması da mümkün değil, çünkü sizler, o örtüyü ister alttan, ister üstten bağlasın, baktığınızda Allahın emrini görüp, kuranı görüp,
Ebu lehebin karısı gibi nefret duygularınız kabarıyor.
Yazan: Dumlupınar Tarih: March 5, 2007 1:43 PM
sn dumplupınar.
müslüman ailelerde her bayan mutlulukla başını örtmüyor. örtenler olablir ama uyuma zorlanan kadınlar da az değil. UYUMA zorlama
iyi niyetle yapıyor ama kadınlar cenderde ve mutsuz hissedenler az değil. Hayat laikçilerle sizin didişmenizden ibaret değil.
Almanya milli görüş teşiklatının kızı 30 yıl
sonra ancak çıkartmya cesaret edebildi.
Bu kolay değil. Uyum için çok zorlanıyorsunuz, kendinize başörtüsüne anlam katmak için olmadık açıklamalar getirmeye zorluyorsunuz, yoksa depresyona girmek içten bile değil.
kadınlar nasıl uyuma zorlanıyor ?
bir kere başörtüsü, özellikle anadolu kadını gibi değil de, şule yüksel gibi taktığınızda
yanınzdaki erkeğin yaşam tercihi ile aranızda dağlar kadar fark oluyor.
erkekler keyfi, mevsimleri doya doya yaşarken kadınlar kısıtlı tercihlere zorlanıyor.
bakalım neden ?
sorumlusu POZİTİVİST DİN EĞİTİMİ.
Siz de farkında olmadan müslüman kadın tarifini giyime göre yapıyorsunuz ?
peki o halde neden o komutana kızıyorsunuz ?
farkınız var mı ?
kuran da bir tek cümle dahi bulmazsınız ki, kadın kulağı avret yeri sayılsın.
kadının kulağı sakılması gereken organ olsun.
kuranda kadının giyimi ilgili bir tarif yok.
başörtüsü de yok.
Öte yandan başörtüsünü takan ebu lehebin hem kendisi , hem eşi'dir. çöl ikliminde başörtüsü, hem de yandan sarkan başörtüsü hem kadınların, hem de erkeklerin folklör kıyafetidir. Muhammed peygamber de takardı, ebu leheb te takardı.
kuran kıyafet devrimi değildir.
insanlar kendi iklimlerindenasıl giyinirerse öyle giyinirler; sadece sakınmak sesastır.
sakınmak sadece kadın aözgü değil, erkeğin de
sorumluluğudur.
oo, biz geleneksel alimlere kalsak tek başımıza şahitlikte yapamayız.
sizin gibi yorum yapmaya ne beni, ne de doğmamış torunuzu zorlamaya hakkınız yok.
üstelik cendereye sokmaya çalıştığınız kişi kendi torunuuz.
emine hanım zorlanırken, hiç bir karşı görüş yoktu. abi tokadı ile karşılaştı ve uyum sağlamak için şule yüksele götürüldü.
şule yüksele karşı kendini nasıl ifade edebilir ki ? anadolu kadınını beğenmiyorlarmış. bakın mine kıırk kanattan farkınız yokmuş.
halbuki anadolu kadını şule yükselden önce özgürdü, yemenisini boynunu açıkta bıracakacak şekilde tepeden bağlamaya cesaret ederlerdi. Ama onların torunları şule yüksel şıklığı uğruna buna cesaret edemeyecek.
şule yüksel şıklığı ne ? eskiden 1960 başları falan, audrey hepburn adında kuğu boyunlu bir kadın vardı. O ilk kez bağladı başını böyle, pardesesüsü de vardı,. tip olarak vamp olmayan bir şıklık sergiler.
ama o bir filimin o sahnesini , gece, gündüz, piknikte, deniz kenarında ve yıllar boyunca değişmeyen şıklık olarak kabul etmek öyle zor ki..
sn dumplu pınar açık kadın ne demek ?
dudağı açık olan kadın mı ? kulağı açık olan kadın mı ? burnu açıkta olan kadın mı ?
siz kendiniz durmadan tarif yapıp, bir komutana tarif yapıyor diye kızıyorsunuz.
insanlar arasında göreceli tanımlarla ayrım yapmayın.
tabi ki şık olana kadınlar ve erkekler olduğu gibi şık olmayanları da vardır.
konumuz şıklık değil, fakat şıklığı tek tip hale sokmak yaşama uymaz.
fakat şu beni çok etkiliyor; emine erdoğanın veya dğerlerinin gayretleri.,..
insanlar çabalıyor. insan çabaları değerlidir.
Fakat yaşam değişmiştir. BUNU görmezden gelemeyiz. şule yüksel devri bitti. Emine hanım uyuma zorlandı diyorum, çünkü hiç bir karşı görüşle karılaşmmaıştı o yıllarda.
Yazan: knz Tarih: March 6, 2007 8:07 AM
Sn Knz,
lütfen okuyun ve Kur'an-ı Kerimde örtünmenin tarifi yoktur diye, kendinizi kandırdığınız gibi başkalarını da kandırmaya çalışmayın.
Rabbimiz bizlere, mahrem olan kimseleri dahi sıralamış.
Tabi bizlere sıralamış, sizleri bağlamaz.Kafirun suresinde dediği gibi. Lütfen biraz saygı.
Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar: görünmesi zaruri olanların dışında zinetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar; zinetlerini, kocalarından veya babalarından yahut kayın babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut kardeşlerinden yahut kardeş oğullarından yahut kız kardeş oğullarından yahut kendi kadınlarından yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (şehvetten yoksun) erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların şehvet uyarıcı taraflarından habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler; gizledikleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mü'minler, hepiniz Allah'a tevbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz. ( Nur31/Elmalili Hamdi Yazir meali)
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. (Nur31/Diyanet meali)
Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah'a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz! (Nur31/ Y. Nuri Ozturk meali)
Yazan: Dumlupınar Tarih: March 7, 2007 6:17 PM
ben size haram uydurmakla ilgili ayeti ve farz uyduranlara yönelen tehditi hatırlatmak zorundayım.
ölmüş hayvan eti, domuzdur.
adı konurak yasaklanmıştır.
siz o ayeti de copy paste edin lütfen.
sizin yazdığınız ayetin hiçbir yerinde kadın kulağını veya saçının gözükmemesi ile bir tek ifade yok.
o zaman men edilen nedir ?
bakalım. diyenti yazıyorum.
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler.
benzer bir ifade erkekler için de vardırç
erkeklere iffetsiz olma hakkı verilmemiştir.
erkekler nasıl bunun için kulak kapatmaya gerek duymuyorsa kadınlar da duymak zorunda değil.
Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler.
Allah size göre bu lafı dolayana kadar el ve ayaklar müstesna diye yazamıyor değil mi ?
yaz-a-mıyor değil, dumlupınar yazmıyor., özellikle yazmıyor.
acaba neden ? hiç düşünmediniz değil mi ?
eğer yazacak olsa kitabın evrensel değeri kalmayacak.
allah sizin yorumlarınızdan farklı olara dünyanın kocaman bir yer olduğunu, her yerin çölden arabistandan ibaret olmadığını biliyor.
zinet ne demek sayın dumlupınar ?
sözlükte kadının yüzüne ve kulağına zinet denir diye yazıyor mu ?
bu giyinmenin sosyal prensibinden başka bir şey değil, bugün her çalışan kadın zinetlerini zaten teşhir etmez., bilezikler, takılar, gerdanlıklarla doşlaşmaz., Bu daha çok feodal
toplumlarda yaşanır., ağaını karısı 10 kilo altınla dolaşır. göster göstere zinetler, takılar takmak gelişmiş insanlar için görgüsüzlük olarak kabul edilir.
Mesela NASA da bir kadın çalışsında kolunda şakur şakur bilezikler olsun,
olmaz öyle şey.
zinet diye kadın kulağı derseniz ben de neden kadın dudağı zinet değil derim., ( soruya cevap hakkımdır)
Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.
ben hımarın kelime kökü üzerinde tartışma açmayacağım ( tabiki o da sözkonusu ama)
ben şunu gözöüne getirin diyeceğim.
arabistan çöl değil mi ? yandan sarkan uuzn başörtüsünü arap erkekler de takıyor. sahi arabistan da neden erkekler başörtüsü takar ?
islamiyetin emri değil herhalde ?
çünkü çöl ikliminde ani çıkan kum fırtınası var ve insanlar heran hazırlıklı olmak zorunda. EĞER
Kum fırtınası çıkarsa yandan sarkan başörtüsü ile yüzlerini kumdan koruyorlardı.
yani islamiyet öncesi kadın zaten başörtülüdür.
zaten başörtülü kadına yeniden başörtüsü tak denmez.
zaten yukarda, ifadeyi okuyun.
orada başörtüsü tak demiyor zaten.
zaten başınızda olan örtüyü gögüs üzerinden getirn diyor ? Bu ne demek ?
birinci ifade birleştirin.
iki anlamı olablir. gögüs dekoltesi veya gögüs dekoltesi üzerindeki zinet.
Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler.
hasan akçay( inetrnette arama motorundan bulabilirsiniz ?) Başörtülü kardeşlerimize
siz kayınbabanızın yanında göğüslerinizi açar mısnız diye sordu ? Hiç bir başörülü kardeş evet diyemedi.
kölenin yanında açılıp saçılmazdık değil mi ?
siz bu sorya cevap verin. Asıl sizin yorumunuz çok fazla tuarsızlık, çelişki içeriyor mu ?
zinet eğer kulaksa neden dudaklar değil ?
zinet takı ise takı yoluyla süslenemek kısıtlanıyor olablir ama bu takıları kayınpederin yanında takablirsin. zaten belki o hediye tmiştir., siz takı takmak yoluyla onların yanında sosyal bir sınıf olmazsınız. Bu açıklama daha tutarlı.
Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. (Nur31/Diyanet meali)
bu daha çok benim yorumu destekliyor. şakırdayan nedir ? takılar değil mi ? benim ilk satırda değindiğim de zinet kelimesin takılar anlamında olması zaten.
anlamıyorum zaten, nerden çıkarıyorsunuz sıkı sıkı kulak ötmeyi ?????
kulak duymak içindir; kadınlara eziyet etmeyin.
Dumplupınar anlıyorum sizi, şaşıracaksınız ama
durum bu., İnsanların kabullenme süreci biraz uzun sürecek sadece., zamanla olacak.
müslümanlık o kadar kolay değil. çok düşünmek lazım.
Yazan: knz Tarih: March 7, 2007 8:09 PM
sizin gibiler oldukça baş örtüsüne türbana olan kin ve nefretim daha çok artıyor... din uğruna ülkeyi bölmeye çalışmanız ne zaman bitecek..?
Yazan: can Tarih: March 8, 2007 1:45 AM
Dumplupıar sizden bir tepki, bir cevap bekliyorum.
Yazan: KaNeZe Tarih: March 8, 2007 10:49 PM
Namaz ne kadar farz ise, tesettür de o kadar farzdır. Zekat ne kadar Allah'ın emri ise, örtünme de o kadar Allah'ın emridir. Oruç ibadeti nasıl tüm semavi şeriatlarda varsa, tesettür de tüm semavi şeriatlarda vardır. Ne ki illetleri farklıdır.
Namaz içbükey bir talimatken, örtü dışbükey bir talimattır. Birincisinin illeti Kur'an tarafından "her türlü haddi aşma ve çirkin davranıştan kişiyi uzaklaştırarak onda her davranışını gözetleyen bir Allah bilinci oluşturmak" şeklinde tanımlanmışken, ikincinin illeti "iffetin korunması için simge" ve "tanınacak bir kimlik" oluşturmaktadır.
Bununla amaçlanan, kadını toplumun içinde dişiliğiyle öne çıkan bir nesne değil, kişiliğiyle öne çıkan bir özne kılmaktır. Dolayısıyla örtü emri, kadının kişiliğinin bir parçası olan mahremiyetine yönelik ihlalleri peşinen durduran bir önlem, kendisini dişiliğiyle değil kişiliğiyle tanımladığını çevresine bildireceği bir iletişim biçimidir. Yani bir kimlik ibrazı (en yu'rafne) yöntemidir.
Örtünmek insânî ve dolayısıyla fıtrîdir. Bu nedenle hayvanlar örtünmezken insanlar örtünürler. Dolayısıyla örtünme ve çıplaklık arasındaki tercihi, İslamlıktan önce insanlık kriterlerine vurmak, dînî çerçeveden önce insanî ve ontolojik çerçevede tartışmak gerekir.
Bu bilindikten sonra, "Örtünmenin sınırlarını kim belirleyecek?" sorusu gündeme gelir. Bu sorunun "kişisel arzu, moda, gelenek, toplum, devlet, inanç" gibi birden fazla cevabı olabilir. Bir insanı "müslüman" olarak nitelememize yol açan şey, onun "Allah'a kayıtsız şartsız teslimiyeti"dir. Bu teslimiyet, şu ön bilgiye/tasavvura dayanır: "Beni yaratan, beni herkesten çok iyi biliyor ve seviyor. O halde, onun bana yaptığı öneriler, benim için en hayırlı olandır. Ben kendim için, onun benim için seçip-beğendiğine razı ve teslim oldum."
İşte insanı müslüman kılan tasavvur budur. Bu tasavvurdan neş'et etmeyen bir müslümanlık iddiası, Allah'a göre, sahte bir iddiadır. Esasen, müslüman olmak söz konusu olduğunda, sizin kendinizi ne olarak tanımladığınız değil, Allah'ın sizi ne olarak tanımladığı önemli ve belirleyicidir. Bunu anlamak için de sizin müslüman tanımınızın Allah'ın müslüman tanımıyla örtüşüp örtüşmediğine bakmanız yeterlidir.
Yukarıdaki tasavvurdan neş'et eden imanıyla bir müslüman "Örtünmenin sınırını kim belirleyecek?" sorusuna Allah'tan ve O'nun vahyinden bağımsız bir cevap arayamaz. Çünkü bir davranışın "İslamî" olması, referansının Allah olmasıyla mümkündür. Eğer Kur'an örtünmenin sınırları konusunda hükümler vaz etmişse, bu, müslüman olma iddiasındaki herkesi bağlar. Tabii ki o kimse iddiasında samimiyse.
Samimiyetin ölçüsü bellidir: Kitaba uymak. Samimi olmayanlara ise tek yol kalmıştır: "Kitabına uydurmak!" Tarihin tüm samimiyetsizlerine bakınız; kitabına uydurmayı kafaya koyduktan sonra, hangi emre karşı mazeret, hangi yasağa kılıf bulunamaz ki? İnsan istedikten sonra; dinin en temel kurallarının tam aksine 'fetva' verecek bir merci bulur. Hatta bir inanç sistemini, onun esaslarını keyfi yoruma tabi tutarak, tam tersi bir işleve büründürebilir.
Örtünme emrinin estetik bir form olan kadın için, erkekten farklı yanları olduğu aşikar. Bunun kadının dişiliğinin, kişiliğinin önüne geçmemesi/geçirilmemesi için simgesel bir uyarı amacı taşıdığını söylemiştik. Bu uyarının muhatabı, daha çok kadını nesneleştiren üçüncü şahıslardır. Kadın tesettürünün başa taalluk eden kısmı, tesettürün simgesel boyutunun zirveleşen kısmıdır.
Başın örtülmesiyle ilgili Kur'anî talimatların pratikte ne demeye geldiğini öğrenmek isteyen biri, bu ayetlerin Hz. Peygamber'in elleriyle yoğurduğu bir hayatta nasıl uygulandığına bîgane kalamaz. Bu tıpkı, dinin teorik kaynağı olan Kur'an'da yer alan "Namazı dosdoğru kılınız!" emrini yerine getirmek için dinin pratik kaynağı olan Peygamber'e başvurma zorunluluğu gibidir. Eğer dinin teorik kaynağıyla olan ilişkinizin, dinin pratik kaynağından bağımsız gerçekleşeceğini düşünüyorsanız, bunun, balı kabul edip arının varlığını ve fonksiyonunu inkar etmekten farksız olduğunu bilmelisiniz.
Bunun adı, dini peygambersizleştirmektir. Sormazlar mı adama "Bu kitap, sizin başınıza gökten mi düştü?" diye. Hiçbir peygamber "iletişim aleti", "ara kablosu" ya da "postacı" değildir. Hz. Peygamber ise hiç değildir. O, dinin ve imanın bir parçasıdır. Tıpkı bunun gibi, tesettür emri de Kur'an'ın bir emridir ve başörtüsü tıpkı namaz kadar, oruç kadar farzdır.
Eğer peygambersiz düşünülürse, namazın da "çaresine bakmak" mümkündür. Bu durumda tartışılması gereken Kur'an ve onun getirdiği esaslar değil, sizin İslam'la geçinmeye gönlünüzün olup olmadığıdır.
Kur'an ve İslam yaşadığı sürece bu emir yaşayacaktır. Bu ülkede işgalci Fransız'ların yapamadığını yapmaya çalışmak nafile bir uğraştır. Bu yüz karası yasağın devamından, bu ülkeye zarar vermek isteyenler dışında, kimsenin bir kazancı yoktur. Aksine ülke kan kaybetmektedir. Bu ülkenin tesettürlü kızları, hicret ederek, yasağı aşarak, okumanın bir yolunu bulurlar. Onlar yarın anne olacaklar, çocuk yetiştirecekler. Onların çocukları bu ülkede yaşayacak; memurluk, askerlik, amirlik, tüccarlık, yöneticilik yapacak. Geleceğin annelerinin, çocuklarına, kendilerine kan kusturan elleri öpmelerini mi vasiyet edeceklerini sanıyorsunuz?
İslam'ı islam yapan, onun insanlık için değişmez değerler getirmiş olmasıdır. O bir dindir. Bir ideoloji, milletin ve devletin imkanlarını kullanarak milletin dinine karşı bir savaş açarsa, bundan "din" zarar görmez. Çünkü bu ülke toptan dinden çıksa, Allah'ın ve onun dini olan İslam'ın zerrece bir şeyi eksilmez. Fakat dindara zulmedilmiş olur ve bu savaşı açanlar hem kendi ocaklarını, hem de başkalarının ocağını söndürmüş olurlar.
Yazan: m.o Tarih: March 9, 2007 1:44 PM
kizlarinizi zorlamayin depresyona girebilirler ben §uan 32 ya§indayim ve 1 kizim var o depresyondaydi ba§isini actirdim depresyondan cikti neden tabiikide ba§ortu manasindan eskiden beni fazla dinlemiyordu dedigimizi yapmiyodu zornan taktiriyorduk 13 ya§indayken ,ve simdide 15 ya§inda actirdik ve tabiikide bizlere bir soz verdi dediki ben 20 ya§ima geliyim soz dakcam yemin ederim yeterki siz beni dinleyin dakmassam beddua edin cehennemde yanmama dedi bizlerde onu dinledik tabiiki o benim biricik guzel kizim onu okadar seviyoruz ki allahi sevdigimiz kadar onuda seviyoruz allahin izliyle 20 ya§inda kapanacak elhamdullilah yani demek istiyorumki kizlarinizi seviyorsanis dedigisini yapin burakin 13 ya§isinda eglensin guzelligisinin tadisini cikarsin sonra ilerde kapanirlar iin§allah .
Yazan: selami Tarih: March 11, 2007 4:39 PM
Bekledim, verilen tek cevap m.o dan geldi.
pozitivist, buyurgan, despot bir din anlayışın temsilcisi oldunuz sayın m.o.
Karşısındaki bir niki yok sayan bu anlayışın, 15 yaşında bir kızı nasıl ezip geçeceğinin örneğini çok iyi verdiniz.
Bunun adı, dini peygambersizleştirmektir. Sormazlar mı adama "Bu kitap, sizin başınıza gökten mi düştü?" diye. Hiçbir peygamber "iletişim aleti", "ara kablosu" ya da "postacı" değildir. Hz. Peygamber ise hiç değildir. O, dinin ve imanın bir parçasıdır. Tıpkı bunun gibi, tesettür emri de Kur'an'ın bir emridir ve başörtüsü tıpkı namaz kadar, oruç kadar farzdır.
farz uyduruyorsunuz. yukarda tek tek yazdım.
üstelik bir de peygamberi istismar ediyorsunuz.
idianızı tepinerek ve peygamberi istismar ederek kanıtlayamazsınız. Saçma sapan bir iddia bu .
Bu tıpkı, dinin teorik kaynağı olan Kur'an'da yer alan "Namazı dosdoğru kılınız!" emrini yerine getirmek için dinin pratik kaynağı olan Peygamber'e başvurma zorunluluğu gibidir.
m.o neden peygamber gibi giyinmiyor ?
yandan sarkan başötüsünü peygamber de giyerdi.
şimdi başörtüsü ile namaz arasındaki farkı yazalım.
namaz günde beş defa kılınırdı. Birçok kişi aynı anda kılardı. Ve şekli yönü ancak taklit edileblir. Sizler hiç biirniz peygambein namazını özü olarak taklit edemezsniz zaten.
ve buna rağman yine de, yüzbinlerce kişinin günde beş vakit tanıklığına rağmen müslüman dünyasının üzerinde tek bir şekilde birleştiği
bir namaz yok., kimi elini göbekten bağlar , kimi
gögüsünden bağlar. Mezhepler bile namazın tek bir biçimi üzerinde anlşamadı.
sözlü iletim en zorudur.
o söz hangi bağlamda kullanıldı, o kelime o anlamda mı kullanldı ?
iddia ettiğiniz hadiste peygamber eliyle zeynep hanıma işaret etmiş, öyle söylenir ?
zeynep hanımın o anda ne kıyafet giydiğini bilen var mı ? şeffaf mı ? nedir ?
zeyenp vakidenin nasıl kulağını işaret ediyor.
duadklarını işaret etmiyor ama yüzünü ediyor ?
siz orda söylenen sözü zaten anlamıyorsunuz, açıklamak için kendiniz uyduruyosunuz.
uydurduğğunuz sözü despot bir şeklide kabul ettirmek için peygamber istismar ediyorsunuz.
peygamber benim anladığım şekilde söyledi diye,
küçük kızlara eğitim yolu ile baskı yapıyorsunuz.
iki üçkişinin şahit olduğu olay hakkında söylenen hadis ile yüzbinlerce kişinin hergün günde beş vakit şahit olduğu bir ritüelin( namaz) akatarımı ile eşdeğer tutuyorsunuz.
ki yukdarda dedim, o rituelin aktarımda bile anlaşma yok., el insaf.
dinin özünü yok edip, dini zorlaştırıp insanları dinden soğutmaya hizmet ediyorsunuz.
bu din fazda kadın ayrımı yapmamakla övünmeli değil miydi ?
ne demek kadınlara farz ama erkelere değil.
ama iffetli olmak, sakınmak hem erkekler hem de kadınlar içindir.
kadınların bunun için ilaki sıkı sıkı kulak kapatıp kendilerini ilave eziyetlere sokmaya
mebu eden bir farzı uyduramazsınız.
peygamber nerde demiş? erkekler yaşam tercihlerinde özgür olsun ama kadınlar kendilerini kısıtlasın diye ?
siz dini otpriter bir eğitim yolunda bu baskıyı yaptıkça, bu ülkede hiçbir kadının özgür tercihinden söz edilemez.
selami kardeş, psikolojik baskı yapmayın.
sen baba olarak o kadar beklenti içine girersen, o yirmi yaşında bunu yapmak zorunda kalacak.
çünkü insan beyni uyumla çalışır. Hiç bir genç hanım babasının bu beklentisine karşı çıkmak istemez. Onlar duygu yollu psikolojik baskı yapmayın. Dinin farzı falan değil.
Dinin özü sakınmaktır. Eziyete grmek değil.
siz erkekler nasıl sakınıyorsanız, kadınlar da öyle sakınır. ilaki cendereye sokmak şart değil.
haa sakınmıyorsa zaten, başörtüsü onu koruyamaz.
kızları bu yönde yanlış yölendirmeyin.
sonra bir erkeğin ikinci üçüncü eşi durumuna düşüp üzülenler oluyor.
sakınmak kafanın içinde olur.
not. Mustafa akyola iyi bir konuşma ortamı sağladığı için teşekkür ediyorum.
Yazan: knz Tarih: March 13, 2007 8:44 AM
karşılıklı fikir yazmak zormuş değil mi ? ama al copy-paste et , yapştır ne kolay değil mi m.o ??
siz sadece kendi geleceğinize zülm ediyorsunuz.
Yazan: knz Tarih: March 14, 2007 6:41 PM
nur suresindeki ayet iffeti korumaya yönelik örtünme ile ilgilidir.Mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar bu onların arınmasını daha iyi salar ALLAH yaptıklarından şüpesiz haberdardır mümin kadınlara da söyle gözlerini sakınsınlar iffetlarini korusunlar görünen dışında zinetlerini çekici ve güzel yerlerini süslerini açıp göstermesinler.baş örtülerini yakalarının üzerine kavuştursunlar.zinetlerini kocaları vaya babaları veya kayınpederleri veya ogulları veya kocakarının ogulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin ogulları veya kız kardeşlerinin ogulları veya kadınları veya cariyeleri veya kadına ihtiyacı kesilmiş olup hanedan geçinen erkekler veya kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler.gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar.ey müminler hepiniz tevbe ederek günahtan dönün. tarihi siyer ve hadis kaynakları islamdan önce kadınların nasıl giyindikleri ve nerelerini açıkta bıraktıkları hakında saglam ve açık bilgi vermiştir.bu agna göre kadınlar takılarını süslerini taktıkları yerlerini açıkta bırakır gerdanlarının görünmesi içinde baş örtülerini yakalarının üzerinde baglamak yarine arkalarına göre uzatırlardı.bir örtünme inkilabı yapan ayet mezkur adetleri hedef almakta onları ortadan kaldıran emirler vermektedir.süsleri göstermeyin ayaklarınızı yere vurmayın başörtünüzü yakalaraınızın üzerine baglayın... yani örtünme konusunds kuranı kerim o günkü sosyo kültürel şartlara uymuyor onları devam ettirmiyor aksine degiştiriyor inkilap yapıyor.bunun gerekçesini aşagıda geçicek olan gai yoruma bırakarak lafzi yorum açısından kelimeler ve uslubuna baktıgımızda emrin baglayıcı tavsiye deyilvücut için kesin olarak örtünmeyi saglamaya yönelik oldugunu gösteren saglam deliller ve karineler görüyoruz 1 söyle korusunlar açmasınlar göstermesinler...şeklindeki emirler gelenekçi yorumcu ve usulcülerin çoguna göre kesinlik ifade eder baglayıcıdır gereyini yerine getirmek farzdır.2 gazali gibi emrin baglayıcı olup olmadıgına hükmedebilmek için yardımcı delil ve karinelere ihtiyaç vardır. diyen usulcülere göre de bu emrin baglayıcı oldugunu gösteren karineler vardır a[örtünürlerse daha iyi olur bunda hayır edebe uygunluk vardır ecir vardır... gibi yumuşak bir uslup kullanılmamış söyle sakınsınlar iffetlerini korusunlar örtünsünler... açıp göstermesinler şeklinde kesin ifadeler kullanılmıştır.b[tavsiye uslubunun sınırını cok aşan detaylara girilmiş nerelerinin nasıl örtünüleceyi hagi şartlarda nerelerin gösterilebileceyi açıklanmıştır.c[ayetin sonunda tevbe tavsiye edilmiş böylece aksine davranışın günah olduguna işaret edilmiştir d[örtünme emri gözleri haramdan sakınması ve iffetlerin korunması emrine baglanmış ve aradaki ilişkiye işaret edilmiştir
Yazan: m.o Tarih: March 15, 2007 2:21 AM
knz siz hala anlamamak için müthiş bir efor sarfetmektesiniz mesele islam ile geçinmeye gönlün olup olmadıgıdır inkarın 1000 de 1de bir
Yazan: m.o Tarih: March 15, 2007 2:40 AM
Vicdani ret ve türban..
Bir Türk.. ‘Vatan hizmeti’ denince... Ne anlar? Tabii ki askerlik yapmayı...
Peki...
Bir İngiliz... ‘Vatan hizmeti’ deyince ne anlar? Tabii askerlik hizmetini anlar. Ama sadece bunu anlamaz... Alternatif hizmetleri de anlar.. Sosyal hizmette bulunmayı da anlar... Gönüllü çalışmayı da anlar. Askerlik yapmak istemeyenler için... Üretilmiş alternatifler var... Sırf bu nedenle... Bizim ‘vatan hizmeti’ kavramına.. İngilizler ‘ulusal hizmet’ demekte..
***
Bizde...
‘Vatan hizmetini’ farklı bir şekilde yapmak isterseniz...
Alternatif bir ulusal hizmet talep ederseniz...
O an hayatınız kayıyor.
Mesela Osman Murat Ülke bunu talep etti.
Başına gelenleri biliyor musunuz?
Sekiz kez tutuklanma...
İki yıl hapis...
Eziyet, cefa...
Halbuki, bu Avrupa Konseyi üyesi tüm ülkelerde teme bir hak...
Ve temel bir özgürlük...
Türkiye hariç.
***
Avrupa’da çok sıradan bir hak...
Bizde ömrü yok eden bir terminatöre dönüşmekte.
Neden?
Çünkü biz temel hak ve özgürlükler kavramından çok uzağız.
Temel haklarımız...
Temel özgürlüklerimiz...
Kimsenin elimizden alamayacağı, doğuştan elde ettiğimiz haklar.
Kimsenin elimizden alamayacağı, doğuştan elde ettiğimiz özgürlükler bunlar.
***
Türkiye ‘düşmanlar ve düşmanlıklar yaratmadan’ nasıl çözüm üretir?
Türkiye ‘sorunları’ kavgasız nasıl çözer?
Bunların tek bir cevabı var:
Temel hak ve özgürlükleri Avrupa standardında uygulayarak...
***
Vicdanen askerlik yapmak istemediğini söyleyen Osman Murat Ülke...
Gördüğü cefaya dayanamayıp Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu...
Türkiye orada mahkum oldu.
O kadarla da kalmadı...
Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu...
Türkiye’nin ‘vatan hizmetini’ alternatif şekilde yapmak isteyenlerle ilgili bir düzenlemeyi acilen hayata geçirme çağrısında bulundu.
Anayasa ‘vatan hizmeti’ düzenlemesinin nasıl olacağını yasal düzenlemeye bırakmış.
Avrupa’da bunu düzenlemeyen hiç bir ülke kalmamış.
Bizim için konu hala bir tabu...
Hatta tam bir umacı...
***
Türban da buranın bir yarası...
Ama türbanın yara olduğu kabul eden onca insan...
Vicdani ret ile ilgilenmiyor.
Bundan haberdar bile değil.
Ya da böyle bir talebe soğuk...
Hatta çok soğuk bakıyor...
Neden?
Temel hak ve özgürlüklerinden bihaber olduğumuz için.
***
Türban mağdurunun...
Vicdani retçiye sağır...
Vicdani retçinin de türban mağduruna uzak olduğu bir ülkede...
Türban sorunu da çözülemez...
Vicdani ret sorunu da.
Çünkü...
Mesele ne türban, ne de vicdani ret meselesi...
Mesele Türkiye’nin hala 2007 yılında temel hak ve özgürlüler kavramının neleri içerdiğini...
Gelişmiş diyarlardaki uygulamasını...
Bilmemesi.
Bilmediği gibi öğrenmeyi de istememesi.
***
Onun için de herkes kendi sorunuyla ilgileniyor...
Ortak bir bilinç oluşmuyor...
Ve, hiçbir sorun da çözümlenmiyor.
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=114804
Yazan: Haydar Tarih: March 15, 2007 7:48 AM
SN.kaneze
siz başı açık bir bayansınız yanılmıyorsam:)
kadınların zorla başlarını örttükleri tezi üzerinden gidiyorsunuz..bu hiç yoktur diyemem..bunu bir namus meselesi haline getirenler muhakkakki vardır..
fakat gönül rızası ile örten ve bundan haz alan bayanlarda vardır..bunların sayısı da az değil..ben başımı örttüğüm zaman ailemde başörtülü kadın yoktu..annemde dahil olmak üzere..
problemlerimizi genellemeler üzerinden çözemeyiz.
başörtüsünün farz olduğuna inananlarda vardır,tarihsel olduğunu düşünenlerde..herkes istediği gibi inanıp yaşamakta özgürdür..
Kuran'da böyle bir farz yoktur,uyduruyorsunuz demekde çok sağlıklı bir yaklaşım değil..
ahzab 59 gözden kaçmış sanıyorum..hemde öyle bugünki gibi modern örtünme bile bu ayete göre olmuyor..çünki dışarı çıkarken kadınların üzerlerine cilbab almaları isteniyorki tepeden tırnağa bir örtünmedir bu..
bu hüküm gelince kadınların Hz.Muhammed(as) zamanında yüzlerini dahi örttükleri rivayetlerde söylenir..
bu bir realitedir..Kuran'da emir vardır ve Peygamber döneminde de uygulanmıştır ki namaz kadarda aşikar bir şeydir..bir toplumun kadınları örtülü olurda bunu bir iki kişi mi görür?..yoksa bu çok meşhur bir olay mıdır?.
sorun, benim bu vakıayı günümüz koşulları içinde nasıl analiz edeceğim meselesidir..
Kuran'da hüküm bildiren bu ayete karşı tutumum ne olacaktır?
bugün örtünen bayanların büyük bölümü Kuran'daki cilbab emrine uymuyorlar..bu çerçeveden bakınca Emine Hanımın kıyafeti Kurani kıyafet değildir..
hatta birçok örtülü bayanın vucüt hatları bellidir..oysaki cilbab çok bol bir kıyafettir ve giyen bayanın kimliği belli olmaz..
ifk hadisesini Hz.Aişe anlatırken:-Saffan benim yerde yattığımı görünce yanımda durdu beni tanıdı..çünki örtü hükmü gelmediği için yüzümü görebiliyordu der..
demekki cilbab yüzüde örtebilen bir kıyafet..
peki o dönemde bu kadar sıkı kapanan kadınlar kimler??..hür kadınlar...
toplum nasıl bir toplum..kölelik düzeni olan bir toplum..
biz kölelerin olduğu bir düzen hiç görmedik..köle pazarlarından bir hizmetçi alıpta bir insanı mal edinmek nedir bilmiyoruz..
sokağa kadınların rahat çıkamadıkları,tecavüzün serbest olduğu bir toplum..
kadınları taciz etmek suç değil..
evlerinde musluğun,tuvaletin,banyonun olmadığı ihtiyaçların zaruri olarak ev dışında karşılandığı bir yapı..
kadınların insan olmadığı bir toplum..o yüzden hiçbir hakları yok..
köleler ise her türlü kullanıma açık insanlar..insan bile değiller..alınıp satılan bir meta..
eğer bu tabloyu ıskalayıpda günümüz koşulları çerçevesinde hükümlere bakarsak kadının durumu İslam açısından iyi gözükmüyor..
fakat o günün koşullarını iyi anlarsak İslamın büyük bir reform yaptığını ve insan hakları açısından topluma çok kısa bir sürede dev adımlar attırdığını görürüz..
günümüzde ise büyük mücadelelere rağmen ve hala eksiklerde olsa gerek kadın hakları açısından gerek kölelik düzeninin kalkması,evlilik hukuku,eş sayısının teke inmesi gibi birçok meselede çok daha ileri bir durumdayız..
O zamanki toplumda sadece erkekler sınırsız sayıda eş almıyordu,kadınlarda çok eşliydi..ahlaki bir travma var toplumda..
İslamın toplumu düzeltmek için aldığı kararlar o şartlarda çok ileriyken bugünki toplumlar için bakıldığında haklardan bir geri adım gibi görülüyor..
oysaki İslam kadının durumunun daha iyiye gitmesinden ya da mirasta eşit pay almasından,erkek gibi şahitliğinin muteber olmasından rahatsız olmaz..zaten İslamın yapmak istediği şey insan olma bakımından herkesi eşitlemek..üstünlük sadece takva iledir..kadının kazandığından kendine bir pay vardır,tıpkı erkeğinki gibi..
bugün Kurani hükümlere bakarken sosyal,siyasi olaylarda genel prensipleri yakalamamız gerekir..Kuran bu hükümle ne yapmak istiyor?nasıl bir atılım hedefliyor..yıkmak istediği tabu nedir..karşılığında hangi ahlaki ilkeyi yerleştirmek istiyor?..
burdan çıkarılacak genel prensiplerle günümüz şartları yorumlanırsa sıkıntılar çözüme kavuşur sanıyorum..
kadının örtünmesinde de cilbabı sosyal ve ahlaki şartların zorunlu kıldığı bir kıyafet ve kadının korunması amacına yönelik bir adım olarak görmek lazım..ayrıca erkeklerede kadınlara sarkıntılık ederek yaklaşmaları yasaklanıyor..erkeklere gözlerini haramdan sakınmaları emrediliyor..kadına tacizlerin önüne geçilmeye çalışıyor..bu hükümde kadına değer verme var..kıymetli bulma ve koruma amaçlı..İslam bir inkılap yaptı..ve İnkılapların yaptırımları ilk etapta çok sert gelebilir..kökleşmiş tabuları yıkmak için sarsmak lazım..fakat toplumu aşırı gerecek uygulamalar fayda yerine zarar getirir..o yüzden bir anda kadına mirastan eşit pay verilememiştir..
bu Allahın kitabı..Allah ne derse inananlar onu yapardı..ne gerek var demek duygusal bir yaklaşımdır..fakat Kuranın ilkeleri realisttir bu konuda.toplumu, sosyolojik ve psikolojik koşullarını göz önünde bulundurarak eğitmiştir fakat nihai ilkelerini haktan,adaletten ve eşitlikten yana koymuştur..
sınırsız sayıda eş almaya alışkın bir topluma demiştir ki 4'e kadar zaruret halinde alabilirsiniz fakat en hayırlısı tek eşliliktir ..yani hedefi tek eşlilik..ama toplumu da germiyor..sosyal ve psikolojik durumuda göz önünde bulunduruyor..
Kuranı çok katı dogmalar kitabı olarak mı görmeliyim..yoksa genel prensipler veren ve koşullar çerçevesinde esneyebilen gayeci bir kitap olarak mı görmeliyim?..
başörtüsünede bu çerçevede farklı yorumlar getirilebilir..fakat isteyen istediği yoruma göre hareket etmekte özgür olmalıdır..örtmek isteyen insanada sen farz uyduruyorsun,seni zorla kapatıyorlar demek uygun olmaz..
ben cilbab giymiyorum..ama özgür olabildiğim alanlarda örtülü olmayı tercih ediyorum..tesettürümün bolluğuna,darlığına,rengine vs... takva anlayışım çerçevesinde kendim karar veriyorum..bu benimle Allah arasında..ben her türlü dayatmaya karşı çıkıyorum..
başörtülü kızlara misyon yüklenmesine de karşıyım..isteyen süs için örter,isteyen geleneksel isteyen inancı için..örtülü olarak bir misyon yüklenmemiz gerekmiyor..
kadınlar örtünüyor diye başını örtmeyen bayanlar alınmamalıdır..bu bir namus meselesine de dönmemelidir..başı örtülü olmakla açık olmanın namusla bir alakası yok..ister örtülü olsun ister açık bütün kadınlar istedikleri hayatı özgürce yaşayabilmeliler..
bunu bir çeşitlilik,zenginlik olarak görmek lazım..
Yazan: deniz Tarih: March 16, 2007 2:33 AM
Ayşenur hanım burayı okudunuz, biliyorum.
Bakın dumlupınarkendi gönderdiği alıntının arkasında durmayacak.
Bu konu biraz deşildiğide,peygamber istismarına kadar gidiyor.
Gördünüz işte, başkalarının koyduğu ysasaklarla başa çıkarız da, kendimiz koyduğumuz yasaklarla yüzleşemek zor gelir.
Burada düşünceyi yıldırmak için yapılan veya yapılacak olan psikolojik bütün taktikler
boşa çıkacaktır. bU sadece kendi canlarınıza, kızlarınıza çocuklarınıza zarar verir., o da şimdilik.
Ben doğmamış torunların hakkı için burdayım.
Yazan: knz Tarih: March 16, 2007 6:01 AM
selam DENİZ,
kadınların zorla başlarını örttükleri tezi üzerinden gidiyorsunuz..bu hiç yoktur diyemem..bunu bir namus meselesi haline getirenler muhakkakki vardır..
hayır. kadınlar istese de bu pozitivist ve buyurgan din otoriterlerinin hakimiyetinde özgür tercihleri ile başını örtemez.
EĞTİM YOLUYLA GÜDÜLEMEYİ ORTADAN KALDIRMAYA CESARETİN VAR MI ?
Dnin tek geçerli yorumunun; kadınların kulaklarını sıkı sıkı örtürmek şeklinde olduğu şeklinde bir yorumun tek ve geçerli olarak kabul edilmesi doğru yaklaşım değil diyorum ben.
fakat gönül rızası ile örten ve bundan haz alan bayanlarda vardır..bunların sayısı da az değil..ben başımı örttüğüm zaman ailemde başörtülü kadın yoktu..annemde dahil olmak üzere..
iki gözüm bu fark etmez. Özgür tartışma ortamı dini çevreler de hiçbir zaman olmadı. ALTERNATİF VE KARŞI GÖRÜŞLER ARARSINDA Muhakeme imkanı olmadı. EĞER GERÇEKTEN BAŞÖRTÜSÜNÜ SAVUNUYORSAN
bÖYLE ORTAMIN OLUŞMASI İÇİN MÜCADEL ET Kİ, SENİN TERCİHİN GERÇEKTEN ÖZGÜR SEÇİM OLSUN.
problemlerimizi genellemeler üzerinden çözemeyiz.
kadınlara başörtüsünün farz olduğu genellemesine karşı yukarda görüş yazdım. ve sen de farkındasın ki, boş yazı değil o.
başörtüsünün farz olduğuna inananlarda vardır,tarihsel olduğunu düşünenlerde..herkes istediği gibi inanıp yaşamakta özgürdür..
böyle bir özgürlüğü en tanınmış başörtülü siyasi eşleri ve çocukları dahi yaşamadı.
Örneğin bir kadın başörtüsünü almanya gibi yerde çıkartmak için kendi kendine 30 yıl
mücadele ediyor ? Bu nasıl bir örnek sence ?
ve sonra çevresine karşı aynı mücadele başlıyor.
gonca kuriş öldürüldü. Peki, Ya yukarda yazan selami beyin beklentisi ????
Bunlar hep çeşitli dozlrda kuşatılmışlıktır.
selami bey de sevgiyle kuşatıyor istemeden.
Örneğin; dinde dindarlıkta "israf yoktur" derken nasılız ? hemfikir olabiliyor muyuz ?
evet,en azından bunun böyle olması gerektiğini biliyoruz.
ben iddia ediyorum ki; kadınların başörtüsü takması konusunda böyle bir birlik yoktur.
aksine, ben kadınları başörtüsü takmaya zorlamın mutluluk verici ve anlamlı hiç bir tarafı olmadığını iddia ediyorum. Bu dini ibadet şekli saçmadır diyorum. Ve benim bu görüşüm tahakküm altında nasıl alabiliyorlar ? ne ahzap, ne nur suresinin yorumları onlara bu hakkı vermiyor.
o zaman karşı görüş bilinmeli. kabul edilmeli. öbürleri poziitivist baskıyı eğitimde terk etmeli. bu olmadıkça hiç kimsenin özgür tercihinden söz edilemez.
din konuları diğer konulardan farklıdır.
asıl din konusu vicdanidir. / yukarda bir kardeş araya askerlikte "vicdani ret" olsun diye laf sokuşturmuş.
Vicdani özgürlük sadece din alanında olmalı, ama şu anda sadece din alanında vicdani özgürlük yok .
biz vatandaşlıktan başlıyoruz ki; Dünyanın hiç bir ülksinde vatandaşlıkta vicdani özgürlük yok.
Ben şimdi AB Ülkesi vatandaşı olacam desem, turist bile yapmazlar beni. Benim başka ülke vatandaşı olma tercim özgürlük değil.
bugün Vicdani özgürlüğü savunmacağımız tek alan var, o din. AMA GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ DİNDE; vicdani özgürlük yok.
Siz nasıl böyle bir dini savunursunuz ?
Ben dini otoritelerin verdiği hükümlerle nasıl
vicdani özgürlüğümü kullanamaz durumuna düşerim ?
ahzab 59 gözden kaçmış sanıyorum..hemde öyle bugünki gibi modern örtünme bile bu ayete göre olmuyor..çünki dışarı çıkarken kadınların üzerlerine cilbab almaları isteniyorki tepeden tırnağa bir örtünmedir bu..
ayetleri iyi okuman lazım. Yoksa hukuk fakültesine seni kabul etmeyne YÖK değil, kendin olursun (şahitliğin eksik sayıldığı için)
zaten paragrafın sonunda kendin yazmışsın, ben senden başka düşünüyorum. azhap suresini nasıl yanlış yorumlandığını düşünüyorsam bu ayette yanlış yorumlandı( istersen knz blogta yazayım)
ahzap peygamber eşine hitaben başlar,
Düşünelim.
peygamber eşi kızları ve o anda onlarla olan mumin kadınlar ??? onlar doğar yaşar ve ölürler. Bu ayeti bu zamnla genelleyemezsin. Allah kitabı basma kalıp olmaz. Oraya peygamber eşi diyorsa, sana bu birşey ifade etmeli.
nur suresi ile azhap bu açıdan farklı. sadece nur suresi üzerinden başörtüsünün hüküm olup olmadığını tartışmalıyız.
azhapda bir olay var; olay savaş zamnında mı geçti ? o kadınlar nereye gidiyordu ? şartlda ne vardı ? cilbab nedir ?
benim ailem de balkan göçü hikayeleri vardır.
koşullar insanları farklı yaşamaya zorlar.
azhap koşullu cümledir.
Kuran çamaşır makinası kullanma kılavuzu gibi bir din kitabı değil bildiğim kadarıyla.
bu hüküm gelince kadınların Hz.Muhammed(as) zamanında yüzlerini dahi örttükleri rivayetlerde söylenir..
söylenir tabi. en önemlisi bütün bu söylentiler de tutarlılık yoktur.
mesela evindeki yastıklarda hayvan resmi olmması gerektiği de söylenir.
Anneaneme mevlüde gelen bir misafir, apartman girişinde fotoğrafçı olduğu için o eve meleklerin gelmeyeceğini ve aneanemin o evden taşınması gerektiğini söylemişti.
söylenir tabi deniz, gerçi yüzünü örtmek, sadece kulağını örtmekten daha tutarlı :)
bu bir realitedir..Kuran'da emir vardır ve Peygamber döneminde de uygulanmıştır ki namaz kadarda aşikar bir şeydir..bir toplumun kadınları örtülü olurda bunu bir iki kişi mi görür?..yoksa bu çok meşhur bir olay mıdır?.
deniz namazı basitleştiriyorsun.
peki peygamber zamanında erkekler de yandan sarkan başörtüsü giyerdi. Yaser ararfatın cenazesinde görmedin mi arap erkekleri ?
kıyas o kadar yanlış ki ?
4 mevsimin yaşandığı bu ülkede, sadece kadınlara tek tip dayatma yapmak, çöldeki gibi giyin demek resmen zulüm. ERKEKler tişötle dolaşıyor, mintan düğesinden bile sıkılıyor ama kadınlar tahamüllü olmak zorunda. Analaşılır gibi değil.
sorun, benim bu vakıayı günümüz koşulları içinde nasıl analiz edeceğim meselesidir..
Kuran'da hüküm bildiren bu ayete karşı tutumum ne olacaktır? bugün örtünen bayanların büyük bölümü Kuran'daki cilbab emrine uymuyorlar..bu çerçeveden bakınca Emine Hanımın kıyafeti Kurani kıyafet değildir..
Kurani kıayafet diye bişey olmaz. Kadın ve erkek
toplum yaşamında sakınırlar. tek ölçü budur.
EMİNE hanımdan peçe takmasını rica edelim artık.
frensiz bir şekilde burka'ya doğru gitmek zorunda kalıyorsunuz. Kadınlar ne yapsa olmuyor.
Yaranamıyor. hep eksik. Hep beraber burka kıyafetinde tosyalalım, erkek vatandaşlarımız gömlek düğmesi iliklemekten sıkılsınlar.
not : yazdığın son paragrafına katılıyorum.
hatta birçok örtülü bayanın vucüt hatları bellidir..oysaki cilbab çok bol bir kıyafettir ve giyen bayanın kimliği belli olmaz..
ben de bol giyerim. dar giymek kadın veya erkek
olsun sağlıklı değil. giyim rahat olmalı.
peki ne diyorsun sen? erkekler dar giysin mi ?
bratt pitt'in deri dar ceketle bir fotoğrafı vardı, çok yakışıklı falan. onlar dar giysin mi ?
sen ne yapsan, çelişkiye düşersin deniz.
bir de benim dediğim gibi bak,
kadın ve erkek sakınsın derim. başka ölçü yoktur.
sen ilaki kadın eziyete girsin diyorsun.
erkek için hiçbişey demiyorsun ?
saçma gelmiyor mu sana. bi düşün istersen.
ifk hadisesini Hz.Aişe anlatırken:-Saffan benim yerde yattığımı görünce yanımda durdu beni tanıdı..çünki örtü hükmü gelmediği için yüzümü görebiliyordu der.
o sözler niçin neden söylemiş, hangi koşulda( yazmışsın zaten iki satır aşağıda ve ya aktarımı güvenlir de değildir belki)
anneanemde o evden taşınmalıydı değil mi ?
toplumca cinnette kadar gidiyor sonu ?
demekki cilbab yüzüde örtebilen bir kıyafet..
peki o dönemde bu kadar sıkı kapanan kadınlar kimler??..hür kadınlar...toplum nasıl bir toplum..kölelik düzeni olan bir toplum..
biz kölelerin olduğu bir düzen hiç görmedik..köle pazarlarından bir hizmetçi alıpta bir insanı mal edinmek nedir bilmiyoruz..
sokağa kadınların rahat çıkamadıkları,tecavüzün serbest olduğu bir toplum..
kadınları taciz etmek suç değil..
evlerinde musluğun,tuvaletin,banyonun olmadığı ihtiyaçların zaruri olarak ev dışında karşılandığı bir yapı..
kadınların insan olmadığı bir toplum..o yüzden hiçbir hakları yok..
köleler ise her türlü kullanıma açık insanlar..insan bile değiller..alınıp satılan bir meta..
eğer bu tabloyu ıskalayıpda günümüz koşulları çerçevesinde hükümlere bakarsak kadının durumu İslam açısından iyi gözükmüyor..
tamam işte:)
fakat o günün koşullarını iyi anlarsak İslamın büyük bir reform yaptığını ....
deniz'in bundan sonra yazdığı her satıra katlıyorum.
senin yüzünü açmanla kulağını açman arasında bir fark göremiyorum. Deniz haberin olsun, torunun fikir çeşitliğinden yararlansın diye elimden geleni yapacağım :)
Yazan: knz Tarih: March 17, 2007 10:31 AM
Sevgili KNZ
bilmiyorum siz biryerde takılıp kalıyorsunuz..başörtülü kadınların hep baskı altında olduğuna inanmışsınız birkere..
şartlanmış bir insanla konuşmak gerçekten çok zor..
Almanyadaki bir kadının başını açması örneğinden giderek bu kadar karamsar olmaya gerek yok..
Türkiyede başörtülü kadına karşı anlayış değişirse örtülü kadınlar o zaman rahat yaşayacaklar..başlarını açtıkları zaman değil..
diğer itirazlarına ise akşam bakmaya çalışırım..
şimdilik bye..
Yazan: deniz Tarih: March 18, 2007 12:26 PM
Sevgili Deniz, yazın burada gözükmüyor.
Mustafa akyol'a not.
Yazan: knz Tarih: March 20, 2007 8:24 AM
akşam yazmadan tekrarlayım.
eğer benim derdim kişinin özgürce yorumlaması değil, farz uydurulması ve farzın resmi din yolu ile dayatılması.
karşıt düşünce aforoz ediliyor.
olmasın, herkes kendi özgür tercihini kullansın ama bugün bunu diyemiyourz.
Yazan: knz Tarih: March 22, 2007 11:01 PM
şunu da ilave edeyim deniz,
müslümanlık çok güzel bir din, insanlar soğumasın. zorlaşmasın.
isteyen taksın veya takanla kimse ilgilenmesin.
kamuda çıkan sorunlar da uzlaşma ile çözülsün.
bir prpblem gibi bakılsın.
insanlar neden birbirini kırsın ?
ben şunu savunmuyorum ki, ahlaksızlık olsun.
ben demiyorum ki, kadınlar açılsın ve saçılsın.
sadece çok sıkarsanız anlatamazsınız.
toplumdaki ahlaksızlığa bakıp duyarlı olmak istiyorsunuz, tepki koymak istiyorsunuz, ama geniş kesime zor engeller koymakla olur mu acaba ? dinin reform diye orasının burasının çekiştirilmesini ben de istemem., fakay niyetinize güvenmek zorundasınız.
neye asla taviz vermeyeceğiz ?
başörtüsünü gevşetmele zinaya taviz vermiş olmazsın., eğer istersen hatta zinaya daha fazla
dikkati çekersin.
ben din tartışmasına giremem. Bilgim de çok değil fakat bu dediğindiğim itiraz noktalarının bilenler tarafından gözrmemzlikten gelinmesine
neden olmamalı. Ben 15 yaşında da olabilirim.
Hatta okuma yazmam bile olmayabilir.
malesef türkiyede ortam çok kırıcı ve ister istemez etkileniyoruz., çoklu konuşma ortamı olmuyor malesef., iş olcağına varır demeli ve susmalı mı yoksa ?
Yazan: knz Tarih: March 23, 2007 2:14 AM
peki siz knz ayetler aslında öyle demek istemiyor böyle bir emir yok diye ballandıra ballandıra anlatırken ayetleri tefsir sizmi ettiniz yoksa işin ehli birileriyle aynı fikirleremi paylaşmaktasınız yok yani eyer tamamen sizin tefsirinizse siz necisiniz ilahiyat profesörümü ya eyer sizin tefsirleriniz deyilse tüh copy pasta et yapıştır
Yazan: m.o Tarih: March 24, 2007 1:52 AM
Sn.Knz
ben sizi anlıyorum..iyi niyetli olduğunuz belli oluyor..
önemli bir konuya değiniyorsunuz..karşıt bir fikir görünce insanlar hemen üstüne atlıyorlar..bunun adıda tebliğ oluyor malesef..
şöhretli bazı alimlere karşı fikir üretmek dinden taviz gibi algılanabiliyor..İmam-ı Gazali ve Ebu Hanife gibi..oysaki bu zatların dünyasıyla,ihtiyaçları ve algılarıyla bizimkiler çok farklı..
siz 46 beden giyen birine 38 beden elbise giydirebilir misiniz?günümüzde üstümüze biçilen elbisenin içine giremiyoruz..özellikle kadın konusunda.
Allah'a yakınlık kalbi bir meseledir..şekil çok sonra gelir..bir sahih hadiste Allah sizin şekillerinize değil kalplerinize ve niyetlerinize bakar buyuruluyor..
empati kurmadıktan,karşındakini anlayamadıktan sonra çok bilmenin bir anlamı yok..
Hz.Muhammed(as) toplumunun çok bilge,alim bir kişisi değildi..gönül insanıydı..bilgi sonradan geldi ilahi olarak..
birbirini anlamaya ve hoşgörüye herkesin ihtiyacı var..
torunlarımı düşündüğünüz için teşekkürler:)
Yazan: deniz Tarih: March 24, 2007 11:10 PM
knz
mail adresini bana verebilir misin?ya da benim adresime bir mesaj çek..daha özel konuşuruz..
bayan bayana:)
deniz_ulas79@hotmail.com
sevgiler.
Yazan: deniz Tarih: March 25, 2007 3:04 PM
Önce bir hatırlatma yapalım Danıştay Okul DIŞINDA Türban takan öğretmenin ana okulu müdürlüğünü sakıncalı buldu (elinden aldı).
ÖYLEYSE ANNELERİMİZ KÖTÜ ÖRNEK Mİ?
Annesi kapalı olan bir çocuk, evde annesinin başı açık olup da annesi dışarı çıkarken (pazara, çarşıya giderken vs) başını kapatan anne ile,
Diğer taraftan sınıfta başı açık olupta dışarıda başını kapatan öğretmenin annesinden ne farkı var?
Öyleyse bunu savunanlara soruyoruz, annelerimiz kötü örnek mi?
Yazan: Öncü Nesil Tarih: March 25, 2007 10:52 PM
ben tefsir ettim ne olacak sevgili m.o,
sen cevap veebiliyor musun ?
sor alime bir garip knz böyle yazar, ne diyorsun diye sor, alimin en alasını bul sor ve öğren.
gel bana anlat.
kendi analttığına kendin ikna olacak mıısın bakalım.
elini taşın altına sok.
15 yaşında kızlara böyle diyorsunuz değil mi ?
alimlerle eziyorsunuz değil mi ?
ben güçlüyüm. Hadi bana yapın.
gazaliyi çağır öylese deniz.
vefat edenleri çağırabilir miisn ?
gücün yere mi buna ?
biz burdayız. biz yaşıyoruz.
ölenleri rahat bırakalım.
okuyun gazaliyi bana cevap verin.
yok rahat bırakmayacaksanzı, ilaki gazali diyorsanız;
gazali benle tartışmadı ki, beni hiç dinlemedi ki ? ruh çağıracaksanız da beklerim.
yazacağım sana denizciğim. sevgilerimle
Yazan: knz Tarih: March 26, 2007 1:31 PM
Çankaya…
Başbakan olabilen birinin cumhurbaşkanı olamayacağını kanıtlayan bir hukuk icat etmeye çalışıyorlar.
Zaten bizim devlet maceramızın özeti bu.
Hukuka uymaz…
Hukuk icat etmeye çalışır.
O yüzden her şeyi eline yüzüne bulaştırır, darbeler yapar, çeteler kurar, katilleri korur, suikastlerin içinden kendi adamları çıkar.
Türkiye de ikinci sınıf bir ülke olmaktan paçasını bir türlü kurtaramaz.
İnatla da bunu sürdürürler.
Devletten maaş alanlar bu ülkenin çıkarını herkesten daha iyi bilirmiş, bizi buna inandırmaya çalışırlar.
Parayı veren biziz, neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmeyen akılsızlar da biziz.
Bu kadroları devletin içinde tuttuğumuz, bunlara para verdiğimiz için herhalde akılsız olduğumuza inanıyorlar.
Bizim paramızla yemek yiyorlar, bizim paramızla giyiniyorlar, bizim paramızla saraylarda, villalarda, lojmanlarda oturuyorlar, bir de bize patronluk taslıyorlar.
Böyle beleşinden bir hayat, böyle ucuzundan bir patronluk söz konusu olunca da, ortada sahipsiz duran parayla iktidarı kapışmak için her şeyi yapıyorlar.
Bunca parayla iktidar yetmiyor bir de 28 Şubat gibi ucubeliklerle bankaları soyuyorlar.
Tabii ortada bunca iktidar hırsızlığı olunca bizi işlerine karıştırmak istemiyorlar.
Bizi uzakta tutabilmek içinde, kendileriyle bizim aramıza bazı kutsal tabular yerleştiriyorlar: “devletin çıkarı”, “milletin bölünmezliği, “Atatürk’ün ilkeleri”, “şeriat tehlikesi”, “bölücülük tehdidi,” “ülkeye düşman olan yabancılar.”
Bu barikatların üstünden atlayıp “ne yapıyorsunuz bakayım siz orada” demek bir türlü mümkün olmuyor tabii.
“Siz bizim paraları nereye harcıyorsunuz,” “bu kadar parayı silaha yatırmak zorunda mıyız,” “bu silahların komisyonu kimin cebine giriyor”, “siz toplam kaç para harcırah alıyorsunuz,” “arabalarınızın benzin parası ne kadar” diye sormak isteyen herkes “Atatürk’ün ilkelerine,” “şeriat tehlikesine,” “bölücülük tehdidine,” çarpıyor.
İktidar pastasının en iştah açan dilimi de anlaşılan Çankaya.
Oraya kimin çıkacağına kendileri karar verecekler.
Sabah Gazetesi’nde Emre Aköz’ün anlattığına göre Mustafa Kemal’den beri böyle bu.
Şimdi gene Çankaya savaşlarını başlattılar.
Sloganlarına bayılıyorum, “Atatürk’ün koltuğuna bilmem kim oturamaz.”
Biz o koltukta kimlerin oturduğunu gördük.
Cevdet Sunay’ın, Kenan Evren’in, Demirel’in, Sezer’in oturduğu koltuğa şu anda ülkenin başbakanı olan adam oturamazmış.
Niye?
Eşinin başı bağlıymış.
Bu sözlerden benim anladığım, daha önceki cumhurbaşkanlarının hepsinin makamlarını eşlerinin açıkta duran saçlarına borçlu olduğu.
Devlet yönetiminin “saça” bağlı olduğu bir ülke haline getirdiler burayı.
“Adamın yeteneği nedir, zekası ne kadardır, yaratıcılığı var mı, dünyanın gidişatını kavrayabiliyor mu, devlet içinde armoniyi sağlayabilir mi” diye sormuyoruz, sorduğumuz şu:
“Yenge hanım saçlarını örter mi?”
Örtmüyorsa buyurun Çankaya’ya.
Devleti böylesine gayrıciddi bir duruma düşürdüler işte.
Lakin dünyanın en gülünç devletinde bile “saç”tan hukuk olamayacağı için, şimdi başbakanın olan birinin cumhurbaşkanı olmayacağını söyleyen bir hukuk icat etmeye uğraşıyorlar.
Toplantılar düzenliyorlar, ciddi ciddi demeçler veriyorlar, birlikte yemekler yiyorlar, ana muhalefetimizin “sosyal demokrat” liderine “ordu kızacak ama” türünden acıklı konuşmalar yaptırıyorlar.
Cumhurbaşkanının eşinin başı bağlı olursa ülkeye şeriat gelirmiş.
Cumhurbaşkanının eşinin başı açık olursa ülkeye ne geliyor?
Bakın sizin eşlerinizin başının açık olmasının ülkeye bir yararı olmadı, onların eşlerinin başlarının bağlı olmasının da bir zararı olmaz.
Yarar da zarar da, bu işlerle ilgisi olmayan hanımların saçlarında değil, sizin kafalarınızda.
Eşlerinin başları bağlı olanı da, açık olanı da görüyoruz, ne farkınız var, hanginiz eşlerinizin saçlarından dolayı daha dürüst, daha cesur, daha yaratıcı oldunuz?
Şemdinli rezaletinde elele vermediniz mi?
Suçun üstünü elbirliğiyle örtmediniz mi?
Eşlerinizin saçları, aranızdaki ortaklığa hiç de engel olmadı o zaman.
Eşlerinizin başı açık da olsa kapalı da olsa siz bu işi beceremiyorsunuz.
Suçu kadınlara niye atıyorsunuz?
Saç kavgası yapıp, hak edilmemiş iktidar için dövüşeceğinize size verdiğimiz paraları hak etmek için uğraşsanız daha yararlı olur.
İşinizi daha iyi yapabilmek için bir fikriniz var mı?
Yok.
Fikriniz olmadığı için kavgayı “saç” üzerinden yürütüyorsunuz.
Biriniz de çıkıp “bu insanların daha mutlu ve zengin yaşaması için şunları yapmak gerek” deyip bir fikir açıklasa ya.
Açıklayamazsınız çünkü hayatınızda böyle bir şey düşünmemişsiniz.
Aklınız fikriniz koltuklarda.
“Koltuk” diyemediğinizden “saç” diyorsunuz.
Vitrinine saat koyan sünnetçiden pek farkınız yok doğrusu ama sünnetçiyi anladığım gibi sizi de anlıyorum.
Vitrine ne koysaydınız ki?
http://www.gazetem.net/ahmetaltan.asp
Yazan: Haydar Tarih: March 26, 2007 6:23 PM
haydar hadi bakalım sen de elini taşın altına sok. buraya copy paste yaparak karşılıklı konuşmuş olmuyoruz.,
cumhurbaşakanı kim olursa olsun, bir imza atacak, birini geri gönderek.,Bari dul birini seçsinler, olsun bitsin, kutulalım da bir mevzu konuşmak mümkün olsun.
Ruh çağırmanızı bekliyorum hala :)
denizciğim yazacam sana ayrıca.
Yazan: knz Tarih: March 26, 2007 9:03 PM
BAKIN ÜSTEKİ YAZIDAN ÇOK ALTTAKİ YORUMLAR DİKKATİMİ ÇEKTİ:ÜLKEYİ İRAN A BENZETMEK İSTİYORLAR DENMİŞ:
BUNA KATILMIYOR:BİZİM AMACIMIZ BU DEĞİL:
LAİKLİĞİ YOK ETMEK DEMİŞ:BİRİLERİ:
BİRKERE ÜLKEMİZ LAİK BİR ÜLKE DEĞİL:HATIRLATIRIM:
ATATÜRK ZAMANINDA YENİ HARF VE SINIFLARDAKİ BAYANLAR VE ERKEKLER BAYANLAR ÇARŞAFLI VEYA O ZAMANIN EŞARBIYLA:ERKEKLER ŞAPKALI:
EEE NERDE ŞİMDİ:BUNLAR:
ÇANAKKALE SAVAŞINDA ATATÜRK KUR/AN- I KERİM BİLENLERİN ARKA SAFHALARDA KUR-AN OKUDUKLARINI SÖYLÜYOR:
AMA ŞİMDİKİ REHBERLER ORANIN BİLEK GÜCÜYLE ALINDIĞINI İDDİA EDİYORLAR:ODA VAR İNKAR ETMİYORUZ AMA SİZ VE SİZİN GİBİLER ATATÜRK Ü HEP SOL:VE DİNE KARŞI BİRİ OLARAK GÖSTERİYORSUNUZ:CUMA NAMAZINDAN MESCİDDEN ÇIKAN ATATÜRK ÜN RESİMLERİ GÖRMEZDEN GELİYORSUNUZ:
LAİKLİK ASIL ONUN ZAMANINDA VARMIŞ:
DİNE GELİNCE BAYANA ÖRTÜNMEK FARZ:DIR.
ALLAH U TEALA^^SEN PEYGAMBER HANIMLARINA VE KIZLARINA SÖYLE ÖRTÜLERİNİ OMUZLARI VE GÖĞÜSLERİNİ KAPATACAK ŞEKİLDE ALSINLAR^^:BUURMUŞTUR:
BİLMEYENLERE DE SÖYLİM:FARZ TARTIŞILMAZ::İNKAR EDİLEMEZ:
AMA YAPIP YAPMAMAK KİŞİNİN KENDİ İRADESİYLE İLGİLİDİR::
BİR BAYAN NASIL OKULDAKİ BEDEN DERSİNDE ASKILI BİR BADİ GİYEBİLİYORSA MADEM CUMHURİYET REJİMİNDEYİZ MADEM EŞİTLİK REJİMİNDEYİZ BİR BAŞKASIDA BIRAKIN ÖRTÜNSÜN:
SİZN TEK KORKUNUN İSLAMİ KESİMİN YÜKSELMESİ:
BAŞKADA BİŞEY DEĞİL::
Yazan: nurdan Tarih: March 27, 2007 12:46 PM
nurdan yukarda knz yazısına cevap bekliyorum.
küçük harf yaz,
farz iddana karşı yazdığım bir cevap olacak yukarda.,
sevgilerimle
Yazan: knz Tarih: March 28, 2007 9:06 PM
heh işte kendin kendini ele verdin knz böyle bir konuda sizin tefsiriniz kimseyi baglamaz önemli olan alimlerin ne dedigi her işi ehline sorun diye boşa dememişler herkez her konuda iddealarda bulunsa ve dogrusuda budur diye ortaya çıksa ortada birbilerine tezat ne kadar çok düşünce olurdu deyilmi gerçek saglam kaynaklara dayanmayan her tez çürümeye mahkumdur şimdi siz elinizi taşın altına koyun ve gerçeklerle yüzleşin bence ölüleri bile çagırıp soran bir peygamber vardı isa aleyhiselam hem öyle soyut bir duramla bile deyil bariz bariz ALLAHIN izniyle dirilten sonra kelam edebilen inanmak istenler ona bile inanmamışlardı pekiyi siz öyle olmadıgını çagırıptamı ögrendiniz knz bırakın lugat parçalamayı bizim elimiz taşın altında zaten en saglam delillerle ve kaynaklarla bizzat karşınızdayım
Yazan: m.o Tarih: March 29, 2007 3:55 PM
buyrun o zaman. ben bekliyorum., yazım yukarda.
Yazan: Knz Tarih: March 29, 2007 11:13 PM
İŞTE AYET 31- Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.
İŞTE TEFSİR Müminelere de, yani mümin kadınlara da söyle: Gözlerini indirsinler, helal olmayan erkeklere bakmaktan sakınsınlar, zira bakmak, zinanın postacısıdır, derler. Ve avret yerlerini korusunlar, tamamiyle örtüp, zinadan korunsunlar. Ve zinetlerini teşhir etmesinler. Kadının zineti denince örfte, taç küpe, gerdanlık, bilezik ve benzeri takılar, sürme, kına ve benzerleri ve elbise süsleri gibi şeyler akla geliverir. A'râf Sûresi'nde "Ey Adem oğulları! Her mescide gidişinizde zinetli elbiseler giyin" (A'râf, 7/31) âyetinde zinetin elbise demek olduğu da geçmişti. O halde bu zinetleri açmak bile yasaklanmış olunca, bunların mahalli olan vücudu açmak öncelikle yasaklanmış olur. Yani vücudlarını açmak şöyle dursun, üzerlerindeki zinetleri bile açmasınlar. Bununla birlikte bir kısım âlimler, burada zinetten maksadın, zinetin takıldığı, kullanıldığı yer olduğu fikrini kabul etmişlerdir ki, yüz, sürme ve allık yeri; baş, taç yeri; saç, örgü ve büklüm yeri; kulaklar, küpe yeri; boyun ve göğüs, gerdanlık yeri; el, yüzük ve kına yeri; bilekler, bilezik yeri; pazular, pazubent yeri; baldırlar; halhal yeri; ayaklar da, eller gibi kına yeridir. Bunlardan başka vücudun kısımları da aslında açılmaz.
Bu âlimlerden bazıları muzaafın hazfi veya zikr-i hâl, irade-i mahal ile "ziynet yeri" takdirinde bir mecaz gözetmiştir. Buna delil olarak da, kadının vücudundan ayrı olduğu zaman o zinetlere normal olarak bakmak ve alıp satmak ittifakla caiz ve mübah olduğunu ifade ve kabul etmişlerdir. Bazıları da yine bu delil ile, kadının asıl zineti, vücudunun güzel yaratılışı, zinet yapmaktan gaye de vücudun süslenmesi olduğunu kabul ederek bu zinetten maksadın, yalnız vücut olduğunu kabul etmişler ve kadınların birçoğu yapmacık zinetten uzak bulunmakla zaten zinetli oldukları halde yaratılış zinetinin zaten hepsinde bulunması ve her kadın bedeninin özünde bir zinet olması hükmün genelliği hakkını yerine getirme noktasından bu tahsisin bir destekleyicisi olduğunu söylemişler ve buna göre şu mânâyı vermişlerdir: Kadınlar yaratılıştan zinetleri demek olan vücudlarının hiçbir tarafını açmasınlar.
Doğrusu, doğal olan güzelliklere, zinet denilmekten çok "cemal" denilmesi daha yaygın ve zinet tabiri yapma şeylerle süslenen takılarda meşhur ise de "Kadınlardan, oğullardan, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşten...aşırı sevgi ile bağlanılan bu gibi şeyler insanlar için bezenip süslendi" (Âl-i İmrân, 3/14) âyetinin delaletiyle zinet kavramının yaratılıştan olana da sonradan yapmaya da şâmil olduğunda şüpheye yer yoktur. Zinet ve güzelliğin hakkı da meydana çıkarılmasını kendi sahiplerine tahsis edip başkalarından gizlenmektir.
Hüsn olsa da vâcibü't-tecellî - Gizler onu Hak nikâb içinde
Ağyârına gösterir mi hurşîd Didârını hîç o tâb içinde
"Güzelliğin ortaya çıkması gerekse de, gizler onu
Hak bir örtü içinde Başkasına gösterir mi güneş, yüzünü hiç o parlaklık içinde"
Ancak görünen kısımları müstesna, O zinetlerden dışa gelen örtülse bile görünmesi doğal olanı, bu hükümden müstesna ve başka bir hükme tabidir ki, bunlar örtünün dış tarafıyla el ve yüz zinetleridir. Çünkü örtünün kendisi de kadının bir zinetidir. Tabiîdir ki, bunun dışı görünecektir. El ve yüzün de, namazda görünmesi adettir. Ebu Davud'un Müsned'inde rivayet edildiği üzere, Peygamber (s.a.v) Hz. Esma'ya "Ya Esma, kadın bülûğa erince ondan görülebilecek olan ancak şudur." buyurmuş ve kendi mübarek yüzüne ve avuç içlerine işaret etmişlerdir. İş yaparken, gerekli eşyayı tutarken ve hatta örteceğini örterken bile elin açılması gerekli olduğu gibi ,zarurî olan bakma ve nefes alma sebebiyle yüzün diğerleri gibi örtülmesinde zorluk vardır. Bir de şahitlikte, mahkemede, bir de nikahta yüzün açılmasına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı zaruretler kendi miktarınca takdir olunmak üzere bunların açılmasında sakınca yoktur. Fakat bunlardan geriye kalanlarının açılması, görülmesi, bakılması haramdır ve nâmahremden örtülmesi gerektir.
Buyuruluyor ki ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını, göğüslerini açık tutmayıp bu şekilde sımsıkı örtünsünler ve o halde bu emri yerine getirebileck baş örtüsü kullansınlar. Tefsircilerin nakline göre cahiliye kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerine bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açığa çıkardı, zinetleri görünürdü. Demek ki, son zamanlarda asrîlik sayılan açık saçıklık böyle eski bir cahiliye âdeti idi. İslâm böyle açıklığı yasaklayıp baş örtülerinin yakalar üzerine örtülmesini emir ile tesettürü farz kılmıştır.
Görülüyor ki, bu emirde tesettürün yalnız vacib oluşu değil, özel bir şekli de gösterilmiştir ki, kadın edeb ve temizliğinin en güzel ifadesi budur. Görülüyor ki bu emir ev içinde veya dışında diye kayıtlanmamıştır. Bu bakımdan mutlaktır. Ancak görünen istisna edildiği gibi, gizlenen zinetlere bakmanın helal olanları da istisna ile bu tesettürün, yani örtünmenin vacib oluşunun, nâmahreme karşı olduğunu anlatmak için bu vücubun kuvvetini ve önemini göstermek üzere bir daha tekid ile buyurulmuştur ki, öyle örtsünler ve zinetlerini açmasınlar, açık bırakmasınlar ancak kocalarına veya kendi atalarına, yani babalarına, dedelerine ki amca ile dayı da nikah düşmeyeceğinden bunlara dahildir veya kocalarının atalarına veya kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi erkek kardeşlerine veya erkek kardeşlerinin oğullarına veya kız kardeşlerinin oğullarına veya kendi kadınlarına; müminlerin kadınları, yani müslüman kadınlar veya hizmet veya sohbetlerinde özel yeri bulunan kadınlardır.
Yazan: m.o Tarih: March 30, 2007 12:21 PM
SN knz daha daha dahasıvar kardeşim ama okumaktan sıkılmayın diye burada kestim hee şu mübarek ayetin tefsirini alimler yani bilir kişiler işinin ehli insanlar yazmış bende aktardım hiç yorum yapmadım tefsire yorum katmadım artık sonrası yani inanıp inanmamanız size kalmış KURANI KERİM TEFSİRİ ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR
Yazan: m.o Tarih: March 30, 2007 12:48 PM
Daha önce nur suresi hakkında yazmıştım yukarıda. Tamam, yeniden birlikte bakalım.
Ben üşenmem, yeniden yazarım.
Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler.
iki noktaya değinceğim.
1. görünen kısım nedir ? Bu sorunun cevabı alimler arasında aranırken ölçünün kantarı, kadının kulağı ile kadının dudağı arasında insaf ölçülerini aştı. Yani kadına eziyette ölçü
kaçtı.
ikincisi; zinet kelimesi.
zinet adından anlaşıldığı gibi apaçık zinettir. siz zinetin anlamlarını yazınızın daha sonraki kısmında değinmişsiniz, ben de sonra değineceğim.
Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.
Zaten başında başörtüsü olmayan kimseye başörtüle-ri-ni diye aidiyet gösteren bir kelime ile seslenilmez.
demek zaten başörtüleri var. BU SUPRİZ DEĞİL, ARAP FOLKLÖRÜNDE ERKEKLERDE YANDAN SARKAN başörtüsü takarlar. orası bir çÖL iklimi.
Yani yukardaki cümle kadınlara başörtüsü takın de-mi-yor.
meksikada nasıl hasır şapka takarlar ve islamiyet orda gelseydi bizim burada hasır şapka takmamız zorunlu olmazdı.
Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler.
Hatırlarsanız; size can alıcı soryu sormuştum.
Bir daha soracağım.
Buradaki diğer kadınlar ve deniz ve ayşenur bİR DÜŞÜNSÜNLER.
Eğer zinet sizin vucudunuzsa; eğer zinet sizin göğüslerinizse; sizler kocanızın babasına yani kayınpederinize vucudunuzu teşhir eder misiniz ? erkek köleniz olsaydı göğüslerinizi onlara açar mıydınız ?
Bu nasıl bir saçmalık m.o ?
kadınlara kölelerine kendilerini teşihir etmelerini mi söylüyorsun ?
Hayır, sizin yaptığınız yorum, sizi kabul edilemez bir saçmalığa götürdü.
Alimlere kabahat atmayın, belki onlar yaşasaydı durumun farkına varacaklardı. Siz yaşadığınız halde anlamamakta direniyorsunuz. Yaşayanlar sorumludur. Onlar değil.
veya kendi kadınlarına; müminlerin kadınları, yani müslüman kadınlar veya hizmet veya sohbetlerinde özel yeri bulunan kadınlardır
iletimiz gösteriş yapmaktır .,
Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar.
hah! tamam işte. şu cümleye bakın.
bam teli işte.
ayaklarını yere vurunca şangurdayan şey ne ?zinet. gösteriş yani.
giyinmenin sosyal ilkesi bu.
fedol düzende vardır, hani altından kollarını dahi kaldırmayan ağa karıları vardır.,
bakın m.o; sizin akıl gibi akıl yürütmeye çalışan alimler kadının sesini bile yasaklamışlardı.
zinetin şangurtusu yasaksa, kadının sesi hayli hayli zinet dediler.
Ynai kadının sesi yasklanmadı mı ?
deniz unutmuş olablir,
bizler dinin yorumları ile cumhuriyet öncesi başlamıştık mücadele etmeye.,
zinet hakkında haksız ahkam kesmeler sonuncu kadınları gömdüler de, biz şimdi ordan çıkmaya uğraşıyoruz hala.
KULAĞI Kaptırdık şimdilik ama kurtaracağız. Nasıl sesimizi kurtarıysak, bu mücadele sürecek.
İSTERSE BU MÜCADLEYE KADINLAR KATILMASIN HATTA KARŞI ÇIKSINLAR.
şimdi m.o yukardaki cümle ile bağlantı kurun.
yukardaki zinet tarif aedip sonra örnek olarak ayağı yere vurunca çıkan ses örnek olarak verliyor. Verdiği örnek zinetin çıkaracağı şangurtu sesi.
zinet neymiş ?
kulağımızı tersten göstererek zorlama yorumlarla
kadınları gömmeyin.
yoruma devam edelim. ne yazdınız bakalım.
Ve avret yerlerini korusunlar, tamamiyle örtüp, zinadan korunsunlar.
ha tamam işte ! kadın kulağı avret yeri değildir. duymak içindir.
duyu organları avret organı olmazlar.
Ve zinetlerini teşhir etmesinler. Kadının zineti denince örfte, taç küpe, gerdanlık, bilezik ve benzeri takılar, sürme, kına ve benzerleri ve elbise süsleri gibi şeyler akla geliverir.
ee tabi burkacılar haklı olacak değil ? kadının yüzü zinet., kulağı zinet., dudağı zinet.
böyle diyeek kadınları lime lime ettiler.
kadınlar bin yıllardır hiçbir icma makamında yoktu. bu hükümleri veren erkeklerin kendileri, 15 dakika bile o kıyafetle dolaşamya tahammül edemezlerdi. siz de tahammül etmezdiniz.
ne olacak rüzgarı hissetmese de olur ?
ne olcak tek gözle görse de olur.
ne olcak, ne olacak..
Halbuki kadınları tahammülle zorlamak islamiyetin özüne aykırı.
A'râf Sûresi'nde "Ey Adem oğulları! Her mescide gidişinizde zinetli elbiseler giyin" (A'râf, 7/31) âyetinde zinetin elbise demek olduğu da geçmişti. O halde bu zinetleri açmak bile yasaklanmış olunca, bunların mahalli olan vücudu açmak öncelikle yasaklanmış olur.
1. nasıl oluyor elbisesini kayınpederine açacak ?
kabul edilemez saçmalığa gidiyor bu yorum.
ikincisi erkeğin vucudunu teşhir etmesi çok mu normal ? siz toplum içinde mintanınızı neden göbeğinize kadar açmıyorsunuz ? çıplak bedenizine deri yelek giymiyorsunuz ?
kapatmak için ayet mi bekliyorsunuz.
yok kendi kendinze size bir ayet yokken zaten kapatıyorsunuz.
bunun için ayet gelmez, bu zaten doğal olandır.
ayrıca ayet gerekmez.
traş reklmaında çıplak gövdesi ile poz veren, sırf kadınları tahrik etmek için poz veren bir erkeğin ayrıcalığı ne ?
bu soruya cevap bekliyorum.
yeter artık görmezden gelmeyin.
Yani vücudlarını açmak şöyle dursun, üzerlerindeki zinetleri bile açmasınlar.
evet, biz normal olandan konuşuyoruz. kulak bir duyu organıdır. duymak içindir. cinsel organ değildir. aranızda kulak cinsel organdır diyen var mı ? veya saç ? kulak ve saç fizyolojik olarak erkek ve kadında aynı anotomik yapıdadır.
yeniden iddia ediyorum ve sesim yüksek.
kadınları erkeklerden daha kısıtlı şartlarda yaşamaya zorlayacak bir ayetiniz bile yok !
Bununla birlikte bir kısım âlimler, burada zinetten maksadın, zinetin takıldığı, kullanıldığı yer olduğu fikrini kabul etmişlerdir ki, yüz, sürme ve allık yeri; baş, taç yeri; saç, örgü ve büklüm yeri; kulaklar, küpe yeri; boyun ve göğüs, gerdanlık yeri; el, yüzük ve kına yeri; bilekler, bilezik yeri; pazular, pazubent yeri; baldırlar; halhal yeri; ayaklar da, eller gibi kına yeridir. Bunlardan başka vücudun kısımları da aslında açılmaz.
kadınları mezara gömseydniz bari; ki mezara gömdünüz 100 yıllardır. bu ne ya ? herşey sizi afganistan da toslamaya götürüyor.
Bu âlimlerden bazıları muzaafın hazfi veya zikr-i hâl, irade-i mahal ile "ziynet yeri" takdirinde bir mecaz gözetmiştir. Buna delil olarak da, kadının vücudundan ayrı olduğu zaman o zinetlere normal olarak bakmak ve alıp satmak ittifakla caiz ve mübah olduğunu ifade ve kabul etmişlerdir. Bazıları da yine bu delil ile, kadının asıl zineti, vücudunun güzel yaratılışı, zinet yapmaktan gaye de vücudun süslenmesi olduğunu kabul ederek bu zinetten maksadın, yalnız vücut olduğunu kabul etmişler ve kadınların birçoğu yapmacık zinetten uzak bulunmakla zaten zinetli oldukları halde yaratılış zinetinin zaten hepsinde bulunması ve her kadın bedeninin özünde bir zinet olması hükmün genelliği hakkını yerine getirme noktasından bu tahsisin bir destekleyicisi olduğunu söylemişler ve buna göre şu mânâyı vermişlerdir: Kadınlar yaratılıştan zinetleri demek olan vücudlarının hiçbir tarafını açmasınlar.
kadınları gömün dedim ya. böylesi daha kolay.
sonuçta ne olmuş; internette
yüzü kapalı bir kadının makarna yemeğe çalışırken videosunu koymuşlar.
o videoya bakarak diyorum ki ;
hepiniz zalimsiniz
aranızdan el insafa gelenler yüzü açalım bari diyor, eh kulağı da açın bari. KULAK DUYMAK İÇİNDİR.
Ebu Davud'un Müsned'inde rivayet edildiği üzere, Peygamber (s.a.v) Hz. Esma'ya "Ya Esma, kadın bülûğa erince ondan görülebilecek olan ancak şudur." buyurmuş ve kendi mübarek yüzüne ve avuç içlerine işaret etmişlerdir.
şu işaretli hadis ? bana hep garip görünür ? yüzünü iaşret ediyor ama işaret ettiği saçı değil. valla bu nasıl işaret anlamadım.
BİR SİZ deneyin bu sahneyi. bİR İNSANA YÜZÜNÜ İŞARET EDİN, ama bir söz etmeyin, ve de o insan dudaklarını açabileceğini ama kulaklarını açamayacağını anlasın.,
nasıl oluyor bu ?
hadis doğru olsa bile üzerinde uydurulmuş bir ittifak olduğu aşikar.
veya biz esma hanım o nada ne giyimişti onu biliyor muyuz ? belki bir gecelikti,
bir alman annede günümüzde kızına gecelikle sokağa çıkma falan der.
o anda neye yönelik konuşuluyordu ?
aramızdan herhangi birinin orda nasıl bir konuşma geçtiğini anlaması imkansız.
benim kulağıma çenegelli iğme takmamaı zorunlu kılan neden bu hadisten den çıkmaz.
sizin tek anlamınız gereken şey; o anda kadınların giyimi hakkında insanlara özel bir mesaj iletmiyor o söylentide. üstelik dediğim gibi hiç bir işaret insanın yüzünü kulağından ayırt etmez. başını işaret edebilir ancak.
İş yaparken, gerekli eşyayı tutarken ve hatta örteceğini örterken bile elin açılması gerekli olduğu gibi ,zarurî olan bakma ve nefes alma sebebiyle yüzün diğerleri gibi örtülmesinde zorluk vardır.
Görmek için tek göz yeterli diyen bile olmuş.
apaçık zinet kelimesini çarpıtmak için bin yıllardır az gayret etmememişler.
iyi, kadınların nefes alacak kadar yaşamamsı kafi değil mi ? asgari yaşam. burnumuza mandal takmadıkları için şükür etmeliyiz.
ee kafesli yüz maskesi yapmışlar ya. ordan nefes alır., valla gözlerimiz yaşaracak.
Tefsircilerin nakline göre cahiliye kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerine bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açığa çıkardı, zinetleri görünürdü.
çinde komunizimi hatırlayan var mı ?
moa devrimi insanlara şunu dedi.
zinet yasak.
kadınlar veya erkekler hepis erkek yaka haki renkte ceket giyerdi. takı yasaktı.
bu giyinmenin sosyal prensibinin uç örneğidir.
evet, çindeki uygulama birçoğumuzun hoşuna gidebilir. Renkleri bile zinet diye yasklıyordu onlar.
ama bu uygulama insan tabiatına ters.
yani süs, kadınların ve erkeklerin tabiatında ;hatta bütün canlıların tabiatın da var.
onun için islamiyet süsü yasaklamıyor.
gösterişi yasaklıyor. Gösteriş hangi yolla oluyor. şangur şungur zinetler yolu ile oluyor.
EĞER erkek takıyorsa şangur zinet ona da takmayacak. Bizlerin kültüründe erkek bu gösterişi karısı vasıtasıyla yapar. Ağa düğünlerini hatırlayın.
gerdanlığı takan kayınpederiniz olunca ona gösterirsin, hizmetçine gösterirsin,yakının kadınlara gösterebilirsin, bu gösterişli takıları edinebilirsin ama toplumda gizle diyor., sınırlı bir alanda bu işler yapılıyor. Yani mao' un yaptığı gibi tümden yasklamıyor.
insanlar zaten öyledir. Bilimler akademisine git, kimya labratuvarına git, ağa karısına benzeyen bir kadın bulamazsın. o kadınlar yüz görümlüğü gerdanlığı olsa bile, evlerine bırakmışlardır.
Demek ki, son zamanlarda asrîlik sayılan açık saçıklık böyle eski bir cahiliye âdeti idi. İslâm böyle açıklığı yasaklayıp baş örtülerinin yakalar üzerine örtülmesini emir ile tesettürü farz kılmıştır.
demek giyisilerin üzerinden sergilenen zinetlerin sakıncası yok. çünkü açık saçık değil.
fedoliteden kurtulamamış müslümanlığın sorumlusu sizsiniz. müslüman olup da, okka ile altın karşılığı karı edinip evlenen, sonra o kadınları
aşiret müslümanlığını koruyan sizlersiniz.
açıklık saçıklık hakkında kuran da ayet yok mu ?
var ! ama hem kadına var, hem erkeğe var.
kol, boyun , kulak tarifi yok.
kadın erkeğe cazip geliyorsa, erkek de kadına cazip gelir., üstelik kadınlar bu konuda erkeklerden daha da dayanıksızdır. Yusuf peygamber suresini hatırlayın. ordaki kadınlar cazip bir erkeğe bakarken ellerini kesmmişlerdi, öyle bir bakıyorlardı ki,.
kuran kadın ve erkeğe sakının demiş.
erkek keyfince gezsin, tşörtünü giysin kadın
kapandıkça kapansın dememeiş.
ne hakla bin yıllardır, yok kadının kulağı, yok ayağı, yok topuğu, olmadı dudakları, yok baş parmağı diye lime lime ediyorlar.
yaşamı içinden çıkılmaz hale getiriyorsunuz.
başına çengelli iğne takmak zorunda bırakıyorsunuz. farz uyduruyorsunuz. Okullar ele geçirip, uyfurduğunuz farzlarla resmi ve pozitivist bir dini zorla dayatıyorsunuz.
ölenler rahat bırakın artık, biz yaşıyoruz.
dediğim gibi belki onlar bu argümanları görünce ,
kendi görüşlerinden vazgeçeceklerdi.
biz de öleceğiz.
ölmek normaldir. O zaman tartışma alanından çekiliriz ama biz ölünce yaşam bitmez,
yaşam devam eder.
bence yani.
alıntınızı ve bu cevabımı knz bloga taşıyacağım.
Yazan: knz Tarih: March 31, 2007 6:22 AM
KNZ
sizin başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar ayetine verdiğiniz cevabı anlamadım..birden zinet kavramına geçmişsiniz..ben sizi anlamaya çalışıyorum..açıkça başındaki örtüyü daha güzel kapat deniyor..anlaşılmaz bir tarafı mı var bunun?
ahzap peygamber eşine hitaben başlar,
Düşünelim.KNZ..
Ahzab suresinin verdiğim ayeti böyle başlamıyor knz hanım..
ahzab 59:ya eyyühennebiyyü,gul liezvacike ve benatike VE NİSAİL MÜMİNİNE yüdnine aleyhinne min celabibihinne...
ey nebi..eşlerine,kızlarıne ve MÜMİNLERİN HANIMLARINA söyle..
bütün inanmış hanımlara bir teklif var burda..
ayetler çok açık knz hanım..kadınların tesettürlü olmalarını sizde küçümsemeyin lütfen..bu namaz kadar aşikar bir durumdur..
başörtüsünün farz olmadığını düşünenler,Hz.Muhammed(as)ın zamanının koşullarında farzdı şu an koşullar değişti..o yüzden bu hüküm tarihseldir derler..
siz ise böyle bir farz Kuranda yoktur diyorsunuz.. çok çaba sarfetsenizde fazla ciddiye alınmazsınız..bir kere kıyaslarınız anlaşılır değil.tarihi gerçeklere ve açıkça ortada duran ayetlere ters..
ahzab 59 'da cilbablarınızı üzerinize doğru sarkıtın..böylece sizi tanıyıp eziyet vermezler,inciltilmemenize daha uygundur denir..o zamanki koşullarda demekki bir ahlaki sorun var toplumda..kadınlar tacize uğruyorlar,erkekler çok ahlaksız ve bu normal karşılanıyor..bu probleme karşı bir önlemdir bu ayet..
şu anki şartlarda siz bunu anlayamayabilirsiniz..ama o koşullarda gerekli olmuş..farz uyduruyorsunuz denemez..
knz hanım meseleyi kadınların kulağına,saçına,dudağına indirgemeyin..dini kabulleri bir kenara bırakalım..kadınların başlarına örtü almaları onları erkeklerden aşağı yapmaz..kadınların örtü almadan dışarı çıkmaları yeni bir olaydır..farklı dinler ve kültürlerde de kadının örtüsü vardır..
İslam hayatımızın her alanında bize ölçüler vermiştir..kıyafet konusunda da kadın ve erkeklere verilen ölçüler vardır..bu prensipler çerçevesinde giyinirsiniz fakat şeklini yöresel durumlar etkiler..
eğer verilen bir asgari ölçü olmazsa kapalılığın veya açıklığın sınırlarını neye göre belirleyeceğiz?
islami ölçülere göre yaşamak isteyen bir kadının,plajda tangalı,bikinili veya bunlara da hiç gerek duymadan güneşlenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
erkekler içinde konuşabiliriz..ölçümüz olmayacak mı?..
modern dünyanın erkeklerle her açıdan eşit konuma ve sorumluluğa getirmeye çalıştığı kadınlar çok mu mutlu sizce?
kadınların kulağıyla,saçıyla neden uğraşıyorsunuz ki?..insanlar sizin düşündüğünüz kadar tutsak değiller..örtünmenin kadın pskolojine getirdiği büyük katkılar var..içten ve dıştan bu kadar baskıya rağmen örtülerinden vazgeçmiyorsa kadınlar bir bildikleri vardır..
örtülü kadınlarla uğraşmayın lütfen..ayıp oluyor artık..
Yazan: deniz Tarih: April 1, 2007 12:43 AM
arkadaşlar Allah kıymetini bilmediğimiz şeyleri elimizden almıştır tıpkı başörtü gibi...başörtü sadece sizin saçlarınızı bi tür kılları kapatmakla kalmaz aynı zamanda sizleri günaha giden yollardan da alıkoyar.bunu bizzat yaşadım rüyanızda cenneti gezmiş olsaydınız bi kumaş parçası diye tarif ettiğiniz o seyin önemini anlar ona göre ahkam keserdiniz.saygılarımla.
Yazan: selda Tarih: April 1, 2007 1:28 PM
İŞTE SİZE YENİ BİR SORUN DAHA.
'Kuran, eşinizi dövün demiyor'
hadi bakalım bizler demek ki senelerce boşu boşuna uyum için çabalıyor, kendimize bahaneler uyduruyorduk.
bak ne diyor? ama konudan uzaklaşmayalım. Bşaörtüsü konuusnd Yazdıklarına geri geleceğim.
Yıllarca kadınlar bu aykırı duruma uyum sağlamaya çalışıyordu meğer buna gerek yokmuş.
Babası İranlı, annesi Amerikalı olan Amerikalı Müslüman kadın yazar Dr. Laleh Bakhtiar (68), yaptığı "yeni" Kuran çevirisi yüzünden fanatik İslamcıların hedefi olmaktan korkuyor. Çünkü din değiştirerek Katoliklikten Müslümanlığa geçen Bakhtiar, Arapçadan İngilizceye çevirdiği "yeni" Kuran'da kocaların itaatsiz karılarını dövmesini öğütleyen bir ayet olmadığını, şimdiye kadarki ortak kabulün yanlış olduğunu öne sürüyor.
İslamiyetle ilgili 30 kadar kitabı bulunan Dr. Laleh Bakhtiar'ın 7 yılda hazırladığı "The Sublime Quran" (Yüce Kuran) adlı Kuran çevirisi 10 Nisan'da yayımlanacak. Kitap şimdiden ABD'de internetteki sohbet sitelerinde ve blog yazarları arasında en çok rağbet gören konular arasına girdi.
Dr. Bakhtiar'a göre, Kuran'ın 4. suresinin 34. ayetinde kocanın karısını dövmesine cevaz verilmiyor. İngiliz "The Times" gazetesine konuşan Dr. Bakhtiar, söz konusu ayeti "itaatsizlik durumunda kadına öğüt verme ve yataktan uzaklaştırma cezası verdikten sonra en son çare olarak fiziksel ceza uygulanır" şeklinde yorumlayanların İslama iftira ettiğini söyledi.
Israrla Kuran'ın kadını dövme hakkı vermediğini vurgulayan Dr. Bakhtiar'ın görüşüne göre, söz konusu yanlış anlama Kuran'daki "darp" sözcüğünün Arapça'da 25 anlamı bulunmasından kaynaklanıyor. Şimdiye kadar bu sözcüğün vurma, çarpma, kırbaçlama, pataklama, okşama, hafifçe vurma, şaplak atma gibi anlamlarının esas alındığını belirten Dr. Bakhtiar, en yaygın olarak da dövme fiilinin kullanıldığını söyledi. Oysa Dr. Bakhtiar'a göre, Kuran'daki ayetin anlam bütünlüğüne göre sözcüğün en doğru karşılığı "uzaklaşma" olmalı. Bu durumda da Kuran'daki ayet kocaya "karını döv" emri vermiyor, "ondan uzaklaş" diyor.
sizler bunu okuyun ben başörtüsüne geri döneceğim. başka zaman kadına şiddeti tatışırız gene.
yukarda dediklerine tek tek cevap vereceğim. Ben sıkılmam, tekrar tekrar yazarım.
Yazan: knz Tarih: April 1, 2007 10:31 PM
sevgili deniz yukarda kadına şiddet ile ile ilgili verdiğim örneği de düşün.
binyıllardır kadınlara kaendileri aleyhine ne varsa, onlara bahaneler üreten bir toplumdan geliyoruz. beyimiz uyum için çalışmak zorundadır yoksa haksılığa ve eşitsizliğie tahamül edemeyiz.
Haksızlığa iyi sebebler arar ve bumak zorundayızdır. yoksa bunalıma gireriz.
ama şimdi şu anda bu konuşmamızda sadece gerçeğe kilitlenenlim.
sizin başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar ayetine verdiğiniz cevabı anlamadım..birden zinet kavramına geçmişsiniz..ben sizi anlamaya çalışıyorum..açıkça başındaki örtüyü daha güzel kapat deniyor..anlaşılmaz bir tarafı mı var bunun?
yukarda yazdım ordaki zinet apaçık zinettir.
kelimeyi kulak ,burun, boğaz diye çarpıtmanın alemi yok.
ve işaret edilen yer de apaçık gögüs dekoltesindedir.
o kadınların başında zaten başörtüsü vardır
( örf, folklor ve zaten arabistan'da erkekler de bile olan bir örtü)
ORADA farz uyduracağız bir şekilde başörtüsü takın diye bir ifade yok., öğüt yok.
kayınpederine gögüsünü açmazsın dediğim gibi.
apaçık olan kelime zinettir.
darp kelimesini yazacağım sonra. kuranı yanlış anlmaktan sonrumlu olan sizlersiniz alimler değil. hele hele kadınlar.
ey nebi..eşlerine,kızlarıne ve MÜMİNLERİN HANIMLARINA söyle..
bütün inanmış hanımlara bir teklif var burda..
BUNU böyle algılarsan "kafirleri gördüğünüz yerde öldürün" diye bir ayette dayanarak, iki gün namaza gelmeyen birini kafir diye öldüren müslümanlara benzersiniz.
Dinizi böyle taşıyamazsınız.
o zaman kendi kendine hukuk fakültesinin yolunu kapatmış olursun. çünkü sayıları unutan bir kadınsan en başta kendi çevrende saygı duymazsın.
BEN işveren olsam, seni başörtün yüzünden değil, bu kadındır nasılsa sayıları unutur diye işe almam.açıklama : sayıları unutmak şahitliklikle ilgili ayette geçiyor.
şimdi gelelim azhapla ilgili senin yanılgına.
ordaki münin kadınları peygamberin eşleri ve kızlarından ayrımak hakkın yok.
hepsi aynı bağlamda kullanılmış.
peygamber eşinin yaşam süresi sınırlıdır, yaşadığı olay ve yer bellidir. Senin bu kurguyu bozmaya hakkın yok . HADDİN DE YOK. Kuran gibi bir kitap, insan sözü değilse, cümle başına peygamber eşi hitabını boşu boşuna koymaz. peygammber eşi zaten mumin kadın değil mi ? ne gerek vardı ki, cümle öyle başlıyor. Gereksiz kelimler kuran'da var diyorsun, bu da senin haddini aşman olur. üstelik senin mantığını yürüten kimseler gördükleri yerde kafir öldürmeye başlar ki, sen bundan da sorumlu olursun.
başörtüsünün farz olmadığını düşünenler,Hz.Muhammed(as)ın zamanının koşullarında farzdı şu an koşullar değişti..o yüzden bu hüküm tarihseldir derler..
hiç bir zaman farz olmadı.
siz ise böyle bir farz Kuranda yoktur diyorsunuz.. çok çaba sarfetsenizde fazla ciddiye alınmazsınız..bir kere kıyaslarınız anlaşılır değil.tarihi gerçeklere ve açıkça ortada duran ayetlere ters..
şimdi birdaha düşün. ben görevimi yaptım. ciddiye alınmak gibi kaygım hiç olmadı.
Peygamber sabrı derler buna. Ben doğru bildiğimi söylerim.
ahzab 59 'da cilbablarınızı üzerinize doğru sarkıtın..böylece sizi tanıyıp eziyet vermezler,inciltilmemenize daha uygundur denir..o zamanki koşullarda demekki bir ahlaki sorun var toplumda..kadınlar tacize uğruyorlar,erkekler çok ahlaksız ve bu normal karşılanıyor..bu probleme karşı bir önlemdir bu ayet..
elbette. cilbab benim üzerimde ki giyisidir.
ben buna karşı çıkmam.
zaman zaman kadınlar veya erkekler tacize uğrarlar. yusuf peygember de erkekti ama bir kadın tarafından tacize uğradı.
insan hayatta önelimini almalııdr.
kadın veya erkek olsun.
burada bir yanlışın var deniz. Tacizden kurtulmak için kulak kapatmak bir işe yaramaz.
kadınları yanlış yönlendirip sahte güvenler vermeyin. sonra çok ağlayan kızlar görüyoruz.
kendinize güvendir esas olan. Ben yazdım ya, yukarda. KURAN 'DA Bununla ilgili kadın ve erkeğe ayet var.
kendini sakın diyor.
yusuf peyganberin tesettüre girmesi çözüm olmuyor ama.
knz hanım meseleyi kadınların kulağına,saçına,dudağına indirgemeyin..dini kabulleri bir kenara bırakalım..kadınların başlarına örtü almaları onları erkeklerden aşağı yapmaz..kadınların örtü almadan dışarı çıkmaları yeni bir olaydır..farklı dinler ve kültürlerde de kadının örtüsü vardır..
kadınların dudağı , kulağına indirgeyen ben değilim. bak yukarda m.o alıntısı var, gerdan bilmem diye ne sayan o.
ben aksine kadınların kulağını, dudağını kurtarmaya çalışıyorum. Fotoğraflar yalan söylemez deniz. Bir erkeği bir çok koşulda mintan düğmesini bile iliklemeyi düşünmez, tahammül edemez. Kadın varlık olarak daha tahammüllü olmak zorunda değil.
eğer verilen bir asgari ölçü olmazsa kapalılığın veya açıklığın sınırlarını neye göre belirleyeceğiz?
çok güzel bir soru.
herşeyden coğrafya ve iklim belirler.
sonra da toplumsal kabullerimiz vardır.
aşırı baskılar din veya moda dan geliyor.
rahat olan, doğal olanın önünde engel ne varsa, nerden geliyorsa itibar etmeyeceğiz.
yaz sıcağında belini kocaman deri kemerler sıkmakla, kulaklarını sıkı sıkı örtmek arasında benim için hiçbir fark yok.
ikisi de tabi değil, fazla feminen vurgu yapıyorlar. deniz başörtüsü takıyorsunuz diye kimse sizlere selam durmak zorunda değil. anlıyorsun değil mi ?
yemeni güzel ve rahat mesela.,
ben yanımdaki erkeğin yanında yaşam tercihlerinin kısıtlanmasına karşıyım.
bunun din diye haksız yere vicdani baskı olarak dayatılmasına karşıyım.
ama ölçüyü erkekler icması koyarsa sonuç bu oluyor.
islami ölçülere göre yaşamak isteyen bir kadının,plajda tangalı,bikinili veya bunlara da hiç gerek duymadan güneşlenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
sadece avret yerleri konusunda kadın ve erkeğe apaçık hüküm var. onun dışında bir hüküm yok, üzgünüm., sadece kendi düşüncemi yazabilirim.
cüppeli hocanın italya da mı ne plajda pek mesut yüzerken video filimleri vardı, adam evine yüzme havuzu yaptırmış özel, hani hatırlasana.
sonra denizde yüzerken yakalanmıştı. doktor bana tavsiye etti vs vs diyordu.
bu sana normal geliyor mu peki ?
bak deniz, o adamın kızı karısı kenarda bekliyorsa asıl bu insan hakları ihlali.
yaşam hepimiz için çok nadir ve değerli.
kadında duygu var. kadında kaç yaşında olursa olsun rüzgarı suyu hissetmek ister.
müslüman erkek gözünü sakınacak. emir bu.
üzgünüm diniz böyle diyor. sorumluluğu size veriyor. size afganistan burkasına kadar yolunuz var demiyor. Dinin hüküm vermediği birşeye ben dinen nasıl kötü diyeyim. (avret yerleri hariç)
modern dünyanın
erkeklerle her açıdan eşit konuma ve sorumluluğa getirmeye çalıştığı kadınlar çok mu mutlu sizce?
1900 LU YILLARDA tıp fakültesine kadınlar giremez derlermiş.
ilk kayıt yaptıran batılı kadın neler çekmiş.
iyi oldu tabi, şimdi gayet iyi kadın doktorlar var.
islam alimleri de kadınlar şahitlik yapmaz dermiş,
ama bak savcı bile oluyorlar günümüz de .,
fena mı oluyor yani ?
mutluluk insanın içindedir deniz.
hem çocuğunu çok iyi yetiştirip, hem savcı olan kadınları görmezden gelemezsin.
fahişelik dünyanın en eski mesleğidir. Asıl kadın erkeğe eşit olmazsa, güçsüz olursa, sesi cılız çıkarsa tarih boyunca hep aynı kaderi paylaşır.
kadınların kulağıyla,saçıyla neden uğraşıyorsunuz ki?..insanlar sizin düşündüğünüz kadar tutsak değiller..
bu dediğini neden m.o nun alıtısına yazmadığını sorgula bakalım şimdi! neden ona tepki vermedin.
ilahi denizciğim, kulak örtülü kadınlarla uğraşırım. neden uğraşmayım ayrıcalığınız ne ?
sen de benle uğraş iki gözüm ya.
sonuçta birbirimizi severiz. insan sevgisidir.
önemli olan budur.
Yazan: knz Tarih: April 2, 2007 8:55 AM
Knz Hanım
sizinle konuşmak çok zor gerçekter..inanılmaz sıçramalar yapıyorsunuz..
biz sizinle anlaşmıyoruz..bunu daha öncede tecrübe etmiştim..
siz güzel güzel bikininizle plajda güneşlenin..ne de olsa avret yerleriniz kapalı..örtünmek isyetende örtünsün..sizi çok fazla ilgilendirdiğini sanmıyorum..biz sizin bikininize karışmıyoruz..isterseniz tangada giyebilirsiniz..avret yerinide farklı yorumlayabiliriz çünki..alt kısım avrettir..üst değildir..siz gönlünüzce yaşayın efendim..kimide çarşaf giymeyi tercih ediyordur..bikini giyene de çarşaf giyene de eşit davranıldığı zaman kadın haklarını gerçekten savunduğunuzu düşünebilirim..
Yazan: deniz Tarih: April 2, 2007 11:44 AM
herkeze selam knz hanım siz şu tefsirlerden bile hiç bir saglam kaynaga dayanmayan kendi düşüncelerinize pay çıkararak inanışınızı sürdürmeye devam ettinizya benim açıklamaya çalışarak birşeyler yazmamın hiçbir anlamı ve gereyi kalmamıştır şu saatten sonra. o ayetler üzerinde dünyanın her yerinde bulunan tefsirler farlı cümleler kurularak yapılsada aynı özeti paylaşarak aynı kapıya çıkarlar. hani yasini şeriffin bir ayetinde şöyle buyurulmuşturya Çünkü biz onların boyunlarında birtakım bağlar, kelepçeler yapmışızdır Gerçeği görmek için etraflarına bakmazlar ve bakamazlar. Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişizdir. Kendilerini sarmışızdır da artık baksalar da görmezler.bakın kuran ayetlerini açmak her müslümanın harcı deyildir büyük bilgi ve birikim gerektirir kuran insanların öyüt alıp doru yola ermeleri içindir ALLAH CC PEYGAMBERİMİZ vasıtası ile islam dinini insanlara duyurmuştur islama davet peygamberimizin vefatıyla son bulmamıştır dinini parlatmak içinde zaman zaman kıymetli özel insanlar gönderilmiştir ve gönderilecektir o zatlar bize bu açıklamaları bırakmış olup yine bırakmaya devam edeceklerdir.kurana ve dine asla reform getirilez efendim o hakkı ile bilen için ilahi bir kitap olup bilimle aynı paralelde kanıtlanmış olup kanıtlanmaya devam edecek mucizelerle dolu ilahi bir kitaptır bize dogruları izah edecek rehberler öncülügünde bu yolda ilerleyemiliriz ancak işimize gelen şekilde deyil oldugu gibi kabul edebiliriz eyer söylediginizde samimiyseniz ve ahiret hayatına inancınız varsa bu dünyaya gelmemizin bir amacı olmalı sonsuz hayatta saadete kavuşabilmemiz için çalışıp mücadele etmeliyiz işimize gelmese zorlansak bile sebat etmeli haksızlıkmıdır adilmidir diye sorgulamaktansa kabul edip teslim olmayı kabul etmelisiniz.emirleri yerine getiremesek dogrulugunu kabul ederek bile ALLAHIN CC merhameti magfireti ile kurtuluşa erebiliriz.düşünmüyormusunuz bunca insan bunca tefsir ya gerçekten doğruise diye sizde bilirsinizki imanda dinde şu kabulumdür bu deyildir diye alternatiflerin olmadıgını inkar etmenin birininde binininde bir oldugunu. selametle efendim tüm dilekleriniz hakkınızda hayırlı olsun sonra sizi bulsun insallah...
Yazan: m.o Tarih: April 2, 2007 8:35 PM
havlu atmak bu deniz. Gördüğün gibi başkalarının cmlesi işe yaramıyor. biz yaşıyoruz ve burdayız.
beğenmediğin ben değilim, sen kendi dinin beğenmiyorsun.
Bam teli diye dokunduğun noktaya geri gelelim.
ben konuya basit çekişmelerin ötesinde devam edeceğim.
ben sana Kuran da giyimde sınırlama yok demedim.
sağılıklı olan, işlevsel olan coğrafik koşullara uygun olan doğal olarak islamidir.
eğer tango işlevsel olsaydı olşmpiyat yüzücülerinin giydiği kıyafet olurdu.
çünkü o yüzücülerin tek amacı vardır, işlevsel olamak. Bunun için önlerinde dibi bir engelleri de yok. tek parça mayo diyerler. hatta sırt kısmı
askılı değildir.
işlevselliğe güveneceksin.
deniz modern toplumun ve feministlerin en büyük zafer diye kabullendikleri şey, sütyenin bulunması oldu. Keşke bu işlevsel giyisiyi müslüman toplumundan biri bulsaydı.
ama müslüman kadını gömmek vasıtasıyla koruma altına aldıklarından onlar giyisi altında sütyen diye bişeye hiç ihtiyaç duymadılar.
allah razı olsun bile demiyorsunuz şimdi.
sütyen sayesinde kadınlar da ata binebiliyorlar rahatlıkla.,
benim giyimimdeki tek ölçüt akıldır.
müslümanlık da akledenlerin dinidir.
işlevsel olmak deniz., bu cümleyi iyi düşün.
tanga da haşema da aynı. işlevsiz.
Ben de palj kıayfeti giymiyorum. kalabalık yerde denize girmem. o yakıştı bu yakışmadı diye sorun ederim.,
ne sanıyorsun ki sen, dinden uzak kaç kadın kendi halindeyken koşup tango giyiyor ? sağlıksız ve tehlikeli.
2. yazacağım nokta gögüs dekoltesi kadın ve erkek fizlyolojisinde farklıdır.
ama kulak böyle değildir değildir. kulak her iki cinste duyu organıdır. Göz DUYU ORGANIZIDR. dUYU ORGANLARINI sıkı sıkı KAPATMAK AKIL DIŞIDIR. İŞLEV DIŞIDIR. Biz de 1970 lerden sonra başlayan sıkı sıkı başörtüsü iğnelemek modası tamamen işlev dışıdır.
Ya sizde hata var,
ya dininiz hatalı. ben diyorum ki siz de hata var. ee sizin yorumunuz gögüsünü kayınpederine açabilirsin mi diyor ? erkek köle bul boylu poslu
gögüüsnü aç mı diyor ?
nur suresi kadınlara toplum içinde feminen vurgu yapmayın diyor. anlam bu.kulağın kendisi zinet olmaz ama yerine göre başörtün zinet olablir. yorumlarda apaçık geçen zinet kelimesinin çarpıtıldığını görüyorsun.
üstelik insan kulağını nasıl çıplaklık olarak gördüğünüzü anlamıyorum yıllardır.
erkekler kendilerine karşı kompleksizsiz.
doktor cüppeliye deniz tavsiye ediyor ama eşine bir türlü etmiyor.
şimdi kuran neden bizi koyun gibi gütmedi, neden bize bir talimatlar kitabı olmadı diye kiatabı beğenmeyenler için yazacağım.
erkeklere yazmış mı ?
kuran talimat kitabıysa ;
çıplak tene deri yelek giyip pazularını şişren
poz veren erkeğin kadınları tahrik etmesine karşı neden önlem almamış o zaman. ? Yusuf peygamber suresine neden ek konmmamış ? yazık değil mi o kadınlara ellerini kesercesine tahrik olmuşlar ?
yani kadın tahrik ederse kadın suçlu,
kadın tahrik olursa yine kadın suçlu ?
bu marifet olsa olsa erkek icmalarından çıkmıştır., kuran'dan çıkar mı ?
korunmak için önce erkekleri şımartmaktan vazgeçmeli, yoksa onlar sakınmayı asla öğrenemeyecekler.,
kızlarınıza saldırganlarala dolu bir dünya hazırlamayın.
söz şudur; gözünü sakın.
kadın da güçlü olcak. öyle yavru ceylan havalarında hiç bir kız korunamaz.
erkekler saldırganım , haklıyım diyerek fırsatını bulunca italyada denize koşsunlar mı istiyorsun ?
valla deniz, sen bilirsin.
istediğini giy ama kıyafetini dini ve vicdani baskı aracı yapamaya hakkın yok. Farz iddiası bu baskıdan vazgeçmeyeceğim anlamına gelir.
Yazan: knz Tarih: April 4, 2007 8:11 AM
Knz hanım
sizde akli yorumlarınızla baskı yapmaya çalışmasanız iyi olur..kimse kimseye baskı yapmıyor..en başta yazdım bunu..farz diye kabul edenlerle sizin gibi bunu mantıksız görenler aynı şekilde özgür olmalı..ama hep siz özgürsünüz..birinci sınıf olan sizsiniz..hep örtülü kadınlar sürekli aşağılanıyor.sosyal olmalarının önüne yapay engeller çıkarılıyor sonra da siz niye böyle feodalsiniz deniyor?
sizi kentli örtülü kadını köylü yapan kıyafet değil yasaklayıcı zihniyettir..
denizde giyilen mayolar,bikiniler oldukça işlevsel..bikiniden daha rahat kıyafet mi olur?
azami güneş alıyorsunuz..ferah ferah..
bu kıyafeti işlevsel olduğu için tavsiye ediyor musunuz erkeklerle karışık bir ortamda?ya da aynı havuzda kadın erkek beraber yıkanmalar..
bu da akla çok uygun gelebilir..kimin aklını baz alıyorsunuz?..akla uygun olan diye bir ölçü koyarsanız insan sayısı kadar hüküm ortaya çıkar..
öyle akıllar var ki aklınız durur!!
bence siz o yakıştı bu yakışmadı diye sorun edipte kalabalık ortamlardan kaçmayın..önemli olan yakışması değil..işlevsellik..amaç sizin denizden faydalanmanız..değil mi?
kalabalıkta denizin tadını çıkarmak akla daha uygun değil mi?
kendinize göre bir işlevsellik tanımınız var..duyu organlarını kapatmak akıl dışıdır..kulağı örtemezsin,iğne takamazsın vs..
bu akıl sizin aklınız..kadınlar başlarını örtünce sağır olduklarını mı sanıyorsunuz siz?
sütyen ne kadar pratikse iğne kullanmakda o kadar pratiktir..pratik şeylerden faydalanıyorlar diye kadınları şimdi de kınıyorsunuz..işinize gelmiyor galiba..
kadının göğsünü kayınpederine açması diye birşey yok..göğüs dekoltesi başka birşey göğüs açmak başka birşey..
çok kolay aslında..anlaşılmayacak birşey yok..kadınların o dönem nasıl gezdikleri açıkça anlatılıyor..bu dönemden pek farkı yok yani..
açık saçık dolaşıyorlar işte..kapat diyor Kuran..
dışarda dolaştığın gibi artık dolaşma..hem dekolteni hemde aşırı süsünü kapat..mahremlerine kapalı olman gerekmez..artık normalde dışarda gezdiğin gibi sadece mahremlerinin yanında gez deniyor..dışarda hiçbir kadın göğsünü açmıyor..merak etmeyin.. dış kıyafetin daha derli toplu olsun diyor..o sıcak iklimde bu örtünme sağlanmışsa bize hiç söz düşmez sanıyorum..klimalarıda yok dikkatinizi çekerim..
örtülü kadınlarda denizden faydalanıyorlar ama yabancı erkeklerin yanında sere serpe yatarak değil..çok uygun yerlerde haşema giymekde gerekmiyor..insanlar isterse herşeyi edep dairesi içinde yapabilir..meşru dairede keyfe kafidir..
erkeklerde edepli olmak zorunda..tahrik edici,aşırı davranışlardan her iki cinsinde kaçınması gerekir..insanlar uygular uygulamaz ayrı mesele..
ama genel prensipler vardır..bu herkesin aklına keyfine bırakılmamıştır knz hanım..
Yazan: deniz Tarih: April 4, 2007 11:27 AM
zinet kelimesin apaçaık çarpırtılmasına bir sözün olmadı deniz.
kula mı ? burun mu ? boğaz mı ?
yukarda peygamberin bir hadisini yazmışınız. Ben size dedim ki ? nasıl bir "işaret" bu ? Siz işaretle bir insanın yüzünü nasıl kulağından nasıl ayırt ettiniz ? bu nasıl bişey.
sonra insanın gözü ile kulağı arasındaki fark nedir diye sordum ? burka'ya kadar giden yolda sizi alıkoyon ne ?
siz neyi neden yaptığınızı neden anlatamıyorsunuz ?
kayınpederine göğülerini mi açarsın diye sordum bişey demedim.
yusuf peygamberi örnek gösterdim tık yok.
bizle uğraşmayın diyorsun.
hayır kardeşim, sorgulanmış iman değerlidir.
yoksa insanlar ata, köpeğe bile iman ederler.
sen kendini sorgulayacaksın ki başkalarına örnek ol.
hiç bir karşı argümana saygı göstermiyorsun.
dayakla ilgili alıntı gönderdim yukarda.
dayağı savunuyorum diyor musun ? geleneği savunmak seni başka neleri savunmaya zorlayacak.
yerleşik düşünceyi eleşitrme hakkımız yok mu ?
din bu. vicdan özgürlüğü.
konuşurum tabi.
kurumların görüşleri değişmedikçe, siz vicdani baskı yapan taraf olursunuz.
eğer alternatif iki yorum varsa daha çelişkisiz, tutarlı olanı seçeceğiz.
dayak mı savunacaksın ? yarım şahitlik mi ?
neden başötüsü hakkında konuşmak tabu olsun.
deniz, resmi din ve resmi din eğitimi, tek bir görüşte ısarar ederse o yönde vicdani baskı oluşturuyor demektir.,
nasıl erkeğin çıplak tenle erkeksi poz vermesini islami olarak tartışmıyorsak, kadınınki durumu da farklı değildir., ben diyorum ki sorduğun sorunun cevabı dinin farzı, hükmü dışında.
Ben dağlara gideyim kalabalık olsun sevemem, piknik alanı kalabalık olsun sevemem.
nasıl bir zalimliğe büründün sen deniz ?
yazdığın cümlelere bak.
yani erkeklere yasak değil diye işyerine çıplak tene yelek giyerek gelen erkeği normal kaşılamazsınız değil mi ? ben de bu sayfanın tartışmasını sadece kadınlar üzerinden yapmam.
yanyana duran kadınla erkek arasında dağlar kadar yaşam tercihleri aarrsında fark oluşuyorsa, orda bir yanlış var.
kadınları erkeklerden ayrı güdülenecek varlıklar olarak görmüyor demek Kuran.
Yazan: knz Tarih: April 4, 2007 10:36 PM
kendinize göre bir işlevsellik tanımınız var..duyu organlarını kapatmak akıl dışıdır..kulağı örtemezsin,iğne takamazsın vs..
bu akıl sizin aklınız..kadınlar başlarını örtünce sağır olduklarını mı sanıyorsunuz siz?
sevgili deniz, kadın tek gözünü örtsün. tek göüznü örtünce etrafı görür diyen icmaya benziyorsun.
afganistan burkası da senin gibi düşünmüş ve kafesli model yapmış, kadın kör olmasın diye.
ya kardeş bu kafesli kıyafet giyilir mi desem ?
sen onu kör mu sanıyorsun diyecek :)
etrafı görüyor diyecek.
gerçek şu ki, bir konuyu dikkatli dinlediğimiz zaman kulağımızı o yöne çevir hatta kepçeyi elimizle dışarı doğru uzatırız.
sen bunu yapamıyorsan sen bindiğin dalı kesmişsin.
bir yanlışın var.
yaşamı asla kısıtlamya hakkın yok.
allah kepçe gibi sana bir alıcı verdiyse önce onun hakkını ver.
duyu organları; ne göz , ne kulak kapatılmaz.
isteyen kapatır tabi., ama tartışılmaz bir karar değil bu, bunu dyorum.
sütyen ne kadar pratikse iğne kullanmakda o kadar pratiktir..pratik şeylerden faydalanıyorlar diye kadınları şimdi de kınıyorsunuz..işinize gelmiyor galiba..
neye karşı pratik ? burda herkesin içinde beni konuşturuyorsun. :)
dediğin doğru olsaydı bütün dünyada kadınlar başına iğneli ötü takardı., nasıl japon kadın ve amerikalı kadın dinden bağımsız sütyen kullanıyorsa ?
işlevsel olan kullanılır.
erkekler de başına iğneli örtü takardı o zaman, bilirsin keyiflerine çok düşkündürler.
kadının göğsünü kayınpederine açması diye birşey yok..göğüs dekoltesi başka birşey göğüs açmak başka birşey..
valla ayet yukarda. siz yazdınız.
çok kolay aslında..anlaşılmayacak birşey yok..kadınların o dönem nasıl gezdikleri açıkça anlatılıyor..bu dönemden pek farkı yok yani..
fark var, zaten herkes başörtüsü takıyor ya çöl ikliminde. Ama fedal toplum. Ağalık gibi takılar
la sosyal statüler oluşuyor.
fakat haklısın tarihin her döneminde insanlar,
( kadınlar değil sadece) cinselliği çağırıştıran
kıyafetler giymişlerdir.
bir de aşırıya gidenler oldu, rahibeler gibi.
halbuki biz yaşamı savunmalıyız.
Ben ifrattan tefride giden yolda aşırıya gitme diyorum. kulak açmak açıklık değildir.
açık saçık dolaşıyorlar işte..kapat diyor Kuran..
dışarda dolaştığın gibi artık dolaşma..hem dekolteni hemde aşırı süsünü kapat..mahremlerine kapalı olman gerekmez..artık normalde dışarda gezdiğin gibi sadece mahremlerinin yanında gez deniyor..dışarda hiçbir kadın göğsünü açmıyor..merak etmeyin.. dış kıyafetin daha derli toplu olsun diyor..o sıcak iklimde bu örtünme sağlanmışsa bize hiç söz düşmez sanıyorum..klimalarıda yok dikkatinizi çekerim.
sıcak iklim değil deniz. çöl iklimi orası. sadece
tek mevsim var. ve sıcak nemli değil.
biz dört mevsimin yaşandığı bir yerdeyiz.
kış mevsiminden bahar ve yazı yaşıyorsun.
nemli ve sıcak havayı da aynı sene içinde yaşıyorsun.
yaşam değişkendir.
dünya tepsi şeklinde düz değil.
valla ben kışın çok üşürüm, değil kulak, burnumu da kapatırım.
çünkü kendi özgürlüğümü kendim kısıtlamam.
sonra kaloriferli ortama girdiğimde çıkartırım.
yağmurda başlığım ıslandığında onu başımda taşımak zorunda kalmam.
üstelik seksi ve feminen de giyinmem.
o kadar ki, kenime başörtüsünü bile feminen bulduğum aidiyet edinmem.
erkekler de bu mevsime göre yaşama göre pek güzel adapte oldular. dedeleri gibi şalvar da giymiyorlar. onları köylü ve şehirli diye ayıt edecek tartışmalar yapılmıyor.
hani kıskanmamak elde değil.
örtülü kadınlarda denizden faydalanıyorlar ama yabancı erkeklerin yanında sere serpe yatarak değil..çok uygun yerlerde haşema giymekde gerekmiyor..insanlar isterse herşeyi edep dairesi içinde yapabilir..meşru dairede keyfe kafidir..
oh ne güzel başklarına edepsiz dedin yani.
sorun bu zaten bakış açısnda saldırganlık var, gizleyemiyorsunuz.
peki şuna cevap ver.
olimiyat yüzme havuzunda ki sporcular ( erkek sporcular değil tabi, siz onlara dokunmaya hiç kıyamazsınız:)
olimiyat yüzme havuzu bayan takımı edepsiz mi ?
bende su kaçmasın diye kulak da kapatıyorlar yani :)
ben bu sayfanın konusu değilim ama şehirlerde piknik alanı bile bulamıyorum. pikniğe bile gidemiyorum, .. kendi uyuzluğum :) bu sayfanın konusu değil.
netice de biz burda, şu noktada din tartışması yapmıyoruz.
bu tartışmamıza kızını namus cinayetinde öldüren feodal bir baba da katılablir
din bize, kadın ve erkeklere sadece sakının diyor.
kulak açmak çıplaklık değildir üstelik.
erkeklerde edepli olmak zorunda..tahrik edici,aşırı davranışlardan her iki cinsinde kaçınması gerekir..insanlar uygular uygulamaz ayrı mesele..
edepli olmak zorunda ama jilet reklamında üzeri çıplak poz verebilir.,
yok bi yasak, bi uyarı.
varsa yaz, işte o uyarı kadar kadınlara uyarı var.
erkek neyse kadın o.
ama genel prensipler vardır..bu herkesin aklına keyfine bırakılmamıştır knz hanım..
ben de bunu diyordum deniz hanım.
Yazan: knz Tarih: April 5, 2007 9:08 AM
Knz hanım
gelenekçi yorumların kabul edilebilir olanı vardır,olmayanı vardır.gelenekçiliği çok zararlı bir şeymiş gibi algılayıp toptan silmek doğru olmaz...herkesin tesettürü algılama şekli farklı..sizin için mantıklı gelmeyebilir..sizin bu algılamanıza kimse birşey demiyorki zaten..istediğiniz gibi inanıp yaşıyorsunuz ..problem sizin yaşantınızda değil..yasakla karşılaşan ve anlamak istenilmeyen örtülü hanımlar.
evet..bir kadının plajda bikiniyle veya mayoyla uzanmasını kendi anlayışımca edepli bulmuyorum,bulmak zorunda da değilim ama karışmıyorum kimseye..arada böyle bir fark var.
olimpiyat kurallarınıda insanlar koyuyor..bu kadar çıplak olmak zorunda değiller..
sorduğunuz sorulara cevap veriliyor ama sizin gibi düşünmediğimiz için ısrarcı oluyorsunuz..sizin gibi düşünmek zorunda değiliz..tesettür meselesinin ibadet olan bir yönü de vardır..ibadetlerimizi aklımıza uymuyor diye reddetmiyoruz..namaz,oruç gibi örtünme de bir ibadet olarak kabul ediliyor.
böyle inanan insanlara neden kulağını kapatıyorsun sorusu abes olur.neden ramazanda aç duruyorsunuz,bu çok saçma demekle sizin söylediğiniz arasında bir fark olmuyor..
inanç meselesi..anlıyor musunuz?
önemli olan aynı şeyleri düşünmemiz ve yaşamamız değil,farklı yaşam şekillerine saygı göstermek..
herkes aynı noktada buluşamaz..
erkekler jilet reklamında üzeri çıplak poz verebiliyorsa,kadınlarda araba reklamlarında seksi pozlar veriyorlar..özgür ülke burası..kimse karışmıyor.
jilet reklamında göğsünü açan dindar bir erkek olacağını sanmıyorum..
erkek ne kadar açabiliyorsa kadında o kadar mı açsın?ne demek istiyorsunuz?
knz hanım..kadınla erkek farklıdır..siz bu farkın farkında değilsiniz..feminist yayınlardan çok mu etkileniyorsunuz bilemiyorum..
dışarı atletsiz,tşörtsüz çıkan bir erkekle,üstüne hiçbirşey giymeden dışarı çıkan kadın aynı şekilde geri evine dönebilir mi?
erkeklerin bazı konularda kadınlardan daha serbest olduklarını kabul etmek lazım..kadınların kendi doğalarını kabul edememeleri noktasına gidiyor iş..kadının zarifliği,latifliği göğüslerini salıp dışarda dolaşmasına uygun değil..ama erkek doğası daha kaba:)..yapılarımız farklı..aynı varlıklar de-ği-liz..
pskolojimiz farklı,hormonlarımız farklı,vücut yapılarımız farklı..erkek neyse kadında o..yanlış bir cümle..
kadınlar kendi kadınlıklarını reddetmeye çalışarak mutlu olamazlar..kadının sahip olduğu yumuşaklık,duygusallık,annelik yönü neden erkeğe karşı bir eksiklik olarak algılanıyor..kadının latifliğinden kaynaklanan mahremiyetinin erkeğinkinden daha özel ele alınması neden yadırganıyor?
tesettüre girmenin farklı bir manevi boyutu olduğunu hisseden hanımlar kapanıyor..siz bu olayı çok abartıyorsunuz bence..
herşey akıl,mantık demek değildir..işin gönül yönü,manevi cephesi,alınan ruhani feyizler vardır.
herkes için olmayabilir ama yaşayanlar bundan vazgeçmek istemiyorlar..
ben şahsen istemiyorum...
Yazan: deniz Tarih: April 5, 2007 7:52 PM
deniz kardeşim sizi kutluyorum yazılarınıadan ötürü çok haklısınız knz hanımefendi takılmış bir yere aynı sözleri dönüp durup anlatmaya devam ediyor. hani diyorsunuz ya sn knz ozaman kayın pederlerinizin karşısında gögüslerinizi neden açamıyorsunuz diye örtünün iki hali vardır birincisi hem erkekleri hem kadınları kapsayan setri avrettir yani avret yerlerini her iki cinsdeki insanların da karı ve koca harici birbirleriile aynı cinsiyete sahip olmalarına rağmen de olsa gizlemeleridir ve bu islam ile gelen bir kural olmayıp bütün semavi dinlerin herbirinde mevcut ahlaki bir kuraldır kuan, islam, kadına sahip oldugu zaten var olan setri avret üzerine alınması gereken mecburi bir örtüden söz eder.hani erkeklerin öyle bir zorunlulugu yok iken bizim neden olsun diyorsunuzya hiç bir erkegin mahremi olan çoçuklarının yanında avret yerini açtıgını gördünüzmü bunu yapan bir insanla karşılaşsanız sizde dahil hekez sapıklık ve deliliktir diye yorum yapmazmı işte bundan ibaret saçma bir soru sizinkisi ve birde çıkmış bakın havlu attınız cevap veremiyorsunuz diye galibiyetinizi kutluyorsunuz bakın birde siz arzu ettiginiz gibi inarsınız saygı beklersiniz baş örtüsünü anlamsız bir cahiliye adeti olarak adleder tersini düşüneni ise koyun gibi anlamsızca güdülen cahil insanlar toplulugu olarak infaz edersiniz hani adalet hani medeniyet 14 asırdan beri dünya üzerinde hükmü bulunan islam dinin milyarlarca insanın inanıp uyguladıgı bir hükmün kilidini çözmüşcesine ahkam kesmeyelim lütfen bunu bir müslüman acizane bir insan olarak şiddetle tavsiye ederim
Yazan: m.o Tarih: April 6, 2007 5:57 PM
ayrıca şu kulaga takılmışsınız... şimdiki halınden daha estetik olacak ama... kulakları dışarıda bırakacak bir baş örtüsü yapabiliyorsanız amenna... o şartla kabulumdür diyorsanız tasarımcılara kulakları dışarıda bırakan bir örtü yapmaları için çagrıda bulunmak şu anlamsız dayanagı olmayan polemiklerinizden daha akıllıca olur. saygılarımla...
Yazan: m.o Tarih: April 6, 2007 9:56 PM
gelenekçi yorumların kabul edilebilir olanı vardır,olmayanı vardır.gelenekçiliği çok zararlı bir şeymiş gibi algılayıp toptan silmek doğru olmaz.
dayak mesela. kadınlara yüzyıllardır dayak için bahaneler üretmelerine neden oldular. innaılmaz bahaneler buldu kadınlar. Ama yukarda alıntıladığım gibi farklı düşünebileceğimizi ile öğrenmiş olduk. ben hep tek başıma savaş verdim.
insanlar bunları konuşmadan önce insanların burada yanlış anladığı bişey olduğunu seziyordum. Kendim bahanelerle bir din oluşturamadım.
biz geleneği tartışmıyoruz ki; insan doğasına aykırı birşey nasıl din olablir ?
bir kadınla bir erkeğin yaşam tercihleri arasında dağlar kadar fark olmaz diyorum.
nerde olmaz ? piknikte olmaz.
konser salonunda olmaz.
m.o neden yadırgıyorsun. kulak duymak için değil mi ?
herkesin tesettürü algılama şekli farklı..sizin için mantıklı gelmeyebilir..sizin bu algılamanıza kimse birşey demiyorki zaten..istediğiniz gibi inanıp yaşıyorsunuz.
de iki gözüm, sanki demiyorsun da,. 10 yaşında bir kıza söyleceğini neden bana demiyorsun ?
ki; bir şeyi karıştırıyorsun burası iran veya suudi arabistan olsa ben mi haklı olacağım ?
bulunduğumuz bölgeden bağımsız konuşalım.
Mağduriyetten beslenmeden konuşalım.
evet..bir kadının plajda bikiniyle veya mayoyla uzanmasını kendi anlayışımca edepli bulmuyorum,bulmak zorunda da değilim ama karışmıyorum kimseye..arada böyle bir fark var.
ben burda doğruyu bulmak adına tartışıyorum bunu karışmak olarak algılarsan, eleştiriye kapalı olursun.
tesettür meselesinin ibadet olan bir yönü de vardır..ibadetlerimizi aklımıza uymuyor diye reddetmiyoruz..namaz,oruç gibi örtünme de bir ibadet olarak kabul ediliyor.
sadece kadınlara özgü bir iabadet olmaz.
aklına uymayan bir ibadeti zaten yapamazsın.
bu yaptığındla sadece oruç ve namazı basitleşiriyorsun. ritüel haline getirdiniz.
gulu gulu dansı ile namaz arasında fark bırakmadınız.
devam edeceğim, dinle.
böyle inanan insanlara neden kulağını kapatıyorsun sorusu abes olur.neden ramazanda aç duruyorsunuz,bu çok saçma demekle sizin söylediğiniz arasında bir fark olmuyor.
ben diyorum ki, kulak kadın ve erkekte fizlolojik olarak aynıdır. işlevi de duymaktır.
şiklide çanak gibidir. yüzeyden kazanmak için kıvrımlıdır.
dinde saçmalık olmaz. bu kulağı sadece kadınlara özgü sıkı sıkı kapatmak saçmadır. bunu demeyim mi ?
kadın ve erkek namaz kılarlar, paylaşımdır.
oruç paylaşımdır.
namza rüzgarı hissetmek gibidir.
Allah var, inanıyor, ve randevu almadan huzura tek başına çıkıyor. Ona böyle bir kanal olduğu haber verilmiş. bir hak. üstelik kişi ister bu hakkını kullanır, ister kullanmaz. namaz ritüel değildir. Bir kanaldır.
oruçu da finlandiyada yazıldıığı gibi tutarsan hapı yutarsın. oruç dönencede farklı anlamdadır,
kutuplarda farklı anlamdadır.
oruç dahi sana dünyanın düz tepsi olmadığını söyler.
sen finlandiyeda günde 20 saat oruç tutmaya çalışan insana benziyorsun. yok öyle bir insan.
anlamını bilmeden yaptığın her dini eylem ritüeldir. ilkel kavimler de öyle inanırlar zaten.
inanç meselesi..anlıyor musunuz?
önemli olan aynı şeyleri düşünmemiz ve yaşamamız değil,farklı yaşam şekillerine saygı göstermek..
herkes aynı noktada buluşamaz..
ben her koyun kendi bacağından asılır diyenlerden değilim. Doğrular için mücadele vermeseydik yaşam değişmezdi. peygamberler de inatçıdır. senle aynı noktada buluşmam önemli değil. Biz gelecek için burdayız.
jilet reklamında göğsünü açan dindar bir erkek olacağını sanmıyorum.
peki o halde kuran mı eksik ? nerde onun için inmiş bir nur suresi ? yoksa erkekler kendini nasılsa bilir diye mi düşünülmüş ? bilirse
jilet reklamında gögüsü açık erkek neden seksi ve erkeksi bakışı ile kadınları tahrik etmeye çalışiyor ?
o erkek dindar değil deyip çıkmazsın, ormobil reklamına çıkan kadan da dindar değil o zaman ?
niye nur suresi bir tek kadınlara geliyor ?
senin yaptığın yorum tutarsız.
ama benim yaptığım yorum daha tutarlı.
görüyorsun işte.
erkek ne kadar açabiliyorsa kadında o kadar mı açsın?ne demek istiyorsunuz?
fizlojik fark kadar kadınla erkek arasında fark var. mesela Gögüs dekoltesi fizlojik farktır. kulak değil. saç da değil.
ama sorunun din karşılığını soruyorsan,
sorunun din karşılığı gözünü sakın, sakınmak üzerinedir. kadınlara senin düşündüğün gibi tessettür emri yok, erkeğe olmadığı gibi.
Bu demek değil ki, kadın veya erkek çıplak dolaşsın, reklamlara çıksın.
ortaya koyduğunuz fotoğraf yanlış. onu da yazacağım yazımın devamında.
yusuf peygamberi allah sana eskilerin masalı diye anlatmadı değil mi ?
çıkarım yapın.
senin sorunun cevabı, erkek saldırganlığınıs en böyle yüceltiğin sürece buna mahkum olursun.
senin cılız ve zayıf olursan, ürkek tavşan giibi davranıp erkeklerden prim toplamaya çalışırsan başına herşey gelir. o kumaş da seni koruyamaz.
herşey davranışlarındadır ve ses tonu.
erkeklere insan gibi davranmadıkça, onları heran herşey saldırgan varlıklar olarak gördükçe onlar da sana öyle davranacaklardır.
hayatımda hep insan erkeklerle karşılaştım ve onlar arasında yer aldım.
eğer caileri saldırgan sürüleri dolduruyorsa ben camiyede gitmem. yedi kat tessetürle bile gitmem.
bir hayvanı tesettür durdurmaz çünkü.
sanki erkekler sakat ve korunmaya muhtaç varlıklar.,eğer öyle görüyorsan hayvanların olduğu yerlerde dolaşma derim ben sana, abla tavsiyesi. evinin yedi kat dibine sığın.
erkeklerin bazı konularda kadınlardan daha serbest olduklarını kabul etmek lazım..kadınların kendi doğalarını kabul edememeleri noktasına gidiyor iş..kadının zarifliği,latifliği göğüslerini salıp dışarda dolaşmasına uygun değil..ama erkek doğası daha kaba:)..yapılarımız farklı..aynı varlıklar de-ği-liz.
kadın dağçılar var. astronotlar da var. amerikada senin gibi düşünenler 19. yy da çoktu ve kadınlar zarif diye tıp fakültesinde okuyamaz,
onlar kan göremez sanıyorlardı.
yaşam değişiyor denizciğim.
erkekleri de biz naifiz diye durmadan ajite etmeyelim., yaşam paylaştıkça güzeldir.
erkekler de insandır, bizler gibi.
pskolojimiz farklı,hormonlarımız farklı,vücut yapılarımız farklı..erkek neyse kadında o..yanlış bir cümle.
sen abartıyorsun sadece.
erkek gördüğü kadına saldırır diyorsun.
Halbuki kuran, bir erkeğe saldıran kadını sana örnek veriyor.
ben ne diyim artık ?
kulak kadında ve erkekde aynı fizyonmiye sahip :)
yani biz burada psikoloji falan olarak senin dediğin kadar derin tartışmıyoruz.
kadınlar kendi kadınlıklarını reddetmeye çalışarak mutlu olamazlar..kadının sahip olduğu yumuşaklık,duygusallık,annelik yönü neden erkeğe karşı bir eksiklik olarak algılanıyor..kadının latifliğinden kaynaklanan mahremiyetinin erkeğinkinden daha özel ele alınması neden yadırganıyor?
sırf bunun için , yani bi merhamet gösterisi için piknikte yanyana oturduklaında aralarında dağ kadar fark olması ve bunun dini bir sebebi olması gerekmiyor.
erkeğin doğasında vardır, koruyucuk, sahiplenme.
bunun sağlamak için onun yanında daha eziyetli durumlara bürünmek gerekmiyor. babalık içgüsü diye bişey var.,
tesettüre girmenin farklı bir manevi boyutu olduğunu hisseden hanımlar kapanıyor..siz bu olayı çok abartıyorsunuz bence.herşey akıl,mantık demek değildir..işin gönül yönü,manevi cephesi,alınan ruhani feyizler vardır.
Deniz bu dediğin zihnin kendisini aldatması. din afyon değildir. insanlar nelerden feyz aldıklarını bir düşün, aklın şaşar., maksat sarhoşluk olsun.
hayır deniz, biz varlığın acısından kaçmayız.
din bıçak gibi keskin aklı taşımak zorundır.
yoksa sarhoşluk uğruna tapmayacağı şey yoktur.
ritüellerle kendinden geçer. , peygamber diye çıkan sıradan birinin ayaklarına kapanır.
Ve de, herkesin doğrusu kendine değildir.
peygamberler de böyle yaşamadı.
benim eleştirim türkiyede pozitivist din tekelidir., herşeyin doğrusunu kendileri bildiklerini iddia ederler., ama her zaman tek başlarına konuşurlar.
sen ve m.o yüreklisiniz.
çünkü tartışmaya girebildiniz.
herkes için olmayabilir ama yaşayanlar bundan vazgeçmek istemiyorlar.ben şahsen istemiyorum.
kolay değil tabi.ihtiyacımız olan şey zaman, 100 ya da 300 yıl sonra, tabi ki önce dayakla ilgili eski yorumlar unutulacak :)
denizciğim kıyafetinin sana çok yakıştığına eminim. mutlu ol. hayat zaten çok zor.,
m.o kulak açık model yok mu ? benzair butto gibi taksınlar bari, iranda bile kulaklar çoktan açıldı, emine hanım da öncü olsa ne iyi olur. torunlar mutlaka yapacak ama :)
Yazan: knz Tarih: April 7, 2007 8:33 AM
Kadının dövülmesini gerektirecek davranışlar çok az görülecek davranışlar olduğu için, kadın dövme Islâm'da hoş karşılanmamış, hele bu sebepler yokken dövmeye cevazı verilmemiştir. Allah Resûlü Efendimiz: "Allah'ın kızcağızlarını dövmeyin" (Ibn Kesîr N/258) "Kadınlar hakkında Allah'tan korkun." (Ebû Dâvûd, menâsik 56; Ibn Mâce, menâsik 84; Kurtubî NI/172) "Kadınlar hakkında birbirinize hayır öğütlerde bulunun" (Kurtubî NI/173) "... Irzınızı başkalarına çiğnetirlerse onları incitmeden dövün (Mûslim, hac 147; Tirmizî, radâ' 11; Ebû Dâvûd, menâsik 56 -Ibn Kesîr N/258) "Dövdüğünüzde yüzlerine vurmayın" (153) buyurmuştur. Aslında Islâma bu noktada karşı çıkanların pek çoğu, daha durum, İslamın dövmeye izin verdiği aşamaya gelmeden karılarını döverler, pek çoğu da onlardan boşanırlar. Hattâ karılarının kolunu başını kıranlar da olur. Islâm bunların hiçbirisine izin vermez. Ne sebeple olursa olsun, karısının bir uzvunu kıran, ona diyet ödemek zorunda bırakılır Dövmeye izin verilme noktasına geldikten sonra da; kadının yüzüne vurulmaz; incitici ve iz bırakıci şekilde dövülmez. Dövmekten gaye onun caydırılıcığıdır.
bu cok önemli başka bir mevzudur ayetleri işinize geldigi gibi yorumluyorsunuz çok önemli bazı mevzulardan sonra olayların tekrarlanmaması için dayaktan gaye onun korkutmasıdır bir islam insanı islamdan söz ederken samimiyesiz olmamalıdır kıyamete dek var olacak son dini ve kitabı bukadar kolay karalamayalım lütfen...
Yazan: m.o Tarih: April 8, 2007 1:36 AM
evet knz [ herşey davranışlarındadır ve ses tonu.
erkeklere insan gibi davranmadıkça, onları heran herşeye saldırgan varlıklar olarak gördükçe onlar da sana öyle davranacaklardır.]
oldumu şimdi siz deyilmiydiniz sizin sorgulanmamış dininiz iffeti koruma adı altında yüz yıllardır sizi mezara gömmüş, diyen...
dünya üzerindeki binlerce tecavüze ve şiddete maruz kalan kadınlar sizin tespitinizce erkeklere insanca davranmadıkları onları heran saldırabilicek varlıklar olarak görmüş olmalarından ötürümü maruz kalmış oldular. torunların hakkı için burda iseniz yapmayın lütfen tecavüze ve şiddete maruz kalmış hanımları,hem diri diri mezara gömmeyin ne olur...
Yazan: m.o Tarih: April 8, 2007 2:02 AM
baskıcı ve pozitivist, tartışmasız din eğitimin sonuçlarını görmekteyiz bu sayfada.
Yıllardır olmayan birşeyi olur göstermek için resmen kulağımızı tersten göstermek zorunda kalmışız.
Yaptığınız yorumlar sizi kabul edilemez saçmalığa götürüyor.
allah size yusuf'u örnek veriyor. siz görmezeden
gelmek zorunda kalıyorsunuz., parfüm rekalmına çıkan erkeklerin pozlarını görmüyor, otomobil reklamındaki kadını hedef yapıyorsunuz.
daha neler saydım yukarda.
dayak konusunda sevgili m.o; erkek olduğun için
mazur sayılırsın. Ama kadın tabiatı konusunda çok kötü yanılıyorsun. Hiç bir kadın senin caydırıcı dediğin o önlemden sonra kocasını
sevmez. Beyni uyum sağlamya zorlanır, o kadar.
Dövmeye izin verilme noktasına geldikten sonra da; kadının yüzüne vurulmaz; incitici ve iz bırakıci şekilde dövülmez. Dövmekten gaye onun caydırılıcığıdır.
Dövmeye izin noktası erkeğin keyfine bırakılmış.
Bu demek ki erkek evde müfettiş.
"kadının yüzüne vurulmaz" diye buyuran kişiye neresine vurulur diye sormak lazım ? neresine vurulursa kadın için iyi olurmuş ??? Herhalde zalim allaha karşı, allahın o dediğine yumuşatıcı birşeyler ekleme gereğini duymuş olmalı ki, sadece komik olmuş.
Başkaları banka soyuyor diye, hırsızlığı mazur mu görürsünüz. nasılsa başkaları kadın dövüyor diye kadın dövmeyi yasal hale getirmeye çalışacaksınız. insaf yani.
HANİ bunu bir de; nagahana, denize savundurtmak zorunda bırakıyorsunuz ki , bir defa daha insaf diyeceğim.
m.o yazdıkça batacaksın. aynı şeyi açıklayan daha çelişkisiz bu yorum varsa biz onu seçmek zorundayız.
darb kelimesinin farklı anlamları üzerinde durun.
zeyd için dediğiniz dövme hakkını doğuran süreç başlamıştı. Ama nedense zeyd karısını caydırmak için sizin dediğnizi yapmadı.
bir kadın evlilikte gönlü başkasına kayarsa,
fiil oluşmadan daha bunu yapacak.
kadın başkasına yüreği hop ediyor.
ve erkek bunu farkettiğinde eşine karar vermesi yardımcı olacak. Onun açılmasına fırsat verecek,
konuşacak içini dökmesine fırsat verecek. KONUŞACAKLAR. Belki Konuşmak kadına iyi gelecek ve aslında eşini nekadr çok sevdiğini anlayacak.
ama bu da olmuyorsa, erkek kadına baskı yapmamak için yatağı ayıracaklar. çünkü aklı başkasında olan kadını bunu zorlamak demek kadına eziyettir.
onu yalnızlığa ve düşünmeye ihyiyacı var.
bu düşünme süresince kocasını özlerse, aslında aşkının kocası olduğunu anlarsa geri döncektir.
ama ya hala aklı o başkasındaysa yapacak bişey yoktur.
kocası yüreğine taş bağlasa da, o kadını serbest bırakmalıdır.
Anna karanina romanını bilen var mı arasınızda ?
Asla bir kadına ANNA Karaninanın kocası gibi davranmayacaksınız. Ona çocuklarını göstermemek, onu lanetlemek sizlerin yapacağınız bişey olma-ma-lı.
ilahi m.o, Anna karaninayı kocası dövseydi ANNA aşkından vazgeçer miydi ? Çok çocukça bunlar.
darp uzaklşmasına izin vermektir., veya uzaklaştırmaktır.
kapıyı açık bırakmaktır.
kadın üzerine kilitli kapı kapanmaz.
burada erkek ve kadın farklılık var. neden mi ?
kadın aynı anda birkaç ilişkiyi yürütemiyor.
biz tabatla didişmeyiz.
eğer kadın aynı anda iki kişi ile birlikte olsa,
babası belli olmayan çocuk olurdu. Milyonlarca yıllık evrim bizi böyle oluşturudu.
o zaman kadın karar vermek zorundadır.
seçim yapacaktır.
seçim yaparken zorlanacak ikilime düşecektir.
evdeki erkek maddi ve manevi baskı yapmayacak diyor. HATTA psikolojik danışman gibi davranacak.
kadın evliyken de seçim yapabilir ( zeydin karısı gibi, veya ayşe gibi söylencelere maruz kaldığında, onlar evden uzaklştılar)
zina başka bir şeydir.
zina ile karıştırmayın.
negahan demiş ki, ailem imam hatipe göndermeseydi islam dinini nerden bilirdim ?
orası ezbere ve kötü din eğitimi veriyor.
negahan sen kendin öğreneceksin., başka çaren yok.
-
Yazan: knz Tarih: April 9, 2007 8:33 AM
birinci ben bir kadınım efendim sizin bu saydıklarınızı yapabilecek nefse sahip kaç erkek olabilir acaba dünyada nitekim avrupa amerika ülkelerinde yaşayan bizlerden çok daha farklı kafa yapılarına sahip olan insanlar bile bunu başaramayıp ardı ardına cinayetler işlemekte hayat romanlardaki,amerikan filmlerindeki gibi işlemiyor sn knz pembe gözlüklerinizi çıkarıp birde öyle bakın dünyaya sizce islamın önerisimi daha makul yoksa diyer seçenekmi bizim sözümüz reklamlarda kaslarını gere gere gösteren erkek ve kadınlara hiç deyil islam mensubu oldugunu söyleyip ayetlere kulplar takarak dogrusu mantıgımca öyle deyil böyledir diyen samimiyetsizleredir efendim neden bir önceki yazınızda yazdıgınız [ herşey davranışlarındadır ve ses tonu.
erkeklere insan gibi davranmadıkça, onları heran herşeye saldırgan varlıklar olarak gördükçe onlar da sana öyle davranacaklardır.]tezinizin saldırıya maruz kalmış zavallı hanımları diri diri gömdügünüz yazının arkasında durarak izahını yapmıyorsunuz ben merakla beklemekteyim sayın knz
dövmeye izin noktası erkege bırakılmamıştır aklı selim ayağı yere basan saliha hanımlar için deyildir bu seçenek islam tam tersi bir durumla karsı karsıya kalan bir müslümana hanımını boşayıp yada kolunu kanadını kırmakdansa korkutarak caydırıp insan ve müslüman olarak kazanmaya çalış demiş efendim işte o beğenmediginiz alimlerin yazılarını iyice okuyup sindirebilseniz mantıgınıza ters gelmesi bir yana aaa cidden en akılcıl yöntem bu olabilirmiş ancak derdiniz ben m.o.bir kaç çarpıtılmış soru ile aklını karıştırabileceğiniz 15 lik kız çoçuklarından herhangi biri deyilim ama kaç yazar deyilmi...insan nasıl bakarsa öyle görürmüş...
Yazan: m.o Tarih: April 9, 2007 4:22 PM
hasta olursunuz doktara başvurup tektiklerine ehemmiyet verir teşhisini kabul eder reçetesini kullanırsınız bunun gibi birçok olaylar vardır vs ancak konu din olunca hiçbir merci muhattabınız deyildir çünkü imam hatiplerde ezbere dersler verilir alimler işlerine geldigi gibi fetfalar vermiştir vs işte birtek orada nedense mantıgınız devreye girmiştir nasılsa kitabın üzerinden 14 asır geçmiştir gidipte dönenleremi sordularki du benbir mantıgıma sorayım bakalım o neder sordum buldum dogru budur şimdi bunu herkese ilan edeyim kabul etmeyende hııım baskıcısınız herşeyin dogrusunu siz bilrsiniz zaten ne olucakki baskıcılar sizi] gibi bir davranış sergilemektesiniz güzel kardeşim [benim tercihimdir bu, böyle yaşamaktan çok mutlugum ]de başım üstüne ama 14 asırdır var olan hükümleri onlar öyle deyil ben mantıgıma soruyurum boşuna örtündünüz kurandaki karı koca ilişkisi çok saçma anna kararınanın romanındaki gibi davranırsanız kazanırsınız diyerek boş galibiyetler içerisine girme kuran 22 yıl gibi bir sürede indirilmiş olup her bir ayeti ile yaşanmış olaylara hükümleri ile ilaç olmuştur araştırmadan acaba bu ayet hangi olay üzerine inmiştir ne hükümdedir demeden açıp oldugu gibi okursan yanlışa düşersin kendinin yanı sıra başkalarınıda düşürürsün bir konu hakkında polemiye gimeden evvel iyice araştır sonra adım at benden sana abla tavsiyesi. zannedersem birdaha yazmıcam çünkü pek bir yere varamadık bu polemiklerle bunun özellikle altını cizmek istedim sonra havlu attınız cevap veremiyorsunuz gibi bir iddea ile karşılaşmak istemem tekrar saglıcakla yaradana emanet olmanız dileyi ile ALLAH cc nasılıyla hoşnut kalacaksa tüm türk milletini ve tüm müslümanları o yolla haşır neşir etsin insallah...
Yazan: m.o Tarih: April 10, 2007 2:48 AM
sevgili m.o, erkekler seni burada yalnız bıraktılar değil mi ? asıl zulüm bu; kadını kadının aleyhinde konuşumaya zorlarken de aldırmıyorlar.
blue bey, vahiy ile ilgili diğer bir sayfada, ben ona burayı işaret ettiğinde, sizin her yazdığımızı mı okuyacağım diye benle dalgasını geçiyordu ?
bana her cevaplarında, başörtüsü diye sakız yapanlar bu sayfalarda kadınlar ne yazıyor diye merak bile etmiyor.
Birçokları için maksat duygusal tuzaklar kurmak olsun ama kafa yormaya gerek yok; değil mi ?
mo ben sana cevap verecğm. Arayan bulur ve okur..
saydıklarınızı yapabilecek nefse sahip kaç erkek olabilir acaba dünyada nitekim avrupa amerika ülkelerinde yaşayan bizlerden çok daha farklı kafa yapılarına sahip olan insanlar bile bunu başaramayıp ardı ardına cinayetler işlemekte hayat romanlardaki,amerikan filmlerindeki gibi işlemiyor sn knz pembe gözlüklerinizi çıkarıp birde öyle bakın dünyaya
Kadınalar da cinayet işliyorlar. Hırsızlıkta var; Hatta amerikada banka soyanlar da var, market soyanlar da var., dolandırıcılar var.
ne o ? onlar var diye hırsızlığı makul mu gööreceksin ? ben hırsızlığa onay vermediğimde, sen etrafa pembe gözülükle bakma mı diyeceksin ?
Öte yandan bir asır önce okullarda falaka vardı, çocuk falakasız eğitilmez derlerdi,. şimdi falaka yok. sana kalsa yaşam hiç değişmeyecek.
hırsızlığın olmadığı birdünya için mücadel sürmeyecek. okullarda falaka hala olacak.
sıtmayı gösterip, vereme razı etmeye çalışma bizi.
hayır m..o, Biz dik duracağız. kadın ve erkekler olarak sizin bu boyun eğmişlinize karşı dik duracağız.
yanlışa bahane üretmeyeceğiz. yüzleşeceğiz.
ve islamiyeti bu kamburdan kurtarmak adına yapacaksın sen de bu yüzleşmeyi.
bizim sözümüz reklamlarda kaslarını gere gere gösteren erkek ve kadınlara hiç deyil islam mensubu oldugunu söyleyip ayetlere kulplar takarak dogrusu mantıgımca öyle deyil böyledir diyen samimiyetsizleredir efendim
Ama bu erkeğe engel olacak bir ayet yok. Hani nur suresi yok ki, o erkek cinselliğini sergilemesin. Allah erkekler için yazmayı unuttu mu ? Bu senin kullandığın kötü yorum. Sanki erkeklere sanki horoz gibi kabarın diyor.
SANKİ erkeklerin özgüvene ihtiyacı var, ama kadın lanetli sanki.
m.o hanım, etrafa bakmak yeter. Şart değil akşam rekalmalrı izlemek. çarşaflı kadınların yanında kareli gömlek mintan açık, favoriler son moda erkekleri de görüyoruz biz? saçlarına jöle bile sürüyorlar.
erkeklere insan gibi davranmadıkça, onları heran herşeye saldırgan varlıklar olarak gördükçe onlar da sana öyle davranacaklardır.]
tezinizin saldırıya maruz kalmış zavallı hanımları diri diri gömdügünüz yazının arkasında durarak izahını yapmıyorsunuz ben merakla beklemekteyim sayın knz
evet, erkek saldırganlığını teşvik eden sizler oluyorsunuz anlamında bişey demiştim.
sürekli mazur görüyorsunuz diye demiştim.
saldırıya maruz olan kadının üzerinden duygu sömürüsü yapma bence, başörtüsü seni koruycak en son şey. ses tonu önemli tabi. yüksek perden hayır demek, ve ortamı terk edebiliyorsa terk etmektir. Buna rağmen saldırıda zarar görmüş hanıma zavavllı denmez m.o, kahramanca mücadele ettikten sonra, o kahraman bir mağdur olur ancak.
yusuf peygamber gibi iftiraya da uğrayabilir ama
hayat mücadeledir.
dövmeye izin noktası erkege bırakılmamıştır aklı selim ayağı yere basan saliha hanımlar için deyildir bu seçenek islam tam tersi bir durumla karsı karsıya kalan bir müslümana hanımını boşayıp yada kolunu kanadını kırmakdansa korkutarak caydırıp insan ve müslüman olarak kazanmaya çalış demiş efendim işte o beğenmediginiz alimlerin yazılarını iyice okuyup sindirebilseniz mantıgınıza ters gelmesi bir yana aaa cidden en akılcıl yöntem bu olabilirmiş
zihnin bahaneler yaratıyor m.o.
erkeğin bu kararı veririken adil olacağının garantisi ne ? erkekler üstün insan mı ?
benim yazdığım yorum daha çelişkisiz ve tutarlı. senin kabul etmeye çelıştığının yorumda ise; bu izin kadını zavallı ve erkeği üstün konuma koyuyor. Bu da kuran'ın bütüne aykırı. senin yorumun geçersizdir.
alimler seni kurtarmayacak m.o.
çünkü alimler çoktan vefat etti, sen yaşıyorsun ve daha tutarlı bir açıklama varken, ve sen bunu okumuşken, hala eski tutarsız açıklamayı burada savunuyorsun !
ancak derdiniz ben m.o.bir kaç çarpıtılmış soru ile aklını karıştırabileceğiniz 15 lik kız çoçuklarından herhangi biri deyilim ama kaç yazar deyilmi...insan nasıl bakarsa öyle görürmüş...
akıl karışıklığından korkmayın. doğruyu başka türlü bulamazsın.
hasta olursunuz doktara başvurup tektiklerine ehemmiyet verir teşhisini kabul eder reçetesini kullanırsınız bunun gibi birçok olaylar vardır vs ancak konu din olunca hiçbir merci muhattabınız deyildir çünkü imam hatiplerde ezbere dersler verilir alimler işlerine geldigi gibi fetfalar vermiştir vs
tıp dergilerinde sürekli yeni yönetemler tartışılır. eski yöntem terk edilip, daha iyi bir açıklama varsa ona yönelirler.
daha iyi açıklamaya binyıllardır amborgo koyma ayıbını başka biryerde bulman mümkün değil.
tartışmalr çetin geçer, yeni fikirler zor kabul görürür vs ama aforoz müessesini bir sen temsil ediyorsun.
kitap 14 asır önce inmiş ama sen kitabı temsil etmiyorsun. kitabın belkşi en kötü yorumunu temsil ediyorsun ? ayrıcalığın ne ? erkeğin dayak atamasına bahane buluyorsun. Ben sana O AYETTEKİ "darb" kelimesinin farklı anlamlarını yazıyorum, ama sen gözünü kapıyorsun. Anlamak ve düşünmek istemiyorsun.
herşeyin dogrusunu siz bilrsiniz zaten ne olucakki baskıcılar sizi] gibi bir davranış sergilemektesiniz güzel kardeşim [benim tercihimdir bu, böyle yaşamaktan çok mutlugum ]
ağaca çaput bağlayarak şifa arayanlar da mutlu.
neden onlara karışırsınız.
yapma bu saçma dersiniz.
benim yaptığım da bu. insanlar innaç adına saçma sapan şeylerden mutlu olablirler, dünyanın her yerinde böyledir.
sen kendine güveniyorsan akılla mantıkla yaptığının doğru olduğunu savunursun.
ama bir erkeğin kadının davme hakkını savunmak çok zor. Önce dinin savunlacak kadar iyi bir din olduğuna inan, en kötü yorumlarla bu dini gitgide savunamaz hale geleceksiniz.
bu dine en çok zararı verenler sizler olacaksınız.
bir daha yazmayacağım demişsin.
evet, haklısın aynı şeyleri yazarız bundan sonra. arayan bulur, araştırır ve düşünür.
senin benim yapacağım daha fazla bişey yok.
Yazan: knz Tarih: April 16, 2007 8:36 AM
Bir hanımefendi guzel bir soz soylemis: "ben birkaç çarpıtılmış soru ile aklını karıştırabileceğiniz 15'lik çocuk değilim" diye...
İşte budur ! Başörtüsü konusunda ahkam kesenlere verilecek en güzel cevap... Tebrik ederim.
Benim ne içip, ne yiyip, hangi partiye oy verip, hangi okulda okuyup, ne düşünüp, ne yapıp, ne giyeceğime ben karar veririm. Kimsenin haddi değil bana akıl vermek !
Başörtülüler, üzerinde karar verilecek "bir güruh insan" değiller. Herkesin ayrı bir hayatı, ayrı düşünceleri, duyguları, kimlikleri var. Bunu, ahkam kesenlere sık sık bildirmek gerekiyor. Benim kişisel kararıma saygı göstermeyenlere de ben hiç saygı göstermem. Önce insan olunur, misyon insanlıktan öteye geçiyorsa zaten diyalog bitmiştir. Böyle insanlarla konuşmak vakit israfıdır. Çünkü konuşma amacı empati yapmak değil, dikte etmektir. En nefret ettiğim diyalog karşımdakinin beni dinlemediği ve sürekli konuştuğu diyalogtur. Körler sağırlar diyalogunun da kimseye bir faydası yoktur.
Yazan: blue Tarih: April 16, 2007 5:41 PM
yapmayın sayın blue, Ne cevap vermediğinizle övünmeye değemez.
BEN KİMLERİN AKLINI KARIŞTIRACAĞIMI BİLİRİM.
onlar aklının karışmasından korkmayanlardır.
size göre değilse sizler karıştırmyayın aklınızı.,herkese göre değildir.
sevgili m.o., hiç bir soru çaprılmış değildir,
sadece cevalarınız saçma, tutarsız ve çelişkili olablir.
valla fakat ben duymadım sizden bişey :)
eğer senin cevabın olsaydı onu da düşünürdüm.
ama şimdi bulduklarımla yetineceğim.
Yazan: knz Tarih: April 16, 2007 10:28 PM
tekrar selamlar sabredemedim ve yazmaya karar verdim. bakın yaptıgınızın [ BEN KİMLERİN AKLINI KARIŞTIRACAĞIMI BİLİRİM ]sözünüz ile akıl karıştırmaktan başka bir amacı olmadıgını kabul etmişsiniz. cennet annelerin ayakları altındadır diyerek kadınların önemini pahasını vurgulayan bir din nasıl olurda kadınların aleyhine bir duruş sergileyebilir. erkeklerin gözlerindeki bazı ışınların kadın teni ile buluştugunda deforme ederek eskittigi gibi bir bilim gerçegini nasıl inkar edebiliriz eyer öyleise bunun mantıgı nedir. bilimim insanın yapısındaki halkaları tamamlanmış kati degişmez kurallarını 14 asır öncesinde bildirmiş olan kuran bütün semai dinlerde var olan setri avret kuralı zaten var iken sizce neden teşhirin her türlüsünün kadın veya erkek için sakıncalı oldugunu ve kadın örtüsünün altını özellikle cizmesinin sebebini bana söyleyebilirmisiniz. ALLAH CC islamın dünya üzerindeki son din olacagını ve kıyametedek kuranın hiç bir ayetinin degiştirilemiyeceginin zarar vermek isteyenlerin layığını bulacağının garantisini bizzat kendisi vermiştir. peygamberimiz efendimize ashabı senin gözünde en deyerli ümmetin hangileridir diye bir soru yöneltmişler ve cevabın onunla beraber islama teslim olan,şehitler veren kendileri olacağını düşünmüşler. onun cevabı ise daha dogmamış dünyanın sonlarında var olacak ahir zaman ümmetimdir olmuş,sizler yanımda olup mucizelere benim ile tanık olanlarsınız onlar ise beni görmeden nesilden nesile aktarılan bilgiler ışıgında izimde yürümeye çalışanlardır buyurmuş sayın knz tıpkı kurtuluş şavaşında yaşanmış olan hala burnumuzun direyini sızlatarak aglamamıza neden olan kahramanlık hikayeleri gibi... o günden bu güne dine hurafeler bulaştırmaya çalışan art niyette insanlar olmuştur ve olacaktır gerçek bir müslüman yanlışları ayıklayabilecek kapasitede olandır örtü ile alakalı bütün kaynaklar o günden bu güne orjinalleri ile aynıdır ve böyle büyük bir hüküm ALLAH cc istedigi sürece var olacaktır doğruluğuna inanarak uygulayacak müslümanlar hep yaşayacaktır...
Yazan: m.o Tarih: April 17, 2007 2:14 PM
merhaba. birçok yorumu okudum ve bazılarında hayretler içinde kaldım.müslümanıp deyip başörtüsünü bez parçasına,laiksizliğe ve gereksiz görenlerin yasaklanmasını istemesine şaşırdım.beni en çok hayretler içinde bırakan buradaki birkaç kişinin belliki islam diniyle ilgileri yok hiçbir bilgiye sahip değiller ama bir sürü yorum yapıorlar.ne cüretle bunu yapıyorlar akıl almıyor.ben müslüman olarak ve kapalı bir bayan olarak asla başörtüyü simge olsun diye takmıyorum ve çevremde bu şekilde takan kimseye rastlamadım.başörtünün simge olarak kullanıldığı kanısına kim nasıl vardı anlayamadım.evet başörtüyü zorla takanlar var aile baskısıyla ama bunu tüm başörtü takanlara zorla takıyorlar diye maal edemezsiniz.zaten baskı yapıp başörtüyü taktıran insanlar o yorum yapanlar gibi islam diniyle hiçbir bilgiye sahip olmayanlar.yani islam la ilgili cahil kalmış insanlar.islam dini kadar kadına değer veren ne başka din var nede hukuk kuralları.şimdi hemen ortaya dinde kadını hafifçe vurun(yada dövün)diye bir ibare var bu nasıl değer dersiniz.o zaman bakın bakalım kadına hangi şartlarda hafifçe vurun yada dövün deniyor.ve eğer islam kadın erkek ayırımı yapsaydı eşini aldatan yani(zina yapan)yapan,eşine eziyet eden erkeğede falakayı uygun görmezdi.islamda kadın erkek ayırımı şu şekilde vardır.erkek evine bakmak zorunda ailesinin geçimini sağlamakla (karınlarını doyurmak,faturaları ödemek ,barınmak vs.)yükümlüdür.bundan dolayı erkek bir adım öndedir.aslında bunu herkes kabullenmiştir'hep deriz ya o erkek bana bakmak zorunda'madem eşitliği savunuyoruz niye bu cümleyi kullanırız sorarım size?o zaman kimse kimseye bakmakla yükümlü değil.niye kadınlar kendilerini korucak ona sahip çıkıcak bir erkek ararlar?çünkü yaratılıştan onlar bizden güçlüdür ,dayanıklıdır,sorunlarla daha kolay başedebilirler bu yüzden bir adım öndedirler birde olaya bu yönden bakın. bende eşitliği savunuyorum nasıl erkek kadın eşit olsun diye savunuyorsam,başı açık müslüman kadınla başı kapalı müslüman kadın eşit olsun istiyorum.zaten bu ayırımı yapan insan kitlesi çok az.onlarında inançları ortada her ne kadar müslümanız deselerse.buna ben karar vermiyorum tabiki ama insan dinini uygulamasa bile eğer o dine hiç saygısı yoksa işte onun inancından şüphe ederim.ve sevgil m.o sana katılıyorum yorumun çok güzel.bu ülkenin savaşları teknolojiyle,sınırsız cephaneyle,insan gücüyle kazanılmadı imanla kazanıldı,ALLAH sevgisiyle kazanıldı.başörtüye islamın bir parçasına bu denli tepki gösterenler bir daha düşünsünler.yaşadıkları bu toprakları kimler kurtardı.
Yazan: elçin Tarih: April 17, 2007 6:32 PM
din özgürlüğünü yapay olarak savunanlar önce başörtüsünü bir bez parçası dediler daha sonra geleneksel başörtüsü ile simgesel başörtüsü ayrımını ortaya attılar bu yetmedi kimi din adamlarına başörtüsünün aslında islamın buyrugu olmadığı konusunda demeçler vererek kendilerini kandırdılar.. oysaki başörtüsü ne bez parçası idi ne de aşırı dinciliğin ya da bir siyasal akımın simgesi idi, oysaki başörütsüne yapılan tam anlamı ile bir siyasal düşüncenin bir akımın düşmanca tavrından başkası değildi. ardından avrupadaki özgürlükçü uygulamalr örnek gösterilmeye başlanınca bundan da rahatsız olunmalı ki avrupada da başörtüsü yasaklamaları başladı bu kez örnek gösteren taraf da değişti. gerçekten de insan haklarından söz ediyor gerçeklten de demokrasiden özgürlükten yana isek bir dine bağşı insanların o dinin kendisine buyurduğu ya da önerdiği eylemleri kılmada güçlük çıkarmanın hukukla eşitlikle laikle hiç bir uyuşacak yanının olmadığını kabul etmek gerekir.
nur suresı 31. ayetın (Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.) geregı olarak musluman kadınların dınlerın geregı olarak ortunmelerını engellemenın hem de yonetıcısı ıle halkı ıle gecmısı ıle musluman olan bır ulkede kasıtlı yapılıyor dın dusmanları var gıbı radıkal yorumlara neden olmaktan baska bır tepkı dogurmayacagı da acık
Yazan: ancazin Tarih: April 17, 2007 7:24 PM
Akıl karışıklığı kötü bir şey değil m.o. doğruyu bulmak için akletmek gerekir. sen 14 asırlık kuran'ın zerresini temsil etmiyorsun burada. Bu güvenin hiç bir dayanağı yok. Bilseydin burada yuvarlak sözler yerine dediklerime bir karşılığın olurdu.
nur suresini yazdım ben ancazin. yukarda farketmedin mi ? orda ayaklarını yere vurmak zinet kelimesine karşı geldiği apaçık bir anlamı varken, siz kulak , buurn bağaz gibi çarpıtmalar yapıyorsunuz.
en acıklısı da, "darb" kelimesinin başka anlamları olabilceği konuusnda bir saniye bile düşünmediniz.,aa acaba bu daha doğru mu olurdu diye bi saniye düşünmediniz.
zeyd örneğini verdim bi saniye düşünmedin.
yusuf peygamber dedim bi saniye düşünmedin.
sen ancazin sen o nur suresini düşündün mu ?
blue bey 'de, m.o sana kadının yüzüne değil de, neresine vurulacağı hakkında soru sormaya ceseret edemedi.
inananlar hani birşeyden korkmazdı ?
düşünceden mi korkacaksınız.
sürekli dininize sızmaya çalışana birilerinden şüphe ediyorsunuz ? Dikkat edin,bunun ötesi psikolojik tanımlara girer. sizin kendinize güveniniz nerde ? korktğunuz ergeç başınıza gelir ve dini misyonerlere kendi elinizle teslim edersiniz.
herkesin niyetinden böyle şüphe etmeye ne hakkınız var ? ben öğrenmek istiyorum. sizler gibi ezberleyemiyorum. olaylar ararsında ilişki kuruyorum ve anlam çıkartıyorum. Siz iyi bilmiyorsanız, aranızdan iyi bileniniz gelsin ve "darb" kelimesinin neden benim yukarda alıntıladığım anlamda olmayacağını yazsın. Zeydin eşini neden bıraktığını( gitmesine izin verdiğini) açıklasın.
kafama kafama neden vuruyorsunuz ?
Yazan: knz Tarih: April 18, 2007 7:44 AM
ya knz ne sacmalamıssın boyle sen yanı buna felsefe denır apacık yazan seylerden bır suru kendı nefsınce seyler uydurma
Yazan: ancazin Tarih: April 18, 2007 9:51 PM
valla anazin; Nur suresi kopya-yapıştırıyorsunuz.
Halbuki orda apaçık yazan kelime " zinet"
hemen sonra zinetin tarifi var; ayaklarını yere vurunca ses getiren nesne., sizin kulaklarınız yere vurunca ses mi getiriyor ?
Elinizde ne bir bir ayet, ne bir hadis ? Aranızdan biri çıkacak ayet kopya edecek yine., üsetli bir yığın kabul edilmez saçmalıkla uğaşmak zorunda kalıyorsunuz ? Parfüm rekalmında üsti çıplak yelek giymiş adamı Kuran unuttu diyorsunuz. Zaten müslümansa yapmaz o diyorsunuz?
ee o zaman ben de zaten araba fuarında mankenlik etmem.,
bir yığın anlaşılmaz lafı sizler ediyorsunuz.
Deniz'e yazdım ben artık herşeyi.
vala siz bilirisiniz.
o dediğiniz alimler bu tartışmaları duymamaıştı, duysalardı ne derlerdi bilmiyorsunuz.
"darb" kelimsinin bu anlamı aklıma hiç gelmemişti diyecekti belki, ne biliyorsunuz ???
siz yaşıyorsunuz. Gelecekten sorumlu olan sizlersiniz. Farz uydurmaya devam derken 3 kere yutkunun bence.
Yazan: knz Tarih: April 19, 2007 8:44 AM
sende farzları inkar ederken 5 defa yutkun bence sana bir teklifim var yazılan yazıların altını çizerek sorulara tatmin edici tutarlı karşılıklar verdigini savunuyorsunya hani hadi aramızdaki polemiklerin hepsini bloguna taşıyarak yoruma aç yabancı insanlardan objektik yorumlar yapmalarını isteyerek kimin tutarlı oldugu sor bakalım çogunluk ne diyecek
Yazan: m.o Tarih: April 19, 2007 2:28 PM
walla bu aksam bır tek suraya yazacak bır sey bulamadım yıne knz hanım yerecek ancak copy paste yapacagım....:)
belirtilir: "Ey Ademoğulları! Şeytan ana ve babanızı kötü yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak nasıl cennetten çıkardıysa, sizi de aldatmasın.'' (el-A'râf, 7/27) "Ey Ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek bir giysi, bir de giyip süsleneceğiniz bir giysi indirdik. Takva örtüsü ise daha hayırlıdır." (el-A'râf, 7/26) Hayvan yünlerinden giysi için yararlanmanın gereğine şöyle işaret edilir: "Davarları da o yaratmıştır ki, bunlarda sizin için ısıtıcı ve koruyucu maddeler ve nice nice yararlar vardır." (en-Nahl, 16/5)
: "Mü'min erkeklere söyle. Gözlerini zinadan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri için daha temizdir." (en-Nûr, 24/30.)
: "Mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zinet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar. Zinet yerlerini kendi kocalarından, kocakarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mü'minler! Hepiniz Allah'a tevbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olursunuz." (( en-Nûr, 24/31.)
Yazan: ancazin Tarih: April 20, 2007 11:38 PM
bu ayetler yeterli değil mi baylar bayanlar..Artık tartışmaya gerek yok.. İslam!da Başörtüsü farzdır,bunu kimse ört bas etmeye çalışmasın. Şu saatten sonra tartışan kişi benimle değil Allahu tealayla tartışmış olur. Şüphesiz Allah katında din İslam'dan ibarettir..
Yazan: merve Tarih: April 23, 2007 6:30 PM
Tartışmaya gerek yok demiş merve ve benim adıma
AllahU taala tartışacak demiş.
Neden ? Allahu taalya bu görevi ne zaman verdiniz ve o da nasıl ve nezaman hay hay merve hanım dedi ?
şu halinize bakın; dökülüyorsunuz hepiniz.
yapmayın bunu ya., kardeşsiniz.
deniz aniden bir topluluk adına konuşmaya başlar ve salyongoz satıtmayız hanım der ?
Siz ne zaman toplum içinde birey olmak yerine kendiniz olacaksınız bir tartışmada ?
tekil olacaksınız ?
allah ve merve.
topluluk ve deniz.
ben tekim.
knz yim.
Allah benim kapıkulum değil, merve hanım.
sizin kapıkulunuzu da tanmıyorum,
ben sadece yazılı bir metni yorumlamaya çalışıyorum. ben yazılanları anlamaya ve doğru anlamaya çalışıyorum. çabalıyorum. Arıyorum ve araştırıyorum be buluyorum. Buna DEĞER BULDUĞUM İÇİN YAPIYORUM DİYEBİLİRİM SADECE.
Fakat burası gösteriş yeri değildir.
kamuda inancınızla gösteriş yapıp, değer kazanma sevdasından vazgeçin.
ancazin kopya yapıştıra yeniden cevap yazacağım.
birinci paragrafın hiç alakasız. isan lar üzerilerine bişey giyiyor zaten. Normal erkekler de giyiyor biliyorsun. ikinci paragrafa gelelim.
30 kez yazdım ve aynı kopya yapıştır ile karşılaşıyorum.
tarihte erkek icmaları çok zorlandılar bu paragafta.
orada geçen kelimeyi zinet yerler olarak algılarsan, kadının burnu zinet yeri değil mi ?
parmaklarına yüzük takmaz mı ?
sonra dediler ki ? kadın toyekün zinettir.
valla öyle dediler.
kadının kendisi zinetmiş. İNSAN DNA sına değer vermeyen kadınlar zinet olamyı bişey sandılar.
kendini değersiz zaannediyor ya, özgüveni yok.
zineti ne yapalım ? zinet sandıkta saklanır.
sandıkta ne olur ? ölür.
ee öldü zaten.
manevi öldü., cismani olarak mutsuzluktan ölenler de olmuştur hani ? İnsan DNA sı bu, sığar mı sandığa ???
senin istanbul'da bile, 1900 yılında kızlar peçe takmaya muhtardan yazı ile davet ediliyordu.
sandıkta zinet diye kadını saklamaya başaldılar ya,
bu icmalarda "kendiliğinden görünen" yer tartışması oldu.
bunları tartışanlar hep erkek ya,
tek göz görmek için yeterli.
neyse bizim aneanelerimiz çok çekmiş.
ama onlar hep rüzgara doğru, delmişler yasakları hep. iğneyle kuyu kazarak yüzlerini açarlarmış.
sonra başörtüsünü gevşetmeler başlamış.
benden size söylemesi; kulak kapatmak çok saçma, tıpkı göz kapatmak gibi.
onun için mahallede kadınlar başörtüsünü tavşan gibi gevşek bağlardı., boyunları rüzgar alsın diye. köylerde yemeniler ise tamamen tepeden bağlanırdı., gelenekti yani.
şule yüksel mahalleye geldi, işgüzarlık yaptı tabi. Siz onun modasını takip ediyorsunuz da,
30 yıl geçti üzerinden. hala iğnler falan.
ne alakası var, Allahu taala gelsin de konuyu kapatsın., Kitapta akıl verdim diyor ya. Kullar tartışacaklar. la havle ya.
bak ancazin, zinetin bile tanımı var orda.
vurduğunda ses getiren nesne. zil gibi.
hani kız zilli derler ya, şakur şukur.
nesne ses getiriyor.,
Parmağına taktığın ses getirmeyen nesne bile değl. feminen olanı yani,
ŞİMDİ AYNI METNİ AÇIKLAYAN İKİ ALTERNETİF GÖRÜŞÜZ YA.
siz burda bin kişi de olsanız, milyonda olsanız.
bir fikir kalabalıkla desteklenince doğru olmuyor.
şu terzi hikayesi vardır ya,
bir çocuk kral çıplak der., kral çıplaksa bin kişi dese değil, olmuyor.
şimdi hangimizin açıklaması daha az çelişkili ve tutarlı ? gerçek odur diyeceğiz.
Yazan: knz Tarih: April 24, 2007 6:18 AM
sayın hanımefendi ayetin devamında demiyor mu zinetlerini kimlerden sakınmamasında bir sorun olmadığını ve bunun içinde kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocukların da dahil olduğunu bu anlamda kadınların cinsellik çağrıştıracak ya da insanları bu anlamda çekebilecek herhangi bir izlenime dahi mahal vermeyecek şekilde ötünmek gerektiğinden söz etmiyor mu, bir çok hadiste de bu açıkça anlatmıyor mu bunca ,islam bilgini bugüne dek yanlış tefsir etmişler idi 1400 yıldır kandırılmaktayız yani, ayetten yorumu çıkarmak istiyor isen kadınların örtünmesinin kadınların cinsel yönden sömürülmelerini engellemek onları daha çok toplum içerisinde güvenceye alacak şşekilde giyimi tercih etmelerinin istendiği bunun dışında bol ve ayette hadislerde belirtilen örtünme adabına uygun olmakla birlikte şık giyinilebileceğini yorabilirsin ama seninki yorum değil başka bir şey, zinet illa ses getiren bir şey ise zaten ayaklarınızı yere vurarak dikkat çekecek şekilde de yürümeyin diyor, zinet yerlerinden kasıt türkçesi bezek süs olan takıların takıldığı yerler anlamında değildir. örtünme geleneklere göre mevsimlere göre bölgesel koşullara göre olabilir hatta makama göre de bir takım törensel şekillerde de olabilir ama bunlar islamın koyduğu ana ölçütle biçimlenir modelini modasını sen koyarsın,
Nur süresindeki "Kadınlar baş örtülerini yakalarının üstüne taksınlar ayetini de delil olarak yazsam sen bundan da Tansu Çillerin yaptığı gibi yani yorumuda çıkarırsın mazallah neyse selametle
Yazan: ancazin Tarih: April 24, 2007 10:15 PM
sizin tek engelinizin cumhurbaşkanı olduğunuz sanıyordunuz.
sizin tek engeliniz sizsiniz.
hayrunisa hanımın ( adaylığını tebrik ederim),
davasını avruğa mahekmesinden alırken ona ne
cumhurbaşkanı, ne de genel kurmay başkanı engel olmuştu.
tek engel hazırlıksız oluşudur.
hazırlıksılar
hazırlıksınız.
hazırlıksızsın deniz hanım.
onun için hazırlıksız topluluk oldunuz.
onun için asla bir mahkeme kazanma şansınız olmayack.
tek imkanınız üniversite kapısından girmek olur.
ki bu zaten olacaktı, cumhurbaşkanı kim olsa farketmezdi.
ancak kamuda hizmet vermeniniz imkansız.
yani kanlı olursa ancak imkanlı.
kansız imkansız.
ee cumhurbaşkanı böyle biri olunca artık kanlı gelmek imkansız.
haklısınız demokrasinin zaferi.
çünkü o davasını gidip herhangi bir mahkemede kazanamayacak.( nedenini abdullah gül sayfasında bir daha yazdım)
onun için sadece kırmızı halı serilecek.
çünkü dediğimi unutma, hayrunisa hanım o davadan kenkendine vazgeçti. şimdi o davayı gidip Kazanamaz
ben bu sayfanın yukarsında bir soru sordum.
blue o soruyu anladı.
anladın sen onu :)
yukardan kimse cavap veremeyecek.
vermezsiniz. susacaksınız.
sinirleriniz bozulacak( yapacak birşeyim yok)
müslüamn mahalesinde salyonog sattırmamak için malatyada cianeyetler işlenmesin bana yeter.
ama jakoben müslümanlığınız bundan sonra daha çok sırıtacak.
tıpkı davayı avrupa mahekemninden geri çeker gibi hazırlısınız çünkü.
abdullah gül sayfasına da yazdım.
iy de yazdım.
anladınız siz onu :)
aman seçsinler, ne olur seçsinler.
sevgilerimle
Yazan: knz Tarih: April 25, 2007 7:47 AM
ancazin mükememl bir noktaya değinmişsin.
Beni düşünmeye zorladığınızda ben size sadece teşekkür ederim. Hoşuma gitti yani.
sayın hanımefendi ayetin devamında demiyor mu zinetlerini kimlerden sakınmamasında bir sorun olmadığını ve bunun içinde kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocukların da dahil olduğunu bu anlamda kadınların cinsellik çağrıştıracak ya da insanları bu anlamda çekebilecek herhangi bir izlenime dahi mahal vermeyecek şekilde ötünmek gerektiğinden söz etmiyor mu,
evet çocukların cinselliğinin olmaması çok haklı olarak, zinet ile ciinsellik arasında bir ilişkiyi kurmana sebep oluyor. Fakat şunu hiç unutma;
1-kullanılan kelime zinet.
2-ayetin işaret ettiği yer, GÖGÜSLERİNİN ÜZERİ.
3-zinetin tarifi; ses getiren nesne.
deliller:
ayet başörtüsü tak demiyor. BAŞÖRTÜLERİNİZİ diyor. O başörtüsü folklorik olarak zaten çöl ikliminde yanbdan sarkan bir biçimde var.
şimdi kuracağımız ilişki "zinet" ile cinsellik olmak zorunda. zinet yeri ile cinsellik arasında değil.
sabret açıklayacağım.
eğer senin gibi "kaş ile göz" ile cinselliği birleştirirsek sonu kabul edilmez saçmalığıa gidiyor.
ben daha önce giyimin sosyal prensibinden bahsetmiştim., ayet buna işaret ediyor olmalı ki, kabul edilmez saçmalığa gitmesin.
bir kere şunu kabul edin.
kadın veya erkeğin örtülü olması zaten başka ayette yazıyor. avret yerleri diye yazıyor. Fakat bu böyle diye erkekler de don paça dolaşmıyor toplumda.,
Normalde insanlar sakınırlar. Müslüman toplumlar daha bilinçli sakınmaları gerekir. çünkü o da yazılmış kuran'da. benim size karşı çıktığım sakınmanız değil, bu sakınma kapsamına kulak gibi bir duyu organını katmanız., gözlerini katanlar da olmuş biliyorsun. Duyu organlarını kuranda yazmadığı bir şeklide bu kapsma katmanız kadınlara baskı oluşturuyor diyorum.
o zaman; SENİN İTİRAZINA geri gelirsem, çocuklarla kasedilen cinsellik ile nasıl ilişki kurmalıyız ?
zinetin kendisi ile cinselliği neden bir arada düşünmüyorsun ?
giyinmenin sosyal prensibi şudur;
aslında bu japanya bankasında çalışan tüm japaonların da zaten uyguladığı bir yönetemdir.
erkekler ses getiren takı takmazlar.
şangur şundur takı takmaz.
bunu tarih boyunca kadınlar taktılar.
ve her kültürde kadınlar taktılar.
ses getiren takılar saraylara geçtikçe takılmaya başlandı.
ses getiren takı feminedir.
kuran bir zamanlar komünist çinde mao'nun yaptığı gibi radial yaklaşmıyor, çok hoş ve zarif bir şeklide giyimde feminen vurguları
yasaklamıyor ama sosyal hayatta devre dışına çıkarıyor.
feminen vurgular eziyete dönüşmesin diye onu da tarif etmek zorunda kalıyor. bu "feminen takı " yürüdükçe ses getirmeyecek.
tabi burada takı nasıl ses getirir? yürüdükçe kırıtırsan ses getirir. kırıtmak feminen bir vurgudur.
bu erkekler için cinsellik çağırışımı yapar.
kürsüde konuşan bir matemetik hocasının kulağı
ile ilgisi olamyacak bir şeklide bu böyledir.
evet ölçü var ama ayet tamamen bu ölçüyü zinetin kendisine koyuyor.
ben kayınpeder yanında gögüslerimin kendisini açmam. Ama HİNT PRENSESİ GİBİ tangur tungur takılarını takarsın., çünkü onların yanında doğal olarak sadece süslenme duygumuzun tatmini için varızdır. Onlar bizi öyle görürler. zaten o takıları hediye ederler.
kadının hint prnsesi gibi olma duygusunu kötülemiyor kuran. sadece dışarda, istersen
dünya başkanı ol, bütün gün döpiyes giy, ama evinde süslen püslen otur diyor, kadınlığını doya doya yaşa. istersen kırıt. Yani bizlerin iş hayatına girmemiz erkeleşmemeiz anlamına gelmiyor. Sonra çalışan kadınların hormonları bozuluyor.,
yok vallla, çok güzel bir ayet bu.
nasıl kadının gözünü , kulağını kapatana kadar zalimleşti insanlar ??
bari farklı düşüncelere yasak getirmesinler. artık bundan sonra yapmasınlar.
Yazan: knz Tarih: April 26, 2007 7:18 AM
şimdi daha esemeli konuşmuşsun daha önce böyle açıklamaların olmadı ki, sinirli halde yazdığın belli idi, şimdi biraz daha anlayışla karşılanabilir hatta anlaşılabilir olmuş dikkat edersen birbirimizden çok farklı şeyler söylemiyoruz, aslında İslamın ilk geldiği dönemlerde Tanrıelçisinin müslüman kadınlarına ayetleri nasıl açıkladığını ve ne şekilde uygulanacağına ilişkin buyurduğu hadislerini ve o dönemde nasıl uygulandığını, geleneksel açıdan ne gibi değişimlere neden olduğunu ve geleneklerin etkisine ne denli izin verildiğini, günümüze dek gelen islam toplumlarında kadının örtünmesi ve toplumsal yaşamdaki yerinin nasıl belirlenmesine ilişkin islam bilginlerinin görüşlerinin ne olduğunu ve nasıl yorumlanıp uygulandığını irdelememiz sanırım tartışmanın çözümünü kolaylaştıracak ve daha sağlam bir tutamak elde etmiş olacağız.
Yazan: ancazin Tarih: April 26, 2007 11:14 AM
Neden tesettürü siyasi seçim siiyasi görüş yerine konuyor bana bu saçma geliyor bir çok tessetürlüler tanıyorum çok iyi atatürk ilkelerin inanan insanlar ama dışlanıyorlar istediği işe giremiyorlar sır tessettürlü diye işyerlereinde müşteriler tarafından aşağılanıyorlar bunlar neden göz ardı ediliyor çok saçma geliyor tesettürleri dışlamları bir çok bayanlar tessettürlü diye alınmıyor işe bunların yaptıları ters bir şey değilmi bunu yapanların ataları testtürlü değilmiydi lütfeen tesettürleri düşman değil bir avrupayı örnek aldığınız insanlardan size daha çok yardımı dokunur
Yazan: çiğdem Tarih: April 26, 2007 10:05 PM
ancazin meramımı anlatmaya çalışıyorum iki gözüm ya.
bak dedin ki, bana ergenliğe ermemiş küçük çocukları sordun, ben sana seninkinden daha tutarlı bir yorum getirdim. Benim yaptığım açıklamalarda bir açık yok., varsa de.
senin algılayış şeklin insanları kabul edilemez saçmalığa götürüyor. Göz, kulak , burun birbirine karışıyor., insan gözünün kulağından farkı ne ?
erkeler tiŞört giyiyor, kadın boğalzı kazak üzerine bir de çengelli iğne takıyor.
ortada insanın insanA yaptığı bir zülüm var.,
valla benden söylemesi.,
ama tercihtir ben karışmam.
farz dediğiniz anda, siz tercih hakkı bırakmıyorsunuz.
Yazan: knz Tarih: April 26, 2007 11:05 PM
dinini tercih edebilirsin çok istersen onun içinden bir mezhep de, ama dinin içindeki kesin buyruklar arasında tercih gibi bir hakkın olduğunu sanmıyorum sen en iyisi en baştan başla ya da evinde otur boyle seylere kafanı yorma:)
Yazan: ancazin Tarih: April 27, 2007 10:56 PM
jokeben dindarlar sevgili ancazin, işte böyle senin gibi yazarlar.
evine git knz.
Hanım , hanım müslüman mahallesinde ????
jokeben dindarların yanında birde sahte liberaller vardır.
"evine git knz" dedniğinde onlar dut yemiş bülbüle dönerler.,
iriticaya insanları ikna eden sizlersiniz.
sizi okuyan meydana koşar ya.
size sizden ala muhalif yok bu ülkede.
ben yazacağım. Lütfen ama lüfen sansürlemeyin.
Ben itiş kakış sevmem.
inatla sabrederek beklerim.
Yazan: knz Tarih: April 28, 2007 8:53 AM
ben anlamam jakobeninden liberalinden her şeye bir kimlik uydurmak da bana çok saçma geliyor, bir vakıa tespit ediyorsan anlayacağım ama ortada bir vakıa oyk ki banane refahın esaletin akepenin izhnietinden dininden imanından, ya da yeşil sermaye diye ed adlandırılanların insanları sömürüp sömürmediğiden, sürekli ağlayanından zırlayanından, islam dini toplumsal yaşam ölçütlerini koymuştur, iyilikte yarışmak kötülükten alıkoymak komşuluk hakları ana baba hakları kul hakkı adalet davranış ölçüleri saygı sevgi paylaşım gibi bir sürü toplum içerisindeki yaşam biçimlerini sevap ve günah öğüt ve buyruk olarak ölçütlendirmiş kimlikleştirmiş iyi ve kötü olarak da kesin olarak ayırmış ise bunun dışında kalan ve Tanrı ile kul arası diye çokça duyduğumuz o hal de gizlidir , özeldir, ancak bu da hasıl olması gerektiği şekli ile Tanrıca ayetleri ile anlatılmıştır, -gizli gizli yakarın ayetinde olduğu gibi , çok sesli de değil sadece kısık bir sesle anmak diye izkrettiği şekli ile de ayetler insanların ibadetlerini nasıl yapması konusunda açıkça buyruklarını belirlemiştir, işte müdahele noktası ülkemizde burasıdır , zaten toplumsal yaşam içerisinde insanların birbirlerine ya da topluma ya da devlete karşı hal ve hareketleri hususunda kesin iyi ve kesin kötü olarak yorumlanmaya bile gerek kalmayacak şekilde tasnif dinimizce yapılmıştır, bu nedenle dindarlar dinciler görünenler görünmeyenler diye triplere girmek onu bunu suçlamak sınıflandırmak adlandırmak yanlıştır, dinimizde her şey açık ve nettir bu bakımdan , işte müdahele noktası dediğim olay kişinin toplumsal yaşamına olduğu kadar bireysel özgürlüğüne de el atmaktadır bu nedenle laiklik hususunda Mustafa Akyol bazı yazalarında değindiği bazı noktalar doğru bir tespittir, ha bunun dışında dinsel yaşamda fıkıh vardır ki bu da bir bilim dalıdır ve elbette özel bir öğrenim ve eğitim gerektirir, bunların içtimahatları da elbette bizleri bağlayıcıdır.
Yazan: ancazin Tarih: April 28, 2007 11:17 AM
sen nesin peki ? fıkıhı anlat . bi fıkıh varmış.
bütün ezberlediğin bu mu ?
dindar jakobenler açıklamaz buyurur.
sana bir örnek verdim.
yusuf peygambere kadınlar bakıyordu, TACİZ edersecesine bakıyordu. ellerini kesercesine şehvetle bakıyordu. Hatta kadınlardan biri
elle sarkıntılık dahi etmişti.
şimdi Allah bu örneği neden verdi diye bir kez dahi düşünmeyen bir insansın sen.
bi fkıh tuturmuşun da, o fıkıh nedir ?
yav o fıkıha göre bir kadın sayıları unutur diye yarım şahitlik yapıyor.
türkiyede irtica tehlikesi yok diyenlere itina ile duyurulur. valla beni ikna eden sizlersiniz.
Yazan: knz Tarih: April 29, 2007 12:48 AM
- @ Fıkıh konusuna atıf..
- Birbirimizi cahil olmakla suçlamayalım, lütfen.. eminim hepimizin de noksan kaldığı bir ihtisas alanı vardır.
- Tabi, bu şu demek değildir.. yalışa doğru diyecek hâlimiz de yoktur. Münazarada yanlışı bulunan, işin doğrusunu öğrenmiş olur.
- Her iki taraf için fayda buradadır.. hem cemaat olarak doğruya ulaşılınır, hem de yanlış olan bilgi tashih edilir.
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: May 2, 2007 3:31 PM
bu kadar tartışma ve çirkin sözler açıkcası kimseye yakışmıyo.
bunları okurken gerçekten üzüldüm.cnm ülkemin böle tartışmalarla yok olmaya gitmesi canımı acıtıyo.evet başörtüsü konumuz...ve LAİKLİK.ATATÜRK'ÜN lailklik anlayışını gerçekten biliyomuyuz.gerçekten bunu uyguluyomuyuz.ataürk laiklikten bahsederken insanların dinine karışın mı dedi yada müslüman ülkede dini yaşamayınmı?atatürkün eşi latife hanım meclise ilk bayan olarak başı örtülü şekilde girdi burda hem gelişme yaşandı yani meclise bi bayan geldi vede gelenek aynı zamanda korundu.neden atatürk gibi yapamıyoruz.neden kavga ediyoruz düşüncemiz hakkında...biz türklerin en güzel yanı değilmidir.barışçı olmamamız birlik içinde olmamız değilmi?din islam müslümanlıkk kelimelerine uzak büyüyo küçüklerimiz.özendiğimiz avrupa ülkeleri bile dinlerine sahip çıkıyolar.bunlar için filmler yaptyolar ve bunları tüm dünya seyredebiliyo.fakat bizim televizyonlarımızda dinle ilgili bi msj verilmesi halinde flash flash diye yayınlanıyo.sende bu ülkenin çocuğusun ülkene ve dinine sahip çıkk...çok zor değil bunu başarmak..eğer biz türk isek her zorun altından kalktığımız gibi bunuda atlatabiliriz..herkesin ALLAH yardımcısı olsun.
Yazan: odhkmn Tarih: May 2, 2007 7:57 PM
selamunaleyküm
İlk önce ben baş örtüsünn tam karşısında olanklara şunu sölemk istiyorum benim sülalem de sizlerdendir hatta o kadar ki chp den millet vekili bile var :)) artık sizzz düşünn.
bunu neden yazdım sizin içinde olduğunuz psikolojiyi gayet iyi bildiğim için....:)) iiyisimi gelin bu saçam düşüncelerinizden vaz geçin..... unutmayın ki KALPLER YANLIZ ALLAHI ANMAKLA TATMİN OLURR Dua ile
Yazan: sefa mihca Tarih: May 17, 2007 2:09 AM
as selamu aleykum!!!
okumadima ama basörtüsüne karsi bi yazi yazildiysa,size cok üzülüyorum hemde cok MAHSER gününde bunun hesabini nasil vereceksiniz diye
ALLAH c.c sizi dogru yolla koymasini dua edecem
TEKBIR ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER
saygilarimla as selamu aleykum
Kamil B
Yazan: kamil Tarih: May 24, 2007 3:25 PM
ben yazdım kamil bey, bi okuyun isterseniz.
gerçi ben başörtüsüne karşı değildim,.
yazdıklarımda şikayetim şuydu ;
başörtüsünün pozitivist bir şekilde, zorla ele geçirilmiş bir dini buyurganlık yolu ile kadınla zorla dayatılmasına ve vicdan baskısına sebep olmasına karşıydım. küçük çocukları cehenemle korktup olmayan bir şeyi zorla kabul ettiriyorlar şeklinde şikayetlerim olmuştu...
Yazan: knz Tarih: May 24, 2007 11:00 PM
BAŞÖRTÜÜ İSLAMIN EMRİ HER MÜSLÜMAN BAYANIN KİMLİĞİDİR....... BANA VE BİZ MÜSLÜMANLARA EN ÖNCE GELEN EMİR DİNİMİZİN EMRİDİR... BU YAZIYI KİŞM YAZDIYSA O KİŞİNİN GÖRÜŞ FARKLILIKLARI ODUĞUNA İNANIYORUM..bence bir insanın kesinlikle ama kesinlikle DİN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMALI ÇÜNKÜ BU İNSANIN DİNİ HANİ BİZ DEMOKRATİK ÜLKEYDİK NEDEN BİZ BAŞÖRTÜ İLE OKULA GİREMİYORUZ ANA YASADA "OKUMA VE ÖĞRENİM HAKKI ENGELLENEMEZ" BU NE DEĞİŞİK BİR YASA KİM YAZMIŞ BUNU NE YALANCI İNSANLAR VAR DÜNYADA..
Yazan: YETİM KIZ Tarih: June 4, 2007 9:02 PM
@ Knz
"başörtüsünün pozitivist bir şekilde, zorla ele geçirilmiş bir dini buyurganlık yolu ile kadınla zorla dayatılmasına ve vicdan baskısına sebep olmasına karşıydım. küçük çocukları cehenemle korktup olmayan bir şeyi zorla kabul ettiriyorlar"
# İtiraz
Mü'minlerin rehberi olan Kur'an-ı Kerim geçmişten, ve de gelecekten haber veren bir muhtevaya sahiptir. Bu münasebetle dinimizde, Cehennem bir korku tehdit şantaj unsuru olarak görül(me)mektedir.
Kitabullah, Cennet ve Cehennem hususunda temsilen ! hayvanlardan farklı olarak özgür akıl ve irade sahibi insanları; akıbetleri konusunda bilgilendirir.
Özgür iradesi ile (insanın) hangi tarafa meyl edeceği kendi tasarrufuna bırakılmıştır. Ne yazık ki: Bu bakış açısını, Müslüman bir toplum olarak yakalayamadığımızı gözlemliyorum.
Dolayısıyla, insanların Cehennem ile korkutulduğu ifadenizi; bu savuncamızla kabul edilemez buluyoruz. Anlaşılacağı üzere problem, İslâmiyet değil; eğitim 'dir.. şeklinde düşünüyorum.
Saygılarımla,
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 6, 2007 12:33 AM
@ Yetim kız
"bence bir insanın kesinlikle ama kesinlikle DİN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMALI"
Din özgürlüğü olsun.. herkes inandığı gibi yaşasın. Tabi özgürlüklerin bittiği yerin, başka kimselerin başladığı özgürlük alanı oluncaya kadar olduğunu; unutmadan.
"OKUMA VE ÖĞRENİM HAKKI ENGELLENEMEZ"
Prensib olarak: Laik anlayış ile çelişmeyen her hak, iade edilir. Türkiye'de laik anlayışın tam olarak bir izahı açıklaması olmadığı için yaşanıyor tüm bu problem(ler).
Kişiye, ve kurumlara bağlı olarak bir Laiklik anlayışı var, aksi yönde düşünüldüğünde ise adı irtica yapmak oluyor. Yâni, din 'in devlet bürokrasi 'sine müdahale etmesi isten(m)iyor.
İçinde bulunup aşmaya çalıştığımız kaos (bilinmezlik, belirsizlik): İslâmiyet'in, Laiklik ile bağdaş(ma)dığı söylencesi. Oysa, bu durumun bir paradigma (bakış açısı) olduğu aşikardır. Yâni.. Müslümanlık, esas olarak zaten Laik 'tir ! Kimileri, kendi paradigmasına bağlı kalarak; böyle düşün(m)üyor 'lar.
Bu minvalde: Dinde zorlama yoktur, serbestlik vardır ilkesine dikkat çekiyorum. Osmanlı İstanbul'una baktığımızda bu gerçeği daha sağlıklı bir şekilde görebiliyoruz. İbadethaneler yan yana kurulmuş, ve toplum (ilke olarak) inandığı gibi yaşamaya hür bırakılmıştır.
Eğer ben de: Kişisel bir yaklaşımla Türkiye'de (özellikle) Müslümanların inandıkları gibi yaşamalarını devlet aleyhinde görseydim; Anayasanın, Türkiye Cumhuriyeti Laik bir Devlettir ilkesini.. inanç hürriyetini engellemek için, kullanırdım.
Demek ki.. esasen Anayasada bir sorun yok; Kimi insanlar yaşama alışkanlıklarına bağlı olarak.. peygamber sünneti olan sakala, veya dini bir vecibe olan tesettüre muhalif oluyorlar. Oysa bunlar bireysel özgürlüğe bağlı olan tercihlerdir; bu bakımdan (yaşam tarzını) hatâlı bir şekilde rejim ile alâka kurmakla beraber, bir insan hakları suçu işlenmektedir.
Dolayısıyla: Tesettürlü öğrencilerin ,Üniversite okuma yüksek öğrenim görme hakkı (da) bu savuncalar ışığında iade edilmelidir. Türkiye 'de Laik sistem işliyorsa, bu bir zorunluluk, ve mecburiyet olmalı 'dır.
Laik rejim, din ve devlet işlerinin birbirine müdehalesi olmadan toplumun yaşamak istediği gibi bir hayat standardını ayrım gözetmeden sağlamakla mükellefdir. İşte bu; ayrım gözetmeden ifadesi, Laik sistemin olmazsa olmazıdır.
Ama ne yazık ki, sistem işlemiyor işte.
Knz..
Yukarıda tesettür konusunda, İslâmiyet 'in dayatmasından bahsetmiş: Neden acaba ? devletin din üzerindeki dayatmasını da gör(me)mekte ! hâlâ ısrar ediyor, şaşıyorum.. Özgürlüklerin dün 'kü savunucusu Knz ! hani nerede ? ben, göremiyorum.. .
Eğer bir tek doğruyu arıyorsak, her iki taraf da bu doğruda uzlaşmalıdır.. Laik olduğunu söyleyenlerin, devletin din 'e müdahale etme(me)si gerektiği şeklinde düşünme 'lerini umutla bekliyorum.
Herkesi mutlu edecek olan anlayış, böyle bir anlayıştır çünkü.. .
Saygılarımla,
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 6, 2007 1:52 AM
Konu hakkında farklı değerlendirmeler mevcut olduğu nazarı dikkate alınarak konuyu netleştirmek amacıyla;
Nur Suresi 31'de geçen Hımar ve Ahzab Suresi 59'da geçen cilbab'ın ne demek olduğunu, bunların o günün şartlarında ve üretim imkanlarında oluşturulmuş geleneksel kıyafetler mi yoksa ifade etttikleri özel bir kapanma şeklini mi işaret ettikleri konusunda bilgisi olan arkadaşların yazmalarını rica ediyorum
saygılar
Yazan: ydmtd Tarih: June 6, 2007 1:23 PM
devlet oluşumu olan üniversite ve kamuya, din içerikli olan 'başörtüsü yasağını' sokmak, din ve devlet işlerini birbirine karıştırmak, yani 'laikliği çiğnemektir'...
-keşke genç aydınlarımızın sayısı bir elin parmaklarını geçebiliyo olsaydı...-
Yazan: zeynep Tarih: June 6, 2007 3:07 PM
ytmd, yukarda yorumlarda var
Yazan: knz Tarih: June 7, 2007 7:04 AM
@ Knz
"başörtüsünün pozitivist bir şekilde, zorla ele geçirilmiş bir dini buyurganlık yolu ile kadınla zorla dayatılmasına ve vicdan baskısına sebep olmasına karşıydım. küçük çocukları cehenemle korktup olmayan bir şeyi zorla kabul ettiriyorlar"
# İtiraz
Mü'minlerin rehberi olan Kur'an-ı Kerim geçmişten, ve de gelecekten haber veren bir muhtevaya sahiptir. Bu münasebetle dinimizde, Cehennem bir korku tehdit şantaj unsuru olarak görül(me)mektedir.
Kitabullah, Cennet ve Cehennem hususunda temsilen ! hayvanlardan farklı olarak özgür akıl ve irade sahibi insanları; akıbetleri konusunda bilgilendirir.
Özgür iradesi ile (insanın) hangi tarafa meyl edeceği kendi tasarrufuna bırakılmıştır. Ne yazık ki: Bu bakış açısını, Müslüman bir toplum olarak yakalayamadığımızı gözlemliyorum.
Dolayısıyla, insanların Cehennem ile korkutulduğu ifadenizi; bu savuncamızla kabul edilemez buluyoruz. Anlaşılacağı üzere problem, İslâmiyet değil; eğitim 'dir.. şeklinde düşünüyorum.
Saygılarımla,
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 7, 2007 2:48 PM
@ Yetim kız
"bence bir insanın kesinlikle ama kesinlikle DİN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMALI"
Din özgürlüğü olsun.. herkes inandığı gibi yaşasın. Tabi özgürlüklerin bittiği yerin, başka kimselerin başladığı özgürlük alanı oluncaya kadar olduğunu; unutmadan.
"OKUMA VE ÖĞRENİM HAKKI ENGELLENEMEZ"
Prensip olarak: Laik anlayış ile çelişmeyen her hak, iade edilir. Türkiye'de laik anlayışın tam olarak bir izahı açıklaması olmadığı için yaşanıyor tüm bu problem(ler).
Kişiye, ve kurumlara bağlı olarak bir Laiklik anlayışı var, aksi yönde düşünüldüğünde ise adı irtica yapmak oluyor. Yâni, din 'in devlet bürokrasi 'sine müdahale etmesi isten(mi)yor.
İçinde bulunup aşmaya çalıştığımız kaos (bilinmezlik, belirsizlik): İslâmiyet'in, Laiklik ile bağdaş(ma)dığı söylencesi. Oysa, bu durumun bir paradigma (bakış açısı) olduğu aşikardır. Yâni.. Müslümanlık, esas olarak zaten Laik 'tir ! Kimileri, kendi paradigmasına bağlı kalarak; böyle düşün(m)üyor 'lar.
Bu minvalde: Dinde zorlama yoktur, serbestlik vardır ilkesine dikkat çekiyorum. Osmanlı İstanbul'una baktığımızda bu gerçeği daha sağlıklı bir şekilde görebiliyoruz. İbadethaneler yan yana kurulmuş, ve toplum (ilke olarak) inandığı gibi yaşamaya hür bırakılmıştır.
Eğer ben de: Kişisel bir yaklaşımla Türkiye'de (özellikle) Müslümanların inandıkları gibi yaşamalarını devlet aleyhinde görseydim; Anayasanın, Türkiye Cumhuriyeti Laik bir Devlettir ilkesini.. inanç hürriyetini engellemek için, kullanırdım.
Demek ki.. esasen Anayasada bir sorun yok; Kimi insanlar yaşama alışkanlıklarına bağlı olarak.. peygamber sünneti olan sakala, veya dini bir vecibe olan tesettüre muhalif oluyorlar. Oysa bunlar bireysel özgürlüğe bağlı olan tercihlerdir; bu bakımdan (yaşam tarzını) hatâlı bir şekilde rejim ile alâka kurmakla beraber, bir insan hakları suçu işlenmektedir.
Dolayısıyla: Tesettürlü öğrencilerin, üniversite okuma yüksek öğrenim görme hakkı (da) bu savuncalar ışığında iade edilmelidir. Türkiye 'de Laik sistem işliyorsa bu bir zorunluluk, ve mecburiyet olmalı 'dır.
Laik rejim, din ve devlet işlerinin birbirine müdehalesi olmadan toplumun yaşamak istediği gibi bir hayat standardını ayrım gözetmeden sağlamakla mükellefdir. İşte bu; ayrım gözetmeden ifadesi, Laik sistemin olmazsa olmazıdır.
Ama ne yazık ki, sistem işlemiyor işte.
Knz..
Yukarıda tesettür konusunda, İslâmiyet 'in dayatmasından bahsetmiş: Neden acaba ? devletin din üzerindeki dayatmasını da gör(me)mekte ! hâlâ ısrar ediyor, şaşıyorum.. Özgürlüklerin dün 'kü savunucusu Knz ! hani nerede ? ben, göremiyorum.. .
Eğer bir tek doğruyu arıyorsak, her iki taraf da bu doğruda uzlaşmalıdır.. Laik olduğunu söyleyenlerin, devletin din 'e müdahale etme(me)si gerektiği şeklinde düşünme 'lerini umutla bekliyorum.
Herkesi mutlu edecek olan anlayış, böyle bir anlayıştır çünkü.. .
Saygılarımla,
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 7, 2007 2:51 PM
"Nur Suresi 31'de geçen Hımar ve Ahzab Suresi 59'da geçen cilbab'ın ne demek olduğunu,"
@ ydmtd
Konu ile ilgili az çok bilgi görgü sahibi olduğunuzu tahmin ediyorum. Amacına hizmet eden her türlü tesettür hâli ! sizin yazınızda geçen Hımar ve Cilbab kavramlarına karşılık gelir diye düşünüyorum;
Başörtüsü kullanıp, mini etek giyenlerini gördünüz mü? Bakın bu durumun İslâmiyet ile bir alakası yoktur. Diğer yönden, başörtüsü kullanıp; iç çamaşırlarını belli edercesine bedenini ortaya çıkaran giyim tarzının da İslâmiyet ile bir alakası yoktur.
Bu tarz giyim, kişisel tercihlerin bir talebidir; ama İslamiyet 'in değil. Dinimiz böyle bir başörtüsü kullanımını tasvip etmemektedir. Tesettür denilince, akla sadece başörtüsü gelmez: Ahlâk, ve edeb de bir tesettür hâli gerektirir.
İslâmiyet, kadına yabancı erkeklere karşı zinet 'lerini sakınmasını öğütler; erkeğe de yabancı kadınların baştan çıkarıcı (şehvete davet edici) hâl ve hareketlerine karşı yüz çevirmesini tavsiye eder.
Şimdi..
Hımarı 'rın veya Cilbab diye tabir edilen kıyafetlerin nasıl bir şekle şemâle sahip olduklarının bir anlamı kalıyor mu gerçekten de? Gaye 'si ile ters düşmeyen (çatışmayan) her türlü giyim, kuşam - örf, adet - hâl, hareket; İslamiyet 'tin bir kabulü olabilir !
Aksi hâlde din hükümlerine göre kişi günâhkâr 'dır (yanlışta olan, hâtâlı kimse). Kur'an, Sünnet, İcmâ, Kıyas ile belirlenen din hükümlerine muhalefet ederek inkar ediyor ise kâfir 'dir (bir mü'min olarak imân etmeyen kimse).
Bu din hükümlerinin doğruluğuna inanmadığı kabul etmediği halde, kendisini Müslüman gören; din hükümlerini inkara varır derecede eleştirip kendi işine geldiği gibi değiştirmek isteyen kimse de münâfık 'tır.
Münâfık kimse.. Müslüman olmadığını imâ ediyorsa kâfir (imansız); din hükümlerinin doğruluğunu kabul ediyorsa günahkâr (hatâlı) olur.
Konu hakkındaki düşüncelerimiz, ve bilgimiz bu yöndedir.
Saygılarımla,
* * *
# Temenni
Bir münazaraya iştirak eden kimselerin, kullandıkları üslub ile yargılanması yerine göre hoş olmayan bir davranıştır.
Çünkü, diyaloğa tartışmaya iştirak edenler; zaten doğru olan bilgiye ulaşmak gayretindelerdir. Etiketlemek ile muhataplar birbirleri arasında görüş alışverişi yapamaz duruma gelebilirler..
Bu sebeple.. hiç kimse alenen kâfir olmakla, münâfık olmakla, veya günahkâr olmakla suçlanma(ma)lı yargılanmamalıdır. Bu durum güzel dinimizi (müslümanlığı) gayr-i ihtiyari çirkinleştirir.
Peygamber efendimiz: Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; sevdiriniz (müjdeleyiniz), nefret ettirmeyiniz.. şeklinde konuşuyor.
Din, dil, renk ve ırk ayrımı yapmaksızın.. bu ilkeye riayet edebilenlerden olabilmemiz dilegindeğim.
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 7, 2007 3:49 PM
"başörtüsünün pozitivist bir şekilde, zorla ele geçirilmiş bir dini buyurganlık yolu ile kadınla zorla dayatılmasına ve vicdan baskısına sebep olmasına karşıydım. küçük çocukları cehenemle korktup olmayan bir şeyi zorla kabul ettiriyorlar"
@ Knz
Mü'minlerin rehberi olan Kur'an-ı Kerîm geçmişten, ve de gelecekten haber veren bir muhtevaya sahiptir. Bu münasebetle dinimizde, Cehennem bir korku tehdit şantaj unsuru olarak görülme(me)ktedir.. diye 'biliyorum.
Kitabullah, Cennet ve Cehennem hususunda temsilen ! hayvanlardan farklı olarak özgür akıl ve irade sahibi insanları; akıbetleri konusunda bilgilendirir.
Özgür iradesi ile (insanın) hangi tarafa meyl edeceği kendi tasarrufuna bırakılmıştır. Ne yazık ki: Bu bakış açısını, Müslüman bir toplum olarak tam manasıyla yakalayamadığımızı gözlemliyorum.
Dolayısıyla, insanların Cehennem ile korkutulduğu ifadenizi; bu savuncamızla kabul edilemez buluyoruz. Anlaşılacağı üzere problem, İslâmiyet değil; eğitim 'dir.. şeklinde düşünüyorum.
Saygılarımla,
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 8, 2007 2:09 PM
@ Yetim kız
"bence bir insanın kesinlikle ama kesinlikle DİN ÖZGÜRLÜĞÜ OLMALI"
Din özgürlüğü olsun.. herkes inandığı gibi yaşasın. Tabi özgürlüklerin bittiği yerin, başka kimselerin başladığı özgürlük alanı oluncaya kadar olduğunu; unutmadan.
"OKUMA VE ÖĞRENİM HAKKI ENGELLENEMEZ"
Prensip olarak: Lâik anlayış ile çelişmeyen her hak, iade edilir. Türkiye'de lâik anlayışın toplumun her kesimince kabul gören bir izahı açıklaması olmadığı için de problem yaşanıyor.
Kişiye, ve kurumlara bağlı olarak bir lâiklik anlayışı var; aksi yönde düşünüldüğünde ise adı irtica yapmak oluyor. Yâni, din 'in devlet bürokrasi 'sine müdahale etmesi isten(mi)yor.
İçinde bulunup aşmaya çalıştığımız kaos (bilinmezlik, belirsizlik): İslâmiyet'in, lâiklik ile bağdaş(ma)dığı söylencesi.
Oysa, bu durumun bir paradigma (bakış açısı) olduğu aşikardır. Yâni.. Müslümanlık, esas olarak zâten lâik 'tir ! Kimileri, kendi paradigmasına bağlı kalarak; böyle düşün(m)üyor 'lar.
Bu minvalde: Dinde zorlama yoktur, serbestlik vardır ilkesine dikkat çekiyorum. Osmanlı İstanbul'una baktığımızda bu gerçeği daha sağlıklı bir şekilde görebiliyoruz. İbadethaneler yan yana kurulmuş, ve toplum (ilke olarak) inandığı gibi yaşamaya hür bırakılmıştır.
Eğer ben de: Kişisel bir yaklaşımla Türkiye'de (özellikle) Müslümanların inandıkları gibi yaşamalarını devlet aleyhinde görseydim; Anayasanın, Türkiye Cumhuriyeti Lâik bir Devlettir ilkesini.. inanç hürriyetini engellemek için, kullanırdım.
Demek ki..
Esasen Anayasada bir sorun yok; kimileri yaşama alışkanlıklarına bağlı olarak, dini bir vecibe olan tesettüre kamu alanı bahanesiyle muhalif oluyorlar.
Fakat bence bunlar bireysel özgürlüğe bağlı olan tercihlerdir; bu bakımdan (yaşam tarzını) hatâlı bir şekilde rejim ile alâka kurmakla beraber, bir insan hakları ihlali yapılmaktadır..
Dolayısıyla..
Bu savuncalar ışığında, yüksek öğrenim görmeleri engellenmiş olan öğrencilerin bu hakları geri iade edilmelidir.. şeklinde düşünüyorum.
Lâik rejim, din ve devlet işlerinin birbirine müdâhalesi olmadan; gelenek ve görenekleri farklı olan toplumların taleplerini mümkün olduğunca karşılayabilecek bir hayat standardını ayrım gözetmeden sağlamakla mükellefdir.
İşte bu ayrım gözetmeden ifadesi.. lâik anlayışın varoluş gayesi, ve bir olmazsa olmazıdır.
Bu bağlamda, lâikliğe gerçekten bağlı olan kimselerin.. devletin de din 'e müdahale etme(me)si gerektiği şeklinde düşünme 'lerini umutla bekliyorum.
Saygılarımla,
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 8, 2007 5:58 PM
emin olunki burada yazılanlar kadar olmasa da konuya aşinayım.
cilbab dışarı çıkarken üstünüze aldığınız kıyafet kaba tabiriyle bunun baştan aşağı olamayacağı açık o zaman başörtüsüne gerek yok
yani arabların kullandığı entari benzeri bir giyecek. o günün şart ve teknolojisi ile ve çöl ikliminde benzer bir kıyafetten başkası düşünülemez zaten. günümüze uyarlarsak vucut hatlarını belli etmeyen her tür bütün veya parça kıyafet ve benzerleri cilbab tanımının içine girer.
hımar ise iddia edildiği gibi başörtüsü mü yoksa sadece örtü mü bunu bir çok kişi tartışıyor.
bilinmesi gereken her iki ayette de sakınma ve korunmanın amaçlandığı.
sen bu korunmayı ister başörtüsüyle yaparsın istersen benazir butto tarzı bir kapanmayla yada tek gözünü göterirsin ama bunu kesin bir şekilde çizip bu vardır bunun dışına çıkan kafirdir diyemezsin emin ol ki cennetlik veya cehemnemlik arası fark bir parça bezle belirlenemeyecek kadar ciddi
teşekürler
Yazan: ydmtd Tarih: June 12, 2007 3:40 PM
@ Ydmtd
Bir uyarı, ve hatırlatmada bulunduğunuz için ben de size teşekkür ederim..
Yazan: Kâzım Mızrak Tarih: June 12, 2007 10:06 PM
Sessiz ve derinden gidenler... hiçbir şahikayı kabul etmeyenler ... "ben düşünüyorum" diye haykıranlar... "minimal uğraşlar" içerisinde boğulu olanlar... ötede... yansımalarıyla "kayıp sesler senfonisine" katılacak olanlar... şematizmadan ibaret enstanteneler... gelecek nelere gebe...bilinmezlikte... bitmek bilmeyen sorular...tekerrürlere boğulu kalmamıza sebep olanlar...ama illaki suskun kalmamak...her boyutta...
Bugün bu kısıtlamalarda... yarın "belki" başkalarının kısıtlamasında... ama herdaim yaşamda mücadeleyi "fikirler uğruna" yapabilmek...
**
Peki korku hissedenler...
Bazı sorular beyinleri kemirmekte...
Perde arkasında ardı arkası kesilmeyen projeler… kirli oyunun çarklarına yenileri ekleniyor….evrende nerede, ne yaşanacak….yarın ortaya çıkacaklar bugünden hazırlanan çirkin güçlerin benliğinden geçen karşıtlıklar mı… peki ya bunların elinde piyon olanlar...
Ama hissedilen korkunun boyutu ne olursa olsun duruşunu korkularla geçiremezsin!...ve bu duruşla ilintili tutumlarda bulunmaman gerekir...sonuçta herşey bilinmezlikte yatıyor...sen gerçeği gördüğün an karşılığını vermelisin...şu an "gerçek olan tek şey eşitliktir" bu korkularla eşitliğe leke düşürme!...
**
“Beynimize darağaçlarını hazırlayan ve bu darağaçlarında yüreklerimizi sallandıran ellerimizdir. Bu hüzünlü darağaçlarından kurtulmak ellerimizdedir.” Ne hoş bir söz değil mi!…yaşamsal biçemlemeleri kurduğumuz çizelgede, düşünselliğimiz; işlevseliğini hangi çerçevede koruyor….ve yaptıklarımız-yapacaklarımız hangi merkezden gücünü alıyor…
fikirlerimiz,aktarımlarımız ; genel olarak boşlukta seyre daldığımız anlardan mı ibaret yoksa… ya yansımalarımız… bizi çevreleyen ateşin, gittikçe büyüyen bu bağlamda yayılan parçalarından mı oluşuyor….nedir bireyin tutunmuşluklara gebe kalmasının anlamı….nedir kıstaslarla hayatı “hayattan uzaklaştıran” ve duruşunda noksanlığa ve esaretlere mahkum eden!…dayatmalarla geçen bir hayat mı… istediğin özgürlük statüsündeki bir kulvar mı…
**
Yok edilemiyecek bir düşünce;Özgürlük... neyse ki düşüncelerimize kilit vuracak bir yapılaşma henüz (tam anlamıyla) inşa edilmedi...
**
Hoş bir söz daha...
"Sabret bu müzik adalet için çalacak ve ben bu konçertoyu bizden alındığı günlere ithaf ediyorum ve adalet gözettiğini sanan sahtekarlara tabiki"
Yazan: truthful Tarih: March 26, 2008 1:06 PM
Cogumuz basiörtü/türbanin dini bir simge oldugunu sanariz ama gerçekte hiçde öyle degil. Ilk basiortü/türban takanlar sümerlerdi. Sümerler döneminde fahiseler baslarini örtmek zorundaydilar ve o gelenek yahudilere gecti, yahudilerdende araplara. Bazi ilahiyatcilar kuranda (islamda) basiörtü/türbanin var olmadigini söylüyor, var oldugunu söyleyen ilahiyatcilar bize 31 ayeti gösteriyorlar peki Nur suresi 31 ayetde ne yaziyor?
Nur suresi, 31. Ayet: Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. Tâbi kimseler, yahut henüz kadınlaryn gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
1- Burada, “ziynet” kelimesinin gerçekten ne anlama geldiği ayrı bir tartışma konusu olabilir. Malum, ziynet, önce “takı” anlamına gelir. Bir çok Ilahiyatci kadın saci olarak yorumluyorlarki kadınların başlarını ortmesini istiyorlar.
2- Ancak, ayetteki "Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar" cümlesinden, buradaki ziynetin sert yürüyüşte ses getiren takı, mücevher gibi eşyalar olduğu gün gibi açıktır.
3- Turkce ceviride başı örtü yazılmaktadır fakat arapcada sadece örtü yazmaktadır inanmayan arapca yazısına baksın. Bu ayetteki "himar" kelimesi genis manali bir kelime olup örtü manasina gelir. Eski Arap yazilarina bakilirsa himarin yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebilecegini görürüz.
4- Himar, basi örterse basörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Tanrı eger "himar" kelimesi ile basin örtülmesini isteseydi "himarürres" gibi bir vurgulama ile basörtüsü diyebilirdi: Böylece "res" kelimesi ile bas bölgesi vurgulanir ve örtü kelimesi olan "himar" ile beraber basörtüsü net bir sekilde anlasılırdı. Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette basın sivazlanmasi söyenirken, bas kelimesi Arapca karsiligi 'res' ile vurgulanir.
5- Üstelik ayette kapatilacak yerin yaka acigi oldugu gecer. Yani himarin basi kapatmasi degil, ayette acikca yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka acigi manasina gelen 'cuub' kelimesi hem bu ayette kapanilacak bölgeyi belirtmek icin, hem Hz. Musa'nin yaka acigina elini soktugunu belirten ayetlerde gecer.) "Himar" kelimesi sirf basörtüsü manasina gelse bile bu ayetten basi örtmek degil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlasilacakti.
Başörtmek Islam dininin farzlarında yoktur !!!
ISLAM'da 32 FARZ
İslamiyet'e İman'ın şartları: 6 adet, İslam'ın şartları: 5 adet, Abdest'in şartları: 4 adet, Gusl'ün farzları: 3 adet, Teyemmüm'ün farzları: 2 adet, Namaz'ın farzları: 12 adet olmak üzere, 32 adet farz vardır:
İman'ın şartları:
1- Allah'ın "varlığına" ve "bir'liği"ne iman etmek
2- Allah'ın meleklerine iman etmek
3- Allah'ın kitaplarına iman etmek
4- Allah'ın peygamberlerine iman etmek,
5- Ahiret gününe iman etmek
5- Kader'e, hayr ve şerrin Allah'tan geldiğine iman etmek.
İslam'ın şartları:
1- Kelime-i şehadet getirmek
2- Namaz kılmak
3- Oruç tutmak
4- Zekat vermek
5- Hacca gitmek
Abdestin farzları:
1- Yüzü yıkamak
2- Kolları dirsekleriyle birlikte yıkamak
3- Başın dörtte birini meshetmek
4- Ayakları topuklarıyla birlikte yıkamak
Gusl'ün farzları:
1- Ağıza su vermek
2- Buruna su vermek
3- Bütün bedeni yıkamak
Teyemmüm'ün farzları:
1- Niyet etmek
2- İki darp ve meshetmek
Namaz'ın farzları:
1- Hadesten taharet
2- Necasetten taharet
3- Setr-i avret
4- İstikbal-i kıble
5- Vakit
6-Niyyet
7- İftitah tekbiri
8- Kıyam
9- Kıraat
10- Rüku
11- Secde
12- Ka'de- ahire
- Görüldüğü gibi, "Başörtüsü/türban takmak" şeklinde bir farz yoktur. Farz olmayan birşeyi her yerde ve her şartta yapmaya çalışmak, en hafif tanımıyla "işgüzarlık" sayılabilir.
- Namaz kılmak, Islam'da olmazsa olmaz farzlardan birisidir. Namazı vaktinde kılamayan birisi, namazı kazaya bırakıp sonradan kılabilir. Namaz gibi çok önemli bir "farz"da bile bu şekilde affedici ve kolaylık gösterici olan Islam dininde, "başörtüsü/türban takmak" gibi "farz olmayan" bir eylemde günde birkaç saat eksik kalmanın hiçbir günahı olmayacağı mantıken bellidir.
- Kaldı ki, herhangi bir ibadetin gerçekleşmesinde, kendisi dışındaki sebeplerden kaynaklanan eksikliklerde, bunun tüm kusuru ve günahı, inanana mani olan kişileredir.
Sonuç olarak:
1) Türban/başörtüsü takmak için direnmenin dini açıdan hiçbir mantıklı nedeni yoktur. Türban/başörtüsü takmak için direnmek, kişinin kendi huysuzluğu ve inatçılığının göstergesi olup, dine zarar verici ve Islamiyeti kötü gösterici bir davranıştır.
2)"İstemeyerek" yaptığınız davranışlar için Allah, Gafur ve Rahim'dir." Çağdaş yasalar ve kurallar nedeniyle, "istemeden açılan baş" için, herhangi bir günah yazılmaz.
Yazan: Almıla GökTürk Tarih: May 28, 2008 8:36 AM
Bana öyle bir takı söyleyin ki "sert" yürüyüşlerde şöyle bir ses çıkarsın ki!
32 farz bebeler kolay ezberlesin diye, genelde sadece ritüel ibadetlerin, iman ve İslam'ın en temel şartlarını içeren bir derlemedir. Yoksa bundan başka onlarca farz vardır. Bebecikler kolay ezberlesin diye onlar sayılmış. Orucun, Haccın farzları bile yok. Yoksa bu ibadetlerin farzı yok mu? Namazın ki sayılmış oysa.
Bir de inat ve işgüzarlıktan dolayı benim kimseye zarar vermeyen, kimsenin kişilik haklarını zedelemeyen hareketlerim, davranışlarım neden ve hangi hakla yasal yollardan engellenmeye çalışılır.
İnat ve işgüzarlık için takıyorum. Var mı?
Farz değil; tamam. Sırf İslamiyet'e muhalefet etmek için takıyorum var mı diyeceğiniz?
Aman ya Rabbi bir de 32 farzı almış yapıştırmış oraya. Güler misiniz, ağlar mısınız?
Ayrıca tamam ayette baş örtüsü denmiyor, örtü deniyor. Kabul. Peki yakalarının üzerine örtülecek örtü ayaklarda mıdır? Bak yakanın üzerine. Tabi ayaklardaki örtüden bahsediyor değil mi? Ayaklardaki örtü yakanın üzerine örtülmeli.
Yahu başka işiniz mi kalmadı sizin(Nokta, hatta üstü dik çizgili nokta; soru işareti değil, özellikle)
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: May 30, 2008 8:41 PM
ya bırakın insanları taksın baş örtüsünü istiyosa şapkasını anlamıyorum bu basit bir inanç simgesi değild,ir ya iman etmiş kadının YARATICININ BU İLANINA cewap wermesidir .yani dinin emri bunu aklıyla kabul etmiş mümine bilinçli olarak takar dolayısıyla bu kısıtlamayı uygulamak bence insan haklarının ihlalidir,yani dini simge değil dindir inançtır we özgürlük tür,saygımla akyol abi
Yazan: fatma Tarih: May 31, 2008 12:32 PM
ya türbanlıları bi rahat bırakın yaaa ..bide KURAN-I KERİMDE örtü farz değil diolar 32 farzda yoq diolar 32 farz dışında olalar farz değilmi yani..sulanmış beyinli insanlar yaa
Yazan: derya Tarih: July 16, 2008 3:23 PM
Türban, türban, türban olmassa olmaz. Türban tartışmalrını izliyorumda genelde şu polamikle karşılaşıyorum. Okuma hakkım elimden alınamaz ben okuyacağım doktor, avukat, hakim bilim kadını v.s. olacağım. Türban benim olmassa olmazım ben inancım uğruna takıyorum. İnancımın emrettiği şeyden dönmem. Evet mükemmel bir anlayış son derece doğal ve sonuna kadar haklı.
İtiraz edilemez edenlerde art niyetli.
Ama gerçekten inancı doğrultusunda ise.
Ben bu tartışmalarda ki insanların inanç kelimesi karşısında sadece çıkarları doğrultusunda ki kısmı mı ele alıyorlar yoksa inançlarının tamamınımı ele alıyorlar bu yöne bakılmasının gerektiğini düşünüyorum. Evet aslında şu soru sorulabilir herkesin inancı kendine isteyen istediği kadarına sahip çıkar. İstediği tarafını savunur. Ama tartışmanın içine Allah'ın emridir diyerek başlarsan bir insan olarak emirlerini yerine getirdiğin yaratıcının tüm emirlerini kabul etmelisin.
Şimdi İnanç ve islamiyet kavramının en iyi anlaşılan ve yaşanan döneme gidelim. Asrı saadet
Bir kişi çıksın ve bana bu döneme ayit bir kadın başkan, bir kadın hakim, bir kadın doktor v.s.
ismi söylesin. Ben araştırdım bulamadım. Yanlış olabilirim, iyi araştırmamış olabilirim veya doğru bir kaynağa bakmamış olabilirim. Bu konu hakkında bilgisi olanlar aydınlatırsa sevinirim.
Şimdi kendi konuma gelecek olursam şayet böyle bir kadın bunun gibi muhteşem olarak kabul edilen islami dönemde ortaya çıkmamış ise muhakkak ki kadınlar bu yolda yönlendirilmemişlerdir ve o dönemde ki insanlar islamiyetin kaynağına ışık tutuyorlarsa kadınların bu gibi alanlarda faliyet göstermeleri o zamanın insanlarına göre uygun görülmemiştir. Madem ki islamiyete ışık tutan insanların bu gibi bir duruma gereksinim görmediyseler (yine muhakka ki islami bilgileri gerçektir.) kadınların bu vasıfları alamıyacakları konusunda kesin bilgileri vardır ki kadınları bu vasıflara taşımamışlardır.
Madem ki islamiyetin en mükemmel yaşandığı dönemde bile kadınlar bu noktalara gelemiyor niye dönemimiz kadınlarının veya kızlarının bu noktalara gelebilmek için üniversite kapılarını aşındırıyor?
İnancın doğrultusunda (saygı duyarım) başını örtüyorsun ama inancının kurallarında senin o mevkiye gelmen uygun olmuyor. Eğer uygun olsaydı asrı saadet döneminde (islamiyetin ışığı) senin ulaşmak istediğin yerlerden çok örnek insanlar olurdu.
İnancı doğrultusunda takanlara sonsuz saygılarımla ama direktifler ve bozgunculuk uğruna konu yapanlara alın size üniversitelerde olmassa olmaz baş örtüsüne cevap.
İnançları ve dinleri kendi çıkarlarına kullananlara en iyi cevap inandıklarını sandıkları Allah'ın tokadı olacaktır.
Yazan: ışıkhepvar Tarih: August 4, 2008 2:46 AM
İslam'ın ne kadarına uyacağıma da ben karar veririrm. İslam derken neyi kastettiğime de.
Yüzyıllar boyunca kadını rolünü belirleyen tek şey din olmamıştır. Çok farklı sosyal, kültürel, biyolojik, fiziksel faktörler belirlemiş ve belirlemeye devam ediyor.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: August 4, 2008 12:30 PM
"Türkiye'nin sekülerist ortodoksisi bu katılığın zorunlu olduğunu, aksi takdirde İslamcıların Türkiye'yi İran'a döndüreceklerini ileri sürüyor."
Mustafa Bey, yıllar önceki bu yazınızda tam da bu cümle yüzümde buruk bir tebessümün yayılmasına yol açtı. Bahsettiğiniz seküler statüko kendi varlığının bekasını; İran olmamakta değil, kendi katı anlayışı çerçevesinde İslam'a dair olan ne varsa hepsininin -elden geldiğince- silindiği bir alanda olacağını düşünüyor. Bu durum, "aydın bir cumhuriyet kadını olan" ilköğretim hocası için de geçerli...
Meselenin can alıcı olan ikinci yüzü de şudur: Şu anda statükonun cisimleşmiş halini düşünelim: BU şahıs başörtülü görürse ondan "rahatsız olur" ve ona ters ters bakar. Burası çok önemli: Başörtülü kişinin kamuda olup olmamasının bir önemi yoktur. Bunun ispatı: O kamuda, çaycı ve temizlikçi ablalar başörtülüdür!
Burda iki adet sıkıntı duyuluyor zira... 1- "Müslümanlar"ı görmekten hazzetmemek 2-"Müslümanları "güçlü" görmekten hazzetmemek.
Statükonun anlayışı ile güçlü olmak maddi/itibari şeylerden geçtiği için temizlikçi ablamız statükoyu sevindirebilir bile... ama aynı ablayı alıp bir doktor veya öğretmen yaparsanız statüko bundan nefret eder ve parçalamak ister o ablayı.
Aslında mesele döner dolaşır şu noktaya gelir: Bu müslümanlarla münafıkların ve dinsizlerin mücadelesidir, siz ne isim verirseniz verin ondan sonra: laiklerle islamcılar vs...
Yazan: MT Tarih: January 27, 2009 5:07 PM
Okuyucu kitlesinin bagnazligi karsisinda petrife olmus durumdayim. Mustafa Bey, bu nasil okuyucu kitlesi?
Yazan: Leyla Tarih: April 19, 2009 7:49 PM
Bana göre bu konu cercevesinde bir adalet kavrami sorunu bulunmaktadir. Adalet belli bir kesime tolerans göstermek degildir, adalet tüm kesimlere ayni müsamahayi göstermekle olur. Bu sebeble ne bir basörtü yasaginin, ne de bir basörtü emir ve buyrugunun tesviki hosgörülebilir.
Her ikisinden birisi dahi hosgörülürse, bu demokrasi anlaminda daha bir kac önemli adimin atilmasi gerektigine isaret etmektedir.
Ve son derece eminimki, bu adimlarin atilmasi ile toplum icerisindeki hosgörü ve muhabbet artacaktir.
Yazan: Gül Tarih: May 30, 2009 12:35 AM