« Agnostik Aklın İlkeleri Üzerine... | Ana Sayfa | Ahmet Altan'dan Din Üzerine İlginç Duygular »
October 22, 2005
Evrim, Pandalar, Aptallık ve Cehalet
Hürriyet gazetesi köşe yazarı Ayşe Özek Karasu, "Pandanın Başparmağını Kim Yarattı?" başlıklı bugünkü yazısında, Akıllı Tasarım teorisine karşı mahkemede "bilirkişi" görüşü veren Darwinist biyolog Dr. Kevin Padian’ın "Akıllı Tasarım insanları aptal ve cahil yapar" sözünü aktarmış. Dahası, bu sözü çok da benimsemiş olacak ki, yazısına ara başlık yapmış.
Elbette bir insan görüşlerini kabul etmediği insanları "aptal ve cahil" olmakla suçluyor ise, bunu inandırıcı kılacak kanıtlar göstermesi beklenir. Diğer türlü, sadece hakaret etmiş olur. Bu nedenle, Sayın Karasu'nun yazısına baktım ve kanıt aradım. Bulduğum şeyler, oldukça enteresandı.
Karasu'nun yazısının konusu, Percival Davis ve Dean H. Kenyon tarafından kaleme alınan "Pandalar ve İnsanlar" (Of Pandas and People) adlı ders kitabına Darwinistlerin getirdiği eleştirilerdi. Bu kitap bugünlerde çok tartışılıyor, çünkü ABD'nin Pennsylvania eyaletindeki evrim tartışmasının merkezinde yer alıyor. Tartışma, Dover bölgesindeki okullarda bu kitabın müfredata girmesi üzerine bir grup velinin "laiklik elden gidiyor" dürtüsüyle mahkemeye gitmesiyle başladı. Bu mahkemeyle ilgili haberleri, "ABD, Akıllı Tasarım'ı Tartışıyor" başlıklı yazıyla duyurmuştum.
Sayın Karasu, belli ki bu tartışmanın Darwinist kanadıyla aynı safta. Olabilir. Ama acaba neden? Görünen o ki, Karasu, "Pandalar ve İnsanlar" kitabına ve genel olarak Akıllı Tasarım teorisine karşı görüş bildiren Dr. Kevin Padian’dan ve diğer Darwinist biyologlardan etkilenmiş. Peki onlar ne demiş de Sayın Karasu'yu ikna etmişler?
Bu sorunun cevabını, Karasu'nun yazısının en sonundaki şu iki paragrafta buluyoruz:
Kitap [Pandalar ve İnsanlar] bütün canlı türlerinin bir seferde yaratıldığını, örneğin kuşların aynı bugünkü gibi kanatlı ve tüylü vaziyette dünyaya geldiğini iddia ediyor. Oysa kuşların etobur dinozorlardan türediğini gösteren fosiller mevcut.Memelilerle balıkların ve kuşların milyonlarca yıllık süreç içindeki evrimini kanıtlayan fosilleri kesinlikle görmezden geliyor ve balinaların kara memelilerinden türediğini gösteren kanıtların da bulunmadığını ileri sürüyor.
Karasu'nun özellikle de kuşların kökeni hakkındaki Darwinist argüman tarafından ikna edildiğini, "[Pandalar ve İnsanlar kitabında] ilk kuşların kanat ve tüyleriyle birlikte yaratıldığına varıncaya kadar yığınla yanıltıcı bilgi var" şeklindeki cümlesinden de anlıyoruz...
Peki acaba o bilgi gerçekten de yanıltıcı mı?...
Kuşların Kökeni ve İlk Kuş
Üstteki soruyu cevaplamak için yeryüzünde ortaya çıkmış bilinen en eski kuşa bakmak gerek elbette. Bu kuşun ismi, Archaeopteryx.
Peki bu kuş, "kanat ve tüyleriyle birlikte" mi var olmuş?
Elbette!... Archaeopteryx'in 150 milyon yıllık fosilleri, bizlere canlının günümüz kuşlarından farksız bir kanat ve tüy yapısına sahip olduğunu gösteriyor. Archaeopteryx 19. yüzyılda ilk bulunduğunda kanatlarındaki pençe benzeri tırnaklar nedeniyle Darwinistler tarafından "ilkel kuş" veya "yarı sürüngen" ilan edilmişti, oysa türün keşfedilen yeni fosilleri ve bunlar üzerinde yapılan detaylı araştırmalar, canlının günümüz kuşları gibi asimetrik tüylere, onlar gibi uçuşa uygun içi boş kemiklere, aerodinamik bir kanat yapısına sahip olduğunu gösterdi. (Üstteki rekontrüksiyon resimde görüldüğü gibi.)
Bu nedenle ornitoloji (kuşbilimi) konusunda dünyanın önde gelen otoritelerinden biri olan Kansas Üniversitesi profesörü Alan Feduccia, Archaeopteryx'in "ilkel kuş" olduğu yönündeki tezlerin geçerliliğini yitirdiğini 1999 basımı The Origin and Evolution of Birds (Kuşların Kökeni ve Evrimi) adlı kitabında belirtir. Feduccia, sadece Archaeopteryx hakkındaki efsaneleri değil, Sayın Karasu'nun çok ikna olduğu "kuşlar dinozorlardan evrimleşti" hikayesini de reddetmektedir. Bu konuda geçtiğimiz haftalarda yaptığı önemli açıklama, Science Daily sitesinde, "Scientists Say No Evidence Exists That Therapod Dinosaurs Evolved Into Birds" (Bilim Adamları Therapod Dinozorların Kuşlara Evrildiğini Gösteren Hiç Bir Kanıt Olmadığını Söylüyor) başlığıyla yayınlanmıştı. "Kuşların evrimi"ne inanan herkese, bu kaynağı incelemeyi şiddetle öneririm.
Atalarından Yaşlı Kuşlar?
Zaten "kuşların etobur dinozorlardan türediği" iddiası, kendi içinde çok büyük bir çelişki barındırıyor: Bilinen en eski kuş olan Archaeopteryx, 150 milyon yıl yaşında. "Kuşların atası" olarak ileri sürülen dinozor fosillerinin yaşı ise, 130 milyon yıl öncesinden geriye gitmiyor! Yani kuşlar, "ataları" olarak gösterilen dinozorlardan daha eskiler...
Peki Darwinistler böyle bir saçmalığı nasıl savunuyor?
Bunu savunmak için bir "yöntem" kullanıyorlar da, o sayede. İsmi "Cladistics". Bu tartışmalı yöntemi savunanlar, bulunan fosillerin yaşlarının gözardı edilmesi, sadece eldeki fosillerin karakteristik özelliklerinin birbiri ile karşılaştırılması ve bu karşılaştırma sonucunda ortaya çıkan benzerliklere göre evrimsel soy ağaçları kurulması gerektiğine inanıyor.
Bu görüşü savunan Darwinist bir sitede, fosil yaşı Archaeopteryx'ten çok daha genç olan Velociraptor'un Archaeopteryx'in atası sayılmasının neden "mantıklı" olduğu şöyle açıklanıyor:
Şimdi şunu sorabiliriz: Velociraptor nasıl olur da Archaeopteryx'in atası olabilir, ondan sonra gelmiş olmasına rağmen? Çünkü fosil kayıtlarındaki boşluklardan dolayı, fosiller her zaman "tam vaktinde" ortaya çıkmazlar. Örneğin Geç Kratase devrine ait, Madagaskar'da bulunmuş Rahonavis adlı yeni bulunan bir fosil, kuşlarla Velociraptor gibi bir sürüngen arasında geçiş formu gibi durmaktadır, ama 60 milyon yıl geçtir. Ama hiç kimse bunun geç ortaya çıkışının kayıp halka olmasına engel teşkil ettiğini söylememektedir, çünkü çok uzun bir süre yaşamış olabilir. Bu gibi örnekler "hayalet bağlantılar" olarak adlandırılır; bu hayvanların daha önce de VAR OLDUKLARINI VARSAYIYORUZ.
Yani cladistics'i kabul etmek için, önce Darwinizm'i doğru varsaymak gerek. Dolayısıyla cladistics yoluyla yapılan fosil yorumlarının Darwinizm'e kanıt oluşturması mümkün değil.
Balıklar ve Balinalar
Sayın Karasu'yu etkilediği anlaşılan diğer evrimci tezler de çürük. "Balıkların evrimini kanıtlayan fosillerden" söz ediyor. Öyle bir şey yok ki... Bilinen en eski balıklar, Kambriyen devirde, ellinin üzerinde farklı "filum" (temel canlı kategorisi) ile birlikte aniden ortaya çıktılar. Daha ilkel atalarının bulunduğunu gösteren hiç bir kayıt yok.
Karasu'nun sandığının aksine "balinaların kara memelilerinden türediğini gösteren" fosiller de yok. Balinaların atası olarak Darwinistlerin kestirdikleri bir kara canlısı — Pakicetus — var, ama bu dört ayaklı kara memelisinin gerçekten de balinalara evrildiğini gösterecek ara formlar yok. Ara form olarak öne sürülen bir kaç tür üzerindeki yorumların spekülatif olduğunu, Jonathan Sarfati'nin "Whale evolution?" başlıklı makalesinden okuyabilirsiniz.
Bu gibi bilimsel detayları tartışmaya devam edebiliriz. Ama bundan önce Darwinist tarafın, öfke ve hakaret dolu, buram buram dogmatizm kokan üslubu terk etmesi gerekiyor. Yoksa karşı tarafa peşinen "aptal ve cahil" diye hakaret ederken, kendilerini tam da o duruma düşürmeye devam edecekler.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 22, 2005 2:50 PM




yazık bu kadar site filan yapmışsınız ama insanların bazıyazıları yorumsuz olarak salt bilgi olarak yazabileceğini öğrenememişsiniz çok acıklı
Yazan: sırma karasu Tarih: April 25, 2006 10:45 PM
Aslında benim yorumum tam olarak yazıyla ilgili değil.Ama konuları benzer olduğu için bu yazıya yorum olarak ekelmeyi münasip buldum(tabi siz de izin verirseniz).
Bilimsel bilgi, bilimsel yöntem ve bilimler felsefesi ile ilgili bir takım-galiba büyük kitleler tarafından yanlış anlaşılan-noktaları belirtmek ve bunların evrim TEORİsine uygulanmış halini anlatmak istiyorum.
Öncelikle siteye girince hemen fark edeceğiniz sağ üstte bir link var: Akıllı Tasarım Teorisi, Darwin Yargılanıyor.Buna sonra değineceğim.
Benim anlamadığım, çok temel ve aslında birçok tartışmanın altında yatan bazı gerçekler var:
Bir kişi(bu "bilim adamı" bile olabilir) bilimim işlevini, yöntemini, bilimsel kavramların anlamlarını bilmeden nasıl bilimle uğraşır ve bilimsel veriyi kullanmaya nasıl ehil görebilir kendisini?Şu an evrim teorisi ya da başka bilimsel teoriler hakkındaki bir çok tartışmanın sebebi aslında kavram kargaşasından başka bir şey değil.Bu kargaşayı yaratanlar ise bilimden habersiz bilim yaptığını ya da yorumladığını iddia eden sersemler.
Doğa bilimlerinde deneyler ve gözlemler vardır ve bu gözlemler vasıtasıyla var olduğu var sayılan ve ulaşılabilir olduğu kabul edilen bir bilgi(gerçek) elde edilmeye çalışılır.Fark edileceği gibi doğa bilimleri aslında gerçeğe ulaşmayı hedefler.Onun için "bilimsel gerçek" kavramı gerçekten de gerçek değildir.Tanım olarak bilimsel gerçek, bilimsel yönteme uygun ve daha önceden ispatlanmış bilimsel gerçeklerle ters düşmeyen teoriler ya da kanunlardır.Yoksa doğanın gerçekleri değildir.Zaten belirttiğim gibi amaç bunlara ulaşmaktır.mesela başka alternatifi şu an bulunmayan ve belki de tüm modern doğa bilimlerinin büyük bir dayanak noktası olan ATOM TEORİSİ hala bir teoridir.Ama bilimsel gerçek olarak kabul edilir.Yani bilim söylediklerinin gerçek olduğunu iddia etmez.Ancak, kendisinin belirlenmiş bir yöntemle gerçeğe ulaşma çabası olduğunu söyler.Bu yöntemi de herkes kabul etmek zorunda değildir; yani herkes bilimsel olmak zorunda değildir.Yöntemi de inançlardan sıyrılmış, saf akılla ve objektif gözlemlerle sonuç elde etmektir.Tabi sonuç elde edilebileceğini kabul etmekle bilim de dogmatik bir sistem statüsündedir aslında,ama tek dogması bu olan bir sistem.Zaten inançlarımız olmadan hiçbir şey yapamayacağımız gayet sağduyusal bir öngörüdür.Bu ve bunun gibi, bilimlerle ilgili bir çok kaynak var zaten.Ulaşılması zor şeyler de değil.Ama nedense-muhtemelen gereksiz görüldüğünden-bir takım çevreler bilimler felsefesinden hiç nasip almadan bilimle uğraşmaya kalkıyorlar.Sonra da durum ortada zaten.
Gelelim evrim teorisine.Evrim adı üstünde bir teoridir.Yani "böyle olmuştur" demez "böyle olduğunu düşünüyoruz" der.Şu şu şu kaynaklarımız da mevcut der.Ve der ki biz bu kaynaklardan bu sonuca vardık, lakin başka sonuçlara da ulaşılabilir.Ama bunu yaparken bilimsel olduk; yaradılış gibi inanca dayalı sistemleri hiç katmadık çalışmamıza. Zaten bublar bilimsel değildir. Bir şeyin bilimsel olmaması demek "öcü" demek değildir.
Sonra da alır bu bilgiyi Harun Hoca gerçekleri saptırıyorlar,bilime zarar veriyorlar diye bas bas bağırır. Halbuki ne gerçek nedir farkındadır ne de evrim teorisi ne der farkındadır.Dikkat ederseniz evrimciler demiyorum evrim teorisi diyorum.Bir de evrimciler var çünkü, evrim karşıtları gibi.Bu evrimciler de bilimsel falan değil.Bunlar evrimi inanç haline getirmişler ve bilimsel teori/ bilimsel gerçek gibi değil esas gerçek gibi muamele ediyorlar. Evrim karşıtları da evrim teorisyenleriyle evrimcileri aynı kefeye koymaktan çok hoşlanır olmuşlar, ne de olsa evrim teorisyenleri temellendirmiş evrimcilerin inançlarını.
Anlayacağınız, okuma yazma bilen bir kişi yanında kullanma kılavuzu bulunan bir çamaşır makinesinde bulaşık yıkamaya çalışıyor. Kılavuza bakmayı akıl mı edemiyor yoksa bakmak işine mi gelmiyor orasını bilemiyorum.Bir de başka biriyle yaptıkları bir tartışma var: biri diyor bu makine porselen tabağı daha iyi yıkıyor diğeri de diyor cam tabak.Ama birileri bir yerlerde çamaşır yıkamaya devam ediyor ve biz bu tür tartışmalarla biraz zor yetişiriz onlara.
Selametle...
Ufuk İlgen
Yazan: Ufuk Tarih: June 24, 2008 2:47 PM
Sayın sırma karasu,
Tabiki yazsın bazı insanlar yazılarını salt bilgi olarak da;
Salt bilgi olarak yazdıklarım doğru mu diye bir araştırsın. Sonra mahçup olmaması için elbette.
Hem de verdiği salt bilgiler yanlış iken bu ablalar abiler birilerini aptallık ve cehalet ile suçlarlarsa kimin aptal ve cahil olduğunu da bir kez daha düşünmeleri gerekir.
...
Mustafa Akyol Bey de büyük harflerle yazmış,
Evrimciler "VARSAYIYORMUÅž"
Varsaysınlar elbet de,
Onlar varsayınca neden sorun olmuyor? Bilimselliklerinden bir gramcık eksilmiyor? Benim de anlayamadığım bu.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: June 25, 2008 3:37 PM
Gunluk yorum yazma vaktimi asdigim icin, diger yanlislara birsey yazamiyacagim simdi. Zaten yazi 2005 den, herhalde Mustafa bey kendisi ne olup bittiginitakip ediyordur. Ama su aptallik akillilik meselesine hemencicik...
Pesinen degil! Simdi o kisi neden aptallik uretecegini gerekceleriyle anlatiyor. Insanlarin birseye aptalca deme hakki olduguna inaniyorum sahsen. Cunku bazi seyler gercekten aptalca ve dogrudan zekayi koreltecek ozelliklere sahip. Ornegin, bugun, dunyanin 6000 yada 12000 bin yasinda oldugunu savunmak, kimse kusura bakmasin, ama aptalliktir! Beynimizin fisini cekmetir cekmektir. Bu tarz sacmaliklari kabul ettirecek, "zihinsel trickler" vs. leri kullanan bir insan aptallasmaktan baska bir yere varamaz. Buyuk capli bir arastirma yapiulsin, bu tarz seylere itibar eden insanlarin ortalama olarak kesinlikle daha aptal cikacagina eminim. Bunun gosterilebilecegine inaniyorum.
Mustafa bey yukarida boyle sacmaliklari kabul edecek kadar isi savsaklayan insanlarin, (burada AnswersInGenesis), evrim teorisi hakkindaki dupeduz yanlis seylerine kaynak ve link veriyor. Adamlar direktman beyinleri iptal etmis, "seytan fosil koyuyor" vs. gibi sacmaliklarla dunyaya bakiyor. Illa birseye karsi cikacagiz diye aptal olduklarini tescilleyen insanlarin savunduklarini savunmak zorundamiyiz?
Umarim ulkemizdeki muslumanlarin sonu, cok ozenilen su amerikan yaratiliscilari gibi olmaz...
Yazan: fuatogl Tarih: June 29, 2008 1:02 PM
"Mustafa Akyol Bey de büyük harflerle yazmış,
Evrimciler "VARSAYIYORMUÅž"
Varsaysınlar elbet de,
Onlar varsayınca neden sorun olmuyor? Bilimselliklerinden bir gramcık eksilmiyor? Benim de anlayamadığım bu."
demiÅŸ Mustafa Bey.
Ben söyliyim size neden eksilmediğini. Evrim teorisyenleri-sizin evrimciler dediğiniz- ,evet var sayıyorlar ve varsayımlarının varsayım olduğunu biliyorlar ve buna göre hareket ediyorlar.Bilim de tutarlı varsayımlardan oluştuğundan bilimsel oluyor bu varsayımlar.Tabi her bilimsel teorinin tutarlılığı tartışılır; hiç birirsi % 100 doğru değildir ve hiç kimse de böyle olduğunu iddia etmez zaten.Ama evrimciler var saymaktan öte öyle olduğuna körü körüne inanıyorlar, aynen yaradılışçılar gibi. Bu sebeple evrimciler ve yaradılışçıların bilimsellikle yakından uzaktan alakası yok. Bu gruplar birbirleriyle tartışarak sadece inançlarını yarıştırıyorlar. yani anlayacağınız ne evrimciler ne yaradılışçılar bilimsel falan değil. Hele bu tartışmaları bilimsel tartışma olarak gösteren çevreler tamamen politik/dini çevreler.Bu tartışmalara bilimsel tartışma gözüyle bakanlar da tahmin edileceği gibi bilimin nerde ve nasıl bir şey olduğundan haberi bile olmayan cahil kesim.Bu cahil kesimin büyük bir kısmı da üniversite mezunu. Bu cahil kesim zannediyor ki evrimcilerin görüşleri bilimsel olarak kabul ediliyor halbuki bilmiyor bilimin neyi kabul ettiğini.Aslında zannediyor demek istemiyorum; bu kesimin öyle zannetmesi bir şekilde sağlanıyor yine bu politik/dini çevrelerce. Bu kesim bu çevrelere itibar ettikçe de bu durumun değişmesi mümkün değil. Zannediliyor ki evrim teorisi inancımıza saldirıyor. habuki seni inancın evrim teorisinin umrunda bile değil. Evrim teorisine karşı çıkarak cihat yaptığını zanneden geri zekalılar da yok değil.
bir soru sorayım: Kim çıkıp da yaradılışı savunan "bilimsel" bir teori ortaya attı da kabul edilmedi?
Cevabını da vereyim böyle teoriler de ortaya atıldı,evet, ve bilimsel çevreler bunları reddetmedi aksine evrim teorisine alternatif olarak kabul ettiler ve şu an liselerde bunlar evrim teorisinin alternatifleridir diye anlatılır.
Öyleyse neden tartışılıyor?
Bunu da söyliyim: birileri fesat çıkarmaktan çok hoşlanıyor.
Son söz: Bilim, teorilerin içeriklerine göre değil; yöntemlerine göre muamele eder.
Yazan: Ufuk İlgen Tarih: July 2, 2008 4:55 PM