« Dindar Olmayan İslamcılık | Ana Sayfa | Adnan Menderes Üniversitesi'nde Akıllı Tasarım Konferansı »
September 25, 2005
Bir Kaç Küçük Gelişme
Türkiye'de evrim-tasarım tartışması giderek büyüyor. Bugünkü Radikal gazetesinin "MEB'den biyolojiye 'evrim' makası" başlıklı haberinde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, ilköğretim 8. sınıf fen bilgisi ve biyoloji kitaplarında evrim teorisi ile ilgili bölümleri ayıkladığı haber veriliyor. Radikal, "Darwin mahkemelik" başlıklı bir diğer haberinde de, ABD'nin Pennsylvania eyaletindeki okul müfredatı hakkında süren evrim-tasarım tartışmasını konu edinmiş.
Bugünkü Zaman gazetesinde ise, Türkiye'nin önde gelen felsefe profesörlerinden Hilmi Yavuz'un "Hayatın Başlangıcı ve Evrim Kuramı" başlıklı iyi bir yazısı var. Prof. Yavuz, rastlantısal evrim teorisinin temelindeki materyalist dogmayı doğru teşhis etmiş. Zaman, bir zaman önce de, Akıllı Tasarım teorisinin önde gelen kuramcılarından Behe ve Johnson'ın iki önemli makelesini yayımlamıştı.
Son olarak da sitedeki küçük ama yararlı bir teknik gelişmeye işaret edeyim. Bu sayfanın en altına indiğinizde göreceğiniz "Önceki 10 Yazı" kısmı ve "Tüm Yazılar" linki, geçmiş tarihlerdeki yazılara ulaşmak isteyen okurlara kolaylık sunuyor. MustafaAkyol.org, hizmetinizde...
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: September 25, 2005 3:10 PM




Tartışmanın büyümesi bir gelişme göstergesi. Kamuoyunun bu konuda bilinçlenmesi bilim adına yapılan saptırmaların günyüzüne çıkmasına hizmet edecek. Bu noktadan sonra tabiatçıların ne tür yeni yöntemlere başvuracakları da merak konusu olacak. Çünkü eski yöntemler yavaş yavaş işe yaramaz hale geliyor.
MEB'nın evrimi sanki gözlenmiş ve saptanmış bir olgu gibi sunan cümleleri biyoloji kitaplarından çıkarmasına diyecek birşey yok. Ancak canlılığın bir tarihi var ve bu bir şekilde biyoloji ile ilgili. Konuyla ilgili bilimsel görüşlere "Canlılığın Tarihi" başlığı altında "görüş" kaydı ile kısaca temas edilmesi aslında gereklidir. Aynı konuya ilişkin tabiatçı inancın ise Din Kültürü dersinde detaylıca işlenmesi gerekir. Çünkü tabiatçılık -hiç ideoloji filan demeye gerek yok- düpedüz dindir. Üstelik bu denli yayılmış bir din hakkında bilgi sahibi olmak günümüz dünyasını anlamak bakımından gereklidir.
Peki, başta ABD olmak üzere Batı dünyasında henüz başarılamamış olan bu gelişme, ülkemizde daha önce başarılabilir mi? Bu biraz zor görünüyor. Ama hiç olmazsa değişimlere ayak uydurulmaya çalışılabilir.
Saygılar...
Cengiz Cebi, Felsefe Öğretmeni
Yazan: Cengiz Cebi Tarih: September 25, 2005 6:04 PM
Dunyanin duz olduguna inanmakta israr edenler ancak kendilerine zarar verebilirler. Bilime, topluma ve cevreye bir zararlari sozkonusu olamaz. Onlar icin dunya hep duz'dur ve duz kalacaktir!
Saygilarimla,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: September 26, 2005 11:49 AM
Sayın Ertugrul,
Dünyanın düz olup olmadığı inanç konusu olmaktan çıkalı çok oldu. Bunun ile ima ettiğiniz konuya gelince :
Tarihsel bilimleri astronomi gibi bilimlerle aynı kategoride değerlendirmeniz doğru değil. Canlılığın tasarımı bir evrim süreci şeklinde de olabilirdi. Tasarım ile evrim çelişik şeyler değildir. Nitekim dokuz aylık evrim sürecimizi tasarımın dışına koymak anlamsızdır. Ancak 'türlerin evrimi'ne ilişkin ampirik veriye ulaşılmış değildir. "Olabilir, o halde olmuştur" şeklindeki çıkarım geçersizdir.
Akıllı Tasarım Teorisi tasarımın daha özel bir türü ile ilgileniyor. Bu teori özellikle canlılığın temeli olan mikro yapıların "doğa yasası" olarak adlandırılan süreklilikler çerçevesinde ortaya çıkmasının imkansız olduğunu
ileri sürüyor. Bu sonuca bu yapıların gözlemlenmesi ile ulaşılmıştır. Evrende "yasalar" şeklinde belirlenmiş olan düzenden farklı olarak burada özel bir tasarım gözlemleniyor.
Öte yandan, tabiatçı inancı bu konulara katmanın hiçbir gereği yok. Tabiatçı bir bilimadamının inancı, onun bilime kattıklarını ne inanç yapar nede değersiz kılar.
Saygılar...
Cengiz Cebi, Felsefe Öğretmeni
Yazan: Cengiz Cebi Tarih: September 26, 2005 1:33 PM
Sayin Cebi,
Dunyanin duz oldugu inanci son bulali cok oldu diyorsunuz ama neden hala insanlarin binlerce yildir kutsal kitaplardan ogrendikleri ve kendilerine ogretilen once yer'in sonra goklerin yaratildigi masalina iman etmeleri bekleniyor o zaman?
Kutsal kitaplardaki bu yaradilis masalina istinaden binlerce yil insanoglu dunyanin duz olduguna inanmak zorunda birakilmadi mi?
Bilim'in kutsal kitaplardaki yaradilis teorisine gore dunyanin duz olmadigini ispat ettigi halde hangi cesaretle yine kutsal kitaplardaki yaradilis teorisine bu sefer " akilli tasarim teorisi" adi altinda destek aramaya calisiyorsunuz?
Cok yakin bir gelecekte bilim, aynen dunyanin duz olmadigini ispat ettigi gibi "evrim teorisi" ni de kanunlastirirsa ne yapacaksiniz?
Iste bu yuzden diyorum ki, Akilli tasarim teorisini savunanlarin "Dunyanin duz olduguna israrla inanmaya devam edenlerden hicbir farki yoktur!" Akilli tasarim teorisini savunanlarin da dunyanin duz olduguna inananlar gibi sadece kendilerine zararlari dokunur. Bilim kendi aydinlattigi yolda hizla ilerlemeye ve insanliga dogru yolu gostermeye devam eder.
Saygilarimla,
Ataman Ertugrul
Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: September 26, 2005 3:18 PM
Ataman bey,
"Cok yakin bir gelecekte bilim, aynen dunyanin duz olmadigini ispat ettigi gibi "evrim teorisi" ni de kanunlastirirsa ne yapacaksiniz?"
Simdi... Bu soruyu biraz degistirip 'ya yapmazlarsa siz ne yapacaksiniz?' diye de sorabiliriz...
Sormasak da olur, cunku yukariya alintiladigim paragrafinizda zimnen (implicitly) evrim teorisinin bir inanc oldugu anlasiliyor --ilerde ispatlanacagini umit ettiginiz bir inanc..
Bu bir.
Ikincisi, dinleri nicin bu tartismada bir oge/unsur olarak gordugunuzu pek de anlamis degilim... Objektif olarak bakarsaniz, dinler birer standardlastirma faaliyetidir --cok genis kitleler uzerinde olsa bile bu boyle. Soldan giden trafik mi, sagdan giden trafik mi misali; cok daha kapsamli..
Ve, insanligin tarihi boyunca birikmis bilgiyi degil de, sadece cahillik tortularini dine maletmek de haksizlik degil mi? Siz hangi din kitabinda dunyanin duz oldugunun soylendigini gordunuz ki?
Ote yandan, 'akilli tasarim' teorisinin herhangi bir dine nasil hizmet edecegini goremiyorum. Olsa olsa zarari olacak.
Allah inanci ile var gibi dursa da, de pek yok... Allah var midir ya da yok mudur konusunda pek bir sey soyledigi yok ki, bir 'tasarimci' olmasi gerektigini soyluyor.
Teknoloji caginda, moda, inanclari teknoloji ile aciklamaga calismak oldu. Bir sey var ise mutlaka bir tasarlayani olmali demek bugun icin cok kolay...
Eskiden daha geriydik. Sadece ve bazilarimizin okuzleri vardi. Dunyanin neyin uzerinde dondugunu aciklamakta faydali oluyordu.
Simdi ise ilerledik. Anlasilmasi daha zor hurafeler yakisir artik..
Yazan: Muzmin Anonim Tarih: September 26, 2005 6:09 PM
Sayın Ertugrul,
Doğrusu bir kitap gerçekten kutsal ise insanları dünyanın düz olduğuna inandırmayı amaçlamış olamaz. Kutsal bir kitap bilim ile çelişen iddiaları (masalları) da içeremez. Böyle birşey olmadığı halde böyleymiş gibi bir izlenim uyanmış ise, o dinin teologları konu ile ilgili açıklama ve yorumlar yapabilmiş olmalıdırlar.
"Bilim'in kutsal kitaplardaki yaradilis teorisine gore dunyanin duz olmadigini ispat ettigi halde hangi cesaretle yine kutsal kitaplardaki yaradilis teorisine bu sefer " akilli tasarim teorisi" adi altinda destek aramaya calisiyorsunuz?"
Bilimin kutsal kitaplarda anlatılan yaratılışın yanlış olduğunu ispat ettiğini ileri sürüyorsunuz. Bilimden ve kutsal kitaplardaki yaratılıştan ne anladığınızı bilmiyorum. Ama aksine bilimin yaratılışı anlamaktan ibaret olduğunu savunanlar da var. Bu konu teolojinin alanında olduğundan ayrıntıya girmek istemem.
Yalnız bizim 'tüm bunlar'a karşın ne tür bir cesaretle yaratılışa bilimsel bir destek aramaya kalkıştığımızı sorgulamanız ilginç olmuş. Hiç öyle anlamsız bir işimiz yok. Olmayan bir işin cesareti filan da olmaz.
"Cok yakin bir gelecekte bilim, aynen dunyanin duz olmadigini ispat ettigi gibi "evrim teorisi" ni de kanunlastirirsa ne yapacaksiniz?"
Bu sorunuz yukarıdaki temelsiz varsayımınızın devamı niteliğinde. Düşüncenize göre 'biz' o zaman da başka bir şey bulup onunla yaratılışı savunup duracağız. Doğrusu bu tür soruların muhatabı hiç değiliz. Ben yorumlarımda ne evrim teorisinin 'göçtüğü'nü nede 'yaratılış'ın bilimsel olarak 'ispatlandığı'nı söylemedim. Kanımca böyle söylemenin hiçbir gereği filan da yoktur. Burada başka bir şeyden söz ediliyor. Söylenilenlerin arkasında var olduğunu sanageldiğiniz şeyleri değil de bizzat söylenilenleri eleştirmeniz daha yerinde olmaz mı?
Konuyla ilgilenmeniz tabiki memnuniyet verici.
Saygılar...
Cengiz Cebi, Felsefe Öğretmeni
Yazan: Cengiz Cebi Tarih: September 28, 2005 7:29 AM