« Bir Kaç Küçük Gelişme | Ana Sayfa | Ulusal Çıkar mı, Ulusalcıların Çıkarı mı? »

September 26, 2005

Adnan Menderes Üniversitesi'nde Akıllı Tasarım Konferansı

aydin.jpgAydın Adnan Menderes Üniversitesi, 27 Eylül 2005 Salı günü, "Akıllı Tasarım" konulu bir konferansa ev sahipliği yaptı. Benimle birlikte Nevada Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yunus A. Çengel ve Gaziosmanpaşa Üniversitesi'nden Prof. Dr. Osman Çakmak'ın da konuşmacı olarak söz aldığı konferansa, 1000'in üzerinde dinleyici katıldı. Konferansla ilgili yorumlar için Haber 7 sitesindeki bir habere ve uzak bir yoldan gelerek toplantıya katılan -- ve bu nedenle kendisine son derece müteşekkir olduğum -- Sayın Cengiz Çebi'nin siteye eklediği izlenime göz atabilirsiniz. Konferansın video görüntülerine ise yakında bu siteden ulaşabileceksiniz.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: September 26, 2005 11:54 AM

Okur Yorumları

(NOT: Yazılar üzerine yapılan yorumların sitede yer alması, bunların Mustafa Akyol tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına kesinlikle gelmez. Aksine, farklı ve karşıt görüşleri ifade eden yorumlar da kabul edilmektedir. Ancak saldırgan, düzeysiz veya konuyla ilgisiz yorumlar reddedilecektir. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, standart yorum kurallarını dikkate almanız önemle rica olunur.)

Mustafa Bey;

Bu habere çok sevindim.Sizi ve 'akıllı tasarım' teorisini aslında yeni tanıdım diyebilirim.(Abdullah Bey'e tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.)Bu durumu kendi açımdan büyük kayıp olarak görüyorum.

Şunu belirtmek isterim ki sizi bizim üniversitemizde de görmeyi çok isterim.Fakat bu biraz zor hatta imkansız gibi geliyor bana.Bu üzücü durumun sizinle değil tamamen bizim üniversitenin zihniyeti ile ilgisi var.Evrimci düşünceleri benimsemiş hocaların sözü geçen bir kurumda sizin gibi değerli kişilere pek tahammül olmasa gerek...!


Mustafa Bey;


Sizi en kısa zamanda aramızda görmek dualarımla...

Yazan: Belgin Tarih: September 26, 2005 5:38 PM

Umarım bu koferansın yazılı ve/veya görüntülü dökümanına buradan ulaşabiliriz.

Saygılarımla,

Yazan: Abdullah Esin Tarih: September 26, 2005 6:05 PM

Dunyanin duz olduguna herkes ozgurce inanmaya devam edebilir. Bilimin umurunda bile olmaz!

Saygilarimla,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: September 27, 2005 10:08 AM

Bilimi kendi hesaplarına konuşturduğunu düşünenler hemen her çağda olmuştur. Bunların, hemen tüm lafları aynı tornadan çıkmış gibi birbirine benzer olur. Psikologlar, bazı 'psikotik' -anomali- davranışlarda birbirini tekrarlayan sayıklamaların olduğunu belirtiyor. Sanırım, çağın nevrotik ve psikotik hastalıklarından biri de, bilimi kendi hesabına konuşturamktan geçiyor...!!

Yazan: A. E. Tarih: September 27, 2005 2:58 PM


Modernizmin başından beri kendini modernleştirici güçle eşleştiren tabiatçı inanç, modernizmin olgun devirlerinin yaşadığımız demokrasilerin gelişme devirlerinde bile hala kendini otoriteyle özdeşleştirerek “öteki”ne bakıyor.

Bu da tabiatçıların konuşmalarını monologa döndürüyor. Artık tabiatçı inanç kendisini toplumdaki "diğerleri"yle aynı çizgide ve de özellikle otoriteye eşit mesafede algılamalı.
Ülkemizde her fikir tartışmasında bu inanç, çoğu zaman yeni hiçbir yaklaşımı görmeyi kabul etmeyen bir tavır sergiliyor.

Bunca yazılıp çizilenlere rağmen inatla bu kafa yapısını sürdürmek olayı bilim- gerçek bazında değil politik bir kategoride algılamak demektir.
Hem bilimsel gerçekler hem de diğer anlam dünyaları hakkındaki tartışmaların sürekli politik zemine kayması da bunu gösteriyor.

Siz ne kadar bilimsel gerçeklerden bahsetseniz de onlar hala varsayımsal bazı kafalara gönderme yaparlar; kendi görüşlerine ya da daha açıkcası kendi politik duruşlarına uymayan veriler, “dünyanın hala düz olduğuna inananlar”ca savunulan ilkel, bağnaz iddialardır.

Araştırmalar ne söylerse söylesin ve söylenenin altında kaç bilim adamının imzası olursa olsun, olanlara kuruluş efsaneleriyle, bir zamanların imajlarıyla bakmakta ısrar edenler tartışmayı slogana döndürerek politik kalmayı tercih edecekler.

Konuya bir türlü giremiyoruz. Siz ister bilimin son verilerinden bahsedin, isterseniz onların iddialarındaki sakatlıkları sergileyen bilim sosyolojisinin sergilediği sonuçlardan…

Yazan: hande Tarih: September 28, 2005 1:27 PM

Konferans, özellikle de Mustafa Bey'in sunumu çok başarılı geçti. Daha önce yalnız okuyarak bilgi edindiğimiz konuların son derece özenle hazırlanmış mükemmel görsel döküman eşliğinde sunulması görülmeye değer idi. Sitemizin sakinleri bu gösterime -o günkü canlılığında olmasa da- ulaşacaklardır.

Üniversite öğretim üyeleri için bu konferans yeni bir heyecan uyandırmış olmalıdır. Bu gerçekten nitelikli çalışmanın ve benzerlerinin en kısa sürede tüm diğer öğretim kurumlarımıza ulaşmasını/yayılmasını dilerim.

Sayın Akyol'a tekrar teşekkür ederim.

Cengiz Cebi, Felsefe Öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: September 28, 2005 2:47 PM

Sayın Hande,

Sizin yazdıklarınız malesef eskilerin tekrarından daha öteye gidememiş. Bilimsel gerçeklerden kendiniz kaçıyorsunuz bunun farkında değilsiniz sizin fikirlerinize uymayan bilimsel bulguları ise göz ardı ediyorsunuz.

Evrim nekadar Teori ise Akıllı Tasarımda Okadar Teoridir.

Bu bilimsel bilgiyi doğrularsınız zannederim.

Dünyanın düz olduğuna inanların kim olduğunu konusu ve ilkel ve bağnaz kimin olduğu bence tartışılır.

Vural

Yazan: Vural Tarih: September 28, 2005 5:00 PM

CNN turk te Mustafa Bey le diğer konusmacının kısa konusmalarını seyrettim ve şunu farkettim. Mustafa Bey konuşması sırasında Darwinin evrim teorisinin sadece tesadüflerle hayatın oluştuğunu açıklamaya çalıştığını akıllı tasarımın ise hayatın tasarlanmış olduguna dair bir izah getirdiğini söylemişti. Tam bu esnada sayın Gürsoy bunların sıradan tesadüfler olmadığını iddia etti ve peşine bilimsel gercekler oldugunu söyledi.Sıradan olmayan Tesadüfler! Sanki farklı birşeyi iddia ediyorlarmış gibi konustu.Oysaki tüm teori bunu üzerine kurulmuş sadece ve sadece tesadüf. Akıl tesadüfü asla kabul etmez.Sayın Gürsoy da sadece tesadüf olarak kabul edemez. Üzerine bilim(!) yaftasını vurmadan da ne kendi ne de başka kimse inanmaz buna oysaki Darwin bu teoriyi hiç bir bilimsel veriye dayanmadan sadece subjektif ve görsel yorumlara dayanarak ortaya atmıştı. Bilimin onu haklı bulmasını ve ona gercekleri ortaya çıkarmasını temenni ediyordu. Oysaki aradan geçen yüzyılı aşkın süre ve teoriyi desteklemek adına yapılan tüm çalışmalar , teoriyi destekleyen hiç bir delil hiç bir kanıt ortaya koymadı. Bu durumda hala bu darwin görüşünün ki teori denemez bilimsel olduğunu savunmak sadece materyalist önyargılardan başka birşey değildir. Teori materyalist bir bakış açısıyla ortaya atıldı hala da o bakış açısıyla savunulmaktadır.Dünyanın düz olduğuna inanlar esasen evrime inananlardır

Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: September 28, 2005 5:58 PM

Sayın Ertugrul,

Dünyanın düz olduğuna özgürce değil ancak cahilce inanılabilir. Bu da aslında bilimin umurunda olmalıdır. Bilgi cehaletin zıddı değil midir? Bizler bilimden bir parça haberdar isek habersiz olanları bilgilendirmek gibi bir sorumluluğumuz yok mu? Ne gelirse başımıza cehaletten gelmiyor mu?... Vazgeçmeye gerek yok. Bilmek, sorumluluk demektir.

Bu arada Vural Bey,

Hande Hanım'ı yanlış anlamış gibisiniz. Beni affederseniz eğer, Hande Hanım'ın eleştirisinin neye yönelik olduğuna dikkat etmenizi öneririm.

Saygılar...

Cengiz Cebi, Felsefe Öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: September 28, 2005 10:52 PM

Sayin Cengiz Cebi,

Binlerce yil insanlar dunyanin duz olduguna inandilar durdular. Insanlara kutsal kitaplardan okuduklarini merak edip arastirmalarina izin vermediler. Binlerce yil kutsal kitaplarda yazilanlarin aksi goruste hicbir sey iddia edemediler. Iddia edenlerin sonuda korkunc bir sekilde oldurulmek oldu.

Binlerce yil dunyanin duz olduguna inanan ve inandirilmak zorunda birakilan insanlarin kendilerine ve dunyamizin gelecegine verdigi zarar ortadir. Darwin bile evrim teorisini ortaya atmadan once 20 yil bekledi. Nedeni de " dunyanin duz oldugu konusundan kutsal kitaplarda yazilanlarin disinda baska bir dusunceyi kabul etmeyen zihniyet" yuzunden bu calismalarini yayinlamak icin 20 yil beklemek zorunda kalmistir.

Akilli tasarim teorisyenleri biraksinlar Darwin'in evrim teorisini de kutsal kitaplarda anlatilan yaratilis teorisine gore once yer'in sonra goklerin yaratilmis oldugunu bizlere bilimsel ve akillarimiza durgunluk verecek sekilde aciklasinlar once! Madem akilli tasarim urunuymus bu yaratilis bunun nasil oldugunu aciklasinlar bize. Aciklasinlar ki, neden insanlar binlerce yil dunyanin duz olduguna inanmislar nerde hata yapmislar? Akilli tasarim teorisi neden gecikmis acaba? Insanlar binlerce yildir dunyanin duz olduguna inanirlarken bu arkadaslar neredelermis? Neden Darwin'in evrim teorisini beklemisler?

Akilli tasarim savunuculari neyi anladiklari ve neyi anlatmaya calistiklarinin kendileride farkinda olmadigi icin Vural bey dahil ayni dusuncedeki arkadaslar surekli yanlis anlamaya devam edeceklerdir. Adi ustunde akilli tasarim cunku.

Saygilarimla,

Ataman Ertugrul

Yazan: Ataman Ertugrul Tarih: September 29, 2005 10:37 AM

Ataman Bey,

Sürekli olarak "dünyanın düz olduğu" inancından söz ediyorsunuz. Ama bunun sizin sandığınızın aksine ilahi dinlerle bir ilgisi yok. Tevrat'ta veya Kuran'da dünya düzdür bir ifade yoktur, hatta Kuran'da dünyanın yuvarlaklığına işaret edildiğine dair yorumlar var.

Dünyanın düz olduğu fikri, ilahi dinlerden değil, gözlem imkanı sınırlı olan eski insanların bilgisizliğinden kaynaklanıyordu. Etrafa bakınca yeryüzünün düz oldugu izlenimine kapılabilirsiniz; bu izlenimin yaygın kabul görmesinin sonucuydu dünya düzdür anlayışı. Zaten ilahi dinlerle hiç bir ilgisi olmayan Yunanlı kozmolog Batlamyus tarafından sistematize edildi. Kilise Batlamyus'u bilim sandığı için kabul etti. Batlamyus'a karşı çıkan Galile gibi bilim adamları da son derece dindardılar; sadece kiliseyi bu dogmadan kurtarmaya çalışıyorlardı.

Sizin zihninizde "bilime baskı yapan din adamları" şablonu var. Ama bu gerçeklere tam uygun değil. Dahası günümüzde asıl sorun "bilim baskı yapan materyalizm adamları" sorunu. Akıllı Tasarım'a "bu materyalist yönteme aykırıdır" diye karşı çıkıyorlar. Biz ise kanıtları vurguluyoruz.

Saygılar,

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: September 29, 2005 12:39 PM

Sayın Ertugrul,

Teoloji alanındaki bilgim oldukça sınırlı. Yine de birkaç söz etmek istedim. Ancak bunlarda bulmanız muhtemel sorunları bir teolog ile tartışmanızı öneririm. Size daha detaylı açıklama yapabilecek bilgiye yazıkki sahip değilim.

Kutsal kitaplardaki kimi ifadelerin bilim ile çelişki taşıdığı yeni değil oldukça eski bir iddia. Bu konuda nice tartışmalar, yorumlar yapıldı ve halen yapılmakta. Sonuçta kutsal kitap bir bilim kitabı değil. Kutsal kitabı bilim ile kıyaslamanın/tartmanın hatalı olduğunu söyleyenler de var. Biri adı üstünde kutsal/semavi, diğeri ise sıradan/beşeri. Kutsalın kendisinde değil yorumunda farklılaşmalar olur, oysa bilimin bizzat kendisi değişir. Dolayısıyla biri yoruma açık iken diğeri böyle değildir. Yoruma açık olan ile kapalı olanı kıyaslamak da doğru değil tabi. Bu yüzdendir ki kutsal kitabın ifadelerine ilişkin yorumlar bilim geliştikçe farklılaşmıştır. Teoloji açısından bu bir sorun olarak algılanmaz. "Önce yer, sonra gök" sorunu muhtemelen bu bağlamda değerlendirilmiştir.

Bilimsel gelişmeyi engelleyici öge olarak yorumcularını değil de bizzat kutsal kitabın kendisini sorumlu buluyorsanız sözkonusu kitap size göre kutsal filan olamaz. Yada kutsallık ile aranız iyi olmadığından sorumluluğu kitaba yüklüyor olabilirsiniz. Burasını bilemeyiz tabi.

Yalnız bu konuyu getirip doğrudan Akıllı Tasarım teorisi ilişkilendirmenizi hiç doğru bulmadım. Akıllı Tasarım teorisyenleri ne Darwin ile uğraşmakta nede bunu bırakıp teoloji yapmak zorunda. İlgisi bile yok. Söylenmekte olanlar darwinizm ile uyuşmuyor olabilir. Ama zaten uyuşmak zorunda değil ki. Hele tarihin ve coğrafyanın farklı kesitlerinde yaşanmış olan bilimi engelleyici tutumları nasıl olup da Akıllı Tasarım teorisi ile ilişkilendirdiniz?

Yanlış anlamışsam lütfen düzeltiniz.

Saygılar...

Cengiz Cebi, Felsefe Öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: September 29, 2005 8:00 PM

Ataman Bey,

Mustafa beyin pek de guzel ozetledigi asagidaki durum, aslinda sizin tenkit ettiginiz tavrin sebeplerine de dolayli olarak isaret ediyor bence..

"Dünyanın düz olduğu fikri, ilahi dinlerden değil, gözlem imkanı sınırlı olan eski insanların bilgisizliğinden kaynaklanıyordu. Etrafa bakınca yeryüzünün düz oldugu izlenimine kapılabilirsiniz; bu izlenimin yaygın kabul görmesinin sonucuydu dünya düzdür anlayışı. Zaten ilahi dinlerle hiç bir ilgisi olmayan Yunanlı kozmolog Batlamyus tarafından sistematize edildi. Kilise Batlamyus'u bilim sandığı için kabul etti."

Evet... Dinler (yani, inanc sistematigini de iceren standardlastirma muesseseleri), gecmiste degisik zamanlarda enteresan 'tufa'lara geldiler... Bu da onlardan bir ornektir. Ne Batlamyus, ne de kilise bu ornekte kotu ya da ard niyetli degildi, ama, sonuc olarak tufaya geldiler ---ikisi de..

Gecmiste bu tur 'tufa'lara gelmis olmak tecrubeniz sizin (ya da benim) de olsaydi, ve eger siz (ya da, ben) de bin yillik, iki bin muesseselerin yerinde olsaniz/k, eminim, bir kac bilim adaminin ortaya attigi yeni her toeriyi kolayca kabul etmezdiniz/ik...

En azindan ben, yeteri kadar uzun bir zamanin imbiginden gecmis olmadiklari icin kabul etmezdim.

Nitekim, aksini ispat edemiyor olsam da, isik hizinin ust limit oldugunu soyleyen Izafiyet Teorisi benim icime sinmiyor..

Bir gun gelecek ve sizin gibi bir Kadi Hasan [*] cikip buna inanmis olan beni de (dunyanin duz olduguna inanmis o insanlar misali) cahiliyye devri mensuplarindan biri olarak nitelendirecek diye korkarim.. Siz oyle dusunseniz bile, inanin, bu benim yobazligimdan kaynaklanmiyor --temkinli olmak arzumda kaynaklaniyor.

O yuzden, bir seye onay vermek (ona inandigini soylemek) icin biraz beklemek gerekiyor. Ne kadar eski bir muessese iseniz, o kadar daha uzun beklmek gerektigini dusunursunuz...

Baska bir deyisle, bu acidan bakildiginda, dinleri itham edisinizde hakli olmayabilirisiniz.

------

[*] Yanlis anlamayi engellemek icin; te$bih suradan mulhemdir:

Yunus, gel bu sozuni egru bugru soyleme
Seni sigaya ceken bir Kadi Hasan gelur

Kadi Hasan'in kim oldugunu vs ilgili kaynaklardan bakmaniz lazim, yoksa bu yazi cok uzayacak.

Yazan: Muzmin Anonim Tarih: September 30, 2005 6:49 AM

Sayın Ertugrul,
Önce yerin sonra göklerin yaratıldıgına dair bir şey yok Kuran'da özellikle. Bunu siz nerden cıkardınız belli değil. Nasıl anlamak istemişseniz öyle anlamıssınız tek cümleyle. Diğer kutsal kitaplarda( tevrat ve incil) da kesinlikle dünya düzdür diye bir ifade yoktur. Aksine Mustafa bey'in de belirttiği gibi dünyanın yuvarlak oldugu vurgulanıyor genişlediği ise vurgulanmıyor apaçık söyleniyor. Tabi ki bunlara inanmayabilirsiniz ama kutsal kitaplarda dünya düzdür diyor demek hakikaten neyi eleştirdiğiniz konusunda yetersiz bilgiler ve subjektif materyalist önyargılarla hareket ettiğiniz izlemini uyandırmakta.

Bilimin uzerinde ise tek kelimeyle materyalist bir baskı var. Ve bu daha önce Cengiz Bey'in de ifade ettiği gibi sözlü olarak defalarca çeşitli bilim(!) adamları tarafından ifade edildi. Bir tanesini ben aktarayım . Tanrıya inanan bilim adamı olmaz dedi Ali Demirsoy bir tv programında .Önce ateist olmak gerektiğini açıkça söyledi. Bu şu demek biz materyalist olduğumuz için bilim de materyalist olmak zorundadır.Yani bir inançtır bu. Bilimin inancınızı desteklemesi yönünde baskı vardır. Akıllı tasarımın reddedilmesi ise bilimsel değil diye reddediliyor oysaki materyalist inaçları desteklemiyor sadece.
Saygılar,
Özgür Aytekin

Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: September 30, 2005 11:53 AM

Sayın Ertuğrul,
Tesadüf dışında herşey bilimsel değildir mantığı bir mantık aczidir.Mantık açmazıdır.Bilim materyalist zihinlerin tekelinde olan bir şey değildir.Öyleyse eğer zaten o bilim değildir bilgiye dayanmaz ön yargıya dayanır yoruma dayanır subjektiftir .Uzayda yeni yeni değişik medeniyetlerle karşılaşılsa hepsinde Darwinizm ve tesadüf mantığı mı kullanılacak? Tesadüf her yerde medeniyetler kurmuştur mu denilecek? Aslında bu gereksiz bir soru çünkü zaten deniliyor. Marsta su var mı su varsa kesin hayatta vardır deniliyor.Çünkü sadece suyun var olması ve tesadüf tanrısının orayı da teşrif etmesiyle hayat zuhur edecek.Bir taraftan tekrarlanması mümkün olmayan ve sıradan olmayan çok bilimsel tesadüfleri isimlerinin önünde bir sürü ön ek olan insanlar bilim diye yutturuyor öte taraftan uzayda hayat varsa kesin oda tesadüfen oluşmuştur bir kere oldu evet tekrarlayamıyoruz ama orada da olur hezeyanları bilim diye yutturuluyor. Bu perişan mantığın bilimsellik olarak sunulması bu yüzyılın utancı ve yüz karasıdır. Hatta kanaatimce insanlık tarihinin yüz karasıdır.

Saygılarımla,
Özgür Aytekin

Yazan: Ozgur Aytekin Tarih: September 30, 2005 5:31 PM

Sürekli şu noktaya cevap vermekten kaçınılıyor:

Madem canlıların birbirinden türleştiğini iddia eden evrim teorisi bilimsel değil, canlıların kilden, çamurdan yaratıldığı, veya insanların akraba ilişkisi ile sadece iki insandan yaratılması daha mı bilimsel? Acaba Allah bütün canlıları oldukları gibi türler halinde yaratıp dünya gezegenine mi ışınladı?

Açıklar mısınız?

Yazan: C. A. Tarih: October 1, 2005 7:04 AM

Sayın C. A.,

Sorduğunuz konuda "kaçınılan" bir şey yok aslında. Öncelikle "şu bilimsel değil de bu mu bilimsel" gibi bir soru, ancak kanıtlara bakılarak ele alınabilir. Siz doğaüstü bir yaratılışı zaten kategorik olarak "bilimsel değil" sayıyorsanız, konuya önyargılı bakmış olursunuz. Belki de öyle bir yaratılış vardır ve bunu görmek için kanıtları incelemek gerek.

"Allah bütün canlıları oldukları gibi türler halinde yaratıp dünya gezegenine mi ışınladı?" sorunuzdaki demagojik duran "ışınlama" kelimesini göz ardı ederek yorum yapabilirim: Tasarım Teorisini savunan bilim adamlarının çoğu, tüm canlıların değil, belirgin bir biçimde farklı vücut yapılarına sahip canlı tiplerinin ayrı ayrı yaratıldığını düşünüyor. Bu yaratmanın tam olarak nasıl olduğuna dair ne gözlem, ne deney ne de geride kalan kanıtlar açısından bir açıklama getiremeyiz. Ama tüm temel canlı kategorilerinin fosil kayıtlarında aniden ve kompleks vücut yapılarıyla belirlemeleri, böyle bir bilinçli düzenleme olduğunu gösteriyor. Doğal süreçlerin başaramayacağı bir oluşum var çünkü.

Saygılar

M.A.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: October 1, 2005 11:45 AM

Sayın C.A.

Akıllı tasarım kuramı, canlıların tasarlandıklarının işaretlerini gözler önüne sermektedir. Yani bu kuram, bilim araştırmalarının sonuçlarına bakarak bir Tasarlayan'ın var olduğunu iddia etmektedir. Bir Tasarlayan olduğu ve canlıları-cansızları O'nun tasarlardığı söylemi kutsal kitaplarda da yazdığı için, akıllı tasarım teorisinin vardığı bilgiler semavi dinlere ters değildir denmektedir. Bu ana kadar herşey bilim çerçevesi içindedir, bilimseldir. Akıllı tasarım bu noktadan sonrası için herhangi bir fikir öne sürmemiştir. Sizin, kutsal kitaplarda yazanlardan söz açarak bunlar mı bilimsel demeniz , akıllı tasarım kuramı ile alakasız bir soru olmuştur. Çünkü akıllı tasarımın söylediği sadece bir Tasarlayan'ın olduğu bilgisidir. Daha fazlası değil. Semavi dinleri desteklediği noktalar da bu çerçeve içindedir. Tamamı için değil.

Akıllı tasarımdan bağımsız olarak, kutsal kitaplardaki her bilginin, bizim şu anda bildiğimiz tüm bilimsel bilgilerle uyumlu olması bekleniyorsa ve Sayın C.A. sorusunu bu düşünce sistematiği içinde sordu ise, bu konuda da şunu söylemek isterim. Kutsal kitaplar ya da Kur'an özelinde konuşursak, Kur'an bir bilim kitabı değildir. Yazanların hepsini bir gün bilim açıklayabilir ama bilimin şu gün söylediği herşeyi tıpatıp Kuran'da bulmayı beklemek doğru bir beklenti değil. Hele ki bilimin yanılabildiğini, deneme-yanılma yöntemi ile ilerlediğini düşünürsek. Siz "...canlıların kilden, çamurdan yaratıldığı, veya insanların akraba ilişkisi ile sadece iki insandan yaratılması daha mı bilimsel?" diye sormuşsunuz. Bu bilgi bilim adamları tarafından söylenmemiştir, sizin yazdığınız haliyle değil ama başka ifadelerle kutsal kitaplarda yazmaktadır. Yani Allah'ın sözüdür. Bu bilgiler, şu anda bilim tarafından ispatlanabilir değildir ama bilim ile tüm metafizik bilgiyi ispatlamak çabası bir yere kadar anlamlı olmakla birlikte, bilim ispatlayamadığı takdirde o zaman bu sözler yanlıştır demek de vahiy bilgisini inkara girer ve aslında vahiyden ne kastedildiğinin de bilinmediğine kanıttır. Çünkü vahiy bilgisi , bilim dediğimiz akıl-duyu-hayalgücü ile ulaşılan bilginin üstündedir. Elbette, inkar etmeye hakkınız var. Kabul etmeyebilirsiniz. Yalnız, sebep olarak bilim ispatlamamıştır demeniz anlamlı değil. Bilim, vahyi kapsayan, onun üstünde bir bilgi değil çünkü. Bu sebeple sorunuz anlamsız olmamakla beraber, cevap , "şu anki bilimsel bilgiler çerçevesinde bu sözler bilimle örtüşmemekte" olsa bile, bu cevap , vahiy bilgisinin yanlış olduğunu kanıtlamaz. Şu anki bilime göre bilimsel olmadığını kanıtlar ama Kuran'da yazan her söz şu anki bilimsel bilgilerine göre bilimsel olmak durumunda zaten değil. Dediğim gibi, bilim vahyi kapsamaz.
Bu tür karışıklıklar, anlamlı olmayan beklentiler, tüm soruların cevaplarını bilimle bulmaya çalışmaktan, en üst bilgi kaynağı olarak bilimi kabul etmekten kaynaklanıyor. Oysa, tek bilgi veya en üstteki bilgi kaynağı bilim-akıl-duyu olunca bakış açımız çok daralıyor. Diğer bilgi kaynaklarına da açık olmalı, öncelik sıralamasını da doğru yapmalıyız. Böylece, şu anda anlaşılmayan bazı meseleler daha anlaşılır olabilir.
Saygılarımla,

Yazan: Esra Tarih: October 1, 2005 12:59 PM

Sayın C.A.,

Bir "kaçınma"nın olduğunu düşünmüyorum ama aslında önemli bir konuya değinmişsiniz.

Öncelikle evrim teorisi aslında bilimsel bir teori yada en azından öyleydi. Nitekim Batlamyus'un yer merkezli evren teorisi de bilimsel yada öyleydi. Bilim tarafından yanlışlanmış bir teori aslında bilimselliğini yitirmiş değildir. Zaten bilimsel olmasaydı yanlışlanamazdı. Bu tür teoriler için olsa olsa yanlışlanmış olan bilimsel teoriler diyebiliriz. Ama tabiki dileyen yanlışlanmış olmayı bilimsellikten çıkma olarak da görebilir. O kadar da önemli değil aslında, anlambilimsel bir ayrıntı.

Pekala, yanlışlandı mı evrim teorisi? Burası hala tartışmalı. Çünkü burada diğer doğa bilimlerindeki yanlışlama yöntemlerinden çoğunu kullanamıyoruz. Yine de gerekli fosillerin bulunmayışı, mutasyon etkisinin sınırlılığı ve özellikle de canlılğın temeli durumundaki hücrenin, "doğa yasası" denilen ve evrimin sıkı sıkıya bağlı olduğu düşünülen sürekliliklere indirgenmesi imkansız görünen karmaşık yapısı aslında yanlışlanma için oldukça güçlü gerekçeler sunuyor. Öyle ki bunlar, "Yanlışlanması için daha ne gerekiyor ki?" dedirtebilecek türden.

Peki nedir bu evrim teorisinin bilimsel olmadığı iddiası? Bir anlamını belirttim zaten; birçok bilimadamı tarafından yanlışlanmış sayılması. Ama asıl bilimdışılık evrim teorisine değil, Darwinizme ait bir nitelik. Evrim teorisini Darwinizm ile özdeş görmek bilim tarihi konusundaki bilgisizliğin yada görmezden gelmenin ürünü. Bu konuda Teoman Duralı'nın ve Mehmet Bayrakdar'ın çalışmalarına göz atılabilir. Evrim -sanıldığının aksine- Darwinizm için bir ayrıntıdır. Darwinizm tabiatçılık (naturism) yada tabiicilik (naturalism) olarak bilinegelen inancın üzerinde oturur. Yada bu inanç için bilimden bir destek görme/gösterme çabasıdır. Olmuş mudur bu iş? Tabi ki olmamıştır, olacak bir şey de değildir. Ama sanki olmuş gibi davranma yaygınlık kazanmıştır.

Canlılık evrim şeklinde tasarlanmamış ise o halde ne şekilde tasarlanmıştır? Burada bir soru işareti var kuşkusuz. Ama yine de bir çok spekülasyon yapılabilir, tıpkı evrimsel bir tasarım varsayıldığında nice spekülasyonlara başvurulmuş olduğu gibi.

Canlılığın fiziksel bünyesi biliyoruz ki dört temel elementten (C,O,H,N) yapılmıştır. Bunlar inorganik doğada da bileşikler halindedir. Bir zaman makinesi bulup canlıların tasarlanıp var edildiği zamana gidebilseydik, bu bileşiklerden hücrelerin, dokuların, organların ve nihayet organizmaların kısa bir sürede oluştuklarına tanık olabilirdik. Bugün belli 'yasalar' çerçevesinde süregelen üreme olayının benzerini 'yasadışı' bir oluşum şeklinde gözlemleyebilirdik. Bunda akılalmaz bir şey yok. Bize garip gelmesi, tanık olduğumuz tasarımın sürekli 'yasalar' çerçevesinde gerçekleşiyor olmasından. Bu da 'yasalar'ı başlıbaşına gerçeklikler sanabilmek şeklindeki derin tabiatçı gafletin bir hayli yaygınlaşmış olmasından.

Bu bir spekülasyon tabiki. Siz de isterseniz 'ışınlama' benzeri bir yoktan var etmeyi tasarlayın. Yanlız bu ikincisi daha kolaycı bir spekülasyon gibi duruyor. Peki bunlar bilim mi oluyor? Tabiki hayır. Ama bunların bilime aykırı bir tarafı yok. Netice de öyle yada böyle bir tasarımdan söz ediyoruz. İşin içine ne tabiatı nede başka tür hayalleri katıyoruz.

Saygılar...

Cengiz Cebi, Felsefe Öğretmeni

Yazan: Cengiz Cebi Tarih: October 1, 2005 7:53 PM

ben dünyanını yuvarlak olduğunu ispatlayan kanıtlar nelerdir şimdi
gönderin

Yazan: eren Tarih: April 19, 2008 5:39 PM

Bir anlamını belirttim zaten; birçok bilimadamı tarafından yanlışlanmış sayılması.
Cengiz bey size samimi bir soru sormak istiyorum. Bilim insanları arasında, evrim teorisinin yanlışlandığı görüşünün ciddiye alınabilecek yaygınlıkta olduğuna inanıyormusunuz? İnanıyorsanız, bana 1 tane ciddiye alınabilecek bir üniversitenin çalışmasını,yayınını yada açıklamasını verebilirmisiniz? Verememeniz durumda, ve bilim dünyasında evrim teorisinin temel çerçeve nitelikte bir biyoloji teorisi olarak kabul edildiği gerçeği ışığında bakarsak, yukarıdakine benzer ifadeleriniz açıkca insanları yanıltmaya yönelik olmuyor mu? Burada da çok kez yazıldı, bilim dünyasında yukarıdaki yazdıklarınızı geçerli gören neredeyse hiçbir bilim insanı yok. Doğa bilimlerinde üyeleri yüzbinlerle ifade edilen bilimsel birlikler neden resmen basın açıklaması yapıyor bu bahsettikleriniz için "bilim değildir" diyen? Milyonlarca bilim insanını görmezden gelip, bilim dünyasında artık evrim şöledir böyledir demek insanları açıkca yanıltmak sınıfına girmiyor mu? Gerçek şu ki, evrim teorisi gün geçtikçe daha çok araştırma yapılan, daha çok bilgi üretilen ve geçmişe nazaran çok daha güçlü şekilde kabul gören bir teoridir.
Ama tüm temel canlı kategorilerinin fosil kayıtlarında aniden ve kompleks vücut yapılarıyla belirlemeleri, böyle bir bilinçli düzenleme olduğunu gösteriyor. Doğal süreçlerin başaramayacağı bir oluşum var çünkü.(Mustafa Akyol)
Mustafa bey, "aniden" ortaya çıkmış bir canlıya örnek verebilirmisiniz? Kambriyen yada ondan önceki benzeri dönemlerde milyonlarca yıllık süreçler sonunda beliren canlılardan bahsetmiyorum. Ve doğal süreçlerin başarıp başaramamasını neye göre ölçüyoruz? Böyle objektif bilimsel bir kriter varmı bahsettiklerinize ilişkin? Ve bunu bilimsel bilginin neredeyse 100%ünü(abartılı değil) üreten bilim insanları göremiyor da bu konuda hiçbir ihtisası olmayan insanlar mı görebiliyor sadece?

Yazan: fuatogl Tarih: April 20, 2008 8:40 PM

Yorum Ekleyin...





(you may use HTML tags for style)