« (ABD Seçimlerini) Muhafazakarlık Kazandı | Ana Sayfa | Siyonizme Saygı ve Eleştiri »
November 4, 2004
Bilimi Ateizmden Kurtarmanın Zamanı Geldi
[4 Kasım 2004 tarihli Zaman gazetesinde yayınlandı]
Tabii ki isteyen ateist olabilir. Bunu savunabilir, yaymaya çalışabilir de. Sorun, bilimin ateist bir temele oturtulması gerektiğinin savunulmasıdır. Sayın Türker Alkan’ı sanırım en çok bu yönden eleştirmem gerekiyor. Çünkü 11 Temmuz 2003 tarihli sütununda “Bilim, bir düşünce etkinliği olarak zaten ‘ateizmi’ var saymak zorundadır.” diye yazmıştı.
-----------------
24 Ekim günü Zaman Yorum’da yayınlanan “Murat Belge, Melekler ve Ateizm” başlıklı yazımdan sonra, Radikal yazarı Türker Alkan bana yönelik bir cevabi yazı kaleme aldı. Ben yazımda Türker Alkan’ın da Evrim Teorisi hakkındaki bazı yaygın klişeleri kullandığını belirtmiştim, kendisi, haklı olarak, buna yanıt verdi.
Öncelikle “klişe” yorumuyla Sayın Alkan’ın entelektüel düzeyini sorgulamak gibi bir amaç gütmediğimi belirtmeliyim. Aksine, kendisi, yazılarını hemen her zaman büyük ilgi ve beğeniyle okuduğum değerli ve düzeyli bir aydındır. Kendisinin sadece Evrim Teorisi ve onunla ilgili felsefi tartışmalar konusunda bazı yanlış izlenimlere sahip olduğunu düşündüğüm için, adını andım. Bu yanlış izlenimler nedeniyle kendisini suçlamak da doğru olmaz, çünkü Batı medyasında da hayli yaygın birer “klişe” durumundadırlar.
Suçlamayalım, tartışalım
Ben ise bu klişeleri çözümlemek ve objektif gerçekliğe ulaşabilmek istiyorum. Ancak Türker Alkan beni tam da bu noktada eleştirmiş. O, asıl benim klişeleri tekrarladığım kanısında. Öyle olup olmadığını görmek için, yazdıklarını birlikte inceleyelim. Siz karar verin...
Sayın Alkan, “Benim şimdiye kadar yaptığım, kendi önyargılarını ve inançlarını zedelediği için Evrim Kuramı’nı hedef tahtası haline getirenleri eleştirmek oldu.” diyor.. Tamam, güzel. Ancak tam da bu noktada bir hata yaptığını düşünüyorum.
Sorun, sayın Alkan’ın, Türkiye’deki bazı “Aydınlanmacı” kalemler gibi, Evrim Teorisi’ne getirilen her eleştiriyi “önyargıları ve inançları zedelenenler”in bilim dışı bir tepkisi sanması. Bu teorinin doğruluğunu en baştan kabul etmiş durumdalar ve teoriye gelen eleştirileri, içerdikleri bilimsel kanıtlara bakmadan, “dinci tepki” sayıyorlar.
İşte, Sayın Alkan’ın bu son yazısında “Evrim Teorisi’nin hedef tahtası haline gelmesinden” söz etmesi de bunun bir örneği.
Oysa ben, teoriyi “hedef tahtası haline getirelim”, suçlayalım, demiyorum. Aksine, “gelin bunu tartışalım” diyorum. Türker Alkan tartışmanın dışında olabilir tabii ki, öyle olduğunu söylüyor zaten, ama tartışmanın taraflarından birini bilimsel, diğerini dogmatik sayması yanlış.
Evrim Teorisi’ni gerçekten de “hedef tahtası” yapan, yani onu hiçbir bilimsel argüman göstermeden eleştiren, yani kısacası “dogmatik” davrananlar da var gerçekten. Ancak bu tür kaba tepkiyle, bilimsel eleştiriyi birbirinden ayırmak gerekiyor.
Bilim ve ateizm
Sayın Alkan beni eleştirirken, “Evrim Kuramı’na ancak ateistlerin inanacağını varsaydığımı” ileri sürmüş. Oysa ben böyle bir şey yazmadım. Nitekim, evrimin inanca uyumlu bir yorumunu yapmaya çalışan “Teistik Evrimciler”in varlığından haberdarım. Ancak, yine Alkan’ın da kabul ettiği gibi, Darwinizm ile ateizm arasında yakın bir lişki vardır. Bunu Darwinistlerin kendileri gururla ifade ederler. Günümüzün en ünlü evrimcilerinden biri olan Oxford Üniversitesi zooloji profesörü Richard Dawkins, “Darwin bize entelektüel yönden eksikleri tamamlanmış ateistler olma şansını verdi.” der. Yine koyu evrimci Daniel Dennett’in “Darwin’s Dangerous Idea” adlı kitabına göre ise, Darwinizm, “tüm dini inançları eriten evrensel bir asit”tir.
Tabii ki isteyen ateist olabilir. Bunu savunabilir, yaymaya çalışabilir de. Sorun, bilimin ateist bir temele oturtulması gerektiğinin savunulmasıdır. Sayın Alkan’ı sanırım en çok bu yönden eleştirmem gerekiyor. Çünkü 11 Temmuz 2003 tarihli sütununda “Bilim, bir düşünce etkinliği olarak zaten ‘ateizmi’ var saymak zorundadır.” diye yazmıştı. Oysa bilim yüzyılllar boyu Allah’ın varlığını kabul ederek yapılagelmiştir. Modern bilimin Keppler, Galileo, Newton, Cuvier gibi kurucularının hiçbiri ateist değildi, aksine evrene “Tanrı’nın yarattığı doğayı ve kanunlarını keşfetme” gözüyle bakıyorlardı. Bu bilim geleneğini değiştiren, 19. yüzyıldaki bazı materyalist teorilerdir. Darwinizm de bunların başında gelir.
Ama önceki yazımda açıkladığım gibi, bugün süreç tersine dönüyor ve söz konusu materyalist teoriler hızla kan kaybediyor. Bu, günlük tartışmalarla boğulmuş olan “gündemimiz” içinde, bir türlü fark edemediğimiz çok büyük bir bilimsel devrim. Amacım, buna dikkat çekmek ve bunları görmezden gelerek hâlâ “bilim ateist olmak zorundadır” demenin yanlışlığını göstermek.
Türker Alkan beni eleştirirken bir yerde de şöyle diyor: “Allah’a inananların meleklere inanması da son derece doğaldır, deniyor. Neden? Belli değil.”
Oysaki yazımda “neden” sorusunun cevabı bilakis belliydi. Şöyle yazmıştım:
“Murat Belge’nin ‘meleklere inanmak’ kavramıyla kast ettiği, aslında daha da geniş kapsamlı bir ‘metafiziğe inanç’ meselesidir. Bunun en başında da kuşkusuz Allah’a inanç gelir.”
Allah’a ve meleklere inanç
Daha da açık ifade edeyim: “Meleklere inanmıyorum” diyen bir insanın çoğunlukla çıkış noktası, deney ve gözlem yoluyla test edilemeyen varlıkları yok saymasıdır. Bu “paradigma” içinde elbette Allah’ı da reddededer. Öte yandan Allah’ı kabul eden insanın, melekler gibi diğer başka metafizik varlıkları kategorik olarak reddetmesinin de bir gerekçesi kalmaz. İşte o nedenle Allah’a inanan insanın meleklere inanması -zorunlu değil, ama- doğaldır.
“Tasarımcıyı kim tasarladı?”
Sayın Alkan yazımda sözünü ettiğim Akıllı Tasarım (Intelligent Design) teorisine de işaret ederek şöyle yazmış:
“Her tasarım, bir tasarımcının varlığını da gösterir, deniyor. Belki. Ama bu düşünceden hareket edersek, ‘Tasarımcıyı kim tasarladı?’ sorusuna ne yanıt vereceğiz?”
Oysa bu, tutarlı bir itiraz değil. Biz, bilimsel olarak, ancak deney ve gözleme tabi tutabildiğimiz maddesel evrenin kökenini araştırabiliriz. Bu evrenin bir Tasarımcısı var ise, ki bence var, bu bizim bilemediğimiz bir varlık boyutudur ve belki de O’nun hiçbir tasarımcısı, başlangıcı yoktur. (Nitekim bence öyledir.)
Bunu bir örnekle açıklayayım: Bir mağara duvarında özenli motifler gördüğümüzde, “bunları kim boyadı?” diye sorarak, bir resssamın varlığını çıkarsayabiliriz. Ama hiç göremediğimiz bu ressam hakkında “onu kim boyadı?” diye sormak yanlış olur. Ressam, bir çizim değildir ki “boyansın”. O farklı bir düzlemde vardır ve nasıl var olduğu sorusunu, salt elimizdeki verilerden yola çıkarak yanıtlayamayız..
Aynı mantıkla evrendeki tasarım bize bir Yaratıcı’nın varlığını gösterir. Ama Yaratıcı'nın doğası bilimin alanı dışındadır. Buna ancak dinler -ve eğer önemsiyorsanız felsefeler- aracılığıyla cevap aranabilir. Dolayısıyla Türker Alkan’ın bu konudaki itirazı da bence temelsizdir.
Ancak tüm bunlara rağmen, bu önemli konuları tartışmaya vesile olduğu için Sayın Alkan’ın yazısını olumlu buluyorum. Gerçekte, “nasıl var olduk?” sorusunu -o en önemli meseleyi- zaman zaman gündeme taşıyan ve salt bu nedenle bile “bilge” sayılmaya hak kazanan Sayın Alkan’a belki de teşekkür borçluyum. Kendisine kızmak, hatta ona karşı bir “haçlı seferi” başlatmak ise -yazısında öyle demiş- aklımdan bile geçmedi. Aksine, eğer öyle bir haksızlığa maruz kalırsa, kendisinin yanında yer alırım. Voltaire’in ünlü deyişini biraz adapte edersek; her fikrine katılmıyorum, ama bunları özgürce savunmasını tüm kalbimle destekliyorum.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: November 4, 2004 4:36 PM



Tasarlayıcıyı kim tasarladı sorusu basit bir sorudur.
1 halde şu olur.
-Bir şeyin sebebi kendinden öncedir
-Allah ezeli ve ebedidir (öncesiz-başlangıçsız ve daimi)
-Başlangıcı olan herşeyin bir nedeni vardır
-Evrenin bir başlangıcı vardır
-O halde evrenin bir nedeni vardır.
Görüldüğü gibi bu tip paradoks sorunların çeşitli cevapları vardır.
--------------------
2. halde ne olur?
Evren ezeli ve ebedi olsaydı yine yaratıcı olur muydu?
Diyelim ki ezeli ve ebedi (big bang'siz) bir evrende yaşıyoruz. (bilim tersini söylesede biz ateist bir evreni varsayalım)
Farze edelim ki evren ateistlerin istediği gibi "sonsuz önceye ve sürekliliğe" sahip olsun..
Evrenin sonsuz olması mantıksal olarak yine bir YARATICIYI dışlayamaz, bu tıpkı ÇEMBERİN NEDENİ OLAN MATEMATİKÇİNİN dışlanamaması gibidir.
-------------------
Intelligent Design yaratıcının kim olduğu ile ilgilenmez, tarih öncesine ait bir çekiç bulduğumuzda bu çekicin yapısına bakarak tasarım olduğunu anlar ve FAİL ararız. Failin insan bilinci olduğu şüphe götürmezdir.
Bir nesnenin tasarım olup olmaması şartı yaratıcısının-tasarlayıcısınn görülme şartına bağlı değildir, bunu istemek hem bilimdışılıktır hemde saçmalık.
Uzaydan karmaşık ve tasarım olduğu su götürmez bir nesne geldi diyelim, o nesnenin tasarlayıcısını göremedik diye onun tasarım olmadığını iddia etmemiz saçma olurdu.
Yada o nesnenin tasarım olduğuna kanaat getirmek için illa ki tasarlayıcısının uzaydan gelmesini mi bekleyeceğiz? Elbette hayır:))
Kısacası Türker Alkan bey saçmalamış ve ülkemizdeki bir çok ateist biyolog gibi bilinçsizce konuşmuş. Bu insanların kötü tarafıda ID'i bilmemeleridir.
TV'de sayın Mustafa AkYOL'un karşısına çıkan profesör bioyloglar açıkça cahilliklerini sergiledirler. ID'den ve Haeckel'in itiraflarından bile bihaber insanlar :)
Sevgiler..
sevgiler.
Yazan: theodor Tarih: August 15, 2005 10:30 PM
Ben o programı seyretmedim de gercekten hala haeckele mi inanıyorlar . Ben cok ciddiyim bu sorumda ? Nasıl olabilir böyle bir şey aklım almıyor . Bu olsa olsa şaka olabilir .
Yazan: Özgür Aytekin Tarih: August 26, 2005 11:52 PM
her paragrafında bi laf atmaya çalışmışsınız türker alkana. "burda onu eleştirmek istiyorum, şu açıdan yazdıkları tutarsız..." diye. peki dönüp hiç kendi yazınızı okudunuz mu? çok mu tutarlı sizce? buradaki amacım türker alkanın savunuculuğunu yapmak değil, ben de sizin görüşlerinizi eleştirmek istiyorum. bilime karşı savunduğunuz düşünce tamamen manevi bir öğreti, kimin uydurduğu belli olmayan kurana dayanılarak yapılandırılmış bir dinni sistem. bilimin temelinde tabii ki ateizm vardır, varolmak zorundadır da. olayı şöyle ele alalım: ilahi dinlerimiz bize, ademle havvayı tanrının yarattığını söylüyorlar. evrim kuramına göreyse milyon yıllar içinde sudaki tek hücreli canlılar evrimleşerek homo sapiensi meydana getirdi. bu kadar aşikar bir zıtlık içinde nasıl bilimin içine dinsel öğreti sokulabilir anlamıyorum. evet, 19.yüzyılda yaşamış olan ve bilim tarihinde einsteindan bile daha önemli sayılan bazı bilim adamları ateist değildi.(ya da belki biz öyle sanıyoruz.) ateist olmamaları daha olasıydı, çünkü henüz tanrının yaratıklarını sorgulayacak bilgi birikimine sahip değiler. bilime kazandırdıkları bakış açıları da din öğretisinin dışına çıkmıyordu. hang ilahi kitapta, "yer çekimi yoktur" yazıyor mesela. newton gibi bir bilim adamının yaşadığı toplum içinde ve sahip olduğu bilgiler ışığında tanrının varlığını sorgulaması beklenemez. Fakat "yaratmak allaha mahsustur." bu cümle hepimizin tarafından bilinen bir yargı. bu cümle yüzünden prima reklamlarındaki "onlar için yarattık" ifadesi dini çevrelerden gelen tepkiler nedeniyle "onlar için tasarladık." şeklinde değiştirildi. bu gün klonlama yöntemiyle insan yaratan bir bilim adamı ne ölçüde tanrıya inanabilir? bu soruma 2 yıldır cevap arıyorum, henüz mantıklı bir açıklama bulabilmiş değilim. belki siz yardımcı olabilirsiniz.
Yazan: damla Tarih: January 29, 2006 9:28 PM
Sayın "damla",
Konuya önyargılı yaklaşıyor olduğunuz izlenimi veriyorsunuz. "Kimin uydurduğu belli olmayan kurana" demişsiniz. "Uydurulduğunu" nereden biliyorsunuz? Meseleye bu önyargıyla girerseniz, zaten tartışılacak bir şey kalmaz.
Ayrıca bilim adaları insan yaratmıyorlar. Klonlamak, "yaratmak" değil. Klonlama, zaten var olan bir canlı hücresinin kopyasının çıkarılması demek. Hayatın orjini (yaratılması) ise, daha önceden var olmayan bir sistemin (örneğin canlı hücresinin) ortaya çıkması demek.
Öte yandan "yaratmak Allaha mahsustur" diye bir halk deyişi olabilir, ama Kuran'da böyle bir ifade yoktur.
Bir de eğer tartışmaya devam etmek istiyorsanız, dini kavramlara karşı biraz saygı rica edeceğim sizden. İnanmayabilirsiniz, ama saygısızlık düzeyinde bir yaklaşıma bu sitede izin veremem.
Selamlar
M.A.
Yazan: Mustafa Akyol Tarih: January 29, 2006 10:02 PM
ey kardeşim sen nasıl olurda CENAB-I ALLAH'A nasıl inanmazsın ki onun yarattıklarına inanmazsın bak ben 17 yaşındayım ama şöyle bir etrafa baktıgımda herşeyi yerli yerinde görmem bana yetti herşey uyum içinde ne olur bir kez daha etrafına bak kardeşim bu yolun geri dönüşü yok
Yazan: yasemin Tarih: March 14, 2006 3:32 PM
ey kardeşim sen nasıl olurda CENAB-I ALLAH'A nasıl inanmazsın ki onun yarattıklarına inanmazsın bak ben 17 yaşındayım ama şöyle bir etrafa baktıgımda herşeyi yerli yerinde görmem bana yetti herşey uyum içinde ne olur bir kez daha etrafına bak kardeşim bu yolun geri dönüşü yok
Yazan: yasemin Tarih: March 14, 2006 3:33 PM
ALLAH varlığını görmeme ve irade edemeyen insanlar hiç düşünmüyorlarmı ki insanın her hali bir mucize üzerededir çünkü kainatta herşey birbirini tamamlar biri olmasa bile ondan büyük pradosk olabilir ve herşey karmakarışık bir halde ve anlamsız olabilir en basiti havadaki oksijen oranının büyük bir miktarı azalsa dünya diye bir şey kalmaz bütün hayat ölür ve dünya evrende bir sistem olarak yer alır ve döner mesela güneşe biraz yaklaşık olsa butün dünya su topu şeklinde olup hiç bir kara parcası olmayıp buda karada yaşayan bütün canlıların neslinin yok olması demektir buda dengeyi bozar ALLAH tarafından bir denge vardır sadece dünyada değil bütün evrendedir
Yazan: joker Tarih: October 29, 2006 6:45 PM
mitoslarla dogal olaylari aciklamak insan aklinin kavrayamadigi bosluklari 'dogaüstü' ve hikayesel anlatimlarla aciklamasidir.
sözgelimi depremin olusunu aciklayamayanlar bunun önce öküzün basini sallanmasi daha sonra da poseidon'un isi oldugunu düsündüler.
dünyanin olusumunu aciklamak icinde 'yaradilis söylenleri' devreye girer. sümer yaradilis söylenleri ve 'enuma elis' kuran, tevrak ve incil'deki yaradilis hikayelerinin kaynagidir. tufan efsanesinden, cennet bahcesine ve agacina, kaburga kemiginden, biri coban digeri ciftcinin sunularina (habil ve kabil)
hepsi sümer kökenlidir.
bilimi mitlerle aciklamak nostaljik ve romantiktir.
ama o kadar.
insan ruhunu, icselligi, maneviyati bilimle aciklamak ise
acizliktir.
Yazan: snowqueen Tarih: April 27, 2007 11:27 AM
lütfen ama lütfen!!insanın çamurdan olageldiğini önesüren dinleri bilimle açıklamaya ve desteklemeye calısmayın.cook rahatsız oluyorum..
saygılar..
Yazan: gizli Tarih: January 9, 2008 5:20 PM
Yılın en sığ yorumu ödülünü Sayın gizli'ye verirdim
Yani üstte açıklananların, bu sitede başka konularda yazılanların hiç kıymeti yok mu?
Çok fazla derine inmeyeceğim çünkü bu sığ yorumun sahibini zorlamak istemem
Çamurdan dedi isek çocukken çamurdan bebek yapmamızla aynı şeyi kastetmedik ya
Ayrıca din ve bilimin kulvarları farklı demek istiyorum
Bunun üzerini siz inşaa edin ben yoruldum
Aslında kulvar farkını Mustafa Akyol Bey yazısında ortaya koymuş,
İsterseniz bir kez daha okuyun
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 15, 2008 11:16 AM
Sayin Akyol,
Tasarimciyi kimin tasarladigi mevzuunda, firsat buldugunuzda lutfedip asagidaki sorulari cevaplayabilirseniz sevinirim:
1. Bilimsel yontemle varligini tespit edebildiginizi iddia ettiginiz tasarimcinin farkli bir gerceklik boyutunda soyluyorsunuz. Bu sonuca bilimsel yontem kullanarak mi variyorsunuz, yoksa bu bir on kabul mu?
2. Bu farkli gerceklik boyutunun varligini ve bizim gerceklik boyutumuza olan etkisini tespit etmek icin, bizim gerceklik boyutumuza ozgu kavramlardan (bilinc ve tasarim) faydalaniyorsunuz. Ama daha sonra tespit ettiginiz bu varligin farkli bir gerceklik boyutunda oldugu icin bizim boyutumuzdaki kavramlarla sorgulanamayacagini, anlasilamayacagini, arastirilamayacagini iddia ediyorsunuz. Eger bizim gerceklik boyutumuzdaki kavramlar, bu boyutun varligini tespit etmekte kullanisli oluyorsa, ayni boyutun dogasini arastirmakta kullanilamayacaklari sonucuna nasil bu kadar kesin olarak varabiliyorsunuz?
3. Eger bu farkli gerceklik boyutunun dogasini bilimsel yontem kullanarak arastirmak mumkun degilse, ve bunun nedeni o farkli gerceklik boyutundaki kavramlarin bizim boyutumuzdakilerle anlasilamamasi ise, varligini tespit ettiginiz etkiyi "tasarim", bunun sahibini de "tasarimci" olarak nitelemek ne kadar bilimseldir? Hatta, bu etkinin varligini bilimsel olarak tespit etmek ne kadar mumkundur? ID'cilerin indirgemez karmasikligin bilinen dogal sureclerle olusamayacagina iliskin cikarimlarinin dogru oldugunu varsayarsak, buna dayarak varabilecegimiz nesnel sonuc en fazla "eldeki verilerin bizim gerceklik boyutumuza iliskin mevcut bilgimizle aciklanamayacagi" degil midir?
4. Amaci gercekten "verilerin bizi goturdugu yere kadar gitmek" olan bir bilimsel cabanin, varligini tespit ettigini iddia ettigi bir etkinin, en azindan dogasini sorgulamasi, bunu aciklamak icin veri toplamaya calismasi gerekmez mi? Tasarimin varligini tespit eden bilim insanarinin atmalari gereken bir sonraki adim, bu tasarimin nasil, ne zaman, ve kim tarafindan yaptigini arastirmak degil midir? Bunun icin hic caba gostermeden "bunun mumkun olmadigi" sonucuna varmak, bu sorular icin yolu kapatarak bu sorulari dine ve felsefeye havale etmek, bir on kabul olmasinin otesinde, zihinsel ve entelektuel tembellik degil midir?
Vakit ayirip yanitladiginiz icin simdiden tesekkur ederim.
Yazan: Balbazar Tarih: January 15, 2008 6:28 PM
Sayın Balbazar,
Tanrıya var veya yok demek bilimin ilgi alanı dışında o yüzden "var" yargısına inananlar bilimsel yolla bu sonuca ulaşmıyorlar.
Müsterih olabilirsiniz.
Fakat "yok" yargısına sahip olanlar da zaten
var demenin bilimsel yolla gösterilemeyeceğini söylediklerine göre
yok demenin de bilimsel yolla göstermek bir yana ilgi alanı içine alınmasının bile manasız olduğunu söylemek zorundalar
O zaman bilim var veya yok diyemiyor
O zaman bilimin ateist olmasına da gerek yok
Adam inanır, en katı şekilde uygular
Fakat bu onun besinleri önce dondurup sonra da çözüp tekrar yenebilir hale getirecek teknolojiyi bulmasına mani değildir.
Müsterih olun...
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 16, 2008 11:14 AM
Sayin Yuce,
Elbette, bilim ateist olmak zorunda degil, zaten ateist de degil, benim aylardir bu siteye ve Derin Dusunce'ye yazdigim yorumlarda anlatmaya calistigim da zaten bu.
Benim Sayin Akyol'un savunduklarinda yanlis oldugunu dusundugum temel nokta Akilli Tasarim adli politik hareketin bilimsel kuram oldugu iddiasi.
Ben, Akyol'un bu yazida, "Tasarimciyi kim tasarladi" sorusunu yanitlamaya calisirken, cok guzel bir noktaya isaret ederek (gerceklik boyutu meselesi), Akilli Tasarim'in neden bilimsel olmadigini gormek/gostermek icin iyi bir firsat yarattigini dusunuyorum.
Sorularimi bu amacla sordum, kendisi yanitlamaya calisirsa ne demeye calistigimin anlasilacagini umuyorum.
Ve Mustafa Bey'in cevabini bekliyorum.
Yazan: Balbazar Tarih: January 16, 2008 7:55 PM
Mustafa(yüce) bey, bu blogun biryerinde sinan rumuzlu yorumcunun çok net bir materyalizm/bilimsel metod yorumu vardı. Bulamadım şimdi,.. özet olarak bilimin materyalist yöntemlerden başka çaresi yok! Bu illa, materyalizmin fiziksel dışında başka birşey yoktur tezini içermesi gerektiği anlamına gelmiyor. Fakat başka yöntem ve epistemoloji geliştireceği bir alanı yoktur, o yüzden yöntem itibariyle zorunlu olarak materyalistdir/naturalisttir yada adı neyse artık.
Ve Balbazar ın işaret ettiği nokta, bir tasarımcıya ulaşılıyor olması, öyle yada böyle. Soruş biçimi baştan "e zaten bilinemez, tanrıdır-değildir, öyle bir sonuç çıkmaz bilimden" türü açıklamaları anlamsız kılıyor. Problemli olan "eldeki verilerin bizim gerceklik boyutumuza iliskin mevcut bilgimizle aciklanamayacagi" şeklinde savunulması gerekilen "varsayımsal" durumDAN yola çıkıp kendi içinde aslında paradoxal bir sonuca varılması.
Bende şimdiden teşekkür ediyorum verilen cevaba.
Yazan: fuatogl Tarih: January 17, 2008 12:53 AM
Sayın fuatogi,
Bu sitenin tam bu okuduğunuz yazısında bilimin materyalist yorumu dışında da yorumu olabileceği çok net ifade edilmiş.
Sayın Balbazar,
Aslında sorduğunuz sorular bilimi fazlaca abartmamanız, gerektiğinden fazla değer, mana ve anlam yüklememeniz gerektiğini de gösteriyor.
Sorarım size bilim nedir?
fuatogi bey size de?
Veya yazısını bulamadıklarınıza da?
Ben cevap vermeyeyim de yardımcı olayım.
At binmek spor mudur?
Briç? Satranç? Bilardo?
Peki tarih bilim midir?
Arkeoloji?
Matematik?
Felsefe?
Din/İlahiyat?
Geometri?
Dil bilim(!?)
İktisat?
Filoloji?
Arkeoloji?
Mesela Balbazar Bey,
AT ile bilim ilişkisini tarih ve bilim veya arkeoloji ve bilim gibi görürseniz sorularınıza gerek kalmaz.
Sayın fuatogi eğer bilimi tarif edebilirseniz başkalarının net açıklamalarının onların ön kabulleri olduğunu anlarsınız.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 21, 2008 11:23 AM
Sayin Yuce, siz de musterih olabilirsiniz, Akilli Tasarim gibi politik hareketlerin bilimsel olmadiklarinin anlasilmasi inaclara halel getirmez, aksine onlari hakettikleri, layik olduklari ozel ve degerli konuma yerlestirir.
Benim yanlisligini gostermeye calistigim fikir dinsel inanclarin bilimsel bulgularla irdelenebilir, bilimsel kuramlarla karsilastirilabilir olduklari iddiasi. Ozelde, bu fikir kendini yaratilis inanci ile evrim kuraminin birbirine karsit dusunsel aktiviteler olduklari iddiasiyla ifade ediyor. Benim cikis noktam ise bu iddianin temel mantiksal hatalar icermesi ve bu hatalarin yukaridaki yazida cok acik bir bicimde gorunmesi. Sorularimla bunu gostermeye calisiyorum. Yani burada mesele bilimin ne kadar onemli, degerli, ya da esnek oldugu degil.
Eger yaniliyorsam, Sayin Akyol zaten bizlere benim dusuncemde bir hata oldugunu, Akilli Tasarim'in bilimsel oldugunu ve hicbir on kabule dayanmadigini, kendisinin yukaridaki yazidaki savunmasinin mantiksal olarak saglam temellere dayandigini en iyi sekilde aciklayacaktir.
Merakla bekliyoruz Sayin Akyol'un cevabini.
Yazan: Balbazar Tarih: January 21, 2008 10:35 PM
Sayın Balbazar,
Anlatamadım özür diliyorum.
Sayın Akyol'un bu konuya dair diğer yazılarını okursanız sorunuzun bazı yanlış kabullere dayandığını ve geçersiz olduğunu görürsünüz.
AT bilimsel bir teori değildir
Burada aynı fikirdeyiz, fakat bunun bilimsel teori olduğunu da iddia eden YOKTUR sanırım, varsa bile bu beni, onu, Mustafa Akyol'u bağlamaz, gidin onlardan bir yanıt bekleyin ön kabullü geçersiz sorunuz için
Evet, AT bir bilimsel teori değildir, fakat bilimsel verilerden çıkarımlar yapan bir bakış ve anlayış sistemidir diyebiliriz sanırım
AT benim anladığım kadarı ile bilimsel verilerden tefekkür diyebileceğimiz çıkarımlar yapıyor
Bilimsel veriye mana katıyor
Bunda ben abes bir yan göremiyorum
Tabi bu haliyle AT araştırma, bilim yapma, deney ve gözlemler için İTİCİ GÜÇ olabiliyor
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 22, 2008 10:31 AM
Sayin Yuce,
Sizin bahsettiginiz Teistik Evrim, ve kimsenin Teistik Evrim'in felsefi degeri ve tutarliligiyla zaten bir alip veremedigi yok (ozneldir, ama "yanlis" degildir).
Sayin Akyol'un ve Discovery Center menseli hareketlerin iddiasi ise Akilli Tasarim adi verilen dusuncenin bilimsel oldugu, Evrim Kuramini tamamladigi yahut onun yerine gectigi, Evrim Kuraminin (onlarin deyisiyle materyalist) onkabullere dayandigi, Akilli Tasarim'in ise hicbir onkabule dayanmadigi.
Ben bu konularda Sayin Akyol'un konumunun yanlis ve yaniltici oldugunu dusundugum, ve yukaridaki yazida da bu cok belirgin oldugu icin, bence celiskili olan ve Sayin Akyol'un aciklamasini umdugum noktalari dikkatine getirmek istedim. Henuz yanit vermedi, elbette vakit bulamiyor olabilir, yine de hatirlatayim, karambole gitmesin.
Sayin Mustafa Akyol:
1. Yukaridaki yazida, bilimsel yontemle varligini tespit edebildiginizi iddia ettiginiz tasarimcinin farkli bir gerceklik boyutunda oldugunu soyluyorsunuz. Bu tasarimcinin farkli bir gerceklik boyutunda oldugu sonucuna bilimsel yontem kullanarak mi variyorsunuz, yoksa bu bir on kabul mu?
2. Bu farkli gerceklik boyutunun varligini ve bizim gerceklik boyutumuza olan etkisini tespit etmek icin, bizim gerceklik boyutumuza ozgu kavramlardan (bilinc ve tasarim) faydalaniyorsunuz. Ama daha sonra tespit ettiginiz bu varligin farkli bir gerceklik boyutunda oldugu icin bizim boyutumuzdaki kavramlarla sorgulanamayacagini, anlasilamayacagini, arastirilamayacagini iddia ediyorsunuz. Eger bizim gerceklik boyutumuzdaki kavramlar, bu boyutun varligini tespit etmekte kullanisli oluyorsa, ayni boyutun dogasini arastirmakta kullanilamayacaklari sonucuna nasil bu kadar kesin olarak varabiliyorsunuz?
3. Eger bu farkli gerceklik boyutunun dogasini bilimsel yontem kullanarak arastirmak mumkun degilse, ve bunun nedeni o farkli gerceklik boyutundaki kavramlarin bizim boyutumuzdakilerle anlasilamamasi ise, varligini tespit ettiginiz etkiyi "tasarim", bu etkinin kaynagini da "tasarimci" olarak nitelemek ne kadar nesneldir, mantiksal olarak ne kadar tutarlidir? Magara duvarindaki motiflerin perspektifinden bakarsak, onlar icin "boyamak" eylemi ne kadar anlamlidir? ID'cilerin indirgemez karmasikligin bilinen dogal sureclerle olusamayacagina iliskin cikarimlarinin dogru oldugunu varsayarsak, buna dayarak varabilecegimiz nesnel sonuc, en fazla "eldeki verilerin bizim gerceklik boyutumuza iliskin mevcut bilgimizle aciklanamayacagi" degil midir?
4. Amaci gercekten "verilerin bizi goturdugu yere kadar gitmek" olan bir bilimsel cabanin, varligini tespit ettigini iddia ettigi bir etkinin, en azindan dogasini sorgulamasi, bunu aciklamak icin veri toplamaya calismasi gerekmez mi? Tasarimin varligini tespit eden bilim insanlarinin dogal olarak atacaklari bir sonraki adim, bu tasarimin nasil, ne zaman, ve kim tarafindan yapildigini arastirmak degil midir? Bunun icin hic caba gostermeden "bunun mumkun olmadigi" sonucuna varmak, bu sorular icin yolu kapatarak bu sorulari dine ve felsefeye havale etmek, bir on kabul olmasinin otesinde, zihinsel ve entelektuel tembellik degil midir?
Tesekkurler.
Yazan: Balbazar Tarih: January 25, 2008 8:06 PM
Sayın Balbazar,
Benim bahsettiğim teistik evrim değil,
Ben insanların Hz. Adem ve Hz. Havva'dan türediğine, onlarında dünyaya gelişlerinin bizim anlayacağımız sözcükle mucizevi bir yolla olduğuna inanıyorum.
DİNDE ZORLAMA OLMADIĞINI DÜŞÜNDÜĞÜM GİBİ DİNİ DE ZORLAMANIN MANASI OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM.
Evrim teorisi gibi bir tarih teorisini bilimsel bir teori gibi sunulmasına karşı çıkmayıp, AT teorisine bu kadar takmanıza da anlam veremiyorum
Bence AT bilimsel verilerden bir tasarımcının varlığını gösteren çıkarımlar yapan bir teori
İster bilimsel deyin, ister bilimsel değil deyin, sonuç değişmez
AT'nin kullandığı veriler bilimsel çalışmalar sonucunda elde edilen verilerdir,
AT'nin yaptığı bunları yorumlamaktan ibarettir
Ve tabi bu tip verilerin elde edilmesi için araştırmalara itici güç olmak
Bu AT'nin tanımının bir gereği: bilimsel verileri kullanmak,
Evrim gibi tekrarlanamaz, deneyle sınanamaz süreçlerden bahseden bir tarih teorisini çok bilimsel gören materyalist, ateist "bilimseverlerin" ve siz gibilerin neden AT'den bu kadar rahatsız olduklarını anlayamıyor ve AT'ye yaptıkları sorgulamayı neden kendi sözde teorileri için yapmadıklarını da merak ediyorum.
Bunlar tanrının varlığı konusunda materyalist fakat evrim "teorisine" İNANMA konusunda oldukça dogmatikler
Bir zahmet önce bunu sorgulayın madem bir inanansınız
...
Mustafa Akyol Bey adına konuşmam onu kızdırır mı bilmem ama;
Mustafa Bey'den cevap beklemeyin yazıyı bir daha okuyun derim, bence Mustafa Bey vaktini daha manalı işlerde kullansın, biz onu okumaya devam edelim.
Onun yerine ben cevap vereyim, haddimi aşarak
1. sorunuz bile yersiz
Birisi tanrının farklı bir gerçeklik boyutunda olduğunu iddia ettiğine göre bunun bilimsel bir veriye dayanamayacağını düşüneceğini açık görmeniz lazım.
Belki siz AT'nin çıkarımları ile verilerini karıştırıyorsunuz
AT'nin kullandığı veriler BİLİMSEL YOLLA ELDE EDİLMİŞ VERİLER; bu tanımının gereği
Fakat AT'nin bu bilimsel verilerden yaptığı çıkarımlar bilimsel değil, fikirsel, düşünsel bir sistem; bu da tanımının gereği, fakat bilimle çelişecek, mantıka aykırı çıkarımlar yapmıyor yine tanımının gereği olarak
Bir iddiası olduğuna göre bu sisteme teori de diyebiliriz, siz armut püresi deyin efendim
Şu spor/spor değil, bilim/bilim değil(at binme, tarih vs. ile ilgili önceki yorumlarımdaki bölümü tekrar okuyun)
Bilimsel verilerden, farklı gerçeklik boyutunda bulunduğunu iddia ettiği bir tasarımcının varlığı ile ilgili çıkarımlar yapan bir teori
Bu kadar
Kullandığı veriler bilimsel, yaptığı çıkarımlar materyalistik manada bilimsel değil
Fakat yaptığı çıkarımlar MANTIKİ
Zaten farklı gerçeklik boyutundaki bir tasarımcıdan bahsettiğine göre bunu bilimsel verilere dayandırsa da yaptığı çıkarımlar MANTIKİ olacaktır, bilimsel değil
Ayrıca Mustafa Akyol Bey sanırım yazıda bilimin ateistik bir yorumla yapılmaması gerektiğini söylerken teistik bir yorumla yapılması gerektiğini söylemeye çalışmıyor
Sadece ne ateist ne teist olması gerektiğini söylüyor
Ben öyle anladım
Sanırım birşey için "dinden bağımsız" veya "dinsiz" olması gerekir deyince hep yanlış anlıyor bir kısım insanlar
Bu dine, dinlere ve dinsizliğe eşit mesefede olmak diye algılanırsa sorun olmuyor fakat herzaman, herkes böyle anlamıyor
Laiklik için de aynı hatayı yapanlar var, bilim için de...
Hangisi insanları memnun ediyor bir bakmak yeterli...
AT'nin yaptığı çıkarımlar değil, kullandığı veriler bilimsel unutmayın. Çıkarımlar mantıki bir sistem.
Ben bilimsel olduğunu iddia eden evrimcilerden de mantıki bir sistem kurmalarını isteridim
Tüm bilimsel sınırları zorlasak da mantıki bir açıklama mesela tek eşeyden çift eşeye geçiş için mantıki bir açıklama istiyorum, hem de bakın o kadar iddialıyım bilimsel verilerle çelişmeyecek girdilerle değil, bilimin sınırlarını zorlayarak mesela mutasyonları hokus pokusla yaparak bile evrim birçok şeye açıklama getiremiyor, pardon mantıki açıklama; ama buna rağmen evrimin bilimsel olduğunu söyleyen ayıp ediyor
Siz de kalmış AT'yi sorgulamaya çalışıyorsunuz
Önce evrim sorgulanmalı
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 28, 2008 4:39 PM
Mustafa bey Balbazar in sorusuna cevap versin arada kaynamasin diye tartismaya katilmak istemiyorum, ama zannedersem cevap vermek gibi bir niyeti yok. O yuzden ben "kucuk" Mustafanin bir iddiasina deginmek istiyorum.
Kimden ogrendiniz bunlari, nereden biliyorsunuz? Tarihsel bir sureci problem edinen bir teori test yapamaz fikrini nereden elde ettiniz? Big-bang hergun olan birsey mi? Mantiksal sonuclari, ongoruleri test edersiniz, bilim illa kimya tupleri ile olmuyor. Kromozomlardaki ortak ata disinda birsey ile aciklanamiyacak degisiklikler, pseudo-genler, endogeneous retrovirus denilen eldeki teori disinda baska birseyle aciklanamiyan (yada tanri kandirmak icin ortak ata gorunumu veriyor, baska alternatif aciklamasi yok!) seylerin hepsi buyuk emeklerle test edilen seyler, vs.vs. Bu kadar yanlis bilgilerinizle bu kadar curetli iddialarda bulunmayin bence. Tarihsel bir olay deyip kendinizce argumaniniza guc katiyorsunuz ama yaniliyorsunuz. Big-bang, kozmoloji ile ilgili diger teoriler, kita hareketleri (continental-drift), evrim teorisi vs. hepsi tarihsel olaylari konu alir. Bir diger onemli nokta ise, gunumuzde gozlemlenen olaylar da eldeki teoriler ile buyuk bir uyum gosteriyor olmasi ve basari ile uygulaniyor olmasi. Yapilan binlerce arastirma bosuna bilim dunyasinda bu teorileri vazgecilmez yapmiyor. Savunmasini yaptiginiz o ideolojik hareket ise bu sekilde 1 tane arastirma yapmis degil. Elin oglunun yaptigi bilimden sen durmada cikarim yap. Cikarim da neymis, boyle muglak seylerle bilim filan yapilmaz. Bilim insanlarinin verileri kullanildigi icinde cikarimimiz bilimsel oluyor!? Bak sen su ise. Tek basina cikarim ile birsey ogrenebilsek, bunlar verimli arastirmalara konu olurdu. Ama hepimizin de bildigi gibi boyle birsey yok!Balbazar in sorularini gume goturme gibi birsey var sanki, bende katki saglamis oldum gibi hissediyorum. Adam israrla kac defa sordu. Buna katki yapmamak icin, israrla sorup karsiliksiz kalan sorularini asagiya kopya ediyorum, sahsen bende merak ediyorum Mustafa beyin verecegi cevabi.
Balbazarin Mustafa beye yonelik sorulari:
Sayin Mustafa Akyol:
1. Yukaridaki yazida, bilimsel yontemle varligini tespit edebildiginizi iddia ettiginiz tasarimcinin farkli bir gerceklik boyutunda oldugunu soyluyorsunuz. Bu tasarimcinin farkli bir gerceklik boyutunda oldugu sonucuna bilimsel yontem kullanarak mi variyorsunuz, yoksa bu bir on kabul mu?
2. Bu farkli gerceklik boyutunun varligini ve bizim gerceklik boyutumuza olan etkisini tespit etmek icin, bizim gerceklik boyutumuza ozgu kavramlardan (bilinc ve tasarim) faydalaniyorsunuz. Ama daha sonra tespit ettiginiz bu varligin farkli bir gerceklik boyutunda oldugu icin bizim boyutumuzdaki kavramlarla sorgulanamayacagini, anlasilamayacagini, arastirilamayacagini iddia ediyorsunuz. Eger bizim gerceklik boyutumuzdaki kavramlar, bu boyutun varligini tespit etmekte kullanisli oluyorsa, ayni boyutun dogasini arastirmakta kullanilamayacaklari sonucuna nasil bu kadar kesin olarak varabiliyorsunuz?
3. Eger bu farkli gerceklik boyutunun dogasini bilimsel yontem kullanarak arastirmak mumkun degilse, ve bunun nedeni o farkli gerceklik boyutundaki kavramlarin bizim boyutumuzdakilerle anlasilamamasi ise, varligini tespit ettiginiz etkiyi "tasarim", bu etkinin kaynagini da "tasarimci" olarak nitelemek ne kadar nesneldir, mantiksal olarak ne kadar tutarlidir? Magara duvarindaki motiflerin perspektifinden bakarsak, onlar icin "boyamak" eylemi ne kadar anlamlidir? ID'cilerin indirgemez karmasikligin bilinen dogal sureclerle olusamayacagina iliskin cikarimlarinin dogru oldugunu varsayarsak, buna dayarak varabilecegimiz nesnel sonuc, en fazla "eldeki verilerin bizim gerceklik boyutumuza iliskin mevcut bilgimizle aciklanamayacagi" degil midir?
4. Amaci gercekten "verilerin bizi goturdugu yere kadar gitmek" olan bir bilimsel cabanin, varligini tespit ettigini iddia ettigi bir etkinin, en azindan dogasini sorgulamasi, bunu aciklamak icin veri toplamaya calismasi gerekmez mi? Tasarimin varligini tespit eden bilim insanlarinin dogal olarak atacaklari bir sonraki adim, bu tasarimin nasil, ne zaman, ve kim tarafindan yapildigini arastirmak degil midir? Bunun icin hic caba gostermeden "bunun mumkun olmadigi" sonucuna varmak, bu sorular icin yolu kapatarak bu sorulari dine ve felsefeye havale etmek, bir on kabul olmasinin otesinde, zihinsel ve entelektuel tembellik degil midir?
Tesekkurler.
Yazan: fuatogl Tarih: January 29, 2008 1:33 AM
Bir şikayetim var yorumumda, Mustafa Akyol Bey'in dikkatine...
...
fuatogl,
Yaşın, cinsiyetin, zürriyetin veya menşein nedir bilemem ama internette yazıştığın kişiler sana sadece ve sadece kendi kalitesinden dolayı sayın veya bey diye hitab ediyorsa; sen görgüsüzlük edip onlara sırf sahip olduğun egolarından kaynaklanan hitaplar, lakaplar kullanma. Yaşını tahmin edemesem de bilgisayarı açıp, yazı yazabildiğine göre 5-6 yaşından büyüksün sanırım.
Neden başka insanların terbiyesizliğine, görgüsüzlüğüne bu kadar kızıyorum onu da bilmiyorum ama bu hiç sevmediğim bir huyum, fakat sadece kendime yapılan değil, başkalarına aynısı yapıldığında da kızıyor olmamı gerçekten seviyorum. Sanırım bir tasarım meselesi.
...
Ya, demek bilim sadece deney tüpleriyle olmuyor, öyle ya. Evrim söz konusu ise bunu söyleyen fuatogl neden AT söz konusu olunca bunu söyleyemiyor ben de onu sormuştum. Daha önceki 3 yorumumda anlatamadığım gibi, sanırım ben anlatamadım, başka bir ihtimal(?)
Bence de bilim sadece deney tüpleriyle olmuyor, bunu söylemeye yukarıdaki yorumlarımda 3 kez teşebbüs ettim keşke anlamaya teşebbüs etseydiniz.(Şu at binme, satranç, bilardo spor mu, tarih, felsefe, matemetik, arkeoloji bilim mi gibi birşeyler yamıştım hatırlarsan, sence ne demeye çalıştım?)
...
Mustafa Akyol Bey'den futatogl'ın benim için kullandığı alakasız, terbiyesiz yakıştırmayı yorumundan silmesini rica ediyorum.
fuatogl'dan özür gibi birşey beklemiyorum. Ummuyorum.
...
Mustafa Bey'den anlamsız sorularınıza cevap beklemeyi, ve sanki birileri köşeye sıkışmış havası vermeyi bırakın. Egonuzdan başka hiçbirşey göstermiyor. Sorunuz bariz saçma, anlamsız. Ben yine de bir cevap verdim. Neden hala aynı pişkinlikte inat ediyorsunuz? Meseleyi yanlış anlayıp soru soruyorsunuz.
Mustafa Bey yazdığı yazılarla bu konuya fazlasıyla açıklık getirmiş, siz gibi iki cinin cinlikleriyle uğraşamayacak kadar meşgul olduğunu sanıyorum, meşgul değilse bile vaktini daha manalı işlere ayırmasını bir okuru olarak ben isterim açıkça.
...
Akıllı tasarımın yaptığı çıkarımlar mantıki bir sistem oluşturur, bilimsel değil; AT'nin kullandığı veriler BİLİMSELDİR. Yani bilimsel yöntem kullanır ancak mantıki sonuçlar elde eder, tabi bilimle çelişmeyen veya bilimin ilgi alanı dışında kalan, bilimin söz söyleyemeyeceği, bilimden öte; yani mantıki çıkarımlar. Ben böyle anlıyorum. Bu cevaptan sora diğer sorulara cevap vermeye gerek kalmıyor. Den, den.
Ayrıca çıkarım yapmak sadece AT'nin yaptığı bir iş değildir ki SADECE AT'ye çok görüyorsunuz bunu. Arkeoloji ne yapar?
...
Sen bir cevap ver bakalım,
Şu evrim tek eşeyden çift eşeye geçiş ile ilgili ne diyor? Mantıki bir senaryo "uydurabiliyor" mu? Bak bilimi zorlamana da müsade verdim. Hadi bakalım. Bu kadar kanıtsız inanıp, bir teoriyi bunca yücelttikten sonra, hala nasıl etraflarına doğmatik iftirası atabiliyor bu "gelişmiş" primatlar anlamıyorum.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 29, 2008 3:50 PM
Neden boyle yaptiniz Mustafa bey? iki tane Mustafa var, kime hitap ettigimiz belli olsun diye "kucuk emrah" deki gibi o sekilde hitap ettim, Mustafa Akyolu mekan sahibi niyetine "buyuk" Mustafa sayarak. Hic niyetlenmedigim anlamlar ile iliskilendirmissiniz. Gereksiz yere bu kadar hassaslik gostermenizi anlamadim acikcasi. Baska bir niyetim yok, almiyacaginizi belirtmissiniz ama ben yinede ozur diliyorum, cunku niyetim sadece dedigim sekildedir.
Yazan: fuatogl Tarih: January 29, 2008 8:51 PM
fuatogl,
Ukalalık ederken de dikkatli olmak lazım.
Görgü icabı.
Açıklaman "küçük" bir dikkatinin olduğunu gösterdi.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 30, 2008 4:52 PM
Sayin Yuce,
fuatogl'un hitap seklinden rahatsiz olmanizi anliyorum, bence de amacini asmis, cirkin olmus. Kendisinin kelime secimini degerlendirirken, uzun yillar yurtdisinda yasadigini da hesaba katarsak iyi olur diye dusunuyorum. Kendisi ozur dilemis zaten. O ozur dilerken hassasiyetinizi yargilamasa, siz de ozure hakaretle karsilik vermeseniz daha iyi olurdu diye dusunuyorum.
Peki, bunun oncesinde sizin karsinizdaki hakkinda tuhaf bir onyargiya dayanarak, "musterih olun" demeniz, boylelikle insanlarin fikirlerini kucumsemeye calismaniz ayip degil mi?
Ya karsinizdakilere piskin, gelismis primat, ukala, cin gibi sifatlar yakistirmaniz, "Mustafa Akyol size tenezzul etmez, etmesin de" mealinde kiraldan cok kiralci soylemlerle karsinizdakini kucuk gormeniz cok mu "terbiyeli" yaklasimlar? Ben, sahsen, sizden bunlar icin ozur bekliyorum.
Ben evrim kurami ile profesyonel olarak ugrasiyorum ve Sayin Akyol'un bu konudaki yayinlarinin yanlis bilgi ve yorumlara dayandigini ve kendisinin de onemli bir temsilcisi oldugu "evrim karsiti" akimlarin kamuoyunu yanilttigini dusunuyorum. Bu nedenle de kendisiyle tartismaya calisiyorum. Konuyla ilgili bircok yazisina yorum olarak bircok soru girdim, bircogu hala cevap bekliyor.
Ciddiye alir almaz, yanit verir vermez, bilmiyorum. Benim amacim bu meseleyi bir "propaganda" faaliyetinden cikarip gercekten entelektuel boyutta tartisilmasini saglamak ve AT gibi akimlarin yerinin ne oldugunun anlasilmasini saglamak. Ben Sayin Akyol'un kendi sitesinde verdigi imkani kullanarak sorularimi ona ulastiriyor, hatta israr ediyorum, cunku bu konuda sorumluluk hissediyorum. Cevap da verebilir, sorularimi yanitsiz olarak sitesinde yayinlayabilir, ya da sorumlarimi hic yayinlamayabilir (bunu yapmiyor sagolsun). Ben israr etmeye devam edecegim. Bunun sizi neden bu kadar rahatsiz ettigini ise anlayamiyorum.
Uzulerek soylemeliyim ki, yukaridaki argumanlariniz genelde yaradilisci kliselerin etkisi altinda. Bu konulari Derin Dusunce'deki evrim kurami ile ilgili basliklarda uzun uzun tartismistik baska arkadaslarla, oraya bir goz atabilirsiniz ilgilenirseniz.
Sordugunuz soru, aslinda "bagci" ile "uzum yemek icin degil, bagciyi dovmek icin baga dadanan" arasindaki farki anlatmak icin cok uygun: Evrim kurami, eseyli uremenin ortaya cikmasiyla ilgili cok sey soyluyor. Soylediklerini imkani oldugunca test ediyor ve bircogunu yalanliyor. Bunlardan yola cikarak kendi kendini sorguluyor. Butun bu sorgulamalari yeni veriler uretmekte, yeni sorular sormakta kullaniyor. Tek yapmadigi ise "tamam benim isim bitti, gerisi din ve felsefenin isi" deyip sorulardan kacmak.
Butun bu kargasadan sonra, hala umuyorum ki, Sayin Akyol zaman ayirip sorularimi cevaplamaya calisir.
Yazan: Balbazar Tarih: January 30, 2008 6:56 PM
kucuk emrak, kucuk ibo vs vs..benim aklimdan ancak bu sekilde seyler gecebilir. Birtakim terbiyesiz cagrisimlara kafam calismiyor, aklimin ucundan gecmez, ancak sizin dediginiz gibi 5-6 yasindaki cocuklar o sekilde birseyi aklina getirip kikirdayabilir, yada kendi lehine kullanmaya kalkar.
Ukalalik filan yok, bir acik yakaladiniz ortaligi velveleye vermeye calisiyorsunuz. Niyetimi anlattim, ozurumu de diledim.
Size sordugum soruya cevap vermediniz. Ona aldiris etmeden ben sizin sorunuzu cevaplamak istiyorum sayin Mustafa Yuce bey.
1. Madem evrim teorisi hikaye uydurma uzerine kurulmus bir ateist din, eseyli ureme icin bir hikaye uyduramamis mi? Eseyli ureme uzerine o kadar veriye ragmen bir ona mi hikaye uyduramamis?
Demek ki uydurmuyor, cevap bulamadigi sey icin cevap uydurmuyor. Bilim aciklamaya calisir, aciklayamadigini aciklamak icin daha cok caba sarf eder ve aciklayamadigini acikca kabul eder. Kim ogretti size teoriler herseyi 100% aciklamistir diye!? Eger her turlu seyi mutlak anlamda acikladigini iddia etse zaten sorunlu olurdu, bilim degil din gibi birsey olurdu. Bilim "henuz" aciklanamayan seyler ile dolu. Amerikali bir ogrenci gidip bir fizikciye "ehe-ehe, karanlik maddeyi, uzaydaki ivmelenmeyi aciklayamiyor big-bang teoriniz, kafanizdan karanlik madde uyduruyorsunuz, hani nerede karanlik madde, hani bir goster-isbat et fizikci bey, teoriniz uydurmalar ile ayakta, naaberrrr" dese, Amerikali fizikcimiz herhalde, "egitim sistemini ne hale getirmisler, bunlar nasil bir egitim almis" a benzer birsey soyler cevap vermeye bile kalkmaz, isine bakar.
2. Daha size sorulan sorulara cevap vermenin yanina bile yaklasmadan "Bi sus da sen sunu bir aciklama bakalim" havasinda sordugunuz soruya savundugunuz "cikarimlar" nasil acikliyor acaba?
Tasarimci oyle yapmistir, bilemiyoruz gibi bir cevap disinda soyleyecek birseyiniz var mi? Eger bilimsel denetimden gecebilecek kalitede bir aciklama var ise, sizden 2 defa daha ozur dileyip kendi koseme cekilecegim. Tersi durumda, yaklasim ve uslubunuzun "ukalaca" oldugunu belirtmek zorunda kalacagim, kusura bakmayin.
Yazan: fuatogl Tarih: January 30, 2008 8:03 PM
Sayın Balbazar,
Özrü kabahatinden büyük diye bir deyim vardır. Sitede iki tane Mustafa varmış da hangisi olduğu belli olsun diye öyle hitab etmiş. Soyadımızı pek ala kullanabilir, yorumcu mustafa bey diyebilir.
Müsterih olun ifademin haddi aşan bir ifade olduğunu sanmıyorum, bir çok yazar da bu tip ifadeler kullanabilir birbirleri ile tartışırken, bunlar hakaret değil.
Ukala, cin, gelişmiş primat ifadeleri ise sayın fuatogl'ın talihsiz yorumundan sonra kullandığım ifadeler. Ben o yorumundaki hitaba eş değer bir karşılık vermesem de, sanırım o kendi yorumuyla bana bu "fırsat"ı verdi.
Ayrıca sayın fuatogl, ortalığı velveleye vermek gibi bir niyetim de yok, eğer tartışma böyle devam etseydi, ben bitirmeyi teklif edecektim, neyseki tartıştığımız konuya siz de geri dönmüşsünüz. İnanın buna bende sevindim, tartışmaya böyle devam etmeyi bende istemiyordum.
...
Açıklama yapamadığı için değil, açıklama yapamamasına karşın kesin bir kanun gibi sunulmasını hoş görmüyorum.
...
Sanırım tasarımcı böyle yapmış deyip kestirmiyor atmıyor, nasılın yanında neden sorusunu da soruyor. Bilimsel veriye mana katıyor. Zamanın bir başlangıcı var ise ve bunun gerisini bilimsel kanunlarla açıklayamıyorsak, sanırım yaptığı çıkarımların bir kısmı bilimsel denetimden geçebilecekken, bir kısmı da bilimin denetiminden geçmeyecek değil geçeMEyecek çıkarımlar olacak doğal olarak.(Sanırım eğer diyorsaki benim işim bitti, gerisi felsefenin işi, işte bu noktada diyor olabilir.) Bence bu zayıf bir nokta değil, kuvvetli bir yanı. İnsan doğası gereği nasılın yanında nedeni de merak ediyor ve bunun için de çaba sarfediyor.
...
Ben aslında sorularınıza cevap olabilecek bir yanıt verdim fakat tatmin edemedim. Yine tekrarlayacağım.
AT'nin kullandığı veriler BİLİMSEL, yaptığı çıkarımlar bilimsel ve mantıki ve belki felsefi.
Ha AT neden yeni bilimsel veriler üretmeye çalışmıyor, kullandığı bilimsel verileri neden kendisi üretmeye çalışmıyor diyebilirsiniz.
Bu haklı bir eleştiri olabilir diyeceğim de bilimsel veri kimsenin tekelinde değil ki.
Bir evrimci bilim adamının ortaya çıkardığı verileri kullanması yadırganamaz.
Birçok evrimci bilim adamı vardır, onların yaptığı çalışmaları evrim hanesine yazıyorsanız, AT'ye yakın bilim adamlarının çalışmalarını da AT'ye yazmalısınız.
Tabi AT'nin ortaya atıldığı dönemin onun ortaya çıkışında onu bir reaksiyon haline dönüştürdüğünü göz önünde bulundurmanız lazım. Nasıl ki evrimin siyasi bir yönü oluştu ise süreçte AT'de bu siyasi yöne bir reaksiyon olarak farklı alanlarda yoğunlaşmış diyebiliriz.
Yazan: mustafa fatih yüce Tarih: January 31, 2008 3:37 PM